All language subtitles for Kill.Jackie.S01E05.Here.She.Comes.1080p.AMZN.WEB-DL.DD+5.1.H.264-playWEB_track10_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hayaletler görür müsün, Jackie?

DAHA ÖNCE

Burayı 20 yıl önce hazırladım.

20 yıl önce ne oldu?

Büyük, zengin ve seksi bir kokain satıcısıydım.

Sonra oyundan çıktın. Her suçlunun rüyası bu.

Çok azı başarabilir.

Ama bir şeyler peşini bırakmana izin vermiyor.

Bütün İblisleri yok edeceğim.

Sorunlarını sessizce çözeceğine söz verdin.

Ama pazarda çatışma çıktı. Gece kulübünde birinin derisi yüzüldü.

Lideriniz kim?

İblislerin başı Friedrich Mahler.

Yakın zamanda kripto hesabına baktın mı?

Bütün paramın Poltergeist'ta güvende olduğunu biliyorsun.

Sunucu merkezlerini buldum.

Akşama meteliksiz kalacaksın.

Kameraya el salla.

Hedef alana yaklaşıyor.

Ne oluyor?

BİR İBLİSİN ÖLÜMÜ

- Çıkan çatışmada, en az dört yaralı var. - Artık yetti.

Bu şehir Jackie Price'a kapanmıştır.

S.&J. PIERCE TAŞIMACILIK

KUZEY YOLU SERVİS İSTASYONU

Lanet olsun.

SWANSEA, GALLER

Lanet olsun.

Küçük pislik.

Lanet olsun!

Merhaba canım.

Evleneceğini bilmiyordum.

- Galler'de olduğunu bilmiyordum. - Evet.

Evime neler oldu baba?

Yıkacaklarmış. Buraya büyük ve saçma binalar dikecekler.

Ama sen satın almadan önce burası benim evimdi.

Hayır, hayır, aslında annemin eviydi, sen hiç yoktun zaten.

Sana ne oldu böyle? Kesinlikle berbat görünüyorsun.

Vuruldum.

Senin mazeretin ne?

- Hadi, gel sarılalım. - Defol git!

Ne, hâlâ bir şeyler mi saklıyorsun? Ne kadar zaman geçti?

20 yıl mı?

Sefil bir ayyaşa benziyorsun. Neden böyle yaşıyorsun?

Bazılarımız elindekilerle idare etmek zorunda kalır.

Evi boşaltmışsın!

Seni yanıltmasın, içerdeki bakır boruları iyi fiyata sattım.

Ve lavabonun birini, yenisi fiyatına.

Sana bir villa almıştım. Girit'te. Sahilde.

Aldın mı yoksa beni terk mi ettin?

- Orada olman gerekiyordu baba. - Oradaydım

ama oralı vahşilerle yaşadığımız ufak bir tatsızlık işleri bozdu.

- Peki ya villa? - Şey...

- Gitti, değil mi? - Evet.

- Kumarda yedin, değil mi? - Evet.

Neden buradasın baba? Swansea'den hep nefret ettin.

Annemin seni buraya hapsettiğini söylerdin.

Hâlâ nefret ediyorum.

Bil bakalım. Swansea de senden nefret ediyor.

Benim canım tatlı Strathbungo'mla burayı nasıl kıyaslarım

ama ne diyeceğim, nihayetinde,

sanırım ikimiz de aynı nedenden dolayı buradayız.

Neymiş o?

Dünya, hayalarına o tekmeyi bastığında...

yuvana dönersin. Peki.

Artık sarılmıyor muyuz?

Buralarda kalmaya niyetim yok.

Seni İskoç pisliği!

Neydi o?

Muhtemelen rüzgardır.

Hey! Ne halt ediyorsunuz orada?

Bu gelinlikli sürtük de kim?

Ne dedin sen bana?

Saçmalıklarınla uğraşamayacağım, tamam mı?

Ewan Price hangi cehennemde?

Arkadaki depoda.

Güzel.

Aled!

Col, ona dikkat et.

Dikkat edin, tornavidası var.

Aled, onu buldun mu?

- Geç içeri, hadi. - Olmaz, oraya girmem.

- Lanet çeneni kapat! - İçeri girmek istemiyorum.

Bir dahaki sefere çatıdan atarım tamam mı?

Dai'nin parası nerede?

Ne? Parayı çoktan verdim. Verdiğimi unutmuş olmalı.

Bana yalan söylemeye kalkma! Tamam mı?

Salaklar hep bana yalan söyler.

Yalancılara karşı saldırganlaşabiliyor. Bize bile.

