Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Güliz Ayla - Deli Fişek)
"Bu kadar kolay mı aşkımı almak elimden"
"Bırakır mıyım sandın"
"Pes etmem kılıcımı kuşandım"
"Savaşırım"
"Beni hiç mi tanımadın"
"Sen intikam peşinde, bense ellerinin"
"Boğulmaktır niyetim içinde gözlerinin"
"Ben deli fişeğim"
"Sen dur ben öleyim"
"Niyetini göster bana ucundan koşarak geleyim"
"Ah koyu kalplim"
"İnadından öpeyim"
"Ha dediğin yerde han kurarım daha ne diyeyim"
"Sen intikam peşinde, bense ellerinin"
"Boğulmaktır niyetim içinde gözlerinin"
"Ben deli fişeğim"
"Sen dur ben öleyim"
"Niyetini göster bana ucundan koşarak geleyim"
"Ah koyu kalplim"
"İnadından öpeyim"
"Ha dediğin yerde han kurarım daha ne diyeyim"
Pelin!
(Müzik)
(Köpek havlama sesi)
Sinan'ın evinde bunu unutmuşsun.
(Müzik)
Efendim, ben anlıyorum...
Ben buraya seni dinlemeye gelmedim.
Şimdi ben bir şeyler söyleyeceğim...
...sen de beni dinleyeceksin.
Ben oğluma söyledim ama demek ki olmadı.
Şimdi bir de sana söyleyeyim.
Oğlan anaları gelinlerden pek haz etmezler biliyor musun?
Çünkü oğullarına kimseleri yakıştıramazlar da ondan.
Ama benim senden haz etmemem...
...seni sevmiyor olmam...
...böyle bir şey değil.
Çünkü sen...
...benim düşmanımsın.
Çünkü sen...
...benim oğlumun...
...canını alıyordun. Anladın mı?
Çünkü benim evladım...
...senin uğruna canına kıymaya kalkıştı.
Anladın mı?
Eğer bugün yaşıyorsa...
...o gün yaradan karşısına bir melek çıkardı da ondan.
Hayatını o kurtardı.
Sana son kez söylüyorum.
(Müzik)
Oğlumdan uzak dur!
(Müzik - Duygusal)
Bak Ceyda.
Bu yaptığın hiç de doğru bir hareket...
Ya ben kalbimin sesini dinledim Sinan.
Suç mu?
(Ceyda) Yasak mı, yanlış mı?
Ve bir adım da geri atmıyorum.
Sonuna kadar aşkımın arkasında duracağım.
Bak Ceyda, bu şekilde...
İnsanlara duyurma derdindesin.
Farkındayım.
Ama senin bu yaptığına...
...hem de bu kadar insan içinde...
...çok yanlış. -(Ceyda) Hayır.
Hayır, hayır, hayır.
Bak, beni yanlış anlamanı istemiyorum.
Öyle bir amacım falan yok. Bak...
Yani ben sadece...
...beni en iyi sen anlarsın diye düşündüm.
Çünkü sen de zamanında...
Lütfen şunu söyleyip durma!
(Müzik)
Bak Ceyda.
İnan yaptığım doğru bir şey değildi.
Ayrıca yıllar önceydi.
Çok acemiydim.
Sen de aynı hataya düşme.
Ben de aşkın acemisiyim Sinan.
Sen benim ilk aşkımsın.
Sevdiğimi söylediğim ilk adamsın.
Ya bütün onurumu, gururumu ayaklar altına alıp sana evlenme teklif ettim.
Hataysa hata olsun.
Ve asla da pişman değilim.
Ben sonuna kadar söylediklerimin arkasındayım.
Bak Ceyda.
Bu yaptığın şeyle hem beni...
...hem de kendini çok zor bir durumda bıraktın.
Tamam.
Tamam. Ee, bak...
...benden sana istediğin kadar süre.
(Ceyda) Otur, düşün.
Yeter ki acele karar verme, olur mu?
Lütfen.
(Müzik)
Tamam.
Düşüneceğim.
(Müzik)
Ben hep burada olacağım Sinan.
Yanında olacağım.
(Ceyda) Ve bekleyeceğim.
Seni ne kadar sevdiğimi gör...
...ve sev diye.
Tamam Ceyda.
Tamam.
(Müzik)
(Kuş cıvıltısı sesleri)
(Simay) Ay hayatım, ne oldu ya? Daha iki saat önce çok iyiydin, çok mutluydun.
Bitti.
Ne bitti be?
Sinan'la çok iyiydi ya her şey.
Daha da iyi olacaktı.
Ama olmayacak. Çünkü başlamadan bitti.
(Lobut sesleri)
Abi, bu konu hakkında ne olur şaka yapma.
Hatta mümkünse hiçbir şey söyleme, olur mu?
Yokmuş gibi mi yapalım abi, hı?
Ben halledeceğim abi.
Nasıl halledeceksin abi? Ha?
Söz, nişan, ikisi bir arada şeklinde mi? Ne yapacaksın?
Duramadın değil mi?
Tutamadın yani kendini.
Sence bu komik bir durum mu Bülent?
Sence ben bunu komiklik olsun diye mi söyledim Sinan?
Yoksa sinirlendiğim için mi?
Abiciğim, kız sana evlenme teklif ettiği zaman niye lafı kızın ağzına tıkamıyorsun?
Niye ben istemiyorum demiyorsun? Niye sevmiyorum demiyorsun ya?
Ha, Pelin'in bana yaptığı gibi mi yapsaydım?
Ezip geçse miydim kızı orada?
İkisi aynı şey değil onların.
Nasıl değil Bülent?
Yani biz Ceyda'yı sevmiyoruz, kendimize yakın bulmuyoruz diye mi?
Vallahi ben onu bunu bilmem abi.
Ceyda çoktan bu dedikoduyu yaymaya başlamıştır.
Hatta bence sözlü olduğunuzu bile iddia edebilir, aha da buraya yazıyorum.
Abartıyorsun ha.
Ya Sinan'ın haberi yoktur.
Ya öyle bir şeyden haberi olsa müsaade etmez ki.
Annesi kendi geldi.
Hayır buna niye üzülüyorsun zaten yani?
Benim kayınvalidem beni görünce hâlâ backgroundu dönüp böyle oturuyor.
Ay, bir türlü sevemedi beni mesela yani.
Ya ayrıca sen Sinan'ı ara, de ki...
...annen böyleyken böyle yaptı vallahi de, o hesap sorsun.
Ay, yok artık Başak.
Yok artık. Hiç öyle demeyeceksin değil mi?
Erkekle anne arasına girilmez ya.
Sen böyle işte onunla iki tane böyle melek tatlı tatlı...
...anlaşıyormuş gibi yapacaksın yani.
Bu duyduğun da ilişki uzmanının sesi.
Yani herhalde canım, kusura bakma. Hayır sen evlensen, üç ay sonra...
...ayrı eve çıkarsın.
Sonra yedi ay sonra falan da boşanırsın yani, ben söyleyeyim sana.
Ya Allah Allah, ne alakası var ya?
Herkes yerini bilecek.
Sen aşkıysan, o annesiyse, arkanda duracak. Bu kadar!
Çok abartıyorsun.
Yani senin de diline düştük ya.
Yandık resmen. Yandık.
Sen benim değil oğlum, sen, sen Ceyda'nın diline düştün.
O yüzden...
...eğer duymasını istemediğin birileri varsa...
...ilk sen anlat onlara, tamam?
(Müzik)
(Lobut sesleri)
O kadar değil işte, o kadar değil, o kadar kolay değil.
Ben sadece Sinan'ı değil...
...tüm ailesini de üzmüşüm.
Yani Sinan kadar olmasa da...
...hepsini yaralamışım.
O küçük dünyalarında tek umutları...
...tek heyecanları.
Yani belki de görüp görebilecekleri en büyük başarı...
...oğullarının doktor olmasıymış.
Ben o küçücük umutlarını ellerinden almışım.
Sadece umutlarını değil...
...Sinan'ı da.
Biz sadece okuldaki olanları biliyoruz ya.
Ee?
Sinan evi terk etmiş.
Benim yüzümden canına kıymaya kalkmış.
(Başak) Aa. Senden nefret ediyorlar.
Yani neden ben bu konuyu Pelin'e anlatmak zorundayım ki bir türlü anlamıyorum.
Benim ağzımdan Pelin diye bir şey çıktı mı?
Sen kendin söyledin. Ona göre.
Yani Pelin benim tam olarak neyim?
Bir süre beraber çalıştığım bir arkadaşım.
Eskiden tanıdığım bir arkadaşım.
Yani sonuç olarak arkadaşım.
Öpüşmek zorunda kaldığın.
İki gece beraber yattığın.
Her fırsatta bir araya geldiğiniz ve her bir araya geldiğiniz zaman...
...inanılmaz güzel vakit geçirdiğiniz...
...sadece arkadaşın, öyle mi?
Tamam Bülent.
Tamam.
Sinan. Eğer sen sadece arkadaşım diyorsan...
...ben zaten susarım abi.
Hayatımda ilk defa birine beddua ettim dedi annesi.
O da benmişim.
Ay, ama bir şey diyeceğim ya. Annelerin ettiği beddualar tutar yani.
Aferin sana.
Al bak, bu körük, bununla git üstüne.
Benim anneannem hep der.
Annenin ahını almayacaksın der.
Ya gelir seni bulur...
...ya çocuğunu bulur ya da sevdiğin birinin böyle canını yakar derdi.
E yaktı işte.
Ya o günden beri yüzüm mü güldü kızlar?
Saçmalık.
Ne yapacaksın, şimdi annesine de gündeliğe mi gideceksin karman düzelsin diye?
Yok, olmayacak yani, bitti artık, pes ettim ben.
Hah.
Tamam.
Benim karmam düzelmeyecek belki, ben mutlu olamayacağım ama...
...Sinan'ı ve sevdiklerini bir daha asla üzmeyeceğim.
Sus abi.
Ne olur sus.
Çünkü konuşunca hiçbir faydan olmuyor.
He, ama...
...Ceyda'dan öğrenirse...
...alır küçük altınını da gelir nişanına, o zaman görürüm seni.
Ne saçmalıyorsun Bülent? Ne nişanı, ne altını?
Bu benim üç gün içinde çözeceğim bir problem.
Ya kız orada rencide olmasın insanların içinde, üzülmesin diye...
...düşüneceğim dedim. Tamam.
Ya Pelin duysa ne olur, duymasa ne olur?
(Top sesi)
Yani abi söylenecekse de söylerim. Ne var yani?
Bunu bu kadar uzatmanın bir alemi yok.
İşte bu oo...
Şişt! Dur. Ne yapıyorsun oğlum ya?
Telefonda mı söyleyeceksin?
Evet abi, hemen söyleyeceğim.
Abiciğim bak, karşındaki ister kız olsun, ister erkek olsun...
...böyle bir haberi duyunca sarsılır.
Özellikle de hikâyenin başkahramanı senin gibi birazcık düşüneceğim dediyse...
...işin rengi komple değişir.
Ya ben olanı biteni ona güzelce anlatırım.
O da beni anlar.
Büyütme olayı. Sen niye bu kadar büyütüyorsun bunu?
Oğlum, benim olayı büyüttüğüm falan yok.
Olay zaten yeterince büyük.
Usulünce anlatacaksın Sinan.
Neymiş abi bu işin usulü?
Son günlerde en mutlu olduğunuz...
...en iyi zaman geçirdiğiniz an.
Hangisi?
Yani birden fazla var.
Ama hangisi diye sorarsan...
...hıh.
Altın kalp tarifini bulduğumuz zaman.
Boynundan koklayarak bulmuştum.
(Sinan) Sessiz ol.
(Müzik)
Ne yaptın, ne yaptın?
(Sinan) Ya tarifte eksik bir malzeme vardı, gül kurusu.
Onu da kızın parfümünü koklayarak buldum.
Hayır abi, ben anlamıyorum zaten, siz sadece arkadaşsınız...
...güya ben Başak'la sevgiliyim.
Ben daha kızın elini tutmadım.
Sen öpüşüyorsun, kokluyorsun...
Tamam, saçmalama.
O iş icabıydı.
Ha.
Ekmeğimin peşindeyim diyorsun yani. Okey.
-(Sinan) Hayır abi. -(Bülent) Ha.
Sadede gel diyorum. Hadi diyorum.
Lütfen diyorum, anlat diyorum Bülent.
Şimdi abi, altın kalp ortamını aynen kuruyorsun, tamam mı?
Evet.
Sonra bunu böyle hafif hafif...
...kulağına üfleye üfleye, çok basit bir şeymiş gibi gülerek falan anlatıyorsun.
Okey?
Yani işte kız üzülmesin diye sessiz kaldım falan diyeceksin.
İki üç gün içinde bu olayı komple bitireceğini de söyleyeceksin.
En yakın zamanda para işini halledip...
...bu ortaklığı bitireceğini de söyleyeceksin, tamam mı?
Abi böyle şeyler hiç benim tarzım değil, biliyorsun.
Ama...
Tamam.
Yani böyle bir konu için de...
...Pelin'in üzülmesini hiç istemiyorum abi.
Mekân şu anda boş.
Ceyda da yok. Akşam servisine kadar gelmeyecek.
Çocuklara da bir mola çakarız.
Olur biter bu iş.
(Bülent) Hadi.
Bence o kadar büyük konuşma.
Ani karar verme yani.
(Telefon zili sesi)
(Telefon zili sesi)
Bak. Vallahi sen uzak durmak istiyorsun ama Sinan öyle düşünmüyor gibi.
Ya bir sakin ol ya, şey yapma.
Yok.
Ben konuşacağım. Yani artık görüşmesek daha iyi olacak diyeceğim.
(Telefon zili sesi)
Alo?
Ama her şey çok güzel olacaktı.
O Sinan'la, ben Bülent'le çok mutlu olacaktık.
Ya ben onu rüyamda da gördüm. Haberci rüya diyorlar buna.
Ya böyle bir piknikteyiz, tamam mı?
Her şey o kadar güzel ki. Böyle çoluk çocuk falan da var.
Bende iki tane kız var. Onda bir tane erkek var.
O kadar mutluyuz ki. Top oynuyoruz, ip atlıyoruz.
(Simay) Bir şey soracağım.
Ee, Bengisu, Hakan ve ben neredeyiz tam olarak?
Bengisu'nun veli toplantısı varmış.
Sen beni aramışsın, oraya gitmişsiniz, oradan gelecekmişsiniz.
Yalan söyleme Başak.
Görmedin değil mi?
Cık.
Ama şimdi bizim manitalar çok sıkı arkadaş ya.
Benim bilinçaltım öyle şey etti. Bilinçaltı işte.
Dışlayın Simay'ı, dışlayın.
Simoş, rüya bu.
Rüya. Saçmalama.
Ben anlamam. Belli zaten ya, şey yapma.
Seni görmemem mümkün mü?
Ya tamam, hep, hep öyle zaten.
Bengisu'yu, Hakan'ı falan. Ya biz hep beraber çok iyi olacağız.
Kesinlikle erken uyanmışımdır. Yapma.
Ne oldu kız, söyledin mi?
Ee, beni altın kalp yapmaya çağırdı.
O ne ya?
Ya şimdi altın kalp özel bir tatlı.
Biz ilk birlikte yapmıştık onu.
Hatta...
...tatlının içindeki sırrı benim boynumdaki parfümün kokusundan hatırlamıştı.
Sessiz ol.
(Müzik)
Pardon.
Tam olarak ne yapıyordu acaba boynunda?
Ne yapacak canım?
Kokluyordu.
Siz böyle uzak durma kararını çok doğru vermişsiniz biliyor musun?
Çünkü siz ilişki yaşamadan ilişkinin içindeki...
...her şeyi böyle yaşayıp bitirmişsiniz yani.
Bir de bana bak. Adama tokat attım.
