All language subtitles for Ay Vakti [1994]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Çeviri ve Altyazı M.K.

Şunu al. Şurada bir yerlerde dursun.

Bunlar kalemler.

Sıcak memleketlerde yetişen kamışlardan yapılır. En iyisi de cevada yetişenidir.

Kalem eğri olmayacak.

Mamavi çarpık kalemleri sıcak suda bir müddet tutup sonra ağır ağır dikip

doğrultabilirsin.

Nereden buldun onu?

O çok eski bir kuştur.

Dikkatli oyna olur mu? Hadi git şimdi güzel güzel oyna.

Senin uçağı da getirdim.

Yıldız. Efendim.

Kerim'in karısı Neriman fena akçı değildir.

Ama biraz mızmızlanır. Birkaç günlüğüne yemekleri lokantadan getirtebiliriz.

İstersen biz de gideriz. Arada değişiklik olur.

Son durağımız da ilk günümüzü.

Yıldız, yattıralım şunu.

Ay, yatağın hazır mı?

Hamakta uyumak istiyorum.

Hamağı kuralım, burada yatalım. Ne olur Agah, çok sıcak. Burada yatalım.

Kalemin ağzı uysal bir keskinlikte olmalı.

Mürekkep de bunun doğuracağı güzelliği bozmamalıdır.

Kalemin esrarı denilen şey göre göre, yaza yaza, dinleye dinleye anlaşılır.

Bunca senedir yazı yazıyorum. Hala kalemle mürekkep arasındaki ahengi

tutturamadım hoş. Tutturan da buna aldıran da pek azdır ya.

Sen dikkat et.

...turistler... ...giderler... ...gidecekler... ...hepsi...

...önünde sonunda gidecekler... ...kış gelince...

...kalemle adam arasında gizli hiçbir şey kalmıyor... ...bir gün...

...yazdıklarıma bakıp... ...kendimi bileceğim... ...bak kalenderlik

diyorum çünkü...

Sana içinden dışından tesir edecek bütün kötü şeylerle... ...bir pehlivan gibi

güreşecek değilsin ya... ...onun için yazarken sanki bu dünyada değilmişsin

gibi olabilmelisin. Tıpkı bir kalenderin hiçbir şeyle ilgilenmediği gibi.

Ağır bir fedakarlığın eline... ...yalnız kalemini değil... ...bütün varlığını...

...bütün benliğini teslim etmelisin.

Gel keyfim gel.

Senin için hava hoş tabi hocam. Bu dünyayla alışverişin yoktu ki senin.

Baksana.

Bir şarap versene.

Baban izin vermezse kimseye içki vermiyor musun?

Sigara mı?

Sağ ol.

Nereye gidiyorsun?

Ben Avustralya'dayım.

İyi.

Benim adım Yıldız.

Kocam ve kızımla burada yaşamaya geldik. Ev şurada.

Kocan buralıdır.

Kocan değil de işte.

Yıllardır beraberiz.

Bir bardak daha versene.

Al bakalım.

Danke.

Agah başkasıyla evli.

Boşanamıyor.

Artık burada yaşayacağız.

Geberene kadar.

İçsene çarabın. İç iç.

Misafirimizsin. Söylesene, misafirimizsiniz, desene.

Ne bakıyorsun öyle pislik gibi?

Ezici bakışlar! İnsanı taş eden ezici bakışlar! Yine ne suç işledim? Burası

küçük bir yer!

Artık daha alçak sesle adileşmen gerekecek!

Dursana lan! Beni bekle ağabey! Atlayın hadi! Hop! Atlayın hadi lan! Durma hadi!

Çabuk olun lan!

Agah, Selim, gelin artık oturun!

Agah, çıkar o kese kağıdını kafandan!

Kerim, tut şunları Kerim!

Yine mi sütü döktün eşek sıpası?

Acıkmış mı benim ay hanımım?

Hoppala!

Ne güzel uyudun havuzun başında serin serin. Sevdin mi yine evimizi?

Hı hı.

Sana güzel bir yumurtalı ekmek yapalım.

Şimdi belki süt de buluruz.

Afit haplara gidip bir bakayım.

İnekleri duruyorsa her sabah taze süt içersin.

Kuş uçtu suya gitti.

Ne?

Ben sana dikkatle oyna dememiş miydim?

Bak bacağımı kanattı. Kuş mu?

Evet.

Önce yağı eriteceksin hayatım.

Ben gidip süt alayım bari.

Yardım edeyim mi?

Bugün bir güzel yerleşelim. Burayı adam edelim.

Hiç de fena bir yer değil aslında.

Yardım edeyim mi?

Et.

Ne kocaman ev değil mi?

Senin odan neresi olsun?

Havuzun yanı.

Kız, Seval.

Agah'a, hoş geldiniz.

Biraz süt lazım oldu da. Hoş geldin, hoş geldin. Hoş geldin.

Döner sabah getireyim mi? İyi olur ya.

Dök kızım, dök.

Ben de bir inek alayım diyorum.

Bakalım, zamanla.

Sen beceremezsin Agah'a.

Buradan istediğin zaman alırsın.

Yarın gelip senin şu yeni hanımı da bir görelim bakalım.

Boşandı mı Maide Sultan?

