All language subtitles for Baba.Bizi.Eversene.1975.720p.WEBRip.x264.AAC-[YTS.GG - YTS.BZ]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Nazar eyle, nazar eyle, gel yanıma

pazar eyle, gel yanıma pazar eyle.

Sırma saçlı kırk güzel gelmiş, Levent boylu

kırk yine varmış.

Düğün dernek kırk gece sürmüş, kırk deve kırk koyun kurban

kesilmiş. Nazar eyle, nazar eyle, nazar

eyle, nazar eyle. Gel yanıma pazar eyle,

gel yanıma pazar eyle.

Merhaba.

Günaydın efendim.

Günaydın efendim!

Arayan falan var mı? Evet!

Bodroğlu firmasının temsilcileri geldiler. Salonda Mahir beyi

bekliyorlar. Güzel!

Beyleri lütfen odama alın, ben görüşü hallederim. Emredersiniz efendim!

Hiç de halledeceğini sanmıyorum ya!

Evet!

Beyler, teklif ettiğiniz fiyatlar bana biraz düşük gibi geldi.

Biraz yükseltme imkanınız yok mu?

Maalesef imkansız!

Bunlar verebileceğimiz en yüksek fiyatlar. Öyle maalesef imkansız, en

yüksek fiyatlar beyefendi. Unutmayın beyefendiciğim... ...Satışlar büyük

yatırımlar yapıyor ve zararına çalışıyoruz beyefendi. Haklısınız belki

ama bu fiyatlarla...

Eyvallah şoför kardeş!

Günaydın Mahir bey! Günaydın!

Saatim on dakika geri kalmış. Naber moruk?

Sağlığınız Mahir bey! Bakıyorum Topçu bugün erkenci? Evet efendim.

Günaydın Mahir bey!

Bırakın şimdi Bey'i Paşa'yı, gitarlar nerede? Gitar da geldi, tumba da geldi.

Hidayi de bu akşam davulu getiriyor. Güzel, unutmayın mesaiden sonra çalışma

yapacağız. Görüşürüz. Beyler, aramızda büyük bir fark kalmadı. Yarı yarıya

indirim yaptım size.

Gelin siz de biraz fedakarlık edin. Çok isterdik ama imkansız.

...Verebileceğimiz son fiyat bu.

Hadi hadi, kabul edin de olsun bir sünşimiz, hadi!

Doğrusu maliyetleri tam olarak bilemiyorum.

Hiç kar bırakmıyorsunuz gibi geliyor bana.

Günaydın, dünyanın en güzel sekreteri.

Çok teşekkür ederim.

Rica ederim.

İyi ki geldiniz.

Fazıl bey içeride, Bodroğlu firmasının temsilcileriyle pazarlık yapıyor. İşim

berbat edecek.

Anlaşmada ödeme şartları da var, beyefendi. Buyurun!

Buyurun, imza ediverin, olsun bitsin canım. Hadi, hadi, hadi!

Hadi imza alayım!

Girin!

Günaydın! Neredesin sen be? Beylerle randevumuz saat ondaydı.

Doğru, fakat biz patronla anlaştık. Ya, öyle mi?

Şu anlaşmaya bir de ben göz atabilir miyim, Fatih bey?

Bu anlaşmada bazı değişiklikler yapacağız. Ne hususta?

Fiyat hususunda beyler.

Alacağınız malların maliyeti bile bu fiyatın üstünde.

Biz patronla anlaştık değil mi?

Evet biraz anlaştık. Fazıl bey siz lütfen istirahat edin. Ben beylerle bir

daha görüşeyim.

Canım ne lüzum var öyle değil mi?

Tabii ne lüzum var öyle değil mi? Bunun üzerine fiyat veremez. Siz bilirsiniz.

Mahir.

Siz lütfen istirahat edin Fazıl bey. Ben size haber veririm.

Beyler, şimdi baş başa kaldık.

Müsaade! Müsaade!

Anlaşma!

Anlaşma!

Anlaşma!

Adamları razı edinceye kadar ter içinde kaldım.

Geldi, burnunu soktu. İşi bozacak şimdi. Merak etmeyin efendim.

Mahil bey işini bilir.

Beyler, hiç lüzum yok ama yine de size malların fiyatını göstereceğim. Şu,

fabrika fiyatı. Şu, amortisman ve file payı.

Şu kar yüzdesi, işte bu da ödeyeceğiniz fiyat.

Biraz önce bunun yarısına anlaşmıştık patronlar.

Ticarette böyle şey olmaz. Sözden dönmek denir buna. Evet, son fiyat budur.

Ödemenin yüzde ellisi de peşin olacak.

Fakat bu imkansız çıldırmasın. Karınca komandosu şirketi aynı şartlarla almaya

hazır. Evet, kararınız nedir beyler? Öbür taraf cevap bekliyor.

Buna şantaj derler.

Hayır, ticaret derler. Evet beyler, imzalıyor musunuz?

Yoksa... Merhamet, merhamet!

Sıçaklarla nasıl imzaların?

Amma uzattı ha, ne yapıyor bu be?

Merak etmeyin efendim, Mahir bey işini bilir.

Hadi be, sen de bilirmişsin. Buyurun Fazıl bey, şimdi mukavele

imzalayabilirsiniz. Beyler, hazır!

Merhaba beyler! Merhaba!

Buyrun Fasıl bey, mukaveleniz!

Ooo!

Burada fiyatlar farklı be!

Hem de ne farklı!

Yüzde yüz farklı!

Üstelik imzalamışsınız ha! Ne yapalım, başka şare yoktur ki?

Evet, imzaladılar. Siz de imzalayın, bilsin bu iş!

Teşekkür ederim. Hayırlı olsun beyler.

Beyler, şimdi diğer işlemler için beni takip edin.

Allah'a ısmarladık Fazıl bey. Güle güle!

Allah'a ısmarladık. Güle güle, gene bekleriz.

Ulan şu Mahir keratasına çok kızıyorum ama... ...Bir türlü de kovamıyorum.

İşime yarıyor kerata.

Ama intikamımı da almak istiyorum.

Bu

iş

bitmiştir.

Bir dakika, bana ustabaşı Kamil'i çağırın.

Evet, siparişlerin saat tam dörtte hazır olması lazım.

Teşekkür ederim.

Merhaba Mahir abi! Oo merhaba, gelsene!

Babamı görmeye geldim. Odasında!

Okul işi için biraz para isteyecektim.

Nasıl okul vaziyeti? Hiç sorma, felaket!

Karnet oto kağıdı gibi, sıfırla dolu. Eğer para almak istiyorsan, babana

bundan bahsetmesen iyi olur.

Deli misin be Mahir abi?

Ben işimi bilirim, hadi eyvallah!

Eyvallah!

Ben bilirim, ben bilirim.

Ulan bana bak!

Bu sene de çakarsan gebertirim seni.

Allah korusun babacım, olur mu hiç öyle şey?

Direkt geçiyorum bu sene. Bakalım, göreceğiz.

Şey baba, bir şey isteyecektim de senden. Bırak ulan ya acılı, ne

istiyorsun söyle? Biraz para, yani okul için. Bazı kitaplar alacağım da...

...Ders kitapları babacım.

Lan ne bitmez ders kitabıymış bu?

Gün geçmiyor kitap alıyorsun.

Hiç karne almaz mısın sen? Alırız, alırız babacım ama... ...Hoca yok da

ondan alamıyoruz. Ne de olsa özel okul bizimki.

Hadi hadi bırak şimdi dilenci duasını.

Kaç para istiyorsun?

Bin beş yüz yeter.

Yuh!

Bin olsun babacım.

Ulan okul kitapları bu kadar pahalandı mı? Ama sen beş yüz ver, ben kullanılmış

kitap alırım. Yetmez ama neyse.

İdare ederiz.

Çok sağ ol babacım, sağ ol.

Buyurun efendim, emininiz?

Biz kim? Başlayalım.

Buyurun efendim.

Gelin.

Merhaba dünyanın en güzel kızı.

Ooo, merhaba tatlı çocuk!

İstanbul'da seni aramadığım pavyon kalmadı.

Boşuna aramışsın, yedi aydır yoktum. Dün döndüm Beyrut turnesinden.

Öyle mi?

Özledin mi beni?

Hem de nasıl?

