All language subtitles for Star.Trek.Strange.New.Worlds.S04E09.Once.Laan.a.Time.1080p.HEVC.x265-MeGusta-tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Star Trek: Strange New Worlds'ün önceki bölümlerinde...

Boltzmann beyni, kendiliğinden oluşan bir bilinçtir.

Bu bilinç, mürettebatı bir şekilde bir kitaptaki karakterlere dönüştürdü.

Varlık hikayeyi senden değil, kızından aldı.

Rukiya.

Uzay, güzelliğinde de dehşetinde de sınırsızdır.

Burada her ne olduysa, Griffin'in güvenlik şefini aklından etmiş.

Sen bir Khan değilsin.

Romulan değilsin...

Ben bir canavar değilim.

Bizden birisin.

Fiziksel olarak hepsi iyi durumda.

Ya zihinsel olarak?

Elimi kırdım ama hiç acı hissetmiyorum.

Tüm bedenim çok daha duyarlı sanki.

- Ya zihnin? - Karmakarışık.

Ailenin genetik geliştirmelerini taşıyıp

bunlar yüzünden tehlikeli olabileceğine inanıyorsun.

Evet, inanıyorum.

Güvenlik Şefi kişisel seyir defteri.

Yıldız tarihi 2355.6.

Enterprise'ın bir Benzite ileri geleninin düğününde

Yıldız Filosu'nu temsil etme görevi,

şahsi tedbirlerim sayesinde başarıyla sonuçlandı.

Ama içimde bazılarının korktuğu bir taraf var.

Fakat onu arkadaşlarımdan uzak tutarsam,

fark etseler de etmeseler de onları koruyabilir.

La'an harika biri.

Gerçekten harika. Sadece son zamanlarda biraz...

Pek harika sayılmaz.

Biri onunla konuşacak mı?

Kendi içindeki iki taraf arasında sıkışıp kaldığı kanaatindeyim.

Bir tarafı düğün için giyinmeye bile yanaşmıyor.

Hangisi kazanacak?

Bu, sadece kendisinin göğüsleyebileceği bir şey.

Ona ne yapacağını söyleyemeyiz.

Kaptan onunla konuşabilir, onu da görmezden gelemez.

Duygularımız hakkında mı konuşalım?

İnsanlar...

endişeli.

Görevimi yerine getirebiliyorum.

Evet.

Ama iyi olduğuna emin misin?

Yani Spock ile Sam'in bilim deneyine el koydun.

Çocuk gibi kavga ediyorlardı çünkü.

Peki ya

düğün?

Orionlu temsilci bir casustu, tamam mı?

Galaksiler arası bir krizi önleyip bir evliliği kurtardım.

Damadın suratını pastaya gömüp gelininliğini ateşe vererek mi?

Haklısın, evet. Aslında dansla başlamıştı.

Onun için kusura bakma.

Bak, La'An...

İkinci bir görüş alsak nasıl olur?

Üzülerek bildiririm ki

Güvenlik Şefi La'An Noonien-Singh göreve hazır durumda.

Akut huysuzluğa iyi gelecek bir ilacın var mı?

Olsaydı, yıllar önce sana verirdim.

Müsaadenle?

Yetişmemiz gereken bir görev brifingi var.

Bu gezegenin var olmaması gerekirdi.

Uzayda kendi gücüyle ilerliyor.

Fiziğe ve mantığa meydan okurcasına;

yer çekimi, solunabilir havası

ve yaşam belirtileri var.

Eski sevgilimin minibüsünün üstüne çizilmiş resimlere benziyor.

Minibüsün ne olduğunu bilmiyorsun bile.

- Nasıl bir yaşamdan bahsediyoruz? - Bilinmiyor.

Gezegenin sıradışı atmosferi,

sensörlerin detaylı bir tarama yapmasına izin vermiyor.

Heyecan verici.

Tehlikeli.

Aşağıda ne tür tehditler olduğunu kestirmek imkansız efendim.

Hepimiz kafayı mı bulduk?

Yoksa... Yoksa siz de şurada bir kale görüyor musunuz?

- Görüyoruz. - Perileri de görüyoruz.

Büyüleyici.

