All language subtitles for Aslan Ailem 1

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu dizinin betimlemesi ES FİLM tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik - Jenerik)

(Müzik - Jenerik)

(Yumurta çatlama sesi)

(Horoz sesi) (Civciv sesleri)

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesleri)

(Kadın) Umut!

Gayret!

Mutlu!

Murat!

Aslanlarım benim, aslan çocuklarım, hadi kahvaltıya, hadi bakalım.

Abi çıkar mısın, abi ne olur ya?

Gayret abi, çıkar mısın artık içeriden?

Kırklandın ya!

(Gayret) Oğlum istersem altmışlanırım, sana ne lan?

(Gayret) Allah Allah!

(Gayret) Zaten bir mikrop 60 derecede ölüyor.

(Gayret) Ayrıca bu Gayret hâsıla bünyesinde, mikrop aynı bünyede yaşayamaz.

(Kapı vurma sesi) Abiciğim, bizim de ihtiyacımız var.

Ne olur ama ya.

(Müzik)

(Müzik)

(Kapı vurma sesi)

Oho!

Ya birader; şunu, kanun namına de bir şey de, kır al içeriden ne olur ya!

Ee oğlum, Gayret abinden önce girecektin banyoya.

Sen kalmaya kalmaya, bu evin hâllerini unuttun Umut Efendi.

Eyvallah birader, tadilat bitiyor akşama gidiyorum zaten.

Hadi sana kolay gelsin.

Tamam, sağ ol.

(Kapı vurma sesi)

(Korna sesi) (Siren sesi)

Geç, ten, ten, ten.

(Siren sesi)

Günaydın Vedat amca, kolay gelsin.

Günaydın oğlum, günaydın.

(Erkek ses) Günaydın devrem, günaydın.

Lan anladık yahu, sus bir. Çan çan çan şunun da kapat ya.

Kafamız şişti ya.

Anladı herkes geldiğini tamam. Tövbe estağfurullah.

Annem, hadi ben gidiyorum.

Aa ah! Hiç kimse bu evden, kahvaltı yapmadan çıkamaz.

Aç bakalım ağzını.

Oh mis.

-Hadi gidiyorum. -Olmaz, bir daha şunu da at.

Ye hemen. Hah.

Tamam.

Dur, dur bakalım.

-Anne! -Al bunu.

(Kapı vurma sesi)

Abi ne olur ama habere yetişeceğim. Ekmek diyorum ya.

Hişt! Hallettim. Vana, vana.

Vana va... Ne?

Ya vana ya, vanayı kapattım. Bak.

(Gayret) Kim kesti lan suyu?

(Gayret) Lan hainler!

(Erkek ses) Devrem hadi, devrem geç kalıyoruz.

(Erkek ses) 5215...

Anne gitmem lazım, verme.

Hayır, hayır sonra gidersin. Kahvaltını bitir, ondan sonra.

(Kapı açılma sesi) (Kapı çarpma sesi)

Kim kesti lan suyu?

Mutlu.

Gel buraya.

-Abi! Abi dur, abiciğim! -Gel, gel.

Babaanne! Oo! Babaanne!

Anne!

-Çocuk bekliyor. -Dur, dur abi!

-Aa ah! Aa ah! -Çok acil gitmem lazım bak.

(Gayret) Gel, gel.

Baba!

-Gel, gel. -Baba!

Baba! Babacığım!

Lan eşek oğlu! Dur, dur, dur! Yumurta var oğlum.

Yapma yumurta var.

Yumurta var dedim size.

Hey!

(Gülme sesi)

Su, su, su! Su ver.

-Babam sana kolay gelsin. -Sağ ol oğlum, sağ ol.

-Gitti yumurtalar, gitti. -Su, su versene.

Oğlum hadi bırak boş işlerle uğraşmayı, işimiz gücümüz var.

Devrem, çağı yakalamaya çalışıyorum.

Sen biliyor musun, son fenomenler kim?

Vallahi hiç ilgilenmiyorum.

Sen ilgilenmiyorsun ama...

...bu kızın, beş yüz bin takipçisi var.

Bu kadar insan, boşuna mı takip ediyor?

(Deklanşör sesleri)

Bugün çok işimiz var. Biraz tempo kızlar.

Sosyal medya hesaplarım benden, yeni ve yaratıcı pozlar bekler.

Sabah ışığını kaçırmamam lazım.

Bir dakika.

Cık! Tatlım, yine böyle highlighter'ı buralarıma kadar sürmüşsün.

Geçende ne yaptın? Beni böyle yılbaşı ağacı gibi dolaştırdın bütün gün.

Lütfen bunlara biraz dikkat.

Tabii Burcu Hanım.

Burcu Hanım, bunlardan hangisi?

Ben kırmızıyı istiyorum, maviyi kaldır.

Kırmızı böyle güneşte daha güzel çıkar. Daha renkli çıkar.

Peki Burcu Hanım.

Burcu Hanım, chia tohumlu detoks pudinginiz.

(Burcu) Ama Nalancığım, ben ne dedim?

Ben yaban mersinli istiyorum dedim.

Böyle küçük küçük, tatlı yaban mersinleri istiyorum dedim.

Çilek detoksunu bitireli, tam iki saat oldu.

Hemen hazırlıyorum Burcu Hanım.

(Kadın) Burcucuğum günaydın.

Ay!

Ay, dur bakayım sana bir şöyle.

Ay vallahi, içim açıldı.

Günaydın tatlım.

Yalnız böyle bakışarak, vakit kaybetmeyelim.

Güneş ışığını kaçırmamam lazım.

Böyle güneş gibi parlamalıyım.

Bugün güneş gibi doğup, ben yakacağım ortalığı.

Tamam son beş dakika, hazırım.

(Nalan) Burcu Hanım...

...çantanız ve şapkanız.

Ay, teşekkürler.

Ne yapıyormuşuz?

Kafamıza şapkadan başka bir şey...

...takmıyormuşuz.

Dur bakayım.

Çekeyim önce bir seni şöyle.

Bir dakika tatlım.

(Deklanşör sesi)

Aa! Ama sakın paylaşayım deme, tamam mı?

Ben bugün bir fotoğraf çekeyim, altına günaydın yazayım...

...ondan sonra paylaşırsın.

Nasıl bir günaydın fotosu istiyorsun bugün?

Im... Yine deniz olsun ama bu sefer Boğaz manzarası olsun.

-Ne dersin? -Süper.

-Sana da yakıştı. -Günaydın kızlar.

Oo!

Günaydın, annelerin en güzeli.

(Öpücük sesleri)

Aa, babam nerede?

Bahçede, avukatıyla görüşüyor.

Hadi görüşürüz kızlar.

(Ayak sesi) (Öpücük sesi)

(Kapı açılma sesi) (Kapı gıcırdama sesi)

Yalnız, şimdiye kadarki annelerin arasında, en güzel Hale abla.

Ee yani, babam zevkli adamdır.

Bana çekmiş.

Sen şunu al, tut. Ben babama bir şans öpücüğümü vereyim, tamam mı?

Sonra da gelirim yanına.

Hadi bay bay.

(Avukat) Durum sandığımızdan da vahim Tayfun Bey.

Şirketin bütün kayıtlarını silmiş.

Bütün bilgileri ele geçirilmiş.

(Burcu) Babacığım.

Canım kızım.

(Öpücük sesi) (Gülme sesi)

Sen ne zaman uyandın bakayım?

Oho, çoktan.

Burcu Olgun, bir sabah güneşini kaçırmaz.

Bir de babasının o tontiş yanaklarını.

Canım kızım.

-Ya babacığım? -Ha?

Sen gene çok mu çalışıyorsun, yoruluyor musun acaba?

Biraz tatile mi çıksak?

Bak, her şey senin için biliyorsun.

Sen tatile git, ben dinlenmiş gibi oluyorum zaten.

Onun için hadi bakalım.

Güzel güneşi kaçırma ha?

-İyi tamam. Sen de çok yorma kendini. -Hadi.

Bay bay.

Haberi yok değil mi?

Eşimin de kızımın da haberi yok.

Bence bir an önce haber verseniz iyi olur.

Çünkü ortaklarınız, çoktan yurtdışına kaçtı bile.

Durun çok ciddi Tayfun Bey.

Ben inanamıyorum, gerçekten olacak iş değil.

Yani ortaya bir tane gizli tanık çıkıyor.

Ve benim hayatım, alt üst oluyor.

Ya kim bu adam?

Ne istiyor benden?

Her şeyinizi, tüm paranızı.

Bak avukat...

...ben hapse girerim, iflas ederim...

...ama asla şantajcıya boyun eğmem.

Bu adam, elindeki dosyaları ortaya çıkarttığı an...

...sizin de adınız yolsuzluk davasına karışacak.

Ve maalesef, istediklerini vermezseniz her ikisi de olacak.

İflas ve hapis.

Bu adamı bulun bana.

Peki, ne yapabiliriz?

Taşınmazların bir kısmını, nakde çevirdik.

Artık onların kaydı yok.

Onun dışında, elinizden alamayacakları tek bir yer kaldı.

Çiftlik.

Ama orayı da bir an önce satışa çıkartmamız lazım.

Çiftlik.

Aslan çiftliği.

İçinde oturanları arar, haber veririz.

(Avukat) Bir an önce boşaltsınlar çiftliği.

Biz de bu sırada satış için gerekli evrakları hazırlarız.

Senin konuşman olmaz avukat.

Onlarla ben konuşmalıyım.

Çünkü Aslan çiftliği...

...benim şahsi meselem.

Güneş iyice yakmadan bunlara bir, iki tur daha attıracağım Vedat.

Hop gıdılıklarım, hop bir, iki, hop bir, iki.

Sen ne yapıyorsun bunları böyle ya?

Bunlar da anasını bulmuş cücükler gibi öyle peşine takılmış geliyorlar.

Ya bunları gezen tavuk yumurtası için gezdiriyorum ben Vedat.

Pazarda söylediler. Gezen tavuk yumurtası iki kat daha pahalıymış.

Bundan sonra ben bunları her gün gezdireceğim.

(Mutlu) Ya anne, sen niye yoruyorsun bu kadar kendini?

(Mutlu) Bırak tavuklarla horozlar birlikte gezsinler.

(Mutlu) Belki çift olarak gezen tavukların yumurtaları da çift sarılı olur.

(Babaanne) 44

Ah! Ya babaanne!

-Anne? -Ha?

-47 -Anne, ne yapıyorsun sen ya?

48, kafamı karıştırma. 49

Anne kalk, bir tarafına bir şey olacak gözünü seveyim ya.

50!

Yeter be evladımın çocuğu.

Yeter babaanneciğim, yeter. Sağ ol.

Mutlu, yavrum...

...sen bir koltuktan öbürüne geçerken, üşenip halıya uzanan bir Aslan evladısın.

Sorması ayıp, ne yapıyorsun?

Ne yapayım anneciğim, çalışıyorum.

Bir kere bu güzel formu korumam lazım.

Sağ olsun babaannem de ortaya ağırlığını koydu.

Çalışma ha?

Lan sen konuşurken yoruluyorum diye iş görüşmesine gitmeyen adamsın.

Köşe yastığı, tembel.

Lütfen baba, ben kesinlikle tembel değilim.

Ben hırslanmak konusunda, birazcık seçiciyim sadece o kadar.

Kendime yükselebiliyorum ne yapayım?

Azıcık kendine yükseleceğine biraz çiftliğin işlerine yüksel ya.

(Müzik)

Bugün bu eve geleceksin arkadaş.

Tıpış tıpış geleceksin.

(Horlama sesi)

(Müzik)

Aa! Tamam geldi mi? Teslim ol, teslim ol, teslim ol!

Yok daha gelen giden, sakin ol.

(Nefes sesi)

(Kuş cıvıltısı sesleri)

(Nefes sesi)

(Motosiklet sesi)

-Bu ne şimdi? -Sucu.

Oğlum onu sormuyorum. Ne işi var bunun burada?

Sakın susamış olmasınlar.

Lan oğlum!

Elemanın üstündeki forma izlerinin katları daha duruyor.

Yani, paketten yeni çıkmış.

(Murat) Ya işe yeni başladı.

Ya da önceki o formanın başına bir hâl geldi.

Ve değiştirmek zorunda kaldı.

(Murat) Bu işi uzun zamandır yapıyor olamaz.

Çünkü yük taşıyanların omurları zamanla zarar görür ve deforme olur.

(Murat) Ama bu adam bildiğin sporcu gibi duruyor.

Bir de ayakkabı meselesi var tabii.

(Murat) Su taşımak için fazla düzgünler.

Baksana şuna.

Ha, şimdi anlaşıldı devrem tamam.

Evet fazla düzgünler, fazla şık yani.

(Müzik - Gerilim)

(Araba sesi)

Bunlar kesin onlar.

(Murat) Hadi in.

İn de biz de beynine inelim.

İnelim.

(Burcu) İşte tam aradığım manzara. Ay!

Ya, ver şapkamı, ver şapkamı.

Çıkar, çıkar.

Ee, bu kim şimdi?

-Aa, Burcu! -Kim, kim?

-Burcu ol, Burcu ol. -Kim oğlum Burcu ol?

(Erkek) Ya sabah bahsettiğim sosyal medya fenomeni.

(Erkek) Hani fake olma Burcu ol, demode olma Burcu ol.

(Erkek) Ya fake olma Burcu ol, demode...

Aa! Bilmiyorum deme.

Vallahi benim bu kız hakkında bildiğim tek bir şey var.

O da görüş alanımızı kapıyor.

Devrem nereye?

Nereye, nereye?

(Müzik)

Ay son çektiğimiz güzeldi. Nesini beğenmedin ki?

Benim güzel değil mükemmele, böyle sıradan değil...

...sansasyonel bir şeylere ihtiyacım var.

(Gülme sesi)

Ya.

Hadi uzayın buradan, hemen. Hadi, hadi.

Pardon.

Öze gerek yok gidin yeter.

Ay affedersiniz de siz kim oluyorsunuz acaba?

Ben daha sonra kim olduğumu anlatırım sana, hadi diyorum.

Sen şaka falansın herhâlde ha?

Yo, gayet ciddiyim.

Yalnız siz ayrılmazsanız, ikiniz için iyi olmayacak.

Ya sen, benim kim olduğumu biliyor musun?

Giyimine ve tarzına bakılırsa, kodamanlardan birinin kızısın.

Karısı olmazsın, çünkü parmağında alyans yok.

Yaklaşık beş, altı yaşlarında bir kaza geçirmişsin.

Kolunda hâlâ izi var.

Boynundaki kolye en az 30, 40 senelik.

Tarzına da pek uymamış. Daha çok bir hatıra gibi.

Demek ki geçmişinle ilgili çözemedin bir problemin var.

Bir de kesin tek çocuksun.

Ve baban seni fena şımartmış.

