All language subtitles for Sahtekarlar 2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Sessizlik)

(Alarm çalıyor)

(Alarm çalıyor)

(Alarm çalıyor)

("Ella Louise - Valse Des Marionnettes" çalıyor)

("Ella Louise - Valse Des Marionnettes" çalmaya devam ediyor)

Nihayet!

Ama tabii sen de haklısın. Patron kısmı hayata biraz geç katılıyor, değil mi?

Ay, zenginlik de zor be.

Ne işin var burada? Evime nasıl girdin?

Evini nasıl bulduğumu mu soruyorsun içeri nasıl girdiğimi mi? Anlamadım.

Vallahi ruhun bile duymadı.

Hafif de horluyorsun, haberin olsun.

Bir tek araştırmacı insan sen değilmişsin, gördün mü?

Bir insanın hayatına gözlerini dikmek, röntgenini çekmek nasılmış?

Sen cahil misin be?

Bu araştırmak değil. Bu konut dokunulmazlığının ihlali, farkında mısın?

Şey yap, polisi ara, gelsin. Ben de avukatımı ararım.

Olabiliyor mu öyle bir şey? Müvekkilini şikâyet edebiliyor musun?

Nasıl böyle bir şeye cesaret edebilirsin? Hangi cesaretle buraya gelebiliyorsun?

Ki bu cesaret değil, aptallık!

Ya ben manyağın teki olsam? Deli olsam mesela.

Kendini nasıl koruyacaksın? Nasıl savunmayı düşünüyorsun?

Şöyle.

Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?

Sakın. Bırak onu.

Ne yapıyorsun sen? Kafayı mı yedin? (Asya çığlık atıyor)

Yardım edin! Yardım edin!

-Sussana! Kafayı mı yedin? -Adam öldürüyorlar!

-Susar mısın? -Kendimi savunuyorum.

-Sakin olur musun? -Yeterince güçlü değildim.

-Sakin ol. -İmdat!

-Susar mısın? -İmdat!

Tamam, bırak. Ben giderim, bırak. Ne yapıyorsun?

-Ne yapıyorsun? -Gideceğini kim söyledi?

Ne? Saçmalama. Saç...

Saçmalama! Aç kapıyı! Açar mısın?

-(Erkek) Ertan Bey, iyi misiniz? -(Asya) Aç şu kapıyı (Bip) zekâlı!

-(Erkek) Ertan Bey! -(Asya) Nasıl kapatırsın beni? Aç kapıyı!

"Ben mesela, uçarım mesela"

(Bip) zekâlı!

Aç şu kapıyı!

("Athena - Arsız Gönül" çalıyor)

İyi misiniz Ertan Bey? Vallahi korktuk ya.

Bir durum varsa yardımcı olayım.

Durumdan kastın? Müzikten mi bahsediyorsun?

(Asya çığlık atıyor)

Yo, ben ses için demiştim de.

Hangi ses? Ben müzikten başka bir şey duymuyorum.

"Bir yalan koydum ben aklıma, aklıma"

"Vurdular zincirlere beni"

"Daldım kurtlar sofrasına"

(Asya) Aç kapıyı!

(Duygusal müzik)

(Asya) Aç kapıyı! Açar mısın?

Aç dedim!

(Duygusal müzik devam ediyor)

Aç kapıyı!

Ah!

Ulan ben şimdi senin evinin (Bip) sen bir gör!

(Asya) Aç dedim!

Aç şu kapıyı, aç!

Ulan aç!

Nasıl kapatırsın beni? Açar mısın?

(Gerilim müziği)

(Asya) Aç dedim! Aç!

Aç şu kapıyı! Açar mısın?

Aç kapıyı!

Lan!

Işığı aç!

Of ya!

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Önder abi, senden bir iki isteğim var.

Benim evin bu sabahki güvenlik görüntülerini yolluyorum.

Eve bir fare girmiş.

Bu suç kaydını sonrası için bir kenara koyalım.

Tamam, yolla.

Bir de şu itirazı hemen hazırlayıp UYAP'tan yollasana.

Ben kalemden takip edeyim.

Aslı'yı cezaevinden çıkarmamız gerek. Oyuncu değişikliği yapıyoruz.

Ben şimdi Yıldız Savcı'nın yanına geçiyorum.

Asya, ona ne oldu?

Aslı'yı içeriden çıkarıp Asya'dan kurtuluyoruz. Bu oldu.

Ne diyor?

Ne desin?

Bir fikre bir günden fazla tutunamıyor ki Ertan Efendi.

Şimdi de Asya'yla olmaz diyor.

Biraz daha zamanımız olsaydı gerçek kızı bulabilirdik belki.

Evet, belki.

İştah falan kalmadı. Hadi kalkalım biz de.

Aa! Şuna bak, kaçıyor.

-Nereye kaçıyorum? -Kaynatıyorsun. Bunu ne yapacağız?

Sessizce bir kenara bırakacağız Gülten.

Bunu saklayamazsın Önder.

Kadir'in kazadan önce yanında oturan biri var.

Kim bu adam merak etmiyor musun?

Gülten, Kadir abinin senin sandığından daha fazla sırrı var.

İş icabı, güvenliğimiz için, müvekkil gizliliği, tamam mı?

Bak, arabayı kullanan adam kaza yerinden niye geçtiyse...

...bunun mutlaka bir sebebi vardır, tamam mı?

Bilmiyorsak da bilmememiz gerektiği içindir.

-Araştıracaksın. -Ya sabır!

-Ben araştırmayacağız mı dedim? -Demedin ama der gibisin.

Ertan'ın bilmemesi gerekiyorsa söylemeyeceğim.

-Bunu anlatmaya çalışıyorum! -Bu adam şapkalı. Niye şapkalı?

Hay şapkasına (Bip) Gülten! Ona da bakacağım, tamam.

Ertan'ın bilmesi gerekiyorsa söyleyeceğiz.

Bilmemesi gereken bir şeyse de bunu tamamen kapatacağız, tamam mı?

Lütfen beni sabah sabah sıkboğaz etme!

-Allah Allah. -Hâlâ söyleniyor ya.

Şapka da şapka. Taktı sabah sabah.

Her şeyi araştırıyorsun, bunu da araştır!

(Adliye ortam sesi)

-Gel. -Günaydın savcım.

Ertan.

Sahalara çok hızlı dönmüşsün. Cenazeden beri kaç gün geçti?

-İyi misin? -Evet, iyiyim.

Babam annemi kaybettikten sonraki gün duruşmaya gitti.

Bizde nesilden nesle bir özellik galiba bu.

Sevgilisini bıçaklayan müvekkilim için buradayım. Aslı.

Onunla ilgili konuşmak istiyorum seninle.

Otur lütfen.

Babandan kalan müvekkillerin Bakizadeler için geldin sandım.

Malum, kayıp cici anne dosyaları var.

Ayrıca gelinin kız kardeşi aileden şikâyetçi.

Henüz avukatları değilim.

Aslı'ya dönecek olursak...

...adresi, yeri belli. Öldürmeye kasıt yok.

Çocuk dün gece yoğun bakımdan çıkmış.

İtiraz dilekçesini mahkemeye ileteceğim. Tutuksuz yargılanmasını talep edeceğim.

Senin de bilgin olsun istedim.

Ne?

Sen bu kızdan hoşlanıyor musun?

Sadece birlikte çalışıyoruz.

Oyunculuğa başladın demek.

Kız tiyatrocu ya.

Dediğim gibi, ben itiraz dilekçesini mahkemeye iletiyor olacağım.

Senin de bilgin olsun istedim, tamam mı?

Boşuna uğraşma Ertancığım.

Aslı içeriden biraz zor çıkacak...

...çünkü adam bu sabah vefat etti.

Abi dilekçeyi boşuna adliyeye yollama.

Aslı'nın sevgilisi Orçun ölmüş.

Tahliye yolu kapalı yani.

Asya'yla mı devam ediyoruz yani?

Sen bir gidip Aslı'ya baksana. Belli ki yardıma ihtiyacı var.

-Yalnız kalmasın. -Tamam, bugün giderim.

Hadi ofiste görüşürüz, baybay.

Çayın altını bir araştır bakalım kapalı mı.

(Vurma sesleri)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Umarım o kapıyı ödeyecek paran vardır.

-Kimsin sen ya? Sen kimsin? -Ne yapıyorsun sen?

Kimsin sen, beni kilitliyorsun? Kimsin?

-İzinsiz girdiğin evin sahibiyim. -Niye benim sahibimmiş gibi davranıyorsun?

Tekinsiz davranırsan bunun karşılığını ödersin.

Ya şimdi içeri gideriz, adam gibi konuşur anlaşırız...

...ya da evime girdiğin için polisleri ararım.

Güvenlik görüntülerini onlara izletirim. Sonrasını sen düşün.

Haberin olsun, nezaret kapısını öyle açamazsın.

Beni duydun mu?

Beni duydun mu?

Duydum.

Allah'ın belası, duydum.

(Gerilim müziği)

(Eymir ses) Borcunun ilk taksitine beş gün kaldı Asya.

Hani kapının güvenliği on numaraydı Özkan?

Sen böyle mi iş yapıyorsun?

Değiştir kardeşim. İçerideki kırılan kapıyı da değiştir, sokak kapısını da.

Basit bir hırsız açabiliyorsa herkes açar.

Tamam.

Her şeyi çok biliyorsun, değil mi?

Kapıdan girdiğimi kim dedi?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen gerçekten psikopatsın, hastasın.

Senin bir klinikte iki yıl yatarın var.

Şimdi istesem çekip giderim, biliyorsun değil mi?

Gitsene.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hüseyin, Emine Hanım'ı bana yollar mısın? Etrafı toplasın.

Biraz dağıldı da.

Evet.

Teşekkürler.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kuşlar ötüyor)

Asya.

Ofise girdiğin an her şeyi kabul etmişsin demektir.

Pardon, her şeyi derken?

Bu işin sürmesini istiyorsan şunu çok net anlaman gerekiyor.

Aptalca hareketler yok, oyun yok.

Öyle aklına her estiğini yapamazsın. Ben ne diyorsam o.

Patron benim diyorsun yani.

Evet, seni işe alıp para verdiğime göre patron benim.

Ben ne diyorsam onu yapacaksın. İtirazsız, tartışmasız.

Merak etme, senin ofsayta düşmene izin vermem.

Ama sınırlarımızı belirleyelim. Kırmızı çizgilerimizi de öyle.

Kazık atmak yok.

Hani iki yalancı birbirine asla güvenmezdi?

Güven derken?

Bir akbabaya asla güvenemezsin.

Duygusallığa yer yok. İş bu.

Sözleşmeye uy, plana sadık kal. Anlaşıldı mı?

Tiksinç bir insansın.

(Gerilim müziği)

-Günaydın Ertan Bey, hoş geldiniz. -Günaydınlar.

Bir gelsene abi.

Sen orada bekle.

(Sessizlik)

Çay falan bir şey ister misin?

Alayım.

(Sessizlik)

Ne haber abi?

İyi. Sen?

(Gerilim müziği)

Bana söylemek istediğin bir şey yok galiba.

Ertan bak, sen de biliyorsun.

Kadir abiyi babam gibi bilirdim. Seninle de kardeş gibi büyüdük.

Ama getir kitabı el basayım, yemin edeyim.

Annen kim, nerede bilmiyorum Ertan. Bilsem niye söylemeyeyim?

Anladım.

