Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Dayı?
Neşe? Gel benim Neşe'm. Gel benim gülüm.
Gel...
Dayı. Annem nerede?
Niye herkes Nur diye bağırıyor? Korkuyorum.
Sen hiç korkma.
Hele ben yanındayken sakın korkma.
Sarıl bana dayım.
Sen sarılırsan hiç korkmam.
Beni hiç bırakmayacaksın, değil mi?
Hayır bırakmayacağım.
Deniz.
Nur.
Senin ne işin var burada?
Seni izliyordum.
Nur kim? Karın m?
Ne işin var senin burada?
Sen diğer polisler gibi olay yerine bakmıyorsun sadece
tekrar tekrar yaşıyorsun.
Sesleri, acıyı, kokuyu...
Olan biten her şeyi burada yeniden canlandırıyorsun.
Eidetik hafıza...
Gerçekten ilk defa tanık oluyorum.
Bak! Bak sen belanı arıyorsun.
Benim belam bana yeter. Defol git! Lütfen.
Şu an çalışmıyor ama değil mi?
Çünkü acı çekiyorsun.
Bana bak! Seni tek lafımla içeri attırırım.
Zengin kızısın diye peşinden geleni de arkandan hapse yollarım.
Yakarım seni, defol.
Ben hiçbir şeye dokunmadım.
Kaybın için üzgünüm ama sana çok önemli bir şey...
Deniz, Deniz.
- Bu ne yapıyor ya burada? - Gidiyor.
Hadi dışarı. Dışarı. Tamam dışarı. Dışarı.
Hayır, haberlerde gördüm,
ben seninle konuşmak için geldim ama doğru düzgün dinlemiyorsun beni.
- Dışarı. - Bir dakika bırakır mısın ya?
Dışarı, tamam, hadi.
Deniz! Neşe intihar etmedi! Neşe öldürüldü.
Neşe öldürüldü, babam kayıp.
Bak burada bir şeyler yanlış, çok yanlış hem de.
Bak Deniz, sen böyle biri değilsin, tamam mı?
Sen bu kadar sığ biri değilsin.
Neden intihar etsin ki Neşe?
Dün plak almış bak, fişi burada duruyor.
Deniz! Senin acın yüzünden kafan bulanık.
Bak sen bunun arkasını görebilecek tek kişisin.
Acın olduğu için şu an kafan bulanık ama daha derine in...
Gerçeği orada bulacaksın.
Senin yeğenin öldürüldü.
Yeter, tamam, tamam dışarı. Dışarı.
Bir dakika bir dakika bir saniye, al fişi burada.
Plak aldığı fiş burada, şuna bak.
- Ya adam seni dinlemek istemiyor hadi. - Lütfen dediklerimi düşün,
burada bir şeyler çok yanlış, bir saniye bırakır mısın?
Deniz, dediklerimi düşün, tamam bırak.
Bırak kolumu. Lütfen düşünsün, tamam mı, tamam mı?
Ya tamam, anladık.
Amirim?
Ne var?
Neşe. Mektup yazmış.
Sana.
Aslı dosyada. Senin için bir kopyasını aldık Deniz.
Hayır.
Hayır.
Hayır.
Işık'çığım, ben seni böyle her gün karakollardan toplayamam ki.
Sen bize ne yaptığını görmüyor musun?
Sen benim halimi görmüyor musun anne?
Benim tek derdim babamı bulmak tamam mı?
Ama her şey çok karıştı, hiçbir şey anlayamıyorum...
Nasıl anlayacaksın hayatım?
Öyle bilmediğin evlere hırsız gibi girerek mi anlayacaksın?
Sırada ne var Işık?
Banka mı soyacaksın?
Adam mı vuracaksın, yani ne var sırada?
Anne, ben parçaları birleştiremiyorum.
O kız kliniğe geldi.
Hayatım, ben de çok korkuyorum,
inan bana en az senin kadar korkuyorum.
Ama bırak, polisler işlerini yapsınlar, oldu mu?