Masa mı kurmuş? Otur yemeğini ye, sonra ne olacaksa olsun.
El alemin rahibesi sen misin ya? Bırak, ellerimin...
...kırılsaydı, ona vuran ellerim kırılsaydı.
Ay, ama bir şey diyeceğim, çok romantik değil mi?
Böyle tatlı falan yapacaklar yani.
Adam marangoz mu masa yapsın?
Adam aşçı. Tabii ki tatlı yapacak Simoş.
Hı. Benimki de doktor.
Ateşim çıkınca, hasta olunca böyle gelip bir bakmıyor bile.
Uzaktan bana oturduğu yerden dereceyi fırlatıyor.
Sen hayret bir manyaksın, biliyorsun değil mi?
Sen de akışına bırak. Hiç konuşma, gerek yok.
Yok yok, ben konuşacağım yani.
Konuşmam lazım. Yani telefonda iyi ki konuşmadım da konuşacağım.
Necip.
Lan oğlum kalk.
Hah.
Şişt. Lan oğlum, ne yapıyorsun?
Bir ayılıyorsun, bir bayılıyorsun. Aç şu gözlerini.
Bak, vallahi korkutuyorsun beni.
Ben ne yaptığımı biliyor muyum?
Mesela şimdi ne yapıyorum ben?
Gülüyor muyum, ağlıyor muyum?
Bakayım. Evet, gözyaşı, ağlıyorum ben.
Oğlum, mutlu ol mutlu. Parayı bulduk işte.
Bunlar mutluluk gözyaşları zaten.
Otuz beş yaşındayım, ilk defa mutluluk gözyaşı döküyorum.
Herkese tavsiye ediyorum, çok zevkliymiş.
Hadi kalk gözünü seveyim, kalk.
Kendine gel, kalk.
İşte aşk bu be.
Aşk bu. Sonunda kavuştum yârime.
Yenge duymasın bak, kıskanır ha.
Asıl kaynana duymasın.
Lan niye be Necip? O da mı kıskanır?
Bak.
Bu aramızda kalacak, tamam mı?
Ne ben altılı oynadım, ne de para kazandım, tamam mı?
Kimse bilmeyecek.
Lan oğlum, o kadar para.
Millet sorarsa ne diyeceksin?
Ya ben onu yavaş yavaş...
...peyderpey ortaya çıkarırım. Sen bana bırak ya.
Şişt, şüşt.
E tamam.
(Müzik)
Kaynana korkusundan yaşadığımıza bak ya.
Zengin oldum, keyfini çıkaramıyorum.
(Gülme sesi)
(Gülme sesi)
(Gülme sesi)
Yavrum.
Ne olursun bak, sen beni korkutuyorsun ama.
Geç otur şöyle. Ne olduğunu anlat bana.
Kötü bir şey mi var çocuğum?
Kötü değil.
Ay.
Yani söyleyeceğim de...
...utanıyorum Meliha teyze.
Yani yavrum bak, ben öyle hani...
...evlenmeden önce falan öyle şey...
Aşk olsun. Ben öyle biri miyim?
Tamam.
Tamam, söylüyorum.
Hıh.
(Müzik)
Ben Sinan'a evlenme teklif ettim.
(Müzik)
Hah.
Ben bunun rüyasını gördüm.
Ya.
Sen böyle bembeyaz bir gelinlik üstünde...
...bembeyaz bir ata binmiş, mahalleden geçiyordun.
Ama daha evet demedi.
Yani düşüneceğini söyledi.
İyi.
İyi, düşünsün bırak.
Sen de sabırlı davranacaksın.
Bekleyeceksin.
Çünkü o kafasında ölçecek, biçecek, tartacak.
Sonunda da hepimiz için...
...en doğru kararı alacaktır. Eminim.
Baksana, düşüneceğim demiş ya zaten.
Tabii eğer o Pelin kafasını karıştırmazsa.
Karıştırabileceğini hiç sanmıyorum.
Çünkü ben kendisiyle gerekli konuşmayı yaptım.
Restorana adımını atmayacaktır.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik)
(Pelin iç ses) Nasıl da kıyar söylerim?
(Pelin iç ses) Hadi söyledim diyelim, ben onu görmemeye dayanabilir miyim?
(Pelin iç ses) Ne diyorum ben ya?
(Pelin iç ses) Gören de âşık olduğumu sanacak.
Ha, sen mi geldin?
Ee, duymamışım.
Evet, yeni geldim. Ee...
...ben geldim. Sen döndün.
Yeni girdim.
Öyle uzaktan bakınca böyle seni seyrediyormuş gibi görünüyorum ama...
...öyle bir şey yok.
Niye beni izleyesin ki?
Eh yani, benimki de laf.
Öyle erken geldiğimi anlatmak için.
Ben de her şeyi hazırladım.
E hadi başlayalım çırak.
Benim çıraklığım bitti biliyorsun.
Yani ben artık burada çalışmıyorum.
(Sinan) Burada çalışmıyor olsan bile...
...altın kalp tatlısını sensiz yapacağımı mı düşündün?
(Pelin iç ses) Gülmek bu kadar mı yakışır bir insana?
(Pelin iç ses) Güldüğün zaman dudağının kenarında...
...oluşan o çukurda kıvrılır uyurum ama ben.
O yüzden hemen önlüğümüzü takıyoruz.
Uyuyorum.
Aman, pardon şey, evet, takıyoruz.
Tamam, dön.
Ben bağlayayım.
(Müzik - Piyano)
Bu koku o değil ki.
Değiştirmişsin.
Arada bunu kullanıyorum.
(Müzik)
Bunda da bir şey var ama...
Dur bakalım, bulacağım şimdi.
(Müzik)
(Pelin iç ses) Uçuyorum sanki.
(Pelin iç ses) Yerçekimi falan yok bu mutfakta.
(Pelin iç ses) Bulutların üzerindeyim.
(Pelin iç ses) Kalbi niye böyle hızlı atar ki insanın?
(Pelin iç ses) Ya da elleri durduk yere niye terler?
(Pelin iç ses) Şimdi çevirse ve öpse.
(Pelin iç ses) Ben ne yaparım?
Portakal çiçeği özü.
Bütün portakal çiçekleri senin olsun.
Pelin, iyi misin?
İyiyim, iyiyim. Ben şeye takıldım ya.
Portakal çiçeğine. Portakal çiçeğini ben hiç görmedim de hayatımda.
-(Sinan) Öyle mi? -(Pelin) Hı.
Çok güzel bir çiçektir.
Beyaz, küçük bir orkide gibi düşün.
İçinde turuncu tohumları vardır.
(Pelin iç ses) Sen integral anlat...
...oradan kesirlere gir.
(Pelin iç ses) Ben onu da dinlerim.
Portakal ağacının böyle koyu yeşil yaprakları olur.
İçinde portakallar o kadar güzel görünür ki...
...kopartmaya kıyamazsın.
(Pelin iç ses) Kıyar mıyım hiç sana?
(Pelin iç ses) Hele böyle şiir gibi konuşurken.
(Pelin iç ses) Gerçi sen ne dersen de, bana artık şiir gibi geliyor.
Hatta Kıbrıslılar bu çiçeğin suyunu çıkartırlar.
Tatlılarda kullanmak için.
Şimdi birazdan ben de yapacağım.
Yani ee...
...suyunu altın kalbin içine katacağım.
(Pelin iç ses) Pat diye boynuna sarılasım var.
(Pelin iç ses) Kendine gel.
(Pelin iç ses) Salak salak neler diyorum ben sanki âşıkmış gibi.
(Pelin iç ses) Sen buraya niye geldin? Toparla kendini.
E hadi ama ya, şey yapalım.
Ee, portakal çiçeğini konuşmaya mı geldik buraya?
Tatlı yapacaktık değil mi? Tatlı yapalım.
Sen öyle merak edip sorunca...
...ben de anlatayım dedim.
Tamam. Başlayalım, sonuçta senin de işin gücün vardır.
(Müzik)
(Pelin iç ses) Üniversite yıllarında seni fark etmeyen bana...
...ben ne diyeyim bilmem ki?
İki yüz konut, elli iş yerinden oluşan...
...Necip Premium Doğanın Böğründe Evleri'nin ilk etabı bitmiştir.
(Necip) Yalnız nasıl güzel oldu anlatamam.
Bu kadar mı güzel olur?
Sevinçten ağladım.
Gözlerimden birtakım damlacıklar döküldü.
Ama üzülmeyin.
Zengin ağlaması.
Sevinçten yani.
Satışlar şu anda peynir ekmek gibi.
Ama öyle sıradan beyaz peynir değil.
Fransız peyniri.
Lö peynir.
(Gülme sesi)
Soru sorun bana.
-Necip Bey. -Necip Bey.
-Necip Bey. -Necip Bey.
Necip. Oğlum, Necip.
Oğlum mu?
Necip Bey diyeceksin, terbiyesiz.
Lan kalksana oğlum. Necip.
Şişt.
Uyan lan.
Ayaktayım.
Necip.
Oğlum, Necip.
Necip.
Uyansana.
İçim geçmiş ya.
Dükkânı niye boş bırakıyorsun ya?
Horlaman ta nereden duyuluyor.
Ya bir şey diyeceğim ben sana.
Hı.
Ben artık öğleden sonra gelip, akşam gitsem ya.
Sabahları uyanamıyorum hiç.
Olmaz mı ya? Benim burada canım çıksın...
...sen sabah bulmaca keyfi, çay keyfi yap, öyle gel. Oh ne güzel.
Aman, sanki herkes gözünün çapağını silmeden...
...koşa koşa domates, patates diye buraya geliyor.
Caddede kaç yemekçi var, say bakayım.
Hepsi de tezgâhtan yapıyor alışverişi.
Hem ben sana niye hesap veriyorum ki?
Bak Necip, paydos dedik mi dostluğumuz baki, eyvallah.
Ama burada çalışacaksan zamanında gel, zamanında git.
Benimle de pazarlık yapma.
Ha, ben uyanamam diyorsan...
...al benden sana ücretsiz, sınırsız, sonsuz izin.
Akşama kadar uyu. Tamam?
(Müzik)
Böyle zenginlik mi olur ya?
Bir sabah uykusu uyuyamayacaksak.
(Müzik)
(Sinan iç ses) İş bitti, konuyu açamadım bile.
(Müzik)
(Pelin iç ses) Ben hayatta söyleyemem bir daha görüşmeyelim diye.
(Sinan iç ses) Sanki onda da bir şey var ama.
(Sinan iç ses) Sosu dökerken birden gülmeye başlayayım.
(Sinan iç ses) Sanki şu anda aklıma gelmiş, çok komikmiş gibi anlatayım.
(Pelin iç ses) Söylemek şart mı?
(Pelin iç ses) Keseyim ayağımı, gelmeyeyim, gitmeyim.
(Pelin iç ses) Ya öyle de olursa üzülmez mi?
(Sinan iç ses) Çok üzülür.
(Sinan iç ses) Niye üzülsün be?
(Sinan iç ses) Sen mi o?
(Sinan iç ses) Gerçi artık ben de üzülmem. Eskidendi o.
(Pelin iç ses) Hâlâ seviyor mu acaba beni?
(Sinan iç ses) Ne değişti ki?
(Sinan iç ses) Yine onu görünce heyecanlanmıyor muyum?
(Pelin iç ses) Sevse o kadar gıcıklık yapar mıydı?
(Pelin iç ses) Yok yok, ben en iyisi söyleyeyim.
(Sinan iç ses) Söyleyeyim gitsin ya.
(Sinan iç ses) Umurunda değilim ben onun.
-Sinan. -Pelin.
Ee, önce sen söyle.
Yok, sen söyle.
Ya benimki o kadar şey değil zaten.
O kadar önemli değil.
Benimkini bir bilsen.
Dünyanın en önemsiz şeyi olabilir.
Duysan çok gülersin.
Olsun.
Ee, sen anlat, o zaman gülelim madem.
Diyorsun.
Yanmaz kağıtlar, kalıplar falan bitmişti, onları almaya...
Oo. Ne çabuk duyulmuş ya, vallahi.
Pelinciğim, sen de hiç vakit kaybetmeden hemen gelmişsin.
Ne alakası var şimdi Ceyda?
Bir dakika, bir dakika.
Ne o duyulan?
Aa. Aa, sen bilmiyorsun.
E tamam, ben vereyim o zaman sana müjdeli haberi.
(Sinan) Ne müjdesi Ceyda? Saçmalama lütfen.
Ya tamam canım. Ben bir anlatayım...
...müjde mi, değil mi Pelin karar versin. Değil mi Pelin?
Şimdi şöyle oldu.
Yani ben daha fazla bekleyemedim, dayanamadım.
Ve bütün aile kızı değerlerimi bir kenara bırakarak...
...tüm restoran çalışanlarının önünde...
...Sinan'a aşkımı itiraf ettim.
(Müzik - Piyano)
Elemanlar için çok büyük sürpriz olmamıştır.
Zaten herkes bu durumun farkındaydı.
Ne yapayım?
Ben de böyleyim işte. Benim içim, dışım bir.
Hiçbir zaman duygularımı saklayamıyorum ki.
Ama ben bununla da yetinmedim...
...çıtayı bir tık daha yükselttim.
Ve...
...Sinan'a evlenme teklif ettim.
(Sinan) Hıh.
O da bana düşüneceği konusunda söz verdi.
İşte ben de bunu söyleyecektim.
Senden veya ondan duymam çok da...
...fark etmiyor benim için. Yani...
...ben çok sevindim.
Gerçekten.
Bence sen de çok düşünme.
Yani öyle birden karar vermeyi seviyorsun ya...
...ortaklıkta yaptığın gibi.
Bunu da öyle yap.
Ay hadi inşallah.
(Müzik)
(Müzik - Model - Ağlamam Zaman Aldı) "Kaç zaman oldu ben hâlâ"
"Gittiğine inanmadım"
"Unutman imkânsız"
"Döneceğin güne hazırlandım"
"Bir yas bahçesi içim"
"Anılar soluk çiçekler"
"Bakıp büyütmesem her gün"
(Telefon zili sesi)
Efendim Başak?
Kızım neredesin, ne yaptın?
Aramadın, merak ettik. Konuşabildin mi?
Gerek kalmadı.
Nasıl yani?
(Pelin ses) Ceyda evlilik teklif etmiş.
O da düşüneyim demiş.
Ne?
Duydum, duydum.
Ee, sen iyi misin?
-(Simay) Hakan. -(Hakan) Hı.
Şunun altına bir tepsi alsana canım.
Senin sesin biraz kötü geliyor.
Ağlıyor musun sen?
Ee, iyiyim ben ya. Merak etme.
Ne olacak ki? Yani zaten görüşmeyeyim diyordum.
Hatta bence kabul etsin teklifi. Güzel olur yani.
Sinan'a zaten söyledim. Yani ortaklıktaki kadar düşünmemesini...
...hemen kabul etmesini söyledim.
Neyse, kapansın artık bu konu. Ben de sıkıldım.
Yerde, yerde. Bitmiş.
Ee, şey, tamam.
Sen iyi misin? Biz gelelim mi yanına? Ne yapalım?
Hakan, şunun yerine başka bir tepsi alır mısın mutfaktan?
Yok, iyiyim ben. Eve gidip dinleneceğim biraz.
Neyse, tamam. Hadi görüşürüz.
Tamam.
"O kadar kırılgan içimdeki çocuk sana inanan"
"O kadar naif ki hâlâ gittiğini anlayamayan"
"Zaman dondu, sanki her şey sıradandı"
"İyiyim dedim herkese"
"Ağlamam zaman aldı"
"Birkaç eşyan vardı bende, öylece kaldı"
"Yoktun artık yanımda"
"Ağlamam zaman aldı"
"Ağlamam zaman aldı"
"Zaman dondu sanki"
"Her şey sıradandı"
"İyiyim dedim herkese"
"Ağlamam zaman aldı"
Ne yapalım, gitsek mi?
