Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
1996'da, 18 aylık bir savaşın ve on binlerce ölünün ardından, Rus ordusu
Çeçenistan'dan çekildi. Barış sadece üç yıl sürdü.
9 Ağustos 1999'da ölmek üzere olan Rusya Devlet Başkanı Yeltsine,
o zamanlar pek tanınmayan Vladimir Putin'i başbakan olarak atadı.
Üç hafta sonra üstlenilmemiş saldırılar Moskovayı sarstı.
Rusya bu saldırılar için Çeçen ayrılıkçıları suçladı.
Birkaç gün sonra Rus ordusu harekete geçti.
Resmi adı: “Terörle Mücadele Operasyonu”'dur.
İkinci Çeçen savaşı başlar.
Hay...
Bu da ne böyle?
Anlamıyorum. Neden çalışmıyor bu?
Neden çalışmıyor.
Hay sikeyim, kapağı varmış.
İşte...
Hoşgeldiniz.
Büyük boktan bir ülkeye hoşgeldiniz...
Çeçenistan!
Pek bir şey olmuyor çünkü
savaştan hemen sonra geldik.
Birilerini bulmaya çalışacağım.
Ne kadar boktan bir ülke.
Selam beyler!
Evet, orada bir şey var. Biraz yakınlaşacağız.
Söylediğim gibi.
En boktan ülkeye hoşgeldiniz.
Tüm dünyadaki!
Olmak ve hatta görülmek bile istemediğiniz yer.
Selam beyler!
Her neyse...
Burada olanları hiçbir zaman
göremeyeceksiniz çünkü sevgili başkanımız herkese,
burada barışı sağladığımızı söyleyecek.
Biz barışı umursamıyoruz
bu yüzden savaş için geldik.
Çok yaşa Büyük Rusya ve onun cesur ordusu!
Yaşasın!
Burada canlı bir röportajı izleyeceksiniz.
Sanki oradaymışsınız gibi.
Yoldaşlar teröristi yakaladı.
Kesinlikle terörist.
Bu tehlikeli bir görev.
Selam beyler!
Selam!
Ne istiyorsun?
- Ne mi istiyorum? - Evet!
Eve dönmek istiyorum. Lanet olsun!
Yaşamak. Öpüşmek. İçmek.
Ne çekiyorsun?
Hiçbir şeyi. Savaşı.
Savaşı mı? O zaman gel buraya.
Buraya gel. Buradaki her şey gerçek.
Ona savaşı göstereceğiz.
- Göreceksin. - İzliyorum!
İşte. Az önce teröristleri yakaladılar.
Seçkin Çeçen ayrılıkçıları.
Seçkin boklar!
- Ne düşünüyorsun? - Güzel bir kafası var.
- Bana dokunmayın! - Biz iyi insanlarız!
Sizler korkaksınız. Kadınlara ateş ediyorsunuz.
Ne?
Korkunç!
Taşaklarına nişan almalıydın.
Siz keskin nişancısınız, değil mi?
- Önemli değil... - Dokunma dedim!
- Yalvarırım! - Kes sesini!
Oğlum. Senin de bir ailen yok mu?
Beyler bakın. Dua ediyor!
Bak. Dua ediyor!
- Cidden mi? - Siz teröristsiniz!
Kes sesini!
- Cidden mi? - İsyancı orospu çocukları!
Kızdı mı şimdi bu?
Sakinleş!
Ne yapıyorsunuz siz?
Dua ediyor, yaptığı bu!
Ne yapıyorsun!
Dua mı ediyorsun?
Tanrına dua mı ediyorsun?
Hadi, hadi!
Dua etmen gereken kişi benim!
Bir! Kes sesini!
- Sana sesini kes dedim! - Hadi, hadi. Ateş et!
- Dur! - Ateş et!
İki!
Sizler katilsiniz!
Sizler katilsiniz!
Kes sesini!
Anne!
Anne!
İşte. Az önce gördüğünüz
başarılı bir terörle mücadele operasyonuydu.
Çok basit.
- Çocuğu sorgula. - Onu sorgulayacağız. Tamam!
Ona bak.
Hayır!
Hayır lütfen!
Git bak.
Hayır, lütfen! Yalvarırım! Lütfen!
Kes sesini!
Bu da çekimin sonu!
ARAYIŞ
Çeviri: Tarık MERT İyi Seyirler...
Sizler katilsiniz!
Git bak.
Hayır!
Hayır, lütfen! Yalvarırım, hayır!
Her şey yolunda. Kimse yok.
Bir Çeçen atasözü der ki:
"Bir ayı, yavrusunu yemeye karar verdiğinde,
onu öldürmeden önce çamura batırır."
Yaptıkları buydu.
Bizim ajan ve terörist olduğumuzu söylediler.
Elimizdeki her şeyi aldılar.
Evrak, para, altın, mücevher...
Sonra onları takip etmemizi emrettiler.
Bunun bizim sonumuz olduğunu anladım.
Noura onlara doğru gitti ve yalvardı:
"Çocuklar, ne yapıyorsunuz?...
...Sizin de anneniz yok mu?...
...Ne istiyorsunuz?"
"İstediğimiz bu!" diye bağırdı içlerinden birisi.
Sonra ateş etmeye başladılar.
Larissa'nın kafasının kırıldığını gördüm.
Sonra vücuduma giren mermiyi hissettim
ve bilincimi kaybettim.
Uyandığımda
ayağımda inanılmaz bir acı vardı.
Duman ve gaz kokusu alıyordum.
Yanan yatakların altındaydık.
Bir mahzene süründüm.
Orada yaşayan yaşlı bir Rus kadın beni yanlarına aldı.
Bana baktılar.
Hayatımı kurtardılar.
Mahallemizde hala insanlar vardı.
Onlara ne olduğunu bilmiyorum.
"54" okul bölgesinin etrafını
kontrol eden Rus ordusuna bağlı "SOBR" birlikleri yüzünden,
en kötü senaryodan korkuyorum.
Onlar...
Bizi öldürenler.
Noura.
Larissa.
Ben.
Nazran, İnguşetya Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu.
Çeçen sınırından 35 km uzaklıkta.
- Merhaba! - Selam!