Dalga geçiyor olmalısınız.

Canlanmış bir masal kitabı gibi.

Ya da... Gezegen boyutunda bir Orta Çağ.

O dönemi bizzat yaşamış biri olarak söyleyebilirim ki burası tezek

ve ölümden fersah fersah uzak kokuyor.

Böldüğüm için kusura bakmayın efendim ama...

Joseph?

Sen ne zaman ışınlandın...

Bırakın onu, sizi alçaklar!

Artık güvendesiniz, Prenses Thalia.

Beni mi kastediyor?

M'Benga, neyin var?

Kaptan, bu Doktor M'Benga değil.

O zaman kim?

Bir bakalım, doğru mu anladım?

Boltzmann beyniyle karşılaştığımızda kızının en sevdiği masalı canlandırıp

o hikayedeki karakterleri canlandırmak için de

gemimin mürettebatını mı kullandı?

Aynen öyle.

Biz de bunu hatırlamıyoruz çünkü...?

Boltzmann beyni benim dışımda herkesin hafızasını sildi.

Peki... Tam olarak kim kimi oynadı?

Sen korkak Sör Rauth'tun.

Spock da Pollux adında kötü bir büyücüydü.

Böyle bir tahminde bulunmazdım.

La'An da Prenses Thalia'ydı.

Prenses mi? Güldürme beni.

Peki bu curcunada ben kimdim?

Sen henüz gemide değildin.

Bütün eğlenceyi kaçırıyorum zaten.

Bu rollere daha önce gemide büründüysek,

bu deli saçması gezegende nasıl sana tıpatıp benzeyen biri olabiliyor?

Onun varlığı, bu gezegende

başka benzerlerimizin de olduğuna mı işaret ediyor?

- Bunu kestirmek zor. - Joseph...

Kıyafet değişimi önerileriyle birlikte o kitaba da ihtiyacımız olacak.

Kalıyor muyuz? Neden kalıyoruz?

Benzerlerimizle dolu sihirli bir gezegenin

neden uzayda süzüldüğünü öğrenmek için.

Büyü mü? Artık büyünün gerçek olduğunu kabul ediyoruz yani, öyle mi?

"Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez."

Arthur C. Clarke.

2001 için ona ve Kubrick'e az not vermemiştim.

La'An, bak, buraya bu yüzden geldik.

Tereddütünü anlıyorum, La'An.

Rukiya artık orada olmasa da

geride bıraktığı bilim her neyse işlemeye devam ediyor.

Bu da akla şu soruyu getiriyor: Ya senin için oradaysa?

Benim için mi? Neden?

Kopyalarımızı en son gördüğümüzde,

bulutsu bir şekilde zihnimi okumuştu.

Zor duygularla boğuştuğumu hissetti

ve bir hikayenin içinde onlarla yüzleşmemi sağladı.

Onun hikayesi besbelli benimle ilgili değil.

Doktorun olarak aramızda zor duygularla

en çok boğuşan kişinin sen olduğunu söyleyebilirim.

Gezegen bir hikaye gibi işlediğine göre bunu sezmiş

ve onlarla yüzleşmen için sana bir fırsat sunuyor olabilir.

Belki de bu iniş ekibi görevi tam da ihtiyacın olan şeydir.

Hatta gezegenin ilk andan beri burada olma sebebi bile olabilir.

Saçmalık.

Peki plan ne?

Bunu giyip eşdeğerlerimiz gibi mi davranmam gerekiyor?

- Gülünç. Saçma. - Ya Rukiya, en derin arzularımızı sezip

gölge benliklerimizi açığa çıkardığı için

bize belli karakter tipleri biçtiyse?

Gölge benliğimin, kurtarılmayı bekleyen

zavallı bir prenses olduğunu mu ima ediyorsun?

Etmiyorum. Hayır.

Ama Carl Jung öyle derdi...

Hayatımda tek bir gün bile prenses olmak istemedim.

Ama oynaması en kolay rol seninki.

Tek yapman gereken prensleri görevlere salıp

işler istediğin gibi gitmeyince hüngür hüngür ağlamak.

Ekibin geri kalanına bir bakayım.

