All language subtitles for [Turkish] Tatlı İntikam - 10. Bölüm - FULL BÖLÜM [DownSub.com]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu muydu yani?

Hah.

Hah.

Sinan, o kadar rahatladım ki sana anlatamam.

(Müzik)

Ya sen ne kadar iyi bir insansın.

Ben birkaç gündür zaten fark etmiştim kafana bir şey takıldığını.

Ay inşallah senin sürprizin de böyle romantik ve...

...değerlidir ya Hakancığım, şimdiden söylüyorum.

Ya aşkım, sen ne kadar ince, ne kadar romantik...

...ve ne kadar da bonkör bir adamsın ya.

Seni seviyorum.

Ben de.

Acaba ben böyle incelikler görebilecek miyim ya?

O otelde kalmalar, konuşmamalar falan.

Ya Rüzgâr soruyorum bir de söylemiyorsun.

O kadar korktum ki hastalandın, başına bir şey geldi diye.

Kıyamazmış da bana.

Sen kıyabildin mi?

Bu arada yani tamamen annemin halt yemesi.

Yani biliyorsun ben böyle şeyler istemem.

Ne o öyle çocuk gibi?

(Sinan) Rüzgâr.

Sen benden ilk defa bir şey istedin.

Sana nasıl hayır diyebilirim?

Ayrıca...

...yaşlı bir adamın son günlerini mutlu geçirmesini sağlayacağız.

O yüzden bunu kafana takma lütfen.

Ben aslında dediğim gibi, böyle bir şey istemezdim ama...

...yani bu akşam doktorun yanına gidince...

...Sinan, dedemin çok az ömrü kalmış.

(Müzik)

Hah.

Pelin geldi, Pelin geldi. Bunlar konuşmuş.

(Başak) Kız yürü, yürü.

(Başak) Evet, evet, evet.

Ne yaptın canım, konuştun mu?

O da sana karşı boş değil, değil mi, o da sana âşık?

Ay nasıl âşıkmış, nasıl âşıkmış anlatamam.

Yani aşkından ölüp bitiyormuş.

(Başak) Çok güzel, çok mutluyum ya. Çifte düğün yaparız.

Böyle en yakın arkadaşlar en yakın arkadaşlarla evleniyor.

(Başak) Asma yüzünü Simoş.

Sen de nikah tazelersin, gelinlik giyersin yeniden.

Başakcığım, mutluluk hormonu seni salaklaştırdı mı ne yaptı?

Kızın suratının halini görmüyor musun?

Yani öyle bir sarılmışlardı ki...

...ayırmak imkansız.

Kim?

(Pelin) Kim olacak?

Sinan ve sözde en iyi arkadaşı Rüzgâr.

Hain gezgin ya.

Dostça sarılmışlardır bence.

Kızım, dostça sarılma dediğin bizim sarıldığımız gibi olur.

O öyle dostça, dostça bir sarılma değildi yani.

Bir ben sarılamadım zaten doya doya bu çocuğa.

Anlamadım ki yani sürekli üst üste, alt alta, tepe taklak.

Yani hep yarım yamalak.

İyi de kızım sen dememiş miydin bunlar ilk karşılaştıklarında da böyle...

...böyle sarıldılar diye.

Ama işte bu öyle bir şey değil.

Yani böyle sevgili gibiydiler.

(Başak) Ya saçmalama. Saçmalama, yok öyle bir şey.

Ya bu hatun demek ki dokunmatik bir tip. Ya bunlar böyledir.

İlla dokunsunlar, üstünden senin mırç mırç...

(Pelin) Ay Başak.

Dokunmatik tipleri ben de biliyorum. Dokunmatik tipler...

...herkese dokunur.

Niye sadece Sinan'a dokunuyor? Herkese dokunsun.

Bülent'e dokunsun mesela.

Höst!

Ne demekmiş öyle evli barklı olacak olan adama dokunmak?

Parmaklarını kırarım onun. Bak, bir daha sakın ağzından böyle bir şey duymayayım.

(Pelin) Ya. Nasıl oluyormuş hanımefendi?

Ama sen yine de bir konuşsaydın ya.

Hani içinde kalmasaydı en azından.

Böyle bir durumda ben açılamam.

Cık. Yok, Pelin haklı. Olmaz yani.

İyi de bu adam sana şiirler yazmadı mı? Ya sahtekâr mı bu?

İşte ben de onu anlamıyorum.

Yani herkese mi yazıyor, herkese mi okuyor bu şiirleri?

Ha, belki parfümüne göre değişiyor olabilir yani.

Leylak olabilir, sümbül olabilir.

Hah. Hatta kiraz çiçeği.

Yok, ben güvenmeden, tanımadan, anlamadan gidip konuşamam yani, açılamam.

Ya reddedilirim belki.

Kızım, erkek milleti değil mi bunların hepsi aynı.

Yatakta bir kadınla yakalarsın...

...aa, bunu buraya kim koymuş, nereden çıkmış?

Evliliğimi bozuyorsun falan der, suçu onun üstüne atar...

...hemen üste çıkar bak.

Kız, ne alakası var? Nasıl abartıyorsun, nasıl vardın acaba bu konuya?

Kızım, teyzeme olmadı mı aynısı ya?

Kız senin manyak eniştenle Sinan bir mi?

Hem ayrıca Sinan öyle bir insan olsa benim evimin direği olacak olan adam...

...onunla arkadaşlık eder mi? Arkadaş, yapmayın.

(Kapı kapanma sesi)

(Başak) Hı, hı, hı.

Geldi Don Juan.

Sen de yangına körükle gitmeyeceksin.

Sen de anlamadan dinlemeden konuş bir önce.

Pelin bak, sakın unutma tamam mı? Bunların hepsi intikamın parçası olabilir bak.

Sakın.

Hâlâ gel yürü, yalnız bırakacaksın.

Konuş, anla, anladın mı?

(Müzik)

(Sinan) Evet.

Ne güzel şeyler söylüyordun.

Kaldığımız yerden devam mı etsek?

Devam edecek bir şey yok.

Bu kadardı. Bitti.

Sen iyi misin?

İyiyim.

İyiyim, çok iyiyim.

Şimdi de eve gidiyorum.

(Pelin) İyi geceler.

(Müzik)

(Sinan) Pelin.

(Sinan) Ya Pelin, Pelin.

Ay ne var Pelin, Pelin? Adımı mı ezberliyorsun?

Bunu unutmuşsun.

Ee...

...ne yani sen şimdi bunun için mi benim...

...peşimden koşturdun, beni çağırdın?

-(Pelin) Bu çanta için mi? -(Sinan) Evet.

Ya insan bir dur der.

Nereye gidiyorsun der. Yani ne güzel konuşuyorduk...

...ne oldu falan der.

Ben bunların hepsini bir şekilde söyledim ama...

...gözün o kadar dönmüştü ki hiçbirini duymadın bile.

İyi, neyse. Tamam, yani dedim diyorsan da demişsindir yani, önemli değil.

Neyse, ben çantamı alayım zaten. Teşekkür ederim.

(Pelin) İyi geceler.

Alabilir miyim acaba?

İki dakika partiden ayrıldım ve seninle ilgilenmedim diye mi yapıyorsun bunları?

Ay, ay bana ne canım yani?

Ne yapıyorsan yap, git eğlen. Bana ne yani?

Rüzgâr değil mi? Bu rahatsızlığının sebebi o.

Onu kıskanıyorsun.

Ben, ben mi Rüzgâr'ı kıskanacağım acaba yani?

Yok artık, saçmalıyorsun. Daha neler yani, şaka falan mı bu ya?

Sence şaka yapar gibi bir halim mi var?

Evet?

Soruma cevap istiyorum.

Ne biçim bir soru bu ya?

Niye kıskanayım ki ben Pelin'i?

İşte kadınsal bir içgüdü.

Öyle hissettim diyelim.

Hislerin çok kuvvetli değilmiş demek ki.

Yani çünkü ben Pelin'i kıskanmak için ortada bir sebep göremiyorum.

Sinan'ın gözündeki değerimi gayet iyi biliyorum.

Öyle mi?

Neymiş o değer peki?

Pelin Sinan'ı öldürüyordu...

...ben Sinan'ın hayatını kurtardım.

Sen hesapla artık.

Bakıyorum Hindistan muhabbetinden daha çok sardı bu muhabbet seni.

Dinle o zaman anlatayım ben sana.

Anlatıyorum bak, hazır mısın?

Organizasyonuyla bizzat ilgilendiğim enfes...

...şahane, görkemli, harika düğünümüzden sonra...

...on beş gün sürecek bir balayı düşünüyorum. Amerika'ya gidelim diyorum.

Yani çünkü ben bugüne kadar uzun uçak yolculuklarından hep korktuğum için...

...tek başıma gitmeye hiçbir zaman cesaret edemedim.

Ama artık yanımda sen varsın.

Bunu yapabilirim, seninle birlikte gidebilirim. Ne dersin?

Ya şu yüzündeki huzuru, mutluluğu anlatmaya kelimeler yetmez biliyor musun?

Mutluluktan ölebilirim yani, o kadar mutluyum ki.

Kıyamam ben sana.

Ya bir de ben tek çocuktum ya, böyle hani hep yatılı okul, bir de ayrı ana baba falan.

(Başak) O yüzden bir sürü çocuğum olsun istiyorum, bir sürü olsun.

Böyle boy boy olsun, hepsi bizim olsun.

Birlikte yapalım bunu, ne dersin?

Ay. Şapşik duygulandın mı sen?

Tamam be, kaç tane istiyorsan yaparız. Benim için hiç sorun değil.

Böyle üç tane dört tane, dört de yetmez beş tane, boy boy yaparız ya.

Kocaman kalabalık bir aile oluruz, düşünsene ya.

Benden bir sürü çocuk.

Gözleri bana benzeyecek, bakışları sana benzeyecek...

...düşünebiliyor musun? Kalabalık bir aile!

Evlenme teklif ettiğin bir kadın çünkü onu çok seviyorsun.

Çünkü sen onunla çok eğleniyorsun, çok mutlusun.

(Başak) Her zaman onun...

(Başak) Bülent!

(Başak) Bülent aç gözünü!

Tamam, git.

Git ama önce herkes içeride eğlenirken neden böyle surat...

...asıp benimle ters ters konuştuğunu açıkla öyle git.

(Başak) Bülent daha çocuk yapacağız, lütfen kendine gel.

(Başak) Bülent, Bülent ne olur kendine gel.

(Başak) Bülent, Bülent kendine gel ne olur.

(Başak) Aç gözlerini, bak daha çocuk yapacağız.

(Başak) Kalkar mısın? Lütfen kendine gel.

(Hakan) Kızım dur dur, ne yapıyorsun? Tokat manyağı yaptın adamı.

Ya ne oldu, ona bir şey oldu. Ne olur Hakan yardım et.

Sen önce üstünden bir kalk istersen ha, doktor olacaksın bir de.

Ya ben doktorluğumu hatırlıyor muyum? Ben adımı bile hatırlamıyorum.

-(Başak) Bülent ne olur kendine... -(Hakan) Arkadaşlar bir açılın.

(Sinan) Bülent, Bülent.

(Sinan) Bülent iyi misin? Bülent.

Ya bir ambulans falan mı çağırsaydık?

Yok abi yok, gerek yok.

(Hakan) Geçici bir şok diyelim. Birazdan gelir kendine.

Şu an vücut ve kafa olarak şu an, şu saniye yanımızda olmak istemiyor.

(Hakan) Birazdan gelir kendine.

Bülent, Bülent.

(Hakan) Bülent, hadi abi.

(Hakan) Hadi.

Ay gözünü açtı, gözünü açtı.

-(Başak) Kalk, kalk, kalk. -(Hakan) Hadi.

(Başak) Kalk, kalk, kalk.

Ben olmadım abi. Beni bir daha yapın abi, olmadım ben.

Ay şapşik.

Ay şapşik, herkesin başına gelebilir.

Herkes bayılabilir, sakin ol.

Ya düşün, çocuk yapacağız. Bir sürü çocuğumuz olacak.

(Başak) Bunu düşün ve mutlu ol, hadi aşkım.

(Başak) Ya yerim. Ya nasıl huzurlu, nasıl âşık.

(Başak) İçme daha, içme.

(Başak) Ay çok mutlu. Mutluluktan oldu.

(Başak) Seni çok seviyorum.

Zübeyir'in de kendine hayrı yok...

...bizim evliliğimizi kurtarmaya çalışıyor.

Yok, ben öğretemedim bu çocuğa bazı şeyleri.

Yani mantık yok.

Burası ne emrederse emrine amade.

Sanki yani böyle sofra hazırlayınca, iki tane mum yakınca...

...evlilikler kurtulacak yani.

(Rıza) Hiç.

Bunun özür dilemesi var...

...kendini affettirmesi var. Karşındakine güven telkin etmesi var.

(Rıza) Bir daha yapmayacağını iddia etmesi, karşındakini buna ikna etmesi var.

Sofralar insanları buluşturabilir ama...

...birleştirmeye yetmez.

(Müzik)

Bir yandan da hani hazır kurulmuş sofra.

Yani doyursak mı karnımızı?

Yani Zübeyir'e kızdık diye de...

...gıdalara küsmenin bir manası yok değil mi?

Allah günah yazar. Nimet bu, günah.

Yiyelim o zaman.

(Müzik)

Çiğ köfte de var.

(Müzik)

Hangisini istiyor canın?

Tatlı mı, ekşi mi?

İkisinden de istemiyorum Necip.

Ha.

O zaman ben koyayım bunları buraya da...

...hangisini istersen söyle ama.

Ne demişler? Ye tatlıyı, doğur Hakkı'yı...

...ye ekşiyi, doğur Ayşe'yi.

(Gülme sesi)

Yavrum, bak sen sabahtan beri durmadan yediriyorsun bu kızı.

Yani istersen daha fazla ısrar etmesen.

Çatlayıverir maazallah.

Muck. Aman, Allah korusun anne. O nasıl söz?

(Necip) Yok.

Ben çok zorluk çektim.

Çok yokluk yaşadım.

Ama benim çocuğum öyle olmayacak.

(Necip) O daha annesinin karnındayken...

...her şeye doyacak. Hiç kimseye muhtaç olmayacak.

Bak şimdi.

Nereye?

Su alacağım Necip.

Bana söylesene.

Gideceksin, içeceksin oradan buzlu buzlu şeyleri...

...ondan sonra boğazın şişecek.

Ben getiririm suyu.

Yavrum.

Bak, bu kızı böyle köşe yastığı gibi oturtmak olmaz.

(Meliha) Hareket etmesi lazım çocuğum.

(Meliha) Bak ben Havva'ya hamileyken...

...rahmetlinin lokantada sabahtan akşama vızır vızır çalışırdım.

İki tane evlat doğurdum...

...sapasağlam çok şükür.

Yok anneciğim yok, öyle olmaz.

Her şeyi ben yapacağım.

Ben çocuğumun annesine kurban olurum.

Bundan sonra oturmak yok.

Sana değil, bana yok oturmak. Sen otur.

Ee, çocuğun anneannesi için de bir şeyler düşünüyor musun bari ha?

(Gülme sesi)

Malum artık yaş ilerledi.

Kolay değil öyle yarım saat içinde pırıl pırıl çekidüzen veremiyorum ben hemen.

Sen oturacaksın anneciğim.

Sen de oturacaksın.

Her şeyi ben yapacağım.

Mahallede parmakla gösterecekler beni.

