All language subtitles for Mehmed Fetihler Sultanı 87. Bölüm @trt1 [Turkish (auto-generated)] [DownloadYoutubeSubtitles.com]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik] Ah.

Ah. [müzik]

>> [müzik]

>> Öz kardeşına zincir vurup

nasıl önüme atarsın?

Akılın çekti şerileri üzerime saldı.

>> [müzik]

>> Ya senin kibrin ne olacak?

[müzik]

Ya senin dibin ne olacak?

[müzik]

[müzik]

>> [müzik]

[müzik]

>> Şimdi o kibrin bedelini canınla

ödeyeceksin.

>> [müzik]

>> Baba

yalvarıyorum kıyıma.

Kardeş tertip kurdu

hırsına devleti bahane etti.

Bana sen gibi bir evlat gerekmez.

Baba

[müzik]

kabus mu gördün?

>> [müzik]

>> Korkma. Ben varken kimse bir şey yapamaz

sana.

[müzik]

[müzik]

[müzik]

Ben senin canınım.

Her şeyden öte evladınım ata.

Ataya

ihanet edene

gayrievlat denmez.

Sen oğluna kıymazsın.

Divan-ı mezalim atağul tanımaz.

Hüküm herkese birdir.

Ben Behram'a kıymadım.

Kıymam.

Belli ki Balaban başkasıyla iş görmüş.

Başkasına başa olmuş.

Ben ne ettiysem beylerim için ettim.

Zilhar elimi kana bulamadım.

Varsın düşen benim kellem olsun.

Yeter ki sadakat yemin edenlerin canına

helal gelmesin.

Yargı bitmiştir.

[müzik]

[müzik]

Hükme geçil

[müzik]

[müzik]

durasın. Hasan padişah

[müzik]

Mirza Maksut günahsızdır. İşittiğime

[müzik]

[müzik]

[müzik]

göre validen Güşü Hatun seni ikaz etmiş.

Bayazidi kurtarmaya gitme demiş.

Sen onu dinememişsin.

Validene rağmen gitmişsin.

>> Hünkarım meselenin teferruatını bilirim.

Yerinde kim olaydı tahtını akledip

düşünürdü.

Ama

sen yiğitlik kemerini kuşanmışsın.

Kardeşlık nedir göstermişsin.

Atamızdan ne gördüysek

onu ettik.

Var olasın Mustafam. Rabbime bin şükür

ki sen gibi bir evladım var.

>> [müzik]

>> Sen ne danıştığını bilir misin Sungur?

>> Ben ne dediğimi de ne ettiğimi de iyi

bilirim.

Balaban benim köpeğimdi.

Osmanoğlu'na pusuyu ben attım.

Behram'ı da pusuya ben saldım.

Hakanım,

buyruğun var mıdır?

Ben sana itimat ettim Sungur.

Yurt verdim,

yaylak verdim.

Sen benim bu itimadımı ne için, kimin

için kurban ettin diyesin. Nice kengeçte

Osmanoğlu'na cenk edek dedik,

dinlemedin.

Otlaklarımız kuru, yaylaklarımız daraldı

dedik. Dinlemedin.

Evladımın hedefi bu melanetin içine

kattın. O taht senin değil Mirza

Maksud'un hakkıydı.

Destur.

Kaç kez dediysem de sana olan

sadakatimden dönmedi.

O vakit ne deyu diye de oldun.

Mirza maksud ölümüne gönlüm razı gelmez.

Şimdi benim canım gidecek olsa da

elbette taht layini bulacak.

Maksudu kaldırın. Kütüğe bu albızı

koyun.

Zehra sen kıydın.

>> Destur

mecburdum.

Cenk gerekti. Sefer gerekti.

>> [müzik]

[müzik]

>> Hasan Padişah'ın ocağına melanet katan

ve dahi devletine ihanet edenin

Bey oğul, kim olursa olsun

kellesi ibretla. Ah. [çığlık]

[müzik]

>> [müzik]

>> Ah.

Anlayacağınız papalık ve Benedik

kurdukları tertib ile beni Mehmet'e

öldürtmek istediler Hakan Hanım

>> başka bir tertiple de

Menegediketi boğduracaklardı.

[nefes nefese kalma]

Lakin papa kafirinin

Tebriz'de doğrudan tertip kurması mümkün

değildir Hakan Hanım. O da ancak

içeriden bulunacak bir elle yapılır.

Sungur.

Belli ki o Sungur denen hain

aynı fitnenin hesabını güdermiş.

Kengeçte Cenk istemesinden anlamalıydım

muradını. Düz danışırsın Hakan Hanım ama

Sungur'un [homurdanır] bu tertibe ne

aklı yeteridi ne cesareti.

O vakit Tebriz'den Maşa'yı tutan Eli ve

dahi bizi Osmanoğluyla cenge sürmek

isteyen aklı bulmak icap eder töre.

>> [boğazını temizler]

>> Benim şüphe ettiğim biri var

ama gözün gördüğü ile aklın gördüğü her

vakit bir değildir.

O sebeple evvel sizden işitmek isterim.

Danışın. Benim mülkümde yurt kurup yuva

tutan o kafir eni

kimdir?

Tahrani

>> [müzik]

[müzik]

>> Gülasa onları yılanın başını estiğini

sanır.

Ama kopan yalımız kuyruktur. Başı demik

ayaktadır. Hünkarım

>> kimimiş fitnenin başı?

Hasan mı?

>> Hasan padişah verdiği ahde sadıktır. Ama

etrafındaki fitnebazın haddi hesabı

yoktur. Yani sen dersin ki Roma

seferinin evvelinde Hasan'ın vereceği

hiçbir sözün sur teminatı yoktur.

Dahası da var.

Şarktaki tek tehdit Akkoyumlu değildir.

Dahası ne ola künkarım?

Kanamam.

Ne vakit [müzik] tahta yürüyeceğiz ana?

İçeri hazır. Beyler dahi senin sözünü

kollar.

>> Tahta yürümek kolay ol. [müzik]

Asıl mesele

tahta kalabilmekte. [müzik]

Süleyman'dan mı çekinirsin?

>> Akılsızlık etme Isak.

Sen bugün o tahta [müzik] otursan ne

fayda? Tahta kılıçla oturulur oğul.

Ama [boğazını temizler]

siyasetle tutulur. Bak Sultan Mehmet

dahi kardeş Süleyman'ı destekler.

Senin arkanda kim var? Ha?

Sen bunları düşünürsün de

biz akıl etmez miyiz? [müzik] Ana

hükümdarlığımızın

bir nişaneye ihtiyacı varsa

onu da hallettik.

>> Benden habersiz ne işe kalktın sen?

>> Tebriz'e kuş uçurdum.

Hasan padişahtan destek [müzik] istedim.

Tebriz'ten istediğimizi alırsak gayri

Osmanlı'nın bir hükmü kalmaz.

Napoli, Genova, Aragon, İspanya,

Portekiz

ve dahi nice devletler. [homurdanır]

Hülase-i kelam

20 sancak toplanmış, papalık açının

altında

birleşmiş.

Roma önlerine vardığımda her bir sancağı

tek tek ayaklarımın altına alacağım.

Başka onlar da bunu bilirler. Hünkar

sebepten hileyi harbe dönerler.

>> Doğru dersin. Bizi bizden olanla vurmak

isterler. Bilirim. Hünkarım, Tebriz'de

olanlar malumunuzdur. Diğer İslam

beldelerinde aynı fitne tokhumunu ekmek

isteyecekler.

Peki ya biz seferdeyken

birinden biri başarılı olur ise Nisak

Paşa'a hak konuşur. Hünkarım, Roma yolu

uzundur. Ne vakit döneceğimizi Allah

bilir.

Orduyu ikiye böleceğiz.

Emriniz nedir hünkarım?

>> Anadolu siparisi Roma önlerine

gelmeyecek.

Şark hudutlarında vazifelendirilecekler.

Orduyu ikiye bölmek sefer maliyetinin

iki misline çıkması demek.

Hazinemiz bunu karşılamaz.

Ya şarktan vazgeçeceğiz ya da ya da

Roma'dan.

[müzik]

Aslanmışsınız be Mirzam.

Kuvvetimiz yerindedir de

yıllar demirin huyunu unutturmuk ustam.

Demirin huyunu unutmuşsun da

kalleşlik ya. Hala huyunda uğurlu. Ne

istersin baksut?

Atamın önünde hain eyledin beni.

Baksundur.

Seni ben değil kurduğun hatta edemediğin

eline yüzüne bulaştırdığın tertipler

haline eyledi.

Demirden anlardın sen değil mi?

Vakti gelmeden

demiri döversini

bekle uğurlu

vaktini bekle.

Ne olacak vakti gelince?

Bin bir laf ezip ardına almaya

çalıştığın beylerle tahta mı geçeceksin?

Taht isteyenin değil

bahtına çıkanın olur.

