All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 198. Bölüm Winds of Love Episode 198

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Halil mi ben?

Benim karşımdaki hatırlamıyor musun gerçekten?

Benim adım Halil mi?

Ben hatırlamıyorum hiçbir şeyi.

Evet adın Halil.

Ben de Zeynep, senin Zeynep'in eşinim ben senin.

Eşim mi?

Evli miyiz yani biz? Evli olsak... ...benim yüzüğüm olurdu.

Nasıl anlatacağım sana bunu Ali? Ya tamamen yanlış anlarsın?

Tamam. Çıkıyorum yola. Sağ ol.

Evlatlar.

Biraz önce Halil'i muayene eden doktor arkadaşımla konuştum.

Travmadan dolayı geçici bir hafıza kaybı yaşayabilirmiş.

Çocuklar benim yola çıkmam gerek.

Hasta bir amca oğlum var.

Birkaç gün ona bakacağım.

İstediğiniz kadar kalın.

Kulübe sizin.

Gidiyor musunuz? İyi yolculuklar.

Halil. Seni önce Allah'a, sonra da Zeynep kızıma emanet ediyorum.

İlaçlar poşette kızım.

Sağlıcakla kalın.

Teşekkürler, iyi yolculuklar.

Halil.

Hatırlayacaksın bizi.

Ben bunun için elimden gelen ne varsa yapacağım.

Böyle sanki kafamın içinde koca bir kara delik var da... ...bütün geçmişimi böyle

yutmuş gibi.

Hatırlayamıyorum.

Biz bütün boşlukları birlikte dolduracağız.

Hiç merak etme, söz veriyorum tamam mı?

Doğru.

Eğer biz evliysek... ...sen her şeyi anlatabilirsin bana.

Hikayenin başından anlatır mısın?

Nasıl evlendiğimizi, ne olduğunu?

Anlatayım.

Gel, gel dayan bana.

İyi misin?

Ölen iyi misin?

İyiyim iyiyim. Başım döndü sadece.

Tamam bak şimdi.

Ben sana her şeyi anlatacağım. Ama önce dinlenmen gerekiyor tamam mı?

Hadi gel.

Tamam zorlama kendini gel. Şuraya yatırayım seni.

Yavaş başın dönmesin.

Daha iyi misin?

Halil yaran kanamış.

Hemen pansuman yapmak lazım ona.

Pansumana falan gerek yok.

Ben iyiyim. Sadece biraz başım döndü.

Olur mu canım öyle şey? Gerek var tabii ki.

İnatlaşma lütfen.

Sen her şeyi dinlemek istemiyor muydun?

Önce iyi olman gerekiyor.

Ben bir pansuman malzemesi bakayım.

Allah ne kadar güzel.

Ne kadar merhametli.

Milyonluk kolyeyi kaptıracak göz var mı bende? Nasıl kaplan kesildim amma?

Valla şaşırdım kıymet anne. Nasıl sıktı o öyle?

Kamyon zınk diye durdu.

Orası da bana has bir şey.

Köyde davarları da böyle öttürükle hizaya sokuydum ben.

Neyse, kamyon bunu almadan yakaladık.

Ama ilk sokak sonra buraya geri dönecek.

Hadi bulalım artık şu kavanozu.

Çele!

Şaşkaldın mı sen? Git hadi, yüklüsün sen. Ben bakacağım.

Bahçe Yıldızımız barışmadı ama...

Seni tanıdıkça ne kadar altın kalpli olduğunu gördüm kıymet annem.

Ben senin acemiliğini uzatıverecektim de... ...torunuma şükredeceksin sen.

Zeynep'in mutluluğu da ailemizin refahı da Halil'e bağlı.

Ama Halil tekrar beni konakta görmek ister mi bilemiyorum tabii.

Ortalık çok karıştı çok.

Biraz uzak kalmak bana da iyi gelecek.

İmkanları konaktaki gibi olmasa da Selma'nın rahatı yerinde.

En azından birkaç gün.

Bu ne ama vallahi kıymet anne.

Selma! Kızım!

Anne?

Benimle ilgili bir sorun mu var Zeynep Hanım?

Hayır doktor hanım. Bu sefer eşimle ilgili öneri almak için aradım sizi.

Buyurun dinliyorum.

Trafik kazası geçirdi kısa bir süre önce.

Geçici hafıza kaybı yaşıyor.

Ben ne yapmalıyım ona nasıl davranmalıyım bilmiyorum.

Bana bir tavsiyeniz var mı? Öncelikle yalnız bırakmayın. Travmatik olayları

hatırlamaması iyi olacaktır.

Stresten uzak durması gerekir. Hafıza kaybı yaşayanlar hatırlamak amaçlı

sorular sorabilir.

Sizi iyi anılara odaklanın.

Tamam teşekkürler.

Görüşmek üzere.

İyileşeceksin Ali.

Doktorun dediklerini yapıp bir an önce kurtaracağım seni.

Evdekiler de meraktan ölmüştür şimdi.

Kirli işlerin piri sensin Songül Hanım. Ben değilim.

Yeter!

Yok.

Yok çiftlikteki herkes çıldırmış gibi şu an.

Çok kaotik bir ortam. Hiç Halil'e uygun değil.

Benim onu stresten uzak tutmam lazım.

En iyisi burada kalmak.

Burada baş başa daha iyi oluruz.

Hatırlayınca da döneriz eve.

Ama rahatlatmak da gerek onları.

Zeynep!

Zeynep nerede?

Zeynep!

Zeynep nereye kayboldun?

Zeynep. Dur hemen panik yapmayalım. Telaşlanmayalım.

Dur.

Kendi arıyor zaten.

Ne?

Hoparlörü alalım.

