All language subtitles for Ghostbusters 1984 1080p DUAL TOD WEB-DL x264 AAC - HdT

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bir sonraki kartı açacağım. Konsantre ol.

Kartta ne olduğunu söyle.

-Kare. -İyi tahmindi ama yanıldın.

Zihnini boşalt.

Kartta ne olduğunu söyle. -Bir yıldız mı?

Evet. Bir yıldız. Çok güzel.

İyi düşün. Bu nedir?

-Bir daire. -Yaklaştın ama yanlış.

Tamam. Hazır mısın?

Bu nedir?

Hadi söyle.

Sekiz rakamı.

İnanılmaz. Beşte beş. Bir yerden görüyor musun yoksa?

Kopya falan çekmiyorsun değil mi? -Hayır, yemin ederim.

Bir anda içime doğuyor.

-Heyecanlı mısın? -Evet. Bu işi sevmedim.

Sadece 75 tane daha var. Bunda ne var?

-Birkaç dalgalanan çizgi. -Üzgünüm. Şanslı gününde değilsin.

-Bu işten sıkılmaya başladım! -Gönüllü oldun. Para alıyorsun.

Evet ama elektrik vereceğinden haberim yoktu!

Hem sen neyi ispat etmeye çalışıyorsun ki?

Ters desteğin, telepati üzerindeki etkisini.

Etki mi? Söyleyeyim sana etkisini! Beni çıldırtıyor!

-Öyleyse teorim doğru olabilir. -Beş doların sende kalsın! Yetti artık.

Kalacak tabii!

Buna alışsan iyi olur. Yeteneğine insanların tepkisi aynen böyle olacak.

-Sizce bende var mı Dr. Venkman? -Sende ne cevherler var Jennifer.

İşte bu! Bu sefer kesin! Video için kızılötesi lensler geldi mi?

Bir de boş kasede ihtiyacım var. Dün sildiklerinden biri.

-Bana bir saniye izin verir misin? -Tabii ki.

Bir işin ortasındayım Ray!

Bu, denekle biraz daha zamana ihtiyacım var.

Bir saat sonra falan gelebilir misin?

Peter, bugün saat 13:40'ta...

...Beşinci Cadde'deki New York Şehir Kütüphanesinde, 10 kişi,..

...uçuşan ve bedeni olan bir hayalet görmüş.

Altı metre uzaktan, raflardaki kitapları uçurmuş ve...

...kütüphanecinin ödünü patlatmış. -Çok heyecanlandım. Çok da sevindim.

Hemen git kontrol et ve sonra bana rapor ver.

-Hayır, hayır. -Buraya dön ve beni bilgilendir.

Hayır, Peter. Sen de bizimle geliyorsun bu sefer.

Spengler gidip, PKE değerlerini ölçtü. Ölçümler tavana vurmuş.

Bu sefer çok yaklaştık. Bunu hissedebiliyorum.

Bunu hissediyorum. Bu defa çok ama çok yaklaştık.

Jennifer, şimdi gitmeliyim ama seninle çalışmaya devam etmeyi isterim.

Mesela bu akşam. -Saat sekiz iyi mi?

Ben de sekiz diyecektim. Sen cidden bir fenomensin.

Dostun olarak söylemeliyim ki,..

...bu hayalet işiyle kafayı sıyırdınız sonunda.

Şehirde, doğaüstü bir olay yaşadığını düşünen tüm şizofrenlerle görüştünüz...

...ve ne elde ettiniz?

Unutuyorsun Peter, açıklanamayan toplu bir sünger göçüne tanık oldum.

Ray, süngerler topu topu yarım metre göç ettiler.

-Geldiniz demek. -Ne buldun?

Çok büyük bir olay bu Peter. Kesin bir şey var burada.

Egon, bu bana kafanda bir delik açmaya çalıştığın zamanı hatırlattı.

Onu sen de hatırlıyor musun? -Bana engel olmasaydın, işe yarayacaktı.

Merhaba. Ben Roger Delacore. Siz, üniversiteden gelen beyler misiniz?

Evet. Ben Dr. Venkman. Bunlar, Dr. Stantz ve Egon.

Geldiğiniz için teşekkürler. Umarım bu işi hızlıca ve sessizce çözebiliriz.

Acele etmeyelim. Neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz.

Bacakları var mıydı bilmiyorum ama...

...kolları kesin vardı çünkü bana doğru uzandı.

Kolları mı vardı? Bu şeyi görmek için sabırsızlanıyorum.

Alice, sana birkaç standart soru soracağım.

Sen ya da ailenden herhangi birine, şizofreni veya zihinsel hastalık...

...teşhisi konuldu mu?

Amcam Aziz Jerome olduğunu sanıyordu.

Evet diyorsun yani.

Uyuşturucu ya da alkol kullanır mısınız? -Hayır.

Sadece soruyorum. Şu anda adet görüyor musunuz?

Bunun konuyla ne alakası var?

Karışmasana kardeşim. Ben bilim adamıyım.

Ray! Hareket ediyor. Hadi gelin.

Şuna bak!

Fena bir şey.

Simetrik kitap dizimi. 1947'deki Philadelphia olayı gibi.

Haklısın. Hiç kimse bu şekilde kitap dizmez.

Dinleyin! Siz de bir koku alıyor musunuz?

Telekinetik aktivite diye buna derim. Şu kargaşaya bakın!

-Şuna bakın. -Ektoplazmik kalıntı.

-Venkman! Bir numune al. -Bu seferki gerçek.

Biri sümkürmüş ve siz bundan örnek mi istiyorsunuz?

Analiz edeceğim.

-Burada daha var. -Ölçümler burada daha güçlü.

Bu taraftan!

Hadi gel.

Egon, balgamını al.

Bu daha önce başına gelmiş miydi?

İlk defa mı oluyor?

İşte burada. Gövdeli bir hayalet. Ve gerçek.

Şimdi ne yapacağız?

Buraya gelip benimle bir saniye konuşur musun? Gel buraya. Lütfen.

Buraya. Francine! Buraya gel. Ne yapacağız?

-Bilmem. Sen ne düşünüyorsun? -Bırak şimdi bunu!

Onunla iletişim kurmamız gerek. Birimiz onunla konuşalım.

İyi fikir.

Merhaba, benim adım Peter. Nerelisin sen?

Pekâlâ, her zamanki repliklerim işe yaramıyor.

Tamam, bir planım var. Ne yapmamız gerektiğini biliyorum.

Yanımdan ayrılmayın.

Söylediklerimi yapın. Hazır olun.

Hazır olun. Yakalayın onu!

-Onu gördünüz mü? Neymiş? -Sizi tekrar arayacağız.

"Yakalayın onu!" Bütün planın bu muydu?

Ne kadar da bilimseldi. -Birden çok heyecanlandım.

İnanılmaz bir şeydi. Yani, ruhlar alemine dokunduk.

Bunun üniversite için ne anlama geleceğini biliyor musunuz?

Mikroçipten daha büyük bir şey. Ray, çok heyecanlıyım.

Boşuna çabalamadık ama. Bu yeni verilere göre,..

...bir hayalet yakalayıp onu bir yere kapatma şansımız çok yüksek.

Bu çok iyi! Eğer ionizasyon değerleri tüm varlıklar için sabitse,..

...canlarına okuyabiliriz. Ruhsal anlamda diyorum tabii ki.

Hayalet yakalama konusunda ciddi misin?

Ben her zaman ciddiyim.

Senin için söylediğim bazı şeyleri geri alıyorum. Sen bunu hak ettin.

Olasılıklar sonsuz. Merhaba, Dekan Yeager!

Bize kampüste daha iyi odalar vereceksiniz herhâlde.

