Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu hikâye kurgusal bir eserdir. Karakterlerin, kuruluşların ve benzeri unsurların isimleri hayal ürünüdür. Ayrıca gerçek hayattaki hiçbir olayla bağlantısı yoktur.
Lady Loulan.
Görünüşe göre diriltme iksiri, ölümsüzlük iksirinin geliştirilmesi sırasında
yapılan bir deneymiş.
Suirei aslında onu kullanarak hayata döndü.
Önceki eczacı gerçekten de iyiymiş.
Fakat Shenmei'nin istediği
şey, bir kupadan içtiği yudumla onu on yaş gençleştirecek bir şey.
Sizin de işiniz zor.
O ilaç imkansız. Biliyorum ama...
Benim de bir eczacı olarak mesleki gururum var!
Günler olaysız geçip gidiyor...
Bekle!
Genç efendim! O tarafa gitmemelisiniz! Bunu kaç defa söyledim!
Kimin umurunda?
Yine azar işitiyor.
Zaten birazdan yaka paça eve götürülecek, ne gerek var?
Yine de şu koku...
Bunun altında bir atölye mi var?
Köydeki gibi mi?
Umarım patlamaz...
Bu da ne?
Bir tel mi?
"Kaç, ben muhafızı oyalayacağım.
" Kaçmak mı? Tam olarak nereye kaçayım?
Lütfen, genç efendim!
Bırakın beni!
Bunu yapmasını sen mi söyledin?!
Muhafızı oyalamak ha?
45. Bölüm: Taibon
45. Bölüm: Taibon
45. Bölüm: Taibon
Ne düşünüyordun sen?
Ne demek istediğini anlamadım.
Bunu yapması için ona sen mi talimat verdin?
Ne demek istediğini anlamadım.
Sanırım beni kurtarmaya çalıştı.
Çocuğun saçma planı bile olsa, yakalansaydı çok kötü olurdu.
Sadece oyun oynuyordum, hepsi bu!
Ayrıca muhafızın işini ihmal edip etmediğini kontrol ediyordum.
Hı?!
Bu doğru mu?
Evet.
Bundan sonra şüpheli hareketlerden kaçın.
Anlaşıldı!
Bir dakika, gerçekten gördüm—
Bunu mesele yapma. Ne demek istediğimi anladın, değil mi?
Evet, anladım...
Suirei'nin buralarda olmasına sevindim. Şimdi hepsi halloldu—
Aa?
Bu gürültü de neyin nesi?
Ah, Anne!
Anne mi...?
Önemli bir şey değil.
Öyle mi? Eczacının neden odanın dışında olduğunu merak etmeden duramıyorum.
Kyou-u eczacının odasının dışında oynuyor ve muhafıza engel oluyordu.
Sadece neler olduğunu soruyordum—
Aman Tanrım! Yani yaramazlık mı yapıyordun?
Bu hiç hoş değil. Seni cezalandırmam gerekecek.
Belki kıçına yiyeceğin birkaç iyi tokat işe yarar, ha?
Leydi Shenmei, bu—
Ne?
Kyou-u daha bir çocuk.
Üstelik, bunu hak edecek bir şey yapmadı...
Anlıyorum.
Demek birileri hiçbir şeyden bir mesele çıkardı, öyle mi?
Hayır! Asla!
Ama mantıklı olan tek sonuç bu değil mi?
Belki su odasında bir süre kalmak sana dersini öğretir.
Lütfen, hayır!
Çok mantıksız.
Onun bir nedene ihtiyacı yok.
Sadece başkalarının acı çekmesini istiyor. Hatta bundan zevk alıyor.
Bu beni ilgilendirmez.
Kyou-u ve gardiyanın müstahaklarını bulmalarına izin verip geçmeliydim.
Ama...
Canımı sıkıyor.
Eh, neyse. Öyleyse ikinizi de cezalandırmam gerekecek sanırım.
Lanet olası yaşlı cadı.
Hı?
Terbiyesiz küçük kız!
Evet, kesinlikle aptalım.
Bunu yapmasını ben istedim.
Hı?
Ona bu kaleden kaçmama yardım etmesi için yalvardım.
Hı?
Sen!
Bu eczacının hiçbir değeri yok.
Bırakın yaptıklarını düşünsün.
Atın onu su odasına!
Bu soğukta su mu, ha?
Gerçekten de çenemi kapalı tutmalıydım.
Başka bir eczacı bulmak için tekrar arayışa girmemiz gerekecek.
Ah, Suirei? Az önce bir şey mi duydum? Eminim hiçbir şey değildir.
Shenmei Hanım—
İzinsiz kıpırdama.
