All language subtitles for Ask Mantik Intikam (16)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

-Ozan... -Sen bana yemek mi hazırladın?

(Müzik)

(Kapı kapandı)

-Senin ne işin var burada? -Attığın mesajı gördüm.

Her şeyi anlatacağım demişsin.

Sen Ozan'ın hayatını mahvetmeye mi çalışıyorsun?

Bu kadar mıydı senin ona olan sevgin?

-Yapma Esra. İkinizi de bitiririm! -Yeniden başlarız!

Biz Antalya'da yanlış hiçbir şey yapmadık, anlatırız herkese.

Herkese anlatırız mı? Kim inanır buna?

Bir tarafta benim gibi tanınan mağdur bir eş...

...diğer tarafta fotoğraflar.

Evli bir adamın odasına girerkenki video kaydın.

Bir de sen! Saf mısın?

Bir yolunu buluruz. Bulacağız da.

-Bu defa bana engel olamayacaksın. -Ne var sende?

Niye sana âşık da bana âşık değil?

Herkesin bilip de benim bilmediğim neyin var senin?

Çağla git başımdan!

Ozan'a gidip her şeyi anlatacağım ve sen bana engel olamazsın!

-Olamayacaksın da. -Gidemezsin!

-Hiçbir şey anlatamazsın. -Çağla ne yapıyorsun?

-Gidemezsin, hiçbir şey anlatamazsın! -Çağla git!

Anlatamazsın!

Esra? Esra! Uyan Esra.

Esra uyansana, Esra!

Esra!

Esra uyansana, Esra.

Esra kalk...

(Gerilim müziği)

Ben bir şey yapmadım.

Ben bir şey yapmadım.

Kazayla oldu. Ben bir şey yapmadım.

(Gerilim müziği)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Esra dış ses) Böyle bir evim olsun istiyorum.

Kocaman, ferah, aydınlık bir ev.

(Ozan dış ses) Olacak tabii aşkım, olacak.

Ben çok çalışıp alacağım sana böyle bir ev, söz.

(Esra dış ses) Pencereleri kocaman olsun yalnız.

Havuzu olsun ama. Sonra şöminesi olsun, şöminenin yanında sallanan sandalye.

(Müzik)

(Ozan dış ses) Bir gün hepsi olacak ve biz o evde çok mutlu olacağız.

(Müzik)

Benim yüzümden. Benim yüzümden.

-Çağla. -Ben çok kötü bir şey yaptım.

-Tamam, gel ben buradayım. -Ben çok kötü bir şey yaptım.

-Sakin ol Çağla, tamam. -Ne yapacağım ben?

Ne yapacağım?

İtmemem lazımdı. Ben ne yaptım?

Ben ne yaptım? Ben ne yaptım?

Tamam, sakin ol. Çağla...

...sakin ol hayatım. Al şunu iç. Tamam.

Çağla sakin ol bak, anlat.

Güvenebilirsin bana, biliyorsun.

(Çağla) Ya!

Ben, Esra... Esra, Ozan'ın eski karısı.

Biz Esra'yla buluştuk, sonra tartıştık, sonra birbirimizi ittik.

Esra beni itti, ben Esra'yı ittim.

-Gidemezsin, hiçbir şey anlatamazsın! -Çağla git!

Anlatamazsın!

Derken öyle yere düştü, hareketsiz bir şekilde kaldı.

(Geçiş sesi)

Nerede?

Ozan'ın Esra için aldığı evde, orada buluştuk.

Ama kazaydı, gerçekten kazaydı. İsteyerek yapmadım.

Kazaydı, isteyerek yapmadım.

Mert inanmıyor musun bana?

İnanıyorum Çağla inanıyorum. Tamam, bir sakin ol, gel.

-Devam et. -Ya ambulansı da aramadım.

Ne yapacağımı bilemedim. Öyle hareketsiz görünce çok korktum.

Sonra evden çıktım bir panikle. Sonra kendimi burada buldum.

Ama ararım ambulansı, her şeyi anlatırım.

Kazaydı derim, istemeden oldu derim.

Sen de bana yardım edersin. Mert lütfen bana yardım et.

Tamam, tamam.

Çağla baktın mı? Kız yaşıyor muydu?

Bilmiyorum. Öyle hareketsiz yatıyor görünce çıktım oradan.

Tamam, peki sizi gören biri oldu mu?

(Çağla) Hayır olmadı sanırım. Bilmiyorum.

(Mert) Çağla, Çağla, Çağla bana bak...

...oraya gidip onunla buluşacağını bilen biri var mı?

(Çağla) Hayır, yoktu.

Bak Çağla beni dinle. Oraya hiçbir koşulda geri dönmüyorsun.

Ne olursa olsun, hiç kimseye asla bir şey söylemiyorsun.

-Ama Mert... -Aması falan yok.

Çağla bak o kız ölmüş olabilir, başın büyük belaya girer.

Ama Mert, kız ölmüş olabilir diyorsun.

Şu andan itibaren ben ne diyorsam onu yapıyorsun.

Şimdi doğru evine gidiyorsun. Çağla bana bak Çağla.

Bana bak Çağla.

Şimdi doğru evine gidiyorsun ve kimseye hiçbir şey söylemiyorsun.

Anladın mı?

-Anladın mı? -Anladım.

Ben bir şey yapmadım zaten. Kazaydı.

Ne yapacağım ben?

Kazaydı, kazaydı. Gerçekten ben bir şey yapmadım.

(Ekrem) Ne yaptınız? Toplamamışsınız dükkânı.

-Eko evden mi geliyorsun annem? -(Ekrem) Evet.

-Esra geldi mi? -Yok.

Allah Allah! Bir sürü börek siparişi var.

Söz vermişti bana, yardım edecekti.

Nerede kaldı bu kız ya? Saat kaç oldu.

Ya ruhum işe dalmıştır, unutmuştur, gelir.

Unutmaz Esra.

-Arasaydın anne. -Aradım, açmadı.

-Ha. -Hayda ya!

İşi mi çıktı acaba bu kızın?

Ya çıksa da mesaj atar. Sen tanımıyor musun Esra'yı Yalçın?

Ya anneciğim ne takılıyorsun sen ona? Bana da oluyor.

Telefonu sessize alıyorum, sonra bir bakıyorum 50 tane cevapsız arama.

Aman be seninle Esra aynı mı yani Eko?

-Değil. -(Menekşe) O atlamaz öyle şeyleri.

Off!

Benim şurama bir şey oturdu ya!

Dur sen de hemen böyle yapma, dur.

Ya anne evham yapma ya! Arar, gelir bir şey olmaz.

Ciğerim yandı. Ben bir Zeyno'yu arayayım.

-Ara Zeyno'yu ara. -Ara bakayım ne diyor?

Hey Allah'ım.

(Kediler miyavlıyor) (Telefon çalıyor)

Menekşe'm buyur çiçeğim?

Alo Zeyno yavrum, Esra senin yanında mı?

Yok, benim yanımda değil.

Nasıl?

Allah Allah bak bu saat oldu, eve gelmedi.

Telefon ediyorum, telefonlarımı da açmıyor.

İyice merak ettim şimdi. Sana bir şey dedi mi?

Yok ama endişelenecek bir şey yok. O gelir eve.

Bak ben bir onu arayayım, onunla konuşayım, sonra sana haber vereyim.

Olur mu çiçeğim?

Tamam, kızım tamam.

Tamam, öptüm seni hadi.

(Zeynep) Esra.

(Arama tonu)

Allah Allah. Bu kız niye açmıyor ya telefonunu?

Ah, Ozan. Ozan'ı arayayım.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Zeynep?

Hah Ozan merhaba. Ya ben Esra'ya ulaşamadım da...

...Menekşe teyze birazcık gerilmiş.

Ee, Esra senin yanında değil mi?

Hayır. Anlamadım Esra neden benim yanımda olacaktı ki?

Seninle buluşacaktı, sabah bana öyle demişti.

Yani konuşacakları vardı. Bir dakika seni hiç aramadı mı?

Hayır aramadı. Zeynep bir dakika beklesene beni.

Zeynep, ben baktım şimdi bir mesaj ya da cevapsız arama da yok.

Allah Allah.

Bu kız telefonunu açmıyor, eve gitmemiş, senin yanında da değil.

Nerede o zaman bu kız?

Tamam, sen dur ben bir bakayım. Şirkettedir belki.

-Ben sana haber veririm. -Tamam, bana haber ver bekliyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Çağla derin nefes alıp veriyor)

(Gerilim müziği)

(Kapı açıldı)

(Çağla) Hoş geldin.

Arabanın anahtarlarını unutmuşum.

Bir yere mi gidiyorsun?

Çağla sen bugün Esra'yı gördün mü? Konuştun mu hiç onunla?

Yok, ne oldu ki? Bir şey mi oldu?

Konuşuruz sonra.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Ne var Ozan?

Esra seninle mi?

Hayır, benimle değil. Ne oldu, niye soruyorsun?

Evet gitmemiş, merak etmişler. Belki senin haberin vardır diye aradım.

Yok, ben yani... En son, sabah iş yerinde gördüm.

Sen aradın mı? Ulaşabildin mi?

Aradım ama açmıyor.

Neyse ben kapatıyorum. Sen haber alırsan beni ararsın.

Tamam.

(Müzik)

(Arama tonu)

(Arama tonu)

Esra neredesin ya?

(Çınar iç ses) Esra neredesin? Merak ettim, beni arar mısın?

Allah Allah.

Ya saat kaç oldu.

Benim kızım haber vermeden böyle gecikmez.

Benim şurama bir şey oturdu diyorum, içimde bir sıkıntı var diyorum.

Anlamıyorsunuz.

-Bir şey mi oldu yavruma ya? -Anne...

...tamam yapma böyle, kurban olayım. Bak boşuna üzüyorsun kendini.

Gelir birazdan haber.

-Aha Zeynep. -Zeyno neredeymiş? Aldın mı haber?

Yok, aradım ben de ulaşamadım henüz.

Bak Zeyno eğer bir şey saklıyorsan, bir şey söylemiyorsan bana...

Yok, yok Menekşe'm. Sakin olun, oturun bir, sakin olun siz.

Ee, yani...

...Ozan'la buluşacaktı ama aradım Ozan'ın yanına da gitmemiş işte.

Bir dakika bir dakika. Neden Ozan'ın yanına gidecekti?

İş için. Böyle acil bir şey imzalatması gerekiyordu o yüzden Yalçın amca.

Zeyno sen, eğer bir şey bilip söylemiyorsan bana...

Ya vallahi bilmiyorum Menekşe'm. Bilsem niye söylemeyeyim?

Ozan da arıyor zaten her yerde.

-(Menekşe) Ara Ozan'ı bakayım. -Ara, ara hadi.

-Belki bir haber almıştır. -Tamam, sen sakin ol.

(Müzik)

Neredesin Esra?

Neredesin?

(Telefon çalıyor)

Efendim Zeynep?

Alo Ozan var mı bir gelişme? Bulabildin mi?

Yok, Zeynep yok.

Ha, biz biraz merak etmeye başladık, ne yapalım?

Bir yer daha var Zeynep. Oraya da bakayım, ben seni ararım.

Sakin ol Çağla, sakin ol.

Kimse hiçbir şey bilmiyor, sen sadece oturup bekleyeceksin. Sakin ol.

(Çağla derin nefes alıp veriyor)

(Çağla derin nefes alıp veriyor)

(Gerilim müziği)

Esra!

