All language subtitles for Ask Mantik Intikam (11)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Çağla.

Ozan.

Ozan eğer bana acıdığın için geldiysen tamam sen haklısın.

Dün aşırı ileri gittim, çok özür dilerim.

Biz unutalım, olur mu? Unutalım gitsin. Ben çok saçmaladım.

-Çok özür dilerim. -Çağla, evlen benimle.

(Duygusal müzik)

-Nasıl? -Evlen benimle Çağla.

Ozan bak, şaka yapıyorsan hiç komik değil.

Gerçekten hiç komik değil.

Çok ciddiyim.

Çağla, ben seninle evlenmek istiyorum. Eğer sen de istersen tabii.

Ben anlamıyorum.

Yani dünden beri ne değişti?

Farkımda bile değildin, görmüyordun bile beni.

-Bir anda karşıma geçmiş... -Çağla!

Ani oldu, farkındayım.

Göremedim seni, kabul. Bu da benim hatam.

Ama sen bana öyle duygularını içtenlikle anlattığında ben anladım her şeyi.

Bütün gece düşündüm.

Sen çok mutlu olmayı hak ediyorsun Çağla.

Biz mutlu olmayı hak ediyoruz.

Ee?

Hâlâ bir cevap vermedin.

Ozan, sen deli misin? Tabii ki de evet.

(Çağla) Tabii ki de evet. Başka bir ihtimali mi var?

Tamam.

Hadi hazırlan, şirkete birlikte gidelim.

Tamam. Ben beş dakikada hızlıca hazırlanıp geliyorum.

(Müzik)

Ozan aç şu telefonu!

Lütfen aç şu telefonunu!

Kötü bir şey oldu.

Kesin kötü bir şey oldu.

Allah’ım rüya mı bu?

Rüya olmasın ne olur, mutluluktan öleceğim.

Sakin olmam lazım. Ama nasıl sakin olabilirim ki, çok mutluyum.

Çağla.

Ne oluyor sabah sabah, ne bu kuş gibi cıvıldıyorsun?

-Çınar, neler oldu bilmiyorsun. -Ne oldu?

-Söyleyeceğim hazır mısın? -Hazırım söyle.

-Ozan bana evlenme teklifi etti. -Ne?

Ne mi, tepkin bu mu gerçekten?

Çınar, kardeşin için sevinsen mi acaba? Çünkü ben mutluluktan ölmek üzereyim.

Yok, sevinmemekle alakası yok.

Hiç beklemiyordum, birden oldu. Ne değişmiş ki?

Yani bilmiyorum ben de ne değişti.

Dün gece gidip duygularımı açık açık söylemem onu tetikledi herhâlde...

...harekete geçirdi.

Çağla, bir gecede mi oldu hepsi, birden mi değişti?

Evet Çınar, bir gecede oldu.

Senin söylediğini yaptım. Gittim, savaştım ve kazandım.

(Çağla) Mutluyum, mutluluğumu doya doya yaşayacağım. Aynı hataları yapmayacağım.

Ayrıca aklına takılan sorular varsa Ozan bahçede, gidip sorabilirsin.

Hadi hazırlanmam lazım.

(Gerilim müziği)

(Çınar) Ozan.

Sen ne yaptığını zannediyorsun?

Sana hesap verecek değilim Çınar.

Bak, daha iki gün önce Esra'yla yemek yiyorum diye mekân bastın.

Ne oldu lan iki günde, ne değişti anlat bana!

Çınar, Çağla'nın kardeşi olarak bunları sormanı anlayabiliyorum.

Şu kadarını söyleyeyim. Aynı hatayı ikinci kez yapmak istemedim diyelim.

Tamam mı?

Ben kendim için de Çağla için de en doğru olan yaptım.

Merak ediyorsan söyleyeyim.

Esra defteri benim için kapandı.

Bir daha açılmamak üzere kapandı.

Bak, ne yapmaya çalıştığını bilmiyorum Ozan.

Bildiğim tek bir şey var.

Eğer kardeşimi üzersen seni elimden kimse alamaz.

Ağır ol Çınar.

Senden korkacak değilim.

Çağla benim için çok değerli.

Ben sözümden dönmem, Çağla'yı da üzmem merak etme.

Ozan.

(Çağla) Ben hazırım, istersen çıkalım.

Makyajımı arabada yapacağım.

-Görüşürüz. -(Çınar) Görüşürüz Ozan.

Canım dikkat et.

-(Çağla) Ederim. -Tamam, görüşürüz.

Görüşürüz.

(Müzik)

Musa.

-Musa, Ozan'dan haber var mı? -Yok. Aramadı, gelmedi de.

Ben de burada çalışıyorum, gelirse göreyim diye.

Ne oluyor ya, ne yapıyor? Hiçbir şey anlamıyorum.

Vallahi ben de bilmiyorum.

Ben departmandayım, bir şey olursa haber ver.

Tamam. Haberin olursa beni de ara.

Uf! Neredesin Ozan, ne yapıyorsun, neden açmıyorsun telefonlarımı?

-Günaydın. -(Hep bir ağızdan) Günaydın.

Nihayet.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-(Feraye) Ozan Bey geliyor. -(Gaye) Aa!

Hişt! El eleler, el eleler!

Arkadaşlar, bir dakikanızı almak istiyoruz.

(Çağla) Bizim size bir haberimiz var.

Artık nasıl olsa hepimiz bir aile gibiyiz.

Mutluluğumuzu ilk sizinle paylaşmak istedik.

Biz evleniyoruz.

(Alkışlıyorlar)

(Feraye) İnanamıyorum. (Geçiş sesi)

Ozan'la benim eninde sonunda evleneceğimizi düşünüyorlar.

Aslında haklılar da. (Geçiş sesi)

-(Feraye) Ozan Bey, tebrik ederim. -(Çağla) Teşekkür ederim.

-(Gaye) Ozan Bey, tebrik ederim. -(Âdem) Çağla Hanım, tebrik ederim.

-Mutluluklar Ozan Bey. -Çok mutlu oldum, çok sevindim.

(Gaye) Tebrikler Çağla Hanım.

-(Çağla) Darısı başına Gayeciğim. -(Gaye) Âmin.

Çağla Hanım, çok mutlu oldum. Tebrik ederim.

Ozan Bey, tebrikler.

Esracığım.

Sen tebrik etmeyecek misin?

(Müzik)

Tebrik ederim Çağla Hanım.

Teşekkür ederim.

Darısı başına.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Vallahi inanamıyorum. Ozan Bey'le Çağla Hanım evleniyorlarmış.

Zaten çok yakışıyorlardı birbirlerine.

Belliydi evlenecekleri zaten.

(Geçiş sesi)

Şirketteki konumumuz olsun, hayat tarzımız olsun...

...birbirine o kadar uyumlu ki.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

Esra! Esra!

İyi misin?

İyiyim.

Gel, gel oturtayım seni şöyle.

Ne oldu, başın mı döndü?

Bir tansiyonuna falan baktıralım istersen ha?

-Esra? -Yok, yok iyiyim.

Tansiyonum düştü o kadar.

Tamam. Hastaneye götüreyim mi seni?

-Yok. Su toparlar şimdi. -(Çınar) Tamam, hadi.

Daha iyi misin?

Çınar Bey, istediğiniz dosyaları getirdim. Bu arada tebrik ederim.

Çağla Hanım'la Ozan Bey evleniyormuş.

Sağ ol.

-Çınar? -Efendim?

Ben daha iyiyim, teşekkür ederim. İşimin başına döneyim.

Biraz dinlenseydin, hemen gitme.

Yok, iyiyim. Su toparladı.

Tamam.

(Müzik)

-Pınar Hanım. -(Pınar) Evet.

-Ozan Bey odasında mı? -Yok, eve çıktı.

-Bir notun varsa alabilirim. -Yok.

(Kapı zili çalıyor)

(Kapı zili çalıyor)

(Müzik)

Ozan!

Senin burada ne işin var?

Benim burada ne işim mi var?

Sen ne yapıyorsun Ozan, delirdin mi?

Şaka, değil mi?

Şaka yaptığını söyle. Bana bütün bunların şaka olduğunu söyle.

-Ne olur şaka yapıyorum de. -Yok.

Gayet ciddiyim, evleniyorum Çağla'yla.

Yok, bir şey olmuş olmalı.

Sen bana böyle bir şey yapmazsın.

Ozan, bakma bana bir şey söyle!

Sen bir insana sözler verip...

...gelecekteki çocuklarından bahsedip onu yarı yolda bırakamazsın.

Ozan, bir şey söyle.

Ozan, bakma bana öyle.

Sen bana söz verdin. Bu sefer yanında olacağım...

...gitmeyeceğim dedin. Bana söz verdin.

Nasılmış?

Nasılmış âşık olup yüzüstü bırakılmak Esra?

İnsanın canını acıtıyor değil mi?

Neyse ya. En azından sen de anlamış oldun şimdi benim yaşadıklarımı.

Sonunda ödeştik.

Hayır, gerçek değil bu.

Gerçek değil, yalan söylüyorsun.

Sen bana böyle bir şey yapmazsın Ozan, yalan söylüyorsun.

Sen bana âşıksın. Bana nasıl baktığını gördüm. Sen yalan söylemezsin.

Bana âşık olduğunu biliyorum. Yalan söyleme.

Oyundu, anladın mı? Bitti.

Oyundu bitti.

Sen iğrenç bir adamsın.

Ben iğrenç bir adamım öyle mi?

Ben iğrenç bir adamım. Neden?

Senden daha önce davrandım diye mi?

Bana aynısını yapmayacak mıydın Esra?

Kendine âşık edip, ayaklarına kapanmamı istemedin mi?

-İstedim. -Ben mi kötüyüm?

İstedim ama ben böyle bir şey yapmazdım. Ben kimseye böyle bir şey yapmam.

Ne anlatıyorsun ya sen?

Git!

(Ozan) Esra, git!

Burası artık öyle rahat rahat girip çıkabileceğin bir yer değil.

Git.

Sen...

Sen çok pişman olacaksın ama çok geç olacak.

(Hüzünlü müzik)

(Hüzünlü müzik devam ediyor)

Mali analiz raporlarını da size mail olarak attım Çınar Bey.

-Tamam. -Başka bir isteğiniz var mıydı?

-Yok, sağ ol. -Teşekkürler.

-Çınar. -Efendim Esra.

İş teklifin hâlâ geçerli mi?

Geçerli de ne oldu?

Eğer sözleşme buradaysa imzalamak istiyorum.

Burada bir yerdeydi, dur bakayım.

Mail atayım oku istersen, öyle imzala.

Yok, niye okuyayım? Okuyacak bir şey yok.

-Peki. Biraz acele mi ediyorsun? -Yok, acele etmiyorum Çınar.

Düşündüm karar verdim, imzalamak istiyorum.

(Müzik)

-Esra, hayırlı olsun. -Hayırlı olsun.

Çınar, senden bir şey isteyeceğim.

Şimdi ben iki gün izin yapsam, sonra da hafta sonuna geliyor.

Pazartesi işbaşı yapsam olur mu?

Tabii ki olur, biraz dinlen.

-Sağ ol. -Sen sağ ol.

-Afiyet olsun. -Bir çay lütfen.

Tabii, hemen.

-(Ekrem) Anne, bir tane çay versene. -Şu soldaki masanın.

-Evet, afiyet olsun hanımlar. -Teşekkür ederiz.

(Müzik)

Biraz böyle sıkıcılık olmasın artık.

Biraz eğleneyim, biraz neşem yerine gelsin.

Biraz rengim yerine gelsin. Bir kavgadır dövüştür.

-Abla... -Her şey çok sıradan olmaya başladı.

-Selam, biz geldik. -Elif!

Anneciğim, Timur'la tanışmak istemiştin.

Annem, Timur. Timur, annem. Hadi tanışın.

O da teyzem Reyhan.

Efendim, izninizle zarif elinizi bahşeder misiniz?

-Alnına koy bir de. -(Timur) Merhaba teyze hanım.

Çok onur duydum sizinle tanıştığıma.

Maşallah evladım ben de onur duydum. Abla.

-Geç otur şöyle. -(Reyhan) Buyurun.

-(Timur) Tabii, emredersiniz. -(Reyhan) Abla.

-Elini niye alnına koymuyor? -Ne bileyim.

-Elini alnına koymadı. -Ablacığım.

Heykelciymişsin.

Evet, heykeltıraşım.

-Kes tıraşı! -Anne!

-Anlamadım. -Anlatırım ben sana, kes tıraşı oğlum!

-Abla! -Ya siz ne yapıyorsunuz?

Bu gençlerin kafası nerede?

Yıl olmuş 2021...

...heykelcilik mi kalmış?

Taş mı yontmak kalmış, Taş Devri'nde miyiz biz?

Taşları yontup ne yapacaksınız?

Boş beleş işler bunlar, bırakın taşı taş olarak kalsın.

Kaygılanmakta çok ama çok haklısınız. Ama işte efendim...

-(Zümrüt) Herhâlde haklıyım. -Ben biraz şanslıyım galiba.

Babamın mermer ocakları olduğu için hiç sıkıntı çekmiyorum.

(Reyhan) Aa!

Ablam.

Me...

Anne.

Mermer...

Mermer ocakları mı dedin?

Mermer ocakları?

Mermer ocakları dediğine göre ocaklar iki üç tane...

...ya da daha fazlalar yani.

Nerede bunlar benim yakışıklı oğlum?

-Altın madenlerimizin yanında. -Aa!

Altın madenleri mi varmış?

(Reyhan) Altın da düştü. Fazla şey yapma.

-Teyze. -Maşallah.

Pırlanta gibi çocuksun. Bak, o da güzel bir madendir.

Evladım, sen altın madenleri deyince şeyden bahsediyorsun...

...bu bebeklerimin ham maddesi yani atalarından, dedelerinden...

...bahsediyorsun değil mi bebeklerimin?

Aynen öyle Zümrüt Hanım.

Babam mermer ocaklarından sonra altın madenlerine de yatırım yapmış.

Çok iyi yapmış.

Yani bravo babana.

Benden çuval dolusu aferini hak etti baban.

