All language subtitles for Hekimoğlu - 25

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

İnsan bazen kaçamak yapmazsa o zaman kalpsiz olur.

Yaşlılar sınıfına geçtik ya, artık yaşlı sayılmak istiyorum.

Biricik kızım, Dünya'm--

Galiba içeride biraz heyecan var. Ben bir bakıp geleyim.

Dünya? Kızım, ne oldu?

Bilmiyorum. Yemekte tuzu fazla kaçırdım galiba.

Tabii heyecan da var.

Al kızım, şunu iç.

-Nasıl, daha iyi misin? -İyiyim... Daha iyiyim.

Kahveleri doldur da vazgeçtik zannetmesinler.

- Kızımla kahveleri Yemen'den getirdik. - Ellerinize sağlık.

Dur kızım, sen...

Baba?

Baba, ne oldu?

Baba, neyin var? Baba?

Baba?

Baba!

Cemil amca!

Bir rahatsızlığı mı vardı Cemil Bey'in?

Baba! Baba, kolumu sıkıyorsun.

Kahveleri dökmüşsün.

Ne oldu?

Ben bir şey mi kaçırdım?

Yok... Yok bir şey.

Cemil Bey, absans nöbeti dediğimiz bir durum yaşamışsınız.

-Daha önce böyle bir atak geçirdiniz mi? -Yok, hayır.

Babam yaşına göre çok sağlıklıdır.

Mahalledeki arkadaşlarıyla hâlâ halı saha maçı bile yapıyor.

Bak, hâlâ diyor!

Kızım, futbol bacakla değil, yürekle oynanır.

Babam sigara da içmez. Öyle ağır yağlı falan da beslenmiyoruz.

Geçen biraz başım ağrıdı ama geçti gitti.

Herhangi bir başka rahatsızlığınız var mı?

Yok.

Şey...

İki yıldır falan midem rahatsız.

Sık sık kaynıyor, ağzıma acı bir su geliyor ama...

...doktor tablet verdi. -Reflü.

Babam sabahları mide koruyucu, akşamları antiasit tablet kullanıyor.

Anladım.

Galiba size daha erken gelmeliydim?

Reflü için mi?

Dünyacığım, bana bir bardak çay getirir misin lütfen?

Şu...

...jaluziyi de kapatmak mümkün mü acaba?

Tabii.

Ne zamandır böyle?

Geçen pazardan beri.

Çok mu geç kaldım Doktor Bey? Daha erken mi gelmeliydim?

Vallahi geç mi kaldınız bilmiyorum ama bir şey söylemek için çok erken.

Günaydın.

Bir hastan dava açtı. Tedavi faturana itiraz ediyor.

Ve bu bir doktor. Dermatolog.

-Doktorlar da hasta olabiliyorlar. -Muhakkak.

Sonra da kendilerini iyileştiren doktorları kıskanıyorlar.

Tabii, hele ki bu sen olunca, öyle değil mi?

Çatlıyorlar.

İstersen bunları mahkemede de söyleyebilirim ama...

...şimdi bir meslektaşımın kalbini kırmak istemiyorum.

Tabii ki canım! Sen hiç o kadar kalpsiz olabilir misin Ateş?

Ama ben zaten seni mahkemeye falan çağırmayacağım.

Şu ifadeye iyice bir göz at.

Kolyen nerede?

Kalpli kolyen.

Kuyumcuda.

Parlatması için verdim.

Öyle olsa kuyumcunun başında dikiliyor olurdun.

Tamam, okudun mu? Alabilir miyim?

Bitmedi. Tamam değil.

Annenin kolyesi.

Uğurun.

Onsuz dışarı adımını atmazsın.

Lütfen artık alabilir miyim?

Kuyumcuda değilse nerede?

Bu neden senin için önemli?

Tuhaf.

Biliyorsun, severim tuhafı.

Kancası koptu da diyebilirdin ama...

...o zaman neden parlatması için kuyumcuya verdim diyesin?

Metin'le deli gibi kavga ettik, ben de evden fırladım, çıktım.

Tamam mı? Oldu mu? Duydun, rahatladın mı şimdi?

Yeni bir vakamız var.

Ben vaka almadım.

Ben aldım.

Artık patron olduğuma göre.

Bu göstermelik bir başa geçme değil miydi?

Takım elbiseli penguenleri atlatmak için hukuki bir formalite.

Aynen. Kurul üyeleri giyinip kuşanıp göstermelik kararlar almaya bayılırlar.

Hocam, endişelenmeyin. Koltuğunuzda gözüm yok.

Ayrıca park yeri de sizde kalabilir çünkü arabam yok.

Al istiyorsan canım park yerini de.

Engelli meselesini kafana takma, onu hallederiz.

Beyler, bittiyse biraz meşgulüm.

Oh! Emre, bir kadının ölümüne sebep olsun...

...Memoli başa geçsin. Harika!

Evet, yani biraz karışık bir hiyerarşi sistemimiz var burada.

Bak şimdi, Zeynep eğer birinin ölümüne sebep olursa...

...o zaman da başa Emre geçecek.

Yani şema dışarıda asılı. İstersen bakabilirsin.

Ah!

Bu arada önümüzdeki üç hafta daha Mehmet Ali'ye hesap vereceksin.

Anlamadım.

Diyorum ki üç hafta, Mehmet Ali, hesap.

İstersen çantasın falan da taşıyayım? Önlüğünü ütüleyim.

Çay, kahve demlerim. Acıktığı zaman ofiste menemen yaparım. Olur mu?

Sırt ağrısı falan, masaj! Bende hocam, tamam?

Yapalım mı öyle?

Yani bunlar Emre, Zeynep ve Mehmet Ali'nin...

...günlük iş tarifiyse, elbette yapabilirsin bence.

Masaja gerek yok. Sabahları geç kalmayın yeter. Ciddiyim.

Mehmet Ali, bir şey daha var.

Ekip şefi olduğun sürece bir hata olursa bu hata senin demektir.

Arkanı Hekimoğlu'na yaslayamazsın.

Anlaştık.

Bu kadar mı?

Dolapdere'ye başka bir şey söylemeyecek misin?

"Polikliniğe gitmen lazım!" demeyecek misin mesela?

"Ama bana hiç yardımcı olmuyorsun." "Beni çok zor durumda bırakıyorsun."

"Böyle gereksiz riskler alma."

Demeyecek misin?

Ateş, güle güle. Yeni işin hayırlı olsun.

Adamın sağ testisi sol testisinden daha büyük.

Vay be! Biri güneş, diğeri ay!

Büyük ihtimalle testis kanseri.

-Hayır, olamaz. -Niye hocam? Bütün semptomlar uyuyor.

Önlükler uymuyor.

Saksı zamanı. Saksılar çalışsın bakalım. Önlükler uymuyor.

Önlük sendromu ne demek?

Testis kanseri olsa ne olurdu?

Adam testis kanserinin bütün bulgularını gösterirdi.

Bize şikâyetlerini anlatırdı ve yeni amirimiz Sayın Dolapdere Hoca'm...

...onu muayene ederdi.

Bütün bulgular kusursuz bir şekilde testis kanserine uyduğu için...

...testis kanserinden şüphelenirdi.

Adama iğneyi batırırdı, ürologlara haber verirdi.

Ürologlar gelirdi, ameliyata başlardı ve siz işiniz olmadığı için...

...dışarıda önlükler çıkmış kebap yapıyor olurdunuz.

Ama şimdi karşımda, önlükleriniz üzerinizde dikildiğinize göre...

...vaka tahmin ettiğimiz yönde ilerlemiyor demektir. 'Capito'?

Adamın beyin omurilik sıvısında lökosit artışı var.

- Ancak tomografisi temiz çıktı. Yani-- - Sen buna temiz mi diyorsun?

Adamın beyninde mikro apse var.

Yok öyle! Aşk olsun!

Aşk olsun! Hocam, bana güvenmiyor musunuz?

Sol temporal lobdaki görüntüden mi bahsediyorsunuz?

Yaa! İşte bu yüzden bu adamı başımıza amir yaptılar. Süper güçleri var.

Elimin üzerinden bile görebiliyor.

Bu sadece artifact.

Ya da bir enfeksiyon, değil mi?

Bir adamın aynı anda hem malum takımlarında...

...hem de beyninde sorun varsa bu ne demektir?

Birisi az çalışıyor, diğeri çok çalışıyor demektir.

Sifiliz, gonore ve klamidya için yapılan testler negatif çıktı.

Adamda enfeksiyon yok. Ayrıca adam çok yaşlı.

Aktif bir cinsel hayatı olduğunu pek zannetmiyorum.

Sen onu horozlara anlat.

Horoz ölür, gözü çöplükte kalır. Bunu hiç duymadın mı?

Dolapdere'de söylemiyorlar mı?

Sifiliz, gonore, klamidya. Üçü için de tedaviye başlayın, hemen!

Ben konuşurken neden bana değil de Memoli'ye bakıyorsunuz?

Çünkü ekip şefimiz o.

Ayrıca tahlil sonuçları negatif olduğuna göre...

...saydığınız hastalıklar bu adamda yok demektir hocam.

Ayrıca Zeynep Hoca'm, tahlil sonuçları negatif olduğuna göre...

...saydığımız bu hastalıklar bu adamda yok değil, olmayabilir demektir.

Bunu kaç kere konuştuk!

Kendinize güvenin, test sonuçlarına değil. Kanser olabilir.

Hocam, ben kanseri eledik sanmıştım.

Testis kanserini eledik. Lenfomayı değil.

Lenfoma aynı anda hem üreme organlarında...

...hem de beyinde infiltrasyona sebep olabilir.

Öyleyse zaten geçmiş olsun. Adam yakında ölecek demektir.

Yani diyorsunuz ki tahlil sonuçlarının yanlış olduğunu varsayalım...

...ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar için tedaviye başlayalım.

Aynen öyle diyorum amirim.

Peki, tamam. Sifiliz, gonore ve klamidya için ilaç hazırlayalım.

Bravo! Kendini garantiye aldın.

Sizin fikrinize katılmış olamaz mıyım?

Yani! Daha ziyade az tehlikeli yolu seçtin diyelim.

Ne gerek var canım bu kadar korkmaya?

Yürek! Yürek! Biraz yürek amirim. Lütfen.

Neyse, bu aramızda kalacak, tamam? Sırrını kimseye söylemeyeceğim.

Orhan Hoca'm!

Memoli ne yaptı, biliyor musun?

Zeynep, penisilin için çözeltiyi verir misin?

İpek Hanım departmanın başına Mehmet Ali'yi geçirdi.

-Bana sormadı bile. -Bana da sormadı.

Sana nasıl sorsun? Sen uzaklaştırma aldın.

Zeynep, dalga geçiyorum. Tamam.

Tipik yönetici kadın tavrı işte.

Başka kadınların başa gelmesini istemiyorlar.

Saçmalama bence.

Ne? Başka bir sebebi mi var? Ne olabilir?

Yani bence sen kendi kendini sabote ettin.

İlk önce Hekimoğlu'yla yemeğe çıktın, sonra biz yakınlaştık.

Aramızda geçen şey yalnızca bizi ilgilendirir.

Bunun hiçbir zaman işimize engel olmasına izin vermedik ki.

Doğru.

Hekimoğlu'yla çıktığımız yemek de öyle abartılacak bir şey değildi zaten.

