Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hep sanat işinde olmadığımı biliyordun.
DAHA ÖNCE
Paranın başka yerden geldiğini tahmin etmiştim.
Hintli beyefendiye 58 milyona sat.
Charlie, dün akşamki alıcılarla irtibatı kestin mi?
- Merhaba Billy. - Jackie P.!
Cinayeti duydun mu? Benim dairemin tam karşısındaki.
- Geçmişinden biri miydi sence? - Tedbiri bırakamam, değil mi?
Sana bir şey olmaz Jackie. Herkes seni tatlı bulur.
Hadi oradan.
Benimle ilgili olduğunu biliyordum.
Bay Linden'ın ofisi.
Beni öldürtmeye çalışan kişinin adını istiyorum.
Bazı açık arttırmalar düzenlemelisin. Hızla nakde dönmek istiyorum.
Tüm koleksiyon mu?
Jackie Price nerede?
Bir sonraki kontratın hedefi sensin. Yedi İblis için.
Yedi İblis de kim?
Onlar seçkin, acımasız katiller.
- Uçağa bin Sam. - Plan ne?
Bütün sanat eserlerimi satacağım, tonla para kazanacağız ve kaçacağız.
LONDRA, İNGİLTERE
20 YIL ÖNCE
Sana söylediğimi hatırlıyor musun?
Benimle aynı yatağa girersen, o yatakta kalırsın.
Seninle yatağa girmek mi?
O şerefe nail olmadım Tony.
Yoksa bunu hatırlardım.
HALLOLDU MU?
Emekli olmak istiyormuşsun.
Öylece çekip gideceksin.
Emekli olmak istediğimi kim söylüyor?
Benimle oynama Jackie. Bizde emeklilik yoktur tatlım.
NEREDESİN?
ÇIKTIM.
BİLBAO, İSPANYA
GÜNÜMÜZ
Merhaba, kardeş!
Havai fişek gösterimi beğendin mi?
Depomu havaya uçurdun.
- Sen ve yanındakiler. - O kim?
Tek başımayım, öz be öz gerçek bir İblis gibi.
Etkilendim Karenina.
Ama öfkeliyim, bunu kısa keselim.
Yerimi takip etmeni istemem.
Charlie ağ sinyalini ancak bir yere kadar sektirebilir.
En sonunda ayı gibi, izini bulurum.
İkinizin kellesini de şömine süsü yaparım.
Aramızdaki her şeyin bu kadar çabuk bozulması ne tuhaf.
Evet, tuhaf. Ama artık Yedi İblis'leyim Jackie.
Seçme şansın var değil mi?
Hayır, kazanan ata oynarken pek bir seçeneğin kalmıyor.
Emekliliğe bu kadar yaklaşmışken iş garantisine ihtiyacın vardır tabii.
Anlayamadım?
- Duydun işte, büyükanne. - Dinle Jackie.
Her zaman izi sürülecek bir şey vardır.
Küçük bir şey. Ki mutlaka bulacağım.
Ve bulduğumda,
öyle bir canına okuyacağım ki,
ölüm sana kurtuluş gibi...
Kapatamazsın.
Karenina Bobogopnik'in suratına telefon kapatamazsın.
Endişelenmeli miyiz?
- Hayır. - Tamam, peki.
Sana küçük bir film gönderiyorum, Jackie Price.
Keyfine bak.
Bir video gönderdi.
Jackie, Jackie işte, hep sırları olur.
Ne sırrı?
Bunu bilemem değil mi? Bu yüzden sır deniyor, seni soytarı!
Soytarı değilim. Soytarı sensin.
Bir soytarıyı gördüğüm an tanırım!
Güvenli eve vardığımızda telefonun sim kartını değiştirir misin?
- İyi misin, Patron? - Evet iyiyim.
Ne durumdasın şampiyon?
İyiyim, iyiyim, sadece...
Dengemi bulmalıyım.
Güzel.
Hadi, beni izleyin.
Burayı sevdim Patron.
Artık pek benim tarzım değil.
Burayı 20 yıl önce hazırlamıştım. Tanrım.
Tam kafama göre.
20 yıl önce ne oldu?
Ben tedbirli davranıyordum. Şimdiki gibi.
