Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Aa, küçük balıklar, baksana.
Aa, burada da büyük balıklar var.
Çocuklar, çocuklar!
Dinlemiyorsunuz siz ama beni.
Çocuklar, dağılmayın.
Hadi, herkes beni takip ediyor.
Hadi, herkes gelsin. El ele tutuşun, birbirinizi kaybetmeyin.
Ne gördük az önce? Limon köpek balıkları.
Ortalama ömrü 25 yılmış.
Sürekli yüzmek zorunda.
Yüzdükçe solungaçları sudaki oksijeni vücuduna taşıyor.
Eğer durursa solungaçları işe yaramıyor ve ne oluyor?
Oksijensiz kalıp hayatını kaybediyor.
Öğretmenim, iki sorum var.
Önce zor olanı mı sorayım, kolay olanı mı?
Zor olanı.
Balıklar bebekken de yüzmeyi biliyor mu?
Yoksa anneleri mi öğretiyor?
Bir de balıklar boğulur mu yani?
Ama üç etti sorular. Bunları sınıfta anlatayım, olur mu?
Peki.
Tuvalete gidebilir miyim?
Bir de bir sorum daha var.
Hangisi, tuvalet mi soru mu?
Önce soru.
Peki.
Tuvalet nerede?
Osman, canım, sen gider misin tuvalete Can'la?
Ama benim çişim gelmedi ki.
Lütfen, okulda değiliz çocuklar.
Kimse tek başına tuvalete gitmeyecek, anlaştık mı?
-Niye? -Kaybolmayın diye.
Bizi kaçırırlar mı?
Can'ı kaçırırlarsa beni de kaçırırlar.
Ben tuvalete girmek istemiyorum.
Berk, canım, sen gider misin Can'la?
Tuvalet çok karanlık, ben gitmek istemiyorum.
Ahh!
Ne oldu öğretmenim?
Birini çağır.
Nereden çağırayım?
Orada, girişteki abileri bul.
Ahh!
-Tek başıma mı gideyim? -Tek başına gidebilirsin.
Kaybolmam, değil mi?
Kapıdaki görevlileri bul.
Bebek mi geliyor yoksa?
Canım, bebek...
Çok çişim var ama ben tutamıyorum.
Can.
Can, sen iyi misin? Bir yerin acıyor mu?
Evet, iyiyim.
Allah'ım!
Yardım edin!
Yardım edin!
Bu akşam SMA hastası bireylere ulaşabilmek...
...onlarla yardımlaşabilmek için toplandık.
Hepiniz hoş geldiniz. İyi akşamlar.
SMA bildiğiniz gibi ilerleyici ve ölümcül nadir bir kas hastalığıdır.
Dünyada her on bin kişiden biri, Türkiye'deyse...
...yaklaşık altı bin kişiden biri SMA hastasıdır.
Böyle bir dayanışma gecesi organize ettikleri için...
...Valide Atik Hastanesi çalışanlarına...
...kocaman bir alkış alalım mı?
Bu akşam yardımlaşma için düzenlenen poker turnuvasının şampiyonları...
...tüm gelirlerini SMA hastaları için bağışlayacaklar.
Yok. O değil doktor.
Çok yaşlı, o olamaz.
O kadar da değil canım.
Bırak Allah aşkına, kiminle aldattıysa kiminle aldattı, ne fark eder?
Değil mi?
Olan oldu.
Olan olmuş.
Bugün olmazsa yarın olacaktı.
Sen benim için bu kadar üzülme ya. Eksik olma doktor.
Önümüze bakacağız doktor, her işte bir hayır vardır.
Kaç etti senin, üçtü değil mi bu?
Allah'ın hakkı üçtür zaten.
Yaa ama!
Doktor, bak...
...o aldatmasa zaten sen aldatacaktın. Böyle daha iyi oldu.
-Bu ne? -Hah!
- Ne? - Yakışır.
- Abime yakışır. - Yok, yok.
-Yakışır abime. -Doktor bak, hiç havamda değilim.
Değilim, görmüyor musun hâlimi?
Giyeceksin bunu, tıpış tıpış geleceksin benimle baloya. Hadi, lütfen.
Boş ver. Zaten yani şu...
Doktor, bırak şunu, başımıza sanal dedektif oldun.
Aman! Olan oldu işte, ne uzatıyorsun? Bak, kask da ayarladım sana.
Atlayacaksın arkama, rüzgâr gibi gideceğiz. Hadi, hadi.
Poker.
İpek poker oynayacakmış. Doktor, kaçar mı bu eğlence?
Hadi doktorum benim! Hadi doktorum!
Bak, hâlâ oturuyor.
Tamam, şimdilik durumu gayet iyi.
Birazdan doktorumuz da gelip, size detaylı bilgi verecek.
Çok teşekkürler.
Çok susadım ben.
Su var mı?
Ben getiririm.
Oğlum, korkma sakın, tamam mı?
Hiçbir şey yok.
Ben korkmuyorum ki.
Annem korkuyor.
Çok normal oğlum.
Korkması çok normal, endişelendi çünkü ne olduğunu anlamadık.
-Baba. -Efendim?
Annem yine--
Tamam oğlum. Yeterli o kadar canım.
Yeterli. Ver sen bana bardağı.
Al bakalım güzelim.
Tamam, şimdi sen indir elini, yorgunsun ya, yardımcı olalım.
Doğrultalım seni, gel.
Doğrul, doğrul.
Daha ister misin?
Koy kafanı.
Kalabalıktan sıkıldın galiba, ben de sıkıldım.
İstersen biraz hava alalım. Kahve içelim ya da yürüyelim, fark etmez.
Çok güzel olurdu ama sevgilim beni almaya geldi şimdi.
Biraz erken ayrılıyorum. Belki sonra haberleşiriz.
Birlikte olduğumuz herkese teşekkürü bir borç biliyorum.
Fena değil.
Peki, şu adam?
- Ortadaki mi? - Evet.
Tabağına bakacak olursak, o bağış gecesine gelmiş bir beleşçi.
Beş kuruş vermez.
Çok kötüsün.
Öyle ama.
Şuradaki beyazlı.
O, içi geçmiş adam.
O ne biliyor musun? Karısı akşam yemeğinden sonra çay vereyim derken...
"Selda, babanın yine içi geçmiş."
Uyuyacak zaten, baksana.
Sor, sor. Eğlenceli oluyor.
Dur o zaman, seçeyim.
Şuradaki adam, o da belli ki bir şey.
Onda tam pinti tipi var. Vallahi.
Onun karısı yemeğe gitmek istiyordur. Beni balıkçıya götür diyordur.
O da karısını motive ederek ondan kaçmaya çalışıyordur. Misal.
"Beni balıkçıya götürsene, lütfen. Yemeğe çıkmayı özledim."
"Aşkım, dışarıda balığı çok kurutuyorlar, senin balığın daha güzel."
Çok kötü detay.
Tabii, tabii. Büyük sahtekâr. Vallahi.
Sen bayağı insan sarrafıymışsın yalnız.
Sallıyorum ama fena değilim galiba.
Yok, yok. İyisin.
İyi akşamlar.
-Merhaba. -Merhaba.
Tebrik ederim. Makalenizi çok beğendim.
Aa, okuyabildiniz mi? Teşekkür ederim.
Gerçekten çok ilginç vakalar.
Jelastik epilepsi serisi.
Provokasyon teknikleriniz takdire şayan.
Bunu literatüre kazandırdığınız için gerçekten ellerinize sağlık.
Sağ olun. Teşekkür ederim.
Müsait bir zamanınızda sizinle daha detaylı görüşmek isterim.
Tabii ki.
Peki, görüşmek üzere. İyi akşamlar.
Mehmet Ali, bu...
...benim makalemin konusuydu yalnız.
Senin makalen derken?
Sen bayağı bayağı benim makalemin konusunu araklamışsın.
Konu senin tekelinde değil herhâlde Zeynep.
Sana inanamıyorum.
Nefesim sıkışıyor.
Canım, birazcık su içsen rahatlarsın.
Hayır. İstemiyorum.
Yine aynı şey olacak.
Yine aynı şey olacak.
Lanetlendik mi biz? Niye böyle oldu?
Yoksa birilerinin ahını mı aldık? Aldık herhâlde.
Anlamadım ki ben, niye bu kadar acı çekiyorum?
Bir şey olduğu yok canımın içi, bir şey olduğu yok.
Bak, birazdan kalkacağız, evimize gideceğiz, merak etme.
Bütün gün zaten kötü bir şey olacağını hissettim.
Hissettim. Dün gece Can'ı rüyamda gördüm.
Çocuk koca koca dalgaların arasında kayboluyor.
Anne diyor, bağırıyor. Beni çağırıyor, anne yardım et diyor.
Atlıyorum, arıyorum, yok.
Arıyorum, yok.
Ama sesi hâlâ kulağımda.
Kâbus işte.
Bu seferki çok gerçekti.
Çok gerçekti. Ter içinde kaldım.
Gidip Berna'nın yatağına yattım.
Canım, gel.
Gel.
Devamlı aynı rüyaları görüyorsun. Bunları kötüye yorma, lütfen.
Yok ama bu sefer ilk defa Can'ı gördüm.
İpek Hanım'a haber verdiler mi?
Söyledim ya güzelim, hastanede yemek mi ne varmış.
Herkes orada, bizimle acil doktoru ilgilenecek.
-Öyle olmaz ki. -Niye?
Söylesene, İpek Hanım'ın hastası desene.
Söyledim.
Söylesene, bir şey demen lazım. Susarsan olmaz ki.
Lütfen, sakin olur musun? Sakin ol.
Doktorlar nerede? Koskoca hastanede doktor yok. Doktorlar nerede?
Canım, sakin olur musun artık?
Lütfen sakin ol. Bak, hastanedeyiz, kendine gel.
Berna'yı düşündüğün zaman hep böyle oluyor.
Tamam. Lütfen gözlerime bak.
Bak gözlerime, derin bir nefes al.
Tamam. Yavaşça ona kadar say.
Hem ciddi bir şey olsaydı bize haber vermezler miydi? Düşünsene.
Şimdi iç bir yudum, tamam mı? Birazcık rahatla.
Gel buraya.
Peki, görüyorum.
Evet. Görüyorum.
Maşallah, senin de görmediğin şey yok.
Her şeyi görüyorsun zaten, cin gibi.
Evet.
Yani bu gece beni yenmek için ne kadar hevesli olduğunu da görüyorum.
Ama hayal kırıklığı sana çok yakışacak.
Yani şunu gerçek parasına oynasak kim bilir ne diyeceksiniz birbirinize.
Orhancığım, hayatta her şey para değildir.
Yani bu fişlerin hepsi bağış şampiyonunu belirleyecek.
Ve bağışlar SMA hastalarına. Yani hırsıma değer.
Ee, var mısın, yok musun? Bak şimdi, yani benim aldığım risk daha yüksek.
Oo!
Acayip.
Ama şöyle bir şey var. Biliyorsun...
...hayatta daha fazla risk alırsan, daha çok kazanırsın...
