All language subtitles for Aslan Ailem 2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin betimlemesi ES FİLM tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Umut!

Gayret!

Mutlu!

Murat!

Aslanlarım benim, aslan çocuklarım. Hadi kahvaltıya, hadi bakalım.

Abi, çıkar mısın abi, ne olur ya!

Gayret abi, çıkar mısın artık içeriden? Kırklandın ya!

(Gayret) Oğlum, istersem altmışlanırım. Sana ne lan! Allah Allah!

(Gayret) Zaten bir mikrop 60 derecede ölüyor.

(Gayret) Ayrıca bu Gayret Aslan'ın bünyesiyle mikrop aynı bünyede yaşayamaz.

Abiciğim, bizim de ihtiyacımız var, ne olur ama ya!

(Müzik - Hareketli)

(Kapı vurma sesi)

Oo! Ya birader, şunu kanun namına de, bir şey de...

...kır, al içeriden ne olur ya.

Ee oğlum, Gayret abinden önce girecektin banyoya.

Sen kalmaya kalmaya bu evin hallerini unuttun Umut Efendi.

Eyvallah birader, tadilat bitiyor. Akşama gidiyorum zaten.

-Hadi sana kolay gelsin. -Tamam, sağ ol.

(Kapıya vurma sesi)

Hadi bırak boş işlerle uğraşmayı. İşimiz, gücümüz var.

Devrem, çağı yakalamaya çalışıyorum.

-Sen biliyor musun son fenomenler kim? -Vallahi hiç ilgilenmiyorum.

Sen ilgilenmiyorsun ama...

...bu kızın 500 bin takipçisi var.

Bu kadar insan boşuna mı takip ediyor onu?

Bugün çok işimiz var. Biraz tempo kızlar.

Sosyal medya hesaplarım, benden yeni ve yaratıcı pozlar bekler.

Sabah ışığını kaçırmamam lazım.

Bir dakika.

Tatlım, yine böyle highlighter'ı buralarıma kadar sürmüşsün.

Geçen de ne yaptın?

Beni böyle yılbaşı ağacı gibi dolaştırdın bütün gün.

-Lütfen bunlara biraz dikkat. -Tabii Burcu Hanım.

Burcu Hanım, bunlardan hangisi?

Ben kırmızıyı istiyorum, maviyi kaldır.

Kırmızı böyle güneşte daha güzel çıkar, daha renkli çıkar.

Peki Burcu Hanım.

Burcu Hanım, chia tohumlu detoks pudinginiz.

Ama Nalancığım, ben ne dedim?

Ben yaban mersinli istiyorum dedim.

Öyle küçük küçük tatlı yaban mersinleri istiyorum dedim.

Çilek detoksunu bitireli tam iki saat oldu.

Hemen hazırlıyorum Burcu Hanım.

Burcucuğum, günaydın.

Ay dur bakayım sana bir şöyle.

-Ay vallahi içim açıldı. -Günaydın tatlım.

Yalnız böyle bakışarak vakit kaybetmeyelim.

Güneş ışığını kaçırmamam lazım.

Böyle güneş gibi parlamalıyım. Bugün güneş gibi doğup...

...ben yakacağım ortalığı. Tamam? Son beş dakika, hazırım.

-Alo? -(Tayfun) Vedat, sen misin?

Benim, benim Tayfun Bey.

Hayırdır?

Ha, lafı dolandırmadan direkt konuya gir diyorsun ha?

Yo yo, estağfurullah ya.

Bunca senedir aramayınca, öyle aramana şaştım birden.

-Mühim bir şey mi vardı? -Konuşmamız lazım.

Tabii, olur, dinliyorum.

Hayır, yüz yüze konuşmamız lazım.

Olur, olur da...

...konu neydi? -(Tayfun ses) Konu...

...geçmişimiz.

Burada yetkili kimse, benim suçsuz babamı buraya alan kimse...

...müdür mü, kimse, ona ne diyorsanız, ben derhal onunla görüşmek istiyorum!

Tayfun Olgun'u kim içeri aldıysa çıksın karşıma!

Ben!

Yine mi sen?

Vallahi ben de aynısını senin için düşünüyordum.

-Selim, sen görevinin başına dön. -Emredersiniz amirim.

Başarabileceğinden şüpheliyim ama insan gibi anlat bakalım...

...neymiş derdin. -İnsan olsan konuşurum da...

...senin daha çok koklaşarak anlaşacak gibi bir tipin var.

Şımarık olduğum oranda zekiyim diyorsun ha?

Vallahi sen de kaba olduğum oranda beceriksizim diyorsun.

Yoksa sen benim suçsuz babamı niye içeri alasın değil mi?

Babanın suçsuz olduğunu kim söyledi sana?

Ayrıca laflarına dikkat et.

Görev başındaki memura hakaretten babanın yanına göndermeyeyim seni!

Vallahi elinden geleni ardına koyma. Yoksa sen borçlu çıkarsın.

-Tehdit sizde aile geleneği mi ha? -Hı hı.

Gerçi alttan almak lazım. Ne de olsa tehdit...

...köşeye sıkışmış insanın can simididir. Değil mi?

Burada köşeye sıkışan veya suçlu olan biz değiliz.

Ayrıca bunu kanıtlar kanıtlamaz ben seni dava edeceğim!

-Lütfen. -Hı hı.

Aa Burcu Hanım, Burcu Hanım, savcı beyle görüştüm.

-Tayfun Bey'i çıkartıyoruz. -(Murat) Çıkaramazsın!

Tayfun Bey'le daha işimiz bitmedi.

Onu burada tutmak için hiçbir delilinizin olmadığını...

...ikimiz de gayet iyi biliyoruz. Bence siz ne yapın biliyor musunuz?

Yatın kalkın, Tayfun Bey'e dua edin.

Çünkü asılsız yere tevkif ve itibar zedelemeden dolayı...

...sizi dava etmiyor. -Vallahi benim için bir sıkıntı yok.

Nasıl olsa o deliller toplanacak...

...senin patronun da hak ettiği cezayı alacak.

Ya sen cevabını almadın mı? Hâlâ niye benim babamla uğraşıyorsun?

Benim babamla uğraşmayı bırak!

-Çıkalım mı Burcu Hanım? -Hı hı.

(Helikopter sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Siren sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Salatalık yeme sesi)

(Hatice) Ay! (Odun kırma sesi)

Üf!

Ay gıdılıklarım, ne kadar acıkmışlar.

Kuş gibi açtılar böyle ağızlarını. Kuş gibi.

Anneciğim, tavuklar da bir tür kuş aslında, biliyorsun değil mi?

-Yalan? -Vallahi.

Gelin, bu iyice oldu, iyice doğradı bunu. Oğlum!

Al kızım şunları Gayret'in elinden. Mincik mincik etti hepsini.

Ya ben ne anlarım turşu kurmaktan ya! Allah Allah! Oturttunuz beni buraya.

Şunları temizle de, şunları ovala de.

Bunları böyle tek tek diz de, ben onu yapayım.

Anlamıyorum, anlamıyorum!

Ulan zaten sen neden anlarsın ki? Anlasan hâlin böyle mi olurdu?

Ya babacığım, abim aslında anlıyor ama konuşamıyor.

Konuşma, seni şimdi şu kazanın içine atarım ha!

Lütfen abi, önden büyükler. Önce senin turşunu kuracağız biz.

Oğlum, sen benimle uğraşacağına tembellikten ötürü...

...bir türlü hayata geçiremediğin şu hayallerinin peşinden koşsana ya.

-Abi, senin sorunun ne biliyor musun? -Ne?

Sen işi bilmiyorsun. Bir bak bakayım etrafına şöyle. Ne görüyorsun?

Ne görüyorum, ağaç görüyorum, işte odun görüyorum, tavuk görüyorum...

...babaannemi görüyorum, annemi görüyorum, ev var. Ne?

Çiftlik işte, ne göreceğim?

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

Ay, git git bitmedi yol.

(Merve) Oha! Oha, ne kadar büyükmüş!

(Koyun meleme sesi)

(İnek sesi)

(Tavuk sesi)

(Koyun meleme sesi)

(Koyun meleme sesi)

Ya sanki buranın böyle kendine has bir havası var gibi.

Yani yaşansa yaşanır aslında.

Ama sen yaşamayacaksın, öyle değil mi? Çünkü burası dağ başında.

Hem...

...neyin havası o canım? Bildiğin basit bir çiftlik işte.

Burası sadece basit bir çiftlik değil abiciğim.

Burası aynı zamanda senin mürüvvetinin anahtarı.

-Nasıl lan? -Şehrin hayhuyundan uzak...

...ama tam kalbinde...

...uçsuz bucaksız, eşsiz bir çiftliğimiz var.

Bizim meyvemiz, sebzemiz, yumurtalarımız, bak...

...salçamız...

...her şeyimiz organik.

Hem de mis gibi.

Zamane kızlarımızın aradığı organik yaşam merkezi burası ya.

Hangi kız burada yaşamak istemez ki?

Ee, ben yaşamak istemem o ayrı.

-Ee, niye geldik bunca yolu? -Ee, satmak için.

Anlamadım?

Tatlım, benim paraya ihtiyacım var.

Burayı satıp, kendime şehrin göbeğinden bir rezidans alacağım.

Çok mantıklı.

(Müzik - Duygusal)

Evde kimse yok galiba.

Fena yer değilmiş ha.

Bayağı da büyükmüş. İyi para eder mi acaba?

Eder.

Burası kaç para eder sen biliyor musun? Oo!

İşte kızlara birazcık bundan bahsedeceksin.

Çiftliğimizi, arazilerimizi, hayvanlarımızı anlatacaksın.

Ya sen, sen aslında çiftlik sahibi, zengin bir adamsın ya.

-Benim oğlumun gönlü zengin, gönlü. -(Gayret) Zengin değil mi?

Zengin mengin değilsin. Çünkü bu çiftlik senin değil.

Lan sen de böyle saçma sapan konuşup oğlanın kafasını bulandırmasana ya.

Hem madem bu kadar beynin var...

...bir işin gücün ucundan tut ya, boşta gezer.

Vedat, niye sinirleniyorsun?

Çocuklar lafın gelişi sohbet ediyorlar işte.

Ya lafın gelişi falan yok. Bu çiftlik annenizle benim.

Ölene kadar bizim yani.

(Öksürme sesi)

Yani, önce çiftlik babaannenizin...

...sonra annenizle benim, sonra da...

(Burcu) Benim!

Bu çiftlik benim.

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

Bu çiftlik benim!

(Müzik - Gerilim)

-Sen de kimsin? -Ben Burcu Olgun.

Yani Tayfun Olgun'un kızıyım.

Yani bu çiftliğin gerçek sahibiyim.

(Müzik - Gerilim)

Ne diyor bu kız Vedat?

Aman, deli deli konuşuyor işte.

Ben şimdi bunun üstüne ne diyeyim ki?

Ya yok, siz bence hiçbir şey söylemeyin. Ben sizin yerinize söylerim.

Çiftliğimi hemen boşaltmanızı istiyorum.

-Oldu. Başka bir emriniz var mıydı? -Yok canım. Olursa söylerim.

(Kuş cıvıltısı sesi) (Horoz sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Yalnız bakışarak vakit kaybetmeyelim. Benim acelem var da.

Görüyorum ki koskoca ev. Şimdi boşaltmaya başlasanız...

...haftaya anca biter.

Ne boşaltması, ne taşınması, ne diyorsun kızım sen?

Anne, bir sakin ol ya.

Öyle benim demekle olsaydı, ben şimdi temizlik ürünleri fabrikası sahibiydim.

Bir dur.

Tayfun amca, Burcu'ya mektup bırakmış bir kere. Göster.

Burası onlarınmış. Yani anlayacağınız elimizde tapu gibi mektup var, hıh.

Tapu gibi mektup mu?

Elinizde daha kayda değer bir şey vardır herhalde?

(Kuş cıvıltısı sesi)

Bir dakika!

Ben size aynı şeyi soruyorum.

Buranın tapusu vardır herhalde. Yani tapuyu getirin...

...benim babamın zaten ismi yazıyordur orada.

Her şey ortaya çıkar.

Vedat, getir şu tapuyu da...

...hanımefendinin gözüne sokalım.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Ben o zaman tapuyu getireyim.

Ee, dur Vedat oğlum, ben de geleyim. Namaz vaktini kaçırıyorum.

(Kapı açılma sesi)

Anne, biz bittik!

Bittim ben bittim, bittim! Siz en iyisi bu ikindi vaktinde...

...benim cenaze namazımı kıldırıp, gömün gitsin!

Aman ağzından yel alsın oğlum. Gel buraya, gel.

Bana bak, çözeceğiz çözeceğiz. Vallahi bunu çözeceğiz, sen merak etme.

Anacığım, nesini çözeceğiz ya, nesini çözeceğiz?

Çiftlik bizim değil, hı. Şimdi Hatice'yle oğlanların da...

...bundan haberi yok. Evin sahibi de gelmiş, kız kapıya dayanmış.

Tapum da tapum, tapum da tapum diyor. Ee, ben ona ne göstereceğim ha?

Ben ona elimin tersini şöyle bir gösterecektim ama...

...yine benim iyiliğime geldi vallahi.

Ne öyle, sevimsiz, çırpı gibi. Aman, kürdan gibi kız, bacaklar böyle!

Anacığım, şu kızla uğraşmayı bırak da...

...biz bu işi nasıl halledeceğiz onu söyle sen ya.

Buldum!

Bulamadık.

Anacığım, karar ver. Buldun mu, bulamadın mı?

Fikri buldum. Tapuyu bulamadık diyeceğiz.

Yani, tapuyu bulamadık diyeceğiz fikri, ha.

Güzel, tamam, mantıklı.

O zaman ben gideyim, hemen söyleyeyim ki bu iş bir an evvel bitsin.

-Yok, yok, yok, hemen olmaz! -Ha.

Azıcık oyalanalım.

-Ee, tapuyu arıyoruz ya oğlum. -Ha.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Aa, salçayı unuttuk ya!

Baksana fokurduyor anne, dibi tuttu bu salçanın herhalde.

Bırak!

Yansın, bitsin, erisin, kül olsun!

İnşallah!

Ben anladım, bunun kış hazırlıklarıyla bir ilgisi yok.

Anne, hadi ayrıl artık ya.

Bak, bakışlarınla kızı kuşbaşı dilimleyeceksin şimdi ama ha.

Karışma, bırak! Vallahi önüne bunun bir kışlık odun getirsen...

...el değmeden parçalar bak.

Burcu, bu kadının gözü göz değil. Arabada mı beklesek?

Göze göz, dişe diş Merveciğim!

Dağ başındayız, üstelik bizden üstünler sayıca.

Sen git. Gerekirse ben sabaha kadar böyle beklerim.

O tapuyu almadan da şuradan şuraya gitmem!

Oldu o zaman.

Ben gerildim, bütün kaslarım kasıldı. Konu değiştiriyorum.

Ha, tutmuyorum, gir. (Boğaz temizleme sesi)

Tayfun Olgun'un kızıyım demiştiniz. Bu hangi Tayfun Olgun?

Yolsuzluktan aranan Tayfun Olgun mu?

Sen eğer çeneni kapatmazsan, ben şimdi seni pataklarım!

Ondan sonra polis beni de aramaya başlar!

(Anlaşılmayan konuşma)

Karışma sen!

(Cem) Tayfun Olgun'un şirketindeki dosyaları aldınız mı?

Tamam Metocuğum, tamam.

-Ne yapmış Meto? -Gelmek üzereler, yoldalarmış.

(Telsiz anons sesi)

(Kapı vurma sesi)

-Buyurun. -Murat Aslan'ı görmek istemiştim.

-Benim -Deniz Akok. İşletme doçentiyim.

Tayfun Olgun'un yolsuzluk dosyasına siz bakıyorsunuz değil mi?

Evet, o dosya bizde. Mesele neydi?

Tayfun Olgun ve kızı Burcu Olgun hakkında ihbarda bulunmak istiyorum.

Olgun ailesinin işlediği tek suç yolsuzluk değil.

(Telsiz anons sesi)

(Horoz sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)

Ee, ben şimdi içeride tapuyu aradım.

Fakat bulamadım, tapu yok.