Hayır, sizi kampüs kapısına koyuyoruz.

Üniversitenin yönetim kurulu, ödeneğinizi iptal etti.

Burayı hemen boşaltmanız gerekiyor.

Saçmalık bu! Bir açıklama istiyorum.

Üniversite, bu tür aktivitelerinize daha fazla kaynak sağlamayacak.

Ama çocuklar bizi çok seviyor.

Dr. Venkman, bilimin amacı insanlığa hizmet etmektir.

Ancak siz, bilimi, üç kağıtçılık yapmak için kullanıyorsunuz.

Teorileriniz hurafeler ve saçmalıklar üzerine kurulu, yarım yamalak...

...metotlarınız var ve vardığınız sonuçlar tartışmaya açık.

Siz, kötü bir bilim adamısınız, Dr. Venkman.

Anlıyorum.

Ve ne bu bölümde, ne de bu üniversitede size yer var.

Rezil olduk. MIT veya Stanford, bizimle görüşmek bile istemez artık.

Devamlı itibarın için endişeleniyorsun.

Einstein'ın en iyi fikirleri patent katibi olarak çalışırken çıkmış.

Bir patent katibinin ne kadar kazandığını biliyor musun?

-Hayır! -Ben üniversiteyi seviyordum.

Bize para ve tesis sağlıyorlardı. Bir şey üretmek zorunda da değildik.

Sen hiç okul dışında çalışmadın. Nasıl olduğunu bilmiyorsun.

Ben çalıştım. Özel sektör sonuç bekler.

Hangi sebepten olursa olsun, istersen buna kader de, istersen şans de,..

...istersen karma de, her şeyin bir sebebi vardır.

Buradan atılmamız kaderimizde vardı bence.

-Ne için? -Kendi işimizi kurmak için.

Spengler'la bulduğumuz bu sistem çok pahalıya mal olacaktır.

Parayı nereden bulacağız?

Bilmiyorum. Bilmiyorum.

Pişman olmayacaksın Ray.

Annemler o evi bana bırakmışlardı. O evde doğmuştum.

Merak etme, evi kaybetmezsin. Bu devirde herkesin üç kredi borcu var.

Yüzde 19 faizle mi? Pazarlık bile etmedin.

Sadece faizi ilk beş yıl için 95 bin dolar ediyor.

Sakin olun. Önümüzdeki yıllarda gerekli olacak, savunma bilimini...

...geliştirmenin eşiğindeyiz.

Profesyonel Doğaüstü Araştırmalar ve Çözümler.

Temsilcilik hakları bile bizi zengin etmeye yeter.

Üst katta ofis alanı, yatakhane ve banyo var.

Üstte soldaysa büyük bir mutfak var.

Masraf gerektiren bir yer için biraz pahalı geldi bana.

Sen ne diyorsun Egon?

Binanın boşaltılması gerek bence. Kirişlerde metal yorgunluğu var.

Elektrik tesisatı standartların çok altında.

Güç ihtiyaçlarımızı mümkün değil karşılayamaz.

Ve mahalle de savaş alanına benziyor. -Bu direk kullanılıyor mu?

Vay canına! Ne zaman taşınabiliriz? Bunu denemelisin.

Ben eşyalarımı getiriyorum.

Bu gece burada kalalım. Burada uyuruz. Denemek için.

-Kiralıyoruz. -Güzel.

Merhaba.

-Dana, sensin demek. -Merhaba Louis. Evet, benim.

-Eczaneden geldiler sandım. -Hasta mısın?

Hayır, iyiyim. Birkaç vitamin ısmarlamıştım.

"20 dakikalık egzersiz" programını kaydedip, hızlı oynattım.

Sadece 10 dakikada bitirdim. Harika bir egzersiz oldu.

-Güzel. -Sana maden suyu ikram edeyim mi?

-Çok isterdim ama provaya gitmem lazım. -Dert değil. Sonra içersin.

Evde her zaman soda ve sağlıklı yiyecekler vardır.

Ama sen bunu biliyorsun zaten. -Evet, biliyorum.

Bu arada, tüm müşterilerim için büyük bir parti veriyorum.

Muhasebeci olarak dördüncü yıldönümüm.

Kendi vergilerini kendin yapıyorsun biliyorum ama senin de gelmeni isterim.

Ne de olsa komşumsun.

Teşekkür ederim Louis. Uğramaya çalışırım.

Bu arada, evden çıktığın zaman, TV'nin kapatmalısın bence.

Koridorun sonundaki hödük yöneticiyi aramış.

Ne tuhaf. Açık bıraktığımın farkında bile değilim.

Ben de ne yaptım biliyor musun? Pencerenin pervazına çıkıp...

...kablonun fişini çekmeye çalıştım, ama ulaşamadım.

Sonunda ben de benimkinin sesini sonuna kadar açtım ki, herkes ikimizin TV'si--

Hoşça kal Louis.

Sonra görüşürüz herhâlde. Seni ararım.

Ben de duşa gireyim.

Geceleri garip sesler mi duyuyorsunuz?

Tavan arasına çıkmaya veya bodrum katına inmeye korkuyor musunuz?

Siz veya ailenizden biri, hayalet veya hortlak gördü mü?

Bu sorulara cevabınız evetse, bir dakika daha beklemeyin.

Ahizeyi kaldırın ve profesyonelleri arayın.

Hayalet Avcıları.

Kibar ve becerikli personelimiz, doğaüstü sorunlarınızı gidermek için...

...24 saat hizmetinizdedir. -Biz size inanmaya hazırız.

Zuul.

Biraz abartmadın mı?

İnsanların gelip, tabelayı görmemeleri gibi bir ihtimal mi var?

Bunu buraya park edemezsin!

Herkes rahat bir nefes alabilir. Bir araba buldum.

Süspansiyonlar ve amortisörleri çok iyi değil.

Frenler, vites kutusu, şanzıman ve tamponları--

-Ne kadar? -Sadece 4800 dolar.

Yeni pistonlar, susturucu ve kablolara ihtiyacı olabilir.

-Janine, arayan var mı? -Hayır.

-Mesaj bırakan var mı? -Hayır.

-Hiç müşteri var mı? -Hayır, Dr. Venkman.

Bu, iyi bir iş, öyle değil mi? Daktiloda bir şeyler yaz.

Sana bunun için maaş veriyoruz. Bana öyle pörtlek pörtlek bakma!

Janine! Sana pörtlek gözlü dediğim için özür dilerim. Ben ofisimde olacağım.

Her işten anlıyorsun.

Eminim okumayı da seviyorsundur. -Yazıcın çalışmıyor.

Ne kadar enteresan. Ben çok okurum.

Bazıları benim fazla entelektüel olduğumu düşünür ama...

...boş vakti değerlendirmenin en güzel yoludur bence.

Raketbol da oynarım. Senin hobilerin var mı?

Spor, küf ve mantar örnekleri toplarım.

Merhaba.

Pardon. Burası Hayalet Avcılarının ofisi mi?

Evet. Yardımcı olabilir miyim?

Randevum yok. Biriyle görüşmek istiyorum, lütfen.

Ben Peter Venkman. Nasıl yardımcı olabilirim?

Bilemiyorum. Söyleyeceklerim biraz tuhaf gelebilir.

Her gün, her dakika tuhaf şeylerle uğraşırız zaten.

-Lütfen ofisime buyurun, Bayan-- -Barrett. Dana Barrett.

Ve ses "Zuul" dedi. Ben de buzdolabının kapısını kapattım ve çıktım.

Bu, iki gün önceydi. O günden beri daireme dönmedim.

Beyaz eşyalarda böyle davranışlar genelde görmeyiz.

