All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 192. Bölüm Winds of Love Episode 192

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Baba mı dedi?

Yok artık.

Baba derken?

Ufaklık gel biz seninle bir...

Neler

oluyor?

Baba dedi sana.

Baba bu yapma beni bu yapma.

Ay korktu çocuk üstüne varma ya.

Üstüne varmayalım tabii ki ama birkaç soru sormaktan da zarar

gelmez.

Şimdi sırası değil sorunun gözden.

Ufaklık.

Sen... Tamam, tamam.

Vallahi bayıldı. Ben

size söyledim. Korktu çocuk dedim.

Tamam babaanneciğim. Sakin olun.

Tamam. Kontrolüm altında durun.

Hayır yani çocuk da olsa elini kolunu sallayan nasıl eve girebiliyor?

Eve nasıl girdi bilmiyorum ama ben kardeşimi tanıyorsam

çocukla en ufak bir alakası yoktur.

Üstü başı dökülüyordu.

Belki de sığınmaya geldi. Burayı buldu işte.

Belki olabilir.

Ama bir bağ olsun ya da olmasın.

Ben Halil'i tanırım.

...bunu ortada bırakmaz.

Her şey yoluna girmişken olacak şey mi bu?

Nereden çıktı bu çocuk anlamadım ki.

Anne.

Eniştemin çocuğu olabilir mi?

Saçmalama Merve.

Halil asla yapmaz böyle bir şey.

Hayatım ne olduysa oldu.

Umut Bey hayatımıza benim hatam yüzünden girdi. O yüzden böyle düşünüyorsun.

Yani aslında... Evet.

Ailecek elimizden geleni yaptık.

O ne yaptı?

Hapse girebileceğini bile bile rol yaptı. Oyun oynadı.

Seni bile isteye yüzdü.

Benim böyle bir adamın içim olmaz.

Bir tanem.

Lütfen. Bak, kalbini kırmak istemiyorum.

İtiraz etme.

Mevzu kapandı.

Hani Halil işinde gücündeydi? Hani kimse girmemişti hayatına? Şimdi bir de bu

çocuk meselesi çıktı.

Bir yanlışlık var o işte Gözdeciğim. Halil'in çocuğu falan yok.

Ya öyle bir şey olsa ben bilirdim herhalde.

Ben sana niye inanıyorum Songül teyze? Yine neyin peşindesin sen?

Neyin peşinde olabilirim ben Gözde?

Beni düşürdüğün şu duruma bakar mısın? Senin yüzünden ben bu kümeste yaşamaya

mahkum oldum.

Sen eğer verdiğin sözü tutsaydın şu anda Halil'le o Zeynep denen kız değil

ben evli olurdum. Sen de rahatına bakardın. Sen tutmadığın sözlerin

cezasını çekiyorsun.

Şuraları da bir topla.

Bir cam pencere aç.

Çürüyeceksin burada bu rutubet kokusunda.

Kaç saat oldu ben seni çağıralım. Neredesin Arzu?

İşim vardı.

Şuraları bir toparla.

Eşyalarımı da dolaba yerleştir. Ama öncesinde dolabın tozunu alacaksın.

Sağır mısın? Duymuyor musun beni?

Halil Bey'in kesin emri var.

Buranın işleriyle ilgilenmeyeceğim.

Bir daha beni çağırmayın. Yoksa işimden olurum.

Sakin ol Songül.

Belli ki bundan sonra dağıttığın şeyleri kendin toplayacaksın.

Halil uyanmadı hala.

Kalabalıktan korktu, bayıldı dedik ama pek iyi de gözükmüyor çocuk. Bir doktor

mu arasak?

Arayayım hemen.

Baba, babacığım.

Canım.

Duyuyor musun beni?

İyi misin? Hasta mısın? Bir yerin acıyor mu?

Hayır hayır hayır.

Şimdi dinlenmen gerekiyor. Olmaz.

Aç mısın peki?

Ben hemen yiyecek bir şeyler hazırlayayım.

Zeynep.

Telaştan konuşamadık.

Ben çocuğu tanımıyorum.

Hastane bahçesinde cüzdanımı bulup getirmiş.

Orada gördüm.

Ondan sonra da peşime takıldı herhalde.

Yoksa... Açıklama yapmana gerek yok.

Ben güveniyorum sana.

Halil'in çocuğu değilmiş gerçekten.

Kendimden ne kadar eminsem senden de o kadar eminim ben.

Eğer bir çocuğun olsaydı bile onu böyle bırakmazdın. Biliyorum.