Dur tahmin edeyim.

Sen de sanırım Sherlock Holmes'un çakması falansın.

(Burcu) Ya da sen kesin, ruh hastasısın.

Yok. Polisim ben, polis.

Ben de Rus ajanıyım.

Arkadaşım da gizli servisten.

(Gülme sesleri)

Dua et görev başındayım.

Görev başındaysan ne olur ha?

-Bağırma! -Polissen polissin, senin havan kime?

-Polis! -Hih!

Çekil! (Deklanşör sesi)

-Çekil! -Ah!

-(Murat) Cem tut! -Gel!

Buraya gel, koşturma beni!

(Cem) Gel buraya!

Adam resmen polismiş kızım.

Var ya, elimde şu anda pimi çekilmiş bir bomba var.

Bu fotoğraf olay olacak, olay.

Dur!

Bak bir yakalarsam...

Gel!

Dur!

(Müzik - Gerilim)

(Branda yırtılma sesi)

Sen peşinden git, ben önünü keseceğim.

(Cem) Dur! Polis! Çekil polis!

(Cem) Çekil, çekil, çekil!

Ha, yakalandın mı?

Dön. İyi misin devrem?

Omzum çıktı sadece, iyiyim.

Aç bacaklarını.

(Kelepçe sesi)

(Vedat) Üç tane ekmek yeter, değil mi?

(Vedat) Ulan haytoros, lan zaten bir işe yaradığın yok.

(Vedat) Bir de uzatmışsın ayaklarını burnumuzun dibine kadar, çek lan!

Lan, biz daha annemizin yanında ayağımızı uzatamıyoruz. Sen böyle--

Ya vallahi şu abimler gelse de artık benimle uğraşmayı bıraksanız ya.

Umut'u aradın mı Vedat? O da geliyor mu yemeğe?

Bak şimdi sen Umut dedin ya...

...kim bilir nerede, ne yapıyordur benim kuzumun kuzusu?

(Müzik - Gerilim) (At nal sesleri)

(Deklanşör sesleri)

Evet sayın seyirciler, ben kanal Güncel muhabiri Umut Aslan.

Halkın sağlığıyla oynayan bu et üreticilerinin suçu...

...bu görüntülerle kanıtlanıyor.

Evet bakın, atlar tesiste kesilmek üzere kamyondan indiriliyor.

Bakın, inanılır şey değil.

Bu korkunç gıda terörü şu anda ispatlanmış durumda.

(Sırtına vurma sesi) Eyvallah.

Tebrik ederim kardeş.

Başarılarının devamını dilerim.

Oh! Hocam eyvallah ya.

Yani her şey halkın sağlığı için sonuçta.

Sen halkın sağlığını dert etme.

Sen şimdi kendi sağlığınla ilgilen.

Zor iş vallahi, haber için insan ne zorluklara göğüs geriyor değil mi?

Ya, değil mi?

Böyle kaba kuvvetle tehdit eden kıt akıllılar mı dersin?

Üç kuruş için halk düşmanı şerefsizlerin arkasını kollayan...

...böyle vicdansızlar mı dersin, böyle bir ton adam ya, uğraş dur.

Vallahi midem bulandı abi. Ekmek parası ama ya.

Televizyonda gereğinden fazla konuşan bir tip çıkınca ne yapıyorum biliyor musun?

Zaplıyorum.

Zaplarım seni.

Sen öyle herhangi bir komut almadan bir şey yapabiliyor musun ya?

Kes lan! Ver bakayım şu makineyi!

Aa! Sen kimin makinesini istiyorsun lan?

Ben senin makineni istiyor muyum ha?

Dokunma lan! Ne cüret sen de bu fotoğraf makinesi? Bas geri bas!

Sen neyine güveniyorsun lan? Ver şunu!

(Yumruk sesi) Dokunma!

Ulan ben senin! Tutun lan şunu!

-Dokunmayın! -Tutun!

(Tavuk gıdaklama sesi)

Yeri temelsiz, göğü direksiz yaratan Rabbi'm...

...Gayret'ime tez zamanda hayırlı bir kısmet nasip eyle Ya Rabbim.

-Ne yaptın? -Dibini açıyorum.

Ah âmin.

Olmayacak duaya âmin bu işte.

Niye olmasınmış, nesi varmış benim Gayret'imin?

Benim Gayret'im cırt cırtlı cüzdan gibi.

Yeter ki gönlüne çıplak şeytan girmesin oğlum.

Ay Allah korusun anne.

İnşallah tez zamanda hayırlı insanlarla karşılaşsın yavrum.

İnşallah, inşallah kızım, inşallah.

Şöyle eli yüzü düzgün, helal süt emmiş, hamarat...

...elinden her iş gelen, sevgili, saygılı.

-Bizimle de oturmayı kabul edecek ama. -Aa, tabii tabii.

Şöyle nefes alan, hayatta olan.

Çünkü ben öyle birinin yaşadığına inanmıyorum.

Bu huyla çok zor.

Ben bu oğlandan, çoktan umudumu kestim.

Niye öyle konuşuyorsun sen?

Nesi var benim Gayret'imin?

(Babaanne) Tövbe, tövbe!

(Mutlu) Nesi yok ki? Biraz temizlik hastası...

...ileri derecede bir düzen manyağı.

Ee, bir de simetri takıntısı var o kadar, yoksa on numara çocuk.

(Araba sesleri)

(Kapı açılma sesi)

Böyle geçiyoruz, üstümüzü çıkarmıyoruz.

Derin derin nefes alıyoruz. Bana hiç dokunmuyoruz. Buyurun.

Murat! Oğlum gene ne oldu la?

Abi küçük bir iş kazası oldu da.

-Omuzum. -Gene mi omuzun ya?

Ama senin bu omuzun çıktığı kadar ben senelik izne çıkmıyorum oğlum ya.

İyi, hadi geçmiş olsun gel.

Eyvallah abi.

Geç, geçmiş olsun, geç.

Ama şu üstünü başını bir temizle ya, bir elini yüzünü bir yıka temizle.

Hadi.

İyi temizleyeyim abi, temizleyeyim de şimdi benim çıkık omzumun...

...elimle yüzümle ne alakası var ben onu anlayamadım?

Ha, onunla bir alakası yok, benimle alakası var.

Dokunamıyorum Murat, biliyorsun oğlum. Hadi.

Bırakırsın Umut takar o zaman.

(Alkış sesi)

Nasıl anladın ya harbiden?

Çok kolay.

Kapıdan girdiğimde yerdeki kumlu toprak dikkatimi çekti.

(Murat) Bizim çiftliğin toprağıydı.

Ayrıca lavabonun yanında mazı iğnesi olduğunu fark ettim.

Mazı daha çok Karadeniz bölgesinde yetişen bir bitkidir.

Ee, burada ne işi var? Yakaladım.

Burada ne işi var?

Iı ıh, en çok bizim çiftlikte yetişir.

Ha, doğru.

Gayret abimin de sağ kaşı seğiriyordu.

Tek kendi başına mı o?

-Ha. -Yo, ben iki...

-İki değil mi? -Bir şey gizlediğinde öyle oluyor abi.

Vay be!

Ya gurur duydum ha var ya, senin şu analitik zekanla gurur duydum ha.

Helal ya.

Yok be oğlum, senin burada olduğunu çantanı görünce anladım.

Üf! Yazık ya, abi ya yazık!

Asıl sana ne oldu birader?

Ne olacak yine kendi boyundan büyük işlere kalkışmış, haber yapacağım diye.

Oğlum yine kimlerle kapıştın?

Ya bir at eti çetesi vardı.

Tamam mı? Yani aldım kamerayı mamerayı topladım.

Güya şey yapacağız görüntü çekeceğiz.

(Müzik - Gerilim) (Kuş cıvıltısı sesleri)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kuş cıvıltısı sesleri)

(Kapı kapanma sesi)

(İnek sesi)

(İnek çanı sesi)

(İnek sesleri)

(Erkek 1) Size eşlik etmemi ister misiniz Tayfun Bey?

Yo, sen burada kal Ziya.

Yalnız konuşsam daha iyi olacak.

Gerçi nasıl konuşacaksam artık.

Güzel yermiş yalnız.

Güzel yer olmuş.

Eski hâlini bilsen, gözlerine inanamazdın.

Çok emek vermişler.

Çok.

Ne yapaksınız peki Tayfun Bey?

Hayatımın, en zor konuşmalarından birini yapacağım.

(İnek sesi)

(Müzik - Duygusal)

-Baba. -Ha canım.

Ayağa kalkmışken bana bir bardak soğuk su koysana, ne olur ya.

Tabii paşam, emrin olur derhal.

Kalk, zevzek seni ya! Kalk al şunları götür mutfağa koy ya!

Eline de almış onu cırt, cırt, cırt!

Ver baba, ver.

Bir bardak soğuk su istedik ya.

Uf!

Şu evde var ya bütün bu ağır işleri bana yaptırıyorlar ya.

Bak sen, ak koyunun kara kuzusu.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur derler ama...

...demek ki atalarımız yanılıyormuş.

-Yeter, yeter. -Ya baba, cık!

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesleri)

(Telefon zili sesi)

(Telefon zili sesi) Efendim?

Bir telefon sesi geldi sanki.

Biraderlerden biri geldi belki de.

Dur bakalım anlarız şimdi.

(Ziya ses) Tayfun Bey, adamın kimliğini tespit ettik. Hemen gelmeniz lazım.

Tamam, hemen geliyorum.

(Müzik) (Kuş cıvıltısı sesleri)

(Boncuk sesleri)

Yok, yok kimse yok. Bize öyle geldi galiba.

Prosedürü biliyorsun bilâder, iyice rahatlıyorsun, gevşiyorsun tamam mı?

Hazır. Hiçbir şey yok, korkacak bir şey yok.

-Sen de biliyorsun ne yapacağını, hadi. -Tabii, tabii, tabii.

Ya abi, sağlıkçı olan sensin şimdi Umut niye takıyor benim omzumu?

Ben daha demin lafın gelişi öyle dedim.

O mevzu bahis benim ailem olunca içim kaldırmıyor oğlum ya. Aa!

Hem sen zaten alışıksın, kaç kere çıktı bu?

Umut hadi, biliyorsun ne yapacağını, al oğlum, al.

Gel abiciğim.

Yavaş, hazırsın değil mi?

Oğlum bak dikkat et.

Bir rahat ol ya. İşte her zamanki gibi teknik takacağız işte gösterdiği gibi.

Şöyle serbest bırak.

(Çığlık sesi) Eyvah!

(Telefon zili sesi)

Sana ne oldu abi?

Ee, annem arıyor oğlum, ben yalan söyleyemem.

Ya açma o zaman. (Telefon zili sesi)

Yo, o çok merak o zaman çok merak eder bizi bu.

Ee, biz çıkalım abi o zaman.

Ya çıksan ne olacak?

Prosedür fiks, benden sonra sizi arayacak hastanede olduğunuzu öğrenecek çok...

Ee, ne yapacağız?

Ee, ne yapacağız? Hiç açmazsak şimdi en çok da o zaman merak eder.

Sızlattınız burnumun direğini ya! (Israrla çalan telefon zili sesi)

Ben buluyorum bir şey, şimdi buldum.

Ne buldun abi?

Allah Allah! Niye açmıyor çocuk şimdi?

Ya açar.

İşi gücü vardır. Belki hastası vardır. Yoksa niye açmasın çocuk?

Yok yok, kesin bir şey var.

Gayret, hastası olsa da açardı telefonu.

Öbürlerini ara kızım hadi.

Dur, dur anne açtı dur.

(Hep bir ağızdan) Aa!

(Hep bir ağızdan) Bu ne hâl?

(Hep bir ağızdan) Eyvahlar olsun!

(Gayret ses) Hiç telaşa mahal yok, doktorculuk oynuyoruz.

Harbiden doktorculuk oynuyorlarmış.

(Babaanne ses) Deli deli konuşma bakayım! Çocuk mu kandırıyorsunuz?

Çıkarın bakayım o kamuflajları!

Hop! (Gülme sesi)

-Aa! -Hih!

(Murat ses) Biz endişelenmeyin diye şey etmiştik.

(Murat ses) Benim omuzum çıktı da yine.

(Umut ses) Benim de hafiften burnumu kırdılar.

(Gayret ses) Ee, ben zaten doktorum.

(Gayret ses) Bak Umut, köşeden gözüküyor. Hâlâ o tampon yamuk.

(Gayret ses) Bak, şu bu taraftaki düzelt onu, düzelt.

(Murat ses) Endişelenecek bir şey yok.

(Murat ses) Gerekli müdahaleler yapıldı, turp gibiyiz.

Belli, belli!

Yemeğe gelince ben sizin ifadelerinizi alırım.

(Babaanne ses) Özledim de bir yüzünüzü göreyim istedim ben.

Nohutlu pilavla, musakka var yemekte, ona göre vakitli gelin.

(Gayret ses ) Benim hiç zaten o tarzım değil, ben hep erken gelirim.

(Umut ses) Öperim o güzel yanaklarınızdan.

(Umut ses) Siz sofrayı hazırlayın, biz bitmeden geliyoruz oradayız.

Hadi, hadi.

-Allah'ım ya. -Yaramazlar.

(Nefes sesi)

Yemin ederim suçlu kovalarken bu kadar terlemiyorum birader.

Gayret abi, zekâna hayran kaldım ha.

Bana bu taktığın yani maske kurtardı durumu harbiden.

Benim de omzumu ameliyat örtüsüyle kamufle etti.

Sen koskoca komiser, annem aradı deyince...

...araba farı görmüş baykuş gibi böyle kaldın kenarda.

Abi vallahi aile başka, iş başka.

Duygular devreye girince insan en basit problemi bile çözemeyebiliyor.

Şunları katlayıp gitsenize lan!

Yüz like birden.

Ay bir yüz like daha.

Pardon biri şemsiye getirebilir mi acaba?

Likelar yağmur oldu fotona yağıyor Burcucuğum.

Ortalık yıkılıyor.

İstedik ve başardık tatlım.

O suratsız, hadsiz polis de böylelikle bir işe yaramış oldu.

Öyle deme şimdi tatlış çocuktu.

Dedektif gibi ha, nasıl bildi senin babanın tek kızı olduğunu.

Neyi bildi Merveciğim, ha neyi bildi? Bana şımarıksın dedi ya, bana dedi.

Hayır, ben şımarık mıyım?

Fenomen bir insanım, yani bilsin o kadarını.

Öyle atıp tutmakla olmuyor.

Burcu Hanım diyecekti ben şu anda polisim...

...ve gizli görevdeyim deseydi o zaman başka bir şey olurdu.

Burcu Hanım deseydi bir de kusura bakmayın...

...ben size kıyamadığım için böyle davranıyorum, dese olurdu.

Hoştu hoş, hoş çocuk.