Aynen.

Elifçiğim, vallahi has evladım olmana bir iki 'level' kaldı.

-Çok sağ ol. -Kurban olurum ben, yakıştılar.

-(Elif) Sağ ol anne, teyze. -(Reyhan) İşte Elif.

Ne yapıyorsunuz orada?

Mutlu yuvanızın temellerini mi atıyorsunuz bensiz?

Ben burada temelimden sarsılıyorum, yıkıldım yıkılacağım şuraya.

Eko, annem hadi siparişler hazır, al.

Daire 16 var ya İbrahim Bey ondan para almayacaksın tamam mı?

Anne, hayır. Ben bugün götüremem.

Bugün benim bak, ağlamalarım, depresyonum hep şuramda birikmiş durumda...

...bunu babam versin. Ben evde depresyona gireceğim.

Eko!

Of!

Yalçın, soğumadan şunları götürsene.

Ruhum, bu çocuğun nesi var yine böyle, ekolojisi bozulmuş?

Elif'in gönlü birine kaymış, ona üzülüyor çocuk.

Kimmiş o çocuk?

Geldi geçen kaslı falan bir şey. Gördüm burada, yakışıklı çocuk.

Allah Allah!

Üf! Ne oluyor benim çocuklarıma ya? Esra da bir garip geldi bugün.

İşimi bitirince gidip konuşacağım.

Yaprak dökümü mü yaşıyoruz, hazan mevsimi mi yaşıyoruz?

Ne oluyor benim aileme?

Ruhum, tövbe de ya, tövbe de. Ne diyorsun sen? Allah korusun.

Sen söyle bakayım bana kime gidecekti bu?

-İbrahim Bey'e. -Tamam, oldu. Ben götürürüm.

Oyalanma. İbrahim Bey'den para almayacaksın.

Tamam ruhum, tamam hayatım.

Üf!

Hepsi numaraymış Zeyno.

Benden intikam almak için yapmış. Her şeyi o yüzden yapmış.

Ben de salak gibi inandım, beni sevdiğini sandım.

Yok Esra, bu çok saçma. Ozan böyle biri değil. Yapmaz...

Yaptı işte Zeyno, yaptı! Beni yarı yolda bıraktı.

Nasılmış yüzüstü bırakılmak dedi.

Canın yanıyor mu dedi. Canımı yakmak için yaptı her şeyi.

Ya hani ben mutlu olacaktım?

Hani üzülmeyecektim, hani canım yanmayacaktı benim Zeyno?

Canım yanıyor.

Aşk böyle bir şey mi ya? Sanki hiç geçmeyecekmiş gibi hissediyorum.

Sanki hep böyle yaşayacakmışım gibi.

Canım arkadaşım benim kıyamam kız ben sana.

Ben hep senin yanındayım.

Ben onu Çağla'yla görerek nasıl yaşayacağım Zeyno?

Düşündükçe bile bak nefes alamıyorum. Çok kötü oluyorum.

Yok, bu işte bir şey var kızım.

Yok yani, olmaz, olamaz böyle bir şey.

Oldu işte.

Ben Ozan'a deli gibi âşık oldum.

O başkasıyla evleniyor.

(Kapı zili çalıyor)

Yapma Esra, yapma artık ya!

Ozan, her yerde seni arıyorum. Niye bir anda ortadan kayboldun?

Benim telefonlarım susmuyor.

(Mesaj geldi)

Al, örnekte olduğu gibi.

Herkesin nasıl bu kadar çabuk haberi oldu, aklım almıyor.

Magazinci arkadaşım da sordu. Ben de evet doğru dedim.

Birazdan manşet olursak kızma sakın ne olur.

Kızmam Çağla, neden kızayım? Zaten herkes öğrenecek yakında.

-Kahve içer misin? -Olur.

Ne oldu burada Ozan, ne kırdın?

Bir şey yok ya, bardak düştü kırıldı. Temizlerler zaten şimdi.

Ozan, ben sana bir şey söylemek istiyorum.

Herkes bana düğün tarihimi soruyor.

Ama ben sana sormadan kimseye bir şey söylemedim tabii.

Aklımda çok güzel bir kış düğünü var sana da uyarsa.

Uymaz.

Uymaz mı?

Kışı beklemeyelim Çağla, bir an önce halledelim düğünü.

Yani sen öyle istiyorsan olur tabii.

Ama düğün hemen olacaksa çok işimiz var. Bir sürü hazırlık yapmamız lazım.

Çağla, sen ne dersen, ne istersen benim için tamam.

Sen yeter ki mutlu ol.

Ozan, ben hayal edemeyeceğin kadar mutluyum.

Seni de o kadar mutlu edeceğim, inan bana.

(Müzik)

(Müzik) (TV'den gelen anlaşılmayan sesler)

(TV Ender ses) Gazetelerde okursun artık.

Sen beni sinirlendirmek için söylüyorsun ama ben sinirlenmeyeceğim.

(TV Yıldız ses) Çünkü benim Halit'le aram çok iyi.

Hatta bir parti düzenliyoruz. Sen davetli değilsin.

Esra, annem, bak en sevdiğin çorbayı yaptım, hadi iç biraz.

Anne yok, hiç canım istemiyor.

Çorba...

Şey yapalım annem, hadi kalk giyin, sahile gidelim...

...ana kız yürüyelim biraz, açılırız, olur mu?

Annem vallahi şuradan kalkacak hâlim yok.

Benim de yok. Ben de burada aşk acısı çekiyorum ama bana hiç sorulmuyor...

...benim sevdiğim çorbalar, niye?

Ya, kay azıcık.

Vallahi ben de depresyona gireceğim.

Bak siz böyle üzülünce ben de çok üzülüyorum.

Söyleyin, ben sizi mutlu etmek için ne yapayım?

Ben söyledim, ben ona söyledim, ben gidip Ozan'ın ifadesini alayım dedim...

...beni dinlemedi. -Abi saçmalama, biz kabile miyiz?

Allah'ından bulsun.

-Âmin. -Bulsun.

(Televizyondan sesler geliyor)

Yasak Elma mı bu?

Oğluşum heykeltıraş deyip geçme.

Bugüne bugün çok mühim bir sanat dalının temsilcisi onlar.

İyi madem sen sevdin ben de bir ara tanışırım.

Zaten Elif arkadaş olduysa bir bildiği vardır.

Bak yine doğru konuştun oğluşum.

Anne aradığın iyi oldu, ben de seni arayacaktım.

Benim sana söylemem gereken önemli bir şey var.

Önemli bir şey mi? Oğlum sakın bana kötü bir şey söyleme.

-Bak Ozan'ım sakın. -(Ozan ses) Değil, sakin.

Biz Çağla'yla evlenme kararı aldık.

(Ozan ses) Alo? Anne orada mısın? Beni duyuyor musun? Alo?

(Televizyondan sesler geliyor)

(Sokakta davul ve zurna çalıyor)

Ama bizim burada içimiz kan ağlıyor, bu neyin neşesi mahallede? Ne oluyor?

-(Zümrüt) Bayramımız var dostlar! -Zümrüt'ün sesi mi o?

-Anne. -(Zümrüt) Bugün Zümrüt Korfalı'nın günü!

Of!

Tahmin ettiğim şey olamaz herhâlde.

(Sokakta davul ve zurna çalıyor)

Bugün benim bayramım, bugün benim günüm dostlar!

Sağır edeceksin, yukarı!

(Davul ve zurna çalıyor)

-Üf, bu nedir? -Oğluşundan haberi almış.

(Zümrüt) Dostlar, sevgili mahalleliler...

...bugün oğluşum CEO Ozan Korfalı'yla zümrüt gözlü Çağla'm...

...evleniyor! -Ne diyorsun kız, vallahi mi?

Aa!

Aman ne hoş, ne kadar güzel. Maşallah.

Nihayet dengini buldu dostlar.

Allah size de böyle mutlu günler yaşatsın. Oh!

-Cık, cık, cık... -Sen görürsün Zümrüt.

Allah'tan ikinci bir düğün haberi yok ama onların da eli kulağında.

Kesin onlar da evlenir.

Ne oldu, canın mı çekti? Gel, iki fındık kır, gir. Gir ortaya.

Gir. Kıskanç aile.

(Zümrüt) Hadi, oh, aman!

Nasıl mutluyum bir bilseniz. Oh, oynayın kızlar, hadi.

Hep birlikte.

O ne? Anne ne yapıyorsun?

Anneciğim, anne!

Allah!

Anne yıkadın kadını.

Sen bu balkondan bir şeyler atma olayına çok kötü alıştın.

Tabii bunlar doğal şeyler.

Çünkü insanın içinde hasetlik, habislik ve kıskançlık olunca...

...bunlar doğal oluyor.

Hani annelerimizi idare edecektik?

Bana bir sürü söz verdin.

İnsan neden böyle bir şey yapar ki?

Çünkü öyle olması gerekti Musa. Bir de sana açıklama mı yapacağım?

Evet abi, bana açıklama yapacaksın. Bekliyorum.

Hayır ben gerçekten hiçbir şey anlamıyorum.

Geçen gün bana burada, Esra'ya yenge diyeceksin, diyordun, çok mutluydun.

-Şimdi? -Doğru olan buydu Musa.

-Ben yapmam gerekeni yaptım. -Tamam.

Şu an tam olarak eski Ozan'ı hatırlatıyorsun abi bana.

Ama hayatın geri al tuşu yok, biliyorsun değil mi?

Öyle kontrol, Z'ye basıp hiçbir şeyi kurtaramazsın.

Musa tamam, yeter.

Bak, bilmediğin şeyler var, işime karışma.

Abi anlat, anlat da bileyim o zaman.

Yani göz göre göre birbirine âşık iki insan ayrılıyor...

...bir de anlamadığım, bir gece önce Çağla'nın hislerini fark etmedim...

...çok ayıp oldu, deyip ertesi sabah evlilik teklifi etmek ne demek?

Öyle gerekti.

-Musa ayrıca sana ne? -Bana ne, ne demek abi?

Sen benim en yakın arkadaşımsın. Beni sen işe aldın.

Sen sağ kolun yaptın.

Ben sana borçluyum, ben sana doğruyu söylemeye borçluyum.

Beni kapının dışına koymadığın sürece de doğruyu söylemeye devam edeceğim.

Musa işle ilgili söyleyecek bir şeyin varsa söyle, yoksa kapı orada.

İşle ilgili var abi. Hafta sonu Sapanca'da...

...uygulamaya katılmak isteyen bir otel sahibiyle görüşeceksin.

Ne güzel, ayarla işte.

Ayarla ben de çıkıp gideyim şuradan, kurtulayım bunlardan biraz.

(Duygusal müzik)

Abi!

Aç, aç, aç, dördüncü sezonu aç lütfen!

Aa, yeter ama iki gündür tünediğiniz yerden kalkmadınız.

Vallahi yeter. Ev koktu!

Anneciğim burası hep depresyon. Bak şuralara hep majör depresyonlar sıçramış.

Kalkamayız, buradan çıkış yok.

Hayır efendim, burası benim salonum.

Ayıca benim eşyalarımın yerlerini değiştiremezsiniz.

-Hadi kalkın, duşa girin... -Açma üstümü anne!

(Esra) Abim!

(Menekşe) Çekidüzen verin kendinize hadi.

İyi değiliz diyoruz anne.

Neyime çekidüzen vereyim? Bu saatten sonra beni kim beğenecek...

...abimi kim beğenecek? -Yani.

-(Esra) Biz istemiyoruz. -Böyle armut gibi kaldık.

Böyle iyiyiz, aç ağzını.

Hadi, çıkar şu depresyon hırkasını.

(Üst üste bağrışmalar)

-Lütfen gider misin? Depresyon ülkesi. -(Esra) Üşüyorum, soğuk.

-Bin derece, bin! -Anne öyle değil işte.

Depresyon ülkesi soğuk, depresyon ülkesi kurak.

Bak kız burada üşüyor işte, bırak. Bırak, elleme.

Aman! Vallahi ne hâliniz varsa görün!

Ben lokantaya iniyorum.

-İn. -Anne cipsi falan kaldırdın mı?

Ruhum durumlar nasıl? Çocuklar aşağı iniyorlar mı?

Yok, dördüncü sezona geçmişler Yalçın.

Oo, dördüncü sezon? Yani en iyi sezona geçmişler.

Ne diyorsun sen be?

Şey, yani durum o kadar vahim demek istiyorum.

Ama ruhum bir şeyler yapmamız lazım, bu çocukları bu depresyon batağından...

...kurtarmamız lazım. -Ne yapacağız Yalçın?

Günaydın canlarım. Çifte kumrularım, vaziyet nedir?

Günaydın Zeynep, çocuklar dördüncü sezona geçmişler.

(Yalçın) O çocukları acilen kurtarmamız lazım.

Ya. Neyse, Allah'tan ben varım, hadi yine iyisiniz.

Bomba gibi bir plan yaptım, Esra'yı ininden çekip çıkaracağım.

Menekşe'm anahtarı ver.

-Hadi inşallah Zeyno. -(Zeynep) O iş bende. Ben hallediyorum.

-Sana güveniyoruz aslan kızım. -Hadi kız.

-Ne? -Ben anlamadım.

(Kapı kapandı)

-Ne yapıyorsun? -Çekil önümden!

-Niye önümüze geçtin? -Git şurada dur.

Tam önemli sahne, ne dediğini anlıyordum.

-Kalk çabuk, kalk. -Ben kalkamam.

(Esra) Nereye kalkayım? Ben kalkmayacağım.

Sana söylemiyorum zaten Ekocuğum, Esra kalk.

Kalkamam.

Ayrıca bugün hafta sonu, Ozan her an mahalleye gelebilir.

Esra kalkmazsan 'spoiler' veririm!

(Zeynep) Bu sezon ne oluyor biliyor musun?

-Kalk, kalk git hadi. -Kalkmayacağım, gitmeyeceğim hiçbir yere.

Kankacığım pişman olmayacaksın. Ben sana neyin iyi geleceğini biliyorum.

Neymiş?

Sapanca'da arkadaşımın çalıştığı otele gideceğiz.

