All language subtitles for Uzak Şehir - 64. BÖLÜM - 1. PARÇA - engelsiz.kanald.com.tr - Görme ve İşitme Engelliler için

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Sessizlik)

(Alya dış ses) Derler ki bir yeri terk etmek oradan çıkmakla olur.

Doğru değil.

Üç ay geçti. Her şeyin üstünden tam üç ay geçti...

...ve ben oğlumla üç aydır Budapeşte'deyim.

Yeni bir şehir, yeni bir hastane.

Üç aydır bir hayat kurmaya çalışıyorum.

Ve bugün ilk kez, kendime ayıracak vaktim var.

Çünkü hem kendim için hem oğlum için...

...artık hayata dönmem., bir yerden başlamam lazım.

(Duygusal müzik)

(Cihan dış ses) Alya neredesiniz? Bak, seni bekliyorum burada. Hadi.

(Alya dış ses) Mecburum.

Alya saçmalama.

Alya bak, şakanın sırası değil. Herkes burada sizi bekliyor.

Yapma, sus ne olur.

Alya bak, bu sefer affetmem.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kadın İngilizce konuşuyor)

Anne nasıl olmuş?

Neler yaptın bakayım. Çok güzel görünüyor.

-Acaba bir kafanda mı görsek? -Olur.

Deniz, çok güzel oldu.

Ama oğlum sanki bu tüylerden bir tanesi fazla mı?

Bence de. Tavuğa benzedi. (Tavuk sesi çıkarıyor)

Senin kostüm provan yarındı, değil mi?

Evet. Sonra da büyük gün, gerçek gösteri. Herkes beni izleyecek!

Ben seni izleyeceğim, ben izleyeceğim! Ay, benim küçük aktörüm.

Erken uyuyacaksın, değil mi? Sen dinlenmelisin artık.

Evet ama sen de eğlen.

Tamam. Senin gösterin kadar eğlenceli bir şeye gitmiyorum...

...ama eğlenmeye çalışırım. -Nasıl? Ağlamaklı mı?

Biraz.

Türkler olacak, değil mi? İstanbul'dan gelecekler.

Evet bebeğim, İstanbul'dan geliyorlar.

Pera Altı Tiyatro Topluluğu diye bir tiyatro topluluğu. İzleyeceğim bakalım.

Bak, sen şu saate bak.

Tam bir saat sonra yatakta olmak zorundasın, anlaştık mı?

Tamam.

Bir saat, sonra yatağa lütfen.

Oh, oh, benim canımın içi.

23.00 olmadan dönerim.

-Merak etmeyin. -Seni seviyorum.

Ben de.

İyi geceler hadi.

(İngilizce konuşuyorlar)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Alya dış ses) "Rise from your ashes.

Küllerinden yeniden doğ."

(Duygusal müzik devam ediyor)

-(Alya) Anka kuşu mu bu? -Anka kuşu.

Küllerinden doğan bir kuş.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-(Kadın) Ne yapmaya geldin buraya? -Düğününü görmeye.

-(Kadın) Benim seninkini gördüğüm gibi. -(Erkek) Konuşmak istemiyorum!

(Erkek) Evlendiğim günden beri gece gündüz kendime soruyorum.

Acaba kabahat kimde?

(Kadın) Benim gururum var.

(Erkek) Gururun sana şu kadarcık faydası dokunmaz.

(Kadın) Yaklaşma bana!

Arzuyla yanıp tutuşurken ses etmemek...

...kendimize verebileceğimiz en büyük cezadır.

(Erkek) Gurur ne işime yaradı benim?

Seni görememek...

...seni geceler boyu uykusuz bırakmak hiçbir işime yaramadı.

Seni mutluluk tacıyla görmek ne güzel.

(Kadın) Hemen gidelim.

(Erkek) Nasıl istersen ama gece böyle olmasın.

-(Kadın) Gece daha iyi olurum. -(Erkek) Benim isteğim de bu.

(Erkek 2 bağırdı)

(Uğultulu bağrışma sesleri)

Cihan!

(Duygusal müzik)

(Kadın 2) Kendimi anlamıyorum.

Oğlumu sevmiyor muydum yoksa?

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kadın) Yak ateşi, elimizi içine sokalım!

Sen oğlun adına, ben bedenim adına!

(Kadın) Elini ilk çeken sen olacaksın.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Cihan) Bravo!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

Anne hadi. Ben hazırım, gidelim.

Hazır mısın sen? Gel bakayım öpeyim önce, öpeyim şöyle bir.

Nasıl hazır? Bu yakalar böyleyken hazır mı oluyorsun acaba sen?

Oyun nasıldı?

Güzeldi.

Anne düzeltme, zaten gidince çıkaracağım.

Kostümlü provam var ya.

-Ay, evet. Çok heyecanlı, değil mi? -Evet.

-Evet. -Kostümlerim nerede? Hazırladın, değil mi?

Kostümlerde bir şey oldu. Yok.

Dön bakayım arkanı.

Yaşasın!

(Alya) Hadi çıkalım. 'Thank you Maria'.

-Nasıl? -Çok iyi.

Çok iyi değil mi? Bak, burada neler var.

(Kapı zili çaldı) (Deniz) Ben açarım.

Dur sen!

Ayakkabılarını giy.

Yardım eder misiniz?

(Gerilim müziği)

-Merhaba. -Günaydın.

Kovacs için bir paketim var.

Yanlış daire, özür dilerim.

-Kusura bakmayın. Teşekkürler. -Teşekkür ederim.

(Sessizlik)

(Deniz) Anne, kimmiş?

Bize değil bebeğim, yanlış gelmiş.

-Sen ayaklarını giydin mi bakayım? -Giyiyorum.

Evet, hadi çıkmamız lazım. Saat kaç oldu.

(Duygusal müzik)

Hişt! Yolu kontrol et.

Geç bakalım, geç bakalım. Atla.

Atla. Atla.

Kostümlerini de şöyle...

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Gel bakalım. Hoppa.

Anne ver, ben taşırım.

-Ağır ama çok ağır. -Anne ben artık güçlendim, bak.

Bakayım. Ah!

Sen acayip kaslanmışsın ya. Aferin benim oğluma.

Evet, bak kimler var.

-'Good morning'. -'Good morning'.

Bu koşma oyunu hiç geçmeyecek mi?

-(Deniz) 'Good morning'. -Kostümlerim bende.

-Taşıyabilecek misin bunları da? -Taşırım.

Al bakalım güçlü bey.

Öpücük alalım.

-(Alya) Hadi bakalım, sürüklemeden götür. -Tamam.

-Seni seviyorum. -(Deniz) Ben de!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Niye geldin?

Sana gelmedim.

İlkokulun önünde bekleyince, ben de bana geldin sandım.

Öyle bir şey de söylemedim.

Ben sana bir şey söyleyeyim o zaman.

Deniz buraya çok zor alıştı ama alıştı.

Burayı çok seviyor, çok mutlu. Okulunu çok seviyor, arkadaşları var.

Yorulma, biliyorum.

Bilirsin.

24 saat gözetleniyoruz yine, değil mi?

7/24

Seni görmeyecek.

Görürse sarılmak ister.

Sarılırsa bırakmak istemez, peşinden gelmek ister.

O yüzden görmeyecek.

Konuşmamız lazım.

Deniz için geldim dedin, konuştuk. Başka ne konuşacağız?

Evet, onun için geldim ama seninle konuşmamız lazım.

Dinliyorum.

Burada olmaz.

Bak çok az vaktim var, burada dinliyorum.

-Burada olmaz. -Konuşma o zaman.

Ne yapıyorsun?

Burası Mardin değil, burası Budapeşte.

(Gerilim müziği)

Ben gittiğim yerin misafiri olmam.

Ev sahibi olurum.

Konuşacağız.

Çekiştirme beni, çekiştirme. İnsanlar var.

Dağdan mı geldin? Bırak ya!

Cihan, bırak.

Tamam, nereye gideceksek benim arabamla gideceğiz çünkü ben hastaneye gideceğim.

Tamam mı? Burada arabam. Tamam, bununla gidelim o zaman.

Benimkiyle gideceğiz.

Yahu hastaneye gideceğim diyorum, niye anlamıyorsun?

Öğlene kadar izinlisin. Niye beni kandırmaya çalışıyorsun?

Ben arabamı istiyorum. Bir şey anlatmaya çalışıyorum, dinle diye...

Adamlar getirecek arabanı, merak etme.

İyi, tamam. Bırak, çekiştirme. Geliyorum. Geleceğim, tamam. Bırak, aç kapıyı sen.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Huylu huyundan vazgeçmiyor herhâlde.

Dağa tepeye götürüyordun, bulamadın mı burada?

Böyle köprü altında mı konuşacağız?

Burası Mardin değil diyen sen değil miydin?

Çocukların içinde kavga mı etseydik?

Benimle laf yarışına girme Cihan. Ne söyleyeceksen söyle.

Cihan Mardin'e dönecek.

Anlamadım.

Mardin'e dönecek.

Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

Cihan'ı Mardin'e götüreceğim.

Cihan, sen iyi misin? Sen delirdin mi?

Nasıl böyle bir şeyi bana söyleyebiliyorsun? Bu ne şimdi?

Önce bir sakin ol, bir konuşalım.

Allah Allah! Ben sakinim.

Sen sakin değilsin, senin için sakin değil.

Sen öfkelisin, sen delirmişsin. Her şeyi öfken yaptırıyor.

Öfkeden yapıyorsun. Benim canımı acıtmak için yapıyorsun!

Bu kadar yol geldin, oğlumla canımı acıtmaya çalışıyorsun.

Cihan'ı Mardin'e götüreceğim.

Çık git hayatımızdan.

Çık git hayatımızdan!

Sen de onunla gel.

(Gerilim müziği)

Gel?

Ben geldim.

Hatırlıyor musun? Ben geldim.

Ben çok iyi hatırlıyorum. Böyle karşına geçtim.

Çok şeffaftım.

Karşındaydım, çok zayıftım.

Sana geldim.

Her şeyi anlattım.

Kalbimi açtım.

Sen benim gözümün içine baka baka, ne dedin hatırlıyor musun?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

(Alya dış ses) Dün bu meydanda...

...düğün halayları çekilirken sen beni...

...üstümde göremediğin o gelinliğimle bekliyordun.

