Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Pelin, bekle.
Özür dilerim.
(Sessizlik)
Gördüm.
(Müzik - Gerilim)
Neyse ya, önemli değil. Sen git, ben gider senin kapında beklerim.
Bak, Rüzgâr'la buraya gelmemiz gerekti.
Bu hep böyle olacak değil mi Sinan?
Öncelik hep Rüzgâr'ın olacak.
Pelin bak, yapma böyle.
Sana Rüzgâr'la aramda bir şey olmadığını söyledim. Neden bana inanmak yerine...
Çünkü ben heyecanlı ve mutlu bir şekilde hazırlandım...
...ve senin evine seninle buluşmaya geldim. Ve sen yoksun.
(Pelin) Rüzgâr'ı alıp çıkmışsın. Ve bana yalan söylüyorsun.
(Pelin) Yani ben buraya gelmeseydim, sen bizim buluşacağımızı unutacaktın...
...ve aklına bile gelmeyecektim. -(Sinan) Hayır, unutmadım!
-(Sinan) Bak, yalan söylemiyorum sana. -(Pelin) Söylüyorsun!
O kızla ilgili yalan söylüyorsun!
O varken...
...biz olamayız. -Bana bunu söyleme!
Bak, bana şunu yap, bunu yap deme!
(Müzik - Gerilim)
Hâlâ farkında değilsin ama o benim arkadaşım.
Ve sırf sen bir şeyleri yanlış anlıyorsun diye ben arkadaşımdan vazgeçemem!
Evet, o senin arkadaşın. Ama sen onun arkadaşı değilsin!
(Pelin) O seni seviyor.
Bu da benim canımı acıtıyor.
(Müzik - Gerilim)
Paranoyaksın sen.
(Müzik - Duygusal)
Tamam. Tamam.
Öyle olayım.
Sana arkadaşınla mutluluklar.
(Müzik - Duygusal)
Öyle diyorsan öyle olsun.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Sinan) Pelin.
Pelin bak, bunu bize yapma.
Böyle bırakıp gidemezsin.
Biz diye bir şey yok.
Var.
Bir gün görmesek, gözlerimiz birbirini arıyor.
Yalan mı Pelin, söylesene.
(Müzik - Tarkan - Unutmamalı)
Yalan.
Yapma Pelin.
Kendini kandırıyorsun.
Biz ayrılamayız. Böyle bir şey olamaz. Biliyorsun.
Sen önce Rüzgâr dediğin sürece…
…oluyor mu olmuyor mu görürsün.
Pelin…
Ya o, ya biz.
"Bir anlıkmış dediler"
"Kırıldım yâr"
"Aldatıyor dediler"
"Aldırmıyor dediler"
"Yıkıldım yâr"
"Deli gibi yürekten sevmeli"
"Uğruna dünyaları vermeli"
"İncitmemeli sevenleri"
"Değerlerini bilmeli"
"Deli gibi yürekten sevmeli"
"Uğruna dünyaları vermeli"
"İncitmemeli sevenleri"
"Değerlerini bilmeli"
"Ooo"
Sinan ne yapıyorsun?
"Unutmamalı o güzel günleri"
Bizi seçiyorum.
Hep yanımda ol istiyorum.
(Müzik devam ediyor)
"Hatırlamalı"
İlk aşkım.
Son aşkım.
Pelin’im.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
"Unuttu dediler"
"Hiç sevmedi dediler"
"Gücendim yâr"
"Yalanmış dediler"
"Bir anlıkmış dediler"
"Kırıldım yâr"
"Aldatıyor dediler"
"Aldırmıyor dediler"
"Yıkıldım yâr"
"Deli gibi yürekten sevmeli"
"Uğruna dünyaları vermeli"
"İncitmemeli sevenleri"
"Değerlerini bilmeli"
"Deli gibi yürekten sevmeli"
"Uğruna dünyaları vermeli"
"İncitmemeli sevenleri"
"Değerlerini bilmeli"
"Ooo"
"Unutmamalı o güzel günleri"
"Anılarla gönülleri hoş tutmalı, avutabilmeli"
"Hatırlamalı, sevgiyle anmalı"
"Ümitlerle yarınları hoş tutmalı, ayırmamalı"
"Unutmamalı o güzel günleri"
"Anılarla gönülleri hoş tutmalı, avutabilmeli"
"Hatırlamalı, sevgiyle anmalı"
"Ümitlerle yarınları hoş tutmalı, ayırmamalı"
"Unutmamalı o güzel günleri"
"Anılarla gönülleri hoş tutmalı, avutabilmeli"
"Hatırlamalı, sevgiyle anmalı"
"Ümitlerle yarınları hoş tutmalı, ayırmamalı"
Ya nasıl yani?
Sen bastın gittin ve o arkandan koşmadı, öyle mi?
Ne koşması ya?
Adam Rüzgâr’ı tercih etti diyorum sana.
Nasıl?
Ne zaman dedi ya? Ben hiç öyle bir şey duymadım.
Ya o, ya biz dedim, sesi çıkmadı. Yani biz diyemedi.
İyi de o da dememiş ki. Hatta hiçbir şey dememiş yani.
Demiyorsa kabul ediyorsundur. Bu kadar basit.
(Müzik)
Madem o kadar basit, madem evlendiniz, öyleyse dün gece…
…niye Sinanlara giremedik?
Çünkü Sinan’ın annesinin kalbine inmesin diye.
Nasıl yani?
Gönlü yok mu?
Yok, yani gönlü var da haberi yok.
Bir şeyler dönüyor ama...
Ne dönecek dedeciğim? Bir şey döndüğü yok.
(Rüzgâr) Yani şöyle bir durum var.
Sinan’ın annesi düğün dernek istiyor ama biz Sinan’la öyle bir şey istemiyoruz.
O yüzden de buna maruz kalmamak için evlendik gitti.
Öyle mi Sinan?
Evet.
Aynen öyle.
Ya da şöyle diyelim.
Bu ihtiyarın günleri sayılı.
Onu üzmeyelim diye parmaklarınıza yüzükleri geçiriverdiniz.
Haksız mıyım?
Haksızsın.
Evet, tamam, ben senin mutlu olman için her şeyi yaparım.
Ama o kadar da değil.
Evet. Yani ne o öyle film gibi.
Evlilik cüzdanı çıksın.
Hemen!
Madem evlendiniz, görmek istiyorum.
Ya beni evine çağırıp, Rüzgâr’ı alıp annesinin evine götürdü.
Ben kapılarda bekledim.
Rüzgâr’ın dedesi de oradaydı. Aile saadeti diyorum ya.
Bir şey demeyecek misin?
Yani konuş konuş diyorsun, ondan sonra da…
…ben bir şey deyince azarlıyorsun beni.
Ya ne diyeyim ki ben sana şimdi?
Bana hak verebilirsin mesela.
Sinan ve Rüzgâr böyle gezdiği sürece…
…Sinan seni anca rüyasında görür falan diyebilirsin mesela.
Kuzum, hak veriyordum zaten.
Ama yani ben biraz abarttığımızı düşünüyorum.
Yani adam seni seviyor sanki.
Hani ikinizin yeri farklı sanki.
Hıı. İkimizin yeri farklı. Evet.
Rüzgâr’ın yeri Sinan Efendi’nin başının üstü…
…beni de sağ olsun dış kapıya mandal olarak asmış.
Ay pes yani Pelin.
Sen şimdi beni seviyorsun diye Sinan’ı sevemeyecek misin yani?
Buradan o anlam çıkıyor.
Hayır, o anlam çıkmıyor efendim.
Biz ikimiz kızız. Aynı şey değil.
Şimdi ben sokaktan Ahmet, Mehmet getirsem…
…bak Sinan, bu benim kankam…
…yediğimiz, içtiğimiz ayrı gitmiyor falan desem mesela.
Tamam da ya Rüzgâr onun çok eski arkadaşı.
Zor zamanda destek olmuş yani.
Adam onu sevmeyecek de beni mi sevecek?
Ya ne abartıldı bu Rüzgâr’ın desteği arkadaş.
Yani sanki başkası olsa onun yerinde yapmayacaktı?
Aman ne büyük marifet yani.
İnsanın zor gününde yanında olmak.
Sen olmadın ama.
Hatta o günleri sen armağan ettin Sinan’a.
Ya sen kimin sistasısın?
Yani iki gün önce daha bana şey demiyor muydun, güzel güzel konuşuyordun…
…sınırlar ötesi aşk, oh bunlar neler yaşamıştır falan diye beni gazlıyordun.
Ne oldu şimdi? İkisi kan kardeş mi oldu?
Yani şimdi biraz üzerine düşününce…
…bana biraz abartıyormuşuz gibi geldi yani.
Sakıncalı bir şey yok bence.
(Kapı zili sesi)
Hıh, bak.
Biraz daha Pelin’e destek vermezsen, seni parça pinçik edecek diyor.
Hıı. Başak. Başak o.
Başak anlar beni.
Hatta benim yerime de söyleniverir.
Oh biraz da yüküm hafifler.
Sen de anca böyle müdüre hanım gibi konuş, konuş.
-(Bülent) Başak burada mı? -Yok.
Ay Sinan gönderdiyse seni, hiç boşuna uğraşma.
Kızlar, Başak gerçekten burada değil, değil mi?
Bak, biliyorsanız ve söylemiyorsanız…
Ya ben bütün gece uyuyamadım. Ne olur.
Allah Allah. Niye yalan söyleyelim ya?
Başak falan yok. Yani odaları mı gezdireyim tek tek?
Başak mı yok?
Niye yok, nasıl yok?
Bilmiyorsunuz değil mi?
Cık.
Aaa!
Dün gece verdi bunu, gitti.
Telefonunu da arıyorum arıyorum, kapalı. Muayenehanede de yok.
Yok yani.
E iyiydiniz siz. Ne oldu, ne yaptın?
Ay koltukları mı beğenmedin yoksa?
Ay kesin bizim Başak şey diye sormuştur, bu ev…
…bahçeli mi olsun, teraslı mı olsun diye. Bu da şey...
Ya o tuzak soruydu. Başak teraslı seviyor.
Ya Pelin! Bir şey soruyorsun, cevabını dinle.
Ne olursun ya, bir sakin ol.
Anne!
Kızlar, Başak her şeyi öğrenmiş.
Anne…
Of!
İstersen elemanlara haber vereyim, çalışma odandaki büyüteci getirsinler.
Yok canım. Öylesine bakıyorum işte.
Ya evlendik işte. Daha neye sayfa sayfa bakıyorsun?
Ya ne bileyim ben, öyle birden bire evlendik deyince yüzükler müzükler…
…insan şey ediyor tabii ki.
Yani bak, devlet kabul etmiş bizim evlendiğimizi ama…
…sen hâlâ ikna olmuyorsun.
İyi. Peki. Tamam, tamam.
Bir dakika durun bakayım.
Siz niye bu kadar ayrı duruyorsunuz birbirinizden?
Yeni evliler böyle mi olur?
O nereden çıktı şimdi ya?
Ya yok canım. Biz hep yan yanayızdır ya.
Hep.
Ha şöyle. İşte böyle bak.
Yeni evliler böyle olur işte.
Ne o öyle, siz kırk yıllık evliler gibi ayrı ayrı, ha?
(Gülme sesleri)
Ay ömürsün dedeciğim ya.
Dedeciğim bak, ben senin mutlu olman için her şeyi yaparım.
Ama böyle yalandan evlenecek kadar da değil.
(Nefes sesi)
Tamam. Peki.
Tamam mı?
Tamam.
Şimdi izninizle biz gidelim.
Tamam tamam. Siz keyfinize bakın. Hadi.
(Rüzgâr) Hadi.
Kötü müydü kız giderken?
Hıı.
Galiba.
Bir şey dedi mi sana?
Neredeyse iki senedir çıkmıyoruz bu dergilere.
Çok uzak kaldık bu cemiyet hayatından zaten.
Ya ben ne diyorum, sen ne diyorsun Süheyla yahu?
Ay Rıza, kocaman kız oldu.
Ayrıca, bir derdi olduğu zaman da…
…bana değil, gidiyor arkadaşlarına anlatıyor.
Sen de maşallah hemen lafı çevir.
Yahu lafı ben açtım. Nasıl çevirebilirim?
Tamam. Tamam Rıza.
Hiçbir yere gitmeyelim. Sen hediye falan da alma.
Cebindeki akreple yaşa. Tamam mı?
Yahu ben bu kadına ömrümü verdim.
Şu kadar olsun anladıysam ne olayım.
Of!
Ya resmen ömrümden beş sene gitti.
Yani kolay olmayacağını biliyordum ama…
…dedemin bu kadar uğraştıracağını da düşünmemiştim.
Ya hiç yapamadığım işler. Biliyorsun, yalan söylemeyi beceremiyorum.
Biliyorum. O yüzden zaten sabahtan beri böyle her şeyiyle ince ince uğraştım.
Bana bak, sen o evlilik cüzdanını nasıl hallettin?
Yani dünyayı dolaştım ben Sinan. Bir sürü tanıdığım var.
Bu da şey, bizim Feridun vardı.
Sahte pasaport işinden dolayı İsveç’te hapishanede yatmıştı.
Öyle bakma. İyi bir adamdır.
Biz de böyle yardımcı olduk buna.
Ama bıraktı zaten sonra bu işleri. Çoluk çocuğa karıştı.
Ben de yanına gittim. Beni çok sever.
Böyle sabaha kadar başının etini yedim.
Bu da onun evlilik cüzdanı zaten.
Yuh yani Rüzgâr.
Bir de büyüteç getir, öyle bakalım diyorsun.
Adam baksa belki yakalanacağız.
Ya ne yapayım?
Böyle bir blöf yapmak zorundaydım.
Ayrıca böyle ince bir iş bu yani. Feridun bayağı bir uğraştı.
Basit bir şey değil.
Sen hâlâ bana kızgın mısın?
Hayır Rüzgâr. Niye hâlâ sana kızgın olayım?
Yüzün bir düşük.
Sabahtan beri aklın başka yerde. Ben tanımaz mıyım seni?
Ya bu restoranla ilgili sorunlardan dolayıdır. Yoksa seninle ilgili değil.
Bu arada haklıydın.
Yani ben de çok sert çıkıştım.
Haddim olmayan şeylere karıştım falan.
Boş ver. Ben unuttum bile. Takma kafana.
O zaman yüzün gülsün.
Gülüyor. Gülmüyor mu?
Neyse. Var sende bir şeyler.
Bu arada yani bütün o söylediklerim sen üzülme diyeydi.
Biliyorum Rüzgâr.
(Müzik - Duygusal)
Canım. Hayırdır?
Ha, hastaneye gideceğiz de.
E niye gidiyorsunuz hastaneye? Daha yeni gittiniz ya.
Bir testler yaptıracağız. Bebek içinmiş.
Yani şimdi öyle yapıyorlarmış.
(Gülme sesi)
Yavrum, bu ne testidir?
Daha badem kadar şey o.
(Müzik - Hüzünlü)
Havva Hanım, ben size Necip Bey’e anlatırsınız diye destek oldum.
