All language subtitles for Livestream.From.Hell.2026.1080p.WEBRip.x264.AAC5.1-YTS.GG.-.YTS.BZ

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Onu kontrol et.

Vay canına!

Canlı yayındayız. Chat'te 500.000 kişi var.

İZLEYECEĞİNİZ GÖRÜNTÜLER FBI TARAFINDAN KRONOLOJİK OLARAK DERLENDİ

18 MAYIS 2025'TE SÜRMEKTE OLAN BİR SORUŞTURMAYA

YARDIM ETMEK İÇİN GİZLİLİĞİ KALDIRILDI.

Selam Kev. N'aber?

Eve gidiyorum. Canlı yayın açacağım.

Kai ve Druski ile.

Bu dünyaya girersem

insanlara yeni dalganın parçası olduğumu gösterebilirim gibi.

Anlıyor musun? Yeni yetenek dalgası, yeni yaratıcılık dalgası.

Böyle bir şey beni durdurulamaz yapar.

KEVIN HART'IN MENAJERİ

18 MAYIS 2025 10.12

Yayıncı mı oldun yani?

O yatıya kalmalardan beri üzerine çalışıyorum.

Bu yayıncılık işini iyice araştırmaya

-o zaman başladım. -Tamam.

Bilmiyorum. Bence…

Bence bu alanda rekor kıran işler yapabilirim.

Sahiden odaklanırsam,

bu işe doğru düzgün yönelirsem kimse beni tutamaz.

Kimse beni tutamaz. Bu yüzden büyük bir olay.

Düşünme biçimim sayesinde başarılı olacağım.

Bu işlerde kafam farklı çalışıyor dostum.

Hep öyle oldu. Fethetmediğim tek alan bu kaldı.

13.04 - KEVIN HART'IN KONUTU

YAYINDAN 14 DAKİKA ÖNCE

Vay anasını!

-Selamlar Kev! -Bakayım.

-Kev, kapıyı aç! -Kapıyı açsana dostum!

Kev, biziz, Kai ve Dru. Bizi içeri al dostum, lütfen.

Sıçayım.

Bunu beceremiyor, yayın nasıl olacak?

Güvenliktir. O yapmıyordur. Açıldı işte.

Açıldı.

Kevin!

Selam Kev!

Vay be!

Evet.

-Bu… -Bu iş gerçek. Çantanı al.

-Şöyle koy. Selam. -Evet efendim.

Dur bakalım.

Burada ne oluyor?

Kamera arkasında o. Bu kadar.

-Biliyorum. -Yayından sonra.

-Evet. -Millet öncelikle,

biz işi çok büyütüyoruz. Seviye atlatıyoruz.

-Buna ihtiyacımız yok. -Tamam.

-Durumu açıklayayım. -Evet.

Hem size hem ona. Böylece kafanız netleşir.

İngilizcen nasıl bilemiyorum. Beni anlıyor musun?

-Evet. -Evet, tamam.

-Gerek yok. -Irkçılık oldu bu.

-Bak… -Sağ ol. Sonra görüşürüz Pedro.

-Pedro Pascal gibi. -İsmi…

Yayın açacağız.

Basit bir olay. Nereye gidersek gidelim tüm dünya görecek.

Burada bir tane var. Evet.

-Bende de var. Kırmızı göz. -Aynısı şeyde…

-Kai'ın yayınında. -Yok. Bu o değil.

-Hayır. -Evet. Çok benziyor.

Evet ama aynısı değil.

-Mikserin mi var? -Müthiş.

-Müthişmiş ya. -Mikser aldım.

Durun. Bu…

-Hadi, yürü, yürü. -Evet, bakın.

Şimdi şöyle…

Tanrım.

-Berbat attın. -Kev. Yemin ederim…

Susun lan!

Yedi yüz bin dolar çöp oldu.

-Ağzına sıçtınız! -Bir vazo mu?

-Bir… -Yedi yüz bin doları vazoya…

Piç herif, el yapımı testiydi, Malezya'dan geldi.

-Testi mi? -Testi mi?

O bir testiydi sizi pis fakirler.

-Peki. -Ağzına sıçtınız.

-Bu ne? -Şimdi bununla

evdeki her şeyi kontrol edebiliyorum.

Bu yayın şu ana kadar yaptığınız en büyük iş olacak.

İşlerimizi karşılaştırma.

-Karşılaştırmadım. -Evet.

Farklı seviye yayın diyorum Kai.

Bu tamamen yapay zekânın denetleyip yönettiği ilk canlı yayın.

Yayında yaşananlara uyan müzikler oynatacak

ve kameralar hareketlerimizi takip edip

nereye gidersek gidelim bize yakınlaştıracak.

Dur, moderatör ya da görevli birileri yok mu?

-İzleyin. Gösteriyorum. -Görelim.

-Durun. İzleyin. -Ne oldu?

Yan yana duralım. Ayrılalım.

Bakalım takip edecek mi. Bakın.

-Ben yıldızım çünkü. -Aptalca.

Siz sistem gördünüz mü sanıyorsunuz?

Benimki gibi çekim imkânı kimsede yok.

Bir şeye dokunmayın.

-Bunun aynısı… -Bende de aynısı var.

-Sen kesin… -Yuh.

-Kesin yalan. -Vay be.

Yalan sıkıyorsun.

Sizin yayınlar hep belli bir seviyede.

Ben yayını sinemaya taşıyorum.

Kameralardan gelen canlı görüntüleri

-buraya yansıtmışlar. -Vay be, bu…

-Kai, Kai, Kai. -Ne?

İnsanların size bakışını değiştireceğim.

Şöyle olacak, evimdeki

bu teçhizatları alacağım,

sizi müthiş görünen

ve gerçek görünen setlere sokacağım

ama sizi başka açıdan çekeceğim.

-Beni anladın mı Kai? -Evet.

Sizi o boktan ortamınızdan kurtaracağım kardeşim.

Kevin, ben bu işi iki kez yaptım.

-Anlıyorum. -Anladığın yok.

Oyunculuk bilir misin?

-Biliyor musun? -Sen yayıncılık bilir misin?

-Cahilsin lan. -İyi.

-O kadar. -Cahilde bu teçhizat olur mu?

-Senin gibi bir cahilde mi? -Tamam, biraz…

-Biraz sakin. -Kendini…

-Ama Dru… -Sakinleş.

-Yayına geçelim. -Hadi. Başlıyoruz.

Bu yayının en önemli kuralı, durmak yok.

İnsanlara istediklerini veririz.

Deli enerjisi. Bu lanet şey ilerleme…

-olacak. -Bunu

hiç konuşmadık. Neden şimdi anlatıyorsun?

Bunları anlatman şart mı?

-Bunu yaptık. -Yaptık.

Bizim işimiz bu.

Emin olmak istiyorum.

Ne diye konuşuyoruz bunu? Bizim işimiz bu.

-Durun! Tanrım. Ne? -Kai, sen anlatır mısın?

Yayın başlıyor.

-N'aber lan? -Yayındayız!

Chat'e bakın!

-Canlı yayın! -N'abersiniz?

-Yayındayız. -Evet.

-Peki. -Siz bizi tanıyorsunuz.

-Canlı yayındayız. -Yayındayız bebeğim.

-Yirmi dört saat. -Döndük.

-Kev'deyiz millet. -Dinleyin.

-Chat coştu. -Hakikaten.

-Bana deliriyorlar. -Basın tuşlara!

Durun. İzleyiciler. Durun biraz.

Arkadaki dostuma bakın. Altın saksafoncu.

Saksafoncu, öttür bakalım.

-Hey… -L spam'liyorlar. Ezik diyorlar.

Evet.

Şakaları yok.

-L spam'liyorlar. -Sevmediler.

Hiç iyi…

İşte oldu. Helal!

-Helal sana. -Tamam.

-İyiydi. -Güzel.

-Peki. Evet. -Öttürdü.

-İyi öttürdü. -Evet.

Bu, harcadığımız paranın

-küçük bir kısmı. -Evet.

Altın varaklı bir adam tuttum,

saksafon çalıp bizi moda sokuyor. Resmen moda girdik

ama aynı zamanda şu kesin ki,

ortalığı kasıp kavuracağız.

-Kev bizi siyahlara sokuyor. -Birazdan

-göreceksiniz. -Siyahlara sokuyor.

Göreceksiniz. Neden mi siyah?

Çünkü cenazedeyiz, o yüzden.

Cenazedeyiz lan.

Siktir lan.

-Hadi. -Ben de bakacağım.

Sizi gezdireyim.

Buraya delireceğinizi biliyorum.

-Hadi. -Yok artık.

-Evet. -Burada sikiş dönmüş.

-Hey. -Burada bir işler becermişsin.

Yok, ben… Bir şey becermedim.

Ne diyorsun lan? Burası…

-Muhteşem. -Çok rahat.

-Odalara bakın. -Kaç oda var Kev?

-Kaç odan var? -32 oda falan var.

Neden kendi resmini…

Andy Warhol'u bilir misiniz?

Kevin'ın Onur Ayı gibi olmuş.

-Yok. İyi. -Aynen.

-Saygılar. -Öyle değil.

Onur Ayı'na selam çakmışsın. Ben de selamlıyorum.

-Sonunda açıklamalıydın. -Çok iyi olmuş.

Dinleyin.

Bu ödül ne? "Çocuk Yarışması" yazıyor.

-Çok önemli. Bu en iyi… -Aptalca.

