Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Alya Hanım, bir kere daha soruyorum. Ama şunu hatırlatayım.
Eğer belge sahteyse...
...ve siz gerçeğe aykırı ifade veriyorsanız bu bir suçtur.
Sonuçları vardır.
O muvafakatname sahte miydi?
(Gerilim müziği)
(Polis 1) Alya Hanım.
O muvafakatname sahte miydi?
Sahteydi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne?
Sahteydi.
(Sadakat) Yalan söylüyor.
Yalan söylüyor. Öncesinde de dedi ki değildir.
Ben imzayı attım, bu belge doğrudur dedi.
Şimdi de sahte diyor.
(Sadakat) Hangisine inanacağız? Hangisine, öncekine mi, şimdikine mi?
Korkudan öyle söyledi Komiser Bey.
Bu konağın çatısı altında...
...o imza benimdir, demekten başka çaresi var mıydı?
(Ecmel) Siz o imzayı inceletin...
...kâğıt konuşacak. -Sesini kes, harbiden bak...
-(Polis 1) Lütfen, sakin. -Bu yalancının teki bu adam.
-(Sadakat) Yalan söylüyor. -Kapımıza gelmiş ne konuşuyor?
(Sadakat) Yaptıkları yetmedi. Şimdi oğluma çamur atıyor bu aşağılık.
Ben kimsenin oğluna çamur falan atmıyorum Sadakat.
Oğlun o iftiraya kendi ayağıyla bulaştı.
Cihan Bey, hakkınızda ciddi bir suçlama var.
Bizimle geleceksiniz. Karakolda ifadenize başvuracağız.
Gidelim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Nare) Böyle götüremezsiniz.
(Sadakat) Bir konağın beyini, bir iftirayla, hele böyle bir...
...zebaninin, böyle bir şeytanın iftirasıyla mı götüreceksiniz?
At bu adamı dışarı, bu adamı dışarı.
(Polis 1) Ecmel Bey, sizi de dışarıya alalım.
Gerekirse sizin de ifadenize başvuracağız.
Alya Hanım, sizin de bizimle gelmeniz gerekiyor...
...sizin de ifadenize başvuracağız.
Oğlumun burada kalmasını istemiyorum.
(Ecmel) Bana bırak o zaman kızım.
Ben konağa götüreyim, Fidan bakar.
Çocuk benim yanımda kalsın.
Sen ne diyorsun ya? Sen ne diyorsun?
Sen o çocuğa kurşun sıktırmış adamsın!
Yeter! Ben oğlumu otele götürmek istiyorum...
...ama lütfen kapısında güvenlik olsun.
-Tehlikede. -Bunu yapamayız.
-En güvenli yer benim yanımda... -Çıkarın şunu gerçekten.
-(Polis 1) Arkadaşlar. -(Sadakat) Hâlâ konuşuyor.
-Hadi! -Tamam.
-Alya Hanım. -Rica ediyorum, oğlum tehlikede.
Öyle bırakamam. Güvenlik verin.
Peki Alya Hanım, ilgileneceğim.
Sen asıl dört duvar arasına, o küçücük çocuğu nasıl koyacaksın sen?
Nasıl vicdansızsın? Ne biçim insansın sen?
Ben giderim.
Sen ne diyorsun?
Ne diyorsun Nare sen?
Yalnız da değil. Deniz?
Ağabeyini hapse gönderen kadına yardım mı edeceksin sen?
Sen kendine bakamıyorsun, ona nasıl sahip çıkacaksın?
-Ben yeğenime bakarım. -(Sadakat) Nasıl bakacaksın sen?
Allah senin cezanı versin!
Sen şimdi halanla çok güzel bir yere gideceksin.
Tamam mı? Ben de akşam yanınıza geleceğim.
Çok güzel bir yere gideceksiniz, tamam mı?
Tamam.
Hazırlan sen.
-Pakize ablanla. -Gel ablacığım.
(Nare) Merak etme.
Çok sağ ol.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Karakol gürültüsü)
-Seni utanmaz, arlanmaz seni. -Dur, dur.
(Kaya) Ya anne!
-Geç şuraya. -Senin yüzünden benim oğlum...
Alya Smith, ifadeye geldim.
(Üst üste konuşmalar)
-(Kaya) Tamam, tamam. -(Sadakat) Benim oğlum...
(Hüzünlü müzik)
(Erol) Lütfen işleri zorlaştırmayalım.
-(Sadakat) Tamam! -(Erol) Rica ediyorum.
Bak bak bak, hele bak, hele bak.
-Hele bak gidişe bak, insanlığından utan! -Anne, anne!
-Utanmaz! -(Erol) Sadakat Hanım.
Rezil! Bırak, tamam. (Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Utanmadan arlanmadan geliyor!
Cihan'ın yaptıklarını unut!
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Polis 2) Alya Hanım, soruşturma devam ediyor.
Gerektiğinde yeniden ifadenize başvurulacak.
Savcılık tedbir kararı alabilir.
Savcı da sizi dinleyecek.
Şehirden ayrılmayın.
Buyurun Cihan Bey.
(Kaya) Gidecektin ya yenge.
Git bakalım şimdi.
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bitti. Şimdi gevşeme, sakın.
Bak, işin zor kısmı bitti.
O içeri girecek, sen de çocuğunu alıp gideceksin.
Sen ne yapıyorsun?
Kim senden yardım istedi? Ben hallederim dedim.
-Niye polise gidiyorsun? -Halledeceksin öyle mi?
Adam çocuğu vermiyor, kızım.
Kaç kere kapısına gittin? Elin boş döndün.
Ben sana yol açıyorum.
Bana teşekkür edeceğine bir de hesap mı soruyorsun?
Bak, kızım.
Bu adam içerideyken kimse engel olamaz sana.
Al, çocuğunu git.
Yoksa Cihan...
...ölünceye kadar bırakmaz bu işin peşini.
Bana da dua et.
Aferin, kendine yakışanı yapmışsın, doğrudan şaşma.
Sen de.
(Kaya) Değdi mi yenge?
Sırf oğlunu alacaksın diye, bizi Ecmel'in önüne attığına değdi mi?
Bana yaşattıklarının aynısını, Allah sana evladından yaşatsın inşallah.
Öyle mi?
Siz ne diyorsunuz? Polise ben mi gittim?
Ben sadece oğlumu istedim.
Herkes kendi yaptığını yaşıyor.
(Ecmel) Sen dur.
Bunlar daha başlangıç, Sadakat.
Hoşt zebani, sen çıktığın yere geri dön. Hadi cehennemine, hadi.
Hadi, hadi.
(Gerilim müziği)
-Kızım, gel ben götüreyim seni. -Bırak Allah aşkına!
(Araba kapıları kapandı)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı açıldı)
(Erol) Sağ olun Memur Bey.
(Kapı kapandı)
Vay!
Kendin mi geldin, Ecmel mi gönderdi?
Ne diyorsun sen?
Tamam. Alya'yı zaten zar zor içeri soktum.
Beş dakikanız var. Kavga yok.
Kavga yok.
(Kapı açıldı ve kapandı)
Ecmel'le iş birliği yapıyormuşum gibi konuşma!
Yapmayacağımı çok iyi biliyorsun.
-Öyle mi? -Öyle.
O zaman burada ne işim var?
Sence? Kendin yüzünden olabilir mi?
Belgeyi sen hazırlattın ya.
Ben sadece bana sorulan soruları cevapladım.
Git o zaman savcıya da aynen bu şekilde söyle.
Akşam da Ecmel'le kutlama yaparsın.
Bak, hâlâ Ecmel diyor. Ecmel yok diyorum!
Cihan ister inan ister inanma umurumda değil, biliyor musun?
Ben sadece oğlumla gitmek istiyorum.
Sen de engel oldun, o yüzden buradasın.
İçeri tıktılar.
Beni düşünmene gerek yok, illaki buradan çıkacağım.
Nasıl çıkacaksın?
Belge sahte.
Ya!
Vazgeç.
Bak, Ecmel vazgeçiyor, sen de vazgeç.
Adamlarını da Budapeşte'den çek.
Bir şey olursa Enver orada zaten.
Enver orada? Bunları biliyorum, başka bir şey var mı?
Var.
Eğer gerçekten vazgeçersen, peşimizden de gelmezsen...
...savcıya giderim ve ben mağdur değilim, derim.
"Oğlumun güvenliği için yaptı. Bizim...
...aramızdaki meselelerden dolayı böyle davrandım," derim.
Hafifletici olur.
O çok becerikli avukatın da çıkarır seni.
Aramızdaki meseleler...
...beni düğünün ortasında bırakıp gittiğin meseleler.
(Duygusal müzik)
Bilmediğim bir şey söyle bana.
Benim bildiğim bir şey var.
Sen beni bırakıp gittin.
Üstelik sana, düşersem beni sen kaldır demiş olmama rağmen.
Eğer yanımda olursan, ben dünyayı karşıma alırım...
...demiş olmama rağmen.
Gittin.
Bu defa Deniz'le ikimize git der misin?
Gitmemize izin verir misin?
Hayır.
Cihan.
O çocuk, burada benim yanımda olacak.
Benim yanımda.
Ben de zaten Cihan'ı bırakamam dersen...
...kalırsın.
Alya, artık çıkman gerek.
Benim yardımım olmadan buradan çıkamazsın.
Buradan çıkmak için senin yardımına ihtiyacım yok.
(Alya) Düşün bakalım.
Alya, git savcıya istediğin şeyi söyle.
Hatta beni buraya göm.
-(Alya) Kapıyı kapatabilirsiniz. -Ama o çocuğu alamayacaksın.
-O çocuk buradan çıkmayacak. -Cihan, ne yapıyorsun?
Erol.
Beni buradan çıkaracaksın. Duydun mu?
