Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
En büyük huzur.
Sonsuz bir huzursun sen.
Ölürüm yolluğa siz sevdam.
Rüyadayım galiba.
Aşil.
Rüya değilmiş.
Sarılıp uymuşum resmen.
Bir de sarıp sarmalı diyeceğim.
Sestirmeden çıkmam mümkün değil burada.
Ne yapıyorsun Zeynep?
Sestirmeden çıkmam lazım.
Uyanıp böyle görmesini istemem.
Günaydın. Rahat uyudun mu?
Allah, ne şimdi?
Zeynep dur.
Kendini bana bırak.
Sen... Sen nasıl kaldırırsın çarşafı ya?
Derdin ne senin? Fırsat mı kolladın? Ben çarşafa hiç dokunmadım bile.
Ama... Sanırım aramızda engel istemeyen birisi varsa...
O da sensin.
Yok artık.
Ben var ya elimde olsa aramıza tuğladan demirden duvarlar örelim.
Senin aramıza koyacak her engeli böyle paramparça ederim.
Yok ederim. Fark etmez.
İtiraf ettin işte.
Fırsatçısın sen.
Zeynep.
Ben bir şey yapmak istiyorsam fırsat koldurmam.
Ama yapmadım.
Ayrıca göğsümde uyan da sensin.
İşte bu hareketinde de onayladın beni karım.
Beni mi?
Dur ne yapıyorsun?
Bana bırak ben toplarım.
Asıl sen bırak. Yardımına ihtiyacım yok. Ben toplarım Zeynep.
Bırak dedim.
Zeynep bırak dedim. Bak yine inatmışım.
Hayır yani. Niye ısrar ediyorsun anlamıyorum. Halledeceğim ben. Bırak.
Vallahi.
Kırçasın. Çünkü yavaş yavaş gardın düşüyor Zeynep Fırat.
Yapma şunu.
Etrafımda dolanıp durma işte.
İkna olmak istemiyorum.
Zorlanıyorum.
İyi al canım.
Nasıl biliyorsan öyle yap.
Yeter ki yatak toplansın. Hadi çıktım ben.
Allah'ım her sabah böyle uyanmayı nasip et.
Ay ne yaptınız çocuklar?
Aramadınız da öldüm meraktan.
Verecek güzel haberimiz yoktu maalesef.
Adamla konuştuk.
Adı Umut.
Anlaşamadık.
Adam ne dediysek razı olmuyor.
Üzme tatlı canını kızım.
Kıyılı gün çabuk geçiyor.
Sen mahpustayken kocanın hiçbir şeyini eksik etme için. Rahat ol.
Eren.
Gerçekten var mı böyle bir ihtimal?
Hapse düşebilir miyim?
Niteliksiz dolandırıcılık değiller seninkine.
İnternet kurcaladım da biraz oradan bileyim.
E yani çok değil, en fazla 5-10 yıldır çikilermiş.
Anne, ne diyorsun?
Ne var yavrum? Bilsin kız gerçekleri.
İçinde sindirsin.
Misabet olur.
Ne olacak şimdi gerçekten Eren?
Aşkım. Öyle hapis falan ben izin vermem öyle bir şeye.
Söz. Ben çözeceğim bu işi.
Tamam mı?
Öyle bir ihtimal var mı yani Eren?
Selma.
Selma.
Selma. Selma.
Selma.
Selma. Selma.
Selma! Aşkım!
Selma! Bana bak!
Günaydın Halil oğlun. Başın nasıl oldu bugün?
Günaydın Ayşe teyze. Çok şükür iyiyim.
İyidir tabii ya. Türk gibi ama maşallah.
Şu firar da artık bir yakalansa da evli evine, köylü köyüne gitse... ...biz de
bir rahat etsek.
Zeynep kızım sen neler yapmışsın böyle sabah sabah? Zahmet etmişsin.
Yok canım ne zahmeti. Keyifle hazırladım.
Hem bak yumurtayı da senin sevdiğin gibi yaptım. Kızarmış. Ben de çok severim
kızarmış.
Ellerine kollarına sağlık. Hadi geç otur oğlum sen de eşinin yanına.
Geçeyim Ayşe teyze.
Şöyle eşinin yanına.
O zaman... Hadi otur kızım sen de.
Bak yine sokuldu zibime.
Ben burada bir rahat edemedim. Karşıya geçeyim.
Bunun ayakları sağlam değişti. Şimdi şöyle koyayım da.