Demek Beyrut'taydın. Ee, ne hediye getirdin bakalım bana Beyrut'tan? Hediye

mi? Aaa, hediye!

Evet, bir hediye getirdim sana. Hem öyle bir hediye ki görünce bayılabilirsin.

Yok ya, sahi mi?

Ne getirdin söylesene. Hemen söylersem tadı kaçar. Akşam nasılsa beraberiz. O

zaman veririm.

Hadi çöz şu arkamı.

Hediyem nerede?

Eve geldik işte ver artık.

Acele etme.

Özledin mi beni?

Evet evet, hem de çok!

Demek özledin ha?

Beni öpmeyecek misin?

Tabii tabii öpeceğim!

Bayılıyorum sana.

Yaşın küçük ama tam bir erkeksin.

Evden pek karışmazlar bana. Bilirler.

Eğer kafam kızarsa çeker giderim.

Bilmez miyim?

Hadi gel.

Nereye? Hediyeni görmek istemiyor musun? Hediyem tabii.

Nasıl? Beğendin mi?

Neyi? Bebeği.

Aman ne güzel şey.

Allah bağışlasın. Bir bebeğin olduğunu bilmiyordum.

Öğrendin işte.

En çok tatlı şey.

Tıpkı sana benziyor. Biraz da sana.

Neden bana benzesin?

Bebekler babalarına da benzerler de ondan.

Anlamadım.

Artık anlasan iyi olur.

Bu senin çocuğun. Yani ikimizin.

Daha neler?

Beyrut'a giderken senden hamileydim... ...Leman'ı orada doğurdum. Aaa, adı

Leman! Canım benim, bir tanem! Ya, hayır!

Babacım, dokuz aylık bir ayrılıktan sonra... ...Nihayet evime dönüyorum.

Uçağım salı sabahı 10'da Yeşilköy'de olacak.

Beni karşılayın.

Hepinizi çok özledim. Sevim.

Sevgi! Artık sensiz geçen günlerim sona eriyor.

Kavuşacağımız anı nasıl bekliyorum bilemezsin.

Sensiz geçirdiğim aylar boyunca tek teselliğim ortak anılarımız oldu.

Yardan ayrı kalmasını ben bilirim, ben

bilirim.

Yımuk yumuk elleri var, kömür kömür gözleri var.

Daha daha neleri var ben bilirim.

Tezkereye birkaç gün var Kışlalara erdi bahar

Tezkereye birkaç gün var Barış'a da bir sorsalar

Ben bilirim, ben bilirim Barış'a da bir

sorsalar Ben bilirim, ben bilirim

Mahir!

Mahir!

Mahir dedim ben!

Bu... Bu ne efendim?

Ne bu halin be? Hiç!

Bana bak, Sevim geliyor.

Biliyorum, salı günü saate!

Bu ne bu?

Demek sana da yazdı.

Sana kızımla her türlü alakanı keseceksin, bu aşk bitecek demedim mi?

Dediniz efendim.

Ben sevimi senden uzaklaştırmak için Avrupa'ya gönderdim ulan! Doğru efendim!

Bana bak!

Döndüğü zaman ona sokulursan fena yaparım, anladın mı? Tabii!

Anladım, yalnız bir şey diyecektim... Hiçbir şey diyemezsin!

Kızımdan uzak duracaksın ve onu unutacaksın!

İşte o kadar!

Ya çıldırdın mı sen buraya nasıl gelirsin? Nasıl getirirsin onu buraya?

Ya ne yapacaktım yani?

Dur!

Nereye gidiyorsun böyle elini kolunu sallayarak?

Dur gitme! Girme içeri dinle beni! Bu sevimli ziyaretin başıma büyük bir dert

açabilir. Senin ziyaretlerin benim başıma daha büyük dertler açtı. Yalnız

bir kadın bir bebekle nasıl yaşar düşündün mü hiç bunu?

Bağırma be, anladık! Sağır değiliz!

Gece yarısı hırsız gibi kaçmakla kurtulacağını mı sandın? Ben kaçmadım

ki! Sadece seni fazla rahatsız etmek istemedim, o kadar!

Rahatsız etmek istememiş!

Boş ver palavrayı şimdi!

Eğer durumum ona bakmaya müsait olsaydı... ...Merak etme, buraya

getirmezdim! Üzülme!

Sana her ay para veririm. Hadi şimdi al çocuğu, git buraya! Hadi be, sen de!

Bilirim ben erkekleri!

Bol bol vaat! Belki bir iki ay verirsin, sonra eyvallah!

Zavallı şermin kucağında bir bebekle sürünsün dursun!

Erol, düşün... ...Eğer onu almazsan bir cami avlusuna bırakmak zorunda

kalacağım. Yoo, bunu yapamazsın! Yüreğin buna nasıl razı olur? Ya senin yüreğin?

Sen bana ne bakıyorsun canım?

Ulan bu benim olduğu kadar senin de çocuğum be! Anladık, bana bari! Bana

bak, ben yarın Anadolu turnesine çıkıyorum. Herhalde bu çocuk da...

Çıkamam turneye. Onu burada bırakıyorum. Burada daha iyi bakarız.

Ne? Olmaz. Dünyada olmaz. Babam beni öldürür. Kıtır kıtır keser valla. Onu

çocuğu yaparken düşünseydin.

Şermin, Şermin dur bir dakika.

Ben bu çocukla ne yaparım? Nerelere giderim Şermin?

Şermin dur. Ne olur dinle beni. Yaparım. Bana bunu yapamazsın. Yavrumuzu yalnız

bana bırakamazsın. Ne yaparım ben bununla? Şermin düşünsene. Bırak beni.

Babam.

İnsanın tekrar evine dönmesi ne güzel şey. Burayı öyle özledim ki. Biz de seni

özledik yavrum.

Erol nerede?

Evde olması lazım.

Odasında ders çalışıyordu.

Erol! Erol!

Ne yapacağım ben şimdi?

Bir dakika! Allah patlamadınız ya! Geliyorum baba bir dakika!

Anneciğim, bunları sana aldım.

Bunu da! Çok güzel yavrum, eksik olma!

Bunlar da sizin babacığım!

Bu kravat da sizin, beğendiniz mi?

Çok!

Beğendim!

Bunları da Erol'a aldım.

Erol! Sahi nerede bu? Erol!

Erol! Yahu sen nereden çıktın, başıma bela mısın? Ne yapsam bunu, nereye

koysam?

Şimdi de ağlamaya başladı. Sus, yalvarırım sus. Allah aşkına sus.

Tamam, tamam.

Ne yapıyor bu çocuk?

Onun aşağı iniciği yok. Ben şu hediyelere gittim. Hadi kızım.

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Oğlum kabaklar çözülüyor.

Neden babacım? Ne güzel çalıyor. Hem ablamın dönüşünü de kutluyoruz. Öyle

değil mi ablacım? Gel devam edelim.

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Efer ulan!

Kalan şiştim ha!

Nedir bu gürültü?

Bir dakika babacım! Sen zahmet etme babacım! Yorulursun babacım, ben gider

kapatırım! Babacım yalvarırım! Lan çabuk kapat şusunu yoksa çıldıracağım!

Oh be!

Dünya varmış!

Beni mi uğuldadı yahu?

Ses yok!

Of be!

Madem uyuyacaktın, ne diye bu kadar korkuttun beni?

Ee, gençlik babaca, Erol daha çocuk.

Onun yaşındakiler böyle gürültülü müzikten hoşlanıyorlar.

Baba!

Mahir ne yapıyor?

Gene fabrikanın lojmanında mı kalıyor?

Bana bak!

Yeniden başlamayalım.

Seni Avrupa'ya o Mahir keratasını unutman için gönderdim.

Bir daha onun lafını edersen seni ilk uçağa koyar gerisin geriye yollarım

İsviçre'ye!

Bu aşk hikayesi bitecek!

Anlaşıldı mı?

Açtı ye çil yapraklar, açtı ye çil yapraklar.

Ben yare doyamadım, ben o yare doyamadım. Doysun

kara topraklar, doysun kara topraklar.

Asmadan, gel asmadan.

