Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Üst araması yok mu?
GÜVENLİK DEDEKTÖRÜ
Yok efendim.
Artık her şey insansızlaştı.
Tamam, geçebilirsiniz. On dakika. Kapı aralık kalsın.
Peki.
-Merhaba Jon. -Selam anne.
Şu hâline bak!
Bunu duymak hoşuna gitmiyor. Sinirleniyorsun.
Ama oğlum, hiç iyi bir şoför olamadın ki.
Hiç olamadın.
Odaklanamıyorsun.
Aklın başka yerlere gidiyor...
Canım oğlum benim...
Neden her şeyi içine atıyorsun? O da ayrı bir sorun.
"Ne oldu Jon?" diye soruyorum.
ANNENİ DİNLE
"Şu oldu..." demek yerine...
Hayret bir şey! Ben annenim.
Hiçbir şey beni korkutamaz. Ama yok, sen sus yine de.
Her şeyi içine at.
Başına geleceklerden korkma.
Bunu yapmaya bayılırdım.
BİR SAAT ÖNCE
Çok özledim.
Yemek yapmaktan farkı yok.
Oğlum polis olmasaydı
belki benim de sonum Breaking Bad'deki şu hoş adam gibi olurdu.
Boş ver.
Bak.
Bu, EKG'sini sıçan EKG'sine çevirir.
Gözlerine inanamazlar.
-Çok tehlikeli değil mi? -Yok, benim Jon'um kaya gibidir.
Siktir, yaratanıma gidiyorum.
-Durumu ne kadar kötü? -Proksimal supraventriküler taşikardi.
Durumunu stabil tutmak için adenozin ve anksiyolitik verin.
Gözlemleyin.
Çok acımasızsın be anne.
KIZIL KRALİÇE
AYNA
Gece yarısına kadar
ölmüş olacaklar.
Ölümün bir özelliği yok.
Nefes almak kadar basit.
Ben kötü biri değilim.
Sadece bir elçiyim.
Mesaj taşırım.
Yanmadan ateşte yürüyebilirim.
Lekelenmeden kötülük yapabilirim.
En kötü şeyleri yaparım...
Ama yine de...
Odama girilmesini sevmiyorum.
Onun derhâl icabına bakmak lazım.
Yapacak başka işin yok mu?
Git de dinleneyim.
Daniel.
Sadece şunu bilmeni istiyorum. Hava kararmadan gideceğim.
Oğlumun bana ihtiyacı var.
BOL ŞANS
Kızının da sana ihtiyacı var.
Hatta o sana daha çok muhtaç.
Yaptıklarınızı unutmayacağım.
Yarın görüşürüz.
Yarın görüşürüz.
Ben Antonia Scott.
Her şeyi biliyorum.
Bugün kapalıyız.
Açın kapıyı! Polis!
Bir dakika!
Gitmeyin! Hanımefendi, lütfen!
-Polisler geldi! Bir şey düşün... -Kapıyı açın, polis! Hanımefendi!
Merhaba. Dövme mi yaptıracaksınız?
"Daima polis" gibi bir şey mi, köpek mi?
-Başka? -Aç kapıyı.
İçeri almaya karar verirsem açarım.
Arama emrimiz var.
Yani? O ne ki?
Ne yapıyorsunuz?
-O kilidi kim ödeyecek? -Her şeyi kontrol edin.
-Kim verecek? -Kapa çeneni.
-Babamı korkutmayın. -Gel buraya.
Antonia Scott adında bir kadının birkaç gün önce Dedektif Gutiérrez ile
buraya geldiğini biliyoruz.
İri bir adam.
-Onları hiç görmedim. -Hiç mi?
Kenevir yetiştiriyor.
Bana ne be.
Hop!
Oraya giremezsiniz! Hop!
Babamı korkutma. Hey!
Gel buraya. Gel.
-Perdenin arkasında ne var? -Hiçbir şey.
Neye bakıyorsun?
Korsemi beğendin mi?
Carla.
Ne oldu?
Çok sessizsin. Bir sorun mu var?
Yok.
Bir şey yok. Her şey yolunda.
Bizi kurtarmaya gelmeleri an meselesi, görürsün.
Eminim dedem bizi buradan çıkarır.
Asla pes etmez o.
Körfez Savaşı sırasında esir alınmış
ve tünel kazıp kaçmış.
Madalya falan vermişler.
Keşke tünel kazacak vaktimiz olsa.
Jorge...
