Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hiçbir yere gidemezsin Defne.
Hiçbir yere gidemezsin.
Beni nasıl buldunuz?
Önemli olan bu değil. Önemli olan senin kaderle ilgili neyi bilip bilmediğini.
İnanın hiçbir şey bilmiyorum.
Eren bak hakkımızda bilgi topluyormuşsun. Biz bunu biliyoruz.
Tamam mı?
Senden bunu kader istemediyse kim istedi?
Bir gün bir avukat.
Bizimle iletişime geçti.
Zarf içinde bize para gönderdi. Benden sizinle ve Tolga Bey'le ilgili bilgi
vermemi istedi.
O aradığı zaman ne var ne yok hepsini anlatıyordu. Kader'le hiç konuşmadın
yani? Yok.
Defne? Sonradan Defne Hanım'la ilgili de bilgi istedi.
Ama inanın kimseye zarar vermek istemedim. Sadece öğrendiklerimi
aktardım. İyi sen şu avukatın adını soyadının numarasını neyin ver bana abi?
İnanın bilmiyorum. Zarf içinde para gönderiyordu. Aradığında da numarası
gözükmüyordu. Kadın mı erkek mi?
Kadındı. Eren bak.
Ben kaderi her türlü bulacağım.
Gerçekleri derinde sonunda öğreneceğim.
O yüzden bildiğin bir şey varsa anlat.
Beni yorma.
Ben de seni yormayayım.
Bir iki hafta önce bir kutu geldi.
Yarın Defne Hanım'a onu gönderecektim. Ne kutusu bu?
Ali'ye bir hediye.
Doğum günüymüş sanırım. Tamam sen ver bana o kutuyu ben götürürüm. Yalnız
Defne Hanım'a teslim et dediler.
Tamam, ben ileteceğim Defne Hanım'a. Ali de onun yanında açar zaten. Ben oraya
gidiyorum şimdi.
Sen getir kutuyu.
Tolga Erez'in babalık testi mi?
Onu da içine koy dediler.
Mecburen koyacağız.
Numaram sende var.
Eğer aklına bir şey gelirse, bir şey öğrenirsen beni ara. Siz hiç merak
etmeyin Kadir Bey.
İyi günler.
Alo, ne yaptın?
Buldun mu Eren'i?
Buldum buldum da pek bir şey anlatmadı. Peki ne dedi Kader'le ilgili?
Kader'i tanımıyor.
Bir tane avukat varmış kadın. Onunla irtibata geçen ama ne adı var, ne
numarası, ne bir şey.
Sıfıra sıfır yani.
Öyle ama anlattığından daha fazlasını biliyor.
Şimdi ben buraya 24 saat bir adam dikeceğim. Kim geldi, kim gitti, bu
kimle görüştü hepsini öğreneceğiz. Bir de şu avukatın kim olduğunu bulmamız
lazım.
Bartınay'la geçmişte çalışmış biri olabilir.
Ben ona bir bakayım.
Olur.
Kadir.
Sağ ol.
Haber verdiğin için.
Eyvallah. Sen de.
Sağ ol yani.
Sedef. Bana bir saat sonra kalkacak Paris uçağına acil bilet bul hemen.
Tamam. Hadi. Tamam Kadir Bey.
Huysuz Şirin.
Ne oldu?
Bak ben paşama neler getirdim.
Bak.
Ya istemiyorum. Hiçbirini istemiyorum.
Aa niye istemiyormuşsun? Bak en sevdiğin şeylerden yaptırdım. Bak gözleri var,
ağzı var, burnu var. Gülen surat yaptırdım ya. Ben bunların hiçbirini
istemiyorum. Ben mavişi istiyorum.
Dayım da yok. Hani bana bakacaklardı? Bırakıp gittiler.
Ya sen hadi ye bunu.
Söz. Sana söz veriyorum ya. Ya istemiyorum diyorum.
İstemiyorum. Mavşi ara. Ara Mavşi.
Paşam aradım ya.
Ulaşılamıyor. Birazdan açar telefonunu bir daha ararım. Gelsin beni alsın. Ara
Mavşi. Tamam da ulaşılamıyor şu anda ama.
Mavşi ara.
Tamam da yani. Menisi ara.
Başka birini ara.
Sen sakin ol paşam sakin ol tamam ara Selim abisi kurban olayım kimi arıyorsan
ara.
Ara dur arıyorum.
Arıyorum ha.
Melisa arıyorum.
Haydi bakalım.
Efendim Selim Bey.
Melisa Hanım merhabalar umarım iyisinizdir.
Ya bizim paşa mavişi göreceğim mavişi istiyorum diye tutturdu.
Ben Defne Hanım'a ulaşamıyorum. Telefonu kapalı da siz biliyor musunuz nerede
olduğunu? Evet, ben nerede olduğunu biliyorum. Gayet iyi biliyorum. Paris'e
gitti. Doktorla.
Doktor Bey var ya onunla. Yani muhtemelen uçaklıdır şu an. Telefonu
kapalıdır. Nasıl yani? Temelli mi?
Hayır. Tabii ki Temelli gitmedi. Hafta sonu için gitti. Ama şeyi merak
ediyorum. Yani dün Temelli giden Kadir Emindağ'dan sonra... ...sizin nasıl
oluyor da bizden hesap soruyorsunuz acaba?
Ya abim Amerika'ya mı gitti ya? Allah aşkına siz... Ne?
Kim Amerika... Amerika'ya gitmiş. Valla onu size sormak lazım. İyi günler.
Ana. Ne oluyor? Uzman olayım.
Sayın Amerika'ya mı gitmiş?
Yok ya.
Ya ben Maviş'i istiyorum.
Ya ne Amerika söylemişsin?
Maviş beni bu halde bırakmaz. Gelsin ya.
Sakin.
Sakin. Sultan.
Neredesin ya? Ne sıra gelecekti?
Ne yaptın?
Bekliyorum seni.
Sana bir şey söylemem lazım.
Ne? Kadir gitmemiş.
Nasıl gitmemiş ya? Sabah Defne'nin evine geldi. Kadir burada.
Tamam. Defne'yi arayalım. Yanlış bir şey yapmasın. Telefonu kapalı. Geçmiş olsun.
İyi yolculuklar Defne.
Derin Emin Dağ.
Durun, neyse hallederiz.
Ana, ana ver şu elini.
Sensiyonumu aştırırsın.
Haber vermeden gitmek neredesin?
Allah aşkına sakin ol. Zeynep, Zeynep!
Zeynep gelsene Zeynep, gel kıyamet kopuyor. Benim yanımda gitmek istiyorum.
Ne oluyor lan o?
Ay gel gel gel. Anne, ne oluyor ya? Anne!
Yok öyle bir şey abi ya, yok öyle bir şey. Tamam gelecek, gelecek.
Gelecek, yok öyle bir şey ya.
Ara tekrar.
Tamam sakin ol, tamam arayacağım, arayacağım birazdan. Bir sakin ol ya.
Bak.
Senin odun.
Eyfel manzaran var.
Güzelmiş.
Sağ ol Tanrı. Bu iki gün çok iyi gelecek.
Döndüğünde kendini çok iyi hissedeceksin.
Umarım.
Belki böylesi daha iyi.
Kadir'in Amerika'ya dönmesi.
Daha çok beklersin doktor.
Kadir.
Hadi yürü gidiyoruz.
Nereye gidiyoruz? Hiçbir yere gitmiyoruz.
Hem senin ne işin var burada? Nasıl girdin içeri?
Ben de bu uçağa bilet aldım.
Seni almaya geldim yoksa ne yapacağım?
Hiçbir yere gitmiyorum ben.
Defne hadi yürü. Gelir misin?
Ya Defne yürüsene.
Ya ne diyorsun sen ya? Allah Allah.
Beyefendi lütfen yerinize geçer misiniz?
Hanımefendi teşekkür ederim. Yerime geçmek istemem. Burada bir şey
konuşuyoruz. Bir izin verir misiniz?
Hadi Defne yürü gelir misin? Hadi. Hadi ben hiçbir yere gelmiyorum diyorum tamam
mı? Defne benimle geliyorsun. Geleceksin.
Gelmeyeceğim. Şu an inmeniz mümkün değil. Beyefendi kapılar kapandı.
Ya ne yapacağım Paris'te? Ne var Paris'te bu kadar? İki kule var diye ne
var? Paris'e gidiyorum tamam mı? Paris'e de giderim, Berlin'e de giderim.
İstediğim yere giderim. Sen balık arıyorsun ya. O elini bir indir. O elini
bir indir.
Tamer, Kadir.
Kadir. Beyefendi lütfen sakin olur musunuz? Ben sakinim. Öyle el ele olursa
bu başka iş gelir. Hadi yürü. Gidiyoruz.
Defne geçer misin?
Tamer iyi misin?
Sen ne yapıyorsun ya?
Sen deli misin, manyak mısın, nesin ya?
Benimki de soru. Sen niye vuruyorsun adama ya?
İşe yaradı mı? Yaradı. Şu an havada süzülüyor muyuz? Hayır.
Karada oturuyor muyuz? Evet.
Çok komik ya.
Gerçekten çok komik ha. Sen beni bu şekilde engelleyebileceğini mi
düşünüyorsun ya? Defne Hanım.
Yani ben seni naçizane öz eleştiri yapmaya davet ediyorum şu an. Ben geldim
uçağa sakince girdim. Düzgünce davet ettim dışarı. Sen yok muhbissemin falan.
Yani beni zor kullanmaya zorladın. O yüzden biraz suçun bir payı da sende.
Şimdi dürüst olalım. Ben de.
Ben de öyle mi?
Aslında gerçekten inanamıyorum ya.
Beni bir gördüğümde de inanamadın yalnız. Böyle bakışlar falan şeydi yani.
Evet. Çünkü Amerika'ya gittiğini düşünmüştüm.
Sevindin mi gitmediğime?
Çok.
Ben nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Burada seninle şunun polis odasına
oturuyor olmaktan çok mutluyum. Bela değil.
Memur Bey.
Ben avukatım ya. Benim bir açıklamama izin verir misiniz? Lütfen beni bu daha
iyisiyle böyle karşı karşıya bırakmayın. Rica ediyorum ya. Biz iyiyiz Mevru Bey.
Zahmet etmeyin. İyiyiz. Bekleriz.
Kerem. Bir dakika. Bu daha iyisi dediğin kişi senin. Bugüne bugün nikahlı kocan.
Allah Allah.
Kağıt üstünde de olsa ben senin kocanım. Öyle mi? Herhalde.
Kocamsın. Evet. Ama Amerika'ya gittiğinden haberim yok.
Haberimin olmamasına da hiç şaşırmıyorum bile nedense. Ya ben seni bırak.
Niye Amerika'ya gideyim? Niye niye?
Niye acaba?
Niye niye niye?
Daha önce böyle bir şey yapmadın çünkü değil mi?
Artık bu sefer gittiğinde de bir üç beş sene daha kalırdın.
Bak şu saatten sonra ben seni bırakıp hiçbir yere gitmem.
Anladın? Sen neredeysem ben oradayım.
Kodesteysen kodesteyim.
Hastanedeysen hastanedeyim. İçerdeysen içerde, dışarıdaysan dışarıdayım. Sen
nerede? Bu adam orada.
Bitti. Hastanede geçirdiğim zamanlar olmuştu haklısın.
Neyse konuşmayalım bunları şimdi.
Benim senin bu laflarına karnım oldukça tok.
Ben senin gönlünü alacağım. Ben seni ikna edeceğim. Sen bana güven ya.
Hepsini bir bir açıklayacağım sana.
Kadir Emin'de sözün.
Gör.
Memur bey.
Artık ifadelerimizi aldınız.
Müsaade isteyeyim ben artık.
Hanımefendi rica ediyorum.
Darlamasana ya memurlar. Çalışıyor adamlar.
Bu tansiyon ne böyle?
Sence biraz yüksek evet.
Sence beni affeder mi?
Bilmiyorum babacım ya.
Mine'nin içine sinmedi.
Çıkmadan sizi bir görmek istedi tekrar.
Yok yok, hiç rahatsız olmayın.
Pamir Hanım, the sunshine of my life. Ay yüzlüm.
Siz yokken ben iyi olamam Mine Hanım.
Vallahi ben sizi alışsanız iyi edersiniz.
Dün gece siz kötüsünüz diye burada kaldım. Bir de kalbinize iyi gelecek bir
içecek hazırladım.
Ben gideyim.
Minah Hanım otursaydınız biraz daha. Yok yok biz oturmayalım. Şimdi etrafta bir
şey eksilir.
Çaldığımız düşünülmesin. Öyle demeyin Minah Hanım. Yalvarıyorum öyle demeyin.
Yalvarıyorum Minah Hanım.
Yalvarıyorum yalvarıyorum. Elime bırakır mısınız? Hayır hayır hayır.
Benim şifa gurum. Lütfen beni affedin. Bakın o cümleleri Kur'an dilime
eşek arası soksun. Evet soksun. Ben hastayım. Ben paranoyak biriyim. Ben
herkesten şüphelenirim. Ben Dolga'dan, Defne'den, öz kızımdan şüphelenirim. Ben
kendimden bile şüphelenen biriyim. Ben böyle biriyim. Sizle alakası yok. Bakın
ben kötü niyetli biri değilim.
Delilini mi verin? Deliyim ben, deliyim. Ben sizi çok seviyorum. Lütfen
yalvarıyorum. Beni bırakmayın, gitmeyin yalvarıyorum Bile Hanım, Bile Hanım.
Gitmeyin yalvarıyorum Bile Hanım.
Ay yok.
Ay gidiyor adam.
Baba!
Baba! Baba! Baba! Baba! Baba hayatım, hayatım hadi. Levent Bey iyi misiniz?
Babacığım. Babacığım. Levent, Levent. Ne olur uyan.
Baba. Bir daha hanım.
Beni affedin yoksa gözüm açık gideceğim. Ay aklım çıktı.
Tamam tamam hadi affettim hadi kalk.
Affediyor musun? Evet.
Çık adam.
Ölürsün iyi misin?
Hadi ay kalk.
Ölürsün iyi misin baba?
İyi misin babacığım?
Artık ölsem de gam yemem. Benim ilacım Mine Hanım'mış.
Niye böylesin sen?
Ya yeter artık baba ya. Ya yeter ya yeter. Daha fazla birine bir şey
olmasın. Ben evleniyorum iki güne ya. Düğünler artık ya. Ne?
Nasıl?
İki gün mü Tolga?