-Banka mı soydun? -Arkadaş bana borçlu.

Kızım beleşe, tam pansiyon bir yerde tatil yapacağız.

Gelsin 'snack' barlar, gitsin 'happy hour'lar. Hadi.

Yok be, olmaz, benim hiç hâlim yok, kalkamam vallahi şuradan.

Kızım göl kenarında, bak havan değişir. Hadi, şöyle bir oksijenleniriz.

(Zeynep) Yürürüz, hadi.

Yani olabilir aslında.

Ozan'dan uzaklaşmak bana iyi gelebilir.

Abim, sen bensiz idare edebilecek misin?

Ederim ama son sezonu izlerim, carlama sonra.

Yok carlamam, sen de haklısın sonuçta.

-Al, çikolata. -Süpersin.

Ozan, hâlâ ben de mi gelsem diye düşünmüyor değilim.

Bir gece kalıp döneceğim zaten Çağla.

Ben bir gece de olsa özlerim ama seni.

Onca iş güç varken beni özlemeye vaktin olmaz, merak etme.

Hadi bakalım. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.

Nişanlıma iyi bak Musa, başına bir şey gelirse senden bilirim.

Merak etmeyin, gözüm gibi bakacağım.

Görüşürüz.

(Müzik)

Of! Ne yapacağız biz Reyhan?

Oğluşum da iki ayağımı bir pabuca soktu benim.

Hayır, ben Çağla kızıma ne takacağım?

Elif, Timur'a söyle de külçe altın getirsin.

-(Zümrüt) Bizi ancak külçe altın paklar. -Anne sen ne bağırıyorsun deminden beri?

Ne diyor? Ayıya ne mi bağlıyorum?

(Zümrüt) Bu ne diyor Reyhan? Kızım senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

-Teyze ne oldu buna? -Elifçiğim zurna yüzünden böyle oldu.

Ben doktoru aradım, annen geçici işitme kaybı yaşıyormuş.

Hah, geçmiş olsun.

Ne? Geçmişi mi unuttun? Ne diyor bu?

Ay, neyse yarın hiçbir şeyi kalmayacakmış, şükür.

Kim yanıma kalmıyor? Siz ne diyorsunuz?

Ben diyorum! Ben diyorum ki bence sen Timur'a fazla bel bağlama.

Dün bir, bugün iki diyorum.

İki olur. İkiye tamamım!

Ben ikiye tamamım. İki tane külçe altın olur.

Hatta diyorum ki külçe altın yerine...

...ham cevher mi taksam Çağla gelinime, ne dersiniz?

-O da olur, güzel olur. -(Elif) Anne!

Ne?

Sağır olan sensin, biz seni duyuyoruz. Bizim nasıl bir hayatımız var böyle!

Eyvah!

Eyvahlar olsun! Broş ve döpiyes stoklarıma bakmam lazım!

Çağla kızım beni son İstanbul hanımefendisi olarak tanıyor.

Allah'ım, Osmanlıca sözlüğüm nerede Reyhan?

-(Reyhan) Üst kat. -Yukarıda mı?

Dur ben ona bakayım.

Ay, Elifçiğim.

Zor günler geride kaldı ama çok daha zor günler bizi bekliyor.

Farkındayım teyze. Gazamız mübarek olsun.

Hayır ne oldu da abim böyle bir karar aldı, ben anlamıyorum ki.

Vallahi ben de anlayamıyorum.

Kızla alakası yokmuş gibi duruyordu ama bilmem.

Yakında çıkar kokusu meydana.

En son Esra'yla da yakınlaşmışlardı.

Ne oldu da gitti Çağla'ya evlenme teklif etti. Ben bu adamı anlamıyorum.

Ben de anlamadım.

Yine suratını astın.

Kızım tatile giderken ne yapılmaz? Surat asılmaz. Gülünür, eğlenilir.

-Hadi. -İyiyim ben Zeyno.

Depresyonu zaten İstanbul'da bıraktım.

Her şey yolunda, harikayım. Artık onun adını bile anmayacağım.

-Mutluyum yani. -Böyle ya.

-Hayırdır Musa? -Hayırdır abi.

Sen daha düne kadar bana bağırıp çağırıyordun...

...posta koyuyordun, bakıyorum şimdi çok mutlusun.

Yok böyle şehrin dışına çıkıyoruz ya abi, iyi geldi.

Bana da iyi geldi Musa, vallahi ne yalan söyleyeyim...

...gidip bir daha hiç dönmeyesim var.

Zaten evlilik arifesinde mutlu bir adamın kurması gereken cümleler bunlar.

Sen hayırdır?

Bir de bana laf mı sokmaya başladın şimdi?

Yok abi, laf sokmuyorum. Emin ol laf sokacak olsam...

...içinde yenge geçen cümleler kurardım.

Sus Musa.

(Ozan) Yenge falan yok.

Hafta sonu boyunca Esra, yenge ve benzeri kelimeleri...

...söylemeni yasaklıyorum, tamam mı?

Bu hafta sonu onu kafamdan tamamen silip atacağım.

Tamam, sustum.

Sus Musa.

Çınar baksana, bu bana çok yakışmaz mı?

Gerçi bu da çok yakışır.

Belki iki tane birden giyerim, olmaz mı?

Bilmem, ben hiç anlamam ki.

Bu da çok güzel.

Acelen ne kızım? Atlı mı kovalıyor?

Tamam, Ozan'la evlenmene ben de çok seviniyorum ama...

...yani biraz yavaş mı olsak acaba?

Hani adımıza, şanımıza uygun bir düğün yapalım.

-Bu normal bir şey değil ki. -Evet.

Hele şükür mantıklı konuşan biri geldi, sağ ol baba.

Sen kendi düğününde böyle yaparsın Çınar.

Bu bizim Ozan'la düğünümüz ve ben böyle olmasını istiyorum.

Lütfen saygı duyar mısınız?

Kızım, benim senin kararlarına sonsuz saygım var ama...

...biraz böyle koştura koştura evlenmeyi de benim aklım almıyor.

Ozan'a da söyledim. Hayır, ben onu aklı başında biri bilirdim.

Temkinli bilirdim ama o senden bile aceleciymiş.

Değil mi? Ne ilginç baba, hiç Ozanlık bir hareket değil.

Bir dahaki sefere nedenini de sor.

Bakalım niye bu kadar acele ediyor, öğrenelim.

Ben sizin böyle yapacağınızı biliyordum.

Bir kere destek çıksanız şaşırırdım zaten.

Neyse ki annemi çağırdım, artık o destek çıkar bana.

-Ne? Sen şaka mı yapıyorsun? -Yo, şaka yapmıyorum. Gayet ciddiyim.

-Hatta burada misafir odasında kalacak. -Yok artık, daha neler.

Bak sen iyice saçmaladın.

Asla, asla bu evde kalmayacak!

Sen bu kararı alırken bize sordun mu?

Biz o kadınla aynı çatının altında kalmak istiyor muyuz acaba?

Senin o kadın dediğin kişi bizim annemiz Çınar.

Ben evleniyorum ve anneme ihtiyacım var.

Beğenmiyorsanız bu tantana geçene kadar gidip başka bir yerde kalın.

Ama annem burada, benimle kalacak.

-Çağla! -Baba yeter.

Lütfen yeter. Ben hayatımı cici kız olmakla geçirdim.

Size uyum sağlayacağım diye tükendim ben.

Bir kere de siz bana uyum sağlayın, bir kere de benim dediğim olsun.

Oh be arkadaş, oh! Dünya varmış, temiz hava, oksijen mis gibi.

Depresyon hiç benlik bir şey değil, neymiş böyle, yıldım.

(Timur) Bak Buse, bebeğim, sen beni çok yanlış anladın.

Yani bu hayatta benim için önemli olan tek bir kadın var o da sensin.

Evet, haklısın tatlım.

Ama burada dersler çok yoğun, o yüzden yanına gelemiyorum.

-İlk boşlukta yanındayım aşkım benim. -Aşkım?

-Aşkım? -(Timur) Ben de seni seviyorum.

Ulan sen ne biçim bir herifsin!

(Ekrem dış ses) Aklım almıyor!

Anneciğim bu Timur'un hayatında başka bir kız var.

Bildiğin Elif'in o saf, temiz duygularıyla oynuyor bu herif.

Aman erkek milleti değil mi, hepiniz aynısınız. Baban hariç.

Ben de hariç anne. Ben kimin duygusuyla oynadım Allah aşkına, yapma şöyle.

Bak, Elif'e söylemeyerek sen de suça ortak oluyorsun, öyle düşün Eko.

Timur kadar sen de suçlusun, yazık kıza.

Anneciğim ben söylüyorum, bu herif sana göre değil diyorum.

Elli kere anlattım, söyledim ama yok, beni dinlemiyor, bana inanmıyor.

Anlattım, şimdiye kadar yüz kere söylemiş olabilirim ama yok.

Söylemeyince de içim razı değil anne, ne yapacağız?

Oğlum karşısına çıkacaksın, çat çat söyleyeceksin her şeyi.

Kim, ben? Ben karşısına çıkıp neyi söyleyeceğim anne?

Afiyet olsun. Söyleyemem çünkü ben üç sezon Yasak Elma izlemesi yaptım.

Ve anladım ki bu mevzuları entrikayla çözebiliyorsun. Vallahi.

O yüzden ben kral bir entrika yaptım, akşama çarşı pazar karışır, bekle.

Çok iyi entrika. Vallahi süper geldi aklıma.

(Elif) "Elif'e."

"Timur yana yana aldatıyor seni. Kızın adı Buse. Bir dost."

(Müzik)

Şuraya bak, bütün 'coin'ler dipte.

Ulan Elon Musk, tek açıklamayla adam hayatımızı kaydırdı, böyle bir şey yok.

Sıfır hareket. Bak, bu da yükselmemiş.

Ulan ne aşktan güldük ne paradan güldük.

-Bu ne? -Bu...

...Elif'e bir, ne bileyim mektup mu? Mektup mu aldın?

Bırak bu ayakları, bana yutturamazsın.

Bunları sen yazmışsın, belli. Bunlar senin lafların. Yana yanalar falan.

Sen hâlâ neyin peşindesin?

Ben aslında orada belirtmiştim bir dost diye.

Onu hemen anlamaman gerekiyordu, nasıl?

"Yana yana". "1 dost" yazmışsın, rakamla.

Anladım.

Ama artık sen de şu adamı bir çöz Elif.

Gözünü seveyim, bak ne kadar zekisin, hemen bütün numaraları çözüyorsun.

Ama şu adamı bir çözemedin gitti. Bu adam sana göre değil.

Artık be ne yapayım, bunu çizerek mi anlatayım?

Ben gerçekten seni hiç anlayamıyorum Eko.

Sen hâlâ benden ne istiyorsun? Resmen takıldın kaldın.

Takıldım kaldım? Anlamazsın, tabii ki anlamazsın.

Çünkü sen hayatında hiç sevmemişsin ki.

İşte sevince böyle oluyor, seninle olmasa bile iyi olsun istiyorsun...

...mutlu olsun istiyorsun, kimse onun kalbini kırmasın istiyorsun falan.

Ama sende... Tamam, o zaman şöyle yaparız.

Benim haklı olduğum önünde sonunda ortaya çıkacak...

...haklı olduğumu anladığında özür dilersin, hallolur, tamam mı?

(Duygusal müzik)

(***) net bir (***). Yana yana ne demek?

(Zeynep) Kartları aldım, çok güzel bir oda vermiş var ya, bayılacaksın.

(Esra) Zeyno'm, senin arkadaşın nerede hani?

O çalışıyordur şimdi, sonra gelir.

Kız Zeyno, iyi ki getirdin beni buraya.

Havam değişti. Otel de bayağı güzelmiş.

Tabii kızım. Bak ben sana söylüyorum.

Buraya kırık kalple girdin ama yepyeni bir kalple çıkacaksın.

Sen şu kardeşine biraz güven.

(Kadın) Hoş geldiniz Ozan Bey. Hoş geldiniz Musa Bey.

(Kadın) Yerleşmeniz için size odanıza kadar eşlik edeceğim...

...sonrasında akşamüstü Mithat Bey sizi lokantada bekliyor olacak.

-(Musa) Tamamdır, çok teşekkürler. -(Kadın) Buyurun, size eşlik edeyim.

Ne oldu abi?

Bilmiyorum Musa, deliriyorum galiba. Her yerde onu görüyorum.

İşte odamız.

İşte! Nasıl, beğendin mi?

Vallahi çok güzelmiş Zeynocuğum.

Değil mi? Bence de. Esra, ben çok terledim, üstümü değiştireceğim.

İyi, tamam. Ben de balkona çıkıp hava alayım.

Abi ben iki yan odadayım.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

Buyurun efendim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Kız Zeyno, neye süsleniyorsun sen, ne güzel olmuşsun.

Teşekkür ederim de öylesine, bir şeyden değil.

Bana bak, ben arkadaşımın yanına gidiyorum.

Öyle abur cuburla falan karnını doyurma. Buranın bir restoranı var, çok güzel.

-Gelince oraya gideceğiz, tamam? -Tamam, iştahım yok zaten.

Tamam, gittim ben balım.

(Zeynep) Ay.

(Kapı kapandı)

Ozan yiyip bitiriyoruz birbirimizi.

-Bunu mu istiyorsun? -Tam olarak bunu istiyorum Esra.

Böyle olsun. Kavga edelim, birbirimizi yiyelim ama sonunda sarılıp barışalım.

Annelerimizi idare edelim.

Ekrem bizim başımıza türlü belalar açsın, ondan kurtulalım.

Ben babanın projelerine para yatırayım, sonra hep birlikte batalım.

Ben bunların hepsine varım.

Ama yeter ki sen benim yanımda ol.

Unut artık Esra.

Güzel bir rüyaydı ve bitti.

Uyandın.

(Duygusal müzik)

-Ozan! -(Ozan) Sen bana yemek mi hazırladın?

Korktum, sen nereden çıktın? Erken geldin.

Ben sana sürpriz yapacaktım ama asıl sürprizi sen bana yapmışsın.

Hani evle ilgili konuşacaktık, beni kandırmaya utanmıyor musun?

