Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
PAZARTESİ, 15 NİSAN
794 numara.
Bu da pek umut verici görünmüyor.
Kimse kolay olacak demedi.
794 numara, çalışmamıza katıldığınız için teşekkürler.
Öncelikle size bir ikilem sunacağım.
Elinizden geleni yapmanızı rica ediyorum.
-Duyuyor musunuz? -Gayet iyi.
Elimden geleni yaparım.
Denizin ortasında yer alan Kobayashi Maru petrol platformunun
kaptanı sizsiniz.
Çarpışma uyarısı yüzünden gecenin bir yarısı uyanıyorsunuz.
Alarmı duyuyorsunuz. Bir petrol tankeri üzerinize geliyor.
İkilem burada başlıyor işte.
Petrol tankerini batırır mısınız?
-Platform nerede? -Konumuzla ilgisi yok onun.
Denizin ortasında, her türlü yardımdan uzaksınız.
Önemli olan şu, bir aydır birlikte yaşadığınız
25 kişi daha var
ve tankerde kaç yabancı bulunduğunu hiç bilmiyorsunuz.
Asıl bu alakasız.
Tam konumu bilmem lazım.
Dalga mı geçiyor?
Hayır.
Ona bir izin verin.
O bilgi size niye lazım?
Sorunla alakalı olarak konumumu bilmem lazım.
83 derece, 44 dakika kuzey.
64 derece, 35 dakika batı.
-Şimdi ne yaparsınız? -Takvime bakarım.
23 Ocak 2013.
-Ya şimdi? -Uyumaya devam ederim.
İçeri trol mü soktular be?
Herkes ölecek mi yani?
Hayır, kimse ölmeyecek.
Kuzey Kutbu orası.
Ocak ayında deniz donar. Tanker hızlı hareket edemez.
Bam!
Evet, aynen öyle.
Bam.
Trolün adı ne?
Antonia Scott.
Bitti mi?
Daha yeni başlıyoruz Antonia Scott.
KIZIL KRALİÇE
Sandra.
HAP
Orada mısın?
Evet, buradayım.
Gerçek değilsin sandım.
Alçak sesle konuşmalıyız.
Bizi duyarsa
-canımı yakar. -Kamera var.
Artık kaldıramıyorum.
Konuşurken başını yere eğ, o zaman ağzını görmez.
Sana zarar verdi mi?
Bunu konuşmak istemiyorum.
Sen nasılsın?
Uyumama izin vermiyor.
Aklımı kaçırıyorum.
-Bizi öldürecek mi sence? -Hayır!
Sakın öyle deme.
Otel'i izlemiş miydin? Bana öyle şeyler yapsın istemiyorum.
-Ya eğer... -Sus. Lütfen sus.
En azından bu işte beraberiz.
Evet.
Haklısın.
Beraberiz.
-Niye buradasın? -Bilmiyorum.
Ne zamandır buradayım, onu da bilmiyorum.
Paraya ihtiyacım vardı, belaya bulaştım ama bulaşmamalıydım.
Dur, sen neden bahsediyorsun?
Taksi şoförüyüm.
Bagajımda bir paket taşımayı kabul ettim. Riskli, tehlikeli bir işe benziyordu...
-Ama bana çok para teklif etti. -Kim etti?
Sana çok para teklif eden kim?
Sorularınızı daha net sorun lütfen.
Laura'nın 15 dakika sonra önemli bir toplantısı var.
Oğlunun ölümünden de mi önemli?
Unutmayın, 15 dakika.
Biraz daha süre veremez misiniz?
Patronumun size ayırdığı süre bu.
Ya siz?
Bir şey bilmiyorum.
-Size onu sormadı. -Bir şey daha var.
Münasebetsiz bir soru sorarsanız toplantı biter. Anlaşıldı mı?
Gayet net.
Kan kaybından ölen çocuklarla alakalı
uygun sorular buluversene bana canım.
Üzgünüm. Bu konuda yardımcı olamam canım.
Oğlunun ölümünden daha önemli
bir toplantı hayal edemiyorum.
IMF toplantısı.
Hayır.
İyi misin?
Kargaşanın kusuruna bakmayın.
Teresa da size söylemiştir.
Bana soru sormak için en kötü zamanı seçmişsiniz.
Merak etmeyin.
Şu resim bir şey ifade ediyor mu, onu soracaktık.