Bense seni geride bırakıp...

...bu topraklardan ayrılırken duyduğum acıdan...

...daha büyüğü olamaz sanıyordum.

Bir daha hayatım boyunca yaşamam sanmıştım.

Allah'ım...

...bu felaketin üstüne nasıl yaşanır?

İnsan nasıl nefes alır?

Nasıl?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Alya Hanım'ım, hoş geldiniz.

Hanımım, başımız sağ olsun.

Başımız sağ olsun.

Biz çok heves etmiştik bu gelinliği giyeceksiniz diye, değil mi Pakize?

Ama konağın bahtına...

...düğün değil, ağıt yakmak düştü.

Meryem yaşıyor mu?

Yaşıyor. Durumu ağırmış, İstanbul'a gönderdiler.

Serhat?

Yani onu biz bilmiyoruz Alya Hanım.

Müjgân da Meryem Hanım'la gitti. Onlarladır herhâlde.

(Sessizlik)

Cihan nerede?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Başımız sağ olsun.

Geç kaldın.

Düğün dündü.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Ağıt yakıyorlar)

(Ağıt yakıyorlar)

Benim güzel oğlum.

(Ağıt yakıyorlar)

Ben seni bugün için büyütmemiştim.

Kalk.

Kalk, bir kere sarılayım. Kalk anne kurban.

(Fidan) Kalk canımın için.

Oy, ciğerim!

Affetme beni.

Affetme, ben affetmeyeceğim.

Affetme.

(Kadın) Ecmel Ağa geldi.

Şahin'im.

Oğlum. Şahin'im.

-Oğlum. -Çek ulan elini!

-Çek! -Oğlum.

(Fidan) Ulan çekil!

Şimdi oğlun oldu, öyle mi?

Yaşarken yüzüne bakmamışsın.

Bir kere bağrına basmamışsın, şimdi oğlun oldu.

Şimdi mi içine babalık düştü? Ulan defol git.

Bak, defol git. Senin burada yerin yok.

Git, Allah'a yalvar ki seni affetsin.

Kur'an hakkı için ben affetmem. Defol git ulan!

Kabri hazırlattım.

Kendi toprağıma. Sizinkinden ayrı.

İki yanım boş duruyor.

Bir yanıma Boran yatacak, diğer yanımda Şahin yatacak.

İki oğlum babalarının yanında yatacak.

(Duygusal müzik)

Benim oğlum katilinin yanına mı yatacak?

-Ulan (***)! -Onlar kardeş!

İkisi de benim oğlum. Kardeş kardeşin yanında yatar.

Ben nereye yatacaksam, Kaya nereye yatacaksa...

...Şahin de orada toprağa verilecek.

Yengemin de dediği gibi...

...Şahin'in yeri katilin yanı değil Ecmel.

Oğlum katil değildi.

Onu siz katil ettiniz.

Ulan... Ulan sen kardeşinin karısına göz dikmeseydin...

...sen de kocanın arkasından onun kardeşiyle evlenmeye kalkmasaydın...

...iki oğlum da bugün yaşıyor olacaktı.

Ulan sizde hiç mi vicdan yok be?

Hiç utanmak, arlanmak yok mudur ulan?

Bir ocağı yaktınız.

Bir aileyi de dağıttınız.

Kadir.

(Duygusal müzik)

-Ocağımı söndürdünüz. -Hadi, hadi.

İki oğlum da sizin yüzünüzden öldü.

-Asıl katil sizsiniz! -Hadi.

-(Ecmel) Katilsiniz ulan! -Hadi, hadi.

(Ecmel) Katilsiniz ulan!

(Kadir) Hadi, hadi.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Gelin hanım.

Gelin hanım, ablam haber gönderdi. Sizi görmek istiyor.

Hanımım, siz yorgunsunuz. Acaba sonra mı gitseniz?

Gidelim. Gidelim.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kadınlar kendi aralarında konuşuyorlar)

-Evet, şey gibi... -Hişt.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kapı açıldı)

Sadakat Hanım, ziyaretçin geldi.

Sadakat Hanım!

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Bu topraklara geldiğin günden beri, sana git dedim.

Git.

Sakın Cihan'ımla olma.

Zorladım.

Güç kullandım, olmadı.

Tatlı dille konuştum, olmadı.

Karşında çaresiz gözyaşı döktüm, gitmedin!

Uğruna savaş verdiğim torunumu al, git.

Yeter ki git.

(Sadakat) Çünkü...

...biliyordum.

Burada kalırsan...

...Cihan'ımla olursan ailem dağılacak.

Evlatlarımdan biri ölecek.

Oldu!

Bir ananın...

...yaşayabileceği en büyük acıyı yaşattın bana.

Beni evlat katili yaptın.

En başında gitseydin...

...bunların hiçbiri olmayacaktı.

Ailem dağılmayacak...

...oğlum toprağın altına girmeyecek...

...ben analığımı toprağın altına gömmeyecektim.

Bütün bunların vebali senin boynuna ömür boyu.

Benim de hakkım sana helal değil.

Şimdi beni iyi dinle.

Bu topraklarda kalmaya devam edersen...

...seni göndermek için...

...kaybedecek hiçbir şeyimin kalmadığını unutma.

Haklısınız.

En baştan gitmeme izin verseydiniz, hiçbiri olmayacaktı.

Şimdi helal etmeyin.

Affetmeyin.

Yaptığınız şeyin sorumlusu size göre bensem...

...zaten helal etmeyin.

Ama size hep söyledim Sadakat Hanım. Ben anneyim.

Yaşadığınız acıyı en iyi anlayan benim.

Söz veriyorum, bütün yükünüzü ben de...

...ömrüm boyunca sizinle üstümde taşıyacağım.

Ama Cihan hayatta.

(Alya) Sizin sayenizde.

Cihan'ın aldığı her nefes için ben size minnettarım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Ezan okunuyor)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kapı kapandı)

(Köpek havladı) (Doğa sesleri)

(Araba yaklaştı)

(Kapı açıldı)

(Yaklaşan ayak sesleri)

Konuşmak istiyorum Cihan.

İşim var, sonra.

Şimdi.

(Duygusal gerilim müziği)

Sonra.

(Kapı kapandı)

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal gerilim müziği)

Kapı açıldı.

Ümmü!

Ümmü!

(Ümmü) Geliyoruz Cihan Bey'im.

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

Buyurun.

Bu fotoğrafı al, kaldır.

Çıkartayım mı Cihan Bey'im?

Ümmü, fotoğrafı al, kaldır.

-Cihan Bey'im... -İşim gücüm var.

Al şu fotoğrafı.

(Duygusal gerilim müziği)

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

(İmam dua okuyor)

(Dua devam ediyor)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kürek kazıyor)

(Toprak atılıyor)

Atmayın.

Yavaş! Yavaş!

(Alya) Otur. Otur, gel.

Az daha durayım.

(Alya) Bir su, kolonya, bir şey bulun.

(Duygusal müzik)

Sağken vermediniz, ölüsünü de vermediniz.

Ama yazdım...

Hepsini bir bir yazdım, Cihan.

(Ecmel) Ödeyeceksiniz.

Ödeyeceksiniz hepsini.

(Duygusal müzik)

(Araba kapısı kapandı)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Araba durdu) (Araba kapısı açıldı)

(Toprak atılıyor)

(Duygusal gerilim müziği)

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

Tamam, burada.

(Ecmel) Sen...

...namlunu doğrultuğun evladının başına hangi yüzle geldin.

(Sadakat) Sen...

...kardeşini öldüren evladını...

...mezarı başına nasıl, hangi yüzle geldiysen ben de o yüzle geldim.

(Duygusal müzik)

(İmam dua okuyor)

(İmam) Ya Rabb'i sen affedersin, affetmeyi seversin.

Merhum Şahin kardeşimizin derecesi nail...

...mekânının cennet olması için el-Fâtiha.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Fidan) Oğlum.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Oğlum artık yok.

Allah! Allah!

(Fidan ağlıyor)

(Erol) Cenazemiz var...

...evlatlarıyla anaları iki dakika birbirleriyle görüşebilirler mi?

-Tamam, çok kısa olsun. -Sağ olun.

(Derin nefes alıp veriyor)

Az sabret anne, seni oradan çıkartacağım.

(Duygusal müzik)

İyiyim.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Derin nefes alıp veriyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Cihan) Zerrin...

Zerrin...

Konuşamadık.

Geçmiş olsun.

(Cihan) Demir'den haber var mı?

Yok, hâlâ arıyorlar.

Yenge...

Yenge, o mezarda benim olmam lazım.

(Duygusal müzik)

Toprağın altında yatan benim olmam lazım, yenge.

Ama Şahin gitti...

...siper etti kendini bana.

Kurşunun önüne atladı.

Senin oğlun...

...benim canımın bedeli oldu.

Bu borç ödenmez.

Ama bu borç benim boynumun borcu.

Yenge bundan sonra...

...aldığım...

...en son nefese kadar siz benim emanetimsiniz.

Ben sizin kapınıza köleyim.

Siz ister beni düşman bilin ister kapılarınızı bana kapatın...

...ama bu değişmeyecek.

Şahin'in geride bıraktığı kim varsa, artık ona karşı benim boynum kıldan ince.

Koruma bizi.

Korudukların ölüyor.

(Duygusal müzik)

Cihan.

(Araba kapısı açıldı)

Memur Bey! Memur Bey!

İşte bu! Bu kadın!

(Araba kapısı kapandı)

Bu kadın! Bak! Bak, kaza değildi.

Oğlumu, evladımı, Demir'imi nehire atan Zerrin Albora'ydı!

(Nadim) Bak, bu kadın!

O attı.

-Ne diyorsun ulan sen? -Kaya...

Zerrin Hanım, Demir Baybars'ı öldürmek suçunan savcılık talimatı var.

Soruşturma gereği ifadeniz alınacak, bizimle karakola gelmeniz gerekiyor.

(Fidan) Yok.

O benim kızımdır, vallahi yapmaz.

(Ecmel) Nadim!

-Ulan sen kafayı mı yedin? -(Polis) Ayır onları!

Benim kızım nasıl... Nasıl böyle suçluyorsun benim kızımı!

-Ecmel, senin kızın benim oğlumu öldürdü! -(Ecmel) Ulan şerefsiz!

