All language subtitles for Rüzgarlı Tepe 217. Bölüm Winds of Love Episode 217 (Final Episode)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hakan, Zeynep'i gördün mü?

Evet, Serhat'ı da en son orada gördüm.

Eyvallah, sağ olasın. Eyvallah, görüşürüz.

Benim güzel karım. Ne yapıyorsun?

Ali.

Sırayı temizlemeye girişmiştim.

Ama bak ağır kaldırma bırak. Ben hallederim.

Zeynep.

Zeynep. Zeynep.

Zeynep.

Ne oldu? Aç gözlerini Zeynep. Zeynep. Korkutma beni aç gözlerini Zeynep.

Zeynep. Zeynep.

Zeynep ne oldu Zeynep?

Hayır. Hayır.

Hayır Zeynep.

Zeynep.

Oğlum.

Oğlum.

Zeynep.

Neredesin Zeynep?

Zeynep.

Zeynep. Halil.

Buradasın. Buradasın çok şükür.

Buradayım ne oldu sana?

Sen iyi misin?

Halil iyiyim ben.

Babaannemin yanına uğramıştım oradan döndüm. Endişelenecek bir şey yok. Sana

ne oldu asıl?

Gel otur şöyle yerde kalma.

Her şey yolunda mı?

Yolunda mı? İhsan Ömer, İhsan Ömer o iyi mi?

İyiyiz biz babası.

Değil mi oğluşum?

Bak iyiyiz.

Yalnız oğlumuz biraz acıkmış. Öyle söylüyor.

E tabi bilmiyor. Bu kadar sık acıkırsa annesi yakında 100 kilo olacak.

Her yere yürümek yerine yuvarlanarak gideceğim. Az kaldım. Valla karım sen

değil yüz.

İstersen beş yüz kilo al. Yine de dünyanın en güzel kadınısın.

Yalnız oğluşumuz isyanlarda.

Ben gideyim mutfağa da yiyecek bir şeyler hazırlayayım. Dur. Dur sen gitme.

Bak son demlerim Hüseyin'e. Çok az kaldı doğumuna.

Bundan sonra daha dikkatli olacağız.

İşte ben yaptırayım sana. Ne istiyorsun canım? Ne istiyor?

Halil.

Sen endişelisin.

Tedirginsin, tuhaflık var sende ne oldu?

Bilmediğin bir şey mi var?

Dün akşam Merve ne kadar güzel olmuş değil mi?

Allah mutluluklarını daim etsin.

Ne ara büyüdü? Daha dün şu kadarcıktı.

Şimdi evlenecek yaşa geldi.

Tekne kızımız.

Çok yakıştılar birbirlerine.

Cemil iyi bir çocuk belli.

Merve'nin gözünün içine aşkla bakıyor.

Ya onu mutlu etmek için fırsat kovuluyor sanki.

Ay aşk demişken.

Ben de bir kocişkomu arayayım.

Bu kadar ayrı kalmak yetti bana.

Şimdiden özledim.

Kız hemen adamın hengine düşme.

Bıktırır kaçırırsın valla.

Azıcık özlet kendini. Çok seviyorum ayol, ne yapayım?

Bayret.

Efendim?

Anladım.

Tabii, tabii gelirim.

Teşekkürler.

Görüşmek üzere.

Selma ne oldu?

Kimdi o? Bir şey mi oldu?

Hayatım telaşlandırma beni.

Ne olur saklama benden bir şey. Niye bu kadar endişelisin? Anlat hadi.

Güzel gözlüm. Sonra yaklaştık ya.

E Halil'e endişeliyim ben de.

İyi de Halil daha doğuma bir aydan daha fazla var.

Üstelik endişe edeceğin bir şey de yok. Ben de oğlumuz da gayet iyiyiz bak.

Bence şu anın keyfini çıkarmalısın.

İkimiz de çok yakın zamanda uykusuz geceler bekliyor.

Hatırlıyor musun Selma ablamlar Nazlı doğduktan sonra çok uykusuz kaldılar.

Güzeller güzel karım. Ben dua ediyorum biliyor musun o günlerin gelmesi için.

Gerekirse ben uykusuz kalayım günlerce.

Ne bileyim açsız bile beklerim ben. Yeter ki sizin sağlığınız iyi olsun.

Hep yanımda olun.

Daha oğlumuz doğmadan sen bu haldesin.

Onu sakınıyorsun her şeyden.

Sen ne kadar iyi bir baba olacağının farkında mısın Ali?

Ölürüm ben sizin için.

Kahvaltı hazır.

Halil Bey ve saygıdeğer eşinin teşriflerini bekliyoruz.

Geliyoruz Gülhan ablacığım.

Hayatım ben şimdi aşağı ineyim merak etmesinler. Sen de bir üstünü değiştir

gelirsin sonra.

Bak endişelenmek yok tamam mı?

Tamam endişelenmeyeceğim. Gel dur ben yardım edeyim sana karım gel. Halil

iyiyim ben. Tamam iyisin biliyorum.

Evet iyiyim.

Gel merdivenlerden aşağı indireyim.

Hayır. Sen üstünü değiştir de gel güzelce kahvaltımızı yapalım, ben

inerim. Yavaş in ama.

Tamam, söz.

Halil hadi.

Tamam, tamam.

Hakan neredesin?

Senden isteyeceğim bir şeyler var.

Sema, bak korkutuyorsun beni. Ne oldu? Kimdi o?

Kesin kötü bir şey oldu.

Yüzünü sallandırmasından belli.

Aksine çok ama çok iyi bir şey oldu.

Takılarının olduğu koleksiyon çok beğenilmiş.

Satışları çok iyi gidiyormuş.

Bu yüzden de...

Benden yeni bir koleksiyon yapmamı istediler.

Detayları konuşmak için yarın şirkete bekliyorlar.

Kuru duyuyorum senle.

