Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Pelin) Nerede bu Ceyda'nın evi?
(Müzik)
Sinan?
(Müzik - Gökçe - Her Şey Bitmedi Bitemez) "Yıllar gibi geçti günler"
"Çok sevmişim seni meğer"
"Neden ayrıldık bilmiyorum"
"Ne olur geri gel artık yeter"
Restoranla ilgili teklifin hâlâ geçerli mi?
Tabii ki.
Kabul ediyorum.
"Bir gün bana dönsen geri"
"Her şey bitmedi bitemez"
"Aşkımız kalmasın yarım"
"Mutlu günler geri gelsin"
"Ne olur hiç ayrılmayalım"
"Ne olur hiç ayrılmayalım"
Sinan!
(Köpek havlama sesi)
(Müzik)
İyi haber çabuk duyuluyor sanırım.
Ama bence bu güzel haberi senin vermen gerek.
(Müzik)
Ne oluyor abi?
Ben para meselesini hallettim Bülent.
Yani daha doğrusu Ceyda halletti.
Üçümüz el ele verip Filiya'yı İstanbul’un en iyi restoranı yapacağız.
Söz veriyorum ortak.
(Müzik)
Her şey için teşekkürler Ceyda.
Tekrar sağ ol.
Ya ne demek? Ben üstüme düşeni yaptım.
Hadi siz de evinize gidin. Güzel bir uyku uyuyun.
Artık bitti.
Evet. Artık gidebiliriz.
İyi geceler.
İyi geceler.
İyi geceler.
(Müzik)
Sinan.
Ne bu abiciğim ya? Bana da bir sorsaydın keşke.
Farz et ki sordum Bülent.
Var mı aklında bir şey?
Var Sinan var.
Ben varım.
Senin de kafanda benden para almak vardı.
Yani Pelin’den almanı kırk kere tercih ederdim.
Ya sen zaten Pelin'in yanına diye çıkmadın mı benim yanımdan?
Ben doğru olanı yaptım Bülent. Güven bana.
Bunun doğru olmadığını sen de gayet iyi biliyorsun Sinan.
Bak, geç değil, hâlâ sana parayı vere...
Restoran kurtuldu.
Ceyda da artık yeni ortağımız.
Cümle israfına gerek yok. Konu kapanmıştır.
Hiç de bile kapanmadı.
Bu iş böyle bitmeyecek.
Bu iş çoktan bitmiş. Bitmiş bu iş.
Göreceksin ikna edeceğim onu.
Edersin ha, edersin tabii, edersin.
(Islık sesi)
(Müzik)
(Pelin) Sinan!
Ya yemeyeceğim seni. Konuşacağım sadece.
(Müzik)
(Pelin) Sinan!
Evine gitsene sen.
Partidekilere ayıp olmasın sonra.
Yapma Sinan. Ben vereyim sana parayı.
Ceyda’yı restorana ortak yapmak zorunda değilsin.
Lütfen gider misin?
Ya ben söyleyecektim sana.
Biz...
...biz Tolga'yla barıştık.
Tamam, onu söyleyecektim.
Bu konu beni hiç ilgilendirmiyor.
Ya gerçekten anlatacaktım, açıklayacaktım diyorum sana.
Açıklamak zorunda değildin Pelin.
Yalan söylemeseydin yeterdi.
Ya o kadar şeyden sonra kendime bile açıklayamıyorum ki.
Ama gerçekten sana söyleyecektim.
Yani dürümcüde oturduğumuz zaman...
Ama sen de konuya öyle bir girdin ki...
...haklıydın da.
Aranızda olanlar beni gerçekten ilgilendirmiyor.
Aslında sadece eve girip, ayaklarımı uzatıp, film...
...izlemek dışında beni hiçbir şey ilgilendirmiyor.
Yalnız başıma.
Ee...
(Kapı kapanma sesi)
Yalnız başıma.
Yok ya.
Yani diyorsun ki Pelin söyleyeceklerin içinde patlasın.
Böyle cezalandıracaksın değil mi sen beni?
Ayrıca beni dinlediğini de biliyorum.
Sinan, Sinan bana kızdığın için yapıyorsun.
Yapma, alma o parayı Ceyda'dan lütfen.
Alma.
(Müzik)
(Müzik)
Kahveni yaparım, boğazına dizerim diyorsun.
Tamam.
Ben hep ölümsüz aşklara inandım.
Ya Tolga'yı bulunca da...
...o ölümsüz aşkı bulduğumu sanmıştım.
"Her şey bitmedi bitemez"
"Aşkımız kalmasın yarım"
"Mutlu günler geri gelsin"
"Ne olur hiç ayrılmayalım"
(Müzik)
Keşke yeni tanışmış olsaydık.
(Sinan) Nasıl olacaktı o?
Ha, mesela Bülent'le Başak bir şekilde tanışmışlar, âşık olmuşlar.
Ya biz de onların sayesinde tanışmışız.
Ve çok yakın arkadaş olmuşuz, olamaz mı?
(Sinan) Kulağa hoş geliyor.
Hayatım.
Harikaydın.
Ama ne yalan söyleyeyim, bizim şarkımızı daha güzel söylüyorsun.
(Müzik)
Ya bu evde bir şey var biliyor musun?
Normalde uyku problemi çekiyorum ama buraya gelince ölü gibi uyuyorum.
(Sinan) Huzurlu ve sakin bir insanım.
Bu da benim evime yansımış demek ki.
(Kapı zili sesi)
İnat.
Bu mesele kapandı artık, neyini anlamıyorsun?
Abla?
Necip'i bulamıyorum.
Her yere baktım.
Kuş olup uçtu sanki adam.
Nereye gideceğimi de bilemedim.
Ablacığım...
...bir süre sende kalsam rahatsız eder miyim?
O nasıl laf abla?
Gel içeri.
(Kapı kapanma sesi)
Gel.
Ben bir kahve yapayım sana, sakinleş olur mu?
(Müzik)
(Müzik)
Ne yapıyorum ben ya?
(Müzik)
Ee, tamam yani?
Reklam anlaşması öyle mi?
Evet.
Bir sene dizi yapmasan rahatsın.
Ay vallahi ikimiz için de şahane oldu bu anlaşma.
İyi, tamam o zaman ayarla. Hadi görüşürüz.
Hadi ay.
Dur gitme, otur.
(Tolga) Hah.
Az kalsın söylemeyi unutuyordum ya.
Şu ajansın müşteri sorumlusu bir kadın var.
Seni de pek bir beğeniyormuş.
Yani öyle laf arasında tanışmak isterim falan dedi.
Hoş kadın ha.
Önce Pelin'le iyi tut diyordun arayı...
...şimdi evlilik programına bağladık, öyle mi?
Cık. Tolgacığım, tatlım, bu işin tabiatında var.
Yani ip üstünde yürümek gibi düşün.
Hem halkın gözünde imajını koruyacaksın...
...hem de işverenin gazını alacaksın.
İyi, tamam tamam.
Gideriz. Hadi görüşürüz.
Ay.
Yavrum, sen bana sen de gel dedin ama...
...hani böyle ilk günden ayıp olmasın sakın?
Aa aa. Olur muymuş canım öyle şey?
Yani şu dediğini Sinan duysa ne kadar bozulur.
Öyle mi diyorsun?
E öyle tabii.
Hem ben seni gezmeye götürmüyorum ki.
Restoranın sana ihtiyacı var.
Gördün bak ne hale geldi.
İkimiz el ele verdik mi Sinan’ın üstündeki yükü de almış oluruz.
Sen öyle diyorsan öyledir yavrum.
E öyle tabii.
-(Ceyda) Ayrıca bir şey söyleyeceğim. -Hı.
Şimdi Valide Sultan, Mahidevran'ın arkasında durmasa...
...Mahidevran'ın namı yürür müydü?
(Gülme sesi)
(Ceyda) E yürümezdi.
Doğru.
Sen de bizim sultanımızsın.
Bizi koruyup kollayacaksın.
Ben sizi kollamaz olur muyum hiç yavrum?
Hadi gel.
(Müzik)
Yani lafın kısası...
...artık bir patronunuz da benim.
Patron mu dedi bu?
Ee, ben biliyor muyum?
Lafımı bitirebilir miyim?
Teşekkürler.
Eminim Sinan hijyen konusunun altını çizmiştir.
(Ceyda) Fakat siz benim hassasiyetime verin.
Bundan sonra her gün kılık kıyafet ve kişisel bakım kontrolü yapılacak.
Bu bize pis mi demek istiyor? Ne demek istiyor bu?
(Müzik)
Yani tırnaklar tamam da...
...saçlar... Arkadaşlar bakın.
Saçlar tepeden topuz yapılacak.
(Ceyda) E yani ama bunu da artık ben söylemeyeyim değil mi?
Ha bu arada lütfen bu ütü çizgisine de dikkat edelim.
Yani burası bir iş yeri. Böyle olmuyor.
Hah Cansu.
E masa örtülerini değiştirme işini de sana veriyorum.
Adresini vereceğim dükkândan gidip alırsın, olur mu?
Ya bir hatam yüzünden bir ortak daha çıktı.
"Hep ileri bak...
...geçmişe takılıp kalma." derdi bir şefim.
Biz de öyle yapalım. Unutalım gitsin.
Ceyda zaten bizim gibi bir ortak olmayacak, merak etme.
Ya bak, Ceyda'yı çok fazla tanımıyorum, eyvallah.
Ama niyeyse ben ona karşı böyle hep oldum olası bir mesafeli oldum.
Abi, Ceyda’nın restorana gelecek vakti olmayacak zaten.
Korkma.
Sen şu arkana bak da öyle konuş.
Bak.
Yavrucuğum onlar hallederler, sen merak etme.
Yani...
Ee, arkadaşlar hepinizle tanıştığım için çok memnun oldum gerçekten.
(Ceyda) Ee, iyi çalışmalar diliyorum. Dağılabilirsiniz.
Hoş geldiniz.
Sen de hoş geldin.
Biz de arkadaşlarla tanıştık. E ben de kendimi tanıttım.
Yani birkaç tane de ufak detay vardı altını çizmem gereken...
...onları söyledim.
İyi yapmışsın.
Gerçekten çok iyi yaptı.
Çok güzel bir konuşmaydı.
Daha bir derli, toplu, özenli olurlar.
Anneciğim madem gelecektin, neden bana söylemedin?
Beraber gelirdik.
Ama Ceyda...
Sinan, Meliha teyze Havva'nın durumundan dolayı çok üzgün.
Yani senin yanında kaldığını öğrenince...
...kendi gelip sormak istedi.
Canım. Havva nasıl oğlum?
Beni soruyor mu?
İyi anneciğim iyi.
Aklın kalmasın.
Ceyda.
Hı.
Bir dakika konuşabilir miyiz?
Ay tabii ki, tabii ki gel.
Gel biz de seninle kahve içelim Meliha anne, gel.
-(Meliha) Tamam canım. -(Bülent) Gel, gel.
Biz burada Bülent’le kendi şeflerimizden gördüğümüz adaba uygun bir düzen kurduk.
Ve bu düzenin bozulmasını istemiyoruz Ceyda.
Bu çocuklar İstanbul’un iyi mekânlarında çalışıp, oralarda yetiştiler.
İçlerinde bunun eğitimini almış olanlar da var.
Tabii ki. Yani zaten ben bunu bilerek...
Hijyen konusunda uyardım.
Tırnak kontrolü yapacağımı söyledim diyorsun.
(Sinan) Sence bu çocuklar...
...bunu bilmiyor veya buna riayet etmiyor olabilirler mi?
Elbette. Evet.
İnsanlar mutsuz oldukları yerde verimli olamazlar Ceyda.
O yüzden çalışanlarımın gergin bir ortamda çalışmalarını istemiyorum.
Bu konuda bize uyum sağlarsan hepimiz mutlu oluruz.
Vallahi Sinancığım yani burayı nasıl döndüreceğiniz tamamen size kalmış bir şey.
Yani ben sonuçta kağıt üstünde ortağım.
Ama az önce de gözüme çarpan birkaç ufak detay vardı.
Altını çizmek istedim, hepsi bu.
Ya yoksa bir tavırla, bir niyetle yapılmış bir şey kesinlikle değil.
Ayrıca biliyorsun yani, patron sensin.
(Gülme sesi)
İlla bir unvan vereceksen...
...patron değil de...
...şef diyelim mesela.
Peki.
Şef.
Güzel.
(Müzik)
(Bülent) Abi bak, dürüst olalım birbirimize karşı.
(Bülent) Bu Ceyda bizim başımıza bela olacak.
Abi, konuştum ben Ceyda'yla.
Bundan sonra sorun yaratmayacak.
Peki.
Öyle diyorsan öyle olsun bakalım.
Günaydın Cansu. Günaydın.
Günaydın.
Sen bu saatlerde mi gidip geliyorsun?
Hayır. Geç kaldım o kadar.
Şimdi müsaade edersen...
Ben de buradayım artık.
Anladık.
Tamam.
Dün gece yeterince reklamını yaptın zaten.
Pelin.
Git buradan.
Bu mekânın da, Sinan'ın da sana artık ihtiyacı yok.
Beni buraya Sinan aldı. Tamam mı?
Bana ihtiyacı var mı, yok mu o karar verir.
Şimdi çekil önümden...
Ya yok sana ihtiyacı falan.
(Ceyda) Yani temiz kalpli o.
Hayır diyemiyor.
Ama artık ben varım.
Ve seni burada istemiyorum.
Bunu da sana gayet açık ve net bir şekilde söylüyorum.
Değil mi?
Ve sen ben hiç ilgilendirmiyorsun.
(Pelin) Ben Sinan'ı tanırım.
Sorun nedir?
(Ceyda) Yok bir şey ya.
Öyle iş geliş gidiş saatleri hakkında...
Hanımefendi beni burada istemediğini söyledi.
Ben de buna senin karar vereceğini söyledim.
(Ceyda) Aa.
Yani pes diyorum gerçekten.
Hâlâ o kahve olayındaki hıncını devam ettiriyorsun.
Yani Sinan ben çalışanlara şu saatte geleceğiz de mi demeyeceğim artık?
Çalışanlar elbette ki iş saatlerine riayet edecekler.
Ama biraz önce de konuştuğumuz gibi...
...buna ben karar veririm Ceyda, sen değil.
Bunun yanında şöyle de bir gerçek var ki sen artık burada çalışmıyorsun.
Bitti.
Neden?
Şartlar öyle gerektirdi.
Artık bu mekâna ve bana ihtiyacın yok.
Ama sözleşmemiz?
Yırtıp attık.
Azat ediyorum seni.
Affettim.
Bitti Pelin.
(Müzik)
(Simay) Ee, ya süper olmuş işte.
Hayır ben bunun neresine üzülmemiz gerekiyor anlamadım yani.
Yani orası öyle de...
Hayır neresi öyle değil peki Pelin'im ha?
Bak, karmanı temizledin.
İnsanların tuvalette geride bıraktıklarını temizlemekten de kurtuldun.
Tolga da döndü. Daha ne istiyorsun sen?
Doğru söylüyor.
Ay ben de diyorum sizi nereden tanıyorum.
Siz şeysiniz...
Yok ya, ben ünlü biri değilim öyle. Benzettiniz herhalde.
Ünlü değilsin elbet.
Mağdursun da yine de tanıdım seni.