-Ne demek tapu yok? -Sen bir sus bakalım çırpı bacak!

Bacak kadar boyunla sen benim kocama hesap soramazsın!

Ben sorarım! Ne demek tapu yok Vedat?

Hatice, şimdi senelerdir bu tapu bize lazım olmadı.

İçeriyi aradım, taradım, bulamadım. Belki de kayboldu, bilmiyorum ki.

-Yok yani. -Hı, eminim öyledir.

Ya da tapunun üstünde benim babamın adı yazdığı için...

...böyle kendi kendini imha etmiş olmasın sakın?

Sen ne biçim konuşuyorsun kızım!

Güttüğün üç tane davar, ıslığın dağları aşar!

Bu yaştan sonra sana tiyatro mu yapacağız!

Kızım, o tapunun üstünde aslanlar gibi koca koca harflerle...

...Aslan Çiftliği yazıyor!

Ha, yazıyor. Hani nerede yazıyor teyzeciğim? Ben göremiyorum da.

Eyvah! Abi, birbirlerinin kara sularına giriyorlar.

Bak, ben demin ağzımın payını aldım, ne olur bu sefer sen lafa gir.

Yoksa bunun sonunda bak polise gideceğiz, ifade vereceğiz.

Sonra hastaneye gideceğiz. Bak, çok yorgunum ben ya.

Halledeceğim, dur.

Ya bir sakin olalım önce değil mi ha?

Yarın gideriz tapu kadastroya, kimin üzerineymiş görürüz.

Bu kadar basit. Akıl var, mantık var çünkü onun için diyorum ben.

Lan sen niye lafa karışıyorsun oradan tapu kadas...

Onu ben söyleyecektim. Yani gerekiyorsa yarın gideriz tapuya.

-Ortaya çıkar. -Tamam.

Benim korkacak hiçbir şeyim yok. Yarın gideriz tapuya.

-Zaten gerçek çıkar ortaya. -Asıl biz gideceğiz tapuya!

(Hatice) Sonra da sana bu çiftliğin kaç bucak olduğunu göstereceğiz!

Ama şimdi sen buradan gidiyorsun! Hadi bakalım marş marş! Yürü!

Yarın görürüz bakalım kim kimi kovuyormuş!

Çırpı!

Şımarık ne ya.

Hem itibarımdan hem işimden oldum dolayısıyla.

Bir dakika abiciğim bir dakika, bir dakika.

Benim koordinatlar şaştı biraz.

Şu meseleyi bir baştan toparlasak ha?

Burcu Olgun'un hocası olan Deniz Bey'in iddiasına göre...

...Tayfun Olgun kumpas kuruyor.

Ve hocamızı, bazı öğrencilere sınav sorularını sattı gibi gösteriyor.

İyi de niye ki?

Yani Tayfun Olgun'un ne alıp veremediği varmış ki Deniz Hoca'yla?

Tayfun Olgun'un ne alıp veremediği var seninle?

Derslerden birinde kızıyla kapıştık.

Daha doğrusu küçük hanım, dersimi sabote etti...

...ben de kendisini ikaz etmek durumunda kaldım ve mesele büyüdü.

Peki, biz sizin için ne yapabiliriz hocam?

Yolsuzluk dosyasına siz bakıyorsunuz. Tayfun Bey'in hesapları elinizde.

(Deniz) Okulda bu işler için birilerine para yedirdiyse, ortaya çıkar.

Belki ben de bu sayede aklanırım.

Murat, biz seninle beş dakika dışarıda konuşsak mı?

(Telsiz anons sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Ne yani, şimdi koskoca yolsuzluk davasını bırakıp...

...bu adamın işinin peşinden mi gideceğiz?

Adamın doğruyu söyleyip söylemediği bile belli değil.

Oğlum, bizim işimiz de bunu öğrenmek, değil mi?

Bütün hesapları elimizin altındayken bu işe bakmak çocuk oyuncağı.

Bakalım, Burcu Olgun'un gerçekten bu işle bir ilgisi var mı?

(Kapı açılma sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

(Telefon zili sesi)

-Merve can neredesin? -Arabadayım Burcuşum.

-Yolculuk nereye tatlım? -(Merve ses) AVM'ye varmak üzereyim.

(Merve ses) Alışveriş yapıp, kahve içeceğim.

Sen ne yaptın?

Ben de ne yapayım, çiftlikte yarım saattir seni arıyorum!

Arkadaşım diyorum, beni bırakıp gitmemiştir diyorum!

Bebeğim, sen git dedin ya, sabaha kadar bekleyeceğim dedin.

Merve, hakikaten bir git ya!

Ya ben sana git anlamında mı git dedim? Öyle bir şey diyebilir miyim sence?

-Alo, alo? -Merve!

Burcu sesin gelmiyor, ay!

Ay, telefon çekmiyor. Ya bir bu eksikti ya! Of ya, of!

(Burcu) Bencil, beni bu halde bırakıp gittin ya, bir daha da gelme.

"Her adımda giderek daha çok yaklaşıyor"

"Kendinden başka bir yandaşı yok"

"Hatası olsa da yanlışı yok"

"Uzun, ince bir yol, hancısı bol"

"Etrafta... (Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Ben de tam niye aramadı diyordum ya.

(Telefon zili sesi)

-Oo, Pelin Hanım. -Umut Bey.

Nasılsınız, iyi misiniz?

İyiyiz efendim, ne olsun. Sağlığınıza duacıyız işte.

Ay çok teşekkür ederim.

Ya anlatsanıza biraz, neler yapıyorsunuz mesela?

Vallahi kalktım, güzel bir kahvaltı ettim.

Arabama bindim, şimdi annemlerin yanına gidiyorum.

Ha, ne kadar da güzel. Çok selamlarımı iletin.

Aleykümselam.

Rahatsız ediyorum ama bir şey soracağım size.

On beş dakika önce başlamış olması gereken toplantıya...

...ne zaman katılmayı düşünüyorsunuz acaba?

Ya vallahi ben katılamayacağım ona.

Siz en iyisi başlayın. Ben kameramı unutmuşum, onu almam lazım.

Siz toplantıdaki notları bana iletirsiniz artık e-postayla.

Ha, başlamamıza izin verdiğiniz için...

...gerçekten çok teşekkür ederiz, sağ olun.

Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Bu ne yüzsüzlük ya, pes artık!

Bunları raporlayacağım, haberiniz olsun!

Pelin Hanım, biliyorum, bensiz işlerin yürümesi biraz zor ama...

...panik yapmayın, ben geleceğim eninde sonunda, tamam?

Hadi öptüm.

(Kuş cıvıltısı sesi)

Of ya, of! Gerileme ve çöküş devri yaşıyorum resmen.

Kesin Merkür etkisi. (Uluma sesi)

(Köpek havlama sesi) Ay!

Ay, son selfiemi kurtlarla mı çekeceğim acaba?

(Uluma sesi) (Kuş cıvıltısı sesi)

(Araba sesi)

Of ya, of!

(Araba sesi)

(Araba sesi)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Selam. Yolda kaldınız sanırım.

Hayır, arkadaşlarla doğa yürüyüşü yapıyorum.

Arkadaşlarınızı göremedim.

Böyle iri yarı, güçlü, kuvvetli, çok sert arkadaşlarım var benim.

Ama tabii hızıma yetişemediler, birazcık yavaşlar.

Arkadalar, bak birazdan burada olurlar, gelirler yani.

Peki. Ya yalnız buralar pek tekin değil. Araç bulamazsınız.

Şehre dönmeniz için yürümeniz gerekir, o da saatler alır.

İsterseniz ben sizi bırakabilirim.

İstersem ben de bununla senin kafana vurabilirim!

Taciz mi ediyorsun canım sen beni? Bak, böyle olduğuma bakma...

...çantamda şok tabancası, aynı zamanda göz yaşartıcı sprey...

...ve elektrikli şok aleti var. Gerçekten senin canını yakarım!

Tamam, tamam, sakin olun, tamam. Yani benim asla öyle bir niyetim olamaz.

(Umut) Bu nasıl böyle oldu ya? Hay Allah ya!

Tabii siz de haklısınız. Son zamanlarda kadına şiddet uygulayan...

...şerefsizler o kadar arttı ki korktunuz tabii sizde.

Korkmadım efendim, ben niye korkayım? Korkmadım, korkmadım ben!

-Ben korkmam! -Tamam, tamam, görüyorum, tamam.

Korkmadınız, tamam. Bakın, ben Umut Aslan.

(Umut) Bu kimliğim, bu da haberci kartım.

Ya tekrar söylüyorum, buralar tekin yerler değil.

Yani istiyorsanız gelin, binin arabaya. Sopanızla gelin, binin.

Ya da istemiyorsanız da beni salın, ben gideyim. Yapmayın yani böyle.

"Teyzeciğim, benim kafamda birkaç tane tahta eksik.

Belamı arıyorum. Bir fincan bela verir misiniz?" demiyor da...

..."Bu çiftlik benim, buradan çıkın." diyor.

Sen kimsin kardeşim, kimsin sen ya, sen kimsin?

Ay Hatice, o şeyin, bizin Tayfun Olgun'un kızı ya.

Ya Vedat, bir sus Allah aşkına ya, bir sus!

Eğer o kız benim olsaydı, terliği şöyle ağzının ortasına...

...çat diye çarpardım!

Terliğin işe yaramadığını sende görmüş olmaları lazım ama.

Ee, görmüş olsalardı, seni yapmazlardı herhalde.

-Son pişmanlık, Mutlu Aslan Bey. -Ya bir susun çocuklar ya!

Şöyle ağız tadıyla sinirlenmeme bile izin vermiyorsunuz Allah aşkına!

Ama ben biliyorum onun karın ağrısını. Murat'ım onun babasını tutukladı ya...

...cemi cümleye nasıl bir insan olduğunu gösterdi ya.

Tabii bu hazmedemedi, hazmedemedi.

Geldi buraya sapır supur, abuk sabuk konuştu.

Aman be Hatice'm, hemen böyle celallenme.

Havlayan köpek ısırmaz bir kere.

Nasıl arkasına bakarak gitti ama kös kös.

Yoo, ben biliyorum ona ne yapacağımı. Gayet iyi biliyorum.

Şimdi Murat'ımı arayacağım, onun yaptıklarını bir bir anlatacağım.

(Hatice) Ondan sonra da haneye tecavüz ne demekmiş görecek o gününü!

-Şimdi arıyorum. -Hi!

Hayır, hayır! Olmaz.

-Niye? -Ya şimdi sen kendin söyledin ya.

Yani, Murat bu kızın babasını tutukladı, ondan yapıyor diye.

Şimdi Murat da kendini suçlayacak ya. Gerek yok.

-Gerek yok, hiç. -Hı.

Evet, doğru.

Ya, zaten geçmiş gitmiş mesele ya.

Hiç Murat'ı da bunlarla uğraştırmayalım derim ben yani.

-(Vedat) Hı? -Hiç.

Evet evet, doğru diyorsun.

Ama yine de tapuyu bulmamız lazım.

Hep o manyak aile yüzünden geldi bunlar başıma.

Görürüz bakalım kim kimi kovuyormuş!

Ay bana ne dedi o, ne dedi bana?

Çırpı bacak dedi, bana çırpı bacak dedi!

Sensin çırpı bacak, pis cadı!

Gıcık!

Sinirli miyiz biraz?

-Hı? -Sinirli miyiz biraz?

Ya sormayın. Böyle sevimsiz, tuhaf insanlarla...

...muhatap olmak zorunda kaldım da, negatif yüklendim.

Ya bu ıssızda insanı nereden buldun da muhatap olmayı başardın acaba?

Yukarıda bir yer işte.

Aslan Çiftliği miymiş neymiş.

Aslan değil, köstebek yuvası!

Sansar çiftliği! Yılan beldesi!

Ya ne yaptılar da seni bu kadar sinirlendirdiler?

Yok bir şey, önemli değil.

Yolum oradan geçmek zorunda kaldı da maalesef.

-Kimmiş bunlar ya, nasıl bir aile? -Ya hangi birini anlatayım?

Bir sırık vardı böyle, tüysüz bir oğlan.

Bir de böyle tonton, tombul bir abi vardı.

(Burcu) Böyle sırça bıyıkları vardı.

Ya böyle insanı süzüyorlar, görmemiş gibi.

Ay röntgenimi çekip, elime verecekler sandım canım.

-Süper tahlil ya. -Ha, bir tane de yaşlı bir amca vardı.

Böyle kafası kel, nasıl mıymıy, nasıl mıymıy, böyle...

...kelimeler ağzından zor dökülüyor.

Yaşlı bir teyze vardı bir de, sen yaşlısın değil mi?

Azıcık tonton ol, böyle güler yüzlü ol. Böyle yanaklarını sıkalım.

Git uyu falan. Yok! Orada durdu öyle, huysuz!

-Hayır, ay, laf söylenmiyor. -Söylenmez.

Hele bir kadın vardı orada.

Kaynayan kazanların başında cadı gibiydi sanki.

(Burcu) Kadın değil, cadı!

Böyle gözlerini dikti dikti, bana baktı. Gözlerimi oyacak sandım canım.

Gidip, nazar duası falan okutacağım.

Nazarı değmiştir onun. Kurşun döktüreceğim vallahi.

Salçadır o kazanlardaki ya.

Acaba biraz haksızlık etmiyor musun? Normalde şeker gibi insanlar hepsi.

Nasıl yani? Siz tanışıyor musunuz?

Ee, biraz. Yani şahsen kendileri hafiften ailem olurlar da.

-Ne? -Aslan ailesi. Umut Aslan.

Taksi. Geldik.

Sağ ol.

(Kapı kapanma sesi)

Dip köşe, kıyı bucak, her yer aranacak.

Kızın bir daha geleceğini sanmam ama tut ki geldi.

Hazırlıklı olmalıyız. O tapuyu bulmalıyız.

Gerektiğinde suratına çat diye çarpmalıyız!

Sorusu olan?

Buyur yavrum.

İstediğimiz yerden başlayabiliyor muyuz?

-(Hatice) Başla çocuğum. Efendim yavrum? -Ne zaman mola vereceğiz?

Başladıktan sonra. Dağılın!

(Müzik - Hareketli)

(Müzik - Hareketli)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Anneciğim, sen iyi misin ya, ha?

Acaba aşırı deterjana mı maruz kaldın?

Biz ne yapıyorduk beraber? Bir tapu vardı, kayıptı. Çiftliğin tapusu.

Hani onu arıyorduk biz. Ne oldu da bir ara biz böyle bahar temizliğine döndük?

Ya hem arıyoruz hem temizlik yapıyoruz. Fena mı? Ne güzel oluyor bak. Oh, mis.

Bir ailemizin kara lekesi olarak seni temizleyemedik ama neyse.

Abiciğim, sen iyi misin ya, ha?

Bir tane tatil günün var, onda da temizlik yapıyorsun. Bravo yani.

Oğlum, ben zaten bütün boş vakitlerimde temizlik yapıyorum.

Baksana her taraf mis gibi oldu. Ohh!

Ayy, benim temiz pak oğlum.

Kurban olsunlar sana. Sen böyle kıftır kıftır temizlik mi yapıyorsun?

-Evet. -Maşallah sana, tüh sana nazar değmesin.

Bak, lavaboyu da ov. Ha, ovar mısın benim için?

Ovarım.

Hadi, aferin bakayım sana.

Hadi sen de orayı ov, yapın yapın.

Hadi devam, aferin size.

(Mutlu) Tamam tamam.

Yüz yılın en satışçı arkadaşı ilan ettim seni Merveciğim.

Ee, tabii. Tabii canım, haklısın.

Problemlerinle senin başını ağrıttığım için kusura bakma olur mu?

Bir daha olmaz.

Vallahi insan kötü gününde tanıyor dostunu, düşmanını.

Ya hepsi geçecek. Tamam mı?

Ayrıca ben de...

...özür dilerim yani bu zor günlerinde yanında olmadığım için.

Tatilin sırasıydı sanki.

Ya şimdi yanımdasın ya...

...önemli olan o, vallahi.

(Anlaşılmayan konuşma)

Ayy, şu tiplerin fısıldaşmalarından da fenalık geldi.

Ay, boş ver ya, dedikoducu boş insanlar yani.

Hıı.