Kaza maza olmasın.
O zaman ben çayları koyayım.
Çok güzel olmuş ellerine sağlık.
Oğlum şu ekmeği uzatır mısın?
Tabii Ayşe teyzem buyur.
Afiyet olsun.
Kayar mısın biraz?
Tabii.
Ölü yemeği aceleye gelir.
Bazen bir sofradan bile mahrum, bir kaşede oturulup yenir.
İşin gücün arasında kim var kim yok fark etmeden.
Akşamları dersen sofra kalabalık olur.
Kimi ailesiyle, kimi konu komşuyla, bazen de akrabalarla.
Mutlaka sana eşlik eden birini bulursun.
Ama kahvaltı öyle mi?
Sadece birbirini seven, birbirine değer veren insanlar o sofrada buluşurlar.
Yalnızdan sorun yok.
Bazen edersin, bazen de unutursun.
Sen sen ol evlatçım. Sana kahvaltı hazırlayanı el üstünde taşı. Her zaman.
Seni seven sadece sana kahvaltı hazırlar.
Demek rahmetli eniştemle çok yakındınız.
Yakındık. Her şeyi konuşup dertleşirdik.
Hapishanede malum vakit geçmez.
Zavallı eniştem.
İftiraya kurban gitti.
Anlatmıştır herhalde size de.
Anlatmaz olur mu?
Allah insanı kuru iftiradan korusun.
İşte onunki de oysa.
Ailesinden, sizden uzak kaldı.
Mapus köşelerinde sizlere hasret. Ölüp gitti.
Mapustan çıkınca Halil oğlumu ziyaret ettiydim. Şimdi de bir göreyim dedi.
Oh neyse.
Kertanlık meselesinin aslını bilmiyor.
Ya canım benim.
O bize hasret kaldı. Biz de ona hasret kaldık.
Sonra da kaybettik zaten.
Siz hapishaneden çıktıktan sonra niye görmek istediniz Halil'i? Ne sebeple?
Rahmetlinin bir vasiyeti vardı.
Bana bir şey olursa Halil'i bul dediydi. Ben de onun için geldiydim.
Ne vasiyetiymiş bu? Halil'in yuva kurmasını, ne pahasına olursa olsun onu
korumasını, karısından asla masla ayrılmamasını istedi.
Hatta... ...ahşaptan da küçük bir ev yapmıştı.
Halil'e götürürsün. Benden hatıra saklasın.
Bu sözlerimi de hiç unutmasın dedi.
Demek Halil bu yüzden Zeynep'ten ayrılmıyor.
Babası vasiyet etti diye.
Bunu söylediğim için çok üzgünüm.
Zeynep seninle sadece paran için...
Ve Ömer Aslanlı'nın mallarını geri alabilmek için evlendi.
Zeynep'in bu vasiyetten haberi var mı acaba?
Ne o elindeki?
Babamın emaneti.
Bunun sayesinde Zeynep'i geri getireceğim evimize.
Halil!
Yok, sanmam. Halil sırf babasının vasiyetini çiğnememek için peşinden
gitti Zeynep'in. Zavallı Zeynepçik de Halil'in her şeyi aşkından yaptığını
sanıyor. Biz de gerçeği fısıldarız o zaman Zeynep'in kulağına.
Dalıp gittiniz.
Ha, eniştemi düşündüm.
Müsaadenizle ben bir telefon açayım, önemli.
Neden yemiyorsun kızım?
Gerçekten Zeynep.. O kadar hazırladın yesene..
Niye
açmadın? Kim aradı?
Bilmiyorum ki göremedim elimi aldığımda şarjı bitti kapandı.
Tuz yok.
Ben alırım Ayşe teyze sen dur.
Sen otur kocanın yanında zaten sabahtan beri koşturup duruyorsun. Ben alırım.
Bak hiç içmedi buz gibi olmuş.
Tazeliyim mi ister misin?
Sen de beni seversin.
Geç. Tamam.
Benim de çay var.
Zeynep.
Bana çok kızgınsın biliyorum.
Yani.
Hiç söylemeyeceğim şeyler söyledim sana.
Öfkeli bir yandan ağzımdan çıkılardı. Nasıl oldu anlamadım bile.
Canını yakmak.
Kendi canımı yakmak gibi.
İnsan hiçbiri isteği kendi canına kıyar mı?
Sen şu çayı bilerek eline dökebilir misin?
Demek ki bazı kelimeleri hafife almamak gerekiyormuş.