Yani...

...departmanın başına gelmem hiç de sorun yaratmazdı.

Belki de sorun tam da budur Zeynep.

Yani departmanın başına geçmek demek, sorun çıkartmayı göze almak demek.

Yani Hekimoğlu'yla çatışabilmek demek.

Sen bunu yapabilir misin?

Hekimoğlu'na hayır diyebilir misin?

Şu olsun.

Ya da yok, yok! Şu kalpli olan. Evet.

Teşekkürler.

Vallahi üzülmüyorum desem yalan söylemiş olurum.

Beni nasıl teselli edeceksin? Ocakbaşı?

Senden bahsetmiyorum. Mehmet Ali'yi diyorum.

O çocuğa şimdi kim bilir neler yapacaksın. Buyurun.

Ne yaşayacak canım! Belki de hiçbir şey yapmam.

Arayıp da bulamadığım şey. Sorumsuzluğun tadını çıkarırım.

Onu her gün yapıyorsun zaten doktor.

Sen laf ebeliğini bırak da kaç lira verdin, farkında mısın?

Kim bu şanslı kadın?

Karım Aslı.

Çikolatayı kime aldığını sormuyorum. Kiminle kırıştırdığını soruyorum.

Şaka yapıyor. Saçmalıyor.

Aklı başında hiçbir erkek bir çikolataya bu kadar para vermez.

Öyle mi? Ne yapar? Kendine gider, son model motosiklet mi alır?

-Hem de-- -Sakat olmasına rağmen.

Hayır, ben cimriliği sana daha çok yakıştırıyorum.

Teessüf ederim doktor. Ben cimri değilim.

Ben sağa sola gereksiz yere para dağıtmıyorum, o kadar.

-Ben kendimi seviyorum. -Öyle mi?

Normal insanlar duygularını ifade etmek için...

...karşısındakilere hediye alırlar. Bu normal bir şey.

-Hediye nedir, biliyor musun? -Nedir?

Hediye, suçluluk duygusunun paketlenmiş hâlidir.

Üzerine bir de kurdele takılmış hâli.

Suçluluk duygun ne kadar büyükse hediye de o kadar pahalı olur.

Yani yengemi ya aldatıyorsun ya da aldatma yolundasın.

Ben hayatımda bu kadar saçma bir şey duymadım.

Susma hakkımı kullanıyorum.

Konuşacaksın.

Selin bile konuştu. Döküldü.

Nasıl?

Kavga etmişler Meto'yla.

Sana ne ondan!

Bunlar evli insan. Önce kavga ederler, sonra barışırlar.

Hadi be!

Ben kavga edince direkt boşanırlar zannediyordum. Senden öyle öğrendim.

Sen ne düşünüyorsun? Boşanacaklarını mı düşünüyorsun?

Ben bir şey düşünmüyorum. Düşünmesi gereken sizlersiniz.

Evli çiftler!

Evli çiftler ya ne mutluyuz diye kendilerini aldatıyorlar...

...ya da birbirlerini. -Doktor, abartıyorsun.

Evli çiftler illa birbirlerini aldatmazlar.

Bence fena hâlde aldanıyorsun doktor.

Nereye gidiyorsun? Poliklinik bu tarafta.

Ah.

Küçük bir sebep olsa anlarım.

Büyük bir sebepten olsa onu da anlarım.

Biz yok yere kavga ediyoruz.

Site yönetimi...

...kapıya not bırakmış.

Saat sekizde çöpler toplanacaktır diye.

Yok efendim çöpleri saat sekizden önce mi koyacakmışız...

...ya da saat sekizde mi çıkaracağız gibi böyle saçma sapan bir sebepten.

Çöp!

Çöp.

Haklısın dedim...

...olmadı.

Konuyu kapatmaya çalıştım, sen beni ciddiye almıyorsun ki dedi.

Sen de onu ciddiye almamışsın.

Benden kendini uzaklaştırmak istiyor.

Belki de yanlış yorumluyorsun.

Olamaz mı?

Seni de mi yanlış yorumlamıştım?

En azından...

...bu sefer durumun farkındayım.

Acaba...

...sevdiğim insanları bu noktaya ben mi sürüklüyorum?

Bravo! Bildin!

Adın üstünde...

...sel gibisin.

Önüne gelen her şeyi yutuyorsun, sürükleyip götürüyorsun.

Sel-in!

Ee...

Cemil Bey, size birtakım sorular sormam gerekiyor.

Özel sorular.

Bizi birazcık yalnız bırakır mısınız?

İyi de ben babamın nesi olduğunu bilmek istiyorum.

Baba?

Benim kızımdan gizlim saklım yok. Buyurun, ne soracaksanız sorun.

Peki.

Biz cinsel yolla bulaşan bir hastalığınız olduğunu düşünüyoruz.

-Ne? -Ben? Mümkün değil Doktor Bey.

Özel olarak konuşmak istemediğinize emin misiniz?

Konuşacak bir şey yok çünkü o defterler bende çoktan kapandı.

Aslında...

...tahlillerde bununla ilgili bir şey çıkmadı ama--

Çıkmaz tabii çünkü öyle bir hastalığım yok.

Bakın, aklımıza gelen diğer hastalık alternatifleri...

...çok daha korkutucu.

Biz açıkçası bunu tercih ederiz çünkü tedavisi çok daha kolay.

Cemil Bey...

...eğer biriyle birlikte olduysanız...

...bunu bize söylemeniz gerekiyor.

Baba?

Boşandığımdan beri kimseyle birlikte olmadım.

Bunu size daha açık nasıl izah edebilirim?

-Hoppala! -Çok pardon hocam. Özür dilerim.

Muzo, onun dolusundan bana hemen bir tane getiriyorsun.

Hocam, başım gözüm üstüne ama beş dakika içerisinde...

...'online' olarak derse gireceğim.

-Ne olarak? -'Online' olarak hocam.

Vay be! Hey gidi Muzo, hey!

O zaman bari telefonu ver, dizi izleyeyim.

Hocam, derse 'online' olarak gireceğim ya, telefon şeysi...

Yazıklar olsun be!

İnek çıktın be! Muzo, vallahi inek çıktın!

Okulu bitirince sen artık yüzümüze de bakmazsın.

Hocam, dosya bu, hasta da içeride.

Bir de şey... Mehmet Ali Hoca sizi arıyordu da...

...geldiğinizi haber vereyim mi? -Sakın!

Ne dedin, hasta içeride. Yani tedavi edilmesi lazım, değil mi?

Görev beklemez. Sakın ha!

Sırt ağrısı.

Uykusuzluk.

Evet, başka?

Hocam, ben haftalardır uyuyamıyorum.

Hele dişlerimin ağrısından hiç uyuyamıyorum.

Bu arada dişçiye gittim. Çürük falan yokmuş. Hiçbir şey yok dedi.

Arada bir de başım ağrıyor.

-Haftalardır? -Evet hocam.

İştahım da çok açıldı. Sürekli bir şeyler yiyesim geliyor.

Bu sefer sabah uyanınca da midem bulanıyor.

Yani hiç iyi değilim.

Hocam, konuşmamız lazım. Aysel Hemşire söylemedi mi?

Söyledi de amirim, hasta beklediği için...

...ben önceliği hastaya verdim. Doktoruz ya, malum, görev aşkı!

-Hasta. -Doktor.

- Geçmiş olsun. - Teşekkür ederim.

Müsaadenizle.

Bekliyorum.

Evliyiz galiba?

Medyumluk var galiba?

-Parmağınızda yüzük var galiba? -Aa!

-Evliyim. -Doğum ne zaman?

Karımın hamile olduğunu nereden biliyorsunuz?

Medyumluk var galiba.

Galiba!

Yaşadığınız şeyin adı; Kuvat sendromu.

Efendim?

Kuvat sendromu. Karınız hamile.

Onun yaşadığı şeylere karşı aşırı duyarlılık gösteriyorsunuz.

Sempatik hamilelik.

Nasıl yani? Bunların hepsi benim kafamın içinde mi?

Hormonlarınızda.

Şu hayatta herkes birbirini aldatır. Hormonlarınız da sizi aldatıyor.

Hamilesiniz. Bayağı hamilesiniz.

İşin güzel tarafı kimsenin bundan haberi yok.

Dolayısıyla sabah akşam nasihat dinlemeyeceksiniz.

Hasta ilaçları almak istemiyor.

Ben ne isteyip ne istemediğini sormadım ki.

İlaçları alması gerekiyor. Öyle konuşmamış mıydık amirim?

Adam bir seneden uzun süredir kimseyle birlikte olmamış.

Allah Allah!

Yalan mı söylüyor acaba?

Lenfoma tedavisine başlamalıyız.

Orhan Hoca'm!

Orhan Hoca'm!

-Hocam. -Hemşire Hanım, kusura bakmayın...

...hoş sohbetinizi bölmek zorundayım. Orhan Hoca'ma bir şey soracaktım.

Kolay gelsin.

Diyorum ki sağlıklı bir erkek...

...ne kadar süre dayanabilir?

Peki, sen bir insanı rahatsız etmeden ne kadar süre dayanabiliyorsun?

Şaka yapmıyorum, gerçekten. Bir hafta mı, bir ay mı? Ne kadar süre?

Bırak şimdi, ben senin ne demek istediğini anladım.

Son kez söylüyorum, öyle bir şey yok. Tamam mı?

Ben aldatıyorsun dedim mi? Ben şimdi...

...karını aldattın dedim mi, demedim mi?

Saçmalıyor. Sen onu dinleme. Saçmalama.

En azından bu sohbette demedim. Biz şimdi hasta hakkında konuşuyoruz.

Lenfoma tedavisine başlamalıyız.

Olur.

Komutan sensin. Sorumluluk sende. Hatalar da senin. Olabilir.

Peki, bir sorum var.

Hastaya cinsel hayatını sorduğunda kızı odada mıydı?

Odadaydı. Baş başa konuşalım dedim ama istemediler.

Hocam, hasta çok netti.

Ayrıca adam...

...yaşlı.

Yaşlı. Ölü değil.

Yaşlı insanların da özel hayatları vardır Memoli.

Ve bu hayatın ayrıntılarını çocuklarının yanında konuşmak istemezler.

Şimdi, birazdan kızı yemeğe gidecek.

Sana haber... Hah!

Neymiş? Sana haber verecekler.

Sen de bana haber vereceksin diyecektim.

İyi insan lafının üstüne.

Gideyim de şu ilaçlarını vereyim. Olur mu?

İğneci geldi.

Selam.

Ben Doktor Ateş Hekimoğlu.

Duyduğuma göre seks yaptığınızı kabul etmektense...

...acıdan kıvranmayı tercih ediyormuşsunuz.

Şimdi ben sorumlu doktorunuz olarak...

...bunu bizzat bir de sizden duymak istiyorum.

Acı çekmek mi istiyorsunuz?

Sorumlu doktorum Mehmet Ali Bey değil miydi?

Bizim hastane böyle işte.

Hastalarımıza karşı aşırı sorumlu davranıyoruz.

Şimdi lütfen siz de sorumlu bir hasta olun.

Ve bize gerçeği söyleyin.

Son günlerde biriyle...

...birlikte oldunuz mu?

Yani böyle bir lakırdıyı kızımın yanında nasıl ederdim?

