Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hayaletler görür müsün, Jackie?
DAHA ÖNCE
Burayı 20 yıl önce hazırladım.
20 yıl önce ne oldu?
Büyük, zengin ve seksi bir kokain satıcısıydım.
Sonra oyundan çıktın. Her suçlunun rüyası bu.
Çok azı başarabilir.
Ama bir şeyler peşini bırakmana izin vermiyor.
Bütün İblisleri yok edeceğim.
Sorunlarını sessizce çözeceğine söz verdin.
Ama pazarda çatışma çıktı. Gece kulübünde birinin derisi yüzüldü.
Lideriniz kim?
İblislerin başı Friedrich Mahler.
Yakın zamanda kripto hesabına baktın mı?
Bütün paramın Poltergeist'ta güvende olduğunu biliyorsun.
Sunucu merkezlerini buldum.
Akşama meteliksiz kalacaksın.
Kameraya el salla.
Hedef alana yaklaşıyor.
Ne oluyor?
BİR İBLİSİN ÖLÜMÜ
- Çıkan çatışmada, en az dört yaralı var. - Artık yetti.
Bu şehir Jackie Price'a kapanmıştır.
S.&J. PIERCE TAŞIMACILIK
KUZEY YOLU SERVİS İSTASYONU
Lanet olsun.
SWANSEA, GALLER
Lanet olsun.
Küçük pislik.
Lanet olsun!
Merhaba canım.
Evleneceğini bilmiyordum.
- Galler'de olduğunu bilmiyordum. - Evet.
Evime neler oldu baba?
Yıkacaklarmış. Buraya büyük ve saçma binalar dikecekler.
Ama sen satın almadan önce burası benim evimdi.
Hayır, hayır, aslında annemin eviydi, sen hiç yoktun zaten.
Sana ne oldu böyle? Kesinlikle berbat görünüyorsun.
Vuruldum.
Senin mazeretin ne?
- Hadi, gel sarılalım. - Defol git!
Ne, hâlâ bir şeyler mi saklıyorsun? Ne kadar zaman geçti?
20 yıl mı?
Sefil bir ayyaşa benziyorsun. Neden böyle yaşıyorsun?
Bazılarımız elindekilerle idare etmek zorunda kalır.
Evi boşaltmışsın!
Seni yanıltmasın, içerdeki bakır boruları iyi fiyata sattım.
Ve lavabonun birini, yenisi fiyatına.
Sana bir villa almıştım. Girit'te. Sahilde.
Aldın mı yoksa beni terk mi ettin?
- Orada olman gerekiyordu baba. - Oradaydım
ama oralı vahşilerle yaşadığımız ufak bir tatsızlık işleri bozdu.
- Peki ya villa? - Şey...
- Gitti, değil mi? - Evet.
- Kumarda yedin, değil mi? - Evet.
Neden buradasın baba? Swansea'den hep nefret ettin.
Annemin seni buraya hapsettiğini söylerdin.
Hâlâ nefret ediyorum.
Bil bakalım. Swansea de senden nefret ediyor.
Benim canım tatlı Strathbungo'mla burayı nasıl kıyaslarım
ama ne diyeceğim, nihayetinde,
sanırım ikimiz de aynı nedenden dolayı buradayız.
Neymiş o?
Dünya, hayalarına o tekmeyi bastığında...
yuvana dönersin. Peki.
Artık sarılmıyor muyuz?
Buralarda kalmaya niyetim yok.
Seni İskoç pisliği!
Neydi o?
Muhtemelen rüzgardır.
Hey! Ne halt ediyorsunuz orada?
Bu gelinlikli sürtük de kim?
Ne dedin sen bana?
Saçmalıklarınla uğraşamayacağım, tamam mı?
Ewan Price hangi cehennemde?
Arkadaki depoda.
Güzel.
Aled!
Col, ona dikkat et.
Dikkat edin, tornavidası var.
Aled, onu buldun mu?
- Geç içeri, hadi. - Olmaz, oraya girmem.
- Lanet çeneni kapat! - İçeri girmek istemiyorum.
Bir dahaki sefere çatıdan atarım tamam mı?
Dai'nin parası nerede?
Ne? Parayı çoktan verdim. Verdiğimi unutmuş olmalı.
Bana yalan söylemeye kalkma! Tamam mı?
Salaklar hep bana yalan söyler.
Yalancılara karşı saldırganlaşabiliyor. Bize bile.
Bir daha sifonu çektim diye yalan söyleyecek misin Col?
Hayır.