Ne olsun?

Yine de seni merakta bırakmama dedim.

Gerçi... ...hiç fırsatımız da olmadı o engelmede ama.

Evcilik oyunu oynasalar da... ...gerçek karı koca olmasalar da aralarındaki

elektrik çok fena.

Şimdi bu çocuk bunları daha da yakınlaştırır.

Bir şekilde durdurmam lazım bunu.

Gel.

Halil.

Ben çocuk nasıl oldu diye merak edip bakmaya gelmiştim.

Kendine geldi uyandı.

Acıkmış biraz.

Zeynep ablası da ona yemek hazırlayacak.

İyi görünüyor. Çok sevindim.

Bu arada bu süreçte psikolog olarak elimden ne gelirse yapmaya

hazırım.

Niye bu kadından bu kadar rahatsız oluyorum ben?

Olur tabii ama şimdi değil.

Yorgun, dinlenmesi lazım.

Sonra.

Tabii. Bir şeye ihtiyaç olursa haber edersin.

Eksik ol.

Bay bay.

Ben küçük beye yiyecek bir şeyler hazırlayayım. Yardım edeyim sana.

Babacığım gitme.

Halil. Çok korkuyor, tedirgin hala.

Yalnız bırakmayalım.

Yat bakalım ufaklık.

Aferin sana.

Aşkım. Ne arıyorsun?

Vallahi bilmiyorum ki.

Böyle damağımı yoklayan bir şey var ama.

Ne?

Peki.

Nasıl bir tat?

Tarif et bana.

Ne olduğunu bilelim ben hemen alayım.

Ama düşünürken ayakta durma. Gel otur.

Vallahi işin zor Eren.

Çünkü nasıl bir şeyse değil mi bilmiyorum.

Tamam.

Sakin sakin düşünelim şimdi.

Bana söyle bakalım.

Canın tam olarak ne çekiyor?

Tatlı bir şey mi?

Tuzlu mu?

Ekşi mi?

He. Meyve de olabilir.

Sebze mi yoksa?

Hamur işi?

Meyve gibi galiba.

Tamam.

Bekle. Dur o zaman.

Neren dur dur.

Hemen dolabı boşaltma.

Emin değilim.

Meyve gibi ama daha tatlı bir şey.

Meyve değil galiba ya.

Tamam aşkım.

Dert değil.

Sen şimdi iyice bir düşün.

Ben beklerim.

Bulmamız lazım sonuçta.

İşaret.

Buraya nasıl geldin peki?

Zor olmalı.

Ayaklarımla.

Ayakların ne demek?

Zor olmuş olmalı.

Buraya neden geldiğini anlatmak istersen dinlerim seni.

Şimdi yorgunsun fazla zorlamayacağım.

Merak ettim ama bak.

Evet yemeğimiz geldi küçük adam. Gel bakalım.

Bölmüyorum sohbetinize değil mi?

Yok Zeynep ablası gel.

Islak mendil de getirdim. Küçük bebek yorgundur ellerini yıkamasın diye.

Ver bakalım ellerini.

Zeynep ablası biliyor musun? Bu yakışıklının adı Arda'ymış.

Arda. Çok güzel bir ismin varmış.

Peki Ardacığım, sen en çok hangi meyve suyunu seversin?

Ben Arda'nın neyi sevdiğini bilmediğim için kendimce bir şeyler hazırladım.

Ama eğer bunları beğenmezsen yenilerini hazırlarım sana olur mu?

Yalnız şimdi senin bunları beğenip beğenmediğini anlamam için biraz

yardımına ihtiyacım var.

Bak mesela ben en çok portakal suyunu seviyorum.

Sen de bir dene.

Sevmezsen onu ben içerim olur mu?

Portakal suyu.

Oh, afiyet olsun.

Nasıl, sevdin mi portakal suyunu?

Peki sen de için onu yemeğe de devam etmek ister misin?

Olur, isteyeyim.

Ablası biliyor musun?

Arda buraya ayaklarıyla gelmiş.

Öyle mi?

Ne güçlü ayakları varmış Arda'nın.

Nereden gelmiş peki?

Annemin yanında.

Annen nerede oturuyor peki?

Beyimiz pek detayları sevmiyor.

Belki de hatırlamıyordur.

Acaba bir polisten mi yardım istesek?

Tamam sakin polis yok.

Polis yok. Zeynep abla şaka yaptı. Yok polis yok şaka yaptım ben.

Şimdi sadece yemeğimizi yiyelim olur mu? Özür dilerim.

