All language subtitles for Hekimoğlu - 22

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bisikletçiler ikinci tura geçti sevgili seyirciler.

Önder Sezin yine önde. Ekip liderliğini elinde tutuyor.

Hemen arkasında Serdar Aşkın, Erhan Güler yakın markajda.

Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği...

...Uluslararası Bisiklet Yol Yarışı'nda Önder Sezin liderliği bırakmıyor.

-Bir şey kaçırdık mı? -Yok, daha en az 11 tur atacaklar.

Yavaş! Ben senin kadar hızlı koşamıyorum.

-Çocuklar, bekleyin. -Evladım, koşma.

Ali, yorma kendini canım.

- Çocuklar, yavaş! - Oğlum, dur bakayım evladım.

- Oğlum! - Koşma oğlum!

Canım?

Canım, astım ilacını aldın mı?

Evet, bende.

Ali, canım? İyi misin oğlum?

Bir tane sprey çek.

Yine hırıltılı nefes alıyor.

Hadi Önder abi!

- Bir numarasın! - Hadi Önder abi, hadi!

Önder abi, bir numarasın!

Hadi Önder abi!

Hasta galiba. Yorgun görünüyor.

İyi misiniz? Bir şeyiniz var mı?

Evet, iyi misiniz?

İlk yardım falan bir şey yok mu?

İyi misiniz?

Her şey yolunda mı? İyi misiniz?

İyi misiniz abi?

Hah!

Konuşmamız lazım.

Hamile misin?

Çok komik!

Bak, buna böyle büyük büyük kahkahalarla gülersem, şimdi bana odaklanabilir misin?

Bunlar, kapatılmamış hasta dosyaların. Ve doldurmadığın formlar.

Bu işi bir an önce bitirmen lazım Ateş.

Zira artık dolaplara sığmıyorlar.

İpek'e söyle, yeni bir dolap alsın.

Tıbbi Tanı Departmanı için de. Selamımı ilet.

Bunların hiçbirini seneye devredemezsin. Bu yıl bitmeden tamamlaman lazım.

Daha iki ay var yılın bitmesine.

Yok. Senin için yok.

On aydır hiçbir şey doldurmadığın için öyle bir zamanın yok.

Sene sonuna kadar başka vaka almasam?

O olur. Maaş da almazsın.

İpek'in gayet işine gelir bu durum.

Üçlük.

Ah!

Biz evliyken ilişkimiz daha iyiydi.

Bu kadar beynimi yemiyordun.

Tabii çünkü o senin görevindi.

Bu dosyalar tamamlanıyor.

Formlar doldurulmuş, dosyalar kapanmış olacak.

İyi, Zeynep'e söylerim, o halleder.

Hayır efendim, halledemez.

Hem Zeynep senin sekreterin değil.

Biricik çalış--

Biricik kadın çalışanını böyle saçma sapan büro işleri için kullanamazsın.

Bu düpedüz mobbing.

Evet, şimdi senin mobbingle ilgili bir espri yapma sıran geldi. Ben susuyorum.

Hadi, yap esprini.

En güzel esprilerin katilisin.

Ateş, hastan var.

Annem çağırıyor. Gitmem lazım.

Geldim anne.

Az önce hastanemize dünyaca ünlü bir bisikletçi giriş yaptı.

Selin'i kovman lazım.

Tabii, hemen hallediyorum.

Önder Sezin. Fransa'da yaşayan Türk bir bisikletçi.

Kendisi 50 kilometre hızla bisiklet sürerken...

...solunum arresti gelişmiş.

Kıymetli vaktimi harcıyor kadın.

Gereksiz bir dünya evrak işi, dosya.

Tabii. O gereksiz dediğin evrak işleriyle ilgilenmiş olsaydın...

...şu anda Selin'le uğraşmak zorunda kalmazdın.

Neyse, nerede kalmıştık? Hastanın oksijen satürasyonunda--

Hayır, düşmanca davranıyor.

Başöğretmen gibi. Elinden gelse tepemde dikilecek...

...cetvelle kafama geçirecek imla kurallarına uymuyorum diye.

Acildekiler akciğerlerinde bir şey saptamamış.

Aman İpek. İşte profesyonel sporcu.

Hiç mi izlemedin gecenin ikisinde klasik sporcu filmleri?

İşte ağlar, doping yapmadım, yapmadım, yapmadım...

Film orada bitmez tabii. Çat diye içeri girer iyi adamlar.

Yapmışsın işte, bak, test sonuçları.

Oscarlık performansla sonra reddeder.

"Hayır, nasıl olur? Nasıl girdi vücuduma?"

İzlemedin mi bu filmi?

Hayır.

Benimle beraber çalışmayı kaldıramıyor.

Aa, tabii.

Selin hâlâ Ateş'e karşı bir şeyler hissediyor ve bu durumla başa çıkamıyor.

Kulağa mantıklı geliyor ama isimlerin yerleri farklı, değil mi Ateş?

Neyse, sağ ol yine de beni Selin'den kurtardığın için.

Önder Sezin, doping yaptığını inkâr etmiyor.

Galiba gerçekten hasta.

Bu sabah da Düldül ve ben.

Önder Sezin--

Doktor, hasta, sen de sevgi dolu hasta yakını.

Aslında menajeriyim. Ceren ben. Beş yıldır birlikteyiz.

Evet...

...nedir son durumlar bisikletçi camiasında?

Yani bizim bisikletçiler...

...neyi tercih ediyor günün menüsü olarak?

Doping menüsünü kastediyorum. Anladın sen beni.

Hâlâ eritropoetin mi çok popüler yoksa...

...doğrudan akü asidi götürmeye başladınız mı?

Eritropoetine elimi bile sürmem ben.

Çok fazla insan öldü o yüzden.

Oscarlık performans. Hı?

Ben kan dopingi yapıyorum sadece.

Bu senin izlediğin filmlere benzemiyor. Ters köşe.

Bayağı cesur bir itiraf.

Yalnız hasta mahremiyeti var. Biliyorsunuz.

Bu bilgiyi sizden başkası duyamaz.

Yani...

...benim, müşterimizden daha ahlaklı olduğumu varsayarsak...

...şüphesiz öyle.

Peki, tamam. O zaman...

...başka? Neler götürüyoruz, neler alıyoruz?

Başka, başka? Daha çok madalya, daha çok para kazanmak için?

Tamam, kendine başkalarının kanını enjekte ettiğini biliyoruz. Başka?

Bir şey yok.

Yakın zamanda yok yani.

Uluslararası bisiklet yarışı için Türkiye'ye geldim.

O ödüle layık olmak yeter.

Yani paranın bir önemi yok.

Türkiye'de bisikleti çok seven çocuklar, gençler var artık.

O yüzden Önder gibi bir uluslararası bisikletçiyi yakından görmeleri...

...onlar için çok önemli.

Ne güzel. Ne güzel. Pardon.

Yüce gönüllülük diye buna derim işte.

Harika bir şey. Değil mi?

Gurbet ellerden kalkmış, gelmiş memlekete.

Tabii, insan istemez mi, üzerinde ay yıldız olan bir altın madalyayı alıp...

...şöyle salonunun başköşesine koymayı?

Hatta ben sana bir tüyo vereyim.

Yarışta daha yavaş gidersen...

...hayranların seni daha uzun süre görebilirler.

Nasıl? Pardon yine.

Neyse, tamam.

Onu anladık. Bu yarış için doping yapmadın.

Daha önce neler yaptın?

İki hafta önce yediğin, içtiğin şeyler bile seni etkileyebilir.

Sağlık böyle bir şey. Öyle değil mi hocam?

Genelde yüksek basınçlı odada uyurum.

Kendime damardan elektrolit veriyorum.

Ee, başka...

Anabolik bitkisel takviyeler, amfetaminler...

...diüretikler alıyorum.

İnsan bütün bunları alıp, hasta olur mu canım?

- Hocam, olacak iş değil. - Bakın.

Dopingin riskli olduğunu ben de biliyorum.

Bunun...

...kurallara aykırı olduğunu da biliyorum.

Ama işimde en iyisi olmak için yapıyorum bunu.

Yani yapmam gerektiği için.

Siz...

...böyle şeyler yapmıyor musunuz hiç?

Asla.

Ee...

Ateş Hoca'mız eski usul bir hocadır ve...

...sıkı ve düzenli çalışmaya inanır.

Aynen öyle.

Kaza yapan ünlü bisikletçi bizim hastanedeymiş.

Kim?

Defne Samyeli.

Atıyorsun.

Uyandıysan hayallerden gerçeklere geçiyorum.

Uyandım Zeynep, sayende. Buyur.

Önder Sezin yok mu?

Ya gurbetteki bisikletçimiz.

Dünyaca ünlü, madalya avcısı hani.

Tamam, tamam, biliyorum. Türk Rüzgârı Önder.

- Hah! - Ne olmuş?

- Kaza yaptığını yeni duydum. - Birden fenalaşıp yarış dışı kalmış.

Onkolojideki çocuklar bile biliyor ya, sen nasıl bilmiyorsun?

Az önce kendisinin nörolojik muayenesini yaptım.

Bu kask?

Adamın hemen imzalı kaskını almadın diye düşünüyorum.

Aldıysan tebrik edeceğim.

Saçmalamayın. Bir haftadır ofise bununla girip çıkıyorum.

Sen sabahları bisikletle mi gelip gidiyorsun işe?

Evet, tavsiye ederim.

Belki o zaman senin de böyle bir rozetin olur.

-Yok canım, ben almayayım. -O ne öyle, çocuk işi?

Onkolojideki çocukların işi.

Kampanyanın lideri Karaca, kendi elleriyle taktı.

Bisikletinle tavladın afacanları, öyle mi?

Kampanyalarına destek veriyorum diyelim.

Bisikletle yolculuk nasıl?

Güzel.

Seni biraz kıskandım ama.

Sabahları ben de bisikletimle gelmek istiyorum ama biraz...

...korkuyorum, arabalar falan. Bisiklet yolu yok, bir şey yok.

Zor ya. Yani...

...sabah sabah. Ne bileyim.

Ben hiç giremem öyle aksiyonlara.

Nefes alamıyoruz be, nefes.

Bayılıyorum ya attığı mesajlara.

Ofis, ünlem.

Vay be! Arkadaş ünlü ya...

...normal bir vatandaş gibi hastalanamıyor bile.

Normalde ne olurdu? Bu tahtada...

...nedenini bilmediğimiz bir sürü semptom olurdu.

Şimdi ne var?

Tek bir semptoma yol açabilecek bir sürü neden var.

Tek bir semptom derken? Ölümden bahsediyoruz herhâlde hocam.

Solunum yetmezliği.

Aslında delilik de olabilirdi bunların sonucunda ama...

...kontrol ettim, baktım, uymuyor.

Ee, bence doping.

Kendine kan taktırarak eritrosit sayısını arttırmak...

...dayanıklılığı arttırır ama aynı zamanda kanı yoğunlaştırır.

Kan yoğunlaşması pıhtıya sebep olur.

Pıhtı da pulmoner emboli yaparak solunum yetmezliğine sebep olur.

Ciğeri pompa gibi çalışan bir sporcuda...

...solunum yetmezliği yapacak bir pıhtı...

...bayağı ciddi bir pıhtı olurdu.

Ki bu ciddi pıhtının yol açtığı sorun da...

...kontrastlı toraks tomografide gözükürdü.

Yani biz bu olasılığı kafadan eleyelim.

Adam yüksek basınçlı odada uyuyor.

Aşırı oksijenizasyon hücre hasarına sebep olur.

Akciğerlerdeki hücreler de zarar görmüşse eğer...

Akciğerinde ödem olurdu ama ödem yok.

Aldığı takviyelerde yohimbin var. Yohimbin felce neden olabilir.

Felç de solunum kaslarını tutmuş olabilir.

Ama toksikoloji raporu temiz.

Ayrıca hastamızın...

...nörolojik muayenesini...

...Charcot'tan sonra dünyanın en meşhur nörologlarından olan...

...Memoli Hoca'mız yaptı.

Ve kendisinin yaptığı muayenede...

...senin bahsettiğin şekilde bir felç saptamadı.

Şimdi bütün raporlar temiz.

Ödem yok, pıhtı yok.

Ama hastamız nefes alamıyor.

İçeride...

...göremediğimiz bir şey var.

Ama ne?

Memoli Hoca'm.

Hava!

Cin gibi!

Maşallah!

Adam kendine her gün enjeksiyon yapıyor.

İğneyi birazcık kaydırsa hava embolisi yapması için yeterli.

Yani kendine verdiği hava...

...hava almasını engelliyor.

Buraya bak. Nefis bir ironi.

Tuhaf. Tuhafı severiz.

O zaman buradan başlayalım. Akciğer sintigrafisi yapalım.

Bakalım damarına kaçmış hava kabarcıkları var mı.

Bakalım...

...bizim meşhur velespitçi...

...acaba bisikletinin tekerleri yerine...

...ciğerlerine mi hava basıyor.

Doping tabii ya!

Başka türlü öyle rüzgâr, fırtına olunmuyor.

Haksızlık etme Zeynep.

Şaka yapıyorsun herhâlde.

Yoo. Bak, adamın dünya çapında bir kariyeri var.

Öyle doping yapmakla olacak iş değil bu.

Aynen. Doping yapmadan olması gereken bir iş.

Adamın bütün kariyeri yalan.

İşte o konuda bisiklet camiası ikiye bölünmüş durumda.

Armstrong olayını hatırlayın.

Ortalık yıkılmıştı. Ben o zaman okumuştum.

Bisiklet, en çok doping yapılan spor dalıymış.

Yani bir şeyler kullanmadan belli bir performansın üstüne çıkamazsın diyorlar.

Allah Allah! Neden acaba?

İnsanız diye olabilir mi?

Olur.

Da işte sporcu da ne bileyim...

...anlıyorsun, o kadar emek veriyor. Daha üste çıkmak istiyor.