Bir daha sifonu çektim diye yalan söyleyecek misin Col?

Hayır.

Evet, Dai'nin parası sende değil, öyle mi?

Şu an üstümde taşımıyorum ama onda vardır.

Çok sosyetiktir. Elbisesine bakın.

Ne kadar borcu var?

- 50. - Üzerimde 50.000 taşımıyorum.

- 50.000 mi? - Sosyetik dememiş miydim?

50 papel için mi yapıyorsunuz bunu?

Hayır, bunu yapıyorum çünkü millet bizi pislik yerine koyamaz.

- Ve 50 papel için. - Sana soran olmadı.

- Şimdi ne yapıyoruz? - Dai'yi arayacağım.

Bakalım o ne istiyor.

Pislik demişken, bir dakika yukarı çıkayım mı?

- Şu prostatım yine azdı da... - Kapa çeneni! Kol...

Şu ikisini bağla. Dai'yi arayacağım.

Tanrım!

Plan ne?

Beni kendi pisliğine bulaştırma baba.

Bana yardım edebilecek tek kişi sensin. Dai denen herif beni öldürecek.

Ektiğini biçersin artık.

Bana 50 sterlin bulamaz mısın?

Nakit param yok.

Kart da olur, insanları ATM'ye götürmeye dünden razılar.

Akraba olduğumuzu söylersen senin gözlerini oyarım.

Hayır. Lanet olsun.

Buradan gidiyorum.

Tamam, şu kapıyı kilitle, anahtarı da al.

Dai açmıyor.

Kesin Funsies'tedir.

O zaman onları mı götürsek?

Aptallık etme. Bir başladı mı bütün gün çıkmaz.

Bölmek de olmaz şimdi.

Durduk yere büyük fırça yemeyelim. Plan ne peki?

Dai'a mesaj atarım, işi bittikten sonra gelsin.

Burada ne döndüğünü bilmek ister.

Çünkü bir haltlar dönüyor, değil mi?

Bakın, ben seve seve köşedeki bakkala gidip

birkaç şişe içecek alabilirim, susayan varsa.

Tabii parayı sizden birinin ödemesi şartıyla.

Susadıysan şundan bir fırt çek.

Yok, ben çakmak gazı almayayım.

Ama getirmemi Dai istedi. Özellikle senin için.

Kim bu Dai peki? Geldiğinde ne olacak?

Neden göstermiyorsun?

Bunu o yaptı.

Küçük göldeki büyük balık herhalde.

Önemi yok. Çünkü bu onun gölü.

Tamam çocuklar, yerleşin, biraz sürebilir.

Ne yapacaksınız?

Yapacak bir halt olmadığında ne yaparsak onu.

Öyle bir şey olmayacak.

Profesyonellik hakkında ne konuşmuştuk?

Bu hiç konuşur mu?

Colin daha çok dinleyicidir.

Evet ama konuştu mu tam konuşur. Şey gibi, lanet...

Konfüçyüs.

Ya da disleksisi olmayan Yoda.

Sana bunu hiç anlattım mı?

Howard Marks ve ben, Fas'tan 90 kilo paf küf kaçırmıştık.

- Kapa çeneni. - İkimiz de aranıyorduk ve...

- Kes şunu! - O zamanlar, biz pek de...

Şunun ağzını bantlar mısınız?

Nefes alışı bile gürültülü.

- Öyle değil mi? - Değil mi?

- Hadi Col. - Bakın, gerek yok, yeni ben...

- Bantla şunu. - Tamam. Buna hiç gerek yok.

Süt dökmüş kedi gibi olurum, hayır.

Çok teşekkür ederim.

Bir şey sorabilir miyim?

Neden böyle leş şeyler içiyorsunuz?

Az önce ne dedin sen?

Sonuçta hepsi tohum ve dal değil mi? Üstelik ekşimiş kokuyor.

Gorseinon Green'den söz ediyorsun.

Galler'in en iyi malı.

Ben yetiştirdim. Çeyreği bir yüzlük eder.

Ama seni çok uyuşturur.

Belki uyuşmayı seviyorumdur.

- Ya bunu isteyen yoksa? - Kim istemez ki bunu?

Bunu satan kişi. Yavaş etki ederse daha çok içersin.

Bahsettiğin beş para etmez şeyler.

Gün boyu etkisinden çıkamadığın ama seni yere sermeyen bir şeyse değil.

Düşüncelerini serbest bırakan ama paranoyayı bastıran bir şey.

Kulağa harika geliyor.