Nasıl yani Tolga? Evleniyor musunuz siz hemen?
Evet. Evleniyoruz.
Hayırlı olsun.
O yani Defne Paris'te.
Paris'te mi? Evet.
Ali nerede?
Kim bakıyor ona?
Ya yuh artık ama pes ya.
Gerçekten pes Tolga. Babam burada yerlerde sürünüyor.
Kalp krizi geçirmiş ya da geçiriyor artık bilmiyorum.
Defne burada değil düğünümde. Paris'e gidiyor. Ya organizasyonun dahi hiçbir
şey ortada değil. Sen bir de utanmadan eski sevginin çocuğunu merak ediyorsun
ama artık pes ya. Özlem.
Özlem. Özlem. Özlem.
Bir şey söyleyeceğim. Levent Bey, niye evleniyorlar böyle hemen?
Bilmiyorum. I don't know.
Bir şey mi? I know. I don't know anything.
Yani bunlar böyle hemen evleniyorsa... ...tek bir sebebi olabilir.
Yok kız.
Öyle midir?
Var mıdır bir şey?
Başka niye evlensin? Ne bileyim ben? Ne?
Yoksa Özlem hamile mi?
Özlem abartıyorsun sanki biraz ha?
Abartmıyorum Tolga. Ya alt tarafı çocuğa kim bakacak dedim. Yani bu kadar
sinirlenecek, bu kadar tepki verecek ne olabilir?
Tamam kaderli olan ki o meseledeki tutumunu anlıyorum da... ...yani küçük
bir çocukla da bir derdin olacağını düşünmüyorum Özlem. Ha? Ya yok. Benim
derdim yok çocukla falan tabii. Ne olacak?
Ya evet haklısın işte.
Ya düğünün stresinden oldu herhalde. Abarttım biraz. Kusura bakma.
Ya olabilir.
Olabilir. Stres yapman normal.
Ama stres yapacak bir şey yok.
Her şeyi halledeceğiz.
Ve o akşam geldiğinde... ...çok iyi yeneceğiz.
Tamam canım.
Pardon.
Efendim Yiğit?
Anladım, tamam. Ben bakıp hemen döneceğim sana.
Ne oldu?
İspanya Sözleşmesi'ni halletmem gerekiyormuş.
Buna odaklanmam lazım.
Sen git, ben sana yetişeceğim.
Tamam, Tolga.
Özlem, yetişeceğim sana diyorum.
Annem mi?
Özlem.
Evet. Merhaba.
Tamam efendim.
Evet. Ben son görüşme için geldim.
Birkaç saate de herhalde bu sonuçlu lisesini ben kuruma iletirim.
İyi çalışmalar. İyi günler.
Oğlum nerede?
Kadir nerede Selim? Kadir nerede? Amerika'ya mı gitti gerçekten?
Ya yok ya ne alakası var Allah Allah?
Selim nerede? Bu çocuk o zaman ya nerede?
Kadir nerede?
Cevap ver. Gitti Amerika'ya gitti gitti. Ya yok ana. Sen bana söylemiyorsun.
Hayır ya havalarına gitti işi var.
Niye gitti havalarına? Ya işi var çünkü.
Efendim Gülüz Hanım.
Merhaba Selim Bey. Ben şu anda Kadir Bey'le Defne Hanım'ın evine geldim ama
kapıyı kimse açmıyor.
Bakın eğer bu kapı açılmazsa... Gülüz Hanım ben size bir saniye döneceğim.
Ne olmuş?
Gülüz Hanım baskın yapmış.
Evdeymiş. Ne?
Allah'ım. Ana. Ana kendine gel.
Kendine gel.
Metin'e gitmiyorsun bak onunla. Ne yapıyorsun sen ya? Söyle ona gelmiyorum
de. Gelmeyeceğim de.
Sana ne ya? Sana ne? Ben belki gideceğim. Nereye gideceksin ya?
Kadir.
Bir sonraki uçağa bilet aldım.
Bir sonraki uçağa bilet mi aldın? Evet.
Ya bir dur sen o be.
Defne sakın gelmiyorum deme bana.
Ya yaptığı şeyi görmüyor musun? Adam seni manipüle ediyor resmen. Zorla
uçaktan indiriyor. Gel biz planımıza uyalım.
Paris'te çok güzel iki gün geçirelim.
Pardon.
Efendim Selim.
Ne?
Tamam, tamam hemen geliyorum.
Damar ben gelemeyeceğim. Nasıl ya?
Ben ha dedim ki sen beni bırakıp gitmezsin güzelim.
Güliz Hanım gelmiş evdeymiş.
Ne? Ya kapıda bekliyormuş çabuk hadi.
Taşlayayım mı şunu? Biraz.
Bırak.
Açacağız açacağız. Aç o zaman hadi.
Kader.
Ver.
İstemez.
Bu ne?
Kader göndermiş, Ali'nin hediyesi.
Kader mi?
Buldun mu kaderi?
Yok bulamadık ama yakındır yani.
Ya şunu bir doğru düzgün anlatsana.
Ya işte bir adam varmış kaderle bu zamana kadar irtibat halinde olan. Ona
ulaştık. Kimmiş?
Eren diye bir herif. Bizim şirkette de çalışmış. Onu buldum ona gittim. Ee?
Ehsi gittim gördüm işte adamı. Sen dün... ...bununla mı ilgileniyordun?
Evet.
Yani ben... ...ben sandım ki... Ya ne sandın?
Benim bir yere gittiğim yok. Ben buradayım.
Seni bırakmam bundan sonra. Yaz şunu kafana ya.
Konumuza dönebilir miyiz? Ne olmuş anlat.
Konu bu işte.
Adamı gittim gördüm.
Kader Ali'nin doğum günü için hediye göndermiş. Başka da bir şey öğrenemedik.
Ya başka bir şey yok mu? Neredeymiş? Nasılmış? Ne yapıyormuş? Hiçbir haber
yok mu?
Yok.
Başka bir şey yok.
Ama öğreneceğiz. Az kaldı.
İnşallah.
Çıplak Birzan'ın da bize bir sorun falan bir şey çıkarmaz. Gerildim ben şimdi.
Alyansın yok.
Paris'e giderken yanında mı taşıdın?
Alyansını.
Çantamda kalmış.
Nereye gidiyorsun ya? Ne oldu ya?
Kazmıştır tabii.
Geçebilecek miyiz bugün imzaya? Geçeceğiz, geçeceğiz. Birkaç tane
revizesiz madde var. Onları hallettikten sonra gönderiyoruz.
Anladım. Yiğit.
Bu arada... Ne oldu?
Kader aradı.
Kader bir avukat aracılığıyla her şeyi yürüyormuş.
Hepimizi... Mantıklı. Peki bu avukatı bulabilir miyiz?
Elimizde ne var?
Şu sizin Amerikalılarla çalıştığınız projedeki Türk avukatlardan biri
olabilir mi?
Doğru olabilir.
Neden olmasın?
Defne'ye soralım.
Yok Defne'ye sormak yok.
Soramayız. Neden?
Ya ben bir bakayım projede kim çalışmış, ne yapmış.
Sana isimlerini söylerim avukatların isimlerini falan. Ben bakıp sana haber
vereceğim. Defne'ye niye söylemiyoruz?
Kadir kesinlikle Defne'yi karıştırmak istemiyor.
Niye ama?
Ne yapıyorsun nereye?
Çantamı alacağım.
Ya boş ver şimdi çantayı. Kadın gelecek soracak bir şey şüphelenecek. Boş ver
bırak gel.
Gel gel.
Yardım edeyim mi?
Ne yapıyorsun ya? Gel, gel, gel.
Ne yapıyorsun, delirdin mi sen? Kıpraşma.
Ya bırak.
Liza Hanım bakıyor, çaktırma.
Ne demek bakıyor? Bakıyor, şunun gözü üstümüzde.
Ama bak, numara yapmıyorsun değil mi? Ya annenin numarası, biz de her şeyi gerçek
demedik.
Güliz Hanım.
Hoş geldiniz.
Buradan hoş geldiniz.
Sizi böyle kapılarda beklettik. Kusura bakmayın.
Biz de vallahi önemli bir şey konuşuyorduk da. Evet çok önemli bir
konumuz vardı.
Ara ara böyle küçük bahçede böyle küçük kaçabaklarımız.
Oh oluyor eşimle.
Canım eşim.
Eşim, canım, kocam.
Kusurunuza bakmayın. Kocam.
Hocam.
Görüşeceğiz seninle.
Beklettik. Siz böyle. Hoş geldiniz. Hiç sorun değil. Böyle randevusuz görüşmeler
de olabiliyor.
Tabii.
Bir şey yer içeriz. Bir şey eklem edelim. Çay, kahve, ciğer.
Bu arasında ben bir çay alırım.
Çay olur. Tamam. Ben hemen getiriyorum.
Anne.
Anne.
Melo.
Allah Allah.
Anne.
Herkes nerede ya?
Sağ olun Melo.
Velhasıl ben kararımı verdim. Güliz Hanım vallahi hadi böyle güzel bir haber
verin be. Evet hadi ne olur.
Yalnız kararımı açıklamadan önce size bir teşekkür etmek isterim.
Yani attığınız her gün düzenli maillerdeki dürüstlüğünüz için.
Mail ne maili?
Kadir Bey, eşiniz her gün Ali'nin hakkında bana böyle düzenli bilgi verdi.
Ama tamamen benim isteğim dışında.
Raporlar hazırladı, gönderdi her gün.
Ben açıkçası bilmek istersiniz diye düşündüm. Bence çok iyi yaptınız.
Yani Ali'nin dertleri, sıkıntıları, mutlulukları, beklentileri yani bunları
bana filtresiz aktardığınız için tekrar çok teşekkür ederim.
Rica ederim.
Bakın hayat güllük gülistanlık bir yer değil.
Kimse dört dörtlük değil. Ama siz Ali'yi gördüğüm kadarıyla her şeyin, herkesin
hatta kendinizin bile üstünde tuttunuz.
Yani çok seviyorsunuz onu belli.
Çok. Yani... ...ben gönülden onaylıyorum formunuzu.
Bundan sonra Ali artık sizinle yaşayabilir.
Vallahi mi?
Gerçekten. Ya vallahi yaşama Güliz Hanım.
Başardık. Başardık. Vallahi başardık. Başardık. Oh yarabbim. Başardık.
Başardık çok.
Başardık.
Başardık. Ne oluyor orada?
Aslan paketsi!
Yiğidim benim.
Yiğidim. Neredeydiniz siz?
Buradayız. Ali'ciğim, buradayız. Bak, birlikteyiz. Onu demiyorum. Bu Paris'e
gidiyordu. Bu da Amerika'ya gitti.
Beni anneanneme bıraktılar.
Artık orada yaşayacağım sandım.
Bir konuşun şunlarla. Kendilerine gelsinler.
Allah Allah.
Hayret bir şey. Biraz onun kafası karışık. Ben bir konuşuyorum o zaman.
Çok teşekkür ederim.
Gerçekten bizi o kadar mutlu ettiniz ki. Çok sağ olun. İyi ki varsınız.
İyi günler.
Aliciğim. Kusura bakma. Bu küçük bir devre yanması oldu yaşından dolayı yani.
Ben onu çözeceğim yani. Hiçbir sıkıntımız yok.
Ale mi?
Defne Hanım mı?
Bakın Kadir Bey.
Kimse kimse için o zaman da böyle bir şey yapmaz.
Bence çok aşık siz de. Lütfen siz de onun kıymetini bilin. Ne bileyim bir
ölünü almak için bir şeyler yapın bence.
Alacağız.
Alacağız. Bütün gönülleri alacağız.
Önce tabii Ali'ye hale almak istiyorsanız şuraya bir imza atmanız
gerekiyor. Buyurun. Hemen atalım.
Var mı bir isteğiniz arzunuz?
Sağlığınız.
Üçünüz de birbirinize çok iyi bakın olur mu?
Bakacağız. Hiç şüpheniz olmasın.
Teşekkür ediyoruz. Buyurun size şükredelim. İyi günler. Selim Bey size
de iyi günler. Eyvallah. Çok teşekkürler.
Gel abi.
Aracınız şurada mı?
Dedem.
Abim. Şükürler olsun. Vay arkadaş ya.
Vay arkadaş be. Vay arkadaş be.
Şükürler olsun. Vallahi şükürler olsun Mazhar abla.
Bayağı geçti gitti.
Çok şükür.
Ne yaptın? Sen ne yaptın o şeyi?
Onu işte. Hangi işi oğlum?
Gittiğin havalarında gittin. Bunlar beraber miymiş?
Ya ne beraber oğlum?
Kızın gönlü bende.
Bende o iş. O da seviyor bak.
Sana şöyle söyleyeyim gittim.
Kucakla bunlar gördüm. Ya bir bakışı var böyle yemin ediyorum sana böyle tavşan
gibi bakıyor ki gözleri.
Gitmemişsin dedim.
Gitmemişsin dedim gitmedim.
Buradayım. Evet abi.
Abicim. Ama biz seni çok seviyoruz.
Yani bir daha beni bir yere bırakıp gitmezsiniz.
Öyle biz seni bir yere bırakıp gitmeyiz.
Ama işimiz olur, güçümüz olur.
Bir yere gitmek zorunda kalırız.
Ama sana söz veriyorum, haberin olacak.
Tamam mı?
Bu işsiz maymun, gel bakayım buraya.
Oh, artık birlikteyiz.
Hiç yakışıyor mu maymun falan?
Ya ağzımdan kaçtı, aslan demeye çalıştım. Yelelerinden bahsediyordum ya,
tamam.
Koçum.
Dayı, beni biraz sakın bir yere bırakıp gitme.
Ya ben seni bırakır mıyım? Canımın içi. Canımın içi.
Ölsem bırakmam seni. Duydun mu?
Sana çok güzel bir sürprizimiz var.
Allah'ına mı?
Allah'ına.
Neymiş o?
Annen sana doğum günü hediyesi göndermiş.
Ne göndermiş? Ne var içinde?
Ben bilmem. Ben bakmadım. Arabada. Ama doğum gününde açsın demiş.
Gidip bakacağım.
Selim abi, arabayı aç. Boş ver, boş.
Açıyorum arabayı.
Hoş geldin Özlem'ciğim.
Hoş geldin canım.
Tolga'nın işi bitti mi yine onun? Yok, hâlâ çalışıyordu.
Değil misin?
Ya bütün tadımı tek başıma yaptın.
Çok fena midem bulanıyor.
Mitesim bulanıyor.
