All language subtitles for Boiuna.Legend.Of.The.Amazon.2026.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.GG - YTS.BZ].tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

ORMAN İYİ İNSANLARI HARİKA, KÖTÜ İNSANLARI CANAVAR YAPAR..

AMAZON NEHRİ / KOLOMBİYA

Burası çok kutsal bir yer ve onlar

burada olmayı hak etmiyorlar.

Koşun! Koşun!

Ahbap, bence iyisin!

Böceklerden nefret ediyorum ama onlar beni seviyor gibi görünüyorlar.

Tanrım, neden buraya geldim?

Ah, özgeçmişindeki o sözde boşluk için.

Aman ne komik.

Lena'ya İlaç buzdolabı

sorun çıkarıyor desene.

-Anlaşıldı! -Ah Tanrım!

- Selam, Raúl. - Merhaba Alli.

"Pascada a la cena" mı?

- Pescando la cena. - Pescando! Pescando.

Mm, çok güzel.

-Teşekkürler. -Ne demek.

Pescando, pescando, pescando, pescando, pescando...

Yakında yanaşacağız.

Her şey hazır.

Harika.

Neden sürekli izleniyormuşuz gibi hissediyorum?

Çünkü izleniyoruz.

Üç milyon tür tarafından.

Lena! İlaç buzdolabı yine sorun çıkarıyor!

Listeye ekleyin!

TAMAM!

Rio Lejos'dayız.

Hoşça kal!

Kaç tane sıtma hapı paketlememiz gerekiyordu?

Bir düzine mi?

Tamam. Üç çantanın hepsini mi?

Evet.

Eğer istersen.

Hey!

Burada su seviyesi daha da kötü.

Evet.

Küresel ısınma mı?

Ah, evet, diğer şeylerin yanı sıra.

Sudaki cıva seviyeleri yüksek olabilir.

Bize ve köye yetecek kadar taze malzeme

getirin. Tamam mı?

- Evet. - Güzel.

Bizi gördüklerine hiç sevinmiyorlar.

Orman mutlu bir yer değil.

Ehh..Sanırım sen bilirsin.

Neden...

Neden ayrıldın?

Ölmek istemedim.

- Ahh! Ne? - Casanova.

Defol git!

Hmm.

Tamam, sigortaları elden geçirdim, sintine vanasındaki,

tıkanıklığı giderdim.

Çok güzel.

Si.

Lena.

Ah!

Tamam, yüksek ateşi var, kafa karışıklığı var,

nöbet geçmişi var.

Bir fikriniz var mı?

Menenjit. Biraz antibiyotik verin. En kısa zamanda.

Tamam. Alli?

Bum! Bum! Bum!

Beyin sıtması.

Ne yapıyoruz?

Hemen artesunate IV'e başlamalıyız.

Az önce onun hayatını kurtardın.

Goolll!

Çak bir beşlik, çak bir beşlik, Çak bir beşlik, çak bir beşlik!

Ah, kızlar!

Hey.

Hey! Hey. Bırak onu!

Ahhh.

Aman Tanrım!

Sıkı tut!

Aman Tanrım!

Oturabilir miyim?

Evet.

Sen elinden geleni yaptın.

Hayır. Orada bile olmamam gerekirdi.

O çocukla oynamamalıydım.

Yani... yani, hepsi benim hatam.

Alli, suçluluk duygusu seni boğacak,

kötü bir yere çekilmene neden olacak.

Ve sana burada ihtiyacım var.

Tamam mı?

Tamam.

Hadi. Hadi birer içki içelim. Ha?

Tamam.

Bitirdin mi?

Hmm..hmm.

İnsanların bunları yaparken altlarına işedikleri doğru mu?

Ne?

Şaka mısın sen?

Ne? Bu... Böyle bir şey var.

Ne? Böyle bir şey var. Oluyır yani...

- Değil mi? - Uzun mesafelerde.

Bence. Evet.

