Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yahu hata makinede deǧil.
Biri bilgisayara yanlış komut girmiş, ondan kutulara böyle daǧıtmış.
Oǧlum, kim yanlış komut girecek?
Bilgisayara bizden başkası dokunmuyor.
Ne bileyim?
Seyfettin.
Seyfettin bak, geldi Seyfettin konuşacaǧım diye.
Stres dedi, düǧün dedi, nişan dedi.
Eli kolu durmadı, işte bak, bozdu. Bozdu, makineyi bozdu.
Seyfettin, ulan Seyfettin ben seni var ya.
Tabii bravo!
Tamam, Seyfettin.
Günah keçisi de bulundu arkadaşlar.
İş Seyfettin'e yıkıldı. Hadi geçmiş olsun.
-Sen ne diyorsun oǧlum? -Bana bak, onu da kutulara doldurun.
Meşhur makinenizden onu da bölüştürün.
Siz çok güzel bölüştürüyorsunuz hani, deǧil mi? Çok iyi, deǧil mi?
Bölüştürüyorsunuz hani, doldurun daǧıtın.
- Arkadaşlar. - Daǧıtın hadi.
Arkadaşlar, ne yapıyorsunuz?
Sefer Başkan, bak şu kutuların hâline bak.
Ellerimiz böǧrümüzde kaldı Sefer abi.
Kırmızı etlerimiz yalan oldu.
Abi, Allah aşkına bak, koskoca kutudan bir parça yaǧ çıktı.
Al işte, bütün etler benim kutuda.
Bana da hep yaǧlı tarafından denk geldi başkanım.
Benimki de üç kilo eksik.
Abi, abi biz bir hata yaptık.
Yani bir sıkıntı çıktı, makinada bir hata oldu işte.
Geri almanın da bir yolu yok şu anda.
Arkadaşlar, bir sakin olun.
Bakın, ben her şey adına sizden özür diliyorum.
Bir şekilde söz tamam, bunu telafi edeceǧiz.
Bütün zararınızı karşılayacaǧım ben, tamam mı?
Yeter!
Yeter artık.
Kurban demek bu mu demek?
Kiloyla mı ölçeceksiniz kestiklerinizi?
Allah'ın rızasını kaç kiloyla ölçeceksiniz?
Konuştuǧunuz etler, kurban eti.
Pazarlıǧını yaptıǧınız et, kurban eti.
Beǧenmediǧiniz, burun kıvırdıǧınız et, kurban eti.
Hepiniz kasaplıǧa başladınız da benim mi haberim yok?
Bunun niyeti, bunun ihlası, bunun ibadeti nerede?
Bunun samimiyeti nerede?
Kiminiz küs, kiminiz sevgisiz, kiminizi kan bürümüş etin peşinde.
Kurban bu mu?
Mânâyı unuttuk mu?
Bu etlerin, bu kurbanların mânâsını unuttuk mu?
Kurban yakınlaşmak demekti.
Kulun, Allah'a yakınlaşması.
Varsılın yoksula, kardeşin kardeşe, komşunun komşuya, insanın insana.
Ama görüyorum ki siz ibadeti incittiniz.
Samimiyeti incittiniz.
Takvayı incittiniz.
Kurbanı incittiniz.
İnsan, hevasını hevesini kurban etmeden...
...insan olur mu?
İnsan, hırslarını, ihtiraslarını...
...kıskançlıklarını kurban etmeden kestiǧi kurban olur mu?
Bekleyeni vardır her bayramın.
Bekleyeni vardır her kurbanın.
Bekleyeni vardır paylaşmanın...
...kaynaşmanın, yakınlaşmanın.
Maddeyi bırakmadan mânâ bulunmaz.
Canı terk etmeden ruha varılmaz.
Kurban bir yoldur.
Etten, kandan öte bir yol.
Samimiyete varan, sevgiye varan, insan olmaya varan bir yol.
Dede.
Biz de seni arıyorduk.
Hayırdır?
Herkes seni bekliyor.
Beni mi?
- Selamünaleyküm. - Merhaba.
Hoş geldiniz.
Nasıl oturalım?
Sen şöyle gel. -Yenge hoş geldin.
- Affedersin yenge. - Peçeteleri alın üstünden.
Selamünaleyküm.
Aleykümselam.
Aleykümselam.
-Hoş geldin dede. -Hoş bulduk.
Vallahi senin nasihat, bizim ahaliye şimşek etkisi yarattı maşallah.
Kim elinde ne et varsa getirdi, burada pay denildi güzelce.
Artanlarla da böyle şenlikli bir masa kuralım dedik.
Abdullah amca, seni de üzmüş olduk.
Hakkını helal et.
Buyur dedem, bak kavurmalar da hazır.
Oǧlum, kayınbabanla Murat Efendi yok.
Onlarsız eksik olur.
Kim demiş yoklar diye Ciritçi emmi?
Son birkaç saattir senin kafanla düşünüyorum.
Adeta hiçbir şeyi atlamamalıyım dercesine.
Azim Efendi'yi de davet etmişsiniz.
Dedem, onu sen davet etmiştin.
Biz hatırladık sadece.
Allah razı olsun oǧlum.
Bayramımız şimdi bayram oldu işte.
Hadi buyurun, sofrayı bekletmeyelim.
-Hadi buyurun. -Hoş geldin Azim amca, buyurun.
Hoş geldin Azim amcacıǧım, hoş geldin, buyur.
-Hoş geldin. -Gel, hoş geldin.
Mahvoldum, bittim ben.
Dolandırıldım ben.
Ne oldu Kazım emmi? Ne bu hâlin?
Ben, hayvanları üç katına sattım diye sevinirken adamlar dolandırıcı çıktı.
Ne para var ortada ne de hayvanlar var.
Vah, vah, vah!
Tamam, tamam, Kazım abi bir sakin ol sen.
Tamam, jandarmaya haber veririz.
Gel şöyle hele otur masaya sen.
Bizim masamızda sana da yer var. Geç buyur.
Gel, gel.
Bir tabak verin hemen Kazım emmiye.
İşte!
Hadi bakalım.
İşte bak.
Tamam, sakin, hadi bakalım.
Bismillah. Kurbanlarımız mübarek olsun.
Âmin.
Samimiyetle yapılan her iş...
...samimiyetle söylenen her söz...
...samimiyetle çıkılan her yol mutlaka yerini bulur.
Ben bunu anladım bu yaşımda.
Ben Ciritçi Abdullah.
Benim nasibime bu düştü bu bayram.
Hepimizin nasibine güzellikler düşsün.
İyi niyetler, güzel dualar, samimi bir kalp düşsün nasibimize.
Bayramımız bayram olsun.
Vesselam.
"İnsan dünyaya...
...biriktirmek için gelir" demişti Ciritçi dedem.
Kimi mal mülk biriktir bu dünyada, kimi de iyilikler, güzel hatıralar.
Bu benim güzel hatıralar koleksiyonum.
Çok küçüktüm bunları biriktirmeye başladığımda.
İnsan bir gün yolunu kaybetse bile bu hatıralar yol gösterir ona.
Güzellikler biriktirdim ben bu koca dağın eteklerinde.
Gönül Dağı'nın eteklerinde.
Heybem dolu.
Selma annemin o unutamadığım gülümsemesiyle dolu.
Babamın eve yorgun gelişiyle.
Ödevlerime yardım edişiyle dolu.
Veysel amcamla, Cemile yengemle.
Ramazan amcamla, Asuman yengemle.
Yusuf'la, Yağmur’la.
Ramazan Mete'yle.
Onlarla geçirdiğim o en güzel hatıralarla dolu.
Gönül Dağı'yla dolu.
Hüzünlenince eteklerindeki taşları döken Gönül Dağı.
Gölgesiyle bizi kucaklayan Gönül Dağı.
Heybemde hatıralarım.
Nereye gidersem gideyim hep yanımda götüreceğim.
Saat kaç oldu? Bu neyin hazırlanması, ben anlayamadım ki?
Böyle giderse biz geç kalacağız.
Yok babam, yok, geç kalmayız. Hazırlanmıştı, iner şimdi.
Veysel!
-Veysel! -Alo!
Amca oğlu hadi artık, in aşağı! Allah Allah!
Gelin olsa inerdi şimdiye kadar!
Ben çıkmayacağım galiba amca oğlu.
En iyisi kapatalım bu meseleyi.
Siz de dağılın. İşinize gücünüze bakın.
Kimse boş yere oyalanmasın burada.
Oğlum olur mu öyle şey? Herkes seni bekliyor.
Hadi, geç kalacağız. Hadi gel.
Tamam.
Veysel, yapmasana böyle, gel saklanma, hadi.
Saklanmıyorum, utanıyorum. Niye anlamıyorsunuz?
Oğlum çocuk musun sen? Neden utanıyorsun?
Bak oraya gelip zorla seni aşağı indireceğim! Hazır ol, geliyorum!
Dur! Darlama adamı rahat bırak! Allah Allah!
Yok! O bundan anlar! Allah Allah! Amca oğlumu söylemeyin bana!
Dur, çıktı.
Vay, vay, vay! Amca oğlum!
Deniz gözlüm. Maşallah benim oğluma.
Oğlum bana bak, çok yakışıklı olmuşsun.
Oğlum, insan mezuniyet kıyafetinden utanır mı?
Bir de kafaya maşallah şapkasını koyarsak tamam.
Vallahi bence de çok yakışıklı olmuşsun da...
...bir eksik var, dur. Şu kravatını bir düzelteyim, dur bakayım.
Yok, gerek yok. Hatta hiç komple gerek yok bence.
Hiç gitmeyelim, gerek yok.
Ne demek gerek yok, o nasıl laf öyle?
Mezun olan sensin. Kim gidecek senin yerine mezuniyete, ben mi gideceğim?
Şimdi ben utanıyorum. Çoluk çocuğun içinde ne işin var benim Cemile...
...gözünü seveyim? Hiç gidesim yok, vallahi.
Veysel, ben kaç öğrenci mezuniyet ettim, senin gibisini görmedim.
Bana bak, çok güzel olacak. Kaçırmak istemezsin, tamam mı?
Vallahi sonra pişman olursun benden söylemesi.
Baba, hadi gidelim. Bir kere olsun, ne olacak, hadi.
- Hadi baba. - Yavrum, bunca emeğini yok sayma.
Bak, çoluk çocuk senin gözünün içine bakıyor.
Vallahi Veysel amca, son dakika vazgeçersen...
...karizman fena çizilir ona göre.
Tabii. ÖSS birincisi olsan bile toplayamazsın.
Oğlum bu yaştan sonra da mezuniyet törenine gitmek falan ne bileyim?
Veysel, bana bak.
O kadar çalıştın, didindin, bütün sınavları geçtin.
Bileğinin hakkıyla kazandın o mezuniyeti.
Bunu yaparken de ne aileni, ne eşini hiçbir şeyi ihmal etmedin.
Kimin yardıma ihtiyacı varsa koşmaya devam ettin.
O yüzden şimdi herkes de senin mutluluğun için burada.
Geri çekilmek olur mu? Olur mu böyle şey sen söyle?
Gidelim hadi.
Şöyle!
Bravo! 'Yes'
Bak, aşağı inmeseydin zaten zorla getirecektim.
Beynine, tepene böyle yiyeceksin yumruğu ona göre.
Ne meraklısın bana yumruk atmaya. Tamam, gidiyoruz işte.
Hadi gidelim, hadi. Mezun Bey, lütfen.
Kıymetli misafirlerimiz, şimdi de açık lisemizin yeni mezunlarından...
...Ahmet Yılmaz adlı öğrencimizi...
...diplomasını vermek üzere alkışlarla sahneye davet ediyoruz.
Sağ olun, teşekkürler.
Şimdi de çok değerli öğrencimiz...
Gedelli Kasabası'nın büyük mucitlerinden Veysel Kaya...
...diplomasını almak üzere alkışlarınızla sahneye geliyor.
Veysel, hadisene senin sıran!
-Beni çağırıyor, değil mi? -Evet.
Veysel, ne bakıyorsun oğlum? Hadi kalksana, hadi.
-Hadi. -Hadi.
Kalk.
-Bunu kafama niye taktınız? -Yakıştı.
Hadi.
Selamünaleyküm.
-Hoş geldiniz. -Eyvallah.
Diplomanızı bizim veriyor olmamız bizim için büyük bir onur.
Zaten başarılarınız devam ediyordu, muhtemelen bundan sonra da...
...katlanarak artıp devam edecektir. Diplomanız hayırlı uğurlu olsun.
Başarılarınızdan dolayı sizi kutluyoruz.
Eyvallah, teveccühünüz.
Gençler tebrik ediyorum.
Şimdi ben bunu başardıysam sadece benim sayemde değil.
Hakkı sahibine teslim etmek lazım.
Anam.
Abim.
Musa babam, çocuklarım.
Amca oğlum.
Tabii Ramazan Mete.
Onun da çok üstümde hakkı var. O ne yaptığını biliyor.
Son olarak Cemile'm.
Vallahi bizim hayalimiz, sizin gibi çocuklarımızı mezun etmekti.
Bak beni de mezun ettin.
Sen olmasan diploma falan alamazdım ben. Sağ olasın.
Eyvallah.
Başardık Veysel'im.
Başardık.
Başardık gülüm.
Şimdi de kep atmak için bütün mezunlarımızı...
...sahneye davet ediyoruz.
-Gençler önce siz geçin. -Hadi.
Gelin, gel.
Ve şimdi üç, iki, bir...
Anladım, siz Taner, Veysel, Ramazan'ı diyorsunuz.
Ben, size onları anlatayım.
Ben, onları yıllardır tanırım.
Kendi öz yeğenlerim gibidirler onlar benim.
O kadar akıllı, o kadar zeki, o kadar kalbi iyi çocuklardır ki bunlar.
Bu kasaba için yaptığı iyilikleri say say bitmez.
Çünkü kasabada kimin başı sıkışa, kim dara düşse...
...bunlar hemen yanlarında bitiverirler.
Portatif tuvaletten, abdestmatiğine, ne bileyim masaj aletinden...
...böyle tasarruflu soba borularına kadar neler neler yaptılar.
Bunların tek bir kusuru var.
Burunlarının dikine dikine gittiklerinde...
...belayı mıknatıs gibi kendilerine çekerler.
Ne gibi, nasıl belalar bunlar?
Hangi birini anlatayım?
Her Kurban Bayramı'nda terliğin tekini kaybetmek gibi...
...koyunları kaybetmelerini mi anlatayım?
Bozkırda kaybettikleri Japon’u mu sayayım?
Ama benim favori hikâyem Remziye ablan hikâyesidir.
Şimdi o zamanlar ben burada yaşamıyordum ama...
...sonrasında Sennur bana iyice bir anlattı.
Şimdi bu Remziye abla ölüyor. Bizimkiler cenazeyi kaybediyorlar.
Sonra tam bizim Ramazan'ı, Remziye abla diye...
...gömecekleri sırada Remziye abla böyle hortlak gibi geliyor.
Herkesin ödü kopmuş vallahi.
Nasıl?
Yok, korkma kardeşim. Remziye abla hâlâ yaşıyor, ölmemiş.
Adile Hanım, sen ne yapıyorsun?
Bizim çocukları mı çekiştiriyorsun, ne yapıyorsun, hayırdır?
Ne çekiştirmesi Hüseyin Bey?
Röportaj veriyorum burada. Bu çocuklar belgeselciymiş.
- Röportaj veriyorsun? - Evet.
Şimdi kardeşim siz nereden geliyorsunuz, kimsiniz, hangi kanal?
Merhaba beyefendi, ben Atlas. Kameramanım Sarp Bey.
TRT Belgesel'den geliyoruz.
"Anadolu'nun Kayıp Değerleri" Programı'nda bu haftaki konumuz...
...TVR Havacılık ve kurucuları Veysel, Ramazan, Taner Beyler.
Siz bahsi geçen mucitleri tanıyor musunuz yoksa?
Ne tanıması?
Nasıl tanıyorum biliyor musun? Öyle böyle değil.
Benim zoborlarım onlar.
Tamam Hüseyin Bey, karıştırma şimdi, çocukların işini bozacaksınız.
Allah Allah! Aşk olsun. Ben ne zaman çocukların işini bozmuşum?
Siz, beni dinleyen kardeşim. Ramazan bir kere benim oğlum zaten.
Bak, oğlum.