Allah'ım sana şükürler olsun.

Yavuz dilden kem nazardan saklansın bize. Her şey tıkırında gideyim

maşallah.

Bu yeni his sayesinde şimdi kredi borcumuza rahat rahat öderiz.

Borç falan da kalmayınca huzur içinde yaşar gideriz.

Siz durun durun. Ben bakarım gözaltı uzama.

Çok

zor

zamanları atlattık.

Ama her şey yoluna girdi.

Huzurluyuz, mutluyuz.

Ben daha ne isterim ki?

Çok şükür. Allah bozmasın.

Sen.

Yuvamız.

Kızımız.

Ben daha ne isterim ki?

İnşallah hayatımız hep böyle hızlı hızlı içinde olur.

Ambilik yaradı Zeynep'ciğim. Pırıl pırıl parlıyorsun.

Bir de Selma ablamı görün.

Nazlı'yı doğurduktan sonra yüzünde hep gülücük eksik değil. Çok şükür.

Maşallah maşallah.

Senin keyfinin de onlardan aşağı kalır yanılmak Merveciğim. Söz kesmek yaradı.

Artık yavaş yavaş düğün tarihine karar vermek lazım değil mi?

Ben düşündüm de kır düğünü istiyorum.

Şöyle kırda tatlı bir merasim.

Tiret mekanlara baktım.

Konaklama, kaliteli hizmet, konuklar için de her şey düşünülmüş.

Düşünülmüş de yavrum, yani açık hava.

Yağmur mu yağacak, güneş mi olacak, ne olacak belli değil. Olur mu öyle şey

kırdığının?

Anneciğim, organizasyonla her avukat şunu dikkate alarak yaparız.

Benim dünyalar güzeli kardeşim nasıl bir düğün istiyorsa öyle olsun.

İnsan sonuçta ömründe bir kere böyle bir karar veriyor. Nasıl istiyorlarsa öyle

olsun.

Günaydın canım hala.

Günaydın. Günaydın Halil oğlum.

Beni kırdığını diye sıkıştırıyor buradan.

Kırdığını mı?

E tamam.

Gençler nasıl istiyorsa öyle yaparız. Hiçbir masraftan kaçınılmaz. Yalnız

böyle düşüncelerle benim karımın kafasını meşgul etmeyelim. Tek isteğim

o. Yok zaten...

Doğumdan sonra yaparız düğünü. Doğma kadar Zeynep'in her şeyine dikkat

ediyoruz. Uyku düzenine, yürümesine, yemesine, içmesine her şeyine.

Yeme içme demişken bugün Zeynep'le beraber organik köy pazarına gideceğiz.

Köy pazarı mı?

Yok orası çok sapa. Yani zor olur o. Bir şey istiyorsanız söyleyin ben çocukları

aldırtayım hemen. Ne istiyorsun karım sen söyle bakayım.

Ama Halil hamilelikte hareketsizlik de iyi bir şey değil.

Biraz yürürüz açılırız şöyle fena mı? Evet ablacığım. Ya tamam öyle anlıyorum

da. Burada da yürüyüş yaparsın. Bak geniş alan bu çiftlik boşuna mı var? Her

yeri gezebilirsin. Yalnız öyle tek başına gezmek de olmaz. Allah

göstermesin bir sorun sıkıntı bir şey olur. Bir şeye ihtiyacın olur. Hemen

müdahale edilebilirsin.

Bak bak bak. Daha şimdiden babalık yapmaya başladı evladına.

Ya doğru babalık heyecanı ama. Anneyi de pek sıkıştırmamak mı lazım?

Öyle sıkıştırmak için falan değil. Bence öylesi uygun. Yorulmasın diye ben. Onun

için düşündüm.

Sen de biraz rahat ol ablacığım.

Zaten herhangi bir sıkıntı yok. Değil mi Zeynepciğim?

Kesinlikle.

Neyse ben vazgeçtim zaten.

Gitmeyeceğim.

Ben kocamın sözünden çıkmayacağıma söz vermiştim ama.

Pazara da gitmeyi vereyim. Ne olacak?

Karım sözünde durduğu için.

Bunu hak etti.

Maşallah size.

Böyle el ele, göz göze, söz söze.

Vallahi siz örnek bir anne baba olacaksınız evladınıza.

İnşallah.

Hakan.

Efendim Hakan.

Halil atölyeye geçiyorum.

Tamam, ben de geliyorum hemen.

Ben atölyedeyim.

Karım, hepsinden biraz biraz yiyorsun. Ama çok da yorma mideni, tamam mı?

Tamam. Hadi afiyet olsun herkese.

Sağ ol oğlum.

Hadi yavrum, hadi.

Haka.

Halil konuştuğumuz gibi bütün arabaları bakıma gönderdim.

Zeynep'in doğum esnasında arabalarla ilgili bir problem çıkmayacak. Güzel.

Diğer mesele?

Yeşilpınar'daki kadın doğum doktoruyla konuştum. Pınar Hanım. Tanıyorsun zaten.

Tanıyorum evet.

Teklifimizi kabul etti.

Gebeliğin son haftası bizimle birlikte ya da çiftlikte kalacak. Güzel.

Yani doğum halinden falan başlarsa bir sıkıntı yaşamayacak Zeynep.

Halil, bu kadar dikkatli olmanı anlıyorum ama... ...senin canın başka

bir şeye sıktı.

Zeynep'in gebelikleri gibi bir problemi yok değil mi?

Yok oğlum, yok. Allah korusun öyle şey olur mu?

Olmasın.

Ben garanticiyim biliyorsun yani. Öyle gereksiz risk almayı sevmem.

Gel.

Şuraya bırak Kadriye.

Afiyet olsun.

Sağ ol Kadriye.

Zeynep Hanım'ın attığı her adımı haber vermemi istemiştiniz. Kahvaltıdan sonra

kendisi Sera'ya geçti.