Bul diyorsan da dünyanın altını üstüne getirir yine bulurum.

-Yeter ki sen iste. -İstemek ne demek ya?

Benim şu dakikadan sonraki en büyük amacım annemi bulmak.

Hayattaysa tabii.

Nereye aitim ben?

Gerçek bab...

Hidayet beni neden istemedi mesela?

Benim orada kardeşlerim var.

Önder abi.

Benim orada bir ailem var. Sen merak etmez miydin?

Araştırmaz mıydın? Ben yanlış mı yapıyorum?

(Duygusal müzik)

Ama bulacağım.

Öğreneceğim.

Asya bu yüzden burada.

Beni sessizce Bakizadelerin evine sokacak.

Vazgeçmeyeceksin, değil mi?

Hayır.

Şunu bil. Aradığın cevaplar, sorduğun sorulardan daha fazla canını acıtabilir.

Şu an yaşadığım şeyden daha acı verici bir şey yok, merak etme.

Yolum bu, anahtar da Asya.

Ama ehlileşmesi lazım. Hizaya gelmesi gerek.

Zeki ama cahil. Kontrolü ele geçirip ipin ucunu yakalarsam konu kapanır.

Hazır mıyız?

Hazırız. İstediğin gibi her şeyi hazır ettik.

Hadi bakalım. Gazamız mübarek olsun.

(Gerilim müziği)

Asya.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Evet.

Başlayalım bakalım. Al, bunlar emanetlerin.

Sonra çıkacağız zaten.

Nereye çıkacağız?

Uygulamalı eğitim. Sen önce onu al, kendininkileri onun içine koy.

Ne yapacağım? Kendi kimliğimi mi bırakacağım?

Gerçekten bir şeyleri anlaman böyle zor mu?

İki kimlikle gezmeyi nasıl planlıyorsun? Söylesene bir.

Atıyorum çantan çalındı, birinin eline geçti...

...ya da bir yerde döküldü, her şey her yere saçıldı. Risk.

Kimliğimi niye veriyorum ya? Evde saklarım bunu.

(Gerilim müziği)

-Soyadım değişmiş, adım aynı. -Evet, bilhassa.

Riske giremeyiz. Başka bir isim bulacağız, sen onu unutacaksın falan.

Uzun iş. Asya'dan devam.

Bu adamın kızının adını bilmediğine eminsin, değil mi?

Eminim. Üstüne basa basa söyledi ismini bile bilmiyorum diye.

Ha bu isimle gitmişsin ha başka isimle. Fark etmez.

Allah Allah. İnsan merak etmez mi ya? İlk soracağı soru budur. Adı ne?

Adam zamanında seni terk etmiş gitmiş.

Ardına bile düşmemiş. Ne bekliyorsun?

Araba kullanmayı bilmiyorum.

Ehliyetini almışsın. Pratiğin yok çünkü araban yok, tamam mı?

Telefona gerek yok, telefonum var.

Hattın yeni kimliğine kayıtlı.

Ona iki hat takabilirsin ama yeni ailenin...

...yanında sakın kendi hattını takma. Unutma.

Asya.

Bunları hatırlayabilirsin, değil mii?

-Bunu nasıl yaptın? -Detaylara takılma.

Bu çocukla ne alakam var?

Hepsini anlatacağım. Hadi gel, gidiyoruz.

Doğma büyüme İstanbullusun. Hiç kardeşin yok.

Baban devlet memuru, annen ev hanımı.

Bir dahaki sayfaya geç.

Orada okuduğun bütün okullar var, hepsini ezberlemen lazım.

-Hepsini! -Evet, hepsini.

Zihninde yeterince boş yer var diye düşünüyorum.

Niye burada lise mezunuyum?

Sence?

Hayali hayatımda üniversiteye gitmiş olamaz mıyım?

Hayır, olamazsın. Her şeyi gerçeğe uygun yapmaya çalışıyoruz.

Üniversite okumadığın belli, anlatabiliyor muyum? Ortaya çıkar.

Neyse, 21 yaşında anneni babanı kaybetmişsin. Trafik kazasında.

Hayatta tek başına kalmışsın, o iş bu iş demeden çalışmışsın.

Bu Bakizadelerin pastanelerinde çalıştım ben.

Gerçek değil, değil mi?

Vallahi.

Fazla tesadüf.

Bu bilgiyi kendine sakla, tamam mı?

Ortaya çıkarsa bunun SGK'sı var, insan kaynakları kaydı var. Bir ton iş.

Bu hâliyle kalsın.

Tamam.

İn bakalım. Burası doğup büyüdüğün mahalle.

Etrafa iyice bak, iyice hafızana kazı.

Gerçeğin yerini hiçbir şey tutmaz.

(Gerilim müziği)

Tamam mı? Hadi gidiyoruz.

Gel.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Sessizlik)

Baba az önce yeni bir 'franchising' teklifi geldi de.

Bu sefer öncekilerden bayağı bir yüksek rakam veriyorlar.

Reddetmek hata olur diye düşünüyorum.

Yok.

Ya...

...sana kaç kere söyledik Koray? Hayır.

Bizim başarımızın sırrı ne?

İşimizin başında durmak.

Yine duracağız baba. Devretmeyeceğiz ki. Ürünü biz yollayacağız zaten.

Ayrıca menüsünden sandalyesine kadar her şeyi bize bırakıyorlar.

Yurt dışına falan açılacaksan böyle bir iş birliği yapmamız şart.

Yurt dışı mı? O senin hayalin, benim değil. Bak, bizim başarımız yerinde.

Ben hâlâ şirketin başındayken bu hamleyi sen yap istedim.

Sana yazsın istedim. İstemiyor musun? Tamam, iyi.

Bir süre sonra şirketin başına geçtiğimde benim yapacağım ilk hareket bu olacak.

Onu da söyleyeyim sana.

Şirketin başına geçeceğini sana kim söyledi acaba?

Efendim?

Bir dakika. Bana devretmeyeceksen kime devredeceksin?

Bu su niye akıyor? Sulama zamanı bitmedi mi?

(Gerilim müziği)

Vallahi hepsi de "Ne oluyor? Ne bu oda?" dedi.

Ben de "Abimin bir misafiri gelecekmiş. Kim olduğunu ben de bilmiyorum." dedim.

(Hüma) Haberin olsun.

Hadi sen de gel bir bak da ona göre odanın son şeklini vereceğim.

Bunun çeşmesi bozulmuş. Bak, bahçıvana söyle.

Bu boşa akan suyun parasını onun maaşından keseceğim, ona göre.

Tamam abiciğim, tamam.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Burası doğup büyüdüğün ev.

Adres diğer bilgilerinle yazılı. Ezberlemen lazım.

Bunların hepsini yarına kadar halletmen lazım.

Gerçekte kimin evi ki burası?

Bunlar detaylar. Sen hikâyene odaklan. Hadi gel.

Annen baban öldükten sonra biraz daha oturmuşsun burada.

Sonra taşınmışsın.

(Asya) Tüm bunlar abartı değil mi Allah aşkına?

Ben de bunları uydurarak anlatabilirdim yani.

İnsan yalanını çabuk unutur.

-Kim kontrol edecek? -Bunlar basit bir aile değil.

Ortada dörde bölünecek kocaman bir miras var.

Çok büyük bir para söz konusu yani.

Küçücük bir hata bizi büyük bir felakete götürür.

Neyse. İçeride iki tane oda var, biri senin. Geç bakalım.

(Duygusal müzik)

Buradan sonra taşındığın ev kentsel dönüşümle yıkılmış.

Onun da adresine bakman lazım.

Sonra da hayatının aşkıyla tanışıyorsun. Necati.

Necati.

Mert olsun o be.

Neden?

Mert olsun.

Necati. Gel.

Dene bakalım.

(Hareketli müzik)

-Oldu. -Güzel. Parmağında kalsın, alış.

Bir kızınız var, ismi Ada. Telefonunda fotoğrafı olan kız. İki yaşında.

Necati'yle size Almanya'dan bir iş fırsatı çıkıyor.

-O yüzden gidiyorsunuz. Köln'e. -Bir dakika, şimdi...

...bunların hepsini biz sallıyoruz, değil mi?

Hidayet Bakizade bunların hiçbirini bilmiyor, değil mi?

Evet.

Kim sallıyor bunları, kim yazıyor? Beğenmedim.

Ne alaka birden evli çıktım? Çocuğum var, çocuğumu bırakıp geldim.

Eğer ölmezse başıma ne gelecek diye sen demedin mi?

Sana dönme mecburiyeti yarattık.

İki hafta süre. İki hafta sonra döneceksin.

Bak.

Tanıştınız, miras açıklandı.

Biz dua edelim ki Hidayet erkenden vefat etti.

Sen mirastan payını aldın. Zaten benden paranı almıştın, tamam mı?

Çocuğun var, dönmek zorunda kaldın, Hidayet elbet öldü, sen yine paranı aldın.

Bir dakika. Ben niye kazıklandığımı hissediyorum şu anda?

Tamam, çocuk olayı, geri döne falan gayet 'okay'.

İki hafta da makul bir süre, anladım.

Ya bu Hidayet yıllarca yaşarsa?

Ya da beni sevmedi diyelim ya da bir aksilik oldu, planımız ortaya çıktı.

Miras da garanti değil.

Ne olacak? Ben bu işten sadece üç milyon 90 bin mi kazanmış olacağım?

Sen bunların avukatı olacaksın, değil mi? Kim bilir yıllarca neler kazanacaksın.

Üzgünüm, bunu konuşmak için çok geç.

Hatırlatırım, bir sözleşmemiz var. Üç milyon 90 bin. Tek kuruş fazla vermem.

Bir dakika. Bir dakika.

Ben beş ya da altı milyon isteseydim ne olacaktı? Evet mi diyecektin?

Bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin.

Dur bir dakika.

Dur ya, bir dakika.

(Gerilim müziği)

Dediğin gibi, depodaki eşyalarla döşedik.

Biraz eski, neşesiz oldu ama...

...kuruş harcamadan bu kadarını hallettik.

İyi, güzel olmuş.

Abi.

Ya bu kız deli bozuk bir çıkarsa?

Ne bileyim? Belki çok zengin bir ailenin yanında büyüdü.

Parada pulda gözü yok. Eğilip bükülmez biri belki.

Arayıp bulduğuna çok pişman ederse o zaman ne yapacaksın?

Ne yapacağız Hüma? Yaşayacağız, göreceğiz.

Ben ona bir aile vereceğim.

Bir baba vereceğim.

Bakizade olma ayrıcalığını vereceğim.

O da bana istediklerimi verecek.

Güzel olmuş, eline sağlık.

Hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

(Kapı kapandı)

İbrahim'e...

...oğluma da verseydin o aileyi keşke abi.

Keşke.

"Duyanlar var"

"Kalbimin her atışında adını"

"Bilenler var"

"Yağmurlarda bile nasıl yandığımı"

"Soranlar var, nasıl olur da"

Acıkmışsın galiba.

Bugün ilk lokmam.

Afiyet olsun. Al, Çiğdem. En yakın arkadaşın.

Öyle mi?

Tatlı kız.

Telefonda sana yolladığı video var. En az göründüğü kadar tatlı.

("Pera - Aşk Koydum Adını" çalıyor)

Canım Asya, doğum günün kutlu olsun. Çok özledim be çiçeğim.

Yuh.

Sen hakikaten sahtekârsın.

Gerçekten.