-Beni buradan çıkaracaksın. -Tamam, Cihan. Tamam.
Cihan, ben sahteciliği hallederim de...
...senin davan başka. Senin davan çok başka.
Biz senin davana bakacak avukat falan bulamayız.
Benim avukatım var. Beni buradan çıkar.
-Beni buradan çıkar. Tamam mı? -Tamam Cihan, çıkaracağım.
Beni buradan çıkar. En yakın zamanda.
-Beni buradan çıkar. -Tamam Cihan. Tamam.
Beni buradan çıkar.
(Kapı kapandı)
(Kartal) Az kaldı Ateş, dayan.
Biraz sonra hâkim karşısına çıkacaksın.
Yıllardır hasret kaldığın temiz havayı, kirletmeye başlayabilirsin sonra.
Bu niye geldi yine?
Amcan değil mi?
Amca mı?
Lan ben...
...bu hücrelerde sabahı sayarken, sen benim babamı toprağa verdin.
Ben bir mezar görmedim.
Sonra benim...
...bacımı...
...Şeyda'mın katiline gelin ettin.
Benim öz kardeşimi...
...o Cihan şerefsizine verdin.
-Öyle olmadı. -(Ateş) Nasıl oldu?
Nasıl? Benim bacım öldü!
Buna sen sebep oldun Nadim.
O Cihan iti sebep oldu.
Sonra da gittin...
...o Cihan'la anlaştın.
O yüzden 12 yıl benim kapıma gelmedin.
-Gelsem benimle görüşecek miydin sanki? -Gelmedin ulan!
Sen babamın koltuğunda (***) rahattın sen.
Sen benim bacımı sattın.
Nadim!
Sen benim bacımı düşmanıma sattın!
(Ateş) Şeyda'mın ölümüne sebep oldun sen, Nadim.
Seni ben öldüreceğim, oğlum öldüreceğim.
Ben de bunu sana söyleyeyim!
Kesecek misiniz yoksa devam edeyim mi?
(Kartal) Buraya sizin aile meselelerinizi dinlemeye gelmedim.
Hem buna vaktim de yok zaten.
Ben seni amcanla kavga et diye çıkarmıyorum buradan, Ateş.
Benim işime yaraman için çıkartıyorum.
Alboralara olan nefretini anlıyorum, görüyorum.
Bu da işime geliyor.
Şimdi bu nefretini işimiz için kullanacağız.
Kulaklarını aç, iyi dinle.
Alboralar benim uyuşturucu hattıma engel oluyor.
Silahların sevkiyatını kesiyor, yolumu daraltıyor.
Aranızdaki meseleyle ilgilenmiyorum.
Sonra halledersiniz.
Ama benim tek istediğim Alboraların yolumdan...
...çekilmesini sağlamanız.
Sonrasında...
...ister kimini sağ bırak...
...kimini öldür.
O mesele tamamen sana kalmış.
Sen de oğlunu kaybetmişsin, Nadim.
Al işte sana oğul.
Şimdi amca yeğen...
...birlikte Alboraları çökerteceksiniz.
Kavganızı sonra edersiniz.
Anlaşacaksınız.
Başımı ağrıtmayacaksınız.
Anlaşıldı mı Nadim?
Anlaşıldı.
Anlaşıldı mı Ateş?
(Gerilim müziği)
Duymadım.
Suriye'de o kadar çok boş hücre var ki Nadim!
(Kartal) O kadar.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Anlaştık.
Bu Alboralar çok güçlü bir aile.
Ama bizim elimiz de boş durmuyor, değil mi Nadim?
Tabii ki.
Duruşmadan çıkışta...
...seni bekliyor olacağız, bizi bulursun.
Yürü.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Cihan dış ses) O çocuk...
...burada benim yanımda olacak.
Benim yanımda.
Git savcıya istediğini söyle istiyorsan beni buraya gömdür.
Ama o çocuk benimle birlikte burada kalacak.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Alya Albora. Buyurun, Savcı Bey sizi bekliyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Kartal Bey.
-Alya Hanım. -Merhaba.
Merhaba.
Dünya küçüktür derler de hakikaten küçükmüş.
Bu sefer kimin koltuğuna göz koydunuz acaba?
Kimsenin, içiniz rahat olsun.
-Siz savcı mısınız? -Hayır.
-Avukat? -Değilim. Siz?
Ben de değilim.
Buraya kadar gelmişken, bir arkadaşımı ziyaret ettim.
Uğramazsam olmazdı.
Ama sıkıntınız ciddiyse telefonum hâlâ emrinizde.
Çok teşekkür ederim.
Ama o koltuğun borcunun yükü hâlâ üstümde.
Yenisini eklemeye niyetim yok.
Hiç öyle düşünmeyin.
Ben onu borç olsun diye yapmadım.
Teşekkür ederim.
Yarın dönüyorum. Bu kadarmış.
Tekrar karşılaştığımıza çok sevindim, Alya Hanım.
Aynı şekilde.
-İyi günler. -İyi günler.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı açıldı)
Cihan?
Cihan Albora!
Ateş Baybars?
(Ateş) Cihan Albora.
Geldim. Kanımı yerde koymam ben.
-Geldim. -Gel. Geldin mi?
(Üst üste konuşmalar) (Bağırıyorlar)
Ne oluyor?
(Üst üste konuşmalar) (Bağırıyorlar)
Ateş. Ateş Baybars?
(Kulağı çınlıyor)
Babamın da bacımın da kanını akıtacağım sizden!
-Tamam mı? -Öyle mi?
Çok istiyorsan seni de babanın yanına göndereyim.
(Erkek 1) Cihan! Hadi!
Cihan Albora.
Demek yolumu kesen sensin.
(Ateş) İçeriden çıkayım...
...senin o kanını toprağa akıtacağım ulan.
Bizim kapı herkese açık, bekleriz.
Bırak ulan. Bana bak!
Alboralar! Bu Ateş hepinizi yakacak!
O sana ağır gelir (***)!
-Gel. -Yürü git!
(Üst üste konuşmalar) (Bağırıyorlar)
(Ateş) Tamam. Tamam. Tamam.
-Sakin ol. -Ne sakin ol?
Adam bana saldırıyor, sen bana sakin ol diyorsun.
-Cihan. -(Erol) Hadi sakin.
Buyurun lütfen, buyurun.
-(Erol) Hadi. -(Muzaffer) Ateş Baybars.
-Abi, hiç dinlemiyor. -(Muzaffer) Bir Ateş'imiz eksikti!
(Kapı kapandı)
Siz iyi misiniz?
-Sadakat Hanım. -Defol. Defol.
-İyi değil. -(Kaya) Ne oldu anne?
Bir şey yok annem.
Sen buradan ayrılma.
-Ayrılma, ben bir su içip geleceğim. -Dur, ben su getireyim.
Sen kal, ben bir hava alıp geleceğim, annem.
Tamam hadi. Kal burada.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kulağı çınlıyor) (Üst üste konuşmalar)
(Boran dış ses) Hiçbir yere gidemezsin. (Silah sesi)
(Sadakat iç ses) Allah'ım!
(Silah sesi)
-(Nare dış ses) Şahin! -(Ecmel ses) Şahin, ölme! Ölme!
-(Nare dış ses) Şahin! -(Ecmel ses) Ölme!
(Nare dış ses) Gitme! Şahin!
(Kartal) İndirin ellerinizi.
Kapatmak sesi büyütür, çınlamayı arttırır.
Derin nefes alın.
Burundan alın, ağızdan uzun uzun verin.
Verirken de bir şeyler mırıldanın.
Belki bir türkü, bir dua.
Sen kimsin?
-Sen kimsin, doktor musun? -Değilim.
Ben de hasta değilim.
Hiçbir şeyim yok benim. Bana kimse akıl veremez.
Hadi işine.
Dediklerimi unutmayın. Mırıldan.
(Kulağı çınlıyor)
Oy, oy!
(Boran dış ses) Hiçbir yere gidemezsin.
(Mırıldanıyor)
(Mırıldanıyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Çınlama durdu)
Bu da kim?
Allah'a şükür.
Şükür.
(Müzik)
(Polis 1) Alya Hanım, biz ayrılıyoruz.
İhtiyaç duyarsanız başvurun, kapıya koruma verelim.
-Sağ olun, gerek yok. -(Polis 1) Hadi gidelim.
Gideceğiz zaten.
(Kapıya vuruluyor) (Alya) Nare.
Aa! Annem geldi.
Anne. Hoş geldin!
Hoş bulduk bir tanem. Hoş buldum anneciğim.
Gel. Gel bakayım, gel, gel.
-Anne? -Canım.
Nare halam diyor ki, konakta bazı durumlar var.
Ama bana söylemedi. Ne oldu konağa?
Yani şimdi bazı durumlar var, evet.
Ama bunlar yetişkinlerin kendi arasında konuşması gereken şeyler.
Peki biz ne zaman konağa döneceğiz?
Bebeğim, bizim Budapeşte'ye dönmemiz lazım artık.
Bak senin okulun var, arkadaşların seni özlemiştir.
Hastalarım beni bekliyor, biliyorsun.
Daha fazla izin de alamam.
Ama anne, ben burada kalmak istiyorum.
Gitmek istemiyorum.
Babam da burada, herkes burada.
Şöyle yapalım mı?
Her şeyi, ben sana anlatacağım.
Ama şimdi değil, sonra baş başa konuşuruz, tamam mı?
Ben şimdi Nare halanla da biraz konuşayım, olur mu bir tanem?
Hadi üzülme, söz verdim.
-Tamam. -Aferin, benim oğluma!
Oh, akıllı oğlum benim. Hadi, sen oyunu oyna güzelce.
Biz bir konuşalım.
Hadi bakalım.
(Duygusal müzik)
Ben böyle olsun istemedim.