Bıçak gibi keskin olabiliyorlarmış.
Ağızdan bir kere çıktı mı kontrolden de çıkabiliyormuş değil mi?
Yani şu an ne desen ne söylesen başım üstüne.
Haklısın.
Elim çarptı. Bir şey oldu mu eline? Yok olmadı elime bir şey.
Dur silelim.
İkna olmamak için dinlemekten kaçıyorsun.
Kaçma Zeynep.
İkimiz için dinle.
İçeri girmişken yıkadığım yünlere de bakayım dedim.
Kulunmuşlar. Onları bir çuvala yerleştirip ihtiyacı olanlara
dağıtacağım.
Ben şimdi halledeyim onları Ayşe teyze. Ben yemeyeceğim zaten.
Peki madem.
İstediğin kadar kaç.
İknallana kadar peşindeyim.
Neyse şu adamı göndereyim. Yine ararım.
Zeynep bir yere kaçmıyor ama siz.
Siz Halil'le neden şimdi görüşmek istediniz? Bir şey mi söyleyecektiniz
ona? Halil ne zaman başı sıkışırsa bana gel dediydi. Ben de biraz darda kaldım
da. Onun için geldim.
Anladım.
Bu ihtiyacınızı karşılar mı?
Bunu sizden almam uygun olur mu?
Olur olur.
Halil, haber fark etmez.
Güle güle harcayın.
Peki efendim. Bana müsaade o zaman.
Sağ olun, teşekkür ederim.
İyi günler.
Vaktimi aldın ama Aslanlılardan kurtulma biletimi de elime bıraktın.
Aferin sana.
Günaydın.
Günaydın. Bu mısırımız, bu da laptop'um.
Sinemaya gidememiştik ama bu sözümü unuttuğum anlamına gelmiyor. Ben de
sinemayı buraya getirdim. İzler misin?
Olur olur izleriz. Tavukları yemeyin öyle izleriz.
Ben de yardım edeyim o zaman. Çabuk bitsin.
Tamam.
Ben komşularla vedalaşmaya gidiyorum çocuklar.
Firari daha yakalanmadı.
Yalnız gitme.
Evet Ayşe teyze seni biz bırakalım. Gel.
Gerek yok oğlum zaten şurası. Bahçede bekliyorlar. Hıp desem duyarlar.
Tamam en azından ben geleyim seninle hadi.
Yavrucuğum sen günleri çırpacağım demedin mi?
Sen de hanımını yalnız bırakma.
Firari ortalarda dolaşıyor. Bilenmiştir de size gelir melir maazallah.
Ben hanımımı bir saniye bile yalnız bırakmam Ayşe teyze. Sen merak etme.
Ben çiçeğin suyuna bir bakayım.
Aaa az kalsın ben de keçiyi unutuyordum.
Komşuya götüreyim de bari.
Acca bacca. Kuzum benim.
Gözleri sürmeli.
Yine kaldık Meryem'le baş başa.
Ben karşıma çıkmasın, benimle konuşmasın istedikçe şu kolona bak.
Ay yok.
O çıksın ben öyle geleyim.
Gitti mi Ayşe teyze?
Gitti.
Allah Allah.
Böyle köşe kapmayacağız Selim.
Önünde sonunda sevgimiz galip gelecek Selim.
Ben karımı almadan şuradan şuraya gitmem.
Aşkım.
Sana melese çayı yaptım, iyi gelir.
Bu da başarmış.
Ay hemen kendini bırakıyorsun Selma, o iş. Ya dur bakalım, daha hiçbir şey
belli değil.
Daha ne olsun teyze?
Adam anlaşmaya yanaşmıyor işte.
Dolandırıcılıkmış yaptığımı duydun.
Bittim ben.
Mahvoldum. Hep senin yüzünden.
Sen en başta bana böyle yalan yanlış sipariş vermeseydin bunlar başıma
gelmeyecekti.
Pes Selma ya.
Gerçekten pes.
Ben seni mutlu etmeye çalışıyorum.
Sonunda günah keçisi ben oluyorum. Niye?
Aa çocuklar.
Birbirinize en destek olmanız gereken zamanda tartışmak oluyor mu hiç?
Etme Eren.
Sen bana yardım falan etme bundan sonra.
Hatta mümkünse gölge de etme. Başka bir şey istemiyorum.
Kabahat bende.
Ben niye yardım ediyorum ki sana değil mi? Niye?
Ay şiştim valla.