Sen bahtını çok zorlarsın maksut.

Zorlanan bahtın sonu tahta değil.

Kütükte biter.

İlkinde iyi atlattın

ama ikinci de

talih yanında olmaz.

Senin için kendini feda edecek bir

sungur olmaz. Bilesin

ne divan senindir

ne hüküm.

Ama bir daha benim kellem üstünden oyun

edersen

bu kez örte demir değil.

Senin boynun olur.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Sen [müzik] beni Roma ülkümden döndürmek

mi istersin?

Beni yolumdan döndür dey mi üzerine

kaftanı başına kavuğu verdik. Namına

sadr dedik. Devlet için doğru neyse

ben de onu derim. Sultan Mehmet Han.

Hakkın var.

Peki senin doğru dediğin benim ile

Kızılelmamın arasına mı girmektir?

Zinar.

Zira Kızıl Elmaya hepimiz kalbimizden

bağlıyız ama körü körüne değil.

>> Hünkarım Sadrazam Paşa Hazretleri doğru

der.

Yani Anadolu siparisi kendi tımarıyla

geçinir.

Eğer uzun süre tımarından uzak kalır ise

o vakitte hazineden yardım ister.

Atların yemi, sipinin zahiresi, onların

hudut boylarına nakliyesi, menzilleri de

derken

ordu ikiye bölünür hünkarım.

Amma masraf ikiye bölünmez. Bilakis iki

başlığı ejderha misali.

Hazineyi

iki yandan yutar.

[müzik]

Defterdar.

Tezkire hazırla.

>> Emredersiniz Hünkarım.

>> [müzik]

>> Yedik Ahmet

sen kal.

Sunguru Bey bizi büyük bir felaketten

kurtardı.

Az daha Mirza Maksut canından oluyordu.

Ama Hasan Padişah'ı biraz tanıyorsam

bu işin peşini bırakmaz. Ardını görmek

isteyecek. İlk hedefi de belli.

[müzik]

Yapma Tahrani.

Sungur sana biat ettiğini ben bile

biliyorum. Hasan padişahın aklına

gelmeyecek mi sanıyorsun?

>> Tahrani sen yıllardır Hasan'ın yanında

oldun. [müzik] Dara düştüğünde önünü

açtın. Nice zorluklarda omuz verdin.

Öyle aklına bir şüphe düştü diye seni

bir kalemde silip atmaz.

Ama sen Zeno her şey sen [müzik]

geldikten sonra başladı.

Hasan birinin canına kastedecekse

bu ilk sen olursun.

Benim kaçmam gerek. Bilmiyorum.

Belki bir süre ortalardan kaybolursam.

Kaçmak mı? İster dağları aş, ister

deryaları fark etmez. Hasan padişahın

gazabından kaçamazsın.

Siz ne dediğinizi bilir misiniz?

Tahranidir bu.

Benim

evladımı sırrımı, devletimi emanet

ettiğim Ademdir.

>> Emanete ihanet görülmemiş şey değildir

Hakan Hanım. Biz şarkta kafirle cenk

edelim dedikçe

yönümüzü Osmanoğluna çevirmeye çalışan o

değil miydi?

Her yanlış söz ihanet midir?

İkiniz de kimi vakit benim sözüme ters

danıştınız. E [boğazını temizler]

hain miydiniz? Senin sözüne ters düştük

Hakan Hanım. Özüne değil. Senin evlat

bildiğin Behram Mirza Maksud'un

kollarında gelmiştir.

O Sungur Bey, Behram'ı men kurban

ettim." dedi. Hemi de Hemi de senin

sultanlığına dil uzatarak. İkisi de

Tehrani'nin iş gördükleridir. Benim

Hakanım söyleyesin hele.

Kurt hangi sürüyle gezer ise izi ona

karışmaz mı? Aynı sofrada oturdular

deyu. Aynı niyete mi tesir olurlar?

Etmeyin.

Tahranidir bu.

Her ip de cambaz olsun ister. Gözü

doymaz. Muhteristir. Vakti geldiğinde

hile de eder. Amma ihanet.

ihanet başka.

>> Ağır gelir Hakan Hanım bilirim ama

sarayınızda bir hain var.

20 sene koca 20 sene.

Etme savcı. Tahrani de sen gibi omuz

verdi bana. Nicarlıktan beraber çıktık.

>> İhanet yaban elden gelmez Hakan Hanım.

en yakından gelir.

Ben bilirim kimden geldiğini.

Ben bilirim hangi iblisten geldiğini.

Öyle bir iblisten gelir ki Tahrani'den

dahi şüphe eder olduk. Her şey onanlı

kafir geldiğinde başladı.

O buraya ayak bastığında benim behğamım

öldü.

Savcı

sana da elçisi olduğu Venedik tertip

kurmadı mı diyesin.

Çıkar pençene. O kafiri aparıp

ayaklarımın dibine post gibi ser. Amma

ölü amma diri.

O Zeno'yu buraya getir. Haydi tör.

Emru ferman Ulu Hakan'ımızındır.

Karaman'dan Pira Ahmet Süleyman'dan

malumat vardır. Eğer Süleyman tahttan

indirilir, yerine bu gafil Isak geçer

ise tüm dengeler değişir.

>> Emriniz nedir?

Karaman diyarına genden

gedikler açmamı mı, zurlar yıkmamı mı

dilersiniz?

>> Fitnenin gediğini onlar açtı. Bu defa

vazifen

gedeyi kapatmaktır. Paşa.

Süleyman tahta kalacak.

Hiçbir denge değişmeyecek.

Bu vazifene giderken sana bir yiğidin

mihmandarlık edecek. Bize mihmandarlık

edecek, bu satatı yoldaşımız olacak

Adem. Kime ola? Hünkarım

>> Şehzadem Mustafa.

[müzik]

Şehzademizle yoldaşlık etmek baht olur

inkarım.

Hala

yedik paşa.

Şehzadem sana emanettir.

O sana yoldaş. Sen ona kalkan olasın.

Merak buyurmayın ünkarım.

Uğurlar olu.

>> [müzik]

>> Ne oluyor?

[müzik]

Tamam.

[boğazını temizler]

Sana sarayın kaidelerini yaşı

belletememişler.

En yaşlısını

ben sana belirteceğim.

[boğazını temizler]

[müzik]

Efendim?

[müzik]

Töre Töre Bey.

>> Evet.

>> Töre Bey. El

>> söyle

>> söyle.

>> Töbey. El çizenoyu Hasan Padişah

huzuruna götürür.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Kaldırma o başını. Kaldırma o başını.

Sen beni 40 yalanı bir ipe sarıp oyun

edecek cah çocuk mu belledin?

Ula olduğun o melun Venedik

ve dahi kafir papalık.

Ne de başzirimi Mehmet Han'a öldürtmek

istedi?

>> Ne susarsın? Konuş.

>> Neden bahsettiğinizi bilmiyorum. Yüce

Hakan

>> bizi Osmanoğluna kışkırtmayı bilirsin

ama

Venediğin hesabını bilmezsin.

Öyle mi Elçi?

Ben sadece bir elçiyim efendim. Ne

söylendiyse onu yaptım.

>> Ben sana ne söylendiğini bilirim. Sen en

başından beri buraya fitne çıkarmaya

gelmişsin.

>> Asla

asla asla öyle bir şey yapmadım Yüce

Hakan. Asla. Gayri sabır gitmiş. Söz

bitmiştir.

[müzik]

Yüce Hakan lütfen dinleyin. Yalvarırım

lütfen. Ben söylediklerinizin hiçbirini

yapmadım.

Yüce Hakan lütfen.

Lütfen [kahkaha] dinleyin beni. Lütfen

beni öldürmeyin. Yüce Hakan yalvarırım.

Yalvarırım yalvarırım. Lütfen yapmayın.

Ben sadece bir atıyım.

Derdem gayrı

Azrail anlatasan.

[nefes nefese kalma]

[öksürme]

>> [çığlık]

>> Hakanım, Hakan Hanım durun. Yapmayın

>> karışma dışarı.

>> Kimsem kalmadı Hakan Hanım o bana

ailemden kalan tek emanet. Ne olur

yapmayın.

>> Emanet dedin. Mülküme fitne saldı.

>> Senin adaletin koca bir yalanmış Hasan.

Benim adaletim

emanete bakmaz,

ihanete bakar.

[öksürme]

[kahkaha]

O nedenle mi [müzik] hiçbirimizin senin

yanında canı güvende değil.

Önce oğlumu öldürmek istedin.

Şimdi Zeno

korkuyorum Hasan. Sıra ne zaman bana

gelecek diye.

>> Sıra dev bir şey yoktur.

Hüküm vardır.

>> Peki onu öldürmek için kanıtın var mı?

>> [öksürme]

>> Bunun efendileri

[kahkaha][ani nefes alır]

benim başvezirim Konstantiniyken

öldürtmek istedi.

