Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Nikâh memuru) Son kez soruyorum.
Siz Alya Smith, hiç kimsenin tesiri altında kalmadan...
...kendi özgür iradenizle, Enver Ayhanlı'yla...
...evlenmek istiyor musunuz?
(Gerilim müziği)
Alya Hanım, beyanınızı almadan akdi kuramam.
Kanun bunu sizden sözlü olarak istiyor, bir kelime yeterli.
Siz Alya Smith, hiç kimsenin tesiri altında kalmadan...
...kendi özgür iradenizle...
...Enver Ayhanlı'yla evlenmek istiyor musunuz?
(Cihan dış ses) İstediğin kişiyle, istediğin yerde evlen.
Ya gider evlenirsin, ya çocuğunun yanında olursun. Kararını ver.
(Deniz dış ses) Ama babam hâlâ benim babam olarak kalacak, değil mi?
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Nikâh memuru) Alya Hanım?
Hayır.
Affet.
(Nikâh memuru) Beyanınız kayda geçmiştir. Evlilik akdi gerçekleşmemiştir.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Alya... -Özür dilerim. Yüzüm yok.
Sana bunu yapmaya hakkım da yoktu ama yemin ederim...
...yemin ederim hazırdım. Öyle sandım.
Masaya oturunca, o memur bana sorunca evet diyecektim. Hazırdım ama olmadı.
Enver çıkmadı ağzımdan, bir türlü söyleyemedim.
Yapamadım. Çok kızıyorum kendime, yapamadım ama.
Tamam kızma.
Akıl karar verir ama kararın altına imzayı yürek atar.
Senin yüreğin bugün imza atmadı o kadar.
İşte bunu da yapma. Anlayışlı davranma bana.
Bağır çağır istediğini söyle. Yüzüme yüzüme söyle.
Daha da sen böyle anlayışlı davranınca ben daha da eziliyorum.
Daha da ağır geliyor. Yapma bunu.
Alya, Cihan Albora sana evlen dedi, evlenmedin. Ne yapacaksın şimdi?
Burada olanı duyduğunda senin geri adım attığını düşünecek.
Ve bunu sana karşı kullanacak.
Her karşına çıktığında diyecek ki Alya yapamadın.
-Ve seni hep aynı yere çekecek. -Biliyorum.
-Ama bir yol var. -Enver ne yolu var?
Söyleyeceğim. Tek bir şey rica ediyorum.
Hemen cevap verme olur mu? Önce bir düşün.
Takalım bunları.
Ne?
Evlenmedik. Ama bunu sadece biz bileceğiz.
Herkes evlendiğimizi sanacak.
Cihan Albora, annesi, şehirde yaşayan herkes.
Böylece geri adım atmamış olursun. Ben de burada kalmaya devam ederim.
Sen uyuşturucu davasından aklanana kadar da burada kalacağım.
Kâmil Bey'le sonuna kadar gideceğiz. Aklanacaksın Alya.
Aklanacaksın, söz veriyorum, ben bunu sağlayacağım.
Ve aklandığın gün velayet davası da düşecek.
Alacağız çocuğunu, gideceğiz buradan.
Benim yüzümden burada mı kalacaksın yani? Asla izin vermem.
Senin bir hayatın var ya Budapeşte'de. İşin var, gücün var, düzenin var.
-Bu kadarını yok, kabul etmem. -Alya lütfen ya. Alya lütfen böyle yapma.
Ben burada kalmak istiyorsam, kalırım. Kimse beni zorlamıyor.
Ayrıca işlerim de ne olacak yani? Dışarıdan hallederim uzaktan.
Bir telefona bakar. Seni bu hâlde böyle bırakıp gitmek istemiyorum.
Özgür olduğunu görmek istiyorum. O kadar.
Cihan da öğrenir.
Yok, gerçekten biz yapsak da o bir şekilde öğrenir.
Her taşın altına bakar, burada ne olmuş öğrenir.
Sen işin o tarafını bana bırak. Kâmil Bey bugün ne gerekiyorsa yapacak.
Bu salonda da ne olduysa, bu salonda kalır.
Hiçbir şey, bak sana söz veriyorum. Hiçbir şey kayıtlara geçmeyecek.
Alya evlenmedik.
Bu yüzük bir söz değil. Sadece bir kalkan.
Oğlunla arana girmeye çalışanlara karşı kullanacağın bir kalkan.
-Ne diyorsun? -Ben sana inanamıyorum.
Kabul.
-Gel. -Enver.
(Müzik)
Merak etmeyin. Her şey Enver Bey'in dediği gibi olacak, kuşkunuz olmasın.
Tebrik ederim Alya Hanım.
-Alya yalan de. Yalan de lütfen. -Hişt tamam Nare.
-Nare... -Ya...
Ben hep senin yanında durmadım mı ha? Alya ben hep senin yanında durdum.
Abime karşı, o evin içindeki herkese karşı ben senin yanında durdum.
Her zaman geldiğin ilk günden beri.
Bunun için mi? Sen ne yaptın, gittin, evlendin.
-Alya istersen... -Karışma lütfen.
Ben gizli saklı hiçbir şey yapmadım öncelikle.
Ne yaptıysam siz zaten biliyordunuz.
-Herkesin önce Cihan zaten biliyordu. -Ya biliyorduk.
Da Alya yapabileceğini bilmiyordum.
Abim sana o lafı ettiyse de evleneceğini düşünmediği için...
Oğlumu vermedi ya bana Nare.
-İnat için mi evlendin? -Hayır.
Var mı benim Cihan'la bir geleceğim söyle?
Cihan'ın benimle bir geleceği var mı? Yok.
Yok artık bitti gitti. Yok artık.
Kangren olmuş şeyi kestim attım ben başka bir şey yok.
Bak kangreni kesersin ama...
...Alya inan o kesilen yer dolmuyor.
Ömrün boyunca eksik yürüyorsun.
-Öyle mi? -Hı hı.
Bu hâle gelmemizi ben istemedim.
Bu hâle gelmemiz için ben bir şey yapmadım.
Ama şu hâlde de kalamam.
Çıkmak zorundayım. Kesilecekse kesilecek.
Eksik kalınacaksa eksik kalınacak. Ben bu duruma alışmak zorundayım.
Sen de bu duruma alışmak zorundasın Nare.
Sen kesersin. Geçer sanıyorsun çünkü.
Alya geçmiyor.
Geçmiyor. İnsan ne kaybettiğini kaybedene kadar bilmiyor.
Bilmiyorsun.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Kudurt Alya Hanım kudurt. Sen kudurt, ben seyredeyim.
Elbet sıra bana da gelecek. Hele bir gelsin...
...işte o zaman hepinizin ipini birlikte çekeceğim.
En başta da seninkini çekeceğim Sadakat.
İlk senden başlayacağım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Allah'ıma şükür olsun bana bu günleri de gösterdi.
Şükür ya Rabb'i.
Şehmuz hadi gidelim.
(Telefon çalıyor)
Söyle.
Cihan Bey'im, Alya Hanım çıktılar beyim.
İkisinin de parmağında yüzük vardı.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Düğmeye aynı anda basıldı Cihan'ım. Atölye, garaj, istasyon hepsi yerle bir.
Abi toplantıyı da öne çekmek istiyorlar.
Masaya oturacaklar. Oturacaklar fakat...
...masada paylaşılacak bir şeyler kaldıysa tabii.
Abi sen iyi misin?
Alya evlenmiş.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kaptan dış ses) Bu gördüğün nehir Dicle.
Ta uzak dağlardan doğar. Yolu uzun, akışı hızlıdır.
Bir de Fırat var, orada Hasan derinden aktı.
İkisi de farklı yollardan başlar...
...ama hep birbirlerini ararlar.
Bazen aralarına dağlar girer.
Bazen de yolları ayrı düşer.
Yıllar böyle geçer ama hiç birbirlerinden vazgeçmezler.
(Kaptan dış ses) Ve onlar en sonunda denize varmadan buluşurlar.
Onlar bir araya gelince bu topraklara bereket gelir.
Hayat güzelleşir.
(Duygusal müzik)
(Alya dış ses) Bu Mardin güneşi içimizi hep aydınlatsın diye.
Sonra bunlar âşık turnalar.
Yani eğer yolumuz ayrı düşerse yine dönelim diye birbirimize.
Sonra şunlar sonsuzluk işareti.
Hiç bitmesin hikâyemiz diye.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
("Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme" çalıyor)
("Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme" çalmaya devam ediyor)
Müsaade var mı abi?
"Değmen benim gamlı, yaslı gönlüme"
"Değmen benim gamlı, yaslı gönlüme"
Hatırlıyor musun abi?
Yine böyle bir masadaydık.
Şahin de vardı.
Ben sana o gün bir şey sordum.
Dedim ki bir kalp aynı anda iki geçmişi kaldırabilir mi?
Sen de bana o gün dedin ki büyük konuşmayacaksın Kaya.
Dedin ki ben Meryem'i çok sevdim.
Ama kader bana dedi ki sen kimsin? Aynı böyle dedin.
("Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme" çalmaya devam ediyor)
Ve şöyle bir şey söyledin bak hiç unutmuyorum.
Meryem'e olan sevgim beni Alya'ya hazırladı.
"Talan vurdu ayva nardan ayrıldım, ayrıldım, ayrıldım vay"
Şimdi Alya yengeyi sevdin, çok sevdin görüyorum.
Öyle bir sevdin ki...
...sanki bundan sonra hiç kimseyi sevemeyecekmişsin gibi.