Stresten birbirinize sardınız.
Kavga edeceğinize çözüm düşünün çözüm.
Haklısın teyze.
Ben şu Umut'u idareyeyim.
Arama Eren boşuna.
O kadar dil döktük yüz yüze.
Telefonda asla ikna olmaz.
Olmuyor işte yapamıyoruz biz. İkna kabiliyetimiz zayıf. Ne yapalım?
Ne yapayım o zaman Selma?
Sen söyle.
Adamın kopuğuna mı sıkayım ne yapayım?
Şu adamın numarasını verin bakayım.
Bir de ben deneyeyim.
Ben sana öyle mi yap dedim Eren?
Madem çözümlerimden hoşlanmıyorsun.
Bundan sonra kılımı bile kıpırdatmam tamam mı?
Keşke baştan da kıpırdatmasaydın.
İyi. Bir daha yapmam zaten.
Ben size ikna kabiliyeti nasıl oluyormuş göstereyim.
Bekleyin bakalım.
Şuna bak ya.
Bilmeyen sen gibi istiyor bir de.
Zeynep. Zeynep.
Su iç.
Toz kalkınca alerjim tuttu.
Sağ ol.
Şurada dursun.
İçersin.
Ne yapıyorsun?
Sana en çok yakışan şeye.
Bozanmazsın böyle.
Seni almadan gitmem Zeynep.
Gerekirse aylarca, gerekirse yıllarca suç.
Ama vazgeçmem.
Zeynep.
Bak gel evimize dön.
Bak benim için değilse bile Zümrüt Sultan için.
Kim bilir nasıl merak etmiştir seni.
Benim üzülmem senin umurunda değil belki.
Ama en azından o kadıncağızı üzme.
Ben zaten ailemin gerçekten ailem olanların üzülmesine izin vermem.
Onları yarı yolda da bırakmam.
Sen rahat ol yani.
Ben de seni bırakmam Zeynep.
Asla bırakmam.
Bak bu yünler biraz kalın olmuş.
Halil.
Özür dilerim görmedim ben. Ne işi var senin elinin orada?
Ver şunu.
Kırılmış olmasa bari acıyor mu?
Sen böyle şefkat göstereceksen... ...benimle ilgileneceksen...
...istersen bütün kemiklerimi kır.
Umurumda bile değil.
Yalnız şaka değil.
Az kaldı bütün kemiklerim kırılacak.
Önce kafamı kırdın.
Şimdi parmaklarımı.
Ben ne yapayım?
Zırhla kalkanla mı geleyim sana?
Meyfer mi takayım kafama?
Benim daha iyi bir fikrim var.
Neymiş? Yanımda yakınımda dolaşma mesela git.
İşte o imkansız.
Sen benim kemiklerimi istersen tuz buzet.
Ölümüm senin elinden olsun.
Ama ben senden gidemem Zeynep.
Bence seninle giderim.
Elin.
Acıyor mu?
Dolapta buz vardı ben getireyim üstüne tutalım şişmesin.
Zaten elimi yüzümü de yıkayayım tozunu darlığım.
Hepsini bitirmişsin sağ ol.
Rica ederim. Ama elini iyice acımıştır.
Ver. Yok iyiyim.
Tamam yine de şunun üstüne tutalım biraz. Çişmesin onlar en azından.
Getir.
Adam sana kimsin sen dedi. Senin hala içine akıyor onun.
O laflardan sonra hiçbir şey olmamış gibi onunla birlikte konağa dönecek
halin yok Zeynep. Bir toparlan.
Kendine gerçek etki alanında.
Keçi.
Keçi. Ben söylerim onu sana.
Ne yaptık rolleri mi değiştik? Yok yok ya onu mu diyorum ben?
Şey Ayşe teyzenin keçisi var. Yok.
Kaçmış işte.
Benim onu aramam lazım. Sen dur burada ben bir etrafa bakınayım.
Bunu bulayım. Zeynep.
Firari ortalıkta dolanırken tek başına adım atamazsın. Ben de geliyorum.
Hayır. Bir rahat bırak gelme. Ben çekim alanından kaçtıkça sen yaklaşıyorsun.
Git.
Kızım.
Karışık bitki çayı demledim sana.
Hasaplarına. İyi gelir.
Kele. Çiçek alanın olmayı da kendi kendine mi çiçek alıyorsun?
Yazlık. Bir dünyada para bayılmışsındır şimdi ona.
Bu çiçek...