Vay be Necip'e bak, babalık böyle yapılır işte diyecekler.

(Necip) Ben şu suyu getireyim.

(Meliha) Hay Allah'ım yarabbim.

Hay Allah'ım sen bana yardım et ne olur.

(Müzik - Piyano)

(Simay) Kızlar, her şeyi öğrendim.

(Pelin) Nedir durum?

Ee, şöyle ki Ceyda'yı onla çarp, hatta yirmiyle çarp.

Nasıl yani?

Yani Ceyda rakip olarak uyarlama diziyse, bu bildiğin...

...hani Süper Baba, Yabancı Damat falan. Ya da...

...Ceyda tavuk dönerse, bu bildiğin İskender. Ya da Ceyda...

(Başak) Kız tamam, anladık.

Nasıl vardın bu kanıya onu anlat.

Ay hatırlıyor musun annesi sana demişti ya az...

...kalsın oğlumun ölümüne sebep oluyordun diye?

Evet.

Hatta hayatını bir melek kurtardı falan gibi bir şey söylemişti değil mi?

Hah. İşte o melek bu.

Ay!

Ay Allah'ım ne bitmez bir çilem varmış.

Nasıl bir rakip bu?

(Simay) Devamı da var.

Sinan'ı alıp yurt dışına götüren, bütün bu değişime sebep olan falan hep bu.

Hayır. Simoş sus, Allah aşkına sus.

Yani sen konuştukça biri bana böyle bir...

...tokat atıyor gibi hissediyorum ben şu an.

(Simay) Yani benim anladığım kadarıyla...

...bunlar bayağı bir sınır ötesi bir aşk yaşamışlar.

Yani hangimiz böyle bir aşk yaşıyoruz ki? O da...

...şey yani.

Zaten ben aşkla ilgili ne yaşadım ki acaba?

(Başak) Ha, Çınarcık'a gitmiştik biz.

Orada bakkalın oğlu seni seviyorum demişti. Dokuz yaşında falandım.

Evet ama o sayılmaz.

Senin rakibin çok ciddi, işin de çok zor.

Burada kalacaksın, hiçbir yere gitmek yok.

Yok yok, yani senin gözünü kesin bunun üzerinden ayırmaman lazım bak, kesin.

(Müzik)

Rıza hatırlıyor musun?

Kış günü sarı İspanyol paça, kareli pantolonla gelmiştin.

Çok güzel pantolondu o.

Hiç unutmuyorum, mutfakta kahve yapıyorum, annem yanıma gelmişti.

Ayol bu resmen sarı çizmeli Mehmet Ağa demişti.

(Gülme sesi)

İşte siz mutfakta ananla bana gülerken...

...ben de salonda kendimi babana maymun ediyordum.

Adam diyor oğlum ben seni beş kere kovmadım mı bu evden?

Biliyorum, biliyorum.

Sen de efendim, Allah'ın hakkı sonsuzdur...

...peygamberin kavli de öyle demiştin.

Bir de böyle süt dökmüş kedi gibi oturuyordun boynu bükük.

Çok mert adamdı rahmetli ama...

...inattı bu, inattı.

İnattı.

Ben dedim kızınıza aşığım.

Altıncı defa kovdu beni.

Yok doğru düzgün diploman yok, yok dil bilmiyorsun.

Ama sonunda evlendik işte.

Hım. Çok kolay oldu.

Baktım bu iş güzellikle olmayacak...

...o Kordon'da takıldığı bir meyhane vardı ya...

-(Süheyla) Hı. -Gittim orada yakaladım.

Çöktüm masasına.

Baba dedim, aynen böyle.

Ya kızını verirsin bana güzellikle, ya kaçırırım dedim.

Bu bir kükredi. Karşıyaka'dan duyuldu.

Polis çağırırım, içeri tıktırırım seni dedi.

Dedim tıktır.

Girerim, çıkarım, yine kaçırırım kızını.

Şöyle bir baktı bana, o bazen bir bakardı öyle bana.

Sen olsan dedi, kızını senin gibi bir deliye verir misin dedi.

Ben bu hikâyeyi hiç bilmiyordum.

Ben de dedim ki...

...kızım da âşıksa veririm dedim.

Hiç unutmuyorum, o aralar bir rüya görmüştüm.

Beni böyle bir odaya kapatıyorlar.

Allah'ım nasıl çıkacağım ben buradan derken...

...pat diye içeri sen geliyorsun, elimden tutuyorsun...

...beraber uçuyoruz.

Ha rahmetli dedem de vardı rüyada.

Bana diyordu ki kızım sen bir ömür boyu bu çocuğun elinden tutacaksın...

...o da senin elinden tutacak.

Sonra sabah uyandım...

...ben Rıza'yla evleneceğim dedim.

(Müzik)

Sonra ne oldu?

Pişman ettim seni.

Belki de sen, senin kıymetini bilecek...

...sana istediğin gibi kıymet verecek biriyle evlenmeliymişsin.

Evlendim zaten.

Ben hayatta bırakmam kızım seni.

(Müzik)

(Müzik)

Ee, herkes gitti.

Biz niye oturuyoruz hâlâ?

Ay sen sürpriz için mi heyecanlanıyorsun?

(Gülme sesi)

Bir yandan da ne güzel oturuyoruz ya.

İnsan böyle her zaman bir araya gelemiyor değil mi?

Evet ya.

Evet, oturalım, oturalım. Hatta sabaha kadar oturalım.

Yani ben çok iyiyim böyle.

(Simay) Kızım delirdin mi sen? Yorgunluktan ölüyoruz hepimiz yani.

Saat gecenin ikisi olmuş.

Simoş. Onları yalnız mı bırakayım?

(Müzik)

Hadi gidelim. Benim kafamda şeyler...

Ben seni bırakırım aşkım. Hadi, hadi o zaman.

Ay bebişim ya, senin işi de doğru dürüst kutlayamadık bugün.

Şimdi Bülent her sabah erken kalkıyor. Bugün de çok yoruldu.

Erkenden de restoranı açacaklar, biliyorsun.

O yüzden şimdi zaten...

Ay zaten ben kırk gün kırk gece eğlence düzenleyeceğim.

Sen ne diyorsun ya? Hadi başka zaman yaparız, hadi.

Aa, kalkıyor musunuz?

Ee, ya siz kalın bari. Ha?

(Pelin) Hakan?

Haa...

O zaman şey yapalım.

Ee, böyle hareketli bir müzik koyalım, dans edelim falan, bence parti bitmesin yani.

Müzik çok iyi bir fikir değil bence.

Çünkü yukarıda hasta bir teyze var da yani...

...biraz sıkıntı olur.

(Pelin iç ses) Duyar prensesi.

(Pelin iç ses) Ben de ortamın kadrolu şeytanı gibiyim.

Tamam.

Tamam. O zaman şey yapmayalım, yapmayalım.

Ee, o zaman biz şey yapalım, biz gidiverelim.

(Başak) Hadi bakalım. Bir hadi şey yapalım biz.

(Başak) Peluş'um öpüyorum.

(Başak) Öpüyorum. Çok teşekkür ederiz her şey için.

(Simay) Ay hadi her şey için teşekkür ederiz.

-(Simay) İyi akşamlar. Sağ ol. -(Hakan) Görüşürüz.

(Müzik)

Sen istersen biraz daha kal.

(Sinan) Biraz daha oturalım.

Yani dans etmemiz şart mı?

Aa, yok, dans etmek şart değil. Ben ama kalırım.

Bence şey yapalım, oturalım o zaman.

(Pelin) Şöyle beraber.

Müsaadenizle ben yatayım, biraz yoruldum artık.

Aa, sen şey burada yatıyordun değil mi koltukta?

Sinan biz mutfağa geçelim mi seninle?

Yok canım. Yatak odası dururken niye koltukta yatayım ki?

(Pelin iç ses) Ha buldun taş gibi çocuğu, orada yatarsın tabii.

(Pelin iç ses) Sen çıkmazsın bile oradan.

Neyse, ben yatıyorum.

-(Rüzgâr) İyi geceler. -(Sinan) İyi geceler.

(Müzik)

Pelin, bir şey mi oldu?

Yoo.

Niye ki?

Öyle bir dalıp gittin de.

Aa, ben şey yaptım ya...

...seni düşündüm.

Beni mi düşündün?

Evet yani ee, yatağını vermişsin.

Yani yatabilecek bir yer yok hani.

Evde de başka oda yok.

Bu arada yani ben düşündüm bu çocuk ne yapar, nasıl uyur, nerede yatar diye.

(Müzik)

Bu geceki rahatsızlığın Rüzgâr değildi, değil mi?

Aa, yok canım. Ne alakası var? Yani sen...

...niye lafı buraya getiriyorsun acaba?

Ben lafı dolandırmıyorum Pelin.

Olduğu gibi söylüyorum.

Portatif bir yatağım var.

Rüzgâr geldiği zamanlarda orada yatıyorum.

(Pelin iç ses) Ay şükürler olsun.

(Pelin iç ses) Ama o sarılma neydi?

(Pelin iç ses) Her an yatak odasına yatağa geçiş yapabilir bunlar.

Ay, keşke eşyalarını alsaydın sen odadan, yani belki bir şey lazım olur sana.

Gece karanlıkta bir şey görmezsin falan filan hani...

...kız da benim gibi deli yatıyorsa yani öyle eli, kolu bir tarafta falan.

Girdiğin zaman sorun olur yani...

Şey için dedim.

Ya şey, kızı rahatsız etme diye.

(Müzik - Piyano)

Senin bu saf...

...doğal hallerini çok sevdiğimi söylemiştim değil mi?

(Müzik)

Ben de senin bu dürüst ve dobra hallerini seviyorum.

(Müzik - Deniz Seki - Aşk) "Unutmak ne zor bir kelime"

"Hele bir de sevdanın yükü üzerindeyse"

Portakal Çiçeği'ni nasıl yazdın?

Çok zor olmadı.

Buraya oturdum...

...bir kağıt ve bir kalem aldım.

Sonra dalıp gittim.

(Müzik devam ediyor) "Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki..."

Neye dalıp gittin?

"Ah, ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

"Aşk, öyle bir büyü ki"

Portakal çiçeğime.

Ömrüme.

Ben bütün şiirlerimi ona yazıyorum.

"İstesen de susturamazsın"

(Müzik devam ediyor)

İstersen burada kalabilirsin.

Yani...

...yine bu kanepede yatabilirsin.

Yok, ben gideyim.

Sen yalnız kal.

Belki dalıp gidersin.

Yeni bir şiir yazarsın.

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah, ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah, ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

Gözümü kapattığım zaman hep hatırlayacağım...

...hiç unutmayacağım bir şey olsun.

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah, ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

(Nefes sesi)

Necip.

Uyudun mu?

Hı.

Yoo.

(Havva) Ben de uyuyamadım.

Benim sana bir şey söylemem lazım Necip.

(Necip) Biliyorum Havva.

Her şeyin farkındayım.

(Necip) Eğer çocuk erkek olursa...

...evde kalırız, onda bir sıkıntı olmaz.

Yani erkek çocuğa bir çekyat açarız.

(Necip) Orada yatar, dert etmez.

Ama kız çocuk olursa...

...onun kendine ait odası olması lazım.

Bir tane fazladan oda var ama o da karanlığa bakıyor.

Ne bileyim.

Nasıl sığacağız, ne yapacağız?

Düşün düşün işin içinden çıkamıyorum.

Düşün düşün sabaha kadar uyuyamıyorum canım.

(Havva) Sen bunları mı düşündün Necip'im?

Ya ben çocukken yani...

...herkesin hayali arkadaşı varken...

...benim de hayali çocuklarım varmış.

Anneme anlatırmışım.

Anneme anlatırmışım hep böyle.

Bu sene üniversiteye gidecekler...

...biri kız, biri erkek diye.

Yani...

...hayatım boyu tek hayalim yuva kurmaktı ve anne olmaktı.

Hikmetinden sual olunmaz ama...

...kaderimiz böyleymiş.

Hah.

Bizim çocuğumuz olmayacak Necip.

Ben sana doğruyu söyleyemedim.

(Müzik - Duygusal)

Ne olur bir şey söyle.

Bağır, çağır, hakaret et, söv ama...

...ne olur susma Necip.

Sen o kadar heveslendin ki...

...ben öyle sana pat diye söyleyemedim.

Ne olur bir şey söyle.

(Horlama sesi) -Necip.

Necip.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik)

"Ne olurdu ah ne olurdu"

"Sevebilsen kırmadan"

"Ders olur mu acaba bu"

"Tatlı intikam"

Gözümü kapattığım zaman hep hatırlayacağım...

...hiç unutmayacağım bir şey olsun.

Keşke orada kalsa yerim.

(Müzik devam ediyor) "Ne olurdu ah ne olurdu"

"Sevebilsen kırmadan"

"Ders olur mu acaba bu"

"Tatlı intikam"

"Zaman sence hangimizden yana"

"Yakından bak biraz daha"

"Unutulmaz bir masal"

"Yazdım sana"

Aa.

Kahvaltıdan önce kaçanlar kulübü.

Yok ya, bir şeyler atıştırmıştım.

Ya aslında biraz acelem var. Bu...

...Ceyda'nın mekânla ilgili çıkardığı sorunu...

Ha, bir de o vardı değil mi?

Evet.

Bülent'in meselesi yüzünden bir türlü konuşamadık ama...

...o sorunu çözmem lazım.

Evet.

Ee, bu arada Pelin de kalmamış gece.

Evet.

Sen yattıktan bir süre sonra o da gitti.

Bu arada bence Pelin seni benden kıskanıyor, farkında mısın?

Yok ya, o sen böyle bir anda ortaya çıktın ya...

...bir de aynı evde yaşıyoruz.

Anlamaya çalışıyordur.

Yani bilmiyorum, böyle arkadaşları dört koldan...

...ağzımdan laf almaya falan çalışıyorlar.

Yani bence aramızdaki ilişkiyi çözme derdindeler.

Sen ne anlattın?

Olanı.

Hı.

Restorana gelecek misin bugün?

Ya şey, bizim şu mesele vardı ya hani?

O yüzden benim bir dedeme uğramam gerekiyor.

Ha.

Hıh. Biz evleniyorduk değil mi?

Gülme.

E ama komik.

Ya bak, dedemin benim için ne kadar önemli olduğunu biliyorsun.

O babalık yaptı bana.

-(Rüzgâr) Ya başkası olsa... -(Sinan) Biliyorum.

Biliyorum.

Bunu bana anlatmana gerek yok.

Yani şey isteyecektim senden.

Bugün benimle gelsen çok iyi olur biliyor musun?

Merak etme.

Sen gün içinde bir ara restorana uğra, beraber gideriz.

Sağ ol.

Ya...

...Rüzgâr.

Bu...

...evlilik oyunu işini...

...gizli tutsak olur mu?

Bak, istemiyorsan...

Hayır, hayır.

Ya istemiyor değilim.

Yani sen de biliyorsun işte, komik bir durum.

Yani bilmiyorum, bana daha çok böyle...

...Pelin öğrensin istemiyorsun gibi geldi ama.

Öyle olsa öyle derdim.

İyi, tamam.

Restoranda görüşürüz.

Görüşürüz.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Bir yerde mi unuttun, ne yaptım?

Yok.

Anne.

Ya niye bana sormadan eşyaların yerini değiştiriyorsun?

Anne.

Kızım ne oluyor, ne bağırıyorsun anne anne diye?

Anne, yüzüğüm yok.

