All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 197. Bölüm Winds of Love Episode 197

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hayır.

Hayır. Olamaz. Hayır.

Doğru değil.

Doğru değil. Halil beni bırakmaz.

Halil bırakmaz.

Açacak. Açacak.

Açacak biliyorum. Açacak.

Açacak Halil ne olur.

Bırakma beni.

Ne olur.

Ali, neyse Ali.

Çekmiyor dur bir daha. Bir daha deneyeceğim.

Bir daha. Ali.

Doğru değil.

Ali.

Ali.

Ali. Ali.

Ali.

Zeynep yavrum sakin ol gel. Gel otuz yana sonra gülen biraz.

Oturmam durmam burada Halil'i bulacağım.

Bulacağım bulacağım Ömer'i. Halil!

Kendine gel senin.

Kendine gel. Böyle bir şey olmuş olamaz.

Yaşıyor.

Yaşıyor. Kalbi açıyor.

Hiçbir şey olmadı olmayacak.

Ben inanıyorum. Çok büyük bizim aşkımız.

O beni bırakmaz.

Vazgeçmez. Benden gitmez.

Açıl.

Allah'ım gitmem lazım.

Halil'e gitmem lazım.

Ne olur.

Belki de.

Ne?

Ne belki de?

Sakın.

Sakın o cümlenin devamını getireyim deme. Sakın o beni bırakmaz.

Bırakmaz o beni.

Gitmez o benden gitmez anne. Gitmez.

Gitmez. Gitmez.

Zeynep.

Gitmez yavrum.

Bırak beni bekliyor. Tamam beraber gideceğiz yavrum.

Anne beni bekle diyorum ya.

Beraber gideceğiz gel çocuğum. Gel güzel kızım gel. Gel yavrum. Gel anneciğim.

Gel bir tanem bırakmazsın.

Bırakmayacağım.

Gel anne.

Ailelerim, kalbim, abim, eşim.

Bu beni bekler. Bekler annem.

Bekler seni.

Bekler güzel kızım, gel.

Gitmez onlar, gitmez.

Bir biraz falan tamam da... ...işin içinde ölüm olunca... ...insan bir tuhaf

oluyor.

Ya senden?

Orası öyle tabii.

Allah rahmet eyle.

Ama yalan yok.

Bir yanım uvundu... ...öbür yanım senin için sevindi.

Hayırdır bu saatte? Ne konuşuyorsunuz hararetli hararetli?

Halam.

Rahmetli olmuş.

Başınız sağ olsun çok üzüldüm.

Allah rahmet eylesin.

Ne zaman defnedeceklermiş?

Rahmetli oğlu birkaç hafta oluyormuş zaten.

Bizim de aynı haberimiz oldu.

Çok görüşmüyorduk da.

Olmadı.

Üzüldüm en azından cenazeye giderdiniz.

Olmadı. Ne yapalım?

Muhtarı. Başka bir iş için aramasın bu.

Haberimiz olmayacaktı.

Muhtar miras için haber salıvermiş de deyiverdi.

Çoluğu çocuğu yok muydu?

Hiç evlenmedi Bibisi.

Bibi? Bibi.

Bizim orada halaya Bibi diyorlar. O yüzden anlamadım.

Telefon.

Bilinmeyen numara.

Muhtara numaranı bıraktıydım. Birbirinin avukatı istemiş. O dur aç.

Alo. İyi günler. Eren Bey'di değil mi?

Evet benim.

Ben halanızın avukatı Salih Arın. Halanızdan size yüklü bir miras kaldı

efendim. 200 milyon nakit. Bir de çok kıymetli olması muhtemel bir gerdanlık.

Nakdin tarafınıza ödenmesi bürokratik işlemler yüzünden biraz zaman alacak.

Ancak gerdanlığı yarın sabahtan gelip size teslim edeceğim.

Birazdan fotoğrafını size göndereceğim. Tamam.

Tamam. Teşekkürler.

Avukat. Ne diye? Ne kadar miras almış?

200 milyon TL nakit.

Artık öde gerdanlık.

300 milyon mu?

Alnına Gündoğdu desen evladım.

Bayağı çokmuş gerçekten.

He, avukat resmini açacaktı. Attı herhalde.

Gelmiş.

Çok güzelmiş gerçekten.

Saraydan çıkmazlar.

Şu güzelliğe, şu ihtişama bak.