Üstün cazibemin neticesi Kıymet Hanım.
Teyzen olacak bu kadın... ...ilk görüşte Umut Bey'in etki alanını almış
bulunmakta. Selma'cığım.
Gerçi adam bir tanıdık geldi ama... ...anlamadım.
Aman neyse.
Benimle gurur duyabilirsin bebişim.
Nasıl yani?
Vaz mı geçir şikayet etmekten?
Ya henüz değil ama...
En kısa zamanda.
Ama bence zor bir ihtimal.
Adam çok dediğim dedik bir tip.
Teyzem de aklına koyduğunu yapan bir kadın şekerim.
Görür görmez tutuldu bana.
Yeniden görüşmek istedi.
Ben de fırsatı kaçırmayıp onu eve yemeğe davet ettim.
Birkaç saate gelecek.
Nasıl yani?
Ciddi misin sen?
E o zaman yüksek ihtimalle affedecek bizi.
Ya canım benim çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
Arabamla sana kaldım.
Ya normalde Umut hiç benim tarzım biri değil.
Yani sıfır elektrik.
Ama işte...
Yeğenimin hatırına şikayetini geri alana kadar mecbur yüzüne güleceğiz.
Sırf biraz yalnız kalayım diye yalan söyledin.
Takıldı yine peşime.
Asem gibi yapışıyor resmen.
Yok.
Tamam dönelim artık.
Uğraşmayalım daha fazla.
Gelirken gördüm.
Keçi pisliği vardı. Belli ki o taraftan gitmiş. Bir de oraya bakalım.
İyi olabilir.
İyi tamam sen git bak o zaman.
Ben yoruldum. Oturacağım dinleneceğim biraz.
Ben hayatta bırakmam seni burada yalnız.
Uzaklaşmazsan fazla, buradaymış tamam.
Hadi git Halil. Burada bekliyorum.
İyi tamam.
Ama bir yere ayrılma.
Geleceğim hemen.
Bir kafamı dinleyebileceğim.
Yazık oldu çocuğa.
Öyle bitmeseydi iyiydi.
Ay ne gözünü dikmiş bakıyorsun öyle Cemil.
Şaşırdım da.
Ondan.
Çocukken düşüp bir taraflarını incittiğin zamanları saymazsak sanırım
ilk defa ağladığını görelim.
Aşk olsun.
Sen de iyice kalpsiz yaptın beni.
Sen çocuğa üzüldün ama peki ya kız?
Kız ne yapsın?
Perişan oldu giderken.
Gitmeye bilirdi.
Gitmek zorunda kaldı.
E tabi biz hep terk edilenlerin arkasından vah vahlıyoruz ama.
Peki ya gitmek zorunda kalanlar?
Onların da sahici gerçekleri olabiliyor bazen.
Mesela ben.
Bir gün elbette gideceğim buradan.
Çünkü buna mecburum.
Niye mecbursun Merve?
Ailen, sevdiklerin, herkes burada.
O şöyle değil işte.
Konakta prensesken bir sabah müştemilatta uyanmak hiç kolay olmadı.
Alıştın mı sanıyorsun?
Gram alışamadım.
Üstelik müştemilatta kalma durumumuz bile pamuk ipliğine bağlı.
Kendimi sokakta bulmam eniştemle ablamın bir kavgasına bakar.
Bak ablam gitti.
Ya dönmezse?
Bu korkularla yaşamak kolay mı sanıyorsun?
Halil Bey de peşinden gitti ama.
Getirin Zeynep Hanım'ı bırakma zorla.
Onların aşk dalgalanmalarına göre yüreğim ağzımda mı yaşayacağım hep
böyle?
Şimdi döndü diyelim.
Ya bir daha dönmezse?
Eyvah! Ne oldu?
Ben anneme söz varmıştım. Babaannemin yemeğini ben götüreceğim bugün.
Sen laptopumu müştemilata bırakırsın.
Tamam, tamam.
Geldin karıştırdın aklımı.
Hiçbir şey olmamış gibi affedip seninle çiftliğe dönebilir miyim ben gerçekten?
Unutabilir miyim o sözleri?
Hala orada.
Orada tabii.
Belki de öfkesini kontrol etmeyi başarabilir artık.
Benim ne demişler?
Bir misibet bin nasihatten iyidir.
Hiç kimse değişmiyor. Halil de değişmeyecek.
Boşuna ümitlenme Zeynep.
Hem ben senin stres topunluyum canım.
