All language subtitles for Yeni proje-5

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Be Mardin, Nemrud'un çileli

yıldızı Kadınlarının

daha kıskan ağrırmış kan kınası

kür saçları

Aklarmış bütün günahları

Demardi

Ben susturdum söz hakkını

Kaydet ki cahildeyim o

Koparılan kadınların kanı

Canını canından kaç defa doğuran o gün

Zümrüt'e al kanı

Son kez soruyorum.

Siz Alya Simit, hiç kimsenin tesiri altında kalmadan, kendi

özgür iradenizle, Enver Ayhanlı ile evlenmek istiyor musunuz?

Beyanınızı almadan akdi kuramam.

Kanun bunu sizden sözlü olarak istiyor. Bir kelime yeterli. Siz Alya Simit, hiç

kimsenin tesiri altında kalmadan, kendi özgür iradenizle, Enver Ayhanlı ile

evlenmek istiyor musunuz?

İstediğin kişiyle, istediğin yerde evlen.

Ne gider evlenirsin?

Ya çocuğun yanında olursun, kararını ver.

Ama babam hala benim babam olarak kalacak değil mi?

Aliye Hanım.

Hayır.

Beyanınız kayda geçmiştir. Evlilik akdi gerçekleşmemiştir.

Ali.

Özür dilerim yüzüm yok.

Sana bunu yapmaya hakkım da yoktu ama yemin ederim.

Yemin ederim hazırdım öyle sandım.

Masaya oturunca o memur bana sorunca evet diyecektim.

Hazırdım ama olmadı.

Emmer çıkmadı ağzımdan bir türlü söyleyemedim.

Yapamadım çok kızıyorum kendime yapamadım ama. Tamam kızma.

Akıl karar verir ama kararın altına imza yürek atar.

Senin yüreğin bugün imza atmadı o kadar.

İşte bunu da yapma. Anlayışlı davranma bana.

Bağır çağır. İstediğini söyle. Yüzüme yüzüme söyle.

Daha da sen böyle anlayışlı davranınca ben daha da eziliyorum. Daha da ağır

geliyor. Yapma bunu.

Aliye. Cihan Alboro sana evlen dedi.

Evlenmedin. Ne yapacaksın şimdi?

Burada olanı duyduğunda senin geri adım attığını düşünecek.

Ve bunu sana karşı kullanacak. Her karşına çıktığında diyecek ki Aliye

yapılmadın. Ve seni hep aynı yere çekecek. Biliyorum.

Ama bir yol var.

Evler ne yolu var?

Söyleyeceğim. Tek bir şey rica ediyorum.

Hemen cevap verme olur mu?

Önce bir düşün.

Takalım bunları.

Ne?

Evlenmedik. Avluluğu sadece biz bileceğiz.

Herkes evlendiğimizi sanacak.

Cihan Albora, annesi, şehirde yaşayan herkes.

Böylece geri adım atmamış olursun.

Ben de burada kalmaya devam ederim.

Sen uyuşturucu davasından aklına kadar da burada kalacağım.

Kamil Bey'le sonuna kadar gideceğiz. Aklanacaksın Helya.

Aklanacaksın söz veriyorum. Ben bunu sağlayacağım.

Ve aklandığın gün velayet davası da düşecek.

Alacağız çocuğunu gideceğiz buradan.

Benim yüzümden burada mı kalacaksın yani? Asla izin vermem.

Senin bir hayatın var ya. Bu da başında işin var, gücün var, düzenin var.

Bu kadarına kabul etmiyorum. Ali lütfen ya. Ali lütfen böyle yapma. Ben burada

kalmak istiyorsam kalırım.

Kimse beni zorlamıyor.

Ayrıca işlerimde ne olacak yani? Dışarıdan ellerim uzaktan bir telefona

bakar. Seni bu halde böyle bırakıp gitmek istemiyorum.

Özgür olduğunu görmek istiyorum o kadar.

Canlı öğrenir.

Yok gerçekten biz yapsak da o bir şekilde öğrenir. Her taşın altına bakar

burada ne olmuş öğrenir. Sen işin o tarafını bana bırak.

Kamil Bey bugün ne gerekiyorsa yapacak. Bu salonda da ne olduysa bu salonda

kalır. Hiçbir şey bak sana söz veriyorum. Hiçbir şey kayıtlara

geçmeyecek.

Ali Hanım.

Evlenmedik.

Bu yüzük bir söz değil.

Sadece bir kalkan.

Oğlunla arana girmeye çalışanlara karşı kullanacağım bir kalkan.

Ne diyorsun?

Ben sana inanamıyorum.

Merak etmeyin.

Her şey Enver Bey'in dediği gibi olacak kuşkunuz olmasın.

Tebrik ederim Alia Hanım.

Alia yalan de.

Yalan de lütfen.

Tamam Nare.

Nare.

Yok.

Ben hep senin yanında durmadım mı?

Arya ben hep senin yanında durdum.

Abime karşı o evin içindeki herkese karşı ben senin yanında durdum. Her

zaman geldiğin ilk günden beri.

Bunun için mi? Sen ne yaptın? Gittin evlendin.

Arya.

Karışma lütfen.

Ben gizli saklı hiçbir şey yapmadım öncelikle. Ne yaptıysam siz zaten

biliyordunuz. Herkes önce Cihan zaten biliyordu.

Ya biliyorduk.

Arya yapabileceğini bilmiyor.

Abim sana o lafı ettiyse de evleneceğini düşünmediği için oğlumu vermedi ya bana

Nare. İnat için mi evlendin? Hayır.

Var mı benim Cihan'la bir geleceğim?

Söyle. Cihan'ın benimle bir geleceği var mı? Yok.

Yok artık bitti gitti.

Yok artık.

Kangren olmuş şeyi kestim attım ben. Başka bir şey yok.

Bak kangreni kesersin ama Ali'ye inan o kesilen yer dolmuyor.

Ömrün boyunca eksik yürüyorsun.

Öyle mi?

Bu hale gelmemizi ben istemedim.

Bu hale gelmemiz için ben bir şey yapmadım.

Ama şu halde de kalamam.

Çıkmak zorundayım. Kesilecekse kesilecek. Eksik kalınacaksa eksik

kalınacak. Ben bu duruma alışmak zorundayım.

Sen de bu duruma alışmak zorundasın Nare.

Sen kesersin.

Geçer sanıyorsun çünkü.

Ali geçmiyor.

Geçmiyor. İnsan ne kaybettiğini kaybedene kadar bilmiyor.

Bilmiyorsun.

Kudurt Ali Hanım, Kudurt.

Sen Kudurt, ben Seyredeyim.

Elbet sıra buna da gelecek.

Hele bir gelsin.

İşte o zaman hepinizin ipini birlikte çekeceğim.

En başta da seninkini çekeceğim Sadakat.

İlk senden başlayacağım.

Allah'ıma şükür olsun bana bugün nerede gösterdi. Şükür yarabbi.

Şeyh Moğol. Haydi gidelim.

Söyle.

Cihan Bey'im.

Aliye Hanım.

Çıktılar Bey'im.

İkisinin de parmağında yüzük vardı.

Düğmeye aynı anda basıldı canım. Atölye, garaj, istasyon hepsi yerlidir.

Abi toplantıyı da öne çekmek istiyorlar.

Masaya oturacaklar.

Oturacaklar fakat... ...masada paylaşacak bir şeyler kaldıysa tabii.

Abi sen iyi misin?

Ali evlenmiş.

Bu gördüğün neyip? Hiç mi?

He uzak dağlardan doğar.

Yolumuzun akışı hızlıdır.

Bir de Fırat var. O da Hasan.

Derinden ayrı.

İkisi de farklı yollardan başlar.

Ama hep birbirlerini arar. Bazen aralarına dağlar girer.

Bazen de Yolları ayrı büker.

Yıllar böyle geçer. Ama hiç birbirlerinden vazgeçmezler.

Ve onlar en sonunda denizler armadan buluşurlar.

Onlar bir araya gelince bu topraklara bereket yedir.

Hayat idelleşir.

Duma edin güneşi.

İçimizi hep aydınlatsın diye.

Sonra bunlar... Karşılık turnalar.

Yani eğer yolumuz ayrı düşerse yine... Dönelim diye birbirimize.

Sonra şunlar sansızlık işareti.

Hiç bitmesin hikayemiz diye.

Müsaade var mı abi?

Hatırlıyor musun abi?

Yine böyle bir masadaydık.

Şahin de vardı.