...diye bir şey benim bildiğim kadarıyla yok. Var mı?
Onu bilemiyorum doktor ama aşkta kaybedersen...
...oyunda kazanırsın diye bir şey var.
Ah, kıyamam.
Kıyamam doktoruma.
Doktor.
Peki, sen şimdi bu kadınların...
...gerçek hislerini, gerçek düşüncelerini anlamakta, sezmekte uzmansın.
Bir teorim var da...
...onaylarsan sevinirim. Eğer bir kadın...
...mutluysa, huzurluysa, bir derdi yoksa zaten hiçbir şey onları rahatsız etmez.
Ama minik böyle bir mutsuzlukları...
...rahatsızlıkları varsa başlarlar...
...küpeler sallanır, dudaklar büzüşür.
Ne diyorsun?
Allah Allah!
Tamam hadi, boş muhabbeti bırakın. Var mısın, yok musun?
Evet.
Arttırıyorum.
Hadi bakalım.
Buyurun.
Oo!
O zaman pekâlâ.
İpek Hoca'm, acilde bir hastanız var.
Altı yaşında. Can Öğün. Annesi Mehtap Öğün.
Tamam, tanıyorum. Nedir sorun?
Hepsini sürüyorum efendim.
Kanlı ishalle geldi. Hemodinamik olarak stabil.
Denge sorunu var biraz. Aile ısrarla sizi görmek istiyor.
Biz de gerek olmadığını söyledik.
Gastroenterite bağlı su kaybı vardır.
Hemen acilde intravenöz sıvı tedavisi düzenleyin, sonra servise çekeriz.
Tamam.
Beyin tomografisi çekildi mi?
Hayır. İshali var diye gerek duyulmadı.
-Kalp ritmi nasıl? -Stabil.
Pardon Ateş Beyciğim ama bu tıp fakültesi üçüncü sınıf...
...gastroenterit vakası. Yani oyunu bırakmıyorum.
Sen şimdi hemen git. Söylediklerimi yapın.
Ondan sonra ailesine işim biter bitmez mutlaka geleceğimi söyle.
Tamam.
Hadi. Var mısın, yok musun?
Yokum.
Pas.
Pas.
Pas.
Siz kazandınız hanımefendi.
İşte blöf diye ben buna derim.
Böyle kadınlar hakkında ahkâm keseceğine kendini biraz oyuna verseydin Ateş.
Pırlantaların gözlerimi kamaştırdı, gözlerimi aldı, dikkatim dağıldı.
Ben biraz hava alacağım.
Parmağımı takip et bakalım.
Bir daha.
İpek Hanım ne zaman gelecek? Bu nasıl hastane, doktor yok resmen.
Hastanenin özel bir gecesi varmış sanırım, meşgul dediler ama.
Evet.
Hastanenin özel bir bağış gecesi var bu akşam.
Tut bakalım bastonu.
Bir daha.
Nesi var? Ne oluyor?
Tamam, dur. Sakin ol. Anlatacak elbet.
Beyin kasları kontrolünü kaybediyor.
Ne?
Açıklayabileceğim başka bir şey yok henüz.
Düzelecek ama değil mi? Yani yarın evimize gidebileceğiz, değil mi?
Ekibim sorularınızı yanıtlayacak.
İshal yüzünden su kaybı oldu demişlerdi.
Dediğim gibi, ekibim daha sonra yanıtlayacak sorularınızı.
Ben soru sorabilir miyim peki?
Ama yalan istemiyorum.
Büyükler çocuklardan daha çok yalan söylüyor.
Doğru.
İki sorum var.
Önce zor olanı mı sorayım, kolay olanı mı?
Kolay. Zor.
Balıklar da boğulur mu?
Hayır.
Kolay olan.
Yarın okula gidebilecek miyim?
Hayır.
Oley be!
Çak bakalım.
Can'ım.
Karıncam benim.
Evet, çok dalış yaptım.
Hatta bir keresinde bir köpek balığıyla burun buruna geldim.
Gerçekten mi? Ne yaptın?
Aramızda 10-15 metre vardı. Gel dedim, gel.
Yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı.
Korktun, kabul et.
Çok fenasın.
Gitmedin mi sen?
Kız arkadaşınla kavga ettin, kızı ağlattın.
Peşinden gidersin zannediyordum. Niye gitmedin?
Şaka yapıyor. Yani biz böyle şakalaşırız hep.
Şakası mı var canım, kızcağıza bulaşıcı hastalığın olduğunu söylememişsin.
Saçının peruk olduğundan haberi yok.
Bir de şimdi ilaçların yan etkisi her tarafında siğil çıkacak, sağında solunda.
İyice korku filmine dönecek ortalık yani.
Ayıptır ya, git kızın peşinden.
Sonra görüşürüz.
Görüşürüz.
-Ne oluyor hocam? -Ne ne oluyor?
Hadi mavi kod, acil vaka. İşimiz var.
Mavi kod, acil vaka var. Hepsi iki kelime hocam.
Niye kızın yanında böyle söylemediniz?
Olmaz. Şimdi aklın kızda kalırdı.
Boş ver. İşe konsantre olmanı istiyorum, tamam mı?
Hadi, topla olay yeri incelemeyi. Bekliyorum sizi.
Çabuk.
Bu kadar acil olan ne hocam?
İki vaka, aynı semptomlar.
Birisi altı yaşında, diğeri 70 yaşında.
Evet, yaşlılarla çocukların ortak noktaları nelerdir?
Pardon hocam, bölüyorum ama.
Bu acildeki çocuk İpek Hanım'ın hastası değil mi?
Yani ona sormadan müdahale etmemiz doğru mu, bilemedim ben.
Hocam, bu arada hayırlı olsun. Özgür iradenizle aldığınız ilk vaka.
Sizin bir yorumunuz var mı Zeyno Hoca'm?
Bu 70 yaşındaki hasta kim?
Hanımlar, beyler, parti bitti.
Az laf, çok iş. Saksı zamanı.
Saksıları alıyoruz, partiden buraya getiriyoruz, çalıştırıyoruz.
Yaşlılarla çocuklar arasındaki ortak noktalar nelerdir?
Oturmak yok. Ayağa. Sabaha kadar herkes ayakta, hadi.
Bağışıklık sistemleri kuvvetli değildir. Listeria olabilir.
Baktırdım, değil. Başka?
Lösemi. Hem çocuklarda hem yaşlılarda gözükür.
-Astım da. -Hayır, hayır.
-Diyabet. -Hayır, hayır.
Hadi.
Yaşlılarla çocukların ortak noktaları nelerdir?
Altı yaşında bir çocukla 70 yaşında birinin...
...orta yaşlı birinden daha fazla ortak noktası var, çok garip, değil mi?
Yaşam döngüsü işte, her şey hop başa dönüyor.
Gelsin.
Ortak noktalar.
Çocukta böbrek yetmezliği yok.
Olacak.
Olacak mı? Olacak derken nasıl yani?
Basit bir karın ağrısı şikâyetiyle geldiği yazıyor.
Bu 70 yaşındaki hastanın dosyası var mı?
Bu arada İpek Hoca...
...bunun gastroenteritten daha ciddi bir durum olduğuna katılıyor mu?
Haberi var mı?
Sence?
Öyle olmasaydı vaka benim olur muydu?
Hocam...
...aynı semptomları gösteren iki hasta ama ortak olmayan beş diğer semptom var.
Son bir semptom daha var.
Siz tıp fakültesinde eks olma dersini görmüştünüz, değil mi?
Son semptomumuz.
Ölüm.
Ölüm.
Biz bir şey yapamazsak sabaha kadar bu çocuk ölecek.
Çocuğun ishalinde biraz kan var diye mi ölecek hocam?
Ayrıca daha ciddi bir durum olsaydı İpek Hoca'mız müdahale ederdi zaten.
Kolonoskopi yapın.
Büyük ihtimalle gıda zehirlenmesi olan altı yaşındaki bir çocuğa mı hocam?
Soru cevap oynamıyoruz. Kolonoskopi yapın.
Eğer kolonoskopi yaparken mor renkte papüllere rastlarsanız...
...bir parça kesin, kavanoza koyun, bana getirin.
Erdheim-Chester.
Tanı bu.
Bakalım bulgular tanıya uyacak mı, göreceğiz.
-Chester mı? -Chester mı?
Hocam bakın...
...dünya çapında nadirin de nadiri bir hastalık bu.
Binde bir ihtimal bile vermiyorum. İmkânsız.
Aklın fikrin...
...o hatunda kaldı, değil mi?
Nadirin de nadiri...
...binde bir yaşayabileceğiniz bir gece vaat ediyorum size.
Bir şeyler yapamazsak...
...sabaha kadar bu çocuk ölecek.
Bu çocuğu kurtarmamız lazım.
Kolonoskopi.
Hadi bakalım.
Seher.
Başa döndüm.
Oo İpek Hanım, bakıyorum hızlısınız bu akşam.
Kazanacağınıza inanıyorsunuz yani?
Kaybetmeyi kim sever Orhan Beyciğim?
Bence bu akşamki yenilginize hazır olmak zorundasınız.
Kazanmak âdetim diyorsunuz yani, öyle mi?
Lisede pinpon şampiyonluğum, üniversitede satranç şampiyonluğum var.
İsterseniz yarın beraber koşalım...
...o zaman da kimin kazanacağını göreceksiniz demektir.
Ayrıca sormuyorum bile.
Hızlı okuma yarışmasına katılma cesaretiniz var mı diye.
Vallahi size bu gece kısaca dişi Hekimoğlu demek isterim.
Ayrıca çok güzel bir laf vardır, hatırlatmak isterim.
-Hızlı koşan atın-- -Yorulur.
Hayır, seyrek düşermiş.
Hoca normalde vaka kabul etmez.
Ama bu vakayı kendi isteğiyle kabul etti.
İlginç. Yani bence bir iş var bu işin içinde.
-Var mısın dedektiflik yapmaya? -Varım.
İlk defa duygusal davranıyor sanki. Biraz fazla sinirli.
Çocukla da konuşmuş, normalde hastalarla görüşmez.
Tahtanın önünde de başladığım yerdeyim diye mırıldanıyordu. Sen onu duydun mu?
Çay da içmedi. Dizi saatini de kaçırdı. Hatta pokeri bile yarım bıraktı.
Acaba bu 70 yaşındaki vaka...
...tanıdığı biri falan mı? Bu çocuğu-- -Arkadaşlar...
...bu kadar didiklemesek de işimizi yapsak. Olmaz mı?
Ha, doğru.
Aramızda partiye dönüp tebrikleri kabul etmek isteyen...
...ünlü bir doktor var nasıl olsa.
Hadi koş, git.
Kimse hırsız olduğunu bilmiyor nasıl olsa.
Hırsız?
Zeynep, birden fazla kişi...
...aynı vaka hakkında makale yazabilir. Bunu kafana sok istersen.
Haksız olduğunu biliyorsun.
Dedim ben, dedim. Müze gezisine falan gitmesin dedim.
Okuldan eve, evden okula istiyorum dedim.
