Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.BZ
Official YIFY movies site: YTS.BZ
Bu yıl hiçbir şey yapmayacağımızı söylemiştin.
Sanırım yalan söyledim.
Keşke bana buraya geleceğimizi söyleseydin.
İşe giderken daha güzel bir şeyler giyerdim.
Her zaman güzel görünüyorsun.
Yaşlı ve rüküş görünüyorum.
Neden artık bana hiç mektup yazmıyorsun?
Gülleri sevdiğini sanıyordum.
Gülleri severim.
Ama sözlerini de seviyorum.
Sana her gün kelimelerimi veriyorum.
Değişiklik olsun diye farklı bir şey deneyeyim dedim.
ama...
bu öksürüğün sesini sevmedim.
Sipariş hazır mı?
Sanırım hazır.
İstiridye çorbanızdan bir kase istiyo rum.
Ve mantarlı ravioli lütfen.
Peki ya siz?
Bir bakayım.
Hey hey hey!
Günaydın!
Günaydın.
Üstüne bir şey ister misin?
Yine aynı haldesin.
Dünya'da neler oluyor?
Howard'ı takas etmişler.
Pek şaşırmadım.
Yani bu sezon zaten bir yere gitmiyorlardı.
Onu takas edip karşılığında...
...bir şeyler alabilirlerdi, biliyor musun?
Minnesota'dan aldıkları yeni çocuğu duydun mu?
Dion Jones.
Evet!
Yeni Tom Brady olacakmış.
Adamın top gibi bir kolu var.
Demek ihtiyaçları olan buymuş!
Gider tıkanmış.
Şaka yapıyorsun.
Aman Tanrım, lanet olası gider!
Anladım, anladım.
Bu lavabonun altında daha çok vakit g eçiriyorum.
Aptal şey!
Buna inanamıyorum!
Tanrım... bizi koru!
İyi misin?
Evet, iyiyim.
Orada ne yapıyor?
Gider tıkanmış.
Yine mi?
Biliyorsun... Sana söyleyip duruyorum .
Kahve telvesini gidere atmamalısın. - Ben atmıyorum.
Kanıtlar aksini gösteriyor canım.
Orada olmamalısın.
Tanrı bilir ne soluyorsun.
Beni duyuyor musun?
Hey, bu da ne?
bu gerçekten komik!
Anlıyorum.
Şimdi her yerde karıncalar olacak.
Umarım o zaman komik olur!
Bakmamı ister misin?
Evet, sakıncası yoksa.
Üzgünüm.
Şimdi ne yapıyorsun?
Onları domates bitkilerini asmak için saksı olarak kullanacağım.
Fidanlıktaki Duddie, baş aşağı...
...büyümeleri için en iyi yolun bu olduğunu söyledi.
Onları sümüklü böcekler ve Sincaplardan uzak tutuyormuş.
Anlıyorum.
Sincaplar yine de kuş yemlerini alıyorlar, değil mi?
Zavallı şeyler.
Joey'nin sürekli bahsettiği şu metal tuzaklardan almalıyız.
Müthişler.
Geçen sene kaç tane ağaçkakan yakaladın?
Sekiz.
Hepsini ne yapacaksın?
Onları Chautauqua Gölü'ne götürüp...
orada bırakabiliriz.
Başkasının bahçesini yiyip bitirsinler diye mi?
Bu işe yarar!
Pekâlâ.
İşte oldu.
Bence güzel oldu.
Pekala o zaman.
Hala aç mısın?
Her zaman açım.
Kahvaltım ne olacak?
Yumurtaların nerede olduğunu biliyorsun.
Burada işlerin nasıl yürüdüğünü anlıyorum.
Harika.
Gitmem gerek.
Bugün yeni buzağılarını ineklerle tanıştıracağız.
Onlar için her zaman çok acı verici görünüyor.
Onlar iyi.
Onlara sadece bir avuç yem ver...
...farkı anlamazlar bile.
Birkaç kasaba ötede bir çiftçi arkadaşım var.
Bir keresinde...
...şehirli bir adam gelip onda kalmıştı.
ve o da bütün taşra deneyimini yaşamak istemişti.
Temiz hava, her şey.
Ahıra gitti, Bütün inekleri sağacaktı.
Bir kova ve bir tabure almış ve sırayla hayvanları sağmaya başlamış.
İki saat sonra işi bitmiş ve evine geri dönmüş.
Sonra arkadaşıma "hey, senin için bütün...
ineklerini sağdım" demiş.
Çiftçi arkadaşım da yan gözle ona doğru bakıp...
..."Bunu söylemen çok komik çünkü...
benim hiç ineğim çünkü hepsi boğa" demiş.
Barry!
Evet.
Hepsi Boğaymış.
Şu anda hepsi rahat.
Tütün kullanmak istiyorlar.
Barry!
Barry?
Barry!?
Derin bir nefes al!
Tamam. Gel otur şuraya.
Gel nefes al. Al bakalım.
Nefes al.
Nefes al. Otur.
Ne yapmalıyım?
911'i ara!
Hayır, yapma!
Birazdan geçer.
Yapma.
Yavaş iç, yavaş!
Gördün mü?
Geçeceğini söylemiştim.
Sadece, kahve yanlış boruya gitti, hepsi bu.
Hey.
Kardeşini gördün mü?
Hayır.
Ona boş ahırları doldurmasını söyledimiştim. Sence dinlemiş midir?
İnekler pislik içinde.
Ben temizlerim.
Konuştuklarımız hakkında hiç düşündün mü?
Hala düşünüyorum.
Sana %50 ortaklık teklif ediyorum.
Evet dersen tapuyu hemen imzalarım.
19 yaşında kendi süt çiftliği olan birini tanıyor musun?
Jimbone'u görürsen onu aradığımı söyle.
Pekala.
Derin nefes al
şimdiver.
Tekrar.
Şimdi ver.
Pekala. Gömleğini geri giyebilirsin.
Evet, ne düşünüyorsun?
Hâlâ atıyor mu?
Hala çalışıyor.
Hadi, konuş benimle Jim.
Parmaklarının morardığını fark etmişsindir.
Evet.
Yeterli kan dolaşımı yok.
Yeterli oksijen yok.
Bu yüzden, bacaklarında ve ciğerlerinde...
...fark ettiğin sıvının sebebi bu.
Böbreklerin gerekli işlemi yapamıyor.