Ya sen mi taktın?

Geçen sefer senin çok beğendiğin bir yüzüğüm vardı ya.

Aa.

Ne imalar bunlar böyle?

Yok diyorum kızım, ben bilmiyorum senin yüzüğünü falan.

Ha, geçen sefer de öyle diyordun.

Anneciğim bak, sen bugünlük bana o yüzüğü ver...

...ben sana akşam vereceğim, söz.

Ama bugün takmak istiyorum ne olur.

Kızım, bilmiyorum ben senin yüzüğünü. Yok bende diyorum.

(Pelin) Anne saklıyorsun değil mi benden yüzüğü?

(Süheyla) Kızım. Ay yok bende, Pelinciğim söylüyorum...

...yok yüzüğün bende diyorum.

Ya belki yürüyerek senin odana gelmiştir yüzüğüm, ha?

Ay yok yüzük diyorum. Bak, bak, sinirlenmeye başlıyorum Pelin.

Ha, söyleyeyim sana.

Senin odana girince aman izinsiz girmeyin...

...benim odama olunca...

...paldır küldür dalmalar falan.

(Süheyla) Kendine bir çekidüzen ver.

Hiç hoşlanmadım bu hallerinden ha. Söyleyeyim sana.

Anne, bir sorun mu var?

Yani konuşalım istiyorsan.

Vallahi sen bağırana kadar bir sorun yoktu Pelinciğim.

Ha, anlaşıldı.

Sen beni bu odaya sokmak istemiyorsun.

Ay! Ne alakası var canım?

Sabah sabah böyle paldır küldür uyandırdın beni.

Sinirlerim tepeme fırladı.

(Süheyla) Bırak beni.

(Kapı kapanma sesi)

Ne yaptım ben şimdi ya?

Ay Pelin bizi yakalayacak diye ödüm patladı.

Ya ne yapmışız da yakalanacağız anlamıyorum ki.

Sen benim nikahlı karımsın, o da doğduğundan beri öz kızım.

İyi de Rıza yani ben duygularımdan daha emin olmadan Pelin'e söylemek istemiyorum.

(Rıza) Vay.

Dün gece öyle demiyordun ama.

(Rıza) Ha?

Özlemişimler, yok sensiz yapamam benler.

Şimdi mi aklına geldi emin olmak?

O an öyle hissettim, söyledim.

Duygularımdan tam emin olmadan Pelin'e söylemek istemiyorum yani.

Yahu bütün gece kollarımda uyudun. Daha nesinden emin olacaksın?

Vallahi Rıza ben nereden bileyim beni ikna etmek için böyle nazik davranmadığını?

Ne?

Böyle bütün hayatın boyunca bana hoş ve nazik davranmanı istiyorum.

Şöyle kendimi bir kadın gibi hissedeyim, bir hoşluklar falan.

Ondan sonra bakarız yani.

Benim biraz zamana ihtiyacım var.

Resmen kendimi kullanılmış hissediyorum.

Ya ben sana bu yaşıma kadar kendimi anlatamadıysam...

...bu yaştan sonra nasıl anlatacağım ki?

Vallahi Rıza ben bir dönüm noktasındayım.

(Süheyla) Yani söyleyeyim sana.

Tamam mıyız, devam mıyız yani?

Devam be, ölene kadar devam.

Ama işte yani bunlar böyle konuşmakla falan olmuyor.

(Süheyla) Yine de emin olmam lazım benim.

İkimizin de birbirimizin duygularından emin olması lazım.

(Süheyla) Ondan sonra söyleyeceğiz Pelin'e.

Böyle çocuk oyuncağı gibi boşandık, boşanıyoruz...

...boşanalım mı acaba falanla olmuyor yani.

(Müzik)

Arkadaşlar, Bülent Bey geliyor.

(Alkış sesleri)

(Alkış sesleri)

Vay benim kardeşim.

E hiç gelmeseydin.

Yani müstakbel eşinle kaliteli vakit geçirseydin keşke.

Vur abi vur, vur sen de vur ya. Bülent'in canı can değil zaten.

Aferin, aferin, ben sizi alkışlıyorum ya. Milleti de örgütlemişsin.

Aa vuracağız, vuracağız.

O odaya senin sırtına vura vura sokacağız.

Ama önce düğün.

(Serkan) Abi, yalnız helal olsun.

Kimseye çaktırmadınız, yani bize bile.

Hakan abiyle yüzüğü yollamak çok zekiceydi.

İkimizden de zeka fışkırıyor, haklısın.

Bir de bana ketum dersin.

Bana bile söylemedin be.

Yalnız Bülent abi, dört dörtlük plandı.

Biz de zaten düğün özlemiştik, çok iyi oldu.

Ya ne düğünü? Abiciğim, yok düğün müğün, var yani daha.

(Sinan) Var yani daha mı?

Oğlum teklif ettin. E kız kabul etti.

E iyi de anlaşıyorsunuz. Daha niye uzatıyorsun?

Oğlum ne güzel, oğlum ne biçim kafa bu ya?

Sen iyisin, o iyi, o zaman evlenin, oh.

Var mı böyle bir şey ya?

Oğlum, niye kızıyorsun?

Sakin ol. Teklifi eden sensin.

Ben hani arkanızdayız anlamında...

Abiciğim, ortada evlenme teklifi falan yok ya.

Başak beni yanlış anladı. Ben evlenme teklifi falan etmedim ya.

Yok öyle bir şey ya. Uyduruyorsunuz.

O nasıl iş?

Oğlum niye bu kadar kızıyorsun sen de?

Ne?

Ya neyse o işte.

Aynen anlattığım gibi oldu.

Hayır arada bizim yüzük kaynadı.

Ya kırk yılın başında romantik adam imajını yakalayacaktım, gene olmadı ya.

Tamam canım, şimdi bırak bizim yüzüğü. Yani kedi olalı...

...bir fare tutacakmışsın, olmamış, ne yapalım yani?

Hay ben Başak'a üzülüyorum. Kız çok mutluydu.

Nasıl olacak şimdi?

Peki Bülent ne diyor?

İşine falan geliyor olması lazım değil mi?

-(Hakan) Ha Bülent... -(Simay) Ha.

Ne yapayım yani abi şimdi?

Allah aşkına, niye işime gelsin ya?

Düşünmeden, etmeden olur mu öyle şeyler?

Vallahi tesadüfün böylesi.

(Sinan) Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Ama kız çok mutlu oldu be.

Nasıl anlatacaksın?

Ne yapayım şimdi, anlatamıyorum diye evleneyim mi yani?

Vallahi ben Başak'ı tanıyorsam...

Tamam abiciğim tamam. Ben de birazcık tanıyorum Başak'ı.

Sakın o cümleni bitirme, zaten böyle...

...her aklıma geldiğinde üstümü başımı yırtasım geliyor.

Bir sus yani.

Oy kıyamam. Ben sana kızar mıyım hiç?

Çarpmasın kalbin, tamam mı?

Kızdın işte.

Cık.

Hayır yani o an Başak benim aklıma geldi, ne kadar üzüleceğini falan düşündüm.

Ama yani sen de bir romantiklik yapacaksan adam gibi...

...versene. Ne o öyle bardağın içine falan koymuşsun yüzüğü.

Cık.

Cık.

Bu kadın olayı çok farklı bir şey ya.

Yemin ediyorum benim aklım ermiyor bu duruma.

Yani sizinle bizim kafalarımız çok farklı çalışıyor.

Sen hâlâ kadınları tanımadın mı?

Hele Başak.

Bana sorarsan hemen anlatman lazım.

E ben daha böyle uygun bir zaman kollayayım diyorum ama.

Vallahi kardeşim ne kadar çabuk anlatırsan o kadar iyi.

Yani böyle kırmadan, dökmeden ama hemen anlat.

Yani gideyim açık açık anlatayım diyorsun?

Yani geçen her dakika aleyhine işliyor diyorum.

Belki plan yapmaya bile başlamıştır.

Ne planı ya?

(Telefon zili sesi)

Şom ağızlı herif!

Belki Başak değildir.

(Gülme sesi)

Bilmiyorum.

(Bülent ses) Alo?

Alo?

Canım müsait misin? Ben sana bir şey danışacağım.

Şimdi biz ev alsak, teras mı seviyorsun, bahçe katı mı seviyorsun?

(Başak ses) Yani gerçi biraz önce bir ev baktık yani...

...galiba ikisi de var onda.

Neyse, ben işte kararsız kaldım, sana bir danışayım dedim.

(Başak ses) Şimdi biz emlakçıyla böyle evleri...

Bir saniye, bir saniye aşkım, kapatma, bir saniye.

Hoparlöre aldım.

(Başak ses) Şey, şu gezdiğimiz evi bir anlatır mısınız?

(Emlakçı ses) Bahçeli evimiz sıfır yeşillikler içerisinde.

Yalnız aile olacak değil mi?

Sitedeki komşuların bu konuda hassasiyeti var.

(Emlakçı ses) Çünkü burası bir aile sitesi.

(Başak ses) Ya hiç merak etmeyin, biz şimdi evleneceğiz.

Bir iki ay içinde taşınacağız işte.

E bir iki ay iyiymiş ya.

Aşkım biliyorum, sen şimdi hemen evlenmek istiyorsun ama olmaz.

O kadar çabuk olmaz. Benim hazırlık yapmam lazım.

Hayırlısı, hayırlısı Başak, hayırlısı.

E öyle olacak zaten. Şimdi şöyle yapalım.

Ben zaten seninle birlikte de gezeceğim ben böyle.

Ben beş altı tane ev çıkarayım, bakayım...

...hepsini tek tek gezeceğiz, hiç merak etme.

Ben geldim.

Ee, özlediniz mi beni?

(Sinan ses) Hoş geldin Rüzgâr.

(Rüzgâr ses) Hoş da buluyorum genelde.

(Rüzgâr ses) E hadi Sinan, işin bittiyse gidelim mi?

Otursana.

Ee, Başak acil bir şey yoksa ben seni sonra arayayım mı hayatım?

Tamam, şey, önemli değil. Ben şey yapıyorum...

...ee, kapatıyorum şimdi, sonra konuşuruz. Tamam. Hadi bye bye.

Kapatma.

Niye kapatıyorsun ya?

Şimdi o Rüzgâr dedi değil mi?

Hoş geldin Rüzgâr dedi.

İyi ki geldin dedi, değil mi?

Evet, Rüzgâr dedi.

Rüzgâr da ona özlediniz mi dedi.

Ona cevap veren beyefendi ise...

...hoş geldin dedi ama sanki orada özledim der gibiydi.

Bunun üzerine cevap veren abla...

...hadi Sinan hazırsan çıkalım dedi.

Sinan tam ona cevap verecekken...

(Pelin) Ne oldu?

Hanımefendi telefonu kapattı.

Bravo, bravo, çok güzel yerde kapattı.

Tebrik ediyorum kendisini.

Evet, kapattım. O zaman biz şöyle yapalım mı şimdi?

İşimize konsantre olalım mı mesela?

E tamam. O zaman şu ileride sokakta güzel dairelerimiz var.

Ee, ben önden gideyim, siz gelirsiniz.

Buyurun, buyurun.

Zaten nerede cins var, hep gelip bizi bulur.

Özledim der gibiymiş. Hıh hı.

Adam haklı.

Öyle dedi, ben de duydum.

Pelin saçmalama.

Ya kızım, bu çocukla aynı evde kalıyor.

Ya restorandan çıktığı yok.

Yani şunun şurasında üç saat olmuş ya, neyini özlüyor?

Beni bu kadar özlemiyor Sinan. Anlamadım ben yani.

Kız Pelin saçmalama, özledim falan demedi. Yok öyle bir şey, duymadık.

Dedi. Dedi, ben duydum.

(Pelin) Ben duydum, öyle dedi.

Acaba nereye gidiyorlar?

Benimle ev bakacaksın, bana sözün var.

Nereye gittiği de beni hiç ilgilendirmiyor, demedi.

Çok zor bir durummuş ya. Çok üzüldüm Bülent.

Ya kız ev bakıyor Rüzgâr. Gerçekten inanamıyorum, delireceğim ya.

Aa, ben avukattan randevu alacaktım.

Ne avukatı ya?

Ya...

...bu Ceyda hisselerini satacak gibi değil, o belli oldu.

Abi, biz dün onu konuşacaktık ya.

Benim kafa gitti oğlum, kusura bakma.

Neyse, dediğim gibi bu zehirlenme olayıyla ilgili mahkemeye vereceğiz.

Başka türlü kurtulamayız.

Yani senin işin varsa dediğim gibi sonra...

Yok yok, gidelim. Ben daha sonrası için...

Sinan, ben gideyim, halledeyim diyeceğim ama benim kafa...

Tamam abi tamam, ben halledeceğim.

E tamam, hadi biz gidelim o zaman.

Ee şefim, Ceyda Hanım geldi.

(Telefon zili sesi)

Anne, hiç sırası değil şimdi.

(Müzik)

Ne demek servis açmıyorum?

Kusura bakma. Şef aksini söyleyene kadar yapamam.

Merak etme, ben iyiyim.

Sen beni dışarıda bekle, ben hemen geliyorum.

(Nefes sesi)

Ne işin var senin burada?

Ya buradaki insanlar ne kadar saygısız olmuş.

(Ceyda) Garson desen servis açmaz, şef gelip azarlar.

Ceyda, gerçekten seninle uğraşacak vaktim yok.

Lütfen mekândan çıkar mısın?

Sen yine unuttun sanırım.

Çünkü ben hâlâ buranın hissedarlarından biriyim.

Biz de Bülent'le büyük hissedarlar olarak şöyle bir karar aldık.

Mekânı sabote eden, mekânda bulunmamalı, değil mi?

Ya üzgünüm, böyle bir hakkınız yok.

Çünkü ortağı olduğum bir yere istediğim zaman girerim...

...istediğim zaman da çıkarım.

-Çıkmayacaksın yani? -Yoo, çıkmayacağım.

(Müzik - Gerilim)

O zaman beni bugüne kadar hiç yapmadığım bir şeyi yapmak zorunda bırakacaksın.

Hadi ya. Neymiş o?

Bir kadını mekândan dışarı atmak.

Sinan ne yapıyorsun? Sinan!

(Ceyda) Ya Sinan bak, pişman olacaksın.

(Ceyda) Sinan yapma!

(Ceyda) Ya ne yapıyorsun?

Seni bir daha bu mekânda görmeyeceğim.

Hanımefendiyi bir daha içeri almayacaksınız.

Emredersin şef.

Gidelim Rüzgâr.

(Müzik - Gerilim)

İnanmıyorum. Kapının önüne koydun resmen kadını.

Yani başımda o kadar çok iş var ki bugün.

Dedene gideceğiz, avukat randevusu, akşam servisi.

E bir de bunların hiçbiri yetmiyormuş gibi Bülent Bey'e yardım etmem gerekiyor.

Anlayacağın, pratik olmam gerekiyordu.

Ama var ya, nasıl bir bakıştı o öyle ya?

Nasıl baktığını gördün mü?

Ya bence daha fazlası gelecek arkasından, söyleyeyim.

Tahmin edebiliyorum. Az çok da olsa tanıdım onu.

(Müzik - Hareketli)

(Pelin iç ses) İşte gidiyorlar.

(Pelin iç ses) Ben ne yapıyorum ya?

(Pelin iç ses) Adam dün gece yine ne güzel şeyler söyledi bana.

(Pelin iç ses) Ama sarıldılar.

Ben zaten Sinan'a değil, çevresine güvenmiyorum.