Daha üste çıkmak istiyor.

O zaman da gelsin doping diyorlar yani.

Ki bence...

...çok da problem değil yani.

Ufak ufak, çok az, sağlığına zarar vermeden, ha?

Pıt, pıt, pıt. Üç miligram.

Küçük enjekteler.

-Olmaz mı? -Sus.

Ya sözleşme şartlarını bırak şimdi.

Aksini iddia etmiyorum zaten.

Hayır, fotoğrafları kullanmayın demiyorum. Kullanın.

Sponsor da görsün tabii.

Ama ben seçtikten sonra.

Tamam, hadi yeter. Uzatmayın artık.

Bekliyorum.

Of!

Önderciğim...

...hadi artık iyileş de çıkalım şuradan. Ne olur.

Ceren, istersen sen çık, dolaş biraz.

Bak, bunca zaman sonra Türkiye'ye geldin.

Hastane odasına tıkıldın benim yüzümden.

Doğru.

Ama sensiz bir yere gitmem.

Hem belki şu senin ukala doktor gelir de iyi bir şeyler söyler birazdan.

Neydi adı?

Ateş Hekimoğlu.

Adı da pek havalı, değil mi?

Aman git ya.

Canım? İyi misin? Birini çağırayım mı?

Önder abi, merhaba.

Merhaba. Gel, hoş geldin. Gel.

De nasıl geldin buraya?

Ceren.

Gel, gel. Hoş geldin.

Bunu imzalar mısın benim için?

Tabii ki.

Kalem alabilir miyim sevgili menajerim?

Al canım.

Adın ne senin?

Karaca.

Karaca. Hmm.

Ben sizin çok hayranınızım.

Belki de en hayranınızım.

Hakkınızda her şeyi biliyorum. İstediğinizi sorun.

Ay, yerim seni ben.

Gerçekten mi?

Hmm.

O zaman soruyorum...

Benim asla dayanamadığım şey nedir?

Yarışları kaybetmek.

Vay canına.

Gerçekten de beni çok iyi tanıyor bu delikanlı.

Ee, sen de bisiklete biniyor musun benim gibi?

Tabii. Bisikletçi olacağım ben.

Hastalanmadan önce çok biniyordum.

İyileşince yine bineceğim.

Sen de bir an önce iyileş Önder abi.

Al bakalım.

Çok teşekkür ederim. Bunu hep saklayacağım.

Rica ederim.

Bu da benim hediyem olsun.

Çok teşekkür ederim.

Ben de bunu hep saklayacağım, tamam mı?

En hayranımdan bir hediye.

Ben burada bir kaçak mı görüyorum?

Evet, kaçtım. Ama bu fırsat kaçmazdı Zeynep abla ya.

Tamam ama gel.

Nimet Hemşire seni bulmadan ben odana götüreyim seni.

Evet, götürün.

Hastane kuralları da biraz gevşek galiba.

Önder abinin nesi var?

Birazcık yanlış beslenmiş diyelim.

Vücudunu yormuş azıcık.

Hı... Ama iyileşecek, değil mi?

İyileşsin diye elimizden geleni yapıyoruz.

Sen hiç canını sıkma, tamam mı?

Hişt...

Bakıyorum kapmışsın imzalı fotoğrafı.

Evet, hem de doğum günümde.

Aa!

Bugün dokuz yaşıma bastım, biliyor musun?

Hadi canım.

Doğum günün kutlu olsun. İyi ki doğdun.

Hep böyle mutlu ol, hep böyle gül.

Sağlıklı ol, canım benim.

Buldum seni işte.

Senin ne işin var burada?

Doğum günü hediyesi buldum kendime Nimet abla.

Aa, gerçekten çok güzelmiş.

Hadi ama artık gidelim, tamam mı?

Hadi.

Görüşürüz.

Buyurun.

Müsait misin? Daha sonra da gelebilirim.

Yok, yok. Gel, gel. Ben de iki dakika ara veririm.

Denetlemeni, doldurmanı istediğim bazı evraklar var.

Hepsinin listesi de burada.

Yalnız biraz acil.

Tamam, Sema'ya aktarırken bunlara öncelik vermesini söylerim.

Sema?

Bizim bölüm sekreteri.

Şu girişte, kıvırcık saçlı, gözlüklü yok mu?

Sen de mi Orhan ya?

Körle yatan şaşı kalkar, değil mi?

Bende mi, mi?

Anlamadım, pardon.

İşine gelmediği için anlamamış olabilir misin?

Angarya işlerinizi kadın çalışanlarınıza yaptırın, hallettirin.

Sen ve en iyi arkadaşın, bunu kendinizde hak biliyorsunuz. Bu ne münasebet!

Affedersin, sen beni yanlış anladın.

Neyi yanlış anladım ya?

Selin, ben aktarmak derken, angarya işimi ona yüklemek demek istemedim.

Bilgi vermek manasında.

Çünkü bütün bölümün iş programını yaptığı için...

...yani onun işi olduğu için...

...angarya olarak değil.

Onun iş tanımında bu olduğu...

Bir iş olarak ona...

Ne olur, sus artık. Daha fazla utandırma beni.

Özür dilerim.

Ben seni dinlemeden bir anda konuştum.

Sen iyi misin? Huysuzluk var gibi biraz.

Yani spesifik bir şey yok.

Rutin tempo ama...

...çok yoğunum bu aralar.

Yoruldum herhâlde.

O zaman bir yorgunluk kahvesi.

Nasıl iyi gider, biliyor musun?

Ama halletmem gereken işler var.

Alacağım olsun.

Bu aralar çok fazla alacağım oldu.

Uzun bir kahve seansını hak ettik.

Özür dilerim tekrar.

Birazdan sana xenon 133 diye bir madde enjekte edeceğiz.

Nefes aldığın havanın, akciğerlerdeki hareketini takip etmemize...

...yetecek kadar radyoaktif.

Bir şey soracağım.

Yarışta olanlar.

Düşmem falan.

Haberlere çıktı mı?

Spor haberlerini takip etmiyorum. Kusura bakma.

Fransa'da böyle bir kaza geçirsem...

...manşetten verirlerdi haberi, biliyor musun?

Gerçi burada, Türkiye'de de gitgide daha popüler oluyor bisiklet.

Anladım.

Bu arada kanına da xenon gibi bir madde enjekte edeceğiz.

Eğer enjeksiyon yaparken yanlışlıkla hava kabarcığı kaçırdıysan...

...hava akışın iyi, ancak kan dolaşımın bozuk gözükecek.

Ben çok dikkatli biriyimdir yalnız.

Kendime asla öyle bir zarar vermem.

Vallahi yanlış anlama ama...

...bana sorarsan kendine zarar vermekte ustalaşmışsın.

Onkolojide yatan çocuk hasta var ya...

...kampanya lideri, Karaca.

Evet.

Şu anda yatağının üstünde Önder Sezin'in imzalı fotoğrafı asılı.

Yani fotoğrafı duvarları süsleyen bir sahtekâr.

İnanamıyorum ya.

Maradona da madde bağımlısıydı. Ona ne diyeceksin?

O başka bir şey. Maradona golleri kendisi atıyordu.

Fiziksel olarak kendisini değiştirmiyordu Önder Sezin gibi.

Evet ama ben şimdi sana bunu nasıl açıklayayım?

Bak şimdi. İnsanlar uyuyakalmak için de ilaç alıyorlar...

...uyanık kalmak için de ilaç alıyorlar Zeynep Hoca'm.

Ama kimin daha fazla uyanık kalacağı üzerinden bir kariyer yapmıyoruz sonuçta.

Ben yaptım vallahi.

Fakültede anatomi sınavına hazırlanırken...

...uyumamak için bir sürahi dolusu kahve içtiğimi biliyorum ben.

Hatta bizim dönemde TUS çalışırken bunama ilacı alanlar falan vardı.

Bak, o kırmızı reçeteli dikkat arttırıcı ilaçları alanları saymıyorum bile.

Ne? Sen tıp mezunu değil misin yoksa?

Ya zaten Allah aşkına yani.

Adam oradan hayatını idame ettiriyor...

...parasını kazanıyor. Gerisi kimin umurunda yani?

Sen zaten spor sevmiyorsun ki.

Sevip sevmemekle ne ilgisi var?

Bu adam hayranlarını kazıklayarak...

...milyonlar kazanıyor.

Evet, bu da hayranların kendi sorunu işte.

Sırf bir adam 50 metreden topu 90'a takıyor diye...

...maçına bilet almasınlar.

Ya da ne bileyim, bu adam sırf hızlı pedal çeviriyor diye...

...üzerine kendi resmini bastırdığı tişörte...

...para vermesinler. Anlatabiliyor muyum yani?

Hayranlar da kazıklanmayı hak ediyorlar demek ki.

O hayranların bir kısmını çocuklar oluşturuyor...

...farkındasın, değil mi? -Bak, sana bir örnek vereyim.

Benim bir amcam vardı, tamam mı?

Benim amcam karpuz çekirdeğini böyle yapıp...

...50 metreye tükürebiliyordu. Şimdi bu karpuz çekirdeğini...

...50 metreye tükürebilen üstün yetenek...

...geceleri bekçilik yapıyordu, gündüz de dükkânda çalışıyordu.

Ve neydi, biliyor musun? Bu adam fakirdi.

Yani neymiş? Hayat, adil değilmiş.

Değilmiş.

Hah, geldi sonuç.

Kim bilir, belki de adildir.

Ne oldu, ölüyor mu? Tövbe ya Rabb'i.

Haklıymışsınız.

Laf mı şimdi bu Nişantaşı?

Akciğerinde hava kabarcığı var.

Pulmoner arterine kateterle girmemiz lazım.

Yıldızlı on, aferin sana.

Ne oldu?

Kurtar beni şunlardan.

Selin'in yeni işkence yöntemi. Sen dolduruversen?

Aynısından bende de var.

Ayrıca ben niye hallediyorum ya? Kendin halletsene.

Bir garip değil mi bu kadın? Son günlerde bir değişik.

Yorgun biraz, herhâlde ondan huysuz.

Huysuz.

Ben de öyle demiştim zaten, huysuz!

Dosya!

Evet, doğrudur.

Önder Bey bizim hastanemizde tedavi ediliyor.

Maalesef, henüz ziyaretçi kabul etmiyoruz.

Nasıl?

Yani menajeri bir açıklama yapacaktır.

Dilerseniz kendisiyle iletişime geçebilirsiniz.

Rica ederim, iyi günler.

Basın.

Önder Sezin'in sağlığıyla ilgili bilgi almak istiyor...

...ve haber yapmak istiyor ama maalesef.

Doktoru da Ateş.

Kesinlikle bir basın açıklaması yapmayacaktır.

Ve ben de onu ikna etmek için kendimi yormayacağım.

Mantıklı, ben de yormayacağım.

Efendim?

Keşke bunu patronun yanında söylemeseydin.

Ateş, ona baskı yapmadan asla o evrakları tamamlamaz.

İpekciğim, karşılaşırsam elbette ki hatırlatırım.

Ama onun dışında, onun sorumluluğu.

Herkesin haklı olduğu...

...ve işlerin hiçbir zaman bitmediği durumlardan...

...nefret ediyorum!

Keşke başka bir iş yapsaydım dediğin oluyor mu hiç?

Olmaz mı? Hatta başka bir iş değil...

...hiç çalışmasam dediğim oldu.

Bak, düşünsene, şimdi mesela Bodrum'da bir marinada...

...ikiz bebeklerimin pusetini böyle...

...gün batımına doğru sürerken.

Ne güzel olurdu, değil mi?

Tam bu hayal üzerine ben de sana...

...imzalaman gereken evrakları vereyim.

Yani bence acayip olan şey, Önder Sezin'in...

...kariyerini hayatında ilk sıraya koymuş olması.

Yani onu bilmem de adam ölecek. Hâlâ tek derdi...

...haberlere çıktım mı çıkmadım mı.

Yani kariyeri de önemli tabii ama...

Mezara girerken pek bir önemi olmuyor.

Bak, adam dünyaca ünlü olmuş.

Öldükten sonra da hakkında konuşanlar olacak illaki.

Ölümsüz olacak yani.

Şampiyon olmak için ölmeyi göze almak ha?

-Orasını bilemem. -Peki, size bir soru.

Size bir tane hap vereceğim.

Bu sizi dünyanın en iyi profesörü yapabilir...

...ama aynı zamanda öldürebilir. -İçmem, net.

Demek ki kariyer sizin için ilk sırada değil.

İki de değil.

Zeynep, yapma şöyle.

İkide ne var ha?

Aşk, börtü böcek, yemek, ne var?

Söylemeyeceğim. Size ne?

Kesin aşktır o, aşk.

-Aşk, aşk, aşk. -Duyuyorum sizi hâlen.

Aşk, aşk.

Az önce yaptıkları işlem bu...

...her neyse...

...söylediler mi sana sonucunu?

Yok canım, hiçbir açıklama yaptıkları yok.

İlgi alaka sıfır.

Birilerini bulup konuşsana.

Bize bilgi vermek zorundalar sonuçta.

Haklısın.

Durduğum hata.

Onların anladığı dilden konuşmak lazım onlarla.

Bakar mısınız?

Bize ne zaman bir açıklama yapmayı düşünüyorsunuz?

Neler olup bittiğini öğrenmek için...

...beklemekten yorulduk çünkü biz.

Hastanıza akciğer sintigrafisi yapıldı ama...

...size bilgi verilmedi mi? -Ne zaman? Bir saat önce.

Yani bu bir saatte hiçbir gelişme olmadı mı?

Olmamış demek ki. Yani bir de biz...

...her hastanın yakınına bilgi vermeye kalksak her saniye...

...işimizi yapamayız değil mi ama?

Yalnız biz herkes değiliz Doktor Hanım.

Biz adım adım neler olup bittiğini öğrenmek istiyoruz.