O aldığım en iyi…

-Siktir. -Eyvah.

Eyvah. Kusura bakma.

Çıkın lan buradan.

-Burası da arka taraf! -Yuh!

Evet.

-Kevin gibi müthiş. Sevdim. -Çok iyi.

-Şimdi… -Kevin, çok iyi.

Bu ne lan?

-Gel oğlum. -Yuh!

-Bu köpeğim. -Nasıl?

-İşte. -Robot köpeğin mi?

Dur, dur. Otur.

-Güzel. Pati ver! -Ne?

Pati ver! Hadi. Hey, yapma şunu.

Elini ver. Ver lan şu patini.

-Kev, seni tanıyor mu? -Tabii.

-Evet. -Güzel.

-Pati ver oğlum. -Hayır. Geri dur!

-Yuvarlan lan. -Hey.

-Beni sevdi. -Çok sevdi. Evet.

-İyi köpek. Beni sevdi… -İşte. Üzerine işiyor.

-Yuh. Bu arada… -Ne yapıyor?

-İşedi mi? -Antifriz o. İyi yıka.

Git hadi! Yürü, git!

-Git Rudolph. Hadi! -Yürü! Uzaklaş.

-Çok havalı. -Öyle.

-Git hadi! -İyi yıka ama.

-Nasıl ya? -İyi yıka.

Fena yara yapar. Hadi, daha bitmedi.

Köpeğe antifriz neden koydunuz?

Donmaması gerek.

-İşte. -Yok artık!

Buradayız chat.

Burası benim açık hava cennetim.

-Güzel. -Kahretsin! Willie. Ulan.

Gitmesini söyleyemiyorum.

Güçlülere çok yükleniyorlar.

Bu beyazlar bir laf et diye bekliyorlar,

sonra dava açıyorlar. Onu yollayamıyorum.

Ne istersen yap Willie. Karışmam.

Willie?

Her gün şöyle yapıyorum.

-Evet. Uyanık. Gördünüz. -Evet.

-Dikkat et. -Emin olalım.

-Evet, dikkat et. -Lanet!

Yuh. Kev. Aynı sen.

-Burada işi ne bunun? -Minik pipili pislik.

Özgüvenli bir erkeği temsil ediyor.

Siz iki piç biraz okuyun,

tanrısallığa en yakın şey bu.

Küçük pipin mi var yani?

-Minik pipili. -Küçük pipili.

Söylemen yeter.

-Pipisi küçük. -Minnacık.

-Minik pipili Kevin. -Minik.

-Minik pipime bakın. -Peki.

Buna sanat derler.

Tabii ikinizde anlayacak kültür yok.

Hadi, devam edelim.

Çabuk. Şu palmiye ağacına bakın.

-İyi. -Evet.

-Bunlardan sıkıldım artık. -Dur. Kamerayı indir.

-Adresin çıktı. İndir. -Kamerayı indir.

-Hayır. İndirme. -İndirsin.

-Benim evime yapmazsınız. -Kev, dur biraz.

-Yayınımda olmaz. Kaldır. -Kev, Kev.

-Çocuklar, lütfen. -Kev, Kev.

-Lütfen. Susun lan. -En azından şunu…

-G-G yazıyorlar. -Girelim.

-Girelim hadi. -Beğeni mi?

-Hayır, hayır. -Beğeni.

Gidelim. Hadi.

-Bu, Kevin'ın ilk yayını. -Evet.

Uzun yayın olacak.

Evini ifşa etmen delice.

-Deliceydi. -Nasıl?

İşte diğerleriyle aramdaki fark bu.

Burası çok özel. Ayrıca chat coştu.

-Bir şey mi oldu sanki? -Evet…

-Yazıyorlar. -Yorumları oku. Bak.

-Yorumları oku. -Beğenmişler.

Sizin de şu an gördüğünüz gibi

-chat doldu taştı. -Yuh. Fena.

-Çıldırdılar. -Aynen.

Sevgi yağıyor. W'lar. Sevgi dolu.

YAŞLI CÜCE PRİM İÇİN HER ŞEYİ YAPIYOR

Analog. Sen…

-Biri çıkıyor. -İşte.

-Hep aradan biri çıkar. -Ağzını bozdu.

-Biri çıkar. -Bozdu.

Ağzını fena bozdu.

Analog 23 mü?

Sadece bir tane. Tamam mı?

Hayır, siz…

Kev.

Geliyorum dostum.

-Hemen döneceğim. -Pekâlâ millet.

Yalan yok. Ne plan yaptı, bilmiyorum.

Tüm gün birileri gelecek dedim. Geliyorum.

Tanrım! Pislik!

Kaydı lan.

Tüm gün işte böyleyiz. Tüm gün.

-N'aber cüce? -N'aptın? Nasılsın?

Kevin ne yapar, bilinmez.

Sistemi nasıl kullanacağını bilmiyor

ve bence kimi yayına alacağını da bilmiyor.

Canlı yayın. Yayındasın. Salak salak konuşma.

Sakın diyorum. Yasal olarak dönüşü olmaz.

-Şu an mı? -Yayındayız. Canlı yayınımda.

Bu yüzden çağırdım ya.

Neden yayın yapıyorsun?

Sosyal medya işi müthiş. O dünyaya giriyorum.

Fazla düşünme. Canlı yayın

film içinde film gibi. Ama fazla abartma.

Tamam mı?

Winnie!

-Demedim mi? Orada kalın. -Winnie!

Yayına hoş geldin.

Winnie!

Dur.

İlk oyunumuz Ani Korkular'a geçmeden önce,

resmî yayınımın ilk resmî oyunu yani,

dünya seni daha iyi tanımalı. Winnie, nerelisin?

-Ben Jamaikalı Kanadalıyım. -Oha!

-Yürü be! -Jamaika'nın neresinden?

Westmoreland'lıyım.

-Patois konuşur musun? -İyi.

-Elbette. -Evet. Sevdim.

Farklı dil bilen kızları severim.

-Bizim lehçemiz. -Konuşsana.

-Ne desek? -Koca götlü Druski.

-Neden? -Bunu söyleyiver.

-Olmaz. -Söylesin diyenler

chat'e W yağdırın.

-Söylemeyecek. -Yağıyor. Baksana.

Hadi, bir kez söyle.

-Koca götlü Druski. -Hoş değil.

-Hadi. -Hayır. Yapma be Kevin.

-Hey, hey. -Arada bir şey daha dedi ama.

İşte. Sen şişko-fobiksin dostum.

Şişko-fobik. Şişkolara karşı fobin var.

Bu arada 50 hediye aldık.

-50 hediye. -Koca seksi sürtük dans etsin.

Müziği tekrar açın.

Hadi Druski. Başardık. 50 hediye kaptık lan.

Hadi Druski. Hey, hey!

Millet, hazır mısınız? Ani Korkular başlıyor.

Şu lanet yayının ilk oyunu.

Korkudan zıplayan kaybeder ve arka arkaya üç teklik atar. Tamam mı?

-Herkes hazır mı? -Evet. Hazırım.

Büyük oynuyorum.

Senin o lanet tipine ben. Pekâlâ, hadi çocuklar.

-Bu ne lan? -İlki geliyor, işte bu.

Hayır.

Siktir, başlıyoruz.

Kahretsin.

Peki. Sakin olun.

-Bu iyiymiş. -Bak hele, o bile keyifli…

İnsanı böyle yakalıyorlar.

Lanet olsun.

-Çok iyiydi, değil mi? -Bu arada hepiniz zıpladınız.

-Oyundan atıldınız. -Hiç zıplamadım.

-Sizi sınadım. -Bizi sınamış.

-Millet, kim zıpladı? -Hadi.

Hadi be manyaklar! İyi izleyin bunu! Hadi!

-Ben bunu izledim galiba. -Tamam, susun.

Çıkacak.

Kırmızı nokta vardı.

Bu daha ilk oyun. Ben…

-Korkutucuydu. -Hazırlıklı olun.

O şey seni hazırlıyor. Çok hoşlarına gidiyor. Hadi!

Ben bir şey görmüyorum.

Bu kızdan korkmadım.

Dur!

O kim lan? O kim?

Sakin. Ray bu. Ray.

Siktir! Druski!

O lanet şişko yüzünden… Siktir.

-Az kalsın beni öldürüyordun Kevin! -Dur biraz.

Seni boğazlarken "Kev, tamam bırak." demek yerine

bana şöyle dedin…

Şöyle dedin…

Beni kurtarmıyordun. Ne diyorsun? Seni şey…

Kurtardım.

-Ray, kusura bakma. -Ray, yürü git.

-Kaskı vardı be. -Pislik herif. Sikerler.

Sikerim bu yayını. Kevin Hart'ı da sikerim.

Şişko kıçlı Druski. Leş herif.

Ne dedin? Ne dedin lan sen?

Bunun parasını vereceksin. Şakam yok.

-Şöyle konuşma. -Şakam yok.

-Winnie! Bekle. O neden gidiyor? -Chat'e veda etseydin.

-Winnie, bekle. -Nişanınızı da kutlarım.

Haberi yok muydu? Yayın yaptığımızı söylemedin mi?

Hayır, bir bok söylemedim. Yayını söylemedim…

Yayına çağırıp nasıl söylemezsin?

-Gelince söyledim. -Yayın için iyi oldu.

Bu arada harika oldu. Yayına da çıkması.

Hey, hey. Bu arada chat, dinleyin. Beni bir dinleyin.