Ben seni kandırmak istemedim ki.

Sürpriz yapacaktım, buraya getirmem gerekiyordu. Ben de evi kullandım.

Evde değiştirecek hiçbir şey yok, her şey çok güzel zaten.

Tamam, sen öyle diyorsan öyle. Sen içinde ol da.

Çık aklımdan Esra. Çık.

(Zümrüt) Canım, cananım.

Güzel gözlü gelinim. Ben de o kadar berhudar oldum ki...

...bu fevkaladenin de fevkinde havadisi öğrenince.

Allah'ım dualarımı kabul etti.

İlk fırsatta görüşürüz inşallah güzel gözlü gelinim.

Ben de ilk fırsatta görmek isterim sizi.

Çünkü o kadar fazla danışacağım şey var ki size.

İnşallah güzel kızım. İnşallah çağla gözlüm.

İlk fırsatta hasbihâl eyleriz.

Görüşürüz. Kendinize iyi bakın.

Reyhan bu kız resmen hayallerimin gelini.

Bana ne dedi biliyor musun? İnşallah dedi, ilk fırsatta görüşelim dedi...

Size dedi, danışacağım çok şey var dedi.

Reyhan, Zümrüt Korfalı sosyetede.

İnsan başka ne ister? İnsan başka ne ister?

Allah'ım rüya gibi bir hayat.

(Telefon çalıyor)

Bilinmeyen bir numara. Kim bu densiz?

-(Reyhan) Açsana bir. -Açacağım mecbur.

CEO annesi ve kayınvalidesi...

...sosyetik Zümrüt Korfalı'nın telefonu, buyurun.

Zümrüt Hanım merhabalar. Biz Ekonomi ve Gündem Dergisi'nden arıyoruz.

CEO'lar ve anneler bölümü yapıyoruz bu sayımızda.

(Kadın ses) Size bu yüzden ulaştık. Vaktiniz varsa röportaj yapmak isteriz.

Evet, evet, evet.

100 bin kere evet. Sonsuza kadar evet.

İstediğiniz zaman röportaj yapabiliriz. Saatlerce...

...aylarca, yıllarca. Ben her şeye hazırım.

Harika. O zaman yarın görüşmek üzere.

Görüşürüz. Öpüyorum, öpüyorum.

-(Zümrüt) Reyhan. -Efendim?

İşte sonunda benim kıymetimi anladılar.

Benimle röportaj yapmak istiyorlar.

Herkes benim zenginliğimi öğrenecek. Herkes.

Allah'ım bütün retrolar, gezegenler, uydular, aylar...

...hepsi geri geri bana doğru geriliyor Reyhan.

Hemen hazırlanmam lazım. Broşlar tamam. Döpiyesler hazır.

İncilerim, onlar da benim başka bebeklerim.

-İncilerim nerede? -Abla, niye kendin gibi olmuyorsun?

Niye başka biri gibi olmaya çalışıyorsun?

Sence?

Bir şey yapmak lazım. Üstüne bir şey katmak lazım.

Haklısın.

Sen de haklısın.

Afiyet olsun. Afiyet olsun.

Müjdemi isterim Menekşe. Hayallerim gerçek oldu.

Ne oldu? Hasta mıyım? Kaç günlük ömrüm var? Ölüyor muyum? Doğruyu söyle.

Bana ne senden?

Halk benim değerimi anladı. Benimle röportaj yapmak istiyorlar.

Aa, şeyi mi merak etmişler...

...sonradan görme kimdir ve nasıl olunur? Onu mu merak etmişler?

Yok, onu merak etmemişler. CEO anası kime denir...

...nasıl zengin ve başarılı olunur adlı röportaj.

-(Yalçın) Ruhum, iki çorba. -(Zümrüt) Oyalamayın beni.

Şuradan üç beş kilo ev baklavası ver.

Misafirlerimi tam bir hanımefendi gibi ağırlamak istiyorum.

Yani onu veririz, o kolay da seni ilkokul çocukları işletmiş olmasın?

Külkedisi.

Külkedisi.

Kıskanma kıskanma. Çalış, senin de olur diyeceğim ama olamaz. Nasıl olsun?

İki faydasız, birbirinden faydasız çocukların var. Onlardan olmaz.

Ee, bundan sonra çocuğun da olmaz. Ne olacak?

Menekşe, umutsuz bir vakasın sen.

Ama bir de bana bak. Bak bir bak. Bak, ne görüyorsun?

Karşında CEO yetiştirmiş bir ana görüyorsun.

Kimim ben? Zümrüt Korfalı'yım.

Tabii ki benimle röportaja gelecekler, seninle mi gelecekler?

Ben en azından vicdanlı ve iyi kalpli çocuklar yetiştirdim Zümrüt.

Kendini öyle avut.

Kime, neye faydaları var acaba?

Oyalamayın beni. Niye oyalıyorsun beni? CEO anasıyım.

Şöhretim. Medya peşimde.

Kolay gelsin demiyorum, ne hâliniz varsa görün. Baybay.

Benim çocuklarım mis gibi çocuklar. Ben de mis gibi bir anayım Zümrüt.

Ruhum, bir şey diyeceğim.

Sen bu Zümrüt cadısını kıskanıyor musun yoksa?

Ne kıskanacağım? Hangi sebeple kıskanacağım?

Alt tarafı bir dergiye röportaj verecek, ünlü olacak.

Ondan sonra gelecek, hava falan atacak. Neyini kıskanacağım ben onun?

Ruhum, yapma, yapma. Dert ettiğin şeye bak.

Aman! Sen var ya sen, bu mahallenin çiçeğisin ruhum.

-Benim Menekşe'msin. -Nohut.

Nohutlar nerede? Getir, nohutları ıslatayım bari.

Bence anca ne yaparım zaten? Nohut ıslatırım.

Niye kıskanacağım? Kimi, neden kıskanacağım? Hangi sebeple kıskanayım?

Tamam, tamam, tamam. Sakin ol. Ben bir bakayım, nohutları bulayım. Tamam.

(Erkek) Uygulamanızı şu yüzden seviyorum, herkesin zevkine, beğenisine hitap ediyor.

Ben çeşitliliği çok severim Ozan Bey. Bu oteli açarken de ona çok dikkat ettik.

-Biraz otelimizden bahsedeyim. -Lütfen.

(Erkek) 500 yataklı bir otelimiz var. 50 kişilik de bir butik otelimiz var.

Şu masada oturan adam Ozan Korfalı değil mi?

(Kadın) Hani Yakındakiler uygulamasının sahibi.

Evet, vallahi o. Evleniyormuş. Ben de daha yeni aldım haberini.

O zaman vakit kaybetmeden çalışmalara başlayalım Mithat Bey.

Bizim ekibimiz gelip, sizin otelinizde araştırma yapsın.

-Siz de bir an önce uygulamamıza katılın. -Çok isteriz.

(Esra) Ay, Zeyno...

(Mithat) Ayrıca otelimizde biyolojik havuz da var.

Bayağı yedim. Kız sen bu işi biliyorsun.

Evet, artık yediğimize göre...

...ben odama gidebilirim. -Gidemezsin.

Zeyno, vallahi iyisin, tatlısın, hoş kızsın ama...

...birazcık yetinmeyi mi bilsen? Yemek yedik işte, eğlendik.

Ben odama gitmek istiyorum. Böyle güzel bir aşk şarkısı açıp...

...ağlamak istiyorum.

Esra kız, şuradan bir müzik sesi geliyor. Gidelim mi?

Kızım, odanda üzüldüğün yeter. Biraz da şöyle açık havadayız.

Biraz da havan değişsin.

Zeyno vallahi seni kırmak istemiyorum ama hiç o havada değilim.

Odama gitmek istiyorum. Ne olur?

Esra, o kadar kalktık, geldik buraya kadar...

...odaya mı tıkılacaksın? Beş dakika, beş dakika.

Kız havamız değişir. Hadi.

İyi, tamam, tamam. Gidelim de biraz yürüyelim bari.

-Çok yedik, eritiriz. -(Zeynep) Evet.

(Mithat) Ben müsaadenizi isteyeceğim.

-O zaman tekrar görüşmek üzere. -Görüşmek üzere. Çok sağ olun.

Abi şurada bir atraksiyon var. Ne dersin, gidelim mi?

-Yok Musa, ben odama çıkacağım. -(Musa) Abi yarım saat.

Ne yapacaksın odaya gidip? Boş boş duvara bakacaksın. Ne olur? Kırıyor musun beni?

Musa.

-Tamam, yarım saat. Tamam mı? -(Musa) Tamam.

-Sonra odama çıkarım. -Tamam.

Hadi.

(Hareketli müzik)

(Esra) Zeyno'm vallahi iyi oldu geldiğimiz. Burası çok güzelmiş.

(Zeynep) Değil mi?

Zeyno.

İyi saatte olsunlar.

Ben Ozan'ı görüyorum.

Esra'nın ne işi var burada Musa?

Benim gördüğümü sen de görüyorsun değil mi, gerçek bu?

Evet, gerçek. Aa, Musa da burada.

Zeyno nereye gidiyorsun? Gitme!

(Esra) Allah'ın cezası, nereye gidiyorsun?

(Müzik)

-Oluyor mu? -Gitti, yanına gitti şu an.

Merhaba.

Merhaba.

Ne işin var senin burada?

Aa!

Zeyno'nun arkadaşı çalışıyormuş da otelde...

...öyle onu davet etti. Ben de böyle biraz kaçmak...

Kaçmak istemiyordum yani. Biraz dağıtmak, eğlenmek istiyordum.

Ben de Zeyno'yla beraber geldim.

Asıl senin ne işin var burada?

Otelin sahibiyle görüşmeye geldim. Uygulamaya katılacaklar.

-İyi, ne güzel. -Ya.

Esra sen iyi misin? İki gündür yoktun.

İyiyim. Yani niye iyi olmayayım ki?

İzin aldım ben.

Çınar'ın teklifini kabul ettim de.

Öyle mi? Haberim yoktu.

Öyle. Yani işte bak şimdi haberin oldu.

Pazartesi işbaşı yapacağım.

Öyle ben de birkaç gün izin aldım. Sağ olsun Çınar da izin verdi.

Öyle tatil yapıyorum işte.

Asıl sen nasılsın?

Tabii yoğunsundur şimdi bayağı.

Evlilik arifesi falan uğraşıyorsundur değil mi?

Evet, yoğun ama Çağla ilgileniyor o işlerle.

Ne güzel.

Neyse ben içeceğimi tazeleyeyim.

-Tazele. -(Esra) Salak.

Tazele.

Size bir şey diyeyim mi? Aşk falan yalan. Tazele.

Ayrıldılar. Esra da gitti.

Hayda! Bunun böyle olmaması gerekiyordu. Bunların böyle kavuşup...

...birbirlerinin boynuna falan atlaması gerekiyordu.

Evet. İkisi de inatçı keçi gibiler.

Elbet hallederiz. Sen yeter ki Ozan'ın gitmesine izin verme.

Ben hayatta izin vermem. Sen de Esra'nın gitmesine izin verme.

O zaman hadi biraz gardiyanlık yapalım.

Şey yaparız.

Neredesin sen Zeyno, neredesin sen?

(Esra) İyi ki geldin. Hiç gelmeseydin.

Kızım ne var? Bir merhaba demese miydim? Ayıp mı olsaydı? Allah Allah!

Zeyno!

(Zeynep) Tövbe tövbe.

Çok güldürdün beni. Gül.

Kız iyi misin? Gitti. Bacım iyi misin? Ne oldu sana?

-(Esra) İyiyim, gül. -Ne?

Zeyno. Zeyno güleceğiz.

Çünkü çok mutlu taklidi yapacağız, tamam mı?

-Niye? -Hiçbir şey umurumuzda değilmiş gibi.

Niye umurumuzda değil?

Çünkü bu yüzsüz Ozan, 'şero' Ozan, geldi benim yanıma, ne diyor biliyor musun?

-Ne diyor? -İyi misin diyor.

Ben de iyiyim dedim tabii. Kötüyüm diyecek hâlim yok ya.

Böyle mutsuzluktan böyle orta yerimden çatlayacağım...

...çok kötü hâldeyim diyemeyeceğim için. Gül gül.

İşte Esra tam olarak bu Musa.

Hiçbir şey umurunda değil bunun. Ben odama gidiyorum.

Abi nereye? Öyle kaçar gibi.

Sanki onu gördüğünde üzülüyorsun sanır.

-Öyle mi diyorsun? -Öyle.

Hatta ben olsam direkt kaçtığını düşünürüm.

-Ya? -(Musa) Ya.

Buradayım Musa. Benim kaçacak bir şeyim yok.

Hiçbir yere gitmiyorum, buradayım.

Hiç.

Eğlen, sen de eğlen. Eğlen.

-Çenem düştü. -Benim de.

Zeyno, artık gitsek mi odaya?

Bir anda ağlamaktan çok korkuyorum. Hadi gidelim.

Dur. Şimdi şey gibi olmasın, hani Ozan'ı görüyormuş da kaçıyormuş gibi olmasın?

Gerçekten mi? Öyle mi olur?

Yani ben olsam kesin benden kaçıyor derdim ama istiyorsan gidelim.

-Hayır! Hayır, öyle değil arkadaşım. -(Zeynep) Değil mi?

Hayır kız, hiçbir yere gitmiyoruz. Otur oturduğun yerde.

Eğlenin dostlar. Bugün bizim günümüz.

(Zeynep) Ben bir Musa'yla bir şey konuşup hemen geliyorum.

(Esra) Gitme. Gitme Zeyno gitme. Ben deli miyim?

Deli gibi tek başıma mı güleyim?

Deliyim galiba.

Musa, ben sana bir şey gösterecektim.

Evet. Bana bir şey gösterecekti abi. Biz birazdan geliriz.

Göster göster. Bir şey göster Musa'ya.

(Zeynep) Yürü, yürü, yürü. Bizim buradan tüymemiz lazım.

Biz yanlarınca oldukça bunlar asla konuşmuyorlar.

İyi fikir, çok iyi fikir.

(Hareketli müzik)

Heykel zaten bu taşın içinde duruyor.