Siz de bize bu bilgileri vermekle yükümlüsünüz.

Hı, peki.

Önce hastanıza bir insizyon yapacağız.

Daha sonra kateteri hastanın pulmoner arterine ilerleteceğiz.

-Anladınız mı? Anlatabildim mi? -Hayır.

Ama niye? İstediğinizi yaptım, sizin istediğiniz oldu işte.

Her şeyi adım adım anlattım. Niye olmadı acaba?

Bir dakika, bir dakika!

Böyle arkanızı dönüp gidemezsiniz yalnız.

Ben sizin söylediğiniz tıbbi terimleri bilmek zorunda değilim.

Ben de size tıp dersi vermek zorunda değilim zaten.

Size her şey anlatılmış.

Siz daha neyi öğrenmek istiyorsunuz ki acaba?

Yalnız üslubunuza dikkat edin.

Sizin göreviniz, bize anlayacağımız şekilde...

...her detayı aktarmak. Burada diğer hastalara...

...nasıl davranıyorsunuz bilmiyorum.

Ama bize nasıl davranacağınıza dikkat ederseniz çok iyi olur.

-Çünkü eğer dikkat-- -Ceren Hanım...

...ben de tam sizin yanınıza gelmek üzereydim.

Bilgi vermek için. Önder Bey'i embolektomiye hazırlayacağız birazdan.

Pulmoner arterinde, yani kirli kanı...

...kalpten akciğerlere taşıyan damarda bir...

...hava kabarcığı tespit ettik. -Hava kabarcığı mı? Nasıl?

Bir enjeksiyon sırasında bir hata yapılmış ve...

...emboliye yol açmış. Yani damara hava kaçmış.

- Yani ne yapacaksınız? - Şöyle yapacağız.

Damara kateterle girip, hava kabarcığını oradan çıkaracağız.

Hatta birazdan bizzat ben yapacağım bu işlemi.

Siz Önder Bey'i yalnız bırakmayın, gidin.

-Ben birazdan geleceğim. -Tamam, teşekkür ederim.

Çok zor değilmiş demek ki.

-Emre. -Gel biz kahve içelim.

Bir kahve ısmarlayayım hadi.

Papatya çayı, bitki çayı? İyi gelir, sakinleştirir.

Sağ ol. Ya da sağ olma!

Niye o kadar kibar davrandın kadına?

Şımarık şey ya!

Zeynep, biraz gerçekçi olalım mı?

Diyelim ki kadına gittin, içinden geleni söyledin...

...arkanı döndün, artist artist yürüdün gittin. Ne olacak?

-Haddini bildirmiş olacaktım. -Sonra?

Bir daha başkasına böyle davranmaya kalktığı zaman...

...aklına ben gelecektim ve öyle davranmayacaktı.

Yani sen öğretecektin kadına? Tabii canım yani.

Zeynep Hoca'ya tosladıysan, bir duracaksın.

Takkeni önüne koyacaksın, değil mi?

Zaten kadın da şey diyecekti.

"Ya ben bir hata yaptım ve bunu düzeltmem lazım."...

...diyecekti, 180 derece dönecekti.

Sonra gelecekti senden özür dilemeye falan çalışacaktı.

Değil mi?

Yani sen böyle olacağını falan mı zannediyorsun?

Yüzüne gülüp, aferin demekten daha iyidir benim yaptığım.

Pardon, suçlu ben mi oldum şimdi?

Eğer ben araya girmeseydim, kadın gidip...

...seni İpek Hanım'a şikâyet ediyordu.

Ay, çok korktum! Emre, kahramanım!

Sen kurtardın beni, kahramanım Emre!

Sen benimle dalga mı geçiyorsun?

Kahramanım ben tabii. Doktorum ben, doktor!

Bir de şunu alayım.

Buyurun.

Ya ben yemek yiyeceğim zaman...

...bir yerde bir ışık mı yanıyor da haberin oluyor?

Yeşil.

İçecek için de turuncu yanıyor.

-Hı? -Evet.

- Merhabalar. - Afiyet olsun.

Teşekkürler.

Flörtöz durumlar için de kırmızı yanıyor.

Kırmızı hiç sönmüyor zaten.

Ne flörtü be?

Merhaba, afiyet olsun. İnsanlık.

Tabii canım.

Sen de iyilikten öleceksin bir gün.

Senin bisikletçiden ne haber?

Akciğerindeki damarlardan birine hava kabarcığı basmış.

Ya ne insanlar var şu hayatta ya.

Nasıl yapıyorlar bunu kendilerine?

Kimisi doping yapıyor, kimisi ağrı kesiciler...

-Hişt, doktor, bana? -Yok ya.

Yapma, aynı şey değil.

Ben hayatımı devam ettirmeye çalışıyorum.

Bizim dopingci bisikletçinin tek derdi, sarı forma.

Sarı forma, anlatırım sonra sana, tamam mı?

Tamam.

-Saat üç. -Sana göre mi bana göre mi?

Bana göre.

Ne var? Gayet mutlular, ne güzel.

Sabah odamı bastığında bayağı huysuzdu bu kadın.

Tamam işte, olması gerektiği gibi.

Senin yanında huysuz, kocasının yanında mutlu.

-Normal. -Selin...

...kızgın olduğunda alaycı olur...

...birine gıcık olduğunda komik olur.

Ancak birinden çok sıkıldıysa, huysuz olur.

Doktor, nasıl anlatıyorsun? Ne demek şimdi bu, anlamadım?

Doktor...

...Selin, Metin'in yanında mutlu değil.

Çünkü Metin, ben değilim...

...benim gibi değil adam. Anladın mı?

Dolayısıyla beni, ben olmaktan çıkarması gerekiyor.

Profesyonel hayatımda...

...beni, işlerimi yapamaz hâle getirmeye çalışıyor.

Doktor, senin gerçekten artık bir sevgili bulman gerekiyor.

Elimi sallasam ellisi, doktor. Bilmiyorsun sanki.

Her gece barları dolaşıyorum...

...yalnız kadınlara kırmızı gül dağıtıyorum.

Neden senden borç aldım? Kırmızı gülün tanesi dört lira.

O da toptan fiyatı bana, düşün, çarp.

- Merhaba. - Merhaba.

Evrak işini halledebildin mi Ateş?

Ne yazık ki.

Nasıl ne yazık ki?

Yapamadım, işim vardı.

Birinin hayatını kurtardığın zaman...

...o kişi sana sonsuza kadar borçlu kalır doktor.

Ne demek, dükkân senin.

İstersen Selin'i de al.

Pardon, zaten seni terk etmişti, öyle değil mi?

Selin terk etme ustası. Dikkat et, kaşla göz arasında...

...bir bakmışsın, seni de postalamış.

Hiç sanmam.

Sende bulamadığı her şeyi bende fazlasıyla buldu çünkü.

Şunun bir tadına bak.

Ne kadar olgunlar, öyle değil mi?

Afiyet olsun size.

Salı, cuma değil miydi bunun fizik tedavisi?

Terapi grubuna başlıyor.

Bu engelleriyle başa çıkamayan insanların grubu var.

Hadi göm. Gömmeyecek misin?

Yoo. Adamcağızın...

...kim bilir ne sorunları var halletmesi gereken.

Bak, bu cevabı hiç beğenmedim.

Sen bir şey yemiyorsun.

-Aç değil misin? -Artık değilim.

O adamı görmek, iştah bırakmadı bende.

Canını sıkmasına izin vermeyeceksin, değil mi?

Emin ol, bunu senden çok daha fazla istiyorum ben.

Kendime telkinlerde bulunuyorum.

Ama onu her gördüğümde...

...sinirime dokunuyor adam ya! Valla.

Böyle dirseğinin tam ortasını kapıya vurursun ya...

...canın yanar. İşte aynen öyle.

Ama bunu çok güzel anlattın.

Ateş'in öyle bir etkisi oluyor insanlar üstünde.

-Sen onunla baş edersin. -Bilmiyorum.

Gerçekten bilmiyorum.

Yani burada böyle zırt pırt karşılaşacaksak.

Belki de terapiye başka bir yerde başlamalıyım.

Nasıl istersen öyle yaparız.

Ama Gülay Hanım bana gerçekten yardım ediyor.

Grup terapisine gidersen...

...sana faydası olacağını düşünüyorum.

Psikiyatri katında Ateş'in hiç işi olmaz.

Biz de burada yemek yemeyiz.

- Böylece karşılaşma ihtimali-- - Tamam.

Tamam, ben zaten saçmalıyorum.

-Saçmalamıyorsun. -Tamam, o zaman abartıyorum.

Tamam, söz, terapiye katılıyorum da Gülay Hanım'la.

Hem yararlı olmadığını düşünürsen...

...başka birilerini buluruz ama bir dene.

Sorun yok, tamam.

Yemeğini yiyebilirsin o hâlde. Afiyet olsun.

Hayır, önce bir arayıp sorabilirsiniz!

İşiniz gücünüz sansasyonel başlıklar atmak!

Ne zaman bir sporcu hastalansa...

..."Yok ilaç mı kullanıyor, yok doping mi yaptı?"

Hayır, bakın, şu anda Önder Sezin'in doktorları...

...burada yanımda.

Reflü olabilir diyorlar.

Evet, bildiğiniz herkeste olabilen reflü.

İyi, tamam.

Arayın tekrar.

Ama zaten yarın büyük ihtimalle taburcu olacak.

Oldu.

Bu yaptığınız müdahale iyileştirecek mi Önder'i?

Reflüsü düşündüğümüz kadar kötü değilse, evet.

Benim dört gün sonra İspanya'da olmam lazım.

Her şey yolunda giderse olabilir.

Harika.

Biz şu minik hava kabarcığını bulabilirsek.

Bacaklarımda bir güçsüzlük hissediyorum ama.

Evet, biz size bir anestezi verdik, bu işlemi yapabilmek için.

-Birazdan geçer. -Peki.

İşte burada.

Çıktı.

Süper. Ben o zaman çıkış işlemlerini yapıyorum.

Hayır, birkaç saat gözlem altında tutmak istiyorum kendisini.

Çünkü iyi olduğundan bir emin olmamız lazım.

-Peki. -Teşekkür ederim.

Acaba forma ya da fotoğraf imzalayacak vaktiniz...

...olur mu benim için? -Tabii.

Doktor Emre Bey'e sonsuz teşekkürlerimle yazsam...

...olur mu?

Yani o kadar kişisel olmasa da olur.

Ha!

İnternette satacaksanız zor olur tabii.

Doktor Emre Bey diye bir alıcı bulmanız gerekir, değil mi?

Aynen.

Evet, yalnızca imza atsanız da olur.

Önder!

-İyi misin? -Önder!

Önder, yutkunabiliyor musun?

Neden bir adam durduk yere salya akıtır?

Geçtin karşısına tantuni mi yedin yoksa?

Gerçi senin tantuniyle falan bir işin olmaz Nişantaşı.

Sen olsa olsa böfstrogonof...

...şatobiryan, 'fan fin fon' gibi şeyler yemişsindir.

Sonuçta İstanbul'un Paris'inden geliyorsun, öyle değil mi?

Kimse hastanın karşısında bir şey yemedi hocam.

Yani hastamızın sadece boyun ve...

...çene bölgesindeki kaslarda güçsüzlük var.

Yani belli ki hava embolisinden daha kötü bir şey karşımızdaki.

Neden?

Çünkü salya akciğerden gelmez.

Belki de sorun, embolinin kendisiyle ilgili değil...

...senin yaptığın işlemden kaynaklanıyordur.

Belki sen hastanın tam olarak sinirine dokundun.

Hayır hocam, embolektomi sorunsuz geçti.

Sadece işlem sırasında bacaklarımda güçsüzlük var dedi...

...ama epidural anestezi olmuştu ve bu da güçsüzlüğü açıklar.

Bence başka bir sistemik hastalığı var.

Yani olabilir.

Demek ki hastalığının, çevirdiği dolaplarla bir ilgisi yokmuş.

Lupus ya da polimiyozit...

...ilerleyici kas zaafını açıklar.

ALS olabilir.

-Çok genç. -Becker Musküler Distrofi?

Çok yaşlı.

Dolapdere, yapma, orta yolu bulalım ya, sen de!

Geniş bir kan ve biyokimya incelemesi istiyorum.

Lupus için ANA ve vaskülit belirteçleri gönderin.

Yeni kas biyopsisi yapalım bakalım...

...nöropati mi miyopati mi? Tamam mı? Hadi.

- Ben seansıma geç kaldım. - Seans mı?

Ne seansı?

Bütün bunlar sürecin bir parçası aslında.

Eğer sinirlenirseniz bu sefer--

Bakın, tabii yani ben sürecin farkındayım.

Ama ne zaman bitecek bu süreç?

Yani benim bunu bilmeye de artık ihtiyacım var.

Çünkü program yapmam lazım.

Mesela ne zaman halı saha maçına gidebilirim?

Ya da ne zaman geçecek bu benim sinirlilik hâlim?

Bugün değil.

Ben de iyileşmeye geldim aranıza.

Gülay Hoca'm, bildiğiniz gibi benim bir bacak sakat.

Bilmediğiniz şey...

...bu konu beni çok üzüyor.

Konuşmaya ihtiyacım var.

Ateş Bey'i tanıyorsanız...

...geçmişimizi de biliyor olmanız lazım Doktor Hanım.

Hocam, yıllardır bana hep söylüyorsunuz.

"Gel, gel, gel Ateş Hoca, gel.

Terapiye girmen lazım, anlatman lazım."

Geldim, işte buradayım.

Selamlar bu arada, kusura bakmayın.

Perşembe günü gelen bir grubum daha var Ateş Bey.

Sizi oraya alsam?

Kâğıt oynuyorum perşembe geceleri arkadaşlarla, King.

Pazartesi sabahı olur mu?

Yoga. Bacağıma iyi geliyor.