Tamam. Ama güvenli ev dediğinde...
Suçlu, gangster, tanık koruma, kaçak filan olur, değil mi?
Ne döndü burada?
Bir kokain satıcısıydım.
Ne?
Evet, büyük, zengin, seksi, başarılı bir kokain satıcısı.
Öyle sıradan bir mal değil, Sam. Kızıl Peru Aygırı.
O zamanlar Avrupa'nın en seçkin markasıydı.
Ve en pahalısı. Ekmek köfte olayı işte.
Tamam. Ama artık o kişi değilim.
Demek o değilsin, konuyu kapatalım o zaman.
Tamam. Kusura bakmazsan birkaç fikrim var.
En başından beri bana yalan söyledin. Teşekkürler.
Güven inşa etmek için harika. Muazzam bir hareket, kesinlikle müthiş.
Sütten çıkma ak kaşık olmadığımı sen de biliyordun.
Şüphelenmiştim.
Yeni başlıyordum ve büyük bir müşteri lazımdı.
Bunu deneyen ilk avukat ben olamam.
Saçmalama Sam.
Sen verdiğin tüm kararların toplamısın.
Tıpkı benim gibi.
Bunu bir kerede söyleyeceğim
çünkü buradaki herkes, her şey normalmiş gibi yapıyor ama
hiçbir şey normal değil. Bunlar, bütün bunlar...
tamamen delilik! Hatta daha da açıkçası, bu kabus gibi.
Panikliyorsan, panik odam var.
Sahi mi? Bakabilir miyim?
- Tabii. Hemen şurada... - Hayır. Kimse panik odasını denemiyor!
Arkadaşlar, yeter. Tamam mı?
Yaşayıp yaşamayacağımızı düşünen tek kişi ben miyim?
Öyle şeyler söyleme.
Özür dilerim, galiba ben çizgiyi aştım, değil mi?
Çizgiyi aştım, üzgünüm, burası güvenli ev sanmıştım.
Hayır, hayır, doğrucular hadi kapıya!
Dürüstlük konusunda itibarınızın hükmü yok burada!
Tamam, nasıl yardım edebilirim?
Pekâlâ. Şununla başlayabilirsin.
Linden'ın ofisinden çaldığım ajanda. İsim listesi, muhtemelen takma adlardır.
Yanlarında da numaralar var.
Oradaki biri, İblisleri kiraladı.
Bunu çağrı merkezinden Deb'e gönderirim, tek tek aratır.
Bir mafya avukatıyım.
Bu adamların hepsi Thames Nehri'ni boylar.
İnsanlar ne diyecek?
Bir gangsterin avukatı olduğumu söyleyecekler.
Bak, Sam.
Gözlerinin insanları delip geçmektense sarmaladığını biliyor muydun?
Ne kadar param kaldığını bulabilir misin?
Evet, muhtemelen.
Güzel çünkü Poltergeist'ta sadece birkaç badireyi atlatama yetecek kriptom var.
Kötü anı mı?
Kimse var mı? Merhaba?
Ben...
Kramp giriyor.
Çık dışarı.
Gözlerimde siz aşılmaz bir kalesiniz.
Kendimi bir ricacı rolünde buluyorum.
Alışık olmadığım bir tavır değil aslında, nasıl desek...
Benim meşrebimde.
Nerelisin sen?
Surrey.
Surrey.
Üzgün müsünüz? Orada yaşayan benim.
Surrey. Surrey.
Hiç gittiniz mi?
Surrey.
Neyse, sadede gelecek olursak,
doğrudan özüne hitap etmenin en iyi şansım olduğunu sanıyorum.
Surrey. Surrey.
Kesinlikle.
Eğer cüretimi bağışlarsanız, lütfen ricamı dinleyin.
Eğer benim...
elverişliliğim sona erdiyse,
bugün ellerinizde mi ölmeliyim senyör yoksa şatonuza giden...
bir kapı mı var?
Açık olursam, şatonuzun bir hizmetçi girişi var mı?
Güvenli kelimem "Karamelli Puding".
Feribot yolculuğunuz iyi geçti mi?
Bu adam şimdiye kadar ölmeliydi.
Ne zaman öleceğine ben karar veririm.
Onu şu komik silahınla mı öldüreceksin?
