Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Anne! Anne iyi olacaksın!
Anne! Anne! Anne!
Bir şey olursa ben yaşayamam.
Hayır. Bir şey olmayacak ona.
Ben bu kadar da dayanamam diyordu.
Dediğim oldu. Ne oldu
anneme?
müştemilata geldi.
Güya bize yardım etmeye gelmişler ama o kadar çok
ezdiler ki bizi.
Söyledikleri annemi çok yaraladı.
Bütün bunlar başımıza senin yüzünden geldi abla.
Niye bakıyorsun öyle?
Merve tamam.
Şimdi sırası değil.
Her şeyi çok biliyormuş gibi konuşup duruyorsun.
Kararlar veriyorsun ama aldığın karar annemi öldürüyor. Bizi öldürüyor sen
farkında değilsin.
Peki şimdi ne olacak abla?
ne olacak?
O cehenneme geri dönünce tekrar yaşanmayacak mı bunlar?
Merve yeter!
Bu ne ses kardeşim ya?
Biraz sessiz ol.
Hastane burası.
Başka çarem yoktu ki Merve.
Benim yerimde olsan sen ne yapardın? En azından bu yolu tercih etmezdim.
Böyle yaşayacağımıza ölelim daha iyi.
Bizi çağırmışsın anne. Evet çocuklar.
Sizinle konuşacaklarım var.
Bakın çocuklarım.
Aile olmak demek, birbirine sahip çıkmak, birbirinden razı olmak
demektir.
Ben de sizden razıyım Yusuf.
Nikahınız hayırlı olsun.
Halil.
Durum ne? Ne oldu?
Acilde.
Doktorlardan haber bekliyoruz.
Anladım.
Belli olunca haberdar edersin beni.
Bu yaşadıkların sana az bile Tülay.
O gün Ömer'i benim yanıma sen gönderdin.
Her şeyi sen planladın.
Biliyorum.
Senin derdin ne Songül? Tülay'a neden not gönderdin görüşmemiz lazım diye?
Çünkü onu anlatacaklarım var.
Ama belli ki kendisi gelmemiş seni göndermiş.
Ne oldu?
Korktu mu ki?
Tülay senden niye korksun? Seni tanımıyor bile.
Neyse ki göndermiş olduğun notu ondan önce ben buldum.
Öyle mi?
Belli ki Tülay Hanım'a ulaşmak için başka bir yol bulacağım.
Bu işin Tülay'la bir ilgisi yok.
Neden anlamak istemiyorsun Songül?
Onu korumak için böyle söylediğini biliyorum.
Eğer olmasaydı...
Eğer o aramıza girmeseydi biz seninle... Biz seninle ne Songül? Biz seninle
sadece iki kez görüştük.
Ve o iki görüşme senin nasıl bir insan olduğunu anlamama yetti.
Bunları sana Tülay söylüyor değil mi?
Biliyorum biliyorum.
Ama ben onunla yapacağımı çok iyi biliyorum.
Hiçbir şekilde görüşmeyeceksin Tülay'la.
Sana son kez söylüyorum.
Bizden uzak dur.
Benim başıma gelen her şeyden sensiz olmuşsun.
Umarım çıkamazsın o hastaneden.
Anne? Ne oldu? Sen böyle kabul etmiyorum falan diyordun. Yani
tabii... Bir şey demiyoruz da şaşırdım sadece.
Fikrimi değiştirdim kızım.
Birbirlerini seviyorlar. Bize de laf söylemek düşmez değil mi?
Oğlum ne zaman nasıl istiyorsanız evlen.
Kararımıza saygı duyduğun için sağ ol anne.
Ben çok teşekkür ederim bizi kırmadığınız için.
İzin verin elinizi öpeyim.
Sağ ol kızım.
O zaman biz Gülce ile hemen hazırlıklara başlayalım.
Başlayın tabii oğlum.
Hadi Gülce çıkalım biz.
Halletmemiz gereken bir sürü iş var.
Olur.
Müsaadenizle. Müsaade sizin kızım.
Anne. Ya ne oldu birden? Hani sen istemiyordun bu kızı? Ben oğlumu sokakta
bulmadım. Onun canı her şeyden kıymetli.
O ne demek anne?
Bana yan çiziyormuşsun gibi geliyor damat.
Sen ne yapıyorsun?
Bizim kızı oyalıyor musun yoksa?
Benim ağzımdan söz bir kere çıkar.
Ama zaman ver.
Annemin gönlünü alayım.
Ben zaman falan veremem.
Bak bu işten cayarsan...
Yani sonun fena olur.
Ya bu nikah kıyılır ya da sonuna katlanırsın.
Gülcan'ın aklına bu seferlik sana bir şey demiyor.
Ama bir daha benim mekanım o belindekiyle geldiğini görürsen...
Bacanak diye Sine'ye çekmem haberin olsun.
O ne demek ya? Bu nasıl bir tehdit?
Böyle zorla kız mı evlendirilir anne?
Sen de hemen kabul ediyorsun.
Ya oğlum yani Yusuf kızı seviyor. Abisi zorlamasa bile evlenecekti zaten.
Ama böyle apar topardı. Tamam.
Karıştırmayın.
Allah Allah.
Yani hem böylelikle gemiye de gitmemiş olur.
Yanımızda olur. Fena mı?
Lütfen bize iyi bir haber verin.
Nasıl annem?
Korkmayın Tülay Hanım ufak çaplı bir kalp spazmı geçirmiş. Ama toparlayacak
merak etmeyin.
Kalp spazmı mı?
Şimdi nasıl peki?
Şu an durumu gayet iyi. Ama daha sonrası için özenli olmak gerekiyor.
Öncelikle stresten uzak ve beslenmesine, sağlığına dikkat etmesi çok önemli.