Tabii canım.

Minnacık kız. Kaç yaşındaydı? 22? 23?

Annesiyle birlikte oldum.

Yok artık.

Annesiyle? Olacak iş değil!

Cık, cık, cık.

Haberi vardır herhâlde kızınızın, annesiyle birlikte olduğunuzdan.

Yoksa leyleklere falan mı inanıyor?

Eşim beni aldattı.

Ve ben onu affettim.

Kızım, annesine kızgın.

Ve benim aptal olduğumu düşünüyor.

Şimdi tekrar görüştüğümüzü öğrenirse mahveder beni.

Gurur duyun bence. Akıllı bir kız.

Dönelim.

Bu yaşa kadar bir kez olsun âşık olmuşsunuzdur herhâlde Doktor Bey.

Aşk?

O... Neydi o? Şu...

İnsanın nabzını yükselten, midesini hoplatan, kelebekler falan.

Oydu, değil mi?

Sıyıralım.

Şimdi size bir antibiyotik kokteyl yapacağım. Derin nefes.

Dünya durumu yeni atlatıyor.

Annesiyle tekrar görüştüğümü öğrenirse ve...

...hastalığın oradan geçtiğini anlarsa...

İnsan birlikte bunca yıl geçirince bir sürü ortak arkadaşları oluyor.

Hep beraber bir piknik yapalım demişler. Eski eşimi de çağırmışlar.

Beni de çağırdılar.

Gittim tabii. Hatta köyden peynir falan bir şeyler gelmişti. Onları da götürdüm.

-Oh! -Akşamüstü de eşimi...

...evine bıraktım.

Geç otur beş dakika dedi.

Beş dakika oldu 15 dakika.

Bir saat? Ha?

- Tamam. - Neyse.

Kızım, aşkın insana aptalca şeyler yaptırdığını düşünüyor.

Haksız sayılmaz. Baksana hâlinize.

Kızım daha çok genç. Bilmiyor.

İnsan, gerçek bir aşk yaşamak istiyorsa...

...aptal durumuna düşmeyi göze almalı.

Baba? Her şey yolunda mı?

Yakışıklı adam. Bir pikniğe gitmiş. Orada güzel bir hanımefendiyle tanışmış.

Sonra olanlar olmuş.

Kim o baba? Ben tanıyor muyum?

Tanıyor mu?

-Baba! -Acil arabası!

- Baba! - Hemşire!

- Baba, iyi misin? - Çabuk!

Çekil.

Entübe.

40 miligram furosemid verin ve kürarize edin hemen.

Hemen hazırlıyorum.

Bu yolla bulaşan bir hastalık bunu yapar mı?

Hayır.

O zaman nesi var babamın?

Bilmiyorum.

Akciğer ödemi gelişmiş ancak zorlu diürezle çözebildik.

Ama sorun akciğerinde değil.

Mitral kapağında obstrüksiyona yol açan vejetasyonlar var.

Şimdi cinsel yolla bulaşan bir hastalık değil bu.

Lenfoma da bu kadar hızlı gitmez.

O zaman ne?

Kalbine, beynine...

...ve testislerine saldıran bir hastalık. Ne?

Olay yeri inceleme. Hadi bakalım, gelsin.

Psittakoz olabilir.

Kültürde klamidya üremedi.

Streptokok viridans.

Kalbi tutmuş olabilir.

Üreme sistemini tutmaz.

Ya belki de her şey birbiriyle ilişkili değildir.

Adam sonuçta 65 yaşında.

Birbirinden bağımsız olarak iflas eden birden fazla organı olabilir.

Bir erkeğin...

...kalbine giden yol, midesinden geçer.

Hocam, reflüsü yıllardır varmış. İlişkili olamaz.

Ama midesinden geçen başka şeyler...

...ilişkili olabilir.

Nasıl yani?

Artık buna gerek yok. Sorun akciğerlerinde değil.

Kalbinde.

Şimdi...

...anlat bakalım şu memleketten gelen peyniri.

Nasıl? Güzel miydi? Koyun peyniri miydi?

-Evet. -Yumuşak mıydı?

- Evet. - Tadı? Tadı nasıldı? Garip miydi?

Yok...

Ben severim taze peyniri.

O zaman bir de şunun tadına bakalım.

Benziyor muydu buna?

Benziyor, neden?

Bu bildiğin kaşar peyniri. Üzerine sadece biraz bakteri ekledim.

Bir dakika. Babama bakteri mi yedirdiniz?

Benim yedirmeme gerek yok canım. Bakteriler her yerde.

Hele ki memleketten gelen...

...çiğ sütle yapılmış koyun peynirlerinde...

...eğer ki süt iyi kaynatılmadıysa...

...bu bakteriler bruselloza neden olur.

Ta memleketten kalkıp gelir, adamı hasta ederler.

Şimdi...

...size rifampisin ve doksisiklin başlayacağım.

İyi de...

...piknikte hepimiz yedik benim peyniri.

Kimse hastalanmadı.

Kimse hastalanmadı...

...çünkü...

...normal insanların midesinde o kadar çok asit vardır ki...

...dışarıdan gelen bruselloza neden olan bakteriler...

...o asitte cehennem ateşine düşmüş gibi yanarlar.

Ama sizde reflü vardı. Aldığınız ilaçlar mide asidini azalttı.

Dolayısıyla memleketten gelen bakteriler...

...sindirim siteminizde zil takıp oynadılar.

Bu hastanede bir katil dolaşıyor.

Artık bundan yüzde 100 eminim aşkım.

Ama ben çok korkarım katillerden.

Korkma sakın. Ben yanındayım.

Seni korurum. Sonuçta doktorum.

- Hocam, bir şey soracağım. - Evet, doğru.

Sen doktorsun.

İçim rahatladı şimdi. Katil bana hiçbir şey yapamaz.

Yapsa bile benim doktorum yanımda.

Bana hemen müdahale eder.

Hocam, bir şey soracağım.

Yalnız bir dakika. Ya bana bir şey olursa?

O zaman kim müdahale edecek?

Sana bir şey olmaz.

Çünkü doktorsun.

Ve hastan ben olduğuma göre...

...bana bir şey olabilir.

Dikkatinizi çektiysem...

Polikliniğe gelen bütün hastalardan...

...MR istemişsiniz.

Hastaneyi batırmak istiyorsunuz herhâlde.

Cık. Ne münasebet canım!

Çok titiz bir patronum var.

Yakalanırım.

Tüm hastaların bana ihtiyacı var.

Ama...

...iptal etmeden önce...

...hepsinin üzerinden teker teker geç.

Çünkü içlerinden bir hastanın gerçekten MR'a ihtiyacı var.

Olmaz şimdi.

Ya aşkımız bu katil yüzünden son bulursa?

Bu katil, aşkımızı öldürürse?

O zaman ne olacak?

Bizim aşkımız katilleri katleder.

Ya katilleri katledemezse?

Hocam, ne istiyorsunuz?

Ha?

İstifa mı edeyim?

Oturup ağlayayım mı? Ne istiyorsunuz benden?

Unutmamanı istiyorum.

Kim olduğunu unutmamanı.

Çünkü en güzel hasta benim.

Benim asistanım olduğunu...

...elemanım olduğunu...

Hastalık hastası hastam benim.

Ayıptır söylemesi, kölem olduğunu.

Ama aşk olsun Doktor Bey.

O ne demek şimdi?

Doktor Bey mi?

Unutmak derken, bak, ben unuttum be.

Bir de sana diyorum.

Hafızam, ah... Dur bakayım, dur, dur, dur.

Ah, ah, ah! Nasıl unuttuk?

Görüyor musun?

SGK dökümleri.

Klinik kayıtları.

Epikrizler.

Bir senelik!

Bak, bir senedir...

...şunları halledeceğim.

Unutuyorum. Görüyor musun?

İyi oldu be aklıma getirdiğin.

Bu gece başlayalım o zaman. Şunları bitirelim.

Bak, yine unuttum.

İmza yetkim yok ki benim.

Hiçbir şey yapamam. Bunları ancak sen bitirebilirsin.

Hı? Al bakalım şöyle.

Kolay gelsin.

Ben pes etmem.

Ben de.

Son üç maçtır, futbol turnuvamızda Orhan Hoca'nıza yeniliyorum.

Bu akşam ben yeneceğim.

Benim akşamım olacak bu akşam. Pes etmeyeceğim.

İlham verdin bana.

İzninle.

Ee, pardon.

Hastaya antibiyotik verecektiniz.

Hallettim komutanım.

Gerisi Emre Onbaşı'yla Zeynep Onbaşı'da.

Benim mesai 'finito'.

Kolay gelsin.

SGK dökümleri, poliklinik kayıtları...

...hepsi kontrol edildi ve imzalandı.

Yalnız dağ gibi epikriz var.

-Daha oraya başlayamadım. -Hiç sorun değil.

Ya bu kadarı bile mucize.

Mehmet Ali, çok teşekkür ederim.

Hekimoğlu'na işkence olsun diye mi beni şef yaptınız?

Yoo.

Hmm.

Ama galiba o sana işkence ediyor. Öyle mi?

Biraz öyle.

İpek Hanım...

...başka birini bulun.

Ne bileyim... Dışarıdan birini.

Hayatta olmaz.

Yapamam böyle bir şey.

Altı yıldır ilk defa departmanda neler olup bittiğinden haberim var.

Evraklar sorunsuz.

Bu yüzden hiçbir yere gidemezsin.

Bu angaryaların hepsini yaptım çünkü...

...Hekimoğlu pes etmediğimi görsün istiyorum.

Tamam. Harika.

Yani herkes istediği sonuca ulaşmış demektir.

Değil mi? Yani mesela Ateş de...

...o deli bilim adamı rolünü oynarken...

...her yerde işler yolunda gidiyor.

Anlaşıldı.

Kabak üç hafta daha benim başıma patlayacak.

Belki de daha uzun.

Mehmet Ali...

...bu pozisyon...

...geçici olmasaydı mesela.

İlgilenir miydin? Hı?

Doktor, yanılıyor olabilir misin?

Yanılmıyorum doktor.

Bir ayağında çizgili çorap var, diğerinde düz.

Yani... Yani karanlıkta uyandın.

Yani...

...yengemi uyandırmak istemedin.

Neden?

Çünkü aranız bozuk. Çünkü onu aldattın.

Ama beni aldatamazsın. Devam et.

Doktor, ben sana hastayı soruyorum. Sen ne anlatıyorsun ya?

Bruselloz konusunda yanılıyor olabilir misin diyorum. Hey, hey!

Hey dayı hey!

Değiştir bakalım konuları. Hey!

Yemezler, hadi.

İyi hadi, o konuda da yanılmıyorum.

Bütün semptomları koydum alt alta.

Topladım, eşittir mis gibi peynir çıktı.

Taze köy peyniri.

Sonuçlar gelmeden emin olma bence.

1-1, berabere.

Sonuçlar gelmeden her şey belli olacak zaten. Merak etme.

Eğer yanılıyorsam...

...brusella değilse...

...o zaman durumu kötüye gidecek.

Ve yavaş yavaş ölecek.

Yok, eğer haklıysam, zamanında yakaladıysak iyileşecek.

Yok, eğer haklıysam ve zamanında yakalayamadıysak...

...tanı koymakta geç kaldıysak...

...o zaman eli kulağındadır.