Ben sana o gün bir şey sordum.

Dedim ki bir kalp aynı anda iki geçmişi kaldırabilirim.

Sen de bana o gün dedin ki büyük konuşmayacaksın Kaya.

Dedin ki ben Meryem'i çok sevdim.

Ama kader bana dedi ki sen kimsin?

Aynı böyle dedin.

Ve şöyle bir şey söyledim bak hiç unutmuyorum.

Meryem'e olan sevgim beni Aliye'ye hazırladı.

Şimdi Aliye yengeyi sevdin.

Çok sevdin görüyorum.

Öyle bir sevdin ki sanki bundan sonra hiç kimseyi sevemeyecek misin gibi.

Ama Meryem'i de çok sevdin.

Bu bir sınavdı ve sen cevabını verdin.

Belki bu da bir sınav abi.

Belki şu an Ale yengeye olan aşkın... ...tıpkı geçmişteki gibi... ...seni yeni

bir aşka hazırlıyor abi. Olamaz mı? Bak sen daha iyisini bilirsin ama belki de

böyledir.

Ben o sınava girdim çıktım.

Cevabım da Ale'ydi.

Başka sınav yok.

Ama sen bana dedin ki zerrini unutacaksın.

Ben öyle bir şey dememem oldu. Ben dedim ki yutacaksın.

Ne manzarayla karşı karşıya gelirsen gel yutacaksın.

Çünkü sen evlisin.

Öyle mi? Alev yenge de evli.

Ama ben değilim.

Ben değilim.

Sen sözünle bağlısın.

Ben hiçbir şekilde bağlı değilim.

Beni bağlayan bir şey yok.

Benim artık sınavım yok.

Benim sınavlarım bitti.

Cevabımı verdi.

Bu nedir?

Bu, bu yoydu. Düğün pulu.

Kes önlerini kes.

Ne?

Önlerini kes.

Ne oluyor lan? Sıkıntı yok. Sakin ol Atatürk.

Selamun aleyküm.

Ya kusura bakmayın böyle önünüzü kestik.

Cihan Albora be.

Nasılsın? Sağ olun beyim.

Yenge kusura bakmayın böyle önünüzü kestik.

Cihan Bey, Cihan Albora.

Dicle ile Fırat ha?

Evet beyim.

İkimizin ismi de Nehir Bey'im. Öyle denk gelmiş.

Maşallah çok güzel denk gelmiş.

Abi o iki Nehir.

...birbirlerinden ayrıp kalmışlar. Hep aralarına dağlar, tepeler girmiş de

işte... ...hiç vazgeçmemişler birbirlerinden.

Ama işte böyle... ...hikayedir, anlatması kolay da... ...öğrendi olan

yaşamak... ...herkese nasip olmuyor.

Siz birbirinizden hiç vazgeçmeyen hiçbir zaman...

Çünkü belli size nasip olmuş.

Vazgeçmeyin birbirinize.

Siz yaşayın.

Eviniz var mı?

Var beyim. Kiraladık ufak bir yer.

Kiradır. Kiradır beyim.

Sevdiyiz.

Sevdik beyim.

Buyur Cihan.

Kira da ataklar evi.

Satın Hanım, gelin hanımın üstünde yatıyor.

Beyim, Cihan Bey'im biz nasıl?

Ev veriyormuş ev!

Buyurun. Allah razı olsun beyim. Allah razı olsun.

İstaklığa istak.

Hepinizden hiç vazgeçme.

Tamam. Tamam.

Halya o adamı hala seviyor.

Bu sebeple o nikah masasında oturamadı ve kalktı.

Öyle değil mi Enver Bey?

Galiba.

Galiba ama eminsiniz.

Ama biliyor musunuz?

En doğru şeyi yaptınız parmağına nikah yüzüğünü takmakla.

Çünkü bir kadını erkekten uzak tutmanın en kısa yoludur parmağına bir şey

takmak. Kalbine değil.

Çünkü kalbe giden yol uzundur. O yolu herkes yürüyemez.

Yine soracağım.

Siz bu işle niye bu kadar ilgileniyorsunuz? Yani aileyle olan

bağınız ne?

Bazı soruların cevapları yoktur.

Bazılarının ki vardır.

Ömer Bey.

Mesela siz Alya'yı çocukluğunuzdan tanıyorsunuz.

Yıllarca yanı başındaydınız.

Peki onu sevdiğinizi ne zaman anladınız?

Geç.

Değil mi? Çok geç.

Bazı şeyleri insan zamanında anlamıyor.

Sonradan anlıyor.

Anladığında ise ödenecek bir bedel çıkıyor ortaya.

Şimdi siz Alya'nın bu topraklardan çıkmasını, o

adamdan kurtulmasını ve sizin de gelmesini istiyorsunuz.

Gelecek.

Gelecek.

İyi geceler.

İyi geceniz.

Cihanım. Ya...

Ya bir şey yapsaydık yardım et. Hadi akşam ha.

Yok tamam.

Oğlum şey.

Çekil.

Maşallah. Kibriti çaksam alev alacaksın ha.

O kadın bugün

başka bir adamın kolunda.

Sen bu haldesin.

Allah sabır ver ya Rabbi.

Arada fark var. O yürüdü gitti sen kaldın.

Seni sevse o masaya oturmazdı.

Bana dedin vereyetten vazgeç. Dilekçeni geri çek neden vazgeçmedim gördün.

El alemin adamı babalık mı yapacaktı bir alporatorundan.

Tövbeler olsun.

Bak.

O kadını aklamaya çalışmaktan vazgeçeceksin.

O kadın.

Senden vazgeçti. Kendi eliyle seni bıraktı. Sen de onu bırakacaksın.

Ben yıllar sonra ilk defa huzurla bir uyku uyuyacağım.

Haydi.

Haydi.

Topla kocanı.

Haydi odanıza kızım.

Huzurlu geceler anne.

Sağ ol.

Sana da oğlum, haydi.

Her olsun yarabbim.

Hem sen de beni orada ilk kez öyle gelinlikle görmemiş olursun. İyi tamam

sen nasıl istiyorsan öyle olsun.

Seni göreyim de.

O kadar sabırsız dönüyorum ki.

Baba?

Ben uyuyamadım, sen de mi?

Annem gülümlendi mi?

Yürür mü?

Her ay doğduğunda da sen benim babamdın.

Şu anda benim babamsın.

Ben ona hiç baba demeyeceğim.

Sen benim hep babam olarak kalacaksın.

Sen de hep benim oğlum olarak kalacaksın.

Dünyada her şey değişir.

Bir tek bu değişmez. Unutma tamam mı?

Tamam.

Emre amcanın bana yardım edebilmesi için... ...bizim evlenmemiz lazım.

Öyle bir evlilik değil ama.

Yani evleneceğiz ama... ...ben onu eş olarak görmüyorum, görmeyeceğim.

Şöyle gibi aslında...

Siz hiç oyun oynuyor musunuz? Evcilik gibi bir oyun. Evet.

Orada anne baba oluyor. Aslında hiç anne baba falan değiller. Oyun değil mi o?

Evet. Onun gibi.

Bu da böyle oyun gibi. Değil mi? Onun gibi bir şey. Yani biz bir kağıda imza

atacağız. Evleneceğiz.

Ama oyun gibi yani.

Gerçekte evli değiliz gibi.

Uyuyalım mı burada?

Uyur.

Işıl sen haber ver.

Tamam.

Gideyim sana battaniye getireyim.

Cihan Bey'im günaydın. Günaydın.

Kahvaltı hazır isterseniz geçin.

Yok yapmayacağım.

Tamam. Bir şey Cihan kahvaltısını bitirince hazırlayın hemen götüreceğim.

Tamam Pakize indireceğim şimdi.

Tamam emmi.

O odamdaki kolleri de kaldırın.

Peki. Allah'ıma şükür olsun kulakların bunu duydu gözlerin bugünü gördü

şükürler olsun.

Ben hemen bugün bir tane yatak odası takım ısmarlarım oraya. Sen hemen hiçbir

şey yapmayacaksın anne. Sen odanın zerresine karışmayacaksın.

Haklısın annem.

Çok haklısın. O odayı yerleştirmek... ...yeğeninin hakkıdır. Hele süt emmiş

bir kız gelsin. Hele kendisi döşesin odayı.

Söyle Yalçın.

Cihan günaydın.

Kusura bakma biraz erken aradım ama... ...yoğun bakımdaki Ufuk Bey...