Alo Zeynep neredesin?

Bir sıkıntı yok değil mi?

Hakan iyiyiz.

Halil'i buldum ben.

Ne?

Durumu nasıl?

İyi iyi merak etmeyin. Yanımda şu an.

Çok şükür.

Yalnız kazadan dolayı geçici hafıza kaybı yaşıyor.

Zeynep hastaneye götürdün mü?

Hiç merak etme gereken müdahale yapıldı.

Doktorun önerisi stresten uzak bir ortamda olması.

Biz şu an bir balıkçı kulübesindeyiz.

Sanırım çiftliğe dönmememiz en iyisi olacak.

Yalnız sizden bir ricam var.

Burada olduğumuzdan sakın kimseye bahsetmeyin olur mu? Sen merak etme

Zeynep.

Ben çiftlikte durumu anlatırım.

Sizin yerinizi söylemeden tabii.

Hepimize geçmiş olsun.

Bir şeye ihtiyacınız olursa bak... ...beni arayın.

Sağ ol.

Haber ederim ben size.

Evet Selma'cığım.

Bir açıklaman vardır umarım. Neydi o halin öyle?

Bu iş netleşmeden kimseye bir şey söylemeyelim olur mu? Aramızda kalsın.

Var. Var tabii.

Bana yardıma dedi.

Çok kıymetli, manevi değeri yüksek bir blazim. Kavanozda saklıydım.

Yanlışlıkla çöpe gidince iş başa düştü.

Çöpte mi aradınız?

Yani... Selma'dan daha mı değerli Kıymet Hanım? Ya mikrop kapsaydı hamile kadın?

Kale... Allah korusun. O ne biçim söz?

Hem... Kusura bakma ama... Mecbur söyleyeceğim dünür.

Malumun kıymetini bilmeyeyim de... Senin kimin... Evlatlarıma satabilir miyiz?

Böyle hösersin işte.

Aman neyse canım.

Bırakalım artık bu tatsız konuları. Annem gelmiş ne güzel.

İyi ki uğradın anneciğim.

Bu pek uğramaya benzemiyor ama.

Bavluna bakılırsa uzun dönem askerlik.

Kızımı özledim.

Hasret gidermek için birkaç günlüğüne çıktım geldim. Ama istenmiyorsan hemen

gidebilirim yani.

Anneciğim aşk olsun olur mu öyle şey? Çok güzel bir sürpriz oldu.

Hem teyzem de yok. Onun odasına yerleşirsin.

Kumru nerede?

Aman teyzemi bilmiyor musun?

Hadi anlatırım yukarıda gel gidelim.

Kumlusu gitti, kartalı kaldı.

Nerede şimdi bu gelinen tarafıyla?

Bitkimin başında bittiler.

Biraz canın acıyabilir ama söz çok

dikkatli olacağım.

Acıtmıyorumdur umarım.

Dokunuşlarım pamuk gibi.

Yani elin hafif demek istedim.

Benden hikayemizi anlatmamı istemişsin ya.

İmkanım olsa silip seninle en baştan yazardım hikayemizi.

Özür dilerim. Bu sefer acıdı değil mi?

Sorun değil.

Ne garip.

Seninle ilgili neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum.

Ama ta derinimde bir yerde... ...seni biliyor, her şeyimle sana çekiliyorum.

İnsan...

...gözlerinde kayboluyorum şu

an.

Benim Asma ya.

Durum çok güzel.

Çekiyor benim işi içine.

Benim karım hep böyle utangaç mı?

Bilmem.

Tamam oldu bu.

Ben bir şeyler hazırlayayım şimdi. Sonra ağrı kesicini içersin. Acıkmışsındır

sen. Emdi nasıl?

Kurt gibi acı. Ne yapayım sana canım? Ne istiyorum?

Karım sensin.

İnsan kocasının ne sevdiğini biliyor ama.

O zaman benim en sevdiğim şeyi yap.

En sevdiğin değil belki ama...

Seni çok güzel, çok huzurlu zamanlara götüren bir yemek.

Kara Şimşek.

Kara Şimşek.

Bak ben, sen böyle söyleyince daha çok merak ettim.

Ben hazırlayıp geleyim.

İlhan canım biraz sakin ol.

Üzmün bu kadar kendini.

Hakan.

İyi bir haberle gelmiş ol ne olur.

Halil yaşıyor.

Merak etmeyin gayet iyi.

Zeynep de yanında zaten.

Allah'ım.

Neredeler peki? Ne zaman dönecekler?

Yakında dönecekler.

Ama şu an nerede olduklarını söyleyemiyorum.

Zeynep Hanım'ın kesin emri var.

Pardon anlamadım.

Biz Halil'in ailesi değil miyiz?

Nerede olduğunu bilmeye hakkımız var değil mi?

Zeynep Hanım mı karar veriyormuş buna?

Yoksa Halil iyi değil mi?

Benden bir şey mi saklıyorsunuz?

Halil geçici bir hafıza kaybı yaşıyor.

Zeynep de doktor tavsiyesiyle onu sakin bir ortağımda tutmaya karar verdi.

Hafıza kaybı mı?

Yani Halil iyi olacaksa...

Zeynep eminim ona en iyi şekilde bakar ama...

Ben

yine de çok merak ediyorum.

Halil'in telefonu çalışmıyor. Ama istediğiniz zaman Zeynep Hanım'ı

arayabilirsiniz.

Ne güzel.

Ana kız oyunlarıyla Halil'i bu konaktan uzaklaştırdılar. Biz de böyle elimiz

kolumuz bağlı bekliyoruz.

Teyzeciğim. Tülay Hanım'ın söylediklerini biliyorsun sen de.

Zeynep'in bu meseleyle bir alakası yok ki.