Biz daha önce hiçbir geziye izin vermedik.
Buna nasıl izin veriyoruz ki?
Nasıl böyle bir hata yaptık biz, anlamadım ki!
Ne yani, şimdi geziye gitti diye mi hasta oldu çocuk?
Alakası yok.
O kadar sıktık ki çocuğu o yasak, bu yasak diye.
-Boğuldu resmen. -Kullanma o kelimeyi.
- Hangi kelimeyi? - Biliyorsun hangi kelimeyi.
-Boğuldu, yalan mı? Boğduk çocuğu. -Kullanma, kullanma!
Ya çocukluğunu yaşayamıyor.
Yazlığımız var mis gibi, denize sıfır, çocuğun denize girmesi yasak.
Bu yaşa geldi, hâlâ yüzme bilmiyor.
-Bilmesin. Ortak kararımız değil mi bu? -Ne demek...
Her şey yolunda mı?
Doktor Hanım, nesi var oğlumuzun? Ne saklıyorsunuz bizden?
Şüphelendiğimiz birkaç hastalık.
Tamam, nedir şüphelendiğiniz şey? Bilmek bizim de hakkımız.
Tabii. Erdheim-Chester hastalığı.
Vücudumuzda enfeksiyonla savaşan histiosit adlı hücrelerin...
...kontrolsüz bir şekilde çoğalması olarak açıklayabilirim size.
-Kanser işte. -Yok, kanser...
Kanser demedi.
Bu çok nadir görülen bir hastalık.
Çok da düşük bir olasılık zaten.
Ama biz yine de her türlü olasılığı değerlendirmek istiyoruz.
Bravo. Çok düşük bir olasılık ama testini yapıyorsunuz.
Benim oğlum deneme, yanılma tahtası çünkü.
-Emin olmak istiyoruz. -Ben istemiyorum.
Ben istemiyorum. Ben evimize gitmek istiyorum.
Evimize gitmek istiyorum, oğluma sütünü içirmek istiyorum.
Oğluma en sevdiği hikâye kitabını okumak istiyorum.
Yine kâbuslar görmek istemiyorum.
Yine kan ter içinde uyanmak istemiyorum.
Kusura bakmayın, eşimin sinirleri bozuk. Normalde böyle bir insan değildir.
Ben bankacıyım, o da turizmle uğraşıyor.
Zor müşterilerle uğraşırız.
Anlıyoruz sizi. Amacım size zorluk çıkartmak değil.
Ama ilk çocuğumuz, Berna...
...10 yaşında vefat etti.
Yazlıkta iki saatliğine komşulara emanet ettik...
...kayalıklardan denize atlamışlar...
...başını çarptı.
Başınız sağ olsun.
Eşim kendini hiçbir zaman affetmedi.
O anda dondu kaldı hayatımız.
Eşim hâlâ kızımızın öldüğünü söyleyemiyor.
İki yıl oldu. Odası olduğu gibi duruyor.
Can, ablasının bu hikâyeleriyle büyüdü.
Ablasının denizkızı olduğunu sanıyor.
Balıklarla birlikte yüzdüğünü düşünüyor.
Ona da bir şey olur diye çok korktuk.
Üstüne çok düştük.
Can'a da bir şey olursa biz ne yaparız?
Yaşar mıyız, ölür müyüz?
Bu söylediğiniz hastalık ölümcül değil, değil mi?
Can iyi olacak. Merak etmeyin.
Teşekkür ederim.
Sence var mı bir şey?
Yok.
Olmasını beklemiyorduk zaten.
Ateş Hoca çok abarttı. Ölüm falan.
Şu kabarıklıklar mor papüllere benziyor.
Hoca haklı mı çıkacak yoksa yine?
Rengi mor değil, kırmızı.
Büyük ihtimalle sadece kan oturması.
Biyopsi yapıyorum.
Bu arada benim yaptığım asla hırsızlık falan değildi.
İkimiz de aynı vakayı izledik.
Evet ama...
Ama Zeynep'e söylemem gerekirdi.
Çok mu ayıp ettim?
Yani hocaya hızlıca imzalatmasaydın...
...okuması için altı yıl falan beklemek zorunda kalırdın.
İkinci ama.
Söyle.
Zeynep'in de adını yazabilirdin.
Zor yani onun için.
- Bakar mısınız? - Hocam?
Ya kilitli kaldım da bir kapıyı açabilir miyiz?
Hocam, anahtar yok.
Yedek anahtar falan yok mu? Bir bakar--
Paspasa devam Seyfullah.
Hocam.
Paspasa devam Seyfullah!
Uhh!
Korktum.
Evet.
Sevgili Zeynocan.
Bu sefer dilersen seni alalım sahneye, ha?
Zeynocan dersine çok iyi çalıştı.
Masa altlarında, kıyılarda, köşelerde...
...karanlıklarda, fare gibi.
Olay yeri inceleme.
Biraz fazla mı kaçırdın acaba olay yerini incelemeyi bu sefer.
Görelim bakalım.
Buyurmaz mısınız? Hadi, anlat.
Neler buldun araştırmalarında?
Olur.
Ee, bu 70 yaşındaki vaka.
Seher Gümüş.
Doktoru Ateş Hoca'ymış. 12 yıl önce hastaneye getiriliyor...
...ve bir gecede ölüyor. Ölüm sebebi bilinmiyor.
Bir keresinde de bir kamyon şoförü getiriliyor.
Seher Gümüş'le aynı semptomlara sahip.
Ateş Hoca adamın ölüyor olduğuna kanaat getiriyor...
...ve iki gün boyunca kemik iliği biyopsileri...
...lomber ponksiyonlar ve üç kez de kolonoskopi yapılıyor.
Ama mide ekşimesi tanısı konuyor.
Daha sonra yine Seher'e benzeyen vakalar geliyor, Ateş Hoca hepsini de...
...dosyalıyor ama hiçbiri Seher'inki gibi ilerlemiyor.
Ama bu çocuk...
...bu vaka aynen öyle ilerliyor.
12 yıl sonra aynı vakayla karşı karşıyayım.
Ama bu sefer çözeceğim bulmacayı.
Hocam, aynı semptomlara sahip, evet ama...
...farklı beş diğer semptom daha var. Bunu konuşmuştuk.
Erdheim-Chester, eminim.
Ee, kendimi tekrar etmek istemiyorum ama...
...dünya üzerinde iki yüz tane Chester vakası var.
Bu pek mümkün gözükmüyor bana.
Eğer rahmetli Seher Hanım'ın ailesi otopsi yapmama izin verseydi...
...iki yüz birinci vaka olacaktı bu vaka dünya üzerinde.
Siz bana inanmıyorsunuz ama göreceğiz.
Test sonuçları haklı olduğumu ortaya çıkaracak.
Evet, inanmıyorum hocam.
Var mı peki inandığın bir şey?
Yani hayatın tozpembe olduğu dışında.
Evet, var.
Bazen neyi görmek istiyorsak, onu görüyoruz.
Daha doğrusu neye inanıyorsak, onu görmek istiyoruz.
Ben de zamanında imkânsız olduğunu bile bile...
...birinin iyileşeceğine inanmıştım mesela.
Yani hepimiz zaman zaman bir şeyleri...
...birilerini kaybediyoruz. İstesek de istemesek de.
Seher Gümüş öldü, 12 yıl önce.
Siz o tarihte takılıp kalmışsınız.
Şimdi hangi vakaya baksanız Seher Gümüş'ü görüyorsunuz.
Bu çocukta da öyle.
Ama ailesini zor durumda bırakıyoruz, yapmayın.
Bu sadece bir takıntı, basit bir takıntı.
Bu takıntı için o çocuğu ve ailesini kullanmayalım.
Eksik olmayın hocam. Takıntımı keşfetmişsiniz.
Size benziyor hocam bu aile. Tıpa tıp aynısınız.
10 yaşında kızları ölmüş.
Bu aile o tarihte takılıp kalmış, tıpkı sizin gibi.
Ve bu ölümden de kendilerini sorumlu tutuyorlar.
O zaman genetik bir durum bu.
Formda ilk çocuğun ölümüyle ilgili bir şey görmedim ben.
Hayır, kız boğulmuş.
Annesi kolay kolay kızım öldü diyemiyor.
Tıpkı Ateş Hoca gibi.
Ateş Hoca'm...
...Seher Gümüş 12 yıl önce öldü.
Ölüm sebebi bilinmiyor. Doktoru da Ateş Hekimoğlu'ydu.
Puhh!
Sizi gidi mini minnoşlar.
Zamanında siz Şirinler'i izleyip bıdı bıdı yaparken...
...ben bu vakayı tedavi ediyordum.
Bu çocukta...
...iki semptom var.
Üçüncü semptomun Seher Gümüş'te gelişmesi...
...tam tamına iki saat 20 dakika sürdü.
Oradan da direkt morga geçiş yaptı, aynı gece.
Şimdi...
...bu arabesk benzetmeleri bırakalım, tamam mı?
Laboratuvara geçelim, kanlı canlı...
...gerçeklerle ilgilenelim.
Bakalım kim haklıymış.
Hadi Şirinler.
Evet, sonuç?
Kanamanın kaynağını belirleyemedik ama kan oturmasından...
...biyopsi için örnek aldık hocam.
Güzel. Papül demek istiyorsun?
Evet.
Zeyno Hoca'm, söyle bakalım, kim haklı?
Bu zamparayla gece boyunca hayaletler gördüğüme inanan...
...sen mi haklısın yoksa ben mi haklıyım?
Maalesef hocam, Erdheim-Chester bulgusu yok.
Erdheim-Chester değilse...
...ne?
Sürekli söylediğimiz gibi, sıradan viral gastroenterit.
Hocam, neden bu kadar inatçısınız bu gece?
Ayrıca artık partiye dönebilir miyiz lütfen?
Böbrek biyopsisi yapın.
Seher Gümüş'ün böbreklerinin iptal--
Hocam, bu çocuk Seher Gümüş değil.
Yani bu bir çocuk. Seher Gümüş gibi yaşlı bir kadın değil.
Yani çocuğun öleceği anlamına gelmez.
Bence burada işimiz bitti, artık geç olmadan partiye dönebilir miyiz?
Amma particiymişsin be, zampara.
Etrafında güzel kadınlar olmayınca...
...flört edemeyince biraz asabileşiyorsun galiba.
Sayenizde hocam. Ayrıca elimizde bir kanıt yok.
-Yani kanıt yok. -İpekçilik oynama benimle.
Tamam, tanı yanlış. O zaman hastalığı ne?
Bu aile zaten bir çocuğunu kaybetmiş, bir çocuğunu daha kaybetmesin.
Nişantaşı, test sonuçlarını aileye...
...en güzel sen anlatırsın bence.
Zeyno Hoca'm pek müsait değil, yine duygusallaştı.
Anlatırım, tabii.
Test sonuçları nasıl?
Kötüyse söylemeyin yalnız, kötüyse duymasam daha iyi.
Endişelenmeyin, kolonoskopi temiz.
