All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 117. Bölüm Winds of Love Episode 117

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Lütfen dayan bırakma beni yalvarırım. Bırakma dayanamam.

Dayan. Ne olur dayan.

Zeynep! Neredesin?

Dayan Halil ne olur dayan. Dışarı alayım lütfen. Yardım edin ona. Hayır gitme.

Düşman! Öyle yapma!

Bırakma beni.

Ben sensiz yapamam.

Allah'ım ne olur bir mucize olsun lütfen.

Mucizeleri buraya kadarmış dostum. Son nefesini verip...

Aramızdan çekil artık.

Ne oluyor? Neye bakıyorsunuz siz?

Şok cihazını hazırlayın.

Gitsen iyi olur Zeynep.

bırakma kendini.

Kurtulacaksın. Allah'ım ne olur ona bir şey olmasın.

Olmayacak.

Olmayacak bak Halil'in ne kadar inatçı olduğunu biliyorsun değil mi?

Biliyorsun.

Gel Zeynep.

Biraz uzaklaşalım.

Dokunma bana.

Biraz hava almak iyi gelirdi. Sana dokunma.

Allah'ım ne olur yardım et.

Elinden tut, hayreden yardım et ona.

Bir kez daha, 230 yolu.

Başaracaksın.

Başarmak zorundasın Halil.

Benim için.

Ben sana güveniyorum.

250 Joule!

Beni bırakıp gidiyor musun?

Benimle gel Halil.

Sana söyleyeceklerim var lütfen.

Hadi, gel.

Ben... Ben sana çok büyük hata yaptım.

Sana geç kaldım ben.

Gidiyorum artık.

Gidiyorum artık.

Hoşça kal.

Geç değil.

Hiçbir şey için geç değil.

Vazgeçemezsin Halil.

Bırakıp gidemezsin beni.

Son defa!

Lize!

Ben bu zamana kadar onun yüreğimdeki yerini fark edemedim.

Çok geç kaldım biliyorum.

Ama ne olur bağışla onu bana.

Bize bir şans daha ver.

Hiçbir şey için geç kalmadığımızı göster bize Allah'ım ne olursun.

Teşekkürler olsun.

Teşekkürler olsun Allah'ım.

Teşekkürler olsun Allah'ım.

Seyredin.

Onun için döndün. Yine istediğim şeyi bana bırakmadın.

Doktor Bey.

Tehlike geçti değil mi?

Kalbi çalıştı ama sonrası için net bir şey söyleyemem. Hastanın durumu kritik.

Bu gece önemli.

Ne demek kritik?

Doktor Bey.

Lütfen bir şey söyleyin.

Yeğenim yaşayacak değil mi?

Önümüzdeki saatler önemli.

Bekleyip göreceğiz.

Doktor bey ne olur elinizden geleni yapın. Ne olur yaşatın onu. Paranın

hiçbir önemi yok. Ne olur.

Hanımefendi parayla ne alakası var? Biz elimizden gelen her şeyi yaptık.

Yapmaya da devam edeceğiz.

Lütfen güçlü ve sabırlı olun.

Ayrıca dua edin.

Peki beş dakika görebilir miyim baba lütfen?

Maalesef. Normal odayı alıncaya kadar beklemeniz gerekiyor.

Zeynep. Bak.

Güçlü olmak zorundayız.

Onun gibi.

O da bizden bunu isterdi.

Eren.

Bizi bırakmaz değil mi?

Bir şey söyle. Bırakmaz değil mi?

Ben biraz hava alacağım.

Üzülme artık.

Bütün bunlar senin için. İkimiz için. Bize öyle bir dünya kuracağım ki Halil

'in adını bir daha anmayacaksın bile.

Aslında onu hiçbir zaman sevmediğini sen de anlayacaksın.

Halil'e bir şey olursa ne yaparız Tekin?

Ben nasıl yaşarım?

Dünyam nasıl yaşarım?

Böyle şeyler getirme aklına.

İyi olacak Halil. Bak göreceksin iyi olacak.

Hadi gel. Gel biraz dışarı davralalım.

Teyze. Hadi lütfen.

Zeynep.

Su getireyim mi sana?

İstemiyorum.

Ama içmek zorundasın.

Getiriyorum ben.

Yiyecek bir şeyler?

Hangisi doğru söylüyor acaba?

Eren mi Feyyaz mı?

Alo?

Feyyaz, hastalığın ne durumda?