Carole, annen bu sabah dört kere aradı.
Haber vereceğime söz verdim.
Tamam teşekkürler.
İyiyim. Sen nasılsın?
Evet, söylediler ama bu sabah ofiste değildim.
Evet, iyiyim, endişelenmenize gerek yok.
Hayır, çok işim vardı...
...onu aramayı unuttum.
Evet, biliyorum. Anne, sadece yeni yıl arefesi.
Tamam, ararım.
Evet, öptüm.
Ona ne söyledin?
Benimle görüşmek isteyip istemediğini...
Perm şehri Çeçenistan sınırından 2300 km uzaklıkta
Kız arkadaşını öpmek zorunda kaldı.
İşte bu rock'n roll.
O ne dedi?
Hiçbir şey.
Gerçekten öyle söyledin mi?
Tabi ki hayır, salak mısın?
Kola alıcam. İster misin?
Hayır teşekkürler.
Al. Hemen gelirim.
Tamam.
Merhaba, bir kola istiyorum.
Merhaba. Evraklarınız var mı?
Bir saniye...
Yani...
Bu sizin mi?
Hayır. Benim değil.
- Bana yalan söyleme! - Yemin ederim.
Ellerini kaldır.
Ceplerini boşalt.
Diğeri!
Bu da senin değil öyle mi?
Bu benim.
Peki, harika.
Bizimle geliyorsun.
Bir de çikolata.
Gvozdiov Nicolai!
Neyi riske attığını biliyor musun?
Hayır.
Kaç yaşındasın?
On dokuz.
Hapse girmek için çok gençsin.
Orduya karşı mısın?
Hayır.
Aslında. Koridorda bekle.
Senin için ne yapabileceğime bir bakacağım.
Teşekkürler.
Hadji!
Vakha!
Hadji!
Allah yüce ve güçlüdür.
Allah anneme ve babama merhamet etsin.
Onlara cenneti bağışla.
Kardeşlerimin yaşamasına izin ver.
Onları bulmam için bana güç ver.
Hey, küçük çocuk! Nereye gidiyorsun?
Adın ne?
Hangi köydensin?
Ailen nerede?
Konuşman bitti mi?
Oyun mu oynuyorsun? Çocuğu al da gidelim!
Çabuk ol çocuk.
Gidiyoruz.
Hadi.
Adın ne?
Neler olduğunu hatırlıyor musun?
Ne söylediğimi anlıyor musun?
Dilini mi yuttun?
Sıkboğaz etme, görmüyor musun hiçbir şey anlamıyor.
Zavallı çocuk... Ailesi ölmüş olmalı.
Burada tek başına yaşayamaz.
Tamam, rahat bırak onu.
Zavallı çocuk.
Hadi!
Efendim! Burada kalabilir miyiz?
Ailemle birlikteyim, nereye gideceğimizi bilmiyoruz.
Hayır, burada kalabileceğin bir oda yok.
Ama dışarıda açık olan bir kamp var.
Nerede? Yolda hiçbir şey görmedik.
Endişelenme, sana nerede olduğunu söyleriz.
Peki neden kalabilen insanlar var?
Hanımefendi, başka bir oda yok.
Sadece hasta veya çocukları alıyorlar.
Ailemiz yok.
Bu benim değil.
Onu yolda bulduk.
Kendi başına. Yetim.
Al onu.
Yalnız mısın?
Konuşmuyor.
Ailen nerede?
Annen, baban. Neredeler?
Konuşmuyor. Söylemiştim.
Tamam. Benimle gel.
Genel olarak çocuklar toplum tarafından korunuyor.
Aileler klanlar tarafından yönetiliyor. Güçlü bir dayanışma var.
Çocukların kendilerine teslim edilmesi nadirdir.
Ancak bu tür savaşlarda her şey olabilir.
Çoğu çocuk kayboldu.
Bir çocuk neden bunu yapar asla bilemiyorsun.
Belki biraz daha zekidir belki de sadece daha şanslıdır.
Bilemiyorum...
Kafalarından neler geçtiğini bir düşünün.
Yani geleceğin savaşçılarını mı üretiyoruz?
Bilmiyorum.
Onlara dışarıda neler olduğunu anlatmaya çalıştım.
Ama hala endişeliyim.
Çeçenlerin nasıl teslim olacaklarını bilmiyorum.
Yüzyıllardır sürüyor. Bu korkunç
Uluslararası komite onlar için bir şeyler yapmazlarsa...
...bu nasıl sonlanacak bilmiyorum.
Katılıyorum.
Size göre en acil olan şey nedir?
Avrupa Birliği ilk olarak ne yapmalı?
Her şey acil.
İnsanların her şeye ihtiyacı var.
Ama buradaki insanlar için
en önemli şey, dünya tarafından unutulmamak olacaktır.
Elbette.
Teşekkürler.
Teşekkürler. Avrupa Birliği'nin hangi bölümünde çalışıyordunuz?
İnsan Hakları Komitesi'nde.
Bu harika.
- Çok teşekkürler. - Görüşürüz.
Yalnız mısın?
Ebeveynlerin nerede biliyor musun?
Annen ve baban nerede?
Buradalar mı? Başka bir yerdeler mi?
Aslında. Sorun değil tatlım.
Sorun değil.
Bir şey söylemek isteyip istemediğin mühim değil.
Muhtemelen haklısın.
Bu senin kazağın mı?
Çok küçük duruyor.
Erkek kardeşinin veya kız kardeşinindir herhalde.
Kardeşin nerede?
Nerede olduğunu biliyor musun?
Sorun değil tatlım.
Diğer odaya götür.
Ne yapıyorsun?
Kimsin sen?
Ne yapıyorsun?
Ekmeği ver!
Ekmeği ver!
Göt herif.
Göt herif.
Mozdok Çeçenistan sınırından 33 km uzaklıkta
Pantolonlar bok gibi!
Komik olan ne?
Kes sesini!
Nereden geliyorsun?
Novosibirsk'ten geliyorum, ya sen?
Yekaterinburg.
Perm.
Kaçamadın mı?
Ne anlatıyoruz biz?
Ne anlatıyoruz biz?
Siktir.
Burada ne yapıyorsunuz, göt herifler?