Çalışalım biraz. Kızının adı?

Ne kadar düz bakıyorsun.

Kâğıt üzerinde her şey pırıl. Pırıl bir hayatım var.

Peki, ben nasıl biriyim?

Ne düşünüyorum, ne hissediyorum? Onlar burada var mı?

Bunun bir önemi yok.

O adam senin onun kızı olduğuna inansın yeter.

Bunun için gerekli bütün zemin hazır.

Boş zemin ama biliyorsun, değil mi?

Bunların hepsi teknik, kupkuru bilgi.

Hâlbuki inanmak için bir bakış, bir duygu yeter zaten.

Bir düşünsene bir kadın, ömrünün ortasında...

...ailesinin gerçek ailesi olmadığını öğreniyor.

Var mı burada o bilgiler? Yok.

Asıl duygu yoksa gerçeklik yoktur.

Kızının adı?

-Ada. -Kocanın adı?

-Necati. -Ana, babanın adı?

-Hakkı mıydı? -Haydar.

Haydar, aynen.

-Tamam, sor sen. Devam et. -Annenin adı?

Z'li bir şeydi.

-Zül mü? -Zeliha, annenin ismi Zeliha.

Anladın mı? Bak daha ilk, orta ve lise isimleri var.

Sen bu durumu ciddiye alıyorsun, değil mi?

Of! Çok sıkıldım, gerçekten çok sıkıcısın.

Bir çay, bir kahve bir şey söyle. Mola, beynim durdu.

-Burada çay mı içeceksin? -Evet.

-Bakar mısınız? -Buyurun.

-Burada çay veriyor musunuz? -Maalesef yok.

Ama ayarlarım.

Biz iki tane çay alalım o zaman. Bir tanesine dört şeker alalım.

Burada diyabete meydan okuyan bir arkadaşımız var.

Annem Zeliha, babam Haydar. Ben 21 yaşındayken...

...trafik kazasında öldüler.

Öztürk Toprak Ana İlköğretim Okulunda ilk ve ortaokulu okudum.

Huzurlu Mahallesi, Sevindik Sokak, No.: 51, Sarıyer.

Tarabya Kahramanlar Meslek Lisesinde liseyi okudum.

Ki onun da şu anki adı Gönül Dağhan Vakfı...

...Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.

-Adresi de söyleyeyim mi? -İstemez.

Aa, olmaz. O kadar ezberledim.

Ortadere Caddesi, Tezan Sokak, No.: 19, Sarıyer.

Zihnimin rafları boş ya, kolay oldu.

(Gerilim müziği)

Bariz bir hastalığın ya da alerjin var mıydı?

Yok, yani bir kızamık oldum. Şurada bir dursana.

Tamam.

Yani öyle kızamık falan geçirmişim de bir şey yok.

Alerji falan yok.

Tamam, bir ameliyat falan oldun mu? Yara izi?

Yok. Ne ameliyatı? İz falan yok.

(Sokak ortam sesi)

-Hepsini alsaydın. -Gerek yok.

Sadece Almanya kısmını aldım.

Adres, uçak bilgileri falan.

Yarın sabah 10.00'da ofiste buluşuyoruz. Birlikte geçeriz, tamam mı?

-Tamam, tamam. -Bir de bir şey diyeceğim.

Biraz daha böyle daha derli toplu bir şey giyer misin? Daha iyi olur.

Nasıl bir şey arzu edersiniz Ertan Bey?

Temiz, ütülü. Bir anneye uygun olsun yeter.

Bakarız.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Asya, Asya. -Of! Ne?

Niye benim telefonuma, mesajlarıma cevap verilmiyor?

Borcunun ilk taksitine beş gün kaldı Asya...

...mesajına ben ne cevap vereyim?

-Hatırlatıyoruz şurada ya. -Sağ ol, eksik olma.

O ayı benim arkamda, merak etme senin değil.

Peşimden de gelme.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Gelme oğlum, gelme lan.

(Eymir) Hişt, salla bakayım lan topu, salla.

Salla.

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Anne, ben geldim. -Asya, geldin mi?

Bana bak, vallahi Hızır gibi yetiştin anneciğim.

(Kadın) Üç kilo mantı, iki kilo da sarma siparişi aldım.

Yalnız bunların hepsinin sabaha yetişmesi lazım.

Aman İrem'in de dersleri mi varmış neymiş? Gelemiyormuş da.

Sen Neslişah'a mı deseydin acaba?

Biraz yardıma gelsin de şunları yetiştirelim.

Taha nerede?

Annem, şuraya biraz yağ koyuverecek misin?

-Nerede? -Taha, çıktı.

-Nereye gitti? -Anneciğim, bir hava alıp gelecekmiş.

Anne niye izin veriyorsun? Çocuk yeni iyileşti.

Asya çocuk hasta, bunaldı evde.

Aman sen sanki her hasta olduğunda evde duruyormuşsun gibi.

Biraz hava alıp gelecek işte.

Anne ben hasta olduğumda hiç evde yattığımı hatırlamıyorum.

Çıkıyorsam da işe çıkıyorumdur.

Onun bir tuzuna bir bakıver bakalım nasıl olmuş acaba?

Kız, Allah seni! O kıymalı anneciğim, kurt atar.

-Niye koyuyorsun onu ağzına? -Anne bunun neresinde kıyma var?

Üf! Tabii her şey ateş pahası. Az olmuş, değil mi?

Koy hadi, koy koy birazcık daha.

(Sokak ortam sesi)

(Gerilim müziği)

-Başkan, selamünaleyküm. -Buyurun, hoş geldiniz.

Kolay gelsin. Başkan, biz dara düştük de...

...elimde de şöyle bir şey var. Kaça alırsın bunu?

Kaça gider? Sana zahmet bir fiyat ver bize.

-Bir bakalım. -Sana zahmet.

(Kuşlar ötüyor)

(Kuşlar ötüyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Arama tonu)

(Telefon ısrarla çalıyor)

Ertan Bey, hoş geldiniz.

(Arama tonu) (Koray) Kıvılcım.

Canım.

(Koray) Ben şirkete geçiyorum.

Ne oldu? Senin canın bir şeye mi sıkkın?

Bu misafir olayı benim hiç hoşuma gitmedi.

Sır gibi de saklıyorlar. Canımızı sıkacak birisi falan olmasın?

Ben öğrenirim, sen hiç merak etme. Tamam mı?

-Tamam canım. -Hadi kolay gelsin, görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Önder) Ertan, nasıl geçti?

Yani beklediğimden iyi.

-Başaracak mı dersin? -Delirtiyor beni ama başaracak.

-(Gülten) Ertan. -Efendim?

(Kekeleyerek) Şey, bu dün gelmişti de.

Sen öyle birden çıkınca veremedim.

Ben açıp baktım. Ama bence senin de bir bakman gerek.

O ne? Trafik cezası mı?

Evet.

(Gerilim müziği)

Yüzünü blurladıkları adam babam. Oturuşundan, giyiminden belli.

Da yanındaki kim?

-Kazanın olduğu tarih bu. -Öyle görünüyor.

Adres de kazanın olduğu yere yakın. Doğru muyum?

(Önder) Doğru.

Şapkadan da hiçbir şey belli olmuyor. Kim bu adam?

Genç biri belli ki.

Yani birini bir yere bırakıyorsa niye arabayı adama kullandırıyor?

Kaza raporunda yanında bir yok diyorlar, değil mi?

Yok, kimse yoktu.

Demek kazadan önce adam indi.

(Ertan derin nefes verdi)

Bunu tekrar soralım. Ben bir konuşma yapacağım.

Sonra çıkarız. Oldu mu?

Belli ki bu adam babam ölmeden önce onu gören son kişi.

Buna odaklanıyoruz.

(Gülten) Nesrin, bana da çay. Üf!

Yok, sağ ol.

-Ne? -Neydi şimdi bu Gülten?

O kadar konuşmadık mı? Önce ben öğreneyim demedim mi?

O, onun babası. Öğrenmeye hakkı var Önder.

Ben bilmesin mi dedim Gülten?

Kadir abiye bunu yapabilir miydin?

-Allah Allah! Ne ilgisi var? -Cevap ver.

Ondan habersiz su içmezdin, kesseler arkasından iş çevirmezdin.

Gülten, adam benim patronumdu. Ne yapmamı bekliyorsun?

-Ayrıca doğru olan da bu değil mi zaten? -Nerede şimdi Kadir abi?

Nur içinde yatsın. Öldü, değil mi?

O bakış ne öyle? Kaçırıyorsun benden!

Burada sana bir şey anlatmaya çalışıyorum!

Ben niye sadece olaylara bodoslama dalan...

...önünü arkasını düşünmeyen bir Gülten görüyorum böyle deli fişek?

Kadir abinin ne sakladığı benim umurumda bile değil.

Evet, bu dünyadaki en yakınındı. Sonsuz bağlıydın, evet.

Ama öldü Önder, kabul et.

Hayattaki o, Ertan.

Sadakatin artık ona olsun.

(Duygusal müzik)

(Kadın) Yine biteceği zamanı buldu, gördün mü?

Ne zaman ihtiyaç olsa mutlaka biter zaten.

Durduk yere bitmiyor anneciğim. Kullandığımız için bitiyor.

Sipariş verdim, gelir şimdi.

Bana bak, hadi al şu yaprakları da getiriver.

Allah'ın izniyle başlarsak biter, hadi.

Nereye gitti, söyledi mi bu senin oğlun?

(Kadın) Anneciğim, bir hava alıp geleceğim dedi. Gelir şimdi.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Arama tonu)

(Gerilim müziği)

Açmıyor ki.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Biz anons gelince kaza yerine vardık.

Ambulans yaralıyı alıp çıkmış.

İşte baktık, fotoğraflama. Sonra çekici geldi, olay bitti.

Peki, bu ambulansta kaç kişi var bilgisi geldi size?

Bir kişi.

Anladım, tamam. Afiyetler olsun. Teşekkür ediyorum.

-Sağ olun. -Eyvallah, afiyet olsun.

Ambulansta tek kişi var bilgisi sabit o zaman, değil mi?

Olsun, ambulanstaki paramediklere de ben yine de soralım derim.

(Ertan) Soralım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kumarhane ortam sesi)

(Kumarhane ortam sesi)

Hadi be ablam, hadi be ablam. Son şans be.

Doğum gününe yatıralım bu son kurşunu da olur mu?

19 Nisan, ablanın doğum günü.

İki şuradan. Hadi oğlum, geliyor be!

(Taha) Hadi, hadi, hadi!

Hadi bebeğim, hadi. Hadi gel.

Gel bebeğim, dön gel bana.

-Aynı gibi kız bu. -(Asya) Evet.

(Neslişah) Vallahi bravo.

İyi de doğum tarihini de senin doğum tarihini yazmışlar.

Aynı aynı, ismi falan da aynı baksana.

Kızınkine uygun herhâlde ne bileyim?

Öyle istedi Ertan hazretleri.

Aptalım ya, aklımda kalsın diyeymiş Öyle dedi.

Allah'ım ya.

Hayır, sana kolaylık olsun istemiş olabilir mi acaba?

-Asılıyor mu kız bu sana? -Ağzına (Bip) hele bir asılsın.

Hayvan ya zaten, düpedüz bildiğin hayvan.

Dümdüz hayvan.

Bir de sürekli aşağılıyor, biliyor musun? (Bip) ağzına da.

Yerim ben onun havasını, boş ver.