Asmadan gel asmadan Fistan giymiş basmadan Fistan

giymiş basmadan Kalk

gidelim sevdiğim Kalk gidelim sevdiğim Devriyeler

basmadan Devriyeler

Kız sizlerden sorulacak, kız sizlerden sorulacak Acep

kızı, çeçemizi, sen ağlar giy ben kırmızı Çıkalım şu dağın

başına, sen gül topla ben her gizi Hadi gül yandan, yandan, yandan

biz korkmayız Ondan bundan biz korkmayız, ondan bundan Hadi gül yandan,

yandan, yandan biz korkmayız Biz korkmayız ondan bundan Biz korkmayız

ondan bundan Sevim!

Bravo! Gerçekten mi harikaydınız?

Şaşırdın mı?

Yoksa Avrupa'dan döndüğümü bilmiyor muydun? Biliyordum ama... ...Seni birden

karşımda görünce şaşırdım.

Görüşmeyeli ne çok oldu değil mi? Bana bir asır gibi geldi.

Bana da!

Oooo!

Biraz dışarı çıkalım, hadi! Biraz, biraz çıkalım! Siz çalışın, çalışın, biraz

çalışın!

Evet, evet, anlatan ben!

Burnu da ben!

Evet canım benziyor. Benim çocuğum bu.

Erol, uyumadın mı daha?

Işığı görünce biraz dertleşelim dedim. Öyle mi, yarın dertleşsek ben de

yatıyordum da.

Erol, nereden geliyorum biliyor musun?

Yoo, nereden geliyorsun?

Mahir'le beraberdim.

Biliyor musun, bir sene uzak kaldım ama... ...Ona karşı duygularım hiç

değişmedi.

İnan şimdi...

Onu daha çok seviyorum. Aa, tabii tabii, sev! Mahir abim iyi çocuktur, sev onu

ya! Ahh!

Öyle mutluyum ki, hiç uykum yok.

İçimden uçmak, sabahlara kadar dans etmek geliyor. Ayy, benim de yatmak

geliyor. Ablacığım, bunları yarın sabah konuşsak, ne dersin şimdi?

Biliyorum, yaşın bu duyguları anlamayacak kadar küçük.

Ama bir gün aşkın ne güzel şey olduğunu... ...İnsanı ne hale

getirdiğini öğreneceksin.

Kim, ben mi?

Aşkın insanı ne hale getirdiğini ben çok iyi öğrendim, hadi şimdi kalk!

Yatacağım ya, uykum var.

Benim hiç uykum yok. Bütün gece onu düşüneceğim. İyi ya, yatağında düşün!

Ayyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyy

Kimin bebeği bu? Kimin olacak?

Benim bebeğim. Senin mi?

Sevim, Sevim bana ancak sen yardım edebilirsin.

Babam bu bebeği görürse vallahi billahi iki gözüm önüme aksın öldürür beni.

Anlat bakalım, annesi kim bu bebeğin? Bir kız.

Herhalde bir kız, ne olacak başka?

Yedi aydır tanıyorum onu.

Sonra Beyrut'a çalışmaya gitti.

Dansöz müdür, kantocu mudur nedir?

Sonra bir geldi... ...Kucağında bir bebek orada doğurmuş. Babası da

benmişim! Her şey aklıma gelirdi de... ...Senin bir bebek sahibi olacağın

aklıma gelmezdi. Benim de gelmezdi, benim de!

Vah Erol'cum vah!

Sevim... ...Sen akıllısındır, ne olur bir şeyler yap... ...Beni bu işten

kurtar. Onu daha fazla burada gizleyemem eğer... ...Bir yakalanırsam.

Anlıyorum canım.

Sen şimdi bu geceyi çocuğunla beraber geçir. Bak o uyumuş.

Hadi sen de uyu bakalım, yarın bir çare düşünürüz, ha? Hadi!

Sevim! Sevim!

Kimseye bahsedeyim deme ama!

Deli misin Erol'cum?

Hadi iyi geceler!

Zavallı Erol'cuk!

Babam duyarsa neler olur kim bilir? Kıza bak sen!

Bebeği Beyrut'ta doğuruyor, getirip Erol'un kucağına veriyor.

Tabii, niyeti nikah masasına oturtmak Erol'u.

O çocuk benim olsaydı ne olurdu?

Belki o zaman Mahir'le evlenirdik.

Abla sen miydin ödümü kopardın be!

Korkma korkma seni bu dertten kurtarmaya geldim.

Ay canım ne güzel uyuyor.

Söylesene nasıl kurtaracaksın beni?

Nasıl mı? Onu bana vereceksin.

Sana mı vereceğim?

Evet.

Dalga geçme Sevim. Oyuncak bir bebek değil bu. Bakma öyle uyuduğuna. Sayıcı

bir bebek. Acıkıyor, ağlıyor, çiş ediyor.

E onu bir karton kutuda saklayamazsın. Merak etme tatlım. Hepsini biliyorum.

Peki ne yapacaksın?

Merhaba! Merhaba!

Merhaba! Merhaba!

Merhaba! Merhaba! Merhaba! Merhaba

Mahir!

Merhaba! Seni görmeye geldik. Hoş geldiniz, baban da şimdi buradaydı. Öyle

mi?

Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim. Sıkı dur! Dur dur! Bir çocuğun aldı.

Anlamadım?

Annesi de kim biliyor musun?

Yok! Ama vermek isterdim doğrusu.

Annesi benim.

Anladın mı şimdi?

Kusura bakma ama... ...gene pek bir şey anlayamadım. Ya anlasana be abicim,

anlasana vaktimiz yok.

Anlamaya çalışıyorum ama biraz daha açıklayamaz mısınız?

Hani geçen sene?

...Hep beraber İzmir'e gitmiştik... ...Annem, babam... ...Sen de vardın o

seyahatte... ...Hani bir akşam senle ikimiz... ...Bütün gözlerden uzak...

...Böyle... ...El ele ağaçlar altında geziyorduk... ...Sonra sen beni

kollarının arasına alıp... ...Uzun uzun öpmüştün...

...Evet ama sadece öpmüştüm... ...Olsun ben de çocuğumuz... Hadi be! Hadi be!

Öyle bir öpmekle çocuk olsa dünyanın hali ne olur? Ama canım bu bir hile ya!

Aslında çocuk benim. Senin mi?

Hay Allah! Gene bir şey anlamadım bundan.

Şimdi anlatması uzun sürer abiciğim.

Canım Erol'un bir kızdan bir bebeği olmuş.

Babamı evlenmemize razı etmek için ona bebek bizim diyeceğiz.

Şimdi anlıyorum biraz. İş bu kadar basit.

O da bizi evlendirmeye mi... ...hiçbur olacak.

Ve siz de böylece evleneceksiniz.

Tamam değil mi Mahir abiciğim? Durun, durun bir dakika. Plan fena değil ama

bunu babana kim anlatacak? Ben anlatmayacağım ki.

Kim anlatacak? Sen!

Ya, ya, ya, ya!

Beni öldürmek istiyorsanız bunun daha kolay yolları var. Fare zehri, tabanca,

bıçak, acı çekmeden ölürüm.

Mahir! Abiciğim! Evet biliyorum, babam bağıracak, çağıracak.

Belki de seni tartaklayacak.

Ama aşkımız için değmez. Ya, tabii de.

Tabii değer de, o kadar tartaklanmadan sonra hayatta kalabilir miyim? Kalırsın

abicim, kalırsın! Hadi Mahir!

Ne olur, hadi canım! Sevim!

Sen ne arıyorsun burada?

Hiç babacım, şöyle geçerken bir uğradım.

Ya sen, sen ne yapıyordun? Tanzimat, tanzimat işleri, defterler.

Ben size bir daha görüşmeyeceksiniz demedim mi? Dediniz, dediniz.

Ben de zaten görüşemeyeceğimizi anlatıyordum.

Biz de gidiyorduk zaten babacım.

Aslan babacım, canım babacım!

Mahir, hadi ne olur tam sırası! Bu son fırsatımız! Hemen mi? Hemen!

Ne oluyor be? Hiç babacım! Ayrılın dedim!

Ayrıldık!

Şşşt!

Cesaret Mahir!

Ara bak!

Senin namusuna güvenebilir miyim? Her zaman Fazıl bey!

Kızımdan uzak dur, yoksa senin için iyi olmayacak!

Ne oluyor be?

Hiiç! Hiiç!

Ne bu? Bu ne bu?