Bu o mu?
Öyle sanıyoruz.
Üzgünüm.
O dövmeyi ilk kez görüyorum.
Şimdi müsaadenizle...
Oğlunuzu kaçırana istediği neyse verebilirdiniz.
Pardon?
-Neden anlaşmaya varmadınız? -Bunu dinlemek zorunda değilim.
Birbirimizin vaktini boşa harcamayı bırakalım.
Oğlunuzun katilini bulmak vakit kaybı mı?
Bel altından vuruyorsunuz.
Hiçbir şey onu geri getirmeyecek.
Size saldırmaya gelmedik. Başkalarının da hayatı tehlikede.
Dün Carla Ortiz'i kaçırdı.
Onu tanıyordum.
Çok hoş bir kızdı.
Niye geçmiş?
Öldüğünü farz edebilirsiniz.
Bayan Trueba. Beş dakika.
Sadece bir kez aradı.
Tekrar araması gerekmedi.
O niye?
İmkânsız bir şey istedi.
Benim bile veremeyeceğim bir şey.
Pardon ama sizin gibi biri için ne imkânsız olabilir ki?
-Babası size ne söyledi? -Soruları ben sorarım.
-Ne istedi? -İş birliği mi istiyorsunuz?
-İmkânsız bir şey. -Hiçbir şey istemedi dedi.
Yalan söylemiş. Benim bile veremeyeceğim bir şey.
Onu canlı bulamazsınız.
Yanılıyorsunuz. Onu bulacağız.
Antonia.
Müsaadenizle.
Antonia!
Durun! Ezequiel bana bir şey dedi.
"Anne babalarının günahının bedelini çocukları ödememeli."
O ödeyecek ama, sizi temin ederim.
-Hadi be. -Silahlı mısınız?
Geçinebiliyor musunuz?
O canavarın kafasına sıkmanızı istiyorum.
Ben de efendim ama alt tarafı bir polisim.
Ve inanın ya da inanmayın, bizim dünyamızda kurallar var.
-Onu canlı bulamazsınız. -Bir şey bilmiyorum.
Elimizdeki tek şey fotoğraftaki bilgiler.
Küçücük bir oğlu var.
Kurbanın bilmesini istemiş...
Kan kaybından ölmüş.
...kabın dolduğunu...
Katil...
Antonia.
Bana bak, Antonia.
Antonia.
Dayan. Birazcık daha dayan.
Yok bir şey.
Geçti. Yok bir şey.
Yok bir şey.
Bana bak.
Antonia, sakin ol.
İşte. Böyle.
İşte böyle. Aferin.
Dayan.
Dayan.
Hadi.
Hadi.
İşte böyle.
İşte bu kadar, yok bir şey.
Nereye gidiyorsun?
Yok bir şey. Geçti.
Üç çörek ve yarım litre kola.
Kendine daha iyi bakması gereken de benim.
Glikoza ihtiyacım vardı.
O yediklerin nerene gidiyor acaba?
Metabolizman sinek kuşununkiyle aynı.
-Parra'yla konuştun mu? -Evet.
Ramón Ortiz'e güvenme,
Ezequiel'in imkânsız bir şey istediğini biliyoruz dedim.
Kaynağımızı da açıklayamayız çünkü gizli dedim.
-O ne dedi? -Hiç. Sadece teşekkür etti.
Carla'nın arabasıyla ilgili laboratuvar raporunu size veririm dedi.
Yalan bu.
Hadi ya, çok yeteneklisin.
Yalan tabii ki. Siktir git dedi bana.
-Ne bekliyordun? -Elimizde pek bir şey yok.
Benim düşündüğümü düşünüyorsun.
Benim düşündüğümü düşünmen imkânsız.
Toñi geri döndü.
Teresa söylediğinden fazlasını biliyor.
-Devam et. -Göz bebeklerinin büyüdüğünü gördüm.
Laura Trueba yokken onunla konuşmamız lazım.
İyi.
Gidelim.
Beni böyle gören çok yoktur.
O hapları ne için aldığını bana söylemeyeceksin, değil mi?
Yan hasar diyebilirsin.
-Asla ıskalamıyor. -Çok yavaş. Yeterli değil.
Odadaki oksijen seviyesini düşürün.
OKSİJEN AZALTMA
-Neredesin? -Cennet Bahçesi'ndeyim.
Nasıl bildin?