Ama Meryem'i de çok sevdin.
Bu bir sınavdı ve sen cevabını verdin.
Belki bu da bir sınav abi.
Belki şu an Alya yengeye olan aşkın...
...tıpkı geçmişteki gibi seni yeni bir aşka hazırlıyor abi.
Olamaz mı? Bak sen daha iyisini bilirsin ama belki de böyledir.
Ben o sınava girdim, çıktım.
Cevabım da Alya'ydı başka sınav yok.
Ama sen bana dedin ki Zerrin'i unutacaksın.
Ben öyle bir şey demedim oğlum. Ben dedim ki, yutacaksın.
Ne manzarayla karşı karşıya gelirsen gel, yutacaksın.
Çünkü sen evlisin.
Öyle mi? Alya yenge de evli.
Ama ben değilim.
("Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme" çalmaya devam ediyor)
Ben değilim.
Sen sözünle bağlısın. Ben hiçbir şekilde bağlı değilim.
Beni bağlayan bir şey yok.
"Mecnun gibi viran yurda konan da, konan da"
Benim artık sınavım yok.
Benim sınavlarım bitti.
Cevabımı verdim.
"Çok ağladım Mecnun gibi çöllerde"
(Köpek havlıyor)
(Davul, zurna çalıyor)
(Kornalar çalıyor)
(Davul, zurna çalmaya devam ediyor)
(Kornalar çalıyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Davul, zurna çalmaya devam ediyor)
-Bu nedir? -Abi gelin konvoyu.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Kes önlerini kes.
-Ne? -Önlerini kes.
-Konvoyun mu? -Evet.
(Muzaffer) Cihan'ım.
-Nasıl yani abi? -Kadir, kes önlerini kes.
-Kes, kes, kes. -Tamam.
(Duygusal müzik devam ediyor)
-(Erkek) Ne oluyor lan? -Lanlı falan konuşma, sıkıntı yok.
Tamam, sakin ol, arabana dön.
Selamünaleyküm.
Ya kusura bakmayın böyle önünüzü kestik.
-Cihan Albora ben. -Selamünaleyküm.
-Nasılsın? -Sağ olun beyim.
Yenge kusura bakmayın böyle önünüzü kestik gibi oldu da.
Cihan Bey, Cihan Albora.
-Dicle'yle Fırat ha? -Evet beyim.
İkimizin ismi de nehir beyim. Öyle denk gelmiş.
Maşallah çok güzel denk gelmiş.
Tabii o iki nehir...
...birbirlerinden ayrı kalmışlar. Hep aralarında dağlar...
...tepeler girmiş de işte... Hiç vazgeçmemişler birbirlerinden.
Ama işte böyle hikâyedir anlatması kolay da...
...önemli olan yaşamak herkese nasip olmuyor.
(Duygusal müzik)
Siz birbirinizden hiç vazgeçmeyin hiçbir zaman.
Çünkü belli size nasip olmuş.
Vazgeçmeyin birbirinizden.
Siz yaşayın.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Eviniz var mı?
Var beyim. Kiraladık ufak bir yer.
-Kiradır? -Kiradır beyim.
Sevdiniz mi?
-Sevdik beyim. -Sevdik beyim.
-İhtiyar. -Buyur Cihan'ım.
Kiraladıkları evi satın alın. Gelin hanımın üstüne yapın.
Beyim, Cihan Bey'im biz nasıl...
Ev veriyormuş ev!
(Davul zurna çalıyor)
-Yok, yok, yok. Sakın, sakın. -(Dicle) Allah razı olsun beyim.
Estağfurullah. Estağfurullah.
(Zılgıt atıyorlar) (Davul zurna çalıyor)
Birbirinizden hiç vazgeçmeyin.
-Tamam. -Tamam.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kartal) Alya, o adamı hâlâ seviyor.
Bu sebeple o nikâh masasında oturamadı ve kalktı.
Öyle değil mi Enver Bey?
Galiba.
Galiba mı? Eminsiniz.
Ama biliyor musunuz, en doğru şeyi yaptınız.
Parmağına nikâh yüzüğünü takmakla.
Çünkü bir kadını erkekten uzak tutmanın...
...en kısa yoludur parmağına bir şey takmak.
Kalbine değil.
Çünkü kalbe giden yol uzundur.
O yolu herkes yürüyemez.
Yine soracağım. Siz bu işle niye bu kadar ilgileniyorsunuz?
Yani Alya'yla olan bağınız ne?
Bazı soruların cevapları yoktur.
Bazılarınınki vardır Enver Bey.
Mesela siz Alya'yı çocukluğunuzdan tanıyorsunuz.
Yıllarca yanı başındaydınız.
Peki, onu sevdiğinizi ne zaman anladınız?
Geç. Değil mi çok geç?
Bazı şeyleri insan zamanında anlamıyor.
Sonradan anlıyor.
Anladığındaysa ödenecek bir bedel çıkıyor ortaya.
Şimdi siz Alya'nın bu topraklardan çıkmasını...
...o adamdan kurtulmasını...
...ve sizinle gelmesini istiyorsunuz.
Gelecek.
Gelecek.
İyi geceler.
İyi geceler.
(Gerilim müziği)
-Cihan... -Ya...
-Ya bir çıkarsaydık, yardım etse... -Hayırlı akşamlar.
-Gelelim biz de gelelim. -Yok tamam, bizde.
Oğlum şey...
(Köpek havlıyor)
Ne?
(Köpek havlıyor)
Çekil.
Çekil.
Uf!
Maşallah kibriti çaksam alev alacaksın ha.
O kadın, bugün başka bir adamın kolunda...
...sen bu hâldesin. -Allah sabır ver ya Rabb'i!
Arada fark var, o yürüdü gitti sen kaldın.
Seni sevse o masaya oturmazdı.
-Ha. -Bana dedin, velayetten vazgeç.
Dilekçeni geri çek, neden vazgeçmedim, gördün mü?
El âlemin adamı babalık mı yapacaktı bir Albora torununa?
Tövbeler olsun.
-Hişt! -Bak...
...o kadını aklamaya çalışmaktan vazgeçeceksin.
O kadın senden vazgeçti, kendi eliyle seni bıraktı.
Sen de onu bırakacaksın.
Ben yıllar sonra ilk defa huzurla bir uyku uyuyacağım.
Hadi, hadi.
Topla kocanı, topla kocanı, hadi odanıza kızım.
Huzurlu geceler anne.
-Sağ ol. -Sana da oğlum, hadi.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Şükürler olsun ya Rabb'i! (Kapı açıldı)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Alya dış ses) Hem sen de beni orada ilk kez öyle gelinlikle görmüş olursun.
(Cihan dış ses) İyi tamam, sen nasıl istersen öyle olsun.
Seni göreyim de o kadar sabırsızlanıyorum ki.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Baba?
Ne?
-Ben uyuyamadım, sen de mi? -Evet.
Annem yüzünden değil mi?
(Cihan derin nefes verdi)
Üzülme.
Her ayrıldığınızda da sen benim babamdın.
Şu anda da benim babamsın.
Ben ona hiç baba demeyeceğim.
Sen benim hep babam olarak kalacaksın.
(Duygusal müzik)
Sen de hep benim oğlum olarak kalacaksın.
Dünyada her şey değişir...
...bir tek bu değişmez. Unutma, tamam mı?
Tamam.
Enver amcanın bana yardım edebilmesi için...
...bizim evlenmemiz lazım.
Öyle bir evlilik değil ama. Yani evleneceğiz ama...
...ben onu eş olarak görmüyorum, görmeyeceğim.
Şöyle gibi aslında...
...siz hiç oyun oynuyor musunuz? Evcilik gibi bir oyun.
-Evet. -Orada anne, baba oluyor.
Aslında hiç anne, baba falan değiller oyun değil mi o?
-Evet. -Onun gibi.
Bu da böyle oyun gibi değil mi? Onun gibi bir şey.
Yani biz kâğıda imza atacağız, evleneceğiz...
...ama oyun gibi, yani gerçekte evli değiliz gibi.
(Geçiş sesi)
-Uyuyalım mı burada? -Olur.
-Üşürsen, haber ver. -Tamam.
Gideyim, sana battaniye getireyim.
(Duygusal müzik)
(Derin nefes verdi)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Cihan Bey'im, günaydın. -Günaydın.
Kahvaltı hazır, isterseniz geçin.
-Yok, yapmayacağım. -Tamam.
Şey, Cihan kahvaltısını bitirince...
...hazırlayın hemen götüreceğim onu. -Tamam, Pakize indirecek şimdi.
Tamam. Ümmü...
...o odamdaki kolileri de kaldırın.
-Peki. -Allah'ıma şükür olsun.
Kulaklarım bunu duydu, gözlerim bu günü gördü. Şükürler olsun.
Ben hemen bugün bir tane yatak odası takım ısmarlarım oraya.
Sen hemen hiçbir şey yapmayacaksın anne.
Sen odanın zerresine karışmayacaksın.
Haklısın annem.
Çok haklısın. O odayı yerleştirmek...
...yeni gelinin hakkıdır. Helal süt emmiş bir kız gelsin...
...hele kendisi döşesin odayı.
-Söyle Yalçın. -(Yalçın ses) Cihan günaydın.
Kusura bakma biraz erken aradım ama.
Yoğun bakımındaki Ufuk Bey gece kendine gelir gibi oldu.
Kendine mi geldi, gelir gibi mi oldu?
(Yalçın ses) Yani tam kendine geldi sayılmaz.
