Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Duygusal müzik)
(Kadın ses) Ne olsun abla ya, aynı, bildiğin gibi.
Ablam, eniştem falan, iyiyiz.
Metin dönmedi mi hâlâ? Anlatmıyorsun hiçbir şey, anlat biraz.
(Kadın ses) Az kaldı, bir aya dönecek. Yüzükleri taktık zaten.
Gelince de düğün hazırlıklarına başlarız.
(Abla ses) Çok iyi haber.
İnşallah ben de o zamana kadar bizim bızdığı kucağıma almış olurum.
Ay, inşallah.
Bir şey diyeceğim, seninki nikâhtan bahsetmiyor mu hiç?
Bahsediyor canım, bahsetmez olur mu? Hatta tek bahsettiği şey o.
Ama biliyorsun işte.
Tanıştık, ben bir ay sonra hamile kaldım. Normal bir ilişki yaşayamadık ki.
Olsun. Sonunda evleneceksiniz zaten.
Bak, ablam vızıldanıp duruyor vallahi, benden söylemesi.
Bebek doğana kadar halledeceğiz her şeyi, merak etme.
Hem zaten Ali de nikâhsız çocuk büyütecek bir adam değil.
Güzelim, benim çıkmam lazım artık. Sonra yine konuşuruz, olur mu?
İyi, tamam. Ben de şimdi Metin'in annesine geçeceğim.
İşte düğün hazırlıklarını konuşuruz, kınaydı falan.
Ne bileyim, çeyizden falan bahsederiz. Öyle.
Tamam, süper. Haberleşiriz yine.
-Öptüm Zeren'im. -Ben de seni öptüm Zeze'm.
-Seni çok seviyorum. -(Zeren ses) Ben de seni seviyorum.
Çok özledim deli kızı.
İçim bir tuhaf oldu.
(Duygusal müzik)
-Sevgilim... -(Ali) Tamam, yavaş.
...çok beklettim mi? Özür dilerim.
-Yok, ben de yeni geldim. -Zeynep'le telefondaydım.
Ne güzel olmuşsun.
-Beğendin mi? -Çok.
Zeren, şu anda bu şekilde bu saatte dışarıda olman hiç içime sinmiyor...
...ama sen o kadar ısrar ettin ki ne yapalım?
Sevgilim, ben hasta değilim ki. Hamileyim.
-Biliyorum gülüm, biliyorum. -Bak, suratını asacaksan geri döneceğim.
Tamam, asmıyorum suratımı. Bir kere çıktık yani.
Aç mısın?
Çok açım. Deli gibi açım, kurt gibi açım.
Her şeyi yemek istiyorum. İki kişilik yemek yiyeceğim.
Oh, maşallah. O zaman şöyle yapıyoruz.
İlk başta bir şeyler yiyoruz, oradan Tarık'ın mekânına geçiyoruz.
Orada biraz takılıyoruz, çok değil. Ondan sonra evimize döneriz.
Tamam patron, anlaştık.
Hadi bir yürüyelim artık, bir açılayım ben.
Vallahi otur otur bütün gün tutuldum biliyor musun?
(Duygusal müzik)
Bakın, bunlar kır düğünü için çok güzel olmaz mı?
Zeynepciğim, harika bunlar. Çiçeklerle de süsleriz.
Olur.
Acele etmeyin canım. Hele oğlan bir gelsin de halledilir hepsini.
Ama öyle deme, az kaldı. Kara iznini de aldı oğlan nasıl olsa.
Sayılı gün artık.
Çok güzeller. (Kapı zili çalıyor)
-Aa! -Hayırdır?
Dur, ben bakarım.
-Birini mi bekliyorduk? -Yok.
Ay, çok güzeller.
(Kapı açıldı)
(Kadın) Edip!
(Edip) Ayşegül! Ayşegül, ne oldu?
Ayşegül anne?
Edip...
(Duygusal müzik)
Başımız sağ olsun...
...oğlunuz şehit oldu.
(Ayşegül bağırıyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Oğlum!
Oğlum!
-İyi misin? -İyiyim. Çok yedim, şiştim.
İki tane yemeseydin vallahi.
Ne yapayım aşkım? İki canlıyım, yiyeceğim tabii.
Güzeller güzeli anne adayımıza portakal suyu.
Yakışıklı babamıza da (Bip).
-Eyvallah kanka, sağ olasın. -Ellerine sağlık, 'merci'.
Afiyet olsun.
-Soda mı söylesek acaba? -Ama portakala da aşerdim aşkım.
-Onu da iç o zaman. -Bunu içeyim, üstüne soda da içerim.
Oh, iyi geldi.
Oh.
(Gerilim müziği)
-Hey, hey, hey! -Ali! Ali, kurban olayım.
Ali!
Ne yapıyorsunuz? Durun! Ne yapıyorsunuz? Yardım edin!
(Zeren) Sakin olun, durun! Yardım edin!
Yardım edin! Ali!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ali!
Zeren!
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Zeren nefes nefese)
(Duygusal müzik)
Zeren!
(Ali) Zeren.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bebeğim.
Ali! Ali!
Zeren!
Zeren! Zeren!
Ali! Ali, bebeğim!
Ambulans! Ambulans!
-Ambulans! -(Zeren) Bebeğimi kurtar.
(Ali) Yarana bastır.
Sus kurban olayım, kurtaracağım. Seni de kurtaracağım bebeğimizi de.
Ambulans!
Bırakma beni bebeğim, bırakma.
Kurtaracağım, söz. Ambulans geliyor şimdi.
(Ali) Zeren.
(Ambulans sireni çalıyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Bebek ağlıyor)
(Bebek ağlıyor)
(Kur'an okunuyor)
(Kur'an okunmaya devam ediyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon ısrarla titriyor)
(Telefon ısrarla titriyor)
Alo?
Zeynep, merhaba. Tarık ben. Zeren'in arkadaşı.
Merhaba, buyurun?
Nasıl diyeceğimi bilmiyorum.
Ne oldu?
Zeren'e bir şey mi oldu yoksa? Doğum mu başladı, ne oldu?
Yok, dün bir kaza oldu.
Ne kazası?
Zeren'i kaybettik.
Ne?
Abla!
("Dedublüman - Çözemezsin" çalıyor)
("Dedublüman - Çözemezsin" çalmaya devam ediyor)
"Ölüm gibi bir gün"
"Dudağımda zehir gibi"
"Füsun değil mi bu?
"Başka türlü mümkün değil"
"Hayır"
"Bu defa başka"
"Çözemezsin, yok"
"Bu düğüm kördür"
"Korkmuyorum gecelerden"
"Beni sen öldür"
(Bebek ağlıyor)
(Bebek ağlıyor)
(Duygusal müzik)
("Dedublüman - Çözemezsin" çalıyor)
(Bebek ağlıyor)
-(Çocuk) Zeze. -(Zeynep) Söyle deniz kızı.
Tabletimi yenileyeceksin, değil mi?
Yenileyeceğim dedim ya Zeze'm.
Ama Sibel teyzem gerek yok diyor.
Aman, der o. Boş ver sen onu, takma kafana.
Teyzen senin yüzünden işi bıraktı, evde oturuyor diyor.
Olmaz. Dedikodu yok, tamam mı?
İyi, tamam. Moralim bozuk zaten.
Moralin bozuk, niyeymiş? Tabletin eski diye mi?
Okula yeni gelen çocuk ismimle dalga geçiyor.
"Yok, ben de Akdeniz'im." diyor.
Bak, sen de ona her ne kadar Ege gibi iyi bir isim olmasa da...
...Akdeniz de fena bir isim değilmiş deseydin.
Aman, ne anlar o salak?
Ayrıca benim teyzem koyduğu isme laf edeni böyle fena yapar deseydin, tamam mı?
Tamam mı?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Kardeşim. -Tarık.
-Geçmiş olsun. -Eyvallah.
Bakayım sana. İyi gördüm ama.
-Öyle mi diyorsun? -Vallahi, maşallahın var.
Eyvallah, sağ olasın.
Hadi gel, özlemişsindir, sana güzel bir döner yedireyim.
Şöyle yapalım, birkaç saate uçağım var. Sen beni havalimanına bırak.
Ali, gitmeden konuşmamız gereken şeyler var.
(Hareketli müzik)
(Kadın) Şeker, Bayram! Neredesiniz hele?
-Şeker, Şeker gel. -Geldim, geldim.
-Buyur hanımım. -Yettik hanımım, ne lazımdı?
Arandınız mı hiç kimse ortada yok.
Ali tahliye oluyor, eve gelecek. Daha hiçbir şey hazır değil.
Olur mu hanımım! Herkes teyakkuzda.
Bak, laflara bak. Herkes teyakkuzdaymış.
Hanımım, bu da ölür biter böyle havalı laflara.
-Vır vır etme. -Hişt. Kurbanlıklar hazır mı?
Hazır hanımım. Havalimanından konvoy hâlinde karşılanacak Allah'ın izniyle.
İyi. Aferin.
Dost düşman herkes görecek. Benim yiğidim geliyor.
Buraların gerçek sahibi.
Hadi hazırlıklara, hadi!
-(Bayram) Hadi, hadi, karşıya koy. -(Kadın) Masayı buraya getirin.
Şerbetleri de oraya koyun, güzel dizin böyle.
Ne oluyor yanda? Neye çemkiriyor bu, haberin var mı?
Ana...
...Ali abi tahliye olmuş ana.
Ah! Deme!
Meryem yılanının havasından geçilmez şimdi.
Yok ana, ne havası? Adam katil oldu, biliyorsun.
Söndü onun havası, merak etme sen.
Çıkmaz demiştiler, bundan da yırttı demek.
Abim anlatmıştı, nefsi müdafaadan yırtmış.
Ama sen çok takılma. Abim icabına bakacak.
Bakacak tabii.
Kız kısmıyım diye babamın mirasının ucunu gösterdiler bana.
Kendileri sefasını sürüyor.
Sen de akıllı ol. Abim icabına bakacak falan deme.
Senin elin armut mu toplasın? Hakkımız yendi oğlum.
İyi de anacığım, hakkımızı dedem yemiş.
Olsun! Adil olacaklardı.
Bak, Yüce Rabb'im büyük işte. Başlarına neler geldi.
Oh!
Ne diyorsun Tarık sen? Sen ne dediğinin farkında mısın?
Yani benim sekiz yaşında bir kızım var ve siz onu benden sakladınız, öyle mi?
Niye yaptınız bunu? Nasıl yaparsınız bunu?
Vallahi Ali, ne desen haklısın. Gerçekler bunlar.
(Tarık) Sen hapse girince Zeren'in ailesi bebeği alıp gitmek istediler.
Engel olamadım. Bebeği geçici korumaya alarak İzmir'e götürdüler.
Ulan kafayı yiyeceğim. Yemin ederim kafayı yiyeceğim.
Senin de hiç çıkamayacağın söylendi abi.
Bir çocuğun olduğunu öğrenip kahrolmanı istemedim.
Göremeyeceksin, sarılamayacaksın, konuşamayacaksın.
Ali, Ege'ye çok iyi bakıyorlar, emin ol.
Ege.
Kızımın adı Ege mi?
Ege.
(Tarık) Zeynep, Zeren'in kız kardeşi bakıyor Ege'ye.
Kız sınıf öğretmeniyken işini bıraktı. Bütün hayatını Ege'ye adadı.
Ben de hep iletişim hâlindeydim, hep haber aldım zaten.
Hatta dur bak.
(Tarık) Sana telefon aldım, içinde yeni bir hat var.
İhtiyacın olabilecek bütün numaraları ve adresleri de kaydettim.
-Eyvallah. -İçinde bir şey daha var.
(Tarık) Zeynep geçen ay yolladı, senin için kaydettim.
(Duygusal müzik)
Bu güzel kız benim kızım mı?
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı zili çalıyor)
-Gel abla, hoş geldin. -Hoş buldum.
Ne yaptınız?
Ne yapalım, takılıyoruz öyle. Sen ne yaptın?
Dayanamadın gene, aldın değil mi şu aleti?
Ablacığım, söz verdim zaten, almak zorundaydım.
Ayrıca bir sürü ödevini oradan yapacak.
Bırak Allah aşkına, ne yapacak?
Aklı beş karış havada, sen de şımartıp duruyorsun.
Bana bak Zeynep...
...babamdan kalan emekli maaşını öyle saçma sapan şeylere harcama artık.
Abla, başlama yine. Ben hesabımı kitabımı çok iyi biliyorum.
Ayrıca sen zaten evlisin, babamın maaşını alamazsın ki.
Ben bu durumdayken bir de bana hukuktan bahsetme.
Görüyorsun, evi zor geçindiriyoruz. Gırtlağa kadar borçtayız.
Az yardım etsen ölür müsün?
Abla, ben Ege'ye zor bakıyorum.
İyi o zaman, sen de yine işe gir, çalış.
Teyze, eniştem çalışsın biraz da.
Aa! Şuna bak, nanköre bak!
Kız, biz senin için saçımızı süpürge ettik burada.
Sen değil, Zeze'm baktı bana.
Kız, Ege, kızacağım ama.
Al işte bak, gör eserini. Yüz verirsen böyle olur.
-Ablacığım, küçücük çocuk o. -Çocuksa çocukluğunu bilecek.
Bana bak Zeynep, Ege benim de yeğenim ama sen çok abarttın.
Kendini bunun anası sanıp iyice tepene çıkardın.
Birkaç gün bana ver, bak ben onu nasıl muma çeviriyorum.
Ablacığım, ben hâlimden de sistemimden de çok mutluyum.
Ayrıca huzurluyum, tamam mı?
