Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Müzik
Burası bizde, burası bizde.
Sen bir şey yapma.
Uzak dur.
Murat'a bak Murat'a.
Sen karışma.
Uzak dur.
Ulaşık herifler.
Emanet öküze vurur gibi çocuğa niye vuruyorsunuz?
Niye vuruyorsunuz çocuğa?
Hepimizden 50'şer bin lira aldı o Servet.
Aynı dükkan 7 kişiye kiralanır mı?
Servet mi?
50 bin için şu yapılanlara bak.
Servet mi yaptı bunu?
Servet.
Bir saniye enişte.
Açıklama gereği doğdu.
Sen neredeydin lan?
Enişte bu bir dolandırıcılık değil.
Bir iletişim kazası.
Murat'ın dükkanını kiralamak için kaporu aldım.
Geri verecektim.
Murat burada soralım.
Bu doğru mu?
Doğru sayılır.
Başka sorum yok benim.
Yani şöyle hayırlı bir geceye
bu kadar hayırsız bir giriş.
Ben burada kız istiyorum ya.
Ben bu kızı isteyeceğim.
Hissetmediniz.
Bak gidin oğlum.
Gidin diyorum size.
Mesut baba sen hiç merak etme.
Eğer para ödenmezse ben öderim.
Ben öderim o parayı.
Böyle bazıları gibi
öyle bir anda ortalıktan sıvışmam.
Buradayım.
Canımı bile veririm.
Duydunuz.
Hadi çıkın başımdan.
Yürüyün.
Bence gidin artık.
Enişte sen niye sinirlisin bu kadar?
Servet.
Sakın bir yere kaybolma Servet.
Sakın.
Aslı erkek arkadaşım var
evlendiğinde şaşırmıştım.
Ama şimdi çok daha fazla şaşkınım.
Can
ve sen.
Neye bu kadar şaşırdın anlamadım Hilal.
Ayrıca
siz nereden tanışıyorsunuz?
Gerçekten bu tesadüf
nasıl oldu?
Evliliklere inanmayan
ilişkileri zayıflık olarak gören
romantizmi
gösteriş olarak anlatan
ünlü boşanma avukatı Can.
En yakın arkadaşım
ve kocasını daha yeni boşadı.
Boşamadı mı?
Boşandılar. Ben sadece imzaları attırdım.
Aslı'nın babası da imza attırıyor
biliyor musun?
Ama evlilik cüzdanına.
Hatta rekor bir sayısı var.
Daha yeni yüz bininci nikahını kıydı.
Baban nikah memuru
erkek arkadaşın
boşanma avukatı.
Hikayeniz
git gide daha fazla ilgimi
çekiyor Aslı.
Aman sakin.
Dikkatlice dikkatlice.
Ne oluyor sana?
Kızım.
Antep'en bizi takip et.
Tamam hayatım ben şey geçiyorum
araca geçiyorum ben.
İyileşeceksin.
İyi olacaksın.
Hadi kızım.
Gel.
Benden teşekkür bekleme.
Bir daha da bizim işimize karışma.
Sen git
çocuğunla karınla ilgilen.
Benim evimin kapısı
sana çok uzun zaman önce kapandı.
Saadet
arabanın
anahtarını verir misin?
Tabi abi
yukarıda solda.
Hadi kızım.
Şuna da söyle hiçbir yere kaybolmasın.
Tamam abi.
Aslı tam bir kapalı kutuydu
benim için.
Hatta bazı yargılara sahipti.
Can
senin gözünden dinlemek istiyorum.
Nasıl tanıştınız mesela?
Scooter'la
bana çarptı.
Ne?
Üstelik kaldırımda gitmesine rağmen
özür bile dilemedim.
Tam aslınık hareket ama bu.
Sonra sevimsiz bir kaç karşılaşma daha yaşadık.
Can
sen ne anlatıyorsun?
Gerçekleri
ama onda en etkilendiğim şey
kendisi olmasıydı.
Gerçekti.
Bence bu dönemin en büyük sorunlarından biri
havalı biri gibi görünme telaşı.
Böyle herkesin
sevilmek ve kabullenilmek için rol yaptığı
bir zamanda yaşıyoruz.
Aslında hiç rol yoktu.
Ne hissediyorsa oydu.
Sinirliyse sinirli, yorgunsa yorgun.
Gülüyorsa gerçekten gülüyordu.
İlk kez
kendim gibi gerçek birisiyle
konuştuğumu hissettim.
Kendini saklamıyordu.
Zaten bu güzeldi.
Ben de tuttum elinden.
Bir daha da bırakmadım.
İyi akşamlar.
Ne yaparsan yap.
Söylesem.
Hadi uyu.
Sana da iyi geceler.
Çocuk korktu.
Gece kabus falan görürse beni ara.
Üstümü de attıym telefonum açık.
Ben bizim yerimizi buldular sandım önce.
Çok korktum. Bizi almaya geldiler senden.
Öyle değilmiş ama değil mi?
Ben size bir söz verdim Mera.
Bu sözü de tutacağım merak etme.
Tamam?
Ezberlediğin hikayeyi anlatacaktın.
Hani şu balonlar içinde olan.
Scooter'la sana çarpma hikayemi anlatmak nereden çıktı?
Bilal benim romantik biri olmadığımı bilir.
İnandırıcı olmazdı.
O açlama taktik değiştirdi.
Tamam. Peki.
Masada anlattıkların yani
benim hakkımda atıp tuttukların
onlar da mı taktikti?
Başarılı bir taktikti kabul et.
Sen bile etkilendin.
Kim? Ben?
Yoo ben etkilenmedim ki.
Etkileniyormuş rolü yaptım.
Yani bir tek rol yapabilen sen değilsin.
Sadece
elimi tutmam biraz fazla oldu.
İkna olduklarından emin olmak istedim.
Hepsi bu.
Gerekmedikçe temas yok demiştik.
Gerekliydi.
Yoksa ben de dokunma derdine değilim.
Hilal'le tanışmamız çok kötü oldu.
Soru sormaya kesin devam edecektir.
Ben masaya döndüğümüzde
bir bahane bulup kaçmamız gerektiğini söyleyeceğim.
Tamam mı?
Tamam.
Hadi.
Buyurun lütfen.
Dışarıya dön lütfen. Buyurun.
Oğluma bir şey olsun.
Ben onlara ne yapacağımı çok iyi biliyorum.
Hayır yani en önemli organı kafası.
Bu çocuk hep zekasıyla var oldu.
Biz de nerede kaldılar diyorduk.
Az gelmişsiniz kalanınız nerede?
Durum hakkında bir şey söylediler mi?
Ne söyleyecekler?
Söylenecek bir şey mi var?
Az daha oğlumu öldürüyordunuz.
Ne yüzle geldiniz bilmiyorum ki.
Çok ileri gitmiyor musunuz siz?
Asıl biz.
Siz daha ne kadar ileri gideceksiniz onu kestiremiyoruz.
Yasemin.
Tamam babacığım.
Ne bakıyorsunuz ya?
Adamlar delirmiş ben ne yapayım?
Sinan'ın yerine ben mi olsaydım orada daha mı iyiydi?
Siz beni hiç mi sevmediniz ya?
Dayı.
Üste çıkmaya çalışma.
Üste çıkmaya çalışan yok küçük hanım.
Madem öyle ben gidiyorum o zaman.
Abimin dediğini duydun.
Hiçbir yere gidemezsin.
Allah Allah.
Zeynep.
Sen de kendini karartma.
Belki de bu bir işaretti.
Ali Rıza'nın seni isteyememesi.
Belki de hayırlı bir şeye sebep oldu.
Yani sonuçta Murat yüzünden.
Ya sen de ani bir karar verdin.
Biraz daha düşünürsün.
Adamlar geri mi geliyor?
Ses mi geldi oradan ya?
Dayı.
Hiçbir yere kaçma.
Kim kaçıyor?
Tuvalete gidiyorum şu an.
Tuvalete gidiyorum ya eniştem evden çıkmasın dedi.
Tuvalete gitmesin Servet mi dedi?
Tamam bana sinirli olabilir şu an ama bu kadar da katı kurallar koymaz.
Benim eniştem gaddar değil.
Şu an bana sinirli.
O kadar.
Eniştemi nasıl görüyorsunuz bilmiyor.
O öyle gaddar bir insan değil.
Ay ne çene.
Kaçacak biliyorsun değil mi?
Biliyorum.
Vicdan azabı gibi karşımızda duruyorsunuz.
Ama bütün bu olanlardan
sorumlu olan kişi sizsiniz.
Biz de tam bu sebepten dolayı buradayız beyefendi.
Sinan'ın durumu bizim de vicdanımıza yük yükledi.
Evet çünkü benim oğlum
beni bırakıp
sizin kızınız için o at hırsızlarına
kendini süper etti.
Sinan kendi rızasıyla beni korudu.
Kimsenin onu zorladığını düşünmüyorum.
Bence yine olsaydı yine yapardı.
Hala nasıl konuşabiliyorsun şaşırıyorum.
Durum nedir doktor bey?
Şanslısınız.
Çok ciddi bir durumun eşiğinden dönmüş.
Ama hayat tehlikesi yok.
Çok şükür.
Oğlumu görebilecek miyiz?
Sadece bir kişiyi içeriye alabilirim.
Neden?
Yasemin kim?
Sizi görmek istedim.
Sen geç içeri kızım.
Ben dışarıda seni bekliyorum.
Tamam babacım.
Delireceğim.
Beni değil onu görmek istemiş.
Ama çok kısa olsun lütfen.
En fazla iki dakika.
Tamam teşekkürler.
Çok sağ olun.
Canım.
İyi misin?
İyiyim.
Kötüydüm ama şimdi seni gördüm iyiyim.
Bizimkiler çok üzdü mü seni?
Üzdüler değil mi?
Boş ver şimdi sen bunları düşünme.
Bunları düşünme sen.
İyi oldu.
Seni bırakıp da ben hiçbir yere gitmem.
Benim öyle bir planım yok.
Ama işte kim bilir annemle babam sana ne yaptılar.
Hiç hiç önemli değil.
Babam da geldi biliyor musun?
Ama o dışarıda.
Yani bir kişiyi aldılar sadece.
Biliyorum.
Bence seni görmek ister.
Can.
Kusura bakmayın.
Doktor bey yeterli dedi.
Tamam.
İyiyim tamam mı merak etme.
Tamam.
Dikkat et.
Tamam.
Babacım.
Kızım.
Nasıl?
İyi mi durumu?
İyi iyi konuştuk.
Bizimkiler sana kötü davrandı mı dedi.
Sanki hissetmiş olanları ama ben bir şey söylemedim tabii.
İyi yapmışsın kızım.
Esas bana değil de sana çok kötü davrandılar baba.
Ben de tutamadım yani kendime cevap verdim ama.
Seni utandırdıysam.
Özür dilerim.
Sen beni üzme kızım.
Benden özür dilemeni de gerektirecek hiçbir şey yok boncuğum.
Ben her şeyin farkındayım.
Senin farkında olmadığın şeylerin bile farkı değil.
Mutluluk dediğin şey anda kalıyorsa.
Ona ancak sevinç denir.
Ama hayatın içine yayılıyorsa.
Asıl kıymetli ve güzel olan odur.
Sen sıkma canını.
Hadi bakalım.
Hepimize gidelim.
Hadi geç.
Bu sabah da ulaştık Emel'e.
Yarına Allah kerim.
Hiç sorma.
Dün gece işler epey karıştı.
Hayırları vesile olsun.
Ama Rabbim yardım eder inşallah.
Sen de biliyorsun ya.
Tüm duam kızlarımızın mürüvveti için.
Mesut!
Anne ne yapıyorsun kurban olduğum?
Asıl sen ne yapıyorsun?
Bak beni sinirlendirme.
Bu dünür eve kız mı verilir?
Zaten dinlemiyorsun.
Zeynep'i Ali Rıza'ya vermeye kalkıyorsun.
Üstü üstü bu gelenler de tuzu biberi.
Kim bunlar?
Bunlar bize aykırı.
Bombsitirli bunlar.
Bunlara kızımız verme.
Kızımızı rezil eder bunlar.
Bir de gülüyor.
Ah be güzel anneciğim.
Ne yapacağız biz böyle?
Sana da damat beğendiremiyoruz.
Gel buraya gel.
Gözlerin kıpkırmızı.
Bütün gece uyumadın değil mi?