Nerelisin sen?
Hemen şu lanet minibüse binmeliyiz.
Hadi.
Ne var?
Belki söylememeliyim Patron ama...
silah sana yakışıyor.
Ahşap kabzaya koyu eşarp daha uygun gibi.
Evet.
Londra'da bahsettiğin yer burasıydı, değil mi?
"İşler karıştığında" dediğinde.
Burada çok uzun süre saklandım.
Sence durum o zamankinden kötü mü?
Bilmiyorum.
Sanırım yakında öğreneceğiz.
Bu şehrin bana birkaç iyilik borcu var
ve bu gece çıkmak için bazılarını tahsil etmeliyim.
Tamam, ikiniz de dinleyin.
Ben aksini söyleyene kadar kimse bu daireden çıkmıyor tamam mı?
- Evet Patron. - Dur bakalım.
Peki ya sen...
Bilirsin...
- Ya geri dönemezsen? - Dönecek.
Şu çekmeceleri gördün mü, oradakileri?
Evet.
Bitkisel olmayan ilaçlarla dolu.
Kulak meselesi işe yaramazsa diye.
Bitkisel olmayan mı?
- Yasa dışı uyuşturucu demek mi istedi? - Evet öyle.
Üst seviye olanlar.
- Üst seviye. - Ne demek bu?
- Hiç beta-bloker denedin mi? - Hayır.
Böyle başlarsın. Bağımlı olmak istemiyorum.
Tanrım.
Benim planı uygulamalıyız.
Onu yapmadan önce Price'ı görmem gerekiyor.
Polis istemini kırmak en hızlı yol.
Küçük Bayan Jackie'yi bulacağım, sen de eğlenmene bakacaksın.
Yeşil yandı, hadi.
Ne zaman hazırsan,Chico.
Londra'da anlaştığımız gibi üstüme düşeni yapacağım.
Kübalı bile olmadığını biliyorsun, değil mi?
Duruşu, aksanı, sahte bronzluğu...
Sivri burunlu çizmeler.
Puro içiyor. Her şeyi sahte.
Tuhaf, değil mi?
Uydurma egzotizm bu aralar oldukça tartışmalı bir yaşam biçimi.
Evet! Lanet sisteme girdik.
Şimdi yüz tanıma sistemiyle Jackie Price'ı bulalım.
Çalışıyor. Şu an polis güvenlik sistemindeyiz.
Aferin Karenina, aferin.
Merhaba Price.
Tucker?
Sonunda gerçek sesini duymak güzel.
Gerçi ses değiştirici karanlık ve buğulu bir cazibe katmıştı.
İblislere yakalandın, değil mi?
Hayır. Ama neredeyse yakalıyorlardı.
Uygun finansal düzenlemeleri yapamadan kaçmak zorunda kaldım.
Senin aksine...
Bir grup cani manyak...
insana doğasını bile unutturuyor.
Nakde ihtiyacım var Price.
Hack'lenemeyecek ya da yağmalanmayacak cinsten.
Bugün Bilbao'da buluşmalıyız.
Sana neden güveneyim?
Daha önce de güvenmedin ama sözümü tuttum.
İstersen açık alanda buluşuruz, kartlar açık şekilde.
Satacak bir eserim kalmadı.
Linden adamlarımdan biriydi. Çok ortak müşterimiz vardı.
İblisleri kiralayanı bilmek için ne kadar ödemeye razısın?
Ana meydan, 15.00'te.
Çok güzel, Bay Tucker.
Jackie.
- Aman Tanrım, bu küçük Markel mi? - Evet.
- Ne kadar da büyümüş, değil mi? - Evet.
Onun yaz tatili ama ben yine de çalışmalıyım.
Lütfen.
Bir şeyleri çözmem gerekiyor.
Senin sahanda. Kural yok, hakem yok.
Zaten başladın bile, hem de çok büyük patlamalarla.
Hayır, hayır, o ben değildim, Yedi İblis yaptı.
Yedi İblis mi?
O rıhtımlar benimdi.
İşim için en kötü şey dikkat çekmektir.
Gayet sessiz olacağım.
Babamın da korktuğu buydu zaten. Günün birinde seni bulacaklardı.