Sepet! Sepet, sepet, yumurta! Hani var ya!

Aaa!

Aman bu da ne?

Maşallah!

Güzel değil mi?

Maşallah!

Ne şeker söyledim!

Kimin bu? Benim!

Senin mi?

Benim çocuğum! Ne zaman oldu bu çocuk?

On dakika önce efendim!

Bana bak! Sen sarhoş musun?

Valla ben içki içmem ama... ...Şu anda bir fıçı şarap olsa içerim.

Baksana bana!

Bildiğim kadarıyla sen evli de değildin, değil mi? Evet efendim!

Henüz değilim.

Tahmin etmeliydim. Kim bilir hangi arşivteden peydahladın onu? Yoo!

Estağfurullah! Kızınız asla arşivte olamaz.

Sevim arşivte olamaz.

Ne dedin?

Kızımın adını söyledin galiba.

Yoksa yanlış mı duydum? Hayır, yanlış duymadınız.

Yalan söylüyorsun. Doğru söylüyorum.

Yalan söylüyorsun! Doğru söylüyorum!

Eğer doğruysa seni öldürürüm. Beni öldürün!

Öldürmeyin tabii!

Doğru söylüyorum!

Doğru ha!

Dur da kırayım bir tarafını!

Ne zaman doğdu bu pis kurşun? Sevim siyahtayken doğdu.

Demek Sevim'le sen?

Evet, Sevim'le ben!

Söyle bana herif, tabancam nerede?

Kaza! Kaza!

Kasaya koyun demiştiniz ya!

Kaza da ha!

Kaza da!

Yapsın! Bunda çok zor oluyor! Tamam!

Şimdi öleceksin!

Çabuk salavat getirin! Çünkü geberticiyim seni!

Ben gebermeyeceğim!

Neden? Çünkü tabancanın kurşunu yok da ondan.

Yok ha? Yok! Nerede kurşunlar peki?

Sağdan, ikinci çekmecede, gri kutuda.

Gri kutuda ha? Gri kutuda.

Değil, ikinci.

Nerede o lan, bulamıyorum be! Orada değil, bir alttaki çekmecede.

Sevim! Baba!

Dur!

Sen cil karşımdan! Senin hesabını sona göreceğim!

Yalvarırım yapma baba!

Öldürme onu!

Nasıl öldürmem biraz evvel bana ne söyledi biliyor musun sen?

Biliyorum babacığım! Ne biliyorsun be! Her şeyi biliyorum! Bilemezsin!

Nurtopu gibi bir torunun oldu! Artık bizi evlendirmen lazım!

Hiç bir zaman!

Ama babacığım, vallahi evleniyorum!

Ulan cevap ver!

Aman Mahir, günahını temizlemeye...

Ben günahımı temizlemeye hazırım, evlendir bizi baba! Ne olur baba,

babacım!

Artık bizi evlendir baba! Asla, asla, asla!

Nesin be!

Bana bakın, bu rezaleti bu odadakilerden başka hiç kimse bilmeyecek! Anlaşıldı

mı? İşte o kadar!

Öyle ki de bir de bağırma Fazıl, çocuğu ağlatıyorsun!

Sus benim yavrucuğum, sus benim yavrucuğum! Anneciğim, onu sen de sevdin

değil mi?

...Hayatımda bu kadar güzel bebek görmedim. Söz benim canım, söz yavrum!

Babasına benziyo! Sahi mi?

Asıl bana benziyo! Aa, neden sana benzesin? E tabi babası... ...Şey, yani

dayısı demek istedim. Sen bacak kadar boyunla bu yüz kızartıcı meseleye

burnunu sokmasan olmaz mı? Hadi odana git de ders çalış! Ama babası yok, git

çalış dedim!

Babacım, bakın bakın, burnu tıpkı size benziyor.

Bana mı?

Burnu bana mı benziyor? Tabii tabii, bakın!

Göstereyim, bakın bakın!

Sizin de burnunuzda iki delik var, onun da burnunda iki delik var. Ne kadar

benziyor değil mi?

Yeter!

Bana bakın!

Bu piç kurusu derhal ortadan kaybolacak! Şimdi başlarım babandan ha!

Fazıl, bu kadar taş yürekli olamazsın!

Öyle bir olurum ki, hatta bunu bile kovarım!

Evet, seni kovuyorum!

Lanet! Fabrikadan da mı kovuldum? Tabii!

Fabrikadan da! Bu evden de!

Hatta ve hatta bu şehirden de kovuyorum seni!

Defol! Derhal piçini alıp gideceksin! Ama ben bu çocuğa nasıl bakarım?

Onu peydahlarken düşünseydin! Ama babacım! Sus!

Sana gelince derhal Avrupa'ya dönüyorsun... ...Ve bu rezalet

unutuluncaya kadar da geri gelmek yok!

Tamam mı? Yavrum!

Kader bize hayır!

Ben buna dayanamam torunum!

Çocuğum! Ver bana! Ben olsuz ne yaparım? Ya ben ne yaparım?

Yahu benim sesim hiç çıkıyor mu? Olanlar bana oldu.

İşimden de kovuldum.

Susun!

Yeter be!

Al fişini git hadi!

Alf be!

Elveda Sevim!

Elveda Nevin Hanım!

Elveda, genç kardeşim Erol! Benim tattığım acı, sen tatma!

Güle güle Mahir abi!

Elveda, zalim Fazıl bey!

Okul çağı gelince, elinizi öpmeye getiririm. Estağfurullah!

Asmadık, yavrum!

Çocuğum, gidiyorum!

Versene bir simit. Buyur abi. Bakalım paramızda var mı?

Bereket versin abi.

Hayırlı işler.

Sen uyumuşsun ya.

Hoş.

Zaten uyumasan da bunu yiyemezsin ki.

Bizim salata ne oldu be? Geliyor, acele etme!

Koy koy!

İyi bakıyorsun, koy onu da!

Bu kadar senedir meyhanicim, rakıyı sütle içenini görmemiştim hiç! Hiç benim

değil ki, olur!

Seni adam yerine komat!

Eh, komat!

Sen

şimdi

beni

akşamcı sanıyorsun değil mi? Aslında değil! Daha doğrusu değilim! Ama bundan

sonra işeceğim!

Gelin buraya birlikte meşk edelim. Gelin yahu.

Ne diyor bu yahu?

Seni istiyor Sami.

Eğlenmek istiyormuş.

Beni mi istiyor? Hadi canım.

Geleyim efendim geleyim. Hadi geçelim.

Hiç de pasıla vermiyor.

Elem beni terk etmiyor.

Hiç de pasıla vermiyor.

Nihayetsiz bu takibi doğrusu.

İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Helal olsun sana be delikanlı, her akşam bekleriz. Sağ ol ağabey, sağ ol ağabey!

Sağ ol ağabey, buldun adımına göre, hadi!

Aferin be delikanlı!

Sende çok iş var, ben adamı gözünden anlarım. Sende de çok iş var Sami

ağabey! İçelim, içelim, içelim!

İçelim! Artık seni bırakmam, hep beraberiz!

Gel Mirim, gel! Sana layık değil ama, gel!

Dedemin burası!

Dedemin dedesinin!

Bana onlardan kalmış, işte geçinip gidiyoruz. Yahu yıkılıyor burası!

Aa, yıkamazlar! Tarihi yer burası! Yahu kim yıkar be?

Gelsin öpeyim!

Yahu ne bileyim ben, bilir miyim ki?

Yahu sallanmayayım be!

Geliyorum baba!

Geliormuş! Uçağı kaçıracaksınız!

Fazıl! İyi düşündün mü? Yani diyorum ki... Hiç bir şey diyemezsin! Bu ceza az

bile ona!

Hadi yürü!

Sakın unutma Mahir'in adresini!

Dediklerimi unutma sen!

İhmal etme!

Yahu hadi!

Ne fısıldaşıyorsunuz orada? Şey babacım...

Erol beni geçirmeye gelmiyor da burada vedalaşıyoruz.

Neden gelmiyorsun?

Okula gitmem lazım da babacım, ondan. Ya, öyle! Allah'a ısmarladık, canım

kardeşim. Hadi yürüyün!

Tamam ablacığım, adresi buldum. İşte burada!

Ah, sen bir harikasın!