Özür dilerim.
Ama—
Görünüşe göre en soylu kan bile bir damla pislik karıştığında kirleniyor.
Belki de Suirei kendi yöntemiyle kendini sorumlu hissediyordur.
Seni buraya kadar getirmek istememiştim.
Burada bir aptalımız daha var, değil mi.
Anne, şunu kullanmak istiyorum.
Şunu mu?
Ah. Taibon'dan bahsediyorsun.
Taibon mu? O da ne? Sanırım bu ismi daha önce duymuştum.
Harika bir fikir.
Onu son kullandığımızda, harikalar yaratmıştı.
Ne demek istiyorlar?
Eczacıyı oraya götürün.
İşte.
Burası nasıl bir oda?
Bunun için benden nefret etme.
Beni kurtardığın için sana borçluyum, ama Leydi Shenmei'nin emirleri altındayım.
Taibon.
Doğru, hatırladım.
Eski çağlardan kalma çılgın bir kral tarafından yaratılmış bir idam cezasıdır.
Bir mahkumu çukura
hapsedip içine bir sürü...
Suirei'nin yılanlardan neden bu kadar korktuğu belli.
Oh, ne kadar da sevimliler!
Neden ben?
Hı? Bu koku da ne?
Kokusu... iştah açıcı? Lezzetli?
Hı?
Ne yapıyorsun sen?
Üzerinde hiç tuz var mı?
Tabii ki yok!
Bekle, bu...
Yılan.
Iyy. Balıkmış gibi davranalım.
Yine de, nasıl...
Saç tokamı onu parçalamak için kullandım ve meşalenin üzerinde pişirdim.
Nasıl bu kadar sakin kalabiliyorsun?
Yılanlar ve böceklerin hepsi yavaştı, çünkü kış uykusundan hemen önceleri.
Ne olur ne olmaz diye, önce zehirli olanları ayırdım ve
yanımdaki otları kullanarak böcek kovucu kül yaptım.
Buraya gelmemin ne anlamı vardı ki?
Peki, sen neden buradasın?
Suirei ve velet, seni kontrol etmemi istediler.
Sana yardım etmemi istediler.
Hatta o velet bana bir yeşim taşı verdi.
Her neyse, senin sayende kurtulduk.
İkisi de...
Burası artık yeter, bıktım.
Dışarıda bir duman işareti vardı.
Cezalandırma birliğinin şehirden geldiği anlamına geldiğini söylüyorlar.
Tüm kale karışmış durumda.
İçeri fark edilmeden bu sayede girebildim.
Hmm, bu koku da...
Ben artık gidiyorum.
Sen de kaçacaksan, diğer taraftaki merdivenleri kullanma.
Bodrum katında barut yaptıklarını duydum.
Barut mu?
Orada bir sürü insan da var. Eğer bir patlama olursa, arada kaynayıp—
Teşekkür ederim. Diğer taraftaki merdivenler, değil mi?
Hey, seni uyarmıştım!
Koku kesinlikle oradan geliyor.
Barut yapıyor gibi görünüyorlar ama...
Bu duman hepsini zehirleyecek.
Üstelik, barutun yakınında ateş kullanmak...
Oh, hayır!
Bu da...
Hepiniz derhal burayı terk edin!
Efendim, neden...
Ordu yakında bize saldırmaya gelecek.
Bu kale bir savaş alanına dönecek ve düşecek.
Hâlâ vaktiniz varken kaçın!
Gümüş!
E-Efendim?
Sen de. Çabuk.
Kaçabilirseniz ne mutlu size!
Kaçın!
Ciddi mi o?!
Bu kötü oldu!
Loulan...
Loulan!
Hah?! Maomao, senin burada ne işin var?
Aynı şeyi ben de size sorabilirdim.
Hiç yaralandınız mı?
Taibon'da iyi olacağınızı düşünmüştüm.
Biliyordum.
Evet, çok lezzetliydi.
Bu gerçekten çılgınca, biliyorsun.
Bunu söyleyen de böcekleri severek yiyen biri.
Buradan gidelim.
Ordu geliyor. Acele etsek iyi olur.
Gitmiyorum.
Hâlâ yapacak işlerim var.
Benimle geliyor musun? Kaçmak için en iyi zaman şu an, biliyorsun.
Aptallık ettiğimin farkındayım.
Eğer Annem öğrenirse, işler oldukça korkutucu bir hâl alır.
Kırbaçlanmak işin en hafif tarafı olurdu.
Seni önemsediğini sanıyordum, Loulan.
Annem yüzümü bile zar zor hatırlıyor.