Esra!

(Gerilim müziği)

Esra!

Esra! Esra!

Aç gözünü Esra. Esra. Esra!

Esra.

(Gerilim müziği)

Doktor! Yardım edin doktor çağırın!

-Acil hasta var, sedye getirin! -Yardım edin!

Esra tamam gel. Gel, gel, gel.

Gel dayan. Dayan geldik. Hastaneye geldik, dayan.

Yardım edin! Yardım edin, doktor çağırın!

Doktor çağırın!

Yavaş, yavaş. Dayan.

(Gerilim müziği) (Üst üste konuşmalar)

(Doktor) Hastayı stabilize edelim. Damar yolu açıldı mı?

Beyefendi burada bekleyin lütfen.

Burada bekleyin. Gereken ne varsa biz yapacağız.

(Doktor) Alın içeri.

(Gerilim müziği)

(Köpek havlıyor)

(Köpek havlıyor)

Ne kadar zaman oldu, niye aramadı bu çocuk?

Bir arasana.

(Telefon çalıyor)

Hah, arıyor, arıyor.

Alo Ozan ne oldu?

Ne? Nasıl ya?

Tamam, neredesiniz siz şimdi?

-Tamam, geliyoruz. -Ne olmuş?

Neredeymiş?

Ne? Ne olmuş söyle?

Kızım söylesene, ne oldu?

Hastanedeymiş. Hastaneye kaldırmışlar.

(Müzik)

(Arama tonu)

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -Alo Ozan.

Ne yaptın? Esra'yı bulabildin mi? Bir sıkıntı yok değil mi?

Hastanedeyim.

Hastanede misin? Ne oldu?

Esra'yı kanlar içinde buldum Çağla. Hastaneye getirdim.

Ee, Esra nasıl peki? Yaşıyor mu?

Yaşıyor. Yaşıyor ama doktorlar müdahale ediyor şu an.

Hangi hastanedesiniz? Söyle ben de geleyim sizin yanınıza.

-Ataşehir'deki devlet hastanesinde. -Tamam, hemen geliyorum.

(Gerilim müziği)

Yaşıyorsa herkese benim yaptığımı anlatacak.

(Müzik)

Menekşe'm al su iç biraz.

(Menekşe ağlıyor)

Anneciğim ne olur ağlama artık.

-Yapma böyle, kurban olayım. -Kuzum benim.

-Anne ne olursun. -Kuzum.

-Doktor Bey. -Doktor geldi!

-Nasıl iyi mi? -Doktor Bey...

(Üst üste konuşmalar)

Lütfen sakin olun.

-(Ekrem) Bize hiçbir şey söylemediler. -Durumu gayet iyi.

Travmaya bağlı beyninde hafif bir ödem oluşmuş.

-Yani? -Kafa travmalarında olur.

Antiödem ile kısa bir süre tedavi edeceğiz.

Hastamız da tedaviye cevap verdi. Durumu iyi şu an.

Ameliyat olmasına gerek yok, bilinci açık, durumu stabil.

Birazdan odaya alacağız. O zaman görebilirsiniz.

-Teşekkürler Doktor Bey. -Geçmiş olsun.

-(Menekşe) Sağ olun. -Geçmiş olsun.

Ozan, bana bak Esra'ya bir şey olsaydı seni elimden kimse alamazdı.

Beni suçlamayı bırak. Ben hiçbir şey yapmadım.

-Orada bile değildim. -Lan ne işi vardı senin evinde o zaman?

Bilmiyorum.

Eko ne yapıyorsun? Şimdi sırası mı ya?

-Ozan. -Ozan, Ozan!

(Zeynep) Sana diyorum. Sen çık dışarı, hava al.

Evet Ozan sen dışarı çık. Ben buradayım zaten.

Bir şey olursa sana söylerim.

(Müzik)

-Tamam bak iyi şeyler söyledi doktor. -(Zeynep) İyi olacak dedi.

-Tamam ne olur bırakma kendini. -Bak bir şeyi yok.

Esra'nın ne işi varmış orada?

-Baba, tamam, konuşuruz. -Aman Yalçın ya...

-Aman Yalçın. -Tamam bir şey yok.

-Baba, baba! -Benim başım dönüyor.

-Tansiyonun mu yükseldi, ne oldu? -Ben su alıp geliyorum hemen.

-Yalçın. -(Ekrem) Babacığım.

Yalçın, hayatım bak...

...iyi, Esra iyi. -Hemşire Hanım bakar mısın?

-Bana bak bakayım. -Babamın tansiyonu var da...

...yükseldi herhâlde. -Hemen ölçelim.

-Gel, gel. -Yalçın...

Anne, tamam, bir şey yok.

Çok tansiyonu yükselir onun.

(Gerilim müziği)

Ne yapacağım ben ya? Ne yapacağım ben şimdi?

(Hızlı nefesler alıyor)

(Kadın) Esra Erten'in yakınları.

(Müzik)

Buyurun, benim.

(Hemşire) Gözünüz aydın. Esra Hanım'ı 128 numaralı odaya aldık.

-İstediğiniz zaman görebilirsiniz. -Teşekkürler.

Diğer yakınlarına da haber verir misiniz lütfen?

-Tabii, ben veririm. Sağ olun. -Çok geçmiş olsun.

(Gerilim müziği)

(Yaşam destek cihazı çalışıyor)

Of...

(Kapı açıldı)

(Gerilim müziği)

Senin ne işin var burada ya?

Sen ne kadar yüzsüz bir insansın!

Çağla ben senin ne yaptığını biliyorum. Sen beni ittin.

Kazayla oldu, sen de biliyorsun. Bilerek, isteyerek olmadı.

Madem kazaydı niye beni orada bırakıp gidiyorsun?

Yeter artık. Senin yaptığın her şeyi herkese anlatacağım. Yeter!

-Anlatacaksın öyle mi? -Evet.

O zaman bayağı cesur bir kadınsın.

Az önce Ozan'ın evinde bulunduğunu öğrenince baban fenalaştı.

Tansiyonu vardı, değil mi?

Nerede babam? Babam nerede, iyi mi?

İyi. Hemşireler müdahale etti.

Ama hastanede olmasaydık ne olurdu bilmiyorum.

Ben bir düşündüm de acaba baban fotoğrafları görse...

...ya da Antalya kaçamağınızı öğrense...

...o zaman hâli ne olurdu? Bence dayanamazdı.

-Sen gerçekten iğrenç bir insansın. -Hadi git herkese anlat Esra.

Ben de kendimi savunurum.

Kocamın peşinden nasıl koştuğunu, bu evliliğin iki kişilik olmadığını...

...evliliğimi kurtarmak için nasıl çabaladığımı...

...ya da Ozan'ın peşini bırak diye yalvarmak için oraya geldiğimi...

...sonra bir kaza yaşandığını söylerim.

Sonuçta sen Ozan'ın, evli bir adamın evindeydin değil mi?

Bu saatten sonra sana kim inanır?

Ben bunları anlatmasam ne olacak?

Ozan seninle mi olacak zannediyorsun?

Sen orasını bana bırak.

Benim dediklerimi yap, ben de fotoğrafları unutayım.

(Kapı açıldı)

Esra! Annem.

Annem çok korkuttun bizi. İyi misin?

İyi ya yok bir şeyi. Turp gibi maşallah.

Bir şey olmaz benim kardeşime.

İyiyim. Babam nerede?

(Ekrem) Babam iyi, biraz panik yaptı, tansiyonu yükseldi ama...

...şimdi ilaç verdiler, kendine gelir. Birazdan da gelir.

-İyi mi? -(Ekrem) İyi ya bir şey yok.

Esra ne oldu, nasıl oldu bu ya?

Evet?

(Müzik)

Düştüm.

Dengemi kaybettim galiba. Ayağım kaydı ya da bilmiyorum. Düştüm.

Esracığım çok geçmiş olsun. Ben bir Ozan'a bakmaya gideceğim.

Sizlere de geçmiş olsun. İyi geceler.

-(Ekrem) İyi geceler. -Teşekkürler.

-Senin canını sıktı mı bu yılan? -Hayır.

Ozan bulmuş seni.

Evet, hayal meyal hatırlıyorum.

Esra, annem senin o saatte...

...evli barklı bir adamın evinde ne işin vardı?

(Esra) İş için gittim anne.

Şirketten orada olduğunu söylediler. O yüzden gittim.

Meğer orada değilmiş.

Bir daha gitme annem.

İş için olsa bile gitme, olur mu? Bak baban ne hâlde.

İnsanlar duysa ne der?

Bak hâline bir bak. Allah korumuş yavrum.

Anneciğim merak etme artık gitmeyeceğim. Bitti.

Bebeğim.

-Çağla. -Çınar.

-Esra yukarıda mı? -Evet. 128'inci odada.

-Ama durumu gayet iyi, merak etme. -Ne olmuş?

Ayağı kaymış, düşmüş.

Ne işi vardı ki o evde?

Bilmiyorum Çınar, iş için gitti herhâlde.

Ben çok yoruldum. Eve gidip dinleneyim biraz.

Sen de Esra'yı yalnız bırakma. Görüşürüz.

Annem böyle koyunca acıyor mu?

Ya anne... (Kapı vuruluyor)

-Uyku yapıyor değil mi? -Anne evet.

Biraz uyusan aslında.

Esra, aklım çıktı ya. İyi misin?

İyiyim. Bana kalsa şimdi çıkacağım da işte...

Yok öyle yağma. Bulmuşsun işte mis gibi yatağı.

Yat dinlen biraz. Değil mi sarı?

Bence de çok güzel yatağı.

İşten güçten de kaytaracaksın böylece.

Hadi bakalım. Sen de bir izin verirsin artık herhâlde.

Yeter ki Esra iyi olsun. Bütün izinler onun.

Hah, açık izni de kaptın. Hadi yine iyisin.

-(Ekrem) Babam. Baba! -Kızım.

-(Esra) Babacığım. -Yalçın sakin ol.

-Babam iyi misin? -Sen iyisin değil mi?

-Ben iyiyim. Sen iyi misin? -İyiyim çok şükür.

Sana bir şey olsaydı ben ne yapardım?

Şey, bize biraz izin verir misiniz? Baba kız bir konuşalım.

-Tabii. -İyi, tamam.

Oh, çok şükür.

Ozan, Esra'nın durumu gayet iyi. Odaya aldılar.

Hangi oda? Benim onu hemen görmem lazım.

Ozan burada istenmiyorsun. Daha ne kadar açık ifade edebilirler?

Sen gittikten sonra babası fenalaştı.

Hem zaten Esra'nın yanına Çınar geldi. Biz artık eve gidelim.

Sen git. Ben bir şekilde Esra'yı görmeden gitmeyeceğim.

Peki. Nasıl istersen.

Ama bence sen de bir an önce eve gelmelisin.

(Müzik)

(Yalçın) Sen küçüktün...

...küçücüktün.

Ah... Ama ben o zaman anlamıştım.

Bu kız öyle bir kız ki Yalçın...

...sakın gözün arkada kalmasın dedim kendi kendime.

Ne yaparsa hayatta hep en doğru şeyi yapar.

Yaptın da.

Evet. Bak büyüdün, genç kız oldun, evlendin...

...boşandın ama bir gün bile benim yüzümü düşürmedin sen.

Bir gün olsun aklım sende kalmadı.

Helal olsun be kızıma dedim.

Hep senin baban olmaktan gurur duydum.