Tolga Tanık’ın nikâh masasında terk ettiği kadınsın sen.
Ay hanımefendi daha fazla vurmayın beni. Yani öldüm çünkü burada.
(Kadın) Ya ben hastasıyım onun.
Gerçek hayatta o kadar yakışıklı mı?
Yoksa shop'lu hali mi ekranlardaki?
(Başak) Ben bizzat kendi ellerimle shop'ladım onu.
Evet, böyle ee...
...yanaklarına dolgu olsun, göz altları torbaları olsun...
...yani tamam siz televizyonda her gördüğünüze inanmayın.
(Başak) Ben çok başarılıyım değil mi? Ne kadar başarılıyım, bakın gördünüz. Evet.
Peki, bir şey söyleyeceğim. Kocamı getirsem onu da shop'lar mısınız öyle?
(Başak) Biz önce sizin tedavinizi bitirelim.
(Başak) Buyurun, yatın siz.
Kızlar nasıl tanınıyorum, şuraya baksanıza.
Ay hayır yani bu magazinciler de hep böyle skandal peşinde koşuyorlar.
(Simay) Hayır, Tolga o kadar yalvardı yakardı.
Bak bir yazmadılar görüyor musun? Çocuk kapısında yattı bunun.
(Simay) Ondan sonra insanlar da Pelin'i şey oldu zannediyorlar.
Kızım bence çık söyle yani.
Affettim de...
...affetmeden önce de böyle kırk takla attı de. Yani bence de.
Kızlar ben bir kitapta okudum.
Aslında affetmek diye bir şey yokmuş.
(Pelin) Yani sineye çekmek diye bir şey varmış.
Görünmez oluyormuş bir süre.
Sonra bir sıkıntı çıkınca yine görünür hale geliyormuş.
Ya.
Ya da bence senin Tolga'yı affetmeye hiç niyetin yok yani. Öyle geldi bana.
Ya ayrıca affetmek istemiyorsan da affetme hayatım.
Senin öyle kitaplara, teşhislere ihtiyacın yok ki.
Ya kalbin de dayanak olur sana. Sen onu dinle.
Hay, o adam affedilmez mi be?
(Simay) Bebeğim.
Bak, bırak boş ver. Başka aşklara kısmet olur değil mi?
(Başak) Belki de Sinan onu affetsin istemiyordur.
Yani çünkü öyle olunca görüşmek için bir neden de kalmıyor ya.
Hii!
Pelin'im geçmiş olsun.
Kız Simoş, bu Sinan'a karşı boş değil.
Aa. Ay Pelin.
(Gülme sesi)
Hah. Başak yani ben ne diyorum, sen ne anlıyorsun yani.
Hayatım zaten yokuş aşağı gidiyor, Başak abartma istersen.
Saçmalama.
Aa deli.
Sanki ben dedim diye mi öyle oluyor?
Keşke ben bir şeyleri dedim diye öyle olsa değil mi? Ama olmuyor işte.
Bak af da dilemiş. Bence bırakmayın Tolga'yı.
Mutluluğunuz daim olsun.
Ya kızlar sanki yeni bir hayata başlamışım gibi geliyor bana.
Yani artık mutlu olsam iyi olacak galiba.
Yani bence de.
(Başak) Olacaksın.
(Sinan dış ses) Ee, niye bitmedi hâlâ bu paspas?
Ya senin gözlerde bir bozulma falan başladı galiba.
İstiyorsan bir bak yerlere.
Bak.
Cam gibi.
(Müzik)
(Nefes sesi)
Dökül.
Ne dökül?
Ne, ne dökül? Oğlum işte dalıp dalıp gidiyorsun.
Bir şeye takılmışsın belli. Anlat.
Nereden çıkartıyorsun abi?
Pelin değil mi?
(Nefes sesi)
Ne olmuş Pelin'e?
Ya gönderdin kızı, şimdi arkasından üzülüyorsun.
Ne bakıyorsun oğlum, yalan mı?
Yalan.
Yalan?
Bülent belki farkında değilsin ama zor günler geçirdik.
Hani bunun yorgunluğu, dalgınlığı varsa vardır üzerimde.
Onun dışında bir şey yok yani. Rahat ol.
Yo. Gayet de farkındayım.
Zor günler geçirdiğinin.
Ha, sen bu tabii Tolga geri dönünce...
...daha da bir şey oldun, tabii doğru.
-Bülent. -Hı?
Pelin'e ihtiyacımız yoktu.
Ve ben onu gönderdim.
Neden bunu anlamakta zorluk çektiğini anlamıyorum ama bitti.
Ha yani sen tatlı intikamını aldın, yüreğin soğudu...
...artık Pelin de gidebilir. Olmasa da olur yani öyle mi?
Pelin, Pelin, Pelin. Ne Pelin'miş arkadaş!
(Sinan) Gözünü seveyim kapat şu konuyu.
Pelin.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Yani tadını kaçırmak istemem ama...
...Ceyda ben.
(Gülme sesi)
Ya kusura bakma Ceyda.
Ağız alışkanlığı.
Aman yok canım. Takılıyorum ya, rahat ol.
(Ceyda) Ayrıca insanın doğasında alışmak da var.
Yokluğuna da alışırsın.
Tabii tabii.
(Gülme sesi)
(Müzik)
Aa, Nazlı ne dikiliyorsun? Gelsene.
Oldu geleyim.
Bak şimdi ne yapalım.
Hani böyle duvara monte edilen saksılardan var ya...
...onlardan alalım böyle sıra sıra çiçek dizelim her tarafa, tamam mı?
Böyle ee, ama önce şu tabloyu kaldıralım.
Ya bu zaten beni çok rahatsız ediyor burada. Kötü bir yeri var.
Yani bunu alalım buraya koyalım. Hatta ölçüleri de uyuyor bence.
Koyabiliriz yani çok güzel durur.
Yani çiçekleri buraya koyalım. Böyle beyazla ne olabilir?
Böyle daha böyle doğaya yakın renk, yeşil gibi.
Ya yeşil olsun, böyle şey yaparız hatta...
...ee, böyle altlı üstlü böyle geçişli, koyulu...
...açıklı renkler falan de ekleriz çiçeklere.
Ay çok güzel olur ya. Böyle renk geçişi olur...
...insanların içi açılır buraya geldiklerinde.
Ee, şey yaparız hani böyle mavinin yeşile kaçan tonları var ya.
E böyle turkuaz tonları.
Hani benim çok sevdiğim bir renk var benim ne o, hani hep giyiyorum böyle sürekli ha?
Hatırlıyor musun neydi? Neydi adı neydi, neydi, neydi?
Hah. Cam göbeği.
Cam göbeği yapalım, bence müthiş olur ya.
Çok güzel olur yani.
Ee, ay bir de beta balıklarından mı alsak?
Ya şey yapalım. Ama onları şey yapmak lazım.
Aynı fanusa koymamak lazım. Çünkü onların özelliği şey.
Aynı fanusta olunca onlar kavga ediyorlarmış birbirleriyle.
O yüzden şey yapmak lazım. İki tane ayrı fanus alalım, unutma yaz bunu bir kenara.
Ben unuturum sonra benim kafam karışık. Şuraya bir şey yaparız...
...masa koyarız, oraya böyle o şeyleri koyarız, fanusları...
...hatta böyle arkasına ışık falan, ay çok tatlı olur.
Bir de kedicik mi alsak?
Ay adını da Somon koyarız.
Hay çok tatlı.
Ay süper fikir, bayıldım.
Tamam, yapıyoruz.
(Nefes sesi)
Aa, iyi misin Nazlı?
İyiyim Pelin Hanım.
Siz böyle canlı canlı şeyleri isteyince...
...hani pek sevmezdiniz öyle renkli falan.
Ay şu an bir Türk kahvesi nasıl olur biliyor musun?
Ben hemen yaparım.
Yok ben çok güzel Türk kahvesi yapmayı öğrendim.
Bugün ben yapacağım.
(Müzik)
Oh.
(Müzik)
Pelin Hanım, ben yapardım.
Sen şekerli seviyordun değil mi?
Yani hep kızıyordunuz.
Yok canım, niye kızayım? Ben şeye kızıyorum ya.
Şeker çok zararlı ya. O yüzden kullanma diye.
Ama neyse canım, bırakırsın zamanla.
(Müzik)
Afiyet olsun.
(Müzik)
Süheyla Hanım, endişelenmeyin ama...
...Pelin Hanım çok tuhaf davranıyor.
Ben rahat edeyim diye neredeyse ayağımın altına sehpa koyacak.
(Nazlı ses) Bana karşı aşırı iyi davranıyor.
Kovar mı acaba beni?
Korkuyorum.
Nazlıcığım bunda korkacak bir şey yok.
Benim kızım herkese iyi davranır.
(Süheyla ses) Yanında çalışanına da iyi davranır.
Ayrıca terbiyesini de benden almıştır.
Hayatındaki olumsuzluklar düzeldiği için keyfi yerine gelmiştir.
Dönünce ara demiştiniz ya, neyse.
Sizi aradığımı bilmiyor. Kapatayım ben.
Aferin Tolga.
(Müzik)
(Gülme sesi)
Aman be kızım.
Rahmetlinin bana at yarışında oynadığı atın adıyla seslendiği olurdu.
(Gülme sesi)
Ben bunları kafaya taksaydım, oho oo.
Hayır, yani başka bir şey dese ben zaten bir şey söylemeyeceğim ama...
...kalkıp bir de Pelin diyor yani.
Aman canım. Pelin dediğin kız ayak işlerini görüyordu.
(Meliha) Ağız alışkanlığıdır o.
Sen ağzından çıkanı duyuyorsun...
...ben oğlumun bir kaşının kalkmasından anlarım ne düşündüğünü.
Nasıl yani?
Benim oğlum sana bir başka türlü bakıyor.
Yani böyle tartar gibi bakıyor seni.
Hani bu kızdan benim evime hanım olur der gibi.
Aman yok canım.
Sen öyle istiyorsun diye öyle geliyordur sana.
Ben?
O daha küçücük konuşamazken karnının aç olduğunu anlardım.
Ben mi anlamayacağım oğlumun ne düşündüğünü?
-Ya? -Ya.
Hem ayrıca Pelin denilen o kıza da yol vermiş. Daha ne istiyorsun?
(Gülme sesi)
Aman neyse.
Pelin şu kahrolasıca yerden kurtuldu.
İşine geri döndü.
Senin sayende oldu tabii Tolga. Aferin yani.
Bir de bana aferin.
Esas size aferin Süheyla Hanım.
İşimiz bitmedi ama daha.
Şimdi ikinci bölüme geldik.
Sen al bakayım şunları.
(Tolga) Aa. Bu ne Süheyla Hanım?
(Süheyla) Ne görüyorsan o Tolga.
Enteresan.
E peki, şimdi ne olacak?
Şimdi sen tek tek Pelin'in nefret ettiği şeyleri yazacaksın oraya.
(Süheyla) Ve onları ezberleyeceksin.
Ee sonra?
Sonra seni sevmesini nasıl sağladıysak...
...şimdi de senden nefret etmesini sağlayacağız.
Aa. O kadar çabuk mu?
Çabuk yapmamız lazım. Rıza'nın duymaması lazım.
Hiç sevmez o öyle şeyleri. Alavere dalavere, oyunlar falan.
Aman aman Rıza amca duymadan hemen bir an önce halledelim bence biz bu işi.
Şimdi kulağını aç beni dinle.
Ben sinir bozmuş gibi olmayayım şimdi ama yani bugüne kadar...
...yaptıklarımdan sonra Pelin benden nefret etmediyse...
...inanın işimiz biraz zor.
Sen sadece bana kulak ver Tolga. Tamam mı?
Pelin her şeyi kendi planlamak ister.
Yani kızım diye söylemiyorum ama...
...kontrol manyağının önde gidenidir.
Emrivakileri sevmez, yürümeyi sevmez. Kıytırık restoranlardan hiç hoşlanmaz.
Sonra sen sonuç diye yaz oraya.
Kontrol edemediği erkeklerden koşarak kaçar.
Bu iktidarını kaybetmek ve başarısızlıktır onun için.
Yazdın mı?
Yazıklar olsun sana Süheyla!
Ah!
(Rıza) İşte bu kadar tanıyorsun kızını.
Esas arkasından iş çevirenlerden nefret eder benim kızım.
Rıza, sen toplantıda değil miydin?
Başlatma Rıza’sından da, toplantısından da!
Burada ne haltlar karıştırıyorsun derhal anlatıyorsun bana.
(Necip iç ses) Havva’m benim be.
(Necip iç ses) Bir mutlu edemedim seni.
(Necip iç ses) Benim yüzümden bir günün huzurlu geçmedi.
(Necip iç ses) Hah. Şimdi de sensizim artık.
Allah belamı versin!
(Kuş cıvıltısı sesleri)
Gerçi bundan sonra sensiz olacağım için birkaç güne kadar kalmaz verir belamı.
Zaten ne zaman Allah'tan belamı istesem...
...çok şükür hemen verdi.
Aşk nedir biliyor musun sen?
Bilsem burada olur muyum?
Zaten onu bilenler buraya düşer.
Kavuşanlarınkine de aşk denmez zaten.
Eğer öyleyse ben bunu istemiyorum.
Hem aşk olsa bile istemiyorum bunu.
Bekleme yapma o zaman. Boşalt bankı.
Sen mekân adamısın.
Senden olmaz buralarda.
Ha ben de biliyorum bunu.
Rahatına düşkün adamım ben.
Ama orada da olmadı.
Var bende bir terslik ama.
E kopar o zaman.
(Müzik)
Hadi bu zibididen her şeyi beklerim.
Ama sen Süheyla Hanım, sen ha!
Sen bu kızın anası mısın, yedi göbek kan davalısı mısın ben anlamadım ki!
Katmışsın yanına da bu davarı.
Rıza amca gerçekten alınıyorum ama.
Bir zibidi, bir davar olmuyor yani.
Alın diye söylüyorum zaten çocuğum.
Ulan nereden girdin hayatımıza be?
Rızacığım, böyle Pelin kendi isteğiyle içi soğuyarak Tolga'dan ayrılsın istedim.
Yani dağılmış halini sen de biliyorsun.
Ne yaptıysam kızımın iyiliği için yaptım Rıza.
(Rıza) Ha.
Kızın arkasından dolapları çevir çevir, ondan sonra adı iyilik olsun.
Hadi be! Bırakın tiyatroyu.
Ben derhal gidip satır satır anlatıyorum Pelin'e burada olanları.
Aman Rıza amca lütfen yapmayın.
Hepimizin iyiliği için! Lütfen.
Aman git.
Git hadi, koş anlat.
Hadi.
Kızın el alemin restoranlarında sürününce sen de pişman olursun ama Rıza.
Rızacığım...
...varsa bildiğin başka bir yol...
...söyle ben senin aklına uyayım Rıza.
Yoksa da sen benim aklıma uy.
Aklına bir şey gelene kadar da lütfen...
(Müzik)
Bu arada ne kadar prestijli firma varsa hepsine tanıtım metni gönderdim.
Üç tanesi hop diye geri döndü abi.
Bunların zaten yakın zamanda böyle bir yemek organizasyonları falan olacakmış.
Böyle toplantı kafasında.
Eğer onları bağlarsak gündüzlerimiz okey.
Çok iyi abi.