Dün kliniğe gelen kız, hostesim diyen, polismiş meğer...
Hangi kız polismiş?
Anlamıyorum.
Ya, ya anlamıyorum,
sen gene aldın konuyu kendi kafana göre oradan oraya taşıyorsun.
Ya anlamıyorum ben seni, anlamıyorum.
He, sen kızı görmedin yani öyle mi?
Sosyal medyada dönüp duruyor halbuki ama...
Dün klinikteydi, sana hem mesleği
hem de yaşama sevinci hakkında yalanlar söylüyordu.
Sen de, muhtemelen her şey yolunda gibi ilişki tavsiyesi veriyordun ona.
Danışanının gerçek kimliğini bile anlayamamışken üstelik.
Yeter. Sen iyice haddini aştın.
Akıl dışı şeyler söylemekten vazgeç artık.
Benim kafam daha fazlasını kaldırmıyor Işık! Yeter.
Işık!
Işık.
Işık nereye? Işık.
Neşe hepimizin canı.
Ama ondan bir vaka olarak bahsetmezsem
bu konuşmanın sonunu getiremem Deniz. Biliyorsun.
Giriş çıkışlarda hiçbir zorlama yok.
Pencerelere kadar inceledi arkadaşlar.
Banyo kapısındaki tek zorlama senin tarafından.
Zaten kapı kilitliymiş.
Bu son dönem kapılarından önden de çevrilebiliyor.
O yüzden parmak izi arattım.
Senin ve merhumun dışında, yok.
İntihar dışında bir bulgum yok diyeceksin. Anladım Seha.
Üzgünüm Deniz. Kuşkuya mahal verecek hiçbir ize rastlanmadı.
Anladım doktor, anladım.
Dosyayı kapatabilirsiniz. Neşe Öndül'ün ölümü bir intihar.
Devrem!
Mezarlık işi bende.
Sen bizim çocukları alırsın direkt camiye gelirsin. Tamam mı?
Kado yıkamak ister. Ben gidip getiririm onu.
Devrem, Kado şey dedi...
E, Deniz dedi, cezaevine dilekçe yazsın.
Define yetiştirsin abisini dedi!
- Benim abim falan yok. - Yok.
Yok. Yok öyle dava devrem.
Bak, git o Kado'ya da söyle,
sakın yenilip, yanılıp Mardin'den birilerini çağırmaya kalkmasın...
Sakın... Ablamın ölümüne sebep olanlar,
yeğenimin yasını tutamazlar, izin vermem. İzin vermem!
Tamam. Tamam.
Sakin ol tamam mı?
Sen de olmasan var ya.
Deniz amir!
Of ya! Of ya!
Ne alaka ya?
Deniz amir!
Hayda. Hayır nereden çıktı bu şimdi?
Kurtulamayacağız biz bundan.
- Ya ne var, ne? - Tamam sen dur.
Ben konuşacağım, bekle, sen bekle tamam. Dur bir. Panik yok.
Ya Allah aşkına sen deli misin ya? Sen bizi niye takip ediyorsun ya?
Özür dilerim ama acil bir durum vardı!
Size söylemem gereken bir şey var.
Tamam anlaşıldı, biz seni tutuklamadan herhalde rahat edemeyeceğiz.
Ya konu benimle ilgili değil ki, Neşe ile ilgili.
Ne istiyorsunuz Işık Hanım?
Eve geldiğimde de konuşmama müsaade etmediniz,
gerçi o zaman ben de emin değildim
ama artık birilerinin tavrı sayesinde eminim.
Dün Neşe annemin kliniğindeydi,
oydu eminim, adım Buse demiş.
Üstünde hostes kıyafeti vardı.
Hostes mi? Hostes ne alaka ya?
Neşe'nin senin annenle ne işi olur?
Neşe kliniğe boşu boşuna gelmiş olamaz.
Hem de benim emniyetin çatısına çıktığım gün.
Bu bir tesadüf olamaz Deniz.