Ama ben değilim.
Tamam. Birazcık çabalasan, mutlu olmaya çalışsan.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Korna çalıyorlar)
Şükürler olsun, oğlum geliyor!
Vallahi geliyor, Ali abim geliyor! Çalın lan, çal!
(Davul zurna çalıyor)
Asım'ın suratı sirke satıyor.
İç güveysinin saltanatı kısa sürermiş. Sonu geldi.
İyi oldu yılana, çok bile sürdü. Tıs!
Kız, tıslayıp durma, adın Yılan Şeker'e çıkacak.
(Korna çalıyorlar) (Silah sesleri)
(Korna çalıyorlar)
(Hareketli müzik)
-Anam. -Yiğidim, oğlum.
(Meryem) Şükür kavuşturana.
-Abla. -Bin şükür Ali.
-Nazlı. -Abi.
Maşallah.
Ne kadar büyümüşsün. Allah'ım esirgesin.
Çok güzel olmuşsun.
-Ali'm, hoş gelmişsin. -Sağ ol enişte.
-(Asım) Hadi gelmiş geçmiş olsun. -Eyvallah.
Estağfurullah. Nadir'im.
-Seni çok özledik. -Kardeşim.
Benim yokluğumda aileme uzanan elim kolum oldun ya...
...onlara sahip çıktın ya, bundan sonra beraberiz.
Ömrüm yoluna feda abim. Her zaman emrindeyim.
Eyvallah. Şeker abla.
-Kurban olduğum. Hoş gelmişsin. -Hoş bulduk.
Hadi çıkın artık.
Hadi güzel güzel yemeğini yesin. Hadi yiğidim, hadi. Sen benimle gel.
-Hoş gelmişsin. -Hoş bulduk.
(Davul zurna çalıyor)
Anam geliyor.
Bismillahirrahmanirrahim.
Rabb'im kem gözlerden korusun.
Âmin annem, Allah kabul etsin.
(Davul zurna çalıyor)
Abo, hanımım, görüyor musun, düğün gibi karşılama yaptılar vallahi.
Elleri böğürlerinde, hevesleri kursaklarında kalsın inşallah.
-Meryem Hanım'ın etekleri de zil çalıyor. -Tamam, sus!
Gazı verip benim sinirimi oynatma iyice! Etekleri yangın alasıcalar.
Ana, hâlâ mı yandakileri dikizliyorsun? Bıkmadın.
Oğlum, bunların bütün havası bana, essah bak.
Neyse, tamam, ben çıkıyorum. Abimin yanına gideceğim.
Varınca Ali'nin geldiğini söyle.
Tamam anacığım, merak etme, söylerim.
Oğlum, avlumuzda olanları da anlat.
Davullar, zurnalar, kurbanlıklar, anlat, bilsin.
Tamam ana, tamam. Hadi eyvallah.
Tövbe estağfurullah.
(Davul zurna çalıyor)
(Gerilim müziği)
(Ali) Teşekkürler.
Sağ ol, Allah razı olsun, teşekkür ederim. Buyurun, çekinmeyin, buyurun.
(Davul zurna çalıyor)
(Gerilim müziği)
(Kapı vuruldu)
Oğlum, neredesin sen? Geç kaldın yine!
Şenliği izlemeye dalmışım abi.
Ne şenliği lan, hayırdır?
Oh! Ali abi geri döndü.
Ee?
Dönsün oğlum, bizi bağlamaz.
Sence o damada bırakır mı o kadar benzinliği? Dinlenme tesislerini?
Oğlum, Asım hıyarının yediği haltlar meydanda.
Bak onlar aile içinde birbirine düşerken...
...biz hakkımız olan her şeyi geri alacağız.
Vallahi anam gözünüzü dört açın dedi.
Açık zaten, rahat olsun.
Gelsin bakalım Ali Efendi, gelsin.
Gelsin de dünyanın kaç bucak olduğunu bir gösterelim ona.
(Telefon çalıyor)
Alo?
Benim. Babasıyım, buyurun Öğretmen Hanım.
Yine mi?
Tamam, tamam. Ben hemen geldim Öğretmen Hanım, tamam.
Abi, hayrola?
Benim oğlan yine dert çıkarmış öğretmen hanıma.
Allah Allah, yine ne olmuş?
Ne bileyim? İllallah ettim yemin ederim.
Abi, çocuğa bir şey deme. Anasız büyüdüğündendir.
Tamam. Sen burada kal, bir yere ayrılma, tamam mı? Geleceğim ben.
Eyvallah abi.
(Gerilim müziği)
Güzel yapmış Şeker.
Ali.
Efendim?
-Kuzum, neden yemiyorsun? -Yeter anne, doydum.
Sende bir şey var.
Sanki eve geldiğine memnun değilmişsin gibi. Ne oldu?
Ana, varma oğlanın üstüne. Yeni çıktı.
Şehirlidir şimdi o, yadırgar buraları. Alışacak, merak etme.
Ne alakası var Asım?
Niye kendi toprağımı yadırgayayım ki?
Enişte, sanki sen çok girip çıkmışsın gibi.
Nazlı.
-Ali'm. -Efendim?
Sen işleri güçleri hiç kafana takma. Güzelce dinlen, kendine gel.
Ben zaten çok iyi idare ediyorum, merak etme. Her şey kontrolüm altında.
Eyvallah.
Benim derdim iş güç değil ki şu an.
Hayırdır inşallah.
Ne oluyor Ali, hasta falan mısın?
Sus! Hafazanallah, ağzından yel alsın. Aslan gibi benim oğlum, bak!
Abi, bir şey söyle.
(Gerilim müziği)
Benim bir kızım var.
Ben de bugün öğrendim.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ege bak, ne diyor? "Bir kutuda 48 şeker vardı.
Çocuklar 19'unu yedi, kutuda kaç şeker kaldı?" diyor.
Bir dakika.
Hop, ne yapıyorsun tabletle?
-Yapacağım işte. -Olmaz, hesap makinesini kullanmak yok.
Kendin yapacaksın. Vallahi geliyor beş kardeş, hadi.
(Duygusal müzik)
Aferin, birimini de yaz.
Yazdım.
Çak bakalım. Ödevler bitti.
O zaman odama geçeyim mi?
Bakalım. Uyumana son bir saat kaldı.
Yarım saat tabletinle oynayıp yarım saat kitap okuyacaksın, tamam mı?
-Ben de sana meyve doğrayıp geliyorum. -Canım Zeze'm!
İstediği olduğu zaman canım Zeze'm. Koş bakalım odana!
Geliyorum ben, bunları da toplarız.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor) Ay.
(Telefon ısrarla çalıyor)
-Alo? -Zeynep.
Nasılsın?
-İyiyim Tarık, sağ ol. Sen nasılsın? -İyi, müsait miydin?
Tarık, sen her aradığında yüreğim ağzıma geliyor. Bir şey mi oldu?
-(Tarık ses) Oldu. -Ne oldu?
Ali, Ege'nin babası...
Ne oldu?
Öldü mü?
Yok. Tahliye oldu.
(Kekeleyerek) Ne demek tahliye oldu? Hani bu adam çıkamazdı içeriden?
Nihayet olayın nefsi müdafaa olduğu kesinleşti, Ali de cezasını yatmış oldu.
Tamam, sen Ege hakkında bir şey demedin, değil mi? Ege'yi söylemedin.
Cevap versene!
Zeynep, daha fazla gizleyemezdim.
Sen ne diyorsun Tarık, delirdin mi? Ne demek gizleyemezdim?
Ya yarın bir gün bu adam benim karşıma dikilirse...
...ya Ege'yi benden almaya kalkarsa ya beni dava ederse ben ne yaparım...
...hiç düşündün mü?
Çok üzgünüm ama benim bildiğim Ali gelip Ege'yi alacaktır.
(Duygusal müzik)
Hayır, yok. Vermem. Ben Ege'yi veremem.
Ege'den ayrılmam ben, Ege'yi ver...
Allah'ım, Allah'ım sen yardım et.
-Sen diyorsun ki benim bir torunum var. -Öyle.
Şimdi düşüp bayılacağım.
Ee, niye gizlemişler peki?
Para için, neden olacak? Ne kadar geç, o kadar pahalı. Çakallar.
O kadının kardeşi mi bakmış benim torunuma?
-Öyle. Yarın gidip alacağım. -Sen kılını kımıldatmıyorsun.
Yollarım ben adamları, gider alırlar torunu.
Saçmalama anne, ben onun babasıyım.
Bana bir daha bunu yaşatamazsın, saçmalama!
Müsaade etmem!
O şırfıntı yüzünden sekiz yıl oğlumdan ayrı kaldım ben!
Sen ölmüş birinin arkasından nasıl konuşuyorsun! Ayıp değil mi?
Yine gideceksin oraya, elini kana bulayacaksın!
-Kabul etmiyorum! -Anne, o benim kızım.
-Gidip benim almam icap eder. -Ali, anam haklı.
İlk günden hamile kalmış bir şırfıntının ailesinden ne olacak!
Kim bilir nasıl yetiştirdiler benim torunumu!
Ya kendilerine benzettilerse?
Yeter ya! Yeter!
Kimse bana ne yapmam gerektiğini söylemesin! Allah Allah!
Yarın Nadir'i de alıp İzmir'e gideceğim, kızımı alıp buraya getireceğim.
Sen kızımın odasını hazırla yeter.
-(Asım) Ali... -Ne?
Ya bir problem hasıl olursa?
Bir problem çıkarsa da çözerim!
Allah Allah!
Konuştuğu lafa bak. Herkesin kendine göre bir fikri var!
-Anne, otur. -Bırak!
(Kapı zili çalıyor)
-Ne oldu kız? -Çok kötü.
(Kapı kapandı)
-Ne haber enişte? -Hoş geldin baldız.
Ne oldu kız söylesene, çatlatma!
Ege'nin babası hapisten çıkmış.
(Gerilim müziği)
Allah Allah!
Nasıl çıkmış?
Ne bileyim nasıl çıkmış? Nasıl çıktığının bir önemi var mı?
Gelip alacak kızımı benden.
(Duygusal müzik)
Ne bakıyorsunuz ya? Bir şey yapmamız lazım.
Adam babası, ne yapacaksın ki? Ne yapabiliriz ki?
Ne bileyim, alıp karşımıza konuşsak...
...ona ne kadar iyi baktığımıza ikna etsek.
Hem ne olursa olsun bu adam bir katil.
Yani Ege'nin babası da olsa ona çocuk verirler mi?
Mahkemeye gideriz. Şahit olursunuz siz.
Hem herkes biliyor, Ege benden asla ayrılmaz.
Adam eninde sonunda çocuğu alır, benden söylemesi.
Bir kere de destek ol bana ya.
Hayatında bir kere iyi bir şey söyle.
Kız, delirme! Ege benim de yeğenim, ben ister miyim gitmesini?
Ama hakikat diye de bir şey var!
(Erkek) Yani Zeynep, sakin ol.
-Adam gelsin konuşu... -Ben konuşmak istemiyorum!
Ben emek verdim! Ben baktım! Ben büyüttüm!
Bundan sonra da böyle olacak!
Kızın anası babası yoktu, baktık.
Babası geldiyse, almak istiyorsa, adamın hakkı Zeynep.
Sen de yeğenini gider görürsün yine. Ama biz burada üç boğaz zor doyuyoruz.
Abla! Abla!
Ne dediğinin farkında mısın? Ege'den bahsediyoruz, benim kızımdan.
O senin kızın değil!
Hayatının zor bir döneminde bir bebeği kendine yara bandı yaptın diye...
...ses etmedik ama şimdi o bandı çekerlerken...
...canın yanıyor diye bağırıyorsun.
Kendine gel artık Zeynep! Gerçek dünyaya uyan!
Ben hayatımın en zor gününde hem nişanlımı hem ablamı kaybettim.
Hayatımın en zor gününde Ege'yi aldım kucağıma.
O bana Allah'ın bir hediyesi ve bundan sonra da öyle olacak.
Ben kızımdan asla vazgeçmem, tamam mı? Ölürüm de vazgeçmem!
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Bizi kimse ayıramaz Zeze'm.
Bizi kimse ayıramaz.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(İç çekti)
(Kapı açıldı) Gel Nazlı'm.
(Ali) Sağ olasın.
-Anam çok heyecanlandı. -Farkındayım.
Sen nasılsın abi?
Bilmiyorum ki. İyiyim herhâlde.
Abi...
...bir şey diyeceğim sana ama... -De.
Şimdi bu çocuk senin kızın, bize de bağrımıza basmak düşer tabii.
Ama...
...sen onu sevebilecek misin?
(Nazlı) Yani...
...onu hiç görmedin, başkası yetiştirdi.
Belki de o seni sevmeyecek şimdi, ne bileyim.
Bilmiyorum ki Nazlı'm.
Ee...
...zamanla sever nasılsa.
Ama ben evladımı kimsenin eline bırakmayacağım.
Sekiz sene boyunca ben onun yasıyla kendimi yedim bitirdim.
Kucağıma almayı beklerken ölüm haberi geldi bana.
Bazen...
...hapishanedeyken hayal kurardım. Derdim ki acaba yani...
...böyle olmasaydı...
...eğer kızım yaşasaydı kime benzerdi diye.
(Duygusal müzik)
Görsen, aynı anası.
Abi, madem böyle düşünüyorsun o zaman hiç durma.
Dua edelim de bakan aile bir sorun çıkarmasın.
Hiçbir sorun çıkaramazlar. Ben onun babasıyım.
Sekiz sene boyunca benden baba olduğumu sakladılar.
Dua etsinler de ben onların canını almayayım.