Kes sesini!
Diğerlerine katılın!
Kıçınızı kaldırın!
Biraz ister misin?
Bölüşmek ister misin?
Al.
Korkma ıssırmam.
Ailen nerede? Kimse sana bakmıyor mu?
Al.
Hepsini ister misin?
Alabilirsin.
Endişelenme, biraz daha alırım.
Tamam.
Buraya koyuyorum, tamam mı?
Ne istersen yap.
Gelmek ister misin?
Gel.
Sana bir şeyler buluruz, tamam mı?
Benim adım Carole.
Carole.
Ya senin?
Adın ne?
Benim adım Carole, seninki ne?
Eğer adını söylemezsen sana... Francois diyeceğim.
Adın Francois değil.
Emin ol, beğenmezdin.
Neyse.
Asma suratını, benim misafirimsin.
Tutsak değilsin.
Bak. İstersen gidebilirsin.
Kapı açık.
Kapalı.
Açık.
İstediğini yapabilirsin. Gitmek istiyorsan, git.
Tamam, biraz eğleneceğiz.
Hadi! Kaldırın kıçınızı!
Yürü!
Hızlı!
Hızlı! İbne grubu!
Siz!
Benimle geliyorsunuz!
Bu göt vuruldu.
Bunu diğerlerinin yanına koyup...
...çatışmada öldü notu bırakmalıyız.
Ne oldu?
Ne olduğu umurumda değil.
Ama...
O savaşta ölmedi.
Dinle. Beni kızdırma.
Sana söyleneni yap.
Kaldır kıçını.
Emredersiniz komutanım.
Hızlı.
Daha hızlı!
Sedye masanın üzerine.
Önce onu torbaya koy.
Üstünü çıkar!
Sonra da kutuya koy.
İşte sana özet.
Buraya arkadaşlarıyla beraber gelmiş gibi yapacağız.
Sen belgeyi hazırla.
Al, aynı diğerleri gibi.
Az önce "Savaşta öldü." demiştiniz.
Evet.
Bir sorun var mı?
Hayır.
Bir sorunun varmış gibi duruyor.
Hayır, efendim.
Bu ibnenin savaşta öldüğünü yazmanızı ve onu bir kahraman...
...yapmanızı istemem sorun değil, değil mi?
- Hayır, efendim. - Güzel.
Burada prosedür budur. Herkes için en iyisi bu.
Açıkçası umurumuzda değil, ama bu ailesi için.
Oğullarının eşcinsel olduğu için
vurulduğunu bilmek onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Bu önemli. Anladın mı?
Evet, efendim.
Anladığına emin misin?
Evet.
Güzel.
Bu kadar.
Yeni bir işiniz var.
Buradan gitmeliyiz Raisa.
Burada kalamayız.
Ne olacağını biliyorsun.
Kız burada mı?
Evet.
Raissa, Assinovskaya'da bir bebek bulduklarını söylediler.
Kardeşin olabilir.
Hazırlan. Muhammed seni götürecek.
Teşekkürler.
- Kendine iyi bak. - Allah yolunu açık etsin.
İyi yolculuklar.
Özgür kal.
Allah sana yolu gösterir.
Müzik sever misin?
Hadi.
Endişelenme, iyi olacaksın. Arkadaşlar edineceksin.
Senin yaşıtların için kolay bir şey. Gidelim mi?
Evet, bilyorum. Başka bir yolu yok.
Hangi köydensin?
Çeçen misin?
Adın ne?
Zavallı şey...
Onun hakkında hiçbir şey bilmiyor musun?
Adını bile mi?
Neticede ikiniz de iyisiniz.
İyi bir takım olmuşsunuz.
Hey çocuk! Buraya gel!
Ne yapıyorsun?
Selamun Aleyküm.
Aleyküm Selam.
Vakha!
Teşekkürler.
Çok iyiydi.
Her şey yolunda gitti.
Muhammed başına gelenleri anlattı.
Ne yapacaksın?
Burada kalamazsın,
askerler geri dönecekler.
Başka bir kardeşim daha var onu bulmalıyım.
Adı Hadji.
Bu çocuğu gördünüz mü?
Hayır.
Görünüşe göre bir aileyle gitmiş.
Herkes gidiyor.
Birileri yanında götürmüş olmalı.
Bilmiyorum...
Köyde kimse yoktu.
Belki yollardadır.
Seni burada bebekle beraber yalnız başına bırakamam.
Bizimle gel.
Gidemem.
Ya buralardaysa...
Allah bilir nerede.
Kaç yaşındaydı?
Dokuz.
Dinle,
büyük bir hata yapıyorsun.
Fikrini değiştirirsen, yarın şafakta gidiyoruz.
Ailen seni rahat bıraktığı için şanslısın.
Pardon, saçma bir şey söyledim.
Özür dilerim.
Yiyecek bir şeyler kalmadı, yarın alışverişe çıkarız.
Tamam mı?
Bok çuvalı!
Albay seni görmek istiyor.
Tamam, komutanım.
Hadi acele et!
Kim olduğunu sanıyorsun?
Ellerini cebinden çıkar!
Neyin var?
Gerçek bir asker olduğunda,
ellerini cebine sokabilirsin, ibne.
Gir!
Gvozdiov Nicola. Hizmetinizdeyim, efendim!
Buradan gitmek istediğini duydum.
Ayrılmak için istekte bulunmuşsun.
Bir sorun mu var?
Hayır, efendim.
İntahar eden gerizekalı yüzünden...
...emir komuta zincirinden yakınıyormuşsun.
Arkadaşın mıydı?
Hayır, efedim.
Yani tam bir aptalsın.
Orduda bu işler böyle yürümez.
Burası bir ailedir!
Hepimiz aynı gemideyiz!
Herkes birbirine yardım eder!
İşte bu yüzden...
Savaşmak mı istiyorsun?
Bilmiyorum, efendim.
Ayrılmak istiyorsan, savaşmak istiyorsundur.
Evet, istiyorum efendim.
Kim olduğunu sanıyorsun?
Bir kahraman, değil mi?
Biz başçavuşun eşeği miyiz burda?
Öyle miyiz?
Değil mi?
Her şeyi isteyebileceğini sanıyorsun.