Boğulma hissi de işte bu yüzden.
Çünkü nefes alamıyorsun.
Bu daha da kötüleşecek.
Eğer, bu şey artık çalışmıyorsa...
Ne dersin, o zaman bundan kurtulabilir miyiz?
Bu seninle yapman gereken bir konuşma .
Ama doğrusu bunu tavsiye etmem.
Kalbin onsuz yaşayabilecek kadar güçlü değil.
Çok üzgünüm.
nakil için aday olmadığından...
...O şey...
kalbini ayakta tutan tek şey.
Hepsi bu.
Dinle.
Barry.
Sana karşı dürüst olacağım.
Her şey çok ilerledi.
Sizi daha rahat ettirmenin yolları var.
Hazır olduğunda, haber ver.
Pekala.
Bana ne kadar vaktim kaldığını söyle.
Tamam mı?
Reçetelerini...
eczaneye gönderdim. İlaçlarını oradan alırsın.
Bu arada...
...haftaya aynı saatte mi?
Patron sensin.
Merhaba, Cora.
Jim.
Doktorlar yanılabilir.
İnsanlar bazen doktorların söylediğinden daha uzun yaşarlar.
Hastalık bu kadar ilerlediğinde değil.
Bazen.
Üç ayım olduğunu söyledi.
Tamam mı?
Bu konudan bahsetmeyelim.
Sana böyle bir şey söyleyerek kendini ne sanıyor, anlamıyorum.
Sadece gerçekçi davranıyor.
Ne dediği umurumda değil.
Konjestif kalp yetmezliği ya da değil.
Buradan dönmen gerekmiyor muydu?
Reçetelerinin hazır olduğunu söylememiş miydi?
Bütün bunlarla işim bitti.
Nelerle işin bitti?
Bütün bu saçmalıklar bize ayda ne kadara mâl oluyor, biliyor musun?
Ayda 600 dolar. Peki ne için?
Seni hayatta tutmak için.
Kanımı kurutmak için.
Biliyorsun, bugünlerde her şeyi yapabiliyorlar.
Protez eller. Bacaklar.
İnsanlar için kalp yapıyorlarmış. Daha uzun bir hayat sürmeleri için.
Biliyor musun?
Doktor Hall, Eleanor Rigby'yi kanserden öldürecekti.
50 dolar.
Girdi ve çıktı.
Tanrı aşkına, o bir köpekti.
Acı çeken bir köpeği uyutmak sorun değil de beni mi sorunum?
Yani bu nasıl bir mantık?
Bir daha asla o hapları kullanmak istemiyorum.
Kenara çek!
Neden?
Kenara çek dedim! - Hey, ne yapıyorsun?
Tanrı aşkına! Ne yaptığını sanıyorsun?
Cora!
Cora!
Çık dışarı.
Eğer ilaçlarını kullanmayacaksan, araba da kullanamazsın.
Kalp krizi geçirip birini öldüreceksin...
...ve ben bunun vicdan azabını çekmek istemiyorum.
Pekala.
Tamam. Atla hadi.
Hadi bin.
Ezilip seni yoldan kazımadan önce hadi bin şu arabaya.
Ne yapıyorsun?
Boruları etiketliyorum.
Misafir banyosu soğuk.
Mutfak lavabosu sıcak.
Mutfak lavabosu soğuk.
ve böyle devam ediyor.
Yemek neredeyse hazır.
Tamam. Hemen geliyorum.
İnanamıyorum!
Tanrım!
Tanrım, olamaz!
Hay Allah!
İyi misin?
Sen iyi misin?
Biraz ara vermeliyim.
Dur, yardım edeyim. - Peki, tamam.
Tanrım!
Teşekkürler.
Şu işe bak!
Hadi, yukarı çıkalım.
Allah kahretsin!
Tamam, geçti.
Bu iğrenç!
Barry?
Sorun ne bebeğim?
Sorun çok büyük.
Ne oldu?
Baban yine sorun mu çıkarıyor?
Neden şu aptal tapuyu imzalamıyorsun anlamıyorum.
Bölgedeki en büyük çiftliklerden birine sahip olduğunu biliyor musun?
Zengin olurdun.
Biz zengin değiliz.
Boş ver şimdi. Yoksul da değilsin.
okula geri dönmeyi...
...hiç düşünmüyor musun?
Hayır.
Güzel.
Sen çok zeki bir adamsın. - Evet.
Ben ciddiyim!
Eğitim sistemi tam anlamıyla bir karmaşa.
Google'da aratarak öğrenemeyeceğiniz bir şey yok.
Ayrıca burada koca bir hayatın olduğunu biliyorsun.
Arkadaşların var.
Ben varım.
Seni çok sevdiğimi biliyorsun.
Sen beni seviyor musun?
Elbette.
Sonsuza dek benimle olacak mısın?
Evet.
Pekala, o zaman...
...tapuyu imzala ve bu işi bitir.
Eminim baban bu duruma saygı duyacaktır.
Kendime bir şeyler alacağım.
Ya da iki tane.
Ya da üç.
Burada ne işin var?
Yine küçük bir kaçamak mı?
Ne manzara ama!
Sadece şaka yapıyordum, dostum.
Gerilmene gerek yok.
Babam seni arıyor.
Kızgın mıydı?
Çok kızgındı.
20 dolar borç verir misin?
Senin paran nerede?
İş yerindeki kız yine çekleri karıştırmış.
Geri öderim.
Merhaba.
Kreplerini yememişsin.
Aç değilim.
Dün akşam da yemek yemedin.
Bir şeyler yemelisin.
Sana başka bir şey yapmamı ister misin?
Böyle iyiyim. Merak etme.
Seninle konuşmam gereken bir şey var.
Tamam.
Clinton County'de...
...güzel bir karavan parkı var.
Ormanın içinde gözlerden uzak bir yer.
Orada römork dahil neredeyse bedavaya bir arsa kiralayabilirsiniz.
Düşünüyorum da...
Bu hafta oraya gitsem iyi olur.
Clinton County mi?
Nerede?
Buraya dört saat uzakta mı?
Sayılır. Yaklaşık beş saat.
Pekala.
Bir süreliğine şehir dışına çıkmak bize iyi gelebilir.
En son ne zaman birlikte uzakta vakit geçirdiğimizi hatırlamıyorum.
Dinle.