Evet. Sizin yazdığınız bir senaryo olabilir ama.
Sen ne yaptın, çatıya şov olsun diye çıkmadın mı? Çıktın.
Sen şu an babanı araştırayım diye benim yeğenimin ölümünü kullanıyorsun.
Hayır hayır, bir dinler misin?
Neşe, annem ve babam arasında bağlantı var.
Yoksa bir polis niye hostes kıyafeti giyip terapiye gitsin.
Devrem! Cidden hostes ne alaka?
Bilmiyorum, bilmiyorum ama burada bir şey var,
çok kirli bir şey hem de.
Piraye Hanım. Polisler geldi.
Deniz Baran Dağ. Cinayet büro amiri.
Kızınızı çatıdan kurtaran polismiş kendisi.
Tanışmışsınız.
- Tabii, buyursun gelsin. - Hemen.
- Al hemen Buse'ciğim. - Tamam.
Allah Allah.
- Hoş geldiniz amir bey. - Hoş bulduk Piraye Hanım.
Hayırdır, baskın mı var?
Yok, estağfurullah. Açık olursanız, hayır.
Sorguda mıyım? Nedir bu?
Belki haberiniz vardır. Ekibimizden birini kaybettik. Neşe Öndül.
Hayır, duymamıştım. Başınız sağ olsun.
Sağ olun. Neşe'nin dün sizinle randevusu varmış burada.
Neşe adında bir hastamız var ama soyadı Öndül değil.
Başka bir kimlikle giriş yaptığını düşünüyoruz zaten.
Buse diyormuş adına. Hostes kostümüyle gelmiş.
Kızınız Işık Hanım görmüş kendisini.
Aa bizim Buse Hanım, benim adaşım olan.
Ama nasıl olur ki yani?
Ben hostes olduğuna eminim.
Hatta bana indirimli bilet bile ayarlamıştı kendisi.
Nasıl olur ya?
Bir dakika bir dakika...
Şimdi o kadın bu kadın değil mi?
Bir bakayım ben.
I-ıh. Bizim Buse Hanım değil bu.
Bir dakika, bir dakika.
Bir daha bakar mısın Buse'ciğim, ben eminim çünkü dün görmüştüm.
Ben bakabilir miyim bir ona? Benim hastammış ya sonuçta.
Ben bu hanımefendiyi hayatımda ilk defa görüyorum maalesef.
Nasıl ya, böyle bir şey mümkün değil ben gördüm,
dün gördüm, konuştuk hatta biz.
Bak Deniz, düğmesini düşürdü, seslendim, duymadı,
sonra veririm diye cebime attım.
Eve de onun için gelmiştim, o ceketi bulmak için.
Işık!
Tamam, tamam sizin Buse'yi gösterin o zaman.
Tabii, bakın Işık Hanım.
Bana Tokyo'dan getirdiği hediyeyle.
Bakın.
Hayır, hayır ben eminim böyle bir şey mümkün değil.
Işık, sakin. Lütfen sakin.
Dün çok travmatik bir gün geçirdin.
Deniz Bey siz de belli ki bir acıyla gelmişsiniz buraya,
bir cevap arıyorsunuz.
Ama maalesef yardımcı olamayacağım.
İş birliğiniz için teşekkürler.
Tekrar başınız sağ olsun.
- Buse'ciğim geçir misafirleri. - Tabii.
Neyin inadı bu?
Ne yapıyorsun sen, polis mi çağırıyorsun şimdi kapıma?
Işık! Seninle konuşuyorum.
Işık!
Ya bu Işık denen kadının bizle derdi ne ya?
Yoksa dümdüz psikopat filan mı bu?
Şu halimizde bize yaşattığına bak ya. Hele size amirim!
İyi misiniz?
Deniz! Deniz dur lütfen.
Deniz dur ne olursun, bir dinle beni.
Bak yemin ederim yalan söylüyorlar,
yemin ederim, ben aklımı yitirmedim.