Evet, Dai'nin parası sende değil, öyle mi?
Şu an üstümde taşımıyorum ama onda vardır.
Çok sosyetiktir. Elbisesine bakın.
Ne kadar borcu var?
- 50. - Üzerimde 50.000 taşımıyorum.
- 50.000 mi? - Sosyetik dememiş miydim?
50 papel için mi yapıyorsunuz bunu?
Hayır, bunu yapıyorum çünkü millet bizi pislik yerine koyamaz.
- Ve 50 papel için. - Sana soran olmadı.
- Şimdi ne yapıyoruz? - Dai'yi arayacağım.
Bakalım o ne istiyor.
Pislik demişken, bir dakika yukarı çıkayım mı?
- Şu prostatım yine azdı da... - Kapa çeneni! Kol...
Şu ikisini bağla. Dai'yi arayacağım.
Tanrım!
Plan ne?
Beni kendi pisliğine bulaştırma baba.
Bana yardım edebilecek tek kişi sensin. Dai denen herif beni öldürecek.
Ektiğini biçersin artık.
Bana 50 sterlin bulamaz mısın?
Nakit param yok.
Kart da olur, insanları ATM'ye götürmeye dünden razılar.
Akraba olduğumuzu söylersen senin gözlerini oyarım.
Hayır. Lanet olsun.
Buradan gidiyorum.
Tamam, şu kapıyı kilitle, anahtarı da al.
Dai açmıyor.
Kesin Funsies'tedir.
O zaman onları mı götürsek?
Aptallık etme. Bir başladı mı bütün gün çıkmaz.
Bölmek de olmaz şimdi.
Durduk yere büyük fırça yemeyelim. Plan ne peki?
Dai'a mesaj atarım, işi bittikten sonra gelsin.
Burada ne döndüğünü bilmek ister.
Çünkü bir haltlar dönüyor, değil mi?
Bakın, ben seve seve köşedeki bakkala gidip
birkaç şişe içecek alabilirim, susayan varsa.
Tabii parayı sizden birinin ödemesi şartıyla.
Susadıysan şundan bir fırt çek.
Yok, ben çakmak gazı almayayım.
Ama getirmemi Dai istedi. Özellikle senin için.
Kim bu Dai peki? Geldiğinde ne olacak?
Neden göstermiyorsun?
Bunu o yaptı.
Küçük göldeki büyük balık herhalde.
Önemi yok. Çünkü bu onun gölü.
Tamam çocuklar, yerleşin, biraz sürebilir.
Ne yapacaksınız?
Yapacak bir halt olmadığında ne yaparsak onu.
Öyle bir şey olmayacak.
Profesyonellik hakkında ne konuşmuştuk?
Bu hiç konuşur mu?
Colin daha çok dinleyicidir.
Evet ama konuştu mu tam konuşur. Şey gibi, lanet...
Konfüçyüs.
Ya da disleksisi olmayan Yoda.
Sana bunu hiç anlattım mı?
Howard Marks ve ben, Fas'tan 90 kilo paf küf kaçırmıştık.
- Kapa çeneni. - İkimiz de aranıyorduk ve...
- Kes şunu! - O zamanlar, biz pek de...
Şunun ağzını bantlar mısınız?
Nefes alışı bile gürültülü.
- Öyle değil mi? - Değil mi?
- Hadi Col. - Bakın, gerek yok, yeni ben...
- Bantla şunu. - Tamam. Buna hiç gerek yok.
Süt dökmüş kedi gibi olurum, hayır.
Çok teşekkür ederim.
Bir şey sorabilir miyim?
Neden böyle leş şeyler içiyorsunuz?
Az önce ne dedin sen?
Sonuçta hepsi tohum ve dal değil mi? Üstelik ekşimiş kokuyor.
Gorseinon Green'den söz ediyorsun.
Galler'in en iyi malı.
Ben yetiştirdim. Çeyreği bir yüzlük eder.
Ama seni çok uyuşturur.
Belki uyuşmayı seviyorumdur.
- Ya bunu isteyen yoksa? - Kim istemez ki bunu?
Bunu satan kişi. Yavaş etki ederse daha çok içersin.
Bahsettiğin beş para etmez şeyler.
Gün boyu etkisinden çıkamadığın ama seni yere sermeyen bir şeyse değil.
Düşüncelerini serbest bırakan ama paranoyayı bastıran bir şey.
Kulağa harika geliyor.
Sanki dumanlı bir sevgi battaniyesinin sarışı gibi.
Çeneni kapar mısın?