(Alya) Ben sadece oğlumu alıp gitmek istedim.
Gittim ya, konuştum nezarethaneye kadar gittim.
Gözünün içine baka baka söyledim. Bırak!
Bırak, oğlumla ikimiz gidelim dedim.
Ben de senin çıkman için yardımcı olayım.
Uzlaşmaya gittim.
Yok ama, yok istemiyor.
O da benim gözümün içine baka baka istemiyorum diyor.
Deniz'i bırakmayacakmış. Uzlaşmıyor.
-Tutuklanacak. -Ben elimden gelen her şeyi yaptım.
Ben sadece gitmek istiyorum, ben burada kalamam.
Kalmam, oğlum burada kalamaz.
Gitmek zorundayız.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Şimdi senin de üstüne gelecekler, biliyorum.
Bana yardım ettin diye.
Zaten çok üstüne geliyorlar, farkındayım.
Özür dilerim.
Olsun.
Ah!
Boş ver. Sen iyi misin?
İyi ol.
Bak, hiç konuşamadık.
Şu içme olayını bırakman lazım.
Doktoruna devam etmen lazım.
Çok zor biliyorum, kabul etmek çok zor.
Alışmak çok zor.
Ama kendine yeni bir sayfa açmak zorundasın.
Açtım zaten.
Açmamış gibi miyim?
Sence ben böyle biri miydim?
O sayfayı açmayan sizsiniz.
-Sen açtın, biz açamadık. -Evet.
Açtıysan niye bana yardım ediyorsun?
Onları daha çok kudurtmak için.
Abimi seviyorum. Seni de seviyorum.
Onun kadar seviyor muyum, onu bilmiyorum ama...
Bak, bildiğim bir şey var.
Benim öfkem sevgimi ancak bu kadar örtüyor.
Ama abimin öfkesi...
Onu örtecek tek bir şey var.
Aşk mı?
(Duygusal müzik)
Artık öyle bir şey yok.
Burada öyle bir şey olamıyormuş zaten.
Abin çok haklıymış. Bana ne demişti biliyor musun?
Bu topraklar senin romantizmini kaldırmaz.
Doğru.
(Alya) Çok haklıymış.
Ayrıca âşık falan da değilim artık. O da âşık falan değil.
Bitti yani.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Neyse, ben Deniz'le bileti aldım bu arada.
Dört saate İstanbul'a gideceğiz, oradan da Budapeşte'ye.
Deniz'i yalnız bırakmayalım.
Alya, kızım.
Çık git.
Aferin. Cihan'ı hallettin, şimdi sıra gitmekte.
-Ne oluyor? Defol! -Sen karışma.
Sana yardım etmeye çalışıyorum.
Kızım bak, güvenle seni götürüp bırakacağız oraya.
Ben senden hiçbir şey istemiyorum, çık git.
Cihan içeride ama Kaya var, Sadakat var.
Onlar senin dakikada bulurlar, o uçağa bildirmezler.
-Ben seni güvenle bindireceğim. -Sus, git!
Hişt, sen kim bindiriyorsun lan?
Ben seni öyle bir şeye bindiririm ki şimdi burada söylemek ayıp olur.
-Seni buradan aşağı atarım. -Nasıl çıktın lan sen?
Sana ne? Avukatım iyi, kartını vereyim mi?
O kapıdan çıktın ama benim elimden kurtulamayacaksın Cihan Efendi!
Hadi Ecmel Ağa, hadi. Hadi alalım seni böyle, hadi.
Adalet bırakacak fakat ben bırakmayacağım seni.
Lan oğlum sıraya gir.
Hadi yürü, yürü, yürü hadi.
Oğlum nerede?
Sana ne?
Ne demek sana ne Alya?
-Sen şimdi savcıdaydın, nasıl çıktın? -Sana ne? Nerede oğlum?
-Cihan git. -Aç, aç!
-Kurban. -Baba hoş geldin.
Hoş bulduk, hoş bulduk.
Baba, annem gideceğimizi söylüyor. O yüzden mi geldin?
Baba, ben gitmek istemiyorum. Annemi ikna et, konağa dönelim.
Deniz.
Gitmiyorsunuz oğlum. Merak etme, birazdan da konağa döneceksin.
(Deniz) Tamam.
Evet ama konağa dönene kadar annenle küçük bir mesele hakkında konuşmamız lazım.
(Cihan) Sen de o sırada oyun oyna, tamam mı?
-(Deniz) Tamam. -Hadi.
Yürü.
Sabır.
Bu mu senin vefan?
Sana diyorum bu mu senin vefan?
Ben savcıya gidip de ben şikâyetçi değilim demeseydim sen şimdi çıkabilecek miydin?
Deseydin. Ben senden yardım mı istedim?
Yumuşarsın diye düşündüm. Biraz olsun insaf edersin diye yaptım.
Yumuşarım, insafa gelirim, sen de böylelikle çocuğa alıp gidersin, öyle mi?
Çok beklersin.
Tekrar tekrar pişman ediyorsun Cihan, bravo.
Bir kere daha hayal kırıklığına uğrattın beni, bravo.
Hiç pişman olma, sevin çünkü beni sahte evraktan dolayı tutuksuz yargılıyorlar.
-Öyle mi? -Evet.
İyi.
Hadi git, çağır çocuğu. Zaten konak için can atıyor, daha fazla beklemesin.
Bana bak, oğlumun duygularını kullanma, tamam mı?
Sana son kez söylüyorum.
-Kullanmıyorum. -Kullanma. Kullanıyorsun.
Alya bak, ben onu koruyorum. Ecmel'in burada ne işi var?
Ne bileyim ne işi var? Bağırtma beni insanların içinde! Ben mi çağırdım?
Ben mi çağırdım? O adam Cihan'ı bırakacak mı sanıyorsun?
Sen Deniz'in peşini bırakıyor musun?
-Alya git, çağır şunu. Hadi. -Gitmiyoruz diyorum.
Uçuşumuz var, biletimiz var. Oğlumla gidiyoruz.
-Öyle mi? Gidiyorsunuz. -Öyle, evet.
Sen istediğin yere git, o çocuk gelmiyor. Sen istediğin yere git.
-Nare, Cihan'ı çağır gelsin. -Ne yapıyorsun?
-Nare hadi çağırsana. -Ne yapıyorsun?
Çağırsana Nare. Neye bakıyorsun Nare, neyi bekliyorsun?
-Abi sen görmüyor musun? -Cihan, otelden git.
Görmüyor musun, anlamıyor musun? Olmuyor işte. Neyini diretiyorsun?
Sen önce bir kendi hâline bak, ondan sonra bana akıl ver. Hadi çağır.
-Ne hâli? -Ne var hâlimde? Sen git, aynaya bak!
-Bağırma. -Sen kendi hâline bak!
Nare bak, beni deli etme. Git çağır şu çocuğu.
Abi senin karşında eski Nare yok, tamam mı?
-Öyle mi? -Yok!
Tamam, gel canım. Gel, sen Deniz'in yanına git. Lütfen.
Geleceğim ben.
Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Senin öfken kime? Bana. Başkalarına yönlendirme.
O kız perişan hâlde, görmüyor musun?
Madem perişan hâlde, niye bu elinden tutup da buraya kadar sürükledin o zaman?
Cihan, çık git otelden. Sabrım taşıyor, insanlar bakıyor. Çık git.
-O çocuğu getir, gideyim. -Gideceksin.
Ne yapacaksın? Şikâyetçi mi olacaksın?
Git savcıya şikâyet et ama unutma ki savcı artık seni kale almayacak.
Çünkü sen sabah ayrı ifade veriyorsun, akşam ayrı ifade veriyorsun.
-Seni dinlemeyecek yani. -Sabah akşam ne ayrı ifade verdim?
Sahte belge için verdim. Bu konuyla ne alakası var?
Oğlumun velayeti bende, sen oğlumu kaçırmaya çalışıyorsun.
Tamam. Velayet sende, kâğıt sende, çocuk bende. Çağır çocuğu.
Gider misin? İnat etme, oğlum gelmeyecek.
-Seninle uğraşmayacağım. -Ne demek o?
Kadir hadi söyle arabayı getirsinler, çıkıyoruz biz şimdi.
Çağırma! Oğlum gitmiyor, sen gidiyorsun.
-Çağır şu çocuğu. -Cihan, çıkar mısın otelden?
Alya bak, sinirlenmeye başladım, hadi.
Bak son kez söylüyorum, çık şu otelden.
-Otelden çıkayım. -Çık.
İyi.
Oteli kapatıyorum, herkes çıksın.
-Ne yapıyor bu? Şunu durdurur musun Erol? -(Cihan) Çık!
Erol şunu durdurun, rezil etti artık bizi! Durdurun şunu!
Devam eden davan var. İçeri girersen en çok ben mutlu olacağım.
İhtiyar hadi, Kadir hadi.
Kardeşler kusura bakmayın, otel kapandı.
(Üst üste konuşmalar)
-Kusura bakmayın. -(Cihan) Kapandı, hadi!
Rezil ya!
Hadi çıkın, otel kapandı. Hadi kalk.
Yediğiniz içtiğiniz ne varsa hepsini ödeyeceğim, hadi.
-Ne yapıyorsun? Boşaltın! -(Erkek) Cihan Bey, Cihan Bey!
-Rezil ol, daha da ol. -Cihan Bey, Cihan Bey!
Cihan Bey, lütfen yapmayın, etmeyin efendim.
Beni tanımıyormuş gibi konuşma. Ben senin zararını ödeyeceğim, tamam mı?
-Alya Hanım çabuk odayı boşaltın, hemen. -Ben müşteri değil miyim?
Boşaltmıyorum, istediğim zaman boşaltırım.
Kusura bakmayın lütfen. Kusura bakmayın efendim.