Tamam çıkabilirsin.

Sera.

Zeynep. Zeynep.

Ne oldu? Aç gözlerini Zeynep. Zeynep.

Korkutma beni aç gözlerini. Zeynep.

Zeynep.

Babalık heyecanıyla ne yapacağını bilemiyorum.

Diken üstünde hep pimpiriklendi.

Bak bunlar sadece ikimizin arasında oğlum anlaştık mı? Babaya söylemek yok.

Zeynep ne yapıyorsun?

Bir şey yapmıyorum Ali.

Bırak şunu bırak bırak.

İyi misin sen?

İyiyim iyiyiz biz.

Yok bu böyle olmayacak artık bak.

Sana çalışmayı yasaklıyorum.

Bundan sonra bırak saksı taşıma. Artık bir bardak su bile taşımayacaksın bitti.

Yasak. Yasak mı? Evet yasak. İyi de sıkılırım ben öyle.

Ben diyeceğimi dedim.

Sabah sen beri sende bir tuhaflık var.

Kocaların en anlayışlısı.

Babaların en sevkatlisi.

Ne oldu sana? Anlat hadi neyin var?

Yok bir şeyim yok.

İyiyim ben.

Yani dikkatli olman gerekiyor Zeynep bak.

Artık son demlere.

Çocuğumuz doğacak senin daha fazla dikkat etmen gerekiyor.

Tamam hayatım anlıyorum ama boşuna ev hamlanıyorsun. Gerçekten iyiyim ben.

Hiçbir sorun yok.

Yok da işte ne oldu?

İyi misin? İyi misin? Dur dur dur iyiyim.

Sancılar sıklaştı sadece bu ara.

Hemen doktora gidiyoruz o zaman hadi.

Hayır gerek yok Halil.

Doktor dedi ya son zamanlarda böyle krampların girmesi normal diye.

Olabilir yani iyiyim ben.

Tamam olabilir. Hayır olmaz. Hani sen benim sözümü dinleyecektin. Doktora

gideceğiz ne olur ne olmaz bir bakalım hadi.

Hadi Zeynep hadi gidelim. Hadi itiraz etme Zeynep.

Alayım mı kucağıma?

İyi al.

Gel. Şaka yaptım hayır.

Halil iyiyim ben. Biliyorum iyisin karım.

Olsun.

Güzel karım. Her zaman yaptığımız gibi bak. Derince nefes alıyoruz şimdi tamam

mı? Derince.

Aldık nefesi.

Ver.

Bir kere daha.

Al, al, al.

Ver.

Düşün, düşün. Sakin olmayı düşün.

Sancın geçene kadar yapacağız bunu. Hadi bir kere daha.

Derince nefesi al.

Ver nefesi.

Bir daha karan. Tamam.

Geçti mi? Tamam.

İyiyim şimdi. Geçti mi Sancın?

Geçti, iyiyim.

Yine de doktora gidelim ama. Temkinli olmakta fayda var.

Canımın içi iyiyiz biz.

Hem bak böyle son haftalarda krampların olması, sancıların olması gayet normal.

Doktor da öyle söyledi ya. Ama doktor dikkat etmen gerektiğini de söyledi

Zeynep Hanım. Sen ediyor musun etmiyorsun. Bak hala ağır taşıyordun.

Ne oldu? Ne oldu yine mi?

İhsan Ömer.

Halil tekmele dışına bak.

Bak hissediyor musun?

Oy benim paşam oy benim oğlum.

Valla tekme attı değil mi?

Bak yine tekmeledi değil mi?

Değil mi yine bak.

Zeynep'im.

Güzeller güzeli karım. Ben biliyorum bu aralar senin üstüne çok geliyorum.

Belki seni yoruyorum da.

Ama.

Baksana şuna.

Ben çok korkuyorum seni.

Böyle anlarda işte kalbim böyle atıyor benim hızlı hızlı.

Baba olmak gerçekten böyle bir şey mi?

Korkman çok normal.

Ben seni anlıyorum çünkü belli etmesem de ben de çok korkuyorum.

Her an dua ediyorum Allah'a her şey yolunda gitsin.

Ama çok şükür biz iyiyiz. Her şey yolunda.

Keyfimiz de yerinde.

Hem ikimiz de senin ne kadar iyi bir baba olacağını biliyoruz bence.

İhsan Ömer çok şanslı.

Asıl şanslı olan benim.

Ben sizi çok seviyorum.

Biz de seni çok seviyoruz babası.

Şu gelinliğe bakın. Gerçekten çok güzelmiş.

Gülhan abla sen de bak.

Çok güzel.

Kızım bu daha iyi değil mi? Daha üst ruplu, klasik.

Kesin de hoş duruyor.

Anneciğim düğünümde sıcak hava balonu gibi dolaşmak isteyeceğim en son şey.

Yani şimdi vintage gelinlikler modu.

Rahat kesim, doğal kumaş, dantel detaylar falan trend bu.

Tamam yavrum öyle de ama... Ya ne istiyorsa, neyi beğeniyorsa onu giysin.

Değil mi babaanneciğim? Evet. Bir tanesi.

Canım.

Zeynep. Kızım nereden böyle?

Sahi çıktığınızı hiç fark etmemiştik. Gel ablacığım sen otur.

Gel kızım gel.

Bir oturayım. Gel gel gel. Hadi bakalım. Ay maşallah.

Ufak bir kramp vakası.

E tabii bizim babamız da bayağı evhamlı. Bir hastaneye gidip geldik. Ama merak

edilecek hiçbir şey yok.

Bebeğimiz gayet iyi. Sağlığı da yerinde.

Hatta bakın size ne göstereceğim.

Aa! Ay şuna bak Zümrüt Hanım nasıl.

Koz vermiş sanki. Kızım benim.

Aynı senin Zeynep yana. Gülhan bakar mısın?