Gece kendine gelir gibi oldu.

Kendine mi geldi gelir gibi mi oldu?

Yani tam kendine geldi sayılmaz.

Bilinç yüzeye çıktı birkaç saniye sürdü. Sonra tekrar kapandı.

Ama o sırada bir şey söyledi Can.

Ya tamam taksi taksi söyleme ne söyledi?

E senin adını sayıkladı.

Benim adımı sayıkladı.

Eben'in oğlu.

E benle oğlunun benimle ne işi var ya?

Başka bir şey söyledin mi?

Hayır.

Allah Allah. Tamam uyanınca benim haberim olsun tamam mı?

Tamam. Tamam da uyanırsa tabii.

Durumu hala çok kritik. Tamam.

Haydi.

Uyanmış seni adını sayıklamış ha.

Anne biz bu herifi tanıyor muyuz tanımıyor muyuz?

Annem, seni dünyaya getirirken bana yardım eden kadının oğlun o kadar.

Nereden tanıyacaksın başka?

O kadar.

Ya o kadar dedin herif.

Yarı baygın böyle her tarafı yaralı bir şekilde bizim kapıya geliyor.

Hastanede benim adımı sayıklıyor. Ya buraya geldi benden bir şey isteyecek ya

da buraya bana bir şey getirdi yani.

Bir şey bilmiyorsun.

Günaydın baba.

Günaydın kurban gel.

Karnın doldu mu?

Evet. Doktor var.

Bakayım.

Bayağı da dolmuş ya. Haydi gidelim.

Hop annem. Hele bana bir yanık ver.

Oh paşam.

Oh paşam. Allah sizin açıklığını versin. Sağ ol babaanne.

E nerede?

İpeyi bekliyor o. Okula bırakacak.

Nereye?

Hastanede. Haydi.

DNA sonucu çıktı Kartal Bey.

Gel kurna, gel.

Şunu da giy.

Annem gelmiş.

Oğlum. Anne.

Günaydın. Günaydın.

Günaydın. Evlenmişsin.

Evet. Konuştuğumuz gibi.

Anne cil çaldı.

Görüşürüz baba, görüşürüz anne. Görüşürüz kurbanım, görüşürüz.

Tebrik ederim.

Evlenmişsiniz.

Ali'ye Ayhan'la ha?

Hayırdır?

Seni almaya geldim.

Biz bir cami ile konuşalım ama öncesinde. Sen istersen araca geç, orada

bekle.

Buradayım.

Şimdi Cihan Bey, Halle artık benim karım.

Dolayısıyla ona aklanma meselesi benim meselem.

Mahkemeymiş, dışında kalan şeylermiş falan. Ne varsa hepsi yani.

O çantaya o zehri kimin koyduğunu ben bulacağım.

Siz uzak duracaksınız.

Tebrik ederim evlenmişsiniz.

Tabii bu söylediklerine cevaben birkaç lafım olacak.

Bir alboranın sırt çantasına zehir koyuldu.

Benim adım lekelendi.

Ailemin adı lekelendi.

Birisi geldi o lekeyi kapımın önüne bıraktı gitti.

Kapımın önünü temizlemek benim namusum.

O lekeyi süreni bulmak benim namusum.

Hesabını sormak benim namusum.

Özcümle... ...bir daha racon kesmeye çalışmadan önce... ...önüne arkasını

iyice düşün... ...öyle konuş.

Aydan aklandığı gün... ...annemizin o velayet davası var ya...

Ondan ne çıkacağını göreceğiz.

Ama ben söyleyeyim.

Hiçbir şey çıkmayacak.

Deniz'i annesine teslim edecekler.

Biz de buradan çıkıp gideceğiz.

Siz buradan çıkıp gidebilirsiniz.

Ama Cihan burada kalacak.

Deniz.

Cihan. O çocuğun adı Cihan.

O da ilk günden beri benim adımı taşıyor.

Buradan ayrılma Lire.

Hareketlere bak ya.

Görmüyor musun adamın neler yaptığını ya? Bunun arasında nasıl bir zalimlik

ben anlamıyorum. Halil sen bu adamın karşısında zaten tek başına duramazsın

ki. Ya zaten bundan sonra durmana da gerek yok. Alıştım ben.

Gidelim mi?

Gidelim. Aldırırım ben bunu gel. Benim araçla gidelim.

Sen git geliyorum ben bununla.

Serin. Ben arabadayım kızım.

Hazırlan in aşağı. Bekliyorum.

Tamam baba geliyorum.

Selin. Anne.

Kızım sen ne yapıyorsun?

Yani baban olacak yetmedi şimdi. Sen o ateşlenen uğursuz hasardın. Anne çekil

önümden. Bunu ben biliyorum.

Sen kayayı delirtmek için yapıyorsun.

O adam demirden bedeldir.

Ne güzel işte. İyice kudursunlar.

Öyle diyorsun.

Kudursunlar diyorsun yani.

Sonra ne olacak?

Ondan nasıl kurtulacaksın?

Uçurumdan atacaksın.

Yoksa yemeğine zehir falan.

Bir şekil hallederim diyorsun.

Sen benim işime karışma anne.

Zerrin. Ateşle evleneceğim.

Ben ömrümde çok zarf açtım Fikri'ye.

İçinden adam çıktı.

İçinden ölüm çıktı.

Birçok insanın canı çıktı.

Ama hiçbirinde elim titremedi.

Gözümü kırpmadım.

Sabahtan beri bunu açamıyorum.

Korktuğum için değil.

Korku nedir unuttum ben.

Şimdi.

Şimdi.

%99,98 olasılıkla...

...babalık ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.

...cevabını vermişsin.

Otuz yıl... ...Pekriye.

Otuz yıl sonra...

Geç kaldım biliyorum. Çok ihmal ettim.

Ama yine o kadar çok şey oldu ki anne.

Sen demiştin yani bana.

Kızım sen Ceyhan'ı seviyorsun.

Bırakma onu diye.

Bıçaremedim.

Yine olmadı.

Ne zaman mutlu olmaya kalksak?

Bir şey oluyor.

Elimize kan bulaşıyor, ölüm bulaşıyor.

Yine oğlum aldı benden.

Vermiyor. Öfkeden mi yapıyor, nefretten mi yapıyor bilmiyorum.

Vermiyor.

Evlendim sanıyor bir de beni.

Evlenmedim merak etme.

Yapamadım hayır dedim.

Söylemedim ona ama.

Oğlum için, yalanımın içinde kaldım.

Devam ettiriyorum.

Keşke şimdi kurtulmasaydın.

Bana ne yapmam gerektiğini söyleseydin.

Ben karışma deseydim.

Sen yoksun.

Babam yok.

Kimsem yok.

Biliyor musun bu aralar çok soruyorum.

Kim benim babam değil.

Kendi kendime. Çok düşünüyorum zamanında sorsaydım keşke diye. Biliyorum.

Küçükken ne zaman sorsam yüzün değişirdi.

Canın sıkılırdı.

Sırf bu yüzden sormayı bırakmıştım zaten.

Ama yine de diyorum ki büyüyünce bari tekrar sorsaydın.

Kızma bana anlıyorum seni. Sen söylemediysen vardır bir bildiğin evet.

Bilmemem gereken biri demek ki.

Konuşmasam daha iyi demek ki.

Ama çok yalnızım anne.

Çok yorulmuşum.

Korumuşsun. Onu senelerce benden korumuşsun.

Ama şimdi ben koruyacağım.

Kendisi bilmeyecek.

Onu alıp buradan götüreceğim. Çok uzaklara.

Ona acı çektiren herkesten uzağa.

En çok da o cihanı al buradan uzağa.

Ve daha bu topraklara ayak basmayacak.

Yeni bir hayatı olacak.

Onu ben kuracağım.

Bakarsın. Bir gün çıkarım karşısına Fikri'ye.

Aha şurası.

Dereden... ...yola kadar zerrinin adına geçecek... ...Nadim Efendi.

Anladın?

Topraklar yabancıya gitmiyor.

Niye suratını asıyorsun?

Ulan daha dün toprağa verdim oğlumun malını almaya.

Parmağına senin yüzünü takıp buraya gelen bu kadınla... ...üstelik benim

oğlumun katili...

Bu yılanla sen nasıl evlenirsin?

Karşımda çıngıraklısı dururken küçükünden mi korkacağım ben?

Bu beni soksa da öldürmez.

Ben büyüğüyle aynı sofraya oturmuşum.

Yerin.

Hadi sen okuluna geç kalma.