Bak biliyorum bana güvenmiyorsun ama yalvarırım bu işin peşini bırakma.
Yalan söylüyorlar Deniz, bir dinler misin beni lütfen?
Işık, çok teşekkür ederim geri döndüğün için.
Yarın Alper hocayı arıyoruz, hemen randevu alıyoruz.
Bu gidişat hiç iyi değil kızım.
Asıl sana alalım anne!
Gözümün içine baka baka yalan söyledin sen.
Öyle mi, yalanlardan mı bahsedeceğiz?
İlaçlarımı alıyorum diyorsun, çöpe atıyorsun.
Sonra kafanda olmadık hikayeler kuruyorsun.
Kurmuyorum, ben hiçbir şey kurmuyorum!
Bunlar oluyor anne!
Bebeğim, bak canım, yavrum.
Anneliğime inanmıyorsun, bari doktorluğuma inan.
Gene bir korku tüneline soktun bizi gidiyoruz.
Ya dün çatılara çıkıyorsun, bugün nezarethaneler.
Bak her şeyin telafisi var, her şeyi hallederiz
ama ya şu zavallı acılı adama hayal satmaya hiç mi utanmıyorsun be kızım?
Hayal satan da yalan söyleyen de sensin.
Işık, yarın İngiltere'ye dönüyorsun! Bitti, gitti.
Konu kapandı.
Yarın İngiltere'ye dönüyorsun!
Ay postalıyorsun yani beni öyle mi?
Bütün dertlerini benim ortadan kalkmam çözecek yani.
Saçmalıyorsun.
Babamı da o yüzden mi ortadan yok ettin?
Işık. Kendine gel!
Babamı bulacağım anne.
Ona ne olduğunu bulacağım, duydun mu?
- Saçmalama. - Ona ne yaptığını bulacağım.
Saçma sapan konuşma, kendine gel diyorum.
Eğer kaybolan sen olsaydın, babam dünyayı ayağa kaldırırdı.
Sen onun adını bile anmıyorsun!
Piraye Hanım, şey zamanı değil biliyorum
ama Hülya Hanım yine aradı sıkıştırıyorlar.
Programın yapımcısı hani, şey dediler...
Eğer Piraye Hanım,
dün kızının emniyetin çatısına çıkma hikayesini anlatırsa
teklifimizi iki katına çıkartabiliriz diyor.
Ne diyeyim?
Beş katını iste. Pazarlık yaparsa dört katına razı ol.
Ama ağlamamı filan beklemesin.
O kadar paraya bir damla bile gözyaşı dökmem.
Baba? Ya baba, ben anlamadım,
sen neden reddettin ki özel hastane teklifini?
Boş ver.
- Annem olsa kabul ederdi. - Oo, kesin. Hadi hadi.
Benim Londra'daki işle ilgili de aynı şeyi söylüyor.
"Sakın Türkiye'ye dönme Işık. Kendine yazık edersin."
Aynen öyle der.
Sen de her ne olacaksan lütfen olur musun?
Annen-baban ne diyormuş, el alem ne diyormuş.
Boş ver ve sakın vazgeçme.
Kado, bak az derin nefes al.
Yoksa valla acile geri döneceğiz ha.
Neşe'min yanına gömsünler beni.
Artık ben yaşasam ne, ölsem ne.
O nasıl söz ya?
Senin iki tane aslan gibi oğlun var,
ne yapacaksın, onları geride mi bırakacaksın?
Yok, Kendal'ıma kıyamam.
Ama o Deniz, o Deniz, bin beter olsun.
Evlendirecekti Kendal, Neşe'mi.
Yalandır... Çok iyi çocuktur Nadim.
Ya nesi iyi? İlk nişanlısını hastanelik etmiş.
Ya Neşe'yi etmezdi. Neşe'yi severdi. Değil?
Kendal dayısı vardı arada.
Ah benim aptal kafam. Ah benim salak Kado'm.
Hiç izin vermeyecektim ben bu polisliğe.