Rauth harbiden korkakmış.

Kendinden üçüncü şahıs olarak bahseden herkes öyledir.

Doğru ya. Evet, konuştuğun zat bendeniz Sör Rauth'tur.

Öyle bir laf yok.

Etrafınız sarıldı, pis domuzlar!

Günüm gittikçe daha da berbat bir hal alıyor.

Önce siz ahmaklar,

şimdi de bizi tutuklamaya gelen Kraliçe Neve'in Kızıl Muhafızları.

Bölgeyi ben arayacağım. Siz ikiniz, bu hainleri kraliçeye götürün.

- Kehanet hakkında onlarla konuşacak. - Kehanet mi?

Bu hiç hayra alamet değil.

Anlaşılan bu kraliçe tam bir baş belası.

Elysian Krallığı'nı yönetmek isteyen her kimse,

Demir Ejderha'yı dize getirmelidir.

Ve Demir Ejderha geldi.

Uzay.

Son sınır.

Bunlar Yıldız Gemisi Enterprise'ın yolculukları.

Beş yıllık görevi:

Tuhaf ve yeni dünyaları keşfetmek...

Yeni yaşamlar

ve yeni uygarlıklar aramak...

Daha önce kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitmek.

Çeviri: nutuzar

Pelia, bunu giymem için beni ikna edemezsin.

Prenses Thalia, kaçtınız mı?

Hayır, ben... ben...

Dinle, sana zarar vermek istemiyorum.

Öyle olsun o zaman.

Pekala, sorularıma cevap alalım.

Gözlerim beni yanıltıyor mu?

Tatlım... Tanrım.

Kimsin sen be?

- James? - Ne?

- Ne? - Hayır. Hayır.

Benim, gerçek aşkın. Prens Dashing.

Dashing mi?

- Ama sen kitapta yoktun. - Kitapta mı?

Sevgilim, seni sıkan ne?

Zindanda sana giydirdikleri şu berbat kıyafet haricinde tabii.

Ben...

İyiyim. Sadece...

Carl Jung ile iki çift laf etmek isterdim.

Hafızanı çalan büyücü o mu?

Belli ki Kraliçe Neve bir şekilde hafızanı çalmış.

Evet, belli ki hafızam gitmiş.

Fazerım da bozuk.

Harika.

Madem Kraliçe'nin Muhafızlarını alt ettik...

Biz mi?

Pollux, Rauth ve Kral Ridley gibi eSör düşmediğimize göre...

ESör mi düştüler?

Kraliçenin zindanına atıldılar.

- Nerede bu zindan? - Daha yeni kaçtığın yer işte.

Gerçekten çok rahatladım.

Aylardır seni oradan kaçırmaya çalışıyorum.

Ne kadar çabalıyordun acaba?

Gizli arka kapının...

anahtarını buldum.

Tamam, göster bakalım.

Yani, anahtarla ilgili bir şeyler okumuştum.

Aslında kapkaranlık

ve biraz da ürkütücü bir ormanda saklı, şey...

O anahtar bana lazım. Onları kurtarmam gerek.

Şaka yapıyor olmalısın.

Rauth ve Pollux'ı kurtarmak mı?

Düşüncesi bile saçma.

- Tam çekilmez tipler. - Doğru, onları değil.

Değerli kolyemi almak için

içeri sızmam gerek.

Sana yenilerinden düzinelerce alırım sevgilim

ama bu berbat hafıza büyüsünü bozmak için

hemen en yakın büyücüye gitmeliyiz.

Evet, şey... Kraliçe, anılarımı kolyeme hapsetti.

Kolye olmadan hiçbir şeyi hatırlayamayacağım.

İyi misin?

Ağlamayı bile hatırlamıyorum!

Buna göz yumamam!

Kaleye!

İşe yaradığına inanamıyorum.

Gerçekten mi?

Daha kötüsü de olabilirdi, değil mi?

Görünüşe göre daha da kötü oldu.

Selam.

En azından bir müttefikimiz var.

Selam.

- Adın ne? - Kıymetli Runa'mdan uzak dur!

Gel buraya, küçüğüm... La'An?

La'An?

Yine senin o kötücül büyülerinden biri mi, Pollux?