Ha.

Bu arada Nedim Efendi.

Duydum ki Cihan, Algoray'a savaş açmışsınız.

Arkanda kim var oğlum?

Belli ki senden büyük biri.

Bak şimdi sana bir teklifim olacak.

Ama itiraz etmek yok.

Bu alev almış çocuk benim müstakbel damadım.

Babasının karnısını arıyor.

Yıllardır arıyor.

Eğer biri çıkar da ona doğruyu söylerse.

Allah muhafaza söylerse.

Ne yaparsın bakir o?

Sana nasıl bir cehennem yaşatır tahmin et.

Velasılı kelam.

Beni de cihanla savaşınızla ortak edeceksiniz.

Anlaştık.

Asla son dönerim aslan.

Al.

Sen de kaz.

Bende kopyosu var.

Duruşma tarihimiz belli oldu. Bir değişiklik olmazsa, ki olacağını

düşünmüyorum, o tarihte ağır ceza mahkemesindeyiz. Şimdi, iki tane gelişme

var. Birincisi, Cihan Alborab'ı ölen Ademe'nin peşinde.

Sabri Kuloğlu.

Adamın ailesini araştırıyor. Biz de araştırıyoruz. Karısı, çocuğu, borçları.

Yani adamın temasta olduğu herkesi ve her şeyi.

O adamın hayatında birileri var ve biz de Cihan Alboro'da o adamın peşindeyiz.

Tamam. İkincisi?

İkincisi... Okuldaki kamera kayıtlarına tekrar baktırıyoruz. Talebimiz kabul

edildi. Çantanın okula girdiği andan çıktığı ana kadar her kareye tekrar

bakılacak. Tamam?

Pardon.

Efendim? Anne?

Oğlum? Ne oldu? Niye arıyorsun?

Birazcık ateşim çıktı.

Şunu aramak istedim. Kaç ateşi?

Yanında biri varsa versene.

Denizciğim ver bana telefonu.

Aliye Hanım merhaba.

Merhaba. Ateşi 37.8'e düştü. Ateş düşücüsünü verdik. Soğuk uygulama

yapıyoruz. Şu an sakin.

Endişelenecek bir şey yok.

Ama Cihan Deniz sizi aramamız için ısrar etti.

Geliyorum ben. Tamam.

Sağ olun.

Deniz'in ateşi çıkmış okula gidiyorum.

Gelin. Yok, ben gidiyorum.

Alo, neden ben gelmeyeyim? Lütfen.

Kendim gitmek istiyorum. Lütfen.

Sağ ol.

Burada mı okuyorsunuz?

Hangi bölüm? Kaçıncı sınıf?

İktisat son sene.

Kızım sen ne akılsız bir kızsın ya.

Mis gibi okulun var.

Sen niye bu çakıl taşına takılıp kaldın?

Okuldan bulsana kendine bir tane.

Mis gibi okumuş etmiş.

Çocuğunu da alırsın yanına.

Sen bana verdiğim sözü tut.

Gerisine karışma.

Öp beni.

Ne öpmesi kız?

Öp dedim sana.

Lan manyak manyak konuşma.

Paris mi burası? Herkesin içinde.

Anlaşıldı. Gel.

Örtmen lazım.

Bununla idare et. Kendine gel.

Örtmen lazım. Yavaş Zerrin.

Anladık. Çocuğu kudurtmaya çalışıyorsun.

Ama erkek adam kadının bir başkası löküştüğünü görürse... ...o kadından

gider. Bir daha da dönmez. Onu da kulağına küpe et. Abartma.

Bu iyiliğimi de unutma.

Hem bak, arkadaşa sarılmak bile yetmiş.

Kudurdu bak.

İstediğin oldu, kudurttun.

Hadi şimdi okula, yürü. Görüşürüz.

Görüşürüz.

Haydi.

Sen gir dersime, aklın kalmasın.

Artık olmayım da değil.

Bir şey yapmayacağım. Yardım edemem.

Sen ne yaparsan yap başaramayacaksın Zerrin.

Bu sen öylesin.

Gel.

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Bu ne rezillik Zerrin?

Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Zerrin.

Sabahtan akşama o adamın koluna girmişsin dolanıyorsun. Sen kime ne

ispat etmeye çalışıyorsun?

Bana bak senin bir kızın var.

Senin bir kızın var kendine gel.

Ben utanılacak hiçbir şey yapmıyorum.

Senin karının parmağındaki yüzük neyse benimki de o.

Yakında da son hale geçecek.

Asıl utanması gereken kişi sensin.

Nişanlı bir kadını çekmişsin duvara yapıştırmışsın.

Sen düşün utanmayı.

Senin o adamı bırakacaksın.

Ben sana karını bırak diyor muyum? Ulan o herif benim can düşmanım.

Babamın kardeşimin kanını arayan bir adamın yeğeni.

Eee?

Ben de senin can düşmanın.

Seviyorum Ateş'i.

Söyle.

Bir şartla bırakırım.

Kızımı verirsen... ...ver kızımı bırakayım yüzüğü de adamı da.

Ben sevdiğimden bir tek kızım için vazgeçerim.

Benim kızım bir albora... ...ve bir bolbora gibi benim yanımda büyüyecek.

Ateşle evleneceğim.

Ve kızımı senden alacağım.

Şimdi karını çağırmadan az git.

En son şurup vereli 45 dakika oldu.

Ateşin ölçüsü 37.2'ye inmiş. Sağ ol. Siz takip edersiniz geçmiş olsun.

Teşekkür ederiz.

Daha iyi misin bebeğim?

Böyle başın dönüyor mu miden bulanıyor mu?

Yok. Tamam. Olur olmaz bana söyleyeceksin anlaştık mı?

Anlaştık. Canımın içine ateşi çıkmış. Ben şimdi ona çok güzel bakacağım.

Denizin ateşi çıktı otele götürüyorum.

Aliye Hanım, Cihan Bey'e sormamız lazım.

Ateşi çıktı, otele götürüyorum.

Kusura bakmayın, onay almadan izin veremeyiz.

Alayım ben onayını.

O çekmez.

Ver.

Cihan.

Cihan.

Vay. Yenge.

Müsait değilim.

Cihan.

Müsait değilim.

Siz konağa geçin Alya Hanım. Can Bey gelince konuşursunuz. Tamam sus.

Tamam sus tamam.

Biz takip ediyoruz.

Sus tamam.

Atla bebeğim.

Geçin aracın.

Hı.

Taş ocağımızı bastınız.

İstasyonu, garajı, taşımızı un ufak ettiniz. Ama bize sökmez.

Topraklarımızdan çıkacaksın Cihan Albora.

Ne pompan kalacak, ne tabelan, ne de adın.

Sökeceksin, alacaksın, gideceksin.

Bu meydana gelirken kararımızı vermemiştik. Ama şimdi kararımızı

verdik.

Topraklarımızdan çıkacaksın Cihan Albora.

Benim topraklarımdan da çıkacaksın.

İstersen bizim ocağımızı da talan et.

İstasyonumuzu da.

Yaptıklarının hesabını vereceksin Canan Bora.

Şu andan itibaren aşiretlerimiz seninle savaş halindedir.

Savaş halindedir he?

Bu beş aşiret... ...daha düne kadar...

Birbirleriyle düşmandı.

Otuz yıldır siz birbirinizle düşmandınız.

Hele siz ikiniz.

Otuz yıldır bir mezarda bile yan yana gelmediniz.

Hayırdır?

Ne oldu da böyle bir gün içinde geldiniz?

Beşi bir yerde gibi dizildiniz önüme diyorsunuz. Savaş halindeyiz.

Sizi satın aldılar he?

Cevap var mı?

Yok.

Belli ki sizi satın aldılar.

Madem öyle... ...siz gidin... ...sahibiniz gelsin.

Onunla konuşalım.

Biz diyeceğimizi dedik. Bundan sonrası meydanda konuşulacak.

Üç kişi gitmiş bunların kapısını çalmış. Nadim, Ecmel, Ateş.

Ama o üçünün cürmü bunların hepsini getirip de aynı masaya oturtmaya yetmez.

Başka biri var.

İşte ben o adamı arıyorum.

Muhtiyar. Bu üçünün Nadim'i, Ecmel'i, Ateş'i bunları takip edeceksin.

Kimle oturuyor, kimle yiyor, kimin arabasına girip çıkıyor. Hele hele

yanlarında. Buradan olmayan biri varsa eğer o adamın fotoğrafını çekip bana

getireceksin. İşte benim aradığım adam o adam.