-Hiçbir şey kurallara göre yapılmıyor. -Bakın. Buradayız.

-Evet. Enerjimiz yerinde. -Söyledim, keyfimiz yerinde.

Gitti mi?

-Bir hediye göndereyim. -Gitti, evet.

-Winnie. -"Bu saçmalıkla

"uğraşamam, gidiyorum." dedi ya.

Salak, senin yüzünden oldu. Biz yaptık sanki.

Yayınımı ben kontrol ederim.

Oyuncu olsan, filmlerde oynasan

senin istediğin gibi yapardık.

Ama oyuncu değilsin.

Sen de ilk kez yayın açtın. İlk gerçek yayının.

-Seni seviyorum. -Çağırdığın için sağ ol.

Harika olacak dostum.

Çok eğleneceğiz. Yeni bir şey deniyorum.

Alanımı genişletiyorum. Senin gibi.

Aramızda kalsın, benim bu herifle pek işim olmaz.

Bazı hareketleri var, yani birader,

ilham aldığını söyle işte. Bir kamyon laf ediyor.

Ama senden ilham aldığını söyleyemiyor.

-Anladın mı? -Evet, aynen. Anladım.

-Millet, şimdi… -Telefon.

-Yayına başka kim gelecek… -Alo.

-Bekle. -…bilmiyorum.

-Herkes olabilir. -Evet. Geliyor musun?

Şu an tırnaklarım yapılıyor. Yayındasın diye

ben de başka planlar yaptım.

Tanrım!

Tamam.

Sonra ne yapacaksın?

Bilmiyorum.

Yakınlarda olursan, gelebilirsen haber et.

Tamam, mesaj atarım.

Gel bence ama.

-Tamam. -Peki.

Görüşürüz.

Bu ne ya?

Evet millet. Dediğimiz gibi, alt katta, mutfaktayız.

Şimdi bir şeyler pişireceğiz

ama biz yapmıyoruz. Jerry O'Connell yapacak.

Bu onun programı. Bu kurabiyelerden

yapacak bize.

Şimdi kırmızı kadifeli,

beyaz ve bitter çikolatalı kurabiye yapacağız.

-Güzel kokuyor. -Harika. Koklasana.

-Vay be. -Yemeyin. Dursunlar.

Bütün süreci göstereceğiz. Yemek programındayız.

-Evet. -Ne kadar şeker atacağız?

Kan şekerin tavan yapsın istemem.

-Öyle bir şey söylemedim. -Ne yani,

-şekerin yok mu senin? -Yok. Neden olsun?

-Ne diyorsun? -Şeker hastalığı

-önemli bir konu. -Biliyorum. Hasta değilim be.

-Şekerim yok. -Bazı önlemler alırsan

-bunun önüne geçer… -Size

-şekerim yok diyorum. -Gizli şeker?

-Hayır, o da yok. -Gizli şeker diye bir şey mi var?

-Bende yok. Yok diyorum birader. -Var tabii.

-Olmana ramak kalmış. -Dinleyin.

-Bende… -Chat.

Druski'de şeker var mı sizce?

Chat'e sormasana lan. Yok dedim.

-Neden? -"Var."

-Neden sordun? -"Var."

Geberirse suçlu kendisi.

-Birader! Ne diyorsun? -Peki.

Yuh. Sağ olun.

"Ray çok fena." Sakin ol be.

"Ray, harika olmuşsun." Çok sağ olun.

Sağ olun millet. Kevin Hart'ın takipçilerine selam…

Size bir sırrımı vereyim. Ben hem beyaz hem de esmer şeker kullanıyorum.

-Şekerleri karıştırırım. -Zenci kankam esmer seviyor.

Kankam esmer şeker seviyor.

"Z" ile başlayan kelimeyi söylemenizi sevmiyorum.

-Pardon. -Yapmayın ya.

-Sen de söylüyorsun. -Hiç söylemedim.

Ölçü olarak mililitre mi istersiniz, ons mu?

-Bilmem. -Zenci…

Şu kelimeyi kullanmayın! Lütfen. Canlı yayındayız. İnsanlar izliyor.

-Dur. -İzliyorlar. Şu kelimeyi kullanmayın.

Ben çok aşağılayıcı buluyorum.

ADRESİ BU MUYDU?

Bu adresi mi?

İFŞA OLDU

Millet. Bandweather adresi ifşa etti.

Adres ifşa etmeyin. Ne yapıyorsunuz?

Ekleyebilirsin, sen de…

-Pardon. -Kim sıktı onu?

Kurabiyeleri bırakın. Çocuk gibisiniz!

-Durun. -Yalvarıyorum.

-Evet. -Birader! Bırak şunu!

Mahvettiniz!

-Tamam. -Ben yapacaktım Kevin.

-Bunlar da kim? -Sana söylemiştim.

Yayıncılar mı? Sizi tanımıyorum.

-Tamam. Tanrım. -Kanka, sakin ol.

Orada dur…

Gözüm!

Mutfağımı temizleyin.

-Bela çıksın istemem. -Kai.

Kai, temizle.

Chat buna bayıldı. Size söyledim,

-yiyecek savaşı oldu. -Beğeni için yapıyorsun!

Gördünüz ya chat. Dürüst olun.

-Jerry, çek şunu! -İyi misin?

-Durun! İğrenç herif. -Pardon. İyi misin?

-Hey! Hadi! -Dur!

-Temizlen. -Sağ ol Jerry.

-Dur. -Saygılısın.

-Yayındayız. -Öyle biri.

-Bu onun yayını. -Biliyorum.

-Sakin olun. Sakin. -Al lan bunu.

-Mutfağıma sıçtınız. -Mahvettiniz.

-Mahvettiniz. -Jerry.

-Jerry. -Siktir.

Ne şaka ama.

Ne şaka ama!

Siktir git Kevin!

Kahretsin!

Memnun musunuz? Bu iki oldu.

Ne dedim sana? Şekeri basarsan

-hastalık beynine vurur. -Hastalık falan yok.

Şeker atınca delirdi.

Chat, size diyorum. Yiyecek savaşı yaptık.

Yanlışlıkla oldu. Ama harika değil miydi?

-Jerry O'Connell yayına geldi. -Yayın içinmiş.

Devam edeceğiz. Kapı çalıyor.

Bana bakın, gelen Jerry'se ve sinirliyse…

-Jerry bizi tanımıyor! -Kız çağırdım.

-Kız mı çağırdın? -Açma.

-Önce duşa gireyim. -Ne?

İçeriye almayın. Duş alayım.

Orospunu mu çağırdın?

-Sürtük gelemez. -Sorun yok.

-Kev, ben… -Takılmaya geldi.

-Araya giriyorsun. -Yürümesin.

Hey! Açın, girelim.

Sürtük, defolun gidin.

-Yanlış eve geldiniz. -Öyle mi?

Sana diyorum. Kapıyı hemen aç.

Konum attım. Geleceğini bilmiyordum.

Bilmem. Çabuk geldi ama.

Bana bak orospu! Geldiğin yere geri git.

-Kev, Kev. Ben ona yazayım. -Kev, sakinleş. Yazsana.

Chat. Adam sürtüklerini kontrol edemiyor.

Bakın, ben nasıl toparlıyorum.

-Lan sürtük! Gel hadi. Gir hadi. -Emrin olur.

Sana ağzının payını vereyim.

-Geliyorum. -Gel bakalım!

Siktir.

-Siktir! -Kahretsin!

Siktir!

Hassiktir. Ne oluyor?

-Siktir! -Evet!

Evet!

-Güzel mi? -Siktir.

Sürtük kimmiş?

Siktir.

Çocuklar, bu Kevin Hart.

Evet, yayın yapıyoruz.

-Ne? -Evet.

Fotoğraf çekilelim.

-Adamım be. -Olur.

Durun. Güzel çıksın.

-Milyonersiniz. -Evet.

-Tamam, çekiyorum. -Evet!

-Haydi, haydi. -Haydi.

-Siktir. Altıma sıçtım. -Ne dedi?

Çişini yapmış. Altına işemiş.

Sanırım sıçtım.

-Sıçtın mı? -Evet.

-Sıçmış mı? -Evet.

Kamerayı indir.

Yayınlar nasıl olur, bilirsiniz.

İzleyenlerden biri adresi görüp ifşa etti.

-Evet. -Bizi listeye

-alır mısınız? -Tabii.

Çok sağ olun. Teşekkürler.

-Sağ olun. -Tabii.

-Ekibim ya. -Ekip.

Fenasınız.

Sağ olun. Pardon. Instagram'ın var mı?

-Instagram var mı? -Yok, sağ ol.

-Sağ ol. -İyi.

-İyi günler. -Yuh! Çok güzelmiş.

Beyler, hatun çok iyiymiş!

Memur Hanım.

-Kevin! -Yayına sıçma dostum!

Kev, ne diye bayıldın?

Kev öldü galiba.

-Yok, iyiyim. -Yok bir şeyi.

Daha iyiyim.

Memur Hanım!

Baskın yediğimizden beri chat çıldırdı.

Chat deliye döndü resmen.

Baksana.

Kev!

Chat altına sıçtığını söylüyor.

-İyi misin? -Beni şok tabancasıyla vurdu.

Şok tabancası böyle yapıyor. O lanet…

-Evet. -Anlat…

-Normalde… -Altına sıçtın.

-…altına sıçılıyor mu? -Sıçtı.

-Şok tabancasıyla. -Şok yiyince?

Evet.