Tek bildiğim, birinin Yedi İblis'i kiraladığı...
ve dostum Billy'nin öldüğü.
Geçmişinden yaşadığını bilen kim var ki?
- Birilerini mi kızdırdın? - Hayır!
Hayır, her zamanki işler.
20 yıldır yaptığım gibi eserleri serbest bölgeden geçiriyordum.
Ailenin yardımıyla elbette, teşekkür borçluyum.
Londra'da gerçekten birinin kulağını kopardın mı?
O küçük bir yanlış anlaşılmaydı.
- Eski alışkanlıklarına dönüyorsun. - İmkan yok.
Güvenliğini ve bilinmezliğini kaybedeceksin.
Buna mecbur bırakılıyorum.
Baban olsa anlardı.
Evet. Seni özel bulurdu.
Bir dakika.
Babanla çok dengeli ve çok profesyonel bir ilişkimiz vardı.
İşi kokainden sanata çevirmem gerektiğinde, arkamda durdu.
Hayır, sen dağılmıştın Jackie. Babam da seni toparlayan kişiydi.
20 yıl o borca sadık kaldım.
Öyleyse şimdi, iyilik isterken borcun ödendiğini varsayıyorsun.
Bu olay şu anda yaşanıyor.
Bırak ben halledeyim.
Böylece her şey sevdiğimiz haline geri döner.
Sen güzel tablolarımı alırsın, ben de paranın geldiği yeri sormam.
Ne istiyorsun?
İki sivilin güvenle ülkeden çıkarılmasını.
Dost canlısı ve parayı seven yerel bir polise ihtiyacım var.
Polis sorun değil.
Ve şansın varmış ki
korumam altındaki bir kargo gemisi bu akşam Tanca'ya hareket edecek.
Harika.
Teşekkür ederim.
Senin için endişelenmeli miyim Jackie'ciğim?
Yedi İblis'ten bahsediyoruz.
Ben mi? Hayır.
Hayır, ben küçük Bayan Dinamit'im.
Hiçbir şey ve hiç kimse yoluma çıkamaz.
Sanırım ben de bundan korkuyorum.
HESAP BAKİYESİ
Pekâlâ, bu hiç iyi görünmüyor.
Bütün para gitmiş.
Merak etme, Jackie hayatta kalmayı bilir.
Neden bıraktı peki?
Uyuşturucu satıcılığını diyorum.
Bu pek konuştuğumuz bir şey değil.
Bilmiyorsun, değil mi?
Tanrım, o kadar korkunçmuş ki sana bile anlatmamış.
Bak, şu evrak işini bitir Sam. Uslu bir avukat ol, tamam mı?
Tamam.
Ona olan bu sarsılmaz sadakat neden?
Başım ağrıyor.
Eskiden yarışırdım.
On metre platform.
Ne o, dalış mı?
Evet. Ve...
Jackie benim gibi çocuklara gizli sponsorluk yapardı.
Senin gibi çocuklar ne demek?
Yetimler, Sam. Ben bir yetimim, onunla...
böyle tanıştım.
Bir saniye. Takımının adı neydi?
Peckham Penguenleri.
Bağışları onun adına ben ayarlardım.
Harika. Yetimler üzerinden uyuşturucu parası aklıyormuşum demek.
Hayatımı kurtardı.
Onu gerçekte hiç tanımıyorsun.
Senin de tanıdığından emin değilim.
İkinci kural: Eğer İblisler peşindeyse,
lanet parana sahip çık çünkü onun da peşine düşecekler.
Neyse ki, asıl param gizli bir bankada saklı.
Adı da Poltergeist. Meraklanma, adlarını duymamışsındır.
Zaten bu yüzden bana lanet bir servete mâl oluyor.
Söylentiye göre, merkezleri İzlanda'daymış.
Karların altında lavların gücüyle çalışan veri merkezleri filan varmış.
Ne kadar havalı, değil mi?
Benim gibi en seçkin müşteriler, özel asistan hizmeti alır.
Bir bakıma istediğim her şeyi sipariş edebilirim.
Ve yarım saat sonra...
neye ihtiyacın varsa...
şak diye geliverir.
Bak, Poltergeist aslında yoktur.
Ama bir şekilde, dünyayı yerinden oynatırlar.