>> Kurduysa hesabını da onlara sor.

Zeno'nun bununla ne ilgisi var?

>> Senin bu yiğenin, başveziririm

Konstantini'deyken

günlerce ortada yoktu.

Takkikat yaptırmadım mı sanırsın? Fakat

Zena onca zamandır Tiflis'teydi.

Bak

bak işte bu da kanıttı.

Onu kilise yaptırmak için ben gönderdim.

>> Bu kafir dininin tiflist olması hiçbir

şeyi değiştirmez.

>> Bütün sorun bu mu?

Senin adaletin

insanları inançlarına göre mi yargılıyor

Hasan?

Senin adaletin sadece Müslümanlar için

mi var?

>> Benim adaletim

dine bakmaz,

hakikate bakar.

Bunu en iyi sen bilirsin.

Senin hükmün daha kesinleşmedi.

Hele elime aksi bir delil geçsin. O

vakit ibreti alem için derini üzeceğim.

Aç kapıyı. Aç kapıyı.

[öksürme]

>> [müzik]

>> Demek bana olan desteğinizden ötürü

düşkün ilan ettiler sizi.

>> Eyvallah.

>> Bizim düşkünlüğümüz sizedir şehzadem.

>> Eyvallah.

Ama bilirsiniz ki ben de siz gibi ocağın

esame defterine kayıtlıyım. Ağlar.

>> Ocağın ilk kaidesi nedir?

>> Kardeşlıktır. Kardeşin ardında

bırakmamaktır.

>> Ben de ardımda bırakmam. Gayrı derdiniz

derdimdir abi.

Var mıdır benden bir muradınız?

>> Bizi unutmadınız ya şehzadem. Cihanı

bahşlettiniz zaten. Çekinmeyin [müzik]

ağlar. Söyleyin

>> var mıdır bir muradınız? Helalinden

kazanır şehdilik bir müşkülümüz yoktur.

>> Eğer olursa beni bulun.

>> Gayrı derdiniz derdimdir.

>> Allah sizden razı olsun. Razı olsun

şehim.

>> Sağ olun. Var olun.

>> Gedik Ahmet Paşa

>> Sesad.

>> Eğer sultanımız seni düşkün çeriler için

yolladıysa

>> sultanımızın yolladığı doğrudur.

Şehzadem.

Lakin içeri için değildir.

Vazife içindir.

>> Vazife mi?

>> Hayır. Ola ne vazifesi?

>> Bize mihmandarlık edeceksiniz şehzadem.

>> Zinhar hünkarımıza hiçbir şey demedim.

Günahımı alırsınız güç.

Hngarım, ne vakitten beri gardaş kanı

üzerinden hesap güder oldun sen? Hele ki

ben Yaşar iken böylesi bücürümün affı

olur mu sandın?

Şehzadelerimin arasına taht fitne

sokmanın bedeli nedir Gülşah? Sorarım.

>> Sen demediysen

kim dedi o vakit?

>> Onu da bana değil. Hünkarımıza [müzik]

sual edin.

Bana bak.

Sen daha çok [müzik] toysun.

Tazesin.

Haremde işler nasıl yürür bilmezsin.

[müzik] Ben oğlumu kimsenin diline yem

etmem.

Bunu böyle belle. [müzik]

Eğer o diline sahip çıkmazsan,

olur olmaz sözleri hünkarımıza

yetiştirirsen,

seni gazabından bayazit bile kurtaramaz.

[müzik]

Sen bu yolları yeni bellersin Ayşe.

Bense o yollarda nicesinin yitip

gittiğini gördüm.

akıbetin onlara benzemesin.

[müzik]

[müzik]

Güçlü hatun

[müzik]

>> şehzadem Ha.

[müzik]

[müzik]

Ne oldu?

Neyin var?

[müzik]

Gel gel otur şöyle.

Güşü Hatun mu?

Sana bir fenalık mı yaptı?

>> [müzik]

>> Ayşem [müzik]

Gülş Altun sana ne dedi?

>> Dediğinin ne önemi var?

Ben yıldım gayrı beyaz.

Göşe Hatun bir yandan, Haseki Sultan bir

yandan hepsi üstüme gelir.

[müzik]

Gidelim buralardan

dönelim sancağımıza.

>> Sen ne dersin Ayşe?

Ne gitmesi?

Burası bizim sarayımız.

>> Değil Beyazıt değil. Biz bunlarla nasıl

baş edeceğiz?

Sarayın her köşesi bir oyun. Herkesin

bir tertibi var. Bizi de o tertibin

içine çekerler. [müzik]

İnat etme.

Gidelim Amasya'ya dönelim.

Olmaz Ayşe.

Ben şehzadeyim.

Sen de benim halçunumsun.

Hem cihanın neresinde bize huzur var?

Neresinde sulh var?

Gerekirse kalıp savaşacağız.

Burası bizim sarayımız.

İstikbal de bizim istikbalimiz.

[müzik]

Bize ettikleri düşmanlığın da

sana döktürdükleri yaşların da hesabını

verecekler.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Zahmet [müzik] ettiniz Hünkarım. Çok

mahcup olurum size. Ne zahmeti Sarucu?

Biz seninle ahiretlik değil miyiz?

Hiç hele hiç hiç

lütfettiniz.

[müzik]

İyisin değil mi? Hekimler gerekli

ihtimamı gösterir. Elhamdülillah

hünkarım.

Gayet iyiyim.

Sağ olsun hekimler de bir an olsun

yalnız bırakmazlar.

Eğer göstermezler de dilersen Şehzadem

Cemi başına koyayım.

Pek güzel kararım. Sabaha kadar cebir

konuşuruz artık. [kahkaha]

>> Öyle

Sarredinörüm.

>> Şimdi sen dileyeceksin. Biz de gönlünü

hoş edeceğiz. Ama Sinar çekinmek yoktur.

Ne istersen diyeceksin.

Mutancı mı, kavurma mı yahut tirit mi?

İnkarım.

Siz beni ahiret kardeşi belirledikten

sonra

ben bu dünyada daha ne isteyeyim? Bir an

evvel ayağa kalkıp dimdik yanınızda

durmak isterim. Hala. İnşallah. İnşallah

o da olacak.

Hadi iç iç.

Duydunuz mu olanları? Hakanımız az

kalsın tespinatının canını alacakmış.

>> Dünoğlu bugün kendi sultanımızın bahti

ne karaymış.

Besine hatun

akşama hanedan sofrası toplanırmış. Ona

hazırlık ederdik. Ellerinize sağlık. Siz

seversiniz diye sirkeli yani de yaptık.

Görürüm ki iştahın tez yerine gelmiş.

Tespine

e tabii.

Oğlunu kurtardın,

yeğenini kurtardın.

Keyfine diyecek yoktur.

E kendine özel aç da ettirmişsin.

Lafı dolandırma. Ne diyeceksen bana de.

>> Canını yerlere serip kafir yeğenini

Hasan'ın gazabından da kurtarmışsın.

>> Zeno suçsuzdu.

Hem Behramdan pay biç. Yakınını toprağa

vermenin acısını sen iyi bilirsin.

Bana bak.

O zehirli dilinden bin bir kelam saçıp

yeğenini kurtardın.

Maksudunu da Sungur kurtardı.

Sanmayasın ki Hasan'ın gözünü boyadım

diye

benim gözüm kör.

Hele bir kere

bir kere o ayağın sürsün.

O vakit seni benim elimden o zehirli

dilim bile kurtaramaz.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Devam edin siz.

Hazine Rüznamçe defterine baktın mı?

Vaziyetimiz nasıl? İradımızla,

misafirimiz de buradaki süratla

hesaplandı.

>> Ee,

iki seferi de karşılar mı hazine?

>> Yok. Sadırazam Hazretleri, "Hazinemiz

dolu olsa da iki sefer için iki hazine

gerekir.

>> Olmazları, yokları bırakımdana."

>> Cümle defteri açtık. Tüm hesapları

yaptık derim. Paşam,

>> ben de eski defterleri açtım.

[müzik]

Avarızı Divaniye [boğazını temizler]

vergisini buldum.

Aman paşam zinhar olmaz.

>> Nedenmiş?

>> Daha evvel Avarız-ı Divaniye vergisi

alırdık paşam. Her hanenin, her yediğin

malının yarısına

sefer için el konulurdu.

Ee,

hakim paşam, bu vergi reya'nın sırtına

kara basan gibi çöker. [müzik] Sürüsü

olan çobanlar, gedik sahibi ahiler hepsi

ataşlanır. [müzik]

>> Dün çobanlık eden Adem bugün çiftlik

sahibi oldu. Köylünün tımar payı

eskisinin üç misli oldu. Ya ahiler kaç

zamandır

Bağcı Pazar vergisi alınmaz onlardan?

20 sene oldu.

>> Büyük sefer büyük emek ister. Herkes

taşın altına elini koyacak.