Biyopside o korktuğumuz hastalığa, Erdheim-Chester bulgusuna rastlamadık.
Yani Can iyi olacak? Sadece basit bir virüsmüş, öyle değil mi?
Elimizden geleni yapacağız.
Ne oluyor hocam?
Ne bu?
-İdrar. -Hadi be.
Ne renk?
Normalden çok daha koyu.
Yani?
Evet hocam, haklı olabilirsiniz. Böbrekleri pek iyi durumda değil.
Hatta Seher Gümüş'le aynı vaka bile olabilir.
Ne demek istiyorsunuz?
Hocam anlatacak size.
Can'ın böbrekleri iflas ediyor.
Yani sizi burada biraz daha misafir edeceğiz.
Ben hiçbir şey anlamıyorum.
Hiç ilerleme yok. O kadınla aynı hasta dediniz.
Hastalığı nedir? Tedavisini biliyorsunuz, öyle değil mi?
Bakın, benim şimdi aşağı inmem lazım ama sizi sık sık bilgilendireceğiz.
Söz veriyorum. Teşekkür ederim. Geçmiş olsun.
Dengesizlik ve böbrek yetmezliğine...
...ne sebep olur?
Biyopsi yapabilirim.
Gel buraya celal, gel.
Bitti o savaş. Çok oldu o savaş biteli.
Artan kreatin seviyesi ne demek?
Böbrekler bize konuşuyor demek.
Ne diyor böbrekler?
"Eyvallah babalar!
Siz bizsiz yola devam edin.
Bizden bu kadar, hakkınızı helal edin." diyor böbrekler.
Neden? Neden böyle bir şey söylüyorlar?
Niye böyle oluyor? Mantıklı bir açıklama.
Saksı zamanı.
E. coli O157 kanlı ishale neden olur.
Ve hemolitik üremik sendroma yol açar.
Bakterinin saldığı toksinler böbrekleri iflas ettirir.
Plazmaferez yapmalıyız.
Bravo. Bravo! Çak!
Aklın yolu bir.
Ben de aynı şeyi yapmıştım, 12 sene önce Seher Hanım'a.
İşe yaramadı.
Geçiniz. Başka?
Goodpasture sendromu?
Dolaşıma giren antikorlar böbrek yetmezliği ve kanamaya yol açar.
Mor papüller ha? Mor papüller?
Ee, eğer Seher'in yolundan gidiyorsa...
...bize ilk ses verecek organ beyin.
Buradan yola çıkarsak, ağır metal zehirlenmesi olabilir.
Olamaz. Çünkü o zaman...
...hematokrit seviyesi düşük olurdu.
Can'ınki şu an 44
-Seher'inki de bir-- -42'nin altına hiç düşmedi.
Dosyayı mı ezberlediniz? Hepsini mi?
Ya uğurlu rakamım 42
Peki, lenfoma?
Böbrek yetmezliğine, gastrointestinal kanamaya...
...ve beyinde infiltrasyona yol açabilir.
Seher Gümüş'te lenfoma var mıydı?
Hiç öyle bir semptom göstermedi.
Ama eğer bu kadar ilerlemiş bir lenfoma varsa...
...mutlaka kanda veya beyinde saptanır.
Nişantaşı, periferik yayma yap, immünokimyasal analiz ayarla.
Dolapdere, sen de MR çektir.
Ben de İpek Hanım'ı arayıp haber vereyim.
Hayır, vermiyorsun.
Hocam, karın ağrısı zannediyor sadece.
-Bilmesi gerekiyor. -Hayır, gerek yok.
Ne olacak şimdi gelse İpek Hoca'nız?
İki filmden birini izleyeceğiz.
Ya benimle aynı fikirde olacak.
O zaman ona ihtiyacım yok, çok sıkıcı.
Veya benimle aynı fikirde olmayacak. Zaten bu filmi bin kere izlediniz.
Sıkılmadınız mı ha? Sıkıcı, kapat.
İnsanların sizinle aynı fikirde olmamasını kaldıramıyorsunuz, değil mi?
Altımda çalışanlar...
...affedersiniz, sizden bahsediyorum...
...benimle aynı fikirde olmazlarsa...
...harika, sağlıklı bir şey, öyle değil mi?
Zaten bunun için maaş alıyorsunuz.
Saksı zamanı! Hatırladınız mı? Anladınız mı?
Ama üstümdekiler fikir vermek yerine...
...köstek olurlar.
Hiç gerek yok, İpek Hoca'nız orada kalsın.
Şu anda işi başından aşkın zaten. Çok meşgul.
Tamam mı?
Peki.
Galiba ne düşündüğünü biliyorum.
"Bu şık elbiseyi hastane koridorlarında sürünsün diye mi giydim?
Saçımı yaptım, makyajımı yaptım, ojelerimi sürdüm, hepsi bozuldu...
...hepsi mahvoldu, Allah kahretsin!" diyorsun içinden.
Ama işte hep aynı meseleler.
Çok komik ama keşke siz de biraz düşünseniz.
İpek Hanım'a haber vermemek bize neye mal olacak...
...doğru olanı yapmamak nedir falan diye birazcık düşünseniz keşke.
Düşünmeye pek vaktimiz yok sanki.
Sen de Hekimoğlu tarafında mı olacağım, İpek tarafında mı olacağım diye...
...düşüneceğine biraz daha vakaya konsantre ol.
İpek Hanım gelirse ne diyeceğiz peki? Sonuçta çocuk onun hastası.
Ve bu durumu sadece basit bir ishal vakası zannediyor.
Bak, biz Hekimoğlu'nun ekibindeyiz. Hekimoğlu'nun talimatları da çok net.
İpek Hanım'ın zaten bağış gecesinde olması gerekiyor, doğru mu? Doğru.
Biz de çocuk için elimizden geleni yapıyoruz.
İş tanımımız çok belli.
Belki durum kötü giderse haber veririz, ne dersiniz?
Gerçekleri söylemek için illa ölmesini mi bekleyelim? Yapma ya!
Sence ben onu mu söylüyorum Zeynep ha? Böyle her şeyi abartmak zorunda mısın?
-Sizin sorununuz şu. -Başlıyoruz yine.
Sana ben bir şey söylemiyorum. Seni bozar zaten öyle izin istemek...
…fikir almak falan. Sana bir şey demiyorum.
Evet, bana bir şey söyleme. Beni bozar.
Arkadaşlar, biz altı yaşında bir çocuğu mu tedavi ediyoruz...
...yoksa Hekimoğlu'nun 12 yıl önce kırılmış egosunu mu?
Önceki vakayla benzer semptomlar olabilir, tamam.
Ama çocuğun nesi var, tam olarak bilmiyoruz.
Ya manipüle ediyorsa hoca bizi, aklımızı bulandırıyorsa?
Bize başka bir akıl gerekiyor.
Haber vermeli miyiz sence?
Zeynep bak, başta ben de şüphelendim.
İki vaka arasında bağlantı kurmak için zorluyor sandım.
Ama öyle değil, çocuk hasta. Çocuğun böbrekleri iflas etmek üzere.
Tamam, doğru yoldaysak, doğru olanı yapıyorsak...
...neden İpek Hanım'a haber vermiyoruz, onu anlamıyorum.
Git ver Zeynep. Yeri belli.
İpek Hanım, buyurun lütfen.
Efendim?
Doktor, ben olduğumu çaktırma.
Kısa, net yanıtlar istiyorum senden, dikkat çekmiyorsun.
İpek oynuyor mu hâlâ?
Evet, yani...
...tekneler, gemiler denizde pupa yelken gidiyoruz.
Güzel. Fatih Sultan Mehmet, tamam. Gemileri karadan yürüteceğiz.
Ruhu bile duymayacak İpek'in.
Ateş mi o?
Söyle, bahisler 20'ye 40! Gelecekse gelsin.
Doktor, bu akşam İpek'i yere sermemiz lazım.
Eğer yenilirsek ayvayı yeriz. Bir sene dilinden kurtulamayız, ona göre.
Bir şey söyleyeceğim, neredesin sen Allah aşkına?
Az önce gördüm, elin iyiydi ama bıraktın gittin.
Ne yapıyorsun, neyin peşindesin, neredesin, söyle bana!
Ne yaparım ben, ya dizi ya basket. Dizi var bu akşam, önemli bölüm...
...düğüm çözülüyor, reklam arasına gittiler.
Hadi, hadi sen şimdi söyle bana bakalım.
İpek ne âlemde şu anda?
İşte...
...hasta yaşam destek ünitesine bağlı ama yakında çekeriz fişini.
Siz benden mi bahsediyorsunuz?
Elinde ne var?
Kalp ritmi yüksek bayağı.
Kupa, kupa! Kaç tane?
Floş mu var elinde?
Test sonuçlarını bekliyorum, bilemiyorum şu anda.
-Sodasını içiyor mu doktor, soda? -Yok, dehidrasyon yok.
Blöf yapıyor.
Ah İpek ah, hayatın blöf, hayatın blöf. Doktor, tüm fişlerini...
...sürüyorsun oyuna. Hadi bakalım, rastgele.
Ne?
- Gerçekten mi? - Sür, sür, sür!
Peki.
Gerçekten mi? Gerçekten mi ya?
Maça vale.
Efendim, döper.
Kupalarını göster.
Kaybettim.
İşte bu.
Kaybettim, senin yüzünden kaybettim.
İt, it.
İyi de gidiyordum, kaybettim senin yüzünden.
Doktor, kusura bakma, benim yüzümden. Affedersin ama her işte bir hayır vardır.
Her işte bir hayır vardır, iyi tarafından bakalım.
Şimdi İpek yenilseydi, bir daha hayatta oynamazdı.
Rakibimizi tanıyalım, öyle değil mi? Yendikçe gaza gelir İpek.
O yüzden bir sonraki tur her şey daha güzel olacak, ona göre.
Tamam mı? Hadi bakalım, zafer bizim olacak doktor.
Arayacağım ben seni sonra.
Can, senden hareket etmemeni istiyorum, yapabilir misin?
İyi misin?
- Bitti mi? - Yok.
MR'ı çekebilmem için hareketsiz durması gerekiyor...
...ama biraz panik yaptı. Belki sizi duyarsa rahatlar.
Mikrofona konuşabilirsiniz.
-Can'ım, karıncam benim. -Anne?
Can'ım, biliyorum, çok sıkıldın, haklısın da...
...ama hareket etmemen lazım bebeğim.
Korkuyorum.
Korkacak bir şey yok ki.
Bak, ben, baban, doktor abi, hepimiz yanındayız.
Çok mu hastayım ben?
Olur mu hiç öyle şey? Değilsin tabii ki.
Hiç, hiç kötü bir şey yok. Sakın korkma.
Bu son, bunu da yapacağız, evimize gideceğiz, tamam mı oğlum?
Ablam gibi...
...ölecek miyim?
Onun öldüğü yaşa mı geldim ben de?
Ablam gibi meleklerin yanında mı yaşayacağım bundan sonra?
Sizden uzakta.
Oğlum, Can...
...biz korktuğumuz zaman ne yapıyorduk?