Diğerleri de özbeöz yeğenim benim, tabii.
- Gerçekten mi? - Tabii, tabii, tabii.
Yani şöyle yapalım isterseniz.
Biz Adile Hanım'ı rahat bırakalım, o işine gücüne baksın.
Daha fazla onu rahatsız etmeyelim.
Biz, sizinle şöyle bir yemek yerken ben size en...
...bak en baştan itibaren anlatayım.
O kadar geriye giderseniz bizim hafıza kartımız yetmez bey amca.
Siz, bize TVR'yi kurdukları dönem itibariyle anlatırsanız yeterli.
Oğlum lafın gelişi diyor zaten. Anlat amcacığım sen.
Hakkında söylenilenler doğru mu?
Bu kadar yokluğun, imkânsızlığın içerisinde...
...bunca icat yapıldığı doğru mu?
Tabii, tabii.
Bakın, şimdi ben size bunu öyle bir anlatayım ki en başından olsun.
Ta Hüseyin Kaya'dan itibaren ben bu mevzuları size...
...çok detaylı anlatayım. Siz şey yapın.
Biz bir de böyle güzel bir yemek yerken...
...bunların hepsini halledelim. Buyurun. Hadi bakalım.
Adile Hanım da işine gücüne baksın.
Sandalyeyi kırmadan yapalım işimizi.
Buyurun.
Buyurun.
Hüseyin boğazını temizliyor)
Vallahi iyi geldik Seyfettin, yazın ilk pikniği olacak.
Ben sonrası için de çok güzel bir tatlı yaptım sana.
Aslında daha önce yapmıştım sana ama sen yiyememiştin.
Nasip, kısmet işte.
Nasıl, gerçekten mi? Ne zaman yaptın ki benim hiç haberim yok.
Stajın son günü yapmıştım iş arkadaşlarına.
Senin de payını ayırmıştım ama o gün böyle sen gelecek misin...
...gelmeyecek misin bilemedim, telaşlandım.
İşte hatta sonra sen geldin. Bana tatlı konuşmalar yapmanı...
...artık duygularını açık açık ifade etmeni beklerken...
...sen hiçbir şey demeyince tabii ben o anın hayal kırıklığıyla...
...Allah affetsin ama çöpe attım.
Zahide, ben çok özür dilerim.
Bilmiyordum gerçekten böyle düşündüğünü, özür dilerim.
Özür dileme Seyfettin, ne özrü? Özür dile diye söylemedim.
Demek istediğim şey...
...bunları yaşamış olabiliriz ama bir de şimdiki hâlimize bak.
Sözlendik, evleneceğiz.
Hiç ummadığımız yerden iş nerelere geldi?
Öyle, doğru söylüyorsun...
...da bir tamamına erdiremedik Zahide.
Ben, abini ikna edemedim.
Belki önümüzdeki hafta düğünümüz olacaktı ikna edebilseydim ama...
...abin, hemen evlenme olmaz, nişan vesaire yapmamız lazım...
...dediği için böyle elimden bir şey gelmedi benim de.
Olsun Seyfettin.
Yani bir hafta olacağına bir yıl olsun.
Sonunda kavuşacağız.
Abim bizi 10 yıl sözlü tutacak değil, illa evleneceğiz.
Hem sen o gün konuyu açınca ben sana söyleyemedim ama...
...ben bu nişan...
...nişanlılık süreci, böyle çeyiz dizme, ev tutma falan...
...bütün düğün hengamesini yaşamak istiyorum.
Biliyorum senin için sıkıcı ve yorucu olabilir ama...
...belki sen de seversin.
Hem bunlar bir daha yaşamayacağınız şeyler.
Hepsinin tadını çıkarmak lazım.
Zahide, ne olur beni affet, olur mu?
Ben nasıl düşünemedim ki bunu?
Kendi korkularım yüzünden sevdiğim kızın...
...hayallerini gerçekleştirme isteğini es geçmişim ben.
Korkularım derken?
Ne bileyim?
Böyle sanki bir şey olacak, her şey altüst olacak...
...sen, beni terk edeceksin.
Ve korktuğum için ben böyle hemen düğün olsun istedim.
Ama yani acele etmemin sebebi buydu biraz da.
Ama şimdi sen anlatınca böyle senin söylediklerinden sonra...
Ben, seni bir ömür beklerim.
Vallahi beklerim.
Yeter ki senin içinde hiçbir ukde kalmasın Zahide.
Her şeyi doya doya yaşa lütfen, olur mu? Lütfen.
Ben çok ama çok şanslı bir kızım, Seyfettin.
İyi ki yollarımız kesişti seninle.
Kabul edemem bunu. Asıl bu hikâyenin şanslısı benim.
Sen bunu kabul et lütfen, olur mu?
İkimiz de şanslıyız diyelim o zaman, olmaz mı?
Olmaz mı? Çok güzel olur hem de.
Allah'ım bu günleri de gösterdi şükürler olsun.
Maşallah benim sarı oğluşuma.
Mektepten de mezun oldun.
Anam, demeyeyim demeyeyim diyorum da...
...sabah beri yüzüme tükürüyorsun.
Gözünü seveyim şuna bir ara mı versek, yapmasak mı acaba?
Kusura kalma oğlum. Ben heyecandan ne ettiğimi biliyor muyum?
Benim oğlum hayallerini gerçekleştirdi...
...içim içime sığmıyor o yüzden.
Veysel, benim de vallahi.
Sen de lise mezunları kervanına katıldın, çok mutluyum.
Tamam, yeter artık.
Bak ben yavaş yavaş şımarmaya başlayacağım yapmayın.
Tamam mezun olduk, bitti, bu kadar.
Bak, hareketlere bak!
Sen koca ilde ikinci olmuşsun. Bu mütevazilik ne böyle?
Ben anlamadım, ne biçim bu hareketler böyle?
O ikincilik de İngilizce yüzünden.
Vizede sıfır almasaydı o gözlüklü kıza kaptırmazdı birinciliği.
O gözlüklü kıza kaptırdın birinciliği, pes!
Veysel, sen şimdi liseden mezun oldun, ufukta da üniversite var.
Ne okuyacaksın?
Bence amcam öfkesini yenmek için psikolog olacak.
Bence mühendislik daha çok yakışır Veysel amcama.
Yok yavrum, ben astronot olacağım. Biz zaten uzayla ilgileniyoruz hanii.
Ben şimdi diyorum ki rokete binerim, uzaylılarla takılırım yukarıda.
Bir durun Allah aşkına!
Tamam, daha ben yeni mezun oldum, üniversitesi sonra.
Öyle sonra sonra diye geçiştirme canım, sınava ne kaldı şurada?
Bak, yemin ediyorum benim amca oğlum istesin Harvard'ı kazanır.
Düşünsene bak, slogan belli Harvardlı Veysel nasıl?
Oğlum sen varken ailede ben Harvard'ı nasıl kazanayım?
Gözünü seveyim.
Niye? Kazanırsın.
-Harvard'ı? -Evet.
-Kim o? -Bilmiyorum ki hayatım.
İsim yazmıyor, tanımadığım bir numara, Allah Allah! Bakayım.
Efendim?
Evet, buyurun benim, Taner Kaya.
Nasıl yani? Siz ciddi misiniz?
Tabii, tabii, tabii. Biz her şeyi yetiştiririz. Tabii.
Siz hiç merak etmeyin, biz her şeyi hazır ederiz.
Tamam, çok sağ olun, sağ olun. Allah'a emanet olun, çok sağ olun.
İyi günler, sağ olun. Eyvallah.
- Amca oğlu, Allah! - Ne oldu?
Ne oluyor? Popescu yine vurdu, yine gol oldu. Yine vurdu, yine...
Oğlum heyet gelecek. Uzay aracını inceleme heyet gelecek.
Eğer her şey tamamsa aracı uzaya fırlatacağız, onay verecekler.
Allah! Büyük fırlatma!
Evet. Keşif aracını uzayın derinliklerine fırlatacağız.
Vallahi bak.
Veysel, çok mutluyum.
Yüce Rabb'im yağdırıyor bugün, yağdırıyor. Maşallah.
Helal size vallahi.
Bir dakika, üç hafta! Bak, tamı tamına 21 günümüz var.
Biz nasıl yetiştireceğiz? 21 gün?
Biz yok, 21 günde nasıl yetiştireceğiz? Yok. Mümkün değil.
Yapamayız.
Önce zaman makinesi yapıp geri gitmemiz lazım zamanda...
...anca öyle yetişir, yetiştiremeyiz. Ara, sonra gelsinler, sonra.
Veysel, yok, sonrası falan yok bu işin. Sonrası beş yıl sonra.
Olamaz sonrası.
Zaten ne kadar zor izin veriyorlar sen biliyorsun, olmaz.
Hakikaten o da var. Ne yapacağız?
Ne yapacağız?
Musa emmi, ne yapacağız, sen Allah aşkına bir şey de?
Büyüğümüzsün, sen bir şey de.
Oğlum önce panik yapmayacaksınız.
Sonra bismillah deyip işe başlayacaksınız.
Arkası sonradan nasıl olsa gelir.
Doğru, bismillah. Bismillah.
Bağırmayacaksın bir de.
Yandım.
Canım, sen ne yapıyorsun burada?
Hiç hayatım.
Öyle antrenmana geleyim dedim de sonra burada buldum işte kendimi.
-Bir sorun yok yani? -Yok hayatım, ne sorun olacak?
Erkan, bence bir sorun var.
Bak, ben deminden beri bir köşeden seni izliyorum.
Bir şeyi kafana taktığın o kadar belli oluyor ki.
Hem ben biliyorum, senin içine sinmedi...
...sen hâlâ bu gitme meselesini düşünüyorsun.
Yok hayatım, vallahi içime sinmeyen bir şey yok. Her şey tastamam.
Çok güzel ve yeni bir hayatımız olacak.
Bir de şartlar da iyi, hatta çok iyi biliyorsun.
Daha ne olsun, değil mi?
Tabii daha ne olsun diyorum ama...
Ama?
Ama bir yandan da zaman yaklaşıyor Filiz.
Gitme vakti burnumuzun dibinde.
Adamlar da sürekli arıyor hadi gelin artık diye.
Adamlar aradıkça da işte benim içimde başka bir ses yükseliyor.
Kendi kariyerin için Filiz'i mutlu olduğu yerden...
...koparıp götüreceksin diyor.
O yüzden biraz huzursuzum.
İyi mi yapıyorum, kötü mü yapıyorum...
...ne yapıyorum bilmiyorum vallahi.
Hayatım bak, ne olursun böyle düşünme.
Evet, belki zor olacak, biraz üzüleceğiz.
Ama en doğrusu bu.
Tam da bundan bahsediyorum işte.
Ben, seni mutsuz ettiğimin farkındayım Filiz.
Tek başıma gideyim diyorum ama bu sefer senden ayrı kalacağım.
Oğlumuzdan ayrı kalacağım.
Bir de ben babasız büyüdüm, biliyorsun.
Eyvallah Sefer abim her zaman arkamda bana destekti ama...
...oğlum da bu kaderi yaşasın istemiyorum, Filiz.
Canım benim.
Bak, sen çok ince düşünüyorsun, hep bizi gözetiyorsun...
...ben farkındayım.
Ama birinden birini seçmek lazım, değil mi?
Bak sen neredeysen benim evim, benim yuvam orası.
Yani evet zor olacak.
Ama beraber olduğumuzda her şey kolaylaşacak ben biliyorum.
Sen, benim için üzülme.
Ben, senin olduğun yerde de mutlu olmasını bilirim.
Biz her şeyi aşıp çok güzel bir hayat kuracağız kendimize.
Buraları özledik mi gelir bir hasret gideririz, olur mu?
Öyle mi diyorsun?
Sen, benim hayattaki en büyük şansımsın.
Akıllı karım, biricik karım.
Doğru diyorsun.
Vallahi birlikte olduktan sonra her şeyin üstesinden geliriz evelallah.
Geliriz.
-Seni çok seviyorum Filiz. -Ben de seni.
Ben daha çok.
Ablasının bir tanesi.
Sen, beni özledin mi? Canım benim.
Karşılıklı özleşmişsiniz sanki.
Bence de.
Ama siz de bu kadar açmayın canım arayı.
Bu kadar hasretlik olmaz ki daha sık gidip gelin.
Neredeyse unutuyordum. Bak çay yapmıştım, ben onu getireyim.
Yok, otur abi, otur.
Yok abi. Biz zaten çok fazla durmayacağız.
Aynen. Bir mesele konuşacağız, sonra müsaadeni isteyeceğiz.
Yok canım, estağfurullah. Estağfurullah da hayırdır inşallah?
Hayır abi, hayır.
Esra, sen anlat istersen.
Abi, sana daha önce bahsettiğimiz bir abla vardı hani...
...bizim okulda çalışan.
Ben, o ablayla görüştüm, durumu ilettim.
O da zaten seni ismen tanıyormuş.
Çok da uzatmadan görüşmeyi kabul etti.
Başlangıç olarak her şey çok olumlu ilerledi diyebilirim.
Vallahi ben bile şaşırdım.
Durum bu Hamdi abi.
Artık ne kadar büyük bir namın varsa ablam zaten seni tanıyormuş, duymuş.
Hemen de kabul etmiş, görüşmek istemiş.
İnşallah bundan böylesi de böyle hayırlısıyla devam eder.
İnşallah diyelim.
Bu arada ablanın adı Yıldız.
Ben, sana telefon numarasını da vereceğim. Arayabilirsin, haberi var.
Abi bak, ben seni biraz böyle tereddütlü gördüm.
Çekinme, ara ne olacak?
En fazla oturursunuz, tanışmış olursunuz, bir çay içersiniz.
Gerisi zaten nasip, kısmet.
Aynen öyle abi.
Hem ne olacak? Kocaman, yetişkin insanlarsınız.
Ara diyorsunuz, öyle mi?
Arayayım.
Ne zaman arayayım?
Yarın istersen ara abi. Hem yarın Yıldız ablanın da izin günü.
Eğer o da müsait olursa yarın buluşursanız da bebişe biz bakarız.
Vallahi ne diyeyim, siz her şeyi düşünmüşsünüz, Allah razı olsun.
Hayırlısı artık.
Şimdi esasen bu ağıtçılık mesleği bana...
...efendime söyleyeyim kayınpederimden kaldı.
Biliyorsunuz kimisine ev miras kalır.
Kimisine araba miras kalır.
Bize de ne oldu? Bu altın bilezik miras kaldı.
Tabii böyle olunca da ben bu sektöre patron olarak...
...böyle hızlı bir giriş yaptım.
Allah sizi inandırsın böyle hızlı bir giriş yaptım.
Böyle ağıtçılık...
Bak, görüyor musun? Tüylerim diken diken.
Kamerayı şey yaparsan. Tüylerim diken diken oldu bak.
Bu ağıtçılık tahtına böyle oturduk biz.
Sonrasındaysa...
Lafınızı balla kesiyorum Hüseyin Bey.
Mümkünse, rica etsem sadede gelebilir miyiz?
İki saattir kendinizi anlatıyorsunuz.
Daha TVR Havacılık'ın T'sine gelemedik.
Evet, tabii.
Giremedik. Nereden giremedik biliyor musunuz? Şöyle oldu.
Şimdi bazı meseleleri ta derinden. Bu intro.
Böyle önceden çok güzel bir şekilde anlatacaksın ki...
...sonradan olacak olayları böyle daha iyi anlayabilmeniz için...
... böyle geniş bir anlatım gerekli.
Gir artık şu mevzuya emmi, gir!
Ağıt, ağıt, ağıt! İçimizi ağıt evine çevirdin!
Bak adamlar ne kadar güzel gelmişler.
Uçuş timini bulmuşlar. Anlatsana ne anlatacaksan da gitsin adamlar!
Yeter! Bağla şunu konuya artık, bağla!
Sus! Konuşma!
Parazit yapma oradan!
Kellerin Rıfat!
Yıllardır çay demleye demleye kafası da demliğe benzemeye başladı.
Şöyle profil dursun aynı kafası demliğe benziyor zaten.
Boş boş konuşuyor işte velhasıl.
Selamünaleyküm.
- Aleykümselam. - Bir sen eksiktin, gel.
Hayırdır Hüseyin emmi, ne bu hâl?
Adeta ünlü oldum da kameralara yakalandım dercesine.