Ben alacağım onun havasını.

İki haftacık dayanacaksın. İki hafta tamam, bitti gitti.

Zaten çok iyi pazarlık yapmışsın.

Tamam işte Taha'nın borcunu avukattan koparacağız, bitti.

(Neslişah) Geri kalanı evden halledersin, merak etme.

-Kız Nesli, ya bu adam ölmezse? -Tövbe tövbe ya.

Ne olacak o zaman? Miras falan da yalan olur. Ne olacak?

Kızım, sen önce şu aileye bir gir. Tamam mı?

Sonrasını düşüneceğiz.

(Neslişah) Zaten seni böyle yanlarında gezdirmeyecekler ki.

Da kızım, diyorum ki sana...

...saçından ayağına kadar donatacaklar. Daha ne istiyorsun?

Çantası, ayakkabısı, bilmem nesi, kolyesi, küpesi.

Kızım, biz bunları sıfır niyetine satsak bize yeter zaten.

Nasıl insanlar kız bunlar? Kardeşlerim falan anlatsana.

Vallahi bence tatlılar, vallahi iyi insanlar.

Hidayet zaten pamuk gibi bir adam, canım benim.

Bunun bir tane yatılı misafiri var dediler.

Anlatmış mıydım sana? Hülya diye bir kadınla evlenecekti bu.

(Neslişah) Kadın düğünden kaçtı falan, hatırlıyor musun?

Onun odasını ayarladık. Acaba sana mı ayarladık diye?

-Sen misin o acaba? -Bilmem.

Yani bana değildir herhâlde.

Ben pastanede buluşacağım diye biliyorum, eve gelmeyeceğim.

Gelmeyeyim zaten, ben seni görünce gülerim Nesli.

Vallahi ben de gülerim, o yüzden gelme. Gelme, gelme, gelme.

Ama bir gün geleceğim, biliyorsun değil mi?

Geleceksin. Tamam, ayarlarız bir şekilde.

(Neslişah) Şey yaparız, bakmayız birbirimizin suratına.

Bu arada zaten bizim misafirlerin suratına...

...gözünün içine bakmamız yasak.

Ertan var ya bizim gözümüz seğirsin anlar, biliyor musun?

-Çok dikkat etmemiz lazım. -Hişt.

Abla, hadi.

Annem mantının hamurunu açtı. Bir de sarmaya bakacakmışsın.

Senin suratın niye hâlâ öyle? Okul mevzusu mu?

Herhâlde abla. Rezil oldum sonuçta biliyorsun.

Bir de yarın kurul toplanacak.

Hadi bekliyoruz.

-Dur, şunlara bir bakıp geleyim. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Her şey yolunda, merak etme aşkım.

(Gerilim müziği devam ediyor)

Param kaldı lan, param! Bari bir önümü kapatayım (Bip) bırak!

-Bırak lan! Param kaldı, param! -(Erkek) Lan bir sus!

Bir daha gelmeyeceksin lan buraya! Hişt, gelirse de almayın (Bip)!

Oğlum bak, ben tam kazanıyordum. Siz orada hile hurda bir şey yaptınız.

Lan, ne kazanıyordun sen? Ütüldün, ütüldün!

Ne oldu lan? Son kuruşunla mı toplayacaksın (Bip)?

Oğlum sana ne lan benim son kuruşumdan?

Bin kuruşumdan? Hayırdır lan sen (Bip)?

-Çek elini! -Oğlum bak, kurcalıyorsun!

-Hayırdır lan? -İçkiyi yürütüyorsun.

Bir de karşıma geçmiş, erkeklik taslıyorsun!

-Çek elini şimdi kırmayayım! -Babasının oğlu!

Oğlum, babamı ağzına alma lan! Seni penguen gibi gezdiririm (Bip)!

Ne oldu lan, ötüyordun? Bülbül!

Ötüyordun lan biraz önce! Ne oldu (Bip)?

(Gerilim müziği)

Lan, (Bip)!

-(Erkek) Dur! -Lan (Bip)!

Ne oluyor lan? Kim yaptı lan bunu?

Araba getirin lan, hadi! Oğlum, oğlum.

-Baba, bul onu. -Oğlum, sen git.

Sen git! O Taha (Bip) al, buraya getir!

-Onu (Bip)! -Tamam abi.

Kimse benim oğluma bir şey yapamaz lan!

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Abi! Eymir abi!

Abi nerede? Abi!

Hayırdır oğlum?

-Abi, bana yardım etmen lazım. -Ne oldu oğlum?

Ben, ben büyük (Bip) battım abi büyük!

Ben var ya burama kadar (Bip) battım abi!

Lan oğlum, bir soluklan. Adam gibi öt.

Ben Zombi'nin mekânındaydım.

Gene mi kumara düştün lan? Lan sen nasıl bir (Bip) lan?

Dinle dinle, yok yok!

Abi ben adamı yaraladım. Yaraladım.

-Kimi lan? -Tunç yok mu hani şey?

Sen Zombi'nin oğlunu mu yaraladın?

Lan oğlum, nasıl bir adamsın lan? Sen nasıl bir adamsın oğlum?

-(Bip) mısın oğlum sen? -Abi, dur!

-(Eymir) Git lan! -Abi, yardımın lazım.

Eymir abi, Eymir abi...

...vallahi lazım, yardımın lazım! Allah aşkına diyorum abi.

(Taha) Ne olur abi be.

(Gerilim müziği)

(Operatör ses) Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Sinyal sesinden sonra mesaj...

"Ben sende tutuklu kaldım"

"Kendi hayatımdan çaldım"

"Yedi cihan dolandım"

"Bana mısın demiyor" (Kapı vuruluyor)

-Selamünaleyküm dayı. -Gel gel yeğen.

"Ben sende tutuklu kaldım"

Böldük ama müsaaden var mı?

-Söyle ama kısa olsun yeğenim. -Başüstüne.

(Eymir boğazını temizledi)

Bu çakaloğluçakal gene sıkıntılı bir mevzunun içine düşmüş.

Yani bunu bu gecelik...

...en azından şu mevzuyu çözene kadar kollasak diyorum.

Ne (Bip) yedin gene lan?

Dayı, bu Zombi Kürşat'ın turuncusu var ya oğlu...

...onu bıçaklamış.

Dayı, dayı peşime düştüler! Vallahi billahi peşime düştüler!

Vallahi öldürecekler! Abi, bir derdimi anlatayım!

-Bir sus lan! -Al şunu ayağımın altından!

-Bir dur abi, bir dakika. -Oğlum!

Dayı, ben ölürsem borcunu alabilir misin? Alamazsın.

Ölüden borç mu istenir?

Ulan...

...sadece bir gece.

-Çık. -Senin vallahi elini öpeyim dayı.

Elini öpeyim. Bak, babamdan da... Bir elini öpeyim!

-Lan oğlum yürü, tamam! -Sen babamdan daha babasın!

(Taha) Babamdan daha baba bu adam var ya!

Çakal ya.

Hadi devam.

"Ben sende tutuklu kaldım"

"Kendi hayatımdan çaldım"

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Kıvılcım ses) Eğer Bakizadelerle çalışacaksan...

...bunu bir konuşmamız gerekmez mi?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kedi miyavladı)

(Gerilim müziği devam ediyor)

'Cast' ajanslarına göndereceğiz hediye paketlerini.

Hepsinin videosu, fotoğrafı gelecek.

Yeni fotoğraf çekimi de var.

(Kadın) Hangisine reklam vereceğiz, onu seçmem gerek.

Umarım çabama değer.

Zaten ya alır yürür...

...ya da hayal kırıklığı olarak tarihte yerini alır.

Bir hafta on güne anlarız.

Aslında şu Feray, Dubai çikolatası gibi bir şey bulsa da...

...uçacağız ama yok.

(Koray) Kız toparlanamadı.

İyi değil.

Sen nasılsın?

Yani arada bir o an gözümün önüne geliyor ama...

...ben iyiyim.

En azından onun gibi sürekli ağlamıyorum.

Babam hastaneye gitti. MR falan da çekilecekmiş.

İki üç saat sürer işimiz. Eğer ulaşamazsanız merak etmeyin dedi.

Hastaneyi aradım, randevusu bile yok.

Aramana gerek yoktu vallahi. Bana sorsaydın ben söylerdim.

Bir dakika, bugün mü?

Aynen öyle.

-Ne yapacağız? -Bir şey yapmayacağız.

Sıramızı bekleyeceğiz. Bir hamle babamdan, bir hamle bizden.

Hadi ben şirkete kaçtım.

Akşama buralarda olun ki şovu kaçırmayalım.

(Gerilim müziği)

Ertan?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ertan, bana niye cevap vermiyorsun? Ertan?

Ertan lütfen, bir saniye beni dinleyebilir misin?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne yapacağız şimdi?

Gene artık baban olmadığına göre avukatları sen mi olacaksın?

Yani birbirimizi tanımıyor gibi mi yapacağız Ertan?

-Ki bence en doğrusu bu. -Tamam.

Bu kadar mı?

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Duygusal müzik)

-Günaydın. -Oo, günaydın Asya. Yoksa?

Aynen canım.

Bugün cici ailemle tanışmaya gidiyorum.

Oğlum, nasıl olmuşum söylesene.

-Asya sen her zaman çok güzelsin. -Sağ ol.

Hişt bana bak, bana uygun bir rol olursa söylersin, değil mi?

Biliyorsun ben öyle rol falan ayırt etmem, her rolü oynarım.

-Ararım, bakarız. -Tamam, hadi görüşürüz.

(Hareketli müzik)

Ulan, var ya hayatımda gördüğüm...

...en düzgün, en dürüst, en normal ama azıcık da dalavereci bir adamsın.

Ya ne bileyim Asya ya.

Başkası olmak benim çok hoşuma gidiyor.

Öyle lunaparkta dolaşmak gibi geliyor bana.

Oyuncakçıda dolaşmak gibi. Her şeyi unutuyorum, biliyor musun?

Dilek'i unutuyorum, evi unutuyorum.

Dükkânı unutuyorum, ya kendimi unutuyorum.

Vallahi herhâlde hiçbirimiz istediğimiz hayatı yaşamıyoruz be Yasin.

Olmak istediğimiz kişi de değiliz.

Neyse.

-Günaydın. -Günaydın.

-Hadi görüşürüz. -Görüşürüz Asya.

Tatlım, ne haber?

Bu nereye gidiyor böyle şıkır şıkır giyinmiş?

-İş görüşmesine. -Aman, neyse.

-İyi misin? -Ben şimdi iki tane simit aldım.

Bir de şöyle kıymalı bir yumurta yapıp yeriz.

Tamam gülüm, sen iste yeter ki. Hadi geç, ben ocağı yakıyorum şimdi.

Bu olay yerine giden ambulans vardı ya...

...ben oradaki paramediklerin isimlerine falan ulaştım.

Haber de saldım. Görüşeceğiz yani haberin olsun, peşindeyiz.

Bu anahtar nereyi açıyor, sen biliyor musun?

(Gerilim müziği)

Bilmem, bir dolabın falandır herhâlde.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Bu babamdan geriye kalan eşyaları vermişlerdi ya.

-Evet. -Oradan çıktı da...

...nereyi açıyor bilmiyorum, bulamadım.

-Şey, Asya geldi. -Tamam.

Hadi bakalım, gidip Hidayet Bey'i biricik kızıyla tanıştıralım.