Bilinç yüzeye çıktı birkaç saniye sürdü...
...sonra tekrar kapandı.
Ama o sırada bir şey söyledi Cihan.
Ya tamam, taksit taksit söyleme. Ne söyledi?
Senin adını sayıkladı.
Benim adımı sayıkladı?
(Cihan) Ebenin oğlu? Ebenin oğlunun benimle ne işi var?
Başka bir şey söyledi mi?
Hayır.
Allah Allah! Uyanınca benim haberim olsun, tamam mı?
Tamam. Tamam da uyanırsa tabii. Durumu hâlâ çok kritik.
Tamam. Hadi.
Uyanmış, senin adını sayıklamış, öyle mi?
Anne, biz bu herifi tanıyor muyuz, tanımıyor muyuz?
Annem seni dünyaya getirirken bana yardım eden kadının oğlu, o kadar.
-Başka nereden tanıyacağım? -O kadar?
O kadar dediğin herif yarı baygın, böyle her tarafı yaralı bir şekilde...
...bizim kapıya geliyor, hastanede benim adımı sayıklıyor.
Ya buraya geldi benden bir şey isteyecek ya da buraya bana bir şey getirdi yani.
Bir şey bilmiyorsun?
Günaydın baba.
Günaydın kurban gel. Karnın doldu mu?
-(Deniz) Evet. Dopdolu bak. -(Cihan) Bakayım.
Bayağı da dolmuş, hadi gidelim.
Babaannem hele bana bir yanak ver.
Oh paşam, oh paşam. Allah zihin açıklığı versin.
Sağ ol babaanne.
Kaya nerede?
-İpek'i bekliyor o, okula bırakacak. -Nare?
Hastanede.
Hadi.
(Gerilim müziği)
(Kuşlar ötüyor)
(Erkek) DNA sonucu çıktı Kartal Bey.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Gel kurban, gel. Hoppa!
Şunu da giy.
Aa! Annem gelmiş!
-Oğlum. -Anne.
Günaydın.
Bebeğim günaydın.
Evlenmişsin.
Evet, konuştuğumuz gibi.
(Okul zili çalıyor)
Anne, zil çaldı.
-Görüşürüz baba, görüşürüz anne. -Görüşürüz kurban, görüşürüz.
(Hüzünlü müzik)
Tebrik ederim, evlenmişsiniz.
Alya Ayhanlı, öyle mi?
Evet.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
-Hayırdır? -Seni almaya geldim.
Ama öncesinde biz bir Cihan Bey'le konuşalım.
Sen istersen araca geç, orada bekle.
Buradayım.
(Gerilim müziği)
Şimdi Cihan Bey, Alya artık benim karım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Dolayısıyla onun aklanma meselesi benim meselem.
(Enver) Mahkemeymiş, dışında kalan şeylermiş falan. Ne varsa, hepsi yani.
O çantaya, o zehri kimin koyduğunu ben bulacağım.
Siz uzak duracaksınız.
Tebrik ederim, evlenmişsiniz.
(Cihan) Tabii bu söylediklerine cevaben birkaç lafım olacak.
Bir, Albora'nın sırt çantasına zehir koyuldu.
Benim adım lekelendi. Ailemin adı lekelendi.
Birisi geldi, o lekeyi kapımın önüne bıraktı gitti.
Kapımın önünü temizlemek benim namusum.
O lekeyi süreni bulmak, hesabını sormak benim namusum.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ezcümle bir daha racon kesmeye çalışmadan önce...
...önünü arkasını iyice düşün, öyle konuş.
Alya'nın aklandığı gün annenizin o velayet davası var ya...
...ondan ne çıkacağını göreceğiz.
Ama ben söyleyeyim. Hiçbir şey çıkmayacak.
Deniz'i annesine teslim edecekler, biz de buradan çıkıp gideceğiz.
Siz buradan çıkıp gidebilirsiniz.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ama Cihan burada kalacak.
Deniz.
Cihan! O çocuğun adı Cihan.
Doğduğu ilk günden beri benim adımı taşıyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Buradan ayrılmayın bir yere. -Emredersiniz.
(Korna çaldı)
Hareketlere bak. Adamın neler yaptığını görmüyor musun?
Bun nasıl bir zalimlik ben anlamıyorum.
Alya, sen bu adamın karşısında zaten tek başına duramazsın ki.
-Zaten bundan sonra durmana da gerek yok. -Ben alıştım.
-Gidelim mi? -Gidelim.
Ben bunu aldırırım, gel. Benim araçla gidelim.
Sen git, ben bununla geliyorum.
(Gerilim müziği)
Zerrin, ben arabadayım kızım.
Hadi hazırlan, in aşağı. Bekliyorum.
(Zerrin) Tamam baba, geliyorum.
(Kuşlar ötüyor)
-Zerrin. -Anne.
Kızım, sen ne yapıyorsun?
Yani baban olacak yetmedi, şimdi de sen o Ateş denen uğursuza sardın, öyle mi?
Anne, önümden çekil.
Vallahi ben biliyorum, sen Kaya'yı delirtmek için yapıyorsun.
-O adam Demir'den beterdir. -Ne güzel işte, iyice kudursunlar.
Öyle diyorsun, kudursunlar diyorsun yani?
Sonra ne olacak?
Ondan nasıl kurtulacaksın? Uçurumdan mı atacaksın?
Yoksa yemeğine zehir falan? Bir şekilde hallederim diyorsun, öyle mi?
Sen benim işime karışma anne.
-Zerrin. -Ateş'le evleneceğim.
(Gerilim müziği)
(Kuşlar ötüyor)
Fikriye'm.
Ben ömrümde çok zarf açtım Fikriye.
İçinden adam çıktı. İçinden ölüm çıktı.
Birçok insanın canı çıktı.
Ama hiçbirinde elim titremedi.
Gözümü kırpmadım.
Sabahtan beri bunu açamıyorum.
Koktuğum için değil.
Ben korku nedir unuttum.
Şimdi.
Şimdi.
(Gerilim müziği)
"Yüzde 99,98 olasılıkla...
...babalık ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir."
(Hüzünlü müzik)
Cevabını vermişsin.
30 yıl Fikriye.
30 yıl sonra.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Çok geç kaldım biliyorum, çok ihmal ettim.
Ama yine o kadar çok şey oldu ki anne.
Sen hani bana demiştin ya "Kızım sen Cihan'ı seviyorsun, bırakma onu" diye.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Beceremedim.
Yine olmadı.
Ne zaman mutlu olmaya kalksak bir şey oluyor.
Elimize kan bulaşıyor, ölüm bulaşıyor.
Yine oğlumu aldı benden, vermiyor.
(Alya) Öfkeden mi yapıyor, nefretten mi yapıyor, bilmiyorum.
Vermiyor.
Evlendim sanıyor bir de beni.
Evlenmedim, merak etme.
Yapamadım, hayır dedim.
Söylemedim ona ama.
Oğlum için yalanın içinde kaldım.
Devam ettiriyorum.
(Alya) Keşke şimdi burada olsaydın.
Bana ne yapmam gerektiğini söyleseydin.
Sen karışma deseydin.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Sen yoksun, babam yok.
(Alya) Kimsem yok.
Biliyor musun bu aralar çok soruyorum.
Kim benim babam diye, kendi kendime.
Çok düşünüyorum zamanında sorsaydım keşke diye.
(Alya) Biliyorum...
...küçükken ne zaman sorsam yüzün değişirdi, canın sıkılırdı.
Sırf bu yüzden sormayı bırakmıştım zaten.
Ama yine de diyorum ki büyüyünce bari tekrar sorsaydım.
Kızma bana, seni anlıyorum.
Sen söylemediysen bir bildiğin vardır, evet.
Bilmemem gereken biri demek ki.
(Alya) Tanışmasam daha iyi demek ki.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Ama çok yalnızım anne.
Çok kimsesizim.
Çok yalnızım.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Of!
Tamam, yok bir şey.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Saklamışsın.
Korumuşsun.
Onu senelerce benden korumuşsun.
Ama şimdi ben koruyacağım.
Kendisi bilmeyecek.
Onu buradan alıp çok uzaklara götüreceğim.
Ona acı çektiren herkesten uzağa.
En çok da o Cihan Albora'dan uzağa.
Bir daha bu topraklara ayak basmayacak.
Yeni bir hayatı olacak.
Onu ben kuracağım.
Bakarsın bir gün çıkarım karşısına Fikriye.
(Hüzünlü müzik)
(Ecmel) Şurası.
Dereden şu yola kadar...
...Zerrin'in adına geçecek Nadim Efendi.
Anladın mı?
Topraklar yabancıya gitmiyor, niye suratını asıyorsun?
Ulan daha dün toprağa verdiğim oğlumun malını almaya...
...parmağına senin yüzüğünü takıp buraya gelen bu kadına...
...üstelik benim oğlumun katili, bu yılanla sen nasıl evlenirsin?
(Gerilim müziği)
Karşımda çıngıraklısı dururken, küçüğünden mi korkacağım ben?
Bu beni soksa da öldürmez.
Ben büyüğüyle aynı sofraya oturmuşum.
Zerrin, hadi sen okuluna geç kalma.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu arada Nadim Efendi.
Duydum ki Cihan Albora'ya savaş açmışsınız.
Arkanda kim var?
Belli ki senden büyük biri.
Bak, şimdi sana bir teklifim olacak.
Ama itiraz etmek yok.
Bu alev almış çocuk benim müstakbel damadım.