Boş ver, boş ver.

Kızım pek güzel maşallah.

Sana benzemiş. Sarı sarı.

İyi ettin iyi. Koca ev öylecene kaldıydı.

İçmiş istersen al götür Seval'im.

Sağ ol.

Gelsin birazdan.

Sağ ol.

Hoş geldin ağam. Sağ olasın Eriman.

Öğlenemem öyle bir şeyler yolluyor be.

Daha düzeni kuramadık.

Yoksa biz mi gelelim?

Zor olacaksa. Yollarız, ne olacak?

Altı kere sekiz.

Beş kere sekiz.

Kırk.

Ya yapma dede ya! Baba!

Baba! Baba!

Baba! Baba!

Ne

oluyor oğlum?

Ya şuna bakın baba ya! Ne istiyorsun kız oğlum lan?

Altı kere sekiz, kırk sekiz.

Altılardan kolay da yedilerden zor. Olur mu öyle şey sınıfa? Aynı şey.

Çalışmıyorsunuz da ondan.

Çalışacaksınız. Çok çalışacaksınız ona göre.

Okumazsanız beş kuruş vermem.

Kızların üzerine yapıveririm her şeyi. Olur biter.

Yedi kere altı olunca hatırlayamıyorum.

Aa süt bulmuş.

Getir kaynatayım.

Ay bir yere kaybolma süt içeceksin.

Ekmekler kızaracak değil mi?

Sabahları ev kızarmış ekmek kokmadan.

Gece arkadan şöyle bir gördüm. Otuz otuz beş yaşlarında pek bir şeye benzemiyor.

Geldi oturdu şarap istedi erkek gibi.

Tek başına.

Seninki geldi, sürüdü götürdü.

Kavga mı ettiler?

Anlıyor gibi bakıyor.

Dışarıda etmişlerdir muhakkak. Hangi erkek hazmeder ki böyle bir şeyi?

Gelip bir hatırımızı sormadı.

Aman yüzü mü var Maide Hanım?

Yaşlanmış mı?

Şimşir gibi.

Ne olur ki erkekleri.

Çocuk? Ben görmedim.

Kelim görmüştü.

Ufaksız kabişiymiş.

Sarıymış. Agah'a benziyormuş.

Çocuk Agah'tan değil.

Aaa! Sizin bir şeyden haberiniz yok.

İyi biliyorum.

İstanbul'da tahkik ettirdim.

Kimse inanmıyor.

Vaktiyle kaynanamda nasıl yedi beni.

Ee çocuk olunca diye imalı imalı. Birinden peydahladı geldi yamadı desene.

Çocuk ondan olsaydı bir gün durmaz boşanırdım. Ama niye ettin? Elin

karısına elinle mi verecektin kocanı?

Büyük ağa bak şu oğlunun yaptıklarına. Hep senin marifetin bunlar.

Avrupa'da okusun, İstanbul'da okusun diye diye.

Sen işine dön.

Gözünü dört aç.

Ne hizmet isterlerse gör.

İşlerine gir.

Aşk olsun.

Hadi gari uğra gene.

Yapma kızım. Git bahçede oyna.

Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Ben Seval'in anasıyım. Biz şu arka evde oturuyoruz.

Anam ağanın süt annesiymiş. Kocanın çocukluğunu bilirim. Ne yaptınız?

Yerleşiyoruz ama ev çok büyük. Her şey toz içinde.

Evi biz yayarız. Sen hiç merak etme.

Eksiğini de alırsınız olur biter. Yoktur ya.

Aha burayı tekmil hazırlattı siz gelmeden.

Maşallah yavrum pek güzelsin.

Allah uzun ömür versin.

Ocağınız tütsün.

Sen kiligaluyu biliyor musun?

Bilmiyorum. Kiligalı çok acayip bir kuştur.

Geri geri uçar.

Geri geri mi?

Evet. Bayırlarda yuva yapar.

Yumurtaların da yokuş aşağı yuvarlanıp kırılmasınlar diye... ...böyle dört köşe

biçiminde yumurtlar. Eğer yumurtaları çok iyi kaynatırsan... ...zar olarak

kullanabilirsin.

Bunu kiligali mi yumrukladı?

Arkaya, mutfağa.

Akşama yemek getirme, bu füslük yenmez. Ben pişiririm.

Ne haber kız?

Bunu gari gari yumrukladı.

Aa,

bak bunu unuttuk. Dur, ayarlayayım.

Hangi kanalı istersin? Fark etmez.

Güzel bir gülücük.

Seyretmiyor musun?

Seyrediyorum.

Hayranlık duygumuzun gerçek illetini... ...bir şeyin bize kapalı görünen...

...ve merakımızı uyandıran... ...mahrem taraflarında aramalıyız.

...asalet... ...ve soysuzluk.

Maideye gitmeli artık.

Yiyecek ne var?

Ben anlamam. Ver de çarşıda. Domates ver, peynir ver.

Beyaz şarap da getir.

Sen çık, ben hazırlarım. Ne kadar tedirginsin. Kendi lokantamdan yemek

alamaz mıyım?

Zahmet olmasın. Eve yolladıklarımı beğenmedin mi? Bilmem.

Bakmadım. Burada yiyeceğim.

Yumurta da kırayım mı?