Yavuz dilden, kem nazardan saklaya maşallah.

Zengin olduk oğlum, zengin olduk.

Eğer bu miras için gerçekse seni kraliçeler gibi yaşatacağım Selma.

Yavrumuzun da senin de bir dediğin iki olmayacak.

Oğlum. Niyet tutuldu değil mi?

Bu iş netleşmeden kimseye bir şey söylemeyelim olur mu? Aramızda kalsın.

Tamam.

Gel Sumi. Gel kızım.

Bir kapat.

Belir.

Filiz. Halil neredesin?

Seveceğim onu bulacağım.

Bulacağım anne bırak.

Tamam tamam gidiyoruz beraber.

Nereye gideceksin güzel kızım biraz sakinleş.

Anne bırakma o beni vazgeçmez bizden bırakma.

Geçmez benden.

Geçmez.

Yok. Yok Halil yok. Duyduklarım doğru olamaz.

Olamaz anne hissederdim ben.

Şu kalbim bunu hissederdi anne.

Doktora ara.

Yalvarırım. Yalvarırım bırak gidip bulayım Aris ne olursun.

Biraz sakinleş kendine gel.

Böyle gidemezsin bir yere beraber gider bakarız olur mu?

Gitmez.

Bırakmaz o beni gitmez.

Gitmez.

Gitmez anne gitmez.

Sakinleştiriciyi geldi biraz.

Doktoru söyleyin de bir tane sana yapsın.

İstemem.

Birinin ayakta kalıp bu aileye sahip çıkması lazım.

Her zaman öyle oldu.

Bundan sonra da öyle olacak.

Derhal, derhal İstanbul'dan arama kurtarma ekibi getirtiyorsun Şahin.

Halil'i denizde arama kurtarma çalışmalarına katılacaksın. Duydun mu

beni? Tamam Gözde Hanım.

Gerekirse helikopter kiralanacak.

Ekibi bir an evvel buraya getireceksin. Bunun için bütün imkanları

kullanabilirsin.

Sana bir şey olmayacak Halil.

Şimdi olmaz.

Seni kaybedemem.

Tam aramızdaki ayrı kodlarından kurtulduk derken.

Seni şimdi kaybedemem.

Halil.

Kardeşim.

Canımın yarısı.

Sen de bırakma beni.

Annemle babam gibi beni bırakıp gitme.

Halil sağ salim dönecek. Ben inanıyorum.

Ama seni böyle perişan mı görürsün? Hadi.

Büyütünden birazcık.

Aslandılar.

Yaktılar kencecik yeğenimin başını.

Her şeyin sebebi onlar.

Halil kim bilir hırsla nasıl kullanıyordu o arabayı.

Burada böyle oturmak içimden gelmiyor.

Ben de arama çalışmalarına katılacağım.

Karım size emanet.

Halil'e bir şey olursa ne yaparım ben?

Biterim.

Onunla olan her şey de Zeynep'in olur zaten.

Öyle bir şey olmayacak.

Halil sapasağlam geri dönecek.

Eğer Halil'i kaybedersen... ...bu konakla birlikte

o Zeyn'i bir de yakar kül ederim.

Canım ablam benim.

Sakinleştirici verilmeseydi nasıl zapt edecektik acaba?

Sabaha kadar uyur dedi doktor.

Belki uyanana kadar iyi haberler alır sanırım.

Yaşananlara ben bile inanamıyorum. O kadar zor ki.

Ablam nasıl dayansın?

Ah Zeynep, ah güzel kızım. Ben böyle olsun ister miydim hiç?

Hadi bırakalım da biraz uyusun. Biz de babaannene gidip bakalım.

Olanlardan asla haberin olmaması lazım Merve.

Hadi.

Hadi.

Kısmet işte. Nasipse seni bulayım işte. Sabahın

yanımızda kavrulacak kadar parayla uyandık. Gecesinde zengin uyuyacak.

Öyle.

Bizim uykumuz geldi.

Biz yatmaya gidelim.

Hayırdır? Kim bu saatte?

Hakan.

Alo Hakan.

Hayır olsun.

Hayır değil Eren.

Hayır değil.

Halil kaza yapmış arabayla.

Denize uçmuş.

Ne?

Ama çalışmalarına başlandı ama Halil hala oluş alamadı.

Eren kötü bir şey mi oldu?

Eren ben şimdi kaza yarını geçiyorum.

Sana da konum atacağım.

