Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Günaydın... Günaydın.
Şirin!
Kalk hadi sabah oldu, kalk!
Otur. Al şimdi.
Otur.
Görüşürüz.
Yasemin, sen bugün mü götürecektin Murat'ı doktora?
Evet, bugün götürüyorum. Bakalım ne diyecek?
-Şunu alsana. -Şirin, Murat o kadar heyecanlı ki...
..."Abla, ben de duyacağım değil mi?" deyip duruyor.
Kızım en iyi doktora götürüyorsun, duyacak tabii.
Getirsene bardağını.
-Dur, ben geç kaldım. -Dur kızım!
-Geç kaldım ben, sen ye. -Kızım o kadar kahvaltı hazırladık!
Murat'ı alacağım yurttan. Nevin abla bekliyor.
Doktordan randevu aldım, geç kaldım.
Kapıyı kilitlemeyi unutma dışarı çıkarken tamam mı?
Tamam.
Murat.
Murat...
...ablacığım ne yapıyorsun?
İyi misin?
Aa!
Ne oldu eline?
Ablacığım söylesene. Ne oldu eline?
Koşarken düştün.
Çocuklar mı düşürdü?
Kendin düştün.
Yerim ben senin o yumuk ellerini.
Sen niye top oynamıyorsun?
Ne demek sevmiyorum?
Doğruyu söyle.
Çocuklar mı oynatmıyor?
Sen istemedin.
Peki, öyle olsun.
Hadi gel.
Bir kere de derdini söyle be ablam.
Cihazla falan duyar belki? Ne cihazlar çıktı şimdi kızım be.
İnşallah Nevin abla.
Doktor ameliyat falan demez umarım.
Eğer sonucunda duyacaksa, desin.
Ama çok küçük, el kadar baksana. Yani böyle narkoz falan...
Paşa bu, paşa!
Çok uslu ablası, hiç üzmüyor bizi biliyor musun?
Hiç üzmez o.
Canım o benim.
Tamam ablacığım, gidiyoruz.
Çok sağ ol Nevin abla idare ettiğin için.
-Güle güle yavrum, lafı olmaz. -Hadi görüşürüz.
Hadi gel.
Aşkım, güzel yürüsene.
Aa!
Ayakkabının burnu açılmış. Niye söylemiyorsun?
Ne demek olsun yürüyelim? Olmaz öyle şey.
Ama bunlarla gidemeyiz ki.
Ablacığım.
Rahat mı?
Sevdin mi ayakkabılarını?
Ne teşekkürü ablacığım.
Alacağım tabii ki.
Kardeşinizle soyadınız aynı değil.
Babalarımız farklı. Bizim annemiz aynı.
Anne, babası yok mu?
Kaybettik.
Başınız sağ olsun.
-Başka akrabanız yok mu? -Yok.
İkimiziz.
O yüzden mi çocuk esirgemede kalıyor?
Ben aslında velayet davasını açtım...
...ama davamız daha sonuçlanmadı.
İnşallah sonuçlanınca alacağım yanıma.
İnşallah.
Daha önce tedavi başlandı mı?
İşitme cihazını denedik...
...ama pek bir sonuç alamadık. -Anladım.
-Dudak okuyabiliyor mu? -Yavaş konuşursanız okuyabiliyor.
Gel bakalım Murat.
Seninle bir işitme testi yapalım, oldu mu? Hadi.
Yükleme için 12 saatimiz var.
12 saatte bu işi bitiremezsek çıkış yapamayız.
Çıkış yapamazsak da bizim takım için iyi olmaz.
Asılalım, bitirelim. Anlaştık mı?
Anlaştık Cem Bey. Merak etmeyin, hallederiz.
Hadi göreyim sizi, kolay gelsin.
Bu arada PR'cılar, lansman hazırlıkları için bilgi geçeceklerdi...
...bana bir şey gelmedi.
Merak etmeyin Cem Bey. Ben hemen Serpil Hanım'ı arıyorum.
- Alo? Merhaba. - Alo...
...Serpil Hanım Marin Marin'den Aysun, ben.
Merhaba Aysun Hanım, ben de size 'mail' atıyordum şimdi.
Lütfen duy.
Lütfen.
Gel.
Aferin delikanlı.
Çok iyiydin içeride.
Duymadın mı?
Üzülme aşkım...
Doktor amcayı dinleyelim, bakalım ne diyecek.
Tamam mı?
Evet, buyurun içeride konuşalım.
Ne iş yapıyorsunuz Yasemin Hanım?
Bir organizasyon şirketinde çalışıyorum.
Ameliyat masraflarını karşılayabilecek misiniz?
Ben...
Ben o kadar pahalı olabileceğini düşünmedim.
-Ben nereden bulacağım o kadar parayı? -Anlıyorum ama kulağın içine...
...operasyonla küçük bir cihaz yerleştireceğiz.
Sadece cihaz 8000 dolar. Bir kurum bunu şu an karşılamıyor.
Ama beklerseniz bir süre sonra karşılayabilir.
Ne kadar beklersek?
Yani belli olmuyor. Bu iş biraz zaman alabilir.
Üç ya da dört yıl. Belki biraz daha uzun sürebilir.
Biz... Biz o kadar bekleyemeyiz ki.
Murat çok umutlandı duyacak diye.
Üzgünüm ama keşke bir şey yapabilsem.
Ama moralinizi bozmayın.
Belki karşınıza bir fırsat çıkar...
...ya da zamanla cihaz ucuzlar.
Murat.
Ablacığım.
Ağladın mı sen?
Ablacığım...
...ameliyatını biraz erteleyeceğiz.
Mutlaka olacaksın.
Ama...
...şimdi değil.
Doktor amca...
...Murat'ın yaşı daha çok küçük, biraz büyüsün...
...o zaman ameliyatını yapacağım, dedi.
Neyi almasaydık?
Ne alakası var ablacığım ayakkabılarınla?
Parayla alakası yok ki.
Murat...
...ablacığım.
Üzülmek yok...
...tamam mı?
Üzülmedin...
...öyle mi?
Gel.
Ne! Kaç para dedin?
45 bin lira Şirin.
45 bin.
Yuh... Yuh!
O neymiş! Organ nakli mi yapıyorlar?
Alet pahalıymış. İthal, 8000 dolar.
Devlet de karşılamıyor.
-Başka bir yolu yok muymuş? -Ne gibi?
Ne bileyim işte, işitme cihazı falan.
Denedik onları da, biliyorsun. Hiçbiri olmadı ki.
Uff... Murat yıkılmıştır şimdi.
Yıkıldı.
Yıkıldı, bir de bana belli etmemeye çalışıyor.
Uff! Kuzum benim.
Kim o? Yasemin mi?
Ama benim yüzümden.
Benim suçum.
Sen niye kendini suçluyorsun? Seninle ne alakası var şimdi?
Boş yere umutlandırdım çocuğu, Şirin.
Nasıl sevindi görmen lazım. Ben ne bileyim.
Ben böyle beş, on bin liraya falan hallederiz sanmıştım.
Ama önce bir git maliyetini araştır, değil mi?
Tamam, kahretme hemen kendini. Bir yolunu bulacağız, tamam mı?
Şey yaparız... Bankadan kredi çekersin.
Hangi banka bana 45 bin lira kredi verecek Allah aşkına?
Neyse, sonra konuşuruz.
Ben bu akşam çalışıyorum, geç geleceğim, haberin olsun.
- Tamam? - Tamam canım.
Hayrola?
-Yasemin'in paraya mı ihtiyacı var? -Evet, Serpil Hanım.
Murat'ın ameliyatı için.
Siyah seni açar. Akşama bunu giy, al.
Çok güzel bir elbise bu!
Ama benim bunun altına giyecek ayakkabım yok.
Hallederiz hayatım. Serpil Zengin'de çare tükenmez. Gel benimle.
Gel, gel.
Kızlar, sizi de yarım saate bekliyorum.
Şimdi, Meto sizi buradan alacak, rezidansa götürecek.
'Private party'.
Kiminle gideceğiz?
Sen, İrem, bir de yeni bir kız. Bütün gece oradasınız.
Ne oldu, yüzün düştü?
Yok, ondan değil de...
...Yasemin merak edecek, nerede kaldın diye soracak.
Allah Allah! Sen, Yasemin'e hesap mı veriyorsun? Kim ki o!
-Yok, hesap değil Serpil Hanım. -Ee, ne?
Sabah yeni aldığım çantayı bulmuş dolapta. Nereden çıktı bu, dedi.
Sen ne dedin?
Benimkinin sapı kopmuştu, Serpil Hanım kendininkini verdi, dedim.
Neden öyle dedin ki?
-Çakma deseydin ya. -Haa...
Benim hiç aklım gelmedi.
O öyle birden sorunca.
Yasemin, senin ne iş yaptığını bilmiyor yani.
Yok.
Ee, ne zaman söyleyeceksin?
Söylemeyeceğim.
Niye? Üçtür işe çıkıyorsun Şirin.
Bugün dört olacak.
Yok Serpil Hanım, hayatta söyleyemem. Mümkün değil.
Nereye kadar saklayacaksın? Eninde sonunda anlayacak.
Anlamaz. Ben idare ederim bir şekilde.
İdare etmekle olmaz bu iş.
Bence sen...
...ufak ufak bu Yasemin'den kop.
-Nasıl kopayım yani? -Tut bir daire, ayrı eve çık.
Yasemin'le oturmaya mecbur musun?
Çıkacağım zaten de kendi evimi bekliyorum.
Şimdi hem evin kirası...
...hem de sizden borç almıştım, ikisini bir arada ödeyemem.
-Ne zaman teslim ediyorlar? -Daha çok var.
Ama merak etmeyin, ben o zamana kadar idare ederim Yasemin'i.
İnşallah.
Ama bence çok dikkatli ol.
Ne kadar lazımmış?
Ne?
-Para. -Ha, 45 bin lira.
Oo! Bayağı çokmuş.
Alet ithal.
Çok pahalıymış.
Maaşlı işte çalışmakla bulunmaz o para.
Kolay değil.
Ama niyet etse kısa zamanda toparlar.
Sen bir ağzını arasana.
Bakalım ne diyecek?
Ama öyle aniden söyleme, usturuplu söyle.
Olmaz Serpil Hanım, Yasemin asla kabul etmez böyle bir şeyi.
Nereden biliyorsun?
Ben, Yasemin'i çok iyi bilirim. O çok şeydir böyle...
Ee... Onurlu bir kızdır yani.