Şimdiden telefon bekledim ama gelmedi.
Kaç saattir de arıyorum.
Kapalı.
E ailesi başında merak etme.
Ben de o yüzden merak ediyorum zaten.
Günaydın babacığım.
Günaydın kızım.
Günaydın.
Zeynep nerede?
Annemin mezarına gitti babacığım.
Kafası karıştı.
Anacığına dert yanmaya gitmiştir.
Ben kahvaltıya yakalanacağım.
Daireye gitmeden önce
Servet'i görmem gerekiyor.
Bekle dedim beklememiş.
Tuvalete gireceğim diye eve bir girdi.
Gidiş o gidiş abi.
Ben az yapacağını biliyorum.
Anamı da boşlamayın.
Merak etme anneciğim.
Kolay gelsin.
Gidiyor musun babacığım? Kolay gelsin.
Gidiyorum kızım.
Görüşürüz.
Bak anneciğim.
Bugün randevum öğleden sonra.
İstersen götürürüm seni.
Olur valla iyi olur.
Nereye götüreceksin beni de götür.
Benim ofise evde sıkılmasın diye.
Aman senin orayı istemem.
Ev mi iş yeri mi belli değil.
Hadi kızım bir çay koyacaksın mı?
Günaydın Mesut Baba.
Günaydın Avni Rıza oğlum.
Kahvaltılık bir şeyler getirdim.
Sıcak sıcak yenir diye.
Zeytinli açma, poğaça, simit.
Sağ ol evladım ama benim kahvaltılık vaktim yok.
Çok acelem ben.
Zeynep'e vereyim o zaman.
Zeynep yesinler ailece hep beraber.
Zeynep'e de değil evladım.
Annesini mezarlığa ziyarete gittim.
Hadi kolay gelsin sana.
Mesut Baba.
Dün gece malum yarım kaldı.
Biz Zeynep'i ne zaman istemeye gelelim?
Bu akşam uygun musunuz mesela?
Hayır Rıza evladım.
Ortalık bir uğursun sakinleşsin.
Ondan sonra konuşur bakarız.
Hadi sana kolay gelsin.
Hadi.
Niye açmamış dükkanı?
Yalan dükkanı Servet açsın.
Ben gelene kadar bakıversin dedi.
Nereye atıyorsun benim boyum orada mı?
Arkamı açacağım burada pekmezim akacak.
Tebeşirle etrafımı çizecekler.
Biraz baksana.
Enişte.
Esnafla böyle şakalaşıyorum.
Onların dertlerini dinliyorum.
Konuşuyoruz sohbet ediyoruz.
Empatik oluyorum onlara.
Bu mesela sporu çok seviyor gazete alıyorum.
En arka sayfadan başlatıyorum.
Okuma alışkanlığı edindiriyorum.
Dün gece tuvalete gidiyorum diye evden kaçmışsın Servet.
Gittim enişte bir daha gitmek nasip olmasın ki gittim.
Kaçma yok.
Evime gittim ama daha rahat şey yapayım diye.
Evime gittim enişte.
Daha sonra da ağırlık çöktü.
O bayır gözümde büyüdü.
Köpek havlıyor dışarıda enişte bir ürktüm.
Kes sırvalamayı Servet.
Adamlara dün gece söz verdin.
Beni bulaştırmadan
bu durumu bir an önce çöz.
Yoksa o tuvalete seni paspas ederim.
Haberin olsun.
Emredersin enişteciğim.
Paspasta oluruz.
Ben zaten işi çözmeye geldim.
İşin başladığı noktadayım şu an.
İşi çözmeye çalışmak...
Yeter Servet yeter.
Enişte.
Ama bak ben mantık olarak
zaten buraya gelmem ki o zaman enişte.
Sırra kadem basarım kimse hiç biriniz bulamaz beni.
Bismillahirrahmanirrahim.
Elhamdülillah ya Allah.
Sana geldim annem.
Çünkü o geri döndü.
Kimseye belli etmem ama sen beni bilirsin.
Ben hep geleceğin gününü hayalini kurdum.
Geldi.
Ama yanında karısı ve çocuğuyla.
Hep onun döneceği günü bekledim.
Hep onu sevdim.
Ama artık onu sevmeye bile hakkım yok.
Ben bir karar verdim anne.
Ben de kendi yuvamı kuracağım.
Senin bize öğrettiğin gibi.
Sevgiyle yetiştireceğim çocuklarımı.
Devam edeceğim.
Hayata devam edeceğim.
Çok zor olacak.
Ama sana söz.
Susturacağım kalbimi.
Gece boyunca ayrılmadın yanımızda.
Aşk olsun ya.
Olur mu öyle şey.
Aslında niye olsun da.
Gel bakayım sen şöyle.
Biraz konuşalım.
Gel şöyle konuşalım biraz.
Gel.
Ben babaanneme geldim de.
Gelmişken Emine anneye de bir çiçek bırakayım dedim.
Ne zamandır buradasın?
Ben annemle
Anneme içimi döküyordum da.
Sen eskiden de ne zaman için daralsa
Emine anneyle dertleşirdin hep.
İçim dar değil.
Her şey çok yolunda.
Doğru dün gördüm.
Her şey yolundaymış senin için.
Ne demek istiyorsun sen?
Ali Rıza'yı diyorum.
Evleniyormuşsunuz.
Evet.
Yokken hayatına o girdi demek.
Yani evlenme aşamasına geldiğinize göre.
Uzun zamandır hayatında herhalde.
Evet.
Oldu epey oldu.
Hem sen neyi sorguluyorsun?
Evli barklı adamla gelmişim ne konuşuyorum burada?
Çok yanlış.
Mutlu musun peki?
Ali Rıza'yla.
Olacağım.
Evet mutluyum.
Ama bu seni hiç ilgilendirmez.
Şimdi anneme duanı et.
Ondan sonra da karının çocuğunun yanına geri dön.
Zeynep.
Ali Rıza.
Sen kime geldin?
Ben sana geldim.
Sabah size uğradım.
Belki öyle biraz konuşuruz diye.
Burada olduğunu duyunca da yanına gelmek istedim.
Hem dedim dönerken ben bırakırım.
Yürümemiş olur.
Sağ ol.
Beni düşündüğün için.
O ne demek ya.
Bunlar daha başlangıç seviyesi.
Daha neler var.
Araba şu tarafta.
Gidelim hadi.
Yeter.
Çatlattın.
Kendine gel bir sakinleş.
Görmedin mi kızın Sinan'a ilgisini ya.
Bir şey olduğu yok Yasemin.
Daha ne olacaktı hala.
Bak sabırlı olmak her zaman kazandırır.
Sinan iyileşsin.
Her şeyi konuşur halledersiniz.
Yok dün ailesi beni hastanede istemiyor.
Annesiyle babası.
Ama Melek Hanım geceden beri burada.
Sen de kıskanacak bugünü mü buldun yani?
Hem bu kayınvalide kayınpeder meselesi...
...senin tek başına sırtlanacağın bir yık değil.
Çözümü Sinan ile birlikte bulacaksınız.
Ayrıca azıcık rol yapmayı...
...öğren be kızım.
Duygularını bu kadar belli etme.
Bak ben iki evliliğimi de...
...fevriliğim yüzünden kaybettim.
Şu çenemi tutamamaktan.
Şimdi olsa bir sürü şeye susardım.
Her şeyi yaşayarak mı göreceksin.
Laf dinle biraz.
Ne olur amca.
Toparlan da çıkalım.
Tamam.
Tamam iyiyim.
İyiyim.
İyiyim.
Sakinim.
Arkadaşlar.
Öğleden sonra müşteri geliyor.
Bu bildiğiniz...
...klasik sunumlardan olmayacak.
Büyük lansman öncesinde...
...küçük bir prova yapmak istiyorlar.
Kampanyayı, sunumu...
...en önemlisi ekibi.
Sizleri görmek istiyorlar.
Kim ne kadar hakim...
...kim ne kadar inanıyor.
Bir nevi öngösterim.
Hiç merak etmeyin Selda Hanım.
Her şey kontrolüm altında olacak.
Öz güvenini seviyorum Hilal.
Ama bugün ön planda sen olmayacaksın.
Bu kampanyanın fikrini...
...Aslı kurdu.
Hikayeyi o anlattı.
Müşteri de ondan dinlemeli.
Ben mi?
Ama kampanyayı Aslı'dan alıp...
...sunumu benim yapacağımı söylemiştiniz.
Bugünkü toplantıyı geçerse...
...basının da olacağı büyük lansmandaki...
...sunumu Aslı yapacak.
Bu kampanyayı ondan aldığımda...
...hakkında olumsuz...
...düşüncelerim vardı.
Ve onlar epey değişti.
Merak etmeyin en iyisini yapacağım.
Yapacaksınız.
Sen ve Can.
Anlamadım?
Can mı?
Dün gece sizi izledim.
Hiç çaba harcamadan birbirinizi tamamlıyordunuz.
Biz günlerce oyuncu seçiyoruz.
Sizde kendiliğinden olan şey için.
Müşteriye bu kampanyada anlatacağımız şey...
...gerçek bir bağ.
Ben o bağı sizde gördüm.
Hadi Can'ı ara da...
...hemen haber ver.
Müşteri geldiğinde burada olsun.
Çalışıyoruz.
Mutlu musun peki?
Ayla Rıza ile.
Olacağım.
Zor geliyor değil mi?
Ben de babama geldiğim zaman...
...hep duygulanırım.
İstersen konuşalım biraz.
Dertleşelim.
Belki iyi gelir.
Keşke hep burada olsalar.
Ne yapacağız?
Ama...
...mukadderat işte.
Ne yapacaksın?
İnsanın elinden...
...özlemenin dışında bir şey gelmiyor.
O da yani...
...en çaresiz...
...hali özlemenin...
...bir daha hiç göremeyeceğini bile bile.
Babam öldüğünde neyi anladım biliyor musun?
Benim babam hayatta...
...ben onu geçtim diye...
...sevinebilecek...
...tek erkekmiş.
Diğer erkekler sanki hep rakip.
O yüzden de çok fazla arkadaşım yok zaten.
Gerçekten...
...arkadaşın yok mu Rıza?
Sen varsın.
Bak ne güzel dertleşiyoruz şurada.
Sen varsın.
Ben sana bir şey söyleyeyim mi Zeynep?
İnsan insanın değerini...
...kaybetmeden anlamıyor.
O yüzden sevdiklerin hayattayken...
...elini sıkı sıkı tutacaksın...
...hiç bırakmayacaksın.
Dur ya.
Ben sana.
Kahvaltına bir şeyler getirdim.
Hastaneden bak.
Zeytinli açma.
Bu aç ha.
Sen kahvaltı yapmamışsındır.
Bunu dışarıdan aldım.
En sevdiğim vişne suyu.
Lisedeyken bundan alırdım hep kantimden.
Nasıl hatırlıyorsun bunların hepsini?
Ben seninle ilgili her şeyi...
...aklıma kazıdım.
Başka türlüsü zaten...
...düşünülemez yani.
Neyse.
Bunları uzun uzun konuşuruz ya.
Daha önümüzde uzun yıllar var Zeynep.
Ne yapalım şöyle hava da güzel.
Güzel bir gezdireyim mi seni şöyle?
Yok Ali Rıza. Eve gitmem lazım.
Yüzde seksen üçte şarjın var.
Çok güzel gezerdik.
Gerçekten eve gitmem lazım.
Aklım babaannemde.
Tamam o zaman. Başka zaman dolaşırız.
Rahat rahat klimayı da açayım şöyle.
Pist pist.
Babaannem.
Bahar babaannem nerede?
Babaannem nerede?
Odasında.
Ben çalışırken mi çıktı yoksa?
Ah Bahar ah. Yürü arayalım.
Babaanne.
Ben aşağıdan geliyorum şimdi. Yok da orada. Yukarıya bakalım.
Ayşe abla babaannemi gördün mü?
Kimsiniz?
Pardon.
Kimsiniz siz?
Affedersiniz Tayfun Bey.
Buyurun lütfen buyurun.
Günaydın.
Günaydın Ayşe Hanım.
Nasıl buldunuz?
Neyi?
Çok güzel olmuşlar.
Ama niye bu kadar uğraştınız Ayşe Hanım?
Estağfurullah.
Başarınızı ölümsüzleştirmek istedim.
Teşekkür ederim.
Ama bu yalnızca benim başarım değil.