Hemen taburcu olacak mı?
Madem iyi hemen çıkar değil mi?
Bugün kendisini biz burada ağırlayalım. Çünkü kalp krizi riski olduğu için.
Durumuna bakalım.
Dilerseniz yarın sabah taburcu edebiliriz.
Tabii dediğim gibi özellikle stresten bu dönemde çok uzak durması gerekiyor.
Peki başka bir sorun olur mu?
Kalıcı bir hasar falan?
Hayır başka bir sorun gözükmüyor.
Çok geçmiş olsun.
Yarın görüşmek üzere.
Stresten uzak dursun diyor. Nasıl olacaksa o.
Merve elimizden geleni yaparız.
Sen merak etme.
Ben biraz hava almaya çıkacağım.
Ablacığım farkındayım. Çok üzülüyorsun görüyorum.
Ama yapma.
Zeynep'e bu kadar yüklenme.
Ama hepsi onun suçu.
O aptal anlaşmayı kabul etmeseydi bunlar başımıza gelmeyecekti. Başka çaresi mi
vardı Merve?
Hem babaannemi kurtarmaya çalıştı. Hem de bize kalacak bir yer buldu işte.
Tamam Ne oldu?
Doktorla konuştuk az önce.
Kalp spazmı geçirmişim eğer.
Sen haklıydın.
Her şey... Benim yüzümden oldu.
Kendi beceriksizliğim yüzünden ailemi de sürükledin peşimden.
N'affettim anlarım.
Zeynep. Çok geçmiş olsun.
Çok üzüldüm.
Nasıl oldu anne?
Teşekkür ederim.
Kalp şu tazmı geçirdi ama şimdi daha iyi.
Tedbire maçlı bu gece hastanede tutacaklar.
Ama harap etme kendini böyle.
Toparlayacaktır kendini.
Bak her şey geçecek merak etme.
Annen de çok daha iyi olacak göreceksin.
Hadi gel içeri girelim beraber.
Kardeşlerini de yalnız bırakma.
Anne bak ben ne olursa olsun Yusuf'la evleneceğim. Başka hiçbir ihtimali kabul
etmiyorum tamam mı?
Kızım bir sakin ol.
Şehnaz arıyor.
Efendim Şehnaz?
Evet.
Peki Şehnaz tamam.
Ne diyor anne?
İşler iyice Arap saçına döndü.
Nevin sözünden dönmüş.
Yusuf o kızla evlenecekmiş. Ne?
Anne ne diyorsun?
Anne bak kendimi öldürürüm anne ben yaşayamam anne.
Anne bak bizim o işi bozmamız lazım.
Anne bir şey söyle ne yapacağız biz ne yapacağız?
Ne yapabiliriz ki kızım?
Tamam anne ben gidiyorum tamam mı? Biraz hava alacağım kendime geleceğim.
Ya Gülten konuşmadı bile böyle peki peki dedik kapattı yüzümü.
Osman bak bir şey yapmamız lazım yoksa bu ana kız bela olurlar benim başıma.
Hiçbir şey yapamayız Şeniz.
Annem kabul etti artık söz söylenmez bunun üzerine.
Yuh nereden çıktı ya bu Allah'ın cezası kız?
Ne yapacağım ben ya?
Tekrar çok geçmiş olsun.
Umarım anneniz en kısa sürede sağlığına kavuşur.
Sağ olun. İnşallah.
Zeynepciğim.
Yapabileceğim bir şey olursa lütfen çekinmeden söyle olur mu?
Siz de aynı şekilde.
Teşekkür ederiz.
Bir ihtiyaç yok.
Teşekkür ederim ziyaret ettiğiniz için de.
Abla.
Ben artık eve bırakayım seni.
Nasıl hissediyorsun kendini?
Daha iyi misin anne?
İyiyim merak etmeyin.
Anneciğim çok korkuttun bizi.
Korkma.
Korkmayın.
Geçti.
Ya sana bir şey olsaydı?
Ne yapardık biz?
Anne.
Özür dilerim.
Çok özür dilerim.
Hepsi benim yüzümden oldu.
Ama her şeyi yoluna koyacağım. Söz veriyorum.
Çok yorgunum.
Sonra konuşuruz.
Hastamızı yormayalım daha fazla. Müsaade edin de dinlensin.
Biz dışarıdayız.
Anne...
Bir
şeye ihtiyacın olursa... Kapının önündeyiz biz.
Halil, bak bu iş iyice çığırından çıkıyor. Çok fazla hırpalıyorsun kızı.
Meğer Zeynep yangın konusunda çok da haksız değilmiş.
Annesinin kaldıramayacağını düşündüğü için yapmış onu.
Bu beni ilgilendirmez abla.
Ama böyle olmaz Halil.
Gülhan sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Derdin ne senin ben anlayamıyorum.
Asıl ben sizi anlamıyorum.
Gerçekten. Kadın ölümden döndü. Ona bir şey olsa suçlusu biziz.
Bu aile bizim can düşmanımız.
O kadın ölse ancak arkasından bir keyif kahvesi içerim. Teyze nasıl laflar
bunlar? Bir insandan bahsediyoruz burada.
Onlar annene babana acıdı mı?
Gerçekten inanamıyorum size.
Yazık.
Artık seninle oturup bir konuşmamız gerekiyor Gülhan.
Benim çalışmam gerekiyor.
Ayten Hanımları müştemilata sen mi gönderdin teyze?
Böyle bir şey nasıl yaparsın?
Neden siz yapınca iyilik oluyor da ben Ayten'e ihtiyaçları var git bir yardım
et deyince kötülük oluyor Gülhan?
İyilik yapmak istedin öyle mi?
Buna inanmamı mı bekliyorsun teyze?
Sen ne yapmaya çalışıyorsun Gülhan?