Birazdan zaten...

Kardiyak arrest. Hadi, hadi.

Sıra sende.

Hazır.

Yükselt, 300!

Hazır.

Yükselt, 350!

Hazır.

Adrenalin! Çabuk! Çabuk!

Yengeye söyleyecek misin?

Neyi söyleyeceğim ya?

Brusella meselesini.

Yahu yok benim söyleyecek bir şeyim arkadaşım. Allah Allah!

Ha ama bak, şeyi söyleyebilirim, benim bir ilişkim olduğundan...

...şüphelendiğini söyleyebilirim Aslı'ya.

Senden zaten hoşlanmıyordu.

İyice nefret eder.

Söyle, selamımı da söyle. Yengem sever beni.

Ha, sen öyle san.

Evet. Ah!

Aa!

Doktor.

İtiraf edeceksin.

Çünkü ferahlamak, rahatlamak istiyorsun ama rahatlayamayacaksın.

Kendini benim kanepede bulacaksın.

Üzerinde battaniye.

Çizgili çorap dışarı çıkmış. Hadi.

Aşırı sinirlerimi bozuyorsun ha.

Oğlum, yok benim itiraf edecek bir şeyim ya.

Hadi doktor, hadi.

Niye o zaman benimle gecenin bir vakti burada futbol oynuyorsun?

Seni yenmek hoşuma gidiyor. Allah Allah!

Ayrıca nasıl bir mantık bu ya?

Birisi evine gitmiyorsa karısını aldatır demek midir?

Bu kadar basit mi? Bu kadar mı? Bu mu yani?

Aynen bu doktor. Suçluluk duygusu.

Hatırlıyorsun, değil mi? Hediye paketi, kurdele falan. Çikolata.

Suçluluk duygusu saat gibidir, tıkır tıkır işler.

Selin de evine gitmiyor çünkü kendisini aldattığı için suçluluk duyuyor.

Bir dakika, bir dakika. Sen Selin mi dedin?

Bir dakika! He! Ne oldu, kulakları diktin?

Selin dedim.

Metin'i terk edecek herhâlde.

Neden?

Kavga etmişler dedim ya.

-Ee? -Ee, işte detayları aldım.

-Dertleştik biraz. -Dertleştiniz mi?

Uyduruyorsun ya.

Bence gayet ciddiydi Selin.

Göz bebekleri falan büyümüştü.

Hadi.

Hadi.

Hocam, hasta kardiak arrest geçirdi.

Kalbi sinüs ritmine geri döndü ama çok hasar görmüş durumda.

Bruselloz tanısı doğruydu ama geç yakaladık.

Kalp kapağındaki vejetasyonlar koparak koroner arterine gitti...

...ve kalp krizine sebep oldu.

Kalbin pompalama gücü yarı yarıya düştü.

Böyle giderse bir haftaya kaybederiz.

Bunun dışında durumu nasıl?

Amirim, basit bir soru sordum.

Hastanın beyni, testisleri, akciğerleri...

...bademcikleri, geri kalan her şeyi ne durumda?

Beyninde bir sorun yok şimdilik.

Genitoüriner sistem ve böbrek fonksiyonları da gayet iyi.

Güzel.

O zaman ihtiyacı olan tek şey...

...bir kalp.

Onu bulduk mu hastayı taburcu ettik demektir.

Hadi, kalpsizlik etmeyin.

Bana bir kalp bulun.

Evet, tam tahmin ettiğim gibi.

Ne tam tahmin ettiğin gibi?

Hâlâ eve gitmemişsin.

Çünkü evde işler yolunda değil.

Metin'den kaçıyorsun, değil mi?

Ben tahmin edeyim. Sen Ateş'le konuşmuşsun.

Çocuk gibi.

Anlatmasa olmaz, değil mi?

Selin, bunları sizin konuşmanız normal mi sence?

İnanamıyorum size ya.

Sen seneler evvel arkanı dönüp gittiğinde...

...Ateş'in parçalarını yerden ben topladım.

-Abartıyorsun. -Hiç abartmıyorum.

Aksine, sana çok yumuşatarak söylüyorum.

Biz sadece dertleşiyorduk Orhan. Ne var bunda?

Dertleşiyordunuz.

Yapma Allah aşkına ya.

Bu öyle basit bir dertleşme değil.

Beni kandıramazsınız, tamam mı?

Ateşle oynuyorsun Selin.

Oynuyorsun. Her iki manada da hem de.

Galiba o benimle oynuyor.

Olabilir.

Ama bu, sonucu değiştirmiyor.

Bak, size söylüyorum, yanlış yoldasınız.

Ve işin kötü tarafı, bu sefer üzülecek olan sadece siz ikiniz değilsiniz.

Merak etme, Metin'i yarı yolda bırakmam ben.

Umarım.

Çünkü Ateş'i bırakmıştın.

Of!

Senden önce, yani seni tanımadan önce...

...başka biri vardı hayatımda.

- Aa! - Ya.

O başka biri, tekrar çıktı karşıma.

Nasıl? Nerede, ne zaman?

Hocam, saygılar. Çayınızı getirdim.

Eyvallah Muzo.

Gelsin bakalım tavşankanı.

-Eyvallah Muzo. -Buyurun hocam.

Dur.

-Buyurun hocam. -Yardım.

Öğrenci adamsın. Bilgisayardan çakman lazım.

Şimdi...

...şu kâğıdı bana...

...basacaksın.

-Az çok anlarım hocam. -Hadi bakalım.

O da senin gibi hasta.

Ölüyorum! Çok hastayım. Başım dönüyor. Tansiyonlarım yükseldi.

Ses çıktı hocam.

Sakin ol. Leyla, Leyla, Leyla!

Sen var ya sen, yarın üniversiteyi bitirirsin...

...bizi asistan yaparsın vallahi.

Estağfurullah hocam. Teveccühünüz.

Al bakalım. Okulunu vereyim sana. Şimdi zil çaldı.

Dersler başlar.

Ha!

Hocam, geçen gün Aysel'imle 'selfie' çektik de.

Ulan Muzo, sen var ya sen...

O mertebeye geldi yani ilişki, 'selfie' mertebesine?

Geldi, gidiyor hatta hocam.

Geçen gün bana dertlerini anlattı.

Dertleştik.

İnsan derdini kime anlatır? Kıymetini bilene.

Öyle değil mi hocam?

Vallahi bir elektrik var sanki arada.

Evet hocam, var.

İnşallah.

Al bakalım. Dikkat et, çarpmasın elektrik.

Tabii ki hocam.

Hocam, yavaşsınız, değiştireyim mi öbürünü?

Lafa tutuyorsun vır vır, vır vır. Ne zaman içeceğim? Hadi.

-Hemen hocam. -Sıcağından getirirsin sen.

Hemen.

Yani ben konseyin böyle bir şeye onay vereceğini hiç zannetmiyorum Zeynep.

Ateş Hoca bence boşuna uğraşıyor.

Gerekeni yapıyor.

Hasta için yapılabilecek tek şey bu şu an.

-Şeker? -At iki tane.

Bir de zaman dar. Bu kadar kısa sürede kalp bulmak, ne bileyim...

...zor iş.

Poğaçalar nerede?

Nerede? Ben, sen alacaksın zannediyordum.

Ben mi alacaktım? Bende miydi sıra?

Yani benim sıram değil, onu biliyorum.

Üf!

Günaydın.

-Hmm! -İşte bu!

-Sıra bendeydi. -Eyvallah.

Görüyor musun, havalara girip geleneği bozmamış patroncuğum.

Peki, Ateş Hoca'dan sonra gelmesine ne diyorsun?

Olacak o kadar yani Zeynep. Adam patronluğun sefasını sürmesin mi?

Hekimoğlu nerede?

Nerede derken? Konsey toplantısı daha bitmedi.

Ne konseyi?

Senin imzaladığın raporla konseyde şu an.

Ne raporu, anlamadım? Ben rapor falan imzalamadım.

Hastamız Cemil Bey, ideal bir aday.

Sigara yok, alkol yok.

Az.

Toksikoloji raporu temiz.

Devam eden kültürlerinde brusella üremesi yok.

Hasta 66 yaşında.

Allah Allah! 65 dedi bana.

Yalancıya bak, yalancıya. Sağlıklı ama yalancı.

-Herkes yalan söyler. -Ateş Bey...

...siz de çok iyi biliyorsunuz ki hastaların yaşlarıyla...

...kalp nakli başarı oranı arasında ters bir ilişki vardır.

Ama bu hastanın sağlığı mükemmel.

23 yaşında bacağını kırmış, hastaneye yatmış.

O gün bugündür bir daha hastaneye yattığı falan yok.

22 de olabilir. Yalancı ya, o yüzden emin olamadım.

Peki, bu hastanın ameliyattan sağ çıkarsa tabii...

...sizce önünde ne kadar bir ömrü olur?

Beş yıl? On yıl?

Şanslıysa 20 yıl?

Yaşlı insanların hayatını kurtarmaya değmez diyorsunuz.

Nakil için kalp bulmakta zorlanıyoruz diyoruz.

Ve biliyorsunuz ki bazı kriterler var Ateş Hoca'm, yani--

Kriterler var, değil mi? Mesela kadınlar.

Kadınlar mesela istatistiklere göre...

...daha uzun yaşıyorlar. Önceliği onlara vermeliyiz.

Gençler, bence en güzel kalpler gençlere gitmeli.

Adam 66 yaşında, zaten yaşamış yaşayacağını.

Daha ne yaşayacak canım ha?

Bu kararınızı bana yazılı olarak da verirseniz...

...şimdi hastam soracak, bir açıklama lazım. Gösteririm.

Ateş Bey, sizin hastanızın bir hayatı olmuş.

Ailesi, çoluğu çocuğu. Ama hasta nakil listesinde bekleyen...

...belki de bunları yaşayamayacak bir sürü genç var.

Yaş kaç?

Yani ne zaman gözden çıkarabiliriz sizi diye.

Ateş Bey, çok teşekkür ederiz. Çıkabilirsiniz artık.

Başka kimsenin sorusu yoksa...

...gizli karar oturumuna geçebiliriz diyorum.

Gizli gizli.

Kalpsizlik etmeyin.

Fındık tanem, yoruldun mu?

Babam, daha iyi misin? Uyumak iyi geldi mi?

Uyku iyidir kızım.

Ruhu da zihni de tazeler.

Hadi sen de uyu biraz. Bak, rengin solmuş.

Yok, ben iyiyim.

Beni düşünme sen.

Canım...

...doğduğundan beri...

...burası da burası da sana-- -Babam, yorma kendini.

Babalık son nefese kadar kızım.

Analık da tabii.

Bir fırsat versen.

Gerek yok.

Deme öyle, kestirip atma.

Anne o senin.

-Bana bir şey olursa-- -Olmayacak baba.

Olmayacak.

Getirme aklına böyle şeyler, ne olur.

Nasıl geldiysek öyle çıkıp gideceğiz buradan.

Birlikte döneceğiz evimize.

Nasıl yaparsınız böyle bir şeyi?

-Ne yapmışım? -Benim imzamı nasıl atarsınız?

Kaldı ki ben zaten imzalayacaktım onu.

İyi o zaman, neden kızıyorsun?

Birazcık saygı istiyorum.

İnsan olarak.