Tunnock's Çay Kekleri
Bisküvi tabanının üzerinde yumuşak şekerleme,
tamamen gerçek sütlü çikolata ile kaplanmış. Lezzetli.
HACKER SABİT DİSKİ
İzlanda huş ağacı.
200 bin sterlin verince kullanım kılavuzu olur sanıyorsun.
Dur bakalım biraz, bekle.
İşte burada.
Bekle, tahta bir yumurtaya 200.000 sterlin mi verdin?
Bir sabit disk.
Saçmalama istersen.
Yanında bir paket de Tunnock's Çay Keki var.
İyi o zaman. İblisler bizi öldürmezse kolesterol öldürür.
Tahta yumurta sürücü ne işe yarıyor?
Güvende kalmamızı sağlayacak.
Kazak Cadısı'nı alt etmemi sağlayacak.
Yani sızacağın sisteme takılması gerekiyor.
Biliyorsun, şu Tucker'la buluşma bir tür tuzak olmalı.
Ne? O zaman neden gidiyorsun?
İblisleri peşime takanı öğrenmem lazım.
- Ben ne yapıyorum? - Sen mi? Onunla kalıyorsun.
Yıllardır teknik işlerini yaparım.
Ve aynı anda iki yerde olamazsın.
Yalnızca bu seferlik, tamam mı?
Sonra bir kargo gemisiyle Tanca'ya gideceğiz.
Bu müthiş.
Tanca mı? Sahi mi?
Emin misin? Duydum ki memleket bu mevsimde güzel olurmuş.
Hayır. Burada kalabilirsin.
Ve beladan uzak durursun.
Silahlara dokunma ama eşarplarıma bakabilirsin.
Silahlar mı?
- Patron. - Güvenlik kameralarını atlattın mı?
- Evet. - Aferin kızıma.
Kartlardan sadece biri aktif Patron.
Bak, ancak bu kadar.
Karenina tam bir baş belası.
Hesaplara erişmek için numara çekti.
Cüzdanımı attım.
Bilbaoristas sadakat kartı hariç her şeyi.
O kartı kesinlikle at.
Ama seyahat kupasına çok az kalmış. Sadece iki puan lazım.
Charlie, Karenina her şey üzerinden takip yapabilir.
Atıyorum.
Tamam, adamımız bu.
Pekâlâ, başla.
Patron.
Bu kesin işe yarayacak mı?
Poltergeist beni hiç yarı yolda bırakmadı. Asla.
Bana Tarantula diyebilirsin.
Geri bas,Chico.
Burası benim park yerim. Parayı çantaya koy.
O nasıl oluyor zam alıyor? Bu mantıklı...
Ağzının ortasından vururum, anladın mı? Seni vururum, yaparım.
Ağzının ortasından vuracağım, sonra da Tara'yı vuracağım.
Hayır, aslında Tara'yı vurmam. O kadarı biraz fazla.
Bunu yaparsın. İblislerle kapışabilirsin.
Aman Tanrım! Tanrım.
Tanrım! Hayır!
Bütün bunları ben istemedim! Bunları ben istemedim!
Beş dakikan var, tamam mı?
POLTERGEIST'A HOŞ GELDİNİZ YAZILIM YÜKLENİYOR
Neler oluyor? Yüzümü gösterebilir miyim?
Henüz değil, hâlâ yükleniyor.
Siktir. Tucker'ı görüyor musun?
Evet, evet, bankta oturuyor.
Tam istediğimiz yerde. Yüzümü kesinlikle göreceksin.
Artık harekete geçmem gerek.
Hayır, hayır. Henüz değil. Çok riskli.
Boş versene. Şu malları Hawaii'ye ulaştıralım artık.
Meydanın güney tarafından giriş yapıyor.
Neredesin, Jackie Price?
Charlie, iyi haberler vermelisin.
Az kaldı Patron.
Charlie?
Hayır.
Charlie, lütfen.
TAMAMLANDI
Hazırız Patron.
Pekâlâ, başlayalım.
Kadını göremiyorum.
Onu gördüm! Şeyin yanında...
Yemek kamyonunun yanında.
Git, git, git.
Aynı yönde devam et.
Çok yaklaştın.