Biliyorum zor günler geçiriyorsun.

Haklısın ama...

...olmaz Esra, böyle bir şey olmaz.

Senin Ozan Korfalı'nın evinde işin olmaz.

Ben seni üzecek hiçbir şey yapmadım. İnan yapmadım.

İnanıyorum kızım ama olmaz.

Sana yakışmaz. Bize yakışmaz.

Babacığım...

...ben seni üzecek bir şeyi bu saatten sonra yapmam.

Merak etme.

(Duygusal müzik)

(Kapı açıldı)

Yalçın, ziyaret saati bitmiş.

Esra ben sana giyecek birkaç parça bir şey alayım annem.

Sen Zeyno'yla kalırsın biraz değil mi annem?

Kalırım. Zeyno nerede?

Sana kantinden bir şeyler almaya gitti yavrum.

Hadi Yalçın, ben geç olmadan gidip geleyim.

Tamam.

(Yalçın) Sen benim bir tanemsin.

Şimdi iyice dinlen, sabah görüşürüz tamam mı?

Tamam.

Dikkat et anne.

-Sık sık ölçün tansiyonunu. -Tamam geleceğim ben. Hadi.

(Duygusal müzik)

-Şuradan atlar minibüse, gideriz. -İyi.

Ben kızımı sağ salim gördüm ya yeter bana.

-Yalçın yarın lokma döktürelim. -Olur ruhum, olur.

(Müzik)

Zeynep! Zeynep.

-Benim Esra'yı görmem lazım. -Ozan olmaz.

Menekşe teyze bana bin kere tembih etti. Zaten çok üzüldüler.

-Esra da üzgün. -Zeynep...

...onun iyi olduğunu kendi gözlerimle görmeden hiçbir yere gitmem.

Zeynep...

İyi, geç.

Esra.

Esra iyi misin? Canın acıyor mu?

İyiyim ben iyiyim. Korkmana gerek yok.

Nasıl korkmam Esra? Seni öyle görünce aklım çıkıyordu.

Ya sana bir şey olsaydı, ben ne yapardım?

Gerçekten iyiyim Ozan. Endişelenme.

Tamam.

Esra o evde ne oldu?

Zeynep'e beni arayacağını söylemişsin beni de aramadın. Ne oldu?

Arayacaktım, evet, seninle konuşmak istedim ama...

...sonra düştüm.

Benimle ne konuşacaktın Esra? O eve neden geldin?

Sana son kez veda etmek istedim.

Ne vedası Esra? Biz vedalaştık zaten.

Esra ne oluyor? Bak bir şey oluyor.

Doğru düzgün anlat artık bana, ne olur. Ne oluyor Esra?

Ozan, bir şey olduğu yok.

Bir türlü inanmıyorsun. Sürekli sorguluyordun.

Ben de son kez konuşup seni inandırmak, ikna etmek istedim.

Eve bu yüzden geldin yani.

Bu yüzden geldim.

Ozan hâlimi görmüyor musun? Bak ne hâle geldim.

Artık birbirimize zarar veriyoruz.

-Esra böyle olmak zorunda değil... -Ozan, böyle olmak zorunda.

Ben artık başkasını seviyorum.

("Soner Avcu - Yeniden" çalıyor)

Sen de bırak peşimi.

"İlk görüşte bilemedim"

"Sonrasında güzelleştin"

Hepsi bu yani?

Hepsi bu.

("Soner Avcu - Yeniden" çalıyor)

Peki.

Size mutluluklar o zaman.

"Ama artık ben de tükendim"

"Hani bana verdiğin o sözler?"

Geçmiş olsun.

(Kapı kapandı)

("Soner Avcu - Yeniden" çalıyor)

"Anlat yeniden"

Ozan?

"Nasıl severdim ki seni ben?"

"Bakma, küs değilim ben"

"Belki yolumuz bir gün kesişir"

"Yeniden"

"Anlat yeniden"

"Nasıl severdim ki seni ben?"

"Bakma, küs değilim ben"

"Belki yolumuz bir gün kesişir"

"Yeniden"

-(Yalçın) Oğlum hadi Eko, ver şunları. -Tamam ya!

-Balım, çayını tazeleyeyim mi? -Yok ya, yetti bana, sağ ol.

Kahvaltı yaptığımıza göre üstüne tatlı bir şeyler yemesek mi?

Ne tatlısı abi sabah sabah?

(Ekrem) Niye ya? İyi olur kahvaltının üstüne.

(Hep bir ağızdan) "İyi ki doğdun Esra"

-Nereden çıktı bu? -Nereden mi çıktı?

-Bunun gitti kafa. -"İyi ki doğdun Esra"

İyi yaşların olsun kızım.

-Aa, benim doğum günüm. -Tabii ki.

Anne, ya...

(Ekrem) Kafa gitti tabii. Kafayı vurunca algılamıyor.

-Nice yaşlara. -Güzel kızım, nice yaşların olsun.

Babişkom benim doğum günüm.

Kardeşlerin bir tanesi. Doğum günün kutlu olsun da...

...sen bir tık yaşlandın mı sanki?

Ne diyorsun be abi, ne yaşlanması!

Kardeşim, iyi ki doğdun be.

Menekşe'm iyi ki doğurdun şu kızı be, böyle bir arkadaşım var benim!

Canım ailem, iyi ki varsınız.

Sizi çok seviyorum. O zaman...

Bir dakika dur. Dilek dile kızım.

(Müzik)

Yani bu kadar basit bir işi bile nasıl halledemiyorsunuz, aklım almıyor.

Ozan Bey siz söylediğinizde güncellemelere başladık ama...

Ama ne? Ama ne Koray?

Sokaktan geçen birinin bile yapabileceği bir işi siz...

...o kadar insan halledemiyorsunuz.

Ben bu kadar insanı neden topladım bu şirkete Koray?

-Çok haklısınız Ozan Bey... -Koray, çık!

Çık tamam, ben bakarım, çık.

(Kapı açıldı)

-Abi biraz sakin mi olsan? -Sakinim ben.

-Bir şey mi istiyorsun, ne oldu? -Ben 14.00'teki toplantıyı soracaktım.

-Unutmadın değil mi? -Unutmadım, katılmıyorum.

Abi nasıl ya? Ben her şeyi ayarladım abi.

Sen otur, müşteriler seni görsün o kadar.

-Ağzını bile açmana gerek yok. -Gelmiyorum dedim Musa.

-Yarına erteleyin. -Abi iki kere erteledik zaten.

Yapma gözünü seveyim ya.

Ben sana güveniyorum Musa, sen bensiz de halledersin.

Abi bu iş artık böyle olmaz.

Sen farkında mısın, birkaç gündür burada insanlara bağırıyorsun...

...kırıyorsun, toplantılara katılmıyorsun.

Anlamaya çalışıyorum, anlamıyorum abi. Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

Çınar'a söyleyin Çınar katılsın. Çok meraklıydı zaten.

Abi sen de biliyorsun ki müşteriler seni görmek istiyor...

Ya gelmeyeceğim dedim Musa, yeter! Uzatma!

Yapın toplantınızı. Ben buralardayım zaten.

Raporları getirirsin bana. Kimseyi görmek istemiyorum.

-Abi bir de şey var... -Sonra Musa, sonra.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Esra bugün işe başlıyor diyecektim.

Bak ben yapacağımı yaptım. Bir şekilde mazeretle davayı erteledim.

Ama bundan daha fazlasını yapamam Çağla.

İyi, iyi.

Benim için yeterli bir süre. Çok teşekkür ederim.

Sen gerçekten mükemmel bir avukatsın.

Avukat olarak değil, arkadaş olarak sana bir şey sorabilir miyim?

Tabii sorabilirsin.

Bu işi gerçekten buradan döndürebileceğine inanıyor musun?

Evet, inanıyorum. Neden, biliyor musun?

Ozan tam da birinin sevgisine ve şefkatine ihtiyaç duyduğu...

...bir dönemden geçiyor. Hayatında koca bir boşluk var.

Ben de bu boşluğu dolduracağım. Ona sevgi ve şefkat göstereceğim.

Sadece doğru anın gelmesini bekliyorum, hepsi bu.

Bu boşluk belki de doldurabileceğinden daha büyüktür.

Dikkat et de bu hikâyede üzülen sen olma Çağla.

Bu defa öyle olmayacak.

Ben seni geçireyim istersen.

Bu arada bizim şirketin davasını ne yaptın?

-Dosyaları inceleyebildin mi? -Onlara daha bakamadım.

Ne zaman bakma şansın var?

Bugün yarın bakacağım.

-Hoş geldin Esra. -Geçmiş olsun.

Teşekkürler.

-Merhaba Esra Hanım, hoş geldiniz. -Merhaba, merhaba.

Esra Hanım geldi. Çınar Bey haber vermemizi istemişti.

(Müzik)

Dönmüşsün.

Evet, döndüm.

Hoş geldin.

Herkes üzerine düşeni yaptığına göre...

...her şeyi geride bırakabiliriz diye düşünüyorum.

Ben öyle düşünmüyorum.

Ozan'ı kendimden vazgeçirebilirim ama seni sevmesini sağlayamam.

Ozan senin gibi birini asla sevmez.

Onu göreceğiz.

Çağla...

...bir gün elbet yaptıkların ortaya çıkacak.

O zaman ne yapacaksın, çok merak ediyorum.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Efendim Mert?

Bakıyorum başın sıkışmadıkça beni aramıyorsun.

Özledim seni.

Şu ara görüşemeyiz.

Buna ben karar veririm diyorsun öyle mi?

Hem de paylaştığımız bunca şeyden sonra.

Fazla uzatmam merak etme. Müsait olduğum zaman seni ararım.

Bekliyorum.

(Gerilim müziği)

-Esra Hanım hoş geldiniz. -Aa, Çınar, hoş bulduk.

Ben de sizi karşılamak için bekliyordum.

Ya...

-Geçmiş olsun. -Sağ ol.

Seni burada görmeyi özlemişim.

Teşekkürler, ben de işimi özlemişim, çalışmayı özlemişim.

Eyvallah Esra çok sağ ol, teşekkürler.

Aşk olsun, o anlamda demedim.

Neyse ya bir şey olmaz. Bu kulaklar neler duydu.

-Böyle ölmem. -Bak ya, gıcık!

Evet, herkes seni bekliyor. Masana kadar eşlik edeyim istersen.

-Tamam. -Buyur.

Gözümü niye kapatıyorsun birdenbire?

Ufak bir sürpriz yapacağız, bozma işte.

Allah Allah, sürpriz mi?

-Dur, korkuyorum. -Bakma.

Tamam iki adım yürüyeceksin, korkacak bir şey yok.

Küçük bir sürpriz ya, öyle büyük bir şey bekleme.

-Düşecek gibi oldum. -Yok, düşmezsin, ben tutuyorum.

Bütün yüzümü kapattın zaten.

Evet, hazırsan...

Üç, iki, bir.

(Konfetiler patladı) (Alkışlıyorlar)

Ya!

(Hep bir ağızdan) "İyi ki doğdun Esra"

"İyi ki doğdun Esra"

(Alkışlıyorlar)

(Esra sevinç çığlığı atıyor)

İnanamıyorum, siz bunları benim için mi hazırladınız?

Vallahi çok mutlu oldum, azıcık da utandım.

Sen de beni kapılarda o yüzden karşılıyorsun demek.

Yok, hiç üstüne alınma sen, ben pasta yemek için organize ettim hepsini.

