All language subtitles for A.Confession.S01E02.1080p.WEBRip.2Ch.x265-DAWN

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

ÖNCEKİ BÖLÜMDE

İşi, hâlâ hayatta olduğu ve zorla tutulduğu temeline göre yürütmek istiyorum.

Tüm gücümüzü kullanır ve çabuk olursak, onu kurtarabiliriz.

- Bu iş kötü sonuçlanacak. - Kapa çeneni, olur mu!

Her neredeyse, zorla tutuluyor. Ve ona kavuştuğumuzda, eski Sian olmayacak.

Adı Becky Godden.

Onun hakkında bir şey duyarsanız, bir daha geldiğimde bana söyler misiniz?

Gece kulübü işlettiği için iyi para kazanıyormuş.

- Neden bana söylemedin? - Söylemem gerektiğini bilmiyordum.

Bu önemli! Çünkü onu uzun süredir görmedim.

Becky'den haber alırsan bana söyle. Lütfen.

Bu Sian.

Yanlış yöne giden bir arabaya neden binesin?

Araç tavan çıtası.

Emniyet müdür yardımcısıyım.

Bedfordshire Emniyet Müdürlüğü'ne adaydım.

Artık bu elimden gitti. Hepsi elimden gitti.

Neden, Debs? Neden kendini öldürsün?

Steve, Ray Hayward'ı araştırmalısın.

- Ne demek istiyorsun? - Bir kere beni eve bırakmıştı.

Arabasının üstünde araç tavan çıtası olan bir steyşın olduğunu hatırlıyorum.

Bu gerçek bir hikayedir.

İzleyecekleriniz kapsamlı araştırmalar, görüşmeler...

...ve yayımlanmış raporlara dayanmaktadır.

MART 2002 9 yıl önce

Sorun yok, Becky canım. Tüm gece yanında kalacağım.

İyileşmek istiyorum, anne.

- Bundan kurtulmak istiyorum. - Biliyorum bir tanem.

Kieran ve Charlie'nin benimle yine gurur duymasını sağlamak.

Lütfen! Almak zorundayım! Lütfen!

Hayır, Becky, dışarı çıkmana izin vermiyorum!

Hayır! Hayır! Bana istediğin kadar vurabilirsin.

- Burada olmak istemiyorum! - Bunun bir önemi yok.

Bu evden nefret ediyorum! Senden de nefret ediyorum!

Seni şişko inek!

- Karen? - Gelme, biz iyiyiz.

İçimi yakıyor. Karnım çok kötü!

Seni bu şeyden kurtarmalıyız.

Lütfen, anne, bir kez daha. Bir kere daha. Hepsi bu. Sonra bir daha almayacağım.

Hayır, Becky, olmaz.

Kaltak! Lanet olası kaltak!

BİR İTİRAF

Çeviren: Sir Didymus İyi Seyirler...

Tanrım, Becky!

Bunu nereden buldun?!

Saçıyla, tırnaklarıyla senin o minik...

...tatlı Becky'in olamam artık.

Gucci, Versace... Bu boku artık yapamam.

Nasıl gidiyor?

Bilmediğim gizli bir zulası varmış.

Orada, zombi gibi dişlerini sıkarak uzanıyor.

Teşekkürler, Steven.

Bundan kurtulabileceğini hiç sanmıyorum!

Gidip onunla konuşacağım.

Bu şekilde devam edemeyiz.

O maddeyi bizden, ağabeyinden, hayatındaki her şeyden fazla istiyor.

Tekrar rehabilitasyonu deneyebiliriz.

- Çok pahalı. - Parayı boş ver.

- Bir şey yapmak zorundayız. - Gitmiş! Pencereden çıkmış!

Caddeden aşağı doğru koşuyor!

Peşinden giderim.

Orada kim olacak?

Rachel, besbelli. Sarah...

Emily, Georgia.

- Oğlanlardan kalan var mı? - Bilmiyorum.

Rachel'ın anne babası orada olmayacaksa, kalmıyorsun.

Ne?

- Çok gençsin, Sian. - Yeterince büyüğüm!

Acelesi var herhalde!

Muhtemelen arkadaşında kalmasına izin vermeyen annesinden kaçmaya çalışıyordur.

22 Mart 2011 Sian 3 gündür kayıp

Onu okula göndermekle yanlış mı yapıyoruz, Jackie?

Gitmek istedi. İstiyorsa, gönderin dediler.

Rutinine mümkün olduğunca sadık kalmalıyız.