Babasının kanlısını arıyor.
Yıllardır arıyor.
Eğer biri çıkar da ona doğruyu söylerse...
...Allah muhafaza söylerse ne yaparsın be kiro?
Sana nasıl bir cehennem yaşatır tahmin et.
Velhasılıkelam beni de Cihan'la savaşınıza ortak edeceksiniz.
Anlaştık mı?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Aslansın dünürüm, aslan.
Al. Sende kalsın.
Bende kopyası var.
Tut.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kâmil) Duruşma tarihimiz belli oldu. Bir değişiklik olmazsa...
...ki olacağını düşünmüyorum, o tarihte ağır ceza mahkemesindeyiz.
Şimdi, iki tane gelişme var.
Birincisi, Cihan Albora bu ölen hademenin peşinde.
Sabri Kuloğlu.
Adamın ailesini araştırıyor. Biz de araştırıyoruz.
Karısı, çocuğu, borçları.
Yani adamın temasta olduğu herkesi ve her şeyi.
O adamın hayatında birileri var ve biz de Cihan Albora da o adamın peşindeyiz.
Tamam. İkincisi?
İkincisi, okuldaki kamera kayıtlarına tekrar baktırıyoruz.
Talebimiz kabul edildi.
Çantanın okula girdiği andan, çıktığı ana kadar her kareye tekrar bakılacak.
Tamam mı?
(Telefon çalıyor)
Pardon.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Anne.
Oğlum, ne oldu, niye arıyorsun?
Birazcık ateşim çıktı, seni aramak istedim.
Kaç ateşin? Yanında biri varsa versene.
Denizciğim, ver bana telefonu.
-Alya Hanım, merhaba. -Merhaba.
(Doktor ses) Ateşi 37,8'e düştü.
Ateş düşürücüsünü verdik, soğuk uygulama yapıyoruz.
Şu an sakin, endişelenecek bir şey yok.
Ama Cihan Deniz sizi aramamız için ısrar etti.
Ben geliyorum, tamam. Sağ olun.
-Deniz'in ateşi çıkmış, okula gidiyorum. -Geleyim.
(Alya) Yok, ben giderim.
Alya, neden ben gelmeyeyim, lütfen.
Kendim gitmek istiyorum, lütfen. Sağ ol.
(Müzik)
-(Ateş) Burada mı okuyorsun? -(Zerrin) Evet.
(Ateş) Hangi bölüm, kaçıncı sınıf?
(Zerrin) İktisat, son sene.
Kızım sen ne akılsız bir kızsın.
Mis gibi okulun var.
Sen niye bu çakıl taşına takılıp kaldın?
Okuldan bulsana kendini bir tane.
Mis gibi okumuş etmiş, çocuğunu da alırsın yanına.
Sen bana verdiğin sözü tut, gerisine karışma.
Öp beni.
Ne öpmesi kız?
Öp dedim sana.
Lan manyak manyak konuşma. Paris mi burası, herkesin içinde?
Anlaşıldı, gel.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Öpmen lazımdı.
Bununla idare et, kendine gel.
-Öpmen lazımdı. -Yavaş Zerrin!
Anladık çocuğu kudurtmaya çalışıyorsun.
Ama erkek adam kadınının bir başkasıyla öpüştüğünü görürse o kadından gider.
Bir daha da dönmez. Onu da kulağına küpe et.
Abartma.
Bu iyiliğimi de unutma.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hem bak, arkadaşa sarılmak bile yetmiş.
Kudurdu bak, istediğin oldu, kudurttun.
-Hadi şimdi okula, yürü. -Görüşürüz.
Görüşürüz.
Hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen gir dersine, aklın kalmasın. Artık umurumda değil.
Bir şey yapmayacağım yani, merak etme.
Hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen ne yaparsan yap başaramayacaksın Zerrin.
Sen öyle san.
Gel! Sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Bu ne rezillik Zerrin?
Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Zerrin, sabahtan akşama o adamın koluna girmişsin dolanıyorsun...
...sen kime, ne ispat etmeye çalışıyorsun?
Bana bak, senin bir kızın var, kendine gel!
Ben utanılacak hiçbir şey yapmıyorum.
Senin karının parmağındaki yüzük neyse benimki de o.
Yakında da sol ele geçecek.
Asıl utanması gereken kişi sensin.
Nişanlı bir kadını çekmişsin, duvara yapıştırmışsın.
Sen düşün utanmayı.
Zerrin, o adamı bırakacaksın.
-Ben sana karını bırak diyor muyum? -Ulan o herif benim can düşmanım!
Babamın, kardeşimin kanını arayan bir adamın yeğeni.
Ee? Ben de senin can düşmanınım.
Seviyorum Ateş'i.
Zerrin.
Bir şartla bırakırım.
Kızımı verirsen.
Ver kızımı bırakayım yüzüğü de adamı da.
Ben sevdiğimden bir tek kızım için vazgeçerim.
Benim kızım bir Albora.
Ve bir Albora gibi benim yanımda büyüyecek.
Ateş'le evleneceğim ve kızımı senden alacağım.
Şimdi karını çağırmadan bas git.
(Gerilim müziği devam ediyor)
En son şurup vereli 45 dakika oldu. Ateşini ölçtüm, 37.2'ye inmiş.
-Sağ olun. -Siz takip edersiniz. Geçmiş olsun.
Teşekkür ederiz. Daha iyi misin bebeğim?
Oo, böyle başın dönüyor mu, miden bulanıyor mu?
-Yok. -Tamam.
Olur olmaz bana söyleyeceksin, anlaştık mı?
-Anlaştık. -Benim canımın içinin ateşi çıkmış.
Ben şimdi ona çok güzel bakacağım. Oh.
Deniz'in ateşi çıktı, otele götürüyorum.
-Alya Hanım, Cihan Bey'e sormamız lazım. -Ateşi çıktı, otele götürüyorum.
Kusura bakmayın, onay almadan izin veremeyiz.
Alayım ben onayını.
-O çekmez. -Ver.
Cihan.
(Telsiz Alya ses) Cihan.
Abi, yenge.
Müsait değilim.
Cihan.
Müsait değilim.
(Gerilim müziği)
Al şunu!
Siz konağa geçin Alya Hanım, Cihan Bey gelince konuşursunuz.
-Bu iş orada çözülür. -Tamam, sus.
-Konağa geçiyoruz. -Tamam, sus, tamam.
-Biz takip ediyoruz. -Sus, tamam.
Atla bebeğim. Hâlâ konuşuyor.
Geçin araca.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Taş ocağımızı bastınız. İstasyonu, garajı.
Taşımızı un ufak ettiniz! Ama bize sökmez!
Topraklarımızdan çıkacaksın Cihan Albora!
Ne pompan kalacak, ne tabelan, ne de adın!
Sökeceksin, alacaksın, gideceksin!
Bu meydana gelirken, kararımızı vermemiştik ama şimdi kararımızı verdik!
Topraklarımızdan çıkacaksın Cihan Albora!
Benim topraklarımdan da çıkacaksın! İstersen bizim ocağımızı da talan et!
İstasyonumuzu da!
Yaptıklarının hesabını vereceksin Cihan Albora!
Şu andan itibaren aşiretlerimiz seninle savaş hâlindedir!
Savaş hâlindedir, öyle mi?
(Gerilim müziği)
Bu beş aşiret daha düne kadar birbirleriyle düşmandı.
30 yıldır siz birbirinizle düşmandınız. Hele siz ikiniz.
30 yıldır bir mezarda bile yan yana gelmediniz.
Hayırdır?
Ne oldu da böyle bir gün içinde geldiniz...
...beşi bir yerde gibi dizildiniz önüme diyorsunuz savaş hâlindeyiz?
Sizi satın aldılar, değil mi?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Cevap var mı?
Yok.
Belli ki sizi satın aldılar.
Madem öyle siz gidin sahibiniz gelsin...
...onunla konuşalım.
Biz diyeceğimizi dedik, bundan sonrası meydanda konuşulacak.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Üç kişi gitmiş bunların kapısını çalmış. Nadim, Ecmel, Ateş.
Ama o üçünün cürmü bunların hepsini getirip de aynı masaya oturtmaya yetmez.
Başka biri var. İşte ben o adamı arıyorum.
-İhtiyar. -Buyur Cihan'ım.
Bu üçünü Nadim'i, Ecmel'i, Ateş'i, bunları takip edeceksin.
Kiminle oturuyor, kiminle yiyor, kiminle (***)!
Kimin arabasına girip çıkıyor.
Hele hele yanlarında buradan olmayan biri varsa eğer...
...o adamın fotoğrafını çekip bana getireceksin.
-İşte benim aradığım adam o adam. -Tamam Cihan'ım.
Erol, o paranın izini süreceksin oğlum, tamam mı?
Bak, bunları buraya dizmek para ister.
Ama o para Ecmel'in kasasında yok. Onun kasasından çıkmaz. Başka biri var.
O paranın izini süreceksin. Nereden geliyor, nereye gidiyor öğreneceksin.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Biz bu yılanın başını ezmezsek biz bu savaştan sağ çıkamayız!
Ama ben o yılanın başını ezeceğim!
(Telefon çalıyor)
Evet.
(Ateş ses) Yemlediğimiz tarla hasat verdi.
Ağaların beşi de dediklerimizi harfiyen yaptı.
Cihan Albora boyun eğdirmeye geldiği yerden savaş ilanı alıp gitti.
Güzel. Bir sonraki hamleye geçelim.
O kapı çoktan aralandı, siz merak etmeyin.