Paranın yüzü tatlıdır Şirinciğim.
Orası hiç belli olmaz.
Olmaz Serpil Hanım, gerçekten.
Yani benim böyle bir şey yaptığımı bilse asla suratıma bakmaz benim.
İyi...
...kendi bilir o zaman.
Yapmasın.
Kardeşi de öyle kalsın.
Temizlik işlemlerini hemen bitirelim, süslemelere geçelim tamam mı?
-Davet listesini sen mi-- -Evet, ettim.
-Her şey tamam, hiçbir sıkıntı yok. -Yok, Yasemin Hanım.
Bu saçakları biraz içeriye alalım mı? Böyle çok yamuk duruyor.
-Peki, Yasemin Hanım. -Tamam.
Teknik ekipten birini alabilir miyiz, 'barkovizyon' görüntüsü için?
- Hemen gönderiyorum. - Teşekkürler.
Arkadaşlar biraz acele edelim lütfen.
Biraz acele.
-Buyurun, Serpil Hanım. -Alo, Yasemin. Her şey yolunda mı?
Evet, her şey yolunda, hallediyoruz.
Hostesler geldi mi?
Geldiler, şu anda hazırlıkları yapıyorlar.
-Şunları koyalım hemen. -Peki Yasemin Hanım.
Siz gelecek misiniz Serpil Hanım?
Yok, beni bu trafikte sokma oralara.
Ama sen akşama kadar kal. Bir aksilik olur, bir şey olur. Tamam mı?
Tamam, ben hallederim, siz merak etmeyin.
-Hadi, kolay gelsin. -Teşekkürler.
Olmuş mu?
Olmuş.
Fena değil ama…
...senin şu saçının rengini mi değiştirsek?
N-Neden ki? Kötü mü?
Kötü değil de...
...ne bileyim. -Hadi çıkmıyor muyuz?
Meto gelip alacak sizi. Aslı nerede?
O, evinden gidecekmiş.
Nerede kaldı bu Meto?
- Geldim abla, geldim. - Neredesin!
Kızlar, hadi dikkatli olun. Kolay gelsin.
Meto, oğlum şekil yapmışsın gömlek falan.
Bomba gibiyim kızım, ne sandın. Bana bak, biraz vakit var...
...bir kebap, bir şey yiyelim, vallahi öleceğim.
-Olur, pis pis kokalım sonra! -Konuşma kız!
Yok Meto. Kebap falan yok. Açsanız salata falan. Hadi.
Nereden duyuyor?
Ben salata yemem, kebap yiyeceğim.
Meto...
...neyin 'private party'siymiş bu biliyor musun?
Bilmiyorum çiçeğim. Sen de bilme tamam mı? İşini yap, hadi.
Uff!
Cem hâlâ mı çalışıyorsun?
Çıkacağım birazdan, sen git.
-Oktay Bey çıktı mı? -Bilmiyorum.
Bizden önce giderse fırçasını yeriz söyleyeyim.
Tamam.
Çalış çalış, sen bitireceksin şirketin işini!
Oo, hoş geldiniz.
Bay Fischer, Bayan Fischer, hoş geldiniz.
Arkadaşlarım size yol gösterecek. İyi eğlenceler dilerim.
-Teşekkürler. -Teşekkürler.
Hoş geldiniz.
Bir masajı hak ettik o zaman.
-Rahatlamak hakkımız. -Bu iş bittiğinde üç gece uyuyacağım.
-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
-Alman misafirlerimiz geldi mi? -Evet, geldiler.
-Bir tek, Bay Maier'le eşini bekliyoruz. -Tamam.
Güzel bir organizasyon olacak. İyi ki geldik.
- Merhaba, hoş geldiniz. - Hoş bulduk.
Mehmet hadi.
Hoş geldiniz. Ben, Hoya Ajanstan Yasemin.
Mehmet Bey, CEO yardımcımız.
Buyurun.
Buyuralım bakalım.
Memnun oldum Yasemin.
Yasemin.
Güzel isim.
Yasemin'i severim...
...güzeldir.
Kolay gelsin...
...Yasemin.
Yasemin.
-Daha çalışacaksınız galiba Cem Bey? -Sen daha çıkmadın mı Pelin?
Yok.
Size kahve getirdim.
Teşekkür ederim de...
...kahve getirmek senin işin değil.
İşim olduğu için getirmedim zaten.
Benim yardım edebileceğim bir şey var mı?
Raporlamaları ben yapabilirim isterseniz.
Sen, bana asılıyor musun Pelin?
Yok.
Ben yardım edebilir miyim diye…
Kaç yıldır burada çalışıyorsun? İki yıl oldu mu?
Geleceğinle oynamak istemiyorum.
O yüzden bu yaptığını olmamış farz edeceğim.
Ben ne yaptım ki Cem Bey?
-Kahve getirdim sadece. -Bir daha yapma!
Kimseye yapma!
Sana bir faydası olmaz.
Çık şimdi.
- Hoş geldiniz. - Hoş bulduk.
- Her şey güzel değil mi? - harika.
Teşekkürler.
- Hoş geldiniz. - Teşekkürler.
Sevindim. Bir şey olduğunda bana söyleyebilirsiniz.
Tabii tabii.
Erol niye elinle girişiyorsun oğlum?
Hadi al şunu, çatalın burada. Niye çatalla yemiyorsun.
Hadi bakalım güzel güzel ye. Hadi.
Ya ver elmamı. Nevin teyze, Ercan benim elmamı aldı!
Aa Ercan!
Ver bakalım Hanife'nin elmasını.
Oğlum içerisi elma dolu. Hayır bir şey değil, esirgiyoruz zannedecekler.
Ver arkadaşının elmasını. Ver.
Halil, Murat nerede?
Hangi Murat Nevin teyze? Sağır Murat mı?
Ne kadar ayıp! İnsan arkadaşına sağır der mi?
Hiç yakıştıramadım size.
Sen niye İrem'de kalıyorsun?
İş uzayacak gibi.
İrem'in de evi yakın. Sabah oradan işe giderim diye düşündüm.
-Sen lansmanda mısın? -Evet, lansmandayım.
Şirin o kadar yoruldum ki.
Ayaklarım şimdiden mahvoldu.
İşin bittiyse kaç git hemen.
Deli misin? Saçmalama! Bir terslik olur, bir şey olur.
Ben kapatıyorum şimdi. Sonra konuşuruz.
Teşekkür ediyorum.
- İyi akşamlar. - Hoş geldiniz.
İyi akşamlar.
Sizin sayenizde çok daha büyüyeceğiz.
-Adalet Hanım. -Ah Pelinciğim.
- Çok şık görünüyorsunuz. - Hoş geldin.
-İyi akşamlar. Hoş geldiniz. -Merhaba.
-Ben organizasyon sorumlusu Yasemin. -İyi akşamlar.
-Size eşlik edeyim lütfen -Tamam. Buyurun.
Buyurun.
- Merhaba. - Merhaba.
- Buyurun efendim. - Merhaba.
- Merhaba. - Merhaba.
- Merhaba. - Merhaba.
Vejetaryen menü var mı?
Vejetaryen açık büfemiz var.
Ama istediğiniz özel bir şey varsa hemen yaptırabilirim.
Peynir tabağı lütfen.
- Hemen. - Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Oktay Bey isterseniz Mr. Maier'in yanına gidelim.
- Hayhay. - Buyurun.
-Ne haber? -İyi. Senden ne haber?
Her şey, her masada olsun tamam mı?
- Şu hatun nasıl? - Tamam, teşekkür ederim.
Sabahtan beri bana bakıyor da.
Kaç tane içtin Mehmet?
Sen Oktay Beylerle beraber geldin.
Ne konuştunuz?
Hayır, beraber gelmedik. Otoparkta karşılaştık.
Ben şu Almanlara bakayım.
Muratcığım, hadi gidip yemek yiyelim.
Yemek yiyelim. Bu kadar aç durulmaz.
Yemek yemedin. Hadi gidelim yemek yiyelim. Olur mu?
Yemekhaneye gidelim. Hadi.
Hadi ama.
Gel kuzum.
Ne oldu? Gel gidelim, hadi gel.
Aa Muratcığım, ne oldu söyle bakayım bana. Hadi söyle.
Murat!
Ben güzel bir peynir tabağı istiyorum. Türk, Fransız karışık.
Evet efendim. Hemen hazırlatıyorum.
Okan Şef'im bir tane peynir tabağı.
Nevin abla bir şey mi oldu?
Kuzum, Murat çok ağlıyor.
Ne yaptıysam hiç susturamadım. Bir lokma da ekmek yemedi.
Hadi gel, sen gel.
-Seni görünce susuyor biliyorsun. -Tamam.
Sen yanından ayrılma. Ben hemen geliyorum.
Pardon. Her şey tamam değil mi? Bir sıkıntı yok?
- Yok Yasemin Hanım. - Benim dışarı çıkmam lazım.
Telefonum açık. Bir şey olursa ararsınız beni.
- Tamam. Merak etmeyin. - Hemen geleceğim zaten.
Pardon.
Yasemin'di değil mi?
Benim içkim bitti de şunu tazelesene.
Buyurun.
Merhaba.
Odadan çıkmıyor. Derdi ne bilemedim.
Ben biliyorum Nevin abla. Ben biliyorum.
Murat.
Ablacığım.
Niye ağlıyorsun sen?
Nevin abla aradı. Murat çok ağlıyor, dedi.
O yüzden geldim. Niye ağlıyorsun?
Ameliyat olmuyorsun diye mi?
Niye ağlıyorsun o zaman?
Aslında müjdeyi yarın söyleyecektim.
Ama Nevin abla çok ağlıyor deyince...
...koştum geldim.
Müjdenin ne olduğunu merak etmiyor musun?
Doktor amca aradı.
Ameliyat olacakmışsın.
MR sonuçların gelmiş.
Evet, Murat'ın yaşı daha çok küçük ama...
...sağlığı çok iyi.
Ameliyat olmasında bir problem yok dedi.
Ne demek istemiyorum?
Niye istemiyorsun?
Nereden çıkardın pahalı olduğunu?
45 bin mi?
Hayır. Sen yanlış anlamışsın.
45 bin değil, beş bin dedi.
Yalan söylemiyorum.
O kadar pahalı olsa, ben nereden bulacağım o parayı?
Hayır bir tanem.
Ben daha çok çalışmayacağım ki.
Sen ameliyat olacaksın.
Tamam mı?
Sen benim sesimi duymak istemiyor musun?