Jorge, sen bir dâhisin.
Niye?
Sonra söylerim.
Sen biraz dinlen, olur mu? İhtiyacın olacak.
Kalamarımı bile yiyemedim.
Sonuçları bekliyoruz.
Tedaviye ona göre karar vereceğiz.
Kesin burada mı kalacak yani?
-Şimdilik evet. -Siktir.
Ne kadar?
İyileşmesine, nasıl hissettiğine bağlı...
Adi şerefsiz.
Kıçın görünüyor!
Beni öldürmeye mi çalışıyorsun lan?
Oğlum, ağzını topla!
Söylenmeyi kes de arkaya geç.
Üstünü de değiş, kıçın görünüyor!
Çabuk ol, hadi!
-Takım elbise mi getirdin? -Evdeki tabancanı da.
Eşofman getirsen olmaz mıydı?
Tanrı aşkına, ömrün boyunca hiç eşofman giymedin ki sen!
Kahretsin.
B planı hazır mı?
Yüzündeki o ifadeyi sevmedim.
Bugün beni mutlu etmen gerek.
Üç saate Carla'nın icabına bakacaksın.
Ama önce oğlanı öldür.
Bu şart mı?
Oldum olası espri özürlüsün baba.
Tanrı aşkına, o daha çocuk.
Ben mi yapayım?
Tek istediğiniz bu mu?
Bildiğiniz şeyi öğrenmek için bir sürü insan adam öldürür.
Tek ihtiyacım olan bu.
Nasıl öğrendiniz?
Ölen çocuğun çenesinde gamze vardı.
Ne siz ne kocanız gamzeli.
-Düğün resmini gördüm. -Yani?
Ya annede ya da babada gamze geni olmalı.
Bir akrabandan da geçebilir ama o da 5.000'de bir ihtimal.
Teresa aldığınız kararı biliyor mu?
Teresa bir şey bilmiyor.
Bilmemeli de.
Asla.
Çocuğunuz var mı?
Bir tane.
Ezequiel onu kaçırdı.
Üzüldüm.
Üzülmenize gerek yok. Onu kurtaracağım.
Sizden ne istedi?
Sizden ne istediğini söylemeyeceksiniz galiba?
Anlaşılan sizi hafife almışım.
Evet.
Teresa'nın oğluydu.
Aynı okula gidiyorlardı.
Aynı yaşta ve aynı boydaydılar.
Çok benziyorlardı.
Álvaro da Teresa'da mı saklanıyor?
Evet.
Ezequiel yaşadığı sürece.
Hatasını düzeltmek için geri dönmesini istemem.
Hata olduğu ne malum?
Başka bir açıklaması var mı?
İstediğimi yapacak mısınız?
Arkadaşınıza dediğimi size de diyeyim.
O canavarın kafasına kurşunu sıkın.
-Dolu, değil mi? -On yedi mermi.
-Kullanmayı biliyor musunuz? -Çabuk öğrenirim.
GİZLİ NUMARA İKİ DOSYA GÖNDERİLDİ
İsterse annenin telefonu olsun. Dinlemen bitince kapat.
-Saçına dokunma be. -Yer altına inince konuşuruz.
Orada bizi takip edemezler.
Özür dilemeyi pek beceremem,
duygusal olmayı da, o yüzden bakalım nasıl olacak.
Beni iki kere kurtardın.
Şakaların beni güldürmese de iyi bir adamsın.
Senden istediğim...
Hayır.
Bu işte birlikte olmalıyız.
Petrol tankerindekileri kurtarmalıyız.
Pekâlâ.
Şimdi dikkatini topla ve vereceğim talimatları dinle.
BEN SU ÜSTÜNE KURULDUM DUVARLARIM ATEŞTEN.
Ne buldum, bak.
O şişeyi ona yıllar önce vermiştim.
Açmamış bile.
O viski kaç para, biliyor musun?
Carla'nın sevgisini kazanmayı hiç bilemedim.
O ne?
Bu...
Eskiden
Carla'nın en sevdiği oyuncaktı.
Karanlıktan korktuğu için geceleri buna sarılırdı.
Bugün bile hâlâ korkar.
Çekmecesinde
başka türde oyuncaklar da gördüm.
Haplar da vardı.
Bir sürü hem de.
Hakkında bilmediğim bir sürü şey var.
Onu korumayı başaramadım Torres.
Dünyanın en pahalı viskisini alabilirim ama Carla'yı
kurtaramadım.