Hakkın olduğunu sanıyorsun.
Belki de başkanın arkadaşısındır, öyle mi?
Hayır, ama...
Kapa lan çeneni!
Ne gevezesin!
Sesini kes!
Tam bir bok çuvalısın!
Anladım!
Lütfen!
Seni küçük pislik!
Lütfen!
İbne!
Tam bir bok çuvalısın, değil mi göt herif?
Gördün mü, bok çuvalısın.
Leş gibi kokuyorsun!
Kahramanımız nerede?
Nerede o?
Anladım!
Savaşmak mı istiyorsun?
Çık buradan, homoseksüel!
Git arkadaşlarının götünü yala!
Çık dışarı!
İyi geçti mi?
Bizimle kalıyor musun yoksa gidiyor musun?
Ne?
Bizi ispiyonlamaya çalıştığını...
...biliyoruz, pislik!
Merhaba.
Dokuz yaşlarında küçük bir çocuk gördünüz mü?
Bu onun fotoğrafı.
Teşekkürler.
Neredeler? Geri mi döndüler?
Mahzene gir!
İlerlediler! Oradalar!
Orası neresi?
İki taraftalar. Şurada!
Hiç iyi değil.
Umarım pencerelerimi kırmazlar.
Hayır, yerine yenisini yaptırmak zor.
Sorun değil. Plastik kullanabilirsin.
Bu Ruslar burada olduklarına göre...
...nasıl nişan alacaklarını bilmiyorlar!
En büyük sorunun bu olduğuna emin misin?
Neler oluyor?
Harekete geçiyorlar! Her yeri çevirdiler!
Nereye gidiyorsun?
Gidiyoruz, köyü terk ediyoruz! Çok az şey alın!
Herkese söyle! Çabuk!
Kalkın, gidiyoruz! Köşelerden gidin!
Geliyorlar! Üç dakika içinde gideceğiz!
Zukhra, yanına alacağın bir şeyler var mı?
Evet, belgelerim.
Neredeler? Ben alırım.
Girişin oradaki aynalı dolapta.
Tamamdır.
Hızlı!
Ne yapıyorsun?
Hadi, acele et! Sana ne oldu?
Hadi. Gidelim!
Zukhra!
Belgelerini ben alırım.
Yürü hadi! Ben size yetişirim!
Hepsini al!
Tüm belgelerimi al!
Acele et!
Rouslan'ı gören oldu mu? Nerede o?
Rouslan!
- Rouslan'ı gördün mü? - Hayır görmedik.
Hadi, gidelim buradan.
Kamyon gidiyor!
Tırmanın şuraya!
Yukarı!
Hadi, hızlı ol!
Sen ne yapacaksın?
Muhammed'i bekleyeceğiz.
Bebeği ver.
Bizi düşünme, yürü!
Bebeği ver!
Hadi!
Başka neye ihtiyaçları var ki?
İnanamıyorum!
Tek başına değildi!
Temsilciler vardı...
...komisyon üyeleri vardı.
Harika.
Karar vericiler Ruslarsa burada ne işimiz var?
Biliyorum. Haklısın.
Evet...
Görüşürüz.
BM temsilcisi bir açıklama yapacak.
İnsanlık felaketi statüsü vermeyi reddediyor.
Gel ye. Hazır.
Gel.
Gel hadi, yemek hazır.
Seni çağırdığım zaman gelip yemek yemelisin.
Tamam, afiyet olsun.
Ben gidince yiyeceksin biliyorum. Beraber yiyelim.
Hadi, lütfen.
Merhaba.
Merhaba, nasılsın?
İyi.
Meşgul müsünüz? Sizinle konuşmak istediğim...
...ufak bir sorunum var.
Hayır.
Yürürken konuşalım...
...olur mu?
Yetişmem gereken bir sürü iş var.
Anlat.
Sekiz, dokuz yaşlarında bir çocuk
birkaç gündür benimle kalıyor...
Senin aldığın bir çocuk mu?
Yani daha çok zorunda kaldığım diyebiliriz.
Yani, o...
...kalmayı seçti.
Çok güzel. Bu harika.
Bunun iyi bir fikir olduğu konusunda emin değilim.
Üstesinden gelip gelemeyeceğimi bilmiyorum.
Bu çocukla ne yapacağımı bilmiyorum.
Ona bakabilir miyim bilmiyorum.
Ve...
...aslında tüm gün çalışıyorum.
Çok vaktim yok.
Anlarsınız ya.
Bilmiyorum. Sanki hiçbir şey yapmak istemiyor.
Hiçbir şey ilgisini çekmiyor.
Nasıl "Hiçbir şey ilgisini çekmiyor."?
Bilmiyorum.
Henüz iletişimde bulunmadık.
Tamam yani çocuklarla aram iyi diyemem zaten ama bu...
Senin için yeterince iyi değil, öyle mi?
Hayır! Öyle demek istemedim. Sadece yapacak çok işim var...
Tamam o zaman işine dön ve çocuğu bana getir.
Denedim, ama kaçtı!
Bu kolay bir çocuk değil!
"Kolay" bir çocuk değil mi?
O zaman sokağa at.
Kapını kilitle ve unut onu.
"Kolay" değil mi?
Ne dediğinizin farkında mısınız?
Hayır, özür dilerim. Öyle demek istememiştim!
Tamamen yanlış anlaşıldı.
Kusura bakmayın biraz sert çıkıştım ama...
...ne söylememi istiyorsunuz?
Bilmiyorum. Ben...
Ne düşündüğünüzü merak etmiştim. O kadar.
Aslında size gelmiş bir çocuğa bakarak daha fazla...
...yararlı olabilirsiniz.
Burada yaptığınız her şey eminim mükemmeldir ama...
...sonu BM'in yaptığı açıklama...
...gibi sonlanacaksa...
Bir dakika! Ben İnsan Hakları Komisyonu için çalışıyorum!
Emin olabilirsiniz bu ikisi birbirinden çok farklı şeyler!
Sizi temin edebilirim.
Bu kimsenin umurunda değil!
Ne?
İnsan haklarını savunan bir
İnsan Hakları Komisyonu. Bu son dakika haberi değil!