Hiçbir yere gitmiyorum, kapatsın. Herkesi çıkartın.
(Üst üste konuşmalar)
(Üst üste konuşmalar)
Eğer beş dakika içerisinde odayı boşaltmazsanız polisi çağıracağım.
-Adamı görüyorsun. Bak, delirmiş durumda. -Delirsin.
Ne olur bak, Cihan Deniz'i al, çıkın buradan yoksa oteli kapatacak.
-(Alya) Kapatsın. -İhtiyar hadi.
Başımıza bela alacağız Alya. Lütfen, rica ediyorum.
Bela o zaten.
Alya bak, bunu söyleyecek en son insan benim, biliyorum.
Konağa gidelim. Söz veriyorum ben sana yardım edeceğim.
-Bir yolunu bulacağız. -Polis gelirse başımıza bela alırız.
Polis gelirse başımıza bela alırız, Cihan'ı ben bile çıkartamam artık.
-(Nare) Söz, bir yolunu bulacağız. -Hadi lütfen.
(Gerilim müziği)
-Baba. -Oğlum.
Annemi ikna etmişsin.
-Konağa dönüyoruz. -Evet dönüyoruz, hadi gidelim.
Gel.
(Duygusal müzik)
(Erol) Kusura bakmayın, sağ olun.
Çok teşekkür ederiz.
Kolay gelsin.
-Anne. -Canım.
Ben babamla gitmek istiyorum. Hep beraber gidelim.
Sen git babanla hadi. Git.
Ben kullanırım.
Kemerini tak.
Sür.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Geçmiş olsun.
Kartal bizi bekliyor.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Oğlum.
Biz geldik.
Babaannem, hoş geldin.
Hoş geldin evimin ışığı, ocağımın bereketi. Hoş geldin.
-Ümmü, karnını doyurun. Karnı açtır. -Tamam. Hadi gel.
(Sessizlik)
(Sessizlik)
Sen hangi yüzle geldin bu konağa?
Sen hangi yüzle soruyorsun bunu anne?
-Doğru konuş. -(Nare) Öyle yapıyorum.
Senin oğlun şu an karşında dikiliyorsa bu kadın sayesinde.
(Nare) Ayrıca zorla geldik zaten.
Oğluna sor istiyorsan, kaldığımız oteli başımıza yıktığı için geldik.
Sen...
...abini hapse attıran kadına yardıma gittin.
Artık kızın üstüne gitmeyi bırakın. Zehriniz varsa kusun.
Tamam anne, yeter. İkisini de buraya zorla ben getirdim.
Sen sus.
Soru bana soruldu, ben cevaplayacağım.
Önce hangi yüzle geldiğimle başlayayım isterseniz.
Oğlunuzun zorbalığıyla geldim.
Nare doğru söylüyor, oteli başımıza yıkacaktı.
Siz dua edin, otel otel gezip herkese rezil etmedim sizi bütün Midyat'a.
Ama sizin sormanız gereken asıl soru ne biliyor musunuz?
Oğlum nasıl burada? Neden içeride değil de burada?
Onun da cevabını vereyim. Vicdandan.
Siz bilmezsiniz ama vicdandan.
Bana karakolun önünde ne dediniz hatırlıyor musunuz?
Bana yaşattıklarını Allah sana oğlundan yaşatsın, dediniz.
Bir anne, bir anneye.
Siz oğlum üstünden beddua ettiniz.
Kendi torununuz üstünden beddua ettiniz.
Ben o bedduanın yüküyle girdim ifade vermeye.
Ödetmesini çok iyi bilirdim Sadakat Hanım. Çok iyi bilirdim. Yapmadım, niye?
Çünkü bir anneden, bir anneye bu yapılmaz.
Sizin bir oğlunuz toprağın altındayken, diğerini gözünüz yaşlı bekleyin istemedim.
Yapmadım. Girdim içeri şikâyetçi değilim, dedim.
(Duygusal müzik)
Pişman mıyım? Çok pişmanım.
Yine pişmanım.
Şu konakta hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmeme rağmen...
...bunu yaptığım için çok pişmanım.
Bu konaktaki hemen hemen herkesin harcına...
...vicdansızlık karıldığını biliyorum ya, çok pişmanım.
Sizin harcınıza vicdansızlık karılmış Sadakat Hanım.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ama bundan sonra dişe diş.
(Gerilim müziği)
Merhamet mi? Gördüğüm kadar.
Vicdansızlık mı? Öğrenirim.
Öğreneceğim.
Bunu siz istediniz.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Bunu sen istedin.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hele.
Getirmeyecektin.
Torununu getirdim anne.
Belasını da yanında.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Oğlum yavaş ye, yavaş. Arkanda atlı mı kovalıyor?
Ama bisiklete bineceğim.
Ağzında bir şey varken konuşma, bir.
İki, bisikletin bir yere kaçmıyor. Sürersin.
Bitti, gidebilir miyim?
Bak çiğnemeden yutuyorsun, sonra karnın ağrıyacak.
Ağrısın, annem doktor.
Bak sen. Al bunu götür hadi, bunu al götür, bunu...
Tez canlı bir çocuk oldu.
(Ümmü) Nare Hanım'ın kapısını çaldım ama...
-Gelmiyor mu? -Sordum, yemeyeceğim diyor.
Sonra bir daha sor.
Gözünü de üstünden ayırma, bir daha o zıkkıma dokunmasın.
(Ümmü) Elbette.
Hastaneye de gitmeyecek.
Çok haklısın vallahi anne.
Tedaviye başlamadan, işe başlaması da doğru olmaz zaten.
(Alkış sesi)
Bravo.
Annem daha ağzını açmadan onaylar olmuşsun. Yetişmişsin yani.
Ama boşuna.
-Senden anca cücük Sadakat olur. -(Kaya) Nare.
(Sadakat) Hele senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?
Sarhoşsun.
Yo, ayıkken de gerçek aynı gerçek.
(Gerilim müziği)
Ben hastanede işe başlayacağım, kimse karışamaz.
Karışamaz, tamam.
İçtiysen gidemezsin.
İçtin mi?
İçmedim.
Bir de o meretin dozunu kaçırırsan...
...seni yine öyle görürsem seni odana kapatırım.
Ömür boyu orada kalırsın, orada çürürsün.
Bak, Allah'ıma yemin olsun. Duydun mu?
İçmeyeceğim.
Güzel.
Bir şeyler ye.
Aç değilim.
(Gerilim müziği)
Ümmü, sevdiği şeylerden bir tabak yap, odasına götür.
-(Ümmü) Tamam. Hemen Sadakat Hanım. -Yesin sonra.
Ne zaman düzelecek? Sabrımı zorluyor, haberiniz olsun.
O senin ablan. Sakin.
Bu Ateş iti.
(Sadakat) Daha beş yılı vardı bunun.
Önce nakil, sonra tahliye.
Nasıl oldu bu?
Erol'la konuştuk, dosyasına bakmış.
Dosyasında bir şeyler ekliymiş, bu sabah görmüş. Yeni raporlar varmış.
Başka başka bir sürü sayfalar eklenmiş, belgeler. Bir gecede yapılmış bu.
Bir gecede?
Bir gecede.
Bu nasıl olur? Nadim mi yaptı?
Yok. Nadim olsaydı 12 yıl beklemezdi.
Kim o zaman?
Bilmem.
Bilmem ama başka biri var işte.
Kim olabilir?
Vallahi kim olabilir bilmiyorum ama...
...12 yıldır içeride olan birini bir gecede dışarı çıkarabiliyorsa bu herif...
...bir bildiği olan biridir.
Göreceğiz.
Bir de Ateş iti çıktı başımıza.
(Gerilim müziği)
Bir daha o koridorda gördüklerimi görmeyeceğim.
Anladın mı?
Görmezsin.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Alboraların her şeyi.
O aileyi nasıl çökerteceğiniz...
...adım adım. Buna ezber edin.
Ben yarın sabah gidiyorum.
Aklınıza bir şey takılırsa, bana bir şey sormak isterseniz...
...dönün, bir daha ezber edin. Beni sonra arayın.
Hadi, şimdi konağa.
Örnek bir amca yeğen olun.
Gidin şimdi.
Çık.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon ısrarla çalıyor)
Beni arama artık!
(Ecmel ses) Arayacağım çünkü sen beni dinlemedin.
Kapına kadar geldim.
Sizi havalimanına bırakayım dedim ama sen istemedin.
(Ecmel ses) Niye istemediğini söyleyeyim mi?
Çünkü Cihan yetişsin istedin.
(Ecmel ses) Gitmeye niyetin yoktu.
Benim istediğim tek şey oğlum alıp bir an önce buradan gitmek.
O zaman ne işin var hâlâ konakta?
Zorla getirdi çünkü. Sana ne?
Bak, eğer beni dinlemiş olsaydın...
...şu an Budapeşte'de evinde olacaktın, oğlunla.
Ama sen beni dinlemedin. Bana güvenmiyorsun.
Senin yaptığın onca adilikten sonra...
...yaptığın onca şerefsizlikten sonra, ben sana nasıl güveneyim?
Tamam. Ben adilik yaptım, şerefsizlik yaptım.
Peki, Cihan'ın yaptığı nedir?
(Ecmel ses) Ona güveniyorsun.
Kim sana ihanet etti Alya Hanım?
Kim oğlunu elinden aldı? Cihan.
Bak, sana başka bir şey söyleyeyim.
Tutuksuz yargılanıyor.
(Ecmel ses) Yakında sıyırır o işten de.
O şeytan avukat Erol birini yem yaptı bile.
Belgeyi ben düzenlettim.
Cihan Bey'in haberi bile yok, diye ifade verdirtti.
(Ecmel ses) Bu dava yakında biter. Bir hafta bile sürmez.
Bak Alya Hanım, sen bu adamla, adaletle baş edemezsin.