Hele sen anlat bakalım

şu Avarız-ı Divaniye'nin usullerini.

>> Anlatayım [boğazını temizler] paşam.

[müzik]

>> Yolun açık, kılıcın keskin olsun oğul.

Benden anama kardeşlarıma selam söyle.

Bağış üstüne hanım.

>> Şehzadem.

Allah ayağınıza taş değdirmesin.

Yüz akıyla dönmek nasip olsun inşallah.

>> Sağ ol Nurbanu bacı.

[müzik] Duanızı eksik etmeyelim.

Mustafa,

işittiğime göre Karaman yolu görünmüş

sana. Hünkarımız vazife verdi.

Karaman'da gardaşkanı dökülmeden fitneyi

söndürmemi murat eder.

>> Hala

Karaman Yurdu sana pek de yabancı gelmez

zaten. Ana yurdu nihayetinde. [müzik]

Amma tedbirli olası Mustafa

Karaman'da kanın kana kardeşin kardeşa

ne edeceği belli olmaz.

Karamanın huyunda var.

[müzik] Taht kokusunu aldı mı ne

kardeşlık bilir ne de kan bağı.

Fitneden [müzik] kanı kaynar.

[müzik]

Kardeş kanı ağırdır aby.

Allah herkesi koruyor.

>> Sen kahramana bak Mustafa.

Osmanlı tahtının yükünü düşünecek bir

abeyim var.

Tas measın [müzik]

[müzik]

[müzik]

ellerine sağlık Gökçem.

Pek güzel olmuş.

>> Ben ne ettim ki? Marifet sistem

kekli [müzik] avlayıp getiren sizsiniz.

Vurduklarımız soframızdan mı? İşittim ki

vuramadıklarımız Tebriz'e uçar olmuş.

Bizden Hasan Padişaha kelam taşır olmuş.

Öyle mi Isak?

>> Tebriz'e [müzik] uçan kuşun hesabını da

mı bizden sorarsın? Ben kuşun hesabını

sormam.

Ayağına bağlı olan kelamın hesabını

sorarım.

Hasan padişaha kim ne haber yollamak

ister?

Benim diyarımdan,

benim iznim olmadan.

>> Bey değil misin?

Kulağın işitmeyecekse,

gözün görmeyecekse beylik nerede kalır?

>> Benim beyliğimi diline dolayacağına.

Ettiğinin hesabını vereceksin Isak.

>> Delil varsa koy abi. Delil yoksa verecek

hesabım da yok.

Isak

yeter.

Kardeş kardeşa böyle diş göstermez.

Bu sofra bölüşmek içindir. [müzik]

Didişmek için değil.

>> [müzik]

[müzik]

>> Karaman'da vaziyet karışmış.

İshak Süleyman'a kılıç çekmeye [müzik]

hazırlanır. Bizden destek ve dahi himaye

talep eder. Mehmet'in gölgesindeki

Karaman

avucumuza düşüyor desene.

Mehmet'in tahta çıkardığı Süleyman'ı

[müzik]

indirip yerine kardeşini oturturak

>> savaş başladığında Karaman Mehmet'in

değil sizin safınızda yer alır.

[müzik]

>> Kaybedecek vakit yok. Isak'ın hırsını

lehimize kullanmamız lazım. Bir an önce

Karaman'a git.

>> Bir anda töre, bir anda savcı. Her

adımımı gözetler.

Nasıl giderim?

Bugün Tebriz'ten ayrılmaya kalksam

dönüşümde beni Hasan padişahın gazabı

karşılar.

>> O halde ne yapacağız?

Önümüze düşen bu fırsatı böyle oturup

seyredecek miyiz?

>> Elbette hayır. Ben gidemezsem kelamım

gider. İtimat ettiğim bir adamımı

yollarım.

Bir ulağın sözüyle İshak'ı ikna

edemezsin. Taht isteyen adam karşısında

kudret görmek ister, [müzik] inanmak

ister.

>> O halde ben giderim.

>> Sen mi [müzik] gidersin? Seni Ishak ne

tanır? Hangi sıfatla çıkacaksın

karşısına?

İshak beni tanımaz ama Venedi'yi tanır.

Ona hem Tahrani'nin hem de Venedik'in

desteğini vadedersem

işte o zaman [müzik] bizden başka çaresi

kalmadığını anlar.

[müzik]

>> [müzik]

>> Eskireler hazır mı?

Sen diyesin seni dinim.

>> İrat ile masrafın icmalini çıkardık.

Burada teferruat dahi cebredildi. Hesap

aşikarı hünkarım. Hazine iki seferi

kaldırmaz.

Emriniz nedir hünkarım? Ne edeceğiz?

Beklersek

5 bahar beklememiz gerekiyor inkarım.

Zira bir tehlikeyle baş etmeden ötekine

gidemeyiz.

>> Ne bekleyecek bahar ne de vakit vardır.

Başka yolu yok mudur?

vardır hünkarım ama biraz meşakkatli.

>> Neymiş? Havarızı Divaniye belgesi.

Hünkarım

daha evvel Reaya o yükün altında ezildi.

Mahmut Paşa doğru derkarım.

Devlet olmasa

ne malı kalır raya ne mülkü.

Şimdi devletin iki hudutta pusat çekmesi

gerekirken

verdiği nimetten

bir hisse istemesi zulüm müdür?

>> [müzik]

>> Asmurat, sen Roma'nın yollarını iyi

bilirsin. Ne dersin?

>> Roma yolu mutlaka açılmalıdır hünkarım.

Ancak

Mahmut Paşa hak konuşur.

Reaya yardımızı almadan gidilecek bir

sefer

felaketimiz olabilir.

O vakit Roma seferinin hazırlıklarını

durdurmaktan başka bir yol yoktur.

Baba Rızı alırsak

hazinemiz iki seferi de karşılar mı?

Karşılar Hünkarım.

>> [müzik]

>> Abarız

bir defaya mahsus alınacaktır.

Tahsilişi senindir Mehmet Paşa. Lakin

tek bir hane dahi haksız yere incelirse

mesulünü senden bilirim.

Emru ferman siz kudretli hünkarımındır.

>> Başka suali olan?

>> Hünkarım bağışlayın ama Anadolu'daki

[müzik] tımar sahiplerine avarızı

anlatmak

zor olacaktır.

O vakit geç Bursa'ya. Tımar sahibi

beylere okuntu çıkar, meclise davet et.

Cihadımıza ortak et. İsnu

da ben mi diyeceğim sana?

Emriniz başım üstünedir.

Şehzadem Bayazit sana eşlik edecek. Sözü

sözüm emri buyruğumdur.

[müzik]

Sana diyeceklerim var. Sen kal. Diğer

herkes.

Yiyeceklerim [müzik] iyi işit. Sak gel.

Hele yaklaş gel.

Ben Hasan Padişaha yollamıştım guburu.

Törebey savcı ya da Tahrani dururken

niye bir kafiri elçi diye yolladılar?

Münfi Tahrani'nin bana güveni tamdır.

Ben size Tahrani'nin nökerlerini

ve Venedik doçesinin selamını getirdim.

Madem Akkoyunlu da Venedikte

Süleyman'ı tahta istemez.

Ne deyu im diye dek beklediniz.

İlla ayağa mı kalkmam gerekti?

Yoksa

tahtı alacağımı bildiğiniz için yamanır

mısınız?

Dengeler Isak Bey, dengeler.

Siz Türklerin ilmi siyaset dediği şey

işte budur.

>> Terazinin dengesini benimle

sağlayacaksınız. He? Bu dengeyi sağlamak

için benden ne istersiniz?

Osmanlı

Süleyman'ın onlarla yakın ilişkileri var

ve bu ilişkiler size de bize de zarar

veriyor. Osmanlı'yı beraber boğalım

dersiniz. Ya

>> ben sadece Papa'nın tüm orduları ve

Akkoyunlunun tüm nökerleri sizin

muhafızınız olacak diyorum. Ve bunun

için yapılması gereken tek şey

kardeşinizi o tahttan indirmek.

>> Orası kolay.

Kolay demeyin. Süleyman'a kimse yardım

etmezse evet kolay. Ama Deccal Mehmet

şeytanlarını çoktan salmıştır. Bile

>> gözcülerimizden haber geldi. Mehmet'in

adamları çoktan yola çıkmış.

>> Sen bizi yoz yaban iş bilmez Adem mi

sandın? Elçi amma

tasa etme.

Taht abeyiminse de

diyar benimdir.

Mehmet'in adamları Karaman'a varmayacak.

Ciangir atalarımız

aileye ocak demiş.

Ocak. Oba.

Oba da devlet olur.

Kut kanı taşıyan hanedan ocağı ne kadar

iri olursa devlet de o kadar diri olur.

Ak koyunlu tahtında bir kişi oturur ama

Ak koyunlu ocağında

hepimiz otururuz.

Lakin unutmayasız

ocak içeriden tutuşur.

Ataşı fitne körükler.