Cık. Yok, gitmeyelim.
O şimdi biraz yalnız kalsın, dinlensin. Sonra bakarız.
Ee, biz o zaman planı bozmuyoruz.
Ben hazırlanayım mı?
Koş. Hadi koş.
Başak ya.
Siz daha üç gün önce gitmediniz mi bu kuaföre?
E saç bu.
Hani yıkıyoruz, bozuluyor falan. Tekrar yaptırmak gerekiyor ya.
Vallahi durduk yere milleti zengin ediyorsunuz. Başka bir şey değil.
Ee, ne olmuş Pelin'e?
Sinan'la mı şey olmuş?
Aa!
Sen bizi mi dinliyorsun?
Ne dinleyeceğim canım!
Yanımda konuşuyorsunuz. İnsan ister istemez duyuyor.
(Hakan) Hah.
-(Simay) Hakan. -(Hakan) Hı.
(Simay) Canım, bak bakayım.
Bak, bunun ortasından sıkın mı yazıyor bak ha, üzerinde?
Hayır çünkü ben göremedim. Ama sen ne hikmetse, bunu alıyorsun...
...böyle ortasından sıkıyorsun. Böyle.
Kız, sen delirdin mi? Ne yapıyorsun?
Ya hayır bak, on tane tepsi var mutfakta.
Ya sen sırf televizyon karşısında bir şeyler yemeyi seviyorsun diye aldım.
Ama sen inatla gidiyorsun bunu alıyorsun ya, bunu!
Ya çok seviyorum diyorum, manevi değeri var diyorum ya.
Simay, bütün hafta haşatım çıktı ya.
Haftada bir gün izin yapacağım, şu yaptığına bak.
Ya ben bunları sana kırk kere söyledim ama sen hiç duymuyorsun.
Buradan giriyor böyle buradan...
(Hakan) Bak şimdi bak. Bak, konu nerelere gelecek.
Arkadaşını izle de çilemi gör.
Kışkırtıyorsun. Kışkırtma, kışkırtma.
Ya hayır bana konuş, bana. Ben buradayım, bana konuş.
Ya bir saat giydiğin kazağı kirliye atıyorsun.
Giriyorum mutfağa, otuz tane bardak var böyle tezgâhın üstünde.
Hepsiyle su içmişsin.
Ya gömleklerini ütülemek için üç saatimi veriyorum ya, üç saatimi.
Düzenli düzenli asıyorum.
Hayır, eşek kadar adamsın. Ne yapayım, uyarı levhası mı koyayım yani...
...gömlekleri askıya asın diye?
Ama sen yok. Deniyorsun atıyorsun, deniyorsun atıyorsun.
Ondan sonra nasıl olsa arkanı toplayan var ya.
E bebeğim, kırk kere söyledim bir yardımcı tutalım diye. Onu da kabul etmiyorsun.
Ya haftada bir geliyor zaten.
Ama sen bana yardım etmiyorsun ki.
Ya ama Simay böyle sudan sebeplerle benim canımı sıkma diyorum ya.
Bak işte, bak.
Bana yaptığın muamele bu.
Nasıl olsa çalışmıyorum ya, ev işleri yapıyorum ya.
Hizmetçi gibi. Paramı veriyorsun.
Ya bir kere de sen Bengisu'yu okuldan al. Ödevlerine yardım et.
Gel evi topla, yemek yap. Yani bir şeyler...
Ya yeter be!
Ben parayı kolay mı kazanıyorum?
Kuaföre gideceğim, para.
Alışverişe gideceğim, para.
Bir tanesi lüzumlu olsa içim yanmayacak.
Bir gün yüzüne vurdum mu Simay bunu, ha?
Bak işte. Şimdi vurdun.
Lanet olsun ya.
Gerçekten lanet olsun.
Yemin ediyorum hafta sonu olunca içimi sıkıntı basıyor senin yüzünden.
Eve gelesim gelmiyor.
Ben biliyorum başıma geleceğini.
Biliyorum çünkü sen diş macununa takmasan...
...tepsiye takmasan, takacak bir şey bulacaksın.
Yoruldum artık Simay.
Yoruldum, bir gram huzur ver. Lütfen yeter artık!
Ya sen bana huzur verdin mi ki benden bekliyorsun?
Hakan. Gitme, şey yapma, bak konuş.
Hakan.
Çık bak, çık o kapıdan bir daha geri gelebiliyor musun buraya?
Yalvarsan da gelmem artık!
Al evini başına çal!
Düzenli düzenli oturursun bundan sonra!
(Kapı kapanma sesi)
Kız, ufacık bir şeyden ne oldunuz öyle Simoş?
(Müzik - Piyano)
(Kapı zili sesi)
Ya kızlar gelmeyin dedim ama size.
Uff!
Geç Zübeyir.
(Müzik)
Nasılsın kızım?
İyisin, iyisin, aferin.
Hayırdır baba?
Bavullar falan, yolculuk mu var?
Gel şöyle otur.
(Müzik)
Oy.
-(Zübeyir) Başkanım. -(Rıza) Ha.
Sakin sakin. Biliyorsunuz, boşanma olaylarında çok etkileniyor çocuklar.
Gel bakalım.
Şimdi...
...güzel kızım.
Durum ciddi.
Malum hiç kimse boşanmak için evlenmez.
Bizim de anacığınla ama acı, ama tatlı otuz yılımız geçti.
Ama bu yıl anana bir haller oldu. İyice manyağa bağladı bu kadın.
Yeter ya! Ben de bir insanım!
Benim de bir tanecik ömrüm var!
Onu da ananla mı çürüteyim be yavrum?
Başkanım.
Ben ananı boşuyorum Pelin. Bitti.
Ya neyle sınıyorsunuz beni, ya neyle sınıyorsunuz? Yeter artık!
Aha. Başkanım dedim ama televizyonlar hep diyor yani.
Alıştıra alıştıra diyor, çocuklar diyor çok etkileniyor diyor.
Güzel kızım bak, en az ben de senin kadar...
...üzülüyorum ama her gün bir oyun, her gün bir...
...yalan, her gün bir entrika. Yeter yahu!
He ya, yengemin o hastalık şeyinde ben de çok şey oldum.
Ananın o hastalığı var ya, o bile yalanmış.
Sırf sana duygu sömürüsü yapıp barışmak için.
Bir de beni Adana'ya göndermeyip babaanneni getirmeyeyim diye, düşün.
Ya niye böyle oluyor? Niye böyle oluyor?
Benim hayatımda hiç güzel bir şey olmayacak mı?
Ah be güzel kızım.
Utanmasam ben de senin gibi böyle hüngür hüngür ağlayacaktım.
O kadar koydu bana da.
Biz seninle el ele verip bugünleri de atlatacağız güzel yavrum benim.
Annen olmadan mutlu bir hayat kurmanın formülünü birlikte bulacağız.
Ben bundan sonra bir daha seni hiç yalnız bırakmam kızım.
Hiç merak etme sen.
Başkanım artık burada yaşayacağına göre...
...ben de merak etmeyin, sizi hiç yalnız bırakmam.
Bir dakika, bir dakika.
Siz nerede yaşayacaksınız?
İşte bu boşanma davası bitene kadar senin yanında yaşarız diye düşünüyordum ama...
...ben seni bu halde gördükten sonra bize...
...bu kadar düşkün olduğunu anladıktan sonra...
...hayatta bırakmam seni.
Şu boşanma meselesi geçsin, yan evlerden bir tanesini tutarım.
Baba kız bir daha ikimiz de hiç yalnız kalmayız.
Hiç merak etme sen yavrum.
Oh.
Ya nasıl bir gün bu ya?
Daha neler gelecek benim başıma?
(Ağlama sesi)
Ah kızım.
Ah güzel kızım.
Üzülme sen üzülme.
(Müzik)
Hah.
Kötü olmuş yani.
Ya arkandan çıkıp geleceği hayatta aklıma gelmezdi.
E o kadar kötü denk geldi ki.
Ya ben de bir türlü lafa giremedim.
Uff!
Hayır en kötüsü kızı kendi ayağıma çağırdım...
...resmen dalga geçer gibi Ceyda'dan duymasını sağladım.
Abi, ben asıl...
...bu çok düşünme, tıpkı ortak olurken yaptığın...
...gibi hemen kabul et demesine falan şaşırdım.
Bence kesin laf soktu abi.
Yok. Laf sokar gibi değildi.
O zaman zaten daha kötü.
Cık.
Başka bir şey var.
Ya öyle bir hüzün vardı ki gözlerinde.
Yani önceden, Ceyda gelmeden önce.
Ben daha önce hiç böyle görmemiştim onu.
E işte böyle oldu anacığım, ne yaparsın?
Ben de seni çok özledim. Burnumda tütüyorsun.
(Telefon mesaj sesi)
(Simay dış ses) Acil durum. Buluşalım.
(Pelin dış ses) Ne oldu?
Kızımın evine yerleştim anam.
Seni de alacağım. En kısa zamanda alıp getireceğim buraya.
(Telefon mesaj sesi)
(Simay dış ses) Hakan'la kavga ettim.
(Pelin dış ses) Akşama barışırsınız.
(Pelin dış ses) Derdim başımdan aşkın. Abartma lütfen.
Siz hiç kale almayın zaten beni.
Kız Simoş, aa!
Saçmalama.
Şimdi bak, o kötü bir gün geçirdi ya, ondan...
...bir de sizin her zamanki gereksiz kavgalarınızdan sanmıştır.
Gereksiz değil mi?
Hep gereksiz zaten benim kavgalarım, yaptığım her şey.
Rüyalarda bile yokum.
Ya olur mu öyle şey? Hiç öyle düşünme. Bak şimdi, ben arayacağım onu...
...ona bir güzel anlatacağım durumu.
Yani sonuçta insanlar mesajlarda birbirini anlayamıyorlar.
Belki de onu gülümseyerek yazdı. Bilemeyiz ki.
Dur bak, şimdi her şey açığa çıkacak. Hiç merak etme.
Alo, Pelin'im?
Bak şimdi, sen böyle şey yanlış anladın. Durum aslında ciddi.
Ne diye kavga etmişler yine?
Tamam anacığım, ben seni de alacağım, getireceğim.
İşte Pelin'in evde otururuz hep beraber. Ne var?
-(Zübeyir) Başkanım. -(Rıza) Ha canım.
Ee, donlarını üst çekmeceye koydum.
Ee, kolsuz fanilalarını da hemen yanına dizdim.
Çorapları da öbür tarafa en alt çekmeceye diziyorum, olur mu?
Tamam, aferin sana.
(Zübeyir) Hah.
Ha, diş macunundan kavga etmişler, öyle mi?
(Pelin ses) Diş macununu ortasından sıkıyormuş.
Ben burada canımla uğraşıyorum...
...hayatımın en acayip günlerinden birini yaşıyorum...
...şımarıklık yapmasın. Söyle, gelemem.
Şimdi tabii Pelin, böyle diş macunu falan deyince böyle sen... Alo?
Alo?
Kapattı.
Ya ben artık hiçbir şey demeyeceğim Pelin'e.
(Simay) O ne zaman ihtiyacı olsa ben onun yanında olayım...
...ya saçımı süpürge edeyim...
...onun yaptığına bak.
O şimdi tam anlamadı. Biz ona tam anlatalım.
Yok. Ya bırak, bırak Allah aşkına Başak ya.
Rüyalarda bile yokum yani. Niye gerçek hayatta olayım ki ben?
Simoş.
Hayır, öyle değil.
(Başak) Simoş'um.
Sana bir şey diyeyim mi?
Aşk için evlenmek kusursuz bir hata kardeşim.
Kusursuz bir hata.
(Tolga) Aşk mı?
Kadınlar aşktan ne anlar ki?
Ha?
Bak, Pelin'e bir arkamı döndüm, ne oldu?
Gitti lokantacıya kaydı kafası.
Bu işi medeniyet değil, şiddet çözer, şiddet.
Anladın mı? Ben o herifi var ya...
(Top sesi)
Tolga.
Hah.
Bak, yanlış anlama abi ama sana bir şey söyleyeceğim.
Pelin de biraz bu işin gönüllüsü.
Yani böyle ortada zorlama falan bir şey yok.
Bilip bilmeden konuşma moruk.
Ben o günü hatırlıyorum.
Çok bunalmıştım, çıktım dışarı.
Bir baktım, o herif karşımda.
O düğünü terk etmemin sebebinin yarısı bu herif.
Hah.
(Gülme sesi)
Hadi lan oradan.
Utanmasan adamı suçlayacaksın be.
Öyle tabii oğlum.
Bildiğin safım ben işte. Bildiğin saf, aptal âşık.
Ben de karşımda beni anlayan bir herif var zannettim.
Bana da olurdu eskiden.
Ama ben böyle zamanlarda hep kendimden daha kötü durumdaki insanları düşünürüm.
Mesela, bu gece burada olup da...
...hayatının geri kalanında nefes alamayacak tek bir insan var.
(Tolga) Kimmiş o ya?
(Müzik)
Bu düğünün damadı.
Yani o adam bile, o şanssız adam bile o evlendiği kadınla...
...nefes alabileceğini düşünüyorsa sen, ben, dünyadaki bütün insanlar...
...haline şükretmeli bence.
Meğerse hepsi tezgâhmış, planlamış hepsini.
Hasta hasta konuşma oğlum.
Peki, Pelin'e söyledin mi sen bunu?
Etkiler mi sence, ha?
Manyak mısın oğlum sen? Çok önemli bir bilgi bu. Fark eder tabii.
(Müzik - Hareketli)
Bence konuş.
(Vurma sesi)
(Kağıt hışırtısı sesi)
Bir sorun mu var Bülent abi?
Üf! Ya şu bizim catering işi vardı ya, insanların zehirlendiği.
Evet.
Onun laboratuvar sonuçları geldi.
Yani bozuk maldan değil, sonradan konmuş.
Abi, beni yıllardır tanırsın, yani yemin ederim...
Oğlum, sen niye panik oluyorsun ya? Ben senden şüphelenir miyim hiç?
Ama işte neyse bu zıkkım, sonradan konmuş içine.
Allah Allah. Şimdi düşünüyorum, ben o gün hiç mutfaktan çıkmadım ki.
(Serkan) Yani bütün gece çıkmadım.
Sadece bir kere.
(Flashback)
(Müzik)
(Flashback)
Berkay.
Evet, bir on dakika çıkmam gerekti mutfaktan.
Ben de Berkay'dan rica ettim, dedim ocakla ilgilenir misin diye.
-Berkay'dan? -Ama şimdi günahını almak istemem abi.
Niye böyle bir şey yapsın ki? Sonuçta buradan ekmek yiyor çocuk.
Yani tabii kimsenin günahını almayalım şimdilik, bir bakalım. Elbet çıkar ortaya.
-Benim yapabileceğim bir şey olursa... -(Bülent) Eyvallah.
Sen şimdilik hiç kimseye bir şey belli etme yeter.
Buna Sinan şefin de dahil.
Nasıl olsa kimin yaptığı ortaya çıkacak.
Tamam.
(Kağıt hışırtısı sesi)
(Müzik - Gerilim)
Yok, sen haklıydın Zübeyir.
Ben öfkeme mağlup oldum.
Boca ettim lafları kızın üstüne.
Kolay mı ya? Anası babası boşanıyor çocuğun.
(Zübeyir) Vallahi ben anlamam o işlerden başkanım.
Yani bizim sülalede öyle boşanma falan yok.
Ama filmlerde izliyorum böyle boşanan aileler çocuklarını alıyorlar...
...işte psikoloğa götürüyorlar, orada alıştıra alıştıra söylüyorlar.
Ben kızımın psikolojisini düzeltmesini bilirim.