Gözümüz Aiden'ın üzerinde olacak, emin olabilirsiniz.

Sağ olun. Beni endişelendiren şey haberler. Birden bire resmini televizyonda görmesi.

Ortak alanlardaki tüm televizyonların kapalı olmasını sağlayacağız.

Beni almaya da sen mi geleceksin babaanne?

Hayır, annen gelecek.

Ben ve tüm personel Sian'ın sağ salim dönmesi için dua ediyoruz.

Teşekkür ederim.

İnsanların bana acımasına dayanamıyorum.

İyi niyetli olduklarını biliyorum ama bende bir yerlere saklanma isteği uyandırıyor.

Sürekli her şeyin hatırlatılmasını istemiyorum.

Polis Sian'ı bulduğunda bana haber verecek misin?

Elbette vereceğim.

- Sonra görüşürüz. - Anne...!

- Bence bugün bulacaklar. - Evet.

Girelim artık. Hadi bakalım. Hazır mısınız?

Güle güle.

Ray başına gelen şeyden ötürü şaşkına dönmüştü.

Dışarı çıkmak bile onu çok huzursuz ediyordu.

Kimse onu tanımasın diye o şapşal yün şapkayı takıyordu.

Bana, canıma ot tıkamak için fırsat kolluyorlar deyip duruyordu.

Bunu tekrar tekrar söylediğini hatırlıyorum.

Wiltshire Polisi'nin onu yüz üstü bıraktığını düşünüyordu.

- Akıntıya kapıldığını. - Cumartesi sabahı onu gördüm.

Mutsuz olduğu barizdi.

Cuma gecesi onunla mıydın?

Tüm bunlar onu çok incitti.

Cuma gecesi onunla mıydın?

- Cuma mı? - Evet.

Erkenden yattım.

O, geç saatlere kadar oturmuş olmalı.

Gerçekten hatırlamıyorum.

Not falan bıraktı mı?

Bilgisayarında birkaç e-posta var.

Emniyet Müdürü Brian Moore'dan bahsetmiş.

E-maillerde özet olarak...

...her şeyi kaybettiğini...

...ve o burada olmazsa herkesin daha iyi...

...olacağını söylemiş.

İzninle.

Az önce Mere Polis Merkezi'ne Sian'ı öldürdüğünü söyleyen bir adam geldi.

- Sistemde kayıtlı mı? - Hayır.

Adı Jeremy Sirleaf. 27 yaşında, işsiz.

Onu göz altına aldılar.

Peki, Bob Cooper'ı oraya gönder. Ve ayrıca...

...Ray'in bilgisayarını almamız gerekecek.

Bakmamız gereken birkaç e-posta var. Arabasını da arasak iyi olur.

Peki, tamam.

Peki onu nasıl öldürdün?

İple...

...boğdum.

Bunu neden yaptın Jeremy?

Hoşuma gitti. Beni rahatlattı.

Peki.

Saat kaçtı?

Ne?

Onu öldürdüğünde. Yaklaşık olarak?

Gece yarısı gibiydi sanırım.

Gece yarısı demek.

Dikkat çekmek isteyen bir lavuk!

Onu görür görmez anladım.

İnternetten okuduğu şeyleri itiraf ediyor gibiydi.

Sian'ın ne giydiğini bana söyleyemedi.

Sorunu çözen nokta, kızı gece yarısı öldürdüğünü iddia etmesiydi.

Elimizde gece yarısından üç saat sonra kızın

Suju civarında yürürken CCTV görüntüsü var.

Pekâlâ Bob, onu polisin vaktini boşa harcamakla suçla ve buraya geri dön.

Tamam, kapatmalıyım. Görüşürüz.

Demek Ray Hayward'ı soruşturuyorsun, Steve?

Maalesef evet, efendim. Mecburum.

Cinsel suistimal suçlamalarıyla karşı karşıyaydı...

...arabası, Sian'ı alırken CCTV'ye yakalanan araba ile hemen hemen uyuşuyor...

...ve intihar etti.

- Sevgilisiyle görüştün mü? - Evet.

Ona Ray'den şüphelendiğimizi söylemedim.

Nasıldı?

Disiplin sürecinden dolayı kızgındı.

Ray'in kendini yüz üstü bırakılmış hissettiğini söyledi.

Görünen o ki, avukatına gönderdiği birkaç e-postada sizden bahsetmiş.

- Bu işin sonunda kimse iyi görünmeyecek. - Tanrım!

Ulaşım Araştırma Laboratuvarı geri dönüş yaptı.