(Okul ortam sesi)

Ha! Ece, şu gelene bak.

Ay Hande, buraya Paris moda haftasından...

...manken mi ışınladılar, ne diyorsun?

(Hande) Ayy, öğrenci mi acaba?

(Ece) Yok yok, kesin yeni öğretmen bu.

(Ece) Ama ben ona gezdiririm bütün okulu boydan boya.

Ayy.

(Okul ortam sesi)

Selam.

-Selam. -Selam.

Bir konuşalım mı?

(Büro telefon zili sesi)

(Umut) Kolay gelsin.

(Erkek) Tebrikler, helal olsun.

(Kadın 1) Vallahi helal olsun.

(Erkek) Harikasın ha.

Haberi kovalayacaksın, eyvallah.

(Üst üste konuşma)

(Umut) Ya yapmayın ya.

(Kadın 2) İyi haber yapmışsın, bravo.

(Umut) Habercilik aşkı, aşk bu, aşk bu, aşk.

(Kadın 2) Çak.

(Umut) Hey hey hey! Hop hop hop, oley.

Sağ olun. Takımız biz abi, takımız. Eyvallah. Yapmayın.

Pelin Hanım, kolay gelsin.

Yine çalışıyorsunuz.

Ya ben bomba haberi yapmış bir muhabir olarak...

...az biraz geç kaldım, problem olmamıştır umarım.

Yok. Neden olsun ki? Kanal sizin çiftliğiniz ne de olsa.

I ıh. Yine ağzınızdan bal damlıyor.

Ben en iyisi hemen sadede geleyim. İş nedir, nereye gidiyoruz?

Pazara.

İyi, güzel. Ben pazar alışverişimi yaptım Pelin Hanım.

İş nedir? İşe gelelim. Çalışalım hadi.

Pazara fiyat araştırması yapmaya gideceksiniz.

Ee, malum, limon fiyatları tavan yapmış.

Ee, insanların da bilmesi gerekiyor...

...bu yılın zam şampiyonu hangi zerzevat olacak diye.

Bir dakika, ben anlamadım. Yani beni yeni muhabir gibi pazara mı yolluyorsun?

Haber akşama hazır olsun.

Ha, bu arada eğer güzel patlıcanlar görürseniz bana da bir kilo alın lütfen.

Akşama oturtma tapacağım da.

Peki.

Ne yani, sen şimdi beni buraya sorguya çekmek için mi çağırdın?

Sen hâl hatır sormaya mı geldiğimi sanmıştın?

Ya hayır tabii ki.

Ama babamla ilgili bir gelişme var sanıp umutlanmıştım bir an.

Sen kalkıp bana...

...Deniz Akok'u okuldan siz mi attırdınız diye soruyorsun.

Ama tabii, dün Amerika'da gerçekleşen kasırgadan...

...ve aynı zamanda olan metrobüs kazasından da ben sorumluyumdur.

Okuldan siz mi attırdınız demedim.

Okuldan atılmasıyla ilgili bir bilgin var mı diye sordum.

Daha ortada bir suçlama yok.

Ben derste ne yaşandı, onu öğrenmek istiyorum. Tamam mı?

Anlatmam bir şey değiştirecek mi?

O ne demek?

Yani sen çoktan beni suçlu ilan etmişsindir.

Hem diyelim ki konuştum.

Sen bir doçentin lafına mı inanacaksın...

...yoksa yolsuzluk yüzünden ülkeyi terk eden birinin kızına mı?

Bak, ben gerçeğin peşindeyim.

Ayrıca babanın işlediği suç...

...seni asla bağlamaz.

Bunu duymak iyi geldi biliyor musun?

Yani muhtemelen tüm ülke...

...ve bu okuldakiler tam tersini düşünüyordur.

(Müzik - Duygusal)

(Eşek anırma sesi)

Yok, yok, yok.

Yok anne, yer yarıldı lanet tapu içine girdi.

Neyse neyse, yarın artık hayırlısıyla halledeceğiz bu işi.

Ama ev de cıncık gibi, pırıl pırıl oldu Hatice'm.

Aslan yattığı yerden belli olurmuş.

Ya evet evet, en azından temizlik aradan çıkmış oldu.

Sen ne yapıyorsun? Niye oturuyorsun? Kalk hadi, gidiyoruz.

Anne, daha yeni oturduk ya.

Anneciğim bak, ben bugün şu zamana kadar...

...2025'e kadar kullanacağım enerjimi tükettim. Lütfen.

Oğlum, kalk, kalk, kalk hadi, işimiz var. Kalk.

Anneciğim, ben hayatta işi gücü olmamasıyla meşhur bir insanım.

Lütfen bırak beni ya, ne olur.

Düş önüme.

Ay annesinin kuzusu, iş de yaparmış. Yürü bakalım.

Tembel, tembel.

Anne, ne olacak bu işler ha?

Hadi bugün temizlik memizlik hallettik, yarın ne yapacağız?

Rabbim kimseyi darda bırakmaz oğlum.

Asıl sen Murat'ı aratmamakla çok iyi ettin.

Vallahi arasam Murat bu işin peşini bırakmazdı ana.

Sonra kim bilir nelere ulaşır, neler öğrenir.

Aman Allah korusun.

Evladım, gün doğmadan neler doğar. Bu kadar sıkma canını.

Ah be benim güzel anam ya.

Ya daha ne doğacak, doğduğu kadar doğdu işte.

Yarın gideceğiz tapuya, orada çiftliğin bizim olmadığına dair...

...karşımıza çıkacak tapu. Ondan sonra Hatice de beni boşayacak. Ben bittim ya.

Aman Allah korusun evladım, Allah korusun be.

Yahu korusun da--

Ulan.

Ulan! Ulan ne işi var senin burada?

Ee, ben hep buradayım.

Ulan madem oradasın da desene baba gizli saklı şeyler konuşmayın diye.

Allah Allah ya!

Kuzumun kuzusu, sen her şeyi duydun mu?

Çiftlik bizim değilmiş.

Ulan biraz sessiz.

Annem duyarsa babamı boşayacak.

Benim bu güzel aslan ailem dağılacak.

Ben sokaklara düşeceğim, belki de hastalanırım.

Çünkü garanti mikrop vardır sokaklarda bir sürü. Ölürüm belki de.

Ya bu Murat başka neyin peşine düşmüyor baba ya?

Sen bizden daha ne saklıyorsun Allah'ını seversen?

Yok oğlum, başka neyi saklayacağız?

İşte çiftliğin bizim olmadığına dair bilgileri saklıyoruz.

Şimdi sen bütün bunları duydun ya.

Şok, inkâr, bütün bunlar bir yaşa.

İçine sindir ha, tamam mı?

Ondan sonra bunları kabullen. Kabullen, babana yardım et, olur mu Gayret oğlum?

Yani bu çiftlik hiç mi bizim değil şimdi?

(Pazar ortam sesi)

Bu açı iyi mi böyle?

Pardon abi, anlamadım.

Bu açı diyorum, iyi mi?

İyi abi, iyi, süper.

Anonsu burada alırız o zaman.

Sonra sen pazardan öyle birkaç görüntü çekersin.

Ben de montajı hallederim artık masada.

Abi ama Pelin Hanım pazarda röportajlar yapsın dedi.

Ya eminim demiştir ya, problem Pelin.

-Kaydetmedin değil mi ulan? -Yok abi, yok. Korkma.

Oğlum, korktuğumdan değil.

Zaten Pelin Hanım'ın gazabına uğradığımız için fazlasına gerek yok.

Neyse, artık geldik, işimize bakacağız, hadi.

Hadi hazır.

Dur, son, şunu da vurayım.

Üç...

Hazırım.

İki, bir, kayıt.

Armudun sapı, üzümün çöpü, fasulyenin kılçığı, patlıcanın yarığı.

Ama en önemlisi hangi sebze zam şampiyonu...

...hangisi mutfağımızın bereketlisi. Sizin için araştırdık.

(Hatice) Yumurta.

Yumurtacı geldi.

Oğlum, biraz yardım etsene ya, şu güldür güldür sesinle bir bağır.

Halkın yoğun ilgisini üzerime çekmek istemiyorum anne.

Yardım edersen mis gibi kokan yumurtalarımıza...

...halk ilgisini gösterecek zaten, sen merak etme.

Yumurtacıya satmayıp, pazarda satalım diyen sendin.

Ben yapımında yardımcı oldum işte, yayını da sen yap.

(Pazar ortam sesi)

(Pazarcı) Maradona'ya gol attıran çoraplar bunlar.

(Parmak şaklatma sesi)

Yumurta!

Yumurtacı geldi!

Gel vatandaş, gel!

Gençleştiren yumurta geldi!

Gel vatandaş, gel!

Gel! 20 yıl gençleştiren yumurta geldi!

Kırıştım diye üzülme, yaşlandım diye büzülme!

Yay gibi geren, gıdıları hop diye toplayan yumurta geldi!

Gel, gel, gel vatandaş, gel!

Bu yanımda gördüğünüz delikanlı kaç yaşında biliyor musunuz?

Ee...

50 yaşında, 50, 50 yaşında!

Bakın, şu cilde bakın.

Yeni gelin tezgâhı gibi pırıl pırıl parlıyor.

Ya saçlara ne demeli vatandaş? Bir bak.

Ahenkle halay çekiyor.

Ee, üçüncü köprü gibi omuzlar uzanıyor.

Ee, bunların sırrı nerede? Aslan Çiftliği yumurtasında.

Gel gel!

Hadi canım sen de kimi kandırıyorsun?

Ne yumurtaymış, ne alakası var?

Yok artık anne.

Ee, sana anne dedi.

O 50'liyse sen kaç yaşında doğurdun kızım bunu?

Bravo teyzeciğim, çok güzel sordun. Sen beni kaç yaşında yaptın ki anne?

Kaçma, gel buraya, dur!

Oğlum, sen ne arıyorsun burada?

Haber peşindeyim ya, daha doğrusu haber benim peşimde.

(Erkek 1) Dur, kaçma, kaçma.

Bırakın abimi, hop dayı.

Bırakın oğlumu.

Çekil.

(Erkek 2) Kalk, kalk, kalk.

Pardon ya, pardon ya.

Pardon, pardon ya. Siz beni yanlış anladınız.

Ne yanlışı ulan? Geliyorsun, müşterileri ayartıyorsun.

Kaçırtıyorsun öbür tarafa, ekmeğimizle oynuyorsun.

Abi, bu da benim ekmeğim ama. Ben haberciyim.

Ben insanlara gerçekleri söylemek zorundayım.

O zaman sana bir haber vereyim, pazarda muhabire saldırdılar.

(Hatice) Aa, ne yapıyorsun sen be?

-Sen kimsin be? -Anne aslan.

Ben aslan, kaplan tanımam.

Ya, tanı o zaman.

(Yumurta kırılma sesi)

(Hep bir ağızdan) Aa!

(Bağırma sesleri)

(Vurma sesi)

Peki, o gün siz sınıfta mıydınız?

Çok pardon, affedersiniz.

Aa, sanırım burada bir soruşturma yapıyorsunuz.

Benim size çok acil ve çok önemli bilgiler vermem gerekiyor.

Tamam arkadaşlar, sizinle sonra devam edelim.

Bakalım bu kadar önemli ve acil bilgi neymiş.

Buyurun, sizi dinliyorum.

Öncelikle ben bu okulun gözde öğrencilerinden Ece Dinçer.

Ve her şeyi gördüm.

Evet, her şeyi biliyorum.

Nedir bildiğiniz?

Burcu suçlu.

Hangi konuda?

Bir kere sınav sorularını o satın aldı.

Ee, hocayı da okuldan attırdı.

Yani bence kesinlikle öyledir.

Emin değilsiniz.

Canım başka kim olabilir ki?

Vallahi biz daha yeni araştırma başlattık.

Konuyla ilgili de henüz kimseye bilgi verilmedi.

Siz bayağı bir hızlı çıktınız.

Öyleyimdir, çok teşekkür ederim.

Yani Deniz Hoca okuldan atılınca...

...burada da böyle bir soruşturma olduğunu görünce ben tahmin ettim diyelim.

Neyse, size söylemek istediğim...

...bu olayda kesinlikle Burcu'nun ve babasının parmağı var.

Hem bu olay olduğunda ben de dersteydim.

(Müzik - Gerilim)

(Karga sesi)

(Büro ortam sesi)

(Vurma sesi)

Umut Bey, bu ne hâl?

Aa, pazar arabasıyla falan mı çarpıştınız?

Herkes iyi mi?

Ya, siz ve komik şakalarınız ya.

İyiyiz ya, iyiyiz, sıkıntı yok. Gördüğünüz gibi.

Ama siz türlüye dönmüşsünüz.

Ya çok mu mutlu ediyor sizi yani beni böyle görmek?

Bir şey söyleyeyim mi? Tam kafamdaki gibi, her şey tam düşündüğüm gibi.

Kafanızdaki maydanoz gibi mi?

Tamam, ne düşünmüştünüz acaba?

Benim başarısız olmam seni mutlu ediyor.

Bomba gibi bir haber yaptım, hazmedemedin.

Yeteneğimi çekemediğin için de gittin stajyerler gibi beni pazara yolladın ya.

Ne alakası var? İşiniz bu.

İşim mişim değil bu benim. Bu benim başarıma kesilen ceza.

Hâle bak, şu ne ya?

Ben ama bir şey söyleyeyim mi? Çözdüm seni.

Masa başı haberci olduğun için benim gibi acar muhabirleri kıskanıyorsun.

Uğraşıp duruyorsun.

Ben sizin başarınızla değil, bu saçma sapan, ukala tavrınızla uğraşıyorum.

Ayrıca...

...bugün bu koltukta oturuyorsam sebebi tabii ki de başarım.

Oturuyorsun zaten, başka bir şey yok.

Ya bulduğun en dâhiyane fikir bile bu limon fiyatları.

Ya ben çok merak ediyorum acaba en son yaptığın bomba haber ne zamandı?

Sen hatırlıyor musun öyle bir şey? Ben hatırlamıyorum çünkü.

Bak, beni sahaya çıkarma.

Öyle bir haber yaparım ki seninki anca alt yazı olarak geçer.

Eminim öyle olur. Çünkü bomba haberleri kendine saklarsın.

Beni de artık süt sağmaya mı yollarsın...

...patates diyeti araştırmaya mı yollarsın? Artık kısmet.

Off.

Bir şey söyleyeceğim, ben gidiyorum. Vallahi şey geldi ya.

Bitti benim mesaim bugün.

Hiçbir yere gitmiyorsun, önce şu haberin montajını yap.

Yarın da yaparım onun montajını, acelesi yok.

Zaten limon fiyatları aynı, belli yani, ay boyunca değişmiyor.

Hadi.

(Mutlu) Ahh!

(Nefes sesi)

Al anne, al al.

Benim var.

Üff.

Tövbe estağfurullah.

Ne oldu size, bu ne hâl?

Anne, yalnız mısın sen, kimse yok mu?

Ha, yalnızım. Size ne oldu?

Evladımın çocuğu, kafana ne koydun sen?

Yumurta, annem koydu.

Evladım söyledim ya, o tantanada senin sen olduğunu anlayamadım. Ondan oldu.

Ne tantanası?

Bir dakika, bir dakika.

Sabah özenle taradığım şu saçlarıma laps diye yumurta kırmana mı üzüleyim...

...yoksa beni, Mutlu Aslan'ı...

...eşi benzeri olmayan şu evladını diğer sıradan insanlarla...

...karıştırmana mı üzüleyim bilmiyorum anneciğim.

Burada başçavuşun beygiri şey yapmıyor. Söylesenize, ne oldu?

Ya, yok anne, bir şey yok.

Pazarda böyle küçük bir karışıklık oldu ama biz onu çözdük, bitti.

Hah, belli oluyor hallolduğu.

Vedat'la Gayret yok mu?

Vedat'ın kahveden bir arkadaşı hastalanmış.

Gayret'le ikisi onu hastaneye götürmeye gittiler.

Ha, kahveden.

Kahveden bir arkadaş muhabbeti...

...gidip duruyor ama dur bakalım. Hayırdır.

Evladım, düş önüme hadi.

Saçımızı başımızı paklayalım. Otlu omlet gibi olduk.