Ben sana şarkı söylemek istiyorum.
Benim sesimi duymanı istiyorum.
Gel.
Bir tanem benim.
Sen ağlama. Benim senden başka kimim var?
Kıyamam ben senin gözyaşlarına.
Bak sana ne getirdim.
Tulum peyniri. En sevdiğinden.
Aç bakayım ağzını. Isır.
Cem, Mehmet nerede?
Umarım yine içip içip bir yerlerde sızmamıştır.
Yok yok. Buralarda bir yerdedir.
-Merhaba. Nasılsınız? -Teşekkür ederim.
- Merhaba. - Merhabalar Oktay Bey.
Her şey çok güzel.
Yasemin nasıl bulacaksın o kadar parayı gülüm?
Bizim patrondan borç isteyeceğim.
Verir mi?
Bilmiyorum ki. Ama… Ama verir herhâlde.
Ama bir de bunun geri ödemesi var biliyorsun değil mi?
-İyice düşündün mü? -Ne yapayım Nevin abla?
Benim ağzımdan çıktı bir kere.
Ben daha fazla Murat'ı üzemem.
Gerekirse ek iş bulurum, çalışırım. Bir şey yaparım.
Yemem, içmem. Ödenir bir şekilde. Öderim.
Hadi bakalım, hayırlısı diyelim. İnşallah.
Çok teşekkür ederim aradığın için.
Benim şimdi acilen işe dönmem lazım.
Sen yine Murat'a göz kulak olursun değil mi?
Hiç merak etme kuzum sen. Hadi git. Hadi sana iyi geceler.
Teşekkür ederim. İyi geceler.
Dikkat edin.
Pardon. Çok affedersiniz. Pardon.
Önemli değil.
Yasemin Hanım, CEO Yardımcısı Mehmet Bey sizi görmek istiyor.
Ne oldu ki? Bir şey mi oldu?
Bilmiyorum ama çok ısrarcıydı. Kaç kere sordu.
Allah Allah! Nerede peki şimdi?
-Mehmet Bey beni çağırmışsınız? -Gel.
Gel gel.
Bir sorun olmuş sanırım.
Beni çağırmışsınız.
Sorunun ne olduğunu öğrenebilir miyim?
Al.
-Ben içmiyorum. Teşekkür ederim. -Al.
İçmiyorum ben. Teşekkür ederim.
Sorunun ne olduğunu öğrenebilir miyim acaba?
Ne kadar?
Anlamadım!
Ne, ne kadar?
Rakamın ne?
Fiyatın?
Ne diyorsunuz siz?
Ne fiyatı?
-Gel. Nazlanma gel. -Dokunma!
-Ne demek dokunma ya? Hadi. -Mehmet Bey...
...Meh- Mehmet Bey çekilin!
-Uzatma! Uzattın ama. -Bırak! Mehmet Bey çekilin!
Bırak diyorum bırak!
Bırak beni bırak!
Güvenlik!
Bırak! İmdat!
Güvenlik!
Bir yanlış anlaşılma olmuş.
Ne-ne-ne demek yanlış anlaşılma olmuş?
Bu adam bana saldırdı diyorum.
Bu arkadaşlar da şahit.
Kendi isteğinle gelmedin mi ulan odaya?
Ben anlamıyorum ya. Bütün gece iş atmadın mı sen bana?
Bütün gece yazmadın mı sen bana?
Ben, ben, ben bir sorun olduğunu sandığım için bu odaya geldim.
Gidin, gidin bulun o arkadaşı, anlatsın her şeyi.
Şu kızı dışarı çıkartın.
Siz benim kim olduğumu bilmiyor musunuz ya?
Ben Marin Marin Holding'in ceo yardımcısıyım.
Beni mi dinleyeceksiniz, bu dinleyeceksiniz?
Bana bak doğru konuş! Parçalarım seni! Parçalarım seni!
-Hanımefendi lütfen sakin olun. Lütfen. -Bırak!
-Bırak! Bırak ya! -Senin hayatını kaydırırım senin!
Hayatını kaydırırım! Bitiririm seni!
Kimmiş bu kız?
Organizasyon şirketinden Cem Bey. Yasemin diye bir kız.
-Mehmet nerede? -Odada. Sızdı.
Hallettiniz mi peki?
Edemedik maalesef. Ben şikâyetçiyim, polis çağırın diye tutturdu.
Ne polisi İbrahim Bey? Aşağısı gazeteci kaynıyor.
Ben konuşup ikna etmeye çalıştım ama dinlemedi.
Çok ısrarlı.
-Kameralarımız kayıtta mı? -Evet.
Arkadaşlar bize bir müsaade eder misiniz?
Gelin arkadaşlar.
Merhaba. Ben Cem.
Marin Marin'nin CEO yardımcısıyım.
Bir yanlış anlaşılma olmuş galiba. Siz de olayı biraz büyütmüşsünüz.
Yanlış anlaşılma olmuş?
Ben mi büyütmüşüm?
Öyle mi?
Arkadaşım adına özür dilerim.
Kapatalım bu meseleyi.
Ne demek kapatalım bu meseleyi?
Bakın hanımefendi...
...oluyor böyle şeyler. Uzatmayalım isterseniz. Hem...
...sizin de zamanınıza yazık değil mi?
Normal yani?
Adam beni odasına çağırıp taciz edecek...
...ben de uzatmayacağım...
...kapatacağım meseleyi, öyle mi?
Hayır efendim!
Hiç kusura bakmayın! Hiçbir şeyi kapatmıyorum, şikâyetçiyim!
Peki. Öyle olsun.
Ne kadar istiyorsun?
Ne?
Olayı kapatmak için diyorum, ne kadar istiyorsun?
Ne istiyorsan vereceğim. Sen de bu olay yaşanmamış gibi davranacaksın.
Ne diyorsunuz siz?
30 bin iyi mi?
40?
Peki.
50 olsun.
50 bin seni keser mi?
Allah senin belanı versin!
Siz her şeyi parayla çözebiliyorsunuz değil mi?
Kimsenin bir onuru, kimsenin bir haysiyeti yok değil mi?
O hayvan herif sarhoştu be, sarhoştu!
Sen bir de ayıksın! Sen var ya...
...sen o adamdan on bin kat haysiyetsizsin!
Sen o adamdan on bin kat şerefsizsin!
Bravo sana bravo!
50 bin lira keser miymiş?
Allah hepinizin belasını versin!
Vay be ayarı verip tokadı bastı diyorsun ha?
Helal olsun. Aslan gibi kızmış.
Ne diyorsun abi? Ne aslanı?
-Ne? Basmış işte tokadı. -Basacak tabii.
Etrafta kamera olduğunu bilmiyor muydu sanki?
İş mahkemeye giderse mis gibi kanıt.
Oğlum sen ne diyorsun ya?
Abi Marin Marin uluslararası bir şirket.
Mobbing, taciz. Bu meseleler çok ciddiye alınır.
Kız işi mahkemeye götürmeyi düşünüyor. Altın madeni buldu yani.
-Mahkeme? -Evet.
50 bin lirayı niye kabul etmedi sanıyorsun?
Yüz binlerce dolar tazminat almayı hesaplıyor çünkü.
Dava açacağım diye tehdit edecek...
...biz de mecburen anlaşma yoluna gideceğiz.
Öyle 50 binle, 100 binle kurtaramayız.
Allah'ım...
...niye bu kadar zor?
Hayat niye bu kadar zor?
Kadın olmak niye bu kadar zor?
Onuruyla şerefiyle yaşamak niye bu kadar zor?
Yani sen diyorsun ki...
...bu kız şerefli, haysiyetli biri olamaz.
Bu hadise kanına dokunmadı, derdi gülü para öyle mi?
Emin misin Cem? Kızın günahını almayasın?
Ekber abi o şu anda evde mahkeme dilekçesi hazırlıyor. Emin ol.
Bence kızın günahını alıyorsun.
Tamam, sen de haklı olabilirsin.
Dünyada hâlâ şerefli, haysiyetli insanlar var.
Bu kız da onlardan biri olabilir.
Göreceğiz abi.
Kız dava açınca bunu tekrar konuşuruz.
Sonunda Şirin.
Sonunda.
Cem!
Hayırdır tatil günü?
Görüyorsun değil mi Cem, ne kızlar var?
Aman abi, dikkat et gözünü seveyim.
Bizler yüksek pozisyonlarda yöneticileriz.
Böyle kızlar için açık hedefiz.
Ayıldıysan şu olayı bir de sen anlatsana.
Boş versene, nesini anlatacağım.
Üf zaten canım sıkkın.
Kız dava açarsa yanarız, farkındasın değil mi?
Dava falan açamaz o. Hem kim ki o kız ya?
Açacak.
50 bin lira teklif ettim kıza. Kabul etmedi.
Ne? Gerçekten mi?
Niyeti dava açmak olmasa niye parayı kabul etmesin?
Kız resmen tuzağına düşürdü beni. Bütün gece yazdı bana.
Sen de oradaydın. İlk dakikadan itibaren gözü bendeydi, sen de gördün.
Böyle içki getirmeler. Gözünü benden ayırmamalar.
Uyanmadın mı abi, bu kız niye bu kadar bana asılıyor diye?
Uyanmam lazımdı. Haklısın.
Uyanamadım işte. Nereden bileyim ben?
Odaya çıkmışsın. Niye?
Odaya çıkmışsın.
Kendi istedi.
Dinlenmek isterseniz çıkın dedi.
Odanıza. Ben de öyle çıktım.
Kız istedi, sen de odaya mı çıktın Mehmet?
Bravo Mehmet bravo.
Efendim?
Cem Bey, yalnız mısınız?
Bir saniye.
Kız dava mı açıyor?
Hayır açmıyor.
Tehdit mi ettiniz kızı açmasın diye?
Vallahi niyetim oydu aslında ama gerek kalmadı.
Nasıl yani?
Gözdağı vermek için evine gittim. Kız açtı ağzını yumdu gözünü.
Dava mı?
Benim Marin Marin gibi bir şirkete dava açacak gücüm mü var sizce?
Ben bilmiyor muyum dava açınca ne olacağını?
Mahkemeye avukat ordusu gönderecekler. Sonuç?
Yine suçlu çıkan ben olmuş olacağım.
Çünkü bu hep böyle oluyor.
Haklı olan değil güçlü olan kazanıyor.
Böyle dedi.
Uff!
Kız dava açmayacak olsa bile biz yine de güvenemeyiz.