Bu bir "biz" gezisi değil.
Ne demek istiyorsun?
Oraya tek başıma gidiyorum.
Ne kadar süreliğine?
Kalabildiğim sürece.
Bir dakika.
Kafam karıştı.
Yani şimdi bana Clinton County'e gideceğini ve...
...orada tek başına kalacağını mı söylüyorsun?
İşler kötüye gitmeye başladı.
Artık vücudum hiçbir şeyi kaldırmıyor.
O yüzden gitmem gerek.
Ayrıca...
...mesele şu ki...
...buna daha ne kadar dayanabileceğimi bilmiyorum.
Biliyorum.
Sana yardım edeceğim.
Sana yardım edebilirim.
Bu kendi başıma halletmem gereken bir şey.
Beni bundan korumak zorunda değilsin.
Her şey kötüye gidecek.
Umurumda değil.
Arkamı temizlemek...
...nasıl umurunda olmaz?
Şortumu temizleyeceksin.
Hayır, tabii ki umurumda değil. Seni seviyorum.
Benimle birlikte yaşayacağın son anın hasta bir...
...adamla olmasını istemiyorum.
Hayır. Her şeyi hatırlayacağım.
İyiyi ve kötüyü.
Hatırlamaya değer olan tek şey iyi olan kısım.
Bu doğru değil.
Ben böyle hissediyorum!
Peki ya benim nasıl hissettiğim?
Her günümü senin orada nasıl olduğunu...
...merak ederek geçirmemi mi istiyorsun?
Hem de tek başına.
Acı çekip, çekmediğini bilmeden.
Daha sonra...
...bir yabancı seni orada öylece bulup, sonra bana ulaşacak.
ve o ben olmayacağım.
Komşulara bana göz kulak olmalarını söylerim mutlaka.
Ama bu söylediğin büyük bir acımasızlık.
Tatlım, bunu senin için yapıyorum!
Saçmalık!
"Hastalıkta ve sağlıkta."
Bana söz verdiğin şey buydu, "ölüm bizi ayırana kadar."
Ölüm bizi ayırıyor!
Sen ölmedin.
Ölmüş kadar oldum.
Zaten hepimiz sonunda öleceğiz.
Bu öğleden sonra belki ölürüm.
Kesinlikle yanılıyorsun.
Önünde uzun yıllar var ve sadece bunu düşünmelisin.
Hadi, ama ben...
...ben...
Seninle evlendim çünkü hayatımı seninle geçirmek istedim.
Hayatımı.
Kalan hayatımı görmen için hiçbir sebep yok.
Sana yük olmak istemiyorum.
Bunu reddediyorum.
Duydun mu?
Cora?
Bu konuda daha fazla konuşmak istemiyorum.
Cora.
Nereye gidiyorsun? Cora!
Bir yeri kaçırdın.
Evet.
Belki gelip bana yardım etmek istersin.
Hayır, sana yardım edemem.
Bu arada, Lora'yla nasıl gidiyor?
İyi.
O kız seninle evlenip 100 tane çocuk yapmak istese de yetmiyor.
Sen neden bahsediyorsun?
Ver onu bana!
Sihirli kelimeler.
Hemen!
Hadi ama, bundan daha hızlı olmalısın!
Annemle babama başvurduğunu söyledin mi?
Hayır.
Açacak mısın?
Ne yazıyor?
Kabul edildim!
Tabii ki, kabul edildin.
Yemek vakti!
Bir şey söyleme.
Pekâlâ.
Bizi kutsa, Tanrım ve senin hazinenden almak üzere olduğumuz...
Bizi kutsa Tanrım ve senin lütfundan almak üzere
olduğumuz bu nimetler için sana şükürler olsun.
Amin. - Amin.
Teşekkür ederim.
Salonla işiniz bittiğinde, Pulsatörleri temizlemeni istiyorum.
Ay sonuna kadar temizlenmelerine gerek yok.
Bunu biliyorum ama bugün temizlesen iyi olur.
Hazır başlamışken kontrolörleri de süpür.
Nerelerdeydin?
Çalışıyordum.
Öyle mi?
Benzin istasyonu artık 24 saat açık mı?
Affedersiniz.
Sana bahsettiğim makinelere baktın mı?
Ne?
Robot süt sağıcıları. Hayır.
Zamanım olmadı.
Çok güzel.
İçeride yem dolu yalaklar var.
İnekler acıktıklarında oraya geliyorlar.
Mekanik kollar onlara bağlanıyor...
...sonra onları tanımlayıp sütü sağıy or.
Raporlara telefondan rahatlıkla ulaşabiliyorsun
Bir sorun varsa hemen tespit edebiliyorsunuz.
Peki, bu sistemin makineleri bize kaça mâl olacak?
Yaklaşık olarak 200.000 dolar.
Yaklaşık olarak?
Her biri günde 50.000 inek sağıyor.
Bunu yapmak zorunda kalmayız.
Sadece 50.000 mi?
Yani birkaç tane lazım olacak.
Sanırım, üç tane yeter.
Buna değer.
İnek başına günde beş-altı litre fazla sütümüz olur.
Yılda fazladan birkaç yüz bin dolardan bahsediyoruz.
Tabii, akıllı olursak.
Bu yeni makinelerin parasını nereden bulacaksın?
Evi ikinci kez ipotek ettirerek.
Yatırımı beş yıl içinde geri ödersin.
Ondan sonra her şey kâr.
Ve sen bundan çok eminsin?
Rakamlar iyi görünüyor.
Geçen yıl bir milyon litre süt ürettik.
Bu sizin için yeterince iyi değil mi?
Geçen yılki üretimin %9 altındayız.
İnekler gerektiği gibi üremediği için daha da az olacak.
Bize gönderdikleri o Boğalar yüzünden oldu.
İnekler hastaymış da haberimiz yokmuş.
Cevabım hayır.
Bu konuda tek kelime daha duymak istemiyorum.
Gidip, Pulsatörleri temizleyeyim.
Kendi çıkarları konusunda çok iyi.
Sen de öylesin.
Şemsiyen nerede?
Şemsiyem yok.
Burada bekle.
Şunlardan birini al. Kimse onlar için geri gelmez.
Teşekkür ederim.
Ne var ne yok?
Seninle gurur duyuyorum.
Bekleme listesinden çıkabileceğimi düşünmemiştim.
