Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik - Gerilim)
Satmayacaksın yani.
Hayır. Satmayacağım.
Yani benden öyle kolay kolay kurtulamayacaksın.
O kadar kolay kurtulacağım ki...
...sen bile şaşıracaksın.
Ortaklıktan ayrılıyorum.
Aa!
Sıkıldım bu hengameden.
(Müzik devam ediyor)
(Anahtar şıngırtısı sesi)
Restoran artık senin.
İstediğini yap.
Ben gidiyorum buralardan.
(Müzik devam ediyor)
Sinan.
Gitme.
(Müzik - Duygusal)
Hıh!
Sinan!
(Ayak sesleri)
Oğlum!
Oğlum dur ne olur!
(Müzik - Duygusal)
(Anlaşılmayan konuşma)
(Ayak sesi)
Girseydik keşke, bak heyecanlı bir şeyler oluyor.
Sinan kızmış ama inşallah bizimkilere değildir.
(Ayak sesi)
Sinan!
Allah'ım bu da mı gol değil? Yine mi Ceyda...
Ya ne? Ne yaptı o nazar göz yine, hangi kahramanlık hikâyesiyle süsledi, hı?
Aşkta kazandık...
...ama iş için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
Sinan.
(Ayak sesi)
Ne var Pelin, ha?
Ne var?
Yapma.
Bırakma.
Neden?
(Cırcır böceği sesleri)
O dükkân...
Yani senin için değeri bu kadar mı?
(Pelin) Gerçekten bırakıp gidecek misin?
Ben bu yaşıma kadar neleri bırakıp gittim bir bilsen.
O dükkân ne ki?
(Köpek havlama sesi) (Cırcır böceği sesleri)
Haklısın ama gidersen orası Ceyda'ya kalacak.
Orası seninle güzel.
Bak, ne güzel söyledin işte.
O dükkân benimle, Serkan'la, Bülent'le, Cansu'yla...
...seninle güzel.
Ben orayı özgürce çalışabilmek için...
...misafirlerime, dostlarıma hazırlıyormuş gibi sofralar kurmak için açtım.
Yine öyle olacak.
(Müzik - Duygusal)
Gitme, bırakma orayı Ceyda'ya.
Ben ona asla eyvallah etmem.
Alsın başına çalsın restoranı.
Tamam.
-O zaman... -(Sinan) Sakın Pelin!
Kimseden hiçbir şey istemiyorum.
Sen de bir şey yapmayacaksın.
Sadece yalnız kalmak istiyorum.
(Sinan) Anladın mı?
Yalnız kalmak.
(Müzik devam ediyor)
Her şeyi sen biliyorsun değil mi Meliha?
Her şeyi sen çok iyi biliyorsun değil mi Meliha?
Bir sen anlıyorsun değil mi Meliha?
Tamam annem, tamam, bak tansiyonun.
Meliha teyze bak, inan ben her şeyi...
Gel kızım, gel yavrum, yaklaş.
Gel, şu ayak böyle, ben gelemiyorum. Sen bir yanaş bakayım.
Ya Meliha teyze, hep o...
...Pelin denilen... -(Meliha) Tü!
Defol git evimden!
(Meliha) Ben senin ne karanlık ruh olduğunu ancak gördüm!
Çık git evden hemen!
Eh! Yeter be!
Ya sanki ben her şeyi tek başıma yaptım.
Ne yaptıysam yanımda sen vardın.
Senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu ha?
Şeytan ruhlu!
(Meliha) Ben senin böyle biri olduğunu bilsem...
...bu kapıdan içeri girebilir miydin sen?
Hadi ya?
Yok işte erkeği boş bırakmaya gelmezler falan.
(Ceyda) Ne oluyor onlar, ha? Ha ben çok mu meraklıydım restorana?
Çok mu bayılıyordum?
Ben ne yaptıysam Sinan'a yakın olayım diye, o da beni sevsin diye yaptım.
Sözde bunu en çok sen istiyordun.
Evet, istiyordum, doğru!
Ama ben evladımın yanına en az onun kadar vicdanlı...
...en az onun kadar namuslu, dürüst bir hayat arkadaşı istiyordum.
Ben nereden bilebilirdim senin çevirdiğin dolapları?
Eğer senin yaptıklarından şu kadar olsun haberim olsaydı...
...sen oğlumun yanına yaklaşabilir miydin?
Senin bu kapıdan içeri girmene izin verir miydim hiç?
Aman.
Aman elinden geleni ardına koyma.
Siz zaten beni değil ya, o Pelin'i hak ediyorsunuz.
Al Pelin'i buraya, harcasın bir güzel oğlunu, olur mu?
Defol çık, git!
(Meliha) Ya bu nasıl bir yaratıkmış?
(Meliha) Bu bu meğer neymiş yahu?
Benim gözüme perde inmiş!
Benim gözüme perde indi ki ben bunun gerçek yüzünü göremedim!
Anlamadım, bilmedim ben!
O perde bir Necip'te inmiyor zaten.
Şey diyor bak Necip...
...bir beni görüyorsun zaten sen diyor.
Ona getiriyor lafı.
Haklı.
(Müzik)
Siz zaten bir Necip'i görün, bir Necip'i duyun.
Sen bakma onlara.
Keşke peşinden gitseydik, yalnız bırakmasaydık.
Ya o yalnız kalacağım dediyse, bulamayız zaten hiçbir yerde. Boş ver.
Kötüydü ama.
(Cırcır böceği sesleri)
(Köpek havlama sesi)
Bunu ödeyeceksin.
Beni korkutamazsın.
(Gülme sesi)
Ama üzerim.
Ve öyle yapacağım.
Canını yakacağım.
Ya defol git!
O kadar kolay mı ya, ha?
Göreceğiz bakalım kolay mı, değil mi?
Seni de unuttum sanma.
(Müzik - Gerilim)
Elinden geleni ardına koyma be.
Hâlâ mekândayım, hâlâ ensendeyim. Hiç merak etme sen.
Filiya senin olmayacak.
Acı çekeceksin.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Araba sesi)
Sinan'a bir şey yapmasın?
Saçmalama Pelin, ne yapabilir acaba Sinan'a?
Ya o bu saatten sonra Sinan'ın yanına bile yaklaşamaz zaten.
İyi, ne yapacağız? Burada mı bekleyeceğiz?
Benim uykum geldi.
(Müzik)
(Cırt cırt açılma sesi)
Şurada uzanın anneciğim.
Ah!..
(Necip) Yardım edeyim.
Tansiyon ilacınızı da alın da.
-(Meliha) Yavrum. -(Necip) Uzanın.
Ah.
(Meliha) Ah!..
(Müzik - Duygusal)
Sana da çok yüklendik be Necip.
Çok yanlış yaptık.
Hakkını yedik senin.
Bu sefer ayıp ettiniz damada.
Keyfimizden mi yaptık yahu?
(Havva) Hem de ne?
Ya utanıp sıkılacakları yerde hâlâ her lafın içindeler.
Aa, benim alnım ak.
Vatandaşlık görevimi yaptım.
Herkes polisine yardım etmeli.
Ah, Allah'ım.
Yahu etsin, elbette etsin de doğru düzgün...
...görsün, anlasın, dinlesin, öyle etsin!
Anneciğim sakin olun. Tamam, uzatmayalım bunu.
Hem bak, tansiyonunuz da kötü.
Boş verin siz.
Senin bana yüzün gülsün.
Ben seni affettim annem de...
...ben başka bir şeycik istemem.
Zaten bundan böyle evlatlarımın hiçbir işine karışmayacağım.
Onlar en doğruyu bilirler.
Oo! Geçti o Meliha abla.
Sen bunlara fena eziyet ettin.
Vallahi öyle. Senin günahın büyük.
Yahu siz bana...
...ne diyorsunuz yahu?
Çileden çıkarttınız insanı!
(Necip) Anneciğim sakin olun, sinirlenmeyin.
Eski defterleri açacaksak...
...ben sizin hakkınızı ödeyemem.
Hem o söylediklerinizi çoktan unuttum.
Helal olsun sana be Necip.
Ne koca yürekli çıktın.
Damadının kıymetini bil.
Adını hırsıza çıkardın çocuğun.
Bak, o senin için neler söylüyor.
Annem, sen de beni affet.
Ben sana böyle hayırlı bir damat getiremedim.
Ay ben bunların ikisini birden birbirine çarpıvereceğim şimdi!
(Meliha) Yahu siz nasıl insanlarsınız?
Allah Allah!
Bana bakın, zaten tepemin tası atık!
Bütün hıncımı sizden çıkaracağım şimdi!
Hafize teyzeciğim.
Biz annemi yatıralım artık.
Yatırın kızım, yatırın.
Gelirken de bana çay koyuver.
(Hafize) Yalnız demini çok koyuyorsun. Az koy.
Çarpıntı yapıyor.
Meralciğim, kovmak gibi olmasın ama siz artık gidip çayınızı evde için ha?
Hadi annem, hadi.
(Müzik)
(Televizyon erkek ses) Ya Kardelen.
Ya bir gün eğer seninle konuşursam, seni ne kadar sevdiğimi anlatmak için...
...bir sürü cümle düşünmüştüm, unuttum.
Kabul ediyorum.
-Ha? -Kabul ediyorum.
-(Simay) Ya Hakan. -(Hakan) Hı?
Aklıma ne geldi biliyor musun?
-Ne geldi? -(Simay) Hani sen üniversitedeyken...
...öğrenci evinde bir tane otuz yedi ekran televizyon vardı ya.
Ya sürekli onunla film izleyip duruyorduk falan.
Hatta galiba o aralar kestaneye sarmıştık, sürekli kestane yiyorduk.
Ne güzel zamanlardı değil mi ya?
Ben de aynısını düşündüm biliyor musun?
Ya herhalde en son o zaman biz baş başa kalmışız.
Ya bu gece içimde kalan her şeyi yapmak istiyorum.
Ya ne bileyim böyle saatlerce film izleyelim falan...
...sonra sen kitap okurken uyuyakalalım.
İşte sonra bir anda uyanalım.
Hı hı.
(Nefes sesi)
Ay Hakan bu gece hiç bitmesin ya.
Yani bir gün de ben anne olmayayım.
Her derde koşan en yakın arkadaş olmayayım. Yani bir günümü de Simay...
...olarak geçirmek istiyorum.
Ya ben Simay olmayı özledim.
Ama şimdi iyi tarafından bakarsak da...
...Simay ve Hakan olarak uzun bir gece geçirebileceğiz, hı?
E iyi de bir gececik yetmez ki.
Niye?
Böyle hiçbir zaman unutmayacağımız bir gececik bile olsa mı yetmez, ha?
(Müzik)
Hı.
Bir örnek versen.
Bir örnek.
(Kapı zili sesi)
Bakma.
(Kapı zili sesi)
Bakmayacağım.
(Kapı çalma sesi)
(Kapı zili sesi) (Kapı vurma sesi)
Yöneticidir, yönetici. Ben...
Ya hayır niye bu kadar ısrar kıyamet?
-Yani tekmeleyinceye kadar... -(Simay) Tamam.
...yokuz ulan, yokuz işte ya.
Ya tamam, bak sen, şöyle yapalım. Sen sakin ol, tamam mı?
(Simay) Ben hemen onu gidip, dehleyip geleyim. Tamam?
-Tamam. -(Simay) Tamam, bekle beni burada.
(Simay) Geliyorum ben.
Uf!..
(Kapı açılma sesi)
Anne, biz geldik.
(Başak) Kızım, Simoş, çok acayip şeyler oldu.
Ya bu sinsi, Sinan'a bir şey yapmaz değil mi?
Ya Pelin taktın kafayı, yapamaz diyorum.
-Sen iyi misin? -Çok iyiyim, harikayım yani.
(Kapı kapanma sesi)
(Efekt sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Tıkırtı sesi)
(Müzik)
Kim var orada?
(Kapı açılma sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Ah be Serkan, elli kere söyledim şu kapıyı kapat diye.
Yani kediler bir dadansa...
Artık bana neyse?
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik devam ediyor)
(Rüzgâr iç ses) Çok değişmiş ev.
(Rüzgâr iç ses) Kendisi de bu kadar değişmiş midir acaba?
(Müzik)
(Rüzgâr iç ses) İyice dalmış şiire.
(Rüzgâr iç ses) Bir şeyler de karalıyordu.
(Rüzgâr iç ses) Yazıyor mudur acaba hâlâ?
(Gülme sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı açılma sesi)
(Cırcır böceği sesleri)
(Kapı kapanma sesi)
Zar zor uyuttum annemi.
Senin de kulağın kapıda olsun, uyanırsa yalnız bırakmayalım.
Bu paraları da kaldır gözünü seveyim.
Bende hiç iyi anısı yok, gözüm görmesin.
Görmeyeceksin.
O para Sinan'ın.
Hepsi mi?
Verelim Sinan'a, Ceyda'ya versin. Hakkı neyse ödesin artık.
Yalnız...
...ne kalbi temiz adammış.
Helal paraymış demek ki.
Döndü dolaştı gene Sinan'ı buldu.
(Müzik - Gitar)
Binlerce şükürler olsun ki hayatımda sen varsın.
Sana kurban olurum Necip'im.
Yok Havva.
Benim sana dargınlığım öyle kolay geçecek gibi değil.
Deme öyle.
(Müzik - Duygusal)
Nasıl kırıldıysam.
İçimden gelmiyor, ne yapayım?
Küssen bile deme öyle.
Gitme ne olur Necip.
Ben salonda yatarım.
İyi geceler sana.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
(Müzik - Duygusal)
Bir süreliğine...
...gidiyoruz buradan baba.
Ama merak etme.
Bir şekilde geri alacağım ben burayı.
(Müzik devam ediyor)
(Gülme sesi)
(Nefes sesi)
Ne güzel de yapardın Filiya böreğini.
Hey gidi koca Arnavut.
Çok özledim be.
(Müzik devam ediyor)
Gölgen de yetiyormuş.
Amerika'dan döndüğümde nasıl sarılmıştın bana.
O anın hep gözümde.
Ama nasıl böyle sımsıkı, hiç bırakmamacasına.
Baba...
...keşke daha çok sarılsaydık be.
(Müzik - Duygusal)
(Gülme sesi)
Ama sen yapamazdın ki.
Sen hep bir ağır durur...
...hep bir mesafe koyardın.
Keşke ben daha çok sarılsaydım sana.
(Müzik devam ediyor)
(Gülme sesi)
(Ağlama sesi)
(Gülme sesi)
Bu fotoğrafın da buraya çok yakışmıştı.
Ama inan bana...
...inan bana geri geleceğiz.
Sana söz veriyorum.
(Ceyda) Sinan.
(Müzik - Gerilim)
(Düşme sesi) (Bardak kırılma sesi)
Kötü, çok kötü bir şey oldu sanki.
Ay canım olsun, kırılsın, ne olacak yani? Toparlarız.
(Simay anlaşılmayan konuşma)
Yok, şey değil, ee, fincan değil. Başka bir şey.
-Kalbim sıkıştı. -(Başak) Nazar çıkmıştır hayatım.
Nazar çıkmıştır. Gel hadi otur, gel.
Kötüye yorma. Gel, gel kuzum gel.
(Başak) Gel Peluş'um.
Ya bir şey diyeceğim, Tolga da gelmedi değil mi?
Meliha teyzenin evine?
Abiciğim, öyle bir anlattınız ki bana sanki bir tek...
...Tolga eksikmiş gibi geldi, ne yapayım?
Ay ben unuttum Tolga'yı ya. Uğrayacaktım.
Ay canım bırakın şimdi Tolga'yı, anlatıyordunuz.
Ceyda, Pelin'in önünü kesti falan, tehdit etti. Ne oldu, hadi?
(Simay) Devam edin, merak ediyorum ya.
Ondan sonra enişteniz araya girdi.
Böyle ikisinin arasına Ceyda'yla bizim Peluş'umuzun arasında...
...Ceyda neye uğradığını şaşırdı. Böyle büyülenmiş gibiydi ortam böyle.
Bir oraya savruldu, bir buraya savruldu. Ne olduğunu...
...bilemedi. -(Bülent) Ya Başak, şimdi abartma...
...Allah aşkına ya. Duyan falan da vurdum zannedecek, öyle bir şey değil.
Ya çok gergindi, ters bir şey yapmasın diye böyle bir araya girdim. O yani öyle.
Tabii ki vurmadın, kadına el mi kalkar? Ondan bahsetmiyorum ama...
...o delici bakışlarıyla Ceyda'ya bir baktı. Ceyda neye uğradığını şaşırdı.