Hepsini bitirmek zorunda da değilsin. Yavaş yavaş yiyebilirsin.

Al bakalım.

Siz yemeğe devam edin. Ben geliyorum hemen.

Bunların hepsi bitecek.

Hakan.

Bizim yakışıklının adı Arda'ymış. Ben sana fotoğrafını çekip atacağım

birazdan.

Geçen hastane bahçesinde bana cüzdanımı getiren çocuk.

Seni etraflıca araştır.

Tamam. En ufak bir şeyde de beni bilgilendir.

Eyvallah.

Kapat.

Bu da değil herhalde.

Bir sürü şey yedim ya.

Bir tanem tamam.

İyi tarafından bak.

Şimdi en azından ne istemediğini biliyoruz.

Biz az sonra bulacağız ne istediğini. Merak etme.

Çocuklar bu ne hal böyle?

Araştırma yapıyoruz anne.

Selma'nın canı ne çekti onu bulmaya çalışıyoruz.

Ama bulamıyoruz bir türlü.

Bir sürü şey yedim. Hiç şey istemiyorum aslında.

Oğlum doğmada kaç ay var?

Böyle yedirilir mi patlayacak kız?

Anneciğim nasıl olacağız başka?

Var mı başka bir yolu?

Var elbet bir yolu.

Şimdi ben torunumla gelinim için bir fedakarlık edip...

Hepsinin tadına kendim bakıcım, kendim bulacağım.

Anne, hamile olan Selma.

Onun istediğini sen nasıl bileceksin ki?

Biliyorum ben.

Ben zaten çok şiştim yemekten. Siz yiyin.

Afiyet olsun. Gidip dinleneceğim biraz.

Aşkım bulsaydık ne istediğini.

İlk aşermende.

Aferin sana.

Afiyet olsun.

İstersen ikincisini de hazırlayabilirim.

Bak bir şey istiyorsa canım çekinmeden söyle.

Zeynep ablanla ben hemen hallederiz.

Gel.

Allah.

Çok tatlı maşallah.

Kim olduğunu bulabildiniz mi? Bir gelişme var mı?

Yani.

Henüz dişe dokunur bir şey yok ama olacak.

Ürkmesin diye çok üstüne de gitmiyoruz.

Ama Halil Erkan'la konuştu, araştırıyor. Belki bir şey çıkar.

İnşallah.

Hevesi de benimki büyüyünce giyer diye almıştım ama çocuğun daha çok ihtiyacı

var şu an.

Ablacığım. Yeğenimin kıyafetleri kalsın.

Biz Zeynep'le ona güzel şeyler alacağız.

Merak etme.

Çocuğun nasibiymiş artık.

Yazık, yavrucak böyle kalmasın. Onun daha çok ihtiyacı var şu an.

Bak Gülhan ablan senin için güzel kıyafetler getirmiş.

Yarın giyeriz olur mu?

Bugün çocuk bahanesiyle bir saniye birbirlerinin dibinden ayrılmadılar.

Hayır her şey bitti. Bir sokak çocuğumuz eksikti.

Zeynepciğim, kahve yaptım. Sana da koyayım mı? Birlikte içelim.

Ben içmeyeyim. Sana afiyet olsun.

Bu arada canım benim, seni çok takdir ediyorum.

Gerçekten hiç yerinde olmak istemezdim.

Yani sonuçta kocana baba diyen bir çocuk çıktı ortaya.

Ben senin kadar sakin kalıp kabullenemezdim.

İyi de ortada kabullenilmesi gereken bir şey yok ki zaten.

Halil çocukla bir alakası olmadığını söyledi sonuçta.

Bak, ben Halil'i çok iyi tanırım. Halil çok

ketumdur.

Ama yani ben niye anlatıyorum ki? Yani senin için

sorun yok sanırım.

Halil çocukla bir alakam yok dediyse doğrudur.

Onun sözü yeter bana. Bir kanıta ihtiyacım yok benim.

Ama dediğin gibi çocuk eğer Halil'in olsaydı da sorun etmezdim ben.

Kendi çocuğummuş gibi bağrıma basardım.

Neticede onun olan benimdir.

Tekrardan afiyet olsun sana. İyi akşamlar. Sağ ol. Teşekkür ederim. Canım

benim.

Nasıl bir iradedir bu ya?

Nasıl bir iradedir?

Onun çocuğu benim çocuğumdur ya.

Ah Gözde ah!

Bir bu eksikti.