(Araba sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)

(Havva iç ses) Desem ki ben yanlış anlamışım...Yok, yer mi bu adam?

(Havva iç ses) Ya neyi düşünüyorum? Öyle de böyle de çok üzülecek.

(Havva iç ses) Yalan söylediğimi bilmese...

Havva, kızım hayırlı olsuna geleceğiz. Annen evde mi?

-(Havva) Ya evde... -Havva abla.

Ustam yolladı. Necip abiye de selamı var. Çok sevindik.

Ya sağ olsun da...

(Kadın) Aç kızım aç. Et mi yollamış tavuk mu yollamış? Aç.

Ayıp ediyorsun Hidayet abla.

Ustam dört parça yağsız biftek koydu. İkisi de Havva ablanın.

Hidayet abla, ayıptır sorması sen nereden öğrendin?

Dün bir, bugün iki de.

(Hafize) Ben söyledim, ben. Necip'e de ben haber verdim.

Övünmek gibi olmasın.

Güzelliğini de zekasını da babasından alır inşallah.

Ay Havvacığım, ne kadar çok sevenin varmış.

Duyanın yüzünde güller açtı.

Sen yine de çok kimseye söz açma. Kendi aramızda kalsın.

Allah esirgesin, nazar mazar değer.

Te Allah'ım, diyene bak. Duymadık bir kişi kaldı mı acaba?

Yine mahallede herkese söylemişsiniz.

-Ben mi demişim? -Ay kız, Necip...

...tek tek kapıları, zilleri bastı, herkese lokma dağıttı.

O haber verdi.

İmama ağlıyordu kurban olayım, beş dakika anons ettireyim diye.

Ah Necip'im ne yaptın sen ya?

Ay hadi görüşürüz.

(Havva iç ses) Madem gerçeği söyleyemeyeceğim...

...Allah'ım ne olur bir evlat ver bana.

(Havva iç ses) Şu ana kadar çok dua ettim biliyorum ama bu inan bambaşka.

(Havva iç ses) Ben de elimden geleni yapacağım ama...

...ne olur sen de gör bu kulunu.

(Havva iç ses) Adım yalancıya çıkmasın.

(Müzik)

(Araba sesleri)

(Müzik) (Araba sesleri)

Kaç kere çiçekçi önlerinden geçtik.

Pelin'e bir kere çiçek alındı mı acaba?

(Gülme sesi)

Ya Pelin kim ki zaten?

(Pelin) Bak bak bak.

Çiçek eksperi sanki!

(Pelin) Ay al da geç, al da geç.

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

Ya bana üç dal papatyayla gelse...

...ben sevinçten havalara uçarım da...

(Müzik) (Araba sesleri)

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Ih!

(Müzik - Hareketli)

Hanımefendi buyurun.

Birine mi baktınız?

Ee...

Dedeciğim, bugün daha iyi görünüyorsun.

Seni gördüm ya birkaç gündür, ondandır.

Sinan da burada.

Merhaba efendim.

Çok geçmiş olsun.

Ne güzel çiçekler onlar öyle.

(Gülme sesi)

Teşekkür ederim.

Hemşire Hanım, şu çiçekleri alır mısınız?

Lütfen bizi bir müddet yalnız bırakın.

(Müzik - Piyano)

Ee dedeciğim, istersen bahçeye çıkalım biraz, ne dersin?

Ha yok. Sabah çıktım.

E günde iki defayı bu bünye kaldırmıyor artık.

Bu arada gelirken gördüm, bahçeniz gerçekten çok güzel.

Güzel olan sizlersiniz.

Annen evleniyormuş dediğinde...

...ilk başta inanmadım biliyor musunuz?

Eh günlerim sayılı ya, çok hastayım ya.

Dede, niye öyle söylüyorsun şimdi?

Beni mutlu etmek için söylüyorlar herhalde dedim.

Ama sen dün evleniyorum dedin ya...

...bugün de Sinan'ı gördüm ya...

...hah, işte şimdi oldu dedim.

(Müzik - Duygusal)

(Efekt sesi)

(Müzik - Gitar)

Güzel, güzel evmiş. Ben...

Ya ben de bu taraflarda böyle bir ev falan bakıyorum da.

Satılık değil hanımefendi.

Ya aslında şey ee, buraya az önce giren Rüzgâr değil miydi?

Evet, Rüzgâr Hanım'dı.

Ya işte kendisi benim liseden çok yakın arkadaşımdır.

Tabii uzun zaman oldu görüşmeyeli ama...

Ya şey yaptım, acaba burada mı oturuyor falan hatırlayamadım yani.

-İsterseniz haber verelim Rüzgâr Hanım'a? -(Pelin) Ha, yok yok, hiç gerek yok.

Hiç rahatsız etmeyelim kendisini.

Ee, burası acaba kimin evi oluyor?

Yani Rüzgâr'ın aile evi mi bir yakınının evi mi?

Siz emin misiniz yakın arkadaş olduğunuza?

Ay ya tabii canım, çok çok yakındık biz lisede.

De yani lise biteli ohoo, kaç sene oldu şimdi insan hatırlayamaz ki.

Yani burada oturduğunu bile unutmuşum ben. Aile eviydi değil mi burası?

Polis çağırmadan derhal terk edin burayı.

Kusura bakmayın ya. Ee, iyi mesailer.

(Müzik)

Bak.

Orada güzel çikolatalar var kutuda.

Dedemin her zaman bir yerde çok güzel bir kutu çikolatası bulunur.

Hadi onları tut bakalım Sinan'a.

Hiç gerek yok aslında.

Bence al, pişman olmazsın.

(Gülme sesi)

Ee, tatlı yiyelim, tatlı konuşalım.

Rüzgârcığım, bizi bir müddet yalnız bırakır mısın?

Sinan'la baş başa konuşmak istiyorum.

(Gülme sesi)

Olmaz dedeciğim, böyle ilk günden Sinan'ı sıkmana müsaade edemem.

Bunu yapmayacağımı biliyorsun.

(Müzik - Gerilim)

Tamam.

(Efekt sesi)

Bak delikanlı, seni sıkıştırmak gibi bir niyetim yok.

Seni öğrenmek ya da konuşturmak falan da değil niyetim.

Çünkü seni çok iyi biliyorum.

Yıllardır Rüzgâr senden bahsedip durur.

Hiç dilinden düşürmez seni.

Öyle mi?

Ne o? Şaşırmış gibisin.

Yok, ee...

...aslında Rüzgâr Türkiye'ye pek sık gelmediği için...

...yani çok fazla görüşemediğinizi biliyorum.

Ee, anla işte onun gözündeki değerini.

Şu kısacık zamanda bile seni bize tanıtmayı başarmış.

Ne yalan söyleyeyim, seninle evleneceğini söyleyince...

...çok sevindim, inan.

Teşekkür ederim.

Eh, e madem kararınızı vermişsiniz...

...şu işi fazla uzatmayalım derim.

Ben de rahmetli babasına, yani oğluma verdiğim sözü yerine getireyim.

Ölmeden önce telli duvaklı gelin edeyim Rüzgâr'ımı.

Aileni al gel. Onu iste bizden.

Her şeyi usulüne göre yapalım.

Gözüm arkada kalmasın.

(Müzik - Gerilim)

Ya dedem coştu işte yine.

He der geçeriz, nedir ki?

Vallahi hiç bana öyle he deyip geçebileceğimiz gibi gelmedi.

Ya ne var bunda?

İki yüzük takarız, geçeriz karşısına, evlendik biz deriz.

E tamam, başta kızar ama sonra sevinir.

-İnanır mı dersin? -Ya niye inanmasın?

Bak, detaylı bir hikâye anlatırız, tamam mı?

Mesela şey deriz, Meliha teyze mesela beni hiç istememiş tamam mı?

Ya o kız ya ben demiş. Sen de onun karşısına geçmişsin.

O sırada da aşkın bastırmış. Yıldırım nikahıyla hop, bitti gitti.

Ne güzel anlatıyorsun ya.

(Rüzgâr) Ya oyun oynuyoruz burada Sinan.

Ha kılıç korsan ha dedem.

İşte ben de ondan korkuyorum ya.

Sinan, sen evlenmekten mi korkuyorsun, benimle evlenmekten mi?

Ya aslında korkmak değil, böyle...

...garip hissetmek. -(Rüzgâr) Tamam.

Anladım, kendini ait hissetmiyorsun falan.

Yani böyle laf salatası yapmana gerek yok.

Bana net bir şekilde söyleyebilirdin.

(Sinan) Al işte.

Nasıl birden döndün kız çocuğuna.

Sanki gerçekten evlenmek istiyormuş gibi.

Yok da ne bileyim, şimdi sen böyle söyleyince...

...ben verdiğin sözden pişman olduğunu düşünüyorum senin.

Saçmalama Rüzgâr.

Bir kere söz verdim sana.

Ayrıca ne zaman gördün sözümden döndüğümü?

Evet, haklısın, hiç görmedim.

Ayrıca sen bu sözü bana dün vermedin, yıllar önce verdin, unutma.

O ne demek şimdi?

Hatırlamıyor musun?

(Müzik - Gerilim)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Hoş geldin.

Ah, bu sefer kesin bitti. Net.

(Nefes sesi)

Yazık. Yeşil elma iyi çocuktu, üzüldüm şimdi.

Ohoo!

O çoktan bitti, nerede kaldın sen ya?

Kızılcık demiştik ya hani buna, tatlı çocuk demiştin.

Senin eline düşerse kimse kurtaramaz demiştin.

Ha, hatırladım.

(Gülme sesleri)

Ya ama nasıl hepsinin ismini hatırlayayım ki?

İyi de hatırla diye meyve isimleri koyduk zaten.

Maşallah. Sen de doldurdun sepeti.

(Müzik - Piyano)

Bak, yargılamak için söylemiyorum ha.

Ay yargılamak için söylüyorsun da... İyi hadi söyle.

İyi, tamam. Ama bak, senin için söylüyorum kızım. Yani evde kalacaksın böyle giderse.

Aa, söyleyene bak ya.

Bir kızı sevmiş, kızın dünyadan haberi yok.

Adam da haliyle iffet sertifikasına uygun tavırlar sergileyen Sinan Bey.

Ama bak, makus kaderine başkaldırmak istersen...

...benim bir fikrim var.

Çok çılgın bir fikir kokusu alıyorum sanki.

Evet. Bir anlaşma yapacağız seninle.

Nasıl bir anlaşma?

Yani çok farklı bir şey değil.

Şöyle ki eğer ikimiz de yolun yarısına geldiysek...

...ve kimseye çarpılmadıysak, birbirimizle evlenelim bitsin gitsin.

Ya çünkü ben kendimi biliyorum. Yalnız kalmamak için...

...böyle salağın tekiyle evleneceğim. Sonra al sana çifte mutsuzluk.

(Gülme sesleri)

Yani bak, bu arada ben çok ciddiyim, şaka yapmıyorum.

Vallahi bilmiyorum.

Düğünü sizin taraf yaparsa, benim için sorun değil.

Kesin ama bak, yüzde bin.

Yüzde bin.

Evlenmeyen dönektir.

Dönektir.

(Gülme sesleri)

(Müzik) (Gülme sesi)

Hatırlıyorum.

Bak, yüzde bin evleneceğiz demiştik.

Şimdi daha oyunundan bile korkuyorsun.

İşine gelen kısmını hatırlıyorsun.

Anlaşmada bir madde vardı, eğer birine çarpılmazsak.

(Telefon zili sesi) (Müzik)

Efendim Pelin?

Aa, ay ben seni mi aramışım yanlışlık ya...

...şey annemi arayacağım diye.

(Pelin ses) Sen özel bir yerde değildin, değil mi?

(Pelin ses) Yani bir görüşme, toplantı falan.

Yok ya, ne görüşmesi?

Ya iyi oldu aslında böyle araman, ben de seni arayacaktım.

Ya benim seninle konuşmam gereken çok önemli bir konu var.

Ee, niye, niye, ne oldu ki? Ne diyeceksin?

Ya böyle telefonda falan olmaz.

Ee, sen neredeysen konum at, ben oraya geleceğim.

Tamam, tamam, hemen atıyorum.

Tamam, görüşürüz.

(Müzik)

(Su sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)

Ay!..

Ay kesin kötü bir şey söyleyecek.

Yani böyle telefonda olmaz dediğine göre böyle...

...alıştıra alıştıra, yani beni üzmemek için.

(Müzik)

Konum.

(Efekt sesi)

(Dalga sesleri) (Kuş cıvıltısı sesleri)

Ne?

Ya nasıl yapar böyle bir şeyi Başak'a?

Ya Pelin, ne güzel izah ettim durumu.

Ya nasıl bu sonuca varabildin?

Ya Bülent'in bir şey yaptığı yok diyorum.

Ortada bir yanlış anlaşılma var, o kadar.

(Pelin) Ya sen önemli bir şey var, telefonda olmaz...

...gelip konuşmam lazım dediğinden beri bak, bak...

...nasıl titriyorlar. Yani hâlâ.

Ya siz erkekler nasıl varlıklarsınız ya? Ya hiç mi düşünmüyorsunuz bizi?

Bravo yani. Ya mantığın bittiği yerdeyiz şu an, gerçekten.

Hadi suçu günahı olmayan Bülent'i gömdük, tamam.

Konuyla uzaktan yakından alakası olmayan bana ne zaman geldi sıra?

Aynısınız. Çünkü erkeksiniz.

Yani senin de çok rahat yapabileceğin bir şey bence bu.

Ya bilinçli yapılmış bir şey değil diyorum.

Tabii ki benim de başıma gelebilir.

Ya bu yanlış anlaşılma, adı üzerinde.

Çocuğun bir şey yaptığı yok.

Ay zavallı arkadaşım, nasıl da sevinmişti ya.

Yani duyarsa kahrolur.

İşte seni de bu yüzden çağırdım, duyacak.

Ama hep beraber anlatacağız bunu.

Yani kızı kırmadan, dökmeden bu sorunu çözelim diyorum.

Ay nasıl olursa olsun, yani o kız yataklara düşer, yemeden içmeden kesilir.

Ya ev falan bile baktı. İntihara kadar gider Sinan.

Pelin, abartma istersen.

Ya bak üzülecek, üzülmeyecek demiyorum.

Ama kaybedeceği bir şey yok. Yani Bülent hâlâ onu seviyor.

E tamam, e evleniversin o zaman.

Yani madem seviyor, hazır teklif de etmiş.

Pes yani Pelin. Olur mu hiç öyle şey?

Kendinden düşün. Sana böyle bir evlilik teklifi yapılmasını ister misin?

(Pelin iç ses) Tavuk kovalarken dudaklarımız değdi diye...

...öpüştük sanıp sevinen insanım ben be.

(Pelin iç ses) Yanlış manlış et bakalım, nasıl seviniyorum hem de.

Asla istemem.

Bak, ne güzel söyledin.

Başak da istemez. Ya Bülent de istemiyor zaten.

Olayın doğal seyrinde gitmesini istiyor. Ben konuştum onunla.

Dördümüzün olduğu bir yemekte bunu ona anlatacak.

Başak'ı da oraya ben getireceğim, değil mi?

Aynen öyle. Dediğim gibi biz bir ara kalkacağız...

...daha sonra Bülent durumu güzelce izah edecek.

Ufak bir terapiden sonra konuyu kapatmış olacağız, hepsi bu.

Benim şimdi gitmem lazım, avukata yetişmem gerekiyor tamam mı? Akşam görüşürüz.