Kimse raporlarınızı umursamıyor. Onlar sadece...
...belgeden ibaret!
Benimle neden böyle konuştuğunuzu anlamıyorum.
Elimden geleni yapıyorum!
Ne bu? Yarışmada mıyız?
Bir çocuğa bakma konusunda iyi olmamam, işimin anlamsız
olduğu anlamına gelmez!
Umarım haklısındır.
Gerçekten çok işim var.
Üzdüysem özür dilerim.
Çok kabaydım.
Üzgünüm.
Ama söylediklerimin tamamen arkasındayım.
Benim için mi?
Hediye mi?
Çaldın mı yoksa buldun mu?
Her neyse, çok tatlıymış.
Bana takı veriyorsun ve ben daha adını bilmiyorum.
Teşekkürler.
Küçük afacan.
İyisin keyfin yerinde.
Aslında...
...biliyor musun?
Boşver onu!
Biz kendi başımızın çaresine bakarız.
Biz hiçbir şeymişiz gibi bize yukarıdan bakıyor.
Ona göstereceğiz.
Öncelikle, sana bir hediye almalıyım.
Biraz alışveriş yapıp eğleneceğiz.
Gidelim mi?
İşte.
Kapısı olan bir ev.
Bir de, senin gibi bir çocuk.
Bir çocuk. Sen de çizmek ister misin?
Hadi.
Neden böyle karalıyorsun? Ev kaybolacak.
Bu şekilde boyamalısın.
Bir kadın çiz...
Bir de adam...
Gördün mü?
Eğer karalarsan geriye hiçbir şey kalmaz.
Al.
Ne yapıyorsun orada?
Göt!
Ellerini masadan çek!
Hiç hoş değil.
Sanki bu hoşmuş gibi.
Tadına bakmalısın.
Ye!
Ye, ye!
Havuç.
Havucu da ye.
Tüm ailen havuç değil mi?
Peçeteyi ver.
Ne bakıyorsun? Peçeteyi ver!
Duydun mu beni?
Ver şunu!
Teşekkürler.
Önemli değil.
Kendini değersiz görmüyorsun değil mi?
Hayır.
Belli.
Bu kadar!
Hadi bir oyun oynayalım!
Eğleneceğiz.
Hadi, sana bir şey göstereceğiz.
Beğeneceğinden eminim.
Gel.
Hadi!
Başlayalım.
Hadi.
Yeter. Bitirdin hadi!
Kalk ayağa!
Sen de.
Hadi!
- Hadi! - Kaldır kıçını, göt herif!
İlerleyin! Haydi!
İleri gidin!
Dur!
Dur!
Dur!
Şimdi kızlar...
Hava güzel, güneş var.
Anın tadını çıkarın.
Haydi, ibneler! Soyunun!
Biraz çıplak dans edeceksiniz.
Bakalım ibne misiniz, değil misiniz?
Ne bekliyorsunuz? Soyunun çocuklar.
Anlamıyorlar.
Yakışıklı!
Yakışıklı!
Şuna bir bak!
Anlamıyor!
Gerçekten anlamıyor!
Hadi adamım!
Bize götünü göster. İbne olduğunu biliyoruz.
İbne değilmişsin gibi davranma!
Kız arkadaşına bak, o soyunuyor ama sen soyunmuyorsun.
Anlamıyor musun?
Sana anlayıp anlamadığını sordum.
Tüm gün bekleyemeyiz!
Hadi!
Hızlı!
Düzüşmeni istemiyoruz!
Hadi küçük ibne!
Duymuyor musun? Sana soyunmanı emrediyorum!
Soyun!
Hadi!
Üçe kadar sayacağım. Bir...
İki...
Üç. Sonun geldi.
Acele et!
Aferin çocuklar, güzel!
Kafayı sıyırmışsın!
Aferin çocuklar.
Dima!
İş vakti!
Ve işte, mutlusun.
Eve gideceksin.
Ailen de mutlu olacak.
Onları ne zamandır görmüyorsun?
Altı ay mı?
Bir yıl mı?
Umarım onlara mektup yazmışsındır.
Gülümseyebilirsin.
En azından özgürsün.
Çünkü diğerinin bir bacağını gömdüklerinde...
...onunla dalga geçiyorlardı.
Son dalgasını.
Komik değil. Aslında komik olan hiçbir şey kalmadı.
Değil mi?
Başka biri var mı?
Kendi kendine mi konuşuyorsun?
Bilmiyorum.
Hem evet hem hayır.
Neyse...
...dert etme.
Biraz ister misin?
İster misin?
Evet mi?
Al.
Bira?
Evet mi?
Güzel.
Hızlı! Hadi!
Çabuk gelin!
Hızlı!
Hadi lan hızlı olun!
Gel. Sana bir şey göstereceğim!
Gel!
Beni takip et. Hızlı!
Teşekkürler!
Önemli değil.
İster misin?
Evet.
Al.
Teşekkürler.
İşte bu!
Tekrar yapalım.
- Olur mu? - Olur.
Dışişleri Bakanı dosyayı okumazsa, sadece bir dosya olarak kalır.
Hiç ilgisi yok.
Evet.
Bir hafta manşetlerde kalır,
sonra herkes unutur.
Anne, seni daha sonra arayacağım.
Evet, seni arayacağım, tamam mı?
Bu bir kısrak ve tayı.
Anne at ve yavrusu.
Bu da yavrusuyla birlikte bir ayı.
Hiç ayı gördün mü?
Eğer gördüysen evet de, görmediysen hayır.
Evet... Hayır...
Evet... Hayır...
Evet.
Az önce konuştun mu sen? Evet konuştun!
Evet.
İnanılmaz! Sohbet edebiliriz. Arkadaş olabiliriz.
Evet, birçok şey yapabiliriz.
- Benim adım Carole, Carole. - Carole.
Carole. Harika.
Senin adın ne?
Benim adım Carole, seninki ne?
- Hadji. - Hadji mi?
Harika. Anlatacak çok şeyin vardır.
Soyadın ne Hadji?
Carole.
- Tamam. Hadji. - Carole.
Evet tamam.
Sorun değil acele etme.
Erkek kardeşimi arıyorum.
Dokuz yaşında.