Hadi bana eyvallah! Hey, dur, nereye gidiyorsun?

Yardım et bana, bavul var mı? O benim değil, senin işin. Okula geç kaldık.

Eyvah, gene ağlamaya başladı.

Gene niye ağlıyor acaba abi?

Bebekler iki sebepten ağlar. Ya altı kirlenmiştir ya da karnı acıkmıştır.

Heh! Ben altını değiştirirken sen de sütü ateşe koş!

Peki! Aman maşallah yavrucuğuma! Aman maşallah! Koca koca koca koca koca! Süt

bit... Bitmiş! Süt bitmiş! Çay verelim abi!

Ulan çay olur mu çocuğa be? Git süt al!

Aaa! Bak!

Bir paket pamuk al... ...Sonra talp pudrası al... ...Mama için nişasta da

al. Hadi! Hadi!

Ağlama bakayım yavrucuğum! Ağlama benim çocuğum! Sütten başka niye alacaktım

Sami abi? Rakı al! Ulan rakı olur mu berrak? Ben sana ne demiştim?

Pamuk al, talp pudrası al... ...Nişasta al! Hadi! Bu sefer tamam!

Ağlama bakayım yavrucuğum benim!

Ağlama! Başka ne alacaktım? İki tane de hıyar al, çabuk gel be!

Ulan ne bitmez derdine bu çocuğun yahu? Para yok!

Süt!

Nişasta!

Herhalde kırk dokuz ağa burası olacak, siz bir dakika bekleyin!

Kim ağa?

Geldim, geldim!

Geldim! Yavrucuğum, ben gidip bir kapıyı açayım, hemen geliyorum. Sen sakın

kıpırdama! Hemen geliyorum yavrucuğum! Hah!

Aman dikkat et, sakın düşmeyesin ha! Geliyorum!

Aa!

Affedersiniz, Mahir beyin evi burası mı? Hayır, burası Tamburi Sami beyin evi.

Kırk dokuz A burası değil mi? Bakayım, evet burasıymış. Ee, Mahir bey burada

kalmıyor mu?

Canım burada kalıyor da ev benim.

Yani burada kalıyor. Burada kalıyor ama süt almaya gitti. İyi iyi!

Tamam burası.

Bagajı açın da valizleri alalım.

Lütfen şu bavulları taşımama yardım eder misiniz?

Anlamadım.

Bak ben bunları aldım, sen ötekileri al.

Ya... Sorması ayıp ama kim bu hanım? Tanımıyorum beyefendi! Ben de

tanımıyorum yahu!

Bir dakika hemşerim! Para!

Ne parası? Taksi parası!

Kaç para?

Yüz lira!

Ah canım şekerim, bir tanem!

İşte nihayet kavuştuk!

Beni çok özledin değil mi canım?

Hayatım!

Ne yapıyorsun?

Hey! Rahat bırak çocuğu!

Canım benim!

Bak bak, bir de öpüyor!

Öperim tabii, senden izin mi alacağım?

Ver bakayım onu bana! Gel yavrucuğum! Hay Allah, o dudağındaki boyadan

hoşlanacak erkekler vardır ama... ...Bu çocuğun henüz o boyaya ihtiyacı yok!

Aaa, siz kim oluyorsunuz kuzum? Ben de size aynı şeyi soracaktım, bir tanışsak

artık! Ben onun annesiyim!

Ha, annesiymiş! Bugüne kadar aklın neredeydi? Neden arayıp sormadın

çocuğunu? Ne yapalım, imkan bulamadım.

Ver çocuğumu! Olmaz!

Sen daha bebek tutmasını bile bilmiyorsun! Ver diyorum sana!

Vermem! Ver! Ver şu çocuğu bana! Kadın git başımdan!

Hiç bir kuvvet beni evladımdan ayıramaz! Ya bu kolunu koparacaksın çocuğun! Ver

diyorum yoksa ablasım çift demeden aldın! Sevim! Sen ne edersin? Sevim'in

sesi bu! Ağzınızı toplayın ben edepsiz değilim! Ver çocuğumu bana! O bana

emanet!

Sevim!

Nereden çıktın sen? Babam burada olduğunu duyarsa!

Aa! Merak etme, duymaz! Neden?

O beni Avrupa'da biliyor.

Uçağa binerken kaçtım ve buraya geldim. Aman ne iyi ettin!

Tabii artık eve gidemem. Ee, yani?

Yani burada kalacağım.

Düşün, sen...

Üçümüz bir arada yaşayacağız, ne güzel şey! Tabii tabii, çok güzel, harika!

Yoksa geldiğime sevinmedin mi?

Sevinmez olduğunu vermiş, değil mi? Sevinçten neredeyse uçacağız!

Hem bebeğe bakacak biri lazım.

Bakın, bir de kitap aldım.

Bilimsel olarak büyüteceğiz onu.

Ne dersin Sami abi? Ne diyeceğim, Allah derim! Hadi hadi, sütü kaynat da şu

mamayı yapalım! Ben yaparım!

İyi oldu değil mi?

Yok, Allah kahretsin!

Ne cehenneme gitti bu listeler?

Yok! Yok!

Nimet hanım!

Lütfen gelir misiniz?

Buyurun efendim!

Bu Doğu bölgesinin sipariş listeleri ne cehennemde? O sipariş mektuplarını ben

de bulamıyorum efendim.

Peki, ne cevap vereceğiz bu mektuplara?

Onların hepsini Mahir bey bilirdi. Eğer burada olsaydı... Yeter!

O serserinin adını duymak istemiyorum demedim mi ben size?

Allah kahretsin onu da, mektupları da!

O olmadan da bu fabrikayı idare edebilirim ben, anlıyor musun?

Anlıyorum efendim, anlıyorum.

Ablamı özledin değil mi?

Evet burnumda tütüyor yavrum.

Ağlama be anne.

Şey ben... ...Seni sevindirecek bir haber vermek isterdim ama...

...Yok yok kalsın.

Söylesene oğlum neymiş?

Babamdan korkuyorum.

Babandan mı korkuyorsun?

Duyarsa çok kızar sonra bana.

Peki, söylemem babana.

Hadi söyle, anlat.

Söz veriyorsun değil mi? Söylemeyeceksin.

Peki, söz veriyorum. Söylemeyeceğim.

Şey... Sevim ablam Avrupa'da değil. Ne?

Avrupa'da değil mi? Peki nerede?

Leman'la birlikte Üsküdar'da bir evde kalıyor.

Ne? Leman'la mı?

Yani torunumla mı?

Daha evvel niye söylemedin oğlum?

Benim derhal oraya gitmem lazım! Anne!

Of be!

Şu ellerime bak! Ne hale geldi!

Ne zor şeymiş çocuk besi yıkamak!

Heydahlarken düşünseydin kardeşim!

Yahu çocuk öldü be! Hala pişmedi mi şu mama?

Kitaba göre daha sekiz... Bir dakika kaynaması lazım.

Alıyor alıyor!

İşte ev burası anne.

Burası ha?

Sami abi, duyuyor musun?

Neyi? Kapı çalıyor da.

Eee duydum.

Ben bu durumda açamam, sen bakıver abi. Aman maşallah!

İyi be, bakıyorum siz beni bayağı kullanmaya başladınız. Yok çocuğun

altını değiştir, yok bilmem ne yap.

Ağlama yavrum, sana söylemiyorum. Tamam çocuğun maması hazır.

Ay canım acıktın. Hüseyin, kapı çalınıyor.

Biliyoruz. Biliyorsunuz da neden açmıyorsunuz?

Anlaşıldı, ben açayım. Maşallah yavrum.

Ne olur kızma! Bak, her şeyi anlatacağım. Kızacak ne var evladım?

Erol senin gitmediğini söyleyince nasıl sevindim bilemezsin.

Yavrum! Allah bizi ayırmasın! Canım anneciğim!

Nerede? Torunum nerede?

Yukarıda!

Gel! Aman maşallah! Açarsın yavrum, açarsın! Hoş geldiniz!

Açın! Ne yapıyorsunuz? Nedir o bebeği ya?

Mama! Ayyy!

Bu ne biçim mama?

Söz vermek mi istiyorsunuz çocuğum? Bu mama, bilimsel mama.

Sevim onu kitaba göre yaptı. Evet anneciğim, kitaba baktım.