Görürüz kardeşim.

Tamam.

Hemen geliyorum.

Birazdan oradayım.

Eren ne oldu?

Çok kötü bir haber mi verdi?

Yüzünün rengi değişti.

Yok bir şey ya.

İş yerinden arıyorlar.

Şirkette bir şey çıkmış. Benim de gitmem lazım.

Gecenin köründe iş mi olur evladım?

Sabahla gidersin.

Yarına bırakılacak bir şey değil anne.

Aşkım sen de dinlen, uyu tamam mı? Ben geleceğim.

Tamam. Ama sen de çok yorma kendini.

İyi geceler.

Anne. Ne?

İşmiş değil.

Halil.

Kaza geçirmiş, arabası ile denize uçmuş.

Bulamamışlar hala.

Bak Selma sana emanet tamam mı?

Tamam. Ağzından bir şey kaçırma sakın bak.

Haber de izlemesin tamam mı?

Merak etme sen git hayırlı haberlerle dönersin inşallah.

İnşallah. Hadi.

Günaydın Maviş'im.

Günaydın.

Sen damadımı özledin de onun adını söyleyerek mi açtın o güzel maviş

gözlerini?

Sen her gün aynı çorbayı üstelik tuzsuz, bibersiz içer misin?

E içmezsin.

Sıkıntısız evlilik de işte aynı o çorbaya benzer yavrum, tatsız tuzsuz.

Hani evde kavgada olur, tartışmada olur ama tadında.

Siz barışırsınız.

Birbirinizi çok seviyorsunuz çünkü.

Her şeyin bir çaresi vardır çocuğum. Bir ölüme çare yoktur. Üzülme sakın sen.

Yani bir taraf inat eder ama öbür taraf aşağıdan alır.

Kocan eve mi gelmedi? Git, turp kolundan al getir.

Getireceğim babaanne.

Aferin. Bir gelsin ben de onun kulaklarını çekeceğim. Şu üç günlük

dünyada sabaha çıkmanın garantisi bile yok.

Kırmayın birbirinizi yavrum benim.

Hadi bakalım.

Halil.

Yardımcısın Halil.

Halil'den bir haber mi var acaba?

Allah'ım ne olur hayırlı bir haber olsun.

Abi anlamıyorum.

Sadece üstünden araba nasıl çıkartılır ya?

Hadi arabayı buldular.

Bunca saat bir iz dahi bulamazlar mı?

Belki de kurtulmuştur.

Olamaz mı?

O yüzden izini rastlamadılar.

Halil'den bir haber var mı?

Ne olur var deyin bana.

Bir şey söyleyin hadi.

Herkes seferber oldu Zeynep.

Koordineli bir şekilde birkaç ekip arıyor.

Araba bulundu ama... Ama halin yok.

Allah'ım kaç saat oldu neredesin Halil?

Dayanamıyorum ben artık yardım etmem.

Toparlanman lazım.

Halil bulunacak.

Havadan karadan bütün arama çalışmalarına devam ediliyor.

Tabii ya.

Beni bekliyor Halil.

Benim de orada olmam lazım. Ben de geleceğim sizinle aramaya. Hadi gidelim.

Sen hep bu iyi fikirdin. Sen kal.

Bence de.

İyi gözükmüyorsun zaten.

Biraz toparlan. Ben seni arayacağım söz.

Ben Halil yokken elim kolum bağlı durmak istemiyorum. Ben onsuz nefes alamıyorum

anlasanıza.

Belki benim orada olduğumu hisseder.

O zaman döner bana.

Ben de geleceğim sizinle.

Beraber gideceğiz bekleyin beni.

Kesin çok para edecek bu. Ben diyeyim milyon, sen de milyar. O kadar.

Bibisi çok zengindi.

Ucuz şey almaz.

Avukat bize bırakıp gitti bunu.

Ne edecek?

Yani bilmiyorum ki.

Eren'e haber mi versek acaba?

Ben bir arayayım onu.

Efendim canım.

Eren. Avukat alanın gerdanlığını bıraktı. Ne yapalım biz bunu?

Siz şimdilik güvenli bir yere saklayın. Ben gelince bakarız.

Tamam. Sen gelemedin hala.

Çok mu uzadı iş?

Evet. Ama çözmeye çalışıyoruz.

Gelince anlatırım ben sana.

Kızım. Ver hele. Ben de bir sesini duyacağım oğlumun.

