All language subtitles for Hive.2026.INTERNAL.720p.BluRay.x264

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish Download
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

--burakyildirim--

Hayır... Hayır.

Hayır.

Yardım edin!

Hadi!

Beni rahat bırak!

Hayır...

Yardım et...

♪ Bir gün çekip gitmek ne güzel olurdu ♪

♪ Yalnız sen ve ben, çekip giderdik güzelim ♪

♪ Biliyorum ♪

♪ Çok güzel olurdu ♪

♪ Seninle baş başa kalsak, sevgilim ♪

♪ Eve çağıran kimse olmasa ♪

♪ Ömrümüzün geri kalanında ♪

♪ Kendi cennetimize gitsek ♪

♪ Gözlerinin içine baktığımda ♪

♪ Çok güzel olurdu... ♪

Bak, bir daha kontrol edeyim.

Yara bandı, havalı atıştırmalıklar...

Hı-hı? Tamam mı?

Oyuncakları koydum mu? Bir dakika.

Tamam, işte buradalar!

Ön cebe baktın mı, kızım?

Teyzenin memleketten şekerlemeleri.

Seni ayakta tutacak biraz şeker.

Sağ ol, babacığım. Gergin mi konuşuyorum?

- Hadi ama. - İnternette bir yazı okudum.

Çocuklar korkuyu sezermiş de...

Hayır kızım, bu işi hak ettin.

Seninle gurur duyduğumu söylesem?

Hem de milyonuncu kez?

Orada çalışmak büyük fırsat.

Coral Grove'da iş bulmak kolay değil.

Açılan yer hemen kapılıyor. Beklentiler de yüksek.

Annen de gurur duyardı.

Hele kazandığın parayı görseydi.

Okul ücretini biriktirmene yeter.

Umarım. Sen de daha az vardiya alırsın.

Keşke daha fazlasını yapabilseydim.

Bu yıl umduğun gibi geçmedi ama

- Burada bir şansın var. - Hallederim babacığım, söz.

- Hey! - Kardeşin mi o?

Çabuk ol! Hadi gidelim!

Marco! Kız kardeşine iyi bak!

- Babam bana iyi bakmanı söyledi. - Bakıyorum zaten.

Küçük prensesimiz. Hadi dostum!

- Seni seviyorum babacığım. - Ben de seni, kızım.

Kendine dikkat et.

Of...

Aman Tanrım! Burayı temizlemelisiniz!

- Hazır mısın? - Evet, dostum.

Kahvaltıda şekerleme mi, ha?

İstiyorsan söylemen yeterli.

Ben de alayım. Şekerli ne varsa.

Çok tatlı. Okul şapkan mı bu?

- Fazla çabalıyorsun, Sasha. - Tamam...

Zekânı belli etme.

Buradakiler "çalışanların" baş ağrıtmasını sevmez.

- Evet. - Anlaşıldı.

Artık Karenlar diyarındasın.

Ooo!

Frappuccino'lara ve çantalardaki sevimli köpeklere dikkat.

Beyler, bende bu iş.

Şehrin yarısı böyle olunca

Gülmezsin. Çok hızlı büyüyor.

Bize daha çok iş çıkar işte.

Yalnız buradaki insanlar tuhaf.

Çocukları kim bilir nasıldır.

Tamam, gidebilirsiniz.

Hadi gidelim.

Bayan Viviers, Zaley'nin davranış sorunları olduğunu söyledi.

Yani şımarık!

Ot ilacı deposu gevşemiş.

Sanırım o da Winscott'ta okumuş.

Belki bana akıl verebilir.

Hey...

Oraya çalışmaya gidiyorsun, iltimas istemeye değil.

Başını eğ, yerini bil. Görünmez ol.

Çocuk bakacağım, operasyona çıkmayacağım. Beni korkutma.

Gerçekler sana korkutucu geliyorsa üzgünüm.

Üniversite fanusunda bol şans.

Bazılarımızın ot öldürmekten başka hayalleri var.

Görünüşe göre birileri biraz kıskanç.

Neyi? Öğrenim borcunu mu?

Bak ne diyeceğim Sasha; önce lastik değiştirmeyi öğren,

sonra konuşuruz.

Artık gidebilir miyiz?

Burada evim olunca bu iş için birini tutarım.

Belki de seni.

Sen hayal kur, biz çalışalım.

Hey, Sash? Sadece dinle.

- Neyi, seni mi? - Hayır, şunu.

Aman Tanrım! Şunu sustur!

Bayan Viviers bunu duyarsa...

Reese Witherspoon'un sesli kitabını

- dinliyordur. - Ben dayanamam.

Ya da havada yoga yaparken Tibet çanaklarını!

Hey!

Efendim?

Bak, yakınlarda çalışıyor olacağız.