Nasıl geri geri gidiyor, nasıl.
Ayrıca bir kahramanlık yaptın, tabii ki süsleyeceğim yani.
Ya eğer bence eski zamanlarda yaşıyor olsaydık...
...senin adın, nazar gözlü şeytanı savuran adam falan olurdu bence.
(Bülent) Yani Başak şu kadar olaydan sonra neşeni kaybetmedin ya...
...gerçekten takdire şayansın. Vallahi.
E niye kaybedeyim neşemi, niye kaybedeyim?
(Başak) Bütün sorunlarımızdan kurtulduk.
Ceyda gitti. Bence şu an bizim partilememiz falan lazım.
Siz nasıl böyle durabiliyorsunuz ki yani? Bence çok saçma.
Peki restoranı ne yapacağız? Sinan bıraktı hisselerini gitti.
Ya yok, o an sinirle söylemiştir.
Sen tabii Sinan'ı tanımadığın için sana öyle geliyor.
Laf onun ağzından bir kere çıkar.
Sinan'ın bin bir emekle kurduğu restoranı ben Ceyda'ya bırakmam.
Bırakmamalıyız yani, bırakmamalıyız.
Arkadaşlar bir şey yapalım ya.
-Neyse parası verelim gitsin, defolsun ya. -(Başak) Evet yani.
-Ben verebilirim parayı Bülent. -(Bülent) Aman!
Pelin, aman Allah aşkına. Bak, bunu daha önce de denedik...
...ne olduğunu biliyoruz. Adam delleniyor, yapmayalım öyle şeyler.
Ya Sinan'ın haberi olmasına gerek yok ki. Biz kendi aramızda şey yaparız, hallederiz.
(Hakan) Arkadaşlar, ne parası ya?
Direkt mahkemeye gitmeniz lazım.
E kadının yaptıkları ortada. İnsanları zehirledi diyorsunuz.
Yani orayı onun elinde tutmazlar herhalde artık.
Hakan doğru söylüyor.
Bülent, bence bunu yapmalıyız.
Yani yapalım yapmasına da mahkeme bitene kadar ohoo!..
Allah vere de Sinan o zamana kadar kıta değiştirmeye yani.
Ne kıta değiştirmesi ya? Kim kıta değiştiriyor?
(Pelin) Kim gidiyor ya? İzin vermem, kimse gidemez yani, öyle bir şey yok.
Ee, yani sonuçta şey değil mi ya, hepimiz arkadaşız ya...
...hepimiz el ele verip bir şeyler yapmalıyız yani restoranı kurtarmak için.
Değil mi arkadaşlar? Yani bence şey yapalım...
...biz sabah ilk iş olarak kapısına dayanalım Sinan'ın.
Değil mi?
(Müzik - Hareketli)
(Müzik - Gitar)
(Müzik devam ediyor)
Isıtıcıya baktın değil mi, çalışmıyor eminsin?
Isıtmadığı gibi bir de soğuk üflüyor.
Çok istiyorsan açayım.
Cık.
Oof!
Bu kadar düştüğümüze inanamıyorum.
Ya Amerika'da hiç bu kadar kötü bir yerde kalmamıştım daha önce.
Nerede hata yaptık ki biz?
Bana mı soruyorsun Rüzgâr?
Orada o yemeği yememiz şart mıydı?
Dünyanın parasını verdik.
Bu buzdolabı gibi yer yerine daha sıcak bir otelde kalabilirdik.
Yani iyi ama bugün senin doğum günün.
Ayrıca o şefin mutfağını görmeyi çok istiyordun, ne yapayım?
Çok lazımdı değil mi Rüzgâr doğum günü?
Ayrıca ben o adamın yanında çalışmayı merak ediyorum, yemeklerini yemeyi değil.
İyi işte, bu bahaneyle de tanışmış oldun, fena mı oldu?
Rüzgâr, lütfen bir daha böyle sürprizler yapma.
Elim ayağım dolandı birbirine, ne yapacağımı şaşırdım.
-Gülme. (Gülme sesi)
Hiçbiri yetmezmiş gibi bir de beni yanına alması gerektiğini söyledin ya...
...ruhumu teslim ediyordum orada.
Bence alacak biliyor musun? Onun yamağı olacaksın.
Sanmıyorum.
Görmedin mi, hiçbir şey demeden gitti.
Bir tek gülümsedi o kadar.
İyi de cevap o gülümsemeydi zaten.
Yani bence çok samimiydi, orada sahte bir şey yoktu.
Bana sorarsan, bu şehirde kendimize bir yer bulmamız gerekecek.
Çünkü daha burada kalıcıyız belli ki.
Aslında ne kadar farklıyız birbirimizden.
Baksana, bir gülümsemeden bile ne kadar farklı anlamlar çıkartmışız.
(Müzik - Duygusal)
Rüzgâr.
Hı?
Yemekler çok güzeldi.
(Gülme sesi)
Bir şey değil.
(Gülme sesleri)
(Müzik - Duygusal)
(Hohlama sesi)
Çok soğuk be.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Kapı zili sesi)
Ya ben sabahtan kapısına dayanacağız deyince onu lafın gelişi sandım ya.
E kıta değiştirir dedin. O da mı lafın gelişiydi?
Cık, o gerçek, onu yapabilir.
O zaman kızsa da, kovsa da yalnız bırakmak yok.
(Kapı zili sesi)
(Su sesi)
(Kapı zili sesi) (Su sesi)
(Su sesi) (Müzik)
(Kapı zili sesi)
Yok, evde olsa çoktan açardı kapıyı ya.
Ben dedim sana, gece gelmeliydik.
-Bence o, eve hiç uğramadı bile. -(Pelin) E nerede o zaman?
Nerede yalnız kalacağına inanıyorsa orada.
(Müzik)
(Kapı zili sesi)
(Su sesi)
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı açılma sesi)
Bana öyle geldi herhalde.
(Kapı kapanma sesi) (Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Alo, anne?
Hayır, daha halledemedim.
Bunu istemek kolay mı sanıyorsun anne?
Bilmiyorum, bilmiyorum. O yalanı söylemeden önce düşünecektin bunu.
Üf, tamam tamam.
Tamam anne, ağlama, tamam.
Uygun bir zaman bulduğumda konuşacağım.
Bilmiyorum anne, daha Sinan'ı görmedim bile.
Tamam.
Tamam. Öpüyorum çok, hadi görüşürüz.
(Nefes sesi)
(Müzik)
Ceyda meselesini halletmeden buraya gelmez o.
Olsun, biz yine bir sağa sola bakalım.
Gelmemesi gerekenler gelmiş bile.
Allah'ım yarabbim, ben burada bununla yalnız kalacağım. Ne olur sabır ver bana ya.
(Ayak sesi) (Müzik - Gerilim)
(Nefes sesi)
Devir işlemleriyle ilgili tüm belgeler burada.
Bir dakika ya.
Nasıl yani devir işlemi?
Biz dün Sinan'la konuşup hallettik.
Nasıl yani, Sinan dün gece buraya mı geldi?
Hı hı.
Senin bu saatte ne işin var burada?
Demek ki Filiya'yı bırakmak senin için de o kadar kolay olmadı.
Ben Filiya'yı çok seviyorum Ceyda.
Ve tahmin edemeyeceğinden çok burada emeğim var.
Burası da benimle var.
Ben ve arkadaşlarımın emeği olmadan burası sadece...
...dört duvar, masalar...
...ve sandalyeden ibaret.
Benim için de sensiz öyle.
(Müzik - Gerilim)
Dünya bir hiç.
(Gülme sesi)
(Nefes sesi)
Hastasın sen.
(Sinan) Tedaviye ihtiyacın var.
Yaptığın şeyler, normal insanların yapacağı işler değil.
Sen sevseydin...
...eğer ufacık bir çaba sarf etseydin...
...ya da bir kez olsun beni görseydin...
...belki de ben böyle bir insan olmayacaktım.
Seninle daha fazla konuşmak istemiyorum Ceyda.
Hatta yüzünü bile görmek istemiyorum.
Sinan.
Bir dakika.
(Anahtar şıngırtısı sesi)
Al.
Sen olmadan buranın benim için hiçbir anlamı yok.
(Ceyda) Senden bir şey de istemiyorum.
Para pul, hiçbir şey. Al.
Benim bunu kabul edeceğimi düşünmedin değil mi?
Senin ne parana ne de yardımına ihtiyacım var.
O hatayı bir kere başta yaptım.
Bir daha asla yapmam.
İyi, tamam, tamam.
Sadece sana verdiğim parayı bana öde yeterli.
O parayı en kısa zamanda bulacağım.
(Müzik - Gerilim)
(Anahtar şıngırtısı sesi)
Sinan, ben...
...sana bir şey daha sormak istiyorum ama...
...lütfen bana karşı dürüst olacağına dair söz ver.
Sor.
Pelin olmasaydı...
...yani hayatına hiç girmemiş olsaydı...
...bana karşı yine böyle mi olurdun?
Yine beni görmez miydin?
Böyle soğuk mu olurdun?
Ben seni sevmiyorum Ceyda.
(Gülme sesi)
Ben onun farkındayım.
Ben onu biliyorum.
(Ceyda) Ama ben sana başka bir şey soruyorum.
Diyorum ki eğer Pelin olmasaydı...
...küçücük de olsun bir şans vermez miydin?
Dinlemez miydin?
Anlamaya çalışmaz mıydın? Ya da sevmeyi denemez miydin?
Lütfen, bu benim senden son isteğim.
O yüzden bana dürüst cevap ver.
Bilmiyorum.
Ama bildiğim tek bir şey var Ceyda.
O da seni sevmediğim.
Bir dakika.
Şimdi sen komple çekiliyorsun...
...ve biz sana paranı verince devir işlemi bitiyor, öyle mi?
Aynen.
Ha, yalnız unutmadan, bana bütün parayı iki gün içerisinde ödemeniz gerekiyor.
(Müzik - Gerilim)
Yani Sinan'ın da bu durumdan haberi yok.
Ceyda, biz iki günde nasıl bulalım bu parayı peki?
Bilmem.
Hani beş gün içinde ödeyemeyip bana gelmiştiniz ya...
...belki yine öyle yaparsınız.
İstediğimiz zaman veririz. Bizi böyle sıkıştıramazsın. Allah Allah!
Peki. O zaman anlaşmazlık mahkemesine gider...
...ben de bütün mekânı alırım.
(Müzik - Gerilim)
(Martı sesleri) (Ayak sesleri)
-Nasılsın reis? -Hoş geldin Sinan.
İyiyim, sen nasılsın?
Sağ ol, ben de iyiyim.
Vay, iki saatte denizi kurutmuşsun be aşçı.
Yok be reis. Ne var şurada?
Yoo, senin gibi ne şehirliler geliyor buraya.
Geceden çıkıyor adamlar.
Ama öyle olta falan değil ha, ağ atıyor.
Gene beceremeden geliyorlar.
Bizden balıkları alıp, biz tuttuk diye gidiyorlar.
Yok be reis, o kadar da değil.
Yüzmeyi geç öğrendik ama balık tutmasını iyi biliriz.
Rahmetliyle Boğaz'da az mı olta salladık.
(Müzik)
Hadi bakalım, karnımız da acıktı. Başlayalım artık çaylar soğumadan.
Vallahi kurt gibi acıktım.
-Sağ ol reis. -Afiyet olsun.
Sen sadece balığa gelmezsin buraya.
Öyle denizdi, çaydı, manzaraydı derken belki dökülürsün biraz, ne dersin?
Bakalım.
Sağ ol reis.
Ih, kullanmıyorum.
(Efekt sesi)
Patates de kızarttım.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Nefes sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Üstü de incecikti bunun.
(Müzik - Duygusal)
Gece ayaz.
Dışarıda kaldıysa donmuştur.
Hani otele gitti desem, oteli de hiç sevmez.
Amerika'ya gitmiş olmasın?
Yani ondan sebep açmıyor telefonu.
Anneciğim arar o seni mutlaka. Bir daha habersiz bırakmaz.
(Havva) Öfkesi sana değil ya.
Ya kime yavrum, ya kime?
Celladıyla evlendirmeye kalkıştım ben oğlumu.
Anne, Sinan bana darılmadı, sana mı darılacak?
Senin sevdiğin patatesten yaptım. Vereyim mi biraz?
Yok.
(Müzik - Duygusal)
Arasana sen Sinan'ı.
Anne aradım ya kaç kere.
Bir daha ara.
Tamam.
Hah, çalıyor.
(Nefes sesi)
(Müzik - Duygusal)
Cık. Açmıyor.
Yok, hayat resmen Başak Duran'ı güçlendirme antrenmanı yapıyor.
Ya böyle Bülent'in elini uzanıp tutsam böyle...
...çürüyüp bileğinden düşecek diye korkuyorum artık.
Ya yok Simoş yok, oluru yok.
Yani bu Pelin'le Sinan vuslata ermeden bizim olurumuz yok.
Her güne yeni bir atraksiyon.
Ya. Zaten biz de Hakan'la böyle romantik gecemizde biri gelsin de...
...bizi bassın diye plan yapıyorduk değil mi çünkü Başak?
Hayır şimdi niye gereksiz yere Pelin'e şey yapıyorsun yani?
Allah Allah! Böyle çaktırmadan Pelin'e laf çakınca oluyor mu?
İstiyorsa söyle, bundan sonra ben de öyle yapayım.
Ay ne alakası var? Bir kere ben gerçekten üzülüyorum yani Pelin'e.
Allah Allah, bana kim üzülsün... Oha!
Göktaşı düştü. Şuna bak!
Ha, ben şimdi Plüton'un niye gezegenlikten çıkarıldığını anladım.
Çünkü bu görgüsüz parmağına takmış. Hale bakar mısın?
(Müzik)
Başak? Ay inanmıyorum!
Hatırladın mı, hatırladın mı Demet'i?
Hani herkes bunun yanında bana çıkma teklif ediyordu.
Aaa, ay canım!
Demet nasılsın ya? Ay inanmıyorum, ne kadar değişmişsin.
Ne kadar güzel olmuşsun.
Ay ben... Simoş'u hatırladın mı?
Ya hatırladım hatırladım. Ya o zaman da böyle çok güzel saçları vardı.
Ya evet evet, ben de hatırladım, sağ ol.
Hiç değişmemiş.
Ee, neler yapıyorsunuz görüşmeyeli?
Sen evlenmişsin galiba Simay?
-Ya evet işte, bir tane çocuğum var. -(Demet) Süper.
Öyle çoluk çocuğa karıştı, inanabiliyor musun?
E artık darısı da senin başına yani.
Aman yani.
Ya ben evlilik bana çok uzak bir şey ya. Çok zor geliyor biliyor musun?
Yani hiç istemiyorum evlenmeyi.
Ama yani Allah nazarlardan korusun bir sevgilim var, ay Simoş şahit işte.
O kadar yakışıklı, o kadar yakışıklı ki...
...yani böyle yolda yürürken görenler pat küt yere yapışıyor. O kadar yakışıklı.
Bazen diyorum ki Başak buldun böyle bir gen, yap bir çocuk diyorum.
-Sonra diyorum, ben mi? (Gülme sesi)
(Demet) Tamam işte, süpermiş, daha ne olsun? Ne kadar oldu ki tanışalı?
Ay, daha çok yeniyiz biz, çok yeniyiz.
-Daha bir ay. -(Simay) Yeni yeni yeni.
-Bir ay! -(Başak) Evet.
Ayol ne yenisi? Biz eşimle bayağı birinci haftanın sonunda evlendik.
Tekstil Fuarı'nda tanıştık. İpek kumaş fabrikaları var kendisinin.
Aa, Bursa'da mı?
Tatlım, eskiden de böyle espriliydin ama sen.
(Demet) Milano'da tabii ki.
-Oo Milano! -(Demet) Böyle değişiklik olsun...
...falan diye gitmiştim fuara gezmeye.
Amadeo'yla, eşimle yani, ilk görüşte âşık olduk birbirimize.
(Demet) Adam beni daha köşeden gördü, yaklaştı, yapıştı dudaklarıma.
Bir hafta sonra Verona'da bulduk kendimizi.
-(Başak) Aa. -Bu Romeo ve Juliet'in geçtiği mekân.
Tabii!
-(Demet) Biliyorsunuz. -Tabii bilmez miyiz?
(Demet) Juliet'in penceresinin altında evlenme teklif etti bana zaten.
Ben tabii şok.
-(Başak) Ben de şok. -Vallahi ben de şok.