Şu an onun tam karşısındasın.
Onu göremiyorum.
İyi de şu an tam ona bakıyorsun.
Burada değil.
Ne?
Bekle.
Burada ufak teknik sorunlar var.
Tamam, şimdi meydandan çıkıyor, çabuk ol.
Şimdi olmaz Sam, lütfen.
Jackie.
İngiltere Elçiliği.
Nerede?
Bekle, bekle, bir şey oluyor.
Tamam. Onu gördüm, şimdi...
Hem orada hem orada, ne?
Bir de orada mı?
Peki, tamam. Biri bizimle oynuyor.
Nerede olduğunu bilmiyorum. Tucker!
Arkanı dön.
Zaman zaman biz de boyun eğdik ama bu...
Güvenli kelimeyi söylemenin anlamı yok değil mi?
- Yok. - Benim için planın ne Price?
Sen söyle Tucker, bir yılana nasıl davranırdın?
Tam tersine, her zaman yararlı biri oldum ve olacağım.
Anne Tucker aptal evlat yetiştirmedi.
Erkek arkadaşı takibimde.
- Bu gerçek mi? - Kesinlikle, bu kez oyun yok.
Onun için kesinlikle gelecektir.
Patron, bir sorunumuz var. Sam meydana doğru gidiyor.
İşler mi karıştı? Gitmen gerekiyorsa burada bekleyebilirim.
Yerimi biliyorum.
Evet, bulunduğun yere doğru geliyor. Sadece...
Patron kapatmalıyım.
Burada bekle.
Pekâlâ...
Hayır, şapka istemem, böyle iyi.
Siktir!
Aracı getir.
Siktir.
Sessizce.
Hayır, hayır, lütfen, lütfen.
Silahı bırak sürtük.
- Tanrım! - Siktir!
Tanrım!
İblis vuruldu. İki numarayı başlatın.
Sakın bana yaklaşma, lütfen.
Sen yakınımdayken güvende hissetmiyorum.
Hadi, gidiyoruz.
Lanet olsun. Adamı resmen vurdun.
Ayrıca, beni vurmamış olman da tümüyle şanstı.
- Ne yaptığımı biliyordum. - Bilmiyordun.
Bunu kimse bilemez.
- Tek düşündüğün onu kesin öldürmekti. - Ben de öyle yaptım.
Biliyor musun? Sen tam bir...
Baştan aşağı sahte, yalancı bir kadınsın tamam mı?
Gerçekten kötü birisin.
Aslında tek yaptığın insanları kendine çekmek,
onları kandırmak, sonra da önüne geleni vurmak oluyor.
Ben ne yapayım? Şu garip sehpa etrafında oturup
bununla ilgili çene mi çalayım? İki laf mı edeyim?
Eve gitmek istiyorum.
Sana söyledim.
Sen verdiğin tüm kararların toplamısın.
O yüzden kötü bir yerdeki iyi insan gibi davranmayı bırak.
O profesyonel bir suikastçıydı, bütün İblisler gibi.
İşte mantığa bürüme çalışmaları.
Arkadaşım Billy'yi öldürdü. Seni de öldürecekti.
Bu da duygusal savunma. Güzel.
- O yüzden ona merhamet göstermedim. - Sahi mi?
Çünkü gördüğüm kadarıyla epey zevk alıyor gibisin.
En azından kabul edecek misin?
Artık o kişi değilsin sanıyordum.
Gemi bir saate kalkıyor.
Arabada bekliyorum.
Bana bir dakika ver Charlie. Arkadaşımız Debs'le görüşmeliyim.
İyi misin Sam?
Evet. Bomba gibi.
Merhaba tatlım.
- Merhaba Deb. - Orada havalar nasıl?
Hep aynı. Nasılsın?
Senin oğlan nasıl?
Sancılı. Ama bilirsin mükemmel de.
O yollara hiç girmedin, değil mi?
Bak Debs, şu an bazı suikastçılar benim peşimde.
Hadi canım.
Doğrudan sadede gelebilir miyiz canım?
Telefon numaralarını kontrol ettin mi?
Şu ajanda sayfasındakiler.
Peki. Herkesi aradım ama göze çarpan bir şey yok.