Gerçekten iyi bir okul.
Gerçekten zeki bir çocuksun.
Pahalı bir okul.
Yılda 70.000. Bunu karşılayamam.
Mali yardım için başvurabilirsin.
Taksitle geri ödersin.
Bunu nasıl yapacağım?
Bir bakalım.
Ne bulabileceğimize bakalım.
Teşekkürler Chuck!
Bu, harika!
Bütün bunlar da ne?
Çiftçi almanağına göre 77'yi andıran bir kış olacakmış.
2-3 yıllık yakacak odumuz olmalı.
Ve daha fazlasına ihtiyacın olurs Chuck bırakabileceğini söyledi.
Ne zaman istersen, arayabilirsin.
Kartını buzdolabına asarım.
Lütfen bana gitmekten vazgeçtiğini söyle.
Ne zaman?
Pazar günü.
Peki ya hastane?
Dr. Webb'le konuştum.
Hayır.
O hastaneye bir daha geri dönmeyi asla düşünmüyorum.
Bunu yapmayacağım.
Hayır, buna gerek yok onlar buraya gelir zaten.
Bu işi yapıyorlar. Ve tamamen ücretsiz.
Hem o zaman seninle tek başıma ilgilenmek zorunda kalmam.
Endişelendiğin şey buysa sorun değil.
Orada kendini öldüreceksin, değil mi?
Hayır.
Sana inanmıyorum.
Kendimi öldürürsem sigortadan para alamazsın.
Tamam mı?
Bunu nereden biliyorsun?
Çünkü geçen hafta State Farm'a gittim de ondan.
Orada poliçemizi kontrol ettim.
Üç yüz bin dolar.
Yapma!
Sadece söylüyorum.
Seninle ilgilenilecekler.
Ve bunu tehlikeye atacak hiçbir şey yapmam.
Yapmam zaten.
Korktuğunu biliyorum.
Ben de korkuyorum.
Bazen, insanlar korktuğunda...
...yapmayacakları şeyleri yaparlar.
Dinle.
Bu yüzden gitmiyorum.
Bunu kabul ettim.
Kabul edemediğim şey, senin...
...yok oluşumu izlemek.
ve bunun ne kadar süreceği belli değil.
Sahip olduğumuz şeyi bitirmenin yolu bu değil.
Evet.
Şu anda bunu görmenin sizin için zor olduğunu biliyorum, ama...
...en iyisi bu.
Sana söz veriyorum.
Bunu yapmana izin veremem.
Başka seçeneğin yok.
Merhaba.
Şuna bak!
Bunlar da ne böyle?
Bunları annem gönderdi.
Onları götür...
...dikkatli bir şekilde alt kattaki buz dolabına yerleştir.
Tamam.
Hayır, dinle ben... - Gerçekten...
Her şey yolunda mı?
- Evet. - Evet.
Ailem bu akşam yemekte bize katılmak ister misiniz diye sordu.
Altı gibi.
Size sormak istedikleri bir şey var.
Joey?
Bizi kutsa Tanrım ve nimetlerini...
...ve cömertliğini bizden esirgeme.
Amin. - Amin.
Amin.
Pekâlâ.
Bu gece seni davet ettik.
çünkü, sizinle paylaşmak istediğimiz bir haberimiz var.
Ben hamileyim!
12 haftalık.
Tebrik ederim. - Teşekkür ederim.
Buna inanamıyorum!
Sana daha önce söylemek isterdim ama doktorum...
Emin olmak için en az üç ay beklemem gerektiğini söyledi.
Artık bunun mümkün olduğunu bile düşünmüyordum!
Ama hamileyim!
Harika, öyle değil mi?
Onun vaftiz ebeveynleri...
...olmak ister misiniz acaba?
Sadece isim olarak demek istedik. Başka bir şey yapmanıza gerek yok.
Evet, tabii.
Hiçbir zorunluluk yok.
Elbette, onur duyarız.
Harika! - Pekâlâ.
Tamam. -Anlaştık.
Güzel!
Lütfen, buyurun.
Sizi ağırlamak çok güzel.
Biraz ister misiniz? - Biraz.
Her şey gerçekten harika görünüyor.
Barry, bunu yapmana gerek yok.
Hayır.
Yemek istiyorsan, yardım edersin. Bu benim kuralım.
Lanet olsun.
George?
Buraya gel.
Masada bundan bahsetmek istemedim.
Biliyorum, şimdi de bundan bahsetmemeliyim.
Şu anda herkes çok mutlu.
Hayır, hayır. Ne?
Bir haberim var.
Dün.
Sağlığımla ilgili.
Yani...
Uzun lafın kısası,...
Ben, hiç iyi değilim.
Çok fazla zamanım yokmuş.
Hayır, hayır. Bunun bir önemi yok.
Önemli olan...
...ben gidince,
Lütfen benim için Cora'ya göz kulak olur musun?
Bütün bunlarla tek başına nasıl başa çıkacak bilmiyorum.
Tabii ki, merak etme.
Barry.
Hasta olduğunu biliyordum.
Ama bu kadar kötü olduğunu düşünmemiştim.
Bir süredir sağlığı giderek kötüleşti.
En kötüsü de...
...bir karar verdi.
Ormanda bir yerde karavan kiralayıp...
...gizli kaçak, bir kedi gibi ölmek istiyor.
Neden?
Kim bilir?
Pazar günü gideceğini söylüyor.
Neden yarın birlikte Güney Fulton'a gitmiyoruz?
Hem okulu görüp bir karar verirsin.
Aileme ne diyeceğim?
Onlara kafamı boşaltmak için bir gezintiye ihtiyacım olduğunu söyle.
Bunlar da ne?
Joey ile bugünü beraber geçireceğiz.
Sonra görüşürüz.
Buzdolabında kalan yemekler var. Gece yarısına doğru gelirim.
Merhaba, Bayan Copa?
Tanıştığımıza memnun oldum.
Ben Cortana, bu da Joey. Bu da Perez, sana bahsetmiştim.
SFIT'e kaydolmayı düşündüğünüz için çok heyecanlıyız.
Bu Brooke.
Kendisi hayvan bilimi alanında ikinci sınıf öğrencisi.
Size kampüsü gezdirecek ve sorularınızı yanıtlayacak.
Eğer başka bir şeye ihtiyacınız olursa...
...lütfen bana sormaktan çekinmeyin.