Ne zaman başlamış tam olarak?

Birkaç ay oldu.

Doktorlar uğraşıyor ama niye sordun ki şimdi birdenbire?

Hiç, merak ettim.

Ne teşhisi koymuşlardı peki?

Kronik paranenal böbrek yetmezliği.

Ama birdenbire bu kadar merak etmen garip.

Yoksa sen inanmıyor musun benim hasta olduğuma?

Yok, ondan değil de.

Neyse Selma, yorma kendini.

Eve gidince bütün raporlarımı gönderirim. Tüm merakını giderirsin olur

mu? Teşekkür ederim.

Yanlış anlamam ama raporlarını gönderirsen sevinirim.

Ben anlayacağımı anladım Selma. İyi günler.

Çok ayıp oldu.

Belli ki yalan falan değil bu hastalık.

Böyle olsaydı raporlarımı göndereyim der miydi?

Sanki dünya durmuş gibi Halil.

Nefes bile alamıyorum.

Her şey canlanmak, yeniden başlamak için seni bekliyor sanki.

Ben de.

Böyle çaresiz beklemek öyle zor ki.

Yalvarırım sana aç artık şu gözlerini.

Bir daha hiç üzmeyeceğim seni.

Hiç inat etmeyeceğim Halil.

Yeter ki geri dön.

Pardon. Halil Fırat'ın tanıdığı mısınız?

İmzalayabilir misiniz lütfen?

Ali Bey'in eşyalarıdır.

Geçmiş olsun.

Geç kızım geç.

Bak kızım, kalacak yerin olmadığı için Eren Bey'e rica ettik. O da bizi kırmadı

sağ olsun.

Hepimiz bu evde misafir sayılırız. Sen de ona göre davran, sakın ha yüzümüzü

kara çıkarma bizim.

Allah razı olsun Fatma Neneciğim sizden. Zaten benim amacım stajımı yapıp iyi bir

işe girmek. Sizi utandırmam, merak etmeyin. Ben odanı hazırladım, temiz

çarşaflarını da koydum. İstediğin zaman çıkabilirsin.

Ben bir namaz kılayım geleyim. Çay demleriz, birlikte içeriz. Neneciğim,

sen hiç zahmet etme. Kıl namazını, ben hallederim.

Tamam.

Acil attığın fotoya bak.

Kızım ev şahane. Bir de sevgili buldun mu tam olacak.

Ya bırak şimdi şu köydeki sümüklüleri. Allah aşkına. Hem benim nasıl tiplerden

hoşlandığımı sen gayet iyi biliyorsun.

Şöyle esmer, hafif kirli sakallı, sert gibi gözüken ama yüreğe yumuşacık biri

çıksa karşıma fena mı olur ya?

Yasemin, buraya kısmetimi bulmaya geldim.

Onu bulmadan köye falan dönmeyeceğim.

Hadi kapat telefonu.

Güle güle.

Ben hemen gidip geleceğim.

Bir yere kaybolmasın.

Tamam.

Seni bekleyeceğim.

Bana bunu yapamazsın canım. Bu kadar yakamazsın. Hayır.

Bu mendil hep yanında mı taşıdın sen?

İyileştiğinde ben vereceğim mendili sana.

Ben vereceğim.

Yine hep kalbin üstünde taşıyacaksın bu mendili.

Şimdi bu eşyaları Gülhan'a verip geleceğim.

Hemen geri döneceğim.

Bir şey olmadı büyütme.

Nasıl bir şey yok? Şuna bak kıpkırmızı olmuş.

Hemen buz koymamız lazım.

Kendini suçlu hissettiği için üzerime düşüyor ama gerek yok.

Bundan sonra birbirimiz için birer yabancıyız. O da anlayacak.

Sağ olasın. Ama ben hallederim.

Ne çok kırılmış.

Yardımı bile istemiyor.

Polis. Halil'in eşyalarını getirdi.

Halil yoksa... Kardeşim iyi değil mi? Yaşıyor değil mi?

Yaşıyor tabii ki. Merak etme.

Sen gözlerinde gördün mü onu?

Evet.

Ameliyatı gayet iyi geçti.

Hem sen Halil'i benden daha iyi tanıyorsun.

Bunu atlatacak biliyorsun.

Biliyoruz.

Onun ne kadar güçlü olduğunu biliyorum ama herkesin bir sınırı yok mudur?

Ya bunu atlatamazsa?