Gözümüzü kapatıp, güzel bir fotoğraf çekiyoruz.
Evet. Şimdi seninle ben beraber fotoğraf çekelim, tamam mı?
-Ama hayalimizde. -Peki.
Şimdi düşünelim bakalım, ne çekelim? Mesela bugün gördüğün...
...güzel bir şeyin fotoğrafını çekebilirsin.
Ee...
...hastane girişinde, ağacın üstünde...
...güzel bir serçe yuvası vardı.
Anne serçeyi gördüm. Bir de yavruları vardı.
Tamam, onun fotoğrafını çek.
Çektim.
-Güzel çıktı mı? -Evet.
Çok iyi. Şimdi de senin fotoğrafını çekeceğiz, tamam mı?
Sen fotoğraf çektirmeyi çok seversin. Bak ne diyeceğim...
...o içinde durduğun makine var ya...
...aslında kocaman bir fotoğraf makinesi.
Ve senin fotoğrafını çekecek.
Ayağa kalkayım o zaman. Böyle güzel çıkmam ki.
Yok yok, kıpırdamaman lazım çünkü bu kafanın içindeki fotoğrafı çekecek.
Daha önce hiç böyle fotoğrafın oluş muydu?
Olmadı.
Bizim böyle makinemiz yok ki. Hep telefondan çektik biz.
Doğru söylüyorsun, bence bu fırsatı kaçırmamamız lazım, tamam mı?
Şimdi poz verme zamanı.
Ama bak, fotoğrafının çok güzel çıkabilmesi için kesinlikle kıpırdamaman lazım.
-Bunu yapabilir misin ha, süper karınca? -Evet.
Hiç hareket etmem. Oldu mu böyle?
Can, şimdi sana harika bir fotoğraf çekeceğiz, tamam mı?
Aferin sana.
Hocam, bazal beyin bölgesinde küçük bir kitle var.
- Kökeni-- - Hipofiz bezi.
Kan basıncı düşüklüğünü açıklar.
Lenfoma tanısını da açıklar.
Seher Gümüş'e eğer kortizon...
Allah'ım ya!
...başlasaydık...
Hocam, lenfomadan emin miyiz?
Kitle gördük ve bulunduğu bölge, lenfomanın sevdiği bir yer.
Mantıklı görünüyor.
Bakın, periferik yayılması temiz, atipik hücresi yok.
İmmünokimyasal incelemeleri normal. Hocam, böyle lenfoma olmaz.
Bozuk ver, bozuk bana. Var mı bozuk para? Hadi pamuk eller cebe.
-Hocam, ne yapacaksınız bozuk parayı? -Ne yapacağım, çay içeceğim.
Çay! Çünkü çay yok.
Gideceğim, makineden çay içeceğim.
Bir kere de biriniz Allah rızası için alın bir çay da...
...şu kavanoza koyun. Yok, içmeyi bilirsiniz. Hadi!
Hadi, yok mu bozuk para? Hadi beyler, hadi!
-Buyurun hocam. -Ver bakalım.
Allah'ım ya Rabb'i.
Ne var, neyle karşı karşıyayız? Son sürat giden...
...freni patlamış bir trenle karşı karşıyayız.
Peki, nereye gidiyor bu tren? Son istasyon neresi? Tahtalıköy.
En azından onu biliyoruz. Avantaj.
Peki, tahtalıköye gitmeden önce arada hangi istasyona uğrayacak?
Saksılar!
- Karaciğer. - Karaciğer, güzel!
Karaciğer, üç saatimiz var karaciğere ulaşmamız için.
-Ultrason çekeyim mi hocam? -Vakit kaybı.
Direkt tedaviye başlamamız lazım.
Neyi tedavi edeceğimizi bilmeden nasıl başlayacağız?
-Nereden başlayacağız? -Her şeyi tedavi edeceğiz.
Asetilsistein, interferon ve silibinin başlayın.
Karaciğeri korumak için elimizden ne geliyorsa yapacağız.
Gerekirse zeytinyağlı enginar yapacağız. Güzel olursa bana da verirsiniz.
Oh!
-Her şeyi tedavi edin ne demek ya? -Sıradan bir vakayla uğraşmıyoruz demek.
Hekimoğlu’nun bindiği trenin bu sefer makinisti yok, onu söyleyeyim.
Hah, geldin mi şimdi dediğime?
İpek Hanım bu oyuna makinist olarak girerse tren kaza yapmayacak işte.
Ara o zaman Zeynep, ne duruyorsun?
-Çünkü bu ortak kararımız olmalı. -Öyle mi?
Hekimoğlu’na karşı karar vermekten korkuyor olma sakın?
Korkmuyorum, bir ekip olduğumuz için ortak bir karar alalım istiyorum.
Tamam, ben şahsen İpek Hanım'a haber vermiyorum, oldu mu?
Normal. Sen ne anlayacaksın ekip falan.
Ne kadar takılıp kaldı bu makale mevzusuna.
Vallahi hepimiz bir şeylere takılıp kalıyoruz işte Mehmet Ali.
Hekimoğlu eski vakasına takılıp kalmış, Zeynep desen makalede, sen?
Senin takılıp kaldığın mevzu yok mu, çözelim.
Yok.
Olsaydı Zeynep'i anlardın belki ha?
Sakın sen Zeynep'e fazla takılıp kalmış olma?
Bir düşün bunu.
Doktor, yanına geleyim diyorum ama...
...dizinin en heyecanlı yerindeyim. Sende nedir durumlar?
Vallahi tavsiyeleriniz için çok teşekkür ederim, hastada büyük bir iyileşme var.
Söyle ona, hasta, doktorunu öldürmek üzere.
- Diyor ki-- - Duydum, duydum.
-Elinde ne var? -Artırdı.
Per var elinde.
Neredesin sen? Benim elimi mi görüyorsun?
İki dokuzlu mu?
Neredesin Allah aşkına?
Doktor, elin daha kötü olsaydı sesin böyle trombon gibi çıkardı.
Daha iyi olsaydı flüt gibi çıkardı. Geçen gün şakıyordun ya bülbül gibi.
Muhasebeden Pınar'la flört ederken. O hesap.
Yazdın yine senaryoları.
Sor bakalım İpek'e, iki üçlüyü geçebilir miymiş.
Sen benim kazanmamı gerçekten istiyor musun?
Ne diyor?
İki üçlüyü yenebilir miymişsin diye soruyor.
Ne yaptı?
Dehidrasyon takviyesi.
Doktor, şifreli konuşmayı bırakabilirsin.
Tamam, benim de oyunda olduğumu biliyor.
-Soda içiyor. -Durdu mu şu anda?
Aynen.
Rest çek!
-Hadi. -Hayır. Yine mi? Hayır.
Hayır hayır, sonra kaybediyorum. Kaybediyorum.
Biraz önce seni aradığımda oyunun devam etmesini istiyordum.
Şimdi de oyunun devam etmesini istiyorum.
Bu sefer oyunun devam etmesi için senin kazanman lazım.
Senin kazanman, benim kazanmam doktor, hadi.
Hayır ama ben rest çekince kaybediyorum hepsini.
Buyurun, rest.
Yokum Orhancığım, pas.
Aa!
Kazandım.
Tamam, iyi. İyi, güzel, kazandım. Çok iyi.
Hepsini ben kazandım, çok iyi. Şimdi söyle bakalım, neredesin?
Neler karıştırıyorsun?
Hocam, ilaçlar işe yarıyor. Karaciğer hâlâ sağlam.
Güzel.
-Ama trombositleri düşüyor. -Harika.
Nasıl yani hocam, bu daha da hastalandığı anlamına gelmez mi?
Gelir.
Ama bu yeni bir veri.
Yeni.
Yeni güzeldir. Eskinin sonu ölümdü.
Evet, derin nefes al bakalım.
Emre!
- Doktor Bey, ne oluyor? - Nefes alamıyor. Entübe edeceğiz.
Hemşire Hanım, mavi kod! Hemşire Hanım, mavi kod! Çabuk!
- Hemşire Hanım, mavi kod! - Çekil, çekil, çekil!
Hemşire Hanım, ambu hazır olsun, çabuk!
Oğlum.
Çabuk, çabuk, Ambu hazır olsun, çabuk!
Doktor Hanım, Doktor Hanım!
Doktor Hanım, oğlum ölüyor.
Ölüyordu oğlum, nefes alamadı. Yalvarırım, bize bilgi verin.
Sakin olun.
Ne olur, bize bir şey söyleyin.
-Şu an hayati bir durum yok. -Sakin olamıyorum.
Doktor da bize bir şey söylemiyor. İpek Hanım da gelecekti, o gelmedi.
Nerede İpek Hanım?
Can'la Ateş Hoca ilgileniyor.
Kendisinin daha önce aynı semptomlara sahip bir hastası vardı.
Bu iyi bir şey. O zaman Can'ın neyi olduğunu biliyorsunuz.
Tam olarak neyi olduğunu biliyoruz diyemeyiz ama...
...hastalığın gidişatını tahmin edebiliyoruz.
Ne olacak peki?
Organ yetmezliği olacak. Pek çok organında.
Nasıl tedavi edeceğiz organ yetmezliğini?
Bu eski hasta iyi durumda, değil mi?
Maalesef.
Hayatta ama değil mi?
Seher'in rotasına geri döndü.
Bizim yüzümüzden tren birkaç istasyonda durmadan geçti, ekspres.
Bu durumda iki saatten az bir süre kaldı son istasyona varmasına.
Neden? Niye? Ne yaptık?
Ne yaptık da hızlandı tren?
Karaciğeri korusun diye verdiğimiz asetilsistein...
...akciğerlere zarar vermiş olabilir.
Zarar vermiş olabilir ama iflas etmelerine neden olmaz 20 dakikada.
İnterferon bağışıklık sistemini modüle ettiği için...
...lösemi gibi kan kanserlerinin gidişatını etkileyebilir.
Ama bu, gidişatı hızlandırmaz, yavaşlatır.
500 çeşidini birden mi yavaşlatır?
Bu saatte nereden iyi bir onkolog bulabiliriz, bir fikri olan var mı?
İyi bir onkolog, iyi bir onkolog. Onkolog lazım bize.
- Efendim? - Doktor.
İnterferon, lösemi.
Nedir?
İnterferonun lösemi üzerinde etkileri?
Belli olmaz, daha da iyi olabilir, daha da kötü olabilir.
Bu mudur yani? Bunca yılın onkoloğu, bu kadar mı?
Ateş'e söyle, oynamak istiyorsa kalksın, buraya gelsin.
Öyle uzaktan taktik vermekle olmuyor bu işler.
Duydun, değil mi? Ne demek bu? Eli kötü demek.
Neyin var neyin yok sür ortaya.
Ama daha partinin bitmesine üç saat var.
İki saate bile kalmaz.
Yani...
...elinde ya aynı türden üç kâğıt var ya da üçlüler var.
Ve ben şansımı üçlülerden yana kullanıyorum.
-Rest! -Ne?
- Hadi. - Yine mi? Benden ne istiyorsun?
