Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bunu neden yapıyorsun bana?
Kalbinin söylediklerini.
Dilin inkar etmesin diye.
Benim kalbim bizi hiçbir zaman inkar etmedi ki.
Ben sana kırkındım sadece.
Artık hepsi geçti Zeynep.
Şükür, rüya hepsi.
Ne
oluyor
bana böyle?
Niye böyle bir rüya gördüm ki ben şimdi?
Kalbim yerinden çıkacaktı sanki.
Tıpkı eski günlerdeki gibi.
Yoksa.. Yeniden.. Hayır
Zeynep hayır.. O güzel günler mazide kaldı sadece..
Duygularınla oynadı o senin.. Kalbini paramparça
etti.. Onun peşinden kapılıp gidersen yine aynısı olacak..
Bu yüneyme Zeynep, bu yüneyme..
O sözleşmeye uyacağım derken Ali'yle kapılıp gidiyorum ben.
Kurtulmam lazım bu saçma sözleşmeden.
Keçi.
Kıramadım inadını.
Bir kere olsun içinden gelerek söylemedim.
Başaramadım.
İçin tüm ruhunu kaplamış.
Ama ben inanıyorum.
Günü gelecek.
O gün elbet gelecek Zeynep.
Senin de inadan aşkına yenilecek.
Bana bir aile borçlusun Selim.
Ne pahasına olursa olsun onu senden alacağım.
Benim şu sözleşmeden kurtulmam lazım.
Yoksa ben... Yok.
Halil'le bulup konuşmak zorundayım.
Ben öyle dayanamıyorum.
Gözlerimi alamıyorum senden.
Hayır Zeynep. Bakma ona. Hele gözlerine sakın bakma.
Ben de seni arıyordum. Bir şey konuşmam lazım hem seninle. Konuşalım.
Sıkıntılı bir mesele herhalde.
Evet.
Yani yok değil.
Biraz, biraz sıkıntılı.
İyi misin sen?
Senin yüzden iyi değilim ben.
Değilim çünkü ben senin saçma sapan isteklerin yüzünden sabaha kadar bu
kanepede uyumak zorunda kaldım. Tutuldu her yerim.
Ha şu mesele.
Ee demek ki neymiş?
Bu hayatta her şeyin bir bedeli varmış değil mi?
Gelme. Yapma işte şunu.
Tamam Zeynep. Sakin oluyoruz.
Gözlerine bakmazsan gerisi kolay.
Ne e?
Demin seninle bir şey konuşacağım diyordun.
Konuşacağım da.
Sen öyle bakınca olmuyor işte.
Ama çok sıcak.
Çok sıcak oldu bu oda. Ben kafamı toparlayamıyorum. Bir elim yüzümü
yıkamam lazım. Ben çalışma odamdayım.
Sabah kahvemi getirirsin.
Bir de ayağına kahve getirmemi istiyor ya.
Tabii tabii biz böyle hep dip dibi olalım sonra ben sana kapılıp...
Yok.
Yok uzak durmam lazım oldu.
Ben bileyim o çırpı bacaklı işledi Eren'imi. Eren'im de tutuşturdu elime
bilet. Ama ona son bir çift sözüm var.
Hele bir konuşacağım ki Kırıl'ın içine derti yok.
Evde hep böcekle yaşıyorum anne ya. Ne yaptıysam gitmedi.
Sanırsın ev onun.
Mutfağa gidemez oldum resmen onun yüzünden.
Yüzüne yüz.
Karası sürüle gelin. Bana böcek dersin ha.
Ama Eren sağ olsun bir çözümünü buldu.
Kurtaracak bizi bu dertten.
Ben iki kaynanaya gelinlik etmişim.
Senin bildiklerin benim unuttuklarıma yetti. Mesela acemi gelin.
Ama sen dur.
Sana öyle şeyleri edeceğim ki, ağlaya ağlaya kendini beğenmiş anayın evine
gideceğim.
Vereyim kahvesini, koparayım iznimi. Sonra da çekip gideyim.
Şuraya bırak.
Bakma öyle.
