Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yine mi sen?
Kapı açılıyor.
Tamam, dur, dur.
Buradan başlamamıştık.
Başa dönelim, lütfen.
Düzgünce yapalım şunu.
İşte. Böyle daha iyi.
Teşekkür ederim.
BİLBAO, İSPANYA
2 GÜN ÖNCE
Bazıları sanat dünyasında sanat için bulunur.
Geri kalanlar ise para için.
Muhtemelen benim tarafımı tahmin edebilirsiniz.
Gerçekten seksi olanı bilir misiniz?
İnsanın dizlerinin bağını çözecek kadar seksi bir şeyden
bahsediyorum.
İhracat vergileri.
Bu sihirli yere serbest liman deniyor...
ve gezegendeki en seksi vergilere sahip çünkü...
hiç vergi yok.
Yasal her şey alınıp satılabilir.
Tabii burada, serbest bölgede kaldığı sürece.
Doğal olarak, belli bir tür insanı kendine çekiyor, değil mi?
Vergilerini ödemekten nefret eden türden insanlar.
Kanunlar çiğnenmiyor, anladınız mı?
Sadece basitçe esnetiliyor...
benim gibi girişimciler tarafından.
Hey!
Hey!
Her şey saat gibi işliyor, tıpkı sihirbazlık numarası gibi.
Ama hiç kimse sihirbazı göremiyor.
Bu da tam olarak işime geliyor.
Siz tekliflerinizi düşünürken yerel lezzetler ikram edilecek.
Lütfen keyfini çıkarın.
Patron, neden hep açık büfe yapıyorsun?
Şey, bu...
kibarlık değil mi?
Evet ama neden sürekli izliyorsun?
Şunu yapar mıydın?
Peçete varken burnunu elinle siler miydin?
Beterini yaptım.
Biri kokaine bayılıyor.
Astımlı bir domuz gibi.
Kokain çekmenin kibar bir yolu var mı?
Biliyor musun, insanlar izlendiklerini bilmediklerinde
haklarında çok şey ögrenirsin.
Beni izliyor musun?
Seni mi?
Hayır.
Süre doldu beyler.
Lütfen tekliflerinizi verilen kartlara yazın.
60 MİLYON DOLAR
Bu Amerikalının teklifi mi?
Evet. 60 Milyon.
Gerçekten istiyor.
- Hayır, Patron. - Ne?
Bunu yine yapmıyoruz, değil mi?
- Ne yapmıyoruz? - İki milyonu reddedemezsin, sırf o...
sofra adabı yüzünden.
Veya karısının kaşlarını beğenmediğin için.
Ya da favorim bu; biraz "tuhaf" oldukları için.
O adam tuhaftı ama.
Patron, bence bu...
yanlış, anladın mı? Bu seti toplaman sekiz yılını aldı.
Para benim, Charlie.
Hintli beyefendiye 58 milyona sat.
Tamam, Patron.
Siktir!
Sihirbazlık numaralarının sorunu...
onlarda ustalaştığınızda...
20 yıl boyunca uykunuzda bile yapacak hale geldiğinizde...
Aynı numaralar, tekrar tekrar...
artık sihir olmaktan çıkıyorlar.
LONDRA, İNGİLTERE
Merhaba, benim.
Ödeme, hesap dökümünde görünüyor mu?
Evet, Mumbai bankaları kapandı.
İşlem tamam.
Harika.
Tamam, o zaman Londra'da başka ne işimiz var?
Dorchester'da Lapsang Souchong çayı içmek istemiştin.
Doğru!
Tamam, on dakika içinde dairemde olurum.
Bir duş alıp seninle orada buluşurum.
Charlie...
teklif sahipleriyle tüm iletişimi kestiğinden emin misin?
Tabii, Patron.
Güzel.
Tamam, Dorchester'da görüşürüz.
Ve unutma, dövmelerini gizle.
Memelerimi mi?
Dediğimi duydun.
POLİS
Daha ne kadar sürecek?
- Burada oturuyorum. - Sizi alamam. Üzgünüm.
Tamam mı?
- Siz halledin. - Gidelim.