La'An değil.

Majesteleri, bu kehanet tam olarak neyle ilgili?

Nazik olma arzuma rağmen,

ikinizle de daha fazla konuşmayı reddediyorum.

İyi günler efendiler.

Ne?

Görünen o ki kopyalarımızdan nefret ediliyor.

Evet, bu da şu soruyu doğuruyor:

Neredeler?

Bu nesnelerin içinde, topraklarımızdaki Demir Ejderha'nın büyüsünü tespit ettim.

Belki de bu kaftanlar ve sihirli istiridye,

canavarı kontrol etmemizi sağlar.

Sihirli istiridyeyi açıp bize nasıl yardım edebileceğini göreyim.

Enterprise.

Efendim? Ben Teğmen Salazar.

Enterprise'a dönmek istiyor musunuz?

Selam olsun dostum, hoş geldin ve bilcümle tebrikler. Evet.

Biz de o "ödüle girmek" isteriz.

Büyü bu.

Kaptan Pike, iyi misiniz?

Özür dilerim...

Kaptan?

Evet.

Reviri mi arasam? Aramalıyım...

Kıpırdama.

- Bizi tanıyor musun? - Evet.

Sen Bay Spock'sın, sen de Kaptan Pike.

İlginç. Demir Ejderha bir gemiymiş.

"Dünyamızın üzerine gölge düşüren" bir gemi.

O halde belki de mürettebatı bizim gölge suretlerimizdir.

Bu gizemi çözmek için kopyalarımızın kılığına girmeliyiz.

Yok, pek olmadı.

Büyümü dikkatli kullanmalıyım.

Ölüm Kristali'nde auramı tazeleyemediğim sürece...

Evet, evet, evet, tamam.

Lütfen asıl önemli olana odaklanabilir miyiz?

Ben, Sör Rauth, efsanevi Demir Ejderha'nın kumandanıyım.

Özür dilerim. Devam et.

Bu gemi sandığından daha büyük, değil mi?

Öyle, sahiden de öyle.

Kehaneti gerçekleştirecek misin?

Demir Ejderha'yı ele geçirecek misin?

Onun komutası bende olursa,

Elysian Krallığı'nı yazlık diyarıma çevirebilirim.

Seninle gökkubbeyi keşfedip fethederiz.

Tez gel, acele et.

Bir kitabın sayfalarında insan ne harikalar keşfediyor.

Okuma bildiğini bilmiyordum.

Kraliçem.

Ben... Bendeniz Sör Rauth, namıdiğer... korkak.

Müzakere etmeye geldik...

Altına yapan bir korkak değilsin.

Benim eski uşağım da değilsin. Sen ise...

Kim olduğuna dair zerre fikrim yok.

Hepiniz Demir Ejderha'dan yayılan o aynı büyüyü yayıyorsunuz.

Büyüleyici. Enterprise bahsi geçen kehanet gibi görünüyor.

Kraliçeye karşı gelenlerin gölge suretlerisiniz.

Pekala.

Evet. Biz... Demir Ejderha'dan geliyoruz.

Ama niyetimiz size zarar vermek değil. Asla değil.

Sadece topraklarınızı keşfediyoruz.

Ben Kaptan Pike. Bu da Bay Spock.

Bu da...

Bu da o kitabın yazarı, Benny Russell.

Ne?

Doğru mu? Bu eserin yazarı sen misin?

Aynen. Ta kendisiyim.

Ayrıca bir düşesim.

Harika.

Yeni bir cilt yazacaksın.

Bu dünyanın görüp göreceği en gerçek ve en muhteşem bölümü.

Evet ama aslında biraz yazma tıkanıklığı yaşıyorum,

yine de şöyle yapamaz mıyız...

Yapabiliriz...

Ciddiyim, açıklayabilirim.

Eminim açıklarsın.

Hala bir tıkanıklık hissediyor musun?

Aksine, tamamen açıldım.

Demir Ejderha'yı nasıl yok ettiğimin hikayesiyle başlayacaksın.

Nasıl istersen.

Bu da sana yazdığım aşk şiirlerinin üçüncü cildine ilham verdi.