Mehmet Ali Hoca'm...

...sana saygı duyuyorum.

Ama sen de şunu kabul et.

Sağlam bir ikili olduk ha?

Maalesef haberler iyi değil.

-Organ naklini kabul etmediler. -Evet.

Babacığım, iyi misin? Birini çağırayım mı?

Yok, iyiyim kızım.

-Telefonum oralarda mı? -Bende.

Birini mi arayacaksın? Söyle bana, ben arayayım.

Kimi arayacağız baba?

Annemi mi?

Yok canım.

Öyle bir vakit geçsin diye bakayım dedim.

Yoruldum bile, istemem.

Hayır, tamam babacığım, yorulma.

Tamam, ben şimdi sana haber okuyayım. Hı?

- Oku bakalım. - Sen seversin.

Trabzonspor, Avrupa şampiyonu olma yolundaymış.

Bugün olmasa bile bir gün cepte o.

Bakalım.

Kedi üç gün miyavlayıp, sahibinin hayatını kurtarmış.

Uyduruyorsun.

Sen de mızıkçılık ediyorsun.

Diğerine karşı çıkmadın. Bu daha gerçekçi bir kere.

Kedi alalım diye uyduruyorsun, yemezler.

Cemil Bey, çok üzgünüm ama kuruldan hayır kararı çıktı.

Peki...

...bu durumda ne kadar vaktim var Doktor Bey?

Yaklaşık olarak...

...bir hafta.

Hastanı nakil listesine almamışlar.

Üzüldüm.

Hastam da üzülüyor...

...kalbinde sorun var diye.

Üzülemiyor zannedilmesin.

Biliyorsun, değil mi? Duygusal tepkilerimizi...

...kalbimizden ziyade beynimizin içinde...

...badem büyüklüğünde olan amigdalaya borçluyuz.

Gerçi...

...beynin de ömrü bir yere kadar.

-Bunu herkes yapamaz. -Neyi?

Duygularını mantıkla bastırmayı.

Yani herkes yapmak ister de başaramaz.

Sen söz ustasısın.

Ne yapacaksın, doğuştan.

Ben doğduğumda...

...söylemiş miydim bilmiyorum, ağlamamışım.

Annemim gözlerinin içine pis pis bakmışım.

Biz neyiz?

Biz ne yapıyoruz Ateş? Yani...

...bunun nereye gittiğinin farkındasın, değil mi?

Bu ilişki bizde bağımlılık yapıyor.

Bu şey gibi...

...acı biber turşusu gibi.

Gözünden yaşlar gele gele yemeye devam edersin ya...

...öyle bir şey.

Sen insanı gıcık ediyorsun.

İnsanın üstüne üstüne geliyorsun.

Bayağı yıpratıyorsun insanı.

Ama yine de ayrı kalınca...

...özlüyor insan seni.

Mecaz, hı?

Turşu?

Sen normalde mecaz yapmazsın ama hayırdır?

Ya ne istediğini bulmaya çalışıyorsun...

...ya da ne istediğini çok iyi biliyorsun.

Senin kafan hiç susmuyor, değil mi? Yani hep böyle.

İnsan nasıl özler bu kafayı?

Özlüyor işte.

Ben özlüyorum seni.

Yağmur geliyor galiba.

Benim de gitmem lazım.

Uçağa yetişeceğim.

-Nereye? -İzmir'e, bir duruşma için.

İyi yolculuklar.

Gitmişken valide hanımla peder beye de uğrarsın herhâlde?

Selam söyleyeceksen tutma kendini.

Boş ver, şimdi ortamı germeyelim. Gerek yok.

Metin bizimkileri aramış.

"İstanbul bizi tüketiyor...

...şehrimize dönelim istiyorum." demiş.

- Ve onlar da-- - Ne demişler?

"Aman evladım, gelin." mi demişler?

Yoksa "Siz bilirsiniz." mi demişler?

Ne demişler?

Oradan bir şey ister misin?

Aa, sen çıkmadın mı daha?

Yok, bir sonraki biletle değiştirdim.

Halletmem gereken işler var.

Yeni dava dosyalarına falan bakmam lazım.

Tabii, Ateş'e açılan davalar bitmez çünkü.

Benim sana bir şey sormam lazım İpek.

Tamam.

Ateş, benden ayrıldıktan sonra nasıldı?

Her zamanki Ateş işte.

Bencil, düşüncesiz, baş belası.

Sence...

...doğru dürüst bir ilişki yaşamaya hazır mı?

Aranızda bir şey mi geçti?

Yok, hiçbir şey.

Bilmiyorum.

Selin, Ateş değişmedi.

O hâlâ ayrılmaya karar verdiğin adam.

Aynı yerde duruyor.

Ama belki bu İzmir yolculuğu sana iyi gelebilir.

Yani sonuçta her şeyden uzakta bir gün geçireceksin...

...ve doğru bir karar verebilirsin diye düşünüyorum.

Ama istersen dönüşte tekrar konuşuruz.

Beni ne kadar deli ettiğini tabii ki hatırlıyorum.

Ne kadar çok eğlendiğimizi de.

Teşekkür ederim.

Rica ederim. İyi uçuşlar.

Hocam.

Kurulun kararına itiraz eden bir dilekçe yazdım.

Size karşı olan olumsuz hislerinin...

...verdikleri kararı etkilediğini iddia ediyorum.

İmzalar mısınız?

Kurul doğru karar verdi.

Ama kuruldaki üyelerle tartıştığınızı söylediniz bana.

Çünkü hastamın hakkını savunuyordum.

O zaman şimdi neden imzalıyorsunuz?

Hastamın hakkını savunuyorum.

Bugün bu hastanede ölen herkesin...

...dosyasını topla, getir bana.

Peki, dilekçe işe yarayacak mı sizce?

Ben biraz hava alacağım.

Merhaba Beste, Zeynep ben.

Bu beyin cerrahlarının ameliyatı bitti mi?

Yok, bel fıtığı olanı bahsetmiyorum.

Dokuzuncu kattan, inşaattan düşen hasta...

...beyin kanaması olan.

Anladım, tamam.

Deniz Hoca'nın çok ümitli olmadığı bir hasta vardı, o?

Anladım, tamamdır. Ben o zaman senden haber bekleyeyim.

Tamam. Senin az önce söylediğin?

O, daha başlamadı ameliyatı.

Bittiğinde bana haber verebilir misin?

Evet, tamamdır. Senden haber bekliyorum.

İpek Hanım, epey sıkıntılı saatler bekliyor bizi.

Öyle mi?

Ateş Hoca konseyden evet çıkmayacağını biliyordu...

...başka bir çare düşündü bile.

Birini öldürüp, kalbini mi çıkaracak?

Potansiyel kalp bakıyor şu anda.

Ölen hastaları mı takibe alacak diyorsun?

Aldı bile. Zeynep şu anda bütün kritik ameliyatları takip ediyor.

Ben hastalardan çok hasta yakınlarından korkuyorum.

Çünkü Hekimoğlu'nun kendince girişimleri olacak.

Bu da hastaneye manevi tazminat davası olarak geri dönecek.

Yanlış bir şey yapmasını engellemek senin işin, biliyorsun.

O yüzden geldim zaten, teyit almak için.

Mehmet Ali...

...işinin devamlılığı konusunda düşündün mü?

Hemen cevap vermek zorunda değilsin.

Yani biraz daha düşünebilirsin.

Ama mutlaka düşün derim.

Aklımda.

Zeynep, hoşuna gitse de gitmese de...

...şu anda bizim patronumuz Mehmet Ali.

Aksini iddia etmiyorum zaten.

O yüzden mi Hekimoğlu hâlâ patronmuş gibi davranıyorsun?

Ne alaka?

Ne bileyim, donör bulmasına yardım etmeler falan.

Efendim Beste?

Tamam, teşekkür ederim. Geçmiş olsun.

Teşekkürler, sağ ol.

Ben Hekimoğlu patron diye yapmıyorum bunu.

Doğru olduğuna inandığım için yapıyorum.

Mehmet Ali donör arıyor olsaydı, ona da yardım ederdim.

Hekimoğlu karşı çıkıyor olsaydı, o zaman ne olacaktı?

Yine ederdim.

Hasta için doğru olduğuna inanmam yeter çünkü.

-Şuranda bir şey var. -Ne?

Bir şey var, elini uzat, göreceksin.

-Ne? Al! -Tam orada bak.

Kanatların çıkıyor sanki Zeynep.

Çok komik, ne kadar komiksin ya!

Ayrıca benim bu yaptığım şeyin...

...Mehmet Ali'nin patronluğuna aykırı bir tarafı da yok bence.

Hekimoğlu'nun çakma imzasını saymazsak evet, yok.

Bu o kadar büyütülecek bir şey değil.

O yetki sonuçta Hekimoğlu'nundu.

Bundan birkaç hafta sonra yine onun olacak.

Mehmet Ali'ninki geçici bir görev sonuçta.

Ondan o kadar emin olma bence.

Ne demek şimdi bu?

Mehmet Ali o koltuğa dişini tırnağını geçirdi mi...

...zor bırakır demek.

Ateş Hoca ona o kadar kolay pabuç bırakmaz.

Dedin sen, ben de diyorum ki bekleyelim ve görelim.

Merhaba, acil servis sekreterliği mi?

Son bir saat içinde gelen hastalarda...

...beyin ölümü olabilecek hasta var mı acaba?

Evet, bir saniye.

Evet, evet.

Orhan Hoca'm.

Abi, seninle bir şey konuşmak istiyorum.

Gel, lütfen.

- İyi misin? - İyiyim.

İyiyim.

Sence Ateş Hoca'nın...

...beni patron olarak ciddiye alma şansı var mı?

Nereden çıktı bu? İpek mi bir şey söyledi?

İpek Hanım şefliğimin kalıcı olabileceğini söyledi.

Yani eğer ben devam etmek istersem.

Vallahi hocam...

...dünyanın en zor vazifesini üstlenmiş olursun.

Kök söktürür sana diyorsun, doğru.

Hayır, burnundan fitil fitil getirir diyorum.

Ama madem bu göreve talipsin...

...bence dene ve gör.

Madem kralı devirmek istiyorsun...

...kılıcını bileyle, savaşa başla.

Benim böyle hani...

...bıçak bileyeyim de savaşayım diye bir derdim yok.

Ben beraber çalışabileceğimiz...

...bir formül arıyorum sadece.

Bu imkânsız.

Biliyorsun, değil mi?

Aramızda, değil mi?

Gel.

Gel, gel. Kahve?

Tabii, söyle lütfen.

Bir sade kahve lütfen.

Şimdi de neler karıştırıyorsun, onu söyle bakalım.

-Nasıl? -Ne nasıl?

Mehmet Ali'ye şeflik teklif ettiğini duymuştum...

...ama ihtimal vermemiştim.

Fakat şimdi haberin kaynağına geldim.

Doğru duymuşsun.

Yani işler ilk defa yıllardır böyle tıkır tıkır yürüyor.

Bir idareci olarak da...

...benim bunun devamlılığını istemem normal değil mi?

Değil. Bir idareci olarak...

...senin çalışanlarının sağlığını gözetmek önceliğin.

Tamam mı? Mehmet Ali eğer şef olursa...

...Ateş onu çiğ çiğ yer. Yapma şunu.

Allah Allah, ne oluyor?