Yürü.

Cık cık cık.

(Hatice) Ayy.

(Sessizlik)

Hayrola, kafamıza saksı düştü de konuşmaya mı karar verdik?

Yok, konuşmak için değil de uyarmak için buradayım.

Hadi ya.

Hangi konuda?

Ece'yle konuştuğunu gördüm de.

Kantinde.

Ee?

Ona güvenme diyecektim.

Yani amacım senin soruşturmanı engellemek veya seni etkilemeye çalışmak değil.

Ona inanmamalısın çünkü--

Seninle hastalıklı bir rekabet içinde.

Sana bunu o söylemiş olamaz değil mi?

Aslında söyledi.

Konuşma boyunca gözlerini sağ tarafa odakladı.

(Murat dış ses) Bu beynin yaratıcı kısmını...

...yani kurmaca bir öykü anlattığını gösterir.

Sonra defalarca senin okuldan atılıp atılmayacağını sordu.

Belli ki senden kurtulmak istiyor.

Bir de saç ve yüzük meselesi var tabii.

Saç ve yüzük?

Saçlarını senin gibi örmüş.

Ve senin yüzüklerinden takmış.

(Müzik)

Yani belki de ben onu taklit ediyorumdur.

Nereden biliyorsun?

Cık. Olamaz.

Çünkü bu saç sana daha fazla yakışmış.

Ondan dolayı söylediklerini dert etme.

Sallamadım pek.

Ya bravo.

Bayağı iş varmış sende.

Büyüyünce polis olsana.

Sen ukalalığı bırakınca olacağım, söz.

(Müzik - Duygusal)

(Siren sesi)

Gayret. Gayret, dur, nereye gidiyorsun oğlum ya?

Gidiyorsun da sen nereye gidiyorsun ya? Bir dur Allah aşkına ya.

Bilmiyorum baba ama eve dönmeyeceğim, o kesin.

Gayret, keçilik etme ya. Bak.

Koskoca adamsın ya, küsüp gitmek yakışır mı sana ya, ha?

Peki, senin yaptıkların sana yakıştı mı baba?

Gayret, bak bir eve gidelim oğlum, ha?

Bir beraber oturup konuşalım. Şimdi evdekiler merak edecek, anne işkillenecek.

İşte tam da o yüzden ben gelmeyeyim baba.

Ben anneme yalan söyleyemem. Sen söylemişsin ama ben yapamam baba.

Gayret.

Bak, yakan paçan dağılmış ha. Bir düzeltelim onları.

Sonra tekrar konuşuruz.

Benim içimde düzen namına hiçbir şey kalmadı ya.

Her şey altüst oldu.

Benim babam dürüsttür, yalan söylemez dedim ben.

Doğru bildiğim ne varsa hepsi birbirine karıştı baba.

Şimdi ben onları toparlamaya çalışırken...

...bırak üstüm başım dağınık kalsın.

(Vedat) Ah be oğlum.

Oğlum.

Herkes hata yapar ya.

Benim bu zamana kadar...

...ailemden başka hiçbir şeyim olmadı ki.

Ben bir tek yüzünüz gülsün...

...bir şeyiniz eksik olmasın diye...

...ömrüm boyunca sabahın körü, gecenin feri hep çalıştım.

Tamam, hata yaptım. Evet, yapmaz olaydım ama yaptım.

Ama hatırlıyor musun Gayret? Sen çocukken hep...

...düşerdin. Ben de sana...

...elimi uzatır, kaldırırdım.

Şimdi de sen bana yardım et oğlum, ha?

Tut elimden, kaldır.

(Müzik - Duygusal)

(Kuş cıvıltısı sesi)

Tayfun akıllı adamdır.

Normalde böyle şeylerle işi olmazdı.

Yazık tabii, üzülüyor insan.

Vallahi kulüpte de hep bu konu konuşuluyor.

Tayfun şöyle yemiş.

Hale böyle kaçmış.

Ama biz bari konuşmasak olur mu?

En azından şu an.

Burcucuğum, alınmıyorsun değil mi?

Genel durumlardan bahsediyoruz.

Burcu, kızım sen ne yapmayı düşünüyorsun?

Yani nerede kalacaksın?

Nerede yaşayacaksın?

Ee, bizim bir çiftlik evimiz varmış. Babam orada yaşamamı istiyor.

Çiftlik eviniz mi varmış?

Ben bütün mal varlığınıza el konuldu diye biliyordum ama.

Evet, yani hayır.

Daha doğrusu bilmiyorum.

Onu çözmeye çalışıyorum ben de.

Orayı satıp kendime yeni bir ev alacağım.

Tatlım, bence sen bu konuda pek umutlanma derim.

Çünkü ne yalan söyleyeyim, bana çok gerçekçi gelmedi.

Babanın yine alengirli planlarından biri olabilir.

Anne.

(Sessizlik)

Ee, artık biz tatlıya mı geçsek?

Tatlı yiyip, tatlı konuşuruz.

Ha, Burcucuğum, sen de ister misin?

Ee, Alona!

Tatlı servisini yapabilir miyiz?

Al canım.

Sağ ol annem.

Konuştunuz mu babamla, nasılmış arkadaşı?

Ee, annem konuştu.

Aa, ben konuştum oğlum. Çok iyiymiş, çok çok.

Yakında ayağa kalkar dedi. Beni de merak etmeyin, şarjım çok az dedi.

Gelince ben her şeyi anlatırım size dedi.

İyi, daha olmadı yemekten sonra gider bakarım ben.

I ıh.

Gitme be çocuğum, Gayret abin zaten yanında.

Ne işin var senin orada? Allah Allah!

Yani kırk yılda bir yüzünü görüyoruz be yavrum.

Varsa yoksa hep iş, iş, iş. Azıcık oturuver şurada.

Ayrıca abiciğim, neler kaçırıyorsun bir bilsen. Bugün kızın biri geldi.

Abi, nasıl güzel, nasıl güzel. Kız yıkılıyor ya.

Ee...

Pazara tezgâha bir kız geldi.

(Mutlu) Ahh!

Geldiği gibi de güzel güzel gitti. Sen asıl pazarın bombasını bilmiyorsun.

Pazar, kız, ne alaka?

Ben de öyle dedim, pazar ne alaka değil mi abi?

Bırak yumurtacı satsın yumurtaları, yok.

Tutturdu annem, ille de pazar. Pazar da pazar.

Bir dakika, bir dakika, sen şunları bir baştan tane tane anlat bakalım.

Sen şunu baştan tane tane anlatıver.

Ee, sen anlat bakayım bir baştan şunları bir tane tane.

Anlatayım ben baştan tane tane o zaman. Abi...

(Murat) Hı?

Sabah uyandım ben...

Ha, tamam tamam ya. Bu benim arabama binen kız.

Hatta yol boyunca söylenip durdu. Bu kız şimdi Tayfun Olgun'un kızı mıymış?

Bizim çiftliği mi istiyor?

Kendi çiftliğini istiyor, yani bizden kendi çiftliğini istiyor kız.

O ne demek abi?

Kız haklı.

Çiftlik gerçekte bizim değil.

Bir dakika, bir dakika ya, ben anlamakta güçlük çekiyorum.

Çiftlik gerçekte bizim değil, kızın. Kız Tayfun Olgun'un kızı.

Ya peki, bizim Tayfun Olgun'un çiftliğinde bunca yıldır işimiz ne babacığım?

Biz...

...Tayfun Bey'le bir anlaşma yaptık.

Anlaşma mı? Ben de kendimi haberci sanıyorum ha.

Siz bayağı bayağı tanışıyorsunuz yani?

Ee, pes babacığım ya.

Ben...

...bahçıvanlık yaparken...

...Tayfun Bey'in çiftliğine de bakıyordum.

Gayret o zamanlar yeni doğduydu.

Zor durumdaydık.

Sağ olsun, o da geçin oturun dediydi.

Dur, tahmin edeyim.

Devlet de yolsuzluk yüzünden bunun mal varlığına el koyunca...

...kızı da geldi çiftliğini mi geri istiyor, nedir?

Maalesef öyle.

Tamam, yanlış yaptım.

Hatalıyım.

Ama şimdi esas mesele, yarın anneniz tapuya gelecekmiş.

Tapuyu alınca kızın suratına çarpacakmış.

Yahu kız bizim suratımıza çarpacak tapuyu. Bilmiyor ki.

Çarpsın. Ben olsam var ya, hepimizin suratına tükürürdüm yemin ederim ha.

Lafın gelişi oldu o.

Tamam.

Ben bütün bu olanları annenize söyleyecektim.

Ömür boyu saklayamam ki. Bıçak kemiğe dayandı.

Ama keşke yarın tapuya gelmese de...

...orada öğrenmese bütün bunları. Yani yüreğine iner kadının ya.

Bir formülünü bulmak lazım bu işin.

Orası kesin.

Da ne yapmak lazım, onu bir düşünelim.

Mutlu.

Benim tanıdığım Mutlu bu işi çözer.

Ama bedavaya yapmaz.

Bedava yapmam.

Tamam.

Dokunulmazlık istiyorum.

-Ne? -Dokunulmazlık istiyorum.

Neyine dokunulmazlık?

Vallahi saçıma başıma, orama burama, yatışıma, kalkışıma.

Tembelliğime, sporuma, genel olarak hayatıma dokunulmazlık istiyorum.

Ulan duyan da sana sırtında yük taşıtıyoruz sanacak.

Ya zaten bir işin ucundan tuttuğun yok ki.

Akşama kadar boş boş yatıyorsun, hergele.

Böyle laf sokmalar da istemiyorum.

İyi.

Elin bebeleri babasından cep telefonu ister...

...araba ister, ev ister, evlenmek ister.

Bizimki boş gezenin boş kalfası olmak istiyor.

Fesuphanallah.

Vallahi babacığım, işine gelirse.

Zaten bana kadar düştüğüne göre fazla çaren yok demektir.

Ha, yoksa annem çiftliğin bizim ol--

Sus ulan, sus sus.

Deve davulu ya. Tamam ya, tamam ya.

Tamam, deve davul.

Dokunulmazsın.

İyi, anlaştık.

Anlaştık.

Seninle çalışmak büyük bir zevkti babacığım. Yine bekleriz.

Allah yazdıysa bozsun.

Yalnız bana bak, bu anneni tapuya götürmeden nasıl halledeceğiz o işi?

O iş bende babacığım, sen rahat ol. Sen rahat ol.

(Cırcır böceği sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Murat dış ses) Gidecek bir yerin var mı? Bir akraban...

...komşun, ne bileyim, eşin dostun da mı yok?

(Burcu dış ses) Her şeyi sen mahvettin.

(Burcu dış ses) Eğer benim babamın suçsuz yere peşine düşmeseydin...

...bunların hiçbiri benim başıma gelmeyecekti.

(Deniz dış ses) Tayfun Olgun ve kızı Burcu Olgun hakkında...

...ihbarda bulunmak istiyorum.

Olgun ailesinin işlediği tek suç yolsuzluk değil.

(Ece dış ses) Bence bu olayda kesinlikle...

...Burcu'nun ve babasının parmağı var.

(Ece dış ses) Hem bu olay olduğunda ben de dersteydim.

Sınav sorularını o satın aldı.

Ee, hocayı da okuldan o attırdı.

Sen bir doçentin lafına mı inanacaksın...

...yoksa yolsuzluk yüzünden ülkeyi terk eden birinin kızına mı?

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Araba motor sesi)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

(Karakol ortam sesi)

Vay be.

Ben erken geldim sanıyordum ama Murat Bey gelip yerine kurulmuş.

Kahveler de içilmiş.

Sabahladın mı sen yoksa?

Az biraz öyle oldu.

Vallahi bu Tayfun Olgun dosyası seni fena sardı ha.

Bak, bugün bu vatandaşı ziyarete gidiyoruz.

Kim bu vatandaş?

Yaren Ersoy. Burcu'yla hoca sınıfta tartıştıkları gün...

...o da orada asistanlık yapıyormuş.

Bir de hikâyeyi kendisinden dinleyelim bakalım.

Ahtım var, şu tapu meselesi hallolsun...

...fakir fukaraya, garip gurebaya yardım dağıtacağım.

Vay, o zaman garip kontenjanından bize de üç beş bir şey düşer ha?

Oğlum, sen düşkün müsün ya?

Bu, tok evin aç kedisi bu.

Öyle çok görmek istiyorum ki tapuyu gördüğünde o çalı süpürgesinin...

...suratının alacağı hâli.

En çok da o kadının yüzünü merak ediyorum biliyor musun?

Bakalım tapuda babamın ismini görünce o kadar yükseklerden konuşabilecek mi?

Hangi kadın ya, yaşlı olan mı?

Yok ya, aslan annesi hani. Aslan.

Dört aslanın annesiyim ben, dört.

Bacak kadar kıza pabuç bırakır mıyım hiç?

Ya ev benim dedikçe...

...kadının böyle gözleri yuvalarından buying buying diye fırladı.

Böyle gözlerini belertti, böyle kötü kötü baktı.

Aa, tabii ama o sandı ki biz susacağız, pısacağız, unutacağız.

Ama ben unutmam.

(Hatice) Ona da unutamayacağı bir ders vereceğim, kendisi istedi.

Vedat, Allah aşkına sen de tıs tıs tosbağa gibi gidiyorsun.

Hadi, geç kalacağız.

Ne yapayım Hatice'm, gidiyoruz işte ya.

Allah Allah! Hiç bana gidiyormuşuz gibi gelmiyor ama.

Biz buradan biraz önce gene geçmedik mi?

Ayy!

Anne.

Aa, babaanne.

Ayy, kanım çekiliyor, ayy!

Babaanne, iyi misin? Baba, çek sağa, çek sağa. Dur şurada.

Ayy ayy!

Ne oldu anam, iyi misin ya?

Allah muhafaza anne, yoksa tansiyonun falan mı çıktı?

Göğsüm, böğrüm, belim, bıkınım, kuyruk sokumuma...

He-her yerim titriyor kızım. Ayy!

Çoklu organ titremesi bu!

-O ne lan? -Kır, kır arabayı Vedat hastaneye.

-Hadi, hadi Gayret'in hastaneye. -Hadi baba, hadi.

(Hatice) Hadi.

Dayan babaanne, dayan!

-(Hatice) Anne. -Hadi baba, hadi.

(Müzik)

Anne, hadi anne, hadi anne.

Hadi, hadi, hadi...

Koş.

Dikkat et, dikkat et, dikkat et...

Tut, tut, tut...

Anne, doğruyu söyle, çok mu fenasın?

Ah gelin ah, şuramdan böyle bir yel geliyor böyle buramdan.

Irgalıyor böyle içimi, ırgalıyor, ırgalıyor.

Irgalıyorsa fena.

-Ay Vedat. -Efendim anacığım?

Ah Vedat oğlum, Vedat oğlum sen...

...bak gelin de burada, çocuklar da burada, hastanedeyim ben...

...bana bir şey olmaz, hadi sen git.

Sen git, şu tapu işini hallet oğlum.

Hadi tapu işini hallet, hadi.

-Başüstüne anne. -Ya Vedat!

Ne çiftliği, ne tapusu Allah aşkına annen bu haldeyken, ne yapıyorsun ya?

Ya bir dakika, biz ne yapıyoruz şu anda ya?

Hasta hasta kadının istediği şeyi yapmayacak mıyız? Git baba sen.

Evladım, babaannen şu anda ne dediğini bilemiyor. Kalacak.

-Ah! -Ya o kalırsa bu gidecek.

Kadının yüzünün feri akmış, bir ayağı çukurda zaten.

(Hatice) Annen bu vaziyetteyken hiçbir yere gidemezsin.

Ya mecburen kalıyorum ben o zaman çocuklar.

Ay, ay beni bu kız getirdi o hâle ben...

...o meymenetsiz kız gelmeden benim hiçbir şeyim yoktu.

Geldikten sonra uykularım kaçtı, hiç uyuyamaz oldum...

...her taraf, her tarafım ağrıyor, buralarım ılgı ılgı, ılgı ılgı.

Böyle bir şeyler akıyor böyle içimden.

Ay Vedat, oğlum, Vedat'ım gel.

Gel çocuğum. Sen git şu tapu işini hallet de...

...hadi yavrum, hallet.