İnanın öteki türlü beni çok zor bir durumda bırakırsınız.
Söyleyeceğim. Yemin ediyorum söyleyeceğim.
Bir şuradan çıkalım.
Peki.
Şimdi bizim hiç mi çocuğumuz olmayacak?
Yani bilemiyorum ki klinik geçmişinizi.
Takdir edersiniz ki yüzünüze bakıp cevap veremem buna.
Yani biz çok denedik, gittik geldik ama yok, olmadı.
Tamam. Ben şimdi size yaptırmanız gereken testlerin listesini yazacağım.
Eğer Necip Bey de kabul ederse, bir yaptırın.
Sonuçları da getirin bir bakalım. Olur mu?
Tamam. Çok teşekkür ederim.
Tıp çok gelişmiş anneciğim.
Şimdi böyle erken erken bakıyorlar, her şeyi anlıyorlar.
Şimdi bizim kanımızı alacaklar, idrar alacaklar.
Böyle bir hastalık olma olasılığı varsa, her şeyi görüyorlar sağ olsun doktorlar.
Yavrum, şimdi ben anlamaya çalışıyorum.
Yani Hidayet’in kızı doğum yaptı daha yeni.
E üç ay falan doktor yüzü görmediler.
Ya yalan mı söylüyorum ben? Allah Allah.
Siz tutturdunuz doktor doktor diye. Ben de gidiyorum.
Tamam, tamam benim bir tanem, tamam.
Sakin ol sen.
Dokuz ay biz ne yaparız böyle yoksa?
Havva. Geldim Havva. Hadi gidelim.
Yok, gitmeyelim. Bence anneme soralım.
Çünkü o, doktordan daha iyi biliyor.
Yani erkenmiş, gitmeyelimmiş.
Yok, öyle değil de. Yani ben hani anlamaya çalışıyorum.
Neden gidiliyor, ne testi bu?
Yok, anneciğim. Anlamayacaksın, sorgulamayacaksın.
Doktor ne diyorsa o olacak yani. Kan lazımsa kan, şey…
(Müzik)
Havva hadi gidelim. Annemin önünde konuşturma beni.
Hadi bakalım. Hadi yolunuz açık olsun.
Geç, geç.
Anladım canım. Size de gelmedi o zaman.
Ya peki hiç mi aramadı?
Yok canım. Nikâh için değil de…
…Başak sana uğradı mı diye aradım ben.
Ah, sen nerede duydun evleneceğini Başak’ın?
Ne zaman söyledi?
Bengisu, Başak ablanın sana bir şey söylemediğine emin misin?
Ha, böyle oynarken falan söylemiş olabilir mi?
Bir daha bir düşün bakalım.
Öyle bir şey demedi Bülent abiciğim.
Abiciğim kim söyledi o zaman ya? Ben deli olacağım.
Vallahi deli olacağım. Aklımı kaçıracağım ya.
Ya insan olan böyle bir şey yapmaz ya.
Var ya, bir elime geçireyim zaten onu, bir elime geçireyim ya.
Öyle deme. Onun da annesi babası var.
Belki yanlışlıkla söyledi. Çok kötüsün.
Bak Bengisucuğum, ispiyonculuk çok kötü bir şeydir.
Kötü insanlar da kötü şeyler duymayı hak eder. Tamam mı?
Tamam. Tamam canım. Ararız biz seni.
Hadi öptüm. Bye bye.
Anladım. Size de gelmedi o zaman.
Herkesi aradım.
Eski erkek arkadaşlarını?
Yok ya.
Yani Başak birinden ayrıldıysa, zaten onu ölmüş bilir. Aklına bile gelmez.
Peki, sence beni de mi öldürdü?
Yani öldürmediyse de…
Vallahi benden de hiç haber yok.
Of!
Delireceğim ya.
Bülent, sana bir şey söyledi mi bizim bildiğimize dair?
Cık.
Vallahi söyleyen kimse, bizi de ispiyonlamıştır.
Yoksa bizden neden kaçsın yani?
Ay Simoş deme öyle. Üzülüyorum.
Vallahi ben hem üzülüyorum hem korkuyorum.
Yani Başak’ı şu kadar tanıyorsam…
…bizden intikamını almadan onun elinden bizi kimse alamaz.
Hem öyle senin kankanınki gibi öyle tatlı intikam falan olmaz canım onunki.
Yani.
Alo. Bülent abi.
Efendim Serkan’ım?
Başak Hanım burada.
Şaka yapıyorsun.
Yürü be!
Oğlum, tamam. Tut onu orada.
Tut orada. Giderse tut. Tamam mı?
Geliyoruz hadi.
Kızlar, Başak Filiya’da. Gidiyoruz hadi. Koş, koş!
-Ne? -Ah süper! Hadi.
Bengisu hadi anneciğim gel.
Kızım hadi, hadi. Koş, koş, koş.
Yani karşı tarafın elinde tanık var, laboratuvar sonuçları var.
Hadi tek tanık var diyelim. Yalan söylediklerini, iftira attıklarını söyleyelim.
Restoranın güvenlik kamerası var mı?
Var, var.
Yani işimize yarar bir şey çıkar mı?
Yok. Bu onların elini güçlendirir.
Muhtemelen Berkay’la konuşmalarınızın kaydı vardır.
Biz iftira desek bile bunu sunarlar.
Anlaşmazsanız, istediğiniz sonuçları alamazsınız.
Onların eli daha güçlü.
Başka bir yolu yok mu bunun? Ya emin misiniz?
Ceyda Hanım, dediğim gibi…
…ellerinde deliller var ve hepsi de onların lehine.
Of!
(Müzik - Gerilim)
Peki, bütün bu deliller sanki hiç olmamışcasına…
…bir anda ortadan kaybolsa?
Anlamadım?
Yani diyorum ki delil de yok, tanık da.
(Müzik - Gerilim)
Hadi, hadi, hadi.
Sen önden git.
Ya gelsenize.
Ha şimdi gelsenize mi oldu?
Hani iyi olsun, intikam alsın falan diyordun, ne oldu?
Kızım niye geldiniz o zaman?
İlk sana patlasın, biz ikinci yarıya yetişiriz.
(Müzik)
Cık!
Babam böyle durumlarda hep şey der ya, yürek yemiş maşallah.
Nerede?
Bu, Başak ablanın değil mi?
Tamam, Başak’ın. Nerede peki?
Ceketi burada.
Peki, Başak nerede?
Ceketi burada.
Hadi girelim mi?
Ay bilemedim ki.
Ha?
Hadi girelim.
Gir, gir, gir.
Vallahi ceketi burada.
Serkan, Başak nerede?
Bizi sordu mu?
Serkan, söylesene oğlum nerede olduğunu.
Ben yokken yaramazlık mı yaptı?
Efendim?
Hepiniz ceketime bir tuhaf bakıyorsunuz da.
Haa. Pardon. Kusura bakmayın. Buyurun.
(Müzik)
Yemin ederim Başak ablanın sandım.
Şefim, geldiğin için çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
Seni de buraya kadar yordum.
Ya dediğim gibi, menüye yeni bir tatlı tarifi eklemek istiyorum.
Tamam.
Şu senin labneli revani tatlın çok hoşuma gitti.
Senin için de sorun olmazsa beraber denesek olur mu?
Olur. Yapalım.
Güzel.
Öğlen servisinden sonra burası biraz hafifleyecek.
İstersen o zaman deneriz.
Tamam. Ben de malzemeleri toplayıp geleyim o zaman.
Harika. Tamam. Öğleden sonra görüşürüz.
Tamam. Görüşürüz.
(Müzik - Duygusal)
Bir haber var mı?
Hıı. Var.
O yüzden böyle hepimizin yüzünde güller açıyor.
Yok abiciğim. Kızlar da bir şey bilmiyor.
Ya tamam. Panik yapmayın o kadar.
Ya kocaman kadın.
Başka kocaman kadınların aksine…
…öyle bas bas bağırıp kavga çıkarmak yerine…
…yalnız başına kalıp kafasını dinlemek istemiştir.
İyi de abiciğim ya ne olursa olsun insan bir haber verir ya.
Şuradayım der, buradayım der. En azından nerede olduğunu biliriz yani.
Hayret bir şey ya.
Başak bazı insanlar gibi ilgi manyağı mı ki…
…iz bırakıp ben buradayım, kaçıyormuş gibi yapıyorum…
…gelin beni bulun yapsın?
İyi de hiç mi düşünmezsin yani? Kaç kişi helak olduk burada ya.
Biliyor da panik olacağımızı. Çok da iyi biliyor hem yani.
Ben eminim ki kimseyi panikletip öfkelendirmek niyetinde değildir.
Belki bunaltmışsınızdır, belki hayal kırıklığına uğratmışsınızdır.
Ama insanın böyle arkadaşları olunca…
…yok, illaki onlar karar verecek ne zaman görüşülüp ne zaman görüşülmeyeceğine.
Ay, başına bir şey gelmiştir diye peşinden geldim herhalde.
Pardon ama küçük hanım, siz neden üzerinize alındınız bunu?
Bana laf çarptırıp duruyorsun çünkü.
Ha, doğru.
Sizin hiç sevmediğiniz, hiç haz etmediğiniz hareketler değil mi bunlar?
Çünkü hiç yapmıyorsunuz bunları.
Ya ayıptır ya.
Benim burada canım burnumda, siz hâlâ birbirinize laf çarpıp…
…birbirinizle kavga etmenin peşindesiniz ya.
Ya sizin bana ihtiyacınız varken ben böyle mi yaptım size?
Ha?
Pelin, hâlâ kaş göz yapıyorsun.
(Müzik - Duygusal)
Ya kalın burada, yiyin birbirinizi.
Ben hastane, karakol, ne varsa bakmaya gidiyorum.
(Müzik - Duygusal)
Geçecek Başak. Bu da geçecek.
Bugüne kadar bütün kederler nasıl geçtiyse senden…
…bu da geçecek işte.
Ama bu sefer o kadar kolay olmayacak.
Bülent ya.
Canım Bülent.
Prens Bülent.
Unutacaksın!
Peluş’um, Simoş’um.
Tamam, unutmayacaksın.
O kadar da demedik ama çok pis küseceksin, çok pis.
Ama ben çok özlerim.
Özler özler, unutursun.
Bugüne kadar özlemekten kimse ölmemiş.
(Nefes sesi)
Adres değişikliği iyidir ya.
İyidir yani.
Yeni bir hayat, yeni çevre, yeni kimlik, yeni insanlar.
Ay bu fikir çok iyi geldi be.
Bu ne biçim ülke ya?
Meditasyona saygı da kalmamış burada.
Ben yedi saattir bu kafa açıklığına erişmek için neler yaşadım biliyor musunuz siz?
Sen de bizim oyunumuzun ortasına çömelmişsin.
Ne yapabiliriz yani?
Top oynayacak yer mi burası? Gidin az ötede oynayın.
Bakın, ben cadıyım. Benim çok değişik güçlerim var.
Hiç elimi bile sürmeden bu topu yok ederim.
Kusura bakma da dokuz buçuk yaşındayım. Cadı diye bir şey yok yani.
Allah Allah. Dil de dokuz buçuk.
Iy!
Senin çocuğuna çok yazık.
Yok benim çocuğum falan. Tamam mı?
Aaa! Yaşlısın ama.
Hiç mi yok?
Kocan da mı yok?
Kimse sana bakmıyor değil mi?
Kocam da yok, çocuğum da yok.
Bugüne kadar dostum var diyebilirdim, meğer o da yokmuş.
Şurada iki gram huzurum vardı. Sizin yüzünüzden artık o da yok.
Ama dayak var yerseniz.
Ha? Dayak var yerseniz.
Dayak!
(Nefes sesleri)
(Mızmızlanma sesi)
Beni delirteceksiniz. Çocuğum da yok, kocam da yok.
(Mızmızlanma sesi)
Başak?
Demet?
İyi misin?
Değilim.
Değilim.
Ya kale mi o?
Bak, böyle böyle yapınca morarmıyor ha.
Yaptım, yaptım.
Yap, yap.
Şu meyve suyunu versene.
Al.
Ama şimdi içmesen? Daha testler bitmedi ya.
Sıkışırsın falan.
Bir şey olmaz.
Bir de şunu alsana.
Ne yapıyorsun böyle uluorta?
Hem ne gerek vardı şimdi buna?
Bunu çocuğu olmayanlar için yapmıyorlar mıydı?
Ya o başka şey, bu başka şey. Necip’im, bu DNA için.
Hani sende bir hastalık varsa bebeğe geçmesin diye.
Tamam, öyle diyorsan.
Ama yine de uluorta çıkarma şunu.
Şurada kuytu bir yerde falan çıkarırız.
Tamam abi.
Ya tamam, endişelenme. Ya aklına kötü şeyler getirme.
Dediğim gibi, yalnız kalmak istemiştir, o kadar.
Tamam.
Ya biraz fazla endişelenmiş bizimki.
Bütün karakolları gezmiş. Şimdi de hastaneleri gezecek.
Bütün erkekler aynı olmuyor demek ki.
O ne demek şimdi?
Yani bazısı geç de olsa telaşlanıyor, endişeleniyor.
Öyle basıp gitmiyor demek.
(Telefon mesaj sesleri)
Ay bu delirdi. Bak, gidiyor.
Bizi terk ediyor.
Durun bir, sakin olun. Öyle terk edip gitmek kolay mı?
Kadınları tanımadığın için kalpleri kırıldığında nasıl tepki verirler anlayamazsın.
Hadi, hadi. Hemen gidelim, hadi.
Ay evet, hemen gidelim. Evden çıkmadan yetişelim.
Bir tek onu istiyorum ben.
Biz gitmeyelim anne. Ne olur gitmeyelim.
Çok korkuyorum.
Kızım neden ama? Başak ablanı bulacağız ya gidip.
Bulmayalım anne. Sonra bana çok kızar.
O bize kızacak güzelim.
Mümkünse Bülent abini de bir kaşık suda boğacak.
Sana ne yapsın ki tatlım?
Hayır, asıl suçlu benim.
(Müzik - Duygusal)
Anneciğim neden öyle diyorsun asıl suçlu benim diye, ha?
Ben söyledim Başak ablaya.
(Müzik - Duygusal)
Tamam kuzum. Kıyamam. Üzülme sen. Korkma tamam mı?
Anne ne olur gitmeyelim.
Ama kuzum, Başak ablan sana hiç kıyar mı?
O seni çok seviyor. Hiçbir şey yapmaz ki o sana.
Ya yalan söyleme.
Sabahtan beri Pelin ablamla neler konuştunuz.
Duydum ben hepsini.
İntikam alır diyordunuz.
Ne olur anne. Ne olur gitmeyelim.
Siz gidin o zaman yani. Vakit kaybetmeyin.
Ha, sen yan diyorsun yani?
Kızım, nasıl bırakayım? Çocuk nasıl korkmuş, görmüyor musun ya?
Ay ben de korkuyorum. Başak şimdi on kaplan gücündedir.
Ben gidersem beni böyle paramparça eder.