(Demet) Para insanı görgüsüz yapıyor diyorlar.
Zenginlik insanı görgüsüz yapıyor diyorlar ama...
...cık. Adam çok kazanıyor ama kazandığını da kendine yatırıyor.
Ya Botticelli koleksiyoneri.
Kesin duymuşsunuzdur dergilerde adını ya, çok geçiyor.
(Müzik)
Duymadınız?
Cık.
Yok.
Ee, olsun.
(Gülme sesi)
Hah. Vay canına.
O para bulunmaz.
Mahkemeye verse, nereden baksan bir altı ay sürer.
Ya sürer de onun aleyhine sonuçlanacağı ne malum?
O zamana kadar bulunur belki para?
Burası gün geçtikçe değerlenen bir yer.
Yani mahkeme daha büyük bir para çıkarabilir.
Yok, bizim iki günde bulmamız lazım o parayı.
Bence önce Sinan'ı bulmamız lazım.
Ya Sinan borçlu kalmayı sevmez.
Ya bu kaybolma işinde kesin bu olayın da bir payı var da.
Nereden bulacağını falan düşünüyordur.
Tabii, kıta değiştirmediyse.
Ay Bülent, şunu söyleyip durma. Niye kıta değiştirsin?
İnşallah gitmemiştir.
Eğer burası Ceyda Hanım'a kalırsa...
Hatırlıyor musun, bir kere daha kaybolmuştu o.
Sonra böyle kasa kasa balıkla gelmişti. Biz o balıkları ayıkla ayıkla bitirememiştik.
Nerede tutuyor balığı? Boğaz'da falan mı?
Yok, o bir yerlere gidiyor ama böyle tekneyle falan açılıyor.
Benim de tekneyle aram yok diye hiç bulaşmadım o işe. Bilmiyorum yani.
E sormadın mı sen hiç?
İnsan bir merak eder.
Pelin, adamı tanımıyor musun, Allah aşkına ya.
Gereksiz konuştuğunu gördün mü sen hiç? Ketum herifin teki.
Çok mantıklı.
(Müzik)
Merhaba, kolay gelsin.
Ben bir şey soracaktım da.
Tanıyor muyum sizi bir yerden?
Hı hı, hani Sinan'la gelmiştim. Yardımcısıydım.
Ha evet evet, hatırladım.
Ya şey, Sinan arada bir balığa çıkıyormuş, belki siz biliyorsunuzdur.
(Müzik)
(Vapur düdüğü sesi)
(Höpürdetme sesi)
Demet ya, Demet.
Hatırlıyor musun, bu bir fön çektirirdi, on gün aynı fönle gezerdi.
Hayır bir kere Amadeo ne ya, Amadeo ne?
Bizim printer Ahmet vardı, hatırlıyor musun? Herkese yazardı, bir buna yazmazdı.
(Simay) İşte Hakan da Romeo'yu Hande Yener şarkısı falan zannediyor.
Yani Demet'e bile âşık olunan ve evlenme teklif edilen bir dünyada yaşıyoruz. Ay!
Yani Başak, sen de normal bir evlilik teklifiymiş gibi...
...bahsetme şundan rica ediyorum. Bayağı bildiğin peri masalı gibi bir şey o yani.
Bülent evlilik konusunu bile açmıyor.
Hakan da işte sağ olsun balayını El Classico'ya denk getirmişti.
O ne kız?
Boş ver, evlenince öğrenirsin.
Cık. Ben hiç öğrenemeyeceğim galiba.
Çünkü ben eğlenilecek kızım.
İşte ben de öyle evlenilmiş olsun diye evlenilen kızım yani.
Var ya, benim bugüne kadar bu iki gözüm kör olmuş, önüme akmış.
Yani ben hiçbir zaman gerçeği görmemişim.
Her zaman görmek istediğimi görmüşüm. Bülent bana âşık falan değil.
-Görür o gününü. -Görür o gününü.
(Kuş cıvıltısı sesi) (Müzik)
(Araba sesi)
(El freni çekme sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Dalga ve martı sesleri)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal) (Martı sesleri)
Ne ilginç bir yer burası.
(Ayak sesi) (Martı sesleri)
(Müzik devam ediyor)
Pardon, ee, rahatsız ediyorum ama...
...burada bir Necmi Reis varmış. Nerede bulabilirim?
(Dalga ve martı sesleri)
Ne yapacaksın Necmi Reis'i?
-Balık mı lazım? -Ay Sinan!
Gittin diye o kadar korktum ki!
(Müzik - Duygusal)
Buradayım işte. Nereye gideceğim ki?
Ee, ya şey, Bülent böyle kıta değiştirir falan deyince...
Kıta değiştirir?
Ben o şekil bir manyağım yani?
Kimseye bir şey söylemeden, tek kelime etmeden...
...öyle ülke, şehir falan da değil, bayağı kıta değiştiriyorum, öyle mi?
Ya merak ettik işte sonuçta. Yani insan şeyini...
...arkadaşını, yani çok sevdiği bir arkadaşını merak etmez mi?
Ya düşün mesela ben şimdi ee, gitmeye kalksam, sen beni merak etmez misin?
Eğer yalnız kalmak istediğini söylersen, etmem.
Gideyim yani?
Vallahi iyi olur.
İyi.
Gidiyorum o zaman.
(Müzik - Duygusal) (Dalga ve martı sesleri)
Ay, sen de yani insanı şaşırtıyorsun. Ben de ne söyleyeceğimi unuttum.
Şimdi sen bu restoran işinin çözüldüğünü zannediyorsun değil mi?
(Nefes sesi)
Yine ne oldu?
Ceyda geldi.
Ve parayı ödemek için iki gün süre verdi.
Ödenmezse, anlaşmazlık mahkemesine gidecekmiş.
(Pelin) Aa, niye gülüyorsun ya?
Baksana, o sinsi hâlâ pes etmiyor yani, hâlâ hinlik peşinde.
(Nefes sesi)
Ay ay.
İşte ben de parayı bulma derdindeydim.
(Sinan) Buraya biraz da o yüzden geldim.
Gitsin, istediği mahkemeye versin.
Yapma Sinan.
(Pelin) Sen kıyamazsın ki Filiya'ya.
Bak ne yapalım biliyor musun? El ele verelim...
...kurtulalım şu kadından, çıksın gitsin hayatımızdan.
Senin hayatından çıksın.
(Müzik - Gitar) (Nefes sesi)
İşte düşüneceğim diyorum. Yani yalnız kalabilirsem.
Hâlâ git diyorsun bana yani?
Evet. Çünkü yalnız kalmak böyle bir şey.
Yani kimsenin yanında olmama hali.
(Müzik - Gitar) (Martı ve dalga sesleri)
İyi, tamam.
Gidiyorum.
Bak, gidiyorum.
(Müzik) (Dalga ve martı sesleri)
Bak, gidiyorum.
İyi yolculuklar diliyorum.
(Martı ve dalga sesleri)
Ha sonra kız İstanbul'dan kalkmış ta buralara kadar...
...beni aramaya gelmiş, ben ne halt yedim diye üzülme diye söylüyorum.
-İyi düşündün mü? -(Sinan) Son kararım.
(Müzik)
(Sinan iç ses) Gitmezse seviyor.
(Pelin iç ses) Eğer arkamdan o tatlı gülümsemesiyle...
...kafasını yana yatırıp öylece beni izliyorsa inadına yapıyor.
(Müzik - Romantik)
(Pelin iç ses) Aslında çok seviyor.
(Müzik - Romantik)
(Pelin iç ses) İnatsın Sinan Yılmaz. Hem de çok inat.
(Müzik - Romantik)
(Kağıt yırtma sesi) (Kağıt buruşturma sesi)
Kafamdaki bu değil, ee...
(Şiir) "Pamuk satıyor, parasına para katıyor"
"Sana aş, sana...
Hah, bir şairliğin eksikti Zübeyir.
Gerçi o paralı kısım iyi oldu, başkanımı yansıtıyor ama.
İkinci dizede zengin kafiyeden yarım kafiyeye geçip...
...redifsel bir çıkarsama yapmam lazım.
Ee...
"Pamuk satıyor, parasına para katıyor"
"Sana saf bir aşkla bağlanmış...
Hah, bu oldu.
"Yüreği seninle atıyor" Allah Allah.
Ahmet Selçuk İlkan mısın ya Zübeyir ya.
Döktürdün yemin ederim ya.
(Nefes sesi)
Yengem taş mıdır, beton mudur bilmiyorum da...
...bunu okuduktan sonra yüreği yumuşamazsa benim de adım Zübeyir değil.
Aha!
Bir tane daha geldi. Dur dur.
Ee...
"Gülüşündür gülü gül eyleyen"
"Güller içinden güller derler"
Yakıyor yakıyor, çok iyi. Yetenek var, var.
(Müzik)
Var mı Bülent, Sinan'dan haberin?
Bak eğer bilip de...
...bana söylemezsen sana hakkımı helal etmem.
(Bülent ses) Yok Meliha annem, bilsem sana söylemez miyim hiç...
...üzer miyim ben seni?
(Meliha ses) O zaman da gitti böyle.
(Müzik - Duygusal)
Gitsin...
...kafasını dinler, rahatlasın biraz dedik.
(Müzik - Duygusal)
Sonra...
...o mektup geldi.
Dayanamıyorum oğlum ben.
Ben dayanamıyorum artık.
(Müzik - Duygusal)
Anne?
(Nefes sesi)
-(Havva) Yaa. -Yok bir şey canım.
Yok yavrum.
(Müzik - Duygusal)
(Kapı zili sesi)
Sinan? Sinan mı geldi?
-Dur, dur, dur, ben bakarım. -(Meliha) Sinan, Si...
(Müzik - Duygusal)
Meliha teyze.
Rüzgâr.
Güzel kızım.
(Müzik - Piyano)
(Flashback)
(Meliha) Canımdan can aldın sen oğlum.
Mektubunu okudum ya...
...bil bilsen, bir bilsen yavrum
(Müzik - Duygusal)
Ablanın hatırına, onun hatırına direndim.
Haklısın anne. Çok özür dilerim.
İyisin ama sen değil mi?
(Meliha) Hı? İyisin sen.
(Meliha) İyisin.
Maşallah sana, sen çok iyisin.
Canım, canım.
İyiyim anneciğim, iyiyim.
(Meliha) Canım benim, maşallah yavrum.
(Ağlama sesi)
(Meliha) Allah senden razı olsun.
Hızır Aleyhisselam gibi yetişmişsin.
(Meliha) Eğer sen olmasaydın...
...ne olurdu ben bilmiyorum.
(Müzik - Duygusal)
Sen benden canımı iste, bundan sonra ben sana canımı veririm.
Bakın, düşünmeyin artık böyle şeyleri, oğlunuz yanınızda artık.
Endişe edilecek bir durum yok.
(Meliha ağlama sesi)
Bundan sonra senin yerin hem burası...
...hem de, hem de burası, tamam mı?
Sen benim oğlumu kurtardın ya.
Oya yüzlü kızım benim.
(Müzik - Duygusal)
Canım, canım, canım...
(Flashback)
-(Meliha) Annem. -Meliha teyzem.
Ayağına ne oldu senin?
Görünmez kaza.
İyisin ama şimdi değil mi, bir sıkıntın falan yok?
Onun acısından ne olur ki yavrum?
-(Meliha) İçim yanıyor benim. -Niye, ne oldu?
Rabbim sesimi duydu da çok şükür seni gönderdi bana.
(Meliha) Şükrediyorum Allah'ıma şükrediyorum seni gönderdiği için.
Sinan, yavrum.
Sinan...
...gene kayboldu.
-(Meliha) Benim yüzümden. -(Rüzgâr) Senin yüzünden değildir o.
(Ağlama sesi)
Sor Havva'ya. Havva'ya sor.
Sen bilmiyorsun, ben, ben neler ettim, sen bilmiyorsun bir tanem.
(Meliha) Kızım.
Yavrum bak, bir tek seni dinler.
(Meliha) Bir tek, bir tek sen bulabilirsin onu, ne olur.
Ne olur, olur mu?
Bak, ben çok korkuyorum, gene saçma sapan bir şey yapacak...
...bir şey olacak diye ben... -(Rüzgâr) Dur dur, merak etme.
Eskidendi o. Hem onun öyle bir canı sıkılmıştır, o yüzden kaçmıştır.
Bulacağım sana onu, merak etme.
-(Rüzgâr) Tamam? -Tamam. Tamam.
(Müzik)
(Müzik - Neşeli)
Hmm.
(Müzik - Neşeli)
Oo, evet.
(Müzik - Neşeli)
Cık cık cık...
Ya böyle nasıl desem...
...senin böyle bir için kabarmış.
(Pelin) Yani böyle çıkıp gitmek isteyen bir halin var.
(Müzik - Neşeli)
Sen bir şeyleri çok mu takıyorsun kafana?
-Takıyorum. -(Pelin) Ya bak görüyor musun, çıkmış.
Çıkmış. Böyle kapkara, bak görüyorsun değil mi?
Ya biraz kafayı boşalt, bırak. Bırak gitsin, takma kafana.
(Pelin) Rahat ol.
-(Pelin) Aa, ne haber Sinan? -Sen hâlâ burada mısın?
Ya öyle Necmi Reis'le oturduk...
...öyle laf lafı açtı, kahve çay derken oturup kalmışım işte.
(Necmi) Sinan, sen misafirini yalnız bırakma da ben bir tekneye gideceğim. Hadi oğlum.
Kolay gelsin.
Ya sende şeytan tüyü var ya da çok sıkı bir yalan söyledin.
(Sinan) Yoksa öyle kolay kolay samimi olabilecek biri değil Necmi Reis.
Hele böyle kahveler, fallar falan.
Ya benim kalbim temiz be Sinan. Yani o da benim yüzüme vuruyor işte biliyor musun?
(Pelin) Yani beni bir tanıyan bir daha benden vazgeçemiyor.
(Sinan) Bir de mütevazı bir insansın yani.
Hadi hadi otur, seninle de bir kahve içelim.
-(Pelin) Hatta senin falına da bakarım. -(Sinan) Artık başka zaman bakarsın.
Ben balığa çıkacağım, sen de İstanbul'a döneceksin.
(Pelin) Ay sen de taktın mı takıyorsun yani.
(Pelin) Yani bu kız bu kadar yol gelmiş...
...bir gezdireyim, bir balık yedireyim yok.
Hadi gidiyorsun, hadi gidiyorsun.
Yapacak bir şey yok. Ben gidiyorum.
İstanbul'da görüşürüz.
(Müzik)
Gıcık!
(Müzik)
Bülent abi.
Meliha teyzeye bir şey olmamıştır değil mi?
Yani Havva ablayla Necip abi orada ama bilmiyorum ki.
(Serkan) Acaba söylese miydik ya...
...Pelin, Sinan abiyi aramaya gitti diye? -(Bülent) Meliha teyzeye?
Zaten kadın bayılıyor ya Pelin'e.
(Bülent) Oğlum, zaten kadın oradan ayılıp oraya bayılıyor, Allah korusun yani.
(Ayak sesi)
Oyy, sürprizini sevdiğim.
(Öpüşme sesi)
-(Bülent) Hoş geldin. -Bu daha sürpriz bile değil.
Hah. Ya yine şu restoran mevzuları ya.
Galiba ben birazdan onu parça pinçik edeceğim.
(Bülent) Ya bir sürü yeni gelişme oldu. Ama şu sorunları bir çözelim...
...yani para mevzusunu bir halledelim...
...ondan sonra var ya, sana acayip vakit ayıracağım ya.
-Gerçekten mi? -(Bülent) Vallahi.
-(Başak) Ya gerçekten mi? -Vallahi billahi.
Nasıl olacak o iş? Uzatmalarla birlikte 95 dakika, o da anca İnönü'de mi?
Tamam, sana bir şey olmuş, gel otur bakayım sen şöyle. Ne oldu sana?
Bana bir şey olmadı, benim normal halim bu. Normal halim bu benim.
(Bülent) Olmuş olmuş olmuş. Anlat bakalım, hah.
Yani şimdi şey ya, biz böyle hani aman akışına bırakalım falan diyoruz ya...
...böyle hani çünkü biz çok genişiz ya, çok moderniz ya, çünkü taç takacaklar ya bize.
El alem gitsin, bir haftada tanışsın, evlensin...
...Bülent Bey de işte anca Başak'a vakit ayırsın.
Sen hangi filme öykündün de geldin bana patlıyorsun burada ha?
Film mi? Film mi?