-Kusura bakmayın. -Git baba git.

-Hadi, hadi, hadi. -Ay!

(Hayriye) Ay!

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

Tatlım, sen burada bekle istersen çünkü benim beş dakikalık işim var.

Okeydir.

(Sokak ortam sesi)

Selam, ne haber?

Şimdi de ikna etmek için seni mi yolladılar?

Yalnız çok art niyetlisin ya.

Ya bu düşmanca tutuma gerek yok ki, biz dostuz.

Ya da en azından olabiliriz.

-Niye öyle bir şey yapalım ki? -Ya ne demişler?

Dostunla düşman olacağına düşmanınla dost ol.

Kim demiş?

Ünlü bir düşünür.

Ben galiba ya.

Yalnız ben davamdan vazgeçmeyeceğim, onu söyleyeyim.

(Umut) Biliyorum.

Ya kusura bakmayın, sizi de beklettim biraz ben.

Yok, önemli değil. Ama bir an evvel şu tapu işlerini halledelim...

...çözülsün bu iş.

Dur kızım, dur. İçeri girmeden önce sana söylemem gereken bir şey var.

Yalnız yalvarma pozisyonlarına gireceksek...

...hiç girmeyelim, benim bu çiftliğe gerçekten çok ihtiyacım var.

Bu çiftliğin tapusu bizim üstümüze değil kızım.

(Gülme sesi) Biliyordum! Biliyordum işte.

Ya amcacığım, beni niye buraya kadar yoruyorsunuz ki? Biliyordum.

Yalnız bir dakika, hemen sevinmeyelim.

Çünkü çiftlik senin ya da babanın üstüne de kayıtlı değil.

-Ne? -(Umut) Ben sizi beklerken...

...tapunun bir fotokopisini aldım, şurada hemen göstereyim.

Şimdi çiftlik ne sizin üzerinize ne bizim üzerimize.

Mahir Yüceses diye birinin.

(Müzik - Gerilim)

(Yaren) Olanları harfi harfine anlattım zaten.

Yani öyle aman aman da bir tartışma olmadı diyorsunuz Yaren Hocam...

...doğru mudur?

Burcu'yla Deniz Akok arasında...

...bir sürtüşme oldu, tansiyon yükseldi, evet ama...

...ama öyle kin güdecek ya da bir komplo kuracak kadar değildi.

Deniz Hoca öyle düşünmüyor.

Yani açık açık soruları sattı gibi gösterenin...

...Burcu'nun babası olduğunu iddia ediyor.

Onun yerinde ben de olsam, ben de aynısını yapardım.

Anlamadım?

Koskoca doçent olarak soruları sattığımı kabul edeceğime...

...suçu başkalarına atardım.

Siz şimdi Deniz Akok'un gerçekten soruları sattığını söylüyorsunuz.

Söyleyemiyorum çünkü elimde delil yok.

Ama bu da olasılıklar dahilinde, değil mi?

Tebrikler hocam, doktoranızı vermişsiniz.

Teşekkür ederim.

(Kâğıt sesi)

(Fotoğraf çekme efekt sesi)

(Telefon zili sesi)

Çok pardon, bunu açmam lazım.

-Efendim annem. -Rahatsız ettim oğlum.

Babaannen fenalaştı da.

Onu hastaneye kaldırdık, haber vermek için aradım çocuğum.

Ne demek fenalaştı? Hangi hastanedesiniz?

Biz Gayret'in hastanedeyiz.

Umut'u da aradım, ona da söyleyecektim de açmadı telefonunu.

Tamam tamam, geliyorum ben hemen.

Benim acil çıkmam lazım. Ama sizi tekrar ziyarete geleceğim.

Size iyi çalışmalar.

(Yaren) Çok teşekkürler. Geçmiş olsun.

Performansınız ayakta alkışlandı Hayriye Hanım.

Valla reyting rekorları kırdınız.

Devam bölümü çekmeyi düşünüyor musunuz acaba?

Maymun.

Valla çekseniz bile ben bu aksiyonlu bir bölüm bana yeter.

Sahtekârlığın dibine vurdum ya, tamam, yeter.

Biz ailece ne düzenbaz olduk ya.

Düzenbaz senin babandır.

Evet, katılıyorum, ona katılıyorum.

Oğlum, zırtapozluk etme.

Bana bak, bırak şu kumandayı. İçim dışıma çıktı.

Şimdi baş kısmınla ayak kısmını böyle eşitleyeyim...

...hizalayayım, bırakacağım o zaman.

Oğlum, burada benim yerime anneniz yatsaydı...

...hasta olarak, daha mı iyiydi, hı?

(Mutlu) Değil mi? Babaanneciğim, ben de şöyle azıcık yanına geleyim.

Çok yoruldum ya, çok rahat gözüküyor burası.

Git, orada yat. Burası ancak bana göre. Aa!

O değil de biz bu Murat'ı arasa mıydık ya?

Valla hiç çocuğun haberi yok hiçbir şeyden. El oğlu gibi kaldı.

Hah, bir o eksikti. İstersen davulla, zurnayla bütün mahalleye yayalım ha?

Babaanneciğim, Murat abim mahalle mi?

-O da senin kuzunun kuzusu. -Ah kuzum.

Ah kuzumun en doğrucu Davut'u o. Vallahi bir öğrense çocuklar...

...bizi hemen apar topar çiftlikten taşır başka bir yere.

Bana bakın ha, babanız he deyinceye kadar sakın ha bir şey söylemeyin ha.

Aman aman, sakın ha. Oğlum, beni...

...ne yaptın beni? Tosta çevirdin burada. Git şuradan!

Kaç sen, kaç. Canını kurtar bari. Babaanneciğim, ben kurtarıyorum seni...

...hiç merak etme. -Be ya Rabbim!

-Şöyle mi yapıyoruz? -Hah, aç aç!

Ama ben de azıcık yanına yatacağım ha şöyle. İndiriyorum.

Hadi yat, azıcık gideyim. Hadi gel, hadi.

Oh babaannem benim. Ayaklarımız açık kalsın mı? Hı?

(Nefes sesi) (Gülme sesi)

-Ben de seni arıyordum Gayret abi. -Ne oldu Hikmet?

-Abi, ben gidiyorum, vedalaşmaya geldim. -Nereye gidiyorsun bu saatte ya?

Ha, sen kötü haberi bilmiyorsun abi. Hastane iflas etmiş.

-Ya bırak oğlum, ne, öyle şey mi olur? -Abi, gerçekten öyle.

Herkesi işten çıkarmışlar.

Ne kadar şakacı oldun başımıza ya.

Kameralar nerede, el sallayalım hadi, hop!

Abi, gerçekten öyle diyorum ama.

Neyse, sen moralini bozma, Allah'a emanet ol.

Bir de kutu almış eline.

-Ay! Ya Gayret. -Ay, ne ay?

Sana sarı zarf verdiler mi?

-Sarı, zarf? -Evet, herkesi işten çıkarmışlar.

Hastane batmış.

(Müzik - Duygusal)

O-o-olmaz ki öyle hastane niye...

Ya battıysa?

(Müzik - Duygusal)

(Kapı açılma sesi)

Abi.

Babaanne, kalk, ben yatayım ne olur ya.

-Hastane iflas etmiş. -Ne?

Ya ben hem işsiz kaldım hem evsiz kaldım.

(Gayret ağlama sesi)

Evsiz kaldım ne demek oğlum, işsiz kaldım ne demek?

Ben açıklayayım anneciğim.

Eğer bir er kişi yoksa işi işsiz demektir.

Mutlu, seni serum şişesiyle döverim.

Tamam ya. Abim işten atılmış. Yani hastane iflas etmiş.

Oo, ben senin gözyaşlarına, sana kıyamam oğlum.

(Ağlama sesi) (Hatice) Ya.

Tamam, işsizi anladık da evsiz ne demek? Evsiz kaldım ne demek ya?

Şok! Şok geçiriyor abim.

Anne, her şey üst üste geldi, bütün güven duygusu sarsıldı abimin ya.

Dün o çiroz kız geldi, yok çiftlik benim falan dedi.

Üzerine babaannem, baksana ne kadar kötü, çok kötü hastalandı.

-Ay! -Bak.

Ay Hatice'm, geldin mi? Ben çok kötüyüm Hatice'm.

Pert, pert yani.

Bir de bugün üzerine işini kaybetti.

Anneciğim, buna can dayanmaz. Bunların hepsi travma.

Ağlama benim güzel çocuğum. Kıyamam ben senin gözyaşlarına.

Bulacağız, iş bulacağız sana. Bulacağız, hiç sen, ah!

Ağlama, ağlama, bulacağız iş. Ağlama, ağlama kuzum, kıyamam.

(Burcu) Selin! Selin!

-Hadi, hadi Kanlıca'ya gidiyoruz. -Tamam.

Ne işimiz var kızım orada?

-Mahir Yüceses orada yaşıyor. -O kim ki?

Tapunun gerçek sahibi.

Kızım, hangi ara öğrendin ya bunu?

Tam tapudan çıkarken bir tane hayranım geldi, selfie çektirmek istedi.

Ben de karşılığında küçük bir iyilik istedim.

-E süper! -Pes etmek yok. Oraya gideceğiz...

...ve o adamı ikna edeceğiz. O çiftliği de alacağız.

(Müzik)

Tamam, yasal olarak çiftlik bizim olmayabilir ama...

...kızın da değilmiş işte baba.

Ne olacak yani ya? Tapuda Tayfun Bey'in adı yazmıyor olabilir.

Ama o çiftlik Tayfun Bey'in kızının.

Vicdanen ben bunu biliyorum. Hem ben sana söyleyeyim...

...o kız bu işin peşini bırakmaz.

Gider o adamı da bulur, çiftliğin tapusunu da alır.

-Biz kızdan önce bulsak adamı? -Ne olacak adamı bulsak?

Ya çiftliği bize versin diye ikna edeceğiz, anlatırız durumumuzu.

Oğlum, aklını başına devşir ya. Adam bize niye versin ki çiftliği?

Kıza niye versin baba?

Ya bir şansımız var, denesek ölür müyüz ya?

Telefonun çalıyor. (Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

Öf! Ya işe gidemeyeceğimi haber vermeyi unuttum.

Yakacak gemileri yine ya.

(Telefon zili sesi)

-Alo, Pelin Hanım. -(Pelin) Merhaba Umut Bey.

Dün öyle kapıları çarpıp çıktınız...

...bu saat oldu hâlâ gelmediniz. Sorumsuzlukta kendinizi bile aştınız.

Eğer işten ayrıldıysanız söyleyin de biz de bilelim.

Pelin Hanım, çok özür dilerim, ben haber vermeyi unuttum.

Benim çok önemli, ailevi bir meselem var.

Benim bugün gelmem mümkün değil. Tamam?

Bahanelerinizden sıkıldım artık.

Ya derhal buraya gelip şu pazar işinin montajını yaparsınız ya da--

Altı üstü basit bir haber ya.

Ya bunun montajını yapmak için Spielberg olmaya gerek yok ki.

(Umut ses) Ha, bu kadar acilse kendiniz yapın montajını.

Ha, yok diyorsanız hani, kovdurmak gibi bir niyetiniz varsa beni...

...bunu başarımı çok takdir eden müdürümüze...

...siz açıklarsınız artık durumu, tamam?

Yüzüme kapattı ha.

Ne yaptım ki şimdi? Bu neye kızdı ya?

Hadi keselim, biçelim şu Umut Bey'i.

-Yani görüntülerini. -Ha, tamam, hemen.

Burada, bir saniye.

Artık sevgilinize Sevgililer Günü'nde gül yerine maydanoz alabilirsiniz...

...çünkü o kadar pahalı. (Gülme sesi)

Kestik kestik, abarttım.

Canım oğlum, ay ben seni çok seviyorum.

Her zaman yeni haberlerini bekliyorum.

Sağ olun.

Sar şunu ileri, sar!

Sanki muhabir değil, 23 Nisan şiiri okuyan ilkokul öğrencisi.

Şuna bak. (İleri sarma sesi)

Evet sevgili seyirciler, ben cevval muhabiriniz Umut Aslan.

Halkın sevgilisi.

"Ben Kanal Güncel'den cevval muhabiriniz Umut Aslan."

Şu tipe bak ya.

Pazardayım ve şu an maydanozların yanındayım.

Ama yüksek fiyatlar, ben bile nasıl sunacağımı bilmiyorum bu haberleri.

Belki pazarcı abilerimiz bize bir yardımı dokunabilir.

Ya uçur bunları, uçur. Bu ne saçma sapan şeyler ya!

(İleri sarma sesi)

Seyfi, dur bakayım, dur.

-(Umut) Gerçek, gerçek şey-- -(Pazarcı) Niye insanları--

Aa, ne yapıyorsun ya? Aa, aa!

-Ya harika, şuna bak. -(Umut ses) Aa, bu ne ya?

Seyfi, sen unut şu limonu, pırasayı da asıl haber burada.

Kanalımızın cevval muhabirine pırasayla saldırdılar.

Süper ya!

(Üst üste konuşmalar) (Umut) Aa, vuruyor! Kaç, kaç, kaç...

İşte şimdi elime düştün Umut Aslan.

Daha iyi misin babaannem?

Ah iyiceyim oğlum, iyice. Biraz daha iyiceyim.

Babam nerede bu arada?

Babam nerede? Sana ne babam nerede, Allah Allah!

Sen gecenin bir körü çık evden git, sabaha kadar gelme...

...ondan sonra babam nerede. Sana ne?

Allah Allah. Abiciğim...

...ilk defa mı ben gece mesaiye çıkıyorum sanki?

B-babam, babam ilaç almaya gitti.

Ama seninki de ayıp oluyor abi, burada...

...babaannem ölüm döşeğinde, sen babamın peşindesin ya.

Tövbe de evladımın çocuğu, ne ölümü, ne döşeği?

Hepinizi ben cebimden çıkartırım derdim... ah!

(Hayriye) Ah, derdim ama ah günlerim sayılı.

Ah gidiyorum ben.

Anne, Allah aşkına öyle deme, ağzından yel alsın.

Ben seni teneşirde falan göremem, üstüne toprak atılırsa seyredemem.

Anne, ne olur.

(Hayriye) Aman be gelin, çok ağladın be, içim şişti!

Siz benimle iki dakika dışarı gelsenize.

Biz?

-Siz. -Vallahi mi?

Valla.

Ah.

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

-Evet abi, ne oldu? -Ne olduğunu sen söyle.

-Ne iş? -Ha, iş yok, iflas etmişler.

-Kimler? -Hastane.

Hangi hastane? Ya konumuzla ne alakası olduğunu sormayacağım.

Çünkü benim derdim babaannem. Tam olarak nesi var?

Çünkü pek hasta durmuyor ve siz de biraz garip davranıyorsunuz.

Abi, oldu mu şimdi bu söylediğin? Koskoca kadın bize yalan mı söyleyecek?

-Hayır canım, onu kastetmedim. -Neyi kastettin?

Ha Murat?

Ben senin bunca yıllık abinim ama senin bu kadar bencil olduğunu bilmiyordum.

Yazıklar olsun.

-Ben mi bencilim abi? -Evet.

Ya abimiz burada işinden olmuş...

...sen geliyorsun hâlâ yok garipsiniz falan. Valla pes abi ya.

Ya insan önce bir sorar, abi hayırdır, ne oldu?

Neyin var, nasıl gelişti?

Ama yok, beyefendi evde yok.

Tamam abiciğim. Çok pardon. O zaman soruyorum.

-Hastaneye ne oldu? -Hiç sorma birader.

Ama abiciğim, bir karar versen artık. Sorayım mı, sormayayım mı?

-Sor, sor. -Hastaneye ne oldu?

Ha, onu sorma.

Ama abi.

(Burcu) İşte böyle Mahir Bey amcacığım, tapuda sizin isminiz yazıyor.

(Burcu) Bu yüzden de yardımınıza ihtiyacımız var.

Evet, hem de çok. Çünkü Burcu evsiz kaldı.

Ev diyorsun ha? Hadi, söyleyin bakalım.

Bu evde kaç kişi var?

Yani şimdi ne alakası var, ben bilemedim ki.

-Dört kişi mi? -Beş olabilir mi?

Bence dokuz.