Aynen öyle.
Bir de işine karışmak gibi olmasın da...
...şimdi eğer bu büyük firmalar gelirse...
...hani senin tatlıların falan çok seviliyor ya.
Ben diyorum ki menüye böyle işte şefin tatlısı falan...
...gibi özel, çok bilinmeyen bir şeyler koysak ha?
Abi bir süredir ben de düşünüyorum bunu.
Vallahi mi? Ne var aklında?
Altın kalp.
Rahmetli babamın tatlısı.
Da işte...
Da işte ne? Yapsana abi o zaman.
Abi yaptım.
Ama bir türlü aynı tada ulaşamıyorum.
Bir şey eksik.
Ya sen bulursun neyin eksik olduğunu abiciğim.
Annene sor. Annende yok mu tarifi?
-(Sinan) Ha bak bu iyi fikir. -(Bülent) Ya.
Neyse abi acele edelim.
Öğle servisi neredeyse başlar.
Bu arada dükkâna yaklaşınca bu poşetleri sana...
...satacağım, ben beş dakika bir işim var.
Allah Allah. Ne işin varmış?
Telefon görüşmesi yapmam lazım.
Dükkânda telefon çekmiyor mu Bülent?
Çakal.
Yine neyin peşindesin Allah bilir.
Şişt. İnce iş oğlum, çok karıştırma.
Abi elemanlar çok ayakaltında geziyor...
...rahat rahat konuşamıyorum, böyle bir salamıyorum kendimi.
Olmuyor, ne yapayım yani.
(Müzik)
Şimdi Aynur Hanım ben şöyle söyleyeyim.
Ee, sonuçlara göre...
...ideal kilodasınız hiçbir sıkıntı yok.
O yüzden ben size bir diyet programı yerine...
...sağlıklı beslenme programı vereceğim.
Pelin Hanım, benim bir buçuk ay içerisinde en az yedi kilo vermem lazım.
Düğünüm var.
Ben tavsiye etmiyorum.
Yani gerçekten çok fazla bir kilo ama yine de vereceğim diyorsanız o zaman...
...başka bir diyetisyene gitmeniz gerekir.
Ama sizi hiç böyle anlatmamışlardı. Kaç kişiyi sıfır bedene indirmişsiniz.
Yani haksızlık etmişler diyelim.
Peki.
-İyi günler. -İyi günler.
Ben zaten o restoranda fazla kalmayacağını biliyordum.
Ayrıldım.
Ee? Hadi o zaman yemeğe gidiyoruz.
Yeni bir yer duydum, denemek istiyorum.
Hadi.
E hadi.
Ben senin planını falan bozmuş olmayayım?
Yo. Yoktu ki bir planım.
Ben de yemeğe çıkacaktım zaten, beraber gideriz.
E iyi o zaman.
(Müzik)
(Martı sesleri)
Alo Başak?
Rahatsız etmiyorum değil mi?
Hayır, yo yo önemli bir şey olmadı ya.
Ayrıca öylesine arayamıyor muyum ben seni?
Ararsın tabii.
Yani benim ağzımdan öyle çıkıverdi o.
Ee, sesini duymayınca gün başlamamış gibi oluyor biliyor musun?
Ya resmen ambiyans işine girdim.
Böyle aldım denizi karşıma...
...gemiler geçiyor, kuşlar çığlık çığlığa.
(Bülent ses) Ve ben senin sesini duyuyorum.
Daha ne isterim ki?
Ya şöyle bir şey daha isterim.
Akşam ne yapıyorsun?
(Başak ses) Akşam mı?
(Başak ses) Akşamı bilmiyorum.
(Nefes sesi)
Ee, görüşelim diyecektim de.
(Başak ses) Akşam olur.
Okey. Sekiz, dokuz gibi o zaman. Ben sana konum atacağım zaten.
Tamam?
Özledim.
Hah, genelde özlerler.
(Bülent ses) Anlamadım?
Alo?
Tamam, şaka yaptım ben, tamam, akşam görüşürüz.
Bye bye.
Görüşürüz.
Ya!
Ya!
(Müzik)
Ben de gelmeden önce arabayı tamire bıraktım.
Taksiye de binmek istemedim açıkçası.
Bana da iyi oldu.
(Pelin) Bacaklarım açıldı.
Hava aldım.
Ha bu arada, taksiye binelim falan diye sormadım sana ama...
...kızmadın bana değil mi?
Yok ya.
Yani ha yürümüşüz, ha taksiye binmişiz.
İki sokak ötede zaten.
Benim arabayla gitseydik keşke.
İki sokak ilerideki markete mi?
Öyle mi?
Ha, bana daha uzak gibi geldi de.
Ayakkabılarından dolayı öyle gelmiştir sana.
Benim yanımda çalışacaksan önce şu ayakkabılarına bir çözüm bul.
E yok, ayakkabılarım kalsın. Ben sana şöyle bir çözüm önerebilirim.
Ee, ben senin şoförlüğünü yapayım.
Getireyim, götüreyim, hiç gocunmam yani. Sıkıntı değil benim için.
Ne olur yürümeyelim.
O zaman nerede göreceksin bu güzellikleri?
(Müzik)
Sokakta akıyor hayat küçük hanım.
Hem biraz insan görmüş olduk işte, fena mı?
Bence sen benim yanımdayken önce şu kafanı, sonra da ayakkabılarını değiştir.
(Müzik)
Şansımıza bugün de ayakkabılarım yürüyüşe uygun.
Şanslıyız o zaman desene.
Ustacığım kolay gelsin.
Bana patates kızartması, Amerikan salatası...
...kornişon turşu ve sığdırabilirsen bir de sosis.
Ha, mayonez ve ketçabı unutma. Bol olsun.
Siz hanımefendi?
Aynısı.
Bayılacaksın.
Aa, şimdi benim bayılmam için...
...bazı şartların yerine gelmesi lazım.
Ustacığım, sen şimdi onları bırak.
Ne yap biliyor musun? Bana o yeni sosislerden açsana.
Onları al, böyle çaprazlamasına üç tane kesik at.
Ondan sonra güzelce pişir.
Sosislerimizi kestik mi? Kestik.
Sosislerimizi ızgarada en fazla...
...iki dakika çeviriyoruz.
Gecenin bu saatinde sosis mi yiyeceğiz?
Şişt.
Ne var?
Alt tarafı sosis.
Kızım şef onu bize özel yapar. Öyle her zaman da yapmaz.
Anca keyfi yerinde olacak falan.
Bak şimdi parmaklarını yiyeceksin.
Diğer elemanlar bu gece erken çıktıkları için ne kadar üzülecek sen biliyor musun?
Sosisler ızgarada pişerken...
...üzerlerine kimyon gezdiriyoruz.
(Müzik)
İlk defa sosise kimyon atıyorum.
Çok yakışıyor.
Ee, şimdi ne yapacağız abla?
Şimdi ne yapacağız biliyor musun? Şimdi sen o sosisleri al...
...böyle ekmeklerin arasına koy.
Hıh.
Hah. Yok, hazır ketçaptan değil.
Sosislerin kendi sosu var ya...
...onlardan koy, böyle bir güzelce gezdir. Böyle bol soslu olsun.
Ustacığım sen şey yaparken, o sosu hazırlarken şey koyuyor musun?
Az şeker, biraz da karabiber atıyor musun içine?
(Usta) Yoo.
Ah, bir dahaki sefere öyle yap, çok güzel oluyor.
Teşekkür ederim.
Sen ne güzel olmuşsun öyle ya.
Efendim?
Sosisli diyorum hayatım, sosisli.
Harika olmuş. Çok güzel gözüküyor.
Ee, bu senin olsun o zaman.
İkisi de aynı.
Hıh.
Hıh, hıh, hıh.
Hıh.
Hıh.
Hı hı.
Çok güzel.
(Tolga) Evet ya, bu arada bir şey diyeceğim.
Ben böyle lezzetli sandviç yemedim.
Hı.
İyi olmuş ya, fena değildi yani, güzeldi.
Ama sen bir de benim dediğim sosla dene...
...gör o zaman lezzeti.
(Kuş cıvıltısı sesleri)
(Telefon mesaj sesi)
(Süheyla dış ses) Pelin'le misin?
(Süheyla dış ses) Söylediklerimi unutma.
-(Tolga) Ya Pelin bir şey diyeceğim. -(Pelin) Ha.
Benim acil kaçmam gerekiyor.
Ha, unutmadan akşam sakın plan yapma.
Bir kulübün açılışı varmış da davetiye geldi.
Süper bir organizasyon. Benim için çok önemli.
Tamam.
Sen şey yapsana, gelmeden bir iki saat önce haber ver bana.
Ben de hazırlanırım.
Oldu da senin bir planın falan yok muydu? Kızmadın mı?
Yo. Yok bir planım.
Yani madem senin için de önemli.
Peki o zaman.
-Öptüm. Görüşürüz. -(Pelin) Görüşürüz.
(Telefon zili sesi)
Efendim canım?
Nasılsın?
İyiyim Pelinciğim.
Hayatım derneğin yıllık yemeğini vereceğimiz restoranla anlaşmazlık yaşadık.
Birkaç arkadaşa daha haber verdim ama...
...acil yeni bir mekân bulmamız lazım.
Senin bildiğin bir yer...
Filiya Restoran var.
Ben bilmiyorum ama sen iyidir diyorsan...
İyi ne kelime? Harika bir yer.
Ya şefi de benim zaten çok yakın arkadaşım.
Yani ben şey yaparım, konuşurum, hallederim.
Hiç sen uğraşma canım.
(Müzik)
Tekrar merhaba.
(Müzik)
Bari bir yirmi dört saat geçseydi aradan.
Yirmi dört saat çok geç olabilirdi. Şimdi konuşmamız lazım.
(Sinan) Ben söyleyeceğimi söyledim.
Ha, çok arzu ediyorsan tekrarlarım da.
Bensizlik sana hiç yaramamış.
Ya daha üç saat geçmedi bir huysuzluklar, ukalalıklar.
Kişisel alanıma müdahale ediyorsun.
Bu da beni huysuzlaştırıyor.
Uf, şef bu sefer ağır konuştu.
Ama doğru konuştu.
Ne var ya?
Pelin'i kovsun demiyorum ama...
...o da ilk günden böyle adamın karşısına çıkmasın.
Kişisel alan dediğin...
...umuma açık restoran.
Karnın acıktıysa çocuklara söyleyeyim, hemen siparişini alsınlar.
Ya belki önemli bir şey söyleyeceğim. Bir dinlesen anlayacaksın.
Ne söylersen söyle bundan sonra zaten kanıtsız inanmayacağım.
Bir şeyi eksik söyle...
Yalan söyledin.
Seni bir kere affettim.
Eğer gitmeni sağlayacaksa yalanını da affedeceğim.
Oldu mu?
Oldu.
Madem beni affettin, profesyonelce bir şey konuşabilir miyiz?
Profesyonelce?
Yine mi aynı konu?
Hayır şefim. Bu sefer başka.
Sizin için bir sakıncası yoksa bizim dernek...
...bu seneki yemeğini Filiya'da yapmak istiyor.
(Müzik - Hareketli)
Ay! Ah Meliha abla!
Ay, buna yakalanmayaydık iyiydi de.
(Poşet hışırtısı sesi)
İyiyim Meral kızım, sen nasılsın yavrum?
-(Meral) İyiyim ablam. -Meliha mı o?
Evet o, Meliha abla.
Sordun mu, gerçekten dövmüş mü Necip'i?
-Allah'ım. (Gülme sesi)
(Meliha) Ağzıyla sormadı da gözleriyle soruyor.
(Meliha) Hani lafı nasıl olur da oralara getiriveririm acaba diye...
...gözleri felfecir okuyor. Ha?
Yok abla ya, vallahi günahımı alıyorsun. Sen annemi bilmiyor musun?
Dövdüm.
Evet, dövdüm yavrum. Sokağın orta yerinde patlatıverdim şamarı.
Aa, doğruymuş ha?
-Ee abla, evden de kovmuşsun güya. -(Meliha) Canım.
Yavrum, siz ne duyduysanız doğrudur çocuğum.
Yani Necip hakkında ne diyorlarsa öyledir annem.
Rahatladın mı yavrum? Gazın gitti mi anneciğim?
Ay peki ne oldu Meliha abla, hı? Necip yine ne yaptı?
Meral, istersen şansını daha fazla zorlama kızım, ha?
Ya zaten benim heyheylerim üstümde son zamanlarda...
...hırsımı senden almayayım yavrum.
Niye dövmüş Necip'i, ne diyor?
Onu demiyor.
Necip hakkında duyduklarımız doğruymuş.
Şerefsiz, dost tutmuş bir de.
( Müzik )
Telefonla da söyleyebilirdin.
-(Pelin) Neyi? -(Sinan) Ayarladığın yemeği.
Ayrı kalamadım daha fazla, buraya gelmek istedim.
Bunu mu dememi istiyorsun?
Yok, ben o yüzden söylemedim.
Yani, o kadar işinin gücünün arasında...
Ama bu doğru.
(Müzik - Duygusal)
Buna inanması zor.
Çünkü burada pek iyi anıların yok.
Ama ilklerim var.
Mesela, ilk defa paspas yaptım.
İlk defa tuvalet temizledim.
Hatta ilk defa marul yıkadım, biliyor musun?
Ya ben böyle marulun tek tek, yaprak yaprak ayrılıp öyle yıkandığını bilmiyordum.
Şey sanıyordum böyle, marulun direkt hani öyle suya tutulup yıkandığını.
(Gülme sesleri)
Desene biz seni sıfırdan almışız.
Öyleydi.
Ama ne bileyim yani, alışmıştım, gayet mutluydum burada.
(Müzik - Duygusal)
Ben de ne kadar çok üzüyorum...
...ne kadar çok eziyet ediyorum, yoruyorum diye sevinmiştim.
Vay, intikamların efendisi!
Şuna bak, bir de söylüyor!
Bende yalan yok.
Bende var mı?
Ya baksana ilk ben başladım itiraflara.
Ona da itiraf mı denir ya?
Marul yıkamak, paspas yapmak.
Ya dayanamadım, geldim diyorum, bundan büyük itiraf mı olur?
(Müzik - Duygusal)
O evet, yani...
O da itiraf sayılır aslında yani.
Buranın muhabbeti çok güzel hani, eğlenceli...
(Pelin) Ama asıl neyi anladım burada biliyor musun?
Neyi?
Sen beni çok sevmişsin.
(Müzik - Duygusal)
Ben de seni çok derin üzmüşüm.
Ve anladım ki bu öyle kolay kolay affedilecek bir şey değil.
(Müzik devam ediyor)
İçeride söylemiştim, duymadın galiba. Affettim seni dedim.
Ya nasıl inanayım ben sana?
Baksana, söylerken gözlerimin içine bile bakmıyorsun.
(Müzik devam ediyor)
Pelin, bak, ben...
Tamam, neyse, sus tamam. Tamam, ne yapayım yani...
...senden içinden gelmeyen bir şey bekleyemem.
Razıyım ben kaderime.
Sonsuza kadar mutsuz olarak kalsam da...
...razıyım.
(İç çekme sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
Ya Süheyla Hanım, dediklerinizin hepsini, yemin ederim yaptım.
Hatta üstüne kendimden de kattım ama yok.