Göbek deliği olmayan bir adamla kadın var.
-İki saniye, 17 milisaniye. -Yeterli değil.
1559, 1567, 1571, 1579,
1584.
Pardon! 1583,
1597, 1601, 1607, 1609,
1613, 1621...
Bugün ne oldu?
73 saat, 11 dakikadır uykusuzum.
Peki. Devam et.
1613, 1619,
1621, 1637...
Hep aynı sınırda duruyor. O sınırı aşmamız gerek.
Size mucize vadetmedim.
Ama o ilacın zihinsel becerilerini artıracağına dair garanti verdiniz.
Kimse ondan daha zeki olamaz.
Size niye para veriyorum?
Bileşiğim, hipotalamusun histamin salınımını artırıyor.
Sürekli tetikte olma hâli gibi.
Ona zihin açıklığı gerek. Odaklanması gerek.
Yan etki riskini göze almaya razı mısınız?
Her şeyin bedeli var.
İSPANYA MEYDANI
Neye bakıyorsun?
Cruella de Vil binadan ayrılıyor.
Dikkat çekme Jon.
Şüpheli takip etmekte ustayımdır.
-Eskiden bana "Giza Itzala" derlerdi. -Yaşayan Gölge mi?
Kendine scooter al!
Geldik galiba.
Bekle.
İlginç.
Taksi şoförü belki Radiolé'yi dinliyordu.
Ya da belki çok konuşuyordu.
Kadını kaybetme Giza Itzala.
Şimdi bekleyeceğiz.
İnsan kaçıranlar, polise gitmesinler diye aileleri korkutmaya çalışır.
Kontrolün onlarda olduğuna inandırmaya çalışır ama bu doğru değil.
Bay Ortiz, adam kaçıranların mutlaka yarım bıraktığı bir şey olur.
Size dedim, ne bir daha aradı ne de bir şey istedi.
Peki.
Güvensizliğiniz dışında bir şey diyecek misiniz?
Carla'nın arabasını bulmuşsunuz. E? İçinden bir şey çıktı mı?
Görünüşe göre onu kaçıran kişi yangın söndürücü ile
camları kırmış.
Kızınız da yüzüne köpük sıkarak kendini savunmaya çalışmış.
Yalınayak binicilik kulübüne koşmuş. İzi de orada kaybolmuş.
Yani? Şey buldunuz mu...
-Ayak izi? -Er ya da geç hata yapacak.
"Hata yapacak..."
Sizi sevdim. İyi bir profesyonelsiniz.
Sizi araştırdım, biriminiz en iyilerdenmiş.
Yalan yok.
Maaşınızı da biliyorum.
Sizin becerilerinize sahip biri daha iyi maaş almalı.
Size ve biriminize destek olabilirim.
Bana sadece iyi bir sebep lazım.
Lütfen kızımı kurtarın.
"Seviyorum suskunluğunu sanki sen yokmuşçasına burada."
Söyledim ya, bu evde sigara içilmiyor.
-"Houston, sorunumuz var." -Sür.
-Çok saçma. -Evet.
Annen seni sigarayla yakalarsa dayağı yersin.
Ben...
Zayıf... Baba...
Zayıf...
ZAYIF
Zayıf...
Zayıf.
İradesi zayıf olan soğukkanlılıkla cezalandırılmalıdır.
Sakinliğini koruyacaksın.
Amacın olacak.
-Eskiden hücrende bir adam vardı. -Ne diyorsun?
Evet, sen gelmeden önce.
Çok korkar, çok bağırırdı.
Ama bunu bilmek seni korkutmuyordur.
Sen benden daha güçlüsün.
Tipin nasıl?
Nasıl yani?
Sarışın, esmer?
Esmer.
Güzel misin?
Şu an berbat hâldeyimdir.
Saçımı kesti.
Baban nasıl biri?
Niye bana bunu soruyorsun?
Şey...
Çünkü burada olmak bana şunu düşündürdü...
Yani...
Ben yetimim.
Küçükken
yanında güvende hissederdim.
Ne olursa olsun, beni koruyacağını zannederdim.
Yine geldi.
Hayır.
Yapma, lütfen!
Hayır!
Beni rahat bırak, lütfen!
Hayır! Dur!
Hayır!
Dur!
Pijamanı giyme. Peder Iñaki'yi yemeğe çağırdım.
Enfes!