Kır.

Agah ağa çıktı. Ay'a göz kulak ol dedi.

Sonunda karar verdi demek.

Yemek yedi mi bu?

Yedim dedi ama.

Bak bana yalan söyleme.

Ay gel buraya. Bırak acıkınca gelir.

Nerede evi?

Arkalarda acı çayın orada.

Neden burada oturmadı?

Büyük ağa burayı istemediydi vaktiyle. Yaptırma oturmam orada der dururmuş.

Eski insanlar böyle yerlerde rahat edemezler. Arkada bahçelerdeki eski

evinde kaldıydı.

Derken anaları öldü. Büyük Ağa'ya inme indi. Maida Hanım da buranın boyasını

falan yaptırırken... ...Ağa Gaha kalkmış İstanbul'a gitmiş. Gidiş o gidiş.

Ev kalmış.

Maida Hanım da çayın yanındaki babasından kalma eve dönmüş.

Kaynatası da inmeli hasta diye almış yanına. Ne olsa eniştesi. Oğulları

kızımızı var ama gelin illa ben bakarım demiş.

Eşraf çocukluğu. Oradan buradan toplanıp toplanıp gezerdi. Şimdi de bu model

oldu.

Ben gidiyorum artık.

Gündüzü geceyi bilmiyor. Ne uyuduğu belli ne uyandığı.

Baba.

Çok kötülemiş.

Uyuyacak mısın?

Hoş geldin ağam.

Kız gelinlik olmuşsun maşallah.

Ben bir şerbet getireyim.

Artık burada mı kalacaksın?

Evet.

Yatalak olmasa babanı da yanına al derim ama... ...bu halde taşımak yakışık

almaz. Sen ona baban gibi baktın.

Hiçbir gelin bunu yapmaz.

Ne yapacaktım ya?

Hem kayınbabam hem eniştem.

Sokağa mı atsaydım?

Böyle konuşma. Ben artık her gün gelir ilgilenirdim. Ne gerekirse yaparım.

Malın mülkün koyup gittiğin gibi duruyor Agah Bey.

Adamlar muntazaman çalıştı.

Her şeyin hesabı kitabı tutuldu.

Teşekkür ederim.

Artık işlerine kendin bakarsın.

Benim gelirim bana yeter.

Zatim yetersin benim evim. Benim lokantam diye geliniyormuş.

Arada babana üç beş gerekirse.

Senin benim olunma Hayde. Sana da bu evde ne gerekirse almaya devam

edeceksin. Hem biz hala evliyiz.

Artık burun burunayız Agah Bey.

Uzaktayken neyse ne.

Benim de bir gururum var.

Millet seni değil beni ayıplıyor.

Boşanacak mısın?

Artık sürdürmenin manası yok.

Kardeşlerini gördün mü?

Zil takıp oynamışlardı sen döndün diye.

Yıllardır büyük annenin elini sattırmanın derdindeler.

Senin yüzün yumuşaktı.

Yakında damla alır. Hisselerini aldılar ya, daha ne?

Artık senin yolunu kessinler.

Hep kumardan, hep kumardan.

Hesaplar, cüzdanlar.

Yarın kahveyi salarım, bakarsınız.

İstemem, istemem. Eskisi gibi sürdürelim. Para gerekirse ben senden

alırım.

Davayı çabuk aç.

Ben yaşarken koptu tufan.

Ben yaşarken... ...yeni baştan yaratıldı kainat.

Her şeyi gördüm, içim rahat.

O ne?

Bir patça.

Bizimki mi?

Evet.

Peki o ne?

Bir yağmur.

Hiç yağmur yağmaz mı burada?

Baba bak.

Aaa!

Bak, ne yaptın? Çok güzel olmuş.

Annen ne yapıyor?

Amakta yatıyor. E gezdirsene onu biraz.

Deli misin?

Çok sıcak.

Olsun, ne çıkar? O böyle havayı sever.

Şemsiyeyi almayı da unutma. Tamam.

Biz çıkıyoruz.

İleride iyi bir balık lokantası varmış.

Balık lokantası mı?

Korkak ümitsiz olmamalı.

Tekrar tekrar denemeli.

Alo, Kerim sen misin ha?

Bizimkiler orada mı?

Peki.

Yaka moza diye çıktılar, bu saat oldu.

Tamam.

Alo.

Yıldız. Merak etme, iyiyiz.

Ya neredesiniz?

Odunluk diye bir yer.

Benzinci.

Burada Atari var, kız oynuyor.

Arabayla geldik.

Çok tuttun.

Altmış kilometre falan.

Gelemeyiz.

Kusura bakma sinirim bozuldu.

Param yok.

Araba da gitti.

Burada... Burada başka bir şey yok.

Pardon erken elimde değil.

Tamam.

Dur kız, bak eve geldik, giy şunu.

Yok, bak sonra hastalanırsın.

Masal anlat.

Ben sizi çok merak ettim, aklımda ne varsa uçtu gitti.

Hoppa, sen anlat bakalım.

Sen anlat.

Oo,

ay vaktini kaçırdık da ondan.

Saat üç.

Hadi, masal yarın gece.

Özür dilerim.

Gitmemizi sen istedin.

Beni öldüreceksin Yıldız.