(Müzik - Duygusal) (Dalga ve martı sesleri)

Zavallı arkadaşım ya.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Bak, güzellikle söylüyorum.

Bu kıza kendimizi affettirmek için maymuna döndük.

Yemin ediyorum başkasından duyarsa bir daha yüzümüze bakmaz bu çocuk.

Ay Rıza, anlatamıyorum galiba sana.

Üsteleme lütfen.

Ya tamam, bunlara gerek yok.

Ben sana söz verdim. Bir daha boşanmanın B'si çıkmayacak ağzımdan diyorum.

Sadece bu mu anladığın?

Yani ilgi, alaka. Benim tekrar aşka inanmam.

Allah Allah.

İşte busun sen.

-(Rıza) Neyim? -İnanmıyorsun aşka.

Ya benim kafam basmıyor ki böyle şeylere.

Tamam, bak şöyle yapalım.

(Rıza) Bugün sen ne istiyorsan onu yapalım, hadi.

-(Süheyla) Hı? -(Rıza) Hı.

(Nefes sesi)

O zaman, ne zamandır sinemaya gitmiyoruz. Gidelim mi?

Geçmedi mi bizden ya o işler?

Liseliler gider sinemaya.

Ay Rıza, yedinci sanat deyince karanlıkta el ele tutuşmak mı geliyor aklına?

Yok, yedinci sanat denince hiçbir şey gelmiyor benim aklıma.

Al işte.

Su koyuvermeye başladın sen.

Tamam.

Bir de benim teklifimi dinle.

Hadi gel seni Pierre Loti'ye götüreyim.

(Rıza) İlk buluştuğumuz yere.

-Hatırlıyoruz herhalde. -(Rıza) Hı.

Ne diyorsun, ha?

Peki beni ilk gördüğün zamanki gibi böyle yanakların kızaracak mı? Hı?

Sen de gözlerini korkak korkak kaçıracak mısın benden?

Bak, öpüşünce bayılmak yok ama bu sefer.

Ha bu sefer öptüreceksin yani, canıma okumadan?

Evet.

-Başkanım... -(Süheyla) Ay!

-(Süheyla) Ay. -Ah yok, yok, yok abo.

Kuran'ıma bakmıyorum. Hiçbir şey görmedim, duymadım, bilmiyorum.

Ya indir elini gözünden çocuk gibi, sen de bir...

Bana bak Zübeyir, biz ilişkimizi deklare edene kadar...

...Pelin'e hiçbir şey söylemeyeceksin.

Bak söylersen, seni kulaklarından çiviyle asarım duvara ha!

-(Süheyla) Anladın mı? -Yok, yok, yok.

Deklareyi de anladın mı ulan?

Yok.

Hı, hadi çık dışarı.

Cık.

Bak diyorum, Pierre Loti diyorum.

Seninle ben diyorum.

Baş başa diyorum.

(Müzik - Hareketli)

(Kuş cıvıltısı sesi) (Araba sesleri)

(Müzik)

(Havva iç ses) Bu çocuk olmalı.

(Havva iç ses) Bu çocuk olacak.

Zehirlediğini kanıtlayamazsak...

...zaten anlaşmazlık mahkemesi aleyhimize sonuçlanır.

Tamam, elimizde ses kaydı var.

Yok, ses kaydı mahkemede delil olarak kullanılamıyor.

Gelip bizzat şahitlik yapması lazım.

Ee...

...iyi de sonuçta her şeyi itiraf etti.

Olsun, kanun böyle. Ya onu getireceksiniz...

...ya da başka bir delil bulacağız.

(Nefes sesi)

Bir de bugün yaptığınızı mahkeme bitinceye kadar lütfen Ceyda Hanım'a yapmayın.

İyi de zaten bu yüzden geliyor restorana.

Huzursuzluk çıkarmak, ortalığı karıştırmak için geliyor.

O zaman ona fırsat vermeyeceğiz. Elemanları da uyarın.

Çünkü bundan sonra bu tarz bir muameleyle karşılaşırsa zabıt tutturabilir.

(Avukat) Sonuçta bu anlaşmazlık mahkemesi.

Anlaşmayan taraf siz olmamalısınız.

Doğru söylüyorsunuz.

Dikkat edeceğim.

Dikkat etmeyin Sinan Bey, yapın.

İnanın bu çok önemli.

(Müzik)

(Su şırıltısı sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)

(Nefes sesi)

(Nefes sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Kapı çalma sesi)

Gel.

(Ayak sesi)

Turgut Bey, Sinan Bey'in ailesinin ev adresi.

Ailesiyle ilgili bütün bilgilerin hepsi burada.

Sinan ailesiyle mi kalıyormuş?

Yok. Sinan Bey, Rüzgâr Hanım'ın Galata'daki eski evinde kalıyor.

Şu an Rüzgâr Hanım da orada kalıyor.

(Kağıt hışırtısı sesi)

(Müzik - Gerilim)

Ne olursa olsun...

...sen benim aşkımsın ve...

...öyle kalacaksın.

(Bülent) Ve inanıyorum... Yok, bu ve olmadı ya.

Kitap cümlesi gibi düşününce.

Ee, inan-inanıyorum ki, inanıyorum ki...

...biz evleneceğiz.

(Bülent) Ama şimdi değil. Bu, bunu...

...biz istediğimiz zaman evleneceğiz.

Birlikte karar verdiğimiz zaman, şimdi değil. Şimdi değil.

-Evet. -(Sinan) Gayet iyisin.

(Nefes sesi)

Abi, ben bunu böyle kaydetsem, sen sonra götürüp izletsen olmaz mı?

Annem olsa şöyle derdi...

...kıza inme insin yani orada, öyle mi?

Böyle de bana inme inecek ama abi, vallahi içim sıkışıyor ya.

Ya korkma.

Sakin ol kardeşim, halledeceğiz.

Uf!..

Kız, o Simoş mu?

Bak, dördümüzün eğlendiğini duyarsa vallahi bizi kıtır kıtır keser.

Ay hayatım, niye kıtır kıtır kessin? Haberi var, söyledim ben.

De evde çocuk var diye iki gün üst üste çıkmayayım dedi.

Bak gördün mü? Biz evlenince hemen çocuk yapmayalım.

Önce biraz gezelim. Sen de artık bu işin adını koy.

Tamam, koyarız. Koyarız elbet de şimdi sen adını koydun diye...

...çok fazla kaptırma kendini bence.

Yani dünyanın bin bir türlü hali var, her şey olur.

-Bugün varız... -(Başak) Kız tabii, bilmiyor muyum Peluş'um?

Alnımıza ne yazıldıysa o, evet.

(Telefon zili sesi)

-Hatırlat bana, bir ara annemi arayacağım. -(Bülent) Hah tamam.

Hoş geldiniz.

(Vurma sesleri)

Hoş geldiniz.

-Hoş bulduk. -(Pelin) Hoş bulduk, hoş bulduk.

(Başak) Ya! Ya şuna bak, ben bununla evlenmeyeyim de ne yapayım ya?

(Başak) Bana söyler misin? Beni ayakta karşılıyor ya.

(Öpme sesi)

(Müzik)

Ee, geçsek mi artık?

Hadi bakalım, buyurun.

(Müzik)

Aa, bak, cevap vermiyor işte.

Ay yani cevap vermiyorsun, niçin telefon alıyorsun o zaman, değil mi?

Ya bu, dayı olduğundan bile haberi yok yahu!

Görsün arar zaten anne.

Ya ya, görürse o da.

Bana bak, evde falan mı bıraktı acaba telefonu bu ha?

Cık. Ya Havva da bu saat oldu gelmedi. Benim de aklım onda kaldı.

-Ya... (Kilit açma sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Necip) Neredesin be gülüm?

Ne o, alışverişe gideceğim dedin, bir poşet miydi?

Kendimce bir şeyler aldım işte.

Bakalım ne ciciler almış annesi.

(Havva) Aa.

Ya bir bakacağız.

Tamam, sonra bakarsın.

Ya bir göster işte, annem de görsün.

Ya ilk önce sen bir gör de...

...sonra karar verirsin, gösterecek misin göstermeyecek misin.

(Necip) Havva, sen bu kadar inat değildin.

İyice merak ettirdin şimdi, gel.

(Karton poşet hışırtısı sesi)

Ivır zıvır işte.

(Müzik - Gerilim)

Bebeğe de bir şey almadım.

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Meliha) Yavrum, sen merak etme.

Bu hamilelik şeysi biliyor musun?

Böyle hormonlar dengesizleşiyor.

E haliyle gergin olur.

Geçici yani.

Geçecek, geçecek.

Aman aman, sağlıklı doğursun, sağlıklı olsun da...

...her şeye razıyım ben. -(Meliha) Tabii.

Ay amin amin amin.

(Çatal bıçak sesi)

-Pıst pıst. -(Bülent) Hı?

E hadi.

(Öksürme sesi)

Ee...

İnsan hayatı...

...değişik...

...sürprizlerle doludur.

(Bülent) Yani...

...günden güne farklılık gösterebilir bence.

(Gülme sesi)

Politikaya mı atılacaksın Bülent, dermişim.

-(Başak) Ne yapıyorsun? -Yok Başak, aslında bir yere...

...varmaya çalışıyorum ama...

(Başak) Sen sürpriz deyince aklıma ne geldi.

Dün aklıma şöyle bir şey geldi.

Dün gece tam yatacağım, sonra oturdum kendi kendime...

...dedim, ben bu arada böyle kendi kendime falan gülerim.

(Başak) Yani bunlara hazırlıklı ol. Neyse, bombayı patlatıyorum.

Ya ben o yüzüğü yutsaydım?

Ah keşke ya.

(Müzik)

Keşke?

Yani yutsaydın da ben de seni ne kadar sevdiğimi göstermek için gidip...

...başka bir yüzük alsaydım. Sen onu da yutsaydın, sonra öbürünü de yutsaydın.

Hepsini yutsaydın onların.

Ya Peluş'um ben bu adamla evlenmeyeyim de ne yapayım ya?

Baksana beni ne kadar çok seviyor.

Ay elbette sevecek bebişim, sen sevilmeyecek kadın mısın?

Ee, ben bir tatlıya bakacağım.

(Öksürme sesi)

Pelin, sen de bana yardım etmek ister misin?

Ay tabii ki!

Oo! Altın kalp mi geliyor yoksa?

Başak.

Altın kalp hikâyemiz böyle dilden dile anlatılıyor galiba.

Efsane gibi, kulaktan kulağa yayılıyor.

Efsane gibi.

Buyurun Pelin Hanım.

Konuş bitsin.

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Ay benim içimde çok kötü bir his var. Yani bence senin arkadaşın bu...

...konuyu eline yüzüne bulaştıracak.

Bence senin arkadaşın bir sussa...

...benimki konuyu güzelce izah edecek de.

Kız susmuyor ki çocuk ne yapsın?

Ya bırak lütfen, bu konunun güzel izah edilecek bir tarafı mı var acaba?

(Müzik - Hareketli)

Tamam, bırakayım. Şu dilden dile anlatılan...

...efsanevi altın kalp tatlımızın hikâyesine gelelim istersen.

Bu konuyu biraz açmak ister misin?

(Gülme sesi)

Ya Başak işte, hep konuşuyor biliyorsun, her zamanki hali yani.

Ee, konuşuyor işte, hı?

Ne güzel işte.

Sen de konuş.

Bir dakika.

Sen az önce bizim tatlımız mı dedin?

Değil mi?

Bize özel.

Evet.

(Müzik - Duygusal)

Yani bazıları izin verse başka özel şeylerimiz de olacak belki ama.

(Sinan) Diyene bak.

Geçen gün ne olduğunu anlamadığım bir kıskançlık krizine girmeseydin...

...bu özel şeyleri paylaşabilirdik.

-Ben? -(Sinan) Hı hı.

Hiç de bile.

Ya sen asıl şeye bak, ya arkadaşına bak ya.

(Pelin) Rüzgâr'a bak yani, sürekli gözleri üzerimizde.

(Sinan) Hah şöyle.

Gelelim konumuza.

Esas konuya gelecek olursak.

E gel aşkım, hadi bak, bir türlü gelemedin. Ter içinde kaldın, gel.

-Şimdi... -(Başak) Hı?

...bizim bugün burada toplanmamızın bir sebebi var.

Evet, beni şövalye ilan etmek.

-Başak. -(Başak) Tamam, şaka yaptım ben.

-Pelin söyledi, kutlama yapacağız. -(Bülent) Evet, yani kutlama...

...ve konuşma.

Yani ee, bazı ayrıntılara dair konuşmak için.

(Başak) Tamam, ben anladım. Sen şimdi kız isteme, söz, nişan, düğün falan, onları...

...konuşalım diyorsun. Çok haklısın, her şey paldır küldür oluyor çünkü.

Ee, aslında daha genel, yani daha genel bir şeyden bahsedecektim ben.

Bahsedeceğim de yani ama daha genel bir durum bu.

Ay şimdi...

Yok.

Yani Bülent bir şeyler anlatıyor ama bence daha konuya giremedi.

Ay canım arkadaşım nasıl da mutlu.

(Ağlama sesi)

Birazdan çok üzülecek.

(Müzik)

Tamam, tamam kuzum.

Konuşuruz, hı hı.

Öptüm ben de, bye bye.

(Nefes sesi)

Kuzum ya. Vallahi kıyamam Başak'a.

Ya nasıl toparlayacağız biz bu kızı?

Of!..

Hayır Allah vere de inşallah öğrenince sinirden yüzüğü bir kenara fırlatıp atmaz.

Koskoca dükkan, ben nasıl bulacağım o yüzüğü ya?

Hakan, sen hâlâ daha yüzük diyorsun ya.

Ya kız yıkılacak, al eserinle övün!

Ya Simay bu kadar olmaz ama yani.

-Sen yaptın oldu ama. -(Hakan) Kızım, yeter artık ya.

Sanki ben Başak'a komplo kurmuşum gibi.

Allah Allah.

Ben o yüzüğü sen mutlu ol diye aldım.

(Hakan) Sen ne yapıyorsun? Beni günah keçisi ilan ediyorsun.

Yok arkadaş, duramayacağım ben daha fazla, yok.

Bir şey derdim de neyse.

Allah Allah.

Söyleyeceğim vallahi, çatlarım. Babama çok ayıp bir şey yaptın bence.

Canım sen büyüklerin işine karışma, tamam mı Bengisucuğum?

Bak kızmaya başlıyorum gerçekten.

Bazen sen benden daha çocuksun.

Hah aferin, aferin kızım, koru babanı, tamam? Koru.

Aferin, çok güzel.

Ay, bunlar da gittiler, tatlı oldular, gelemediler.

Hı.

Sen biliyorsun değil mi? Bunların böyle altın kalp macerası var ya.

Mutlaka her defasında bir şey oluyor. Bakalım bu sefer ne...

...olacak? -(Bülent) Başak, ben seninle bir şey...

...konuşacağım.

Mevzu çok önemli.

Tamam mı? Çok önemli bir mevzu.

Ay ay, söylüyor, söylüyor.

Çok ters girdi konuya.

Evet.

Dur, tamam, ben anladım. Sen benim bulduğum evlerin kirasını yüksek buldun.

Çünkü durumumuz yok. Olsun, durumumuza göre bakarız.

Ya ha-hayır, yani bu ve daha da ötesinde bir durum şu anda.

Tamam, tamam, ben şimdi anlıyorum senin ne demek istediğini.