Yani Ateş şefken ve beni tüketirken...

...hiçbir şey söylemiyordun. Sana yazık falan diye.

Yapma Allah aşkına İpek. Mehmet Ali'yle sen bir misin?

Onlar bütün gün dip dibe çalışıyorlar.

O çocuğu ziyan eder, yapma diyorum sana.

Abartıyorsun.

Derdim ama kesinlikle haklısın.

Gerçi bu aralar biraz kafası karışık.

-Selin. -Selin.

Selin'e taktı kafayı.

Daha da beter olacak, göreceksin.

Acaba diyorum bu vakaya sarılmasının sebebi de bu mu?

Bilmiyorum. Ama daha önce hiç kadavra peşine düşmemişti.

Belki. Adam bizim gibi düşünmüyor ki.

Sürekli ters kafası, sürekli ters.

Peki, bu ters kafa...

...Selin'e gidip "Kocanı bırak, beni seç." der mi?

Ya da Selin, gerisin geriye kocasına koşup...

...bu adam da bize sarar mı?

Orhan, ne yapıyoruz biz ya?

Tamam, git. Delirdik iyice gerçekten.

Burada milyonlarca işimiz var...

...biz kalkmışız kocaman adam ne yapacak...

...ne edecek falan diye karalar bağlıyoruz.

Yok artık. Duydun mu?

Bak, bu neyin sesi, biliyor musun?

"İpekciğim, Ateş'ten daha önemli işlerin de var senin"in sesi.

Alo? Tamam, ben hallederim.

Poliklinik yine...

...sıkışmış.

- Bize sarmasa keşke. - İnşallah.

Aysel, ne oluyor? Ne bu yığılma böyle?

İpek Hanım, eksik doktorumuz var.

Biliyorum. Sedat Hoca'nın acil işi çıktı, gitti.

Mehmet Hoca gelecekti, gelmedi mi?

Geldi ama Ateş Hoca gelmedi.

Gelmeyeceğini de randevu saatinden sonra haber verdi.

Kimseyi bulamadık yerine.

Anladım.

Kızım, yarım saattir bekliyorum. Ne zaman gelecek bu sıra?

Biraz sabredin lütfen. Şimdi ilgilenecek doktorlarımız.

-Ateş'in odası hangisi? -Beş numara.

Tamam, sıradaki hastanın dosyasını ver.

Merhaba.

Merhaba. Ateş Bey nerede?

Kendisi şu anda müsait değil. Sizinle ben ilgileneceğim.

Sorun nedir?

Özel bir mesele.

Evet, o kadar özel ki...

...Ateş Bey zahmet edip, buraya bir şey yazmamış.

-Gittikçe kötüleşiyor. -Nedir kötüleşen?

Söyleyemem, özel bir mesele.

O zaman biraz daha bekleyeceksiniz.

Doktor Hanım...

...göğüslerime bir bakar mısınız?

Anladım.

Şöyle yapalım. Ben Ateş Bey'in telefonunu yazayım...

...siz direkt oradan ulaşın, olur mu?

-Olur. Çok teşekkür ederim. -Rica ederim, ne demek.

-Sağ olun. -Evet.

-Geçmiş olsun. -Çok sağ olun.

Hocam, benim Erhan.

Geçen günkü hastanız.

Hamile olan.

Başladı mı tekmelemeye? Nasıl gidiyor?

Karımınki tekmeliyor.

Benim başka bir sorunum var hocam.

Büyük bir sorun, çok büyük.

- Memeler büyüdü mü? - Nereden bildiniz?

Ee, hamilesin. Yani karın hamile.

Ona olan her şey sana da oluyor.

- Ateş! - Hatta bir dene...

- ...sütyenleri bile olabilir. - Ateş!

Ateş! Ateş!

Ateş, Selin'le ilgili konuşmak istiyorum.

Ne olmuş Selin'e?

Benden uzaklaşıyor.

-Senin karın. -Onunla konuşamıyorum.

-Psikiyatrına anlat bunları. -Bak, neyin var diyorum.

Bir şey yok deyip, sırtını dönüyor gidiyor.

Meyhaneye gidebilirsin. Bak, bol bol dinleyici çıkar oradan.

Ateş bak, bunları bir tek sen anlayabilirsin.

Onu kaybediyorum.

Abuk sabuk konuşup, sonra da pişman oluyorum.

Onu kendimden uzaklaştırıyorum.

Sen nasıl aştın bu durumu?

Aşmadım.

Bir dakika için insan olup, beni dinler misin lütfen?

Hastalar bekliyor, kusura bakma.

Ateş!

Selin'le nasıl konuştuğunuzu gördüm.

Aranızdaki her neyse benim bunu aşabilmem mümkün değil.

Bırak onu.

Yine mutsuz edeceksin yoksa.

Efendim canım?

Yani iyi değilim ama şimdi seni duydum, daha iyi oldum.

Yok, aynı işte. Kalp nakli yapılamıyor.

Bir dakika, uyandı galiba.

Babacığım, Murat'la konuşuyorum. Çok selamı var sana.

-Sen de damadıma selam söyle kızım. -Duydun, değil mi?

Hadi kapatıyorum. Tamam, ben de.

Sen de demek?

Sevmek, sevilmek dünyanın en güzel şeyi kızım.

Hayatın tadı tuzu.

Hep çok sev, çok sevil benim güzel kızım.

Senin kalbinde herkese yetecek kadar sevgi var, baba.

Bak, buna hayır demem. Şu...

...tükenmiş kalbimle bile...

...birçok adamı cebimden çıkarırım.

Kızım...

...ben anneni...

...hep çok sevdim.

İlk gördüğüm andan beri.

Gözlerimizin buluştuğu o ilk anda anlamıştım ben...

...her nefesimde onu seveceğimi.

Ondan başkasıyla olamazdım.

Olmadım da.

O piknikteki kadın, o girmiş işte hayatına.

Piknikteki kadın annendi.

Baba...

Uzak durmak kime ceza kızım?

Annene mi, bana mı...

Baba...

...ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?

Biliyorum.

Ben de seni çok seviyorum.

Evladın olunca anlayacaksın.

Beni de anneni de.

Annen de seni en az benim kadar seviyor kızım.

-Emin değilim baba. -Ben eminim.

Affet onu.

Hem bu...

...küslüğün kime ne faydası var?

Bak...

...hayat kısa diyorlar ama aslında uzun.

İzin ver, annen yanında olsun.

Birbirinizin yanında olun.

Baba...

...sen beni bırakıp gitme, ne olur.

Ben sensizliğe hazır değilim.

Ne olur baba, ne olur.

Evet Zeyno Hoca, neler buldun bana?

İyi haberlerini bekliyorum.

Üç hasta kaybettik bugün hastanede.

Evet?

Biri zatürreden ölen 92 yaşında kadın hasta.

Allah rahmet eylesin.

Yoğun bakımda ölen bir bebek.

Hay Allah!

40 yaşında erkek hasta.

-Ölüm nedeni? -Kalp krizi.

Son kullanma tarihi geçmiş, başka?

Evet, başka ölüm yok ama acilde trafik kazası geçirmiş bir hasta var.

Nakil koordinatörüne organ nakline aday olabilir diye haber verilmiş.

Ver bakayım dosyasını.

Ama kadın hâlâ acilde, hayata döndürmeye çalışıyorlar.

-Kaç yaşında bu kadın? -Kırklı yaşlar.

Hay Allah! Gençmiş.

Genç olması bizim daha çok işimize yaramaz mı?

-Sigara kullanıyor mu? -Onu bilmiyorum.

Öğren.

Hocam, kadın hâlâ hayatta. Nakil listesine kabul edilsek bile...

-Kilolu mu bu kadın? -Bayağı.

Güzel, harika.

Ne yapıyoruz?

Organ bağışında bulunanların yüzde 60'ında...

...bir kusur olduğundan organları genelde kullanılmaz durumda oluyor.

Eğer organ bağışlayan kişi şişmansa...

...o zaman bu oran neredeyse yüzde 80'lere yaklaşıyor.

İyi de kalbi kullanılamaz durumdaysa bizim de işimize yaramaz ama.

Yarar.

Yağlı tombik bir kalp, kalpsizlikten daha iyidir.

Affedersiniz. Cemil Beştaş için gelmiştim ben.

Kendisini görmem mümkün mü acaba?

-Siz neyi oluyorsunuz? -Hiçbir şeyi.

Senin burada ne işin var?

Ben...

...hastanede olduğunuzu öğrenince...

Baban aradı...

...haber verdi, desteğe ihtiyacın olduğunu söyledi.

Ben de koşarak geldim.

Benim senden gelecek hiçbir şeye ihtiyacım yok.

-Ben yanınızda olmak istiyorum. -Uzak dur bizden.

CPR'a başlayalı iki saat oldu.

Kadın cevapsız. Beyin sapı refleksleri alınmıyor.

Spontan solunumu yok.

- İki gram dopamin yap. - Hemen, hemen.

İki gram daha arttırır mısın?

Arttırıyorum.

-Geçmiş olsun. -Teşekkürler.

-Arif Bey? -Evet.

Ben Doktor Ateş Hekimoğlu.

Karınızla ilgili birkaç şey sormak istiyorum size.

İyileşecek mi karım? İyi olacak mı?

Bilemiyorum. Son durumundan haberim yok, maalesef.

Bana biraz kazadan bahsedebilir misiniz?

Tek başınaydı arabada.

Direksiyon başında uyuyakaldığını düşünüyorlar.

Araba yoldan çıkmış. Bana da bu kadar söylediler.

Herhangi bir sağlık sorunu var mıydı?

-Hayır. Yok, neden? -Önemli.

Bilmemiz lazım.

Sabah ateşi vardı. Başka da bir sorunu yoktu.

Kaç? Kaçtı?

38

Sabah çıkarken ölçmüştük.

Karım öğretmen. Bu zamana kadar bir dersini bile kaçırmamıştır.

İzin vermemeliydim. Evden çıkmasına izin vermemeliydim.

-Başka bir rahatsızlığı var mıydı? -Karnı ağrıyordu.

Neden bu sorular? Ne önemi var ki?

-Karım kaza geçirdi, içeride! -Arif Bey...

-Evet? -Arif Sarnıçoğlu.

Benim adım Serap, hastanenin organ nakil koordinatörüyüm.

Eşiniz daha önce organlarını bağışlamış.

Eşinizin organlarına gerekli özeni göstereceğiz.

- Nakil bekleyen-- - Nevin öldü mü?

Ben, ben çok özür dilerim. Ben sandım ki Doktor Bey...

Keşke böyle durumlarda emin olmadan ağzınızı açmasanız.

Başınız sağ olsun.

Karınızın kalbine ihtiyacım var.

Hocam, organ nakil koordinatörü hastaneden ayrıldı. 12 saat doldu.

Harika.

Mama yemeye gitti herhâlde. Olay yeri inceleme, başlayalım bakalım.

-Kadının soyadı neydi? -Sarnıçoğlu.

Hastaların özel dosyasına girme izniniz yok.

Ama harika anlayışlı bir patronum var. O beni anlar.

Gir bakalım. Dua edin de...

...organları nakil için uygun değildir raporu çıksın.

Güzel. Resmî olarak da söylemişler. Nakle uygun değil.

Hadi bakalım.

Gidip biraz kalp çalalım.