Siz ne olduğunu düşünüyorsunuz? -Bilseydim, burada olmazdım zaten!

Egon, sen ne düşünüyorsun?

Doğruyu söylüyor. Ya da doğruyu söylediğini düşünüyor.

Tabii ki doğruyu söylüyorum! Kim böyle bir şeyi uydurur ki?

Bazıları sadece ilgi ister. Sokakta bir çok çılgın insan var.

Daha önceki hayatınızdaki bir olay şimdi ortaya çıkıyor olabilir.

Bilinç altında yatan ırksal hafıza olabilir.

Sağgörü veya telepatik iletişimi de göz ardı etmemek gerek.

Affedersiniz ama ben bunların hiçbirine inanmıyorum.

Dert değil. Ben de öyle. Ama yaptığımız bazı şeyler var.

Standart işlemler bunlar ve çoğu zaman sonuca ulaşabiliriz.

Ben de binanın geçmişini araştırayım.

Belki de geçmişinde psişik sorunlar vardır.

Doğru. İyi fikir.

Ben de "Zuul" ismini her zamanki kitaplarda arayayım.

-Spates Katalogu. -Tobin'in Ruhlar Rehberi.

Ben de Bayan Barrett'i evine götüreyim ve onu kontrol edeyim.

Yani dairesini kontrol edeyim. Tamam mı?

Tamam. Teşekkür ederim.

Önce ben gireyim. Bir şey olacaksa, önce bana olsun.

Orası dolap.

Bundan nefret ederler.

Onlara işkence yapmak gibidir.

Aynen öyle çocuklar! Ben Dr. Venkman!

Çok genişmiş. Tek mi yaşıyorsunuz? -Evet.

Güzel.

-Ne yapıyorsunuz? -Bu teknik bir iş.

Kullandığımız cihazlardan biri. -Anlıyorum.

Orası yatak odası. Ama orada hiçbir şey olmadı.

Çok yazık.

-Bilim adamı gibi davranmıyorsunuz pek. -Onlar genelde tutuk olurlar.

Siz daha çok yarışma programı sunucusu gibisiniz.

Orası mutfak mı?

Bunlar da yumurtalar mı? -Evet.

Kabuklarından dışarı sıçradılar ve tezgâhın üzerinde piştiler.

Çok tuhaf.

Ve o anda da buzdolabından korkunç bir ses gelmeye başladı.

Dr. Venkman, bunca yol geldiniz.

Buzdolabını kontrol etmek istemez misiniz?

Evet, buzdolabına bir bakayım. İyi fikir.

Aman Tanrım.

Ne çok abur cubur var! -Lanet olsun! Bu burada değildi.

Burada hiçbir şey yoktu. Sadece bir boşluk ve bir bina vardı.

Binadan alevler çıkıyordu! Hırlayan bir takım yaratıklar vardı.

Alevler yükseliyordu ve bir sesin "Zuul" dediğini duydum.

Tam buradaydı! -Üzgünüm ama göstergede hiçbir şey yok.

O aleti düzgün kullandığınızdan emin misiniz?

Evet. Yani herhâlde. Dolapta hiç hayvan olmadığına eminim.

Aman ne güzel! Yani ya mutfağımda bir canavar var ya da ben aklımı kaçırdım.

Ben aklınızı kaçırdığınızı düşünmüyorum.

Aman ne kadar rahatladım bilemezsiniz!

Kendimden biraz bahsedeyim.

Evden işe geldiğimde, hayatımda işten başka bir şey olmadığını fark ediyorum.

Ve sizinle tanıştığım zaman, kendime "aynı sorunu yaşayan...

...biri daha var" dedim. -İkimizin de problemi aynı: Sen.

Bir itirafta bulunacağım. Sana çılgınlar gibi aşığım.

Buna inanamıyorum. Lütfen gidin artık.

Ve sonra da beni hayatından attı. Bir öküz olduğumu düşündü.

Onun gözünde bir inektim belki de. Ama böyle düşünen ilk o değildi.

Ne kadar tuhafsınız!

Hayır. -Tamam. Buldum!

-Hayır, hayır. -Kendimi sana ispatlayacağım.

-Gerek yok. -Problemini çözeceğim.

Sonra da "Pete Venkman her şeyi çözen biriymiş" diyeceksin.

"Onu ne sinirlendirir acaba?" -Acaba.

"Beni neyin sinirlendirdiğini merak ediyor mudur acaba?"

Tabii.

Gittikten sonra beni düşüneceksin kesin.

Bundan emin olabilirsin.

Öpücük vermeyecek misin?

-İlk müşterimizin şerefine. -İlk ve tek müşterimiz.

Nakit fonundan biraz para çekmem gerekecek.

Onu yemeğe götürsem iyi olur. Onu kaybetmek istemeyiz.

Bu ziyafeti nakit fonuyla çekiyoruz zaten.

Yavaş ol. Lokmalarını çiğne.

Alo? Hayalet Avcıları. Tabii ki ciddiler.

Gerçekten mi? Var mı? Hadi ya. Adresi verin. Evet, tabii.

Çok ketumdurlar. Teşekkürler! Müşteri var!

Bir iş geldi!

Hadi gelin!

Hayalet gören var mı?

Bu kadar çabuk geldiğiniz için teşekkürler.

Konuklar soru sormaya başladılar ve ben de bahane uyduramıyorum artık.

-Daha önce de böyle bir şey oldu mu? -Eski personelin çoğu 12'nci katı bilir.

Çıkan olayları yani. Ama yıllardır çok sakindi.

İki hafta öncesine kadar. Hiç bu kadar kötü olmamıştı ama.

-Hiç şikâyette bulundunuz mu? -Tabii ki, hayır.

Otel sahipleri bu konuda konuşmamızı istemiyor.

Bu işi sessizce halledebileceğimizi umuyordum.

-Hallederiz. -Bu akşam.

Evet efendim. Merak etmeyin. Biz bu tip olaylarla hep karşılaşıyoruz.

Sizler kozmonot falan mısınız?

Haşere imhacısıyız. Birileri 12'nci katta hamam böceği görmüş.

-Çok büyük bir böcekti herhâlde. -Rahatlıkla başınızı koparabilir.

-Yukarı mı çıkıyorsunuz? -Ben bir sonrakine binerim.

Şimdi düşündüm de, bu cihazların düzgün çalışıp çalışmadığını kontrol etmedik.

-Kendimi suçluyorum. -Ben de.

Şimdi bunun için endişelenmenin alemi yok.

Endişeye gerek yok tabii.

Her birimizin sırtında, ruhsatsız nükleer bir silah var ne de olsa.

Evet. Hadi, hazırlanalım. Çalıştır bakalım benimkini.

Durun!

Siz ne yapıyorsunuz yahu?

-Pardon. -Özür dileriz.

Sizi başkası zannettik.

Deneme başarıyla sonuçlandı.

Evet, öyle diyebiliriz. İyisi mi ayrılalım.

-İyi fikir. -Böylece daha fazla zarar veririz.

Venkman! Venkman!

İğrenç şey. Onu tek başıma yakalamak zorundayım herhâlde.

Cevap ver Ray.

Venkman! Onu gördüm! Onu gördüm!

-O burada Ray. Bana bakıyor. -Çok çirkin bir mahlukat öyle değil mi?

-Seni duyabiliyor galiba Ray. -Kıpırdama. Sana bir şey yapmaz.

Venkman!

Pete!

Ne oldu? İyi misin? -Her tarafım salya oldu!

Harika bir şey bu! Fiziksel temas kurdun! Hareket edebiliyor musun?

-Ray! Cevap ver, lütfen. -Kendimi çok acayip hissediyorum.

Spengler! Venkman'la beraberim! Her tarafı salya içinde!