(Ecmel ses) Aklını başına al.
O çocuk konakta kaldığı sürece, ben rahat durmam, bunu biliyorsun.
(Ecmel ses) Ben sözümde durmak istiyorum.
Sana son kez söylüyorum. Bu son ihtarımdır.
Bak, ben sizi kaçırayım. Kimsenin bulamayacağı bir yere bırakayım.
Yalnız...
...bana bir daha yamuk yapmak yok Alya Hanım.
(Gerilim müziği)
(Cihan) Gel, elini bırak.
-Bırak. -(Deniz) Hayır.
(Gülüyorlar) (Üst üste konuşmalar)
-(Cihan) Dön, gel. -(Deniz) Tamam.
Cihan'ın böyle başımızda dolanmasını nasıl özlemişim.
-Cihan, babaannem. -(Deniz) Efendim?
Hele bir şey diyeceğim.
Şimal büyüdüğünde sen ona da bisiklet sürmeyi öğretirsin, değil mi?
Öğretirim tabii. O önce yürümeyi öğrensin, ben onun her şeyi öğretirim.
Bak bak, laflara bak.
Öğrenecek benim kızım.
Yürüyecek, koşacak, babasına sarılacak.
(Telefon çalıyor)
-Sen devam et. -Tamam.
Erol, söyle.
Cihan, Hasan dayı bugün şirkete gelmedi. Hâlâ ortalıkta yok.
Bekliyorum, şirketteyim ama yok.
Telefonunu da aradım, açmadı. Sen bir haber aldın mı?
Bekle. Hasan dayımla konuşan oldun mu bugün?
Yok olmadı, ne oldu?
Anne bir şey yok, otur. Allah Allah. Sorduk.
Tamam, kapat. Ben arayacağım şimdi, hadi.
(Şimal ağlıyor) Gel babaanne, gel, gel.
Bana bak, bana, bana, bana bak!
Seninle son kez konuşacağım.
Anan sana bir şey söyledi. Bir şey verdi.
(Hasan) Ne verdi, ne söyledi sana?
Kaç kere söyleyeceğim? Ne bir şey verdi ne bir şey söyledi!
Ben bir şey bilmiyorum!
Yalan söyleme. Bak, bana yalan söyleme.
Bana bak, bana bak.
Bana bak. Bana delikanlı gibi olanı biteni anlat.
Ben de delikanlı gibi seni azat edeyim.
Bir şey bilmiyorum ben.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Alo?
Efendim yeğenim?
Dayı neredesin, nasılsın? İnşallah iyisindir. Telefonları açmıyorsun.
İyiyim, iyiyim yeğenim. Merak etme, iyiyim.
Diyarbakır'dan bir asker arkadaşım var, o rahatsızlanmış.
(Hasan) Aradılar, ben de kalktım geldim. Gelince bırakmadılar.
Telefon da şarjdaydı.
Arayamadım sizi, kusura bakmayın yeğenim.
Tamam, tamam. İyi hadi, geçmiş olsun dileklerimizi de ilet.
Allah'a emanet ol.
Tamam yeğenim. Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet.
Demek konuşmuyorsun.
Ben seni konuşturmasını bilirim.
-(Kaya) Ne oldu, nedir? -Bir şey değil, Diyarbakır'daymış.
Bir arkadaşı varmış, hastanedeymiş, onu ziyarete gitmiş.
Yahu Allah'ın adamı, insan bir haber verir.
Baba bak, uçuyorum!
Bak, nasıl izliyor.
-Bu uçmak değil, daha da! -Bak.
Bas ulan, bas!
-Bak baba, tek elle yapıyorum. -(Cihan) Hadi bağır, uçuyorum de.
-Uçuyorum! -Hadi!
Ah!
(Gerilim müziği)
Of!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Anne, biliyor musun? Bisikletimi çok özlemişim.
-(Deniz) Tam 45 tur attım. -Oo.
Evet ama babam bugünlük yeter dedi.
Evet, hatta sen şimdi odana çık, ben de geliyorum, hadi.
-Tamam, iyi geceler baba. -İyi geceler.
(Gerilim müziği devam ediyor)
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar yenge.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Alya Hanım. Bir şey yemediniz tabii, acıktınız değil mi?
Yok, biraz ağrım var.
-Ağrı kesici alacağım. -Niye? Ne oldu?
Önemli bir şey değil. Kadınlık hâli.
Daha ne olsun zaten? Ne kadar şey yaşadık.
Haklısınız, vallahi haklısınız. Bünyeniz iyi dayanıyor.
Çok ağrınız varsa hemen ıhlamur, nane limon kaynatayım.
Geçer şimdi, sağ ol. Bunu böyle bıraktım.
Olur mu? Bırakın tabii.
-Kolay gelsin. -Geçmiş olsun.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ah!
İyi misin?
İyi misin? Gel.
Bırak, dokunma.
Sadece yardımcı olacağım Alya.
Senden hiçbir şey istemiyorum. İyi olup olmadığım çok önemli sanki.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Sabır, sabır.
Sabır.
(Sessizlik)
Anne bak, kitap okuyorum.
(Müzik)
Anne, sana da okuyayım mı?
(Deniz) Ertesi gün, erkenden kalkıp güzel bir kahvaltı yaptık.
Babamın gitme vakti gelmişti.
Yolculuk için son hazırlıklarını...
...yaparken üzgün bir şekilde onu izliyordum.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Derin nefes aldı)
(Alya dış ses) İstemiyorum senden hiçbir şey.
(Alya dış ses) İyi olup olmadığım çok önemli sanki.
(Müzik devam ediyor)
Kaya beyim.
Tavanda ne var öyle?
Biraz da bana mı baksan acaba?
(Şimal ağlıyor)
Allah.
Şimal.
Kızım.
(Kaya) Ne oldu kızım?
Ne oldu prensesim? Neden ağlıyorsun?
Oy, oy, oy... Altını mı pisledin sen?
Yeni değiştirdim altını.
Niye ağlıyorsun kızım?
Babanı mı özledin sen, kızım benim?
Benim güzelim. (Telefon titriyor)
Dur.
Kim o?
Zerrin.
(Kaya) Efendim?
Yarın sabah kızımı görmeye geleceğim.
Şimal niye ağlıyor?
(Zerrin ses) Annesini özledi, değil mi?
Özler tabii.
Tamam kızım. Tamam.
Zerrin bak...
Bak, bir önceki geldiğinde ne yaptığın ortada.
Aynı şeyleri yaparsan bir daha bu kapıdan giremezsin.
Bir daha aynı şeyler olmayacak Kaya.
Velayeti zaten sende değil mi?
Ben de haftada bir kere görmek için dava açtım.
Mahkeme sonuçlanana kadar sadece bekleyeceğim, Kaya.
Tamam. Gel, gör. Sonra git.
(Duygusal müzik)
Gel, gör mü?
Geldiğinde yine aynı şeyi yapacak Kaya.
Çocuğunu görmesi lazım İpek.
O geldiğinde sen yukarı çıkmazsın tamam.
Öyle mi?
Ben bu evin geliniyim.
Zerrin Hanım geldiği için köşe bucak kaçacak mıyım, Kaya?
Yahu yapmayacağım diyor, yapmayacak İpek.
Hem mahkeme kararı çıkana kadar bekleyecek.
-Başka şansı yok. -Peki şimdi niye arıyor?
Gündüzler sepete mi girdi?
-Gecenin bir saatinde insan aranır mı? -(Kaya) Peki.
Bak, Şimal uyuyamıyor. Lütfen.
Hadi.
(Şimal ağlamaya devam ediyor)
(Horoz öttü)
(Dışarda köpek havlıyor)
(Gerilim müziği)
Deniz!
Deniz!
Deniz!
Deniz!
(Kapıya vuruyor)
Cihan.
Deniz orada mı?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Deniz!
Deniz!
-(Ümmü) Alya Hanım? -Deniz nerede?
Sabah erkenden Cihan Bey'imle çıktılar.
Nereye götürdü?
Vallahi biz bilmiyoruz. Bize bir şey söylemedi.
Oğlum nerede?
Ne bağırıyorsun sen sabah sabah?
Cihan oğlumu nereye götürdü?
Nereden bileyim? Ara, Cihan'a sor.
Geldik.
(Telefon çalıyor)
Kurban bekle.
Efendim.
Nerede oğlum? Nereye götürüyorsun?
(Alya) Bak eğer kaçırmaya çalışıyorsan...
...seni doğduğuna pişman ederim.
Biliyorsun, yaparım.
Konum atıyorum, gel.
Hadi in. İn kurban, in.
(Mesaj geldi)
(Gerilim müziği)
Hadi anne kalk, odana geç.
(Kapı kapandı)
O adam bu konakta olduğu sürece, benim yeri burasıdır.
Çıktı o, şirkette. Hadi kalk, bir şeyler ye.
Sen nereye gidiyorsun?
Kızımı görmeye.
Zerrin...
...bak benim hâlime.
Gene o konağa gidip bir şeyler yapmaya kalkışma.
-Bir daha o kızın boğazına... -Anne. Sen merak etme.
Tamam. Hadi sen bir şeyler ye.
Hadi anne. Hadi.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Ben kullanacağım, anahtar.
(Telefon çalıyor)
Alo, buyurun.
Evet, benim.
(Gerilim müziği)
Tamam.
Tamam geliyorum.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yahu nerede bu kız? Benim şirkete geçmem lazım.
Ara.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
(Operatör) Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.
Kapalı.
Sen şirkete git, işinin başına. Ben buradayım.
Bir daha öyle bir rezalet yaşanmayacak konakta.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Tamam, bir şey olursa ararsınız beni.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Zerrin Hanım hazırsanız başlayalım.
Bu kişi eşiniz Demir Baybars mı?
O.
Demir.