Tamam Cihan. Erol. O paranın izini süreceksin oğlum.

Tamam.

Bak bunları buraya dizmek para ister.

Ama o para Ejmen'in kasasında yok.

Onun kasasından çıkmaz.

Başka biri var.

O paranın izini süreceksin. Nereden geliyor, nereye gidiyor öğreneceksin.

Biz bu yılanın başını ezmezsek biz bu savaştan sağ çıkamayız.

Ama ben o yılanın başını ezeceğim.

Evet.

Allah hasat verdi.

Ağaların beşi de dediklerimizi harfiyen yaptı.

Cihan Albora boyun eğdirmeye geldiği yerden savaş ile alıp gitti.

Güzel.

Bir sonraki hamleye geçelim.

O kapı çoktan aralandı. Siz merak etmeyin.

Gel bakalım Cihan Albora.

Gel.

Aliye Hanım. Aliye Hanım.

Merhaba. Hoş geldiniz.

Gel. Denizim biraz ateşli çıktı da o yüzden onu getirdim. Ay kuzum sen

hastalandın mı? İyi misin?

İyiyim ben.

Annem yanımda olun da bana bir şey olmaz.

Kuzum benim.

Hadi senin bir üstünü değiştirelim. Güzelce. Gel bakalım. Bak güzel.

Yağsız bir çorba yapar mısınız? Ilık ılık içsin. Hemen hemen yapayım. Bir de

bol bol sıvı tüketmesi lazım. Böyle komposta falan varsa ya da ayran artık

ne varsa içsin. Tamam anne. Bol bol su içecek.

Burada olmanıza çok sevindim.

Çok güzel.

Keşke böyle olmasaydı.

Herkes nerede?

Cihan Bey'im yok.

Kaya Bey'de, İpek Hanım okulda, Nari Hanım hastanede.

Sabaha katalım.

O erken çıktı.

Nerede bilmiyorum.

Sağ ol.

Ben hemen çorba yapayım.

Hasan. Dur hele dur.

Rambirde meske takmışsın.

O çakır gözleri ne yapacaksın?

Yıldız gibi parlıyor.

Ne sanıyorsun beni kandıracaksın?

Fidan yapma.

Dur. Yürü ulan. Fidan yapma.

Bak sus.

Sus, Kur'an hakkı için bağırırım, bütün midyatı buraya toplar.

Bu nedir?

Hasan bu nedir?

Sen içeri gireceksin... ...bunu çıkacaksın,

öldüreceksin ha?

Ben polise gidiyorum.

Bak bu çocuğun ölmesi lazım. Onun yaşamasına izin veremem. Gitme yapma

gitme. Gitme yapma. Ne davranıyorsun?

Sen ne ara bu kadar bevijdan olmuşsun?

O çocuğa kurşun sıkan sensin.

Şimdi canını almaya çalışan sensin.

Fidan sen ne diyorsun?

Ne diyor bu?

Ben diyordum, Hasan Sadol'a hiç çekmemiş.

Ama ebemin oğluna silah sıkan da, onun canını

almaya çalışan da senin kardeşindir o.

Hasan?

Buraya gel.

Buraya gel.

Dışarı. Ne?

Nare çık dışarı kızım.

Ne oluyor ya? Dayı bu halinde ne oldu?

Kızım haydi çık dışarı. Anne ne yapıyorsun?

Anne burası benim odam. Tamam tamam Nare biniyorum. Biraz dışarıda bekle kızım

haydi.

Hasan konuş.

Konuş. O adamı neden öldürmeye çalışıyorsun?

Hiçbir şey sorma bana abla.

Konuşmam. Konuşamam.

Neden?

Ölmesi lazım.

Senin iyiliğin için abla.

Bırak öldüreyim onu.

Sen karışma bu işe. Ben kıyayım canına. Ama yaşatmamamız lazım.

Kimseye de bir şey söyleme. Hele de Cihan'a.

Neden Hasan?

Abla, sakın Cihan'a bir şey söyleme.

Cihan arıyor.

Efendim yiğenim.

Yok, durumu aynı değişen bir şey yok yiğenim.

Nasıl yani?

Tamam tamam hemen geliyorum yeganeme. Hemen geliyorum.

Çok kötü bir şey olmuş abla.

Beş aşiret cihana karşı birleşip savaş açmışlar.

Benzeliklerden de çıkaracaklarmış.

Beni şirkete çağırıyor hemen gitmem nasip.

Baba.

Bu adamı yaşadım. Anamız lazım.

Anne açar mısın şu kapıyı?

Anne açar mısın? Ne oluyor ya? Ne yapıyorsunuz siz?

Nare.

Bak sana söylüyorum.

Adamları kapıya yerleştireceğim.

Hasan dayın... ...hastahanenin kapısından içeri adımını atmayacak.

Bütün doktorlara da haber salacağım. Özellikle de Yalçın'a.

Adamın yanına, Makbule'nin oğlunun yanına kimse yanaşmayacak.

Gözünü açar açmaz, o oğlan gözünü açar açmaz.

Önce ben göreceğim.

Abla.

Çık dışarı Asım.

Abi. Kaya ne oluyor? Neler olmuş öyle ya? Bir şey yok sakinmiş.

Cihan.

Bu beş aşiret.

Tek tek senin karşına geçip cümle kuramazken. Ne oldu da bunların beşi bir

araya geldiler de senin tepene üşüştüler ha?

Hele ecmelin Baybars'ın peşine ne oldu da takıldılar bunlar?

Çünkü bu Ezmel'in de Nadim'in de arkasında biri var.

Kim bu iblis kim bu?

Bilmiyoruz anne çözeceğiz bulacağız ya.

Ne yapacaksın peki? Bu beş benzinliği boşaltacaksın.

Bu hafta boşaltacağız.

Abi.

Cihan.

Bak bunu yapmak bu ailenin belini büker.

Anne dur bakalım dur. Dur bir arazi bakalım bir bakalım bir olur ne

uyduralım bir dur. Bir sakin ol.

Sen ne işin var bu evde?

Sen daha dün başka bir adamın nikah masasına oturmadın. Hangi yüzle

geliyorsun sen bu eve? Anne.

Anne bir dur.

Dur Cihan hastaydı o yüzden bu.

Cihan hasta nesi var o?

Ya şimdi iyi merak etme. Ümmü ile konuştum da işte bir ara bir ateşi

yükselmiş sonra düşmüş çok şükür. İşte geceye kadar çıkmaz inşallah bakacağız.

Uyuyor şimdi Sadakat Hanım. Bu bilgi yok galiba sizde Cihan Bey.

Çocuk iyi yani.

Maden iyi.

Geldiğin yere geri dön o halde. Seni bekleyenin vardır.

Ben çok mu meraklıyım sizin kapınızdan içeri girmeye?

Oğlumun ateşe çıkmıştı. Otele götürecektim. Adamlarınız izin vermedi.

Cihan Bey'i arıyorum. Müsait değilim diyor.

Ne yapayım oğlum o haldeyken pazarlığa mı duracaktım? Aldım tabii geldim.

Şimdi müsaitseniz söyleyeyim. Siz de adamlarınıza söyleyin. Oğlumu alıp otele

geçiyorum. Başında durmam lazım.

Yok. Başında beklersin.

İyi olunca gidersin.

Abi.

Fabrikadan aramışlar.

Şu bizim süt toplama merkezine giden sütleri var ya. Bu görüştüğümüz aileler

köylülerine haber yollamış. Al buraya süt müt yok diye.

Kimse süt vermiyormuş.

Kaç tane köy bu? Yani 33-34 köy. Neredeyse tedariğin yarısıymış.

Halbuki öyle olunca büyük marketlere falan süt döndüremeyecekler. Yani

fabrikaya üretimi yere indirmiş.

Yarın da zincir marketlere süt gitmezse bütün sözleşmeler patlarmış.

Avukat cezayı şart mart dedi ama ben bir şey anlamadım. Durum sıkıntı abi.

Ne oldu ki? Niye? Seni ilgilendirmez.

Sen daha dün bu ailenin dışında kalmadın mı?

Annem ne yapacaksın?

Şirkete gideceğiz. Ne yapacağız? Hadi.

Al işte.

Uğursuz.

Geldin gene bütün uğursuzluğunu getirdin.

Ne alakası var?

Beş yaşı ile tabuna savaş açtım.