Küçük bir oğlan.
Bir çocuk. Oraya git.
Fotoğrafı görebilir miyim?
Burada. Adı Hadji.
Bir saniye...
Bu onun mu?
Evet.
Gitti.
Kaçtı.
Üzgünüm. Nerede olduğunu bilmiyorum.
Nasıldı?
Yani pek bilemiyorum. Hiç konuşmadı.
Fiziksel olarak iyi görünüyordu.
Gitmene izin veremem. O küçükle...
Sana bir yatak ve
yemek ayarlayacağım. Anlaştık mı?
Selam beyler!
Bu ne?
Köpeği siz mi öldürdünüz?
Neden öldürdünüz? Bizim köpeğimizdi!
Aptal falan mısınız?
İyi bir köpekti!
İnekler mıntıkası, köpeği yemek mi istiyorsunuz?
Tam bir inekler mıntıkası.
Benimle gel!
Bu arada...
Ellerini cebine koyabilirsin.
Gir!
Nicolai Gvozdiov hizmetinizdeyim, Albayım.
Gidiyorsun.
Anlamadım efendim?
Gidiyorsun.
Ön cepheye gideceksin.
Şimdi.
Eşyalarını topla.
Teşekkürler, efendim!
Döndüğümde...
Bir adamın caddeden aşağı doğru koştuğunu gördüm.
Yüzü kan içindeydi, gömleği yırtılmıştı, perişan haldeydi.
Kır saçlarını yolarak tekrarladı:
"Allahım, Allahım, merhamet et, merhamet et..."
Sonra onun amcam Mussa olduğunu anladım.
Zar zor tanıdım onu. Nazik ve hoş bir adamdı.
Eşi, 15 yıl önce düğünlerinden bir yıl sonra vefat etmişti.
Bir daha evlenmedi.
Çok sevdiği kızı Maliqa ile beraber tek başlarına yaşadılar.
Kukla gibi yavaşça koşuyor ve mırıldanıyordu:
"Maliqa, Maliqa, kızım, Allahım merhamet et..."
Evi paramparçaydı.
İki kardeşim ona yardıma gitti.
Ben de gittim.
Kızının adını tekrarlayarak...
...kendini molozların içine attı.
Annem kollarından tutarak onu çekti ve sakinleştirmeye çalıştı.
Kardeşlerim ve diğer erkekler...
...molozların içerisinde aramaya başladılar.
Kadınlar mekandan uzaklaştırıldı.
Maliqa'nın vücudu bir buçuk saat sonra bulundu.
Üstüne düşen bir duvar tarafından ezilmişti.
Ölmüştü.
Onu camiye, diğer bedenlerin yanına götürdük.
Avluda...
...ilk helikopterin dönüşünü duyduk.
Hepimiz kaçtık.
Terk ettik.
Hiçbir şey almadan oradan gittik. Hiçbir şey.
Amcam, kızını gömmek için orada kalmak istedi.
Ruslar döndüğünde amcamı yakalamışlar ve ona işkence etmişler.
Ama hiçbir şey kızını kaybetmesi kadar kötü olamazdı.
Gözlerini oymuşlar.
Şimdi delirdi.
Çünkü son gördüğü şey, Rusların kahkahaları olmuş.
Annem bu yüzden delirdiğini söylüyor.
Karanlığa gömülmeden önce...
...gördüğü son manzara.
Dış İlişkiler Konseyinden haber var mı?
Hayır, yok.
Sürekli arıyorum.
Şimdilik cevaplamayacaklar gibi görünüyor.
Korkunç olan şey, insanların bu denli vurdumduymaz olması.
İnanılmaz.
Benim ailemin bile. Tek konuştukları, yeni yıla...
...nasıl girecekleri.
Önemli olan yeni yıla geri sayım yapmak.
Ben ne yapacağımı buldum!
Öyle mi?
Evet. Sevgilimin ailesinin yanına gideceğim.
Her şeyle ailesi ilgileniyor. Güzel bir evleri var.
Harika olacak!
Güzel!
Biz de iki aileyle beraber yemek yiyeceğiz.
Mutluyum çünkü gerçekten bir molaya ihtiyacımız vardı.
Bir elbise aldım fakat henüz ona söylemedim.
Ben de!
Fakat ben söyledim çünkü ondan gizleyemiyorum.
Bir de Fransız parfümü aldım.
Öyle mi?
Peki sen ne yapacaksın?
Ben mi?
Kız kardeşime gideceğim.
Kocasının ailesi ve bizim ailemizle beraber
bir akşam yemeği yiyeceğiz.
Harika!
Aynen.
Böyle bir an yaşamak paha biçilmez.
Harika.
Aynen, harika!
Her şeyi toparlamışsın, harika!
Ne yapacağız biliyor musun?
Kendi partimizi yapacağız. İster misin?
Önce müziği değişeceğiz.
Ne açsam?
Bee Gees'i biliyor musun?
Hayır mı? Senin çağından değil.
Geliyor musun?
Hadi dans edelim.
Dans etmek istemiyor musun?
Eminim dans etmeyi biliyorsundur.
Hiç eğlenceli değilsin.
Biliyor musun...
Uyumadan önce küs kalmamalıyız.
Kızgın bir zihinle uyumak çok zararlı.
Seni darmadağın eder.
Üzgünüm, Hadji.
Hallediyorum.
Hayır, bekle!
Bekle!
Bekle.
Kalk hadi.
- Ne yapmalıyım? - Sadece bekle.
Kalk.
Düşünüyordum da, neden burada çalışmıyorsun?
Çocuklara yardımcı olabilirsin.
Ödeme alırsın. Çok değil ama...
Bilmiyorum.
Kardeşimin hayatta olup olmadığını bile bilmiyorum.
Anlıyorum.
Kendini de düşünmelisin Raisa.
Bu senin de hayatın.
Bu kadar iyi İngilizce konuşmayı nereden öğrendin?
Amerika'ya gitmek istiyordum.
Hala gidebilirsin.
Gitmemen için bir sebep yok.
Şuradaki çocuğu görüyor musun?
Her zaman tek başınaydı.
Çok kötü cilt problemleri vardı. Sinir krizleri geçiriyordu.