Sen düğün, nikah, onları konuşalım diyeceksin.

(Başak) Sen diyeceksin ki sadece nikah yapalım, düğün olmasın.

Ben de sana diyeceğim ki asla.

Ben yani yıllardır bu anı bekliyorum. Düğün yapacağım.

Benim çağırmam gereken çok insan var. Ben yani yıllardır bunun peşinde koşuyorum.

-(Başak) Ne yapayım? -Başak, bir saniye susar mısın?

Lütfen.

(Bülent) Ben, ben anlatacağım şimdi sana.

(Öksürme sesi)

Şimdi.

Öncelikle...

...şunu bilmeni isterim ki...

...ben seni çok seviyorum.

Ben de seni çok seviyorum.

Yani...

...sen benim canımsın.

Dur, lafını unutma.

Lafını unutma, çok özür diliyorum, bir sa... Evet, emlakçı arıyor.

Ben ona demiştim ki gece gündüz, saat kaç olursa...

...eğer uygun bir ev bulursan bana mutlaka haber. Çok özür dilerim. Alo?

Merhaba.

(Başak) Teşekkür ederim, iyiyim, siz de...

(Başak) Ay, gerçekten mi? Gerçi...

Hayır, onun fiyatını biraz indirin. Şimdi bizim durumumuz yok.

(Başak) Biz durumumuza göre ben seninle şey yapacağım, hatırlatacağım.

-(Başak) Ya bir de tabii ki o... -(Bülent) Başak, şu telefonunu...

...şu telefonu bir kapat Allah aşkına ya!

Ya bu nedir Başak? Daha dün bir bugün iki. Sen neyin kafasını yaşıyorsun ya?

Bir yüzük taktık, yok hemen düğün planları, yok ev tutmalar, bilmem ne zırt pırt.

-Ne yapıyorsun sen ya? -(Başak) E ya ne olacaktı?

Ne olacaktı? Sen bana yüzüğü takacaksın, bir yıl söz, bir yıl nişan falan derken...

...aradan böyle zaman geçecek. Sonra diyeceksin ki...

...yok efendim bizim ilişkimiz yıprandı. Aman kardeş gibi olduk, arkadaş gibi olduk.

Sen benden daha iyilerine layıksın, ben tükendim.

Tükenmişlik sendromuna girdim diyeceksin, beni göndereceksin değil mi ondan sonra?

(Bülent) Ya ne alakası var? Başak, bir saniye susar mısın? Lütfen ya.

Ay yok, ben dayanamayacağım. Gidip kaldıracağım Başak'ı, duymasın.

(Başak) Hayır ben niye susuyorum, sen niye anlatıyorsun? Sen bana evlenme...

...teklif ettin, sonra da panik oldun. Şimdi de tüymek istiyorsun.

-(Başak) Tamam, buyur bu işte. -(Bülent) Başak, ya bir saniye susar mısın?

(Bülent) Bir saniye ya.

Ay yok ben Başak'ı kaldıracağım, duyarsa yıkılır.

(Müzik - Duygusal)

Ne yapıyorsun ya? Bıraksana bileğimi.

Senin sorunun bu, erteliyorsun.

Gerçekleri duymak istemiyorsun.

Hiç de bile. Ya bırak, Başak'ın yanına gitmem lazım, bırak.

Sinan saçmalama, ne yapıyorsun?

(Çarpma sesi)

Konuşacağız.

(Müzik - Duygusal)

Neyi?

Her şeyi.

Rüzgâr'dan başlayalım mesela.

Ne öğrenmek istiyorsun?

Ne öğrenmek isteyeceğim canım?

(Müzik - Duygusal)

Pelin...

...lütfen kaçma artık.

Sor.

O senin neyin?

Arkadaşım.

Dostum.

Sırdaşım.

Rüzgâr benim için gerçekten çok önemli biri.

(Sinan) Ama hepsi bu.

Sadece bu kadar.

Ne bileyim, sanki öyle değilmiş gibi.

Ben sana ne zaman yalan söyledim?

Öyle.

Geçmişte de öyleydi.

Şimdi de öyle.

(Müzik)

O da mı böyle düşünüyor?

Evet.

(Müzik devam ediyor)

Peki...

...biz neyiz?

Bilmem.

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Hep birbirine bakarken buluyoruz gözlerimizi.

Sence de bunun bir anlamı yok mu?

(Başak) İnanmıyorum!

Ah.

Ya öğrendi canım arkadaşım, ay yıkılacak!

Ya ay! İnanmıyorum!

-Bülent'i boğuyor. Başak! -(Başak) Aşkım, canım benim!

Başak yapma, dur.

-Başak yapma. -(Başak) Aşkım, canım.

-Ben de nikah günü terk edilmiş bir kadınım. -(Başak) Yerim seni!

(Pelin) Çok mutsuzdum, depresyondaydım. Hayatın sonu geldi zannettim...

...ama çok mutluyum, çok mutluyum hiçbir şey yok. Değmez.

Ya herkes evlenecek diye bir kaide mi var tatlım yani?

Vallahi herkes evlenecek diye bir kaide olmayabilir ama ben evleneceğim...

...diye bir kaide var. Evet, hadi müjdeyi sen ver hayatım.

(Bülent) Biz hiç öyle bir ay falan beklemeyelim, hemen evlenelim dedik.

Ya inanabiliyor musunuz?

(Başak) Sabahtan beri bana bunu söylemeye çalışıyormuş.

(Başak) Kıyamam, ter boşaldı yeminle ya.

Ya ben seni yerim, ben seni yerim ya.

Çok mutluyum. Sistam, darısı senin başına ya. Ay!

Çok, çok mutlu oldum. Tebrik ederim.

Ne yaptın?

Ne bileyim abi, bu daha doğru geldi bana.

(Nefes sesi)

(Müzik)

(Nefes sesi)

(Necip) Buyurun.

Teşekkürler.

(Meliha) Ay maşallah, vallahi damadımdır diye demiyorum...

...ben böyle çay demleyemem.

Anneciğim yani, şimdi siz de...

...öyle bir yakıyorsunuz ki altını, böyle har har har. Çay öyle mi demlenir ya?

(Gülme sesi)

Hale bak, ben ona övgü üstüne övgü diziyorum...

...o da bana neler diyor.

(Gülme sesi)

(Hafize) Evladın da, damadın da hayırlısı sende Meliha.

Kim kaynanasına yardım eder Necip gibi?

Çok şükür.

Aslında hep söylerlerdi.

Hani çocuk olunca erkek değişir diye.

Ama ben bir türlü inanmadım.

(Meliha) Çünkü benim rahmetli...

...hani ilk günden gittiği güne kadar hep aynı kaldı.

Ama şimdi şöyle bir Necip'e bakıyorum da.

Galiba söyleyenler doğru söylemişler.

Her ne kadar iki gün olduysa da...

...elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmedi çok şükür.

(Meral) Ne güzel.

Ama işte çocuk olunca da senin de pabucun dama atılacak, değil mi Meliha abla?

Eh tabii.

(Necip) Yok.

Buna ben müsaade etmem.

Çünkü artık annemi ev işlerinden emekli ettim.

(Necip) Bundan sonra temizliği de ben yapacağım.

(Necip) Bulaşığı da ben yıkayacağım, çamaşırı da.

-Eve ekmeği de ben getireceğim. -(Hafize) Hop!

Sen de yavaş gel.

Coştukça coştu.

Vallahi benim evlatlarım iyi olsunlar, ben başka hiçbir şey istemem.

Hele şu ayağım bir düzelsin de.

Bu evi ben çekip çeviririm zaten.

(Müzik)

(Nefes sesi)

Havva da bugün çok sessiz.

E siz konuşuyorsunuz işte tatlı tatlı.

(Hafize) Meral.

Şu torbaları versene, bir ton şey aldık.

Ay!

(Poşet hışırtısı sesi)

Yahu bir gün de bir hayır sevap işlediğinde...

...reklamını yapmasan, vallahi duvara çöp sokacağım.

(Gülme sesi)

(Meral) Bak şuna.

(Müzik - Duygusal) (Poşet hışırtısı sesi)

Ay Necip aç, aç!

(Poşet hışırtısı sesi)

Ee, bize alacak bir şey bırakmamışsınız.

(Gülme sesi)

Markalı yerden aldık.

Pazar malı değil.

Aa!

Ayol sökmeseydin, üstünde kalsaydı etiketleri.

Meral'e dedim. Olmaz, illaki tutturdu sök diye.

(Ağlama sesi) (Müzik - Duygusal)

Aa?

Havva, ne oldu gülüm?

(Ağlama sesi)

(Hafize) Gebelik şeysi o, kadınlar duygusal olur. Bırakın ağlasın.

(Meliha) Aman, ben de gebeyken her şeye zırıl zırıl zırlardım.

Kızım da bana çekmiş, canım.

(Hafize) Ay, al benden de o kadar.

Ferdi Tayfur'un Çeşme filmi yeni çıkmıştı.

(Hafize) Buna hamileyken. Hi! Ağlamaktan düşürüyordum vallahi.

(Gülme sesi) (Müzik)

Ya öyle ge-geldi geçti.

-(Havva) İyiyim ben ya. -(Necip) Tamam tamam.

Sen iyi ol...

...bu gözyaşları da mutluluk gözyaşı olsun, başka bir şey istemiyorum, tamam?

(Meral) Değil mi? Sinan nerede ablam?

Herhalde biz ondan daha çok geliyoruz değil mi?

(Meliha) Hıı.

(Hafize) Havva, gelmedi mi yoksa tebriğe?

(Hafize) O kadar baktım camdan...

...görünmedi hiç vallahi.

(Meliha) Siz telaşlanmayın, ben hallederim o işleri.

Necip versene bakayım telefonu.

Anne bırak Allah aşkına, çocuğun işi gücü var, Allah Allah.

Yavrum, dayı olacak yani. Daha önemli ne olur ki şu hayatta?

(Müzik)

(Kapı demiri sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Anahtar sesi)

(Kilitleme sesi)

(Telefon zili sesi)

Eyvah.

(Telefon zili sesi)

Anneciğim ne desen haklısın.

Yani arayacaktım ama unuttum, bir ton işim vardı.

(Müzik)

Ne?

Dayı mı olacağım ben şimdi?

Ta-ta-tamam tamam, hemen geliyorum.

(Pelin) Aynı anlattığım gibi oldu. Yani düğüne hazırlan.

(Simay ses) Ya işte benim yüzük de gitti ama feda olsun arkadaşıma.

Vallahi şaka maka kız muradına eriyor ya.

(Pelin ses) Yalnız Başak bunları öğrenirse var ya, yani bizi kıtır kıtır keser.

Hıh, işte tam olarak bu yüzden hiçbir şey öğrenmeyecek tamam mı?

Biz hiçbir şey söylemeyeceğiz hayatım, bu bizim aramızda kalacak.

-(Simay) Sonsuza kadar. -İyi geceler tatlım.

Tamam, hadi iyi geceler, öptüm.

Anne!

(Gülme sesleri)

(Pelin) Baba!

(Gülme sesleri) (Müzik)

Ay Rıza, sen de belli etmiyorsun ama sen de az değilmişsin.

(Gülme sesi)

Daha da belli etmediysem artık ben ne yapayım ya?

(Süheyla) Çok enteresan.

Yeniden kendimi böyle genç gibi hissedemem...

...sevildiğimi hissedemem gibi geliyordu ama...

...bana tekrar kadın gibi hissettirdin.

(Kapı tıklatma sesi) -Anne?

Ay! Saklan, saklan saklan!

-(Rıza) Hayır hâlâ mı ya? -Saklan saklan saklan.

(Karışık konuşmalar)

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

Efendim kızım?

-Anneciğim kiminle konuşuyorsun? -(Süheyla) Hiç!

(Pelin) Yani içeriden böyle kahkahalar, garip garip konuşmalar geldi de.

(Süheyla) Ay o şey, internetten dizi seyrediyorum canım.

Ay sen bana mı benzettin sesi?

Ha, yani sen bu odanın içinde tek başınasın, öyle mi?

(Süheyla) Ay yok kızım. Kim olabilir ki yani?

-(Pelin) Babam. -Baban mı?

Baban asla giremez bu odaya.

(Pelin) Peki nerede babam?

(Süheyla) Şeyde o, Serdar amcanlarla fasıla mı ne gitmiş, Zübeyir öyle söyledi.

Hmm.

İyi.

E başka bir şey söylemeyeceksen uyuyorum ben. Gözümden uyku akıyor.

(Müzik)

-(Pelin) Cin gibisin. -(Süheyla) Hah, iyi artık Pelin.

(Süheyla) Senin evinde kalıyoruz diye uykum var mı yok mu ona da sen karar ver kızım.

(Süheyla) Aaa! Hadi iyi geceler.

-İyi, iyi geceler. -(Süheyla) Yürü.

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

(Müzik - Jenerik)

Ablam benim ya! Sevinçten kafayı yiyeceğim resmen.

Bak görüyor musunuz, o kadar doktora gittiniz, kendiliğinden geleceği varmış.

Sağ ol ablam, sağ ol. Eh inşallah senin de olur ileride.

Amin.

Enişte Bey.

Hayırlı olsun, sizin de gözünüz aydın.

Yani oluyor öyle şeyler.

Değişik oluyor insan, böyle nasıl anlatsam... Neyse.

İleride baba olursan anlarsın sen de.

Ooo, eniştem olmuş bile.

(Gülme sesi)

Ee, kaç aylıkmış yeğenim?

Daha bilmiyoruz.

Nasıl yani, doktor söylemedi mi?

Gitmedik ki doktora.

Hıı. Ee, a-ablacığım hiç acelesi de yok zaten.

Şöyle bir üç beş ay geçsin gideriz, oldu mu?

Üç beş ay?

Ablacığım olur mu öyle şey? Ayrıca mahrumiyet bölgesi mi burası?

Hem sen karar veremezsin ona. Senin düzenli olarak kontrole gitmen lazım.

Anneciğim aşk olsun, sen de bir şey söylemedin mi yani?

Yavrum daha o kadar yeni ki biz de böyle bu...

...sevinçten falan ne yapacağımızı bilemedik. Bir de biliyorsun...

...benim de böyle doktora, kontrole gitme alışkanlığım falan da yok ya, hani...

Olmaz öyle şey.

Enişte, benim doktor bir tanıdığım var, onun numarasını atacağım sana...

...sen de hemen randevu alırsın, tamam?

(Havva) Aa yok, hiç gerek yok ablam yok!

Cık, var var var. Sen şimdi hiç düşünme bunları. Hii, oy!

Sen benim yeğenimi taşıyorsun, yeğenimi.

(Müzik)

Demek Rıza bu odaya giremez, öyle mi?

-Rıza seni bir gıdıklasın da sen gör. -(Süheyla) Sakın Rıza, sakın sakın!

-(Rıza) Hani bayılıyordun gizli kapaklı işlere? -Sakın sakın sakın!

(Gülme sesi)

Allah'ım ne hallere düştüm, şu halime bak.

(Müzik - Caz)

(Kapı açılma sesi)

(Müzik - Caz)

(Havva) Necip.

(Müzik - Caz)

Havva, ne yaptın kendine sen?

Şöyle gelsene biraz. Poşetin içinde ne var, ne var diyordun ya...

...gel de kendin gör.

(Müzik - Caz)

(Necip) Al şunu giy üstüne, bak bozuluyorum ha.

-(Havva) Beğenmedin mi? -Anne olacaksın sen yakında, anne!