Bir hanım asla işemez ve söylemez.

İşte buyurun. Gördünüz mü?

Evet.

Lena.

Son iki duraktan mesaj yok.

Endişeli misin?

Kardeşinin hayatı senin sorumluluğun değil.

O artık küçük değil.

Sadece Jorge'yi bulup gitmek istiyorum.

Ormandan nefret ediyorum.

Buradan korkmayı ne zaman bırakacaksın?

Ayrıca onu sonsuza kadar koruyamazsın.

Onu korumak mı?

Onu bulduktan sonra alabileceği her türlü

korumaya ihtiyacı olacak.

Piç kurusu.

- Onu alabileceğini mi sanıyorsun? - Uykumda.

Hmm. O senden daha büyük.

Hey. Hey.

Biz de oraya gidiyoruz.

Sen zaten... Gitmene bile gerek yok.

Hm. Yeni komşularımız.

İlk tur benden.

Bir şey güzel kokuyor.

Churrasco. Sence de öyle değil mi?

Hım?

İyi.

Hmm.

- Lena. - Hmm?

Sen hiç sahip olmadığım ama

yine de sevdiğim kızımsın.

Beni seviyorsun çünkü tekneni çalışır halde tutuyorum.

İyi bir kızın yapması gerektiği gibi. Hmm?

Tamam.

Biz... Biz bekliyorduk.

Biliyorum. Nefesimizi tutmuş muyduk?

Hiç gelmedim ama...

Merhaba. Hey.

Brennan Malloy.

Tanıştığıma memnun oldum.

Miguel, Allison, Callum. Hey.

- Merhaba - Bu kardeşim Shawn.

Tanıştığıma memnun oldum.

Yaşlılar, hepinizin doktor olduğunuzu söylüyor, öyle mi?

Evet, altı haftalık bir insani görevde.

Bu çok zor.

- Peki ya siz? - Bir araştırma ekibine liderlik ediyorum.

Peki neyi araştırıyorsun?

Dünyanın her yerindeki uzak alanlar ve,

sadece gelecekteki yol geliştirme alanları.

Şunu da belirteyim; burada yasal yollarla bulunuyoruz.

Eminim kendinize bunu söylüyorsunuzdur.

- Susuz kaldım kardeşim. - Evet, ben de.

-Tanışmak güzeldi. -Memnun oldum.

Güzel bir akşam dilerim. Teşekkür ederim.

Sanırım artık yatmalıyız.

Aslında bir süre burada takılacağım.

Size daha sonra yetişirim. Çok geç değil.

-Yarın büyük gün, Tamam mı? -Tamam. Söz veriyorum.

Hadi gidelim.

Şey, sen...

Sence eğer ben... eğer katılırsam... sana katılırım...

- İyi geceler Callum. - Evet, güzel şey.

-Hadi gidelim, gidelim. - Oh, oğlum, bitkin durumdayım.

Selam.

Chuchu... Chuchu ne?

Peru viskisi.

Peki.

İki tane, lütfen.

Teşekkürler.

Şerefe.

Vay canına, bu çok iyi.

Bu büyük bir yılan.

Boiúna.

Suların annesi.

Denge olduğu zaman, dinlenir.

Dengesizlik, olursa savunur.

Kimin yaşayacağına o karar verir.

Kimin öleceğine o karar verir.

Bu bir nevi... Folklor gibi mi?

Kime sorduğuna bağlı.

Hmm.

Hayal gücü yaratıkları.

Hayali yaratıklar değil.

Gerçekten mi? Gerçekten mi?

Yani Kolombiyalılar onlara inanmıyor mu?

Yürüyen merdiven yürüyen merdivendir. Batıl inanç yok.

- Rahat bırak kardeşim. - O senin liginin dışında.

Sen yapmazsan, ben yapacağım.

Siz çirkin pisliklerle uzun ve kuru bir kaç hafta geçirdim.