Beni suçlu çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Ben neden öyle bir şey yapmaya çalışayım ki? Ben sadece... Uzatma o zaman.
Hak etmedikleri halde iyilik yaptığım için de suçlama beni.
Allah'ım sen Yusuf'a kolaylık ver.
Yüzümden çok büyük bir yükün altına girdi.
Her şey senin için ablam.
Ama nihayet çok yaklaştım sana.
Çok yaklaştım.
Nefes aldım.
Gökyüzüne baktığın yerdeyim.
Nihayet çok yakında kavuşacağız.
Çok yakında bulacağım seni.
Kavuşacağız.
Ne geziyorsun burada sen?
Sana Zümrüt'ü yalnız bırakma demedim mi?
Zümrüt Hanım ilaçlarını içti uyuyor. Benim de birkaç işim vardı da o yüzden
geldim.
Kusura bakmazsanız neden bu kadar önemli?
Kayınvalidem. Yaşlı ve çok hasta.
Doktora özellikle düzeninin bozulmaması gerektiğini söyledi.
Maalesef demansasız.
Zeynep burada yaşamayı babaannesi için kabul etti.
Soru sorma. Ne diyorsam onu yap. O kadın yalnız bırakılmayacak o kadar.
Şimdi gidiyorsun ve o kadını bir saniye bile yalnız bırakmıyorsun.
Tamam. Tabii tabii. Nasıl isterseniz.
Babaannem yalnız kaldı. Aklım onda.
Cemil yanında.
Senle abodayken aradım ben.
İyiymiş.
İlaçlarını almış uyuyormuş.
Babaannem iyi olsun diye uğraşırken az daha annemi kaybediyordum.
Herkes iyi olsun istiyorum ama hiçbir şeye yetişemiyorum abla.
Bir yeri düzeltiyorum. Diğer taraf bozuluyor.
Öptün senin gözyaşlarını da.
El ele vereceğiz.
Hepsini yeneceğiz tamam mı? Sen merak etme.
Sağ ol abla.
İyi ki varsın.
Sen...
Sen de iyi varsın.
Ben bir annem ol bakayım.
Dur dur.
Ben hallederim anneciğim.
Yorma kendini.
Rahat mısın, oldu mu?
Oldu, oldu. İyiyim.
Var mı benden istediğin bir şey?
Eski hayatımı istiyorum.
Yaşanan olaya birebir şahit oldum.
İfade vermek istiyorum.
Burada buradasın.
Güvendesin artık.
Sakın korkma.
Ben yanındayken sana hiçbir şey olmaz.
Başka bir şey lazım mıydı Zeynep Hanım?
Yok Cemil sağ olun.
Ben size bir taksi çağırayım o zaman.
Ben hallettim gerek yok.
Tamam. Hadi sen gir içeri.
Var mı benden istediğin bir şey?
Eski hayatımı istiyorum.
Senin ne işin var bu saatte burada?
Ne oldu?
Annen.
O nerede?
Hastanede. Ben birkaç şey almaya geldim.
Anne bir şey olursa kendimi asla affedemem.
Asla.
Tamam.
Sakin ol.
Olamıyorum.
Elimde değil olamıyorum.
Benim yüzümden oldu.
Nasıl göremedim?
Nasıl?
Annemin bu kadar etkilendiğini, bu kadar kahrolduğunu nasıl fark edemedim ben?
Tamam yeter artık.
Ağlama artık.
Niye?
Burada da mı ağlamak yasak?
Hayır.
Ben istiyorum diye değil.
Ailen için.
Onlara destek olmak için güçlü olmalısın.
Şimdi silkelen kendine gel.
Toparlan.
Hastaneye döndüğün zaman ailen seni böyle görmesin.
Teşekkür ederim.
Ben gideyim artık.
Nasıl döneceksin bu saatte?
Taksi çağırdım gelir birazdan.
Allah Allah.
Ya nereye gitti bunlar?
Ay tabii ya.
Hepsi konakta.
Ben niye geldim ki buraya?
Ay ben de gideyim. Merak ederler şimdi. Hemen konağa gideyim.
Bunak kadın yine ortalıklarda geziniyor.
Halil görecek şimdi.
Of Cemil of sana şu kadını yalnız bırakma dedim ahmak!
Ömer değil mi o?
Vallahi o.
Ne yapıyorsun sen burada?
Ömer'e gidiyorum.
Ömer değil mi o? Değil Ömer. Ömer daha gelmedi. Sen şimdi müştemilata git. Ömer
gelince ben seni yanına getireceğim. Tamam mı?
Getirirsin değil mi?
Ay çok özledim bunu.
Evin tadilat işi bitmedi mi daha?
Ne zaman geçeceğiz evimize?
Ya sabır, ya sabır.
Cemil sen neredesin?
Çok özür dilerim. Sana bir dönmez. Sana kadını bir saniye bile yalnız bırakma
demedim mi?
Ben şey... Sana güvenende kabahat. Çekil önümden. Ben müştemilatı götürüyorum.
Git yiyecek bir şeyler getir.
Dur. Dur diyorum.
Ömer'ime de yemek hazırlasınlar.
Aç gelir şimdi o.
Yürü. Yürü.
Çekiştirme.
Anneciğim ben geleceğim hemen.
Abla ben ödemeyi yapıp hemen geleceğim.
Nasıl halledeceksin?
Bilmiyorum.
Ama halledeceğim bir şekilde.
Sen de çık hadi annemleri yalnız bırakma.
Kolay gelsin. Teşekkürler. Buyurun.
Tülay Aslanlı'nın ödemesini yapacaktım.
Toplam ücreti öğrenebilir miyim?
Tabii bakıyorum hemen.
Dökümü yapmıştım zaten. Şu en altta yazıyor total ödeme miktarı.