Sen heyecanlı mısın biraz?
Yok.
Heyecanlı falan değilim ben.
Yorgunum sadece.
Hani uyutmadın ya gece.
Seni ben değil, o inadını uyutmadı.
Hem bu ne biçim sözleşme ya?
Her şey muallak. Ben niye sana kahve hazırladım?
Kahvenin sözleşmeli bilgisi yok.
Yok ben anlamıyorum. Ne sözleşmeye dahil ne değil.
Bence sen de bilmiyorsun.
Öyle mi?
Öyle.
Keyfine göre çiziyorsun maddelerin üstünü.
Ya ben bu evde senin hizmetçin olarak çalışırken bile daha rahattım. İşim
belliydi, gücüm belliydi.
Sözleşmede de belli olacak.
Ne nedir ne değildir bileceğiz.
Başka?
En zor koşullarda çalışanların bile izin günü vardır.
Benim de izin günüm olacak.
Başka?
O izin günü de bugün olacak.
Başka?
Kafa izinim de olacak.
Başka?
Sözleşmeye ben de bir madde ekleyeceğim.
Halil Fırat'ın karısının
bazen kafasına
estiği gibi davranma hakkı vardır.
Başka?
Şimdilik bu kadar.
Aklıma başka bir şey gelirse söylerim.
Oh be, rahatladım.
Sen tüm bunları başına buyruk hareket etmeden önce düşünecektin.
Şu sözleşmedeki bütün maddelerin hepsi geçerli. Kalacak.
Ama şımarıklığı bırakır. Benim sözümü dinlersen.
Şu izin meselesini bir düşünürüm.
Şimdi.
Kahvaltıda sandığı yumurta istiyorum.
Yumurta?
Yumurtanı yapacağım ama bir şartla.
Nedir? İzin günüm bugün olacak.
Anlaştık.
Yumurta mı diyorum?
Az pişmiş.
Yumurta.
Benden öyle kolay kurtulamayacaksın.
Maşallah maşallah benim varişime.
Eşine elleriyle kahvaltı hazırlamış.
Cici mayları bunlar, cici mayları.
Aşk olsun Tekin ya.
Dünyada seninle ilgilenmiyorum sanacak.
Ya olur mu yavrum? Ben takılıyorum sadece.
Allah Allah.
Halil aslında yumurtasını haşlanmış olarak kayısı kıvamında severdi ama...
Öyle mi?
Hı, öyle.
E madem eşimi öyle seviyor... Şöyle, Zeynep Fırat.
Yumurtayı onun istediği gibi yapmak benim boynumun borcu.
Ben gidip yenisini yapayım o zaman.
Onu ben alayım da ziyan olmasın.
Teşekkürler, sağ ol.
İşte böyle ani evliliklerde tatlı sorunlar çıkabiliyor.
Eşler birbirlerini henüz tanıyamadıkları için.
Önlerinde bunun için çok uzun zaman var Songül Hanım.
Zeynep Hanım ben yapardım.
Yok hiç zahmet etme. Ben içimden geldiği için yapıyorum zaten.
Siz nasıl isterseniz efendim.
Yumurtamı diyorum.
Az pişmişim.
Yumurta.
Hepiniz biliyorsunuz.
Eren artık şirket tarafında olacak.
Bundan sonra.
Benim sağım solum.
Her şeyimle ilgilenecek kişi Hakan.
Hayırlı olsun. Hayırlı olsun. Hayırlı olsun.
Hayırlı olsun.
Zeynep. Bak ben ömrü hayatımda böyle yumurta yemedim.
Eline sağlık.
Afiyet olsun.
İşte Halil'ciğim. Bu da senin.
Kayısı kıvamında aşılanmış yumurta.
Kalkıyor musun?
Evet, maalesef Zeynepciğim.
Biraz işlerim var.
Bir tadına baksaydın bari tam istediğin kıvamda oldu çünkü.
Eminim öyle olmuştur Zeynepciğim.
Ama tadına bakmış kadar oldum.
Tadına bakmış kadar oldun mu gerçekten?