Ben üniversiteden arkadaşımla karşılaştım. Bu bizzat onun başına gelmiş.
Ama gerçekten film gibi değil mi?
Ya Başak, bir haftada olur mu öyle şeyler Allah aşkına ya?
Ne o öyle görücü usulü gibi, tanımadan etmeden?
Allah Allah! İnsanlar evlendikten sonra birbirini tanıyamıyor mu acaba?
Başak. Sen benimle evlenmek mi istiyorsun?
Böyle bir şey mi dedim? Benim ağzımdan öyle bir şey çıktı mı?
Demedin mi? E tam olarak söylemedin ama...
...şu anda benim evlilikle ilgili düşüncelerimi öğrenmek için...
...böyle alttan alttan yokluyorsun beni yani.
"Dütdürü dütdüt dürü"
Bravo! Tebrik ediyorum.
Başak, önce birazcık bir zaman geçsin. Yani...
...mesela bir dokuz ay, bilemedin bir buçuk iki sene falan...
...ondan sonra oturur konuşuruz, bakarız yani.
-(Başak) Yaa? -(Bülent) Yaa.
Gel bak, biz bunu seninle on sene yapalım, yok bizi on sene de kesmez...
...yirmi, yirmi beş yapalım, garanti olsun. Anca tanırız birbirimizi çünkü.
(Bülent) Ya Başak bunları konuşmak için çok erken değil mi?
Kaç yaşına gelmişim ben. Ben bundan sonra rock festivali...
...çadır tatili peşine mi düşeceğim? Tabii ki bunları düşüneceğim.
Ama yok, ama yok, sen tek kelime etme bana, tamam mı?
Sakın tek kelime bile etme. Ben senin niyetini anladım.
Sen bana âşık falan değilsin çünkü ben eğlenilecek kızım.
Asla evlenilecek kız değilim. Tamam, bitti, bundan sonra yok sana Başak maşak.
Ya nasıl yok sana Başak maşak?
(Sandalye çekme sesi)
Afiyet olsun.
(Müzik)
Gitti.
-(Pelin) Senin mi bu tekne? -(Sinan) Hayır.
(Pelin) O zaman arada bir gelip kiralıyorsun.
(Sinan) Off!..
(Pelin) Ya yapma böyle, köyde ne güzel eğlenmiştik. Yalan mı?
(Dalga sesleri)
Evet, eğlenmiştik.
E tamam. Yani burada da böyle bir balık maceramız olsa, hı?
Pelin.
(Sinan) Yalnız kalıp bu yaşadıklarımızı kafamda tartmak...
...oluruna olmazına bakmak istiyorum, tabii müsaadenle.
(Dalga sesleri)
(Pelin) Tamam o zaman, beraber...
-(Pelin) Ay! (Düşme sesi)
(Müzik - Romantik)
-Hadi rastgele çocuklar! -(Sinan) Necmi abi dur!
Sağ ol Necmi Reis!
(Müzik - Romantik)
Üzerimden kalkarsan motoru çalıştıracağım.
Ha, inadın kırıldı yani, beraber gidiyoruz?
Karadan açıldık, nasipte bu varmış. Karşı gelinmez.
(Gülme sesi)
-(Pelin) İstemem yan cebime koy. -Şu an dönüp bırakırım seni.
Tamam, tamam. Şaka yaptım, şaka.
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Sessizlik)
Ee, yenge kargo geldi.
(Süheyla) Aa! A hiç böyle bir şey beklemiyordum.
Ama beni tanıyan biri herhalde.
-(Süheyla) En sevdiğim çiçeği bilmiş. -Allah Allah, kim ya acaba?
(Kağıt sesi) -Bakayım.
(Müzik) -(Süheyla) Aaa!
(Süheyla) Süheyla'm, ben Rıza'n.
Pişman olmuş demek ki.
Ee, seni ne kadar sevdiğini biliyorsun yenge.
"Pamuk satıyor, parasına para katıyor"
"Sana saf bir aşkla bağlanmış, yüreği seninle atıyor"
(Gülme sesi)
Bu ne, bu ne ya?
Sakızlardan çıkan maniler gibi, ayy Rıza.
Ee, gülüyorsun ama yenge, yani hisli adamdır başkanım.
O da kendince bir şeyler karalamış işte. Bence on numara.
(Süheyla) Aman Zübeyir, benim ondan şiir falan beklediğim yok.
(Süheyla) Arada böyle hoşluklar yapsın, çiçek falan yollasın yeter bana.
E ama şimdi herkesin hislerini dışa vurdurması...
...bir değil yani. Kimi şu şekil, kimi bu şekil.
Sen esas mevzuyu kaçırıyorsun.
Başkanım sana yanık. Öyle ağzından bir laf çıktı diye bırakmaz seni.
İyi de bunu git başkanına anlat. Bu sefer boşanmayı isteyen ben değilim Zübeyir.
E ama pişman olmuş belli ki.
Pişman olan adam, geçer karşıma özür diler benden.
(Süheyla) Böyle kaçak oynamak, çiçekler yollamakla olmaz.
-Ancak öyle affederim. -(Zübeyir) Haa.
Öyle mi diyorsun?
Öyle diyorum, bir daha mı tekrar edeyim Zübeyir?
Yok, tamam.
(Müzik)
Güzel de çiçek ya.
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Dalga sesleri) (Martı sesleri)
(Müzik - Romantik) (Martı sesleri)
Kaç saat oldu?
-(Pelin) Ay, hep bekleyecek miyiz böyle? -(Sinan) Beklemiyoruz, balık tutuyoruz.
-(Pelin) Aynı şey. -(Sinan) Efendim?
(Pelin) Ya şey diyorum, sen bu küçük balıkları atacaksın değil mi?
Çünkü çok küçükler.
Onlar istavrit. Boyları en fazla bu kadar olur.
Yaşları büyük yani?
Yani.
(Müzik - Romantik) (Martı sesleri)
Ee, hadi dönelim mi artık?
Bu kova dolmadan dönmem.
Ya ama balık tutma işi hiç bana göre değilmiş, ben onu anladım.
-Sana boşuna dön dememişim değil mi? -(Pelin) Ya kıyamadım işte sana.
Üzgünsün, yalnız kalma...
...düşünüp düşünüp daha çok üzülme diye yanında olmaya çalışıyorum.
(Gülme sesi)
Neye gülüyorsun sen?
Hiç!
Seninle karşılaştığımdan beri başıma gelmeyen kalmadı da ona gülüyorum.
Senin başına gelenler benim yüzümden değil, Ceyda'yla ortak olduktan sonra başladı.
Keyfimden mi ortak oldum? Senin yüzünden oldum!
Ben mi dedim beni kıskan diye?
-Kıskanmasaydın. -(Sinan) Ben mi kıskandım?
Ne saçmalıyorsun, ne kıskanması?
Ben bir anlık sinirle o...
(Pelin) O bir anlık sinirle iş hayatına soktun, onu anladım da...
...hayatına nasıl soktun, evine nasıl soktun?
Onda da mı birine sinirlenmiştin?
(Sinan) Ceyda'nın ne özel hayatımda, ne de evimde yeri var.
-Bunu sen de biliyorsun. -(Pelin) Ya yapma Sinan.
O gece, dans ettiğimiz gece ben senin evine geldim.
Ve kapıyı bana Ceyda açtı.
(Sinan) Tamam, çok sarhoştu eve geldiğinde...
...ve bir şey konuşmak istedi, ben de mecburen eve aldım.
Sonra da sızdı.
(Müzik - Duygusal)
-Sana ne ara kapıyı açtı? -(Pelin) Sen banyodayken.
Ve üzerinde senin gömleğin vardı.
Sadece gömleğin vardı.
Şaka yapıyorsun ya.
(Gülme sesi)
Bunu da yaptı yani?
Sen böyle bir şeye inanmadın değil mi?
Kendini benim yerime koy.
Sen o sinirle gidip Ceyda'yla evlenirdin değil mi?
Tıpkı ortaklığı kabul ettiğin gibi.
Pelin.
Ceyda'yla aramda hiçbir şey olmadı.
İnan bana.
İnanmasam burada olur muydum?
Sana inanmasam, o gece senin evine gelir miydim?
Maalesef sinirlendiğinizde bir volkana dönüşüyorsunuz beyefendi ve ne hikmetse...
...en çok da bana sinirleniyorsunuz.
Hayret, neden acaba? Oysa pamuklara sarılası bir geçmişimiz var değil mi?
Ya ben dedim ya, geçmişi telafi etmek istiyorum...
...artık seninle sadece güzel anılar biriktirmek istiyorum.
Sana unutturmak istiyorum olanları.
Haklısın.
Ben biraz sert konuştum galiba.
Özür dilerim.
(Müzik - Romantik)
Özrünü bir şekilde kabul ederim.
Ya çok sıkıldım, ne olur dönelim, ne olur dönelim, gerçekten dönelim artık!
Bu kova dolmadan asla.
O kadar değil beyefendi, sen çalıştırmıyorsan ben çalıştırıp dönmesini bilirim!
Dikkat et!
(Müzik)
(Pelin iç ses) İkinci tavuk vakası.
(Pelin iç ses) Ya da buna balık vakası diyelim.
(Müzik)
Tamam, gidelim.
(Müzik)
Kıyıya mı, İstanbul'a mı?
Kıyıda sana bir sürprizim var.
Oradan da İstanbul'a.
(Müzik)
(Nefes sesi)
Aa Havva!
(Meral) Havva! Kız Havva! Kız!
-(Hafize) Havva! -(Meral) Havva!
-Havva! -Havva bir dur, aa!
(Koşma sesi)
(Meral) Havvacığım bak, biz de çok üzgünüz. Gerçekten, çok üzüldük değil mi annem?
Ama işte millet ne yapsın? Konuşuyor konuşuyor, sonra unutuyor.
Biz gene ne yapmışız, ne konuşuyorlar Allah aşkına?
Vallahi Havva ne yalan söyleyeyim, Sinan benim de oğlum sayılır ama...
...hiç yakıştıramadım.
Ya insanı delirtmeyin! Kim, ne konuşuyor, biz bir şey duymadık ki.
Ayrıca sizden başka kim ne konuşur acaba?
Ay kız vallahi biz şimdi...
...başkalarının yalancısıyız.
Bak, Ceyda mahalleyi toplamış etrafına, diyormuş ki...
(Boğaz temizleme sesi)
...başımın gözümün sadakası olsun...
...Sinan'a ben verdim restoranı, alsın başına çalsın...
...aç karınlarını doyursunlar demiş, diyormuş.
Öyle diyormuş.
(Hafize) Onur, gurur, bunlar hep gençliğimizde kalmış.
Ah şimdiki gençlik. Almış gitmiş Sinan, ha?
Ya sizin gözünüzün önünde atıp anahtarı gitmedi mi Sinan?
Öyle.
Ama işte demek ondan sonrası onlar öyle anlamış demek ki.
Ya neyse parasını vereceğiz, bitecek gidecek.
Nasıl inanacağız ki sana?
Sen de gel Hafize teyzeciğim. Hatta istersen fotoğrafını çekip belgeleriz, ha?
Benim gözüm görmüyor, anlamıyorum da bu telefonlardan.
Meral, sen de gel benimle.
Az bir utan Hafize teyze ya.
Aynı sofrayı paylaştığınız insanlarız biz, daha neyin hesabını yapıyorsunuz ki?
Vereceğiz parayı, alacağız imzayı, bitecek gidecek.
Sonra siz de neye istiyorsanız ona inanın.
Uğraşamayacağım sizinle.
Havva! Kız, iyi misin?
İyiyim ben iyiyim, tamam.
Ya insanda hal mi bırakıyorsunuz ya?
Şekerim mekerim düşmüştür.
Meral çantanda kolonya varsa koklatıver.
Ay anne dur, bilmiyoruz neden. Belki gebe mebe, zarar vermesin şimdi kolonya.
(Havva) Ne gebesi canım? Karnım aç benim, karnım.
Hadi kız oradan. Necip'in pembe bornozla koştuğunu görmesek...
(Meral) Ay ay ay!
(Gülme sesi)
Keşke dediğiniz gibi olsa.
(Müzik)
Anne kız, bu kesin hamile.
(Gülme sesi)
(Müzik)
(Martı sesleri)
-(Sinan) Sürprizim var demiştim ya. -(Pelin) Evet.
Tamam, bu taraftan.
(Müzik)
(Sinan) Dikkat et.
(Müzik)
Tamam, burası.
(Müzik)
(Sinan) Burada duracaksın.
-(Pelin) Nasıl, böyle mi? -Evet.
(Müzik)
Şimdi gözlerini kapat.
(Müzik)
Gözlerimi mi kapatayım?
(Pelin) Niye ki?
Pelin...
...sürpriz bu.
Kapatır mısın?
Tamam.
(Müzik)
(Pelin iç ses) Öpecek mi acaba?
(Pelin iç ses) Kesin. Yoksa niye gözlerimi kapattırsın?
(Pelin iç ses) Yani hep tavuk, balık bekleyecek değil ya, öpecek işte.
(Müzik devam ediyor)
Sıkıca kapattın değil mi?
-(Pelin) Hı hı. -(Sinan) Güzel.
(Pelin iç ses) Öperse önce karşıymış gibi yapayım. Sonra bırakayım kendimi.
(Müzik devam ediyor)
Şimdi biraz bekleyeceğiz.
(Ağustos böceği sesleri)
(Müzik)
Artık açabilirsin.
(Müzik)
Niye, ne oldu, oldu mu?
Oldu.
(Müzik - Sertap Erener - Bahçede) (Ağustos böceği sesleri)
"Bir yaz gecesi"
"Otururken bahçede" -Sinan, bu rüya mı?
"Ateş böceklerini seyre daldım" -Gibi bir şey.
"Dolunay gökte" -Bu harika, ben saatlerce seyredebilirim.
"Yakamoz vurmuş dibe"
"Ateş böceklerini seyre daldım"
"Bir yaz gecesi"
"Otururken bahçede"
"Ateş böceklerini seyre daldım" -(Sinan) Onlar ateş böcekleri.
"Hanımeli kokusu" -Sadece bu mevsimde böyle görünürler.
"Karışmış yasemine"
"Ateş böceklerini seyre daldım bu gece"
"Kendime benzettim yanışlarını"
"Yönsüz yolsuz kanat çırpışlarını"
Eskiden burada yaşayan insanlar...
"Eğilmeden güneşe"
...ateş böceklerini böyle gördüklerinde...
"Özgür kalışlarını"
...el ele tutuşup dilek dilerlermiş.
"Bir mevsimlik hayat buluşlarını"
"Kendime benzettim yanışlarını"
"Yönsüz yolsuz kanat çırpışlarını"
"Eğilmeden güneşe özgür kalışlarını"
"Bir mevsimlik hayat buluşlarını"
"Kendime benzettim yanışlarını"
(Pelin iç ses) Böyle geçsin ömrüm. Bu adam yanımda.
(Sinan iç ses) Hep eli elimde, ilk aşkım son aşkım olsun.
(Pelin iç ses) Tek aşkım o olsun.
"Eğilmeden güneşe özgür kalışlarını"
"Bir mevsimlik hayat buluşlarını"
"Kendime benzettim yanışlarını"
"Yönsüz yolsuz kanat çırpışlarını"
"Eğilmeden güneşe özgür kalışlarını"
"Bir mevsimlik hayat buluşlarını"
"Dolunay gökte"
"Yakamoz vurmuş dibe"
"Ateş böceklerini seyre daldım"
"Hanımeli kokusu"
"Karışmış yasemine"
"Ateş böceklerini seyre daldım bu gece"
(Rüzgâr) Sinan!
(Sessizlik)
(Müzik)
Sen nereden çıktın ya?
Off, çok özlemişim seni.
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Pelin iç ses) Bari dileğimi bitirseydim.
(Müzik)
(Pelin iç ses) Bu nasıl karmadır ya? İşim olmasın diye sanki gökten kız indi.
(Sinan) Gerçekten çok özlemişim be.
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Müzik)
-(Simay) Aramadı mı? -(Başak) Aradı tabii.
Hem de 2748 kere aradı ama açmadım tabii ki.
Ya ben bunu gördüm, tanıdım, dedim ki tamam, bu.
Tamam, bu dedim yani, öyle hissettim. Hâlâ da öyle hissediyorum.
Ama benim otuzuma kalmış şurada bir ay.
Olmaz, benim kısmetse olur diyecek lüksüm yok artık.
E öyle mi dedi o ya?
Tam olarak öyle demedi ama ona getirdi işte.