Yalnız gitmeyeceksin. Benimle gideceksin.
İstemem.
Sen Başak gitmeden onu yakalamak istiyor musun, istemiyor musun?
Tabii ki istiyorum. Ama senin yardımına ihtiyacım yok.
Pelin, bırak şu şımarıklığı.
Aynı yere gideceğiz. Ayrı ayrı mı gidelim?
Sen bana şımarık mı diyorsun?
Evet, sana şımarık dedim.
Sen de ukalasın tamam mı? Hatta ukalanın önde gidenisin.
Şimdi bunlar beraber mi gitti, ayrı ayrı mı, vallahi ben anlamadım.
Onlar âşık birbirine.
Onların ne yaptığı belli olmaz. Değil mi anne?
Sen artık büyüklerin işine karışmasan diyorum. Nasıl olur ha?
Artık karışmayacağım zaten.
Aferin sana o zaman.
(Müzik)
Gördüm abi, gördüm.
Gördüm. Gidiyormuş.
Sinan, ne olursunuz bak gidin tutun abi. Lütfen ya.
Ya bu değişim saati zıkkımı. Hiçbir taksi durmuyor abi.
Delireceğim ya. Dur.
Lütfen.
Sinan hadi.
Durmuyorlar abi. Durmuyorlar ya.
Oğlum bak, biz daha bitmedik.
Biz daha zaten başlamadık bile ya.
Lütfen gidin tutun Başak’ı ya. Ne olursunuz gidin abi.
Gidemiyorum ben ya.
Lütfen gitmemiş ol Başak.
Tamam abi. Sakin ol ve üzülme.
Tamam mı?
Halledeceğiz.
Başak bizi senin yüzünden terk ederse seni hiç affetmeyeceğim Bülent, ona göre.
Pelin ne yapıyorsun?
Az bile yapıyorum.
Ya siz erkekler hepiniz aynısınız ya.
Anneleriniz tarafından pışpışlanmaya o kadar alışmışsınız ki…
…hiç eleştirilmeye gelmeyin, aman.
Ee, tamam.
Tamam abi. Orada görüşürüz.
Hadi abi.
Hadi artık.
(Müzik)
Şişt, şişt!
Saatim geldi abi. Taksiyi teslim edeceğim.
Abi bak, bildiğin gibi değil. Gönül meselesi.
Gitti mi gider abi. O giderse de benim can şenliğim söner.
Kurban olayım, hadi bas gidelim.
Vermiyorlar mı?
Zalimlik mi yapıyorlar?
Sevmediği birine mi veriyorlar yoksa?
Yok abi. O kadar dramatik bir durum değil ya.
Öyle değil.
Yok yani, zalim ortamdan yengeyi kaçıracaksak…
…gaz tedariki yapalım. Ona göre basar gideriz.
Yok, yok abi.
Biz böyle vakitlice yetişirsek oraya, ben her şeyi halledeceğim.
Hiç öyle kız kaçırmalık bir şey yok.
Hadi.
İstanbul taksicilerine laf söylerler ama…
…yeri geldiğinde en asil duygu adamı oluruz.
Eyvallah. Adamsın.
Yani sana inanamıyorum.
Adamın üzüntüden telefonda sesi titriyor, senin söylediğin şeye bak.
Başak hiç üzülmüyor değil mi?
Peki, bunun suçlusu Bülent mi?
Bülent’in evlilik korkusu ve gerçekleri söyleyememesi yüzünden oldu hepsi.
Ya herkesin başına gelebilecek talihsiz bir olay yüzünden oldu diyorum.
Daha kaç defa söylemem lazım?
Ne meraklısın suçlu aramaya.
Ay siz de ne kadar meraklısınız suyun yüzüne böyle zeytinyağı gibi çıkmaya.
Of!
O ofu benim çekmem lazım asıl. Benim, benim!
Benim arkadaşım gidiyor.
Pelin, Bülent gidip bir yüzük aldı.
Ve Başak’a her şeyi anlattıktan sonra…
…ona bu sefer gerçekten evlenme teklif edecekti.
(Müzik - Duygusal)
Yaa Pelin. Yaa.
Sonra böyle kuzu gibi suratıma bakıyorsun.
Ama senin sorunun bu.
Yani anlamadan, dinlemeden her şeyin en kötüsünü düşünüyorsun.
Gerçi bütün kadınlar aynı.
Ya hep, ya hiç. Arası yok değil mi?
(Gülme sesi)
Bak sen.
Ünlü şefimiz başımıza ilişki koçu olmuş.
Vallahi bu konuda senden daha iyi olduğuma emin olabilirsin.
Bak, istersen sana ders de verebilirim koçun olarak.
Bak öyleyse, sevgili ilişki koçum.
Siz erkekler nerede, ne zaman, nasıl duracağınızı bilirseniz…
…ve böyle kararsız bir şekilde ortalıkta dolanmazsanız…
…biz de kadınlar olarak ya hep, ya hiç demek zorunda kalmayacağız.
Bir dakika küçük hanım, bir dakika. Öyle lafı söyleyip önden gidemezsin.
Ben senin kafanda kurduğun o saçma şeyler yüzünden bu seçimi yapmak zorunda değilim.
Pelin kim ki zaten? Pelin kapı önlerinde beklesin.
Önce Rüzgâr’ın işi görülsün.
Bunları da kafamda kuruyorum ben değil mi?
(Asansör kat sinyali sesi)
(Sinan) Ya inan bana önemli bir şey olmasa niye yapayım bunu? Bir anlasan.
Ay neymiş o çok önemli şey, gerçekten çok merak ediyorum.
Söyle ben de anlayayım. Söyle, bekliyorum.
(Gürültü sesi)
Sakın asansördeyiz deme bana.
Ne diyeyim mesela? Uçaktayız mı diyeyim?
Ya senin yüzünden asansörde kaldık ve benimle dalga mı geçiyorsun?
Sana inanmıyorum Pelin ya. Bu da mı benim yüzümden?
Yani bir asansöre ne yapmış olabilirim?
Sence nazarım mı değdi?
(Gürültü sesi)
Ya Başak’ın asansörü zaten sürekli bozuluyor.
Başak’a geldiğim zaman ben binmiyorum. Sen benim kafamı karıştırdın ve bindim işte.
Allah beni nasıl biliyorsa öyle yapsın Pelin ya.
Sinan.
Sinan, ben kapalı yerde kalamıyorum. Sinan.
Sinan, ben kapalı yerde kalamıyorum. Ne olur çıkar beni buradan.
Ne olur çıkar beni. Korkuyorum.
Ne olur.
(Müzik - Gerilim)
Tamam.
Sakin ol Pelinciğim. Önce bir sakin ol.
Sakin ol.
Aman abim, yolda kalırsın. Tekliyor yine.
Beş, on dakikaya gelir yaparlar.
(Müzik - Gerilim)
Nefes alamıyorum.
Nefes alamıyorum. Sinan, ne olur çıkar beni buradan.
Sinan lütfen.
Hayır.
Hayır, öyle bir şey olmuyor.
Sadece sana öyle geliyor.
Sinan.
Öleceğiz burada Sinan.
Ne olur, çok korkuyorum. Çıkar beni ne olur.
Ne olur.
(Müzik - Duygusal)
Bak, biz aslında asansörde kalmadık.
Kaldık.
Hayır, kalmadık.
Sadece arabamızı yolun kenarına çektik.
Bunu hayal et.
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesleri)
(Sinan dış ses) Yolun yan tarafında çok güzel bir derenin aktığı ve...
...yemyeşil bir yer burası.
(Müzik - Güliz Ayla - Deli Fişek)
(Sinan dış ses) Arabadan indik.
(Sinan dış ses) Sen birdenbire koşmaya başladın.
(Sinan dış ses) Ben arkandan…
Pelin, dur.
(Sinan dış ses) Sen her zamanki gibi beni yine dinlemedin.
"Sen intikam peşinde, bense ellerinin"
"Boğulmaktır niyetim içinde gözlerinin"
"Ben deli fişeğim"
"Sen dur ben öleyim"
"Niyetini göster bana ucundan"
"Koşarak geleyim"
"Ah koyu kalplim"
"İnadından öpeyim"
"Ha dediğin yerde han kurarım"
"Daha ne diyeyim"
(Müzik devam ediyor)
(Nefes sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Nefes sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Pelin dış ses) Nefes alamıyorum. Nefes alamıyorum…
(Nefes sesi)
(Sinan dış ses) Alıyorsun.
(Sinan dış ses) Alıyorsun.
(Müzik - Duygusal)
(Sinan dış ses) İçinde bulunduğumuz yer o kadar büyüleyici ki…
…biz de bu güzelliğe kapılıp…
…birbirimize daha da yakınlaşıyoruz.
(Müzik - Duygusal)
Biliyor musun, burada dünyanın en güzel çiçeği var.
Sen nereden biliyorsun bunu?
İddiaya girelim mi?
Olur.
Girelim.
Nesine?
Kim kazanırsa kaybeden onun her istediğini yapacak.
Anlaştık.
Tamam.
(Pelin) Hadi.
-(Sinan) Tamam. (Pelin) Hadi.
-(Pelin) Gel. -(Sinan) Tamam.
-(Pelin) Hadi. -(Sinan) Tamam, dur, yavaş. Dikkat et.
(Sinan dış ses) Sonra elimden tutuyorsun.
(Sinan dış ses) Ve oraya doğru koşuyoruz.
(Müzik)
Etrafımızı birden mis gibi çiçek kokuları sarıyor.
(Müzik)
(Müzik)
Hadi Sinan. Beni takip et.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Sinan.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
İşte dünyanın en güzel çiçeği.
Papatya?
Papatya mı yani dünyanın en güzel çiçeği?
(Pelin) Evet.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Şurada gördüğümüz göl.
Dünyanın en güzel gölü.
Mesela Filiya...
...dünyanın en güzel restoranı.
Altın kalp dünyanın en güzel tatlısı.
Seninle beraber olduğumuz ve gülebildiğimiz her yer dünyanın en güzel yeri.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
(Müzik)
(Müzik)
Peki iddiayı kim kazandı?
(Müzik)
Sen kazandın.
(Müzik)
Dile benden ne dilersen.
Nefesim tükeniyor.
Nefesim ol Sinan.
Nefesim ol.
(Müzik)
(Müzik)
(Asansör zil sesi)
Hıh.
Pelin Hanım?
Ya sen buna hiç binmezdin.
Bindik işte.
Ya siz de yaptırın canım şu asansörü yani.
Zırt pırt asansör mü bozulur?
Biz de ekmek paramızı kazanmayalım mı abla?
Allah'ım sen bana sabır ver ya.
Hah.
Bu arada papatyalar için sağ ol.
Pardon, ne papatyası?
Geçen gece kapımın önünde bulduğum papatyalar.
Onları sen bıraktın değil mi?
Yok canım.
Sen bence bir de Rüzgâr'a sor.
O bırakmıştır.
(Müzik)
Başak. Başak, canım arkadaşım.
(Bülent) Nasıl yaparsın bunu Başak, nasıl yaparsın ya?
Ah! Hayır! Hayır, hayır, hayır!
Hayır!
Hayır, hayır, hayır!
Canına mı kıymış?
Camdan mı atlamış? Doğruyu söyle bana.
Hangi camdan ya? Ölmüş mü? Öldü mü, öldü mü?
Ne bileyim ben? Bilmiyor musun, bakmadın mı?
Ya nasıl bakayım Pelin? Camdan aşağı nasıl bakayım?
Ya saçmalamayın, bir durun.
Ne penceresi, ne atlaması?
Abi, Pelin söyledi şimdi.
Oğlum bak, eğer bir şey biliyorsanız ve bana söylemiyorsanız vallahi bozuşuruz.
(Sinan) Ya Bülent yok öyle bir şey.
Hiçbir şey bilmiyoruz. Öyle bir şey de yok zaten.
Ya ben demedim ya. Seni öyle sayıklıyor görünce.
Yani Pelin sayıklıyorum diye bunu mu yakıştırdın?
Ah be kardeşim.
Onun yakıştırmaları meşhurdur.
O yeter ki birini biriyle, bir şeyle görsün yeter.
O hayal gücü hemen çalışmaya başlar.
Makul ve mantıklı cevaplar alabilirsem...
...hayal gücüne ihtiyaç duymayacağım.
Ya Başak gitmiş, gitmiş.
Nereye gitmiş?
Pelin, evi başkasına kiraya vermiş ve gitmiş.
Ne bileyim nereye gitmiş ya? Dur.
(Telefon zili sesi)
Yine ne var Serkan?
Alo?
Bülent abi.
Başak abla burada.
Serkan bak, şu an çok başka bir adamım...
...eğer yine bir yanlışlık varsa içimdeki manyakla tanışabilirsin, haberin olsun.
Cık. Adımın Serkan olduğu kadar eminim abi.
Oğlum, yine boş cekete bakmıyorsun değil mi?
Vallahi şu an canlı, kanlı önümde duruyor.
(Bülent ses) Kapat. Tut onu orada tut.
Koş, restoranda. Koş, koş, koş.
Cansucuğum.
Ben bu sarı olan şeyden bir tane daha istiyorum.
(Müzik)
Hemşerim, hakkınızda hayırlısı neyse o olsun.
Ha yok, bizim oldu. Bu başka bir şey için.
Size de kardeş size de.
Her şeyden önce stres yapmayacaksın.
Kafan rahat olacak.
Ben öyle yaptım.
Yıllarca gitmediğimiz hoca, şifacı kalmadı.
Sonra kendiliğinden oldu.
Yani daha olmadı da olacak hayırlısıyla.
Ya kardeş, sorması ayıptır ama...
...madem çocuğun oluyor, e ne diye buradasın o zaman, ha?
Bir desene.
Ya bu başka bir şey için yani...
...öyle istediler.
Ne bileyim, DNA'ya falan bakacaklarmış çocuk hasta olmasın diye.
Yok ya. Ya olur mu öyle şey?
Allah Allah.
Doktor istedi, yaptırıyoruz.
Hem ne gülüyorsunuz öyle kardeşim? Allah Allah.
Şimdi hamile ya.
Böyle hormonlar mormonlar, azıcık idare et.
Önemli değil, tamam.
Necip Karahan.
Burada.
Alayım onu.
İki saate gelip alabilirsiniz.
Ee, ne yapacağız bir iki saat?
Hadi eve gidelim bari.
Hadi gidelim.
(Müzik)
-(Kadın) Bu o değil mi? -(Kadın 1) Ay hem de o.
E be oğlum ayıp değil mi?
Senin anan, bacın yok mu?
Onlara yapılsa üzülmez misin?
Teyzeciğim karıştırdınız herhalde, çok acelem var.
Yok oğlum, karıştırmadık, karıştırmadık.
(Kadın) Hem Hafize'ye anlatmış kız, hem de afişlerde gördük.
Tüh. Ne laf anlatmaya çalışıyorsun be?
Afişte ne diyor?
Tükür geç.
Tüh sana.
Aa. Ya ne oluyor teyzeciğim? Ne oluyor?