Mali yardım ofisini nerede bulabilirim?
Gelin size göstereyim.
Arabada buluşalım mı?
Ailenin bir çiftliği olması çok güzel.
Kaç ineğiniz var?
187.
Bu yıl 200'e ulaşmamız gerekiyordu ama çok fazla üremediler.
Neden?
Fosfor eksiklikleri var.
Midelerinde bazı taşlar bulduk.
Tarla boyunca hepsinde vardı.
Ayda sadece bir kez kan örneği aldığımız için tespit edemedik.
Günde birden fazla kontrol yapabilen robotiklerden istiyorum.
böylece bu tür şeyleri çok daha hızlı tespit edebiliriz.
Bence bu akıllıca.
Burayı sevdin mi?
Evet.
En sevdiğin ders hangisi?
Uygulamalı dersler.
Biyolojilerini ve üretimlerini...
...anlamak için domuz çiftliğine gidiyoruz.
Domuzlar dünyadaki en zeki 5. hayvandır.
Köpeklerden bile daha fazla.
Video oyunlarını şempanzelerden daha iyi oynayabiliyorlar.
Bunu öğrendikten sonra artık domuz eti yiyemez oldum.
Ve şimdi seninle tanıştığıma göre sığır etinden de uzak durmam gerekece k!
Veteriner olmayı düşünüyordum.
Ama yaptığınız iş kulağa ilginç geliyor,
Belki de onun yerine mandıra çiftçisi olurum.
Ne olursa olsun buraya çok iyi uyum sağlayacağını düşünüyorum.
Teşekkürler.
Gerçi yaptığınız iş kulağa çok ilginç geliyor.
Ne düşünüyorsun?
Hoşuma gitti.
En iyisi sana telefon numaramı vereyim.
böylece herhangi bir sorun olursa beni arayabilirsin.
Tamam.
Bugün için teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim. Yolculuk bana iyi geldi.
Barry ile konuşur musun?
Bakalım bu olanlar hakkında fikrini değiştirecek mi?
Elimden geleni yaparım.
Biraz uyu.
Yarın görüşürüz.
Alo?
Bütün gün nerelerdeydin? Seni yüz kere falan aradım.
Pencerenden dışarı bak.
Sürpriz!
Marcy ve Marco bir Hummer limuzin istiyor.
Ama Kelly bu konuda çok cimri davranıyor.
Eğer o girmezse hiçbirimiz bunu karşılayamayız.
Anlaşmasının ne olduğunu bilmiyorum.
Kişi başı fazladan 60 dolar ve ailesi zaten her şeyi karşılıyor.
Mezuniyet balosu insanın başına bir kez gelir.
göze çarpmayacaksan gitmenin ne anlamı var ki?
Söylediklerimin tek kelimesini bile duymadın.
Dinliyorum.
Hayır, dinlemiyorsun. Kafanın içinde bir yerdesin.
Hadi Joey. Bu benim için önemli.
Benim için de önemli.
Öyle olsa iyi olur!
Çok eğleneceğiz!
Oradaki en harika çift olacağız.
Smokinini aldın, değil mi?
Bunu bu hafta sonu yapmayı planlıyordum.
Ciddi misin sen?
Şaka yapıyorsun değil mi?
Joey!?
Balo haftaya cumartesi, biletler kapış, kapış gidiyor.
Olamaz! Şaka mı bu?
Aman Tanrım.
Kulağa çok hoş geliyor.
Teşekkür ederim.
Bu Cora'nın kitabı mı?
Evet, onun.
Hâlâ okumadığıma inanamıyorum.
Neyi anlatıyor?
Doğrusunu istersen.
çok karışık.
Dolambaçlı bir olay örgüsü falan.
Aslında, kim olduğunu anlamaya çalışan...
...bir kızı anlatıyor.
Annesini küvette kanlar içinde bulduktan sonra ki ebeyen figürü.
Harika!
Bunu bir kurgu olarak yazmış.
Ama ...
...hani derler ya "gerçek bir hikayeye dayanıyor" diye.
Evet.
Küçük Cora'nın bana anlattığına göre
Sanırım annesi fena halde içiyormuş.
Hey.
İşte.
Al şunu. Hadi.
Emin misin?
Evet, eminim.
Evde bir yerlerde bir tane daha var.
Teşekkür ederim. - Sorun değil.
Hey.
Cehennemden çıkmış yarasa gibi kaçan Laura mıydı?
Evet.
Bana kızgın.
Neden peki?
Balo için smokinim yok.
Biliyor musun, sana bu konuda yardımcı olabilirim.
Aman Tanrım.
Eskiden buna sığdığıma inanamıyorum.
Sanki başka bir hayatmış gibi.
İşte.
Pekâlâ.
Bir bak.
Bu sensin.
Voila.
Ne kadar gençmişsiniz!
Senden daha yaşlı değil.
Hayatımda gördüğüm en güzel kadındı.
Ve hâlâ da öyle.
Onu ilk gördüğümde...
...kırmızı bir elbise giyiyordu.
Kasabadaki parkta oturmuş yazıyordu.
Harika bir, tablo gibiydi.
Bahar çiçekleri yeni açmaya başlamıştı.
Yemin ederim çiçekler sanki o güneşmiş gibi ona doğru yönelmişti.
İşten eve dönerken onu yolda görmüştüm.
göletin yanındaki büyük...
Söğüt ağacının altında yazıyordu.
Bir gün kendi kendime dedim ki...
...onun için biraz çiçek toplamalısın .
Bana ne dedi biliyor musun?
"Beni rahat bırak" dedi.
"Yaratıcı akışımı bozuyorsun."
Sonra, kendi kendime düşündüm.
Aman Tanrım.
Burada yeni bir hayat başlıyor.
Ama onu yıprattım.
Biliyor musun?
Onu her gün ziyaret ettim.
Her öğle tatilinde elimde bir buket çiçekle.
Ta ki o...
Sonunda benimle yemek yemeyi kabul edene kadar.
Bu ne kadar sürdü?
Yüce Tanrım!
Ne kadar sürdüğü önemli değil.
Önemli olan "evet" demesiydi.
O zamandan beri birlikteyiz.
Senden bir iyilik isteyeceğim.
Al bakalım.
Bunları benim için saklamanı istiyoru m.
Bu ön kapı.
bunlar da arka kapı ve garajın.