Maşallah Allah bağışlasın.

Sanki Tülay Hanım'a da benziyor gibi biraz.

Benziyor mu gerçekten?

Bitirdin mi ekimle ilgili işlerini?

Hallettim. Tohumlar ekilmeye hazır. Yarın bütün buğdaylar ekilecek. Çok

güzel.

Ömer'ime söyleyelim, ekim başlamadan bereket şöleni yapsın her zaman olduğu

gibi. Ne güzel olur.

Ömer ya ekim zamanı ya da hasat zamanı mutlaka bir eğlence tertip ederdi.

Bereketi artsın diye, hasat daha bol olsun diye.

Hem böyle ihtiyacı olanlara da incitmeden destek olmuş olurdu. Bizim de

geleneğimiz gibiydi.

Babam bu gelenek Allah'a şükretmenin en güzel yollarından biri derdi.

Olmayanla paylaşınca evin bereketi artarmış. Ay gene yapalım.

Belki bir sene daha ya görürüm ya görmem. Kim bilir?

Zümrüt Hanım. O nasıl laf babaanne?

Allah gecinden versin babaannem.

Hem bereket şenliği harika fikir bence.

Hazırlıklara başlarız. Ekim'e de yetişir bence.

Allah senden razı olsun.

Mavişim benim.

Bir sürü yorgunluk olacak sana Asil Sevda. Hiç düşünmüyorsun.

Ben de gideyim bir üstümü değiştireyim. Hem Selma'ları da ararım. Belki onlar da

gelmek ister.

Gel karım ben seni götüreyim. Yavaş kızım yavaş dikkat et. Kucağım alayım

ister misin?

Gerek yok iyiyim ben.

Yavaş. Vallahi sevincimden hiçbir yere sığamıyorum.

Yani bu ekim şenlikleri iyi hoş tamam da çok yorulacaksın Zeynep.

Tarlalarda çalışacaksın falan.

Bak doğuma bu kadar yaklaşmışken ben ne senin ne bebeğin zarar görmesini

istemiyorum. Yormam kendimi merak etme.

E tamam bu kadar çok istiyorsun madem doğumdan sonra yapalım.

Ama Halil o kadar heveslendi herkes.

Babaannem de ne kadar mutlu oldu gördün.

Hem bana da doğumdan önce değişiklik olmuş olur.

İyi tamam da ben sevgili karımı tanıyorum.

Durmayacaksın her işi el atacaksın kendini yoracaksın durduk yere.

Ben... Yorulmanı da istemiyorum. Bak sonlarına geldik Zeynep.

Duydun mu İhsan Ömer?

Bereketimizi paylaşamayacakmışız.

Eğlenemeyecekmişiz. Baban öyle diyor.

Bana bak.

Tamam.

Şenlik yapılacak. Ama öyle tarlalarda dışarıda değil.

Çiftlikli olacak bu sefer.

Ayrıca...

Anne kendini yormayacak.

Hatta hiçbir işe el atmayacak.

Şartımız bu. Anlaştık mı?

Tamam diyor babası.

Aferin. Babasının paşası o çünkü.

Teşekkür ederim.

Ben de böylece tarlı kurallarını öğrenmiş oluyorum işte. Adetlerini

falan.

Eskiden o kadar güzel gelenekler vardı ki.

Mesela evin ilk buğdayını evin hanımıyla beyi birlikte ekerdi maniler söyleyerek.

Zümrüt Sultan'la bir kere gitmiştik biz bir köy evine. Orada kanı yakıp mani

okumuştuk onun gibi mi? Evet. Bu biraz farklı tabii.

Ha bir de eğer evin hanımıyla beyi küs olursa bereket istenmezmiş.

Hani ben baştan söyleyeyim de aranı benimle düzgün tutuyor.

Vallahi sen kendini yormadığın sürece...

Benim aram seninle bozulmasın. Zeynep Fırat.

Damat. Bu tarzı takmak senin görevin. Hadi bakalım.

Nasıl ki bu buğday... ...dünyanın nimeti ise...

...sen de benim betim bereketimsin.

Toprak insanı nasıl cömertse... ...sen de bana ve aileme öyle cömertsin.

Ya Rab, yarattığın yerle, gökle arasındaki her

şey senin nimetinle can bulur.

Bu serptiğimiz her bir tane için bereketini bahşet ki

yeşersin, hayat dolsun toprak.

Rüzgarını, yağmurunu, güneşini bahşet ki

Biz de emeğimizi katıp ulaşalım nimete.

Rızık senindir. İzin ver, vesile olalım.

Açların, yoksulların karnı doysun bu nimetle.

Sofralarımız açsın eksilmesin, taşsın dökülmesin. Kalbi

temiz olanlar darlık çekmesin, yokluk çekmesin. Amin. Amin.

Amin.

Bu tohumlar burada çatlayacak.

Filizlenecek, bu boya gelecek.

Sonra ben de İhsan, Ömer'imle beraber bu tarlalarda yürüyeceğim, dolaşacağım.

Ektim buğday büyüsün.

Döktüm suyu yeşersin. Ben bir canı severim. Toprak olsun şahidim.

Hadi bakalım damat. Sıra sende.

Sultanım ben mane bilmem ki. Olsun çocuğum. Kalbinden geçeni söyle.

Böyle serperken mane okuyunca bütün duaların kabul olurmuş derler.

Tohum ektim bu yere.

Canım döndüm sen diye.

Kalbim tekrar atar.

Sevdam yeter her şeye.

Nasıl oldu mu?

Oldu çok güzel oldu hem de.

Ama karşılığı gerekir.

Ektim tohumu düze.

Sevdam düştü gönlüne.

Gülüşlerin yeter de söz gerekmez diline.

Kız,

ne o öyle? Gül olup koklamadığımı unuttun, kaçırttın üçüğü.

Allah Allah.