(Bağrışmalar)

-Benim kızımı suçlamak nedir! -(Polis) Beyler! Ayır onları!

Memur Bey, bu ailenin bizle husumeti var.

Bak, biz iki tane cenaze kaldırmışız. Bize gelmişler, kapımıza iftira atıyorlar.

-(Kaya) Görgü tanığı var. -(Polis) Beyler.

-O suçlamayı geri alacaksın. -Geri almayacağım!

Eğer geri almazsan, Kur'an'ıma yakarım seni Nadim.

Ulan senin kızın benim oğlumu öldürdü.

Beyler, savcılık talimatı var!

İşlem yapılacak, itirazınızın yeri burası değil.

Zerrin Hanım, lütfen sizi alalım.

-Alın Zerrin Hanım'ı. -Neyi alıyorsun!

Bak cenazesi var diyorum sana, anlamıyor musun?

Hayır, bak! Bak! Ben oğlumu şimdi gömmüşüm.

Duydun mu? Bu benim kızımdır!

(Polis) Binin arabaya! Bindirin arabaya!

Bir dakika, bir dakika!

(Nadim) Yakacağım ulan sizi! -(Polis) Bindirin arabaya.

Suçlamayı çekeceksin Nadim!

(Bağrışmalar)

O benim kızım, vermem! Duydun mu beni!

-Fidan Hanım. -(Polis) Lütfen!

-O bizim... -(Cihan) Yenge.

(Polis) Geç. Geç Geç. Bin. Bin. Bin. Eğil! Eğil! Eğil!

Yenge merak etme, çıkartacağız. Çıkartacağız, tamam mı?

-Zerrin. Zerrin. -(Polis) Devam et!

(Cihan) Tamam, tut Erol. Yengeyle birlikte hemen karakola...

(Cihan) Kaya! Oğlum, sen de!

-(Erol) Binin lütfen. -(Cihan) Geç hadi.

-Emniyete gidiyoruz, tamam. -Haydi Erol, hadi.

Nare nerede?

(Alya) Nare.

Nare. Canım benim...

-Nare... -Bırak!

-Gidelim canım. -Bırak, burası benim yerim.

-Burada kalacağım. -Yapma böyle. Gel, gidelim.

Kuzum benim, hadi.

Nareciğim...

Ne olursun gel.

(Nare ağlıyor)

Kaç kere geldi...

Kapıma geldi...

Bir kere bak bana yeter, dedi. Bakmadım.

Şimdi...

Şimdi bakacağım.

Şimdi doya doya bakacağım. Bakacağım.

(Nare ağlamaya devam ediyor)

(Alya) Gel kuzum.

Nare...

(Ümmü) Güzel kızım. Kalk. Yapma kendine.

Kara toprağın seni almasına izin verme.

(Kadir) Nare Hanım, biliyorum acınız taze de.

Şahin sizi böyle görmek istemezdi, gidelim.

Nare, kurban olduğum. Ölünün başında böyle durulmaz.

-Kurban olduğum... -Bırak, burası yerim.

Burası benim yerim.

(Nare) Buradan gitmeyeceğim.

Burası benim yerim. Şahin...

(Nare hıçkırarak ağlıyor)

Kadir...

-(Cihan) Kadir... -Hadi.

Bir vedalaşsın o zaman. Bir vedalaşsın, içi rahat etsin.

(Cihan) Hadi kaldır.

-Bir beklet ama... -Kaldır Kadir..

-Haydi gel. -Hayır, burası benim yerim!

Burası benim yerim! Gitmem!

-Şahinim burada! -(Kadir) Haydi.

Şahin'im burada. Benim yerim burası!

-Gel hadi. -Bırakın!

Bırak!

Şahin'im burada!

Şahin'im burada!

Şahin'im burada! Bırakın!

(Nare çığlıklar atarak ağlıyor)

(Ümmü) Allah dayanma gücü versin.

(Nare çığlıklı ağlıyor) (Ümmü) Gel kızım. Gel kızım.

Gel kızım. Tamam kızım. Tamam.

(Duygusal gerilim müziği)

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

(Kaya) Zerrin!

(Fidan) Zerrin!

(Erol) Kaya sakin. Sakin. Sakin.

(Fidan) Bak, ben oğlumu bugün verdim toprağa...

Bana bak. Çıkaracağım seni buradan.

Kalmayacaksın burada bak! Çıkaracağım seni buradan.

-Sen mi çıkartacaksın beni buradan? -Evet.

Ben şurada ölsem senden bir bardak su istemem be!

(Dramatik müzik)

Sen, benim yavrumu kucağımdan söküp alan adamsın.

-Zerrin... -Bana yardımdan bahsetme.

Defol.

-Zerrin... -Defol!

Duydun kızımı.

-Kaybol şuradan. -Çek ulan elini, çek.

Annem ben seninleyim, korkma.

Korkma annem, annen kurban...

Korkma, benim annem! Korkma!

(Erol) Biz sakiniz.

Biz sakiniz.

Sen de git, bekleme.

Ben sonra anlatırım sana durumu.

Tamam mı, Kaya?

(Duygusal müzik)

-(Nare) Bırak! Bırak, Şahin... -(Alya) Getir.

Şahin orada! Gideceğim ben oraya!

(Alya) Gel canım.

-Şahin'e gideceğim. -Yatır.

Şahin'e gideceğim bırak. Bırakmam!

(Alya) Benim tıbbi çantamı getirsene hemen.

Yalçın ilgilenecek.

(Duygusal gerilim müziği)

(Ümmü) Peki.

Gidip tıbbi çantamı getirir misin? Durma lütfen.

Yalçın gelecek.

Gelene kadar sakinleştirici yapacağım. Lütfen, getirir misiniz?

(Nare çığlıklar atarak ağlıyor) -Getirir misiniz!

Cihan!

Sen ne yapıyorsun?

Tamam ilgilenir. Yapmam lazım, lütfen getirir misiniz?

(Yalçın) Geldim.

Geldim.

(Nare hıçkırarak çığlıklar atıyor)

Sakinleştirici yapamadım daha.

(Nare) Ben ona gideceğim!

(Nare çığlıklar atıyor) (Yalçın) Tamam, geldim. Geldim.

-Tamam, geldim. Sakin. -Tuttum ben. Tuttum. Tuttum.

Tamam Nare Hanım. (Nare derin nefes aldı)

Tamam, geçecek. (Sakin nefes alıp veriyor)

-(Yalçın) Tamam. -(Cihan) Tamam, herkes çıksın.

(Yalçın) Sakinleştirici yaptım, birazdan iyi olacak.

Herkes çıksın. Alya...

(Duygusal gerilim müziği)

Sen çık asıl, Cihan.

Alya...

...çık. -(Alya) Çık!

-Alya... -Hadi ikiniz de çıkın.

(Duygusal gerilim müziği)

Yalçın, sen de.

İyi olacaksın.

Sen bana olan öfkenden milleti cezalandırma.

Kız yemiyor, içmiyor, uyumuyor. Erimiş!

Ben doktorum, yardım edebilirim, o yüzden oradayım.

Yapma!

Tamam bana öfkelisin, kızgınsın anlıyorum bana yansıt...

...bedelini bana ödet.

Bana ne yapıp ne yapamayacağımı söyleme hakkını sen düğün günü kaybettin, Alya.

Öyle mi?

Öyle!

Beni hiç dinlemeden yargılıyorsun.

Hiç anlamaya çalışmadan hüküm veriyorsun.

Yüzüme bak!

Yüzüme bak!

Geldiğimden beri sana kendimi anlatmaya çalışıyorum...

...konuşmaya çalışıyorum. Her seferinde böyle...

...karşımda tanımadığım bir adam görüyorum. Yapma!

Dinlemiyorum çünkü zaten her şeyi biliyorum.

Ne biliyorsun?

Meryem bana hastanede her şeyi anlattı.

Boran'ı...

Tehdidini...

Ben bu yüzden mi gittim?

Ben bu yüzden mi, düğün günü seni bırakıp gittim?

Ben bu yüzden gitmedim Cihan.

O, bardağı taşıran son damlaydı. Benim gitme sebebim bu değildi.

Ama hadi tamam konuşalım. O günü de konuşalım.

Madem her şeyi öğrendin. Evet...

Meryem geldi, Serhat'ın senin oğlun olduğunu söyledi.

Boran geldi tehditler etti.

Oğlunu alırım, Cihan'a göstermem. Cihan'a düşman yetiştiririm dedi.

Çocuğa işkence ederim dedi yani resmen!

Evet, bu bana ağır geldi.

Ben kendi oğlum için dünyaları yakarken, yıkarken...

...senin oğlunu hiç göremeyecek olman bana ağır geldi.

Ben içim kan ağlaya ağlaya gittim.

Serhat benim çocuğum değil.

Ne?

Feyyaz'ın çocuğu.

(Duygusal müzik)

Sen bütün bu olan bitene rağmen...

...Meryem'in gelip seni tehdit etmesine rağmen...

...karşıma çıkıp, gözlerimin içine baksaydın, deseydin ki...

...Cihan böyle böyle oldu...

...şu an her şey daha farklı olacaktı.

Ama sen ne yaptın?

Sen beni bıraktın gittin.

Korktum!

Çünkü korktum!

Boran'dan korktum!

Oğlumu koruyamamaktan korktum! O kadar çaresizdim ki!

O kadar zayıftım ki!

Yapamayacaktım! Gittim!

Seni aradım Alya.

Düğün meydanında seni aradım. Dedim, Alya gitme.

-Evet. -Affetmem.

Sen gelinliğini çıkartıp yatağın üzerinde bıraktın, gittin.

Beni bıraktın.

Sen beni bırakıp gittin, Alya.

Cihan, o düğün zaten kana bulandı.

Ben burada olsam da düğünümüz olmayacaktı.

Ben gittim, gördüm...

Toprak kan dolu, kovan dolu...

Benim oğlum orada olabilirdi.

Bir kurşun...

İşte bu, o gün olmasa başka gün olacaktı...

...ama olacaktı, be de bundan korktum.

Haklıymışım!

Senin mecburiyetlerinden korktum diyorum...

...ama bak yine buradayım.

Çünkü sensiz de olamadım, geldim.

Sana yalvarmaya geldim, bizi koru...

...ben oğlumu korurum ama yardım et.

Yanında olmak istiyorum demeye geldim.