Mama kitapla mı yapılırmış? Al şunu!

Allah'tan vaktinde yetiştim. Gel yavrum, gel benim nönüşüm. Sus benim yavrucuğum.

Artık anneannen geldi.

...Hiç yalnız bırakmayacak... ...Buraya yerleşecek... ...Artık beraber

olacağız... ...Sana mamaları hepten yapacağım... ...Canım... Ne

perişan yer burası... ...Önce şu pisliği atmak lazım... Neden?

Yenisini getireceğim... ...Şu divanı da atmalı... Ama orada ben yatıyorum... Ne

olsun, yatmasan da olur... Ayakta durursun Sami abi, daha iyi... Gel

kızım, mamayı yeniden yapalım...

Seni yalnız bir adam sanmış, acımış evime almıştım. Eğer peşinde bu kadar

kadın olduğunu bilseydim...

Ne işin var odamda?

Ne yüzle geldin buraya?

Kendimi affettirmeye geldim. Af dilemek için çok geç kaldın.

Lütfen odamdan çıkar mısın?

Yazık! Bu kadar zaman sonra böyle mi karşılanacaktım? Ya nasıl karşılamamı

bekliyordun? Beni kucağımda çocuğumla bırakıp kaçan bir serserinin boynuna

sarılacağımı mı sanıyordun? Haklısın!

Serserilikten vazgeçemem bir türlü.

Tıpkı senden vazgeçemediğim gibi.

Biliyor musun seni hiç unutmadım.

Ben seni çoktan unuttum. Boşuna yorulma inanmam buna.

Dışarı çıkar mısın lütfen üzerimi değiştireceğim.

Daha söyleyeceklerim bitmedi.

Bana kızmakta haklısın.

Ama çocuğumuz doğduğu zaman meteliğim yoktu.

Kalıp hem onu hem de seni sefalete mahkum edemezdim.

Bunun için kaçtım Amerika'ya.

Bak bunu senin için aldım.

Hangi parayla?

Zenginim artık.

Bu sana nişan hediyem.

Seninle evlenmek istiyorum Şermin.

Evlenmek mi?

Neden şaştın?

Bir adamın çocuğunun annesiyle evlenmek istemesi kadar tabii ne olabilir?

Onu da öyle özledim ki.

Sahi nerede çocuğumuz? Şey...

Şermin! Ne işin var burada senin?

Şöyle geçerken bir uğradım, bebeği göreyim dedim. İyi yaptın, iyi yaptın.

Merak etme bebek gayet iyi, sana da selam var. Neredeyse kovacaksın, ben bir

anneyim ve çocuğumun annesi. Ona sana ihtiyacı yok. Artık Leman'ın bir annesi,

bir babası, bir anneannesi, bir dedesi, dayısı, ayısı her bir şeyi var.

Hadi şimdi güle güle.

Saati de iyi, ellerinden öper.

Bana bak, tepemi attırma benim. Çocuğumu görmek istiyorum o kadar. Tepe atsan

olur be, hadi hadi şimdi durma burada.

Babam!

Bak onun yanında çıt çıkartırsam valla gebertirim sana ben olsun. Ya işte valla

fizikçinin tepesi atarsa adamı çaktırır bunu böyle bilmiyor.

Hoş geldiniz babacım ya işte böyle.

Hadi toz ol buradan toz ol.

Ne oldu lan buradaki yeşil koltuk? Koltuk mu? Ee, orada koltuk yoktu ki

baba! Ne demek yoktu be?

Yeşil koltuk yok muydu burada?

Vardı, vardı.

Ee, ne oldu? Sonra halı da yok burada.

Yok ya!

Nerede peki?

Ne bileyim, ben hiç görmedim.

Hadi oradan!

Dur bakayım, gel gel!

Gel, gel!

Gelsene!

Kimdi o kız?

Hangi kız?

Dışarıdaki kız.

Ha, o mu? O ya!

Ne şey?

Şey babacım, yani o kızı demek istiyorsun değil mi? Ha, evet!

Ha, o mu? Mektep arkadaşım babacım, benden kitap almaya gelmiş de... ...Ona

o kitabı verecektim.

Gel buraya!

Yaklaş dedim!

Bana bak!

Eğer o kızla aranda bir numara varsa gözlerini oyarım senin!

Anladın değil mi? Aman babacım, daha neler? Rica ederim yani, kızın

çirkinliğini görmedin mi? Ben hiç böylesine bakar mıyım? Hadi, hadi!

Aa, sen döndün mü?

Yemek yapıyordum, duymadım.

Hanım... ...Benim yeşil koltuk ne oldu?

Ee, şey... ...Tamire gönderdim.

Peki ya halı, halı? Onu da temizletmeye yolladım.

Temizletmeye yollamış.

Alayım babacım.

İçerden de güzel kokular geliyor.

Bir de acıktım ki. Hadi gel bakalım neler var.

Bu ne bu?

Plaki.

Bu ne bakalım?

Çorba.

Bu neymiş bakalım?

Dolma. Dolma ya.

Oğlum, sakın beni tutma sen! Niye tutayım babacım?

Nefis zeytinyağlı dolmalar... ...Mercimekli çorbalar... ...Pilaki,

ooo! Ben şu elimi bir yıkayayım hele! Tabii tabii babacım, ben de size havlu

getireyim.

Havluyu getirdim babacım. Babacım, bugün fizikten sekiz aldım. Ulan atma,

inanayım mı?

İnan babacım, inan!

Aferin öyleyse!

Gözüme girmeye başladın.

Hadi şimdi dolmalara!

Zeytinyağlı dolmalar!

Mercimekli çay!

Ne oluyor?

Yahu nereye gitti bu tencere lan?

O da ne?

Hop!

Erol!

Erol!

Efendim baba!

Erol! Nerede bu yemekler? Hangi yemekler? Ulan içerideki yemekler! Gel

buraya!

Yaa! Nerede?

Nelerde? Yemekler!

Hangi yemekler babacım? Oğlum burada plaki, çorba, dolma yok muydu? Var mıydı

baba?

Lan burada üç tane tencere içinde plaki, çorba, dolmalar yok muydu?

Aman babacım yoktu tabii.

Yaptın ha!

Acık tabağ vir, biraz da oğa vir.

Çevir kası yanmasın, aman kız yanmasın.

Acık tabağ vir, biraz da oğa vir.

Canı kaymak isteyen, cebinde manda taşır.

Bulguru yağı bulan, çorbasını kaynatır. Ya

bulamayan gariban, omuzunu oynatır. Acık da babir,

biraz da oğabir.

Çevir kazı yanmasın.

Aman kız uyanmasın, azıcık da bağ ver, biraz da ağ

ver.

Ayağında yol postal, başına diğer püskül.

Ayağında yok posta, başına giyer püskürt. Sonradan

görmesi ne yersem ne müşkül.

Ya hiçbir şey bilmemek, pilav üstüne keşkül.

Acık da babir, biraz da oğabir.

Ayran'a daldı, bulgura saldı.

Selam verdi gördün mü?

Silahını almadın mı? Aaa!

Çevir kızı yanmasın.

Aman! Kızı yanmasın.

Türk'ünün sonu geldi gari.

Açık tabağı bir.

Türk'ünün sonu geldi gari.

Açık tabağı bir. Hayda!

Balçının baltası var, oduncunun baltası var. Böyle de olur, böyle de olur.

Avcı vurur tuğnayı, biz çalarız tuğnayı. Böyle de olur, böyle de olur.

Rezalet bu, rezalet!

Şu hale bak, şu hale!

Karadeniz Boduroğlu İlaç Komandit... ...Kalsiyum kompoze ve vitamin hapları

istemiş... ...Heriflere dedede göndermişsiniz.

Şuna bak şuna!

Adana Sağlık Ticaret Firması Aspirin Kilin bekliyor... ...Adamlara piretozu

gönderilmiş. Biri parasını geri istiyor, öbürü mukaviliği bozacağını yazıyor.

Kim yaptı bu eşekliği? Affedersiniz ama beyefendi, siz öyle emretmiştiniz.

Ne, ben mi?

İyi halt etmişim. Efendim, Mahir bey burada olsaydı?

Yeter be, yeter, yeter, yeter, yeter!

Allah'ım, aklım fikrim sana emanet yarabbi!