Şey...
Taksitlendirme yapabiliyor musunuz?
Normalde yapmıyoruz ama rahmetli Ömer Bey bizim için bir hatırı var.
Sizin için bir ödeme planı oluşturabiliriz. Alayım ben onu.
Çok teşekkür ederim.
Allah'ım nasıl yapacağım?
Nasıl öderim ben bu kadar parayı?
Taksisi bile ödemek çok zor olacak.
Zeynep! Hadi gel, seni bekliyoruz.
Niye edip kalkıyorsun beni sen? Kimsin?
Son gülsün sen.
Ne işin var senin burada?
Ömer sana peşimizi bırak.
Tülay'ı rahatsız etme demedim mi?
Evleniyor onlar.
Evleniyor.
Bırak peşimizi.
Git. Sus.
Sus.
Tülay olmasaydı her şey çok başka olacaktı.
Boşuna kandırıyorsun kendini.
Ben her şeyi çok iyi hatırlıyorum.
Artık bize zarar veremeyeceksin.
Gidip her şeyi herkese anlatacağım.
Hele bir çık buradan.
Hele dışarı adımını at.
Baksana!
Ömer gelsin söyleyeceğim seni ona.
Biz ahlaksız.
Bir de bana ev kaldırıyor.
Cemil! Buyurun Songül Hanım. Bu kadın kesinlikle dışarı çıkmayacak.
Kapıda nöbet tutacaksın.
Anladın mı beni? Bir daha asla yalnız bırakmayacaksın.
Tamam ama neden bu? Sana ne Cemil?
Sen sadece benim dediklerimi yap. Bir an bile yalnız bırakma.
Ve sakın benim emirlerimi sorgulama.
Tamam özür dilerim bir daha olmaz.
Olmasın. Yoksa kendini kapının önünde bulursun.
Allah razı olsun. Ay canım hoş geldin, sağ ol.
Müsaadenizle.
Görüşürüz.
Ozan, ozan gözen geldi, gözen geldi, gözen geldi. Senin canına okuyacağım
Şehiraz.
Canım koçum.
Canım koçum. Hoş geldiniz, hoş geldiniz, hoş geldiniz, hoş geldiniz. Buyurun
geçin. Geçin, geçin.
Bu gelinliği böyle giyeceğin için sana aklına gelir miydi ya?
Sana kavuşabileyim diye ablacığım.
Bütün bunlar senin için değil mi zaten?
Anne iyi misin?
Değilim Zeynep.
Hastanede gözümü açtığında da bu yüzden sevinemedim.
Sonunda yine buraya geleceğiz diye.
Anne ne olur deme öyle.
Biz ne zaman kurtulacağız buradan Zeynep?
Hoş geldiniz. Geçmiş olsun Tülay Hanım.
İçerideki odaya yatak getirdim hazırladım.
Tülay Hanım hastaneden gelince rahat etsin istedim.
Zümrüt Hanım da ilaçlayan işte uyuyor.
Sağ ol Cemil.
Her şey için.
Ne demek.
Ben artık şu odamın yanına bir gideyim.
Ne ceza kesecek acaba?
Ne bekliyorsun Cemil?
İki yatak getirdin diye hepimizden tek tek teşekkür mü bekliyorsun?
Ne cezası bu yine? Ne oldu ki?
Ben şu yangın olayını üzerime aldım.
O yüzden ceza verecek bana.
İyi de yangını sen çıkarmadın ki. Niye ben yaptım dedin?
Abla ben bu adamla daha fazla tartışmak istemiyorum.
Her halükarda ben suçlu olacağım zaten.
Zeynep Hanım, Zümrüt Hanım'ın akşam alacağı ilaçları hazırladım ben.
Kendisi de uyuyor zaten, daha uyanmadı.
Başka bir isteğiniz yoksa gideyim ben.
Yok, sağ ol Cemil. Tamam.
Siz de daha fazla üzülmeyin.
İnşallah.
Zeynep, bence konuş bir adamla. Ben yapmadım de.
Gerek yok abla.
İnanmayacak zaten.
Neyse cezamı çekerim.
Ama bana daha fazla iş verirse senin yükün çok ağırlaşacak.
Anneme de senin bakman gerekecek.
Ben annemle ilgilenmem gerek deyip süre isteyeyim.
Gerçi pek ümidim yok da.
Bir konuş.
Belli olmaz.
Belki insafa gelir.
Gidip bir an önce konuşayım o zaman.
İyi misin anneciğim?
Bir şeye ihtiyacın var mı?
İstemiyorum hiçbir şey sağ ol.
Cemil çıktı değil mi?
Çıktı çıktı rahat ol.
Bir üzerimi değiştireyim uzanayım ben de.
Yoruldum.
Merve, Selma.
Ya geldiniz mi?
Geldik babaanne.
Ben gidip uydurayım bir şeyler de sorup durmasın.
Hemen geleceğim anne.
Tamam kızım.
Uyuyup kalmışım. Duymadım geldiğinizi.
Neredeydiniz?
Biz bunları hak edecek ne yaptık?
Yusuf.
Oğlum maşallah sana.
Annem, güzel oğlum.
Allah hep böyle güzel ilgimlerini göstersin bana.
Bugününü gördüm ya, şükürler olsun Rabbime.
Oğlum, bu kızın abisinden başka kimse yok mu düğüne gelecek?
Babası var ama gelemiyor.
Solan'a rahatsızlanmış.
Allah Allah.
Yani insanın düğününe hiç hısma akrabası gelmez mi?
Abisi baskıcı ya biraz.
Kimseyle görüştürmüyor kızı.
Arkadaşlara falan da bağ kopmuş.
Yani var ya seni tanımasam oğlum.
Bu işte bir iş var derdim ama.