Bana makyaj yapmaya başladıklarında, bir şeylerin farkında olmayacak kadar küçüktüm.
"Loulan" sadece annemin bebeği.
Güzel, itaatkâr bir bebek.
Yani...
Sevgili kız kardeşim!
Yine mi buradasın?
Bırak yardım edeyim! Seninle çalışacağım!
Neden kaytarıyorsun?
Anne—
Çayım nerede kaldı, getir şunu!
Annem, hizmetçi kılığındaki beni tanıyamadı ve beni
yelpazesiyle dövdü.
Eğer bir hizmetçi kılığındaysam, hizmetçiyim demektir.
Yine de Suirei'yi görmeye gittin.
Onunla aramı iyi tutmak istedim.
Annem ona her zaman zorbalık ederdi.
Kız kardeşimin annesinin de annem tarafından zorbalığa uğradığına ve bu yüzden öldüğüne bahse girerim.
Babam kız kardeşimi aileye
getirdiğinde, annem çileden çıkmış, saçlarını her yere savurmuştu.
"Hem anne hem kız, bana hakaret etmeye nasıl cüret ederler!?"
"Fahişe! Ne yapacağını kim bilir ki?!"
Cehennemde olduğumu sanmıştım.
Anne ve kız...
Daha sonra bir hediye olarak
geri gönderildiğinde, annem ve ben çoktan babamın yanındaydık.
Görünüşe göre en asil kan bile içine bir damla pislik karıştığında kirleniyor.
Bekle, yoksa Suirei...?!
Rahmetli imparatorun ilk kurbanıyla ilgili söylentiyi duydun mu?
İmparatorun kızını doğuran ama ondan koparılan saraylı kadını?
Geçen yıl vefat eden o kadını?
Evet. O kadın kız kardeşimin büyükannesiydi.
Adı Taihou'ydu.
Arka saraydayken annemin nedimesiydi.
Biliyordum.
Doktor, Taihou ve kızı arka saraydan kovulmuşlardı.
O kız, kız kardeşimin annesi.
Suirei imparatorluk kanı mı taşıyor...?
Hayalet hikâyelerini sevdiğini duymuştum.
Bu yüzden bir keresinde neredeyse boğuluyordum.
Belki de o büyükannenin işiydi.
Ne de olsa ben annemin kızıyım.
Benden kesinlikle nefret ediyordu.
Bir hayalet olarak beni öldürmeyi isteyecek kadar.
Hayaletlerin var olup olmadığını kim bilir ki?
Tipik Maomao.
Annem, "Loulan"ı doğurmak için babamla evlendi.
Tamamen kendi intikamı uğruna.
Babamın soyunda batılı kanı var.
Ana İmparatoriçe ile aynı soy.
Loulan'ın görüşünün de öyle olmasının sebebi...
Annem hep, "Yeni Ana İmparatoriçe sen olabilirsin," derdi.
Hey...
Loulan mı? Shisui mi?
Hangisiyle hitap etmem gerektiğini bilmiyorum.
Ama...
Ama.
Shisui.
Ne var?
Arka sarayda düşük ilacı yayıldığında, sen de almış mıydın?
Kendi üzerinde kullanmak için?
O kocasını yiyen cırcır böceği karısı hayalet hikâyesini anlattığında...
Kendi kendinden mi bahsediyordun?
Arka saray denen bu kafeste doğurup, sonrasında
imparatoru yiyip bitirmek için kendini bir böcekle mi kıyasladın?
Ama Shisui bunun olmasını istemiyordu.
Fener çiçeği...
Biliyorum.
Gerçekten çok zekisin, Maomao.
Seni buraya getirdiğime memnun oldum.
Vay canına, ne kadar da hareketli uyuyor—
Nefes almıyorlar.
Ne—
Onlara zehir mi içirdin?!
İlaçtı.
Yaptığımız her şeyden sonra, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere hepimiz öldürülürdük.
Bunun sen de gayet farkındasın, değil mi?
Onu biraz tatlı meyve suyuyla karıştırdım.
Birlikte bir resimli parşömen okuduktan sonra...
Bazı çocuklar anneleriyle uyumak istedi.
Ama buna izin veremezdim.
Annelerinin hepsi anneme çok yakın.
Kyou-u geç geldi çünkü seni kurtarmaya çalışıyordu, sanırım.
Belki de biliyordu.
Dudağını ısırdı ama...
Tek dikişte içti.
Beni neden buraya getirdin?
Gelecek Bölüm Gelecek
Bölüm Gelecek bölüm:
"Kraliyet Muhafızı."
46. Bölüm: Kraliyet Muhafızı 46. Bölüm:
Kraliyet Muhafızı
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.