Geçebilir. Bayan... Price.
Memur bey.
Dedektif.
Ne halt dönüyor, Leo?
- Eşyalarımı almam gerek. - Amirim.
Memure hanım.
Hanımefendi, kendinizi hazırlamanızı istemek zorundayım.
Neden böyle konuşuyorsun?
Binanızda bir cinayet işlendi.
Kim?
Karşı dairenizdeki yaşlı beyefendi.
Didi mi?
Göğsüne iki, kafasına bir kurşun.
Aynı sırayla.
Hedef kesinlikle Didi miymiş?
Kim bilir? Ama vurdukları kesin.
Bu kafamda soru işaretleri yaratıyor.
Senin adına araştırmalara başladım bile.
Daha ne yapabilirim?
Ben de aynı kattayım.
- Ya yanlış daireye girdilerse? - Profesyoneller böyle hatalar yapmaz.
Bir gün yapana kadar.
Geçmişinden biri olabilir mi?
Bence bunu sen bulmalısın, Leo.
Tam da bunun için ödeme yapmıyor muyum?
Tedbirli olmalıyız, değil mi?
Bu adamla seni nasıl karıştırırlar, anlamıyorum.
Belki her şey benimle ilgili değil ama bu öyle gibi geliyor.
Ya da sen öyle olmasını istiyorsun.
- Ne demek bu? - Bilmem.
- Son zamanlarda biraz... - Biraz ne?
Sıkkınsın.
Tamam, sıkkın değil. Heyecansızsın.
Bu doğru değil.
Utanılacak bir şey yok, Jackie.
Kronik can sıkıntısı duyguları,
modern toplumun mental ve duygusal bozukluklarıyla ilişkilendiriliyor.
Psikoloğa ihtiyacım yok, Leo.
Başkalarının ruhunda neler olup bittiğini asla tam bilemezsin, değil mi?
Kesinlikle öyle.
Merak etme, Jackie.
Bunu halledeceğim.
- Jackie P.! - Merhaba Billy.
İyi misin çocuk?
Evet, saçlar mı?
Bahiste kaybettim, ne yaparsın?
Bakım salonumdaki kızlarla arada zar atıyoruz.
- Bakım salonu mu? - Evet, birkaç dükkanım var.
Küçük altın madenleri diyebilirim.
Güzel.
Hatta senin için ücretsiz kuponlarım olacaktı.
Al. Bayan Ho ve ekibi.
En ücra köşelere girmekten korkmazlar.
Son kullanma tarihi var mı?
Senin için yok.
Ne haber, kedicik?
Dünkü cinayeti duydun mu?
Ne, buralarda mı?
Benim karşı dairemde.
Siktir!
Şu eşofmanlı tatlı yaşlı amca mı?
Senin güvenlik sistemini kurarken bize çay getirirdi.
Evet. Pisliğin tekiydi.
Öyle mi?
Ama öldüreceğim kadar değil.
Sen bir şeyler duydun mu?
Hayır.
Duyduğum kadarıyla herkes memnun. Herkes para kazanıyor.
İşçi sınıfı değil tabii.
Gerçekten çalışan insanların hepsi tamamen rezil halde.
Evet.
Belki birisi bir başkasına mesaj gönderiyordur
ve ben sadece telefonun yakınındayımdır.
- Leo ne dedi? - Sıkıldığımı düşünüyor.
- Sıkıldın mı? - Herkes kadar işte.
Çoğu bunun için uyuşturucu kullanıyor.
Sence sıkılmış mı görünüyorum?
Hayır.
- Sıkılmış değil de... - Ne demek istiyorsun?
- Ne? - Ne demek istedin?
Hiçbir şey.
Salla işte, ben ne bilirim ki?
Daha kaşlarıma bile sahip çıkamıyorum.
Şu ölü tatlı adam.
Pardon, pislik.
Etrafa bir sorayım.
Sağ ol, Billy.
Senin başın derde girmez, Jackie.
Herkes seni tatlı bulur.
Hadi oradan.
POLİS ŞERİDİ GEÇMEK YASAKTIR
Benimle ilgili olduğunu biliyordum.