(Esra) Tabii, tabii.

Arkadaşlar, çok teşekkür ederim.

Beni çok mutlu ettiniz. İyi ki varsınız.

(Çınar) O zaman hemem mumlarımızı üfleyelim.

Buyurun. Güzel bir dilek dile.

(Hep bir ağızdan) Bravo!

Evet, mumlar üflendiğine göre...

...ben doğum günü kızımız için bir konuşma yapmak istiyorum izninizle.

Esra, iyi ki varsın.

İyi ki tanıdım seni, iyi ki tanıdık.

Eğer seninle tanışmasaydım bir kadının bu kadar güçlü...

...bu kadar mücadeleci...

...bir o kadar da sevecen ve iyi kalpli olabileceğini düşünmezdim.

Çok şanslıyız, çok şanslıyım.

İyi ki doğdun.

-(Eren) İyi doğdun Esra. -(Esra) Teşekkür ederim.

Bravo Çınar.

Çok iyi konuşma.

Evet, çok iyi bir konuşma. Bravo!

-(Musa) O zaman ben müziği açayım. -(Eren) Tamam, ben de pastayı alıyorum.

Çınar.

-Lütfen rezillik çıkmasın. -Tamam.

Esra, pastanı beraber keselim mi?

(Çınar boğazını temizledi)

Ben seni davet ettiğimi hatırlamıyorum.

Ben de şirketimde bir yerden bir yere giderken...

...senden izin almak zorunda olduğumu hatırlamıyorum Çınar.

Bir şirketin olduğunu hatırladın demek, güzel.

Ne oldu?

Birkaç gün çalışmak zorunda kalınca sinirlerin mi bozuldu?

Fazla mı geldi?

Hâlbuki ne kadar kolay değil mi ben her şeyi hallederken?

Sizin haberiniz olmadan bütün sorunları çözerken...

...atıp tutmak ne kadar kolaydı, değil mi?

Sana çok güzel bir cevap verirdim de...

...Esra'nın doğum günü, susacağım.

Evet, kim açtı müziği? Eren.

Tamam, hadi gidelim.

Bir dakika Musa, belki ben de bir konuşma yaparım.

-Abi, tamam. -Musa!

Ben bir içecek alayım.

-Dönmüşsün. -Döndüm.

-İyileştin mi? -İyileştim.

Ne güzel.

Ozan Bey, biz sizinle biraz konuşalım mı?

Olur. Odama geçelim, orada konuşalım Esra Hanım.

Sen bir göz gezdirsen mi?

Evet, seni dinliyorum.

Ozan, biz bunları seninle konuştuk.

Daha ilk dakikadan huzursuzluk çıkarıyorsun. Böyle yapamazsın.

Esra, sen bana bir liste ver istersen.

Ben neyi yapabilirim, neyi yapamam orada ayrıntılı yazarsın.

Hem ayrıca ne yaptım ki? Senin doğum gününü kutlamak istedim.

Buna da mı hakkım yok?

Ozan, neden yapıyorsun bunu, neden kabul etmiyorsun hiçbir şeyi?

Neden zorlaştırıyorsun?

Çünkü ben başka türlüsünü bilmiyorum Esra.

Ben seni sevmeden nasıl yaşanır bilmiyorum, oldu mu?

Öğreneceksin, tamam mı? Öğrenmek zorundasın.

Çağla'yla evlenip, gidip bir yola giren sensin.

Öyle bir yol yok. Esra, daha kaç kere söyleyeceğim bunu sana?

Sen de biliyorsun bunu.

Ben artık hiçbir şey bilmiyorum.

Ozan, aşağıda herkes benim için hazırlandı.

Beni bekliyorlar. Lütfen yapma.

-(Ekrem) Afiyet olsun. -(Erkek) Teşekkür ederim.

(Konuşma duyulmuyor)

Bugün artık bir kavuştay yaşansın ama ya.

Güneş yüzü görmüyor kız, bakkala bile gidemiyor.

Dur!

-Nereye? -Okula.

Hangi okula?

Hani ben üniversitede okuyorum ya anneciğim.

Hani bir bina var ya, içinde hocalar var, öğrenciler var.

Hocalar öğrencilere bir şeyler öğretiyor...

...öğrenciler hocalardan bir şeyler öğreniyor.

Dur, dur. Bekle, dön.

Dön. Eller yanda.

Bak, bakayım. Allah Allah! Demek öyle bir yer varmış?

Dur bakalım, öyle bir yerde...

...sabah dersi var mıymış? Bakıyoruz. Sabah yok.

Ne zaman varmış? Ta akşam varmış.

Aman, bir de 'online'mış.

Yani bu demek oluyor ki evden dışarı çıkmayacaksın.

Anne, sen öğrenci işlerinden belge mi aldın?

Yani şu ana kadar oradan bir şey alabilen görülemedi.

Anne, sen bunu da mı başardın? Pes artık ya!

Ben Zümrüt Korfalı'yım, isterim, alırım.

Ayrıca şurada etten duvar olurum, yine de seni sokağa göndermem.

-O kadar? -O kadar.

Abla, yapma lütfen.

Bırak teyze, yapsın ya.

Senin daha bu işin sonunda ne kadar pişman olacağından haberin yok.

Hahayt! Aklınca beni kandıracak. Ben bilmez miyim malımı?

Bu gizli gizli Eko'yla buluşacak. Tabii, Eko'yla buluşacak.

Doğru odana. Marş marş. Çabuk, git.

Çok pişman olacaksın anne, demedi deme.

Ben demedi demem yavrum.

Demem kuzum, demem bir tanem, canım kızım demem.

Zümrüt Korfalı'yım ben, pişman ederim, pişman olmam!

(Müzik)

Ama böyle olmaz ki.

Güneş yüzü görmüyor kız, D vitamini eksikliği olacak hep.

Ah, benim beyaz çiçeğim.

Nereye bakıyorsun sen?

-Yeşilliklere... -Sen nereye bakıyorsun?

Bir yere bakmıyorum. Mahallede, burada duruyorum anne, bir şeye bakmıyorum.

Eko, yasak orası, yasak, mayınlı bölge. İçeri geç.

Yaşlandım. Beni daralttınız, boğdunuz beni.

(Menekşe) Vallahi o gözlerini oyarım, eline veririm senin.

Belli ki şurada tatlı tatlı...

-Sen neden bakıyorsun? -Nereye bakacağım? Orada duruyor işte.

O da bakıyor, değil mi?

Bakacak tabii. Belli ki aramızda bir şey var.

Neden? Olamaz.

-Allah'ım daraldım ya. -Olamaz.

Esracığım, tekrar doğum günün kutlu olsun. İyi ki varsın.

Teşekkür ederim.

Sayende yine parti yaptık. Partileri çok seviyorum.

Ben de.

Kuzum, iyi ki doğdun. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim.

Yaşını hiç göstermiyorsun. 18'lik gibisin hâlâ.

-Teşekkür ederim. -(Çınar) Katılıyorum.

Bu arada teşekkürün en büyüğü sana Çınar.

Çünkü çok güzel bir sürpriz hazırlamışsın. Her şey için tekrar teşekkür ederim.

Ne demek?

-Mutlu yaşlar. -(Esra) Sağ olun.

Ee, o zaman buraları toplamak da bize kalıyor.

-Üff! Evet. -Toplayalım artık.

Toplayın vallahi, ben toplamam.

Neyse madem, toplayan da kaldırır. Ben de bir kahve alayım.

Tamam, aynen.

Ben hediyemi henüz takdim edemedim. Esra Hanım, izninizle.

Ne diyorsun ya? Çınar, sürpriz üstüne sürpriz.

Çınar.

Bu pahalı bir şey değil.

Kızarsın diye pahalı bir şey almadım. Böyle zarif, güzel bir şey.

E de var. Çok güzelmiş. Teşekkür ederim.

Beğenmene sevindim. Takayım mı?

Olur.

Ay, pardon.

Şey...

...Ozan'ın derdi neymiş Esra?

Yani ikiniz birdenbire ortadan kaybolunca aynı anda...

...pek fark etmemek mümkün olmuyor.

Ben tahmin ediyorum ki sen olay çıkmasın, tatsızlık olmasın diye...

...onu götürdün ama merak ettim yani.

Yani evet, biraz öyle oldu.

Esra, şey...

...o gece Ozan beni aradı.

Çok korkmuştu. Yani telefondan bile belli oluyordu korktuğu.

Sen o eve niye gittin?

İşle ilgili bir şeyi oraya bırakmazsın diye tahmin ediyorum.

Öyle değil mi?

Bak, yanlış anlama ben hiçbir şeyle suçlamıyorum seni.

Sadece eksik bir parça var ve tamamlamak istiyorum onu.

Hiçbir şey olmadı Çınarcığım, anlattığım kadar işte. Başka bir şey yok, bu kadar.

Tamam. Sen öyle diyorsan, öyledir. Konu benim için kapandı.

Sadece sen hani bana her şeyi anlatabileceğini bilmeni isterim.

Biliyorum.

(Simin) Neyse, iki dakikada toplarız.

Ne oluyor?

(Çağla) Kutlama mı yapıyorsunuz? Beni niye çağırmadınız?

Bir şey yok ya. Esra için küçük bir şeyler yaptık beraber.

-Doğum günü -Evet.

Öyle mi? İyi ki doğdun Esracığım.

Umarım en mutlu olduğun yıl olur.

Umarım. Teşekkür ederim.

Bir daha böyle bir şey yaptığınız zaman beni de çağırın. Bilseydim hediye alırdım.

Sen ne aldın Çınarcığım?

Ben de şöyle zarif bir kolye aldım.

(Çağla) Gerçekten çok zarifmiş.

Neyse, tekrar doğum günün kutlu olsun. Ben gidiyorum. Görüşürüz.

Esra Hanım, doğum gününüz tekrar kutlu olsun. İyi ki varsınız efendim.

Ben bir odama çıkacağım. Sonra gün içinde tekrar görüşürüz.

-Tamam. Her şey için teşekkür ederim. -Ne demek, her zaman.

(Müzik)

(Televizyon açık)

Aha, başladı.

Hadi kızım.

Hadi kızım, hadi. Sıyrıl aradan, hadi.

Geliyor, vallahi geliyor.

(Kapı zili çalıyor)

(Televizyon açık)

Aa! Elif.

Bavulu, kemanı.

Tatile falan mı gidiyorsun? Kış geldi ama ne tatili hemen?

Sana geliyorum Eko.

-Bana? -Ben evden kaçtım, size geldim.

-Ne zaman? -Şu an.

-Şu an? -Şimdi.

(Müzik)

Şimdi yani her tezin bir de antitezi var.

Ne alaka şimdi?

Şöyle ki yani...

...şimdi bu nasıl bir kaçmak? Onu tam...

Ortada bir kaçan varsa bir de kaçıranın olması gerekiyor ya.

Yani şöyle söyleyeyim.

Bu şey gibi bir kaçmak mı...

...iki günlüğüne kaçalım gibi bir kaçmak mı?

Nasıl bir kaçmak diyeceğim ama öyle olsa... Bavulla keman da...

Bana bak, eğer sen beni burada istemiyorsan...

...bana bunu açık açık söyleyebilirsin. Ben gidecek bir yer bulurum.

Ne bileyim, gider Nazlılarda kalırım.

Hayır, öyle şey olur mu?

Ben diyorum ya, tamamen nasıl bir kaçış olduğunu sınıflandırmak adına...