Shawn'ın hiç işvesi yok, adamım.

Tamam, Tamam. Ben de senin liginin dışındayım.

Yaşlı erkeklerden hoşlanıyorum.

Buradaki Guilherme gibi.

Evet!

Biliyordum. Kedi.

Şaka dostum.

Sakin ol dostum.

Arkadaş, sakin ol.

Bu işi bitir, sonra git istediğin hayatı yaşa.

Bakıcılık yapmayı bırakacak mısın?

Evet, kendine daha iyi bakmaya başladığında.

Bırakacağım. Demek istediğim, bunu senin için yapıyorum.

Bizim için. Çünkü...

elimde kalan tek şey sensin.

-Bir tur daha? -Kesinlikle.

- Evet. - Elbette.

Hayır. Sen bitirdin.

Ah dostum, düşüyorum. Benden bir tur daha?

Dört cerveza, lütfen.

Şimdi... Sanırım kötü bir başlangıç ​​yaptık., Doktor.

Hmm.

Evet. Sen ve ben biz o kadar da farklı değiliz.

İkimiz de aynı sebepten dolayı buradayız.

Sadece insanlara yardım etmek istediğimizden.

Hmm.

Yani ben insanlara yardım etmek için buradayım.

Hayır değilsin.

Ormanı kurtarmak için buradasınız.

Değil mi?

Sen sadece doktorculuk oynayan bir turistsin.

Hadi ama.

Orman çok daha uzun zamandır buralarda ve senden,

ve benden çok daha fazlasını biliyor.

Mutlaka hayatta kalacaktır.

Kalacak. Beni umursamaz.

Küçük beyaz bir kız,

kesinlikle umurunda değil.

Benim umurumda.

Tamam.

Bunu hatırla....

seni bütünüyle yutarken.

İzin vermekten başka yapabileceğin hiçbir şey yok.

Seni sevimli bulmuş.

Kıçını tekmelememi ister misin?

Belki.

Ben...

Sana şunu söylemek istiyorum,

ben... dövmeni gerçekten beğendim.

Yerli işi değil mi?

Jagüari.

Normalde her iki tarafta da olur öyle değil mi?

İki tarafta da olursa cesur bir şey yaptığın anlamına gelir.

Jaguari çoğunlukla barışçıldır.

Ama olmaları gerektiğinde savaşçıdırlar.

Hey, ah,

Az önce farkettim.. üzerinde çalıştığımız,

günlüğümü orada bırakmışım..

- Gidip onu alayım. - Ben de seninle geleceğim.

Hayır, hayır, hayır, hayır. Sorun değil.

Raúl'un akşam yemeği yemediğinde ne kadar deli olduğunu bilirsin.

Cidden, sen devam et. Ben yetişirim.

Türkçe'ye çeviren ; ufukbaba

-Hadi. -Ne yapıyorsun?

Siktir.

Hey, hey, hey.

Anladım, Tamam mı?

Burada yaptığımız şeyden hoşlanmadığını biliyorum.

Ama ben kötü biri değilim.

Burada yaptığımız sadece çalışmak.

İzci sözü.

İlgilenmiyorum.

Bekle bekle..

Ne yapmaya çalıştığını adamlara,

söylemek zorunda kalmak istemem.

Belki benim için bir şeyler yapabilirsin,

ve bu hiç olmamış gibi davranırım.

Eminim teknenizde eğlenceli şeyler vardır.

- Hayır! - Bir şişeyi kimse aramaz.

Birkaç Hayalperest, birkaç sikik Viking.

Neden siktir olup gitmiyorsun?

Hey, pislik!

İlgilenmediğini söyledi.

Bu seni hiç ilgilendirmez, chica.

Hey, seni sikik, Çek elini!

Bekle. Dur! Bana dokunma!

- Canımı acıtıyorsun! - Ah!

Seni pislik!

Lanet pislik!

Hmm.

Hey...

Ahh!

Öldü.