Hayır sana da yazık kıza da.

Burası son umudum.

Burada da başaramazsak.

Uyuşuyorum. Elimden geleni yapıyorum.

Burada yapacak hiçbir şey yok.

Sanki İstanbul'da ne yapıyordun?

Adam olan her yerde yapacak bir şey bulur.

Hiç olmazsa bunu yap.

Şuraya bak. Hiçbir şeyin ucundan tutmuyorsun.

Ne işe yararsın sen? Sen olmasaydın her şeyi yapabilirdim. Başlama gene, başlama

gene! Baş belası.

İstediğin zaman çekip gidebilirsin.

Kızı bırakamam.

Agah, Agah kalk oğlum, sütünü iç!

Özür dilerim.

Burada hiç kimse beni sevmiyor.

Beni hiç kimsenin tanımadığı bir yere gidip biraz eğlenmek istedim.

Sonra sana telefon etmek için benzinciye girdik.

Kız atarının başından kalkmadı.

Yanıma fazla para almayı unutmuşum.

Çantamda var sanıyordum ama çantamı almayı unutmuşum.

Parayı Ay verdi. Ona bu kadar çok para verme diyorum sana.

Ben vermedim.

Ne yani çaldı mı?

O ne bilsin çalmayı?

Denizden şimdi çıkmış abla.

Çok iyi. Her şey tamam galiba. Tamam.

İyi misin?

İyiyim. Çok işim var.

Seval bak.

Seval abla.

Dur orada. Hiçbir şeyi karıştırma.

Seval aç şurayı.

Ekmeğini sür ben.

Agah ne yiyeceksin?

Soğan kokuları içinde kahvaltı edemem. Seval sen bana içeri bir şeyler getir.

Abla ne oldu? Davet mi var?

Kahvaltı zamanında neden yemek yapıyorsun?

İçimden geldi. Bugün hep yemek yapacağım.

Niye yapıyormuş o kadar şeyi?

Bilmiyorum ağam.

Davet mi var dedim ses etmedi.

Bırak o yalansın. Sen çocukla meşgul ol. Peki ağam.

Anne o kadar şeyse sen mi yiyeceksin?

Ne oldu,

ne oldu, ne oldu?

Ağlama, ağlama, ağlama.

Bunu hiç anlatma. Dinle, dinle ama. Susmazsan anlatamam ki.

Ülkenin birinde ufak tefek, çok yardımsever, parmak kadar insanlar

yaşarmış. Evlerin işlerini yaparlarmış. Sonra da gün doğarken giderlermiş.

Ama acayip şeyler.

Evet. Ama çalışmazlarsa yok olurlarmış. Onun için de harıl harıl çalışırlarmış.

Ben bahçeye çıkacağım.

Pekala. Hadi bakalım.

Ben lokantaya gidiyorum. Muhasebeciyle kahveye gelecek.

İşleri ihmal ettim. Yemeği de orada yerim.

Yok yok burada yerim. Hepsini atmadın değil mi?

Mahide hanım anlattı.

Yokluğunda işleri çok güzel idare etmişsiniz.

Böyle devam etsin.

Ben bu yaştan sonra malıma mal katayım hevesinde değilim.

Elimizdeki hepimize yeter.

Ağam, şu kumluca işi... Hayır.

Sen ne diyorsun?

Bana sorarsan kalkın ne olur derim. Arazi büyük.

Getirdiği deve de ula.

Ama bir de sürükleyiciği, kalabalığı, pisliği düşünün.

Bütün sahillere çirkin bir sürü bina dolduruyorlar.

Bir tanesine daha bir sebep olmayalım.

Buradan sağlam bin kişi yaş çıkar ağam. Sana da dünyanın parası.

Babam sakin olmaz.

Mal onun.

Ağaların büyük ağa nasılsa hasta. Bir rapor alalım.

Kumluca'yı satıverelim, paylaşalım, gitsin derler. Bir şey kalmadı ellerinde

ağam. Hepsini yediler kumarda. Bir kumar oldu bir akşam. Tek mil memleket el

değiştirdi. Ben çocuklarını düşünüyorum.

Nasılsa kumluca değerler.

Çocuklara kenarda bırakacakları bir şey dursun.

Nasılsa babam da ağzın yaşar.

Ayrı zamanında pay edilenin kıymetini bilselerdi.

Ben büyük ağa bunaktır diye rapora aldırtmam.

Bir gün toplaşıp seni ziyarete gelecekler. Haberin ola.

Buyursunlar.

Yarın sabah beni evden alın, bahçelere dolaşalım.

Eski evi de görmedim keleli.

Olduğu gibi duruyor ağam.

Ayhan'ım, yatmadın mı daha yıldızların başkanı? Kalk bakayım oradan.

Doğru yatağa.

Sabah seni bahçeye götüreceğim.

Kahya'nın torunlarıyla oynarsın.

Ağam. Uyur.

Kimi aradın?

Ağam yok mu?

Uyuyor, henüz kalkmadı. Ne vardı?

Büyük ağa hastalandı. Çok ateşi var. Ablam bir doktor alsın ağan hemen gelsin

dedi. Büyük ağa hep hasta değil mi zaten?

Ağam ablam hemen gelsin dedi.