Ben de yardım edeyim size.

Yok kızım yok.

Ben daha o ciğer yiyemedim.

Halil'den tembihlendik.

En ufak işe el sürmeyeceksin.

Ama yormayacağım ki kendimi.

Yok kızım yok sağ olasın.

Başımızı belaya sokma Zeynep'im.

Sen de inan.

Peki mi? Hadi.

Hadi.

Ben de yardım edeyim sana.

Zeynep Hanım, çalışmanıza izin vermememizle ilgili bir talimat var.

Peki mi? Hadi kolay gelsin. Teşekkür ederim.

Halil?

Tahmin ettiğim şeyi yapmışsın değil mi karım?

Bir şey yapmadım ben.

Bu ne o üstün başın bak. Hiçbir şey yapmadığın için mi böyle?

Odun mu taşıyordu yoksa sen?

Yani küçücük bebek odunlar. Hiç yormadılar beni.

Sen de hemen yakaladın.

Seven yakalar.

Gözüm üstünde hep. Olmaz.

Taşımaman lazım Zeynep.

Doktor hanım geldi de.

Ben konuştum. Şenlik boyunca da gözde kalacak.

Tamam.

Ben bir hoş geldin diyeyim doktorumuza.

Ayakta kalma fazla. Yorulma kendini hadi.

Hoş geldiniz.

Nasılsınız? İyi biz geçti. Sen de baba.

Görüyor musun? Doktoru getirtmiş.

Lestik halin işte.

İşini sağlam almayı seviyor biliyorsun.

Biliyorum da abarttı biraz bu sefer.

Neyse.

Benim güzel yeğenim Nazlı nerede? Ne yapıyor?

Uyuyor içeride teyzesi. Bak uyanırsa diye önlerimi yanıma aldı. İyi

yapmışsın.

Doğum yaklaştıkça iyice evhamlandı Halil.

Bilmez miyim?

Sen bir dedeni görecektin.

O kadar çok üzerime geliyordu ki bunu almıştım artık.

Ama üzülme.

Geçiyor.

Evlatını bir kucağına alsın.

Kendine gelecek.

E ben de bir gidip merhaba diyeyim bari doktora.

Peki.

Yoksa o zarf... Evet, Gülhan.

Evlat edinmek için yaptığımız başvuru sonuçlandı.

Bu kadar erken mi?

Tanıdık sağ olsun. Süreci hızlandırdı.

Ee?

Baktın mı? Kabul etmişler mi?

Açmadım. Yani birlikte açarız diye açmadım. Hadi aç. Bakalım.

Ya kabul etmedilerse?

Olsun Gülhan.

Olsun bir tanem.

Olsun güzelim.

Vazgeçmeyiz, deneriz. Ben inanıyorum, eninde sonunda olacak.

Şenlikten sonra açalım mı?

Ne dersin?

Acelemiz ne ki?

Sen nasıl istersen.

Güzelim benim.

O zaman ben hazırlıklara yardım edeyim.

Sonrasında gelelim tekrar.

Tamam canım.

E hadi bakalım.

Kazanı kaynatacak ateşi evin beynin yakması adettendir Halil'ciğim.

Ama evimizin büyüğü Zümrüt Sultan.

Şimdi onun yanında bana düşmez bu iş. Yok.

Ateşi ben tutuştururum. Konuşmayı sen yapacaksın.

Yani kazan yanmadan bütün bu konuşmaları Ömer'im yapardı.

Adettendir. Hadi bakalım.

Yani... Herkesle bir arada olduğum için çok mutluyum öncelikle.

Derler ya bir evde eğer ocak tutuyorsa... O evde hayat devam ediyor

demektir.

Ocağımız hep tutsun.

Bu ocağın başında...

Sevdiklerimle birlikteyim.

Ve tek isteğim, tek arzum ocağımız hep tütsün.

Herkesin ocağı tütsün.

Her yerde hayat devam etsin.

Ateşi sen tutuştur ver güzel babaannem.

Bismillahirrahmanirrahim. Şimdi.

Açıp pişirmekte evin hanımına düşer. Her şey için.

Al bakalım.

Al. Kasılma başladı.

Zeynep. Zeynep iyi misin?

İyi misin? Ne oldu?

İyiyim iyiyim. Ben herhalde üşüdüm biraz.

Kusura bakmazsanız içeri geçsem.

Olur. Ağrın mı var? Ne oldu?

İyiyim Halil.

İyiyim ben. Siz götürün. Ben götürürüm.

Tamam ben de.

Zeynep iyisin değil mi? Oğlum dur sen dur. Siz götürün. Hadi.

Merak etmeyin.

Gel oğlum. Gel sen benimle gel.

Gel bakayım.

Hay Allah.

Merak etme çocuğum bir şey olmaz.

Ben bir baksam yine de. Hayır çocuğum olmaz. Haydi bismillah.

Otur seninle bir konuşalım biz.

Otur otur.

Yani gördüğün kadarıyla torunumun üstüne titriyorsun tamam da.

Ama sakınan göze çöp batar derler çocuğum. Ben mi?

...bir şeyler kötü sonuca varmasın diye mi? Kaderin önüne geçilmez.

Biliyor musun?

Sen... ...kız kulesi hikayesini bilir misin?

Biliyorsan da ben yeniden anlatacağım.

Ne de olsa senin düğünün değil mi?

Şimdi bir efsaneye göre... ...eskilerin en tepesinde... ...güçlü,

kuvvetli... ...serveti, servetini aşan...

Tekfur diye biri yaşarmış. Bir gün bir kahin gelmiş Tekfur'un karşısına.

Demiş ki ona senin güzeller güzeli kızın 18 yaşına

gelmeden bir yılan tarafından sokulup öldürülecek demiş.

Kızının ölmesini istemeyen Tekfur bütün ustaları toplamış denizin

ortasında. O güne kadar görülmemiş bir yapı yapmış.