Hem de doktorluk malum stresli meslek, rahatlatıyor beni.

Neyse, tamam. Kusura bakma, sorun çıkartmak istemiyorum.

Ben gideyim, kendi öfkemle kendim başa çıkayım.

Bir dakika Ateş Bey.

Siz ikiniz, aranızdaki bu gerginliği çözerseniz...

...birbirinize çok destek olabilirsiniz aslında.

Doğru.

Doğru, çok doğru. O kadar doğru ki.

Ben kavga etmek istemiyorum artık.

Yani kendi adıma konuşuyorum tabii.

Şimdi bu teklife hayır dersem...

...hıyar durumunda kalan ben olacağım, öyle değil mi?

O kadar iyi biliyorum ki o duyguyu.

Kas örneğini Önder'in kalçasından aldım.

Yani en çok acıyan kastan aldın örneği.

Bir şey bulma ihtimalimizin en yüksek olduğu yer orası.

Dopingci sporculara özenle ceza kesilir.

Ben öyle bir şey demedim.

Kafeinsiz inşallah o kahve.

Yani yapay bir şekilde performansını yükseltmek istemeyiz.

-Doping sana yakışmaz. -Basma kızın damarına, basma!

-Ya da bas. -Kafein yasal bir şey bir kere.

Yasal. Bak işte burası çok önemli, biliyor musun?

Her şey kitabına göre olmalı, değil mi?

Evet. Çünkü bu bir yarış, bisiklet yarışı.

Birtakım insanlar oturmuşlar, bazı kurallar belirlemişler...

...sporcular da o kurallara uyuyorlar.

Bu kadar basit diyorsun yani?

Kural konulmuşsa uyacaksın.

Olayın gerçeği şu yani. Bir grup insan...

...kurallar koyarsa ve sen ona uymazsan...

...Zeynep seni affetmez. Ama bir nedeni olan...

...hatta insanları korumak için konulmuş bir kuralı çiğnersen...

- ...Zeynep sana vurulur. - Ne alakası var?

Hekimoğlu, Önder Sezin gibi ...

...mucize çocuk olmaya falan çalışmıyor.

O ne yapıyorsa, insanlara yardım etmek için yapıyor.

Önder Sezin gibi öyle kendini yüceltmek için değil.

O zaman Önder Sezin'i şikâyet etsene...

...bisiklet federasyonuna. Gerekeni yap.

Hasta-doktor ilişkisi, etik. Bunlar da var değil mi Mehmet Ali?

Ya bir de ben insanların işine o kadar da karışmak istemiyorum.

Ama sen bunu kendini yüceltmek için yapmıyorsun ki Zeynep.

Sen dünyayı iyileştirmeye çalışıyorsun.

Aa! Bazen ikiniz el ele verip, insanın canını acayip sıkıyorsunuz.

-Kızma ya, takıldık be! Nereye? -Hava alacağım?

Çay içelim.

- Çok gittik üstüne galiba. - Bir şey olmaz.

Zeynep, beklesene.

Biz geyiğin dozunu biraz kaçırdık galiba.

Biraz mı? Her zaman yaptığınız şey.

Ama sen ciddiye alıyorsun, yani bu konuşulanları.

Ne gibi?

Biraz hassas davranıyorsun sanki.

Ya da ne bileyim, bana öyle geldi, bilmiyorum.

Yani burnumu sokmak da istemiyorum açıkçası.

Ne diyeceğim, biliyor musun? Burnunu sokma bence.

Ben yaranamıyorum ki kimseye.

En azından sen hâlâ kendi başına yürüyebiliyorsun.

Sen de yürüdün sayılır. Az kaldı, iyileşeceksin tamamen.

Senin iyi bir işin var, insanlar sana saygı duyuyor.

Senin bir karın var. Hangisi daha anlamlı şu hayatta?

Gerçi bazen karın olması işleri zorlaştırabilir de.

Canım, Selin'in bir ilgisi yok bu işle.

Bütün bunlar başıma geldiğinde...

...çok yardımcı oldu, çok destek oldu Selin bana.

Geçecek, dayan...

...bu günler geçecek deyip durdu.

-Ben inanmadım ona. -İnanmalıydın.

Selin hep içinden geçeni söyler.

Biliyorum.

Ama beklemesi gereken kişi bendim.

Selin beklemek zorunda olmamalı, öyle değil mi?

Biliyorsun sen de kendisi de hissediyor bunu.

İşle gitgide daha fazla zaman geçiriyor...

...işten daha fazla zevk alıyor.

Sonuçta hemşire olmak için evlenmedi.

O aslında bir erkek istiyor.

Adi herif!

Selin senin gibi sinsi...

...manipülatif bir pisliği nasıl sevmiş aklım almıyor!

Güzel bir soru. Belki ikimizde de...

...çekici bulduğu unsurlar farklı farklıdır.

-Seni terk etti. -Ama ilk beni seçti.

-Neden acaba? -Hata etmiş.

Belki o kadar basittir, belki de değildir.

Belki bende, sende bulamadığı bir şey görüyor.

Ben senin gibi pis herifin teki değilim de ondan.

Belki Selin pis herifin tekiyle beraber olmak istiyor.

En azından bir dönem öyle istemişti.

Yeter, ben bunu kaldırmak zorunda değilim!

Ya o gider ya ben!

Hocam, hani sıkıntılarımızın üzerine gidecektik, kaçmayacaktık?

Çıkartır mısınız onu buradan lütfen!

Tamam Ateş Bey, yoga derslerinizi iptal edin.

Bundan sonra pazartesileri geleceksiniz.

Alo, merhabalar. Spor sayfasını bağlayabilir misiniz?

Kiminle? Hah, evet, tamam, editörle olur.

Evet, bekliyorum.

Doktor, bu yaptığına gerçekten inanamıyorum.

Ben Selin'in yerinde olsam var ya, senin canına okurum.

Yani terapiye gitmek için Selin'den izin almam mı gerekiyor?

Doktor, sen doktora gitmeden önce eski karından izin alıyor musun?

Cevap vermeyeceğim bu söylediğine ya.

Sinsi, manipülatif pislik.

Öyle dedi bana. Manipülatifmişim ben.

Sana mı dedi? Allah Allah!

Enteresan. Hâlbuki yani sen insanların...

...isteği dışında onları yönlendirmezsin ki.

Hele sinsi dediyse gerçekten bak doktor...

...senin adına ben bile kaldıramam bu lafı yani.

-Uzattın, uzattın doktor. -Sen de abarttın doktor.

Bırak artık şu kadının kocasıyla uğraşmayı.

Başka bir şeye sar kafanı.

Ne bileyim yani, at yarışı oyna.

-Koşu yok, bitti koşular. -Başka bir şeyle uğraş.

Muadili bir şeyle.

-Ne? -Ne bileyim ben.

Mesela...

Tamam.

Departman sorumlusu doktorlar görüşmelerini yaptıysa...

...teşekkür kısmını listeden çıkar.

Hepsi yaptı. Bir departman hariç İpek Hanım.

Ha.

Hangi departman olduğunu tahmin edebiliyorum.

Peki. Ateş!

Nasıl bu kadar hızlı olabiliyorsun?

Zihnime ayak uyduruyorum.

Ha, ben harikayım demenin bir yolunu buluyorsun zaten.

İki dakika dur, bir şey söyleyeceğim. Yordun beni.

Buyurun.

-Yapman gereken bir şey var. -Hayır.

Departmanın sorumlusu olarak...

...departmanına yapılan bağış için bir insanı arayıp...

...teşekkür ederiz demen gerekiyor, bu kadar!

Şöyle yapalım, mail at.

Ben sana örnek metin gönderirim.

Ateş, bu senin işinin bir parçası.

Bunu yapmak zorundasın. Bütün departmanlar yaptı.

Bir tek sen kaldın, yap şunu.

Benden de ı ıh o zaman.

Bu senin işin, senin işlerini ben yapmayacağım.

Sen kendi işini yapacaksın, tamam mı?

Diplomasiye merakım olsaydı, diplomasiyle alakalı bir şey okurdum.

Hayatın gerçekleri böyle değil Ateş.

Yani bu hastane bağışlarla dönüyor.

Evet, çok da güzel dönüyor. Sen döndürüyorsun.

Bravo sana patron, ha?

Şimdi senin yerine geçmek olur mu? Olmaz.

Ha patron?

Patron kadar başına taş düşsün.

Spor ahlakı denen bir şey var.

Ben olsam kesinlikle doping yapmazdım.

Zeynep, ilk önce bir yarışa çık, bence o zaman konuşuruz.

Konuşmak için illa yarışa çıkmam gerekmiyor.

Kendine o kadar güveniyorsun yani, öyle mi?

Dopingsiz de yarışılır diyorum, ondan eminim.

Aa! Hasta sizi çok etkilemiş.

Yarış falan... Bakıyorum havaya girmişsiniz.

O zaman hadi...

...madem öyle, biz de yarış yaparım.

Önce ısınmamız lazım.

Şimdi...

...benim şöyle bir teorim var.

Bizim bu bisikletçinin salyaları...

...ona yarışta avantaj sağlıyor. Şöyle.

Salyaları aktığı için...

...arkadan gelen yarışçılar...

...kaygan bir yolda bisiklet kullanmak zorunda kalıyorlar.

Yani yağmurlu yolda bisiklet sürmeyen bir tek kendisi oluyor.

Hasta kol ve bacaklarını zar zor hareket ettiriyor.

İnme mi?

Jeneralize kas zaafı.

Kas biyopsisinde polimiyozit düşündüren bir bulgusu yok.

Nöropati bulgusu da yok. Musküler distrofiyle uyumlu bir şey de görülmedi.

Bir kara haber de benden. Lupus için baktığımız...

...ANA ve diğer belirteçlerin hepsi negatif.

Belki de şortu dar gelmiştir ve bacaklarını hareket ettiremiyordur.

Oo!

Oh! Zeyno Hoca çok kızmış.

Peki, hocam, size şöyle bir şey anlatsam.

Günün birinde bir bisikletçi hanımefendi, bir yarışta ne yapmış, biliyor musunuz?

Bisikletinin fren mekanizmasının yanına...

...çaktırmadan küçük, minnacık bir motor eklemiş.

Yakalanmış, yarışmalardan altı ay menedilmiş.

Bence ömür boyu menedilmeliymiş.

Evet. Ateş Hoca da baston kullanmamalı zaten, değil mi?

Ateş Hoca'nın bir engeli var. O sadece normal olmaya çalışıyor.

Neyin normal olduğuna kim karar veriyor?

Yani diyelim ki insan ömrünü 20 yıl daha uzatan bir ilaç bulursak, ne yapacağız?

Senin mantığına göre normal değil diye ilacı yasaklayacak mıyız?

Önder Sezin normal olmak istemiyor.

Adam süper güçleri olsun istiyor.

Ama normal.

Normal.

Neden normal?

Olağanüstü olmaya çalışıyor.

Ama her şey normal.

Vücut kimyasını coşturmak için her şeyi yapıyor.

Yiyor, içiyor, enjekte ediyor...

...ama test sonuçları, her şey normal.

Alyuvar sayısını yapay yollarla artırdığını biliyoruz.

Ama test sonuçlarında gözükmüyor.

Neden?

Saksı zamanı. Olay yeri inceleme.

Gelsin! Neden?

Aslında belki de değerleri yüksektir.

Yani bizim için normal olan belki de onun için değildir.

Senden de hiçbir şey kaçmıyor.

Eğer bu varsayım doğruysa, yani akyuvar sayısı yüksekse...

...bu bizi enfeksiyona götürür.

Kas zaafı, güçsüzlük. Ensefalit olabilir.

Bu biraz zorlama bir tanı oldu.

O zaman gidelim, hastayı biraz daha zorlayalım.

Sivri bir şeyle hastamızı dürtmeyeli ne oldu?

Neredeyse iki saat oldu, öyle değil mi?

Lomber ponksiyon yapın, geniş spektrumlu antibiyotik başlayın.

Ağır ol!

Ne oldu bisiklet, yarış falan? Girerken birbirinizi yiyordunuz.

Yarış demek, bahis demek. Bahis demek, para demek.

Para demek, kazanan alır demek.

Bisiklet kullanmayı bilmiyor musunuz? Yok mu bisikletiniz?

-Ee... Biz öylesine konuşuyorduk. -Evet, öylesine konuşuyorduk.

Şimdi de dediklerinizi yapmaya gidiyoruz, hadi.

Bence bir düşünün. Hadi bakalım.

Merhaba.

Diğer odalardaki hayranlarınız hep sizi soruyor.

Onlara yakında iyileşeceğimi söyleyin.

Bir dakika, bir dakika!

Sen ne yapıyorsun? Ne o elindeki?

Ee... Antibiyotik.

Bize antibiyotiğe başlanacağı bilgisi verilmedi.

Ben az önce doktorunuzla konuştum. Talimat verdi.

Kimmiş bizim doktorumuz?

Gelsin önce bize bilgi versin bakalım.

Ben Doktor Zeynep Hanım'la konuştum ama...

Ceren bırak, işini yapsın. Tamam.

Bir kere sen bizim doktorumuzun kim olduğunu bilmiyorsun.

Ateş Hekimoğlu'yla konuşacaksın.

Bizimle ilgili kararları ancak o verebilir.

Ben biliyorum. Ateş Hoca'mın da haberi vardır diye tahmin ettim.

Ha, tahmin ettin!

İşimiz senin tahminlerine kaldıysa yandık. Biz buradan çıkamayız.

Sen onu al, git şimdi. O Zeynep Hanım'a da söyle...

...biz bu uygulamaya izin vermiyoruz.

Kimse kafasına göre iş yapmasın.

Bu ne ya! Hayır, anlamıyorum...

...bunların bize adım adım her şeyi anlatması gerekiyor.

Ceren, biraz abartmıyor musun?

Hiç de abartmıyorum. Zeynep Hanım'mış! Zeynep Hanım kim?