(Hareketli müzik)
Of!
-Asım... -Evet?
-Sesin soluğun çıkmıyor, hayırdır? -Nasıl çıksın?
Benim sesimi kesecekler, belli oldu.
Sen Ali'nin gelişine mi takıldın? Bak takacak yer arama.
Ananı gördün, gözleri parladı.
Oğluna kavuştu, sen niye alınganlık yapıyorsun?
Alınganlık değil. Ali içeri girdiğinde başınızda kim vardı?
Size kim sahip çıktı? Yan taraftaki namussuzlarla kim mücadele etti?
-Sen, bir şey diyen yok, tamam. -Diyen olması lazım işte.
Bak şimdi benim bütün yaptıklarım sümen altı edilecek...
...Ali Bey ağa gibi ortalarda takılacak.
-Ali kimsenin hakkını yemek. -Evet, emin ol yemez.
Havalarını görmedin mi?
Yapma Allah'ını seversen Asım. Yapma!
Fidan...
...bak...
...ben bu ailede el adamıyım. Hep öyleydim.
Şimdi şirkete gidecek, elli kere hesap soracak.
"O niye böyle enişte? Şu niye böyle Asım?"
-Anlatıverirsin, uzatma. -Dünya kadar emek verdim.
Bana bir takdiri çok gördüler ama ben de bu saatten sonra o Nadir gibi...
...Ali'nin yanaşması olmam, bu da böyle biline!
(Martı sesleri) (Vapur düdüğü öttü)
Zeze, akşam köfte yapsana.
-Köfte mi çekti senin canın? -Evet, patates ve senin ayranınla.
Sabah kahvaltıda düzgünce bir şey yemiyorsun...
...ondan sonra okula giderayak bana yemek sayıklıyorsun.
Tamam, yaparım. Çantana koyduklarımı güzelce ye ama tamam mı?
Tamam.
(Duygusal müzik)
Servis geldi, gel.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik)
Alo. Merve, nasılsın?
Müsait misin?
Bizim...
...sahildeki çay bahçesine gelir misin? Sana söylemem gereken bir şey var.
Yok, korkma. Tamam.
Tamam, orada bekliyorum seni.
(Nadir) Abo, abi, bura ne kadar kalabalık!
Oğlum, İzmir büyük şehir. Sen bir de şehir merkezini gör.
Ulan Nadir, insan hiç kasabadan çıkmaz mı!
Yani hiç merak etmez mi dünyada neler oluyor diye?
Sen gittin, bize sebep olmadı. Biz ailenin bekçisiyiz.
Ailen benim emanetim olmuş, ben şimdi onları bırakıp nereye gideceğim.
Eyvallah.
Kapatırız ama arayı. Bundan sonra ben nereye sen oraya.
(Ali) Sen ne ara kiraladın bu arabayı?
Vallahi ayıp ediyorsun abi. Sen kardeşini biraz hafife alıyorsun sanki.
Şoförlüğüm de iyidir bu arada da bu memleket bir terelelli...
Hadi hadi, bozkırda basması kolay. Önemli olan trafikte süreceksin.
Neyse, sağa sola bakmayı bırak da önüne bak.
Bir an önce gidip şu işimizi halledelim.
(Merve) Anlat artık, apar topar getirdin beni buraya! Ne oluyor?
-Çok kötü bir şey oldu. -Zeyno'm, ne oldu, korkutma beni.
Ege'nin babası hapisten çıktı.
-Nasıl ya? Hani çıkamazdı? Nasıl yani? -Bilmiyorum, çıkmış işte.
Çıkar çıkmaz da bir kızı olduğunu öğrenmiş.
Bu adam yarın bir gün gelecek İzmir'e, dikilecek karşımıza, isteyecek kızını.
Merve...
Merve, ben Ege'yi nasıl veririm?
Dur, bir sakin ol. O kadar kolay mı canım!
Sen bu kızı öz kızın gibi büyüttün. Öyle alıp götürebilir mi?
Adam kızın babası. Sekiz sene boyunca biz Ege'yi ondan sakladık.
Yasal olarak karşısında ne bir hakkımız ne bir şansımız var.
Ben Ege'yi vermem, tamam mı? Yasa falan umurumda değil.
Ege benim kızım!
-Ne yapacaksın peki? -Bilmiyorum ki.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Numara kayıtlı değil. -Aç canım. Belki okuldan bir numaradır.
(Gerilim müziği)
Alo, buyurun?
Alo, Zeynep Hanım'la mı görüşüyorum?
Evet, benim.
Ben Tarık'tan aldım numaranızı. Ali Altay, Ege'nin babasıyım.
İzmir'deyim, kızımı almaya geldim.
(Gerilim müziği)
(Merve) Zeynep, ne oldu?
(Meşgul tonu) Alo?
-Yüzüme kapattı manyak. -Nasıl?
-Arıza bir tip herhâlde. -Onların her yeri arıza olsa kaç yazar!
Onlar daha beni tanımamışlar.
İnşallah kötü tanışmayız.
(Nadir) İnşallah abi.
Allah kahretsin.
-Zeynep, ne oluyor? -Adam İzmir'e gelmiş. Allah kahretsin.
Tamam. Sakin ol.
Nasıl sakin olayım! Adam İzmir'e gelmiş, alacak kızımı!
(Merve) Tamam, dur. Hemen eve gidip eşyaları topluyoruz...
...Ege'yi okuldan alıyoruz, doğru bana geliyorsunuz. Tamam mı?
Sizin evi eliyle koymuş gibi bulur ama benimkini bulamaz.
Biz de düşünmek için vakit kazanırız. Hadi koş.
(Meryem) Evet Bayram, böyle foşur foşur yıka.
Güzel! Bal dök, yala olacak burası!
Çocuk gelecek, avluda oynayacak benim yavrum!
(Bayram) Tabii tabii...
Sen buraları kovalarla değil nehirlerle yıkasan temizleyemezsin Meryem.
Hiç keyfimi bozamazsın Altın bugün. Hiç karışma, git işine bak sen. Hadi.
-Ana, abim İzmir'e varmış. -Oh, şükürler olsun.
Geldiği gibi kaçırdın mı oğlanı? (Alaylı gülüyor)
Senin o çenen yanında kimi tutar ki zaten? Anca zavallı kızlarını.
Dikkat et de oğlan gene belaya sapmasın.
Ben sana bir saparım...
Bak o sığındığın yarım konak var ya, orada değil...
...ta şehrin öbür ucunda bulursun kendini.
-Sığındığım! -Evet!
Hele arsızlar, hele hak hırsızları! Senin bugün sürdüğün bu sefa...
...benim evlatlarımın rızkı üzerine kuruldu.
Sen ne kindar bir kadınsın. Aç mı bıraktık, açıkta mı bıraktık seni!
Ne oluyor? Yiyorsun, içiyorsun, uyuyorsun. Ne istiyorsun daha?
Sen senelerce benim olanı benim önüme sadaka gibi koymaya çalıştın.
Şimdi acımdan ölürüm de senin sadakana tamah etmem.
Benim aslan gibi evlatlarım sıfırdan kurdu düzenlerini.
Sonra da senin saltanatını sollayıp...
...hop geçip gittiler.
Pardon, nereye geçip gittiler? Ben göremedim de.
Ben de göremiyorum, nerede bunlar, havada mı Altın?
Fidan kızım, sen elinin hamuruyla er işine karışma, anlayamazsın.
Senin o abin hapislerde çürürken...
...benim evlatlarım bu topraklarda at koşturdu!
-Yani, eşit değiliz Meryem. -Bak, kendin söyledin işte!
Kendin söyledin, eşit değiliz. Olamayız da!
Altaylarız biz! Bak, göze bak! Fukaranın gözü üstümüzde kalacak.
Yürü eve gidelim, sen de işine bak Altın.
(Bayram) Buyur hanımım.
Buraların tek sahibi benim evlatlarım olunca...
...görürsün sen kim fukara. -Hadi be.
Sen o damadına güvenmeye devam et. (Bip).
Al!
(Bayram) Ya sabır ya selamet.
(Meryem) Şeker!
-Buyur hanımım. -İki dibek kahvesi yap bize.
Kumda yap, makinelerde tadını alamıyorum.
-Tamam, hemen getiriyorum. -(Meryem) Hadi.
O dünkü bitli Altın'ın bugünkü havalarını görüyor musun?
-Evet. -Erkek evlat işte.
Benimki hapiste yatarken onunkiler ilerledi.
Asım da ilerledi ana, biz gerilemedik ki.
Sus, Fidan! Bana Asım deme Allah nimet aşkına.
O zaten ipleri eline aldığından beri bunların dilleri pabuç gibi düştü.
Ana, Allah aşkına Ali'nin yanında da böyle konuşma gözünü seveyim, tamam mı?
Ali kör mü?
İşlerin başına geçince görmeyecek mi o borç batağını?
Hesabını sormayacak mı?
Asım ne yaptıysa hanemiz için yaptı ama ana.
(Şeker) Buyurun.
-Nazlı nerede? -Çarşıdan alacakları varmış hanımım.
Konakta o kadar adam var, ona mı düşmüş alışveriş!
-Ben ne... -(Fidan) Bırak ana...
...yaralı parmağa işediği var sanki, gitsin.
-(Şeker) Afiyet olsun. -(Meryem) Sağ ol.
Ara kardeşini. Ara hemen.
-İçeride telefonum. -Git içeriden ara o zaman.
(Meryem) Hadi!
(Hareketli müzik)
Nazlı'sına kıyamıyor, geliyor bana çatıyor. Hay Allah'ım.
(Meryem) Söylenme!
(Nazlı) Çok uzaklaştık evden.
Ortalık zaten karışık, bir de biz patlarsak anamın yüreğine iner.
Ortalıkta karışık ne var sürmelim? Abin geldi, karışıklık bitmedi mi?
Kolay mı kaç yıldan sonra abimin gelmesi? Onu diyorum.
Abin işlerin başına mı geçecek?
Geçmeyip de ne edecek?
Bak bu durum Asım'ın hiç hoşuna gitmeyecek.
Özcan, sen beni bu tepeye iş konuşmaya falan mı getirdin?
Biri bizim görüştüğümüzü öğrense anam benim canımı alır...
...gelmiş bana burada abim, eniştem muhabbeti yapıyorsun.
Yürü git işine Özcan.
Nazlı'm, ceylan gözlüm. Özür dilerim, haklısın.
Sen benim nazlı çiçeğimsin. Saklı çiçeğimsin.
Ya?
Ve bir ömür boyu saklı kalmak zorunda olan çiçeğinim, öyle değil mi Özcan?
Değil tabii, kim demiş onu?
Sen o ananın karşısına çıkıp da diyebilir misin...
...ben Nazlı'ya deliler gibi sevdalıyım, onunla evleneceğim?
Söyle! Evet! Diyebilir misin?
Diyemezsin.
Hele ben hiç diyemem.
Ya beni birine verecekler ya da sana bir kız bulacaklar...
...biz de hiç kavuşamayacağız işte.
Kime veriyorlarmış seni?
Bu topraklarda seni alacak bir babayiğit yok.
Seninle ben evleneceğim...
...o kadar!
(Duygusal müzik)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Ablam arıyor. -Aç gülüm.
Efendim abla?
Çarşıya dolanmaya daldım abla, geliyorum.
Tamam, sen oyala onu, ben geliyorum. Tamam.
-Ne diyor? -Anam beni soruyormuş.
(Özcan) Hadi gülüm.
(Gerilim müziği)
Allah kahretsin!
Zeyno'm, sakin ol. Okulu ara, Ege'yi hazırlasınlar.
Benim eve gittik mi rahatız, tamam mı?
-Bizi orada bulamazlar, değil mi? -Mümkün değil.
Ben içeriden sana eşya alıyorum.
(Hat sesi)
Alo...
(Hareketli müzik)
-Ulan! -Ne oldu?
-Yanlış sokağa girdik. -Oğlum, doğru sokağa gir o zaman, hadi.
Kadın kim olduğumu öğrenince çat diye telefonu suratıma kapattı.
(Ali) Kızı kaçırıyorlar mı, bir yere mi saklıyorlar bilmiyoruz ki.
Her şeyi beklerim ben bunlardan.
Yan sokakta kaldı herhâlde.
Bir an evvel kızımı almam lazım.
(Hareketli müzik)
-Açılmıyor, açsana! -Açtım.
-Nasıl mahalleler buralar ya! -Her yer birbirine benziyor.
Bakayım. Şura! Geldik abi.
Tamam. Bak, şu turuncu çıkıyor, oraya gir.
(Hareketli müzik)
-Burası mı? -Apartman bura abi.
Şuraya bak. Yani benim gibi bir adamın kızı...
...koskoca Altay Konağı'nın prensesi...
...böyle bir yerde mi büyümüş? Yazık vallahi.
Abim, yuvasına götürmeye geldik.
Yaşanmamış yılları telafi edecek bol bol zamanınız olacak inşallah.
İnşallah Nadir.
-Allah'ın izniyle. -Allah'ın izniyle abi.
Hadi.
(Gerilim müziği)
-Bu daire mi? -Evet abi.
(Kapıya vuruyor)
-Abi, komşuya soralım mı? -Sor.
(Yaklaşan ayak sesleri)
-Siz kime geldiniz? -Hanımefendi...
...bu dairede Zeynep Hanım oturuyormuş, kendisini tanıyor musunuz?
Ne yapacaksınız Zeynep'i?
-Tanıyor musun, tanımıyor musun? -Tanıyorum. Ablasıyım.
-Ablası mısın? -(Sibel) Siz kimsiniz?