Her türlü tedbiri almış, sinek bile uçmuyormuş.

Böylece kızının hayatını kurtaracağını zannetmiş.

Sonra ne olmuş biliyor musun?

Bir yılan hizmetçinin getirdiği üzüm sepetinin içine

saklanmış. Böylelikle kız kulesinin içine girmiş.

Ve oradan süzülerek çıkmış, kızı sokmuş, ardından kızın

gözünün feri kalmamış, birazdan da ölmüş gitmiş.

Yani çocuğum, kaderin önüne geçemez kullar.

Ah ne güzel söylemiş Mevlana, her ne zaman kaderin işine teslim olsam,

geyikten daha sakin, aslandan güçlü.

Yani sen tedbirli olmak için her türlü şeyi yaptın. Elinden gelen her şeyi

yaptın.

Tedbir kulun takdir Allah'ındır.

Tevekküllü ol. Gerisi Allah'ın takdiridir.

Ardından senin kaderin gelir çocuğum.

Allah razı olsun Cemil Sultanım. Vallahi içime biraz susarsın.

Ah oğlum ah işte böyle.

Kaderin önüne geçilmez.

Zeynepciğim iyi misin?

İyi misin?

Kramplar başladı yine Gülhan abla.

Doktor çağıralım mı hemen?

Yok yok hiç gerek yok.

Halil'i de telaşlandırmayalım evim. Geçer birazdan.

Ablacığım ben sana bir sıcaklık sorbası yapayım mı? İyi gelir karnına.

Sıcaklık sorbası neredeydi acaba? Ben hallederim Selma Hanım.

Gülen abla o zarf ne?

Evlat edinmek için başvuru yapmıştık ya.

Onun cevabı geldi.

E neden açmıyorsun? Neyi bekliyorsun?

Korkuyorum.

Hayal kırıklığına uğramaktan ya da kabul edilmemiş olmasından korkuyorum.

Çok o yüzden açamıyorum.

Teşekkür ederim. Rica ederim.

Gülen abla tekrar başvurursunuz öyle bir şey olursa.

Üzülme bunun için.

Sizden daha iyi anne baba adayı mı bulacaklar?

Evet. Zeynep doğru söylüyor.

İkiniz aklı başında. Birbirini seven insanlarsınız.

Niye kabul etmesinler ki sizi?

Zeynep.

Sen benim için açar mısın?

Ben senin uğruna çok inanıyorum. Lütfen.

Açarım tabii.

Bismillahirrahmanirrahim.

Kabul etmişler mi?

Burada evlat edinmeye uygun bulunduğunuz yazıyor bak.

Hadi hayırlı olsun.

Çok sevindim.

Tebrik ederim.

Teşekkür ederim.

Üstümeylik sağlık bu. Ne sevinç böyle.

Neye sevindiniz bize de söyleyin. Çocuk esirgeme kurumundan onay gelmiş.

Gülhan ablalar evlat ediniyor.

Ay Gülhan çok sevindim. Allah analı bebalı büyütsün. Tebrik ederim.

Çok teşekkür ederim.

Hayda ne oluyor? Neyse gidiyoruz.

Gülhan ablaların başvuruları onaylanmış. İhsan Ömer'e kardeş geliyor.

Ne?

Oldu mu?

Heyt be! Baba oluyorum baba!

Abla?

Çok sevindim.

Sen bu mutluluğu çoktan hak etmiştin.

Sen çok iyi benimle olacaksın.

İhsan, Ömer'le de... ...kardeş olacaklar.

Bağları bizimki gibi kuvvetli olsun.

İnşallah.

Tebrik ederim.

Teşekkür ederim.

Etme! Baba oluyorum baba!

Halil! Hadi halaya!

Şimdi oynamayacağız da ne zaman oynayacağız? Vallahi ben karım oynamadan

oynamam. O istiyorsa...

Olur tabii, hadi.

Ama dikkatli. Tamam, söz.

Hadi lan oğlum.

Hadi Kıymık'cığım, durmak yok böyle, hadi.

Hadi, hadi, hadi. Çaylar dur, dur. Kolun koparıncın, gelin tamam.

Hadi.

Süverek sularına, süverek sularına Bak gözümün yaşına,

bak gözümün yaşına Bu sevdalar boşuna, bu sevdalar boşuna

Belalım, belalım, belalım, belalım, belalım

Bu sevdalar boşuna, bu sevdalar boşuna

Belalım, belalım, belalım

Belalım, belalım oy

Bazı küskü

bahçalar ve bazı küskü bahçalar Yar oturmuş sasçalar, yar

oturmuş sasçalar Belalım kaşı gözü, ay ciğerimi parçalar

Belalım, belalım oy

Allah'ım bismillah. Kızım al şunu bakayım.

Şimdi bu altını keşkeğin içine atıyorum.

Kimin kısmetiyse ona çıksın.

Haydi bismillah.

Ver yavrum.

Aa bu arada... ...bu bizim önceden hazırladığımız paketlerle birlikte...

...keşkekleri onların yanına öyle soğutmadan... ...çiftlikteki o işte

yoksul olan, sen biliyorsun Cemil... ...ihtiyaç sahipleri, onlara

dağıtırsınız tamam mı? Şenliğin mutluluğu böyleymiş.

Hamza Merak.

Doktor hanım buyurun siz de.

Bu arada gerçekten çok teşekkür ederiz Zeynep için yanınızda olduğunuz hakkınız

ödenmez sağ olun. Ne demek görevimiz.

Bu arada bir saniye.

Karım bir tabak da doktor hanımı alalım.

Şöyle bir kaşık.

Var mı almayan?

Şöyle bu da size.

Afiyet olsun.

Bir tabak da bana çıkar mı?

Yeter.

Sultan,

sen bana.

Sağ ol.

Ver sen bakalım ona.