Bizim doktorumuz Ateş Hekimoğlu. Bize bilgi vermeleri lazım.

-Aysel Hemşire. -Hocam, şey...

Bak bakayım.

Ne oluyor?

Birisi canını sıktı galiba.

Sana patronluk tasladı.

Öyle mi?

İşini yapmana engel oldu.

İyi. Ver bakalım o birisini bir ziyaret edelim o zaman.

Müjde! Sizi taburcu ediyoruz.

-Nasıl? -Bize müjde!

Ben...

...hâlâ iyileşmedim yalnız.

Tedaviyi reddedersen zaten iyileşemezsin.

Önemli değil. Eve gideceksin, uzanırsın kanepene.

İnternetten bakarsınız bu hastalık nasıl tedavi ediliyormuş diye.

Değil mi?

Yalnız biz tedaviyi reddetmedik.

Sadece her önümüze gelen müdahale etsin istemiyoruz.

Hımm... Şu ortalıkta gezinen...

...beyazlı, morlu, sarılı dolaşan tipleri diyorsun, değil mi?

Tabii burada her önüne gelen ya hemşire ya doktor!

Mıy mıy mıy! Hiç dalaşmaya gelmiyor, değil mi? Duygusal insanlar.

Bizde yok ki şöyle bir tesisatçı, marangoz kadrosu.

Olsa hepimiz rahat edeceğiz.

Bunlar böyle. Ağlasınlar dursunlar!

Tek bildikleri insanları iyi etmek, tedavi etmek.

Başka hiçbir şeyden anlamıyorlar.

Sizinle tartışmayacağım çünkü hiçbir yere gitmiyoruz.

Şimdi nasıl bir tedavi uygulayacaksınız, onu söyleyin.

Bilmem.

Diyorum ki lomber ponksiyon ve antibiyotik tedavisi.

Tabii uygunsa. Bilemem. Siz ne diyorsunuz? Olabilir mi hocam?

-Yani? Bu ne demek oluyor? -Bu ne demek oluyor, biliyor musun?

Şu arkamda gördüğün bankoda morlu, esmer...

...gözü yaşlı bir bayan var ya, hemşire, ondan gidip özür diliyorsun demek oluyor.

Hadi bakalım.

Hemen öyle yapma canım. Antibiyotikler onda, başka çare yok.

Lomber ponksiyon da bende. Belden su çekme işlemi. Yarın.

Yarın mı? Yalnız yarın çok geç.

- Sabah 10.00! - Ee...

Arçil, lütfen. Taştan mı örüyorsun yoksa tahtadan mı yapıyorsun bilmiyorum ama...

...beni şu çit işinden kurtar.

Hayır, hayır. Acele etmene gerek yok. Vaktimiz var.

Yani ne zaman bitirirsen işte.

Tamam, teşekkür ederim.

Ee... İza'ya sevgilerimi iletirsen sevinirim.

Bu arada Şota ve anneye de tabii.

Tamam, teşekkürler.

Görüşürüz, tamam. Tamam, hoşça kal.

Rahatsız ettiğim için özür dilerim.

Sorun değil, buyurun lütfen.

Ben Önder Sezin'in menajeri Ceren. Ceren Maner.

Biliyorum. Önder Bey'in odasında tanışmıştık zaten.

Ee... Önder tam bir gündür burada ve henüz bir tanı konmuş görünmüyor.

Evet.

Bakalım Önder Bey'e neler yapılmış bu tam bir gün boyunca.

Bakın, bakın tabii de...

...ben acaba işleri biraz hızlandırabilir miyim diye merak ettim.

Evet, Önder Bey'e kas biyopsisi ve ayrıntılı kan testi yapılmış.

Yarın sabah 10.00'da da lomber ponksiyon yapılacak.

Ee...

...Önder'in kaldığı katın ismi Türksay, değil mi?

-Duvarda bir plaket gördüm sanki. -Doğru.

Asiye Türksay Hanımefendi'nin bağışıyla gerçekleşti o kat.

Şimdi...

...eğer o hanımın lomber ponksiyona ihtiyacı olsaydı...

...yarına kadar bekletmezdiniz herhâlde, değil mi?

Maalesef Asiye Hanım rahmetli oldu.

Öyle mi? Çok üzüldüm.

O zaman yeni bağışçılara ihtiyacınız var demektir.

Önder Bey birinci olmak için her şeyi yapmaya alışkın galiba.

Evet ve bu alışkanlığının karşılığını da fazlasıyla alıyor.

Nükleer Tıp Departmanınız için bağış topladığınızı duydum.

Doğru.

O zaman biz de Nükleer Tıp Departmanınız için...

...bağış yapmayı uygun buluyoruz.

Ne de olsa en yenilikçi departmanınız o.

Ama yeter ya!

Gel, Allah aşkına gel. Gel beni kurtar.

Telefonunun şarjını, benim de sabrımı deniyor.

Ben de burada insanların hayatını kurtarmaya çalışıyorum.

Hey!

-Ateş, sesini kıssana. -Bu sesi kısık oynanır mı be!

Bastığımı nereden anlayacağım?

Ya da gelenler seni bulabilsin diye odanda mı oynasan acaba?

Buranın akustiği daha iyi.

Neyse, senin birimine bağış yapan kurumu aradım...

...ve senin adına teşekkür ettim.

Eminim mutlu etmişsindir çünkü sen işinde çok iyisin.

Şimdi de senin işinle ilgili kısma geliyorum.

Önder Sezin'e lomber ponksiyonu bugün yapabilirsin.

Hasta listesini ayarladım. Oda 20 dakikaya hazır.

Hah, çok iyi! Duydun mu?

Vallahi teşekkür ederim, beni sadece sen kurtarabilirdin.

Sen benim mesajlarımı mı okuyorsun?

İyi fikir.

Hani bugün yapılacaktı?

İpek Hanım, benim daha ne yapmam lazım? Hastaneyi ayağa mı kaldırayım?

Siz bu hastaneyi nasıl yönetiyorsunuz?

Eğer kimseye lafınız geçmiyorsa nasıl yöneticilik yapabiliyorsunuz?

Ben size derdimi anlattım zannediyordum ama--

Ceren Hanım, sakin olalım.

Ben meseleyi tam olarak anlamadım. Mesele nedir?

Şu saate kadar lomber ponksiyon için bekledik, hâlâ yapılmadı.

-Yapılmadı? -Evet ve sormasam...

...bana hiç kimsenin bir şey söylediği yok.

Kaydımız yarın sabah 10.00 gözüküyormuş.

Yarına kadar da yapılamazmış.

Yapılacak.

Size inanayım mı acaba?

Yoksa verdiğim parayı geri mi istemeliyim?

İşime engel oluyorsun.

Buna düpedüz sabote etmek denir.

Hasta için bir şey fark edecek olsa tamam, işlemi bugün yapayım.

Benim için fark ediyor olmasının bir önemi yok mu?

Hastayla simbiyotik bir bağınız falan mı var?

Ateş, lütfen yapma.

Şimdi beni iyi dinle.

Menajeri yüklü bir bağış yaptı, tamam mı?

Ben de bunun karşılığında kimseye zarar vermeyecek...

...ufak bir düzenleme yaptım sadece. Randevuyu öne çektim.

-Ve senden tek bir isteğim var. -Yüklü bağışa hizmet etmem.

Yardım etmen.

Bir kez olsun yorgunluğumu görmen.

Bana destek olman.

Söylediğim bir şeye itiraz etmeden kabul etmen.

Başka bir şey yok.

Karaca'nın yatağı boş. Nerede?

-24 saat için izole odaya alındı. -Ah, be!

Tam da doğum gününde yalnız mı kaldı?

Öyle ne yazık ki.

Bizim hoca hep söylüyor aslında izole odaları yenileyelim...

...çocukların yanında bir ebeveynleri olsun diye ama cevap hep aynı.

Bütçe yok.

Zeynep de prensip abidesi.

Sabit yani, kafasındakini değiştiremiyorsun.

Karşı taraf için biraz yorucu.

Bilmem. Yani onun da kendine göre sebepleri vardır.

Belki kendini böyle koruyordur.

-Bence o çok hassas biri. -Hassas mı?

Bence hassas olan sensin.

Ne oldu?

Hastaneden çıkamıyoruz. Lomber ponksiyon için yer açılmış.

Ne var Ateş?

Lomber ponksiyon bu akşam yapılacak, bende.

İyi.

Nereye?

Sana ne Ateş? Acıktım, bir şeyler yiyeceğim.

Hadi atla.

Ne diyorsun Allah aşkına?

Yemek yemeğe. Hadi gel, atla.

Motora mı bineceğim?

Hayatta olmaz.

Evet, buyurun.

Nereye geldik?

Yoksa bu senin yeni evin mi?

Nasıl yani? Bana yemek mi yapacaksın?

Yok artık!

Bence de yok artık.

-Güzelmiş. -Buyurun hocam.

Evet iki gözüm, her zamankinden.

Tamam, hadi bekliyorum.

Tantuniler yolda.

Süper ama ben peşinen söyleyeyim, öyle bir tane filan yiyemem.

Yarısını yesem kâfi.

Bu arada sen biraz önce adama iki gözüm mü dedin?

Duymayalı uzun zaman olmuş.

En son okulda söylüyordun herkese.

Şaşırdım.

Hatta ne diyordun, bak ben sana hatırlatayım.

"Bak iki gözüm, bu söylediğin anatomiye aykırı."

Bir de şey vardı.

Dur.

"Yapma be gözüm! Yani ikisini birbirine karıştırma.

Biri sinir, öteki kan. Kan."

Öyle bir şey miydi? Buydu, değil mi?

Harika taklit yapıyorsun.

Oyunculuk düşündün mü?

-Yok. -Bak, okul dedin...

...sana ne göstereceğim.

Hatırlıyor musun?

Tabii ki hatırlıyorum.

Trekking Kulübü Başkanı İpek Tekin Sonar.

O zamandan meraklıymışsın bu müdürlük, başkanlık işlerine.

Ihlara Vadisi'nden. Çok sıkı bir rotaydı.

Ben hatırlayamıyorum.

Tabii ki hatırlamazsın çünkü bir kere bile katılmamıştın Ateş.

Bir şey sorabilir miyim?

Bir insan neden taş toplar?

Gider ta Ihlara Vadisi'nden taşları toplayıp getirir.

Nasıl getirir? Kamyonla mı?

Bir şey soracaktım, bak kaç tane soru oldu.

Anı, Ateş. Anı işte.

Gittiğim yerlerden topluyorum, sonra da hediye ediyorum.

-Evet. -Ben sana bir soru soracağım.

Sen niye bu taşı sakladın?

Benimkisi ilk görüşte aşk.

Bu taşa baktım ve bir nihale gördüm.

-Ne? -Nihale. O gün bugündür sağ olsun...

...çaydanlık olur, tencere olur, bütün yükümü çekiyor.

Güle güle kullan.

"Tan-tu-ni"

"Tan-tu-ni"

Geldi.

Teşekkür ederim...

...geç saate kadar çalıştığınız için.

Ne demek.

Bu arada lomber ponksiyon ne çeşit bir enfeksiyonla savaştığımızı...

...bize gösterecek. Aynı zamanda da antibiyotik tedavisine başlayacağız.

Fransa'da çok hayranınız var mıydı?

Bayağı.

-Burada, ülkemde de var aslında. -Nasıl...

...bu durum hoşunuza gidiyor mu? Kahraman olma durumu.

Eh!

Hayatımı böyle kazanıyorum.

Size hayran olan bir sürü de çocuk var. Her hareketinizi izliyorlar.

Yani ciddi bir sorumluluk.

Ben...

...daha yolun başındayken...

...acemiyken...

...İzmirli bir adamdan mektup almıştım.

Yolun başı da denmez aslında.

O sırada uluslararası bir iki yarış kazanmıştım.

Adamın küçük bir oğlu varmış.

Bisiklet delisi.

Ona bir fotoğraf göndermemi istemişti.

Çocuk bana tapıyormuş.

Bu biraz acıyacak.

Ah!

Tamam.

Tapmanın ne demek olduğunu biliyorsunuz, değil mi?

İşte ben o gün bir daha açıp baktım.

Sorgulamadan ve yargılamadan sevmek demek.

Yani...

...dünyanın bir ucunda bir çocuk...

...sizi hiç tanımıyor...

...ama sorgulamadan ve yargılamadan seviyor sizi.

Siz de bunu fırsata çevireyim mi dediniz?

Ne yapsaydım?

"Beyefendi...

...ben sadece sıradan, iyi bisiklet süren biriyim.

Oğlunuz da siz de kafayı yemişsiniz." mi deseydim?

Kollarım...

Kollarımda tuhaf bir his var.

Satürasyonu düşüyor. Solunum arresti.

-Akciğer sorununu halletmiştik. -Demek ki halledememişiz.

Bayağı dediğim gibiymiş, değil mi?

İki, dört, altı, sekiz.

Sorma sorma. Çok fenayım.

Ben söylemiştim. Aslında o yarımda doymuştum ama...

...kendime söz geçiremedim.

Yalnız şunu çok iyi anladım.

Tantuni üstüne çay şart.

İnsan kendine başka türlü gelemiyor. Net.

Cila.

Telefonu verir misin?

Kimmiş?

-Zeynep. -İyi, sen bak.

Ne münasebet! Ben niye bakıyorum?

Efendim?

Kötü haber ne?

Önder solunum arresti oldu. Şu an entübe ve stabil.

Tamam hocam.

Vallahi bırakırdım seni.

Yok, çok teşekkür ederim. Yani ben dört tekeri tercih ederim.

Bir de sıcak sıcak gitmek daha keyifli.

Dikkatli, iki gözüm.

İyi oldu bizim bisikletçiyi solunum arresti için tedavi ettiğimiz.

Sayemizde solunum arresti geçirdi.