Ben sadece biraz fazlalıkları alıyorum.

Yani ben onun dışarıya çıkmasına vesile oluyorum.

Üretmek, üretmek ve üretmek.

Benim varoluşum, taşa can vermek.

O ne?

(Timur) Bir ara heykelinizi yapmak isterim.

Bu güzellik ölümsüzlüğü hak ediyor.

Ben de çok isterim hocam. Yarınki dersi iple çekiyorum.

Görüşürüz. Bugünlük bu kadar hanımlar. Yarın tekrar görüşürüz.

-(Kadın) Görüşürüz hocam. -(Timur) Görüşürüz.

Elifçiğim, hoş geldin.

Selam.

Her şey yolunda anne, merak etme.

Biletini aldım. Adiloş'a söyledim, odan da hazır.

(Kapı vuruluyor) -Evet, tamam.

Söylerim anneciğim Adiloş'a.

Anne sonra konuşalım mı? Öpüyorum seni. Baybay.

-Çağla. -Efendim?

-Sen bu aralar iyice kontrolden çıktın. -Nedenmiş Çınar?

(Çınar) Sen babamı hiç düşünmüyor musun?

Bu kadın yıllar önce babamı terk edip, kaçıp, gitti.

-Şimdi aynı eve mi sokacaksın onları? -Ne yapayım?

Bir evimiz varken annemi otel köşelerinde mi süründüreyim?

Sen annemden nasıl bir annelik bekliyorsun?

Bu kadın mikser mikser. Anlamadın mı yıllardır?

Gelip, ortalığı karıştırıp gidecek yine.

Çınar çok ön yargılısın. Gerçekten çok ön yargılısın.

Benim anneme ihtiyacım var. Anneme ihtiyacım var.

-Senin de var. -Benim anneme falan ihtiyacım yok.

Ben annelik mi gördüm de ihtiyacım olsun?

Tamam, alışıldık bir anne değil, haklısın...

...ama ne yapayım? Elimizdeki anne bu Çınar.

Hem bırak da kadın bir anneliğini yapsın. Bir izin ver.

Vermiyorum. Vermiyorum. İstemiyorum.

Ayrıca sen niye Ozan'la yangından mal kaçırır gibi evlenmeye çalışıyorsun?

(Çınar) Madem her şey yolunda niye acele ediyorsun?

-Sana normal geliyor mu bu? -Evet geliyor.

Geliyor. Senin benimle derdin ne?

-Derdin ne benimle? -Konuşalım mı derdimi?

-Ama kartları açık oynayacağız. Var mısın? -İstemiyorum.

Seninle bir şey konuşmak istemiyorum. Senden bir şey duymak da istemiyorum.

Bir mutluluğumu bozma, yeter! Yeter!

Sen iyice körleştin. Bayağı bayağı kör oldun.

Bunun başka bir açıklaması yok.

Sen benimle uğraşmak yerine gidip, kendi problemlerine mi yönelsen?

Esra'yla ilgilensen mesela, ne dersin?

Ben Esra'yla ilgileniyorum zaten. Tamam mı?

O zaman herkes kendi işine baksın Çınar.

Ben annemi yanımda istiyorum, o da yanımda olacak.

Ozan'la da en kısa zamanda evleniyorum.

Aranı düzeltsen iyi edersin. Çünkü bu sana son sözüm.

(Duygusal müzik)

Timur, buradan bir yerlere geçelim mi?

Şöyle kahve falan içeriz.

Benim daha iyi bir fikrim var. Hadi bana geçelim.

Sebep?

Onu da anla tatlım.

Onu da anlamak istemiyorum Timur.

Sen Buse'yle geç eve.

Ne bu kıskançlıklar falan?

Hiç yakışıyor mu senin gibi modern bir kadına?

(Timur) Bak bunlar çok primitif duygular Elifçiğim. Sonuçta hepimiz biriz.

Hepimiz biriz? Sen inkâr etmiyorsun yani Buse'yi?

Ben çok salağım. Ben var ya çok salağım.

Ben Eko'ya inanmadım. Ona neler söyledim.

Sen var ya, sen gerçekten de süper samimiyetsiz bir insanmışsın.

Biliyor musun? Tam da onun söylediği gibi.

-Yani? Geçmiyor muyuz bana şimdi? -Geçmiyoruz.

Öyle bizi de masadan kaldırıyoruz. Biz diye bir şey yok bundan sonra.

Ayrıca hepimiz bir falan değiliz.

Yok artık.

Yani Eko kız haklı, kız haklı abi. Adam sanatçı.

Adam taşı sıkıyor, taşın suyunu çıkarıyor, ondan sanat eseri yapıyor.

(Ekrem) Sen ne yapıyorsun? Hiç.

Anca burada dükkân aç kapat. Onu da beceremiyorsun zaten.

(Ekrem) Şimdi sanat eserini falan da görmedik çocuğun ama...

...zencefil mi yaptı, çaydanlık mı yaptı? Ne olduğunu da anlamadık ama işte...

Eko, ben sana neler söyledim?

Demek ki ikisi de sanatçı olunca bir şekilde o ilgi oraya kayıyor.

Yapacak bir şey yok yani.

(Duygusal müzik)

(Hareketli müzik)

Ah Zeynep ah! Nerede kaldın Zeynep?

-Ozan bir şey diyeceğim. -(Ozan) Hadi bakalım.

Ozan biliyor musun, bak bütün samimiyetimle söylüyorum...

...bak gerçekten ben senin adına çok sevindim biliyor musun?

Gerçekten çok mutlu oldum.

Çünkü sen evleniyorsun.

Yani Çağla'yla evleniyorsun.

Bence biz ne yapalım biliyor musun?

Bence biz bunu kutlayalım.

Hatta senin nikâh şahidin ben olayım. Ne diyorsun?

Bence pek iyi fikir değil Esra.

Yani...

...haklısın. Bence de çok iyi fikir değil.

Çünkü olmaz. Musa var.

Sonuçta senin iyi arkadaşın, en iyi arkadaşın Musa.

Ona ayıp olur yani. Yakışık almaz böyle şeyler.

-Ama sana bir şey söyleyeyim mi? -Söyleme Esra.

Yok, söyleyeceğim.

Sen, sen hep zengin olmak istiyordun ya...

...bak bu sefer oldu. Bu sefer artık senin sırtın yere gelmez.

Sen zengin, Çağla zengin. Yani pekiştirirsiniz birbirinizin zenginliğini.

(Esra) Bence kesinlikle öyle olur.

Ben zengin olmak istemedim ki Esra.

Ben başarılı olmak istedim ki bu ikisi farklı şeyler.

Neyse, sonuçta aynı şeyler.

Ama sana bir şey diyeyim mi? Bak...

...kalpten söylüyorum...

...sen bu evlilik işini bu sefer becereceksin. Bu sefer mutlu olacaksın.

Neden?

Çünkü Çağla ne desen evet diyecek.

Zaten senin gözünün içine bakıyor.

Şey yapamıyor. Zümrüt teyze var.

Zümrüt Hanım teyze...

...Çağla gelinim aşağı, Çağla gelinim yukarı.

Olur yani. Sen bu sefer çok mutlu olacaksın. Ben inanıyorum.

Bir de şey demişti bana Çağla...

...sizin mevkileriniz aynı olduğu için...

...olur yani. Seninle ben gibi olmaz.

Çok uygun, çok mutlu olursunuz. Gerçekten.

Ama sana bir şey diyeyim mi Ozan?

Çok gerçekçiydi.

Ben senin bütün dediklerine inanmıştım.

Yani gerçek sandım duygularını ama öyle değilmiş.

Ne yapalım? Esra da salak.

Salak Esra, sen niye inanıyorsun ki?

O yüzden biraz şey oldu...

...ama sen bence oyunculuk yap.

Gerçekten çok başarılısın.

(Telefon çalıyor)

Çağla arıyor. Onu da şey diye değiştir...

...karıcığım diye değiştirmelisin bence.

Ne haber Çağla?

İyiyim, asıl sen nasılsın? Ne yaptın? Yemek nasıl geçti?

-İyi işte anlaştık, el sıkıştık. -Bu benim mi? Şuradayım. Bana yazın ama.

Ben de sahildeyim şimdi.

(Çağla ses) Güzel. Musa'yla mısınız?

Ver de bir konuşayım Musa'yla. Nişanlıma nasıl bakıyor? Bir 'brief' alayım.

Yok vallahi Musa bir yerlere kayboldu ama ben yalnızım şimdi.

Ozan seni çok özledim.

Neyse yarın geliyorum, görüşürüz.

Bir an önce dön, bekletme. Öpüyorum.

Ben de.

Ben de ne?

Ben de ne? Bence tamamlasaydın Ozan.

Ben de kısmı beni ilgilendiriyor Esra.

Yani şimdi haklısın.

Yani doğru söyleyene ne denir?

Esra yeter. Bak dokunacak sonra sana. İçme daha çok.

-Sana ne Ozan? Sana ne? -Hadi bakalım.

Seni ilgilendiriyor muyum ben?

Sen evlenmiyor musun? Sana ne ben ne içmişim, ne kadar içmişim?

Ben senin hayatında hiçbir şey olmadığım için seni ilgilendirmiyor...

...benim ne yaptığım, ne kadar içtiğim, ne içtiğim.

Tamam Esra, yeter.

-Şey deseydin Çağla'ya... -Ne?

Ben eski karımın yanındayım desene.

Onun yanında açtım telefonu diyemezsin...

...çünkü sende öyle bir cesaret yok.

Diyeceğim ama şimdi keyfini kaçırmak istemiyorum.

(Ozan) Onu da diyeceğim.

Tabii keyfini kaçırma. Prenses Çağla'mızın keyfi kaçmasın.

Hayır sen o kadar düşünceli miydin Ozan?

O zaman şey de...

...şeyi anlat, senin ne kadar kötü bir adam olduğunu anlat.

Ne kadar kalpsiz bir adam olduğunu anlat ona.

Şey de...

...ben sana evlenme teklifi etmeden bir gece önce Esra'nın yanındaydım de.

Bana neler söylediğini anlat ona.

Bana nasıl sarıldığını, beni nasıl öptüğünü anlat.

Anlatamazsın ama değil mi?

(Ozan) Esra.

Esra, Esra, Esra. Ne Esra?

Benim pişi yaptığım evde mi yaşayacaksınız?

Oraya mı gideceksiniz?

Baksana bayağı ateşli kavga ediyor bunlar.

-Senin bir bunu yapman eksikti. -(Ozan) Tamam, yeter.

Bence bunu... Ne yeter? Bırak!

-İstemiyorum, bırak! -(Ozan) Esra.

Kucağına aldı kızı, kucağına aldı.

-(Esra) Bırak, kendim yürüyeceğim. -(Ozan) Tamam.

-Tamam yürürsün. -(Esra) Kendim yürümek istiyorum. Bırak.

-Sonra yürürsün. -İşte bu. İşte bu. Oldu.

Allah'ım sen yüzümüzü kara çıkarma.

Tamam.

Yavaş, geldik.

Ozan dur, hızlı şey yapma.

-Yavaş. Tamam geldik zaten, yavaş. -Midem bulanıyor.

(Ozan) Gel, gel tamam. Tamam.

(Esra) Hızlı hızlı yapma. Başım dönüyor.

(Ozan) Yok. Bak, geldik bile.

-(Esra) Geldik. -(Ozan) Ah, Esra.

Dedim sana içme o kadar diye.

Dur, dur, dur.

-Başım... -(Ozan) Yavaş, yavaş, yavaş.

Ozan neden yaptın bunu bana?

Esra yapma.

(Ozan) Rahat mısın sen?

İnsan böyle bir kötülük neden yapar birine?

Neden yaptın bunu bana?

Ben mi kötüyüm Esra?

(Ozan) Ben mi?

Onca zaman acı çektim ben. Seni unutmaya çalıştım. Ben mi kötüyüm?

Beni tekrar âşık etmek için girmedin mi şirkete? O kokuyu sürmedin mi?

O elbiseyi giymedin mi? Canımı yakmak istemedin mi?

Şimdi karşıma geçip, hiçbir suçun yokmuş gibi davranma.

Ozan beni yine sev istedim.

Beni yeniden sev istedim.

Hâlâ istiyorum.

Esra.

(Duygusal müzik)

Ozan çok özür dilerim.

-Çok özür dilerim. -Sen dinlen.

Ben gideyim.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Ne yaptığını sanıyorsun sen?

Anlamadım abi. Ne yapmışım ben?

Bana bak Musa, ben aptal bir adam değilim.

Bu karşılaşmalar, yan yana odalar. Zeynep'le beraber ayarladınız.

Sakın inkâr etme, sakın!

Tamam abi, biz yaptık ama bir sor, niye yaptık?

Bunu bir oturup, konuşabilir miyiz? Lütfen.

Tamam. Biz istedik ki oturup, bir sakince konuşun.

-Gerçekten başka bir niyetimiz yoktu. -Sana ne? Size ne?

Musa bak, lütfen artık benim işime karışma. Bilmediğin şeyler var.

Seni kırmak istemiyorum. Bütün hıncımı senden çıkarırım.

Abi anlat da bileyim o zaman.

Bilmediğin şeyler var, bilmediğin şeyler var deyip duruyorsun.

İki lafından biri bilmediğin şeyler.

Lütfen oturup şunu anlatır mısın? Lütfen.

Her şey yalanmış oğlum.

Benim bildiğim her şey yalanmış.

Beni mahvetmek için girmiş şirkete.

Tek amacı beni kendine tekrar âşık edip, benden intikam almakmış.

Anladın mı? Hepsi oyunmuş yani.

Abi yok, olmaz öyle şey.

-Esra yapmaz abi öyle bir şey. -Yapar.

Musa yapar. Tam da Esra'nın yapacağı şey bu işte.

Yapar, sen tanımıyorsun onu.

(Ozan) Neyse ki kendi kulaklarımla duydum.

Nasıl duydun? Ne duydun?

Ben seni geçen gün telefonla aradım ya bunun yanına gidiyorum diye.

(Musa) Evet.

Gittim ben işte orada Zeynep'le konuşurken duydum.