Öyle keyfin yerinde olduğunda elini de tut, sarıp sarmala.
Sonra sinirlendiğin zaman fırlat aç bir kenara oldu.
Yolunu mu kaybettin güzellik?
Tek başına bu dağ başında ne arıyorsun sen?
Tek başıma değilim ben. Gidin buradan.
Yalnız değilmiş, duydun mu?
Ya. Ama nedense biz burada senden başka kimseyi göremiyoruz.
Gidin dedim size.
Korkma.
Sohbet edeceğiz, tanışacağız. Muhabbet edeceğiz.
Ne dersin?
Yaklaşmayın dedim, gidin. Canın, oyun oynamak istiyor ha?
Oyuncu çıktı bu. Oynarız.
Ne dedim sana?
Ne oldu?
Fırat!
Senin o elini kırarım.
Sen dokunuyorsun ha!
Kalk!
Kalk! Kalk!
Şu an kendimi baya şanslı hissettim ha.
En azından bana insaflı davranıyorsun.
Gel buraya gel.
Siz Kirari'nin adamları mısınız?
Yok abi.
Tanımıyoruz. Biz de jandarmadan duyduk.
Yakalandı. Haberiniz yok mu?
Jandarma kapı kapı dolaşıp tüm köylüleri haberdar etti. Öyle mi?
Sen iyi misin Zeynep?
İyiyim ben.
Teşekkür ederim.
Firari yakalanmış.
Sen de benim düşündüğümü mü düşünüyorsun?
Ayşe teyze. Niye gerçeği sakladı ki bizden?
Sevenler kavuşsun bile.
Allah razı olsun ondan.
Düşünceli kadın.
Neyse ne.
Zeynep fazla uzaklaşma geleceğim.
Komutanım iyi günler.
Bir ihbarda bulunacaktım.
İki serseri var.
Benim karımı rahatsız ettiler de.
Tamam. Attığım konuma gelirseniz teslim edeyim size.
Sağ olun komutanım. İyi günler.
Selma. Apar topar işten çağırdın. Bir şey mi oldu?
Anneme mi bir şey oldu?
Yok canım.
Kıymet Hanım turp gibi.
Güzel bir haberimiz var sana.
Gel anlatacağım otur şöyle.
Hani Umut Bey var ya benden şikayetçi olan.
Birazdan bize yemeğe gelecek.
Yemek mi?
O nereden çıktı?
Sayemde.
Artık bana bunun mükafatını verirsiniz.
Pahalı bir hediye isterim.
Adam kalkıp evimize kadar gelmişken... ...herhalde şikayetini geri çeker, değil
mi?
Bence bu iş bugün çözülecek.
Oğlum... ...dereyi görmeden paçaları sıvamayacaksınız.
Bu adam Kumruk Hanım'ı beğendiğine göre... ...denişik biri demek ki.
Yalnız rica edeceğim kıskanmayalım.
Ailevi bir mesele bu.
Ne kıskanacağım seni be?
Senin gibi elli tanesini cebimden çıkardım ben.
İlahi kıymet hanım. Hiç güleceğim yoktu.
Aynaya da bakmıyorsun sen herhalde.
Kaç yaşındasın sen o yol?
Bugün söylediklerim için özür dilerim.
Saçmaladım.
Benim de hatam vardı.
Gereksiz yükseldim.
Özür dilerim.
Hele hele.
Barıştayız mı siz?
Maşallah size, maşallah.
Barıştık da ben de.
Saman alev kimi bir parlayıp bir söneyler.
Ne oldu da başta şimdi bunlar?
Şu adamın şirketini geri çekmesini engellemem şartı oldu.
Umut Bey geldi.
Bak, bak. Ben açayım. Bak, bak, bak.
Çocuklar nereden geliyorsunuz siz bakayım?
Karı koca dolaşmaya mı çıktınız?
Ayşe teyze.
Senin keçi kaçmış da. Biz onu aramaya çıkmıştık.
Ama bulamadık.
Aklın mı alındı kızım senin?
Keçiyi komşuya bırakacağım dedim ya.
Şey ben.
Zeynep, sırf benden uzak durmak için mi yaptı?
Allah Allah, unuttu herhalde.
Ben bir bakayım.
Allah Allah.
Anladı işte yalan söylediğimi.
Ne gerek vardı ki böyle bir şeye Zeynep?
Zeynep kaçmayacaksın artık.
Konuşacağız. Konuşacağımız bir şey yok. Var.