Senin hatan değil.
Suçluluk duymamalısın.
Sence pes mi etmeliydim?
Dünyanın en zor seçimini yaptın.
Evet.
Kızımı düzgün yetiştirdiysem
eminim o da aynısını yapardı.
BU PLATFORMDAN KALKAN TRENİN İSTİKAMETİ
Siktir.
Kahretsin.
Hayır hanımefendi, hattımı taşımak istemiyorum.
-Sağ olun. -Şapşallığını özlemişim.
Bana canlı konum at.
Neredesin?
Cava Alta'nın altında.
Şu anda orada bira içiyor olmalıydık.
Haritayı annenin cebine atıyorum.
-Siktir. -Ne oldu?
Sanırım takip ediliyorum.
Umursama.
Demesi kolay. Takip edilen sen değilsin.
Seni öldürmek isteseydi ölmüştün.
İçim rahatladı ya.
Bir kapı var.
Haritada yoktu.
Belki yanlış yerden dönmüşsündür bayan çok bilmiş.
Hayır, doğru yoldayım.
Dur, sanırım anahtarsız açılıyor.
Aç o zaman.
Hayda...
Hayda, ne?
Bomba var.
Bir bu eksikti.
Ne yapacaksın?
Etkisizleştireceğim.
Semtex tipi plastik patlayıcı.
Tarzı değiştirmiş.
-Kırmızı mı, pembe mi, bilmiyorum. -Dokunma sakın!
Ne yapacağımı söyleme.
Antonia, bunu düşünme bile! Hayır. Nein. Niente.
Fajardo bir profesyonel.
Kısa periyotlu alüminyum kapsül seçmiştir kesin.
Tamam, bir bakalım.
Doğru bilme ihtimalin kaç?
Yüzde 68,5.
Peki, ya doğru bilemezsen?
Jorge'yi tek başına kurtaracaksın.
Böyle bir şey olmayacak.
Dinle beni.
Yüzde 68,5 çok düşük bir ihtimal.
Yüzde 90 olsa belki.
Harita okumasını biliyorsun.
Risk almayalım. Etrafından dolaşalım, bitsin.
Biliyordum. Kırmızıymış.
Dinlemiyordun bile, değil mi?
Burası bombalarla dolu olmalı Jon.
Her adımda durursam yetişemeyebiliriz.
Jon.
Sandra bize başından beri mesaj yolluyor.
Bizi test ediyor.
Sonumuz Kaçırmayla Mücadele gibi olacaksa
buraya kadar gelmemiz saçma olurdu.
Basit olurdu.
Toñi, lise terkmişim gibi anlat bana.
Yıldız değildi.
Sekiz patlamaydı.
Navalquejigo.
Duvar resmi.
Sandra sırf taksiden bahsetmiyordu.
Madrid'in her yerine bomba koyduğunu söylüyordu.
Yerlerini gösteriyordu.
Az daha birine basıyordum.
Bunu duymamış gibi yapacağım.
Madrid'de sekiz önemli noktada sekiz bomba var.
Planı daha büyük. Her şeyin peşinde.
O da bir bakış açısı.
-Jon, bana güveniyor musun? -Canım,
şu aşamada başka şansım yok bence.
Yürümeye devam et. Konumunu takip edeceğim.
Bombalardan uzak durman lazım. Ben yerlerini söylerim.
Bir metre ileride bomba var.
Devam edebilirsin.
Emredersiniz efendim.
Bunu daha fazla yapamam.
İyi geceler öpücüğü verecek misin?
Adi orospu!
Daha açık konuş.
Jon, ne oldu?
Fotoğraflar.
Her yerde fotoğraflarımız var.
Haklıymışsın.
Bizimle oynuyor.
Başından beri.
Her şey onun için bir oyun.
Oynamaya devam ettiği sürece sorun yok.
Beni duydun mu? Jon.
Annem olmaz.
Neredesin adi kaltak?
Çık dışarı.
Göster kendini lanet sürtük!
Hayır.
-Sakin ol. -Çık dışarı lanet sürtük!
Sinirlenmeni, kontrolü kaybetmeni istiyor.
-Jon! -Beni duyduğunu biliyorum. Çık!
-Duyduğunu biliyorum! -Dinle beni, lütfen! Sakin ol.
-Çık dışarı sürtük! -Jon!
Jon, dur! İki metre ötende bomba var!
-Geldim işte! Hadi! -Jon, dur!