Ya üstesinden gelemezse?

Ya bu defa atlatamazsa?

Her şey buraya kadarsa?

Hayır.

Buraya kadar değil.

O daha hikayesini tamamlamadı Gülhan.

Bak göreceksin.

Hiçbir şey olmayacak onun.

Daha yaşayacağı çok güzel günler var önünde.

Rabbim onu bize bağışlayacak değil mi?

Bağışlayacak.

Bak bazen insanın sevdikleri için yapabileceği en değerli şey güçlü

olmaktır.

Sen iyi ol ki Halil de iyi olsun.

İyi olacağım.

Söz ver bana.

Ne diyeceğim şimdi?

Ben bir Halil'e bakayım.

Sonra yine uğrarım yanına olur mu?

Kardeşimi yalnız bırakmadığın için çok teşekkür ederim sana.

O beni hiç yalnız bırakmadı.

Ben de onu bırakmayacağım.

Sen hiç merak etme abi. Tam adamına geldin. Aslında fark olmaz.

İmza, mühür hepsi tamam. Yalnız bizim motor da avansız çalışmaz.

Al bakalım avansını.

Acil tarafından hallet şu işi. Hadi göreyim seni.

Merak etme sen abi. Yalnız resmi bir yere vermeyeceksin değil mi?

Yok yok sen rahat ol. Bir arkadaşa şaka yapacağız sadece o kadar. Tamam mı?

Abi ben hazırlayınca sana haber vereceğim.

Tamam. Haber bekliyorum senden.

Göreyim seni.

Hadi bakalım öğrenme iş.

Onca yaşanan şeyden sonra Halil Fırat'ın hayatında veya geleceğimde öyle bir yeri

olmamalı.

Kendimi hiç dinlemeden konuşmuşum meğer.

Herkesin gördüğünü bir ben görememişim.

Belki de görmek istemedim.

Güçlü duyguyla ne yapacağımı bilemedim.

Sen... Sen benim bir parçam olmuşsun meğer.

Nefesim nefesine muhtaç olmuş da inkar edip durmuşum ben.

Ama bu sefer inadım bile fayda etmiyor Elif, Fırat.

Senin için bir şeyler aldım.

Hadi bakalım.

Soğutmadan ye tostunu.

İstemiyorum dedim sana.

Yok yere harap ettin kendini.

Biraz toparlan artık.

Yok yere mi?

Sen ne diyorsun be?

Beni yanlış anladın.

Çok yoruldum demek istedim.

İyileşecek kardeşim.

O manada yok yere yani.

Beni yalnız bırakır mısın lütfen?

Git.

Nasıl da üzülüyor sevgilim senin için.

Sakın başka bir hisse kapılma Halil Fırat.

Onunki sadece merhamet. Yeter artık onu üzdüğün, canını yaktığın. Eğer burada

gebermezsen seni ben geberteceğim. Bu kez başaracağım Halil Fırat.

Bu ona son bakışın olacak Zeynep. Ondan kurtulacaksın.

Artık onu dert etmeyeceksin.

Doktor Bey, bir gelişme var mı?

Halil Bey umduğumuzdan daha güçlüymüş.

Hayata tutunmak için önemli bir nedeni olmalı.

Şükürler olsun.

Çok şükür.

Peki görebilir miyiz onu biraz?

Şimdi mümkün değil. Daha sonra.

Ben güzel haber günlerine vereyim hemen.

Ben de seninle geleyim. Merak edenlere haber verelim.

Evet, iş boşa düştü.

Teşekkür ederim.

Yaptın mucizeni.

Allah'ım sana şükürler olsun.

Keçin burada seni bekliyor.

Hastamızın tansiyonu düşük hale, dikkat edin. Geçmiş olsun.

Gülhan.

Halil hayatı tehlikeye atlattı. Geçti gitti canım.

Kabus bitti karıcığım. Halil kurtuldu.

Ben hemen onu göreyim. Hayır hayır hayır hemen ayaklanma.

Hemşire tansiyonun düşük dedi.

Yok yok iyiyim ben.

İyi dediniz ya hiçbir şeyim kalmadı şimdi.

Tekin.

Hemşireden tekerlekli sandalye rica edelim mi? Camın önünden baksın o da iyi

gelir ona.

Onu böyle görmek çok zor.

Ne olursa olsun hep ayaktaydı benim kardeşim.

Yine de şükürler olsun.

Tamam canım.