Ben bunları tanıyorum. Bunlar TRT Belgesel ekibi.
Hoş geldiniz. Bunların TRT'de programı var.
"Ömür Dediğin" mi yoksa?
Vallahi kardeşim en doğru yere gelmişsiniz.
Hüseyin emmi kasabamızın en yaşlı adamı sayılır.
Bir ayağı çukurda.
Sus! Sen ne diyorsun? Ne ben yaşlı adamım?
Ben yaşlı mıyım? Ne çukuru? Benim ayağım çukur mu?
Bana değil Hüseyin emmi, kameraya anlat.
Hüseyin emmi, nasıl beyazlattın sen o saçları?
Ben şimdi sana saçını da beyazını da...
Dur Hüseyin emmi.
Kardeşim karıştırdınız siz.
Bu arkadaşlar "Anadolu'nun Kayıp Değerleri"ni çekmeye gelmişler.
Tanerleri çekmeye geldiler.
Öyle mi? Neden daha önce söylemedin?
Efendim, tekrar hoş geldiniz...
...de Hüseyin emmiyle neden zaman kaybediyorsunuz ki?
Burada asıl kayıp değer benim.
Niye ki, siz de Taner Beyler gibi mucit misiniz?
Evet, mucittir.
Problem mucidi kendisi, sıkıntı çıkarmadan iki gün duramaz.
-Sen bir dursana parlak kahveci! -Sen dur!
Neyse efendim.
Efendim, ben de kendi çapımda bir mucidim.
Ama benim icatlarım bağlamanın tellerinden çıkma.
Bendeniz bozkırın bağrı yanık türkücüsü Selami Ferses.
Adımı duymamış olabilirsiniz ama türkülerimi mutlaka duymuşsunuzdur.
Hatta benim dillere pelesenk olan bir şarkım var.
Onu okuyayım size.
♪ Dercesine dercesine ♪
♪ Vurgunum derecesine ♪
♪ Aşkından harap oldum ♪
♪ Yorgunum dercesine ♪
Sus artık!
Milletin kulağını tırmalıyorsun! Ne türküsü söylüyorsun şimdi burada?
Kusura bakmayın. Böyle deli o, boş boş konuşuyor.
Efendim şimdi, ağıtçılık meselesi...
Bırak şu ağlakçılığı adam, gözünü seveyim.
Siz, beni dinleyin kardeşim.
Hatta benim bir de "Memleket Gibi" diye bir şarkı var.
Onu da okuyayım size yüksek müsaadelerinizle.
♪ Toprak gibi toprak gibi su gibi ♪
♪ Sev seni seveni sev dostum ♪
♪ Sev memleket gibi ♪
♪ Toprak gibi toprak gibi su gibi ♪
♪ Sev seni seveni sev dostum ♪
♪ Sev memleket gibi ♪
♪ Sev memleket gibi ♪
Demek heyetin gelmesine 21 gün var, öyle mi?
Öyle. 21 gün, artı bir de bir sürü eksiğimiz var.
Yok, yani yetiştirebilirsek mucize olur.
Ben yok, ben arayacağım.
Hakikaten bak, arayacağım, söyleyeceğim, gelmesinler.
Gelmesinler. Biz yapamıyoruz diyeyim. Vallahi bak, rezil olacağız yoksa.
Amca oğlu, eminsin, değil mi? Beş yılda bir diyorlar.
Şimdi o kadar bekleyecek miyiz bunu kaybedersek?
Kaybedeceğiz oğlum, biz her türlü kaybedeceğiz zaten.
Ha şimdi kaybedeceğiz, ha sonra kaybedeceğiz.
Her türlü kaybedeceğiz. Nasıl yapacağız Allah aşkına?
Yok, mümkün değil.
İki haftası mı var, iki ay mı var Allah bilir artık?
Bir sakin olun. Sanki kendinizi bilmiyorsunuz.
Bu zamana kadar neleri hallettiniz...
...biraz zorlasanız bunu da bitirirsiniz.
Aynen öyle.
Bir kendinize güvenin, kendinize gelin.
Sizin isteyip de başarmadığınız bir şey oldu mu bugüne kadar?
Hem yardım lazım derseniz ona da tamam.
Biz kolları sıvarız, ne gerekiyorsa yaparız, yardım ederiz.
Yok kızlar, öyle bir şey değil bu sefer.
O kadar basit bir şey değil yani.
Bu yaptığımız araç bizim böyle uzayda kilometrelerce yol yapacak.
Onlarca yıl kalacak.
Öyle geçmişteki icatlar kadar basit değil.
Taner haklı.
Bize mucize lazım.
Selamünaleyküm çocuklar.
-Aleykümselam dede. -Aleykümselam dede, hoş geldin.
Hoş buldum oğlum.
Dedem, hoş geldin. Biz çay demlemiştik.
Hemen ben bir tane doldurayım mı sana?
Yok, sağ ol kızım.
Zahmet vermeyeyim şimdi, çok kalmayacağım zaten.
Dede, elindeki ne, yabancı değil?
Hani çocukken bir kumandalı araç yapmıştınız, bu o işte oğlum.
Evi toplarken gözüme ilişti.
Çocuklarına verirler belki diye getireyim dedim.
Dede, bu bizim yaptığımız ilk icat, bunca yıl sende miymiş?
Amca oğlum.
Sorma, bizim Birtenlerin ablası Ayten abla yok mu?
Sabah programına katıldı.
Tufan geri dön, Tufan diye ortalığı birbirine katmasın mı?
Beyefendi, siz ne anlatıyorsunuz?
Biz buraya mahalle dedikodusunu mu dinlemeye geldik?
Evet! Senin ağzın bal yesin! O belgeselci ağzın bal yesin!
Şiştik dedikodudan, buramıza kadar geldi!
Hazır bu kadar adam gelmişken gelin ben size güzel bir komedi...
...performansı sergileyeyim, bakın görün reytingler nasıl artacak.
Şimdi...
Delinin biri...
Delinin biri bir gün...
-Neye gülüyorsunuz? -İlahi bacanak.
-Ne anladınız? -Bir dur.
Delinin biri bir gün geldiğinde...
Abi biz nereye düştük?
Oğlum tımarhane burası, yürü.
Delinin biri bir gün kalkmış...
Evet efendim, çok sağ olun, var olun.
Biz müsaadenizi rica edelim.
Her şey için, katkılarınız için de çok teşekkür ediyoruz sizlere ama...
...bizim artık istirahat vaktimiz geldi.
Yok, nereye gidiyorsunuz? Daha yeni geldiniz gençler.
Siz, bunlara bakmayın, bunların birkaç tahtası eksik.
Kusura bakmayın, yorulduk da. Otelimize gidelim, istirahat edelim.
-İyi akşamlar. -Olmaz! Olur mu?
Siz bizim misafirimizsiniz. Öyle otel falan bunları ben duymamış olayım.
-Düşün önüme, bize gidiyoruz. -Ne münasebet Hüseyin emmi?
Senin ev metrobüsten hâllice, nefes alacak yer yok.
Sizi, bizim evde böyle geniş geniş, ferah ferah ağırlamak isteriz.
Sonuçta koskoca TRT Belgesel'den gelmişsiniz.
-Benim ev metrobüs mü? -Hâllice.
Benim ev metrobüs mü?
Biz otelimizi ayarladık, ücretini de peşin ödedik.
-Başka zaman inşallah. İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Al işte! Kaçırdın adamları, beğendin mi yaptığını?
Vay amca oğlu, 30 yıllık düldül geldi buldu bizi bak.
Utanmasam hüngür hüngür ağlayacağım.
Hakikaten. Vallahi ben de ağlayacağım.
İlk icadınız diye mi duygulandınız?
Hem öyle...
...hem de bu icadın bir hikâyesi var.
Aslında bu icat bizim Neşet babaya konser biletimizdi.
Hatırlıyorsun değil mi amca oğlu?
Hatırlamak ne? Unutmadım ki.
Nasıl?
Neşet babaya konser biletimiz derken, anlamadım, bir anlatın baştan.
Biz çok küçükken yıllar yıllar önce işte...
...Neşet babanın İstanbul'daki konserine gitmek istiyorduk.
Tabii o zamanlar da Muammer amcam sürekli İstanbul'a gidip geliyordu.
Biz ona dedik. Amca dedik Allah aşkına bizi konsere götür dedik.
O da olur, götürüm, dedi.
Başından savmak için tabii, olur, dedi.
Neyse. Ondan sonra dedi ki...
...tamam, o bileti hak edin, dedi.
Bakın eğer hak ederseniz götüreceğim sizi söz.
Amca nasıl hak edeceğiz? Tamam söyle bir şey yapalım, hak edelim.
Nasıl hak edeceğiz?
Bak şu düğüncü arabasını görüyor musunuz?
Onun böyle sıfırdan aynını, uzaktan kumandalısını yapın dedi.
Yapın o zaman söz biletler benden, dedi.
Şimdi biz de çok heveslendik tabii, konsere götürecek sanıyoruz.
O yıllar alet falan da yok.
Bizim uzaktan kumandalı araba falan yapmak mucize.
Ne yaptık ettik yaptık o arabayı. Sonra babama götürdük.
Demesin mi, oğlum ben oğlan çocuğu muyum...
...ne yapacağım arabayı? diye.
Ama sen dedin.
Arabayı yaparsanız sizi konsere götüreceğim dedin dedik.
Sonra işte bizi başından savmak için meğer öyle demiş.
Ama bak, biz de ne yaptık ne ettik o çocuk hâlimizle...
...İstanbul'a, Neşet babanın konserine gittik.
Gerisini biliyorsunuz zaten.
Yani isteyince çocuk aklınızla bile iki haftada...
...bir şeyler yapabiliyordunuz.
İşin ucunda konser vardı dedem.
Keşke bir mucize olsa da roketi de yapabilsek.
Keşke.
Keşke amca oğlum, işte mucize olsa da keşke ama...
...bu öyle bir şey değil maalesef.
Anlaşılan yine yeis bulutları kaplamış sizin başınızı.
Daha kolları sıvamadan ümitsizliğe düşmüşsünüz.
Aynen öyle dede vallahi, ağzına sağlık.
Vallahi konuş dedem. Biz ne dediysek bir türlü ikna edemedik.
Yetişmez diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.
Vallahi dedem, sen bir şey de, ikna et ne olur.
Ben ne desem boş kızlar.
Önce onların içindeki ışığa güvenmeleri lazım.
Yok dede, bu meselenin öyle ışıkla güvenle falan bir alakası yok.
Hakikaten bak.
Bizim teknik olarak zaten üç haftada bu aracı bitirmemiz imkânsız.
Mümkün değil, o yüzden, yani öyle...
...güvensizlikle falan bir alakası yok meselenin.
Şimdiye kadar başardıklarınız kolay mıydı oğlum?
Bugünlere kolay mı geldiniz söyleyin hele?
Son ana kadar didinerek tırnaklarınızla kazımadınız mı...
...buraya kadar?
Hem Peygamber Efendi'miz...
..."Kıyamet kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz." demez mi?
Bu yüzden son ana kadar çalışmaktan, denemekten erinmek...
...yakışır mı bize?
Denemeden vazgeçmeyin diyorsun yani.
Vazgeçenlerden olmayın diyorsun yani.
Tamamlayamasanız da 21 gün çalışın diyorum oğlum.
Olmazsa da en azından denedik olmadı, bir dahakine dersiniz.
Ne kaybedeceksiniz?
Ne diyorsun amca oğlu, 21 günlük maratona var mısın?
Varım! Vallahi bak varım!
Dede, varım! Bak, biz elimizden geleni yapalım, gerisi Allah kerim.
Vallahi iyi konuştun, ağzına sağlık dede.
Helal olsun size.
-Hadi hayırlı geceler. -Eyvallah dede, hayırlı geceler.
Sağ ol dedem.
Motivasyon iyidir.
-Amca oğlu? -Efendim?
Ben artık vallahi çift görmeye başladım.
Şu kafamızı koyalım da şurada biraz gözlerimiz dinlesin Allah aşkına.
Yok yok, olmaz olmaz.
Olmaz amca oğlu, olmaz. Vallahi bak.
Doğru diyorsun yorulduk, yorulduk ama olmaz.
Uyursak uyanamayız, olmaz.
Birazdan Filiz gelir, kahve koyar, ayılırız.
Bak, iyi insan lafının üstüne gelirmiş.
Gel Filiz, hoş geldin abiciğim.
Günaydın da siz hayırdır, niye bu kadar erkencisiniz?
Güneş doğar doğmaz gelelim mi dediniz, ne yaptınız?
Gitmedik ki.
Geceden beri çalışıyoruz, imanımız gevredi.
Niye, ne oldu, acil bir durum mu var?
Var. Acil bir durum var Filiz. Şu an aciliyetin zirvesindeyiz.
Bizim keşif aracını görmeye bir heyet gelecekmiş de...
...eğer işte gerekli izinleri alırsak...
...aracı da uzaya yollayabileceğiz.
Abi, ciddi misin? Bu süper haber.
Tamam. Ne zaman geliyorlarmış?
Çok süper haber, 21 gün.
20 oldu şimdi, 20!
Al bak işte 20 olmuş.
Bu uçuş izinlerini beş senede bir veriyorlarmış.
Şimdi bunu yetiştiremezsek beş seneye kadar bize izin falan vermeyecekler.
O yüzden zaman aleyhimize işli...
...seninle konuşurken bile vakit kaybediyoruz şu anda.
O yüzden konuşmayalım, bir işin ucundan tut.
Tamam. Ben o zaman bu kadar iş varsa tabii size yardım edeyim.
Abi, biz o zaman taşınma işini biraz erteleriz Erkan'la.
Olur Filiz, vallahi çok iyi olur.
Bu taşıma işini siz biraz erteleyin.
Çünkü görüyorsun baksana elimiz ayağımıza dolaştı.
Biz ne yapacağımızı şaşırdık.
Sana her zamankinden daha çok ihtiyacımız var bizim şu an.
Yok abi, ben sizi zaten yalnız bırakmam, yardım ederim.
Tamam. Bu araç galaksinin göbeğine gönderilene kadar...
...ben şuradan şuraya kımıldamıyorum.
Yaşa kız, yaşa Filiz. Vallahi sana helal olsun.
Bak yeğenim doğsun yemin ediyorum beşibiryerde takacağım.
O gün, doğduğu gün beşibiryerde takacağım.
- Söz mü? - Söz kız.
Ne zaman sözümüzden caydık? Aşk olsun.
Neyse. Hadi goygoyu bırakalım, çalışalım.
-Gelincik'i de arasana Filiz. -Tamam, hemen arıyorum.
Şu Selami gelmeden belgeselcileri bir kafaya alsam...
...vallahi memleketin en ünlü ağıtçısı olurum.
Allah'ım kim bilir belki de benim filmimi bile yaparlar.
Adamları Hüseyin emmiden evvel kafalarsam yırtarım vallahi.
Hayatımı film yaparlarsa kim oynar acaba?
Hadi inşallah işim rast gelsin.
Sen ne geziyorsun burada?
Asıl sen ne geziyorsun burada Hüseyin emmi?
Bak, baştan söyleyeyim Anadolu'nun kayıp değeri olmaya hiç niyetlenme...
...çünkü Anadolu'nun en kayıp değeri şu an karşında duruyor.
Bana bak, seni bu bozkırda bir kaybederim...
...ne değerin kalır ne de kıymetin, beni anladın mı? Yürü git buradan!
İyi. İyi o vakit, gidiyorum.
Ama içeri gidiyorum.
Sona kalan çürük yumurta.
Sağ gösterip sol vurdu!
-Selamünaleyküm bacım. -Buyurun.
Belgeselcilere Selami Ferses geldi diye haber eder misin?
-Belgeselciler? -Evet.
Hayır, hayır, hayır!
Hüseyin.
-Hüseyin Ferses. -Ferses?
Yok, Ferses değil. Hüseyin Kaya. Hüseyin Kaya geldi deyin.
Belgeselciler dediğimiz kimdi, anlayamadım?
Atlantik miydi, Adriyatik miydi, neydi? Öyle şehirli bir ismi olacak.
Yanında da böyle bir kameramanı olacak.
İlahi Hüseyin emmi, daha adamın adını bilmiyorsun.
Ne Atlantik'i Allah aşkına? Atlantis adamın adı.
Atlantis.