Ya bakın teyzeciğim, ne yapıyorsunuz? Bir sakin olun.
Afişleri görün, afişleri.
(Kadın) Aa aa.
Aa Sinan, bu senin annenin komşuları değil mi ya?
(Sinan) Evet, onlar.
Bülent. Boyun altında kalsın Bülent!
Tövbe de teyze. Abi bak, başım, benim derdim bana yetiyor.
Bu ne Allah aşkına şimdi ya?
Tamam kardeşim, dur.
Puh senin suratına.
Ya Hafize teyze ne yapıyorsun? Bir sakin ol.
Sinan, biz arkadaşın bildik, sevdik bunu...
...ama o kız için çok kötü şeyler yapmış. Puh!
(Pelin) Bir dakika, bir dakika.
Siz nereden öğrendiniz?
Kızcağız hem mahalleye asmış, hem de buralara.
Hayır sadece bununla da kalmadı...
...annemle ikimizin namını duymuş sağ olsun. Geldi böyle ikimize...
(Sinan iç ses) Evlilik vaadiyle kandırdı. Onurumla oynadı.
(Sinan iç ses) Kızınızın, bacınızın, kendinizin başına gelmiş gibi düşünün.
Vallahi içim bir kötü oldu.
Bu arada kuzulu muzulu bir şeyler anlatıp bir ağladı ki.
-Ay sanki kendi kızım gözyaşı döküyor. -(Sinan) Ya Hafize teyze.
Hafize teyze!
Ya bir dur. Ne yapıyorsun ya?
Anlamadan, dinlemeden. Bir yanlış anlaşılma var ortada.
Bu şimdi yapılacak şey mi ya?
Yani Başak'ın intikamı kötü olur, onu biliyorum da...
...yani bu kadarını beklemiyordum.
Hayır Sinan, ablam, senin yanlışın var.
Kız çok üzülmüş, çok içerlemiş.
Öyle hisli anlattı ki.
Yapmış.
Senin bu arkadaşın bir şeyler yapmış.
-Ben sana söyleyeyim. -(Bülent) Yaptım abla, yaptım.
Ee? Nasılmış Bülent?
İnsan çok kötü oluyormuş değil mi?
(Müzik)
Başak, sen ne yaptın?
Sizinle de görüşeceğiz.
Unutmadım.
Ben de ilk duyduğum da böyle sesim soluğum kesildi, ne yapacağımı bilemedim.
İçim nasıl yandı biliyor musun?
Biliyorum.
Ama şu an benim için daha çok yanıyor. Sen de onu bil.
Ya.
İnsanın sevdiğinin arkasından işler çevirmesi, oyunlar...
...oynaması, planlar yapması nasıl üzüyormuş değil mi insanı?
Ya Başak, başına bir şey geldi sandım ya.
Karakollara gittim, hastanelere gittim, her yerde seni aradım ben ya.
Sabaha kadar uyku uyuyamadım ben senin başına bir şey geldi diye.
Sen, sen bunlarla mı uğraşıyordun?
O zaman anlatsaydın.
Doğruları söyleseydin.
Anlatacaktım Başak.
Gittim yeni bir yüzük aldım.
Sana bu sefer gerçekten ben istediğim için...
...içimden geldiği için evlenme teklif edecektim.
(Bülent) Ama fırsat vermedin.
Gururum çok kırılmıştı.
Vay be Başak.
Ne gururmuş ya.
Aşkımızın, sevgimizin, her şeyimizin önüne geçti ya.
Ama umarım bu yaptığınla o kırılan gururun onarılmıştır.
Ben sadece benim ne yaşadığımı anla diye...
(Bülent) Anladım, anladım.
Çok iyi anlattın.
Ama sen bizi bitirdin. Sen de bunu anla.
Kadın kısmı öyle plan falan yapmayacak.
Neymiş o öyle?
Anlamadan, dinlemeden.
Vallahi annem haklı.
Yumurta gibi çocuğu küstürdün.
Suçun büyüğü sende.
Hadi anne.
(Hafize) Hadi kızlar.
Hadi, hadi.
Aa. Nasıl sattılar.
Siz kadınlar hep böylesiniz ya, değil mi?
Ya birazcık karşınızdaki erkeğe güvenin ya.
Bir parça güvenin be.
Söyle.
Hadi sen de söyle, kalmasın içinde.
Son söyleyen arkadaş daha çok bana söyledi.
Gerçekten yüzük mü almış?
Evet.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
(Müzik)
(Rıza) Ne diyorsun?
(Islık sesi) -(Zübeyir) Başkanım.
Yemin ediyorum yengemin göz elasına çok yakışır.
(Zübeyir) Zevkli adamsın vesselam ha.
Ya vereyim kurtulayım dedim. Sonra bır bır konuşuyor kırk saat.
Yok hediye almadın, yok onu yapmadın, bunu yapmadın.
Başkanım, yanlış anlamazsan hani...
...akıl vermek gibi olmasın da böyle...
...eline tutuşturur gibi vermesen.
Ulan yarım daire parası verdim buna.
Ne yapacağım, helikopterden mi atlayıp vereceğim?
Yok ya, o kadar değil de.
Yani önce güzel bir sofra kurarız.
Sofra kurarız?
Güzel bir sofra kurarım.
Ha.
Ha kutuya da bir tane böyle not iliştiririz, ha?
Bu defa ama sen yaz ha başkanım.
Benim el yazımı tanıyor ya artık.
Ben ne yazacağım ya not mot?
Mesela...
...taze nazeninime.
Taze nazeninime.
Olur mu öyle şey? Dalga geçer gibi, kaç yaşında kadın.
Ayıp.
Yok ya, niye dalga geçer gibi olsun başkanım?
Yengeme hissettir.
Neyi?
Yani böyle sen benim gözümde hâlâ gençsin...
...der gibi olur.
Olur mu?
Olur mu? Olur, olur.
E git bana bir taze kağıt kalem getir.
Allah'ına kurban.
Taze nazeninime.
(Müzik)
(Meliha) Aa. Sen izin mi aldın işten?
Ha.
Hastaneye gideceğiz diye izin aldım bugün.
İzin mi aldı?
Evet anne, izin aldı.
Evladım, bak böyle durup durup izin alırsan...
...patron seni kapının önüne koyuverir.
(Meliha) Çocuğunuz olacak evladım.
Yani tamam, benim torunuma canım feda.
Ama neticede ben de emekli maaşıyla geçiniyorum.
Ee, onun da çoğunluğu zaten bu evin ipoteğine gidiyor.
Aşk olsun. Bak güceniyorum ama.
Böyle bir güncük izin aldık diye başıma kakacaksan.
E vallahi söyleyeyim de önceden.
Siz bilirsiniz yani.
Tamam.
Yarın gideceğim.
Tamam.
Ben gideyim de ellerimi yıkayayım bir.
Ha, ne yapayım?
Ama endişe ediyorum yavrum. Ne yapayım?
(Rüzgâr) Meliha teyze?
Aa.
Ay benim canımın içi.
Nasılsın?
(Meliha) Haberler sende. Sen nasılsın?
(Gülme sesi)
(Havva) Oh.
Rüzgâr, aç mısın?
Yani senin geleceğini bilmiyorduk. Hazırlıklı değiliz ama kusura bakma.
Yok.
Yavrucuğum, tabii ben sana söylemedim. Ben çağırdım güzel kızımı.
Ama sen Necip'le pişi yapsanıza.
Ha?
Bak orada hamurları da hazırladım leğenin içinde. Üstünde örtü var.
Yok Meliha teyzem, ben yeni yedim zaten. Aç değilim.
Sağ ol.
Aa aa.
(Gülme sesi)
Ben sanki bilmiyor muyum...
...senin sokakta pişiye ne kadar para ödediğini?
(Gülme sesi)
(Meliha) Her şeyden haberim var benim. Geç bakalım.
Ayrıca şurada muhabbet edeceğiz, acıkırsın.
Eyvah, sen şimdi soru falan da hazırlamışsındır.
(Gülme sesi)
Aa. Olur mu canım hiç öyle şey?
(Gülme sesi)
Şurada beraber şöyle karşılıklı bir muhabbet edelim istedim canım.
(Gülme sesi)
(Meliha) Bana bak.
Sen Sinan'ı benden daha fazla görüyorsundur. O kız eve gelip gidiyor mu?
Ha, görüşüyorlar mı hâlâ?
(Gülme sesi)
Ya bir nefes alsaydın önce. Dur.
Tamam.
(Araba sesi)
(Fren sesi)
Ya ne yapıyorsun? Ezecektin. Manyak mısın?
Bilmem.
Belki de sana kastım vardır.
Atla. Konuşacağız.
Ceyda Hanım, daha sizin için ne yapmamı istiyorsunuz?
Zaten zar zor toparladım.
Az kalsın işsiz kalıyordum ya ben.
Yani Berkay bir ömür üç kuruş maaşla kafelerde sürünerek mi geçecek?
Demek ki benim gücüm de bu kadarına yetiyor.
Ben sende çok para kazanabilme potansiyelini gördüm bir kere.
Hatta ben sana çok, çok, çok, çok para da teklif ediyorum.
Mesela beş yıllık maaşını bir günde.
(Müzik)
(Gülme sesi)
Buyurun bakalım, misafir.
Size pişi getirdim.
Misafirmiş.
Yani istersen ben gideyim Necip abi.
Ya yok, ben öylesine takılıyorum.
(Necip) Deden nerede?
O da gelseydi. Madem burada hep beraberiz.
Hep beraber böyle sohbet, muhabbet.
Aa, deden mi?
Dedesi mi var?
Ha. Anne sen karşılaşmadın. Kısmet olmadı.
Nasıl var ya, kılık, kıyafet canti.
İki dirhem bir çekirdek. Kalite akıyor.
Cüzdanı da şişkin, belli.
Ensesi kalın.
Hop. Topla bakayım sen o lafları geriye.
Ağzının suları akmaya başladı gene, görüyorum.
Bizim parayla ne işimiz olur oğlum?
Yok anne, sen sorunca öyle.
Ee, nerede tanıştınız?
(Rüzgâr) Ee biz, sokakta.
Ha.
Sokakta karşılaştık.
Ha.
Benim manava geldiler ya.
(Rüzgâr) Hah.
Ya Necip abi, o gün de erikler nasıldı öyle ya?
Kütür, kütür.
(Rüzgâr) Şahaneydi.
İyi.
Madem öyle bir gün de bize davet edelim, tanışmış oluruz.
Yaa.
(Ağlama sesi)
Ya ben ne zannediyordum ki ya, ne olacağını düşünüyordum ki?
Sonra Bülent böyle o afişleri görecekti böyle...
...kadın onun suratına tuu diye tükürecekti.
Ondan sonra Bülent gelecekti benim ayaklarıma kapanacaktı.
Ben de ona hayalimde hayır diyecektim.
Ama ben kendimi tanıyorum, aslında evet diyecektim.
İşte o senin ayaklarına kapanmaya hazırdı da...
O zaman niye bana söylemediniz?
Başak.
Hı.
Sen bizden de kaçtın ya hani.
(Başak) Hı.
Evet. Sizden intikamımı alacağım.
(Ağlama sesi)
Almayacağım.
Salak Başak, salak Başak.
Yani bak intikam alacağım diye Bülent'i kaybediyordun.
Sen hâlâ ne yapmaya çalışıyorsun?
Bu kinin, hırsın, öfken yüzünden ne yapmaya çalışıyorsun?
Kızlar, ben ne zaman böyle biri oldum?
Ya söylesenize, ne zaman dedim!
Yani şimdi Başakcığım ee...
Yani şey, aslında sen...
Her zaman mı böyleydim?
Hı hı.
Ya tamam canım. Üzülme sen şimdi, biz zaten onların hepsini unuttuk gitti, değil mi?
-(Simay) Değil mi? -(Pelin) Tabii canım yani.
Sizin unuttuklarınızı ben hatırlamıyorum ki.
Bana hepsini tek tek anlatacaksınız ki tedaviye yanıt verebileyim.
(Pelin) O zaman önce ben başlayayım.
I ıh. Ya şey senelerdir içimde tutuyorum zaten.
Anlat sistam.
Şimdi Başak, senin canın bir gün tatlı istemişti, tamam mı?
Ondan sonra işte tatlı yemeye gidelim falan dedin sen.
Ben de dedim ki Başak, ben rejimdeyim...
...kilo vermem lazım, bak yaz geliyor, bikini mikini falan giyeceğiz.
Neyse, sen bana kızdın.
Ondan sonra benim hoşlandığım çocuk beni tatlıcıya götürdü.
İşte şey yapmış, internette bir check-in yapmış...
...beni de etiketlemiş, benim de haberim yok.
Gerçekten haberim yok bu arada.
Ondan sonra neyse, sen bunu görünce bir sinirlendin, benim bütün tipsiz...
...böyle ne kadar fotoğrafım varsa hepsini...
...internete yüklemişsin, çocuğu da etiketlemişsin.
Hayır. Hayır, yapmamışımdır.
Bunlar olurken ben neredeymişim?
İşte sen de biz de böyle ağzının suyu aka aka...
...görür o gününü falan diye ee, konuşuyordun.
Hayır.
Hayır, yapmamışımdır.
Peluş'um, sen beni nasıl affettin?
Özür dilemişimdir ben, kesin özür dilemişimdir.
-(Pelin) Cık. -(Başak) Dilememiş miyim?
Ama canım olur ya, olur canım böyle şeyler arkadaşlar arasında olur yani.
Güzel yüzlü kuzum. Sen anlat, sana neler yapmışım?
Hı.
Anlatayım mı, yoksa bir test gibi bir şey mi bu, şey yapamadım.
Anlat.
Hı. Tamam o zaman, ben anlatayım.
Hani ben iki yıl önce ayağımı kırmıştım ya.
Ay evet, hatırlıyorum. Ben bakmıştım.
İşte sen onu tam hatırlamıyorsun, eksik hatırlıyorsun.
Şöyle oldu.
Ben balkona çıkmak istedim.
İşte sonra sen de bana geldin tatlı tatlı yardım edeyim mi falan diye sordun.
Ben de zahmet olmasın diye, ama zahmet olmasın diye...
...yani gerek yok dedim.
Neyse, balkona çıktım işte, sen de benim böyle değneklerimi aldın...
...kapıyı üstüme kilitledin.
Ondan sonra bir çık bakalım benim yardımım olmadan...
...oradan nasıl çıkabiliyorsun falan dedin.
Ama tabii bu hani en şey basiti yani.
(Simay) Hı.
Hayır. Bu kadarını yapmış olamam ben.
Ben bu kadarını yapmamışımdır.
Yapmış mıyım?
(Ağlama sesi)
Ama kuzum, yani sen şimdi şöyle, hani öfkelenince...
...Başak gidiyor, yerine böyle bir yeni vaşak geliyor.
Ya böyle yarı bilinçli gibi oluyorsun.
Tabii biz bu duruma alıştığımız için sesimizi çıkarmıyoruz, şey yapıyoruz.
Kızmıyoruz.
Birazcık da korktuğumuzdan olabilir, olabilir, olabilir.