Lomber ponksiyonda ensefalit bulgusuna rastlamadık.

Akyuvar sayısı hâlâ aynı ama hematokriti yüzde 29'lara düştü.

Alyuvarları daha da düşüyor.

Benim dünkü teorim neydi? Öf, bu bayat be!

Embolektomi işlemi sırasında hata yaptığımı öne sürmüştünüz.

Bu olasılığı kontrol etmek için bence akciğer filmi çekmeliyiz.

Ben hata yapmadım.

Nişantaşı, ayıp oluyor ama.

Adam neredeyse bir litre kan kaybetti. Ya işlem sırasında sen bir hata yaptın...

...adamın bir yerlerini kestin, adam kan kaybediyor...

...ya da vücudu kan üretemiyor.

Her iki durumda da kas hastalığına eşlik eden...

...akut bir anemiden bahsediyoruz demektir.

Paraneoplastik sendromu?

Ya bir şeyleri yüzüne gözüne bulaştırdın ya da adam kanser.

İpek Hanım.

-Bana mı? -Yok, Selin Hanım'a götürüyorum.

Ateş Hoca'nın evrakları.

Dur tahmin edeyim. Ateş senden onları doldurmanı istedi, öyle mi?

Yoo, o istemedi. Ben ona yardım etmek istedim. Hallettim zaten.

İnanılmaz. Her seferinde dört ayağının üstüne düşmek.

Ben size şeyi soracaktım.

Çocuk onkolojisinin izole oda yenilenmesi ne durumda?

Evet, diğer bekleyen ve yenilenmeye çalışan işler gibi...

...o da sırasını bekliyor.

Ama yani onun, sıranın en başında olması gerekmiyor mu?

-Çünkü onkolojideki çocuklar-- -Zeynepciğim...

...şimdi sözünü kesmek zorundayım çünkü şu anda çok önemli bir görüşmem var.

Fransa'yla görüntülü konuşacağım.

Önder Sezin var ya, hani yaptığı yüklü bağış...

...işte şu anda onun ceremesini çekiyorum.

Ceren Hanım, Fransız doktorların da katıldığı...

...bir konsültasyon olmadan ilerlemek istemedi. Rica ediyorum yani.

Yüklü bağış derken?

Evet, Nükleer Tıp Birimini kalkındıracak kadar yüklü.

Nükleer tıp gibi havalı bir başlık olması gerekiyor, değil mi?

Adının kapıya yazılmasını da istedi mi?

Yoo ama isteseydi de hayır diyemezdik herhâlde.

Adamın yarışları hileli.

Evet ama parası gerçek ve ben çoktan birime harcamaya başladım.

Bu yaptığı şey bisikletin ruhuna aykırı.

İnsan bisiklet sürerken kendini süper kahraman gibi hisseder.

Çocukların bisikleti sevme nedeni de bu. Çünkü--

İster miydin?

Patatesli.

Bilmiyormuşsun gibi. Patatesli poğaça mı olur? Allah aşkına.

Poğaça kıymalı bile olmaz. Poğaça dediğin peynirli olur, bir de sade olur.

Poğaçanın doğasına aykırı patates, kıyma.

Kendime aldığım poğaça için hesap mı vereceğim sana?

Neyse. Sen yarışa peynirli poğaça getir, tamam mı?

Güzel gider izlerken.

-Ne yarışı? -Bisiklet.

Anladım. Şu tertipleme yarış.

Fakat ben ortada bir yarış havası görmüyorum.

Hişt! Doktor, o iş bende. Tamam mı? Zemin hazır.

-Eli kulağında. Olacak o yarış. -Diyorsun?

Manipülatif hamleleri yaptım diyorsun?

Manipülatif yanlış kelime.

Ben daha ziyade olaylara yön veren insanım.

Sen bugün Selin’i görmedin, değil mi?

İyi ki görmemişsin. Hâlâ hayatta olduğuna göre.

Yani eşek kadar adam gidecek, karıcığına olanları anlatacak, öyle mi diyorsun?

Allah Allah! Yani böyle bir şey olabileceğini…

…tahmin edemiyor musun olayları yönlendiren insan olarak?

Ateş.

-Anlattı mı acaba? -Bilmiyorum.

Tam düşündüğüm gibi.

Ne?

Evrak işini Zeynep’e paslamışsın.

Pas vermem ben, şahsi oynarım.

Tabii yaydın kâğıtları masaya, kara kara düşünürken Zeynep geldi, gördü…

…dayanamadı sana.

Eh, hocalık böyle bir şey.

İkinizin de evrakları eksiksiz geldi bana.

Çok teşekkür ediyorum.

Ne demek.

Görüşürüz.

-Anlatmamış. -Anlatmamış.

Hadi bakalım.

Vücudu kan üretemiyor. Kan değerleri sürekli düşüyor.

Kanser ihtimali üzerinde duruyoruz.

Kanser mi?

Peki, ne yapacaksınız?

-Biyopsi. -Şimdi mi?

Evet. Hazırlıklara başladık bile.

Peki.

-Geçmiş olsun. -Teşekkürler.

Ne haber?

Evet, hâlâ aynı.

Ama ambulans helikopteri hazırda bekletiyorum.

Öyle mi?

Yani benim işime gelir.

Ama Önder’in onayını almadan…

Evet, haklısın.

Orada acayip bir fırsat var.

Hadi, hadi. Ne bakıyorsunuz? Yarışalım diyorum.

Dün Hekimoğlu yarış demek para demek deyince ikinizin de kulakları kalkmıştı.

Şimdi ne oldu?

Peki Zeynep, bu yarış ne zaman olacak?

Yarın. Benim zaten bisikletim var.

Sadece size iki tane bisiklet kiralayacağız, o kadar.

Allah Allah!

Sen değil miydin dün--

Hatta bir de bahis açalım, bütün hastaneye, okula duyuralım.

Şöyle güzel bir para toplarız.

Allah’ım kulaklarıma inanamıyorum, bu Zeynep mi?

Yani toplanılan para Çocuk Onkolojiye gidecek tabii ki.

Evet ya Rabb’im, Zeynep’miş.

Evet, kimler yarışıyor benimle?

Ben varım.

Ben paranın en az yarısını isterim.

Tamam, parayla kim ne yapıyorsa yapsın. Nasıl olsa ben kazanacağım.

Vay! O kadar da eminiz yani? Göreceğiz.

-Selin Hanım, merhabalar. -Merhaba Gülay Hanım.

-Nasılsınız? -Teşekkür ederim.

Artık danışanlarımızın eş ve yakınları için de bir destek grubumuz var.

Size takvimini gönderdim. Belki ilgilenirsiniz.

İlgilenirim tabii. Çok güzel düşünmüşsünüz.

Şimdi odama gidince hemen bakacağım.

Tamam. Bir de dün seansta olanlar.

Dün seansta olanlar?

Doktor Ateş Bey’in Metin Bey’le aynı seansta olma isteğini kabul ettim.

Bazen danışanlarımızın stres noktasını bu derece zorlamak…

…onların kurban psikolojisinden sıyrılmasını sağlayabiliyor.

Ama görünen o ki bu tek seferde kalacak.

Hocam, hakkınızı helal edin.

Dedim sonra belki bulamam, bulmuşken veda edeyim dedim.

Hayırdır Muzo, nereye gidiyorsun?

Memlekete gidiyorum hocam.

Aysel’den ayrılmam gerekiyorsa buralarda duramam artık.

Allah Allah!

Aysel’den ayrılman gerektiğini kim söyledi?

Hayatımdaki en önemli insan.

-Aysel? -Yok, anam.

"Oğlum, o bir hemşire, sen bir hasta bakıcı." dedi.

"Dünyada yerleriniz ayrı...

...o kız dünyanın altına mı bakacak üstüne mi?

Tabii ki üstüne bakacak." dedi.

Ana beyni. Kadın haklı. Ana yüreği gibi.

-Fakat bilmediği bir şey var. -Ne hocam?

Sen istersen dünyanın altını üstüne getirebilirsin.

-Nasıl hocam? -Okuyarak.

Onun yaptığı işi yaparak.

Nasıl olacak hocam o?

Sen istersen olur. İstiyor musun?

Çok isterim hocam.

İyi. Hadi o zaman git bakalım bir araştır, açık liselere nasıl giriliyormuş.

Tamam mı?

Ama önce…

Anladım, çay. Ocakçı kim bilir ne yaptı.

Hemen gidip harman çayınızı demliyorum hocam.

Koş.

Doktor Bey, benim sigaraya başlamam lazım.

Tekrardan başlamam lazım yani.

Yani buraya sigaraya başlaman gerek diyecek bir doktor bulmaya mı geldin sen?

Sigarayı bıraktıktan sonra başladı bütün sıkıntı.

Sıkıntı?

İshal yani, öyle mi?

Ooo! Ne ishal, ne ishal!

Sen ikameti bayağı tuvalete aldırmışsın.

Evet. Günde 10-12 sefer. Resmen rezillik.

Bir de havayollarında çalışıyorum. Kabin memuruyum üstelik.

Bunu nasıl yaparsın, nasıl?

Neyi? Ayrıca teşekkürler, hıçkırığım geçti.

Grup terapisine girmişsin.

Sen öyle söylememiş miydin? Duygularınla yüzleşmen lazım diye.

Üç yıl önce söyledim sana bunu.

İşte ancak fırsat bulabildim. Doktorum ya, hastalar falan, klinik derken.

Sen istediğin kadar tedavi olma. Böyle mutsuz ve huysuz bir şekilde kal.

Metin’in tedavi olmasına neden engel oluyorsun?

Benim kimseye engel olduğum falan yok. Orası herkese açık bir toplantı.

Acaba Metin neden orada? Çok mu bunaldı acaba?

Evliliğinde bir sıkıntı mı var? Önemsediğimden soruyorum.

Sen kimseyi önemsemiyorsun. Senin derdin benimle.

Sen hâlâ benimle birlikte olmak istiyorsun.

Ayıptır söylemesi, elimi sallasam ellisi.

Böyle tepemde dikildiğin zaman hastalarımla ilgilenemiyorum ama.

Kaç paket?

Günde bir paketten birazcık fazla. Ama hafif bir sigara içiyordum zaten.

Siz bu hanımla mı evliydiniz eskiden?

Doktorlar da hata yapar.

Kaç paket derken sigarayı sormuyorum.

Bu sigarayı bırakmak için çiğnediğin sakız, onu soruyorum.

Altı. Belki yedi.

Bir de ben seni koruyorum!

Ben ve İpek sen hayatını mahvedecek saçmalıklar yapma diye…

…elimizden geleni yapıyoruz!

Seni bizim kadar da düşünen yok, haberin olsun.

Huysuzsun.

Huysuz falan değilim, öfkeliyim ben. Hem de çok öfkeliyim!

Huysuzsun. Sen birinden veya bir şeyden bıkıp usandığın zaman huysuz olursun.

-Huysuzsun. -Yeter, kes!

Yanılmışım, pardon. Huysuz değilmiş.

Ateş, Metin çok zor bir zamandan geçiyor.

Ve bunu en iyi sen anlarsın. Ama sen kim, empati kim, öyle değil mi?

Ha sakat, sakat? Şimdi anladım, empati.

Acaba biz Meto’yla müzik grubu falan mı kursak biz ha?

SSK. Selin’in Sakat Kocaları.

Bizim Metin’le güzel bir ilişkimiz var Ateş.

Karı koca olarak çok zor bir süreçten...

...elimizden gelen en iyi şekilde geçmeye çalışıyoruz.

Bunların benimle hiçbir ilgisi yok mu yani?

Yok. Hiçbir ilgisi yok.

Bu işin peşini artık bırak.

Zehirlenmişsin sen.

-Sakızdan mı? -Sorbitol.

Bu sakızların içine tatlandırsın diye sorbitol koyarlar.

Biz sorbitolü müshil olarak kullanırız.

Yani sen sigarayı bırakacağım derken kendini tuvalete kilitlemişsin.

Vay be! Bayağı havalıymış yani bu bisikletler.

Havalı olması önemli değil. Önemli olan teknik özellikleri.

Karbon sele ve gidon. 22 vites, 700 kadro.

Tektro T725 kaliper fren sistemi.

Dediklerinden hiçbir şey anlamıyorum.

Ama frene basmayı düşünmediğim için, gerek de yok.

Harika. Demek ki yarış senin için ilk virajda bitecek. Çok güzel.

Ooo! Yarış falan, iyice havaya girmişsiniz bakıyorum. Ne güzel.

Evet hocam. Ben haberi hazırladım. Birazdan gruplara gönderiyorum.

Bahisler birazdan başlıyor.

Kim yarışıyor?

Kim mi? İşte üçümüz.

Olmaz. Olmaz öyle şey.

Adil bir yarış olmasını istiyoruz, öyle değil mi?

Adil bir yarış olması için...

...öncelikle birbirine denk iki hasım bulmamız gerekiyor…

…ki bu durumda-- -Ben ve Mehmet Ali oluyoruz.

Kusura bakma.

Zeynep ve sen. Kusura bakma.

Dolapdere ikinizi de yer. Hem kondisyonda…

…hem semt bakımından.

Şimdi, Zeynep ve Emre.

Peki, Zeynep…

Zeynep doğduğundan beri bisiklete biniyor. Değil mi?

Emre 16 yaşından beri bisiklete binmemiş.

O zaman ne yapıyoruz? Artı, eksi.

Zeynep’in kas gücü beşse…

…Emre’nin kas gücü… -Altı.

Altı buçuk. Bu kıyağımı da unutma.

Zeynep çok motive, Emre’nin çok da umurunda değil.

Zeynep parkuru avucunun içi gibi biliyor, Emre’nin hiçbir şeyden haberi yok.

Eksi. Bu durumda ne oluyor?

Bu durumda Zeynep ve Emre yarışıyor.

Hayır yani, sadece Metin’le de uğraşmıyor ki.