Ona... bana gerçekten aşıksın, değil mi?

Neden?

Gerçek beni gören ve seven tek kişi sensin.

Ben de gerçek seni görüp seviyorum.

Tepeden tırnağa bir prensessin.

Bak sen şu işe.

Bizim sevgili Thalia ve minik Runa'sı demek.

Çok komik Sör Adya

ama ikimiz de prensesin köpeği olmadığımı biliyoruz.

Öyle mi dersin?

Köpeklere alerjim var.

Prenses, Karanlık Orman'da ne işin var?

Yine de üstündeki o tuhaf zırhı beğendim.

Farklı olmuş.

Bir görevdeyiz Sör Adya ve Sonuç Anahtarı'na ihtiyacımız var.

Sonuç Anahtarı neyinize gerek ki?

Prensesi Neve'in zindanına geri götürmek için mi?

Bu görev benim için.

Kraliçe aklımı çaldı.

Sevdiğimin sevgisini ya da senin cesaretini hatırlayamıyorum.

Veya...

Runa her kimseyse onu da.

Runa'yı hatırlamıyor musun?

Tanrım. Bu çok kötü.

Ben de bu göreve katılacağım.

Fakat anahtar artık bende değil.

Artık sadece Sonsuz Ölüm Bataklığı olarak bilinen korkunç

ve ıssız bir diyarda yaşayan, sinsi ve sapkın bir canavarın pençesinde duruyor.

Hiç alt metin yok yani, değil mi?

Gelin.

Bu gemiye biraz renk gelse hiç fena olmazdı.

Duvar halıları düşünüyorum ama fazla mı ağırbaşlı kalır?

- Şöyle bir şey yapabiliriz... - Hayaller Aleminden ne çabuk döndünüz?

Bana sorarsanız, yeni saç modellerinizi hiç bozmayın derim.

- Fena da durmamış. - Adya.

Görünüşe bakılırsa bu gemiye önüne geleni...

Bu bir numara mı?

Başım dertte mi?

Kaptan, Hayal Dünyası yolculuğundan yorgun düştü sadece.

Bize müsaade.

Başka kopyalarla karşılaşırsak tetikte olmalısın.

Elbette.

O iş bende.

- Kaptan, her şey yolunda mı? - Evet.

Kusursuz.

Noksansız.

Belki ikiniz benimle revire gelmek istersiniz.

Büyüm zayıflıyor.

Bunu sonsuza kadar sürdüremem.

Ayak uydurma şansımız olacaksa

oynamamız gereken roller hakkında daha çok şey öğrenmeliyiz.

Az önce gördüklerini unut.

Bize kaptanın kamarasının yerini söyle.

Ne olursa olsun, yaptığı büyüyü yine de bozmamız gerekecek.

Hafıza büyüleri duygulara bağlıdır.

O kolyeyle ne gibi duygusal bağların var, sevgilim?

O... o bir aile yadigarıydı.

Ne hikaye ama.

Bir hediyeydi.

Babamdan.

İlk dans gösterimden sonra vermişti.

Çok gergindim.

Sonrasında bir prenses gibi dans ettiğimi söyleyip bana

bu melek kolyeyi verdi.

Her gün takardım.

Ta ki onu...

zindanda bırakana kadar.

Bana bu hikayeyi daha önce hiç anlatmamıştın.

Daha önce...

kimseye anlatmamıştım.

Bu değerli hediyeyi geri alacağız.

Değil mi, Sör Adya?

Kesinlikle alacağız.

Dolunay da bize yol gösterecek.

Dolunay mı?

Bunu başka duyan oldu mu?

İşte yine yaptı.

Bu hırıltı başka bir şeye ait olamaz...

Bir kurtadam.

Korkmayın.

Bu gümüş kılıç canavarı cehenneme yollayacak.

Gidin. Yolunuza devam edin.

Dashing, bekle.

Sör Adya, bu topraklarda gerçekten kurtadam var mı?

Evet. Katliam ve dehşet saçan bir baş belası.

Kitap nasıl gidiyor?

Hayatının pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatmama gerek var mı?

Biliyor musun?

Madem öleceğim, en azından bu enfes çörekleri yiyerek öleyim.