Öyle demeyin, öyle demeyin.
İnsan korktuğunu sevemez.
(Simay) Ay kuzucuğum, olur mu? Biz seni çok seviyoruz ama.
-(Simay) Gerçekten çok seviyoruz. -(Pelin) Evet.
Bak, sen artık bu durumla yüzleştin, fark ettin.
-(Simay) Değil mi, değil mi? -(Pelin) Evet, evet.
Yani yapabilirsin. Ben inanıyorum ya bak.
Gerçekten sonunda sen yapacaksın.
Sistam benim, yanındayız.
Ya evet, yapacağım. Zaten bu son olan tam olarak...
...benim fikrim değildi bu son olan zaten.
Ben böyle biraz rahatlayayım diye...
...meditasyon yapıyordum.
Ee?
Ondan sonra Fitne Demet'le karşılaştım.
(Müzik)
Vay be.
Kızım, sen aldatılacak kadın mısın ya?
Sen okulda böyle saçını bir savururdun, bin tane erkek peşinde, yazık ya.
Ya, ya.
Yani bir de öyle düz aldatılsam yine iyi.
Bayağı efsane aldatıldım ya.
O Amadeo olacak adam var ya...
...bana nasıl evlenme teklif ettiyse...
...aynı o şekilde gitmiş yeni kadına da evlenme teklif etmiş Verona’da.
Mahkeme celbi bana bir hafta sonra geldi.
Meğerse bir tane numara tutturmuş kendine, her önüne gelene aynı şeyi çekiyormuş.
Hiç bekler misin?
Vallahi beklerim anacığım.
Çünkü bunun böyle Amadeo'su da aynı, İbrahim'i de aynı.
Ama ben sana bir şey söyleyeyim mı kız kardeşim?
Bülentlerden uzak duracaksın yani.
Fonetik olarak bile o böyle Bülent sesini...
...çağrıştıran herhangi bir isim duyduğun zaman gideceksin.
Çünkü mutlaka yalancının tekidir.
Ah canım, ah bebeğim ya.
Seninki de çok üzücü olmuş gerçekten.
Ne öyle ayol kazara evlilik falan?
Allah, Allah korusun.
Evlilik ne ya?
Bir kere arkadaşım, sen bana niye yalan söylüyorsun ya?
Benim şu hayatta en gıcık olduğum şeylerin ilki yalancılıktır.
İkincisi de şurada top oynayan çocuklar nerede, göstereceğim ben onlara gününü.
Göster, göster, göster.
Ben de o Amedeo'yu soyup soğana çevireceğim.
Anadolu kadınının gücünü de bütün İtalya'ya göstereceğim.
Göstermezsem bana Demet demesinler.
Göster. Göstereceksin tabii ki...
...Anadolu kadınının gücünü, o Pisa Kulesi'ni bile isteyeceksin ondan.
İsteyeceğim.
İsteyeceğim.
Ha, ama temizliğe önce yakından başlayacağız.
(Demet) Bülent'ten.
Bana Bülent deme.
Bana sakın Bülent deme. Ben onun yüzünü bile...
İtalyan erkekleri çok yakışıklı diyorlar, doğru mu?
Of diyorum of.
Bak, sana şöyle anlatayım.
Biz bir kere eve elektrikçi çağırdık.
Ay elektrikçi değil, bir ilah geldi eve.
Sana yemin ediyorum tut kolundan getir şu memlekete...
...iki gün sonra başrol olmazsa ben hiçbir şey bilmiyorum.
Gerçekten mi?
Ha, işin güzel yanı da şu ki...
...kadınları bir o kadar çirkin.
Bayağı tapıyorlar bize ya.
Bayağı yani.
Kalk. Kalk kız, İtalya'ya gidiyoruz, kalk.
(Demet) Başak, bir sakin.
Otur.
Yok öyle Bülent'e pabuç bırakıp gitmek.
(Demet) Yok yani.
Bak, bak aklımda çok iyi bir plan var.
Onun yüzünü son bir kez göreceksin.
Ve mosmor olmuş olacak.
Üf, çok iyi fikir.
Gel kız Demet, öpeceğim seni.
Ben seni zaten üniversitede de çok severdim.
İyi ki varsın.
Ya bir, peki ben sana bir şey soracağım.
-(Demet) Hı. -(Başak) Sen anlattın mı ne yapacağımızı?
Cık. Daha anlatmadım. Şimdi anlatıyorum.
Bak gidiyorsun Bülent'in oraya...
Yani işte ben ne bileyim, aklım böyle şey olmadı yani.
Bütün irademi şeytana teslim ettim ben.
Başak.
(Başak) Hı.
Şimdi Demet tam olarak öyle dememiş olabilir.
Yani çocuğu karşına al, ne kadar aşağılık biri olduğunu yüzüne söyleyle...
...insanlar içinde rencide et, küçük düşür arasında...
...çok yani ince, incecik bir fark olabilir yani.
Ya ne bileyim diyorum, ya ne bileyim, dalgınlığıma gelmiştir.
Yanlış anlamış olabilirim.
Aa bak, gözlerim bu kadar oldu ama bak, üstüme gelmeyin.
Tamam, tamam.
(Pelin) Ağla kuzum ağla, açılırsın.
Ağla, ağla.
Yapmış mıyım?
Tamam, tamam.
Geçti, geçti, olsun, önemli değil.
(Pelin) Kuzum affeder.
Değil mi? Evet.
Biz varız yanında.
Yapmamışımdır.
Yok, yok.
(Müzik)
İçecek bir şey vereyim mi?
Cık.
Neyse abi.
Ne yapalım?
Yapacak bir şey yok yani.
Ne demek ne yapalım abi? Konuşalım.
Ne olacak abi konuşunca?
(Bülent) İyi bir şeyler mi olacak?
Başak bana bunları yaşatmamış mı olacak? Ne olacak?
Abi, tabii ki öyle bir şey olmayacak ama...
...hiç konuşmamaktan iyidir.
Oğlum, tek başına ağır gelir böyle mevzular.
Abi, ben konuşup tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum.
Tamam?
(Müzik)
Bak, bu nasıl bir şey biliyor musun?
(Sinan) Mesela...
...üniversitede çok sevdiğin bir şarkı vardı diyelim.
Onu yıllar sonra dinlediğinde seni o güne götürür.
O şarkıyı dinlediğinde hissettiğin gibi hissedersin kendini.
Tamam abi. Ben de aynı şeyi söylüyorum.
Şu anda tekrar konuşup, aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamak...
...tekrar hissetmek istemiyorum diyorum.
Ya Bülent, bir lafımı bitireyim.
Bir izin ver.
Bitir.
Hıh.
O şarkıyı üst üste elli kere dinlediğinde artık aynı etkiyi yapmaz.
Etkisini yitirir.
(Sinan) Ağırlığı gider.
Hı.
Yani şimdi sen bana içine atıyorsun, atma mı diyorsun?
Hayır abi.
İşine ver kendini diyorum, kafanı dağıt diyorum.
Oğlum, başka türlü unutamazsın.
Akşam kopalım.
Benim kafa gitti.
Hah.
İşte bak bana bunlarla gel.
Senin güzel kardeşin bunu zaten ayarladı.
(Sinan) Bu programı yaptı bile.
(Müzik - Hareketli)
Gül oğlum azıcık.
Torunumla kocasını takip etmeni istiyorum.
Rüzgâr seni tanımıyor.
Rahat rahat hareket edebilirsin.
Peki benden tam olarak ne bulmamı istiyorsunuz?
Gerçekten evliler mi?
Gerçekten öyle mi yaşıyorlar?
Hadi abi, sen biraz bu tarafa geç.
Sen seversin içecek servisini.
(Sinan) Benim de içeride işlerim var, onları halledeyim.
Hah. Selam.
(Bülent) Sınanıyorum herhalde ya. Bu nedir ya?
(Nefes sesi)
Ay iyi bari.
Yüzün geçmiş, iz kalmamış.
O deli sevgilin sert de vurmuştu ama...
...demek senin derin kalın.
Ceyda.
Kalbini kırarım, haberin olsun.
Bülent.
Ne konuşmuştuk abi?
Ya bu arada billboardlarda reklamlarını gördüm.
İlk başta kaset çıkarttın falan sandım.
(Sinan) Bak Ceyda.
Buranın düzenini bozmana izin vermem.
Pardon, pardon ya, bu arada sen...
...az önce Bülent'e ne konuştuk gibi bir şey dedin galiba.
(Gülme sesi)
Ne konuştunuz?
Plan falan mı yaptınız?
(Gülme sesi)
Bak Ceyda.
Herkesin de bildiği gibi haklı olan taraf biziz.
(Sinan) Sen değilsin.
Yani günün sonunda adalet bizim için işleyecek.
(Sinan) Senin için değil.
Cık. İnşallah canım.
(Sinan) O yüzden şimdi sakin ol...
...ve buranın düzenini bozma, tamam mı?
Cık. Yok.
Yok, benim kesinlikle öyle bir niyetim yok.
Ben zaten birkaç işimi halletmeye geldim ortağı olduğum restorana.
O zaman sessiz, sakin ve mümkünse bize bulaşmadan...
...o ortaklığının son günlerinin tadını çıkart.
Olur mu?
Gel abi.
(Müzik)
Ya kardeş.
Şunu bana bir okusana.
Ben baktım baktım hiçbir şey anlamadım.
Aa, doktorun işine karışamam ben.
Ben de zaten bana önlüğü üzerime geçir de ameliyata sok demiyorum.
Bir bakacaksın, kötü bir şey varsa söyleyeceksin.
Siz burada dura dura öğrenmişsinizdir bunları artık.
Ha, buradaki sonuçlara göre...
...değerler çok düşük çıkmış.
Ne değerleri? Anlamadım.
Kısırsın sen kardeş. Çocuk mocuk olmaz senden.
Sen doğru kağıda baktığına emin misin?
Necip Karahan değil misin sen?
Benim.
Ama karım hamile. Ben nasıl kısır olabilirim?
Ben nereden bileyim abi ya?
(Müzik)
(Müzik)
Şimdi şefim.
İlk olarak şeker ve yumurtayı krema kıvamına gelene kadar çırptık.
Evet.
Sonra sıvı yağ, irmik, vanilya, kabartma tozu ve un koyduk.
Evet.
Daha sonra?
Sıra geldi labneye.
(Müzik)
-(Sinan) Yeterli mi? -Yeterli.
Çırpmaya devam ediyoruz.
(Müzik)
Harika.
Sıra geldi şerbetimize.
Sinan, şerbeti koyarken ılık olmasına dikkat et.
Tamamdır şefim.
(Müzik)
Güzel olacak.
Ellerine sağlık, çok güzel oldu.
(Müzik)
Vallahi iyi ki geldin şefim.
Yani sayende güzel bir tatlı ekledik menümüze.
E yiyelim o zaman.
Bakalım.
(Müzik)
Gerçekten çok güzel.
Eline sağlık, harika.
Yani böyle bu durumda biraz kafa dağıtmak lazım.
Hem ben sizi biliyorum.
Böyle siz şimdi depresif bir yerlere gider böyle...
...şiirli falan bir şeyler yaparsınız.
Aa, eve gitmeyelim de...
...ben başka hiçbir şey istemiyorum.
-(Bülent) Bir yere gidelim yeter. -(Rüzgâr) Hah.
(Sinan) Ah kardeşim benim ya.
Ben seni hiç yalnız bırakır mıyım?
(Rüzgâr) Asıl ben sizi bırakmam.
Yani sizin böyle karalar bağlamanıza izin veremem, tamam mı?
Şöyle gideceğiz ve eğleneceğiz.
Meyhanede.
(Rüzgâr) Al işte.
Ben ne diyorum? Ya meyhane falan yok.
Ya şöyle gideceğiz müzikli, eğlenceli, fıkır fıkır bir şeyler yapacağız.
Vallahi meyhane olsa iyiydi.
Ama bana fark etmez. Sen ne diyorsun?
Yok yok, öylesi daha iyi olacak. Ya öyle danslı manslı falan.
Evet.
Ha?
İyi paşam.
Öyle yaparız.
Yalnız seni bu suratla içeri almayabilirler kanka.
(Gülme sesi)
Oğlum gül biraz, tamam.
Dünyanın sonu değil.
Sistaların tek eniştesisin.
O yüzden kız tarafısın.
O yüzden yalnızca ve yalnızca doğruyu söyleyeceksin.
Hadi bakayım göreyim seni, yüzümü kara çıkartma.
Yalnızca ve yalnızca doğruyu söyleyeceğime yemin ediyorum.
Aferin.
Evet.
Hadi sorun bakalım.
Şimdi kendini Bülent'in yerine koy.
Erkekler bu durumda ne yapar?
Hım.
Vallahi gece önce meyhanede başlar.
Sonra da barda devam eder.
Hı. Boş geçmez diyorsun yani?
Aynen.
Hele ilişki mevzusu derinse.
(Hakan) Ki sizinki de öyle.
Ya o değil de bozuk para gibi harcamışsın kızım.
Allah Allah. Enişte dedik, bağrımıza bastık.
Akrabalık mertebesine yükselttik, yapma, bana yapma.
Allah Allah.
Doğruları duymak istemiyor musunuz siz?
Tamam be enişte. Tamam.
Ben zaten yüreğimi böyle dükkân önü paspası gibi...
...böyle asfalta atmışım böyle tozu alınsın diye.
Sen de geç üstünden be eniştem sen de.
Ay, ay ne olur Başak şu arabesk ağızları bırakalım da konumuza dönelim.
Bu ağlak hallerin içimi bayıyor.
Aynen. Benim de.
Ay sen onaylamasan olmaz çünkü.
Evet hanımlar, benimle işiniz bittiyse ben artık televizyonun başı...
-(Pelin) Peki... -(Simay) Yok.
-Erkekler bara tek mi gider? -(Simay) Hıh.
Tek başına mı gider?
Vallahi şimdi bizim Tolga gibi yakışıklı bir tipsen...
...tek başına kopar gidersin.
Ama böyle orta halli bir tipsen, yanına bir koz alırsın.
Koz derken?
Koz işte yani. Daha yakışıklı birini.
Kızlar. Sinan'la gidecek.
Kesin.
Ya sen biz kavga ettiğimizde Tolga'yla gidiyordun.
O kozdan bir şey bulabildiniz mi bari hı?
Ya Bengisu yukarıda tek başına.
Sesi falan da çıkmıyor.
Bir şey olursa ben yukarıdayım, tamam mı?
(Simay) Hı. Öyle mi, öyle mi?
Hakan'ı boş ver Simoş. Kızlar, bizim o bara gitmemiz lazım.
İyi de acaba o bar hangi bar?
O bar milyonlarca bar var. Ya nereden bulacağız?
Ya kızlar, ben ilk günden adamı kaptıracağım.
Ya ben öğreneceğim.
Yani Serkan, Cansu, biri biliyordur elbette.
Kızlar, çok iyi hazırlanıp oraya gitmemiz lazım.
Sista gücü.
Evet. Hadi bakalım.
(Müzik)
Sen nereye böyle?