Oğlum.

Oğlum.

Ne dersin?

Gelişmeneyim var mı?

Yok anne. Hiçbir şey yok.

Dört koldan arıyorlar.

Ama hiçbir iz yok elinden.

Anladım. Allah sevenlerine başlasın.

En tır zamanda hayırlı haberler.

Amin anne.

Hadi görüşürüz.

Kızım.

Neden hala?

Oraya konur mu aç?

Niye olmasın ki?

Mutfağa bakmak kimsenin aklına gelmez bence.

Ortalık yer. Ayak altı orası.

Ben odamdaki sandığın içine koyacağım. Ver.

Yok hayır. Orası hiç olmaz.

Bir hırsız girse ilk oraya bakar.

Doğru. Haklısın.

Nereye koyacağız peki?

Bilmiyorum ki.

Yani hırsızın bakmayacağı bir yer olması lazım.

Ama neresi?

İstanbul'dan gelen ekip sabaha kadar aralıksız çalıştı. Biz bulamadıkları

için denizde sürüklenmiş olabileceğini düşünerek arama alanını genişlettiler.

Gerekirse karşı kıyıya kadar arayacaklar Şahin.

Arayacaklar, bana Halil'i bulacaklar. Duydun mu? Bulmak zorundalar.

Beni her şeyden haberdar et Cahit.

Bir haber yok herhalde.

Yok.

Ama olacak.

Halil kurtulacak.

Geceden sabaha kadar... ...onca saat denizde kaldıysa...

Halil

'e bir şey olursa biterim.

Her şey biter. Ne yapacağım ben? Ne yapacağım?

Şimdi değil.

Sana kavuşmam bu kadar az kalmış kendine.

Arzu.

Zümrüt Hanım'ın kahvaltısı hazır mı? İlaçlarının vakti gecikiyor.

Oh be, ne güzel değil mi?

Yeğenimin başını yediniz, rahatı erdiniz.

Meydan size kaldı tabii.

Daha Halil'den haber bile gelmeden konakta hanımlık taslamaya başlıyorsun.

Ama ben niye şaşırıyorum ki?

Aslanlı kadı mısınız?

Yüzsüzler!

Buldum sanırım.

Hemen bulunur.

Ayakkabılar saklayık.

Yok canım.

Ayakkabılık olmaz.

Çok riskli.

Kirli sepet ne koyalım?

Unutup çamaşırlarla makinaya falan at için maazallah.

Doğru haklısın.

Ne yapsak?

Saksının içine gömek.

Buldum.

Aklıma çok güzel bir fikir geldi.

Orada kimse bulamaz.

Ay madem.

Sen oraya koyarsın. Benim düşünmekten çarhtım çıktı.

Biraz odama gidip yatacağım.

Tamam.

En başından beri tek derdin bu konaktı senin.

Sırf buradan ayrılmamak için kızını Halil'e yamadın.

Ondan sonra da evlilikleri bitmesin diye bin tane yalan söyledin. Oyun oynadın.

Son oyunun da bu vasiyet yalanıydı değil mi? Bu konağa dert edilen biri varsa ben

değilim o.

Sensin Songül.

Geldiğinden beri bu konağın hanımı olmak için elinden gelen her şeyi yaptın.

Bana kızlarıma dar ettin sen burayı.

Biz olmasak. Siz sokaklarda kalmıştınız be. Biz sahip çıktık size.

Bitiktiniz aslanlılar bitik.

Bu çiftlik.

İçinde yaşadığım bu konak aslanlıların.

Sen kimsin ne bize sahip çıkacaksın be?

Bu çiftlik, ev, eşyalar, mal mülk para mı sizin derdiniz?

Zeynep.

İyi değilsin kızım.

Gel. Evet değilim anne.

Hiç iyi değilim hem de.

İyi olmak için bir sebebim de yok benim.

Ne oldu?

Ne oldu? Neye bakıyorsunuz?

Rahatsız mı oldunuz?

Bu çiftliğin bir eşyasının kırılması canınızı mı acıtıyor sizin? Üzüyor mu

sizi?

Sen... Daha bitirmedim.

Buraya geldiğiniz ilk günden beri çiftlik, mal, mülk, para için

yapmadığınız kalmadı sizin.

Sırf kendinizi düşündünüz siz ya.

Biriniz biz ayrılalım diye canla başla çalıştı.

Öbürünüz ayrılmayalım diye türlü oyunlar çevirdi.