Bize yeter.

Ben... Bir tabak daha alıcım. Bal demekle ağız tatlanmıyor. Daha doymadım.

Ağzın sana çıksın diye şu yaptıklarına bak.

Ay çatlayacaksın.

Sus kız. İştahımı keseceksin.

Bu hayatta iki şey beni zaafından yakalar.

Biri torunun nazlı kıymet. Öbürü de altın denen nimet.

Bululacaksın yavaş.

Allah seni bildiği gibi yapsın.

Baldız. Zeynep nerede?

Merak etme.

Üst katta.

Nazlı'yı mıncırıyor şu an.

Bir de ben mıncırayım Nazlı'yı. Hadi afiyet olsun size. Sağ ol.

E ne güzel işte anne.

Sevap işlemek sana düştü artık.

Ne sevabı?

Adettendir. Tabanın altına çıkan kişi 10 tane yetimi giydirir.

Dert mi? Bugünden yarına 10 değil, 20 yetimi giydiriveririm. Evelallah.

Asmaya kurdum salıncak.

Eline de verdim oyuncak.

Benim bebeğim uyuyacak.

Dinle de yavrum dinle.

Ey güzelim, ey ey.

Ben sana her baktığımda, her detayına yeniden yeniden aşık oluyorum.

Sen bunu nasıl başarıyorsun Zeynep Fırat?

Ben dünyanın en şanslı adamıyım.

Burada bir şanslı daha var.

İhsan Ömer.

Böyle mert, vicdanlı.

Cesur bir babası olduğu için çok şanslı.

Bu kerata biraz büyüsün.

Şu eti kemiği bir yerine gelsin.

Boksa öğreteceğim ona.

İnternette gördüm öyle küçük küçük boks eltifanları var Zeynep.

Onlardan takacağız böyle karşılıklı.

Öğreteceğim ona niye biliyor musun?

Yarın bir gün sevdiği kadın için kötü adamlarla mücadele etmek zorunda kalırsa

yumruklarını kullanmayı öğrensin diye.

Uyudu uyudu.

Güzel yavrum benim.

Testiyi kırmak için sizi bekliyor herkes.

Tamam geliyoruz hemen.

Of nasıl bir kramp girdi. Ama yine yanlış alarm vermek istemiyorum.

Zeynep iyi misin sen?

İyiyim iyiyim.

Merak etme.

Yoruldun tabii hep ayaktasın. Biraz otur dinlen hadi. Yok canım iyiyim işte.

Hem şanlıyım bitmesine bir şey kalmadı zaten.

Hadi testiyi de kıralım.

Maşallah, maşallah.

Bereketi çoğalsın, aç olanı ulaşsın. Bir içinde bin olsun, evlere

yol atarsın.

Bu görev önce benimdi, sonra tülüğe geçti.

Şimdi de evin hanımı senin hakkın.

İçindeki buğday da kapımıza gelen kuşların hakkıdır.

Hadi bakalım bereketiyle.

Bu seferki farklı bir sancı sanki. Sık dişinize inip az kaldı.

Hadi bismillah.

Dur dur ne oldu?

Ne oluyor?

Bebek geliyor bebek!

Doktor nerede doktor?

Telefon geldi gitti doktor. Ne demek gitti?

Tamam ben hastaneye götüreceğim. Halil gidemezsin yolda kaza olmuş tıkalı.

Diğer yoldan gitsek saatler sürer. Allah'ım bebek erken geliyor. Ya Rabbim

sen kızımı bağışla torunumu bağışla. Ay yeter!

Sakin olun.

Oğlum sen al kızı benim odama götür.

Ebeliğini ben yapacağım. Daha önce çok yaptım bu ebeliği. Hadi oğlum götür.

Hadi bakalım. Tamam sık dışını Zeynep.

Götürün bebek geliyor.

Açın yolu açın.

Açıyor aç.

Tamam. Dayan Zeynep az kaldı.

Tamam.

Az kaldı hadi.

Tamam geldim geldim geldim.

Kızım sen bir tasla sıcak su getir. Merve sen de havlu getir bol cana.

Havluya ihtiyacımız var. Elimi sık.

Üstünü örtelim.

Tamam.

Bir şey yok endişe etmiyorum.

Aç aç yavrum. Güzel kızım benim. Sakin ol.

Dur.

Oğlum.

Sen çık dışarı çık. Olmaz. Böyle olmaz. Çık.

Çık. Çık.

Halil. Halil hayır. Halil.

Tamam merak etme Zeynep. Buradayım tamam mı? Kapının önündeyim.

Anneciğim burada.

Merak etme.

Biz buradayız. Nefes al. Korkma sakın.

Lütfen zorlaştırmayın. İşte biz halledeceğiz. Söz veriyorum.

Stres bastı değil mi?

Biliyorum bak ben de böyle olmuştum.

Ama her şey yoluna girecek Halil.

Tamam mı? Zeynep iyi olacak.

Bak git. Hadi.

Bak sakin kardeşim.

Bak baba olacaksın.

Olacağım da işte.

Yeni bir can geliyor dünyaya.

Hem de senin canından. Senin kanından Ali abi.

Burcu'nun sağlığı çok az kaldı. Az kaldı abla da işte.

Çabuk, hadi çabuk, çabuk, çabuk getir.

Getir.

Hadi yavrum. Yok elbet, ısın.

Allah'ım sen yardım et.

Zeynep'im, oğluma bir şey olursa ne yaparım ben?

Allah'ım sana yardım et.

Senin yüceliğinden, kudretinden saygı dolanmaz.

Sen kullarını bağışlayansın.

Kullarına güç veren, onlara yol gösterensin.

Sen kullarına taşıyamayacağı yük varmazsın.

Karımla çocuğumu bana bağışla.

Beni onların canıyla sunama.

Karıma dayanma gücü ver.

Onları bana bağışla.