Yesin o Adanaları, bak nasıl geliyor kendine.
(Kapı zili sesi)
Aha, gelen var.
Kim geliyorsa, kaynanası seviyormuş.
Ben bakarım baba.
(Kapı açılma sesi)
Merhaba.
(Müzik - Duygusal)
Ee, tadına bakmadan çıktın.
(Sinan) Boğazımdan geçmedi.
(Pelin iç ses) Bana böyle şeyler deme ama.
Ya bilmediğim tatlı değil ki niye zahmet ettin?
(Müzik - Duygusal)
-Ee, gir diyeceğim ama babam... -Ha yok, rahatsız etmeyeyim.
Ee, şey için geldim ben, bugün olanlar için.
Özür dilerim.
Ya özür dileyecek bir şey yok ki.
Ya en azından benden duymanı isterdim, Ceyda'dan değil.
Ya şey, orada da söylediğim gibi yani benim için o kadar önemli değil.
Bence sen de fazla şey yapma, düşünme.
Pelin, yapma.
Bu konu hakkında ne düşündüğümü gayet iyi biliyorsun.
Ben sadece insanların içinde üzülmesini istemedim.
En kısa zamanda bu işin asla olmayacağını ona söyleyeceğim.
Ya tek istediğim, onu kırmadan, dökmeden bu sorunu halletmekti. Hepsi bu.
(Pelin iç ses) O mavi gözlü cadıya bile bu kadar iyisin ya.
(Pelin iç ses) Sen ne güzel bir adamsın.
(Müzik - Duygusal)
Bir şey söylemeyecek misin?
Ya ee, yani bence Ceyda'ya o kadar önyargılı davranma.
Ya sonuçta bir kötülüğünü görmedin değil mi?
Yani zor zamanlarında yanındaydı.
Yani bir daha düşün istersen.
(Rıza) Kızım, kim gelmiş? Alsana içeri, böyle kapıda...
(Nefes sesi)
Ee, rahatsız ettim ben.
(Sinan) Size iyi akşamlar. Ben artık gideyim.
(Müzik - Gitar)
Bu geliyor mu böyle olur olmaz saatlerde?
Olmaz, tek başına yaşayan kızın evine gelinmez öyle.
Ben buna daha sert de görünürdüm ama...
Sana dua etsin.
(Nefes sesi)
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Koklama sesi)
Kurban olurum size.
(Poşet hışırtısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
Necip.
(Müzik - Hareketli)
Necip, ne yapıyorsun sen?
Görmüyor musun, şınav çekiyorum.
156, 157...
Görüyorum, görüyorum da...
Ee, nereden çıktı ki şimdi bu?
Yani kendimi sana, yanında yakıştıramıyorum be Havva.
Böyle sıkı vücutlu, kaslı bir adam olayım diyorum.
Ya ben seni her halinle çok seviyorum. Zorlama kendini.
Şey, bir de azıcık, birazcık kilon var ya...
...Allah muhafaza hık diye gidersin Necip'im.
Yok yok, kararlıyım. Yaza kadar Sinan gibi olacağım.
-Hadi inşallah. -(Necip) Nasıldı?
Şimdi hangi hareket?
(Müzik - Hareketli)
Yemek hazır mı?
Birazdan şey yapacağım ben.
Tamam, proteinli bir şeyler olsun.
-Biraz yaktım ya. -(Havva) Tamam tamam.
-Başkanım. -(Rıza) Ha?
Bunları soğutmadan.
Oh. Adana getir oradan, Adana.
Ha, onlar assolist, en son ya.
-Mis gibi memleket koktu ha. -(Zübeyir) He.
(Yağ cızırtısı sesi)
Hadi bakalım.
(Kapı zili sesi)
O lokantacı mı geldi yine?
Yok baba, değildir. Ben bakıyorum.
Bak oysa kızarım ama artık.
(Müzik - Hareketli)
(Kapı açılma sesi)
Bak, çok önemli bir konu olmasaydı gerçekten gelmezdim.
Tolga gerçekten seninle konuşacak halde değilim, lütfen.
Ama düğünü neden terk ettiğimi açıklayacağım sana.
Tolga, seninle konuşmak istemiyorum, anlıyor musun?
Ama duyunca şok olacaksın.
Of, Tolga, babam evde.
(Gülme sesi)
İnanacağımı mı sandın sen buna, ha?
Bak, şimdi beni iyi dinle, tamam mı?
Düğünü terk ettim tamam, kabul ediyorum.
Ama o lokantacı denen Sinan var ya...
...o şef bozuntusu çakma şef, o fişekledi beni.
Bir günde de insanın başına sürekli kötü bir şey gelecek değil ya.
(Gülme sesi)
Biraz da gülelim, değil mi?
(Tolga) Bak, gerçeği söylüyorum diyorum sana.
Düğün gecesi çok bunalmıştım, attım kendimi dışarı. Bir baktım, karşımda bu herif.
Bana dünyanın en şanssız erkeğinin, bu düğünün damadı olduğunu söyledi.
Bir de acayip şeylerin beni beklediğinden falan bahsetti.
Ben de ne yapayım, gittim.
Peki Tolga, sen bu kadar iradesiz bir adam mısın da...
...tanımadığın birinin bir şey söylemesiyle beni düğünde terk ediyorsun?
Tamam, haklısın. Suçsuzum demiyorum ben.
Ama bak, bu herifin gözü hâlâ senin üstünde.
Belki baştan beri tezgâhladı bunları, planladı diyorum sana ya.
Ay Tolga, Allah aşkına git ya. Saçmalama, Allah aşkına git ya.
(Rıza) Pelin, kızım kim geldi?
Gerçekten burada mıymış ya?
Camgöz, senin ne işin var burada?
Babacığım, bana sadece bir şey soracakmış. Şimdi gidiyordu.
Hı hı.
Ee, Rıza Bey, ben rahatsızlık verdim, kusura bakmayın.
Pelin'le aramızda ufak bir mesele vardı da onu konuşuyorduk.
Senin hiçbir işin yok artık burada.
(Rıza) Sen Pelin'in hiçbir şeysi değilsin, bir daha görmeyeceğim seni.
Senin ne işin var ya gecenin bu saatinde genç bir kızın kapısında?
Haklısınız.
Ben bir şeysi değilim Pelin'in artık.
Rahatsızlık verdim, tekrardan özür dilerim. Hayırlı akşamlar.
-İyi akşamlar. -(Rıza) Hadi bakayım!
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Ayak sesi)
(Çiğneme sesi)
Vallahi bu akşam benden daha keyiflisi yok.
Çok şükür artık damadım rızkını kazanıyor.
Kızımın yüzü gülüyor.
(Meliha) Ben daha ne isterim?
Kötü gözle bakanların gözleri çıksın.
Oğluma baksana, işlerini yoluna koydu, rahatladı.
(Meliha) Hele bir de hayırlı haberlerini alırsam.
(Necip) O da olacak inşallah anneciğim.
Patron yeni bir doktor önerdi.
Onun kız kardeşine de çocuğu olmaz demişler, şimdi patron ikiz dayısı.
(Necip) İnşallah yakında sen de anneanne olacaksın.
Ay inşallah Necip'im. Her gece dua ediyorum.
Aman canım, siz takmayın öyle kafanıza.
Nasıl olsa olur çocuklar.
Ya zaten ben oğlumdan da, kızımdan da...
...ikişer ikişer bekliyorum artık.
(Müzik - Hareketli)
Anneciğim, bana ilk defa oğlum dediniz.
Sana demedim be.
(Gülme sesi)
(Gülme sesi)
Dur oğlum ya. Bak dedim, sana da o...
Dedim, oğlum diyorum.
Bana diyor enişte, bana diyor.
Olsun.
(Müzik)
-(Sinan) Ee, anne. -Canım?
Hani sen karışmıyordun bu konuya?
Karışmıyorum ki zaten bir tanem.
Ben önceden söyledim, değil mi?
Yani zorla güzellik olmaz.
Hani sen ne diyorsan öyle olacak.
(Müzik)
Annem.
Ne oluyor, ne dönüyor aralarında?
(Öksürme sesi)
Ceyda, Sinan'a evlenme teklif etmiş.
-Abla! (Gülme sesleri)
Ay çok sevindim, gerçekten.
Yani böyle kısmet her zaman insanın başına gelmez.
Yani.
Kız güzel bir kız, e hali vakti de yerinde.
Tamam, biraz zor bir insan.
Ne bileyim, böyle iğneleyici lafları falan var ama olsun.
-O kadar kusur, kadı kızında da olur. -(Meliha) Şişt.
Hem bak...
Enişte, sağ ol. Sağ ol.
Sağ ol.
İğneleyici lafları varmış. Hadi canım sen de!
Lafını tartarak, biçerek konuşuyor o kız.
Anne!
Tamam. Tamam.
Bakın, hepinizden rica ediyorum, özellikle de senden rica ediyorum anne.
Bu olay benim dışımda gelişti ve kimsenin kalbini kırmadan bu olayı halledeceğim.
Lütfen o zamana kadar bu konuyu dallandırıp budaklandırmayın. Lütfen.
Tamam, ben sustum.
Şey ee, sen hani...
Versene Sinan'a.
Ne vereceğim?
(Gülme sesi) (Fısıldaşma sesleri)
Ha.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Ne oluyor?
(Çatal kaşık sesleri)
Kayınço, sana layık değil ama...
...inşallah beğenirsin.
(Müzik)
(Necip) Bir tane saat aldım diye yaptıklarımı telafi etmez ama...
...kabul edersen beni çok mutlu edersin.
Necip çok dertleniyor ablacığım.
Affetmesine affetti beni ama acaba gönlünden attı mı diyor.
(Gülme sesi)
Ne diyorsun?
Beni affedebilecek misin?
Enişte, o nasıl laf?
Yani sen böyle karışık işlere girmezsen, ablamı daha fazla üzmezsen...
...senin yerin bende zaten hep aynı.
Ha, boş yere masraf etmişsin kendine.
Bir şey değil.
(Gülme sesi)
Yani güzel bir saat. Gerçekten.
Sana da yakışır, maşallah.
Da...
...nereden geliyor bu değirmenin suyu?
Anne, çalışıyor ya adam.
Sana sormadım ben kızım. Necip'e soruyorum.
Anne, çalışıyorum ya ben.
Bir de küçük avans aldım.
Evladım, senin zaten maaşın üç kuruş bir para.
Böyle saat maat, nedir bütün bunlar?
-Sen çıkart bakayım şunun faturasını. -(Sinan) Anne!
Anne ya!
Ne? E canım ne annesi? Faturayı görmek istiyorum.
Ne faturası anne? Fatura yok.
Şeyden aldım ya, bizim pazardan siyahi bir vatandaşlar var ya, onların.
Diğerine param yetmedi. Faturası yok yani.
(Gülme sesi) (Müzik)
Sen bununla suya muya gireyim deme.
Yarı yolda bırakır seni.
(Gülme sesi)
Anne, o nasıl laf şimdi? Çok ayıp.
(Sinan) Enişte, sen ona...
...hiç bakma sen enişte ona.
Ben, ben çok beğendim.
Yani düşünmen yeter.
(Çiğneme sesi)
(Müzik)
Da bu pek siyahi vatandaşlarımızın satacağı cinsten bir saate benzemiyor.
(Anlaşılmayan konuşma)
(Gülme sesi)
-(Sinan) Neyse. -Salata ne güzel olmuş.
Çok mu üzüldün sen inci tanem annemle babam ayrılıyor diye?
Siz boşanmazsınız ki.
Yok, bitti bu iş. Ben kesin kararlıyım.
Baba, şu yaşıma kadar dört beş tanesine şahit oldum, hep döndünüz.
Öyleyse niye o kadar üzüldün, ağladın?
Genel.
Yani ağlayasım varmış demek ki biriktirmişsem.
Ah be kızım.
E buyurun işte.
Her şeyi var ama bir tanecik kızcağızımın yüzünü güldüremiyorum.
Yazıklar olsun sana Rıza.
Ya baba, deme öyle. Ne alakası var seninle?
Öyle.
(Nefes sesi) (Müzik - Duygusal)
Hadi sen de git döndür kebapları. Kuruttun nimeti.
He, tamam ya bunlar, tamam.
(Yağ cızırtısı sesi)
(Kapı zili sesi)
Geldi yine o camgöz.
Ya baba değildir, gelmez o bir daha.
Gelir, o dangalak o çocuğum.
Döner dolaşır, yine gelir. Ne istediğini bilmiyor ki o.
Zübeyir, sen tut babamı.
Başkanım, sakin olun şimdi yani...
...kebabı da yedin, tansiyonun da zirve yaptı.
-He, aman. -(Rıza) Aa, bırak ulan, bırak aa!
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Yavrum.
Anne yine neler yapmışsın.
E bir konuşabilir miyiz seninle?
Yok, ya gerçekten ikimiz şu an konuşmasak çok daha iyi olacak. Benim hiç halim yok.
-(Rıza) Ama ben bu sefer bu Tolga'nın... -(Zübeyir) Ama başkanım kurban olayım.
Bak Allah'ın adını verdim ya. Aa...
Aa, buyurun. Hayırlı bir adam olsa bu saatte gelmez zaten.
E ben sizinle bir konuşmak istiyordum.
Lütfen müsaade edin yani.
Yoruldum anne, gerçekten yoruldum.
Sana öfkelenemeyecek kadar yoruldum ben.
(Müzik - Duygusal)
Ya ben bir tek sebeple oynadım o oyunu Rıza.
Ama yaptıklarının tek bir sonucu olmadı.
Hepimizi tarumar ettin. Bitirdin bizi be.
Bak, bu kız aylardır üzgün.
Ve şu anda sana en ihtiyacı olan zamanda seni görmek bile istemiyor.
Böyle olsun istemezdim ama.
Yapma ya, nasıl olacaktı peki?
O kadar yalan, o kadar dolanla ne olacaktı?
(Müzik - Duygusal)
Rıza, bir konuşmama müsaade et lütfen.
Ya, ya başkanım, başkanım, affetmek büyüklüktür.
Bak, yengem de demek ki hatasını anlamış, buralara kadar gelmiş.
Yani bir de onu düşün. Kolay mı böyle yüzünü eğip gelmek?
Sen karışma boncuk.
Hadi hayırlı geceler.
(Rıza) Ben söyleyeceğimi söyledim.
Geri kalanı avukatımla konuşursun.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Nefes sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Sinan dış ses) Şiir sır gibidir. Gireceği gönlü sen değil, o bilir.
(Sinan dış ses) Portakal çiçeği.
(Sinan dış ses) (Şiir) "Serin kış bahçelerinde yeşile bırakırken kendini"
"Gülümsüyordun ya oradan bana"
"Kokun sarıyor odamı"
"Olmazsa yaşayamam dediğim o kokun"
"Koklamaya doyamadığım portakal çiçeğimsin"
"Ömrümsün"
(Müzik - Duygusal)
(Sinan dış ses) "Gözlerinin kuytusunda yaşamak istiyorum"
"Kelebek ömrü kadar bile olsa yaşamak"
"Çimene konmuş çiy taneleri gibi kırılgan ellerini tutmak"
"Ama hiç bırakmamacasına tutmak"
"Koklamaya doyamadığım portakal çiçeğimsin"
"Ömrümsün"
(Müzik - Duygusal)
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Flashback)
(Nefes sesi)
Gelsene.
(Kapı kapanma sesi)
İşte burası benim evim.
Gel.
(Müzik devam ediyor) (Ayak sesleri)
Ee, nasıl buldun? Beğendin mi?
(Gülme sesi)
Güzelmiş.
Vay be. E sen gülebiliyormuşsun.
Benim evim böyledir işte. İnsanın yüzünü güldürür.
(Flashback)
(Müzik - Gitar)
Kızım, ben olayın bu kadar büyüğünü bilmiyordum ki.