Kapatalım bu konuyu lütfen.

Ben yeğenimin sağlığından endişeleniyorum Gürhan. Yok mu benim bu

lakım?

Songül teyzem haklı.

Yani ailesi olarak biz de Halil'in yanında olmayı hak ediyoruz. En azından

ben. Yani gerekli psikolojik desteği verebilirim Halil'e.

Eşinin kararı böyle.

Üzgünüm! Bu Hakan neci?

Kafa tutuyor, Halil'in yerini kimseye söylemiyor!

Bırak şimdi Hakan'ı Gözde!

Tam tülaydan kurtulduk Zeynep'in kolunu kanadını kırdık derken Zeynep Halil'i

yok ediyor.

Gülhan da karısı yüzünden kardeşimi göremiyorum diye ortalığı birbirine

katacağına gelmiş bana Zeynep'i koruyor.

Ne yaparsak yapalım Zeynep gözden düşmüyor çıldıracağım.

Bu Zeynep kim ki ya? Kim ki Halil'i bize göstermiyor?

Ben izin vermeyeceğim buna.

Zeynep Halil'le yalnız şu an.

Yalnız anlayabiliyor musun bunu gözden?

Önce Halil'e kendini hatırlatacak.

Sonra Halil'i işleyecek.

Sonra da vasiyet meselesine bir kulp takıp kendinin suçsuz olduğuna Halil'i

inandıracak. Yok.

Dedim ya izin vermeyeceğim.

Ya sen, sen Halil'in teyzesisin.

Hesap sor.

Vasiyet meselesindeki Zeynep'in payını yüzüne vur.

Halil'i buraya getirmesin sağla yeter.

Halil'i getir diye tutturacak şimdi kesin.

Merakla da bırak ama.

Alo.

Nerede benim yeğenim?

Nereye sakladın Halil'i?

Songül Hanım sakin olun lütfen. Halil yanımda ve iyi merak edilecek bir şey

yok.

Sana yeğenim nerede diye sordum.

Hemen yeğenimle konuşmak istiyorum.

Annesiyle beraber dolaplar çeviren birine niye inanayım ben?

Hemen Halil'i telefona ver. Teyzesi olarak sağlığından endişe ediyorum.

Şu an Halil'i üzecek veya strese sokacak bir şey yapamam ben. Doktorun kesin

talimatı bu.

Çiftlikte son yaşananlardan sonra sizin de yaptıklarınız ortada. Konuşamazsınız

kusura bakmayın.

Vay be.

Annesiyle beraber iş çevirip Halil'i kandıran Zeynep'e bak sen.

Sen benimle böyle konuşacak cesareti nereden buluyorsun be kendinde?

Daha fazla saçmalamayın lütfen.

Ne? Bana bak. Sana bu laflarını yediririm. Sen kim oluyorsun da benim

yeğenimle konuşmama engel oluyorsun?

Karısıyım ben Halil'in.

Zeynep, Fırat.

Tanışmadık herhalde.

Suratıma kapattı. Sen şimdi görürsün.

Dur, dur, dur.

Dur Soğan Gül teyze.

Biz de oyunu kuralına göre oynayacağız.

İnan Zeynep'e ben senden daha çok sinir oluyorum.

Şu anda odağımız Halil.

Zeynep'le vakit kaybedemeyiz.

Bunun için de önce Halil'i bulmamız gerekiyor ama.

Evet.

Üstelik bunu Halil'in kafasını sinsi planlarıyla işlemeden önce yapmalıyız.

Bir fırsatını bulup Halil'i ince ince işlersek, Zeynep'ten vazgeçmesini de

sağlayabiliriz.

O zaman da...

Önce Tülay'dan, sonra Zeynep'ten ve dolayısıyla da bütün Aslanlı

ailesinden kurtulmuş oluruz.

Ama yapamazsak Zeynep konağa daha güçlü döner.

Unutma, ben Halil'i kaybedemem.

Yok. Gözde başından beri Halil Bey'in peşinde miymiş?

İnşallah başarırsınız der. Zeynep Hanım bu konağa dönemez.

Onu tehdit ettiğim için başımın belaya girmesinden de kurtulurum böylece.

Halil'i nasıl bulacağımızı düşüneceğim. Bir şey bulacağım.

Sana da haber veririm Songül teyze.

Ne yapıyorsun sen burada?

Bizi mi dinliyorsun yoksa?

Hayır Gözde Hanım yeni geldim.

Telefonunuzu unutmuşsunuz ona getirmiştim.

İnşallah başarırsınız.

Tek umudum bu.

Çuvalların üstüne adımı yazdım.

İyi de yaptın yani.

Sana adil bir yarış olmadığını söyledim ama zaten.

Evde görüşürüz kocacığım.

Halil'in bunu görmemesi lazım.

Doktor sadece iyi anlar hatırlasın dedi.

Bir şey mi istemiştin?

Yok.

Seni merak ettim.

Yani daha doğrusu ikimizi.

Böyle sanki benim için bir yabancısın.

Ama sana baktığım zaman ya da seni istediğim zaman... ...böyle tam...

...şurama bir şey doluyor sanki.

Adını koyamadığın bir duygu oluyor.

İşte onu merak ediyorum ben. Ne olduğunu merak ediyorum aslında.

Biraz konuşsak?

Tabii sor ne istersen.

Mesela?

Mesela sen şimdi yemek yapıyorsun ya.

Önceden yaptığında da ben sana yardım ediyor muydum?

Birlikte yapalım o zaman.

Biz birlikte yemek yapacağız.

Gittikten sonra bir daha unutamayacaksın.

Evet.

Tabii yardım ediyordun.

Hatta biliyor musun?