Jon?
Buradayım.
Bir daha sakın yapma bunu.
Az daha ölüyordun.
İyiyim.
Sakinim.
Teşekkürler Antonia.
Şimdi olmaz.
Hadi, gidelim.
Daha gece yarısı olmadı. O, hile yok demişti.
O mu?
-Umurunda değil. -Ne oluyor? Niye bağırıyorlar?
Merak etme, az kaldı.
Korkuyorum.
Beraber şarkı söyleyelim mi?
Utanırım. Birbirimizi tanımıyoruz.
Çok komiksin Jorge. Oğlum seni severdi.
Şimdi olmaz, lütfen.
Şimdi olmaz, lütfen.
Ne?
Ne oluyor?
Antonia.
Lütfen.
Antonia, ne oluyor?
Şimdi olmaz.
Hapın mı bitti?
Düşün, düşün...
Çekin onları üstümden!
Bombalara dikkat et! Koşma!
Çek onları! Hayır!
-Jorge! -Çek onları üstümden!
Antonia, Jorge'yi düşün.
Jorge.
İşte böyle. Adını söyle.
-Jorge. -Aynen. Adını söyle.
-Jorge. -Jorge.
-Jorge. -Aynen öyle. Senin oğlun.
Senin oğlun.
İlaca ihtiyacın yok.
Hiçbir şeye ihtiyacın yok.
Onu kurtarmak zorundasın.
Onun annesisin.
Antonia.
Antonia!
İyiyim.
Antonia, hadi.
Teşekkürler Jon.
Geldik.
Ben Sandra'yı çıkarırım. Sen Fajardo'yu hallet.
Onu indirebilir misin?
Dinle 242...
Ben Bilbao'luyum ulan.
Sadece zamanı gelince yaparım.
Şeftali soyar gibi bir gencin gırtlağını kesmeni izledim.
Ama hile yapmıyorsun.
Ha şimdi, ha bir saat sonra ölmüşler, sana ne?
-Kimin umurunda? -Tanrı'nın. Tanrı bizi izliyor.
"Tanrı" diyorsun.
Sandra!
Nihayet seni buldum.
Ben de seni Antonia Scott.
Buradayım.
Öldür onları.
Çık dışarı!
Çık dışarı! Yüzünü göster!
Yüzleşme vakti geldi.
Ses muhteşem bir şey.
Öyle değil mi?
Nereden geldiğini asla bilemezsin.
Elli milisaniye.
Sesle yankısı arasındaki süre bu kadar işte.
Azıcık bir mesafe.
Beni yakalayamayacağın kadar uzun.
Yok bir şey! Benim, Carla.
-İp! Çabuk ol. -İp.
Bekle.
Hadi. Çabuk ol.
Merak etme. Yok bir şey.
İşte. Gidelim.
Jorge, koş!
Hayır!
Bırak onu!
Ellerini yavaşça görebileceğim bir yere koy.
Carla, iyi misin?
Jorge!
Başardın.
Şaşırtmayacağını biliyordum.
Tüm bunların amacı ne?
Konu sence Carla Ortiz veya Álvaro Trueba mı?
Konu ben miyim o zaman?
Peygamber daha yüce bir gücün elçisidir.
Peygamber olacakları söyler.
Hasta alıntılarınla ilgilenmiyorum! Oğlumu istiyorum!
Çocuk.
Oğlun öldü.
Tam şu anda Fajardo onu kesiyor.
Son testi geçtin.
Her zaman kontrollüsün.
Koş.
Koş Jorge! Koş!
Yeter!
Pislik.
Bitti.
Bitti.
Jon Gutiérrez.
Polis memuruyum.
Ben Carla.
Öldüğünü sandım.
Bak.
Gerçekte daha güzelsin.
Anne, sen misin?
Jorge! Hayır! Jorge!
Hayır!
Anne?
Daha fazla yaklaşma!
Hayır!
Bu saçmalığa bayılıyor gibisin.
Bırak onu!
O güzelim Glock'u bırak da
bir anlaşma yapalım.
Ona karşılık sen.
Sözünü tutmazsın.
Beş...
Sözünün bir değeri yok.
Dedem neden gelmedi? Eve gitmek istiyorum.
Dört...
Dedenin en sevdiği oyunu hatırlıyor musun?
Evet.
Üç...
İki...
Bir.
Çök!
On yedi kurşun.
KURŞUN HIZI ATIŞ AÇISI
VURMA İHTİMALİ
On.