Canım benim ya, nasıl üzülmüştür.
Kız, küstü diyorum küstü, konuşmuyor, anlamıyor musun?
Ya no kelime, hiç yok.
O zaman şey yapalım. Sen bugün işlerini...
...iptal et. Simay'ın yanına gidelim, özür dileyelim, hadi.
Bu sefer o kadar kolay kurtulamayız bebişim, çok zor.
E ne yapacağız peki, böyle küs mü kalacağız?
Kardeşin dün gece her şeyi planladı.
Bir parti organize edeceğiz ve Simoş'un gönlünü alacağız.
Böylece hem bizimle barışacak hem de Hakan'la arayı düzeltmiş olacak.
Bunların yarın evlilik yıl dönümü değil mi?
Evet.
Sürpriz bir parti organizasyonuyla işi bağlıyoruz.
Ay, çok güzel düşünmüşsün. Simoş zaten bayılır böyle şeylere.
Bence mekâna girer girmez böyle boynumuza atlayacak, ağlamaya başlayacak.
Ay, çok güzel olacak. Çok sevindim.
Ee, o zaman hemen mekân bulalım. Çünkü yarına kadar fazla zamanımız kalmadı.
Evet, işte vaktimiz olmadığı için ben de bir mekân sahibi...
...arkadaşım vardı, onu aradım, dedim böyle.
Onlar da sağ olsunlar çok ilgilendiler. Sen de birazdan görüşmeye gidiyorsun mekâna.
E bebişim iyi de ben niye konuşuyorum, anlamadım ki.
Çünkü benim sabahtan üç tane hastam var, sen öğlene kadar boşsun.
Yani işin ayarlaması benden, angaryası senden diyelim.
Kıza bak ya, organizatör gibi her şeyi ayarlamış.
Tamam, neresi peki burası, biliyor muyum ben mekânı?
Biliyorsun ya. Filiya.
-Neresi? -Filiya.
Ay Başak, Filiya mı?
-Kız, önüne bak, çarpacaksın arabayı! (Korna sesleri)
Ah Başak ah Başak.
Şimdi bizim çok vaktimiz yoktu.
E mekânın sahibinin de tanıdık olması gerekiyordu.
Ben de sonuçta mekânın sahibiyle çıkıyor gibi bir şeyim ya.
Ne yapsaydım, başka mekân mı baksaydım?
Başak, ben oradan uzaklaşmak istiyorum diyorum...
...Sinan'ı görmek istemiyorum diyorum...
...sen kalkmış bana Filiya diyorsun.
Geç de kalıyorsun. Bülent kahvaltıda konuşuruz demişti.
(Nefes sesi)
Hem sen zaten Ceyda'yla Sinan'ın işini bağlamak istemiyor muydun?
Al sana fırsat.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Portakal çiçeği.
(Müzik - Duygusal)
O ne be?
Ya Sinan bana şiir yazmış.
Dün de tatlılarla beraber getirmiş.
Güzel miydi?
Ya Başak, ben kaçmaya çalıştıkça sanki daha çok içine giriyorum.
Biz zaten niye düştük ki bu karmanın peşine?
Ya keşke tek yaşadığım acı...
...Tolga'nın düğün günü beni terk etmesi olsaydı.
İnan bu daha kötüymüş.
(Müzik - Duygusal)
Ben hayatımda ilk defa âşık olmaktan korkuyorum Başak.
Mücadele ediyorum.
Olmamak için uğraşıyorum.
(Müzik devam ediyor)
Ama daha da kötüsü başkasını sevsin diye bekliyorum.
Hmm, o zaman gitme. İstemiyorsan gitme, boş ver.
Başka bir organizasyonla hallederiz, ne bileyim yemek yeriz, ha?
(Müzik devam ediyor)
Gideceğim.
(Nefes sesi)
(Poşet hışırtısı sesi)
Bu kadar yeter herhalde.
Cık.
Olmuşken iyisi olsun.
(Poşet hışırtısı sesi)
(Nefes sesi)
(Poşet hışırtısı sesi)
(Müzik)
Ya Havva temizlik yapar da dip bucak dalarsa?
O zaman paraları bulur.
(Kapak kapanma sesi)
(Nefes sesi)
(Poşet hışırtısı sesi)
(Kapı açılma sesi)
Ne arıyorsun Necip'im? Yardım edeyim.
(Necip) Vardı ya hani benim yeni gömlekler, onlardan alayım dedim ama.
E zaten işe gidiyorum. Böyle gideyim, ne olacak?
Şuradan benim saatle yüzüğü.
Saatini al da alyansım sıkıyor dedin ya...
...ben onu bugün götürüp kuyumcuda yaptırırım, ha?
Olur mu öyle şey?
Tamam, yüzük olmasa da ben sana kalpten bağlıyım ama...
...şimdi dışarıdan görürler...
...parmağımda yüzük yok zannederler hani.
Öyle birileri göz eder.
Ay, sen neleri de düşünüyorsun.
Ama benim sana güvenim sonsuz Necip'im.
Öyle de olsa dışarıdan ne gelecek bilemezsin ki.
Hem elimiz para tutuyor artık çok şükür.
(Vurma sesi)
(Havva) Hadi rast gelsin. Hadi.
(Kapı açılma sesi)
(Kapı kapanma sesi)
Sağ olun çocuklar.
Vallahi bunlar Bülent'in işi aslında ama...
...ya sen olmasan nasıl grup yemeği alacağız bilmiyorum.
(Bülent) Bir dakika.
Bu seferki Başak sayesinde geldi.
Haklısın.
Bu seferkinden benim de haberim yoktu.
Sen sanki bu işten pek memnun değilsin gibi, ha?
Yani hani bana kalsa ve biraz daha vaktim olsa...
...daha farklı, müzikli bir yer tercih edebilirdim.
Ya müzik hiç problem değil ya, hallederiz onu. Sıkıntı yok.
Ama sorun müzik değil sanki.
Pelin Hanım artık buradan pek hoşlanmıyor gibi, hı?
Ne dersin Pelin?
Ee, yani çok gelip gidince...
...öyle oluyor demek ki.
(Müzik - Duygusal)
O zaman artık iş konuşalım, ha?
Ya da şöyle yapalım. Siz bu işi ikiniz baş başa konuşun...
...çünkü siz o zaman daha böyle şey oluyorsunuz.
(Bülent) Böyle tatlı tatlı, hadi bakalım kolay gelsin.
(Müzik - Duygusal)
(Pelin) Ee, o zaman ben sana Simay'la Hakan'ın sevdiği yemekleri söyleyeyim.
Sen ona göre bir menü hazırla istersen.
(Müzik devam ediyor)
Altın kalbi yedin mi?
Ee, anlamadım?
Dün sana getirdiğim tatlıyı diyorum. Yedin mi?
Yok, yemedim.
Peki...
...paketini de mi açmadın?
Yok.
(Gülme sesi)
Güzel.
(Nefes sesi)
O zaman işimize dönelim.
Neydi yemekler?
Günaydın.
(Pelin) Aa Ceyda, günaydın.
Günaydın.
Akşam davet varmış ama niyeyse en son benim haberim oluyor.
Ya sorma.
(Sinan) Ee, bu dün akşam belli olan bir organizasyon.
Ha.
E istersen sen hiç oturma, biz bunu Pelin'le halledelim.
Sen daha farklı işlere bak, olur mu?
Tabii, yani sen öyle istiyorsan.
Ya şöyle, işin yemek kısmını seninle hallederiz.
Yalnız bu tür davetlerde hani farklı ayrıntılar oluyor.
Belki bir kadın gözü iyi olabilir, değil mi?
Otursana.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Misafir daima haklıdır.
Öyle diyorsan öyle.
(Öksürme sesi)
(Müzik)
(Su dökülme sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)
Ay Meral, kız pek güzel oldu be.
Pencere şenlendi vallahi.
Ay vallahi Meliha ablam. Uğraştın, yoruldun ama değdi.
-Değdi. -(Meliha) Aman sen de.
-(Meliha) Şunun güzelliğine baksana. -Nereden böyle Jale Hanım?
Manavdan geliyorum Hafize teyze.
Gördün mü bak Necip'i, ekmeğini taştan çıkarıyor.
Ne taşı be Hafize teyze, torbaya zerzevat dolduruyor çocuk.
Aa, kız.
(Meral) O ne biçim laf öyle hor görür gibi?
(Meral) Evde yatsa daha mı iyi?
(Meliha) Ya siz ne kadar acayipsiniz böyle.
Çok şükür bak, kızım evde.
Kızın yüzü gülüyor.
E Necip desen yani...
...esmese de gürlüyor canım.
Üç beş kuruş cebine öyle ya da böyle bir para giriyor.
Zaten bizim için önemli olan da o bir harçlığını çıkarsın...
...üzerimizden yükünü kaldırsın yeter.
Sinan'ın da yüzü gülüyordur.
O kaçırdığı kızla dost hayatı mı yaşıyor diyordun?
Ayol ne kaçırması?
Sadece gezip, dolaşıp gelmişler.
(Meliha) Yani herkes yerli yerinde, çok şükür evlerindeler.
Ay öyle deme Meliha abla. Misal, ben de ilk kocamla geze geze evlendim.
Bakın, bizim o kızla bir işimiz olmaz.
(Meliha) Hem bizde de hayırlı haberler var elbette.
Ama siz onu duymazsınız.
Hani nerede şer var, aklınız fikriniz orada olduğu için o şeri duyarsınız.
Neymiş o hayırlı haber, neymiş?
(Gülme sesleri)
Çamlıca tepesindeki anten gibi kulaklar hemen nasıl duyuverdi.
İşine geldi mi her şeyi duyuyorsun değil mi?
Ay Meliha abla çatlatmasana, söylesene.
Eh ne yapalım?
İlk önce benden duyun bari.
Sinan'ı sözlüyoruz.
Aa!
Aa!..
Kız, bir de gezmişler gelmişler dediydin.
Aman, sen de canım.
(Meliha) Biz o kızı sokar mıyız hiç evimize? İlahi.
O değil de benim sözünü ettiğim...
...Ceyda.
-(Kadın) Aa!.. -(Meral) Hı!..
Meliha kız, Ceyda'dan gelin mi olur hiç?
Ertesi gün seni huzurevine gönderir o.
Görmüyor musun onun gözlerini?
O nasıl konuşma öyle?
Kızın yanındayken böyle demiyordun ama.
Maşallah pek de güzel, oğlunun yanına da pek yakışmış diyordun.
Kızın yanında bu şeytan gibi mi diyeyim?
(Meliha) Aa ay.
Yok anam yok.
(Meliha) Ben de burada böyle durdum, size laf yetiştirmeye çalışıyorum.
Yok, siz hiç iflah olmazsınız.
(Meliha) Aa, aa! Üstüme iyilik sağlık.
Meliha ablam, hayırlı uğurlu olsun.
(Meliha) Hadi hadi.
(Müzik)
(Çatal bıçak sesleri)
-Kolay gelsin. -Sağ olun.
(Müzik)
Bir şey mi isteyecektiniz Bülent Bey?
Evet. Yani daha doğrusu bir şey konuşacağım.
(Bülent) Şimdi Berkay, bu başımıza gelen olayı biliyorsun.
Bu catering işi yaptığımız firmalar bizi şikâyet ettiler...
...gıda zehirlenmesinden dolayı.
Biliyorum tabii ki Bülent Bey, yani ben o günden beri...
...mutfağa giren çıkan ne varsa kontrol ediyorum. Malum havalar da ısındı.
Yani hiçbir şeyi açıkta bırakmıyorum.
Şimdi, yanlış anlama Berkay ama sormak zorundayım.
Ya herkese sorduğum gibi.
O gece mutfakta bir süre yalnız kalmışsın.
Bülent Bey...
...yemeklere benim zehir koyduğumu mu düşünüyorsunuz?
(Berkay) Yani...
Gerçekten kırıldım ya.
Ya ben o gün bir şey gördün mü diye soracaktım ama...
...sakin ol.
Bak, ben seni kırmak istemedim Berkay, umarım beni yanlış anlamamışsındır.
Kırmak değil de...
...bu kadar süre birlikte vakit geçirdik.
(Nefes sesi)
Neyse.
Neyse.
Kolay gelsin tekrar.
(Müzik) (Çatal bıçak sesi)
(Nefes sesi)
Ayvayı yedin oğlum Berkay.
Ee, tamam. O zaman...
...siz bize onların düğünündeki pastanın fotoğrafını atıyorsunuz.
Biz de aynısını yapıyoruz.
Ay, gerçi bunu şefimiz daha iyi bilir. Yetişir mi?
-Bir günde o kadar büyük bir pasta zor. -(Ceyda) Hı.
Hakan'la Simay için minyatür bir pasta düşündüm.
Ya geri kalan misafirler için de başka tatlı.
Olur.
Olur.
Ay, Pelin'e inat yapıyor, sanki biz anlamıyoruz.
Hayır, şurada iki dakika bir baş başa kalacaklar şefle...
...hemen hop, bir iş bahanesi.
Aman, Ceyda Hanım'ı bilmiyor musun?
Şimdi evlenme de teklif etti, bak.
Cık. Ben bu oyunu bozarım.
Dur, ne yapıyorsun?
(Müzik)
Şefim, eğer müsaadeniz olursa Ceyda Hanım bir iki dakikalığına içeri gelse?
Tabii.
Cansu çalışıyoruz, görmüyor musun?
Görüyorum ama çok önemli bir şey var.
Tamam, gizlimiz saklımız yok. Burada söyle.
Zaten gizli saklı bir şey değil.
Göstermem gereken çok önemli bir şey var. İçeride.
Peki. Pardon.
(Ayak sesi)
Ceyda Hanım.
Çiçekler.
(Cansu) Sizin şu getirttiğiniz çiçekler var ya.
-Ee? -(Cansu) Hah.
İşte onlar hep boyun büktü, kurudu, döküldü.
(Cansu) Yani şimdi ben çiçekten anlamıyorum.
Çocuklara sordum, onlar da çiçekten anlamıyormuş.
Dedim hani özel bir şey yapılacaksa belki siz biliyorsunuzdur.
Şaka mısın sen ya?
Ne oldu Ceyda Hanım?
Cansu, bu mu çok önemli şey?
Evet.
Yani şimdi siz titizlenince bu kadar, bir de severek getirtince...
...ben de panikledim.
Hem yazık, çok güzel çiçekler.
Ee, bitirdik sayılır.
Ne yapmaya çalışıyorsun Pelin?
Anlamadım?
(Müzik)
Ne üzdü seni söyler misin?
Ay, yok bir şey, ne olabilir ki?
(Sinan) Sen Ceyda'yı günahın kadar sevmezsin.
Bu yaptığın neydi şimdi?
Ya canım, iş yapıyoruz. Yani bir şey yok.
Pelin.
Seni bu dünyada en iyi tanıyan insanlardan biriyim ben, biliyorsun.
Sevindiğinde nasıl güldüğünü...
...gerginken iki elini uslu çocuk gibi dizlerinin üzerine nasıl koyduğunu...
...benden başka kim bilebilir?
Ya yok öyle bir şey.
Yapma Pelin.
Her şey bu kadar güzel giderken, ne oldu söyler misin?
Ee, iş nasılsa bitti sayılır.
Ceyda da biliyor, yani Ceyda'yla halledersiniz gerisini.
Görüşürüz.
(Müzik)
(Sandalye itme sesi)
(Ayak sesi)
Neredeler?
Vallahi önce Pelin Hanım gitti, şef de arkasından gitti sanırım.
Tamam.
(Ayak sesi)
Pelin.
Söylenecek ne varsa söyledim.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Sen bir şeye üzülmüşsün.
(Sinan) İki gün önce böyle değildin sen.
Ne oldu söyler misin?
Gayet iyiyim.
Yani olması gerektiği gibi davranıyorum.