Hep birlikte başardık.
Mesut Bey sizinle çalışmak bizim için büyük bir gurur.
Bilirim sevmezsiniz böyle şeyleri.
Ama bırakın hepinizin gururu olarak kalsın.
Kalsın madem.
Şefim.
Altınızda çalıştığım için bazen çok şanssız hissediyorum.
Yani bana pek sıra gelmiyor.
Ve galiba ben hiçbir zaman bir rekortmen olamayacağım.
Hiç olur mu öyle şey Tayfun Bey?
Ne münasebet.
Az önce Ayşe Hanım'a da söyledim.
Bunu ben tek başıma değil bu bir ekip işi.
Hep birlikte başardık efendim.
Şaka yapıyorum zaten şefim.
Yani sizden çok şey öğreniyorum.
Yani inşallah daha uzun seneler birlikte çalışırız.
Teşekkür ederim inşallah.
Şefim az sonra nikah kıyacağımız ailenin babası verdi.
Adettendir dedi.
Eksik olmasın.
Tayfun Bey onu kutuya atın.
İhtiyacı olan birileri çıkar elbet.
Kutuya ben şey yapayım o zaman.
Hadi bakalım.
Bir an önce hazırlanıp çıkalım.
Beğendiniz değil mi? Güzel değil mi?
Çok güzel olmuş Ayşe Hanım.
Merhaba.
Geçmiş olsun hepimize.
Hoş geldin Yasemin.
Sana da geçmiş olsun.
Yasemin hoş geldin.
Kendine.
Çok geçmiş olsun Sinancığım.
Görünmez kaza işte kimse böyle olsun istemezdi.
Sağ olun.
Ne kazası efendim ne kazası.
Tam bir facia.
Oda çok kalabalık olmuş.
Lütfen hastamızın yanında bir tane refakat çıkarsın.
Diğerlerini dışarıya alalım.
Zaten hasta ziyaretini kısa olanı makbuldür.
Yasemin kalsın.
Oğlum.
Evet anne.
Yasemin kalsın.
Tekrar geçmiş olsun Sinancığım.
Sağ olun.
Gel.
Gelsene.
Nasılsın iyi misin?
İyiyim şuan çok iyiyim.
Ağrın var mı?
Yok geçiyor.
Sen iyi misin?
İyiyim.
Bu gerçekten delilik.
Yapacak bir şey yok.
Kusura bakma ama o toplantıya benimle beraber katılman şart.
Hani kariyerim için bu gerekli.
Tıpkı dün senin gerekli deyip elimi tutman gibi.
Tam olarak ne toplantısı bu?
Alyans.
İşte evlilik, mutluluk falan.
Gibi seni sevmediğin işler.
İlginç.
Boşanma avukatıyla evlilik kampanyası.
Bence de kötü bir fikir.
Ama bunu Selda Hanım'a anlatacak durumda değildim.
Bak bu benim projem.
Yani kreatifi bendim.
Ama Selda Hanım benden alıp hilale verdi.
Ondan sonra bugün tekrar proje bana geri döndü.
Bugün seninle yapacağım sunum için çok umutlu Selda Hanım.
Projeyi alacağımızı düşünüyor.
Ama istemezsen
davam çıktı deyip gidebilirsin.
Ben kendi başımın çaresine bakabilirim.
Anlaşılan
bizim sevgililik oyunu
tahminimizden biraz daha uzun sürecek.
Peki.
Kariyerin için toplantıya gireceğim.
Teşekkür ederim.
Ama sana da göre düşecek.
Ne göre be?
En yakın arkadaşımın
bir ev işi haberi var.
Oraya benim kız arkadaşım olarak geleceksin.
Ne?
Sevgililik tek taraflı olmuyor değil mi?
Ben senin arkadaşlarınla, patronunla
hepsiyle tanıştım.
Şimdi sıra sende.
Sen de benimkilerle tanışacaksın.
Ne yapıyorsun?
Neler yukarıda.
Bizi izliyor.
Sakın.
Sakın.
Bırak.
İzlenelim olsunlar.
Neredesin çocuğum sen?
Telefonlara da cevap vermiyorsun.
Anne Zeynep'i gördüm.
Mezarlığa gitmiş.
Onu eve kadar bıraktım.
Zeynep'i gördünmüş.
Peşinden koşuyorum demiyorsun da.
Allah Allah koşuyorum ya.
Sözüm sayılır. Yasak mı?
İşi gücü boş verip ortadan yok olmak
yasak çocuğum.
Aklını Zeynep ile alıklandırıp
ekmek tekneni boş bırakamazsın.
Erkek adam için eşi tamam.
Ama işi tas tamam olmalı.
Çabuk işinin başına.
Çabuk.
Çok pardon.
Ben çiçekten göremedim de size.
Sipariş götürüyorsunuz herhalde.
İnşallah.
İstahareyası var mı?
Var.
Hatta faturası da kesildi.
Siz bana rapor mu getiriyordunuz?
Yok ben gün içinde uyuyacağım.
Şimdi rutin esnaf denetlemelerim var.
Peki siz denetleyin ben mani olmayayım size.
İyi günler.
Meğer olduğunu kafama yemeseydim
babama zor kullanıp
o yüzükleri taktıracaktım.
Yani yol boyu bütün planım buydu.
Sonuçta benden habersiz
oraya geldilerse
benim istediğimi yapmak zorundalar.
Benim babam peki?
Babam ne yapacaktı? Verecek miydi beni sana?
Haklısın ben orasını hiç düşünmedim.
Hiç o tarafından bakmadım.
Bir de baygınken ne oldu biliyor musun?
Böyle
Hayatım sanki bir film şeridi gibi
gözlerim önümden geçti.
Bütün sahnelerde de sen vardın.
Ya.
Melek de var mıydı?
Yasemin.
Ne? Ne oldu?
Yani merak ediyorum.
Birazcık çünkü bana böyle
buradan bakınca hayatın tam ortasındaymış
gibi geliyor da.
Bir gün geldim mesela buraya
benden önce gelmiş oraya oturmuş falan.
İnsan merak ediyor yani.
Filmde var mı?
Ne kadar var?
Vardı vardı ama sahnesi azdı.
Ya.
Ne?
Bak ben onun buraya ne zaman geldiğini bilmiyorum.
Akşam onunla buluşacaktık
sonra senden mesela gelince hemen senin yanına geldim.
Onunla mı buluşacaktın?
Bilgi bende yoktu da.
Bilmiyordum yani.
Ne var ki bunda hep yaparız yani kahve içirdik sadece.
Yasemin lütfen yorma beni Melek için ya.
Lütfen rica ediyorum tamam mı?
Olur Sinancım.
Özür dilerim.
Yorma.
Yorma.
Tamam.
Su getirdim size.
Kimsiniz diyorum.
Siz yanımda mı oturuyorsunuz?
İyi misiniz?
Bir şey söylesenize yanımda mı oturuyorsunuz siz?
Sen...
Murat'ın karısı mısın?
Murat'ın karısı mısın diyorum sana?
Evet.
Otur sana bir şey söyleyeceğim.
Otur otur.
Çok önemli.
Belki bir daha söyleyemeyebilirim.
Otur kız.
Kocanı...
Babaanne!
Abla.
He.
Murat abinin bahçesine mi baksak?
Ne diyorsun kızım ne alaka?
Ne ya?
Yok işte kadın hiçbir yerde.
Yürü.
Babaanne?
Ne işin var senin burada babaannem ya?
Bizim bahçemize gelmiş.
Ne olmuş?
Kusura bakmayın.
Yaşlılık işte.
Babaannem konuşmayı sever.
Ama olayları karıştırır.
Zihni dağınıktır biraz.
Yani eğer bir şey söylediyse...
Biraz konuştuk biz evet.
Ne söyledi?
Anlamadım ben.
Türkçe mi gördün?
Hadi babaanneciğim.
Evimizde gidelim.
Kadın yalan söylüyor he.
Sus kız.
Kimsenin günahını alma.
Türkçe bilmiyorum dedi ama senin her söylediğini anladı nasıl oluyorsa.
Biz bile anlamıyoruz babaannemi bazen.
Doğru söylüyordur belki.
Anlamamıştır.
Gel babaannem.
Gel pamuğum.
Babaannem.
Bir daha bize haber vermeden bir yere gitme olur mu?
Seni bulamayınca ödümüz koptu.
Canım sıkılıyor benim.
Film açın evde bana.
Eyvah geç kaldım.
Hoca kesin diz satacak bana bu sefer.
Ne yapacak ne yapacakmış.
Ben de anlamıyorum ki bu yeni modeller böyle konuşuyor.
Bir şey istiyor mu canım?
Yok kızım.
Biraz dinlen.
Açarım ben sana filmi çıkarız yukarı.
Buyurun hoş geldiniz.
Sefa getirdiniz.
Teftiş yapıyoruz buyurun.
Bir dakika bir dakika durur musunuz lütfen?
Siz son geldiğinizde her şeyi çok güzel ne demiştiniz.
Ama burada bir çok eksik tutanağı işlenmiş.
Maddi ceza yazmadım.
Sadece uyarı cezası.
Post cihazı ve yazar kasa oluşmazlığı.
Anayapkanın banka hesabıyla entegrasyonu.
Envanter ve sayım farkları.
İnternet alanının işletme değil.
Şahıs üzerine olması.
Bazı fiyat etiketlerinin düzensizliği.
Gibi şeyler.
Ama bir gün içerisinde hallederseniz.
Sorun olmayacaktır.
Yani tamam peki.
Bunlar bir günde halledilecek mi?
Halledilecek şeyler değil ama yapacağım.
Yapınız.
Çok sağ olun Allah razı olsun.
Hayırlı işleriniz olsun.
Yani sizinle nasıl hayırlı işlerim olacaksa benim ya.
İşte bu kadar.
Taburcuyuz bebeğim çıkıyoruz.
Nihayet.
Neredeydi burada evet.
Sen benim evden getirdiklerimi giy.
Diğerleri o bahçenin tozunu toprağına karıştı.
Hatta onlardan kurtulsak mı acaba?
Ben onları katlayıp koymuştum ama istiyorsanız atabilirim.
Niyeymiş o?
Ne demek niye oğlum ne demek niye?
O kıyafetler yüzünden kafana odun yedin ya.
Evet hatırası kötü ya bu.
Bad memory.
Abartıyorsunuz bence.
Çantayı koyuyorum o zaman.
Sen ne yap biliyor musun?
Sen onları eve götür iyice yıka ütüle ondan sonra getir bana.
Ay onların iyice iyileşti formunu buldu ya.
Ay böyle göbek atarmış gibi kahkaha atıyorsun ya Meloş.
Bayılıyorum o haline.
Hadi hadi sıkıldım.
Hadi gel oğlum gel.
Hop aslanım benim.
Var mı ağrı?
Biraz batıyor.
Sen bunu giy.
Bak bu sana daha güzel olur.
Daha gösterişli.
Sen böyle görgüsüzlüğü seviyorsun çünkü.
Ne kadar çay?
Otuz bırak oraya.
Tamam iki tane söyleyeceğim ama heyecanlanma.
İki tane mi? İyi tamam.
Parayı nakit getirirsin.
Götür.
Eyvallah.
Fiş vermiyor musun?
Arkadaşım bir çay içtin ne fişi?
Kafada bir sıkıntı mı var?
Alo.
Evet buyurun.
Emlakçı serveti.
Onu vereceğim vereceğim ama dörtten sonra gelirseniz.
Ben de bankayla konuştum çünkü.
Akşam grubuyla yollayacağım.
Üç yüz elli bin alacağım var benim de.
Akşam grubuyla yollayacağız dediler.
İnanmıyorsanız arayın bankayı siz sorun.
Allah Allah.
İşlerine sahibi sen misin?
Yok arkadaşım.
Ama gelmedi henüz biz de bekliyoruz.
Siz alacaklardan birinin tanıdığı falansanız.
Ben emlakçını bıraktım kardeşim.
Hiç bende artık emlakçı falan yok.
Sizin emlak işi için ruhsatınız var mı?
Sizin benimle ilgili böyle bir kişisel probleminiz mi var beyefendi?
Çayın fişini soruyorsunuz.
Emlak ruhsatı falan soruyorsunuz.
Nedir sıkıntı?
Maliyeci misin? Hasta mısın?
Bire bir benimle problemin mi var?
Bilakis.
İlk tahmininiz doğru.