Neden peki?

Neden ya?

Ben size söyleyeyim.

Hepsi bu çiftlikte yaşayabilmek için.

Değil mi?

Halil yok.

Halil yok. Nerede bilmiyorum.

Belki de hiçbir zaman.

Hiçbir zaman gelmeyecek.

Dönemeyecek geri hiçbir zaman.

Ama siz hala bu çiftliği konuşuyorsunuz. Derdinizi hala paylaşamadınız. Şu

çiftlik ya.

Neden ya?

Biz Halil'le burayı bir yuva haline getirmeye çalışırken, buraya hep yuva

derken siz neden burayı sadece çocuklarınızın yuvası olarak

göremediniz?

Neden hep daha fazlasını istediniz siz?

Ama artık bitti.

Ben şimdi gideceğim.

Gidip Halil'i getireceğim.

Ve şu saatten sonra bu çiftlikte hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bizim hakkımızda, bizim dışımızda kimseye söz söyleme hakkı tanımayacağım.

Bu da benim sözüm olsun.

Yalvarırım. Yalvarırım beni sensiz bırakma.

Allah'ım ne olur onu bana bağışla ne olur.

Hani senin hep inatçı derdin ya bana.

Öyleyim.

Seni bulana kadar pes etmeyeceğim.

Bu yüzüke ait olduğu parmağım.

Sen de çiftliğe, evimize geri döneceksin.

Bulacağım seni.

Zeynep ben bir süre Selmalarda kalayım diyorum.

Çiftlikten özellikle de senden ayrı kalmak belli ki sana iyi gelecek.

Çok iyi düşündün.

Tamam komiserim götüreceğim.

Teşhis için mi?

Ne bu aynı sizin?

Bir şey olmuş.

Halil'den bir haber mi var?

Hakan bir şey söyle ne oldu?

Kesin bir şey yok Zeynep şu an.

Sadece.

Sadece ne Hakan söyle.

Ne oldu bir şey mi oldu Halil'e söyle.

Ne oldu?

Ne oldu ona?

Sahide vurmuşum cansız, beden bulmuşlar.

Nasıl? Nasıl?

Zeynep, Zeynep.

Zeynep.

Ne oldu?

Gitmemiz lazım Teyit için.

Olmaz. Olmaz, ölmüş olamaz, ölmez.

Yalnız bırakmaz beni gitmez vazgeçmez bizden olmaz. Bırakmaz beni bırakıp

gitmez.

İşte bu.

Arkalarda duran bir mercimek kavanozunda... ...kimse gerdanlık aramaz

herhalde.

Ay!

Tutubet kokmuş bu.

Neyse. Daha iyi.

Açan hemen kapatır işte.

Çok güzel oldu.

Severdik biz.

Dalga sesini, delisin kokusunu.

Şimdi ise beni korkutuyor Halil.

Her bir adım bin yıl gibi ağır.

Ya sensin?

Ya bırakıp gittiysem mi?

Bana kuvvet ver Allah.

Dayanma gücü var.

Orada yatan benim canımsa ben ne yapıyorum? Nasıl yaşarım ben olsun?

Kimliğinizi alabilir miyim?

Teşekkürler.

Hazır mısınız?

Allahım Halil olmasın.

Yalvarırım sana o olmasın. Onu bana bağışla.

Şükür o değilmiş.

Allah sevdiklerine sabır versin.

Halil, evlat.

Halil, evlat.

Hadi be aslanım.

Üzme bu yaşlı Yunus'u.

Hadi topla kendini.

Hadi aslanım. Hadi aslanım.

İşte bu be.

Helal olsun sana.

Çok şükür. Çok şükür.

Korkuttun beni.

Çok korkuttun evlat.

Üşüdün tabii.

Kendine geldin ya. Bundan sonrası daha kolay.

Derin derin nefes al. Derin derin nefes al.

Bak daha alacak nefesin varmış ki. Yüce Rabbim seni sevdiklerine bağışladı.

Ya oysa teyze?

Ya benim kardeşimse sahilde cansız yatan?

Gürah'cığım.

Yalvarırım yapma.

Bak Halil değildir o. Göreceksin.

Olmamalı. Yoksa ben hangi birine yanarım?

Aslan gibi yeğenime mi?

Yoksa ellerimden kayıp giden talime mi?

Zeynep'le Tülay'ın yeniden her şeye sahip olduğunu görmektense...