Öldü. Onu öldürdük.

- Tanrım. Tamam. - Hayır, hayır, hayır.

Shawn!

Malloy!

- Gitmeliyiz. - Hayır.

- Gitmemiz lazım. - Hayır.

- Gitmeliyiz. - Hayır.

Ne olduğunu anlatmalıyız.

- Açıklamamız lazım. - Hayır.

Sarhoş. Düştü.

- Kafasını vurdu. - Hayır.

Bir kaza. Hepsi bu, hepsi bu.

Hayır, hayır, hayır. Bunu yapamayız. Biz...

Alli, bu adamlar. Bu adamlar, neye dokunurlarsa onu öldürürler.

- Hayır. - Gidemeyiz.

Yapacaklar...

Bizi öldürecekler.

Ben... Hangi cehennemdesin?

Gitmeliyiz.

- Kaza mı? - Bir kaza.

Tamam mı?

Hadi. Hadi.

Ah.

İt, it!

Shawn!

Hadi.

Shawn! Shawn! Shawn!

Shawn!

Neredesin Shawn?

Shawn!

Shawn!

Şeyden emin olun...

Doğrudan içeri girdiğinden emin olun.

Sanırım kardeşin yanıldığımı kanıtladı.

Pff!

Dışarıdaydılar.

Bayanlar ve baylar, RR Hermes'e hoş geldiniz.

Kaptan konuşuyor.

Sonraki durak São Névoa!

Sadece tadını çıkarın,

rahatlayın ve hayat güzeldir.

Shawn nerede?

- Bilmiyorum. - Dün gece gelmedi mi?

Hey!

İskele babasında kan var.

Hey!

-Merhaba -Merhaba

-Ne gördün?

-Ne gördün lan?

Kardeşinden mesaj yok mu?

Nehrin yukarısında birkaç kereste kampı var.

Orada duracağım.

Hmm?

Götleğin tekiydi.

Seni tüketmesine izin verme.

Devam et.

Ally!

Ne olmuş?

Sivrisinekler ısırmış.

-Neler oluyor? İçeri gel.

Bu sivrisinekler bot sineği yumurtaları taşıyor olmalı.

- Yumurta mı? - Evet.

Hay sikeyim ya!

-Bu onuru ister misin? -Bekle.

- Evet. - Evet mi?

- Evet. - Elbette.

Nasıl yapılacağını biliyor musun?

Hayır ama YouTube videoları izledim.

- Bu benim için yeterli. - Şaka mı yapıyorsun?

Hadi. Hadi bakalım.

Yani...

Kazıyorum.

Ahh.

Mm-hmm. Çıkıyor.

Tebrikler.

Ahh.

Baban gurur duyardı.

Hmm. Hmm.

Johns Hopkins'te gönüllü olsaydım

daha çok gurur duyardı.

Hayır. Hadi ama. Sen buraya aitsin.

Dikkatli ol.

Eğer patlarsa kötü bir enfeksiyon kapar, Tamam mı?

Tamam.

Ah!

Onu bana ver.

Hadi bakalım.

- İşimiz bitti mi? - Bir tane daha.

Ha.

Ah.

-Çok mu derin? -Evet.

Dışarı çıkınca havasını kes ve al.

Ne kadar sürer?

Bir gün kadar.

-Bir gün mü? -Evet.

Bu şey vücudumda mı kalacak?

başka bir gün için mi?

Anne adayı olacak birine hiç yakışacak bir tavır değil.

Ah!

Doktor. Río Lejos arıyor.

Ben Miguel. Devam edin.

Ben Brennan Malloy.

O iki kadın geminizde mi?

Tıp öğrencisi ve bir... ve bir gemi görevlisi.

Evet. Neden?

Onları geri getirmeni istiyorum Doktor.

Kardeşimi öldürdüler. Onlar...

..onu öldürdüler.

Her şeyi gören bir tanığım var.