Neyse.
Kolay gelsin.
Sağ ol teyze.
Tülaylar gelmiş.
Cemile sordum.
Bir şey yokmuş, iyiymiş.
Boşu başına ortalığı birbirine kattılar.
Neyse.
Tantana bittiğine göre artık asıl meseleye gelebiliriz.
Hangi mesele?
Çıkarttıkların yangını diyorum.
Böldüm kusura bakmayın.
Gel.
Ben sizinle bir şey konuşacaktım ama müsait değilseniz. Müsaitiz.
Benim sizden bir ricam olacak.
Söyle.
Benim annemle ilgilenmem lazım birkaç gün.
Hastaneden yeni geldi.
Bakıma ihtiyacı var.
Yapmam gereken neyse onu biraz ertelemenizi rica edeceğim.
Teşekkür ederim.
Halil, senin... Sen çıkabilirsin.
Aslında benim bir ricam daha olacak.
Dinliyorum.
Var mı benden istediğin bir şey?
Eski hayatımı istiyorum.
Söyle.
Lütfen artık annemden de kardeşimden de bir şey istemeyin.
Her şeyin sorumlusu benim. Ben ilgilenirim her şeyle.
Eh!
Yeter ama bu ne hadsizlik?
Bir hasta oldunuz, istek listesi yaptınız.
Ne zannediyorsunuz siz kendinizi? İnsan biraz yerini bilir.
Değil mi Halil?
Müsaadenizle.
Tülay da, Merve de çalışacak Halil. O kızın dediği olmayacak.
Hadsizlere bak sen.
Yakında bunlar hiç çalışmayalım da derler.
Babaannem yattı mı yine?
Evet.
Annemle Merve de içerideler.
Sen ne yaptın?
Konuşabildin mi o adamla?
İlginç bir şekilde cezayı erteledi.
Ama çalışmaya devam edeceğim.
Anneme nasıl vakit ayıracağım onu bilmiyorum.
Ben bakarım anneme. Sen üzülme.
Her şey için çok üzgünüm Zeynep.
Konuşabilir miyiz?
Bizden eksik için.
Kim?
Zeynep.
Ne oldu?
Halil Bey seni çağırıyor.
Geliyorum.
Allah Allah.
Yine niye çağırıyor ki?
Bilmiyorum öğreniriz şimdi.
Gel!
Beni çağırmışsınız.
Bundan böyle annenle kardeşin
gelen
misafirlerin karşısına hizmet etmeye çıkmayacaklar.
Evet.
Evet.
Evet.
Çok teşekkür ederim.
Çıkın dışarı!
Sen ne yapıyorsun Halil?
Büyük bir ceza vereceğin yerde sen neredeyse onu ödüllendiriyorsun.
Anlayamıyorum seni.
Neden acıyorsun bu insanlara? Neden hak ettikleri gibi davranmıyorsun?
Aytel Hanımları müştemilata sen mi gönderdin teyze?
Böyle bir şey nasıl yaparsın?
Neden siz yapınca iyilik oluyor da ben Ayten'e ihtiyaçları var git bir yardım
et deyince kötülük oluyor Gülhan?
İyilik yapmak istedin öyle mi?
Buna inanmamı mı bekliyorsun teyze?
Bir daha bana sormadan hiçbir şey yapmayacaksın teyze.
Sen buraya neden geldiğimizi tamamen unutmuşsun.
O insanları ısrarla bu evde tutmanın nedenini anlayamıyordum. Ama belli oldu.
Sen intikamından vazgeçmişsin. Ben hiçbir şeyden vazgeçmedim.
Ama bir daha kafana göre hareket etmeyeceksin.
Bugüne kadar her şeyi ben idare ettim.
Bundan sonra da öyle olacak.
Merhametine yenilecek.
Bu kızdan etkileniyor.
Bunlar hiç ayrı alamet değil.
Bu merhameti yok etmek için yıllarımı verdim ben.
Zeynep Aslan'la iki gözyaşı döktü. Halil'in duvarları sarsıldı.
Buraya hiç getirmeyecekti onları.
Bir an önce onları buradan def etmeliyim.
Aslanla ailesi buradan def olup gitmeli.
Bir şey mi diyecektin?
Yok, yok bir şey.
Hadi gidelim. Bizi bekliyorlar.
Nasılsın anneciğim? Bir şeye ihtiyacın var mı?
İyiyim. Bir şeye ihtiyacım yok.
Zeynep nerede?
Halil Bey çağırınca gitmek zorunda kaldı.
Size harika bir haberim var.
Anneciğim, Merve.
Bundan sonra konağa gelen misafirlere hizmet etmeyeceksiniz.
Sahi mi diyorsun?
Oh Allah'ım çok şükür.
Bu saatten sonra ne önemi var ki? Bütün kasaba hizmetçi olduğumuzu biliyor.
Geçmiş olsun.
Annemin yanında biraz sakin konuşur musun?
Üzüyorsun kadını.
Bilmiyor sanki. Tamam Merve.
Bundan sonra çiftliğin dışındakilerin karşısına çıkmayacaksınız işte.
Bütün sorumluluğu üstüme aldım. Bitti gitti.
Keşke şunu en başından beri yapabilseydin.
Hayrola?
Ne oldu kızı?
Bir şey olduğu yok.
Sultanım ne olacak?
Hadi gel biz seninle bahçeye hava almaya çıkalım.
Geliyorlar.
Senin yanında sadece ben olabilirim Yusuf.
Sadece ben.
Hatırlıyor musun şu ağacı?
Hatırlıyorum tabii.
Bir keresinde bir ot bulup getirip illa bunu ekelim meyve versin diye
tutturmuştun. Seni ikna edememiştik.
Hiç de inatçı değilimdir aslında ama nasıl olmuşsa.