Dergi müfettişi Sezai Güzgür'ü.
Hoş geldiniz.
Hoş geldiniz. Nasılsınız?
Servet saray oyunu bende.
Bende bir dönem hazırlandım.
Maliye sınavlarına.
Olmadı. Olsa demek ki meslektaş olacağız.
Hakkınızda cezae işlemi kullanacak.
He.
Bir şeyler yapamaz mıyız?
Rüşvet.
Ne olur?
Rüşvet mi diyorsunuz?
Bana bak içeri girersin.
Hayır hayır. Siz Türkçemizin azizliğine uğradım.
Siz dediniz zaten ilk rüşveti.
Rüşvet mi olur? Olur mu rüşvet gibi?
Çekil hadi çekil. Görev başındaki memura zorluk çıkarma.
Yok zorluk çıkarmıyorum. Duruyorum ben.
Hiçbir şey yapmadım.
Biraz eğil. Sakın.
Dikkat et oğlum.
Annecim yürüyebiliyorum.
Sizde araba var mı? Var canım.
İyi.
Arayacağım tamam mı? Merak etme.
Tamam dikkat et olur mu?
Görüşmek üzere.
Hoşçakal Sinancım.
Melek'cim sen nasıl gideceksin?
Taksi çağırdım ben şirkete geçeceğim.
Olmaz öyle biz bırakırız gel.
İyi.
Hadi.
Sırf beni gıcık etmek için
Melek'i de aldılar arabaya görüyorsun değil mi?
Ne derdi var
benimle anlamıyorum ki.
Onun derdi kendiyle.
Hadi benim ofise gidelim.
Randevum var. Geç kalacağım zaten. Hem sen de biraz oyalanmış olursun.
Yok hala yok.
Ben yürüyeyim biraz. Yürüyüş yapayım olur mu?
Emin misin?
Eminim. Sen git hadi. Ben kendim giderim eve.
Tamam.
Dikkat et ama tamam mı?
Hocam makinem biraz ağır olduğu için
hard copy da aldım.
Ama yeni bir bilgisayar aldığında siz daha zengin görseller göreceksiniz.
Sürekli aynı şeyleri
söyleyip duruyorsun.
Eğer kendi bilgisayarın iş görmüyorsa
başka bir yerlerden temin edersin.
Okulumuzun bilgisayar odası var.
Orada çalışabilirsin.
Gel.
Gel Diyar.
Bahar. Diyar Van 100. Yıl
Üniversitesinden değişim programıyla
buraya geldi. Onu ben davet ettim.
Diyar Bahar da bizim
öğrencimiz. Her ikiniz de
çok benzer projeler üstünde çalışıyorsunuz.
Ama maalesef
asistanlık kadrosu bir tane.
Sizden ortak bir çalışma
yürütmenizi isteyeceğim.
Bu ortak çalışma sonunda
kim benim gözüme girerse
asistan olarak onu alacağım.
Yani hem ortaksınız
hem de rakip. Hadi bakalım.
İyi olan kazansın.
Merhaba Bahar.
Merhabası ya.
Hocam.
Hocam.
Hocam benim bu proje
için ne kadar uzun süredir çalıştığımı biliyorsunuz.
Bu benim hakkım.
Ayrıca size anlatmıştım konak babamın
kadı dedelerinden kaldı diye.
Bu projeyle fon sağlayıp orayı restore etmek
ve şehrimize değerli bir eser kazandırmak
benim en büyük hayalim.
Ayrıca tek amacım da okulda kalıp akademik
kariyer yapmak. Evet ama onun da projesi
çok iyi. Onun da senin gibi çok
güzel idealleri var. Kusura bakma
Bahar. Taraf tutamam.
Sana her zaman bir alternatif
vardır demiştim. Hatırlıyor musun?
O yüzden bunu sana tanıdığım
son bir şans olarak gör olur mu?
Ya şey
kusura bakma bir anda
öyle ilk bir şokla ben şey yaptım ama
geçti. Merhaba
Didar mıydı?
Neydi? Diyar.
Eee?
Nereden başlıyoruz? Eğer istersen senin
projenden başlayabiliriz.
Benim bilgisayar çöp benimkine zorlanırız.
Yani bana güvenmiyorsun.
O ne demek şimdi öyle ya?
Projeni saklıyorsun benden. Sen akıllı mısın
yoksa tipin mi öyle gösteriyor?
Yalan dilerse hoca bile biliyor ki sen bence bu yüzden
buradasın. Neyse ben sana
güvenmiyorsam sen bana güven seninkinden başlayalım.
Benim için tamam.
Problem yok.
Hah. İşletme sahibi de geldi.
Yaman'cım neredesin sen?
Ya sorma Servet. Arkadaşın ana söyledi.
Cenazeye gittim. Telefonu da taksi de unutmuşum.
Talihsizlikler üst üste geldi diyorsun.
He. Neyse gittim aldım da sıkıntı yok.
Bu kimdi o? Yüzden çalışmadan
masa mı işgal ediyor? Eee maliyeci.
Maliyeci mi? He.
Vergi mi Fethiş'e?
Evet.
Üç yüz elli bin değil bu da Servet.
Üç yüz elli mi?
Otuz beş gibi gördüm ben onu ama
iyi kalem demiştik.
Demek ki dik yazsanız ne yazacaksınız?
Hayırlı işler dilerim.
Bundan sonra ruhsatsız
iş yapmayın ve mutlaka afiş kesin.
Çok eksiğiniz var. Tekrar etmeyin.
Doğramış ulan bu vicdansız beni.
Tamam tamam şey yapma.
Ödersin sen bir şey olmaz.
Sen işletme sahibisin. Bana bak Yaman
şu benim sende duran parayı
çekmemiz lazım. Eniştem dedi ki
tuvalete paspas yapacağım seni dedi. Onu bir çekelim.
Sen ne diyorsun ulan? Yürü git işine.
Burayı emlakçıya çeviren sensin.
Ruhsatsız çalıştıran da sensin. Ben sana dedim
elli kere dedim ceza yiyeceğiz. Bir şey olmaz
diyen de sensin. Ulan sen o pendeki parayı
unut unut. Ben o parayla bu cezayı ödeyeceğim.
Yaman'cığım.
Eniştem diyorum. Alacakları
ben paraya ödemem lazım diyorum. Bunu bir aya
öderiz. Servet.
Hiç boşuna yalvarma ulan.
Bitirdin beni. Ben burada otuz beş ay çay
satsam bu parayı ödeyemem ha. Bir de bana
bir ay süresi var diyor. Bana ne ulan?
Borç senin borcu. Nasıl ödersen öde.
Mesut Baba.
Sen hiç merak etme.
Eğer para ödenmezse ben öderim.
Ben öderim o parayı.
Ben öderim o parayı.
Biz yüzük satmıyoruz.
Biz insanların birbirine verdikleri
sözü görünür hale getiriyoruz.
Bazen bir alyans yeni
bir başlangıçtır.
Bazense
vazgeçilmeyen kırk yıllık
bir alışkanlıktır.
Ben bir nikah memurunun kızıyım.
Hayatım boyunca
binlerce kez evet hikayesi dinledim ondan.
Erkek arkadaşım Can.
Sizlerle tanıştırmak istedim.
Kendisi başarılı bir boşanma
abukatı.
Ben de binlerce kez
artık istemiyorum hikayesi dinledim.
İşte tam da bu yüzden
aşk-romantik cümlelerle anlatmak istemedim.
Çünkü bizim
kampanyamız sadece mutlu
çiftleri hedeflemiyor.
Aynı zamanda vazgeçmeye
yaklaşmış çiftlere de
bir zamanlar kalpleriyle verdikleri sözleri
hatırlatmayı hedefliyor.
Yüzüğün bir eşya değil
onlarca
anı olduğunu hatırlatıyor.
Çünkü bir yüzük aşkın ödülü değil
hatırlatıcısıdır.
Her şey yaşanmış.
Her şey gerçekmiş.
Kadın tekrar aşka inanmış.
Bence batacaklar haberleri yok.
Niye batıralım ki?
O kadar büyük cümlelerden sonra millet
yüzük almaya korkar.
Yani bir ömür taşımaya hazır mıyım diye
en az üç ay düşünür.
Senin yüzükle bir işin yok.
Endişeleneceğin bir şey de yok o yüzden.
Senin mesleğinde yüzük atılıyor, takılmıyor.
Sen hâlâ
hayal satıyorsun.
Ben gerçeği sunuyorum.
Neyse sunum iyi geçti en azından.
Yarın baby shower'da aynı performans senden de bekliyorum.
Ne yapılır ki orada?
Ne bileyim ben.
Yani yiyeceğiz, içeceğiz, bebeğin cinsiyetini
öğreneceğiz, gidecek.
İdare edebilirsin herhalde.
Koskoca sunum idare ettiğine göre.
Tamam.
Sonuçta zaten bu oyunun bitmesine az kaldı.
Az kaldı.
Evet.
İyi.
Görüşürüz o zaman.
Tamam.
Görüşürüz.
Şurayı düzenleyeyim de ben hemen.
Ya uğraşmasınız şöyle şeylerle.
Gel otur şurada gel.
Oğlum doktor bütün gün istirahat edecek dedi.
Yani.
Ben zaten çocukken hep hemşire olurdum.
Ya daha doğrusu öyle yaparlardı.
Neyse.
Aziz aradı, anlattım durumları.
Kal Sinan'ın yanında dedi.
Canım patroncum benim ya.
Bu aralar yeni sevgilisiyle arası pek iyi galiba.
Dünya yansı umurumda değil şu anda.
Ama
dönüp de dava meselesini
hatırlayınca aynı canlılıkta
kalacak mı acaba?
Neymiş bu dava meselesi?
Kısa bir hikaye ama sevimsiz.
Boş ver. Müzik açayım mı?
Tabii ki hayır. Kafamın içinde çift kros davul çalıyorlar sanki.
Bir çarşıl.
İstemem.
Hadi gel bir tanesi hadi.
İyiyim ben böyle.
Hadi oğlum yat uzan.
Ya anne lütfen.
Olsun bir tanesi.
Bulmuşsun ilgiyi naz yap şöyle biraz ya.
Çok tatlı bu kız harika vallahi.
Ya ben iyiydim öyle ya.
Uzanayım mı?
Uzan.
Paşam paşam.
Burada harika bir kız var.
Bizimki tutturdu dolaştı kız diye.
Bana söylemişti
Melek diye birini ama
bu kadar canlı birini beklemiyordum Aycan'da.
Yani
vizyon var bu kızda Aycan yani.
En basitinden espri yapabiliyor.
Yani espri yapabilen birisi
kafası çalışır Aycan.
Ayol kız avukat avukat.
Kafası çalışmazsa avukat olur mu hiç?
Şimdi bizim
Sinan'ı Yasemin'den soğutup
Melek'i ön plana çıkarmamız gerek.
Dur kapı çaldı.
Kim gelmiş yine?
Kim gelmiş?
Ben geldim.
Yasemin.
Sevgilim ne duruyorsun öyle gelsene böyle.
Yalnız beş dakika falan dur.
Doktor dinlenmesi lazım dedi.
Selam.
Bir tanem niye öyle bakıyorsun?
Gelsene ev senin gel.
Melek de buradaymış.
Ben onu giderken
siz işe bırakacaksınız
sanıyordum.
Yoldayken patronu aramış.
İzin vermiş.
Bizde Sinan'a iyi geliyor diye aldık getirdik.
İyi.
Sinan biz biraz
baş başa konuşabilir miyiz?
Aa hasta yatağında.
Anne biraz tek kalsam başıma bir şey gelmez.
Oğlum biz mutfakta dururuz.
Hem buradayız hem yokuz gibi.
Esnek bir çözüm
alanı gibi geldi sanki birden bana.
Baba lütfen.
Baba lütfen dedi Aycan.
Gerilmiş demek ki.
Gel.
Gel.
Benim neyim olduğu belli.
Tamam da.
Senin neyin var niye böyle davranıyorsun?
Her seferinde bir şaşkınlık yaşıyorum diye
olabilir mi acaba?
Sen Melek için mi
benim için mi geldin arkamdan?
Senin için geldim tabii ki.
Nasıl saçma bir soru ya?
Ama onu burada da görünce
gerildim artık haliyle.
Aynı şeyleri konuşarak
farklı noktalara varamayız biz.
Normal yani sence.
Normal mi bu?