CCTV'de görünen steyşın araba en çok Toyota Avensis steyşına uyuyormuş.

Peki.

- Adli Tıp'tan sonuç geldi mi? - O kadın külotu Sian'a ait değil.

DNA uyuşmuyor.

Aramayı genişletelim mi? Beni dinliyor musun?

Pekala, Wiltshire'da kayıtlı tüm Toyota Avensis steyşınları araştıralım...

...ve MA koridorunu da dahil edelim. Ben öderim.

- Öylesi daha iyi. - Amirim...

...gelip buna bakmanız lazım.

Tüm CCTV görüntülerini yeniden izliyordum...

...ve Barclays Bankası dışındaki kamerada bunu gördüm.

Bunun devriye arabası olduğuna olukça emindim...

...ve Otomatik Plaka Tanıma ile uyuşuyor mu diye merak ettim.

- Ve? - Şansımız varmış.

Hatırlarsanız önceki görüntüde Sian koyu renk steyşın arabaya doğru gidiyordu...

...ve 2:59:05'de araba görüntüden çıkıyordu.

Saat 2:59:25'de Otomatik Plaka Tanıma sistemi kamerasında...

...o devriye arabası Suju'ya ters istikametten yaklaşırken görülüyor.

Bu o. Kenarında o beyaz şey var. O olmalı.

Evet, o beyaz şey bir taksi çıkartması. Adam taksi şoförü.

Araba yeşil bir Toyota Avensis steyşın.

Ruhsat sahibi Christopher John Halliwell, 15 Ocak 1964 doğumlu.

Kendisi ve aracı Swindon'daki Five Star Taksi Durağı'na kayıtlı.

Tanrı'ya şükür! Ray Hayward temize çıktı.

Bilmediğimiz bir Toyota Avensis arabası vardır diye ödüm kopuyordu.

İyi iş çıkardınız.

Tamam, teşekkür ederim.

Pekâlâ... Halliwell'ın birkaç geçmiş mahkumiyeti var.

Çoğunlukla ufak suçlar. Sonuncusu 86 yılında hırsızlıktan.

Bir sahte isim dizisi.

Şiddet veya cinsel içerikli suç hikayesi yok.

Yerel bir taksi şirketi olan Five Star'da çalışıyor.

Adamın son müşterisini Cumartesi sabahı 1:10'da aldığını söylüyorlar.

Five Star araç takip sisteminden, şehir merkezinde daireler çizdiğini ve...

...2:14'de Newport Street-Tismeads Crescent kavşağında GPS'ini kapattığını görüyoruz.

O noktada, Old Town High Street'den yaklaşık 900 metre uzaklıkta.

Ev adresini kontrol ettik. Araba evin önünde.

Ama gözlem ekibi...

...alarmı devreye sokmadan arabaya cihaz yerleştirmenin çok zor olacağını söyledi.

Bu yüzden eski usul takip yapmak zorunda kalabiliriz.

Elbette onu şimdi içeri alabiliriz...

...ve belki arabasından, kıyafetlerinden, evinden birkaç delil bulabiliriz.

Ama başından söylediğim gibi...

...bunun bir adam kaçırma olduğu ve Sian'ın bir yerlerde hâlâ hayatta olduğu...

...varsayımına göre yol almamızı istiyorum. Bu nedenle adamı oyunda tutacağız.

Hâlâ hayatta olduğuna gerçekten inanıyor musunuz, amirim?

Bilmiyorum.

Ama onu tutukladığımız anda avukatı her şeye "Yorum yok" demesini tavsiye edecek.

Ve Sian bir yerlerdeyse, onu asla bulamayacağız ve kız ölecek.

Tamam mı?

Yani onu takip edeceğiz ve bizi kıza yönlendirmesini umacağız.

Kızın tek şansı biziz.

Bölgeden ayrılıyora benziyor.

Chalford Avenue kavşağına yaklaşıyor.

Sağa dönüyor.

Tamam, peşindeyiz.

Tepeden aşağı iniyor. Tracy, onu görüyor olmanız lazım.

Evet, onu görebiliyorum.

Seni de.

Tamam, gidelim.

Arkandayız.

Gidelim.

Konvoy halinde Halliwell'in arkasındayız.

Bakalım bizi nereye götürecek.

Sian O'Callaghan adlı kız...

...annesi yolun yukarısında pilot Pete ile yaşıyor.

Küçük oğulları Chelsie ile aynı okula gidiyor.

- Bisküvi ister misin? - Hayır, böyle iyi, sağ ol.