Evet, kesinlikle o.
- Ne yapıyorsun? - Tutukluk yaptı.
Evet, evet, şey...
- Bitti. Neredeyse bitti. - Bekle!
Sıra bende.
Al bakalım.
Ne bu?
Tom Jones.
Tam bir efsane.
Ortalık temiz.
Yaşıyor.
Tanrım. Patron? Patron?
Ne oluyor? Vuruldun mu?
Ne oldu?
Patron?
Ne?
Ruby.
Sonunda.
Mırıldanmayı bıraktın.
Beyin sarsıntısı mı?
- Bir doza daha ihtiyacın var. - Hayır, fazlasını istemem.
Tamam. Doktor birazdan gelir.
Ne zamandır baygınım?
Bütün gece.
Beynime harç dökülmüş gibi.
Dairenin anahtarlarını bana neden vermediğini anladım.
Evet, gördüklerin için üzgünüm.
Servete mâl oldu.
Ama işe yaradı, değil mi?
Bana bir açıklama borçlu değilsin...
ama duymak isterdim.
Her zaman sanat işinde değildim, biliyordun değil mi?
Evet, paran bir yerlerden geliyordu sanırım.
Evet. Eskiden geçimimi sağladığım şey...
...epey berbattı.
Uyuşturucu mu?
Kokain.
Büyükler ligi.
O işte çok iyiydim.
Bu işte iyi olmaktan daha zor olan tek şey, işten çıkabilmektir.
Dostların dostane olmamaya başlar.
- Ama çıkmışsın. - Evet ama ortalık karıştı.
Çok geride kaldığını düşündüğüm bir şey beni bulmuş gibi.
Daha fazla açıklamaya ihtiyacın var mı?
Fazlasını anlatır mıydın?
Muhtemelen şu an değil.
Tabii.
Domuz gibi kokuyorum.
Bana bir iyilik yap, Charlie. Gidip temiz bir şeyler getir.
Çoktan hallettim, Patron.
Tamam, şunlar var.
Hiyalüronik asit, peeling pedleri...
hoş külotlar...
...ve tek kullanımlık telefon. Oldu mu?
Bana o meşhur çaylarından da yapar mısın?
Hastane çaylarının tadı kedi çişi gibi.
Tamam.
Charlie?
Bana bir iyilik yap. Bu gece eve gitme.
Otelde kal.
Söz mü?
- Tabii ki, Patron. - Aferin kızıma.
Pekâlâ.
Bay Linden'ın ofisi.
Elbette.
Bay Linden bugün ziyaretçi beklemiyor.
Didi Fraser ismini kesinlikle belirttiniz mi?
Evet, efendim. Söyledim.
Bu kötü oldu çünkü onunla mutlaka konuşmalıyım.
Nakit param var. Biraz nakit ister misin?
Hayır.
Bakım kuponlarına ne diyorsun?
Gitmeniz gerekiyor.
Dördüncü kat, değil mi?
Biliyor musun tatlım? Ben yukarı çıkacağım.
Durun, hanımefendi. Çıkamazsınız.
Güvenliği çağırın. Asansörle yukarı çıkan bir kadın var. Dördüncü kat.
Kapı açılıyor.
Yakın zamanda şiddet içeren bir yanlış anlaşılma yaşandı.
Az önce olanlara "yanlış anlaşılma" demem çok zor.
Hayır. Hayır, hayır, o değil. O benim hatamdı.
Lütfen şey için tıbbi faturaları bana yollayın...
Oliver.
Oliver. Çalışanlarının isimlerini bilmen hoş bir detay.
Ben halktan biriyim.
Hayır, aslında dünden bahsediyordum.
Bir müşterinin emrinde olması muhtemel bazı beyefendiler
beni öldürmeye çalışırken.
Böyle bir şeye karıştığımı nereden çıkardınız?
Muhtemelen bir çeşit aracısın.
Aracı kişi.
- Size daha önce, hiçbir şeyi... - Hey!
Bırak şunu.
Bay Linden, son ziyaretçilerimden biri,
doğrudan ofisinizi arayarak şüpheli bir karar verdi.
