All language subtitles for S01 E01a - Shatterday

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

KIRILMA GÜNÜ

Bazıları ihtiyaçları için uğraşırlar.

Bazıları istediklerini elde etmek için.

Peter J. Novens gibi insanlar ise sadece uğraşırlar.

Ve yeterince uzun bir süre, durmaksızın can sıkarlarsa...

...bazı şeyler Alacakaranlık Kuşağı'ndan kendilerine geri dönebilir.

Johnny, bir tane daha verir misin? 1. GÜN: HERHANGİ BİR GÜN

Jamie yine mi gecikti?

Belki trafik yüzünden, belki de...

- Johnny, telefonu verir misin? - Tabii.

Teşekkürler.

- Lanet olsun! - Ne oldu?

Jamie'nin ofis numarası yerine...

...kendi evimin numarasını çevirdim. Buna inanabiliyor musun?

Alo?

Afedersiniz, yanlış numara sanırım.

Hangi numarayı aramıştınız?

Klondike 56189.

Burası Klondike 56189 Kimi aramıştınız?

Hayır, yanlış numara çevirmiş olmalıyım.

Bu, Klondike 56189 olamaz.

Evet, aradığınız numara doğru. Kimi aramıştınız?

Bu numarada telefona cevap verecek kimse yok.

Bir dakika.

Bu numaranın Klondike 56189 olduğuna emin misiniz?

Kendi telefon numaramı çok iyi biliyorum, dostum. Kimsin sen?

Peter Novens. Sen kimsin?

Ben, Peter Novens.

Bu hiç komik değil.

Sanki benmişim gibi.

Kendi ev numaramı çevirdim.

Orası benim dairem. Ne yapıyorsun dairemde?

Benim dairem!

Bu çok aptalca bir şaka. Freddy, sen misin?

Kim o? Morrie, sen misin?

Alan?

Kimse sesimi senin kadar iyi taklit edemez. Alan?

- Kes şu oyunu dostum... - Kes şu oyunu dostum...

Dur bir dakika. Ben buradayım...

...sen benim... sen benim dairemde olamazsın...

Skip Fisher'ın babası ne iş yapardı?

Tanrım, Skip Fisher.

Onu düşünmeyeli yıllar oluyor.

Skip'in babası itfaiyeciydi.

İşi bıraktıktan sonra Studebaker için çalışmaya başladı.

İnanılır gibi değil. Bu gerçek olamaz.

İyi misiniz, Bay Novens?

Jamie gelirse... onu daha fazla bekleyemediğimi söyle.

- Gitmem gerekiyor. - Not filan bırakmayacak mısınız?

Bir sorun olduğunu görmüyor musun?

Durumumu görmüyor musun? Bunu ona söyleyemez misin?

Klondike 5-6-1-8-9

Takma kafana... Takma kafana.

Evde kimse yok. Kafana takmana gerek yok.

Alo?

Yine benim. Peter Novens.

Demek aynı şeyi söylemeye devam ediyorsun.

Bu gerçek olamaz.

Kimsin sen?

Ben, Peter J. Novens'ım. Yemin ederim.

Sen gerçek değilsin.

Ne söylememi istiyorsun? Ben kim olduğumu biliyorum.

Peki, sen kimsin?

Bu konuda bir şeyler yapacağım.

Devam et. Ben buradayım.

Oraya gelip seni sokağa atmama ne dersin?

Bunu ben de düşündüm.

Gerçekten bu riski göze almak istiyor musun?

Ne?

Bu olayın her gün olduğunu düşünsene.

Sence bu normal bir şey mi?

Ne demek oluyor bu? Orası benim evim!

İki aynı nesne, aynı anada, aynı alanı kaplayamaz. Bunu duymadın mı hiç?

Başka bir deyişle...

...ikimiz de Novens olamayız. Değil mi?

Haydi! Haydi!

Sırada ne var? Başka tehditler mi?

Bak, bu delilik.

Eğer bu doğruysa, ikimiz de Novens isek...

...ikimiz de var olabilir ve kendi hayatlarımızı mutlu bir şekilde yaşayabiliriz.

Dalga mı geçiyorsun?

Sen kendi hayatından bile mutlu değilsin.

Bir de senin hayatını benimsememi mi istiyorsun?

Paylaşmak sana göre bir şey değil.

Kendi hayatımda mutlu olmadığımı nereden çıkarıyorsun?

- O konuda ne biliyorsun ki? - Hayatın hakkında mı ne biliyorum?

Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun?

Benimle konuşuyorsun, Novens. Benimle.

Hayatımda yanlış olan hiçbir şey yok!

Bir tek şey bile yok!

- Sence yanlış olan ne, zeki çocuk? - Her şey.

En küçük parçasına kadar kokuşmuş.