...soruyorum yani böyle şeyleri. Yoksa başımın üstünde yerin var.

-Gerçekten mi? -Tabii ki her zaman.

Annem. Saklanman lazım.

-Saklan. Çabuk çabuk. -Niye saklanıyorum ben?

-Allah! Ben saklanayım o zaman. -Eko, sen niye saklanıyorsun?

Ama annem.

-(Menekşe) Eko! -Anne!

Hoş geldin Elif kızım.

(Müzik)

Menekşe teyze...

...ben sığınma talep ediyorum.

Ben az önce evden kaçtım, buraya sığındım.

Tabii siz de kabul ederseniz.

(Derin nefes veriyor)

(Konuşma duyulmuyor)

-Çok haklısın. -Ne?

Dayak yok mu?

Sen bunca yıl o zalim kadının zulmüne nasıl dayandın güzel kızım?

Ne kadar korkunç bir hayat, düşünmek bile istemiyorum.

Ama başardın. Ben tebrik ediyorum seni.

Tebrik ediyorum. Garipçik. Ah gariban, ah kınalı yapıncak.

Ama...

Ama bu ev öyle mi?

Bu evde huzur desen var.

Evet.

Mutluluk desen böyle gani gani akıyor her yerimizden. Eko'dan biliyorsundur.

Evet.

Güngörmüşlük desen had safhada yani.

Bir de senin buraya kaçtığını öğrenince...

...o Zümrüt'ün nasıl kuduracağını düşünecek olursak...

(Ekrem) En eğlencelisi o.

-Sığınma talep etmiştin, değil mi? -Evet.

Sığınma talebini kabul ediyorum. Topraklarımıza hoş geldin!

Hoş geldin.

-Destur! -Ay!

Buraya valide sultan geliyor, kapı kullarım olarak açmıyorsunuz kapıyı.

Saygısızlar!

Off! Abla ya! Bana bak, sen mi saldın bu kızı?

Nereye saldım?

Niye salayım ayol?

Nerede o zaman bu kız?

Evde.

Evde değil mi?

Değil. Ben senden önce çıktım ya. Biliyorsun, kıyma almaya gittim.

Döndüm evde yoktu. Ben de seninle çıktı sandım abla.

Nasıl sanırsın Reyhan?

Ben tembihledim kızı, hatta üstüne kapıyı kit...

...lemedim ama tembihledim.

Bunlar Eko'yla buluşmuş olmasın?

Yok ablacığım, bilemedim şimdi. Odasına baktım kemanı da yok.

Okula gitmiş olmasın?

(***) Reyhan, sen nasıl benim kardeşim oldun acaba?

Dedim ya sabah dersi yok diye.

Abla dur. Bekle.

Abla, abla.

Kime söylüyorum abla?

Elif!

Allah! Annem geliyor.

Kızım, senin ne işin var bu fakir yuvasında? Ne yapıyorsun?

Ben evi terk ettim anne, bundan böyle Menekşe teyzelerde kalıyorum.

Ne?

Ne?

Kızım yavrum, saçma sapan konuşma. Fakirlik kokusu üstüne sinmeden çabuk eve.

Doğru eve, banyoya. Kendi ellerimle çitileyeceğim seni, çabuk.

Gelmiyorum anne, burada kalıyorum.

Nasıl kalıyorsun ya, ne oluyor? Anladım.

Bunlar seni rehin aldılar, değil mi?

Rehin aldılar tabii, daha önce oğluşumu da almışlardı rehin.

Sağ gözünü kırp, ben hemen anlarım.

Kırp, kırp. Sağ, sol fark etmez. Bir şeyler yap işte kızım.

Kızım, refleks olarak kırp!

Anne, kendi özgür, hür, hakiki irademle ben burada kalıyorum. Hadi bakalım.

Zümrüt, senin zulmünden kaçan bu yavrucağı...

...biz kayıtsız kalamazdık Ertenler olarak elbette.

Yani bu mazlum bize sığınmış, biz asla ve kata sırt çeviremeyiz ona.

Reyhan, sen de bu zalimin zulmünden bezdiysen kardeşim...

...sana da kucağımız açık.

Tutma beni Reyhan!

(Zümrüt) Sen nasıl benim kızıma...

Sıkıysa gel, gel buraya.

Sen kimin kızını alıkoyuyorsun?

Gel, gel!

Bir durun, kavga etmeyin.

Rezil olduk herkese, kavga etmeden dövüşün.

Sen sus patatesçi. Susun!

Seninle daha sonra hesaplaşacağız Elif Hanım.

Abla ayıp.

Aa! Affedersiniz!

Psikolojik manyak!

Menekşe teyzeciğim, ben özür dilerim. Ben bunları toplarım şimdi.

Yok kızım, hiç özür dilemene gerek yok. Sen yokken de yapıyor annen, alıştık biz.

(Televizyon açık)

Yok. Gelmeyecek bu kız Reyhan, orası belli oldu.

Gelmeyecek.

Zaten oğluşumun, Zeus'umun aradığı sorduğu da yok.

Allah'tan sen varsın. Sağ ol.

Abla...

...şimdi...

...benim sana bir şey söylemem gerekiyor.

Söyle kardeşim, söyle.

Sana atış serbest, içinden ne geliyorsa söyle sen.

Şimdi Elif gelince söylemek istiyordum ama Elif'in de pek geleceği yok.

Yok.

Benim gelin işe başlamış.

-Annesi de rahatsızlanmış. -Olabilir.

İşte çocuğa bakacak kimse yok tabii doğal olarak.

Benim İzmir'e gitmem gerekiyor abla, acilen.

İzmir'e?

Evet.

Vay be!

Yalnız kalacak kadın mıydın sen Zümrüt Korfalı?

Ne yapacağım ben şimdi?

Elif'e yatak yaptım Esra'nın odasına, Eko da kendi odasında.

(Elif keman çalıyor)

Ruhum...

...biz bu çocukların peşinde böyle hafiye gibi dolaşamayız.

Şimdi kız güvenip gelmiş, geri de yollayamayız.

Öyle de. Yalçın, aslında Elif bize geldi diye...

...Zümrüt kendi kendini yiyor ya, çok hoşuma gidiyor. Ama bu da kafa Yalçın.

Gıy, gıy, gıy! Bütün gün nereye kadar ya?

Zümrüt ondan mı terelelli acaba?

Aman canım, Zümrüt hep öyleydi, bilmiyor musun?

Gerçi evet.

Ama bizim bu kızı göndermemiz lazım Yalçın.

Hayatım öyle de nasıl olacak bu iş, bu kız geri nasıl dönecek?

Yani var benim aklımda bir şeyler aslında da.

Öyle mi?

Bakayım senin aklına nasıl bir şey varmış? Bakayım.

(Kapı zili çalıyor)

Kapı. Esra geldi herhâlde, ben kapıyı açayım.

Ben sana sonra anlatırım şeyi.

-Hoş geldin annem. -Annem, hoş bulduk.

Acıdı mı ayakların?

Geç, geç.

-Anne. -Ne?

Gel sana bir sarılayım.

Esra, bak bakayım bana.

Ne oldu sana, üzgün müsün sen?

Değilim üzgün. Anneme sarılamaz mıyım ben?

Sarılırsın.

(Müzik)

Hoş geldin Ozan.

Çağla.

Ne oldu sana, iyi misin?

Çok iyiyim. Oldukça iyiyim.

-Sen içtin sanırım. -Evet.

-Ben sana bir kahve yapayım, iyi gelir. -İstemez.

-Gel bir kahve yapayım, iyi gelir. -İstemem.

-Ozan ben seni bu hâlde bırakamam. -Ee, yeter!

Çağla, sen neden bu kadar iyisin bana karşı?

Ben sana da çok kötülük yaptım.

Çağla.

Ozan, çünkü ben sana âşığım.

Seni her şeyden, herkesten çok seviyorum.

Bize bir şans versen o kadar mutlu olabiliriz ki.

Tek bir şans.

Çağla.

Ben artık mutlu olamam.

Ben her şeyi berbat ettim.

Ben bu gece teknede kalacağım.

Hayır Ozan, bu hâlde bir yere gitme. Bu gece burada kal.

Görüşürüz.

Ozan, burada kalır mısın?

Ben senin böyle odanı da işgal ettim.

Kızım, saçmalama, ne işgali?

İşte geldin ne güzel, konuşuyoruz. Bana da iyi oldu.

Hatırlıyor musun? Siz böyle abimle evli olduğunuz zamanlarda...

...ben arada hafta sonları size gelirdim. Birlikte film gecesi yapardık.

Hatırlıyorum tabii.

Sen geliyorsun diye romantik filmler seçerdik.

-Abim ne söylenirdi ya, mızmızlanırdı. -Evet.

Ama yine de filmin sonunda en çok duygulanan o olurdu.

Benim için o zamanlar size gelmek çok büyük bir zevkti.

Sonra tabii her şey bir anda değişti.

Öyle oldu, evet.

Esra...

...siz ayrıldığınızda ben sana çok kızmıştım.

Çünkü abim çok üzgündü.

Tabii ben de o zamanlar biraz daha toydum.

İnsan büyüdükçe anlıyormuş böyle şeylerin tek taraflı olmadığını.

Elif bana bunları açıklamana gerek yok.

Abini çok seviyorsun, ona çok düşkünsün, onun için üzüldün.

Normal yani.

Abim çok büyük hata yaptı. Ve şu an çok mutsuz.

Ben sana bir yastık daha vereyim çünkü böyle kafan aşağı gömülür, olmaz.

Ee, Eko'yla durumlar nasıl gidiyor?

Bir şey söyleyeyim mi, abim sevdi mi çok güzel sever.

Eko mükemmel biri.

Onu bunca zaman sevmemiş olmam şu anda bana çok saçma geliyor.

Vallahi size söyleyebileceğim tek bir şey var...

...ne yaşarsanız yaşayın, birbirinizin kıymetini bilin.

Neyse yarın iş var. Hadi uyuyalım artık.

-İyi geceler. -İyi geceler.

Hop.

(Duygusal müzik)

...gelmiş.

Esra, ben hâlâ o filmlerdeki mutlu sonlara inanıyorum.

Bence sen de bu kadar hızlı kaybetme inancını.

(Duygusal müzik)

-Çınar Bey günaydın. -Günaydın.

Az önce Arter oteller zincirinin sahibi Hikmet Bey'in asistanı aradı...

...tekliflerine hâlâ cevap veremediğimiz için...

...rakip firmayla görüşmeye başlayacaklarmış.

Ben konuşmaya çalıştım ama Hikmet Bey, Ozan Bey'e ulaşamadığı için çok öfkeli.

Tamam Pınar. Sen Ozan'la görüştün mü, haberi var mı olanlardan?

Hayır, ulaşamadım.

Tamam ben halledeceğim, konuşacağım. Tamam mı?

Of!

-Çınar, günaydın. -Günaydın.

Ne oldu ya?

-Sen neden sinirlisin? -Nasıl sinirli olmayayım Esra ya?

Koskoca otel zincirini göz göre göre rakip firmaya kaptırıyoruz.

Elimiz kolumuz bağlı oturmuş izliyoruz. Ozan yüzünden düştüğümüz hâle bak.

Sen mi konuşsan acaba bir de adamalarla?

Ben konuşayım da hangi biriyle konuşayım?

Günde kaç tane telefon alıyoruz biliyor musun, böyle müşterilerden?

Ayrıca adamlar da kendilerine göre haklılar.