Gerçekten sürekli aynı şey. Ben sana ne yaptım ki? Hayır!
Doktor, ya rest çekersin...
...ya da sabahları suratına salatalık maskesi yaptığını...
...bütün hastaneye anlatırım.
Rest! Rest, peki.
Peki, peki, peki.
- Görüyorum. - Harika oldu her şey.
İddiaya girerim, elinde iki üçlü var ama asla iki dokuzluyu geçemez.
Mahvoldum.
Mahvoldum.
Mahvoldum ben, mahvoldum.
Ne, ne oldu?
Floş. Bir floşla iki kuş.
Kazandım, çok güzel.
-Teşekkür ederim. -İyi, peki.
Doktor...
...oynamaya devam et sen, tamam. Ama ben...
...birkaç dakikaya bir onkolog bulamazsam...
...altı yaşında bir çocuk ölmek zorunda kalacak.
Öyle mi? Tamam.
Evet.
Teşekkür ederim İpek Hanım, büyük zevkti. Ama benden bu kadar.
Aa! Ne yani, yoruldun mu? Gidiyor musun?
Tamam artık, yetti. Tadında bırakalım.
Ayrıca ben sizin kadar hırslı değilim ki efendim.
Ama senin gibi zarif bir adamın...
...yani bir kadını böyle masada yalnız bırakması doğru mu?
Maalesef, kusura bakma İpekciğim.
Ayrıca günümüzde zarif erkekler de yalnız bırakılıyorlar, hatırlatırım.
Doktor Bey...
...şu eski hasta...
...Can'la aynı durumda olan...
...nasıl ölmüştü?
Önce karaciğer ve kalp sorunları yaşamış, daha sonra solunum sıkıntısı.
Onu sormuyorum.
Acı çekmiş mi?
Canı yanmış mı? Onu soruyorum.
Bilmiyorum.
Oo, alternatif parti ha.
Niye bana telefonda duygu sömürüsü yapıyorsun ki?
Söylesen direkt gelirim zaten, ne oldu?
İşe yarıyor çünkü. Bak, anında ışınlandın buraya. Şöyle alalım seni.
Tuhaf.
Yani lösemiye benzeyen bir şey yok burada.
Kemik iliği biyopsisi yaptınız mı?
Vakit yok.
Yani okült kan kanseri dahi olsa interferon bu kadar...
...durumu kötüleştirmez, üstelik bu kadar hızlı.
Ne? Ne bu kadar hızlı ilerleyebilir peki?
Ne, ne?
Otoimmün hastalıklar.
Vücudun savunma mekanizması eğer kendine saldırıyorsa...
...onu güçlendirmek, ateşe körükle gitmek olur.
Ayrıca böyle bir sistemik tutulum tarzının olması...
...jüvenil romatoid artrit olabileceğini düşündürüyor.
Ya da Kawasaki hastalığı da olabilir.
Kawasaki olamaz. Yaşlılarda görülmez.
Ne yaşlısı ya?
Çocuk röntgeni değil mi bu?
Ateş Hoca'nın daha önce yaşlı bir hastası varmış.
Tamam, o Kawasaki hastası olabilir ya da olmayabilir.
Ancak bu çocuğun vücudu şu anda damarlarını kemiren antikorlar üretiyor.
Ve bütün organlarını teker teker kana buluyor.
Önce sindirim sistemi...
...sonra böbrekler, sonra beyin, şimdi de akciğer.
Peki, niye Kawasaki yaşlılarda görülmez?
Bu soruyu sordunuz mu kendinize hiç?
Neden, neden?
İyi, harika.
Kan tahlilleri yapalım.
ANA, vaskülit belirteçleri, sedimantasyon.
Yapamayız çünkü en az iki saatimizi alır. O kadar vaktimiz yok.
Bu arada yaşlı kadının sedimantasyon hızı neydi?
Yüksek, 98
Ya Kawasaki teşhisi koymak için...
...başka bir hastanın tahlillerini kullanamazsın ki.
-Benimle iddialaşıyor musun? -Hayır.
İnatlaşmıyorum. Sırası mı şimdi? Ne bu?
O zaman Kawasaki nerede yaşıyorsa oraya bakarız.
Can'ın koroner damarlarına bakın.
Peki.
Yaşlı, bu... Bir dakika, yaşlı kadın...
...Seher mi?
Seher Gümüş mü?
Doktor, yine mi ya?
Sen bunun için beni oyunda tuttun, değil mi?
İpek'i kendinden uzak tutmak için.
Ya yine mi ya, yine mi?
Geçen gün bir film izledim ben.
Filmde bir tane kaptan var, tamam mı? Böyle ayağı sakat.
Tahtadan yani. Denize düşse ölür yani.
Fakat bu tutturmuş, bir tane balina var, bunun peşinden koşturuyor.
Hayalperest, inatçı bir şey yani.
-Tahta bacaklı. -Evet.
Kim acaba? Tanıdık geldi.
Ne oluyor sonunda?
Doktor, Seher bundan tam 10 yıl--
12
Ne oluyor sonunda filmin?
Bir şey olmuyor.
Yakalayamıyor balinayı.
Demem o ki takıntılarımız bizim için bazen tehlikeli olabilir.
Sen ne diyorsun?
Hele bir de tahta bacaklı...
...okyanusun ortasında bir başına...
...koskoca balinanın peşine düştüysen.
Onlar metafor, onlar mecaz ya.
Mecaz.
Neden mecaz var doktor? Niye mecaz yapıyoruz?
Neden?
Gerçekleri, gerçeklerden daha korkunç şeylerle ima edip...
...insanların kötü şeyler yapmalarını engellemek için.
Keşke ben de şunu daha güzel anlatacak bir mecaz bulsaydım.
Merak etme doktor, iyiyim ben.
Cadılar yemez beni, balinalar yutmaz.
Mecaz yaptım, al.
Koroner arterleri açık.
Anevrizma yok.
Modu değiştirsene, kan akımını görelim.
Kan akışı normal, pıhtı yok.
Damar kenarları düzgün.
Boşu boşuna vakit kaybediyoruz ya.
Zeynep, sağ atriuma bak.
Bu Kawasaki değil.
Hayır, değil.
Evet hocam, küçük ama orada.
İyi de Seher'in kalbinde kitle yoktu.
Can daha küçük.
Kalbi daha dayanıklı.
Hastalık Seher'in kalbine ulaşamadan Seher öldü.
Ama Can'da bir kitle oluştu, kalbinde.
Hem de çok hızlı bir şekilde.
Bakteriyel vejetasyonlar olabilir.
Veya kas kaynaklı bir tümör.
Bağ dokusu da olabilir.
Bir dünya şey olabilir ama bu çocuk dayanamaz.
Bu kitle her neyse, hastalığın sebebi de o.
Biyopsi yapacağım.
-Siz? -Ben.
İyi de hocam, siz kendiniz yapmazsınız ki bu işlemleri.
Of!
Hemşire Hanım, perdeleri kapatır mısın?
Kalsın.
Seyirci, performansımı arttırıyor.
Superior vena kavayı geçiriyorum.
Hocam, atriuma geldiniz.
Geri çekin hocam, kalp duvarına çarptınız.
Ah, şu işleri sağlıklı insanlara yapmak vardı.
Daha kolay oluyor, öyle olduğu zaman.
Tekrar deneyelim bakalım.
Kardiyak arrest acil kodu verin. Çabuk, çabuk!
Ne oluyor?
- Mavi kod, mavi kod! - Ne oluyor?
- Sakin olun, lütfen. - Defibrilatör!
Lütfen girmeyin.
Ne oluyor?
Doluyor. Hazır.
Nabız yok.
Tekrar.
Doluyor.
Hazır.
-Nabız yok. -Bir daha.
Doluyor.
Hazır.
Nabız yok. Hocam.
Tekrar.
Doluyor.
Hazır.
-Nabız yok. -Bir daha, bir daha!
-Hocam, yeter. -Tekrar.
Süre tuttunuz mu?
Hadi!
Doluyor.
Hazır.
Nabız yok.
Hocam, daha ne kadar devam edeceksiniz?
Hocam, nabız geri döndü.
Kalp ritmi normale döndü.
Hadi bakalım.
-Tekrar başlayalım. -Hocam, ne yapıyorsun?
Niye geldim buraya? Ne yapmaya geldim?
Hocam, çocuk neredeyse ölüyordu.
Biliyorum, ben de buradaydım.
Hadi bakalım.
Tüp lazım bana.
Hocam, çocuğun kalbi sekiz dakikadan uzun süre oksijensiz kaldı, yapmayın.
Ne kadar darbe gördü, ne kadar hasar aldı bilmiyoruz.
Biliyorum, ben de buradaydım.
Tüp, tüp!
-Burada. -Of!
İpek Hanım'a haber vermeliydik.
Aferin Zeynep, haklı çıktın, mutlu musun?
Sen derdim haklı çıkmak falan mı zannediyorsun ya?
Kimin haklı çıkacağının ne önemi var? Yarış mı yapıyoruz?
Küçücük bir çocuğun hayatı söz konusu.
Arkadaşlar, arayalım İpek Hanım'ı, haber verelim o zaman.
Çocuk beyin hasarı geçirdikten sonra aramanın bir faydası var mı?
Çocuk uyandığında ne olacak, bilmiyoruz.
Hoş, çocuk uyanacak mı, onu da bilmiyoruz ya.
Ya bir tek sen mi düşünüyorsun çocuğu? Biz öldürmeye mi çalıştık sanki?
Çocukta ender görülen bir hastalık çıktı, ne yapalım?
Doktor Bey, iyi ki söylediniz ya, çok teşekkür ederim!
Benim haberim yoktu bütün bu olanlardan!
Şimdi sen söyledin, haberim oldu. Çok sağ ol ya!
Bir de tanı koyarız, çocuk iyileşir, patlatırsın bir makale!
Bayılırsın değil mi, nasıl hoşuna gider!
Asıl meselen belli oldu, makale.
Sen ne kadar taktın ya bu makale işine!
İmzalatsaydın o zaman, senin de bir makalen olsaydı!
Ayrıca şu iyilik meleği ayağın var ya, o kadar sahte duruyor ki üzerinde.
Bak, en az sen de benim kadar hırslısın.
Senin de tek önemsediğin şey başarı.
Arkadaşlar, tamam, yeter. Ne sırası ne de zamanı, tamam mı? Hadi.
Ne hâliniz varsa görün be.
Nesi var bu çocuğun?
Evet.
Nesi var bu çocuğun?
Beyin hasarı olabilir mi?
Olabilir, büyük ihtimalle ama ben öncesini soruyorum.
Çocuk hiç umurunuzda değil mi hocam gerçekten?
Vallahi genelde bir konuyla ilgili yapabileceğim bir şey yoksa...
...çok fazla takmamaya çalışıyorum. Tavsiye ederim hepinize.
Çocuk altı yaşında, hiç mi takmıyorsunuz kafaya?
Az laf, çok iş.
Gelsin, hadi fikirler gelsin.
Histiositoz.