Ne istiyorsunuz kardeşimden?
Kızımı! (Gerilim müziği)
Ne?
Yıllardır benden kaçırdığınız kızımı almaya geldim.
Ay, sen, sen Ege'nin...
-Abla... -Ben çok kötü ol...
-(Nadir) Abla! -Ben ölüyorum, ben gidiyorum.
-(Sibel) Adnan! -(Nadir) Abla, sakin ol.
(Adnan) Sibel'im!
-Adnan! -Kimsiniz oğlum siz?
Ali Altay. Ege'nin babasıyım.
(Gerilim müziği)
Zeze, beni okuldan kurtarmaya mı geldin?
Bir tanem, gitmemiz lazım.
-Beni okuldan neden erken aldın? -Her şeyi anlatacağım.
Merve teyzen kapıda bizi bekliyor.
-Kız günü mü yapacağız? -Onun gibi bir şey.
Şimdi soruları kısa bir süreliğine durduralım, tamam mı?
Ben sana her şeyi anlatacağım bir tanem.
Vallahi sen beni her gün okuldan erken al, ben ağzımı açıp soru sormam.
Hadi, hadi, hadi.
Siz bir kızım olduğunu benden nasıl saklarsınız?
Veya size kim söyledi alın benim çocuğumu kendi kafanıza göre büyütün diye?
Benim bir ailem var. Anam var, evim var. Bir kültürüm var, öyle değil mi?
İnsan bir düşünmez mi?
Bu yaptığınız şey çocuk hırsızlığı.
-Kardeş, sen orada bir dur bakalım. -Durdum.
Biz ne zor şartlarda senin annesi ölmüş...
...babası belki hapisten hiç çıkamayacak yavruna baktık, biliyor musun?
Kardeş! Sen hele öyle diklenme.
Adam sekiz sene evladının olduğunu bilmemiş, sen ne anlatıyorsun?
Nadir.
Bakın, size son kez soruyorum. Kızım nerede?
Zeynep Hanım bakıyormuş kızıma, evde yok.
Aradım kendisini, ben olduğumu anlayınca telefonu yüzüme kapattı.
Niye? Ne oluyor?
Zeynep değil, ona ben baktım. Ayol Zeynep ne anlar çocuk bakmaktan!
Tabii tabii, biz büyüttük. Gözümüz gibi baktık.
Zeynep, kardeşim eski öğretmendir.
Ege'nin eğitim hayatına katkısı olsun diye alt katta onunla yaşıyor.
Tamam işte, öğretmense laftan anlar, öyle değil mi?
Arayın, kızımı almaya geldiğimi söyleyin kendisine.
Zeynep ölür de çocuğu vermez.
Adamın öz çocuğunu ne hakla vermeyecekmiş ya!
Ara şu teyzeyi sen.
Arayın.
Tamam, ara.
(Gerilim müziği)
(Arama tonu)
Alın işte görüyorsunuz, açmıyor. Yok, açmıyor.
Ben Alsancak Otel'de olacağım.
Ara kardeşini, ulaş, kızımı almaya geldiğimi söyle kendisine.
Bugün bu iş bitecek. Yarın Ege benimle birlikte aile konağında olacak.
Bakın, siz beni tanımıyorsunuz.
Bu adam kimdir, nedir bilmiyorsunuz ama şu kadar söyleyeyim...
...kızım için yapamayacağım şey yok benim.
Tamam kardeş, biz haber alırsak sana söyleriz.
Sen önce bizi tehdit etmeyi bırak da çık evimden.
Ben senin çocuğuna bakmışım yıllarca, teşekkür edeceğine, yazık.
Siz çocuğumu benden sakladınız, bunu unutma.
Ne yap ne et, ulaş kardeşine, bak...
...bu İzmir'i yakarım...
...siz de içinde yanarsınız.
(Gerilim müziği)
Altay ailesini...
...Altayların öfkesini aklınız varsa hafife almazsınız.
(Nadir) Hadi, selametle.
(Kapı kapandı) Kim ulan bu Altay ailesi?
Ne lan bu? Benim evimde bana posta konması ne lan?
Kes Adnan! Adamlar içimizden geçti, arkalarından vıdılanma.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
-Bizim oranın otelleri daha iyi vallahi. -Öyle mi diyorsun?
Neye bakıyorsun lan? Hişt. Dön önüne.
Abim, buranın da kızları daha güzelmiş, ne yalan söyleyeyim.
Topla lan şu ağzını, o nasıl laf öyle!
Bak, ben şimdi yukarı çıkıp biraz dinleneceğim.
Bu ablayla enişteden bir şey çıkacak, belli...
...ama ben onlara çok güvenmiyorum. O yüzden biz boş durmayacağız.
Sen git mahallelerine bir sor, soruştur.
Bu Zeynep denen kadını illaki bulmamız lazım.
Tamam abim benim. Emrin başım üstüne.
Bir de şu jargonu değiştir.
Nasıl ağızlar bunlar? Ne yaptınız?
Ben yokken kasabada sürekli racon mu kestiniz millete?
-Asım abimle böyle... -Başlatma Asım abine.
Bak Asım'a benzemediğimi en iyi sen bilirsin.
Ben yanımda efendi, ağır oturaklı adam isterim.
Bilirim abim. O zaman ben çıkayım, mahalleye bakayım.
Tamam, ver.
(Geçiş sesi)
Bana bak (Bip)!
Senin mabadına giyecek donun yokken kim elinden tuttu?
Şimdi para hesabı yapıyor! Adam oldun lan başıma!
Benim borcum, benim namusum! Ben namussuz muyum borcumu ödemeyeyim!
Ödenecek diyorsam ödenecek, darlayıp durma beni!
Adam oldunuz da...
...borç peşine düştünüz.
(Kapı açıldı)
Selamünaleyküm küçük enişte.
Höst!
Bana bak!
Sen benim mekânıma destursuz girecek yüreği nereden aldın Kadir Efendi?
Aşk olsun. Stresli gördüm seni.
(Kadir) Gerginsin. Kızarmışsın.
Terlemişsin.
Şu odayı bir havalandır, camı çerçeveyi aç.
Stresinin kokusu her yere yayılmış, burnuma kadar geldi.
Öyle mi? Ben neye streslenecekmişim?
Ali geldi.
(Üfledi)
Senin bu geçici ağalığın...
...son buldu.
Evin tek erkek evladı, öz, hakiki Altay geldi.
(Gerilim müziği)
Ya...
...sen boşuna sevinmişsin ağam.
Ali benim ailem.
Asıl...
...senelerdir Altay Konağı'nda yanaşma gibi yaşayan sizsiniz.
O anan hırsından kendini yedi bitirdi.
Allah'tan benim anam iki tane aslan doğurdu da...
...senin gibi kumarbaz damat bizim aileye tebelleş olmadı.
Bakalım Ali geldiğinde o borçlarını bir öğrensin sana ne edecek?
-Ee! -Aha!
Bana bak! Sen...
...benim mekânımda bana posta koyamazsın.
Ulan, elini çek!
Kırdırma bana elini, ayağını.
O Ali Efendi önce senelerdir...
...babalık yapmadığı kızına babalık yapacak, o kadar!
İşler bende!
-Dur hele, ne kızı? Hayırdır? -Namzet Almanya'da çocuk peydahlamış.
Kızı almaya İzmir'e gitti. Onun derdi başından aşkın.
Bak, bu ailenin imparatoru benim! Her zaman da ben olacağım, işte o kadar!
Tabii.
Ali'ye bak sen. Kızı var demek.
(Gerilim müziği)
Neredesin kız sen? Saate bak.
Her aramamda on dakikaya geliyorum diyorsun.
Bu kaçıncı on dakika Nazlı! Sen ne işler çeviriyorsun?
Yeğenime hazırlık yapmaya çıkmıştım ana. Ne iş çevireceğim?
Şehir çocuğu o. Bizim odanın işlemeli örtülerinde mi yatar!
Ona böyle ne güzel kız nevresim takımları aldım cicili bicili...
...oyuncaklar aldım, bak.
Şehir çocuğu değil o. Altay Konağı'nın kızı.
Bizim yaşamımız neyse onun yaşamı da o!
Bu evin, bu toprakların kültürüyle yetişecek o.
Bunu büyütenler anası gibi yolluysa vay hâlimize ana.
Az da değil, sekiz sene. Bütün hamurunu almıştır onlardan.
Ne hamuru? O hamuru alacağız, basa basa yeniden yoğuracağız.
Kendi mayamızı katacağız. Kan bizim kanımız değil mi?
-Evet. -Elbet çekecek.
-Diğeri de anasının kanı ama. -Öyle doğurmakla ana olunmuyor.
Onun anası artık benim.
(Gerilim müziği)
-Canım, sen bize bir müsaade eder misin? -Tamam canım, ben içerideyim.
(Duygusal müzik)
(Kapı kapandı)
Zeze, ekran süreme bak. Daha bugün hiç kullanmadım.
Zeze'm...
...bizim bir konuşmamız lazım.
Ne oluyor Zeze? Bir şey olmuş, belli. Neden buraya geldik?
Neden teyzemin telefonunu açmıyorsun?
Bir tanem, hani soruları durdurmuştuk?
Ege...
...benim sana çok önemli bir şey söylemem lazım.
(Duygusal müzik)
Sen benim kızım gibisin, biliyorsun zaten.
Bu yaşına kadar senden hiçbir şey saklamadım.
Doğduğun gün kucağıma aldım ben seni.
Adını ben koydum. Bütün hikâyeni anlattım sana.
Kötü bir şey söyleyecek gibisin.
Hani babandan bahsetmiştim sana...
...annenin kaza geçirdiği gün hapse girmişti hani.
Biliyorum.
-Baban burada. -Ne?
Evet, çıkmış. Almanya'dan buraya gelmiş.
Sonunda onu tanıyacak mıyım?
-Evet. -İnanmıyorum! Bu süper haber.
Sınıftaki uyuz Aytek senin baban yok diyordu. Şimdi görsün gününü.
Evet bir tanem ama başka bir şey daha var.
-Baban seni yanında götürmek istiyor. -Ne?
-Yani onunla yaşamanı istiyor. -Onunla mı?
-Evet. Nevşehir'de. -Ne?
Hani Peri Bacaları var ya, böyle çok büyülü bir yer.
Biz derslerde de çalışmıştık. Oraya gitmeni istiyor.
-Beni oraya mı götürecek? -(Zeynep) İstiyor.
Ben hiçbir yere gitmem. Beni asla bırakma.
Bir tanem.
-(Ege) Zeze'm, beni bırakma! -Tamam, tamam, tamam.
Bak bana, ağlama. Bizi hiç kimse ayıramaz, tamam mı?
Hiç kimse ayıramayacak bizi, tamam mı?
Sen benim kızımsın, tamam mı? Sen benim canımsın, her şeyimsin.
-Ben seni asla bırakmam. -Zeze, beni sakın bırakma!
(Zeynep) Bırakmam aşkım. Ben seni asla bırakmam. Asla.
Zeze!
Hadi bak, beni yorma kurban olayım. Anlat, şunlar nasıl insanlar?
Vallahi Zeynep eski öğretmen. Çok hanım kadındır.
Gözü gibi baktı çocuğa da.
Anadan çok analık yaptı. Çok iyi kızdır.
Ama o ablasıyla eniştesi...
-De bakayım, ne varmış onlarda? -Bütün mahalleliye borç taktılar.
Esnaf yaka silker bunlardan. Dinleri imanları paradır.
-Paranın açamayacağı kapı yok diyorsun. -Adnan ve Sibel için evet.
Ama Zeynep'e üzüldüm şimdi.
Besledi, büyüttü o küçük kızı. Şimdi ayıracaklar.
Çocuk yabancıya değil, babasına gidecek. Haktır o yüzden.
Bilgiler için sağ olasın.
Bunları burada başka tanıyan eden var mı?
Şu ileride kuaför var, Şaban. Bak o da iyi bilir.
Tamam. Ben bir de ona uğrayayım. Hadi işin gücün rast gelsin.
Sağ olasın.
Elli kere aradım. Yok. Açmıyor.
(Telefon çalıyor) Al işte!
Kasap Halim. Ne diyeceğim ben şimdi? Borcu isteyecek.
-Aç yarın de, yarın. -Bu kaçıncı yarınsa artık!
Paran yoksa pirzola yemeyiver! Borçla et mi yenir!
Efendim Halim dayıcığım, nasılsın?
Kim soruşturuyor bizi? Nasıl bir tipti?
Ee? Anladım.
Tamam dayı, tamam. Tamam. Sağ ol haber verdiğin için. Tamam.
Borcu mu? Yarın halledeceğim. Yarın, yarın. Tamam, hadi kapat, arayacağım.
Adnan, bunlar bütün mahallede bizi soruşturuyormuş.
Bildiğimizden daha da büyük bir aileymiş bunlar.
Şimdi Sibel, bizim bu küçük kızı babasına ikram etmemiz lazım, tamam mı?
-Oradan da kaymağımızı yiyeceğiz. -Yeğenini sat diyorsun yani bana.
Kız burada bulgur makarna yemekten 'idiot' olacak!
Orada babasının Nevşehir'de dönüm dönüm arazisi varmış.
Balla börekle besleyecekler çocuğu. Onun da hayatı kurtulacak bizim de.
Yani o da doğru da Zeynep hayatta vermez ki Ege'yi.
Öyle bir şansı var mı?
Gideceğiz babası beyefendiye, sen bize iki üç milyon veriyorsun diyeceğiz...
...kızın yerini söyleyeceğiz diyeceğiz. -Neredeler bilmiyoruz ki.