İşin üzücü yanı ise, sen bunu biliyorsun...

...ve hâlâ hiçbir şey yapmıyorsun.

Ama bu değişecek. Bugünden itibaren değişecek!

Eğer aramızda bunu yapacak biri varsa, o da ben olmalıyım.

Bunu nasıl önerebilirsin ki?

Sen oradasın, elin kolun bağlı.

Halbuki ben, burada, evde ve güvendeyim.

İşime devam edebilir, hayatıma yön verebilirim.

Öyle mi? Bir de olaya şu yönden bak:

Orada, üç buçuk oda arasında sıkışıp kalmış durumdasın.

Eğer kazara dışarı çıkacak olursan...

...içeri ben girer ve ne olursa olsun orada kalırım!

Er veya geç oradan çıkacaksın.

Sana önerim, bunu bir an önce yap!

Teşekkürler.

2. GÜN: ÖDEME GÜNÜ

Çek hesabımı kapatabilir misiniz, lütfen?

- Pekala. - Farkı alın ve karşılığında bana çek verin.

Paranızı başka bir hesaba aktarmak ister misiniz?

Hayır. Aslında başka bir bankaya yatırmak istiyorum.

Hizmetimizden bir şikayetiniz yoktur umarım.

Hayır. Bu kişisel bir şey.

Evet, beni duydunuz.

Şirketinizin olumsuzlukları kaldırabileceğimden çok fazla.

Girin!

Yiyecekleriniz iğrenç, fiyatlarınız çok uçuk...

...ve teslimatçılarınızın hepsi patates kafalı.

Öyle mi? Güzel. Bu benim için daha iyi.

- Öğle yemeği istemediğinizden emin misiniz? - Hayır, böyle iyiyim.

Bana bir mide ilacı getirebilir misin? Üstü kalsın.

Sorun değil. Hemen getiririm.

Alo? Benim. Şey...

- Benim bedenimde ilk günün nasıl geçti? - İyi.

- Senin dışarıdaki ilk günün nasıl geçti? - Dinle dostum. Bazı önlemler aldım.

Banka hesabımı kapattım. Artık kapına sipariş getiremeyecekler.

Yemek veya herhangi bir şey için dışarı çıktığında ben orada olacağım.

Biraz geç kaldın. Dışarı çıktım bile.

Bir kuşatma için evde yeterli malzemem var.

Kutuda biriktirdiğin 200 doları hatırlıyor musun?

Lanet olsun!

Tıpkı Jack London'ın "Yıldızlar Korsanı" romanında olduğu gibi.

Adam, astral projeksiyon uygulayarak kendi bedeninin dışına çıkıyordu.

Tıpkı bana olduğu gibi.

Belki de ben uyurken olmuştur.

Yani ben kendimim.

Sadece benden bir parça gitti.

Ve sen olmadan her şey çok daha iyi.

Güzel teori, dostum.

Bir de bunu dene.

Kenny'nin auramın Kirlian fotoğraflarını çektiği hafta sonunu hatırlıyor musun?

Bu da benim teorim:

Bir şey benden ayrıldı... bilmiyorum... Benim bir parçam...

Bir şey...

Çok aptalca, değil mi?

Bu sabah annen aradı.

İşte bu harika.

Ne istiyormuş?

Son ziyaretinde ondan erken ayrılmak için yalan söylediğini biliyor.

Burayı aradı. Araştırdım, Miami'de bir otelin numarasını verdiler.

Harika.

Onu tanıyorsun. Ne yapabilirdim? Tanrı aşkına, sadece bir gündü.

Seni sevdiğini söyledi. Ve seni affetmiş.

Tüm istediği, hayatını onunla paylaşman.

Pekala.

Umarım bu konuda ona güvence vermemişsindir.

Aksine...

...senin asla yapmayacağın bir şey yaptım.

Burada benimle yaşaması için bazı düzenlemeler yaptım.

Ne?

Delirdin mi sen? New York'ta yaşlı bir kadına nasıl bakarım?

Benim bir işim, gidecek yerlerim, yaşayacak bir hayatım var!

Artık yok, zavallı herif.

Belki bunları başkalarına yedirebilirsin, ama bana asla.

- Annen haftaya geliyor. - Delisin sen!

Evet. Ve sen anneni kaybettin. Bunu iyi düşün, pislik.

3. GÜN: İNCİTME GÜNÜ

Alo, Novens?

Bu gerçekten işe yaramıyor, değil mi?

Tanrım, sesin berbat geliyor.

Sadece biraz üşüttüm, ama geçer.

Biz... böyle bölünmüş birer hayatla devam edemeyiz.

Bu sorunu bir an önce çözmeliyiz.

Evet, biliyorum.

Düşündüm de, belki...

...belki de, Peter Novens olmayı kim hak ediyorsa, diğerinin hayatını da o almalı.