Sinirlenmeyi geçtim, hatta o salçalı sosisi görünce...
...üstüne bir de bana teşekkür edecekti ya.
Allah Allah, akşam bir görüşün de...
...öyle hemen pes etmek yok.
Hadi.
(Rıza gülme sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Ayak sesi)
Ne oldu, yüzünüze gözünüze bulaştırdınız değil mi planı?
Rıza konuşmaya başladın, aklına bir fikir mi geldi?
Cık.
O zaman aklına bir fikir gelene kadar da susup oturacaksın, tamam?
(Nefes sesi)
Ya biz bu kıza nasıl teşekkür edeceğiz abi ya? Vallahi kıyak üstüne kıyak.
Başak'la tanıştır, mekânı yürüt.
Ne diyeyim ya.
Gerçekten çok teşekkür ederiz.
Seve seve. Ya birbirimize yardımcı olacağız tabii.
Benim de senin için yapabileceğim bir şey olursa eğer...
Daha ne yapacaksın ya? Sayende talihim döndü.
Gerçi beni bu kadar erken kovmasaydın...
...işin biraz sağlamasını yapsaydım daha güzel olacaktı ama.
Ee Sinan, konuklarımıza böyle özel bir şeyler yapalım abi.
Dur bakalım, annemden tarifi bulabilirsem eğer...
...babamın tatlısının tadına ilk kez bakma şerefine onlar erişir.
Vallahi biz öyle kolay insanlar değiliz, yani kolay kolay yemek beğenmeyiz.
Bence ben bir ara geleyim, böyle menüde kalori hesabı yapalım seninle.
Hepsini müdavim edeceğim.
Kendilerine diyetisyen arayacaklar.
(Gülme sesleri)
Ee, tuvalet temizlemiyorsam ve sizin o yeni ortağınız ortalarda yoksa...
...mekânınız da, muhabbettiniz de çok güzel oluyor.
(Müzik - Gitar)
E canım git demişsem demişim. Neticede ben anneyim.
İnsan hiç olmazsa gelip de bir el öper canım.
(Sinan) Anne, sen de abartma gözünü seveyim ya.
Zaten onun için de zor bir durum.
Ya biraz zamana bırak.
Toparlansın, o da gelecek zaten, sen de biliyorsun.
Tabii.
Bırakayım yavrum ben zamana, bırakayım.
Zaman geçer, baban gibi ben de göçer giderim.
O nasıl laf anne?
Aman iyi, tamam.
Ben kazık çakarım, burada böyle dururum.
(Meliha) Yüz yıl artık hiçbir yere kıpırdamam ben.
(Gülme sesi)
Sen niye geldin bakayım?
Ya şu babamın yaptığı tatlı yok muydu, altın kalp.
-Hatırladın mı? -(Meliha) Evet, tabii.
Hah. Bizim restorana önemli bir grup gelecek, onlara yemek vereceğiz.
Ben de ona özel bir şeyler yapayım dedim.
Ee, iyi yaparsın.
Peki biliyor musun nasıl yapacağını?
Sen de mi bilmiyorsun anne?
Bilmiyorum ki yavrum.
Babanı bilmiyor musun? Bir bilen gizli defter, ona da kimseye el koydurtmazdı.
Doğru.
Ya şu siyah kaplı defter değil mi?
-Hatırladım. -(Meliha) Evet.
Hah, e nerede şimdi o?
Bilmiyorum ki yavrum.
(Müzik)
Bana bak, Ramiz Usta'yı hatırlıyor musun sen?
Evet.
İşte baban ona çok güvenirdi. Belki de ona emanet etti defteri.
Ha.
Ya bu Ramiz Usta'nın dükkânı hâlâ aynı yerde değil mi?
Tabii tabii, aynı yerde.
(Gülme sesi)
Kızlarla, damatlar satalım falan demişler. Katiyen demiş.
Hayatta demiş, sattırmamış.
Hayatta satmaz.
Tabii.
Aa neyse, hadi ben kaçıyorum anneciğim, yemekler yine muhteşem.
Aa bak, gene alacağını aldı, bıraktı anneyi gidiyor ayol.
Ya hiç olur mu öyle şey, benim fıstığım?
(Gülme sesi) (Öpme sesi)
Söz yarın geleceğim, tamam?
Ya sen beni hep böyle kandırıyorsun.
Sen beni hep böyle kandırıyo...
Ay, canımın içi.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik)
Hadi anlat, anlat.
(Başak ses) Bebişim, şu an ne iş yapıyorsan bırakıyorsun ve...
...bana yardım ediyorsun. Ben birazdan Bülent'le buluşacağım.
Çok heyecanlıyım, kalbim ağzımdan çıkacak.
Aa, akıl hocama akıl vermek benim haddime mi?
(Pelin ses) Kızım, sen gelirsin üstesinden.
Siz nerede buluşacaksınız bakayım? Belki baskına gelirim ha?
(Gülme sesi)
Şaka şaka.
Vallahi bana konum attı bu.
Ya böyle burada hep apartmanlar var, galiba ev partisi.
Kızım, öyle kayda değer bir gelişme olursa gece deme...
...gündüz deme ara beni yani, haber ver.
Onu Allah öyle emretmiştir zaten hayatım.
Sen neredesin?
(Müzik)
Ben şey ya şey, şey ya, ben şey yapacağım.
Tolga'yla buluşacağım ya, ısınma turları falan işte.
(Gülme sesi)
Hmm.
Hah tamam, şey, ben buldum şimdi apartmanı.
Tamam, ben şimdi giriyorum, tamam mı?
Sen böyle artiste selam söyle, böyle sıkılırsanız falan, gelmek isterseniz...
...beni mesajla, partileriz tamam mı? Ben sana konum atarım.
Ha, olur olur ya, şey yaparız, belki geliriz.
İyi eğlen.
Hadi öptüm tatlım.
(Öpme sesi)
Ben de öptüm. Bye bye.
(Müzik)
Aferin Pelin aferin, yani iyi alıştın yalan söylemeye.
Ya ne var yani Sinan'a gidiyorum desen?
Ya iyi tamam, Başak iki laf sokar bırakır yani, ne olacak?
Laf yemek, yalan söylemekten daha mı kötü?
(Müzik)
-Of!.. (Telefon mesaj sesi)
(Tolga dış ses) Hazırsan seni almaya geliyorum.
Ay, bir de bu vardı.
(Müzik - Hareketli)
(Telefon mesaj sesi)
(Pelin dış ses) Kusura bakma Tolga, çok önemli bir işim çıktı.
(Pelin dış ses) Ben gelemeyeceğim. Başka akşam yapalım.
Başlayacağım ama artık ha.
Ben kadın peşinde koşacak adam mıyım ya?
(Araba sesi)
(Telefon zili sesi) (Müzik - Hareketli)
-(Tolga) Efendim? -Tolgacığım, hazırsın değil mi?
Akşam şu reklamcı kadınla yemek için diyorum.
Ha...
Hazır gibiyim.
Hazır da değilim aslında ya.
Cık, ay aşk olsun Tolga ya!
Ya biz ne konuştuk seninle dün?
(Menajer ses) Unuttun değil mi?
Tamam tamam, sen adresi at bana. Neredeyse ben gider alırım şimdi.
(Asansör kapısı açılma sesi)
Uf!..
(Nefes sesi)
(Ayak sesi)
(Başak iç ses) Benim müzik sesi duymam gerekmiyor mu?
(Başak iç ses) Duvarlar çok sağlam, kapılar silme çelik desek?
(Başak iç ses) Cık. Yine de bir cıstak cıstak arıyor kulaklar.
Ses de yok.
(Müzik)
(Nefes sesi) (Boğaz temizleme sesi)
(Kapı zili sesi)
Aa, sen elin kapının üstünde bekliyordun herhalde, değil mi?
Öyle zaten ben zili çalmadım, istedim oldu. Ben istediğim zaman olur.
Çünkü seni bekliyordum, asansörün sesini duydum da.
Tamam.
Gel.
(Müzik)
(Kapı kapanma sesi)
(Ayak sesi)
(Müzik devam ediyor)
Senin için hazırladım, çiçek kokulu.
(Öpme sesi)
Iı...
Başka kimse yok mu?
Gerek var mı?
Sen benim için tek kişilik bir karnaval gibisin.
(Bülent) Ceketini alayım mı?
(Tokat sesi)
(Nefes sesi)
Salona zahmet etmeseydin, direkt yatak odasına kursaydın! Değil mi?
(Ayak sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Kapı çarpma sesi)
(Müzik)
(Ayak sesi)
(Müzik - Piyano)
(Sinan) Hayırdır?
Ya biz menü için hani kalori hesabı falan yaparız diye konuşmuştuk ya.
Ben de öyle çalışalım diye geldim yani.
Ya, çok iyi olurdu ama bu akşam olmaz.
Ha, restorana falan gidiyorsan ben seni bırakayım.
Hiç sorun değil benim için.
-Yani bırakırım. -(Sinan) Hayır, yok yok.
Çocuklar ilgilenecek bu akşam. Benim başka bir randevum var.
Ne demek randevu?
(Müzik)
İki insanın sözleşip, aynı yerde aynı zamanda buluşmasına biz...
O kadarını ben de biliyorum, yani randevunun ne demek olduğunu biliyorum.
Açıklamana gerek yok da. Kiminle, ne amaçla, nerede buluşacaksın...
...onu merak ettim ben.
Sanırım avukatımı arayacağım. O gelmeden hiçbir soruna cevap vermek istemiyorum.
Ya sorgulamıyorum, soruyorum.
Merak ettim. Ben tanıyor muyum o kişiyi?
Kim yani o?
Evet, aynı mekânda çalışıyoruz.
-(Pelin) Hadi ya. -(Sinan) Ya!
(Pelin iç ses) Bülent olmaz, Başak'la buluşuyor.
(Pelin iç ses) Diğer çocuklarla da bu böyle takılmaz. Hii!
Ya inanmıyorum ya, sen gidip onunla mı buluşacaksın?
Ya ortaklığı falan mı kutlayacaksınız, nedir?
Yani ne yapabilirim ki?
Aniden aradı. Sana ihtiyacım var, yanımda olman lazım dedi.
E bugüne kadar bütün kötü günlerimde yanımdaydı.
E kusura bakma ama onu yalnız bırakamam.
Hı ne diyeyim? Allah sabır versin yani.
-(Pelin) Hı hı. -(Sinan) Teşekkürler.
(Müzik)
Havva'yı merak etmiştim de. Nasıl o?
Vallahi bilemiyorum.
Kocası bırakıp gitmiş bir kadın nasıl hissediyorsa...
...o da öyle hissediyordur herhalde.
Ben onun için gittim, hayatını daha fazla mahvetmemek için.
Bari bu kadarcık bir iyiliğim olsun dedim.
Ya keşke bıraksaydın da onun için neyin iyi olup olmadığına o karar verseydi.
Başına açmadığım şey kalmadı ki. Ama gel bir de gönlüme anlat.
(Necip) Yokluğuna alışamadım.
Bir görüp gitsem ha?
İlla görmek istiyorsan, Sinan'da. Git gör.
Hadi ya, oraya da gidemem ki şimdi.
E orası da seni ilgilendirir. İyi akşamlar.
(Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Duygusal)
E yemiyorsun bir şey.
Ben annemde yedim ya, tokum. Ya sen bakma bana, takıl, keyfine bak.
Üf!..
(Bülent) Ulan var ya, ne bahtım baht, ne...
Ya iyi bir şey yapmaya niyetleniyorum...
...her seferinde elimde patlıyor ya, böyle bir şey olur mu abi?
Ulan ben var ya, Başak'ı hak etmiyorum.
Bak vallahi de hak etmiyorum, billahi de hak etmiyorum.
Abi ne gülüyorsun ya? Ciddi bir şey anlatıyorum sana burada.
E komik oğlum başına gelen şey.
(Sinan) Bak baştan söyleyeyim, ben bunu hatırladıkça gülerim.
Şimdi bak, yalan yok, ben bu kızı ilk gördüğümde dedim ki...
...vay ulan hatuna bak falan, ben buna bir yanlıyım, ki zaten yanladım da.
(Bülent) Ama sonra tanıdıkça işin rengi değişti.
Ya böyle, ya çok başka bir büyüsü var abi kızın.
(Bülent) Yani şu an böyle hayatımda o olsun...
...daha başka hiçbir şey istemiyorum ya, o kafadayım yani.
(Sinan) E ne güzel oğlum işte.
Bak, insanın başına ömründe böyle şeyler ya bir kere gelir ya da hiç gelmez.
Yok abi, o iş işte öyle olmuyor. Kız çaktı tokadı, gitti ya.
O tabii şey sandı, şimdi ben öyle kötü bir şey sandı yani.
Komik de kızdır Başak.
Öyle öyle. Ya oğlum, biz zaten onunla aynı kafadayız, aynı dili konuşuyoruz ama...
...işte böyle her seferinde saçma sapan bir şey oluyor yani.
(Gülme sesi)
Olur öyle bazen.
(Sinan) Bazı duygular vardır öyle sahip çıkılmamış.
Sen istediğin dili konuş, yine de anlatamazsın derdini. Kendine bile.
İşte öyle durumlarda şiir sahip çıkar onlara.
(Nefes sesi)
Ah be abi ya.
(Müzik - Duygusal) (Çatal bıçak sesi)
(Sinan) "Yaşayamadığım bir şeysin sen"
"Elinden tutup sokağa çıkamadığım"
-"Yaşayamadığım bir şeysin sen" -(Pelin ses) "Yaşayamadığım bir şeysin sen"
-(Sinan) "Kokular dağıtıp..." -(Pelin ses) "Kokular dağıtıp..."
-(Sinan) "Kendine yeni adlar yakıştıran" -"Kendine yeni adlar yakıştıran"
(Şarkı - Göktan - Sen)
"Ne geceler ne gündüzler gördüm"
"En vazgeçilmez yeminlerden döndüm"
"Görmedim senin gibi sevmedim hiç kimseyi"
"Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi"
"Sen vaktinden çok sonra gelen"
"Sevdalı bir yağmur gibisin"
"Çisil çisil gözlerimden"
"Sen çıldırmış şairlerin"
"Titreyen mısralarında"
"Bahsettiğim o perisin"
"Pencereler önünde çığırırken"
"Senden kalan çiçekler"
"Hayalin gözlerimin önünde"
"Hâlâ ağlıyorum"
"Pencereler önünde çürürken"
"O güzelim yıllarım"
"Hayalin gözlerimin önünde"
"Bize ağlıyorum"
(Şarkı devam ediyor)
(Nefes sesi)
Vay be.
İyi.
(Ortam sesleri)
(Müzik)
(Kadın) Daha farklı bir mekâna gideriz diye düşünmüştüm ama.
Burası magazincilerin uğramadığı yerler.
Uğraştırırlar şimdi, rahat edemeyiz.
Neden tenezzül etmediklerini anlamak zor değil.
İstersen daha farklı bir yere gidebiliriz.
Yoo, sen sevdiysen kalalım.
(Gülme sesi)
İyi oldu sanki be, işte kafa dağıtırız hem.
(Ortam sesleri)
Biraz ağırdan mı gitsek ya, ha?
Erken kapatacağız geceyi yoksa.
Abi bak, bana bugün karışma Allah aşkına.
Bırak ben bugün bildiğim gibi gideyim ya.