Benzinlikleri boşalttırıyorlar. İşte şimdi de fabrikaları bulutmaya

çalışıyorlar.

Bitmiyor yalnız olduğumdan.

Ne gelirse gelsin.

Alvora yıkılmayacak.

Çok daha iyi şimdi.

Bir daha ateşi çıkmadı.

Hatta oyun falanla oynadı yani o kadar iyi.

Bu gece bir daha çıkmazdı artık.

Çok rahatlayacağım.

Çok güzel çok sevindim Ali.

Bütün gün içim içim yedi ya.

Sen ne yapacaksın peki?

Ben bu gece buradayım.

Otele götürmeme izin vermediler.

Tamam. İyi akşamlar Ali.

Görüşürüz iyi akşamlar.

Hadi. Yürüyün, sessiz olun.

Aliye Hanım.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar. İyi akşamlar Aliye Hanım. Hayırdır böyle ne oluyor?

Şey... Şey, Aliye Hanım şöyle şimdi Cihan Bey eşyaları toplamamızı istedi.

Yani sizin eski odanızdaki bütün eşyaları.

İsterseniz eşyalarınızı alacaksanız biz halledelim.

İstemem. Hadi, hadi geç. Geç, hadi Fakize.

Git.

İyi misin? İyi misin? İyi misin? İyi misin? İyi

misin?

Ben bu gelinliği çok beğendim. Yat çık.

Hayır. Niye?

İşte çok beğendim.

Galiba bunu giyeceğim düğünde. O yüzden olmaz yani görme düğünden önce.

Tamam.

Ama duvağını açtıktan sonra sana öyle bir bakacağım ki... ...bir daha

gözlerimi alamayacağım haberin olsun.

Kusura bakmayın.

Ne yaptın annem?

Ne? Ne yaptın?

Diğer köylülerle temasa geçtik.

Onlardan alacağız.

Fiyatı da yüksek tuttuk ki herhangi bir tereddüt ama hal vermeyelim. E zarar

edeceğiz. Edeceğiz. Başka çaresi yok. Üretim durmaz.

Bu beş aşiret. Onların eli kolu oraya erişmez mi?

Erişir.

Cihan nasıl?

İyi iyi Cihan. Bütün günlüğün yanındaydı. Ateş mateş hiçbir şey

kalmadı düştü hepsi.

Şükür. Şükür.

Burada bir tane kalmış onu aldır.

Tamam aldırırım ben şimdi.

Hele bir adam daha yolla bir paket daha var.

Tamam Sadakat Hanım.

Alsınlar toplasınlar arttığını.

Çok üzgünüm ya.

Yani keşke bizimkilerin de elinden bir şey gelebilseydi.

Ama biliyorsun babam öldükten sonra halleri kalmadı bir şey yapacak.

Biliyorum nefes biliyorum sağ ol.

Bir yolunu bulacağız.

Halbuna çok fırtına atlattı. Bunu da atlatır.

Uyudu mu?

Uyudu.

Kızı... Güzel kızım.

Ateşle evleneceğim.

Kaya?

Ne oluyor?

Daha iyi hissediyor musun kendini?

Evet. O çorbanın tadı çok güzelmiş. Bir daha içebilir miyim?

Baksan içebilirsin. Yeter ki istesen.

Hadi mutfağa gidelim. Yok sen öyle hemen kalkmak yok. Dinleneceksin. Ben gidip

getireceğim. Tamam ama yanında mur doldun.

Ateş düştü. Siparişler mi başladı? Muz da olsun.

Tamam bir tane.

Burada olman çok güzel.

Tamam. Anne.

Cihan Bey gelinliği paramparça yapmış. Vallahi toplarken içim ezildi ya. Nasıl

sevmişti o gelinliği? Nasıl istemişti? Değil. Ya vallahi şu duvarlar,

taşlar konuşsa onları ayrılamaz der. Vallahi rüyamda görsem inanmazdım.

Rüyamda görsem inan... Ali Hanım.

Merhaba. Cihan'ımız iyi mi?

İyi iyi o kadar iyi ki bir kase daha çorba istiyorum.

Çok beğenmiş. İyi yapalım. Sıcak koyalım hemen.

Yok hayır siz bak işinizi bitirmişsiniz. Gidin dinlenin ben halledeceğim. Olur mu

Allah aşkına?

Olmaz tamam ben halledeceğim. Lütfen dinlenin hadi.

Peki.

Teşekkür ederiz.

İyi günler.

İyi geceler.

Fabrika işi ne oldu?

Fabrika işi ne?

Böyle ailevi meseleler aile dışından kimseyi ilgilendirmez.

Beni ilgilendirir.

Benim de oğlum albora.

Allah'a binlerce kez şükür olsun ki artık sen de Cihan'ın bir albör olduğunu

anladın.

Dur ben

alırım.

Sen bana söyle.

Dur. Bir dakika.

Kaçtı. Kaçtı. Dur, dur, dur. Kapat.

Bırak, bırak sen. Ben hallederim. Ben hallederim.

Ben alayım.

Ben Cihan'ın yanındayım.

Sen de istersen işini bitirdikten sonra gelirsin.

Günaydın kurban.

Hazırlanmışsın. İyileştin ha?

Hadi geçmiş olsun.

Zaten bugün okulda şarkı söyleyeceğiz. O yüzden bugünü kaçırmak istemiyorum.

Şarkı söyleyeceğine göre demek ki boğazında.

Şimay gelmiş.

Günaydın. Ne kadar da büyümüş.

Nasıl güzelleşiyor bir de bak. Bak nasıl güzel.

Kurban. Hayır sen de çık kahvaltını yap sonra okula.

Yapacağım seni bekliyorum hadi çıksın.

Baba annem kahvaltı yapmayacak. Sen de yapacaksın mı? Yok ben de yapmayacağım

hadi git. Hadi gel Cihan'ım.

Pakize odalar toplanacak hadi.

Ooo getir anasını sevelim biraz getir.

Gel gel. Güzel kız.

Gel de oynayalım biraz. Gel. Gel. Güzelim.

Niye ağlıyor aç mı?

Ah Nara Hanım.

Ah Nara Hanım.

Takiz et.

Nara Hanım, çamaşırları şey yapacaktım ben.

O ne?

Oy oy kızım.

Babayı mı özledin sen? Gel gel.

Ne yapıyorsun Nare?

Tamam yok bir şey.

Nare ne yapıyorsun ya?

Ne oluyor? İyi mi yenge? İyi.

Ne oluyor?

Dikkat etsene.

Şimali düşürüyordu ya. Ayağım takıldı.

Ya kızım.

Kızım sen sakın sabah sabah içtin.

Anne sen ne diyorsun ya? Ne içmesi sen?

Bak sallana sallana yürüyorsun doğru söyle içtin mi?

Oğlum beni bağırtma çocuğun yanında içmedim. İçsem kucağıma mı alırım?

Doğru söyledin. Yalan söylüyor.

Yalan söylüyor odasından çıktı bu.

Odasına. Odasına.

İçmedim.

Bu ne o zaman?

Ne yapıyorsun? Sen ne yapıyorsun ablan o senin?

Oğlum bak. Nare.

Oğlum o elini bir daha kaldırırsan kardeş kardeşinle nasıl ya? Kafanı

yararım ha.

İçmedim diyorum size.

İçmedim abi ben size söz verdiğim günden beri içmedim.

İçmedim ya.

Hata etmişim.

Nare! Sen ne yaptın?

Nare!

Nare! Nare!

Ihtiyar benim arabayı getir.

Koş!

Nare yavaş Nare yavaş.

Yavaş.

Söylerim. Can müsait misin?

Söyle. Sabah karşı albora köylerinin suyunu kesmişler. Tek bir damla su

atmıyor. Beş oğulları kanalları kapatmış.

Aşiretler değil. Evet, beş aşirette adamın üzerine gitmişler,

sıkıştırmışlar. Adam boyun yemek zorunda kalmış.

Setleri çekmişler, sabahları kapatmışlar ve sabahtan beri adamları başında

bekliyorlar. Ulan bu adam kırk yıldır babamla aynı sofrada oturmuş, yemek

yemiş. Kırk yıldır oradan su akıyor. Kimse bir şey dememiş. Ne oldu şimdi?

Bu mevsimde susuz kalırsa bu tarlalar biter Cihan.

Bütün köylü azur etti. Azur da biter. Bütün sezon da biter.

Devam et. Can, çok sayıda köylü albaro meydanına doğru yürüyor.