Arıyorum işte, açmıyor, görüyorsun.
Şeyde, bücürün tabletinin konumu, Zeynep'in bilgisayarında var.
Aşağı in, orada, o takip ediyordu. Aşağı in, konuma oradan bak.
Zaten Merve'dedir, başka yerde olamaz da aşağı in bak oradan.
Ulan kötülüğe olunca aklın nasıl da Einstein gibi çalışıyor!
Sibelciğim, hayatımız kurtulacak.
İn aşağı, konuma bak, gidelim babasının oteline.
Adam bulmadan kızın yerini biz verelim, tamam mı?
Hadi in. Zaten iki güne kızın yerini bulacak. Hadi.
Doğru. Çok doğru.
-(Adnan) Hadi. -Çok doğru.
Bak avucum kaşınıyor. (Kapı kapandı)
Avucum kaşınıyor. Para geliyor. Bak. Vallahi para geliyor.
(Müzik)
(Kapı vuruldu)
-Nadir, gel. Ne oldu? -Her şeyi öğrendim abi.
Senin kızı büyüten Zeynep diye bir öğretmen kadın.
Bütün mahalleli çok seviyor.
Zamanında bir askerle nişanlıymış. Nişanlısı şehit olmuş.
Allah rahmet eylesin.
Tam o gün Ege dünyaya gelmiş.
Zeynep de öğretmenliği bırakmış, kendini senin kıza adamış.
Ablası kendini yırtıyordu çocuğu ben büyüttüm diye. O ne ayak?
Tam ben de oraya geliyordum abi.
Zeynep ne kadar iyi diye anlatılıyorsa ablası da o kadar kötü.
Hele eniştesi. Mahallede husumetli olmadıkları kimse yok.
Borç aha böyle gırtlaklarına kadar.
Görüyorsun değil mi Nadir? Benim gibi bir adamın çocuğu...
...ne koşullarda, kimlerin yanında büyümüş.
-Düşündükçe kafayı yiyecek gibi oluyorum. -Sen hiç merak etme abim benim.
Yeğenime el bebek gül bebek bakıldığı doğru.
Zeynep öğretmenden bir kişi bile kötü bahsetmedi.
O gerçekten iyi bir insan olsaydı...
...babasına bir kızı olduğundan bahsederdi ama o ne yapmış?
Kendi acısını bastırmak için gitmiş benim kızıma sarılmış.
Bence aralarındaki en kötüsü o.
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Beklesinler, geliyorum. Tamam.
Haklıymışsın. Teyzeyle enişte geldi. Kızın yerini söyleyecekler. Gel.
(Nadir) Hadi bismillah, bitirelim şu işi.
(Gerilim müziği)
Hoş geldiniz, buyurun. Otur, otur.
Nasıl hoş geleyim?
Buraya gelmek benim için kolay mı sanıyorsun Ali Bey?
İçim yanıyor benim, içim.
Ah benim yavrum, ah benim güzelim! Sen niye kendini böyle yaptın?
Sakin olacağız dedik ama. Evet, sen Ege'mize analık yaptın...
...ama Ali Bey onun öz babası. -Biliyorum, biliyorum.
Buraya kadar geldiğinize göre kızımın yeri hakkında...
...bir şey öğrenmişsinizdir diye düşünüyorum. Doğru mu?
Ali Bey, Ege'nin yerini biliyorum...
...ama bizim öncesinde sizinle açık açık konuşmamız gereken konular var.
Mesela?
Ben Ege'ye sekiz yıl bir servet harcadım. Hem de yok canımla.
Tabii canım, okuluydu, giyimiydi kuşamıydı, bakımıydı.
Yani cep delik cepken delik, gırtlağımıza kadar borç içindeyiz.
Kaç para istiyorsun?
Beyefendi, biz çocuk satmıyoruz. Hakkımızı istiyoruz, değil mi hayatım?
Yani emeklerimizin karşılığını istiyoruz aslında.
Siz nasıl insansınız ya! Nasıl bir kansızsınız siz!
Hişt! Tamam.
Her sene için bir milyon.
Sekiz milyon.
Maşallah, zehir gibi. Hemen hesapladı.
-Yani yeterli mi? -Yani hiç içime sinmiyor ama...
O benim evladım gibi, malum.
Tabii canım, bizim için büyük yıkım yani.
-Sonuç? -Ödemeyi nasıl yaparsınız? Hemen mi?
Kızıma kavuştuktan sonra parayı hesabınıza geçerim.
Ama öyle olmaz ki. Çocuğu kaçırmayacağınızı nereden bilelim?
Ne demek istiyorsun sen?
Yani parayı ödemem gibi bir şey mi söylemeye çalışıyorsun?
Karakter deyince de bunlar! Allah'ım ya Rabb'im, ya sabır!
Tamam, şöyle yapalım.
Siz kızımın yeriyle hesap bilgilerinizi Nadir'e verin. Ödemeyi hemen yaparım.
Ama bundan sonrasında kızımın yanında, yöresinde ne seni ne de seni görmeyeceğim.
Aramak, sormak, bir şey yapmak yok. Tamam mı?
Alırsın bilgileri.
Sesi çıkmadı seninkinin. Tabletten kaldırmadı kafasını.
Yani. Çünkü hâlâ durumun gerçekliğini idrak edemedi de ondan.
Sen ayrana ne yapıyorsun öyle?
Ege ayranı çileksiz içmez. Benim özel tarifim.
Ege senin gibi bir annesi olduğu için çok şanslı.
(Duygusal müzik)
Oh! Köfteler de hazır. Hadi geçin sofraya.
Ege kuş! Köfteler hazır. Hadi sofraya.
Of, of, of!
Bu köftemiz, bu da benim prensesimin çilekli ayranı.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Zeze'm, bakma öyle, yiyemiyorum.
Güzelliğine bakıyorum Zeze'm. Sen yedikçe ben doyuyorum, ondan.
-O kadar güzel ki her gün yiyebilirim. -Ben de sana her gün köfte yaparım.
O adam, yani babam beni alırsa eğer sen bana köfte yapana kadar aç kalırım.
Hişt! Sakın öyle bir şey yapma. Ben buna çok üzülürüm.
Hem sen yemek yemezsen ben nasıl doyacağım?
Aa! Olmayacak öyle bir şey. Şehrin öteki ucundayız.
Güzel güzel yiyin yemeğinizi hadi. Hadi aşkım.
Peki, okulum ne olacak?
Güzel bir soru. Ben bir hâl çare bulacağım.
Okula gitmemek için sana gün doğdu...
...ama öyle bir şey olmayacak, tamam mı? Sakın buna alışma.
Ayrıca ben seni derslerden geri bırakmayacağım.
Ege, vallahi çok şanslısın, okulun evinde.
-Ya ne demezsin, ne şans ama! -Akıllı bıdık seni.
Hadi ye yemeğini.
(Müzik)
(Cırcır böcekleri ötüyor)
Bal kaymağım benim. Al, al ye şifa olsun, al.
-İstemem. -(Kadir) Osman.
Ne oldu koçum? Bırak.
Olmaz öyle oğlum, hadi. Hadi aslanım. Osman?
(Hızlı nefes alıp veriyor)
-Başladı yine dolanmaya. -(Bip) kurt var, (Bip) boncuklum benim.
Osman. (Osman hızlı nefes alıp veriyor)
Osman.
-Nursel. -Osman'ım.
Al götür bunu odasına. Daha acıkmamış. Sonra ona tekrar ısıtırsın. Hadi.
-Hadi oğlum, gel yemeğini ye Osman'ım. -Osman.
Gel kınalı kuzum, gel.
Nursel, öyle bağırınca gelmiyor, bilmiyor musun? Tut kolundan götür.
-Hadi. -Tamam abla.
Gel paşam. Hadi dışarıda biraz oyun oynayalım.
-Bırak. Bırak. -Nursel abla, tamam.
İstemiyorsa dokunma. Hadi Osman'ım.
(Müzik)
Oğlum, erkek çocukları böyle olur. Siz de böyleydiniz.
Böyle değil ana. Benim oğlum iyi değil. Hasta o.
Tövbe ya Rabb'im.
Ana, seninle benimle olacak iş değil bak.
Bu çocuğun özel bakıma ihtiyacı var.
Bak, biz bir yere kadar idare edebiliyoruz ama okulda arkadaşı etmiyor.
Öğretmen hanım bir yere kadar idare ediyor.
-Ana, yazıktır. -Aman! Okumazsa okumasın.
Ne var ki okulda? Onun her bir şeyi olacak zaten.
Oğlum, sen bunları dert etme. Bunlar geçici.
Anayım ben, hasta olsa anlamaz mıyım?
Bu yan evde bir işler var.
Kapıları, duvarları yıkadılar.
Kirlerini akıtabilirlermiş gibi.
Ben onların ne dolaplar çevirdiğini öğrendim.
-Neymiş? -Ben bugün Asım'ın yazıhanesine gittim.
-O uğursuzun yazıhanesinde ne işin var? -Borç gırtlağa dayanmış.
İyice köşeye sıkışmış. Ben de üstüne bastım.
Ayağını kirlettiğine değmez abi. Böcek gibi bir şey.
Asım bugün ağzından büyük bir havadis kaçırdı.
Bu Ali gelir gelmez ne diye gitmiş, bir bilin hele.
-Yine içeri mi düştü inşallah! -Yok, öyle olsa ben bilirdim.
Sen nereden bilecekmişsin?
-Yani duyardık anlamında ana. -Yok, öyle değil.
-Bu ailenin bir tane kızı varmış. -Ne?
Onu almaya gitmiş İzmir'e.
Yan taraftaki eve bir tane kız çocuğu gelecek.
-Ne diyorsun! -Vallahi billahi.
-Kızı varmış (Bip). -Vah!
Alman karıdan peydahladı demek ki. Bunların hepsi ahlaksız.
Bir veledi, zinaları eksikti, o da oldu, tam oldu!
-Ben duymadım. -Sen nereden duyacakmışsın?
Yan tarafla selamlaştığımız mı var?
Tövbe tövbe. Vay Meryem vay. Vay Meryem vay!
İki kızının hayrını görmüş gibi üçüncüsünü yetiştirecek.
Hepsinden bin bela çeksin inşallah!
Ana, niye günahsız insanlara beddua ediyorsun? Günahtır.
-Sana mı soracağım? -(Kadir) Özcan.
Hayırdır oğlum, sen unuttun mu? Onların günahları yedi sülalelerine yeter.
Acımayacaksın. Bırak belalarını bulsunlar.
(Kapı zili çalıyor)
-Zeze? -Kim o?
-Zeze. -Sakin olun.
Ben bakıyorum. Sıkıntı yok. Tamam. (Kapı zili çalıyor)
Sakin ol bir tanem. Kimse bizi ayıramaz. Gel.
Hoş geldiniz.
-İyi akşamlar. -(Merve) Merhaba.
-(Adnan) İyi akşamlar. -Afiyet olsun.
Sizin ne işiniz var burada?
Zeynepciğim, elli kere aradım. Niye açmıyorsun telefonlarını?
Ama ben seni değil, ben yeğenimi merak ettim.
Oy benim kuşum! Kuşum, miniğim!
Bir şey diyeceğim, siz bizi nasıl buldunuz?
Kızım, kimin var Allah aşkına, başka nereye gideceksin zaten?
Atladık taksiye geldik işte. Bir sürü de para verildi o işe.
(Boğazını temizliyor)
Bu durumda düşündüğün şey bu mu Adnan abi?
Tok açın hâlinden anlamıyor tabii.
Oh! Löp löp köfteler, götürün bakalım.
Enişte, buyur, açsan ye. Daha köfte var, içeride de var.
-Vallahi bir çıtır açlığım var... -(Sibel) Adnan.
Yok canım, biz köfte yemeye gelmedik buraya. Sizi görmeye geldik.
İyi o zaman, buyurun oturun, ben bir çay koyayım size. Buyurun lütfen.
Aşkım. Aşkım benim.
Ay, teyzesinin gülü! Teyzesinin gülü bu, gülü.
Deniz kızı bu, deniz kızı.
Yavrum benim, doğuştan nurlu. Maşallah. Maşallah.
(Masaya vuruyor) Maşallah. Maşallah.
(Gerilim müziği)
-Ana, nerede kaldın, seni bekliyoruz. -Geldim geldim.
Ana, hayırdır, yüzünde güller açıyor.
-Ali'den haber mi aldın yoksa? -Ali'den haber aldım.
-Aslanım kızını bulmuş. -Aha!
Yarın sabah ilk uçakla konağa varacaklar.
Bak damat, bütün hazırlıkları yap.
Şehir boyu konvoylarla karşılansınlar.
Evde, avluda böyle davullar, zurnalar öyle bir şey istiyorum.
Tamam mı? İlk torun geliyor eve.
Biz sana torun veremedik, böyle eksik kaldık tabii.
-Enişte, o nasıl laf ya! -Asım, eksiklik sende değil bende, yapma.
Aman Fidan, bak yeğen geliyor, onu sever büyütürsün.
-Evet. -Evet.
Allah'tan umut kesilmez.
Bak göreceksiniz, ummadığınız bir zaman size de verecek Rabb'im. Bak gör.
(Hep bir ağızdan) Âmin.
Ana, yandaki çıngıraklılar biliyor mu peki?
Şeytan görsün onların yüzünü! Nereden bilecekler?
Ana, eninde sonunda çocuğu görecekler.
-Kimin bu demeyecekler mi? -Onları hiç ilgilendirmez.
Nazar etmesinler benim torunuma. Hele o kem gözlü Altın.
Onun torunu böyle avel gibi bir şey çünkü.