Şans eseri, aramaya kulak misafiri oldum,
hem de ölmemeye çalışırken
ve kullandıkları telefondaki tuş seslerini ezberledim.
Bu mümkün mü?
Beni öldürtmeye çalışan müşterinizin
adını istiyorum.
İddia ettiğiniz olaylar gerçekleşmiş olsa bile,
elbette yasalar gereği
müşterimin işlerini tartışamam. Yani...
O saldırı benim dünyamı altüst etti.
Son 20 yılımı uzaklaşmaya çalışarak geçirdiğim
karmaşık geçmişimin bir eseriydi.
O düzen yeniden sağlanana kadar
benim kontrolümde bir yıkım girdabı olacak.
Sizi ve temsil ettiğiniz herkesi hedef alacak.
İkna edici bir argüman, fakat söylediğim gibi,
müvekkilimin sizin durumunuzla hiçbir ilgisi yok.
Göreceğiz bakalım, değil mi?
Çünkü mantıksız bir kadın değilim Bay Linden.
Yarına kadar ismi bana verin ya da sonuçlarına katlanın.
Merak ediyorum Bayan Price,
polisle karşılaşmadan bu binadan çıkmayı nasıl planlıyorsunuz?
Onlardan neden kaçayım ki?
POLİS
Bu, onun kulağı mı?
Daha çok kulak memesi. Bak, buradan gitmem lazım.
Neden böyle giyindin?
Hadi Jackie, neler oluyor?
Bunu halletmelisin Leo.
- Bunu üstlerime nasıl açıklarım? - Çünkü ipoteğini ödüyorum
çünkü çocuklarının okul masraflarını ödüyorum. Bu yüzden.
O ofiste ne işin vardı?
Şahsi bir mesele.
Jackie, benim, anlatabilirsin.
Sadece beni buradan çıkar.
Bunun evinde konuştuğumuz şeyle bir ilgisi var mı?
Onu da bana sen söylersin sanıyordum.
Tamam, bunu görmezden gelip elimizdeki işe odaklanalım.
Bu devasa rezaleti nasıl halledeceğiz?
Amirim, avukatı geldi.
Şu havalı saçlı mı?
Merhaba.
- Price. - Merhaba Sam.
Tamam, şimdi durum şu.
Bu bariz bir kimlik karıştırma vakası, korkarım ki öyle.
Müvekkilim Jackie Price
saygın, yasallara uyan bir vatandaştır. O asla...
Pekâlâ.
Kulak mı o?
Tamam, peki...
Bak, satır aralarına bakınca endişem...
mahkemede birini yemeye çalıştığını söyleyecekler.
Çoğunu geri tükürdüm. Kayıtlar yalan söylemez Sam.
Savunmaya böyle başlamayalım. Dinle, ben vergi avukatınım Jackie.
Bu tür suçlamalarda seni ben temsil edemem.
Leo'ya birkaç yüz bin ateşlerim. Tutuklamada usulsüzlük bulur.
Hayır. Bunları duymak istemiyorum. Tamam mı?
Bunları ne bilmek, ne de duymak istiyorum.
Yüce Tanrım.
Bir şeyler içelim mi?
- Ne? - İçki.
İçki mi? Hayır, unut içkiyi. Bak, Jackie, ben...
Tamam. Sen çok değerli bir müvekkilsin.
Başından beri de yanımdaydın.
Ama bir noktada seninle müvekkillerimden bekleyebileceğim
toplumsal davranışlar hakkında dürüst bir konuşma
yapmamız gerekecek. Tamam mı? Müvekkil derken, seni kastettim.
Sana biraz aşık olduğumu söylemek için kötü bir zaman mı?
Ne? Evet! Bu inanılmaz kötü bir zaman. Evet.
Peki aramızdaki şeyin gerçek olmadığına tümüyle emin misin?
Çok, çok eminim. Bu kısa etkileşimi
tamamen çekilmez kıldığın için de teşekkür ederim. Gerçekten.
Lütfen, ben bu tarafa gideyim, sen de o tarafa git.