Ben bu yemeği ilk seninle beraber yaptım.

E hadi o zaman beraber yapalım yardım edeyim sana. Belki böylece bir şeyler

hatırlarım. Olur tamam.

Ne yapıyoruz?

Önce mercimekleri yıkayacağız.

Tamam.

Bir saatlik kan açayım.

Tamam. Tamam olur öyle kazalar.

Olur değil.

Şunun içine koyabilirsin.

Tamam.

Tamam, bu şimdi biraz beklesin.

Soğan, soğan doğramayın bir saat.

Bak bakayım bana.

Gözlerin hep böyle hassas mı?

Soğanda.

Güzel gözlerin kaderi bu.

Ben halledeyim.

Suyu uzatabilir misin orada?

Yeter.

Az da tuz suyu satır.

Sen soğan da istersin şimdi yanına.

İster miyim?

İstersin tabii çok seversin.

O zaman ver ben halledeyim. Olur mu ben yaparım.

Ver işte şunu.

Ay yok iyileşmedin ki daha.

Sen hep böyle keçi gibi inatçı mısın?

Fazla fazla var gibi.

Yani pat diye sordum ama... ...içimden bir ses senin inatçı olduğunu söylüyor.

Yani güzelliğin gibi.

Güzelliğin çok gerçek.

İnatçılın da öyle sanki.

Yanılıyor muyum?

İnan.

Dur, dur.

Bak yanakların alalı oldu zaten.

Bir de kendini yakma.

Beni de yakma.

İstiyorsan şimdi yemeğin altını biraz kısalım.

Kendi kendine pişsin.

Biz de biraz hava alalım dışarıda.

Alalım tabii, olur.

Ay kızım mavişim nerede?

Yine ortalıklarda yok.

Dışarıda işi vardı ya babaanne.

Öyle miydi?

Hay Allah. Bir sorun yoktur inşallah.

Gelince söyle hemen beni görmeye gelsin. Yani ben onu görmeyince günüm huzurlu

geçmiyor.

Neyse. Ben gideyim abdestimi tazeleyeyim.

Ah babaanneciğim ya.

Unuttum tabii ablamla eniştemin kavga ettiğini.

Gerçi böyle senin için daha iyi oldu.

Buradasındır diye tahmin etmiştim.

Güzel haberlerim var sana.

Halil Bey bulunmuş.

Şaka yapıyorsun.

Harika haber bu.

Nasılmış peki durumu?

Geçici bir hafıza kaybı yaşıyormuş ama Zeynep Hanım yanında ilgileniyor merak

etme. Çok şükür.

Yani hayatta ya önemli olan bu.

Ha bir de...

Kış elması.

Sen çok seversin.

Öyle dalımda olgunlaşmış görünce dayanamadım koparttım bir tane.

Biz gibi kokuyor.

Bir ihtiyacın olursa bana seslenmen yeter.

Konakta Tülay Hanım, Zeynep Hanım, Halil Bey yoklar.

Kendini sakın yalnız hissetme.

Ben buradayım.

Sağ ol Cemil. Sen var ya harika birisin.

Ben gideyim.

İşime döneyim.

Görüşürüz.

Koskoca Aslanlı çiftliğinden müştemilata.

Oradan da hiç istemediğim damadımın evine.

Haline bak Tülay Aslanlı.

Alo. Alo anne.

Sana çok güzel bir haberim var.

Halil eniştem bulunmuş.

Yalnız şöyle bir durum var.

Kaza sebebiyle geçici hafıza kaybı yaşıyormuş.

Ama durumu iyi.

Ablam da yanında.

Şükürler olsun sağ salim bulundu.

Çiftliğe ne zaman döneceklermiş?

Onu bilmiyorum işte.

Bak döndüklerinde ablanla konuşmayı sakın unutma tamam mı kızım?

Sen merak etme anneciğim.

Eve dönmen için bütün sevemliliğimi kullanacağım. Her fırsatta darlayacağım

onu. Yakında görüşürüz. Aklın kalmasın.

Görüşürüz kızım.

Halil hafızasını kaybettiyse vasiyet meselesini hatırlamıyordur.

Böylesi hepimiz için daha iyi oldu sanırım.

Sürekli sana bakmak istiyorum.

Doyamıyorum sana bakmaya.

Çok mu aşıktım ben sana?

Zamanla hatırlayacaksın her şeyi.

Biz nerede yaşıyorduk?

Fırat çiftliğinde.

Çiftlik mi?

Vay be. Nasıl bir yer?

Orada gezinirken kendini uçsuz bucaksız bir güzelliğin göbeğinde hissedersin.

Gün batımları harikadır.

Çok mutlu bir sürü hayvan yaşar orada.

Sen at binmeyi çok seversin. Bizim atlarımız da var. Hatırlıyor musun?

Çiçek. Onu hatırlıyor musun?

Çiçek mi?

Hangisi?

Hangi çiçek yani?

Yok öyle değil.

Onun adı çiçek. Kendisi kuş.

Sen her gece onun üstünü örçersin. Çok güzel örçer. O sesi çok güzeldir.

Çok güzel örtüyorsa niye üstünü örtüyorum?

Benim için.

Uyandırmasın beni değil mi?

Hatırladın mı?

Üzgünüm.. Kolay gelsin Cemil.. Sağol gözlem..

Ben Halil'i çok merak ediyorum.

Zeynep onu bulmuş olmanın heyecanıyla kaza geçirdiğini unutuyor ama bu çok

ciddi sorunlara neden olabilir.

Nerede olduklarını bilmiyorum Gözden.

Halil senin arabanla kaza yapmıştı değil mi? Çünkü Halil'in arabası Zeynep'teydi.

Evet. O zaman şöyle yapalım.