70 yaşında birinde görülmesi çok zor.
Zaten bu her neyse...
...çok da sık görmeye alışık olduğumuz bir şey değil.
Öyle değil mi? Histiositoz.
Saksı zamanı.
Evet. Gelsin.
Genetik bir hastalık olabilir mi?
Bazı genetik hastalıklar vücudun her yerinde...
...kitlelere sebep olabilir.
Tüberoz skleroz.
Genetik bir hastalık olsaydı daha önce kendini belli ederdi.
Tümör neden beklesin ki?
Niye bu kadar beklesin bilmiyorum ama...
...buraya yazmaya değer.
Tüberoz skleroz.
Başka?
Ve çok yüksek miktarda bağış yapan Ebru Hanım'ı sahneye davet ediyorum.
Buyurun Ebru Hanım.
İpek Hoca'm.
Hocam, hemen gelmeniz gerekiyor.
Can Öğün'ün anne babası size ulaşmamı istedi, çok kızgınlar.
Niye? Sıkıntılı bir durum mu var?
Biyopside çocuklarının kalbi durunca...
Ne? Ne biyopsisi?
Aysel, çocuk kanlı ishal demedin mi? Biyopsi nereden çıktı?
Ee...
Ateş mi?
Çocuk ne durumda?
Çocuk sekiz dakikadan uzun süre oksijensiz kalmış.
Nasıl kimse bana bir şey söylemez Aysel?
Tamam, bu sefer çok ileri gitti.
Lösemi ihtimalini de elemedik daha.
Lösemi.
Sarkomu da. Birden fazla yumuşak doku tümörü olabilir.
Sarkom.
-Sarkoidoz da olabilir. -Sarkoidoz.
Nörofibromatozis.
Nörofibromatozis.
Kondrositoma.
Hastamın, benim hastamın ailesi şu anda çok öfkeli.
Ateş, ne yapmaya çalışıyorsun?
Hadi tamam, seni tanıyorum, anladım. Ya siz?
Bir tanenizin aklına gelmedi mi bana telefon açmak, ne olduğunu anlatmak?
Hoş geldin öncelikle.
Bağış şampiyonu oldun mu? Kesin olmuşsundur.
Lütfen arkadaşlara kızma, onlar emir kulu, biliyorsun.
Ben onlara yalan söyledim, senden izin aldım diye.
Anne babayı da dert etme. Öfkeliler, çok normal.
Çocukları ölmek üzere.
Aynı durumda kim olsa aynı tepkiyi verirdi. Öyle değil mi?
Olay yeri inceleme, verir miydi vermez miydi?
Ayrıca, anne babanın öfkesi geçecek. Ne zaman geçecek?
Çocuklarının hayatını kurtardığım zaman geçecek, o iş bende, merak etme.
-Sakin. -Ha.
Çocuklarında beyin hasarı yaratman...
...yani onlar için pek bir sorun olmayacak diyorsun.
Çok önemli bir şey değil, şu kadarcık bir şey zaten.
Çocuklarının hayatını kurtarmaya çalışıyorum.
Kendini kandırabilirsin ama beni kandıramazsın Ateş.
Sen onun hayatını kurtarmaya çalışmıyorsun.
Sen Seher Gümüş'e teşhis koymaya çalışıyorsun.
Daha önce de bunu yaptın.
Kaybetmeye tahammülün yok senin.
12 yıl önce ölen bir kadını kafaya taktığın için...
...altı yaşındaki bir çocuğun ölümüne sebep olacaktın.
-Henüz ölmedi. -Evet, ölmedi.
Ama senin onunla işin bitti.
Can, benim vakam.
Şimdi atla o havalı motoruna, ne yapıyorsan yap.
Oyununu oyna, gitarını çal.
Ama Can'dan uzak dur!
Evet, başka ne olabilir?
Bu yedi taneden başka ne olabilir? Saksı zamanı.
Tamam artık, bırakın hocam. İpek Hoca haklı.
Hayır, haklı değil.
Siz de çok iyi biliyorsunuz, değil.
Hata yaptık. Aramamız gerekirdi.
Bunca zaman aramamana şaşırdım zaten. Ne oldu, kontörün mü bitti?
Hocam, vazgeçin artık.
Zaten şu saatten sonra Can'ın yanına yaklaştırmayacak hiçbirimizi İpek Hoca.
Düz mantık. Ah, bunca zaman sizi...
...şu düz mantıkla düşünmekten bir türlü vazgeçiremedim.
Yok, olmuyor.
Şimdi, ne var elimizde?
Bakalım elimizde ne varmış.
Ne bu?
Ha, bilin bakalım bu ne.
Çocukcağızın tümörü.
Tamam mı? Evet İpek Hoca'nız haklıydı protokol konusunda, çiğnedim.
Evet, takıntılı biriyim, bunu siz de çok iyi biliyorsunuz.
Ama tıbben ben haklıyım.
Zeyno Hoca'm, bir sorum var.
Bu parçayla kaç tane inceleme yapabiliriz?
İnceleme derken?
İnceleme derken laboratuvar, tüpler, mikroskop.
En fazla iki.
İki mi? Yapma, olmaz. Hadi, benim için.
Zorla biraz, sık, sık.
Hocam...
Zorlarsak üç.
Aldım gitti! Üç, peki.
Elimizde yedi tane muhtemel tanı var.
Üç tane de inceleme hakkımız var.
Hangisinden başlayalım?
Saksı zamanı.
En olası sarkoidoz.
En olası.
Yani İpek Hoca'nızın da...
...anında aklına bu gelecek fakat İpek Hoca'nız şu anda hastanın yanında.
Onun elinde hastanın bütün vücudu var. O zaman ne yapalım?
Bu test hakkını hanımefendiye bırakalım. Biz diğerine geçelim.
Diğeri, ne olabilir? Saksı.
Yayılma olmak için fazla hızlı büyüyor.
Zaten hâlihazırda orada olan bir şey yüzünden büyüyor olması lazım.
Genetik olan, tüberoz skleroz.
Tüberoz skleroz.
Peki.
Başka?
Histiositoz.
Histiositoz.
Histiositozun yaşlılarda görülme sıklığı...
...tüberoz skleroza göre daha fazla.
O zaman histiositozla başlayalım.
Marş marş!
Parçayı alın, parçayı. Neye test yapacaksınız? Hadi.
Ben seni hep çok üzdüm, değil mi?
Sen bana hep destek oldun...
...ben çok bencil davrandım.
Sanki orada yatan senin çocuğun değilmiş gibi.
Sanki senin ağlamaya, bağırıp çağırmaya hakkın yokmuş gibi.
Ne yaşıyorsak birlikte yaşıyoruz, seni beni yok.
Ben...
...Berna'nın ölümünde...
...ben sizi çok üzdüm.
Acısını sizden çıkardım.
Ölmedi dedim, kabul etmedim.
Ablamın öldüğü yaşta mıyım diye sordu.
Ablasının hayaletiyle yaşamasına sebep oldum.
Korkup durdu küçücük çocuk.
Bak, yaşadıklarımız kolay değildi, tamam mı?
Bu kadar kendine yüklenme, hele böyle bir zamanda.
Size neler çektirdiğimi şimdi anlıyorum.
Canım, canım.
Böyle konuşma.
Can çok güçlü bir çocuk.
Buradan çıkacak, eminim, tamam mı?
O hayatı çok seviyor.
Bizi, kedileri, yağmuru, resim yapmayı.
Benim oğlum çok güçlü.
Pes etmeyecek, görürsün.
Peki ya sen?
Sen sıkıldın mı benden?
Seni çok yordum yıllardır.
Özür dilerim her şey için.
Böyle konuşmaya devam edersen çekip gideceğim vallahi.
Gel buraya.
Sana tek bir soru soracağım.
Haberin var mıydı?
İnanmıyorum.
Nasıl izin verirsin?
Ya da nasıl gelip bana söylemezsin?
Biz burada yardım toplayalım derken hastane, mahkemelik olacak.
Hayatım, biliyorsun, Ateş taktı mı takıyor.
Ayrıca sana söylesem onu çocuktan uzak tutabilecek miydin?
Elimden geleni yapardım.
Becerebilir miydin?
Siz birbirinizi korumaya devam edin.
Ama bundan sonra ben sizi korumayacağım.
Kanat mı but mu?
Biraz daha fazla gerek ondan.
Bundan fazlası üçte birinden fazla eder yalnız.
Yeteri kadar kesmezsek, tekrar boyamak zorunda kalırız.
Bir mikrolitre immünperoksidaz ekliyorum.
İki tane ekle, kırmızıya döndüğünden emin olalım.
Buyurun Zeynep Hoca'm.
Kesinlikle kırmızı değil.
Hastanın sorunu...
...hâlâ farklı bir hücre grubundaki kontrolsüz çoğalma olabilir.
Bence sarkom.
Kas hücreleri, vücudun her yerinde bulunur.
Bu da semptomların yaygınlığını açıklıyor.
Altı yaşındaki bir çocuk için genetik bir hastalık daha olası.
Tüberoz skleroz diyorum.
Tüberoz sklerozun rektal kanamaya yol açma ihtimali çok düşük.
Yaşı uyuyor ama bilemedim.
Ne bu kibarlık Dolapdere Hoca'm?
Gir oyuna.
Eğer iki incelemeye yetecek kadar dokumuz varsa...
...neden yapmıyoruz?
Kafalar daha çok çalışsın diye.
Seçenekler ne kadar çoksa, beyin o kadar az çalışır.
Tamam. Sarkomun hem altı hem de 70 yaşındaki...
...hastalarda görülme ihtimali daha yüksek.
O zaman tüberoz skleroz.
Nasıl yani?
Sarkom olma ihtimali daha mı az diyorsunuz?
Hayır, daha fazla.
Ama testi o kadar güvenilir değil.
Nestin negatif.
Sorun değil. Eğer tümör hücreleri olgunlaşmamışsa...
...Kİ-67 proteinini saptayabiliriz.
Bir yere varamazsak ne olacak?
Çocuk ölecek.
Ondan bahsetmiyorum, önümüzdeki 12 yıldan bahsediyorum.
Daha kaç tane hastaya Seher Gümüş muamelesi yapacağız?
Ki-67 negatif.
PCH antijen de negatif.
Baktığımız her yerde bağ dokusu vardı. Ben kondrositoma olduğunu düşünüyorum.
Çocuğun durumu bu tanı için çok ağır kalıyor. Sarkomu araştırmak daha akıllıca.
Sarkom olsaydı eğer tüberoz skleroza bakarken bir belirti görürdük.
Tümör hücreleri mikroskopta kas hücresi olarak gözüküyordu.
Hayır, yağ hücresi olarak gözüktü.
Ben oyumu nörofibromatozise veriyorum.
Neden?
Çünkü diğer seçenekler çok daha kötü.
Çıkayım mı?
Bir şey buldun mu?
Hayır.
Doktor.
Buraya kadar saklandıysan...
...durum umutsuz demektir.
Yarın konuşalım.
Ne yaparsın be doktor, bazen böyle.