Oldum. Oldum Zeynepciğim.
Ya, nasıl da birbirlerini düşünüyorlar.
Allah bize de nasip etsin inşallah.
O zaman herkese afiyet olsun.
Zeynepciğim ben çalışma odamda seni bekliyor olacağım.
Kahvaltını ettikten sonra.
Malum.
Seninle bugün çok işimiz var.
Bekliyorum.
İzin vermedi.
Kim bilir yine ne isteyecek benden.
Bugün hiç bitmeyecek mi Allah'ım?
Hiç de ayrılamıyorlar.
Zeynep, o yumurtayı yemeyeceksem... Yiyeceğim.
Anacığım hazırsan çıkalım mı?
Hazırım oğlum hazırım kızım.
Kıymet anne yine gelin her zaman bekleriz.
Elimi az önce yıkadım da gelin kızım.
Ben de birazdan alışverişe çıkacağım. Ev için bir şeyler alacağım.
Annemi bırakır bırakmaz sana eşlik ederim ben.
Olur. Çok sevinirim. Ne zamanlar vakit geçirmemiştik. Gidip bir çay içeriz bir
yerde.
Son gülen iyi güler çırpı bacak.
Ayakta böyle dikilip kalacak.
Hadi uçağı kaçıracak.
Yürü. Çıkalım ona.
Haberleşiriz.
Çok şükür. Bunu da kazasız belasız atlattım.
Çalışma odasına çağırıyor bir de.
Çok beklersin.
Kaçacağım. Başka çare yok.
Zeynep! Kime diyorum Zeynep?
Zeynep Hanım!
Halil Bey size sesleniyor.
Öyle mi?
Hiç duymamışım. Sağ ol Cemil.
Nereye gidiyordun öyle?
Şey...
Benim üzerimde bir kırgınlık var da bir doktora gömüleyim dedim.
Allah Allah.
Sabah bir şeyin yoktu?
Bir anda oldu öyle ben de anlamadım.
Hatta ateşim de var.
O kim be?
Gelme.
Yani bulaşıcı bir hastalıksa sana da bulaşmasın diye.
Bak çok fena oldum ben.
Demek oyun oynamak istiyorsun.
Ben hemen aile doktorunu arayayım.
Yok.
Ne gerek var ben kendim giderim.
Bu halde hiçbir yere gidemezsin.
Gönderemem.
Sevgili... ...farkında mısın?
Evlendiğimizden beri... ...ilk defa yalnız kalacağız.
Akşam şöyle güzel bir yemek hazırlayalım mı?
Evimizde... ...baş başa geliriz.
Olur.
Ama tabii annenin yemekleri kadar güzel olur mu bilemem.
Ben senin elinden çiğ kabuska bile yerim.
Eren ya.
Tamam hadi gel. Kalkalım artık.
Daha yemek yapacağız.
Eren ne yaptın? Sıcaktı o. İyi misin?
Biraz sıcakmış.
Sen iyi bir ders hak ettin Tülay yalanı..
Al
bakalım şu çay çöpü de.. Biraz karnın doysun.. Sosyete bozuldu seni..
Gel..
Beni çağırmışsınız efendim.
Sen Tülay Hanım'la tanıştın değil mi?
Evet sabah kendisiyle tanıştım.
O müştemilatta yaşıyor.
Şimdi bunu al Tülay Hanım'a götür. Dünürünü Songül Hanım gönderdi de.
Tabii efendim hemen.
Ha bir de şöyle de Songül Hanım diyor ki dün yaşanılanlar için üzgünmüş ama
akrabalar arasında böyle şeyler olabilirmiş. Belki bir ihtiyacınızı
karşılar.
Hemen efendim.
Bakalım hediyelerimi beğenecek misin Tülay Hanım?
Ateşi normal.
Aslında benim üstümde bir halsizlik var yani. Böyle birkaç gün dinlenebilsem iyi
gelecek bana ama.
Biraz kendimizi geriye atalım.
Ben ters bir durum göremedim.
Yani belki de benim hastalığım...