(Gerilim müziği)
Gel bakalım Cihan Albora, gel.
-(Ümmü) Alya Hanım. -(Pakize) Alya Hanım.
-Merhaba. -(İkisi birden) Hoş geldiniz.
Gel. Deniz'in biraz ateşi çıktı da o yüzden onu getirdim.
-Kuzum sen hastalandın mı? -Nasıl? Geçmiş olsun.
-İyi misin? -İyiyim ben.
-Annem yanımda olunca bana bir şey olmaz. -Kuzum benim.
-Hadi, güzelce üstünü değiştirelim. -Ben halledeyim, gel bakalım.
-Dikkat et Pakize. -Yağsız bir çorba yapar mısınız?
-Ilık ılık içsin. -Hemen yapayım.
Bir de bol bol sıvı tüketmesi lazım. Komposto, ayran artık ne varsa içsin.
-Tamam Alya Hanım. -Bol bol su içecek.
Burada olmanıza çok sevindim çok güzel.
Keşke böyle olmasaydı.
-Herkes nerede? -Cihan Bey'im yok, Kaya Bey de.
İpek Hanım okulda, Nare Hanım hastanede.
-Sadakat Hanım? -O erken çıktı, nerede bilmiyorum.
-Sağ ol. -Ben hemen çorba yapayım.
(Müzik)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
Hasan?
Dur hele dur.
Lan bir de maske takmışsın.
O çakır gözleri ne yapacaksın?
Yıldız gibi parlıyor.
-Ne sanıyorsun, beni mi kandıracaksın? -Fidan yapma, dur.
-Yürü ulan, kimi kandıracaksın? Geç. -Fidan yapma, yapma. Bırak.
Bak sus.
Sus, Kur'an hakkı için bağırırım, bütün Midyat'ı buraya toplarım.
Bu nedir?
Hasan bu nedir? Sen içeri gireceksin...
...bunu çocuğa sıkacaksın, öldüreceksin öyle mi?
-Ben polise gidiyorum. -Sakın, sakın Fidan.
Bu çocuğun ölmesi lazım, onun yaşamasına izin veremem.
-Yapma, gitme, yapma. Gitme, yapma. -Neden ulan?
Sen ne ara bu kadar vicdansız olmuşsun?
O çocuğa kurşun sıkan sensin.
(Fidan) Şimdi canını almaya çalışan sensin.
Fidan sen ne diyorsun?
Ne diyor bu?
Ben diyordum, Hasan, Sado'ya hiç çekmemiş.
Ama ebemin oğluna silah sıkan da...
...onun canını almaya çalışan da senin kardeşindir.
Hasan?
Buraya gel.
Buraya gel.
-Aa! -Çık dışarı.
-Ne? -Nare çık dışarı kızım.
Ne oluyor ya, dayı bu hâlin ne ne oldu?
-(Sadakat) Kızım hadi çık dışarı. -Anne ne yapıyorsun?
-Burası benim odam, ne yapıyorsun? -Tamam Nare, biliyorum.
Biraz dışarıda bekle kızım, hadi.
Hasan konuş?
Konuş, o adamı neden öldürmeye çalışıyorsun?
Hiçbir şey sorma bana ablam, konuşmam, konuşamam.
Neden?
Ölmesi lazım.
Senin iyiliğin için abla. Bırak, öldüreyim onu.
Sen karışma bu işe, ben kıyayım canına. Onu yaşatmamamız lazım.
Kimseye de bir şey söyleme, hele de Cihan'a.
-Neden Hasan? -Abla...
...sakın Cihan'a bir şey söyleme.
(Telefon çalıyor)
Cihan arıyor.
Efendim yeğenim?
Yok, durumu aynı. Değişen bir şey yok yeğenim.
Nasıl yani?
Tamam tamam, hemen geliyorum yeğenim hemen geliyorum.
Çok kötü bir şey olmuş abla.
Beş aşiret Cihan'a karşı birleşip savaş açmışlar.
(Derin nefes verdi) Benzinliklerden de çıkaracaklarmış.
Beni şirkete çağırıyor, hemen gitmem lazım.
Abla...
...bu adamı yaşatmamamız lazım.
(Kapı vuruluyor) (Nare) Anne açar mısın şu kapıyı?
Anne açar mısın? Ne oluyor ya ne yapıyorsunuz siz?
Nare kızım, sana söylüyorum...
...adamları kapıya yerleştireceğim.
Hasan dayın hastanenin kapısından içeri adımını atmayacak.
Bütün doktorlara da haber vereceğim, özellikle de Yalçın'a...
...adamın yanına Makbule'nin oğlunun yanına kimse yanaşmayacak.
O oğlan gözünü açar açmaz, önce ben göreceğim.
Abla!
Çık dışarı Hasan.
Çık dışarı Hasan.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Abi.
-Kaya ne oluyor? Neler olmuş böyle? -Bir şey yok, sakin.
Cihan.
Bu beş aşiret...
...tek tek senin karşına geçip cümle kuramazken...
...ne oldu da bunların beşi bir araya geldiler de senin...
...tepene üşüştüler?
Hele Ecmel'in Baybars'ın peşine ne oldu da takıldılar bunlar?
Çünkü bu Ecmel'in de Nadim'in de arkasında biri var.
-Kim bu iblis kim bu? -Bilmiyoruz anne, çözeceğiz, bulacağız.
Ne yapacaksın peki? Bu beş... Benzinliği boşaltacak mısın?
-Bu hafta boşaltacağız. -Abi.
Cihan bak, bunu yapmak...
...bu ailenin belini büker. -Anne dur bakalım dur.
Dur, bir arazi bakalım bir oluruna uyduralım. Bir dur bir sakin ol.
Sen? Senin ne işin var bu evde?
Sen daha dün, başka bir adamın nikâh masasına oturmadın mı?
Hangi yüzle geliyorsun sen bu eve?
Anne dur, Cihan hastaydı o yüzden burada.
-Cihan mı hasta? Nesi var? -Şimdi iyi, merak etme.
Ümmü'yle konuştum, bir ara ateşi yükselmiş sonra düşmüş çok şükür.
Geceye kadar çıkmaz inşallah, bakacağız.
Uyuyor şimdi Sadakat Hanım. Bu bilgi yok galiba sizde Cihan Bey.
(Sadakat) Çocuk iyi yani? Madem iyi...
...geldiğin yere geri dön o hâlde. Seni bekleyenin vardır.
Ben çok mu meraklıyım sizin kapınızdan içeri girmeye.
Oğlumun ateşi çıkmıştı, otele götürecektim, adamlarınız izin vermedi.
Cihan Bey'i arıyorum, müsait değilim, diyor. Ne yapayım...
...oğlum o hâldeyken pazarlığa mı duracaktım?
Tabii ki alıp geldim. Şimdi müsaitseniz söyleyeyim...
...siz de adamlarınıza söyleyin. Oğlumu alıp otele geçiyorum.
-Başında durmam lazım. -Yok, başında beklersin...
...iyi olunca gidersin.
(Kadir) Abi...
...fabrikadan aramışlar.
Şu bizim süt toplama merkezine giden sütler var ya...
...bu görüştüğümüz aileler, köylülerine haber yollamış...
...Albora'ya süt falan yok diye. Kimse süt vermiyormuş.
-Kaç tane köy var? -(Kadir) 33, 34 köy.
Neredeyse tedariğin yarısıymış. Hâl böyle olunca...
...büyük marketlere falan süt gönderemeyecekler.
Yani fabrika üretimi yarıya indirmiş. Yarın zincir marketlere süt gitmezse...
...bütün sözleşmeler patlarmış. Avukat cezai şart falan dedi ama...
...ben bir şey anlamadım. Durum sıkıntı abi.
-Ne oldu ki niye? -Seni ilgilendirmez.
Sen daha dün bu ailenin dışında kalmadın mı?
(Müzik)
-Annem ne yapacaksın? -Şirkete gideceğiz, ne yapacağız. Hadi.
Al işte, uğursuz.
Geldin yine bütün uğursuzluğunu getirdin.
Ne alakası var ya?
Beş aşiret abime savaş açtı. Benzinlikleri boşalttırıyorlar...
...şimdi de fabrikaları kurutmaya çalışıyorlar.
Yani bitmiyor zor günler.
(Müzik)
(Sessizlik)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Derin nefes verdi)
(Gerilim müziği)
Ne gelirse gelsin Albora yıkılmayacak.
(Duygusal müzik)
Çok daha iyi şimdi, bir daha ateşi çıkmadı.
Hatta oyun falan da oynadı, o kadar iyi.
Bu gece bir daha çıkmazsa artık çok rahatlayacağım.
Çok güzel çok sevindim Alya. Bütün gün içim içimi yedi.
-Sen ne yapacaksın peki? -Ben bu gece buradayım.
Otele götürmeme izin vermediler.
-Tamam, iyi akşamlar Alya. -Görüşürüz. İyi akşamlar.
(Pakize) Hadi yürüyün sessiz olun.
-Alya Hanım! -İyi akşamlar.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar Alya Hanım.
-Hayırdır böyle, ne oluyor? -(Ümmü) Şey...
Alya Hanım şöyle şimdi, Cihan Bey eşyaları toplamamızı istedi...
...yani sizin eski odanızdaki bütün eşyaları.
İsterseniz eşyalarınızı alacaksanız, biz halledelim.
-İstemem. -Hadi, hadi geçin hadi. Hadi Pakize.
Hadi.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Ümmü) Hadi gel Pakize.