Her zaman bulmacayı çözemeyebiliriz.
Yani bazen hastalarımızı kaybediyoruz.
Biliyorum, çok kötü, çok iğrenç bir duygu ama böyle bu.
Bu, bu işte.
Emekli olunca...
...kişisel gelişimci falan vardır ya, hayat koçu...
...gençleri gaza getiren konuşmacılar vesaire, konferanslarda.
Girme o işlere.
Susmak daha çok yakışıyor sana.
Peki.
Ya da bilmiyorum, belki de...
...Seher Gümüş vakası senin hayatında bir yerden hep devam etmeli.
Böyle üç nokta gibi.
Hayır.
Tek nokta. Üç nokta sevmiyorum.
Uzatma doktor.
Peki.
Bu arada...
...bu geceki turnuvayı ben kazandım, inanmayacaksın ama.
Hastanemizdeki SMA hastalarına en büyük bağış benden.
Bu muhasebedeki Ali vardı ya, görmen lazımdı.
Bu kartlar en başından beri elimdeydi, biliyor musun?
Görmen lazımdı onu.
O kadar emindi ki kazanacağından.
Hiçbir şey yapmadım, sadece bekledim.
O arttırdı, ben gördüm.
Bir daha arttırdı, bir daha gördüm.
Ve o kadar emindi ki kazanacağından...
...elinde ne varsa hepsini ortaya koydu ve ondan sonra da...
İki as.
Hiçbir şey yapmadım, sadece bekledim.
As.
Evet.
Başından beri elindeydi.
Saklanıyordu.
Erdheim-Chester için inceleme yapın.
Ne Chester'ı hocam ya?
Bağırsaktan aldığımız parçaya yapmıştık ve sonuç negatifti.
O bölümü geçtik hocam.
Seher Gümüş'te olduğu gibi negatif.
Zaten artık test listemizde de yok.
Hastalık bize yalan söyledi.
Evet, hastalığın size garezi var.
Hastalıklar yalan söylemez.
İyi, tamam, yalan söylemedi, aldattı bizi.
Oyuna getirdi bizi. Saklandı bizden, saklambaç oynadı bizimle.
Test negatif çıktı hocam.
Ama yanlış zamanda yaptık.
Bağırsağından biyopsi yaptığımızda hastalık henüz bağırsağına ulaşmamıştı.
Şimdi ulaştı. Karaciğerine ve akciğerlerine de ulaştı.
Daha doğrusu böyle olmasını istiyorsunuz.
Çünkü böylece 12 yıl önce çuvallamamış olacaksınız.
Hocam, kalan son inceleme hakkımızı...
...çoktan elediğimiz bir hastalık için harcayamayız.
Testi yapın.
CD 68 pozitif.
Erdheim-Chester.
Söyle.
CD 68 pozitif hocam.
Tebrikler.
Tedaviye başlayın.
-Geçmiş olsun. -Sağ olun.
Çok teşekkürler her şey için.
Bitti mi her şey?
Can iyileşecek, değil mi?
Bitti canım.
Tabii ki iyileşecek.
Her şeyin yoluna gireceğini hissetmiştim.
Ne zaman hissettim, biliyor musun?
Ne zaman?
Berna'yı rüyamda gördüm.
Denizden çıktı.
Sanki hiç boğulmamış gibi.
Gelip yanıma oturdu.
Güler yüzlü meleğim benim.
Gülümseyerek baktı.
Baktı, baktı.
Sanki bir şey bekliyormuş gibi.
Sonra birden anladım ne beklediğini.
Veda etmemi bekliyormuş.
Veda ettim.
Hoşça kal kızım...
...hoşça kal meleğim.
Bana hoşça kal dedi...
...gitti sonra.
İlk defa rahat bir nefes aldım.
Can'ın iyileşeceğini o zaman anladım.
İyileşecek Can.
İyileşecek ve bundan sonra her şey çok farklı olacak.
"Ne zaman geldin ruhum"
"Görmedim seni"
"Uçaktan atlarken unuttum"
"Galiba özledim"
"Ne zaman geldin ruhum?"
"Görmedim seni"
"Uçaktan atlarken unuttum"
"Galiba özledim"
"Sarıl bana ruhum"
"Ne olur sar beni"
"Çığlıklar geçti üstümden"
"Bulutlar geçti"
"Ve o gençlik günlerimizde"
"Sen ve biz"
"Seni öldü sandım ruhum"
"Biliyor musun"
"Sensiz yaşamaya alıştırdılar"
"Galiba özledim"
"Özledim"
"Ne zaman geldin ruhum?"
"Görmedim seni"
"Uçaktan atlarken unuttum"
"Galiba özledim"
"Ne zaman geldin ruhum?"
"Görmedim seni"
"Uçaktan atlarken unuttum"
"Galiba özledim"
"Sarıl bana ruhum"
"Ne olur sar beni"
"Çığlıklar geçti üstümden"
"Bulutlar geçti"
"Ve o gençlik günlerimizde"
"Sen ve biz"
"Seni öldü sandım ruhum"
"Biliyor musun"
"Sensiz yaşamaya alıştırdılar"
"Galiba özledim"
"Özledim"
"Özledim"
Serçe.
Ne diyor?
Uyandın mı canım?
Bebeğim.
Serçe.
Anlamadım.
Oğlum, bir kere daha tekrar eder misin, anlamadık seni.
Serçe.
Serçe diyor.
Ağaçtaki serçeler mi?
Hani iki yavrusu olan.
Bebeğim...
...bizim için bir hayali fotoğraf daha çeker misin?
Şimdi sen, ben, baban...
...bu hastaneden çıkıyoruz.
Sen iyileşmişsin. Evimize doğru gidiyoruz.
Ama yolda giderken...
...gördüğün yavru kedileri beslemek için tutturuyorsun.
Süt alıp besliyoruz hepsini. Karınlarını doyuruyoruz.
Eve gidince dosdoğru ablanın odasına gidiyoruz.
Ve her zaman istediğin gibi...
...o odayı oyun odasına dönüştürüyoruz.
Bütün odayı okyanus mavisine boyuyoruz.
Sonra da bütün oyuncaklarını o odaya taşıyoruz.
Gözlerinden ışık saçan robotu...
...trenini, hepsini.
Şimdi o odada oynarken bir fotoğraf çekebilir misin?
Çektin mi?
Evet.
O zaman bir de yazlıktaki denizde yüzerken çek fotoğrafımızı.
Seninle dubalara kadar yüzeceğiz.
Çek hadi.
Biz de olalım o fotoğrafta.
Oğlum benim, çok seviyorum seni.
Gel.
Biraz konuşabilir miyiz?
Makale mevzusu mu?
Biliyor muydunuz?
Sizce de hatalı değiller mi?
Bence meseleyi bu kadar büyütme Zeynep.
Yani bunun gibi daha çok şey gelecek başına.
Nasıl yani, onların tarafını mı tutuyorsunuz?
Bu bir futbol maçı değil Zeynep. Bu yüzden taraf tutmama gerek yok, öyle değil mi?
Alt tarafı Mehmet Ali bir makale yazdı.
Gelip buraya sızlanacağına sen de başka bir makale yaz ve yayınlat.
Ama ben--
Siz bir ekipsiniz, birbirinizi anlamaya...
...ve uyumlu bir şekilde çalışmaya gayret etmelisiniz, bu kadar.
Başka bir şey yoksa işlerim var.
Bağış gecesi başarılı geçmiş.
Yani dışarıdan gelen yardımlarla falan bayağı bir şey toplamışlar galiba.
Süper.
Biraz konuşalım mı?
Bak...
...bugün bir çocuk ellerimizden kayıp gidiyordu.
Son anda tuttuk.
Evet, başardık.
Başardık, evet.
Bir ekip olarak, birlikte.
Yani?
Yani Hekimoğlu'nun vakaları bana ait değil.
En az benim kadar...
...sen de bu vakalarla ilgili makale yazabilirsin.
Tabii...
...önce bana söyleseydin iyi olurdu.
Gerçi ben de sana çok sert çıkıştım.
Bu durumun arkadaşlığımızı etkilemesini istemiyorsak birbirimizden...
...özür dilemeliyiz bence.
Yani işte...
...güzel günler için.
Yeniden başlamak için temiz bir sayfa.
Ben özür dilenecek bir durum olduğunu düşünmüyorum.
Nasıl?
Özür dilenecek bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Sana geldim...
...insan gibi arkadaşça bir adım atıyorum, değil mi?
Bu mu tavrın?
İzin verir misin?
Zeynep...
...biz seninle iş arkadaşıyız.
Olayları bu kadar dramatize etmeni istemiyorum.
Nasıl bir insansın ya.
Senin sorunun ne, biliyor musun?
Sen belli ki başarılı olmak için çok çalışmışsın.
Çalışmanın yetmediği yerde de başarılı olabilmek için...
...elinden geleni yapmışsın bugüne kadar.
Sen beni hiç tanımıyorsun, o yüzden tanıyormuş gibi konuşma, tamam mı?
Asıl sen kendini hiç tanımıyorsun, farkında değilsin ama.
Off!
Hadi ama.
Allah Allah!
Oo, doktor.
Doktor.
Bu gece şansın yaver gitti yine ha.
Sen yok musun!
Hadi ama.
Senin pek yaver gitmiyor galiba.
Vermiyor.
-Ne vermiyor? -Espresso.
-Attın mı parayı? -Attım.
Sihirli asa.
Afiyet olsun doktor.
Eyvallah.
Hayrola?
Poker masasında yaptığın gibi sessiz sedasız kaybolmayı mı düşünüyordun?
Ben Orhan şampiyon olsun diye poker masasından tüydüm.
Tabii.
Bana hâlâ bir açıklama borçlusun.
Çok erken değil mi? Açıklamalar için veya çok geç?
Geç veya erken, sen seç birini işte.
Ateş, bu şekilde davranmaya devam edemezsin.
Ben ve bu hastanenin kuralları yokmuş gibi davranman başımıza büyük dertler açacak.
Açmadı.
Ne demek bu şimdi açmadım?
Niye çocuk gibi cevaplar veriyorsun? Vazgeç artık bundan.
Sen de vazgeç artık bundan.
Neden? Neden vazgeçeyim?
Devamlı çocuğunu azarlayan anne rolü oynamaktan.
Sence de biraz...
...fazla kocaman değil miyim oğlun olmak için?
Konuyu saptırma. Bugün bu çocuğu tedavi etmiş olabilirsin ama--
İşte burada yanılıyorsun. Ben bugün bu çocuğu tedavi etmedim.
Ben bu hastalığı tedavi ettim, tamam mı?
Çocuk ve ailesi senin işin. Ben işimi yaptım.
Sen de artık benim yerime tebrikleri kabul edersin.
Tamam mı annişko?
Hadi iyi geceler.
Aha!
Buldum.
Buldum.
Kimmiş doktor?
Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...
...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar
Seslendiren: Emine Kolivar
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Büşra M. Koçak...
...Özgür Deniz Türk - Nuray Ünal
İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri
Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş
Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.