Tanrım!
Alo?
Tucker, benim.
Bu tiyatral hareketlere ısrarın neden Price?
Senin gibi biri nedenlerim olduğunu bilir.
Ayrıca, uygulama beleş.
- Ne zamandır birlikte çalışıyoruz? - Yeterince uzun.
Doğru fiyata beni satabileceğini bilecek kadar uzun.
Ya da köşeye sıkışırsan.
Bu aptal sesi sevmediğimden değil.
Boğuk sesin bana eski okulumdaki yemekhaneci kadını hatırlattı.
Kahve aromalı purolara düşkündü.
Kimsenin yapmadığı kadar annelik etti bana.
Tam bir suçluydu.
Açık artırmalar düzenlemeni istiyorum. Hızla nakde dönmek istiyorum.
Ne kadar? Tüm koleksiyon mu?
Evet, tüm koleksiyonum, tek bir alıcıya.
Ve hey, bunu yaymanı istiyorum.
Tek bir alıcı biraz zor.
Komisyonunu yüzde 15'e çıkarıyorum.
20.
Suç dünyasıyla yasal dünya arasında bir kelebek zarafetiyle uçmam gerek.
Müşteri listem hacimlidir.
Tamam, 20.
Hoşça kal, Tucker.
Kapatmadan küçük bir isteğim olacak.
Şunu söylesene:
Bu akşam reçelli rulo ve muhallebi.
Bu akşam reçelli rulo ve muhallebi.
Günümü güzelleştirdin.
Siktir git.
Tam da işler kötüye giderken...
daha kötü şeylerin olacağı hissine kapıldın mı?
Sanki, devasa bir kalabalık üstüne doğru gelirken
ayaklarının altındaki toprağın titrediğini duymak gibi.
Merhaba kardeş.
Soğuk için üzgünüm.
Kokuyu durdurmak için klimayı en düşüğe aldım.
Bu serserileri buradan alacağım.
Ama görüyorsun, temizlik işi de paketin parçası.
İyi iş görür demiştim, değil mi?
- Evet, çok işe yaradı. - Evet.
Paranın karşılığını aldın. Değil mi?
- Evet. Evet, evet. - Evet. Şimdi plan ne?
Muhtemelen kendime minderden bir kale yapıp çorba içerim.
Şimdi seni çok kıskandım Jackie.
İstersen bana katılabilirsin.
Birazdan.
Karenina, hiç kişisel güvenlik işi yaptın mı? Çabucak birini bulmalıyım.
Hayır, yapamam. İsterdim.
Duvar silahlarını yaparken iyi bir bağ kurduk, değil mi?
Ama zaten yeni ortaklar için çalışıyorum.
Deneme sürecindeyim.
Kim, söyleyebilir misin?
Yoksa doğru bulmaz mısın?
Yedi İblis. Oldukça havalı ama değil mi?
Vay canına.
Yedi İblis, bu... büyükler ligi.
Evet, onlar en iyisi.
Yedi İblis'i senin için tutmayı araştırayım mı?
Onlar profesyonel suikastçılar.
Muhtemelen aşırı olur ama onları hep kullanmak istedim.
Fiyatımız insanların düşündüğünden çok daha makul.
Onları arıyorum.
Pekâlâ.
Sağ ol.
Alo? Bir arkadaşımın şeye ihtiyacı var... Güvenliğe.
Adı Jackie Price. Evet. Büyük sanat simsarı.
Anlaşıldı. Evet.
Evet, anladım.
Jackie?
Evet.
Ne dediler?
Sen sıradaki kontratsın.
Muhteşem. Ama önce şartları konuşmam gerekiyor.
Hayır, hayır, hayır. Muhtemel iş veren demedim.
Sen yeni hedefsin.
Yedi İblis'in bir sonraki kontratının hedefi sensin.
- Ben mi? - Evet.
Ben hedefim.
Üzgünüm Bayan Price, bilmiyordum.
Bu adamlar İblis değildi, yoksa ölmüş olurdum.
Hayır, bunlar sıradan sokak serserisi.
Şimdi beni öldürmeye mi çalışacaksın?