Yanlış duymuş olmayasın abi ya da yanlış anla...

Neyini yanlış anlayacağım Musa?

Kendi ağzıyla söyledi işte.

Şirkete benden intikam almak için girmiş.

Ona âşık olduktan sonra bana acı çektirmek için.

(Ozan) Hepsini duydum oğlum.

Kendi kulaklarımla hepsini tek tek duydum.

(Telefon çalıyor)

Allah Allah! Bu saatte.

Efendim Metin?

(Metin ses) Çağla kusura bakma bu saatte aradığım için ama...

...haber vermem iyi olur diye düşündüm.

Ne oldu?

(Metin ses) Elimize bir fotoğraf ulaştı. Magazin ihbar hattından.

Seni de ilgilendiriyor bence.

Hoparlörü açıyorum, hemen yolla bana olur mu?

(Metin ses) Yolluyorum.

Gönderdim.

Alo?

Çağla orada mısın?

Alo?

Çağla.

Evet buradayım Metin.

Bu fotoğrafı bana göndererek çok büyük bir iyilik yaptın. Sağ ol...

...ama senden çok önemli bir şey rica edeceğim.

(Metin ses) Tabii, seni dinliyorum.

Fotoğraf asla yayınlanmamalı. Bedeli neyse ödeyeceğim.

(Metin ses) Tamam. Elimden geleni yaparım. Haberleşiriz o zaman.

Elinden gelenin en iyisini yap. Parayı da düşünme.

(Duygusal müzik)

(Zümrüt) Yani benim gelinim var ya benim gelinim...

...Allah herkese öyle bir gelin nasip etsin inşallah.

Yani nasıl kibar, nasıl saygılı, nasıl düşünceli.

Yani eski gelinlere hiç benzemiyor Neriman.

İşte Allah da bana sonunda nasip etti.

Daha önce nasip ettiklerini görmediysen bu senin körlüğündendir.

Böyle bakar kör gibi bir şeysin ya.

Kabartayım saçını ben bak, eskisi gibi yapayım.

Hayır, hayır, hayır. Asla. Kabartma istemiyorum. O ne öyle? Görgüsüzler gibi.

Asil bir saç istiyorum ben.

Şöyle tepede balerin topuzu istiyorum.

Şuramda böyle bir yumru olsun istiyorum.

Kız ne balerini? Balerin kim, sen kim? Hiç güleceğim yoktu.

Gülme. Gülme. Ha ha diye gülme.

Gülme, işini yap.

Kız Zümrüt, hem seninle röportaj yapıp...

...hem bir de dergiye fotoğrafını basacaklar, öyle mi?

Evet. Evet, bu aralar tempom biraz yoğun.

Ee, CEO annesi olmak kolay değil.

Sen yeni gelininle cemiyet hayatına da girersin artık, değil mi?

Bir ısrar ediyorlar, bir ısrar, bir kıyamet.

Günde defalarca kere arıyorlar. İlla Zümrüt cemiyet hayatımıza gir.

Sensiz olmaz, sensiz olmaz. Bilmiyorum yani düşüneceğim.

Bakalım, bilmiyorum. Henüz kararımı vermedim. Bilmiyorum, bakacağım yani.

(Menekşe) Yalçın.

Yalçın, parfüm yaptırmış benim için.

Nasıl güzel kokuyor, nasıl eşsiz kokuyor. Yok, dünyada yok böyle bir şey.

Adam artık beni nasıl seviyorsa...

...benim adımı parfüme vermiş. Bak sen.

Hayır vermiş de ne olmuş? Kaç kişi almış ki?

İki. Dün tam iki tane satmış.

-Kız ben aldım onları. -(Zümrüt) Sen mi?

Destek olsun diye yaptım kız.

Kız Neriman bilmeden satış rekoru kırdırtmışsın kadına.

Bozdu buranın havası. Bozdu bozdu. Bozdu.

Daha hijyenik olunca geleyim ben.

(Neriman) Kız nereye?

(Kapı vuruluyor)

Aklı başına geldi tabii, özür dileyecek.

(Ozan) Ah, Esra.

Ne yapıyorum ben?

Sürpriz.

-(Çağla) Ne haber? -Çağla.

Seni çok özledim. Kahvaltı yapmak için geleyim dedim.

İyi yapmışsın ama ben zaten birkaç saate dönecektim.

Olsun Ozan.

Ben seni bir saat bile olsa görmek için her yere gelirim.

O zaman ben hazırlanayım, beraber inelim aşağıya. Olur mu?

Olur, bekliyorum.

(Duygusal müzik)

Aa!

-(Esra) Ben ne yaptım? -Ne oluyor?

-(Esra) Zeyno. -(Zeynep) Efendim?

(Esra) Zeyno ben çok kötü bir şey yaptım.

Sabah sabah ne yapmış olabilirsin Esra?

(Esra) Ozan'ı öptüm.

Ne?

Gerçekten mi?

(Esra) Maalesef.

(Zeynep) Kızım çek elini. Sanki yanlış bir şey yaptın.

Ne var? Gittin, sevdiğin adamı öptün.

Bizim plan resmen işe yaradı.

-Zeyno. -Efendim?

Ne planı?

Şey, biz Musa'yla sizi bir araya getirmek için böyle küçük...

...tatlı bir plan yapmıştık.

Zeyno, iyi halt ettiniz. Nesi küçük, tatlı bir plan bunun?

Gittim, Ozan'ı öptüm senin yüzünden.

Nişanlı adamı öptüm ben. Gidip nasıl suratına bakacağım onun bir daha?

Allah Allah! Ne nişanı? Ne nişanı kızım?

O nişan geçersiz bir kere, tamam mı?

Sen asıl bana şeyi anlatsana, gece ne yaptınız?

Yani ben geldiğimde böyle iki 80 yatıyordun.

Kıyamadım uyandırmaya. Ne oldu?

Ne yapacağız? Kötüydü işte.

Bir insan ne kadar rezil olabilirse o kadar rezil oldum.

Bir de saçma sapan şeyler söyledim.

Of! Ben çok...

Ben ne yaptım? Ben gittim, Ozan'ı öptüm.

-Zeyno. -(Zeynep) Efendim?

Ben Ozan'a çok âşık oldum.

Benden intikam almak isteyen bir adama âşık oldum.

O da gidip şimdi Çağla'yla evlenecek.

Kalk. Kalk hadi. Kalk, kalk, kalk.

Zeyno, rezil oldum diyorum. Ben Ozan'ın yüzüne nasıl bakacağım?

Allah Allah! O senin suratına nasıl bakıyorsa, sen de öyle bakacaksın Esra.

Kalk, kalk hadi kalk, kalk.

Zeyno bırak şimdi. Hadi yürü, gidiyoruz. Gidiyoruz hadi.

İstanbul'a gidiyoruz. Topla eşyalarını. Hadi hadi.

Bir dakika. Kızım bir aşağı inelim. Bir kahvaltı yapalım. Bir kahve iç, ayıl.

Öyle gideriz. Ben o kadar yolu aç karna çekemem.

Ne kahvesi? İstemiyorum hiçbir şey. Gitmek istiyorum ben bir an evvel.

-Hadi gidiyoruz. -Kızım beş dakika.

Bir şeyler yiyeceğiz, hadi. Hadi, aç karna gidemeyiz.

Başlayacağım şimdi açlığına, kahvaltına. Rezil oldum diyorum.

Moralim bozuk diyorum. Anlamıyor musun? Of, of!

-Günaydın baba. -Günaydın.

-Çağla kalkmadı mı? -Oo, kalktı da...

...Ozan'ın yanına, Sapanca'ya bile gitti.

Bu saatte?

O kadar mutlu ki ne yer biliyor ne saat. İçi içine sığmıyor kızın.

Asıl siz şu malum konuyu konuşabildiniz mi bakalım?

Baba konuştuk, konuştuk da...

...Çağla tutturdu annem gelecek diye. Odasını bile hazırlatmış.

Ters bir şey söylesek bizi kapının önüne koyacak. O kadar yani.

Yapacak bir şey yok demek ki.

Kısa bir süre idare edeceğiz.

İdare mi edeceğiz?

Siz hepiniz bir tuhaflaştınız.

Seni çocuklarınla yüzüstü bırakıp giden kadını evine mi kabul edeceksin?

Evet. Çağla için yapacağım bunu.

Onun mutluluğuna gölge düşünmek istemiyorum.

İyi baba. Harika fikir.

Sen bana laf yetiştirmeyi bırak da Ozan'la aranızı düzelttin mi? Onu söyle.

Bak çok yakında aile olacağız. Ona göre davranın evladım.

Benim sadece bir tane ailem var baba.

O da Çağla'yla sen.

Daha fazlasına ihtiyacım yok. Afiyet olsun.

(Müzik)

Gel gel.

Zeyno yok, gelmemiş daha.

Uyanmamış herhâlde, iyi.

Biz de hemen bir şeyler yiyip gidelim ne olur? Vallahi karşılaşmak istemiyorum.

Açık büfe şurada.

Tamam. Sen bir şeyler alsana Zeyno'm. Ben de bir kahve alayım.

(Esra) Uyanamadım daha.

Günaydın.

Günaydın.

İyi misin?

İyiyim, iyiyim. Bir şey yok.

(Esra) Ozan kusura bakma.

Dün gece ben biraz kontrolü kaybettim. Öyle oldu işte.

Beni öpmenden bahsediyorsun sanırım.

Evet...

...ama sen de karşılık verdin sonuçta. Bunu da es geçmeyelim lütfen.

Yine ben suçlu oldum yani Esra, öyle mi?

Ben öyle bir şeyden bahsetmiyorum ki Ozan. Neyse.

Unutalım, bitsin, gitsin. Tamam mı? Her şey yolunda. Hiçbir problem yok.

-Mükemmel. Tamam mı? -Evet.

Dün de öyle diyordun, gördük akşamki hâlini.

Sen ne istiyorsun benden?

Benim canımı mı yakmak istiyorsun bilerek?

(Esra) Ben seni daha da mutlu edeyim o zaman.

İyi durumda değilim, tamam mı? Mutlu değilim.

Canım yanıyor, kalbim acıyor.

(Esra) Al, istediğin oldu.

Beni kendine âşık ettin, bütün direncimi kırdın.

Paramparça bıraktın, gittin.

İkimiz de bu söylediğinin doğru olmadığını biliyoruz Esra.

-O iş öyle değil. -Nasılmış peki o iş?

Ne? Ne Ozan? Söyle o zaman.

-Ne? -O iş...

(Çağla) Sevgilim.

Sana da bir tabak hazırladım.

Günaydın Esra.

(Ozan) Günaydın.

Günaydın Çağla Hanım.

Ozan sabah söyledi. Burada karşılaşmışsınız.

(Çağla) Ne büyük tesadüf.

Yani gerçekten burada karşılaştık. Büyük tesadüf.

-Evet. -(Kadın) Ozan Bey...

...müsaitseniz Mithat Bey sizinle görüşmek istiyor.

Tamam. Olur tabii. İzninizle.

Çağla sen kahvaltına başlayabilirsin. Ben gelirim birazdan.

Tamam sevgilim.

Ne güzel bir yermiş burası.

Ozan iyi ki dün gece beni buraya davet etmiş.

Ben gelmeyim falan dedim ama öyle ısrar edince dayanamadım.

Kıramadım, geldim.

(Çağla) Zaten balayına gideceğiz, vakit geçireceğiz dedim...

...ama insanlar böyle zamanlarda birbirlerini...

...bir dakika bile yalnız bırakamıyor.

Sen bilirsin gerçi. Daha önce evlenmiştin değil mi?

Biliyorum.

Size afiyet olsun o zaman.

Esra...

...İstanbul'a dönünce evlilikle alakalı senden birkaç yardım isteyebilir miyim?

Hani sen tecrübelisin ya ben de biraz yeni kalıyorum bu konulara.

Saat seçimindeki yardımını da unutmadım.

Teşekkür ederim.

Yani...

...açıkçası ben fikir alabileceğiniz son insanım Çağla Hanım.

İsterseniz başkasına danışın.

(Çağla) Bir şey söyleyeceğim.

Senin bir sevgilin vardı.

Yakında öğrenirsiniz demiştin.

Ne oldu?

Bitti.

Aa.

Üzüldüm.

Neden?

Yanlış tanımışım diyelim.

Hiç de sandığım gibi biri değilmiş.

Bence siz de dikkat edin.

Tanıdığınızı düşündüğünüz insanlar bambaşka çıkabiliyor.

Afiyet olsun.

(Müzik)

-(Zeynep) Günaydın Musa. -(Musa) Günaydın.

Dedi ve gitti.

Üstüme iyilik sağlık. Ne oluyor?

-(Esra) Zeyno. -Kahve almamışsın.

Yok, ben alacağımı aldım. Çağla gelmiş.

Ozan akşam Çağla'yı aramış. Beni öptükten sonra.

Ne? Nasıl?

İşte basbayağı. Hiçbir şey yemek istemiyorum. Hadi bırak şunları, gidelim.

-Çağla burada mı? -Burada.

(Menekşe) Afiyet olsun.

Pardon, biz Zümrüt Korfalı'yı arıyoruz.

Zümrüt, ne yapacaksınız Zümrüt'ü?

Kendisiyle bir röportajımız var da evi nerede, biliyor musunuz?

-Röportajınız var. -(Kadın) Evet.

Röportajı burada yapacaksınız. Söylemedi mi Zümrüt size?

Kendisi bize haber vermedi ama...

Unutmuştur ya da başka sebepleri vardır.

Şimdi onların evi biraz kötü de...

...böyle sıvalar dökülüyor, nem, rutubet...

...örümcekler, fareler falan. Bunları not ediyorsunuz değil mi?

Yani para sonradan gelse de...

...o içten gelen bir fakirlik olunca ne yapacaksın?

Burada yapabiliriz ama yani.

O zaman biz ışığı, kamerayı buraya kuralım.

Tabii tabii, tabii kurun.

(Kadın) Tamam. Siz ekipmanları getirin o zaman.

Getirin ekipmanları. Şey...