Sen bana Halil'in aracının plakasını ver ben oradan bulayım.

Lazım olmaz diye ezberlememişim ama.

Demek ki olabiliyormuş.

İyi niyetinizden şüphem yok Gözde Hanım.

Ama veremem.

Hakan abinin kesin talimatı var.

Yarışalım mı seninle?

Tabii.

Kaçacağımı mı düşündün?

Vay. Hemen kabul ettin.

Ekabetçi tarafın da var ya.

Haline bakılırsa da biz sık sık oyun oynuyoruz seninle.

Evet. Her fırsatta. Sen çok seversin oyun oynamayı.

O zaman her seferinde yeniyorum seni.

İmdat.

24. Ben kazandım.

Evet, sen kazandın. Hem de... ...Bitaş farklı.

Yani... ...tam olarak öyle değil.

Çoğunlukla ben kazanırım.

Öyle diyorsan, öyle olsun.

İnanmıyor musun sen bana?

Yok.

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış derler.

Oyun meraklısı olmakla kazanılmıyor ama söyleyeyim.

Oyun oynamadan bilemeyiz bunu.

Gel yarışalım.

Yarışalım.

O zaman... En çok da stektran kazanır.

Hadi. Ama bak yavaş ol. Dur dikkat et, kayar oralar.

Yavaş.

Saymaya gerek var mı?

İğne kazandın Ali Fırat. Hiç değişmemişsin.

Öyle hemen bozulma.

Bir kere taş seçimin başta yanlış oldu.

Bak taşın geniş yüzeyi yeterince düz olmazsa havadaki sürtünme kuvveti

onu durdurur.

Aman bilmişsin ben de bir şey kaybettim.

Bir şey mi buldun?

Ben yok.

Bir de duruş çok önemli.

İstersen öğretebilirim.

Öğret.

Taşı alayım da.

Sen yakınımdayken tüm dünyayı unutuyorum sakin.

Şimdi karşıya odaklanıyoruz.

Bir de şu dizlerini biraz kır.

Evet böyle.

Hafif yandan.

Var gücünle fırlat.

İşte oldu.

Sen... ...çok ama çok güzelsin.

Bir de böyle mi kokardı sanırım?

O kadar güzel ki.

Yemek. Yemek yanacak. Onu unuttum.

Yavaş.

Selma bu fincanlar ne böyle demode rengi solmuş. Bak köşesi de kırılmış.

Yeni bir fincan takımı alamadınız mı kızım?

Hadi ben yabancı değilim de bir misafire çıkmaz.

Eski ilada içiliği yani ilada.

İnsanın ağzı aşınmıyor ya içerken.

Nasıl olmuş anneciğim kahvem?

Sevdiğin gibi yapmış mıyım?

Gerçekten harika olmuş.

Hoş geldin karakolcu.

Hoş geldin canım.

Bak annem geldi. Bize sürpriz yapmış.

Ne iyi etmişsin Süleyman Hanım.

Valla ben de öyle düşünmüştüm ama gelir gelmez keyfim kaçtı.

Selma'yı çöp karıştırırken göreceğim ölsem aklıma gelmezdi.

Yani ya mikrop kapsaydı, ya eli kesilseydi? Sen hamile karına böyle mi

sahip çıkıyorsun?

Ben anlattım sana da beni ama anlamı iyi ki.

Taktı bir kere sosyata.

Valla mis gibi koktu.

Bismillahirrahmanirrahim.

Eline sağlık çok güzel olmuş.

Ellerimize sağlık.

Hatırladın mı peki?

Hadi Halil, hatırlayabilirsin o günü. Beraber yemek yaptık, sen ve ben.

Mehmet, hatırladın mı yani bu tadı?

Biz nasıl tanıştık seninle?

Ne oldu niye durdun birden?

İkimiz de ayrı ayrı yollarda giderken hayatlarımız bir gün yanlış bir viraja

girdi diyelim. Asıl merak ettiğim nasıl bir aşk bizimkisi?

Öyle ilk görüşte aşk değil.

Çatışmalı bir aşktı bizimkisi.

Hani bazen böyle fırtına bulutları güneşi kapatır.

Deniz ta göğe kadar yükselir ya.

Öyle bir şey işte.

Vay çok korkutucuymuş.

Yoksa sana yeniden aşık olmayayım diye mi böyle söylüyorsun?

Ama beni korkutamazsın böyle.

Yıldıramazsın ben.

Daha birkaç saat oldu ama bence çok uyumluyuz. Çok da iyi anlaşıyoruz.

Öyle ama yine de görünüşü aldanmamak lazım.

Biz bazen kavga da ediyoruz seninle.

O zaman sen çok cevval bir kadınsın.

Ne yapayım?

Seninle başa çıkmanın tek yolu bu sanırım.

Sen de farklı sayılmazsın ama.

Karşına bir engel çıktığında altından kalkamayacağını düşündüğünü ben hiç

görmedim.

Belki de gücümü senden alıyorumdur.

Tamam. Nasıl bir evliliğimiz vardı peki?

Sevgi dolu.

Her şeye rağmen her zaman sevgi dolu.

Sevgi dolu.

Peki bu... ...bu kadar sevmeme rağmen... ...seni üzüp kırdığım oldu mu hiç?

Seni bak beni delirtme.

Söyle bana ne yaptım ben? Ben ne yaptım?

Her şeyi öğrendim ben.

Benden sakladığın, gizlediğin ne varsa hepsini öğrendim.

Oldu tabii.

Ama hep gönül almayı bildin sen.

Hatta bazen çok ileri görüşlü olduğun da oldu.

Bir keresinde yıldızları ayağıma bile sermiştin. Sırf gönlümü almak için.