-Atlantis mi? -Evet.
Tamam. Atlas Bey'le Sarp Bey'i diyorsanız üzgünüm, çağıramam.
Onlar sabah erkenden çıktı.
Nereye çıktılar?
Bilmiyorum. Çekimleri var herhâlde, oraya gittiler.
-Çekime mi? -Evet.
İyi de biz buradayken kimi çekecek bu adamlar?
Bilmiyorum.
Çekin kardeşim, çekin. Aman iyi çekin bak.
İlk başlarda sen bu işi yapamazsın dediler.
Deve kuşları stresli hayvanlardır seni iyice stres eder dediler.
Onlarla başını kuma gömersin dediler.
Ama ben ne yaptım?
Tavuk çiftliği kurdum.
Anadolu'nun bağrında en büyük tavuk çiftliğine sahip...
...büyük bir iş adamıyım bugün.
Amcacığım, bunun TVR Havacılık'la ne ilgisi var?
Ramazan, Veysel, Taner Beylerin bu hikâyede yeri nerede?
Aman! Bırakın şu çakma mucitleri.
Onların işi gücü adamı stres etmektir.
Her gün başımıza bir icat çıkartırlar.
Sen de böyle durduk yere stres olup ramazan davulu gibi şişersin.
Hem onlar bana neler ettiler biliyor musun sen, neler ettiler?
Neler ettiler?
Yazsam roman olur, roman!
Bak, madem sordunuz, ben, size anlatayım.
Bir gün benim biricik oğlum, canım veliahdım Kamil'imi...
...uçaktan aşağıya attılar.
-Uçaktan mı attılar? -Ne sandın? Hem de düğününde.
Dinleyin, bakın anlatayım ben size.
Şimdi düğün hazırlıklarını tamamlamışız, her şey hazır.
İmdat!
Yükseklik korkum var benim! İmdat! İndirin beni!
Bağırma manyak! Düşeceğiz şimdi, kaza yaptıracaksın bana!
Kaza mı? Allah! Ölüyorum ben, yardım edin!
Geri zekâlı madem yükseklik korkun vardı...
...ne diye uçakla gelin alacağız diye tutturdun?
Ne yapsaydım?
Yıllar evvel en mutlu günümde nişanlımı elimden almana...
...göz mü yumsaydım?
Yıllar sonra sana bunun hesabını sormasa mıydım?
Ne diyorsun sen, nasıl konuşuyorsun Keriman'ım hakkında?
Yalan mı, nişanlımı sen kaçırmadın mı?
Bak hâlâ konuşuyor! Senin o koca ağzını yırtarım! Irz düşmanı!
-Geberteceğim seni! -Allah! İmdat!
Adam öldürüyorlar!
O gelini alamazsın.
Adam düştü!
Rahat dur manyak!
Kamil!
Kamil!
Kamil!
O da bir şey mi kardeşim?
Bu amca oğulları, benim evin damına roketatarla saldırdılar, roketatarla.
Roketatarla mı saldırdılar?
Yok artık!
Yok artık falan demeyin kardeşim.
Açın kulaklarınızı iyi dinleyin.
Anlatıyoruz herhâlde burada bir şeyler.
Üç, iki, bir!
- Amca oğlu! - Hani?
Kasabaya gidiyor!
-Koş! -Koş, koş!
Allah!
Allah! Samanlık yanıyor! Allah!
Sabri abi sanki biraz abartmış.
-Tam olarak öyle olmamıştı, değil mi? -Evet.
Her şey ufak, ufacık bir kazayla oldu.
Evet, tabii.
Her şey amca oğullarının bir düğün günü...
...Kerman'ı balonla gökyüzüne uçurmasıyla başladı.
Kıpırdandı sanki.
Vallahi kıpırdıyor.
Vallahi çok güzel.
Uçuyor amca oğlu, vallahi uçuyor.
Uçacak tabii amca oğlu, uçacak. O kadar hesapladık oğlum.
Adeta bir melekmişçesine.
İnmiyor bu.
-Veysel, ipi çek, ipi. -Hangi ipi?
Oğlum sana verdiğim emniyet ipini çek hadi, çek.
-Amca oğlu? -Efendim?
Bunu mu?
Ne demek bunu mu amca oğlu, ne demek bunu mu?
Bağlamadım mı sen bunu?
O sırada Ramazan gevezelik edince ben onu susturmaya geldim.
-Bağlamamışım amca oğlu. -Selami.
Çeksenize ipi!
İnmiyor bu!
Birazdan ineceksin bebişim, panik yapma.
İnmiyor!
Selami, ipi bağlamamış.
Ne ipi, hangi ip?
Selami!
- Selami! - Keriman!
Selami!
Keriman!
Ramazan!
Keriman! Keriman!
Ben, sensiz ne yaparım Keriman?
Daha evlenmeden dul mu kalacaktım ben?
Paramparça olmuşsundur şimdi.
Keriman’ım böyle parça pinçik olmuştur, elle tutulur bir yanı...
...kalmamıştır demişti, değil mi?
İşte böyle. Allah'tan Keriman'a hiçbir şey olmadı biliyor musun?
Gerçi sonrasında Keriman Japonya'ya gitti.
Böyle bozlak okurken öyle bir çığrındı, öyle bir çığrındı ki öldü.
Gerçi bu konunun amca oğullarıyla bir alakası yok, Allah için yok.
Evet.
Ama amca oğulları bir robot yapmıştı.
Bu robot kasabayı ele geçirmişti. İstiyorsan onu anlatabilirim.
Evet, onu anlatalım.
Kes abi, kes.
Yok kardeşim, sen bize Allah aşkına daha bir şey anlatma, yeter!
Oğlum, bunlar nasıl adamlar?
Bunlar mucit falan değil, baş belası bunlar, yürü gidiyoruz!
- Yürü, yürü, yürü! - Dur! Nereye gidiyorsunuz?
Ne oldu şimdi? Allah Allah! Bir şey olmamıştı.
-Gittiler. -Vallahi gittiler.
Aman amca oğlu bak, o sensörden bir tane var, yedeği yok.
Gözünü seveyim başımıza iş açma, aman dikkat et, bak dikkat et!
Tamam, sekiz kere söyledin, anladık! Yemeyeceğiz sensörünü! Allah Allah!
-Dikilmeyin başımda, darlandım! -Dikkat.
Yalnız onu ters takıyorsun abi.
Bu buraya böyle takılıyor. Ben bunu ters takmıyorum.
Sen ters bakıyor olabilir misin çokbilmiş kız?
O kız ters bakmıyor, doğru söylüyor.
Doğru söylüyor kız. Ver ben deneyeceğim, ver.
Oğlum işime karışmayın, gidin başımdan!
-Ver şunu, ben deneyeceğim! -Oğlum...
Dikkat...
-Al! -Ne al? Senin elinden düştü! Al!
-Oğlum benim işime niye karışıyorsun? -Sen yaptığını beğendin mi?
Oğlum bana bak, kavga ederiz bak! Vallahi kavga ederiz!
Ben bu makineyi uzaya çıkartacağım! Bak ne yaptın?
-Benim işime niye karışıyorsun? -Sana dedim, yedek yok dedim!
Bak ne yaptın?
Abilerim bir durun, sakin olun.
Bir şey yok, çatlamış sadece.
Bir şekilde tamir eder, takarız yerine.
Yok!
Yok oğlum! Tamir etsek de olmayacak! Ben artık inancımı kaybettim!
Arayın gelmesinler!
Biz yapamayacağız, yetiştiremeyeceğiz! Arayın söyleyin!
Aynen öyle, arayın yapamadık deyin.
Bir avuç adamız yapamıyoruz deyin.
Bir avuç adam mı, kim demiş onu?
Kızlar, nereden çıktınız böyle?
Ekip gel bakalım.
Gel.
Çocuklar! Çocukları getirmişsiniz.
Evet, siz böyle kan ter içinde çalışırken yalnız bırakmak istemedik.
Yardıma geldik.
Aynen öyle baba. Bizsiz uzaya araç göndereceğinizi mi zannettiniz?
Hem bir tutam amca oğullarım, bir tutam destek.
Bir tutam da İcat Akademisi desteği tabii.
Ne diyorsunuz, bizi de çırak olarak alacaksınız, değil mi?
Alacağız tabii sıpa. İyi ki geldiniz.
Ama bana bak, akşam doğru eve dönüyorsunuz...
...ödevleri bitiriyorsunuz, ödevleri ihmal etmek yok.
Ödevler bekleyebilir amca.
Hem uzaya roket fırlatıyoruz boru değil.
Sus! Eve gidince ödevler bitecek ama şimdi çalışma zamanı.
Hadi bakalım marş marş, hadi.
O mu acaba?
Hamdi Bey, merhaba. Ben Yıldız.
Esra bahsetmiştir.
Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz. Buyurun, ayakta kalmayın lütfen.
Teşekkür ederim.
Hoş bulduk.
Kusura kalmayın, ne alırsınız, kahve içer misiniz?
Ayıptır söylemesi ben buranın çayını pek beğenmedim de.
Vallahi bizim kahvede daha iyisini yapıyoruz.
Öyle mi?
Ben, sizi mezarcı İlyas Bey’in oğlu diye biliyorum ama...
...bir yanlışım yok, değil mi?
Babanızın namı bir vakitler bizim kasabaya kadar gelmişti.
Yok yok, doğru bilgi.
Kahve işi de var da mezarcı İlyas da benim babam.
Tabii rahmetli oldu kendisi.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun inşallah.
Sağ olun, sağ olun.
Şimdi mezarcı İlyas deyince...
...sizi anlatmaya çok da söze gerek yok tabii.
Ailenizin namı yeter.
Şimdi isterseniz ben kendimi tanıtayım veya...
...merak ettiğiniz bir şey varsa sizin, siz, bana sorun.
Siz nasıl rahat edecekseniz Yıldız Hanım, buyurun lütfen.
Tamam.
Benim adım Yıldız. 36 yaşındayım.
Esra bahsetmiştir, aynı okuldayız. Uzun süredir bu işi yapıyorum.
Çocukları çok seviyorum.
Çevremde hep onlar olduğu için, işim de onlarla ilgili olduğu için...
...çok memnunum yani.
Ne güzel.
Oğlum bak hele.
Aferin sana.
Ne kadar uslu, ne kadar akıllı bir çocuksun sen öyle.
Hamdi abi ne yaptı acaba?
Vallahi ben de merak ediyorum.
İnşallah hayırlısıyla geçer görüşme de...
...şu yavrucak şefkatli bir anne elinde büyür inşallah.
İnşallah bir tanem.
Zaten şu tatlılığa kim annelik yapmaz ki?
Ne güzel hemencecik aile olacaklar.
-Biraz da ben ilgileneyim mi? -Gel.
Merhaba, merhaba.
Ne kadar tatlısın sen öyle. Bu arkadaşın ismi neymiş?
Sevdin mi arkadaşını?
Maşallah, maşallah. Ne güzel de yakışmış elinize böyle.
Sıkılıyordu baba, biz de öyle oyalıyoruz işte.
Ne sıkılması canım?
Bence bunun hâli keyfi yerinde, şu surata bak.
Emin ellerdeyim diyor.
Çocuğun dili olsa kendi söyleyecek vallahi.
Kim gelmiş, dede mi gelmiş?
Kız seni yiyeceğim ben bak.
Hoppala!
Hoppala!
- Seni yiyeceğim. - Çok güzelsin.
-Uçak olalım mı? Hadi gel uçalım. -Hadi.
Otobüs, kamyon, cip, bibip!
Abi, biz nereye düştük?
Mucit göreceğiz diye geldik herifler kaos timi çıktı iyi mi?
Arkadaşlar hayırdır, kim o kaos timi?
Bu amca oğulları yok mu? Onları konuşuyoruz.
Adamlar kasabayı tımarhaneye çevirmiş.
Yok gelin uçurtmalar, yok damadı uçaktan düşmeler...
...yok evlere roketatar falan atmalar.
Kardeşim, biz bu kaos timiyle öyle suç belgeseli falan...
...çekme niyetinde değiliz. Kimse kusura bakmasın.
Bir orada duralım bakalım.
Kardeşim ikidir kaos timi diyorsun, ayıp oluyor.
Onların ismi kaos timi değil, uçuş timi, bu birincisi.
İkincisi de amca oğulları benim kırmızı çizgim...
...onlara tek bir laf ettirmem.
Size kim, ne dedi, böyle ileri geri konuştu bilmiyorum ama...
...o manyakları bırakın bir de benden dinleyin amca oğullarını...
...gelin bakalım.
Senden de pek umudum yok ama hadi anlat kahveci...
...dinleyelim, seni de dinleyelim. -Hadi dinleyin bakalım beni.
Hazırlan.
Aç kameranı, anlatacağım.
Kayıtta.
Kayıttayız, buyurun.
Şimdi bizim amca oğulları çok evvelden icat yapmaya başladılar.
Hatta ilk yaptıkları icat da uçaktı.
Ama ne yoklukla, ne imkânsızlıklarla yaptılar o uçağı.
O uçağı yaparken ben dâhil kimse inanmadı onlara.
Hepimiz dalga geçtik, yapamazsınız dedik.
Ama bizi dinlemediler, yılmayıp gece gündüz arı gibi çalışıp...
...uçurdular o uçağı.
Diğer icatlar da çorap söküğü gibi geldi sonra.
Tasarruflu soba borusundan tutun, kasabaya temiz enerjili elektrik...
...getirmelerine kadar neler neler yaptılar, saymakla bitmez.
Yavrum ta bir vakitler bizim kasabada...
...bir kuraklık oldu ama öyle böyle kuraklık değil.
Yağmur yağmıyor, ekin bitmiyor. Gökte bulut var ama yağmur yok.
Şimdi bizim bebeler dediler ki, biz bu kuraklığın çaresini buluruz.
Biz hepimiz gülüştük nasıl olacak diye.
Ama bunlar allem ettiler kallem ettiler bir makine yaptılar.
Şimdi bulutlardan bu makine nemi çekti aşağıya havaya...
...havadan da onu suya çevirdi.
Ve tarlalara, bahçelere yönlendirdiler.
O aralar vallahi çok işe yaramıştı onların yaptığı icat.
-Nasıl, havadan su mu indirdiler? -Öyle tabii.
Yavrum ben boşana mı anlatıyorum sabahtan beri sana?
Yok, boru falan yok.
Sadece su var, su akıyor, boru yok.
Hâlâ akıyorlar, bitmedi.
Vallahi su geliyor billahi de su geliyor.
Amca oğullarıma helal olsun!
Bravo!
Alkışla, alkışla! Bunlar yaptı!
Bravo amca oğulları!
Bir keresinde de Gönül Dağı'ndan taşlar yuvarlanacak diye...
...kasabayı boşaltma kararı almıştı valilik.
Ama bu bizim amca oğulları boş durmadılar sağ olsunlar...
...kolları sıvadılar. Bir de onların sayesinde öğrendik mi...
...meğer bu taşlar dağdan patır patır böyle bu yeraltı suları yüzünden...
...yuvarlanıyormuş.
Onlar bir şekilde o suları dağın içinden çekip çıkardılar...
...ve böylelikle hem kasabamız kurtuldu...
...hem de millet evinden, yurdundan olmadı.
Galiba biz biraz haksızlık ettik, değil mi abi?
TVR TVR dedikleri kadar varmış. Hadi Sarp toparlan, gidiyoruz.
Oğlum nereye gidiyorsunuz? Daha size biz karpuz kesecektik.
Çok teşekkür ediyoruz ama bizim artık şu amca oğullarıyla...
...tanışma vaktimiz geldi.
Yalnız Musa emmi, içeride karpuz yok, kavun var, ben gördüm.
-Kırkağaç kavunu var. -Kavun mu kesecektik, karpuz mu?
-Karpuz yok, kavun var. -Kavun var?
Evet.
Siz de burada oturuyorsunuz galiba?
Evet Hamdi Bey, geldik.
Buraya kadar yoruldunuz, zahmet oldu size.
Çok teşekkür ederim.
Estağfurullah, ne zahmeti? Ben teşekkür ederim.
Sayenizde ben çok güzel bir gün geçirdim.
Açıkçası daha fazla zaman geçirmek isterdim ama...
...malum kızım Esra Öğretmen'de.
Şimdi onu da fazlasıyla yormuştur. O yüzden benim gitmem lazım.