Ya şu yeni numara? Mürekkebi dağılmıştı.
Baş harfleri S-H olan mı?
Evet, adamımız o.
Gerçek adı Sean Harper.
Amerikalı.
Charlie.
Yanlış adama bulaşıyorsun! Kim olduğumu biliyor musun?
Lanet olsun.
DOKTOR
- Aradın. - Ne?
Adın Sean Harper, değil mi?
Patronumu aramışsın. Jackie Price kontratı.
Hay aksi, evet. Sen de Doktor olmalısın.
Pek doktora benzemiyorsun.
Ancak sen aynen beklediğim gibisin.
İzninle.
Köpek yere pislemez, değil mi?
Bundan çok mu alıyorsun?
Sana ne bundan?
Tyco! Yat!
O piyasadaki en saf mal.
Belki en fazla yüzde 50.
Sorbitol, inositol, efedrin ve kininle seyreltilmiş.
Ne?
Peki. Nasıl yardımcı olabilirim?
Hâlâ yaşadığını öğrendim.
Jackie Price beklenenden becerikli çıktı.
Ama daha çok kaynağımız var.
Ve daima kazanırız.
Bu huzursuzluğunu giderdi mi?
Şey...
Yani daha iyi hissettirdi mi?
Evet, galiba.
Kaygı normaldir Bay Harper. Ama karşılığını alacağına emin ol.
Bizzat yapmam gerekse bile.
Bu mal çok iyi.
Sadakat kartınız mı var?
Ücretsiz bir hediye kazandınız.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Şuna bakın. Bonus kahve kredisi.
Ve bedava penguen.
Harika.
Ben de can derdine düştüm.
Artık bedava penguen varsa...
sizinle gemide görüşürüz.
Yola gelecektir. Denizcilerden korkunca tabii.
Sizinle gelmiyorum.
Patron?
Şehrin her karışını bildiğim bir yerde İblislerle savaşmam daha kolay.
Tamam, ben de kalırım. Yardımcı olurum.
Billy'ye olanlar yüzünden beni göndermek zorunda değilsin.
Mesele seni uzaklaştırmak değil, mesele her şeyi batırmış olman.
- Ne? - Debs'i aradım.
Amerikalı, Linden'ın müşterisiydi.
Senin hatan yüzünden İblisleri aradı.
Yalandı, değil mi?
Alıcılarla irtibatı kestiğini söylemen yalandı.
Kendini garantiye aldın ama beni açıkta bıraktın.
Dikkatim dağıldı, Patron.
Tek kullanımlık telefonlar bunun için.
Leo'nun numarasını sim karttan almış.
Tuzak için, para ödemiş.
Bunun olmasının tek yolu buydu.
Evet, doğru.
Ama bu biraz olsun iyi, değil mi?
Karşımızdaki o, kokain baronu filan değil yani...
Karşımızdaki yine de lanet olası Yedi İblis, Charlie.
Ne kadar kaldığını öğrendiğimde sana ve Sam'e biraz para yollarım.
Şey... Patron...
Ben senin kızın mıyım?
Ne?
Bak, sandım ki...
Nereden çıktı bu?
Dairende, çekmecedeydi. Yani... Sandım ki...
Tanrım, hayır.
Hayır. Hayır, Charlie. Kızım değilsin canım.
- Tanrım. - Ne aptalım.
Tanım, çok üzgünüm.
Aptalım Patron, aptalım. Çok üzgünüm Patron, ben...
Charlie! Charlie bekle!
Bunun uluslararası sularda güvende olacağına emin misin?
Tebrikler, sadakat puanlarınızla seçtiğiniz bir kahveyi alabilirsiniz.
"Tebrikler, sadakat puanlarınızla seçtiğiniz bir kahveyi alabilirsiniz."
Onu kesinlikle atmalısın. Karenina bizi her şeyle izleyebilir.
Charlie!
Charlie!
KUZEY RUHU - İNANCINI KORU
Charlie! Hayır!
Hayır!
Hayır.
Olamaz.
Özür dilerim. Çok üzgünüm Charlie.
Sen benim ailemsin.
Öylesin, tamam mı?
İnancını koru.
İnancını koru.
Tamam.
Altyazı Çevirmeni: Leon Alaluf
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.