Tamam mı?
Cora anahtarları dışarıda saklamayı s evmez.
Hırsızların onları bulacağından korkuyor.
Sen korkuyor musun?
Hayır.
Bence sadece pişmanlık duyan insanlar ölmekten korkar.
Benim hiç yok.
Hemen, hemen istediğim her şeye sahibim.
Güzel bir evim ve iyi arkadaşlarım var.
Ve Cora.
O zaman neden bunları bırakmak istiyorsun?
Joey, bana bir karavandan bahsetti.
Bunu ondan saklamaya çalıştım.
Artık saklayamayacağım çünkü son noktaya geldim.
Ve daha da kötüleşecek.
Rahatsız etmediğini söylüyor ama ben görüyorum.
Onu ikiye böldüğünü görüyorum.
Günden güne benim bitişimi görecek.
Evet.
Hayatına devam etmeli.
Harika görüneceksin, evlat.
Ama tabii benim kadar iyi değil!
Ne düşünüyorsun, bebeğim?
Ne düşündüğümü bilmek ister misin?
Sorun ne?
Biri görebilir.
Kimsenin umurunda değil.
Hadi. Seni çok istiyorum.
Çok fazla içtim.
Joey, bir saattir aynı şeyi içiyorsun.
Cidden, neyin var senin?
Burada tek başına mı oturacaksın?
Artık bizimle takılamayacak kadar iyi misin?
Hayır.
Peki, sorun ne?
Bütün gece bana iki kelime bile etmedin.
Ben mi bir şey yaptım?
Hayır.
Sadece bir sürü işim var.
Ne gibi?
Joey, benim. Her neyse, birlikte üstesinden geleceğiz.
Seni çok seviyorum.
Kimdi o?
Hiç kimse.
Ne yapıyorsun, bir şey mi saklıyorsun ?
Ver şunu bana. Ver dedim.
Bu da kim?
Sadece bir arkadaş.
Ben Brook diye birini tanımıyorum.
Güney Fulton'a gidiyor.
Artık oradayım.
Anlamadım.
Seni incitmek istemedim.
Peki bana ne zaman söylemeyi planlıyordun?
Gitmeden hemen önce mi?
Gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum.
Ama bunu düşünüyordun.
Belli ki düşünüyorsun, zaten bir kız arkadaşın var.
Bir şeyler olduğunu biliyordum.
Ben aptal değilim, Joey.
Sana milyonlarca kez sordum ve sen yüzüme karşı yalan söyledin.
Ben yalan söylemedim. - Dokunma bana!
Sence ben aptal mıyım?
Üniversitedeki domuzla sana iyi eğlenceler.
Laura!
İyi misin?
Aman Tanrım!
Dayan biraz!
Tatlım!
Bary!
Aman Tanrım!
tamam.
Hemen Doktor Webb'i arıyorum, tamam mı?
Bana sadece...
bir dakika ver.
Günaydın.
Erken kalkmışsın.
Uyuyamadım.
Dün gece için özür dilerim.
Kendini nasıl hissediyorsun?
Daha iyi.
Hem de çok.
Birkaç şey almak için kasabaya gitmel iyim.
Benden istediğin bir şey var mı?
Hayır, hayır.
Tamam.
Yumurtalar.
Bir düzine fazladan.
Bakalım başka ne var?
Tavuk. Tavuk göğsü.
Yarım kilo olsun. Biraz da but istiyorum.
Karım, çok güzel tavuk salatası yapar.
Çilek de olsun. Çileği de çok sever.
Bu numaraya mı bırakayım?
Evet.
Evet, lütfen.
Kütüphane saatleri pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi.
Geri kalan zamanın çoğunda evde oluyor ama eğer...
...dışarıdaysa her zaman verandaya bırakabilirsiniz.
Dönünce, nasıl olsa bulur.
Teşekkür ederim.
Günaydın.
Günaydın.
Gübre için teşekkürler.
Geçen yıldan beri oradaydı.
Bitkilerine çok iyi gelecek.
Barry nerede?
Yapacak işleri varmış kasabaya gitti.
Tost?
Lütfen.
Artık üzerine tarçın ve şeker koymadan tost yiyemiyorum.
Beni buna annem alıştırmıştı.
Ne zaman brokoli, lahana ya da bunun gibi şeyler yemesem...
...üzerlerine mutlaka biraz serpiştirirdi.
Kadın beni pek iyi yetiştiremedi ama yemek yedirmeyi başardı.
Gerçekten küvette mi öldü?
Bunu nereden duydun?
Barry bana kitabını verdi.
Okudun mu?
Gerçekten çok iyi.
Teşekkürler.
Hayır.
Küvette ölmedi.
Aslında...
...yatağında öldü.
Ama bir şişe sakinleştirici yuttuktan sonra.
Özür dilerim.
Neden hikayeyi değiştirdin?
Sanırım...
...kendimi gerçeklerden uzaklaştırmanın bir yoluydu.
Ne kadar korkunç olursa...
gerçeklikten o kadar uzak görünüyordu .
Nasıl yaptığı önemli değildi.
Aynı derecede korkunçtu.
Nasılsa artık ölmüştü.
O zamanlar sadece 10 yaşındaydım.
Ondan önce kimsenin öldüğünü görmemiş tim.
Hemen anladım.
Odaya girdiğim anda.
Orada ikimiz vardık.
Ama...
Yalnızdım.
Yazdığın tek şey bu muydu?
Bitirdiğim tek şey.
Neden?
Bary ve ben bu evi kitap çıktıktan sonra aldık.
Aman Tanrım! Ne kadar güzel bir gündü!
Onunla verandada oturur...
...saatlerce konuşurduk.
Özellikle de burayı nasıl adam edeceğimizi.
Barry, yeni bir çatı ile başlamak istedi.
Arka tarafa salkım ve sarmaşıklarla süslü bir pergola istedim.
Altında küçük bir masa ve sandalye.
Sabahları orada oturup yazı yazdığımı hayal ediyordum.
Sonra işler değişti.
Anlayamamıştım.
Çok fazla kayıp oldu ve...
hepimizi aynı anda vurdu.
Oğlunuz öldü.
Evet.
Ondan sonra bütün...
planlarım suya düştü.
Hepsi bitti.
Sanki içimdeki hava bir anda...
boşalmış gibi oldu.
Karanlık bir yere düştüm.