Benimle de uğraşıyor. Ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum ki.

Bizi kontrol etmeye mi çalışıyor, bizi kontrolden çıkarmaya mı çalışıyor?

Kahven soğuyor.

İpekciğim, kusura bakma ama bizim kafeteryada en çekilmez şey de bu kahve.

Kesinlikle haklısın. Onu da ekledim listeye zaten.

Ne listesi?

Böyle işte hastanede iyileştirilecekler, değiştirilecekler listesi.

Boş ver, düşünme sen şimdi.

Ne diyordun? Ateş ne düşünüyor diyordun, değil mi?

Belki de senin kafandaki sorunları bilmek istiyordur…

…canını sıkan şeyleri bilmek istiyordur ve…

…belki de hayatını güzelleştirmek istiyordur.

Ciddi misin diye bakıyorum.

Tamam.

Ama kesinlikle kendisi hakkında ne düşündüğünü bilmek istiyordur. Net.

“Bence ona direkt söyle…”

Dosdoğru konuş diyecektim de yine bu kadın mesaj atmış.

Hangi kadın?

Bu Rüzgâr Adam, Önder’in menajeri. Kadın sürekli yanı başımda.

Neyse. Şimdi ne soruyor, biliyor musun?

Kanser teşhisi için yapılacak biyopsiyi kim yapacak diye soruyor.

-Orhan mı yapacak? -Evet.

Yaz o zaman, onkoloji âleminden Fırtına Orhan yapacak diye.

-Yazıyorum. -Yaz.

Yazıyorum.

Cep telefonun kapalı olabilir mi?

Evet, sesini kıstım.

Tamam.

Bu telefon notunu kat hemşiresi sana iletmemi istedi.

Teşekkür ederim.

Sorabilir miyim bir spor sayfası editörü sana neden ulaşmak istiyor?

Ya da aslında kendi telefonunu bırakıp…

…özelden arasın diye niye not bırakıyor sana?

Zeynep, sen bir doktorsun, bisiklet federasyonu bekçisi değil.

Adam hile yapıyor, yanına kalmamalı.

Basına bir şey söyledin mi?

Hastane için mi endişeleniyorsunuz?

Hayır, senin için endişeleniyorum.

-Beni mi ele vereceksiniz? -Hayır, ver…

Zeynep, adam bir hata yapmış ve şimdi gerçeği açığa çıkartmak…

…bu hatayı düzeltmeyecek.

Çocuklar ona hayran. Onu bir kahraman zannediyorlar.

Ama adam tam tersi. Bu kabul edilebilir bir şey değil.

Söylediği gibi biri olmaması kimin umurunda, söyler misin?

Kim öyle ki?

Sevgi bir yalan üstüne kurulmuş bile olsa karşı tarafa...

...yine aynı şeyi hissettirmiyor mu, yine mutluluk vermiyor mu?

Biz hâlâ hastadan mı bahsediyoruz?

Sen hayatta hiç birini aldattın mı Zeynep?

Ben aldattım.

Ve nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyorum.

Sen şimdi bu adamı insanları aldattığı için cezalandırmak istiyorsun…

…ama bunu yaparken aynı zamanda onu seven insanları da cezalandırıyorsun.

Bir soru soracağım. Biraz özel olacak ama.

Eşinize, eşlerinize söylediğiniz yalanları böyle mi haklı çıkarıyorsunuz?

Ben kimseden bir şey saklamadım.

Of!

Bu yaptığınız işlem kan kanseri olup olmadığını mı gösterecek?

Evet. Eğer kan kanseriyse kemik iliğinde anormal hücreler göreceğiz.

Peki, bu test ne kadar sürecek?

Ben sonuçları olabildiğince hızlı almaya çalışacağım.

Yani peki, kanser değilse, yani başka ne olabilir?

Daha önce yaptığımız incelemelerde biz bir hasara sebep olmuş olabiliriz.

Yani ya doktorlarınızdan birinin yaptığı bir hatayla uğraşıyoruz…

…ya da kanser, öyle mi?

Bakın, biyopsi sonucunu almadan kesin bir şey söyleyemem.

Evet, başlıyorum. Şimdi birazcık acıyacak.

Evet. Birazcık dayanmanızı rica edeceğim. Biliyorum, çok acı veriyor.

Şey, tüpü çıkarmak istiyor galiba.

Hayır, şimdi çıkartamaz. İstiyorsanız yazarak söylesin.

Al.

Eğer kanserse böyle bir ihtimal var. Ama kesin olarak bir şey söyleyemem.

Kanama yok.

Bravo Emre Hoca.

Hasta kanser.

Toparlayıp onkolojiye yönlendirin, gerisini onlar halleder.

Kanser değil. Biyopside saf eritrosit aplazisi var.

Yok, olmaz. Saf eritrosit aplazisi böyle aniden ortaya çıkmaz.

İlaç kullanımına bağlı değilse tabii.

Eritropoetin hakkında yalan söylüyor.

Neden?

Bir sebebi yok. Adam su içer gibi yalan söylüyor zaten.

Her yalanın bir sebebi vardır Zeynep Hoca’m. Neden?

Felsefi olarak çok havalı bir laf ama tıbbi olarak bilemedim.

Ya yalan söylemiyorsa?

Biri basına bilgi sızdırmış.

Şu anda herkes Önder Sezin’in hikâyesine odaklanmış durumda.

Acaba içinizden birisi hastane telefonundan...

...basını arayacak kadar şaşkın olabilir mi?

Neyse. Nasıl olsa cevabı öğreneceğiz. Şimdi telefon kayıtlarına baktırıyorum.

Bu arada cep telefonu kayıtlarınıza da baktırmak zorunda kaldım.

Böyle bir şey yapmaya hakkınız yok.

Diyeceğim ama şüpheli gözükeceğim, demiyorum.

-Orhan Hoca, Orhan Hoca. -Ne?

Konuşmayı seviyorsun, kendini tutamıyorsun.

Ayrıca iki tane geçindirmen gereken eski karın var.

Para karşılığı haber sızdırmış olabilirsin.

Kovulduğu zaman ben haber verebilir miyim?

Bunun cevabını öğrenene kadar buradayım.

Madem çocuk gibi davranıyorsunuz…

…ben de öğretmen gibi başınızda dikilmek zorundayım.

Ama ben bunu yapamıyorum işte…

…biri böyle başımın tepesinde cetvelle dikilince.

Sorumlu biri gibi davranabilirsin mesela.

-Sorum… -Sorumluluk.

Zeynep, hadi. Hadi.

Haberi sızdıran ben değilim.

Bana bir zamanlar herkes yalan söyler demişti biri.

Hastanın kanser olduğunu sadece siz bildiğinize göre…

Kanser değil.

Peki, tamam. Ben şimdi durumu şöyle özetleyeyim.

Hastanın doktorları siz olduğunuza göre, o da bizi dava etmekle tehdit ediyor.

Bu kadar.

Zeynep kanser olduğu bilgisini neden basına sızdırsın ki?

Kanser, adamı neden kötü göstersin?

Eritropoetin kullanıyor!

Rahatsızlığının nedeni saf eritrosit aplazisi.

Biraz canın yanacak ama konuşmamız lazım.

-Ne yapıyorsunuz siz? -Merak etmeyin.

Cevapları yazmasını bekleyecek kadar zamanım yok.

Saf eritrosit aplazisinin iki türü vardır...

...kronik ve akut.

Bu kadar hızlı başladığı için sendeki akut versiyonu.

Kanser değil yani?

Bu iyi haber. Kötü haber mum. Yalancının mumu. Yatsıya yetişemedi.

Şimdi, akut saf eritrosit aplazisine genelde ilaçlar sebep olur.

-Özellikle de eritropoetin. -Eritropoetin mi?

Evet. Oscar zamanı.

Hadi bakalım, başla rol kesmeye. Oyun!

Ben eritropoetin kullanmadım.

Güzel. Fena değil ama bir kere daha alacağız.

Şimdi biraz daha öfkeli istiyorum, tamam mı?

Karşındaki adam senin hile yaptığını düşünüyor, ona göre oyna.

Hazır, oyun!

Kullanmadım diyorum size.

Budur, Oscar!

Evet. Ben inandım.

Saf, temiz. Sen ne diyorsun? Çocuk elinden geleni yapıyor.

Ha? Ama tabii böyle bir kereyle de birine başrolü vermek olmaz. Değil mi?

Ne yapsak? Sen de denemek ister misin?

Verin şunu bana.

Önder eritropoetin kullanmıyor.

Ne diyorsun? Hanımefendi rolü değişik bir açıdan ele aldı…

…ama ben pek inanamadım.

Arada sırada enjeksiyonlarını senin yaptığın oluyor mu?

Eritropoetini benim verdiğimi mi düşünüyorsunuz?

Test yapın o zaman.

Vay be! Çok iyi fikir. Kadın akıllı. Menajer.

Aa! Ama şey değil miydi eritropoetin...

...altı saat sonra izi tespit edilemeyen ilaçlardan?

Ama neyi test edebiliriz, biliyor musun?

Telefon görüşmelerini. Hanımefendinin telefon görüşmelerini.

Bak iddia ediyorum, menajerinin telefonunu al…

…son yapılan görüşmelere bak…

…son yaptığı görüşmeyi ara…

…kesin kanser hikâyesinin sızdırıldığı gazeteye bağlanacaksın. Hadi.

İyi, tamam, sen almıyorsan ben alayım.

Tamam, sana söylemem lazımdı.

Ama Önder, yani olay sadece yarışlardan ibaret değil…

…bunu sen de biliyorsun. İmajın da önemli.

Kanseri yendikten sonra pistlere tekrar döndüğünü düşünsene.

Bütün sponsorlar üzerine üşüşür. Herkes seni konuşur.

Bizim de istediğimiz bu değil mi?

Tamam, hata yaptım.

Ama sana eritropoetin vermedim.

O ilaçlar beni öldürebilir, Ceren.

Ama sen de bu kadar yüklenme canım kadıncağıza.

Kaç yıllık menajerin.

Sonuçta senin kariyerinde ilerlemeni istiyor.

Senin de hayat felsefen bu değil miydi?

İşte tencere kapat, kapat tencere. Pardon, neyse.

Ben sana zarar verecek bir şey asla yapmam.

Bunu biliyorsun.

Kime inanacaksın, ha?

Bana mı yoksa yıllardır güvendiğin menajerine mi?

Bu arada ben üniversite bitirdim ha.

Kovuldun.

Peki. Öyle olsun.

Koyduğunuz tanıyı, tedaviyi, her şeyi…

…benim ona yasa dışı ilaçlar verdiğim teorisine dayandırıyorsunuz.

Onu sonunda öldüreceksiniz.

Hekimoğlu koyduğu tanıdan bu kadar eminse…

…neden hâlâ yanımda kalmanız gerekiyor?

Çünkü Hekimoğlu çok temkinli biri.

Ama nefes alış verişin daha iyi.

Şimdi bırakalım prednizon biraz işini yapsın.

İstersen uyumayı dene, iyi gelebilir.

Bilinci kapandı. Biz de resüsite ettik. Hematokrit 16’ya kadar düştü.

Bu arada bacaklarını hâlâ hareket ettiremiyor.

Mümkün değil. İlacın şimdiye çoktan vücudundan atılması gerekiyordu.

Tabii vücudunda ilaç varsa.

Eritropoetin kullanımı aslında her şeyi açıklıyor.

Yalan söylemiş, hile yapmış, şimdi de bedelini ödüyor işte.

Yani sen dünyanın adil bir yer olduğunu varsayıyorsun ama…

…ne yazık ki öyle değil. Öyle olsaydı zavallı menajeri kovulmazdı.

Lambert-Eaton sendromu?

Akciğerinde bir şey görmedik.

Paraneoplastik sendrom ise erken dönemde tümörü görmeyebiliriz. EMG yapalım.

Saf eritrosit aplazisini hâlâ açıklamaz.

Alyuvar sayısı nasıl şimdi?

Kan nakli yaptım. Hematokrit 30’a yükseldi.

Kan nakli mi?

Evet. Kan kaybediyordu, ben de kana ihtiyacı olabileceğini düşündüm.

Boyun MR’ı çekin.

Boyun MR’ı mı?

Ya da böyle söylediklerimi soru formunda tekrar edin.

Zeynepciğim, hazır mısın yarış için?

Aa, sizin haberiniz var mı?

Var tabii. Söyle, ne istersin bizden. Kadın dayanışmasını gösterelim.

Tamam. Okulda, hastanede kimi görürseniz...

...bahis oynandığını söyleyin.

Ee...

Şimdi ben ikinizin de müdürü olduğum için...

...bahis kelimesini kullanmam yasak.

Parası her ne kadar iyi bir yere gidecek olsa da.

Bahis konusu bende o zaman. İkinizin de avukatı olarak ben ilgileneceğim o işle.

Süper, ben de şu kısmı alayım. Vitamin, mineral dolu...

...bir serum kokteyl teklif ediyorum.

Sonuçta bir erkekle yarışacaksın, adilce bence.

Yok, istemem. Ben onkolojideki çocuklar için yarışacağım...

...ve o Emre'yi takviyesiz yeneceğiz, el ele.

İşte bu! Benden kaptın bile bahsi.

Teşekkür ederim. Kolay gelsin, görüşürüz.

-Sana da. -Teşekkür ederim.

Bugün keyfin yerinde galiba?

Ateş Hekimoğlu'yla karşılaşmadım henüz, ondandır.

-Odana baktım, yoktun. -Kaçıyorum.

Selin'den kaçıyorum.

-Neden? -Gördüğü yerde üzerime saldırıyor.

Demek ki kocası anlatmış.

Dün poliklinikteyim, içeride hasta var. Daldı içeri, bir 'backhand'.

Bir 'backhand' daha, bağırdı, çıktı. Sonra geri girdi...

...yine aynı hasta içeride. Yine bağırdı, çıktı.