(Doktor) Babası da teşhis etmişti.
Kesinleşmesi için Diyarbakır Adlî Tıp Kurumuna gidecek.
DNA örnekleri alacağız.
Tamam.
-Ben artık gidebilir miyim? -(Doktor) Tabii.
(Çocuk sesleri)
Ne oluyor? Oğlum nerede?
Hâlâ mı anlamadın?
Cihan, sen ne yapıyorsun?
Okulu artık burası.
Deniz'in zaten bir okulu var. Çıldırtma beni. Oğlum nerede?
Memleketindeki bir okulda okuyacak.
İçeri mi soktun bir de?
Sınıfında.
Allah'ım ya Rabb'im.
-Burada mı? Burada mı? -(Cihan) Orada. İkinci katta.
(Çocuklar şarkı söylüyor)
-Hangi sınıf? -(Cihan) 1/C
(Öğretmen) "Yağ satarım, bal satarım." (Öğrenciler eşlik ediyor)
"Ustam ölmüş, ben satarım." (Öğrenciler eşlik ediyor)
"Ustamın kürkü sarıdır." (Öğrenciler eşlik ediyor)
"Satsam 15 liradır." (Öğrenciler eşlik ediyor)
(Öğretmen) Aa! Cihan koş. Koş. Koş... (Öğrenciler el çırpıyor)
(Öğretmen) Gel böyle. Gel böyle.
Madem bu hışımla geldin... (Öğrenciler oyuna devam ediyor)
(Öğretmen) "Ustam ölmüş ben satarım." (Öğrenciler eşlik ediyor)
(Öğretmen) "Ustamın kürkü..." (Öğrenciler eşlik ediyor)
(Cihan) ...keyfini kaçırmak istiyorsan al götür.
(Öğretmen) "Satsam 15 liradır." (Öğrenciler eşlik ediyor)
Dışarı.
(Oyun oynamaya devam ediyorlar)
(Ayak sesleri yaklaşıyor)
Çıkmışsın.
Tabii, Midyat küçük.
Biz yine karşılaştık.
Ne oldu? Sen konuşmayı mı unuttun? Küçükken dilli düdüktün.
Ateş Baybars.
(Gerilim müziği)
Tanıdın mı?
Niye buradasın?
Yoksa bir Alabora, Baybars'ın cenazesine mi geldi?
Zerrin.
(Nadim) Karısıdır da ondandır.
Kocasının katili.
Nasıl?
Demir'i bu öldürdü.
(Zerrin) Katilsem bunu niye mahkemede söylemedin?
Şikâyetini kendi elinle çektin. Şimdi karşımda ötme.
Bu kız Demir'in karısı mıydı?
Evet.
Vallahi bana kurtla kuzuyu evlendirsen inanırdım.
Ama Zerrin'le Demir'e hayır.
Ben yokken neler olmuş?
Vay Zerrin vay.
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsun sen?
Sen konuşabiliyormuşsun.
Demir'i sen mi öldürdün?
Eğer sen öldürdüysen...
...ellerine sağlık.
(Gerilim müziği)
Ne oluyor lan?
(Araba kornası çaldı)
(Kaya) Dur lan!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Zerrin!
Sabah kalkıyorum yatak boş.
Sen de kaçırdım sandın.
Niye öyle bir şey yapayım ki sana söz verdim.
Beni delirtmeye çalışıyorsun değil mi?
Başardın Cihan. Başardın, gerçekten delirdim.
-Niye bana haber vermiyorsun? -İzin vermezdin.
Herhâlde izin vermezdim. Çünkü onun annesi benim.
Velayeti bende, bütün hakları bende.
Onunla ilgili herhangi bir kararı ben verebilirim.
Sen istediğin kadar alıştırmaya çalış. İstediğin kadar sevdirmeye çalış.
Oğlum benimle birlikte gelecek, Budapeşte'deki okuluna dönecek.
Ben onu buraya alıştırmaya çalışmıyorum ya da burayı sevdirmeye çalışmıyorum.
O zaten buraya alışkın, burayı seviyor.
O çocuk bu topraklarda yaşayacak. Bu okulda da okuyacak Alya.
-Öyle mi? -Öyle.
Ecmel ne olacak peki?
-Kaçırır korkun kalmadı mı? -Kaldı ama güvenliği sağlam.
Hem sen demedin mi, Ecmel artık tehlikeli değil.
Madem tehlikeli değil, sıkıntı da yok.
Cihan, biz gideceğiz.
O çocuk burada kalacak.
Sen misin bu gerçekten? Ne yapıyorsun?
Benim.
Sen buraya geldiğinde ben değiştim seninle...
...ama şimdi özüme döndüm. Var mı diyeceğin başka bir şey?
Var.
Sen bana ne demiştin?
Ben kaybettiğini sevmeye mahkûm bir adamım demiştin.
(Duygusal müzik)
Beni sevmeyecektin.
Sevdin Cihan
Ama beni de kaybettin.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bedelini de bana ödetiyorsun.
Haklısın.
Bu defa kaybetmem sandım...
...ama yanılmışım.
Bu hatayı bir daha yapmam.
(Duygusal müzik yükseldi)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bana kendini kaybettiren sendin...
...Alya.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
Enver?
Alya, ağlıyor musun sen?
İyiyim. Ağlamıyorum, artık ağlamayacağım da.
Geleyim mi ben?
Gelme Enver. Ben geleceğim zaten. En kısa zamanda geleceğim.
(Alya ses) Deniz'ide alacağım.
(Alya ses) Geliyorum yani, geleceğim.
Merak etme artık, vicdanımı da dinlemeyeceğim. Vicdanım...
...kaybettiriyor zaten. Dinlemeyeceğim, geleceğim, tamam?
Kapatıyorum.
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
Alo. Alya Hanım?
Kabul.
Kaçmamıza yardım et, Budapeşte'ye indir bizi.
Yarın.
Ben sana anlatacağım sonra planı.
Elbette. Sen benden haber bekle.
En doğru kararı verdin. Göreceksin, pişman olmayacaksın.
(Ecmel ses) Ben de torunuma olan kefaletimi ödemiş olacağım.
Kapat. Kapat.
Allah'ın cezası.
Allah'ın cezası.
(Gerilim müziği)
-(Sadakat) Sağ olasın. -(Ümmü) Afiyet olsun.
-(Ümmü) Hoş geldiniz. -Hoş buldum.
(Sadakat) Sen hayırdır, neden geldin?
Barmen içki vermedi, sen tembihledin diye düşündüm.
Nare!
Başım ağrıyor, Yalçın'dan izin aldım da geldim.
-(Nare) Gel, koklayayım gel. -(Sadakat) Git Allah aşkına! Git!
Günaha sokma beni!
(Sadakat) Allah Allah! Geç yerine.
-Hanımım. -(Sadakat) Ne var Şehmuz?
Zerrin Hanım geldi.
-(Sadakat) Tamam, hadi çağır. -(Şehmuz) Tamam hanımım.
İnsanı günaha sokar.
-(Nare) Kay kenara. -Kayıyorum zaten!
Tamam kızım, tamam sen bir.
Tamam.
Zerrin Hanım, Sadakat Hanım sizi bekliyor.
(Araba yaklaşıyor)
(Gerilim müziği)
Aşağı.
Nihayet gelebildin.
Kızım nerede?
(Sadakat) İçeride. Git, gör, öp, kokla, sev.
Ama geçen günkü gibi bir rezalet bir daha istemiyorum.
İster mahkemenin kâğıdıyla gel, ister babanın itleriyle dayan...
...bu kapıdan içeri giremezsin.
Tamam.
Zerrin!
-Kaya, sen niye geri geldin? -(Sadakat) Senin ne işin var yahu?
(Kaya) Bir dakika bir dakika.
O kadar seslendim niye durmadın?
Sana soruyorum cevap ver.
Senin o adamla ne işin var?
Sana ne? Sen ne sorduğunun farkında mısın Kaya?
Karışmayın! Kes!
Hani sabah gelecektin?
Sen kızını göreceğine o adamla buluşmak için mi bu saate kaldın?
Bak, bana cevap ver.
O herifle ne yapıyordun? Neden beraberdiniz?
(Cihan) Kaya. Hayırdır?
Abi, karışma.
Zerrin'i yolda gördüm ben.
Ateş Baybars'la burun burun konuşuyordu. Ne konuşuyordun?
Sen ne ediyorsun?
Demir'in cesedi bulunmuş. Zerrin'i de teşhise çağırmışlar.
Nadim'le Ateş de oradaymış. O yüzden oradaydı.
Şimdi kızımı görebilir miyim?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Deniz) Anne, biliyor musun...
...öğretmenim beni sınıftaki herkesle tek tek tanıştırdı.
Ben de onlara nereden geldiğimi anlattım.
-Öyle mi? -Evet, yarın yine oyunlar oynayacakmışız.
(Alya) Çok güzel.
Deniz...
Efendim?
Biliyorsun değil mi? Şimdi...
...Budapeşte'deki okuluna dönene kadar burası, yani geçici.
Ama babam öyle demedi.
Anneciğim öyle, sen de biliyorsun dönmemiz lazım.
Tamam mı?
(Duygusal müzik)
(Araba yaklaşıyor)
(Gerilim müziği)
(Deniz) Aa! Merhaba Zerrin abla.
Merhaba bir tanem. Hâlâ buradasın. Allah kurtarsın.
(Deniz) Baba! Amca!
(Duygusal müzik)
Koş, koş, koş...
Baba, biliyor musun, öğretmenim bana en ön sırayı verdi.
-(Cihan) Öyle mi? -Evet, Berat yanımda oturuyor.
-(Cihan) Ne güzel. -(Deniz) Evet.
(Deniz) Bisiklet sürmeyi biliyormuş ama tek el yapamıyormuş.