Bir kadın nasıl kabul edebilir ya böyle bir şeyi?
Bilmem çünkü bir kadın değilim.
Artık tertemeler boş değilmiş.
Aslında gelmem de hataydı.
Kendimi küçültüp duruyorum.
Yasemin.
Dün akşam babama yapılan saygısızlıkla
cabası Sinan.
Birazdan aynı şeyler yaşanacak çünkü.
Ne yaptılar babana?
Git annenle babana sor ne yapıldığını.
Ne diyorsun Yasemin?
Sinan.
Bak ben senin için her şeyi sineğe çektikçe
annen benim üzerime geliyor.
İnsan istenmediğini anlıyor.
Benim suratıma bir tek git denmedi ya.
İstenmediğim yerde durmak istemiyorum.
Bir düzgünce konuşabilir miyiz?
Yine de şu anda benim ne yaşadığımı
ne hissettiğimi hiçbir önemi yok.
Ama babam için ne söyledilerse
iki katını onlara
iade ediyorum.
Oğlum ilacını getirdim.
Ne bu gerginlik?
Hala anlamadınız mı?
Sinan size anlatsın.
Ne bu gerginlik böyle?
Yasemin bir durur musun?
Bak.
Oğlum bak kız edepsiz çıktı.
Boş ver sen iç ilacını.
İstemiyorum ilaç falan.
Aşırdı bağıracağım.
Anne bazen çok zorluyorsun biliyor musun?
Biliyorum.
Yani pek mümkün değil.
Nikahlar hep arka arkaya.
Yetişemezse yapabileceğim hiçbir şey yok.
Durum nedir meslektaşım?
Şey şefim.
Damatı dayı şehir dışındaymış.
Uçar öter yapmış.
Nikaha yetişemeyecek.
Yani epeyde bir gecikecek gibi.
Yani belki bir,
belki bir buçuk saat en fazla.
Acil bir ameliyatı çıktı.
Oraya gitti.
Cerrah da kendisi.
Bir sorun çıkacağını düşünmüyorum.
Elimizden geleni yaparız.
Ama şefim.
Benim kıyacağım nikahlardan biri de.
Önü de arkası da maalesef dolu.
Ben size destek olurum meslektaşım.
Hemen iptal etmeyelim.
Bekleyelim.
Eğer programınız yoğunsa nikahı ben kıyarım.
Hay Allah razı olsun size.
Allah ne muradınız varsa versin.
Cümlemizin efendim cümlemizin.
Hayırlı işler.
Sağ ol.
Bol kazançlar.
Kabarık unlu mamulleri.
Ali Rızacığım.
Keşkül ver bakalım.
Günlük değil mi?
Günlük tabii ki.
Bizde her şey günlük.
Servet.
Çok güzel.
Gel otur sen de.
Ali Rızacığım otursana.
Ali Rıza.
Sen çok delikanlı bir adamsın.
Dün.
Bana yaptığın delikanlılığı.
Eniştem bana yapmadı biliyor musun?
Servet.
Ali Rıza'yı yağlarım.
Sen ballarım.
Keşkülü bedavaya getiririm diye düşünüyorsan.
Keşkülün boş kasesini yalarsın.
Ben şuraya keşkül.
İki yüz doksan lira yazayım da.
Onu da senden alayım.
Ali Rızacığım.
Sence ben keşkülü bedavaya getirme derdinde miyim?
Ayrıca sen dün gece.
Herkesin içinde.
Servetin borcunu ben ödeyeceğim demedin mi?
Ha?
Dedim de sen sonra Mesut babaya.
Gruptan parayı istetip.
Kendim bizzat ödeyeceğim dedin ya.
Aksilikler.
Aksilik mi oldu?
Hayatta hep aksilikler karşımıza çıkmıyor mu?
Ali Rıza.
Senin bana üç yüz elli bin acil ateşlemen lazım.
Ben sana onu en kısa vadede geri ödeyeceğim.
Sen neden üç yüz elli lira ister gibi.
Üç yüz elli bin lira istiyorsun Servet?
Sen neden komşudan.
Bir fincan şeker ister gibi.
Zeynep'i istiyorsun Ali Rıza.
Ayrıca.
Kızların dayılarının.
Adamlara borcu varken.
Eniştesi tarafından zorbalanıyorken.
Bu kızlar karalar bağlamaz mı?
Bu kızlar karalar bağlarsa.
Eniştem o eve görücü çağırır mı?
Servet benim işim gücüm var kardeşim.
Bir de şimdi.
Yasemin olayı peydah oldu.
Beyninin tekmezi akmış.
Bir damat adayı varken.
Eniştemin önceliği sen olur musun sence?
Ben üç yüz elli bin veremem Servet.
Yüz bin katı vardır sende.
Var. Var bana kadar var.
Sen şimdi o duyguyu bilmediğinden.
Senin hiç bir zaman öyle bir paran olmadı ya.
Bu bana dokunur. Ben o parayı verirsem.
Hastalanırım.
Kıvranma Ali Rıza. Kıvranma.
Kabullen.
Yoksa çok ağlarsın.
Yani öyle bir sefer de vermeyeyim bari.
Böyle gün aşırı.
Üç takside falan yayalım.
Yani o da benim Zeynep'im için yani.
Hani başka türlü vermem de zaten.
İyi tamam ben o zaman Murat'tan isteyeyim ya.
Murat hemen çıkarır verir bulup buluşturup.
Ne Murat'ı ya?
Ne Murat'ı şurada Murat'ın lafını geçiriyorsun?
Ali Rıza varken.
İşte benim tanıdığım Ali Rıza bu.
Bu Ali Rıza.
Hakkına razı Rıza.
Hadi gel bankaya gidelim on dakika.
Şu parayı çek benim işi hallet.
Tamam.
Ama bak sen de bana
Zeynep'i isteme konusunda yardım edeceksin.
Bir an önce. Diledilikle Zeynep'i istemem lazım.
Tamam mı? Söz mü?
Sözüm senettir merak etme.
Tamam. Üç yüz elli bin lirayı da borç olarak veriyorum.
Onu geri alacağım.
Buna da söz ver.
Kuruşu kuruşunu ödeyeceğim.
Söz ver söz.
Söz söz söz. Ne sözmüş?
Benimle mi sözleniyorsun?
Zeynep'le sözleneceksin sen.
Ona odaklan odan kaymasın.
Şunu çıkar. Böyle gidilmez bankaya.
Önlükle çekmez.
Kabarık umlu mamulleri yazanın önlüğünü çıkar.
Üç yüz kırk dokuz bin yedi yüz on lira vereceğim sana.
İki yüz doksan lira keşkül.
Keşküle iki yüz yaz bari.
Neyse o.
Ali Rıza senin de elin sıkı ha.
Pazarlık edilmiyor seninle.
Arabaya bak arabaya.
Arabaya bak.
Hadi kabarık çıkalım.
Alo.
Evet sizin ne vardı?
Tamam.
Güller.
Tamamdır.
İyi günler.
Bunu verdik.
Bunu verdik.
Tamam.
Of.
Of.
Siparişler de birikti ya.
Vergi memuru yarın gelse sanki ne olacak?
Azize abla.
Yarabbi bugün de huzuruna davet edildiğiniz için sana şükürler olsun.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Aşkım.
Bu yalnızlık, bu dert mi?
Bunlar bölümü tadilatta bacım.
Abi biliyorum da, ama bugün açılacak demişlerdi, ben ondan geldim.
Hem biz böyle hanımlar olarak çok mağdur oluyoruz.
Nays Hanım, bir sorun mu var?
Ya evet var. İlk sorunum sizsiniz.
Yani sizin evrak işlerinizle mi uğraşayım, kendi işlerimle mi uğraşayım?
Hem bunlar böyle bir günde olacak işler değil ki.
Ya düzenleme yapmaktan kendi işlerimi yetiştiremedim.
Tamam, sakin olun. Ben size yarın uğrayacağım öyleyse.
Yarına kadar halletmiş olursunuz.
Teşekkür ederim.
Hocam, selamünaleyküm.
Ve aleykümselam.
Hocam, bir sorunum da bu cami tadilatının bitmemesi.
Yani camiye giremiyoruz hocam. Hani bugün bitecek demişlerdi?
Evladım, uzun zamandır tadilat görmemişti hanımlar bölümü.
O yüzden tahminden biraz da uzun sürdü.
Allah'ın izniyle yarın sabah açarız hanım kızım.
Bu gecikmemizden dolayı hakkını helal et.
Estağfurullah hocam, helal olsun.
Sağ olun, iyi günler.
İyi günler.
Maalesef açmıyor.
Az önce de uçaktan indim ama trafik çok demişti.
Bir kararsız damat vakasıyla daha mı karşı karşıyayız acaba?
Çekiniyor ve gelmek istemiyor sanki.
Tayfun Bey.
Kusura bakmayın, beklettik sizi de.
Yok kızım, önemli değil. Biz hep buradayız.
Affedersiniz.
Affedersiniz.
Ne?
Aşkım, ancak düştüm.
Çık buradan, hadi.
Özür dilerim, geç kaldım.
Rica ederiz.
Hadi bakalım, içeri geçin nikahınızı kıyalım gençler.
Buyurun.
Ama şefim, yani mesai bitti.
Yarım saatte fazladan bekledik zaten.
Tayfun Bey, mesai Serkan.
Bakın biz de memuruz, arkadaşımız da memur.
Onun mesaisi var mı?
Hadi bakalım, buyurun içeri şu nikahı hayırlısıyla bitirelim.
Buyurun, buyurun efendim.
Buyurun.
Abla.
Nasılsın, silahın nasıl?
O iyi şükür de, ben iyi değilim.
Ne oldu?
Sen ağladın mı?
Soğandan mı?
Sen niye iyi değilsin?
O hastanede o kız vardı.
Melek var ya, hani şirketteki.
Ay canım, ona nasıl iyi davranıyor.
Bir görsen, sanki o gelin adayıymış da.
Ben misafirmişim gibi.
Ay yani, içime bir kot düştü Sinan hastaneden çıkarken.
Gideyim bir bakayım dedim.
Baktım eve gitmiş abla.
Ay insan sevdiği adamın yanında kendini yabancı hisseder mi ya?
Hisseder.
Ben de bugün Murat'ı gördüm.
Üçünü bir arada.
Çok garip.
Kıskandım bayağı.
İnsan...
...kaybettiği kişiyi değil de...
...kaybettiği geçmişini üzülüyor.
Oy ablam benim gel.
Üzülme tamam ya.
Tamam canım ağlama, ben ağla diye söylemedim.
Üzül diye söylemedim.
Babaanne.
Ahım.
Biliyor musunuz?
Rahmetli dedenizle ilk yıllarımda ben de çok kıskançtım.
Ya.
Mahallenin bakkalına her gidişinde sinir olurdum.
Niye?
Niye olacak?
Bakkalın kızı çok güzeldi değil mi?
Ay.
Ben de dedim ki, bir daha o bakkala gitmeyeceksin.
Refik de bana baktı, gitmem dedi.
Ben de sevindim tabii.
Ertesi gün öğrendim ki...
...zaten o bakkala gitmiyormuş.
Benim gönlüm olsun diye gitmem demiş.
Canım herif.
Gönlünüzün gördüğü ile gözünüzün gördüğü biri olmaz bazen.
Onun için iyice düşünün.
Üzülmeye değecek ne var diye.
Aman tamam.
Ben sizin gözyaşlarınıza dayanamam hadi.
Deliler.
Tamam kız ağlama, ben de ağlıyorum.
Ağlamayalım o zaman ya.
Geç bakayım içeri.
Anne.
Geç geç geç.
Ben de dükkanı kapatıp eve geliyordum şimdi.
Anne.
Önce biz bir konuşalım.
Ev kaçmıyor ya çocuğum.
Belki sana bağırmam gerekebilir.
Şimdi durup dururken konu komşuya rezil olmayalım.
Biz seninle bağıra bağıra ne konuşacağız ki ya?
Onu sen söyleyeceksin çocuğum.
Ortak hesaptan para çekilmiş.
Üç yüz elli bin lira.
Ha sen onu diyorsun.
Sen bunu ne çabuk öğrendin böyle?
Şöyle ki annem, sen dün akşam haydutları...
...gönül porunuzu benden alın diye caka satıyordun ya...
...hiç zor olmadı öğrenmesi.
Vay arkadaş.
Vallahi yapay zekâ gibisin.