(Müzik) (Ortam sesleri)
Kalamar mı söylesek ya?
Söyle. Söyle, söyle, söyle.
Hayda!..
(Müzik - Gerilim)
-Haysiyetsiz herif. -(Bülent) Şişt şişt şişt, sakın.
Bırak ya, bırak.
(Kapı zili sesi)
(Havva) Sinan geldi herhalde.
(Kapı açılma sesi)
Kim o?
(Kapı kapanma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
Kim o?
(Kapı kapanma sesi)
Allah Allah, çocuk desem...
...çocuk da yok ki buralarda.
(Müzik devam ediyor)
Ah be Havva'm.
Abi bak, bu gece güzel bitsin Allah aşkına.
Zaten canım burnumda, benim başıma iş çıkarma. Otur abi şuraya, hadi.
Ulan bunun gibisine de adam diyorlar ya.
(Nefes sesi) (Müzik - Gerilim)
Ama suçun büyüğü bunda değil. Buna koşan Pelin'de.
(Sinan) Herifin yüzünden belli ne mal olduğu.
(Bülent) Abi bak, yarın salim kafayla bunları düşünürüz.
Bunu Pelin'e nasıl uygun bir dille söyleyeceğimizi falan, şimdi uğraşma ya.
(Bülent) Allah aşkına bırak ya.
(İç çekme sesi)
-Tamam falan değil abi. -(Bülent) Şişt şişt, şişt oğlum.
Ya...
Oğlum Bülent, bak benim...
Ya kızın kendisine zaafı olduğunun farkında.
Parmağında oynatıyor oğlum kızı!
-Olmaz oğlum öyle şey. -(Bülent) Ya abiciğim bize ne?
Bu ikisinin arasındaki bir şey ya.
-Bırak, biz şey yapmıyor muyuz? -(Sinan) Tamam bir bırak, bir...
Bülent bir şey yapmayacağım diyorum. Söz veriyorum.
Abiciğim, zaten bir şey yapmayacaksın biliyorum ama ne gerek var?
Ne gerek var ya, otur. Otur şuraya hadi.
Tamam.
Sen haklısın, kazandın.
Bana ne zaten?
-(Bülent) Hah! -Onların arasında olan şey yani.
-Hah. -(Tolga) Bu arada...
...sana bir şey itiraf etmek istiyorum.
Ben bu gece...
...senin gibi bir kadınla buluşacağımı bilseydim...
Nasıl bir kadınım ki senin gözünde?
(Bülent) Sana inanan kafamın...
(Sinan) Ulan yüzüne tükürülecek adam değilsin ulan sen.
Kızın hayatını, itibarını mahvettin.
(Sinan) Yine de affetti seni. Daha da mahvetmek için mi koştun kızın peşinden?
Hangi kızın?
(Müzik - Gerilim)
Hesabını sen mi keseceksin ulan? Ha?
Bize olan, bizi ilgilendirir.
Hadi, şimdi yürü.
Siz kimsiniz?
Ya hanımefendi iki dakika durun Allah aşkına, bir şey yok. Biz çözüyoruz.
Bana bak ulan.
Beni iyi dinle.
Pelin'le olacaksan eğer...
...kızla oynamayacaksın.
Delikanlı gibi yaşayacaksın ne yaşayacaksan.
Ha yok olmayacağım diyorsan eğer...
Olmayacağım diyorsam, ne?
(Tolga) Hayırdır ya? Yoksa sen mi?
-Ulan ben seni... -(Bülent) Abi hayır, hayır, hayır!
(Bülent) Sana yakışmaz abi bırak, tamam, çık.
Hüseyin abi! Çık.
(Müzik - Gerilim)
(Bülent) Kahve istiyor musun?
Cık. Yok abi, yok.
Biz çok yanlış yaptık.
Ben orada halledecektim o Tolga denen herifi.
Kahve diyorum, kahve.
Kafan nerede oğlum senin ya?
Abi, ben böyle bir şeyi yarım bırakınca takılıyorum işte, biliyorsun.
(Ayak sesi)
Hah.
Günaydın.
(Bülent) Günaydın.
Canım, sohbetinizi mi böldüm?
(Ceyda) Ay şey yapmayın ya, çekinmeyin.
Hem ben yabancı sayılmam, sonuçta ortağınızım artık değil mi?
Yok ya, bir şeyi böldüğün yok.
Ya Ramiz Usta'ya gidecektim de bugün, bu babamın tatlısı için.
Annem tarifi varsa, onda vardır demişti.
-Onu konuşuyorduk biz de. -(Bülent) Tabii tabii.
Hatta ben tam hadi inşallah iyi haberlerle gelirsin diyordum.
Laf ağzımda, sen geldin.
E tamam, ben götüreyim seni.
(Ceyda) Ya burada böyle ayak altında dolanmaktansa...
...bir işin ucundan tutmuş olurum.
Olur, yani senin için bir sorun olmazsa.
Yok canım, hadi.
(Nefes sesi)
-Hadi bakalım. -(Ceyda) Ya önce güzel bir...
...kahvaltı mı yapsak, ne dersin?
(Sinan) Olur.
(Ayak sesleri)
(Bülent) Hı.
Söyleyecek misin?
Bilmiyorum abi.
Ya ben yine mi yakalayamadım seni?
(Ceyda) Pelinciğim, işimiz var.
Yani özel meselelerin beklemesi gerekiyor.
Bizim de işimiz var herhalde.
E hani çalışacaktık? Dün gece çıktın gittin, bugün için çalışırız dedin.
Bugün demedim Pelin, sonra dedim.
E tamam, sonra oldu.
Ya acıktım.
Ya Bülent, ya şu menü işine Pelin'le bakabilir misin?
(Müzik)
(Telefon zili sesi)
Efendim Alper Bey?
Evet, ben sizi aramıştım hisse devri için ama iki gün önce.
Nasıl yani? Hemen şimdi mi?
Ama yani herkesin kendine göre bir planı, programı var değil mi?
İyi, peki. Tamam, geliyorum ben.
(Ceyda) Oldu.
Avukatın mı?
Hı hı.
Ya iki gün önce aradım hisse devri için.
Ya şimdi de hemen gitmem gerekiyor.
Git git, sorun değil. Ben bir yolunu bulurum.
Tamam, görüşürüz.
Görüşürüz.
(Müzik) (Ayak sesi)
E ben bırakayım seni işte, zaten trafiğimiz de maşallah çok uzun sürecek belli ki.
Şey yaparız, arabada çalışırız, konuşuruz, hallederiz yani.
Allah aşkına söyle, çok mantıklı bir şey söylemedim mi?
Vallahi bence gayet mantıklı.
Abi, zaten ben ne anlarım kalori hesabından? Siz gidin halledin işte.
(Müzik)
-Kolay gelsin. -(Sinan) Sağ ol.
(Araba sesi)
Ee, nasıl geçti dün gece?
-Dün gece? -(Pelin) Hı hı.
İyi.
İyi geçti.
(Araba sesi)
Sadece iyi mi? Yani bu kadar mı?
Ne kadar olsun isterdin Pelin?
(Sinan) Yani...
...cümlenin sonunda havai fişek falan mı patlatayım?
Yok ya, böyle bir tadın kaçık gibi geldi de bana.
Hani dün geceyi sen çok önemsiyordun ya.
Hani randevuda tatsız bir şey mi yaşandı, onu merak ettim.
(Gülme sesi)
Hayır. Tam aksine çok keyifliydi.
Hatta hiç haz etmediğim bir tiple karşılaştım. O bile tadımı kaçıramadı.
Çok eğlendik.
(Sinan) Çok.
Kimmiş o tip?
(Araba sesi)
Tanımazsın.
(Müzik - Piyano)
Ee, düğün ne zaman?
Ne düğünü?
(Pelin) Ya ne bileyim, hani bu iş ortaklıkları, böyle eğlenceli...
...renkli randevular falan.
Arayı uzatmayın derim ben.
(Gülme sesi)
Pardon ama benim özel hayatım seni neden bu kadar ilgilendiriyor?
Yalanlamadığına göre düğün yakın demek ki.
Hâlâ soruma cevap alamadım.
Özel hayatım seni neden bu kadar ilgilendiriyor?
Ya, ya senin özel hayatın beni niye ilgilendirsin canım yani?
Şimdi ben çok mutluyum ya ilişkimde...
...o yüzden böyle etrafımdaki herkes de benim gibi mutlu olsun istiyorum.
Bu kadar yani, çok doğal.
(Nefes sesi)
(Müzik) (Araba sesi)
Biliyor musun? Dün ben de şahane bir gece geçirdim.
Öyle mi?
Hı hı.
Çok özel olmayacaksa eğer...
...kiminleydin?
Ya kim olacak canım? Tolga'yla. Ya başka biri mi var benim hayatımda?
Onunla birlikteydin yani?
Hı hı.
Niye şaşırdın?
Yok, şaşırmadım.
Neden şaşırayım ki?
Ya tamam, bir hata yapıp beni terk etmiş olabilir...
...ama ben sana bir sır vereyim mi? -(Sinan) Lütfen.
(Sinan) Eğer Tolga'yla ilgiliyse bunu benimle değil kankalarınla paylaş, olur mu?
Ya sen Ceyda'yla geçirdiğin geceyi bana böyle ballandıra ballandıra...
...deminden beri anlatıyorsun ama!
-Ben mi anlattım? -(Pelin) Evet.
Şaka mı yapıyorsun Pelin?
-Önce sen söylüyorsun, sonra... -(Pelin) Söyleyeceğim.
Tamam, terk etti beni ama ya inan bana iyi ki terk etmiş beni.
Ya böyle bambaşka bir adam olarak geri döndü bana.
(Pelin) Yani gözü benden başkasını görmüyor.
Beş dakika ayrı kalamıyor benden.
Öyle diyorsan öyledir.
(Telefon zili sesi) (Müzik - Duygusal)
Tolga arıyor.
Ya açmazsam merak eder şimdi beni.
(Telefon zili sesi) (Araba sesi)
(Pelin) Alo Tolga, canım?
(Tolga ses) Aşkım, nasılsın?
Merak ettim, bir arayayım dedim.
Ah canım, merak mı ettin sen beni?
(Pelin) Şey yapalım, ben işim bitince arayayım seni.
Tamam hayatım, öptüm.
Tamam, hadi öptüm aşkım.
Bye bye.
Oh be!
Öğrenmemiş. Demek ki söylememiş o şef bozuntusu.
(Nefes sesi)
Merak etmiş.
(Müzik - Piyano)
Ne oldu? Bir şeye mi üzüldün sen?
Yok, gayet iyiyim.
Hadi gidelim istersen, daha bir ton işimiz var.
Hı hı, gidelim.
(Müzik - Piyano)
(Süheyla) Sağ ol Şebnemciğim.
(Kağıt hışırtısı sesi)
Sağ ol kızım.
(Ayak sesi) (Kağıt hışırtısı sesi)
(Rıza) Yaptığımız iş değil, biliyorsun değil mi?
Resmen oğlanın elinde oyuncak ettik kızı!
-Ay ne alakası var Rıza? -(Rıza) Nasıl ne alakası var ya?
Resmen kızımızın arkasından dolap çeviriyoruz.
Ben müsaade etmem buna.
Çok yanlış yaparsın Rıza. Beni dinle, bir dakika gitme.
Ay küçükken babamla çok gelirdim böyle yerlere, alışveriş yapardık.
Bak, beni bir hafta burada bırak, sonra almaya gel. Hiç sıkılmam biliyor musun?
Geliş amacımızı unutmadın değil mi?
Aa, unutur muyum?
Ay Zübeyir bunları çok sever.
(Telefon zili sesi)
Alo, babacığım?
Pelin, kızım çok önemli bir şey...
...konuşmamız lazım seninle, neredesin şu anda? -(Süheyla) Pelinciğim, Pelinciğim!
Ya baba ben şimdi çok ters, çok kalabalık bir yerdeyim. Sonra arasam olur mu seni?
-(Süheyla ses) Pelinciğim hiçbir şey yok. -Süheyla.
-Canım, sen işine bak oldu mu? -(Rıza) Süheyla.
-(Süheyla) Lütfen babana... -(Rıza) Ver şu telefonu.
-(Süheyla) Ya işine bak yavrucuğum. -(Rıza) Telefonu ver Süheyla.
-Ya niye kızı zorluyorsun? -(Rıza) Bana telefonu ver.
Anne?
Pelin, hadi ama.
-Kızım, hiçbir şey yok diyorum. -(Rıza) Alo kızım, Süheyla!
Ne oldu ya?
(Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Alo?
Cık.
Allah Allah!
Ne oldu?
Yine ayrılmaya karar verdiler herhalde.
-Kim? -(Pelin) Annemle babam.
Ya öyle geliyor işte, ayrılmaya karar veriyorlar ama...
...uzun zamandır dillendirmiyorlardı.
(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesi)
Süheyla, sultanım, sultanım.
(Rıza) Evimin ruhu, aç gözünü. Ne olursun aç.
Yengemi öldürdüm!
Yengemi öldürdüm!
Büz o ağzını büz! Ne demek öldürdüm?
Başkanım yaşıyor de, kurban olayım yaşıyor de!
Aç gözünü Süheyla'm.
(Rıza) Ne olursun aç o güzel gözlerini, bir şey söyle bana ne olur Süheyla'm.
Kıza bir şey söylemeyeceksin Rıza.
Ya sen hâlâ orada mısın be?
Kalk, çabuk hastaneye gidiyoruz. Kaldır şunu!
Allah'ım çok şükür.
Allah'ım sana çok şükür!
Hastaneye falan gitmiyorum ben.
Kıza bir şey söyleme...
...yeter bana.
Ya arabanın altına girdin, hâlâ daha aynı laf!
Ben mi girdim arabanın altına?
Siz çarptınız bana!
(Süheyla) Aa, belki de ikiniz planladınız, hiç bilmiyorum yani.
Abo yenge, olur mu öyle şey ya? Biz yapar mıyız öyle şey?
Vallahi senden korkulur.
Ama ben pes etmem, şu anda gidiyorum kızımın yanına.
Boşarım seni!
Vallahi de billahi de boşarım Rıza.
(Müzik - Duygusal)
(Pelin) Ay kolyeler!
-(Pelin) Merhaba. -(Kadın) Hoş geldiniz.
Ee, şunlar ne kadar?
-(Kadın) Otuz lira. -(Sinan) Kolay gelsin.
Ya bu eskilerden meşhur Ramiz Usta vardır. Onun lokantası nerede biliyor musun?
Aa, doğru gelmişsiniz abiciğim. Bak.
İlk sağa dönün, o sokağın içerisinde sağdan ee...
...dördüncü dükkân.
-Tamam, bu taraftan? -(Erkek) Evet.
Teşekkürler, kolay gelsin.
(Kadın) Çok yakıştı size.
-Siz kendiniz yapıyorsunuz değil mi bunları? -(Kadın) Evet, kendim...
...yapıyorum. -Ya bir de ben şeyleri çok severim...
...böyle doğal taş kolyeler var ya, var mı onlardan...
...sizde? -(Kadın) Var tabii.
(Müzik)
Rahat ol ya.
Zaten bugün buraya tezgah gezmeye geldik.
Ama baksana, hiçbir yerde bulamadığım parçalar bulabiliyorum burada.
(Pelin) Yani çok renkli böyle, taşları çok güzel.