Ölmeyi yeğlerim.

Halil'e kardeşim.

Gülhan'cığım tamam bak.

Halil'e hiçbir şey olmayacak tamam mı?

Sağ salim şu kapıdan geleceğim.

Çok bekledim ben onu.

Hep ümit ettim.

Hak ettiğimi yaşayamadan, ona kavuşmadan gidemezsin.

Tekin. Ulaşabildin mi? O değilmiş değil mi?

Halil değil mi?

Allah'ım sen onu bana bağışladın.

Allah rahmetlerini sevenlerine sabır versin.

Ama... Halil... İyi mi? Haber yok ki daha ondan.

Herhangi bir bilgi yok kardeşime dair.

Allah'ım...

Sen benim kardeşim yokluğuyla sınama yarabbim.

Gülhan.

Sana ne demiştim?

Halil değildir dedim değil mi? Şimdi de söylüyorum.

Halil geri dönecek. Ona hiçbir şey olmayacak.

Gülhan'cığım.

Songül teyze doğru söylüyor.

Hiçbir şey olmayacak Halil'e.

Ağlamaktan gözlerin kan toplamış.

Hayır.

Kardeşimin iyi olup olmadığını bilmeden bana uyku yok.

Zeynep.

Biz Eren'le arama kurtarma çalışmanın olduğu yere gidelim.

Sen de uygun bir yerde dinlen olur mu?

Hem gideceğimiz yer yakın zaten.

Evet Zeynep.

Sen biraz dinlen burada.

Sonra gelirsin yanımıza tamam mı?

Siz gidin.

Ben Halil'i bekleyeceğim.

Olabilir aslında.

Orada arama yengamesine girmektense... ...burada kalsın daha iyi.

Doğru söylüyorsun.

Hem yakınız zaten.

Arada da gelir kontrol ederiz.

Hadi. Ben geldim Ali.

Senin yokluğunda kalbim... ...bedenim... ...her zerrem öyle acıyor

ki.

Her beni bu açtı.

Dön bana sevdiğim.

Bakma ihtiyar olduğun. Eve gelen doktor işinin ehlidir.

İyi de dostumdur.

Yoksa sana emanet etmezdim.

Ah be evlat.

Başımın üstünde yerin var ama seni merak edenler kim bilir ne haldedir şimdi.

Birilerine ulaşıp haber etmek gerek.

Dur bakalım çalışıyor mu?

Fert olmuş bu.

Ne bi... Kimlik ne bir kart. Hiçbir şey kalmamış ki bunun içinde.

Dağılıp gitmiş.

Demek sevdasına düştüğün, dinlemeye karar verip gönlünü açtığın kızımız bu.

Onca suya, onca dalgaya rağmen o da bırakmamış seni gördün mü?

Bu güzel kızımızı bulmamız lazım evlat.

Aman olsun.

Önce şu ilaçlarını alalım.

Gönlünün şifasına da sonra bakarız.

Bu vasiyet oyununu kurman hiç iyi olmadı anne.

Ben senin niyetini anlayabiliyorum.

Ablamla eniştem boşanmasın diye yapsın.

Yoksa o Songül cadısı gibi boşanmalarını istemedin ya.

Gel de bunu ablana anlat.

Çok kırıldım Merve çok.

Baksana dünden razıymış beni çiftlikten göndermeye.

Ya tamam.

Kızgın sana.

Haksız da diyemem ama.

Ne olursa olsun kulaktan gitmene müsaade etmemeliydi.

Anne. Ya ben sen olmadan bu kulakta duramam.

Hele o Songül cadısıyla hiç başa çıkamam. Ben de geleyim mi seninle?

Olmaz Merve olmaz.

Sen de gelirsen meydanı iyice ona bırakmış oluruz.

Hayırlısıyla Halil'den güzel bir haber alalım. Sen bu çiftlikte benim gözüm

kulağım olacaksın.

Tamam mı?

Hem... Ablanı da sakın yalnız bırakma. Sar sarmala onu güzel kızım.

Bu aralar çok ihtiyaç var buna.

Haklısın. Hele beyin istem sağ salim dönsün de.

İnşallah.

Halil bulunursa...

Zeynep bunu sevinciyle affeder belki beni.

Selma'ya da bir şey belli etmemem gerekiyor. Çok kritik hamileliğe

üzülmemesi lazım.

Ay evet.