Kadının ne yaşadığını ancak Tanrı bilir. Kızının nerede olduğunu bilememek.

Üzgünüm. Özür dilerim, Karen, düşüncesizlik etmek istemedim.

Bunu düşünmemeye çalışıyorum.

Ama doğum günü yaklaşırken falan...

Yılın bu zamanı benim için zor geçiyor, hepsi bu.

Annem ona gitmek ister misin diyor? O akşam herkese kıymalı makarna yapacak.

Hayır. Becky gelirse diye evde kalmak istiyorum.

Elbette.

- Neyse, düğün nasıldı? - Harikaydı.

Fotoğraf getirdim.

Tom'un ve nedimelerden ikisinin saçlarını ben yaptım.

Tüm konuklara bundan bir tane verdiler. Oldukça hoş bir dokunuştu.

- Tiffany çok güzel görünüyor. - Biliyorum.

İkisi de küçükken, Becky, Tiff'in nedimesi olmasını istediğini söylemişti.

Sürekli güzelce giyinip, evleniyorlarmış gibi oyun oynarlardı.

Yolcu için kenara çekiyor. Arkasında duruyoruz.

Yalnızca normal vardiyası bu.

Vardiyası bitene kadar peşinden ayrılmayın. Hâlâ bizi Sian'a götürebilir.

Ne yapıyor?

Sanırım afiş yapıştırıyor.

Grace, ne olduğunu kesinleştirebilir misin?

Buna inanmıyorum. Sian'a ait kayıp afişleri.

- Nerede o, Pete? Nerede? - Her şey yoluna girecek.

Bize pek bir şey söylemiyorlar.

Sanırım bilmeyi de pek istemiyorum.

Sadece emin oldukları şeyleri söylemelerini istiyorum.

Tahmin oyunu oynamaya daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum.

- Ne var? Beni ürküttün. - Kendini kontrol ettiğini gördüm.

- Hayır, Pete. - Hadi ama, aptallık etme.

Bu tarafta.

Bir şey hissediyorum.

Önemli değil. Adetim yaklaştığında bazen böyle oluyor.

Bir baktır.

Lütfen.

Ne yapıyor?

Çöpe bir şey atıyor. Ne olduğunu söyleyemiyorum.

Buna inanabiliyor musunuz?

Arabaya biniyor. Onu görebiliyor musun?

Evet.

Tamam, ayrılıyor.

Yine hareket halinde. Park yerinin kuzey çıkışından çıkıyor.

Tamam, peşindeyiz.

Çöpe bir şey bıraktı. Ne olduğuna bakacağım.

Yavaş ol.

Araba koltuk kılıf seti ve parfüm şişesi. Üzerlerinde parmak izi olmalı.

Koltuk kılıflarında DNA.

Laboratuvardan işlemleri hızlandırmasını istedik elbette, ama...

- Belki onu şimdi içeri almalıyız. - Hayır.

Hayır, bizi Sian'a götürmesini istiyoruz.

Evet, şimdi dışarı çıkıyor.

Çok sinir bozucu.

Potansiyel bir kanıt torbasını çöpe attı. Onu tutuklamayalım mı? Emin misin?

Amir, takibe devam diyor.

B4508'e giriyor, Swindon'dan çıkıp batıya doğru gidiyor.

Taksi şirketi görevde olmadığını söyledi.

Beklediğimiz şey bu olabilir.

Çok yakınsın. Biraz mesafe bırak.

Uffington'a giriyoruz.

Kahretsin! Hangi cehenneme gitti?

- Ne tarafa, Tracy? - Düz git.

Barbury Kalesi'ne doğru gittiğine eminim.

- Hey. Neden ayaktasın? - Yeni kalktım.

Senin için endişelendim.

Onu henüz bulamadınız mı? Okulda herkes bundan bahsediyor.

- Henüz bulamadık. Ama bulacağım. - Onlara babam olduğunu söylemedim.

- Steve Fulcher. - Amirim, onu kaybettik.

Şaka mı yapıyorsun?

Üzgünüm ama burası o kadar tenha ki uzak durmak zorunda kaldık.

Yoksa bizi bir mil uzaktan fark ederdi.

Onu kaybedeli ne kadar oldu?

Yarım saat kadar, Barbury Kalesi yakınında.

Kahretsin!

- Aramaya devam edeceğiz. - Peki.

Bu oydu.

Onu gördük. Yanımızdan geçti, batıya gidiyor.

Takipteyiz.

Hemen arkasında olmalıyız.