Hocam!

Kadında hepatit C var. ALT değerleri normalin üç katı.

Cemal'in bağışıklık sistemi zaten çökmüş.

Enfekte bir kalp verirsek adam ölür.

-Allah'tan kadın hepatit C değil. -Testi pozitif.

Ama tıbbi geçmişi öyle söylemiyor. Ne dedi kocası?

Ateş ve karın ağrısı şikâyeti varmış.

-Bunlar hepatit C belirtileri mi? -Bunun bir garantisi yok.

Bunu yapmanıza izin veremem.

Olur, sen bilirsin. Patron sensin.

Kadın zaten ölü sayılır.

Bir de adam ölmüş, ne fark eder? Ha bir ölü, ha iki ölü.

Dolapdere Hoca'm, karar zamanı.

Kurallara mı boyun eğeceksin...

...hayat mı kurtaracaksın?

Düşün bakalım.

Hadi.

Sen benimle 15 dakika sonra başhekimin odasında buluşuyorsun.

-İçeri girme, kapıda bekle. -Neden?

Bir dakika, bekleyin ne olur.

- Ne oluyor? - Cemil...

Bir şey mi oldu ona?

-Kimsiniz? -Eşiyim.

Eski eşi. Ve burada olmaya hakkı yok.

Benden duymuş gibi olma ama...

...baban hanımefendiden bahsederken hâlâ karım diyor.

Acaba bir şeyleri gözden kaçırdın mı?

Ne oluyor? Ne yapıyorsunuz?

Konuşmamız lazım.

Arif Bey'in, eşini solunum cihazından çıkarmaya hakkı var.

Arif Bey'in eşi organlarını bağışlamış.

Doğru ama organları nakle uygun olmadığı için...

...bu bağış geçersiz kılındı. -Hayır, o organlar hâlâ kullanılabilir.

Biraz zaman verin bana.

Kurulun biri kadının kalbini kullanamazsın diyor, diğeri yaşlı adama kalp yok diyor.

Ne yapacağım ben? Nasıl işimi yapacağım?

Nasıl hayat kurtaracağım? Ne güzel denk gelmiş işte, bırakın.

Eşin de hayat kurtarmak istemez miydi?

Hayır.

Niye organlarını bağışladı o zaman?

Benim eşim solunum cihazına bağlı olarak yaşamak istememişti.

Üzgünüm.

Ama karın yaşamıyor şu anda.

Ağrısı yok, acı çekmiyor, elimizde olan tek şey bedeni.

Bahsettiğin kişi benim eşim!

Artık değil.

Nevin doğru düzgün gömülmeyi hak ediyor.

Karımın bedenine saygısızlık ettirmem ben.

Yaşayanlar... Yaşayanlara saygı duymamız gerekmiyor mu peki?

Peki, sen...

...yanıma geldin, karımın doktoruymuş gibi davranıp...

...beni yok yere umutlandırdın.

Yok ateşi var mıydı! Yok karnı ağrıyor muydu!

-Doktoruyum falan demedim ben. -Tamam, demedin.

Ama bana, acıma, kaybıma saygı da göstermedin.

Karım orada ölürken sen beni sorguya çektin.

Makineleri kapattırıyorum, şimdi!

Bravo. Harika bir iş çıkardın, gerçekten.

Daha bitmedi.

Pardon.

-Siz Arif Bey misiniz? -Evet. Neden?

Ben Dünya Beştaş, çok teşekkür ederim size.

Eşinin kalbini nakledeceğimiz beyefendinin kızı.

Babası kalbi alamazsa bir haftaya ölecek.

Ateş, tamam artık. Bu kadar baskı yapman doğru mu?

Boğazına çökmediğime dua et.

-Pislik herif. -Pisliğim, pislik.

Doğru.

Eşinin fişini çektirirsen ben yarına unuturum ama bu kızcağız, Rüya...

-Dünya. -Neyse.

Bana kızgınsın...

...öfkeni bu kızcağızdan çıkarma, benden çıkar.

Ah!

Baban karımın kalbini alabilir.

İyi misiniz?

Ben bir görmek istemiştim, onun için geldim, çıkıyorum hemen.

Bir kalp buldular.

Duyduklarım doğru mu? Nakil olacak mı?

Şükürler olsun, çok sevindim kızım.

Ben bir kahve alacağım.

-Sen de istersen... -Olur.

Saçların uzamış.

Aksine kısaldı, daha uzundu.

Seni son gördüğüm zamandan bahsediyorum. Yani...

...babanın senin fotoğrafını yolladığı zamandan.

Bak.

Murat'la ilk yemeğe çıktığımız gün.

Bu kazağı giymiştim.

Babam da fotoğrafımızı çekmişti.

Bu kazağın yakışacağından emindim sana.

Onu bana sen mi aldın?

Evet.

Senin yaşındayken buna benzeyen bir kazağım vardı, çok severdim.

Vitrinde görünce Dünya da çok sever bunu dedim.

Onu bana babam aldığı için seviyorum.

Babam aldığı için giyiyorum.

Biliyorum.

Sana dair ne varsa elimden kaçtı gitti.

Paylaşamadığımız yıllar...

...anlar...

...ama burada benimle birlikte olduğun için minnettarım kızım sana.

Babam hâlâ seni seviyor.

Onun için burada seninle duruyorum.

Bizi bir araya getireceğini söylemişti.

Getirdi de değil mi?

Getirdi.

Ateş, karın ağrısı, karaciğer enzimlerinde yükselme.

-Ne diyor bunlar bize? -Kadının hasta olduğunu.

Daha da kötü, kadın ölü.

Benim demek istediğim şey şu...

...kadında hepatit C yoksa bile başka bir şey var.

O yüzden donör olmasına izin vermiyorlar.

Şimdi biz hasta birinin kalbini alıp başkasına verirsek...

...o kişi de hasta olacak. -Bravo Memoli.

Vallahi İpek işini biliyor. Seni boşu boşuna amir yapmadı başımıza.

Kadının enzimlerindeki yükselme bize neyi gösteriyor?

Ölü bir insana ayırıcı tanı koymamızı mı istiyorsunuz hocam?

Hayır, hep beraber onu iyileştirelim diyorum.

Ölümün tedavisini mi buldunuz hocam?

Aman sakın. Ağzından yel alsın, vallahi hepimiz işsiz kalırız.

Saksı zamanı. Hadi, gelsin.

Ne istiyorum, biliyor musunuz?

Kadının kalbini, kadından çıkarmadan önce...

...kadının kalbinden enfeksiyonu çıkarmak istiyorum.

Ateş eşittir, enfeksiyon.

Kadın hepatit C, test sonuçları bunu gösteriyor zaten.

Belki üstüne bir grip olmuştur.

Diyelim değil.

Başka? Başka? Başka, başka, başka?

Ateş, karın ağrısı.

Safra kesesi iltihabı olabilir mi?

Nişantaşı!

Bir daha ceza alırsam İpek'e söyleyeceğim...

...başımıza seni komutan yapsın.

MR! MR!

Arif Bey, burada olmasanız belki daha iyi.

Karımın yanında olmak istiyorum.

Nevin ölmüş gibi gelmiyor bana.

Sanki hâlâ...

Bu Hekimoğlu harika bir doktor, öyle mi?

Neden? Niye böyle bir şey düşündünüz?

Çünkü huysuz herifin teki.

Hâlâ işten atmadılarsa...

...iyi bir doktor olduğu içindir.

Safra kesesi iltihabı yok ama bir kist saptadık.

Düzgün kenarlı ve yuvarlak bir kist. Hepatit C--

Olmadığına göre başka ne olabilir? Zaten onu arıyoruz.

Adenom olabilir mi?

Yeterince solid değil.

-Kavernöz hemanjiom? -Yeterince vasküler değil.

Belki de tuvalete gittikten sonra ellerini yıkamayı unutmuştur.

-Amip enfeksiyonu! -Amibiyazis.

Amibiyazis eğer karaciğerinden başlayıp sonra kanına karıştıysa...

...tüm semptomları açıklar.

Kafatası kırığı hariç. Zaten o da trafik kazasında oldu.

Hocam, o zaman paromomisin ve klorokin başlıyorum.

10'ar gram.

10'ar gram mı? Normal dozun 20 katını mı vereyim yani?

Ne yapalım, retinasına ve duyu yetisine biraz zarar vereceğiz.

Nevin Hanım herhâlde bizi affeder.

Peki.

Benim gitmem lazım.

Erhan, yanıma gel çabuk! Erhan, neredesin?

Doğuruyorum Erhan!

Allah'ın cezası neredesin? Çabuk buraya gel!

Hocam, neredesiniz? Niye telefonlarınızı açmıyorsunuz?

Nasılsınız bakalım?

Kasılmalar sıklaştı mı?

Ne olursunuz, şu adamı yanıma gönderin.

Hocam... Hocam, ne olur beni kurtarın.

Ne olur beni kurtarın. Allah'ınızı severseniz beni kurtarın.

Bir avazda kurtar diyecektin. Bir avazda kurtar.

Doğuruyorum.

Geliyor.

Hemşire Hanım!

- Hemşire Hanım! - Ben şimdi ne yapacağım?

Karın doğuracak, sen de doğurmuş kadar olacaksın.

'Capito'.

Şimdi sakin oluyoruz.

Hayırdır, sen burada ne yapıyorsun?

Doğumum vardı da.

Aa!

Birlikte doğuruyorlar.

Çok iyi! Adamdaki empatiye bak.

Ama benim asıl şaşırdığım şey...

...tek derdi empati olan bir hasta sana geliyor ve sen de durumu anlıyorsun.

-Bravo. -Hormonlar hocam, empati değil.

Hormonlar var ya, hani ergenlik döneminde bizimle kafa bulan hormonlar.

Bu arkadaşın hormonları ergenlik döneminde yeteri kadar...

...kendisiyle dalga geçememişler, şimdi arayı kapatalım diyorlar.

Ateş, Selin'le konuştun mu?

Senin dedikodun geldi galiba, öyle mi?

Lütfen çok iyi düşün.

Lütfen.

Ne yapıyorsun diye merak ettim.

Çalışıyorum.

Çay ısmarla, iyi gider.

Ya...

-Doktor. -Ne?

Gömlek maşallah jilet gibi.

Gömlek ütüleniyor yani.

Bayağı güzel ütülenmiş. Yani...

...yenge güzel ütülüyor.

Hâlâ ütülüyor. Yani söylemedin manasında...

...hâlâ! -Allah Allah!

Ulan, tamam. Diyelim ki haklısın.

-Haklıyım. -Diyelim ki dedim.

-Velev ki. -Velev ki.

Peki, sen madem karını aldattın...

...sakın itiraf etme, çeneni sıkı tut demekten başka...

...bana daha derin bir tavsiyede bulunamaz mısın?

Ya da gerçekten ben arkadaşım olarak...

...senin bu konuyla ilgili...

...samimi bir şekilde dertlenmeni bekleyemez miyim?

Ya da gerçekten üstüne konuşacak, dertleşecek...

...bir şey yaşıyor olamaz mıyım?

Velev ki haklıyım. Yani sen yedin.

Acaba diyorum ki bu hatayı en baştan yapmış olamaz mısın?

Gene mi benim... Sen bana kendi hatalarından haber versene.