Cidden, aşçın kim senin?

Max.

Mucizeler yaratıyor.

Küçücük bir ricada bulunabilir miyim?

Galerinize katılma vaktim geldiğinde,

biraz daha avangart bir şeyler mi denesek?

- Hani belki... - Kes sesini

ve derhal Demir Ejderha'yı yok etme planlarımı yaz!

Demir Ejderha'yı yenmek için kilit bir eksiğimiz var, kraliçem.

"Işık gölgeyle buluştuğunda, ateş içeriden yanacak."

Onlar gölge dünyasından.

Söyle bana Düşes Benny Russell,

dünyamıza geldiğinizde...

bu gölge de yanınızda mıydı?

La'an'ı mı kastediyorsun?

Neyi kaçırıyorum, hanımlar?

Büyünün gerektirdiği ışık zindanda çürüyor.

Şimdi tek bulmamız gereken...

gölge.

Bu acınası duvarların ardında Sonuç Anahtarı saklı.

O karmaşada bulabilirsek tabii.

Kurtadamın evi burası mı?

Çok daha kötüsüne ev sahipliği yapıyor.

Hadi.

Geceleri hiç evde olmaz.

Çabuk olun leydim,

bizi yakalamadan.

Silahlanın.

Kurt adam geliyor.

Tetikte olun.

Onlar ok mu?

O Dashing mi?

Rol çalmasa olmaz zaten.

Küçük domuzcuk, aç kapıyı gireyim.

- Küçük domuz mu? - Bana domuz demeye bayılır.

Neler döndüğünden pek emin değilim.

Burada bir canavarın yaşadığını söylemiştin.

- Bana canavar mı dedin? - Sen de az önce bana domuz dedin.

Durun. Siz ikiniz sevgili misiniz?

Eskidendi.

Biri burada ne haltlar döndüğünü anlatsın artık.

Kraliçe anılarımı çaldı. Kalesine sızmak için Sonuç Anahtarı'na ihtiyacımız var.

Hala sende mi?

Kalbime yakın tuttuğum bir hediyeydi...

her daim.

Orman beni çağırdı.

Meğer bir sürü şeye alerjim varmış.

Ama sana alerjim yok, Dashing.

Sevgilim. Kaçmalıyız.

- Ne? Kurt adam mı? - Hayır.

Kraliçenin Kızıl Muhafızlarından koca bir ordu.

Bataklığı altüst edip yakıp yıkıyorlar. Seni arıyorlar.

Git, Prenses.

Sör Adya ile muhafızları karşılarız.

Sana zaman kazandırırız.

Anılarını bul.

Aşkını geri kazan.

Siz...

Onlar yapar.

Biz yaparız.

Senin için, sevgilim.

Birlikte?

Sonsuza dek.

En azından artık kılığımız rollerimize uydu.

Parlayan makinedeki kahinin ne dediğini hatırla.

Muadillerimizin kendine has bir konuşma tarzı var.

Esprilerini ve nutuklarını bir deneyelim bakalım.

Bas gaza.

Büyüleyici.

Bas gaza.

Büyü-leyici.

- Bas gaza! - Büyü-leyici.

Güzel.

Gel, tahtımı bulalım.

Orası...

bir taverna mı?

Evreni ele geçirmeden önce avamla bir kadeh içsek mi?

Kraliçe Neve muhtemelen

Demir Ejderha'yı yok etme planları yapıyordur.

Ondan olabildiğince uzaklaşmamız gerek, ayrıca...

Bir tane daha!

Büyü okulunda kalmalıydım.

Kolyen, balo salonunun öbür tarafındaki zindanda olmalı.

Dikkat et.

Müzik sesi mi o?

Kraliçe her hafta sonu balo verir.

İçki, cümbüş, masumlara biraz işkence ama çoğunlukla cümbüş olur.

Tek yol orasıysa, aralarına nasıl karışacağız?

Maskeli balo mu? Bunun gerçekten işe yarayacağını mı sanıyorsun?

Çocuk masallarında işe yarıyor.

Harika, içim rahatladı.

Çünkü kendimi...

çocuk gibi hissediyorum.