Sana bundan sonra Eyai Neriman diyeceğim.
Taklidimi de beğendim.
Güzel yaptın.
Ay aklımı çıldıracağım yarabbim.
Biz daha kızı istemeden oğlumu kafa kola aldılar.
Niye?
Nişanı yapmadan kesin dükkana çöker bunlar.
Anne nasıl konuşuyorsun?
Sen sanki bu insanları tanımıyormuş gibi.
Mesut baba bu ya.
Oğlum ben Servet'i tanıyorum.
Anneciğim şimdiki diyorsun...
...paramızı alıyorsun tamam mı?
Annem ince hastalığa yakalandı.
Çok acil paraya ihtiyaç var diyorsun.
Ne yapıyorsun öyle suratını ya?
Hem inanırlar mı?
Bizim üç yüz elli bin liraya muhtaç olmadığımızı bilirler herhalde.
Bir de beni yalancı durumuna düşüreceksin.
Anneciğim ben Zeynep'e kavuşmak için...
...canımdan vazgeçerim.
Üç yüz elli bin lira ne ki?
Bak babam bana bu dükkanı, evleri falan niye bıraktı?
Oğlum rahat etsin diye.
Ben böyle refah içinde yaşayayım.
Evlendiğimde kimseye muhtaç olmayayım.
Mutlu olayım diye.
Ben Zeynep'le mutlu olacağım.
Öyle.
Öyle.
Ses geldi çocuklar kafalarını çarptım diye bakacağım.
Kafalarını çarpsalar şu an mahalleyi inletiyorlardı.
Sesleri geliyor bak oynuyorlar.
Ama ne?
Sana da bir şey söylenmiyor.
Tutma abi.
Ölürsün sanki.
Ya sen bu olaya niye bu kadar takıldın Baki?
Ben ilk defa ölümle yüzleştim Ahmet.
Baki.
Yok.
Bu niye açmıyor ya?
Ölümle ilk defa yüzleşmiş olamazsın.
Hayır bu iki konuyu yahu.
Ben her an ölümle yüzleşiyorum.
Ölümle değil.
İlk defa öleceğimi düşündüm.
Kim yıkayacak acaba beni ölünce?
Pamuk.
Allah geçinden versin deme öyle şeyler.
Yasemin.
Hı.
Zeynep ablanla sen yıka beni.
Nergis de olsun ama.
Ay babaanne ben hiç yokum öyle şeylerden.
Bence sen ölme.
Aa.
Babaannem.
Hele Yasemin'e hiç söyleme böyle şeyler biliyorum onu.
Hı.
Tamam ben yıkarım.
Dur hallederim ben.
Alo.
Alo.
Aycan Hanım siz misiniz?
Hayır canım Melek ben.
Melek.
Hı.
Melek'cim bana Sinan'ı verebilir misin?
Tamam beyim sizi veriyorum.
Yasemin.
Sinan.
O kadın hâlâ orada mı?
Evet evdeyiz.
Vallahi ben bu işten çok sıkıldım.
Bu gece de yanında kalacak herhalde.
Sanmıyorum da ne var ki bunda yardım ediyor başka bir şey değil.
Sana normal geliyor yani bu öyle mi?
Normal yani tamam ben o zaman hiçbir şey demiyorum.
Hiçbir şey demiyorum çünkü benim zaten ne hissettiğim belli ki senin için hiçbir önemi yok.
Asıl benim söylediklerimin senin için hiçbir önemi yok.
Ya gereksiz yere gerginlik yaratıyorsun.
Gereksiz yere.
Gereksiz yere geldi tamam o zaman Sinancığım ben seni hiç germeyeyim tamam mı?
Melek alsın senin gerginliğini.
Ne oluyor? Ne oluyor?
İnanmıyorum ya.
Dur.
Revit makarna yiyemedi hâlâ.
Zorlama bir kilo dondurma yedi çocuk az önce baksana.
Evet çok özlemiş dondurmayı.
Çok sevindi.
Ama ben korkuyorum hastalığı olmasın.
Yok olmaz bir şey.
Ben ona bu su içirdim şişmez boğazları merak etme.
Oğlum fal solunu şöyle David.
Benim oğlum aile oldun sen.
Sağ ol.
Oha Vera geçmedik mi buraları ya?
Kendini bana borçlu hissetmene gerek yok.
David çok alıştı sana.
Ya bir de şu top oynamayı becerse tam benim ortak olacak da.
Ödüm biraz sert.
David.
Seni zor durumda bıraktık biz.
Her gün görüyorsun onları.
Üzülüyorsun sen.
Bugün Zeynep'in büyük annesi geldi.
Safiye babaanne.
Neye gelmiş?
Kapıda oturmuş.
Görünce korktum ben.
Sonra gel bana dedi.
Gel sana bir şey diyeceğim ben.
He ne dedi?
Kocana söyle benim olsun.
Yanıma gelsin mutlaka.
Vakit kaybetmesin mutlaka gelsin.
Ne dedi?
Vera söylesene ne dedi?
Hiç.
Gel sana bir şey diyeceğim dedi.
Hiçbir şey söylemedi öyle baktı.
Ben suyu kaç derecede kullanıyorum Ahmet?
Ölü yıkanıyor.
Ölü yıkanıyor.
Evet.
Ne fark eder oğlum ölmüşsün gitmişsin zaten.
İşte.
Ölüp gitmişim zaten.
Abla ara artık ya.
Bir saçtan biz de çıkarız.
Hem adam hasta kafası perdi.
Başka türlü susmayınca sen.
Ablacığım.
Anlatsana ya.
Mesele ne?
Ay hangi birinden başlayayım ya?
Bütün gün kaynanan şiddeti gördüm zaten.
Babası da bir tuhaf.
Bunların şirkette Melek var ya.
Sinan'ı benden soğutup Melek'i yönlendirmeye çalışıyorlar.
Nasıl?
Valla baya yani öyle nasıl masalı yok.
Bütün gün boğdular beni.
Ablam Sinan gelmez ki bu oyuna.
Sinan seni bırakıp gitmez.
Giderse de senin değildir zaten olmamıştır.
Ne yapıyorsun ya?
Ne var be?
Sen de beni boğuyorsun.
Neyse seninle devam edelim ablacığım.
Ne yapacaksın sen bu Murat'la?
Ne Murat'ı ya?
Murat ne alaka?
Ağzım sürçtü pardon.
Şey dilim sürçtü.
Ali Rıza diyecektim.
Ali Rıza ile değişen bir şey yok.
Aynen devam.
Sen ciddi misin abla ya?
Ali Rıza Bey çok hayalleri süsleyen biri gibi değil de...
...daha çok hayalleri suya düşüren biri gibi sanki.
Öyle mi canım?
Allah Allah.
Bana bak.
Ben hayal kurmayı çok önceden bıraktım biliyor musun?
Çünkü sizin gerçekliğinizle yaşıyorum.
Mesela birazdan ne yapacağım?
Gideceğim içeriye senin ütülerini yapacağım.
Çünkü senin elin yerinin zilin çalışıyor.
Sen yani ev işlerinden kaçmak için evleniyorsun Ali Rıza ile.
Ama sana söyleyeyim Neriman seni bizden beter eder.
Kız ne diyorsun sen ya?
Sen bir sussana ya.
Sen bizimle eğleniyorsun ama...
...sen okulda ne yapıyorsun acaba?
Hiç anlatmıyorsun.
Sorma ya.
Bugün okulda rakip geldi bana.
Gerçek hayata hoş geldiniz Bahar Hanım.
Bundan sonra bütün hayatın rakiplerinin mücadele etmekle geçecek.
Adı neymiş?
Diyar.
Van'dan gelmiş de iş mi öğrendisin?
Van'dan geldiyse işim zor.
Niye abla?
Boş değildir o zorlar seni.
Beni kimse zorlayamaz.
Ben Mesut Bahtiyar'ın kızıyım bir kere ya.
Ben Tarık'ın tam içine doldum.
Yüzünü gözünü aç.
Sen ne yapıyorsun?
Ben mi?
Ben ne yapayım?
Ben...
...Bahar Hanım'ın bugün yeni daha öğrendiği gibi...
...her gün rakiplerle uğraşıyorum.
İş hayatı işte ne olacak?
Ne olacak?
Ne isterseniz yapın.
Ne istersek yapacak mısın?
Yapacak mısın?
Ne olacak?
Yapacak mısın?
Yapacak mısın?
Var mı?
Babam gülecek.
Hadi gidip bakalım kahvesini içmiş mi?
Hadi.
Hadi kalk.
Kalk kız.
Madem ne istiyorsak yapacaksın.
Önden sen.
Koş.
Hırla.
Güllü lokumlu hem de.
Benim diğer güllü lokumlarım nerede?
Abla.
Gelin.
Aramadı değil mi?
I ıh.
Birbirimize iyi geceler demeden uyumazdık.
İlk defa kırgın uyuduk.
Ya tamam da siz üç yıldır çıkıyorsunuz.
Yani normal artık bazı şeylerin böyle olması.
Mesela demezler mi evlilik aşkı öldürür diye.
Bu da öyle bir şey.
Yani her şeyin ilk günkü gibi olmasını bekleme.
Allah Allah.
Bir yanda halam gibi ilişki profesörü kesildin başıma.
Sen nasıl yönetiyorsun ilişkilerini?
Ben ilişki karşıtıyım.
Bilmiyorsun sanki.
Bilmediğin konularda konuşma o zaman.
İşte bak tam bu yüzden hayatıma kimseyi almıyorum.
Böyle saçma sapan şeylerle kafayı yememek için.
Çıkıyor musun?
Çıkıyorum bir şey diyor musun?
Kapıyı kapat.
Ne yapıyorsun Yaman o elindekiler ne?
Hoş geldin kanka.
Abi mahalle izledi ya tekrar geleceğim diye.
He.
Çay içen kavga gidiyor.
En azından geldiğinde peşin peşin kestim diyeceğim.
Al sana kestim dedim.
Bravo hatalarından ders aldım diyorsun yani değil mi?
Zehir gibisin.
Aldım aldım.
Zehir gibiyim tabii.
Çomak kuzuda bir ödeyeyim o zaman sen gör zehir kafayı.
Şimdi dedim ya zehir gibisin diye.
Onun süresi var bir ay.
Devlet sana o süreyi vermiş onu sonra öderiz.
Paradan para kazanmamız lazım.
Anladın?
Millet öyle zengin oluyor.
Aslında haklısın ha Servet.
Bu konuyu bir masaya yatıralım.
Onu bir yatırsana masaya.
Mesut abi.
Enişte.
Ne vereyim Mesut abi?
Bir çay kahve.
Kolay gelsin.
İçmiş olayım.
Ne yaptın paraları?
Enişteciğim her düzgün insan gibi borcumu ödedim.
Kuruşu kuruşuna yatırdım.
Üstüme atılan iftiralardan beraat ettim.
Güzel.
Bak Servet bu iş böyle olmayacak.
Biz sana şöyle alakınla namusunla çalışabileceğin güzel bir iş bulalım artık.
Var mı öyle bir iş?
Kes Servet.
Milyonlarca insan namusuyla para kazanıyor bu ülkede.
Enişteciğim ben milyonlarca insana hiçbir şey demedim zaten.
Ben kendim yani ben yapabileceğim bir iş var mı anlamında?
Servet.
Sen Şükret bana Eminem'in yadigarısın.
Yani aşağı tükürsen sakalın, yukarı tükürsen bıyığımsın.
Atsan atılmaz, satsan satılmazsın.
Ben seninle ne yapacağım Servet?
Ne yapacağım?
Gurur duyarım.
Enişte.
Oğlum.
Besbitli salonuna iniyoruz.
Neyin var senin?
Moralini bozdu yine değil mi?
Konuşmak istemiyorum.
Bozmuş demek ki.
Meleğimi çağırsaydık o düzeltirdi.
Aman her neyse.
Aman.
Bu işler böyle oğlum.
İnsan sevgiliyken her şey insanın gözüne toz pende görünür.
Ama işler ciddiye binince
evlilik yolunda adımlar atılmaya başlanınca
kız tarafı madalyonun öbür tarafını insanın yüzüne gösterir.
Annem bana böyle davranmadı, o ayrı.
O da kendine sorun çıkarmayacak birini bulsun.
O zaman keyfi kaçmaz.
Hem ben sana hep ne diyorum?
Sevdiğinin değil, seni sevenin peşinden git.