Bu eksikti gibi gerçekten bir bu eksikti.

Kolumunu bastırın elinize ben toparım burayı.

Şu eve gelen çocuk mendil satıcısıymış.

Bahçede Hakan abiden kaçarken düşmüş.

Yazık.

Uyanmasın diye kıpırdayamadım.

Üstünü de değiştiremedim.

Hemen uyudu.

İyi yanmışsın.

Ne güzel uyuyor işte.

Ben kalkayım çocuğu yatıralım. Sen de yerine geç.

Hayır hayır.

Dur rahatsız etmeyelim hiç.

Belli ki senin yanında huzurlu.

Keyfini de bozmayalım hiç. Siz birlikte uyuyun. Ben kanipede yatarım canım.

Ama böyle rahat uyuyamazsınız.

Dur.

Baba.

İyi ki sen.

Hadi.

Buldum. Eren.

Eren hadi kalk.

Buldum.

Aşkım ne oldu iyi misin?

İyiyim korkma bir şeyim yok.

Bir dakika bir dakika.

Yoksa sen.

Sen doğum mu yapıyorsun?

Aşkım hiç hazırlıklı değiliz biz.

Eren saçmalama ne doğumu.

Daha doğuma çok var.

Ne diyorum ben ya.

Doğru.

Doğuma çok var.

Beni uykudan uyandırdın ne hale geldin.

Ben zaten uyumuyordum ki.

Bütün gece tavana baktım durdum.

İlk kez anne baba oluyoruz biz.

Karım bir şey istedi.

Ben de istediği şeyi bulamadım.

İçime dert oldu.

Ben de tam bunun için uyandırmıştım seni zaten.

Canımın ne istediğini buldum.

Neymiş?

Vişne.

Canım vişne istiyor.

Ama mevsimi değil.

Mevsimi olmasan olur aşkım.

Ben sana şimdi bulurum. Bekle.

İnternette hamile marketi yazınca çıkıyordur.

Hemen alıp gelirim.

Canım kocam.

Sen dünyanın en iyi babası olacaksın.

Ama önce kahvaltı yapacaksın.

Bunu da aşeriyorum.

Uzat bakalım kolunu.

Aferin diyelim de.

Yap bakayım bana şimdi.

Gelebilir miyim artık?

Gelebilirsin biz hazırız.

Ooo Arda Bey. Pek yakışıklı görünüyorsunuz.

O zaman şu güzel saçları bir tarayalım. Sonra da kuruturuz olur mu?

Yalnız baştan hatırlatayım.

Saça şekil verme işi bende.

Değil mi Arda?

Çak bakalım.

Şuraya bak resmen aile gibi oldular.

Bu velet sandığımdan da büyük bir tehlike.

Gel bakalım şöyle otur sen.

Alo Hakan.

Sen şimdi buradaki resimlere bak. Ben sonra bunu sana okuyacağım olur mu?

Tamam bak bunun için elinden geleni yap.

Tamam. Hadi kolay gelsin. Kapatın.

Hakan emniyetle konuşmuş.

Arda ile ilgili bir kayıp ihbar yokmuş.

İnsan çocuğunu aramaz mı hiç?

Nasıl da masum.

El kadar çocuk öyle ortada bırakılır mı?

Kahretsin kimse aramıyor veledi.

Halil'le Zeynep'i mıknatıs gibi birbirine çekiyor.

Bu velet defolup gitmezse... ...Halil'i anca rüyamda görürüm.

Ne olacak ona?

Ailesini bulacağız.

Melevki bulamadık diyelim. Onu sahipsiz bırakacak değiliz.

Sonrasında gerekeni yapacağız.

Sen merak etme.

Sen diyorsan muhakkak yaparsın. Hiç şüphem yok.

Evet. Hadi saçları kurutalım artık.

Hadi bakalım yakışıklı.

Hoppala. Önce bir kurutalım.

Şimdi beni çok iyi dinle Şahin.

Sana fotoğrafını attığım çocuk nelerini kimse bilmiyor. Aniden konağa gelip

Halil'e baba dedi.

Bu çocuk mendil satıcısıymış. Bu çocuğu kim çalıştırıyor bul ve gelip almasını

söyle.

Sana açık çek Şahin.

Bütün imkanlarını kullan.

Çocukla ilgili başka bilgi var mı?

Halil'le ilk defa hastanede karşılaşmışlar. Adı da Arda. Bu kadar.

Tamamdır bu kadar yeterli.

Çocuğu kim çalıştırıyormuş? Araştırıp bulacağım.