Göz kamaştırıcı görünüyorsun.

Her zamanki gibi.

Sorun ne?

Ben...

Kendimi bildim bileli bu tarafımı hiç hissetmemiştim.

Hafızan yerine gelecek.

Hayır Dashing, bu...

bundan çok daha derin bir şey.

İçimde bir karanlık var.

Bazen,

gerçekte o karanlıktan

ibaret olmaktan korkuyorum.

O halde belki de kendi sözlerine kulak vermelisin.

Sana olan aşkımı perçinleyen o sözlere.

"Seni olduğun gibi kabul ediyorum."

Her şeyinle.

"Keşke sen de kendin için aynısını yapabilsen."

Pekala.

Planının bir sonraki adımı ne?

Bu odayı fark edilmeden nasıl geçeceğiz?

Dans ederek elbette.

Hafızanı kaybetmiş olabilirsin prensesim,

ama zarafetini değil.

- Ne oldu? - Bu nasıl olur?

- Dolunayın yeniden doğmasını sağladım. - Hayır.

- İmkansız. - Dashing, neyin var?

Merhaba Prens Dashing.

Sen ne...

Tatlı prensime ne yaptın?

Aşkım. Biricik aşkım.

Biliyordun.

Onu olduğu gibi kabul ettin.

Evet. Aydınlığı ve gölgesiyle.

Aynen öyle.

Sorunlarımın çözümü.

İhtiyacımız olan hem karanlık hem de aydınlık.

Öyle değil mi, Leydi Audrey?

Hazır, kraliçem.

Artık her şeyi çok net görüyorum.

Bir ejderhayı gerçekten alt etmenin tek yolu,

bizzat ejderha olmaktır.

Merhaba, küçük dostum.

Korkma.

Onu oradan çıkaracağız.

Herkesi oradan çıkaracağız.

Runa'mdan uzak dur, sevdiğimden uzak dur seni canavar!

Neler oluyor bilmiyorum ama hepsi senin yüzünden!

Birdenbire kendimi...

farklı hissediyorum!

Bir saniye.

Bu gerçekten canımı yaktı.

Bu çok iyi geldi.

Kaptan, sensörler gezegenden gelen büyük bir ısı izi tespit ediyor.

Doğrudan bize doğru geliyor.

Tanımlanamayan hedef menzilde, efendim. Ekrana veriyorum.

Bu da neyin nesi böyle?

Artık korkmuyorum. Üzülmüyorum da.

Ben de senin gibi öfkeliyim.

Ben... Ben de senin gibi üzgünüm.

Hasar yok, efendim.

Ejderhanın uçuşunu dengelemek için yeri görmesi gerek.

Bunu nereden biliyorsun?

Ejderhalarla ilgili kitapları severim.

Okumaya doyamam açıkçası.

- Özellikle de romantik olanlara. - Kaptan.

Yıldızların arasında uçmak onları epey zorlayacaktır.

Düzensiz kaçış manevraları yapıp ateşe devam edin.

Dövüşün ortasındayız. Çek kılıcını.

Artık seninle dövüşmeyeceğim.

Bekle.

Benim hissettiğim bu aşkı ve duyguları sen sürekli mi hissediyor musun?

Sen de sürekli öfkeli ve öldürmeye hazır mı hissediyorsun?

Belki de birbirimizle savaşmayı bırakırsak

parçalarımızın toplamından çok daha fazlası olabiliriz.

Işık ve gölge bu kazanda birleşti.

Bu bize Kraliçe Neve'in elimizden aldığı gücü verir.

Bizi yeniden dengeye sokar.

Belki de tüm dünyayı dengeye kavuşturur.

Bizden çaldıklarını da elinden alır.

Belki de bizi ejderhaya dönüştürür?

Kötü bir şeymiş gibi söylüyorsun.

Daha fazla dayanamayız.

Warp'a geçip uzaklaşabiliriz, yeniden toparlanırız.

Silahlar işlemiyor Chris. Ne yapmak istiyorsun?

Emriniz nedir Kaptan?

Hepiniz bana inanıyor musunuz?

Evet?

O halde ben de size inanıyorum.

Sana bile.

Harika.