Sanki dumanlı bir sevgi battaniyesinin sarışı gibi.

Çeneni kapar mısın?

Tam olarak neden bahsediyorsun?

Afgan macunu.

Haşiş mi?

- Eski usul daima iyidir. - Evet.

Yani diyorsun ki,

şu her şeyi iyileştiren, güzelleştiren o lanet olası mal...

dünyanın en iyisi mi?

Hayır, dediğim şu...

anası odur.

İçtiğiniz çöp ise cılız kalmış çocuğu.

Saçmalık.

Sözüme güvenmek zorunda değilsin.

İstersen kendin biraz dene.

Neredeyse içilemeyecek kadar güzel görünüyor.

Babamı ziyarete gitmiştim, sekiz yaşında falanım. Ya da dokuz.

Önümde duran otomatlardan birine bakıyordum.

Tam orada karşımda duruyordu.

Bir sürü seçenek vardı. Meyveli şekerleme, cips paketleri.

Aslanlı çikolatalardan biri bana kükrüyordu sanki.

O zaman gördüm.

Boş bir bölme,

arkadaki ürünleri iten kıvrımlı metal parça dışında bir şey yok.

Kendime dedim ki "Onu seçsem ne olur?

Şu numaraları tuşlasam ne olur?"

Parayı hazneye attım. Düğmelere uzandım

ve öylece bastım. Boş bölmenin numarasını tuşladım.

Ve?

Mekanizma dönüverdi. Normalde yaptığı gibi.

Ancak hazneye hiçbir şey düşmedi.

Çünkü...

Başından beri orada alacak bir şey yoktu.

Ve bütün param gitti.

Vay!

Sert olmuş.

Ama beklenen şey.

Bunu hep düşünürüm.

Hayatımda verdiğim ilk yetişkin kararıydı, anladın mı?

Gerçek sonuçlarla yüzleştiğim.

Evet. Ben ilk büyük kararımı 11'imde verdim.

Londra'dan buraya tek başıma gelmiştim.

Dedemi görmeye.

Ne zamandı bu?

Bilmem ki. Şey...

Hangi yıldı dede?

Pardon duyamıyorum.

Ona neden dede dedin?

Neden olacak? Adam özbeöz dedem, değil mi?

Yani öyle söylüyor.

Hayatım boyunca insanlar bana yalan söyledi.

Adın ne?

Bundan sana ne be?

Deden altına işemiş.

Temizle o zaman şunu.

- Neden ben yapıyorum? - Çünkü ben söylüyorum.

- Her yeri kokutacak. - Ben yaparım.

Gelinliği çıkarmak istiyordum zaten.

Hadi. Seni temizleyelim.

Tamam.

Hadi Col, göz kulak ol.

Dai yakında gelir.

Sürüş için hazır ol.

Üç, iki, bir, başla!

- Hey, dur! - Seni İskoç pisliği!

Bu o, öyle değil mi?

Hayır, kim? Kimden bahsediyorsun?

Londra'dan bahsetti. Ve doğru yaşta.

Keçileri oynatmana bu neden oldu demek.

O benim Gwen'im, değil mi?

Onu nerede buldun? 11 yıl önce onu nereden buldun baba?

Dağılmış ailemizin iyileşmeye ihtiyacı vardı.

Saçmalık. Bunu sadece lanet yardım parası için yaptın değil mi?

Annemi sömürdüğün gibi onu da sömürüyordun.

Hiç senin kadar param olmadı, bana karşı hep çok cimriydin.

Bir hayatı vardı. Gerçek bir ailesi vardı.

Onu görmek istemedim mi sandın?

Her gün acıdan öldüm.

O zaman şimdi mutlu olmalısın.

Yapmayacağına yemin ettin. Ben de bir yemin etmiştim.

Onu rahat bırakmalıydın baba, benim mecbur kaldığım gibi.

Acaba bana minnettar olman gerekmez mi, canım?

Biliyor musun, baba, geberişini görmek istiyorum.

Ecelinle ölmezsen, bunu kendi ellerimle yapacağım.

Evet. İşte orada.

Benim peydahladığım canavar.

Seni şerefsiz!

Öylece gelmiş, gelinlikle sorular sorup duruyor.

Onu sevdim. Elbiseyi de.

İçindeyken çok havalı görünüyor.

Ama kendini çok zeki sanıyor değil mi?

Kafayı bulacağımızı sandı.

Bak... Bunu söylememden nefret ediyorsun.

Ama çektiğinde...

sen biraz paranoyak oluyorsun.

Paranoyak mı?