Yalvarırım bağışla.

Hadi sık düşünün.

Nefes al ablacığım nefes al.

Zeynep. Bir.

İki. Üç.

Mavişim. Zeynep.

Mavişim. Zeynep abicim.

Zeynep aç göz Zeynep.

Zeynep.

Zeynep kızım.

Yavrum aç göz. Zeynep ne olur yavrum aç gözünü.

Zeynep. Zeynep aç göz Zeynep.

Zeynep.

Kendine gel. Ne yapıyorsun?

Yavrum, yavrum. Ay ne yapacağız?

Zeynep'im aç gözünü yavrum. Aç gözünü ne olur yavrum. Aç gözünü ne olur.

Zeynep. Zeynep anneciğim. Anneciğim duy beni ne olur aç gözünü yavrum.

Elvan elvan güller biter

bağında.

Arife gününde bayram

ayında.

Arife gününde

zeynebim. Zeynep'im,

anlı Zeynep'im Beş

köyün içinde şanlı

Zeynep'im Zeynep'e

yaptırdım altından

tarak

Zeynebe yaptırdım altından

tarak. Tara

zülüflerim bir yanda

bırak.

Zeynep'e gidemem Yolları pek

bırak Zeynep'e gidemem

Yolları pek bırak

Zeynep'im Zeynep

'im Zeynep'im Zeynep'im

Beş köyü içinde şanlı

zevk.

Ne zaman zorlansam buraya, rüzgar tepeye gelir.

Burada esen rüzgarın kalbi varmış gibi hissederim.

Nefes almak için en doğru yerdesin.

Dinliyorum.

Zeynep.

Bizim mi?

Ve Selin'le.

Daha eski bir geçmişimiz var.

Nasıl yani?

Rüzgarla tepedeki sana güç ver ama çocuk.

Zeynep gidemezsin artık. Bir dur.

Bırak. Bırakmam. Bırak dedim ben anlamıyorum seni.

Anla.

Ben anladım.

Bu ömür sensiz geçmez artık Zeynep.

Geçemez.

Şu güzel gözlerine başlasın istiyorum artık günüm.

Şu gözlerin de sönsün istiyorum artık gecem.

Aşkım sana Zeynep.

Anlıyor mu kafan?

Tüm dünya şahidim olsun ki aşığım sana.

Sen benim.

Ben sizi dinleyemedim.

Babasının paşası.

Bak bakayım bana.

Al bunu.

Uçuyoruz hazır mısın?

Hoş geldin.

Hadi bakalım.

Nisan Ömer, annenle burada tanıştık biliyor musun?

Daha çocuk yaşlardaydık.

Aşkımızın ilk filizlendiği yer burası.

Bak bu ağaç bizim için çok önemli.

Beş yaşıma değdin böyle.

Evet oğlum, beş yaşına girdin.

Anneme şaş vermişsin, böyle mektup bakıyordak Nisan.

Sözüm söz oğlum, okuruz tabii. Gel, oturalım bir seninle.

Evet,

mektubumuz burada babacığım.

Sevgili yavrum.

Sana kendimi anlatmam için önce anneni anlatmam lazım.

Çünkü o benim bütün hayatım.

Benim kahramanım anne.

O olmasa ben kafası da kalbi de karışık... ...belki biraz karanlık,

öfkeli, sert bir adam olarak kalırdım.

Ama onun eşsiz kalbi, merhameti, sabrı...

Benim içimdeki iyi insanı ortaya çıkardı.

Sadece onu ortaya çıkarmakla kalmadı.

Daha da güzelleştirdi.

Çünkü onun elindeydiği her yer cennet olur.

Yazdığım bu kelimeler yine de yetersiz sanki onu tarif etmeye.

O büyülü yana en güzeli. Nasıl beceriyor bilmiyorum.

Ama her gün ruhu ile gösteriyor.

Ne bahtlısın ki sen de onunla tanışacaksın.

Bir de notum var.

Annenin bu mektubu senden önce okuyacağına eminim.

Çünkü kendine derse desin annen çok meraklı.

Ve bu merakı da benim en çok sevdiğim yanlarından biri.

Bu kadar da mektubumuz.

Yoksa siz iki yaramaz ben gelmeden mektubu mu okudunuz?

Hadi sen de söyle. Sen de oku anne.

Benim canım oğlum ister de okumaz mıyım?

Gel bakalım.

Sen de gel babaya.

Gel, gel, gel.

Sana babanı anlatacağım canım yavrum.

Baban nasıl biri?

Bazen sert, doğru bildiğinden dönmeyen, lafını esirgemeyen,

kocaman yüreğiyle etrafı aydınlatan biri.

Onunla yaşadıkça anlayacaksın ki...

Yanında o koca yüreğiyle her zaman baban var.

Hep benim yanımda olduğu gibi.

Her tehlikeye karşı beni ve aşkımızı gerektiğinde canını ortaya koyup korudu.

Seni de aynı cesaretle koruyacağını, seni her şeyden çok seveceğine emin.

Bu dünyaya gelmiş.

En özel adamlardan biri senin baban.

O olmasaydı ben sevmek nedir, aşk nedir bilemeyecektim.

Onun sözünden sakın çıkma.

Seni çok seven anne.

Çok sıkmayacağım.

Aferin aslan oğluna.

Annesi bir de not mu var orada?

Evet. Dinleyin.

Oğlum. Eğer baban mektubunda benim kesi gibi inatçı olduğunu söylüyorsa

yanılayım.

Yanıldığı tek konu bu çünkü.

Sevgiler güzel oğlum.

Annem için.

İyi ki doğdun Ömer.

İyi ki doğdun İhsan.

İyi ki doğdun, iyi ki doğdun. Mutlu yıllar sana.

Hazırın oğluma.

İyi ki doğdun oğlum.

İyi ki doğdun bir tanem.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.