Çok sonradan anlamıştım benim getirdiğim ot yerine erik fidesi diktiğiniz.
Şu hale bak.
Maşallah keyifleri pek yerinde.
Daha fazla dayanamayacağım artık.
Gel.
Abla. Halil.
Verdiğin karar beni çok mutlu etti.
İşte tam benim merhametli, vicdanlı kardeşime göre bir hareket.
Tülay Hanım da çok rahatlamıştır tabii.
Sen bunlarla uğraşırken de hiç ağzından laf alınmaz.
Neyse, ben rahatsız etmeyeyim seni.
Kolay gelsin sana.
Annenle kardeşin...
gelen misafirlerin
karşısına... hizmet etmeye çıkmayacaklar.
Halil.
Kahve ister misin?
Kendime söyleyeceğim, sana da isteyeyim.
Sağ ol teyze, istemiyorum.
Demin bahçede Zeynep Hanım'ı gördüm.
İzni'nin keyfini çıkarıyordu.
Halil, sen...
Zahide Fırat'ın oğlusun. Merhamet senin kanında var ama sen bu kıza ceza
vermedikçe cesaretleniyor gibi geldi bana.
Teyze artık bu konuyu kapatsak mı?
Nasıl kapatacağız Halil? Bu kız evi yakmaya kalktı. Hem de biz içindeyken.
Kim bilir daha nelere cesaret edecek?
Teyze konu kapandı. Nasıl yani?
Yaptıklarından sonra ceza vermeyecek misin?
Bedenini ödetmeyecek misin?
Gel. Halil Bey.
Benim sizinle çok önemli bir şey konuşmam gerek.
Yangını ben çıkarttım.
Ne dedin sen?
Ben yaptım. Yangını ben çıkarttım.
Özür dilerim.
Birisine zarar vermek için yapmadım ama.
Zeynep'i korumak için mi?
Hayır, hayır.
Zeynep Hanım gerçekten masum.
Asıl o beni korumak için susuyor.
Dayanamadım.
Tülay Hanımların o halini görünce.
Üstüme vazife değil biliyorum ama işte... Beni kovarsanız kimseye bir şey
söylemem. Kendim ayrıldım derim.
Ama ne olursunuz benim bugün buraya geldiğimi, bunları size söylediğimi
Zeynep Hanım'a söylemeyin.
Benim yüzümden vicdan azabı şeklesin.
Kalbim pırlanta gibidir onun.
Bir de benim yüküm omuzlarına binmesin.
O masum.
Çalışan ne deyin patronuna sadık olur.
Sebebi ne olursa olsun.
Birini korumak için bile olsa yaptığın büyük yanlış.
Bundan kimsenin haberi olmayacak.
Hadi işinin başına.
Yangını o çıkarmadı.
Ne?
Nereden biliyorsun?
Mesele kapandı.
Herkes işine baksın.
Bu çocuğa ne oluyor anlamıyorum.
Bu kızdan etkileniyor mu yoksa?
Eğer öyleyse her şey mahvolur.
Değerli misafirler, komşularımız, kardeşimin bu mutlu gününe hepiniz hoş
geldiniz.
Benim bir lavaboya gitmem lazım.
Kızım nikah bittikten hemen sonra ikramlıkları dağıtsınlar mutfaktakilere
söyle. Tamam mı? Kimse bir şey yemeden gitmesin. Tamam anneciğim.
Gitmez yani. Kimse yemeden gitmez. Merak etmesin.
Koca evde bir ben zaten.
Başka kimse yok ki yalnız.
Şeyh Naz!
Gülten abla.
Senin burada ne işin var?
Yürü.
Yürü konuşacağız seninle. İçeride, içeride insanlar.
Rahat mısın?
Rahatım yavrum benim.
Ben sana yiyecek bir şeyler getireyim.
Ben gelene kadar buradan ayrılma olur mu sultanım? Hemen geleceğim. Tamam.
Bu annemin çorbasını yapabildin mi?
Yaptım kuzum.
Birazdan pişer. Bekle azıcık.
Mis gibi olmuş. Ellerine sağlık.
Annemler nerede?
Annem çok sıkıldı.
Merve ile arkadaki koruya gittiler. Biraz yürüyüp gelirler.
Ama annemin kendini yormaması lazım. Niye çıktılar ki şimdi?
Merak etme.
Merve de ne yapılması gerektiğini biliyor.
Dikkat eder.
Sen öyle diyorsan.
Kuzucuğum.
Halil Bey'i ikna etmen annemler için çok önemliydi.
Hepimizi çok büyük bir dertten kurtardın.
Sen Merve'nin abuk sabuk laflarına bakma lütfen.
Ben ona kızmıyorum aslında.
Daha çok genç.
Hayatı tepetaklak oldu.
Ne düşüneceğini bununla nasıl başa çıkacağını bilmiyor ki.
Bundan böyle... Annenle
kardeşin... Gelen
misafirlerin karşısına... Hizmet etmeye çıkmayacaklar.
Ne düşünüyorsun?
Hiç.
Sana bir şey diyeyim mi?
Halil Bey'in buna ikna olmamasını hala aklım almıyor.
Yani onun gibi bir adam.
Çok şaşkınım.
Ben de.
O ilginç bir adam.
Ne düşündüğünü kestiremiyorum.
Tahmin edilmez tavırları beni bazen ürkütüyor.
Annenin başına gelenleri duydum. Çok üzüldüm. Sizin için yapabileceğim bir
şey var mı?
Terbiyesiz. Neyin peşindesin acaba?
Ne oldu?
Kim o?
Bülent bir şeylerin peşinde yine kurcalayıp duruyor.
Aman bırak cevap verme.
Yazar yazar bakar cevap yok.
Bırakır peşine.
Umarım öyle olur.