Kesin hamile bu.
Şey ben sana nane limon kaynatayım mı iyi gelir.
Olur vallahi ya. Değil mi? Tamam.
Hamile hamile kesin hamile bu.
Madem hamile o zaman yumurtaları niye dondurdu?
Belki dondurmadı.
Allah Allah.
Mualle mi gönderdi acaba?
Bir bakalım.
Dokuz.
Yüzde doksan dokuz.
Nokta dokuz.
Hiçbir şey anlamadım.
Acaba neymiş bu?
Gelim aslan parçasına bir doğum günü yapalım diyorum.
Yapalım abi.
Böyle güzel pastalı mastalı. Sen annengillere de bir haber ver. Tamam.
Zeynep'i de ara. Bir pastaneyi bir şekil yapsınlar.
Tamam. Ali ne lise ver pastayı?
Çikolatalı. Çikolatalı.
Başka ne yapabiliriz?
Annengilleri de mi çağırsak partiye?
Yok. Biz iki ayrı parti yaparız.
Valla süper ha iki parti. Olur mu öyle şey ya?
Olur olur.
Yani gayet de iyi olur. Ali'ye böyle tatlı tatlı açıklarız her şeyi.
Maviş! Dayı!
Koşun çabuk!
Aa! Ne oluyor ya? Ne oldu Ali?
Ali!
Ali! Bir şey mi oldu?
Maviş! Dayı! Size diyorum koşun!
Ali ne oldu iyi misin?
Ne oldu lan?
Bakın şuna bakın.
Annem en güzel kurulan telenlerden almış.
Dünyadaki en güzel anne.
Oğlum bir şey oldu zannettik ya.
Ödümü kopardın ya.
Hadi hemen kuralım şunu.
Okula gitmen lazım ya. Ne zaman kuracağız? Hemen kurmak istiyorum.
Akşam kurarız daha iyisi.
İnsan doğum gününde okula mı gider ya?
Vallahi haklısın ama... Bana bak ilk günden okula asmak mıymış? Gel bakalım
hadi okula. Hadi Paşa hadi.
Öğrenci.
Hadi gel.
E Hayat bugün göndermen lazım ki gelineyi ben bir deneyeyim. Yani bir
prova edelim.
Bir aksilik çıkarsa falan halledebilelim yani.
Evet hadi sen Terzi'yi de gönder.
Bekliyorum ben.
Benim minnoşum pek bir kızmış bana gibi ya sanki.
Kızdın mı bana sen?
Aşk olsun Tolga ya. Her şeyle ben ilgileniyorum.
Çok mu acildi şu İspanya sözleşmen?
Haklısın da işte anca hallettim ya.
Davetli listene bakmak ister misin son bir kez?
Bakmıştım zaten.
Yavuz da gelemiyormuş.
Evet ya böyle son dakikaya kalınca bırakamadım maalesef.
Tolga listene baktım da hep iş çevrenden insanlar davet etmişsin. Yok mu bir
akraban falan? Ben de hiç tanışmadım.
Yok yani öyle çağırmak istediğim kimse yok.
Annem de hasta zaten biliyorsun.
Öyle de yani ne bileyim düğünden düğüne gördüğün uzak bir kuzenin falan da mı
yok? Yani niye ısrar ediyorsun?
Çağırmak istediğin kimse yok.
Benim ailem yok.
Tamamdır. Önemli değil. Şey, online toplantım vardı. Bir seni göreyim dedim.
Yarıda bıraktım. Müsaade edersen devam edeceğim.
Kolay gelsin beyefendi.
Sağ ol bir tanem.
Ben bu bakışları iyi bilirim.
Sen bir işler çeviriyorsun.
İki milyona yumurtalarını dondurmadıysam... ...ne yaptın acaba ha?
Benim güzel tatlı kızım.
Hadi bakalım.
Gel be öpücük.
Hadi iyi dersler.
Hadi gel bakalım.
Ee artık... ...bana ihtiyacın kalmadı.
Öyle bir şey mümkün olamaz ki.
Burada kalmana da gerek yok.
Biz böyle iyiydik aslında ya.
Nasıl iyiydik?
Ne iyiydi yani? Sürekli tartışmamız mı iyiydi?
O biraz da benden oldu yani. Hani... ...sen çok soğuk davranınca... ...belki
dedim biraz kızarsan... ...en azından benimle konuşursun.
Planlıydı yani bütün sınır etmelerin. Planlı değil.
...içgüdüsel diyelim.
Ali'yi görmek isterim ben.
Yani... ...ara sıra gelip bende kalsa olur mu?
Tabii ki canım.
Maaşsız yapamaz ki o.
Selim getirir götürür zaten.
Yani... ...bizimle görüşmemize gerek yok.
Ali'ye bunu tabii uygun bir dille... ...anlatmamız gerekecek.
Ben boşanma protokolünü de gönderirim.
En kısa zamanda.
Karın avukatı olunca herhalde kolay oluyor bu işler.
Artık buna da gerek kalmadı.
Kalsın ya... ...Allah'tan ümit kesilmesin.
Çadır... ...kalsın mı? Yani... ...ne bileyim Ali gelir, belki
oynar.
Bakarız.
Gidelim o zaman.
O zaman görüşürüz.
Yani.
Tamam o zaman.
Ceylan.
Gidiyorum ben.
Şey. Ben hani Ali'nin doğum günüyle ilgili ona şimdi bir hediye medya alayım
diyordum da.
Ben hani çok anlamıyorum ya. Giderim şimdi.
Bilemem.
Sen acaba hani son bir kez beline gelsen biz ona birlikte bir şey yapsak.
İşin yoksa tabii.
Gelirim.
Yani söyle.
Paris'e gideceğim için zaten bütün günümü boşaltmıştım. O yüzden
gelebilirim.
Güzel.
Bir şey al istiyorsun da.
Tabii.
Ceketimle çantamı alıp geliyorum.
Ben buradayım.
Yine mi?
Anahtar.
Hiç gibi.
Gidebiliriz. İyi gidelim.
Nihal. Merhaba.
Hoş geldin. Bugün temizlik günü değildi.
Evet. Yiğit Bey aradı. Bir şeyler kırılmış, parçalanmış. Kendisi toplamış
ama benim de bir temizlememi istedi.
Olsun ya kalpleri kırılmaz. Ben aradım ben. Tamam.
Sen kutuya koyarsın. Kolay gelsin. Tamamdır Defne Hanım.
Teşekkürler.
Güzel mekan. Vallahi gönülde seni akşam yemeğine çıkarmak vardı ama sen öğle
yiyelim deyince... Yok yok, bence böyle gayet iyi.
Sevindim.
Zeynep ben... Yani sen beni çok yanlış tanıdın.
Daha doğrusu yani beni çok yanlış anladın.
Nasıl yani?
Ben sana... Ben sana kendimi çok yanlış ifade ettim.
...bunu demeye çalışıyorum.
Senden sonra... ...kendimi çok zor toparladım.
Yani son görüşmemiz de pek böyle değil gibiydi.
Şimdikini bilmiyorsun ki.
Yani... ...Ozan durumları öyle gerektirdi.
Ne bileyim... ...ablamın durumu, sonra abinin gidişi.
Tamam ya şey... ...boş ver yani... ...bunları konuşacaksak ben gideyim. Yok
yok... ...valla bunları konuşmayacağız yani... ...kendimi açıklamak için şey
ettim.
Sana küçük bir hediye aldım.
Bir şey düştü.
Yok bir şey değil.
O ne?
Önemsiz.
Abimin adı yazacak bir verir misin? Zeynep bir şey değil bu. Bak buna bak
sen.
Zeynep. Zeynep verir misin onu bana? Oğuz bunun ne işi var sende?
Bunu hemen Defne'ye veriyorsun. Zeynep verir misin onu bana?
Ya sen ne yapmaya çalışıyorsun ya? Abim belli ki bunu ablana yazmış değil mi? Ya
karışma. Sen karışıyorsun insanların hayatına.
Oğuz onu bugün ablana vereceksin.
Vermeyeceğim dert diye falan oturur musun Zeynep? Ben veririm. Ya hayır. Al,
al, al.
Al. Verecek bir şey kalmadı işte.
Ya sen ne biçim bir insansın ya?
Sen ne biçim bir insansın?
Benim var ya artık sana diyecek bir lafım falan kalmadı.
Ben de kabahat.
Zeynep. Ben de hata. Hata buraya gelen de zaten.
Bakar mısın?
Bakar mısın?
Sen baksana.
Sen baksana.
Evet.
Biraz fazla mı abarttık acaba?
Yok ya iyi oldu bak.
Buna var ya bayılacak bayılacak.
Şimdiden böyle şeyler öğrenmesi lazım bu çocuğun.
Tamam Kadir.
Sen bunları görmelisin bak.
Görün.
Ya inanmıyorum sana Kadir ya. Kaşla göz arasında aynı arabanın farklı renklerini
mi aldı? E herhalde farklı renk farklı oyuncak. Çocuk belki koşullarda
yarıştırmak isteyecek bunları ya. Olmaz yani bu kadar çok oyuncağa ihtiyaç yok.
Ya niye olmasın çocukcağız? Şımarsın azıcık. Çocuk dediğin şımarır ya. Bak
doyumsuz olacak sonra. Tatminsiz olacak mutlu olmayacak.
İyi peki.
Topunu da aldık bak. Futbol topu.
Şu öbür topadan itlediğiydi ya.
Güzelmiş. Baya bir şikayet etti. Her şeyi de biliyor.
Kimin yani?
Bak ben de böyle tiyatro seti aldım.
Güzel. Hikayeleri seviyor. Artık sen ona hikaye anlatırsın.
Neresi tabii ya? Ben ona baya hikaye anlatırım bir sürü.
Bu ne?
Doktor seti almışsın.
Evet.
Seversin.
Ne diyorsun sen anlamadım.
Bir şey demiyorum canım.
Doktor bey kızmazsın. Dışarı çıktın hani ben varım yanında.
Böyle bir aranız bozulmazsın.
Yok canım. Niye kızsın?
O çok modern biri.
Öyledir eminim. Aynen öyle.
Ne dedin?
Çok güzel dedim. Ne güzel alışveriş yaptık. Ne güzel bir gün dedim.
Ben de bir an başka bir şey dedin sandım. Yok.
İyi.
Efendim Tamer.
Ne yaptın? Her şey yolunda mı?
Yolunda yolunda.
Çok şükür Güliz Hanım Ali'yi bize verdi.
Süper bir haber bu Defne. Çok mutlu oldum. Ben de öyle.
Bu arada...
Sabah için kusura bakma ben tekrar özür dilerim. Ben konferanstan sonra yarın
hemen döneceğim. Öğleden sonra oradayım. Konuşuruz detaylı.
Dönüyor musun?
Kalmayacak mıydın?
Yok dönmem gerekti.
Tamam haberleşiriz.
Görüşürüz.
Evet.
Evet.
E ne yapalım?
Yani şey.
Ali'nin doğum günü için.
Siz kutlarsınız.
Sonra bana gönderirsin. Ben de bir pasta keserim olur mu?
İkiniz mi kutlayacaksınız?
Yani işte annemler gelir.
Melis ile Yiğit gelir. Ben Elif'i de çağırırım. Elif? Tamer'in yeğeni.
Ya Defne gerçekten çocuğun doğum gününü iki ayrı şekilde mi kutlayacağız? Böyle
mi yapalım ya?
Hadi ya.
Kadir.
Bak biz seninle bir daha bir araya gelmeyeceğiz.
Peki tamam.
Hadi gel bırakayım seni.
Yok gerek yok.
Şurada bir hamsicim var.
Oraya gidip yemek yiyeceğim.
Tamam ben de geleyim açım zaten.
Ya bir hamsi de yemeyeyim mi son kez ya?
Açım diyorum ya. Sen. Evet.
Hamsi. Evet.
Bak severim ben.
Seversin. Tabii ki.
Kebap yiyen sen.
Hamsi.
Seversin.
Çok. Çok.
O arada gideceğimiz yer pek senlik değil.
Salaş bir mekan. Sen salaş mekan diyorsun da ben çadırda yaşıyorum.
Hatırlatırım. Çünkü ablacınız olur bayağı.
İyi peki.
İyi. İyi.
Hadi. Hadi.
Lazım bir şeydir bence.
Burası mı? İşte burası.
Benim evden güzel.
Hoş geldiniz.
Merhaba. Birazdan boşalacak bir masa. Şurada bekletin isterseniz. Tabii.
Beklediğimize değecek mi?
Değer.
Ya ben sana böyle küçük bir şey aldım da.
Hani Ali için yaptığı bunca şeye istinadın. Böyle küçük bir teşekkür
mahiyetinde.
Çok güzelmiş. Çok teşekkür ederim ama hiç gerek yoktu.
Ali için ya.
Peki.
Bu dört yapraklığı önce... ...dört farklı sembolü temsil ediyormuş.
Ama bir tanesi eksik.
O da sende eksik olan şeymiş.
Neyin sembolü?
Biri aşk.
Biri inanç.
Diğeri umut.
Bir de şans.
Sende eksik olan hangisi?
Vallahi aşk var.
Seni gördüğüm ilk andan itibaren var.
Katiş. İnanç da var.
Senin de beni unutmadığına dair.
Ve umut var.
Hala parmağımızla bu alyansı takıyoruz.
Umut hep var.
Bende eksik olan şey şans.
Bu da senin elinde zaten.
Senin bana ikinci bir şansı verip vermemeliğini... ...ben ne kadar hak
etmezsem de... ...ne kadar bunca şey olmuş olsa da...
...ben bu şansı bekliyorum.
Yine gideceksin.
Gitmeyeceğim Defran.
Gitmeyeceğim.
Buyurun, masanız hazır.
Bunları konuşmayalım, olur mu?
Havadan, süten konuşalım, böyle... ...yemeğimizi yiyelim.
Sonra da bitirelim.
Özlem Hanım, gelinliğiniz geldi.
Ay çok heyecanlı.
İgüncüğüm, sen onu benim odama bırak istersen olur mu?
Hani İgün, bir de şey, akşam için böyle az kalorili... ...yağsız bir şeyler mi
yapsan? Tavuk yapmıştım Özlem Hanım. Olur. Şey karnın çıktığını istemiyorum
da gelinlikle ondan.
Ne yapıyoruz yani gidiyoruz mu kalıyoruz mu? Hayatım ne yapıyoruz kurabiyemizi
koyduk kahvemizi ne yapıyoruz kalıyoruz.
Kıyamam ne yapayım çok hasta.