...Menekşe Ev Yemekleri diye de yazarız, değil mi?

-(Menekşe) Ne ikram edeyim ben size? -Bir çayınızı alırım.

Tabii. Hoş geldiniz yeniden.

(Zümrüt) Sor Reyhan.

-Zümrüt Hanım. -Buyurun.

Bu muhteşemliğinizi...

...bu harikuladeliğinizi neye borçlusunuz?

Bu asaletinizin kökeni nereden geliyor?

Allah aşkına abla, böyle soru mu olur? Yapma lütfen.

Sana ne Reyhan? Karışma.

CEO annesiyim ben.

CEO'yu sen mi yetiştirdin, ben mi yetiştirdim? Ben yetiştirdim.

CEO annesiyim ben. Karışmayacaksın.

Benim işime gücüme karışmayacaksın.

Delimi tutturma bana.

Nerede kaldı bunlar?

-(Zümrüt) Aa! -Gelirler abla, gelirler.

(Zümrüt) Dur bakayım.

Hayır, olamaz.

Birileri benim bütün maddi manevi birikimlerimin üstüne çökmeye çalışıyor.

Buna asla izin veremem.

-Asla vermem. -Dur.

-Koş Zümrüt. -Abla!

-Buyurun. -Daha gecikir mi?

Gecikir. Gecikmek kötü özelliklerinin en başında gelir.

Çocuklar sizin baklavalarınız da burada. Ev baklavası. Buyurun.

Ben yaptım kendi ellerimle.

Menekşe Ev Yemekleri. Yazdınız değil mi?

-Yazdık hanımefendi, yazdık. -(Menekşe) Güzel.

Merhabalar. Merhabalar. Hoş geldiniz.

Sizler de hoş geldiniz arkadaşlar. Hoş geldiniz.

Abla malzemeleri getirdim.

-Hadi işine gücüne bak, hadi. -Tamam. Geliyorum.

Bu kadının da ömrü hayatı beni kıskanmakla geçti.

Sizi de böyle alıkoymuşlar.

Buyurun efendim arkadaşlarla beraber. Evim şurada.

Röportajımızı yapalım evimizde.

Ama Zümrüt Hanım biz ışığı falan her şeyi buraya göre hazırladık.

Şimdi baştan kurmaya kalkarsak çok vakit kaybı.

Hem buranın ambiyansı çok hoş. Burada devam edebiliriz.

İyi, tamam o zaman. Burada devam...

Ne yapıyorsun?

Zümrüt Hanım hazır mısınız? Başlayalım mı?

Buyurun efendim. Ben hayatım boyunca her zaman, her şeye hazır olmuşumdur.

O zaman sizi biraz tanıyalım mı? Kimdir Zümrüt Korfalı?

Çok güzel bir soru. Öncelikle çok teşekkür ediyorum size.

Zümrüt Korfalı kimdir?

Zümrüt Korfalı, abartıdan...

...aşırıdan sonra derece uzak...

...sade kimliği, tevazu kişiliğiyle ön plana çıkmış...

...bir insandır Zümrüt Korfalı.

Zümrüt Korfalı her zaman fakire fukaraya yardım etmiştir.

Ömrü hayatı boyunca hayır ve hasenat içinde geçmiştir.

Çünkü Zümrüt Korfalı bir markadır.

Bilmiyorum neden gülüyor?

Ufak at da civcivler yesin Zümrüt.

(Menekşe) Hayır, hasenat kim, sen kim?

Zümrüt Korfalı bu mahallenin derneğinin başkanıdır.

-(Zümrüt) Evet. -Ama o derneğe bir gram yardımı olmadı.

Yani gram derken gerçek gramdan bahsediyorum.

Bilindiği üzere Zümrüt Korfalı'nın 20-30 tane bileziği var.

-Bebeklerim. -Bebeklerim der hatta kendisi de.

İnkâr etmiyor gördüğünüz gibi. O bileziklerden bir tanesini çıkartıp...

...bu derneğe bağışlamadı. Kıyamadı.

-Ne yapıyorsun? -Ne?

-Gerçekleri söylüyorum. -Hadi bir çay içelim o zaman.

-Olur. -Hadi bir çay içelim, hadi.

İçelim çayımızı.

İşte bu hanımefendinin de en bilindik özelliği...

...böyle kendi aklınca küçük latifelerde bulunmak.

İnsanları eğlendirmek. Şimdi de öyle konuşuyor.

Ne latifesi ayol?

Latife falan değil. Ben gerçekleri söylüyorum.

Tüm söylediklerim olduğu gibi doğru. Araştırılsın.

Şey mi yapsak acaba? Biz burada kesip...

...röportajın devamını evimizde mi yapsak?

Çünkü çok fazla müdahale oluyor ve içime sinmiyor bu röportaj.

Hayır, böyle iyi aslında.

-(Zümrüt) İyi mi? -Evet.

Tamam o zaman, zaten artık müdahale edecek bir durumu da kalmadı.

Şey yapalım çünkü röportaj benim.

Zaten siz, sırf benim dediklerimi yayımlayacaksınız, değil mi?

O yüzden de tamam. Buyurun, devam edelim.

(Esra dış ses) Ozan, beni yine sev istedim.

(Geçiş sesi) Beni yeniden sev istedim.

Hâlâ istiyorum.

Esra...

(Geçiş sesi)

Düşünme Ozan.

Unut, düşünme.

(Ozan iç ses) Bunların hepsi numara.

-(Çağla) Ne kadar güzel bir yer burası. -(Ozan) Evet.

İş güç olmasa hiç dönesim yok buradan.

Değil mi? Öyle.

Ozan senin neyin var? Canın niye sıkkın?

Yok, bir şeyim yok. Canım sıkkın değil.

Ozan ben her şeyin fakındayım.

Bana âşık olmadığını biliyorum.

Bir şey söylemene gerek yok.

Ben o gece duygularımı açık açık söylemeseydim eğer...

...şu an bu noktada olmazdık, farkındayım.

Benim için bu hisler yeni değil.

Ama sen yepyeni bir şey yaşıyorsun.

(Müzik)

(Çağla) Ozan...

...seni o kadar çok seveceğim ki her şeyi unutturacağım sana.

Biz çok mutlu olacağız, inan bana.

İnanıyorum.

(Televizyon açık)

-Abi. -(Ekrem) Hoş geldin.

-Ne haber? Ne yapıyorsun? -Ne yapayım işte, burada sefillik...

...sefalet, aşk acısı. Aynı. Sen ne yaptın? Nasıldı tatil?

Nasıl olsun, bildiğin gibi.

Daha doğrusu tahmin edeceğin gibi kötü.

İyi madem, o zaman her şey olabildiğince kötü...

...yeni diziye mi başlasak? -Vallahi olur.

Ben giyinip geleyim hemen.

(Telefon çalıyor)

-Alo? Çınar! -Ne haber?

(Esra ses) Vallahi nasıl olsun. Eve geldim, sıkıcı sıkıcı...

...oturmayı planlıyorum. Sen ne yapıyorsun?

Ne yapayım ben de. Evde sıkıldım, şöyle dolaşmaya çıktım.

Çok şirin, güzel bir mahallede Menekşe Ev Yemekleri diye bir yerin önündeyim.

-Aa, ciddi misin? -(Çınar ses) Ciddiyim.

(Çınar ses) Hadi gel aşağıya, beraber çıkalım.

Çınar yok vallahi, hiç keyfim yok. Çok yorgunum zaten, hiç gelmeyeyim.

Hadi Esra, gelmişim buraya kadar. Ayıp olmuyor mu böyle?

Hadi gel, akşam eve dönüp tekrar sıkılırsın.

İyi, geliyorum o zaman. Hadi.

Nereye? Ama hani beraber girecektik depresyona?

(Ekrem) O sarı için beni burada depresyonumla--

Bir şey olmaz, bir şey olmaz.

Akşam bir şeyler yapalım mı?

Bu akşamlık beni affetsen Çağla?

Hem yorgunum hem de biraz işlerim var.

Haklısın, dinlenmen lazım tabii.

Ama Ozan ben senden bir dakika bile ayrı kalmak istemiyorum.

Evlenene kadar nasıl dayanacağız, hiç bilmiyorum.

Artık seni düğün gününe kadar biraz bunaltabilirim, alttan alırsın.

(Telefon çalıyor)

-Arif Bey. -Ozancığım nasılsın?

Bir türlü görüşemedik.

İyiyim, teşekkür ederim. Kusura bakmayın, işler yoğundu bu ara...

...o yüzden arayamadım. -Olsun, olsun.

Bu akşam yemeğe gelirsin, arayı kapatırız, olur mu?

Olur tabii, gelirim.

-(Arif ses) Tamam, görüşürüz. -Görüşürüz.

Hiç öyle bakma Ozan, benim hiçbir alakam yok.

Hem neden çağırdığını da bilmiyorum.

Tamam Çağla, sorun yok.

-O zaman direkt size gidelim. -Olur.

Olur.

(Esra) Senin bu zengin hâlin bizi bozmadı Çınar, ne dersin?

(Çınar gülüyor) Ben bozulsun diye çok uğraştım açıkçası.

Bütün havalı tekliflerimi reddedince işte, sonunda burada dondurma yiyoruz.

Bak, bir şey diyeceğim.

Senin o dediğin lüks, havalı restoranlara gitseydik...

...ne olurdu biliyor musun? -Ne olurdu?

Biz dondurmamızı yerdik sonra da bir bardak su isterdik.

Bak, buraya dikkat et. O bir bardak suyun içinde...

...taze nane yaprağı görüyorsan bil ki kaç...

...çünkü büyük kazık geliyor demektir.

-Haksız mıyım? -O kadar haklısın ki.

Tamam, haklısın da bu da karın doyurmuyor.

Bir yere karar verip, gidip yemek yememiz lazım artık.

Vallahi ben de çok acıktım. Bunu da yedik, iyice karnımı acıktırdı.

(Telefon çalıyor) Bir dakika telefonum çalıyor, pardon.

-Ben tutarım. -(Çınar) Çok sağ ol.

-Alo? Efendim baba? -Çınar akşama evde ol.

Yemeği birlikte yiyelim.

Baba gelemem akşam ben, işim var.

Olmaz Çınar olmaz. Kırk yılın başında bir şey istiyorum.

Akşam evde yiyeceğiz. Ne işin varsa iptal et.

(Çınar ses) Baba anlıyorum da--

(Meşgul tonu) Alo?

(Müzik)

Esra sen, Adiloş'un Ev Yemekleri diye bir yer duydun mu?

Yok, duymadım, neden?

Yemekleri o kadar güzel ki parmaklarını yersin.

-Gidelim mi? Buraya da yakın. -Vallahi gidelim, kulağa hoş geliyor.

Hadi atla.

(Telefon çalıyor)

-Efendim? -(Zeynep ses) Ne haber?

-İyiyim. Sen? -İyiyim ben de.

Sabah doğru düzgün konuşamadık. Ben merak ettim seni.

Öyle oldu değil mi?

Musa bir şey mi oldu? Benimle mi ilgili?

(Zeynep ses) O yüzden mi buzdolabı gibi konuşuyorsun benimle?

Direkt olmasa da senin de ilgin yok diyemeyiz.

Öyle mi? Tamam, madem öyle...

...iki yetişkin insan gibi bir yerde buluşalım, konuşalım.

Hatta bence hiç vakit kaybetmeyelim biz, hemen buluşalım.

(Musa ses) Tamam, olur.

Tamam, geçen gün buluştuğumuz yerde bekliyorum seni.

Tamam.

-Evet, geldik. -Çınar ben burayı hatırlıyorum.

Çağla Hanım'ın doğum gününü kutlamıştık. Burası sizin ev.

İşte, Adiloş'un Ev Yemekleri.

Tamam ama Adiloş konusunda çok ciddiyim.

Gerçekten çok güzel yemekleri var. Bizim evimizin her şeyi.

-Mutlaka tatman lazım. -Çınar!

Esra ben senin ailenle tanıştım.

Sen de gel, babamla tanış. Sohbet edersiniz falan güzel olur.

Tamam, sizinkiler kadar renkli ve sıcakkanlı olmayabiliriz.

-Ama kendimize göre bir tarzımız var. -Çınar...

...ondan değil. Ben hiç öyle bir havada değilim.

Sen beni eve geri bırak. Ya da sen niye bırakıyorsun ki?

-Ben kendim taksiye atlar, giderim. -Yok, tamam Esra, olur mu öyle şey?

Ben getirdim, seni ben bırakırım.

-Vallahi gerek yok, giderim şuradan. -Yok, tamam hadi.

-Kusura bakma. -Önemli değil.

-(Arif) Çınar. -Aa, baba!

-Hoş geldiniz. Hoş geldin kızım. -(Esra) Merhaba, hoş bulduk.

Hoş bulduk babacığım. Babam Arif Yılmaz.

Arkadaşım Esra, baba. Bizim şirkette çalışıyor.

-Proje koordinatörü kendisi. -Memnun oldum kızım da...

...niye oturuyorsunuz hâlâ? Hadi gelin yukarı. Hadi.

Ben de çok memnun oldum Arif Bey.

Ama ben hiç gelmeyeyim. Çünkü Çınar'la aramızda...

...bir yanlış anlaşılma olmuş. Ben daha sonra sizi ziyarete gelirim.

(Adana ağzıyla) Yalnız biz Adanalıyız.

(Arif) Misafiri karnını doyurmadan yolladılar dedirttirmeyiz.

-(Arif) Değil mi Çınar? -Dedirttirmeyiz. Babam çok iyi dedin.

Hem biz Çınar'ın arkadaşlarını çok fazla tanıma şansına sahip olmuyoruz.

(Arif) Gel yukarı da biraz Çınar'ı çekiştiririz, hadi.

-(Arif) Hadi beklemeyin oğlum, hadi. -Gerçekten ben rahatsızlık vermeyeyim.

Rahatsızlık ne demek kızım? Hadi çıkın, bekliyorum.

-Çınar ya! -Hoş geldin tekrar.

-Selam. -Selam.

Evet, seni dinliyorum Musa.

Ne oluyor böyle, bir soğuk konuşmalar, tavırlar falan?