Zaten bu Deniz, ailesine ne zaman huzur verdi ki?
Ya öz abisini hapse atandan ne beklenir zaten?
Kado. Kendal mafya.
Ya, herkes olmuş mafya.
Deniz dayıysa, Kendal daha çok dayı.
Yarın gelecek. Yarın gelecek yeğenine son vazifesini yapacak.
Ne bunun şifresi ya?
Işık.
Hostes Buse de yok. Neşe de yok.
Ne yaşanıyor burada Piraye Hanım?
Ne inatçı adamsın Deniz Baran Dağ.
Dayım olmasaydın, kesin düşmanın olurdum senin.
Hayatta tek istediğim sana ne kadar iyi bir polis olduğumu gösterebilmek.
Bugün bininci kez dayıma yakalanmadan
sigarayı da T'yi de bırakmaya yeltendim.
Bakalım bu sefer başarabilecek miyim?
Dayım beni güldürüp durmasa ya da fırçalayıp durmasa
konuşacağız da böyle giderse tüm sırlar benimle beraber mezara...
Kime baktın sen kızım?
Başınız sağ olsun.
Gel.
El Fatiha.
Sen kimlerdensin kızım?
Arkadaş... arkadaşlarıyım.
Sen Neşe'min arkadaşı mısın?
Aynı acının başka bir tarafındayım diyeyim teyzeciğim.
Ay güzel gözlü kızım...
Ah kızım, ah kızım, ah kızım, yandı ocağımız yandı...
Işık Hanım. Hadi. Burası size uygun değil.
O nasıl laf ya?
Bak anlıyorum insanlık vazifeni yapmışsın eyvallah
ama şimdi yallah.
Ya, beni bir kere dinler misin lütfen? Son bir kez.
Ya yeter. Neden halden anlamıyorsun sen?
Annem Neşe'ye ne olduğunu biliyor, diyorum.
Bir dinler misin, ya yeter artık bir dinler misin beni?
Bak seninle iki meslektaş gibi konuşalım, tamam mı?
Dayılık etmemeye çalış lütfen.
Bak! Burada yazan her şey hemen hemen seninle ilgili.
Bunun sende... Sende ne işi var bunun?
Aranızda baba kız gibi bir yakınlık varmış.
Otoriteye karşı bir korku ve isyan da var tabii.
Bak, bu çakmakları evin her yerine saklamış.
Sizden gizli sigara içiyomuş belli ki evde de dışarda da.
Kokusu üstüne sinmesin diye de bu mumları yakıyomuş.
Yani sana karşı kusursuz görünmeye çalışmış.
Bu da...
Sosyal medyada bu intihar mektubunu da buldum.
Burada yazan tek bir doğru cümle var.
Ne yaparsam yapıyım, dayıma layık olamazdım...
Gerisi palavra. Biri el yazısını taklit etmiş.
Neşe'nin el yazısını yakından defalarca kez görmüş biri çünkü...
Çünkü el yazısı Neşe'ninkinin aynısı.
Evet. Bingo.
Yani bu katil her kimse, paşalar gibi içeri girdi ve planını uyguladı.
Deniz. Bak, intikam isteyenler,
geride acı bırakmak isteyenler mektup yazarlar.
Bu öyle bir şey değil.
Neşe'nin gördüğü şey her neyse birinin sonunu getirecekti.
O veya onlar da Neşe'nin sonunu getirmek zorunda kaldılar.
Bunlar varsayım. Sadece yorum. Kanıt değil.
Dünkü şovdan iyi bir inzibat olmadığını anladık.
Neşe annemin danışanıydı.
Ve oraya iyileşmek için gitmiyordu.
Başka türlü bir şey olmalı.
Bak, bak gözümün içine iyi bak Işık Hanım.
Dünden beri benim kalbimi bir o duvara bir bu duvara fırlatıp duruyorsun.
Bir şey mi sezinliyorsun? Bir şey mi biliyorsun?
Âlâ. Ama bana akıllı mantıklı kanıtlarla gel.