Teşekkür ederim.
Bence bu kokotxa'lar insanı günaha sokabilir Maritxu.
Saçmalamayın peder.
Ben daha istemem anne. Sağ ol.
-Şarap alır mısınız peder? -Olur.
İşler nasıl?
Sizinki gibi, itiraflar ve cehennem işleri.
Jon!
Günaha sahiden inanıyor musunuz?
Günahların için mi endişelisin?
İstediğim kadar sık günah işleyemediğim için endişeliyim.
Ona kulak asmayın peder. Latifeyi sever.
Şu alıntıyı bilir misiniz?
"Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz."
"Baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz."
-Hezekiel 18. -Vay canına!
İlahiyatın ineği sizdiniz herhâlde.
Hayır ama...
Merak ettim, size bir şey ifade ediyor mu?
Peygamberlerin dili genelde mecazidir...
Bu saçmalıkları anlatmayın bana.
Bence anlamı şu,
günah, ebeveynden çocuğa geçen bir miras değildir
çünkü Tanrı hepimizi affeder.
Pek açıklayıcı değilsiniz.
Benim gibi insanların size anlattığı o küçük günahlar ayrı bir konu peder.
Ama size şöyle dedirten bir şey duymadınız mı hiç,
"Tanrı bunu affeder belki ama ben etmem"?
Seni seviyorum anne.
Nereden çıktı bu?
Çok akıllısın.
Bir şey mi oldu?
Uyuyamadım.
Ben de.
Tahmin edebiliyorum.
Aynı şeyleri görmüyoruz.
Görüyoruz tabii ki.
Yıldızlarla dolu bir gökyüzü görüyoruz. Çok güzel bir gece.
Evet. Ama sen güzel, şairane bir şey görürken
ben bambaşka bir şey görüyorum.
Veri görüyorum.
Sendeki bu zekâyla yaşamak zor olmalı.
Değil.
Bana göre her şeyin dili var.
Dünya, deşifre edilecek bir metin gibi.
O yüzden Ezequiel'in, henüz anlamadığım bir dilde
bize mesaj yolladığını düşünüyorum.
Bir rahiple yemekteydim...
Annem kokotxa yaptı ve öyle güzel...
-Sadede gel Jon. -Evet. Pardon.
Ebeveynlerimizin günahlarıyla ilgili bir ayetten konuştuk.
Sanırım Ezequiel'in bize anlatmaya çalıştığı...
Antonia?
Antonia.
Anne babaların günahlarının bedelini hep çocukları öder.
Hep.
Ezequiel, aileyi cezalandırmak için çocuğa zarar veriyor.
Dinliyorum.
Hepsi bize yalan söyledi.
Hepsi.
Ramón ve Laura...
Ramón Ortiz ve Laura Trueba'nın korktuğu gayet ortada.
Ama Ezequiel'den korkmuyorlar.
-O benim kızım! Anlıyor musunuz? -Bizden korkuyorlar.
-Kızım! -Bunu dinlemek zorunda değilim.
Birbirimizin vaktini boşa harcamayı bırakalım.
Sevdiklerini kurtarma arzusundan daha büyük bir korku.
Herkesin sırrı vardır ama bazısı ağza alınamaz şeylerdir.
Ezequiel de bunu istiyor.
Suçlarını itiraf etmelerini.
-Kamuoyu açıklaması yaparak. -Aynen öyle.
Onu söylemeye gelmiştim.
Bu gece rahat uyuruz.
Dinlen biraz.
Sen de.
Jon.
Efendim?
Dün hayatını riske attın.
O araba ikimize de çarpabilirdi.
Düşünmedim bile. Düşünseydim yapmazdım.
Bu doğru değil.
Hani tanıştığımız gün sana petrol tankerini sormuştum?
Kimse bana senin verdiğin cevabı vermedi.
Annem garip olduğumu söylüyor.
Tamam, yeter.
Peki.
İyi geceler Antonia.
Dirsek ve bilek arasındaki mesafeye
ve araçla orantısına bakılırsa
Ezequiel ortalama 1,75 metre boyunda diyebilirim.
Onu yakaladık desene.
Biraz daha daraltabiliriz.
Cildine bakarsak 50 yaşlarında olmalı.
İşte şimdi yakaladık onu.
Fotoğrafla ilgili gelişme var mı?
İspanya'daki her dövme salonuna yolladık.