Oğlum, evde kaç kişi var say bakayım.

(Hizmetçi) Bir, iki, üç, dört, beş...

Beş kişi içeride, altı, yedi, sekiz, dokuz.

Oley be, dokuz! Ben kazandım.

Bravo Mahir Bey amcacığım.

Biz konumuza dönsek ama?

Dönelim.

Ama önce söyleyin bakalım.

Avucumda kaç badem şekeri var?

Bilene, benden badem şekeri.

Ay ama bir şey diyeyim mi, ben bu tahmin konularında çok iyiyim aslında.

Sekiz.

-Şimdi sırası mı Selinciğim? -Hadi hadi, sen de söyle.

Yani bilmiyorum ki tabii, üç?

Bence sıfır. Gene bilemediniz.

Şaka yaptım, tamam, tamam. Hadi.

Konuya dönelim. Neydi sizin derdiniz?

İlahi Mahir Bey amcacığım.

Şimdi benim babam, yani Tayfun Olgun...

...çiftliğin bizim olduğunu söylüyor ama tapuda hâlâ sizin isminiz var.

-Neden? -Ben...

...kesin onu bir bahiste falan kaybetmişimdir.

Sahi Tayfun nasıl?

İyi, babam gayet iyi, çok iyi.

Ama biz uzaklaşmasak konudan, konuda kalsak?

Koşu mu yapmıştık, balık mı tutmuştuk, bir bahse girmiştik ama.

Kaybetmiştim.

E peki tapuyu neden vermediniz?

Vakit olmamış demek ki. Ama sözümüz sözdür.

Veririz dediysek veririz, o kadar.

Gerçekten mi?

Ya o tapuları bana veriyor, Evlerimi alıyorum, yaşasın!

(Umut) Mahir Bey amcacığım.

Bir de bizi dinlemeden kararını verme. Ben Umut.

Bu da babam Vedat Aslan.

Biz bahsi geçen çiftliğin 30 yıllık sakinleri, sahibiyiz.

Yahu siz nereden çıktınız gene?

Ayrıca çiftlik nasıl sizin oluyor acaba?

Çünkü biz orayı bozkırdan adam ettik, çok emek verdik.

Bir dakika, bir dakika.

(Mahir) Siz bana şimdi en baştan sırayla anlatır mısınız?

(Müzik)

Şimdi bu kız haklı.

(Mahir) Babasına söz vermiş.

Tapu üzerinde olmasa da çiftlik aslında onlarınmış.

Mış yok Mahir amcacığım, çiftlik benim.

Ama siz de haklısınız.

(Burcu) Hayda.

Senin yine aklın dağıldı Mahir amcacığım.

(Mahir) Dağılmadı, dağılmadı.

Bunca yıl uğraşıp bozkırı adam etmişler.

Otuz yıl önceki o taş toprak, cennet olmuş çıkmış.

Şimdi hiç mi hakları yok o çiftlikte?

Olmaz mı bey amca? Hem de her köşesinde emeğimiz var.

Karımla ben ömrümüzü verdik oraya.

Yani lafın teki, iki taraf da haklı.

Hadi, bahse girelim...

...bakalım çiftliği hanginiz alacak?

-Tabii ki ben, ben. -Biz, biz.

(Burcu) Ben, ben.

Merak ediyorsunuz değil mi?

Çok, çok, çok merak ediyoruz.

(Mahir) Vallahi ben de merak ediyorum çocuklar.

Çünkü şu halde iki taraf da eşit.

Kime "Al çiftlik senin olsun" desem...

...ötekine haksızlık etmiş olurum.

Ee, peki şimdi ne olacak?

Hangi taraf terazinin dengesini değiştirirse...

...çiftliği de o alacak.

Kim çiftliği daha çok hak ettiğini ispatlarsa...

...o kazanacak.

(Müzik)

Mesai beni bekler. Ben gidiyorum.

Çok yorma kendini kuzum.

Tamam canım. Hadi dikkat edin siz de.

-Hadi oğlum. -Hadi abi, kolay gelsin.

-Allah'a emanet olun. -Hadi dikkat et.

Hadi bakalım.

Ah yoruldu çocuğum, buralara kadar geldi.

Niye söylediniz Murat'a? Yazık, çok üzüldü yavrum.

Ay anne, geldi, gördü, döndü mesaisine işte.

Sonradan öğrense daha mı iyiydi?

Değildi.

Değildi, değil mi? Yani insan çok bozulur bir kere.

Düşünsene, burada herkes, her şeyi biliyor, bir sen bilmiyorsun.

Bozulurdu tabii, hatta küserdi.

Ben olsam kesin küserdim, suratına bile bakmazdım.

Yok, yapmazdın.

Yani kıyamazdın.

Neye kıyamazdım, kime kıyamazdım?

Mesela bizim çiftlik bizim değil--

Ah! Ay, ay!

Aa, babaanne?

Ay, ay gidici bu sefer, vallahi gidici.

Çok beklersin gitmemi.

(Umut dış ses) Şimdilik asayiş berkemal, dağılabilirsiniz.

Ya yok, babaannem iyi ya. Baksanıza, yüzüne kan geldi.

Ay. Geldi mi?

-Geldi geldi. -İyi miyim ben şimdi?

İyisin.

-Tamam mı? -Ya tamam.

O zaman gidelim, hemen gidelim.

Maşallah, mucize ya, şuna bak.

(Üst üste konuşmalar)

Acele etmeseydiniz, biraz daha yatsaydı.

Geçmiş olsun. Yo yo, güzel oldu.

Anladın mı sen şimdi, ne oldu?

Allah'ın takdiri. Anne, ölümü öp bak, bir daha bana soru sorma, ne olur.

(Müzik)

(Martı sesleri) (Dalga sesleri)

Yeter ama Burcucuğum ya, perişan ettin bak kendini.

(Müzik - Duygusal)

Söylemesi kolay tabii. Gidecek bir evin var.

Annen baban evde seni bekliyor. Ailen var.

Her şeye sahipsin.

Sekiz tane kredi kartın olduğuna da bahse girerim.

Dokuz.

Yaklaştın ama.

Ya kendini benim yerime koysana bir.

(Martı sesleri) (Dalga sesleri)

Karanlık bir kuyuya düştüm sanki.

Düşüyorum, düşüyorum ama bir türlü sonu gelmiyor.

Ya bunların hepsi bir kâbus olsun...

...uyanayım, her şey geçsin istiyorum.

Ama olmuyor.

Lütfen ama ya.

Yapma artık. Bulacağız bir yolunu, çözeceğiz bir şekilde.

Nasıl çözeceğiz Selin ya?

Sahip olduğun tek şey o çiftlik.

Onun da başka bir sahibi var.

Özetle...

...annesiz, babasız kaldıktan sonra...

...bir de evsiz kaldım.

Aşk olsun ama. Ben ne güne duruyorum burada?

Ya bizde kalırsın.

Hem bak, aynı okula gidiyoruz, birlikte gider geliriz.

Benim evim senin evin Burcu, lütfen.

Ya sorun o değil ki.

(Müzik - Duygusal)

Nereye?

(Müzik - Duygusal) (Martı sesleri)

Yalnız kalsam daha iyi olacak sanki.

(Müzik - Duygusal) (Martı sesleri)

Bu havada var ya, on numara olur bizim burası.

-En güzel mevsim. -(Hatice) Anne...

...senin yemeğini odana mı çıkarsaydık acaba?

Niye, cezalı mıyım ben kızım?

Yok babaannem, hani sen rahatsızlandın ya.

-Annem onun için öyle dedi. -Ha.

Ya o kadar ağırına gitti ki hastanelik olmak...

...bütün hafızası silinmiş babaannemin.

Evet, aynen öyle olmuş. (Gülme sesi)

Kedi olalı kırk yılda bir, bir fare yakaladın evladımın çocuğu.

Olan bana oldu ya. Ben 12 senelik işimden oldum vallahi billahi.

Hadi az para veriyorlar, anladım da...

...en azından huyumu suyumu biliyorlardı bunlar benim, ben ne yapacağım şimdi ya?

Ben senin meseleni çözdüm oğlum, merak etme.

Nasıl çözdün?

Gayret abime hastane mi açacağız?

(Gülme sesi)

(Umut) Yani bu huyla, suyla çünkü başkasının iş vermesi çok zor.

Hayır, hastane açmayacağız.

Kahvaltıcı açacağız.

Kahvaltıcı mı?

Benim haberim yok bundan.

E yeni düşündüm de o yüzden.

Şu komşu kadının yumurta fiyatlarını kırması yüzünden...

...yumurta fiyatları ta tabanlara düştü. Yani salça yap...

...reçel kaynat, turşu kur...

...ya bu bahçenin mahsulünü tüketmek mümkün değil. Yani...

...neresinden baksan, bir orduyu doyuracak kadar da...

...bu bahçeden sebzeyle meyve alıyoruz.

Yani kahvaltıcı açarsak, şu çocuğum...

...minder eskitmekten, bu çocuğum da bunalımdan kurtulur.

(Vedat) Olmaz.

Hayır, kesinlikle olmaz.

İşine gelmiyor diye hemen itiraz etme Mutlu Aslan.

Aslında akla yakın duruyor baba. Sen niye istemedin ki?

Yani şunun için istemedim, anneniz zaten çok yoruluyor oğlum.

Yani bir de üstüne ekstra bir yük yüklemeyelim.

Zaten çiftliğin ne olacağı da çok belli değil.

(Öksürme sesi)

(Horoz sesi)

Çiftliğe ne olabilir ki Vedat?

Yok canım, koskoca çiftliğe ne olacak?

Şey için diyorum, şimdi bu hani küresel ısınma var ya...

...işte bak bir yağmur yağıyor, bir güneş açıyor, bir bir şey oluyor...

...yani bu durumda bizim aileye ürün yetiştirmek ayrı bir şey...

...bir müesseseye ürün yetiştirmek ayrı şey. Yani o anlamda şey ettim yani.

Çok güzel açıkladın baba, valla tebrik ederim.

Hani o alnın kirli ve terli olmasa, gelip oradan öpeceğim ben seni de.

Ben çayı şey edeyim o zaman da...

Tamam, o zaman ben de tatlıyı şey edeyim.

Vedat, sana torpilli yerinden koyacağım.

-Tatlı mı? -(Hatice) Tatlıyı yerken...

...şu muhteşem fikrimi bir daha düşünürsün.

Bak göreceksin, paraları koyacak yer bulamayacağız.

-Tamam, bir çayı şey edeyim. -(Hatice) İyi, hadi.

Ya sizin bir şeyleri şey etmeniz ne kadar hoş.

Yoksa biz burada bayağı bir şey olacaktık ya.

Nereden çıktı bu kahvaltı şeysi.

-Burcu nerede Selinciğim? -Odada baba, birazdan gelir.

Yemek masasına geç kalmak hiç doğru bir hareket değil.

Bu evin bazı kuralları var...

...ve misafirlerimiz de bunlara uymak zorundalar Selinciğim.

Abart istersen anne.

Ay sanki kraliyet ailesiyiz de kraliyet yemeğine geciken Prenses Diana.

Ne oluyoruz yani?

Bu üslubunu hiç beğenmedim. Kimlerden öğreniyorsun sen bunları?

Gerçekten mi söylüyorsun bunları?

Bırakın tartışmayı. Kızım, bu kız daha ne kadar bizde kalacak?

(Selin) Dilediği kadar tabii ki baba.

Ne münasebet? Bu evin bir düzeni var, yol geçen hanı mı burası?

Tamam canım.

Anlıyorum, arkadaşının zor zamanında yardımcı olmak istiyorsun. Çok güzel.

Ama her şey bir yere kadar, değil mi? Para yardımı yapalım...

...kalacağı yeri bulalım, ona varım. Ama...

(Müzik - Duygusal)

(Kapı gıcırtısı sesi)

(Umut) Eski topraksın sen babaanne.

(Umut) Nereden baksan daha 30, 40 sene yaşarsın.

(Hayriye) Sen benimle dalga mı geçiyorsun, evladımın çocuğu?

(Hayriye) He, yaşarım ne olacak? Benden kolay kurtulamayacaksınız.

(Umut) Babaanne, sen daha 30, 40 sene daha yaşarsın ya.

(Gülme sesi)

Ya şu çocukların gülüşünü duyuyorum ya, çok şükür ya.

Allah bugünümüzü aratmasın. Bak, annem de öyle tansiyonu çıkmış...

...şimdi düzeldi kadın.

Hep o çırpı bacak yüzünden oldu.

Yok canım, ondan değil ya. Şurada salça, turşu derken...

...kadının tansiyonu indi, çıktı işte, o kadar.

Yok, yok Vedat. O çıngıraklı yılan zehirledi annemi.

Neyse, layığını da buldu.

Ya Allah aşkına bir daha anlatsana...

...şu tapuyu gözüne soktuğunda nasıl morardı?

Ya Hatice, on defa mı anlatacağım ya?

Ya oldu bitti işte, bizim de işimiz yoluna girdi.

Dü-düzeldi işte, hem elin garibanı için de öyle şeyler deme ya.

Kim? O mu gariban?

(Çaydanlık koyma sesi)

Hatice, bak, kızı babası terk edip gitmiş. Ha?

Kimi kimsesi de kalmamış besbelli. Ee, devlet de mallarına el koyunca...

...yazık, dımdızlak kalmış ortada ya.

Allah Allah! Ortada kaldıysa öyle deseydi.

Gelip bizden insan gibi yardım isteseydi.

Biz de Tanrı misafiri geldi diye yardım etseydik.

Yok, yok Vedat. Bu terbiyesizliğe laf yok. Valla olmaz.

(Çatal ses)

Yapma Vedat, yapma.

(Çatal sesi)

(Dalga sesleri)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi)

-Alo. -(Tayfun ses) Kızım.

Baba. Babacığım, canım babam.

(Tayfun ses) Ağlıyor musun sen? Burcu?

-Yok babacığım. -(Tayfun ses) Burcu.

Ağlamıyorum, sen beni boş ver, sen ne yapıyorsun, neredesin?

(Tayfun ses) İyi olacağım, hepimiz olacağız.

(Tayfun ses) Suçsuz olduğumu ispat etmek için yollar arıyorum kızım.

-(Tayfun ses) Beni merak etme. -Baba.

Beni de yanına alsana, ha?

Beni de yanına al, ne olur.

(Tayfun ses) Orada kalman en doğrusuydu.

(Tayfun ses) Böyle yapıp beni daha fazla üzme, tamam mı?

(Tayfun ses) Yerleştiniz mi çiftliğe? Her şey yolunda mı?

Yok baba, yerleşemedik, yolunda değil.

Ben çiftliğe gittim ama bizim olduğunu ispatlayamadım.

Sonra gittim, o adam var ya hani, tapu başka bir adamın üstüne...

...sen de biliyorsundur, o adamla konuştum--

(Tayfun ses) Fazla vaktim yok. Mahir'le aramızda bir sözleşme yapmıştık.

(Tayfun ses) Çalışma odamda. Akit dosyalarından birinde olacaktı.

(Tayfun ses) Onu bul, Mahir'e götür. O gereğini yapar.

(Tayfun ses) Hale'yi aradım ama ulaşamadım bu arada. Yanındaysa...

...bir de onun sesini duyayım kızım.

(Hale dış ses) Gördüğün adam arkadaşım değildi. Hayır, sevgilimdi.

(Flashback)

Hale annem, benim yanımdaydı.

Ama sonra onun da biraz morali bozuk ya...

...bir arkadaşı aradı, onun yanına gitti.

Şarjı bitmek üzereydi.

Belki telefonu kapanmıştır.

(Tayfun ses) İyisiniz değil mi Burcu? Her şey yolunda?

(Tayfun ses) Yani bir sıkıntınız falan yok, değil mi?

Yok baba, iyiyiz.

Sen de iyi ol, tamam mı? Kendine çok iyi bak.

Çok özledim seni.

(Müzik - Duygusal) (Martı sesleri)

(Gülme sesleri) Şunu kardeşine uzat bakayım.

Ben yemeyeceğim.

Al abi.

Ha. Ya ben bunu yiyemem valla, bakteri transferi oldu bunda.

Yiyemem ben bunu, sen ye.

(Üfleme sesi) Al.