Süper Ray! Biraz da bana ayırın. Hemen buraya gelin. Balo salonuna girdi.

Tamam, hemen geliyoruz.

Siz ve personeliniz dışarıda beklerseniz biz her şeyi hallederiz.

İşte orada! Tavanda!

Üzerime salyalarını akıtan buydu işte!

Pekâlâ arkadaşlar. Hazır mısınız? Ateş!

Bunu ben yaptım. Benim hatamdı!

Dert değil. Yere değil, masanın üstüne düştü.

Size söylemeyi unuttuğum çok önemli bir şey var.

-Neymiş o? -Akımlar asla kesişmesin.

-Neden? -Sonra kötü olur.

İyiyle kötü arasındaki farkı pek kestiremiyorum. Kötü derken?

Yaşamın durduğunu ve vücudunuzdaki tüm moleküllerin ışık hızında...

...patladığını hayal edin. -Toplam proton dönüşü!

Anladık. Bu kötü bir şey. Önemli bir güvenlik ipucu. Sağ ol Egon.

Ray, sen soldan tut. Egon, sen sağdan.

Ray, biraz yukarıdan ve dışından. Ray!

Egon!

Tamam, tamam. Dur!

İyi atıştı aslanım!

Endişelenmeyin Bayan Van Howten. Odada hiç sorun yok.

Misafirleriniz gelir gelmez hazır olacak.

Şu son fasıl onu iyice yordu ama yine de hareketli.

Kapanı koymak için biraz alana ihtiyacım var. Biraz açılın!

İzninizle lütfen.

Açık alana getirmemiz gerek.

Durun, durun. Bunu yapmayı hep istemişimdir.

Bakın, çiçekler hâlâ yerli yerinde.

Ben işareti verdiğimde. Spengler, onu yerinde tut! Hadi!

Tutun onu! Kaçacak! Tutun! Şimdi! -İşe yarıyor Ray!

İndirmeye başlayın. Yakaladık onu. Akımlar kesişmesin.

Pozitron Çarpıştırıcısı olan birine salya bulaştırmamayı öğrenmişsindir herhâlde.

Venkman! Akımı kısalt! Yüzümün yanmasını istemiyorum.

Kapanı açıyorum. İçine bakmayın.

Ben içine baktım, Ray.

Ben kapanı kapatınca akımı kesin. Hazır olun. Kapatıyorum. Şimdi!

İçinde.

Çok da zor değilmiş.

Çabuk olun Bay Smith. Kapıyı hemen açmanızı istiyorum!

Donald, şu tarafta dur.

-Geldik, gördük ve işini bitirdik. -Onu gördünüz mü? Neymiş?

-Yakaladık. -Ondan başka var mı?

Bayım, içeride yakaladığımız şey, odaklı, sonsuz, tekrarlayan bir tayf.

Ya da Beşinci Sınıf Serbest Dolaşan Siluet. Hem de çok fena bir yaratık.

Şimdi ciddi ciddi iş konuşalım.

Yakalama karşılığında 4000 dolar isteyeceğiz.

Proton akımları ve yaratığın depolanmasında bu hafta indirimimiz var.

Bu da 1000 dolar ediyor.

5000 dolar mı? Bu kadar tutacağını düşünmemiştim. Ödemem.

Sorun değil. Onu geri salarız. Sağ ol Raymond.

Hayır, hayır! Tamam. Ne kadar isterseniz.

Teşekkür ederim.

Teşekkürler. Umarım tekrar yardımcı olabiliriz. Çekilin yoldan!

Beşinci Sınıf Serbest Dolaşan Siluet geçiyor!

Günaydın. Ben Roger Grimsby.

Bu sabah tüm doğu kıyısı, yaşanan doğaüstü olayları konuşuyor.

New York'ta ve komşu eyaletlerde hayalet görenlerin sayısı hızla artıyor.

Kamp ateşi etrafında anlattığımız hikâyeler bunlar.

Anneannem, büyüdüğü çiftliğin yanından hızla geçen bir hayalet...

...trenden bahsederdi mesela.

Kenara çekilin lütfen!

Merhaba ben Larry King. Bugünkü konumuz "Hayaletler ve Hayalet Avcıları".

Hayalet ihbarları arttıkça tartışma büyüyor.

Bazıları, olayların, bu profesyonel doğaüstü sorun gidericilerin...

...başının altından çıktığını savunuyor.

Yakaladım! Pete! Ray!

Hayalet Avcıları yine manşetlerde. The Rose adlı gece kulübünde...

...önce can sıkıcı bir hortlağın icabına baktılar, sonra da...

...kulüpteki güzel kızlarla sabahın ilk ışıklarına kadar dans ettiler.

Ben Casey Kasem, geri sayıma bıraktığımız yerden devam ediyoruz.

Günde 24 saat, haftada 7 gün.

Hiçbir işe veya hiçbir ücrete çok fazla demeyiz!

Sisten mi öyle görünüyor yoksa kolları ve bacakları mı var?

Herkesin kafasında aynı soru var eminim. Elvis nasıl? Onu gördünüz mü?

UFO'lara, beden dışı deneyimlere, telepatiye, geleceği görmeye,..

...ruh fotoğrafçılığına, telekineziye, medyumlara, Loch Ness canavarına ve...

...Atlantis teorisine inanıyor musunuz?

Maaşımı düzenli bir şekilde alabileceksem, her şeye inanırım.

-Biraz uyumam lazım. Öleceğim yoksa. -İyi görünmüyorsun.

Öyle mi?

Daha iyi göründüğün günler oldu. Eskiden böyle değildin.

Brooklyn işiyle ilgili evraklar bunlar. Müşteri, kredi kartıyla ödedi.

Bu gece bekleyen işler. Aman ne güzel. İki tane musallat var.

Bu, Winston Zeddmore. İş için gelmiş.

Şahane. İşe alındın. Ray Stantz, Pete Venkman.

-Tebrikler. -Teşekkürler.

Bana yardım eder misin, lütfen?

Aramıza hoş geldin.

Bu misafir orkestra şeflerini nereden buluyorlar anlamıyorum.

Biri ona, bize Almanca bağırmasının bir yararı olmayacağını söylemeli.

Bence adamda büyük bir senfoni orkestrasını yönetme kabiliyeti yok.

-Burada bir dakika bekler misin? -Tabii.

-Dr. Venkman, bu ne sürpriz. -Muhteşem bir provaydı.

İzlediniz mi?

Evet. O sıradakilerin arasında en iyisi sizsiniz.

Teşekkür ederim. Çoğu kişi, tüm orkestra çalarken, beni ayırt edemez.

Burada durup, beni suistimal etmene izin veremem.

Beni suistimal etmek için bekleyen onca insan varken hem de.

Tahmin ediyorum. Çok meşhur oldunuz artık.

Benim olayımla ilgili bir şeyler öğrenebildiniz mi bari?

Yalı kazığı kim?

Yalı kazığı dediğiniz adam, dünyanın en iyi müzisyenlerinden biri.

Benim için yeni bir şeyler öğrenebildiniz mi?

Evet ama baş başa konuşmayı tercih ederim.

Şimdi söyleyebilirsiniz.

Pekâlâ. Zuul isminin geçtiği bir kaynak bulduk.

Zuul, bir yarı tanrı. M.Ö. 6000 yılında, şeyler tarafından tapılırmış.

Ne bu kelime? -Hititler.

Hititler, Mezopotamyalılar ve Sümerler.

"Zuul, Gozer'in emri altındaydı." Gozer nedir?

-Gozer, Sümerlerde çok büyüktü. Kocaman. -Benim buzluğumda ne işi vardı?