Çünkü ben kalbinin içi mezarlığa dönmüş,
ömrünün her deminde birini kaybetmiş bir adamım.
Kalbimin çok da fazla ömrü kalmamış olabilir.
- Geleceğim. - Git. Git.
Git buradan.
Benim yalnız kalmaya ihtiyacım var, git.
Geri geleceğim.
Ne olur Neşe'nin evine kimseyi alma Deniz amir.
Çünkü sen kabul etmek istemesen de o banyo bir cinayet mahalli.
Kalbine gelince de, kalbi iyi eden akıldır.
İçine atma.
Ağzından acı çıktıkça,
kafan değil kulağın derdini duydukça
yükün azalacaktır...
Işık Hanım! Hoş geldiniz.
Merhaba, hoş bulduk.
Bu kadın iki gün önce kliniğimize geldi mi diye araştırıyorum,
acaba görmüş olabilir misiniz?
Ben izinliydim. Burada değildim.
Peki kamera görüntülerine bakabilir miyim?
Anneniz hasta gizliliğine önem verir bilirsiniz.
Görüntü de yok tabii ki.
Tamam, teşekkür ederim.
Özgür'üm sen tabureleri teslim et.
Biz de Elif kızımla artanları toplayak da çöp olmasın.
Olur ana.
Deniz ben kalayım mı gideyim mi?
Ne istersen onu yap Aysu.
Peki tamam, haberleşiriz o zaman.
Alo?
Alo Deniz, ben Işık.
Işık Hanım. Cebimi nereden buldun?
Ay boş ver şimdi onu.
Kliniğin karşısındaki büfeden defalarca kez alışveriş yapmış.
Mutfakta bulduğum çakmakların hepsini de buradan almış,
- buraya gelmen lazım. - Işık Hanım?
Kliniğe arama izni çıkaramaz mısın?
O zaman Neşe'nin dosyasını buluruz belki.
Kanıt istiyorsun buluyorum, çağırdığım yere gelmiyorsun.
Işık Hanım, kendi iyiliğiniz için bizim işimizden uzak durun.
Benimle büfeye gel, sana her şeyi kanıtlayayım.
Işık Hanım!
Bu işte önünüze konan her iz doğru çıkmaz,
bazen birileri sadece siz görün diye bırakır onu oraya.
Mesele izi görmek değil, neden gösterildiğini anlamak.
Ve evet Neşe'nin kitabının arasından çıktı, ayraç yapmış.
- Ne ki bu? - Dikkat de sıfır.
Piraye Hanım'ın hastaları, acılarını anlatırken
kan şekerleri düşmesin diye onlara ikram edilen naneli şeker bu.
Özel yapım. Logolu.
Annem logolu şeker mi yaptırmış?
E, düşük kaliteyse belki yavrusuna ikram etmemiştir.
Bir dakika ne zamandır sende bu?
İlk geceden beri.
Dün kliniğe geldiğinde çözmüştün yani. Neden bana söylemedin?
Ve evet. Neşe'nin dolabında bir hostes kıyafeti buldum, bu düğmesi eksik.
Kliniğe operasyon düzenlememiz lazım.
Deniz sana söylemiştim, gördüğüm her şey gerçek,
Neşe'yi gördüm ben, neden bana söylemedin?
Çünkü öyle bi zorunluluğum yok Işık Hanım.
Bakın, müsterih olun diye şunu söyleyebilirim size.
Evet Neşe kliniğe düzenli gidiyomuş ve evet sizinkiler bize yalan söylüyor.
Ama bunun dışında yapabilceğiniz bir şey yok,
tekrar söylüyorum, kendi iyiliğiniz için bizim işimizden uzak durun.
Şimdi, dışarıdan oradan, buradan,
evden Neşe'yle alakalı ne topladıysan alayım.
Hayır, onlar benim kanıtlarım.
Hayır, onlar benim kanıtlarım. Hemen.
İyi tamam bekle.