Siz bu kamera kayıtlarını sildiniz mi?
Tabii ki, hepsini sildim.
Tamam o zaman.
- Şey, bir şey daha var. - Dinliyorum.
Mehmet Bey, kız bütün gece iş attı dedi.
Ben de dava falan açar diye kamera kayıtlarını kontrol ettim.
Yani işin aslı öyle değil.
Kız 21.12'de otelden çıkış yapmış. 23.08'de tekrar gelmiş.
Yani gecenin çoğunda lansmanda yokmuş.
Kızı odasına çağıran da Mehmet Bey'miş.
Yani isterseniz bir uğrayın, kamera kayıtlarını göstereyim size.
Ne oldu ya, bir şey mi oldu?
Kız seni tuzağa düşürdü ha!
Amacı para koparmaktı. Öyle mi?
Ne oluyor ya?
İbrahim Bey kamera kayıtlarını incelemiş.
Kız 21.00'le 23.00 arasında lansmanda bile değilmiş Mehmet.
Yalan söylüyor. Dava açacak.
Hayır açmıyor. Kız dava da açmıyor.
-Sen de inandın. -Gördüm Mehmet.
Hava almaya çıktığımda kız yeni geliyordu.
Neredeyse düşüyordu, ben tuttum kızı.
Yanlışın var.
-Kız bütün gece-- -Yeter Mehmet, yeter!
Yalan söyleme daha fazla ya!
Dürüst ol! Tamam yaptım bir hata de!
Ne yapacaksın abi?
Nasıl düzelteceksin bu durumu?
Cem, tamam abi.
Bir hata yaptım ama aramızda kalsın lütfen, tamam?
-Mehmet-- -Lütfen abi, lütfen.
Bak lütfen dedim. Sarhoştum.
Ayık olsam yapmazdım. Ne olur aramızda kalsın Cem.
Tamam.
Kapatalım bu mevzuyu. Aramızda kalsın.
Ama kızdan özür dileyeceksin.
Dileyeceğim.
Tamam.
Tamam.
Özür dileyecekmişim.
Hı hı.
yüzünden eline düştüğümü sanıyorsan çok yanılıyorsun Cem Yenilmez.
Çok.
Şirin bak sana yemin ediyorum kendimi zerre kadar düşündüğümden değil.
Biliyorsun, bu adamlar çok güçlü.
Gidecekler Murat'a bulaşacaklar, sana bulaşacaklar.
Korktum ben de.
İyi yapmışsın Yasi.
Yani Serpil Hanım duysa zaten seni hemen işten atardı biliyorsun.
Unut yani yapacak bir şey yok.
Unutamıyorum.
O sarhoş hayvanın yaptığı ayrı...
...ama asıl o Cem denen herifin söyledikleri var ya…
Bana ne dedi biliyor musun?
50 bin lira seni keser mi dedi?
Lafa bak.
50 bin lira seni keser mi?
Çünkü ben satılığım ya!
Bunlar her şeyi parayla çözüyor ya!
Benim bir onurum, benim bir gururum yok ya!
Bunlar her şeyi parayla satın alabiliyorlar ya!
50 bin lira vereyim konu çözülsün mü dedi?
Alsaydın Yasemin.
Alsaydın. Başına talih kuşu kondu, sen kovaladın mı gerçekten?
Tam da Murat'ın ameliyat parası.
Madem adam seni taciz etti, bedelini ödesin o zaman kızım.
Bir dakika.
Şirin, sen ne dediğinin farkında mısın?
Evet.
Ne yani bunun çözümü para mı?
Her şeyin parasını verelim, her şeyin hesabını ödeyelim ve...
...oldu bitti kapandı konu! Bu mu? -Nerede yaşıyorsun kızım sen?
Nerede yaşıyorsun Yasemin, uzayda mı yaşıyorsun?
Dünyanın nasıl döndüğünü görmüyor musun gerçekten?
Adamlar uluslararası holdingin tepesinde...
...güç onlarda, para desen onlarda! Her şey onlarda!
Sen kimsin ki, ben kimim, sen kimsin Allah aşkına ya?
İnsanım Şirin.
İnsanım ben. İnsanım.
Ben kendi emeğimle onuruma leke sürdürmemek için...
...kendi parasını kazanan bir insanım.
Onlar güçlü, onlar zengin diye...
...ben de gidip ne yapacağım kendi onurumu mu satacağım?
Kusura bakma da hayatın gerçekleri diye bir şey var.
Adam eve gelmiş sindirmiş işte seni.
Hele bir şikâyetçi ol hayatını kaydırırım demeye getirmiş.
Bir şey yapabildin mi?
Mücadele edebildin mi, şikâyetçi olabildin mi? Hayır.
Suratımız sirke sattığına göre kız sağlam çıktı.
Haklıymışsın abi.
Mehmet sarkmış kıza.
Yok canım, olur mu öyle şey?
Mehmet yapmaz öyle şeyler.
Kız trilyonları götürmeye niyetlidir.
Tamam abi, gelme üstüme.
Kırk yılda bir böylesi çıkıyor demek ki.
Özür dileyecek misin kızdan?
Ben mi?
Kızın telefonu var mı sende?
İstersen ver telefonunu, arayıp ben senin yerine özür dileyeyim.
Oğlum, kız bir özrü hak ediyor bence.
Çay?
-Niye anlamıyorsun ya? -Ya sen ne diyorsun ya?
Ya sen duyuyor musun ne dediğini?
Ben ne yapayım?
Ben de gidip onlar gibi mi olayım? Sen bunu mu söylüyorsun bana?
Nasıl böyle bir şeyi düşünebiliyorsun?
Ben ne yapayım?
Ben de gidip kendimi mi satayım, bunu mu diyorsun?
Sen nasıl bana bunu söylersin?
Ben korkuyorum Yasemin.
Korkuyor musun?
Neden korkuyorsun?
Şirin saçmalama, o adamların hiçbiri hiçbir şey yapamaz bize.
Ya adamlar değil ya adamlar değil!
-Şu hâlimize bir baksana. -Ne varmış hâlimizde?
-Ne varmış hâlimizde? -Ne anamız var ne babamız var!
Bir şeye ihtiyacımız olsa elimizi uzatıp yardım isteyebilecek hiç kimsemiz yok.
Ya of ya!
Şirin.
Şirin.
Biz varız, birbirimiz varız.
Ben başıma ne zaman bir şey gelse...
...ben hiçbir zaman kendime yapayalnızım demedim.
Çünkü biliyorum ki sen varsın.
Özür dilerim.
Ben bir anda boş bulundum, böyle şeyler söyledim. Çok özür dilerim.
Çekil lan şuradan, kulaksız!
Ne diyor lan bu?
Ne diyorsun ne?
Bakın Murat böyle hareketler yapıyor.
“Ben de sizin gibi duyacağım.”
“Artık benimle alay edemeyeceksiniz.”
“Ablam beni ameliyat ettirecek.”
Kulak mı takacaklar sana?
Bak.
Pamuk şeker ister misin?
Sen gidip almak ister misin?
Tamam. Ben alırım.
Emin misin?
Al bakalım.
Hoş geldin paşam.
Kaç tane?
Neden konuşmuyorsun peki?
Dur bakalım paşam.
Al bakalım. Bu kadar çekingen olmana gerek yok.
Evet pamuk şeker.
Teşekkür ederim.
Tut bunu.
Kız tuzak kurdu ha, amacı para koparmaktı?
Ne oluyor ya? Kız üstüme geldi diyorum anlamıyor musun?
Yalan söyleme!
Dürüst ol, yalan söyleme!
Kamera kayıtlarını izledim. Kız senden kurtulmak için çırpınıyor.
Kızı tutup içeri çekiyorsun Mehmet!
Yerde sürüklüyorsun kızı, amacın neydi?
Tecavüz mü edecektin?
Nasıl bir insansın sen Mehmet, nasıl erkeklik lan bu?
Cem, abi çok sarhoştum.
Hatırlamıyorum. Ayık olsam yapar mıydım?
Yapma gözünü seveyim.
Bak, aramızda kalsın bu mevzu ne olur.
Sürüklüyorsun kızı yerde! Nasıl aramızda kalsın Mehmet?
Çok sarhoştum diyorum.
Lütfen diyorum bak.
Ayık olsam yapar mıydım?
Ne olur bak, hayatım biter Cem.
Ne olur uzatmayalım, bu mevzu aramızda kalsın.
Ne gerekiyorsa yapayım, ne olur, ne olur Cem.
Özür dileyeceksin.
Kızdan özür dileyeceksin.
Dileyeceğim.
"Kaşları karam, gözleri cezam"
"Aman, aman, aman, hâlim duman"
"Saçları belam, dudağı ikram"
"Aman, aman, bu can ah sana kurban"
"Sensiz bu hayat bana ziyan"
"Seni görmeden geçen günler bana haram"
"İnsaf eyle"
"İnkâr etme"
"Söyle, söyle, söyle"
"Seni bu dünyada en çok kim sever?"
"Ben tabii ki"
"Ben tabii ki"
"Ben tabii ki"
"Ben tabii ki"
"Canım ablacığım.
Beni ameliyat ettireceğin için çok çok sevinçliyim.
Ben de diğer çocuklar gibi duyacağım artık.
Derslerimi daha iyi anlayacağım.
Televizyon izleyebileceğim.
Müziğin nasıl bir şey olduğunu çok merak ediyorum ablacığım.
Kendi sesimi duyacağım değil mi?
Ama en çok senin sesini merak ediyorum.
Bana bizim şarkımızı söyleyeceksin değil mi?
Söz verdin.
Hani öğrettin ya.
‘Seni bu dünyada en çok kim sever?’
‘Ben tabii ki.’
Sesinin de yüzün kadar çok güzel olduğundan eminim.
Canım ablacığım.
Senin gibi bir ablam olmasaydı bu dünyada yaşamak istemezdim.
Sen benim ablam olduğun için çok şanslıyım.
Büyüdüğüm zaman sana ben bakacağım.
Benim için yaptıkların için çok çok teşekkür ederim.
Seni çok çok seven kardeşin Murat."
Üff! Murat ya!
Gece gece ağlattı bizi burada.
Ne güzel yazmış değil mi?
Eşek sıpası.
De’leri bitişik yazmış.
Ya Yasemin saçmalama!
Ben bu yaşımda daha ayıramıyorum. Hangisi bitişik, hangisi ayrı.
Sen parayı nasıl bulacaksın?
Serpil Hanım'dan borç isteyeceğim.