Bir de öyle bir durum vardı.

Merve.

Bak babaannem de sana emanet. Bak bu çatı altındaki herkes bize düşman. Ona

göre hareket et tamam mı?

Kimsenin babaannenin aklını bulandırmasına izin verme tamam mı güzel

kızım?

Tamam. Tamam sen merak etme.

Hatta ben şimdi gideyim bakayım babaanneme.

İyi hadi bakalım.

Ne oldu ne söylemiyorsun?

Ne işin var senin burada?

Arzu Selmalara gitmek için toparlandığını söyleyince hiç şaşırmadım

biliyor musun?

Sonunda layığını buldun.

Hani bana demiştin ya.

Kendi yeğenlerin bile seni istemiyor diye.

Bak.

Kendi kızın da seni istemiyor Tülay.

Seninle uğraşacak.

Ne halim var ne de vaktim son gül.

Hadi git de ait olduğun yere müştemilatına.

Bence de uğraşma.

Yoksa böyle belanı bulursun Tülay.

Bari gittiğin yerde usludur da oradan da kovulma.

Zeynep'in de yanına gelmesi yakındır çünkü.

Sonra ana kız sokaklara düşmeyin.

Yeğenin sağ mı değil mi belli değilken bile aklını bunlara yoruyorsun ya.

Tam senlik hareket sokuyor.

Niye gelip sarmalamıyorsun beni?

Neden dinlemedin beni?

Dinleseydin, anlatmama izin verseydin ben de senin gitmene izin vermezdim.

O zaman kaybetmezdim seni.

Böyle beklemezdim burada.

Bazen öyle fevri, öyle inatçı oluyorsun ki.

Bana söylüyorsun ama inat olan sensiniz.

Keçi olan sensin Halil Fırat.

Hiç bakma bana öyle.

Ben biliyorum senin ne söyleyeceğim.

Bekleme burada boşuna eve git diyeceksin.

Üşütürsün hasta olursun yapma diyeceksin.

Her zaman olduğu gibi yine kendinden önce evvela beni düşüneceksin.

Ne olursa olsun hep beni düşüneceksin.

Ama ben senin asil sevdanım yani.

Sözünü dinlemeyeceğimi biliyorsun değil mi?

Seni bu hırçın denizlere bırakmayacağım.

Seni almadan o çiftliğe tek adım asmayacağımı biliyorsun.

Senden vazgeçmeyeceğimi biliyorsun değil mi Ali?

Ne olur sen de vazgeçme.

Madem inatçısın, madem kendinden önce beni düşünüyorsun o zaman inat et şimdi.

Benim için, bizim için inat et ne olur.

Bir sen vazgeçmek öyle kolay mı?

Hikayemizi yarım bırakmak kolay mı öyle?

Nereye gidiyorsun Halil?

Dönmeyecek misin yoksa?

Halil neden?

Neden bütün bunlar bizim başımıza geliyor?

Belki de bizim hikayemiz en başından yanlış yazıldığı içindir.

Biz birbirimizi tamamlamaya çalıştıkça eksik bıraktık Ceylin.

Versene yeniden başlarız.

Sen yeter ki dön.

Hop hop.

Yunus Efendi.

Ayıp oluyor ama. Böyle sabahsız selamsız geçip gidiyorsun.

Allah'ın selamını sizin gibiler için ziyan edemem.

Çinkinin yolundan da gideyim. Bekle dayı.

Gel seninle anlaşalım. Madem haz etmiyorsun bizden. Saç şu kulübeni

kurtul bizden. Söz. Bir daha yüzümüzü bile görmeyeceksin.

Sen sağa biz selamet dayı.

Daha önce de söyledim.

Benim satılık bir şeyim yok.

İlla uğraştıracağım diyorsun yani.

Herkes salak, bir sen mi akıllısın dayı?

Herkes kuzu kuzu sattı malını mülkünü. Sen de satacaksın dayı. Derdin ne senin

ya? Ne istiyorsun onu söyle.

Ben başkalarına benzemem.

İstediğim bir şey de yok.

Kulübem satılık değil, o kadar.

Bizim kitabımızda hayır cevabına yer yok dayı bilesin.

Uğraşmaya niyetin varsa söyle.

Biz de farklı yöntemlerle aklını başına getiririz.

Dönmezsen olmaz.

Sen olmasan güneş bir daha doğmaz.

Bahar gelmez, çiçekler açmaz.