Levent Bey koşmayın yine kalbinizde bir şey olacak.
Dikkat. Kalbim iyi kalbim iyi aklım gidik.
Hayır olsun.
Bu kız kesin hamile.
Eğer şüpheleniyorsanız niye sormuyorsunuz Levent Bey? Olmaz olmaz
bana söylemediyse geziyor demektir.
Tolga'ya sorun. Evet.
Ya Tolga'ya da söylemediyse?
Hı? Benim kızım lüksüne, şahşasına çok düşkün. Bu acele nikah niye?
Bilmem. Ay Allah'ım ya ne dilimi eşek arası soksaydı gerçekten de demeyeydim.
Evet. Şimdi Levent Bey belki de aşktandır bir an önce evlenmek
istemeleri olabilir mi? Evet.
Gülcem yoktu.
Ya... Özlem böyle kaç yıldır Tolga'ya aşık.
İki ay daha bekleyemez mi insan?
Canım olabiliyor öyle bir istiyorsunuz hemen bir araya gelmek olabilir yani.
Yani. Yani o kısım beni ilgilendirmiyor yani hamileyse hamile bana de. Ay dede.
Tamam da yani sen o zaman hangi kısmıyla ilgileniyorsun Levent? Maddi.
Kasadan iki milyon aldı.
Ne yaptın o parayı diye sordum.
Ne dedi biliyor musunuz? Ne yapmış?
Yumurtalarımı dondurdum dedi.
İşte.
Hani. Ya hamile, o zaman niye yumurtalarını dondurdu? Ya dondurmadı, 2
milyonu ne yaptı o zaman?
Yani... Teşekkürler. Teşekkür et olsun.
Yalnız burada elle yenir, ona göre.
Yeriz ya, sıkıntı yok.
İyi, afiyet olsun bakalım.
Ne olsun?
Hayatımda yediğim en güzel şey.
Kebaptan mı güzel?
Her şeyden güzel.
Bu arada biz tanışmalık Kadir ben.
Havadan sudan konuşalım dedim.
Merhaba Kadir Bey.
Defnedelim benden.
Memnun oldum.
Yalnız Defne Hanım, ben sizi en baştan uyarmak isterim. Ben evli bir adamım. O
yüzden hani başım bağlı.
Hani diyalog kurarken buna bir dikkat edelim yani.
Merak etmeyin Kadir Bey.
Zaten tüpün değilsiniz.
Sağ olun.
Ee, başkan anlatın biraz.
Olur. Ne olsun işte bizim hayatımız sefalet içinde geçiyor.
Çok zor bir hayat, çadır hayatı.
Çadır hayatı mı?
Siz evli değil misiniz? Niye çadırda yaşıyorsunuz?
Vallahi evliyiz evliyiz de.
Benim hanım avukat.
Biraz öfkeli de bir avukat. O yüzden beni evden kovdu.
Vallahi böyle anlatmaya başlayınca ben bir üzülmeye başladım size.
Vallahi yani.
Görseniz sandığınızdan, hayalinizden daha üzülürsünüz. Yani böyle geceler
fışkı yerler çalışıyor. Her yer sırılsıklam. Ben böyle titreyerek
uyuyorum. Yani yandan geçenler. Yani bir geçsen görsen şey dersiniz yani. Yani bu
yaz bu adamcağıza alalım. Hem bari bahçesinde kalsın, yatsın, uyusun
dersin. Ama işte hanımı almıyorum.
Ay ben çok üzüldüm.
Sizin bu eşiniz bayağı zalim bir kadın herhalde.
Niye almıyor sizi bu arada eve?
Şimdi valla...
Sebepleri vardır. Yani var.
Vardır. Vardır değil mi?
Zaten çok da bir şey diyemiyorum.
Biraz korkuyorum kendisini.
Siz? Evet.
Öfkelenince çünkü beni vallahi bir paylıyor.
Bir yani böyle kaçacak delik arıyorum.
Hatice Bey.
Madem eşiniz bu kadar cadı.
Zalim bir kadın. Siz niye evlendiniz onunla?
Bir çift mavi gözü var.
Bir baktı.
Bir baktı.
Deli gel.
Kadir Beyciğim o zaman size çok iyi bir haber vereyim. Vallahi.
Biliyor musunuz?
Ben de eşiniz gibi avukatım.
Ve sizi o cadı, o zalim kadından böyle tek celsede boşarım. Hiç merak etmeyin.
Hiç endişeniz olmasın. Şimdi yani bakın.
Ben yanlış anlaşılmak istemem. Hani böyle bir şikayet ediyor gibi oldum.
Ama benim... ...pek bir derdim var.
Eşimin... ...bu güzel nur yüzünü... ...her gün
görebilmek.
Başka da hiçbir şeyim yok.
Bir yumurta kaç para elinde acaba?
Ay nereden biliriz?
Ne biliriz? Ne bilelim İstanbul'u?
Doktor Tamer'e soracağım. Hayır.
O bilir.
Levent Bey kendisi kalp cerrahı ya.
Ha kalp ha yumurta aynı şey. Levent Bey Levent Bey aramayın. Paris'teler.
Nefne ile birlikte rahatsız etmeyin. Ne olur bilin bir şekilde öğreniniz. Bilir
o ya. Bizden daha iyi bilir. Eğitimli bir adam o. Yok yok. Nefne gitmemiş.
Burada. Nasıl gitmemiş? Kadir gitmiş uçağa basmış.
Almış götürmüş kızı.
Vay be.
Şu an birlikteler yani.
Özlem dışarıda mı?
Dışarıda, dışarıda.
Öyle değil mi?
Dışarıda. Değil mi? Dışarıdaydı. Ne diyorsun ya?
Bu iş ciddi.
Bir adam var ya, bir kadın için uçağa basıyorsa... Evet.
Hayvan gibi serveti var demektir.
Paris sensiz çekilmiyor.
Olmaz, olmaz.
O doktorla olmaz.
Niye? O olur bence.
O olur.
Sen olmazsın.
Neden?
Defne ben seni şu kadarcık tanıyorsam... ...sen ne o adamın elini tutabilirsin...
...ne de başını göğsünü dayayabilirsin.
Olmaz.
Sen beni tanımıyorsun.
Konumun seninle de alakası yok.
Yani geçmiş bitmiş bir hikayeyi kurcalamaya gerek yok.
Tamam?
Kalkalım mı?
Efendim Zeyno?
Arabamı alabilir miyim?
Tabii neyle modeli?
Defne'yle misin? İyi misiniz?
Ha Defne'yleyiz. Yemek yiyoruz. Ne oldu?
Ya öylesine sordum.
Ne yaptın avukat işini?
Son zamanlarda o kadar çok avukatla işiniz olmuş ki. Dev bir holdingi, bir
sürü yan şirket.
Zaman istiyor. Benim zamanım falan yok Zeynep.
Biliyorum. Daha.
Yani Defne daha iyi bilir Bartıner'in avukatlarını.
Defne'yi karıştırma sen şimdi. Neden?
Defne'yi karıştırma dedim Zeynep. İyi tamam.
Sen bana ablamın imzası olan o belgeyi gönderir misin? Bir de ben bakayım.
Tamam gönderiyorum şimdi.
Samanlıkta iğne aramak gibi ama... Bulacağım.
Söz. Yaparsın sen.
İyi tamam görüşürüz o zaman. Bu arada Zeynep. Efendim abi.
Kader Ali'ye bir hediye bırakmış.
Hediye mi?
Gerçekten mi?
Nereden biliyorsun ablamın aldığını?
E abi oyuncak kutusu göndermiş. Üstünde de el yazısı var.
Kaderin el yazısı o yani.
En somut deli belki de yani.
O yüzden kaderi bulmamız yakın bence.
Ama umarım başı belada değildir.
Değildir. Nereden biliyorsun abi?
Çünkü ortada bir bela varsa onu kader açmıştır.
Doğru. İyi hadi sen çalış konuşuruz yine tamam mı?
Eyvallah sağ ol kardeş.
Günler sonra ilk kez acıktım.
Kızım, Levent Bey için ferris yemeği, böyle yağsız, tuzsuz yemekler
hazırlamıştım. Onları getirir misin?
Ay bir de beni düşünürmüş. Güzel durum benim.
Ben de o yağsız, tuzsuz yemeklerden alayım ya.
Aa, niye?
Sen ne alaka kızım?
E niye? İşte iki güne evleneceğim ya.
Öyle ödem olmasın diye.
Bak sen ya, şimdiki gelinler nasıl dikkat ediyorlar.
Tamam, çok yaptım zaten. Bol yersiniz.
Ben izninizle bir Oğuz'u arayabilir miyim? Onu da çağırayım buraya. Daha
konuşmadınız mı? Yok, daha konuşmadım.
Söyleyin ona, evine dönsün. Özlem arasın. Bak, Özlem seni arar istersen.
Seni çok seviyor.
Yani ben çok isterim aramak. Davet de ederim.
Gelsin, dönsün tekrardan tabii.
Biliyorum, biliyorum. Nasıl sevdiğini de ben bir konuşayım. Sonra siz zaten beni
konuşursunuz. Bu çocuğu bir türlü kendimi sevdiremedim.
Ben de bir Tolga'yı çağırayım.
Alo? Annem, ne yapıyorsun?
Tamam annem, dışarıdayım. Melisa'ya geçerim biraz sonra.
Yok yok, Melisa değil de şey, Yalı'ya gel.
Ne?
Evet anneciğim, biz yalıdayız. Teyzenle beraber sen de buraya gel, olur mu? Ne
diyorsun? Ne saçmalıyorsun anne sen ya? Sen o herife geri mi döndün? Oğlum, önce
bir dinler misin?
Bir sakin olur musun lütfen? Ne sakin olması anne ya?
Sana bize hırsız muamelesi yapan adamın evinde ne işin var senin?
Anneciğim, bir beni dinler misin lütfen?
Bak, Levent Bey sabahtan beri bana yalvarıyor. Ayaklarıma kapandı, özür
diledi. Ya bir şans daha vermek istedim. Ne var burada oğlum ya?
Ya ne şansı anne, ne şansı ya?
Anneciğim ne olur beni üzme olur mu?
Peki, peki iyi olur.
İyi şanslar o zaman.
Oğuz!
Oğuz anneciğim bak Levent Bey de çok pişman. Ne olur hadi anneciğim. Buraya
bekliyorum. Hadi Oğuz. Anne ben o eve adımımı atmam.
Tamam mı? Sen istediğini yapabilirsin. Bak anneciğim Levent Bey çok pişman.
İyi anne tamam iyi.
Size mutluluklar diliyorum o zaman ne diyeyim? Ben gelmiyorum.
Oğuz nereye gideceksin oğlum bu saatte?
Bilmem.
Bakarım ben başımı çağırsın.
Nereye defneye mi? Anne.
Ben sığıntı gibi o kaderin olduğu eve de... ...bize hırsız muamelesi yapan
senin kocanın evine de gelmem tamam mı?
Bunların hepsi ben beş para etmez bir adam olduğum için. Ne diyorsun oğlum?
Ne ablamı o heriften ne de seni Levent'ten kurtarabiliyorum onu diyorum.
Neyse, neyse hadi konuşuruz.
Oğuz bir...
Ne oldu gelmiyor mu?
Yok gelmiyor.
Düşürmeyin yüzünüzü Mina Hanım. Ne yapalım biliyor musunuz? Şöyle yapalım.
Ben arayayım Oğuz'u. Ben konuşayım onunla. Yok hiç gerek yok. Şu anda biraz
hem kızgın, öfkeli.
Ben konuşayım. Bir sakinleşsin. Böyle yapalım.
Peki nasıl istersiniz.
Suzi.
Geldim. Hadi.
Afiyet olsun.
Ay şahane görünüyor.
Şey, Defne'yle konuşuyordum da.
Yarın Ali'nin doğum günüymüş, bir şeyler yapacağım dedi. Evet evet, bir şeyler
planlıyorum. Aa ne güzel.
Çocuğa bir şey almak lazım, bir hediye falan.
Yani evet alalım da böyle ucuz bir şey olsun. Yani o yaşta anlamaz çocuk.
Biz de yarın çıkıp alışveriş yapalım, bir şeyler alalım.
Alalım alalım, tabii şöyle cıngıllı bir şeyler olsun, seveceği şeyler olsun
bakalım. Ne olsa acaba?
Aa boya kalemi alalım mı?
Bir dakika, geçen gün Tolga getirmişti böyle bir sürü rengarenk.
Evet evet ben almıştım.
Doğru çok kaliteli şeylerdi valla. Kalite severim.
O hem Tolgacığım.
Ne zaman aldın?
Arabayla gidiyorken Mine abla görüntülü aramıştı ya. Ali sonra beni çağırmıştı
toplantıya gitmeden önce işte o zaman.
Hatırlamaz olur muyum? Hatırlıyorum tabii.
Şey değil mi?
Toplantıya geç kaldığın gün.
Hı?
Öze. Hı?
Yapma lütfen.
Çok güzel olmuş. Elinize sağlık.
Neyse ben bir hava alayım.
Yemeğini... Yok, acıkmamıştım zaten ya.
Hepinize afiyet olsun.
Kızım niye böyle yapıyorsun? Bak kaçıracaksın çocuğu.
Vallahi son anda nikahta no der... ...terk edilirsin Allah muhafaza. O ne
biçim laf baba ya?
Niye terk edileyim pardon?
Neden? Senin çekilecek çile olmadığını anladı.
Bir hamileysem... ...başıma kalırsın çocukla.
Ay lütfen Levent Bey ne söylüyorsunuz? Farkında mısınız ya?
Minan Hanım, Minan Hanım siz kızmayın lütfen. Bakın kızmayın siz. Tamam sustum
sustum bir şey demiyorum artık.
Lütfen.
Vallahi sizi Allah gönderdi ha.
Aşk. Sen ne yapıyorsun ya böyle karanlıkta?
Uyuyor muydun? Nasıl uyuyorsun ya? Kemer'le mi uyuyacak kız? İki dakikada
açtı kapıyı.
Yalnızlık, ben kafayı yiyordum.
Niye bizi aramıyorsun?
Ya gelmeseydin? Öyle bir şey mümkün mü ya?
Gece burada kalır mısınız?
Aşkım tabii ki olur. Sen ne kadar istersen kalırız.
İstem, bir şey yok.
Benim pek ihtiyam yok ya.
Çok garip ya.
Yani Ali'den öncesi sanki yokmuş gibi.