Teşhise zor koyulan bir hastalıktır. Hani böyle amansız hastalık derler ya.
Biz bir hastaneye mi gitsek? Daha detaylı baksınları.
Yok, yok.
Kalkma. Doktorumuz bu işin ehlidir.
Yani gerekirse teşhisi burada koyar. Varsa bir şey.
Olmadı hastaneye gideriz.
İyi aslanım. Büyük açalım.
Aşağı bakalım.
Aynı şekilde.
Her şey normal.
Şimdi son olarak parmağımı takip edebilir misiniz Zeynep Hanım?
Yok olmuyor.
Bir kere daha demeyelim lütfen.
Yapamıyorum. Çiçek.
Bakın. Göz refleksi. Çiçeği gördü. Kanarayı.
Hastalık numaramı da yutmadı. Çok kötü oyuncusun Zeynep.
Ben bir bulguya rastlamadım. Sağlığınız gayet iyi denebilecek durumda maşallah.
Maşallah. Yani çalışmasına bir mani? Yok.
Güzel. İyi günler diliyorum.
İyi günler.
Maşallah. Türk gibiymişsin.
Sen yanımda olmasan Türk gibi olacağım.
Ve madem çalışmana engel yok.
O zaman kaldığımız yerden devam edelim.
Zeynep Hanım.
Merhaba Tülay Hanım. Merhaba.
Bunu dünürünüz yolladı da.
Dünürüm mü?
Fongül Hanım, dün bir yanlış anlaşılma olmuş.
Özrümü kabul etsin.
Belki bir ihtiyacı vardır.
Akrabalar arasında böyle şeyler olur dedi.
İyi günler.
Hadi.
Aklı sıra bana gözle gösterisi yapıyor.
Sana bunun hesabını sorarım o zaman Gülüm.
Şaka yapalım.
Bu ne şimdi?
Ne kadar da yakışmış.
Kendine gel artık Zeynep. Sana ne yakıştıysa.
Evet sırada ne var?
Dur ben tahmin edeyim.
En son samanlıkta iğne aradım.
O zaman göle yoğurt mayalayacağım değil mi?
Yok yok ya da şey ayağımı yorganına göre uzatacağım.
Zaten mantık aramıyorum ben artık.
Toplu iğneleri getir.
Bu sefer de toplu iğne mi arayacağım?
Tekrar ödüşüyorsun ama.
Toplu iğne almaya gidip bir iki saat gelmeyebilirim.
Neyse, tamam.
İğneleri getireyim ben.
Nereye?
İğne istemedin mi?
Toplu iğneler çekmecede.
Üstündeki takım elbisenin ölçüleri alınacak.
Her alt alacak.
Eyvah. Saatlerce dip dibe. Baş başa olacağız demek.
Hayır, hayır.
Hayır yapmayacağım.
İtiraz etme şansın yok.
Bu konuyu daha önce konuştuk.
Tekrara düşüyorsun.
Peki bu ölçü alma işi tam olarak hangi maddede geçiyor?
Çok sorguluyorsun Zeynep.
Doğru.
Halil Fırat'ın karısı sorgulamaz, yapar.
İzin almak istemiyor muydun?
Bana yardım et.
Alo.
Aytel'ciğim merhaba.
Geçen gün davetine icabet edemedim. Lütfen kusura bakma işim çıktı.
Eğer müsaitsen bugün seni konağa çaya bekliyorum. Arayı kapatmış oluruz.
Tabii Tülay'cığım. Seve seve gelirim.
Harika. Görüşürüz o zaman. Hoşça kal.
Evet Zeynep, sakin ol. Gözlerine bakma.
Gel bakalım.
Belki bu kadar yakın olmak, unuttuğun bazı şeyleri hatırlatır sana.
Ceketten mi başlayalım o zaman?
🎵Bense doğmamış bir ay üzerinde🎵 🎵Yok sayamam🎵
Terziliğini iyi sanıyordum.
Bacadan başlamışım.
Başüstüne Halil Bey.
Başüstüne.
Kavuşmuş mu ki iç geceyle gül?