Bırak mecburiyetlerini, biraz bizimle kal demeye, geldim.

Korkuyorum demeye geldim.

Ama sensiz yapamıyorum demeye geldim.

Cihan, Şahin'in mezarının yanında, küçük bir mezarda olabilirdi.

(Duygusal müzik)

Oğlumuz da olabilirdi.

Bir şey söyle.

Git buradan.

(Duygusal gerilim müziği)

Git mi?

Geldiğin yere geri git.

Buraya da bir daha dönme.

Git?

Git.

(Duygusal gerilim müziği)

Git.

(Duygusal gerilim müziği devam ediyor)

(Geçiş sesi)

Sen bana git dedin.

Git.

Sen, benim korkumu da hiçe saydın?

Sen, benim zayıflığımı da hiçe saydın.

Ben senden yardım istedim. Ben sana sığınmak istedim.

Ben sana o hâlde oraya geldim...

...her şeyi göze aldım, dedim.

Her şeyi sana anlattım. İlk defa gerçekten sadece...

...sadece ikimizi düşünüyorum, dedim ama çok zayıftım.

Sen beni kovdun!

Hangi yüzle şimdi tekrar gel diyorsun?

Ecmel Cihan'ı almak için buraya geliyor.

Bırak!

Adamları şehirde.

Öyle mi?

Ecmel iki oğlunu da toprağa gömdü.

Alya, soyu kurudu.

Köküne dair tek bir insan kaldı.

Tahmin et kim?

Yalan söylüyorsun.

Ben kaç aydır buradayım.

Bir şekilde alırdı, kaçırırdı, götürürdü, yapmadı.

Yalan söylüyorsun.

Böyle mi korkutacaksın beni?

Korkutmaya çalışıyorsun.

Benim korkumu hiçe saydığın gibi şimdi de bununla mı korkutuyorsun?

Oğlumla mı korkutuyorsun? Yalan söylüyorsun.

Senin dönmeni isteyen yok.

(Dramatik müzik)

Ben üç aydır buradayım.

Sizi Ecmel'den saklamaya çalışıyorum.

İzinizi sildim, kayıtlarınızı sildim ama bir şekilde başardı, yerinizi buldu.

Adamlarını buraya gönderdi, ben de o yüzden buraya geldim.

Benim tek derdim Cihan.

-Öyle mi? -Sen ister dön ister dönme...

...Cihan benimle gelecek.

Sen ne saçmalıyorsun be?

Sen ne saçmalıyorsun?

Oğlumu bırakacağım, oğlum seninle gelecek öyle mi?

Ben oğlumdan ayrılmam.

Ve ben oraya bir daha asla dönmem!

Bak iki yıl önce geldim, iki gün için, cenaze için...

...iki yıl kaldım!

Hergün bir parçamı bıraka bıraka bıraka...

...her gün bir parçamı kaybederek buraya geldim.

Aynı filmi ben tekrar oynatmam.

-Öyle mi? -Evet, öyle.

Ecmel buraya Cihan'ı almaya geldiğinde...

...bak bakalım oynatıyor musun oynatmıyor musun.

Polise giderim!

Polise giderim, korurlar.

Ecmel'i tanımıyormuş gibi konuşma.

-Adamın sınırı yok, kanunu yok. -Kaçarım!

Giderim! Oğlumu alırım, başka bir yere giderim.

Dünyanın diğer ucuna giderim.

Anlatabiliyor muyum?

Giderim, ben korurum.

Adımı değiştiririm.

İzimi sildiririm.

Ben yaparım! Ben korurum! Asla oraya dönmem!

Anlatabiliyor muyum? Ben hâllederim!

Asla Mardin'e dönmem!

Şimdi git!

Cihan, git!

("Sezen Aksu - Git" çalıyor) "Git..."

"Git..."

"Git-me...

...dur, ne olursun"

"Gitme, kal, yalan söyledim"

"Doğru değil...

...ayrılığa daha hiç hazır değilim"

"Aramızda yaşanacak...

...yarım kalan bir şeyler var"

"Gitme, dur...

...daha şimdiden deliler gibi özledim"

"Gitme, dur, ne olursun"

"Gitme, kal, yalan söyledim"

"Doğru değil...

...ayrılığa daha hiç hazır değilim"

"Aramızda yaşanacak...

...yarım kalan bir şeyler var"

"Gitme, dur...

...daha şimdiden deliler gibi özledim"

("Sezen Aksu - Git" çalmaya devam ediyor)

"Gitme, dur, ne olursun"

"Gitme, kal yalan söyledim"

"Doğru değil...

...ayrılığa daha hiç hazır değilim"

"Aramızda yaşanacak...

...yarım kalan bir şeyler var"

"Gitme, dur...

...daha şimdiden deliler gibi özledim"

"Gitme, dur, ne olursun"

"Gitme, kal, yalan söyledim"

"Doğru değil...

...ayrılığa daha hiç hazır değilim"

"Aramızda yaşanacak...

...yarım kalan bir şeyler var"

"Gitme, dur, daha şimdiden..."

(Duygusal gerilim müziği)

Biz geldik.

Hoş geldiniz.

Mamamızı yedik. Şimdi de sıra güzellik uykumuzda, babası.

Kızım...

Aferin sana kızım.

Prensesim, yedin mi mamanı?

Kızgın surat. Babasının nefesi.

Sen olmasan baban nefes almayı unutacak kızım.

Yok. Yok. Yok, kızım. (Duygusal gerilim müziği)

(İpek) Hişt, tamam. Tamam.

Pakize sen al götür. Uyku saati geçmesin, tamam?

-Gel. -Gel, kurban olurum.

(Pakize) Sen gel bakalım. Gel bakalım. Sen gel.

(Duygusal gerilim müziği)

Biz de yemeğe geçelim mi?

Sen geç, ben bir abimi arayıp geleyim.

(Sessizlik)

(Telefon çalıyor)

-Efendim, Kaya. -(Kaya ses) Abi, nedir durumlar?

Yani orada bir hareket var mı?

-Yok. Bir hareket yok. İzliyoruz. -Peki yenge? Konuşabildin mi?

Konuştum. Beklediğimiz gibi cevapladı. Olmaz dedi.

Ee, ne yapacaksın peki? O ikna olmaz ki.

Göreceğiz.

Konakta durumlar nasıl?

Aynı be abi. Aynı.

İyi. Gözünü üstlerinden ayırma.

Yarın da sınıra gidiyorsun. Görüşmede dikkatli ol.

Tamam abi, merak etme. Olur.

-Bir şey olursa da beni ara. -(Kaya ses) Tamam abi, eyvallah.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Nare nerede? -Psikolog... Psikiyatristine gitti.

-Cihan'la konuştun mu? -Konuştum.

-Çocuk iyi ama yenge... -Kes, o kadına yenge demeyi kes.

Gelinimiz değil.

Bu evin bir tek gelini var o da İpek.

(Müzik devam ediyor)

Çocuğu vermek istemiyor tabii.

-Gelmeyeceğim dedi. -Verecek.

(Müzik devam ediyor)

Kadın gittikten sonra...

...Cihan'ımın ne merhameti kaldı ne sabrı.

O kadın ne bıraktıysa arkasında onu bulacak.

(Silah sesi)

(İpek) Aa, ne oluyor?

(Kaya) Bir şey yok adamlar bağ tarafında avdalar.

(Duygusal müzik)

(Silah sesi) (Çığlık atıyorlar)

(Silah sesi)

Afiyet olsun.

-Bir şey yemedin anne, iyi misin? -Kâfi.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Silah sesi)

(Üst üste konuşmalar)

Hiçbir yere gidemezsin! (Üst üste konuşmalar)

(Silah sesi)

(Silah sesi) (Çığlık atıyorlar)

-(Fidan dış ses) Şahin! -(Kaya) Şahin ölme lan, ölme!

-Şahin! -Şahin ölme lan, ölme!

(Üst üste konuşmalar)

(Nare çığlık atıyor) (Üst üste konuşmalar)

(Nare dış ses) Özür dilerim! Özür dilerim!

Şahin ölme ne olur!

(Anlaşılmayan konuşmalar) (Kaya ağlıyor)

(Duygusal müzik alçalıyor)

(Hızlı nefes alıp veriyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Sadakat) Sonra...

...seni belki çözer.

Çözüp çıkarır alırlar bir gün.

Asıl kilit burada.

Bunu kim sökecek?

Bu kilidi kim açacak?

Bu kilidi kim açacak?

Bunun kilidinin anahtarı toprakta!

Toprakta, toprakta! Toprakta bunun anahtarı!

Toprakta!

(Duygusal müzik)

(Nare) Doldur.

Artık dursanız mı?

İşine bak.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(İç çekti)

Dibinde ne aradığımı biliyorum ben.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Ecmel) Durum nedir?

İyi. Şimdi beni iyi dinleyin.

Söylediklerim bir saniye bile aklınızdan çıkmayacak.

Cihan da orada. Karşınızdaki adam Albora'dır.

(Ecmel dış ses) Şeytana pabucunu ters giydirir bir de teşekkür ettirir.

Yanından geçmeyeceksiniz. Gölgesine basmayacaksınız.

Herkes yerini bilecek, zamanını bilecek.

Kimse kafasına göre hareket etmeyecek.

Ne bir adım önce ne bir adım sonra.

Ve kuş ürkmeyecek.

Eğer kılına zarar gelirse...

Bak, o soyumun tek köküdür.

Gerisini bilene bırakın.

(Müzik)

(Restoran ortam sesi)

Enver.

-Alya, hoş geldin. -(Alya) Hoş...

-Çok vakitsiz geldim, biliyorum da... -Olur mu? Ne demek!

Hayırdır, bir şey mi oldu?

-Vaktin var m? Biraz konuşalım. -Var, var, gel. Gel, geç.

-Ne içersin? -Hiçbir şey içmeyeyim. Sağ ol. Almayayım.

Tamam, bir soluklan. Önce bir derin bir nefes al.

-Enver, Deniz'in kaçırılma tehlikesi var. -Ne?

-Tamam, ne lazım? -Soramayacak mısın kim, niye?

Alya, konu sensin. Sormama gerek var mı?

Sağ ol.

Diyorum ki bu emniyet müdürünü tanıyordun değil mi?

Buraya gelip gidiyor diyordum.

Evet, Gabor. Tanıyorum. Her perşembe şu masada.