Bu da nedir?

Steve Fulcher.

Efendim, onu yine yakaladık. Uffington'ın hemen dışındaydı.

Yolun kenarında bir şey yakmış.

- Ne? - Söylemesi güç.

Bir tür malzeme. Torbaya koyduk, getiriyoruz.

Onu kenara çekmemizi ister misiniz?

Hayır. Hayır, bir daha kaybetmeyin yeter.

Tamam.

Geldin demek. Birkaç basın bülteni yayınlamak istiyorum.

Ben de kafayı mı yedim de bu kadar erken geldim diyordum.

Gün içerisinde üç adet yayınlayalım.

İlki saat 10:00'da.

Savernake Ormanı'ndaki kamuya açık araştırmanın iptal edildiğini söyleyeceğiz.

Çünkü "Teknolojik ilerlemeler sayesinde ormanın büyük bölümünü...

...saf dışı bırakıp, arama alanını oldukça daraltabiliyoruz."

- Bu doğru mu? - Hayır.

Sonraki saat 13:00'de, Sian'ı

bulacağımızdan emin olduğumuzu söyleyeceğiz.

Üçüncüsü saat 17:00'de, yeşil bir Toyota Avensis steyşın aradığımızı söyleyeceğiz.

23 Mart 2011 Sian 4 gündür kayıp

- Hepsi burada. - Tamam.

- Kapat şunu. - Selam.

Günaydın.

Size çok fazla şey söyleyemem, ama bir şeyler oluyor.

Ve Kıdemli Soruşturma Memuru Steve Fulcher...

...bugün evden ayrılmamanızı ve sosyal medyada hiçbir şey paylaşmamanızı istedi.

Aiden okulda. Onu almam gerek.

- Bunu yapmamanızı tercih ederim. - Bu işi Jackie halletmek zorunda kalacak.

- Bize hiçbir şey söyleyemez misiniz? - Yaklaştınız mı?

Evet, oldukça yaklaştığımızı düşünüyoruz.

Sizce hâlâ hayatta mı?

Bilmiyoruz.

Pekala...

Halliwell'in eski mahkumiyetleri ulusal DNA veri tabanı öncesine denk geliyor.

Bu nedenle onu sisteme dahil etmenin bir yolunu bulmalıyız.

DNA örneği almak için bu sabah evine gideceğiz.

Ona Swindon'daki tüm taksi şoförlerinden DNA örneği aldığımız söylendi.

Yani adamın bileceği kadarıyla bu sadece rutin bir işlem.

Ayrıca müşteri rolünde taksisine iki polisin binmesini istiyorum.

Onunla Sian hakkında sohbet etsinler, üzerindeki baskıyı artıralım.

Bir senaryo oluşturabilir misiniz? Genel hatlarıyla...

..."Polisin birini tutuklamaya yaklaştığını duydum." tarzı. Bunun gibi bir şey.

Onu hata yapmaya zorlamalıyız. Paniklesin. Sarah...

Evet. Pekâlâ...

Elimizde Halliwel'in dün akşam gittiği benzin istasyonundan CCTV görüntüsü var.

Jelibonla ne yaptığına bakın.

Tezgahtaki resmin üzerine doğru nasıl kaydırdığına.

Kontrol etmeye gittiğimizde bunun Sian'a ait kayıp afişi olduğunu gördük.

Kızın yüzüne bakmaya dayanamıyor.

Aslına bakılırsa, öyle aceleyle çıkıyor ki makbuzunu unutuyor.

Oradan çıkmak için sabırsızlanıyor.

Arabasının arkasına Sian'ın afişlerini yapıştırmadı mı?

Evet ama onlara bakmak zorunda değil.

Gözünün önünde kızın resminin olması tümüyle farklı bir şey.

Yerleştik ve pozisyonumuzu aldık. Evi gözlüyoruz.

Anlaşıldı.

Çay istersiniz diye düşündüm.

- Çok teşekkür ederiz. - Bir şey değil.

Ne yaptığınızı söyleyemezsiniz biliyorum ama her şey plana uygun gidiyor mu?

Her şey yolunda, sağ olun, Bayan Clemence.

Lütfen normalde ne yapıyorsanız onu yapmaya devam edin.

Ve ailenize yolun karşısına gözlerini dikip bakmamalarını söyleyin.

Anlaşıldı.

Umut verici.

Öyle mi?

Kimin kaçırdığını bulmaya yakınlar ama onu bulmaya hâlâ çok uzaklar gibi geldi bana.