Neredeyse onunla sohbet bile edemezdin.
Herkes onun ümitsiz vaka olduğunu düşünüyordu.
Ve...
Bir gün, deli gibi hikayeler yazmaya başladı.
Bunu durduramadı.
Mucizevi bir şekilde...
...iyileşmeye başladı.
Neden biliyor musun?
Çünkü...
Sonunda bu hikayeleri azar azar konuşarak kendini anlatıyordu.
Kendi hikayesini paylaştı.
Ve bu şekilde gruptaki yerini buldu.
Başına gelenlere rağmen kendini bulmayı başardı.
Başlarına ne gelirse gelsin,
bunu anlayabilmelerini sağlamak
benim işim.
Hayattalar ve daha iyi bir yaşama sahip olmak hakları.
Bana yardımcı olmanı istediğim konu bu.
Anlaştık mı?
Düşünecek misin?
Hadi, ibneler!
Kaldırın kıçınızı! Meydanı geçiyoruz.
Pozisyon alıyoruz. Anladın mı?
Tökezlerseniz sakın durmayın, devam edin!
Kımıldayın!
İlerleyin!
Gidin, parmaklarınınızı kıçlarına sokun!
İlerleyin!
Lanet ibneler!
Hadi!
Yuri!
Yuri!
Siktir!
Oğluma ne yaptın?
Lanet olsun.
Tanrım...
Ne yaptım ben?
Ne yapıyorsun lanet herif seni!
- Birini öldürdüm... - Bıktım bu salaklardan!
Zavallı bebek!
Bana senin gibi aptalları kim yolluyor?
Beni dinle!
Yerini değiştir ve sağ tarafı koru!
Anladın mı?
- Evet! - Hadi!
İlerle!
Evet!
Sana bir şey söyleyeyim dostum.
Neden orada olduklarını düşünüyorsun?
Şans mı?
Evlerini mi şaşırdılar?
Onları oraya koyan Çeçenlerdi.
Çeçenler!
Bazen küçük kız çocuklarına bomba bağlayıp yollarlar.
Ne düşünüyordun? Hiçbir Çeçen masum değildir, aptal.
Bunu anlasan iyi edersin.
Bu kara kıçlılara merhamet etme, inan bana.
Her neyse,
yaşlı bir adam ve bir çocuk mu? Çok etkileyici...
Tam bir avcı!
Bir dahaki sefere daha iyisini yaparım.
Benim için şey gibiydi...
Bekaret bozma.
Bekaret mi!
Bekaret!
İlk defa mı birini öldürdün?
Buyrun.
Yapacak çok işimiz var.
Dış İlişkiler Konseyi gelecek hafta beni dinlemeye gelecek.
Bilmiyorum, korkuyorum.
- Kabul edilmemesinden korkuyorum. - Hayır.
Harika bir iş çıkardın.
Biliyorum ama bu bir sınav değil.
Eğer amacına ulaşamayan sadece iyi yazılmış bir belgeyse...
...bu hiçbir işe yaramaz.
Elbette ama bu tamamen sana bağlı bir şey değil.
Biz hikayenin küçük bir kısmıyız.
En azından söylenmesi gereken doğrular için insanları ikna edersin.
Orada bir kadın var.
Sürekli bakıp duruyor. Ne istiyor bilmiyorum.
Onlar mı?
Evet, tanıyor musun?
Hayır.
Onun kolyesi ve yüzüğünü çaldığını söylüyor.
Biliyorum bu imkansız ama ısrar ediyor.
Nereden aldığını öğrenmek istiyormuş. Üzgünüm...
Konuşmadığını söyle.
Yetim olduğunu.
Bunun çalmak için sebep mi olduğunu düşünüyorsun?
Bu bir bahane mi?
Hayır.
Haklısınız.
Sadece çok üstüne gitmemenizi istiyorum.
Bu kadar.
Onu korumana gerek yok. Ona yardım etme.
Hepiniz gittiğiniz zaman ne yapacak?
Onun için endişelenme.
Peki...
Ben gitsem iyi olacak.
Katılmak istemiyor musunuz?
Sizin dışınızda herkes oynuyor.
Endişelenme...
İstersen gelebilirsin.
Pardon.
Sizinle görüşmek isteyen birisi var.
Bir çocuk.
Benim adım Hadji.
Hadji Saaïev.
Dokuz buçuk yaşındayım.
Babam, annem ve ablam öldü.
Rus askerler onları öldürdü.
Küçük bir erkek kardeşim daha var, Vakha.
Ona göz kulak olmalıydım ama başaramadım.
Henüz çok küçüğüm.
Belki hala yaşıyordur...
Beni affeder.
Savaştan önceki hayatını konuşmalıyız.
Hikayen orada başlamıyor.
Savaştan önce hep beraber mi yaşıyordunuz?
Evet.
Ailenle ilgili anıların var mı?
Evet.
Bir gün ailemin insanları davet ettiğini hatırlıyorum.
Şarkı söyleyip dans ettiler, gülüşüyorlardı...
Herkes onlara bakıyordu.
Onlar da dans etti.
Özellikle babam.
Ablam ve ben onlarla gurur duyuyorduk.
Eminim onlar de seninle gurur duyuyordur.
Bilmiyorum.
Askerlerin geldiğini babam duydu.
Bize saklanmamızı söyledi ama...
...ablam, babam ve annemle beraber kalmak istedi.
Ben babamın söylediğini yaptım. Kardeşimle saklandım.
Askerlerin aileme bağırdığını duydum.
Sonra onları öldürdüler.
Askerler gittiğinde kardeşimle beraber kaçtım.
Kardeşimin karnını nasıl doyuracağımı bilmiyordum.
Bu yüzden onu bir evin önüne bırakmak zorunda kaldım.
Evde Ruslar olmadığına eminim.
İlk önce evden gelen sesleri dinledim.
Sonra yoldan geçen...
...insanlar beni kamyonetlerine aldılar.
Benim kaybolduğumu söylediler,...
...normal bir şekilde yaşayamayacağımı.
Aslında büyük olsalar bile hiçbir şey bilmiyorlardı.
Mesela seninle tanışacağımı bilemezlerdi.
Bilemezlerdi.
Haklısın.