Ya baksana bir tane buldum, nasıl?
Bak.
Bakmasam.
Sen kendi başına geldiğin zaman doya doya baksan?
(Sinan) Biz işimize konsantre olsak, olmaz mı?
Aman. İki dakika eğlenme sen zaten.
-(Pelin) Teş... -Bu taraftan, takip et beni.
Bu taraftan, takip et beni!
(Ayak sesleri)
(Efekt sesi)
(Müzik)
Ay uyuya kalmış, ne tatlı bir ihtiyar.
(Gülme sesi)
Ah be Ramiz Usta.
(İç çekme sesi)
Çok yaşlanmış.
Ramiz Usta.
Ramiz Usta.
Hayır, satmayacağım be! Satmayacağım dükkânı!
(Ramiz) Satmayacağım işte.
Tamam Ramiz Usta, sakin ol. Ne dükkânı, ne satması?
Ulan deyyus damat, anlamamazlığa mı getiriyorsun işi?
Gitmiş, gitmiş kafa.
Ramiz Usta, sen karıştırdın, ben damadın değilim.
Bunamadım ben o kadar.
Kandırıp imzamı alacaksın değil mi?
Avcunu yalarsın.
Hayda!
Temas var. Sen geç ben hallederim.
(Nefes sesi)
(Müzik)
Eskiden buraları ne güzeldi değil mi Ramiz Ustacığım?
Sattırmam dükkânı.
(Pelin) Ay sattırma tabii canım. Yazık, yazık günah paraya.
Şöyle gel, otur bizimle biraz. Gel.
Ay bu yeni yetmeler de hiç değerini bilmiyor değil mi bu malın mülkün?
Hemen de satmak istiyorlar.
(Ramiz) Ne güzel söyledin kızım.
Kimin ailesinden geliyorsun sen?
Şimdi Ramiz Ustacığım, sen benim babamı tanımazsın.
Ama benim arkadaşımın babasını tanırsın.
O da senin gibi eski aşçıymış.
Hatta çok iyi dostmuşsunuz.
Adnan'ın oğlu ben, hatırladın mı?
-A Tankut. -(Sinan) Hah.
Böyle tosuncuk gibi bir şeydin.
Köp köp derlerdi arkadaşların sana.
(Gülme sesi)
Ya ben hatırlamıyorum, sen nereden hatırladın Ramiz Usta?
Ama şimdi maşallah dalyan gibi olmuşsun.
Ay vallahi ben de ilk gördüğümde aynı şeyi düşündüm.
Ne kadar değişmiş, böyle ilah gibi bir şey olmuş.
(Müzik)
Yani ne kadar kilo vermiş değil mi? Ben de çok şaşırdım.
Ne güzel olmuş.
(Ramiz) İştahlıydı, maşallahı vardı.
Bunun sünneti oldu.
Ağlamasın diye ağzına lokum tıktık.
(Gülme sesi)
Sen, sünnet bitti. Ona ağlamadı.
Lokum bitti diye yıktı ortalığı.
(Gülme sesi)
Var mı böyle başka çocukluk anıları?
Ya, biz de bu yüzden geldik değil mi buraya?
Sinan'ın çocukluk travmalarını öğrenmeye geldik.
Ay ama öyle güzel anlatıyor ki kaptırdım kendimi, pardon.
Ee Ramiz Usta, biz buraya babamın tarif defterini sormaya geldik sana.
Ha, o mu?
-Siyah kaplı. -(Sinan) Hah.
Kenarında babanın adı yazıyordu.
O defter işte.
Ya o defterin nerede olduğunu biliyor musun?
Ustam, senin siparişler geldi.
Elemanları yolla da indirsinler.
Geç kaldın.
Yolladım çocukları ben ya.
Ya usta, araba yolun ortasında. E şimdi trafik olur.
Ne yapacağız?
Adnan'ın oğlu, hadi bir davran bakayım şöyle. İndir şu ustanın mallarını.
(Ramiz) Hadi.
Tamam usta.
(İç çekme sesi)
Ee, Sinan'ın sünneti diyorduk Ramiz Usta.
(Müzik - Hareketli)
Ben sana yiyecek bir şeyler getireyim.
Yok, çok tokum. Teşekkür ederim.
Kibarlık olsun diye demiyorsun değil mi?
Yok yok, gerçekten tokum.
O zaman bir tatlımı yersin.
(Telefon zili sesi) (Müzik devam ediyor)
(Nefes sesi)
Alo?
Ee, Sinan'ı aramıştım ben.
Evet, Sinan'ın telefonu.
Pelin sen misin?
Evet benim, bir şey mi vardı?
Sen bana Sinan'ı verir misin?
Ee, canım Sinan şu an çok meşgul.
(Pelin ses) İşini halletsin, ben söylerim. Döner sana.
Bana bakar mısın sen?
Aa! Aa kapattı.
Sinan mı?
Sinan yapmaz öyle şey.
Yok canım, Sinan değil.
Pelin denilen...
A bu kız gitmedi miydi Allah aşkına?
Ay ne bileyim anlamadım ben, yani gitmişti ne güzel. Nereden çıktı ben bilmiyorum.
Allah Allah! Bu da bir acayip.
(Meliha) Aa, yani bunu da kapıdan atsak, bacadan giriyor.
Bu zamane kızları da iyice bir tuhaf oldular yani.
Ayrıca görüyor canım.
Yani belli ki sizin aranızda bir şeyler olacak.
Canım çekemediği için yapıyor zaten.
Hah.
Ama yok öyle yağma.
Benim ağzım yeterince yandı damattan.
Gelin de öyle olmayacak.
İnşallah.
İnşallah.
E bir tanecik oğlum var benim.
Elbette ki ince eleyeceğim, sık dokuyacağım.
(İç çekme sesi)
(Nefes sesi)
Bitsin o.
Beğenmedin mi yoksa?
Yok Ramiz Usta çok güzel olmuş da benim şekerle pek aram yoktur.
Öyle, bu da fazla geldi bana.
Ah.
(Nefes sesi) (Müzik)
(Ramiz) Buncacık şey yenmez mi be kızım?
Arkandan ağlar vallahi.
(Çarpma sesi) (Nefes sesi)
Bırakma onu, sıyır.
(Nefes sesi)
Bu sondu Ramiz Usta.
E bir haftalık malı atmışsın, helal olsun.
Ya, sorma.
Gelelim şu defter meselesine.
Ne defteri?
Az önce konuştuk ya Ramiz Usta.
Babamın tarif defteri.
Ha!
Hah.
İşte ben bulamadım o defteri.
Sende olabilir mi?
Olabilir.
Peki nerede olabilir?
Bilmem, yıllar var görmedim ben onu.
Ama sen söyleyince şimdi...
...şöyle hayal meyal hatırlar gibiyim.
Anlaşıldı.
Bulamayacağız o defteri.
(Nefes sesi)
(Müzik)
Bu, bu o tatlı işte.
Aa, bu mu?
Altın kalp.
Evet, işte be-ben bunun tarifini arıyordum Ramiz Usta.
Ben de çok aradım ama...
...artık aklımın erdiği kadar yapıyorum.
(Ramiz) Babanınki gibi olmuyor.
(Müzik devam ediyor)
I ıh.
Değil.
Babamın yaptığı tatlıya benzemiyor.
Peki nesi eksik?
Ya.
Babamın yaptığı tatlıyı yediğin zaman böyle...
...sanki bahar gelmiş gibi...
...insanı gün batımında yakalayan bir...
...meltem gibi bir şey.
Anlatabiliyor muyum?
Yani o kadar güzel anlattın ki daha güzel nasıl anlatılır acaba?
(Müzik)
Yani, ee...
...anlıyorsun değil mi? Böyle ferah bir şey.
Şey gibi mi? Böyle...
...nane şekeri yediğinde olur.
Değil, hayır. O çok keskin bir tat.
(Sinan) Bu, bu başka bir şeydi.
Bunun sayesinde tatlı daha hafif oluyordu.
Yani hamur işi bir tatlı yiyormuşsun gibi değil de...
...sanki meyveli bir tatlı yiyormuşsun gibi.
(Ramiz) Yaşa, vallahi öyle oluyordu.
Çok güzel söyledin.
İşte ne koyuyordu içine de öyle oluyordu?
Bilsem koymaz mıyım be oğlum?
Koyarsın Ramiz Usta.
(Müzik)
Bence sen bulursun.
Öyle mi diyorsun?
Hı hı.
Deneye deneye bulursun. Yani ana malzemesi belli sonuçta.
Ama o malzeme ne, onu bulmak lazım.
Bulacaksın, ben inanıyorum sana.
Karını dinle Tankut.
(Müzik - Duygusal)
(Gülme sesi)
Ee Ramiz Usta, biz evli değiliz.
Arayı uzatmayın o zaman. Ayıptır, gezdirme öyle el alemin kızını.
Ee, biz bir an önce gitsek iyi olacak.
Yoksa Ramiz Usta bizi ayaküstü evlendirecek.
(Nefes sesi)
(Kuş cıvıltısı sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Ayak sesleri) (Kuş cıvıltısı sesi)
Necip?
(Müzik - Gerilim)
-(Necip) Buyur Hafize teyze. -Seni evden uğurlamışlar ha?
-(Necip) Öyle oldu biraz. -Nerede kalıyorsun, ne yiyip içiyorsun?
Bizim ganyan bayiinde kalıyordum...
...o da bugün artık bir yer bul dedi kendine.
(Necip) Cepte de para yok. Artık bir iş bulup karnımızı doyuracağız.
-(Hafize) Açsın yani? -(Necip) Yoo.
Sabah bir poğaça yedim.
Dur, sana ekmek arası bir şeyler vereyim.
Hadi ya, vallahi mi?
(Necip) Yaşa be Hafize teyze.
Böyle ekmek arası kavurma kaşar falan bir şey varsa...
Tabii tabii, dur.
Turşu...
(Müzik)
(Merdiven inme sesi) (Müzik)
(Kapı açılma sesi)
Gel bakayım çocuğum.
-(Hafize) Al sana! -(Necip) Ne oluyor be?
-(Hafize) Al sana ekmek! Al sana ekmek! -(Necip) Ah! Ah!
Ah, ne yapıyorsun ya?
(Hafize) Sen utanmıyor musun dost tutmaya ha?
Ne dostu ya? Ne dostu?
-(Hafize) Utanmıyor musun? -Ne dostu ya?
Sus! Hayırsız!
Ne dostu ya, ben karımı seviyorum!
(Müzik)
Nasıl atıyorsun.
(Çırpma sesi)
Başta beni dinlemiyorsun ama sonra benim dediğime geliyorsun.
(Müzik - Romantik)
Soğuk da olsa bir espri anlayışının olması güzel.
Peki, o tatlıda eksik olan şey vanilya çıkarsa...
...o zaman ne yapacaksınız bay ukala?
O tatlıda eksik olan şey vanilya olsaydı ve ben bunu anlamasaydım...
...sence ben şef olabilir miydim bayan çokbilmiş?
(Müzik - Romantik) (Çırpma sesi)
(Boğaz temizleme sesi)
Şimdi bana dolaptaki bütün meyveleri ve baharatları getir.
Hepsini?
(Müzik - Romantik)
Şimdi isim versem nasıl olsa karıştıracaksın.
Bari hepsini getir.
Sana yardım edende kabahat.
(Müzik - Romantik)
Ben çıkıyorum.
-İyi misin sen? -(Bülent) İyiyim ya, bir şey yok.
-(Pelin) Bülent! -(Bülent) Hı?
Bence ara.
(Müzik - Romantik)
Konuşur mu?
Yani ben olsam konuşurdum. Yani sinirim geçerdi.
Ki benimki geçiyorsa, Başak'ınki hayli hayli geçmiştir.
(Müzik devam ediyor)
Sağ ol.
(Müzik devam ediyor)
Bunları buldum.
Tamam.
(Müzik devam ediyor)
Ceyda.
-Kapattık. -(Ceyda) E Sinan?
Bülent duyuyor musun?
Ee, duyuyorum duyuyorum, kafam dağıldı da.
(Bülent) Ee, Sinan çıktı. Ya bu yarın çok iş var ya, yemek falan...
...o yüzden erken çıktı o.
Tüh, yani keşke ben de biraz erken gelseydim.
-(Ceyda) Neyse, gideyim ben o zaman. -E sen arabayla mı geldin bu arada?
Evet.
Ee, beni de bırakır mısın ya? Yani senin için problem olmazsa?
-Yok, olmaz. -(Bülent) Tamam.
(Müzik)
(Nefes sesi)
Şimdi bunların hepsini ayrı ayrı deneyeceğiz.
Hmm.
Hangisinden umutlusun?
Bilmem.
Sen söyle.
(Sinan) Ama vanilya gibi bir şey olmasın lütfen.
(Müzik)
Hmm.
Yani benim aklıma bir şey geliyor aslında ama...
...sen çok güzel anlattın, bahar havası dedin...
...serinlik, ferahlık.
Bunların hepsini düşününce...
...ne olabilir?
Hıh! Çilek.
Olabilir.
(Sinan) Ama sanki daha farklı bir şey.
Neyse, deneye deneye bulacağız.
O zaman...
İncirden başlayalım.
(Sahne geçiş sesi)
(Müzik - Güliz Ayla - Deli Fişek) "Mmm"
"Bu kadar kolay mı aşkımı almak elimden"
"Bırakır mıyım sandın"
"Pes etmem kılıcımı kuşandım"
"Savaşırım"
"Beni hiç mi tanımadın"
"Sen intikam peşinde, bense ellerinin"
"Boğulmaktır niyetim içinde gözlerinin"
"Ben deli fişeğim"
"Sen dur ben öleyim"
"Niyetini göster bana ucundan koşarak geleyim"
"Ah koyu kalplim"
"İnadından öpeyim"
"Ha dediğin yerde han kurarım daha ne diyeyim"
(Müzik devam ediyor)
Nasıl?
Güzel.
"Sen intikam peşinde, bense ellerinin"
"Boğulmaktır niyetim içinde gözlerinin"
"Ben deli fişeğim"
"Sen dur ben öleyim"
"Niyetini göster bana ucundan koşarak geleyim"
"Ah koyu kalplim"
"İnadından öpeyim"
"Ha dediğin yerde han kurarım daha ne diyeyim"
(Müzik devam ediyor)
(Sahne geçiş sesi)
(Ayak sesi)
(Çatal sesi)
(Tepsi koyma sesi)
Hadi bakalım.
İçimden bir ses, buradaki tatlılardan birinin o tatlı olduğunu söylüyor.
Göreceğiz.
(Nefes sesi)
Hangisinden başlayalım?
Bence bu.
(Müzik - Jenerik)
(Müzik - Jenerik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Sinan) Cık.
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
Nasıl?
İçindeki sesin seni yanılttığı oldu mu hiç?
(Sessizlik)
Güzel. O zaman yine aynı anı yaşıyoruz.
Ya o kadar da yorulduk. Off!
Gecenin saat kaçı oldu. Bir an önce mutfağı toparlayıp çıksak iyi olacak.
-Yarın çok iş var. -(Pelin) Ben bırakayım mı seni?
(Müzik - Piyano)
(Parfüm sıkma sesi)
(Parfüm sıkma sesi)
(Ayak sesi)
-Pelin. -(Pelin) Hı?