Ne konuşacaksın sen benimle?
Ben senin için kimim ki konuşacaksın?
Ben senin sadece canın istediğinde öfkeni çıkardığın kum torban değil miyim
Halil?
Ailenden biri olarak bile görmediğin halde aile işlerine karışan biri değil
miyim senin için?
Hadsizin, kendini bilmezin teki değil miyim ben?
Sen kimsin biliyor musun?
Sen benim yaralarımı saransın Zeynep.
Aldığım nefessin sen.
Sen kendimi bulduğum yersin Zeynep.
Sen hatalarımda, yanlışlarımda sığındığım tek limansın.
Bunları söylemek için artık çok geç.
Söylediğin hiçbir şey benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.
Ben hata yaptım.
Yüz kere bin kere hata yaptım.
Pişmanım Zeynep.
Sen bizi korumaya çalıştın.
Benim yapacaklarımdan korktun.
Ama ben bunu göremedim.
Anlayamadım. Şimdi öfken dinli konuşuyorsun böyle.
Ama sen bilmiyorsun ki benim içimde yeşerttiğim ağaçlar, kırılan dallar
artık eski haline gelemez.
Gelmez Halil.
Bırak. Sen yoksun.
Ben ayağa kalkamam senin.
Sen benim kışıma düşen Cemrem'sin.
Sen olmazsan ben üşürüm.
Dolar kalırım bir yerde.
Bak.
Babam iril yapmış.
Tek şey bana.
Ama biliyor musun ben bunu hak etmiyorum.
Senin elinde olmalı.
Niye biliyor musun?
Çünkü sen bana yuvanın dört duvardan ibaret olmadığını... ...bir kalpte
yaşamayı öğrettin.
Sen benim yuvamsın.
Bir tek sen varken ben kendime ait hissediyorum.
Sana ait hissediyorum Selim.
Yine kadar sana sorulmak istiyorum.
Bir tek sana.
Yaptığımızın ticarete uygun olmadığını biliyoruz.
Ama inanın ki sizinle bir alakası yok.
Tamamen yanlış anlaşılmadan ibaret.
Özür dileriz sizden.
İçine düşücük.
Öz kadın olmamışlar.
Teker başı geldim yere. Çok büyük bir hata olduğunun farkındayız.
Ama telafi için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız.
Mesele... ...paradan çok itibar meselesi.
Çevremi rezil oldun.
Kırıldım.
Örselendim.
Çok gücendim size.
Çok. Vah vah vah. Kışı kaya, içi pamuk mübarek.
Pek de içlenmiş.
Kendini kapamazsan ne olur ne olmaz söylerim sana.
Ah Umut Beyciğim.
Çok haklısınız.
Yani sizin gibi bir beyefendi için çok zor bir durum olduğunu kabul ediyorum.
Beni bir tek siz anlıyorsunuz.
Şikayetinizi geri almakla büyüklük ettiniz.
Size ne kadar teşekkür ettik az.
Şikayetimi geri almadım. Yani öyle bir şey yok.
Kutudan çıkan şişe her gece rüyalarıma giriyor.
Psikolojim çöktü resmen.
Fazla kaynamış çilek reçeli gibi dağıldım.
Psikologla randevu aldım.
Kaç seans giderim bilemiyorum.
Hep birlikte üstesinden geleceğiz Umut Beyciğim.
Unutacaksınız. İnanın bana.
Babaannemin yemeğini yedirdim.
İlaçlarını da içirdim.
Anneciğim.
Hayırdır? Yüzünde güller açıyor.
Ablam mesaj atmış.
Halil ile Zeynep barışmışlar. Birlikte eve dönüyorlar.
Oh be sonunda güzel haber geldi.
Çok şükür.
Ablam dönünce şu yurt dışındaki okul meselesini de konuşacağız Merve.
Anne neyse gittim ben.
Dikkat etsene biraz ya.
Ben sizin ayak altında dolaşmanızdan çok sıkıldım.
Bu konaktan gitmeniz için ne yapmam lazım?
Böyle kolunuzdan tutup kapının önüne kendim mi koyayım?
Laflarına dikkat et Songül.
Etmezsem ne olur?
Ateş olsan cirmi kadar yer yakarsın be.
Orası hiç belli olmaz.
Halil ile Zeynep barışmışlar.
Birlikte konağa dönüyorlar.
Sen dikkat et de günün sonunda kapıya konulan sen olmayasın.