Parkın yanında da başka işimiz var.

Bir şey gerekirse ara.

- Siz toprağın keyfine bakın. - Siz de bezlerin.

Hadi kazalım.

Merhaba, ben Sasha... Sasha.

Ah!

İçeri gel, tatlım.

Tahmin bile edemezsin

Bugünlerde iyi bakıcı bulmak çok zor.

Mahalle büyüdükçe,

İyi olanlar hemen kapılıyor.

Burada olmaktan mutluyum.

Nihayet tanıştığımıza sevindim, Bayan Viviers.

Bana Camille de. İşte tableti.

Şiddet içerikli şeyler izletme. Evden de çıkmayın.

Bizim küçük enerji küpümüz

dışarıda, çocukların yanında coşar.

Vay canına.

Aslında çantamda bir form var.

Zaley'nin alerjisi ya da bilmem gereken bir durumu varsa

söyleyin, hemen yazarım.

Şey... Abur cubur yasak.

Gazlı içecek ve tatlı da yok.

Özellikle şeker yok. Midesi hassastır.

Genetik bir durum.

Seni şimdiden sevdim, tatlım.

Önceki bakıcımızdan çok daha iyi olacaksın.

Elimden geleni yapacağım, hanımefendi.

Sonuncusu kalkıp gitti. Yok oldu.

Zavallı burada tutunamadı herhâlde.

Hıhı...

Birkaç saate dönerim.

Tamamdır.

Sevdiği bir atıştırmalık var mı?

Demek Winscott'ta okudunuz.

Evet, babam gibi.

Geçen yıl tıp hazırlık programına kabul edildim.

Vay...

Sürprizlerle dolusun.

- Bir tavsiye vereyim. - Evet, lütfen.

Rahat bir hayat seni uyuşturup

hayallerinden vazgeçirmesin.

Burası insanı kendine bağlar.

Evet, şey...

Kaydımı erteledim. Gücümüz yetmedi.

Biraz zorlu bir yıldı.

Burs programını yöneten yakın bir dostum var.

Senin için güzel şeyler söyleyebilirim.

Ciddi misiniz? Bu her şeyi değiştirir.

Tabii bebeğimle bir günü atlatabilirsen.

Ah, doğru ya.

Gel de bir merhaba de, tatlım!

Merhaba! Ben Sasha.

Senin adın ne?

- Ah! - Bayan Lolipop.

- Dikkatli ol. - Zaley!

Annesinin yardımcısına uslu davran.

Bayan Lolipop uslu değildir.

Isırıyor!

- Normalde böyle değil. - Sorun yok.

Bir şeye ihtiyacın olursa beni ara, tamam mı?

Tabii ki!

İyi eğlenceler!

Tamam, yapabilirsin.

Hey! İşte biraz daha.

Biliyorum, al bakalım.

İşte sana sağlıklı bir atıştırmalık.

Sağlıklı mı? Annem hep yeşil şeyler verir.

Tabletimi gördün mü?

Hayır. Nerede olduğunu bilmiyorum.

-Şeker! -Ah! Hayır, hayır, hayır.

Mideni bozup dişlerini çürütmek mi istiyorsun?

İstemezsin, değil mi?

Sanırım burada.

Ah!

Eğlenceli, değil mi?

Ben küçükken ağabeyim bana böyle oyuncaklar yapardı.

Amazon'da mı çalışıyor?

Pek sayılmaz. Peyzaj işi yapıyor,

ama bir şeyler üretmeyi severdi.

İşte oldu.

Bu bilekliği de o yaptı.

Benimki daha güzel.

Ben temizleyeceğim. Sen yemeğini ye.

Şey...

Bekle!

Bakıcı Abla, gerçek adın neydi?

Hatırladın mı? "S" ile başlıyor.

Sasha.

- Sağ ol, Sasha Abla. - Ne için?

- Burada olduğun için. - Tabii, işim bu.

Annem gibi değilsin. O hep meşgul.

Oynamak ve eğlenmek istediğinde

hep buralarda olacağım, tamam mı?

Ne oldu? Ne arıyorsun?

Parka gidebilir miyiz, Sasha Abla?

Sanırım diğer bebeğimi orada unuttum.

Annen içeride kalmamızı söyledi.

Eminim sana başka bir oyuncak bulabiliriz...

Ama o, Bayan Lolipop'un en iyi arkadaşı!

Lütfen...

Tamam. Ama bir kuralımız olacak.

Oyun yok. Sadece bebeğini alacağız.

Tabii.

Sen ye, ben burayı toparlayayım.

Hey!

Zaley, yavaşla biraz.

Atlıkarınca nereye gitti?

O da ne?

-Hadi gel. -Ah! Tamam.

Vay canına!

Hey, yavaşla biraz, tamam mı?

Hey, bekle, bekle, bekle!