İyi, tamam. Siz geçin, ben noteri alır gelirim peşinizden.

Tamam.

Evet.

Gerek yok Gülten.

(Asya) Sana bir soru.

Bütün gece bu soruyla cebelleştim.

Ben cevap bulamadım. Kesin sen biliyorsundur.

Şimdi biz patlarsak, bizim başımıza ne gelir?

En kötü ne olur?

Beni Ertan buldu, ben sizin kızınız değilmişim dersin.

Çeker gidersin. Sana bir şey olmaz yani.

Sana ne olur?

Geç kalıyoruz, hadi.

Bence doğru soruydu.

Kızın yok, oğlun var derim ben de.

(Gerilim müziği)

-Gerginsin? -Yani.

Her şey aklında, değil mi?

Yok aklımda, hepsi uçtu gitti.

Yüzüğün nerede, yüzüğü niye takmadın?

Parmağıma olmadı.

Asya benimle dalga mı geçiyorsun? Dün denedik ya!

Bak böyle yaparsan yemin ederim seni cehennemin ortasında bırakırım.

Bir sakin ol be, aman!

Olmadı. Bütün gün sarma sardım, mantı kapattım. Al. Bak, olmuyor.

Sevecen ol, tamam mı? Şaşkın ama sevecen ol.

Düşündün düşündün, duygum için bunu mu buldun gerçekten?

Anlatmak için acele etme.

Bırak, o sana gelsin tamam mı? Yani gelişine davran.

O sorsun, seni o merak etsin.

Çünkü şimdi babam seninle ilgili ne anlattı, bilmiyoruz.

Zaten ne anlatmış olabilir ki? Bu izini kaybetmedi mi?

Belki de bir şey söylemiştir. Bunu bilemeyiz.

Biz çuvallamamak için temkinli olalım. Anlaşıldı mı?

Şu an şu değerlendirmeyi yapman gerçekten müthiş.

Ya bu adam bildiği bir şeyi bilmiyormuş gibi bize sorarsa?

Ya da bir şey yumurtlarsa? Ne bileyim, ne diyeceğim?

Evet, bu da bir ihtimal. Duygusal davran. Duygusala bağla.

Zaten bu konuda çok iyi olduğunu tahmin ediyorum.

Babanın Hidayet olduğunu daha yeni öğrenmişsin. Dün, Köln'de.

Yoldan geliyorsun. Yol yorgunusun. Kafan karmakarışık.

-Anladın mı? -Tamam, onu yaparım.

-Benim duygusalım iyidir. Merak etme. -(Ertan) Güzel.

Çok sıkışırsan mola al. Tuvalete git. Bana oradan yaz.

Ben sana bir şekilde, her türlü cevap yazarım.

Hem de bakalım senin arkandan ne konuşuyorlarmış...

...onu öğrenmiş olurum, sana söylerim.

Plana sadık kal.

Bir de annenin kim olduğunu sor.

(İç çekti) Olur.

Ben ciddiyim. Bunu sorman gerekiyor. Öğrenmen lazım.

Ben yasak ilişki çocuğu değil miyim?

Bana annemi nasıl söyleyecek?

Zorla öğren. Sor. O senin baban.

Tamam mı? Bunu sorabilirsin. Yapabilirsin. Öğren.

Neden? (İç çekti)

Daha yeni ailenin gerçek ailen olmadığını öğrenmişsin.

Hidayet babanmış. Sonra neyi merak edersin?

Anneni, değil mi? O yüzden öğren.

Seni neden bırakmış?

Yani elinden zorla mı almışlar falan. Bunların hepsini sor.

Seni hiç aramamış mı, merak etmemiş mi?

Hayatta mı? Ya da belki de hâlâ arıyor.

Bunları sor. Bunlar önemli.

Yani konuyla ilgili motivasyonun bu olmalı. Anlatabiliyor muyum?

Tamam be. Annem de annem, tamam.

Güzel. Hadi bakalım. Biniyoruz, gidiyoruz.

(Gerilim müziği)

Evet. Sen arabada bekle.

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Günaydınlar. Merhaba. -Merhaba.

-Asya arabada. -Eyvallah. Tamam.

(Ertan) Buyurun.

(Gerilim müziği)

Hidayet Beyler sizi bekliyor. Buyurun.

Geldi ama yalnız.

Siz iki dakika bekleyin, ben geliyorum.

Ee, nerede?

Getirdim. Getirdim, merak etmeyin.

Ondan önce sizinle bir şey konuşmak istiyorum.

Ne konuşacakmışız? (Derin nefes alıp verdi)

Yaptığınız teklifi kabul etmeyerek sizi kırdım, farkındayım.

İstediğiniz gibi olsun. Söylediğiniz gibi.

Kızınızı getirdim. Artık anlaşabiliriz.

Bu ne acele?

Az sonra çok duygusal bir an yaşanacak. Arada kaynasın istemiyorum.

Ben durumunuzu bildiğim için yanımda noterle birlikte geldim.

Bizi onaylaması için.

Sen biraz yanardönersin Ertan.

Bak başlangıçta nazlanıyordun. Şimdi bu ne acele?

Yalnız dikkat et evlat, benim ekmeğim kanlıdır.

Herkes yiyemez.

(Gerilim müziği)

Yalnız bana evlat demezseniz sevinirim.

Ne zahmet, ne zahmet!

Noter Bey, imzalıyorum.

(Gerilim müziği)

Bu imza sonsuza kadar mühür değil yani, anladın mı?

Eğer kız benim kızım çıkmazsa bunları yırtarım seni de azlederim.

Hayhay, anlaştık. Hemen geliyorum.

Sana demiştim.

Bu Ertan anasının gözü.

Biz onu sepetleyelim derken o bize kancayı attı.

Çok teşekkür ediyorum.

-Ben teşekkür ederim efendim. -Kolay gelsin.

-İyi günler diliyorum. -Sağ olun.

Tamam, ben gelirim. Yakınım zaten. Sağ ol.

Bunu ofise götür.

Ambulans görevlisi aradı. Ben onu bir göreyim.

Tamam tamam.

Hadi bakalım.

(Gerilim müziği)

Hadi bakalım.

Heyecanlı mısın?

Plana sadık kal.

Bak bir daha plan dersen çığlık atacağım.

(Telefon titriyor)

(Gerilim müziği)

Hidayet Bey, kızınız Asya.

Asya Hanım, babanız Hidayet Bakizade ve halanız Hüma Bakizade.

(Gerilim müziği)

Asya Hanım, buyurun. Galiba heyecanlısınız. Buyurun.

(Gerilim müziği)

Şimdi sen benim kızım mısın?

Asıl siz benim babam mısınız?

(Gerilim müziği)

Ben niye sorgulanıyorum...

...evimde, huzurumda; hiçbir şey talep etmemişken?

Beni yıllar sonra buldurup buraya getirttiniz...

...bir de kızım mısın diye soruyor musunuz?

Kızınız mıyım, bilmiyorum.

Daha dün tanıdığım bu adam ne dediyse ben de onu biliyorum.

O yüzden bence o soru bana ait. Ben size soruyorum.

Siz benim babam mısınız?

Emin değil miyiz Avukat Bey?

Eminiz. Çok eminiz ama siz de hoşgörürsünüz ki biraz heyecanlıyız.

Asya Hanım, bir saniye.

Bunlar Asya Hanım'la ilgili belgeler.

Doğar doğmaz babam tarafından adadan alınmış.

Sizin emrinizle.

Sen onun adada doğduğunu nereden biliyorsun?

-Baban onu da mı yazmış? -Hepsini yazmış.

Hepsini not almış. Aralarından bulduk.

Açıkça sizin kızınız olduğunu belirtmiş.

İlk yetimhaneye veriliyor.

Orada bir aile, Asya Hanım'ı evlat ediniyor.

Teslim ettikleri ailenin adresi de var. Babam bırakmış.

Ki kendileri, Asya Hanım'ı büyüten insanlar.

Bu da o anne babanın hastane raporu.

Çocukları olmadığına dair.

Yani siz isteseniz de istemeseniz de resim ortada.

Asya Hanım sizin kızınız.

Hidayet Bey de sizin babanız.

Asya Hanım.

Zaten bunların üstünden de bir DNA testiyle geçiyor olacağız.

-Emin olmak için. -(Asya) Evet.

Ben de DNA testi istiyorum.

Belki bir yanlışlık var, bir şey var değil mi?

Evet. Bence de.

-Tekrar tanışalım mı? -İsabet olur. İsabet olur.

Ben böyle bir şeyi istediğimden emin değilim.

Dünya gözüyle gördünüz, belki de babamsınız.

Ama bu ikiyüzlülüğe katlanamam.

-Kusura bakmayın. -(Hüma) Aa!

-Öyle deme kızım. -Müdahale etme.

Ne diyecekse desin.

Beni çöpe atar gibi atıp geçmişsiniz.

Yıllarca ne arayıp ne sormuşsunuz.

İyi miyim, kötü müyüm, ne yaşıyorum hiçbir şeyi merak etmemişsiniz.

34 yıl olmuş.

Ben 34 yaşındayım.

Kendime bir dünya kurdum biliyor musunuz?

Her şeyimi alıp gittiniz, içinden söküp attınız.

Ne benliğim ne kendime olan inancım ne dünyam. Paramparça!

Sayenizde. Neden?

Bunların doğru olduğunu savunan yok ama şartlar böyle gelişti.

Şimdi de onları telafi etmeye çalışıyoruz.

Ben hiçbir gerekçe bilmiyorum ki anne baba çocuğunu terk etsin!

Belli ki hastasınız. Belli ki niyetiniz günah çıkarmak.

Ama ben bu oyuna alet olmak istemiyorum. Kusura bakmayın.

(Gerilim müziği)

Bu ne şimdi?

Avukat, siz bu kızla yol boyu konuşmadınız mı?

Tabii ki konuştum Hidayet Bey ama başta söylediğim gibi.

Herkes çok heyecanlı. İzin veriniz, ben kendisiyle bir konuşup geliyorum.

(Gerilim müziği)

Biz ne yaşadık?

Ben sana demiştim abi. En zoru karşına çıktı.

Adadaki ev diyor, evraklar ortada.

-Belli ki bu kız senin kızın. -Ne güzel.

Bunun nesi zor?

Nüfusuna alabilirsin.

Ama kalbine girebilecek misin?

(Müzik)

(Müzik bitti)

Çok iyiydi. Çok iyiydi! Nasıl inandı!

Sakın senin yolundan gitmedim diye kızma. On numaraydı.

Benim de bildiğim bir şeyler var işte, bak!

Sen ne çeşit bir delisin? Ruh hastası!

Onu kendi baban mı zannettin? O duygusal hezeyan neydi?

Ne?

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Neyin peşindesin?

Kafan basmıyor mu, işi batırıyorsun?

Ne batırması? Bir sakin!

Sen gerçekten bu adamın kızını getirseydin ne olacaktı zannediyorsun?

Boynuna atlayıp babacığım mı diyecekti?

Saçma sapan konuşma Asya!

Yapman gereken tek bir şey vardı, konsantre olmak. Plana sadık kalmak.

Yapman gereken tek şey buydu.

Bence var ya, senin kafan basmıyor biliyor musun?

Bunca yıl sonra kim babasını bulsa hesap sorar.

Başka türlü affedemezsin ki. Aynı masaya oturamazsın.

Sen bütün masaları dağıttın.

Bütün masaları dağıttın. Oturacak masamız kalmadı.