Ben daha başlamadım. Aslen benim işim değil.
Kontratım gece yarısı başlar.
O zamana kadar hâlâ dostuz.
Sonra araya profesyonellik girer.
Bence artık gitmelisiniz Bayan Price. Güvende olmak için.
Evet, evet, bu iyi bir fikir.
YEDİ İBLİS
Evet, onlar profesyonel katiller.
Gizemlerinin bir bölümü gerçek birer psikopat olmaları.
Öldürmekten gerçekten zevk almaları.
Her seferinde biri peşinize düşer.
İlk kural, Yedi İblis'in peşinde olduğunu biliyorsan
paltonu al ve kapıdan çık.
Tabii doğru paltoyu, değil mi? Bu tür durumlar için sakladığını.
İçinde pasaportlar, telefonlar ve ön ödemeli kredi kartları olan.
Yedi İblis.
Bunu kim yapar ki?
Biri benim ölmemi istiyor. Hem de en berbat şekilde.
KÜBALI
Sen de kimsin be?
Süslü elbise partine giderken kayıp mı oldun?
Nereliydin söylesene?
Galler'denim.
- Galler mi? - Sana ne bundan?
Galler. Galler.
Hayır! Aman Tanrım!
Neden yaptın bunu?
Jackie Price nerede?
Nerede olduğuna dair bir fikrim yok.
- Ben sadece... - Bu yalan!
Bana her şeyi söylemez. Jackie, Jackie işte, hep sırları olur.
- Ne sırrı? - Bunu bilemem, değil mi?
Bu yüzden sır deniyor, seni soytarı!
Soytarı değil. Soytarı sensin!
Bir soytarıyı gördüğüm an tanırım!
Galler.
Galler.
KAZASIZ GEÇEN GÜN SAYISI
Gerçekten Yedi İblis peşinde mi?
- Sayılır. - Lanet olası Yedi İblis!
Görünmezliğe ne oldu, Jackie?
Çocuklarım var, tamam mı?
Beni sevmezler, onlara bakamıyorum ama...
Birkaç görüşme yaptım, tamam mı? İyi bakılacaklar, eski karın da öyle.
Sadece çocuklar, tamam mı? Boşanınca yeterince şey aldı!
Artık güvendesin, tamam mı?
Seni bu gece uçağa bindiriyorum.
Nereye?
İstersen Vancouver olur ama yeni bir yüz edinmen gerek.
- Hayır. - İzlanda nasıl?
Fazla soğuk.
- Brezilya? - Evet, plajları güzel olur.
Peki. O zaman Brezilya.
Vay canına.
Bu olur. Delilik bu.
- Öyle, değil mi? - Sonunda. Bitti.
Evet.
Ne kadar oldu ha? 15...
20 yıl. Evet, çok uzun zaman.
Geçen Noel'de bana gelmiştin, hatırlıyor musun?
Ve baş başaydık. Yalnız ruhlar.
Hindi devasaydı, hatırladın mı?
Her zaman sağlam sos yaparım.
Her şeyi çok erkenden hazır etmiştin. Sanırım ben hâlâ uyuyordum.
Yaparsam tam yaparım.
Bana dairemin anahtarını hiç geri vermedin değil mi?
Ne?
Pek hatırlayamadım.
Ben hatırlıyorum.
Pardon, Jackie. Ne oluyor böyle?
O saldırganlar Didin'in kapısını zorladı ama benimkini zorlamadılar.
Geçen gece onları daireme sen aldın, değil mi?
Hayır. Hayır. Başka anahtar olmalı.
- Çok yanlış anladın. - Öyle mi?
Neden, Leo?
Neden mi? Ne neden? Hadi canım, bizden söz ediyoruz.
Evet, her şeyi mahveden de bu!
Jackie, lütfen.
Sırf para için miydi?
Söyle, sırf para için mi?
Hep öyle değil midir?
Sikeyim, Leo.
Benden bahsediyoruz, değil mi? Benden.
Yakabileceğin sıradan bir pislik değil.
Evet, şey...
Kirli polis oldun mu hep öyle kalırsın.