(Sessizlik)
Ne oldu?
(Sessizlik)
(Müzik)
Bu koku?
(Müzik - Keman)
Sanki her şey bu kokunun içinde saklı.
Nasıl?
Şişt!
Sessiz ol.
(Müzik - Keman)
Bu yaptığımız doğru bir şey mi sence?
Evet.
(Müzik - Keman)
Gül kurusu!
(Müzik - Keman)
Ne kurusu?
Gül kurusu.
Yani parfüm, parfümünün içinde de o var.
Ya tatlının içinde de o vardı.
H-haa sen ee...
...o-onu diyorsun. -Başka ne diyecektim Pelin?
(Müzik - Piyano)
-Tabii ki onu diyecektin, ne diyecektin. -(Sinan) Ee...
...benim hemen bunu denemem lazım.
(Müzik - Romantik)
Pelin hadi!
(Müzik - Romantik)
Hayırlı akşamlar yenge.
Başkanım yükünü tuttu da biraz.
-Rıza bu ne hâl? -(Rıza) Süheyla Hanım.
Biz ne konuşmuştuk seninle, hı?
Biz kırk defa ne konuştuk seninle? Bir, iki, altı kere biz ne konuştuk?
Hı? Hani bir daha boşanma mevzusunu açmayacaktık?
Rızacığım, bunlar kapı önünde konuşulacak şeyler değil, hadi içeri geç Rıza.
Gitmeyeceğim ben bir daha o eve.
Ben girmem o eve.
Hani hallettik demiştin?
Hani bir daha hiç açılmayacaktı o mevzu?
-Rıza, tepemin tası atıyor ama artık! -(Rıza) Heyt!
(Müzik - Duygusal)
(Zübeyir) Sarhoşun mektubu okunmaz yenge.
He de geç. Yani tatsızlık çıkmasın diye diyorum.
(Rıza) Ben şimdi okutacağım o avukatın mektubunu Zübeyir!
Al telefonumu ara avukatı, başlatsın işlemleri.
-(Zübeyir) Başkanım. -(Rıza) Hı?
(Zübeyir) Sabah arasak? Adam uyuyordur ya.
Ara yahu.
Boşanmak mı istiyorsun Rıza? Al.
Ara, Hüseyin Bey diye kayıtlı, ara.
-Hüseyin miymiş onun adı? -(Süheyla) Evet.
(Müzik - Duygusal)
Gitti.
(Müzik - Duygusal)
Zübeyir yardım et de içeri taşıyalım.
-(Zübeyir) Başkanım. -(Rıza) Hı?
(Süheyla) Hadi Rıza, hadi kalk.
(Zorlanma sesi) -(Zübeyir) Maşallah.
(Süheyla) Yürü.
-(Zübeyir) Şöyle şöyle. -(Süheyla) Böyle, böyle canım.
(Müzik - Duygusal)
(Üfleme sesi)
Önce sen dene.
(Sessizlik)
Bu tadı, lezzeti en iyi bilen sensin.
(Müzik - Gitar)
Nasıl?
Olmuş mu bu sefer?
Birebir aynısı olmuş.
(Müzik - Gitar)
Bak bakalım dediğim gibi var mıymış?
(Müzik - Gitar)
Mmm!
(Müzik - Gitar)
Bahar gelmiş gibi demiştin değil mi?
Sonra...
...insanı yazın yakalayan meltem gibi.
(Müzik - Gitar)
Ama daha şairane söylemiştin sen.
Ya bir şey söyleyeceğim, sen şiir falan yazsana.
Yani bu tatlının lezzeti bundan daha güzel anlatılamazdı.
Belki de yazıyorumdur, bilemezsin ki.
Yazıyor musun gerçekten?
-Ya çok isterim okumayı! -(Sinan) "Şiir sır gibidir." demiş şair.
"Gireceği gönlü sen değil, o bilir."
İyi. Öyle olsun bakalım.
(Müzik - Gitar)
Ooo, saat bayağı geç olmuş.
Sen beni içeride bekle istersen. Ben buraları hızlıca toplayayım...
...sonra da çıkalım, olur mu? -Tamam.
(Müzik - Gitar)
Çok güzelmiş.
(Müzik - Gitar)
(Tabak koyma sesi)
(Çatal bıçak sesi)
(Müzik - Gitar)
(Sahne geçiş sesi)
(Ayak sesi)
(Sessizlik)
(Sessizlik)
(Müzik - Piyano)
"Boşuna değil dilimin tutulması"
"Ya da titremesi ellerimin mesela boşuna değil"
"İlk adımlarım...
...yarım kalmış veya söyleyemediğim kelimelerim"
(Müzik)
"Gözümden bile sakındığım acemiliğimsin sen"
"Ama en çok da havaleli ateşler içinde yanıp...
...asla unutamadığım gecelerimsin"
(Müzik)
(Müzik)
(Sessizlik)
Belli ki çok çalışmışlar.
(Cansu) Ama çok tatlılar.
(Bülent) Bugün çok iş var, uyandırmamız lazım.
Bence uyansalar uyanırlardı artık...
...nasıl yorulmuşlarsa.
(Gülme sesi)
Yani pardon hani, nasıl çalışmışlarsa demek istedim.
(Ceyda) Günaydın!
(Ayak sesi)
Neye bakıyorsunuz öyle ya ip gibi dizilmiş?
(Cansu) Şey ee...
...Ceyda Hanım o kadar güzel uyuyorlardı ki biz uyandırmaya kıyamadık.
(Müzik - Gerilim)
(Boğaz temizleme sesi)
Sinan.
(Bülent) Sinan.
Si... Pelin!
(Müzik - Piyano)
(Müzik - Piyano)
Ee, ne uyumuşuz ya.
(Ceyda) Yaa.
Da pek uygun olmamış burada uyumanız.
(Ceyda) İş yeri burası. Yani hoş olmuyor böyle.
(Müzik - Gerilim)
(Sinan) Siz nereye bakıyorsunuz?
-Hadi herkes işine! Hadi! (El çırpma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Lütfen bir daha çalışanlarımın yanında benimle bu şekilde konuşma olur mu?
Uygunsuz bir şey görmesem zaten konuşmam. Değil mi Sinan?
(Müzik - Gerilim)
(Ayak sesi)
(Bülent) Ee, tatlı işini ne yaptınız ya, hı?
-Ee, halloldu o iş. -(Bülent) Vallahi mi?
-(Bülent) Süper, nasıl yaptın ulan? -Abi, sen bana saati söylesene.
Yediyi yirmi geçiyor haliyle.
(Sinan) Abi, eve gidip daha üstümü başımı değiştirmem lazım.
Bugün bir ton iş var, biliyorsun.
(Sinan) Ben sana sonra anlatırım nasıl olduğunu.
Neyse, ben de çıkayım. Akşam görüşürüz.
Bir kere de müşteri olarak buranın tadını çıkarayım.
Görüşürüz abi.
(Müzik)
(Sokak sesleri) (Kuş cıvıltısı sesleri)
(Müzik)
Enişte!
(Müzik)
-Sinan kardeşim, ben en kısa zamanda... -(Sinan) Ödeyemezsin enişte.
Gitti o para artık.
Zaten benim de senden böyle bir beklentim yok.
Çok özür dilerim.
(Sinan) Bu sefer çok büyük yanlış yaptın abi.
O mahallenin esnafına yaptığın borçlardan...
...bankadan çektiğin krediden falan çok büyüktü bu.
Ne desen haklısın.
Ben senin yüzünden hiç istemediğim insanlara el açmak zorunda kaldım.
Anlayacağın, sana olan sinirim öyle kolay kolay geçmeyecek.
Bundan sonra size yük olmayacağım zaten.
(Sina) Ne işin var o zaman burada?
Havva'yı belki bir görürüm diye...
(Müzik - Duygusal)
Sen terk edip gitmedin mi abi ablamı?
Mektup da yazmışsın kıza.
Terk edememişim demek ki.
(Müzik - Duygusal)
Ablam da istemiyor ama böyle olmaz abi.
Ben ablamın bir daha böyle bir duruma düşmesini istemiyorum.
-Merak etme. Bundan sonra olmayacak. -(Sinan) Söyleme abi, yap.
Bir iş bul mesela kendine. Ama öyle avantadan işler değil.
Adam gibi, maaşlı bir iş.
(Sinan) Ya maaşı kaç para olursa olsun önemli değil.
Çık ablamın karşısına, biz de o zaman senin arkanda duralım.
Ama yok, yapamayacağım dersen...
...gerçekten git.
(Sinan) Bir üzülür, iki üzülür ama sonunda ablam da alışır.
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal)
(Kapı açılma sesi)
Aman, boşarsan boşa be! Ben kızımı bulup her şeyi tek tek anlatacağım.
Rıza yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, yalvarıyorum sana yapma.
Ah benim zavallı kızım. O cam gözlü Tolga'nın yaptıklarına mı yansın...
...anasının yalancılığına mı yansın?
Ya sen söylemezsen hiçbir şeye yanmayacak Rıza.
Yani çok mutlu olacak Pelin, lütfen.
Söyleyeceğim yahu söyleyeceğim. Mutsuz olsun, geçer.
-(Rıza) Bir yalanla yaşamaktansa. -Pelin beni asla affetmez ama.
Aa, çok güzel, arkasından dolap çevirirken kabahat değil...
...ortaya çıkınca kabahat öyle mi?
(Pelin) Siz kavga edip beni üzmeye mi geldiniz?
Ah kızım, hayır. Sana bazı hakikatleri anlatmaya geldik.
Kızım, biz bambaşka bir konuyu söylemek için geldik sana.
Yahu bir sussana be kadın, artık neyi zorluyorsun anlamıyorum ki.
(Rıza) Tamam işte bitti, geldim, konuşacağım.
Hayır bu saatten sonra nasıl mani olacaksın acaba?
(Pelin) Baba ne oluyor?
(Rıza) Şimdi güzel kızım...
...seninle baba kız gibi değil...
...iki dost gibi konuşalım istiyorum.
Dost dediğin, insanın arkasında olacak.
(Rıza) Onun için de her ne kadar bazı hakikatler seni...
...üzecek dahi olsa, bu anan olacak kadınla...
(Öpme sesi)
Aaa, ne yapıyorsunuz siz ya?
Koskoca anne baba oldunuz, öpüşülür mü hiç?
(Pelin) Beni travmadan travmaya mı sokmaya çalışıyorsunuz, ne yapıyorsunuz?
Kızım işte insan ikinci kez âşık olunca...
...aynen böyle oluyor.
Siz buraya bana nispet yapmaya geldiniz herhalde?
(Süheyla) Aa! Aa, niye nispet yapalım kızım?
Olur mu hiç? Tolga da yanında artık senin.
(Süheyla) Biz haberi bizzat babanla verelim dedik.
Değil mi Rıza?
(Süheyla) Ee, yani bu bir çeşit böyle...
...ikinci balayı gibi.
Böyle evliliğimizin ikinci baharını yaşıyormuşuz gibi bir şey yani...
...ne dersen de, adını sen koy Pelinciğim.
Ay neyse, işim gücüm var benim, hayırlısı olsun.
Geç kalmadın mı kızım sen?
Yok anneciğim, benim şimdi Filiya'da bizim...
...Diyetisyenler Derneği'nin yemeği olacak, ben onun için hazırlanacağım.
Tamam. Tamam, sen işine bak, biz zaten bunu söyleyelim istemiştik.
(Süheyla) Söyledik de artık gidebiliriz. Hadi hoşça kal.
(Süheyla) Hadi Rıza. Rıza yürü, Rıza yürü.
(Dalga sesleri) (Martı sesleri)
Alo Başak, lütfen kapatma bak...
...ee, gerçekten çok özür diliyorum. Ne olursun iki dakika dinle beni lütfen.
Başka söyleyecek bir şeyin yoksa kapatacağım ben.
(Bülent ses) Var. Var, bir şey daha var.
Bu akşam restoranda diyetisyenler için özel bir yemek var.
(Bülent ses) Pelin de gelecek, eğer sen de gelirsen...
...hani bunları böyle karşılıklı konuşuruz, yüz yüze...
...çok daha iyi olur ikimiz için de, lütfen.
Bülent bilmiyorum, düşünmem lazım.
Benim şimdi işim var tamam mı? Kapatıyorum ben.
-Sana da bye bye. -(Bülent) A...
(Müzik) (Dalga sesleri)
(Müzik)
(Müzik) (Vurma sesi)
(Ayak sesi)
(Nefes sesi)
Oy!
(Nefes sesi)
Bir kere boşananların öpüştüğü nerede görülmüş?
Anladın tabii kaybedeceğini...
Öyle bir çekici geldin ki gözüme.
Hmm?
(Müzik)
Ama zannetme ki Pelin'e anlatmaktan vazgeçtim her şeyi.
Ay Rıza, hep inat hep inat!
Ya sende bir damlacık hatırım varsa eğer...
...şu Tolga'ya bir şans daha tanıyalım. Bu geceye kadar gıkını çıkarma.
Ayrılsınlar, sonra sen sağ ben selamet.
-Hı? Lütfen. -(Rıza) Peki.
Ama sadece 24 saat, bir dakika fazla olmaz.
Tamam.
(Müzik)
(Müzik)
Ohh!..
(Müzik)
Alo Tolga, hıh.
Pelin bu gece o çalıştığı restoranda, derneğin yemeğine katılacak.
-(Tolga) Ee, gitsin. -Oğlum, sen de gitsene işte oraya.
Git, artık bitir bu işi. Rıza'yı zor tutuyorum, ayrılın artık.
(Tolga) Ya Süheyla Hanım, Pelin eskisi gibi değil artık.
Tabii değil, mutsuz çünkü.
Hayır öyle değil. Yani böyle...
...eskisi gibi taktığı şeyleri takmıyor.
(Tolga ses) Yani böyle daha uyumlu, daha sakin, daha güzel olmuş.
Daha iyi olmuş bence.
Üff, kırk yıllık kızımı bana anlatıyorsun Tolga.
(Süheyla ses) Git oraya, emrivaki yap, maçoluk yap, bir şeyler yap.
Oyuncu değil misin canım? Aa, hallet bunu, ayrılın artık.
(Müzik)
Allah Allah! Nereye düştüm arkadaş ben ya?
(Müzik)
(Ortam sesleri) (Müzik)
Meşhur Ceyda bu mu?
Hıı. Belli değil mi hareketlerinden?
(Pelin) Gören de asıl şefin o olduğunu sanır.
(Ortam sesleri)
Hii! Kız ne biçim göz var onda.
(Başak) Kadın baktığı her yere nazar saçıyor resmen.
(Masaya vurma sesi)
(Ortam sesleri)
Siz Bülent'le karşılaşmadınız mı?
Karşılaştık. Beni görünce böyle ne yapacağını bilemedi.
-Böyle ağzı kulaklarına vardı. -(Pelin) Affettin mi?
Cık.
Hayır bebişim, sanki biraz soğudum gibi.
Ya kızım, çok üzülüyor çocuk.
İnan, o niyetle olan biri asla o kadar üzülmez. İnan bana.
Bilmiyorum, belki affederim.
Bilmiyorum.
(Meliha) E kesenize bereket, dünya kadar zahmetler etmişsiniz kızlar.
Ne zamandır gelmiyoruz, gidip bir Meliha ablamı görelim dedik.
Hıı.