Bir konuşsak.

Acaba böyle ne bileyim, oğlumu korumak için herhangi bir şey yapabilir mi diye.

Okulun önünde, evin önünde, ne yapabilirse. Bilmiyorum.

Resmî bir şikâyet değil bu arada.

Resmî bir şeye gerek yok zaten. Gabor bana borçlu sayılır.

Tamam, çünkü elimde bir şey yok ama geç kalmak da istemiyorum.

(Enver) Gabor?

İyiyim, iyiyim, dinle.

(İngilizce konuşuyor) Bir iyiliğe ihtiyacım var.

Çok yakın bir arkadaşım.

Oğlunun güvenliğiyle ilgili. Bugün uğrayabilir miyiz?

Evet Gabor, evet çok ciddi bir durum.

Harika. Teşekkürler dostum.

Bekliyor bizi. Gidelim anlatalım, gerisini o bilir.

Sana nasıl teşekkür edeceğim, bilmiyorum.

-Etme, hadi. Sen sakin ol yeter. -Şimdi gidiyor muyuz?

Evet gidiyoruz ama ne olur sakin ol.

-Çözülür, her şey çözülür. -Çok sağ ol, çok sağ ol, çok sağ ol.

(Müzik)

Annem koş buraya. Dur nereye gidiyorsun? Buradayım.

Deniz.

(Deniz) Baba!

-Baba! -Hop! Kurban!

-İndir, çocuğu indir. -Çok beklettim mi?

-Biraz. -Aşağı. Hadi gel bebeğim.

(Müzik devam ediyor)

Sen Cihan'ın burada olduğunu biliyor muydun?

Evet, teneffüste geldi. Rüya görüyorum sandım ama...

...sonra sınıftaki herkese babam geldi diye bağırdım.

-Hadi gel bebeğim, gitmemiz lazım. -(Deniz) Hayır anne.

Biliyor musun, yarınki gösterime gelecekmiş. Çok iyi değil mi?

Çok iyi. Hadi. Gel bebeğim.

-Bitti baba. -Ne oldu?

(Deniz) Baybay.

(Deniz İngilizce konuşuyor)

-Sen ne yapmaya çalışıyorsun? Bu ne? -Bugün götürmeyeceğim merak etme.

Çocuk günlerdir bu gösteriyi hazırlanıyor.

Hele bir sahneye çıksın, sonrasında da artık...

...Mardin'e gitme haberini kim verecek, kim vermeyecek, onu konuşacağız.

Ben sana söyleyeceğimi söyledim. İkiletme.

Bak. Bak, şurada. Görüyor musun?

Güvenlik güçlerinden destek de aldım. Korumalarımız var, koruyorlar.

Şaşırdın mı? Sadece sen mi halledersin böyle şeyleri?

Şimdi yedi gün 24 saat korunuyoruz.

Seninkiler de kapıda zaten, çok kalabalığız.

Ayrıca kaçırılma ihtimalini de biliyorlar.

Teşebbüs etmeye kalkarsan ensendeler. Sakın.

Deniz! Hadi gidelim, geç kalacağız.

-Bye! -Hadi. Gel.

-Hadi gel baba. -Babanın işi var gelemez. Gel.

Ama anne gelsin işte, ben onu çok seviyorum.

Çok özledim, hadi gelsin.

-Geç kalıyoruz hadi. -(Cihan) Tamam oğlum.

Ben de seni çok özledim ama anne haklı.

Bu gece bir kere senin evde, tamamen ezber yapıyor olman lazım.

...ki yarın sahneye çıktığında şaşırma tamam mı?

Tamam ama yarın beraber yatalım tamam mı?

Hadi. Hadi anneciğim. Hadi bebeğim.

Ensendeler.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

-Enver. -Alya. Her şey yolunda mı?

Evet gelmişler. Okulun bahçesindeler. Başladılar bile.

İşte bu. Demiştim sana, Gabor sözünün adamıdır diye.

Artık rahatla sen de.

Vallahi sana nasıl teşekkür edeceğim bilmiyorum. Gerçekten.

Ben biliyorum. Gabor'la eşi akşam buraya geliyor.

(Enver ses) Seni de çok sevmişler, malum.

Özellikle tembihlediler Alya Hanım da gelsin diye.

O yüzden akşam buraya geliyorsun.

Yani çok isterdim ama Deniz'i bırakmak istemiyorum.

-Özellikle böyle günlerde. -(Enver ses) Ablam daha burada.

Deniz'le ilgilenir. Ayrıca birbirlerini seviyorlar, biliyorsun.

(Enver ses) Hem polisler de kapıda olacak.

Alya bir çocuk evinden daha güvenli nerede olabilir ki?

Bir saat o zaman. Yani çok kalmam. Bir saat uğrarım olur mu?

-Tamam bir saat yeter. Akşam görüşürüz. -Hadi görüşürüz. Tekrar sağ ol.

(Arabayı çalıştırdı)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Durumu aynı öyle mi?

Aslan gibi oğlunu toprağa verdi, kızı içeride.

O damar patlamasın da ne yapsın?

Bir gelişme var mı?

Doktorlar ameliyattan sonra her hafta toparlıyor diyor.

-Yarın servise alacaklarmış. -İyi haber bu.

-İnşallah. -Bir de konuşsa...

Zerrin çıksın, konuşur.

Bu anayı bu yataktan kaldıracak tek ilaç o.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

-Görüşme? -Yine reddetti.

Kaçıncı oldu artık saymıyorum Kaya.

Her hafta gidiyorum. Çok hırçın ve hep aynı cevap.

Seninle görüşmek istemediğini söylüyor.

Peki sizce o mu yaptı? Yani Demir'i, Zerrin'i mi öldürdü?

Kanıt yok. Ceset yok, tanık yok, kayıt yok.

Hukuken elle tutulur hiçbir şey yok.

Ama yapmamıştır demek için bir neden de yok.

-Nadim? Haber var mı? -Yok. Arıyoruz.

Adam sırra kadem bastı. Şikâyetini attı, ortadan kayboldu.

-Hadi. -(Kadın) Hemşire Hanım. Oğlumu istiyorum.

Oğlum nerede?

Daha gelmedi mi?

-Onu görmeden gitmek istemiyorum. -Geliyor Makbule Hanım. Yoldaymış.

Siz kendinizi yormayın.

-Onu görmeden ölmek istemiyorum. -Geçmiş olsun.

Ben bu kadını nereden tanıyorum?

-(Kaya) Hadi dayı, haydi. -Tamam geldim, geldim.

(Müzik)

(Kapı kapandı)

Mahkeme ne oldu?

Duruşmayı bile beklemediler. Hâkim dosyadan vermiş kararı.

Kızın dava bitene kadar tedbiren babada kalmaya devam edecek.

Anne tutuklu, bakamaz demişler. Anlayacağın iki günde bağlamışlar işi.

Ama merak etme.

Ara karardır bu kızım. Hüküm değil.

Bak, sen hele bir çık. Dava daha bitmedi.

Şimal'i alacağız. Alacağız kızını.

Sen tasarlanma.

O Nadim iti hangi deliğe girdiyse bulacağım.

Şikâyetini geri çektireceğim.

-Geri çekmez. -(Ecmel ses) Çekecek.

Sen daha babanı tanımamışsın. Ben çekecek diyorsam çekecek.

Çıkacaksın o delikten. Sen rahat ol.

Annem? O nasıl?

Bilmiyorum. Sokmuyorlar ki içeri.

Kadını bu hâle getirenler kapısında nöbet tutuyor...

...beni, 40 yıllık karımın kapısından çevirdiler.

Zerrin, kızım ben sana ne dedim?

O Kaya'dan uzak dur, o aileden hayır gelmez demedim mi?

Bak, ne hâle geldik!

Anan yatakta, sen dört duvar arasında, ben...

...fakat kavuşacaksın kızım.

Evladına da anana da kavuşacaksın.

Bu sana baba sözüdür.

Ben de kavuşacağım.

İki dalımı kestiler benim. Ama kökü kurutamadılar.

Bir filizim var benim. Kanımdan, soyumdan.

Onu mutlaka alacağım.

Albora'nın soyu benimle sürecek.

(Müzik)

Yüzüme bakmayacaksan git, gözümü görmesin seni Kadir.

Nereye gideyim Pakize?

Nereye gidiyorsan git.

Yeter ki karşıma çıkma.

(Araba geliyor)

-(Pakize) Hoş geldiniz. -Hoş bulduk kızım, hoş bulduk.

-Annem nerede? -Odasında Kaya Bey.

-Peki Nare? -Nare Hanım daha gelmedi.

Bu saate kadar doktor mu olurmuş? Nerede bu kız?

Kaya Bey hoş geldiniz. Nare Hanım beni aradı.

Doktor çıkışı çarşıya gitmiş. Bir sürü alacağı varmış.

Yolda, geliyor.

-Hayırlı akşamlar. -İyi akşamlar.

Ümmü, hayırdır?

İçeri, içeri. Gel, gel.

(Muzaffer) Ne oldu Ümmü, ne oldu? Ne?

-Hayda! Nare? -Eyvah! Nare Hanım!

-Nare kuzum! Nare! Nare bu ne hâl? -(Pakize) Bu ne hâl?

-Nare! Hani doktordaydı Ümmü? -Bara gitmiş.

-Bara mı gitmiş? -(Ümmü) Evet.

Allah'ım sen koru ya Rabb'im.

-Bana bak, Zafer'i ara. -(Ümmü) Az önce taksi bıraktı kapıya.

-Nare kızım, bana bak. Nare. -(Ümmü) Bir bara gitmiş.

-İçmiş, sarhoş olmuş, ayakta duramamış. -Nare. Bana bak.

Mekân sahibi ne yapacağını bilemediği için taksiye atmış, yollamış eve.

Kalbim ağzıma geldi yemin ederim! Ne yapacağımı bilemedim.

Görecekler diye hemen buraya attım.

-(Muzaffer) Nare. -(Ümmü) Zavallı kız.

-Ama zapt edemedim. -Hay Allah'ım.

Baksana tabağı, çanağı, sebzeyi aşağı indirdi.

Kurtarmamak günah.

Tamam içiyordu ama hani bir kadeh, iki kadeh.

Böyle barlara düşeceği aklımızın ucundan geçmedi vallahi.