-Sen öğret ona. -(Deniz) Evet, hem ben yaparım ki.
Yaparsın, sevdin mi okulunu?
Evet ama annem geçici diyor.
Öyle mi?
Hadi gel, üstünü değiştirelim.
Gel bakalım.
Hadi.
(Duygusal müzik)
İpek!
Ne İpek, Kaya?
Sen ne yapıyorsun? Sen hangi hakla Zerrin'e hesap soruyorsun?
Ne oldu?
Kıskandın mı?
Ne alakası var İpek?
O adam dün abime saldırdı, ailemizi tehdit etti.
Düşmanımız. Tabii ki soracağım.
-Düşmanın öyle mi? -Evet.
Peki bir gün Zerrin'i düşmanın olmayan biriyle görünce ne yapacaksın Kaya?
Bir gün biriyle olacak elbet. Gayet düzgün...
...sana bir zararı olmayan bir adamla gördüğünde ne yapacaksın Kaya?
Kendi hayatı. Karışmam.
Karışmazsın.
Bu dediğini unutma ama.
(Duygusal müzik)
(Deniz) Baba!
Biliyor musun, Berat'a da öğreteceğim bunları. Bak!
Tek elle de yapıyorum. Ona da öğreteceğim.
(Cihan) Aferin kurban, öğret.
(Gerilim müziği)
İyi akşamlar. Sadakat Hanım kahve ister misiniz?
Yok, yok Ümmü sağ olasın.
-(Sadakat) Hadi iyi geceler. -(Cihan) Pakize...
Alya bir şeyler yedi mi?
Biz götürüyoruz ama yemiyor.
(Duygusal müzik)
(Ofladı)
(Deniz) Bak baba!
-Babaannesi kurban. Yavaş. Yavaş. -(Deniz) Tamam.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Cihan...
...annem, biz bu çocuğu bırakmayacağız.
Annesi de bırakmayacak biliyoruz.
O artık konakta kalmak da istemiyor, ama sen onu burada tutuyorsun.
Nasıl olacak?
Anne...
.-..bak ben... -Annem, tamam ben biliyorum.
Diyeceksin ki çocuk için...
...hele bana bir bak, gözüme bir bak.
Sadece bu mu?
Annem bir yanın kadını itiyor, öbür yanın çocuğa sığınıp yanında tutuyor.
Affetmiyorsun da. Affetme, hakkındır sonuna kadar. Hakkındır.
(Sadakat) Testi bir kere kırıldı. İstediğin kadar tamir et...
...su sızacak.
Ama bu çemberden çıkmak zorundasın Cihan.
Sakın salma kendini. Kesip atmak zorundasın.
Buradan gitmeli. Başka yolu yok.
Diyeceksin ki önceden söylediğim de buydu.
Hâlâ aynı şeyi söylüyorum. Hiçbir şey değişmedi çünkü.
Başka yolu yok. Buradan gitmeli.
-Cihan! -(Deniz) Efendim?
-Babaannem, iyi geceler. -İyi geceler.
(Duygusal müzik)
(Deniz) Baba!
-Evet kurban. -(Deniz) Bak.
Aferin.
(Kapı vuruldu) (Alya) Nare, benim.
-Alya? -Müsait misin? Biraz konuşalım mı?
Gel.
(Kapı kapandı)
İçip içmediğimi kontrole mi geldin?
Hayır.
İçmiyorsun ama değil mi?
Çabalıyorum.
(Alya) Tamam çabala, başarırsın çünkü sen çok güçlü bir kadınsın.
Doktoruna da devam etmen lazım, edeceksin değil mi?
(Alya) Söz ver.
Ne konuşacağız?
Otelde yanıma gelip dedin ya...
..işte bir konağa gidelim sonra ben yardım ederim...
...bir yolunu buluruz diye.
-Evet. -Yardımına ihtiyacım var...
...kaçmak için.
Tamam.
Tamam ederim ama...
...yani tek benim yardımımla olacak iş değil aslında.
Evet, biliyorum zaten sadece sen olmayacaksın.
Hiç sorma, kim olduğunu söylemem, söyleyemem ama...
...sadece sen olmayacaksın. Yine de yardım eder misin?
Lütfen.
(Müzik)
-Yavaş. -Anne, biz geldik.
(Müzik devam ediyor)
Baba, yarın beni okula sen mi götürüyorsun?
Evet, ben götürüyorum.
-Tamam o zaman, sabah görüşürüz. -Görüşürüz, hadi.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kapı açıldı) (Alya) Gel.
-(Deniz) Baba günaydın. -Günaydın.
-(Deniz) Günaydın babaanne. -Günaydın, günaydın paşam.
(Cihan) Hişt! Hazır mıyız?
Hazırım ama benim okul formam nerede? Ne zaman gelecek?
-Yakında gelecek. -(Deniz) Tamam, çok iyi.
-(Sadakat) Sen okula gideceksin. -(Deniz) Evet.
Hele gel bir sarılayım. Şükür olsun. Allah Allah.
-Allah zihin açıklığı versin. -(Deniz) Teşekkürler.
(Müzik)
Anne sen gelmiyor musun beni bırakmaya?
-Yok, ben seni almaya geleceğim. -(Deniz) Tamam.
Öpücük?
-Seni seviyorum. -(Deniz) Ben de.
Hadi biz okula gidiyoruz, hadi.
Maşallah.
-(Nare) Günaydın. -Sen nereye?
Hastaneye gideceğim.
(Müzik devam ediyor)
-(Ümmü) İyi dersler kuzum. -(Deniz) Teşekkürler.
(Ümmü) Çantana ceviz koydum, ara ara ye tamam mı?
(Deniz) Tamam.
(Gerilim müziği)
-(Ümmü) Günaydın. -(Pakize) Günaydın Nare Hanım.
Günaydın.
(Erkek) Hanımım, araçlar yola çıktı.
Un, yağ, bulgur, kışlıklar da ayrı sandıkta.
Sarıyayla muhtarı haber saldı. Dağıtmanız için sizi bekliyor.
Tamam. Hadi sen git, ben geleceğim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Kapı açıldı) (Kapı kapandı)
(Gerilim müziği bitti)
(Köpek havlıyor)
(Gerilim müziği)
Bitecek.
Bitecek.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Uçağa biraz daha zaman var.
Buralarda şöyle güzel kahvaltı yapabileceğimiz bir yer var mı?
Yerel olsun ama gözden de ırak olsun.
İstediğiniz gibi bir yer biliyorum Kartal Bey.
-Güzel, götür o zaman. -Başüstüne.
Şehmuz.
Hasan'dan haberin var mı, hiç seni aradı mı?
Hâlâ Diyarbakır'daymış hanımım. Dönmemiş.
Allah Allah.
Ne yapıyor ki bu çocuk orada?
Demek konuşmayacaksın.
Kafana sıkınca zaten hiçbir zaman konuşamayacaksın.
Bak indir şu silahı. Ben bir şey bilmiyorum diyorum.
(Telefon çalıyor)
-(Hasan) Efendim abla? -Hasan nasılsın, iyi misin?
Arayıp sormadın da.
İyiyim abla, iyiyim. Merak etme sen, iyiyim.
Cihan'a da söyledim abla.
Asker arkadaşımın yanına geldim. O yüzden arayamadım.
-Haber de veremedim, kusura bakma. -Tamam, haber et. Merak ediyorum ben.
Hadi geçmiş olsun.
Tamam, tamam. Haberdar ederim ben seni abla, tamam.
(Gerilim müziği)
(İnliyor)
O mektubu okudum ben.
İçinde ne yazdığını biliyorum.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Hasan) Dur yoksa ateş ederim!
(Silah sesi)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Şehmuz daha var mı? -Yaklaştık hanımım.
Meydan ileride, köy mezarlığını geçince.
(Kaya dış ses) Hadi çabuk çabuk!
(Çınlama sesi) (Üst üste konuşmalar)
Hiçbir yere gidemezsin!
(Çınlama sesi) (Üst üste konuşmalar)
(Silah sesi)
(Çınlama sesi)
Az kenara çek. Bir çek.
Hava alacağım hava. Bir içim sıkıştı benim.
Hava alacağım aç kapıyı aç.
(Müzik)
-Hanımım iyi misiniz? -Hişt!
Kal, gelme. Kal! Geleceğim şimdi.
(Silah sesi)
(Silah sesi) (Çınlama sesi)
-(Sadakat) Sus! Sus! -(Boran dış ses) Hiçbir yere gidemezsin!
(Hızlı nefes alıp veriyor) (Çınlama sesi)
Sus! Sus! (Üst üste konuşmalar)
Sus! Sus! Sus! (Çınlama sesi)
(Çığlık sesleri)
(Müzik)
Dur, dur, dur. Dur bir dakika, çek sağa.
-Sus! Sus! -(Boran dış ses) Hiçbir yere gidemezsin!
(Hızlı nefes alıp veriyor) (Ağlıyor)
(Kartal) Eller yok. Elleri indir.
Geçmiyor geçmiyor, geçmiyor!
Ne türküyle geçiyor... Geçmiyor hiçbiriyle!
Hiçbiri işe yaramıyor!
Nefes al. Derin nefes al, burundan. Derin.
(Nefes alıp veriyor)
Geçecek. Nefes al, geçecek.
(Nefes alıp veriyor) (Çınlama sesi)
(Derin nefes alıp veriyor)
Nasıl?
Geçiyor.
Gidiyor, geçiyor.
(Hızlı nefes alıp veriyor) (Kuşlar ötüyor)
-Geçti. -Söylemiştim.
(Derin nefes alıp veriyor)
Sen kimsin?
Yolu buraya düşmüş biri. Adım Kartal Varlıer. İş adamıyım.
(Kuşlar ötüyor)
Ben...
...Sadakat Albora.