Kin tutan küçülür.

Gönül alan yücelir.

İstedim ki avrat bala [müzik] birlik

oturup bir olalım. Soframız gibi

gönüllerimiz de bir olsun.

>> [müzik]

>> Bu senin maharetin midir? Belki ahşi

görünür.

>> Maharet aşçının. Bereket sofranızındır

[müzik]

Hakan.

>> Eyvallah.

Fena sen hangi açları hazırlattın

soframız için?

Aşları Despmine Hatun hazırlattı. Hakan

Hanım ben yalnız tadı kaçmasın,

avuz zehir olmasın deyip yağına tuzuna

[müzik] baktım.

>> Ben sizi soframa kavga edesiniz de

çağırmadım.

Aile ocak olduğunuzu yağdınızdan

çıkarmayasınız deyip çağırdım.

Hmi de bunca hasrettikten sonra benim

iki gözüm Mirzan Mesih'e kavuşmuş iken.

Mesih mi

yoksa kardeşim geldi mi atam?

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Mesim ben. Marslan oğlum. Ata hocana hoş

geldin. Benim balam. Hele gel otur.

Daha dün bizi cenge sürükleyecek

Mustafa'yı

sultanımız Karaman'a yollamış. Şehzadem

hak mıdır bu lala? Liyakat mıdır yoksa

sadakat mıdır?

>> Şehzadem sultanımız beni ne etsem

görmez.

Ne desem duymaz lala duymaz. Beyazıt.

İkidir ikaz ederim seni. Ne deyim

müsaade etmezsin. Bırak da sana verilen

vazifeyi ileteyim.

Vazife mi?

>> He vazife ya.

Sultanımız size bir vazife uygun gördü.

Neymiş?

Sultanımızı

vekaleten Bursa'ya geçip oradaki tımar

sahipleriyle görüşeceksiniz.

>> [müzik]

>> Mustafa'yı

başka bir devlete bey tayin eder.

Beni ancak Anadolu'daki 3 beyle

istişareye, meşverete şehzadem.

Bu yalunuz işin görünen tarafı batıni

ise başkadır.

>> Neymiş Lale? Söyle.

E bunu da sultanımız

yalınız size söyleyecekmiş. O sebepten

huzura çağırır sizi.

[müzik]

Eee burada bulamadığını yaban ellerde

bulabildin mi Can Mirza? Nerede

bulacaksın atam? Nerede?

>> E kafir beldelerine yaş derler. Yalan mı

konuşurlar?

>> Yaşi onlara yaş.

>> H

>> ben çileğin garip bir Türk. Benim canım

da özüm de Tebriz çeker.

>> Hele bakın Türkmen balasına. [kahkaha]

>> E kengeçte [müzik] ciritte

>> köz gümlemeyince kopuz başında bir ozan

ünlemeyince

neyleyim yaşehri.

>> Hey maşallah.

>> [kahkaha]

>> Geldin de ne hasettin oğl? Benim de anan

Espinanın da gönlü kavruldu hasretten.

>> Senin hasretinden şüphem yoktur ama

bu topal bacağımdan ötürü

anam beni yarım beller.

Geldiğime sevindiğini zannetmem.

O nasıl söz Mesih?

Sen ne söylersin [müzik] böyle?

Sen benim öz evladımsın.

>> Gözüm başka bakar.

Sözüm başka söyler. Ana

>> oğul karartma içine. Yiğit ayakla değil

yürekle yürür. Yalnız ayağın topal.

Kalbin değil ya.

Haydi gayri. Ocağımıza yaraşır gibi

şenlendiniz soframızı. Haydi yayın.

Bitecek bu sofra. [kahkaha]

Sarmaya uzat Zeynim.

>> Hakan

>> mesleğim.

[müzik]

Bir tane olmaz. Bir tane daha al hadi.

>> Atam. [kahkaha]

Ah.

[müzik]

[müzik]

Emanet teslim için nicedir gelmek

isterdim. Lakin vazifeden imkan olmadı.

>> [müzik]

>> Yetimlerin hakkı içindir.

>> Sağ olun paşam. Yetimin gönlü bunu

unutmaz. Lakin zahmet buyurmuşsunuz.

[müzik] Yetimhane Harem vakfiyesine

bağlandı. Noksanımız yoktur. Dilerseniz

başka bir vilayetin yetimhanesine

bağışlayın. Paşa Hazretleri. Onu da

bizim [müzik] için sen görürsün.

>> Emredersin Paşam.

>> Al bakalım.

>> Sultanım yine gelecek misiniz?

>> Elbette. Sen istersin de gelmez miyim

hiç?

>> Böyle giderse taraya giderken yarısını

da yanında götüreceksin.

>> İyi ya. Çocuk sesinin neşe katmadığı yer

mi var?

Hangi renk

paylaşmaz?

>> Çiçek alt yaralandın. Onu iyileştirir

misin?

>> Siz hastanızla alakadar olun.

>> Biraz uğraştıracak bizi.

>> Çok mu üzüldün sen?

Maşallah. Allah

razı

>> sultanım.

Murat Paşa

[müzik]

>> Ben o ipi kabalığınızın alamet olsun

diye vermiştim ama görürüm ki hala

yanınızda taşırsınız.

>> Siz alamet diye verdiniz. Lakin

sizin elinizden çıkınca ben ona emanet

bildim.

emanet sahibine vermek için bu kadar

beklemeseydiniz o halde.

>> Sultan Hanım bakın

>> bazı emanetler var ki insanın elinden

çıkarmaya gönlü razı gelmiyor.

>> Hadi gel birlikte oynayalım. Hadi

bakalım. Madem bu kadar kıymet verdiniz

siz de kalsın o halde.

>> Şimdilik

bebeğin paylaşım.

[müzik]

>> Peki ya aşk vefa Sultan.

uğruna onca derdi düştüğümüz, nice

cefasını çektiğimiz,

uğruna canımızı dahi feda etmeye hazır

olduğumuz aşk nedir?

>> Sen evladı iyaleni sever misin [müzik]

Kamil Ace?

>> Severim ya sultanım. Hemi de çok

severim.

>> Peki ya neden [müzik] seversin?

>> Nedensiz severim Sultan

bunu derim.

Aşk budur işte.

Nedensiz niyetsiz sevmektir.

Maşuna karşılıksız gönül vermektir.

Zira aşk dediğin doğru bir at gibi

asildir.

İnsanı yolda [müzik] komar, yola koyar,

yolda tutar,

yoldaşlık eder. İnsanı candan alır,

canına bağlar.

muhabbet deryasından [müzik] geçirir de

bir katre su yok mu dedirtir aşağı

insanı [müzik] derde düşürür hüne

düşürür

yeri gelir mecnun gibi [müzik] çöllere

düşürür

öyle ya aşk başa düşünce

akıl o şehri terk eder salik o sebeple

aşıklar harabat sokağının

müdavimleridir.

O halde sorarım size.

Hakiki bir aşık maşuna aklını,

hafsalasını,

menfaatini feda etmez mi?

>> Eer elbet.

Zira aşıklar gönül atını aşk yükünden

başka [müzik] yük taşıtmaz ki. Yalnız

unutmayasın Salih.

Aşığı derde düşüren bu aşk belası türlü

türlüdür.

Bir yüzü Leyla'ya bakar, bir yüzü

Mevlaya.

Biri mecazi aşktır,

biri hakiki aşk. Lakin

bunları birbirinden ayrı gayrı

görmeyesin. Salih ek mecaz hakikate

açılan bir kapıdır esasında. Eğer Mevla

isterse

Leyla'dan Mevlaya varılır.

Aşkın sırrına eren aşık mecazda kalmaz.

Leyla da kalmaz.

Hakikate yol bulur.

O sebeple

Leyla'dan Mevlaya giden aşk [müzik]

istikamet,

Mevla'an Leyla'ya giden aşk ise

felakettir ve selam.

[müzik]

Duyduk duymadık demeyin.

Hünkarımızın buyruğudur.

Roma seferi için Avarız vergisi yeniden

tahsil edilecektir.

>> Avarız mı? Hünkarımız kaldırmamış mıydı

bu vergiyi?

>> İş bu vergi bir kereye mahsustur.

Herkes üzerine düşen vergiyi zamanında

teslim eder.

Duyduk duymadık demeyin.

>> Şimdi ne edeceğiz Bira?

>> Bu iş böyle olmaz. Sen hemen diğer

aileleri topla. Bu meseleyi Loncada

etraflıca konuşalım.

Bir kerelikmiş bu vergi.

Sefere mahsus derler.

>> Devlet sefer eder. Biz elimizden geleni

veririz. Buna sözümüz yok. Ama limanda

onca gemi bekler. Bu vergiyi verirsek

hangimiz oradan gidip mal alabiliriz?

Borcumuzu nasıl ödeyebiliriz? Peki ne

edelim?

Hünkarın buyruğuna karşı mı duralım?