Toplantıya.
Gerek yok, sen evde kal. Yengen bir şey ister, onu halledersin.
Ben zaten bir iki saate geleceğim.
Bir iki saat dedin, gecikme ama tamam mı?
Tamam mı Rıza?
(Rıza) Kalmam.
Ay gidiyor musun, kalıyor musun Rıza?
Çan, çan, çan burada yani.
Gidiyorum ya. Allah Allah.
Ay anne ne kızıyorsun babama?
Uğurlamak zorunda değilsin. Ben uğurlarım babamı.
-(Pelin) Sen git. -(Rıza) İşte bu be.
Kızım eski alışkanlık, ne yapayım ben de?
Başkanım, ceket.
(Rıza) İstemem, kalsın. Sıcak hava.
(Rıza) Hadi kızım hoşça kal.
(Müzik)
Bak hele.
Akşam yemekler benden.
Eğer canın bir şey çekiyor da söylemiyorsan alınırım.
Yok Zübeyirciğim, sağ ol. Ben akşam dışarı çıkacağım zaten.
Ha, kısmetse başka akşama artık.
(Müzik)
Ay. Annemden şüpheleniyordum, babamın yaptığına bak.
Cık. Taze demiş.
Ay, benden bile küçük olabilir bu.
Uff! Ay hayır ya.
Böyle bir şey varsa var ya...
Bunlar iyice delirdiler. Ya boşanmak gibi değil bu.
İkisi de bambaşka insan oldular resmen.
(Müzik)
Benden bir şey saklayamazsın.
Ne oldu, bir şey mi kaybetti? Neyi saklamışım ki ben?
Babamın genç sevgilisi varmış.
Yok daha neler.
(Zübeyir) Gözümle görsem inanmam.
Ay yeme beni Zübeyir.
Ya yediğim mediğim yok. Sana da aşk olsun ha.
Yani başkanım yapar mı öyle şey?
Daha yengemle boşanmadılar be.
İyi.
(Pelin) İyi bakalım, anlatma sen.
Ben çözerim zaten.
Ya ne var da neyi anlatmayacağım kurban olayım?
Üf.
(Pelin) Anne.
Efendim kızım?
Yarın sabah erkenden kalkıyoruz.
Ben düşündüm, yani çok doğru bir karar vermişsin.
Babamı boşa gitsin.
Nereden çıktı şimdi bu?
Ya sizin evlilik mevlilik bitmiş, yalan olmuş. İlişki falan kalmamış.
Yani sana el alemin adamından çiçek gelecek...
...babamın bundan haberi yok. Ya ne canım bu?
Kızım, başka bir adamla falan görüşmüyorum. Bak.
Al telefonuma bak istiyorsan.
Tamam, tamam, yani sen görüşmüyor olabilirsin de babam?
Ne babanı?
Aman, yok bir şey ya.
Olmuyorsunuz işte ya. Biriniz menopoz biriniz andropoz. Ay, delirttiniz beni be!
(Müzik)
Biz delirttik bu kızı. Haklı, haklı yani.
(Müzik)
(Müzik)
Bu gece müsaidim.
Farkındayım.
USB'yi bilgisayara takın. Çıkan kutuda tamamı tıklayın.
Bir dakika, bir dakika.
Sen niye yapmıyorsun?
Ben nasıl yapabilirim? Herkesin gözü benim üzerimde ya.
Ya tamam, ayarlarız bir şeyler.
Serkan'la Cansu'yu uyarmışlar. Hep benimle birlikte hareket ediyorlar.
Birlikte giriyoruz, birlikte çıkıyoruz.
İnanın, çok basit.
İyi, tamam, ver.
Ne yapacağım anlat.
Bülent Bey'in odasının yedek anahtarı.
Zaten etrafta kimse olmayacak.
Ya siz rahat olun.
(Ceyda) Yalnız bak bana...
(Ceyda) Ya seninle de işim bitmedi Berkay.
Haberin olsun. Bütün bu yaptıklarının hesabını vereceksin.
(Müzik - Gerilim)
Vay be Başak.
Hiç güleceğim yoktu yemin ediyorum.
Gülme zaten abiciğim.
Gülünecek şey mi bu? Allah Allah.
O Başak var ya, düğün meselesinden sonra benimle çok uğraştı abi.
Ahımı aldı benim, ahımı.
Ulan Tolga, ulan Tolga, sanki o düğün meselesinde...
...marifet yapmışsın gibi bir de konuşmuyor musun...
...deli ediyorsun insanı ha.
Abi bak, bu düğün meselesi çok büyütüldü yemin ediyorum.
Nesi büyütüldü abiciğim?
Hı?
Nesi büyütüldü?
(Hakan) Ya başka birine yapsan senin yüzüne bakmazdı.
Ama bak, Pelin de kızlar da seninle muhabbetini kesmedi. Ne güzel işte.
Bak, bak, bak sen.
Ağızlara bak.
Ulan sanki karşımda o çakma şef konuşuyor be.
-(Tolga) Helal olsun Hakan ha. -(Hakan) Haydi.
(Tolga) Öyle tabii.
Sen alıştın onlarla böyle partiler martiler, oh.
Helal olsun sana vallahi be, helal.
Ya bırak ya.
(Müzik - Hareketli)
Ne yapıyorsun oğlum?
Su mu içiyorsun?
Evet abi. İzin verirsen su içiyorum.
Çünkü gecenin sonunda birinin seni taşıması lazım, değil mi?
Ya aşk olsun ya. Hadi oradan be.
Ulan benim nasıl içtiğimi bilmiyormuşsun gibi, bırak.
(Sinan) Ya kardeşim bırak gözünü seveyim.
Ya sanki bilmediğim bir şey söylüyorum.
Şu sırtımın dili olsa da bir konuşsa seni kaç kere taşıdığımı.
(Bülent) Ayıp, ayıp. Ayıp.
Bence de ayıp. Ben de onu diyorum.
(Müzik - Hareketli)
Bülent, yan masadaki kız seni inanılmaz kesiyor, söyleyeyim.
Oğlum, hemen dönüp bakma.
Boş ver ya, yok.
(Gülme sesi)
(Görevli) Damsız alamıyoruz.
Her zaman girdiğimiz ortam birader.
Bir dakika bekle, patron buralarda. Hemen alırım ben seni.
(Müzik - Hareketli)
(Kapı kapanma sesi)
Kızlar, makyajım az mı olmuş?
Peluş'um biz buraya eğlenmeye, kendimizi göstermeye gelmedik.
Bülent'i işleyeceği bir günahtan vazgeçirmeye geldik.
Hadi kızlar.
(Nefes sesi)
(Hep bir ağızdan) Sistas.
(Müzik - Kolpa ve Ece Seçkin - Hoş Geldin Ayrılığa) "Oturmamış hiç, unutma sakın"
(Rüzgâr) Ya sen önceden böyle değildin.
Ben kaldırmasam, dans etmek aklına gelmeyecek.
Ya ben Bülent yalnız kalmasın diye dedim.
Ya bırak kalsın.
Bak onun başına neler gelecek şimdi.
"Ne fayda artık dönsen bile bu defa"
"Hoş geldin ayrılığa"
"Yol verdim sana"
"Uza artık boylu boyunca"
Merhaba.
Merhaba.
Geldi bile.
(Gülme sesi)
Arkadaşların yalnız kalmasın. Dans edelim mi?
Bak, normal zamanda olsa tamam ama şu an gerçekten de...
(Müzik devam ediyor)
Gel dans edelim hadi, gel.
"Bu aşk sana uymamış"
Kızlar hiç boşuna bakınmayın çünkü sizinkiler pistte.
Ay, şuna bakar mısınız?
Şu hatuna bakar mısınız? Acaba sen o adamı tanıyor musun?
(Başak) Kimdir neyin nesidir, bir sor.
Kimsin sen de. Yani belki de adam evlilik arifesinde.
Ya tamam, belki bir şeyler yaşamış olabilir, artık evlenme...
Ama mutlaka evleneceklerdir. Yani seviyordur çünkü o kızı. Bir sor!
Başak, şu an saçmalıyorsun farkındasın değil mi? Yani kızın ne suçu var?
Allah Allah, sen kimin sistasısın?
Bülent'in sistası mısın, o kızın sistası mısın?
Sen bugün bana her şeye evet diyeceksin. En çok bana evet diyeceksin.
Sinan Bey de Rüzgâr'la gelmiş sağ olsun.
(Pelin) Ya bir kere de şaşırt beni ya.
Yemin ediyorum kızlar yani başka bir kadın görsem yanında üzülmeyeceğim.
Ya hadi kızlar hadi. Bütün gece burada durup trene bakar gibi bakacak mısınız?
Bir masaya geçelim. Hadi gel.
Şöyle şu tarafa doğru.
Şöyle.
(Ortam müziği)
Bu ne şimdi?
Bilmiyorum.
Yakın bir yere, görmek istiyorum.
E sen çağırmadın mı?
Bizim aramız biraz limoni.
Aa, benim yüzümden mi?
Yani benim anlattıklarım yüzünden mi?
Nasıl?
Yani benim anlattıklarımdan dolayı mı?
(Müzik - Ozan Doğulu ve Ece Seçkin - Hoşuna mı Gidiyor) "Kaç kere demeli insana"
Şuna bak. Resmen bana nispet yapıyor.
Adamın ağzının içine düşecek.
(Başak) Hadi onların onca yıllık yaşanmışlıkları var. Buna ne oluyor?
Eminim bu, bu kızla beş dakika önce falan tanışmıştır.
Gir, ağzının içine gir, gir.
Hayır bizimki zaten gülmeye teşne yani.
Ben ne zaman bir mekâna girsem, bunu hep gülerken görüyorum.
Onca yıllık yaşanmışlık derken?
Ya arkadaşlığın da bir haddi hududu olur yani.
İki arkadaş, iki erkek arkadaş böyle baş başa eğlenmeye gelmişler.
Kızım senin onların aralarında ne işin var acaba?
E sen bunlar böyle değil miydi daha önce?
Kızlar, biraz bir yavaş gitsek, bir sakin olsak diyorum yani.
Biz böyle iyiyiz. Ayarımızı biliyoruz.
Aynen.
(Müzik - Gerilim)
"Hoşuna mı gidiyor"
Pelin'in sürekli gözü bizim üzerimizde, farkındasın değil mi?
Biliyorum.
Ne yapsak? Yanlarına mı gitsek?
Ayakta mı kalsak, bilemedim ben şimdi.
Ya bizim aslında öyle konuşmama gibi bir durumumuz yok.
Ama şimdi Bülent istemez.
E tamam.
(Bülent) Çok güzel dans ediyorsun.
(Gülme sesi)
Partnerim harika da ondan.
(Gülme sesleri)
Kızlar, ben o tıp fakültesi diplomamı duvardan indiririm.
Bu kızın da ağzını yüzünü kırarım.
Ben de.
Ay Pelin sana ne oluyor?
Ay ben şey için dedim canım, arkadaşıma destek olayım diye.
Arkadaşımı yalnız mı bırakayım yani?
(Gülme sesi)
(Gülme sesi)
Yok kızlar, ben dayanamayacağım. Benim için kan ağlarken...
...onlar orada gülemezler.
Pelin, gitti bu.
Geç bile kaldık.
Sen geç bakayım şöyle.
Ne oluyor ya?
Burası rezerve cicim.
Başak, sen ne yaptığını zannediyorsun ya?
Bir dakika bir dakika, siz tanışıyor musunuz?
Bak hâlâ! Bu yaptığın çok yanlış, biliyorsun değil mi?
Ha senin gidip bütün billboardlara benim afişlerimi yapıştırıp...
...altına saçma sapan şeyler yazman normal...
...benim bunu yapmam çok kötü, öyle mi?
Ya bir saniye, şunu oturarak çözsek olmaz mı?
Biz böyle iyiyiz.
(Başak) Tamam, benim yaptığım çok yanlıştı, özür dilerim.
Kabul ediyorum. Ama sen burada, bunu yaparak...
...bunu yaparak, bu ilişkiyi bitirirsin.
Ha senin yanlışların bu ilişkiyi bitirmiyor...
...benim burada dans edip eğlenmem ilişki bitiyor, öyle mi Başak?
Ha, yani sen hâlâ diyorsun ki ben bu kızla flört edeceğim...
...ben bu kızla dans edeceğim diyorsun, öyle mi?
Ha yok yok, ben almayayım. Müsaadenizle.
Aa, kalsaydın!
Hadi cevap bekliyorum.
Başak neyin cevabını bekliyorsun? Kız gitti zaten.
Sen istiyorsan ben sana burada on tane kız bulurum zaten.
Bülent, seçimini yap. Öyle iki arada bir derede olmuyor.
Oluyor gibi görünüyor ama olmuyor!
(Bülent) Abiciğim, dans ediyorum ya neyin seçiminden bahsediyorsunuz? Dans.
(Sinan) Ya kardeşim sen bu konuyu hiç anlamamışsın.
O seçimi yapmak zorundasın, mecbursun.
Yoksa olmaz!
Ben sizinle konuşmuyorum Sinan Bey. Bülent'e söyledim.
Öyle mi küçük hanım?
O zaman buraya gelip bana laf sokmayacaksınız.
Arkadaşlar bakın, bu böyle olmaz.
Ne laf sokması ya?
Ya Pelin bırak gözünü seveyim. Ben anlamıyorum sanki ne yapmaya çalıştığını.
Yalnız biz buraya eğlenmeye gelmiştik değil mi?
(Pelin) Ay ben sizi tutmayım, buyurun.
Ha geçti artık o, o geçti.
Buraya geleceksin, benim tadımı kaçıracaksın, bana laf sokacaksın.
Ondan sonra ben sizi tutmayayım. Yok ya!
Ben sana laf falan sokmuyorum.
Ay sen de her şeyi üzerine alınmaya ne kadar hazırsın ya!
Ben mi yapıyorum bunu?
E tabii ben manyağım, ben kafayı yedim çünkü.
Her şey iyi giderken bir anda alınganlık yapıyorum değil mi? Nedense!
Bilmem artık.
Ee, benim için eğlence bitmiştir ama siz sanırım böyle seviyorsunuz.
O yüzden iyi eğlenceler size.
(Ortam müziği)
(Müzik - Gerilim)
(Klavye tuş sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Nefes sesi)
Ne kadar abartıyorlar ya bu hackleme işini.
(Müzik - Gitar)
(Efekt sesi)
Hımm, bunlar inanılmaz olmuş ya.
Gerçekten beğendin mi?
Yani sence beğenmemiş gibi bir halim mi var? Bayıldım!
Hımm ya.
Şaka yapıyorsun.
Bu ne ya?
Onları ben yapmadım.
Hımm, inanılmaz olmuş. Kim yaptı?
Summer yaptı.
Vay.
Ne yani, şimdi size böyle kursta bir erkeğe...
...tatlı hediye etmenin duygusal kodlarını falan mı öğretiyorlar?
I'm into you.
I am in flames. Come closer...
...and listen to the voice of butterflies in my belly.
They are flyin up to my heart.