-Ana, öyle deme, günahtır. -Ne günahı be?
Sana ne onlardan? Sana ne?
Başları boyunlarının altında kalsa üzülmem.
Ama gerçekten yazık yani. Hakkında konuştuğun kişi küçücük çocuk.
Bana ne, onların çocuğu. O Özcan'la Kadir de çocuktu.
Sonra adam oldular, karşıma böyle dikildiler, utanmazlar.
Neyse, benim keyfimi bozmayın. Hadi afiyet olsun, yiyelim.
Benim oğlum geliyor, torunum geliyor. Oh!
Afiyet olsun.
(Müzik)
Çocuk biliyor mu?
Ben Ege'ye her şeyi anlattım. Benim gizlim saklım yok ondan.
Biliyor.
-Yani iki tane annesi vardı... -Sağ ol.
...bir de babası olacak. Ne güzel. Çok güzel.
-Zeynep, beni dinle. -Ne oldu?
Bu adam çok tehlikeli. Beli silahlı.
Çocuğu vermezsek canımızı alırlar, benden söylemesi.
Abla, ne diyorsun sen? Bu adamla görüşmedin, değil mi?
(Kapı zili çalıyor) (Kapı vuruldu)
Kim o, kim?
Kapıcıdır, sakin ol. Bu saatte çöp almaya geliyorlar.
Ah Ege'm. Bahtı güzel kızım.
(Merve) Ne yapıyorsunuz, maganda mısınız! Evime böyle giremezsiniz!
-Ne oluyor? -Zeze!
Zeze! (Üst üste konuşmalar)
(Ege hızlı nefes alıp veriyor)
(Gerilim müziği)
Kızım.
(Hızlı nefes alıp veriyor)
Ege, korkma bir tanem. Seni asla bırakmam.
Siz buraya nasıl gelirsiniz! Sizin burada ne işiniz var?
Kızımı almaya geldim.
Eğer sen usulüne göre davranıp telefonları suratıma kapatmasaydın...
...ben de usulüne göre davranırdım ama siz kızımı benden kaçırmayı seçtiniz.
Hayır, olur mu canım öyle şey, çocuk hepimizin çocuğu, yani...
...her şey onun iyiliği için, ne kaçırması?
Abla! Sus!
Çocuk benim çocuğum.
(Zeynep) Onu ben büyüttüm.
Onu benden almanız için beni öldürmeniz gerekir, anladın mı?
Biz kadına sıkmıyoruz. Prensip olarak yani.
-Nadir, sus lan. -Zeze, beni bırakma!
(Zeynep) Bırakmayacağım bir tanem. Bırakmayacağım. Bırakmayacağım.
Kızım, güzel kızım, babacığım, gel biz evimize gidelim.
-Ben sana her şeyi anlatacağım, gel. -Benim evim Zeze'min yanı.
-Zeze! -(Zeynep) Vermem!
Vermem! Vermem! (Ege ağlıyor)
Bak, şansını daha fazla zorlama.
Başka bir ihtimalin kalmadı.
Daha da zorlaştırma her şeyi. Çocuk daha kötü oluyor, ver.
Vermem!
Öyle mi diyorsun?
Tamam.
Nadir, al çocuğu. Al çocuğu!
(Üst üste konuşmalar) (Ege ağlıyor)
(Zeynep) Hayır! Hayır!
(Üst üste konuşmalar) (Ege ağlıyor)
-Hayır! -Al çocuğu.
(Ege) Hayır! Bırakma beni! (Üst üste konuşmalar)
Zeze, bırakma! (Üst üste konuşmalar)
(Üst üste konuşmalar) (Ege ağlıyor)
-(Ege) Zeze, bırakma beni! -Ne yapıyorsunuz, çocuk kaçırmak bu!
(Ali) Çocuk benim çocuğum. (Ege bağırıyor)
İsterseniz dava edin. Tamam mı? Polise gidin.
-Nadir, çık. -Enişte, bırak! Ege!
-Zeze, bırakma! -Ege! Ege!
Zeze, beni bırakma!
-Zeze, beni bırakma! -Gel. Gel arabaya. Geç kızım.
-Geç babacığım. Geç, geç, geç. -(Ege) Zeze, beni bırakma!
Tamam kızım. Babacığım... Tamam babacığım, tamam.
Ege! Ege! Kızımı kaçırıyorlar!
Ege! Ege! Ege!
Yavrum... Ege! Ege, kızım! Ege! Ege!
(Merve) Zeynep, yapma ne olursun, lütfen. Gel canım.
Gel canım. Zeynep. Zeynep, hadi.
Ne oluyor öyle, etlerini koparıyorlar gibi bağırıyorsun!
Allah vere de adam bizden şikâyetçi olmasa bari.
Ne diyorsunuz lan siz! Abi, ne diyorsunuz siz, ne diyorsunuz!
Benim kızımı kaçırdılar abla. Kızımı götürdüler.
Hiç mi sevmediniz onu? Abla, hiç mi sevmediniz?
-Kendine gel artık. Çocuk onun çocuğu! -Biz yapacağımızı yaptık artık kızım.
Bizimle yaşayıp açlıktan nefesi mi koksun?
Çocuk koca konakta yaşayacak!
Çok görmek istiyorsan babasıyla aranı iyi tutarsın...
...teyzesi olarak gider görürsün. Zeze diye de bir şey tutturmuşsun!
Kendine gel artık!
Yürü Adnan, uğraşamayacağım bu deliyle!
-İnanamıyorum. -İnandığın zaman eve gel, konuşuruz.
İnanmıyorum! İnanmıyorum! Benim kızımı kaçırdılar!
Abla, ne diyorsun? Benim kızımı kaçırdılar!
-Zeynep, sakin ol. -Merve, kızımı kaçırdılar!
Zeynep! Zeynep! Zeynep!
Sakin olup kendine gelmezsen Ege'ye hiçbir faydan olmaz, tamam mı?
Sakin olmak zorundasın. Kendine gel, lütfen.
Hadi gel canım, eve gidelim. Hadi. Hadi gel.
-Hadi gel canım. -Kızımı kaçırdılar. Ege.
Zeynep, lütfen. Zeynep, ne olur. Hadi gel.
-İnanmıyorum. -Zeynep.
Kurtarın beni, çocuk kaçırıyorlar!
Kurtarın beni, çocuk kaçırıyorlar!
Kız, ne kaçırması cimcime? Baban o senin.
-Ben de amcan sayılırım. -Siz benim hiçbir şeyim değilsiniz!
-Zeze'mi istiyorum ben! -Kızım, Zeze nedir ya?
Anne yarısıdır!
Tamam, ben de babanım. Bundan sonra beraberiz.
-Tanıyalım birbirimizi. -Nasıl olsa Zeze'm beni alacak.
Zeze'm beni asla bırakmaz.
(Duygusal müzik)
Merve, hiç boşuna uğraşmasaydın.
Uyuyamam ben.
Zeyno'm, bunu kendine yapma.
Adam kızın babası.
Ben de anne yarısıyım.
Onu ben büyüttüm Merve.
O adam bilmez ki Ege neden korkar.
Ben bilirim ama.
Onun en sevdiği yemek ne, renk ne.
Ayran içmez benim kızım. Yemek yemez.
Sabahları uyandığında rüyasını bana anlatır.
Ege bensiz rüya görmez ki.
O benim kızım, Merve.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Ege) Zeze'm, kurtar beni.
Zeze, Zeze, ne olur kurtar beni.
Zeze, Zeze...
Zeze, kurtar beni lütfen.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Sayıklıyor)
Bundan sonra bizim zamanımız başlıyor babacığım.
Bizden çaldıkları yılların hepsini telafi edeceğim, söz.
Zeze'm...
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Arama tonu)
Nadir, yarın Nevşehir'e arabayla dönüyoruz.
Kızın kimliği yok. Uçakla olmaz.
Tamam, sen konuş işte arabayı kiraladığın yerle.
Hadi hayırlı akşamlar.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Mesaj geldi)
Ulan!
Sibel! Sibel! Sibel çabuk gel, gel, gel, Sibel!
-Ne oluyor be? Ne böğürüyorsun! -Sibel bak, yatmış. Milyoner olduk.
-Milyoner. -Ne? Bir, iki, üç, dört, beş, altı...
-Yatmış, Allah! -Allah! Herif dediğini yapmış!
-Yapmış be! Yapmış! -Allah'ım sana çok şükür.
-Ya Rabb'im, Allah'ım sana çok şükür! -(Adnan) Yapmış!
Adnan! Adnan!
-Şeker, ütüsü iyi olmamış sanki. -Hallederim hanımım.
Ana, konvoy göründü, birazdan burada olurlar.
-Hızlı hızlı yapın, hadi. -(Erkek) Ali Bey'imiz yaklaşıyor.
Etrafta kuş uçurtmayın.
Fidan'dan umudu kestin, kendine ithal torun mu getiriyorsun Meryem?
Bana bak, sen ne diyorsun?
-Ağzını topla, ağzını. -Höst!
Sizinki gibi yarım olacağına hiç olmasın daha iyi.
-İşte bu! -Kız!
Lan sen ne diyorsun? Senin ağzından ne çıkıyor?
Sen benim evladıma nasıl laf ediyorsun?
Ağır laf zoruna gidiyorsa ananı bu avludan uzak tutacaksın koçum.
-Ulan senin... -Hele benim torunumun canını sıkın!
O sığındığınız yarım konak var ya, başınıza yıkarım.
(Gülüyor) Ne gülüyorsun?
Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın Meryem.
O çok güvendiğin Ali, bebesiyle uğraşırken...
...biri de sizi damadının borç batağından kurtarır inşallah.
-Kadir. Yürü hadi. Hadi. -(Meryem) Hadi.
Yarım konağınıza anca gidersiniz, hadi.
(Gerilim müziği)
Bu kadının diline düşürdün ya beni, sana yazıklar olsun damat.
-Yazıklar olsun. -Tamam.
-Tamam, bırakın hadi. Geliyorlar diyorum. -(Meryem) Tamam, hadi.
Kapıları açın. Torunum geliyor. Hadi.
(Müzik)
Ege, konuşmayacak mısın benimle?
(Duygusal müzik)
Tamam. Sen nasıl istersen.
Bak geldik evimize. Bak şu ilerideki büyük konak bizimkisi. Bak.
Abi, dilini yuttu herhâlde.
Konuşacak benim kızım. Alışacak ailesine.
(Erkek) Çocuğun kimlikte baba ismi ne yazıyor?
Rahmetli babamın adını yazdırmıştık.
Bir dava açabiliriz. DNA testi de isteriz. Süreci uzatmış oluruz.
Yok, teste falan gerek yok. Bunlar hep Ege'yi yoran şeyler olur.
Ayrıca niye test yaptırayım ki?
Adam Ege'nin babası. Bunu biliyoruz zaten.
Zeynep Hanım, o zaman çok bir çıkış yolumuz kalmıyor gibi.
İyi de ne yapayım, yani hukukta yeri yok diye ben evladımdan vaz mı geçeyim?
Benim önerim aileyle uzlaşma içinde olmanız olur.
Onun ailesi benim.
-Ege'nin ailesi benim. -Sinan, sağ ol.
Biz durumu etraflıca anladık. Geldiğin için teşekkür ederiz.
-Sağ ol. -Bir şey olursa...
...dilediğiniz zaman danışabilirsiniz. Zeynep Hanım, üzgünüm.
Size duymak istediğiniz şeyleri söylemek isterdim ama mümkün değil.
Tavsiyem, babayla iletişim hâlinde olmanız.
Sağ ol, sağ ol canım.
-(Sinan) Görüşürüz. Kendinize iyi bakın. -Görüşürüz.
(Duygusal müzik)
(Ege dış ses) O adam... (Geçiş sesi)
...yani babam beni alırsa eğer sen bana köfte yapana kadar aç kalırım.
(Zeynep) Sakın öyle bir şey yapma. Ben buna çok üzülürüm.
(Zeynep dış ses) Hem sen yemek yemezsen ben nasıl doyacağım?
Yemez. Aç kalır. Benim kızım yemek yemez. Aç kalır.
O hiçbir şey yemez. Allah'ım yardım et. Allah'ım yardım et!
-Zeynep, ne olursun yapma böyle. Lütfen. -Duydun Merve, yemek yemem dedi.
Zeze'm sen bana köfte yapana kadar yemem dedi.
Yemek yemez. Biliyorum ben onu. Benim onun yanına gitmem lazım.
Bir tanem, yemez olur mu hiç? Yemez olur mu?
-Babası, babaannesi aç bırakır mı onu? -Yok.
Bak onlar da hasret ona. Gözleri gibi bakarlar emin ol.
Yok, ben gözümle görmeden inanmam. Benim Nevşehir'e gitmem lazım.
Gitme desem fayda edecek mi? Bak avukatı duydun.
Sen kendini paralasan da Ege'yi sana vermeyecekler arkadaşım.
Tamam. O zaman ben de Ege'yi almaya değil...
...kızımın yanında olmaya giderim.
Zeynep, dur. Al bunu.
Almam. Bak kıt kanaat geçindin. Sen zor biriktirdin bunu. Almam.
Al bunu git. Beni de habersiz bırakma.
Ablamın yapmadığı ablalığı yaptın bana. Ben senin hakkını nasıl ödeyeceğim?
(Duygusal müzik)
(Müzik bitti)
Gel.
(Müzik)
Bak Ege, burası bizim evimiz. Bunlar da ailemiz.
Ah benim kuzum! Ben babaannenim.
Şükür kavuşturana.
Ben büyük halan. Adım Fidan. Sarılayım.