(Müzik - Gerilim)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Evet, kimmiş bizi tehdit eden adam?

Tanıdığınız biri, iki yıl öncesine kadar yanınızda çalışıyormuş.

Finans müdürünüzmüş sanırım.

Evet, işten ayrılırken de bize epey sorun çıkarmıştı.

Kendisiyle konuşup uzlaşmak istedik ama ulaşamadık.

Nerede olduğunu da bilen yok.

Bir an önce bulun ve susturun.

Yoksa bu işten sıyrılmam çok zor.

(Müzik)

(Kuş cıvıltısı sesleri)

(Üst üste konuşma sesleri)

-Bu ne kız? -Nohutlu pilav.

Allah aşkına?

Ben de kuşyemi sandıydım.

Bu ne ulan? Bununla adam mı doyar ya?

Vallahi adam olan doyar Vedat. Şeker hastasısın. Pirinç sana iyi gelmiyor.

İşine geldi mi şeker hastasısın.

(Bardağa vurma sesi)

Evet. Hazır bütün aile toplanmışken ben bir şey söylemek istiyorum.

Olmaz.

Ya babaanne daha ne diyeceğimi bilmiyorsun ya.

Ne diyeceksin? Söyle.

Diyorum ki ben acaba üniversite sınavına tekrar girip…

…şöyle adamakıllı bir bölüm mü okusam?

Olmaz. İşte söyledin. Yine olmaz cevabım.

Ya abiler gülmeyin. Bir şey söyleyin ya.

Oğlum ne söyleyelim? Spor olsun diye okul mu okunur ulan?

Vallahi daha önceki haklarını fena tükettin oğlum.

Ya vallahi Allah aşkına ben gerçekten merak ediyorum yani arıcılık…

…seracılık, yerfıstığı yetiştiriciliği değil mi, şimdi nedir?

Avcılık ve yaban hayatı.

I ıh!

O hiç olmaz.

Avcılığı öğreneceğim diye kendini vurursun. Olmaz.

Yok. Öyle şey, silah falan talim malim yok, atış talimi falan.

Bu, lafın gelişi avcılık.

Ulan oğlum bence lafı daha fazla uzatma ya.

Çünkü lafın gidişatı pek hayra değil.

Yani hepimiz biliyoruz, senin okumaya niyetin yok ki.

Senin işin yan gelip yatmak ya.

Oğlum annen evde hem yalnız.

Ona yardım edecek biri lazım. Sen evde kal.

Ha öyle mi?

E abiciğim, o zaman bir gelin getir de eve artık, anneme yardımcı olsun.

(Boğaz temizleme sesi)

Sanki uygun biri var da ben getirmiyorum.

Oğlum yarın işte uygun kızla buluşacaksın ya…

…uygun bir münasebet kurarsın, alır getirirsin.

Al getir oğlum. Al getir.

Tamam, tamam. Yarın gideceğim konuşacağım.

Görüşeceğiz işte anne.

Kuzumun kuzusu. Öyle eğilip bükülme fazla e mi oğlum.

(Telefon titreşim sesi)

(Hayriye) Aman, el âlemin kızı senden iyi delikanlı mı bulacak?

(Murat) Tam delikanlı ya!

(Gayret) Ne oldu oğlum? Ne? Ne?

(Hayriye) Yaşı kaç, başı kaç oğlumun benim.

(Hayriye) Kaç yaşında Gayret?

(Mutlu) Abim 33 oldu babaanne.

(Gayret) E oldum, sana mı oldum oğlum? Ne var?

(Murat) Millet çocuk yapıyor otuz üçünde.

Siz devam edin. Ben şu telefona bakıp geleceğim.

Aha. Dünyanın sonu geldi herhâlde. Babam yemek yemeden kalktı masadan.

Annem pilavı az koydu ya, gönül koydu.

Yok canım.

Vallahi. Üzüldü adam. Harbiden küstü adam, anne.

(Üst üste konuşma sesleri)

(Telefon titreşim sesi)

Alo.

Vedat sen misin?

Benim. Benim, Tayfun Bey.

Hayırdır?

Ha lafı dolandırmadan direkt konuya gir diyorsun ha?

Yok, yok. Estağfurullah ya.

Bunca senedir aramayınca öyle aramana şaştım birden.

Mühim bir şey mi vardı?

Konuşmamız lazım.

Tabii. Olur. Dinliyorum.

Hayır. Yüz yüze konuşmamız lazım.

Olur, olur da…

…konu neydi?

(Tayfun ses) Konu…

…geçmişimiz.

(Müzik - Gerilim)

Yaştan mı kaldı sanki? Allah Allah!

(Üst üste konuşma sesleri)

(Hatice) Ya Allah Allah! Hasta oluyor adam diyorum size.

Ya kusura bakmayın.

En çok kızdığım şeyi de kendim yaptım.

Kimmiş arayan, Vedat?

Önemli değil ya. Kahveden arkadaşlar.

E ne istiyormuş ki baba bu saatte?

Allah Allah. Ya sana bir de hesap mı vereceğim ya?

Allah Allah!

İşte yiyin yemeğinizi. Mühim bir şey yok.

Ya niye öyle çulluk gözler gibi bana bakıyorsunuz?

Artık lafım da mı geçmiyor bu evde?

Hadi soğutmayın yiyin yemeğinizi.

-Abi ben kaçtım. -Tamam.

-Uğurlamana gerek yok beni. -Tamam.

Hah. Kolay gelsin o zaman.

Ulan…

Vallahi yeter senin yaptığın ha.

Ay bu dizlerim, bu dizlerim…

(Nefes sesi)

Oh…

Bana bak, bir daha öyle iş kazası falan anlamam ha.

Ağzını burnunu kırdırma.

Ben torunlarımı sokakta bulmadım.

Tamam. Dikkat ederim pamuğum benim. Merak etme.

Hem ne vardı oğlum kendine ev tutacak?

Şurada ne güzel ailece gül gibi geçiniyorduk.

Belki gülün dikeni batmıştır be babaanneciğim?

Ya şu zekâ sırf üşengeçlikten şu çiftlikte harcanıyor ya…

…en çok ona üzülüyorum ben ya vallahi.

Üzülme be birader.

Biz de bu ailenin yakışıklılık seviyesini arttırıyoruz, ne yapalım.

Serseriye bak sen. İki dakikada harcadı bizi.

Ha Umut sen de yarın şubeye gel de…

…şu kapıştığın adamlarla ilgili işlem başlatalım.

Ya boş ver hiç gelmeyeyim şubeye falan ya.

Sonra adım abisinden bilgi sızdıran kolaycı muhabire çıkıyor.

Ama çok yakın bir zamanda seninle büyük bir istihbarat paylaşacağım.

-Arayacağım seni. Tamam mı? -Tamam, kardeşim.

Umut, al oğlum bakalım şunları.

Babam ya. Annem abartmış yine ya. Burada bir kışlık erzak var.

Anne yemeği oğlum. Mis gibi yersin işte.

Yalnız, dolaba koymayı unutma. Öbürleri gibi kokmasın.

Yiyeceğin kadarını ısıt.

Tamam.

Sonra da annem gelecek, bir sırtını sıvazlayacak…

…gazını çıkartacak. Yahu amma abarttınız.

Adam askere değil, evine gidiyor ya. Hadi görüşürüz abi.

Tamam.

(Müzik)

Hadi kaçtım ben. Birbirinize emanetsiniz aslan ailem.

Eve varınca mesaj at.

Hah. Bak mesaj önemli.

Hatice’me şöyle güzel, kalpli bir mesaj at. Tamam mı?

Atarım, atarım. Kalpli, buketli… Hepsini atarım.

Oy kuzum benim.

(Araba kontak sesi)

Hadi bakalım Su gibi git, su gibi gel evladım.

(Su dökme sesi)

Hadi bakalım.

(Müzik - Gerilim)

Bak canım, sözün özü şu.

Yani sağ olsun bizi kollayan sağlam bir çevremiz var.

Var ama kulağıma gelen fısıltılar hiç de iyi değil.

Of…

Beni korkutuyorsun Tayfuncuğum ya.

Korkmana gerek yok yavrum.

Şu anda bence ihtimalleri iyi değerlendirip…

…tedbir alma zamanı.

İşte ben de bunu düşünerek…

…bütün malvarlıklarımı nakde çeviriyorum.

Ve eğer işler kötü giderse…

…bu para sana emanet.

Haa.

Ha durum o kadar ciddi yani.

Evet.

Evet, o kadar ciddi.

Umduğum gibi gitmezse…

…işler kötü giderse…

…her şeyimize el koyarlar ama her şeyimize.

Burcu’yu bilirsin, paradan puldan anlamaz.

Onun için kredi kartı sanki sihirli bir değnek.

Böyle bir durumda kızım da sana emanet.

Hayatım…

…Burcu senin olduğu kadar benim de kızım sayılır.

Ya söylemene bile gerek yok.

Ah canım benim. İyi ki hayatımdasın, iyi ki.

İyi ki sen de hayatımdasın.

Burcu konuyu biliyor mu? Yani konuştunuz mu hiç?

Şimdilik bilmiyor.

Yani zaten ona nasıl açıklayacağımı da hiç bilemiyorum.

Aslında anlatıp neşesini de kaçırmamız anlamsız diye düşünüyorum.

Gerekirse anlatırız Burcu’ya.

Neyi anlatıyorsunuz bana?

Oh! Yakalandık.

O zaman itiraf zamanı.

Ee…

Hani biz bir Marrakech’e gidecektik, çölde safari yapacaktık.

Sen böyle şak şak şak fotoğraflar çekecektin.

Hayatım, onu biraz ertelemek durumundayız.

Nasıl ya? Neden?

Ya ben oraya gidecektim, çölün ortasında milyonlarca fotoğraf çektirecektim.

Sonra takipçi sayımı ikiye katlayacaktım.

Başka zaman gideriz Burcucuğum.

Üzme babanı. İşlerini ayarlayamadı.

E ben burada da Burcu Olgun olduğum için, popüler olmaya devam ediyorum.

İşte bu da ispatı. Bakın.

Burcu, bu adam kim?

Ee… Polismiş.

-Polis mi? -Hı hı.

Ya senin polisle falan ne işin olur?

Babacığım benim polisle ne işim olacak, öyle denk geldik.

Ya biz günün, günaydın fotoğrafını çekmek için...

...böyle boğazda çok güzel manzaralı bir yere gitmiştik…

…adam da birini mi takip ediyormuş neymiş…

…biz onun görüş alanına girmişiz.

Bize gidin buradan dedi. Çekilin buradan dedi.

-Sonra? -E sonra biz çekilmedik.

Tabii ki de Burcu Olgun’un çenesine yetişemedi.

Öyle kalakaldı. Takip ettiği adam da kaçtı.

Öyle olaylar gelişti işte.

Ya önemli olan o mu baba?

Baksana şu fotoğrafa. On numara değil mi?

Evet. Bence on numara bu fotoğraf.

Burcucuğum, kırmızı sana çok yakışıyor.

Baksana, şimdiden beğeni sayısı…

…129 bin 386, müthiş!

Ay baba bir daha desene. Çok hoşuma gitti.

(Telefon zili sesi)

Alo. Sonunda aradınız demek?

Evet. Konuşmaya karar verdim Umut Bey.

-Ancak bir şartım var. -Evet. Buyurun. Dinliyorum

İşin içine kesinlikle polis karışmayacak.

(Erkek ses) Bu konuda bir girişiminiz olursa sizinle bağlantımı keserim.

Polisle muhatap olmak istemiyorum.

(Umut ses) Yalnız, polisin ihtiyacı olan şey siz değilsiniz…

…elinizdeki belgeler. Ama bu haberi yapabilmem için…

…yolsuzluğa karışan diğer isimleri de bana vermeniz gerekiyor, biliyorsunuz.

Size istediğiniz adamın ismini vereceğim.

Oldukça ünlü bir işadamı.

(Deklanşör sesleri)

Sanırım takip ediliyorum. Kapatmam gerekiyor.

(Umut ses) Alo. Kapatmayın. Dinliyorum sizi. Alo.

(Umut ses) Alo.

Ah be abi. Ah be abi.

(Nefes sesi)

Tamam. Yeter, yeter. Hadi.

Ya abi niye bırakıyorsun ya?

Terliklerim kirlendi ya!

Abi ne yapacağız senin bu takıntılarını?

Bak yarınki randevunu da bir skandala çevirme, tamam mı?

Benim dediklerimi dinle, ne olur.

Skandal değil, küçük bir yanlış anlaşılma oldu orada.

Yanlış anlaşılma mı?

Ya kadın seni sapık diye polise şikâyet etti.

Az kalsın yüz kızartıcı suçtan içeriye giriyordun ya.

(Gülme sesi)

Oldu değil mi öyle bir şey?

(Gülme sesleri)

Abiciğim affedersin.

Çok pardon.

Ne pardonu oğlum ya? Allah Allah!

Benim ne suçum var? Mesleğimi sordu…

-Ne iş yapıyorsunuz? -E ben radyoloğum.

Ne? Radyocu mu?

Yok, yok. O tarz değil. Yani röntgenciyim.

Röntgenci mi?

Röntgenciyim deyince kaç kişiyi röntgenledin diye sordu bana.

Bu zamana kadar kaç kişiyi röntgenlediniz?

Ya çok var. Ben ne bileyim onu. Bir sürü insan röntgenledim.

Öyle deyince bu benim kafaya bir tane…

Ne diyorsun sen be? Pis sapık.

Seni gibi pis…

Sapık var, sapık var diye bağırdı. Manyak mıdır nedir ya.

Ben bu kadınlardan vallahi bıktım. Yok, olmuyor.

Bak lafa bak ya. Duyan da bütün kadınlar peşinden koşuyor…

…herkes randevulaşmayı bekliyor zannedecek ya.

Abiciğim, şimdi sen kadın ruhundan benim kadar iyi anlamadığın için…

…tamam mı, beni dinliyorsun.

Bak sen. Herifin evden çıktığı yok…

…bir de başımıza ilişki profesörü kesildi.

Var mı mutfaktan bir şey isteyen? Benim midem kazındı.

Ben gidip yatıyorum.

Ben istiyorum. Bana şöyle güzel bir mutlu süt yapsana abi. Ha?

-Ne yapacakmışım? -Mutlu süt.

Mutlu süt?

Başlayacağım ulan senin mutlu sütüne!

Ya yapma, yapma. Saçıma yapma.

-Bak ya. Niye saçımı bozuyorsun? -Yürü. Tembel.

Ayrıca bir tane mutlu süt yapsan ne olur yani?

Hem yapmayacaksan niye soruyorsun bir şey isteyen var mı diye?

Allah Allah!

(Cırcır böceği sesleri)

(Köpek havlama sesi)

(Müzik - Dram)

Firar etmişsin yataktan?