Ya. Yıldızları ayağına serdim.

O zaman ben bayağı kusurlu bir hareket yapmışım. Hatamı affettirmeye

çalışıyorum. Yıldızları yere serdiğime göre.

Doğru mu?

Bazen abartıyorsun sadece.

Hadi soğutma. Afiyet olsun.

İyi günler.

Yunus Erol'a bakmıştım. Burada mı?

Bir akrabasının yanına gitti.

Bir problem mi var? Daha önce kendisini rahatsız eden bazı kişiler hakkında

ifade vermişti. Yeni mağdurlar var. Tekrardan ifadesine başvuracağız.

Anladım. Dediğim gibi bir akrabasının yanında. Birkaç güne gelir. Ben

geldiğinde haber veririm mutlaka. Tamam hanımefendi. İyi günler. İyi günler.

Hırsızlık yapmadım ben.

Sakın inanmayın.

Masumum ben. İftira atıyorlar bana.

İnanmayın. Allah aşkına siz insanımı götürmeyin. Bir şey yapmadı o. Hırsız

değil o.

Bırakın onu.

Bırakın.

Babamın oldu benim.

Temizlik için gelmiştim ama eğer işiniz varsa sonra geleyim. Yok gelebilirsin

Erdoğan. Çıkıyor durumunda zaten.

Kolay gelsin. Sağ olun.

İşte bu.

Halil Bey'in arabasının sigorta evrakları.

Tamam bu iş.

Alo.

Gözde Hanım.

Hemen çalışma odasına gelebilir misiniz?

İşinize yarayacağını düşündüğüm bir şey buldum.

Öyle mi?

Geliyorum.

Gözde denen yılan.

Eğer onları bulursa Halil Bey ile Zeynep Hanım'ı anında ayırır.

Eğer ayrılırlarsa Zeynep Hanım bir daha bu eve dönemez.

O zaman benim tehdit olayının da bir önemi kalmamış olur.

Harika bence. Ne oluyor Arzu?

Ne söyleniyorsun kendi kendine?

Ayrıca harika olan neymiş?

Yani beni ayağına çağırdığına göre harika olsa çok iyi olur.

Halil Bey'in arabasının plakasını bul.

İşte bu.

Aferin.

Güzel.

Bunun karşılığını alacaksın.

Şimdi çıkabilirsin.

Alo Şahin, sana Halil'in plakasını atıyorum.

Gerekirse kasabayı altüst et, yine de bul onları.

Bana ne oldu?

Bir soru sordum benim babama ne oldu?

Halil...

Senin

baban... Hapse girdi.

Ne?

Ne sebepten?

Yaslan bana gel.

Tamam bak böyle sorular sorarak görüyorsun kendini yapma bunu.

Daha sonra konuşuruz olur mu?

Olur. Hem her şeyi bir anda hatırlamak zorunda değilsin. Yavaş yavaş

ilerleyeceğiz.

Yorma kendini.

Gel otur.

İyisin değil mi?

İyiyim. İyiyim daha iyiyim.

İyi tamam madem ben soru soramıyorum sana.

O zaman sen anlat.

Mesele aileni anlat bana.

Onlardan bahset.

Dünya tatlısı iki kız kardeşim.

Bir de annem var.

Babamı kaybettim.

Allah rahmet eylesin.

O bu dünyadan gelip geçmiş en güzel yürekli adamlardan biriydi.

O zaman şu an yaşasaydı seninle gurur duyardı.

Belli ki sen de güzel yüreğini ondan almışsın.

Çok severdi bizi.

İşimi artırdı da.

Ben ondan bir şeyler öğrenmeyi çok severdim.

Kafkas oynamayı bile o öğretti bana.

Kafkas mı?

Aşağıya. Senin de on parmağında on marifet.

Kafkas'ta mı biliyorsun sen?

Evet.

Babam beni profesyonel bir ekibe kaydettirmişti.

Müsabakalar için hazırlanıyorduk biz.

Yarışma İstanbul'daydı.

Babamla beraber gidecektik.

Sonra oradan öve öve bitiremediği avaya geçecektik.

Üstelik atla binecektik.

Ama olmadı. Niye olmadı?

Ben yarışmaya bir hafta kala babamı kaybettim.

Yarışmaya katılamadım.

Bir daha hiç kafkas oynamadım.

Avaya da hiç gitmedim.

Peki ben götürmedim mi seni hiç avaya?

Gidecektik aslında bir kez ama olmadı.

Niye olmadı?

Önemli bir sebebi yok. Ben rahatsızlanmıştım biraz.

Kıyamam sana.

Böyle hissedecek kadar etkilendim mi senden?

Bir yolunu bilsen de kalbini yören kötülüğü çekip alabilsem.

Her şeyin o kadar gerçeksin ki.

Böyle baktığına göre iyisin sen.

Hadi yemeğini ye.

Aç değilim.

Ben daha doğrusu doydum.

Ama daha iyiyim evet.

Sana baktıkça daha iyi oluyorum.

Bir de tıraş olsam iyi olacak sanki.

Tıraş mı?

Evet.

Yani senin gibi güzel bir kadının yanına yakışmak gerek.

Kafanı çevirir misin?

O tarafa.

O zaman ben tıraş edeyim seni.

Sen mi?

Olur mu öyle şey ben? Anne derim hemen.

Olur tabii.

Ben tıraş ederim.

Daha tam iyileşmedin. Kendi incitmeni istemem.

Sen hep böyle asi ve keçi gibi inatçı mısın?

Ne oldu niye güldün öyle?

Komik bir şey mi söyledin?

Yok.

Sen eskiden de bana hep asi sevdan derdin de.

Hatırlayamıyorum.