Elbette. Siz de haklısınız.
Hamdi Bey, lafı açılmışken...
...ben kız evlat, erkek evlat ayırmam ama...
...kız çocuklarını daha çok severim.
Öyle mi? Neden?
Ne bileyim?
Ona böyle süslü süslü renkli elbiseler giydirmek...
...güzel tokalar takmak...
...saçını her gün başka bir modelde taramak çok hoşuma giderdi herhâlde.
Demek istediğim bir kızım olsa onu keyifle büyütürdüm.
Şimdi ne olacağını bilemeyiz tabii ama her şey olumlu giderse eğer...
...kızınıza seve seve annelik edeceğimi bilmenizi isterim.
Vallahi Yıldız Hanım...
...siz ne güzel, ne kıymetli bir insansınız böyle.
Vallahi bu söylediklerinizi herkes söylemez, Allah razı olsun.
Ben şimdi ne düşünüyorum biliyor musunuz?
Ne?
Esra Öğretmen'e nasıl teşekkür edeceğim?
Bizi tanıştırdığı için hakkını nasıl ödeyeceğim onu düşünüyorum.
Çok sağ ol.
Oynamaktan nasıl yorulduysa hemen uykuya daldı yavrucak.
Maşallah babam bir saniye bile boş bırakmadı çocuğu.
Tekin babam bu sayede torun özlemini de gidermiş oldu.
Biraz olsun bizi rahat bırakır.
İnşallah dediğin gibi olur ama hiç sanmıyorum.
Hamdi abi de hâlâ gelmedi.
Bu kadar uzun kaldığına göre görüşme iyi gidiyor demek ki.
Hadi bakalım göreceğiz.
-Güzel olur inşallah. -İnşallah, inşallah.
Geldi galiba.
Dur bakayım.
Hoş geldin abi.
- Hoş bulduk. - Gel.
Vallahi inanır mısın biz de tam senden bahsediyorduk.
Buyur abi, otur.
-Hoş geldin abi. -Hoş bulduk.
Nasıl geçti?
Vallahi Esra bacım, ne diyeyim, Allah, senden razı olsun.
Hanımefendi çok iyi, merhametli bir kadın, çok sağ olun.
Demek öyle? Vallahi çok mutlu oldum abiciğim, maşallah.
Gözün aydın abi, böyle tamamlansın inşallah.
Ne diyeyim, inşallah. Hayırlısı olsun.
Benim yavrucak ne yaptı, yormadı değil mi sizi?
Yok.
Olur mu öyle şey abiciğim?
O kadar akıllı, o kadar uslu bir kız çocuğu ki...
...şimdi içeride uyuyor.
İstersen yemeğe kal abi, hem de o da o zamana kadar uyanmış olur.
Sonra gidersiniz.
Zahmet vermiş olmayayım?
Ne zahmeti abi, olur mu öyle şey? Aşk olsun.
O zaman ben sofrayı kurayım.
Hem de o esnada birazcık Yıldız abladan konuşuruz.
-Ben de sana yardım edeyim aşkım. -Gel.
Tabii Yıldız.
Yıldız Hanım.
Amca oğlu.
Buyur Veysel amca, bakır levha isteyeceksin galiba.
Bunun da içindeki bütün kablo bağlantılarını yaptık.
Sen gene kontrol et tabii.
Sağ olun, sağ olun. Koy şuraya, eyvallah.
Amca oğlu, düzeneğin içine girmek için...
Buyur Taner amca, mikro kamera hazır. Bunu isteyecektin, değil mi?
Evet koçum, evet aslanım, onu isteyecektim.
- Amca oğlu, çocuklar bıçak gibi. - Hakikaten.
Bana bak, bizim okulun öğrencileri. Vallahi duygulandım.
Bu sesler ne?
Evet, şimdi burada bizim oluyor.
TVR Havacılık, bizim kendimizin. Çocuklar da burada işte.
-İşlerini falan burada yapıyorlar. -Bütün o parlak fikirler falan...
...hep bu binadan çıkıyor, şu binadan çıkıyor.
Burada, bütün işlemler şurada gerçekleşiyor.
- Çekin buraları komple. - Evet, komple.
Amca?
Selami?
Çakır, bu adamlar Anadolu'nun kayıp belgeselcileri.
Bir saniye, bir saniye, izninizle. Sen Taner, sen de Veysel olmasın.
Biz TRT Belgesel için "Anadolu'nun Kayıp Değerleri" adında...
...bir belgesel yapıyoruz. Bu bölümü de size ayırmak istedik.
Yani bozkırda mucitlik fikri gerçekten bizim çok ilgimizi çekti.
Kasabada da bazı röportajlar yaptık.
Eğer izniniz olursa buradan birkaç görüntü alıp...
...sizlerle de röportaj yapmak istiyoruz.
Biz şimdi bilemedik. Böyle tabii ne bileyim...
...haberdir bir şeydir hep bunlar oldu hani de...
...belgesel olmamıştı daha önce hiç.
Hoş geldiniz de biz yoğunuz biraz, bir icat var da.
Öyle mi, ne icadı?
Biz uzaya keşif aracı göndereceğiz. Onun üzerine çalışıyoruz.
Harika, tam zamanında gelmişiz o zaman.
Bu süreci kayıt altına almayı çok isteriz.
Öyle mi?
Amca oğlu, ne diyorsun? Ben bilemedim şimdi.
Çeksinler, anı olur.
Zaten önemli icat. Bunu çekmeyecekler de yani...
Olur. Buyurun.
Buyurun, geçin.
Buyurun geçin.
Tarih 6 Haziran.
Günlerden cumartesi.
Yani 6-6.
Yine 66.
Dedem hep derdi ki, hangi işi yaparsanız yapın...
...ne yaparsanız yapın sonunu 66'ya baǧlayın.
Ebced hesaplamalarına göre...
...Allah'ın isminin harflerinin toplamı 66 ediyor.
Yani eskiler, her işini Allah'a havale edermiş.
Tabii çok çalıştıktan sonra.
Yani elinden geleni yaptıktan sonra.
O yüzden biz de elimizden geleni yapacaǧız.
Biz de çok çalışacaǧız, öyle Allah'a havale edeceǧiz.
Tam 21 günümüz var.
21 günde bu aracın eksiklerini tamamlayabilirsek...
...güneş sistemine fırlatmak için Uzay Ajansı'ndan izin alabileceǧiz.
Bakın bu ne demek biliyor musunuz?
Bu şu demek, şu ana kadar bizim ülkemizde...
...güneş sistemine fırlatılmış herhangi bir araç yok.
Gerçi dünyada da zaten çok fazla örneǧi yok.
Yani bunu başarmış sadece birkaç ülke var.
O yüzden eǧer biz bunu başarabilirsek...
...bu ülkemiz için, milletimiz için bir ilk olacak.
Benim çok deǧerli çalışma arkadaşlarım var...
...ekip arkadaşlarım var. Ben, size onları da tanıtmak isterim.
Amca oǧlum Veysel, bu hayalleri beraber kurduǧum iki kişiden biri.
Diǧeri de Ramazan, o burada yok maalesef.
Filiz, Gelincik, çocuklar.
Bu çocuklar da bizim kurduǧumuz, yani kendimizin kurduǧu...
...İcat Akademisi'nin çok deǧerli, çok kıymetli öǧrencileri.
Bakın çocuklar, eǧer biz bunu başarabilirsek...
...bir çıǧır açmış olacaǧız.
Tabii diyelim ki başaramadık, olmadı.
Sorun mu? Sorun.
Ama pes mi edeceǧiz? Hayır, pes etmeyeceǧiz.
Artık güneş sistemine bu aracı göndermek...
...bizim için çok uzak bir hayal deǧil.
Hatta gerçek olacak kadar yakın bir ihtimal.
Tabii üzülecek miyiz?
Üzülürüz.
O zaman üzülmeyelim diyorsak...
Hadi bakalım, bitirelim o zaman şu aracı arkadaşlar, ne diyorsunuz?
Bitirelim!
Başaracaǧız!
Şu sesleri duyuyor musun? Vıcık vıcık.
Bir iş yerinin ciddiyetinden tümüyle de uzak.
Stres de böyle bir şey vıcık vıcıktır, Kazımcan.
Vıcık vıcık.
Emmi, niye bu kadar taktın anlamadım ki?
Adamlar ne güzel çalışıyor.
Eǧlenerek çalışmak kötü bir şey mi?
Bunlar bizimle eǧleniyor, ahmak yeǧenim, bizimle.
Bunlar deǧil miydi, benim oǧlumu uçaktan aşaǧıya atarak...
...ölümle burun buruna getiren?
Geçti gitti emmi.
Hiç geçmedi.
Affetmek insanı stres eder.
Bak bunu kafandan çıkarma Kazımcan.
İntikam planları yapmaksa insanın içini böyle serinletir.
Görecek o çakma mucitler, görecekler.
İsimlerini kasabanın tarihine...
...altın harflerle yazmayı hayal ededursunlar şimdilik bakalım.
Selamünaleyküm muhterem.
Hayırdır, bir şey mi oldu sana?
Aleykümselam Ciritçi Abdullah.
Zararım yok.
İyiyim, iyiyim, bir şeyim yok.
Peki, niye öyle çökmüş oturuyorsun?
Tut elimden, kaldırayım seni.
Kulübeme güneş taşıyordum.
Sonra...
...birden bir endişe düştü içime.
Acaba hava yarın da güneşli olur mu?
Yarın da güneş taşıyabilir miyim?
Hâlbuki daha...
...bugünkü güneşi bitirmemiştim.
Nasıl oldu da gönlüm yarınki güneşin derdine düştü?
Bu sual çok aǧır geldi bana.
Ben de bıraktım eleǧimi.
Bu endişeyi gidermeden bir elek daha taşıyamam dedim.
Anladım, anladım muhterem.
İnsanın hamurunda vardır bu endişe.
Daha ermediǧi zamanların endişesini taşır hep içinde.
Eskiler, tul-i emel der buna.
Uzun geleceklerin planı...
...erip ermeyeceǧini bilemedikleri zamanların kaygısı.
Ama bu iyi bir şey deǧil ki.
Nasıl kurtulur insan bundan?
Belki de...
...eleǧi tümden asıp, hiçbir şey yapmamak lazım, ne dersin?
Selamünaleyküm dostlar.
Sohbetiniz hak, muhabbetiniz bol olsun.
Ve aleykümselam, hoş geldin.
Buyur, otur hele.
Ortada bir sual vardır.
Belki yol yordam gösterirsin bize.
Estaǧfurullah.
Estaǧfurullah Ciritçi Abdullah.
Peki, söyleyin hele.
Sizi böyle toza topraǧa bulayan sual neymiş?
Dünya kaygısı.
Bu kaygıdan nasıl kurtulur insan?
Muhterem der ki...
...bir köşeye çekilip işten güçten el etek mi çekmeli insan?
Peki, sen Ciritçi Abdullah?
Ben çalışmadan duramam.
Ama böyle bir kaygıya da kapılmak istemem.
Kalp işi, dünya işi gibidir dostlar.
Nasıl insan bir işte azmeder...
...tüm zorluklara göǧüs gerer...
...sonunda başarırsa...
...saǧlam bir kalp için de bunlar gerek.
Yarını, öbür günü iyi işler yapma niyetiyle...
...hayal ederse bunda ne kötülük var?
Yeter ki gönlünü iyiliǧe baǧlasın.
O işin sonunu görmese bile...
...o başarıdan, o hayırdan payını alır.
Yeter ki önüne çıkan engellerden yılma.
Yeter ki durmadan bir çıkış yolu ara.
Gör bak...
...o niyetin, o emeǧin...
...o vazgeçmeyen gayretin ne yoldaşlar, ne arkadaşlar bulur.
Çünkü böylesi gayret, başka kalpleri de cezbeder.
Senin bu vazgeçmeyen tavrın...
...nice aylar, yıllar geçse bile...
...başka yürekleri getirip yanına katar.
Bundan mütevellit...
...eleǧi bırakmak yok Adem Efendi.
Yarın ne olacak kaygısına düşme.
Ama bu kaygıya düşeceǧim diye de...
...bugünü karanlıkta bırakma, olur mu?
Hakkı söyledin Karınca baba.
Saǧ ol, saǧ ol.
Eyvallah.
Yani ben bu belgeselcilere dedim zaten.
Siz öyle dedim saǧdan soldan duyduǧunuz şeylere...
...böyle kulak asmayın.
Yani bu çocukların bu kasabamız için...
...yaptıkları fedakârlıklardan bahsettim.
Yani yaptıkları icatları, verdikleri emekleri böyle satır satır anlattım.
Beni? Beni anlattın mı?
Alın benden de o kadar, başkanım.
Bunlar önce bir geldiler...
...böyle yok kaos timi falan bir şeyler atıp tutuyorlar.
Dedim bir durun ulan! Ne oluyor?
Bunlar dedim amca oǧulları.
Amca oǧulları, bizim kırmızı çizgimiz.
Bizim kasabamızın gözümüzün nuru.
- Tabii canım. Evet. - Deǧil mi?
Hay amca oǧulları kadar başınıza taş düşsün, iyi mi?
Uzaylılar kapımızda, siz roket diyorsunuz.
Bu ne anlatıyor? Kazım emmi kendine gel, alo!
Senden âlâ uzaylı mı var? Git işine Allah aşkına.
Parazit yapma, çık aradan.
Kasaba halkına iki kelamım var.
Kulaklarınızı açın da beni iyice dinleyin.
Bu çakma mucitler ateşle oynuyorlar.
Felaket yakındadır.
Uzaya roket fırlatıyoruz ayaǧına, bizi uzaylılara açık edecek.
Gedelli'nin uzaylı istilasına uǧramasını istemiyorsanız...
...gelin bu işi kökünden halledelim, o ateşe engel olalım.
Tamam, yok yok. Yok, vallahi.
Biz bu sefer Sabri abi yerine bunu fırlatalım uzaya.
En azından Gedelli'den bir stres topu eksik olmuş olur.
Vallahi iyi diyorsun, has diyorsun da gider bu uzaylıları da stres eder...
...gerisin geri yollarlar bunu.
Gülün, gülün siz bakalım, gülün.
O çakma mucitler de uzaylıları...
...böyle mıknatıs gibi çektiǧi zaman da böyle gülebilecek misiniz?
Şu gamsızlıǧı bırakın da şu işi bir halledelim.
Yani gelin, şu imza kampanyamıza katılın da...
...bu uzay oyunlarını bitirelim.
-İmza istiyorsunuz demek? -Evet.
Tamam, verin kalemi.
Verin, verin kalemi verin.
Bak, bak, koynumuzda yılan beslemişiz.
Sen ne yapıyorsun? İmza mı atacaksın ulan?
Aferin ulan bıyıklı.
Hak edene, hak ettiǧini vereceksin, deǧil mi Hüseyin emmi?
Yapacak bir şey yok.
İmza istiyorsunuz öyle mi? -Evet, evet.
- Alın size imza. - Ulan manyak herif.
Al kardeş, sen de al.
Adeta hayrını görün dercesine.
Ben, seni çizmez miyim?
Bak stres ettin beni iyice.
Tamam, tamam. Hadi Kazım emmi, hadi.
Kardeşim sen de hadi. -Tamam, tamam.
Sizlerden de, o çakma mucitlerden de öcümü alacaǧım.
O roket cesedimi ezmeden uçmaz, tamam mı?
Tamam, hadi tamam, uçmaz hadi, tamam.
Evet, evet, hadi.
Al, hop!
Hadi yürü, ense tıraşını görelim, hadi.
Vay arkadaş! Yok.
Yok, gelmiyor, sinyal gelmiyor.
Filiz abiciǧim, şu yazılımı bir kontrol etsene.
-Tamam abi, edeyim ben. -Bir bak, bir bak.
Allah aşkına şu yazılıma bir bak.
Evet, gece oldu hâlâ bıkmadan usanmadan çalışıyorlar.
Biz izlerken yorulduk, onlar çalışmaktan yorulmadı.
Uçuş izni almaya sayılı günler kaldıǧını duyduk.
Veysel Bey, sizce yetişecek mi?
Kamerayı aǧzıma sokmazsan yetişecek inşallah.
Şey, pardon.
Kusura bakmayın, siz amca oǧlum benim hiç öyle biri deǧildir.
Yorgunluktan bunlar hep. Yoksa kendisi çok insan sever.