-Evet. -Evet.

-Biri adresi ifşa etti. -Adres.

-Ben demiştim. -Ne dedim sana?

-Dedim. -Kai dedi.

Sana yüklendiğim için özür dilerim

ama ne dediğini anlamamışım.

-"Kamerayı indir." dedi. -Ben şey anladım,

"Kamera bizi çekmiyor. Biraz indir."

-Yapma ya. -"İndir" demeni

-öyle anladım. -Peki.

Neyse, SWAT baskını oldu,

çok iyi davrandılar ama sonuçta

çekip gideceklerdi, pısırık olmadığımı anladılar.

Selam!

Vay.

Selam.

-Kel. -N'aber?

-Kel Mitchell. Evet. -Dostum be.

-Şuna bak. -Sen kendine bak.

En son ne zaman görüştük?

On yedi yıl oldu.

Evet.

-On yedi mi? -On yedi.

-Canlı yayın açtım. -Evet.

-İlk yayınım. -Evet.

Kai var. Kai Cenat. Druski. Onları tanıyorsundur.

-Evet. -Gençler, yetenekli

ama çok salaklar. Sektörün geleceği bunlar.

Gençler temeli attı, artık büyük isimler gelip

-çıtayı yükseltecek. -Aynen.

Şu çocuklarla takıl.

-Tamam. -Tavsiye verirsin.

-Akıl hocalığı. -Yaparım.

-Eve girince yayındasın. -Evet.

-Kameralar mı var? -Her yerde.

-Tamam. -Evet.

Kai. Neredesin?

Uyansana. Biz geldik kanka. Merhaba.

Ne yapıyorsunuz?

-Evet. -Nasılsınız chat?

Tamam, olayı biliyorsunuz.

Tüm gün sürprizler olacak demiştik.

Şimdi karşınızda Makarna Oyunu.

Roll Tide Willie burada!

-Hey! -Hey, hey!

Willie geldiğinden beri kira ödemedi.

-Ödemedi Kev. -Şimdi paramın karşılığını alacağım.

Seni fena benzeteceğim Willie.

Evet!

Siktir!

-Tanrım. -Ne yaptın?

-Tanrım. -Ne yaptın? Sen yaptın.

-Ne yaptın? -O iyi mi?

-Ellerimi yıkayın. -Sarhoş herhâlde.

Bir saniye susun lan.

Nasıl…

-Hey! -Hey!

Şef bir şey yaptı mı? Şeflerin var, değil mi?

Yok. Çin yemeği söyledim.

-Herkese söyledim. -Tabii. Söylemişsindir.

Katkı maddesi var. Olsun ya da olmasın

sizin iyiliğiniz için söylüyorum.

-Tamam. -Her zaman. Sevdiğimden.

Beni bilirsiniz. Chat,

Çin yemeği severim.

-Druski'nin siparişini getirdim. -Dostum. Nasılsın?

-İyi. Sen? -İyiyim. Seni görmek güzel.

Gelsene.

Pedro, şaka mı bu?

Kanka, sana söyledim. Yapma.

Sana bir ana kayıt hakkı verdim.

İkincisi yok. Hâlâ buradasın.

Çık git artık.

-Yayın mı var? -Evet, ilk yayınım.

Bunun için yaşlısın.

-Kev yapıyor. -Şey… Bilirsin.

Anlamadım… Druski de var. Kai.

Tuhaf oldu. Onları görünce daha çok sevindin.

Kai, torbaları al.

-Buyurun. -Sağ ol.

Chat'e bir selam ver.

Selamlar, ben Dell. N'abersiniz? Geldik işte.

-Tamam. -Yakından daha kısaymışsın.

Tamam. Yeter. Sağ ol. Sonra görüşürüz.

-Bu kadar yeter. -Tamam, görüşürüz…

-Sağ ol. -N'aber?

Wonton çorbası isteyen?

Wonton çorbası isteyen var mı? Kev'e önlük verin.

"Good Burger'a hoş geldiniz.

"Siparişiniz nedir?"

Orada manyaktı.

İkinci bölümünü de çektik.

-Evet. -Kai vardı.

-Yapımcılığını yaptım. -Peki.

-Teşekkür ederim… -Katkısı oldu.

-…bana o fırsatı verdin. -Sağ ol Kel.

Fenaydım. Benim bölümüm iyiydi.

Kenan SNL skecinde gibiydi.

-SNL'e de çıkmalıymış. -Evet.

-Keke'yle çıktım. -Çıktın mı?

Evet.

Bir kereliğineydi. Kenan gibi devamlı olmadın.

Onun adına sevindim.

Kenan'ın onu da almaması kötü oldu,

Kenan kadroya girmişti.

Amaç o değil ama. Herkes sektörde

kendi işini yapıyor ve sanırım bize Jackson ailesiymişiz gibi

davranıyorlar, her şeyi birlikte yapacakmışız gibi.

İzleyenlere söyleyelim, burada amaç Kel'in yayına çıkması

ve ilk kez yayında olması.

Sırada ne var? Neler yapacaksın?

-Fazlaca şey var. -Fazla.

-Olur. Ne gibi? -Birçok şey yapıyorum.

-Bunu diyenler bir bok yapmıyor. -Hayır.

İzleyenler onu tanıyor mu? Kai, sorsana.

-Kel'i tanıyorlar mı? -Chat, Kel'i tanıyor musunuz?

-Chat? -Yazıyorlar. Evet.

ihtiyar olan mı? Ezik

-Tanıyan var gibi. -Biri şey yazmış,

-"O kim lan?" -Evet.

-"Kel kim?" yazıyorlar. -Kel.

Sen de anlatsana…

Evet. Jumanji'de oynadın. Öv kendini.

-Hadi be. Jumanji'sin. -Jumanji!

-Hadisene. -Bence ben ve Kel,

-benim filmlerim… -Takip ediyor musun?

Etmiyorum sanırım. Ama şimdi ederim.

Siz deyince "Neden etmedik?" dedim.

-Neden etmediniz? -Kel, neden?

-Neden? -Saçmalık.

-Anladın mı? -Saçmalık olmuş.

-Evet. -Ortak tanıdıklarımız

-var kesin. -Evet.

New York'ta çalıştıkların aynı.

Chat. Sizce Kev onu sonraki projesine dâhil etsin mi?

-Evet! -Evet. Etsin.

İzleyenlerin önünde söylüyorum.

Bakacağız artık.

-O ne demek? -Evet.

-Biz izleriz. -Davet için sağ ol.

-Güzel oldu. -Alkışlar Kel'e.

-İyi ki geldin. -Tabii.

-Alkışlar Kel'e. -Evet.

-Chat, size dedim… -Kitleni oluşturuyorsun.

-Yalan yok. -Aynen.

Kitlemi oluşturuyorum. Bu müthiş.

Chat bayıldı. Hepsi yazıyor.

Bu arada lafı ağzımdan aldınız.

Tam diyordum, bu yayının en sevdiğim yanı

-kitlemi oluşturmak. -Abartmayı da kes ama.

Kitle oluşturmak, yayın yapmak. İstediğim bu.

-O neydi lan? -Ne oldu?

Neydi o?

Evimin ağzına sıçarsanız…

Burada oturuyorum, ben ne alaka?

Siz pislikler gelmeden önce bir şey kırılmıyordu.

Koca veletler.

Willie.

Manyak. Willie.

Druski.

Druski.

Gel hadi. Bir saniye konuşalım mı?

-Ne oldu? -Bir şey göstereceğim.

Şuna bak. Gel.

Gelsene. Druski, buraya gel.

Siktir!

-Bu senin herif mi? -Hayır.

-Doğal davran. -Kev.

-Doğal davransana. -Ne?

Kameraları kapatayım.

Ne yapacağım, bilmiyorum.

Herif hareket etmiyor,

doğru mu görüyorum, bir bak.

-Hayır, bu… -Bu çok iyi bir şey.

Git, bir bak.

Willie. Şuna bak.

Kontrol et.

Willie.

-Willie. -Bak.

Heimlich manevrası yapalım. Heimlich.

Bir bok yapmayalım. Bu senin eleman.

-Kusturmak gerek. -Druski, şunu söyleyeyim.

Bana bak. Hapse gireceksin.

-Seni… -Dostum. Yayını sessize al.

Sessize al.

Şu an dokunamam. Ellerim pis.

17.04 - GÜVENLİK KAMERASI

-Yardım et Kai. -Dur.

-Suçluyuz. -Hapse gireceğiz.

Hayır. Kendine gel lan.

Yemin ederim, yumruğu yersin. Lanet olsun!

-Bana bak. -Chat, kurtarın beni. Pardon.

-Sessize aldın mı? -Yemin ederim.

Siz bir çaresine bakın. Ben gidiyorum.

-Ne diyorsun? -Nasıl gidiyorsun?

-Ailem var. -Gidemezsin.

Bu senin evin! Kev. Bu senin lanet evin!

Şu piçi halıya sarın. Sonra çöpe atarsınız.

Şu yayını sessize al.

Tamam. Gidiyorum… Geri zekâlı piç.

Chat,

selam.

Param sürtüklerde

Büyük sürpriz var.

Büyük sürpriz.

-Aç kapıyı. Benim lan. -Siktir!

-Kapı! -Zile basıyorum.

Aç kapıyı orospu!

O kim?

Sürprizler bitmiyor chat.

-Şu lanet kapı… -Neredesin?

-Kapıya bakayım. -Pislik baban geldi.