Bebeğini almaya gelmemiş miydik?

Hemen döneceğim.

- Söz veriyorum. - Hayır, hayır.

Bebeğini alacaktık. Şimdi oyun mu çıktı?

Ama bebeğim şurada, yukarıda.

Arkadaşım yeni kaydırak özel dedi. Lütfen?

Beş dakika. Hey! Hayır, hayır...

Kurallar şöyle: Tırmanmak, salıncağa binmek yok.

Şu bankta buluşacağız, tamam mı?

Tamam.

Seni izliyorum! Dikkatli ol.

Anne babaları nerede?

Rosa World'ün bir numaralı bakıcısına!

Hey, Zaley?

Süren doldu. Hey!

-Zaley. -Sasha Abla...

Süren doldu.

Nereye gidiyorsun, Zaley?

Yapma... Yapma!

Zaley?

Hey? Zaley?

Nereye gittin?

- Dikkat! - Zaley'yi tanıyor musun?

Neden burada? Çok tuhaf.

- Büyükler burada oynayamaz. - Hey! Durun...

Zaley'yi tanıyor musun?

Sarışın, boyu da şu kadar.

Hey, iyi misin?

Çocuklar, bu bir oyun değil.

Geri çekilin. Ben bunun parçası değilim.

Bu hiç komik değil.

Zaley?

Yakaladım!

Sasha Abla?

Başım dönüyor. Burası çok karanlık.

Buu!

Nefes al. Onlar sadece çocuk.

Zaley? Zaley?

Sasha Abla?

Hey, hey!

[ani çarpma sesleri]

Eğlence içeride, sen de katıl.

Kaydırakta sonsuz oyunlara atıl.

Dur...

Hey! Derdin ne senin?

O kıza dönmeliyim. Bana ihtiyacı var.

Bakıcılardan besleniyor! Dadılardan...

- Ne? - Bahçıvanlar, hizmetçiler... Biz.

Bizi yiyor.

Söylediklerin hiç mantıklı değil. Üzgünüm...

Sasha Abla?

Ah, Zaley! Çok şükür!

Onun yanında dikkatli ol.

O sadece çocuk. Yanına dönmeliyim.

Hey! Ah, çok şükür, güvendesin.

Yaralandın mı? İyi misin?

Başım ağrıyor. Nereye gittin?

Hayır... Neler oluyor? İyi misin?

Eve gidelim. Bana ne olduğunu anlat.

- Hatırlamıyorum. - Tamam, gidelim.

Buradan gitmelisin.

Gidemem. Onun bakıcısıyım. İşim bu.

Tamam. Şuraya oturabilirsin.

O kadın seni götürmeye mi çalışıyordu?

Şey... Hayır! Hayır, hayır, hayır.

Ben hallederim. Ne istediğini bilmiyorum.

Çözeceğim bunu.

Zaley? Burada ne yapıyorsun?

Bugünden sonra yine gelecek misin?

Arka kapı var mı?

Gelmezsen anneme beni parkta bıraktığını söylerim.

Oraya bebeğini almaya gittiğimizi biliyordun.

Beni dışarıda yalnız bıraktığını söylerim.

Ama öyle olmadı.

Annenle konuştuğumuzda,

ona gerçeği söyleyeceğiz. Değil mi Zaley?

Annem için çalışıyorsan benim için de çalışırsın.

Kalacağını söyle. Yoksa ötekiler gibi misin?

Diğerleri mi?

Hadi bakalım, çay saati.

Hemen döneceğim, tamam mı?

Sasha Abla?

- Kendimi kötü hissediyorum. - Tamam.

- Şey... - Bir şey beni hasta ediyor.

Hadi bir bakalım.

- Yardım et. - Bakalım.

Aman!

Şimdi burayı temizleyeceğiz.

Kabuk gevşemiş. Yarayı temizleyelim.

Dezenfektan... Ellerimi sileyim.

- Beynim kaşınıyor. - Bir bakalım.

Nasıl... Aman!

Ah. Tamam, tamam, sakin ol.

Sakin ol. Seni yere indirelim.

O kaydırağın içinde ne vardı?

Bir bakayım. Neler oluyor?

Ah!

- Bırak beni! - Tamam, sen...

Tamam. Pekâlâ. Şey...

Hayır... Seni böyle görmemeli.

Bir dakika... Zaley, nereye gittin?

Uzak dur benden!

Tamam, şey...

Sanırım bu işe yarar.

Onlarla ne yapıyorsun?

Yere bıraktım. Kaldırıyorum.

Kaldırıyorum. Sadece şunu kullanacağım.

Yalnızca bunu kullanacağım. Bir bakayım.

Bir bakayım.

Dur bakalım.

Nereye gitti?

İyi misin?

- İyiyim. - Ben sadece...