Yahu ben size onun adı burada anılmayacak demedim mi?

Lütfen gidin, lütfen gidin! Affedersiniz efendim.

Fazıl bey, gene kızacaksınız ama bugün maliyeden iki müfettiş geldi.

Peki ne istiyorlar? Defterleri kontrol edeceklermiş.

Fena havadis!

O işlere hiç aklım ermez.

Mahir namussuz olmadan maliyecilerle görüşemem. Ben de ona diyecektim

efendim. Nerede olduğunu biliyorum.

Emrederseniz hemen çağırtırım. Hayır!

O bu fabrikaya giremez.

Siz adresini getirin bana.

Emredersiniz efendim.

Kendisini ben görmeye giderim.

Neden suratın asık, keyfin mi yok?

Nasıl keyfim olsun?

Şu halime bak!

Bir işim vardı, kovuldum. Kimin olduğunu bilmediğim bir çocuğa dalılık ediyorum.

Seni seviyorum.

Evlenemiyorum.

Göreceksin, her şey düzelecek.

Babam bu bebek sayesinde bizi mutlaka evlendirecek.

İnşallah. Benim hiç ümidim yok doğrusu.

İkiniz de buradasınız.

Size çok önemli bir şey söyleyeceğim. Yoksa bir çocuk daha mı getirdin? Yok

canım. Lemanı almaya geldim.

Yok alamazsın. Tam bir şey arayacağız sırada. Deli misin sen? Babam çocuk

sayesinde bizi evlendirecek.

Yok. Artık bir çocuk muamelesi görmekten bıktım. Onu alıp babama bu bebek benim

diyeceğim.

Yahu öldürür seni. Evet belki öldürür ama yaşarsam erkekliğimi ispat etmiş

olurum. Olmaz öyle şey.

Neden anlamıyorsun?

Bizim evlenmek için bu bebeğe ihtiyacımız var.

Şunlara bak be! Çok ihtiyacınız varsa bir tane de siz yapın kızım! Zormuşsun

sen! Çocuk dediğin öyle bir günde yapılır mı? Hadi, konuşmaya bırak! Yürü,

yürü! Hadi, olmadı, olmadı!

Ne ihtiyacınız be, söyleyin şimdi!

Ne oluyor burada be?

Allah kahretsin, mamayı da döktüm!

Erol, sen buraya çok sık gelmeye başladın. Anne, sana bir itirafta

bulunacağım. Sus, sus! Söyle bakalım!

Sen söyleyeceksin, gel buraya anne! Bir dakika ya, söyleyeceğim!

Benim bir çocuğum var. Ne?

Senin mi?

Hayır anneciğim korkma aynı çocuk. Leman'ın babası benim. Ne?

Yani çocuğu... ...çocuğu ablandı ama peygamber. Yok ki anneciğim.

Yanlış yaptım.

Kolonya yok mu Kolonya?

Kolonya'ya gelin çabuk.

Çek elini sen.

Anneciğim her şeyi anlatacağım.

Git işte.

Allah! Bir dakika!

Ne oluyor be kardeşim ne oluyor yahu? Annem bayıldı da onu ayıltmaya

çalışıyoruz. Annen mi bayıldı? Allah Allah!

Baba! Yahu kardeşim ne oluyor yahu?

Annem bayıldı ayıltmaya çalışıyoruz. Yahu bir günde olaysız bir gün geçirelim

be kardeşim be! Bu ne biçim iş?

Hanımefendiciğim ne oldu? Anne! Anne! Anne! Babam geldi ayıl! Hayır babam!

Yeter be!

Yeter yahu!

Yeter! Yeter be! Sen de patlamadın ya! Sus be! Dur be! Geliyorum yahu! İşte

gidiyorum! Ev de sizin olsun, her şey de sizin olsun!

Ulan bu koltuğun da içine sıçayım buraya yakışmadı zaten.

Bir saattir beni kapıda ne bekletiyorsun?

Ne konuşuyorsun be? Sen de kazlık gibi başımda ne dikiliyorsun?

Ne konuşuyorsun lan? Bir şey mi diyorsun?

Kıpırdamayın!

Hayır!

Hoş geldiniz Fazıl bey! Hoş bulduk! Ama merak etme, senin için gelmedim.

Fabrikan hesaplarını öyle bir karıştırmışsın ki... ...Senden başkası

içinden çıkamıyor.

Defterlere bir göz atacağım. Atalım efendim!

Bana bak!

Bu koltuk bana hiç yabancı gelmiyor.

Koltuk koltuğa benzer efendim, halıysa hiç görmeyin. Buyurun!

Bu lambayı da tanıyor gibiyim. O da pek iyi bir şey değil ama idare ediyoruz.

Bebek nasıl diye sormuyorum.

Beni ilgilendirmez.

Ama istersen ondan bahsedebilirsin.

Nerede o?

İçerde.

Olabilir. Beni ilgilendirmez.

Neyse, işimize bakalım.

İyi mi bari?

Efendim?

Bebek diyorum!

Sıhhati iyi mi? Aa, tabii tabii, çok iyi!

Görseniz öyle güzelleşti ki... ...Çenesi, burnu, tıpkı siz! Bana mı

benziyor? Benzemekte kelime!

Adeta modeliniz!

Ne de olsa dedesizsiniz!

Eee, olabilir!

Hemen laubalileşme! İşimize bakalım!

Bu hesaplar bugün bitecek!

Baş düne!

Burası biraz sıcak değil mi?

Fazıl bey, bütün stopajlar yatırıldı mı?

Tabii tabii, hepsi yatmıştır herhalde.

İçeri geçip çalışsak nasıl olur?

Tabii, orası çok serindir. Hadi öyleyse.

Ne? Yok, yok, yok! Olmaz, olmaz!

Niye? Şey, içeride şey var, çocuk.

Uyuyor.

Olsun, uyandırmadan çalışırız. Bilir miyiz? Tabii tabii, niye olmasın?

Ne şeker şeyi değil mi?

Bakmadın bile!

Hadi sen hesapları gözden geçir, bitsin bu işler!

Baba! Ne işin var senin burada?

Hiç babacım, geçiyordum da!

Anlamadım! Anlamayacak ne var babacım? Görünen köy kılavuzu ister miyim?

Saklama hislerini, hadi hadi!

Babacım!

Leman'ı çok seviyorsun değil mi? Kim demiş onu?

Saklama babacım, seviyorsun içerden gördüm. Ne olur kızma ama babacım! Sana

bir itirafım var.

Neymiş o?

O mu, şey babacım... Söylesene be, ne oldu, söylesene, sınıfta mı kaldın

yoksa? Yok!

Durun be!

Daha da beter, daha da beter babacım! Ee, nedir o daha beter olan?

Söyleyeceğim, söyleyeceğim!

Ulan geveleyip durma da söyle!

Bu çocuk be!

Hayır, yalan, yalan söylüyor!

Sen!

Sen ha! Ne işin var bu ırz düşmanının evinde? Yalnız değilim ki annem de

burada, gel annem!

Annem de mi burada?

Söyler misin hanım, sen ne arıyorsun burada?

Hiç, torunumu görmeye geldim.

Şimdi aklımı kaçıracağım.

Şu işin iç yüzünü anlatacak biri yok mu bana?

Babacım, anlaşılmayacak ne var? Ne var? Bir anne yavrusunu bırakıp nasıl

Avrupalara gider? O Mahir'le bizim çocuğumuz. Senin de sevgili torunun.

Hadi hadi, torunummuş.

Biraz evvel oh benim canım, oh dedesinin güzeli diye seviyordun ama. Tabii, ona

abucuklar yaptığını gardıroptan ben de gördüm. Ben de gördüm.

Hadi hadi!

Ben... Ben... Demekteni severim, kabahat mi bu? Ne diyorsun ya?

Neden kabahat olsun?

Sizin gibi iyi yürekli bir insan... ...Torununu sevmez mi hiç? Bana bak, sen

bizim aile meselelerine burnunu sokma... ...Hadi işine gir içeri! Bu mesele,

benim de meselem... ...Ben sizin damadınızım. Senin söylediğine bak, hadi

içeri dedim sana!

Bak ne güzel şey! Gel evlendirelim çocukları, olsun bitsin! Hadi ne olur

babacım! Durun bakalım, durun durun durun!