Sen nereden duydun ulan?

Annem kayıp ihbarında bulunmuş.

(Gülme sesi)

Şaka, şaka. Camdan gördüm.

Senin ne işin var gecenin bu saati burada?

Babamın izinden gidiyorum.

Aferin sana.

Hayırdır baba?

Canın bir sıkkın akşamdan beri?

Yok. Yok bir şey.

Var bir şey, var.

Yok bir şey dedim ulan. Üsteleme işte.

Baba!

Vallahi ne bileyim işte bir şey var gibi de…

…yok gibi de, anlamadım ki. Yok bir şey işte.

Babam, ilk defa yemeğin ortasında telefonla konuşmak için…

…masadan kalktığını görüyorum.

Vallahi hepimiz herhâlde kıyamet kopacak dedik.

E dönünce de kahveden bir arkadaşım aradı dedin.

Ama ben üç aydır kahveye gitmediğini biliyorum.

E şimdi de düşünmekten uykun kaçmış, buralara gelmişsin.

Ve benden bir şeyim yok lafına inanmamı bekliyorsun.

Vallahi ben buna sadece…

…babam öyle istiyor diye inanırım.

Tamam. Bu seferlik öyle yap.

Eğer bir şeyler netleştiğinde…

…ilk benimle paylaşacağına söz verirsen tamam.

Tamam.

-Söz mü? -Söz ulan.

-Aslan söz mü? -Aslanların en aslan sözü.

Oldu mu? Hadi yatalım. Yürü bakalım.

(Müzik)

“Güzel bir gün doğuyor”

“Yeni bir gün başlıyor”

“Güzel bir gün doğuyor”

“Yeni bir gün başlıyor”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

(Müzik devam ediyor)

“Güzel bir gün doğuyor”

“Yeni bir gün başlıyor”

“Güzel bir gün doğuyor”

“Yeni bir gün başlıyor”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

“Gülümse, gülümse”

“Hayatına gülümse”

Bahar, babamlar nerede? Çıktılar mı?

Hayır, Burcu Hanım.

Tayfun Bey, telefon gelince kahvaltılarını yarım bırakıp yukarıya çıktılar.

Hmm…

Hale, şu çekmecedeki mavi kutuyu da al hemen valize koy.

Ya şimdi sen gittin diye beni sıkıştırırlarsa?

Sakin olmalısın. Soğukkanlı olmalısın.

Esas ben burada kalırsam sorun çıkacak.

(Ayak sesi)

Böyle apar topar nereye gidiliyor bakalım?

Acaba hesap sormadan önce bir sabah öpücüğü mü versen?

Hıh.

Ya baba, nereden çıktı yine bu seyahat?

Ne kadar kalacaksın?

Tatlım, keyif için gitmiyorum.

Acil bir toplantı için Rusya’ya uçacağım. İş.

Gerekiyor, acil, lazım, iş, seyahat…

Bu kelimelerin hepsini böyle, toparlayıp toparlayıp…

…Türkçeden atmak istiyorum.

Ne kadar kalacaksın peki?

Ee… Çok uzun kalmayacağım.

Hemen döneceğim.

Gel. Gel yavrum. Gel çocuğum. Hadi.

Hah. Anne, benim yakalar düzgün mü?

Eşit, annem. Eşit, eşit.

E saç? Annem, saç?

Tamam. Tamam, dikelmemiş. Güzel.

Ya paçalarım?

Tamam. Paça boyların da iyi.

Bakayım. Bıyıklara da bakalım.

Aynı yöne bakıyor. Hadi çocuğum, hadi.

Ya abiciğim, bak sen şimdi yakayı paçayı bırak.

Dün akşam benim söylediğim şeylere odaklan.

Bak bu sefer bu kız kaçmıyor, tamam mı?

Evvel Allah oğlum, o iş bende.

Ben okudum üfledim oğlumu, her şeyi hazır gidecek.

Kuzumun kuzusu.

Hadi geç kalıyoruz.

Aman oğlum geç olsun da güç olmasın. Hayırlı olsun her şey.

Hadi güle güle.

Ben de sizinle geliyorum. Bekleyin.

Vedat, sen nereye?

Ya dedim ya işte bebelerle gideceğim.

Sen kiminle buluşacaksın?

Ne buluşması anne ya?

Bu ağaçların ilaçları bitmiş, onları alacağım.

Haa.

Baba, hadi geç kalıyoruz.

İyi hadi, hadi. Bırak. Yürü.

Bekletme çocukları hadi.

Hadi uğurlar ola. Hadi. Ben mutfağa geçiyorum kızım.

İyi. Anne, geliyorum ben de.

Hah. Mutlu. Öğleden sonra yumurtacı gelecek, hadi sen de kümese oğlum.

Cık!

Ya ben yatağımda yatsam kuluçkaya olmuyor mu?

Benimki de laf işte.

-Kolay gelsin millet. -Sağ ol.

Ne haber hülya?

İyiyim Umut Bey ama sizi durdurmak zorundayım.

Niyeymiş o?

Biliyorsunuz Pelin Hanım’ın kesin talimatı var.

Toplantıya on dakikadan fazla geç kalanın içeriye alınmasını istemiyor.

Deli bu kadın ha.

Şimdi de kapıya nöbetçi dikmiş.

Ne yapmışlar oraya ya?

Sorumluluk abidesi Umut Bey yine lütfedip de...

...toplantımıza katılmadığı için…

…ona düşen haberleri de ben alıyorum.

Neyse. Toplantımız bitti. Dağılabilirsiniz.

Bomba haberim var!

Trafik yüzünden geç kalmamı affettirecek kadar iyi.

Benim de size bir haberim var Umut Bey.

Toplantımız bitti. Bu bomba haberi…

…yarın aktarırsınız artık bize.

Ya Erkut Et Tesislerinde kesilmek için getirilen atları kaydettim desem?

Gerçekten mi?

Görüntüler nerede? Hemen yayına hazırlayalım.

Ya kameramı aldı sildi şerefsizler.

Haberi yaparken polislerle irtibata geçip…

…baskın yapılmasını sağlamak, aklınıza gelmedi mi yani?

Vaktim yoktu. Görüntüler silindikten sonra haber verdim…

…baskın da oldu ama…

Ama tesis temiz çıktı değil mi?

Evet.

Ya ama haber ortada.

Ya en azından dikkatleri üstlerine çekebiliriz.

Ya sonuçta darp edilmiş bir muhabir var ortada.

Bu onları suçlu yapmaz.

Yani darp dışında suçlu yapmaz.

Elinizde bir kanıt ve sizin de bir haber değeriniz yok, Umut Bey.

Ya olan biten her şeyi gördüm diyorum.

Her şeyin şahidiyim ya.

Ya muhabir olarak röportaj vermek zorunda değilim ki…

…vatandaş olarak veririm.

Ya en azından dikkatleri üstlerine çekelim istiyorum.

Ya kanıtlayamıyoruz diye insanlar at eti mi yesin ya?

-Hangi at? At nerede? -Yok. Götürdüler.

-Peki, kanıt nerede? -Sildiler onu. Dedim.

Haber nerede o zaman Umut Bey?

Yandı bitti kül oldu.

Geçmiş olsun.

Pelin Hanım, Pelin Hanım.

E geçmiş olsun dedim ya.

Sağ ol.

Yine zirvedesin bebişim. Sesim diyorum oraya geliyor mu?

(Gülme sesleri)

Duymuyorum tatlım. Kaf Dağlarının tepesindeyim.

(Gülme sesleri)

Yalnız olaysın. Böyle bir relax yok.

Kim bilir kaç kişi like’larken parmağını incitti bilemiyorum.

O sinsi Ece de şimdi hasedinden pixellerine ayrılmıştır.

Dağılan egosunu Photoshop bile toplayamaz.

Ekin ile Naz’ın ardından Insta’ya gömüverdi kendisini.

Oh! Toprağı bol olsun.

Ay ne ara dirildi bunlar be?

Ay yazık.

Korktun mu sen bizi görünce?

(Gülme sesleri)

E korktum anneciğim.

Öyle bir makyaj yapmışsınız ki öcüye dönmüşsünüz.

(Gülme sesleri)

Yalnız, çok gülme Burcucuğum. Senin de rimelin akmış çünkü.

Ah tatlım, bence sen asıl hiç gülme.

Yani çünkü eyeliner’ı yine böyle ensene kadar çekmişsin.

Ama tabii gözler ortaya çıkmış. Güzel.

Canım çok teşekkür ederim. Senin kolyen de bu kombinin üzerinde…

…ne işim var burada diye bağırıyor.

Aa! Senin de Instagram sayfan, neden bu kadar az like’ım var diye ağlıyor.

Yani yoksa seni sevmiyorlar mı, beğenmiyorlar mı?

Canım bir kere, ben senin koyduğun fotoğrafı koysaydım eğer…

…ailem kıyameti koparırdı.

Ama tabii senin ailen o kadar gevşek ki…

…çok önemsemiyorlar galiba.

E tabii ilgisiz baban işten kalan zamanlarını...

...genç üvey annenle geçirdiği için…

…seni pek takmıyor gibime geldi.

Sahi kaçıncı üvey annendi bu senin? Dört mü?

(Gülme sesi)

Seni hiç ilgilendirmez tatlım.

Ayrıca annem de, babam da beni çok seviyor.

Ya kaçtı? Ee…

500…

500 küsur bin takipçim daha var. 500 küsur…

Yani kocaman bir ailem daha var.

Aile mi?

İki hafta resim atma...

...bak bakalım o aileden kaç kişi kalıyor etrafında canım.

(Telefon zili sesi)

Ay annem arıyor görüyor musun?

Günde on kere aramazsa içi hiç rahat etmiyor…

…gerçek sevgi işte.

Efendim, anneciğim?

(Müzik - Hüzünlü)

Hişt. Aman boş ver.

İkisi de birbirinden gıcık.

(Gülme sesi)

(Kümes hayvanı sesleri)

Ya anan paraları bakmadan sayıyor. Paraların kalınlığından mı anlıyor?

Yok. Yok, abiciğim. Onun parmaklarında çip var.

Sen bir de onu pirinç ayıklarken gör.

E bu eksik?

Tanesi 50 kuruştan o kadar ablam.

Niye? Geçen 75’ten aldın.

O, sizin komşu fiyatları kırmadan önceydi.

Artık 50’den alıyorum.

Ne?

Onun saçaklılarıyla benim gıdılıklarımın yumurtaları aynı mı?

Ablam, yumurta yumurtadır işte.

Hayır. Aynı değildir.

Ben bir kere gıdılıklarıma insanmış gibi davranıyorum.

Her gün onların kursaklarına masaj yapıyorum…

…teleklerini tarıyorum ya.

Yaa. Gezdiriyor tozduruyor. Ben şahidim.

Haa. Yemiyorum yediriyorum.

Ben onlara bir kere bile sade arpa vermedim.

Sonra elin adamı geliyor, o canım yumurtayı alıyor…

…yağa kırıyor, ekmeği banıyor… Dram ya.

Vallahi ben senin tavuklarınla olan ilişkilerinden anlamam, karışmam.

Pazarda hepsi aynı. İşine gelirse ablam.

Çek oğlum. Gidiyoruz.

(Araba kontak sesi)

Sen de gel gitme ulan.

Dur, dur dayı. Ne yaptın. Tavuğumuzu da alıyor ya.

Demek arkamdan iş çevirip yumurta fiyatlarını düşürürsünüz ha?

Savaş mı istiyorsun ha?

Hah. Ben sana ne yapacağımı çok iyi biliyorum.

Anne korkutma beni.

Gören de komşunu Amerikan borsasında manipülasyon yaptı zannedecek ya.

Ne yapacaksın?

Yok. Aslan ailesiyle uğraşmanın ne demek olduğunu ben onlara göstereceğim.

Yumurta fiyatlarını 50 kuruşa indirmek neymiş…

…ben bunun intikamını alacağım onlardan.

O kaybettiğimiz 25 kuruş var ya…

…hepsini tek tek alacağım...

...burunlarından da fitil fitil getireceğim.

Bak gör bunu yapacağım. Göreceksin.

Allah Allah!

Hadi git.

Abi sen beni hiç koymamışsın ki. Bu böyle olmaz ama ya.

Abi, Pelin Hanım nasıl istediyse öyle yaptım.

Azalt dedi, azalttım abi.

Hay sana da, Pelin Hanım’ına da… Şimdi var ya…

(Telefon zili sesi)

Efendim?

(Erkek ses) Umut Bey, aradığınız adam Tayfun Olgun.

Tamam da siz bu bilgiyi nereden…

Her şey bu adamla ilişkili.

Yolsuzluğun kilit isimlerinden birisi bu adam.

(Erkek ses) Ve şu anda ülkeyi terk etmek için hazırlanıyor.

(Erkek ses) Elinizi çabuk tutun.

Tamam, tamam. Size geriye nasıl ulaşabilirim?

Alo. Alo.

Umut abi, Umut abi nereye?

Abi, montaj?

(Martı sesleri)

-Tayfun Bey’le görüşecektim. -Bir dakika bekleyin.

Tayfun Bey, Vedat Bey geldi.

Buyurun.

Vay, vay… Vedat. Hiç değişmemişsin ya.

Sen de hiç değişmemişsin Tayfun Bey.

Nasıl değişmedim ya?

Zaman da değişti, ben de değiştim, her şey değişti.

Misal ben seni tanıdığımda kundakta sadece bir tane bebeğin vardı değil mi?

Şimdi aslan gibi dört tane oğlun var.

(Gülme sesi)

Murat polis olmuş. Polis…

Siz bu iki numaranın adını Murat koymuştunuz değil mi?

Kusura bakma da Tayfun Bey, sen bizden ne istiyorsun?

Ya aslında şartlar değişti…

…her şey değişti derken…

Benim için artık hayat çok zorlaştı Vedat.

Ee…

Çiftlik…

Vedat, çiftliği bir an önce boşaltmanız lazım.

Ne dedin sen?

Sen ne diyorsun Tayfun Bey ya?

Nasıl boşaltırım ben o çiftliği? Gözünü seveyim ya.

Onca emek, çaba…

Ya oradaki meyve ağaçları, hayvancıklar…

Ya sen biliyorsun ya biz oraya vardığımızda...

...orası ıssız, çorak bir yerdi ya.

Yolu izi bile yoktu ya.

Biz karımla böyle tırnağımızla kazıya kazıya oraları bir hâle getirdik.

Vedat biliyorsun bak başka bir çarem olsa…

…senden bunu asla istemezdim.

Tayfun Bey, biz o vakit orada bir anlaşma yaptık.

Bu çiftlikte istediğin kadar oturabilirsin demiştin.

Demiştim evet. O zaman bir anlaşma yapmıştık.

Aradan tam 30 yıl geçti.