Yani siz biliyordunuz kızım öyle mi?

-Biliyor muydunuz? -(Ümmü) Evet Muzaffer.

-Bir süredir biliyorduk biz. -Allah Allah!

-(Ümmü) Gizli gizli içiyordu. -Nare.

-Nare, kızım. -(Ümmü) Yani bir kadeh...

...bir kadehten olmaz diye içiyordu ama sonra şişeler çoğaldı.

Nare. Nare, kuzum bak.

Benim bunu Cihan'ıma söylemem lazım.

-(Pakize) Baba ne olursun. -Aman yapma.

Ortalık karışır. Vallahi ortalık karışır.

Hem biz, Pakize'yle biz bıraktıracağız diye şey ettik değil mi?

-Bıraktıracaksınız diye, öyle mi? -(Ümmü) Evet.

Bu iş barlara kadar gitmiş, barlara!

Artık bunu saklayamayız Ümmü.

Cihan'ım döndüğü zaman ben ona söyleyeceğim, haberin olsun.

(Ümmü) Tamam. Cihan Bey gelene kadar Sadakat Hanım duymasın ama olur mu?

Ne olur. Kadının durumu belli yani, kaldıramaz.

Baba ne olursun, Nare Hanım'ın hâline baksana.

(Ümmü) Ne olur bak Kaya Bey de bilmesin. Ne yapacağı belli olmaz.

O bilmesin, bu bilmesin Ümmü!

-(Ümmü) Hadi gel kızım. -(Muzaffer) Hadi bir şeyler yapalım.

(Ümmü) Arkadaki lavaboda yüzünü yıkayalım.

-(Muzaffer) Hadi yıkayalım. Hadi kızım. -Bir acı kahve yap Kadir Allah aşkına.

-Pakize sen de odasından üst baş getir. -(Muzaffer) Nare, benim kuzum.

-(Muzaffer) Ben Muzaffer abin. -Hadi koş. Hadi kalk...

...Nare'nin odasından bir şeyler getir. -Hadi kuzum, gel.

-(Ümmü) Üst baş getir. -Hadi gel. Gel bakalım.

Hadi kalkıyoruz. Hadi kızım. Ha gayret. Bir gayret.

Hadi kurban olduğum. Hadi. Aman, aman, aman!

Nare.

Hadi.

(Şahin dış ses) İstersen dünyanın öbür ucunda ol...

...ben seni gözüm kapalı bulurum Nare'm.

Nereden buldun bunları?

Yoldan geçiyordum, aldım.

-Sen seviyorsun diye. -Öyle mi?

Evet.

Şahin, dur! Şahin dur! Şahin! Şahin başım dönüyor.

(Şahin dış ses) Sakın beni sevmekten vazgeçme.

(Duygusal müzik)

(Muzaffer) Hadi. Hadi gel gidelim. Gel kurbanım.

Bir şey yok kuzum. Hadi sen buraya gel.

-Korkma yanındayız. -Gel, gel, gel.

-Üstünü başını... -Bana bak bana bak.

-Tamam, gel. -Tamam hadi geçti, geçti.

Orada.

Ha gayret kuzum.

Şu adımını at. Kafana dikkat et.

Geç.

(Siren çalıyor)

(İngilizce konuşuyor)

(Enver) Alya, hoş geldin.

Gaborlar...

(Gerilim müziği)

Sen masaya dön, ben Türkiye'den tanıdığım birini gördüm.

-Bir bakayım, geleyim. -Tamam.

(Kadın İngilizce konuşuyor) Affedersin. Hemen geliyorum.

(Enver İngilizce konuşuyor)

-Ne yapıyorsun? -Niye geldin? Masana geri dönsene.

Bak misafirlerine ayıp etme. O kadar yardımları oldu heriflerin.

Hele ki bir de bu kadar tehlikenin içinde...

...Cihan'ı evde tek başına bırakmana bari değmiş olsun.

Güvende Deniz, güvende. Polisler kapıda.

Biliyorum, saydım.

Cihan çık git.

Yemeğimi bitireyim gideceğim.

Yemek yiyecek başka yer bulamadın mı koca Budapeşte'de!

Burayı nasıl buldun diye hiç sormuyorum farkındaysan.

Adamların benden önce gelmişlerdir, bir yere oturmuşlardır bile.

O zaman ben de sana şeyi hiç sormayayım...

...nasıl oldu da bu koskocaman Avrupa'da...

...o ilk aşkım dediğin Enver Ayhanlı'nın yaşadığı şehri seçtin...

...ben de sana bunu sormayayım. -Sor. Tesadüf.

Bilerek gelmedim herhâlde. Burada yaşadığını bilmiyordum.

Ki sana ne zaten?

Sana açıklama yapmak zorunda değilim ben.

Değilsin.

Sen bana soru sordun, ben de cevabını verdim.

-Yoksa ne yapıyorsan yap, bana ne? -Ne yapıyorsan yap.

Bu kadar umursamıyorsun, niye soruyorsun o zaman?

Cihan'ın etrafında yeni bir adam belirmiş.

Bu herif kimdir, neyin nesidir bilmem lazım.

Bu herif nasıl oldu da, o kadar polisi tek bir günde kapına yığdı...

...bu gücü nereden buldu bilmem lazım. Ben de geldim, öğrendim.

Geldin, gördün, öğrendin öyle mi? Bu kadar yani.

Sen zaten bilmiyor muydun? Kimi kandırıyorsun?

Sen Enver'in zaten burada olduğunu biliyorsundur, burayı biliyorsundur.

Adamların üç aydır nefeslerimizi sayıyorlar, sen kendin görmek istedin.

-Bu mu? -Biliyordum, biliyordum.

Adını biliyordum, soyadını biliyordum.

İlk aşkın olduğunu biliyordum.

Hatta o Gabor denilen herifin her perşembe gelip...

...hangi masada oturduğuna kadar her şeyi biliyordum.

Madem her şeyi biliyorsun, ne işin var senin burada?

Eğer oğlumun etrafında bir kişi olacaksa, benim onu sadece bilmem yetmez.

Benim gelip tartmam lazım.

-Tarttın mı? -Tarttım.

Hafif geldi.

Hafif geldi.

Senin o hafif dediğin adam var ya, hiç hafif değil canım.

O adamın çevresi de hiç hafif değil.

Sen kendin söyledin. O kadar polisi nasıl kapıya yığdı...

...bu güç nereden geliyor diye. Evet. Emniyet müdürünü gayet iyi tanıyor.

Belediye başkanını gayet iyi tanıyor. Hatta...

...eğer ben istersem beni valiyle bile konuşturabilir, görüştürebilir.

Yani senin herhangi bir saçma sapan teşebbüsünde...

...senin kapına da polisi yığabilir.

-Çok iyi. Çevresi geniş yani. -Yani.

Ne mutlu sana.

Dikkat et de bu şef de Mardin'deki Engin sıçanı gibi çıkmasın.

-Çık git Cihan. -Yemeğimi bitireyim gideceğim.

-Çık git yoksa gerçekten... -Yoksa ne?

Ne yaparsın Alya? Gabor'a mı şikâyet edeceksin beni?

Adamları mı çıkaracak beni buradan, yaka paça?

Cihan gösteriden sonra Mardin'e dönecek.

Cihan.

(Gerilim müziği)

Cihan!

Selam, hoş geldiniz.

-Alya bir sorun yok değil mi? -Yok, geliyorum zaten. Şey de gidiyordu.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Yemekleriniz berbat.

Kimdi bu?

Masaya gidelim hadi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(İngilizce konuşuyor) (Gabor) Alya.

(İngilizce konuşuyorlar)

'Okay'.

(Gerilim müziği bitti)

(Muzaffer) Kadir, Ümmü. Hadi hadi.

(Nare) Sağ ol.

Bak yürüyorum. İyiyim, tamam. Kendim yürüyebilirim, tamam.

Nare Hanım, en azından kolunuza gireyim ben.

Ama yürüyebiliyorum bak. İzle beni şimdi, yürüyorum.

Tamam.

(Muzaffer) Hadi, hadi.

-Allah aşkına bırak, yürüyebiliyorum. -Hadi, hadi.

Ah Nare Hanımcığım! Neden yapıyorsun bunu kendine?

İçki bütün kötülüklerin anası. Ya ailen duysa?

Tamam. Başım ağrıyor zaten, tamam.

Tamam, tamam. Hadi siz gidin.

(İpek) Nare? Aa!

Sen daha yeni mi geldin?

Evet ben yeni geldim.

Niye tutuyorlardı seni? Bir şey mi oldu?

Sana ne?

Sana ne? Sana ne! Sana ne!

-(Ümmü) Aşağıda başa döndü, ondan tuttuk. -Allah Allah!

Hişt! Ne oluyor? Hayırdır?

Ben anlamadım ki. Yani Nare gelmiş, başı dönüyormuş.

-Merak ettim, bir anda bağırdı. -Etme!

Niye beni merak ediyor? Beni merak etmeyecek!

Biliyor gözü radar! Gözleri herkesin üstünde, görüyorum!

-Nare! Nare bak ben... -Bir dakika sakin olun!

-Sen niye bu kadar geç kaldın Nare? -Ne oluyor burada?

Nare?

-Kızım sen yeni mi geldin? -(Ümmü) Yok, oldu geleli.

Aşağıda başı döndü, midesi bulandı. Nane limon kaynattık.

-Ümmü benim niye haberim yok? -(Ümmü) Verecektik.

Neyin var?

Hiçbir şeyim yok.

Beni rahat bırak.

(Pakize) Sadakat Hanım, ilaç alıyor ya, ondan kötü oluyor.

Doktor ne dedi?

Akıl hastanesine yatıracakmış.

-Nasıl, iyi haber değil mi? -Nare.

(Sadakat) Dur.

Tamam Ümmü, hadi kızım, odasına alın.

-Hadi alın bir götürün, dinlensin. -Gel Nare.

Anne acısı var, biliyorum ama hepimizin acısı var.

Hepimiz zor duruyoruz ayakta.

İçimizden söküp atmaya çalışıyoruz ama yapamıyoruz.

Hişt! Kaya, uzatma.

(Müzik)

Hadi yemeğe, sofraya gel.

-Sorun yok. -Hadi.

(Müzik devam ediyor)

(Alya dış ses) Hem sen de beni orada ilk kez öyle gelinlikle görmüş olursun.