Mecmel var başlarında. Ne yazık ki. Her zamanki gibi yangına körükle gidiyor

Can. Körüyor oğlum.

Mas kaldı.

Kapat.

Sizin arayı aramaya devam et. Tamam tamam. Ben de gel.

Dikkatli olun Cihan'ım. Dikkatli olun.

Siz bağırmayacaksınız. Kim bağıracak?

İnşallah o Cihan Efendi duyar bunları.

Cihan Albana beş tane aşiretle kavgaya girişti. Sebep?

O benzindikleri almak için. Kendi cebini doyurmak için, doldurmak için

savaş açtı adam.

Peki.

Peki bu savaşın bedelini kim ödüyor?

Biz! Biz ödüyoruz!

Siz ödüyorsunuz. Sizin tarlalarınız kurudu. Sizin çocuklarınız aç

kalacak. Peki, bunların umrunda mı? Evet.

Bunların kuzu... Yahu böyle ağa mı olur?

Ağa dediğin adamın gölgesi köylüsünün üzerine düşer. Bu adamın

gölgesi... ...hepinizin üzerine bir kabus gibi çöktü.

Bitti mi?

Bittiyse eğer müsaade varsa ben de konuşacağım. Var mı müsaade?

Aşağılık köpeğe.

Bak hiç fırsat kaçırıyor.

Sizin bu tarlanızın suyunu kim kesti? O beş aşire.

Niye? Benimle husumetleri var.

Niye benim tarlamın suyunu kesemedi de sizinkini kesti? Çünkü böyle bir şeye

cürümleri yetmez.

Çünkü sizi bana karşı ayaklandırmak istediler, kışkırtmak istediler.

Ya adam dediğin düşmanının önüne çıkar ya. Yüz yüze gelir öyle.

Gözünün içine bakar. Ama bunlar arkadan dolanmayı seçtiler.

Ya bir kendinize gelin ya. Ne zaman bir olay olsa bu Cihan Albana nerede deyip

duruyorsunuz ya. Benim yerim yurdum belli.

Gelin konağa çayımı için dedim kaç kere. Ya siz kaç kere kendinizi aç buldunuz

açıkta buldunuz. Hele söyleyin ya.

Bir gün bile aç kaldınız mı siz?

Ya bağırıyordunuz aç söylesenize.

Doğrudur.

Eğer derdiniz suysa ben o suyu size getireceğim.

Gerekirse gideceğim o setleri kendi ellerimle kazacağım o suyu size

getireceğim.

Gerekirse dağları deleceğim.

Gerekirse Dicle'yi getireceğim sizin tarlanızı akıttıracağım. Ben o suyu size

getireceğim çünkü bu benim meselem.

Tamam mı?

Babam sizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı çünkü size bir söz verdi.

Değil. İşte ben de o sözün üstüne doğdum.

Onun sözü artık benim kendi sözümdür.

Ben de sizi yalnız bırakmam.

Böyle meydanlarda eğer düşman arıyorsanız... ...o ben değilim, benim

rengim belli.

Rengi belli olmayan biri var.

Ağa oradadır.

O beş aşiretle birlikte hareket eden adam ağa orada duruyor.

Ben diyeceğim dedim.

Hadi suyu getir de.

Ya sütü, ya toprağı, ya benzini ne yapacaksın?

Ha?

Her gün yeni bir musibetle nasıl savaşacaksın Cihan Efendi?

O anaların hepsi kapandı. Tek bir damla bile su akmıyor artık.

Köylüler isyan bayrağını çekti cihana. Meydana doğru koşuyor.

Ben de oturmuşum kendime bunun keyfine bir kale atıyorum.

Yalnız size bir şey söyleyeyim mi?

Bu işlerin silahsızla çözülebileceğinin kanıtısınıza.

Dersimi aldım Kartal Bey.

Tamam, dikkat ederim.

Ne olur.

Yavaş. Yanlış kapa.

Sen bu kafayla değil kapa memleketi şaşırsın.

Sen çekilirsen şaşırma. Çekil.

Nare.

Sen misin?

Ne diyorsun ya?

Ne Nare'si değilim. Çık dışarı çık hadi.

Naresin sen.

Nare al Bora.

Sensin ya.

Değilim diyorum.

Çık. Rahat bırak beni. Hadi çık dışarı.

Yalnız çıkması gereken ben değilim.

Sensin.

Burası erkekler tuvaleti.

Çık hadi.

Hadi.

Kadir, oğlum geldi taraftan. Tıklat, tuvalette biri var mı? Tamam, öbürüne.

Hadi, hadi.

Yalnız oradan değil ya, kapıdan çıkacaksın.

Kimden kaçıyorsun sen ya?

Albora gorillerinden mi?

Hadir. Hadir.

Bulundu mu?

Bulmuşlar mı?

Yok arıyorlar da. Ben deyim.

Kızım kayıp.

Suyumuz kesik.

Fabrika kapanıyor. Kapandı.

Beş benzinliği birden boşaltıyoruz.

Evet.

Albora yıllar yılıdır ayakta. Bak deden gördü. Baban gördü. Ben gördüm.

Ama böyle bir abluka görülmedi.

İlk defa bu hanenin, bu evin dört duvarı birden vuruluyor.

Bu defa Reşoğlu'nu çevirdiler. Yarın ne yapacaklar kim bilir. Bu beş aşiret

yangını körüklüyor. Bunları yöneten bir el var. Biz o eli görmüyoruz. Annem

görmediğin düşmanla sen nasıl savaşacaksın?

Bakacağız anne.

Can. He.

Mirza Zeymer'in yolu bu akşam sizi bekliyor.

Güzel.

Semih annem, senin o adamla ne işin olur ha?

Bak, o bu ailenin düşmanı.

Deden onun babasıyla husumeti olan adamdı.

Yıllarca kan davası güttü. Biliyorum anne ama aynı zamanda o beş aşiretinde

düşmanı bu herif.

O yüzden düşmanımın düşmanı benim dostumdur.

Bu Mirza, Zemheroğlu büyük bir aşiret. Değil mi?

Topraklar da büyük ama o beş aşiret birleşince... ...Zemheroğlu'nun

büyüklüğü ikinci sıraya düştü.

Mirza bunu kendine yediremez, dokundurmaz.

Bu Reşoğullarının 30 bin küçükbaş hayvanı var.

Reşoğulları her yaz bu hayvanları otluğa gönderiyor, yaylaya.

Ama otlak kendilerinin değil.

Mirza'nın.

Eğer Mirza Zemherioğlu... ...çok değil bir yaz bunların hayvanlarını almazsa...

...o yaylayı kapatsa... ...Reşioğulları bir mevsimde biter. Bir mevsim.

Yani suyu açtıracak olan Reşioğlu değil mi?

Mirza Zemherioğlu... ...hem suyu açtıracak... ...hem de koyunların

sütünü. Anlaşırsak tabii.

Annem... ...tamam da karşılığında ne isteyecek?

Hiç bilmiyorum.

Ne isteyecek bilmem.

Ama bizim bu adamla anlaşmamız şartlar mı?

Yoksa bu tufanı zor atlatırız.

Belki de atlatamayız.

Çok zor.

Söyle.

Ya eğer sokakta adam kalmadıysa yeni adam çekeceksiniz.

Nari akşama kadar bulunacak ya.

Ne yapıyorsun ya sen?

Ne yapıyorsun?

Büyülük yap.

Yüzüne çarpsınlar değil mi?

Dersim olsun yazdım bunda bir şeyler al.

Sen beni nereye getirdin?

Sen uyurken daha çok insana benziyordun ha.

Uyusana hep. Bana bak sen bizim düşmanımızsın.

Eğer beni o yüzden kaçırdıysan hemen bırak yoksa bedelini ağır ödersin. Niye?

Çok mu önemli bir şahsiyetsin sen?

Nare Albora da değilim dedin. Sen Albora kadınlarına mı taktın kancayı?

Zerrin yetmedi mi sana?

Kes ulan.

Kes doğru konuş.

Siz ne nankör bir ailesiniz ulan.

Bir tuvalet deliğinden kaçıyordun bayıldın.

Ben seni o dağ aylarından kurtarmak için buraya getirdim.

Bak kapı orada.

Kalk çık git.

Beni de kendinden kurtarırsın yürü.

Bak sana gene elimi uzatacağım.

Bu sefer de taciz ediyor diyeceksin.

O yüzden kendin toparlan git hadi.

Nerede? Telefonun nerede?

Bu da senin gibi cari cari edip durdu.