Herkes sürekli seninle uğraşıyorsa paranoyak sayılmazsın.

- Git bak şunlara. - Tamam.

Şerefsiz!

Lanet olsun.

Tanrım!

Lifli gıdalar tüketmeli.

Lanet olsun.

Gwen, ikinizi de aşağıda istiyor.

Senden tiksiniyorum.

İçmediğin halde nasıl bu kadar iyi sarabiliyorsun?

Sarmayı annemden öğrendim.

İlk uyuşturucuyu da onun için almıştım.

Acıları için.

Ben 13 yaşındayken kansere yakalandı.

Yardım için elimden gelen sadece buydu.

Baban neredeydi?

Hiçbir yerde.

Birkaç ayda bir defolup giderdi. Sadece parası bittiğinde geri dönerdi.

Hayır. Orada durmalısın.

Adam burada değil ki kendi hikayesini anlatsın.

Belki de bu iyi niyetli ama talihsizliklerle dolu bir öyküdür.

- Saçmalık. - Saçmalık.

Yani o buralıydı öyle mi?

Hayır. Gelip geçici biriydi.

Petrol sahalarında çalıştığını söylerdi.

Şüphesiz annemi tavlamak için uydurduğu yalanlardan biriydi.

Hiçbirimiz orada değildik, yani bunu bilemezsin.

Bu kadar çabuk ve acımasızca yargılayan bir kızım olsaydı

bundan utanç duyardım.

Günahsız olan, ilk taşı atsın derler.

Ya senin annen?

İşte biz buna...

asla girilmez bölge diyoruz.

Sana ne bundan?

Sen benimkini sordun.

Zaten evlatlıktım.

Aileme dayanamadım ve...

bu şerefsiz beni bulduğunda evden kaçtım.

Yardım parası için beni kullandığını bilmiyordum.

Annem de... Şey, o...

Dedem onun tembel olduğu için beni terk ettiğini söyledi.

Hayır, o kadar ağır konuştuğumu sanmıyorum.

Evet.

Tembel mi?

Geceleri emzirmekle, alt değiştirmekle filan uğraşmak istememiş.

Başkası için hayatından vazgeçme zahmetine girmemiş.

Niye bana öyle bakıyorsun?

Nasıl?

Umurundaymış gibi davranıyorsun.

Beni hiç kimse umursamadı.

Ve bir gelin bozmasından öğüt dinleyemem.

Dai yoldaymış.

Çok şükür, açlıktan öldüm. Şu işi bitirip Çin yemeği söyleriz.

Ben de çok acıktım, mutfakta domates çorbası olacaktı.

Üzgünüm, konservelerime dokundurtmam.

Dai de buraya geldiğinde çok aç olacak. Şu lanet konserveleri açın.

Yoksa göğsüne bir harf daha yapar.

Kim biraz çorba ister?

Neredeyse hiç kalmadı.

Çorba içilecek. Yardıma geliyorsun.

Şöyle yapacağız tamam mı? Şu Dai geldiğinde...

borcuna kefil olduğumu söyleyeceğim.

Daha önce neden söylemedin?

Şaşıracaksın ama bu senle ilgili değil.

Sonra da Gwen'e annesi olduğunu söyleyeceksin.

- Evet. - Bazen bir köpeği uyandırmamak gerekir.

Özellikle de o köpek deli bir Rottweiler ise.

Bunu sakın bir daha söyleme. Sen ne bilirsin?

Hayatın boyunca neyle yüzleşebildin ki?

İnkârın kıymeti pek bilinmiyor.

Hiç kimse bu yüzden ölmemiştir.

Hayır, eriyip gittiler.

Bir tencere bul.

Bu hangi cehennemden çıktı?

Bilmem. Buralarda bir heriften aldım.

Saçmalık.

Bu insanları tanıyorum.

Bana ulaşmak için herkesi öldürürler. Bana doğruyu söyle.

Hemen konuş benimle.

Şey... Geçen hafta kuryeyle geldi.

Çok gizemliydi ve sana da bahsedecektim.

Seni nasıl buldular?

Kim olduklarını bile bilmiyorum.

Burada olduğunu nasıl bildiler?

Bu adresi bazı kredi işlerinde kullanmış olabilirim.

Lanet budala! Geldiğimde haber vermeni istediler değil mi?

Lanet olsun!

Hey dur, yapma, yapma!

Belki de biraz geç kaldın canım.

Onları daha önce aramıştım.

Adi şerefsiz.

İblisleri tanıyor musun, bilmem.

Ama 50 papel için seni dövmezler, iblis gibi peşine düşerler.