Hayır ben birkaç hafta öncesine kadar burada tek başıma yaşıyordum. Ama yani o
zamanlar ne yapıyordum şu an hiçbir fikrim yok.
Yani.
Kadir de buradaydı tabii. Pes artık.
Ben o manada söylemedim Yiğit'ciğim. Hani kalabalıklar değil üç kişi şimdi
tek başına kaldı. O manada söyledim. O manada söyledim aşkım yani Kadir'le
alakalı değil.
Ben çok alışmışım biliyor musunuz? Kadir'e mi?
Hem Kadir'e... ...hem de Ali'ye.
Yani ama aşkım, eğer istemiyorsan o gitmezdi ki. O da bahçeye iglo kurdu ya,
iglo. Evi satın aldı. Ağabey, yani evden de ayrılmasaydı niye olacaktı? Bu uzak
kalacak. Ne yapayım oğlum, zorla mı kalayım kızın evinde? Ki zaten zorla
kalıyordum. E tabii ama Ali'yi de geri alınca burada kalamadı, ne yapsın?
Sonuçta kadar burada kalacağım mı desin? Yani zaten Ali için evlendik.
Ali'yi aldık.
Sonra da bitti gitti işte.
Ama o bitmedi işte sen o.
Sen hala Kadir'i seviyor musun?
Seviyorum biliyor musun?
Deliler gibi seviyorum bak.
Gözlerinin içine bakıyorum ve... ...o kadar açık ki.
Ben nasılsam o da öyle.
Ya bunun sevgiyle bir alakası yok ki.
Ben ona güvenmiyorum.
Güvenli kazanmam lazım.
Asla da güvenemem. Yani ne yapıp ne edip...
İki cihanı bir araya getirmem lazım.
Dayı.
Gülüm. Aman, aman, aman. Ne oldu?
Benim desneye gitmem lazım.
Al bir tane de. Kadir Emin de ha. Junior burada.
Benim de gitmem lazım ama gidemiyorum. Ne yapacağız?
Ya bir şey mi unuttum? Onu almam lazım. Çok önemli.
Koçum şimdi bak, saat geç oldu ya. O yüzden ayıp olur.
Bu saatte gidilmez.
Ya senin karın değil mi? Karı koca arasında ayıp mı olur ya?
Ha?
Ver telefonu ver. Araman lazım.
Allah Allah hareketlere bak ya. Şirketin var diye ben açamadım.
Al sen.
Lan sen var ya. Çocuk var ya şu sesini seyir.
Ver ver ben konuşacağım. Ver. Bak ya hareketlere ömür veririm.
Bu yakında şirketi de yönetir.
Ver çalıyor.
Kadir. Kadir arıyor.
Resmen tüylerim diken diken oldu.
Adamı kozluk enerjiyle çağırdık ya.
Kozluk enerjiye falan gerek yok. Adam kapsama alanına zaten. Ya durun şimdi
durun. Ben ne yapayım?
Açayım mı?
Açmayayım mı? Açayım mı açmayayım mı? Ne yapayım ben şimdi? Aç tabii ne
yapacaksın? Açayım değil mi? Açayım yani zaten Ali ile ilgili arıyordur
kesinlikle. Yoksa beni bu saatte niye arasın? Aynen canım niye arasın ya?
Tamam aç hadi.
Açıyorum o zaman. Aç aç aç.
Açtım o zaman.
Efendim? Maviş?
Alev? Ne yapıyorsun?
Beni özledin mi?
Ay, ben seni çok özledim. Sen beni özledin mi?
Ne diyorsun?
Tıkla beni ya.
Dayı diyor. Dayı diyor.
Çok özledik dayım da burada oldu. Çok özledim.
Ha, şey... Sen niye uyumadın bakayım?
Senin uyku saati ne zaman? Geçmedi mi?
Ya geçti biliyorum da senin evde bir şey unuttum. Oraya gelebilir miyim?
Gel. Gel tabii ama dayın ne diyor?
Dayım evet diyor. Başka ne diyecek?
Tamam. Hadi bekliyorum o zaman.
Ee şey... Ali geliyor.
Bir şeyini unutmuş.
Onu alacaktır.
Tek başına mı geliyor Ali?
Küçücük çocuk herhalde tek başına gelecek hali yok değil mi?
Yani çok gelmez.
Selim getirir belki.
Öyle dedin ya adama.
Çok iyi çizmişsin ya Ali.
İyi yaşa.
Oğlum.
Ben de her zaman... ...üç kere hapşırırım. Çık o zaman. Ali ile
alerjimizin aynı olmasına ne diyorsun? Normal.
Allah'ım kafayı yiyeceğim ya.
Alo, iyi akşamlar.
Tolga Erezvan. Birkaç hafta önce kliniğinizde bir DNA testi yaptırmıştım
da. Evet, şeker örneğiyle gelmiştim.
Siz bu şeker örneklerini falan muhafaza etmiyorsunuz değil mi?
Anladım. Yani yeni bir örneğe ihtiyacım olacak.
Tamam, anladım. Çok teşekkürler, çok sağ olun.
Sağ olun, iyi akşamlar.
Defne neredesin?
Bir kahve içmeye uğrayayım mı?
Tamamdır geliyorum.
Ee ne izliyoruz? Ne yapıyorsun Melis ya?
Allah Allah böyle el kol atmalar falan.
Salak. Meraklı mıyım ya ben sana dokunmaya? Aptal. Melis bir dakika bir
dakika özür dilerim. Hayır çekilir misin? Çekil diyorum ya. Yanlış anladın
mı? Çekil çekil çekil çok sinirliyim çekil.
Ben baktım, ben baktım.
Menis, sen beni yanlış anladın. Ben o an... Ali,
hoş geldin. Orada da bir şey oldu.
Hadi bak bakalım. Tamam.
İyi akşamlar, Defne Hanım.
İyi akşamlar. Sen mi geldin?
Ben geldim.
Peki.
İyi geç.
Tamam.
Melisa Hanım siz de mi buradaydınız?
Evet merhabalar Selim Bey. Merhabalar.
Ben de buradayım merhaba.
Kendine piş.
Merhabalar merhabalar.
Merhabalar.
Tolga geldi galiba.
Tolga hoş geldin. Merhaba.
Ali nerede?
Ona bir hediye getirdim. Sürpriz.
Odasına çıktı.
Bir şey arıyormuş.
E çık sen de seni görünce sevinir. Tamam.
Evet Tolga.
İyi akşamlar. İyi akşamlar. İyi akşamlar.
Kahve yapıyorum bize. İçersin değil mi?
Olur olur.
Selim Bey siz de içersiniz değil mi? E olur.
Melis Hanım.
Benim size bir sürprizim var da.
Ama daha sonra söyleyeceğim. Önemli.
Tamam.
Nerede ya?
Of!
Şu zarf nerede Allah Allah?
Küçücük zarf, nereye çıkmış oğlum bu?
Nereye koydu? Hah, burada.
Aliko! Ne haber, ne yapıyordun?
Bir tane zarfta.
Dayım bana bir şey yazmıştı ondan.
Çok da önemli değil.
Bak, annem bana tren göndermiş.
Öyle mi?
Bakayım. Bir de bulmaca vardı kutuda. Onu çözeceğim.
Vay be.
Haberin var.
Sen anneni özledin mi?
Özledik.
Doğum günü...
Sen çok tatlı ve akıllı bir
çocuksun da ondan baktım.
Annen gelecek merak etme. Etmiyorum ki annem beni bırakmaz.
Sen annemin arkadaşıydın değil mi?
Evet.
Ben annemin iyi bir arkadaşıydım.
Ya ben sana bir şey sormak istiyorum.
Ali, annen en son neredeydi?
Ya benim ona hediye göndermem lazım. Çünkü çok oldu görüşmeyeli. O yüzden
soruyorum yani.
Tamam da bu soruları sormaktan bıkmadınız mı?
Sürekli annen nerede, biliyor musun nerede?
Yani haklısın ama ben hani belki bu sefer cevap verirsin diye düşündüm.
Bu konuda tıp oynuyoruz.
Emin misin?
Ben tıp mıp oynamam. Çünkü birazdan sana bir hediye vereceğim arkada duruyor.
Çığlık atacaksın.
Gerçekten mi? Bak bozdun oyunu. Gerçekten tabii ki. Çok merak ettim.
Getirir misin hemen?
Otur, getiriyorum hemen.
Bu ne?
Doğum günü hediyesi mi? Doğum günü hediyesi.
Al bakalım. Yani biliyorum doğum günün yarın ama... ...ilk ben vermek istedim
erken.
İstediğin zaman açabilirsin Ali.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Hadi aç hadi.
Bamsı'nın bunu görmesi lazım. Onun yanında açmak istiyorum.
Tamam hadi göster bakalım maalesef. Göstereyim. Tamam göster hadi göster
sen.
O neymiş böyle ya? Ne kadar güzelmiş bu.
Acaba ne ki ha?
Ben de bilmiyorum.
Ama tahminimse var ya üf çok güzeldir.
Üf mü? Üf mü? Üf mü?
Tolga nerede?
Yukarıdaydı.
Biz şimdi birlikte kalmayacak mıyız?
Yarın birlikteyiz Aliciğim. Doğum günüm yarın. Tabii ki görüşeceğiz.
Bana ne hediye alacaksın?
Sürpriz.
Ama özel bir isteğin varsa kulağıma fısıldayabilirsin.
Bir düşünelim bakalım, belki olabilir.
Paşa, uyku vaktin geldi, hadi gidelim.
Tamam, hadi bakalım.
Bay bay. Efendim?
Yiğit Bey, Melisa Hanım, iyi akşamlar. İyi akşamlar.
Gel bakalım buraya.
Beni öpmeden hiçbir yere gidemezsin.
Buradan. Oh hadi bakalım. İyi geceler. Güzelce uyu tamam mı?
Hala. İyi geceler güzellik.
Seni yiyeceğim seni yiyeceğim. Hadi bakalım.
Adam yıllardır sana aşık.
İlgilenmiyorsan yüz verme bence. İster veririm ister vermem. Sana ne?
Ayrıca vermiyorum.
Valla senin veren haline vermeyen halin aydın maalesef.
Sen niye boş boş konuşuyorsun? Niye boş boş konuşuyorsun ya?
Siz iyi misiniz?
Neyiniz var? İyice bir garipleştiniz.
Bir şeyimiz yok. Yok bir şey her zamanki halimiz ya.
İyi anlarız yakında. Ben Tolga'ya bakıyorum. Siz kahve koyun.
Tamam.
Az ya da uşak tut.
Çok yaratıcısın.
Tolga. Ne yapıyorsun burada?
Bir lavabadaydım.
Ali nerede?
Çıktı onlar. Ben kahve hazır diyecektim.
Kahveyi başka zaman içelim ya. Benim gitmem lazım.
İyi. Peki.
Teşekkür ederim. Şekerim. Ellerine sağlık. Ne demek.
Melis Defne'de kalacakmış. Gelmeyecekmiş bu gece.
Oğuz'u aradım. O da açmıyor.
Nerede ya bu çocuk?
Çocuk değil.
Genç adam.
Genç. Ne bileyim arkadaşında kalacaktır.
Geç gelecektir. Gitme onun üstüne sen fazla.
Tamam gitmiyorum.
Suzi. Ha canım.
Levent Bey'i affetmekle böyle iyi mi ettim?
Yani ne bileyim. Evet dedim ama şuramda böyle bir his. Kala kaldı yani.
Bana kalırsa erken affetti.
Biliyorum. Ama şimdi yani.
Eğer ben senin yerinde olsaydım ne yapardım? Ne yapardın?
Bilmiyorum.
Yani işte aklın kuralı oluyor da gönül o kurala uymuyor.
Ya geçmezse o his? Yani o his büyürse ayrılırsın Levent'ten. Değil mi?
Küçülürse devam eder. Yani.
Defne'nin dediğine geldik demek ki. Neymiş kız Defne'nin dediği?
Hani diyordu ya böyle Kadir gittikten sonra şuramda bir his kala kaldı diye.
Ah canım kızım.
Yani o his kaldı mı geçti mi bilmem ama öyle ya da böyle bu kız bu çocuğa yanık.
Yanık tabii.
Yanık. Bence de yanık.
O mektubu da veremedik daha.
Tabii tabii unutmayacağız onu vereceğiz muhakkak. Sende ya mektup. Nerede
mektup? Bende mi ya? Sende.
Ya kız sende mektup. Kız sana verdim ya. Ben de sana verdim. Kız Suzi ya, iki
senedir sakladığın mektubu bir günde kaybettin. İnanamıyorum sana ya. Dur bir
saniye. Ee şey dur, mutfaktaydık en son. Evet.
Elindeydi senin elin. Telefon geldi.
Levent şey, Özlem. Evet.
Mektup o senin elinde işte.
Sana vermedi. Kız bana vermedi. Ben ne ettim? Suzi sen ne yaptın? Al mektubu.
Ne? Şaka mı?
Şaka olabilir.
Kalk. Kalk. Allah bildiği gibi yapsın. Yemin ediyorum. Bitti Mektu. Bitti
Mektu. Bilmiyorum. Nerede?
Bile
Hanım
hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Nasılsın?
Teşekkürler geldiğiniz için.
Rica ederim.
Bir şey yer, içer misiniz?
Yok, sağ ol. Teşekkür ederim.
Ne konuşacaktın benimle?
Ben o zaman direkt... ...mevzuya gireyim. Gir.
Şimdi Mine Hanım, ben... ...hani size...
...bir söz vermiştim.
Gideceğim dedim.
Gittim de. Gittin, evet.
Ben bu sözü verirken hani planlarım arasında... ...defneye tekrar vermek
yoktu. Biliyorum.
Gelip... ...işlerimi halledip çok da kararlıydım geri dönecektim.
Ama onu gördükten sonra... ...vallahi gidemiyorum.
Yani yapamıyorum.
O yüzden... ...ben size verdiğim sözü... ...fazla
tutamayacağım.
Ben artık dönemem.
Ben de... ...ben de sana bir itirafta bulunmak istiyorum.
Ben... ...Deşne'ye o mektubu hiç veremedim.
Biliyorum.
Kendisi de zaten... ...öfkeli oldu.
Birkaç kez bana söyledi hani. Mektup bile bırakmadan.
Bir şey söylemeden gittin falan diye.
Yani vermek istedim. Ama doğru zamanı bekledim. O doğru zaman gelmedi. Zaman
geçtikçe... ...yapamadım. Özür dilerim.
Vallahi çok kızdın bana.
Çok kızdın yani.