- Kafam çok karışık. - Kim o?

Aklımı kaçırıyormuşum gibi hissediyorum.

Annem mi?

Düşünmek için bir saniye ver.

Bir kez daha bakayım. Şu yana dön.

Sadece... sadece bekle.

Kim var orada?

Sadece izci kızlar.

Gittiler mi?

Kurabiye mi satıyorlar?

Öyledirler kesin.

Aman Tanrım!

Tamam. Biliyor musun...

Tamam, dikkatli ol.

Ben, şey...

En iyisi seni odana götürelim.

Marco?

Konuşamam, otlara gömüldüm.

Gerçekten. Şu an otları temizliyoruz.

Çocuklarda ters giden bir şey var.

Tabii ya. Şımarık veletler işte.

Hayır, hayır, kapının önünde çocuklar vardı ve...

Kapıyı durmadan çaldılar. Bence park onları hasta etti.

Yine kuruntu mu yapıyorsun?

İşine odaklan, tamam mı?

Lütfen gelip beni al. Korkuyorum.

Baktığın çocuğa bir şey mi oldu?

Kaydırağa girdi. İçeride bir şey vardı.

Hayır... Hayır, öyle bir şey yok. Bak, ben...

Nereden biliyorsun?

Oyun parkını görebiliyorum.

Hemen yanındaki işteyiz. Sorun yok.

Sümüklü çocuklar, kirli bezler işte.

Hayır! Çocuklar, oradan uzaklaşın!

Neler oluyor sana? İyi misin?

Sasha, yine kuruntu yapıyorsun.

Bunu daha önce atlattık. Yine atlatırız.

Panik atak geçirmeyeli bir yılı geçti.

Bu başka bir şey. Beni dinle.

Bu işi bitirmemiz lazım.

- Bu işe ihtiyacımız var. - Ama acele et.

Gelip seni alacağım. Sadece...

Dayan. Yanındayım, Sash.

- Tamam. - Tamam mı?

Hop, hop!

- Marco? - Olduğun yerde kal.

Marco? Beni duyabiliyor musun?

- O benim topum! - Hop, hop!

Çocuklar! Hey, iyi misiniz?

Buraya nasıl çıktınız?

Aileniz nerede?

Zaley?

Ama sadece oynuyoruz. Lütfen!

Onları davet edebilirsin demedim!

Pekâlâ, biliyor musunuz?

Çıkın oradan. Sizi çıkaralım.

Hadi, gidelim.

Zaley, oyun oynamıyorum. Hadi.

Hop! Ah!

Ah...

Ah, ah...

Hayır, çocuklar...

Hayır!

Vay canına!

- Aman Tanrım! Ne oldu? - Gitmeliyim. Yapamıyorum.

Yüzüne ne oldu? Kızım nerede?

Oyun odasında. Ama sen...

Dikkat et. Bir anda değişiyor.

Onda bir sorun var!

- Midesi mi bozuldu? - Hayır, bana saldırdı!

Ona şeker falan vermedin, değil mi?

Beni dinlemiyorsunuz. Az önce...

Zaley bazen zor olabilir.

Ama bu sana kabalık hakkı vermez.

Bana ne olduğunu anlat, tatlım.

Bunu o yaptı!

Duydun mu?

Zaley tek başına bile zorken

Bir de Dupont ikizleri mi?

Tatlım, boyunu aşan işe kalkışmışsın.

Yapamıyorum. Üzgünüm. Gidiyorum.

Ama henüz paranı vermedim. Biraz kal.

- Ben... - Bence zam zamanı.

Bu tatsızlığı aramızda tutarsak

hâlâ düzeltebiliriz, söz.

Temizliği bitirince geleceğini konuşuruz.

Çocuk yetiştirmekten zor iş yoktur.

Çoğu anne itiraf etmez ama

sizin bize olduğu kadar bizim de size ihtiyacımız var.

Sıkı çalıştığın için teşekkürler.

Kanın, terin ve gözyaşların için.

Bebeğim benim. Tatlım.

Anneciğim!

- Zaley! Ne oldu? - Hayır!

Kazaydı. Değil mi Zaley?

Açıklayabilirim, tamam mı?

Boru kaydırakta, sonra top havuzunda...

Bir şey gerçekten bana zarar vermeye çalışıyor.

911'i ara.

Hayır, ilk yardım çantam var. Hallederim.

Arama yalnızca Zaley için değil.

Suç duyurusunda bulunabilirim.

Bursu da unutabilirsin.

Winscott'a bir daha adım atamazsın.

Ben...

Hâlâ ne bekliyorsun? Git, ara.

Tamam. Sadece nefes al.

Çok uzun kalamayız, unutma.

O orada ne yapıyor?

Tamam...

Tamam.

Tamam...