Jorge Lorente Scott.
Merhaba Jorge.
Annemi görmek istiyorum.
On iki, on üç, on dört, on beş...
On yedi.
Bol şans evlat.
Konuşmayı kes de bitirelim şu işi.
Roman kahramanları değiliz.
Bırak da şu anın tadını çıkarayım.
Seni yendim Antonia.
Sınıfın en zekisi değilsin artık.
Kazanmadın.
Öleceksin.
Bu da bir yenilgi.
Planın bu değildi.
Ters gitti.
-Peşlerinden git. -Oyunları seviyorsun.
Etrafına bak Antonia.
Buraya gelmemi,
geçtiğim bütün o testlerin boşa olduğunu görmemi istedin.
Carla Ortiz'i kurtaramayayım istedin.
-Planın... -Seni uyarıyorlar.
...oğlumun öldüğünü bilerek yaşamama izin vermekti.
Hayır.
Ömrünün her dakikası bunun senin hatan olduğunu bilerek.
Jorge yaşıyor.
Jorge yaşıyorsa sebebi Jon'un görevini yapması,
Fajardo'nun da ölmesi.
Sen de yalnız kaldın,
kaybettin.
İstersen beni öldürebilirsin
ama sen kaybettin.
Sandra.
Yanılıyorsun.
Bu iş daha bitmedi.
Jorge!
Jorge!
Jorge!
Jon?
Sen misin?
Anne!
-İyi misin? -Evet.
İyi misin?
Kapını neden hep açık tutuyorsun?
Ziyaretime gelmeni istediğim için.
-Artık gelirim. -O ne?
O getirdi.
Şişman değil ama çiçeği buraya kadar taşıyamadı bile.
Bak evlat,
uğraşma benimle.
Merdivenleri kullan diyen sendin.
-Görüşürüz! -Güle güle.
Lanet velet...
Onlara Marcos bakardı.
Ben hep öldürüyorum. Süper gücüm bu.
Bunu çok fazla sulama.
%100 GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR
Bu sürpriz oldu bak.
Nasılsın?
Seninle takılmadığım için biraz sıkılıyorum açıkçası.
Jorge nasıl?
Harika. Bol bol hasret gideriyoruz.
Öyle de olmalı.
Annen nasıl?
Oğluyla övünüp duruyor.
-Niye övünüyor? -Ne demek niye?
Sana bir puan.
Alt kattaki daire boş.
Buraya taşınabilirsiniz. Komşu oluruz.
Annemin patatesli omletinden yemek istiyorsun tabii.
Değil mi?
Söylesene hadi. Çiçek vermeye gelmedin herhâlde.
Sandra'nın cesedi bulunmadı, değil mi?
Seni hiç şaşırtamayacak mıyım?
Kendi yerleştirdiği bombaya basacak değil.
Babası gibi ortadan kayboldu.
Evet.
Ne var?
Şöyle ki
Fajardo'nun kızının mezarını açıp kalıntılara DNA testi yaptılar.
Devam et.
Fajardo'nun kızına ait çıktı.
Hata değildi.
Biri beni deliğimden çıkarmak istedi.
Güçlüye karşı bir intikam eylemiymiş gibi gösterdiler.
Konu cinayetten zevk almak değildi.
Hâlihazırda perişan bir ruha işkence etmek de değildi.
Her şey bir oyundu.
Baba.
Ben ölmedim.
Baba.
Ben ölmedim.
Geri döndüm.
Eski bir polis.
Paçavra.
Çok zeki değil.
Değil mi Antonia?
Peygamber daha yüce bir gücün elçisidir.
Peygamber olacakları söyler.
Hepsini sen planlamış olamazsın.
Bu doğru değil.
Çok zekisin ama sende bir terslik var.
Bu işin ardında başkası var.
Seni manipüle eden yok mu?
Ben gerçeği aklımdan geçenlerle karıştırmam.
Güldürme beni.
Kollarına bak.
Kurbanın, kanının boşaltıldığını bilmesini istemiş.
İmdat!
Baba, ben ölmedim.
Lütfen çocukları incitmeyin.
-Antonia. -Onun oyununda birer kuklayız.
Kimin oyunu?
Sana demiştim.
Kendine Beyaz Adam diyor.
"KIZIL KRALİÇE"DEN UYARLAMA
Alt yazı çevirmeni: Zeynep Tangun
Proje Kontrol Sorumlusu Şengül Usta
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.