Sen gittiğinden beri... ...o mektubu vermediğim her gün için... ...inan bana
pişmanlık duydum. Ben anlıyorum sizi canım yani.
Ben de yerinize olsam aynısını yapardım herhalde.
Yani sonuçta kızınız benim yüzümden kalbinden vuruldu.
Ölecekti belki de Allah korusun.
Yani Kadir ben onu korumaya çalıştım gerçekten.
Ama bir şeyi hesap edemedim.
Onun seni ne kadar sevdiğini.
Vallahi binaenaleyh size şöyle söyleyeyim. Yani...
Defneye zarar verebilecek her türlü insanı, her türlü koşulu, nedeni, her
şeyi ben ortadan kaldırdım.
Yani şey olarak. Yani.
Yani adaletle, tatlı dille.
İnşallah.
Öyle öyle.
Ben aslında sizden müsaade istemek için geldim.
Kendimi ona affettirebilmek için. Ne kadar zarifsin.
Emin misin?
Vallahi.
Onsuz benim için dünya duruyor.
Bir tek onlayken dönüyorum.
Bu yüzden izniniz varsa... Var.
Sağ olun.
Vallahi. Eyvallah.
Yalnız işin zor.
Söyleyeyim. Vallahi işimiz fena zor.
Kendisi de zaten hani...
Pek çok şeyi denedi üstümüzde. Vazo kırmak olsun tabii.
Sandalye atmak olsun. Yok artık.
Kafada kırılabilecek her şeyi denedi sağ olsun. Defne yapmaz öyle bir şey.
Vallahi öyle bir yapıyor ki.
Vallahi yani.
Ama ben olumlu düşünmeye çalışıyorum. Çünkü hani en azından birine bu kadar
kızıyorsan hala demek ki orada bir değer var. Bir şey var.
Bir şey var.
Taklis.
Yalnız senden bir konuda bana söz vermeni istiyorum.
O mektuptan hiç haberi olmasın olur mu? Yani beni hiç affetmeyecek.
Tabii canım.
Sözümüz söz.
Teşekkür ederim.
O zaman bir müsaadenizi aldığıma göre ben... ...dümdüz... Dümdüz derken yani
şey... ...anlıyorum yavaş yavaş.
Sakin, sakin. Kendimi affettireceğim. Tamam. Ama yardımınıza da biraz
ihtiyacım olacak.
Seve seve. İyi, güzel.
Nasıl ya?
Ali'siz kahvaltıda bir garip geldi.
Ali'siz ve Kadir'siz diyorsun.
Yiğit ne fena olsun ya.
Ali'siz diyorum Yiğit'ciğim. Aa Ali'siz. Bak burada bir Kadir duyabiliyor musun?
Yani kızım şöyle bir şey var. Senin genelde ağzından çıkanla kalbinden çıkan
tutmuyor. Kızın kalbi yaralı kalbi. Literally.
Ofansif şakalarınız bittiyse eğer şu doğum günü partisi için hazırlıkları
konuşabilir miyiz sen?
Tamam konuşalım.
Konuşalım da.
Ya aşkım sanki... ...ne bileyim iki parti böyle bir klip gibi geliyor bana
ya. Aynen ya yani annesi babası boşanmış çiftler bile birlikte kutluyorlar.
Yo.
Gayet de ayrı ayrı kutluyorlar.
Hem bu Ali için daha güzel bir şey değil mi? Yani iki tane ayrı ayrı parti yapmış
olacak. Ne bileyim yani... ...ben küçükken annemle babam boşandıktan
sonra... ...benim doğum günlerimle bir araya gelsinler çok isterdim.
Ben valla...
Doğum günlerinde ayrı ayrı odalarda olsunlar ki kavga etmesinler isterdim.
Yani bu çocuktan çocuğa değişiyor.
Genelleyemeyiz. Ali'ye niye sormuyorsunuz?
Yani Ali'ye sorsak... ...o böyle gökten üç elma düşene kadar... ...bizi Kadir'le
aynı evde sonsuza kadar mutlu mesut görmek ister.
Ne oluyor ki yani? Çocuk öyle istemiş. Ayrıca masalardaki mutlu ormanda ne var?
Masalın öznesi Kadir.
Sen de bu hikayedeki masum prensessin.
Prensesliğimiz mi kaldı Allah aşkına?
Canımız yana yana cadı olduk.
Bu hikayede bir cadı varsa... ...o da Selma cadısıdır. Eti süpürgeli, moşalı.
Senin kinin de ne fena ha? Hiç unutmuyorsun. Kaç sene geçmiş.
Aşkım, ben unutmuyorum.
Benim kafamda üç tane fil var, onlar unutmuyor. Hadi hadi, boş yapma. Hediye
almaya gidelim.
Sen niye bana bu kadar kötü davranıyorsun ya?
Yoksa sen de mi gerçek duygularını saklıyorsun Yiğit?
Sen cadısın.
O ağzında zehir.
Ben ne dedim ki şimdi ya? Şaka yaptım.
Yandık ya.
Niye? Yani Yiğit gerçek olmayan hiçbir şakaya alınmaz da ondan.
Ne oldu aşkım?
Sultanım. Kızım şosturundaki poğaçalara bak da yanmasınlar he mi? Peki hanımım.
Günaydın anneanne.
Aman da aman.
Uyanmış mı benim paşam?
Doğum günü paşası uyanmış mı?
Uyandım yaşlı anneanne. Gözüm açık. Görmüyor musun?
Ulan senin gözlerini yerim ben.
Bir öp bakayım. Gerçekten uyanmış mısın anlayayım. Oh.
Vallahi ben yeniden doğmuş gibi oldum ya. İyi ki doğdun paşam.
Bak sana ne güzel şeyler yapıyorum, bak patates salatası var, hamur
kızartacağım. Teşekkür ederim.
Rica ederim be Nazik Paşa.
Sana bir şey sorabilir miyim anneanne? Sor benim aşkım. Ya şey genetik tam
olarak ne demek?
Şimdi ben sana bunu nasıl anlatsam?
Bak şöyle yapalım, sen buna git Zeyno teyzenle sor, o anlatsın sana olur mu?
Tamam.
Şöyle bir şey soracağım.
Son son zaten belli bir karın ağrın oldu.
Sen Amerika'ya gitmeden önce Defne'ye bir şey bıraktın mı?
Bıraktım. Mektup bıraktım. Ne oldu peki ondan sonra?
Hiç ulaştı mı Defne'ye biliyor musun?
Ulaşmadı.
Zaten kendisi de hani öfkeliyken bana birkaç kere söyledi. Bir şey bırakmadan
bile çektin gittin falan gibisinden.
İstemetti yani.
Ne oldu?
Diyorum ki acaba o mektuba yazdıklarını Defne'ye söylesen mi? Anlatsan mı
konuşarak? Gülüm ben zaten konuşarak böyle güzel güzel anlatabilsem yazma
gereği duyar mıyım?
Bunu yapamıyorum işte. Sıkıntı o.
Yani dilimin ucuna neler geliyor da işte söyleyemiyorum yani.
Ayrıca hani Mine Hanım'ın o çizdiği sınırı aşmak da doğru olmaz.
Ben ne kadar deli divane aşık da olsam o kadın da onun anası. Git onayını al o
zaman.
Ver mektubunu. Al Defne'yi karşına. Ne hissediyorsan anlat. De ki bak bu
şartlarda gittim. Şu sebeple gittim. Gitmek zorundaydım. Hepsini bir anlat.
Aldım onayı zaten gülüm.
Aldım. Yapacağız. Sırayla her şeyi yapacağız. Geçmişe takılıp kalmayacağız.
Oraları değişmeye gerek yok. Biz önümüze bakacağız.
Bilmen gereken şey şu.
Kadir Emin daha geri döndü. Tamam. Ne yapıyorsan yap.
Ama benim senin hamlelerinden pek umudum yok. Yani haberin olsun. Allah Allah.
Mektup en azından romantik bir şey olurdu. Çok biliyorsun.
Biliyoruz diyelim. Bizde bir şeyler de neyse. Günaydın.
Günaydın. Vay paşalar paşası.
Doğum günü paşası.
Gel bir öpelim seni.
Kaç oldun? Kırk oldun mu?
Bugün senin günün. Benim sıcak poğaçamın doğum günü müymüş bugün?
İyi ki doğmuşsun.
Paşa, bugün dile benden ne diliyorsan bak. Bugün o gün.
Dilerini iyi seç.
Dayı sana bir şey sormak istiyorum.
Genetik tam olarak ne demekti?
Sen niye taktın bu mevzuyu ya? Bu nereden çıktı?
Akrabalar söyleniyordu değil mi?
Selim nerede?
Ya siz ne yapıyorsunuz burada? Çaylar, kahveler falan ya. Anam böyle olmadı.
Bir sopayla, gelip sırayla bizi döv.
Geldim ana.
Selo hazır mı?
Her şey hazır abi, her şey. Hani sen çocuğun doğum günü pastasını almaya
gideceksin? Hemen gidiyorum ben, hemen.
Geliyorum Eda.
Geliyorum hocam.
Neler yapıyor?
Kışın beni.
Hadi kalk sen de yardım et biraz Zeyno'cum ya. Oturmuşsunuz burada,
bitmedi bir çayınız. Tamam tamam, geldim.
Görüyor musun babanına ne kadar sevgi dolu bir insan?
Kıymetini bil.
Ha dayı, Maviş evinde mi?
Söyle buraya gelsin. Bugün doğum günüm ya, buluşacaktık. Ben o iş üzerinde
çalışıyorum yani. Hadi o zaman ben yatağımı toparlamaya gidiyorum. Hadi.
Aa, hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Buyurun, buyurun.
Geç bakalım Elif. Gel bakalım. Geç Elifciğim.
Ne kadar güzel yapmışlar.
Elifciğim, hoş geldin, nasılsın?
İyiyim, siz?
İyiyim ben de, teşekkür ederim.
Ali yok mu?
Ali şimdi dayısında. Orada bir kutlama yapıyor. Bir iki saate gelecek.
Sen beklerken sıkılır mısın?
Ali'nin oyuncaklarıyla oynayabilir miyim?
Oynayabilirsin tabii. Koş hemen yukarıda.
Çok teşekkür ederiz hediye için.
Rahatma Amur kadın.
Tamam.
Biz bayağı erken gelmiş olduk.
Kusura bakma. Hiç önemli değil. Sen geç istersen ben bir şeyler hazırlayayım bir
de annemi arayayım. Tamam.
Anneciğim, nerede kaldınız?
Hani pasta börek getirecektiniz?
Getirdik kızım.
Ne demek getirdiniz?
Nereye getirdiniz, neredesiniz?
İşte Kadir bizi davet etti. Biz de oraya geldik.
Anneciğim, konuştuk ya hani bunu. Biz ayrı ayrı kutlayacağız dedik.
Öyle mi? Bir dakika, şey oldu şu anda. O zaman nasıl yapsak? Biz buradayız. İyi
tamam, hadi Ali'yi de alın gelin o zaman.
Aşkım şimdi nasıl getirelim bizi Ali'ye? Ali, dur teyzen istiyor. Bir dakika,
Suzi'ye veriyorum.
Canım, bak Ali burada çok mutlu, güzel oynuyor falan.
Biz keki, böreği, kurabiyeyi falan da teslim ettik şimdi. Nasıl onu geri
alalım? Sen hadi kalk gel üşenme.
Tamer geldi, ben ona ne diyeceğim?
Tamer burada.
Niye o kadar erken gelmiş o? Sen çöz bir şekilde.
Aman tamam.
Gelmezseniz gelmeyin.
Ben de Melis'leri ararım.
Sorun mu var?
Kadir annemleri oradaki partiye çağırmış.
Onlar da gitmişler.
Adam senin düzenlediğin doğum gününü bile sabote ediyor.
Tam Kadir'lik hareket.
Kadir'i çok iyi tanıyormuş gibi konuştun.
Tanımama gerek yok o tip adamları.
Neyse ben bir Melis'leri arayayım.
Bizim uçakçının yanına verelim bunu çırak ola. Dev geldin mi?
Ne demek geldin mi ya? Ne oluyoruz nereye geldim?
Çiftliğe geldik de biz Yiğit'le.
Anladım Melis.
Anladım. Tamam görüşürüz.
Herkes kadının evine gitmiş.
Hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz.
Aşkım.
Terledi mi acaba?
Yiğit Bey hoş geldiniz. Merhaba nasılsınız? Sağ olun siz nasılsınız? Ben
de.
Melisa Hanım hoş geldiniz.
Merhabalar. Hoş geldin.
Hoş bulduk ilk defa.
Koçum bitirme enerjini daha parti mi başlamadı alo?
Enerji hiç bitmiyor ki.
Maşallah benim güzelime. Süper Allah.
Koşsun koşsun. Akşam iyi uyur.
Kızlar bir bakın hele. Mine Hanım'ın çayını tazeleyin.
Çayım var ama. Ne?
Sıcak sıcak içersiniz.
Siz de pek sessizsiniz bugün. Maşallah.
Hayırdır? Yani... ...sizi ilk defa güler yüzlü görünce herhalde bir trak geldim,
şok oldum.
Yok aslında ben hep böyleyimdir de... ...size denk gelmediyse demek ki. Hiç
denk gelmedi ama gerçekten.
Ay vallahi ne kadar güzel kendinizi böyle bir bakış açısıyla görmeniz.
Geçmişi bilmesek...
Aman aman geçmişi karıştırmayalım yani kurcalamayalım. Önümüze bakalım.
Geçmiş bu bir tuzağı gibi.
Delik deşik. Aynen öyle. Levent Bey hakikaten çok doğru bir şey söyledi. Biz
önümüze bakacağız her zaman.
Elimizdekilerin kıymetini bileceğiz. Bugün niye buradayız? Ali için
buradayız. Ali'ye odaklanalım. Ne güzel.
Güzel bir birliktelik. Yani zaten onun hatırına buradayız. Aynen öyle.
Ayrıca ben hani şunu da söylemek isterim. Biz Emin Dağlar olarak hep
misafirperverliğimizle meşhur olduk. Hani bu herkes de bilir.
Anam da bizim starımızdır yani bu konuda. O yüzden onun bu yönünü geç de
olsa gördüğünüzde ben şahsen çok mutluyum. Çok teşekkür ederim. Kadir Bey
teşekkür ederiz misafirperverliğiniz için.
Biz de yani eve gelenleri de tekmeleyip boğaza atmıyoruz Kadir Bey.