Cinayet değildi. Ona saldırdı.

-Ne oldu? -Beni tutuyordu.

Lena beni korumaya çalıştı.

Sonra ona bir yumruk attı.

Sarhoştu ve düşüp kafasını vurdu.

- Bir kazaydı. - Tanrım.

Neden bana söylemedin?

Ona "Hiçbir şey söyleme." dedim.

Bu adamın türünü bilirim.

Orada mısın doktor?

Saldırıya uğradın.

Bu nefsi müdafaadır. Yanlış bir şey yapmadın.

Ben onların teknesinin bağlarını çözüyordum.

Ben... Ben... Ben... Artık hiçbir şey yapamam.

- Bir şey yapmam gerekiyordu. - Evet, yaptın.

Kazayla adam öldürme.

O değil, ben yaptım.

Sebebi ne olursa olsun, eğer birisi,

ölürse buna artık polis bakar.

Tekneyi hemen geri döndürmeni istiyorum.

Hayır.

Bunu yapamam.

Şimdi geri dönersek, köye gitmeye

yetecek kadar benzinimiz olmayacak.

Her köyde bizim için bir miktar benzin var.

Sanırım konu artık anlamsızlaştı.

Dinle.

Yakıt az olduğundan geri dönemeyiz.

Sonraki durağımız São Névoa.

Yerel halkla konuşacağız ve

nasıl ilerleyeceğimiz konusunda rehberlik alacağız.

Hayır, bu benim işimi çözmez doktor. Üzgünüm.

Telsizle haber ver. Geldiğimizi onlara bildir.

Oradan sonra ne olacağını belirleyebiliriz.

Tamam.

Tamam, onları geri getirmek istemiyor musun?

O zaman ben gelip alırım.

- Patron, bu polis işi. - Haklı.

Etrafta hiç polis görüyor musun?

- Federallere telsizle haber verebiliriz. - Seni aptal.

Federaller ölü bir sömürgeciyi,

umursar mı sanıyorsun?

Kahretsin..

Shawn'a üzüldüm.

Ama seni tanıyorum Brennan.

Sen bu değilsin.

Artık öyleyim.

- Dönüş yolumu bulurum ben. - Para öderim.

Nehir tam burada ikiye ayrılıyor.

Bu yol bizi bildiğim bir kereste kampına götürecek.

Mazot karşılığında ilaç takas,

ederiz ve sonra da Santo Martin'e gideriz.

Burada.

Şey...

Burası Vale do Javari.

Bu çatal ormanın derinliklerine gidiyor.

-Kamp yasa dışı mı? -Yasadışı mı? Evet.

Ama o adamların bizi bulacakları bir yere gitmekten güvenli, değil mi?

Sırtımda büyüyen bir sinek var.

Jorge kim?

Erkek kardeşim.

Nehrin yukarısındaki bir kamp için kereste kamyonu kullanıyor.

Üç haftadır mesaj yok.

Bir terslik var.

Anne-babamız çiftçiydi.

Madenciler gelip arazilerini satın almak,

istediklerinde hayır dediler.

Böylece onları öldürdüler.

Jorge ve ben ormana kaçtık.

Jaguari bizi buldu ve içeri aldı.

Çok naziktiler.

Ama ben ailem gibi ölmek istemedim.

Biz de ayrıldık.

Raúl bana iş verdi. Ve Bogota'ya taşındık.

Buradan çok uzağa.

Jorge'nin neden buraya geri dönmek,

istediğini hiçbir zaman anlayamayacağım.

Çok cesursun.

Hayır.

Korkuyorum.

Lena!

Neler oluyor?

Demir at Raúl.

Bir dakikaya ihtiyacım olacak.

Proctor, bizi bu tarafa götür.

Hey. Ne yapıyorsun?

Doktor São Névoa'ya gideceklerini söyledi.

Nehrin yukarısında.

Bu yol korunan bölgedir.