Çorba hazır.
Yusuf Suna'yı seviyordu.
Hale bak.
Yusuf'un düğünündeyiz ama gelin Suna değil.
Onun gözünden akan her damla yaş için dünyaları yakarım ben.
Şimdi ben sana ne diyeyim?
Söyle bakayım Şehnaz.
Ama sen beni bir dinlesen.
Şimdi sen beni dinleyeceksin.
Madem benim kızımı boş hayallerle kandırdın.
Ne yap et o Yusuf'u o kızdan ayır Sunay'la evlendir.
Yoksa yaptıklarını bir bir mahalleye anlatır seni iki
paralık ederim.
Gör o zaman ondan sonra neler oluyor Şehnaz Hanım.
Hadi bakalım gelin hanım! Seni hak ettiğin yere göndereceğim!
Gelin hanım!
Teşekkür ederim.
İzin verirseniz aşağı ineceğim.
Tabii.
Annen burada olduğumuzu duyarsa çıldırır. Bir an önce eve gitmeliyiz.
Bir daha sakın işime burnunu sokma Feriha. Duydun mu?
Bak seni mahvederim.
Bana...
Çay getirir misin?
Çalışma odandır.
Hemen.
Prenses gelmiş.
Bu ne şeref?
Kim o?
Halil Bey'e.
Çayı al, su götürsün.
Sen bana kahve yap.
Alayım canım.
Gel.
Çayınız. Çay istememiş miydiniz?
Ben görevi kime verdiysem o yapacak.
Afiyet olsun.
Su ver.
Halil bey görevi kime verdiyse o yapacak dedi.
Tamam ben hallederim.
Gerekli incelemeler yapıldı.
Evlenmenize mani bir durum olmadığı anlaşıldı.
Ne işiniz var sizin burada?
Siz Ademoğlu Yusuf Çelik.
İyi günde kötü günde.
Hastalıkta ve sağlıkta Hakkı kızı Gülce Dönmez'i eşiniz olarak kabul ediyor
musunuz?
Evet.
Siz, Hakkı kızı güce dönmez, Ademoğlu Yusuf Çevik'i iyi günde kötü günde,
hastalıkta ve sağlıkta eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?
Evet.
Sizler de şahitmişsiniz. Şahidiz.
Ben de belediye başkanımızın bana vermiş olduğu yetkiyle sizleri karı koca ilan
ediyorum. Hayırlı uğurlu olsun.
Buyurunuz. Ben de nikah cüzdanınızı gelin hanıma memnun ediyorum.
Teşekkürler. Gelini öpebilirsin.
Gel.
Çayınız.
Bundan sonra sana verdiğim görevi başkasına devretmeyeceksin.
Ben aslında Songül Hanım...
Sebebi her ne olursa olsun.
Şurada bir dosya olacak.
Getirebilir misin?
Tabii.
Hangisi? Soldan...
İkinci olması lazım üst tarafta.
Bu mu?
Şu.
Halil'in Aslan'la ailesi konusunda biraz olsun rahatlaması beni çok mutlu ediyor.
Zeynep'in yangın konusunda masum olması, annesinin hastalığı falan derken, Halil
bayağı etkilendi bence.
O kadar umutlu olma hayatım. Halil yılların intikamından kolay kolay
vazgeçmez.
Teyzem de vazgeçmemesi için her şeyi yapıyor zaten.
Her an patlamaya hazır bomba gibi.
Bu sofranın hali ne böyle?
Bu peçeteler ne böyle kırış kırış?
Değiştirin hemen.
Böyle olmaz ki.
Hayırdır teyze?
Şu sofranın halini görmüyor musun?
Bak.
Senin tabağının peçetesi kırışmış.
Bu zeytinyağlara da kaşık konmamış.
Asu.
Çorba servisimi sen yap.
Bu beceremez şimdi.
Sen de zeytinyağlara servis kaşığı getir.
Ne kadar kıt akıllısın. Bu zeytinyağların kaşığı nerede?
Affedersiniz.
Biliyorum endişelisin ama korkma. Geceyi beraber geçirmeyeceğiz.
Ben... Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum.
Yaptığın her şey için öyle minnettarım ki.
Yüzüme bak.
Suna'nın başından ayrılmayacaksın demedi mi ben sana?
Ne işi vardı onun orada?
Asu, sen bırak. Onları da Zeynep servis etsin.
Teşekkür ederim.
Pardon. İyi misiniz?
Ne kadar beceriksizsin. Bir şeyi de düzgün yap.
Ne o? Ne bakıyorsun?
Özür dilerim efendim diyeceksin.
Teyze.
Yanlışlıkla oldu..
Kusura bakmayın temizlerim
hemen..
Önemli değil.
Ben hallederim.
Bırak. Çekil.
İyice bulaştırdın. Git mutfağı işlerini hallet.
Becerebilirsen tabii.
Üstümü değiştireceğim.
Bunlar da var ya, bir garip ha?
Çok seviyoruz biz birbirimizi, öyle evleneceğiz diye tutturdular.
Fotoğraf çekirken öyle el ele bile tutuşamadılar.
Araba farı görmüş öyle tavşan gibi baktılar yani.
Çok enteresan.
Sana da garip gelmiyor mu Osman?
Neyse.
Göreceğiz bakalım.
Kimmiş bu Gülcan'ım? Neymiş ne değilmiş?
Ne var? Ne istiyorsun?
Halil denen o adama artık hesap sorma vakti geldi.
Sana, bana ve ailene bu şekilde davranmasına izin vermeyeceğim.
Sen ne demek istiyorsun Bülent?
Ne var aklında?
Bunu ancak benimle buluştuğunda öğrenebilirsin.
Telefonla söyleyemem. Yine neyin peşindesin?