-Ben de küçük halan Nazlı. -Yeter!
(Müzik devam ediyor)
Yoldan geldi ya, biraz yoruldu. Şaşkın da.
-Biraz acıktı da sabah... -Ben bir şey yemeyeceğim!
-Tamam. -Sen benim yemeklerimin tadına bak...
...sonra lezzetinden parmaklarını yersin.
Zeze'm bana yemek yapana kadar ben yemek yemeyeceğim!
(Duygusal müzik)
Küçük hanım, küçük şeytan çıktı.
Sus kadın, sus. Çocuk daha adımını atar atmaz başlama.
-Çok konuşuyorsun, yapma. -Bayram!
-Nazlı, Ege'nin odası hazır mı? -Hazır abi.
İyi, tamam, biz biraz çıkalım. Ege dinlensin.
Akşama kadar acıkır illaki. O zaman yer.
Hadi gel.
Gelir gelmez...
...yukarı çıkmak ne?
Anne, biraz müsaade et.
Hadi gel.
Hoş geldin küçük hanım.
Senin odan yukarıda. Gel, buradan.
Vallahi yandık. Küçük kız bizi çok uğraştıracak...
...Asım demişti dersin.
Ben yıllarca nelerle uğraştım, ne olacak! Benim torunuma canım feda.
Şükür kavuşturana.
Yalnız ne kadar da güzel bir kız.
Acaba anasına mı benziyordur?
Yani kız halaya, erkek dayıya çeker derler...
...ama bu kız bize hiç benzemiyor.
Allah muhafaza, anasının huyunu almasın da.
-(Fidan) Âmin. -Onu her türlü biz kendimize benzetiriz.
Yani.
(Kapı zili çalıyor)
Kim o?
Kapına kadar geldim, içeri buyur etmeyecek misin?
-Sen nasıl teyzesin ya? -Ne demek şimdi bu?
Sen söyledin değil mi babasına burada olduklarını?
El kadar çocuğu annesinden ayırdın.
Vicdanın rahat mı?
Sen mi veriyordun aşını, ayranını Merve?
Çekil şuradan. Kardeşimi almaya geldim ben.
Senin bir kardeşin olduğu şimdi mi aklına geldi?
Kız bütün gece neler çekti, senin haberin var mı?
Ben bütün gece neler yaşadım, senin haberin var mı?
Onun yeğeniyse benim de yeğenim. Sanki kendi doğurdu.
Çağır şunu, gelsin. Zeynep!
Zeynep! Sabaha kadar zaten doldurmuşsundur kızı.
Zeynep! Zeynep!
Zeynep gitti.
-Nereye gitti? -Kızının yanına, Nevşehir'e.
Saçmalama, öyle bir şey yapmadı de.
Anne yüreği olunca öyle oluyor işte.
Çık artık evimden.
Çok meraklıydım sümüklü evine!
Sen nasıl bir insansın Sibel ya!
Gel bakalım. Geç, geç, geç.
Nasıl, beğendin mi odanı?
Beğenmedim.
Tamam.
Sen nasıl istiyorsan öyle yaparız.
Gideriz beraber çarşıya, ne istiyorsan alırsın.
Tabletim Zeze'mde kaldı.
-Nasıl tablet? -Uzayda mı yaşıyorsun sen?
Tableti bilmiyor musun?
Yok, biliyorum, biliyorum da burada yoktur ama gider alırız.
Nereye düştüm ben ya!
(Ege) Of!
-Çok mu komik? -Komik.
Ne dilli bir şeysin öyle sen, ona gülüyorum.
-Ne istiyorsan alırız. -Ben seninle hiçbir yere gelmem.
Tamam, o zaman şöyle yaparız. Nadir abine söyleriz. O alır getirir.
Şöyle düşün. Sen bu konağın prensesisin artık.
Yani senin bir istediğin iki olmaz. Olamaz.
-Emin misin? -Evet.
O zaman Zeze'mi istiyorum.
O olmaz.
Çünkü sen benim kızımsın.
Tamam, Allah razı olsun, o seni büyütmüş...
...teyzendir ama... -Teyzem değil, Zeze'm.
Çok mu seviyorsun onu?
Beni ona götür. Başka bir şey istemiyorum.
Bu söylediğin mümkün değil.
Yani olmaz, bundan sonra bu aileyi, bu evi seveceksin.
Emin ol alışacaksın ama.
Birlikte çok mutlu olacağız.
Hadi sen biraz dinlen. Akşam yemek var.
Aileyle, akrabalarınla tanışacaksın.
Hepsi seni çok merak ediyorlar. Hep seni soruyorlar.
Çek vur beni daha iyi.
Zeze'n mi öğretti bu lafları sana?
Yok, o olsa bana çok kızardı.
Şöyle düşün, bu evde sana kimse kızmayacak.
Ne istiyorsan onu yapabilirsin.
Bak, hatta bu günleri daha sonra düşündüğümüz zaman...
...çok güleceğiz bunlara. Beraber çok mutlu olacağız.
Çok güzel şeyler yapacağız. Söz veriyorum sana.
Hadi dinlen biraz.
Karnın acıkırsa, bir şeye ihtiyacın olursa seslenirsin. Ben yine ara ara gelirim.
Olur mu?
(Duygusal müzik)
İğrenç hepsi.
Çok yoruldun sen. Git biraz dinlen, ben çocuğa bakacağım.
Hiç elleme ana.
Çocuk sarsıldı zaten, biraz yalnız kalsın.
Sen canını sıkma. Ne olacak?
Nihayetinde çocuk, alışacak, bak göreceksin.
Sen kendine dikkat et.
Yıllarca hasretini çektim. Gel, gel.
Yüzünü asık istemiyorum.
İyiyim, şükür.
İyi, hadi git, bir şeyler ye. Betin benzin atmış.
Ayrıca siz neden arabayla geldiniz?
Ege'nin kimliği yok ya. İşte aldım dümdüz getirdim.
Kim bilir kimler benim torunuma adını verdi.
Hangi soysuzlar!
Bir iki gün geçsin, Ege biraz alışsın, hepsini halledeceğim.
Halledeceğiz, göreceksin. Sen her şeyi halledersin zaten.
-Ali. -Evet ana?
-Aklıma bir şey geldi. -Buyur ana.
-Bu kimliği değiştireceksiniz ya... -Evet.
...adını da değiştirelim. O Ege ne o öyle?
Gel Meryem koyalım.
Olur mu?
Ne kadar mübarek bir isim, ne güzel bir isim.
Ana, çocuğu yerinden yuvasından ettik. Şimdi bir de ismini mi değiştirelim?
-Olur mu öyle iş? -Sen bilirsin.
Topyekûn, bir seferde çıksın diye dedim.
Ne olacak, o ailenin bize nazarı olsun.
-Kazığı olsun deriz, ne olacak? -Bence sen ne de, biliyor musun?
-Ne? -Allah'a şükürler olsun de.
-Ben evladıma, torunuma kavuştum de. -Ben zaten öyle diyorum.
Ben Rabb'ime diyorum ki şükürler olsun diyorum.
Ben onun gelişine ne adaklar adadım.
Kurban olurum o gülüşüne! Ben bunu istiyorum, hep böyle güleceksin.
Tamam mı? Halledeceğiz her şeyi.
Güzel gülüşlüm benim.
(Müzik)
(Meryem) Şeker!
Kalk Adnan, kalk! Kalk! Bittik biz, bittik!
Dün gece Zeynep'i orada bırakarak çok büyük hata ettik.
-Niye, canına mı kıymış? -Salak salak konuşma!
Allah korusun! Ben bir kardeşimi zaten kaybettim.
Allah bir daha yaşatmasın. Allah korusun!
Kızım, şaka yapıyorum ya.
Zeynep'i ben de biliyorum. Öyle biri değil tabii ki.
Sen niye evhamlandın?
-Anlat bakayım. -Zeynep Nevşehir'e gitmiş.
Yol boyu aradım. Telefonu kapalı.
-Uçakta kesin. -Ne demek Zeynep Nevşehir'e gitmiş?
Bir sürü para aldık adamdan...
...adama bela olalım diye mi verdi adam bize parayı?
İşte ben de ondan korkuyorum.
Zeynep şimdi gider o evi onların başına yıkar.
Yıkar da adam demez mi ben çocuk için ablana milyonlar verdim diye?
Ya sekiz milyon!
-Ne yapacağız peki? -Yani burada durarak...
...yapabileceğimiz bir şey yok.
Gidelim biz de peşine.
Yok yok, bence biz hiç bulaşmayalım.
Parayı da aldık zaten.
Zeynep de öğreniyorsa öğrensin.
Üç gün konuşmaz, beşinci gün affeder. Çok mu dert?
Of!
Ben bu parayı hepimizin geleceği için aldım Adnan.
Ben bir kardeşimi zaten toprağa gömdüm.
Zeynep de bu parayı aldığımı öğrenirse...
...beni affetmez. Ben tanıyorum kardeşimi.
Para var huzur yok kardeşim.
Ben senin ciğerini biliyorum be!
Ben senin ciğerini biliyorum. Zeynep bugün seni silse...
...senin umurunda olmaz. Bana bakar mısın?
Bana bir bak. Bak bana.
Sen kaynağa yakın olmak istiyorsun.
Sen kaynağa yakın olmak istiyorsun.
Sekiz geldi, neden 18 olmasın demiyorsan...
...benim de adım Adnan değil, buraya yazıyorum.
Kes.
Aferin sana be.
Aferin.
(Gerilim müziği)
Aa!
(Gerilim müziği bitti)
-Merve'm. -Alo, Zeyno'm.
İndin mi? Çok merak ettim seni. Aklım sende.
İndim canım, indim.
Uçak rötar yaptı da telefonum bayağıdır kapalıydı.
Bu arada yaşadıkları kasabayı buldum, direkt oraya gideceğim.
Küçük yer nasılsa, herhâlde evi hemen bulurum.
Eve gideceksin de ne olacak?
-Sana al Ege'yi demeyecekler ki yani. -Biliyorum Merve.
Ama Ege beni görecek, onu bırakmadığımı bilecek.
Aynı gökyüzü altında olduğumuzu bilmek bile iyi gelecek ona.
Peşini bırakmadığımı bilecek.
Benim sana bir şey söylemem lazım.
-Sibel geldi bugün bana, seni sordu. -Ne olur bir şey söylemedim de.
Söyledim mecbur, nasıl söylemeyeyim?
(Merve ses) Aman dert etme.
Senin Ege'nin peşine düştüğün yürek onda yok.
-Merak etme, kalkıp gelmez. -Deme öyle.
Ablam da sert görünür...
...ama eminim o da Ege için kahroluyordur. -Hiç sanmıyorum.
Tamam canım, neyse.
Benim şimdi kapatmam lazım. Şarjım az zaten.
-Evi bulunca haberleşiriz. -(Merve ses) Tamam canım.
Bak, beni habersiz bırakma, olur mu? Çok öpüyorum seni.
Baybay.
(Duygusal müzik)
(Şeker) Hanımım, avluda hazırlıklar tamam.
Misafirler de gelmeye başladı.
Şeker, her şey eksiksiz, dört dörtlük olsun.
-Tamam. Hallediyorum. -Anne?
-Ne misafiri? -Akrabalarımız oğlum.
Seni görmeyenler var. Seni görecekler.
Torunumuzu görecekler.
Evin erkeği geldi.
Yedi düvel yemeğimizi yesin. Duysun, duyursun.
Evde erkek vardı ana ya.
Kendi oğlu başkadır tabii.
Olur mu Asım?
Sen de bu evin bir oğlusun, öyle değil mi?
Eyvallah Ali'm.
Abi, çocuk niye hiç odadan çıkmıyor?
Yani alışması kolay olmayacak Nazlı.
Sekiz sene boyunca ev bildiği başka bir ev...
...aile bildiği başka insanlar var.
O yüzden kimse Ege'nin üstüne gitmesin. Biz onu...
...sevgimizle, sabrımızla kazanacağız inşallah.
Ben bir yanına gidip bakayım ne yapıyor.
Yok, yok, yok.
Yemek zamanı alacağım zaten. Ara ara baktım, iyi.
Hadi misafirleri karşılayalım.
Altın artık hasedinden ikiye ayrılacak bu gece.
-Anne. -Evet?
Bu husumet benim bıraktığımdan daha fena olmuş. Niye?
Ee, oğlanlar adam olunca...
...kendilerini bir halt sandılar tabii.
Ben onların aklını alırım.
Ama her şeyin bir sırası var.
Önce kızım.
Aslanıma bak, nasıl konuştu. Aferin sana.
(Meryem) Hadi bakalım.
(Duygusal müzik)
-İyi akşamlar amca. -Hayırlı akşamlar.
Buralarda bir Altay Konağı varmış, biliyor musunuz?
Altay Konağı? Bilmez olur muyum!
Siz şimdi onu arıyorsunuz da buraların bütün sahipleri onlar.
Hatta onun yeğeni var, kuzeninden, bak.
(Erkek) Hasan! Hişt, Hasan! Bak hele.
Hayırdır Şahan abi?
Bayan, Altayların konağını arıyor da.
Biliyor musunuz yerini?
Evet.
Orada yaşıyorum ben. Hayırdır, siz kimi arıyorsunuz?
-Ali Altay'ı arıyorum ben. -Ali Altay'ı?
Benim akrabam olur.
Sen ne yapacaksın Ali Altay'ı, de bakayım bana.
Kızımı göreceğim.
Ha, kızını! Ha!
Arayan bulur be.
(Gerilim müziği)
Sen şimdi o çocuğun anası mısın?
Ege'nin annesi...