Ama keşke hatırlasa.

Seni, sana dair her şeyi.

Ama şimdi doğru yani.

Eğer asi ve keçi diyorsam da ikisi de sana çok yakışıyormuş.

Neyse.

Ben masayı toplayayım, sonra da seni tıraş ederiz olur mu?

Ne olur.

Ben de yardım edeyim sana.

Bunlar bende.

Hafızası yerinde olmamışsa rağmen keçi dedi bana.

Gerçekten o kadar inatçı mıyım?

Kıymet anne olmasaydı, kolye çoktan gitmişti Eren.

Görmen lazımdı, kaplan gibi atıldı.

Tam o anda da annemi görmeseydi iyiydi tabi ama.. Kısmet..

Yani aslında anneme durumu açıklasak anlar o da hak verir bize ama.

İçim hiç rahat değil böyle.

Sanki miras meselesini annemden saklıyoruz gibi.

Bir tanem.

Ne olur üzme kendini.

Bu olay bir netleşsin.

Zaten herkese söyleyeceğiz.

Şimdi ortalık karışmasın boş yere.

Hele şu parayı bir alalım.

Bütün hayatımız değişecek Selma.

Sana söz.

En çok da bunun için istiyorum zaten ben parayı.

Bizim hayatımız zaten gayet güzel.

Bir eksiğimiz yok ki. Daha da iyi olsun.

Yemeğe gittiğimizde parayı düşünme mesela.

Bebeğimiz için en güzel şeyleri alalım.

Ben her şey için yetebilmek istiyorum Selma.

Canım benim.

Hatta inişlerde çıkışlarda var.

Biz hepsine beraber varız demedik mi?

Düşünme bak böyle üzüyorsun beni.

Peki bunu ne yapacağız?

Çöplenekle uğraşmak istemiyorum ben Selma.

Ben bilmiyorum.

Ben olmak istemiyorum valla. Çok geriliyorum sonra.

Kıymet anneye verirdim o saklasın işte.

Bu dur aslında.

Onca yıl altınlarını Ökkeş'ten sakladı.

Bunu da saklayabilir değil mi?

Saklaş.

O gün zorla tıraş ettirmiştin. Bugün ben gönüllü oldum.

Hayat ne garip bazen.

Özür dilerim Ali.

Normalde böyle dikkatsiz değilimdir de... ...biraz burnum akulaştı.

Tamam.

Sen bu işi yapabileceğine emin misin?

Korkma daha önce de yaşadık bu anı biz.

Nasıl?

Daha önce de tıraş ettin mi beni?

Seni tıraş etmem konusunda ısrarcı olmuştun.

Ben başta istemedim korktum.

O zaman cesur olmamı söylemiştin bana.

Şimdi sen cesur ol biraz.

Güvenmekten başka bir seçenin yok gibi görünüyor.

Hiçbir zaman yoktu zaten.

O tahmin ettiğim şey mi?

Ne? Al.

Evet bu senin yüzün.

İçlerinde isimlerimiz yazıyor biliyor musun?

Sen Ozan'la kendi ellerinle işledin ikisini de.

Benimkinde senin adın, seninkinde de benim adım yazıyor.

Kalplerimize giden yolu isimlerimizle mühürledik biz böylece.

Aşık olduğum kadın senden başkası olmasaydı... ...o ancak sen olabilirsin.

Ben hamileliklerimde size hep klasik müzik dinlettim kızım.

İyi ki de yapmışım.

Zeka için inanılmaz önemli.

E tabi anne karnında başlıyor zekanın gelişimi biliyorsun.

Benim torunum türkü dinleyecek.

Kulağı açılsın da yırlasın.

Bebeğken bana hep türkü dinlettiler. Cin gibi kadın oldum maşallah.

Belli belli cin gibisiniz.

Hayata bakış açınızla insanlığı çarpıyorsunuz.

Ne dedin ne dedin?

Ben senin lakırtılarını anlamayayım.

Yüksekte anlatıyor ya duyulmuyor.

Duymayın zaten Kıymet Hanım. Size söylemiyorum Selma ile konuşuyorum.

Ne diyordum kızım?

Yani bir nevi eğitim başlangıcı gibi düşünebilirsin.

Tabii çocuğunun basit zevkleri olsun istemiyorsan.

Eğitim ana karnında başlıymış. Bak bak bak.

Doğar doğmaz.

Karneverek bari.

Klasik müzik neyim? Hep acne bir adettir. Sonradan görme işler işte.

Yazık.

Sonradan mornadan. Gördük ama en sonunda Kıymet Hanım.

Hiç görmeyenleri izliyoruz şaşkınlıkla.

Saatler olsun.

Sağ ol.

İlaçını içmen lazım.

Biraz yorgun gözüküyorsun.

Dinlensen.

İyi olur aslında.

Biz karı kocaysak.

Başkanın dizine yatabilirim değil mi?

Daha önce dediğinizine yatmışımdır herhalde.

Yanlış mıyım?

Travmatik olayları hatırlamaması iyi olacaktır. Stresten uzak durması

gerekir. Siz iyi anlılara odaklanın.

Yok. Ne yanlışı?

Sana bir şey soracağım.

Ne?

Banyodayken, bir şurada göğsümün üstünde bir de

kolumda yara izleri vardı. Onları gördüm.

Onlar neden oldu sen biliyorsundur.

Anlatsana bana.

Buradaki tefeciler yüzünden.

Tefeciler mi?

Peki kolunda kim?

Yaklaşma dedim, vururum!

Dediğin hiçbir şeyi yapmayacağım.

Vur o zaman!

Dur!

Ne hareketli hayatın varmış.

Tefeciler falan.

Bak şimdi devamını da merak ettim.