(Cihan dış ses) Seni göreyim de. O kadar sabırsızlanıyorum ki.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Alya dış ses) Senin mecburiyetlerinden korktum. Oğlumu koruyamamaktan korktum.

Ama bak yine buradayım. Çünkü sensiz de olamadım, geldim.

Korkuyorum, demeye geldim.

Ama sensiz yapamıyorum, demeye geldim.

Asla Mardin'e dönmem. Şimdi git.

Cihan git.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Cihan dış ses) Bugün götürmeyeceğim, merak etme.

Çocuk günlerdir bu gösteriye hazırlanıyor.

Hele bir sahneye çıksın. Sonrasında da artık Mardin'e gitme haberini...

...kim verecek kim vermeyecek, onu konuşacağız.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik bitti)

Hişt.

-(Deniz) Anne. -Canım.

Ezberimi bitirdim anne.

Hiç şaşırmayacağım, babam için.

(Duygusal müzik)

En ön sırada oturacakmış.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kapı açıldı)

-Ecmel? -Vay vay vay!

Vay vay vay!

Evlat yası böyle mi tutuluyor Nadim Efendi?

Sen ne arıyorsun burada?

Köpüklü banyoda teselli buluyor bizim baba.

(Ecmel) Vay vay vay. Öyle mi Nadim?

Söyle!

Söyle!

(Ecmel) Geberteceğim seni.

Geberteceğim seni.

Söyle!

Bana bak!

Oğlum!

Zerrin hüküm giyene kadar saklanabileceğini mi sandın, hadsiz!

Dünyanın öteki ucuna gitsen...

...dakikasında senin ensende biterim.

Şikâyetini geri alacaksın.

Sen... Senin kızın benim oğlumu öldürdü.

-Oğlumu öldürdü... -Alacaksın! Geri alacaksın.

Şikâyetini geri alacaksın!

Gebertirim seni.

Bana bak!

Beni dinle.

Eğer şikâyetini geri almazsan...

...eğer kızım hüküm giyerse...

...elbet o küvetten çıkıp Mardin'e döneceksin.

O zaman seni kim karşılayacak biliyor musun?

Alboralar, Cihan, Kaya hepsi. Neden?

Çünkü ben onlara...

...senin kardeşini, Süleyman'ı öldürdüğünü söyleyeceğim.

Delillerim de var, biliyorsun.

O zaman bir kere daha yıkanırsın Nadim Efendi.

Ama köpüklü banyoda değil, musalla taşında.

Bak, ya şikâyetini geri alırsın...

...ya da meydanda bütün millete...

...yaptıklarını tek tek anlatırım.

Tamam.

Getir, imzalayayım.

-Getir! -Getir!

Aferin.

Aferin.

(Gerilim müziği)

Hadi bakalım, şuraya yakışıklı bir imza at.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Aferin.

Keyfine bak Nadim!

Ben alacağımı aldım, barıştık!

Ortaklığımız bakidir!

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kaya) Bu sevkiyatta sorun yaşamazsak...

...bundan sonra hep sizinle çalışacağız.

Hiç merak etmeyin, o iş bizde.

(Telsiz çaldı) (Telsiz Erol ses) Kaya! Kaya orada mısın?

Avukat!

-Efendim Erol abi. -İş üstündesiniz biliyorum ama...

...önemli haberlerim var. -Dinliyorum.

Nadim şikâyetinden vazgeçmiş. Dün akşam savcıya ifade vermiş.

Ecmel, Nadim'i buldu, şikâyetini geri çektirtti.

(Telsiz Erol ses) Aynen.

Ne ile tehdit etti bu kansız?

Ecmel bu.

Ve Ecmel'in avukatı dün akşam tutukluluğa itiraz dilekçesi vermiş.

(Telsiz Erol ses) Nadim'in vazgeçmesi dosyayı zayıflatınca...

...hâkim, dosya üzerinden karara bağlamış, tahliye.

-Tahliye mi oluyor? -Evet, Kaya.

Yargılama bitmedi, tutuksuz yargılanacak.

Şu saatlerde cezaevinin kapısındadır.

-Toparlanın, gidiyoruz. -Ne oldu?

Çabuk çabuk! Ben kullanacağım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Durun. Yaklaşmayın, biz veririz.

Fotoğraftaki kadın gülüyor.

Ama belli ki damat sana güldürmeyi unutturmuş.

Yürü.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi, geç kalmayalım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Rabb'ime şükürler olsun.

Zerrin kızım.

-İyi misin? -Sağ ol baba.

Ben sana ne dedim?

Seni buradan çıkaracağım dedim.

Ben seni burada bırakır mıyım hiç?

Gidelim.

Gidelim, kızım.

Mücahit, hadi oğlum.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Şehir gürültüsü)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Evet. -Karar verdin mi?

-Cihan! -Karar verdin mi? Geliyor musun?

Gelmiyorum.

-Çocuğa döneceğini söyledin mi? -Söylemedim, söylemeyeceğim.

Ne yapıyorsun sen?

Salak... Ne yapıyorsun?

(Cihan ses) İyi. Ben söylerim o zaman. Aç kapıyı.

(Kapı zili çaldı) Sen...

Sen ne yapıyorsun bu saatte?

Cihan, ne yapıyorsun?

Ne yapıyorsun? Çocuk uyanacak.

(Kapı zili çalıyor) Cihan, açmayacağım kapıyı, git.

Ne yapıyorsun? Bu ne zorbalık?

Numaramı değiştiriyorum. Telefondasın. Ülke değiştiriyorum, kapımdasın.

Ne yapmaya çalışıyorsun? Ben nefes almayayım mı?

Sana söyledim. Ya sen söylersin ya da ben söylerim.

Cihan git. Sen... Bunlar seni nasıl aldılar buraya?

İşte onu bana sormayacaksın, o sivillere soracaksın.

Cihan, defol git.

Alya.

Zamanımız daralıyor. Ecmel harekete geçti.

O yüzden tiyatrodan sonra çocukla birlikte çıkacağız.

Hiçbir yere çıkmıyorsun, oğlum burada kalıyor, annesiyle kalıyor.

(Gerilim müziği)

(Deniz) Anne!

-Baba. -Kurban!

-Günaydın. -Beni okula götürmeye mi geldin?

Hayır.

Evet, seni okula götürmeye geldim ama daha önce...

...seninle küçük bir konuşmamız lazım. -Cihan, elini yüzünü yıkayacak. Gel.

Gel bebeğim, hadi.

Gel hadi üstünü, başını değiştir, elini yüzünü yıka. Hazırlan. Maria!

Kapıyı kapat lütfen.

Cihan defol git.

Git!

(Duygusal müzik)

Ne bu şimdi?

Kapıya o kadar koruma yığdım. Yine geldin, evimin ortasına girdin.

Ne yapıyorsun, ne yapmaya çalışıyorsun?

Sen bana olan öfkenden oğluma zarar vereceksin, buna izin vermem.

Sen çocuğunun tehlikede olduğunu göremiyorsun.

Göremiyorum, öyle mi?

Ben göremiyorum, ben farkında değilim.

Ben oğlumu düşünmüyorum yani. Bunu mu söylüyorsun?

Senin bana olan öfken...

...bana olan inadın...

...gözünü kör etmiş. -Kör olan ben değilim Cihan.

Öfkeli olan da ben değilim. Bak şurada ayna var.

Karşısına geç, kendine bir bak. Kendini bir gör.

Çünkü ben görüyorum, ben her şeyi görüyorum.

Ben her şeyi görüyorum, ben her şeyin farkındayım.

Ben Ecmel'in de farkındayım.

Onun ne mal olduğunu da biliyorum.

Tehlikenin de farkındayım, o yüzden buradayım.

Bak bir sürü koruma var, polis var. Burada güvendeyiz.

Yetmiyor mu? Arttırırım. Başka şeyler yaparım...

...başka bir yere giderim. Dünya büyük. Kaçarım, oğlumu korurum.

Tehlikeye götürmem.

Mardin'e götürmem.

Gösterisinden sonra çocuk Mardin'e dönecek.

Dönmeyecek, git.

Dönmeyecek oğlum.

Neden kavga ettiğinizi biliyorum. Babam bizi Mardin'e götürmek istiyor.

-Hadi odana annem, hadi. -Gel.

Evet, Mardin'e götürmek istiyorum.

Gösterinden sonra Mardin'e dönelim mi?

Evet, çok iyi olur.

Deniz, hadi odana anneciğim. Biz seninle konuşacağız.

Hayır anne, ben burada kalmak istemiyorum.

Mardin'e gitmek istiyorum. Ben orayı çok özledim.

Oğlum gidemeyiz. Hadi, odana gider misin lütfen?

-Hadi anneciğim. -Hayır anne.

Ben burada kalmak istemiyorum. Ben Mardin'i özledim.

Burayı sevmedin mi?

Sevdik ya, değil mi? Biz burada çok iyiyiz.

Biz burada çok huzurluyuz. Burada kalmak istiyoruz.

Buradayız tamam mı? Hadi odana.

Evet, burayı sevdim. Ama ben Mardin'i daha çok seviyorum.

Albora'yı en çok.

-Odana git Deniz, hadi. -Hayır anne, ben babaannemi çok özledim.

Oradaki herkesi çok özledim. Ben burada kalmak istemiyorum.

Deniz, hayır. Odana git artık. Sen de git!

-Git artık, git! -Anne!

Tamam anne, sen gitmek istemiyorsan gitmeyiz, burada kalırız.

(Duygusal müzik)

Özür dilerim.

Anneciğim, çok özür dilerim.

Sonra sana anlatayım, hadi git.

Baba, annem çok üzüldü.

Biz burada kalalım.

Tatillerde geliriz.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hadi sen odana. Özür dilerim.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ama sakın sen de üzülme.

Ama gösterime geleceksin, değil mi?

-Sence? Tabii ki geleceğim. -Tamam o zaman.

Ben kıyafetlerimi giyeyim.

Hadi.

Özür dilerim.

Git.

(Hüzünlü müzik)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Dikkat edin. Dikkat edin.

(Telefon çalıyor)

Çıktı, çıktı. Çok şükür.

(Hasan) Daha konuşmuyor ama doktorlar umutlu.

Cihan'la Kaya'ya da haber ettim. İçin rahat olsun.