Lan, yesene!

Ah kuzumun kuzusu, ellerimi yıkadım, bıçağı yıkadım, tabağı yıkadım...

...vallahi sirkeli suya batırdım ellerimi azıcık.

Ya ama bunları batırman lazım senin sirkeli suya. Ben yiyemem öyle.

Ne yapalım, maç mı atalım ya, ha?

Valla annemin yemekleri başka türlü yakılmıyor ha.

Yok oğlum, sonra yenilince ağlıyorsun sen.

-Ne alakası var ya? -Ben oynarım ama koşmam.

Şişt, ben de oynarım ama gol atarsam sarılmam, öpmem, söyleyeyim.

Ben oynamam da, koşmam da, hem sarılırım hem öperim hepinizi.

Ya ne olur ya, ne olur Murat, ne olur ya, ne olur ya, hadi ya.

Çok fena gaza geldim ya. Şöyle ikiye iki maç yapalım, şöyle...

...kardeş kardeşe maç yapalım ya, ikiye iki.

Ya illa gel beni yen diyor babaanne.

Kazananı babaannem öpüyor. Hadi, hadi, hadi.

(Telefon zili sesi) Kimin telefonu cırlıyor?

(Murat) Ha, benim babaanne. (Telefon zili sesi)

-Ha? -Devrem.

Kusura bakma, rahatsız ettim ama durum acil.

Söyle.

Tayfun Olgun'un evinde şüpheli hareketlenmeler tespit edilmiş.

Ya döndü ya da iş birlikçileri diye düşünüyoruz.

Tamam, çıkıyorum ben hemen.

Ekip yönlendireyim mi?

Yok yok, şimdi patırtı yapıp kaçırmayalım elimizden.

-Kaçtım ben. -Nereye kaçtın?

Anladın tabii, yeneceğim seni, motive olmuşum, kaçarsın tabii.

Oğlum var ya, ben hayatımda senin kadar...

...yenilmeye doymayan bir adam daha görmedim ha. Değil mi babaanne?

Yenilen pehlivan güreşe doymazmış kuzum.

Eyvallah ya babaanne. Sağ ol ya.

Hadi armut ye, armut, al.

(Müzik)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Gerilim)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Gerilim)

(Kapı açılma sesi) Polis!

Ah!

Senin ne işin var burada ya?

Asıl senin ne işin var burada?

(Murat) Hayır, hayır Cem, kimseyi yollamana gerek yok.

(Murat) Ben baktım, asayiş berkemal.

(Murat) Yanlış ihbarmış.

(Murat) Sana da Cemo, hadi şubede görüşürüz.

Neden beni ihbar etmedin?

Şeker?

Yok, kullanmıyorum.

İsabet oldu. Çünkü ben de yerini bilmiyordum.

Neden beni ihbar etmedin?

Çünkü önce seni bir dinlemek istedim.

O odada ne aradığını ve neyin peşinde olduğunu öğrenmek istiyorum.

Bir iki özel eşyam vardı, onları almaya geldim sadece.

Söylediğine sen bile inanmadın.

Ben niye inanayım?

(Müzik)

Sen özel eşyalarını babanın odasında mı saklıyorsun?

Sonra insan hangi özel eşyası için polis...

...tarafından kapıya vurulmuş bir mührü yırtar?

Ha, bir de gece olmasını bekliyorsun.

Elinde fener, dikkat çekmemek için koyu renk giysiler falan.

Tüm bunlar baban yolsuzluk yüzünden ülkeyi terk etmişken oluyor.

Bana sorarsan...

...sen o odaya başka bir şey aramak için girdin Burcu Olgun.

Ya evet, başka bir şey aramak için girdim!

Sen benim hayatımı bir günde altüst etmedin mi? Ettin!

Ben her şeyimi kaybetmedim mi? Evet, kaybettim!

Ya şu an bildiğin kafamı sokacak bir evim bile yok!

Gidebileceğim tek bir yer var, oranın tapusu da başka birinin üstünde.

-Kimin? -Mahir Yüceses diye bir adamın üstünde.

Ya zaten devlet bu yüzden el koymamış ya.

Ya babam o adamla bir sözleşme yaptıklarını söyledi, ben--

Ne zaman söyledi?

Yoksa...

...baban kaçtıktan sonra seninle iletişime mi geçti?

Ya ne alakası var?

Zamanında söylemişti. Oradan aklımda kalmış benim.

Ya işin aslı, benim o belgeye ulaşmam gerekiyor. O yüzden buraya geldim.

Ee, o belge burada olmadığına göre yüksek ihtimalle sizin elinizde.

(Müzik)

Ah... Al oğlum al, ye.

Uff! Aman be evlatcığım!

Bütün bahçeyi altını üstüne getirdim.

Neredesin sen? Vallahi öldüm meraktan.

Buradayım anacığım, buradayım.

Biraz kafamı dinleyeyim dedim.

Dinleme! Sen kafanı dinleme çocuğum.

Şimdi bozuk plak gibi aynı şeyi çalıyordur durmadan.

Anca kendine zarar.

Affedemiyorum anacığım.

Kendi yaptıklarımdan dolayı kendimi affedemiyorum.

Hah! Şimdi bunu duyan ikinci cihan harbini sen çıkardın sanacak!

Oğlum, olan olmuş bir kere!

Bu kadar kendini harap etme! Allah aşkına!

Bak, bir şekilde düze çıktık işte.

Bundan sonrası Allah kerim!

Sizi de kendi yalanlarıma ortak ettim anacığım.

Anne, oğlanların yüzüne bakamıyorum ben.

Bir de Murat duyarsa var ya...

Duymayacak. Murat duymayacak.

Eninde sonunda öğrenecek.

Kimden duyacak oğlum? Biz söylemezsek kimden?

Kimden duyacak? Kimse söylemez ki.

Allah korusun! Şeytan kulağına kurşun! Aman aman!

Aman duymasın! Aman, aman!

Murat bu işin peşine düşünce...

...öğreneceklerini sen düşün.

Sadece çiftliğin gittiğine yanmam...

...aile birliğimizden de olacağız.

Aman Allah korusun yavrum.

Bana bak, hiçbir şey olmayacak.

Biz ana oğul bir araya geldik mi...

...her şeyin üstesinden geliriz. Bu kadar merak etme güzel kuzum benim.

-Oh yavrum benim! -Güzel anam.

(Hayriye) Güzel evladım benim.

(Nefes sesi)

Ee, tamam.

Görüşürüz madem.

Bence bir daha görüşmesek daha iyi.

Polissin ya hani.

Bir daha görüşmemek üzere o zaman.

Sen nereye gidiyorsun?

Ne yapacaksın? Sana ne?

Ne atarlı hatun çıktın sen ya. Allah Allah.

Ya kötü niyetle sormadım. Saat geç oldu, gideceğin yere kadar bırakayım diyecektim.

İstemez canım. Ben tek başıma giderim, kalsın.

Bir gidecek yerin var mı ki?

Sen şimdi gerçi bunu da yanlış anlarsın.

Hani demin, başımı sokacak yerim kalmadı dedin ya?

Ondan soruyorum.

Polis olarak sormuyorum yani.

Eğer içeride beni ihbar etmedin diye sana borçlandım falan sanıyorsan--

Bak, konuyu saptırma.

Onunla bunun bir alakası yok.

Ayrıca sen beni ne sandın? Hayret bir şey ya.

Ne oldu canım? Gururuna mı dokundu?

Nereye gidiyormuşum, nerede kalacakmışım!

Sen benim hayatımı altüst ederken, her şeyi mahvederken...

...nereye gideceğimi, ne yapacağımı düşünüyor muydun?

Babamı suçsuz yere içeri atmaya çalışmadın mı sen? Peşine düşmedin mi?

Ne oldu Murat Komiser'im? Başınıza saksı mı düştü?

Direnme de atla hadi.

Bak, gururun da, sinirin de sana şu an bir faydası yok.

Gece gece başına iş açılacak, ondan sonra da ucu bana dokunacak.

Aa, şimdi de seni değil, kendimi düşünüyorum oldu.

-Yemezler canım, hadi. -Saçmalama kızım, hadi bin şu arabaya!

Aa, binmeyeceğim diyorum! Gelmeyeceğim!

Allah Allah! Zorlamasana beni! Bana bak, şey yaparım sana...

-Ne yaparsın? -Şey...

Ne yaparsın? Polise mi ihbar edersin?

-Evet! -Ne şikâyetin varsa bana söyleyebilirsin.

Ne de olsa polisim ben değil mi?

Ay çattık!

Cık, cık, cık!

Taksi! Taksi dur! Dur abi dur, Allah aşkına dur!

Dur, dur, dur!

Bas abi, git.

(Müzik - Neşeli)

-Ne kadar tuttu acaba? -35 lira efendim.

Şöyle buyurun.

-Sağ olun, hayırlı işler. -(Taksici) İyi akşamlar. Sağ olun.

(Müzik - Duygusal)

(Sinyal sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Ya abiciğim! Abiciğim, şu yakışıklılığa bakar mısın ya?

Ben var ya, kadın olsam kendi kollarıma atmıştım kendimi!

Millet beni görünce estetik yaptırmaya gidiyor.

Ama parayla bu kimyayı yakalayamazsın.

Ha sen... E sen bir de bak.

Bir de böyle bana bir bak.

Yani benim şu yakışıklılığım, yani haberciliğimi baltalıyor ya.

Vallahi bak.

Ya röportaj yapayım diyorum, insanlar benim bu karizmama, aura'ma kitlenmekten...

...karşımda konuşamıyorlar ya.

O senin çenenden, çenenden o.

Hı, çenem.

Çenem de demir gibi ha, vallahi.

Ya burnumu da ayrıca kusursuz bir şekilde tamamlıyor.

Yani şöyle söyleyeyim...

...ben bir, Kıvanç iki.

-Hangi Kıvanç? -Tatlı şey.

Haa.

Ne kadar... Aa, çok komik!

Git başka yerde şişir kendini. Hadi, yürüyün gidin buradan!

Bu arada senin bu telefon var ya, tir tir titredi burada.

Al bakayım, ne o?

Hayranlardır ya.

Ne oluyor ya?

Geçmiş olsun abi, haberlerde gördük.

Geçmiş olsun Umutcuğum.

Haberlerde çok komiktin, iyisindir inşallah.

Abiciğim... Kumandayı verir misin abi?

-Bırak, ben açarım. -Haber kanalını aç abi, haber.

Amacı sadece haber yapmak olan muhabirimize saldıran...

...ve basın özgürlüğünü tehdit eden esnafı kınıyoruz.

(Spiker ses) Yaşadıklarından sonra travma geçiren...

...ve bir süre istirahat eden muhabirimize geçmiş olsun diyoruz.

(Televizyondan gelen bağırma sesleri)

-Kalk kalk. -Hayır ya.

Abi, hayır ya!

-Ben bu kızı öldüreceğim! -Abi sakin ol, abi bir sakin ol.

Bornozla olmaz ya.

(Telefon zili sesi)

Efendim Umutcuğum. Seni dinliyorum.

Ya sen bana bunu nasıl yaparsın ya?

Hı? Nasıl yaparsın sen bana bunu?

E sen demedin mi limon haberi çok sıkıcı diye?

E ben de bir Spielberg kadar olmasam da...

...habere aksiyon katmaya çalıştım.

Yani elimden geldiğince yeteneğimi konuşturdum.

Ya büyük yetenek! Yarın oraya geliyorum, bizzat kendim ben seni tebrik edeceğim!

Tamam mı? Hadi!

-Abi sakin... -Dur be!

Cık, ya abi ne yapıyorsun ya?

Ya şu yaptığına bak ya!

(Müzik - Duygusal)

(Işık kapanma sesleri)

Bence artık toplantıya başlayalım. Umut Bey yine geç kalacak nasılsa.

Belki de artık hiç gelmez.

-Kim bilir. -Dünkü haberden sonra.

Nesi varmış dünkü haberin?

Basın özgürlüğüne yapılan saldırıya karşı tepkisiz mi kalsaydık?

(Umut) Nerede o Pelin Hanım?

Pelin Hanım! Gelin gelin, tebrik edeceğim sizi, gelin!

Umut Bey, ne yapıyorsunuz? Hem hak ettiniz bunu!

Ne hak ettiniz ya?

Rezil ettin beni memlekete!

Bu yaptığınız çok saçma değil mi? Ben sizin amirinizim!

-Beni yakalayıp ne yapacaksınız? -Onu yakalayınca anlarsın.

Umut Bey, bırakın şu çocukça davranışları!

Eğer çok istiyorsanız, iyi bir haber yapın ve utandırın beni.

Biz de sizi alkışlayalım, değil mi çocuklar?

-Tabii, çok doğru, evet. -Kesinlikle.

Ya bırakın şu şak şak alkışlama şeylerini.

En sevmediğim şeyler ya.

O zaman şöyle yapacağız, ben senin o çok istediğin büyük haberi yapacağım.

Sen de karşılığında benimle uğraşmayı keseceksin, tamam mı?

Eğer iddia ettiğiniz kadar iyi bir haber yaparsanız, tamam, sizi rahat bırakacağım.

Ama bir şartım var.

Neymiş o?

Eğer ben sizden daha iyi bir haber yaparsam...

...istifa edeceksiniz.

Yani o...

Nereden baksanız güneşin batıdan doğması kadar imkânsız bir şey.

Yani anlaştık ya. Vallahi anlaştık ya.

Varım ben. Anlaştık.

Şahitsiniz.

Tamam, göreceğiz.

Göreceğiz.

-Kolay gelsin. -Sağ olun amirim.

Eyvallah devrem.

Bizim tezgâhta iki sosisli yiyeceğim, gelecek misin?

Gelmem mi ya? Uçarım uçar!

İyi hadi. Bitti mi tarama?

Üniversite tayfasından herhangi birine ödeme yapmış mı...

...cidden şu Tayfun?

Hâlâ bakıyoruz, bitmedi daha.

Şu ana kadar yok öyle bir şey.

-Ben hazırım. -Var mı dışarıdan bir şey isteyen?

-Size afiyet olsun. -İyi hadi, eyvallah. Kolay gelsin.

-Hadi gel. -Hadi kolay gelsin millet.

Samanlıkta iğne arıyoruz anasını satayım.

Bir de başımıza şu üniversite hocasının işi çıktı.

Ne oldu?

Ya sen bir iki dakika beklesene.

-Ne oldu, bir şey mi unuttun? -Çocuklara bir şey soracaktım.

Sen devam et.

-Aa, Levent. -Buyur komiserim?

Şu Tayfun Olgun'un evinden gelen belgeler, dosyalar falan var ya?

Evet?

Onların içinde Mahir Yüceses diye biriyle yapılmış bir sözleşmeye...

...rastlarsan haberim olsun.

Tamam komiserim.

Ama doğrudan benim haberim olsun.

Başüstüne komiserim.

-Mahir Yüceses. -Aynen.

-Hadi kolay gelsin. -Teşekkürler.

(Müzik)

(Müzik)

(Fön sesi) (Gülme sesleri)

Aa, Burcu? Kızım, sen bu kadar düştün mü? İnanamıyorum.

(Gülme sesleri)

Ay dur bir dakika. Fotoğrafını çekeceğim.

Çek, çek, çek!

Ay inan... Gel buraya, gel!

Gözyaşlarını silmen için mendil vereyim Burcu.

(Gülme sesleri)

Ne yaptın, çektin mi? Tipe bak! (Gülme sesleri)

Burcu? Burcu?

Burcu, bu ne hâl?

-Bir şey mi oldu? -Ya yok bir şey.

İyiyim ben. Ne var Selin?

Ay ne demek ne var kızım ya?

Dün gece aklım çıktı.

Hayır en son odadaydın, yemeğe inmedin.

Mesaj atmışsın dışarı çıktım diye.

Ay, arıyorum, açmıyorsun.

Yalnız kalmaya ihtiyacım vardı biraz.

Ya Burcu...

...gidecek yerin mi var şu an? Bütün gece neredeydin?

Kaldım işte bir arkadaşta.

Ay lütfen söyler misin?

Bu gözlerinin hâli ne?

Ya toz kaçmıştır belki.

Belki rimel falan kaçmıştır. Darlamasana Selin ya.