Ceyda'nın bana evlenme teklif etmesi olamaz.
Bu konu hakkında ne düşündüğümü ve ne cevap vereceğimi biliyorsun.
Başka bir şey var.
Sinan, yok bir şey, anlamıyor musun?
Bırak gideyim.
Annem.
Annemle konuştun değil mi?
Hayır ya. Ne-nereden çıkarıyorsun böyle şeyleri?
Geldi değil mi yanına?
Oğlumla bir daha görüşmeyeceksin dedi.
Şaşırmam. Yapar çünkü böyle bir şey, biliyorum.
Gelmedi.
Söylemeyeceksin yani.
Güzel.
Ben nasıl olsa bulurum neye üzüldüğünü ve benden neden kaçtığını.
Sinan, benim bir şey yaptığım yok.
-Olması gereken bu. -(Sinan) Hayır, değil.
Olması gereken bu değil.
Her şey çok iyi gidiyordu Pelin.
Bir şeyleri düzeltmeye başlamıştık biz, biliyorsun.
Film izlediğimiz akşamın üzerinden ne kadar vakit geçti ki şurada?
Gözlerinin içi gülüyordu Pelin.
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Duygusal)
Bu akşam sinemaya gidiyoruz.
-(Pelin) Ne? -Evet. Doğru duydun.
Seni sinemaya davet ediyorum.
Böyle bir şey olmayacak.
Güzel.
O zaman evine gelirim.
Sen, ben ve baban beraber otururuz.
Nasıl?
Sen karar ver.
(Müzik)
Tamam.
Geliyorum sinemaya.
Güzel.
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ay bunca yıl öküzlüklerini çektim Rıza'nın, ben boşamadım.
Şimdi bir fırsatını buldu, beni çıldırtmanın keyfini çıkartıyor.
(Simay) Hakan da öyle, aynı işte.
Hayır yani, adamın bir günden bir güne program yapmışlığı yok ya.
(Simay) Hep benden bekliyor.
(Simay) Ay ne bileyim ya, bir konsere bilet al, bir şey ayarla, bir organizasyon...
...bir şey yap yani ama yok.
Ben böyle gözünün içine bakıyorum, bekliyorum.
Aman, ben ondan geçtim. Planı, programı ben yaparım.
Esip gürlemesin de yeter yani bana.
Yani Allah'tan Hakan'ın öyle huyu yok da işte insan bazen olsun istiyor.
Ben böyle kavga ederken kendi kendime, kendi kendime bağırıyorum.
Ha, böyle bakıyor suratıma yani.
Ay bir de çok şey, dağınık ya.
-Çok dağınık. -(Süheyla) Anladım.
Ben ikisini de seviyorum vallahi, siz küsmüşsünüz.
İyi şeylerini söylemiyorsunuz o yüzden.
Oo!..
E ben de sen tam gelmeden önce işte ondan bahsedecektim.
(Simay) Yani senin baban evine çok düşkün, hiç ihmal etmez evini.
Böyle gelsin, sana kitap okusun, uyutsun falan bayılır.
(Süheyla) Evet, Rıza amcan da öyle.
Bir de en sevdiğim huyu, kendisi laf eder de başkası söylediği zaman...
...döner öyle bir bakar ki dövmekten beter eder adamı.
Ben hayatımda bu kadar korumacı adam tanımadım yani.
(Simay) Ya Hakan da biraz öyle.
Bir kere kayınvalidem şey yapmış buna, ima etmiş.
Hani evlendin evleneli gelmiyorsun, ne oldu, Simay mı yollamıyor falan diye.
Bu da ağırlığını koymuş. Demiş, ben evlendim artık, ailem Simoş.
Şok oldum yani, bir de annesine.
(Süheyla) Hani o da çok doğru değil.
Biz Rıza'nın annesiyle hiç geçinemeyiz ama Rıza'nın bir sevdiğim huyu daha.
Ne benden laf taşır oraya, ne oradan bana laf taşır.
Ay canlarım, görünce ikisini de öpeceğim hemen.
(Nefes sesi)
Oh!..
Ay ama ben yok, yani bu sefer çok kötü kavga ettik. Çok kızdım.
Zor affederim yani.
Ben de çok kırgınım evi terk etti diye yani.
(Nefes sesi)
(Müzik) (Korna sesleri)
Yani.
Daha kalın burmalısı yok mu bunun?
Necip, hele şu paraları görelim de.
Ama bak böyle müşteri kaybedersin.
O elinde tuttuğun Trabzon işi.
En az iki bin beş yüz, üç bin arası tutar.
Seni ayaklarından tutup, ters çevirip sallasam...
...en fazla iki yüz, üç yüz lira bir para çıkar Necip.
(Müzik - Hareketli)
Tamam.
Al.
Kendin arasından sayıp alırsın.
Öldü artık o Necip.
Artık Necip Bey var.
Ne o, kaldır bakayım şöyle yanına doğru.
(Necip) Hah, böyle bir de hatıra fotoğrafı çektirelim.
(Müzik - Hareketli)
Al.
Bunu da böyle güzel bir paketle de...
...Havva'ma hediye olacak.
(Su sesi) (Tabak çanak sesi)
(Tabak çanak sesleri) (Ortam sesi)
(Müzik)
(Efekt sesi)
(Ayak sesi)
Bülent Bey çok sıkıştırdı.
(Berkay) Ama yani ben de boş değilim, neredeyse benden özür dileyecekti.
Merak etmeyin, artık bizden şüphelenmezler herhalde.
Benlik bir durum mu var ki merak edeyim?
Var mı Berkay, endişelenmeli miyim?
(Müzik)
Artık bitti.
Hiçbir istediğinizi yapamam Ceyda Hanım.
Ay, peki.
Sizden son bir alacağım vardı o zaman.
Tamam, biliyoruz. Artık bugün geçti, yarın hallederiz.
Yalnız bana bak.
Sen de bundan sonra benim yanıma çok sık gidip gelmiyorsun...
...o Serkan'a da dikkat ediyorsun, tamam mı?
Peki.
(Müzik devam ediyor)
(Efekt sesi)
(Ayak sesi)
(Bülent) Ceyda, bir bakabilecek misin ya? Bir dakika.
(Ayak sesi) (Müzik - Gerilim)
(Ceyda) Hayırdır, ne oldu?
Ya şu zehirlenme olayı var ya.
Dışarıdan değil.
Ha.
Restorandan biri mi yaptı diyorsun?
Yani.
(Nefes sesi)
(Bülent) Ya günahını almayayım diyorum da şu bizim Berkay var ya...
...biraz fazla yabani bir tip.
(Bülent) Yani, mutfaktaki herkesin birbiriyle az çok bir muhabbeti var.
Herkes konuşuyor ama onu hiç kimseyle konuşurken görmedim ben.
E konuşuyorsa bir seninle konuşuyor bir iki, o kadar.
(Müzik - Gerilim)
Berkay mı yaptı diyorsun sen?
(Bülent) Yani böyle bir şey diyemiyorum. İşte o yüzden sana soruyorum.
Sence böyle bir şey olabilir mi?
Yani diyelim ki o yaptı.
E niye yapsın böyle bir şeyi, ne sebebi olabilir ki?
Yani rakiplerden bir tanesi sıkıştırmıştır cebine parayı, yapmıştır o da.
Sayacak olduktan sonra, oo, bir ton sebep var yani.
Yani sen böyle konuşunca benim de zihnim berraklaştı.
(Ceyda) Hayır, ben bunun birkaç tane şüpheli hareketini gördüm daha önce.
Ama bir şey söylemedim.
(Ceyda) Sinan'ı biliyorsun, toz kondurmuyor çalışanlarına.
E ben gelip bir şey söylesem ben suçlu olacaktım.
E yani bana söyleseydin keşke.
Ne bileyim.
Yani düşünemedim.
Üf!..
İyice tedirgin oldum şimdi.
(Ceyda) Hayır, hepimizin emeği var bu restoranda.
Ya sen de hiç rahat değilsin, görüyorum.
Bülent, ya bence biz...
...Berkay'ı işten çıkarma durumunu bir düşünsek iyi olur.
Yok canım, o kadar değil yani, hem bir dur bakalım.
Önce neyin ne olduğunu bir anlayalım.
Sonra ona göre bakarız yani.
Neyse, ben geçeyim.
Tamam.
(Ayak sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
(Rıza) Babaya haber vermeden mi çıkılıyor?
Baba seslendim, duymadın. Ben sinemaya gidiyorum.
(Rıza) O zibidiyle?
Ay baba.
Yani benim Tolga'yla ne işim olur?
Şu yüzünü, gözünü de sil biraz, fazla sürünmüşsün.
Ya baba abartma.
Bir allık, bir rimel. Ya millet neler sürüyor.
Millet beni enterese etmez. Onların anaları babaları düşünecek onu.
Hem senin yüzün zaten çok güzel be çocuğum.
Bana bak, ne diyeceğim?
Hadi ne seyredeceksen tak şurada oturalım, beraber seyredelim.
Hem ne işi var gece yarısı kız kısmının sokakta, ben anlamıyorum ki.
Baba, saat sekiz buçuk.
Hiç de bile, hava karardı. Ay dede de gökyüzünde.
Ay abartma ama.
(Pelin) Hadi, ben çıktım.
Beklemeyin beni, anahtarım var benim.
Onu geçirmeden evde ol ha.
(Ayak sesi)
(Rıza) Bak gör kız evlat nasıl yetiştirilir.
Onu bir dakika geçirirse, benim adım Rıza değil.
Sözümden bir kere bile çıkmadı bu çocuk benim.
Tabii canım.
(Müzik)
(Nefes sesi)
(Cırcır böceği sesleri)
(Kapı açılma sesi)
Ne oldu Necip'im?
(Necip) Gel gel.
(Ayak sesi)
Ne oldu?
Ne bu?
Aç bak bakayım, neymiş?
(Müzik)
Necip, ne yaptın sen?
Ne yapayım, bak kaç sene oldu.
Ne bir gün sitem ettin, ne bir gün bir hediye istedin.
Gönlümün borcudur artık bu sana.
Elimde varken yapayım. Allah daha çok versin, daha çok yaparım.
Necip'im.
Sende bu çok harcama hastalığından falan mı çıktı yoksa?
Ne kadar kazanıyorsun ki sen?
Hadi tak bakayım, yakışacak mı?
İyi de bu çok pahalı bir şey.
Ne yapacaksın pahasını mahasını, tak.
Çalışıyoruz ya şimdi.
Ee, esnafta da kredimiz var.
(Necip) Duyunca çalıştığımı, gözü kapalı taksit yaptılar bana.
Yavaş yavaş öderim.
Ah.
(Müzik)
Ya.
(Öpme sesi)
(Gülme sesi)
(Müzik)
Aa, bak ben bu romantik komedi hakkında çok iyi yorumlar okudum.
Şu film de çok güzele benziyor.
Sen ve bilim kurgu?
-(Sinan) Uyumak istiyorsun herhalde? -Aa, ben çok severim bilim kurgu.
Star Wars 1 olsun, 2 olsun...
...3 olsun. Yani hepsini çok severim.
Hayret.
Yıllar geçtikçe insanın zevki değişiyor herhalde.
Sen bilim kurgu sevmezsin.
Üf!
Unutmuşum hakkımda bir sürü şey bildiğini.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Okulun sinema kulübünde...
...District 9'un gösterimi olacaktı, hatırladın mı?
-Gibi. -(Sinan) Hıh.
Seni ve tayfanı orada bir gördüm...
...Allah'ım nasıl mutluyum. Yani sonuçta...
...sevdiğim kızla ortak bir noktamız var diye düşünüyorum ben de.
Bilim kurgu.
Hatırladım.
Tam yanına oturmuştum, hatırladın mı?
Ee, onu da hatırladım.
-Yalan söyleme, hatırlamadın. -(Pelin) Tamam, hatırlamadım.
Neyse, kendi kendime film üç yüz, dört yüz dakika sürsün istiyorum.
Yani sonuçta sevdiğim kızla yan yana bilim kurgu filmi izliyorum.
Yani ilk defa sevgilimle bir film izliyorum gibi hissetmiştim.
Derken film başladı. Jenerik daha akmadan sen ayaklandın.
Ve aynen şöyle söyledin. "Ayy bu bilim kurguymuş."
"Ben hayatta seyredemem. Romantik komedi sanmıştım." deyip çıkmıştın.
Ay, hatırladım. Ay, çok utanıyorum.
(Gülme sesi)
Neyse, aradan yıllar geçti.
Ve şimdi biz o günü telafi ediyoruz.
Hatta o günü komple unutalım. Bu bizim ilk filmimiz...
...ve ilk sinema maceramız olsun, olur mu?
Tamam, olsun.
Neymiş o olan?
(Müzik - Gerilim)
(Pelin) Aa Ceyda!
-Ya, dünya ne kadar küçük değil mi? -(Sinan) Ya.
Burası senin evine çok ters.
E salonları çok güzel. Ben sık sık geliyorum buraya zaten.
(Pelin) Öyleyse ee, üçümüz birlikte giriyoruz filme.
-(Pelin) Hı, sen almış mıydın biletini? -(Sinan) Şey ee...
...Ceyda'yı niye rahatsız ediyoruz ki şimdi?
Aa aşk olsun ya, ne rahatsız etmesi?
Ya bir romantik komedi girmiş, ben onu izlemek için geldim ama.
Asıl ben sizi rahatsız etmeyeyim.
Ha yok canım, ne rahatsızlığı? Yani...
...aynı filmi ayrı ayrı salonlarda mı izleyeceğiz?
Haksız mıyım?
(Müzik)
(Gülme sesi)
(Müzik)
(Flashback)
Cevap vermeyecek misin?
Sen, ben, bir de Sinan...
...sinemaya gideceğiz, öyle mi? -(Pelin) Evet, ne var bunda?
-Yani görmediğim insan mısın? -(Ceyda) Tercihen değil.
Mecburen gördüğün bir insanım.
Geliyor musun, gelmiyor musun, sen onu söyle.
İnanamıyorum ya. Yani bu kadar da göstere göstere tuzak kurulmaz ki insana.
(Ceyda) Ne yapmam gerekiyor şimdi benim?
Üçümüz sinemaya gideceğiz diye havalara mı uçmam lazım?
(Ceyda) Sonra ne yapacaktın, Allah aşkına anlatsana.
Güleyim biraz.
(Fermuar sesi)
(Müzik - Gerilim)
Bunu sen mi verdin Sinan'ın annesine?
Bilmem, olabilir. Yani...
...bir yerden hatırlıyor gibiyim ama.
Tamam.
Sen kazandın.
Zaten annesi de açık açık anlattı daha görüşmemizi istemediğini.
Ben bir daha onların ikisinin arasının açılmasını istemiyorum.
Benim yüzümden kimsenin üzülmesini istemiyorum.
Hmm.
Bu yüzden de bana yardım ediyorsun, öyle mi?
İçim kan ağlasa da...
...evet.
Geliyor musun, gelmiyor musun?
(Müzik - Duygusal)
(Flashback)
(Müzik - Duygusal) (Ortam sesleri)
Burası.
(Ortam sesleri)
Şurada.
(Ortam sesleri)
(Kese kağıdı sesi)
(Müzik)
(Sinan) Pelin, ya kusura bakma, böyle bir türlü baş başa film izleyemedik ama.
Yok, önemli değil.
(Müzik)
Ya takip mi ediyordur nedir, bir türlü anlamadım.
(Sinan) Burada karşılaşmamız hiç normal gelmedi bana.
Ya abartma. Ya bence kızın günahını alıyoruz.
Yani her şeyin altında bir şey arıyoruz.
Bilmem.
Belki de haklısındır.
(Telefon zili sesi) -(Pelin) Aa, telefonum çalıyor.