Lisansımızı kaybedebiliriz. Ya da daha kötüsü.

O tarafa gittiler.

-Proctor? -Efendim.

Siktir!

- Çözdün mü? - Pervaneye bir şey takılmış.

Bunu yapmanın en güvenli yolu olamaz.

- Lena, ne yapabilirim? - Bırak bunu ben halledeyim.

Lena, bunu yalnız yapmak zorunda değilsin.

- Bırak sana yardım edelim. - Herkes sakin olsun.

Ah, Tanrım! Lena! Lena!

- Haydi, geri çekilin. - Kahretsin!

-İyi misin? -Evet.

Dur, bir bakayım.

Ölü.

Emin misin?

Ne oluyor?

Bir içki alacağım.

Kesinlikle pervanenin işi.

Kemikler ezilmiş.

Organlar da.

Bu sindirim mukusuna benziyor.

Bunun için imza atmadım.

Bunu daha önce de görmüştüm. Ama küçük hayvanlarda.

Bu kadar büyük bir şey değil.

Bunu nelerde gördün?

Yılanlar.

Bazen daha hızlı hareket etmeye,

çalıştıklarında yiyeceklerini boğarlar.

Böyle görünür.

Aşırı daralma burada gördüğüm hasarı açıklıyor.

İnanılmaz.

Tamam.

Ama bunu yapabilmek için dev bir yılan olması gerekir.

Neden kimse bir şey söylemiyor?

Doktorlar, kereste kampına yakınız.

Doğrusu bu mu?

Sanırım.

Terk edilmiş görünüyor.

Raul? Bizi içeri al!

Burası kesinlikle uzak durmamız,

gereken bir yere benziyor.

Hayır. Erzak ve yakıt aramalıyız.

Yaralı var mı diye bakın.

İlaç kutunuzu alın.

Tamam.

Oraya girmeyeceğim. Üzgünüm.

- Lena? - Kardeşim orada olabilir.

Hey.

Bunları alın.

Teşekkürler.

Açın.

Lena.

Hmm?

Tamam. Birlikte kalın. Talimatlarımı takip edin.

Anladınız mı?

Hadi gidelim.

Merhaba

-Burada ne olmuş? -Bilmiyorum.

Adımınıza dikkat edin.

Yapının ne kadar stabil olabileceğini bilmiyoruz.

Çocuklar.

Allison!

Jorge. Jorge! Ah!

Bu Jorge değil.

Ah. Ah.

Aman Tanrım.

Aman Tanrım, yaşıyor.

-Ne yapıyoruz? -Morfin.

Burada.

Açamıyorum. Lütfen.

Orada. Hadi bakalım.

Yardım. Anlayamıyorum... - Şşşt. Şşş.

Şşşt, şşt.

Ne diyor?

O burada.

O mu?

Boiúna.

Işıkları kapatın. Şimdi!

Hayır. Işıklar kapalı.

Yavaş.

Ani hareket yok.

Lena!

- Kahretsin. - Tekneye dönmeyin.

Buradalar!

-Yürü! Yürü! Yürü. -Tamam.

- Miguel! - Hayır!

Hayır, hayır Miguel!

Hayır, Miguel! Ahh!

- Miguel! Hayır! - Hemen gitmeliyiz!

Yürü!

Sen.

Ve sen.

Şimdi ikiniz de benimle geliyorsunuz.

Hiçbir yere gitmiyorlar, seni piç.

Ne yaptığını biliyorum.

Ve başka kimsenin ölmesine gerek yok.

Tamam mı?

Eğer şimdi buradan ayrılmazsak, hepimiz ölürüz.

Lütfen.

O burada.

Bu da ne lan böyle?

Callum! Callum! Siktir! Hadi, gidelim!

Callum! Çökecek! Yürü!

Yürü! Yürü!

Hattı kesin.

Aman Tanrım.

Evet.

Ally! Hattı kes!

- Suda. - Kahretsin!

Ah.