-Bir şey mi yaptım ben sana? -Evet, bana yalan söylemişsin.

Pardon, ben ne yalanı söylemişim sana?

Esra'nın niyeti bambaşkaymış.

Ozan o gece Esra'nın yanına geldiğinde sizi konuşurken duymuş.

Ne duymuş? Ne diyorsun sen Musa?

Esra şirkete, Ozan'ı tekrar kendine âşık edip intikam almak için girmiş.

Hiç yalan söyleme, Ozan kendi kulaklarıyla duymuş, ikiniz konuşurken.

Bir dakika ya, o yüzden mi yaktı Ozan bütün gemileri?

-Bence haksız sayılmaz. -Saçmalama Musa.

O konuşmanın bir geldisi var, gittisi var. O kadar değil o.

İnanamıyorum, yanlış anlamış.

Bu yüzden Çağla'yla evlenemez. Bu çok saçma, çok yanlış.

(Arif gülüyor) Benim oğlum...

...lokantada garsonluk mu yaptı yani? -Tabii tabii.

Dükkânda bayağı yardım etti bize. Hatta fotoğrafçılık bile yaptı.

Yani annemim yaptığı yemeklerin fotoğrafını çekti.

(Arif) O anları görmek isterdim.

Evde şuradan alıp şuraya koymaz.

-Aa? -Çok sağ ol baba.

Vallahi ağzından bal damlıyor yine.

Aşk olsun Arif Bey, biz boşuna mı varız?

İşte böyle söyleye söyleye şımarttın bunları Adile.

Baba ya. Ben seni buraya getirerek hata mı yaptım acaba?

-Pişman oldum şu an. -Yok Çınar, ben çok eğleniyorum...

...vallahi yalan yok. -Eğlen sen eğlen.

Ben de gelip Menekşe ablaya senin dedikodunu yapacağım.

İyi, tamam gel, gel, ne olacak?

Hayatta yaptığım en doğru şey...

...Çınar'ı şirkete stajyer olarak sokmak oldu.

(Telefon çalıyor) (Arif) Çok değişti.

Bundan sonra gözüm arkada kalmadan, bütün işleri ona devredeceğim.

-Eyvallah babam. -Senin de etkin çok olmuş kızım.

-Sağ olasın. -Biz staj boyunca...

...çok destek olduk birbirimize. İyi de oldu.

Çınar olmasaydı, ben nasıl idare ederdim, hiç bilmiyorum.

Dur daha yeni başlıyoruz. Daha çok şey yapacağız beraber.

-(Arif) Güzel. -(Çağla) Biz geldik.

(Arif) Gelinle damat da geldi işte. Hoş geldiniz kızım, hoş geldiniz.

Hoş bulduk baba.

-Hoş bulduk. -Esra bu ara her yerde karşılaşıyoruz?

Öyle oldu gerçekten Çağla Hanım.

Ben sizi hiç rahatsız etmeyeyim, aile yemeği yiyeceksiniz belli ki.

Dur bakalım dur, kimse bir yere gitmiyor.

Güzel güzel yemeğimizi yiyeceğiz.

Keşke kimlerin geleceğini daha önceden söyleseydin baba.

Evet, çok iyi olurdu Arif Bey.

(Arif) Söyleseydim de bir bahane bulup gelmeseydiniz değil mi? Yok öyle şey.

Kadıncağız sabahtan beri uğraşıyor.

Yemeğimizi yiyelim sonra da isteyen, istediği yere gitsin.

Hadi bakalım sofraya. Hadi Esra kızım sen de sofraya, hadi.

Gel.

Hayır, acaba Menekşe'nin kafasına yemeği geçirdiğim fotoğrafı mı koyacaklar...

...yoksa kafasına böyle saksıyı dan diye geçirdiğim...

...o fotoğrafı mı koyacaklar? Bilemiyorum ki ne yapacaklar.

Evet.

Evet mi?

Evet ne kız?

İnsan hiç değilse anasını dinliyormuş gibi yapar.

Anne hiç keyfim yok.

Ne oldu? Niye yok? Ne münasebet!

Ne münasebet, mükemmele yakın bir aileyiz.

Görmüyor musun? Hatta mükemmel bir aileyiz.

Farkında değil misin bunun kızım?

-Anne. -Efendim?

Timur'la bitti. Yani başlamadan bitti de diyebiliriz.

-Nasıl? -Tamam, biliyorum.

Sen şimdi, kızım niye bıraktın, diyeceksin.

Babasının maden ocakları vardı, diyeceksin.

Ama kendisinin Buse'si de vardı, yalanı dolanı da vardı.

-(Elif) Vardı da vardı. -Hayır, hiç de öyle demeyeceğim.

İyi yapmışsın. Daha ilk günden, Buse'si olanın...

...yarın öbür gün Ayşe'si, Fatma'sı her şeyi olur.

-Gerçekten mi? -Tabii.

Kızım sen, seni sevenin peşinden koş.

Seni sevmeyen için ömrünü heba etme. Etme!

Tamam...

...biz babanla size iyi bir örnek olamamış olabiliriz...

...ama ne yapalım yani, öyle oldu.

Siz de bizim yüzümüzden erken olgunlaştınız.

Ama pek de fena olmadı.

Pırlanta gibi çocuklar oldunuz.

Sen ne karar verirsen ver...

...ben her zaman, hayatımın sonuna kadar senin arkandayım.

Anneme bak sen ya.

Bunlar ne güzel laflar böyle.

Öyle güzel laflar işte.

Öyle arada güzel konuşurum.

Güzel konu...

Ne güzel konuşacaktım röportajda ya.

Kıskanç Menekşe, mahvetti röportajımı.

-Kıskanç! -Su gibi hazırlanmıştım.

Jilet gibi giyinip su gibi hazırlanmıştım.

Şiir gibiydi laflarım. Hepsini ezberledim.

Haset!

-(Menekşe) Afiyet olsun, yine bekleriz. -Elinize sağlık, kolay gelsin.

Eko, Eko röportajını mahvettim Zümrüt'ün.

-İçimin yağları eridi, bir rahatladım. -Çok iyi, çok iyi. Bir şey soracağım.

Bizim lokantayı da çekmişler midir anne?

Tabii tabii. Menekşe Ev Yemekleri, Menekşe Ev Yemekleri diye...

...kafalarının etini yedim. -Süper.

-Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Bravo. -(Menekşe) Bence de.

-Eko, annem hadi bir kasaba git, gel. -Kasaba? Anne kitap okuyorum ama.

O zaman dükkâna bak, ben kasaba gidiyorum.

Bana mı kilitledin yine anne ya?

Neyse, Allah'tan kimse yok.

Of!

(Ekrem) Nerede kaldım ben?

-Selam. -Ben bir şey yapmadım.

Vallahi ben hiçbir şey yapmadım. Ben burada oturdum...

...hiçbir vukuata karışmadan kitabımı okuyorum.

Burayla ilgileniyorum falan. Sen çok akıllı, zeki bir kadın olduğun için...

...sen halledersin diye umuyorum. O yüzden karışmadım.

-Eko. -Efendim?

-Ben çok özür dilerim. -Neden?

-(Elif) Sen, Timur hakkında haklıydın. -(Ekrem) Anladım.

-Ben seni dinlemedim, seni suçladım. -(Ekrem) İşte.

-Timur yalancının teki çıktı. -İşte evet.

Yalancının teki çıkmadı, baştan beri öyleydi o da....

...sen şey yapamadın. Neyse, oralara çok dönmek istemiyorum.

Ben sana çok kötü şeyler söyledim değil mi?

-Kalbini kırdım. -Evet, evet, öyle şeyler oldu.

Yaşandı öyle şeyler. Çok ağır cümleler çıktı ağzından.

Oluyor böyle şeyler. Üzülmeyeceğim, üzmeyeceğim kendimi.

Biz en baştan başlasak ya?

-Nasıl yani? -Şöyle...

...'Slow motion' düşün. -Ne yapıyor bu?

Merhaba. Ben Elif.

Anladım, öyle. O zaman, anne bu kız kim?

Ben de Eko, aslında Ekrem ama Ekrem çok sıkıcı olduğu için...

...bana Eko derler.

-Eko. -(Ekrem) Eko.

Elif.

Bırakamadım da.

(Müzik)

Herkesin suratı asık, ne oluyor? Cenaze evi gibi.

Baba böyle emrivaki yapmasaydın keşke. Haberimiz olsaydı.

Ne bileyim, bir muhabbet olur bir sıcaklık olur...

...bu saçmalıktan vazgeçersiniz diye düşündüm ama...

...ikiniz de inatçı keçi gibisiniz maşallah.

(Arif) Hayır, neyi pay edemiyorsunuz, anlamadım ki!

-Bize de söyleyin, biz de bilelim. -(Çağla) Baba tamam, yeter.

Daha sonra konuşuruz bu konuları.

Hem masada misafir var şu an.

Çınar'ın misafiri, benim yabancım değildir kızım.

Kızım sen de hoş gör. Benim içim dışım birdir.

-Öyle hesaplı kitaplı konuşamam. -Estağfurullah Arif Bey.

Tamam Ozan, sana sormadan bir şey yaptık, anladım da...

...bu kadar büyütülecek bir şey değil ki bu.

Eninde sonunda zaten bu böyle olacaktı.

Arif Bey sorun, Çınar'ın yönetimde olması değil.

Hâkim olmadığı alanlara girmesi.

Hangi alanlar Ozan?

O alanlara da mı sen karar veriyorsun şirkette?

Bak, yine birbirlerine girecekler. Yapmayın, siz dostsunuz.

Arkadaşsınız. Yapmayın, yakışmıyor.

Çok yakında aile olacağız çocuklar, ona göre davranın.

Evet, ne güzel söyledin babacığım.

Aile olacağız biz. Daha pozitif şeylerden bahsedelim.

(Çağla) Zaten Ozan'la bizim, size bir haberimiz var.

Ozan'ın hiç bilmediğimiz bir evi varmış.

Biz evlendikten sonra o evde oturmayı düşünüyoruz.

Yani öyle karar verdik.

Evi istediğim gibi dekore etmemi istedi.

(Çağla) Her şeyini değiştirebilirsin, dedi.

Hemen de evlenmek istiyor. Ben nasıl yetişeceğim, bilmiyorum.

-Değil mi sevgilim? -Öyle.

Çağla...

...Arif Bey izninizle. Ben bir lavaboya kadar gitmek istiyorum.

(Arif) Yapacaksın artık bir şeyler, bir şekilde değil mi?

(Arif) Bence bu düğün konusunda da acele etmeyin.

(Telefon çalıyor) (Arif) Şöyle adımıza, şanımıza...

...yaraşır bir düğün yapalım kızım. -(Çağla) Baba!

Tamam, sustum. Bakma öyle kötü kötü.

Tamam, kararlarınıza saygı duyuyorum. Nasıl isterseniz öyle yapın.

Pardon, arkadaşım arıyor da ısrarla...

...kusura bakmazsanız, ben bir telefon açabilir miyim?

(Arif) Tabii kızım, içeride konuş, buyur.

Ben...

Alo? Efendim Zeyno?

Esra bekleyemedim, yüz yüze konuşmak için. Aradım.

İyi dinle beni. Musa'yla konuştum.

Kızım, Ozan her şeyi yanlış anlamış. O gece bizi konuşurken duymuş.

Yani senin intikam almak için şirkete girdiğini biliyor.

(Zeynep ses) Ama sonrasında yaşadığınız her şeyi...

...bu intikamın bir parçası sanmış.

Yani bu yüzden mi böyle davranıyor?

-Bütün bunlar o yüzden mi? -(Zeynep ses) Evet, evet!

(Müzik)

-Esra ne işin var senin burada? -Ozan seninle konuşacağız, gel.

Esra ne oluyor?

Ozan bütün bunları neden yaptığını öğrendim.

Zeyno'yla bizi konuşurken duymuşsun ama yanlış anlamışsın.

Evet, şirkete başta girdiğimde sana kızgındım...

...evet, senden intikam almak istedim ama---

Aması yok Esra, bitti.

Senden hiçbir şey duymak istemiyorum artık.

Ozan yapma! Bak, bunun geri dönüşü yok.

Bizim bütün yaşadıklarımız gerçekti, biliyorum.

Sen hâlâ bana âşıksın.

-Böyle mi düşünüyorsun? -Evet, böyle düşünüyorum.

Hayır, kendini kandırdığın yetmiyormuş gibi...

...bir de başkasını kandırıyorsun.

Haklısın. Bu oyun çok uzadı Esra.

(Arif) Artık havalar da akşamları serinliyor.

Ben bir Esra'ya bakayım baba. Bir şey mi oldu acaba?

-Ee... -Arif Bey her şey için teşekkür ederim.

Yemek için de ağırladığınız için de.

Ama çok geç oldu, ben artık gideyim.

Esra iki dakika beklesene lütfen.

Hazır herkes buradayken ben bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum.

(Ozan) Geç bile kaldım aslında.

Esra ve ben...

...eskiden evliydik.

(Müzik)

Esra benim eski karım.

(Müzik)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.com

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temur...

...Çağıl Doğan - Çağrı Doğan

Editör: Ela Korgan

"Bir hikâye, iki yabancı"

"Biri çok inatçı, biri de âşık"

"Ne birlikte ne de tam ayrı"

"Barışmaz artık aşk ve mantık"

"Bu masal bitti, oldular düşman"

"Peki ya kalpler? Deli gibi pişman"

"Ateşle barut gibi tehlikeli"

"Kaçsa da yakalıyor aşk"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

"Ayrılık olunca aşklar bitmez"

"Anılar öyle kolay silinmez"

"Her zaman hayat ikinci şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere aşkım, imkânsızım"

"Bu aşk bitemez"

"Bitemez"

"Ayrılık var diye aşklar bitmez, bitemez"

"Unutmayınca anılar ölmez"

"Her zaman evren bu şansı vermez"

"Yaz bunu bir yere, bu aşk bitemez"

"Kalırım aşk, mantık, intikam arasında"

("Pınar Çubukçu - Aşk, Mantık, İntikam" çalıyor)

(Şarkı devam ediyor)

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.