Ağlama ama.

Bak o iyileşecek. Sen yatağa düşeceksin.

Tutturamıyorum kendimi.

Gülhan, Halil seni böyle görsün ister misin?

Teyzem haklı.

Eve gidelim. Biraz dinlen.

Kardeşin seni iyi görsün.

Dinlenirsen daha iyi hissedeceksin Gülhan ne olur.

Teyze.

Sen de bizimle gel Bence.

Yok Gülhan.

Ben Halil'in yanında kalacağım.

Ben de buradayım kraliçem. Git bir toparlan sen de.

Gözünü ondan ayırma olur mu? Bir şey olursa bana mutlaka haber ver.

Bana emanet. Sen rahat ol kraliçe.

Sakın!

Sakın bir daha bana dokunmaya kalkma!

Hatta konuşma bile!

Senin gibi yalancı, düzenbaz bir adamın selamını dahi almak istemiyorum ben!

Yalan söylediğim için. Ona yalan söyledim diye kızgın bana.

İnsanın çok sevdiğine kızarmış. Sen de bu yüzden kızdın bana. Değil mi Zeynep?

Bu yüzden.

Sevdiğin için beni.

Doktor Bey.

Halil. O nasıl oldu?

Daha iyi.

Peki. Ben onu görebilir miyim?

Çok uzun sürmesine mi olur mu?

Tabii.

Hanımefendi hazırlayalım.

Teşekkür ederim.

Buyurun.

Artık istesen de istemesen de hayatımızdan çıkacaksın.

Sonsuza kadar.

Zeynep. Halil.

Sen misin?

Benim.

Çok korkuttun beni.

Korkma.

Bırakır mıyım seni?

Buradayım.

Buradasın.

Sizi artık dışarı alalım, hastamız dinlensin.

Birazdan ilaçlar da etkisini gösterecektir zaten.

Kendine geldiğinde de normal odaya alırız.

Hanımefendi, lütfen.

Lütfen, daha sonra.

Tamam.

Geleceğim.

Kardeşim nasıl?

Ben de yanına girmek istiyorum.

Olmaz. Yeni ilaç verdiler, uyuyacakmış.

Bu tür durumlarda beyinde hasar kalabiliyormuş.

Doktora bir şey söyledi mi?

Söylemedi.

Bazen fark edilmiyor ama zamanında müdahale edilmezse çok tehlikeli.

Açıklama yapmamaları tuhaf.

Ben gidip bir doktorla konuşayım.

Bir daha kontrole geldiğinde sorarsın.

Yok, olmaz.

Gidip hemen konuşmam lazım.

Sen artık benim için yiğitsin.

Biliyor musun Eylül Fırat?

Önceden bütün derdim sendin.

Ta ki Zeynep'le karşılaşana kadar.

Onunla hayatım tamamlandı.

Artık hiç kimseyi...

Geçmişteki hiçbir davayı önemsemiyorum.

Buna sen de dahil.

Benim için sadece artık Zeynep var.

Ona giden yolda karşımdaki en ufak tehlikeyi mi yok ederim?

Aslında sen de küçük, değersiz bir engelsin ama

yine de yaşamana müsaade edemezsin.

Geberip gideceksin.

Ne yapıyorsun sen?

Yastık. Kaymıştı. Düzelteyim dedim.

Bırak.

Çekil.

Zeynep. Buradayım.

Yanındayım.

Merhabalar.

Buyurun.

Halil Bey kendine geldiyse birkaç soru soracağız.

Daha yeni uyandı. Sabah gelseniz.

Ben kendimdeyim.

Sorabilirsiniz memur bey.

Emin misiniz?

Kaza nasıl oldu? Sizi sıkıştıran biri oldu mu? Ya da olağan dışı bir şey fark

ettiniz mi?

Aslında arabanın bakımını yeni yaptırmıştım.

Bir anda frenleri tutmadı.

Araştıracağız.

Sizi daha fazla tutmayayım. İrtibatta olacağız zaten.

Geçmiş olsun.

Sağ olun.

Korkuttun bizi kardeşim.

İyi misin?

Benim şu cevapsı çağrıya dönmem lazım.

Bir şey yapmalıyım.

Hem de hemen.

Alper Bey.

Ne diye gidiyorsunuz?

Benim kazayla bir ilgim yok.

Kaza mı?

Ne kazası?

Neyle suçlandığımı bilmeden hiçbir yere gitmiyorum.