Biz nerede kalmıştık?
Cemil'in baba yadigarı saatini yerine koyacaksın.
Sonra da Merve'nin şu yurt dışındaki okul işine atlama.
Önemli benim için.
Büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın Tülay cadısı.
Çok büyük.
Kızın vasiyet meselesini öğrendikten sonra bu konağa asla geri dönmeyecek.
Oralarda kendine çok dikkat edeceksin tamam mı? Söz ver bana.
Tamam kızım.
Ama sizde.
Neyse böyle çok vedalaşmayalım. Ben zaten yarın havaalanına bırakmaya
geleceğim seni.
Ay yok kızım sağ olsun Halil oğlum da söyledi ama Serdar bana özel araba
ayarlamış. O götürecek beni havaalanına. Yani bu bizim son görüşmemiz mi?
Zeynep'im hakkını helal et kızım be. Ben sana yalan söyledim.
Hani geçen jandarma gelmişti ya.
Firari yakalanmıştı.
Ben sizin yuvanız yıkılmasın diye sakladım sizden.
Bu evden ayrı gayrı çıkın istemedim.
Belki biraz daha aynı yerde kalırsanız barışırsınız diye düşündüm.
Ben senin kalbini biliyorum Ayşe teyzem.
Helal olsun.
Ama sen de helal et. Suyunu içtik, ekmeğini yedik.
Gani gani helal olsun kızım.
Hollanda'ya da bekliyorum ama Halil oğlumla. Tamam?
Tamam.
Benim içeride iki parça eşyam kaldı. Onları valize yerleştireyim. Tamam.
Evimize dönüyoruz Çiçek.
Özledin mi?
Ben de çok özledim. Ne yalan söyleyeyim.
Allah Allah, Songül Hanım niye arar ki beni?
Efendim Songül Hanım?
Zeynepciğim, annenle konuştum, konağa geri dönüyormuşsunuz. Gerçekten çok
sevindim.
Evet, sağ olun.
Halil'e babasının vasiyeti konusunda anlayış göstermen, ona saygı duyman çok
özverili bir hareket. Yazık.
Günlerdir babası yattığı yerde huzur bulsun diye seni ikna etmeye çalışıyor.
Hatta geldi buradan babasının ev şeklindeki anahtarlığını aldı sana
vermek için.
Yani senin yerinde başkası olsa sen benim için değil babanın vasiyeti için
uğraşıyorsun der asla geri dönmezdi.
Seni çok takdir ettim Zeynep.
Neyse ben seni tutmayayım. Heyecanla dönmenizi bekliyoruz. Hoşçakal.
Yani senin yerinde başkası olsa, sen benim için değil babanın vasiyeti için
uğraşıyorsun der, asla geri dönmezdi.
Yanılıyorsun.
Sana dair her şeyin bir önemi var benim için.
Bir gülüşün.
Şöyle bir bakışın.
Öfke.
Ufak bir sözün.
Tüm varlığınla en değerli misin sen benim?
Çünkü sen bana yuvanın dört duvardan ibaret olmadığını... ...bir kalpte
yaşamayı öğrettin.
Sen benim yuvamsın.
Ne aptalmışım ben.
Beni sevdiği için peşimden geldiğini düşündüm.
Meğer her şey babasının vasiyeti içinmiş.
Burada varmış.
Allah Allah.
Ne yazmış olabilir ki?
Canım neredesin? Her yerde seni arıyorum.
Bak. Vitaminlerini alman lazım. Saatin kaçmaması lazım.
Bak ne buldun.
Kazım Halil'e mektup yazmış.
Hala ne istiyor olabilir ki?
Kola öyle bir mektup göndereceksin ki gelen geçen yüzüne tükürecek. Yapma
Kazım abi dur bak ben yapmadım.
Yandım. Ali'yi saklamış demek.
Saniyeler bile saat gibi geliyor bana.
Ne derdik gel.
Geldi bir an önce evimize dönelim Zeynep'im.
Ver onu da Burkac'a koyalım. Gerek yok.
Ne
oluyor
Zeynep? Ne bu şimdi?
Az kalsın beni yine yalanlarına inandırıyordun.
Ama olmadı.
Sırf vicdanın rahat etsin diye.
Göstermelik yuvan için senin gerçek yüzünü bilmeyen birini bul.
Ne demek onu özelim şimdi bana?
Ben senin yuvan değilim.
Zeynep Zeynep
Zeynep bir dur
Polis!
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.