Ama nerede?
Sen bir de evlerinize gör.
Bak başına daha neler neler gelecek.
Evlilikle sevgilinin birbirinden ne kadar ayrı bir şey olduğunu
o zaman daha iyi anlayacaksın.
Ben boşuna konuşuyorum.
Ne yazık ki böyle şeylerde yaşa ve gör geçerli oluyor.
Ama biz yine de söylemek zorundayız.
Sen bizim en değerli varlığımızsın.
Senin üzüleceğini, mutsuz olacağını gördüğümüz için böyle davranıyoruz.
Neyse.
Hadi biz kalkalım da salim kafa düşünsün.
Ne de olsa artık odunun etkisinden kurtuldu.
Hadi hoppa!
Hop!
Hop!
Hop!
Hop!
Hop!
Bu top senin mi?
Sen mi attın?
Al bakalım.
Bir daha dikkatli oynarsın.
Tamam.
Ha sen kırılan bardaklara mı üzüldün?
Üzülecek bir şey yok canım.
Cam onlar.
Pek de sağlam değillermiş.
Top da böyle yuvarlanarak gitmiş gitmiş kırmış onları.
Olsun olur öyle şeyler.
Adın ne senin?
Konuşamıyor musun sen?
Şimdi anladım.
Sen beni anlamıyorsun.
Ay tamam.
Biz de o zaman oyun oynayıp anlaşırız.
Top oynayalım mı birlikte?
Hadi gel.
Bendeki değişikliği fark edecek mi acaba?
İyi günler Ayşe Hanım.
Merhabalar.
Şu yıldırım nikahını uygun bir yere bulup araya sıkıştıralım Ayşe Hanım.
Ben halledeceğim onu.
Yeter ki sağlık raporuyla gelsinler.
Uzun zamandır yıldırım nikahı kıymamıştık.
Bir olacak.
Evet.
Günaydın cümleten.
Günaydın.
Oo Ayşe Hanım saçlar değişmiş.
Daha güzel olmuş böyle.
Teşekkürler.
Ben geç fark ettim.
Affedersiniz.
Hoş olmuş.
Güzel günlerle kullan Ayşe Hanım.
Teşekkür ederim.
Yıllardır aynıydı.
Bende bir değişiklik yapayım istedim.
Tabi tabi.
Zaman zaman değişiklik yapmak önemlidir.
Yani insanı zindeleştirir.
Yok yok ben dışarı çıkacağım anne.
Benim Yasemin'i görmem gerekiyor.
Bu kadar ayrı kalmak bana hiç iyi gelmedi.
Oğlum dur.
Dur bekle birazcık.
Biraz daha dinlen ha.
Anneciğim çok geç kalmam tamam mı?
Oğlum ben geçen gece seni kaybetme korkusunu bir kez daha yaşadım.
Anneciğim.
Hayatım.
Ne oluyor hayatım ne oldu?
Niye ağlıyorsun sen?
Anneyim ben ağlarım.
Sen doğduğunda yaşamaz dediler.
Her an her şeye hazırlıklı oldun dediler.
Bu bir anne için ne demek biliyor musun sen?
Anneciğim ne gerek var şimdi buna?
Seni daha kucağıma bile almadan küveze koydular.
Bir kere bile koklayamadan tam 53 gün bir camın arkasından izledim seni.
Aldığın her nefes için şükrettim dua ettim.
Her an seni kaybetmekten korktum.
Delirmek üzereydim.
Evet biliyorum senin üstüne çok düşüyorum ama bunun sebebi bu.
Sonra sonra seni kucağıma verdiler.
Bir daha hiç bırakmayacakmış gibi kokladım.
Hiç bırakmayacakmış gibi.
Bırakmayacaksın da kimse kimseyi bırakmayacak.
O günkü kokun hâlâ burnumda.
Geçen gece de aynı duyguyu yaşadım.
Seni kaybetmekten çok korktum.
Anladım ki sana bir şey olursa ben yaşayamam.
Anne ben seni çok iyi anlıyorum.
Sen benim için değerinden hiçbir şey kaybetmezsin.
Gel buraya gel.
Vay canım benim.
Ay.
Ay.
Efendim.
Nasılsın?
İyi sen?
Seni özledim.
Görmem lazım.
Valla.
Valla aslında bir planım vardı ama.
Erteleyemez misin?
Erteleyebilirim.
Zaten sen şeysin diye dinleniyorsun diye yapmıştım o planı.
Ama ertelerim sorun değil.
Bak eminim bu ikimize de çok iyi gelecek.
Bence de.
Konuma atarım o zaman.
Tamam ama sana yakın bir yer olsun yorulma.
Tamam teşekkür ederim.
Bir de erteleyemez misin diyor.
Kaç yıldır senin için neleri erteliyorum.
Nerede benim bu mavi elbisem ya?
Gerekmedikçe yok demiştik.
Kendi tarzınla gelebilirdin.
Ablanın dolabından girmene gerek yoktu.
İnsanlar kim olduğuna değil ne giydiğine bakıyorlar.
Mekan çok güzelmiş.
Değil mi?
Canlar geldi.
Kardeşim hoş geldin.
Hoş bulduk.
Ne haber?
Sefalar getirdin. Merhabalar.
Merhaba.
Tanıştırayım.
Kız arkadaşım Aslı.
Aslı, Ece ve Timur. Gülün anlamda önemli bir sahibi.
Hoş geldiniz.
Merhaba. Tebrik ederim.
Teşekkür ederiz.
Biz de sizi tebrik ederiz.
Hatta seni bayağı takdir ederiz.
Bu adama sonunda biri büyük laflarını yedirdi.
O şanslı kişi sensin demek.
Şanslı derken?
Sonunda seni görebildik.
Vay arkadaş can da gitti demek.
Biz bu adam tek tabanca yaşlanır, kimseyle evlenmez diye iddiaya girmiştik.
Demek kaybetmişiz.
Evet.
Tamam.
Tamam. Hadi yerimize geçelim biz.
Hadi.
Geçin hadi. Gel biz gidelim.
Böyle geçelim mi?
Hı hı.
Kıskandılar.
Kime?
Seni tabii ki.
Ben gözde bir bekardım.
Hangisinden?
Teşekkür ederiz.
Afiyet olsun.
Teşekkürler.
Arkadaşlar.
Arkadaşlar toplanalım.
Gelin böyle.
Arkadaşlar.
Bugün sadece bebeğimizin cinsiyetini öğrenmiyoruz.
Birbirimizi ne kadar tanıyoruz onu da öğreniyoruz.
Size çok güzel bir parti hazırladım.
Aramızda evlenmeyi düşünenler var.
Yeni evliler var.
Bebek bekleyenler var.
Bakalım hazır mısınız?
Bütün çiftler birlikte yarışacaklar.
İsimleri tek tek okuyacağız.
Kaçış yok.
Öncelikle oyuncak bebekle bez değiştirme yarışı.
Ardından biberonla içecek içirme yarışı.
Ve küçük sürprizler.
Hazır mıyız?
Hazırız.
Ben bunu sadece posta kesilecek bir etkinlik sanıyordum.
Ben de öyle.
En kötü ihtimal ilkelenir dağılırız.
Sevdim bu fikri.
Mavi.
O ne o?
Gökyüzünü tutabilir misin?
Tutulabilen bir şey olması lazım.
Tişörtün gibi mesela.
Terlemişsin çok.
Hadi gidelim annene de üstünü değiştirsin.
Oyunu da bitirelim burada.
Zaten ben kazandım.
Ne hayırı?
Yine gökyüzünü gösteriyorsun.
Tişörtün gibi tutman lazım.
Mızıkçılık yapma.
Baban da böyleydi çocukken.
O da mızıkçıydı.
David.
Neredesin sen David?
Çok korktum ben.
Kusura bakma biz oyun oynuyorduk.
Teşekkür ederim Zeynep.
Rica ederim.
Sonra yine oynarız olur mu?
Allah'ım beni ne ile siniyorsun?
Hoş geldiniz.
Hayırlı işler.
Bugün artık her şey tamam diye düşünüyorum.
Ne dediyseniz yaptım.
Bu kutudaki paranın da yardım kuruluşuna gönderilmiş olması lazım.
Dekontu göreyim.
Daha yatıramadım.
Nasıl yani?
İlk geldiğimde doluydu.
Dün boştu.
Yani dünden beri neden yatırmadınız?
Yani o kadar işi yaparken buna sıra gelmedi.
Ayrıca siz ne ima etmeye çalışıyorsunuz?
Ben hayır için topladığım parayı kendi hesabımda mı kullanıyorum yani?
Yapma Sezai.
Hadi.
Görmezden gel bir durumu.
Ama ya kanunlar?
Kanunlara karşı mı geleceğim?
Benim bu bağış kutusu için tutanak tutmam gerekiyor.
Kusura bakmayın görevim.
Ben bir vegan salata istiyorum yanına da su.
Tabii efendim.
Aa.
Ay yuh.
Bu kadar olmaz.
Buradasın bir tanesi.
Demek senin ne işin var burada?
Nasıl yani?
Hep geldiğimiz yer.
Annem söyledi değil mi?
Bak sakın yalan söyleme.
Ya evet ya da hayır demek zorunda mıyım?
Melek bak birazdan Yasemin gelecek.
Lütfen gider misin?
Lütfen.
Tamam bir tanesi.
Seni kaybetmek hiç hoşuma gitmez.
Tamam sağ ol.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
Sevgilim.
Ne bu tavuk?
Ne oluyor?
Ne melekmiş ya?
Vallahi.
Ama göndermekte geç kaldın sanırım.
Ne diyorsun Yasemin?
İyi misin sen?
Değilim.
Ben buraya ne umutlarla geldim Sinan.
Ama kapıda yine.
Ne diyeyim ki yani ne diyebilirim?
Bilmiyorum.
Annenle baban da benim yerime onu seçmiş zaten.
Bak istediğine inanmakta serbest.
Karşılaştık oturmadı bile.
Tamam.
Yani haklı olabilirsin.
Annemle babam Melek'i kendine daha yakın hissediyor olabilir.
Ama bu onların tuşu.
Ben ne yapabilirim?
O kızın bu kadar yakınında olması normal mi Sinan?
Güzelim ne yapayım?
İşten mi ayrılayım?
Her gün aynı odada çalışmak zorundayım.
Gözlerimi mi kapatayım?
Ne yapayım?
Teşekkürler.
Sen ne istersin?
Sana ne hazırlasınlar?
Hiçbir şey.
Hiçbir şey istemiyorum.
Bu tutanağı ne yapacağımı ben biliyorum.
İtirazsa ilgili yerleri yapabilirsiniz.
Ya tabii ki yapacağım.
Hem de şu an.
Ayrıca bunu sizinle istişare edecek değilim.
Ben kibar bir insanım.
Çirkinleşmeyeceğim.
Lütfen çıkar mısınız?
Daireler kapanmak üzeredir.
Yetişemezsiniz.
O zaman sabah ilk işim bunu yapmak olacak.
Lütfen çıkar mısınız?
Dükkanı kapatacağım.
Lütfen.
Bitti mi?
Afiyet olsun diyeceksin.
Evet.
Önce afiyet olsun diyeceğim.
Sonra da sizinkiler babamdan ne zaman özür dileyecek?
Onların adına ben özür dilesem olmaz mı?
Olmaz Sinan.
Keşke olsa ama olmaz.
Sizinkilerin bir şekilde bu konuyu tatlıya bağlaması lazım.
Çünkü onlar yaptı.
İyi de bu pek mümkün değil.
Asıl özrü onlar bekliyor.
An...
Anlamadım.
Yani sana söylediklerini anlattım.
Bak Sinan.
Eğer biz bu iş olsun istiyorsak.
Ki istiyoruz.
Tamam da sen de takdir edersin ki.
Sizinkilerin de söylediği pek hazmedilecek şeyler değil de.
İyi de benim babam bir şey söylemedi ki.
Babaannen Saadet hala çok ağır konuşmuşlar.
Bir de sen.
Ne yapsaydık?
Ya o kadar laf söylediler.
Altında mı kalsaydık ne yapsaydık?
Ne olursa olsun ben senin yerinde olsaydım.
Senin baban öyle davranmazdı.
Benim babam da sizinkiler gibi davranmadı.
O yüzden davranmazdın.
Davranamazdın.
Sinan ben terbiyesiz biri değilim.