Evet, bunda haklısın.
Uçağa binemiyorum değil mi?
Hâlâ olabilir.
Sadece bunu batırma Leo.
Artık çok geç Jackie. Fazlasıyla battım.
Lütfen yapma.
- O Leo mu? - Hayır, Leo gecikti.
Kalıcı olarak.
Billy'den haber var mı?
Neler oluyor?
Hayatım neden tehlikedeymiş?
Bavulun nerede?
Bavul mu? Ne bavulu? Çantam...
Bütün eşyan bu mu?
Ne? Sadece gerekli şeyleri al dedin, bu da öyle işte.
Evrak çantasında mı?
Ne? Bunu...
Jackie, neler oluyor?
Bak, tüm varlıklarımı hızla nakde çevirmem için yardımın gerek.
Kurtulmak için çok paraya ihtiyacım olacak.
Neyden kurtulmak için?
Charlie, son bilgileri ona verir misin canım?
- Merhaba Sam. - Selam Charlie!
Adresin Coldershaw Caddesi 118 numara mı?
- Kesinlikle. - Tamam, sekiz dakika önce bu oldu.
Bu da ne?
Ofisini de yaktılar.
Benim tatlı evimi de havaya uçurdular.
Hayır, hayır.
Bu olmaz, bu gerçek olamaz. Gerçek olamaz.
Onlar Yedi İblis, Sam. Benim ve tanıdığım herkesin peşindeler.
- Yedi İblis de kim? - Bunu uçakta konuşabilir miyiz?
Hayır, konuşamayız. O uçağa binmiyorum, hiçbir yere gitmeyeceğim.
- Bunlar seçkin, acımasız, katiller. - Ne?
Siktir, bunu ben istemedim!
- Bunu o da istemezdi. - Ne...
- Seninle ilgisi yok Sam. - İlgisi yok mu?
Charlie daha çocuk! Niçin endişe edecek?
K-pop ve Ketamin kafasını mı?
Ben yetişkinim, işim var, bir kariyerim var.
Bak, bir ton şey var, benim dostlarım var.
Cuma gecesi bana gelirler, poker gecesine.
Annem ve arkadaşı Barbara var. O pek iyi değil tamam mı?
Yani öylece plan değiştiremezsin.
Bin şu uçağa, Sam.
Bütünüyle dramatik olmadan
üzerimize gelen muazzam felaketler hakkında onları nasıl uyarabilirim?
Charlie'nin her zaman kısmen hazır olduğunu düşündüm.
Hem de çok genç görünmesine rağmen.
Sam?
Tanrım, bu hayatını mahvedecek.
Onlara ne söylemeliyim?
Belki de "muazzam" sözcüğünü kullanmamalıyım.
Ya da "felaket".
Tamam, ikiniz de dinleyin. İşler şöyle yürüyecek.
BİLBAO, İSPANYA
Muazzam felaketler mi?
Az önce başımıza muazzam felaketler gelecek mi dedin?
Dikkatini vermeni sağlıyordum.
Senin haberin var mıydı?
Dinle, bitirmeme izin verirsen, planım olduğunu anlarsın.
Plan mı?
Güzel, planları severim. Ne... Planın nedir?
Tüm sanat eserlerimi satacağım, bir ton para kazanacağız ve kaçacağız.
- Ne? - Eski usul.
Eski usul en iyisidir.
Nasıl bir felaketten söz ediyoruz?
Neyi sevmem bilir misin, Charlie?
Neyi?
Güzel manzaralı balkonlarda oturmayı.
Dünyayı dolaşmak başka yerde sıkılmak demek.
Seninle ilgili her şeyin yok olmak üzere olduğunu söylemiştin, Patron.
Dürüst olmam gerekirse...
yani tüm bunlar...
beni heyecanlandırıyor.
20 yıl sonra, sonunda yine kendim olabilirim.
Jackie! Orada tuvalet yok, değil mi? Patlayacağım.
- Uçakta halletmeliydin. - Biliyorum.
- İyi misin, Patron? - Hay sikeyim! Siktir!
Hayatımın en güzel günü.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.