Oturacağım. Sen de göreceksin.

Hem de paraları olduğunu umursamadan, gururla oturacağım.

Her şeyi biliyorsun ama eksik.

Birini avlamak istiyorsan önce onun seni avlamasına izin vereceksin.

Evet.

Onun peşinden koşmasını sağlayacaksın.

Çünkü öyle şüphelenmez. İnsan, kendi seçtiğinden şüphe duymaz.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Hidayet ses) Kızımı almadan gelme.

(Telefon titriyor) (Gerilim müziği)

(Müzik)

Şimdi seni alıp tekrar içeri gideceğim.

Tek bir numara daha yaparsan...

...telefonuma o an gelen bir mesaja büyük bir hata yaptığımı...

...aradığımız kızın sen olmadığını söyleyeceğim, beni anladın mı?

İtiraz etme, yalan söyleme ya da duygusal triplerin falan...

...inan hiçbir işe yaramayacak.

Seni kâğıt üstünde nasıl var ettiysem...

...aynı şekilde yok ederim. Beni duydun mu?

(Telefon titriyor)

(Gerilim müziği)

(Telefon titriyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hüma, sen şuraya geç bakalım.

Kızım, sen de benim yanıma gel. Gel.

Gururlu bir kızsın. Hoşuma gitti.

Haklısın da. Konuşacak çok şey var ama şimdi ulu orta olmaz yani.

Alınmayın yani bazı şeyleri baş başa, baba kız konuşalım istiyorum da ondan.

Ne kadar sorun varsa onları bana sor, tamam mı?

Gerçekleri bil ki içinde en ufak bir kırgınlık kalmasın.

Oldu mu güzel kızım?

Abi, bana mı benziyor?

Böyle yüz hatları falan.

Yok canım.

Annesine benziyor.

(Hüma) Vallahi nazarım değecek.

Böyle bakakaldım.

Maşallah.

Çok güzelsin.

Yani bu zamana kadar seni boş bırakmışlar.

Evlenmemişsin.

Sonra da hayatının aşkıyla tanışıyorsun.

-Necati. -Mert olsun o be.

-Neden? -Mert olsun.

Necati.

(Ertan dış ses) Bir kızınız var. İsmi Ada.

Telefonda fotoğrafı olan kız. İki yaşında.

Necati'yle size Almanya'dan bir iş fırsatı çıkıyor.

O yüzden gidiyorsunuz. Köln'e.

Evet.

(Gerilim müziği)

Yani evladımın mürüvvetini görmeyi Allah benim şöyle alnıma yazmış.

Kısmet işte.

(Gerilim müziği)

(Eyüp dış ses) Afiyet olsun babam, afiyet olsun.

Tabii o kadar yumurtayı yedin, şimdi suratıma böyle bakarsın.

Al bakalım. Bir tane daha al. Gel.

Gel, al. Al, al, al.

Al. Aferin sana. Al, al, al.

Lan hepsini al.

Asya telefona cevap vermiyor dayı.

Ne demek cevap vermiyor lan? Şunu bir daha ara lan.

Ara şunu, ara! Al bu (Bip), buradan dışarı çıkar.

Burası anaokuluna döndü. Çıkar!

Yok yok dayı, yok. Vallahi elini ayağını öpeyim. Ne olursun bak.

Ne olur bak. Beni sen korursun. Beni sen korursun dayı. (Bip).

Lan oğlum, burası Beyinsizleri Koruma Derneği mi?

Ben onun başkanı mıyım lan?

-Al bunu yeğenim. -Abi bir dur, bir konuşalım.

-Lan hadi lan! Hadi lan! -Bir dur, bir dur, bir dur!

(Eyüp) Defol git dükkânımdan!

-Yürü. -(Taha) Abi bir dur.

(Eymir) Çık lan!

Affedersin. Biraz bağırdım.

İnsanın sinirlerini bozuyorlar. Al yavrum, al.

Çok üzüldüm.

Yani gerçekte anne baban olmasalar bile sana sahip çıktılar...

...seni büyüttüler, değil mi?

Üstümde çok emekleri var.

Olmaz mı? Bu devirde çocuk büyütmek, yani sahip çıkmak kolay değil.

Hırlı mı olur hırsız mı olur, belli değil.

-Allah gani gani rahmet eylesin. -Âmin.

Yani, hem de bir memur ailesi olarak...

...seni okutmaları, üniversiteden mezun etmeleri; değil mi?

Yani, bölüyorum...

...yoldan geldiniz Asya Hanım, bir şeyler yemez misiniz?

(Hüma) Evet kızım, çekinme. Lütfen al. Abi sen de bir iki lokma bir şey ye.

İlaç saatin geçti.

Bu Almanya'daki staj işi ne?

Ben denklik yok diye biliyorum. Öyle değil mi Ertan?

Düşüneyim.

Yani sen şimdi gitsen...

...Almanya'da avukatlık yapamazsın.

Hayır, denk değil.

Yasalar farklı.

Ee, o zaman başka iş mi yapacaksın?

-Almanya'da mı? -Evet, Almanya'da.

Yanlış hatırlamıyorsan inşaat firmasıydı değil mi Asya Hanım?

Evet. Bir arkadaşımın babası orada bana yardımcı olacak.

Anladım. Olacaktı, değil mi?

Artık Almanya dosyası kapandı.

Bunca yıl sonra birbirimizi bulmuşuz, yeni kavuşmuşuz.

Yani artık sana hasret kalarak ölemem.

Tabii.

Bundan sonra artık senin bir ailen var.

Değil mi?

Eğer çalışmak istersen tabii çalışırsın.

-Değil mi abi? -Tabii.

Yani Ertan'ın yanında çalışabilirsin.

Sen baroya kayıtlısın değil mi?

Asya Hanım, sizin hangi üniversiteydi?

İstanbul hukuk.

Bitirdiniz mi bari? Çünkü zor.

Ama baroya kayıtlı değilim.

Ailemi kaybedince yarım bırakmak zorunda kaldım.

Yani çalışmak zorunda kaldım.

Ama af çıktı. Bitirdim.

Bütün engellere rağmen bitirdim.

O zaman Ertan'ın yanında çalışırsın.

Yani orada baroya da kaydolursun. Yani pişersin.

Sonra da gelir bizim bütün ailenin işini sen alırsın.

Seve seve.

(Gerilim müziği)

Vallahi arabada başkası yoktu. Hatta biz kendi aramızda da konuştuk.

Ulan o zaman bu aracı kim kullanıyordu, diye.

Adam şoför yanında oturuyordu.

Ama polis sizden gelen bilginin öyle olmadığını söylüyor.

Vallahi eminim abi. Merhum, şoför koltuğunda değildi.

Yan koltuktaydı.

Yani mantık olarak bu arabayı başka birinin kullanma ihtimali var.

Adam kaçtı mı gitti mi anlamadık.

Peki siz polise bu şekilde mi bildirdiniz?

Evet. Tuhafıma gitti.

Arabayı kullanan yok. Ben de özellikle bu şekilde belirttim.

Yani bunda bir karışıklık vardır.

Herkes yorgun, kafalar gidik; normaldir yani.

Peki. Sağ ol.

(Kadir ses) Hidayet, gerçekten taktın mı takıyorsun.

Yaşlandıkça daha inatçı oldun.

Daha önce de dediğim gibi, hukuk okudu.

Ama bitirdi mi, avukatlık yapıyor mu bilmiyorum.

Bekâr, evlenmemiş.

Bak hiç içime sinmiyor.

34 yıl geçmiş. Ne kızın düzenini bozalım ne senin aile huzurun kaçsın.

Yani çocukların zaten...

Evet.

Bu kadar işte. Gerisi de beni ikna etmeye uğraşmasıyla geçiyor yani.

Bilip de heveslenmeyeyim diye hiçbir şey anlatmadı.

Ben de bütün bunları ağzından diş çeker gibi zorla aldım.

Rahmetli düzgün adamdı.

Neyse. Şimdi diyeceksin ki, aklına nereden düştü?

Ölümü gördüm.

Geri döndüm.

Baktım.

Nerede eksik yaptım dedim. Anladım ki...

...eksiğim sensin.

Eksik bıraktığım da sensin.

(Müzik)

Üç kardeşin var.

Ertan söyledi mi?

-Bahsetti. -(Hidayet) Onlarla da tanış isterim.

Bu akşam bizim evde bir yemek yapalım.

Ertan Bey, siz de gelin.

Şöyle ki ben yanlış anlamanızı istemiyorum ama...

...bu durumu belgelemek isterim. Sizin de izniniz olursa.

Gerçekten yanlış anlamayınız.

Zaman kaybetmeden şu DNA testini bir kesinleştirelim derim. Ne dersiniz?

Yani ailemize katmak için onu mu bekleyeceğiz?

Ne münasebet canım?

Siz ne yapmak istiyorsanız tabii.

Takdirinize kalmış ama ben bunu belgelemek isterim.

Belgele bakalım Avukat Bey.

Kızım, senin eşyaların nerede?

Arabada.

(Telefon titriyor)

Arabada ama benim ufak bir işim var.

Akşam gelsek olur mu? Sonra zaten otele geçerim.

Ne oteli?

Tatlı başlamadık ama tatlı bitsin değil mi?

Buzları eritmenin başka yolu da yok.

Eşyalarını da al, gel. Senin bir evin var.

Tamam mı? Hadi. Peki de bakalım.

Peki Hidayet Bey.

Baba.

Baba de.

Abi, kızın aklı şaştı.

Biraz müsaade et.

Sana böyle içine sine sine, dolu dolu babam desin; değil mi?

İnşallah ömrüm yeter.

İnşallah.

(Gerilim müziği)

Vallahi harika. Müthiş! Çok iyi çalışmışsınız!

-Sakin ol. -Avukatım. Bekârım.

Ayrıca asla kan bağım olmayan insanlarla aynı evde kalacağım!

Sessiz olur musun?

Sen niye o ses kaydını bilmiyorsun ki? Hiç telefona bakmadın mı?

Baktım. Bakmaz olur muyum? Bütün konuşmalar silinmişti.

Her şey daha çok zorlaşıyor, farkında mısın?

Kolay olacağını kimse söylemedi zaten tamam mı?

Ayrıca sen zorlaştırıyorsun.

Sen niye beni dinlemiyorsun, burnunun dikine gidiyorsun?

Orada sana bir şey demeye çalışıyorum.

Ayrıca okulu bitirdim ne demek?

Okulu bitirdim ne demek? Ben sana orada pas veriyorum, niye görmüyorsun?

Aklıma gelen ilk şeyi salladım işte, tamam mı?

Hayır, hiç öyle görünmüyordun. Bayağı mikrofon bende gibi konuşuyordun.

Geri alabilir misin? Hayır, alamazsın.

Ayrıca sen niye orada benim üstüme geliyorsun?

Hangi okul, bilmem ne, bir tavırlar!

Ben o ailenin avukatlarıyım, sen farkında mısın?

Ben senin avukatın değilim. Onlarla çalışıyorum. Seninle değil.

Sen yaptığım işin farkında mısın? (İç çekti)

(Telefon titriyor)

Kendi hattını takmışsın.

Kendi hattını kullanmaman gerektiğini söylemiştim.

(Telefon titriyor)

Ne var Eymir? On kere aramışsın. Ne var?

Çabuk buraya gel Asya. Acele et. Taha mevzusu.

Taha'ya ne oldu? Nereye gelmem gerek?