(Telefon zili sesi) (Müzik)
-(Sinan) E açma artık. -Yok, babam arıyor, açmam lazım.
(Pelin) Efendim babacığım.
Ciddi olamazsın!
Ya baba, yeni geldim sinemaya, nasıl çıkayım ki şimdi?
(Pelin) Tamam, tamam. Ya ben hemen geliyorum.
Önemli bir şey yok değil mi?
Ya şey, babam öyle dalgın, kapıyı kapatmış...
...dışarıda kalmış. Adam bahçede beni bekliyor.
E tamam, beraber gidelim.
Yok yok, sen otur, otur sen otur.
(Pelin) E siz filmi izleyin birlikte.
Ya, olmaz. Beraber geldik, beraber gideceğiz.
(Müzik)
(Flashback)
Sana son kez söylüyorum.
(Müzik - Gerilim) (Kuş cıvıltısı sesi)
Oğlumdan uzak dur.
(Flashback)
(Film sesleri)
Ya kal, ne olur kal, otur seyret sen filmi.
Gerçekten benim yüzümden akşamın mahvolmasın.
(Film sesleri)
(Kadın) Hanımefendi, çekilecek misiniz artık?
(Pelin) Tamam, reklam mı izleyeceksiniz?
-(Erkek) Allah Allah. -Hayret bir şey ya!
Ee, tamam, çıktım.
(Pelin) İyi seyirler. Kusura bakmayın.
(Müzik) (Film sesleri)
(Müzik) (Film sesleri)
Hanımefendi.
Çıkacak mısınız, açayım mı kapıyı?
(Müzik) (Film sesleri)
Ya şuna bak ya, hemen de nasıl yanaşıyor!
(Müzik) (Film sesleri)
Çıkmayacağım, açma!
(Müzik) (Film sesleri)
(Pelin iç ses) Ne yaptım ben?
(Pelin iç ses) Ben olmalıydım orada.
(Pelin iç ses) Kendi ellerimle oturttum kadını.
(Pelin iç ses) Başımı Sinan'ın omzuna yaslardım şimdi.
(Pelin iç ses) O da elini dolardı boynuma.
(Pelin iç ses) Ben elimle yedirirdim ona mısırı.
(Pelin iç ses) Şimdi bu Ceyda mı yedirecek?
(Müzik - Duygusal)
(Ağlama sesi)
Affedersiniz, mendiliniz var mı acaba?
Hanımefendi, film daha yeni başladı.
Benim için o film çoktan başladı.
Ver ver sen.
(Müzik - Jenerik)
Sağ ol.
(Müzik - Jenerik)
(Ağlama sesi)
(Müzik - Jenerik)
Ah be Süheyla, (Bip) mi vardı?
Yani ne olurdu 20 yıl öncesinin Süheyla'sı olsaydın?
O zamanlar narindin.
Zariftin.
Küçücük bir şeyden dünyalar senin olurdu.
Bak, ben onun o zamanlar tek bir yalanını bile yakalamadım.
(Rıza) Ne olurdu bitirmeseydin bizi.
(Müzik - Duygusal)
Başkanım ya.
İnsan inat yüzünden silmez ki sevgiyi. Şimdi yani...
...o orada, sen burada.
Üzmeyin kalan birbirinizi kurban olayım ya.
Hayır, ben neye sinirleniyorum biliyor musun? Tamam...
...köpekler gibi pişman olmuşsun, gelmişsin.
Ne yani, bunu söyleyince hemen af mı edeceğiz?
Bir alttan al, bir tafsilatlı bir özür dile.
Ama yok! Bu hem suçlu hem güçlü bu!
Ya o sana öyle diyor. Yani yengemi ben bile biliyorum artık.
Kesin yemeden içmeden kesilmiştir o ha.
-(Rıza) Hıı? -Hee, vallahi. Yani...
...oyun moyun derken hakikat yataklara düşecek kadın ya.
(Müzik - Duygusal)
Of!
(Süheyla) Sizden yaşça büyük ve uzakta olan bir kadın...
...ilişkiniz üstünde hakimiyet kurmak istiyor.
Kayınvalidem olmasın bu?
(Süheyla) Bana bak, büyü falan mı yaptı acaba?
Üstümüzdeki bütün bu kara bulutlar o yüzden olmasın?
Yok canım, yaşlı başlı kadın, niye yapsın öyle bir şey?
Yapmamıştır, cık.
Simaycığım, otuz senedir evliyiz, bir sevemedi beni.
Ay, yalnız ne iyi oldu böyle geldiğin. Vallahi benim ihtiyacım varmış ya.
-(Süheyla) Çok, çok iyi oldu. -(Simay) Biz bunu ara sıra yapalım ya.
Yapalım yapalım da saat kaç olmuş. Ben gideyim artık Hakan gelmeden ufak ufak.
-(Simay) Yok, gelmiyor o eve. -(Süheyla) Ne demek gelmiyor?
(Süheyla) Aa! Çağır gelsin, genç adam.
(Süheyla) Olur mu öyle şey? Kavga bile etseniz evine dönüp gelecek.
Alışırsa hiç iyi olmaz Simay, ben sana söyleyeyim.
(Simay) Sen merak etme, benim gözüm onun üstünde.
Şey yapıyorum yani. Tolga'da kalıyor.
Ay Simay, kuzuyu kurda emanet etmişsin.
(Süheyla) Ay sağlam ayakkabı değil ki Tolga, hı?
Sen bu işe hemen bir çare bul.
Yani şimdi şöyle, yarın bizim evlilik yıldönümümüz.
Hani ben diyorum ki bu kesin zaten bir sürpriz bir şey yapar.
Ben de böyle onu yarım ağız affeder, eve alırım.
İyi, aferin.
(Süheyla) O zaman vaktimiz varsa...
...Pelin'in burcunu da okuyalım, bakalım neler bekliyor bizi.
(Müzik)
Görüyor musun bak?
(Müzik)
(Film sesleri)
(Pelin iç ses) Doğru olan buydu Pelin. Sen doğru olanı yaptın.
(Pelin iç ses) Şimdi de otur, filmi seyret.
(Ortam sesleri) (İngilizce konuşma)
(Müzik)
(Pelin iç ses) Hii, öpüşüyorlar!
(Pelin iç ses) Ay, yemin ederim şurama bir şey saplandı gibi oldu.
(Müzik) (Film sesleri)
(Pelin iç ses) Yok canım, öpmez Sinan onu.
(Pelin iç ses) Göz yanılması benimki.
(Müzik) (Film sesleri)
(Müzik) (Film sesleri)
(Seyirciler) -Hayret bir şey ya! -Cık cık cık!
(Müzik) (Film sesleri)
-(Sinan) Portakal çiçeği. -(Ceyda) Hı?
Duymadım, bir şey mi söyledin?
Hı, şey ee...
...tanıdık bir koku geldi de.
Hı, benim parfümüm olabilir.
Yok sen ee, vanilyalı kokular tercih ediyorsun.
Pek sevmem. Hatta alerjim var diyebilirim.
(Müzik)
(Müzik) (Film sesleri)
(Müzik) (Film sesleri)
Ya ne güzel filmdi.
Hiç yerimden kalkasım yok.
Film bitti. Kalksana artık, kalk!
Evet ama artık gitmemiz gerek.
Ya ne diyeceğim, ee...
...önce bana gidip bir iki kadeh bir şey mi içsek, hı?
(Sinan) Ya çok yorgunum ben. Yarın da yapacak bir ton iş var.
Bu geceyi burada bitirsek mi?
Peki, tamam.
(Ortam sesleri)
(Müzik)
(Pelin iç ses) İdeal erkek yapmışlar. Karşıma çıkarmışlar.
(Pelin iç ses) İlk seferinde adamı fark etmedim, bir de üzdüm.
(Pelin iç ses) Şimdi de kendi ellerimle başkasına veriyorum. Neden?
(Pelin iç ses) Çünkü vicdanım öyle emrediyor.
(Pelin iç ses) Ondan sonra da ben niye mutlu olamıyorum? Olma zaten...
...sen olma, mutlu falan olma Pelin.
Hanımefendi, film bitti.
Ya şey, ben küpemi düşürmüşüm de.
(Müzik)
Aa, buldum.
(Müzik)
(Tolga) Moruk, gittim konuştum diyorum.
Bu herif beni gaza getirdi, o yüzden düğünü terk ettim diye, yok.
Yemin ederim bir gram bile takmadı beni ya.
Bakkala gitsem kırk kere arardı oğlum.
(Hakan) Bugün hiç. Tık yok, tık yok kardeşim.
(Tolga) Vallahi beni sallamıyor be. Vallahi sallamıyor abi.
Böyle bir şey var mı ya? Ben onun ilk aşkı değil miydim?
(Hakan) Bu sefer kesin benden vazgeçti.
Tolga, koskoca yirmi dört saat hiç konuşmadık kardeşim, inanabiliyor musun ya?
Hiç konuşmadık.
Yarın evlilik yıldönümümüz.
Eğer yanlışını fark edip yarın da aramazsa...
...o zaman tamamen emin olurum benden vazgeçtiğine.
(Müzik)
(Müzik) (Martı sesleri)
(Ortam sesleri)
(Müzik - Gerilim)
Ya bir şey söyleyeceğim, bu hafta vizyona giren romantik komediyi izlediniz mi?
Pek fırsatımız olmadı Ceyda Hanım.
Ay, kesinlikle tavsiye ediyorum, yani ben bayıldım.
(Ceyda) Dün biz Sinan'la gittik de...
...ikimiz de çok beğendik.
Bülent, hayatım, özellikle sen bayılırsın. Yani tam senlik bir film.
Sıkı mavra var.
Tabii. Fırsat bulursam mutlaka. Sağ ol.
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Romantik)
Dışarıda neyin muhabbeti dönüyor biliyor musun?
Abi, hiç tadım yok. Eğer sinirleneceğim bir şeyse ne olur söyleme.
Hmm.
Yani eğer yalansa çok sinirleneceksin. Ama doğruysa bence çok büyük bomba.
-(Sinan) Dökül bakayım. -Dün Ceyda'yla sinemaya gitmişsiniz.
(Müzik - Romantik)
(Gülme sesi) -(Bülent) Tamam.
Yalan olduğunu biliyordum, sinirden gülüyorsun. Sustum.
Yok abi, gittim.
Sinirden kendime gülüyorum. Bu olaylar nasıl bu noktaya geldi ona gülüyorum.
Nasıl gittiniz ya?
Abi, ben Pelin'le gittim. Sonra bir şekilde, nasıl olduysa...
...filmi Ceyda'yla izlemek zorunda kaldım.
Hiçbir şey anlamadım.
(Sinan) Ben de anlamadım. Filmden de bir şey anlamadım.
(Bülent) Okey, o zaman Ceyda'nın burada bir yalanını yakalamış oluyorum en sonunda.
Çünkü o filmi ikinizin de çok beğendiğini söylemişti.
(Gülme sesi)
Bülent.
-Lütfen bu konuyu kapatabilir miyiz artık? -(Bülent) Tamam.
Senin bu kadar uzun süre sinirden gülmen hiç hayra alamet değil.
(Bülent) Ben konuyu hemen kapatıyorum. Daha öğlen servisi var, akşam parti var.
Kapattım konuyu, sen rahat rahat çalış.
Rahat rahat çalış.
(Müzik - Romantik)
(Nefes sesi)
(Telsiz sesleri) (Sokak sesleri)
(Müzik)
Hayırdır, ne olmuş burada?
Ay Necip, döviz bürosunu soymuşlar.
Yapma ya. Kesin takip eden biri.
(Necip) Kendi mahallemizde bile sokağa çıkamayacağız.
(Erkek) Peki, gören olmuş mu?
Ay bir görevli var, o görmüş, bir de annem.
Ama görevli hemen bayılmış tabii korkudan. Hiçbir şey hatırlamıyor.
Tek şahit annem.
(Gülme sesi)
Hafize teyzenin gördüğünden, duyduğundan ne olur ya?
Aa! Arkasından şey yaptım ama ileride bir motora bindi, uçtu gitti.
(Meral) E polis dedi ki burada dedi, durun dedi...
...biz dedi, ifade alacağız dedi. Biz de onun için bekliyoruz tabii.
(Erkek) Hafize teyze nasıl bir şeydi? Buralardan mı?
Yüzünü tam görmedim. Siyah gözlük, siyah şapka vardı.
Boyu da...
...1.70 boylarında, tıknaz hafif...
...göbekli. Aha, tam Necip gibi bir şeydi.
Hadi be! Benzettiğin şeye bak senin de.
(Hafize) Tak bu Meliha'nın hayırsızın kafaya şapkayı...
...tak gözlüğü, inan ikiz dersin.
Yürü git be!
Böyle deli deli konuşmalar falan.
(Necip) Bir şeyler. Yok öyle bir şey ya.
(Müzik) (Telsiz sesleri)
(Kapı zili sesi)
(Kapı açılma sesi)
Ne vardı?
Ben senin...
...o ciddiyetini yerim!
(Simay) Hayır bir dakika, dur ya.
Çok özür dilerim aşkım, çok özür dilerim gerçekten.
-Gerçekten farkında değilim. -(Simay) Dur.
(Gülme sesi)
Ne olur çok özür dilerim, çok özür dilerim ne olur, çok bencil davrandım, affet beni.
Affet beni, affet beni.
Tamam tamam. Ya nereden çıktı bu ya, böyle kendini affettirmek mi olur ya?
Başak çatlağının fikriydi.
İşte, yani ne kadar belli ondan çıktığı.
Ya şimdi ben işin aslını öğrenince çok üzüldüm, ne diyeceğimi bilemedim.
(Pelin) Başak da dedi ki bizimkini bilmiyor musun, gıdıkla...
...gülerken zaten barışırsınız dedi. Affet beni, affet beni...
Tamam, tamam, hayır, dur tamam. Affettim, affettim.
(Simay) Yani şu gruptaki halime bak. Bu ne ya, bu ne yani?
Sen bizim grubumuzun...
(Öpücük sesi)
...prensesisin, canım benim! -İyi.
İlk önce küstünüz, şimdi de kavga mı ediyorsunuz?
Aa, olur mu öyle şey tatlım?
Biz annenle şakalaşıyoruz.
(Pelin) Fıstık.
Aa! Onlar ne?
-(Pelin) Onlar sana. -(Simay) Hıı.
Diyorsun gıdıklama işe yaramasaydı, bana rüşvet verecektin, öyle mi yani?
Kızım, bu daha başlangıç. Sen asıl akşam gör.
-Sürpriz var sürpriz. -(Simay) Allah Allah, iyi bakalım.
(Müzik)
(Müzik) (Ayak sesi)
Çok acil konuşmamız gerekiyor Hakan.
Başak, sen o konuyu hiç açma.
-Açma ki tadımız kaçmasın. (Bilgisayar kapatma sesi)
Allah Allah.
Ne yani, bundan sonra ömrünüzün sonuna kadar konuşmayacak mısınız Simoş'la?
(Sessizlik)
-Benim saat üçte hastam var. -(Başak) Başka birine devret.
Başakcığım, çok teşekkür ederim, çok sağ ol...
...ama Simay'la barışmanın heveslisi değilim ben.
Hele hele, laflara bak. Sen Tolga'nın yanında dura dura...
...iyice ona benzemeye başlamışsın, kütük kütüğe.
Bak, benim ağzımı bozdurma.
Yani kocaman insanlarsınız, istediğinizi yaparsınız.
Ben de heveslisi değilim sizi barıştırmanın da ama Bengisu?
El kadar çocuğun günahı ne?
O kadarını biz de düşündük herhalde Başak Hanım.
Onun yanında belli etmemeye çalışıyoruz.
(Başak) Eve gelmiyorsun ama.
(Başak) Çocuk ne kadar kötü oldu biliyor musun, nasıl ağlıyor...
...babam bizi terk etti, babam bizi terk etti diye.