Daha önce kimi gördülerse onunla muhatap olmak istiyorlar.

Ama ben ne yapacağımı biliyorum. Şu işler bir patlasın...

...yönetim kurulunu tekrar toplayıp...

...Ozan'ın CEO'luğunu elinden zevkle alacağım.

Çınar, fevri hareket etmesen mi acaba?

Biraz sakinleşsen mi?

Nasıl sakin olayım Esra? Adam yüzünden düştüğümüz hâle bak.

Neyse, ben...

...çalışayım artık. Şu adamlarla falan görüşeyim.

Bir çözüm bulmam lazım ikna etmek için.

-Bir şeye ihtiyacın olursa ara beni. -Tamam, çok sağ ol.

(Duygusal müzik)

(Musa) Abi çok sağ ol, eline sağlık.

Ama kahvelerimizi şirkette mi içsek? Bak işler hiç iyi gitmiyor.

Ben artık buradan çalışıyorum Musa.

Abi bu işlerin böyle olmadığını sen de çok iyi biliyorsun.

Müşteri seninle görüşmek istiyor...

...muhatap olacağı kimseyi bulamayınca uygulamaya girmekten vazgeçiyor.

Muhatap arıyorlarsa Çağla var.

Aa, Çınar orada Musa. Çınar ilgilensin.

Çok meraklıydı zaten işlerin başına geçmeye.

Hayatında ilk defa gerçek zorlukla karşılaşsın bakalım.

Bu mu abi? Tüm olayımız bu mu yani? Çınar'a ders vermek mi?

-Musa! -Abi ikimiz de biliyoruz ki...

...işin aslı Çınar falan değil.

Ne istiyorsun, ha? Bravo mu diyeyim, alkışlayım mı?

Çok zekisin Musa mı diyeyim, ne diyeyim?

Hayır abi, biraz kendini toparlasan. Bazı şeyler geçmişte bıraksan.

Bir de böyle mi denesen diyorum.

Denemdim mi sanıyorsun Musa? Denedim, olmuyor.

Esra şirkette benim gözümün önündeyken ondan uzak kalmak...

...ona dokunamamak, onu Çınar'la...

…onu Çınar'la beraber görmek beni bitiriyor Musa.

Denemedim mi sanıyorsun, olmuyor.

Tamam da abi Çınar'la Esra'nın arasında bir şey olmadığı belli.

Olsa bu zamana kadar anlardık değil mi?

Ben artık buradan çalışıyorum Musa. Sen de kahveni bitirince çıkarsın.

-(Menekşe) Hazırlandın mı Elif kızım? -Evet hazırlandım Menekşe teyzeciğim.

Ben çıkıyorum şimdi.

-Çıkamazsın. -Niye?

Çıkamazsın...

...çünkü aşağıda çok kişi var.

Ben şimdi gidip oradaki işleri halledeceğim, evin işi ne olacak?

Ne olacak evin işi? Sen şimdi evde kal...

...bir güzel sil süpür, tozları al, bütün lavaboları böyle bembeyaz yap...

...camları ayna gibi yap, ondan sonra sen de inersin aşağıya.

Tamam mı kızım?

Ben mi?

-Evet sen. Ne oldu, bir şey mi oldu? -Yok yani ben...

...bugüne kadar hiç öyle bir şey yapmadım da daha.

Ya Elif'im! Elif çok tatlısın.

Ama şimdi bizim evde işler böyle yürüyor.

Herkes bir işin ucundan tutmak zorunda. Herkesin sorumlulukları var.

Sen de şimdi bu evde yaşadığına göre senin de birtakım sorumlulukların var.

Yani sen de bize destek vermelisin, sen de bir şeyler yapmak zorundasın.

Ama yok...

...ben yapamam, ay, aman, of, dersen, ben evimi özlerim...

Yok yok! Ben hani...

...şimdi malzemeler nerede, ne nerede onu bilmiyorum ya...

...ondan öyle söyledim. Sordum hatta.

-Öyle mi? -Evet.

Canım kızım ya.

(Elif) Anladım, hazır.

(Menekşe) Al sana malzeme.

-(Ekrem) Ver baba ver ver. -Al oğlum, koş koş koş!

(Ekrem) Geldi. Hoş geldiniz, buyurun şöyle oturun.

-(Yalçın) Siz ne istemiştiniz? -(Erkek) Çorba alıyım ben.

Çorba, çorba çorba.

Bak şimdi bugün eve kesin dönüş yapar.

Ne oluyor ya?

-(Ekrem) Aman düştü, babacığım yetiş. -(Yalçın) Oğlum koydum buraya.

-(Ekrem) Nereye, bu sol tarafın mı? -(Yalçın) Evet evet.

(Menekşe) Ne oluyor ya?

Ne olacak, izdiham oluyor işte.

Sayın misafirlerimiz lütfen kaynak yapmayalım, panik hiç yapmayalım.

Hepinize yetecek kadar erzakımız mevcut.

Ne diyorsun oğlum?

Ne oluyor sabah sabah, ne oluyor ya!

Ruhum bak ne oluyor, bak.

İsmet Şişman bizim hakkımızda o kadar güzel şeyler yazmış ki...

...okuyan gelmiş, okuyan gelmiş.

Yazmış, yaz... Yazmış mı?

-Yazmış... -(Ekrem) Ya, neler yazmış neler.

Hi!

İlk aşk kadar sıcak bir mekân. Menekşe Ev Yemekleri...

...artık İstanbul'da nadir bulunan mahalle atmosferi...

...ve inanılmaz lezzetli yemekleriyle sizi annenizin mutfağına geri götürüyor.

-(Menekşe) Anne mutfağına götürüyor. -Ya, ya!

Menekşe Şef, mutfakta harikalar yaratıyor.

-(Yalçın) Ee... -Bana şef diyeceksiniz artık.

Menekşe Şef'im diyeceksiniz.

Şefim, ruhum, tamam diyelim.

Zümrüt teyzenin de torpilini unutmamak lazım anne.

Sus be! Sus kırk yılda bir işe yaradı.

Zaten hayatımızı mahvetti, yarasın bir kez ya.

Bir şey söyleyeceğim, sevdiceğim nerede?

Elif nerede? Niye inmedi, neden gelmedi hâlâ?

İnemez çünkü temizlik yapıyor bugün bizde.

Anne ilk günden kızı besleme gibi çalıştırdın mı, ayıp ama ya!

Bizde işler böyle, işine gelirse koçum.

Ah benim modern külkedim ya.

Of!

-Musa! Musa. -Efendim.

Musa, benim Ozan Bey'le acil konuşmam lazım.

Şey, Ozan yok. Yani teknede.

Az önce yanındaydım bugün de gelmeyecekmiş.

Ne demek gelmeyecek, gelmesi lazım.

Bütün işler birikti, herkes Ozan'ı soruyor.

Musa, bazı müşteriler Ozan'a ulaşamadığı için…

...uygulamaya girmekten vazgeçecek neredeyse.

Biliyorum. O da biliyor, söyledim.

Ama dinlemiyor beni. Artık ne yapabilirim ben de bilmiyorum.

Sence beni dinler mi?

Şu an ne yapacağını ben de kestiremiyorum.

Ama bu dünyada dinleyebileceği bir kişi varsa, o da sensindir herhâlde.

Musa beni tekneye götürür müsün?

Evet anlıyorum. Ozan Bey bu aralar biraz yoğun...

...ben bizzat sizinle ilgilensem, bir yemek yesek konuşsak olur mu?

Ee...

Tabii ki Ozan Bey de gelmek isteyecektir.

Elinden geleni yapacaktır hatta gelmek için, hiç merak etmeyin.

Tamamdır, görüşürüz o zaman.

Çınar ne oluyor?

Of!

Ne olacak, sürekli müşteri kaybediyoruz işte.

Ozan yok ortada. Tam işleri elime aldım diyorum...

…müşteriler Ozan Bey, Ozan Bey diye tutturuyor.

Tamam sakin ol, ben de görüşmeler yapıyorum.

Bir süre idare edeceğiz, bu krizi de atlatacağız.

Ozan da kendine gelir birkaç güne.

Çağla.

Sen neden hâlâ Ozan'ın arkasını toplamaya çalışıyorsun?

Seninle gerçek bir evlilik yapmayan bir adam var karşında.

-Ne bekliyorsun hâlâ? -Beni görmesini bekliyorum Çınar.

Bu şirketi kurduğumuzda zor durumaydı, yanında oldum, atlattı.

Yine yanında olacağım yine atlatacak.

Zamanla kendine gelecek ve beni görecek.

Uf!

Tamam, sen bilirsin Çağla.

Ben sana bir şeyler anlatmaya çalışmaktan yoruldum artık.

Ama şunu unutma, eğer Ozan bu şekilde devam ederse ben de boş durmayacağım.

O zaman sen bile benim durmam için bir sebep olmayacaksın.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

-Sağ ol. -Ben marinanın kapısındayım.

Esra?

Ozan...

...lütfen topla eşyalarını hadi şirkete gidiyoruz, lütfen.

Ben artık burada yaşıyor ve buradan çalışıyorum Esra, bir şey içer misin?

Ozan ben ciddiyim.

Durumun farkında değil misin?

Senin geri dönüş yapmadığın her firmayı rakip şirkete kaptırıyoruz.

Lütfen eşyalarını toparla, bunu bize yapma lütfen.

Çınar var. Çınar ilgilensin Esra o ne güne duruyor?

Çok istiyordu zaten. Hem o fırsatları değerlendirmeyi çok iyi bilir.

-Çınar ilgilensin. -(Esra) Ozan...

...sensiz olmuyor, görmüyor musun?

Sensiz yapamıyoruz. Herkes seni soruyor. Böyle davranmaya devam edersen...

...bak zarar göreceksin.

Yapma lütfen, eşyalarını topla şirkete gidelim.

Zarar göreceğim öyle mi?

Sen neden endişeleniyorsun benim için?

Neden geliyorsun buraya kadar?

Çünkü sen böyle davranmaya devam ettikçe...

...Çınar yönetim kurulunu toplayacak, senin CEO'luğunu elinden alacak.

Senin her şeyini elinden alacak, Ozan gör bunu.

Ya alsın, alsın!

Her şeyimi elimden aldı zaten. Onu da alsın!

Benim kaybedecek neyim kaldı ki?

Ya yeter! Sen ne dediğinin farkında mısın?

Ben senin için nelerden vazgeçtim ya, gör bunu!

Sen benim için nelerden vazgeçtin Esra?

Sana soruyorum, sen benim için nelerden vazgeçtin?

Öylesine söyledim.

Bunu yapıyorsun işte.

Hep bunu yapıyorsun!

Ya diyorum ki tam, tamam diyorum Ozan kız geldi...

...suratına başka birini sevdiğini söyledi, tamam.

Efendi gibi kabul et çekil diyorum, sonra sen geliyorsun...

...bana tutunacak bir şey veriyorsun. Esra bana bunu neden yapıyorsun?

Görmüyor musun hâlimi?

Neden yapıyorsun bunu bana, neden yapıyorsun bunu bize Esra?

Tamam. Tamam.

Esra bak bir şey var.

Ne var bilmiyorum ama bir şey Esra. Ne oluyor?

Sana son kez soruyorum.

Esra ne oluyor, anlat lütfen.

Hiçbir şey olmuyor.

(Duygusal müzik)

İyi.

Madem hiçbir şey olmuyor...

...git Esra.

Git, rahat bırak beni.