Yarın sabah buluşabiliriz. Şimdi kapatmam lazım.
Bu adamın ne yapmaya çalıştığını öğrenmem lazım.
Tülay Hanım'ın tedavi gördüğü hastaneye gittim.
Masrafları için Zeynep'e senet düzenlemişler.
Dediğin gibi.
Borcunu kapattım, senetleri aldım.
Hepsi burada.
Güzel.
Demek Zeynep doğruyu söylüyormuş ha?
Cemil'i korumak için suçun üstünü almış.
Gerçekten ilginç.
Zeynep bizi şaşırtmaya devam ediyor değil mi Halil?
Bir kere iyilik yaptı diye geçmişte yaptığı kötülükler silinmez herhalde.
Gel.
Afiyet olsun.
Bir şey mi vardı?
Kasabada halletmem gereken önemli bir işim vardı.
İzin isteyecektim sizden.
Ne işiymiş o?
Çok uzamaz, küçük bir iş.
Git hallet.
Ama geç kalma vaktinde burada ol. İşinin başında ol.
Teşekkür ederim.
Kardeşim hayırdır?
Artık izinle mi veriyorsun?
Az laf çok iş.
Verin.
Tamam tamam.
Bir şey demedim.
Ben artık gideyim.
Önemli değil.
Ben hallederim.
Bakalım ne işler çeviriyorsun.
Merhaba.
Affedersiniz.
Ben sizi korkutmak istememiştim.
İyi misiniz?
İyiyim iyiyim.
Dalmışım da. Çok geçmiş olsun.
Annenizi duydum.
Şimdi nasıl?
Daha iyi mi?
Çok şükür.
Dinleniyor. Peki... Siz nasılsınız?
Ben mi?
Teşekkür ederim.
Sevindim.
Bu arada ben kendimi tanıtayım.
Bir türlü fırsat olmadı.
Eren ben.
Halil Fırat'ın yardımcısıyım.
Memnun oldum.
Ben de Selma.
Ben de memnun oldum.
Bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen çekinmeden söyleyin olur mu?
Peki. Teşekkürler.
Bu benim kartım.
Bulunsun.
Teşekkür ederim.
Görüşmek üzere.
Sana karşı büyük bir hata yaptım Zeynep biliyorum.
Özür dilerim.
Başında Halil Fırat gibi bir bela varken bir de ben dert oldum sana.
Sorun yok Bülent.
Ben unuttum. Sen de unut gitsin.
Sana bir şey soracağım.
Onun canını yakmak istemez misin Halil Fırat'ın?
Bir planım var.
Tamam dersen hemen uygulamaya geçeriz. Gör bak içimiz nasıl soğuyacak. Hem o
adam her şeyinizi elinizden aldı.
Evinizi, yaşamınızı, şimdi de annenin hastalanması. Onun yüzünden biliyorum.
Ona karşı hırslı olmaman mümkün değil.
Seni küçük yılan!
Ne diyorsun?
Var mısın Halil Fırat'tan intikam almaya?
Aklında her ne varsa ben yokum Bülent.
Sana tavsiyem sen de bu işin peşini bırak.
Sen onu tanımıyorsun.
O çok güçlü bir adam.
Bırak onunla intikam almayı doğduğuna pişman edersin.
Bak bu işin sonunda zararlı çıkan sen olursun. Vazgeç.
Vay.
Bakıyorum da celladına hayran olmuşsun sen. Asla.
Dediklerime kulak ver.
Sonunda olan sana olur.
Bir intikam uğruna hayatını alt üst etme.
O adama yaptığın ters bir hareket sana on katı geri döner.
Haklısın.
Ben bu adamı hiç tanımıyorum.
Dediklerini düşüneceğim.
Benim artık gitmem lazım.
Peki.
Teşekkürler geldiğin için.
Sen de dikkat et kendine.
Lütfen yanlış bir şey yapmaya kalkma.
Umarım korkmuştur. Zarar vermeye kalkmaz ona.
Arı yok.
Ay yok şekerim.
Valla. Çıt çıkmıyor ya içeriden.
Ne oldu kızım?
Bitti.
Kemiklerim koptu.
Yenge. Bir şeyin var mı?
Yusuf.
Senin ne işin var o odada?
Nereden çıktın sen?
Ben sana her zaman çok saygı duydum Halil. Ama sen son günlerde beni hiç
dinlemiyorsun.
Nereye varmaya çalışıyorsun teyzem?
Yüreğindeki merhamet çok kıymetli bunu biliyorum. Ama bu merhamet senin
gerçekleri görmene engel oluyor.
Ben bugüne kadar sana gerçekleri göstermeyi kendime görebildim. Ve bundan
sonra da böyle olacak.
Hangi gerçeklerden bahsediyorsun?
Ne bu?
Bak.
Sözüm ona bu adam taciz ediyordu değil mi Zeynep'e?
Sen bu kızı kurtarmak için karakolluk oldun.
Ama... Zeynep denen yılan Bülent'le zaten görüşüyormuş.
Hem de gizli kapaklı.
Şu hale bak.
Gözlerden uzakta muhabbetteler.
Sen bu kızı kurtarmak için karakolluk oldun.
Meğer o adamla gizli gizli buluşuyorlarmış.
Bu karakol olayının üstüne buluşmaları biraz anormal değil mi?
Arkandan iş çevirdikleri apaçık meydanda konuşmalarını görseydin.
Böyle baş başa vermişler, samimi samimi.
Halil, bu beni çok tedirgin ediyor.
Kesin senin hakkında bir plan yapıyorlar.
Halil, söylediklerimi duymuyor musun?
O kıza bunun hesabını soracaksın herhalde değil mi?
Teyze, benim biraz işim var.
Müsaade eder misin?
Nasıl inandım sana?
Nasıl?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.