Dalga geçmesene! İyi ki bir anlattık.
Ya niye utanıyorsun ki sen?
Bak işte kız sana ne güzel tatlılar yapmış.
Hem adı tatlı, tatlısı tatlı.
Yani bence çıksan çıkılır, söyleyeyim.
(Müzik - Gitar)
Evet, çok tatlı bir kız da...
Aa, tamam, pardon. Yani şimdi sen doğru...
...Pelin olmadığı için ona sarılamazsın, öpemezsin değil mi? El ele tutuşmazsın.
Çünkü o Pelin değil. Doğru, haklısın.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Aslında ben daha önce biriyle çıkmadım.
Öpüşmedin de mi?
Rüzgâr, daha önce hiç biriyle çıkmadım diyorum. Ne öpüşmesi?
Bir dakika bir dakika. Ne bileyim, yani böyle...
...çocukken oyun oynarken falan da mı öpüşmedin?
(Müzik)
O zamanlar hep ben çocuk olurdum.
(Gülme sesi)
Gülme.
(Gülme sesi)
Hem çocukken o öptüğün sayılmaz. Yani sonuçta çocuk...
(Müzik - Piyano) (Kuş cıvıltısı sesi)
Al işte, şimdi öptün.
Yani gerçi kız seni öptü bu sefer ama...
...olsun, en azından yaşlar büyük.
Bak, öyle herkese de ben kimseyle öpüşmedim falan deme.
Sonra kızlar kaçar, söyleyeyim.
Ya...
(Gülme sesi)
Tamam, aramızda kalacak.
Dünyaya döner misin?
Gerçekten kafayı yemişsin Rüzgâr, kafayı yemişsin yani.
Utandın mı?
Bu ne, bu ne Rüzgâr?
(Gülme sesi)
Çok güzel olmuş bu.
(Müzik - Piyano) (Dalga ve martı sesleri)
Tamam abi tamam. Ben hemen geliyorum, siz merak etmeyin, tamam.
Abi, ben de geleyim ya. Hem Pelin'i götürürüm ha?
Yok abi yok, sen şimdi gelme.
Ya zaten kızların da kafası iyiymiş. E Sinan da orada.
(Hakan) Adam benden rica etti.
Ulan var ya, sen bu heriflerin harbiden uydusu oldun Hakan ha, harbiden.
Ya ne alakası var kardeşim? Allah Allah!
Ben tatsızlık çıkmasın diye uğraşıyorum.
Tamam. Ne diyeyim yani?
Git, git kardeşim.
Sana yeni kankalarınla mutluluklar dilerim.
(Müzik)
Öf!..
Bir trip atmayan sen kalmıştın, sen de trip at Tolga.
(Televizyon sesi)
Aman!..
Ay neyse ne canım.
Söyleyin birbirinize, bir yanlış anlamadır gidiyor.
Seviyorsan seviyorum de işte.
Allah Allah!
Zaten oğlanın etrafında üç tane kadın.
Ne yapacağını şaşırmış çocuk.
Anası öbür taraftan çatlağın önde gideni.
(Televizyon erkek ses) Henüz ben bir yola baş...
...ya yolun başındayım.
Sen ne yapıyorsun öyle, ha?
Necip'e mi dertleniyorsun?
Kız Necip bu, nerede olacak o?
Merak etme kahvededir, okey mokey oynuyordur.
Cık, yok.
Okey işi değil bu. Başka bir şey var.
Kahvede olsa arardı mutlaka.
E bugün hastaneye gitmedi mi o?
Gitti.
Ama hiç aramadı raporları aldım diye.
(Gülme sesi)
Necip ayol bu.
Hani mahallede bilmeyen varsa baba olacağını...
...al bak raporum diye herkese gösteriyordur.
(Gülme sesi) (Müzik - Duygusal)
(Meliha) Ay!
Aman, bana da bir uyku bastırdı ha.
Annem, ben yatayım. Sen buraları toplarsın değil mi yavrum?
Hah, sen de vakitlice yat yavrum.
Geç saatlere kalma, tamam mı?
(Meliha) Merak etme annem.
(Müzik - Duygusal)
Canım!
-(Havva) Ay. (Öpme sesi)
-Ay ne oluyor? -(Necip) Canım canım.
Hii, canım benim.
(Efekt sesi)
(Efekt sesi)
Kısırsın sen kardeşim. Çocuk mocuk olmaz senden.
Ee?
Ne yapacağım ben şimdi?
Kendimi öldürsem?
Çekip gitsem?
Ama insanlar ne der ki?
(Müzik - Duygusal)
Gitsem nereye gideceğim?
Kalsam duramam.
Allah'ım yardım et bana.
(Araba sesleri)
(Müzik - Duygusal)
Ne haber abi?
Ya kusura bakmayın, Bengisu'ya bakmaları için komşulardan rica ettim.
O yüzden geç kaldım.
Abi yok, ne kusuru, asıl sen kusura bakma.
Yani gecenin bir vakti seni de buraya kadar yorduk ama.
Yani durumu görüyorsun. Bir de üzerine laf dinlemiyorlar.
(Bülent) Abi, zaten seninki sonradan gitti.
İlk başlarda iyiydi.
Neyse, şöyle yapalım. Biz dördümüz gidelim.
-Sinan da Pelin'i alsın ha? -(Hakan) Tamam abi.
Ya zaten ben benimkine şaşırmadım. O koklasa yetiyor.
Simay, hadi hayatım. Simay.
(Müzik - Hareketli)
Ya senede üç kere kavga etsek.
Sen her defasında çıksan gelsen...
Kimdi o kadınlar dans ettiğin ya?
Bak, Bengisu'yu komşulara bıraktım.
Gel yolda anlatacağım ben sana hayatım. Hadi gel.
(Bülent) Başak hadi.
-Bir dakika ya. -(Hakan) Gel. Gel.
Ya hani, hani yüz vermiyorduk ki bunlara?
Hani gitmiyorduk?
(Pelin) Ya kızlar hemen de sattınız, ohoo!
Pelin, hadi gidelim artık biz de.
İnsanlar kapattı, bizim çıkmamızı bekliyor.
Bizi mi bekliyorlar?
Evet, bizi bekliyorlar.
Ya yok, gitmeyelim, zaten şey saate baksana daha çok, oho...
Erken daha canım ya, nereye gidiyoruz?
Sen şey yap ya, önce şeyi götür, çıkar... Ne o? Dans ettin ya hani.
Şeyden gelmişti böyle...
...sınırlar ötesinden gelen arkadaşın.
Gitti o Pelin.
Yani pes! Yani bu haldesin ve hâlâ onu düşünüyorsun ya, helal olsun.
Hadi kalk, daha eve bırakacağım seni.
Gitmeyeceğim.
-Ya gitmeyece... Ah! (Vurma sesi)
Gitmeyeceğim diyorsam gitmeyeceğim.
(Müzik - Hareketli)
(Efekt sesi)
Biz asansöre mi bindik?
Sallanıyor ya.
Hayır, ben seni arabaya taşıyorum.
(Pelin) Ha, ya bir şey diyeceğim.
Tavuk kovalayalım mı?
(Gülme sesi)
(Müzik - Gerilim)
Seçim, seçim ne oldu?
Seçim... Ya ilk sandıklar açıldı mı acaba?
Açıldı açıldı.
(Müzik - Gerilim)
(Araba sesi)
(Sinan) Dikkat et.
(El freni çekme sesi)
Hop.
(Düşme sesi)
(Müzik)
Alyans mı o?
(Sinan) Yok, alyans değil.
Yok, o düşen alyans mıydı acaba?
Hayır, sen yanlış gördün.
Alyanstı o, alyanstı.
Ya sen onu bana mı aldın?
Hadi gel.
(Gülme sesi)
Hop, dikkat et.
(Sinan) Yavaş.
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Ben Başak'ı ilk defa uyurken görüyorum biliyor musun?
Onlar uyumuyorlar abiciğim, bunlar resmen sızdılar.
Tipleri kes ya.
Manyak Başak manyak. Manyak.
Oho, sen onu gündüz görecektin.
Ya onu affetmen için müşterileri rehin mi almıyordu...
...intihar mı etmiyordu.
Bir kamyon laf. Yemin ediyorum zor tuttuk ha.
Ben seninle nasıl başa çıkacağım ya?
(Hıçkırma sesi)
Aa, prens.
Prens Bülent.
Muhafızlar, su! Ay ben dehidre oldum, su.
Doktor, Hakan doktor.
Allah'ım yarabbim şuna bak, bu kadar mı güzel olur?
Ya bu kadar mı güzel olur?
(Başak) Al koy karşına, seyret ya.
Tamam Başak, tamam.
Hii! Allah'ım ben çok kötü şeyler yaptım.
Ben çok kötü şeyler yaptım.
Sen, sen ben... Ben, sen çok kötüsün.
Sen beni hiçbir zaman affetmeyeceksin.
Ben yanına geleceğim senin böyle. Sen bana böyle git git yapacaksın.
Başka?
Ne olur bir kere öpüşelim.
Bir kere öpüşsek ne olur ya?
Bak, benim gördüğüm kadarıyla şu anda biz Simoşların evindeyiz.
(Başak) Yani burada Serkan yok, restoranda değiliz.
Ne olur bir ya, ne oluyor? Annen mi kızıyor?
Evlenmeden olmaz mı diyor? Utanıyor musun, ne oluyor?
Ya hadi, hadi.
Öp, hadi kırma şu kızı be abim, hadi.
Tabii kırma enişte, bir kere öp ya, bir kere ya.
Konuş kardeşim.
Uyanın ulan.
Yakarım geceleri! Öper misin?
(Hakan) Ben size bunları yarın teker teker hatırlatmazsam...
...bana da Hakan demesinler.
Hatırlat.
Hatırlat, hatırlatamadığını ben şey yapacağım da of, ağzım şey oluyor...
...dilim kuruyor. -Ben size bir soda limon yapayım.
Bu olmayacak böyle.
(Başak) Ben çok üzüldüm biliyor musun?
Çok ağladım. Ben böyle peçetelerce ağladım.
Çok kötü oldum. Ya bak, sen beni bir kere affetsen...
...bir kere affetsen ben var ya, bir şey deneyeceğim.
Çok iyi bir insan olmayı deneyeceğim.
Çok iyi bir sevgili olmayı deneyeceğim.
Ne oluyor... Affettin mi?
Başak, hadi sen şimdi yat.
-Bunu yarın bir daha konuşalım. -(Başak) Şişt!
Sen kimsin, hele hele sen?
Bana sarhoşmuş gibi davranma. Affettin mi?
Tamam, affettim.
-Affettin mi? -Affettim.
Gerçek?
Gerçekten affettin mi?
(Tuhaf sesler)
-Beni affetti. (Hıçkırma sesi)
Ay yalnız çok kötüyüm ben. Bir şey olmadı.
(Müzik)
Dikkat.
Hoppa.
(Pelin) Sinan, sen seçimini yaptın mı?
(Nefes sesi)
(Sinan) Yavaş.
(Nefes sesi)
Taktın sen bu seçime.
Ya sen yaptın mı yapmadın mı, onu söyle.
Hayda. Gecenin bu saatinde.
(Nefes sesi)
(Cırcır böceği sesleri)
Pelin, senin yanındayım ya.
(Müzik - Duygusal)
Anlasana artık.
(Müzik - Duygusal)
Hani şey var ya, hmm...
...çiçekler.
Ay, adını unuttum ya.
Ortası sarı.
-Papatyalar. -Hı hı.
E işte onları sana ben aldım.
(Müzik - Duygusal)
Biliyordum.
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Ay kızım ne oldu?
Ee, şey, arkadaşlarıyla biraz fazla takılmışlar.
Ben de şans eseri oradaydım.
İyi, tamam. Gel, gel canım.
Gel şöyle yavaş, dikkat. Dikkat.
Teşekkür ederiz.
Alayım ben onu.
-Ha, kusura bakmayın. -(Süheyla) Hı hı.
Hadi kızım içeri.
İyi akşamlar.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Nefes sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Günaydın bir tanem.
Sen çayın altını yaktın mı?
Yok, şimdi uyandım anne ben.
E iyi, sen otur ben hallederim.
(Havva) Necip gece eve gelmemiş.
Kesin öğrendi.
(Müzik - Gerilim)
Neyi öğrendi çocuğum?
Anne, ben artık dayanamayacağım.
(Nefes sesi)
-Ben aslında... -(Meliha) Söyle yavrum.
Da nasıl denir bilmiyorum.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı çarpma sesi)
Her şeyi anlatacaksın bana! En başından!
Necip'im tamam anlatacağım ama...
...öyle, öyle bakma bana, korkuyorum. Söz, anlatacağım.
Nasıl yaptın bunu ya? Nasıl yaptın?
Annem de duyacak! Anlat.
Her şeyi anlat! Annem de duyacak!
Bana bak bağırma, sesini yükseltme benim çocuğuma karşı!
(Havva) Anne, tamam.
Ne tamam evladım?
Anlatacaktım.
Yemin ederim anlatacaktım ama nasıl anlatılır, nasıl söylenir bilemedim ki ben.
Bilemiyorsun, neyi bilemedin evladım?
Anlat hadi.
Yüzün varsa anlat.
(Müzik - Gerilim)
Sen benim çiçeğimdin be.
Nasıl kıydın ki bize?
(Müzik devam ediyor)
Kim o adam?
Kiminle aldattın beni?
Tövbe de Necip'im.
Ne aldatması?
(Müzik devam ediyor)
(Öksürme sesi)
(Öksürme sesi)
(Vurma sesleri)
Koğuş kalk.
(Vurma sesi)
-Cık cık cık cık. -(Pelin) Of.
Hale bak, makyajıyla yatmış. Yastık mastık hep rimel.
(Rıza) Kızım burası İstanbul, ben sana içme demiyorum.
(Rıza) Güvendiğin arkadaşlarınla gene iç ama ne bu hal?
Kendini kaybedecek kadar şeyler gibi.
Size de günaydın.
Yok Rıza, benim sakalım yok, anlatamıyorum.
Söyle ona, bir daha gece dışarı çıkmak yok.
Yok ya!
(Rıza) Hiç öyle ağız burun bükme. Sen her dışarı çıktığında...
...bu kadın sabahlara kadar yürek ağızda oturacak değil.
Ay, siz bana karışmadan önce, önce bir kendinize bakar mısınız?
(Pelin) Yani size kim yasaklayacak benim yüreğime indirmeyi ha?
Yeter, yeter gerçekten yeter. Ben dayanamıyorum, söyleyeceğim.
Siz ikiniz de birbirinizden gizli başkalarına âşık olmuşsunuz.
Aa! Kim o kadın?
Yazıklar olsun. Yazıklar olsun.
Hi! Bu memlekette bir duyulursa etek giydirip dolaştırırlar adamı.
Anlat kızım anlat, anlat sen.
Ay anne ben hangi birinden başlayayım acaba?
Yani sana ada sahillerinde bekliyorum notunu yazıp...
...sümbüller, orkideler alan adamı mı?