-Serpil Hanım'dan? -Evet.
Herkese vermiyor mu zaten?
Ben de durumu açıklarsam bence verir bana da.
Yani veriyor da...
...üstüne bir ton faiz koyuyor kızım. Yüzde 20, yüzde 30
Ne koyuyorsa koysun artık Şirin.
-Öderim bir şekilde. -Nasıl ödemeyi düşünüyorsun peki?
Nasıl olacak? Çalışarak ödeyeceğim.
Yani nasıl çalışarak?
Nasıl, nasıl çalışarak? Ek iş bulurum.
Nasıl bir ek iş?
Ay Şirin amma sordun, ne demek nasıl bir ek iş?
Almanca dersi veririm.
Ya da ne bileyim lansman işlerini falan arttırırım.
Yemem, içmem.
Masrafların hepsini keselim. Bir şekilde ödenir ya.
Belki de başka bir şeyler daha çıkar.
Bence çıkar. Çıkar kesin çıkar. Bakarız, araştırırız, buluruz.
Serpil Hanım, adam 50 bin lira teklif etmiş konu kapansın diye.
50 bin mi?
Aa ah! Şansa bak! Buldu parayı desene.
-Almamış ki. -Almamış mı?
Evet.
Ama hakikaten geri zekâlı bu kız.
Diyorum ben size, çok onurlu bir kızdır Yasemin.
Onurunu seveyim.
Nereden bulacakmış 50 bin lirayı?
Sizden isteyecekmiş.
-Benden? -Verirsiniz değil mi?
Hilal-i Ahmer miyim ben kızım?
50 bin lira az para mı?
-45! -Ha o zaman olur.
Saçmalama Şirin!
Maaşla ödenmez o para.
Te Allah'ım!
Bana bak.
Bu kız senin ne iş yaptığını öğrenirse polise falan gitmez değil mi?
Yok Serpil Hanım, nereden çıkardınız?
Niye olmasın?
Baksana kız havadan gelen parayı almamış. Nasıl bir kafaysa.
Yok, ben çok dikkat ediyorum Serpil Hanım, siz hiç merak etmeyin.
Edeceksin tabii, hele bir etme.
Şirin.
Bir yanlış yaparsan hayatını kaydırırım.
Aklında bulunsun.
Arda!
Bro abin arıyor.
Arda, senin abin mi vardı ya?
Niye, abisine mi yürüyeceksin?
Oğlum açsana şu telefonu!
-Ya aç, ya kapat ya! -Hişt tamam, sessiz olun.
Abi.
Arda neredesin?
Okuldayım, niye?
Hiç öylesine sordum.
Abi şimdi tam sınava girmek üzereyim. Ben seni sonra arayayım mı?
Ne sınavı?
Ee, istatistiki analiz.
İyi çalıştın mı bari?
Sabahladım.
Abi, hoca geldi.
Kapatıyorum. Ben seni sonra arayacağım.
İstatistiki analiz mi?
O ne lan?
Yedi mi bari?
Kendi bilir. Uğraşamayacağım artık.
Vay!
Abime atarımı yapar geçerim diyorsun ha?
Peki bro neyine güveniyorsun?
-Abin olmasa yandın. -O eskidendi Kerem.
Geçti o günler.
Birkan ayarlayacağım dedim tamam.
Tamam Birkan, tamam. Yemek yeriz.
Peki.
Peki.
Tamam Birkan, öbür telefondan arıyorlar.
Tamam, tamam arayacağım.
Ay Birkan, ay!
Efendim Birgül.
Ne?
Tamam, tamam. Hemen benim odama al.
Arda'yı gördüm şimdi.
Arabayla yanımdan geçti.
Aradım, okuldayım, sınava gireceğim diyor.
Düpedüz yalan söylüyor artık.
Ya kaytarmış işte, boş ver.
Nasıl boş vereyim abi?
Altı yıldır uyduruk bir üniversiteyi bitirsin diye uğraşıyorum.
Genç be Cem.
Sen genç nedir bilmiyor musun oğlum? Aklı bir karış havada.
Neresi genç? Kazık kadar oldu.
Ben onun yaşındayken 20 kişilik ekibi yönetiyordum.
Siz ikiniz bir misiniz? Sen başkasın tabii.
Ne yapıyor, ne ediyor?
Kimlerle görüşüyor bu çocuk?
Başını derde sokacak diye ödüm kopuyor.
Ya çok kafaya takıyorsan baktırayım istersen.
Vallahi baktırsana abi, çok sevinirim.
Tabii oğlum, ne demek.
Tamam, tamam. O iş bende sen merak etme.
Tamamdır. Senden haber bekliyorum.
Abla alsana şunları.
Ver canım yardım edeyim.
Çok ağırmış ya.
-Kolum koptu. -Bunları siz mi taşıdınız?
Evet, ne yapayım kimse yok.
Serpil Hanım odasında seni bekliyor.
-Beni mi? -Evet.
-Serpil Hanım. -Gel Yasemin, gel.
Mehmet Bey, sana teşekkür etmeye gelmiş.
Lansman mükemmel geçti diyor.
Çok memnun kalmışlar.
Benim şurada kısa bir işim var. Biraz müsaadenizi isteyeceğim.
Tabii tabii, siz işinize bakın.
Yasemin Hanım, ben...
Ben sizden özür dilemeye geldim.
Çok sarhoştum.
Yani sarhoşluk bir bahane olarak kabul edilemez belki ama...
...affedin beni.
Yani lütfen affedin.
Affedin beni yani.
Çok teşekkürler Yasemin.
Rica ederim.
Ekibimi size teslim edeceğim için içim çok rahat.
Çok teşekkürler, gene bekleriz.
Ben teşekkür ederim, kolay gelsin.
Ne oldu, ne dedi?
Hiç.
Teşekkür etti sadece.
Teşekkür etti?
Kızım kaçın kurasıyım ben.
Yer miyim?
Adamın aklını başından almışsın belli.
-Ne alakası var Serpil Hanım? -Bırak Allah aşkına.
Koskoca CEO yardımcısı ayağına gelmiş.
Kapılmış sana belli.
Güzel. Hişt!
Başına talih kuşu kondu farkında mısın?
Serpil Hanım, yanlış anlıyorsunuz şu anda.
Birgül, ben biraz aşağıya iniyorum. Birisi ararsa haber verirsin.
Ben bir şey konuşmak istiyordum aslında sizinle.
Tamam tatlım, sonra konuşuruz. Şimdi acil bir işim var. Tamam mı?
Bana bak.
Kaçırma bu adamı.
Buyurun.
Ya öyle işte.
Parayı benden isteyecekmiş borç.
Verin diyor.
Oldu canım.
Vereceksin tabii.
Bunları devamlı borçlandırmak lazım. Bilmiyor musun?
Verecek miyim?
Ay ne kadar kolay geliyor sana o kadar parayı kazanmak.
Borç her türlü borçtur. Ver sen.
Öder.
Ödemezse bir şekilde ödetirsin.
Yeni gelen iş adamları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Söyleyecek bir şey yok.
Cem Bey, benim bir imza almam gerekiyor.
Adalet Hanım, bir bakar mısınız? Böyle kalsın mı?
Aynen olduğu gibi kalsın.
-Bu arada Oktay Bey'le de konuşalım. -Pelin, şu Ilıca dosyasına bir...
Almanlar için son bir yemek düzenleyelim.
Gönüllerini hoş tutmak lazım.
Tabii Cem Bey.
Pelin!
İyi ki sizinle çalışıyorum Mehmet Bey.
Senin Cem'le aranda bir sorun mu var?
Yok, hayır.
Neden öyle dedin?
Yani neden iyi ki sizinle çalışıyorum dedin?
Rahat olabilirsin.
Aramızda kalacak.
Ha?
Siz çok daha anlayışlı bir yöneticisiniz.
Çalışanlarınıza değer veriyorsunuz.
Hım.
Sebep sadece bu yani.
Evet.
Başka ne olabilir ki?
Tamam.
Peki.
Bu konuşmayı hiç yapmadık say tamam mı?
-Mehmet Bey? -Efendim.
Ben size bir şey söylesem...
Kızar mısınız bilmiyorum ama…
Siz tabii çok daha tecrübelisiniz.
Kim bilir neler yaşadınız.
Ama ben sizin yerinde olsam...
Evet.
Cem Bey'e o kadar da güvenmem.
Akşam ne yapıyorsun?
Bir işin var mı?
Yok.
Lansmanı düzenleyen şirketten Yasemin Hanım vardı. Onu bağlar mısın?
Hemen arıyorum Cem Bey.
Alo.
Alo, Yasemin Hanım. Marin Marin'den Aysun ben.
Cem Bey sizinle görüşmek istiyor.
Müsait değilim Aysun Hanım.
Cem Bey, Yasemin Hanım.
Kendisi CEO yardımcımız olur.
Müsait değilim dedim Aysun Hanım.
Ne oldu?
Müsait olmadığını söyledi.
Ama isterseniz ben Serpil Hanım'ı arayayım.
Gerek yok.
Yasemin Hanım'ın numarasını bana mesaj atar mısın?
Arda Bey akşam yemeklerinde artık evde olmuyor mu hala?
Aa, tabii ki oluyor.
Her akşam birlikte yiyoruz. Ama şimdi sınav zamanı.
Arkadaşlarıyla ders çalışıyor. Bana az tut, tamam.
-Tamam. Buyurun. -'Merci'.
- Sağ ol Dudu, eline sağlık. - Afiyet olsun.
Hala, Arda'nın bir aydır okula uğramadığını biliyor musun?
Aa, nereden çıkarıyorsun? Çocuk her sabah okuluna gidiyor.
Gitmiyor hala. Bugün okulu aradım, okula uğradığı falan yok.
Ne olacak bu çocuğun hâli?
Ne alıp veremediğin var senin Arda'yla?
O ne demek şimdi?
Benim Arda'yla ne alıp veremediğim olabilir ki hala?
Taktın gezmesine. Genç çocuk, gezecek tozacak tabii ki.
Gezsin, ben gezmesin demiyorum. Ama gezmenin de bir sınırı var.
Okula uğramadığını söyledim, sen onu savunuyorsun.
Koruma şu çocuğu hala, sonra sen de üzüleceksin.
Tabii ki koruyacağım Arda'yı.
Arda beni senin gibi bırakıp gitmedi.
Sabah da olsa akşam da olsa evine geliyor.
Ben seni bırakmadım.
Öyleyse neden ayda bir görüyorum yüzünü?