İstemiyorum ya düşünme, hiçbir şey düşünme.

Beni de düşünme, şirketi de düşünme, hiçbir şey düşünme! Git sadece Esra git!

Git!

(Duygusal müzik)

(Musa) Esra, ne oldu?

Esra iyi misin?

(Yalçın) Dışarının enfes karnıyarıkları hazır mı?

Beş dakikası var.

(Ekrem) Anne çorbalar anne, çorbalar!

Hoş geldiniz efendim, buyurun. Hemen topluyorum efendim.

Menekşe teyzeciğim, ben yukarıyı tertemiz yaptım...

...şimdi arkadaşlarımla alışverişe gidiyorum.

Ben sana ölürüm, sen bir de temizlik mi yaptın?

Yaptım.

Anne bak görüyorsun değil mi, sevdiceğim her duruma uyum sağlıyor.

Senin saçında bir şey mi var?

(Menekşe öksürüyor)

-Bir metre kuralını unuttunuz herhâlde. -Burada da mı?

Saçmalama, öyle bir şey yok.

Yavrum sen arkadaşlarını ara, gelemeyeceğini söyle.

Dükkânın hâlini görüyorsun, çalışmak lazım.

Anne ne oluyor ama? Bu bir yıldırma politikası mı?

-Ne yapıyorsun sen? -Çok ayıp ya çok ayıp.

Ben hiç öyle şeyler yapar mıyım? Yani yıldırma politikası falan.

Hiç ağzına yakışmıyor.

Ama hayatın gerçeklerini öğreniyorsun, değil mi yavrum?

Tamam ya hiç sorun değil. Ben burada da çalışırım, problem yok.

-Hatta ben bir önlük alayım. -(Ekrem) Önlük de mi istiyorsun?

Ay, gelmiş benim güzel kızım Reyhan ya.

Şaka falan seviyormuşum ben bu kızı.

Abla âlemsin, inan âlemsin.

Dur dur, o özlemiştir anneciğini dayanamaz.

Bir gecede özlemiştir o.

-Abla nereye? -Dur sen.

(Menekşe) Al al al! Al çabuk çabuk. Ama biraz hızlı hareket et.

Yalçın ne desem hemen şipşak yapıyor. Eli de bir hızlıymış.

Hiç beklemezdim Elif'ten.

Vallahi ruhum al benden de o kadar. Ben inanamadım gözlerime.

Bu anasına hiç çekmemiş.

(Elif) Ay annem geliyor.

Tehlike geliyor, anne tehlike geliyor.

Sakin, sakin.

Bir domates doğra, domates doğra.

(Zümrüt) Ya birinci benim. Burada birinci benim susun!

Kalk yiyeceğini yemişsin kalk!

Aa aa!

-(Zümrüt) Burası benim. -Zümrüt!

Şuranın pisliğine bak, şuranın rezaletine bak.

Bakın sevgili müşteriler, bu dükkanda yemek yemeyin.

Hastaneye mi kaldırılmak istiyorsunuz, mide kanaması mı geçirmek istiyorsunuz?

Yemeyin. Kızım bırak o çatalı elinden, yapmayın.

Siz devam edin.

(Ağzının içinden söyleniyor)

Bakın muameleye bakın, bakın muameleye.

-Git bana yemek getir, karnım aç. -Getireyim.

Zeytinyağlı, tereyağlı, makine yağlı ne varsa getir.

Sus sus getireceğim, doyuracağım.

Senin şekerin mi düştü? Karnın mı acıktı? Ben getiriyorum.

(Menekşe) Zümrüt vermem bak kes. Zümrüt!

Elif'im.

Pişmansın değil mi?

-Yok ben hiç pişman değilim anne. -(Zümrüt) Pişmansın pişmansın.

Pişmansın, ben seni bilirim. Kızım gel.

Gel hadi büyüklük bende kalsın, öp şu elimi...

...affedeyim seni evimize gidelim, hadi. Öp şunu öp. Bunu mu istiyorsun?

-Ha bunu mu istiyor... -Ben gelmiyorum.

Ama sen istersen gidebilirsin.

Şu kurdun ağzına niye gülümseme veriyorsun?

Yavrum... Hi!

Ne olmuş bu saçlarına? Pırıltısını, ışıltısını kaybetmiş.

Betin benzin kaçmış senin kızım...

-Bağırma bağırma. ...hadi kızım gel evine.

Yemedin değil mi hiç bir şey? Yemedin yemedin.

Aman beline bak, incecik kalmış. Küçücük kalmışsın.

Tabii sen alışıksın ananın yemeğini yemeye, hadi kızım gel.

Anneciğim beni bırakır mısın, ben burada iş yapıyorum, domates doğruyorum.

-Evimize gideceğiz. -Anne!

-Polis yok mu ya, çağırın atın şunu. -Hah, hemen arıyorum, şimdi arıyorum.

Sen işine bak! Erkek dediğin taş taşır!

Bak ya.

Bulaşık yıkıyorsun, patatesçi!

-Dükkânın bereketini kaçırdın, git! -Kaçırırım, gitmiyorum.

Gitmiyorum gitmiyorum. Ver bakayım şuradan bu gün yaptığın...

...işte en güzele yakın yemek neyse onu ver hadi.

Bir problem yok.

Yürü şuradan gitsene ya!

Bakın nasıl beni itiyor, beni itiyor. Müşteri velinimetimizdir yazar...

Anne!

Amca ne olur kusura bakma.

Hayır ya, anne!

Bir şey yok, bir şey yok. Kusura bakmayın.

Böyle de iyi niyetli bir müesseseyiz, mahallenin bütün delilerini doyuruyoruz.

(Menekşe) Göndereceğim ben eve. Kıyamam ya.

(Ekrem) Buyurun buyurun siz. Rahatsız olmayın.

(Ersa) Zeyno ya, avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum artık.

Önüme gelen her şeyi kırıp dökmek istiyorum.

Yeter diye bağırmak istiyorum, dayanamıyorum ben.

Ozan'ı o hâlde görmeye dayanamıyorum. Elimden hiçbir şey gelmiyor.

Hiçbir şey yapamıyorum, çıldıracağım ya!

Anlatmak istiyorum artık her şeyi, anlatamıyorum da.

Delireceğim, gerçekten delireceğim.

(Zeynep ses) Ah canım ya! Kıyamam kız ben sana.

Esra, vallahi söyle de kurtul artık ne olacaksa olsun, yeter!

Zeyno!

Hadi lak lak yapma, masalar hesap bekliyor.

Tamam geliyorum hemen.

-Daha çok işimiz var. -Tamam.

(Esra ses) Zeyno kuzum...

...sen de benim yüzümden azar işiteceksin.

Vallahi zaten dertlerimle boğdum seni iyice.

-Hadi sen işine bak tamam mı? -Sensin kız benim işim.

Bana bak, neredesin sen? Ben işten çıkınca yanına geleyim senin.

Bizim oradaki kayıkların oradayım da sen hiç gelme Zeyno.

Biraz yalnız kalayım, hava alacağım.

-Hadi öpüyorum seni baybay. -Tamam, hadi baybay.

Aa, Çınar'ı da arayayım.

(Telefon çalıyor)

-Esra? -Çınar selam.

Ben bugün şirketten biraz erken çıktım da...

...işlerimi de hallettim, geri dönecek de pek hâlim yok.

Onu haber vereyim diye aradım.

Esra sen neredesin?

Ben bizim orada deniz kıyısındayım. Kayıkların orada.

Senin sesin hiç iyi gelmiyor, iyisin değil mi?

İyiyim iyiyim Çınar.

Neyse, şimdi kapatmam lazım sonra konuşuruz, baybay.

Tamam görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Buyurun efendim, geçebilirsiniz.

(Kartı okuttu)

(Müzik)

-Ne işin var senin burada? -Çağla'yı görmeye geldim.

Mert çık git şuradan, beni uğraştırma!

Sakin ol Çınar.

Mert!

Çağla, bu herifin burada ne işi var?

Ben çağırdım. Geçen gün tesadüfen karşılaştık da...

...bir kahve içelim dedik o yüzden geldi.

Bak.

-Senin ne işin var burada? -Seni görmeye geldim Çağla.

Mert yürü ya!

(Müzik)

Ne yaptığını sanıyorsun Mert? Ne bu şimdi?

Ararım demiştin aramadın, mesajlarıma da cevap vermedin.

Ben de merak ettim, bir uğrayayım dedim Çağla.

Mert yapma. Hayatıma bu şekilde giremezsin, bunu sen de biliyorsun.

Şimdi Ozan görse ben ne diyeceğim?

Çağla, ben senin öyle başın sıkıştığında ya da...

...canın sıkıldığında arayacağın bir adam değilim, biliyorsun beni.

-Kalk. -Çağla, ben bununla yetinmem.

Tanıyorsun beni. Bak, sen beni görmezden gelme...

...ben de kendimi sana göstermek zorunda kalmayayım.

Tamam, anladım, haklısın.

İyi, şimdi gidiyorum ama bana bir kahve borcun var, unutma.

Tamam!

(Müzik)

İyi iyi, bayağı iyi. Bak bugün dükkân bayağı müşteri yaptı.

Böyle giderse biz bu borcu hızlı hızlı kapatırız.

Bir şey diyeceğim, senin içinde tam bir küçük esnaf mı varmış acaba?

Tam olarak nerede muhafaza ediyorsun onu biz tanışamadık henüz.

Hatta ben diyorum ki ben yarın erkenden uyanayım, erkenden ineyim lokantaya.

Çünkü bu dükkânla ilgili bazı fikirlerim var.

Ee... Okul?

Okul... Ne okul? Okul kaçmıyor, bir günlük gitmeyiveririm.

Okul önemli değil şu anda Eko. Şu an önemli olan şey lokanta.

Öyle şey olur mu! Ne demek okula gitmeyiveririm.

Gitmen lazım. O okulun bitmesi gerekiyor. Olmaz öyle şey.

Tamam, ben seni yanımda gördüğümde daha çok mutlu oluyorum ama...

...olmaz, okulun bir şekilde bitmesi lazım. Ayrıca...

...belli etmese de senin için üzülen bir anne var.

Aslında ben de içten içe kıyamıyorum anneme.

Ama bu sefer öyle yağma yok!

Bu sefer haddini fazlasıyla aştı, öyle değil mi?

Bence yaptığının ne olduğunu bilmesi lazım.

Ama eğer sen...

...sen benim burada olmamı istemiyorsan o başka.

Öznesi sen olan bir cümlede istememek fiili bulunabilir mi acaba?

Hadi bulundu diyelim, ben ona cümle der miyim?

Cümle değil, o böyle anlamsız bir kelimeler bütünü.

Pardon! Hesabı alabilir miyim?

Tabii, tam şu an alın hesabı yoksa darılabiliriz.

-Menekşe! -Allah!

-Ne be? -Senin ne işin var burada?

Allah Allah! Sana mı soracağım 40 yıllık mahallemde nerede gezeceğimi Zümrüt!

İşte zekân da senin gibi fakir. Onu mu diyorum ben?

Çocukları bir başına mı bıraktın, baş başa?

Beş dakika alışverişe çıktım. Dükkân tıklım tıklım dolu zaten.

Onlar kafalarını kaldıramazlar, göremezler birbirlerini.

-Ayrıca ben sana çok güceniğim. -Ne oldu?

-Çok güceniğim. -Ne yaptım ben be?

Kız biz beraber çıkmadık mı bu yola? Biz bu yola baş koymadık mı?