Adamı bulunca onu da bulurlar.

Belki.

Doktordan randevu aldın mı?

Hayır!

Şu anda kendimi hiç düşünemem, Pete. Umurumda bile olmaz. Bir daha bunu sorma!

- Bay Halliwell? - Evet.

Wiltshire Polisi. DNA örneğinizi almak için geldik.

Taksi şirketiniz size söyledi mi?

Evet, evet.

Bölgedeki tüm taksi şoförlerinden alıyoruz.

Evet, anlıyorum.

Sadece taksi şoförlerinin zan altında olması adil değil, biliyorum. Ama durum bu.

- İçeri girelim mi? - Evet. Tabii.

Sadece rutin bir işlem, Christopher, ama sormak zorundayız.

Tabii, devam edin. Ne olursa.

Cumartesi sabahı işin kaçta bitti?

Bir gibi.

1:30'da evdeydim, bunu biliyorum.

1:30 mu?

Peki, küçük fırçayı ağzına koyup, yukarı aşağı hareket ettirerek...

...yanağının iç tarafına birkaç saniye sürebilir misin?

Sorun değil, acele etme.

Affedersiniz.

Problem mi var, Christopher?

Sadece kızlarımı düşünüyordum, anlarsınız.

Anneleriyle yaşıyorlar.

Sian'ın ailesinin neler yaşadığını hayal edemiyorum.

Tamam, bu kadarı yeter. Fırçayı bana verebilir misin?

Teşekkür ederim.

Bunu diğerlerine de yapıyorsunuz, değil mi?

Evet.

Swindon'daki tüm taksi şoförlerine.

İyi.

- Bir fikirleri var mı? - Hayır. Yanık bir yığına benziyor. Ama...

O gece Sian'ın elinde, önünde büyük bej bir çiçeği olan bir çanta vardı.

Bu o olabilir, değil mi? Parfüm şişesinden sonuç alabildik mi?

Hayır, henüz değil. İşlemi hızlandırdık ama...

- Koltuk kılıfının işlemini de. - İzninle.

Sean?

Halliwell'le işimizi bitirdik. Adamımızın o olduğuna kesinlikle eminim.

Başlangıç olarak, Five Star'dan aldığımız bilgiye göre GPS'ini 2:14'e kadar...

...kapatmadığını biz biliyorken, Cuma gecesi 1:30'da eve geldiğini söylemesi.

Doğru. Ve arabası CCTV kameralarında, saat 3:00'de High Street'de görülüyor.

DNA örneğini alırken ne oldu?

Zangır zangır titremeye başladı, gözleri yaşardı, yemin ederim.

Kendisinin de kızları olduğunu söyledi. Ama sıra dışı bir tepkiydi.

- Şimdi ne yapıyor? - İşe gitmek üzere.

Sıradaki basın bülteni birazdan yayınlanır.

Arabasına binip, ağzını aramalarını hâlâ istiyor musun?

Evet. Ama fazla abartmamalarını sağla, olur mu?

Merhaba. Boşsunuz, değil mi?

Şu genç kıza ne kadar yazık.

Aracınızın arkasındaki afişleri gördüm. Kızı tanıyor muydunuz?

Hayır ama benim de kızlarım var.

Bulunmasına yardım etmek istiyorsunuz. Aferin size.

Saat 13:00 haberleri. Ben Martin Baker.

Wiltshire Polisi 22 yaşındaki kayıp Sian O'Callaghan'ı...

...bulacaklarından emin olduklarını söylüyor.

Cumartesi sabahı erken saatlerden beri kayıp olan Sian'ı arama çalışmalarına...

...Swindon ve çevre bölgelerden binlerce kişi katıldı.

Polis bugün önceki açıklamasında, arama alanının oldukça daraltıldığını...

...ve halkın yardımına daha fazla ihtiyaç olmadığını bildirdi.

Kalp krizi geçiren bir pilot...

Birini tutuklamak üzere olduklarını duydum. Polis memuru öyle demedi mi, Ray?

Evet.

Hangi polis memuru?

Arabamız çalındı. Bu yüzden her yere taksiyle gidiyoruz.

- Eve gelen polisle konuştuk. - An meselesi olduğunu söyledi.

Tamam, eve döndü.

Akşam vardiyasına çıkmasına birkaç saat var.

Anlaşıldı.

Girin.

Pat'den burada olmasını istedim.

Operasyondaki en üst rütbeli kişi olarak, her şeyi tümüyle kavraması gerekecek.

Halliwell'i hâlâ oyunda mı tutuyorsunuz?