>> Buyruğa karşı durmak başka. Meramımızı

anlatmak başka.

>> Kime gideceğiz ki sultanımız kararını

vermişken? Kim dinler bizi?

>> Esnafın, ahalinin derdini en iyi kim

bilirse ona. Mahmut Paşa'ya.

>> Doğru. Doğruş.

>> Varayım konağına. Evvela derdimizi ona

dökeyim. Bir çare varsa

o da Mahmut Paşa'dadır.

İnşallah

inşallah.

Tam

Bütün

>> [müzik]

[müzik]

>> Kılıç kuşandığım ilk gün.

>> Beğendiysen senin olsun abi.

>> Beğendim. Beğenmem mi? Beğendim.

>> Beğendin mi de?

O vakit sen bacak kadar edin. Nasıl oldu

da atında kaldığın akşettin kağıda?

>> Herkesin hüneri başka.

>> Öyle öyle.

>> Maksudla uğurla abi.

Halaşirler mi? Didişirler. Didişmezler

mi? Onların didişmediği gün ikisinden

biri gurbette demektir.

Haydi devam et.

[müzik]

>> Çok özlediysen git sarıl boynuna.

Validem

hasretiler oğlum.

Gevezeliyi bırakmaksımızda

onca dert varken

bir Mesih eksikti.

>> Mübalaa etme ana.

Mesih

benim deng bile değil.

>> Dengin olmadığını ben de biliyorum

oğlum. Ama sana düşmanlık güdenlerin

yanından ayrılmaz.

Nerede ne konuştuğuna dikkat et.

[müzik]

[müzik]

>> Asılı kelam mesele budur. Paşa

hazretleri.

>> Meselenin ehemmiyetini ben de bilirim.

Lakin hünkarımızın emri de katidir.

Elden bir şey gelmez.

>> Sen de şimdi bunu dersen biz ne edelim

paşam? Avarızın evvelini bilirsin.

Hem biz vermeyelim demeyiz ki meramımızı

anlatmak isteriz. Bizi kim dinler ki kim

derdimize derman ola?

[homurdanır] Hünkarımızın tebasına

zulmettiği. Ne vakit gördün?

Bir eksik, bir noksanlar ise muhakkak

alakadar olup düzeltecektir.

Lakin Rum Mehmet Paşa için kefil olamam.

Onun hesabı da usulleri de başkadır.

Sakın ola onun gözüne batmayın.

Gelen elçiler 4 yıl ağzını geçmeyecek.

Onların kellesini Sultan Mehmet'e

göndereceğiz. Haydi herkes yerine.

Has Murat'ı bugün yetimhanede gördüm

paşam.

>> Bize ne bundan İlyas?

>> Yalnız orada Gevran Sultan Hazretleriyle

görüşürdü.

>> Sahi mi?

Bak sen şu Murada.

Ne konuşurlardı peki?

>> Uzaktan takip edebildim paşam. Ne

konuştuklarını istemedim ama bana kalı

demek Has Murat lakabını beğenmedi.

Damat Murat olmak ister ha.

>> Gel

gel Bahri gel.

Sen de İlyas gibi güzel havaadislerle

geldin herhalde.

>> Öyle olmasını isterdim ama havaadisler

pek hayırlı sayılmaz paşam.

>> Anlat.

>> Ahirlerde kımıldanma var paşam. Çarşıda

pazarda toplaşırlar.

>> Bilirim bilirim. Onların karın ağrısı

avarızdır.

>> Yalnızca çarşıpazarda da değil

>> ya.

>> Lonca reisleri toplaşmışlar. Mahmut

Paşa'dan melet umarlar.

Mahmut'un cürmü neymiş ki? Medeti'i

ondan umacaklar.

>> Bedesteni de çarşıyı da yaptıran Mahmut

Paşa. Ona pek yakın giderler.

>> Hem bilirsiniz paşam.

>> Bilirim

bilirim ama onlar bilmez.

Onlara

belletmenin vakti geldi.

>> [müzik]

>> Ahilerin marazı neymiş? Anlat bakalım.

Avarızdan şikayet ederler hünkarım.

Avarız yükünün altında kalmaktan

korkarlar.

Ahirler fütüvvet cömertlik üzre iş

görmezler mi? O halde ne dev biz cihada

koşarken kendi yüklerinin hesabını

güderler.

>> Daha evvelden olanlar malumunuz

hünkarım. İlk avarızı çıkardığımızda

>> eski noksanları gördük Paşa. O

noksanlara göre tedbir alındı. Hiç kimse

tasa etmeye.

Ne edilecekse vaziyetlerine ihtimam

gösterilecek. Hiç kimsenin yükü

kudretini aşmayacak. Akçası kifayet

etmeyenden, yetime, gurebaya bakandan

vergi alınmayacak.

Bu iş

gönül kırmadan uhulet ve suhulet üzre

edilecek.

Yalınız

Sadra Azam Paşa Hazretlerinin usulleri

malumunuz biraz serttir hünkarım.

Üstelik doğru dersin. Rum Mehmet öyledir

bilirim. Lakin ona itimadım tamdır. Sen

de bunu tasar etmelisin Mahmut.

Şehzade Mustafa

Gelen Osmanlı şehzadesi Mustafaymış.

Sizin eliniz titrerse onun eli titremez.

>> Karaman'a gitmeyeliz. Seneler olmuş.

>> Özler misiniz Feszaden?

>> Özlerim ama yolunu sevmem.

Zira çakal doludur.

>> Hazır olun.

Yay! Yer!

[müzik]

Bekleyin.

[çığlık]

Neden durdular?

Ne oldu ki şimdi?

Lakin onların hükmü de ben gelene

kadardır.

[müzik]

[müzik]

Hazır olun.

Hey [müzik]

hey

hey.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

>> Şöyle Üfadım,

[müzik]

var olun şehzadem.

[müzik]

Yol çetindir ağlar.

Gayri Karaman'a varana dek herkes gözünü

dört açar.

Vali Bey

[müzik]

[müzik]

Devlet cihat için tedbir görürken sen

akçı hesabı mı güdersin Ahibe Beşir?

Haşa cihat başımızın üstüne. Ama

avarızın usulü esnafın belini büker.

Paşa.

>> Ahi

>> şeddini beline değil ahdine bağlamaz mı?

Ahdinize imdi değilse ne vakit riayet

edeceksiniz?

>> Ahdimiz reanın lokması ve dahi esnafın

ocağı içindir. Ama siz bunu görmezden

geldiniz.

Ağzından çıkanı kulağın duyar mı senin?

>> Ben yalnız usulün doğuracağı akıbet için

ikaz ederim. Doğru.

>> Bu lafları medet umduğun Mahmut Paşa mı

belletti sana?

>> O belletmedi ama sayende onun

sadrazamlık ettiği günleri mumla arar

olduk.

Brehatsız.

Sen kimsin ki benim kudretimi

sorgularsın?

Öst lan.

Davranmayın.

Davranmayın sakın.

Yeni çeriler

derdest edin bu melonu.

Paşam

derdest dedin dedim.

[müzik]

Kulağını çivileyin.

Belli ki senin kulağın devletin kelamını

işitmez olmuş.

[müzik]

>> [müzik]

>> Gayri, ne şeddin var ne külahın. Ne

loncada yerin vardır ne de ahide adın.

Bırakın beni. Bırakın beni. Ben kötü bir

şey demedim paşam. Bırakın beni.

Bırakın.

[kahkaha]

Kulum.

>> [müzik]

>> Devletin hükmüne

kafa tutanların akıbetini iyi görün.

[müzik]

Her kim ibret almazsa

sonu bundan gayrı olmayacaktır.

Herkes ayağını ona göre deng alsın.

[müzik]

Başında kalın.

ibreti alem için burada kalacak.

Aksi halde hesabını sizden sorarım.

Emredersiniz paşam.

[müzik]

Bursa'ya geldik geleli canım burnunda.

Lala hayr ola. Havasını mı sevmedin?

Şehzadem.

E sen Cenkellerinden

habersiz değilsindir ha.

Sen Cenk'ten mi sekinirsin yoksa

beylerden mi?

Doğrusunu demek gerekirse

senden Beyazıt senden çekinirim. Zira

gelecek beylerin hepsinin huyu ayrıdır.

E e mi?

mallarının yarısını isteyeceğiz beyazıt

tımarın, Çerinin hepsinin yarısını

isteyeceğiz.

Yani ben derim ki az da olsa Türkmenin

suyuna gitmekte fair. Eğer dengeyi

güdemez isek Allah korusun sultanımızın

itimadını boşa çıkarmak var.

Tasalanmayasın Lala.

Ben kimle [müzik] ne konuşacağımı iyi

bilirim.

Hey hey he. Saruğan dolaylarından

gelecek beyler yola revanı olmuşlar.

Yalnız şark hududundan hala bir malumat

yoktur ama eli kulağındadır. Eminim

onlar da gelecektir.