Sizi bir an bile yalnız bırakmayacağım.

Bir şekilde aralarına girmeliyim.

Günaydın prenses.

Günaydın da biraz erken olmadı mı bu buluşma?

Çağırınca apar topar hazırlandım geldim.

Aslında ben sabah ezanında geldim.

Ama biraz uyuyun dinlenin diye geç haber verdim size.

Sabah ezanında?

Beklemek biraz zor oldu.

Elim telefona kaç kez gitti ama tuttum kendimi.

Özge biraz daha beklesin demiş.

Anlamadım.

İyi ki aradın diyorum.

Siz ne yaptınız konuşabildiniz mi?

Ben hemen evlenmek istiyorum Kumru Hanım.

Evimin kadını çocuklarımın annesi olduğunu istiyorum.

Bahçeli pembe panjurlu saadet yuvamızda. İki cihan saadetimizin.

Bir dakika Umut.

Tane tane yavaş git.

Yani evlenmek okey de.

Bebek şey kısmet yani.

Bir de şey.

Ben daha konuşamadım kimseyle.

Niye?

Çünkü bizim evde gündem Selma ve bebek yani.

Ne güzel haber. Demek Selma ile Eren anne ve baba olacakları.

Biliyor musunuz?

Annelik size de çok yakışırdı.

Böyle sıkıştırıyor gibi oluyorum ama ne yapayım tutamıyorum kendimi.

Sıkıştırmıyorum değil mi?

Yani sıkıştırıyorsam söyleyin.

Yani tamam, maddi imkan olarak bulunmaz kısmet. Ama bu kadarı da çekilir mi?

Bilmiyorum ki.

Eren'le Selma'yı tebrik etmek isterim. Yani bebek için.

Önce ben bir konuşayım da tebrik meselesi beklesin.

Eyvah damat!

Buldum sonunda.

Ben gideyim.

Ne oluyor canım?

Maceradan maceraya atılıyoruz Kumru Hanım.

30 yıldır ben bu anı bekliyordum.

Kim derdi ki liseden sevdiği kızla...

Duvar arkalarında saklanacağım.

Kimin aklına gelirdi ki?

Birazdan Zeynep ablanla sana küçük bir sürprizimiz olacak.

Bakalım beğenecek misin?

Arkacığım, bak burada ne var.

Bu senin için.

Hadi açmayacak mısın?

Belki ufak bir yardıma ihtiyacı vardır ha?

Gel bakalım, onu bana bırak sen bundan tut.

Çekiyoruz, aferin sana.

Böyle çevirdik.

Bu benim mi?

Evet, senin.

Beğendin mi?

Gel.

Rahatsız etmiyorum ya.

Çocukla ilgili bir gelişme var mı diye merak ettim. Onun adı Arda.

Niye buradasın ki sen?

En yalnız bir gelişme yok.

Ama en azından iletişime geçebiliyoruz artık.

O da senin hep sayesinde gerçi.

Evet.

Fark ettim onu.

Araları bayağı iyi.

Ama... Ben de bir şansımı denemek isterim.

Belki konuşturabilirim Halil'ciğim.

Ardacığım. Merhaba.

Ben seninle konuşmak istiyorum.

Ama baş başa.

İkimiz.

Buna alışması gerek.

Arda.

Bak bu abla benim arkadaşım.

Seninle konuşmak istiyormuş.

Merak etme ama Zeynep ablanla biz kapıda olacağız.

Anlaştık mı?

Aferin sana. Geç bakalım.

Eee Arda?

Çalışıyor musun sen?

Sen mendil mi satıyorsun bakayım?

Bu verede başka bir masal anlatmak lazım.

Ya Gülhan?

O hazır sofralar dönemi bitti Gülhancığım.

Kendi işimi kendim görüyorum artık.

Şömineyi de yakamadım zaten.

Üşüyor musun?

Yok üşümüyorum teyze.

Ben hayatımı yeğenlerime adadım. Ama yeğenim beni bir evine sığdıramadı.

Sen neler yaptığının farkında değil misin teyze gerçekten?

Ben çok üzüldüm.

Çok da şaşırdım.

Yaptıklarını düşününce Halil merhametli bile davrandı bence sana.

Hata yapmak insanlara mahsus Gülhan.

Sen hiç mi hata yapmadın?

Hiç mi yalan söylemedin?

Hangimiz sütten çıkmış ak kaşıyız ki?

Ama nedense bir tek bana hatalarımın bedeli ödetiliyor.