-(Ümmü) Ay! -Dikkat et, ay! İyi misiniz Ümmü Hanım?
-Var mı bir şey? -İyiyim iyiyim, iyiyim.
(Alya) İyi misin iyi misiniz? Ağrı var mı bir yerinizde?
-(Kaya) Yavaş, dikkat edin. -Alya Hanım iyiyim iyiyim.
-İyi misin? -İyiyim, iyiyim.
(Duygusal müzik)
(Alya dış ses) Ben bu gelinliği çok beğendim.
(Geçiş sesi) Hadi çık.
-Hayır. -Niye?
İşte çok beğendim. Galiba bunu giyeceğim düğünde. O yüzden...
...olmaz yani. Görme düğünden önce. (Geçiş sesi)
(Cihan dış ses) Anladım, tamam.
Ama duvağını açtıktan sonra sana öyle bir bakacağım ki...
...bir daha gözlerimi alamayacağım, haberin olsun.
(Duygusal müzik)
Kusura bakmayın.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ne yaptın annem?
-Ne? -Ne yaptın?
Diğer köylülerle temasa geçtik, onlardan alacağız.
Fiyatı da yüksek tuttuk ki herhangi bir tereddütte mahal vermeyelim.
-Ee, zarar edeceğiz? -Edeceğiz, başka çaresi yok.
-Üretim durmaz. -Bu beş aşiret, onların eli kolu...
...oraya erişmez mi? -Erişir.
-Cihan nasıl? -İyi, iyi Cihan.
Tüm gün Ümmü yanındaydı. Ateş falan hiçbir şey kalmadı...
...düştü hepsi. -Şükür.
Şükür.
-Burada bir tane kalmış, onu aldır. -Tamam, aldırırım ben şimdi.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Ümmü hele bir adam daha yolla, bir paket daha var.
(Ümmü) Tamam Sadakat Hanım.
Alsınlar toplasınlar artığını.
(İpek) Çok üzgünüm ya.
Keşke bizimkilerin de elinden bir şey gelebilseydi.
Ama biliyorsun, babam öldükten sonra bir şey yapacak hâlleri kalmadı.
Biliyorum İpek biliyorum, sağ ol.
Bir yolunu bulacağız.
Albora çok fırtına atlattı, bunu da atlatır.
-Uyudu mu? -Uyudu.
Kızım.
Güzel kızım.
(Geçiş sesi) (Zerrin dış ses) Ateş'le evleneceğim.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
Kaya?
Ne oluyor?
(Müzik)
(Derin nefes verdi)
(Sessizlik)
(Sessizlik devam ediyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Daha iyi hissediyor musun kendini? -Evet, o çorbanın tadı çok güzelmiş.
-Bir daha içebilir miyim? -Oo, içebilirsin. Yeter ki sen iste.
-Hadi mutfağa gidelim. -Yok, sen hemen kalkmak yok.
Dinleneceksin. Ben gidip getireceğim, tamam mı?
Tamam ama yanına 'mur' da olsun.
Ateş düştü, siparişler mi başladı? Muz da olsun.
Oh, tamam bir tanem.
Burada olman çok güzel.
-Hemen geleceğim. -Tamam.
-Anne. -(Ümmü) Efendim?
Cihan Bey gelinliği paramparça etmiş. Toplarken içim ezildi.
Nasıl sevmişti o gelinliği nasıl istemişti, değil mi?
Şu duvarlar taşlar konuşsa "onlar ayrılamaz", der.
Rüyamda görsem inanmazdım. (Kapı açıldı)
Rüyamda görsem inan... Alya Hanım!
-Merhaba. -Cihan'ımız iyi mi?
İyi iyi, o kadar iyi ki bir kâse daha çorba istiyor.
-Çok beğenmiş. -Tamam, hemen şey yapalım biz.
-Sıcak, koyalım hemen. -Yok, siz işinizi de bitirmişsiniz...
...gidip dinlenin, ben halledeceğim. -(Ümmü) Olur mu Allah aşkına, biz...
Olmaz, ben halledeceğim. Lütfen dinlenin, hadi.
-Peki, teşekkür ederiz. -Koyduk bunun içine.
-(Ümmü) İyi geceler. Sağ ol. -İyi geceler.
İyi geceler.
(Sessizlik)
Fabrika işi ne oldu?
Fabrika işi mi?
Böyle ailevi meseleler aile dışından kimseyi ilgilendirmez.
Beni ilgilendirir.
Benim de oğlum Albora.
Allah'a binlerce kez şükürler olsun ki artık sen de Cihan’ın...
...bir Albora olduğunu anladın öyle mi?
(Duygusal müzik)
(Geçiş sesi) Dur, ben alırım, bırak.
-Sen bana söyle. -Dur, teşekkür ederim.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
-Taştı, taştı! -Aa, dur dur, kapat.
-Bırak, bırak sen, ben hallederim. -Tamam.
Ben alsaydım. (Geçiş sesi)
(Müzik)
Ben, Cihan'ın yanındayım.
Sen de istersen işini bitirdikten sonra gelirsin.
(Duygusal müzik)
Ben hallederim.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı açıldı)
-(Deniz) Günaydın. -Günaydın.
-Oo, hazırlanmışsın. İyileştin öyle mi? -Evet.
İyi, hadi geçmiş olsun.
Zaten bugün okulda şarkı söyleyeceğiz. O yüzden bugünü kaçırmak istemiyorum.
İyi, şarkı söyleyeceğine göre demek boğazın iyi.
Aa, Şimal gelmiş!
-Oo, günaydın. -(Deniz) Ne kadar da büyümüş.
Bir de nasıl güzelleşiyor bak. Bak nasıl güzel.
(Şimal mızırdanıyor) (Nare) Aferin sana.
Kurban hadi sen çık, kahvaltını yap sonra okula.
Ben yapmayacağım, seni bekliyorum. Hadi çık sen.
Baba, annem kahvaltı yapmayacak, sen yapacak mısın?
Yok, ben de yapmayacağım. Hadi git, babaanne yukarıdaydı.
Hadi gel Cihan'ım. Pakize odalar toplanacak, hadi.
(Şimal ağlıyor) Tamam tamam, oo.
Getir halası sevelim biraz getir.
(Alya) Gel oynayalım gel.
Aç mı, niye ağlıyor?
(Şimal ağlıyor) (Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Ah Nare Hanım, ah Nare Hanım!
Nare Hanım!
-(İpek) Pakize. -İpek Hanım.
Çamaşırları şey yapacaktım ben.
O ne?
(Gerilim müziği)
(Şimal ağlıyor) Oy oy oy kızım.
-Babayı mı özledin sen? Gel, gel. -(Nare) Baban geldi baban.
-Ne yapıyorsun Nare? -Tamam, yok bir şey.
-(Sadakat) Ne oluyor? -(Kaya) Nare ne yapıyorsun ya?
-(Sadakat) Ne oluyor) -İyi mi yenge?
-(Cihan) Tamam, bir şey yok bir şey yok. -İyi.
-(Sadakat) Hâlâ ağlıyor. -(Kaya) Dikkat etsene.
-Şimal'i düşürüyordu. -Ayağım takıldı.
-Ya kızım? -Kızım sen sakın, sabah sabah içtin?
Anne sen ne diyorsun ya ne içmesi?
Bak, sallana sallana yürüyorsun. Doğru söyle, içtin mi?
Beni bağırtma çocuğun yanında. İçmedim, içsem kucağıma mı alırım?
-(Kaya) Doğru söyle, diyorum. -(İpek) Yalan söylüyor.
Yalan söylüyor, odasından çıktı bu.
(Gerilim müziği)
Odasına, odasına.
İçmedim.
-Bu ne o zaman? -Ne yapıyorsun?
-Sen ne yapıyorsun, ablan o senin? -(Cihan) Oğlum bak...
-Nare! -O elini bir daha kaldırırsan...
...kardeş falan dinlemem, senin kafanı yararım.
İçmedim, diyorum size.
İçmedim abi, ben size söz verdiğim günden beri içmedim.
İçmedim ya. Hata etmişim.
(Sadakat - Cihan bir ağızdan) Nare!
-Sen ne yaptın? -(Cihan) Nare?
(Müzik)
(Cihan) Nare?
(Cihan) İhtiyar, benim arabayı getir.
Koş.
(Duygusal müzik)
Nare yavaş Nare yavaş. Yavaş.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
-Söyle Erol? -Cihan müsait misin?
-Söyle? -Sabaha karşı Albaro köylerinin...
...suyunu kesmişler. Tek bir damla su akmıyor.
(Erol ses) Reşoğulları kanalları kapatmış.
-Aşiretler değil mi? -Evet, beş aşiret de...
...adamın üzerine gitmişler, sıkıştırmışlar.
Adam da boyun eğmek zorunda kalmış. Setleri çekmişler...
...savakları kapatmışlar ve sabahtan beri adamları başında bekliyorlar.
Ulan bu adam 40 yıldır babamla aynı sofrada oturup yemek yemiş.
40 yıldır oradan su akıyor. Kimse bir şey dememiş, ne oldu şimdi?
Bu mevsimde susuz kalırsa tarlalar biter Cihan’ım.
Bütün köylü acur ekti. Acur da biter, bütün sezon da biter.
-Devam et? -Cihan çok sayıda köylü...
...Albora meydanına doğru yürüyor. -Ecmel mi var başlarında?
Ne yazık ki. Her zamanki gibi yangına körükle gidiyor Cihan.
Körüğü onun (***) az kaldı. Kapat.