Sen ne yaptın? Sen de o çiftlikte bila bedel oturdun.

Tarlasını ektin, bostanından faydalandın…

…kendine gelir elde ettin değil mi?

Aramızdaki anlaşmaya gelince.

O konuyu, yani gerçeği insanlara söylersin söylemezsin…

…o senin bileceğin iş.

Çiftliği bir an önce boşalt kardeşim.

(Müzik - Gerilim)

Tayfun Bey…

Tayfun Bey…

Yani anlayacağınız, son 50 yılın en büyük yolsuzluk dosyasıyla karşı karşıyayız.

Ve baş şüphelimiz Tayfun Olgun şu an ülkeyi terk etmeye hazırlanıyor.

Mevzu derin beyler. Bir göz atın lütfen.

Bizden ne istiyorsun peki?

(Gülme sesi)

Soruya gel ya.

Ya birlikte çalışalım işte. Sizden ne isteyeceğim?

Birlikte çalışalım, siz adamı enseleyin…

…ben de haberini yapayım işte.

Ee, kaynağın sağlam mı?

Ya tabii ki sağlam ya.

Ya ben sağlam olmasa, adım çıkma pahasına buraya kadar gelir miyim?

Ya ne zaman buraya adamımı atsam, sizden haber çalacağım sanıyorlar.

Oğlum bunların hemen hepsi varsayım.

Biz mali şube olarak böyle elimizde sağlam bir delil ya da şahit olmadan...

...bu kadar güçlü bir iş adamını alıkoyamayız.

Ya abiciğim senin ihtiyacın olan belgeleri, dosyaları, her şeyi ben getireceğim ya.

Ya benim tek ihtiyacım olan şey sizin adamı zapt etmeniz.

Adam arazi olmasın.

Kaçarsa bulmak zor hakikaten.

Yani bağlantıları vardır. İade de etmezler.

(Müzik)

Allah Allah!

Ya abi, sen hâlâ neyi düşünüyorsun ya?

Ya bana biraz güven, ya ne olursun güven ya.

Sen adamı getirene kadar, ben tanıktan aldığım belgelerle buradayım diyorum.

(Umut) Söz diyorum ya.

Ya sen niye biraderine güvenmiyorsun arkadaş?

Lütfen ya.

(Müzik)

Anne, yıllardır anne diye bildiğim kadın ajan çıktı.

Bana söylemek istediğin özel bir yeteneğin falan var mı, özel bir gücün?

Benim gücüm ailem, çiftliğim ve tavuklarım.

Onlara bir şey yapanı böyle yolarım.

Kanatlarını mı?

Anne, Allah aşkına ne diyorsun? Vallahi ben bunun içinde olmak istemiyorum.

-(Mutlu) Ben gidiyorum ya. -(Hatice) Dur bakayım şurada. Dur!

Anneciğim, canım anneciğim. Bu hayvanların günahı ne?

Bak, eğer bunlara bir şey olursa vicdan azabı babaannemden daha ağır.

Ayrıca bu yemde bir şey yok değil mi zehir falan?

Yok, tabii. Allah Allah!

İnsanların ekmeğiyle oynamak ne demekmiş göreceksiniz şimdi.

(Hatice) Komşu komşuya bunu yapar mı?

Ondan sonra hayvancılık niye öldü?

Sizin gibiler yüzünden öldü.

-(Mutlu) Tamam, hadi. Ne yapacağız? -(Hatice) Aç kapıyı.

Aç, aç, aç.

(Hatice) Tamam gir içeri.

Sal tavukları sal.

(Tavuk gıdaklama sesleri)

Hadi dağılın, dağılın köy sizin.

(Hatice) Çıkın, çıkın bütün köye dağılın.

(Gülme sesi)

(Mutlu) Çık dışarı.

Çıkın. Hadi çıkın, çıkın.

Arasın da köyde bulsun sizi bakalım.

(Gülme sesi)

Anne.

(Gülme sesi)

Ne?

(Müzik)

Hoş geldin komşum.

Kendi bahçesi. Tabii ki hoş geldi anneciğim.

Değil mi?

Ama galiba siz, bizi pek hoş görmediniz.

Sopa ne? Kullanmayacaksınız herhâlde.

Hava çok sıcak çünkü terlersiniz. Bak, ter içinde kaldım.

(Vurma sesi)

Ah!

Ağrıyor annem.

Anam. Ah.

Hayır ya bunca kötek için ne yapmışız biz?

Tabii canım ne yapmışız?

Alt tarafı izinsiz bahçesine girmişiz, tavuklarını salmışız.

Öyle yaptık değil mi?

De! Sonra mutlu niye dışarı çıkmıyor...

...neden bu çocuk hiçbir şey yapmıyor. Al işte yapınca böyle oluyor.

Yalnız anne tavukları zehirleyeceksin sandım ha.

Yok artık!

O kadar gaddar mıyım ben?

Benim olsun olmasın hiçbir hayvana kıyamam.

Teyze bize kıydı ama.

Şu hale bak ya.

Cık. Artık lekeli bir elmasım.

Yüzümdeki bütün altın oran bozuldu.

Ah!

Allah'ım suyun suyun yolmuş ya.

Of! Vurdun o kadar hırsını aldın...

...saçımı niye yoluyorsun?

Ben hayatıma artık bir unicorn olarak devam edeceğim.

Ne corn?

Unicorn. Ya tek boynuzlu at.

(Kişneme sesi)

(Gülme sesleri)

(Burcu) Aa, aa! Dur, dur!

Ben önce fotoğraf paylaşmalıyım.

Takipçilerim nerede ne yenir bilsinler.

Yalnız takipçilerini senin kadar düşünen fenomen az bulunur.

Tabii ki.

Ah kahveyi de alıyor.

Bir de selfie. Pastalı selfie.

Aa! Annem değil mi o?

An... Anne.

(Garson) Buyurun bir şey mi istemiştiniz?

Hani nerede annen?

Annem değilmiş ya.

Karıştırmışım ben.

Yanlış görmüşüm.

Tamam. Hadi gel.

(Müzik)

Yalnız pasta dediğin kadar varmış.

Parmaklarımı yiyeceğim şimdi.

(Müzik)

Hadi, hadi. Acele et.

Uçağı kaçıracağım.

Tamam efendim.

(Polis siren sesleri)

(Müzik)

Mali Şube Komiseri Murat Aslan.

(Murat) Bu da ortağım Cem.

Mevzu nedir?

Tayfun Olgun siz misiniz?

(Cem) Hakkınızda ihbar var.

Yolsuzlukla suçlanıyorsunuz. Bizimle şubeye kadar geleceksiniz.

Ee, bakın benim bu akşam yurt dışında çok önemli bir iş toplantım var.

Acilen gitmem gerekiyor.

Yani sadece iki, üç gün kalacağım ve döneceğim.

Döner dönmez de size uğruyorum. Söz.

Gitmene izin veremeyiz.

Bakın ee, sadece iki, üç gün kalıp döneceğim.

Bu çok önemli bir iş toplantısı.

İki, üç gün için biraz fazla değil mi bu kadar valiz Tayfun Bey?

Seninki seyahat değil taşınma hazırlığına benzemiş Tayfun Bey.

Lütfen.

Buyurun, Tayfun Bey.

(Tayfun) Bu yaptığınızı yanınıza bırakmayacağım.

(Murat iç ses) Ulan Umut'un lafıyla iş yapıyoruz ama...

...hadi hayırlısı.

(Mutlu) Ah, ya anne nereden uydum senin aklına?

(Mutlu) Şu halimize bak ya. Cık!

Elma getirdim size.

Ha, gel babaanneciğim gel.

-Ne o? -(Hatice) Ver anne.

Hepinizin birden başı mı tuttu?

Ee, şey anne havadan, havadan herhâlde.

Ya havadan, havadan.

Siz benden bir şey saklıyorsunuz ama hadi bakalım hayırlısı.

Ya anne şey Gayret diyorum.

Ne yapıyor acaba? Ne heyecanlıdır şimdi.

Aman her zaman yaptığı şey kızım. Niye heyecanlansın?

Ama çok merak ediyorsan ara bakalım ne yapmış.

Arayalım ya.

Dur.

Hah.

(Telefon zili sesi)

-(Gayret) Annem. -(Hatice) Alo, Gayret?

Hah.

(Hatice) Oğlum hoparlörü açıyorum.

Bir terslik yok inşallah. Buluşmaya gidiyorsun değil mi kızla?

Yok, yok ne tersliği olacak?

İki saat sonra buluşacağız işte.

Ha. Heyecan meyecan yok, değil mi annem?

Ne heyecanı ya? Zaten hobi olarak ben artık bunu yapıyorum.

Her hafta biriyle buluşuyorum. Maşallahım var yani.

Bak, ne diyeceğim.

Sakın geçen seferki gibi kızın kaküllerini kesmeye kalkma.

(Hatice ses) Eşit değilse değil ne yapalım.

Aman be oğlum düğmesi kopukmuş, eteği sökükmüş...

...boş ver sakın bunları takılma.

(Hayriye ses) İdare ediver artık kuzumun kuzusu.

Ha, ıslak mendil kullanma alışkanlığı yoksa da boş ver canım.

-Evlendiğin zaman şart koşarsın evladım. -(Hayriye) Hıh.

Abiciğim bak, elbisesi böyle yemek menüsü...

...gibi rengârenk olabilir, lekeli de olabilir.

Sen kafana takma. Koluna tak, getir kızı.

Takar, takar.

Abi orada mısın?

Mutlu şu büyük park var ya büyük park...

...oraya gelsene. Ben orada bekliyorum seni. Hadi ne olur.

Cık! Ya hayır, olmaz ya. Yatacağım ben.

Ya 40 yılda bir işim düşmüş. Ben senin abin değil miyim?

Bir kardeşlik yap Allah'ını seversen. Lütfen ya. Bak...

...ee, geleceksin değil mi? Bak, odada tütün kolonyası var onu da getir.

Bak, her yerim ter içinde kaldı stresten. Ne olur gel hadi.

E hadi git abin çağırıyor.

Ama başım ağrıyor benim.

Aa, hadi evladım.

Abin çağırıyor. Yürü.

Tamam. Cık!

Ben de gideyim şey yapayım.

Gıdılıklara bir bakayım.

E hadi bakalım.

Umut, oğlum bu işin şakası yok. Söz verdin.

Ya tamam ya Allah Allah!

Eli kulağındadır. Gelir birazdan.

Hem ben ne dedim abi?

O belgeler Tayfun'dan önce ulaşacak o şubeye.

-(Umut ses) Tamam mı? -(Murat) İyi. Hadi o zaman.

Elini çabuk tut. Biz yola çıkıyoruz.

Ha, Vedat geldiğini duymadım oğlum.

Ne zaman geldin?

Oo.

Sana söylüyorum oğlum.

Vedat?

Ben, bugün ilaç almaya gitmedim.

Nereye gittin?

Tayfun'la görüşmeye gittim.

Hangi Tayfun?

Biliyorsun anne işte. Şu bizim eski patron var ya.

Ne istiyormuş?

Çiftliği.

(Kuş cıvıltısı sesleri)

Ne demek şimdi o?

İşte bir an evvel boşaltacaksın çiftliği diyor adam.

Ama oğlum bizimkiler çiftliğin bizim olmadığını bilmiyorlar ki.

Ben niye böyle çöktüm kaldım sanıyorsun anacığım ya?

Ben bunca yıldan sonra Hatice'ye nasıl derim?

Çocuklara nasıl derim aslında bizim bir evimiz yokmuş diye?

Aman tamam oğlum, tamam.

Bakarız bir çaresine. Karartma hemen yüreğini öyle.

Dertsiz bir kabak varmış, o da başını kesip içini oymuşlar zaten.

Benim canım anam.

(Nefes sesi)

O diğer meseleyle ilgili bir şey söyledi mi sana?

Yok. Demedi.

Aman oğlum. Aman, aman çok iyi.

O mesele çiftlik meselesinden daha önemli.

Şeytanın kulağına kurşun, aman.

(Müzik)

Dök, dök.

Oy. Bu 80 derece nasıl yakıyor mübarek.

-(Mutlu) Al. -(Gayret) Sağ ol.

-(Mutlu) Abi. -(Gayret) Hah.

Bak ben buraya iki tane toplu taşıma aracı artı 2536 adımla geldim.

Buraya sadece şunun için çağırmadın değil mi beni?

Öyleyse vallahi bozuşuruz.

Zaten dayaktan her yerim zonkluyor ya.

Dayak mı? Ne oldu, ne dayağı?

Aman boş ver.

Yumurta tavuk sorusu diyelim.

Abi senin bu buluşacağın kız hangi kızdı ya?

Ha ben de seni onun için çağırdım işte.

Ben bu kızlarla konuşma konusunda...

...konuya giremiyorum ya doğru düzgün yapamıyorum ya bu işleri hani.

Ya sen de az kafa yormuşluğun yok bu işlere.

Bana biraz taktik maktik bir şey mi versen ya ha?

E sen şimdi benim aşk doktoru olduğumu kabul ediyorsun yani?

Ya, evet.

Güzel. Otur abiciğim o zaman. Buyur.

Tamam gel. Sildim ben gel.

-(Mutlu) Sıkayım. Kolonya sıkayım. -(Gayret) Hayır. Tamam.

Otur, otur.

Şimdi önce bir elimizdekinin resmine bakıyoruz, tamam mı?

Bakıyoruz.

Yani. Ümit var.

Ümit var. Yapacağız. Abi ne yapıyoruz biliyor musun?

Şimdi ben, buluşacağın kızım senin. Neydi adı?

-(Gayret) Esra. -(Mutlu) Hah.

Ben Esra'yım. Biz böyle oturduk.

Sen normal bir insan gibi geldin.

Başlıyorsun, merhaba diyorsun. Ne diyorsun?

Merhaba saygıdeğer Esra hanımefendi.

Amacım acizane taciz etmek değil.

Bilakis efkâr-ı umumiyede küçük bir aile bacası tüttürmek.

Cevab-ı münasebetiniz kalb-i harabımı tamiri temin

...edeceğinden, desd-i izdivacınıza ben talibim.

Abi senin içine zaman makinesi mi kaçtı ya?

Senin o kullandığın kelimeler var ya...

...o Karlofça Antlaşması'ndan sonra tedavülden kaldırıldı.

Boş ver onları sen.

Sen çok şey yapma. Sen gel merhaba de.

Sonra hemen kendini övmeye geç.

Kadınlar bayılır öyle özgüveni yüksek erkeklere.

Mesela öv kendini.

-(Gayret) Röntgenciyim. -(Mutlu) Yok, onu deme ya.

En son dedin başımıza ne geldi biliyorsun. Polislik olduk.

(Mutlu) Sen şey, de.

Zenginim ben, de.

Değilim ki.

Ya sen, de bir şey olmaz. Kadınlar bayılır öyle yalanlara.