Sen niye benim Elif'imi alıp da fakirhanene yerleştiriyorsun?

Ben mi aldım? Sen artık ne yaptıysan kız kaçtı geldi benim yanıma.

-Kaçtı mı? -Kaçtı.

-Sen kaça istiyorsun? -Ne kaçı be?

Kaç lira istiyorsun? Kızımı geri almak için kaç lira istiyorsun?

Söyle, hemen vereceğim. Burada dünyanın parası var, al.

-Eurolar, şeyler hepsi var. -Üzülüyorum sana.

Zümrüt sen hiçbir şey anlamamışsın.

Ben senden daha çok istiyorum kızın sana geri dönsün.

Kızın sana gelsin diye ben üzerine para vereceğim ama param yok.

Ben de şey bezdirme politikası uyguluyorum.

Sabahtan beri vermediğim iş kalmadı. Hepsini yaptı.

Ağzını açıp gık demedi. Ben ne yaptıysam razı geldi.

-Artık nasıl bezdirdiysen. -Yapma ya.

Nasıl olacak peki?

Bilemiyorum ki.

Elimi de uzattım öpsün, pişman olsun diye.

Ben elimden gelen kendimce her yöntemimi denedim.

-Olmadı yani. -Ah be Zümrüt.

Bu kadın daha ne yapsın? Daha ne yapayım Menekşe?

Özür.

Özür?

-Özür dilemeyi dene. -Özür ne?

Zümrüt, sen parayla her şeyi satın alabileceğini düşünüyorsun...

...öyle değil kardeşim. Tamam marka marka kıyafetler alırsın...

...bilezikler alır, koluna takarsın bebişlerini ama insan gönlünü alamazsın.

Senin kızının gönlünü alabilmen için özür dilemen lazım.

Çıkacaksın karşısına diyeceksin ki...

...Elif, kızım ben hata yaptım annem diyeceksin.

Ben?

-Zümrüt Korfalı'yım ben. -Evet.

Zümrüt Korfalı'ya hata yapılır.

-Zümrüt Korfalı asla hata yapmaz. -Yapmışsın!

-Bunu yaz. -Yapmışsın!

-Asla. -Yapmışsın ki kız bende.

Kız bende. Sen kızını geri istiyorsan Zümrüt...

...özür dileyeceksin. Özür dileyeceksin, özür.

Özür dileyeceksin, özür.

Özür?

Ben?

Zümrüt Korfalı.

Söyle Musa, bugün Esra'nın üstüne çok gittin de. Söyle, susma Musa, konuş.

Evet abi, anlattıklarına bakılırsa biraz fazla üstüne gitmişsin.

Ya zaten kızın bir gidişi vardı, ağlıyordu. Çok kötüydü.

(Telefon çalıyor)

-Efendim Zeyno. -Alo, Musa.

Esra'yla Ozan yine tartışmışlar galiba. Esra'nın sesi bir tuhaf geliyordu.

Ben şimdi işteyim, gidemiyorum.

(Zeynep ses) O kayıkların oradaymış sen bir bakabilir misin?

Zeyno, ben şu an patronla beraberim de seni sonra arayayım, konuşalım, olur mu?

(Zeynep ses) Tamam, olur. Hadi baybay.

-Abi. -Efendim Musa?

Zeyno aradı. Esra kayıkların oradaymış, canı çok sıkkınmış.

Zeyno da çıkamıyormuş işten dolayı.

(Musa) Abi nereye?

Abi nereye ya!

(Müzik)

-Çınar? -Esra.

Senin ne işin var burada?

Telefonda sesin çok kötü geliyordu.

Deniz kenarındayım deyince dayanamadım, çıktım geldim.

Sen niye ağlıyorsun, neyin var?

Esra, bana anlatabilirsin, biliyorsun değil mi?

Ben dinlerim seni.

Ben hiç iyi değilim.

Şey ağlama lütfen.

-Hiç iyi değilim. -Hayır, Esra.

Ne olur yapma böyle kendine.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Esra ne oldu sana? Ne üzdü seni bu kadar?

Bana güvenebileceğini biliyorsun değil mi?

Çınar, sen şu hayatta benim en çok güvendiğim insanlardan birisin.

Ama bu benim tek başıma halletmem, tek başıma çözmem gereken bir konu.

Ama gene de ihtiyacım olduğu an yanımda olduğun için teşekkür ederim.

Esra ne zaman sen yanına baksan ben orada olacağım.

Sağ ol.

Ah!

Ah!

-Gidelim mi? -Gidelim. Ben seni evine bırakayım.

(Menekşe) Eko koy onları lavaboya. Lavaboya koy!

-Tamam, koydum. -(Menekşe) Allah Allah!

Onları da koy.

Elif...

-Efendim anne? -Kızım ee...

Ben sana şey demeye gel... Dışarıda mı konuşsak?

Hayır anne, burada söyle. Ne?

Şey... (Boğazını temizledi)

Ben sana şey diyeceğim. Hani...

...böyle insanlar bir şey yaparlar da sonra o...

...yaptıkları şey...

Şey için bir şey derler ya hani... Bunlar niye dinliyor ya?

-Niye bunların yanında konuşuyoruz biz? -Ne derler ne?

Niye dinliyor bunlar?

Şey derler ya hani bir söz vardır.

Yerli mi yabancı mı? Kaç kelime?

-(Zümrüt) İki. -İki iyi.

(Elif) İki? İki kelime.

Vallahi ben hiç hatırlayamadım anne. Ama eğer sen...

...hatırlamaya biraz daha çabalarsan ben sana yardımcı olurum, korkma.

Şimdi şey...

Ee...

-Ö... -Öz... Evet, öz...

Evet anne, sendeyiz.

-(Zümrüt) Ö... -Bayılacak, vallahi bayılacak.

Özür dilerim.

-Hadi be! -İşte bu!

Özür dilersin?

Özür dilerim. Oh, kolaymış.

Özür dilerim kızım! Özür dilerim, çünkü...

...ben sana o kadar çok çektirmişim ki...

Nasıl sana çektirdiysem sen bu...

...sefalete bile kanaat eder hâle gelmişsin.

Yani özür dilerim. Kabul ettin mi?

Ettin?

Ettin mi? Ettim de, ettim de. Ettim annem de, ettim de.

-Ettim. -Heyt be!

Heyt be! Canım kızım benim. Hadi artık hanedanlığımıza geri dönelim.

-Ama bir dakika. -Ne?

Bir şey daha söylemen lazım.

Bundan sonra seni bu kadar sıkmayacağım kızım demen lazım.

Evet, burası aşırı önemli benim için.

Ama... Tamam.

Neydi?

Bundan sonra seni bu kadar sıkmayacağım, güzel kızım.

Tamam.

Bundan sonra seni bu kadar sıkmayacağım, güzel kızım.

-Ayy! Ya! -Tamam mı?

Sen büyüdün de benden özürler mi diliyorsun?

Oh!

-(Menekşe) Of yoruldum bugün Yalçın. -Ee ne yapacaksın hayatım.

Ben geldim.

-(Menekşe) Aa! -İyi akşamlar.

-Esra hoş geldin kızım. -Hoş geldin kızım.

Yardım edilecek bir şey yoksa ben eve çıkayım, olur mu?

Esra...

...neyin var senin, niye yüzün düşük?

-Yoo, yoruldum biraz. -Yoruldun?

İyi, geç eve rahat rahat dinlenirsin. Elif yok.

-Aa! Nasıl yok? Nerede? -Evine gitti. Zümrüt gelip özür diledi.

Aa! Zümrüt cadısı özür dilemeyi nereden bilsin?

Melek kalpli annen dayanamadı, Zümrüt'le Elif'i barıştırdı.

Yaa.

-Yapar benim annem. -Yapmaz mı?

Bir tanedir benim karım, bir tane.

-Düşmanını kızıyla bile barıştırır. -Olması gereken oydu, ne yapayım?

Ruhum sen hep böyleydin. Öyle kolay kolay kimseden vazgeçmesin.

Ben de iş yapacağım diye ne arsalar ne evler batırdım.

Dükkân mı yakmadım...

...ama ruhum bir kere vazgeçmedi benden.

Sevildiğimi biliyordum çünkü.

İnsan sevince, sevilince bence her hatanın telafisi oluyor.

(Yalçın) Ah be ruhum çok badireler atlattık, çok.

Anneannen aylarca konuşmadı benimle babanla evleneceğim diye.

-İyi ki de vazgeçmemişsin benden. -İyi ki de.

(Müzik)

Ben Çınar'a karşı bir şeyler hissettiğimi fark ettim.

Ben seni sevmiyorum Ozan.

(Esra dış ses) Bitti.

(Dalga sesleri)

(Müzik)

Ozan?

Ozan!

Ozan?

Ozan ne oldu burada? Buranın hâli ne?

Elin kanıyor.

Hastaneye gidelim mi? İyi misin? Eline ne oldu?

Hissetmiyorum bile.

Sen niye kendine bunu yapıyorsun?

Neden bize bunu yapıyorsun? Sen çok kıymetlisin.

Hiç kimsenin, hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme.

Kıymetini bil, ne olur.

Ben seni böyle görmeye dayanamıyorum.

Ozan ben seni her şeyden, kendimden bile çok seviyorum.

(Müzik)

"Gözlerim uzaklara gider"

"Ne kadar yakınmışsın meğer"

"Yaz güneşi gibi hep göktesin ama"

"Akşamında bulutlar çöker"

"Kalbimi döver"

Alo Zeyno.

Zeyno ben kararımı verdim. Ne olursa olsun gidip Ozan'la konuşacağım.

Anlatacağım her şeyi.

Annemlere de sonra açıklarım durumu. Onlar anlarlar beni.

Anlayacaklardır yani.

Sonuçta tanıdığım en âşık çift onlar.

Aşkı anlarlar.

(Esra dış ses) Anlarlar.

"Beni geçmişine bırakıp yine kaçma"

"Bu kayıp şehir sensiz beni yutar"

"Sözlerin aklımda hep döner"

"Ne haklıymışsın meğer"

"Hüzünlerden bozulmuş kocaman bir sorun"

"Dediğin gibi bu hayat belki de bir oyun"

"Hepimizden yorgun"

Günaydın.

(Müzik)

"Beni geçmişine bırakıp yine kaçma"

"Bu kayıp şehir sensiz beni yutar"

"Beni geçmişine bırakıp yine kaçma"

"Bu kayıp şehir sensiz beni yutar"

"Bu kayıp şehir sensiz beni yutar"

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.com

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra Koçak...

...Nuray Ünal - Özgür Türk - Ece Naz Batmaz

Editör: Ela Korgan

("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)

"Bir hikâye, iki yabancı"

"Biri çok inatçı, biri de âşık"

"Ne birlikte ne de tam ayrı"

"Barışmaz artık aşk ve mantık"

"Bu masal bitti, oldular düşman"

"Peki ya kalpler? Deli gibi pişman"

"Ateşle barut gibi tehlikeli"

"Kaçsa da yakalıyor aşk"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

"Ayrılık olunca aşklar bitmez"

"Anılar öyle kolay silinmez"

"Her zaman hayat ikinci şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere aşkım, imkânsızım"

"Bu aşk bitemez"

"Bitemez"

"Ayrılık var diye aşklar bitmez, bitemez"

"Unutmayınca anılar ölmez"

"Her zaman evren bu şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere, bu aşk bitemez"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.