Üstüme var mıyın öyle?

Düşüneceğim tabii!

Düşünecek ne kaldı ki baba?

Sen karışma be, çocuğu uyandıracaksın!

Hadi Fazıl, inat etme canım, evlendirelim şu çocukları.

Bir kere bu çocuk bu evde bakılamaz.

Köşke gitmesi lazım. Yaşa baba!

Yahu ne malın gözü herifmişsin be! Ne yapıp etkin sorunda damadım oluyorsun.

Ama dua et o torunuma... ...Eğer bebek olmasaydı ne kızımı alabilirdin... ...Ne

de şu gördüğün fabrikadan içeri girebilirdin. Rica ederim Fazıl bey!

Pardon şey, buyurun! Nerede bizim araba?

Sizin araba daha gelmemiş. Ben sizi buyurun servis arabasıyla bırakayım.

Buyurun! Şöyle!

Buyurun Fazıl bey! Bu kadar da fazla ama! Oğlum ben senin hem patronun hem de

kayın babanım! Buyurun baba!

Bu külüstürle mi gideceğiz?

Senin çocuğun değildi o aptal! O zaman bebeğe bakacak biri lazımdı. Yalan

söyledim sana!

Asıl şimdi yalan söylüyorsun! O benim çocuğum, anladın mı?

Üstelik burunlarımız bile aynı, naber?

Ulan ben mi bilirim, sen mi bilirsin? Onu ben doğurdum. Kimden doğurduğumu da

çok iyi biliyorum.

Hadi git getir, çocuğu almaya geldim. Biraz zor alırsın Leman'ı. Bir kere

Mahir abine Sevim ablam, onun sayesinde evlenecekler.

Ulan şimdi başlatacaksın ablandan da Mahir abinden de! Herifle barıştım

diyorum, dışarıda bekliyor. Çocuğunu istiyor, anlamıyor musun?

Böyle ulan, çocuk nerede?

Yukarıda! Öyle mi, ben gider alırım onu! Bir dakika, alamazsın! Ne demek

alamazmışım? Şuna bak be!

Vur! Bırak kolumu!

Ne oluyor be?

Sen bunu bana bırak! Çocuk yukarıda! Hemen git al onu! Hayır!

Dur! Alamazsın çocuk benim!

Çekil! Bir yere gidemezsin! Gel buraya!

Aklım hep evde!

Sana uydum, bebeği Erol'a bırakıp alışverişe çıktım. Aman anne, Erol da

çocuk değil ya... ...Uyanırsa ağzına biberonu verir, olur biter. Yavrum, bir

tanem! Çocuğum!

Canım benim, canım benim!

Siz de çocuğumu bırakın, bırakayım sizi! Ver elini, ver elini aldım çocuğu,

gidelim kendine hadi! Hadi çabuk ol!

Ver çocuğu bana, ver!

Geç, çabuk geç! Tamam!

Çocuğum!

Durun! Götüremezsiniz çocuğumu!

Anne! Yaman'ı kaçırıyorlar!

Senin ufaklık peşimize takıldı.

Sen boş ver ona gazla.

Daha hızlı daha hızlı. Evet daha hızlı. Merak etme Küçük Hanım yetişiriz. Ben

Topçu'nun şoförüyüm.

Şimdi de siyah bir araba takıldı peşimize.

A o babasının arabası sen gazla.

Nasıl mkülüstür Fazıl bey?

Dikkat et!

Şuraya sergi kurulur mu ya?

Sergi kuracak başkaları bulamadın mı be adam?

İşte işte baba kaçıyor lan!

Torunum mu yani? Çocuğum! Yürü hadi!

Anladık efendim.

Efendim... ...Bu olaylarda kast-i mahsus diye bir şey yok. Yani her şey işlem

yaratıldı. Şuna bak, nereden senin çocuğun oluyormuş?

Söylesene Mahir, bu çocuk bizim değil mi? Vallahi artık ben de şaşırdım yani!

Ne demek ulan şaşırdım? Yani ben onu şey... Aslında... Şşşş! Yo yo yo,

ablamın, ablamın çocuğu!

Bakın komiser bey, ben anlatayım önce!

Tam fabrikadan çıkmıştık ki... ...Doğru soruyla köle girdiler. Biz çarşıdaydık.

Bangırt bizim tezgah! Hayır, çocuk benim!

Hayır, benim!

Susun be, susun!

Susun be!

Kadınlar hamamına çevirdiniz burasını!

Bu işi anlatacak aklı başında biri yok mu aranızda?

Müsaade edeyim, ben anlatayım komiser bey. Anlat be!

Bana bakın, işinizden biri lafa karışacak olursa... ...İşinizi karım

Halim Allah!

Anlat bakayım oğlum!

Aslında durum gayet basit.

Çocuk bu kızın... ...Ama Erol kendisini zannetmiş... ...Ve ablası Sevim'e onun

annesi sen ol demiş.

Bana geldiler, babası da sen oluver dediler. Yani bu durumda... ...Çünkü

çocuk baba Sevim... ...Baba benim... ...Çocuk bu kızın, bu kız benim değil...

...Sevim benim sevgilim Erol değil... ...Yani üç böyle bir şey efendim...

...Anladınız değil mi?

Sus be!

Kes artık!

Öff! Başım çatladı.

Amma da çattık be!

Ben de bir bok söyleyeceksin sandım. Şu ilaçlarını alayım.

Anlatıyorum, anlatıyorum, anlamıyor!

Anlamıyor!

Hey Fazıl bey, bak, bak! Ne dürtüp duruyorsun be?

Komiser de bizden.

Baksana, bizim fabrikanın ilaçlarını kuruyor.

Bu ilaçları neden alıyorum biliyor musun?

Neden? Bunun rengi hoşuma gidiyordu ondan.

Alabilir. Ya o sarı hap? Ha, o sarı hap mı?

O da bana yeşili hatırlatıyor da onun için.

Yani senin anlayacağın... ...Üçünün de ne boka yaradığını bilmiyorum.

Rica ederim komiser bey... ...Bugün hala hayatta iseniz... ...Bunu bu haplara

borçlusunuz. O ilaçlar bizim ilaçlarımız.

Ben hakkı mülkerim beyefendi komiser bey.

Davacıyız, davacıyız. Dükkanıma girdiler, malları muhabbet ettiler. Bu

arabası da tezgahıma girdi.

Sen...

Komiser bey, ben de bu ikisinden davacıyım. Torunumu kaçırdılar. Hayır

efendim, çocuk benim bir defa!

Yeter efendim, yeter! Kesin! Açılın şöyle, hava olun biraz!

Kimin bu çocuk? Benim! Hayır, benim!

Şşşş!

Efendim, müsaade edin, ben anlatayım. Çocuk benim.

Annesi de bu hanım.

Bunu her şekilde ispat edebilirim. Doğru mu?

Evet komiser bey, doğru.

Ne diyor bunlar be?

Bak gelsene buraya bakayım.

Ne diyor bunlar?

Onlar bir şey demiyorlar ki efendim. Bir dakika!

Beyefendi inanın ki çocuk benim. Bu hanım da annesi.

Doğru mu söylüyorsun?

Maalesef çocuk onların efendim.

Her şey bitti sevgilim. Doğru evimize gidiyoruz.

Mutlu yuvamız bizi bekliyor.

Bana bunu da mı yapacaktınız? Yazıklar olsun size! Bana bir torun bile

veremediniz. Torun mu?

İstediğin torun olsun Fazıl bey!

Sen hele bizi bir evlendir!

Söz mü?

Söz! Söz babacım!

Öyleyse istiyorum torunu! Yaşa baba!

İki, üç, dört, bir tane eksik Sevim.

Arpem de!

Heee, damat!

Yedinci torunun şerefine!

Yedi değil baba, sekiz!

Anlamadım? Sekizinci de yolda da!

Sekizinci de yolda mı? Aman Allah'ım ne güzel!

Güce Hakan sefere gitmiş.

Bilge Hatun dokuz doğmuş.

Dokuz oğlan beş yaşına gelmiş.

Dokuzu birden kılıç kuşamış.

Nazar eyle, nazar eyle. Nazar eyle, nazar

eyle. Gel yanıma pazar eyle.

Gel yanıma pazar eyle.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.