Çünkü çalışıyorum.
Daha iyi yaşayabilelim, daha rahat yaşayabilelim diye...
...gece gündüz, deli gibi çalışmak zorundayım hala.
Evet. Tamam.
Hah, sağ olasın.
Teşekkürler.
Dur, şunlardan da al.
Çayla çok iyi gidiyor.
-Teşekkürler. -Ee?
Ne yaptınız Mehmet Bey'le?
Randevulaştınız mı?
Nereden çıkarıyorsunuz Serpil Hanım? Yok öyle bir şey.
Adam teşekkür etti sadece.
Peki, tamam.
Kardeşin nasıl oldu, davadan haber var mı?
Dava devam ediyor hâlâ.
Öyle kolay kolay da bitecek gibi değil.
Serpil Hanım, ben de aslında Murat hakkında konuşmak için gelmiştim.
Duyabilmesi için bir imkân çıktı.
Bir alet varmış, kulağının içine yerleştiriyorlar.
Ay çok sevindim, çok iyi.
-Ama işte alet çok pahalı. -Ne kadarmış?
-45 bin. -Oo!
Çokmuş be kızım.
Serpil Hanım.
Ben aslında bu parayı sizden borç istesem?
Biliyorum, çok büyük bir para. Ama bana güvenebilirsiniz...
...gerçekten öderim. Faiziyle birlikte.
Yaseminciğim, olsa dükkân senin ama...
...ben daha KDV'yi zor bir araya getirdim.
Ama üzülüyorum da senin bu hâline. Sen bana birkaç gün müsaade edersen...
...bakarım, ayarlarım bir şeyler.
Gerçekten mi?
Tabii ki müsaade ederim Serpil Hanım, hiç sorun değil benim için.
Tamam o zaman, hallederiz herhâlde bir şekil.
Serpil Hanım, ben çok teşekkür ederim, gerçekten çok teşekkür ederim.
Lafı mı olur güzelim? Sayende CEO'lar ayağımıza geliyor. Aa!
Evet aşkım, doktor amcayla konuştum.
Birkaç gün içinde diyor.
Birazcık daha sabret, tamam?
Ben de seni çok seviyorum. Canımsın sen benim.
Nevin ablaya ver telefonu.
- Alo, Nevin abla. - Yasemin.
Kuzum, konuştun mu patronunla, verecek mi parayı?
Konuştum, veriyor.
Sadece birkaç gün izin ver, dedi o kadar.
Çok şükür, hadi hayırlısı bari.
Nevin abla, kapı çalıyor. Ben kapatıyorum şimdi, tamam?
Tamam kuzum, hadi sen bak.
Şirin, yine anahtar değil mi?
-Yasemin Adıvar. -Evet?
Çiçeğiniz vardı, buyurun.
-Kim göndermiş. -Valla üzerinde kart var.
Okuyun isterseniz.
"Yersiz sözlerimle seni incittiğim için özür diliyorum. Cem."
-İstemiyorum, geri götürün. -Ama--
Kabul etmiyorlar de kardeşim, götür.
Terbiyesize bak, bir de çiçek gönderiyor.
Kusura bakma bağırdığım için. Sinirim sana değil, biliyorsun değil mi?
Yalnız çok yüz veriyorsun Arda'ya.
Ona iyilik yapmıyorsun hala.
Pardon.
- Efendim. - Cem Bey merhaba.
Ateş Çiçekçilik'ten arıyorum.
Evet.
Yasemin Adıvar'a gönderdiğiniz çiçek...
...kendisi tarafından kabul edilmemiş.
Merhaba. Biraz konuşabilir miyiz?
- Konuşacak bir şey yok. - Niye senden...
...özür dilememe izin vermiyorsun.
İşe geç kalıyorum.
Lütfen sadece iki dakika beni dinler misin?
Otobüse yetişmem lazım.
Bak, seni incittiğimin farkındayım. Yaptığım şey çok yanlıştı.
Özür diliyorum.
-Tamam, kabul ettim. -Hayır ama böyle değil.
İçten kabul etmiyorsun özrümü.
Kabul ettim diyorum, daha ne yapayım?
İstersen ben de senin bana o gece söylediğin gibi söyleyeyim sana.
Nasıldı?
Olur böyle şeyler. Uzatmayalım.
Unutalım. Kapatalım biz bu konuyu.
Oldu mu?
Şimdi gidebilir miyim?
Ben...
Sırf sen özür diledin diye insanın kırılan onuru tamir olmuyor.
İnsan hatırlıyor ne yaşadığını Nasıl aşağılandığını.
Ben o gece yaşadığım hiçbir şeyi unutmayacağım.
Ama en çok neyi, biliyor musun?
Hani sen dedin ya, 50 bin lira keser mi seni diye.
İşte en çok onu unutmayacağım.
Haklısın.
O söylediğim sözler için gerçekten çok pişmanım.
Pişman olmak iyidir. İnsanın ruhunu temizler.
Valla sen haklı çıktın Cem.
Bu Arda'nın arkadaşları hiç de sağlam ayakkabı değiller.
Her türlü sakatlık beklenir bunlardan. Görüşmese iyi olur.
Abi korkutma beni. Madde falan kullanmıyor değil mi?
Valla içlerinde kullanan da var ama Arda kullanıyor mu bilmiyorum henüz.
De esas mevzu başka.
Nedir mevzu?
Oğlum, durum kritik. Uçmuş bunlar.
Sabaha karşı 220 basıyorlar.
Yani Allah muhafaza bunun sonu ölümle biter.
- Bir de... - Bir de?
Bir de ne abi?
Bir kadın var Arda'nın görüştüğü.
Kız arkadaşı mı varmış yani?
Kadın kendisinden bayağı büyük. Hatta...
...arada bir kadının evinde kalıyormuş.
Kadın kimmiş, adı neymiş biliyor musun abi?
Bilmiyorum. Ama istersen sordurtayım.
Sordur abi sordur gözünü seveyim.
Abuk subuk kadınların elinde oyuncak olacak bu çocuk.
Harikasın, harika!
Bakalım geleceğin CEO'su kim olacak.
Evet, Maier'i bağlayan kazanır.
Hanginiz alacaksınız?
Sen al.
Yok, yok. Sen bak işte.
Sen Maier'le daha samimisin. İki dakikada bağlarsın adamı, al.
Bence de Cem, sen al.
Adamla ahbap oldun, sana çok güveniyor.
Peki, teşekkürler.
Pardon.
Ekber abi, önemli değilse ben seni sonra arayayım mı?
Ne?
Doktor Rüzgâr Sancak, ameliyathaneden bekleniyorsunuz.
Arda.
-Abi. -Ne oldu?
Bir şey yok.
Hayırdır, senin ne işin var burada?
Ne demek ne işin var burada?
Öldüm oğlum korkudan bir şey oldu sana diye.
Sana kim söyledi?
-Bırak şimdi kim söyledi, iyi misin sen? -İyiyim!
İyiyim, merak etme. Hadi gidelim buradan artık.
-Ne yapıyorsun? -İyiyim dedim, bir şeyim yok.
Ufak bir kaza geçirdim, yolda anlatacağım sana ben her şeyi, tamam mı?
-Hadi gidelim şuradan. -Hayır efendim, hiçbir yere gitmiyorsun.
Arda Bey, geçmiş olsun.
Efendim, biz röntgeninizi inceledik, herhangi bir olumsuz vakaya rastlamadık.
Her şey çok iyi. Yalnız o boyunluğu birkaç gün kullanmanız gerekecek.
Çok teşekkürler Doktor Bey, biz çıkabilir miyiz artık?
Tabii ki, tekrar geçmiş olsun.
- Teşekkürler, kolay gelsin. - Rica ederim.
Sen de duydun, hadi gidelim artık buradan.
Arda.
Oturur musun? Otur iki dakika.
Sayın Sebahat Demirhas...
...kardiyoloji polikliniğinden bekleniyorsunuz.
Yarışıyor musun?
-O serseri sürü arkadaşlarınla. -Ne alakası var?
Arda.
-Polis ölümden döndü demiş oğlum. -Abi, başlama lütfen.
Neyine başlamayayım Arda, ha?
Oğlum sen ölmek mi istiyorsun? Ne yapıyorsun sen?
Kazık kadar adam oldun, hâlâ niye aklını başına toplamıyorsun sen?
Ben seni sokakta bulmadım, tamam mı? Aklım sürekli sende kalıyor.
En sonunda aldırtacaksın o arabayı altından.
Tamam, sus tamam.
Tamam falan değil Arda.
-Bu sefer yırtamazsın, konuşacağız. -Konuşmayacağız.
-Arda-- -Konuşmayacağız dedim, konuşmayacağız!
Ben böyleyim tamam mı?
Ben arıza olanım. Sense mükemmel olan.
O ne demek?
Ne biçim konuşuyorsun sen?
Arda!
Cem.
Görüştüğün kadın bu mu?
Ne işi var burada?
Ne işi var burada?
Sen gizli gizli bu kadınla mı görüşüyorsun?
-Cem-- -Sakın!
Sakın bir adım daha atma.
Cem, oğlum yalvarırım.
Oğlum.
Oğlum?
- Oğlum mu? - Abi.
Sen bana oğlum falan diyemezsin.
Sen bana oğlum falan diyemezsin.
- Cem-- - Dokunma!
- Cem, lütfen-- - Dokunma! Dokunma, uzak dur benden.
Sen nasıl görüşürsün bu kadınla?
-Bu aşağılık kadınla nasıl gö-- -Doğru konuş!
-Annemiz o bizim, doğru konuş. -Ne annesi lan?
Bizim böyle bir annemiz var mı?
-Yürü! -Hayır.
Cem, lütfen.
-Arda, yürü. -Tamam, abi bir sakin olur musun?
Bir sakin ol.
Arda, yürü. Bu kadınla aynı yerde bir saniye bile duramazsın.
Annemiz o bizim, annemiz abi.
Altı yaşından beri görmedim ben annemi.
Adını anmama bile izin vermiyorsun abi.
Anman gerekseydi izin verirdim. Yürü!
Şu geçmişi artık bir geride bırakalım, ne olur yalvarıyorum size!
- Her şeyi unutalım. - Unutmayacaksın, yürü!
Unutacağız, abi unutacağız. Ben her şeyi unutmak istiyorum tamam mı?
Unuttum ben.
-Cem, ne olur-- -Kapa çeneni!
-Cem-- -Bizim böyle bir annemiz yok.
Var.