Babamın genç sevgilisi... Ay kim bilir kaç yaşında!
Sevgilisine aldığı tek taş, koca taş yüzüğü mü?
(Gülme sesleri)
Niye, niye gülüyorsunuz ya?
Aa?
(Müzik)
(Süheyla) Kızım, o senin gençliğin, güzelliğin.
Çiçekleri de sevdin mi? Annen seviyor diye aldım onları, adını bilmiyorum.
Siz barıştınız mı?
-Yani. -(Süheyla) Evet.
İnanamıyorum ya.
-Hadi topla kendini, in aşağıya. -(Süheyla) Hadi.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Good morning!
Saat on iki oldu.
Niye buraya sıkıştınız ki?
(Bengisu) İçeride koskocaman yatak var.
Sus.
Bengisu, kızım vallahi bağırma ya. Kafamın içinde çınlıyor.
Anneyle teyze dün gece biraz zıbıttılar kızım.
O ne demek baba?
Sabah sabah çok konuşan çocukları cadılar yiyor demek.
-Çok uyuzsun. -(Başak) Sen de öyle.
Gel kızım gel, biz mutfakta da konuşuruz. Gel hadi, gel.
Ah, ay...
(Ağız şapırdatma sesi)
Çok çirkinim, şu anda bile.
Çok...
(Müzik)
Ayıl Başak.
Ayıl Başak! Ayıl.
Benim benim, bir şey yok.
Ay! Tamam, bakma! Sakın bana bakma!
(Başak) Bana bakma lütfen, bana bakmanı istemiyorum.
Çünkü eğer bak seni tanık yazarlarsa ben çirkinlikten idama mahkum edilebilirim.
Ne olur bakma.
Böyle de çok tatlı olmuşsun be.
Böyle intihara meyilli kadın yazarlar gibi.
-Ya, öyle mi? -(Bülent) Hı hı.
(Nefes sesi)
Tamam, ben dün gece neler sabukladım, anlat hadi.
Ha yok, öyle bir şey olmadı ya.
O kadar mı kötü? Ne olursun anlat. Lütfen anlat.
Tamam, anlatamıyorsan birden ona kadar derecelendir lütfen.
Bir en az, on en çok.
Gerçekten bir şey olmadı.
-Rakamlarla gel. -(Bülent) Beş.
-Altı, yedi, sekiz, dokuz, on. -(Başak) Hayır yapma, yapma.
Tamam, lütfen anlat, her şeyi bana olduğu gibi anlat.
Duymak istiyorum. Çünkü eğer anlatmazsan, e böyle en ürkünç, en kötü şeyleri...
...yaptığımı düşüneceğim. Buna inanacağım. Lütfen, lütfen bak canıma kıymamı...
...istemiyorsan ne olur anlat.
-Gerçekten bilmek istiyor musun? -(Başak) Evet, hazırım.
Dün gece bütün cehennemi ayaklarımın altına serdin.
-Hayır! (Tuhaf sesler)
Anlatma, duymak istemiyorum. Bilmeyeceğim.
(Tuhaf sesler)
Ya ben seni hiç bu kadar tatlı görmedim.
(Müzik - Piyano)
Şimdi tatlı demek, değişik vurgularla ruh hastası demek olabiliyor.
Normal olsan daha mı iyiydi?
-Şeytan kulağına kurşun. (Masaya vurma sesi)
(Müzik - Piyano)
Sen beni affettin mi?
Affettim.
Peki o zaman bir kere öpebilir miyim?
Gel.
(Öpme sesi)
Gel buraya.
(Müzik - Duygusal)
Barışıp...
...bana söylememek.
(Pelin) Ya ben ne yapacağım size?
Kızacak mıyım, tek ayak üstünde mi bekleteceğim?
Ceza mı vereceğim?
Kızım, öyle karar verdik işte. Yani biz daha önümüzü göremedik ki.
Kararı sen verdin. Ben sadece uyguladım.
-Anne? -(Süheyla) Aman Pelin.
Rica ediyorum küsmeler falan yok yine, kabak tadı verdi yani.
Galiba sorgulama sırası bize geçti şimdi.
Hah.
Senin o dilli düdüğün oğluyla ne işin var, anlatır mısın bana?
Meliha teyze mi?
-Meliha teyze? Oo! -(Süheyla) Oo.
Bunlar bildiğin görüşüyorlar.
(Rıza) Ya sonunda benim de mezhebim senin sayende genişledi.
Ya biz şey...
Ya biz arkadaşız. Yani öyle sevgililik falan yok, sıfır.
Hatta sevgili olmamak için sıfırın altında bir değer varsa...
...işte o sayı.
Bu detaylı açıklamandan şüphelenmedim değil de...
Pelinciğim, aman rica ediyorum senden.
O aile bize göre değil kızım, söylüyorum bunu sana.
Yani anneciğim sen de tanıyormuşsun gibi şimdi.
E her halinden belli kızım. Bak ben sana söyleyeyim.
O kadın, insanın burnundan getirmeden kimseye vermez oğlunu.
Ben insan sarrafıyım ya, sen dinle babanı. Çok samimi söylüyorum.
(Müzik)
Rüzgâr Hanım gece kulübünden erken ayrıldı.
(Erkek) Sinan Bey genç, alımlı bir arkadaşıyla ilgilendi.
Arkadaş desem...
...çok samimiydiler.
Ver şu fotoğrafı.
(Müzik)
(Turgut) Kimlerdenmiş?
(Erkek) Ona bir şey diyemeyeceğim şu anda. Kızın kafasında bir sorun var gibiydi.
Sinan Bey'in kapısına kadar gelip, saçma sapan bir şeyler söyledi.
(Erkek) Rüzgâr Hanım'ın arkadaşı değil anladığım kadarıyla.
(Erkek) Yanlış anlamazsanız, aralarında aşk gibi bir şey var galiba.
İki türlü olasılık var.
Ya bu oğlan torunumu aldatıyor ki...
...inşallah böyle bir şey yoktur.
Ya da...
...bunlar hiç evlenmediler.
Geniş hayatı yaşıyorlar.
Ayrı gayrı...
...herkes kendi hayatında usulü.
Öğreniriz.
Öğreneceksiniz.
Sen takibe devam et.
(Müzik)
Evet, kahvelerimiz hazır.
Ay Hakan çok teşekkür ederim ya...
...vallahi geceden beri kaçıncı kahve yaptırışım bu sana.
-(Hakan) Aşkım ya. -Hı?
Ben sana kahve hazırlamayı özlemişim biliyor musun?
Gerçi...
...evlendiğimizden bu yana bu ilk oldu sanırım ama...
...yoksa ben bekar evinde sana sık sık kahve hazırlardım.
Sen benim hazırladığım kahveleri çok severdin.
Ya, evlenince öyle oldu değil mi?
Ya aşkım olur mu hiç öyle şey ya?
Ya sen şimdi şişmanlarsın, göbek falan da yaparsın.
Giyimine kuşamına falan da özen göstermezsin.
Tabii berbere falan da ben götürürüm seni değil mi? Öyle olur.
Of of!
Yok, gerçekten kadın kafası diye bir şey var.
Gerçekten var ve incelenmesi gereken umman orası.
Anne coştun yine.
A yok kızım yok. Vallahi evli kadınların kaderi bu yani.
(Hakan) Hadi ara.
Senin...
...ne diyordunuz siz?
(Hakan) Şey, hah sistalarını.
Ara de, Hakan evlendiğimizden beri bana kahve yapmamış de.
Böyle mevzuyu uzun uzadıya yatırın masaya.
Anlatsam ne değişecek ki sanki, bir şey değişecek mi yani?
(Müzik)
(Nefes sesi)
Tıp fakültesinin en güzel...
...en uzun düz saçlı kızı.
(Müzik - Duygusal)
Benim güzel gözlüm.
Simay'ım.
(Hakan) Bu yüzük...
...bin bir badireler atlatıp yine bize geldiğine göre...
...bir bildiği vardır ha?
Ya Hakan.
Birazcık daha konuş baba, kesin mutluluktan ağlayacak.
Aşkım.
Simay'ım.
Karım.
(Hakan) Her şeyden önce benim tek biricik kızımın dünyalar güzeli annesi.
Benimle evlenir misin?
(Müzik - Duygusal)
Evet, evet.
Dur.
(Müzik)
(Gülme sesi)
Ya inanmıyorum.
Ya çok yakıştı.
Evet, çünkü sahibi güzel.
Ay Hakan bak, evli bir erkek için çok bile laf ettin.
Biraz daha devam edersen küt diye düşüp bayılacağım galiba.
(Öpme sesi)
Bu da benim size hediyem.
Ya sen gel bakayım buraya, gel.
-Seni kendim yer. -(Simay) Ay.
Oh.
Oh.
-Bu ben miyim şimdi? -(Bengisu) Evet.
(Hakan) E benim sakallarım uzun çıkmış kızım.
Senin niye saçın pembe burada? Pembe mi senin saçın?
(Simay) Cimcime cimcime.
Ya dün gece de sana ayıp oldu.
Ya o kargaşanın içinde kaybolup gittin.
Yok, ben baktım olay gerginleşecek, duramadım zaten.
Gerçi...
...gecenin sonunda tatlıya bağlandı olay ama.
Aa, barıştınız yani?
Ya öyle çok büyük bir küslük yoktu zaten.
(Sinan) Gerçi...
...hatırlıyor mu onu da bilmiyorum.
Herhalde barıştık.
(Sinan) Ama yine de Pelin bu. Yani her an bir şeyi kafasına takıp...
...bir hışımla restorana girebilir.
Günaydın millet.
Günaydın kardeşim.
Ne yapıyorsun?
İyiyim de...
...ben seni bugün beklemiyordum.
Vallahi iyi uyandım, geleyim dedim.
E yüzü gülüyor bunun.
(Sinan) Sen gerçi göremedin. Ben onların gidişlerini gördüm.
-Kesin barışmışlardır dedim. -(Rüzgâr) Ah.
Ayrıca anlatırım onu. Ben asıl bizim şu küçük fareyi merak ediyorum.
Düştü mü kafese? Hı?
Ha!..
Bak o aklımdan çıkmıştı, iyi hatırlattın.
Berkay.
Hadi gel bizimle.
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Nefes sesi)
Evet.
Anlat bakalım Berkay.
Her şey planladığınız gibi gitti Sinan Bey.
Bana para teklif etti şefim.
Hem mahkemede onun aleyhine ifademi değiştirmemi istiyor...
...hem de elimizde ne kadar delil varsa yok etmek istiyor.
Yani benimle olan görüşmeleri falan, ne kadar kamera kaydı varsa hepsini...
...silin demiş avukat.
Bu güvenlik kamerası kayıtları?
(Berkay) Aynen, özellikle benimle olan görüşmeleri.
O siparişlere zehir attığımız günkü görüntüleri falan hepsini silip...
...hiç sorunsuz çıkıp, mahkemeyi kazanmak istiyor.
Bu güzel oldu.
(Nefes sesi)
Beni iyi dinle Berkay.
Anlatacaklarımı harfiyen yapacaksın, tamam mı?
Onu kendi silahıyla vuracağız.
(Efekt sesi)
(Müzik)
Kayıtlarda da öyle çok elle tutulur bir şey yoktu.
Ama onları sileyim derken iyice yakayı ele verdi, şuna bak.
(Gülme sesi)
(Sinan) Yazık, ne hale düşmüş.
(Gülme sesi)
(Nefes sesi)
(Kalabalık insan sesleri)
(Telefon zili sesi)
Anne sabahtan beri arıyorum, niye açmıyorsun?
Hayır, bir şey olmadı da olacak. Yani dedem delirtiyor beni.
Ne?
İnanmıyorum.
Kendisi mi söyledi?
Hayır anne, idare edemem.
Ya ne yapayım? Gittiğim her yerde böyle arkamı duvara dönüp mü oturayım?
(Rüzgâr) Bir dakika.
Nasıl biri?
(Müzik - Gerilim)
Tamam.
Tamam.
(Ayak sesleri) (Kuş cıvıltısı sesi)
(Nefes sesi)
Şişt! Ne haber?
Ceyda, hiç havamda değilim ya. Lütfen.
Aa! Ne oldu ya?
Ya bilgisayar cortladı. Kaç yıllık arşiv marşiv...
...restoranın kayıtları.
Bir de birkaç önemli bir şey daha vardı, hepsi gitti yani.
Tüh tüh tüh, vallahi çok üzüldüm.
Ama şey yapma sen ya, canını sıkma yani.
(Ceyda) Gençsin.
Yeni bilgisayarların da olur.
(Nefes sesi)
(Telefon zili sesi) (Müzik)
Efendim?
(Ayak sesi)
Evet, yeni gelişmeler oldu.
Canım ya, gerçekten çok sevindim barışmanıza.
(Başak ses) Sizde durum ne?
Ay kızım, ben hiçbir şey hatırlamıyorum ki.
Her şey parça parça, her şey flu.
(Başak ses) Aa?
Of ama içimdeki hissi soruyorsan...
...iyi gibi. Umutluyum yani.
Zaten restorana gidiyorum şimdi.
Orada anlayacağız bakalım.
(Başak ses) Müjdeli haberlerini bekliyorum Peluş'um, öptüm.
Öptüm.
(Müzik) (Çatal bıçak sesleri)
Bu adam olduğuna emin misin?
Yani annemin tarifine birebir uyuyor.
(Rüzgâr) Ayrıca...
...gözü sürekli de üstümüzde.
Yani deden de amma sağlamcı adammış.
(Sinan) O evlilik cüzdanını gördükten sonra hâlâ inanmıyorsa pes yani.
Yani sadece onunla kalsa iyi.
Ya yüzüklerimizin içine adımızı bile yazdırdım.
Da senin yüzüğün nerede?
(Nefes sesi)
Ben onu evde unuttum.
Tamam. Neyse, sen zaten aşçısın, o yüzden takmasan da olur da.
(Rüzgâr) Şey, benimkini görmesi lazım.
(Nefes sesi)
Bu arkadaşı inandırmak için başka ne yapmamız lazım?
Yani böyle, biraz böyle karı koca gibi...
...davransak yeterli olur.
E değil mi ama hadi yüzün gülsün kocacığım.
-Değil mi? Yüzüm gülsün. -(Rüzgâr) Gülsün.
(Sinan) Hiç başımızda dert yokmuş gibi.
(Anlaşılmayan konuşma)
(Müzik)
Rahatsız etmiyorum değil mi?
(Efekt sesi)
(Düşme sesi)
Alyans mı o?
(Müzik devam ediyor)
Yok yok, ee, alyans değil.
Yok, o düşen alyans mıydı acaba?
Hayır, sen yanlış gördün.
(Efekt sesi)
Hoş geldin Pelin, otursana.
(Müzik devam ediyor)
(Pelin) Alyanstı o, alyans.
Ya sen onu bana mı aldın?
Hadi gel.
(Gülme sesi)
(Efekt sesi)
(Müzik - Duygusal)
Pelin, sen iyi misin?
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Fatih Kolivar - B. Miliza Koçak - Tugay Çiftçi
İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat
Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.