-Siz Nare'yi aramaya devam edin. -Tamam, tamam.
-Sen de gel. -Dikkatli olun Cihan'ım dikkatli olun.
(Üst üste bağırıyorlar) (Ecmel) Bağırın!
Tamam, haklısınız.
Siz bağırmayacaksınız kim bağıracak.
İnşallah, o Cihan Efendi duyar bunları.
Cihan Albora, beş tane aşiretle kavgaya girişti. Sebep?
O benzinlikleri almak için.
Kendi cebini doyurmak için doldurmak için savaş açtı adam.
(Köylüler hep bir ağızdan) Doğru söylüyor. Doğru söylüyor.
Peki, bu savaşın bedelini kim ödüyor?
(Hep bir ağızdan) Biz, biz ödüyoruz.
Siz ödüyorsunuz. Sizin tarlalarınız kurudu.
Sizin çocuklarınız aç kalacak.
-Peki, bunların umurunda mı? -Değil.
(Köylüler hep bir ağızdan) Doğru söylüyor. Cihan Albora gelsin.
Böyle ağa mı olur? Ağa dediğin adamın gölgesi...
...köylüsünün üzerine düşer. Bu adamın gölgesi...
...hepinizin üzerine bir kâbus gibi çöktü.
(Ecmel) Olmaz böyle bir şey.
(Üst üste bağırıyorlar)
İşte, geldi.
(Üst üste bağırıyorlar)
(Köylü 1) Suyumuz yok, tarlalar kurudu.
(Köylü 2) Çoluk çocuk perişan. Ne olacak hâlimiz?
Tamam, adam bir konuşsun bir dinleyin be.
(Köylü 3) Tarla kurudu. Bir çözüm ver bize.
Bitti mi? Eğer bittiyse, müsaade varsa ben de konuşacağım.
-Müsaade var mı? -(Hep bir ağızdan) Müsaade senin beyim.
Tamam.
(Gerilim müziği)
Aşağılık köpek! Bak hiç fırsat kaçırıyor mu?
Sizin bu tarlanızın suyunu kim kesti? O beş aşiret.
Niye? Benimle husumetleri var.
Niye benim tarlamın suyunu kesemedi de sizinkini kesti?
Çünkü böyle bir şeye cürümleri yetmez.
Çünkü sizi bana karşı ayaklandırmak, kışkırtmak istediler.
Adam dediğin düşmanının önüne çıkar, yüz yüze gelir, öyle değil mi?
Gözünün içine bakar ama bunlar arkadan dolanmayı seçtiler.
Ya bir kendinize gelin.
Ne zaman bir olay olsa bu Cihan Albora nerede deyip duruyorsunuz.
Benim yerim, yurdum belli. Kaç kere konağa gelin çayımı için dedim.
Ya siz kaç kere kendinize aç buldunuz, açıkta buldunuz, hele söyleyin.
Bir gün bile aç kaldınız mı siz? Ya bağırıyordunuz, hadi söylesenize!
(Hep bir ağızdan) Doğrudur!
Eğer derdiniz suysa ben o suyu size getireceğim.
Gerekirse gideceğim, o setleri kendi ellerimle kazacağım...
...o suyu size getireceğim. Gerekirse dağları deleceğim.
Gerekirse Dicle'yi getireceğim, sizin tarlanıza akıttıracağım.
Ben o suyu size getireceğim. Çünkü bu benim meselem, tamam mı?
Babam sizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Çünkü size bir söz verdi, değil mi?
İşte ben de o sözün üstüne doğdum.
(Cihan) Onun sözü artık benim kendi sözümdür.
Ben de sizi yalnız bırakmam.
Eğer meydanlarda böyle düşman arıyorsanız o ben değilim...
...benim rengim belli. Rengi belli olmayan biri var.
İşte oradadır.
O beş aşiretle birlikte hareket eden adam işte orada duruyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ben diyeceğimi dedim.
Hadi suyu getirdin...
...ya sütü, ya toprağı, ya benzini ne yapacaksın?
Her gün yeni bir musibetle nasıl savaşacaksın Cihan Efendi?
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Ateş) Vanaların hepsi kapandı. Artık tek bir damla bile su akmıyor.
Köylüler isyan bayrağını çekti Cihan'a, meydana doğru koşuyor.
Ben de oturmuşum kendime bunun keyfine bir kadeh atıyorum.
Yalnız size bir şey söyleyeyim mi?
Bu işlerin silahsız da çözülebileceğinin kanıtısınız.
Dersimi aldım Kartal Bey.
(Mekânda türkü çalıyor)
Tamam, dikkat ederim.
Doldur.
(Gerilim müziği)
Ah!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Ateş) Yavaş!
Yanlış kapı.
Da sen bu kafayla kapı değil, memleketi şaşırırsın.
Sen çekilirsen şaşırmam. Çekil.
Nare.
(Gerilim müziği)
Sen misin?
Ne diyorsun ya?
Ne Nare'si ya? Değilim, çık. Dışarı çık, hadi.
Nare'sin sen.
Nare Albora.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bir sen eksiksin ya! Değilim diyorum!
Çık, rahat bırak beni! Hadi çık dışarı!
Yalnız çıkması gereken ben değilim, sensin.
Burası erkekler tuvaleti.
Çık hadi, hadi!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Muzaffer) Kadir, oğlum gel bu taraftan.
-(Kadir) Tamamdır. -(Muzaffer) Tuvalette biri var mı?
(Muzaffer) Tamam, öbürüne. Hadi, hadi!
Yalnız oradan değil, kapıdan çıkacaksın.
Kimden kaçıyorsun sen? Albora gorillerinden mi?
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Nare) Ah!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Konuşma anlaşılmıyor)
Kadir.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bulundu mu? Bulmuşlar mı?
Yok, arıyorlar. Daha değil.
Kızım kayıp, suyumuz kesik...
...fabrika kapandı kapanıyor.
Evet anne.
Beş benzinliği birden boşaltıyoruz.
Evet.
Albora yıllar yılıdır ayakta.
Bak deden gördü, baban gördü, ben gördüm...
...ama böyle bir abluka görülmedi.
İlk defa bu hanenin, bu evin dört duvarı birden vuruluyor.
(Gerilim müziği)
Bu defa Reşoğlu'nu çevirdiler, yarın ne yapacaklar kim bilir?
Bu beş aşiret yangını körüklüyor.
Bunları yöneten bir el var. Biz o eli görmüyoruz.
Annem görmediğin düşmanla sen nasıl savaşacaksın?
Bakacağız anne.
-(Erol) Cihan. -Evet.
Mirza Zemherioğlu bu akşam sizi bekliyor.
Güzel.
Zemher... Annem senin o adamla ne işin olur?
Bak, o bu ailenin düşmanı.
Deden, onun babasıyla husumeti olan adamdı.
Yıllarca kan davası güttü.
Biliyorum anne ama aynı zamanda o beş aşiretin de düşmanı bu herif.
(Gerilim müziği devam ediyor)
O yüzden düşmanımın düşmanı benim dostumdur.
Bu Mirza Zemherioğlu büyük bir aşiret, değil mi?
Toprakları da büyük ama o beş aşiret birleşince...
...Zemherioğlu'nun büyüklüğü ikinci sıraya düştü.
Mirza bunu kendine yediremez, dokundurmaz.
Bu Reşoğullarının 30 bin küçükbaş hayvanı var.
Reşoğulları her yaz bu hayvanları yaylaya otlağa gönderiyor.
Ama otlak kendilerinin değil, Mirza'nın.
Eğer Mirza Zemherioğlu çok değil, bir yaz bunların hayvanlarını almazsa...
...o yaylayı kapatsa, Reşoğulları bir mevsimde biter, bir mevsim.
Yani suyu açtıracak olan Reşoğlu değil.
Mirza Zemherioğlu.
Hem suyu açtıracak hem de koyunların sütünü, tabii anlaşırsak.
Annem tamam da karşılığında ne isteyecek?
Hiç bilmiyorum.
Ne isteyecek bilmem ama bizim o adamla anlaşmamız şart anne.
Yoksa bu tufanı zor atlatırız, belki de atlatamayız.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Cihan) Çok zor.
(Telefon çalıyor)
Söyle.
Eğer sokakta adam kalmadıysa yeni adam çekeceksiniz!
Nare akşama kadar bulunacak!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsun ya sen?
İyilik yap, yüzüne çarpsınlar, değil mi?
Dersim olsun, yazdım bunu da bir kenara.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sen beni nereye getirdin?
Sen uyurken daha çok insana benziyordun, hep uyusana.
Bana bak, sen bizim düşmanımızsın!
Eğer beni o yüzden kaçırdıysan hemen bırak, yoksa bedelini ağır ödersin!
Niye? Çok mu önemli bir şahsiyetsin sen?
Nare Albora da değilim dedin.
Sen Albora kadınlarına mı taktın kancayı? Zerrin sana yetmedi mi?
Kes ulan! Kes, doğru konuş!
Siz ne nankör bir ailesiniz ulan!
Bir tuvalet deliğinden kaçıyordun, bayıldın.
Ben seni o dağ ayılarından kurtarmak için buraya getirdim.
Bak kapı orada, kalk çık git! Beni de kendinden kurtarırsın, yürü!
(Gerilim müziği)
Bak, sana gene elimi uzatacağım, bu sefer de taciz ediyor diyeceksin.
O yüzden kendin toparlan git, hadi.
Uf! Telefonum nerede?