Neyse teyze.

Ben sana kalan eşyalarını getirmiştim lazım olur diye. Sonra görüşürüz.

Böyle kaçıp gidersin işte.

Hepiniz aynısınız.

Sen de Halil gibi düşünüyorsun.

Hepiniz benim bunları hak ettiğime inanıyorsunuz.

Sahin çocuğun yaşadığı yeri bulana kadar ben de en azından Zeynep'le bu şımarık

veledin arasını bozabilirim.

Arda, madem sen anlatmak istemiyorsun, o zaman ben sana bir şeyler anlatayım.

Babanın seni neden bıraktığını bilmek ister misin?

Zeynep ablan yüzünden.

O istemiyor seni.

Neden ki?

Çünkü o Zeynep ablan var ya, sadece babanı istiyor.

Annenle babanı ayırdı.

Şimdi de seni buradan göndermeye çalışıyor.

Ama bunlar aramızda kalmazsa seni buradan hemen gönderir. Duydun mu beni?

O yüzden bu ikimizin arasında bir sır. Tamam mı?

İstemiyorum ben, istemiyorum.

Canım benim ya. Çok zor şeyler yaşamış. Çok travmatik bir hayat olmuş.

O yüzden...

Siz de daha fazla üstüne gitmeseniz iyi olur.

Travmaları tetiklenebilir.

Ben yine ara ara kontrol edeceğim ama.

Arta'cığım, iyi misin?

Şey, çikolata ister misin? Sana çikolata getireyim mi Arda?

Hadi biz resim çizelim.

O zaman ben size boya ve kağıt getireyim.

Sen hiç mi hata yapmadın?

Hiç mi yalan söyledin?

Hangimiz sütten çıkmış akkaşıyız ki?

Canım.

Yalan.

Bunların hepsi yalan. Her şey yalan. Karıcığım sakin ol lütfen. Bak Halil'ler

koridorda duyacaklar sizi.

Bak bir tanem.

Sakin bak tamam. Dokunma bana.

Çok utanıyorum ben.

Söylediğim yalan için çok utanıyorum.

Beni soktuğun bu durum için seni asla affetmemem lazımdı ama yapamıyorum işte.

Vazgeçemiyorum senden.

Hamile manavı diye bir şey icat etmişler.

Ama vişne yok.

Bu nasıl iş arkadaş ya?

Başka var mıdır ki burada? Dur bir bakayım.

Selma?

Karıcığım? Canım nerede kaldın?

Aşkım manav manav geziyorum.

Vişne bulamadım daha.

Ama pes etmek yok.

O vişne bulunacak.

Boş ver tamam.

Vişne de olmayı versin.

Sabahtan beri yollardasın.

Yok. Bu yoldan dönüş yok aşkım.

Anca başıma meteor falan düşerse belki. O da bil ki ya.

Sadece o beni durdurabilirdi.

Ben o vişneyi bulacağım.

Meteor düşerse mi?

Tamam canım boş ver. Geçti artık istemiyor canım vişne falan.

Hadi gel çok yoruldun.

Aşkım olmaz.

Çocuğumuz büyüyünce babam anneme vişne bulamadı mı desin?

Alo? Eren orada mısın?

Hadi bakalım.

Kapatmış bile.

Kızım, böyle gidersen sen doğrana kadar oğlum iğne ipliğe dönecek.

Başka bir şey bulamadın mı canın çekecek?

Böyle mevsim meyvesinden, çarşıda pazar dolanından.

Valla senin oğlum benim saadetime mani oluyor.

Ona her şey müstak.

Geçsin yorulsun.

Ay yuvamı kuramıyorum olacak iş mi?

Ben senin derdini bileyim ya. Neyse.

Allah Allah. Neymiş benim derdim?

Biraz ayıp olmuyor mu Kıymet Hanım?

Kalbimi mi açıp baktınız?

Yüreğini açmaya ne hacet? Ben senin ciğerini belledim. Adam zengin, kaçmaz.

Duy da inanma.

Mehmet anne haklı.

Çok yoruldu benim yüzümden.

Bu arada çok güzel resim çiziyorsun.

Böyle resim yapmayı kimden öğrendin?

Annem.

Peki Arda sana bir şey daha soracağım.

Benim baban olduğumu nereden biliyorsun?

Çünkü annem öyle anlattı.

Ne anlattı?

Boyu upuşun.

Sözleri şıpşıya.

Dözleri de öyle.

Adı hayır dedi.

Bir de beni hem küçük bir yensin diye severmişsin.