Ya benim acil para bulmam lazım.

Bu böyle olmuyor.

Tamam.

Gidelim bizimkilere söyleyelim. Annemler çözer.

Yok, onlar olmaz.

Niye ya? Hallederler işte.

Ya olmaz Selin ya, olmaz işte.

Ya neden?

Ya Burcu!

Ya nereye?

(Umut iç ses) Hadi bakalım Pelin Hanım. Haber nasıl yapılır, göreceksin sen.

Burcu? Tesadüfe bak ha, ben de seni görmeye gelmiştim.

Hiç sırası değil ya.

Ya daha konunun ne olduğunu bilmiyorsun ki.

Herhangi bir konunun hiç sırası değil.

Ya tamam, o zaman kahve içelim, karşılıklı susalım.

-Hiç konuşmayalım. -Ben bugünkü kahve kotamı doldurdum.

Çay içelim.

Çay hiç sevmem.

Ayran, limonata, soda...

...yani ne içersen. İçmez misin? İçelim bir şeyler ya.

Senin derdin ne, bir açık açık söylesene bana.

Ya ben konuşmak, laflamak, dertleşmek...

...ya mümkünse arkadaş olmak isterim.

Bizim o çiftlikten başka konuşacak herhangi bir şeyimiz yok, bu bir.

İkincisi; seni ve aileni kapının önüne koyacak biriyle niye arkadaş...

...olmak isteyesin? Bu da iki!

Nasıl olacakmış ya o?

Nasıl olacak, söyleyeyim mi?

Babam Mahir Yüceses'le bir anlaşma yaptığını söyledi.

Ve ben o sözleşmeyi bulur bulmaz seni ve aileni çiftliğimden atacağım!

Ha, o tatlı ailene söyle, nakliye şirketi aramaya başlasınlar.

Lazım olacak.

(Telefon zili sesi) Cık, ya.

Dinlemedeyim birader.

En acilinden benim evde toplanmamız lazım.

Durumlar fena karışık. Gayret abimi de, babamı da topla gel.

Allah Allah, o sesindeki panik hiç hoşuma gitmedi ha.

Birader, bir saat içinde bende olun. Gerçekten kırmızı alarm, hadi!

Tamam abiciğim, geliyoruz. Hadi görüşürüz.

Allah Allah.

-Gel, gel, gel! Geç baba, geç! -Tüh! Tüh!

Şişt!

Ya abi, sana da pes ya!

Öyle kapı çalınmadan içeri mi girilir?

Oğlum, zorla soktu, ben ne yapayım?

Bir dakika bir durun. Çok önemli bir mesele var, konuşmamız lazım.

Ne oldu? Gene bir sıkıntı mı var?

Çiftlik mi elden gidiyor?

Vallahi bak bunu sokar, gebertirim kendimi, gebertirim!

Abi bir dur, anlatacağım.

Aa? Ne yapıyorsunuz siz burada?

Ajan takma diş. Gel, gel babaanne. Çok gizli bir toplantı.

Aman, her şeye karışma sen.

Çırpı bacaklı, sırık kızdan bir haber var mı?

Galiba.

Umut abim aradı. Dedi ki çok acil buluşmamız lazım...

...ben telefonda anlatamıyorum.

-Kaçta, nerede? -Bir saat sonra Umut abimin evinde.

O zaman hemen bir ayarlama yapalım.

Ananıza görünmeden hemen dağılalım.

-Tamam. -Tamam.

(Boğaz temizleme sesi) Evet abi, evet.

Gidiyor mu, bir daha bakayım ben. Hah.

Yok, sol taraf uzun oldu. Yani senin solun... Ha baba, ne dedin?

-Biraz uzun olmuş. -Sağ ol canım kardeşim.

Ben onu sonra keseceğim. Yapacağım.

(Gülme sesi)

Ne yapıyorsunuz burada?

Bunu helikoptere çevirdim.

Gelin, kıskandın mı yoksa?

Kuzum, kuzumla, çocuklarıyla ne güzel bir muhabbet bir muhabbet...

...pek eğlendik doğrusu. Aman gel yavrum.

Gel azıcık hava alalım seninle. Ana oğul bir dolaşalım şöyle bahçede.

-Hadi yavrum. -Ben de çıkayım.

Çünkü şınavlamam lazım. Üst küçüldü biraz.

Benim zaten çok işim var. En az üç tur daha elimi yıkamam lazım.

Aferin, spor saatlerimi unutmamışsın.

Bakıyorum sen de rutinini hiç bozmamışsın.

Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur. Değil mi?

Ben de sana yoga yapmayı öneririm.

Belki biraz ruhun arınır.

Ay, bu kadar yolu bana laf çakmak için gelmedin herhalde?

Paramı istiyorum.

Pardon?

Ne parasını istiyorsun?

Babamın sana benim için emanet ettiği parayı istiyorum.

Baban o paranın sende olmasını isteseydi sana bırakırdı zaten.

Eğer babam onu aldattığını öğrenseydi...

...sence sana böyle bir para emanet eder miydi?

Hayır. Seni direkt kapının önüne koyardı.

Çok geç kaldı ama.

O beni kapının önüne koymadan devlet onu kapı dışarı etti.

Ya sen ne iğrenç bir insan çıktın!

Paramı ver bana, gideyim. Bundan sonra ne sen beni görürsün, ne de ben seni görürüm.

Benden olmayan bir parayı istediğinin farkında mısın?

Sen ne demek istiyorsun?

Baban, o olmaması gereken parayı...

...bana nakit olarak elden verdi.

Yani doğal olarak ortada ne bir banka kaydı...

...ne de bir transfer bilgisi var.

Yasal olarak aslında ortada böyle bir para yok.

Bu yüzden, şu an gerçekten benden tam olarak ne istediğini hiç anlayamadım.

Tatlım!

Esselamu aleyküm.

Esselamu aleyküm ve rahmetullah.

Allah kabul etsin anne.

Âmin kızım, sağ ol.

Vedat'la oğlanlar nerede?

-Onlar çıktılar. -Ha, bahçeye mi?

Yok, bir telefon geldi, çıktılar.

Kimden?

Kahvedeki arkadaşından.

Ha, yine mi? Ne istiyormuş?

Ay ne bileyim. Hastalanmış mı ne.

Bir şey için mi lazım olmuş...

Vallahi bilmiyorum kızım. Toparlanıp çıktılar işte.

Hepsi?

Hatice'm, sen beni sorguya mı çekiyorsun?

Ha? Ahiret suali sorar gibi.

Hafiye mi olacaksın sen kızım?

Kahve anne?

Yok, istemem, çarpıntı yapıyor.

(Müzik - Gerilim)

(Hatice dış ses) Kimmiş arayan Vedat?

Önemli değil ya. Kahveden arkadaşlar.

Ne istiyormuş ki baba bu saatte?

La sana bir de hesap mı vereceğim ya?

Allah Allah.

Ben Burcu Olgun. Yani Tayfun Olgun'un kızıyım.

(Burcu dış ses) Bu çiftliğin gerçek sahibiyim.

(Hatice dış ses) Ne demek tapu yok Vedat?

Hatice, şimdi senelerdir bu tapu bize lazım olmadı.

İçeriyi aradım, taradım, bulamadım.

E belki de kayboldu, bilmiyorum ki.

(Vedat dış ses) Yok yani.

Hastane iflas etmiş. Hem işsiz hem evsiz kaldım.

Evsiz kaldım ne demek oğlum?

İşsiz kaldım ne demek?

Hayır, benim anlamadığım, bu kız bu sözleşmeyi nereden buldu?

Hadi bu sözleşmeyi buldu...

...gidecek o Mahir denen herife geri döndüğünde ne yapacak?

Tapuyu üstüne alacak. Tapuyu üstüne alırsa ne olacak?

Annem her şeyi öğrenecek ya!

Annem her şeyi öğrenirse baba, önce seni, sonra biz bütün ortakların ne olacak?

Kesecek.

Ben önce eşsiz, sonra işsiz, evsiz derken şimdi...

Hah! Yok, nefes...

Ben buradan kendimi aşağı atayım! Gebereyim, kurtulayım, yeter ya!

Abi ne olur, gözünü seveyim otur ya.

Bak, bizim de başımız döndü, biz de üzülüyoruz.

-Konuşacağız, hadi. -Nereye oturayım lan, nereye oturayım?

Sen de şuraları bir dahaki geldiğimde toparla.

Vallahi senin bu dağınıklığın benim sinir uçlarımı...

...mahvetti, yaktı beni ha! -Peki, tamam.

Ya alsana şunu, al şunu.

Ya abi abartma sen de her şeyi, bir şey yok. Belli ki çocuk bir kez giymiş ya!

Gel.

Ya baba, sen de bir şey söyle, gözünü seveyim bak.

Geldiğimizden beri hiçbir şey söylemiyorsun. Korkutuyorsun beni ha.

Benim bir şey söyleyecek...

...ne yüzüm ne de hâlim var be evladım.

Tamam baba, herkes hata yapar.

Ya kız sözleşmeyi bulduğumda dedi.

Ya belki de bulmamıştır. Hâlâ bir umut var.

Yok, umut falan yok. Bu evdeki tek umut, bizim kardeşlerimizden birinin ismi.

Bence gidip bir yer bulalım vallahi. Yeni bir yer bulalım.

Hah, Gayret abim haklı. Bence biz yeni bir yer bulalım.

Sonra gidip söyleyelim anneme. O zaman affeder bizi, vallahi.

Bir kadın kendini 30 yıl aldatan bir adama...

...hiçbir şekilde güvenmez.

(Vedat) Annen o çiftliğe hayatını verdi.

(Vedat) Onun her şeyiydi orası.

Şimdi 30 yıldan sonra ben...

...Hatice'me nasıl derim o çiftlik bizim değil diye?

(Vedat) Hı? Nasıl söylerim? Nasıl?

Anne?

(Müzik - Duygusal)

Hadi buyur cenaze namazına.

Duyduklarım doğru mu Vedat?

(Müzik - Duygusal)

Hayır Selinciğim, bu akşam size gelmeyeceğim.

Yarın akşam da gelmeyeceğim. Çünkü bundan sonra kendi evimde kalmayı düşünüyorum.

Orası değil. Ee, biliyorsun, orayı mühürlediler.

Ben de çiftlik evinde kalmaya karar verdim.

Madem orayı satamıyorum...

...ben de giderim, oraya yerleşirim.

Tamam canım, tamam. Hadi sonra görüşürüz.

Öpüyorum seni, bye bye.

Senin çiftliğe bu yoldan gidildiğinden emin misin abla?

Bildiğin dağ başı burası.

Eminim eminim, siz sürün.

Senin için söylemiştim. Şimdiden 100 kağıt yazdı taksimetre.

Ne-ne? Ka-ka-kaç yazdı?

100 TL.

Yalnız ben deminden beri bakıyorum, orada 54 buçuk TL yazıyor.

O saat ki abla. Taksimetre solda. Saat 5.45!

Ay bende kafa mı kaldı?

Diyorum ki niye bu kadar yavaş ilerliyor.

Yalnız siz de taksimetreyi gizli bir bölmeye koysaydınız da ben hiç...

...göremeseydim.

İyi de bana niye kızıyorsun ki abla?

Taksimetre solda, aşağıda.

Ee, peki şey yapsak oluyor mu, kredi kartı falan?

Ay bende kredi kartı da yok ki.

Ne dedin, anlamadım abla.

Ben diyorum ki taksimetredeki para...

...benim cüzdanımdaki parayı birazcık aşmış olabilir diyorum.

Dalga mı geçiyorsun benimle?

Vallahi dalga geçmeyi ben de çok isterdim ama maalesef dalga geçmiyorum.

Bakın siz ee, çok şirin...

...çok tatlı, çok naif bir beyefendiye benziyorsunuz.

Bugünkü o hayırseverlik kotanızı benimle doldursanız ölür müsünüz, hı?

(Fren sesi)

(Taksici) İn aşağı kardeşim, in! Sen beni mi kazıklıyorsun?

(Taksici) Allah Allah! İn, in, in!

Ee, beni burada bırakmasanız? Beyefendiciğim, bir açar mısın?

(Cama tıklama sesi)

Açabilir misiniz camı? Ee...

Beyefendiciğim, yalnız böyle olmuyor. Siz beni hiç bırakıp gitmeseniz?

Yani dağın başında ne yapacağım ki ben? Değil mi?

Hop hop! Vallahi bırakmam!

-Hop! Aa, polis! -Çekil, deli misin nesin?

Polis! Sen şimdi görürsün!

Hay ben böyle şansın...

-Yine mi sen? -Vallahi yolun ortasında durduran sensin.

Ne oluyor burada?

Memur Bey, hem parası yok, hem taksiye binip beni bu dağ başına getiriyor...

...bir de üstüne hakaret ediyor. -Beyefendi, Memur Bey.

Ben bundan şikâyetçiyim.

Memur Bey, bu deliyle ben daha fazla uğraşamayacağım.

Bırakın, benim işim gücüm var. Müsaade edin gideyim ben.

-Hadi git sen. -Bir kadını burada bırakıp...

45 TL'cik! Ne var ya? Sonra ödeseydim!

Ayıp yaptığınız ya!

Bir kadına yapılır mı? Buralarda bırakılır mı? Hı?

Hâlâ gidiyorsun, hâlâ!

Hadi atla, acelem var.

İstemez. Ölürüm de gelmem seninle.

Binmezsen ölme riskin daha yüksek. Benden söylemesi.

Ha, tabii seçim senin. İster gel, ister kal.

(Müzik - Neşeli)

(Korna sesi)

Bak, son kez soruyorum!

İyi, sen bilirsin!

Tamam! Tamam, tamam!

Ee, anlat bakalım. Hangi rüzgâr attı seni buraya?

-Evime gidiyorum. -Evine?

Evet. Ee, yaşanılan yer hani.

Böyle çatısı var, bacası var.

Dört tane duvar, odalar falan.

Ben size ait bir ev kalmadı diye biliyordum.

Söylemiştim ya hani, babamın üstüne olmayan bir çiftlik evi var diye.

Oraya gidiyorum.

Bundan sonra o çiftlikte yaşayacağım!

Ee, okul kütüphanesinde uyumaktan daha iyi bir formül gibi duruyor.

Bir dakika. Sen benim okul kütüphanesinde uyuduğumu nereden biliyorsun?

Şimdi sana iki iyi haberim var.

İki iyi haber.

Vallahi bünyem bunu kaldırmayabilir, ben söyleyeyim.

Seni gideceğin yere...

...hatta kapısına kadar bırakacağım.

Güvenliğinden emin olana kadar da bırakmayacağım. Tamam mı?

Ee, tamam diyelim. Öbür haber?

Yalnız benim önce bir eve gidip, bizimkilerle akşam yemeği yemem gerekiyor.

-Söz verdim. -Şimdi gitmezsem bir hafta trip yerim.

Yani bize akşam yemeğine davetlisin.

Ee, mecbur muyum?

Vallahi buradan pek otobüs geçmez.

Taksi desen hiç geçmez.

Yani yürümek istemiyorsan evet.

Ama şimdi nasıl olur bilemedim ki.

Garip olur sanki.

Ay azıcık... (Gülme sesi)

Karnım da acıkmaya başladı.

Annenler beni karşılarında görünce bu kız nereden çıktı demesinler sakın?

Yok.

Dünya tatlısıdır onlar.

Hele misafire bayılırlar.

Gör bak, bayılacaksın hepsine.

(Müzik)

(El freni sesi)

Ee, biz önce ailene yemeğe gitmeyecek miydik?

Tamam, öyle yaptık zaten.

İşte burası benim ailemle yaşadığım yer.

Be-ben anlamadım.

Bir dakika bir dakika, sen şimdi bu çiftlikte mi yaşıyorsun?

Evet.

Yani o Aslan familyası da senin ailen, öyle mi?

Evet de siz nereden tanışıyorsunuz?

Çünkü bu çiftlik benim!

(Müzik - Gerilim)

(Müzik - Jenerik)

Bu dizinin betimlemesi ES FİLM tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Alt Yazı: Gülay Yılmaz - Nuray Ünal - Çağıl Doğan - Gökberk Yılmaz

İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat

Son Kontroller: Zerrin Çınar - Beliz Coşar

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.