Ama görüyorum ki sizinkiler beni öyle anlatmış.
Bu iftira mı artık?
İftira mı?
Sen bizimkilere iftiracı mı diyorsun?
Ya benim kafamda beyzbol sapası gibi bir sopa kırılmış.
Sen ne yapmalarını bekliyordun ki?
Bu adam bana ne güzel baba olurmuş.
Gerçekten çok şanslısın.
Boşluklar doldu diyor bir de.
Ne boşluğu? Ne oluyor?
Yatak odamız.
O çerçevelere de düğün fotoğraflarımızı koyacaktın.
Hatırladın mı?
Ama Melek Hanım doldurmuş onları.
Ya Yasemin saçmalama.
Melek bu fotoğrafı niye çekti, niye böyle paylaştı ben nereden bileyim?
Birinin benim yatağımda fotoğraf çekmişse onu benim mi çağırdığım anlamına geliyor oraya?
Kimin çağırdığı anlamına geliyor?
Kimin çağırdığı anlamına geliyor?
Annenin mi?
E tamam artık yatak odamdaki boşluklar da dolduğuna göre.
Bizim konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
Biz bundan sonra hiçbir şeyi halledemeyiz.
Yasemin.
Teşekkür ederim.
Teşekkür ederim.
Alışverişlere çıkılmış Zeynep kızım.
İyi günler Neriman Hanım.
Neriman anne de kızım.
Eh eli kulağında takacağız artık yüzükleri.
Hem baksana benim oğlum sizin aileye baya bir girmiş.
Nasıl? Anlamadım.
Alerizam diyorum.
Sizin aileye öyle bir girmiş ki borçlarınız bir öder olmuş.
Ne borcu?
O Murat denilen adamın dükkan borcu.
Üç yüz elli bin lira dayının ödemesi gereken.
Üç yüz elli bin lira dur bakalım.
Ne diyorsunuz siz Neriman Hanım?
Ay dayın dolandırmış ya milleti.
Alacaklar geldi bastı sizin eve.
Hah işte gelmiş dayın alerizamdan istemiş parayı.
Oğlum da ne yapsın dayanamamış vermiş.
Ortada söz yok nişan yok ama.
Sizin dertleri yüklenmiş baksana.
Dayım.
Borç bizim.
Dert bizim Neriman Hanım.
Bizim kimsenin parasına ihtiyacımız yok.
Belli ki bir yanlış anlaşılma olmuş.
Yanlış olduğu kesin.
Ama aynı yanlışı bir daha yaptırmam ben.
Öyle oğlumu soyup soğana çevirmenize de izin vermem.
Bu size başlık paramız olsun.
Ama bunun devamı gelmeyecek bunu iyicene ezber et.
O dayına da ezber et oğlumdan uzak dursun.
Eğlenen giden güneş çiftlerinin nikahları kurulacaktır.
Davetliler salona geçebilir.
Hoş geldin evlat.
İçimde acelem var.
Bir nikah kıymam gerekiyor.
Sen istersen benim odama geç.
Çıkışta bir kahve içelim seninle beraber.
Fazla kalacak değilim.
Olanları öğrendim.
Ailem biraz yanlış anlaşılmış.
Özür dilemek istedim.
Bu özür benim için çok kıymetli evladım.
Yalnız bu özrü ailen kendi adına seninle birlikte mi gönderdi?
Yok bu benim kendi özrüm.
Sizi tanıdım ve ne kadar kıymetli biri olduğunuzu anladım.
Bu yüzden gelmek istedim.
Bak Sinan evlilik için aileni de razı etmen gerekiyor.
Evlilikte iki kişi evlenmez sadece.
Aileler de birbirleriyle evlenir.
Bu yüzden ileride oluşacak bir sürtüşmede
ikiniz de çok mutsuz olursunuz.
Sen bence ailenle tekrar konuş, oldu mu?
Ailemle konuşmama gerek kalmadı efendim.
Sizi üzmek istemezdim ama
siz başından beri haklıydınız.
Biz evliliğe hiç hazır değilmişiz.
Bu yüzden Yasemin ile ayrılmaya karar verdim.
Tekrar çok özür dilerim.
Zeynep kızım ne oldu?
Bir şey yok baba.
Kızım seni kim üzdü?
Derim hanımla karşılaştım mahallede.
Ee?
Dayıma kerizadan üç yüz elli bin lira almış.
Benim hiçbir şeyden haberim yoktu baba.
Yemin ediyorum hiçbir şeyden haberim yoktu.
Derim hanım öyle şeyler söyledi ki
çok gücüme gitti.
Sanki ben suç işlemişim gibi.
Her yerde bunu anlatıyormuş baba.
Her yerde.
Her yerde.
Ali Rıza benim yüzümden dayıma bu parayı verdi ama
yemin ediyorum benim
hiç haberim yoktu.
Seni de annemi de mahcup etti.
Ulan Servet.
Sen hiç kimseyi mahcup etmedin benim güzel kızım.
Kim ne yaptıysa kendi yüzünden yaptı.
Hiç kimsenin ayıbını üstlenmek zorunda değilsin.
Herkes kendi hesabını kendi verecek.
Dedim ben.
Bu oğlan yaramaz kızıma dedim.
Bak daha evlenmeden ağlattılar.
Anasını da ağlatırlar çok.
Anne.
Güzel kızım.
Bu evde kimsenin başı önüne eğilmeyecek.
Ne senin
ne kardeşlerinin
ne de annemin hatırasını.
Ben o Servet'ten bunun hesabını sormasını bilirim.
Ama önce Ali Rıza'nın hesabını kapatmam lazım.
Baba.
Baba yapma.
Verme.
Annemin hatırası bu.
Ben çalışırım gerekirse iki işte çalışırım.
Bulursun parayı öderiz bir şekilde.
Kızım.
Hatıra çekmecede durunca değil.
Hatırlanınca hatıradır.
Hem anneniz hayatta olsaydı
senin gözünden düşen bir damla yeşil ölse
hiç düşünmeden bana ölürdü.
Çünkü onun en kıymetli şeyi sizlerdiniz.
Evet arkadaşlar büyük an geldi hazır mıyız?
Evet.
Evet hadi aşkım.
Hazır mısın?
Bir, iki, üç.
Teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim.
Çok sağ olun.
Sağ olun teşekkür ederiz.
Evet arkadaşlar bir açıklamamız daha var.
Hadi gidelim.
Bugünkü yarışmaların puan tablosu belli oldu.
Bak var ya biz kesin soncuyuz.
Senin bez bağlamı performansından sonra
dereceye girmemiz bile mümkün değil.
Ayrıca sen o kadar nasıl iyiydin?
Geceden mi çalıştın doğru söyle.
Sadece mantık yürüttüm.
Zor bir şey değil de.
Yarışmamızın birincisini açıklıyorum.
Hazır mısınız?
Hazır mıyız daha yüksek?
Birinci çiftimiz
Can ve Aslı.
Büyük bir alkış çiftimize.
Biz mi?
Kesin hesap hatası.
Evet.
Şimdi hep beraber birazcık da romantizm diyelim.
Bütün çiftlerimizi ben dansa davet ediyorum.
Tamam.
Tamam biz buradan gidebiliriz artık.
Dans etmeden hiçbir yere gitmiyor.
Gerekmedikçe temas yok demiştin diye hatırlıyorum.
Gerek gördün demek ki.
Çabuk en dansa kaldır.
Ne oldu pardon?
Pardon.
Dikkat mi etsen?
Böyle dans etmek biraz zor da.
Tamam.
Şöyle yapalım.
Mesut baba bu ne?
Servet'in senden aldığı paranın fazlasıyla karşılığı.
Ne parası?
Servet'in borcunu ödemişsin.
Allah razı olsun.
İnsanlık etmişsin.
Ama benim kızım
bugün sokak ortasında
başını eğmek zorunda kalmış.
Bugün annen Zeynep'e çok ağır konuşmuş.
Cümle alem duymuş.
Herkesin ağzına pelin sen koymuş.
Biz kimsenin vicdanına emanet yaşayacak insanlar değiliz Ali Rıza.
Al bunu.
Borç neyse kaparsın gitsin.
Kimsenin de benim kızımın onuru hakkında konuşmaya hakkı olmasın.
Mesut baba.
Ben
ben Zeynep'in yüzünü düşürecek bir şey yapmadım.
Biliyorum.
Ben zaten seninle kırgın değilim.
Ama annen bunu yapmamalıydı Ali Rıza.
Olmadı.
Hiç yakışık almadı.
Bu broş sizindir.
Burada kalacak.
Ben bunu alamam.
Alacaksın.
Alacaksın.
Yoksa ben kızımın gözünün içine bakamam.
Hadi selametle.
Ne oldu?
Niye gelmiş Mesut Bey?
Anne sen ne yaptın?
Ne yapmışım?
Ben yıllar sonra tamam dedim bu iş oldu.
Zeynep bana evet dedi.
Mesut baba bugün geliyor rahmetli eşin hatırasını bana rehim bırakıyor.
Anne sen ne yapıyorsun ya?
Bu ne demek sen biliyor musun anne?
Oğlum ben sadece
seni korumak istedim.
Hay Allah'ım ya.
Ben ne yapacağım şimdi?
Ben Zeynep'in suratına nasıl bakacağım?
Ben yıllardır hayalini kurmuşum bir şeyin anne.
Sen bir tek cümlenle
benim bütün hayallerimi yıkıyorsun.
Siz geçin içeri benim biraz işim var.
Tamam.
Alo bak şimdi beni iyi dinle.
Sonra da sorma tamam mı?
Ben dükkan kiralama işinden vazgeçtim.
Satıyoruz.
Hatta evi de satışa çıkaralım.
Buralarla bir bağım kalsın istemiyorum artık.
Tamam kardeşim duydun beni işte.
Satışa çıkaralım bitsin.
Hadi.
Hala.
Hala babamın birini durdurması lazım.
Tamam dur geldim.
Arabayı yukarı park ettim.
Rahat ol sen.
O broşu geri alırız da
asıl sen bu rezillikten sonra
Ayrıca ile nasıl evleneceksin?
Ay onu düşünecek durumda değilim şu an.
Hadi gel çabuk.
Tamam.
Kapat bakayım şu telefonu sen.
Tamam karşıma dediğim gibi.
Tamam konuşuruz.
Saadet abla.
Bir şey mi oldu?
Geç.
Bir şey mi oldu?
Geç.
Senin eve mi bir şey oldu?
Evet oldu.
Geldin karını çocuğunu
kızın burnunun dibine soktun.
Tüm dengesini bozdun kızın.
Ya tamam ben gidiyorum zaten
merak etmeyin.
Bir insan iki kere öldürülmez Malat.
Bir kere yaptın bir daha yapsan ne olacak?
Bana büyüklük laflar etmeyin.
Lütfen rica edeceğim.
Benden sonra Ali Rıza ile
arkadaşlık etmeye başlamış zaten.
Nereye dengesi bozulmuş?
Ne olmuş yani?
Ne saçmalıyorsun sen be?
Ali Rıza ile evleniyormuş ya.
Ben de onu ondan diyorum işte.
Geldin kızın dengesini bozdun diye.
Seni böyle çoluklu çocuklu
görünce kızdı.
Yıllardır hayır dediği adama
iki günde evet dedi.
Yıllardır hayır dediği adama
iki günde evet mi dedi?
Yasemin.
Nasıl buldun beni?
Duygulamadan.
Hâlâ birbirimizi takip ediyoruz ya.
Yüzünü bile görmek istemiyorum.
Daha fazla kalbimi kırma.
Bırak da seni güzel hatırlayayım Sinan.
Yasemin bana bak.
Bak biz iki medeni insan gibi
sohbet edebiliriz tamam mı?
Bir kahve içeriz, konuşuruz
dostça ayrılabiliriz.
Tamam mı?
Gülüme.
Ben bunu teklif etmeye geldim buraya.
Çünkü ikimiz de birbirimize
izler bıraktık.
Öyle kafana göre yok sayamazsın sen.
Ne diyorsun sen ya?
Hâlâ karşıma geçmiş.
Kimmiş medeni?
Sen misin medeni?
Evet ya birbirimizde
çok güzel izler bıraktık.
Haklısın Sinan.
Haklısın.
Ama ben şimdi sende
öyle bir iz bırakacağım ki.
Bir daha asla unutamayacaksın.
Yasemin.
Sinan.
Ne oluyor burada?
Baba.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.