Sağ ol küçük bir yensin.

Sen şimdi resim çizmeye devam et.

Ben hemen şurada olacağım tamam mı?

Hastanede ilk gördüğümde ona küçük prens diye hitap etmiştim.

Sonra Hakan geldi o da bana adımla seslenince... Çocuğa küçük prens diye

seslenen bir Halil.

Babası sanması çok normal.

Ben olsam ben de öyle sanırdım.

Keşke annesiyle ilgili bir şeyler biliyor olsaydık.

Arda'cığım.

Onun adı Çiçek.

Çiçek senin anneni çok merak etmiş.

Acaba onun resmini çizebilir misin diye soruyor.

Çiçek'im.

Çiçek annenin saçlarını soruyor. Acaba hangi renkte annenin saçları?

Topyak lan.

Annenki.

Çiçek diyor ki sanırım Arda'nın annesi papatyaları çok seviyormuş.

Evet çiçek.

Annem papatyalayı çok sever.

Papatyalayı hep yanında taşır.

Çiçek bir de annenin adını soruyor.

Adı ne annenin?

Adı anne.

Biliyor musun Arda? Şimdi sen böyle anlatınca çiçek anneni çok merak etmiş.

Acaba beni onun oturduğu yere götürür mü? Beni annesiyle tanıştırır mı diye

soruyor. Olur.

O zaman hemen gidelim.

Gel bakalım.

Montunu giydirelim.

Ne yapıyorduk? Önce sağ kol.

Sonra sol kol.

Aferin sana.

Gel bakalım.

O gelmiyor mu?

Anaannemle tanışacaktı.

Geliyor tabii.

Yalnız olur mu hiç?

Al bakalım.

Sen tutmak ister misin?

Hadi gidelim.

Yolda papatyaları olan güzel bir bahçe var bildiğin. Annen için papatya

toplamak ister misin?

Olur, isterim.

Koşabilir miyim?

Ama elinde çiçeğin kafesi varken koşamayız. Onu babana verelim.

Dur beni bekle.

Kendinden olmayan bir çocukla bile nasıl güzel ilgileniyorsun.

Kendi çocuğun olsa kim bilir neler yapacaksın.

Naremetinde her şeyi güzelleştiriyorsun Zeynep.

Yakalayacağım seni.

Sen ne güzel bir anne olursun.

Bu çocuk neden Zeynep'le oynuyor?

Delireceğim ya. Bu kız nasıl başarıyor bunu?

Halil?

Nereye gidiyorsunuz?

Yakaladım işte.

Soğuk terleyeceksin.

Hadi gidelim.

Arda'nın annesinin yanına gidiyoruz.

Çok sevindim Arda'nın annesini bulmanıza. İyi yolculuklar.

Sağ ol Gözde.

Tut bakayım babanın elini.

Güle güle kasabalı çocuk.

Geldiğin çöplükte kal.

Sen de hazırlan Zeynep. Çok yakında sana da güle güle diyeceğim.

Efendim Şahin.

Çocuğun adresini buldum.

Haliller de oraya geliyor.

Sen takip et. Bana da bilgi ver. Bu çocuğun hayatımızdan çıktığından emin

olmalıyız.

Burası baba.

İşte geldik.

Bekle Arda.

Gel bakalım.

Nasıl da özeniyor. Nasıl da güzel davranıyor. Dünyanın en iyi babası

olabilirsin Halil Fırat.

Hızlı hareket etmeyeceksin.

Koşarken düşebilirsin, kafanı çarpabilirsin.

Al bunu.

Tut elimi de.

Halil, etrafta içeri görüyor musun?

Yani biraz ileride bir yerdedir muhtemelen.

Baba, biliyor musun?

Annem seni çok özlemiştir. Beni de özlemiştir.

Özlemiştir tabii.

Anneler çocuklarını hep özler.

Hımm.

Çok özledim seni anne.

Annesi.

Toplaktan ani elç.

Annem papatyalayı Çok sever.

Demek bu yüzden baba ateş iziyormuş.

Anneciğim bak.

Babam da geldi.

Baba hadi gelsene.

Annem seni çok özledi.

Çiçeği de tanıştın mı baba?

Bak anne, bu çiçek.

Ben bakıyorum, yemeğimin suyunu o veriyor. Hep yanında. Biliyor musun?

Efendim Hakan.

Çocuğunla ilgili birkaç şey öğrendim.

Annesi vefat etmiş.

Babası şoför.

Arda doğduktan kısa bir süre sonra uzun yola çıkmış.