Türk polisi hazıra konmayı seviyor herhalde.
Deniz. Biz birbirimizi tamamlıyoruz,
sen cinayetlerin örüntüsünü görebiliyosun, ben de insanların.
Birbirimize ihtiyacımız var.
İş birliği için diyorum yani.
Amirim, amirim...
Neşe Öndül dosyasını açıyoruz.
Bir şey mi buldun amirim?
- Ben değil Neşe buldu. - Ne?
Ölmeden.
Öldürülmeden önce bir izin peşindeymiş,
bana soracak olursanız, bu iz ters tepti.
Birilerinin canını sıktı. Huzursuz etti.
Ama çok saçma.
Öldürülecek kadar yaklaşsa ayağını kaydırırlardı.
Ya, bir polisi susturmanın bin tane yolu var.
İtibar suikastı düzenlenilirdi, sürgün edilirdi.
Ama sessizce oldu ama ortada bırakıldı.
Birileri görsün, bilsin istendi ama niye,
niye arkadaşlar, gerçekten soruyorum niye?
Cevabı olan var mı?
Gözdağı vermek için.
Gözdağı. Aferin Mehmet, gözdağı, ama kime?
Devamı mı gelecek diyorlar?
Kim bu T? Neşe ile iltisakı ne?
Yoksa benim Neşe'min canını bu T mi aldı?
Bak ortada bir sürü soru var ama ne yok, cevap yok.
Devrem! Seha'yı arasana.
- Arayım. Ne diyeyim? - Üçümüzün konuşması lazım.
Düşün.
Yani genel yanlış bir kanı var aslında,
şimdi bu psikolojik yıpranma dediğimiz şey,
sadece kırılganlara özgü bir şey değil,
okur yazar dediğimiz yaratıcı kesim de eee bu dertten muztarip,
hatta onların psikolojileri daha bozuk,
hem gerçek dünyada...
Babanı sağ görmek istiyorsan,
gece ikide attığım lokasyona gel.
Kimseye haber verme, sonunuz olur.
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Bir gecede değişti her şey. Bir gecede.
Bilmediğimiz bir sürü şey var.
Benim bu dosyayı açabilmek için
yeni, gerçek bir kanıta ihtiyacım var.
Lütfen doktor! Lütfen.
Benim için gel bir kere daha bak o eve.
Belki bilmediğimiz belki gözden kaçan bir şey çıkar.
Olur. Ama sen de benimle gel Deniz.
Hem savcı izni olmadan giriyorum,
hem de kapanmış dosya için risk alıyorum.
Yani bu şekilde yakalanırsam bir açıklama yapamam.
Merak etme doktor, merak etme, ben seni tek koymam.
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar arayınız.
Babanı sağ görmek istiyorsan...
- Çok sürmez. - Tamam.
Ya Deniz... Geçen ormanda bulduğumuz ölünün başında...
Öldürüldüğü yere girsem öldüreni de bulurum demiştin ya?
Neşe burada öldürüldü.
Yani öldürüldüyse cinayet mahallindesin...
Sen de bir baksan? Bir görü falan.
Ölümünü bir daha mı yaşamamı istiyosun?
Yapamıyorum Seha, yapamıyorum...
Sevdiklerime canım yetmiyor.
Anladım. Kusura bakma ben bilmiyordum.
- O anladı ama. - Kim?
Boş ver.
Deniz?
Oğlum, iyi misin, burnun kanıyor. Dondun kaldın yine.
Al şunu.
Ben işlerimi bitirdim.
Sonuçları yollarım sana tamam mı?
İyisin değil mi?
İyiyim.
Hadi görüşürüz.
Tamam doktor. Ben şimdi geliyorum hemen.
Önden bir tüyo versen?
Deniz bunu kendin görmelisin. Telefonda anlatamam.
Eyvallah.
Kimse yok mu?
Baba?
- Ne buldun? - Katili.
Al gözlerinle gör.
Kimse yok mu?
Baba...
Baba...
Emin misin?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.