Onu hâlâ araştırıyorum. Perşembe gecesi saat dokuz gibi buluşup...

...bilgi alışverişinde buluşabiliriz diye düşünüyordum.

Olmaz. Meşgulüm.

Devamlı müşterilerimle buluştuğumu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Sizin için bir istisna yapıyorum çünkü size saygı duyuyorum.

Bu size aptalca gelebilir ama bir sanatçı ve iyi giyinen biri olarak...

...size saygı duyuyorum. Yani bugünkü kıyafetinizdeki uyuma hayran kaldım.

Pekâlâ, perşembe günü görüşürüz.

Roylance Rehberini getiririm. Hem yeriz, hem de okuruz.

-O da kimdi? -Bir arkadaş.

-Bir arkadaş mı? -Eski bir arkadaş.

Hoşça kal! Perşembe günü görüşürüz! Sizinle tanışamadığım için üzgünüm bayım.

Kendinizi iyi hissetmenize sevindim. Ama yine de renginiz biraz solgun.

Güneşe çıksanız iyi olur! -Ne iş yapıyor?

O bir bilim adamı.

Yakaladığımız bütün hayalet ve hortlakları burada tutuyoruz.

Çok basit bir işlem aslında. Bu dolu bir kapan.

Kapağı aç, sistemin kilidini aç, kapanı içine koy.

Boşalt, kapat ve sistemi kilitle.

Giriş şebekesini ayarla ve nötron alanını çalıştır.

Işık yeşil olduğunda, kapan boşalmış demektir.

Hayalet, bu özel yapım depoda hapis oluyor.

Çevre Koruma Teşkilatı'ndan biri geldi. Ofisinde bekliyor.

-Ne istiyormuş? -Bilmiyorum.

Tek bildiğim, iki haftadır, hafta sonu tatil yapmadan çalıştığım.

Bir eleman daha alacağız demiştiniz.

Janine, senin vasıflarında biri ya restoran işinde ya da temizlik işinde...

...kolaylıkla iş bulabilir. Telefonu açacak mısın?

Bundan daha iyi işlerden ayrıldım! Hayalet Avcıları! Ne istiyorsunuz?

-Yardımcı olabilir miyim? -Adım Walter Peck.

Çevre Koruma Teşkilatı Üçüncü Bölge'yi temsilen buradayım.

Ne güzel. Orada işler nasıl?

-Siz Peter Venkman mısınız? -Evet, ben Dr. Venkman'ım.

-Ne doktoru olduğunuzu sorabilir miyim? -Parapsikoloji ve psikoloji.

Anlıyorum. Ve şimdi de hayalet avlıyorsunuz.

Evet. Öyle de denebilir.

-Bugüne kadar kaç tane yakaladınız? -Maalesef bunu açıklayamam.

Peki, bu hayaletleri yakaladığınızda nereye koyuyorsunuz?

Bir depolama ünitesine.

-Bu ünite bu binanın içerisinde mi? -Evet.

-Depolama ünitesini görebilir miyim? -Hayır.

-Neden? -Çünkü sihirli kelimeyi söylemediniz.

-Sihirli kelime nedir Bay Venkman? -"Lütfen".

-Üniteyi görebilir miyim lütfen? -Neden görmek istiyorsunuz?

Burada ne iş yaptığınız merak ediyorum.

Medyada birçok çılgınca haber çıktı...

...ve işletmenizin, çevre üzerindeki etkilerini değerlendirmek istiyoruz.

Bodrum katında zararlı ve tehlikeli kimyasal maddelerin varlığı gibi.

Ya bana şimdi gösterirsiniz, ya da mahkeme emri alıp, geri gelirim.

Alın siz mahkeme emrinizi!

Ben de haksız yere kovuşturma açtığınız için sizi mahkemeye veririm.

Nasıl isterseniz Bay Venkman.

Biraz endişeliyim Ray. Ünite çok doldu ve tüm veriler daha büyük bir şeyin...

...ufukta olduğunu gösteriyor. -Büyük derken?

Diyelim ki bu kek, New York'taki normal psiko-kinetik enerjinin tümü.

Bu sabah yaptığım ölçümlere göre, 10 metre boyunda ve...

...270 kilo civarında olması gerekir.

Bu büyük bir kek olur.

Muazzam ve hatta çok tehlikeli bile denebilecek psiko-kinetik enerji...

...dalgalanmasının eşiğinde olabiliriz!

Biraz önce Çevre Koruma Teşkilatı tarafından ziyaret edildik.

Ünite ne durumda? -İyi değil.

-Ona kekten bahsetsene. -Ne olmuş keke?

-Dana, sen misin? -Merhaba Louis.

İçeri gel. Harika bir parti kaçırıyorsun.

Çok isterdim ama bir randevum var.

-Randevu mu? Bu gece için mi? -Üzgünüm Louis. Unutmuşum.

-Önemli değil. Onu da getirebilirsin. -Belki bir uğrarız, tamam mı?

Harika! Geleceğini herkese söylerim. Twister oynayacağız ve dans edeceğiz.

Kapıyı açın! Ben Louis!

Alo? Merhaba anne. Çok meşguldüm. Hayır, her şey yolunda.

Hayır, bir defaya mahsustu. Evet. Hayır, yapmam.

Anne, kapatmam gerek. Randevum var. Hayır, tanıdığın biri değil.

Hayalet Avcısı. Evet, TV'ye çıkanlardan. Sana haber veririm.

Babamı öp benim için. Hoşça kal.

Lanet olsun!

-Ağrı kesicin var mı? -Asetilsalisik Asit var.

Markasız aspirin. Bilinen markaların 300 tabletine verdiğim parayla bundan...

...600 tablet alabiliyorum.

Nova Scotia'dan füme somon. Kilosu 24 dolar.

Vergilerden sonra yalnızca 14 dolar.

Bu partiyi, reklam masrafı olarak vergilerden düşüyorum.

Bu yüzden arkadaşlarımı değil de, müşterilerimi davet ettim.

Brie peynirinden alın biraz. Oda, peynir için fazla mı sıcak?

-Louis, ben eve gidiyorum. -Henüz çok erken, gitme.

Biz dansa başlarsak, belki diğerleri de katılır.

Tamam.

Bir yere gitme. Ben kapıya bakayım.

Ted! Annette! Gelmenize sevindim! Nasılsınız? Paltolarınızı alayım.

Millet! Bunlar Ted ve Annette Flemming! -Merhaba, nasılsınız?

Ted'in halı yıkama işini daha büyük bir firma alıyor.

Annette de iki yıl önce aldığı primin faizini yiyor.

Evlerinin borcunun bitmesine yüzde 8 faizden, 15 bin dolar kaldı.

Yani, durumları fena değil. Kelime oyunu oynamak isteyen var mı?

Köpek kimin?

İmdat! Dairemde bir ayı var! Yardım edin!

-Ne? -Dairesinde bir ayı varmış.

Bunu bir sonraki apartman toplantısında dile getireceğim!

Binada evcil hayvan beslemek yasak!

Bırakın da içeri gireyim. İçeri girmenin mutlaka bir yolu olmalı.

Bırakın gireyim!

Cici köpek. Ne şeker şeysin sen. Belki yanımda kemik falan vardır.

Ne oldu?

Salağın teki partiye bir puma getirmiş ve hayvan sapıtmış.

Dana Barrett'in dairesine çıkıyorum.

Merhaba.

Farklı görünüyorsun.

Anahtarcı sen misin?

Bildiğim kadarıyla hayır.

-Anahtarcı sen misin? -Evet! Bir arkadaşıyım.

Onunla burada buluşmamı söylemişti. Adınız neydi, duyamadım.

Adım Zuul, Kapı Bekçisi'yim.