Bundan kurtulmanın bir yolunu bulup bulamayacağımı bilmiyordum.
Ve yazmak senin için bir çıkış yolu oldu.
Belki de.
Bu Lora.
Ahırdaymış.
Gitmen mi gerekiyor?
Tamam, hadi bir an önce git.
Zaten Bary de gelmek üzeredir.
Daha sonra yine konuşma fırsatımız olur.
Tamam.
Bir dakika.
Tostunu al.
Teşekkür ederim.
Tamam.
Sonra görüşürüz. - Görüşürüz.
Laura!
Ne oldu?
Şehirden bir şeyler alacağını söylemene rağmen mi?
Ben...
Marketle anlaştım.
Sana düzenli olarak teslimat yapacaklar.
Jerry Simms her Salı birisiyle yiyecekleri gönderecek.
Yarın sabah...
gitmeye karar verdim.
Yarın cumartesi.
Biliyorum.
Pazar demiştin.
Yani, bu seninle son günüm mü?
Ve sen bunu benden alacak mısın?
Ben...
...Pazar gününe kadar beklersem
yola çıkabilir miyim bilmiyorum.
İnan bana, ben de oraya gidip yakınlarda bir motele yerleşeceğim.
Ve her gün kapını çalacağım - Cora!
ve istesen de istemesen her gün seni kontrol edeceğim.
O zaman nereye gittiğimi sana söylemeyeceğim.
Madem öyle, ben de yarın senin peşine takılırım.
Hayır takip etmeyeceksin! - Beni durduramazsın.
O zaman ben de yarın sabah arabanın distributor kapağını sökerim.
Fikrini değiştirmen için söyleyebileceğim bir şey yok mu?
Yok.
Lastiklerin havasına bakmam lazım.
İzninizle.
Kardeşini gördün mü? Öğle yemeği vakti geldi.
Bunun ne olduğunu söylemek ister misin?
South Fulton'daki mali yardım ofisinden bir mektup.
Bu okula mı başvurdun?
Senin için yaptığım onca şeyden sonra
Arkamdan iş mi çeviriyorsun?
George.
Bana söyleyecek bir şeyin var mı?
Hadi, söyle.
Ya da bana günümü göstermek istersin?
Kes şunu! - Hadi, durma öyle.
Hadi sert çocuk!
Yemekte ne var?
Joey!
Hey, hadi ama!
Ayrılın!
Durun!
Burnum!
Joey!
Bunlar da ne böyle?
Joey'nin getirdiği kremden biraz kullandım.
Sanırım giyinip kuşanmam gerekiyor.
Hayır, gerek yok. Sen sadece otur lütfen.
Yemekler soğusun istemiyorum.
Tamam.
Tanrım, bu harika kokuyor.
Cimri olma, biraz daha koy.
Teşekkür ederim.
Bu da neydi böyle?
Bir bakayım.
Hey!
Ne oldu sana böyle?
Joey'i gördün mü?
Hayır.
Gitti.
Onu bulamıyoruz. Telefonlara da cevap vermiyor.
Tamam.
Cora? Yemek soğumasın sakın.
Gidelim.
Joseph?
Joseph aşağıda mısın?
Nerede olduğumu nasıl bildin?
Kardeşinle ot içmeye nereye gittiğinizi bilmediğimi mi sandın?
Baban ve Barry her yerde seni arıyorlar.
Ne oldu?
Laura, Jimbone ile beraber oldu.
Güney Fulton'u öğrendi.
Özür dilerim.
Sorun değil. Sen iyi misin?
Her şey berbat oldu.
Ölen birini hiç tanımadım.
Lütfen bütün bu olanlar okula gitme fikrini değiştirmesin.
Büyük resme bakmalısın.
Böyle fırsatlar çok sık karşına çıkmaz.
Ben burada olmazsam sana kim bakacak?
Bunun için endişelenmene gerek yok. - Hayır, var.
Çocukluğumdan beri seni tanıyorum.
Biz bir komşudan daha fazlasıyız, öyle değil mi?
Sanki bir takımın parçasıymışız gibi.
Üçümüz.
Evet.
Hemen eve dönmelisin. Annen senin için çok endişeli.
Aman Tanrım!
Tanrım!
Jimmy?
Jimmy!
Jimmy!
Durumu nasıl?
Hayatta olduğu için şanslı.
Yavaşça, uyuşturucunun etkisinden kurtulmaya başladı.
Ama hala çok güçsüz.
Yine de bu gece hastanede kalması gerekiyor.
Jimmy.
Çocukluğumuzdan beri bana böyle seslenmemiştin.
Annem ve babam nerede?
Eve gittiler.
Sütü sağmaları gerekiyor.
Birkaç saat içinde dönerler.
Aklından ne geçiyordu?
Aslında, hiçbir şey.
Beni iyi hissettiren tek şey bu, biliyor musun?
Berbat haldeyim.
Böyle konuşma. - Ama, doğru.
Babama sor.
Ben senin gibi değilim.
Sen, üzerinde güneş parlayan çocuksun.
Tüm hayatımı seni kıskanarak geçirdim.
Her şey çok kolay geliyor.
Nasıl başa çıkabilirim?
Çok büyük bir hata yaptığımın farkındayım.
Özür dilerim Joey.
Gerçekten çok üzgünüm.
Vay canına! şuna bak.
Yatak odasındaki pencerelere de bir bakayım.
O nasıl?
Birkaç saattir uyuyor.
Oğlum!
Zavallı oğlum.
Cora?
Günaydın.
Ne ısıtıyorsun?
Dünkü akşam yemeğini. - Hayır, hayır, olmaz.
Açlıktan ölüyorum.
Ne oldu? Yemeği çok mu aldım?
Hayır, hayır!
Korkunç bir şey yaptım.
Ne?
Çok özür dilerim, çok özür dilerim.
Bir şişe kalp ilacını ezdim ve...
...makarna sosunun içine koydum.
Lütfen beni affet.
Lütfen beni affet.
Sadece birlikte olmamızı istedim.
Biraz oturalım.
Hadi.
Ben sensiz asla başaramam.
Evet, başaracaksın.
Evet, başaracaksın.
Sana güvenen insanlar var.
Joey mesela.
İkimiz de hayatından çıkarsak ona ne olur sence?
Bütün dünyası alt üst olur.
Bu konuda seçme şansım yok.