De mesela şimdi bana zenginim.

Cık! Yok, yapamayacağım ben.

Ben yalan konuşamam kimseyle ya.

Neyse tamam, boş ver.

Nasibim değilmiş, kısmetim değilmiş derim...

...dizimi büker baba evinde otururum ben, tamam.

Hayır!

Senin o baba dediğin bizim aslan yuvamız.

(Mutlu) Biz aslan ailesiyiz ya.

Şu İstanbul'un yaban hayatında bizden kralı yok.

Pes etmek yok!

Aslan biraderleriz biz!

Pes etmeyiz!

Abim benim. Sen şimdi ne yapıyorsun biliyor musun?

Boş ver her şeyi. Gidiyorsun oraya...

...yekten ne varsa söylüyorsun.

Aksa ak, karaysa kara.

Vuruyorsun pençeyi, alıyorsun avını sırtına geliyorsun buraya.

(Mutlu) Neyiz biz?

Aslanız! Ay!

Abi kedi gibi olmaz öyle. Böyle aa!

Vahşi. Aa yap!

Ben onu yapamam.

Gel sana kolonya süreyim.

Hah.

Buyurun bu taraftan.

Buyurun Tayfun Bey.

Buradan.

Siz geçin ben iki dakikaya yanınızdayım.

Tamam ortağım.

(Müzik)

Sen sormadan ben söyleyeyim. Gelmedi, bekliyorum hâlâ.

Gelmedi ne demek Umut?

Ya tamam hemen gerilmeyelim.

Trafiğe falan takılmıştır ya.

Oğlum oyun oynamıyoruz burada.

Adamı tuttuk kolundan, şubeye getirdik.

Avukatı yoldadır.

Ya tamam birader, tamam; bir sakin ol ya.

Ya konuşmak istiyorum diye beni arayan o.

İşler bu noktaya geldikten sonra vazgeçmesi saçmalık.

Vazgeçemez ya.

(Umut ses) Ya ben arıyorum ulaşamıyorum.

Biraz da geç kaldı kabul ama geleceğiz oraya.

Siz o Tayfun'u orada tutmanın bir yolunu bulun.

(Umut ses) Geliyoruz biz oraya.

(Müzik)

Ya Burcu niye çattın kaşını? Vallahi alın çizgilerin çıkacak ha.

Dalmışım ben ya.

Ah. Hello.

Hah. Bir bu eksikti.

Hâlâ burada olmana çok sevindim Burcucuğum.

Ay! Insta’da izimizi sürüp bizi bulmuşlar resmen.

Bu anı asla kaçıramazdım.

Kıpırdama. Bu çökük halini de sakın bozma çekiyorum.

Neyi çekiyorsun ya? Sil şunu!

Silemez. Senin haber değerin var şu an Burcucuğum.

Ne haberi? Ne saçmalıyorsun sen?

Sonuçta sen yolsuzluktan içeri alınmış...

...dolandırıcı iş adamı Tayfun Olgun'un kızı Burcu Olgun'sun canım.

Ne diyorsun sen Ece?

Aa! Haberin yok mu?

Bütün sosyal medya çalkalanıyor kızım.

Babanı tutukladılar babanı.

Ne?

Ay alıştıra, alıştıra söyleseydin. Şoka girdi.

Bak, yalan söylüyorsunuz ve fazla ileri gidiyorsunuz.

Burcucuğum, sonra aile bağlarınız zayıf dediğimde üzülüyorsun ama.

Daha birbirinizden haberiniz yok.

(Müzik)

(Araba sesi)

Buraya park edemezsiniz yalnız.

Çekil, çekil!

Çekil, acelem var çekil!

Hanımefendi anlamadınız galiba?

Abi şu an park yeri aramakla uğraşamam.

Babam var diyorum içeride. Onu görmem lazım.

Hanımefendi, arabayı çekmeden nereye gidiyorsunuz?

(Polis) Hanımefendi?

Hanımefendi, bu şekilde elini kolunu sallayıp içeri giremezsin.

Ben Tayfun Olgun'un kızıyım ve derhal babamı görmek istiyorum!

Hanımefendi kime diyorum?

Dövseydin bir de.

Ne dövmesi? Ne diyorsun?

Ayrıca bu şekilde bağırarak konuşamazsın.

Siz de beni bağırtmayın o zaman. Babamı suçsuz yere içeri almışsınız.

Burada yetkili kimse, benim suçsuz babamı buraya alan kimse...

...müdür mü, kimse ona ne diyorsanız ben derhal onunla görüşmek istiyorum.

Tayfun Olgun'u kim içeri aldıysa çıksın karşıma.

Ben.

Yine mi sen?

Vallahi ben de aynısını senin için düşünüyordum.

Selim sen görevinin başına dön.

Emredersiniz amirim.

Başarabileceğinden şüpheliyim ama insan gibi anlat bakalım neymiş derdin?

İnsan olsun konuşurum da senin daha çok koklaşarak anlaşacak gibi bir tipin var.

Şımarık olduğum oranda zekiyim diyorsun ha?

Vallahi sen de kaba olduğum oranda beceriksizim diyorsun.

Yoksa sen benim suçsuz babamı niye içeri alasın, değil mi?

Babanın suçsuz olduğunu kim söyledi sana?

Ayrıca laflarına dikkat et...

...görevi başındaki memura hakaretten babanın yanına göndermeyeyim seni.

Vallahi elinden gelini ardına koyma.

Yoksa sen borçlu çıkarsın.

-Tehdit sizde aile geleneği mi ha? -(Burcu) Hı hı.

Gerçi alttan almak lazım.

Ne de olsa tehdit köşeye sıkışmış insanın can simididir, değil mi?

Burada köşeye sıkışan veya suçlu olan biz değiliz.

Ayrıca bunu kanıtlar kanıtlamaz ben seni dava edeceğim.

-(Murat) Lütfen. -(Burcu) Hı hı.

Ah, Burcu Hanım.

Burcu Hanım, savcı beyle görüştüm.

Tayfun Bey'i çıkartıyoruz.

(Murat) Çıkaramazsın!

Tayfun Bey'le daha işimiz bitmedi.

Onu burada tutmak için hiçbir delilinizin olmadığını...

...ikimiz de gayet iyi biliyoruz.

Bence siz ne yapın, biliyor musunuz?

Yatın kalkın, Tayfun Bey'e dua edin.

Çünkü asılsız yere tevkif ve itibar zedelemeden dolayı, sizi dava etmiyor.

Vallahi benim için bir sıkıntı yok.

Nasıl olsa o deliller toplanacak...

...senin patronun da hak ettiği cezayı alacak.

Ya sen cevabını almadın mı?

(Burcu) Hâlâ niye benim babamla uğraşıyorsun?

Benim babamla uğraşmayı bırak!

Çıkalım mı Burcu Hanım?

Hı hı.

(Müzik)

(Burcu) Kendini bilmez ne olacak.

(Burcu) Sen kim oluyorsun da benim babamı suçsuz yere içeri alıyorsun?

Pis beyinsiz!

Tamam be kızım, tamam.

Yani yola çıktığımızdan beri, saydırıp duruyorsun.

Bir dur, lütfen. Bir sakin ol.

Yani zaten bizim acilen konuşmamız lazım.

Haklısın babacığım.

Onun amiriyle konuşmamız hatta ondan şikâyetçi olmamız gerekiyor. Haklısın.

Kızım mesele düşündüğün gibi değil.

Bırak baba ya.

Bir de o elin delisiyle empati mi kuracağım ben?

(Burcu) Ne düşündüğüm gibi değil?

Ya benim babam dünyanın en tatlı, en dürüst...

...en mükemmel insanı değil mi?

Öyle.

Bence senin başarını çekemiyorlar babacığım ben sana söyleyeyim.

Abartıyorsun. Yani kızım olduğun için böyle düşünüyorsun.

Hayır, babacığım.

Sen zaten böyle bir insansın.

Sen benim her şeyimsin ya her şeyim.

(Alarm sesi)

Ne o? Neyin sesi o?

Ay uyarı şeysi babacığım. Benzin bitmiş.

Tam da sırasıydı.

Babacığım merak etme. Hepsini hallederim ben şimdi.

Bir benzinliğe gireyim.

Babacığım sen bekle ben hemen geliyorum.

Tamam kızım.

Merhaba. Fulleyebilir miyiz?

(Müzik)

(Kapı kapanma sesi)

(Müzik)

Ih.

Alo, Hale? Kısa keseceğim.

Beni iyi dinle.

Delil yetersizliğinden beni salmak zorunda kaldılar ama...

...bu işin garantisi yok tabii.

Hanımefendi. Şifreniz.

Telefondan kurtulacağım merak etme.

Artık görüşmek için başka bir formül buluruz.

-(Burcu) Teşekkürler. -İyi günler.

Parayı bankaya mankaya yatırmaya kalkma.

Nakit olarak elinde tut.

Haleciğim, sevgilim.

(Tayfun) Seni çok seviyorum.

(Müzik)

Bu işleri çözünce yakında görüşeceğiz.

Bu arada mektupta çalışma odasında...

...onu da Burcu'ya verirsin tamam mı?

(Tayfun) Ne olur kendinize iyi bakın.

Öpüyorum.

Tamam mı babacığım?

-(Tayfun) Ah. -(Burcu) Gidelim mi?

Hadi hemen gidelim. Çünkü adamlar beni bekliyorlar.

(Tayfun) Hadi.

(Kapı açılma sesleri)

(Kapı kapanma sesleri)

(Gayret ses) Alo, merhaba Esra Hanım. Ben Gayret.

Buluşacağım yere geldim. Siz gelebildiniz mi acaba?

(Esra ses) Cam kenarındayım Gayret Bey.

Ha cam kenarı.

(Müzik)

Alo, alo?

Alo? Vallahi çekmiyor yemin ederim.

(Gayret) Karıştı, bir şey karıştı.

E Gayret Bey.

Hu hu.

(Esra) Gayret Bey.

Gayret Bey.

Kapayayım o zaman ben.

Merhabalar.

-Merhaba. -Merhaba.

Maşallah çok keskin gözleriniz varmış.

Hemen burada enselediniz beni.

Hatice teyze fotoğrafınızı yollamıştı da...

...ondan hemen çıkardım.

Harika.

Benden de öyle özenle saklamışlar fotoğrafınızı.

(Gayret) Sürpriz olsun istedi herhâlde. (Esra gülme sesi)

Canım annem benim.

Hatice teyzenin dediği gibi, boylu posluymuşsunuz maşallah.

Ha.

Ha boy... Boyluyumdur ya.

(Gayret) Post da var.

Sizin de maşallah dirsekler çok sağlama benziyor.

Herhâlde kemik yapınızla alakalı değil mi?

Teşekkür ederim.

Gözleriniz de maşallah pek güzel iri iri.

Şimdi ben 33 yaşındayım. Bekârım. Evlenmek için kaybedecek hiç vaktim yok.

Bir an önce şu soru-cevap işine girsek olur mu ya?

Hoş geldiniz. Ne alırsınız?

Ne yersiniz?

Aşure.

Çok karışık olur. Bence sen de ne olur sütlaç ye.

Sütlaç yiyelim mi?

Ben... Bir aşure, bir sütlaç versene.

(Garson) Tabii efendim.

Bir ilişkide olmazsa olmaz?

Ee, saygı, sevgi.

Olur mu ya ne o? Çamaşır suyu bence.

Bir de temizlik bezi. En güzeli o.

Hangi mevsimi en çok seversin?

E bahara bayılırım.

Nefret ederim. O ne ya?

Kış, kış. Eksi on derece.

Bütün mikroplar kırılır çünkü o öyle.

En kıymetli eşya?

Rahmetli anneciğimin fotoğrafı.

Cık. Ütü.

Bir de masası. Yani ütüyle masa.

Ben kırışık hiç sevmem. O kırış kırış. Ne yapacağım onu öyle?

Çok... Hiç hoşuma gitmez.

Bu bardağın yarısı boş mu, dolu mu?

Dolu bence.

Bence pis bu, leş gibi bu ba...

Bir bak... Baksana.

Bunu ne olur al buradan. Lütfen. Çok pis bu.

Başka bardak getir. Böyle...

(Müzik)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Abi.

Benimle ne alıp veremediğin var bir söylesene?

Sen elinde sağlam delil olmadan, beni bu işe nasıl sokuyorsun?

Ya sen olayı, niye bu kadar kişisel algıladın ki?

Oğlum şimdi şu an ayaklar altına alınan benim şubedeki itibarım.

Allah Allah! Sanki benim bir suçum var?

Elaman son anda sattı bizi.

O zaman, biraz genel kültür ölçelim.

Aslanları diğer kedilerden ayıran en büyük özellik ne?

Hım... Cık.

Yeleleri mi acaba?

Cık. Sen bilmiyorsun.

Öyle olmaz. Değil.

Aslanlar grup halinde gezerler. Aile gibidirler aynı.

Gelenek, görenek nedir hepsini çok iyi bilirler.

Ama diğer hayvanlar gibi de birbirlerine hayvanlık etmezler.

Ya kardeşim sen de madem bu kadar sorun edecektin...

...o zaman deliller olmadan yakalamayacaktın adamı.

Bunu niye anlatıyorum? Çünkü bizim ailemiz de tıpkı, gerçekten böyle.

Ha şimdi öyle mi oldu?

Yani bir aslan ailesi gibi birbirine bağlı, tutkulu.

Birbirini kollar. Birbirine kenetlenmiş.

Bir de bütün bu olanlardan beni mi suçlu tutuyorsun?

Birbirini seven.

Ya abartma birader abartma ya.

Saygı dolu bir aile.

Ne alıp veremediğin var benimle?

Sevdiklerimize değil pençe...

...bıyık bile titretmeyiz biz.

Ha şimdi böyle mi oldu ha?

İki pençenin birbirinden ayrılmayacağı şekil. Çok özeliz yani.

Bölünmez bir bütün, parçalanmaz bir sevgi topağıyız.

Şu güzelliklere bakın.

İşte bunlar bozuyor ama böyle kavga ben hiç sevmiyorum.

Ha... Murat o.

(Gayret) Öbürü de Umut ba... Kardeşim.

Val... Lan! Hişt!

Yapmayın!

(Gayret) Ya...

Ee, kusura bakmayın sürümüzde bir savaş çıktı.

Ben hemen... Hişt yapmayın!

(Gayret) Lan!

(Müzik)

(Murat) Ne umursamaz hareketler be bunlar?

-(Umut) E ne yapayım? -(Murat) İndir o ellerini bak.

-(Gayret) Hişt! -(Umut) Ne, ne bağırıyorsun?

-(Umut) Beni mi döveceksin? -Oğlum vallahi ağzına çakacağım bir tane.

-(Umut) Abi? -(Gayret) Ne yapıyorsunuz ya?