Bu da senin gibi carcar edip durdu.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hangi birini arayacaksın gelip seni alsınlar diye?
Ne oldu, abimi ararım diye mi korktun?
Ben mi korkacağım senin abinden?
Bence sen kork. Tokadı yiyen sen, kaçan sen.
Yüzüne yediğin tokadın izi, dövmelerini sönük bırakmış.
Şu sizin mağdur gelin de kaç defa aradı.
Artık Albora gelini olmadığı için onun telefonuna cevap verdim.
Burada olduğunu söyledim, gelir birazdan.
(Hüzünlü müzik)
Sen de onu aramayacak mıydın?
(Kapı zili çaldı) (Kapı vuruluyor)
Geldi.
-Nerede? -Geliyor.
(Nare acıyla inliyor)
-Gel canım. -Alya.
İyi misin?
Gel.
Gel.
Burada olduğunu bizden başkasının bilmemesi iyi olur.
Ben kadınlar üzerinden hesap sormam, benim hesabım erkeklerle.
(Müzik)
(Ateş) Hadi gidin.
Gel. Bir de buradan düşme, gel.
Başın mı ağrıyor, ne oldu?
Başım ağrıyor, belim ağrıyor, her yerim ağrıyor.
Ben sana gidince bakacağım.
(Nare acıyla inledi) Yavaş, yavaş. Yaslan bana.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Nerede?
İçeride uyuyor. Gitme, uyuyor.
Nasıl buldun?
Beni aradı, yanına gittim.
Nereye gittin, neredeymiş?
Bir tane parkta.
Parkta?
Parkta.
Git söyle, haber ver hazırlarsın. Gidiyoruz, hadi.
Hiçbir yere gitmiyor, burada kalacak.
-Alya! -Burada kalacak!
Niye?
Sabah zaten elinde çocuk varken içkili falan değildi.
Sen de farkındasın, konuşturma beni.
Kaldı ki öyle olsa bile...
...hiçbir neden bir kadına el kaldırmayı haklı çıkarmaz.
Zorla götürmeye kalkışsan tamamen kaybedeceksin kardeşini.
Bırak bir kendine gelsin, bir sakinleşsin. Bir siz de sakinleşin.
Ben zaten bu odada kalıyorum, ilgileneceğim.
Kendini toparlasın, konağa gelmesi için de uğraşırım.
Zorlama şimdi.
Tamam.
İyi.
İyi.
-İyi misin? -(Alya) Bir şey yok.
Alya, iyi misin?
Yok bir şey, tamam.
(Gerilim müziği)
Bir gün. Ya kendi gelecek ya da ben gelip alacağım. Söyle.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Az önce gitti.
Ben parktan aldım dedim. Barı falan söylemedim.
O herifi de söylemedim.
Yarın seni konakta istiyor Nare.
(Gerilim müziği)
Çok güzel toparlanıyordun.
Ama yine çok güzel toparlanacaksın.
Bana bak.
Hadi bana bak.
Kaya'nın sana yaptığı çok büyük haksızlık, tamam mı?
Ne olursa olsun onu haklı çıkarmaz. Sebep ne olursa olsun.
Ama sen içerek onu ödetemezsin.
Sen ancak... Bana bak, sadece böyle kendine ödetirsin.
Hayatta daha bir sürü haksızlık olacak. Sürekli oluyor, bunun sonu yok ki.
Ne yapacaksın, her seferinde şişeye mi sarılacaksın?
Senin yaşadıkların senin suçun değil.
Benim yaşadıklarım da benim suçum değil.
Bizi böyle yaşamaya mecbur edenlerin suçu.
O yüzden kendimizi cezalandırmayacağız.
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
Tamam.
(Gerilim müziği)
(Sadakat) Sen nasıl o kızı o hâldeyken...
...hem de o kadının yanında bıraktın, neden eve getirmedin?
Anne, niye buraya getireyim? Zaten başına adam bıraktım.
Getirsem ne olacak? Sen ne olsun istiyorsun ya?
Bir tokat daha mı yesin?
(Gerilim müziği)
Hele bir ortalık sakinleşsin, yarın olsun getireceğim zaten.
Şimdinin konusu da Nare değil, Mirza Zemherioğlu.
Abi, çıkalım.
-Vakit geldi. -(Kadir) Evet.
-Yalnız gideceğim. -Abi, olur mu? Ben de geleyim.
-Tehlikeli olur. -Tehlike kapıda zaten oğlum.
Allah yardımcın olsun annem, babanın ruhu yanında olsun.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Söyle.
Sadakat Hanım, ebenin oğlu Ufuk uyandı.
Tamam, kapat.
Arabayı hazırla.
Hayırdır, sen nereye anne?
Bir de hesap mı vereceğim?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yok canım.
Allah'ım sabır ver!
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hadi Cihan, aç şu telefonu.
Allah Allah!
-Sadakat Hanım. -Uyanmış.
-Uyandı ama. -Konuşuyor mu?
Sadakat Hanım, hastamız daha yeni uyandı. Yani biz bu tabloya iyi demeyiz.
Yalçın, Allah aşkına konuşuyor mu, yoksa konuşmuyor mu?
-Konuşuyor ama... -Tamam, göreceğim.
Sadakat Hanım, olmaz.
Yani polisler ifade almak istedi, izin vermedim. Şimdi size izin verirsem...
Sen izin vermiyorsun zaten Yalçın, ben alıyorum.
Sadakat Hanım, polis öğrenirse...
Yalçın, bir bak hele şu kapıda bir defter görüyor musun?
Girenin, çıkanın kaydedildiği bir defter var mı?
Yok, sen de kaydetmeyeceksin. Göreceğim.
(Gerilim müziği)
(Yaşam destek cihazı çalışıyor)
(Alya) Nasıl sonuçlar, çıktı mı?
Sonuçlarınız henüz çıkmamış. Ben o sırada muayenenizi yapayım.
Tabii.
Böyle işinize karışıyor gibi oluyorum ama ben de jinekoloğum, o yüzden.
-Öyle mi? Çok memnun oldum. -(Alya) Ben de.
Benim kanamalarım düzenli devam ediyor periyodik olarak.
Yani onda bir sorun yok ama böyle kasılmalar yaşıyordum zaten.
Sancılar artmaya başladı. Gerçi çok stres altındayım.
Ağır bir dönemden geçiyorum. Ben ona bağladım ama.
-Bir bakalım. -Fazla artınca...
...hekime de görünemeyince gelmek istedim.
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Gel.
Ağam, Cihan Albora geldi.
Buyur et.
(Erkek) Buyurun.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Selamünaleyküm. -(Mirza) Aleykümselam.
-Hoş gelmişsin Cihan Albora. -Hoş bulduk Mirza.
Buyur.
Az kalsın taşıyordu.
Tam vaktinde geldin.
Olduğundan daha fazla köpüklüdür.
-Buyur. -Eyvallah, sağ olasın.
Baban şeker kullanmazdı. Sen?
Vallahi babamı nasıl bildiysen beni de öyle bil.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Babasının oğlu.
Niye geldiğini biliyorum.
(Mirza) Sen zeki adamsın Cihan Bey.
Gideceğin yeri de bilirsin, gideceğin zamanı da.
Beş tane yarım adam bir araya geldi. İkimizi birden vurdu.
Anlaşmaya geldin.
Evet.
Babanla bizim yıldızımız hiç barışmadı.
Ama koşullar değişti, zaman değişti.
Seninle güç birliği yaparım. Ama bir şartım var.
Ben kimseye güvenen bir adam değilim, sen de değilsin.
Gözünde görüyorum.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ömrüm ortaklıklarla geçti.
Ama hepsinde de aynı yerden çatladı.
Güven.
Kâğıt yırtılır, söz unutulur...
...sıkılan el gevşer.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ama kan bağı çözülmez.
(Mirza) Sen mert, sözünün eri bir adamsın.
Böyle bir adamla kan bağı kurmaktan mutluluk duyarım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Kötü bir şey mi var? Söyleyin lütfen. -Hayır.
Ama bundan sonra çok dikkatli olmanız gerekecek.
Hamilesiniz.
(Duygusal müzik)
Nasıl?
Hami... Yani hamile...
Ben...
...anlardım ya.
Anlamamanız çok da şaşırtıcı değil Alya Hanım.
(Doktor) Kanamalarınız devam etmiş, siz onları âdet sanmışsınız.
Bildiğiniz gibi gebelikte olabilen bir durum. Nadir değil.
Üstüne bir de stres, kilo kaybı, dengesiz beslenme.
Belirtiler de silinmiş.
Bir de kendinizi hiçbir hekime göstermemişsiniz.
(Doktor) Doktorların en kötü hastaları kendileridir.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Mirza) İki aşiret bir kâğıtla birleşirse...
...kâğıt yırtıldığı gün ayrılır.
Ama kanla birleşirse...
...o bağı ancak ölüm çözer.
(Gerilim müziği)
Seninle güç birliği yaparım.
Kızım Berfin'le evlenirsen.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Mirza) Evlenirsiniz, çocuğunuz olur.
O çocukta iki aşiretin de kanı olur.
(Mirza) Çocuk senin de benim de olur Cihan Albora.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Doktor) Üç buçuk aylık hamilesiniz Alya Hanım.
Üç buçuk.
(Doktor) 15. hafta.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Aynur Çelebi
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...
...Hatice Başpınar - Sunay Temür
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak
Editörler: Dolunay Ünal - Olgun Yılmaz
Ses - Görüntü Montaj: Ayşegül Güven
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.