Var, sen istediğin kadar inkâr et, var abi.
Cem, ne olur geçmişi geride bırakalım.
Yürü, Arda.
Cem, Arda haklı yavrum. Ne olur geçmişi bir yere bırakalım.
Çok özledim sizi.
Ben yaptıklarımın acısını...
...bedelini sizi görmeyerek ödedim çocuğum.
Bedel mi?
Ne ödedin sen be?
Neyin bedelini ödedin? Hangi bedeli ödedin sen?
Abi.
Duydun mu? Bedelini o ödemiş.
Bir de anne diyorsun bu kadına.
-Yürü! -Gitmiyorum dedim.
-Arda, beni çileden çıkarma. -Çıkarsan çık, gitmiyorum dedim.
Zorla beni hiçbir yere götüremezsin sen.
Öyle bir götürürüm ki!
- Cem! Cem lütfen. - Gitmiyorum!
Anlamıyor musun, gitmiyorum dedim.
Annemi görmeme engel olamazsın.
Anne dediğin bu kadının ne mal olduğunu biliyor musun?
Annem o benim, annem abi, annem o benim!
- Cem! - Benim öyle bir annem yok.
Ona anne demeye ısrar edersen senin gibi bir kardeşim de olmayacak.
Yap seçimini.
Ya benim kardeşim olursun...
...ya da bu kadının oğlu.
Sana bir güzellik yaptım, banka faiziyle aynı saydım.
Serpil Hanım, ben çok teşekkür ederim gerçekten.
Bir sene içinde ödersin, kendini sıkmana gerek yok.
Çok teşekkür ederim, çok sağ olun.
-Ne zaman ameliyat? -Yarın.
Siz para hazır deyince, ben de doktoru aradım hemen.
Yarın bir boşluk varmış, gelin alayım sizi dedi.
- O kadar kolay mıymış? - Evet, çok kolay.
Bir alet yerleştirecekler kulağının içine sadece.
İki saatlik bir işlemmiş. Yarın gece de kalacağız hastanede.
Bakalım, inşallah bu saatlerde hastanede olacağız yarın.
Ne güzel.
Serpil Hanım...
...ben size nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.
Teşekkür edecek bir şey yok. Borç verdim.
Ödeyeceksin nasılsa.
Aa olur mu öyle şey? Sonuçta güvendiniz de verdiniz.
Hadi git şimdi.
-İyi haberlerle gel inşallah. -İnşallah. Çok sağ olun.
Görüşürüz, kendinize iyi bakın.
Bakalım ne zaman.
Alo, Meto çabuk söyle, şarjım bitiyor.
İş çıktı yavrum. Evet, Bebek Marina, yat işi.
Bu akşam mı?
Bu akşam ama ben gelemeyeceğim, uzak bir yerdeyim.
Sen bir taksiye atla, bin git, ben bütün detayları sana mesajla atıyorum.
İşte parası, pulu, süresi, tamam?
Tamam.
"Orçun Bey'in bekârlığa veda partisi.
Dokuzda teknede, Bebek Marina, 500 dolar.
Sabaha kadar kalışlı, çıkmadan paranı al."
Hoşça kal.
- Merhaba, hoş geldin. - Hoş bulduk.
-Kolay gelsin. -Merhaba, hoş geldin canım. Saç mı?
- Yok, işim Tülay'la. - Hoş geldin hayatım.
-Hoş bulduk. Nasılsın? -İyiyim, sen nasılsın?
İyiyim. Tülay, beni şöyle bir bakıma alsan.
- Olur, komple mi? - Aynen, manikür, pedikür.
-Serpil Hanım'a yazacağız değil mi? -E herhâlde.
Tamam, hadi o zaman.
Geç bakalım.
Dinliyorum.
Bunları sana geri vermeye geldim.
- Arda. - Sen seç dedin.
Ya annem ya ben, seç dedin. Kendin söyledin bunu.
Ben de kararımı verdim abi.
Annemi seçiyorum.
Hayır.
-Annemi seçiyorum dedim. -Arda bir dakika...
Bir dakika dinle.
-Bir dakika konuşalım. -Abi.
Arda.
Gidemezsin.
Onu seçemezsin.
-İzin vermem. -Senden izin istemiyorum abi.
Ben annemi seçtim, bitti.
-Tamam? -Arda, bir dakika.
Unuttun mu?
Neler yaşadığımızı unuttun mu, hı?
-Yaşadıklarımızı hatırla. -İstemiyorum.
Hatırla. Arda, yaşadıklarımızı hatırla.
Hatırlamak istemiyorum.
Yaşadığımız tek bir ânı bile hatırlamak istemiyorum.
Ne olur anla beni, istemiyorum.
Üf, bu ne trafik.
Affedersiniz, navigasyonunuz var mı? Başka bir yoldan falan gitsek.
Ablacığım, internetim bitmiş, sen baksan?
Bakayım.
Of!
Telefonumu şarjda unuttum evde.
Aptal kafam!
Bir telefonunuzu rica edebilir miyim acaba?
-Buyur ablacığım. -Teşekkürler.
- Alo? - Yasi.
Şirin, sen niye sabitten arıyorsun?
Telefonumu evde, şarjda unutmuşum Yasi.
İşe gidiyorum şimdi, bir şey olsa telefonum yok.
Eve gidip gelsem de mümkün değil yetişemem ben işe.
- Neredesin peki şimdi? - Köprü girişindeyim şimdi.
Bir müşteriyle görüşmeye karşıya geçmiştim de.
Akşam akşam sana iş çıkartacağım, biliyorum.
Telefonumu getirebilir misin, ne olur?
-Of Şirin! -Ne olur kuzum ne olursun.
İyi, tamam. Hadi söyle bakayım. Nereye getireceğim?
Aşkımsın benim! Aşkımsın!
Bebek marinaya. Tekne partisi organizasyonu.
Ben seni iskelede bekleyeceğim zaten. Ne olur çabuk gel.
Taksiye bin. Ben ödeyeceğim parasını. Tamam mı?
Tamam tamam. Hadi. Hadi öptüm, kapat.
Hey Allah'ım ya!
Ben de bu şans oldukça hırsız falan girer şimdi eve.
Açıl artık! Açıl! Açıl!
Başka bir yoldan falan gitsek.
Biliyor musunuz başka bir alternatif yol, bir şey?
Ablacığım kaza olmuş. Yapacak bir şey yok.
Bu kız tekneye binmese bari.
Tamam mıyız? Kalkıyor muyuz?
Dur bakalım damat bey. Bir kız daha gelecek.
Öf oğlum. Damat deme bana. Ayar oluyorum bak ben bu lafa.
Seni bu gece süper eğlendireceğim.
Pardon! Ben Hoya Organizasyondan Şirin Hanım'a bakmıştım da.
İçeride içeride. Gel.
Gel burası gel.
Bu parçaya bayılıyorum!
Pardon!
Pardon Şirin Hanım burada mı?
Allah kahretsin! Allah kahretsin! Serpil Hanım öldürecek beni!
Of!
Ben ineceğim. Ben yanlış bindim galiba.
Pardon pardon! Benim inmem lazım. Ben yanlış bindim.
Pardon!
Pardon bakar mısınız? Ben yanlış bindim. İnmem lazım.
Bu gece uyumak yok!
- Ne yapıyorsun? - Ne oluyor? İyi misin?
Ne yapıyorsun kızım? Manyak mısın?
- Dokunma bana! - Niye geldin lan o zaman?
Ne demek niye geldin?
Bak kızım paranı peşin ödedik. Bu gece bizimlesin. Anladın mı?
-Şirin bu ne? -O çanta Serpil Hanım'ın çantası.
Serpil Hanım'ın çantası mı?
Sen niye İrem'de kalıyorsun?
Şey, iş uzayacak gibi.
İrem'in de evi yakın. Yani sabah oradan işe giderim diye düşündüm.
Şirin sen ne yapıyorsun?
Hadi bakalım.
Hadi bakalım.
Ne diyorsun Murat'ım? Ben anlamıyorum ki.
Ha! Ameliyatı mı soruyorsun? Evet.
Yarın ameliyat olacaksın. Sen de artık herkes gibi duyacaksın.
Hadi şimdi yat, uyu. Yarın sabah doktor amca sana aferin desin.
Hadi bakalım. Yat.
Ay bu kuzu, kuzu, bu kuzu.
Sen beni çok mu seviyorsun?
Ben de seni çok seviyorum. Hadi yat bakalım.
Hadi yat.
Hadi bakalım.
İyi geceler.
Ölüyor lan kız! Ölüyor!
Oğlum Kerem, Arda, baksanıza. Ölüyor kız! Hadi oğlum, hadi!
Açıl açıl! Çık, çık, çık! Açıl!
Çıksanıza dışarı. Çık dışarı! Çıkın dışarı!
Ne yaptın oğlum?
Bir şey olduğu yok. Bir şey yok. Bir şey yok oğlum. Bir şey yok.
Ne yapacağız abi?
Paşabahçe'ye yanaşıyoruz. Polisi arayacağım.
Hayır hayır kaptan. Polisi karıştırma.
Saçmalama birader. Kız ölmüş. Yapacak hiçbir şey yok.
-Çözüm bulabiliriz. -Bir şey yapabiliriz. Ne olur.
Yapacak hiçbir şey yok.
Tamam mı?
Amirim, hadise var. Tekne partisi, zengin çocukları.
Hakikaten mi lan? Topla sen çocukları.
Hadi beyler! Kımıldayın, olay var hadi!
Dikkat edin kendinize.
Oğlum bu Orçun gidiyor lan! Orçun!
Kaptan, polis şart mı?
Kız öldü oğlum lan! Kız öldü! Sizin partiniz yüzünden kız öldü!
Biz mi dedik ulan çek uyuşturucuyu diye?
Kız atladı lan! Kız atladı oğlum!
- Uyuşturucu mu? - Evet. Şırınga bulduk.
Bakın benim hiçbir alâkam yok. Ben hiçbir şey yapmadım.
- Ben yanlışlıkla geldim buraya. - Yürü hadi yürü!
Arkadaşım telefonunu unutmuş. Ben onu getirmek için geldim.
-Lütfen bir dinler misiniz? -Yürü dedim, yürü!
Çantam. Çantamı almam lazım.
-Kardeşimin ameliyat parası var içinde. -Bırak şimdi çantayı.
-Çantamı almam lazım. -Bırak şimdi çantayı. Bin!
Allah'ım Yasemin de öğrenecek.