İstanbul'a.

Ayşe Demir'in cinayetiyle ilgili ifade vermeye geliyorsunuz.

Bir dakika.

Bir telefon edebilir miyim?

İçeride hastam var.

Görmeyince merak ederler.

Zeynep, acil işim çıktı.

İstanbul'a geçiyorum.

Ama hemen döneceğim.

Halil sana emanet.

Sana olan hislerimi bile söyleyemeden, senden af dileyemeden ölecektim. Her şey

yarım kalacaktı.

Senin yokluğunu nasıl katlanırım?

Şükürler olsun Allah'ım seni bana bağışladı.

Ne düşünüyorsun?

İlk defa inatçı olmana bu kadar sevindim.

Çok şükür, buradasın.

Buradayım.

Hayat... ...yaşarken hiç bitmeyecekmiş

gibi.

Ama...

...ölümle burun burun.

...bir nefes.

Ve sonra her şey bitiyor.

Ben... ...çok korktum sana bir şey olacak diye.

Kendimde olmasam da...

Bir şeyler duydum, hatırlıyorum.

Yalvarırım bırakma beni, gitme.

Halil! Halil aç gözlerini, yalvarırım aç gözlerini.

Buradayım ne olur gitme, bir yere bırakma beni.

Ölemezsin, bırakamazsın beni.

Sesler çok karmaşık.

Boğuk, bulanık.

Ama biri vardı yanımda.

Her yer karanlıktı.

Yolumu kaybetmiştim sanki.

Sonra bir ışık gördüm.

O ışığın içindeki huzur beni kendine çağırıyordu.

Yorulmuştum.

Gitmek, kurtulmak istedim.

Beni geri döndüren şey neydi biliyor musun?

Senin sesin.

Sen.

Biliyorum sendin o.

Yanımdaydın Zeynep.

Doğru mu?

Ben hep senin yanındaydım.

Selim. Sevdiklerimin varlığı beni hayata döndürdü.

İyi ki döndün.

Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki Zeynep.

Bir an önce, artık bir an önce bütün gerçekleri anlatmalıyım sana.

Hayat beklemek için çok kısa.

Ve ben çok bekledim.

Artık yanındayım ve bırakmam seni.

Şunları göçeyim de.

O kesin şimdi yemek de yapmamıştır.

Kremi de almamıştır kesin.

Umursamıyor ki hiç.

Yardım lazım mı?

Şu dolapta yanık kremi vardı.

Getirebilir misin?

Ya Periha abla, etrafta gençlerin takıldığı kafeler falan var mı?

Bilmiyorum ki, hiç gitmiyorum.

Buydu değil mi?

Bilmiyorum valla.

Ya seni de anlamıyorum hiç.

Gençsin, güzelsin. Neden böyle izole bir hayat yaşıyorsun ki?

İstediğin kısmeti bulabilirsin.

Ama anladım.

Sevdiğin biri var zaten.

Yok hayır öyle biri yok.

Benim de yok.

Yalnızlık çok zor.

Dur daha okulun bitmedi ki senin.

Acelenme. Hem sen buraya staj için gelmedin mi?

Hem stajım yapıp hem kısmetimi arayabilirim.

Kime götüreceksin onları sen?

Çay bahçesinde çalışan Hakan var.

Ona götürüyorum.

Sen yorgunsun dur. Evi tarif et ben götüreyim onları.

Olmaz öyle yok.

Denemle ilgilen. Ben hallederim.

Evet

ablacığım.

Geldim ben kapının önündeyim.

Nasıl oldu Halil Bey?

Daha iyi.

Evdekiler nasıl?

Herkes iyi merak etme. Ben de Cemil'le geldim. Bekliyor dışarıda.

Sağ ol ablacığım. Ellerine sağlık.

Halil'e iyi gelir şimdi bu.

Onun bir an önce iyileşmesi için elimden gelen ne varsa yapacağım.

Hadi soğuk olan var ya. İçsin Halil Bey.

Selma.

Beni Cemil bekliyor da dışarıda. Acelemere gitmem lazım. Sen bir

dinlesene.

Alo Selma.

Bana inansaydın eğer bunları sana atmak zorunda kalmayacaktım.

Özür dilerim Feyyaz.

Kafam çok karışmıştı.

Kusura bakma lütfen.

Üzülme. Üzülme. Her şey iyiye gidecek. Ben öyle umuyorum.