-Henüz bir şey çıkmadı. -Durum daha boktan olamaz yani.
Şuna bak.
Olabilirmiş.
Günaydın patron.
Bize bir dakika müsaade eder misiniz doktor?
Elbette. Benim laboratuvarım sonuçta.
MENTOR'UN OFİSİ
Laura Trueba beni fena azarladı.
-Onu tekrar rahatsız etmeyin. -Rahatsız mı?
Oğlunun katilini yakalamaya çalışıyoruz.
Teresa Robles şüpheli değil.
Kadın eve giderken yarı yolda taksi değiştirdi.
-Sizce bu şüpheli değil mi? -Dedektif.
Laura Trueba'nın sağkolu o.
Korkması, ailesini korumak istemesi gayet doğal bir şey.
Patronun da patronu varmış.
Laura tek bir telefonla
Brüksel'deki bir yetkiliye ödeneğimizi yarıya indirtebilir.
Yanına Gutiérrez'i vermek iyi olmadı galiba.
-İyi misin? -Umurunda mı ki?
Sınırları zorlamak eğitimin bir parçası.
Niye ben?
Petrol tankeri yüzünden.
Kimse senin gibi cevap vermedi.
Senin kadar zeki insanlar yalnızlığa mahkûmdur.
Çocukluğundan beri hayatta kalmanın bir yolunu bulmuşsun.
Dikkat çekmemenin.
Yanılıyor muyum?
Farklı bir yol göstereceğim.
-Hangi yol? -Seninkinin tam tersi.
Oraya varmak üzeresin.
Ama arzu ettiğin o zirve senden kaçıyor.
Sebebini de bilmiyorsun.
Ona ulaşmak için istemen lazım.
İstiyor musun?
Burada yalnız değilsin.
Kraliçemiz olur musun?
İğneden nefret ederim.
Her şeyin bedeli var.
Lütfen, hayır!
Doğmadan önce yüzün nasıldı?
6899, 6907, 6911, 6917,
6947, 6949...
Nihayet sizden istediğim mucizeyi bulduk.
...7069, 7079,
7103, 7109...
7121, 7127, 7129...
Bunu hemen halletmemiz lazım.
İmdat!
Hayır!
İmdat!
Yardım edin! Hayır!
Bırakın! Hayır!
Guzmán, Guzmán'cığım.
İçişlerinin soruşturduğu
yeni bir kanka edinmişsin.
Bana söylemeyecek miydin?
Lejarreta, bugün olmaz. Hesap yapıyorum, görmüyor musun?
Komik, sen hep hesap yaparsın.
Sahi yapıyor musun?
Senden sakladığım bir sırrım yok.
Ama eski kayınpederim duyarsa nafakamı keser.
Ciddi konuşalım.
Ramón Ortiz hakkında bildiklerini söyle.
Listeye başkasını ekleyebiliriz.
Ne listesi?
Bize yalan söyleyenlerin listesi.
Benimle misin, onunla mı?
Beni bir polis, gey ve Bilbao'lu olarak gücendiriyorsun.
Öyleyse ne yapacağımı biliyorum.
Ben yolu bulurum.
Bu korumalar ne iş?
Günaydın beyler.
Bay Ortiz'le konuşmam gerek.
-Mümkün müdür? -İmkânsız.
Tam isabet!
Pardon bayan, oraya giremezsiniz.
Bayan, lütfen! Oradan çıkış yok.
Durun! Lütfen!
Hanımefendi?
Alo, polis mi? Restoranımıza bir yabancı girdi...
Ekip yollar mısınız?
Senin pantolonun boyu iyi ama seninki biraz uzun.
-Kravat iyi. Seninki de. -Kapıda bir sorun var. Aşağı gel.
Polisi ara.
Ne yapıyorsunuz burada?
Çok vaktim yok. Kızınızın da öyle.
Sizinle konuşmamamı söylediler.
Dedektif Parra bir şey bilmiyor. Onu dinlemeyin.
Yani Kaçırmayla Mücadele Birimi
neyle uğraştığını bilmiyor mu?
Dinleyin...
Affedersiniz.
Polise bütün gerçeği söylemediniz.
Ezequiel bir şey istedi. Ne istedi, bilmeliyim.
Lütfen.
Hepimiz meslektaşız.
-Uzun sürmez. -İçeri giremezsiniz.