Sian'ı canlı bulmak için yapacağımız en iyi şey bu bence, efendim.

Bu ihtimalin giderek azaldığını düşünüyorum, Steve.

Vazgeçmeye henüz hazır değilim. Ya siz?

Bu basın bültenleri aslında doğru değil mi?

Pek sayılmaz, hayır. Bizi Sian'a götürsün diye Halliwell'i ürkütmek için tasarladık.

Ama hiçbir şey olmazsa, planım onu en geç yarın akşam tutuklamak.

En kötü analiz ne, Steve? Ne ters gidebilir?

Halliwell intihar eder ve bunun sonucunda Sian ölüme mahkum olur.

İhtiyacımız olan son şey lanet olası bir intihar daha.

Ona intihar edeceği kadar baskı uyguladığına hükmedilirse...

...iş kasıtsız adam öldürme suçlamasına kadar gidebilir.

- Bunun farkındayım.

Başka bir seçeneğim olduğuna inanmıyorum. Verebileceğim tek karar aynen devam etmek.

Ve her şey fena halde yanlış giderse, tüm sorumluluğu üstlenmek.

Aynı fikirdeyim. Sian'ı canlı olarak bulmanın en iyi yolu bu.

Ben de. Ve endişen olmasın, Steve.

Şayet durum sarpa sarmaya başlarsa, yanında olacağım.

- Hepsi bu, Steve. - Teşekkür ederim.

Sevgilisi ayrılıyor.

Evet, şimdi yanımızdan geçiyor.

Taksi şirketi vardiyasına normalde 19:00 gibi başladığını söyledi.

Saat 20:30 oldu.

Adam evde yalnız ama tüm ışıklar kapalı.

- Uyuyamıyor musun? - Evet.

Ben de.

Onu bulacaklar mı?

Sorun değil.

Sorun değil.

- Evet, alo? - Alo.

- Gerçekten üzgünüm, onu kimse görmemiş. - Öyle mi?

Görmemiş. Üzgünüm.

Peki, dinle, olur da kulübüne gelirse...

...numaram telefonunda çıktı mı? - Evet.

- Gelirse beni arayabilir misin, lütfen? - Tamam.

- Peki, teşekkürler. Çok teşekkür ederim. - Hoşça kal.

Resmen canım çıktı.

Yukarı geliyor musun?

Birkaç yeri daha arayayım. Onlara en iyi akşam vakti ulaşıyorsun.

Çünkü kulüpler gündüz kapalılar, değil mi?

Çok geç vakte kalma.

Bunun için para veriyorum.

Bunu satın alabilesin diye gece gündüz sana şoförlük yapıyorum.

Bunu bu kadar iyi yapan ne, söyle bana?

Güzel hissettiriyor.

Unutmamı sağlıyor.

Ne yapıyorsun?

Neden bu kadar abartılıyor, anlamak istiyorum.

Hayır, bunu yapma.

Senin için neden bu kadar önemli olduğunu anlamak istiyorum.

Tanrım, berbat kokuyor!

Lütfen, anne, bunu yapma! Hayır!

Beni sürüklediğin şey bu işte! Çünkü sana başka nasıl ulaşırım, bilmiyorum.

- Tanrım! - İyi misin?

Tanrım! Bu korkunç!

Midem bulanıyor!

Endişeleniyorum, Chris. Gidip yakından bak.

Chris'i görebiliyorum. Eve yaklaşıyor.

- Kilitli. Hayat belirtisi yok. - Evet. Ters bir şey var.

Steve Fulcher.

Efendim, işe gitmek için hâlâ ayrılmadı.

Normalde dört saat önce gitmesi gerekiyordu.

Peki, evde hareket görebiliyor musunuz?

Chris arka tarafı kolaçan etti. Hayat belirtisi yok.

- İçeri girmemizi ister misiniz? - Hayır.

Adam dışarı çıktığı anda veya içerde onu gördüğünüz anda beni arayın, olur mu?

Tamam.

Amirim?

Steve, Halliwell'in telefonunu dinlemek için yetki almanı istiyorum.

- Ne, bu akşam mı? - Hemen yap, evet.

İntihar etti. Bahse girerim.

Ya Sian şu anda oradaysa? Onu çatıya falan kapatmışsa?

Nasıl yapabilir? Orada sevgilisi ve onun çocuklarıyla yaşıyor.

Tuhaf şeyler olur.

Peki tamam, kapıyı kırıp, içeri gireriz. Belki oradadır, belki onu kurtarırız.