Hayır, bir de kafa zehir gibi. Hadi sen kandır kandırabiliyorsan.
(Müzik)
-(Hakan) Ben bilmiyordum ya. -Eve gelseydin bilirdin Hakan.
(Müzik)
Başak, tamam.
Nöbetçi arkadaştan rica edeyim, erken gelirse gidelim, olur mu?
Hadi. Hadi sor lütfen.
Hadi bir rica et.
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik)
Uff!
(Havva) Anne, acaba erik de mi alsaydık?
(Gülme sesi)
(Meliha) Ben biliyorum senin derdini.
(Gülme sesi)
(Sokak sesleri)
-(Meliha) Aa, kız bu ne? -(Havva) Ne ne?
-(Meliha) Bu. -(Havva) Hıı, bu mu? Necip'imin hediyesi.
Aa!
E niye söylemedin daha önce?
Göze mi gelirsin sandın?
Yani ne bileceğim ben, göz bu, değer meğer anne ya.
(Gülme sesi)
İlahi kız. Hiç öyle şey olur mu?
(Meliha) Annenin kızına gözü değer mi yavrum?
Senin için iyi güzel olan her şey beni çok mutlu eder.
(Meliha) Dur bakayım. Bana bak.
Buna bayağı bir para vermiştir bu.
Yani işte bunların hepsi taksit anne.
O zaman bu bütün maaşını takside yatıracak.
Ben de söyledim. Necip'im bir anda böyle yüklenme dedim ama işte.
Ay, ben anladım.
(Meliha) Şimdi bunun cebinde para olursa, gidip at yarışına yatıracak.
(Meliha) E korktu da hı?
Kapının önüne koyarım, mahalleye almam diye.
(Meliha) Ne yapsın, bari parayı bir yere yatırıp bağlayayım da...
...üstümde parayla dolaşmayayım dedi.
-Haklısın galiba anne ya. -(Meliha) Ay yavrum be.
Aman.
(Meliha) Evine aldıktan sonra, sana aldıktan sonra...
...ben onun arkasında dururum. Ziyan etmez o.
(Müzik)
(Hakan) Ya buraya gelene kadar eve gidip Bengisu'yu görseydik ya. Ne işimiz var burada?
(Başak) Bengisu gayet iyi hayatım.
(Simay) Ayy, yani aman Pelin ya.
(Simay) Ay, senin büyük sürpriz dediğin Filiya mıydı?
-(Simay) Bence sen buraya benden çok... -(Pelin) Bence büyük konuşma.
(Müzik - Romantik)
(Müzik - Romantik) (Alkış sesleri)
(Konfeti patlama sesi)
(Müzik - Romantik) (Alkış sesleri)
(Müzik - Romantik)
Aşkım.
Çok güzel olmuşsun.
Bebeğim, ne olur beni affet ya.
Ya işte diş macununu öyle sıkmasan, tepsiyi falan şey yapmasan...
...budur yani, ben sana aşığım.
(Müzik - Romantik)
(Ortam müziği - Keman)
Hii. İlk üç dakikada yumuşar demiştim, aldım bir kuaförünü.
Vallahi ben bu sefer çok kızmış, beş dakika dayanır diyordum ama.
Simoş beni asla yanıltmaz.
(Gülme sesi)
(Ortam müziği - Keman)
Bu çifte kumruları pistte yalnız bırakmayalım diyorum. Kurtlar kapar.
Hmm.
Umarım bu laflar sadece bana özeldir. Çünkü eğer...
...heybeden çıkmış işler olduğunu anlarsam üzerim.
(Ortam müziği - Keman)
(Müzik - Duygusal)
(Ceyda) Çok şıksın.
(Müzik - Gerilim)
Teşekkür ederim.
Ben seni mutfakta olursun zannediyordum.
Ha, yok. İşlerin çoğunu hallettim.
(Sinan) Geri kalanıyla Serkan ilgilenecek.
Ben bu gece dans edeceğim.
(Gülme sesi)
Bu bir teklif mi?
Kusura bakma ama sana değil.
(Müzik - Gerilim) (Ortam sesleri)
Benim başka birine sözüm var.
(Müzik - Gerilim) (Ortam sesleri)
Çağatay, ne haber?
-İyi abi, senden ne haber? -(Tolga) Bizim Hakan geldi mi ya?
Yok abi, gelmedi.
-Şu televizyonu açsana, maç başlayacak şimdi. -(Çağatay) Tamam abi.
(Sandalye çekme sesi)
(Ortam müziği - Keman)
(Müzik) (Ortam müziği - Keman)
Ne karıştırıyorsun sen?
Ne diyorsun sen ya?
Dün yardım edeceğini söyledin, gittin sinemayı ayarladın.
Sözde bir de Sinan'dan uzak duracaktın ama...
...ne hikmetse Sinan'ın sana dans sözü varmış.
Öyle bir şey yok.
Güzel. Ama eğer olursa diye söylüyorum...
...dünkü yardımlarının aynısını bugün için de bekliyorum.
Ona göre.
(Müzik) (Ortam sesleri)
(Ortam müziği - Keman)
(Müzik) (Ortam müziği - Keman)
Benimle dans eder misin?
(Müzik)
Bunu yeni aldım. Ve bugün gerçekten hiç havamda değilim.
Bu aralar seni dinlemiyorum.
Çünkü konuşan sen değilsin.
(Müzik)
(Ortam sesleri)
Sinan bırakır mısın?
(Müzik - Teoman - Bana Öyle Bakma) "Bana öyle bakma"
Dans insana her şeyi unutturur.
Güven bana.
"Anlayacaklar"
"İkimize karşı..."
Hâlâ bırakmadın ama kendini.
(Sinan) Diyelim ki rüzgârda savrulan bir yapraksın.
Rüzgâra nasıl karşı koyabilirsin ki?
(Sinan) Öyle düşün.
Bırak kendini.
"Bana öyle yaklaşma"
"Bana öyle dokunma"
"İkimize karşı bu dünya"
"Bizi anlamayacaklar"
"Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa"
"Hadi böyle yaşa derken kalbimize sormuş mu?"
"Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa"
"Hadi böyle yaşa derken kalbimize sormuş mu?"
"Benimle böyle konuşma"
"Kapıları kapatma"
"İkimize karşı bu dünya"
"Bizi anlamayacaklar"
Bu aralar en çok neye gülüyorum biliyor musun?
Bunlar hâlâ âşık olmadıklarını iddia ediyorlar ya.
(Gülme sesi)
Benim böyle yüzüm düştüğünde sen bana hatırlat da gülelim, tamam?
"Böyle kırık da bakma"
"Beni daha da ağlatma"
"Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa"
(Telefon zili sesi)
Kıs şunu.
(Telefon zili sesi)
Aşkım, Tolga'ya haber vermeyi unuttum ya.
-Maç izleyecektik. -(Simay) Git istersen.
Hayır, tabii ki gitmeyeceğim. Ama şimdi bir şey söyleyeyim, merak eder çocuk.
(Simay) Ya şimdi burada olduğumuzu söylersen kalkıp gelip...
...olay çıkarmaya falan çalışacak yani.
(Simay) Şey yapma.
Ee, ne diyeceğim peki?
Ya işte geçiştir yani, yarın haber verirsin ya.
Peki, tamam, tamam.
"Yakamızdan tutacaksa"
(Televizyon erkek spiker ses) Vitor Pereira tarafından ilk on birde...
(Telefon zili sesi) (Televizyon sesi)
Bir de bu var şimdi öyle mi?
(Telefon zili sesi) (Televizyon sesi)
Yine ne var?
(Müzik - Gerilim) (Televizyon sesi)
Ne?
Hepsi orada, öyle mi?
Tamam.
(Müzik - Gerilim) (Televizyon sesi)
Hatırlıyor musun, bu da düğündeki son şarkımızdı. Son dansımızı etmiştik.
Hayatım, ilk şarkımızda da ağlamıştın, son şarkımızda da ağlıyorsun.
İşte ben romantik bir insanım.
Ağlıyorsam bil ki bir sorun yoktur.
(Ortam müziği)
(Sinan) Altın kalp tatlısını yedin mi?
Bilmediğim bir tatlı değil ki niye bu kadar soruyorsun?
Çünkü beraber yaptık ve sen gittin.
Evet.
(Ortam müziği)
Sonra ben bir şiir yazdım.
(Sinan) Tatlının içine koydum. Yani...
...açıp bakarsın diye. Hediye olarak.
(Ortam müziği) (Ortam sesleri)
Kaçırmışım desene.
(Ortam müziği) (Ortam sesleri)
(Şiir) "Serin kış bahçelerinde yeşile bırakırken kendini"
"Gülümsüyordun oradan bana"
(Müzik - Romantik)
"Kokun sarıyordu odamı"
(Müzik - Romantik)
"Olmazsa yaşayamam dediğim o koku"
(Müzik - Romantik)
"Koklamaya doyamadığım portakal çiçeğimsin"
(Müzik - Romantik)
"Ömrümsün"
(Müzik - Romantik)
"Gözlerin..."
(Müzik devam ediyor)
Görüyor musun, kendi yazdığım şiiri bile unuttum.
"Gözlerinin kuytusunda"
"Yaşamak istiyorum"
(Müzik - Duygusal)
"Kelebeğin ömrü kadar bile olsa yaşamak"
"Çimene konmuş çiğ taneleri gibi kırılgan ellerini tutmak"
(Pelin) "Ama hiç bırakmamacasına tutmak"
"Koklamaya doyamadığım portakal çiçeğimsin"
"Ömrümsün"
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
Neden okumadım dedin?
(Ortam sesleri)
Çünkü bizim sonumuz yok.
(Müzik - Duygusal)
(Tolga) Bırak ulan Pelin'i!
(Müzik - Gerilim)
(Tolga) Hep bu herif bozdu, değil mi? Her şeyi bu herif bozdu!
(Pelin) Tolga, saçmalama! Git buradan, sarhoşsun!
Çekil Pelin!
-Dokunma ulan kıza! (Yumruk sesi)
(Hakan) Tolga, kalk abi.
(Müzik - Gerilim)
Bir daha bu kıza dokunmayacaksın.
Seni bir daha onun yanında görmeyeceğim, anladın mı?
Kalk.
(Hakan) Hadi.
(Hakan) Hadi!
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim)
(Simay) Ay, ben de güya kocamla barıştım ama...
...adam ortada yok.
Kız, Tipitip'i bırakmaya gitti, gelecek işte.
(Anahtar sesi)
Yalnız bir şey diyeyim mi?
Bu Sinan seni hâlâ çok seviyor.
(Başak) Aa! Sadece o mu?
(Müzik - Romantik)
Ay kızlar, kapatsak artık şu konuyu.
Öyle kapatsak deyince kapanmıyor hayatım. Olduğu gibi duruyor o konu öyle.
Cık cık cık. Kapatma ya, kapatma.
(Simay) Hiç kapatma. Bir kez git Sinan'la konuş.
(Simay) De, ya osu busu filan ooo hiç, boş ver, bir şey olmaz.
(Simay) Sen git de, çok iyi niyetlisin yani, git de söyle.
(Müzik - Romantik)
(Kapı zili sesi)
(Müzik - Romantik)
(Kapı açılma sesi)
Ceyda?
(Sinan) Senin ne işin var burada?
(Müzik - Gerilim)
Sana ihtiyacım var diyorum.
Niye anlamıyorsun?
(Ceyda) Hı?
(Müzik - Gerilim)
Ceyda.
Sarhoşsun.
Yarın konuşalım istersen.
(Müzik - Gerilim)
Pardon. Pardon.
(Nefes sesi)
O olsaydı alırdın ama değil mi?
(Müzik - Gerilim)
Neyin var derdin.
Dinlerdin.
Değil mi?
Ben seni de dinledim.
-Ya... (Düşme sesi)
(Müzik - Gerilim)
Tamam.
Bir kahve iç...
...sonra seni eve bırakacağım.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik devam ediyor)
(Boğaz temizleme sesi)
(Müzik devam ediyor)
Dikkat et.
(Müzik devam ediyor) (Ayak sesi)
(Müzik)
Ben sana sert bir kahve yapayım.
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Simoş duştan çıkana kadar bir kahve yapayım mı, içelim mi?
Asıl Simoş'un ihtiyacı vardı bence kahveye.
Kız, bu iyi hali, daha kötülerini de görmedik mi?
Ay, zor konuşuyordu baksana.
Zor konuşuyordu ama doğru konuşuyordu Pelin.
Başak, yani annesi bu kadar şey söylemişken...
...nasıl olur, yani sen deme bari.
Ay vallahi kusura bakma ama söyleyeceğim.
(Başak) Evet, tamam sen onun oğlunu çok üzdün, evet, kabul ediyorum.
Ama artık onu mutlu edeceksin. Ya ben bugün gördüm.
Ben bugün onun sana bakışını, senin ona bakışını gördüm.
Ben sizi dans ederken izledim ya.
(Başak) Biliyorum, artık bana hiçbir şey anlatma sen.
Git aşkına sahip çık, lütfen.
Hı?
(Müzik)
(Sessizlik)
(Kapı zili sesi)
(Kapı zili sesi)
Ay, kim ki acaba?
(Kapı açılma sesi)
(Ayak sesi)
(Sessizlik)
(Meliha çığlık sesi)
(Müzik - Gerilim)
Ah! Ayağım!
Aa!
(Polis) İyi akşamlar. Necip Karan burada mı oturuyor?
Benim.
(Polis) Dön arkana, yaslan duvara! Alın bunu!
Ne oluyor Memur Bey, ne yapıyorsunuz kocama?
(Polis) Silahlı soygundan alınıyor hanımefendi. Döviz bürosunu soymuş.
(Müzik - Gerilim)
(Meliha) Havva!
(Kelepçe sesleri)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Romantik) (Yağmur sesi)
(Müzik - Romantik) (Yağmur sesi)
(Müzik - Romantik)
(Erkek) Evet Rüzgâr Hanım, giriş tarihi olarak bugün gözüküyor.
(Erkek) Çıkış tarihiniz belli mi?
Ee, onu şimdilik ucunu açık bırakalım.
(Müzik - Romantik)
(Kapı tıklanma sesi)
Ohoo, hem bu saatte gel...
...hem anahtarını alma.
(Sahne geçiş sesi)
(Süheyla) Çekilir misin şuradan? Çekil çekil çekil!
(Rıza) Senin ne işin var burada? Sen laftan anlamıyor musun?
Kızımın evine geldim, var mı bir diyeceğin?
Çok rahatsız oluyorsan sen gidersin.
-(Rıza) Hem suçlu hem güçlü! -Suçlu filan değilim ben.
(Süheyla) Ne yaptımsa Pelin'imin iyiliği için yaptım.
Ayrıca da anneye küsülmez.
(Müzik)
(Sessizlik)
(Nefes sesi)
(Sessizlik)
(Kapı tıklanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Gerilim) (Ayak sesi)
(Müzik - Gerilim)
(Müzik - Model - Ağlamam Zaman Aldı)
(Kapı açılma sesi)
"Zaman dondu sanki, her şey sıradandı"
"İyiyim dedim herkese, ağlamam zaman aldı"
"Birkaç eşyan vardı bende, öylece kaldı"
"Yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı"
"Ağlamam zaman aldı"
Yani gir diyeceğim ama...
(Müzik devam ediyor)
"Zaman dondu sanki, her şey sıradandı"
"İyiyim dedim herkese, ağlamam zaman aldı"
"Ağlamam zaman aldı"
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Çağıl Doğan - B. Miliza Koçak - Tugay Çiftçi
İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat
Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar
"Birkaç eşyan vardı bende, öylece kaldı"
"Yoktun artık yanımda, anlamam zaman aldı"
"Ağlamam zaman aldı"
(Müzik devam ediyor)
"Ağlamam zaman aldı"
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.