Bırak onu!
-Jon! -Bırak onu be!
Hadi Jon. Bir gösteri yap bize.
Bırak onu lan!
-Bırak onu dedim! -Herkes sakin olsun.
-Tamam! -İkiniz ne halt ediyorsunuz burada?
-Lütfen, beni dinleyin. -Hayır!
Siz beni dinleyin, iyi dinleyin hem de!
Kaçıran kişi para istemiyor.
Kamu önünde itiraf istiyor. Ne için, öğrenmeliyiz.
Gidin, yoksa geceyi hücrede geçirirsiniz.
Düşman olmaya gerek yok dedektif.
Aynı taraftayız.
Aynı taraf mı, seni ibne?
Bir ispiyoncuyla mı?
Lanet olsun!
Demin ne oldu, biliyor musun şişko?
Bir ibneden tokat yedin.
İşin bitti Gutiérrez.
Şimdi iyi oldu mu?
Bu benim için her zaman iyi.
-Pardon, bir bıçak verir misiniz? -Derhâl.
O tokat bize pahalıya mal olabilir.
Aynen öyle.
Nasıl yani?
-Buyurun. -Teşekkürler.
Biliyor musun?
Uzun zamandır kaşınıyordu.
İnsan olduğunu kanıtlayıp
hoşuna gittiğini söyler misin?
Sormayacaksın, değil mi?
Hayır.
Değilim.
Ama bazen, geceleri uyumak istiyorsan,
hasıraltı edemeyeceğin şeyler olur.
Madrid'e atanmayı ben istedim.
"İspiyoncu"nun gitmesi herkes için en iyisiydi.
Sormadım Jon.
Ben o hapları niye verdiğimi tekrar sorabilirim ama.
Strese girdiğimde beyin kimyamda bir dengesizlik oluyor.
Aşırı geriliyorum.
O ilaçlar da beni yavaşlatıyor.
Aptallaştırıyor.
İçim rahatladı.
Sandra.
Sandra.
Orada mısın?
Niye cevap vermiyorsun?
-Sana bir şey mi yaptı? -Kim olduğunu söyledi.
Niye bana söylemedin?
Kim olduğum önemli değil.
-Önemli olan ikimizin... -Aynı olması mı?
"Aynı" mı diyecektin?
Beni dinle. Seninle birlik olmalıyız.
Bu adam bana tecavüz ediyor.
Ama sana elini bile sürmüyor.
O yüzden aynıyız deme bana. Seninle ne burada ne de orada aynıyız.
Öyle deme.
Baban er geç istediği şey neyse verir,
sen de özgür kalırsın.
Ama ben bir hücrede
ölür giderim çünkü beni umursayan kimse yok.
Hayır, ben seni umursuyorum. Gerçekten.
Saçmalama.
Orospu.
En son buraya geldiğimde yoga falan mı yapıyordun?
Öyle bir şey.
Zumba'ya benzemiyordu.
Öyle bir şey Jon.
Ne var? Güzel olmamış mıyım?
Evet, çok...
Çok hoşsun ama daha iyi olabilirsin.
İzin verir misin?
Et voilà!
Gidelim.
Yorgunsun.
Geçirdiğimiz günden sonra öyleyim. Sen değil misin?
Ben kolay yorulmam.
Terminatör olmanın avantajları.
Eve gitmelisin.
Sen de kapıyı kapatmayı öğrenmelisin.
Kendi güvenliğin için.
Cidden, gidebilirsin.
-Emin misin? -Evet.
Sürekli taksi geçiyor.
Bak!
Antonia...
-Bir şey söylemeliyim. -Bilbao'da olanları biliyorum.
Yapman gerekeni yapmışsın.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI YÜZ ANALİZİ
Pardon, yanlış yöne gidiyorsunuz.
Seninle tanışmaya can atıyordum Ezequiel.
Ne istiyorsun?
Ne istediğimin bir önemi yok.
Bilmece seviyorsun sanırım.
Sana bir bilmecem var.
Doğmadan önce yüzün nasıldı?
Beni öldürecek misin?
Hâlâ hiçbir şeyi anlamıyorsun.
"Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü
"gibi görüyoruz.
"Ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz."
"KIZIL KRALİÇE"DEN UYARLAMA
Alt yazı çevirmeni: Zeynep Tangun
Proje Kontrol Sorumlusu Şengül Usta
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.