-Selam! -Aç kapıyı!

Öcü geldi. Teniste seni benzeteceğim.

-Zenci… -Arkaya gel.

-Arkadan. -Oraya kadar

yürüyemem lan. Kölen miyim ulan senin?

Amelen değilim lan zenci.

-Arkaya gel Marshawn. -Seni var ya

-fena benzeteceğim. -Tenis oynayacaktım.

Tenis kıyafetimi giymeliyim. Bugün çarşamba.

Paramı alacağım

Marshawn?

Baştan söyleyeyim. Tek maç yaparım.

Tek maç. Sana ayıracak vaktim yok.

-Duymamış olayım. -Hadi. Sakin ol.

Dur, bekle, bekle.

Hayır. Bacaklarından tut.

Tek maç yapabilirim. Kararını ver. Ben verdim.

Raketini alıp gel şuraya, maç yapacağız.

-Uygun mu? -Gösteririm.

-Uygunu göstereceğim sana. -İyi.

İki, bir, üç stili. Warren G. Nate Dogg. Anladın mı?

Tanrım!

-Hapse mi gireceğiz? -Hayır. Kevin girecek.

-İspiyonlayacağım. -Bilemeyiz.

-Dur. Siktir. Tamam. -Siktir.

Seni benzetirim dedim. Çarşamba günü

şu hâlde geldim. Cillop oldum resmen.

-Anladın mı? -Servis at!

Bundan sonra birine çakarım. Anladın mı?

İlginç bir şey yapmak isteyen birkaç sürtük var.

-Siktir… -Aynen. İşte böyle.

Çok fenayım lan.

Kanka. Bu işte gerçekten çok fenayım.

Herkes şu canavar modu olayından bahsediyor.

-Raketine bakacağım. -Lanet.

O ne lan? Siktir. Marshawn Lynch mi?

Siktir. Eğil, eğil.

Gördüm seni. Engellisin diye

istediğini yapabilirsin sanıyorsun.

-McEnroe. Siktir! -Kanka!

Kanka, raketi balta gibi savuruyorsun. Top nereye gitti?

Lanet olsun. Top nerede? Gel lan buraya.

-Ne yapıyorsun… -Lanet.

-İşte oldu. -Lanet olsun!

Hep "beni sevin" triplerindesin.

Senin derdin ne lan? Bak ne diyeceğim.

Senin hakikaten zihinsel sorunun var.

Doktora görün derim.

Tamam. Marshawn!

Kanka, ne oluyor? Hâline bak.

En son Saksocu Betty'nin dizleri böyle kanamıştı.

-Evet. -Sikerler. Gidiyorum.

Evet, iptal edelim. Haftaya.

Dizlerine bir şey yap kanka.

Yara bandıyla hallederim.

Bence yara bandından fazlası gerekecek.

-Neyse. -Aynen.

17.23 - GÜVENLİK KAMERASI ARKA CEPHE

-Dur… -Çöp nerede?

Şu tarafta.

Düşürme.

Az sessiz nefes al.

Druski, konuşma benimle. Konuşmasak da olur.

Aşağıya nasıl götüreceğiz?

Nasıl yani? 20 basamak kaldı.

-Tamam. Hadi. -Hadi. Yorulacak vakit değil.

-Şöyle tut. -Siktir.

Şöyle tut dedim.

-Hadi. İn. -Tamam, tuttum.

-İttirme. Hayır… -Tamam. Anladım.

-Hadi. Hadi. Yapma. -İttirmesene.

Ağırlığı bana verdin.

İnsene. Şişko olduğundan.

-Yoruldum. -Lanet olsun.

-Kötü mü? -O ne?

Cesedi çöpe at. Hadi.

Dur. Yere koy. Hadi.

Acele et.

-Sığar mı? -Sığar. İçi boş.

Hallederiz. Hadi. Üç, iki, bir.

-Kaldır. -Kaldırdım.

Girdi. Hadi.

-Sok iyice. -Bacağı kırılıyor.

Bacağını kırıyorsun.

Yuh, çok güzelmiş.

Helal be Kev.

Evet millet,

biraz izin verin, geleceğiz.

Kanka, kapıyı aç. Dışarıdakiler beni görecek.

Evet. Öyle yap.

Oldu. Evet, evet. Tamam.

-Zıpla. -Bence oldu.

-Tamam. -Oldu. Hadi.

Siktir!

Kapında taş gibi bir hatun var. Geleceğimi söyledim.

Siktir. Dur.

Ne?

Koşsana kanka.

Kevin?

Sexyy!

Acele et lan. Köpek var sanırım.

Siktir. Selam. Kızım.

-Selam şerefsiz. -İyi ki geldin.

Gir hadi. Gir.

-Kapı nasıl? Harika. -Ne oldu?

-Sertmiş. Sarılalım. -Müthiş.

Sarılalım.

Ne oluyor? Gel hadi.

-Yayındayız. -Ne yayını? Evini gezdir.

Üst kattan başlayalım.

-Evi göreceğim. -Kameradasın. Hadi.

Siktir.

Kahretsin.

Sexyy Red evime geldi.

-Merhaba, nasılsınız? -Sexyy Red yanımda.

-Çok sıcak. -Sıcak falan değil.

-Ben yandım. -Üşüyorum.

Su falan içeyim. Birazdan alırım.

Şu an beni ve susuzluğumu konuşmuyoruz.

-Sexyy Red'i konuşuyoruz. -Kafan mı iyi?

-Ben mi? -Bir hâller…

-Bir şey yapmadım. -Kev.

-Kev, neredesin? -Ne oluyor?

-Kev? -Yukarıda mı? Kev?

-Efendim? -Kev?

Buradayım.

-Kev, yaptık. -Kanka. Yaptık.

-Hallettik. -Selam.

Evet.

-Sexyy Red. Kalk. -Selam.

Salla biraz.

Hey!

Aynen!

-Sexyy Red. -Neyi hallettiniz?

-Ne? -Neyi hallettiniz?

-Temizlik… -Havuzu temizledik.

-Evet. -Temizlik vardı.

-Çok… -Yapmazlar.

-Sexyy Red. Vay… -Size söyledim.

Nerelisin, bilirim.

-Seni bilirim. -Cinayet başkenti.

-Cinayet başkenti. -Evet.

-Cinayet. -Başkenti.

-Ve… -Saint Louis.

Tamam.

-Tabii! -Lou.

Cinayet demişken

sana bir şey soracağım.

Sadece sormak istedim.

Birini öldürürsen…

-Evet. -Cesedi nasıl yok edersin?

Ben…

Boğazına çamaşır suyu sokarım.

Etrafı temizlerim

ve sürtüğü nehre falan atarım.

Benimle uğraşılmaz.

Harikaymış.

-Harika dedi. -Kurtulmak için

bunu yapmak şart mı? Yoksa…

Yoksa isteğe mi bağlı?

Nehre atardım ama bacağına

tuğla bağlamak gerek, ki dibe batsın ve bir daha bulunamasın.

-Öyle yapardım. -Zekice.

-Çok zekice. -Ama şöyle bir şey var,

her yerde nehir olmuyor.

-Evet. -O da var.

Ama nehir yoksa.

-Şu an… -Ormana gider,

derin bir çukur kazardım. Hatta birine para verir,

"Çukur kazar mısın?" derim.

Ama ne gömeceğimi söylemem.

Ne gömeceksin? Çöp kutusu mu?

Hayır. Çukur kazarım. Biri çukur kazar.

Ben kazamam. Ben fazla ünlüyüm.

Anladınız mı?

Kimseye bir şey demeyeceksin.

Neden diyeyim ki?

Zeki olmak lazım.

-Sen iyi misin? -Evet.

-Evet Sexyy Red. Hadi… -Bu…

-Bence Sexyy Red… -Ağlıyor musun?

Kariyerini nasıl kurtarırdın,

-biri ölse… -Ben mi?

Kariyerin nasıl kurtulur?

Pisliği alnından vururum,

tam ortadan, bitti. Bum!

Anladın mı? Pislik ölür.

Şakam yok. Nesi var bunun?

-O iyi. -Neden ağlıyorsun?

-İyi değil gibi. -İyiyim.

Az önce gelirken neden bahsediyordunuz,

-anlamadım. -Havuz var ya?

Kocaman havuz var. İçinde ne var?

-İguana mı? -Evet, iguana.

-Japon balığı. -Konu

-bu değildi. -Havuzu temizledik.

Tamam.

Bence şu anda,

yayında yapmamız gerekenler var

ve bence Sexyy'yi

-göndersek iyi olur. -Sexyy Red burada.

Sexyy var ama.

-Kovuyor musun? -Yok.

-Açıkla. -Biz…

Partiye geldim!

Evet ama cenaze arabası geliyor.

Zaten gidecek daha iyi yerlerim var.

Eziksiniz, tuhafsınız.

-Çekilin. -Tuhaf mı?

Tuhafsınız. Ne oluyor?

-Çantan kaldı. -Kahretsin.

-Evet. -Paramı mı çalacaksın?

-Bir bakayım. -Ne var?

Silahı var!

-Silahı var! -Yokmuş!

-Yanlış alarm! -Yok.

-Telefonuymuş! -Bir şey yok!

Telefonuymuş!

Beni kovuyor musunuz?

Sik randevum var. Defolun.

Sik randevusu.

-İlgilenmem gerek. -Sikle mi?

Hatun kaliteli ama.

Kesin onun siki sizinkilerden büyüktür.