Bugünkü diziyi de birlikte izleyelim dedik.
Bak.
Bu kadar yani ha?
Hadi bari çayları tazele sen.
Dur dur, ben koyarım.
Başka ne olsun Meliha abla?
(Meliha) Bak Meral, ananla birlikte sordunuz...
...merak ettiğiniz her şeyi size söyledim.
Artık inciğini cinciğini kurcalayıp durmayın.
Her ailede böyle şeyler olur evladım.
Yok, meraktan değil de abla...
...biz Havva'ya çok üzüldük.
Canım, ona ben de üzülüyorum.
Ben onun anasıyım kızım.
(Meliha) Yani bu evin kapısı ona her zaman açık.
Ne zaman isterse gelir eve.
Ya öyle de ablacığım, onun suçu ne, değil mi?
(Meral) Yani Necip dost tuttuysa o ne yapsın?
Necip dost mu tutmuş?
(Müzik)
Abla, e Necip dost tutmuş, ona para yedirmiş, sen de dövmüşsün ya.
(Gülme sesi)
E milletin ağzında bu laf dönüyor.
(Gülme sesi)
(Meliha) Ay hiç güleceğim yoktu.
(Gülme sesi)
Ay siz çok yaşayın!
(Gülme sesi)
O nereden dost tutacak kızım?
O çulsuzda dost tutacak para ne arar?
Sen onu bıraksan kıraathaneye gitse...
...cebinde bir çay içecek para yok onun.
Ona baksa baksa benim şaşkın kız bakar.
(Gülme sesi)
Orası da öyle işte.
Yani dost falan yok, öyle diyorsun abla?
(Meliha) Aman yok canım sen de.
Her zamanki gibi gene para pul mevzuunda, ortalığı birbirine kattı karıştırdı...
...bu sefer benim de tepemin tası attı, kapının önüne koyuverdim.
Kıza da dedim.
Kızım bak, ya kocan, ya ailen.
(Meliha) Yap seçimini dedim. Ha, şimdi o gitti ya kocasıyla...
...bir zaman sonra burnu sürter, evine geri döner.
Ama o Necip, bu kapıdan içeri giremez!
Benim meseleyi de söyleyin.
Hayırdır? Sen de mi merakındasın benim damadın ha?
Ay yok, annemin derdi başka abla.
(Meral) O şeyi söylemek istiyor...
...geçende bir televizyon programı var ya, hani bir adam yemek yiyor falan...
...geziyor, neydi o programın adı?
Hah, Lezzet Durakları. İşte sizin o yeni dükkân oraya çıkmış ya abla.
Aah yavrum, biz canımızın derdine düşmekten...
...program görecek göz mü kaldı bizde?
Hah, şimdi bak abla, benim annem görmüş.
(Meral) Çok beğenmiş. Diyor ki illa diyor, beni Sinan'ın diyor, dükkânına götür diyor.
(Gülme sesi)
Ay başıma gelenler.
(Meliha) Ayol bu yaşta kadınlar beni umreye götür, hacca götür der.
Bu da restorana mı gitmek istiyor?
Vallahi gözüm açık gidecek.
-(Meliha) Aaa! -Al işte abla bak.
Duruyor duruyor, aklına bu geliyor.
O dükkân da bizim rahmetlinin esnaf lokantası gibi değil ki.
(Müzik)
E ne yapalım? Artık bir şekilde ayarlayacağız...
...götüreceğiz bir zaman.
(Meral) Götürecekmiş annem, götürecekmiş!
Bağırma bağırma, duydum.
(Müzik) (Gülme sesi)
Hoş geldiniz.
Ee, pardon.
Ya kusura bakmayın, böyle sona kaldınız ama.
-(Sinan) Siz yabancı sayılmazsınız. -Olsun, siz bakın işinize.
(Ceyda) Sinan.
(Ceyda) Çocuklar servise başlamak için seni bekliyorlar.
-Keyfinize bakın. -(Pelin) Bakacağız zaten.
Ha, canımız sıkılırsa da mutfağa gideriz, zaten bilmediğimiz yer değil, değil mi?
(Gülme sesi)
(Müzik)
Beklerim.
(Müzik)
(Müzik - Gerilim)
Ama canının sıkılacağını pek sanmıyorum.
Tüm sevdiklerin burada olacak çünkü.
(Müzik - Gerilim)
Ee, ben bu gece barda olacağım, içecek servisine yardım edeceğim.
Gelirsen laflarız.
Ne dedi o şimdi?
Ben bara gidiyorum, sen de istiyorsan gel dedi.
-(Pelin) Ya yok ya, Sinan. -(Tolga) Aşkım merhaba.
Senin ne işin var burada Tolga?
Burada olduğunu öğrendim, merak ettim, özledim, geldim.
Gelmese miydim?
Yalnız burada derneğin yemeği var şu an.
Ha bu arada seninle özel bir konu hakkında konuşmak istiyorum.
Ay! Ben de, ben bir bara gideyim.
Otur otur sıkılmıştım ben zaten. Afiyet olsun.
(Ayak sesi)
(Sandalye sesi)
Ee, nasılsın?
(Ortam sesleri)
(Et dövme sesi) (Müzik - Duygusal)
(Müzik - Duygusal) (Mutfak sesleri)
(Et dövme sesi) (Müzik - Duygusal)
(Müzik)
Yine mi olmamış?
Bunlar az pişmiş eti ne sanıyorlar anlamadım yani.
Üff, ay Tolga yapma şu hareketi, nefret ediyorum!
-(Pelin) Cansucuğum, bir bakar mısın? -(Cansu) Buyurun.
-Ben seni demin çağırdım. -(Cansu) Hı hı.
Bu az pişmiş olmamış dedim. E siz de halledelim dediniz.
Gittiniz, geldiniz, yine aynısı, ne olacak?
-A-ama şefimiz onunla özel olarak il... -(Tolga) Bana maval okuma.
Al şunu, az pişmiş istiyorum lütfen. Hadi, hadi, hadi...
Cansu, elbet senin bir hatan yok ama herhalde mutfakta bir karışıklık oldu.
Tamam, ben hemen hallederim.
(Müzik - Gerilim)
Hayatım, sen bunları niçin savunuyorsun anlamış değilim.
Tolga yeter, gerçekten yeter. Yeter.
(Müzik - Gerilim) (Ortam sesleri)
Ya bak, ben gerçekten böyle bir adam değilim.
(Bülent) Ama yani evet, senin açından bakınca tamam.
Yani ilk randevuyu eve vermek çok...
...şey görünüyor, haklısın, tamam.
Şey görünüyor, ne görünüyor söyleyebilirsin. Kötü görünüyor.
Üstelik evin olduğunu bile söylemedin, yani tam bir emrivaki.
Ya tamam, kötü görünüyor kötü, tamam, haklısın işte, tamam.
Ya Başak, insanlar neleri neleri affediyorlar ya, ne olursun yapma şunu ya.
Neleri neleri affediyor insanlar?
İlkinde beni restoranda unuttun, ikincisinde de eve atmaya kalktın.
Acaba daha kötü ne oluyor da insanlar affediyor?
Aha işte Pelin'le Sinan.
Bak Sinan affetti Pelin'i, nasıl güzel arkadaşlar şimdi.
Ya Allah aşkına Pelin'in yaptığı az şey mi?
Bunun yüzünden çocuk okulu bırakmış, bütün hayatını değiştirmiş yani.
(Bülent) Onlar bile affediliyor yani Başak.
(Müzik)
Hayatım çok teşekkür ederiz.
Rica ederim, bizim için en önemli şey misafirlerimizin memnuniyeti.
(Tolga) Dalga mı geçiyorsunuz siz benimle?
Ya da sen anlatamıyorsun bunu.
-Ama efendim... -(Tolga) Bana laf yetiştirme.
(Tolga) Anlaşılan siz bunu beceremeyeceksiniz.
Bari gidin etrafta olan bir restorandan falan getirin, daha iyi olacak.
Tolga sakin olur musun lütfen? Ne biçim konuşuyorsun sen ya?
-Hayatım hakkımı arıyorum. -(Pelin) Tolga iyi misin sen?
-(Pelin) Ne bu tavırlar? -Esas sen iyi misin Pelin, hı?
Laf söyletmiyorsun adamlara baksana, bana gelince aslan kesiliyorsun ama.
Saçmalıyorsun.
(Cansu) Delireceğim, yine beğenmedi ya.
(Cansu) Ben bu adama bir daha servis yapmam.
(Cansu) Zaten Pelin nereden bulmuş bu hayvanı?
(Serkan) Tamam ya, ben ilgilenirim o masayla.
(Serkan) Zaten şef ne der, müşteri...
...ee misafirler... -Şef, bunu misafirleri için söyler.
Bu herif misafir falan değil, onun derdi benimle.
Aklı sıra beni delirtecek.
(Müzik - Gerilim)
(Pelin) Sinan sakin!
(Tabağa vurma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Bu nasıl? İyi mi?
(Müzik - Gerilim)
Ne yapıyorsun sen ya?
Sinan lütfen sakin olur musun?
Defol git mekânımdan.
-Bu-bu ne terbiyesizlik? -(Sinan) Sana defol git mekânımdan dedim!
Sinan a-ağır oluyor ama artık.
(Bülent) Sinan sakin, misafirlerin ortasında.
(Sinan) Sakın bana bu adamı savunma.
İyi bir insan olmadığını sen de biliyorsun.
(Müzik - Gerilim)
Hayatım, ben bir dakika daha burada duramayacağım. Lütfen gidelim, kalk.
To-Tolga sakin olur musun lütfen ya, gerçekten bunun için kalp kırmaya değmez.
(Sinan) Kalbinin kırılmasını istemiyorsan...
...doğru yerde duracaksın.
(Müzik - Duygusal)
Pelin geliyor musun? Yoksa burada durmuş, bu adamı mı dinliyorsun?
(Pelin) Sinan.
(Pelin) Yemekle ilgili bir anlaşmazlık oldu.
Ama lütfen daha fazla benim özel hayatımla ilgili konulara girme.
(Müzik - Duygusal)
Sen gerçekten bu adamı hak ediyorsun.
(Müzik - Duygusal)
Hatta bu adamın sana yaptığı her şeyi!
Haddini aşıyorsun!
Öyle olsun.
Ben haddimi aşmış olayım.
Ama senin yolun da, bahtın da açık olsun.
Ciğeri beş para etmez bu adamla mutlu olacaksan...
...sen bilirsin.
(Pelin) Kiminle istersem onunla birlikte olurum, tamam mı?
Tıpkı senin kimi istersen onu ortak seçmen gibi!
(Müzik devam ediyor)
Anladın mı?
(Müzik devam ediyor)
Hayatım lütfen, yürü, gidiyoruz. Hâlâ burada durmuş bu adamı dinlemeyelim ya.
(Müzik devam ediyor)
(Sessizlik)
Aferin Pelin, aferin.
(Tolga) Sen böyle hadsiz adamlara yüz ver, yüz ver ki sonra gelsin tepemize...
Bir de aşçı değil, sanatçı diyorlar.
Sanatçı dediğin adam biraz görgülü olur değil mi?
-Bu adam bildiğin resmen kütük be! -(Pelin) Sus!
-Susayım mı? -(Pelin) Evet, sus!
Ya Tolga eve bırakır mısın beni? Yalnız kalmak istiyorum ben.
Peki hayatım, nasıl istersen.
(Araba sesi) (Müzik)
(Ayak sesi)
(Bülent) Sinan onların hepsini Pelin'in iyiliği için yaptı.
Ya sen de saçma sapan konuşma şimdi arkadaşını korumak için.
İş mi Sinan'ın yaptığı? Ona ne ayrıca?
Başak, bilmediğiniz durumlar var.
Ay her şeyi zaten siz biliyorsunuz, biz hiçbir şey bilmiyoruz. Neymiş onlar?
Ya biz farklı bir duruma şahit olduk da Sinan'la beraber, o. Boş ver.
Söyler misin?
Lütfen.
-Aramızda ama ha. -(Başak) Tamam.
Şimdi şöyle, şu meşhur tokat olayı var ya...
...ondan sonra ben o gün Sinan'ı aradım.
Neyse işte, meyhaneye gittik falan.
Tolga oraya başka bir kadınla beraber geldi.
Öyle. Kızla beraber gelmiş, öyle oturmuş, içiyorlar falan.
Tabii sonra Sinan haliyle bir yükseldi...
...üstüne yürüdü falan, ben zar zor ayırdım bunları ama...
Sonuç olarak, Tolga Pelin'i yine aldatıyor, bu kadar.
Her şeyi de bilmiyorsunuz yani.
(Müzik - Duygusal)
Yalnız kalmak istediğine emin misin?
(Tolga) Peki o zaman. İyi geceler.
İyi geceler.
(Telefon zili sesi)
Ay Başak'ı unuttum.
-(Pelin) Efendim Başak. -Alo canım, bırak şimdi beni.
Bu Sinan Tolga'ya niye kızgınmış sen biliyor musun?
-(Başak) Bak şimdi... (Kapı kapanma sesi)
(Müzik - Gerilim)
Tolga!
(Müzik - Gerilim)
(Tokat sesi) -Nasıl yaparsın bana bunu?
Nasıl yaparsın? Nasıl bu kadar kötü olabilirsin ya?
Bak, benim fikrim değildi.
Yemin ederim annenin fikriydi, o söyledi. Ben yapmayalım dedim ona.
(Müzik - Gerilim)
Annemin fikri miydi?
(Müzik - Duygusal)
(Pelin dış ses) Bir prensesin en çaresiz kaldığı an ne zamandır?
(Müzik - Duygusal)
(Pelin dış ses) Gece 12'den sonra kimseler bulmamışsa kaybettiği ayakkabısının tekini?
Ya da o kadar uzun değilse saçları?
Prensi tırmanamıyorsa o kuleye?
(Pelin dış ses) Ne yapar bir prenses? Kimsesizse.
(Pelin dış ses) Terkedilmişse en mutlu olduğu günde?
(Pelin dış ses) Annesinin...
...babasının arkasından ona oyunlar oynadığını öğrenmişse, ne yapar o prenses?
(Müzik - Duygusal)
(Kapı tıklanma sesi)
(Kapı açılma sesi)
(Müzik - Duygusal)
(Müzik - Göktan - Sen)
Pelin.
(Müzik - Göktan - Sen)
İyi misin?
(Müzik devam ediyor)
Kim üzdü seni böyle?
(Müzik devam ediyor)
"Ne geceler ne gündüzler gördüm"
"En vazgeçilmez yeminlerden döndüm"
"Görmedim senin gibi, sevmedim hiç kimseyi"
"Yapayalnızım şimdi, unuttum gülmeyi"
"Sen vaktinden çok sonra gelen"
"Sevdalı bir yağmur gibisin"
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Alt Yazı: Çağıl Doğan - B. Miliza Koçak - Tugay Çiftçi
İşaret Dili Tercümesi: Müjde Kolçak
Son Kontroller: Fulya Akbaba - Beliz Coşar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Emre Çırak - Ayşegül Uçar
"Hayalin gözlerimin önünde"
"Hâlâ ağlıyorum"
"Pencereler önünde"
"Çürürken o güzelim yıllarım"
"Hayalin gözlerimin önünde"
"Bize ağlıyorum"
(Müzik devam ediyor)
"Ne geceler..."
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.