-Bugün ne yapıyoruz Zuul? -Gozer'in gelişine hazırlanmalıyız.

-Gozer ha? -Yok Edici.

Yemeğe çıkacak mıyız peki?

İnsan misafir bekliyorsa, etrafı biraz toparlar.

-Bu vücudu arzuluyor musun? -Bu soruda bir numara mı var?

Güller işe yaradı galiba. -Hadi, bana sahip ol, gelişmemiş yaratık!

Kimse birbirini tanımayı beklemiyor artık. Sakin ol.

Bedeninde başka varlık olan kadınlarla ilişkiye girmeme gibi bir kuralım var.

Aslında kural değil de ilke diyelim.

-Seni içimde istiyorum. -Yapamam.

Zaten içeride en az iki kişi var gibi. Biraz sıkışık olabilir.

Hadi ama, bırak Dr. Venkman'ı rahatsız etmeyi ve sakin ol.

Uzan biraz. Ellerini göğsünün üzerine koy.

Dana'yla konuşmayı istiyordum aslında. Dana? Dana, ben Peter.

Dana yok burada. Yalnızca Zuul var.

Zuulie, seni kaçık seni. Hadi yapma. Dana'yla konuşmak istiyorum.

Sakin ol. Dana. Sakin ol. Dana'yla konuşabilir miyim?

Dana yok burada. Yalnızca Zuul var.

Sesin de bülbül gibiymiş. Üçe kadar sayacağım.

Eğer Dana'yla konuşamazsam, senin için hiç hoş şeyler olmaz.

Bir ...

İki ...

İki buçuk ...

Lütfen aşağıya gel.

Ben Anahtarcı'yım! Yok Edici geliyor. Yok Edici'yi bulmalıyım!

Kapı Bekçisi!

Ben Vinz Clortho, Gozer'in Anahtarcı'sıyım.

Volguss Zildrohar, Sebouillia'nın Lordu. Sen Kapı Bekçisi misin?

O faytonu çeker. Pazarlığı ben yaparım. Gezintiye mi çıkacaksın?

İşareti bekle. Tüm mahkûmlar serbest kalacak. Alevler içinde yanacaksınız!

Pislik herif!

Bir şey bırakıyor musunuz yoksa alıyor musunuz?

-Bırakıyorum. -Bir saniye.

-Siz Hayalet Avcısı mısınız? -Evet.

Bu adamı yolda bulduk. Onu ne yapacağımızı bilemedik.

Tımarhane almadı ve onu nezarete koymaya korkuyorum.

Sizin de bu işlerle uğraştığınızı bildiğimden, size bir soralım dedik.

-Sen Kapı Bekçisi misin? -Onu içeri getirseniz iyi olur.

Bu adamın sorumluluğunu alman ne hoş. Ne kadar insancılsın.

Onun normal bir adam olduğunu zannetmiyorum.

-Adınız ne demiştiniz? -Vinz Clortho, Anahtarcıyım.

Kimliğine göre, adı Louis Tully. Batı Central Park'ta oturuyor.

Kahve ister misiniz Bay Tully? -İster miyim?

-Evet, biraz alın. -Evet, biraz alın.

Vinz, biraz önce bir işaret beklediğini söyledin. Ne işareti?

Seyyah Gozer daha önceden belirlenmiş bir şekilde belirecek.

Vuldronaii'nin ıslahı sırasında...

...büyük ve hareketli Torb kimliğine bürünmüştü.

Meketrex kullarının üçüncü birleşmesi sırasında ona yeni bir şekil seçmişlerdi!

Dev bir Sloar olmuştu! O gün birçok Shub ve Zuul, Sloar'ın derinliklerinde...

...kavrulmanın nasıl bir şey olduğunu öğrenmişti.

-Egon. -İzninizle.

O adam çok tuhaf biri.

Bak, altıncı hissim genelde çok güçlüdür.

Sana kötü bir şey olacakmış gibi geliyor. Ölmenden korkuyorum.

Ben bakarım.

Alo? -Egon, ben Peter.

Ben açtım.

-Gozer'den haberlerim var. -Ne oldu Peter?

Dana Barrett'le beraberim.

Anlaşılan o ki, Gozer müstakbel kız arkadaşıma birkaç numara çekmiş.

Ne durumda?

Ona bir hayvanlar belgeselinde kolayca bir rol bulabiliriz.

Ona 300 cc'lik sakinleştirici verdim. Şimdi biraz şekerleme yapıyor.

Kapı Bekçisi olduğunu söylüyor. Sana bir şey ifade ediyor mu bu?

Biraz. Anahtarcı burada benimle.

Aman ne güzel. Onları bir araya getirmeliyiz.

-Bu fazlasıyla tehlikeli olabilir. -Onu orada tut. Birazdan gelirim.

Tamam. Teşekkür ederim, Vinz.

Ray'yi bulmalıyız. Hemen buraya gelmeli.

Kötü haberlerim var tatlım. İşe gitmem gerekiyor.

Ben geri dönene kadar sakın yataktan çıkma, olur mu?

-Ray, Tanrı'ya inanıyor musun? -Onunla hiç tanışmadım.

Ben inanıyorum. Hz. İsa'nın tarzına da hayranım.

Çatının kaplaması magnezyum tungsten alaşımı.

Sen neyle uğraşıyorsun öyle?

Dana Barrett'in dairesinin olduğu binanın planlarında...

...çok ama çok garip bir şey var.

İncil'de ölülerin dirilişiyle ilgili olan kısmı hatırlıyor musun?

Esinleme 7:12'yi hatırlıyorum.

"Altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm."

"Güneş, keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı."

"Ay, baştan aşağı kan rengine döndü." -"Denizler kaynadı. Gökyüzü çöktü."

-Mahşer günü. -Mahşer günü.

Her dinin dünyanın sonu için kendine göre bir efsanesi vardır.

Efsane mi? Ölüler dirilmeye başladığı için bu kadar meşgulüz belki.

Bunu hiç düşündün mü?

-Biraz müzik dinlemeye ne dersin? -Olur.

Bu taraftan.

Affedersiniz! Pardon! Nereye gittiğinizi sanıyorsunuz?

Kenara çekilin hanımefendi yoksa polis memurunun işine karışmaktan...

...sizi tutuklatırım.

Durun bir dakika! Ben çok televizyon seyrederim.

Buraya mahkeme emri olmadan giremeyeceğinizi biliyorum.

İşletmeyi durdurma ihtarnamesi. Binaya ve taşınabilir mallara el koyma emri.

Kamu hizmetlerini ruhsatsız atık giderilmesinde kullanma.

Ve federal bir giriş ve arama emri.

Vinz, izninle sana bir test daha yapmak istiyorum.

Egon, onları durdurmaya çalıştım ama mahkeme emirleri varmış.

-Burası özel mülkiyettir. -Şunların hepsini kapat.

Sizi uyarıyorum. Bu makineleri kapatmak çok tehlikeli olabilir.

Esas neyin tehlikeli olduğunu söyleyeyim size.

En az yarım düzine çevre yasasına karşı geldiğiniz için,..

...federal bir kovuşturma açılacak.

Şimdi, şu ışınları ya siz kapatırsınız, ya da biz sizin yerinize kapatırız.

Lütfen beni dinleyin. Bu, yüksek voltajlı bir depolama ünitesi.

Onu kapatmak, şehre bir bomba bırakmakla eşdeğer olur.

Bana ukalalık yapma! Dolandırdığınız insanlar gibi aptal değilim ben!

Rahat olun memur bey. Ben Peter Venkman.

Bir yanlış anlaşılma oldu galiba ve ben işbirliğine her şekilde hazırım.