Sırf senden daha büyükler diye...
...senden daha iyi bilecekleri anlamına gelmez.
Kardeşimi terkettim,...
...takıları çaldım ama...
...bu benim kötü birisi olduğum anlamına gelmez.
Takıları çaldım ve ödeştik.
Bana sürekli bir şeyler veren sendin ve ben hiçbir şey vermiyordum.
Bunun iyi bir şey olacağını düşündüm.
Bu yüzden çaldım.
Sorun değil Hadji.
Haklıydın.
Bunların hiçbiri senin suçun değil biliyorsun değil mi?
Evet.
Her neyse, o kadın bir aptal çünkü...
...eninde sonunda Ruslar o takıları ellerinden alacaklar.
Senin olmaları daha iyi olurdu.
Kolya!
Gel buraya!
Merhaba kardeşim!
İyi misin? Değişmişsin seni ibne!
Beyler Kolya'ya selam verin. Benim arkadaşım, kardeşim.
Bu Vacia, Igor, Cerega!
Kolya. Tanıştığıma memnun oldum.
Al.
İyi misin?
Ya sen? Nasılsın?
Burası cennet!
Bak!
Şerefe!
Beni bekle, yakında dönerim.
Merak etme sana hediye getirmem, bir şeyler çalmana gerek yok.
- Tamam mı? - Evet.
Beni beklemen önemli.
Depresif şarkılar dinleme, tamam mı?
- Tamam mı? - Evet.
İşte anlıyorsun.
Gitmem lazım, bunu kaçıramam.
Sence halleder miyim?
- Tamam mı? - Evet.
Harika.
O zaman hallederim.
Ben geldim!
Paramı unutmuşum. Parayı almak için geldim.
Kapının arkasında değildim, dans ettiğini görmedim tamam mı?
Tamam, yakında dönerim.
Merhaba.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Size şu anda Avrupa'nın diğer yarısında yaşanan bir
çatışmadan bahsedeceğim.
Çeçenistan'da.
Bu savaş çok öncesinden planlanmıştı.
5 Eylül'de
Rus uçaklarının Çeçen topraklarına saldırmasıyla başladı.
Bunu 1 Ekim 1999'da Rus birliklerinin bölgeye girmesi takip etti.
Bu açıkça silahlı bir çatışmadır ve...
Rus yetkililerin söylediğinin aksine
Terörle Mücadele değildir.
Ekim ortasından beri Rus birlikleri güneye doğru ilerliyor.
Savaşçılar ve sivil halk
arasında ayrım yapılmaksızın
hava saldırıları devam ediyor.
Örneğin,
21 Ekim'de
Grozni'de bir füze patladı. Bir camide, bir markette ve bir doğumevinde
150'den fazla kişi öldü.
Grozni şimdi sistematik ve kitlesel olarak...
...kitlesel olarak 40.000'den fazla sivilin varlığına rağmen
24 saat boyunca yoğun bir şekilde bombalandı.
Görünene göre saldırıda belli bir hedef yok.
Tek hedef görünene göre...
yıkım...
...yıkım ve ölüm.
Bombalanan şehirlerden veya köylerden ayrılmak isteyen
siviller için güvenli bir koridor oluşturulmamıştır.
Bir yeri ele geçirirken.
Rus birlikleri...
genel olarak yağma ve...
...gasp yapmaktadır.
Tecavüz ve...
...yargısız infazlar neredeyse sistematik olarak gerçekleştirilmektedir.
Rus ordusu, Avrupa'nın hızlı hareket etmemesi halinde
birkaç nesil boyunca
ortadan kalkmayacak bir travma ve intikam
ihtiyacı üretiyor.
En azından Çeçen halkı
dünyanın onları unutmadığını bilmeli.
Son olarak, ilk Çeçen savaşından ziyade, Ruslar bilgileri tamamen
ellerinde tutmak istiyor gibi görünüyor.
Bu da Başkan Yeltsin ve
Başbakan Putin'in ülkelerinde
işgale karşı olan kimseyle karşılaşmayacakları anlamına geliyor.
Bu yüzden istedikleri gibi hareket edebilirler.
Şimdi bu durumun neden bir Terörle Mücadele
değil bir savaş olduğunu göreceğiz.
Girin!
Ben gidiyorum.
Üzgünüm.
Umarım sizi hayal kırıklığına uğratmadım.
Hayır, endişelenme.
Herkes kararına saygı duyuyor.
İyi şanslar.
Sana kapımız her zaman açık.
Hadji!
Benimle gel.
Oynamak istiyor musun?
Hemen gelirim, sen git.
Hadi!
Geçen gün için özür dilerim.
- Birazcık... - Hayır, hayır...
Bitkin haldeydim, burada olduğun için mutluyum.
- Bana özür dileme şansı veriyor. - Hayır gerçekten...
Bir çok konuda haklıydınız.
Ne söylemek istediğinizi anladım.
Sadece kendimi düşünüyordum.
Buraya aslında çok önemli bir karar aldığımı söylemek için geldim.
Size bahsettiğim çocuk için
koruyucu aile olma teklifi için geldim.
Resmi prosedürü uygulamak istiyorum.
Yardımcı olabilir misiniz?
Yani...
Nerede o?
Bahçede beni bekliyor.
Tamam, onu görebilir miyiz?
Elbette.
Hadji!
Hadji...
Sorun ne?
Hiçbir şey.
Merhaba Hadji.
Araban var mı?
Evet.
Benimle gelebilir misiniz?
Neden?
Açıklayacağım.
Tamam.
Bırak gitsin.
Hadi git!
Oraya!
Raissa!
Hadji!
Yürü!
Yürü!
Hay...
Lanet olsun neden çalışmıyor?
Bu da ne böyle?
Hay sikeyim, kapağı varmış.
İşte...
Hoşgeldiniz.
Büyük boktan bir ülkeye hoşgeldiniz...
Çeçenistan!
Pek bir şey olmuyor çünkü...
savaştan biraz sonra geldik.
Birilerini bulmaya çalışacağım.
Sonunda bir şeyler göreceksiniz.
Ne kadar boktan bir ülke.
Evet, orada bir şey var. Biraz yakınlaşacağız.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.