Benimkinden değil. O kesin.

-Bakayım. Hadi. -Göster.

Druski.

Git. Koş. Pipini göster!

O siki göreceğim. Param var.

Sik param var.

Sik için paraya gerek yok.

-Dru. Kızı geçir. -Geçiriyorum.

-Aç lan şu kapıyı. -Siktir.

-Aç. -Gösterdin mi?

-Hayır. -Pipini göster!

Kapı nasıl kilitleniyor?

Hey!

Gösterdin mi?

Sikini göreceğim!

Dışarıya attım.

-Göster. -Olmaz. Kovdum.

Kapı nasıl kilitleniyor?

-Sexyy? Şuna bak. -Yapma, gerek yok.

Hayır, hayır! Tanrım!

Kevin! Kevin, yapma şunu!

Kev, topla şu donunu…

Evet! İşte böyle!

Buna gerek yoktu.

Hayır!

Gösterdim.

-Kev, gerek yoktu. -Gösterdim.

-Gerek yoktu. -Kev.

Siktirin gidin. Bitkiyi alıyorum.

Çaldı lan…

Bitkini çaldı.

Benimkinden

-etkilenmediği için çaldı. -Siktir.

Karıma söyleyin.

-Karıma söyleyin. -Bir şey söylemem.

-Söylemeniz gerek. -Chat efsane!

Ne yapacağız?

Yayındakiler bir şey bilmiyor.

Chat, nasılsınız?

"Kai ve Druski ne yaptı?

"Masadaki flaş bellekte ne var?"

Hayır.

Durun. Ne…

Hayır. Şimdi olmaz. Yapma.

Millet.

Bekleyin.

-O ne? -Mikrofonlarınız kapalı.

UZAKTAN ERİŞİM SAĞLANDI

-Siktir. -Ne?

-Gülümseyin. -Chat.

-İttirme! -Tuttum.

Bacağı kırılıyor.

-Chat. -Ne oluyor lan?

Bir şey söyle.

-Konuş. -Chat…

-Bağışlar. -Durun.

Alkış.

-Alkışlayalım. -Alkış.

-Kapat. -Bu…

Dur. Bağış yapan Analog…

-23. -23.

-Analog23. -Sağ ol.

O neydi lan?

Tamam, tamam.

Dinleyin.

Tamam.

Canlı yayındayız.

Dudak okumasınlar.

-Evet. -Ses var.

-Öyle mi? -Dudağınızı okumasınlar.

Bu evde birisi var.

-Yani? -Ne yapacağız?

Çılgınca bir şey yaparsanız şey görünecek…

Sakiniz biz.

Ben sakinim.

Çöpe götürdüğümüzü görmüşler.

Konuşup şu işi çözebileceğimiz bir yere

gidelim hadi.

Şu an tuhaf görünüyoruz.

Gidiyoruz.

-Evet! -Gidiyoruz chat.

-Neden öyle… -Ne?

Neden çöpe atın dedin?

Susun lan!

-Çöp nereye gidecek? -Bakın.

Neden çöpe atmamızı

-söyledin? -Tamam. Aşağıya inelim,

-garaja. Olur mu? -Tamam.

Hey Kev, Kev.

-Hadi! -Kev.

Kev, sakin ol. Bir şey olmaz.

Ya katil hâlâ evdeyse?

Saçmalama. Gitti.

Selam!

Kev. Alo Kevin.

Kevin, balonlar geldi.

Sonra konuşuruz.

18.21 YATAK ODASI DOLABI

-Burada konuşalım. -Biz…

Şimdi yayına geri döneceğiz.

-Tamam. -Olanları

kimse bilmemeli. Yayındakiler anlamadı.

Willie'yi öldürdüler. Yayını kapatalım.

Anlıyorum. Gerçekten.

Ama en önemli şey hâlâ yayındaymışız gibi

görünmemiz.

Bu oyundan sonra eve kimse girmemeli.

Kilitleyelim.

-Mecbur. -Biz… Bakın.

-Kapatıyoruz. -Tamam.

Şu işi çözelim.

Yayını kapatıp polisi arayalım.

-Evet, bu olayı bitiriyoruz. -Aynen.

-Ama doğal görünün, tamam mı? -Tamam.

Burada olanları

-ve yaptığımızı… -Evet.

-…kimse anlamasın. -Evet.

Druski, takımı giy.

Chat, yayın daha iyi olacak demiştik.

Daha da büyüyecek.

Büyük bir sürpriz geliyor.

-Burada kim sap? -Druski.

-Kardeşim Druski. -Druski.

Druski. Şey yapalım.

Buraya hüzünlü bir müzik koyalım. Tam zamanı.

-İşte böyle. -Hüzünlü olsun.

-Biraz çalsın. -Çalsın.

Druski için gelsin.

-Yeter mi? -Evet.

Tamam. Druski için çaldı, çok üzülüyor

çünkü adam yapayalnız.

Tüm gün yayında neler yaptı,

-gördünüz. -Evet.

Kızları arayıp durdu.

Şimdi aşkı bulacak.

Bir dizi harika kız getirdik.

-Tamam mı? -Sus.

-Bu… -Neden beni

çağırdın lan?

Bir süredir sapsın.

-Öyle deme. -İyi.

-Çok güzelsin. -Öyle deme.

-Anladın sen. -Evet.

-Belki olur. -Evet.

-Peki. -Belki de

-bu işe yarar. -Olabilir mi?

-Mümkün. -Aşk.

Aşk istemez misin?

-Hiç mi? -Bir süredir bulamadım.

-Aynen. -Sana güveniyorum.

-Beni aradın. -Bacım benim.

-Benim… -Sen çağırdın.

-İşte benim bacım. -Evet.

Anlayın, ilişkiye önem veririm,

bu bacım. Onu çağırdım,

"Neden?" dedi.

-Söylemedim. -Evet.

"Güzelce giyin." dedim.

Bu arada harikasınız.

-Sağ ol. -Hepiniz.

-Evet! -Hanımlar!

Hanımlara alkış!

-Hanımlar. -Hanımlara gelsin.

-Dinleyin. Başlamadan… -Evet.

Druski'yi çağıracağım, hazır olsun.

-Yakışıklı mı? -Peki.

Zengin mi?

-Güvenin! Fena değil. -Hadi.

Tipsiz biri için sizi çağırmayız.

Oyun çok kolay kızlar.

-Beğenmezseniz patlatın. -Tamam.

Beğenirseniz balonu tutmaya devam edin.

Hey!

Yarışmacı, gel hadi.

-Hadi. Gel şampiyon. -Gir!

-Gel hadi. Yürü. -İşte.

-Evet! -Devam et. Evet!

-Evet! -Hayatta olmaz!

Kahretsin. Fena patlıyorlar.

Silah mı var?

-Tamam. -Vay be!

-Tüh! -Siktir!

O kadar balon yoktu ki.

-Ne ses çıktı. -Evet.

Dostum, bence biraz kötü yorum duymak güzel.

Tamam ama böyle olacağını bilmiyordum.

Söyledim, farklı olacak.

-Devam edelim. -Tamam.

Neden patlattın?

Tam tipim.

-Şaşırdım. -Ben kalıplı severim

ama seçen ben olduğuma göre

-bu çok ama çok fazla. -Tamam.

-Anladım. -Çok garip.

Onu aradığım zaman

kesin onu seçer demiştim.

Yayında mıyız?

Sen neden patlattın?

Suratı biraz küçük.

-Evet. -Buruşturulmuş gibi.

-Pug gibi. -Oyuncak.

-Anladım. -Köpek gibi.

-Evet. -Seni çok iyi anladım.

Bence de öyle.

-Burnuna bakın. Evet. -Küçücük. Şey…

-Evet. -Şey gibi…

O köpekler ölüyor.

-Erkenden. -İlaç vermek lazım.

Kev, ben bunu istememiştim.

Bu arada, harika bir benzetmeydi.

-Bu arada. -Sağ ol.

-Devam. -İyiydi.

Bu kadar sırıtan biri istemem.

-Sırıtıyordu. -Çok sırıtıyor!

Aşırı… Şu an da sırıtıyor.

Neden sürekli mutlusun?

-Şüpheli. -İyiydi.

-Dişlerini yaptırınca… -Evet.

…biz gördük ve "Aşırı." dedik.

-Demedin. -Dişçilerin hepsi

kimsenin istemediği kaplamayı sana sattı.

-Aynen! Evet. -Kimse istemiyor,

"Madem aldık, şundan kurtulalım." dediler.

Sana yaptılar.

Devam edelim.

-Tamam. -Şu kızın balonu duruyor.

-Biri var. -Biri kaldı.

La,

bana güvendiğin için

-çok teşekkür ederim… -Tam benlik.

Güzel bir fırsat…

Eyvah.

-Birincisi… -Tüh.

…benim ne kadar meşgul olduğumu bilirsin.

Tanrım.

Bu saçmalığa vaktim var mı?

Bu kadar da umutsuz muyum?

Beni yayına aldın…

-Canlı. -…sürtük oldum.

Beni gerçekten sevecek birini bulamaz mıyım?

-Şey yapacağım… -Cidden mi?

Size de acıyorum. Hepinize.

-Tamam mı? -Neden acıyorsun?

-La, şey… -Vaktimi

sakın harcayayım deme.

Ciddiyim.

Bu arada millet, işte biz böyle oynarız.

Ben oynamıyorum.

Evet.

Bıktım senden.

Ben…

Sonra ararım.