Unut bunu Venkman! İşbirliği şansın vardı ama sen bana hakaret etmenin...

...daha eğlenceli olacağını düşündün. Şimdi sıra bende ukala dümbeleği.

Depolama ünitesini kapatmak istiyor.

O cihazı kapatırsanız, olacaklardan biz sorumlu değiliz.

Tam tersine, tüm sorumluluk sizde olacak.

Hayır, olacaklardan biz sorumlu değiliz.

-Kapatın! -Kapatmayın! Sizi uyarıyorum.

İlk defa böyle bir şey görüyorum. Bilemiyorum--

Senin fikrini soran olmadı. Kapat şunu.

-Aptallık etme dostum. -Çekil kenara!

Bir daha böyle bir şeye kalkışırsa, vurun onu.

Sen kendi işine bak. Bana işimi nasıl yapacağımı söyleme.

-Teşekkür ederim memur bey. -Kapat şunu!

Eyvahlar olsun!

Binayı boşaltın!

-İşte işaret bu! -Evet. İflas ettiğimizin işareti.

Ne oldu?

Depolama ünitesi patladı. Koruma kalkanını kapattı.

Aman ne güzel.

-Bu kötü bir şey, öyle değil mi? -Evet.

-Anahtarcı nerede? -Kahretsin!

-Anahtarcı de kim? -Gel hadi!

Bu adamın tutuklanmasını istiyorum.

Komiserim, bu adamlar, çevre koruma kanununa karşı geldiler!

Ve bu patlama da bunun doğrudan bir sonucu.

Hay ben senin gibi--

Columbia Binası. 57'nci cadde. Acelem var. Sallanmadan gidelim.

Nöbetçi! Telefon etmek istiyorum!

Ben bu adamlar için çalışıyorum sadece! Orada bile değildim!

Binanın çatısı, NASA'nın, derin uzaydaki gök cisimlerini...

...izlemek için kullandığı cihazlar gibi.

Selenyumla dolu soğuk perçinli kirişler.

Buraya kadar herkes anladı mı? Ne olmuş yani?

Binalar eskisi kadar sağlam değil mi yani?

Hayır! Hiç bu şekilde yapılmazdı!

Mimar ya bir dahiymiş ya da kafayı yemiş!

Ray, bir dakika için, benim metalürji, mühendislik ya da fizik bilmediğimi...

...farz et ve bana neler olduğunu anlat.

Okulda hiçbir şeyi dinlemedin, öyle değil mi?

Bina, doğaüstü varlıkları çekmek için süper-iletken bir anten...

...şeklinde tasarlanmış.

Kız arkadaşın, en baba hayalet evin çatı katında oturuyor!

O benim kız arkadaşım değil. Hem müşterimiz olduğu...

...hem de yatağında değil de, tavanda uyuduğu için ilgimi çekiyor.

Havlıyor, salya akıtıyor ve tırmıklıyor! -Bunu yapan o kız değil, bina.

Korkunç bir şey dünyamıza girmek üzere ve bina, kapı vazifesi görüyor.

Mimarının adı Ivo Shandor. Tobin'in Ruhlar Rehberi'nde buldum.

Aynı zamanda da bir doktormuş. Bir sürü gereksiz ameliyat yapmış.

1920 yılında da gizli bir cemiyet kurmuş.

Dur, tahmin edeyim. Gozer'e tapınanlar.

-Doğru. -Hiç dinlemediğimi söyledin bir de.

Birinci Dünya savaşı sonrası Shandor, toplumun devam edemeyecek kadar...

...hastalıklı olduğuna karar vermiş.

Ve bunu düşünen tek o değilmiş. Öldüğünde 1000'e yakın müridi varmış.

Çatıda ayinler düzenliyorlarmış.

Dünyanın sonunu getirmeye yönelik tuhaf ayinler.

Ve görünen o ki, bunu şimdi başarıyorlar.

Öyleyse herkes çok uslu olsun! Biri geliyor!

Buradan çıkmalıyız. Bir hakim bulmalıyız.

Durun bir dakika!

Federal bir hakimin karşısına çıkıp, küflenmiş bir Babil tanrısının...

...Central Park'ta gökten düşüp, şehri yerle bir edeceğini mi söyleyeceğiz?

-Babil değil, Sümer. -Aralarında çok fark var ya.

Alınmayın ama kendi avukatımı bulsam daha iyi olur.

Pekâlâ Hayalet Avcıları. Belediye Başkanı sizi görmek istiyor.

Bütün şehir çıldırmış durumda.

Gitmem gerek. Belediye Başkanı bana danışmak istiyormuş.

-Ben Anahtarcı'yım. -Ben de Kapı Bekçisi'yim.

Geri çekilin!

Şehir havaya uçmak üzere ve bana bir cevap vermiyorsunuz!

Köprüleri ve yolları kapattık.

Hayalet Avcıları burada Sayın Başkan.

Hayalet Avcıları. Tamam, Hayalet Avcıları.

Peck denen adam nerede peki? -Walter Peck benim efendim.

Kapsamlı bir rapor vermeye hazırım. Bu adamlar düpedüz dolandırıcı.

Sinir gazı kullanarak insanların hayal görmesini sağlıyorlar.

İnsanlar hayalet gördüklerini sanıp, bu soytarıları arıyorlar.

Onlar da günü kurtarıyoruz edasında gelip, ışık gösterileriyle...

...sorunu hallediyorlar.

Bu p...venk gelip, depolama ünitesini kapatana kadar sistemimizde sorun yoktu.

Bir patlamaya neden oldular!

-Bu doğru mu? -Evet.

Bu adamın p...venk olduğu doğrudur.

Tamam, ayrılın!

-Pekâlâ. -Ben öyle duydum.

Belediye sarayındasınız. Ne yapacağım John? Nedir bu?

Bu sabah olanlar ışık oyunu değildi, ben onu biliyorum.

Bugüne kadar her türden yangın, duman veya tutuşma gördüm.

Ama bunun ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok.

53'üncü bölge karakolunun duvarları kanıyordu. Bunu nasıl açıklayacaksınız?

-İyi günler beyler. -Sayın başpiskopos.

-Nasılsın Larry? -İyi görünüyorsun Mike.

Zor durumdayız. Sence ne yapmamız gerekir?

Kilise, bu fenomenin dini yansımalarıyla ilgili bir pozisyon almayacaktır.

Bana sorarsan, bu Tanrı'nın bir işareti.

Ama sakın böyle dediğimi kimseye söyleme.

Bu akıllıca bir tutum. Ama bir basın toplantısı düzenleyip,..

...insanlara dua etmeye başlamalarını söyleyemem.

Ben Winston Zeddemore. Bu şirkette sadece birkaç haftadır çalışıyorum...

...ama tüm bu olanların gerçek olduğunu söylemeliyim.

Bu ekibe katıldığımdan beri öyle şeyler gördüm ki, zenciyi bile beyaz yapar.

-Ya Bay Pekiş'e inanabilirsiniz-- -Adım Peck.

Ya da şehrin, İncil'de yazılanlar gibi bir felakete doğru sürüklendiği...

...gerçeğini kabullenebilirsiniz. -İncil'deki gibi mi?

Eski Ahit'ten bahsediyor Sayın Başkan. Tanrı'nın gazabı tarzı şeyler.

Aynen öyle.

Gökten ateş ve taş yağması. Denizlerin ve nehirlerin kaynaması.

40 yıllık karanlık. Depremler, volkanlar!

-Ölülerin mezarlarından dirilmeleri! -İnsanın kurban edilmesi.

Kedilerin ve köpeklerin beraber yaşaması. Kısacası çılgınlık!

Yeter, anladım! Ama ya yanılıyorsanız?