Ben de öyle umuyorum.

Yarın hastaneye gelecek misin?

Ben bir uğrayacağım da.

İstersen doktoruna beraber gideriz yarın.

Rutin kontrolümü henüz var. Ama düşündüğün için teşekkür ederim.

Bir dahakine birlikte gideriz olur mu?

Tamam.

Bugün feria?

Bildiğin yüzünden yemek hazırlayamamışsındır.

Bu yanım kremin de sür. İyi gelir.

Kıyamamış bana.

Kıyamam ya.

Hayır Hakan. Topla kendini. Artık duygularına yenilmek yok.

Kendine verdiğin sözü unutma. Sonra üzülüyorsun be oğlum.

Sağ olasın. Zahmet etmişsin.

Şey, biraz konuşabilir miyim?

Yorgunum Feriha ya.

Ama merak etme, yarın malzemeli almak için kapında olacağım.

Hayırlı geceler.

Eyvah. Ben çorba içebilir misin diye sormadım ama kimseye. Sen bir kaşık daha

ver. Bir zararı olmasın ama.

Sen ver.

Mesela şimdi şuradan hemşire çat diye içeri girse.

Çorba içiriyorsun diye sana kızsa ne yapacaksın?

Biraz acım var.

Hemşire'nin...

Ağrı kesici mi o?

Evet.

Halil Bey ne zaman yemek yiyebilir?

İki saat sonra.

Keşke hiç içirmeseydim işte.

Gerilme.

İki saatten bir şeycik olmaz.

Olmaz değil mi?

Sen bir kaşık daha versene buna.

Devamını içirmeyecek misin?

İki saatten önce hiçbir şeyi yiyip içemezsin.

İyi de ben çok acıktım.

Senin iyiliğin için.

Hemşireden daha acımasız çıktın.

Kuralların daha sert.

Öyle çünkü ben seni ondan daha çok düşünüyorum.

Bilmez miyim?

Selma günaydın.

Selma.

Neden böyle yaptın Eren?

Nasıl? Feyyaz'a karşı önyargılı davrandın. Hasta değil dedin.

Yalancılıkla suçladın.

Selma beni bir dinlersen anlasacağım.

Ben sen hiç tanıyamadım mı acaba Eren?

Selma bak.

Lütfen, beni bir dinler misin?

Neyse, Zeynep bekliyor, ben giriyorum. Selma!

Selma!

Bu yakışıklılık şaka mı ya?

Hayallerimin erkeği kapıma gelmiş.

İşe bak.

Buyurun.

Ya ben Feriha'nın çay bahçesi için hazırlıklarını almaya gelmiştim ama...

Bismillah.

Sen... Sen niye ayaktasın? Yataktan kalkmamam gerekiyor.

Üstüne çık.

Üstüne çık yatmışsın.

Üşümüşsündür.

Bütün kuralları çiğnedi geleli maşallah.

Atacaklar bizi hastaneden.

Hadi yatağa.

Gel.

Senin de üstüne bir şey versinler.

Tamam, sen düşünme bunları.

Yavaş.

Kalbim biraz daha böyle çarparsa konuşmama gerek kalmayacak.

Halil her şeyi anlayacak.

Su ister misin?

Olur aslında.

O zaman ben bir su alıp geleyim.

Zeynep.

Abla. Sen niye geldin? Sana yiyecek bir şeyler getirdim.

Halil Bey nasıl oldu?

İyi. Çok daha iyi.

Ama sen biraz yorgun görünüyorsun.

Yok sen merak etme. Ben de çok iyiyim.

Halil kurtuldu ya.

Önemli olan tek şey bu.

Tabii orası öyle de. Biraz dinlensen mi acaba sen? Hayır abla.

Beni şu an dinlendirecek tek şey Halil'in yanında olmak.

Onun gülümsediğini, konuştuğunu, hatta nefes aldığını görmek bile bana o kadar

iyi geliyor ki.

Zeynep, sen ne söylediğinin farkında mısın?

Hani sonra Halil Bey'i seviyorsun deyince bana kızıyorsun ya.

Zeynep, inanmıyorum.

Sen şu an ilk defa Halil Bey'i sevdiğini kabul ettin yani.

Kaç defa söyledim sana.

Sen Halil Fırat'ı seviyorsun. Hem de çok seviyorsun.

Abla. Bir sus Allah aşkına. Biri duyacak şimdi.

Zeynep.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.