Ne oldu kadına?

Tamam.

Anlatacağım.

Hani ben...

Hayatlarımızın bir viraja girdiği günden bahsetmiştim ya.

Hı?

İşte sen o gün Yeşilpınar ağasında...

...bir intikam için gelmiştin.

Yanlış anlaşılmalar, yalanlar yüzünden aileme işkence ettin.

Sen benim canımı çok yaktın Halil.

Bardağı taşıran son damla da beni çiftlikten kovman oldu.

Ben de seni vurmak için çıktım karşına. Aslında amacım o değildi ama

o yaranın sebebi de bu.

Sonra biz birbirimizin hayatını değiştirmeye başladık.

Her gün ufak ufak bir parça daha.

Sonra da kaçınılmaz son.. Aşık olduk..

Beni canlı canlı mezara gömdüler Ali.

Sana o zaman bile dişinle, tırnağınla çabalayarak kurtardım beni.

Ben de senin için elimden gelen ne varsa yapacağım.

Hiç bırakmayacağım seni.

Hiçbir şey hatırlamadığın o karanlıktan çıkaracağım.

Sağol.

Saat kaç oldu uyumuşuz böyle?

Günaydın karım.

Günaydın.

Ben her gün bu manzaraya bakarak mı uyanıyorum?

Ne manzarası?

Masmavi gözlerin.

Şu güzel yüzün.

İlk gördüğüm şey bu malı ya.

Eğer öyleyse ben dünyanın en şanslı adamıyım.

Kıymetini biliyor muydum bari?

Ben belimi yüzümü yıkayayım.

Gözünüz aydın Gözde Hanım.

Kaçakların yerini buldum.

Konum yolla hemen.

Uyanın küçük kuşlar.

Gözde Hanım sizi okumaya geliyor.

Biraz rahatınız kaçacak.

Kayınvaliden yok ortalıklarda. Kahvaltıyı da ayağına beklemiyor

inşallah. Bilmem. O hep erken kalkar aslında.

Hazırlanıyordur. Gelir şimdi.

Selma Allah aşkına yani.

Dümdüz giyiniyor.

Yeni hazırlanacak o alelade kıyafetinin.

Günaydın.

Sen şuraya geçiver dünür.

Göz koyduğun yer benim yerim.

Eren nerede?

Kahvaltı yapmayacak mı?

Eren'in toplantısı varmış anneciğim. Erkenden çıktı.

Aferin. Sorumluluğunun bilincinde.

Baba olmak sorumluluk ister tabii.

Sana soru çıktı.

Halimde bavulurla kazandan aklımda çıktı.

Çocuğun hayatını şimdiden güvenceye almak lazım değil mi?

İlk işiniz ev almak olsun.

Bunun daha özel hastanede doğumu var.

Özel okulu var.

Üniversite fonu var.

Bir çocuk gezmek isteyecek haklı olarak. En iyisini giymek isteyecek.

Hayat pahalı.

Şimdiden birikim yapmak gerekiyor tabii.

Evet. Haklısın anneciğim. Biz de elimizden geleni yapıyoruz zaten.

Hayır sağ olsun iyi maaş veriyor Eren'e. Bir eksiğimiz yok yani çok şükür.

Kızım sizin lüksünüz yok ki eksiğiniz olsun.

Her şey ortada.

Acaba diyorum Zeynep'le konuşsak. O da Halil'le konuşsa.

Eren'in maaşını biraz daha mı yapsalar?

Ağzını topla ağzını.

Sen önce o akıllarını kendine getir hanım.

Açlıktan karnı kurlar, başında nergis parlar.

Zengin iki pis zengin.

Şu gerdanımdakini görüyor musun?

Kim bilir kaç milyona dedi de ben söz niyetine takayım.

Bununla da kalsa neyse.

Kınalı Kaşıma halasından tam 200 milyon miras kaldı.

Kimsenin zammına falan ihtiyacımız yok çok şükür.

Ne oluyor? Bu nasıl kapı çalmak? Kimsiniz siz?

O kafadan kırık dayıyı arıyoruz. Nerede o?

Çok bağırmadan konuş.

Öyle birisi yok burada.

Hadi çıkın gidin buradan.

Ama bizim işimiz bu.

Nerede o? Söyle!

Sen mi? Sakin ol. Yunus!

Ne yapacağım?

Halil de yaralı.

Yunus! Biliyorum içeride! Çağır onu!

Yunus! Çık dışarı ihtiyar! Bak benim canımı sıkma!

Canımı sıkarsan senin canını sıkarım!

Çık gittim buradan! Çık!

Bizi mi vuracaksın?

Ablacığım o elindekini bırak.

Teteğe basamayacağını biliyoruz. Uğraştırma bizi.

Lan! Bir sonraki kurşunlu adresini şaşırmaz söyleyeyim. Defolun gidin

buradan. Yine geleceğiz. O zaman elimizden kimse alamayacak o günahı. Bas

git. Bas git.

Yaklaşma dedim vururum.

Dediğin hiçbir şeyi yapmayacağım.

Vur o zaman.

Vur!

Hatırladım seni.

Sonunda hatırladım.

Hatırladın Ali.

Çok şükür.

Sen...

Ömer Aslanlı'nın kızısın.

Benim düşmanım Ömer Aslanlı'nın kızı.

Halil yapma.

Ben senin asil sevdanım.

Aşık olduğum, uğruna türlü belaya girdiğin karınım ben senin.

Ben sana aşık olmuş olamam. Yalan söylüyorsun.

Zeynep'im ya ben.

Senin Zeynep'in Halil.

Soyadımı taşıyorum Ali.

Biz çok aşığız birbirimize.

Her şeyi anlatacağım sana söz veriyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.