Yanılıyorsam, hiçbir şey olmaz! Sessizce hapse gideriz.

Tadını çıkarırız. Ama yanılmıyorsam ve bu şeyi durdurabilirsek,..

...milyonlarca kayıtlı seçmenin hayatını kurtarmış olursunuz.

Bu adamları ciddi ciddi dinlediğinize inanamıyorum.

-Bu adamı buradan çıkarın. -Güle güle.

Senin defterini düreceğim Venkman! Bu söylediklerimi unutma!

Sana güzel bir meyve sepeti yollatacağım. Onu çok özleyeceğim.

Pekâlâ, işimiz başımızdan aşkın. Benden ne istiyorsunuz?

Hadi bakalım! Kırmızı ışıkta geçelim.

Merhaba New York!

Herkese merhaba!

Dr. Ray Stantz'a bir alkış lütfen. Hayalet Avcılarının kalbi!

Teşekkürler. Seni seviyorlar. Tişörtünü beğendim dostum.

Gitmemiz gerek. Bir hayaletle randevumuz var.

Ne olursa olsun, biz profesyoneliz.

Bu biraz fazla mesai gerektirebilir!

İşte oradalar!

Buna hazırlıklı değildim. Yok bir şey. Her şey yolunda. Biz iyiyiz! Dayanırız.

Oyunu sert oynamak istiyorlar demek.

Hayalet Avcıları! Hayalet Avcıları!

Biz de sert oynarız! Hadi bitirelim şu işi!

-Neredeyiz? -Onuncu kat civarında herhâlde.

Yirminci kata geldiğimizde, haber ver. Kusacağım.

-22'nci kat. Burası mı? -Evet.

Art Deco. Çok hoş.

-Daire nerede? -Koridorun sonunda.

Bu basamaklar nereye çıkıyor?

Yukarıya.

Yürüyün. Hadi.

Dana!

Pekâlâ. O bir köpek oldu.

Bu bir kadın.

-O Gozer. -Gozer'in erkek olduğunu sanıyordum.

İstediği kılığa girebiliyor.

Ne olduğunun önemi yok. Bizi geçmesi gerekiyor.

Doğru.

Git ve onu yakala, Ray!

Gozer! İyi akşamlar.

New York kentinin temsilcisi olarak, sana doğaüstü faaliyetlerinin...

...tamamını kesmeni ve geldiğin yere, ya da en yakın paralel evrene...

...dönmeni emrediyorum. -Bu işe yarar herhâlde. Sağ ol Ray.

Sen bir Tanrı mısın?

-Hayır. -Öyleyse öleceksiniz!

Ray, bir dahaki sefere, biri sana "Tanrı mısın" diye sorduğunda...

..."evet" diye cevap ver!

Pekâlâ! Bu pilici kızartmanın zamanı geldi!

Silahlarınızı alın! -Aldık!

-Güç verin! -Hazır!

-Nişan alın! -Aldık!

Şimdi şu tarihi sürtüğe bizim mahallede işlerin nasıl yürüdüğünü gösterelim.

Ateş!

-Pek de çevikmiş küçük cadı. -Tam güç verelim.

Tepeye nişan alın.

Düşündüğümden daha kolay oldu.

Onu nötronlara ayırdık. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz?

Parçacıkları dönüştürdük. -Hem silahlıyız, hem de yetenekli.

Bir biranın tam zamanıdır.

-Ray, bu çok ama çok kötü görünüyor. -Olamaz.

Ne oldu?

Dikkat edin!

Basit yaratıklar! Gozer'li Gozer, Yok Edici Gozer, Volguus Zildrohar,..

...Seyyah geldi. Seçin ve yok olun.

Seçin de ne demek? Anlamıyoruz.

Seçim yapın. Yok Edicinin formunu seçin.

Anladım! Çok akıllıca. Ne düşünürsek, mesela J. Edgar Hoover'ı düşürsek,..

...J. Edgar Hoover gelip bizi yok edecek.

Herkes zihnini boşaltsın. Hiçbir şey düşünmeyin.

Tek bir fırsatımız olacak. -Seçiminizi yaptınız.

-Hop! -Seyyah geldi.

Kimse bir seçim yapmadı! Sen bir seçim yaptın mı?

-Hayır! -Ya sen?

-Zihnim bomboştu. -Ben de bir şey seçmedim.

Kendime engel olamadım. Bir anda aklıma geliverdi.

-Ne? Ne geliverdi aklına? -Düşünmeye çalıştım.

-Bakın! -Hayır! Olamaz.

-Sen ne yaptın Ray? -Eyvahlar olsun!

Şekerleme Adam.

Böyle bir şeyi her gün görmezsiniz.

Olabilecek en zararsız şeyi düşünmeye çalıştım. Küçükken sevdiğim bir şeyi.

Bize asla zarar veremeyecek bir şey. Bay Şekerleme Adam.

İyi düşünmüşsün Ray.

Kampa gittiğimde ateş başında şekerleme yerdik.

Ray keçileri kaçırdı Egon. Sen ne düşünüyorsun?

Üzgünüm Venkman,...

...doğru düşünemeyecek kadar korkuyorum şu an.

Olamaz.

Hay ben senin gibi--!

Kimse benim şehrimde bir kilisenin üstüne basamaz!

Bir, iki, üç, kavurun onu!

40 yıl düşünsem, ölümümün...

...dev bir Şekerleme adamın elinden olacağı aklıma gelmezdi.

Olaya yanlış yaklaşıyoruz. Şekerleme adam zararsız bir denizci.

New York'a gelmiş. Ona bir hatun bulduk mu, tüm sorunlarımız hallolur.

Radikal bir fikrim var. Kapı, iki yöne de açılıyor.

Enerji akımının yönünü değiştirebiliriz.

-Nasıl? -Akımları kesiştirerek.

Affedersin Egon ama bunun kötü olduğunu söylemiştin.

-Akımları kesiştirin. -Bizi tehlikeye atıyorsun.

Bizi ve köpek olmadan önce bize ödeme yapan, o güzel müşterimizi.

Pek sayılmaz. Az da olsa kurtulma şansımız var.

Bu plana bayıldım! Bir parçası olmak çok heyecan verici. Hadi yapalım!

Bu iş bu paraya yapılmaz.

Acele edin!

Öbür tarafta görüşürüz Ray.

Seninle çalışmak bir zevkti Dr. Venkman.

Akımı aç Spengler.

-Winston, iyi misin? -Evet.

Venkman! Spengler!

Venkman!

Spengler! Spengler, sen iyi misin?

-Taksilerin yerleri de böyle oluyor. -Venky!

-İyiyim. -Tanrıya şükür. İyi misin?

-İyiyim. Ya sen? -İyiyim.

-Sen iyi misin? -İyiyim.

Yanmış köpek kılı gibi kokuyor.

Venkman, özür dilerim. Unutmuşum.

Bakın!

-Birisi ışıkları açsın! Yardım edin! -Gidip şu ufaklığa bir bakın.

Ne oldu?

Neredeyim ben?

Merhaba.

Bina yöneticisi bu işe çok kızacak.

-İyi misin? -Siz kimsiniz?

Hayalet Avcıları.

Vergilerinizi kime yaptırıyorsunuz?

-Bay Tully, çok şanslı birisiniz. -Biliyorum.

1909'daki Tunguska patlamasından bu yana görülen,..

...en büyük doğaüstü olayda büyük bir rolünüz vardı.

Harika bir deneyimdi.

Beyin dokunuzdan bir örnek almak isteriz.

Tamam.

Bu şehri seviyorum!

Egon!

Ne haber? Röportaj yapmak isteyen var mı?

Ben görgü tanığıyım!

Ben de arabalarına binmek istiyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.