"Memleketini hatırlatan küçük bir tat."

Ot ilacımız azalıyor.

Sana biraz daha vereyim.

İşte bu. İşte bu.

- Biraz ilerlemeliyiz. Hadi. - Tamam...

- İyi mi? - Oldu.

Buna ne koymuştun?

Benim özel sosum.

- Hep öyle diyorsun. - Ama dostum...

Gazoz...

- Döküyorsun. - Hı hı.

Bol şuruplu.

-Hepsi bu mu? -Hepsi bu mu?

Bunca zamandır bununla mı uğraştın?

Fazladan şuruplu gazoz mu?

- Yani şeker mi? - Bilim bu, kardeşim.

Bu şey gerçekten öldürüyor.

Bu milyon dolarlık fikir, söylüyorum.

- Evet! - Zengin ve ünlü olunca

sana yeni bir kamyonet alırım.

Tamam, anlaştık.

- Hey, Marco. - Efendim?

Şu senin kız kardeşin mi?

Sasha mı?

Aman Tanrım, Sasha! Yaralandın mı?

-İyi misin? -Evet.

- Ne oldu sana? - Kamyonete binin.

Eve giderken anlatırım, tamam mı?

- D, kamyonete bin. - Tamam.

-Hadi gidelim. -Tamam.

O küçük veleti gerçekten bıçakladın mı?

Kahretsin.

D, bizi biraz yalnız bırakır mısın?

Tabii, olur.

Biz eve gidiyoruz.

Teşekkürler.

Ne düşünüyordun? Sen onun bakıcısısın.

Başta aklımı kaçırdım sandım ama...

Yine mi aklını kaçırdın?

Kırmızı arabalı hizmetçi doğru söylüyordu.

Burada korkunç bir şeyler var.

Yine dağılıyorsun.

Bu çocuğa bakman için tutuldun.

Ona zarar vermek istemedim ama...

Polisi arayacaklar!

Kendimi savundum! Çocuk beni boğuyordu.

Anne babası, hatta polis de işin içinde.

Avukat ne kadar tutar, biliyor musun?

- Dinlemiyorsun. - O zaman

üniversite paran da gider.

Sana sorun çıkarma dedim.

- Başını eğ. - Görünmez ol.

Evet, görünmez ol.

Tek bir işin vardı.

Az önce delice şeyler yaşadım.

Sanki umurunda değil!

Elbette umurumda.

İyileştiğime inanmadığını biliyorum,

ama üniversiteye girdim.

Neden benim adıma sevinemiyorsun?

Ne yapıyorsun?

Kazandığım her şeyi,

senin adına açtığım hesaba yatırıyorum.

Yiyecek ve kiraya gitmeyen her şeyi...

Senin için, Sasha.

Bu ne? Anlamıyorum.

Coral Grove'da çalışmanı hiç istemedim.

Doğruca üniversiteye gitmeni isterdim.

Babam çabalıyor ama yetmiyor.

Neden hiçbir şey söylemedin?

Mesele de bu ya, Sash. Ben...

Kendi hayatını yaşamanı istiyorum.

Kendi şartlarınla.

Yoksa hayat senin adına karar verir.

Marco, sen...

Bunları tek başına yapmak zorunda değilsin.

Okulu ertelememeliydin.

Daha çok çalışmalıydım.

Senin için daha çok çalışmalıydım.

Ben...

Ortalığı toplayacağım. Arabada kal.

Hey, D?!

O küçük velet onu yoyoyla mı boğdu?

Son zamanlarda daha iyiye gidiyordu.

Bildiğim tek şey çok sarsıldığı.

İşi yarın bitiririz. Hadi.

- Ciddi bir soru. - Ne?

Ot ilacının patentini alabilir miyiz?

Shark Tank'e çıkar mıyız?

Ortamı oku! Sasha'nın hâlini gör.

Şu bağlama kayışlarının öbür ucunu tut.

Tut da gidelim.

- Tamam, tuttum! - Hadi!

Gitmemiz lazım! Hadi!

D, karışımdan kalan iki kovayı aldın mı?

- Olabildiğince hızlıyım! - Acele et.

Marco? Marco!

Kalanları bırak. Yarın döneriz.

-Tamam dostum. -Hadi.

Marco... Oyun parkı yok olmuş.

- Gitmeliyiz. - Gazozumu unuttum.

Hayır, D! Burada bir şey var!

Darius!

Burada bir şey var, dostum!

D?!

Bu da ne? Lanet olası bir oyun parkı mı?

Darius, çabuk ol!

- Gitmeliyiz! - Bir dakika, Darius!

Hey, dur. Bekle!

Darius?

Darius!

İşte burada! Pardon!

Yardım etmeliyim!

Darius! Sasha, kıpırdama! Burada kal!

Darius!

Darius!