Duydum kızım. Doktoru arayayım.

Sizin evde telefon vardı bildiğim kadarıyla.

Sen doktoru ara.

Ben üstüme bir şey geçireyim. Hemen gideriz.

Hoş geldiniz. Buyurun geçin doktor bey. Akşamdan beri durumu çok kötü. Ateşi

düşmüyor.

Kendinize ait olmayan yerlere pek meraklısınız Yıldız hanım.

Aşağısı yetmedi galiba. Ne demek oluyor şimdi bu? Hasta ziyaretine geldim ben.

Merak etmeyin. Hasta toparlanır toparlanmaz ben size onu göndereceğim.

Terbiyesiz.

Agah.

Agah.

Korkak herif.

Saçlı bebek ona demiş ki yapma yapma.

Nereye olursan.

Nereden buldun bunu?

Geçen gece Antalya'dan yedim. Ne o?

Kafan kritik galiba.

Atla.

Bende elli kağıt var. Bende var. Sen şimdi gör kafayı nasıl dağıtacağız.

Süslemeden getirdik. Bekleyecek halde görülmüyordun da.

Kocanın yanışması mevzu mu?

Biz evli değiliz.

Bana farkmaz.

Sen de yanaşma değilsin zaten. İkimizin de ne bok olduğu belli değil.

Çiftlerimiz net değil.

Motoru çaldığın doğru mu?

Onu gayrimeşru bir biçimde aldım.

Yakalanırsan? Şansım varsa işim bitene kadar enselendim.

Kısa vadede tehlike yok.

Sahibi seyahatte.

İş seyahatinde.

İyi biraz dolaşırız. Asfalt çok iyi.

Sen ne diyorsun ya?

Bizi bu asfaltta at tablacığım. Şunu bir yaptılar hepimiz hastası olduk. Cetvel

gibi gidiyor. İnsanın beynini çiziyor.

Bir öcü İstanbul'da.

Gittin mi hiç?

Ben yılın altı ayı oradayım. Bakma biraz çakıldık buraya.

Orada biraz belaya sardık da.

Kızaktayız. Sorma.

Anlatılamaz.

Dönmedi mi?

Sen biraz daha otur. Kıza yemek yedir. Sen de ye. Ben birazdan dönerim. Ay'a

bir şey söyleme. Telaşlandırma.

Ateşi düştü. Ben birazdan gideceğim. Bir şey olursa haberdar et. Daha ne olsun

Agah Bey? Emrah vaki olursa marim. Evin kaçtığı yerinden otur babanın başına.

Ulan bak yine eksik çıktı paket.

Ulan namussuz bunlar.

Bir sigarayı eksik olmayıp kâs ayıyor, pes yemekler.

Bitirsene de mi ulan tabağını zekileri?

Hadi sofraya buyur.

Yarın bahçeye gidiyorum.

Gerekirse haber salarsın. Yemek hazırdı, bir şeyler yeseydin.

Sağ ol.

O gece korkunç trafikte dolmuştan indim ve buraya geldim. Biraz param vardı.

Kasabada hediyelik eşya dükkanı açtım.

Kaç yıl oldu?

Artık saymıyorum.

Ne o şeytan? Hiç havan yok.

Ne var? Erkek mi lazım?

Şurada değişik insan gördük. Kırk yılda bir konuşuyoruz. Ne kıskanıyorsun?

Ben uçayım.

Dönüyor muyuz?

Herhalde. Seninki polis salmıştır.

Kanama olmadan teslimat yapalım.

Yolda bulun derim bak. Başın belaya sokma.

Teşekkürler Latife.

Tekrar görüşelim. İlk fırsatta geleceğim.

Neresi burası?

Niye yavaşladık?

Çok geç oldu.

Niye durduk?

Ne oldu?

Çok geç kaldım.

Niye durduk söylesene.

Sana soruyorum.

Nereye gidiyorsun? Cevap versene.

Ne için durduk? Şimdi bu saatte kasabaya seninle giremem. Bir şey kalmadı. Sen

yürüsün. Ben uyuyacağım.

Beni ilk gördüğün günü hatırlıyor musun?

Hani İstanbul'da Kafka günü düzenlemiştiniz.

Hani sen buradaki yazıhanede okuya okuya kafayı bozmuşsun da...

...nefes almaya İstanbul'a geldin.

Git yat!

Sinirim bozuldu.

Eşli börek günü gibi.

Kafka günü.

Çok mu uzaktı orası?

Orası bizim bahçemiz kızım.

Sebzeler var.

Portakallar var.

Çocuklar var mı?

Var dedik ya.

Büyük mü?

Yok. Çok büyük değiller.

Hadi sütünü iç.

Uzak mı?

Uzak.

Al şunu yolda yersin.

Hadi. Daha olmadı.

Aldı geçti bile.

Ben ay vaktini senden öğrenecek değilim.

Ya uykum geldi.

Daha gelsin. Sonra kalkıyorsun.

Hem ben dedeye gideceğim.

Dede kim?

Benim babam.

Sen küçük müsün?

Dede hasta. Sana evini gösterdim ya. Bakıp geleceğim.

Ben de geleceğim.

Olur. Git bak bakalım, anne ne yapıyor?

Bak, bak, bak, bak!