Ama senin var.
Micheal senin gözlerine sahipti.
Neye sahip olduğunu söylemek için çok erkendi.
Ben söyleyebilirim.
Onu ilk defa kucağıma aldığımda...
...gözleri seninki gibiydi.
burnu da benimki gibi.
İkimizin güzel bir karışımı olabilirdi.
Aklımda ikinizin yatakta uzanırkenki görüntüsü var.
Onu kollarına almıştın.
ve derin uykudasın.
Onu hastaneden getirdikten hemen sonraydı.
Kocaman gözleriyle sana bakıyordu.
Böyle bir mucize ile doluydu.
Seni ezberlemiştim. İkinizi de.
O öğleden sonra.
Küçük parmaklarıyla saçlarınla oynuyordu.
Ve yanaklarındaki kızarıklık.
Hayatımda hiç bu kadar sevgi hissetmemiştim.
O an bu Dünya'daki en şanslı adam olmuştum.
Yatağımızda ikinizin yanına uzandım.
Benim ailemdiniz.
Ve benim evimde.
Sen hayatıma girebilecek en iyi insandın, bunu sakın unutma.
Bana gösterdiğin sevgi için sana minnettarım.
Sen her zaman benim arkadaşımdın.
ve en güvenilir ortağım.
Birlikte geçirdiğimiz her güne şükred iyorum.
Ne yapıyorsun?
Sana söylemiştim.
Acıktım.
"Sevgili Cora."
"Son yıldönümümüzde sana neden artık mektup yazmadığımı sormuştun."
"Gerçek şu ki kelimelerle aram hiç iy i olmadı."
"Senin gibi değilim."
"Buna istinaden..."
"Anlamlı bir şeyler yazmak için elimden geleni yapacağım."
"Seni seviyorum."
"Patavatsızca oldu ama gerçek bu."
"Sen benim gibi bir adamın başına gelebilecek en iyi şeysin."
"Dürüst olmak gerekirse..."
"Eğer ben olmasaydım bana ne olurdu bilmiyorum."
"Karım olman için yıllar önce sana musallat olmuştum."
"Kötü zamanlar geçirdik.
"Nasıl devam edeceğimizi hayal edemediğimiz üzücü günler."
"Ama iyi günlerimiz de oldu."
"Güzel günler."
"Her düşündüğümde beni gülümseten günler."
Bunun senin için zor olacağını bil iyorum.
"Her ne kadar kolaylaştırmaya çalışsam da, söz veriyorum."
"Tekrar gülümseyeceksin."
"Güleceksin ve ağlayacaksın."
"Ve hayatını yaşayacaksın."
"Etrafınızdaki insanlar ve benim için ."
"Bir anda söyledim."
"Sanırım bugün aklımda tutabildiğim tek düşünceyle mektubu bitireceğim."
Teşekkür ederim aşkım.
Her şey için teşekkür ederim.
Görüşmek üzere.
Barry.
Joey!
Sence annenin hoşuna gider mi?
Evet.
Sen ve Jimmy'nin beşiğinden kurtulduk .
İhtiyacımız olacağını düşündük.
Şu bahsettiğin makinelere baktım.
ve yorumlar oldukça güzel.
Değerli bir yatırım olacak gibi görünüyor.
Ahırın çatısını yenilemeyi birkaç yıl erteleyebilirim diye düşündüm.
Süt sağıcılardan birini deneriz.
Eğer rakamlar dediğin gibi çıkarsa...
Bir tane daha alacağız.
Pekala, pekala, tamam. bana yardım etmek ister misin?
Evet.
Umarım bu şey hala çalışıyordur.
Sana akıllı bir telefon lazım.
Bir gün ona da alacağım.
Pekâlâ. Hazır mısın?
"Bana ulaşamadığınız için üzgünüm."
"Numaranızı bırakırsanız en kısa sürede size dönüş sağlarım."
Günün geri kalanında ne yapmayı planlıyorsun?
Birkaç sığır çitini tamir edeceğim.
Buz ve kar bu kış onlara çok zarar verdi.
O şeylerin nasıl çalıştığını hiç anlamadım.
İneklerin yolun karşısına...
...geçmesini engelliyorlar.
Hatta çit olmayan yerden bile.
Garaj yolumuz gibi.
Onlar sadece metal ızgaralardan yapılmış oluklar.
İnekler düşeceklerinden korkuyorlar.
Derinlik algılarıyla ilgili bir şey.
Birkaç adım atabilseler...
...sorunsuz geçebileceklerini anlayacaklar.
İstedikleri yere gidebilirler.
Ve göz alabildiğine otlaklara ulaşabilirler.
Ama korkmaya devam ediyorlar.
Bu yüzden hiçbir yere gidemezler.
Hiç karşıya geçen oldu mu?
Henüz olmadı.
Senin için bir şeyim var.
Eylül ayında uzaklara gitmek...
istersen diye küçük bir fon oluşturduk.
Her şeyi karşılamaz, belki Sadece temel ihtiyaçlar.
Yemek, faturalar, kira.
Seni şu ya da bu şekilde ikna etmeye çalışmıyorum.
Sadece eğer bu işi yapmaya karar veri rsen,
Hayır, bunu alamam.
Benim param var.
Bankada boş yere çürümesi hiç mantıklı değil.
Şu anda bir karar vermek zorunda değilsin.
Sadece güvenli bir yerde sakla.
Bunu bir düşün.
Acele etme.
İyice düşün.
Büyüdüğün adamla gurur duyuyorum.
Ve bilmeni isterim ki, ne olursa olsun...
...nereye gidersen git ya da ne yaparsan yap.
Bu evin kapısı sana her zaman açık olacak.
Şimdi git ve sığır korumalarına bir bak, yağmur yağacak.
Hep yağmur yağacakmış gibi hissediyorum.
Aslında her hayatın...
...biraz yağmur yağmalı.
Longfellow öyle diyor.
Öğleden sonra ne yapacaksın?
Biraz oturup kafamdaki düşüncelerden kurtulmak istiyorum.
Sana iyi gelecek mi?
Evet, gelecek.
Yarın görüşürüz? - Görüşürüz.
Hey!
"Telefonu açamadığımız için üzgünüz.
"İsminizi ve numaranızı bırakırsanız en kısa sürede size geri döneceğiz."
"Teşekkür ederim."
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.