Çok kibar, çok narin.
Kalbi böyle yumuşacıktır. Hiç öyle biri deǧildir.
Kusura bakmayın. Bizim de zaten işimiz az kaldı.
Siz şöyle bir dinlenin. Sonra sizinle ilgileneceǧiz.
Söz veriyoruz, merak etmeyin. -Peki.
- Şöyle. - Kolay gelsin, kolay gelsin.
-Hoş geldiniz kızlar. -Hoş geldiniz.
Cemile'm hayırdır bu saatte?
Veysel'im ne yapıyorsunuz diye merak ettik de ondan geldik.
Aynen öyle. Ne yiyip ne içtiǧiniz de belli deǧil.
Ev yemeǧi getirelim dedik.
Hayatım zahmet etmeseydiniz. Niye uǧraştınız?
Yok canım, ne olacak? Elimize mi yapışacak?
Ben bir şey diyeceǧim.
Soracaǧım, soracaǧım bir türlü soramadım da...
...bu beyefendiler neden buradalar acaba?
İcadın hazırlık sürecini çekmek mi gerekti?
Yok, Asuman abla, beyefendiler TRT Belgesel'den geliyorlarmış.
"Anadolu'nun Kayıp Deǧerleri" Programının...
...bu haftaki konuǧu bizmişiz.
Veysel, niye söylemiyorsun?
Hoş geldiniz. Hoş geldiniz.
Hoş bulduk, merhaba.
Hoş geldiniz. Meslektaşız biz bu arada.
Şey, ben de Dertli Şov'u sunuyordum da.
Şey, bir diǧer kayıp deǧerimiz olan Ramazan Kaya'nın eşiyim.
Almanya'da o şu an. Asuman Kaya'ya memnun oldum.
Biz de çok memnun olduk.
Selma ve Cemile Kaya deǧil mi?
Veysel Bey ve Taner Bey'in eşleri.
Evet, aynen öyle. Üstüne bastınız, ayaǧınızı kaldırın.
Memnun olduk.
Vallahi açıkçası burada olmanızdan dolayı çok mutlu olduk.
Eǧer izniniz olursa sizlerle de kısa bir röportaj yapmak isteriz.
Her başarılı erkeǧin arkasında bir kadın var derler.
Eminim ki sizlerin de eşleri üzerinde emeǧi çok büyüktür.
Yani olur tabii ki, niye olmasın?
Tabii yani memnuniyetle, çok iyi olur.
Tabii tabii, olur. Yalnız ben bir düzeltme yapmak isterim.
Sadece arkalarında deǧil, aynı zamanda yanlarında yürüyoruz.
Hanımefendi, o konuda hiç şüphemiz yok.
Filiz, abim, bir röportaj yeri falan bir şey göster de...
...biz de çalışabilelim, hadi.
Göstereyim abi. Siz buyurun.
- Allah Allah! - Ben, size şöyle.
-Hadi, ne bu oǧlun başımızda sürekli? -Saçmalama oǧlum.
Ne saçmalayacaǧım? İş yapıyoruz burada.
İmanım gevredi sabahtan beri. -Ulan misafir o.
Bize birkaç cümleyle Ramazan Bey'den bahseder misiniz?
Onu, ben birkaç cümleye sıǧdıramam ki.
Ramazan benim için sadece bir eş deǧil.
O benim kalbimin, ruhumun en güzel yerine kazınmış bir his.
Aramızda kilometreler de olsa...
...böyle sanki yanımdaymış gibi onun sevgisini ben içimde...
...tam şuramda hissediyorum.
O sadece bir eş...
...bir baba...
...bir mucit deǧil.
O, benim en güzel yıllarımın...
...en güzel hatıralarımın mimarı.
Varlıǧıyla hayatı ışıǧa çeviren...
..yokluǧuyla bile insanın içini böyle sıcak tutabilen bir adam Ramazan.
Onun sevgisi, zamanı susturan...
...mesafeleri yok eden bir sevgi.
Ben hâlâ yürüdüǧüm her yolda onun izini...
...baktıǧım her yerde onun yansımasını görüyorum.
Her nefeste sanki adını fısıldıyor dünya bana.
O, benim her şeyim.
Ramazan, benim ruhumun en derininde yazılmış tek hakikat.
Ervah-ı ezeldenim o benim.
İnsan bazen birine bakınca evim gibi der hani...
...işte ben, Veysel'e her baktıǧımda öyle hissediyorum.
Öyle dışarıdan sert göründüǧüne bakmayın.
Kalbi o kadar güzel ki dünyalar sıǧar içine.
Ben, onunla büyüdüm. Onunla güçlendim.
En zor günümde yanımda duran da oydu.
En mutlu anımda gözlerimin içine sevgiyle bakan da.
Şimdi biri bana sevda nedir diye sorsa...
...hiç düşünmeden Veysel derim.
Çünkü o, benim hem en büyük sevdam...
...hem de en güzel sıǧınaǧım.
İlk aşkım.
Tek sevdam.
Dua kuşlarımın babası.
Sırdaşım. Her şeyim o benim.
Allah başımızdan eksik etmesin.
Taner'i ya da ona olan aşkımı anlatmaya...
...kelimeler yeter mi bilmiyorum ama ben de bir iki kelam etmek isterim.
Aşkınızın imtihanı nedir diye sorsanız bana...
...ben beklemek derdim.
Ben beklentisizce Taner'i altı sene bekledim.
Sanki hayat, bizi birbirimize hasret bırakarak sınadı.
Çok çabaladım tabii ki unutmak için.
Kendime yeni bir yol, yeni bir hayat kurmak için ama...
...kalbim hep orada kaldı, aynı yerde kaldı.
Ben ne kadar kaçmaya çalışırsam çalışayım...
...Taner içimde büyümeye devam etti.
Sonra kader bizi bir araya getirdiǧinde ben anladım ki...
...eǧer bir insan kaderinizse masal eninde sonunda mutlu sonla bitiyor.
O benim kabul olmuş en güzel duam.
En büyük hazinem, ışıǧım.
Çocuklarımın babası.
Ebedi aşkım.
Ben Taner'i hak etmek için kime ne iyilik ettim bilmiyorum ama...
...bildiǧim tek bir şey var...
...onu sevmek şu hayatta başıma gelmiş en güzel şey.
Bıdı, bıdı, bıdı, bıdı.
Babamlar geldi.
Kalk, gel, gel.
Hoş geldiniz çocuklar.
Hoş bulduk, hoş bulduk, hoş bulduk.
Benim güzel kızım. Sen, babayı mı özledin?
Sen, babayı özledin uyumadın mı bakayım, beni mi bekledin?
Gel bakayım buraya, gel, gel.
Sorma oǧlum, sorma, uyutamadım bir türlü.
Mızmızlanıp durdu hanımefendi.
Babasını özledi herhâlde.
Vallahi ana, ne yalan söyleyeyim o da benim burnumda tüttü.
Maşallah, güzel kızım benim.
Oǧlum, sen de yatmamışsın daha.
Vallahi gözüme bir damla uyku girmedi Selma anne.
Uzay keşif aracı yetişecek mi diye çok merak ediyorum.
Yetişecek oǧlum.
Yetişecek inşallah, yetişecek.
Bayraǧımızı uzaya dikeceǧiz Allah'ın izniyle.
Hem bakın ne diyeceǧim, şimdi aklıma geldi.
Uzaya, roketin içinde bizden hatıra bir eşya mı göndersek, ne diyorsunuz?
Yaşa baba, süper fikir.
Benim de aklımda çok güzel bir fikir var.
Neymiş o oǧlum?
-O da sürpriz olsun. -İyi hadi.
Tekme attı.
O da hatıra göndermek istiyor herhâlde.
İstiyor tabii, gidecek.
Benim oǧlum uzaya çıkacak, mucit olacak benim oǧlum.
Oǧlun? Nereden oǧlun oluyor?
Belki Güneş gibi böyle tatlı, güzel bir kız olacak.
Benim güzel kızım.
Hayatım şimdi bu işler 50-50, tamam mı?
Ben şansımı denedim. Saǧlıklı olsun da gerisi mühim deǧil.
Mühim deǧil olur mu oǧlum?
Ben pembe mi patik dikeceǧim, mavi mi dikeceǧim bilmiyorum.
Meraktan çatlamam da cabası.
Bir an önce göstersin şu cinsiyetini de rahat edelim vallahi.
Vallahi anneciǧim, bize kalsa yarın öǧrenelim de...
...ne zaman gitsek hep bir naz niyaz, yani göstermiyor cinsiyetini.
Bakalım bir dahakine belki öǧreniriz.
İnşallah kızım, inşallah.
Biraz hareket, tamam mı?
Biraz da yemek yiyeceksin.
Hatta kek yaptım, getireyim mi?
Yok, bu saatte yemem. Saǧ olasın, teşekkür ederim.
Kokmuştur kızım.
Yüklüsün sen, canın çeker.
Hadi oturun siz, oturun da getireyim ben biraz.
Azıcık yersiniz, hadi.
♪ Yaǧmurun yeli geldi ♪
♪ Derenin seli geldi ♪
♪ Zalim baban vermezse kaçmanın ♪ ♪ yeri geldi ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Kapı sıktı elimi ♪
♪ Felek büktü belimi ♪
♪ Arasam da bulamam senin gibi ♪ ♪ gelini ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Altın yüzük var benim ♪
♪ Parmaǧıma dar benim ♪
♪ Şu güzeller içinde ortadaki yâr ♪ ♪ benim ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Hele hele helesi güzel ♪
♪ Pendir zelesi güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
♪ Çuvalında unu yok ♪
♪ Sallanması ne güzel ♪
Veysel, amca oǧlu.
Ne?
Şu telefona bak, Allah aşkına.
Şu telefonunu aç, telefon, telefon diyorum, telefon.
Benim deǧil, benim ki cebimde, senin ki o.
Aç sen telefonu, senin şeyin o aç, aç.
Oǧlum, cebimde benim, senin o.
Benimmiş harbiden.
Alo.
Efendim, buyurun.
Ne?
Nasıl yani? Bir dakika, kim? Nereden?
Kim? Tamam, geldiniz.
Tabii, tabii. Yok, yok, sorun yok.
Niye sorun olsun canım? Yok, sorun yok.
Geldiniz. Güzel, hoş geldiniz.
Bir konum atarsanız eǧer, konum, konum.
Konum olur. Olur, tabii, tabii. Siz konum atın...
...şey yapıyoruz biz, hemen geliyoruz.
Tamam, tamam.
Tamam, oldu. Oldu, görüşürüz birazdan.
Tamam, saǧ olun, saǧ olun.
Saǧ olun.
Allah! Amca oǧlu.
Veysel, kalk, kalk, kalk, adamlar geldi.
Kalk, adamlar geldi, kalk lan, kalk.
Beş dakika daha uyuyayım. Adamlar kim?
Adamlar.
Ucay ajansından mı geldiler? -Evet ucay ajansı...
Uzay Ajansı'ndan geldiler.
Ne diyorsun lan? Oǧlum...
Oǧlum, 10'da geleceklerdi. Niye erken geldiler?
Ulan ben ne bileyim niye erken geldiler? Gidince sorarsın onlara.
Ben de seninle uyuyakalmışım böyle işte.
Allah Allah! Gelmişler işte. Hadi gitmemiz lazım. Hadi geç kalacaǧız.
Tamam, gidelim. Her şey tam mı, bir şey mi?
Tamam, tamam, her şey hazır. Her şey hazır.
Her şey hazır. Güzel, her şey. İşte!
Güzel, konum da attılar.
Konum da geldi.
Hani nerede, ne yanda?
İşte oǧlum burası, burasını gösteriyor.
Amca oǧlu Allah aşkına, adamların burada işi ne?
Ayrıca biz niye Selma'nın arabayı almadık?
Koca adamları almaya kayıklıyla geldik çocuk gibi.
Ben ne bileyim, Allah Allah!
Alelacele çıktık işte.
Zaten daha üç, dört saat vardı gelmelerine.
Geldik işte, ben de anlamadım.
Neresi ulan burası böyle?
Sen arada bir teyit et Allah aşkına bak, burada deǧildir.
Olmaz, olmaz. Olmaz, vallahi olmaz.
Adamları sürekli bir ara, bir konum at...
...bir neredesiniz, geliyoruz, geldik falan yok, olmaz.
Ayıp oldu adamlara. -Onu diyorum işte, ne yapacaǧız?
Şuraya soralım bakalım.
-Nereye soralım? -Doǧru mu geldik yanlış mı geldik...
Bir bakalım, gel.
İn, in.
Allah! Gel.
Allah Allah!
Selamünaleyküm.
Kimse var mı?
Selamünaleyküm.
Ne oluyor?
Lan!
Ne oluyor?
Kim var ulan orada?
Aç ulan kapıyı, aç!
Vay arkadaş!
Bu ne şimdi Allah aşkına?
Bu ne böyle şimdi? Kim var ulan orada? Kim var? Aç ulan!
Ulan senin ben var ya...
Oǧlum, az önce çekmiyor muydu telefon?
Bak bakayım. -Ne?
-Yok. -Hakikaten çekmiyor.
Az önce çekiyordu, deǧil mi? Konum getirdi bizi buraya, çekiyordu.
Planlı oǧlum, planlı.
Sabri mi, Kazım mı? -Kazım.
Kazım, kim olacak başka? Kazım.
Arkadaş.
Vallahi kapana kısıldık. Ben sana diyeyim, kapana kısıldık.
Neredesin kurban olduǧum, neredesin oǧlum?
Çiçeǧi bulamadım neredeyse Sefer abi.
Bir de çok ani gelişmedi mi her şey? Öyle oldu.
Ne yapalım oǧlum? Tanerler karşılayacaktı, bize kaldı.
Ne yaptın? Ulaşabildin mi Tanerlere sen?
Ulaşamadım. İkisinin de telefonu kapalı abi.
Hâlâ mı kapalı kardeşim?
Ne yapacaǧız oǧlum? Adamlar gelmek üzere.
Geldiler.
Sakin ol, tamam mı?
Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.
Merhabalar, hoş bulduk.
Hoş geldiniz, Gedelli'mize.
-Hoş bulduk. -Hoş bulduk.
Teşekkürler.
Buyurun geçelim, bir kahvaltı edelim, çay, çorba, sohbet edelim olur mu?
Çok naziksiniz. Sefer Bey'di deǧil mi?
Tabii, evet.
Teşekkür ederiz ama biz sunum için bir an evvel Tanerlerle buluşalım.
Vaktimiz gerçekten çok dar.
Evet. Bu arada nerede onlar?
Telefonları da kapalı.
Bir aksilik yok inşallah.
Yok canım, ne aksiliǧi? Aksilik yok.
Yok, yok, hiçbir aksilik yok.
Bütün kasaba bu sunumla yatıp kalkıyor diyebilirim ben.
Hiçbir aksiliǧe geçit ve mahal yok.
Deǧil mi Sefer abi?
Evet, evet, bütün kasabamız bu uçuşun öneminin ve ehemmiyetinin farkında.
Saǧ olsunlar hepsi Tanerlerle tek vücut olmuş durumdalar.
Bir sıkıntımız yok. -Ne güzel.
Böyle şirin bir kasabada böyle teknolojik bir atılım...
Nereden baksanız büyük olay.
Peki, nerede olacak sunum?
Atölyede olur herhâlde. Kendi yerleri sonuçta.
Tabii, tabii, yani herhâlde de deǧil, muhtemelen orada ama...
Çünkü bu çocuklar biliyor. Tanerler biliyor yani nerede olacaǧını.
Detayları da onlar bildiǧi için.
En iyi nerede olur, onlar bilirler.
Bir de Münir Başkan bilir, o da geliyor zaten.
Hoş geldiniz Adnancıǧım, Suatcıǧım.
-Hoş bulduk. -Peki nasılsınız, iyi misiniz?
İyiyiz vallahi, saǧ olun.
Teşekkür ederiz Münir Başkan'ım. Siz nasılsınız?
Ben de iyiyim de niye böyle ayakta kaldınız?
Yoldan geldiniz deǧil mi?
Bir içeri geçelim, kahvaltı yapalım.
Başkanım vakitleri yokmuş. Biz söyledik ama vaktimiz yok dediler.
Evet Münir abi, bu seferlik affımızı istiyoruz.
Ama olmaz. Bak, bunu duymamış olayım.