Hangi birini arayacaksın gelip seni alsınlar diye?

Ne oldu abimi aradın diye mi korktun? Ben mi korkacağım senin abinden?

Bence sen kork.

Tokadı yiyen sen, kaçan sen.

Yüzüne yediğin tokadın izi dövmelerini sönük bırakmış.

Şu sizin mağdur gelin de aradı kaç defa.

Ve artık albora gelini olmadığı için onun telefonuna cevap verdim.

Burada olduğunu söyledim.

Gelir bir yaslan.

Ve sen de onu aramayacak mıydın?

Geldi.

Nerede? Geliyor.

Gel canım.

Arif.

İyi misin?

Gel. Bizden başkasının bilmemesi iyi olur burada olduğunu.

Ben kadınlar üzerinden hesap sormam.

Benim hesabım erkeklerle.

Haydi gidin.

Gel, gel bir de bugün bir işim oldu.

Başın ağrıyor, ne oldu?

Başım ağrıyor, belim ağrıyor, her yerim ağrıyor. Ağrıyor, bak acının ağzına

yedince.

Şeyler nasıl olmadı?

Nerede? İçeride uyuyor.

Gitme uyuyor.

Nasıl buldun?

Aradı beni yanına gittim. Nereye gittin neredeymiş?

Parkta bir tane.

Parkta?

Parkta.

Git söyle haber ver hazırlansın gidiyoruz Ali. Hiçbir yere gitmiyor

burada kalacak.

Aliye. Burada kalacak.

Niye?

Sabah zaten elinde çocuk varken içkili falan değildi. Sen de farkındasın

konuşturma beni.

Kaldı ki öyle olsa bile hiçbir neden bir kadına el kaldırmaya haklı çıkarmaz.

Zorla götürmeye kalkırsan tamamen kaybedeceksin kardeşini.

Bırak bir kendine gelsin ya bir sakinleşsin. Bir siz de sakinleşin.

Ben zaten bu odada kalıyorum.

İlgileneceğim.

Kendini toparlasın.

Konağa gelmesi için de uğraşırım.

Zorlama şimdi.

Tamam.

İyi.

İyi.

İyi misin?

Bir şey yok. Aliye iyi misin?

Yok bir şey tamam.

Bir gün.

Ya kendi gelecek ya da ben gelip alacağım söyle.

Uzunca gitti.

Ben parktan aldım dedim. Onları falan söylemedim.

O herifi de söylemedim.

Yarın seni konakta istiyorum Harun.

Çok güzel toparlanıyordun.

Ama yine çok güzel toparlanacaksın.

Bana bak.

Bana bak hadi.

Kaya'nın sana yaptığı çok büyük haksızlık tamam mı? Ne olursa olsun onu

haklı çıkarmaz.

Sebep ne olursa olsun.

Ama sen içeri konu ödetemezsin.

Sen anca bana bak.

Sadece böyle kendini ödetirsin.

Hayatta daha bir sürü haksızlık olacak.

Sürekli oluyor bunun sonu yok ki. Ne yapacaksın her seferinde şişeye mi

sarılacaksın?

Senin yaşadıkların senin suçun değil.

Benim yaşadıklarım da benim suçum değil.

Bizi böyle yaşamaya mecbur edenlerin suçu.

O yüzden kendimizi cezalandırmayacağız.

Sen nasıl o kızı o haldeyken hem de o kadının yanında bıraktın? Neden eve

getirmedin? Anne niye getireyim buraya?

Başına zaten adam bıraktım. Getirsem ne olacak? Sen ne olsun istiyorsun ya?

Bir tokat daha mı yesin?

Hele bir ortalık sakinleşsin. Yarın olsun getireceğim zaten.

Şimdi konusu da nare değil.

Müjde Zemheroğlu.

Abi.

Çıkalım. Vakit geldi.

Yalnız gideceğim. Abi olur mu ben de geleyim? Tehlikeli olur. Tehlike kapıda

zaten oğlum. Allah yardımcın olsun annem. Babanın ruhu yanında olsun.

Söyle. Sadakat Hanım, Eben'in oğlu Ufuk uyandı.

Tamam kapat.

Arabayı hazırla.

Haydi sen nereye anne?

Bir de hesap vereceğim.

Yok canım.

Allah'ım sabır ver ya.

Hadi Cihan aç şu telefonu.

Allah Allah.

Sadakat Hanım. Uyanmış.

Uyandı ama.

Konuşuyor. Sadakat Hanım hastamız daha yeni uyandı. Yani biz bu tabloya iyi

demeyiz. Yav Yalçın Allah'ın aşkına konuşuyor yoksa konuşmuyor.

Konuşuyor ama. E tamam göreceğim.

Sadakat Hanım olmaz.

Yani polisler ifade almak istedi izin vermedim.

Şimdi size izin verirsem? Sen izin vermiyorsun zaten Yalçın. Ben alıyorum.

Sadakat Hanım. Polis öğrenirse.

Şu kapıda bir defter görüyorsun Yalçın. Bir bak hele.

Girenin çıkanın kaydedildiği bir defter var.

Yok sen de kaydetmeyeceksin.

Göreceğim.

Nasıl sonuçlar? Çıktı mı?

Sonuçlarınız henüz çıkmamış. Ben o sırada muayenenizi yapayım. Tabii.

Böyle işinizde karışıyor gibi oluyorum ama ben de jinekoloğum o yüzden.

Öyle mi? Çok memnun oldum. Ben de.

Benim kanamalarım düzenli devam ediyor periyotik olarak.

Yani onda bir sorun yok ama böyle o kasılmalar yaşıyordum zaten.

Sancılar artmaya başladı. Gerçi çok stres altındayım.

Ağır bir dönemden geçiyorum. Ben ona bağlı değilim ama bir bakalım. Fazla

artınca hekime de görünemeyince gelmek istedim.

Gel.

Ağam Cihan Albora geldi.

Buyur et.

Buyurun.

Selamun aleyküm.

Aleyküm selam.

Hoş gelmişsin Cihan Albora.

Hoş bulduk Mirza.

Buyur.

Az kalsın taşıyor diye.

Tam vaktinde geldin.

Olduğundan daha fazla köpüklüdür.

Buyur. Eyvallah, sağ olasın. Baban şeker kullanmaz diye. Sen?

Vallahi babamı nasıl bildiysen benimle öyle bir...

Babasının oğlu.

Niye geldin Bilya?

Sen zeki adamsan Can Bey.

Gideceğin yeri de bilirsin.

Gideceğin zamanı da.

Beş tane yarım adam bir araya geldi.

İkimizi birden vurdu.

Anlaşmaya geldi.

Babanla bizim yıldızımız hiç barışmadı.

Ama koşullar değişti. Zaman değişti.

Seninle güçlülüğü yaparım.

Ama bir şartım var.

Kimseye güvenen bir adam değilim. Sen de değilsin.

Gözünde göreyim.

Ömrüm ortaklıklarla geçti.

Ama hepsinde de aynı yerden çatladı.

Güven.

Kağıt yırtılır, söz unutulur, sıkılan el gevşer.

Ama kan bağı çözülmez.

Sen mert bir adamsan, sözünün eri bir adamsan.

Böyle bir adamla kan bağı kurmaktan mutluluk duyarım.

Kötü bir şey mi var?

Söyleyelim lütfen.

Hayır.

Ama bundan sonra çok dikkatli olmanız gerekecek.

Hamilesiniz.

Yani hamile.

Ben... Anlardım ya.

Anlamamanız çok da şaşırtıcı değil Aliye Hanım.

Kanamalarınız devam etmiş.

Siz onları adet sanmışsınız.

Bildiğiniz gibi gebelikte olabilen bir durum.

Nadir değil.

Üstüne bir de stres, kilo kaybı, zengesiz beslenme.

Belirtiler de silinmiş.

Bir de kendinizi hiçbir hekime göstermemişsiniz.

Doktorların en kötü hastaları kendileridir.

İki aşiret bir kağıtla birleşirse, kağıt yırtıldığı gün

ayrılır.

Ama kanla birleşirse, obayı ancak

ölüm çözer.

Seninle güç birliği yaparım.

Kızın Berfin'le evlenirsen.

Evlenirsiniz, çocuğunuz olur.

O çocukta iki aşiretinde kanı yorulur.

Çocuk senin de benim de olur.

Canım bu ara.

Üç buçuk aylık hamilesiniz Ali Hanım.

Üç buçuk.

On beşinci hafta.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.