Serpil Hanım öldürecek beni. Ben ne yapacağım?
Alo?
Alo? Yasemin beni duyuyor musun?
- Yaşar, bir bakar mısın? - Amirim bir saniye.
Alo, alo?
Amirim mi?
Of!
Şunu işler misin?
Abi...
...ekip topladı hepsini. Getiriyorlar.
İyi.
Âlemci zengin. Her numara vardır bunlarda.
Gel. Şimdi bana bak. Gel buraya..
Bu dosyayı hallediyorsun. Naci'nin yanına götürüyorsun. Tamam mı?
Bu moruğun ne işi var lan burada?
Bilmem.
Telsizden falan duymuştur herhâlde.
Susmaz şimdi. Yok öyle yapmayın, böyle yapın. Dır, dır, dır!
Cevat Amir'im, hayırdır?
Hiç. Geçiyordum uğradım be Birkan.
İyi yaptınız. Bir şey ikram edelim.
-Bir kahve içer miyiz? -Yok yok.
Çıkacağım zaten. Siz işinize bakın.
Ne diyorsun Meto? Hastanede mi şimdi?
Ölmüş Serpil Hanım. Aşırı doz.
Allah'ın keşi!
Belliydi zaten bir yerde geberip gideceği, beni buldu!
Allah kahretsin!
Daha beteri var. Polis yanaşıyor tekneye...
...armut gibi kim varsa içindekileri alıyor.
-Parti fena bitti. -Eyvah eyvah!
Ölümlü hadise. Polis peşini bırakmaz bu işin.
Allah kahretsin!
Abla çok meşgulüm.
Birkan yandık. Benim kızlardan biri teknede uyuşturucudan gitmiş.
! Senin kızlar mıydı onlar?
Birkan ne yap, et, bu olayın üstünü kapat. Kızları da sal.
- Hiçbir şey yapamam abla! - Birkan saçmalama!
İkimiz de biteriz!
Cevat Müdür burada. Rıfat Komiser de nöbette.
İkisi de şeytan gibi gözlüyor ortalığı. Nasıl salayım?
Ablacığım sen bir yolunu bulursun.
Yoksa yanarız. İkimiz de yanarız.
Kaç kere söyledim sana değil mi?
Birini, bir yere gönderiyorsan haber ver dedim.
Ben ne bileyim böyle olacağını?
Allah kahretsin!
Cevat moruğu da tam gelecek zamanı buldu.
Birkan sen bir yolunu bulursun. Hadi, hadi!
-Hangi kızlar vardı? -Aslı, İrem bir de Şirin.
Sonra arayacağım.
Birkan, Birkan!
Allah kahretsin! Allah kahretsin!
Yürü!
Geç şuraya!
Müdürüm, buyurun ifadeye.
Ben almayayım. Hanım bekliyor.
- Yengeye hürmetler. - Hadi kolay gelsin.
Git evinde zıbar. Allah'ın moruğu.
Teknede yakalanan kız amirim.
Tanıyor musun?
-Ha? -Tanıyor musunuz?
Nereden tanıyım lan? Allah'ın kendimi tanıştırmıyorum herhâlde.
Yok. Öyle bir baktınız ki tanıyormuş gibi amirim.
Güzel kız diye baktım.
Vallahi güzel kız.
Ee, bir tek bu mu vardı teknede?
- Evet. - Tek kızla parti mi olur lan?
Biri ölmüş zaten amirim. Diğeri de denize atlamış.
- Amirim. - Geldiler mi?
Geldiler amirim.
Birkan ne yaptın? Saldın mı kızları?
-Yasemin'in ne işi var lan burada? -Ne Yasemin'i?
Aslı, İrem bir de Şirin.
Yasemin içeride diyorum içeride. Şu an sorgu odasında.
- Şirin nerede o zaman? - Şirin falan yok burada.
O da mı denize atlamış?
Nereden bileyim lan ben?
Kapat hadi kapat! İşim var.
Meto, Yasemin'in teknede ne işi var?
Ben Şirin'e attım mesajı. Bilmiyorum. Nereden bileyim?
Ne oluyor Meto?
Bu ikisi bir olup beni mi yiyorlar yoksa ha?
Nasıl olacak o?
İkisi benden gizli iş alıyorlar kesin.
Yoksa Yasemin'in teknede ne işi var?
Allah kahretsin!
Şimdi Serpil Hanım dediğiniz mantıklı. Şirin teknede yok.
Belki o da teknedeydi, kaçtı. Nerede olduğunu bilmiyoruz ki.
Oh be!
Ben de saf saf inanıyorum.
Yasemin temiz kız, dürüst kız...
...bu taraklarda bezi yok diye.
Vay be!
-Ben bir Şirin'i arayayım mı? -Meto saçmalama!
Ya o da yakalandıysa? Polis mi açsın telefonu?
Yarım akıllı!
Eyvallah.
Kızın üstünden çıkan telefon amirim. Yasemin Adıvar adına kayıtlı.
Daha içine bakmadım.
Tamam ben bakarım. Sen git başla. Ben geliyorum. Hadi.
Abla kimleri çalıştırıyorsun?
“Orçun Bey'in bekarlığa veda partisi.
9'da teknede. Bebek marina. 500 dolar.
Sabaha kadar kalışlı. Çıkmadan paranı al.”
Amirim, kızları biz.
Komiserim, bizimkiler kızları.
Hiçbirini tanımıyorum.
Amirim, ilk defa bu gece gördüm o kızları ben.
Daha önce hiç görmedim o kızları.
Orçun'un bekârlığa veda partisine gittim.
Uyuşturucuyla ilgili hiçbir fikrim yok.
Ölen kızı ilk defa orada gördüm.
Adını bile bilmiyorum.
Yasemin beni hiç affetmeyecek.
Allah'ım hiç affetmeyecek.
Serpil Hanım öldürecek beni. Allah'ım!
Sen niye atlamadın denize? Ha?
Bak diğer kız ne güzel atladı, yırttı.
Sen şu ölen kızla birlikte mi çalışıyordun? Neydi adı?
Aslı Kendir.
Tanımıyorum ben öyle birini.
Ölen kız diyorum yahu. Aslı Kendir.
Tanımıyorum. Hiç görmedim.
Genelde öyle olur tabii. Kaç kızdınız teknede?
Bakın, ben size anlatmaya çalışıyorum.
Ben yanlışlıkla gittim oraya. Benim--
Fişek kim?
Anlamadım.
Fişek diye biri mesaj atmış sana. Kim o?
Tanımıyorum ben Fişek diye birini.
"Orçun Bey'in bekarlığa veda partisi. 9'da teknede
Bebek marina.
500 dolar. Sabaha kadar kalışlı.
Çıkmadan paranı al"
Bu ne? Ha?
sen.
Bakın ben, ben size yemin ediyorum ki bu telefon benim değil!
- Arkadaşım Şirin'in. - Şirin?
Ne güzel isim bulmuşsun sen kendine.
Gece âleminde seni Şirin diye mi biliyorlar?
Telefon benim değil diyorum. Şirin'in telefonu bu!
Beni kızdırıyorsun. Baktık ulan kaydına.
Telefon Yasemin Adıvar adına kayıtlı.
Sen kimsin? Yasemin Adıvar.
Hat, hat benim adıma kayıtlı. Ben almıştım hattı.
Şirin o zaman müsait değildi o yüzden ben aldım ve o kullanıyordu.
Komiserim...
Komiser değil, Birkan Bey, amir.
Amirim, ben yemin ederim bilmiyordum.
Şirin var, benim arkadaşım o.
Telefonunu bırakmak için gittim. Ben bilmiyordum.
Biri de bizi aptal yerine koymasın!
İfadesini yazdır, nezarete al.
Yarın savcıya çıkartırız.
Tamamdır amirim.
Hadi anne. Aç şunu.
Anne aç şunu!
Allah kahretsin!
Hadi kardeşim. Daha fazla bekleyemeyiz.
Bir saniye lütfen. Birini arayacağım son kez.
-Hadi çabuk. -Bir saniye.
- Alo abi. - Arda. Hayırdır?
Abi...
Arda ne oluyor? Sesin kötü geliyor.
Abi ben karakoldayım.
Ne?
"Denizde vardı oltam. Bir balık tuttum zannettim"
"Baktım hepsi rüyaymış, mekânım yanmış bir orman"
"Ve tek seçimse çaresizlik, buna inanma"
"Göz gördüğünden korkmaz, eski bensem bir çiçek olsam da solmam"
"Anlatsın bilen kimse hep çeken bilir demişler"
"Çekense susmuş hep konuşmuş çekmeyen kim varsa"
"Anlatsın derdi çeken hüzün kaplı yüzlerinde kırışmakta dertler"
"Bir de ellerinde kürek, kazma ve der ki şeytan yazma"
"Ben uysam neyle anlatırım neyle anlarım ben anlatmazsam hangi sazla"
"Mürekkebim dilimde, kâğıdım aynam"
"Gönlü saydam olan anlar anca işte sayfam"
"Her gün intihar eşikte ve umutlar beşikte"
"Bu dünya kapkaranlık, ışık başka yerde"
"Herkes peşimde, herkes sandığım kadar iyi olsaydı keşke"
"En azından ay beklerdi üstümde yalnız gecede"
"Başka seveceksin, başka türlü"
"Başka şekilde, başka biçimde"
"Güneşten sıcak"
"Sudan çıplak"
"Martıların kanadı gibi"
"Tutsak"
"Hiç kimsenin kalbi yok"
"Bu benim kendi alın yazım, seveceğim"
"Hiç kimsenin şansı yok"
"Bu benim kendi alın yazım"
"Seveceksin başka yolu yok"
Hayır! Fotoğrafımı çekemezsiniz.
Ben hukuk okuyorum.
Hukuktaki son değişiklikler hakkında fikrin yok galiba.
Suç önleme kapsamında istediğimiz gibi fotoğrafını çekebiliriz.
Geç böyle, dik dur.
"Hiç kimsenin şansı yok"
"Bu benim kendi alın yazım"
"Seveceksin başka yolu yok"
"Seveceksin, başka yolu yok."
Bu, Murat.
Bu, Yasemin.
Bu, kalp.
Bu, sevgi.
Aşk bu, aşk.
Aşkların en büyüğü.
Yasemin, Murat'ı çok seviyor.
Beni çok seviyorsun.
Dünyada en çok beni seviyorsun.
Asıl ben dünyada en çok seni seviyorum.
Sen, benim canımsın.
Canım kardeşim.
Her şeyim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.