Estağfurullah yarışma değil bu sonuçta. Bence de.
Melis Hanım.
Ben size hoş geldiniz dedim mi? Evet Selim Bey. Üç kere dediniz hatta.
Bir tek siz değişmemişsiniz gibi gözüküyor bence.
İstikrar önemli.
Burada herkes istikralıdır.
Geliyor mu Defne Hanım?
Bilmiyorum. Biz de bekliyoruz.
Biz de bekliyoruz.
Merhabalar. Merhaba. Hoş bulduk. Hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk. Hoş bulduk.
Biz çok kalmayacağız zaten.
Malum yarın düğünümüz var.
Ben alayım onu. Tabii bu Özlem'den Ali'ye doğum günü hediyesi. Bunu da
kendin vermek istedim. Tamam.
Hoş geldin Tolga.
Hoş bulduk Kadir.
Gel bakalım. Bak kim geldi. Gel. Tolga abi.
Vay vay vay. Ali Ali Ali. Vay benim koçum benim.
Aslanım.
Ne haber? Nasılsın? İyiyim. Sen nasılsın?
İyiyim ben de.
Bir tane daha mı ediyoruz? Herhalde. Al bakalım.
Teşekkür ederim.
Rica ederim.
Annemin aldığı treni kuralım mı birlikte?
Olur, tabii ki.
Bekle, getiriyorum.
Tamam.
Getirdim. Geldim gel.
Gel şurada yapalım.
Dayı, bir tek Maviş eksik. Onu da çağır, o da gelsin.
İlgileniyorum dayıcığım.
İlgileniyorum aslanım.
Çırp çırp çırak yapacağız biz.
Hadi bakalım.
İlk önce bunları kurmaya başlayalım.
Ne yapıyorsun?
Gel pasta hazır.
Ya derfine gelmeyecek herhalde ya. Ben hemen bir gidip onu alıp gelsem mi
acaba? Yani abi... ...ne bileyim, gelmek istemiyorsa şimdi. Hani zorla da
getirmek. Ne bileyim.
Neyse tamam, hadi sen bu mumları, bir pastayı falan bir şey yap.
Geleceğim ben şimdi.
Hadi be Defne, hadi be gülüm be.
Aha, vallahi geldi.
Defne Emin da ait olduğu yere döndü.
Hoş geldin efendim.
Hoş geldiniz.
Hani söz vermiştin bana?
Bir daha görüşmeyecektik.
Ben ne yaptım ya? Ben yeğenimin doğum günü için sevdiğim insanları bir araya
topladım. Sevdiğim insanlar arasında. Senin annengiller var işte Melis de var,
Yiğit de var.
Geldiler sağ olsun bizimle. Sevenimiz çok yani.
Ali nerede?
Tren kuruyor.
Endama bak endama.
Yürüyüşüne kurban.
İyi ki doğdun. İyi ki doğdun. İyi ki doğdun. İyi ki doğdun.
İyi ki doğdun. İyi ki doğdun. İyi ki doğdun.
İyi ki
doğdun.
Maviş'ten sana ne aldım? Gel uzat bakalım yeğeni.
Milletlik mi aldın bana?
Beğendin mi?
Çok.
Gel teyzeye de sarıl. Gel bizi de öpelim.
Sana resim yaptım Hediye. Senin odan hangisi oraya asacağım?
Oo, vallahi benden çizmiş ha.
Üç kişiyiz.
Güzelmiş.
Ama Aliciğim... ...ben burada kalmayacağım.
Kendi evimde kalacağım.
Ben de mi?
Sen burada dayınla birlikte kalacaksın.
Ama ben seni değiştiriyorum. Ben sana çok alıştım.
Ben de sana çok alıştım.
Benim de o kadar çok alıştım ki.
Ama artık böyle olması gerekiyor. Tamam?
Sevmiyor musun dayımı artık?
Bak, önemli olan dayınla... ...ben de...
...seni çok seviyoruz.
Tamam mı?
Sen istediğin zaman bana gelebilirsin. İstediğin kadar kalabilirsin.
Ama artık... ...senin esas evin burası.
Ama annem sana çok kızacak. Sana teslim etti beni.
Ali. Bak dayının hediyeleri geldi. Gel.
Gel Ali gel.
Bak bak görüyor musun?
Ay çok güzel.
Dayı. Bu benim dayım.
Senin tabii ki. Kimin olacak?
Sevdin mi?
Çok.
Bir isim düşün bakalım.
Ne?
Mavi. Bak bak bak sen var ya, sen var ya.
Tebrikler Avukat Hanım.
Bir eminliğin daha gönlünü fethetmeyi başardınız.
Elif, nasıl çok güzel değil mi?
Evet çok güzel.
Güzel güzel. Bizim seçimlerimiz çok güzel.
Maşallah.
Elif. Bu macada anlar mısın?
Okuman pek iyi değil.
Sıkıntı yok ben öğretirim sana.
Ali.
Hani beraber yapacaktık bu treni?
Bana bıraktın ya. Doğru, geliyorum.
Bir şey diyeceğim. Biyolojik baba ne demek?
Nereden çıktı o?
Bir bulmaca çözmeye çalışıyorum.
Yani bu yedi nesil çocukların bulmacaları da böyle mi oluyor ya?
Biyolojik baba aynı geni taşıdığın kişi demek.
Dayım yani.
Yok.
Tam olarak öyle değil.
Ama öyle dedi.
Aynı genetiğiz dedi.
Neredeymiş bu bulmaca? Bir beraber bakalım.
Neymiş bu?
Ya hem sayılar var hem karışık yazılar.
Getir bakalım. Beraber bakalım bir.
Getiriyorum. Tamam.
Herhalde hazır bu.
Hazır mı tren, Tolga efendi? Hazır hazır ya, bir el atsaydın iki saatlik
uğraşıyorum vallahi. Senin eline yakıştı ya, güzel mimar adamsın, yaparsın sen.
Yürür. Şişt, yeğenim hop!
Hadi ya çağır, misafirlerimizi bir topla, şu trenimizi bir çalıştıralım,
açılışımızı bir yapalım.
Hadi. Koş.
Hadi hadi, trenim çalıştı.
Kadir.
Bir daha geleceksen hiç üzme kızı.
Hadi.
Treni çalıştırıyorum. Bu arada treni ben yapmadım. Ali yaptı.
Mükemmel bir açılış.
Canım oğlum.
değilim ama sakın unutma. Sen benim dünyadaki en değerli, en önemli, en
biricik varlığımsın.
Seni çok seviyorum.
Seninle gurur duyuyorum.
Sana bir tren gönderdim.
Dayının da seni yaşındayken bir treni vardı.
Bir tek onunla oynardı.
Kimseye de dokundurmazdı. Bana bile.
Ona söyle. Bu sefer paylaşsın.
Anne. Ben hala senin kızınım. Bana kızgın olsan da.
Ama artık ben kızgın değilim.
Zeynep. Mis kokunu çok özledim.
Defne.
Sana dünyaları versem az kalır.
Umarım baş başa konuşabiliriz bir gün.
Ha bir de dünyadaki her şeyden şüphelen, Kadir'in sana olan sevgisinden asla
şüphelenme.
Ali. Oğlum, bir gün babanla da tanışacaksın.
Umarım o gün ben de yanınızda olurum.
İyi ki doğdun. İyi ki varsın.
Canımsın.
Katir. Bak bulacaksın kardeşini. Tamam mı?
Sakın umudunu kaybetme.
Katir.
Beyim. Kapıda birisi soruyor.
Buyur doktor.
Elif'i ve Defne'yi almaya geldim.
Mahmut söylesene içeriden Elif'i çağırsınlar küçük kızım.
Defne de benimle dönecek.
Ya doktor valla bak canım sıkkın zaten ya.
Hiç ortalığı karıştırma.
Canımızda sıkılmasın yeğenini al git hadi. Sen nasıl bir adamsın yine?
Resmen zorla yanında tutuyorsun kızı.
İstemiyor seni görmek anlamıyor musun?
Sen bizim aramıza giremezsin doktor.
Bizim aramıza kimse giremez.
Bizim aramızdaki bağ... ...bizden başkası çözemez.
Ne oldu sen iki senedir... ...bana her hafta Defne'nin durumu ile ilgili bilgi
veriyorsun değil mi?
Bunu da ondan sakladın.
Niye?
Beni unutsun diye.
Biz bilmiyor muyuz bunları?
Söyle bakalım şimdi Defne'ye. Bakalım affedecek mi seni?
Bakalım anlayış gösterecek mi?
Elif.
Tatlım sen arabaya geç, ben geleceğim.
Geçmeliyordum ama.
Defne düşündüğün gibi değil. Ben sadece işimi yapıyordum.
Tamer arabaya geç.
İki sene boyunca beni bir gün bile aramadın.
Ama her hafta Tamer'i arayıp haber mi aldın ondan?
Lefne. Niye Kadir?
Niye yaptın böyle bir şeyi?
Vicdanını temizlemek için mi?
Lefne yapma.
Çok yorulduk Kadir.
Lefne gitme onunla.
Umarım en kısa zamanda kaderim dursun.
...biliyor musun?
Kader'i bulalım Zeynep.
Bana yardım edeceksin değil mi?
Tamar.
Söylememe gerek yok biliyorsun.
Bugün anladım.
Ben Kadir'le mücadele ederdim Defne.
Ama senin kalbinle mücadele edemem.
Ben bile edemiyorum ki sen nasıl edeceksin?
Umarım mutluluğu bulursun.
Hoşçakal.
Kendine iyi bak.
Sen de.
Zeynep?
Gerçekten geldi.
Şu bahçenin ortasında iglo kurudu ya ben hayatımda daha inat bir insan tanımadım.
Defne.
Abimin iki sene önce Amerika'ya gitmeden yazdığı bir mektup var.
Biraz parçalanmış bir durumda.
Ben okumadım. İçinde ne yazıyor bilmiyorum.
Ama çok düşündüm.
Ve bence onun sende olması gerekiyor.
Okuyup okumayacağına sen karar verirsin.
Defne, güzelim, ciğerim, canım.
Sen bu mektubu okuduğunda ben gitmiş olacağım.
Yüzüne söylemeye cesaretim yok.
Çünkü seni bir kez görürsem gidemem.
Ben seni çok üzdüm. Bana demiştin ki ben sadece huzur ve mutluluk istiyorum.
Senin gibi mükemmel bir kadına layık olamadım.
Ne yüzünü güldürebildim ne huzur verebildim.
Doktorlar o kurşun bir santim yukarı gitseydi, ölecekti dediler.
Bir santim. Ben o gün öldüm.
Hayatı ölçülerle geçmiş bir adam olarak geçmişimi, kendimi baştan ölçtüm biçtim.
Sana vaat edebileceğim bir gelecek hesap edemedim defter.
Biliyorum, sen beni yine seversin. Yine affedersin.
Ama ben unutamam.
Kendimi affedemem.
Seni dünyanın en mutlu kadını yapacağım demiştim.
Ayağına taş değmesin demiştim.
Sen benim yüzümden kurşun yedin.
Sana zarar verebilecek tüm tehditleri ortadan kaldırmaya yemin ettim.
Bunu yaparken senin yanıma ağlamam.
Sana bir kez daha zararı veremem.
Gidiyorum.
Ama senden gitmiyorum.
Seni terk edemem.
Çünkü sen bensin.
İçim, dışım, gözüm, kulağım, kalbim.
Hepsi senin.
Sensin.
Nereye gidersem gideyim.
Göreceğim senin mavi gözleri.
Varacağım yer senin kokun.
Sen hayatıma giren en güzel şeysin.
Son nefesimi kadar seveceğim seni.
Seni sevmekten bir an bile vazgeçmedim.
Seni sevmekten bir an bile vazgeçmeyeceğim.
Kadir.
Abim.
Abim.
Abi hadi kalkman lazım abi ya. Kurban olayım ya.
Abi.
Abim.
Günaydın. Katman lazım artık.
Hadi abi.
Gün size aydın Selahut.
Bize her gün gece artık.
Abi kurban ölüm öyle deme ya. Hayat devam ediyor. Hadi kanka abi hadi hadi.
Hayat size devam ediyor. Bana durdu Selahut.
Allah Allah.
Buldunuz mu avukatı? Buldum de.
Heh tamam. Hadi söyle gelsin hemen buraya.
Hadi.
Avukata ulaşmışlar Salo. Süper haber abi bu.
Kadere ulaştık sonunda çok şükür.
Hadi.
Sen hazırla bu zaman.
Hadi hazırlan.
Aşkım senin damatlığında bir sorun yok değil mi?
Ha yok yok.
Hatta yani son dakikaya göre bence gayet güzel tasarım oldu.
Özlem Hanım acil deyince Londra'dan getirtti.
Defileden döndürdü beni.
Ee bugün dönmeyeceksiniz de ne zaman döneceksiniz ya?
Canımsın. Sen mutlu ol yeter.
Yeni bir damat burada.
Vay vay kim gelmiş?
Halikom gelmiş.
Ne haber Ali?
İyiyim sen nasılsın? İyiyim ben de seni gördüm daha iyi oldum. Ee Ali'cim.
Seninle ilgilenen biri yok mu burada?
Ya bu ne güzellik prenses.
Sizi görmek için kaçtım ellerinden.
Gelinliğini ne zaman giyeceksin?
Teşekkür ederim anneciğim.
Birazdan giyeceğim.
Sen de çok yakışıklı damat olmuşsun.
Senin de giydirecekler. Bence sen benden daha yakışıklı olacaksın bir kere. Evet
ben de yakışıklı olurum. Ama var ya sizin çocuklarımız da olsa çok güzel
olurdu.
Ya bu nasıl bir şey ya?
Size bir ton açık mı sürdüm acaba?
Evet. O benim heyecandan biraz solmuştur belki.
Ali.
Aşkım. Sen ne olarak kaçtın buraya?
Gelin ve damadı görmek istedim.
Gördün mü? Nasıl tatlı olmuşlar değil mi?
Evet. Ama Susuz teyzen sana aşağıda krep yaptı.
Krep mi?
Ali.
Hadi gidelim mi?
Ben kırgınlıyım. Yine gelirim. Tamam.
Bay bay.
Bay bay. Hadi gel. Prenses.
Görüşürüz.
Gel. Hadi koş, koş, koş.
Devam edelim biz.
Hazır mısın?
Hazırım. Yani gerginim biraz ama. Hoş, normal.
Çok güzel olacaksın.