Buradan zor oluyor biraz.
Arkadan alayım ben. Nasıl rahat edeceksin?
Ne oldu gösterime bakamıyorsun?
Onun kokusu.
Zeynep bırakma kendini.
Özür dilerim.
Devam et.
Demesi kolay tabii.
Koluna...
İyi mi böyle?
İyi.
Yaklaş.
Yok, iyi böyle.
Böyle iyi dedim sana.
Yani ben sana alamıyorum.
Bitti mi?
Bitmedi. Bitir o zaman. Böyle bitmez ama.
Neden? Oda... Oda sıcak oldu biraz.
Hatırladıklarından kaçıyorsun Zeynep.
Ama sen nereye kaçarsan kaç.
Bu şekilde olurlar Zeynep.
Ne oluyor Zeynep sana?
Ellerin titriyor, kalbin yerinde durmuyor. Ne oluyor sana?
Sakin.
Alt tarafı bir uç alacaksın.
Sonra da Halil'den izni koparıp ondan uzaklaşacaksın.
Ayrıca unutma.
O adam senin hayallerini kabusa çevirdi.
Seni kandırdı. Sana yalanlar söyledi. Unutma.
Devam edelim.
Bitir şu işi git işte. Öde Halil'e borcunu kurtul.
Söyle artık kalbindekilere.
Sen de kurtul, ben de.
İyi misin?
Değilim. İyi değilim ben.
Sabahtan beri yok yumurta, yok ölçü. Bir izin istedim, yaptırmadığın şey kalmadı
bana. Ben bıktım artık senin sınavlarından, maddelerinden,
oyunlarından. Yetti canıma bu sözleşme. Gelme üstüme. Kaçma o zaman. Gelme.
Kez kadar yakınım sana Zeynep.
Yapamam, yapamam.
Bak istersen sözleşmeyi şimdi yırtar atarım.
Bir öpersen borcun silinir.
Aslan!
Rüyanda görürsün.
O zaman dinlensen iyi olur.
Zor bir akşam alacak.
Senin için.
Ne kadar sürecek bu işkence?
Sen teklifimi kabul edene kadar.
Yani sonsuza kadar.
Sen o içindeki öfkeyi yenene kadar.
Belediye başkanı olarak ben izin vermiyorum dedim. İnşaatı durdurdu
bizimki. Doğru hareket, prensipli kişidir başkan.
Afiyet olsun.
Ayten Hanım, hoş geldiniz. Sesinizi duydum da bir merhaba diyeyim dedim.
Merhaba Songül Hanım, nasılsınız?
İyi diyelim, iyi olsun.
Songül Hanım, katılmaz mısınız bize?
Tabii.
Bana da bir Türk kahvesi getir.
Tabii Songül Hanım.
Bu kurabiyeleri en iyi neresi yapar? Sen bilirsin Ayten'ciğim.
Ay bilmez miyim?
Şey diyorsunuz değil mi? Okulun yanındaki yeşil pastanesi. Çok güzel
yaptı. Ay ilahi Songül. Niye güldünüz?
Şanzelize meydanında Le Petit Bleu kafe vardır.
Bu kurabiyeleri en iyi orada yersiniz.
Sağ olsun Tülay'cığım. Her gittiğinde bana muhakkak getirirdi.
Tabii tabii.
Tülay Hanım inşallah yine gidersiniz.
Neden olmasın?
Tülay'cığım mutlaka beni de götür. Ne güzel olur.
Le Petit Bleu.
Şanzelize meydanı.
Öp dedi ya! Öp dedi!
Madem teklifimi kabul etmiyorsun...
Akşam yemeğinden önce çalışma odasına gel.
Sen daha ne istiyorsun benden?
Ne yapacağımı hiç bilmiyorum.
Aslında bir kere öpsem kurtulacağım.
İğne vurulmak gibi bir şey. Değil mi?
Biraz canım acıyacak. Ama sonra hepsi geçecek.
Ama öpmezsem... Bu sefer de Ali'nin gözlerinde kaybolup
savruldukça savrulacağım yine.
Ama öpersem...