(Kuşlar ötüyor)
Memnun oldum.
-Diziniz kanıyor. -Evet.
Tutunun bana, yardım edeyim.
Tutunun bana.
Hadi. Gelin.
Yavaş. Hadi.
(İnliyor)
Yavaş. Dikkatli.
(Müzik)
Bu tarafa.
-Yavaş. -Yavaş, tamam.
Tamam, tamam. Telaş yok, telaş yok.
-Hanımım, iyi misiniz? -İyiyim yahu, iyiyim.
Sağ ol. Benim tansiyonum yükseldi...
...hava alayım diye çıktım, ayağım burkuldu, düştüm. O kadar.
Geçmiş olsun. Hastaneye gidelim hemen.
Gideriz hele bir. Arabada erzak var. İnsanlar bekliyor.
Ben bu vaziyette köye gidemem.
Sen kime ne dağıtılacak biliyorsun. Al onları götür, dağıt güzelce.
-Sen de bana bir başka araba çağır hadi. -Tamam hanımım.
Ben bırakırım sizi arabayla.
Adamınız da gelsin bizimle.
Tamam. Sağ ol.
Yolun üst tarafına gel hemen.
(Telefon çalıyor)
-(Ecmel ses) Hazır mısın? -Evet, çıkıyorum.
Tamamdır. Ya Cihan çıkagelirse nasıl kurtulacaksın?
Ben hallederim orasını. Sen adamların peşime takılmasını engelle.
Kimsenin burnu kanamayacak. Tekrar ediyorum.
-Tamamdır, meraklanma. -Bir şey daha var.
Deniz seni görmeyecek, ortalıklarda olma.
O da tamamdır kızım. Tasalanma sen.
Ben altı ay sonrasına bilet almışım. Torunumu görmeye geleceğim, o kadar.
Sen yeter ki benden nefret etmemesini sağla.
(Ecmel ses) Senden başka bir şey istemiyorum.
Hadi, yolunuz açık olsun.
(Gerilim müziği)
(Doktor) Dört dikiş attık.
Birkaç gün yürürken zorlanacaksınız.
-Tamam. -Dizinizi bükmemeye dikkat edin.
-Tamam. Sağ ol. -Geçmiş olsun Sadakat Hanım.
-Geçmiş olsun. -Sağ ol.
Ben orada yaptıklarınız için de teşekkür ederim.
Uçağımın kalkmasın iki saat olmasa bir kahve ısmarlayın derdim.
Şaka şaka. Ama denemeye değerdi.
Kimse böyle bir şeye cesaret edemiyordur. Ben ettim.
(Müzik)
Tanıştığımıza memnun oldum.
Ben de. Hayırlı yolculuk olsun.
Sağ olun.
-Geçmiş olsun. -Yalçın sorma. Görünmez kaza.
Nare nerede?
-Nare Hanım çıktı. -Nereye çıktı?
Bir görüşmeye gitti.
Tomografi cihazlarını yeniliyoruz da. Firma temsilcileriyle randevusu vardı.
-İyi. İyi. -(Yalçın) Anlaşmayı imzalayacaklar.
Hadi hayırlısı olsun.
-Ben gideyim. Sağ ol. -Sağ ol. Hadi, buyurun.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik bitti)
(Su sesi )
(Telefon çalıyor)
-Alo? -Nare Cihan burada.
Tamam. Ben çıktım zaten hastaneden. Konaktayım şimdi. Hazırım yani.
(Nare ses) Dikkatli ol tamam mı?
-Tamam canım. -Alya bir de...
...kendinize iyi bakın, tamam mı?
Sen de dikkatli ol, iyi ol, kendine iyi bak.
Tamam.
(Gerilim müziği)
(Kartal iç ses) Fikriye Gürdel.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Affedersiniz Hemşire Hanım, bir şey sorabilir miyim?
Buyurun, tabii.
Bu isim, niye burada? Bu birinin yakını mı, buralı mı?
-Nedir bu? -Hayır, buralı değil.
Hastanemizin doktorlarından Alya Albora'nın annesiydi.
-Onun adına verildi. -Alya Albora mı?
(Hemşire) Evet, hastanemizin sahibi Cihan Albora'nın eşiydi.
Ama ayrıldılar, Albora'yı da bıraktı. Kendi soyadını kullanıyor artık.
Smith.
-Smith mi? -(Hemşire) Smith, evet. Alya Smith.
-Teşekkür ederim. -Rica ederim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Alya.
(Zil çalıyor)
Ben alırım demiştim.
Çok boşluyorsun şirketini.
Ben her yere yetişirim, sen merak etme.
(Üst üste konuşmalar)
-(Deniz) Anne! Baba! -(Alya) Canım!
Gel, gel.
Canım.
(Cihan gülüyor)
-(Deniz) Hadi gidelim. -Hadi gel.
Benim arabamla gidiyoruz.
Gel.
Arabayı konağa götürsünler.
(Alya) Atla.
(Cihan) Tak kemerini.
Takar zaten. Hadi tak bakayım.
(Gerilim müziği)
Bir sen eksiktin.
(Arabayı çalıştırdı)
Kemerini tak.
Telkâr'a mı?
Tamam siz gidin, açın şişeleri. Ben geliyorum birazdan. Hadi baybay.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim İpek.
Kaya. Kaya, Nare yine gitti Telkâr'a.
-(İpek ses) İçmeye gidiyor şu an. -Ne?
-Ne oluyor? -Tamam, kapat. Tamam.
Bu kız beni öldürecek. Yemin ederim öldürecek!
-Kaya ne oluyor? -Nare yine Telkâr'da içiyormuş.
Takıl peşine, takıl! Hadi. Ben geliyorum. Allah'ım ya Rabb'im.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
-İhtiyar. -(Muzaffer ses) İpek Hanım aradı.
Nare aynı barda içiyormuş. Kaya fırladı, biz de peşindeyiz.
(Muzaffer ses) Ama biliyorsun sen, Kaya bu yani, deli fişek.
Tamam kapat, geliyorum hemen.
-Ne oldu yine? -Nare yine aynı yere gitmiş.
Aynı şeyi yapmaya.
(Operatör kadın ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.
Sen beni şurada bir yerde bırak, siz konağa devam edin.
İyi.
-(Cihan) Hişt! Kurban. -Efendim?
(Cihan) Ben şimdi gidiyorum ama geleceğim tamam mı?
-Tamam. -(Cihan) Hadi.
-Saldırmayın kıza. -Sen yana geç.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-(Erkek) İn lan aşağı! -(Erkek 2) At silahı!
(Erkek) İn lan! At silahı! İn, in, in!
İn lan aşağı!
-(Erkek 2) At silahını! -(Erkek 3) At silahını!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği bitti)
-(Kaya) Nare nerede lan? -(Erkek) Abi vallahi hiç buraya gelmedi.
(Kaya) Oğlum bak, bana bak.
İpek aradı burada olacak dedi.
Affedersiniz. Lütfen.
(Telefon titriyor)
-Efendim abi. -Neredesin?
Alım görüşmesindeyim abi.
Tomografi cihazını yeniliyoruz. Sözleşmeyi imzalıyorum şu an.
-Telefonun niye kapalıydı? -Toplantıdayım abi.
(Gerilim müziği)
Abi?
Abi ne oluyor?
(Gerilim müziği devam ediyor)
Anne ama ben babamlarla vedalaşmadan gitmek istemiyorum.
Oğlum anlattım ya, hastaneden aradılar.
Bir an önce Budapeşte'ye gitmemiz lazım. Mecburuz yani.
Ama babam bekliyor beni. Geleceğim demiştim.
Tamam, biliyorum ama şöyle yapalım. Oraya vardığımızı arayalım onu, tamam mı?
Hadi.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Geç bakalım.
Çıkar bakalım çantanı.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hadi geçiyoruz. Geç bebeğim.
Şurada bekleyebilirsin. Gel, gel.
-Pardon, pardon kardeş. Alya! Alya! -(Erkek) Beyefendi!
-Sıraya girelim. Lütfen beyefendi. -Cihan.
-(Erkek) Sırayı bozmayalım! -Baba sen de gelmişsin.
(Alya) Sen burada dur, çıkmak yok.
Deniz sakın.
Sözünü tutmuşsun. Vicdansızlığı öğrenmişsin.
Öğretmenin sensin.
Ama bir şey söyleyeyim mi?
-Sebebi var. -Bedeli de var.
(Erkek 2) Hanımefendi, bu çanta kimin?
Benim. Şey, bizim. Oğlumun.
-Şöyle gelir misiniz benimle şu tarafa? -Tabii.
-Ne oldu? -(Erkek 2) Rica etsem açar mısınız?
-Aç. Oğlumun okul çantası. -(Deniz) Baba.
-(Cihan) Gel oğlum. Korkma. -Deniz buraya gelir misin?
-Tamam, benim yanımda. -Okul çantası.
-Sağ ol. -(Erkek 2) Kalem kutusunu da açar mısın?
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği)
O ne? Bir dakika!
-Bir saniye. -Müdürüm, uyuşturucu.
Uyuşturucu bu.
Amirim hemen giriş kapısına gelin lütfen.
-Narkotiği de arayın. -Bakabilir miyim?
-Baba ne oluyor? -Yok, bir şey yok oğlum.
(Erkek 2) Hanımefendi çantanızda şüpheli madde tespit edildi.
Bu bizim değil. Bir bakabilir miyim?
Hanımefendi üzerinizden yasaklı madde çıktı.
Tutanak tutulacak, teste gönderilecek.
Korkma.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Kaymaz- Hatice Şeyma Yalçın...
...Nilsu Hozanlı Tuncer- Onur Mert Batmaz
İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz
Editörler: Dolunay Ünal-Olgun Yılmaz
Ses - Görüntü Montaj: Ayşegül Güven
Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.