Ben nasıl yaşıyorum?

Nasıl nefes alırım sensizlik?

Benim ruhumda, kalbimde sana öğretim.

Bak buradayım ben.

Burada seni bekliyorum, yalvarırım gel.

Kızım.

Burada tek başına ne yapıyorsun?

Sen, sen osun.

Halil'in eşi.

Evet ben Halil'in eşiyim de... ...siz kimsiniz, nereden tanıyorsunuz onu? Ben

garibam bir Yunus'um kızım.

Seni gökte ararken yerde buldum.

İstersen seni Halil'e götüreyim he?

Ben yine hayalimi görüyorum.

Siz...

Siz gerçeksiniz.

Sahi mi diyorsunuz? Halil'e mi götüreceksiniz beni?

Hadi gidelim.

İyi şükürler olsun.

Ben biliyordum onun yaşadığını, beni bırakmayacağını biliyordum.

Nerede o iyi mi?

Hadi gidelim kendi gözlerinle göre.

Hadi.

Herhalde bir şey de zahmetsiz olsun.

Bitmiş. Doldurmak yana bize düş.

Ana.

Mercimeklerin ahı gitmiş vahı kalmış da göre neden yok.

Ay.

Yaşardı kokuyu.

Benim gelin eli belinde kadın olacak da ben de göreceğim nerede.

Bizimki ipini süreyip geziyor.

Alo, kumru kuşum ne diyorsun?

Ne çabuk olsaydın da hasretime dayanamadım kız?

İlahi kıymet hanımcığım. Son gelişmeleri haber vereyim dedim.

Anlat. Neymiş?

Ya Umut'u buldum bulmasına da... ...bu sefer öyle hemen ikna olacak gibi

durmuyor.

Kahve bitmiş.

Sen bu işi halledersin kumru kuşum. Ne demişler?

Yuvayı dişi kuş yapar. Belki Umut Bey'i ikna edeceksin. Yuvanı İstanbul'da

kuracaksın. Belli mi olur?

Hadi kal sağlıcakla.

Ben de konuştum teyzemle.

İnşallah her kırıklığıyla geri dönmez.

İnşallah. Kızım madem doldurdun. Ece izinle bir kayfa yap da içek.

Öpüyorum hemen.

Eh başı taşa, taşı başa vurdum ama sonunda kumru kuşundan kurtulacağım.

Eh zenginlik artık, bilezikler düğün hediye olsun derim.

Yok!

Kavanoz yok!

Kızım ne yapıyordun anayını içeride öyle?

Ayazak dolabındaki mercimek kavanozu yok. Sen gördün mü kıymet anne?

He gördüm. Yaşar dolmuştu, çırpattım.

Çıkarayım hemen çöpten.

Yattı.

Milyonluk yaratanlık yattı.

Yattı. Ama bu çöp yok.

Bana onu sokaktaki çöpe attın.

Çöp toplama saati de geldi.

Biz nasıl söyleyeceğiz eline bunu?

Çok şükür.

Ben umudumu kaybetmek üzereydim ama siz beni buldunuz. Halil yanımda iyi dediniz

ya. Dünyaları verdiniz bana.

Bizler elçiyiz kızım.

Ne mutlu ki Rabbim beni böyle hayırlı bir haber vermeye elçik durmuş.

Ama o iyi değil mi? Yani benden sakladığınız bir şey yok.

Merak etme.

İyi, iyi.

Doktor bir arkadaşım var.

İhtiyardır ama iyidir.

Tabii ben başına ne geldi, peşinde birileri var mı bilmediğim için...

...temkinli davranıp arkadaşımı eve getirdim.

Muayene etti güzelce. Bir sıkıntı görmedi.

Biraz sarsılmış tabii. Ama iyi maşallah.

Çok şükür.

Ama sen istersen yine de bir hastaneye götürüp... ...göstertirsin kızım.

Ben bir göreyim de sonra ne gerekiyorsa yaparım.

İşte. Benim fakirhane burası.

Allah'ım çok şükür. Bu sefer hayal değil biliyordum gerçekten yanımdasın işte.

Ne olursa olsun beni bırakıp gitmeyeceğini biliyordum ben.

Ben seni bir daha asla bırakmayacağım.

Her şeyi anlatacağım sana.

Beni dinleyene kadar asla yanından gitmeyeceğim ben.

Ben seni tanımıyorum.

Kimsin sen?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.