Sonra ararım seni.

Siktir! La! Sıçayım.

Bana kızma.

Ne dedim, biliyorum.

-Ama… -Kev, bu ne?

Buna vaktim mi var sence?

-Yoktur. -New York'tan buraya

ne için geldim?

Kev, sen yayıncı değilsin!

Chat, dinlemeyin. Siz biliyorsunuz,

bunu seviyorum.

Tanrım.

Kai!

Kadeh tokuşturalım…

-Şerefe. -Bana da.

-Berekete. -Evet.

-Paraya. Daha çok fırsata. -Kızlarla içerim.

-Aynen. -Başarıya. Şerefe!

Aynen!

-Beni rezil ettin. -Nasıl?

-Sürtüklerin önünde. -Balon patlattık.

Anlamadığın bu.

Kızların önünde rezil oldum.

Kızların önünde.

-Şerefsizlik… -Dur.

-…ettin. -Dokunma bana.

Kendi evimde dokunma.

Kendi evimde bana dokunma.

-Dikkat et Kev. -Dokunma.

-Işıklara ne oldu? -Çekil!

Hey!

Işıklara ne oldu?

-Derdin ne? -Kızların önünde rezil

-oldum. -Dur…

-Şaka bu. -Kev. Kev!

-Şaka yapıyorsunuz. -Tanrım. Bu ne lan?

Siktir lan.

Kev. Tanrım.

-Hepsi… -Tanrım.

Ne oldu lan…

Cesede dokunma.

Dokunma şuna! Dokunma!

Dokunmasana!

Kahretsin!

Dokunma dedim!

Dokunma şuna!

Âdetleri çakıştı.

Aynı anda patladılar.

Biri tampon getirsin.

En büyüğünden.

-Hayır Kev. -Dev boy.

Kev, Kev!

Bu âdet kanı değil.

-Hareket etmiyorlar. -Âdet kokmuyor.

Siktir!

-Dostum! -Dinleyin.

Polisi aramalısın.

-Mecbursun. -Sus lan!

Evde biri var lan!

Kahretsin.

Hey?

Selam!

-Neredesiniz? -Ne?

Hey!

Kapıyı kilitledin mi?

Kilitledin mi?

Derdin ne? Kapıyı kilitlemedin mi?

Kevin, kariyerim mahvolacak.

Dinle, biraz durup düşün.

Biraz ciddi olalım,

bir benim kaybedecek şeyim var.

Sadece benim gerçek kariyerim var.

-Duydun mu? -Gerçek kariyer diyorum.

Filmleri diyorum.

O neydi lan?

Bir şey mi oldu? Acele edin.

İyi misiniz?

-İyi. -Daha fazla katlanamam!

-İyi. -Yayın yapacaktın!

Bu iş ciddi! Hapse gireceğiz!

-Hapis! -Dur.

Bu ne lan?

-Hey! -Bu ne?

Yakalayın onları.

Hey! Hayır.

Siktir!

Tanrım!

Duke!

Tanrım.

Durun. Çocuklar!

Ben öldürmedim.

Tanrım!

Ben öldürmedim.

Kevin!

Kapı açılmıyor! Kilidi aç.

Kapıyı aç.

Siktir.

"Bayıldım." "Şaka."

HARİKA ŞAKA - PRODÜKSİYON HARİKA ÇOK GERÇEKÇİ

Evet!

Evet, aynen. Evet. Anladım.

Kai!

Neredesin?

Neredesin?

Kai!

Tanrım! Delirdin.

-Kevin… -Astım ilacım.

-Nerede? -İlaç lazım!

-Astım ilacım! -Kevin nerede?

Hey, hey. Kevin nerede?

Kevin nerede? Kevin?

Kevin nerede?

Kevin!

-Kevin! -Kev!

Kev!

Kev!

-Kev! -Kev!

Siktir.

Bu Duke.

-O kim? -Duke?

-Duke? -O kim?

Hadi, hadi.

Siktir!

"Kevin'ın en iyi oyunculuğu bu oldu."

Evet.

Chat harikasınız.

İşte böyle yapılır.

Böyle yapılır.

Chat harikasınız.

Kai!

Druski, chat anladı.

-Kimse yokmuş. -Hayır.

-Benden bu kadar. -Siktir.

Yeter. Benden bu kadar.

Şuna bir bakar mısın?

Sikerler. Ben gidiyorum.

Dinle. Bekle. Önce Kevin'ı bul,

-sonra… -Kevin da parçası.

Olanları anlamadın mı?

Kevin!

Kevin! Evet!

Dur! Bekle lan.

Neredeydin?

Ray'i arıyordum.

-Ray'i. -Sikerler!

-O da… -Siktir et!

-Olmaz! -Yapmadım.

Yapmadığını söyle.

-Kevin. -Hepsi senin oyunun Kev.

-Hayır. -Düşünsene.

Bir düşün.

Ne zaman bir bok olsa

-çekip gitti. -Hayır.

-Doğru. -Dostum öldü.

-Adam öldü Kev. -Ne?

Duke öldü.

Roll Tide Willie de.

Beni görüştürdüğün kızlar öldü!

Willie üç haftadır kira vermeden

burada yaşıyor.

Nedenini anlamadım.

Ben de. Ona tek kelime etmedim.

Onu mu öldüreceğim?

Ben mi öldürdüm…

Duke?

Herifin adını bilmiyorum,

ben mi öldürdüm?

Aşırı enerjik tipler

çağırdınız, ben de kabul ettim.

Herkesin kariyeri mahvolacak.

-Tamam. -Bizi siklediğin yok Kev.

Bizi hiç…

Birisi bunu bilerek yapıyor.

Sizi siklemiyorum ne demek?

Nasıl görünüyor, anlıyorum

ama size hayranım.

Derdim sizi mahvetmek değil.

Yaptıklarınızı takdir ediyorum.

Başarmanızı isterim.

Neden arkadaşların evden rahatça çıktı?

Diğer herkese bir şeyler oldu.

Onlar yaşlıydı.

Yaşlılar kaçmayı iyi bilir.

Gece kulübünde olay çıkarsa yaşlılar ne yapar?

"Ben gidiyorum." derler.

Gençlerse kalır ve mıhlanır.

Kurşunu yerler.

Öyle değil mi?

-Doğru. -Evet, öyle.

Beni katil bellediniz. Yapmayın.

Katil falan değilim,

hiçbir şekilde. Ama bu evde bir katil var mı?

Hem de nasıl.

Bu evde biri bizimle kafa buluyor.

Biri var. Dedim ya Kai.

-Tamam, dinleyin. -Öyledir.

Polisi aramalısın.

Arayamayız. Bizi listeye aldılar salak.

Evi kapattım. Kimse girip çıkamaz.

Bu bir gerçek. Tamam mı?

Ön kapı da kilitli.

Gerçek bu. Kilitledim.

Tamam, sakin.

Evde 30 kamera var Kev. Ne yapacağız?

Evi arayıp

bunu kim yapıyor, bulacağız.

Dosdoğru.

Bulunca geberteceğiz.

Ulan, o herifle teke tek kapışacağım.

Teke tek.

Beni öldürürse önce o ölecek!

Herkes geberecek

-ve etlerini yiyeceğiz. -Dök içini.

-Kev, sana güveniyorum. -Kai, aynı gemideyiz.

Herifi kıçından vuracağız.

-Peki. -Tamam.

-Hey. -Burada bir bok yok.

Hadi. Gidelim!

-Gidelim! Boş. -Kev.

-Dur! -Ne var?

O kim? O kim? Gördünüz mü?

-Siktir. -Gördünüz mü?

-Şuradan git. -Hadi.

-Yavaş. -Kai. Bir bak.

Çaktırmadan bak.

-Ben mi? -Evet. Git, bak.

Kev, senin evin. Sen bak.

Gizlice bak. Hadi.

Tamam, hadi.

-Yürüyün. -Hadi.

Yürü.

Duydunuz…

-Ne yapıyorsun? -İnelim mi?

Duvara yaslanın.

Duvarın olmam. Nasıl yapayım?

-Sırtınızı verin. -Sakın…

Sırtınızı verin.

Tamam.

Hadi!

Dostum! Kalk!

Sus.

Ne?

Bir şey görmüyorum.

Hadi ya? Aynı yere geldik.

-Öyle mi? -Hayır.

U dönüşü yaptım.

Biri varsa bizi görür diye.

Belki siktirip gitmiştir.

Planın vardı.

Evet.

Siktir.

Biz…

Tanrım.

Siktir.

Fanum.

Seni geberteceğim!

Hayır. Kai, Kai.

-Kai. -Sikerler!

Kai.

-Siktir! -Geliyor!

Geliyor!

Geliyor!

Siktir!

-Kahretsin. -Hadi.

Hayır. Hepsi kilitli.

Siktir! Garajı aç!

-Hey, uzak dur! -Garajı aç!

-Hey! -Geri dur!

Şerefsiz!

-O kim? -Uzaklaş!

Tamam.

Beni deli…

-Bu ne? -Kel?

-Kel? -Kel, neler oluyor?

Kel…

-Hey. -Kel.

Kel?

Kel, ne yapıyorsun?

Ne? Ne diyeceksin?

-Bir şey söyle. -Bekle Kel.

-Bir şey söyle. -Kel.

Bir sıkıntı varsa

konuşalım Kel. Oturalım.

Yiyelim, içelim, sorunu çözelim.

-Bizi öldürmek çözüm değil. -Evet.