Aklını mı yedin sen Necip?

Yok, tövbe.

(Nefes sesi)

(Müzik)

Hele bir çocuk olsun da...

(Havva) Ya cahil cahil konuşmasana.

Yok.

Giy sen de üstüne bir şeyler.

(Necip) Üşüteceksin sonra, şey olacaksın.

Böyle erkenden de yat vakitli vakitli. Senin uykuya ihtiyacın var.

Ben de gideyim bir buz gibi duş alayım geleyim.

(Kapı açılma sesi)

Uff!

(Müzik)

(Müzik - Duygusal)

Sinan Bey.

Merhaba Berkay.

Bakın, ben size karşı gerçekten çok mahcubum, yani...

...ben böyle bir şeyi nasıl yaptım...

...böyle bir şeye nasıl karıştım yemin ederim bilmiyorum.

Ne kadar utandığını görebiliyorum.

Benim yerimde olmak isteyen o kadar insan varken siz beni seçtiniz.

(Berkay) Ben...

...geçen gün özür dilemek için geldim ama...

Biliyorum, Bülent söyledi.

Yani sadece beni affetmeniz bile bana yeter Sinan Bey.

Bak Berkay, sadece benim affetmem yetmez.

Bunu sen kendin sağlayacaksın.

Nasıl olacak ki? Yani ben...

...ne isterseniz yaparım.

Aslında çok bir şey istemiyorum.

Sadece mahkemeye gelip gerçekleri anlatacaksın.

-(Berkay) Seve seve yaparım. -(Sinan) Güzel.

(Müzik - Gerilim)

İş bulabildin mi?

Sinan Bey, biliyorsunuz camia küçük.

Her yerde duyulmuş yaptıklarım.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesleri)

Hayırdır Bülent?

Helva gibi olmuşsun.

O ne demek be? Şu mevzuya alışmaya çalışıyorum da.

İçin rahat mı abi?

-Ya olur mu böyle Bülent? -(Bülent) Abi, ya ne yapayım?

(Bülent) Ya dün onu ne kadar sevdiğimi anladım, kaybetmekten korktum.

Yapacak bir şeyim yok.

Oğlum bu kadar çok seviyorsan alırsın bir tane yüzük...

...durum böyle böyle diye anlatırsın.

Bak, başkasından duyarsa çok daha fazla üzülürsün.

(Müzik - Gitar)

(Bülent) Ee, şu tanık mevzusuyla ilgili ben gidip Berkay'la bir konuşayım mı?

(Sinan) Hallettim. Ben o işi de hallettim.

Oğlum, vallahi ben aptal gibi oldum, bütün işler sana kaldı ya. Kusura bakma.

Önemli değil.

Sen şu başındaki meseleyi hallet de onları düşünme.

(Sinan) Ha bu arada eğer Ceyda tekrar dükkana gelirse bu...

...dün ee, yaptığımız şeyleri tekrarlamıyoruz. Ona koz vermeyeceğiz.

-Ben çocukları uyardım, sen de uyarırsın. -(Bülent) Abiciğim sen merak etme.

(Bülent) Sen öyle bir şey yapmadığın sürece zaten hiç kimse onu...

...tutup da kolundan dışarıya atmaz. Rahat ol.

(Müzik)

(Müzik)

(Pelin dış ses) Ada sahillerinde bekliyorum...

...her zaman yollarını gözlüyorum.

-(Süheyla) Günaydın. -(Pelin) Günaydın.

-Barıştınız galiba babamla? -(Süheyla) Kızım...

...uyanamadın sen galiba daha. Bu gerçek hayat, rüya değil.

Barışmayacağım ben babanla, bitti!

Bu çiçekler kimden o zaman?

(Müzik)

İnanmıyorum.

(Pelin) Anne, bunlar gerçek olamaz.

Kızım gerçek olmasalar kokmazlardı.

Anlamamazlıktan gelme.

Anne, daha bak yeni boşanmaya karar verdiniz, daha boşanmadan gidip...

...babamı mı aldatıyorsun sen benim?

Aaa! Bunlar ne biçim düşünceler Pelin?

Ay, ben yapar mıyım kızım öyle bir şey? Aaa!

Duydum. Odada konuştuklarını duydum. Bak, sakın dizi mizi deme bana, duydum...

...sen konuşuyordun, kiminle konuşuyordun? Gidip camlarını indiririm o herifin, kim o?

(Gülme sesi)

Bir dakika bir dakika. Yoksa o da mı evli?

Yavrucuğum kafanda bir karakter yarattın...

...gittin camlarını indirdin, çok alemsin Pelin.

Tamam, tamam, o zaman şöyle yapalım anne, sakin sakin konuşalım.

Sakin sakin konuşalım, çözelim. Ne olur anlat bana, ne olur.

Kimden o çiçekler anlat bana, doğruyu söyle anneciğim ne olur.

Bak yanlış bir şey yapma.

Sen bir sakin ol. Sakin olursan anlatacağım.

Adres falan da yazmamış ki pislik.

Yavrucuğum sakin misin?

(Müzik)

Tamam.

Anlat.

Şimdi ee, ben birinin bir işine aracı oldum, yardımcı oldum yani.

(Süheyla) O da böyle teşekkür mahiyetinde yollamış bunu.

Hmm. Teşekkür mahiyetinde sana böyle bir kart yolluyor bu insan.

Ne demek ya ada sahillerinde bekliyorum, yollarını gözlüyorum falan?

Böyle teşekkür mü olur?

Anne doğruyu söyle bana, kim söyle, kim yazıyor bunları sana?

Görüşüyor musun sen bu adamla?

Yavrum ben yardım ettim. Adam bana âşık olduysa ne yapayım Pelin?

E tamam da bizim masamıza niye koyuyorsun o zaman bu çiçekleri?

Ama çok güzeller, atayım mı yani? Baksana.

Neyse, ben inanacağım da sana...

Bak anne, babamı aldatıyorsan eğer...

...hiç düşünmem giderim babamla konuşurum...

...senin de bir daha yüzüne asla bakmam, haberin olsun.

Kızım, yok böyle bir şey diyorum aaa!

Hadi otur kahvaltımızı yapalım Pelin, hadi.

Ay gerçekten iştah miştah kalmadı ya, bıktım artık yani.

Bu evde her gün yeni bir kriz, her gün yeni bir kriz, artık kafa bırakmadınız bende.

(Müzik)

Ellerine sağlık.

(Kuş cıvıltısı sesleri)

(Necip) Günaydın.

(Öpücük sesi)

-Hadi gel otur. Ekmeğine yağ da süreyim mi? -(Havva) I ıh.

Yavrum bir an önce kahvaltınızı yapın da doktora geç kalmayın.

Yok, geç kalmayacağız çünkü doktora gitmeyeceğiz.

Ben randevuyu aldım bile.

(Gülme sesi)

Ya Necip istemiyorum dedim. Söyledim sana daha önceden, kendimi hazır hissetmiyorum.

Anne, sen bir şey söyle o zaman ya.

Yavrum hazır olacak bir şey yok ki çocuğum.

Ya bak, hem kolay alınmıyor ki bu randevu dediğin.

(Meliha) Gitmeden olur mu? Ayıp.

Ya siz bana sormadan nasıl randevu alıyorsunuz?

Şişt! Bak neyi tartışıyoruz, duymadın mı Sinan'ı?

Doktorsuz, kontrolsüz olmaz dedi. Hadi. Gel.

(Müzik)

(Meliha) Canımın içi.

Bak bu çocuk senin ardında heder etti kendini günlerdir.

Yazık günah ona da.

Ayrıca çocuğun babası o.

Tabii ki merak edecek. Gitseniz de doktora hepimizin içi rahat etse fena mı olur?

(Müzik)

Ye ye, hadi.

(Müzik)

(Gülme sesi)

Ya kızlar, biz abartmışız, yani öyle bir şey yokmuş. Ben Sinan'la konuştum...

...her şeyi açıkladı bana. Onlar şeymiş ya, kanka gibi bir şeymiş.

Yani aralarında hiçbir şey olmamış, korkacak bir şey yok.

Süper.

Hmm. Yani aralarında bir şey olmayan hali buysa...

...ben olan halini bilmek istemiyorum, yani Allah korusun yani.

Şimdi bu Rüzgâr kendi kendine yürümüştür Sinan'a. Platonik âşık olmuştur yani.

Ondan sonra bizimki de ona iyi davranınca oldu falan zannetmiştir.

(Başak) Yani ben üzüldüm. Rüzgâr da olsa kadın yani sonuçta.

Yazık, kendi kendine gelin güvey olmuş, yazık.

(Müzik)

Ya bakar mısın?

Ucuza da getirmemiş yani, aferin.

Öyle. Ben cimri adam sevmem zaten, ıy o ne öyle?

Hii! Kızlar, ben çok geç kaldım.

-Aa! Ay nereye ya, daha yeni geldin. -(Pelin) Aa evet, nereye?

Beş dakikalığına uğramıştım zaten. Yapmam gereken bir sürü iş var benim.

Daha ben koltuk takımlarına falan bakacağım. Bir de banyo için...

...böyle küçük küçük sabunlar görmüştüm. Hep onları almam lazım, onunla...

(Pelin) Ee Başak, bir dakika bir dakika, siz...

...ev mi tuttunuz?

Ay nasıl yani? Ay kızım bir önce biraz bir dolansaydın, baksaydın, değil mi yani?

Böyle hani panikli, böyle acele falan ev mev tutma şey yapmasan, baksaydın biraz.

Sakin olun kızlar, tutmadım.

Ee yok, ya siz tutun ya, problem değil de şey...

...ben ee mobilyalar için, o işte küçük küçük sabunlar falan diyorsun ya...

...şey yaparız ya, beraber bakarız, hatta birlikte siz Bülent'le evlendikten sonra...

...bakarsınız, rahat olun ya, acele etmeyin, aceleye gelmesin, güzel olsun.

Acelesi yok. Da-daha sonradan şey yaparız, değil mi geniş geniş?

Allah Allah, yani gidip koltuğa bakıp da almayınca ne yapıyoruz?

Koltuk rencide mi oluyor, gururunu mu kırmış oluyoruz koltuğun?

Saçmalamayın yani. Bir tane tasarımcı var kızlar.

Çok beğendim, gidip bakacağım. Olur mu olmaz mı...

...durumumuza göre ayarlayacağım ben onları.

Yani her şeyi bir araya sıkıştırmak istemiyorum ben.

Bence de. Doğru yani.

Ya halbuki hiç huyun değildir değil mi?

Ayy senin de böyle inceden inceye laf sokmak hiç huyun değildir ama.

Ay ayağınıza kadar didişme fırsatı gelmiş, bravo, hiç durmayın, devam.

Ben dinliyorum, çok güzel.

Ama şunun tatlılığına bakar mısın? Buna bir tatlılık gelmemiş mi ya, bakar mısın?

Tamam kız, ben senin tüm gıcıklık puanlarını sildim, bonus veriyorum ona, evet.

(Simay) Gel buraya ya, hep sen böyle mutlu ol ya.

İnşallah.

Bir şey diyeceğim, ben şimdi gitmeden bizim çıkayım da o cadıyı bir mıncırayım.

Çünkü yani o bizim ilk göz ağrımız. Sonuçta şimdi benim bebeğim olduğunda...

...o böyle benim pabucum dama atıldı psikolojisine girmesini istemiyorum.

Ay sen de bir dakikada evlendin, otuz saniyede evi tuttun...

...on beş saniyede döşedin, yedi buçuk saniyede çocuk yaptın, bravo!

Vay! Kız bu deha, biz bunu bir doktora götürelim, bak ortaya çıksın yani.

Vallahi teklemeden ikişer ikişer hepsini böldü. Seviyorum sizi.

-(Simay) Biz de seni seviyoruz. -(Pelin) Görüşürüz tatlım.

Ya nasıl da hevesle anlatıyor.

Ya Simay, ay biz hata mı yaptık?

-(Simay) Ne bileyim, bilmiyorum ki ya. -(Pelin) Söylese miydik acaba?

Ama baksana nasıl da mutlu, nasıl da yüzü gülüyor.

Ben hiç böyle görmedim Başak'ı ya.

Ne yapacağız?

Oof.

(Müzik - Duygusal)

(Para sayma sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Başak) Ya yerim ben seni. Ya ben seni yerim.

(Bengisu) Ya git bırak, oyundan değil, gerçekten küstüm ben sana.

(Başak) Aa!

Aa, hiç teyzeye küsülür müymüş? Yok öyle bir şey. Yok öyle bir şey.

Teyze, teyze gibi biri değil ama. Annemle babamın arasına girdi.

Aa! Güzelim yok öyle bir şey.

Hıı, hiçbir şey bildiğin yok.

Aa! Ama ben senin annenle babanı çok seviyorum.

Onları üzmek ister miyim hiç ha?

O zaman neden hâlâ o yüzüğü takıyorsun?

Bunu mu?

Ay bana bunu Bülent abin verdi, biz evleneceğiz.

Üstelik ben sana böyle düğünümde prenses kostümü alacağım.

Hmm, tabii tabii. O yüzüğü ben senden önce gördüm.

Çünkü onu babam annem için aldı.

Ay yerim ben seni, sen karıştırıyorsun.

Bak şimdi, Bülent abin bana evlenme teklifi etti, o yüzden verdi bu yüzüğü.

İstiyorsan gel annene soralım.

İstemez, biliyorum ne olduğunu.

Duydum, babam annemin meyve suyuna bırakacağım diye...

...senin bardağına bırakmış yüzüğü. Sen de hemen atlamışsın...

...Bülent evlenme teklifi etti diye. Sen o kadar sevinince...

...hiç kimse de sana bir şey diyememiş. Bülent abi de seninle zorla evleniyor.

Ver annemin yüzüğünü!

(Müzik - Duygusal)

(Kapı çarpma sesi)

Aa!

Ay bizimki delirdi yine herhalde, o nasıl kapı çarpmak ya.

(Simay) Hayır bir çıkıyorum bile demedi yani.

Bana bak, ben şimdi sana söylüyorum bu şimdiden böyleyse...

...evlenince kim bilir ne olur yani.

Yalnız hatırlatırım, sen evlendiğinde biz böyle triplere girmemiştik.

Allah Allah. Acaba ben sizi bir saniye bile yalnız bırakmadığım için olabilir mi canım?

Bak, altını çiziyorum.

Yani koltuk mu bakıyor, eşya mı bakıyor eve, artık yapacak bir şey yok.

(Pelin) Olan oldu artık.

Ya bir şey söyleyeceğim, fena mı oldu?

Kız kıza kutlama yapmış oluruz işte hı?

Hmm, kutlama diyorsun? Hatta Filiya'da değil mi?

Hani sen, ben, Başak, aa bak ne tesadüf Sinan da orada, bak tesadüf.

Simay. Kötüsün.

Ne?

Ne güzel olur işte. Restoranı süsleriz böyle sizin partide yaptığımız gibi.

Çok güzel olmuştu.

(Simay) Olur da işte.

(Efekt sesi)

Sinan'ın ablası, ben de eniştesi oluyorum.

-(Hakan) Biliyorum, hoş geldiniz. -(Necip) Hoş bulduk.

Ee, ne zaman göreceğiz...

...yavrumuzu?

(Necip) Kusura bakmayın, biz çok uzun zamandır bekliyorduk da.

Gerçek olunca da insan bir beş dakika sabredemiyor.

-(Havva) Boşuna geldik ama. -(Necip) Hı? Bir şey mi dedin gülüm?