(Başak) Yani diyor ki işte biraz tanıyalım birbirimizi, bekleyelim falan.
Bir yıl, iki yıl, üç de yetmez, beş yıl falan derken yok işte, niyeti yok, belli.
Başak bak, bence çok erken hüküm veriyorsun. Yani çok hani karışmak da istemiyorum ama.
Neyse.
Bana dese ki tamam üç yıl bekle, üç yıl sonra evleneceğiz, okey, tamam.
Ama onu da demiyor. Ya üç yıl sonra bana dönüp derse ki...
...ya Başak ben iyice düşünüp taşındım, ölçtüm biçtim, tarttım falan yani...
...seninle olmayacak falan derse ben ne yapacağım?
32 yaşımda bekar mı kalacağım ben?
Ay Başak yani 32 yaş yaşlı mı yani, Allah aşkına sen de yani üf.
(Müzik)
(Flashback)
(Müzik)
(Başak) Birbirinize iyi bakın çocuklar.
Var mı evlilik, var mı yüzük? Yok mu, cevap vermedi, yok demek ki.
Yazık, evlenememiş onlar da. Kız da istiyor ama evlilik zor.
(Başak) Demek ki hâlâ devir değişmemiş ki...
...tam olarak insanlar birbirlerine evlenme teklif etmiyorlar yahu.
(Başak) Artık yeter ya, vallahi bana da sıkıntı geldi yani. Üç deyince, üç.
(Simay) Ay ay ay. Ay vallahi. Ay!
Çocuklara karışmak gerekiyor. Bu ne kız?
Ayy, Pelin'in dişleri bende kalmış.
(Başak) Aa, vereyim bunu sonra. Evet.
Ah!
(Simay) Oh!
-(Simay) Nasılsın hemşire? -Az bağır, duyamıyorum!
Hemşire nasılsın?
Çok şükür çok şükür. Bengisu kızım nasıllar?
Bengisu iyi, ne yapsın, uğraşıyor.
Onun kızı evlendiriyoruz işte.
-(Başak) Aa! -(Simay) Evet.
-(Başak) En küçüğü? -Evet, zaten oğlanlar evlendi.
E büyüğün de oğlu oluyor.
Olsun. Maşallah herkes evlensin, ben sıramı veririm yani, sakın şey yapmasınlar.
Benim için hiç sorun değil, ben de evleneceğim çünkü yakında.
Ay Başak!
Yani hâlâ daha şikayet ediyorsun.
-(Simay) Şey, Sinan'la Simay... -(Başak) Ay!
-Ayy, ay yok, Sinan'la Bülent... -(Başak) Ay!
Ay yok kız, Sinan'la ne o?
Şey kız, o dişlerini bende unutan, Pelin Pelin Pelin...
(Simay) Sinan'la Pelin'e bak, hâlâ daha didişiyorlar.
Meliha teyze Sinan'ın rüyasına giriyormuş.
O kızla evlenirsen hakkımı helal etmem diye.
-(Başak) Aa! -Yaa.
-Kız. -(Simay) Hı?
Acaba Meliha Hanım, Bülent'in de mi rüyasına giriyor kız?
(Gülme sesi)
Düşünsene.
-Espri yaptım, kutlamalıyız. -(Simay) Hadi.
(Simay) Ooh, ooh!
Otur, tamam, yeter.
Üç.
(Nefes sesi)
Tamam, kutladık, iyi oldu. Hareket etmek her zaman iyidir.
Hı?
Bu hâlâ mı teklif etmedi sana?
Etmedi Simoş, etmedi.
(Başak) Ama edecek, edecek.
Ya ben biliyorum, bizim insanların birbirini tanıması için...
...zaman lazım Simoş, ben buna inandım yıllar içerisinde.
(Simay) Evet, of!..
(Nefes sesi)
(Baston vurma sesi)
-(Başak) Bülent Bey. -(Simay) Ay kız ne yapıyorsun?
Erkek.
(Müzik)
Aa! Ne o ya, ne yapıyor o?
Mendil çıkardı, burnu akıyor zaar.
(Simay) Evet.
(Müzik)
Est...
(Başak) Bülent.
(Nefes sesi)
(Müzik)
Ha Bülent, buraya otur.
Buraya otur. Hop, gitti kafa.
Yaşlılık.
Bülent yere oturma, buraya otur.
(Başak) Bülent, Bülent!
(Başak) Aah! Ay düşündüğüm, ay!
(Başak) Ay!
(Müzik)
Bülent hayır! Bülent asla ölemezsin!
(Başak) Asla teklif falan etmeden ölmeyeceksin, bekleyeceksin!
Ölmeyeceksin, evet diyeceğim ben de evet.
(Öksürme sesi) -Evet dediği...
(Müzik) (Düşme sesi)
Ayy! Kız ne evlilikler var vallahi, bak mezara kadar gidiyor vallahi.
(Flashback)
Hayır! Hayır, hayır, hayır.
(Başak) Olmayacak öyle bir şey. Olmayacak öyle bir şey, olmayacak.
Başak teyzem aklını yedi.
-(Hakan) Ne oluyor ya? -(Simay) Tamam, siz işinize bakın.
Ya sen de bir sakin ol ya, ne oluyor?
Sakin falan olamam ben. Senin tuzun kuru tabii.
Sen aldın, bağladın adamı. Kızını da iyi aile damadıyla verdin, ben ne olacağım?
(Başak) Ben ne olacağım ya? Öleceğiz ya öleceğiz, toprağa karışacağız.
Gübre olacağız, çiçek olacak onlar. Ondan sonra çiçeklerden arılar gelecekler...
...böyle bal alacaklar, genlerimiz arılara geçecek, sonra ben ne yapacağım...
...arı olarak mı evleneceğim? Arı mı doğuracağım ben? Hayır efendim.
Ben insan olarak evlenip, ay yaşıtlarım gibi insan doğurmak istiyorum Simoş, insan.
Ya Başak!
Ya sana gerçekten sabır iğnesi falan yapmak lazım. Bu ne böyle ya, olmaz ki.
Esas sabır sabır dersen benim olurum yok ya, evlenemeyeceğim...
...anlamıyor musun, çok önemli.
(Simay) Bence sen ne yapman gerektiğini çok iyi biliyorsun ama işine gelmiyor.
Ya sen bir kere de beni dinlesene, bir bekle. Bekle ya.
O zaman da olmazsa senin dediğin gibi yaparız yani.
Bekleyeceğim, beklemeye kabul ama olacak mı göreceğiz.
Bıt bıt sürekli böylesin, bir bekle.
Göreceğiz tamam, bekliyorum.
(Rüzgâr) Hayır, o Norveç'e gitmeden önceydi.
(Rüzgâr) Ya bir çocuk vardı hatırlıyor musun, Lübnanlı, Algari?
(Rüzgâr) Ya senden sonra gelmişti hani.
A hatırladım.
O İstanbul'a gelmeden önce beni aradı, bana yardımcı olabilir misin diye de...
...bu beş sene falan önceydi, sonra sesi soluğu çıkmadı.
Dinle işte. Sonra bunlar Norveç'e gittiler, tamam mı?
Orada küçük bir restoranın işletmesini almışlar.
(Pelin iç ses) Hıı, meslektaşlar demek ki. Ama o nasıl sarılmaydı öyle?
Yok ya, New York'takinin aynısı, bayağı pizza yapıyorlar işte.
(Rüzgâr) Neyse, ben de bir partide tanıştım, ortak bir arkadaşımız vardı.
İşte bu bana söyledi bunlar Norveç'e gitti diye. Abi, ben de sabah uyandım...
...ve bayağı sabahın köründe aradım bunu, gel dedi, ben de her şeyi topladım gittim.
Tam senin yapacağın iş de sen sıkılmışsındır orada.
Yani Hollanda'da yaşayamayan insansın, Norveç'te bir sene kalmana imkan yok.
(Pelin iç ses) Sana ne? Her şeyini nasıl da biliyor kızın.
(Pelin iç ses) Sabahtan beri cımbızla laf almaya çalıştık ağzından...
...bu hatunu görünce dili çözüldü.
(Rüzgâr gülme sesi)
Ay...
Kusura bakma ya, biz böyleyiz işte, böyle bir araya gelince...
...bütün dünyayı unutuyoruz.
(Pelin iç ses) Hıı, aferin size.
Ya böyle eski arkadaş, meslektaş olunca böyle oluyor demek ki.
Yani biz meslektaş değiliz aslında.
(Rüzgâr) Aa, yani bu arada da tanışmadık.
Kusura bakma, Rüzgâr ben.
Rüzgâr.
Hani şu Hindistan'dan arkadaşın.
-Vay. (Gülme sesi)
E namım yürümüş benim burada.
Biraz öyle oldu.
De sen hâlâ adını söylemedin.
Pelin.
(Müzik - Duygusal)
Vay.
İyiymiş.
Memnun oldum.
Ben de.
(Müzik - Duygusal)
E hadi gidelim artık. Yani daha bayağı bir yolumuz var.
(Pelin iç ses) Ay, ben niye bunu erkek sandım ki?
(Pelin iç ses) Ya insan kızına Rüzgâr ismini niye verir ki?
(Pelin iç ses) Bir hışımla mı doğdu ne yaptı?
(Müzik)
(Hakan) Limonatalar geldi.
(Simay) Görüşürüz Başak.
-(Simay) Hakancığım. -(Hakan) Efendim.
-(Simay) Ben sana bir şey soracağım. -(Hakan) Hah?
Bizim evliliğimizle ilgili tuhafına giden bir şey var mı?
Hıı.
Yoo.
Hmm. O zaman ben sana bir ipucu vereyim.
Evlilik neyle başlar?
(Müzik)
Güven.
(Hakan) Nasıl? Doğru cevapladım değil mi, hı?
Soyut düşünme Hakan. Canım, soyut düşünme.
Hani bir soru vardır, ne denir ona, bir adı var onun, ne o?
Teklif denir.
(Hakan) Haa, sen, sen o şekil. De sorun ne bunda onu anlamadım.
(Simay) Ee, sorun şu...
...sen bana evlilik teklifi etmedin.
Allah Allah.
Ben sana evlenme teklifi ettim diye hatırlıyorum ya.
(Hakan) Hatta e sonrasında sen kabul ettin.
Sonra biz evlendik. Hatta bir çocuğumuz oldu.
Aa! Bak!
(Hakan) Bakayım bu bizim çocuğumuz, evet evet, bizim çocuğumuz.
-(Hakan) Bak, doğru hatırlamışım. (Gülme sesi)
(Simay) Hakan, evlensek mi ne yapsak demek teklif olmuyor canım.
O zaman köfte yesek mi ne yapsak demek de teklif olurdu yani.
Oo ama çok, çok kötü bir benzetme oldu, sen niye öyle bir şey dedin acaba Simay?
(Simay) Ya sen bir cıvımasana, Hakan bir cıvıma Allah aşkına ya!
(Bengisu) Of, çok sıkıcısınız.
Şurada iki dakika resim yapacağız.
(Müzik)
(Hakan) Aşkım, ya sen ne istiyorsun ben anlamadım ki.
Boşanalım istersen biz, hı? Boşanalım.
(Hakan) Sen nasıl bir evlilik teklifi beklediğini bana söyle...
...ben de sana öyle evlilik teklifi edeyim. Yani bunun başka bir çözümü yok.
Ya insan üzülüyor işte.
Ya ben böyle internetteki bir sürü bir sürü evlenme tekliflerini görüyorum.
(Simay) Böyle romantik, özene özene yapılmış şeyler var yani, ne bileyim hani...
...ya ben de o duyguyu tatmak isterdim yani.
Yani.
Maça gidip pankart açıyorlar.
(Hakan) Hayır ben şimdi böyle bir şey yapsam, senin nereden haberin olacak?
Senin maçla alakan yok ki.
(Simay) Hakan, ya suyun altında evlenme teklifi eden var.
Allah aşkına böyle kamyonla gül getirip döken var ya, sen bana maç diyorsun.
-Maç ne Allah aşkına, maç ne ya? -(Hakan) Ya onların hepsi gösteriş.
Gösteriş onların hepsi.
Onlar çıtayı yükseltmeye çalışıyorlar.
Onlar düzenli ilişkileri, evlilikleri bozmaya çalışıyorlar.
(Hakan) Ya onlar rating rekorları peşinde koşmaya çalışıyor.
Sen de iyi bir şeymiş gibi bana anlatıyorsun ama Simay ya.
Ya ben sana video çekseydin demiyorum ki.
Rating rekoru falan istemiyorum ya. Ne bileyim, böyle bir şiir yazsaydın...
...onu okusaydın ya da hani kendin yazamıyorsan artık...
...bir tane şairinkini okusaydın yani, hani o bile değerliydi yani.
(Müzik)
Aşkım, güzelim, bebeğim...
...güzel karıcığım, ne istiyorsun söyle.
Ya vallahi ne istiyorsan yapmaya hazırım, yeter ki söyle, hadi Simay ya.
Yok artık. Bu saatten sonra kuş kondursan falan da hiç benim için değeri, önemi yok.
(Hakan) Si-Simay.
(Nefes sesi)
Ya arkadaş evlenmişiz, çocuğumuz olmuş...
...hatta okula bile başlamış, ya şimdi mi takılır buna ya?
Allah Allah, Allah Allah.
(Pelin iç ses) Başıma gelene bakar mısın?
(Pelin iç ses) Ya hayır nasıl bir ilişki bu yeminle anlamıyorum, mehter takımı gibi.
(Pelin iç ses) İki ileri, bir geri.
(Müzik) (Martı sesleri)
Güzel kızmış.
Evet, öyle.
(Rüzgâr) Senin de şansın hep Pelinlerden yana gidiyor.
Ya takıntı mı yaptın nedir? Yıllar sonra bir geliyorum...
...seni bu sefer başka bir Pelin'le buluyorum.
Yani.
(Müzik - Gerilim)
Bir dakika.
(Müzik - Gerilim)
İnanmıyorum!
Evet, o.
Sinan, sen ne yaptın?
Ben bir şey yapmadım. O geldi.
(Müzik - Gerilim)
(Pelin iç ses) Ne severlermiş konuşmayı ya. Durdular sohbet ediyorlar şimdi de.
(Müzik devam ediyor)
Hadi artık geç oldu!
(Müzik devam ediyor)
(Pelin iç ses) Daha ben giremedim şu adamın koluna şöyle.
(Pelin iç ses) Hayır yani doyamadılar dokunmaya, sarılmaya.
(Müzik devam ediyor)
(Pelin) Hadi gidelim.
(Sinan) Tamam.
Ee, yalnız şey, yani...
...ben başkasının kullandığı arabaya binemiyorum da.
(Müzik devam ediyor)
Tamam.
Al sen kullan o zaman.
Yani bir de şu anda böyle çok yorgunum da.
(Rüzgâr) Ama şöyle bir şey var yani, çok güvendiğim biri...
...kullandığı zaman rahat edebiliyorum.
(Müzik devam ediyor)
(Kapı açılma sesi)
Ee şey, bu arada...
...öne ben otursam sorun olur mu?
(Müzik devam ediyor)
Yoo. Otur tabii.
Sağ ol.
(Müzik devam ediyor)
(Araba çalışma sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Araba sesi)
Ayy, Necmi Reis'e de ayıp oldu ya. Doğru dürüst konuşamadık.
Ay, onu da mı tanıyorsun?
(Sinan) Beni buraya ilk getiren Rüzgâr'dır.
(Rüzgâr) Aa! Bu arada bir koy vardı ya hani, Pelin'i oraya götürdün mü?
Sadece balık tuttuk.
Neyse ya, havalar ısınsın da gideriz birlikte.
(Rüzgâr) Ay bu arada Pelin, o kadar güzel bir koydur ki...
...yani görmen lazım, böyle Akdeniz gibi.
(Rüzgâr) Aa, bu arada Sinan yüzmeyi orada öğrendi biliyor musun?
Yani var ya, o koyun bir dili olsa da konuşsa.
(Müzik - Neşeli)
(Sinan) Eski defterleri açmasak mı artık?
Tamam, tamam, korkma. Hiçbir şey söylemeyeceğim, korkma.
(Pelin iç ses) Ne oldu ki o koyda? Hayır bir koyda ne olabilir?
(Pelin iç ses) Yoksa gece falan kimseler yokken bunlar ikisi böyle...
...ayy, şimdi delireceğim.
(Pelin iç ses) Yok canım yok, arkadaşlar.
(Rüzgâr) Bak, bu arada Meliha Sultan'ın telefonlarını açmamışsın, çok endişelenmiş.