Sen merak etme, yeğenim.

Sağ ol dayı.

(Hüzünlü müzik)

(Hasan dış ses) Çok şükür yoğun bakımdan çıktın Fidan.

Bundan sonra çok daha iyi olacaksın inşallah.

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Yoğun bakımda yer hazırlayın. Değerleri düşüyor.

(Erkek 1) Merhaba, annem burada da Makbule Karagöz.

Bir beş dakika görmem mümkün mü?

Hocam, annemi bir iki dakika görsem çok uzaktan geldim.

Şu an göremezsiniz, durumu ağır.

Hem kalbi çok yorgun, böbrekleri de iflas etti.

Biz elimizden geleni yapıyoruz.

-Hocam, bir iki dakika göreyim, -(Kadın 1) Doktor Bey.

Doktor Bey, hasta çırpınıyor. Oğlum diyor, başka bir şey demiyor.

Lütfen hocam, bir beş dakika göreyim, çok yormayacağım.

-Çok kısa, dokuz numaralı oda. -Tamam, sağ olun.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Geldim buradayım canım benim, bak.

-Geldim. -Oğlum.

Geldim. Canım benim geldim.

Hakkını helal et.

Anne deme öyle Allah aşkına! Bak geldim buradayım, iyileşeceksin.

Her şey iyi olacak.

Vakit yok.

Ben...

...yıllar önce çok kötü bir şey yaptım.

Cihan Albora.

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Allah affetsin.

Allah affetsin.

Albora kim anne?

Niye öyle söyledin canım benim?

Sorma.

Bilme.

Bilmen seni yakar.

Sana vasiyetimdir.

Ben ölünce evde...

...başucu dolabımın çekmecesini aç.

Orada bir mektup var.

Al onu.

Ama sakın açma.

Söz ver bana.

-Söz ver. -Anne ne mektubu, ne vasiyeti?

-Kurban olayım, yapma böyle. -Söz ver.

Tamam, söz, söz.

O mektubu...

...Sadakat...

...Albora'ya ulaştıracaksın.

Ama senden...

...gittiği belli olmayacak.

Kimse bilmeyecek.

Ona ulaşınca da...

...uzaklaş.

Kaybol.

Geldiğin yere geri dön.

-Anne... -Bir daha da...

...bu şehre...

...ayak basma.

Tamam mı oğlum?

-Anne... -Tamam mı?

-Anne, ne olur düşünme. -Tamam mı oğlum?

Tamam, tamam anneciğim. Tamam, ne olur düşünme bunları.

Tamam, ne olur.

Yapma böyle, bak iyi olacaksın. Ben de buradayım.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

Anne?

(Duygusal müzik)

Anne?

Doktor! Annem fenalaştı. Çabuk!

-Anneciğim, anne buradayım, bak ne olur. -Çıkın, çıkın lütfen.

-Anne, anne duyuyor musun beni? -(Kadın 2) Müdahale etmemiz gerek.

-Anne! -Adrenalin hazırla.

Dışarı.

(Yaşam destek cihazı uyarı veriyor)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

(Duygusal müzik)

Anneciğim!

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anne?

Anne!

Uyandın mı?

Buradayım.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Ben geldim.

(Anlaşılmayan konuşma)

Evet.

Evet, evet.

(Fidan) Zerrin.

Zerrin.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anne.

Yüzünü dönme.

Beni babam çıkardı.

O olmasa çıkamazdım.

Ne olur, o güzel yüzünü dönme.

Bak, bizim babamdan başka kimsemiz kalmadı zaten.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hadi ne olur.

(Zerrin) Hadi yapma, ne olur.

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hocam?

Başınız sağ olsun.

Maalesef kaybettik.

-Hocam? -Elimizden geleni yaptık.

Ama kalbi kaldırmadı.

-Tekrar başın sağ olsun. -Yapmayın hocam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Cihan.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Söylediyse?

Ya biliyorsa?

Cihan!

Cihan'ım!

Allah'ım!

Allah'ım ona kıyametini gösterme.

Ya Rabb'im! Ya Rabb'im!

Ya Rabb'im, söylememiş olsun.

Ya Rabb'im, söylememiş olsun.

Söylememiş olsun.

(Hasan dış ses) Allah sana kıyametini göstermesin.

Göstermesin Cihan'ım.

Şimdi sana bir şey söyleyeceğim.

Ben seni çok seviyorum. Sen mutlu ol diye her şeyi yaparım.

-Biliyorsun değil mi? -Evet.

-Gerçekten biliyorsun değil mi? -(Deniz) Evet.

Evet. Ay!

Canım oğlum.

(Alya) Hazırlanalım mı artık?

-Olur. -Çok güzel oldun.Çok yakışıklı oldun.

Bak bakalım.

Baba, gelmişsin!

Geldim tabii. Gelmeyecek miyim?

Gelmeyecek miyim?

Ne kadar yakışıklısın!

Evet. Baba, çok heyecanlıyım.

Benim için şans dile, kalbim küt küt atıyor. Bak.

Bakayım.

Bayağı atıyor ya.

(Cihan) Ama bu korkudan değil, biliyor musun?

Çok fazla hazır olduğun için böyle atıyor.

Zaten birazdan sahneye çıkacaksın, geçecek.

Baba bak, ben prensim.

-O da Pamuk Prenses. -Kim?

-O zehirli elma var ya? -Evet.

(Deniz) Ondan yiyecek, uyuyacak.

Ama sonra ben gelip onu öpücükle uyandıracağım.

-Hakikaten mi? -Evet.

Bütün oyun senin üstüne mi kurulu?

-Evet. -Harika.

Ama ben gelmezsem o öylece kalıyor, hiç uyanmıyor.

-Evet. -O zaman gitmen lazım.

-Evet. -Şaşırmayacaksın.

-Yok, hiç şaşırmam. Ezberim tam. -Aferin.

Zaten şimdi bak.

Senin bir de cesarete ihtiyacın var.

Çünkü hem prensesi uyandırmak...

...hem de o cadıyı yenebilmen için...

...senin çok cesur olman lazım.

-Zaten cesaretim de tam. -Ya sen...

Maşallah tövbe estağfurullah.

Pekâlâ millet son on dakika.

Veliler, lütfen yerlerinize.

Ben seni izleyeceğim.

-Çok hazırsın hiç korkma tamam mı? -Tamam.

(Alya) Tamam.

Hadi canımın içi.

Hadi kolay gelsin.

Hadi, herkes şimdi sıraya girsin.

Harika işte böyle.

(Duygusal müzik)

'Thank you, thank you.'

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

-Evet. -Ağam.

Kuş yuvada, kapıyı açıyoruz.

Torunum bu akşam benim soframda olacak.

Eğer başaramazsanız...

...yapacağımı ben bilirim.

Tamamdır ağam.

(Gerilim müziği)

Hanımefendiler, beyefendiler. Hoş geldiniz.

Birinci sınıflarımız çok heyecanlı ve çok hazır.

-(Erkek ses) Cihan Bey. -Söyle.

(Erkek ses) Ecmel'in adamları çocuğu kaçırmışlar.

Arka kapıdan çıkmışlar. Okul yolundalar.

(Alkışlıyorlar)

Kavşaktakilere haber ver, yolu kessin, arabayı durdursunlar.

Arabada çocuk var, çok dikkatli olsunlar. Tamam mı?

-(Erkek ses) Tamam beyim. -Hadi.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hanımefendiler ve beyefendiler, durdurmak zorundayız.

Deniz'i bulamıyoruz. Cihan Deniz Albora?

-Deniz! -(Öğretmen) Onu gören oldu mu?

(İngilizce konuşuyor)

Deniz!

Çekil.

Pardon. 'Sorry.'

(Alya) 'Sorry, sorry, sorry.'

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Alya) Cihan! Sakın, Cihan!

Buradasınız bir de!

-Hanımefendi ne oldu? -Siz buradasınız.

-Benim oğlumu nasıl alıyor? -Arka kapıdan çıkmışlar, yürü takip edin.

Dangalaklar, yapacağınız işe (***)!

Geri zekâlı!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bırak! Bırak, ben anneme gideceğim!

Tamam, küçük adam, sakin ol. Annene götüreceğiz seni.

Yalan söylüyorsunuz, inanmıyorum size.

Vallahi yalan söylemiyoruz, annene götüreceğiz. Anne bizi bekliyor.

-Güvenmiyorum size. -Bu nasıl bir çocuktur ya?

-Güvenmiyorum. Yalan söylüyorsunuz bırak! -Sustur şunu.

Oğlum işine bak, duymadın mı ağamı?

-Bırak! -Çocuğa dokunmak yok dedi.

-Hadi! Hadi! Hızlı! -(Deniz) Bırak!

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Bırak beni! -Tamam, tamam.

-Hişt! -Annene götüreceğiz seni ya!

-Dur, dur, dur! -Ne oluyor oğlum?

Tak geri, tak geri, tak geri!

-Baba yardım et. -Oğlum, Alboralar bunlar!

-İn, in. -Kapıları siper al. Kapıları!

(Araba kapısı açıldı)

(Silah sesleri)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Kurban! -Baba!

Oy oy oy, gel, gel!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gel.

Gel. Bin. Geç.

Bin.

(Korna çalıyor)

(Alya) Bırak! Bırak!

Deniz! Sakın. Dur Cihan.

(Alya) Cihan oğlumu bırak.

Deniz in anneciğim. Lüt...

(Polis sireni çalıyor) Cihan!

Bu defa izin vermem Cihan!

Bana yine bunu yaşatmayın!

("Sezen Aksu - De Mardin" çalıyor)

Cihan!

Deniz!

Oğlum!

Cihan! Cihan! Cihan!

Deniz!

("Sezen Aksu - De Mardin" devam ediyor)

Yapma işte bana bunu bir daha! Yapmayın, yapamayacağım artık!

Ne olur yapma! Yapma. Ben ne yapacağım?

(Alya) Deniz!

Oğlum!

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Yılmaz - Onur Mert Batmaz...

...Nilsu Hozanlı Tuncer - Şeyma Yalçın

İşaret Dili Çevirmeni: Müjde Kolçak Gürbüz

Editörler: Dolunay Ünal - Olgun Yılmaz

Ses - Görüntü Montaj: Ertan Laçinkaya

Teknik Yapım: Yeni Gökdelen Tercüme

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.