Bak, bak, bak, bak!

Nasıl gidiyor?

Pervanenin hat ve kontrolünü yapıyor.

Ha ha, iyi iyi!

Kim o?

Benim ben, aç!

Merhaba.

Babama bir bakayım dedim de.

Bu Ay Hanım.

Bu hanım da Maide Hanım. Benim eski eşim.

Çok ihtiyacım senin gibi.

Gel bakalım.

Nasıl?

Daha iyi.

Gel bakayım.

Aman ne güzel şeysin sen öyle. Gel kurabiye al.

Gel kuzum.

Utanma. Şerife abla yaptı. Çok güzel.

Babamı çok iyi gördün Mahide.

Sağ ol.

Çok korktum vallahi.

Aman. O seni de gömer beni de.

Merak etme.

Ne yapıyor?

Gülüyor.

Çay ister misin Ay? Paşa çayı.

İsterim.

Buyurun. Ne olursa.

Kıyarlaşmasana.

Hadi evimize.

Hadi yalla.

Ne biçim muamele bu ya? Herkesin ortasında.

Gürültü etme.

Ooo! Çekil be!

Daha yeni mi mod oldu buralarda? Şiddet arkasından seks. Çekil git başımdan!

Ey Allah'ım ya! Ulan burada yatılır mı lan?

Kalk, kalk!

Hadi kalk!

Kalk!

Kalk, gidiyoruz!

Hadi! Bırak!

Gitmek istemiyorum. Olur mu ya?

Hadi canım, hadi. Hadi çıkar rahatla. Şimdi geçecek, şimdi.

Aferin, aferin. Hadi canım, hadi güzelim. Çok abur cubur yedin ondan.

Böyle aferin, aferin!

Alo, Maide!

Yahu kusura bakma, bu kusuyor!

Ne yapayım, ortada yok Allah'ın belası!

Ne bileyim döndüğümde yoktu.

Tamam.

Geberene kadar itmişiz o gece.

Yaşımız ufak falan.

Komiser acıdı.

Babama ver falan.

Tabi bir sopa.

Komiser bırakır babam alır.

Ben taberteciyim pre İstanbul'un. Kaderim o gün çizdiler.

İstinye'de bizim bordan biri vardı.

Onu buldum.

Yeter anlatma.

Bin tane böyle hikaye biliyorum. Benimki çok film hikayedir.

Sırf kargaşa, acı, bozukluk, seks.

İyi, iyi. Sus biraz.

Kafamı toparlamam lazım.

Senin işin ne zor da abla?

Ne aptalsın ya?

Bırakmıyorsun ki zekamla aklını alayım.

Hadi kalk.

Belki kaza yaparız.

Akşam sana çıktığımızda evdeydi.

Uyuyordu. Sonra çıkmış.

Sanki çocuğu falan yok.

Yıllardır böyle.

Yemek mi yedi? Uyudu mu? Hasta mı? Hiç ilgisi yok.

Yanında konuşma kırılır. Annesi.

Şekeri mi alsın?

İç kızım.

İyileşmen için.

Üç kaşık.

Sonra uyursun.

Aferin.

Bugün yataktan çıkmak yok.

Hafif yiyecekler yersen... ...biraz da dinlenirsen bir şey için kalmaz.

Ben seni eğlendiririm.

Hadi bakalım.

Gel Seval.

Bir tavuk kaynat.

Suyuna da bir çorba yapalım kıza.

Agah Bey.

Sen de bir şeyler ye.

Ben çalışacağım. Siz bana bir çay verin yeter.

Tavuk yok abla. Git bizden al.

Şerife versin dolaptan. Peki abla.

Dönelim artık.

Yani sizin kıldan tüyden ev mevzuatı yüzünden biz yollarda benzin ve kıymetli

bir zaman harcıyoruz.

Sana sus dedim. İkide bir de beni o pis konuşmanlara hassız etme. Söylediğin

hiçbir şeyi anlamıyorum. Anlamıyor musun?

Neden böyle acayip konuşuyorsun?

Beni aşağılıyorsun.

Evdeki mevzular boş bahaneler. Sen sakinleşmek için onu bunu azarlıyorsun.

Arada boş yere kollayıp oturtuyorsun.

Gene anlamadın mı?

Anladım.

Ben sana hep kibar davrandım.

Kadın sıkılmış dolaştırayım dedim.

Açılırsın diye. Ama sen beni ritmik bir şekilde azarlıyorsun.

Tamam Memo. Kusura bakma. Sen beni eve bırak. Lütfen.

Agah Bey. Sen bu işe nereden merak saldın acaba?

Bunlar insanın hatıra defteri gibi.

Mesela şunu yazarken aklımda sen vardın.

Burada artık eve dönmeli dedim.

Yazarken yavaş yavaş değiştim. İnsan yazıya hükmedeceğim derken kendine

hükmetmeyi öğreniyor. Her gün savaşıyoruz bu kalemle.

Çok nadir olarak bazen her şey uyum kazanıyor.

Ruhum sükun buluyor.

Kalem cızırdayıp gidiyor.

Rüzgar üflüyormuş gibi.

Çok nadir.

Hele son zamanlarda hiç.

Bazen Mahmut Hoca'yı görüyorum.