Hiçbir yere gitmiyorsun. Akşam yemek var.

Ne oldu oğlum? Anlaştık ya, bir şey yapmayacaktınız.

Serin gel Asya, serin.

Dokunduk demedik. Koruduk.

Ama bir yere kadar, anladın mı?

(Eymir ses) Kardeşini buldukları yerde yiyecekler.

Bu sefer altına (Bip)...

...değil sen, kralı gelse temizleyemez, haberiniz olsun.

Tamam, geliyorum.

Benim gitmem lazım.

-Ne yapman lazım? -Gitmem lazım. Başım belada.

Şu arabaya bin. Arabaya bin Asya.

(Gerilim müziği)

Bir dakika bir dakika. Buna benim tek gitmem lazım. Dur.

Asya, kemerini tak.

-Ne? -Kemerini tak.

(Gerilim müziği)

Alo! Çamurluğa vur oğlum, çamurluğa!

(Gerilim müziği devam ediyor)

Taha nerede?

Eymir! Eymir, of!

(Gerilim müziği)

(Kapı vuruldu)

Gel.

Dayı, Asya yanında bir oğlanla geldi.

O bir oğlan ben oluyorum galiba.

Avukat Ertan Aydın.

-Sebep? -Patronum. Yanında çalışıyorum.

Taha'ya ne oldu?

Senin bu aklıevvel biraderin, dün gece yine kumara gitmiş.

-Yine para mı verdiniz? -Hayır. O kapı ona kapandı.

-O zaman parayı nereden buldu? -Bilezik bozdurmuş.

Bu sefer de kumarhaneye borçlanmış.

Bu adamlar bana benzemez Asya.

Bunlarda taksit yok, vade yok. Paran varsa vardır, yoksa yoktur.

Peki ne kadar?

250 bin lira.

Borcuma ekleseniz olmaz mı?

Olurdu ama artık olmaz.

Mesele para değil Asya.

Bu sefer senin o biraderin tutmuş, kumarhanenin sahibinin oğluyla didişmiş.

Onu yaralamış.

Şimdi ilk gördükleri yerde Taha'yı indirecekler.

Senin bu Taha korktu, yanıma geldi.

Beni sakla dedi. Ben ne yaptım? Hemen kapı dışarı ettim.

Niye? Çünkü bu heriflerle kötü olmak istemiyorum.

-Peki Taha şu anda nerede? -Bir deliğe girmiştir.

Ama çok değil, iki saate paket olur, dayım.

Bu şahıslar kim, belli mi?

Zombi Kürşat. Bildin mi avukat?

Bunu gömüyorlar.

İki gün sonra gömdükleri yerden çıkıyor yukarıya. Dipdiri.

O sebeple adı zombi.

(Eyüp) Asya?

Dinle. Bir.

Seni tanıyorum.

Ama benim tanımadığım insanları...

...destursuz buraya getirirsen...

...seni ezerim.

İki...

...o kardeşin olacak Taha'yı...

...çekyatın altında saklayarak koruyamazsın.

Zombi Kürşat'mış adı.

(Önder ses) Kumar Mağdurları dernek başkanı.

-Şaka yapıyorsun. -(Önder ses) Yok. Çağın yeni kılıfı.

-Harbi derneği var. -Neyse. Acil bak.

Asya’yı dizginlemek için bu işi halletmemiz gerek.

Nasıl arayı bulabiliriz? Açık, fayda. Öğrenelim tamam mı?

(Ertan) Evet.

(Telesekreter ses) Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Kapatmış bir de (Bip).

Asya.

Yemin ederim (Bip) zekâlı bu çocuk!

Ben bulayım kendi ellerimle öldüreceğim gerçekten.

-Asya. -Hiç mi ya?

-Bir insan hiç mi akıllanmaz gerçekten? -Asya.

Ben sana yardım edebilirim.

Sen nasıl yardım edeceksin ki?

Paran geçmez. Zaten bunların derdi para falan değil.

Ne yapacaksın? Savcıya mı şikâyet edeceksin?

Sıksınlar kardeşimin kafasına!

Senin planın ne?

Bilmiyorum.

Ben sana yardım edebilirim.

Gerçekten, halledebilirim bu işi.

Hem bak.

Dörde kadar Taha evde olur.

Söz. Gerçekten.

Kabul mü?

Gerçekten mi?

Ama bir daha oyun yok.

Gerçekten...

...pisliğin tekisin, biliyor musun?

-Ben de yardım edeceğini düşünüyorum! -Yanılmışsın.

Kafana göre iş yapmak yok. Ben ne diyorsam o.

Dürtülerinle hareket etmeyeceksin. Yalan yok, itiraz yok.

-Tamam mı? -Tamam.

Tamam. Yeter ki bul şu çocuğu.

Arabaya bin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Yok ablacığım, tamam.

Bir şey olduğundan değil. Ulaşamayınca merak ettim.

Tamam, sen dersine dön.

Ararsa bana haber verirsin değil mi?

Tamam ablam.

Bir ay önce derneğin önünde bir cinayet işlenmiş.

Tabii ki Kürşat adamı indirmiş.

Husumetlisiymiş zaten.

Silah onun.

Olayı üstlenecek birini de bulmuşlar. Bir haftaya kadar duruşması var.

Olayı üstlenen kişinin...

...cinayet işlediği yer saptanıp dosyaya konmuş mu?

Yok. Daha delillerin tamamı toplanmamış.

Tam nerede olduğu belli değil yani.

Değil. Biz onu bulana kadar Taha oğlanın yedisi okunur.

Eymir aradı. Adamlar Taha’yı bulmuş. Arabaya atıp götürmüşler.

Hiç zamanımız kalmadı. Bir saate döneriz.

(Gerilim müziği)

-Ben de geleceğim. -Gerekmez.

Gülten çok acelemiz var. Arabadan fotoğrafları sana atarım.

Zaten nasıl bir kurgu bizi kurtaracak konuşuruz.

-Tamam. Hallederiz. -Ne demek gerekmez? Benim kardeşimin...

...hayatı söz konusu. Burada oturup onu mu bekleyeceğim?

(Asya) Ya geç kaldıysak?

-Ya Taha’ya bir şey yaptılarsa? -Sakin ol Asya.

Plan ne, plan?

Ne diyeceğiz, ne yapacağız? Kardeşimi almaya mı geldik diyeceğiz?

Bir silaha mı güveniyoruz şu anda?

Hayır. Bir silaha güvenmiyoruz. O Önder abinin aksesuarı.

Kendisi eski bir kabadayının oğlu da.

Bir buna güveniyoruz o zaman!

Hayır Asya, ona güvenmiyoruz. Aklımıza güveniyoruz.

-Ne dersin? -Hadi bakalım.

İki dakika bekler misin Asya? Hemen geliyorum.

(Kapıyı kitledi) Sen burada kalıyorsun.

Ne?

Niye? Niye kilitliyorsun?

Aç kapıyı!

Yine bak! Aç şu kapıyı!

Hayvan mıyım ben? Beni kitleyip duruyorsun sürekli?

Yine aynı şey!

Buyurun. Kürşat abiye kim geldi diyeyim?

Parmaksız Yılmaz’ın oğlu Önder’le Avukat Ertan Aydın geldi dersin.

Tamam.

(Kapıya vuruldu)

Keşke sen hiç gelmeseydin.

Artık çok geç.

-Önder abi? -Kürşat.

Avukat Bey.

Abi hayırdır, hangi dağda kurt öldü?

Sende bir emanetimiz var Kürşat kardeş. Onu almaya geldik.

Buyurun konuşalım.

Evet. Ben hiç lafı uzatmayayım.

Genç bir arkadaşımız için buradayız. Taha.

Hadi ya! Kimmiş o?

Yapma Kürşat.

Şu an hastanede yatan oğlunuzu yaralayan şahıs.

Kurban keserken yanlışlıkla oldu demişsiniz.

Anlıyorum, cezayı kendiniz kesmek istiyorsunuz.

Ama böyle yapmayalım.

Ha! Kim durduracakmış beni?

Önder abi, arkadaş bize yabancı galiba.

Yabancı değil.

Ayrıca iyi bir avukattır.

İşlediğiniz cinayeti üstlenen şahıs.

Cinayeti işlemeden yarım saat önce İzmit’teki bir bankamatikten para çekiyor.

Aynı anda iki yerde olamayacağına göre...

...suçu üstlenme olayı biraz boşa çıkıyor gibi.

(Ertan) Siz eminim yerine yenisi bulursunuz ama...

...şaibeli durum sizin elinizi zorlaştıracak.

Benden demesi.

Ben diyorum ki...

...biz bu delilleri yok edelim. Giderken de Taha'yı alalım.

Hayır deme şansınız var tabii ki.

Haftaya mahkeme görülecek. Bu delilleri oraya da sunabilirim.

Siz bilirsiniz.

Anlıyorum ikilemdesiniz.

Şu an hakimin kapısının önünde bir arkadaşım bekliyor.

Onu arayabilirim dilerseniz.

Ne diyeceğimi siz belirleyin.

Nasıl ilerleyelim?

İyi avukattır diye demiştim.

-Önder abi. -(Asya) Evet!

Taha?

(Kapının kilidi açıldı)

Ablacığım! Tamam gel.

Sana bir şey olacak diye çok korktum.

Of Taha of!

Niye beni kilitliyorsun?

Kürşat’ın buna ayması iki gün biliyorsun değil mi?

Yeni bir delil bulmak için o kadar vaktin var Önder abi.

(Müzik)

-Burası mı? -Aynen.

Biz bırakalım istiyorsanız.

Yok, fark etmez. Burası zaten. Yürürüz.

Şey... Sen git Taha, geliyorum ben.

Bitti değil mi? Taha güvende artık değil mi?

Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. Aldık geldik işte.

Nasıl yaptınız peki? Bileyim de...

...sonra bana ne gelecek onu öğreneyim istiyorum.

Asya eve git.

Bir süre gelmeyeceğini söyle, uzaklara gittiğini.

Saat beşte Bakizade'nin yalısında ol.

-Anlaşıldı mı? -Tamam.

Valizini unutma.

Tamam.

(Gerilim müziği)

Nasıl geçti aile kavuşması?

-Bütün yazdığımız hikâye çöp. -Hayda!

Kızı bekâr biliyorlar. Babam da hukuk okuyor demiş.

Benim de haberim yoktu.

Muhtemelen kızla ilgili bilgi toplarken aklına ilk geleni söyledi, öyle mi?

Belki de gerçeği uygun gitmek istedi.

Sadece cinsiyet değişik.

Kısmen benim hayatımı kopyalamış.

Neyse, dediğim gibi yazdığımız bütün hikâyeyi baştan yazmamız gerekiyor.

Tamam mı? Baştan kurgulamak gerek.

Sen ne yaptın? Paramediklerle konuştum dedin, ne dediler?

Ne diyorlar? Bu işin içinde bir iş var Ertan.

Babanı bulduklarında şoför yerinde değilmiş.

Arabayı başkası kullanıyormuş.

-Nasıl? -Vallahi öyle. Adam yan koltuktaydı dedi.

Ayrıca arabayı kullanan da nereye gitti?

O kazadan nasıl çıktı? Bilen de yok.

Nasıl bilen yok?

Ölümlü kaza bu. Polis tutanağında bunu tutmamışlar mı?

Öyle. Adam da aynı şeyi söylüyor.