...yani kardeşim Zeren doğumda öldü.
O günden beri Ege'ye ben bakıyorum.
Sekiz yaşında.
Babası hapisten çıkınca onu benden aldı.
-Tamam. Sen teyzesisin yani. -Evet.
Bunlar o çocuğu sana vermez.
Hele o Meryem var ya, ah!
-Meryem kim? -(Kadir) Ali'nin anası.
Buralarda kötülüğün anası derler ona.
Nasıl yani? Kötü biri mi? Ege'ye kötü mü davranır?
Bak beni korkutma, ne olur.
-Kızım o kadının evinde şu an. -Yani kötü mü...
...evet, kötü birisi ama kıza kötü davranır mı?
Yok, kötü davranmaz.
Ali onun göz bebeğidir. Ya senelerce onu sayıkladı o.
-Torununu bağrına basmıştır. -Oh!
Karşıki dağdan duyuldu.
Ege zaten yaşadıklarını kaldırmakta güçlük çekiyor.
Bir de bunlar eklendi üstüne.
Ben şimdi kızımı nasıl toparlayacağım bilmiyorum.
Var sende o cevvallik.
Baksana, neler yaşayıp ayakta kalmışsın.
Ama burada işin zor.
Onu baştan diyeyim.
(Duygusal müzik)
Bana mı el sallıyor?
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kapı vuruldu)
Artık acıkmışsındır diye düşünüyorum.
Yemeyeceğim dedim.
Tamam, yeme. Ama bak, şu aşağıdaki büyük masa...
...senin için kuruldu. Bütün kasabalı benim güzel kızımın...
...kim olduğunu merak ediyor. Herkes seninle tanışmak istiyor.
Ben senin kızın değilim.
Tamam, olma.
Sen ne zaman istersen, o zaman benim güzel kızım olursun.
Ama aşağı inmemiz lazım, yoksa ayıp olacak.
-Şu karşıdaki çocuk kim? -Hangi çocuk?
Karşı evde, pencerede bir çocuk var.
He, Osman o. Akrabamız bizim.
Onlar da yemeğe gelecek mi?
Bilmem. Açlarsa gelirler. Toklarsa başka zaman gelirler.
Ama bizim gitmemiz lazım.
Artık ayıp olur. Bekletmeyelim insanları. Gel.
-İstersen kucağıma alabilirim seni. -Yok daha neler!
Doğru söylüyorsun.
(Zeynep) Daha çok mu yolumuz?
Az kaldı, geldik.
Özel eğitim alan kim?
Kimse.
Kusura bakma.
Öğretmenim ben, ondan sordum.
Oğlum.
Tabii özel eğitim almıyor, burada öyle şeyler yok.
Teşhisi ne peki?
Anam kurtlu diyor.
Ama bence kesin bir şey var yani, ne bileyim.
İnsan konduramıyor da.
Doktora gitmedi mi peki?
Kadir'in oğlu sakat derler.
Bunu da evdekiler okur.
Anladım.
Annesi?
Anası yok.
Yani terk etti bizi.
(Hüzünlü müzik)
(Hüzünlü müzik devam ediyor)
İşte.
Kızın bu koca konakta.
(Davul zurna çalıyor)
Ne kadar büyük bir yermiş.
Bacım...
...Allah yardımcın olsun.
Sağ ol.
Şimdiden söyleyeyim...
...kızın için heveslenme.
Boşuna gelmişsin. Bunu bilerek gir içeri.
(Hüzünlü müzik)
(Davul zurna çalıyor)
(Davul zurna çalmaya devam ediyor)
Ver.
Oo!
Oo, maşallah!
Maşallah kuzuma.
Vay! Güzel oldu.
(Meryem) Bakayım.
(Gerilim müziği)
(Alkışlıyorlar)
(Meryem) Hadi bakalım, bravo.
Harika.
Hadi bakalım, artık yemeğe geçebiliriz.
-Hadi. -(Ali) Gel, gel, gel.
(Meryem) Şeker, bazılarını yukarı gönder.
Abin nerede kaldı, şamatayı kaçırdı.
Gayrimeşru çocuğu sosyeteye takdim ediyorlar.
Hanımım...
...Osman kalabalığa, avluya çıkmak ister.
Yok kızım, olmaz, oyala sen onu odasında.
-Sağ olasın. -Eyvallah.
Koy, bol bol koy.
Bak en güzellerini seçiyor senin için.
(Ali) Kayısılı valla, sevmezsen sebzeliden yersin.
Hadi kızım, bir lokma yesene.
-(Meryem) Ali. -Anne.
Neden yemiyor bu kız?
Şımarıklığından.
Aç değildir belki Asım.
Aldığımdan beri bir şey yemedi. Bir şey olmaz, değil mi?
Ben yediririm torunuma şimdi. Boş ver.
Güzelim benim. Güzel güzel ye, bu kuzuyu senin için yaptım kendi ellerimle.
Bak parmaklarını yiyeceksin, çok güzel. Sana özel, hadi.
Zeze'm gelmeden yemeyeceğim.
Biliyorum, beni burada sizinle bırakmayacak.
-Bana bak. -Anne.
Kim bu? Ağzında durmadan Zeze, Zeze! Kimmiş bu Zeze?
Ege'yi büyüten teyzesi, o ona öyle diyor.
Nasıl bir isim böyle, enik ismi gibi bir şey. Ne o?
Bana bak, artık buradasın.
Bizimlesin. Seni kimse alamaz.
Anladın mı?
(Gerilim müziği)
Bu kim be?
Ege.
Zeze'm geldi!
Ali.
Ne oluyor ya?
Bir dakika, dur.
-Bu enik isimli kız bu mu? -Ne işi var bunun burada?
-Tamam, ben halledeceğim. -Ne bileyim ben!
Annem!
Geleceğini biliyordum.
İyisin, değil mi? Bir yerinde bir şey yok?
-Sana bir şey yapmadılar, değil mi? -Evimize gidecek miyiz?
Ege...
...öyle bir şey olmayacak.
(Anlaşılmayan konuşmalar)
Sen ne hakla geliyorsun bu eve?
Sen benim evime ne hakla geldiysen o hakla.
Ben kızımı almaya gelmiştim ama.
-Ben Zeze'yle İzmir'e gideceğim. -Allah Allah! Ege, olmayacak öyle bir şey.
Bırakın bir hasret giderelim.
Çocuk doğduğundan beri benim yanımda. Ben olmazsam hastalanır.
Eğer sen makul davranıp benden çocuğumu kaçırmasaydın...
...belki ben bunu düşünebilirdim.
Bak sen var ya sen...
...sen çok tehlikeli birisin, terk et burayı.
Terk etmeyeceğim.
Bana bak, bana bak kızım, senin karşında koskocaman Ali Altay var.
(Meryem) Haddini bileceksin.
O yanındaki kız var ya elini tuttuğun, o bizim kanımızdan. Bitti.
-Teyze, sen bir sus. -Ne teyzesi, bunu sustur!
Tamam anne, halledeceğim ben.
Bırakın, bir orta yol bulalım.
Ben burada Ege'yi bir başına bırakmam.
Sen laftan anlamıyor musun? Orta yol falan yok.
Burası Ege'nin evi, Ege artık burada yaşayacak!
-Kızın kafasına girme. -Onun eviyse...
...ben de buradan hiçbir yere gitmeyeceğim!
(Gerilim müziği)
Atın bu zilliyi! Hadi yallah!
-Gidelim Zeze! Gidelim Zeze! -Hâlâ laftan anlamıyor musun sen?
-Gel buraya, gel buraya. -Zeze! Yardım et!
-O benim kızım. -Bak seni polise veririm.
Al bunu, al havalimanına götür.
(Üst üste konuşmalar)
(Zeynep) Bırak! Bırak beni! Bırak! Kızım içeride! Bırak!
-(Meryem) Hadi! -Bırak! Bırak!
-Bırak! -(Meryem) Yürü densiz!
Seni bir daha hanemin yanında yöresinde görmeyeyim!
Allah belanızı versin!
-Yürü! -Âmin!
(Gerilim müziği)
Eşkıyasınız siz, eşkıya!
Bir anne kızı ayırmak nedir ya! Nasıl insanlarsınız siz!
Beni kolay lokma saymayın! Duydun mu beni? Duydun mu?
Ablacığım, çemkirmeyi bırak da beni dinle.
Sen Altaylara hiçbir şey yapamazsın, anlıyor musun?
-Yapmaya kalkarsan da çok üzülürsün. -Tehdit mi ediyorsun lan sen beni?
Bak, onlar çok güçlüler.
Vazgeç bu sevdadan, biraz ılımlı ol.
Hem öyle olursan sen de arada gelirsin çocuğu görürsün.
-Arada? -Sen bilirsin.
Bu iş senden çıkar, ailenin tüm fertlerine sıçrar.
Zaten kayıplar vermişsiniz. Ayağını denk al.
(Sibel dış ses) Bu adam çok tehlikeli. Beli silahlı.
Çocuğu vermezsek canımızı alırlar, benden söylemesi.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Kadir) Bayan!
Bir bak hele.
Evet?
Kovuldun, gördük.
Haklıymışsın.
Ee, dedik.
Hayırdır, sen niye geldin, yolcu etmeye mi?
Yok.
Yolculuğa çıkarmaya.
Anlamadım?
Yolda anlatırım. Atla hadi.
(Duygusal müzik)
(Ali) Ege.
Bak asma suratını, ne olursun.
Zeze'm nerede?
-İzmir'e döndü. -Senin yüzünden!
Hepinizden nefret ediyorum! Ben Zeze'mi istiyorum!
Egeciğim, bir tanem...
...elbet teyzeni göreceksin.
Ama önce şuraya bir yerleşelim, düzenimizi kuralım.
Ondan sonra ben seni götüreceğim İzmir'e. Teyzeni de ziyaret edeceksin.
İzmir'e dönebilir miyim?
Evet, beraberce gideriz.
Ama önce bir şeyler yemen lazım.
Yani bir şeyler yemeyip aç kalırsan Allah korusun, hasta olursun.
O zaman hiç gidemeyiz, hiç göremezsin.
Gideceksek Zeze'm neden burada değil?
Birlikte dönerdik.
Senin bu aklın kime çekmiş acaba?
Zeze'me.
Hadi gel kahvaltıya gidelim. Sen orada anlat bana Zeze'ni, olur mu?
Ben anlatmak istemiyorum.
Ben evimde olmak istiyorum!
Ege, senin evin artık burası.
İllaki gidip ziyaret ederiz teyzeni.
Ama önce burada olduğunu kabullenmen lazım.
Söz, götüreceğim.
İstemiyorum!
Öyle mi?
Sen bilirsin.
(Ali) Şeker! Şeker abla!
-Buyur Ali'm. -Sen burada Ege'nin başında dur.
Ben yukarı çıkacağım.
Tamam, dururum tabii.
-Kahvaltısını da buraya getir. -İstemiyorum!
Sen benim dediğimi yap.
Hadi sana afiyet olsun güzel kızım.
Nefret ediyorum! Nefret ediyorum!
Kuzum.
(Duygusal müzik)
-(Ali) Hayırlı sabahlar, afiyet olsun. -(Asım) Hayırlı sabahlar.
Getirmedin mi torunu?
Yemeyecekmiş.
Böyle olmaz oğlum bu.
Vallahi ciğerime eller sarılıyor. Olmaz böyle.
Alışacak ana.
Ama görsen nasıl inatçı var ya. Şeker ablayı başına diktim.
Dedim fırsatını buldukça yedirmeye çalış artık, ne yapalım.
Çocuk bu, iki gün ağlar...
...üçüncü gün susar.
Öyle mi diyorsun?
O anası da fena, hele o ne havalardı öyle!
Anası değil o, teyzesi.
O hadsiz (Bip) büyütmüş benim torunumu, öyle mi?
Tevekkeli değil çocukta böyle dil pabuç kadar.
Ama ne yapacağız edeceğiz, o arsız kadını unutturacağız ona.
O bir Altay!
Bize yakışır bir evlat olacak.
İnşallah ana, Allah'ın izniyle.
-Hayırlı sabahlar. -Hayırlı sabahlar.
-Abim araba hazır. -İyi, tamam.
-Hadi afiyet olsun size. -Nereye sen?
Ege'ye tablet alacağım. Oradan şirkete uğrarım.
-Ondan sonra gelirim. -Ali.
Sen çocukla ilgilen.
Ben varım, merak etme. Aklın kalmasın.
Aklım kalmaz Asım. Ben iki işi bir arada yaparım.
Asıl sen merak etme.
-Nadir. -Ablam.
O arsız kadını savuşturdun mu?
-Gitti mi memleketine? -Gitti ablam, gitti.
Kalabilir mi ya? Ben zaten yolda...
...sizin kim olduğunuzu anlattım. Ödü koptu vallahi.
-Daha da dönemez o. -Aferin, aferin.
İyi, hadi eyvallah.
Hadi biz de çayımızı aşağıda içelim.
Hadi.
Rabb'im aslanımın ayağına taş değdirme. Âmin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Günaydın.
(Altın) Geldim, geldim.
Oo! Güngörmüş ailesi de uyanmış.
-Ne oluyor burada? -Hiç. Ben artık buradayım.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne diyorsun sen?
Zeynep Hanım, bizim Osman'ın yeni öğretmeni.
Kalıcı yani.
(Müzik)
Nasıl, anlamadım?
Ben sana anlatırım.
(Müzik devam ediyor)
(Jenerik müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Eylül Yılmaz - Onur Mert Batmaz...
...Nilsu Hozanlı Tuncer - Şeyma Yalçın
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.