Bahçıvan otları azdırdı.

Şimdi kovan onu dibe saldırdı.

- Hayır! - Marco!

- Marco? - Sasha!

Gitmeliyiz!

Hey, bekle!

Yolda yardım çağırırız. Gitmeliyiz.

Cesedini orada bırakamam.

Çocukluğumuzdan beri arkadaştık.

- Biliyorum ama... - Polise ne diyeceğim?

- Ya ailesine? - Gerçeği anlatırız.

ama gitmemiz lazım.

-Marco. -Tamam, tamam...

Bayan Sasha?

Marco, bekle! -Sasha? Sasha!

Hayır...

Beni duyuyor musun? Görebiliyor musun?

Hayır!

Beni duyabiliyor... Sasha!

Hayır. Sasha?

Hayır, hayır, hayır.

Hayır!!

Hayır!

Beyefendi?

Ne yapıyorsunuz?

Pardon.

Hanımefendi?

Acaba...

Telefonunuzu kullanabilir miyim?

Şey, ne için?

Ah, hayır... Boş verin.

Ben sadece...

Neredeysen savaştığını biliyorum.

Kırmızı arabalı hizmetçi...

Kırmızı araba.

İyice sardığından emin ol.

Kız kardeşim Sasha senden bahsetti.

Bana beş dakikanı ver.

Onu aldılar.

Lütfen?

Onu uyardım ama inatçıdır.

Ona nasıl yardım edeceğimi söyle.

Gitti.

-Ne? -Gitti.

Hayır, hayır, gitmedi.

Onu benim kadar tanımıyorsun. Mücadelecidir.

Hiçbir şey o kızı yutamaz.

Bayan Ashford'un çarşaflarını kan içinde bırakacaksın.

Anlıyorum...

Ne olursa olsun başını eğip çalış.

Biz böyle hayatta kalıyoruz.

Ya hayatta kalmak yetmiyorsa?

Ya artık yaşamanın vakti geldiyse?

Lütfen!

-Beş dakika. -Beş dakika.

Şu kırmızı lekeler de ne?

Hepsi tek bir şey. Bulaştıran tuzaklar.

Yutan ağızlar.

Yakınlarında çocuklar devreye giriyor.

Onları uyuyan ajanlar gibi kullanıp bizi tuzağa çekiyor.

Sonra çocuklar normale dönüyor.

Hiçbir şey olmamış gibi habersiz kalıyorlar.

Bir tuzak yok olunca

başka biri ortaya çıkıyor.

Yaratığın kendisi karınca yuvası gibi mi?

Bir tünel sistemi mi?

Evet, hepsi yer altında bağlı.

Çocuklar avı sarmak için aralarında hareket ediyor.

Tek bir organizma gibi enfekteler.

Sasha'nın baktığı kıza da bulaştı.

Yerimize başkaları gelir.

Onlar için görünmeziz.

Sasha'yı bulmalıyım. Hemen!

Ne oldu?

- Neye bakıyorsun? - Bir tuzak daha.

Hadi. Hadi, gidelim.

Bir ağız daha.

- Burası senin mi? - Hı hı.

Biz işçilerden çoğu 40 yıl önce buraya geldi.

Coral Grove'da çalışmamıza sponsor oldular.

O zaman işçi arayan birkaç ev vardı.

Ama bu yaratık bizden çok önce buradaydı.

- Onu tanıyor muydun? - Evet.

Mabel Grace.

İçimizde en iyisiydi.

İyi bir dadıydı.

Biliyor musun,

Ev sahiplerinin çocukları için her şeyi yapardı.

İlk alınan oydu.

Onu kimsenin inşa etmediği

bir oyun parkı aldı.

Ne ipucu vardı ne soruşturma.

Hiçbir şey yok.

Ses çıkaranları da aldılar.

Ortadan kayboldular.

Sonra kimse burada çalışmaya cesaret edemedi.

Ta ki

Coral Grove bu yaz genişleyene kadar.

Yeni çocuklar enfekte oldu.

Bir sürü yeni iş açıldı ve...

Yani...

Bir sürü taze kan.

Kovan zihni için kolay av.

Bu insanlar kaybolduysa sen niye kaldın?

Mabel Grace'i bırakamazdım.

Yani, ben... ben...

Başımı eğdim, çalıştım.

Sonra yıllarca bekledim.

Mabel Grace'i hiç bulabildin mi?

Hayır.

O hâlde kız kardeşimi nasıl bulacağım?

- İçeri giden yol var mı? - O artık yok.

Gitmedi.

Vay canına!

Siktir et.

Hey?

Yeni tuzaklar kuruyorsun.

Mide asidi...

Yardım et bana.

Üzgünüm.

Yardım...

Sasha?

Beni duyabiliyor musun?

Hey!