Sen Selin'le olan durumun ne kadar kritik olduğunun farkında mısın?

Kaç kişinin bu yüzden canının yanacağı--

Alo?

Tamam.

Kaç!

Kaç bakalım, kaç!

Kalp ritmi düzensiz. Global hipokinezi olabilir.

İlaç vermeyi kesin.

Nasıl yani, pes mi ediyorsunuz?

Ya yanıldık, kalbi kullanılamaz durumda...

...ya da haklıydık ama yapacağımız tedavi kalbini kullanılamaz hâle getirecek.

Eşinin fişini çekebilirsin.

Bana başka birini bulun.

Ortopedideki kilolu hastanın durumu iyi değildi.

Hayır!

Nevin daha hazır değil.

Sen bu sabah hazırdın ama.

Karımın bu dünyadaki işi bitmedi.

O adamın hayatını kurtarması lazım.

Başka bir teorisi olan?

En iyi ihtimal amibiyazis.

İlaçları kestiğimizde kalp ritminin normale dönmesi bunu kanıtlar.

İkinci en iyi ihtimal?

Hocam, bence ultrasonla boşuna vakit kaybetmeyelim.

Safra yollarında tıkanıklık yok.

Belki de biyopsi yapmalıyız.

Bedeni şu anda fişi çekilmiş bir buzdolabı gibi.

İçini karıştırmaya başlarsak sebzeler bozulur.

Kusura bakmayın.

Arif Bey, başka çaremiz yok. Enfeksiyonu bulmak için--

Ya enfeksiyon değilse?

Toksinler benzer semptomlara sebep olabilir.

Özellikle de bu toksinler karaciğere hasar verdiyse.

Toksikoloji raporu temizdi. Ben okudum.

O raporlar en baba toksinlere bakmıyor ama.

Tekrar toksikoloji testi yapın. Akla gelen her şey için.

Sen diğer hastayı hayatta tutuyorsun.

Sen Nevin Hanım’ın okuluna bakıyorsun.

Hastanın evine bakma görevi…

…sizde.

Emrin olur amirim.

Nevin ilaç kullanıyor olsa bunu bilirdim.

Eşin saçlarını boyuyor muydu?

Yok, hayır. Annesinin saçları hiç beyazlamazdı…

…o da ona çekmiş.

O zaman sen.

Bakalım sana başka ne yalanlar söylemiş.

Bu çekmecenin içindekiler?

Karımın. Vitamin haplarını koyar.

Uyku haplarını da galiba.

Nevin uyku hapı kullanmaz ki.

Sen?

-Yani? -Kullanıyormuş.

-Diyet mi yapıyorsun? -Hayır.

Bir insanı gerçekten tanımak mümkün değil galiba.

Herkes yalan söyler.

Karın belli ki kendisini şişman bulduğunu…

…saçlarının beyazladığını sana söylemek istememiş.

Eğer sen de ona böyle korkunç yalanlar söylemediysen…

…ona karşı dürüst olduysan…

…sorun yok demektir.

Zayıflama hapları sorun yaratmış olabilir.

Karaciğer enzimlerini yükseltir, o da mide ağrısına sebep olur.

Ateş yapmaz.

-Ya ateşe başka bir şey sebep olduysa? -Ne mesela?

Hocam, Nevin Hanım’ın masasında kilitli bir çekmecede bu fotoğrafları buldum.

Hadi bakalım.

Konumuzla pek bir alakası…

…yok diyecektim ama…

Ama bu biraz ilginç.

Ne anlamda?

Yani baklavalar.

Kendisinden yaşça küçük birisiyle bir ilişkisinin olması…

…ilginç mi, değil mi?

İlginç ama tabii adamın toksik olduğu anlamına gelmez.

Peki, ya karaciğerindeki kist, kist değilse?

O zaman elimizde hiçbir şey yok demektir.

Hiçbir şey demedim. Kist, kist değilse dedim.

Ya skar dokusuysa?

Fitz Hugh Curtis Sendromu.

Rahimden karaciğere atlayan enfeksiyon.

O zaman bu hasta da bel soğukluğu kaptı diyorsunuz, öyle mi?

Daha iyi bir fikri olan?

Test yapın. Seftriakson başlayın.

Şimdi niçin test yapıyorsunuz?

Başka birkaç enfeksiyon arıyoruz.

Cemil Bey, nasılsınız? Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

-Cemil Bey. -Baba?

Cemil Bey?

-Cemil Bey? -Baba! Nesi var babamın?

Kalbi beynine yeteri kadar kan pompalayamıyor.

Ambu hazır olsun, çabuk! Hanımefendiyi çabuk çıkartın, çabuk!

Bırakın, bırakın! Baba!

Lütfen çıkar mısınız?

Hemşire Hanım, çabuk.

Perdeleri kapatın.

Hocam!

Gonore testi sonucu pozitif çıktı.

Bu cümle herhâlde ilk defa bu kadar coşkulu söylenmiştir.

İlaçlara başladık.

Kalbi dört beş saat içinde kullanılabilecek duruma gelir…

…tertemiz olur. Ben ailelere haber veriyorum.

Hocam, Cemil Bey komaya girdi.

-Dobutamin başlayın. -Başladım bile.

Ya bu ameliyatı hemen yapacağız…

…ya da adama yeni bir beyin bulmamız gerekecek.

Kadının vücudunda hâlâ aşırı miktarda gonore etkeni bakteri var.

Nakli hemen yapamayız, olmaz.

Dua edelim de o bakteriler yarın Cemil Bey’in vücudunda dolaşıyor olsun.

Bana hemen iki ameliyathane ve bir organ nakli ekibi hazırlayın.

Hadi.

Ne oluyor?

-Damar yoluna dikkat et. -Tamam, tamam.

Ambuyu ver.

Asansör hazır mı?

Evet, hazır.

Dobutamin serumu bitiyor, değiştireyim mi?

O kadar vaktimiz yok.

Tamam. Al, yolda değiştiririz.

Hemşire Hanım, fişi çeker misiniz?

-Çekiyorum fişi. -Hadi, hadi gidelim.

-Anestezi hazırmış. -Hadi, hadi!

Ameliyata aldığınıza göre Nevin’in neyi olduğunu buldunuz.

Amibiyazis varmış eşinde. Farklı bir tedavi denedik, işe yaradı.

Teşekkürler.

Hocam, bu çok düşünceli bir davranıştı.

Şimdi yine tepesi atar falan, neme lazım.

Eşinin kalbini aldıktan sonra sen yine anlatırsın durumu.

Ona da test yapmak lazım. Gidip başkalarına bulaştırmasın.

Ameliyata kalmayacak mısınız?

Yapacak bir şey kalmadı.

MR cihazları için faturalar geldi İpek Hanım, ne yapalım?

Odama bırakın, halledeceğim.

Tabii efendim.

Ateş için engellenmeli demiştin ama engellemedin.

Evet. Çünkü hâlâ o adamın hayatını kurtarmaya çalışıyor.

-Ve muhtemelen kurtaracak. -Biliyorum.

Zaten neden engellemedin demedim.

Ya patron olarak gelip bana şikâyet etmeyecektin…

…ya da işi kendin çözecektin. -Haklısınız.

İpek Hanım…

…bu şeflik meselesi…

…gerçek değildi…

…değil mi?

Bir gün çok iyi bir şef olacaksın.

Def.

Tamam, hocam.

50 jül.

Hazır, hocam.

Doluyor…

…çaktım.

Tekrar.

Hazır, hocam.

Doluyor…

…çaktım!

Hastayı by-pass’tan çıkarabilirsiniz.

Ateş.

Döndün mü?

Döndüm.

Nasıl geçti?

Gördün mü annenleri?

Burada kalmaya karar verdim.

Seninle.

Yapma.

Şaka mı bu?

Nasıl yani?

Burada kalmamı istemiyor musun?

Ben seni mutlu edemem, Selin.

Metin gibi olamam ben. O senin için her şeyi yapmaya hazır.

Ben yapamam.

Değişemem.

Mutlu olamayız.

Belki üç ay, beş ay.

Sonra yine ben, ben olmaya başlarım.

Seni yıpratmaya başlarım…

…üzerine gelmeye başlarım.

Gıcık ederim seni.

Acı biber gibi.

Bir kere ağzın yandı, bir daha yanmasın.

“Uzun, uzun, uzun, uzun”

Üzgünüm.

“Adım, adım, adım, adım”

“Gittiğim bir vurgun”

“Kendimden ve senden”

Üzgünüm.

“En güzel şeylerden”

“Aklımdan, fikrimden”

“Zaten hiç yokmuşsun”

“Oooh, ooh”

“Yavaş, yavaş, yavaş, yavaş”

“Gittiğimi düşün”

“Ağır, ağır, ağır, ağır”

“Eksilirken yükün”

“Omzundan, göğsünden”

“Geride kalan en”

“En güzel günlerden”

“Sevgimden, ömrümden”

“Zaten hiç yokmuşsun”

“Oooh, ooh”

Ne dedin Selin’e?

Hayatında ben olmazsam daha mutlu olursun dedim.

Doğru demişsin.

Ama itiraf et…

…içten içe böyle olmadığını düşünüyorsun, değil mi?

Zaten öylesine söyledim. Muhabbet olsun diye.

Bu senin yaptığın var ya, fedakârlık falan değil.

Selin’i neden gönderdiğini ben sana söyleyeyim mi?

Sen çünkü her zaman mutsuz olman gerektiğine inanıyorsun.

Kendine mutluluğu yakıştıramıyorsun.

Doktor, bu psikolojik çözümlemelerini falan kendine sakla.

Sen aşkın insanı mutlu ettiğini mi düşünüyorsun? Sen!

Doktor, sen kendini sevmiyorsun.

Ama kendine de hayransın bir taraftan da.

Zaten tek özelliğin bu. Buna sarılıyorsun.

Bunun için değişmek istemiyorsun.

Bu hâllerinin seni özel kıldığını düşünüyorsun.

Ama mutsuz olmak, ben sana söyleyeyim…

…seni biz sıradan insanlardan daha özel kılmıyor.

Mutsuz olmak seni sadece…

…mutsuz bir insan yapıyor, o kadar.

Arif Bey.

Ateş Hoca size gerçeği söylemedi.

Biz eşinize bel soğukluğu testi yaptık.

Ve sonuç pozitif çıktı.

Karım beni hiçbir zaman aldatmadı Zeynep Hanım.

Ama eşinizin çekmecesinde bulduğumuz fotoğraflar…

Büyük ihtimalle oyuncu olmak isteyen öğrencilerinden birine aittir.

Yeğenim kast ajansında çalışıyor.

Karım zaman zaman oyunculuğa hevesli öğrencilerini ona yönlendirirdi.

Bundan bir yıl önce karım benden uzaklaşmaya başladı.

Nedenini bilmiyorum.

Artık pek de bir önemi yoktu zaten.

Uzaklaşmıştık işte.

Geçen yılbaşında...

...iş gezisindeyken…

…tek gecelik bir ilişki yaşadım.

Emin misiniz?

Evet.

Bunu size en başından beri söylemem gerekirdi.

Ama onu hasta eden şeyin…

…kaza yapmasına neden olan şeyin bu olduğuna inanmak istemedim.

Aslı’nın bir ilişkisi varmış.

Birkaç gün burada kalabilir miyim?

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı ve Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan

İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.