Teklifim yeterince makul mü?

Bilmiyorum.

Herkes yaşama hakkına sahiptir.

Tanrım! Felsefe yapmayı başka zamana bırak. Olur mu, Novens?

Söylediklerine kendin bile inanmıyorsun. Sen insanlardan nefret ediyorsun.

Doğru değil bu.

Ben sadece insanların yaptıkları şeylerden nefret ediyorum.

Mesela Greenpeace üyelerinden, karısına kürk manto satın alanlardan falan.

İkiyüzlüsün! Tüm bunlardan, çaktırmadan şikayet mi ediyorsun?

- Bunlar birbirinden farklı şeyler. - Öyle olduğundan eminim.

Sen de çok iyi bilirsin ki, tüm avukatlar,...

...istediklerini elde etmek için müvekkillerinin hayallerini pazarlarlar.

Çok profesyonelce, Novens.

Ama etik açıdan, iğrenç.

Tanrı aşkına, ne yapmam gerekiyor?

Hayatımı kazanmak zorundayım, değil mi?

Ben yapmazsam başka biri yapacak.

Sanırım sen de aynı şeyi yapardın.

Yaptığım şey de tam olarak bu, dostum.

Bu sabah, ellerindeki malları kıçlarına sokabileceklerini söyledim.

İnanamıyorum.

Bunu bana neden yapıyorsun?

Yanlış olduğunu görüyorsun, Novens. Bunu kendin yaptın.

5. GÜN: ÖZGÜRLÜK GÜNÜ

- Evet? - Nasıl hissediyorsun?

Pek iyi değil. Çok ateşim var.

Dün Patty ile konuştum.

Senin yerine ondan özür dilemeye çalıştım.

Bu hiç kolay olmadı. Gerçekten nefret ediyor senden.

- Sanırım buna hakkım var, değil mi? - Bu... bu doğru olamaz.

Doğru, Novens. Tamamen doğru.

Patty'yi elde ettin, onu bir eve kapattın...

...ve ona karşı ilgin azalınca da...

İşin aslı bu değil.

Hayır, tabii ki değil.

Dün gece Jamie'yi aradım. Geleceğimiz hakkında konuşmak için.

Biraz havadan sudan konuştuk.

O da senden nefret etmeye başlamış.

Bu bir işti ve senin işini ben yaptım.

Geçmişte yaptığın tüm hatalar...

...şu andan itibaren düzeltildi, Novens.

Senin için de bir şeyler yapmamız gerekiyor, Peter.

6. GÜN: KIRILMA GÜNÜ

Gitme zamanı geldi.

Anahtarı resepsiyondan aldım.

Berbat görünüyorsun.

Evet. Son günlerde kendimi tam olarak toparlayamadım.

Bu iyi işte.

Sonunda pes ettin demek. Bu, işini kolaylaştırır.

Jung'un köken belirleme ilmini hatırladım.

Sen benim gölgem misin?

Yoksa kişiliğim mi?

Yaşam egom mu?

Başlangıçta gölgendim sanırım.

- Artık sen olacağım. - Şimdi de ben gölge olacağım.

Hayır. Bir hatıraya dönüşeceksin.

Gerçekten hiç hoş değil.

Uzun zamandır rahatsızım, Peter.

Kırılma anının bir gün geleceğini bilmiyordum.

Ama oldu.

Hiç pişman değilim.

Eğer olmasaydı, ben her zaman seninle yaşayacaktım.

Değersiz bir hayat ve sefil bir ölüm.

Olan oldu, biten bitti artık.

- Jamie ile aran iyi mi? - Evet.

Annem Salı günü geliyor.

Doktorun söylediğine göre fazla ömrü kalmamış.

Babamın ölümünden sonra geçirdiği 25 berbat yılı...

...telafi etmek için elimden geleni yapacağım.

Güzel.

Dinle. Aslında buraya...

...gitmeden önce yapmak istediğin özel bir şey var mı, sormaya geldim.

Hayır.

Hayır, sanmıyorum. Özel bir şey yok.

Belki Patty biraz para almaya gelir. Oğluna yardım için.

- Bu onları bir süre idare eder. - Onların bakımını üstlendim zaten.

- Bunu istediğini tahmin etmiştim. - Güzel. Teşekkürler.

Başka bir şey var mı?

Pekala. Artık gitmek zorundayım.

Evet, peki.

Kendine iyi bak, olur mu?

Peter J. Novens. Bir adamın ruhunu sahiplenmek için...

...verdiği mücadelenin hem kazananı, hem de kaybedeni.

Kendini kaybetmiş ve kendini bulmuş bir adam.

Issız bir savaş alanında, Alacakaranlık Kuşğı'nda bir yerlerde.

Çeviri: shield1963

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.