Ah.

Hadi kızım.

Hay sikeyim!

Ah, kahretsin!

Lena! Lena! Neler oluyor?

Çalışmıyor!

Kahretsin!

Neden hareket etmiyoruz?

Şşşt! Şşş.

Ne oluyor? Bu şeyi çalıştıramıyorum!

- Kapa çeneni! - Kapa çeneni!

Neredesin?

Neredesin? Neredesin?

Orada.

Raúl! Raúl!

Raúl! Raúl!

Raúl! Hayır!

Siktir! Bir şeye tutun!

Aman Tanrım. Lena!

Ah, benim...

Lena!

Ally!

Ally!

Ah!

Ally, çabuk! Yüz!

Ally!

Ah!

Ahh!

Buraya neden geldim?

Ne sikim düşünüyordum?

Buraya ait değilim. Hiçbirimiz değiliz.

Ağlamayı bırak! Gitmeliyiz.

Hadi.

Hadi.

Lena, Lena.

Durmam gerek.

Ne yapabilirim?

Hiç Tylenol'un var mı?

Lanet olsun, yılanlardan nefret ediyorum.

Ormanın içinden bir yol bulmalıyız.

Ağaç kesicilerin oraya gitmek için kullandığı bir yol olmalı.

Peki ya balıkçı teknelerinden biri?

Suda ona karşı hiç şansımız yok.

- Karada çok daha yavaştır. - O mu?

Olayı biliyormuş gibi konuşuyorsun.

Hikayeler.

Onlar sadece hikayeydi.

Ne lazım sana?

Ah... ah... antibiyotik.

Morfin.

İlaç paketlerinden biri. Küçük...

Küçük kırmızı çantalar.

İçerisinde antibiyotik var.

Lanet olsun. Sanırım... Ve şeyler...

Dikiş malzemeleri... dikiş... dikiş atılıyor ve...

Ben iskeleye ineceğim.

Bakalım bulabilecek miyim?

Burada bekle, Tamam mı?

- Evet. - Hemen döneceğim, söz veriyorum.

- Evet. - Tamam? Söz veriyorum.

Ona bir içki içmeyi teklif etmek için çok mu geç?

Aah.

Sadece yap şunu.

Aah.

Raul?

Ah! Ah!

Ondan uzak dur!

Sen. Sen. Ne yaptın?

- Hiçbir şey yapmadım. - Onu öldürdün.

Hayır. Onu bulduğumda ölmüştü!

Onu bulduğumda ölmüştü!

Ahh!

Ah, kahretsin!

Ahh!

Ah, kahretsin!

Ah!

Hadi.

Lanet olsun.

Aah.

Ah.

Ah!

Hadi.

Ben buradan çıkıyorum.

Bir arada kalırsak, hayatta kalırız.

Ayak uydur yoksa burada ölürsün. Anladın mı?

O şey neydi?

Boiúna.

Burası onun alanı.

Kendin söyledin.

Hiçbirimiz buraya ait değiliz.

Ah.

Görüyorum.

Ben de öyle.

Hayır. Hayır, hayır, hayır.

Hayır, hayır. Burada. Burada.

Hayır.

Tam bana bakıyor.

Tüm çevremizde.

Bu taraftan. Yürü.

Şimdi!

Gitmek! Beklemek! Beklemek!

- Yürü! - Ah!

Ah.

Kahretsin!

Ah!

Koş!

Ah!

Koş!

Evet. Tamam.

Şşş.

Şşş.

Jorge!

- Şşşt! - Şşşt!

- Tamam. - Tamam.

Teknemiz saldırıya uğradı.

Hayatta kalanlar sadece bizdik.

Hey! Silahlarınız var.

Neden o lanet şeyi vurmadın?

Boiúna tehlikeli

ama burası onun evi.

O ormanın koruyucusudur ve hiç merhamet göstermez.

Kimin yaşayıp kimin öleceğine o karar verir.