Tam olarak neden bahsediyorsun?
Afgan macunu.
Haşiş mi?
- Eski usul daima iyidir. - Evet.
Yani diyorsun ki,
şu her şeyi iyileştiren, güzelleştiren o lanet olası mal...
dünyanın en iyisi mi?
Hayır, dediğim şu...
anası odur.
İçtiğiniz çöp ise cılız kalmış çocuğu.
Saçmalık.
Sözüme güvenmek zorunda değilsin.
İstersen kendin biraz dene.
Neredeyse içilemeyecek kadar güzel görünüyor.
Babamı ziyarete gitmiştim, sekiz yaşında falanım. Ya da dokuz.
Önümde duran otomatlardan birine bakıyordum.
Tam orada karşımda duruyordu.
Bir sürü seçenek vardı. Meyveli şekerleme, cips paketleri.
Aslanlı çikolatalardan biri bana kükrüyordu sanki.
O zaman gördüm.
Boş bir bölme,
arkadaki ürünleri iten kıvrımlı metal parça dışında bir şey yok.
Kendime dedim ki "Onu seçsem ne olur?
Şu numaraları tuşlasam ne olur?"
Parayı hazneye attım. Düğmelere uzandım
ve öylece bastım. Boş bölmenin numarasını tuşladım.
Ve?
Mekanizma dönüverdi. Normalde yaptığı gibi.
Ancak hazneye hiçbir şey düşmedi.
Çünkü...
Başından beri orada alacak bir şey yoktu.
Ve bütün param gitti.
Vay!
Sert olmuş.
Ama beklenen şey.
Bunu hep düşünürüm.
Hayatımda verdiğim ilk yetişkin kararıydı, anladın mı?
Gerçek sonuçlarla yüzleştiğim.
Evet. Ben ilk büyük kararımı 11'imde verdim.
Londra'dan buraya tek başıma gelmiştim.
Dedemi görmeye.
Ne zamandı bu?
Bilmem ki. Şey...
Hangi yıldı dede?
Pardon duyamıyorum.
Ona neden dede dedin?
Neden olacak? Adam özbeöz dedem, değil mi?
Yani öyle söylüyor.
Hayatım boyunca insanlar bana yalan söyledi.
Adın ne?
Bundan sana ne be?
Deden altına işemiş.
Temizle o zaman şunu.
- Neden ben yapıyorum? - Çünkü ben söylüyorum.
- Her yeri kokutacak. - Ben yaparım.
Gelinliği çıkarmak istiyordum zaten.
Hadi. Seni temizleyelim.
Tamam.
Hadi Col, göz kulak ol.
Dai yakında gelir.
Sürüş için hazır ol.
Üç, iki, bir, başla!
- Hey, dur! - Seni İskoç pisliği!
Bu o, öyle değil mi?
Hayır, kim? Kimden bahsediyorsun?
Londra'dan bahsetti. Ve doğru yaşta.
Keçileri oynatmana bu neden oldu demek.
O benim Gwen'im, değil mi?
Onu nerede buldun? 11 yıl önce onu nereden buldun baba?
Dağılmış ailemizin iyileşmeye ihtiyacı vardı.
Saçmalık. Bunu sadece lanet yardım parası için yaptın değil mi?
Annemi sömürdüğün gibi onu da sömürüyordun.
Hiç senin kadar param olmadı, bana karşı hep çok cimriydin.
Bir hayatı vardı. Gerçek bir ailesi vardı.
Onu görmek istemedim mi sandın?
Her gün acıdan öldüm.
O zaman şimdi mutlu olmalısın.
Yapmayacağına yemin ettin. Ben de bir yemin etmiştim.
Onu rahat bırakmalıydın baba, benim mecbur kaldığım gibi.
Acaba bana minnettar olman gerekmez mi, canım?
Biliyor musun, baba, geberişini görmek istiyorum.
Ecelinle ölmezsen, bunu kendi ellerimle yapacağım.
Evet. İşte orada.
Benim peydahladığım canavar.
Seni şerefsiz!
Öylece gelmiş, gelinlikle sorular sorup duruyor.
Onu sevdim. Elbiseyi de.
İçindeyken çok havalı görünüyor.
Ama kendini çok zeki sanıyor değil mi?
Kafayı bulacağımızı sandı.
Bak... Bunu söylememden nefret ediyorsun.
Ama çektiğinde...
sen biraz paranoyak oluyorsun.
Paranoyak mı?
Herkes sürekli seninle uğraşıyorsa paranoyak sayılmazsın.