Aa, abi?

Yapmayın oğlum, siz kardeşsiniz ya.

Yani hatırlattığın iyi oldu abi. Çünkü aramızda unutanlar var.

Abiciğim, şu biraderine bir şey söyle...

...şu hem suçlu hem güçlü tavırları bıraksın.

Ya bırakmazsam ne olacak? Ne yapacaksın?

-(Murat) Bak, Umut! -(Gayret) Lan! Lan!

Siz birbirinize girmeden önce, söylemem gereken çok önemli bir şey var.

Yeter ya!

Sen.

Ortancanın küçüğü. Bu ne hal lan?

Ne kadar çirkinleştin sen pis pis bir şeyler.

Bu ne? Saça... Pislik takılıyorsun böyle.

İndir o saçı. Öbür tarafa. Hiç güzel olmamış.

Sen ortanca, sen ne yapıyorsun ya?

Koskoca ko...

Ne olur şunları düzgün bağla, ne olur. Allah'ını seversen yeter ya.

Birazcık sizi hijyene davet... Şunu bağlar mısın?

(Telefon zili sesi)

Tamam beyler sakin.

Babam arıyor.

(Telefon zili sesi)

(Murat) I ıh.

Efendim babacığım?

Ee, ne yapıyorsun oğlum?

Ne mi yapıyorum?

Abimle ve Umut'la karşılaştık.

Üç kardeş, güzel güzel sohbet ediyorduk.

(Vedat ses) İyi.

Oğlum seninle bir konuşmamız lazım.

Sana danışacağım bir şey var.

Tabii baba. Konu nedir?

Böyle telefonda olmaz. Yüz yüze konuşalım.

Akşam eve geldiğimde konuşsak olur mu baba?

Şimdi fena bir koşuşturmacanın içine girdim.

Kaçamam.

Olur, olur. Beklerim.

Sen işine gücüne bak.

Sağ ol baba.

Tanık aradı.

Ya başına geleceklerden korktuğu için gelip konuşmak istemiyor.

Ama onun yerine belgelerin fotoğraflarını yolluyor.

Ya.

Vay kardeşim benim.

Hadi bitirelim bu işi madem.

Bitirelim amirim.

Ben o zaman, hemen kanala uçuyorum.

Haberleri yetiştiriyorum, tamam.

Ben de Tayfun'un peşine düşeyim.

Kolay gelsin.

Be... Be...

Siz de sağ olun. Siz... Sağ ol.

(Müzik)

Ee, merhabalar.

Buradaki hanımefendiyi gördünüz mü acaba?

O bayan, az önce çıktı.

Ha, acil bir işi mi çıktı?

Yani bana, not falan bıraktı mı?

Çok affedersiniz ama sizin için...

..."Onun gibi bir manyakla evleneceğime...

...bir ömür boyu bekâr kalırım" dedi ve gitti.

Ha bana mı?

Ya yürüsün gitsin!

Asıl ben onun gibi asimetrik bir insanla evleneceğime...

...o evdeki ütü masama sarılır uyurum daha iyi.

Lan! Do... Dokun... Lütfen, dokunmayınız.

Lütfen.

(Müzik)

Selektör yapıyorum o kadar dursana.

Eğer her selektör yapana dursaydım...

(Burcu) Ayrıca bana selektör yaptığını nereden bilebilirim?

Tamam işte, öğrendin. Çek sağa.

Başüstüne. Başka emrin?

(Murat) Ya öğrendin diyorum işte, çek sağa.

(Burcu) Allah Allah! Çekemem sağa falan. Deli misin nesin?

Ya Rabbim sen bana sabır ver.

Eğer adam gibi söylersen çekerim.

Rica etsem arabanızı sağa çekip park eder misiniz, Burcu Hanım?

Ya niye?

Öyle çünkü! Çek sağa! Oyun oynamıyoruz burada!

Allah Allah! Tamam.

Çekiyorum.

(Korna sesi)

(Müzik)

-(Burcu) Ne istiyorsun yine? -(Murat) Tanık döküldü.

Belgeler elimizde.

Hayır, benden ne istiyorsun?

Babanı teslim etmeni.

Araçta olduğunu biliyoruz.

Cep telefonunu takip ettik. Sinyal buradan geliyor.

Nerede bu adam?

Aa, babamın telefonu bu.

Ya bilmiyorum ayaklarına yatma. Belli ki işbirliği yapmışsınız.

Ya yemin ederim, orada olduğundan haberim yoktu.

Tayfun Olgun nerede?

Bakın, benim babam suçsuz.

Gerçekten suçsuz. Ya niye anlamıyorsunuz? Ortada bir yanlış anlaşılma olmalı.

Belki telefonu düşürdü farkında bile değil, belki birileri iftira atı.

Neden başka seçenekler olduğunu düşünmüyorsunuz?

Baban şu an, çok büyük bir yolsuzluk çetesinin...

...baş suçlusu olarak aranıyor, tamam mı? Elimizde çok sağlam deliller ve...

-...belgeler var. -Ne?

Ve o ne hikmetse, bu olay patlamadan bir hafta önce...

...bütün taşınmazlarını nakde dönüştürmeye başlamış bile.

Şimdi de peşinde olduğumuzu bile bile cep telefonunu arabanda bırakıp...

...bizi yeri konusunda şaşırtmaya çalışıyor.

Onun için bir daha soruyorum. Baban nerede?

Eğer gerçekten suçsuz olduğuna inanıyorsan...

...nereye bıraktığını söylemende bir sakınca olduğunu düşünmüyorum.

(Pelin) Bunların hepsini kes at. Hepsi çöp bunların.

Tamam.

-Tamam, şimdi bununla bağla. -Tamamdır Pelin Hanım.

Evet arkadaşlar, yayın akışı tamam. Çok az kaldı.

Mert son düzenlemeleri yaptın mı?

-Şimdi bitiriyorum Pelin Hanım. -(Pelin) Güzel.

Bitirme, bitirme! Bomba haberim var! Sakın, bitirmek yok.

Umut Bey, yeniden atsız at eti gibi bir haber verecekseniz...

...lütfen bizi boşuna meşgul etmeyin.

Size ne demiştim ben?

Yayın akışı, sadece gerçekten önemli bir haber olduğunda değiştirilir.

Peki, haber Tayfun Olgun hakkında. Yeterince büyük mü?

Haberleri bu kadar geriden takip etmiyoruz tamam mı?

Çünkü poliste artık delil olmadığı için adam serbest bırakıldı.

O eski haber Pelin Hanım.

Polis şu an Tayfun Olgun'u yakalamak için tekrar harekete geçti.

Çünkü istedikleri delil ellerine ulaştı.

O nereden çıktı ve bunu sen nereden biliyorsun?

Benden çıktı çünkü istedikleri delili ellerine ben ulaştırdım.

Bazılarımız oturduğu yerden ahkam keserken...

...bazılarımız canını dişine takıyor aslan gibi...

...haber kovalıyor. Bu kadar.

Kendinizle övünmeyi bırakmazsanız haber yayına yetişmeyecek.

-Peki, alayım hemen. Seyfi hadi abi. -Hadi başlayalım.

-Seyfi, ana habere yetişsin. -Tamamdır Pelin Hanım.

(Helikopter sesi)

(Müzik - Gerilim)

(Polis sireni sesi)

(Fren sesi)

(Helikopter sesi)

(Müzik - Duygusal)

(Araba sesi)

(Müzik - Duygusal)

Hah, geldin mi aslanım? Gel, gel seninle konuşacaklarım var.

İyi akşamlar baba.

Hep beraber mi geldiniz?

Gayret abim otobüslerde sürünmesin dedim. Umut da yemeğe gelecekmiş.

Yani istemiyorsan biz gidelim baba.

Senin gidecek yerin var oğlum. Ben ne yapacağım?

O ne şekil laf öyle ya?

Şakası bile hoş değil. Öyle Murat'a bir şey diyecektim de onun için.

-Siz gidin de geliyoruz biz birazdan. -Tamam, peki.

-Hayırdır baba neyin var senin? -Ya nasıl desem...

Bir dakika, bir dakika. Yalnız ben durumu merak ettim.

Abi, abi! Anlasana, babamız biricik oğluyla baş başa konuşacak.

Konu bizi aşıyor.

Babamın sizden gizleyeceği bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Öyle değil mi baba?

Öyle tabii öyle. Yani ben böyle ayaküstü konuşmayalım diye şey ettim ya.

Şimdi yemeğimizi yiyelim, tatlı tatlı konuşuruz.

Hadi geçin bakalım.

Kaçış yok.

Mecbur açıklayacağım her şeyi.

(Kadın spiker ses) Delil yetersizliğinden serbest bırakılan ünlü iş adamı...

...Tayfun Olgun, yurt dışına kaçtı. Polis sorgusundan hemen sonra...

...Rusya'ya uçtuğu iddia edilen Tayfun Olgun'dan haber alınamıyor.

Ya ne yapıyorsun ya?

Saatlerdir aynı şeyi dinlemekten çok sıkıldım.

Babamla ilgili yeni bir haber geçebilirler diye açık tutuyorum.

Babanla ilgili yeni bir haber falan geçmezler tatlım.

Babana giden bütün iletişim yolları kapalı.

Yani sen artık onu böyle yaşayan bir ölü gibi falan kabul et.

Sen ne dediğinin farkında mısın? Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun ya?

Sen ne yapmamı isterdin ha? Karalar mı bağlayayım, ağıt mı yakayım?

Babam, yani senin kocan ülkeyi terk etti.

Yolsuzlukla suçlanıyor farkında mısın?

Her koyun kendi bacağından asılır, Burcucuğum.

Sizi gördüm.

O kafede bir adamla sarmaş dolaştın.

-Ee, ne olmuş? -Bana bir açıklama yapmayacak mısın?

-Neyi bilmek istiyorsun? -Bugün seninle konuşmadan...

...babama bir şey söylemek istemedim.

Dilimin ucuna kadar geldi ama tuttum kendimi, sustum.

Belki bir arkadaşındır. Tanımadığımız bir akrabandır.

Bir yakınındır dedim kendi kendime.

Arkadaşındı değil mi anne?

Bana anne demeyi bırak.

Ben senin annen değilim her şeyden önce.

Ama...

Ha o sorduğun soruya gelince...

...gördüğün adam arkadaşım değildi. Hayır.

Sevgilimdi.

(Üst üste konuşmalar)

(Hayriye) Başlarken besmele çektiniz değil mi, ha?

Hah.

(Hatice) Hadi oğlum sen şu buluşmayı anlat.

(Gayret) Aman anne ya tamam ben onu sonra şey yaparım sana, boş ver.

Yemek telaşı bitsin size söyleyeceklerim var.

Ben de konuya ne zaman gireceksin diye bekliyordum baba.

Ee, konu ne?

Gayret'in kız meselesiyse ben de meraktan çatlıyorum vallahi.

Hiç meraktan çatlama...

...o iş yattı.

Aa, niye be oğlum?

Üzülme kuzumun kuzusu. Her şeyin hayırlısı, demek ki kısmet değilmiş.

Yok babaanneciğim, bu sefer hayırla mayırla bir ilgisi yok.

Murat abimle Umut abim kavga etmişler, kapışmışlar...

...ondan yatmış iş.

-Kim kimle kapışmış ya? -(Mutlu) Bu ikisi işte.

Oldu öyle bir tatsızlık evet.

Ya biraz büyüttü olayı abarttı. Yoksa kapışmak falan olur mu baba?

Mevzuu ne mevzuu?

Şimdi biraderimi ispiyonluyor gibi olmayayım da...

...geçti gitti zaten babaannem, kapandı.

(Umut) Sağ ol birader.

Allah Allah! Biri bana bu mevzunun ne olduğunu söyleyecek mi?

Ee hadi, hadi anlatın.

Şimdi bu birinin peşine düşüyor, bir iş adamının...

...yolsuzluktan yakalayacakken bu da ona diyor ki; ben sana delilleri getiririm.

Yetişemiyor, geç kalıyor. Bu da adamı elinden kaçırıyor, olay bu.

Hayır şubeye rezil olmayı geçtim, adamı elimizden kaçırdık.

Ya arkadaş, sanki ben dedim Tayfun Olgun'u elinden kaçır diye ha.

-Kim, kim? -İş adamı Tayfun Olgun.

Ne olmuş la ona?

Baba adam son 50 yılın yolsuzluk dosyasında baş kahraman.

Biz adamı enseleyemeden herif ülkeyi terk etti.

Gerçekten mi ya?

Ya babacığım tamam, hadi sosyal medya kullanmıyorsunuz...

...hiç mi televizyonu açmıyorsunuz ya? Hiç mi bakmıyorsunuz herkes...

...bangır bangır herkes onu konuşuyor. Abim haberini yaptı.

(Mutlu) Murat abim de var ya...

...bir bu adamı yakalayabilseydi yattığım yerden ne forsum olacaktı ya.

Neyse dönmeyelim oraya Mutlu, geçti gitti zaten.

Biber ver.

Benim dosyam ha. Ben kendim sıfırdan çıkardım haberi.

Eliyle aldı, eliyle aldı.

Asıl sen ne diyecektin baba?

Adamda zihin mi bıraktınız ya? Çar çar Çin ordusu gibi konuşup duruyorsunuz.

Yemeğimizi yiyelim anlatacağım ben size. Hadi hadi.

Hadi hadi ağzımızın tadı kaçmasın. Hadi yiyin.

Bak bunlar çok oldu çok. Öyle değil mi? Sen şeker hastasısın.

Bir de elinle aldın. Çocuk rahatsız oluyor bilmiyor musun?

(Müzik - Neşeli)

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

(Kapı kapanma sesi)

Aa, Hale teyze tatile mi çıkıyorsunuz?

Hadi hayatım, gidelim.

Peki, güle güle.

(Marş basma sesi)

(Araba sesi)

(Müzik - Duygusal)

Burcucuğum, hadi kalk havai fişek patlatalım.

-Kutluyoruz değil mi? -Neyi?

Ay sen hiç telefonuna bakmıyor musun?

Sosyal medya hesapların yıkılıyor. Takipçi sayın tavan.

Vay.

-Neye borçluyum bu popülerliği peki? -Tayfun amcanın durumları işte.

Kızım bütün manşetlerde sen varsın. Herkes seni konuşuyor.

Harikaymış hakikaten.

Biz bunu beşe bile katlarız değil mi Merve, değil mi canım arkadaşım?

Şaka yapıyorsun, nasıl yapacağız?

Babam veda bile etmeden terk etti ya beni...

...hiçbir açıklama yapmadı ben böyle yapayalnız kaldım ya ortada...

...hayatla başa çıkamayıp bir anda intihar etsem mesela?

Ne like alırım ama bir düşünsene!

Herkes bir anda beni konuşmaya başalar, ha?