Şoför koltuğunda olmadığını belirttim diyor.

Allah Allah!

Neyse tamam. Emniyete gidip konuşalım bari.

Konuşalım bakalım.

(Kadın) Paşam, sana sarma ayırmıştım.

Isıtıp getireyim hemen, olur mu?

İster misin anneciğim? Tamam.

Asya?

Sana da patlıcan oturtma koyayım mı?

Yok anne. Aç değilim. Sağ ol.

Aa?

Nereye?

İş buldum. Şeyde...

Cruise gemisinde.

Şey yok mu... Yüzen otel.

Turistler falan var içinde.

İyi para veriyorlar, bahşiş de iyi.

Oraya gideceğim.

İki hafta.

-Paralı alıp ineceğim hemen. -Bana bak.

Parası iyi güzel de...

...sen iyice sorup soruşturdun mu, güvenilir bir yer mi?

Evet anne. Ama telefon yok.

Yasak. Ben arayacağım sizi.

Çok ani oldu.

Anne! Para kazanacağım, sen ona bak.

İrem'e de söylersin. O da derslerine odaklansın.

Bana bak, ne kadar kalacağım dedin?

İki hafta dedim ya!

Tamam bari. Hadi.

Neyse ben bir yoğurt alıp geleceğim.

(Kapı kapandı)

(Müzik)

Ne zaman akıllanacaksın Taha?

Ha?

Abla sen dedin ya...

...borcunu...

...ben ödeyeceğim.

Kur'an çarpsın çok zoruma gitti.

Ben kendi kendim dedim ki...

...bu benim...

...benim görevim.

Belki dedim...

...şansım yaver gider. Ama gitmiyor arkadaş, ben ne yapayım?

Senin şansın yok oğlum!

Senin şansın yok. Anlamadın mı daha?

Sen... Sen kumarla zengin olan birini gördün mü Taha?

-Ha? -Abla vallahi kazanıyordum.

Ben vallahi kazanıyordum. Kazandım, kazandım. Orada bana...

...katakulli yaptılar, tamam mı? Hile yaptılar.

Abla, ben seni kurtarmak için yaptım.

Vallahi kurtarmak için yaptım.

Kur'an'ı getir el basayım. Ben doğum gününe oynadım.

-Vallahi doğum gününe oynadım. -Oğlum ne beni kurtarmak için?

Ne beni kurtarmak için? Derdi açan ben miyim, beni kurtarıyorsun?

Burada dipte bir tek kişi var. O da sensin.

Ben sürekli sana ip uzatıyorum.

Tut da çık diye. Ama sen sürekli bizi de sürüklüyorsun!

Hepimizi sürüklüyorsun ablacığım!

Bak ben açığı kapatmak için çırpınıyorum! Görmüyor musun?

Taha, ben iki hafta yokum.

Tamam mı?

Borçlarını ödemek için çalışmaya gidiyorum.

Ve sana yalvarıyorum ablacığım.

Lütfen şu yanlışları yapma artık.

Şu eve sahip çık. Bir iş bul gözünü seveyim.

Düzelmen gerek, büyümen gerek ablacığım.

Ben çok yoruldum.

Çok yoruldum Taha!

Her şeyi sırtlanmaktan çok yoruldum.

Sana da yük taşı demiyorum ama en azından ağırlığını verme ablam!

(Duygusal müzik)

(Kapı hızlıca kapandı)

Olay yerinden dokuz kilometre önce ceza yedikleri yer.

Bize gelen tutanakta başka biri var demiyor.

Biz de hâliyle araştırma yapmadık.

Ama madem paramedik öyle diyor.

Bir tutarsızlık var. Bir bakmak gerek.

Ben bunun blursuz hâlini trafik şubeden isteyeyim.

Aracı kullanan şahıs kimmiş anlarız.

Kazayı yapan adam nerede?

Yaralanmadı mı?

Belki arabayı kontrol etmek gerekir diye söylüyorum.

-Bir yeri kanamıştır kesin. -Evet ona da bakmak gerek tabii.

Araç emniyetin otoparkında mı sanayide mi?

Emniyet otoparkında.

Yalnız ricam olacak, elimizi çabuk tutabilirsek Burak.

Merak etmeyin. Biz ilgilenelim. Size geri dönüş yaparız.

-Eyvallah, sağ olasın. -Tamam.

-Tamam, biz geçelim hadi. -Hadi.

-Kolay gelsin. -Sağ ol.

Var olasın.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği)

Onu alayım.

-Ver ver. -Taşırım ben.

İyi al.

-Taş mı koydun içine? -Kitap.

-Buradan mı? -Evet. İlerisi.

İnşallah iki hafta falan sürmez.

Umalım kısa sürsün.

Yani pek de bir ayağı çukurda gibi görünmedi.

Hidayet Bey sağlıklı duruyor.

Uzatmamak için elimizden geleni yapacağız. Sen yolu şaşırma yeter.

(Müzik)

Kardeşlerinin hemen seni benimsemesini bekleme, kucaklamayacaklar.

Yani?

Sen mirasa ortak dördüncü kişi geldin.

Açgözlü bir düzenbaz olduğunu düşünecekler.

Evdeki hiçbir şeye dokunma, tamam mı?

Yani dikkat çekmeyelim.

Olmayan bir şeyi yakıştırıyormuşum gibi bakma.

Konsantre ol. Geldik.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Etrafa bu kadar sık bakmayı kes.

Hidayet Bey sizi bekliyor.

Hoş geldiniz. Buyurun.

Buyurun.

Evine hoş geldin kızım.

(Hidayet) Buyurun.

Hallettin mi işini güzel kızım?

-Hallettim. -İyi. Bundan sonra...

...sadece birbirimize vakit ayıracağız.

-Çocukları çağırayım mı abi? -Çağır. Gelsinler.

Neslihan.

Çocukları çağır.

Bir de Asya kızımızın valizini odasına yerleştir.

Tamam.

(Gerilim müziği)

Biz onun bir milyonluk 'fake' takipçili hesabına mı kaldık?

(Mesaj geldi)

Ne yaptığınızı sorabilir miyim?

Babamın zoruyla bu (Bip). Son dava yüzünden.

Yoksa terapiye filan ihtiyacım yok.

Simla Hanım, babanız sizi çağırıyor. Salonda.

Duydunuz acil. Bye!

Yemiş yemiş bir de buraya atmış.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

(Kapıya vuruldu)

Gel.

Feray Hanım.

Hidayet Bey sizi salona çağırıyor.

Şu gerdanı açık bir elbisen vardı, hatırlıyor musun?

Sana en çok o yakışıyor.

Sen bana doğruyu söylesene. Sen elbiseyi beğendin mi beğenmedin mi?

Elbiseyi falan boş ver, ben seni beğeniyorum!

-Seni. -Öyle mi?

(Kapıya vuruldu)

Gel.

Koray Bey, Hidayet Bey sizi salona bekliyor.

Tamam geliyoruz.

-Ertan Bey, rahatsız ediyorum ama. -Buyurun.

-Önder bey geldi, sizi bekliyor. -Tabii ki.

Müsaadenizle.

Avukat.

Akşam yemekte beraberiz, kaçma sakın.

Hayhay.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor?

Babanın otopsi raporunu aldım.

Bize zaten vermediler mi?

Bizdeki ön otopsi raporu. Bu kesinleşmiş olan sisteme yüklenen.

Neymiş öyle?

Sen şoförün yanında otursan kemer izin nasıl olurdu?

-Sağdan sola olur. -Aynen öyle. Ama burada soldan sağa.

Sanki baban arabayı kullanıyormuş gibi.

O kadar trafik cezası, şahitlik falan onlar nasıl olacak?

Bu rapor sahte Ertan.

Biri oynamış bu raporla. Biri bir şeyler çeviriyor.

(Gerilim müziği)

Kazaya biri sebep oldu.

Aynen öyle.

Ben dışarıdayım.

Fufu, neredesin?

(Feray) Can, neredesin?

Fufu!

(Feray) Can!

(Gerilim müziği)

Fufu, burada mısın?

(Fufu havlıyor)

(Kapı gıcırdıyor)

(Ses çıkarıyor)

Ne var orada?

(Gerilim müziği)

Olmuyor, kilitli. Anahtarı yok.

Gel bakalım.

(Gerilim müziği)

Seni şirkete de götürürüm.

İmalathaneleri de gezdiririm.

-Zahmet olmasın. -Yok canım, olur mu öyle şey?

Aileni de tanımış olursun.

Bak bunlar bizim pastaneden. İster misin?

Yok, teşekkür ederim.

Ben aslında sizin en çok Mecidiyeköy’deki şubenizi biliyorum.

-Öyle mi? -Evet.

Bir numaralı müşterisiydim diyebilirim.

Mesela şu fındık krokanlı.

Şu Antep fıstığı krokanlı ki en çok bunu severim.

Onu ben de çok severim.

Ağzının tadını biliyor bu kız.

Bana çekmiş.

Gelin bakalım. Oturun.

Sağ ol baba, teşekkürler. Oturmayacağız.

Bakizade Şov'a bugün ayakta katılacağız.

Sizi Asya’yla tanıştırayım.

Asya benim kızım. Sizin de kardeşiniz.

(Gülüyorlar ve alkışlıyorlar)

Babacığım oyunların bitmek bilmiyor Allah aşkına!

Ne oyunu terbiyesiz!

Asya benim kızım!

Avukat buldu getirdi.

Hayır babacığım.

Bu kadın senin kızın değil.

Bu kadın bir sahtekâr.

Eğer bu avukat da senin kızın olduğunu söylüyorsa...

...o da bir sahtekâr.

Kızını aradığını biliyoruz baba.

Ama senin bilmediğin şey...

...kızın ölmüş olduğu.

(Gerilim müziği)

Zengin olma hayallerin suya mı düştü?

Prenses?

Ne münasebet?

-Beni neyle suçluyorsunuz? -(Hidayet) Çekil Simla.

Nereden uyduruyorsunuz bu lafları?

Kadir Bey'in babası söyledi çünkü.

Kazayı geçirdiği günün sabahı buraya geldi.

Seninle de konuşmadı mı babacığım?

Babam buraya mı geldi?

Kadir Bey!

Daha ne kadar görmezden geleceksin beni?

-Evet, ne var? -Babama mı geldin?

-Evet. Müsaadenle. -Dur dur.

Kız kardeşimizle mi ilgili?

İspiyoncu halan sana bilgi taşımıyor mu?

-Neler olup bittiğini anlatmadı mı? -Karıştırma şimdi halamı.

Kızı buldun mu?

Kız ölmüş. Gözünüz aydın.

Terk ettiğin kızını arıyorsun baba.

Kadir Bey söyledi diyorum duymuyor musunuz?

Sadece senin avukatın değil ya.

Bu kız kim bilmiyoruz ama senin kızın değil baba.

Sahi...

...sen kimsin gerçekten? -Bence uzatmaya gerek yok.

Kimse kim, bize ne?

Hazır ayaktayken çıkışa ilerleyebilirsin.

Dur dur, o kadar kolay değil.

Önce her şeyi bize itiraf edeceksin.

Bir saniye, herkes bir sakin olsun Koray Bey.

Böyle garip oluyor. Sizi şöyle alabilir miyim?

Bana bak, İkiniz de gerçekleri anlatacaksınız.

-Anlatmazsanız polis çağıracağız. -Yok artık.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Nilsu Hozanlı Tuncer - Şeyma Yalçın

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.