- Git bak şunlara. - Tamam.
Şerefsiz!
Lanet olsun.
Tanrım!
Lifli gıdalar tüketmeli.
Lanet olsun.
Gwen, ikinizi de aşağıda istiyor.
Senden tiksiniyorum.
İçmediğin halde nasıl bu kadar iyi sarabiliyorsun?
Sarmayı annemden öğrendim.
İlk uyuşturucuyu da onun için almıştım.
Acıları için.
Ben 13 yaşındayken kansere yakalandı.
Yardım için elimden gelen sadece buydu.
Baban neredeydi?
Hiçbir yerde.
Birkaç ayda bir defolup giderdi. Sadece parası bittiğinde geri dönerdi.
Hayır. Orada durmalısın.
Adam burada değil ki kendi hikayesini anlatsın.
Belki de bu iyi niyetli ama talihsizliklerle dolu bir öyküdür.
- Saçmalık. - Saçmalık.
Yani o buralıydı öyle mi?
Hayır. Gelip geçici biriydi.
Petrol sahalarında çalıştığını söylerdi.
Şüphesiz annemi tavlamak için uydurduğu yalanlardan biriydi.
Hiçbirimiz orada değildik, yani bunu bilemezsin.
Bu kadar çabuk ve acımasızca yargılayan bir kızım olsaydı
bundan utanç duyardım.
Günahsız olan, ilk taşı atsın derler.
Ya senin annen?
İşte biz buna...
asla girilmez bölge diyoruz.
Sana ne bundan?
Sen benimkini sordun.
Zaten evlatlıktım.
Aileme dayanamadım ve...
bu şerefsiz beni bulduğunda evden kaçtım.
Yardım parası için beni kullandığını bilmiyordum.
Annem de... Şey, o...
Dedem onun tembel olduğu için beni terk ettiğini söyledi.
Hayır, o kadar ağır konuştuğumu sanmıyorum.
Evet.
Tembel mi?
Geceleri emzirmekle, alt değiştirmekle filan uğraşmak istememiş.
Başkası için hayatından vazgeçme zahmetine girmemiş.
Niye bana öyle bakıyorsun?
Nasıl?
Umurundaymış gibi davranıyorsun.
Beni hiç kimse umursamadı.
Ve bir gelin bozmasından öğüt dinleyemem.
Dai yoldaymış.
Çok şükür, açlıktan öldüm. Şu işi bitirip Çin yemeği söyleriz.
Ben de çok acıktım, mutfakta domates çorbası olacaktı.
Üzgünüm, konservelerime dokundurtmam.
Dai de buraya geldiğinde çok aç olacak. Şu lanet konserveleri açın.
Yoksa göğsüne bir harf daha yapar.
Kim biraz çorba ister?
Neredeyse hiç kalmadı.
Çorba içilecek. Yardıma geliyorsun.
Şöyle yapacağız tamam mı? Şu Dai geldiğinde...
borcuna kefil olduğumu söyleyeceğim.
Daha önce neden söylemedin?
Şaşıracaksın ama bu senle ilgili değil.
Sonra da Gwen'e annesi olduğunu söyleyeceksin.
- Evet. - Bazen bir köpeği uyandırmamak gerekir.
Özellikle de o köpek deli bir Rottweiler ise.
Bunu sakın bir daha söyleme. Sen ne bilirsin?
Hayatın boyunca neyle yüzleşebildin ki?
İnkârın kıymeti pek bilinmiyor.
Hiç kimse bu yüzden ölmemiştir.
Hayır, eriyip gittiler.
Bir tencere bul.
Bu hangi cehennemden çıktı?
Bilmem. Buralarda bir heriften aldım.
Saçmalık.
Bu insanları tanıyorum.
Bana ulaşmak için herkesi öldürürler. Bana doğruyu söyle.
Hemen konuş benimle.
Şey... Geçen hafta kuryeyle geldi.
Çok gizemliydi ve sana da bahsedecektim.
Seni nasıl buldular?
Kim olduklarını bile bilmiyorum.
Burada olduğunu nasıl bildiler?
Bu adresi bazı kredi işlerinde kullanmış olabilirim.
Lanet budala! Geldiğimde haber vermeni istediler değil mi?
Lanet olsun!
Hey dur, yapma, yapma!
Belki de biraz geç kaldın canım.
Onları daha önce aramıştım.
Adi şerefsiz.
İblisleri tanıyor musun, bilmem.
Ama 50 papel için seni dövmezler, iblis gibi peşine düşerler.
Herkesi öldürürler.