Herkese yalan söyledin.

-Sürekli yalan söylüyorsun. -Kel.

-Tamam mı? -Konu sen değilsin dostum.

Haklısın. Konu ben değilim.

-Konu tamamen sensin. -Ne?

Evet.

-Kel. -30 yıldır

bu sektördeyim!

-Bekle. -"Kahraman Burgerci!"

"Seni hiç görmedim!"

"Şimdi ne yapıyorsun?"

-Sen ne yapıyorsun? -Şakaydı.

"Saturday Night Live mı?"

Aç gezen oyuncular var.

Sizse hepsini aşağılıyorsunuz.

Bu bir yayın. Biz yayıncıyız.

"Biz yayıncıyız. Yayıncıyız."

Başka ne mi yayınlanacak? Kan.

Bunu yayınlayacağım.

Chat nerede? İşte.

Merhaba chat.

-Evet. -Hayır.

Bu harika olacak.

-Siktir. -Yapma!

-Kel. -Kevin'ı karnından mı,

-kalbinden mi bıçaklayayım? -Kamerayı indir.

17 yıldır görmedin, değil mi?

Ama ben seni gördüm.

Çalının ardındaydım.

Yatağının altında.

Karına o bir buçuk dakikalık

en kral pompanı yaparken tam şuradaydım.

-Delisin sen. Hasta herif! -Aynen.

Hasta herif!

Siktir.

Hadi.

Bir oyun oynayalım.

Bir oyun oynamak istiyorum. Ya siz?

Oyun oynamayı seviyorsunuzdur.

"Makarna."

-Evet! -Şaka yapıyorduk.

-Oyun oynarsınız. -Hayır.

Şu harika olurdu.

Kendinizi öldürün, ben izleyeyim.

Kim başlamak ister?

-Gönüllü olmam. -O piti, piti…

Ben de yapamam.

-Ölmek ister misin? -Yapmam.

-Ben yaparım! -Ne?

-Evet. -Hadi.

Kevin.

Sikerler. Umurumda değil.

-Öne çıkıyor. -Yapma.

Siz dostlarımsınız, size fırsat veriyorum.

-Önce ben. -Boğazını mı keseceksin?

-Öyle mi? -Önce ben yaparım.

Önce sen mi?

Sana bu bıçağı vermeyeceğim.

Bıçağı verecek sandım.

Çok zekice olurdu ama. Gerçekten.

Kel, lütfen dostum. İyi eğlendik.

Gerçeği söylemek güzel, değil mi?

Hayır dostum.

Kokusu bile güzel.

Çok çalıştın.

-Seni anlıyorum. -Peki.

Bunu bilmen önemli.

-Anlıyorum. -Hadi ya?

-Şöyle Kel. -Evet.

Ne var?

Bu pislikleri öldürürdüm.

Ben de anladım.

Ne?

Her şey şimdi anlaşıldı.

-Ne? -Beni

ve Druski gibileri küçümsüyorsun.

-Tamam. -Willie, Duke,

hiçbiri umurumda değil.

Beni küçümsedin, fikirlerimi çaldın,

her şeyi kendin yaptın. Önüme geçtin Kev.

Sen de şişko.

Siktirip gidin.

-Tanrım. -Bana sadece Kel yardım etti.

Good Burger 2. Bana vermediğiniz fırsatı verdi.

O yüzden Kel.

-Evet. -İstediğini yap.

Dur.

-Bekle. -Hayır, dur.

Sana bir lafım var.

Bu pislik beni gebertecek.

Hasta bir pisliğim,

siz de biliyorsunuz.

Kıpırdama!

Kıpırdama!

Silahını yere koy!

-Dizlerinin üzerine çök! -Kıpırdama!

-Yakalayın! -Götürün!

Bir daha gelmesin.

Kalk.

Siktir git!

Bu iş daha bitmedi!

Hapiste iyi şanslar Booty Warrior.

ACİL DURUM ÇAĞRISI 18 MAYIS 2025 23.04

911, acil durumunuz nedir?

Alo, Kevin Hart'ın evindeyim. Ölenler var.

Bekleyin. Tercümanı bağlıyorum.

Siktir. Hadi. Şerefsizler ölüyor.

Merhaba. Sabrınız için teşekkürler.

Adım Guillermo Juan Carlos Del Barco Del Rio ama Kevin bana Pedro der.

Sakin olun. Neredesiniz?

Adres 14-0-8.

O ev listeye alınmış.

Erken saatlerde SWAT ekibi intikal etmiş.

Hayır, bu gerçek. Ölenler var! Yardım edin!

Kevin Hart beni eve almıyor, kapılar kilitli.

Peki. Güvenli bir noktaya gidin. Polis yolda.

Kim bilebilirdi?

Bugün ne öğrendik?

O şerefsiz, bir katil.

-Çocuk yaşta başlayınca… -Acımasız.

Ben de öyle dedim ya.

Dur, dur.

Bıçağı bırak.

Ne yapıyorsun?

Delirdin. Neyin var?

O neydi öyle?

Konuşup duruyorsun.

Ne diyordun?

Ne yapacağımı bilmiyordum.

Sonunda yaptım ama.

-Değil mi? -İyiydi. Bizi kandırdı.

Dostum.

-Hadi. -Kanka.

Rol yaptıysan yeteneğin varmış.

Çok iyiydi.

-İyiydi. -Şişko falan dedin

-ama neyse… -Alınma sakın.

-Hadi. -Rol yapıyordum.

Kiloyla dalga geçilmez. Söyleyeyim.

-O olmadı. -Bir şeyler yiyelim.

Kola istiyorum.

Biliyordum!

Ne yayındı ama.

-Yayında öldü. -Pislik Mitchell!

-Oldu işte. -Evet. Çok iyi.

-Ne gündü. -Çok iyi.

Biraz sokayım.

-Bekle. İzle. -İyi yanıyor.

-Oldu. -Evet.

Bekle, dur, dur.

Ne pişireceksin?

-İzle. -Biraz daha gerek Kevin.

Wagyu eti var,

-biraz da… -Oldu.

Ama biraz… Size söyledim,

-vakit alır. -Ağır ağır.

-Ben yaparım. -Yuh.

Kai, beni de kandırdın.

Çok iyiydi.

Siktir!

Ne oluyor?

Siktir!

Kahretsin! Orada!

Ne…

Bence yayını bitirelim artık Kev.

YAYIN SONA ERİYOR TEŞEKKÜR EDERİZ

Karşınızda Kai ve Druski. İyiydi.

Teşekkürler herkese.

Efsane yayındı!

Uzun bir gündü!

Bana mı diyorsun?

Şunu söyleyeyim,

ilk yayın olmasına rağmen fena değildi.

Yayın işi…

Fena tehlikelidir, söyleyeyim.

O hesap.

-O hesap. -O hesap.

Tekrar yapar mısın?

Hayatta olmaz.

-Hayatta evimde yapmam. -Evet.

Willie'nin siparişi var.

-Kim? -Yemek siparişi.

Willie'ye. Neden her yer kan içinde?

Anlatsak da inanmazsın.

Uzun hikâye.

Seni de öldürürüz.

Bırak. Bırak oraya.

Uzun bir gün oldu.

-Sağ ol. -Hadi.

Vay be Willie.

-Ne zaman sipariş vermiş? -Belli ki…

-Bira da var. -Bira.

Bira mı var?

-Evet. -Şerefsiz cennette bile

bira içer.

Willie'nin hatırına içelim.

-Şimdi… -Kalbimizdesin Roll Tide.

-Roll Tide. -Evet.

Hiç…

-Şey… -Ne…

O neydi lan?

Willie?

Benim siparişim mi?

Evet.

Sağ ol.

İyi geldi.

KEVIN HART'IN KONUTU - KAMERA 13 18 MAYIS 2025 - 1.34

UZAKTAN ERİŞİM İZNİ VERİLDİ

Kel Mitchell'la iş bitti mi sandınız?

Tabii ki hayır. O piyondu.

Oyunumuz asıl şimdi başlıyor pislik!

Evime gelirseniz…

Yakınlaştır.

…kurallarıma uyarsınız şerefsizler!

Ne?

-Siktir! -Başlayalım!

Kahretsin!

Dur!

O neydi?

Makarna değil bu, cam var lan!

Bu kadar.

Çıkın gidin lan buradan!

Ne?

-Tekmele! Ne yapıyorsun? -Kev.

-Hadi ama. -Kev, Kev.

Bırak beni. Ne yapıyorsun?

Nickelodeon mı sandın?

Süt çocuğu gibisin.

-Süt çocukları… -Evet!

Onlardan.

Nickelodeon suratım yok.

-Var. -Hayır, yok.

Yok dedim.

"Portakallı gazoz istiyorum."

Kevin! Hay sıçayım!

Siktir!

Bir şey düştü.

Çekemedik ki.

Sadece "Kevin!" dedim.

Nickelodeon'a çıktın sen.

Ödül almak için.

Yeşil slime yemedim demiştin, hani?

Kev, slime yedin sen.

Hulk sümüğü mü?

Jumanji'nin tanıtımını

-yapıyorduk. -O başka.

-Kids' Choice Ödülleri. -Slime yedin mi?

Tuhafsın.

Çok tuhafsın.

Seni anladım.

Herkes nerede?

CEHENNEMDEN CANLI YAYIN

Alt yazı çevirmeni: Mehmet AY

Proje Kontrol Sorumlusu Can Atalay

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.