Kesin hamile, kesin hamile. Bütün gece rüyasını gördüm uyuyamadım ben. Bu genç
yaşta dede olmak istemiyorum. Bana artık çikolatalı krep yapmayı öğretirsiniz.
Ne genci Allah aşkınıza, daha geçen gün bayılıyordunuz... ...kalbim, kalbim diye
kapılarda. Ay öylese de öyle ayrıca ne yapalım yani Levent Bey?
Krep zamanı!
Krep zamanı! Gel bakalım krep tanesi gel. Çok korkuyorum, çok korkuyorum.
Gel aşkım gel. Gel, aa dönmüyor musun suratına çocuğun?
...benim meyayesine bakın.
Ay Mine Hanım, Mine Hanım, Mine Hanım hayatımın anlam çöreği. Bu hayatımda
beni korkutmayacak tek çocuk... ...sizinle yapacağım çocuk.
Kıskanıyorum estağfurullah. Mine teyze hamile misin?
Yok yok değilim. Değilim yahu değilim. Ben inşallah torun sahibi olacağım. Aç!
Abim. Avukat Hanım geldi. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk Kadir Bey.
Buyurun şöyle.
Bir çay kahve bir şey içer misiniz?
Bir çay alabilirim. Sana. Tamam.
Evet.
Çok güzelsin aşkım. Alın bakalım.
Aldık bakalım.
Kolyeyi takmışsın.
Taktım. Ne oluyor? Der.
Ben Kadir'i seviyorum.
O da beni seviyor.
Yavrum sen... ...iyisin değil mi? Böyle başına falan bir şey düşmedi.
Yok. Hiçbir şey düşmedi. Çok iyiyim.
Hatta bayağı iyiyim.
Yani şöyle.
Kadir giderken bana mektup bırakmış.
Yani aslında beni bırakmamış. Yani haberde vermiş.
Bütün bu yaptığı her şey de... ...beni düşündüğü içinmiş.
Boşuna kadirci değiliz. Ben en başından beri söylüyorum size. Adam sadece böyle
nasıl davranacağını bilmiyor ama... ...gerçekten çok seviyor. Tamam. Sen
yine de o kadar övme. Sen övünce ben bir... ...tetikleniyorum çünkü.
Bir dakika, bir dakika, bir dakika ya.
Bu mektup nerede? Biz okuyabiliyor muyuz? Melisciğim, insanların özel
hayatı var ya... ...o böyle küçük burnunu acaba sokmasam mı?
Nerede bu mektup? Okuyabiliyor muyuz?
Mektup yırtılmış bu arada.
Ben böyle parçalarını birleştirdim.
Nasıl parçalanmış? Baybirliğin parçalanmış. Hı hı.
Neden öyle olmuş?
Bilmiyorum.
Ama bugün düğünde soracağım.
Konuşacağım yani Kadir'le.
Mektubunu aldığımı da söyleyeceğim.
Mektup bırakmış, mektup yırtılmış.
Yırtıldı.
Ben Kadir'in düğüne geleceğini zannetmiyorum bu arada.
Gelir.
Yani hiçbir şey olmasa bile... ...benim için gelir.
Ben artık Kadir'i tanıyorum.
Neyse hadi geç kalıyoruz, ben çantamı falan alıp geliyorum tamam mı?
Toksik moksik ama.
Gerçekten çok güzel bir aşkları var.
Çok büyük bir tutku yani.
Aynen öyle.
Çok hoşuma gidiyor.
Yiğit.
Bizden olmaz.
Ne? Anlamıyor gibi mi yapacaksın?
Sen de düşünüyorsun biliyorum bir süredir.
Ama yani...
Biz resmen aşksızlıktan, yalnızlıktan birbirimizi düşündük.
Evet ya.
Haklısın. Haklısın gerçekten.
Haklısın yani.
Ama sonuçta bizde de diğer insanlarda olmayan bir şey var.
Arkadaşlık. Evet.
Kankalık. Evet. Çok özledim seni.
Bir daha.
Bir kez daha sana kol attığımda beni itersen seni öldürürüm.
Bir şey söyleyeyim mi? Seni bu kadar zamandır tanıyorum. Galiba hayatında en
haklı olduğu gün bugün olabilir.
Ben hep haklıyım da. Senin o beynin almıyor.
İstediğim zaman sana sarılırım tamam mı?
Evet.
Ben hazırım.
Çıkabiliriz. Hadi.
İki seneden beri ilk defa içimden gerçekten gülmek geliyor.
Oh be. Oh be. Vallahi gerçekten oh be. Hadi.
Ben yurt dışına gittiğinden beri Kader Hanım'ın avukatlarını yapıyorum.
Amerikalı şirketin başında da o vardı.
Kendisi sizi Tolga Bey'le buluşturmak için çok çaba sarf etti.
Nesrin Hanım, bu bilgilerin hepsi bende var.
Benim ihtiyacım olan Kader'in nerede olduğunu.
Maalesef bilmiyorum.
Nesin ha?
Bilmiyor olamazsınız.
İnanın bilmiyorum.
Sizinle görüşmeyi kabul ettim. Çünkü Kader Hanım babalıkla ilgili belgenin...
...sizin eline geçtiğinden emin olmak istiyor.
Ne belgesi?
Sanırım Eren Bey oyuncak bir tren kutusunun içine koymuş.
Görmediniz mi?
Yani kutuyu ben aldım oyuncak kutusunu.
Ama içini açmadım yani. Üstünde de yoktu öyle bir... Bu ne belgesi? Bu ne
babalığı? Ben anlamıyorum.
Anlıyorum.
Sanırım biri okudu ve sakladı.
Kadir Bey.
Kız kardeşiniz yurt dışına gider gitmez genetik bir test yaptırıyor.
Yani ne olur ne olmaz diye elinde bir ispat olsun istiyor.
Ali'nin babası Tolga Erez.
Kaldı ya.
Aşkım bak Yavuz selam söylüyor.
Çok öpüyorum onu.
Bak o da sana selam söylüyor. Öpüyor seni.
Tamam kardeşim benim.
Görüşürüz. Kendine çok iyi bak.
Hadi bay bay.
Aklı kaldı tabii şimdi.
Biz şaşırdık yani. Tarihi erken alınca.
Çok aşığız. Çok seviyoruz. Birbirimizi bekleyemiyoruz desene canım benim.
Çok yakışıklı.
Sen de çok güzelsin.
Tamam o zaman sen şey yap. Hazır mı? Ben geliyorum devam et. Tamam.
Harika görünüyorsun.
Sen de öyle yakışıklı.
Nasıl bir renk ruj sürsek?
Evet evet ben sizi şey için aramıştım.
Test sonucu çıktı mı?
Ama bu saatte kadar çıkmış olması gerekiyordu.
Anladım.
Tamam ben sizi ararım tekrar.
Özlem.
Baba.
Artık konuşalım mı?
Ne oluyor ya?
Yalnız konuşalım.
Babacığım işimiz var hazırlanıyoruz acil mi? Evet çok acil.
Kızlar bir müsaade edebilir misiniz bana?
Neden hamile olduğunu benden saklıyorsun?
Ne? Bu yüzden erkenden evlenmeye çalışıyorsun.
Ya baba.
Ne saçmalıyorsun ya? Yok öyle bir şey. Beni kandırmaya çalışma.
Tolga'yı duydum. Az önce klinikle konuşuyordu. Sonuçları bekliyormuş.
Cevap ver bana.
Cinsiyeti ne?
Erkek mi kız mı?
Cevap ver. Hayır ya.
Değilim. Hamile falan değilim ben.
Ya çıksana baba sen. Gelinim ben. Hazırlarım. Bak daha çok işim var. Hadi,
hadi, hadi.
Baba, hadi.
Baba yok diyorum ya. Değil baba, hamile falan değilim. Hadi.
Hadi üç, iki, bir.
Bravo. Evet.
Çok güzel çekti.
Çok güzel. En güzelini o çekti. Bir şey söyleyeceğim.
Sor bakalım.
Sizin niye düğününüz hiç olmadı?
Ay katı sorular sarıyor çocuk.
Belki yaparız yakında.
Sürtmeyeyim.
Aşkım sen demin bir peri ışıklarından bahsettin. Ben çok merak ettim. Bana bir
gösterir misin?
Elimi tut da göstereyim.
Ay inanamıyorum. En yakışıklısıyla ben.
Anne ben Kadir'i affettim.
Yani bana mektup bırakmış.
Ama vermemiş. Vermemiş?
Dün Zeynep getirip verdi.
Beni seviyormuş.
O yüzden ben onunla bugün konuşacağım ve onu affettiğimi söyleyeceğim.
Tamam şey anneciğim benim seninle bir şey konuşmam lazım.
Anneciğim çok pardon bir müvekkilimi gördüm hemen geliyorum.
Çok tatlı. Benim güzel olmuş.
Bayıldım ya.
Ne bileyim ben. Ne işi var?
Hayatım.
Nasıl gidiyor hazırlıklar?
İyi miymişsin daha?
Tolga sen hangi klinikle konuştun?
Sen nereden duydun ya?
Evet.
Tekrar yaptırdım testi.
Ya ben senin canın sıkılmasın diye sana söylemedim ama yani benim de... ...içimi
rahat etmesi lazım Özlem. Böyle olmazdı yani benim için. Tamam tamam sevgilim
anladım. Ne zaman çıkacakmış test sonuçları?
İki üç saate çıkarmış.
Bu arada nikah memuru geldi.
Ha tamam.
Ben de zaten yarım saate hazır olurum.
Hemen. Kıyalım nikahımıza. Niye o kadar acele ediyoruz?
Yani daha erken değil mi?
Yok. Yok, yok canım. Yok. Hemen hemen kıyalım nikahımıza.
Ben zaten nikah memuruna bayağı ısrarda bulundum. Önemli biri.
Çok bekletmeliyim onu da. Hemen kıyalım. Tamam o zaman sen hazırlan. Bana haber
et. Ondan sonra eğlence başlasın. Tamam. Hadi.
Görüş.
Oğuz nerede?
Nerede? Nerede yok kadın? Sizde kalmadı mı dün? Yok bilmem ben sizde kaldı
zannetmiştim.
Arasana şu çocuğu. Arıyorum Suzi.
Allah Allah.
Yere takılmıştır o şunlar.
Evet.
Korkaksın oğlum sen korkaksın.
Sevdiğin kıza bile sevdiğini söylemiyorsun.
Ne yapıyorsun lan? Oğlum hayırdır lan siz?
Ne yapıyorsun burada?
Mikroplardan arınmaya çalışıyorum.
Al gel gel gel. Sen de sür. Sen de sür. Bak.
Sakın kendini herkese öptürme tamam mı? Ben bir tek kızlara öptürürüm.
Ben de öyle yapıyorum. Çak.
Ben bulmacayı çözemedim.
Ne bulmacası bu?
Annemin genetik bulmacası. Normal.
Ben hala kızımınkini çözemedim.
Bir şey soruyorum.
Yüzde doksan dokuz nokta dokuz dokuz dokuz ne demek?
Çok çok çok çok ama çok yüksek ihtimal demek.
Tamam teşekkür ederim.
Efendim Özlem.
Babacığım. Ben hazırım. Yani istiyorsan gelip görebilirsin beni.
Tamam geliyorum.
Hayırlı olsun. Çok teşekkür ederiz. Sağ olun. Böyle geçebiliriz.
Tolga'nın yazık kimsesi yok galiba.
Yok.
Annesi yurt dışındaymış ama biraz rahatsızlanmış. Baba da zaten rahmetli.
Merhaba.
Alır mıydınız?
Hayatım konuklara, bize değil. Yani kimsesi yok. Öyle mi? Öyle hayatım.
Geç kaldım baba.
Özür dilerim.
Hangisi doğru, hangisi yanlış hiç bilmiyorum.
Ama inan seni çok özlüyorum.
Efendim Ozan.
Tolga. Tolga şey... Neredesin?
Aşağıdayım. Test sonuçları çıktı mı bu arada?
Hayır. Geliyorum ben şimdi yanına.
Bekliyorum.
Baba.
Çok güzel olmuşsun.
Babacığım. Bu gündür gördüğüme inanamıyorum.
Annen validen kart gönderdi.
Hediyeini de sonra gönderecekmiş sana.
Yani şimdi.
Annen pek derdim değil ama.
Buna da şükür.
Annenin bozulmana gerek yok.
İki gün içinde evlenmek isteyen sensin.
Bali tatilini bölecek hali yok kadın.
Yok ben anneme bozulmuyorum zaten baba.
Hamile de değilsin.
Yoksa hamile mi kalamayasın?
Baba. Tamam tamam ben sustum.
Gel gel pablonuza atayım.
Benim tek derdim senin mutlu olman.
Zaman ne çabuk geçti.
Büyüdüm değil mi?
Çok çabuk büyüdün.
Tamam.
Geldi damat.
Vay vay vay.
Baba kız.
Duygusal anlar.
Hadi sizi baş başa bırakıyorum.
Kapının önünde bekliyorum seni. Tamam babacığım.
Hüseyin.
Çok güzel olmuşsun.
Çok güzel olmuşsun.
Teşekkür ederim. Sen de öyle.
Geliyorlar. Aa geldi.
Nazar, Nazar. Nazar.
Sen neredesin?
Yani baya çok yeni bir sır davamız var.
O ne demek?
Şahitlik de bizi bekler o zaman. Bizi ne işin öylesi?
Beni
mi
bekliyorsun?
Sen niye bu kadar akıllısın? Sen niye her şeyi biliyorsun? De bakayım bana.
Öyleyim öyleydim de daha bulunmacayı bile çözemedim yani.
Çok ama çok benzer isimler var.
Ne bulunmacası?
Bulunca söyleyeceğim. Adı üstünde bulunaca. Hem siz bulunca benim
bulunacam olmaktan çıkıyor. Eğlencesi kalmıyor ki. O yüzden ben bulunmak
istiyorum. Peki.
Tamam, senin bulmacağın senin olarak kalsın. Anlatma, bulduğunda söylersin
tamam mı? Tamam. Söz mü?
Söz.
Siz.
Levent kızı, Özlem Bartıner.
Kolga Erez'i.
Eş olarak kabul ediyor musunuz?
Kolga Erez mi?
O benim babam değil mi?
Evet!
Siz, Hakan oğlu Tolga Erez.
Özlem Bartined'in.
Eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
Baba?
Baba mı? Sen benim babamsın. Bulmacayı çözdün.
Biz annemle ikimiz değilmişiz sadece.
Sen de varmışsın.
Neredeydin ki?
Biliyorum çocuklar.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.