Telefonda oldukça naziklerdi.
- Ne zaman aradın? - Sen geldikten hemen sonra.
Güzel, tamam.
Dai geliyor.
Hâlâ kadın kim ve neden burada bilmiyoruz.
Dai mutlu olmayacak.
Sorun yok. Onu ben konuştururum.
Bir şey duydum. Onlar yukardayken.
- Dai gelene kadar saklayacaktım. - Neyi?
Dökül dostum, ne duydun?
Ona "baba" dedi.
Şimdi ne yapacaksın?
Yandık.
- Sen de kimsin be? - Ben salona geçeyim.
Hayır, hayır.
Doğum günün ne zaman Gwen?
Dur söyleme, 2 Haziran mı?
20 yıl önce Londra'daki Saint Thomas Hastanesi'nde doğdun.
Bunu nereden biliyorsun?
Senin annenim.
Dışardaki sesi duydun mu?
- Hadi Gwen, dinlesene şunu. - Anladık!
Mevzu nedir peki?
20 yıl sonra gelip annecilik mi oynayacaktın?
Hayır Gwen. Lütfen beni dinlemelisin, tamam mı canım?
Şu an buraya beni öldürmeye gelen insanlar var.
Dai'dan daha beterler. Ve hepinizi öldürecekler.
Buna izin veremem tamam mı? Çünkü seni yeni buldum.
Sana yeni kavuştum ama söylediğim her şeyi yapman gerek.
Söylediğim her şeyi. Bu komik değil.
Aslında biraz komik. Neden gülmüyorsun?
Burada her ne dönüyorsa, Dai önce kendi işini halletmek ister.
Nasıl olduğunu biliyorsun Gwen.
- Gwen! - Tamam!
Karşılaşırsak ne yapacağım diye hep merak ederdim.
Bu iş bittiğinde...
hâlâ hayatta olursan...
seni de içine koyup burayı ateşe vereceğim.
Gwen! Geldi.
- O kapıyı açma Gwen. Sakın açma. - Çekil be!
Merhaba Dai.
Gwen!
- Yatın! - Ne oluyor be?
Aled! Lanet olsun.
- Öylece oturacak değilim! - Dur, dur!
Col!
Hepsi senin suçun baba.
Çok kötü adamlar olduklarını bilmiyordum.
Sadece seni biraz korkuturlar sanıyordum.
Yine de seni geberteceğim, şaka yapmıyorum.
Tamam. Arka tarafa gitmemiz lazım.
Çalılıklar var. Yakalamak için aşağı inmeleri gerekir, vakit kazanırız.
Bunun anlamını biliyorsun, değil mi? Benim kaçakçı kapağını kullanmalıyız.
Ne?
Mutfakta, çöp kovasının arkasındaki duvar.
Oradan yan komşunun bahçesine geçiliyor. Sonra...
Hızlıca kaçmamız için motorum hemen çitin önünde duruyor.
- Üç kişiyiz baba. - Asla başaramayız.
O lanet kapıdan çıkarsan, öldün demektir.
Bir fikrim var. Üzerinde çalışmalıyım.
Nereye gidiyorsun?
Yüce Tanrım. Aklımda bir şey var.
Tamam. Berbat bir babaydım.
Daha da berbat bir büyükbabaydım.
İstikrarlı olarak berbattın baba. İtiraf ettiğin için sağ ol.
Annene karşı da berbattım. O hayatımın aşkıydı.
Gerçekten üzgünüm.
Sana yaptığım onca şey için.
Pekâlâ...
İkiniz mutfaktan çıkın...
- Gidelim. - Kapaktan geçin.
Tamam. Bir de hey, hey...
Beni hatırlayın.
Böyle.
Lanet olsun.
Önce ben geçeyim.
Hadi.
Gwen. Gwen!
Gwen!
Gelin bakalım şerefsizler! Görelim bakalım!
- Dede! Dur! - Hadi, gelsenize!
Bekle, bekle. Onu bulmana yardım ederim.
Nasıl yani?
Ben de ölmesini istiyorum.
Beni terk edip bütün hayatımı mahvetti.
Hayır dur. Bekle, bekle.
Hayır, hayır! Hayır.
Ben onun kızıyım.
Siz de çetesiniz değil mi?
Bu fare yuvasından kurtulmalıyım.
Yardım etmeme ne dersin?
Gwen!
Lütfen.
Hadi.
Üzgünüm baba.
Evet, eski usul en iyidir.
Altyazı Çevirmeni: Leon Alaluf
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.