Sadece bir ormanda dev bir yılanla takılmak.

Ekibimizden çoğu kişi dün gece altın madencilerine karşı,

çıkan çatışmada öldü,

ve biz kocaman bir yılanla mı takılıyorduk?

Reynaldo ve ben kavgadan kaçtık ve kimsenin giremeyeceği bir yere saklandık.

Tahmin et nereye? Tam buraya.

- Onun alanına. - Altın madencileri mi?

Neredeyse ölüyor muydun? Neler oluyor böyle?

Tomruk kamyonu kullandığını sanıyordum.

Jaguari'nin garimpeirolara karşı,

mücadelesini belgelemek için geri döndüm.

Dünyaya burada neler olduğunu göstermek için.

- Halkımıza yardım etmek için. - Halkımız filan yok.

Lena, neden buradasın?

Seni eve götürmeye geldim!

Ben, evdeyim. Burası bizim evimiz.

- Unuttusan yani. - Burası bizim evimiz değil.

Burada geberip gideceksin!

En azından bir şey uğruna savaşırken öleceğim.

Ne?!

Bunun yol olduğunu sanıyordum.

Jorge.

Biraz dolaşamaz mıyız yoksa...

Kahretsin.

Ah...

Tekrar ediyorum, şu tarafa gidemez miyiz?

Koşun! Kaçın!

- Koş, koş, koş, koş! - Tanrım!

Koşun!

Jorge!

Jorge!

Lena!

Jorge!

Lena!

Vay.

Lena!

Lena!

Lena!

Jorge!

Jorge!

Yardım. Yardım. Yardım. Yardım...

Bana yardım et, lütfen, lütfen.

Lütfen.

-Lütfen bana yardım et, lütfen. -Tamam, buraya gel.

- Hayır, yapamam. - Bak. Evet, yapabilirsin. Hadi!

- Ben..yapamam... - Sadece bana gel!

Hareket edemiyorum!

Tamam, Tamam. Ah...

Harika.

- Lütfen, lütfen. - Hadi.

Hadi. Hadi, hadi.

Ulaşmak zorundasın.

- Yaklaşmalısın. - Yapamam.

Hadi.

Hadi!

Bak, daha yakına gelmelisin!

- Biraz daha yakına. - Yapamam.

-Hadi. -Yapamam!

Yapabilirsin! Lütfen, ben...

Yapamam, yapamam.

Lütfen gitme! Lütfen!

Üzgünüm.

- Üzgünüm! - Hayır, lütfen, lütfen, lütfen.

- Lütfen! - Üzgünüm.

Hayır!

Türkçe altyazı ; ufukbaba

Hiç sahip olmadığım kızımsın..

Koş!

Bunu senin için yapıyorum. Senin için yapıyorum.

Bizim için.

Elimde kalan tek şey sensin. Elimde kalan tek şey sensin.

Seni tanıyorum Brennan.

Bu sen değilsin. Bu sen değilsin.

Birlikte kalırsak, hayatta kalırız.

Seni bırakmamalıydım.

Seni bırakmamalıydım.

Üzgünüm.

Seni kurtarabilirdim.

Merhaba?

Ah!

Mayday, mayday, mayday.

Ah, ah, ah.

Evet!

Hayır!

Ah!

Ah.

İyi misin? Tuttum seni..

Evet. Tamam.

Tamam.

Tamam, hadi.

Tuttum.

Tuttum. Hadi.

Tamam, Tamam.

Ah.

Hey. Hey, hey.

Tamam, beni dinle, Tamam mı? Hey.

Buradan çıkıyoruz. Tamam mı?

Şu anda.

Hayır!

Ah! Ah!

Ahh! Ahh!

Ahh!

Kimin yaşayacağına o karar verir.

Kimin öleceğine o karar verir.

Senden korkmuyorum.

Lena!

Hadi eve gidelim.

Ben evdeyim.

Sessiz ol.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.