Ama orada değilse ve kendimizi göstermiş olursak, kız ölmüş sayılır. Ortası yok.

Ya yanlış adamı yakaladıysak? O taksiye binmesinin...

...son derece masum bir açıklaması varsa? Buna ne dersin?

Evet?

- Dinleme için bize yetki vermeyecekler. - Dalga geçiyorsun?

- Bu gece olamayacağını söylüyorlar. - Kahretsin!

İntihar etmek üzereyse, birini arama ihtimali var. Belki kızlarından birini.

Ve bir tür veda mesaj bırakabilir. Öyle bir şey varsa bilmek zorundayız!

24 Mart 2011

Yaşıyor. Tracy... Tracy!

Adam hayatta. Arabasına biniyor.

- Park yerinden çıkıyor. - Tanrı'ya şükür.

Teşekkür ederim.

Evet, iyi haber.

Pekala, bu kadar erken nereye gidiyor bakalım.

Araba durdu.

Eczaneye gidiyor.

Pete, burada kal. Ne satın aldığını görmek istiyorum.

Kaç tane satın aldı?

Dört kutu, hepsi parasetamol. Her kutuda 24 tablet var.

Tamam, teşekkürler. Diğerlerine katılın, talimatları bekleyin.

- Yani onu tutuklamak durumundayız. - Aynı fikirdeyim.

İntihara eğimli. Şu anda gözetimimiz altında olduğundan, ondan biz sorumluyuz.

Ama adam kaçırma şüphesiyle tutuklayacağız.

Bunun olabileceğini hep biliyorduk.

Hazırlanmış bir acil mülakat metnimiz var, tutuklarken tatbik edilmesini istiyorum.

Onu buraya getirmeden önce mi?

Evet, öyle. Sian'ın öldüğüne dair hâlâ bir delilimiz yok.

Adam kaçırma el kitabında aynen böyle yazıyor.

Böyle durumlarda rehinenin hayatı her şeyden önde gelir.

"Yorum yok" cümlesinin arkasına saklanmadan

kızın nerede olduğunu söylemesini istiyorum.

- Bayan Redford? - Evet, benim.

Christopher Halliwell, seni adam kaçırma şüphesiyle tutukluyorum.

Sessiz kalma hakkın var. Ancak sorgun sırasında bahsetmediğin herhangi bir şey...

...daha sonra mahkemede savunmana zarar verebilir.

Geri çekilin, lütfen. Teşekkür ederim.

Bir şey oluyor!

Asda otoparkında bir şey oluyor, birini tutukluyorlar. Facebook'ta.

Bu o olmalı.

Bu o adam olmalı.

Christopher?

Christopher!

Sian O'Callaghan'ın yerini bize söylemeni istiyoruz.

Yorum yok.

Onu bir yere götürdüğüne ve tehlikede olabileceğine inanıyoruz.

Doğru şeyi yapmanı, yerini bize söylemeni istiyoruz.

Üzerinde ne kadar çalıştınız?

10 dakika kadar. Ama...

...hiçbirini kabul etmedi. Bir şey söylemeyi reddediyor.

Bir işe yaramadı.

- Onu Gable Cross'a getiriyorum. - Hayır, hayır. Bekle.

Bana bir dakika ver.

Onunla kendim konuşmak istiyorum.

- Ne demek istiyorsun? - Bir acil mülakat daha.

Bunu iki kere yapamazsın.

Neden olmasın? Kaybedecek bir şeyim yok. Avukatıyla buraya geldiği anda, Sian ölür.

- Tüm mesleki kuralları ihlal ediyorsun. - Evet.

Polis ve Cezai Deliller Kanunu'nu ihlal ediyorsun, Steve.

Onu Barbury Kalesi'nin otoparkına götürün. Sizinle orada buluşuruz.

İçimden bir ses Sian'ın oraya yakın bir yerde olduğunu söylüyor.

- Bence hata yapıyorsun, Steve. - Debs, sana ihtiyacım olacak.

Teşekkürler, Ed.

Debs, not defterin yanında mı? Söylenen her şeyi not al.

Dinle, Tracy, gözün yayaların üzerinde olabilir mi?

Boş boş gezenlerin? Rahatsız edilmek istemiyorum.

Merhaba, Christopher. Arabadan çık, lütfen.

Bu taraftan.

Ben Dedektif Komiser Steve Fulcher.

Sian O'Callaghan'ın kaybolmasını araştırıyorum.

Bana onun nerede olduğunu söyleyecek misin?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.