-(Hakan) Havva Hanım, test yaptınız mı? -(Necip) Yaptık!

Bebek var dedi.

-(Hakan) Ne kadar oldu? -(Necip) İki gün oluyor öğreneli.

(Necip) Yani böyle bir başlarda baş dönmesi, böyle bir halsizlik falan oluyor.

Mide bulantısı da var ama istifra etmedik çok şükür.

(Hakan) Ne güzel.

(Hakan) İzin verseniz de eşiniz cevap verse Necip Bey, hı?

Tabii tabii, izin ne demek, buyurun.

Buyurun Doktor Bey.

Havva Hanım, öncelikle bir kan değerlerinizi görelim.

(Hakan) Yani çünkü test sonuçları her zaman doğru sonucu vermeyebiliyor.

Biz işimizi garantiye alalım.

Aman Allah korusun, tövbe tövbe.

Yani düşük bir ihtimal ama evet.

(Hakan) Eğer test sonuçları da pozitif çıkarsa, o zaman ultrasona alırız sizi.

Buyurun, ben eşlik edeyim size, arkadaşlar aşağıda kanınızı alacaklar.

Ben de gel...

...meyeyim, ne işim var, burada oturayım işte.

Resimlere falan bakarım.

Buyurun.

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

-Doktor Bey. -(Hakan) Efendim Havva Hanım.

-(Havva) Bir şey söyleyeceğim. -(Hakan) Dinliyorum.

Test mest boşuna uğraşmayın.

(Havva) Bir de size mahcup olmayayım ben.

Ben hamile değilim.

(Müzik - Duygusal)

Öyle mutlu ki günlerdir. Yemin ederim kaç kez söyleyecek oldum, dilim varmadı.

(Havva) Bir kere söyledim sandım ama uyuyormuş.

Vardır bir hikmeti dedim.

(Nefes sesi)

Doktor Bey, idare etseniz.

(Havva) Yani hamile olmadığımı Necip'e söylemeseniz.

Eğer gerçeği öğrenirse kaldıramaz, yıkılır.

-(Havva) Ne olur. (Nefes sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Kesme sesi)

Hoş geldin.

Hoş buldum.

Bugün yine erken çıkmışsın.

Ha evet, halletmem gereken birkaç ufak tefek iş vardı da.

(Sinan) Ne oldu, önemli bir şey mi var?

Ee, önemli mi yani, evet. Benim için önemli.

Tamam, arkada konuşalım istersen, gel.

Tamam.

(Sinan) Rüzgâr, sakın annemlerle seni istemeye geleceğimizi söyleme.

Yok, aramızda yüzük takacağız falan deyip hallettim sanırım o işi.

E tamam. Ee, neymiş önemli mesele?

Pelin. Yani Pelin'in o kıskançlıkları çok da gülünüp geçilecek gibi değilmiş.

Ne yapmış ki?

Ya dedemlerin evindeki güvenlik söyledi.

Yani daha doğrusu tarif etti ama bayağı Pelin.

(Rüzgâr) Hem zaten ayrıca başka kim olabilir ki?

Bizi takip etmiş, yani orayla ilgili bilgi falan almaya çalışmış.

Pardon da yani ben bunda gülünecek bir şey görmüyorum.

Ya şimdi sen onu tanımadığın için.

Ya o takip etmesi falan gözümün önüne gelince.

Sinan.

Bak, ben senin için endişeleniyorum.

Ben de bu konuyu çok abarttığını düşünüyorum Rüzgâr.

Ben mi abartıyorum? Yani iyi de bunu kime anlatsak...

...ne kadar anormal bir durum olduğunu görür.

Anormal?

(Gülme sesi)

Söyleyene bak. Sanki kendisi çok normalmiş gibi.

Beni niye karıştırıyorsun ki şimdi? Ayrıca yani bana deli diyebilirsin...

...çılgın diyebilirsin ama anormal diyemezsin. Yani ben öyle...

...paranoyakça hareketler sergilemiyorum.

Rüzgâr, abartma istersen.

Ya hem yani, anlayamıyorum. Sen öyle kısıtlanmaktan...

...sana güvenilmemesinden, ya sürekli denetlenmekten falan hoşlanmazsın ki.

Ve bu kız sana bunların hepsini yapıyor.

(Rüzgâr) Bak, öyle işte, hiçbir şey söyleyemiyorsun.

(Müzik - Duygusal)

Evet, bu saydıklarının hiçbirinden hoşlanmam.

Sen haklıydın.

Ben Pelin'e âşık oluyorum.

(Gülme sesi)

Sinan...

...yapma yani, yine kendini o uçurumun kenarında bulmak istiyorsun herhalde?

Yeter Rüzgâr!

Artık senin karşında eski Sinan yok.

Hayır, tam karşımda oturuyor şu anda.

Ve yine âşık ve yine ne yapacağını bilmiyor.

Bak annem bir yandan, şimdi de sen.

(Sinan) Ben artık bu durumdan çok sıkıldım. Ve son kez söylüyorum.

Ne ben eski Sinan'ım ne de Pelin eski Pelin.

O kız aynı kız! Sen de yine o içinde o saf, o masum Tankut'u saklıyorsun.

(Rüzgâr) Zaten ona âşık olan yanın da bu. Aşk falan değil ayrıca bu.

Sen Pelin'i kendine âşık edip, o Tankut'un yaralarını sarmaya çalışıyorsun, hepsi bu.

Ama ne olacak biliyor musun? O kız yanında olduğu sürece...

...o yaralar sürekli kanayacak.

Beni o uçurumun kenarından kurtardığın gün var ya...

...eğer o uçurumdan atlamak, Pelin'le olmaksa ben varım.

Varsın bileğimden tutacak biri olmasın.

(Müzik - Gerilim)

Yanlış yapıyorsun.

Yanlış da benim, doğru da. Bırak bunun kararını ben vereyim.

Tamam.

Ee, sanırım bundan sonra aynı evde kalmamız çok doğru olmayacak.

(Rüzgâr) Aynı dili konuşmuyoruz çünkü. Ben otele yerleşsem daha iyi.

Sen bilirsin.

(Müzik - Gerilim)

(Nefes sesi)

(Efekt sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Sessizlik)

(Hakan) Sonuçlar bir iki gün sürer dedi arkadaşlar.

-(Necip) Ultrasyon? -(Hakan) Ultrason.

Ona da o zaman bakarız.

Peki orada görebilir miyiz kız mı erkek mi, ikiz mi, üçüz mü?

(Hakan) Yalnız cinsiyetini öğrenmek için üçüncü ayını beklemeniz gerekecek.

(Havva) Bekleriz Necip'im, üç ay dediğin nedir ki?

(Havva) Hem ultrasona da o zaman girerim, ikisi bir arada çıkar hı?

(Necip) Havva, abarttın ama ha! Ne dedi doktor, ultrasyon dedi.

-(Hakan) Ultrason. -Ha işte.

Sen doktora işini mi öğreteceksin?

(Necip) Bırak, doktorun dediğini yapacağız.

-(Havva) Ultrason, Necip. -(Necip) Anlamam ben!

(Necip) O yapılacak ne zamansa.

(Müzik)

-Eğer beni yine engellemeye kalkışırsan... -(Serkan) Ne-ne demek Ceyda Hanım?

Buyurun. Başımızın üzerinde yeriniz var.

Hmm, güzel. Demek ki avukatlarla gerekli konuşmalar yapılmış.

Buyurun.

(Müzik - Gerilim)

Ben bir menü getireyim.

(Müzik - Gerilim)

(Nefes sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

Ben de dedim ki işte Başak yani hani...

...bence bu kadar abartma yani, şey yapacaklar sonuçta.

(Telefon zili sesi)

(Nefes sesi)

-(Pelin) Efendim. -Alo, Pelin.

-Nasılsın? -(Sinan ses) İyiyim, sen nasılsın?

İyiyim, iyiyim ben de.

Akşam bana gelsene diyecektim.

Ne oldu ki? Yani şey ya, merak ettim, ya ne oldu?

Dün gece konuşmamız yarım kalmıştı, kaldığımız yerden devam ederiz.

Tamam, ya tamam. Aa ama şey ya Rüzgâr sende kalıyor.

Biz istiyorsan başka zaman şey yapalım, görüşelim.

O olmayacak, merak etme.

Tamam. Ee, tamam, akşam görüşürüz o zaman.

Görüşürüz.

Ay kızım bak bu da sana evlenme teklifi etmesin ya?

Biz önce bir birbirimize seni seviyorumu diyebilelim...

...ondan sonra bence her şey olur.

-Yani. -(Pelin) Olur.

(Müzik - Romantik)

(Cansu) Haa, süpermiş!

(Cansu) Değil mi Serkan?

Yani parmağındakinden kıymetli bir şey olsun ki kendimi affettireyim dedim.

Çok iyi düşünmüşsün abi, bravo.

-Al, al şunu. (Düşme sesi)

Hayatım.

(Tokat sesi)

Sen ne sahtekâr adamsın ya!

(Müzik - Gerilim)

Ortağımın, müşterilerin içinde neler yaptığını bilmek hâkimin hoşuna gidecektir.

Başak, ben gerçekten anlatacaktım sana ama...

(Başak) Neden yaptın ya, nasıl yaparsın sen bana bunu ya?

Hepiniz izlediniz, beni salak yerine koydu. Nasıl buna müsaade ettin, nasıl izin verdin?

Başak, anlatacaktım ama kırılmandan korktum...

...seni kaybetmekten korktum, ne yapabilirim?

Sen beni böyle de kaybettin ki! Böyle de kaybettin!

(Başak) Ben seninle evlenir miyim artık Bülent?

Ben korkak ve yalancı bir adamla evlenir miyim?

(Müzik - Gerilim)

Bunu da Hakan'a verirsin artık, tamam?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Deniz Seki - Aşk) "Unutmak ne zor bir kelime"

"Hele bir de sevdanın yükü üzerindeyse"

"Umutlanamazsın ya da unutturamazsın"

"Yüreğin fena halde çırpınır durur kendi derdine"

"Umutlanamazsın ya da unutturamazsın"

"Yüreğin fena halde çırpınır durur kendi derdine"

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

"Aşk, öyle bir büyü ki"

"Öyle bir büyü ki anlayamazsın"

"Ah ah"

"Göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz"

"Seven kalbi istesen de susturamazsın"

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Kapı zili sesi)

(Kapı tıklanma sesi)

-Sinan niye açmıyorsun telefonunu? -(Sinan) Ne oldu ki?

-Dedem yola çıkmış, annenlere gidiyormuş. -(Sinan) Ne?

Yani bilmiyorum, dün tamam dedi her şeye, yüzüme güldü...

...şimdi yola çıkmış. Hadi. -(Sinan) Tamam, dur bir dakika.

(Sinan) Tamam, hadi çıkalım.

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik - Gerilim)

Sinan, nereye böyle?

Abi sonra konuşsak, çok acelemiz var, validelere yetişmem lazım.

Rüzgâr, gelmişsin. Hiç haberimiz olmadı.

Abi geldi geldi, hadi koş koş.

Gidin bari.

(Müzik - Gerilim)

(Ayak sesi)

(Müzik - Duygusal)

Usta, biraz daha hızlı gidebilir miyiz?

(Müzik - Duygusal)

(Nefes sesi) -Telefonumu unutmuşum.

(Müzik - Duygusal)

(Efekt sesi)

(Müzik - Duygusal) (Telefon zili sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Kapı tıklatma sesi)

(Müzik devam ediyor)

(Pelin iç ses) Ya bir işi çıkmıştır mutlaka, yoksa niye böyle yapsın ki?

(Pelin iç ses) Telefonu da açmıyor. Ayy, ya kötü bir şey geldiyse başına?

(Müzik devam ediyor)

-Sinan'a geldin? -(Pelin) Evet.

O gitti.

Rüzgâr'la böyle el ele koşturup gitti.

Sinan'ın annesine.

(Müzik -Duygusal)

(Müzik -Duygusal)

(Kapı tıklatma sesi)

(Sessizlik)

(Kapı açılma sesi)

(Sessizlik)

Hayırdır, bir şey mi lazımdı amca?

Meliha Hanım evde mi?

Yok, komşuya kadar gitti, ben yardımcı olayım.

(Rüzgâr) Dede! Ne yapıyorsun sen burada?

Dünürümü ziyarete geldim.

Dünür mü? Evlendin mi lan Sinan?

Necip abi bir dur ne olur.

(Rüzgâr) Dede bak, böyle insanların evine...

...habersiz geliyorsun, ayıp oluyor.

Habersiz geldikse evi basmadık ya.

Müsait değillerse sonra geliriz.

(Necip) Yok yok, ben şimdi anneme seslenirim, çağırırım.

(Necip) Ama siz buyurun içeride bekleyin ya, dışarıda kalmayın.

-Kaldır. -(Rüzgâr) Dede!

Bak, yani...

...aynı şeyleri yeniden yaşatma bana.

-(Rüzgâr) Biliyorsun sonunda ne olduğunu. -O ne demek şimdi?

Birbirimizden uzaklaşırız demek.

(Rüzgâr) Beni kendinden uzaklaştırıyorsun böyle yaparak.

Ya böyle olmaz ki.

(Rüzgâr) Aklına her geleni yapıyorsun. Beni hiç düşünmüyorsun.

Tamam.

Ben sana eşlik edeyim arabaya kadar.

(Müzik)

(Müzik)

(Sinan) Pelin!

(Sinan) Pelin!

Pelin bekle.

Özür dilerim.

(Sessizlik)

Gördüm.

(Müzik - Gerilim)

Neyse ya, önemli değil. Sen git, ben gider senin kapında beklerim.

Bak, Rüzgâr'la buraya gelmemiz gerekti.

Bu hep böyle olacak değil mi Sinan?

Öncelik hep Rüzgâr'ın olacak.

Pelin bak, yapma böyle.

Sana Rüzgâr'la aramda bir şey olmadığını söyledim. Neden bana inanmak yerine...

Çünkü ben heyecanlı ve mutlu bir şekilde hazırlandım...

...ve senin evine seninle buluşmaya geldim. Ve sen yoksun.

(Pelin) Rüzgâr'ı alıp çıkmışsın. Ve bana yalan söylüyorsun.

(Pelin) Yani ben buraya gelmeseydim, sen bizim buluşacağımızı unutacaktın...

...ve aklına bile gelmeyecektim. -(Sinan) Hayır, unutmadım!

-(Sinan) Bak, yalan söylemiyorum sana. -(Pelin) Söylüyorsun!

O kızla ilgili yalan söylüyorsun!

O varken...

...biz olamayız. -Bana bunu söyleme!

Bak, bana şunu yap, bunu yap deme!

(Müzik - Gerilim)

Hâlâ farkında değilsin ama o benim arkadaşım.

Ve sırf sen bir şeyleri yanlış anlıyorsun diye ben arkadaşımdan vazgeçemem!

Evet, o senin arkadaşın. Ama sen onun arkadaşı değilsin!

(Pelin) O seni seviyor.

Bu da benim canımı acıtıyor.

(Müzik - Gerilim)

Paranoyaksın sen.

(Müzik - Duygusal)

Tamam. Tamam.

Öyle olayım.

Sana arkadaşınla mutluluklar.

(Müzik - Duygusal)

Öyle diyorsan öyle olsun.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar

Seslendiren: Emine Kolivar

Alt Yazı: Çağıl Doğan - B. Miliza Koçak - Tugay Çiftçi

İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat

Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.