>> Onlar gelmeyecek. Lala

ne demek gelmeyecek beyaz.

Hünkarımızın emri katiidir.

>> Ben yeni bir ok çıkardım.

Şark hududundaki beyler bize isyan

edecek.

>> İsyan mı? Sen ne dersin Beyazıt?

>> Dur hele lala dur. Hemen celallenme

>> ne demek celallenme Beyazıt? Ne demek

celallenme? Sen ne dediğini işitir

misin?

>> Hünkarım sana işin görünürü bu. Batını

başka demişti. Hatırında mı?

>> He hatırım da. Ha işte bizzat

hünkarımızın emriyle şark hududundaki

beyler bize isyan edecek.

Dur ara dur ara

ya kurbanın olayım Allah aşkına şunu

dümdüz anlat da çatlatma beni.

Bize asilik eden beyler Akkoyunlu

toprağına varıp yurtluk isteyecek. Bu

sayede Akkoyunlu sarayındaki fitne kim

ise ortaya çıkacak lala.

Peki bu nasıl olacak beyaz? Yani bak

Koyunlu'dan

bize kim yardım edecek ki?

Tüm bunlar Mehmet Ağan'ın tertibi.

Şehzadesi Bayazit der ki, "Bizi aynı

ataşa [müzik] Tanel bulunmadan sul

kurulmaz." Yahşi

[müzik] demek Tehrani yılanını

deliğinden çıkaracak yem hazırdır.

Dur hele [müzik] dur. O iş o kadar kolay

değil. Sana vaktiyle çok dedim satrancı

pelle diye.

Evvel bırakacağız malumatı alsın.

Doğru Hasan padişaha giderse

hakkına girmişiz demektir.

>> Yok. dönüp de gizli gizli beylerle

danışırsa

o vakit urgan boynunda olur.

[homurdanır]

Bunlar on binlerce çerisi, binlerce

sipahisi [müzik] olan beyler.

>> Bir gayretle kaleler zaptedim.

Nice şehri yağmalayacak kadar

kuvvetliler. O beylerin

>> Osmanoğluna kılıç çekmesi işimize gelir

elbet.

Ama bugün değil. Sen ne dersin bu işi?

Böylesi talihi ayağımıza gelmişken geri

[müzik] mi tepeceğiz?

>> [müzik]

[müzik]

>> Bugün

isyan etseler

ne olurdu?

Mehmet onlara baharı göstermez.

Tek bir hamlede daha iyi olurlar.

Amma harp günü

sancaklarını bizden yana çevirirlerse

Osmanoğlu sırtından vurulur.

İyi de

beyler bu kadarına razı olacak mı?

Bizzat biz görüşürsek [müzik]

ikna olurlar.

Hünkar Şehzade Mustafa Hazretleri

Karaman'a varmak üzeredir. Gönül isterdi

ki ben de şehzademizin yanında olaydım.

>> Ishak gibi mi?

>> Sonuçta ben de bir Lala-ı Münkarım.

>> Doğru dersin.

>> Şehzade Mustafa her vakit aklımdadır.

>> Tasa etmesin Mahmut. Her iki evladım da

inşallah muvaffak olup da dönecek.

Anadolu beyleri sizin emrinizden

çıkmazkarım. O sebepten bir marazı

olacağını sanmam.

>> [müzik]

>> Hünkarım

bugün tam 21 sene oldu Mahmut bu tahta

çıkalı

koca 21 sene.

Nice seferler,

zaferler, sevdalar.

>> Allah ömrünüzü uzun, devrinizi daim

etsin hünkarım.

Tahta ilk çıktığım vakitler geceleri

dahi uyuyamazdım.

Harita başlarında uyuya kalır, gözlerimi

enderunda açar idim.

>> Eee kan dikini akarünkarım.

Taht üçün deht

üçün de yalınız kılıç hüneri yetmez

paşa. Fusat kadar ilmi siyaset de bilmek

mühemdir.

Cennet mekan Sultan Murathan bunu bana

öhtlerdi de vakti zamanı da manasını

sorgulamaz idim. Indi

şehzadem Mustafam pusat ehlidir. Bayaz

edim ilmi siyaset.

Ehe

Sultan Mehmet Han da kocadık ayrı. Haşa

hünkarım aşa söz. Öyle öyle ki değiliz

ya Mahmut.

Ha geldik bir akkundak. Ha gideceğiz

kara toprak. Ötesi var mı?

O sebepten Mustafa'yı pusatıyile

Bayazit'i aklıyla bir tecübe yolladım.

Bilhassa Bayazit'in vazifesi mühimdir.

Zira eğer muvaffak olur ise o vakit bu

avarıza da ihtiyaç kalmayacaktır.

>> VF buyurun anlayamadım inkarım. Şehzade

Bayazit Bursa'ya gitmişdi. Avarızla

alakası nedir? Görünürde

Paşa

görünürde Bursa'ya [müzik] gitti.

Ama

batında Akkoyunlu sarayına girdi.

Sanki Cenk varmış gibi emniyet almışlar.

Belli ki bu gece dayım Süleyman tahttan

indirilecek.

>> Emriniz nedir Şehzadem? Şehzadem

dilerseniz dikkatlerini başka bir yöne

çevirip kaleyi sızalım.

>> Kalenin etrafı çok kalabalık Şamil Bey.

Sızmak zor.

>> Aklınızda başka bir şey mi vardır

Şzadem?

>> Var Ahmet Paşam

var.

Nedir Şeszadem?

Beyler sana itimat edecek mi Süleyman?

Yağanan

Aysi ve Hatun'un ardında dururlarsa

ben 10 yıldır bu devletin başındayım

Gökçem.

İllaki masilik edecek, aklı çelinecekler

var.

Canı pahasını ardında duracaklar da var.

Onları Hasi hatuna karşı icaz etmeye mi

gidersin?

>> Ardıma katıp saray önüne getirmeye

giderim. Hatun

gayrı yay gergin.

Oku acıktı acıkacak.

Öst bre. Hayır ola kapucu başı.

>> Odanızdan bir süre çıkmamanız gerekmiş

beyim. Yemeğinizi getirelim dedik.

>> Sen ne dersin gafil? Ne edersin?

Ben demem Hasibe Hatun emreder.

>> Ne diye böyle bir emir verir Hasibe

Hatun'un?

>> Atların ağrında iki çeri öldürülmüş.

Sarayda çaşıt gezermiş. Emniyetiniz için

beyim.

Gelin.

Nete olur Süleyman.

>> Ağız bunun ama tefondan çıkmaz Gökçem.

Ama ben o çaneleri kırmasını iyi

bilirim.

Endişelen mi?

>> Karaman'daki [müzik] tüm obalara,

pirlere, ululara okuttu çıktı. O hepsi

bu gece meclisimizde [müzik]

olacak.

>> Beylerin gelmesini ne diye bekleriz ki

ana?

Aha taht. Aha bey.

>> Törebilmez gibi konuşma. Pirlerin,

uluların desteği olmadan beylik mi olur?

Bey dediğin sözünün ağırlığı [müzik]

kadardır.

>> Peki

akşam yeni bey olarak İshak Bey tayin

edildikten sonra ne olacak? Hani şey

diyorsunuz ya e neydi o? Heh. Töre. Töre

tahttan inen için ne diyor?

>> Süleyman sürgüne gönderilecek.

>> Peki ama ya destek bulup da tekrar tahta

çıkarılmak istenirse? Merak etme

Süleyman bu gece

bu odada idam edilecek.

>> Ne demek [müzik] idam edilecek?

Böyle mi konuştuk?

>> Sen vazifeni yerine getirdin Ana

nice beyler gördün tahta.

Bütün gördüklerinde öldüler.

Imdi senin de istirahat vaktin.

>> Vaktinde

Süleyman'ın sana kıymasına müsaade

etmedim.

Şimdi senin de Süleyman'a kıymana izin

vermem. [müzik]

Bey tahtta otururken sen kim olursun da

izin vermezsin?

Hasibehat

ama evladın özlersin değil mi?

Süleyman'ın mezarının yanına bir konak

yaptıralım. Özledikçe varırsın.

Ha ana ha daha da özlerim dersen o kadar

da ırak komisi.

>> [müzik]

[müzik]

>> Zira zulmeden amil yalunus kendi namını

değil hükümdarın namını da lekeler.

Mazlum karşısında memuru görür ama

ardında sultanı bilir. Memurun zulmünü

de sultandan bilir.

Mahmut Paşa geldi hünkarım.

Bu vakitte

al içeri.

Hayrılmayarım

bağışlayın.

>> Hayır Mahmut.

>> Sadraam Rum Mehmet Paşa

Ayi reisini kulağından çiviletmiş

hünkarım.

>> Sen ne dersin Mahmut?

>> İbreti alem olsun deu da sabaha kadar

bekletirmiş.