Ayten'ciğim keşke yemeğe de kalsaydım. Ne güzel sohbet ederdik. Ne güzel
olurdu. Öyle özlemişim ki sohbetine Tülay'cığım.
Kasabada senin gibi kültürlü birini bulmak çok zor.
Haklısın Ayten'ciğim. Ben de sohbet edecek kimseyi bulamıyorum.
O zaman en yakın zamanda tekrar görüşüyoruz.
Ben şu davete yetişeyim.
Güle güle tamam.
Selam söyle başkanım. Olur.
Hoşçakalın. Hoşçakalın.
Hanımlık öyle takıyla, giyimle, kuşamla olacak iş değil.
Aklını başına topla Songül.
Benim olduğum yerde senin eshamen okunmaz.
Al şu pisliklerini de.
Belki bir gün lazım olur.
Şimdi beraber şöyle güzel bir yemek yiyelim.
Yiyelim. Sonunda yalnız kalabildik.
Anne.
Oğlum.
Kıymet hanım.
Kıymet hanım anne.
Kıymet anne.
Ökkeş yurt dışına gideceğim deyince yoldan geri döndüm.
Antep'te bir başvane edeceğim.
Hem kara kuzumun da gönlü razı olmaz dedim.
Geldim. İyi etmemiş miyim?
Çok iyi etmişsin anam. O ne biçim seferi.
Siz neye zahmet ettiniz?
Yemekleri hazır ettim. Hadi sıfraya hadi ne olur.
Dikilmem burada hadi.
Burası bizim evimiz mi?
Güzel olmuş bence. Hani farklı bir hava katmış gibi.
Ben bir elimi yıkayayım.
Allah'ım hep burada mı kalacak yoksa?
Evet çırpı bacak. Bana böcek dersin ha? Sen bu evden ağlayarak gidene kadar.
Ben de bu evden gitmeyeceğim.
İstersen nakışlayayım öğretirim sana.
Teklifimi reddettiğine göre... Kabul ediyorum.
Sonunda boyu ne yiyorsun demek?
Borç diye diye tutsan yaptın beni.
Bu esaretten kurtulmak için seni öpmem gerekiyorsa tamam öpeceğim.
Halil Fırat'ın karısı olmak bunu gerektiriyormuş.
Diyetini al sonra da rahat bırak beni.
Kalbinden gelmeyen bir öpücüğü asla kabul edemem.
Bir an için... ...öfkenin yeneceğini düşünmüştüm.
Gidebilirsin.
Borcun kapandı.
Yetti artık senin bu saçmalıkların.
Gururumu kaç kez daha ayağının altına alacaksın? Bu neydi şimdi?
Şimdi gideceğim.
Herkese asla gerçek karı koca olmadığımızı söyleyeceğim.
Bu oyun burada bitti.
Sen... ...beni nasıl arafta bıraktıysan...
...ben de seni öyle arafta bırakacağım.
Evli kalacağız.
Ama ben gerçekte senin karın asla olmayacağım.
Doğru söylemişsin Zeynep.
Sen beni gerçekten arafta bıraktın.
Merve'ciğim, küpeleri ne kadar yakışmış.
Nereden buldun o küpeliğini?
Evde, masanın üstündeki kesede.
Sayın oldu keseyi. Ne olduysa oldu. Çabuk çıkar o küpeleri.
Niye ya?
Merve sana çıkar o küpeleri diyorum.
Zaten sürekli senin dediğini yapıyoruz.
Bırak da takacağım küpeyi de ben karar vereyim. Merve, çıkar o küpeleri.
Aa, hakikaten Tülay Hanım.
Bırakın. Gencecik kız ne isterse taksın.
Son kez söylüyorum.
Herkesi bir arada gördüm çok iyi oldu.
Size açıklamam gereken önemli bir şey var.
Evet.
Bizim size açıklamak istediğimiz önemli bir durum var.
Böylesi daha iyi olur dedim.
Doğru. Beraber anlatalım.
Zeynep hamile.
Bizim bir bebeğimiz olacak.
Ne?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.