(Merve) Ben özür dilerim, bilmiyordum. Bırakmışlardı hani? Ben...

...çözüldü sandım, Tayfun amca halleder sandım.

Özür dilerim.

Yok, halledemedi.

Gitti babam.

Bir açıklama da yapmadı.

Ne zaman döneceğini de söylemedi.

Hatta dönüp dönmeyeceğini de bilmiyorum.

Annem...

...Hale de bir anda sattı gitti işte.

(Müzik - Duygusal)

Bak ben bilmiyordum, gerçekten.

Sabah, tek derdim like sayımdı.

Akşam, üvey de olsa ne annem var ne de babam.

Burcu ben varım.

(Merve) Ben varım. Canımsın sen benim ya.

Biliyor musun Ece haklıymış hakikaten.

Bizim aileye baksana ne aile ama.

Hayatta her şeyden çok güvendiğim insan hiçbir şey demeden çekip gitti.

Beş yıldır anne dediğim kadın suratımıza bile bakmadı bir anda sattı gitti bizi.

Baban gerçekten bir mektup bile bırakmamış mı?

Bak bu arada mektup da çalışma odasında.

Onu da Burcu'ya verirsin tamam mı?

(Müzik - Duygusal)

Uf abiciğim, şu aynanın temizliğine bakın ya.

Sadece baklavalarım değil, böbreklerim bile gözüküyor. Onlar da çok güzel.

(Kapı açılma sesi)

Ne yapıyorsunuz lan? Kıyafetlerinle mi? Çıkar bari şu çoraplarını çıkar.

-Çıkar şunları, çoraplarıyla girmiş. -Tamam.

-İndir ayaklarını indir. -Abi tamam.

-Laflarız diye şey yaptık. -Kahve mi lan burası?

Gidin, bunun odasında laflayın. Yürü gidin!

Vallahi abiciğim, şu an benim odam bana o kadar uzak geliyor ki...

...hiç buradan, oraya gidemeyeceğim.

Yan oda değil mi oğlum, senin odan?

Ya öyle de senin buranın ışığı güzel biliyor musun?

Gözlerime bakıyorum sanki kahverengi değiller. Çok güzel gözüküyor rengi.

Pislik yapma!

-Abi abartma Allah aşkına ya. -Ne abartıyorum oğlum ben ya?

Beni yeni mi tanıyorsunuz, üç buçuk yaşından beri ben böyle değil miyim?

Çocukken oyuncaklarımı Arap sabunuyla siliyordum.

Ben temizim, titizim, düzenliyim, tertipliyim.

Seviyorum ben bunu seviyorum, aşığım.

Abi şu sevgisini bir kadına verse şu an evinin erkeği olmuştu.

Ya abi biraz salsan diyorum. Ya böyle biraz rahatla ya.

Bak ben yüz yılın haberini yapmışım, terfi veya transfer kapıda...

...şu kardeşin için biraz mutlu ol ya.

Ben mutluyum. Çok mutluyum hadi git.

Bir suçluyu pisipisine kaçırmışım.

Kim bilir bir daha ne zaman haber alırım.

-Şu kardeşinin derdini bir paylaşsana. -Paylaştım. Hadi git.

Birader o zaman sen de şubede tutsaydın adamı.

Delilleri getirseydin o zaman.

Şişt, lan! Yeter yapmayın şunu artık. Hadi gidin, gitsenize!

Gidin! (Gülme sesi)

Allah'ım, aslanlarım benim. Güzel çocuklarım benim.

Siz ne siniz ya, bal mısınız? Kaymak mısınız?

-Sen nesin, nesin sen? -Balım.

-Sen nesin? -Kaymak benim.

(Gülme sesi)

-Ben neyim? -Pırlantasın, pırlanta.

Buna da bir dokunayım bakayım. Buna da bir dokunayım zorla.

Çıkın bak, ben bu çocuklardan çok şikayetçiyim.

Mahvettiler odamı. Lütfen gider misiniz ya?

(Mutlu) Tamam anne biz gidelim. Mutfağa gidelim. Yaprak dolmasından kaldı mı?

(Hatice) Var tabii. Kalmasa ne olacak? Hemen sararım ben sana.

(Müzik - Neşeli)

-Gün doğmadan neler doğuyor bak. -Sorma anacığım sorma.

Şu iki gündür yaşadığımı, bir ben bilirim bir de Allah bilir.

Gerçi adamın akıbetine de üzüldüm ama.

Aman be oğlum, ne üzülüyorsun? Her koyun kendi bacağından asılır.

Layığını buldu işte.

İnsan yine de üzülüyor be anacığım ya. İşin aslını bilmiyoruz ki.

Allah kimseyi o durumlara düşürmesin yani.

Adamın elindeki avucundaki her şeyi alıyor.

Evinden yurdundan ediyor. Memleketinden ediyor.

Belli ki çiftliği de o yüzden boşatmamızı istedi.

Allah'ı var yanı bu güne kadar ben adamın hep iyiliğini gördüm.

Kötülüğünü görmedim.

Aman oğlum biz yine tedbirli olalım. Bugün sıkıştı çiftliği istedi.

Yarın öbür gün seni öbür meseleyle tehdit etmeyeceği ne malum?

(Hayriye) Dikkat edelim biz dikkat edelim. Al bakalım.

Yok be anacığım sanmam ya. Çünkü o meseleyi bana bıraktı.

Yani söyleyip söylememek sana kalmış dedi.

Sen iyi ki acele edip de evdekilere durumu anlatmadın.

Vallahi huzurumuzun bozulduğuyla kalacaktık ha.

Sade huzurumuz bozulsa iyi.

Hatice duysa boşar beni, boşar vallahi.

Ah kuzum benim. Seni boşayacak mı ha?

Ay kurban olurum ben sana. Seni boşayacak insan daha doğmadı.

Oh anasının kuzusu bu kuzusu!

(Müzik - Duygusal)

(Çekmece açılma ve kâğıt sesleri)

Ya çalışma odamda dedi, buralarda bir yerde olmalı mektup, nerede ya?

(Kâğıt sesi)

Buldum, buldum!

(Merve) Ay bulduk.

Canım ciğerim, kıymetlim...

...senden her şey için özür dilerim.

Veda bile edemeden ayrıldık fakat en kısa sürede geri geleceğim söz.

(Tayfun dış ses) Sana ne derlerse desinler aldırma sakın.

(Tayfun dış ses) Bil ki ben suçsuzum. Bunu da bir gün ispatlayacağım.

(Tayfun dış ses) O gün gelene kadar annenle birlikte...

...artık tek varlığımız olan...

...Beykoz'daki Aslan Çiftliğine yerleşmenizi istiyorum.

(Tayfun dış ses) Ben bir süre için buralarda olamayacağım ama...

...annen hep yanında olacak. Ona size rahat rahat yetecek kadar...

...nakit para da bıraktım. Umarım bu kötü günler düşündüğümden de çabuk biter.

(Tayfun dış ses) Ailemizin tekrar bir araya geldiği...

...ve tüm bu kâbusun sona erdiği o güne kadar hoşça kal kızım.

(Tayfun dış ses) Sana bu şekilde veda ettiğim için de kızma bana.

(Tayfun dış ses) Ama sen çok güçlü bir kızsın.

(Tayfun dış ses) Her şeyin üstesinden geleceğine eminim.

(Tayfun dış ses) Ben dönene kadar kendine çok iyi bak.

(Tayfun dış ses) Seni çok seviyorum.

Beni bırakıp gitmediğini biliyordum işte. Masum olduğunu biliyordum.

Sadece niye başka bir yere taşınmam gerektiğini anlamadım ben.

(Müzik - Duygusal)

(Müzik - Duygusal)

Yalnız özel eşyalarımız bu şekilde didikleyemezsiniz.

Dedik ya Burcu Hanım, devlet babanızın her şeyine el koydu, yapmak zorundayız.

Tamam, babam suçsuz olduğu halde her şeyine el koymuş olabilirsiniz.

Ama benim özel eşyalarımdan veya benim arabalarımdan ne istiyorsunuz?

(Burcu) Burası benim yaşadığım yer.

Eğer buraya da el koyarsanız ben nerede yaşayacağım?

Çok üzgünüm. Ama bu soruların cevabı bende yok maalesef.

(Müzik - Duygusal)

(Telsiz sesleri)

(Müzik - Duygusal)

-Kolay gelsin. -Sağ olun amirim.

(Telsiz sesleri)

(Ağlama sesi)

(Müzik devam ediyor)

Dağınıklık için kusura bakma.

Şu an en son takacağım şey dağınıklık olurdu herhalde.

(Müzik - Duygusal)

İster misin?

İtiraz edecek durumda değilim, ver.

Bir de bu var.

Bizim açımızdan belge olarak bir değeri yoktur diye düşündüm.

Ama senin için önemlidir herhalde.

Anneni erken kaybetmişsin. Fazla fotoğrafın olmayabilir.

Sen benim annem olduğunu nereden anladın?

Erken öldüğünü nereden öğrendin?

Sadece bir yaşa kadar fotoğrafınız var. Ve çok benziyorsunuz.

Ayrıca kolyen için söylediğim şeyden dolayı kusura bakma.

Annenin olduğunu bilemezdim.

Ben de bilmediğin tek şeyin haddin olduğunu sanıyordum.

Gidecek bir yerin var mı? Bırakabilirim istersen.

Yok istemez.

Bir akraban, komşun, ne bileyim, eşin dostun da mı yok?

Bir şey diyeceğim.

Ya sen bana böyle sorular sorarak vicdanını temize çekemezsin tamam mı?

Bıraksana bu iyi polis ayaklarını falan. Her şeyi sen mahvettin.

Eğer benim babamın suçsuz yere peşine düşmeseydin...

...bunların hiçbiri benim başıma gelmeyecekti.

Sen baban suç işlediği için bunları yaşıyorsun, ben sadece işimi yaptım.

Hayır, sen suçsuz bir adamı ve ailesini mahvettin.

Belgeler öyle söylemiyor.

Aynı şey, bir gün senin başına gelirse ne yaşadığımı anlarsın.

Ben hayatta böyle bir şey yaşamam.

Çünkü benim babam, bu dünyada tanıdığım en dürüst insandır.

Bence hiç bu kadar emin olma tamam mı?

(Müzik - Gerilim)

(Kuş cıvıltısı sesleri)

(Salatalık yeme sesi)

(Hatice) Ay!

Uf!

Ay gıdılıklarım ne kadar acıkmışlar.

Kuş gibi açtılar ağızlarını böyle. Kuş gibi.

Anneciğim tavuklar da bir tür kuş aslında biliyorsun değil mi?

-Yalan? -Vallahi.

Gelin iyice oldu, iyice doğradı bunu. Oğlum!

Al kızım şunları Gayret'in elinden. Minicik minicik eti hepsini.

Ya ben ne anlarım turşu kurmaktan. Oturttunuz beni buraya, Allah Allah!

Şunları temizle de şunları ovala de.

Bunları böyle tek tek diz de ben onu yapayım.

Anlamıyorum, anlamıyorum!

Ulan zaten sen neden anlıyorsun ki? Anlasan halin böyle mi olurdu?

Ya babacığım, abim aslında anlıyor ama konuşamıyor.

Konuşma, seni şimdi şu kazanın içine atarım ha!

Lütfen abi, önden büyükler. Önce senin turşunu kuracağız biz.

Oğlum sen benimle uğraşacağına tembellikten ötürü...

...bir türlü hayata geçiremediğin şu hayallerinin peşinden koşsana ya.

-Abi senin sorunun ne biliyor musun? -Ne?

Sen işi bilmiyorsun. Bir bak bakayım etrafına şöyle, ne görüyorsun?

Ne görüyorum işte ağaç görüyorum, odun görüyorum, tavuk görüyorum...

...babaannemi görüyorum, annemi görüyorum, ev var.

Çiftlik işte ne göreceğim?

(Araba sesi)

(Kapı açılma sesi)

Ay git git bitmedi ya.

(Merve) Oha! Oha ne kadar büyükmüş.

(Müzik - Duygusal)

(Tavuk gıdaklama sesi)

(Koyun meleme sesi)

Ya sanki buranın böyle, kendine has bir havası var gibi.

Yani yaşansa yaşanır aslında.

Ama sen yaşamayacaksın öyle değil mi? Çünkü burası dağ başında.

Neyin havası o canım? Bildiğin basit bir çiftlik işte.

Burası sadece, basit bir çiftlik değil abiciğim.

Burası aynı zamanda senin mürüvvetinin anahtarı.

Nasıl lan?

Şehrin hayhuyundan uzak ama tam kalbinde.

Uçsuz bucaksız, eşsiz bir çiftliğimiz var.

Bizim meyvemiz, sebzemiz, yumurtalarımız, bak...

...salçamız...

(Parmak yalama sesi)

...her şeyimiz organik.

Hem de mis gibi.

Zamane kızlarının aradığı organik yaşam merkezi burası ya.

Hangi kız burada yaşamak istemez ki?

Ben yaşamak istemem o ayrı.

-Ee, niye geldik bunca yolu? -Satmak için.

Anlamadım?

Tatlım benim paraya ihtiyacım var.

Burayı satıp, kendime şehrin göbeğinden bir rezidans alacağım.

Çok mantıklı.

(Müzik - Duygusal)

Evde kimse yok galiba?

Fena yer değilmiş ha.

Bayağı da büyükmüş. İyi para eder mi acaba?

Eder.

Burası kaç para eder sen biliyor musun? Oo!

İşte kızlara birazcık bundan bahsedeceksin.

Çiftliğimizi, arazilerimizi, hayvanlarımızı anlatacaksın.

Ya sen, sen aslında çiftlik sahibi zengin bir adamsın aslında ya.

Benim oğlumun gönlü zengin, gönlü.

Zengin değil mi?

Zengin mengin değilsin. Çünkü bu çiftlik senin değil.

Lan sen de böyle saçma sapan konuşup oğlanın kafasını bulandırmasana ya.

Hem madem bu kadar beğenin var bir işin ucundan tut ya, boşta gezen.

Vedat niye sinirleniyorsun?

Çocuklar lafın gelişi sohbet ediyorlar işte.

Ya lafın gelişi falan yok. Bu çiftlik annenizle benim.

Ölene kadar bizim yani.

(Öksürme sesi)

Yani önce çiftlik babaannenizin...

...sonra annenizle benim, sonra da...

(Burcu) Benim!

Bu çiftlik benim.

(Müzik - Gerilim)

Bu dizinin betimlemesi ES FİLM tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Seslendiren: Çiğdem Banu Yeşilırmak

Alt Yazı: Bülent Temür - Tugay Çiftçi Fatih Kolivar - Özgür Deniz Türk

İşaret Dili Tercümesi: Berrak Fırat

Son Kontroller: Zerrin Çınar - Dolunay Ünal

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

(Müzik - Jenerik)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.