Sör Sp... Bay Spock.

Belki de kozmik bir patlama denemeliyiz.

Bayağı etkili bir büyüdür, neredeyse her şeyi saf dışı bırakır.

Bana yardım etsene.

Bu kozmik kuyuları tamamen tüketir efendim.

Neden bahsediyorsun sen? Bunlar neden bahsediyor?

- Kamuflajımız kalkar. - Ne kamuflajı?

Kalkanlar yüzde 20'ye düştü.

Umarım o kusursuz göl evimin tadını en azından birileri çıkarır.

Elimizde ne kaldıysa vurun.

Batacaksak da savaşarak batarız!

Aşka.

Öfkeye.

Ve ikisinin arasındaki her şeye.

Göster sihrini, Bay Spock.

Bu bir emirdir.

Nyota?

Sen...

Sen misin?

Evet.

İyi görünüyorum.

Onu hemen nezarethaneye ışınlayın.

Erica, Bay Spock'ı ayağa kaldır.

Görünüşe göre onunla "kaptanın" gezegende bitmemiş bir hesabı var.

Merhaba sevgilim.

Kraliçe yenildi.

Canım, ne oldu?

Çok tuhaf bir rüya gördüm.

Kendimle...

dövüştüm.

Kim kazandı peki?

İkimiz de.

La'An. La'An.

Gitme vakti geldi.

Üzülerek bildiririm ki Güvenlik Şefi La'An Noonien-Singh göreve hazır.

Bari şu surat ifadesini düzeltecek bir şeyin var mı, Doktor?

Hastamız gayet memnun görünüyor.

Efendim, gezegene ve halkına ne olacak?

Öncelikle, orası bir gezegen değil, bir gemi.

Pelia mühendisliğini incelemek ve onu eve götürmek için geride kalıyor.

En azından bize öyle söyledi.

Anlaşılan kraliçenin aşçısı Max ile işi pişirmiş.

Prenses Thalia gezegenin güvende ve gizli kalmasını sağlayacak.

Elysian Krallığı yaşamaya devam edecek.

Çok yaşa yeni kraliçe.

Peki ya sen, La'An?

Elysian Krallığı'ndaki hikayen nasıldı?

Runa?

Nereden çıktı bu?

Bir notla geldi.

Prenses ona bakmamı istiyor.

Prensin alerjisi varmış.

Şey... Bana güven, uzun hikaye.

Demek prensi tanıdın.

Sen de severdin.

Sana ikimizin de tanıdığı birini hatırlatırdı.

Farklı görünüyorsun.

Bir şeyleri arkamda bırakmış olabilirim.

Ama yerine başka bir şey kazandın.

Evet, orası çok doğru.

Kraliçeyi de tanıma fırsatın olmadı herhalde, değil mi?

Oldu.

Ama seni daha çok sevdim.

Runa...

Otur.

Orada kal.

Aslında...

Çok uzun zamandır kaçıyorum.

Bir parçam, diğer parçamdan uzaklaşmak için elinden gelen her şeyi yaptı.

Bilirsin ya, o canavardan.

Ama bir bakıma, diğer parçam beni...

Takip etmeye başladı.

Aferin sana.

İşte bu yüzden bununla yüzleşmem gerekti.

Bana hem babamın kaybını hem de nereden geldiğimizi

acı bir şekilde hatırlatıyordu.

Babam ölmeden önce mutluydu.

Son zamanlarda,

ben de olabilir miyim diye düşünmeye başladım.

Evet demenin son derece samimi, utanç verici

ve lafı dolandıran bir yoluydu bu...

Bu kolye gerçekten özel.

Kusura bakma. Ben... Sanırım sadece gerginim.

Bu daveti kabul edeceğini hiç düşünmemiştim.

Bana bir içki borcun vardı ne de olsa.

Ama dürüst olmak gerekirse...

Ben de gerginim.

Ne de olsa aramızda epey bir geçmiş var.

Şarkılar. Bıçaklamalar. Bayıltmalar.

Bir de görünüşe göre gizli tutulan diğer şeyler.

Yine de ikimiz de buradayız.

Baştan başlayabilir miyiz?

Deneyip görelim.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.