(Sinan) Rüzgâr hiç o konuyu açma. Çok kızgınım ona.
(Pelin iç ses) Meliha Sultan mı? Onu da tanıyor.
(Pelin iç ses) Hem de sultan falan diyerek. Ay o da herkese sultan, bir bana zindancı.
Ama var ya beni nasıl karşıladı, görmen lazım. Canım benim ya.
(Pelin iç ses) Merak etme canım, o zaten bir beni kötü karşılıyor.
Özlemiş çok, ben de onu çok özlemişim.
(Pelin iç ses) Al yanına beraber Hindistan'a gidin. Ay böyle bir doyun birbirinize.
E özlemiştir tabii, kolay mı?
(Sinan) E biliyorsun, senin yerin onda başka.
(Pelin iç ses) O kız Ceyda değil miydi?
(Pelin iç ses) Bu Rüzgâr nereden çıktı şimdi? Ya seni herkesten başka sever ne demek?
(Pelin iç ses) Hayır tarzları da uygun değil ki.
(Pelin iç ses) Koy normal ev hanımının karşısına ikimizi, hangisi gelinin olsun de...
...yüzde doksanı beni seçer.
(Pelin iç ses) Yani Meliha Hanım bunu nasıl sever?
(Müzik)
(Rıza) On, on üç, on dört, yedi.
Bir daha...
...yedi olur... -(Süheyla) Unutmamışsın.
(Rıza) Hı?
(Süheyla) Orkideleri diyorum.
Çok da güzel görünüyorlar.
Haa, sen seversin hep.
Zübeyir'den çekiniyor bu.
Ee, ben kendime kahve yapacağım, ister misiniz?
Ya Süheyla bır bır bır bır, kafa bırakmadın ya.
(Rıza) Hesap kitap yapmaya çalışıyoruz şurada. Hepsi mahvoldu gitti ya.
Off!
Hadi al baştan.
On, on bir, on üç, on dört...
(Müzik)
(Mesaj zili sesi)
(Mesaj sesi)
(Müzik)
Ben malımı bilmez miyim, sürün bakalım Rıza Bey.
Öyle kolay alamayacaksın gönlümü.
(Mesaj zili sesi)
Yiyek mi?
Ay, hâlâ öğrenemedi Türkçeyi.
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Mesaj zili sesi)
(Müzik)
(Boğaz temizleme sesi)
Zübeyir, ben yandım çıktım, şunun sağlamasını yap alttan yukarı...
...yukarıdan aşağı, ne yaparsan yap işte.
Yapayım başkanım.
(Rıza) Ay!
(Kağıt sesleri)
(Ayak sesi)
Siz daha yatmıyor musunuz?
Yok ya, işimiz gücümüz var.
Ah.
Ben de çıkayım yukarı, biraz kitap okuyayım.
Hemen uyumam herhalde.
(Müzik - Hareketli)
Hemen çok üzülmene gerek yok.
Telafi edilmeyecek bir şey değil. Dinledim sizi.
Ya ne yapayım kızım? Zamanı geriye mi alayım?
Iıı, bizde makinesi yok.
Çok pahalıymış, öyle duydum.
Başka bir şey düşüneceğiz artık.
Şimdi o sana kızıyor. Çünkü hevesini alamamış.
Beni de lunaparktan hemencecik eve götürüyorsunuz ya...
...aynı öyle bir şey.
Bir düşünelim bakalım. Ne yapsan acaba?
Bilmiyorum ki.
Yani bir daha mı evlilik teklif edeyim? Çok saçma olmaz mı?
Bir dene. Belki olmaz.
Evet ya.
Seni küçük yumurcak seni.
(Hakan) Gel bakayım buraya.
Hadi bakalım.
(Pelin) Aa! Sen de mi aynı apartmanda oturuyorsun?
(Sinan) Aslında aynı dairede.
(Sinan) Yani bu daire aslında Rüzgâr'ın.
(Pelin) Ha ha.
(Sinan) Ben ondan devraldım.
(Sinan) O da Türkiye'ye geldiği zamanlar burada kalıyor.
Yani ikimizin eviymiş gibi düşün.
Aa, ne güzel ya.
Ne gerek var canım zaten masrafa?
Topu topu sen kaç gün kalacaksın ki burada?
Ee, yani bu sefer evet, öyle olmadı aslında.
Ya Sinan, ben bir otele yerleştim.
Eşyalarım falan da hep orada.
(Pelin) Çok iyi yapmışsın.
(Pelin) Çok iyi yapmışsın. Yani...
...insan arkadaşı olunca da yani aynı evde kalmak falan çok zor oluyor tabii.
(Pelin) Aman, kaç paraysa kaç para yani.
Ben de senin yerinde olsaydım aynı şeyi yapardım.
(Sinan) Hayır canım. Olmaz öyle şey.
Ya nereden çıktı otel falan? Niye bana gelmedin?
Ya, ya bu sefer öyle oldu işte.
Hayır anahtarın da var yani. Bana ihtiyacın yok.
(Sinan) Kapıyı açıp girebilirsin içeri.
Bu akşam burada kalıyorsun.
Yarın da ilk işi olarak otelden eşyalarını alıp...
...buraya geliyoruz. Tamam?
(Sinan) Konu kapanmıştır.
İyi, tamam. Ne denir ki yani bunun üstüne?
(Rüzgâr) Ben de çok yorgunum zaten. İyi o zaman...
...ben kaçıyorum.
Görüşürüz Pelin.
Görüşürüz.
(Müzik - Piyano)
Teşekkür ederim.
Ne için?
Her şey için.
Ceyda'nın gerçek yüzünü görmemde yardımcı olduğun için.
(Sinan) Bugün beni yalnız bırakmadığın için.
Güzel anılar biriktirelim diye çabaladığın için.
İnan bana bundan sonra ben de çabalayacağım.
Yapıyorsun zaten.
Yani bugün böyle ateş böcekleri falan.
(Pelin) Çok güzeldi.
Teşekkür ederim.
(Müzik - Keman)
Sinan.
Necip abi hayırdır bu saatte?
Şu senin emaneti getirdim.
Bende biraz fazla kaldı ama. Al.
Necip abi, bunlar ne?
İşte senin paran. Bana geri geldi ya.
(Müzik)
(Gülme sesi)
Abi, ben bu işten hiçbir şey anlamadım.
Yani bu paralar benim mi, senin mi?
Niye benim olsun Sinan?
Ne bir emeğim, ne alın terim.
Hepsi senin onların.
(Necip) Gerçi içinden biraz eksildi.
Ablana bir bilezik aldım.
Sana da saat.
(Gülme sesi)
(Necip) Pazardan almadım o saati.
İyi saattir ha, kıymetini bil.
Anlamıştım zaten.
(Gülme sesi)
(Necip) Neyse. Ben gideyim.
Hadi iyi akşamlar.
(Sinan) Necip abi.
Teşekkür ederim.
(Müzik)
O zaman Ceyda meselesi de halloldu galiba.
(Gülme sesi)
Yarın bir oyun oynamazsa...
...parasını alır, biz de belgeleri imzalarız.
Konu da kapanmış olur.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Ne var Rüzgâr?
Niye öyle bakıyorsun bana?
Sen biliyorsun ne olduğunu.
Geceden beri bekliyorum, bir türlü girmiyorsun konuya.
Anlaşıldı.
Sen Pelin'den bahsediyorsun.
Ay tabii ki ondan bahsediyorum Sinan.
Ne işi var o kızın senin yanında?
Dedim ya Rüzgâr, kendisi geldi.
Yardıma ihtiyacı varmış, ben de yardım ettim.
Bir dakika, bir dakika, sen kendin inandın yani buna, öyle mi?
Hıh.
Fena mı oldu işte?
Ben de eski defterleri kapatmış oldum böylece.
Yeni defterler açılmasın da.
İstersen yeni bir konu açalım.
Ne dersin?
Mesela neden otele yerleştin?
Ayrıca ne zamandır İstanbul'dasın?
Ee, çok değil, öyle bir beş gün falan oldu.
Beş gündür İstanbul'dasın ve beni aramadın, öyle mi?
Yani öyle, biraz işlerim vardı.
Ne işin vardı Rüzgâr?
Ya aslında bizimkilerle ilgili. Öyle dedem biraz rahatsızlanmış da.
Tamam.
Bunu bana neden söylemeyesin ki?
Ayrıca bu yüzden mi yerleştin otele?
Ee, yok, yani öyle ne bileyim, ailevi meselelerimizle seni sıkmak istemedim.
Sende bir şey var ama...
...dur bakalım.
Ay ne olabilir? Yani bak...
...yıllar sonra gelmişim, şöyle evimde seninle keyifli bir kahvaltı ediyorum...
...çok güzel bir sabah.
(Rüzgâr) E tamam, kapat artık konuyu. Geldim işte, buradayım.
Bugün de otele gider eşyalarımı alırım, oldu mu?
Oldu.
(Gülme sesi)
Ayrıca çok şanslısınız küçük hanım.
Siz gelmeden kayısı reçeli yapmıştım.
Vay.
(Müzik)
Çok güzel kokuyor.
Her zamanki gibi.
Öö.
Ne oldu?
Birkaç gündür böyleyim ben. Galiba midemi üşüttüm.
(Necip) Ha. Doktora falan mı gitsek?
(Nefes sesi)
İyiyim ben, iyiyim.
Tamam.
Kötü olursan dolapta o ilaçlardan var, alırsın.
Geçirir hemen.
(Havva) Tamam. Alırım, sağ ol.
Meral'le Hafize'nin içine mi doğdu acaba? Allah Allah.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Ya inan çok üzüldüm Tolga ama gerçekten gelemedim.
Bakacağız işte.
Ne yapalım? Bakarsın belki yeni iş falan gelir.
Ya sana mı iş gelmeyecek?
O zamanla bu zaman aynı değil Pelin.
(Tolga) Sen de biliyorsun işte.
Artık ekranların güvenilir yüzü değilim.
Güvenilir bir dostsun ama.
Yani en azından para konusunda.
Bak, bu işi alamamanda benim de payım var.
Yani olmasa da teklif edecektim de...
...sen yeni bir iş bulana kadar...
...evin taksitini ben ödeyeyim.
Saçmalama ya. Olur mu öyle şey?
Aa aa. Ne demek saçmalama?
Sen çalışmaya başladığın zaman ben zaten o parayı senden çatır çatır geri alacağım.
Hatta faiziyle.
(Gülme sesi)
Gel buraya gel.
Ya biz çok iyi olduk böyle ya.
Çok sağ ol Pelin.
Dostluğunu kaybetmemek çok değerli benim için.
Kazanınca yine ödeyeceğim, biliyorsun.
Ay tamam dedik ya.
Aaa.
Ben de senin için her şeyi yaparım, biliyorsun değil mi?
Biliyorum.
Bak, laf olsun diye söylemiyorum ama.
Tamam.
(Müzik)
(Kapı zili sesi)
(Sinan nefes sesi)
Sinan.
Biz Bülent’le gerekli yerleri imzaladık.
Bu paran.
İmzala ve bu iş bitsin.
Buldunuz yani?
Hadi Ceyda.
Uzatmayalım artık.
(Nefes sesi)
Pelin mi verdi?
(Sinan) Ceyda.
Bu seni hiç ilgilendirmez.
Lütfen bir an önce imzalar mısın?
Bu hisseler değerlendi.
Yani bu fiyata satmam mümkün değil.
Üç katını istiyorum.
Yoksa mahkemeye gider.
(Müzik)
Elinden geleni ardına koyma.
Mahkemeyse mahkeme.
Ben bugüne kadar seni üzmemek, kırmamak için elimden geleni yaptım.
(Sinan) Anlaşılan sen bu dilden anlamıyorsun.
Ama merak etme.
Ben hak edene o dilden de konuşurum.
Bundan sonra kork benden Ceyda!
(Müzik - Gerilim)
(Rıza) Zübeyir, sen banka işlerini hallet. Ben toplantıya geç kalıyorum.
(Zübeyir) Ee, hallederim başkanım.
(Süheyla) Aa, çıkıyor musun Rıza?
Hayırdır? Sen nereye böyle Süheyla Hanım?
Kuaföre gidiyorum.
Akşam için hazırlanacağım Rıza.
Ne oldu, ne var akşam?
Akşam için hazırlanacağım Rıza.
(Müzik)
Ne oluyor?
Ne oluyor?
Akşam diyor, yemek diyor, bir şey diyor. Ne oluyor?
Ee, yok, ben nereden bileceğim ki başkanım?
Ne oluyor?
Allah Allah.
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Durun siz daha, durun.
Asıl akşam teşekkür edeceksiniz bana.
(Gülme sesi)
Çılgınsın Zübo.
(Bülent) Abi, bu Ceyda manyak ya.
Ya bu kız var ya, burayı bizim elimizden alana kadar...
...bu işin peşini bırakmayacak abi.
Bırakmasın abi.
Artık ok yaydan çıktı.
Abi, mahkeme falan. Günün sonunda parası olan yine o.
Olsun Bülent.
Biz de onu bu zehirlenme olayıyla ilgili mahkemeye vereceğiz.
O kadar kolay değil o işler.
Tamam.
Seni bu sefer daha şey gördüm.
(Bülent) Nasıl, ne denir ona?
Daha kararlı, daha sıkı duruyorsun yani, iyi.
Ne yapayım Bülent?
Kız hasta oğlum, görmedin mi?
Hiç normal değil.
Bu arada öyle karalar bağlayacak bir durumumuz yok.
Yani iyi tarafından bakalım. Kız artık hayatımızda değil.
Ve lütfen abi bir süre adını dahi duymak istemiyorum.
Ya neyse, onu bunu bırak da şu Rüzgâr için düzenleyeceğimiz partiye odaklanalım.
Kesin burada istemiyorsun değil mi? Kesin yani.
(Sinan) Abi, kalabalık istemiyorum.
Biz bize olacağımız bir şey olsun.
Başak'ı çağırırım ha.
Tabii çağır.
E şimdi Başak gelince kızlar da gelecek haliyle.
E tabii mecburen onların da gelmesi lazım.
Artık sen haber verirsin kardeşim.
Benim içeride işlerim var. O iş sende, tamam?
(Müzik - Hareketli)
Ee, neymiş bu acil durum? Anlatsana artık, ben çatlayacağım ya.
Rüzgâr geldi.
Aa aa. Onun şu Hindistan'daki arkadaşı, Sinan'ın.
Nasıl, yakışıklı mı?
Maalesef canım. Çünkü Rüzgâr bir kadın.
(Başak) Hı.
Ben de bazen bakımsız olduğum zamanlarda çok yakışıklı olabiliyorum.
Ha yani demek ki bu Rüzgâr güzel bir kadın.
Hah. Güzel mi?
Ya, ya yok canım. Ne güzeli?
Ya öyle şey, ahım şahım bir şey değil ya, öyle.
Ya şey...
...yüzü, yüzü güzel olabilir.
Yani onu kabul ediyorum. Tamam, yüzü güzel olabilir ama...
...yüz o kadar önemli bir şey değil biliyorsunuz.
Yani erkekler için hani kılık, kıyafet...
...hali, tavrı falan filan derken, çok erkeksi.
Böyle yani hiç Sinan'ın tarzı bir kadın değil. Bence hiç korkmaya gerek yok.
Sen niye geriliyorsun ki o zaman bu kadar?
(Simay) Yani evet, arkadaşıdır.
Hayır bir de erkekler böyle kadınlara bayılırlar.
Böyle kanka falan olurlar. Bu kesin bak ofsayt falan da biliyordur.
Kesin.
Kız!
Ben de ofsayt biliyorum. Ben o yüzden mi evlenemiyorum?
Bana cevap ver Simoş, çok korktum.
Ay Başak, yine konudan saptık. Ne olur konumuzda kalalım.
Ne olur.
Peki bir şey diyeceğim.
Ya sen bu adamı şimdiden böyle kıskanmaya başladıysan ben...
...devamını düşünemiyorum.
(Başak) Evet Pelin ya. Hele hele ne bu haller?
Adamın yanına dişi sinek de mi yaklaşamayacak artık?
Ay kızlar saçmalamayın ya. Tanımıyor musunuz beni?
Bu işte başka bir şey var. Yani...
...Rüzgâr gelir gelmez böyle Sinan'a nasıl sarıldı bir görseydiniz.
Nasıl sarıldı, bir görelim.
(El çırpma sesi)
(Pelin) Böyle sarıldılar yani. Böyle bir sarılma tarzı mı var yani?