-Kadın kendini tutamıyor. -Doktor, tutamaz tabii.

Sen terapi seansına sızıp kadının kocasını deli edersen...

...olacağı bu.

Hadi bağırma kısmını anladım.

'Backhand'leri anlayamadım. Bir de bu gelip gitme kısmı mantıksız.

Öfke, mantıksız bir şey zaten.

Hayır, bazı öfkeler mantıklıdır doktor.

Huysuz. Selin, huysuz. Huysuz Selin.

Selin neden huysuz olur, biliyor musun?

Birinden ya da bir şeyden bıkıp usandığı zaman Selin huysuz olur.

Kontrol edemiyor kadın kendini.

Bana öyle geliyor ki bu durum seni içten içe eğlendiriyor.

Nedenini bulmam lazım. Yakamdan düşmüyor.

Doktor, bu işin sonu iyi değil. Hiç kimse için.

Hişt!

Zeynep abla.

Senin antrenmanda olman gerekmiyor mu?

Senin yatağında olman gerekmiyor mu?

-Yok, bugün daha iyiyim. -Oo, süper.

-O zaman belki bana taktik verirsin. -Senin antrenörün mü olacağım?

Herhâlde. Senden daha iyi antrenör mü bulacağım?

Daha önce hiç yarıştın mı?

-Hayır, sen? -Çok!

Ben sitede hep birinciydim.

Yani...

...hasta olmadan önce.

Ben nasıl birinci olacağım? Bana da taktik ver, hadi, hadi.

Tamam. Şimdi...

...ön lastiğin havasını biraz indiriyorsun.

Çok şişik olursa frene basarsan da kayıyor.

Sonra yola bak.

-Gidon ve lastiğe hiç bakma. -Yok.

Bir de ben ne yapıyorum, biliyor musun?

Ne?

Keskin naneli şekerleri ağzıma atıyorum...

...sonra hızlı giderken ağzımı açıyorum, çok ferahlıyorum, çok güzel oluyor.

Allah! Kesin yapacağım. Tamam.

Şimdi ön teker, göz yolda...

...naneli şeker.

Hocam, boynunda bir timoma saptadık.

Evet, timomalar genellikle göğüs kafesinin içinde olur.

Nasıl bildiniz boynunda olduğunu?

Zaten hastaneye geldiğinden beri sadece göğüs kafesinin içine bakıyorduk.

Tamam, ben de onu söylüyorum.

İki tip saf eritrosit aplazisi vardır.

Akut olanı aniden ortaya çıkar, kronik olanın ortaya çıkması zaman alır.

Hepimiz Önder’inkinin akut olduğunu düşündük...

...çünkü gözümüzün önünde ortaya çıktı.

Ama belki aylardır, hatta yıllardır oradaydı.

Mümkün değil. Yarışamazdı ki o zaman.

Böyle bir anemi sürekli kan...

Kan nakline ihtiyaç duyardı.

Kan naklini, kan dopingi olarak alıyordu.

Hasta farkında olmadan kendini tedavi etti.

Kronik saf eritrosit aplazisi hastalarının...

...neredeyse yarısında timoma görülür.

Timoma görülen hastaların neredeyse yarısındaysa...

Bunu her zaman yapmak istemiştim.

İyiye gitmiyorum.

Ne anlama geliyor bu?

İyileştin. Kalk, yürü.

Delirdiniz mi siz?

Deli mi?

Seni iyileştiren doktora deli mi diyorsun? Çok ayıp.

Önce bana kanser olduğumu söylediniz, sonra da menajerimin...

Aa!

Ne yaptınız bana?

"Sevgili doktorum, ne yaptınız bana?

Nasıl tedavi ettin beni?" diyeceksin.

Timoma, timus bezinin bir tümörüdür.

Aslında korkağın tekidir ama mahallenin delikanlılarıyla takılır.

Saf eritrosit aplazisi ve myastenia gravis.

Miyasteni, kas yorgunluğuna, solunum bozukluklarına...

...ve yutkunma zorluğuna yol açar.

Böyle aniden ortaya çıkabilir mi?

Saf eritrosit aplazisinin tedavisi kan naklidir.

Miyasteniye de hiperbarik tedavi iyi gelir...

...yani senin yüksek basınçlı oda.

Aa!

Biraz daha fazla madalya, biraz daha fazla para kazanayım derken...

...yaptığın dopingler, aslında seni tedavi ediyormuş.

Buraya geldin, ara verdin, durum kötüye gitti.

Oo!

Menajerim doğru söylüyormuş demek.

Yani evet, kusura bakma.

Sana eritropoetin falan vermemiş.

Onun ya da senin yaptığın herhangi bir şeyin hastalığınla bir alakası yok.

İstersen ara, geri dönsün.

Yani arayabilirim.

Ya da aramayabilirim.

Yaptığım bütün sözleşmelerin yüzde 10’unu cebine atıp duruyor. Bu çok iyi bir para.

Timusuna ihtiyacın yok.

Onu alırsak geri kalanları bir şekilde idare edebiliriz.

Nasıl? Bir dakika, anlamadım? İdare ederiz derken?

Ben tamamen iyileşmedim mi?

Bu sadece tanı amaçlıydı.

Sana verdiğim edrofonyum, miyasteninin yol açtığı sorunları...

...beş, altı dakikalığına giderir.

Bazen daha az.

Hemşire Hanım!

Hazırım ben.

-Al şunu koy cebine. -Ne o?

Ayak bileğim takılıyor diyorsun ya, al şunu, koy cebine.

Mehmet Ali, dedim de...

Şundan iki tane al diyorum sana.

-Doping diyorsun. -'Popping' diyorum.

Al şunu, ez geç. Hadi.

Şu seleyi yükselt. İki metre boyun var, kısa kalıyor.

Halledeceğiz, hepsini halledeceğiz.

- Hadi. Uç. - Halledeceğiz.

Hayırdır Ateş?

Yine iz peşinde misin?

Terapiden atıldıktan sonra gidip bir de Selin'in...

...odasını karıştırayım diye düşündün herhâlde.

Al, çantamdan başla.

Neyi merak ediyorsun?

Metin'in fotoğrafını cüzdanımda taşıyıp taşımadığımı mı...

...bacağını sakat bıraktığım için çektiğim vicdan azabını mı?

Ben özür dilemek istiyorum senden.

Seni biraz gereğinden fazla bir zamandır cezalandırıyorum.

Ya da sen beni cezalandırıyorsun.

Birlikte çalışmaya devam edeceksek bilmem lazım.

Benden nefret mi ediyorsun yoksa beni seviyor musun?

Her iki türlü de ortada bir sorun var çünkü.

Senden nefret ediyorum.

Ayrıca seni seviyorum.

Tabii ki Metin'i de seviyorum.

-Ondan nefret etmiyorsun ama. -Hayır.

Ne yapacağız?

Birbirimize tahammül etmeyi deneyebiliriz.

Bayağı bir işe yaradı şimdiye kadar bu taktik.

Her şey düzelecek.

Kolaylaşacak.

Neden?

Bilmiyorum.

Terapistim öyle söylüyor.

Sizden tek ricam bitiş çizgisine sağ salim gelmeniz.

Neden? Çünkü gene bize iş çıkacak.

Zeynep'in bitiş çizgisine geldiğinde...

...göreceği ilk insanın ben olacağımdan eminim.

Sen o frenlerin yerini tekrar bir kontrol et istiyorsan...

...hatırlıyor musun?

Hazır mısınız?

Şekeri ağzıma atınca, tamam mı?

Bir, iki...

Hadi Zeynep!

Bravo!

Seninle aşırı gurur duyuyorum.

Ne kadar para kazandığını öğrenmek ister misin?

-Evet. -Gel söyleyeyim.

Ne?

Bu arada çocuk onkoloji kapısına ismini yazdırabilirim istersen.

Yok, istemiyorum. Yalnızca...

...ben bir daha yarış yapalım dersem beni tutun yeter.

Aa!

Bana bak, niye almadın ilacı?

Almadım.

Sana bir şey söyleyeceğim, sporcunun tabii ki ahlaklısı makbuldür ama...

...Zeynep'in diline düştün.

Kime yatırdın paranı?

- Kazanana. - Helal be!

Niye mutlu değilsin hocam? Kazanmışsın işte.

Gerçi diyeceksin ki sen şimdi, "Kazanmak mühim değil...

...heyecanı yeter." -Aynen.

Aynen öyle diyecektim.

Ateş Hekimoğlu'na......

...ve Valide Atik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki tüm sağlık çalışanlarına...

...teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Umuyorum ki bu tanı, benim doping yaptığım yönündeki dedikoduları...

...tamamen ortadan kaldıracaktır. Teşekkürler.

İki haftada bir kan nakline ihtiyacı olacak.

İstediği gibi doping yapabilir, hem de doktor izniyle.

Yaptığı yanına kaldı.

Evet, hile yaptı ve kazandı.

Ama...

...hayat da her zaman birinci gelmek demek değildir ya.

Daha karmaşık bir şey.

Geçen gün sormuştunuz ya...

...hiç birini aldattın mı diye.

Kocamın en yakın arkadaşına âşık oldum.

Hastalığının son zamanlarıydı.

Arkadaşı Cem iş çıkışlarında yanımıza gelirdi.

Hastanenin bahçesinde yürüyüş yapar, dertleşirdik.

Kocam ölmek üzereydi...

...biz de birbirimize tutunduk.

Benim karım ölmüyordu.

Hasta bile değildi. Yani her şey aslında yolundaydı.

Ama ben bir gün...

...nasıl diyeyim...

...bana tuhaf şeyler hissettiren birisiyle tanıştım.

Ve bu duyguyu kaybetmek istemedim.

Tuhaf, yani kendimi iyi hissettiren biri.

Tabii senin durumun çok daha başka.

Sen genç yaşta kocanı kaybetmişsin...

...çok sert.

Duygularını kontrol edemeyebilirsin.

Ama davranışlarını kontrol edebilirsin.

İhanet etmedin mi?

Öyle bir şey yapmış olsam ben o duyguyla yaşayamazdım.

Nelerle yaşayabileceğini bir bilsen.

-Bilerek yenildin sen. -Yok daha neler.

-Bilerek yenildin. -Niye bilerek yenileyim? Deli miyim ben?

Âşıksın.

Başladın gene. Ben sıkıldım bunlardan.

Benim aşkım yok ya, salça olmayı seviyorum.

Yoksa bize ne.

Her yerde sana bilerek yenildiğini anlatıyor, biliyor musun?

O beni nasıl yenerdi, o kim ki diyor. Ben bir kadına yenilmem diyor.

Çok çirkin konuşuyor. İğrenç.

Yok öyle bir şey. Ona mı inanıyorsun, bana mı inanıyorsun?

-Kıskanıyor bence o bizi. -Bilerek yenildim diyenler...

...aslında yenilmeyi hazmedemeyenlerdir. Konuşabilirsin.

Diyorsun. Buyurun şampiyon.

Ateş.

Konu nedir?

Konu...

...kovmamı istediğin avukat.

Ateş, mesele artık avukattan çıktı ve kocasıyla itişmeye geldi.

Niye bunu yapıyorsun? Niye işleri zorlaştırıyorsun?

Kendi işini zorlaştırıyorsun.

Sürekli onlara bakıp sorun aramaktan vazgeçmelisin artık.

-Kendi rahatını bozuyorsun. -Çok geç oldu, hadi artık eve.

Eve git, ben de gideyim.

Motosiklet kullanıyorum, biliyorsun.

Malum gündüz gözüyle bile şoförler motosikletleri fark etmiyor.

Gece maazallah, sakata gelmeyelim, tamam mı?

Peki. İyi akşamlar.

İpek.

O avukatı artık kovmanı istemiyorum.

Tamam.

-Kolay gelsin. -Sağ olun.

Kapıyı açabilir misin? İçeri girmem lazım.

Açamam, yasak.

Benim burada terapi seansım vardı da...

...bastonumu unutmuşum. -Beyim, yasak işte.

Kardeş...

...sakatım, sakat.

Ayıptır.

Eyvallah. Kolay gelsin.

"Bitse de"

"Benim içimde bitmiyor ki"

"Bitse de""

"Sen içince bitmiyor ki"

"Biri var, biri var, biri var"

"Dürtüyor, bizi dürtüyor, o kim ki?"

"Biri var, biri var, biri var"

"Dürtüyor, bizi dürtüyor, o aşk ki"

"İnan bana"

"Aramızdaki duvarları"

"Yıksam yıkarım şu an"

"Ama baştan başlayamam"

"Unutma"

"Aramızdakileri boş ver"

"Çağırsan gelirim şu an"

"Ama baştan başlayamam"

"Gitsem de"

"İçim senden hiç gitmiyor ki"

"Sevsek de"

"Bu aşk ve nefret hiç bitmiyor"

"Biri var, biri var, biri var"

"Dürtüyor, beni dürtüyor, o kim ki?"

"Biri var, biri var, biri var"

"Dürtüyor, beni dürtüyor, o aşk ki"

"İnan bana"

"Aramızdaki duvarları"

"Yıksam yıkarım şu an"

"Ama baştan başlayamam"

"Unutma"

"Aramızdakileri boş ver"

"Çağırsan gelirim şu an"

"Ama baştan başlayamam"

Bu dizinin sesli betimleme, ayrıntılı altyazı ve...

...işaret dilini kapsayan eşerişimi Kanal D tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Sesli Betimleme Metin Yazarı: Emine Kolivar

Seslendiren: Emine Kolivar

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Gökberk Yılmaz - Gülay Yılmaz...

...Ece Naz Batmaz - Fatih Kolivar - Feride Tezcan

İşaret Dili Çevirmeni: Oya Tanyeri

Editörler: Beliz Coşar - Zerrin Çınar - Samet Demirtaş

Teknik Yapım: Dağ Prodüksiyon ve Yeni Gökdelen Tercüme

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.