>> Neyeder böyle bir işi? Hünkarım, ahiler

avarız meselesini kendisine değil de

bana açınca hırs etmiş. Ol sebepten Ahi

Reysinin üstüne yürümüş. Hünkarım,

ahilerin gayret kemerini kuşanıp

meydanlara inmesi an meselesidir.

Şehzade Bayazit bizi buraya gönderdi ama

kimi beklediğimizi de bilseydik bari.

Kim olduğunun ne önemi var? Vazife neyse

yerine getireceğiz.

>> Ne gelen var ne giden savcı.

Vakit daralır.

Az daha sabır Hakan Hanım.

>> [inleme]

>> Bismillah.

Aşımız bir,

töremiz bir.

Davamız Karaman'dır. Meşveretimiz

devletimize hayrola.

Madem mesela Karaman, o vakit

beyimiz Süleyman nerede? Meşveret

meclisini tam olarak bu yüzden topladık.

Hepiniz abeyim Süleyman'ı tanırsınız.

Önce Osmanlı'ya ardından [müzik] Efla'a,

oradan tekrar Karaman'a, bilhassa

Osmanlı'ya.

Can borcu

ve taht borcu vardır.

Ol sebepten Osmanlı'nın değneği olmaktan

öteye gidemeyiz. [müzik]

>> Sen Süleyman Beyimizi neyle itham

edersin Isak Bey? Beyler

Süleyman Bey 10 senedir tahta. Bugüne

kadar çobanı dahi incinen var mı?

>> 10 senedir

sulh var. Ak koyunluyla

Osmanoğlu Cenk davulların çalı çalacak.

O vakit ne edeceğiz?

>> Beyimiz ne buyurursa onu.

>> Daha ne vakte kadar malımızı

canımızı

Osmanoğluna siper edeceğiz? Bizden ne

dilersin Isak Bey? Onu de hele.

Biz Karamanoğluyuz.

Sizden özünüzü dilerim.

Karamanoğlu Mehmet Bey'in töresini

güdelim derim.

>> Hasibe Hatun nerededir? Ne diyor?

Meclisimize başlık etmez. Hasibe anam

Süleyman'ın mezarını kendi elleriyle

kazmaya gitti.

Biz seni bey olarak kabul etsek

Osmanoğlu kabul etmez. O vakit ne

edeceğiz?

Süleyman'ı bir tek Mehmet Han tanır.

Beni Venedik, papalık, Gürcü prensleri

ve en mühimi

Akkoyunlu tanır.

Süleyman'ı huzuruma getirin.

Verin bize. Beşini isteriz. Ahi beşiri

verin.

>> Reaya çok öfkeli. Yatağın an kalabalık

gitgide artar. Ahi Beşiri daha burada ne

kadar tutacağız? Allah vermeye de bir

marası çıkmıyor. Kurçağ ayağı haber mi?

Dur. Hala.

>> Siz

ne ettiğinizi sanırsınız ağlar. Lonca

reisimiz Beşir'i bırakın yatağına. Emir

Sadrazam Hazretlerinin emridir. Sen de

edilenin yanlış olduğunu bilirsin. Çekil

önümüzden.

Hepiniz hanelerinize dönün. Yoksa

kaideler malum.

Biz ölümü ardımıza alıp geldik yatağına.

Ya müsaade edersin

ya da

ne ulan

destur

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri.

he

[müzik]

ihanet sofrası kurulmuş.

Çakal da baş kkaşe ihanet sofrası değil.

Kurtlar sofrası.

Ayakta kalamayan

sofrada olur.

[müzik]

Bunun hesabını hepinizden

tek soracağım. Ben sormaz isem Sultan

Eniştem Mehmet Han soracak elbet.

>> İşte tam da bu sebepten ötürü buradasın

Süleyman.

Kerini Osmanoğluna yollarsın. Zahireni

Akçen'ı yollarsın.

Sen Karaman'a ihanet edersin.

>> Dile gelin pir, beyler, ulular. Daha

nereye kadar Osmanoğlu'nun kuyruğu

olacağız?

>> Biz kimseye kuyruk olmadık, olmayız.

Ama sen boynuna kementirecek olan

Akkoyun ile

işbirliği istersin belli ki.

>> Kemen benim boynuma değil, senin boynuna

geçirilecek. Biz Osmanoğlu ile hem

soydaş hem akrabayız. Nasıl ki nara

düştüğümüzde onlar bizim için yardıma

koşarlar,

biz de onlara koşarız. Elbet.

>> Neyine koştular ibniye kadar?

Hangi dardan gelip çıkardılar seni?

>> Şahit istermişsiniz.

Ben varım.

Kudret istermişsiniz. [müzik]

torunum var.

>> [müzik]

>> indirin daral.

İnkar

[müzik]

yorma kendini.

Olabil.

[homurdanır]

Bu yapılan ceza değil zulümdür. O zulmü

zin harben buyurmadım. Ama benim mührümü

taşıyanın eliyle yapıl. yaranı

hafifletecek,

gönlünü ferahlatacak ne var ise indi

diyesin.

>> Siz geldiniz ya inkarım.

Himi görüp sordunuz ya gayri bir dileğim

yoktur.

Allah'ın izniyle bu yara kapanır. Biz

gönlünüzü bunca incitmeyesiniz hünkarım.

B acının içinde benim gönlümü

gözetirsin. Ama uğradığın zulmü sineye

çekmeni istemem. Kısas hakkı senindir.

Karşında hünkar var. Sözünü

sakınmayasın.

>> En iyisini siz bilirsiniz inkarım.

Hakkımı sizin adaletinize teslim ederim.

>> O emaneti zinhar yerde komam. Hiç

kimsenin hakkını kimseye yedirmem.

Gönlünüz müsterih ola.

ivedi hekim getirilsin. Yaraları

sarılsın. İyileşene dek ihtiyacı ne var

ise hepsi görülsün.

>> Emredersin sünkarım.

>> Verdiğim mühürle size zulmeden indi

gelip mührün sahibine hesap verecek.

Tez Rum Mehmet'i getir.

>> Siz nasıl girdiniz içeri? Ben

Fatih Sultan Mehmet Hanoğlu Şehzade

Mustafa

Osmanoğlu

Yıldırım torunu. Dilediğim vakit

dilediğim yere

dilediğim gibi girerim.

Aranızda buna itiraz edecek, kaç çatacak

var mıdır?

>> [müzik]

>> He.

[müzik]

Imdi herkes iyi bellesin. Karaman beyi

Süleyman'dır.

Ona itaatsizlik

bize itaatsizliktir.

İtaatsizliğin hükmünü de bizzat ben

keserim.

Mahmut

ne ararsın konağımda?

Rahmetli Çandarlı'yı [müzik] tanır

mıydın?

Mahmut ne ararsın konağımda dedim sana.

Belli ki tanımazsın.

Birine bir şey diyeceği zaman bir hikaye

anlatırdı uzun uzun.

Lakin hakkını yemeyeyim. Hikayeleri

güzeldi. Bana Çandarlı'nın hikayesini

anlatmaya mı geldin bu vakitte? Yo,

Çandarl'nın hikayesinin nasıl bittiğini

anlatmaya geldim.

E sual etmeyecek misin? Nasıl bitti de

yok.

[müzik]

>> [müzik]

>> Nasıl [ani nefes alır]

benim gelmemle

[müzik]

ahilere ettiğin zulümden ötürü

hünkarımız seni huzuruna emreder

düşünüme.

Kaftanımı giyeyim bari. O kadar vaktimiz

yok.

Haydi

sezmiş olmasın. Tra Bey.

>> Sezmiş olsa kokusu çıkardı. Hele

bekleyelim.

Tamam.

>> Beylere giderler.

Onlar onlar

var mı?

[müzik]

Tahran midir?

Adam,

[müzik]

>> adam

Bu

buraya gelen

hain böylem.

[homurdanır]

Hünkarım H

>> [müzik]

>> Ben sana ne buyurdum Mehmet

Paşa?

Ben

Zinar sizin buyruğununuzdan çıkmadı

münkarım.

>> Ben sana vergi topla dedim. Sen ah

topladın.

Sana hazineyi doldur dedim. Sen

meydanlara mazlum doldurdun. Bir ahiyi

kulağından çivileyerek

sen devletin kudretini kime gösterirsin?

Ahilere mi bana mı?

>> Haşa hünkarım.

Niyetim yalnızca

ibreti alimdir.

>> İbret devletin kanunuyile verilir.

Senin kibrinle değil.

Başlayan

hünkarım.

Bağışlayın.

Hünkarım

ben ne ettiysem devletimiz için ettim.

Hünkarım.

>> Devlet ne vakitten beri zulmeder?

Başlayın inkarım.

İnkarım.

O boynundaki sadaret mührü seni celladın

kemendinden korumaz.

Korumaz.

Hekarım.

Hikarım.

Hım,

hükarım.

>> [müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

[müzik]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.