(Pelin) Değil mi?
Yani bir şey diyeceğim. Ben kaç yıllık evliyim...
...yani bir tek kocama böyle sarıldım yani.
(Başak) Yani ben birkaç kere böyle sarıldım. Ama arkadaşıma değil.
Bir de devamlı eli kolu böyle Sinan'ın üzerinde.
Annesini de tanıyormuş. Annesi de Rüzgâr'ı çok seviyormuş.
Kız, bu ayrıntı şimdi mi söylenir?
Yok, yani kesin bir şey var, kesin.
Esas bomba, bu Rüzgâr İstanbul'a geldiği zaman Sinan'ın yanında kalıyormuş.
Yani şu anda aynı evde kalıyorlar.
Bunlar eski sevgili.
Evet, kız döndü dolaştı kaldığı yerden devam etmeye geldi.
Yapma ya.
Evet bak, vallahi billahi sana yemin ediyorum, bence bu böyle.
Adam da zaten artık senin sayende çöpsüz üzüm.
(Başak) Çünkü ne yaptın? Ceyda meselesini hallettin, bir kenara koydun.
Annesiyle arası açılmasın diye aradan çekildin, onu da bir kenara koydun.
Adamı fiyonk yaptın, teslim ettin. Tebrik ederim.
Öyle mi yaptım?
(Simay) Öyle yaptın yani.
Hayır senin bunun adını çoktan koyman lazımdı, çoktan.
-Hı. (Telefon zili sesi)
Bir saniye.
Kızlar, benim bunu açmam lazım. Kapsamlı trip...
...yapıyorum, her defasında açmazsam olmaz.
Alo?
İyiyim.
Yalnız işim var, biraz seri olursan.
(Bülent) Ee Başak, bu akşam Sinanların evinde bir parti veriyoruz.
Rüzgâr'a hoş geldin partisi.
Rüzgâr derken?
(Bülent ses) Rüzgâr? Pelin bahsetmedi mi?
Bahsetmedi.
Bahsetmedi. Bahsetmesi mi gerekiyor?
Kim ki bu Rüzgâr? Adına partiler falan, önemli biri mi?
(Bülent ses) Ya Rüzgâr Sinan'ın arkadaşı.
İnanılmaz komik bir kız zaten. Sabahtan beri burada...
...gülmekten karnımıza ağrılar girdi. Anlatırım sana.
Ha, orada yani.
(Bülent ses) Evet.
(Bülent ses) Siz geleceksiniz partiye değil mi?
Ben gelirim.
Ama kızları bilemem. Onlar şu anda yanımda değil.
Ben onlara sorarım, bakarım, uygunsak geliriz.
Gelirsek haberleşiriz. Hadi o zaman tamam, bye bye.
(Simay) İstanbul'a geliyor, Sinan'da kalıyor.
(Simay) Sabahtan beri Filiya'da falan.
(Simay) Akşam adına parti düzenleniyor.
Kızım bir şey söyleyeceğim, bak bu kız çok hızlı.
Uyarayım seni yani.
Vallahi bana öyle partiler falan düzenlenmedi, biliyorsunuz.
Yani evine gittim, öyle mısır patlattı, kuru kuru sandviçler falan.
Onları da annesi yedi, bilemiyorum yani.
Kızlar. Kalkın gidiyoruz.
Başak, parti gece.
Nereye?
(Başak) Filiya'ya gidiyoruz hayatım.
Rüzgâr Hanım orada Filiya erkeklerini karşısına almış...
...onları böyle gak gak guk guk güldürürken sen burada bizi mi güldüreceksin?
-(Başak) Yürüyün. -(Pelin) Ay doğru söylüyorsun.
Oraya da gidiyoruz, partiye de gidiyoruz. Hadi yürüyün kızlar.
Evet evet, hatta önce kızın nasıl bir kız olduğunu öğrenelim.
Böyle ön araştırma, ön çalışma gibi yapalım.
-(Simay) Hadi. -(Başak) Evet.
Bu akşam bu iş sonuçlanacak.
Yanındayız, bravo.
Ben düğün günü terk edilmiş bir kadınım.
Ben ne rüzgârlar gördüm. Ya bu mu yıkacak beni? Hadi.
-(Başak) Ha. -(Simay) Hadi yürüyün.
(Başak) Ha.
(Rabarba)
(Başak) Yürü. Tamam, geç kalmayalım.
(Simay) Tamam, ben şuradan şey yapayım, çantamı alayım.
-(Başak) Hadi. -(Pelin) Hadi.
(Rüzgâr) Sonra neyse, ben bir uyandım, bayağı müzedeyim yani.
(Rüzgâr) Müzede kilitli kalmışım.
Etrafta böyle deri tablolar, şövalye zırhları, kılıçlar falan.
Sonra ben neyse o sersemlikle böyle her yeri yıktım, döktüm.
Sonra güvenlik geldi de açtı.
(Gülme sesleri)
Ya iyi ki geldin Rüzgâr ya.
(Bülent) İyi ki geldin. Gerçekten iyi ki geldin.
(Gülme sesleri)
Bülent!
(Müzik)
Kızlar gelmiş.
Ne işi var ya kızların burada?
(Müzik)
(Tolga) Menajersiz olmuyor abi bu işler.
Hem olsa bile ne öyle, saçma, esnaf gibi kendi pazarlığımı kendim mi yapacağım ya?
Aman, sana menajer mi yok? Bulursun yine birini Tolga.
Abi, sen beni dinlemiyor musun ya?
Hazırdan yiyorum diyorum sana, hazırdan.
Annemin kredi taksitini bile ödeyemedim ya.
Gittim Pelin'den borç aldım.
Yuh! Yuh!
Yani biliyorum, halledeceğiz bir şekilde artık.
Ödeyeceğiz yani para olunca.
Olur ya.
Olur oğlum arkadaşlar arasında öyle şeyler.
Sen şey yapma.
Takılma, boş ver.
Ama biliyor musun, Pelin gibi bir kadın bir daha dünyaya gelmez abi.
Hem dünya güzeli ol, hem iyi kalpli ol...
...hem de benim gibi hayatını mahveden bir adama kıyama.
Bildiğin eşeğim oğlum ben, eşek.
Aman. Boş ver be moruk.
Tamam işte, sen de dersini almış oldun böylelikle.
Bundan sonra daha dikkatli olursun.
(Müzik)
Yani hayır ya, şunu merak ediyorum yani.
Ha acaba ne oldu da o iyi geldi acaba?
Ne oldu da iyi geldi? Sen lafını bile tamamlayamadın.
Neye iyi geldi acaba? Sen çok mu kötü bir durumdaydın?
Acaba ben böyle baş başa kalın diye ortam...
...yapmaya çalışıyorum. O mu gerdi seni acaba?
Hayda. Ya ne alakası var? Ben işte bu birkaç gündür...
Ben komik değil miyim?
Sen hem komik...
Ben hem komik, hem esprili bir insanım.
Yalnız bana hiç bu kadar gülündüğünü görmedim ben.
Ben içeri girdiğim zaman sen böyle kocaman gülen bir ağızdın sadece.
Sadece kocaman bir ağızdan oluşuyordun.
Ve hâlâ gülüyorsun. Etkisinden kurtulamamışsın.
Sen beni kıskandın mı Rüzgâr'dan?
Kıskandım tabii. Niye kıskanmayacakmışım?
Rüzgâr senin asker arkadaşın mı?
Ya yok, Rüzgâr işte.
Bizim Rüzgâr yani. Sinan'ın arkadaşı öyle.
Ee? Ne oluyor öyle olunca?
Bacılık mertebesine mi yükseliyor? Olunmuyor mu onlardan sevgili?
Yok canım, olur yani. Niye olmasın?
Da ben ona hiç o gözle bakmadım ki.
Hiç sana baktığım gözle bakmadım ben ona.
Bakmayacaksın zaten. Gözlerini oyarım senin.
Ayrıca bunu böyle övüne övüne söyleme, zaten bakmayacaksın.
Ayrıca en çok da bana güleceksin.
Ya ben sana hep gülmüyor muyum zaten ha?
(Bülent) Sen tanıdığım günden beri benim güneşim oldun...
...aydınlık, gülen yüzüm oldun.
Ya benim bunları duymam için böyle illa sana kızmam mı gerekiyor acaba?
Cık.
Böyle bu kadar güzel bak yeter.
(Serkan) Bülent abi.
Beş gün izin ver sen bence.
(Bülent) Bir saniye.
(Bülent) Sakin ol.
Serkan, bak bu iki oldu abiciğim.
Ne oldu? Ha?
Abi, bir arka tarafa gelebilir misin?
Önemli.
Gelirim.
Ben hemen geliyorum, tamam mı canım?
(Bülent) Gel, gel Serkan.
Ya o arkada ne var, ne saklıyorsunuz siz o arkada acaba?
Beş gün bana yeter.
Ben beş günde neler yaparım.
Ne var o arkada?
Ağlama.
Ne işin var lan senin burada ha?
Abi, ben senden ve şefimden özür dilemek için...
Ha, neyin özrü ya?
Neyin özrü, neyin?
Sen ne yaptığının farkında mısın ha?
İşte o yüzden buradayım zaten. Kimsenin yüzüne bakamıyorum.
Annem bile benimle konuşmuyor ya.
(Müzik)
Tamam, hadi sen git. Ben bunu bir düşüneceğim. Hadi, hadi.
(Müzik)
(Müzik)
Kolay gelsin.
Sağ ol.
Yani bu Ceyda meselesi hâlâ bitmedi, öyle mi?
Bülent'e söyledim, sana da söyleyeyim.
Lütfen bir süre o kızın adını dahi duymak istemiyorum.
Yani bana kalsa sonsuza kadar anmayalım ama.
(Gülme sesi)
Şunlar şey mi?
Akşamki parti için mi?
Hı hı.
Ya sen bayağı önemsiyorsun bu partiyi.
Küçük ekmeklerin üzerine küçük peynirler ve salamlar koyuyorum.
Yani...
...önemsemiyorsun.
Aslına bakarsan ne gerekiyorsa onu yapıyorum Pelin.
De sen ne demek istiyorsun?
Yok ya, ben öyle bir şey söylemek istemedim.
Yani bir arkadaşın geliyor sonuçta, bir parti veriyorsun yani.
Bundan doğal ne olabilir ki?
Değil mi?
(Müzik)
(Simay) Peki bir şey diyeceğim, böyle Hindistan'da falan nasıl hani...
...doğal ortamda çocuklar böyle çıplak yoga falan yapıyorlar.
Değil mi öyle?
Yani birkaç belgesel izleyerek böyle Hindistan...
...hakkında yorum yapmak çok doğru değil aslında.
İyi ama niye öyle dedin ki?
Yani sadece belgesellerden ve filmlerden yıllardır görüyoruz, o Bollywood falan.
Yani Hindistan çok büyük bir ülke.
Sizin dediğiniz bazı yerleri hani, hani İstanbul gibi düşün mesela.
Nasıl İstanbul'un yedi tepesi var, yedisi de birbirinden farklı ya işte.
Hindistan da öyle. Şimdi bana müsaade...
Ya sana bir şey soracağım.
(Simay) Bu vize falan nasıl oluyor? Ben...
...bilmiyorum, var mı, yok mu, gidiş geliş falan hı?
Hiç.
İşte merak.
Senin ev de böyle misafire pek uygun değil gibi ama.
Çok kalabalık olmayacağız zaten.
Buradan birkaç kişi, Rüzgâr'ın birkaç arkadaşı, bir de siz varsınız.
Yok, onun için değil.
Yatılı misafir için.
Ne o? Neden uygun olmasın ki?
Yani ne bileyim, hani evinde çok öyle oda da yok.
Ya bir tane yemek odası var ya.
Sen şey mi yapsan, oraya bir tane böyle yatak atsan tek kişilik.
Bir tane de paravan koysan. Çok güzel olmaz mı?
Bence tam misafir odası olur. Nasıl fikir?
Bence gerek yok.
Biz iyiyiz böyle.
Biz iyiyiz derken?
Yatak sorunumuz yok yani.
Hı.
(Gülme sesi)
Aa, sen şey ya, kanepeyi diyorsun.
Ya o kanepe gerçekten çok rahat.
(Pelin) Yani ben de sürekli orada uyuduğum için biliyorum, gerçekten çok rahat.
Böyle rahatsız, dar gibi duruyor ama hiç öyle değil, çok rahat.
Bence hep orada uyusun o.
(Müzik)
Yani tam kızacağım sana...
...o suratındaki masum gülümsemeyi görüyorum ya...
Neyse.
(Nefes sesi)
(Gülme sesi)
(Hakan) Bir para denk getirsen de kafe falan bir şey mi açsan acaba ya?
Sizin camiada bayağı popüler.
Ya bakarız ona da...
...sen bana bir anlatsana bakayım ya.
(Tolga) Neyin peşindesin? Hı?
Ya da dur sana şöyle sorayım.
(Tolga) Yüzüklerden gözünü alamadığına göre...
...sen Simay'ı kızdıracak çok kötü bir şey yapmışsın herhalde, ha?
Sayılır.
Ya tutturdu sen bana doğru dürüst evlilik teklifi etmedin diye.
Artık yeniden yapacağız bir şekil işte.
Nasıl yani ya?
Bir daha mı evlenme teklif edeceksin?
Yani.
Onun gibi bir şey.
Ben böyle saçma bir şey görmedim vallahi billahi.
(Tolga) Manyak mısın sen abi?
Manyak mısın sen?
Manyak falan değilim abiciğim ben. Manyak falan değilim.
Evliyim ben, evli.
Sen anlamazsın.
(Tolga) Tabii. Ben evlilikten ne anlarım ki zaten?
(Tolga) Değil mi?
Uff!
Yapacak bir şey yok.
Hadi.
(Tolga) Gir, gir sen gir.
(Tolga) Merhaba.
(Başak) Kızlar, vallahi bence şu an aralarında bir şey yok ama...
...geçmişi bilemem.
Hakikaten şu an bir şey yok.
Ama ben Rüzgâr'ın ona bakışlarını gördüm. Habire böyle gözü Sinan'da.
Biz restoranda konuşurken de sürekli o tarafa bakıyordu.
Gece beraber yatmamışlar.
Kız, açık açık sordun mu?
Yok. Açık açık değil.
Ya gerçi beceremedim. Kapalı da olmadı pek ama.
Sonuçta öğrendim, rahatladım.
Kızlar, bütün gece bunu düşünmekten deliriyordum neredeyse.
Yok, zaten şu anda aralarında bir şey yok. Şartlar eşit.
Evet. Hızlı olan kazanır.
Kızım, oyalanmaman lazım ya.
Git partide bitir işi.
Nasıl yani?
Vallahi artık açılır mısın, ilanıaşk mı edersin...
...yoksa biri tavuk denk getirmeden gider...
...dudaklarına yapışırsın, orasını ben bilemem.
Zaten bugüne kadar da bize bunları sormadın.
Ama artık bu akşam bu işin adını koyacaksın.
Evet yani, senin kesin bu akşam adını koyman lazım, kesin.
(Müzik)
Tamam. Sen şimdi bir şeyler düşün. Tamam mı? Biz de bir şeyler düşünelim.
Sonra biz sana mutlaka bir şeyler söyleriz, tamam mı?
(Müzik)
(Gülme sesi)
Pelin'le arkadaşları niye gelmiş?
Ya onlar sık gelir buraya.
Başak'la Bülent de çıkıyor zaten.
Peki siz?
Yani Pelin'le sen?
(Telefon zili sesi)
Pardon.
Ee, bu önemli, bunu açmam lazım.
Tabii.
Alo, anneciğim?
Tamam. Şimdi mi?
Anladım. Tamam, geliyorum.
Geliyorum. Görüşürüz.
Önemli bir şey yok inşallah.
Ee, yok da benim bir gitmem lazım.
Rüzgâr.
Ne zaman söylemeyi düşünüyorsun?
Neyi?
Bana hayatın çetrefilli yanlarını öğreten kıza bak.
Kimin öğrencisiyim ben?
Sende bir şey var.
Görmeyeli biraz şüpheci olmuşsun sen sanki.
(Gülme sesi)
Öyle olsun.
Tamam, ben çıkıyorum.
Ama akşam geç kalmam. Evde görüşürüz, tamam?
-(Sinan) Söz? -(Rüzgâr) Tamam, söz. Hadi bye bye.
(Sinan) Hadi bye bye.
(Müzik)
Evet madamla mösyö.
Süslememiz bittikten sonra...