Herkesi öldürürler.

Telefonda oldukça naziklerdi.

- Ne zaman aradın? - Sen geldikten hemen sonra.

Güzel, tamam.

Dai geliyor.

Hâlâ kadın kim ve neden burada bilmiyoruz.

Dai mutlu olmayacak.

Sorun yok. Onu ben konuştururum.

Bir şey duydum. Onlar yukardayken.

- Dai gelene kadar saklayacaktım. - Neyi?

Dökül dostum, ne duydun?

Ona "baba" dedi.

Şimdi ne yapacaksın?

Yandık.

- Sen de kimsin be? - Ben salona geçeyim.

Hayır, hayır.

Doğum günün ne zaman Gwen?

Dur söyleme, 2 Haziran mı?

20 yıl önce Londra'daki Saint Thomas Hastanesi'nde doğdun.

Bunu nereden biliyorsun?

Senin annenim.

Dışardaki sesi duydun mu?

- Hadi Gwen, dinlesene şunu. - Anladık!

Mevzu nedir peki?

20 yıl sonra gelip annecilik mi oynayacaktın?

Hayır Gwen. Lütfen beni dinlemelisin, tamam mı canım?

Şu an buraya beni öldürmeye gelen insanlar var.

Dai'dan daha beterler. Ve hepinizi öldürecekler.

Buna izin veremem tamam mı? Çünkü seni yeni buldum.

Sana yeni kavuştum ama söylediğim her şeyi yapman gerek.

Söylediğim her şeyi. Bu komik değil.

Aslında biraz komik. Neden gülmüyorsun?

Burada her ne dönüyorsa, Dai önce kendi işini halletmek ister.

Nasıl olduğunu biliyorsun Gwen.

- Gwen! - Tamam!

Karşılaşırsak ne yapacağım diye hep merak ederdim.

Bu iş bittiğinde...

hâlâ hayatta olursan...

seni de içine koyup burayı ateşe vereceğim.

Gwen! Geldi.

- O kapıyı açma Gwen. Sakın açma. - Çekil be!

Merhaba Dai.

Gwen!

- Yatın! - Ne oluyor be?

Aled! Lanet olsun.

- Öylece oturacak değilim! - Dur, dur!

Col!

Hepsi senin suçun baba.

Çok kötü adamlar olduklarını bilmiyordum.

Sadece seni biraz korkuturlar sanıyordum.

Yine de seni geberteceğim, şaka yapmıyorum.

Tamam. Arka tarafa gitmemiz lazım.

Çalılıklar var. Yakalamak için aşağı inmeleri gerekir, vakit kazanırız.

Bunun anlamını biliyorsun, değil mi? Benim kaçakçı kapağını kullanmalıyız.

Ne?

Mutfakta, çöp kovasının arkasındaki duvar.

Oradan yan komşunun bahçesine geçiliyor. Sonra...

Hızlıca kaçmamız için motorum hemen çitin önünde duruyor.

- Üç kişiyiz baba. - Asla başaramayız.

O lanet kapıdan çıkarsan, öldün demektir.

Bir fikrim var. Üzerinde çalışmalıyım.

Nereye gidiyorsun?

Yüce Tanrım. Aklımda bir şey var.

Tamam. Berbat bir babaydım.

Daha da berbat bir büyükbabaydım.

İstikrarlı olarak berbattın baba. İtiraf ettiğin için sağ ol.

Annene karşı da berbattım. O hayatımın aşkıydı.

Gerçekten üzgünüm.

Sana yaptığım onca şey için.

Pekâlâ...

İkiniz mutfaktan çıkın...

- Gidelim. - Kapaktan geçin.

Tamam. Bir de hey, hey...

Beni hatırlayın.

Böyle.

Lanet olsun.

Önce ben geçeyim.

Hadi.

Gwen. Gwen!

Gwen!

Gelin bakalım şerefsizler! Görelim bakalım!

- Dede! Dur! - Hadi, gelsenize!

Bekle, bekle. Onu bulmana yardım ederim.

Nasıl yani?

Ben de ölmesini istiyorum.

Beni terk edip bütün hayatımı mahvetti.

Hayır dur. Bekle, bekle.

Hayır, hayır! Hayır.

Ben onun kızıyım.

Siz de çetesiniz değil mi?

Bu fare yuvasından kurtulmalıyım.

Yardım etmeme ne dersin?

Gwen!

Lütfen.

Hadi.

Üzgünüm baba.

Evet, eski usul en iyidir.

Altyazı Çevirmeni: Leon Alaluf

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.