Bu lanet bebekler de ne?

Hey!

Haklıymışsın.

Bunu tek başıma yapamam.

Eşyalarından bazılarını getirdim.

İçlerinde bir şey olmalı.

"Seni ayakta tutacak biraz şeker."

Şeker...

Sasha?

Sasha!

Hey!

Hey! Sasha!

-Marco? -Hey! Hey...

-Marco? Evet. -Sen misin?

Babamın verdiği şekerdi. Bu şey şeker patlamasını kaldıramıyor.

Neredeyim? Sanırım başkaları da var.

Açıklaması zor ama enfekte olmuştun.

Bu iğrenç şeyi yaşatmak için çalışıyordun.

Demek seni de yuttu?

Hayır, beni yutmadı.

Senin için geri döndüm.

Seni kaybettiğimi sandım.

Hayır, hayır.

Sorun yok. İyiyim ben.

Tamam.

- Şunu ver. - Bunu mu?

- Evet, gidelim. - Çıkışı biliyor musun?

Ne? Bir dakika, Marco!

Bu taraftan. Beni izle.

- Hadi. - Tamam.

Ah.

Hadi gidelim.

Nasıl dışarı çıktık?

Dışarıda değiliz.

Daha derine indik.

Geri dönmeliyiz.

Hayır, hayır! Onlar sadece çocuklar!

Onlar sadece çocuk değiller!

İçlerinde bir yerdeler.

- Gitmeliyiz. Hadi! - Marco!

Parkın arkasına saklan! Hadi! Ben hallederim.

Kahretsin...

Hepiniz uzak durun!

Ah!

Aman Tanrım! İyi misin?

İşini astın,

saklanmaya kalktın,

kovanı birbirine kattın.

Şimdi kaydıraktan yuvarlandın.

Sen canavar değilsin...

Öyle misin?

Canavar burası. Sen de kuklasısın.

Hayır! Hayır!

Üstünü temizleyeyim. Gel.

Seni yönetmesine izin verme.

Kim olduğunu hatırla.

Hayır!

Sasha! Mabel Grace?

Mabel... Mabel Grace?

Adın bu mu? Seni tuttum.

Buranın seni silmesine izin verme.

- Hey! - Sasha!

Hayır.

- Gitmeliyiz. - Hayır.

Gitmeliyiz. Çıkınca yardım çağırırız.

İlk kurban oydu.

- Yardımımıza ihtiyacı var! - Gidelim.

Gitmeliyiz. Hadi.

- Ya diğerleri? - Durmadan ilerlemeliyiz.

Hadi.

- Sasha, hadi! - Uğraşıyorum!

Hayır! Hayır, hayır!

Peki ya Mabel?

- Ya o? - Hâlâ aşağıda.

Geçit kapanacak. Bekleyemeyiz.

Dışarı çıkınca birilerine haber veririz.

İstediğin buydu, değil mi? Hadi.

Döneceksek şimdi dönmeliyiz.

Aşağıda ölmek mi istiyorsun?

- Hayır! - Ama biz...

- Hadi. - Saklanalım mı?

Görünmez mi olalım? Yapmayacağım!

Hey...

Biz bu hikâyenin kahramanı değiliz.

Babam haklı. Kim olduğumuzu hatırlamalıyız.

Daha çok şeker bulursak...

Yabancılar için canını mı atacaksın?

Seni almak için cehenneme gidip geldim.

- Ya onlar? - Seni kaybetmeyeceğim.

Açıklaması zor ama acılarını hissettim.

Sıradaki tanıdığımız biri olabilir.

Sorumluluk almak için her şeyi yaptım.

Seni korumak için...

Ailemizi korumak için.

Bu benim yüküm. Ben taşıyacağım.

Ama dünyayı da sırtlanamam.

Ömrümce böyle bir yerde yaşamak istedim.

Üniversiteye gitmeyi,

şımarık çocuklarım, dadım ve bahçıvanım olmasını düşledim.

Ama artık bunları istemiyorum!

Olanlara göz yummam gerekecekse hayır.

Peki ne istiyorsun, Sasha?

Bu lanet yeri gün ışığına çıkaracağım!

Sasha!

Burası mühürlenmiş.

Biraz ikna gerekebilir,

ama başka bir giriş yolu biliyorum.

Teselliyi,

sonsuza dek yeniden kavuşma vaadinde...

Frances?

Yardım istemek zor ama sana muhtacız.

Biz mi?

Peki ya diğerleri?

Kimi kayıp, kimi enfekte. Yardım edersen

- onları kurtarabiliriz. - Hayır...

Lütfen.

Arkadaşlarından bazıları da kurban değil mi?

Frances! Buraya gel!

Bir dakika, Bayan Ashford.

Lütfen yardım et. Yeni bir giriş gerek.