...lö Adana, lö Ege mutfağının harika bir birleşimi olacak.
(Gülme sesi)
Bizim o internetten neler öğreniyorum ya.
(Müzik - Hareketli)
Özel bir parti miymiş o? Yoksa ikiniz mi olacaksınız?
Ay yok kızım, yani sen babanın beni dışarı çıkardığını ne zaman gördün?
Tamam, sen de hemen şey yapma.
Bana da değişiklik oldu.
Anneannemi özlemiştim.
Ha.
Ee, iyi.
Durun ben hemen geliyorum, tamam?
Hadi göstersene.
(Müzik)
Vov!
Nasıl?
(Hakan) Bak, böyle diz de çökeceğim.
Bayağı şövalye gibi evlilik teklif edeceğim.
Çok güzel.
(Hakan) Evet.
Bence meyve suyunun içine koy. Bir filmde görmüştüm.
Kız hemencecik kabul etmişti.
Babacığım yok. Biz zaten evliyiz.
Oyundan teklif bu.
Ben sen olsam, benim dediğimi yapardım.
(Hakan) Tamam.
Nasıl yapacağım, şimdi sen bunu bayağı bardağın içine at mı diyorsun?
Dedik ya işte.
(Gülme sesi)
(Hakan) Seni yumurcak.
(Bülent) Eskiden çok daha fazla parti verilirdi aslında ama...
...uzun zamandır böyle bir sekteye mi uğradı...
...ne oldu, yoğunluk mu, bu çok iyi oldu.
Oo, parti başlamış.
Oo, nerede kaldın ya? Gelmeyeceksin diye korktuk vallahi.
Bak, parti kaçırdığım görülmüş şey değildir.
(Bülent) Hoş geldin.
Kolay gelsin.
Sağ ol.
Rüzgâr.
Hıh.
Sen sanki benden bir şey saklıyor gibisin, ha?
Yoo.
Yani öyle biraz yorgunum.
Ya İstanbul trafiğine alışmam biraz zaman alacak galiba.
Yapma Rüzgâr.
Biz birbirimizi biliriz.
Ne oldu söyle.
Yani yok, bir şey olmadı.
Ayrıca olsa senden niye saklayayım canım?
Saklama zaten.
Sen de saklama.
Neydi şimdi bu?
Yani dünden beri soruyorum sana...
...Pelin'le ne var aranızda diye, hiçbir şey söylemiyorsun.
(Nefes sesi)
(Müzik)
Heyecanlı.
Bana bak.
Bu akşam bu iş bitecek. Adı konulacak, ona göre.
Ay şunu söyleyip durma, çok heyecanlanıyorum.
Evet hayatım, bak şu kötü karmayı bozuyorsun. Gör bak.
Evet. Heyecanı unut, heyecanı unut. Güven kendine.
(Simay) İyi diyorsun.
(Simay) Güzel olacak.
(Başak) Hadi bakalım.
Nasıl yani? Bir dakika.
Karmasını düzeltmen için senden yardım istedi...
...sen de yardım ettin, öyle mi?
Yok, şaka değil mi bu?
Rüzgâr. Bu konuda sana niye şaka yapayım?
Yani bence de yapmazsın. Çünkü ondan ne kadar nefret ettiğini biliyorum.
Ya benim için de iyi oldu.
Yani karşılıklı bazı şeyleri düzelttik.
Yani artık nefret etmiyorum. Bu iyi bir şey.
İyisiniz şimdi yani, öyle mi?
İyiyiz.
Arkadaşız.
Hıh.
(Sinan) Başka ne öğrenmek istiyorsun?
Niye bu kadar zorluyorsun beni Rüzgâr?
Ay tamam. Haklısın, pardon.
(Rüzgâr) Yani çok abarttım. Niye öyle oldu?
Sen de öyleyiz diyorsan öyledir zaten.
(Gülme sesi)
(Gülme sesi)
(Başak) Bir dakika. Bu gece bu iş bitecek.
Kızlar, siz Rüzgâr'ın önünde arkasında olun...
...ben de Sinan'la yalnız kaldığım bir anda söyleyeceğim inşallah.
(Simay) Ay böyle içimde çok güzel bir his var, böyle şey gibi.
(Başak) Ya o his bende de var, adını koyamıyorum.
Aynısından bende de var.
Kızlar, bu gece biliyorum ki üçümüz de buradan mutlu çıkacağız.
Ay içime doğuyor, hissediyorum.
Ay hadi bakalım.
(Başak) Tamam, hadi çalıyorum zili. Çalıyorum, hazır mısınız?
Tamam. I ıh!
(Kapı zili sesi)
(Müzik)
(Rıza) Pelin!
Pelin!
(Süheyla) Ah, merhaba Rıza.
(Rıza) Süheyla?
(Kapı kapanma sesi)
Hı hı.
Hiçbir eksik göremiyorum.
Vallahi ben de.
Ha, sen akşama hazırlık, yemek falan derken...
Evet. Yemek için hazırlandım.
(Süheyla) Oturalım mı Rıza?
Oturalım.
(Müzik - Romantik)
(Rüzgâr) Yani ben aslında en çok böyle Vietnam'dan keyif almıştım.
Ya orada ne kadar savaş olsa da oradaki insanların...
...gözlerine baktığında onların o ruhu böyle...
...o yaşanmışlığı insan gerçekten hissediyor.
İzninizle.
(Rüzgâr) Yani dediğim gibi böyle ne görmek istediğine bağlı aslında.
Ne bileyim, bana çok şey kattı ya.
(Müzik)
Sen mi yaptın bunu?
(Pelin) Çok güzel olmuş.
Evet.
Afiyet olsun da...
...fazla içme istersen, çarpabilir.
Bu gece çarpabilir.
Çünkü kendimi çok iyi hissediyorum.
Hadi ya.
Nedenmiş o?
Ateş böceklerinin etkisinde kaldım sanırım.
Ondandır.
(Müzik)
Sen de gelsene şöyle.
Ay yok. Biz burada kalalım.
Hatta şuraya geçsek olur mu?
Neden?
Çünkü bu gece sana bir sürprizim var.
(Müzik)
(Hakan) Arkadaşlar.
Sizden bir şey isteyeceğim.
Evet abi.
(Müzik)
Ay anne, ekmek kalmamış.
Zararı yok be kızım.
Ay Necip.
(Hafize) Necip, dur az.
(Meral) Ay Necip, Necip, Necip.
Hayırlı uğurlu olsun.
Öğrendiniz mi? Ne kadarlıkmış?
Ne ne kadarlıkmış?
Yahu Havva hamile ya.
Hadi ya.
Gerçekten mi?
Bak, böyle şeyin şakası olmaz ha.
Gerçekten mi, vallahi mi?
Ay aşk olsun. Sana yalan borcumuz mu var?
Ne bileyim, birkaç kere böyle ortalığı karıştırdınız da.
(Necip) Ama bu başka.
Yaşınızı başınızı dinlemem, kırarım kalbinizi ha.
Havva herhalde nazara gelirim falan diye ondan saklıyor.
Yok, ne hamilesi deyip gitti.
Gözlerinin içi gülüyor.
Kaç gelin doğurttum ben evladım, anlamaz mıyım hiç?
Şimdi siz biraz küs gibisiniz ya...
...belki ondan şey yapmamıştır.
Belli olmaz.
Küslük bu. Belki boşanmaya gider.
(Meral) Babasız mı doğursun çocuğu?
O da aldırır.
Buyurun.
Ben size ekmek almıştım.
Afiyet olsun. İyi akşamlar.
Allah!
(Kapıya çarpma sesi)
(Müzik - Hareketli)
(Nefes sesi)
(Müzik - Keman)
Ee, Rıza.
Bir şey söylemeyecek misin?
Ben sen konuşursun diye bekliyorum.
(Süheyla) Önce sen bir içindekileri dök...
...söyleyeceklerini söyle, sonra ben de konuşurum.
Ya konuşurum, konuşmam diye bir şey yok da sen...
...bu kadar sofra kurmuşsun, bu kadar hazırlık yapmışsın.
Söyleyeceklerini de hazırlamışsındır diye bekliyorum.
Ah. Ne münasebet canım?
Sofrayı ben hazırlamadım ki.
Aa aa.
Sen de mi hazırlamadın?
(Rıza) Yoo.
Vallahi ben yapmadım.
Pişman da değilsin Rıza.
Belli ki sen de değilsin.
E biz bu noktaya nasıl geldik o zaman Rıza?
-(Rıza) Zübeyir. -(Süheyla) Zübeyir.
Zübeyir.
(Bülent) Şimdi Başak, biz seninle geçen konuştuk ya evlilikle ilgili.
(Başak) Evet.
Hah, sonra sen bana kızdın ya.
Yok. Ona kızmak denemez.
Yok, kızdın.
Yok, kızmadım.
Ya neyse Başak, şimdi konu bu değil.
Ee, ya bak, benim de kendime göre haklı gerekçelerim var.
Yani anlatsam sen de bana hak verirsin gerçekten.
Anlat.
(Bülent) Hah. Şimdi şöyle.
Ben daha önce bir ilişkimde...
...kıza böyle daha üçüncü ayda, bir de böyle...
...bayağı romantik falan, diz çökmeli falan filan evlilik teklif ettim.
Hele hele.
(Bülent) Hah. İşte tabii çok erken olduğu için kız da korktu, kaçtı.
Yani o yüzden ben de böyle bir akıllanma...
Sen akıllanmamışsın, senin zekanda gerileme olmuş. Ayrıca o...
...tırsak hatunun ceremesini niye ben çekiyorum...
...acaba bana bunun cevabını verebilir misin, ha?
-(Bülent) Hayatım, bir sakin ol. -(Başak) Niye sakin olacağım ben?
Ben niye sakin olayım? Ben asıl ben sakin olmamalıyım ya.
Sen beni ne zannediyorsun ya, ne zannediyorsun?
(Başak) Eğlenceli bir kız olabilirim ama eğlencelik bir kız asla değilim.
Benimle evlenmeyeceksen beni niye oyaladın bugüne kadar?
(Başak) Madem senin böyle bir şeye niyetin yok, niye böylesin?
(Sinan) Daha ne kadar bekleyeceğim sürprizi?
Ben senin yanına sözde karmamı düzeltmeye gelmiştim.
Evet.
Karmanı düzeltecektik.
Ve sen Tolga'yla tekrar evlenecektin.
(Sinan) Ama...
...sanırım Tolga'yı tamamen kaybettin.
(Sinan) Yani karmanı düzeltemedik.
Hayır.
Düzeldi.
(Müzik - Piyano)
-(Sinan) Nasıl yani? Sen şimdi Tol... -(Pelin) Hayır.
Benim karmam o köy yolunda araba çamura saplandığında düzeldi.
(Pelin) Seninle balık tutarken.
Seninle tavuk kovalarken.
Seninle ateş böceklerini seyrederken düzeldi.
(Müzik - Romantik)
-(Hakan) Simay. -(Simay) Hı.
Aşkım, sana çok güzel bir sürprizim var.
Aa aa. Neymiş o?
Ya bir sakin olur musun Allah aşkına ya?
Dilin damağın kurudu bana bağırmaktan. Şunu bir iç. İç şunu.
İç şunu, bir sakinleş.
(Müzik)
(Öksürme sesi) -Ne oldu? Ne oldu?
Bülent, bu benim düşündüğüm şey mi?
Ne?
(Müzik)
Hah.
(Nefes sesi)
Sen uyuduğumu düşünüp başımda usul usul şiir okuyorsun ya...
(Müzik - Piyano)
(Başak) Evet! Evet! Evet!
(Başak) Evet! Evet!
(Başak) Evet! Evet, binlerce kez evet!
-(Başak) Evet, evet, evet! -(Simay) Ay ne oluyor?
Ha ha ha, evet, evet.
Evet.
(Gülme sesi)
-(Başak) Bülent bana evlenme teklif etti. (Çığlık sesi)
(Gülme sesi)
(Pelin) Ne oldu?
(Başak) Pelin, Bülent bana evlenme teklif etti.
(Çığlık sesi)
(Müzik)
Tebrik ederim.
(Müzik) (Alkış sesleri)
(Müzik)
Havva.
Havva.
Aşkım. Dur, dur.
(Necip) Canım.
(Havva) Ay.
-(Necip) Balım, balım, balım. -(Havva) Ne oluyor?
Canım benim.
E beni affettin mi Necip'im?
Asıl sen beni affet.
Ben bilmiyordum ki senin hamile olduğunu.
(Meliha) Hah ha.
Oy kızım niye daha önce söylemedin bana?
(Gülme sesi)
(Meliha) Hah.
-(Necip) Oy, oy, oy, oy. -(Havva) Necip bir saniye.
Ah. Dur, dur, dur, dur.
Şimdi nefes al nefes ver, nefes...
Yok, o sonraydı.
(Necip) Gel otur, gel.
Gel. Sen dinlen.
Dinlen sen.
Rahatına bak. Çay içer misin? Kim içecek bu çayı?
(Gülme sesi)
Sen iç.
(Necip) Ben içeyim bari.
Ah.
Sıcakmış ya bu.
Neyse, otur sen otur. Ya da ben mi oturayım?
Biliyorum, çay yok.
Ah.
(Gülme sesi)
(Müzik)
(Pelin) Hayatım, çok tebrik ederim seni.
Darısı başına Peluş'um, darısı başına.
(Simay) Ya o kadar harika, o kadar ince düşünülmüş...
...bir teklif ki vallahi ben bile kıskandım.
Ya baksana, düşün, sen burada yoktun, şöyle oldu.
Ben şimdi kavga ediyoruz filan böyle evlendin, evlenmedin...
...evlendin, yok sen istemiyorsun falan diye böyle...
...dedi ki al şunu iç dedi. Bardağı böyle verdi.
Ben de içeyim, içeyim, tamam, içeyim ve gideyim falan böyle, diktim...
...dikmemle birlikte boğazıma bir şey böyle takılır gibi oldu.
Bir baktım, yüzük.
(Simay) Ay, bardağın içine mi koymuş?
(Pelin) Ay, gördün mü?
-(Hakan) Bülent. -(Bülent) Hı.
Yüzük benimdi.
Ama sen şimdilik sus istersen kardeşim.
-(Bülent) Hakan. -(Hakan) Hı.
Oğlum, sen ne yaptın lan?
İnsan bir uyarır ya onu alırken oradan.
(Başak) Ama ben üçümüze söylemedim mi, demedim mi?
(Başak) Biz bu gece üçümüz buradan mutlu ayrılacağız dedim mi, demedim mi?
(Başak) Hadi sıra sende.
Ay, Hakan'ın da bana bir sürprizi varmış.
(Pelin) Ben de tam konuşuyordum...
(Başak) Hadi git konuş. Git söyle, erteleme. Koş, koş, koş.
-(Pelin) Gidiyorum. -(Başak) Git, git, git.
(Başak) Seni çok seviyorum. Konuşsun.
-(Başak) Hakan, bakar mısın? -(Simay) Ay Hakan, gördün mü ya?
-(Simay) Hakan. -(Hakan) Güzel.
-(Başak) Bakar mısın? -(Simay) Çok güzel.
(Müzik)
Niye çıktık şimdi buraya?
İçeride herkes çok mutlu görünüyordu.
Rol çalmak istemedim.
O zaman...
...sen de mutlu bir şey söyleyeceksin.
(Müzik)
Yani mutlu olacak biri var.
(Rüzgâr) Sinan.
Ben bu akşam dedemin...
...altı aydan daha az ömrü kaldığını öğrendim.
Yani herhalde mutlu olacak.
Rüzgâr, bu kadar ciddi mi durum?
Niye bana daha önce söylemedin?
Yani ben bugünleri daha da kötü geçirsin istemiyorum.
O yüzden senden bir şey isteyecektim ama...
...inan benim iradem dışında gelişen bir olay.
Yani belki biraz saçma bulabilirsin, sana çocukça gelebilir ve...
...ayrıca kabul etmek zorunda değilsin.
(Sinan) Rüzgâr.
Lütfen söyler misin?
(Müzik)
Dedem bu son günlerinde daha da mutsuz olmasın diye...
...yani tamamen bir oyun.
Evet?
Sinan.
(Rüzgâr) Benimle evliymişiz gibi bir oyun oynar mısın?
(Müzik)
Bu muydu yani?
Hah.
Hah.
Sinan, o kadar rahatladım ki sana anlatamam.
(Müzik)
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Çağıl Doğan - Büşra Miliza Koçak - Tugay Çiftçi
İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat
Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar
(Müzik)
(Müzik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.