Yani kahvaltı yapmadan sunum falan yapılmaz, deǧil mi?
Kırmayın beni. Hadi bakayım.
Peki, ne yapalım?
Emir, demiri kesermiş. -Buyurun, buyurun.
Gelin bakalım. Hadi.
Çocuklar, siz de şu Tanerlere bir an önce ulaşın.
Seyfettin, hadi kardeşim, bir ara, hadi.
Var ya şu sunum mevzusu bir bitsin...
...yemin ediyorum kasabalı iki üç gün deliksiz uyku çekecek aşkım.
Vallahi doǧru diyorsun. Hepimiz çok yorulduk zaten.
Buranın hâli ne böyle?
Taner abiler böyle bırakmaz ki normalde.
Bak. -Vallahi.
İşte!
Cemile yengemin bol malzemeli sandviçi deǧil mi bu?
Tamam, dayımlar sabahlamış burada belli ki.
Peki, nerede bu adamlar?
Sunum saati yaklaşıyor.
-Doǧru. -Günaydın.
Geldiniz demek.
Hani Taner abiler nerede?
Canım günaydın vallahi. Biz de şimdi geldik, bilmiyoruz ki.
Kim arıyor?
-Sefer abi. -Tamam, aç, aç.
- Efendim Sefer abi? - Filiz, kızım.
Kızım, bu Tanerler nerede? Bak, kaç saattir arıyoruz, ulaşamıyoruz.
Nerede kızım bunlar? Bak, ajanstan heyet geldi buraya.
Heyet mi?
Abi, vallahi biz de bilmiyoruz ki işte en son atölyede beraberdik.
Şimdi geldik, yoklar. -Yoklar mı?
Kızım, nereye giderler ki onlar? Oralardadır.
Bir bakın iyice oraya, hadi. Erkan orada mı?
Yanımda, yanımda.
Tamam, iyice bir bakın kızım. Hadi haberleşiriz, tamam.
Seyfettin. Tamam kızım hadi.
Ne oluyor hayatım, olay ne?
Hayatım olay şu, yani heyet sunum için gelmiş.
Taner abimler ortada yok. Kimse ulaşamıyor.
Yok canım olur mu öyle şey?
Adamlar takım falan giymek için eve gitmişlerdir.
Dur, ben şimdi arayayım. -Herhâlde ne bileyim.
Dur bakayım. Tamam, Taner dayımı arayayım.
Çalmıyor.
Filiz yandık. Vallahi bittik.
Dayı! -Gelincik yürü.
Erkan!
Yok, yok, açılmıyor, yok.
Tozutma ulan, tozutma.
Bura bayaǧı eski, hasta olmayalım bir de.
Allah Allah!
Oǧlum, bu adam bizden ne istiyor ulan?
Biz aynı işi bile yapmıyoruz. Rakip bile deǧiliz.
Ne istiyor oǧlum bu adam bizden? -Haset. Ne olacak? Haset.
Haset işte. Hasetliǧi gözünü kör etmiş. Haset.
Haseti batsın. Bugünü mü buldu oǧlum?
Beş sene kaybedeceǧiz.
Kasabamızın dikkatine.
Bugün güneş sistemine yapılacak olan roket uçuşu için...
...sunum heyeti kasabamıza intikal etmiştir.
Tekrar ediyorum...
...sunum heyeti kasabamıza intikal etmiştir.
Heyet geldi.
Bir şey yapmamız lazım.
Gel bakayım.
Tüm kasabamızı...
...Sultan Çöllüǧü'ne bekliyoruz.
Bilhassa Taner Kaya ve Veysel Kaya.
Kendilerini gören, duyan, nerede olduklarını bilen...
...kim varsa... -Ne diyor ulan bu?
...belediyemizle acil bir şekilde..
...iletişime geçmeleri önemle rica olunur.
Ocaǧın batmasın.
Adeta aǧzımı yaktın dercesine.
Tekrar ediyorum.
Taner Kaya ve Veysel Kaya'yı gören, duyan...
- ...nerede olduklarını bilen... - Oǧlum...
- ...kim varsa... -...ilçeye gitmiyor mu bu?
Teyze duymadın mı? Tanerler yok diyor.
Gören, duyan kim varsa gelsin diyor.
Allah Allah! Duymadın mı?
Taner!
Veysel!
Heyet geldi, siz neredesiniz abi?
Seyfettin!
Seyfettin buradayım, Seyfettin!
Yok. Amca oǧlu.
-Ne? -Çekil, çekil, kenara çekil.
Çekil, çekil, gel.
Seyfettin!
Seyfettin!
Abi neredesiniz?
Heyet geldi, siz neredesiniz?
Gözünüzü seveyim, neredesiniz?
Seyfettin!
Seyfettin buradayım, Seyfettin!
Kimse yok mu?
Hamdi, bardakları sabah yıkarız.
Çıkmamız lazım, bizimkileri arayalım.
Hamdi.
Hamdi! -Ne?
Kime ne anlatıyorum ben?
Kusura kalma Rıfat, dalmışım biraz da.
Evet, dalmışın biraz. Onu görüyorum da Hamdi'm...
...nerelere daldın acaba?
Hayırdır, bu suratında böyle şapşal bir sırıtış falan?
Hiç sorma Rıfat.
Ayıptır söylemesi, bir hanımla tanıştım da.
Ama görsen var ya nasıl güzel, nasıl tatlı.
Böyle nasıl kibar.
Adı da Yıldız.
Hamdi Bey!
Yazıklar olsun size.
Bana bunu nasıl yaptınız?
Yıldız Hanım, hayırdır?
Bir sakin olun lütfen. Ne oldu böyle?
Siz, beni kandırdınız.
Bana yalan söylediniz.
Siz bir dolandırıcısınız.
Çok tehlikeli bir yalancısınız.
Hanımefendi, biraz sakin mi olsanız acaba?
Ne bu öfke böyle?
Hamdi öyle biri deǧil. Burada herkes Hamdi'yi tanır.
Belli ki biri size yanlış bir bilgi vermiş.
Siz ne diye iftira atıyorsunuz? -Ne iftirası?
Kendisi hakkında bile isteye yanlış bilgi veren o.
Hani bu kahvehane sizindi?
Hani aileniz zengindi?
Ne susuyorsunuz Hamdi Bey? Doǧruları söylesenize.
Rıfat, ben öyle bir şey demedim.
Yıldız Hanım, ben öyle bir şey demedim ki size.
Ama öyle olmadıǧını da açıklamadınız Hamdi Bey.
Zengin olmadıǧınız hâlde, beş parasız olduǧunuz hâlde...
...kendinizi zenginmiş gibi gösterdiniz.
Bu da sizi yalancı yapmaya yeter.
Benden gerçekleri sakladınız.
Gidin, kendinize göre pespaye birini bulun.
Siz, bana layık deǧilsiniz.
Sakın peşimden dolanmayın.
Anlaşıldı mı?
Teker teker.
Teyze oǧlu!
Teyze oǧlu!
Neredesin çocuk?
Teyze oǧlu!
- Amca! - Baba!
-Amca! -Baba!
Baba!
Amca oǧlu. Amca oǧlu durun.
Şu bizim kayıklı deǧil mi?
Dur, dur.
-Vallahi, bizim kayıklı. -Aç.
Durun amca oǧlu.
Amca oǧlu, kayıklı buradaysa amcamlar da yakın bir yerlerdedir.
Hadi aramaya devam edelim.
Bazen ne yaparsan yap, işte bak görüyorsun.
Kazım denen adam neye sebep oldu?
Hayır, Kazım olmasa başka bir şey olacaktı. Ben biliyorum yani.
Hakikaten öyle.
Ulan en çok neye üzülüyorum biliyor musun?
Üç, dört aylık işi üç haftaya sıǧdırdık, yine olmadı.
Denizi geçtik, derede boǧulduk arkadaş.
En azından denedik deriz amca oǧlu.
Denedik deriz.
Vallahi denedik deriz. Vay arkadaş, sesim gitti benim baǧırmaktan.
- Şuraya bak. - Baba!
Baba! Baba! -Amca!
Amca!
Amca, burada mısınız? -Oǧlum, bizimkiler deǧil mi?
Evet, bulmuşlar bizi.
Yusuf! Buradayız oǧlum!
Ali!
Buradayız!
Amca oǧlu, şuradalar!
Baba, duyuyor musunuz bizi?
Baba!
Ali, buradayız oǧlum, buradayız!
Buradayız da siz bizi nereden buldunuz?
Kayıklı. Kayıklıdan tanıdık amca.
Üstü örtülmüş hani.
Ulan Kazım!
Oǧlum, hemen amcanlara haber verin. Bizi çıkarsınlar buradan.
-Tamam baba. -Durun amca oǧlu, durun.
Heyet bekliyor. Biz gidip gelene kadar her şey gider.
Amcamları buradan bizim çıkarmamız lazım.
Doǧru diyor, doǧru. Doǧru amca oǧlu.
Ramazan Mete doǧru diyor bak.
İyi tamam da çocuklar, nasıl çıkaracak oǧlum bizi?
Amca oǧlu, siz bana şuradaki zinciri getirin.
Tamam.
Amca, bir dakika bekleyin.
- Getirin amca oǧlu. - Al amca oǧlu.
Şunun ucunu şuraya baǧlasana Yusuf.
Tamam.
-Onu baǧlayacak. -Evet.
Aslanım benim.
Aferin oǧlum. Hadi koçum.
Diǧerinin ne yapacaǧız ucunu?
Diǧerini de kayıklıya baǧlayacaǧız.
-Tamam. -Amca oǧlu buradan.
Götürün götürün.
İyi de bizim kayıklı sökebilecek mi lan kapıyı?
Ne bileyim ben? Kaportacı olan sensin, sen söyle.
-Sökebilir. Sökebilir. -Söker. Söker deǧil mi, söker?
Ali! Ali ne yaptınız oǧlum?
Zinciri baǧladık baba, şimdi deneyeceǧiz.
Hadi amca oǧlu.
Gaz ver amca oǧlu, gaz ver hadi.
Yüklen, yüklen.
Bas oǧlum, bas.
Hadi koçum. Hadi az kaldı.
Hadi aslanım benim, hadi.
Bas oǧlum, bas.
Gaz ver amca oǧlu, gaz ver.
- Aslanım benim, gel buraya. - Baba.
-Koçum benim, gel buraya. -Koçlarım benim.
Koçum benim, koçum.
Gel buraya, gel.
Gel. Gel buraya. Aslanım benim.
- Koçum benim. - Amcalarım, hatırlatayım dedim.
Sizin yetişmeniz gereken bir sunum heyeti var.
-Hadi gel. -Sen atla. Dur, şunu sökeyim ben.
- Ben de, ben de. - Hadi amca oǧulları gelin.
Devam, devam, devam, devam.
Hadi amca oǧlu.
Ama içinde yok.
Hay Allah! Kadir'le Selami'ymiş gelen.
Seyfettin oǧlum.
Her yere baktık ama yoklar.
Adeta yer yarıldı da sanki yerin içine girdiler dercesine.
Oǧlum bu işte bir iş var.
Bu çocuklar, bu sunum günü böyle ortadan kaybolmazlar.
Var, vallahi bu işte bir iş var teyzem.
Biz her yere baktık, bulamadık teyze oǧullarımı.
Ben sunumu falan geçtim de artık endişeleniyorum bizimkiler için.
Ben de vallahi.
Tamam kızlar, durun vallahi, sakin olun.
Zaten bu adamlar gidici, bari siz sakin olun.
Resmi başvuru süresi doldu maalesef başkanım.
Bize artık müsaade.
Biraz daha bekleseydiniz.
Yani bu kadar beklediniz. Çok hazırlıklar yapıldı.
Fazlasıyla bekledik başkanım.
Tanerler artık şanslarını bir sonraki izin sürecinde denerler.
Nasıl? İyi de o beş yıl sonra deǧil miydi?
Şimdi beş yıl daha mı bekleyecekler?
Bizim aslında her şeyimiz hazır.
Maalesef yapacak bir şey yok.
- İyi günler. - Buradan, buradan.
Ama lütfen, onca emek.
Tamam, tamam.
-Az daha sab... -Seyfettin oǧlum, tamam.
Olmaz ki böyle iş.
- Böyle iş olmaz ki. - Gittiler.
Neredeler? Nereye gittiler?
Sefer abi, nasıl olacak bu iş?
Toparlanın hadi.
Hep birlikte bir daha arayalım.
Çocuklar hâlâ yok ortada.
-Tamam. -İşte! Hacet kalmadı, geliyorlar.
Gittiler!
-Başımıza neler geldi bir bilseniz. -Tutsak edildik.
Evet ama şey oldu, kurtulduk çok şükür.
Kurtu... Neredeler? Geldik biz, her şey hazır.
Bak, panoyu da kurmuş Filizler.
Evet. Dede, nerede adamlar?
Sefer abi, nerede adamlar Allah aşkına?
Ne oldu?
Tutamadık daha fazla, gittiler.
-Gittiler mi? -Evet, biraz önce gittiler kardeşim.
Adeta kıl payıyla kaçırdınız dercesine.
Yok arkadaş, vallahi bak.
Yok, bu iş bizim nasibimizde yok.
Yani nasibimizde olduǧu zaman bak, bir iş kolayca oluyor.
Bunu zorladıkça olmuyor. Bak, zorluyoruz olmuyor.
Görüyorsun deǧil mi? -Aynen öyle amca oǧlu.
Bazen nasip de zorlar, oǧlum.
Bazen pes edip etmeyeceǧini görmek ister.
Siz denediniz, tekrar başarırsınız.
Böyle karalar baǧlamanın âlemi yok ki.
Yok dede, öyle...
...karalar baǧlamak deǧil de...
Tamam o zaman Veysel'im, gider konuşuruz adamlarla.
Zaten daha Gedelli'den bile çıkmamışlardır.
Bir şans daha verirler bize, deǧil mi?
Yok Cemile'm, o işler öyle olmuyor.
Bu da olmayıversin, ne yapalım?
Aynen öyle.
Neyse artık. Hepinizden Allah razı olsun.
Buraya kadar geldiniz.
Emek verdiniz. Artık hakkınızı helal edin.
- Helal olsun. - Ne olacak, helal olsun.
Nasip, kısmet.
- Hay Allah'ım. - Nasip, kısmet.
Nasip, olmayınca işte olmuyor.
Dikkat dikkat!
Geçtiǧimiz günlerde kasabamızda çekilen...
..."Anadolu'nun Kayıp Deǧerleri" isimli belgesel...
...bu akşam 20.30'da...
...TRT Belgesel kanalında yayınlanacak olup...
...merak eden vatandaşlarımızın TRT Belgesel kanalından...
...izlemeleri ilanen duyurulur.
Aman Naci abi, acele et.
Amca oǧullarının programı var bu akşam.
Geç kalırsam vallahi Sennur'um başımın etini yer.
Merak etme Yaşar'ım, programın başlamasına daha var.
Biz de izleyeceǧiz. -Tabii doǧru.
Doldur, doldur, bol bol doldur.
Dolduruyorum.
Sabri saǧa diyorum, saǧa çevir.
Sabri saǧa, saǧa.
Ne alakası var kardeşim?
Uyudu bu tarafta.
Geldi mi frekans?
Başladı mı program?
Çıktı mı amca oǧulları?
Saǧa diyorum ulan, saǧa, saǧa.
TRT Belgesel...
...Türkiye'nin bir numaralı belgesel kanalı.
Tamam, gelin, gelin Adile Hanım, Çabuk program başlayacak.
Anne dikkat et.
10 tane elim yok herhâlde.
Bir kalkıp yardım edeyim de demezsiniz hiç.
Allah Allah!
Şimdi bu program başladı mı, başlamadı mı...
...onun için birinin bakması lazım.
Biz de o programa bakıyoruz.
Siz gelin, oturun benim yerime, bakın.
Ben de getireyim, çekirdek getireyim, yiyeyim.
Öyle deǧil mi Sefer?
Annem yavaş.
Allah Allah! Önünden kaçıran mı var?
Anne, amcalarımı kurtarırken çok kalori sarf ettim.
Bu açıǧı kapatmam lazım.
Vallahi hiç hatırlatma oǧlum.
Şu belgesel işi kafalarını biraz olsun daǧıtır inşallah.
İnşallah babam, vallahi.