Kızın bir suçu yok. Onun ihmal edilmemesi lazım.

Seni baba bilmiş bir kere.

Demek biliyordun.

Bizimki yaşasaydı yirmisine genç kız olmuştu şimdi.

Yıldız'la tekrar karşılaştığımızda... ...hamileymiş.

Bilmiyordum.

Gidecek yeri yoktu.

Kız elime doğdu.

Ona çok bağlandım.

Ben de yalnızdım.

Çok güzel bir bebekti.

Ne oldu yavrum?

Bir yerin mi ağrıyor?

Ne var Mahide? Ne oluyor burada?

Ne arıyordu o kadın bu evde? Agah sana soruyorum.

Kapa çeneni. Çocuk hasta. Akşamdan beri kusuyor.

Allah kahretsin. Ne oluyorsun kızım?

Aa yeter artık.

Ben buraya sizinle uğraşmaya gelmedim.

Seval. Seval.

Tut şunu. Al götür odasını.

Evde çıt çıkmayacak, çalışacağım! Bir şey olursa Mahide'yi çağır!

Kalem, yazanın hakkını yemez. Kendi hakkı yenildiği zaman da ses etmez,

böylelikle yazandan intikamını alır.

Kalem, sanat kudretiyle hayatın zoru arasındaki daracık koridorda ilerlemek

zorundadır. Bazen bu kudretler arasında çatışma olur ve tekamül durur.

Senin tekamülün durmuş buraya geleli. Nefesin titrekleşmiş.

Bütün bunlar bozgun işi. Harici sebeplerle kirlenmiş bu yazılar.

Yazık emeklerime.

Hadi, başla.

Sonunda gitti.

Hadi kızım sen evine geç.

Yemek ısıtayım mı? Yok ben sonra yerim. Peki.

Nasılsın Ayhan'ım?

İyiyim. Okuyor musun yoksa? Okuyorum.

Hadi oradan.

Oku bakayım.

Bir gün küçük bir gün... ...mağaranın yanında... ...geçiyordu.

Soğuk, karanlık... ...küçük, soğuk... ...karanlık bir mağaraydı.

Mağaradan bom deyip seslen... ...cıyıp... ...deyip çığlık attı. Cino

kadar çok korktu ki... ...hop işte içinden sıçarak... ...pit pat, pit pat

koşmaya başladı.

Seni çöper seni.

Ezberledim, beni kaldırıyorsun. Seni, seni, seni.

Bütün gün tamam.

Şizofrenin yerindeydi. Ama anacığım akşam burada ikamet edemezsin.

Ağanın karısını kapattı diye yenisi hiç ilaçtırma bana.

Nereye gideyim? Kimseyi tanımıyorum ki senden başka.

Öf daraldım ben.

Aslında var ya çocukla çocuk oluyorsun.

İki tane çarparsın kucağına tutursun.

Bunun için ev terk edilir mi be?

Koca aya büyük kelek.

Olmaz. Gel götüreyim.

Dolaştım hava aldım. Sinirim dağıldı geldim dersin.

Ben hiç demiyorum ki ondan.

İkisi yalnız daha iyiler.

Sonra köşe her dakika dağılmıyor. Ya bırak.

Mahide Sultan.

Aşmış taşmış Agah Bey'i.

Onu bırakıp gidelim. Belki on, belki on beş sene olmuş.

Boşanmamışlar ayrı. Buralar adetten değil zaten.

Burada kalamazsın.

İnanmıyorsun ama... ...gerçekten gidecek yerim yok.

Yıllar keriz gibi gücenazı satayım.

Bir adam bulmuşsun ağzına bakan. Hali vakti yerinde. Kap durup yaşayacaksın.

İş aldık iş.

Dınmıyor bile.

Böyle karam olsa doğrarım ben.

Sen de haklısın aslında.

İstemediğim yerde.

Ben de duramam.

Benden belisi çıktı.

Hayret bir şey.

...sabah da yoksa telefonu bir çaldırıp kapatırım. Tamam mı? Hadi.

Kavga etmişler. Kadın çıkmış gitmiş. Bu saate kadar hala yokmuş. Sabah da yoksa

Seval telefonu bir çaldırıp kapatacak.

Büyük ayağa bak ilacını içir. Sonra da yat.

Sabah erkenden kalk.

Kurabiye pişir hazır et.

Kız pek sevmişti.

Ay nasıl?

Ona kurabiye getirdim.

İyi, sağ ol.

Sofra hazır ağam.

Ben aya bakayım.

Ne istiyorsun Mahide?

Ne umuyorsun?

Büyük ağayı buraya getirelim Agah Bey. Ne kadar ömrü kaldı.

Son günlerinde senin yanında olsun.

Ne isterseniz yapın.

Çabuk ol gari!

Hadi,

hadi!

Dikkat et!

Seni Latife'ye götüreyim. Eski manutandır. Beni kırmaz.

Burada başını bekleyeceğiz diye kazık kesemem her gece. Olmaz. Agah beni

bulamaz sonra.

Sana nöbet tut diyen mi var? Sen git evine.

An şöyle desene baştan.

O iş zor annem. Koca adam gelip seni almaz.

Sen bu kadar halk karışırdığın an sonra mümkün değil.