- Coral Grove'u terk edin. - Söylemiştim.

- Buradan çıkmalıyız. - Hayır, bekle.

Hey, bak...

Mabel hâlâ yaşıyor.

Haritayı buldum. Hadi gidelim.

Hadi!

Bu taraftan. Bir ağız daha!

Onu gördün mü?

Evet. Evet, onu gördüm.

Mabel kaybolduğunda vardiyamı devralmıştı.

Bakmam gereken çocuklar onu aldı.

- Hey... - Onu aldılar.

Bana yaptığı iyilik hayatına mal oldu.

Hayır, kendine bu kadar yüklenme.

Onun yerinde ben olmalıydım!

- Hayır! Sen kaldın. - Hayır!

Onu hatırladın.

- Keşke... Bir şey yapsaydım... - Bak, yaşıyor!

Bekle.

İşte.

Önlüğünden. Seni görünce çok sevinecek.

Hadi onu eve götürelim.

- Hepsini uyandıralım. - Nasıl?

Bir sürü şeker.

Hey, sence işe yarar mı?

Babamın karışımından daha güçlü.

Tatlıya düşkünler.

Bütün ağızları vurmaya çalışalım.

Pudra şekeriyle hepsini yakalım.

- Kapalı olanları da. - Aileler biliyor mu?

Birçoğu bir zamanlar kovan zihninin çocuğuydu.

Enfeksiyon hâlâ damarlarında.

Olanlara göz yummalarını sağlıyor.

Dikkatli ol. Elimizde yalnızca bunlar var.

Tamam.

- Dikkatli ol. - Olacağım.

Pekâlâ, pekâlâ.

Tatlım?

Gelip kızımdan özür dilesene.

Ne oldu, artık acelen yok mu?

Pekâlâ, Bayan Viviers.

Sana düzeltmen için bir şans veriyorum.

Selam, Zaley.

Selam, Sasha Abla.

Gerçekten üzgünüm.

Neden üzgün olduğunu söyle.

İpucu: Makasla ilgili.

Asıl üzüldüğüm şey,

annenin seninle zaman geçirmemesi

ve bakıcı diye deneyimsiz gençleri tutması.

Sen kendini ne sanıyorsun?

Sanırım yalnızca bakıcıyım.

Zaley.

Bunu görüyor musun?

Bir dakika, Bayan Viviers?

İyi misiniz?

Şey...

Aman Tanrım.

Atlıkarınca gibi dönüp durur.

Aşağı inen şimdi yukarı savrulur.

Durun!

Çocuklar, durun!

Ne oldu?

Çocuklarım büyüdü, ama bekleyin...

Son bir oyun için bana dönecekler.

Gitmeliyiz.

- Hadi! - Kaydırağı vuramadım.

Diğer ağızları vurduk. Umarım yeter.

- Kovan zihni hâlâ yaşıyor. - Bekleyin!

Bayan Ashford?

- Frances? - Marco! Hayır!

- Lütfen gitme! - Gitmeliyim!

Hizmetçi toza göz yumdu.

Bahçıvan otları saldı.

Şimdi Coral Grove hepinizi aldı.

Sasha!

Üzgünüm.

Buradan çıkacağız, tamam mı?

Ektiğini biçme vakti...

Marco!

Kötü otları sen büyüttün.

Ot ilacı!

İçinde ne var?

Gazoz...

Ve şurup.

Kovuldun, tatlım.

İstifa ediyorum!

Teşekkürler, Darius.

Hadi, hadi! Hadi!

Buraya gel. Hadi!

- Köpekbalığına ulaşabilir misin? - Sanırım.

- Tamam, tam buraya. - Tamam...

Frances, hadi!

Sasha, dikkat et!

♪ Bir yerlerde, bir zaman ♪

♪ Düşlersen beni yakınında bulursun ♪

Tamam, tamam.

Seni tuttum. Yavaşça...

Yavaş, yavaş.

♪ Kollarına ait olacağım... ♪

Seni tuttum.

Seni tuttum. Dikkatli ol.

Seni tuttum.

- Tamam. Hazır mısın? - Burada.

- Yardım ederim. - İyi misin?

Mabel Grace?

Nasıl anlatsam

ne kadar üzgün olduğumu?

Ne oldu? Bakıcın nereye gitti?

Bir kez de sen bana bakar mısın?

- Sürebilecek misin? - Evet.

- Ben arkaya geçeceğim. - Tamam.

- İyi olduklarına bak. - Dayanıyor musun?

Bir an önce hastaneye gitmeliyiz.

Seni tuttum.

- Hey, şey... - Evet?

Kaydırakların kustuğu şeyleri alıp...

Hayır, bırak. Görsünler.

- İyi misiniz? - İyiyiz, Sasha.

Pekâlâ.

--burakyildirim--

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.