Melek! Koş kızım koş, başlıyor.
Koş, koş.
Bizim kasabayı gösteriyor.
Evet baba.
Oǧlum, siz ne zaman çıkıyordunuz?
Çıkar ana birazdan.
Çıkarız yani, illa bir yerlere koymuşlardır. Çıkarız birazdan.
Ben, senin çayını tazeleyeyim mi?
Yok bir tanem, yetti, saǧ ol.
Bak bak, az sonra ben çıkacaǧım Nazlı'm.
Evet, ondan sonra da ben bak.
Niye Kadir'im?
Sen niye sonra çıkıyorsun?
Kurgu da öyle denk gelmiş. Ben nereden bileyim?
Hayret bir şey.
Sen, Kadir'in üstüne gitme.
Benim kocam kurgu da hep önde gelir.
Onunla alakası yok.
Abla, keşke Zahidelere gitseydik.
Bu zorlu gününde yanında olurdum, güzel olurdu.
Otur oturduǧun yerde Seyfettin, çitle çekirdeǧini.
Şimdi orası yas evi gibidir vallahi.
Yarın görürsün kızı.
Evet, yine doǧru konuştu gönlümün karar mercii.
Sonra görürsün. Şimdi Tanerler barut gibidir.
Tarih 6 Haziran.
Günlerden cumartesi. Taner çıktı, Taner çıktı.
Vallahi çok iyi insan. Vallahi çok iyi insan.
Dedem hep derdi ki, ne iş yaparsanız yapın...
Oǧlum, çıktı, çıktı. Aç sesini.
...hangi işi yaparsanız yapın...
...sonunu 66'ya baǧlayın.
Artık güneş sistemine bu aracı göndermek...
...bizim için çok uzak bir hayal deǧil.
Hatta gerçek olacak kadar yakın bir ihtimal.
Tabii üzülecek miyiz?
Hayatım, ben dışarı çıkacaǧım.
Bir hava alayım, siz izleyin.
-Ben de eşlik edeyim mi sana? -Yok bir tanem, yok.
Sen izle, anlatırsın sonra bana.
-Biz bu aracı... -İyi tamam.
...tamamlayacaǧız. Ne diyorsunuz?
Bitirelim.
Amca oǧlu, sen de mi?
Ben de oǧlum.
Televizyona bakıyordum, biz çıktık.
Tam da işte sunum falan yapıyorduk.
Darlandım çıktım. Bu tarafta bir şey yok bu arada.
Burada da bir şey yok.
İyi gel çök, çök. Çök, böyle oturalım.
-Ne? -Çök, çök, gel.
Böyle oturalım bir.
Bak!
Var ya biri gelse kasabayı soysa kimsenin ruhu duymaz şu an.
Ah amca oǧlu!
Beni var ya bak, yemin ediyorum...
...bu durumdayken bile güldürdün, helal olsun sana.
Ramço yok oǧlum.
Birinin boşluǧu doldurması lazım.
Doǧru.
Doǧru diyorsun da dolar mı boşluǧu, ne diyorsun?
Yok, dolmaz.
O olsa bugün yetişirdik biliyor musun?
Hayır, derdi o açardı başımıza ama yetişirdik yani.
Hatta sunumu adamlara yaptırırdı manyak.
Hatta bak, ben sana diyeyim, NASA'dan, vallahi bak, NASA'dan.
NASA'yı baǧlar, NASA'dan canlı yayın açtırırdı.
Yapardı yani.
Bana bak. -Ne?
Baksana lan, fena çıkmamışız. Ne diyorsun?
Ben hiçbir şey görmüyorum ki.
Ben öyle boş boş bakıyorum, perdeden belli olmuyor ki kim olduǧu.
Sen şu telefonundan açsana. -Doǧru dedin, doǧru.
Aç bakayım.
Şimdi Pelin Hanım, şöyle anlatayım.
Bu icadın yapım aşamasından başta amca oǧullarım...
Şu bile dün gibi, biliyor musun?
Hakikaten öyle.
Tabii Veysel Kaya zaman çabuk geçiyor.
Vallahi öyle. Bu kim lan?
Vallahi numara yok.
Bilmiyorum, tanımıyorum. -Aç bakayım.
Adamlardır belki, aç.
Yok lan, ne alakası var?
-Olmaz mı? -Yok, yok.
Ne alakası var bu saatte?
Alo?
Kim?
Adnan Bey.
Yok, numaranız çıkmadı.
Tabii, tabii. -Adnan kim ulan?
-Buyurun. -Kim?
Evet, izliyorduk, biz de şimdi izliyorduk.
Evet, evet, doǧru. -Neyi izliyorsun?
Nasıl yani?
Sunumu oradan yaptıǧımız için, öyle mi?
Hangi sunum?
Kabul ediyoruz.
-Neyi kabul ediyorsunuz? -Tamam.
Tamam Adnan Bey, tamam.
Çok saǧ olun Adnan Bey. -Ne oluyor oǧlum?
Tamam, çok saǧ olun.
Allah! Popes... -Dur, dur.
Allah aşkına dur, girme oraya.
Emekli oldu Popescu artık.
Ne oldu? Kim? Ne izni?
Kim kabul etmiş? Ne oluyor?
Heyet aradı, belgeseli izlemişler.
Yani gün belli, tarih belli diye...
...belgeseli sunum olarak kabul ediyoruz dediler.
Yani roket uçuşu için onayı verdiler.
-Beş sene beklemeyeceǧiz? -Yok, beklemeyeceǧiz.
O ne ulan?
En büyük amca oǧlu, bizim amca oǧlu.
En büyük amca oǧlu, bizim amca oǧlu.
Çok duygulandık amca oǧullarımla.
Çok duygulandık, çok.
İyi ki varsınız.
Helal olsun kardeşim.
Ulan ne oluyor oǧlum?
Belgeselde görünce vallahi helal olsun dedik size.
Göǧsümüz kabardı.
Sizin gibi adam gelmez bu kasabaya, gelmez!
Gelmez vallahi!
En büyük amca oǧlu, bizim amca oǧlu.
En büyük amca oǧlu...
Oǧlum bir dakika, bir dakika.
Bir dakika, bir dakika.
Bak sakın, sakın düşürmeyin bizi.
Yarın roketi uçurmamız lazım. Sakın, sakın.
Sen hiç merak etme, o iş bizde.
Adeta o iş bizde dercesine.
En büyük amca oǧlu, bizim amca oǧlu.
En büyük amca oǧlu, bizim amca oǧlu.
Evet Ercan, şu an burada yani Gedelli'de heyecan dorukta.
Halkın büyük bir ilgisi var.
TRT Belgesel'de yayınlanan "Anadolu'nun Kayıp Deǧerleri"...
...özel bölümünden sonra rokete izin çıktı.
Belki ilerleyen dakikalarda TVR Havacılık yetkilileriyle...
...röportaj şansımız olabilir.
Şimdi yanımızda Uzay Ajansı'ndan Adnan Bey ve Suat Bey var.
Hoş geldiniz efendim.
-Hoş bulduk. -Hoş bulduk.
Ben Gedelli TV'den Murat.
Bugün tüm ülkenin, hatta tüm dünyanın gözü Gedelli'de.
Gel, gel böyle.
Alanı çek, çek alanı.
Tanerleri göremiyorum ama Kaya ailesi tam kadro burada.
Taner'in anası.
Buradayız, buradayız. El sallayın eltilerim.
Buradayız, anneleriyiz.
Merhaba, merhaba.
Eşi, kız kardeşi.
Geçenlerde özel kalem Seyfettin'le nişanlandı, biliyorsunuz.
Bu roket, bize uzaydan yedi yirmi dört veri aktaracak, veri saǧlayacak.
Ne yakıtı bitiyor ne de ötesi.
Güneş sisteminde öyle salınıp duracak.
Şimdi roketi görmeye gidelim.
Çok heyecanlıyım Selma Hoca'm.
Kızım, sorma ben de vallahi.
-Allah! -Esra.
Esra iyi misin bir tanem? -İyiyim, iyiyim.
İyiyim, bir başım döndü sadece ama şu an iyiyim.
Allah Allah!
Bir şey diyeceǧim, bir otur istersen.
-Olur. -Gel otur, gel
Ben bir ayran falan bulayım, Rıfatların oradan.
Geliyorum, tamam mı? -Tamam, tamam.
Esra, gülüm iyisin deǧil mi?
İyiyim, iyiyim.
Biraz sessiz olun, amcamlar konuşmaya çıkacak şimdi.
Bravo!
Bravo!
Evet.
Türkiye Uzay Ajansı'ndan gelen sayın yetkililer...
...kasabamızın deǧerli sakinleri, ailelerimiz...
...eşlerimiz, dostlarımız.
Bir zamanlar bu kasabada üç amca oǧlunun uçak uçurma hayali vardı.
Bu büyük hayal uǧruna biz çok bedeller ödedik.
Kimi zaman sevdiklerimizden ayrı kaldık...
...kimi zaman da kendimize olan inancımızı yitirdik.
Anlatsak roman olur.
Olur, olur.
Olur, bu yolda ilerlerken biz birçok defa düştük.
Ama her zaman tutunacak bir dal bulduk.
Ona tutunup ayaǧa kalktık, yolumuza devam ettik.
İşte o tutunduǧumuz dal...
...bize, bizden daha çok inanan sevdiklerimizdi.
Eşlerimiz, dostlarımız, ailelerimiz, evlatlarımız.
Ciritçi dedemiz.
Sizlerin huzurunda ben hepsine tek tek teşekkür etmek isterim.
Şimdi bu roket hepimizin ömründen daha fazla uzayda salınıp gidecek.
Belki 300, belki 400 sene.
Uzaydan ülkemize haberler getirecek.
Biz bu roketi, bu kasabanın insanıyla beraber yaptık.
O yüzden hepiniz iyi ki varsınız.
İyi ki bu bozkırın ortasında...
...bu masalsı kasabada...
...sizinle beraber doǧmuşuz.
- Bravo vallahi! - Bravo!
-Bravo Taner! -Bravo!
O yüzden biz istedik ki bu roket...
...kâinatın derinliklerinde salınıp gezerken...
...bizlerden kasabamızdan birer parça, birer anı taşısın.
Şimdi hepinizden bir şey rica ediyoruz.
Hepiniz kendiniz için deǧerli bir parça nesneyi...
...bu rokete yükleyeceǧimiz hatıra kutusuna bıraksın.
Ben hepinize yardımcı olacaǧım şimdi şeridin arkasından.
Geliyorum.
Buyurun.
Eyvallah abi.
Evet!
Dedem, sen ne bırakacaksın?
Bu, çocuklarıma, torunlarıma...
...eşe dosta okuduǧum hikâyelerin...
...şiirlerin içinde olduǧu defter.
Aklıma geldikçe not etmiştim.
Ben bunu göndereceǧim.
Siz ne göndereceksiniz oǧlum?
Neşet Baba'nın en sevdiǧimiz kaseti.
"Tatlı Dile Güler Yüze. "
Bu çıktıǧı sene, abim evden kaçıp...
...İstanbul'a gitmişti o sene.
Evet, var mı başka eşya bırakacak?
Kapatıyorum ona göre.
Bana bak, kapanırsa açılmaz bir daha, vakumluyorum.
Sen ne koydun Sabri abi?
Ben de kendi saçımdan bir tutam koydum kardeşim.
İnsanlık nesli tükenirse uzaylılar o genden üresinler dedim gayrı.
Tövbe estaǧfurullah.
Adeta çarpılacaksın tövbe de adam dercesine.
Bir dakika, bir dakika.
Bir dakika, bir şey unuttuk. -Ne oldu yenge?
Ben düşündüm ki...
...bu roketi yapanların fotoǧrafı olmazsa eksik olur.
Vay!
Tamam, patronların fotoǧrafını da koyduǧumuza göre...
...herkes tamam herhâlde deǧil mi?
Bak kapatıyorum, tamam mı?
Kapattım!
Hadi bismillah.
Hadi bakalım, hadi bakalım, hadi bakalım.
Şeridin etrafından bu tarafa doǧru gelin.
Seyfettin yönlendir insanları, hadi.
Şeridin bu tarafına rica ediyorum sizi.
Lütfen buyurun, buyurun efendim.
Hadi bakalım, gelin.
Esra. Allah Allah! Ne oluyor bir tanem?
-Çok özür dilerim hayatım. -İyi misin?
-İyiyim. -Gidelim mi buradan?
Yok, hayır, iyiyim.
Gerçekten, merak etme.
Heyecanlandım hani belki biraz ondandır.
Yüklü oǧlum bu, yüklü.
Yüklü ne demek teyze?
Hamile demek.
Teyze, sen nereden anladın?
Eski insanız biz kızım.
Bizden hiç kaçar mı?
Esra.
Aşkım.
İşte!
İzin verildi oǧlum. Başlayabiliriz.
- Amca oǧlum. - Efendim?
Başaracaǧız mı?
Başaracaǧız tabii oǧlum.
Peki başaramazsak?
Denedik deriz oǧlum.
Eyvallah, doǧru diyorsun.
Doǧru diyorsun.
O zaman geri sayım.
10!
Dokuz, sekiz, yedi.
Altı, beş, dört.
Üç, iki, bir.
Başardık deǧil mi?
Başardık oǧlum, başardık.
Onları kaç defa böyle sevinirken...
...gördüm hatırlamıyorum.
Kaç defa sarıldılar birbirlerine.
Kaç defa başardılar.
Kaç defa düştüler.
Kaç defa yeniden kalktılar.
Başardıkları o an gözlerindeki o sevinç.
O çocuksu, masum heyecanları.
Çocuksu, masum sevinçleri.
Ben, hayatı onlardan öǧrendim.
Birbirine sıkı sıkı sarılmayı...
...sevinirken de, üzülürken de birlik olmayı...
...tek vücut olmayı onlardan öǧrendim.
Onlardan öǧrendim sevmeyi, onlardan öǧrendim sevilmeyi.
Onlardan öǧrendim hayata karşı vakur bir şekilde durabilmeyi.
Her şart ve her durumda tek başına mücadele edebilmeyi.
Vazgeçmemeyi.
Umut etmeyi.
İyi olabilmeyi. İyi kalabilmeyi.
Ve sadakati.
Bebeǧimizin cinsiyetini öǧrendim.
Bir oǧlumuz daha olacak.
-Erkek mi? -Erkek.
-Erkek mi? -Erkek.
Allah'ım, sana şükürler olsun.
Benim için o gün...
...en unutulmaz günlerden biriydi.
Bir erkek kardeşimin daha olacaǧını öǧrendiǧim gün.
Keşif aracını uzaya yolladıǧımız gün.
O heyecan...
...o yüzlerdeki mutluluk, asla unutamam o günü.
♪ Gönül daǧı yaǧmur yaǧmur ♪
♪ Boran olunca ♪
♪ Akar can özümde ♪
♪ Sel gizli gizli ♪
♪ Bir tenhada can ♪
♪ Cananı bulunca ♪
♪ Sinamı yaralar ♪
♪ Yar oy yâr oy yâr oy ♪
♪ Dil gizli gizli ♪
♪ Dil gizli gizli ♪
♪ Sinamı yaralar ♪
♪ Yâr oy yâr oy yâr oy ♪
♪ Dil gizli gizli ♪
♪ Dil gizli gizli ♪
Ben Ali.
Hatıralar demiştim.
Hatıralar olmasa insan da olmazdı.
O yüzden güzel anılar biriktirdim ben.
En güzel günleri koydum heybeme.
Gönül Daǧı'nın eteklerindeki o günler.
O yaşanmışlıklar, dostluklar, güzellikler.
Hepsi dün gibi. Hepsi bugün gibi. Hepsi yarın gibi.
♪ Dost elinden ♪
♪ "Gel" olmazsa varılmaz ♪
♪ Rızasız bahçenin ♪
♪ Gülü derilmez ♪
♪ Kalpten kalbe bir yol ♪
♪ Vardır görülmez ♪
♪ Gönülden gönüle gider ♪
♪ Yâr oy yâr oy yâr oy ♪ ♪ yâr oy yâr oy ♪
♪ Yol gizli gizli ♪
♪ Yol gizli gizli ♪
♪ Gönülden gönüle ♪
♪ Yâr oy yâr oy yâr oy ♪ ♪ yâr oy yâr oy ♪
Vesselam. ♪ Yol gizli gizli ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.