Hem burada olduğunu da bilmiyorsun.

Agah nerede olursam olayım beni bulur.

Sen bu adamı seviyor musun?

Ne diye adilik yapıyorsun o zaman?

O beni çok sever.

Muhakkak. Bak o yüzden her yerde seni arıyor. Kılını kıpırdatmadı be.

Ayıla artık kuşu çurdun. Sen git bir şeyler al.

Ya da lokantadan getir.

Ya da gidip doğru dürüst bir kahvaltı yapalım. Canım tatlı bir şeyler

istiyorum.

Bir otele gidip duş alacağım.

Sonra döneriz.

Aç ağzını sıkmadım ben.

Rahat bırak adamı seni anlamaz o.

Anlar bana gülüyor.

O hep gülüyor ablacığım. Hasta da ondan.

Hadi bakalım sen git oyna dede uyusun.

Yapma kızım.

Ağa'ya demeyecek misin?

Nasıl derim?

Karının ne mal olduğunu bilsin.

Nasıl derim ağanın yüzüne?

Benim oğlan karını aldı götürdü.

Haberin olan mı diyeceğiz?

Karının ne mal olduğunu bilsin. Zorla alıp götürmedi ya.

Siftinip duruyordu. Eşşoğlu eşşek.

Kendini yaktığı ayrı.

Bu yaşımızda burası da gidecek elimizden. Bir şeycikler olmaz.

Sen bana kulak ver.

Sen demezsen... ...ben mayı dağıtma deyiveririm.

Çardaklardan biri geçer nasıl olsa.

Ben bir şeycikler diyemem.

Abla telefon.

Sen devam et.

Alo.

Evet.

Evet.

Bak hele sen.

Merak etme.

Siz işinize bakın.

Kimseye bir şey demeyin.

Tamam.

Getirdim ablam.

Sen bunları pek severdin.

Ablamlar dün hediye isteği almışlardı.

Bir haber var mı? Yok ağam. Bütün taksilerle otobüs şirketlerine sordum.

Antalya'da havalimanına sordum. Tamam sen git işine bak.

Bana kalırsa İstanbul'a döndün. Bu konu senin dışında Mahide Hanım. Çocuk

sorarsa bir şey denmeyecek. Ben konuşacağım. Kızlara da tembih et.

Ne diyeceksin çocuğa?

Biliyorsun çocuk. Ne desen inanır.

O anasını olduğu gibi kabul etti hep.

İnşallah sormasın.

Sana da laf anlatamadık. Bu iş masada olmaz.

Neremde olduk?

Ah İren diyordu. Beni böyle görünmez zincirlerle bağlayıp... ...esir edicini

tahmin edememiştim.

Kocasını dış bahçeden karşılamayı hiç ihmal etmeyen İren...

...onun boynuna sarılarak soruyordu.

Demek memnun değilsin.

Hayır, bilakis çok memnunum. Çünkü aşkından deli olmuş bir adamı...

...sevgilisi böyle mukaddes zincirlerle bağlamalıdır.

Her akşam tekrarlanan bu sözlere... ...güzel çoban prenses ne kadar

seviniyordu. Şeytan kadın bu surette kocasının çok zayıfladığından... ...emin

ve müsterih bulunmalıydı.

Ne haber?

Bu sefer şiştin.

İşte burnunun dibindeyim ama beni bulamıyorsun.

O senin yerini biliyor.

Canın sizce de çoktan gelirdi. Sen en iyisi kız kuyruğunu git.

Bensiz yapamaz o.

Hep sen bu kitaba gelir.

On senedir nereye gittiysem beni hep buldu.

Öf! Baydın artık!

Kendi başıma kalmak istiyorum. Eve dönmek istemiyorum. Beni rahat bırak!

Bak annem, sen tek başına orada yaşayamazsın.

Ben de fazla kalamam.

Bizim moruklar hop oturup hopa kalkıyorlar.

Agah abi bizi senin yüzünden işten atacak diyorlar ki, haklılar.

Adam kocan.

Bir duyulursa... ...hipe çekerler beni.

Hani bir şey olsa yanmayacağım.

Boku bokuna.

Hadi seni götüreyim.

Boşuna kendini hırpalama.

Zaten para da kalmadı.

Beni aratmıyor muymuş?

Of! Ben gidiyorum.

Geliyorsan gel be!

Şşşt! Kız! Gel gel!

Aa! Şeytan Memo abi! Ne vardı?

Ay çağır!

Çekil içeri!

Hayrola Memo?

Seninki çardaklarda.

Çıktı geldi.

Götüreyim dedim. Yok illa gelecek beni bulacak deyip duruyor.

Ne yapacağımı bilemedim.

Hayır yanı çan açılacak.

Malum... Bekar mekanın.

Tamam. Boş ver.

Ne yaparsa yapsın.

Ne oğlum?

Sen de mi hevesini aldın? Çattık be! Lafını bil Mahide!

Çekil içeri!

Sen onu aldırma!

Bu son günlerde yazdıklarımın en iyisi.

Değil mi hocam?

Dinle. Akşam kendim gittim konuştum.

Şardaklar da ona göre dedim.

Hiç onlu bile olmadı.

Ne yaparsa yapsın dedi.

Sana söylüyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.