Kullandığı tır uçurumdan yola uçmuş.

Ama adamı bulamamışlar.

Yıllardır en ufak bir iz yok.

Ölmüş olma ihtimali yüksek.

Peki başka kimsesi yok mu Arda?

Fahri adında işe yaramaz bir dayısı var.

Belayeti onunla maalesef.

Çocuğa yaz kışlamadan sokaklarda menini sattırıyor.

Çocuk yersiz yüzsüz halde sokaklarda yaşıyormuş.

Hatta kimi zaman Fahri'nin çocuğu dilendirdiğine dair polise ihbar

yapılıyormuş.

Peki neredeymiş bu herif?

İyi tamam.

En ufak bir gelişmeden beni haberdar et.

Eyvallah kardeşim.

Babaannem çok susamıştı.

Söyleyelim mi ona?

Özelim.

Alo Şahin ne yaptın? Niye haber vermedin bana?

Geldiğim adrese Halil'ler gelmedi.

Doğru adreste olduğuna emin misin?

Adres doğru.

Sıkıntı yok.

Yalnız bu çocuk hem yetim hem öksüz.

İyi de Halil'ler evden çıkarken Arda'nın annesine gidiyoruz dediler.

Neredeki bunlar?

Onu bilmiyorum ama Fahri diye bir dayısı var.

Onu buldum.

Onun da çocukla ilgilendiği yok.

Çocuk kayboldu diye zahmet edip karakola bile gitmemiş.

Tek çaremiz Fahri denen adam yani.

Evet Gözde Hanım.

Tamam.

Dediğimi unutma.

Açık çek diyoruz Şahin.

O adamı ne yapıp edip yeğenini geri almaya ikna etmemiz lazım.

O veletten kurtulmam gerek.

Tamamdır. Merak etmeyin.

Benden tam olarak ne istiyorsun kardeş?

Yeğenini almanı.

Olmaz o iş.

Benim bir işime yanım yok ki. Neden alayım?

Hem bana faydasından çok zararı var.

Al senin olsun.

Katafayı bırak.

Çocuğu alıp kaybolacaksın.

Sonrasında da bu aldığından fazlasını alacaksın.

Bana bak... ...yamuk yaparsan... ...bil ki yamuk yaptığın son adam olurum.

Polis misin lan sen?

Tuzak mı kurdun yoksa bana?

Ne polisi? Değil mi yok. Yol alalım yürü. Yürü.

Aşkım buldum. Sonunda buldum.

Al. Aldığım yerde de yıkattım. Hadi hemen ye de şimdi atlasın.

Canım benim.

Çok yoruldun.

Yok yorulmadım. Hadi hemen ye. Şimdi atlasın.

Vişne değil.

Benim canım Vişne reçeli istiyor.

Şimdi anladım.

E tamam.

Ondan kolay ne var?

Ben şimdi markete gider, hemen reçel alırım.

Ya da dur.

Aslında gerek yok.

Annem bunlardan reçel yapabilir.

Nerede anne?

Yukarıda mı?

Eren.

Hani şey vardı ya.

Geçen gün yemiştim.

Umut Bey reçeli.

O adamın adına bile tahammülüm yok.

Reçelini falan da istemiyorum zaten.

Ama o reçelin tadı hiçbir şeyde yok.

Biraz kalmış dolapta. Onu yesem olmaz mı?

Nasıl yani?

O adamın reçelinden dolapta var mı?

Ve benim bundan haberim yok.

Şimdi atıyorum onu.

Eren! Sakin olur musun biraz?

Sen benim evlenip para içinde yüzmeme mani oluyorsun madem.

Ben de yapacağımı bilirim Eren Efendi.

Bak nasıl getiriyorum seni yola.

Yani çocuğu annesine mi verecekler şimdi bu durumda?

Ama anneyi buldularsa böyle yapmaları gerekmez mi? Elbette mantıklı olan o.

Muhtemelen anneye bırakır gelirler.

Neyse hayırlısı olsun.

Halilciğim!

Ne oldu bulamadınız mı annesini?

Ne oluyor yavrum anlatsanıza!

Bulamadınız mı annesini? Yok mu anası babası?

Var!

Zeynep ile ben...

Arda'nın koruyucu

ailesi olmaya karar verdik.

Arda artık burada bizimle yaşayacak.

Hayır bu olamaz.

Bu çocuk evcilik oyununu gerçek yapacak.

Ne yapacağım ben?

Nasıl durduracağım bunu?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.