Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu bölüm, bazı izleyicileri rahatsız edebilecek
ve/veya küçük yaşta izleyiciler için uygun olmayabilecek
tecavüz ve cinsel saldırı sahneleri içermektedir.
İzleyicinin göz önüne alması tavsiye edilir.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Sana bir soru soracağım Justin.
Düşündüğün şeyi değil. Henüz değil.
LIBERTY LİSESİ
Lisenin en güzel yanı nedir?
Müthiş arkadaşların mı?
Aşk mı?
Hayır.
İkimiz de biliyoruz ki lisenin en güzel yanı...
...yaz tatilidir.
Müthiş bir sıfırlama düğmesidir.
İkinci yıl başıma gelen onca şeyden sonra
yeni bir başlangıç yapmaya,
günlüğümün kalan sayfalarını yırtıp her şeyi unutmaya can atıyordum.
Ama pek yol kat edemedim.
İş yerinde, her zamanki suç ortağım
o yazı, büyükannesi ve büyükbabasıyla geçiriyordu.
Onun yerine gelen geçici eleman ise iyiydi, hoştu ama fazla normaldi.
Ve geçmişimden kaçamıyordum.
Hayır, biz takas etmedik. Sen ettin.
Hem de benimle konuşmadan!
Bir değişikliğe ihtiyacım vardı.
Yeni biri olmalıydım.
Hiç öyle hissettiniz mi?
Artık görünmez olmayacaktım.
Tertemiz bir sayfa açacaktım.
Geçmişi silip atacak
ve her şeyi geride bırakacaktım.
KİRALIK
Daha sıkı çalışacaktım.
Daha akıllı olacaktım.
Ve daha güçlü duracaktım.
Çünkü başkalarını değiştiremezsin
ama kendini değiştirebilirsin.
Şimdi de hareketlerimi 35 kiloluk bir çaylağa verip
beni cezalandırmaya çalışıyor.
Piramit pozisyonunda Melanie Opstad'ın şişko götünü
kaldırabilir mi sizce?
Kız şişko lan!
İyi şanslar yani!
Koçunuz tam bir cadı.
Provalara gelenlere karşı gayet nazik aslında.
Amigo kızız, hayat kurtarmıyoruz.
Biraz canlanmak isteyen var mı?
İşte budur.
Votka mı bu?
Ne zamandır okulda içiyorsun?
Sen ne zamandır içkiyi geri çeviriyorsun?
Sen de al Zachariah.
İçinde çilek yok.
Almayayım, biyoloji sınavım var.
Mızmızlanma Justin.
Ha şöyle.
Aferin sana.
Tadı bok gibi.
Pekâlâ.
Zil çalmadan İspanyolca ödevini defterime geçirmeliyim.
Adios yavşaklar.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
Harika.
Baksana Jessica.
Jessica.
Partinle ilgili kaseti dinledim.
Hâlâ anlamadın mı? O kasetler yalan dolan.
-Bence değiller. -Unut gitsin.
-Nedenini söyle. -Unut gitsin.
Hayır.
Tanrım! Peki, tamam. Buraya gel.
Ciddi misin Clay?
Unut şunu.
Bahsettiği kız sendin, değil mi?
Öyleyse yardım etmek istiyorum, tamam mı?
Bu konuda bir şey yapmalıyız. Birine söylemeliyiz.
O gece Hannah'nın anlattığı gibi olmadı.
Ne oldu peki?
Erkek arkadaşımla yattım.
-Justin'le. -Evet.
Justin'le.
Hannah'ya göre bilincin kapalıymış.
Bir şeyler olmuş.
Olsaydı hatırlardım.
İkimiz de sarhoştuk,
o yüzden sonrasında sızdık.
Bunu Justin mi söyledi, yoksa sen hatırlıyor musun?
Hatırlıyorum.
Tamam mı?
Karışma.
-Jensen, hiç vazgeçmeyeceksin, değil mi? -Justin, yapma.
-Götlük yapma, sevgilimden uzak dur. -Gidelim.
Kimdi Justin? Kim yaptı?
-Neyi? -Siktir et onu. Gidelim.
Kendi işine bak, anladın mı?
-Derdi ne lan bunun? -Aynen.
Bay Baker.
Pekâlâ. Nasıl yardımcı olabilirim?
Okul, kızımın intihara meyilli olduğunu bilmiyordu, dediniz
ama okul gazetesinde hissettiklerini anlattığı
bir şiirini basmışsınız.
Tamam, bir saniye.
Bu, okulun onayladığı bir yayın değil.
Bir öğrencinin bağımsız sanat projelerinden biri.
Kampüste dağıtılıyormuş.
Öğretmenler bunu yazan çocuğa
yardım etmek yerine bu şiiri sınıfta tartışmışlar.
Açıkçası bu şiir isimsiz basılmış.
Yazanı bulmaya çalışan oldu mu?
Ya da yayımlayana sordular mı?
Bay Baker...
...bunda intihardan bahsedilmiyor.
Ciddi misiniz?
Boğulmaktan,
ayaklarına bağlı taşlardan bahsediyor.
Tamamen kaybolmaktan bahsediyor.
Bay Baker.
Birçok genç kaybolmaktan bahseder.
Size gelirlerse Tanrı yardımcıları olsun.
Bay Baker.
Herkese günaydın.
Dünkü kişilik anketinin sonuçları elimde.
Sonuçlarımıza bakalım mı?
-Affedersiniz, Bayan Bradley? -Evet Clay.
Dün o notu Hannah'nın yazdığını söylemiştim.
Sizin suçunuz olduğunu söylemeye çalışmıyordum
ve kabalık ettiğim için özür dilemek istedim.
Bu çok...
İnsanlar yaptıklarının sorumluluğunu üstlenip
sonuçlarına katlanmalılar.
Peki. Teşekkürler Clay.
Şimdi diğer sonuçlara geçelim.
Selam Kasklı.
Affedersin, geç kaldım. Hem de sakız kazıma gününde.
Güzellerinden saklasaydın.
Sona kalan dona kalır.
Ne var?
Niye baktın?
Hiç. Affedersin.
Sana saç yapışmış iğrenç bir parça bıraktım.
Ben de çiçek ve çikolataya layığım sanırdım.
Bu gece Jessica Davis'in evindeki partiye
gidiyor musun?
Sen ne zamandır partilere gidiyorsun?
Jeff gitmem gerektiğini söylediğinden beri.
Lise kariyerimin en parlak anısı olacağını garanti etti.
Neden çocukken yaptığımız gibi sakızlarını yutmuyorlar ki?
-Ben hiç yutmazdım. -Sen yutmamışsındır tabii.
Bizler için diyorum.
Bu parti, senin lise kariyerinin de en parlak anısı olabilir.
Hiç sanmam.
Hayır, yeni başlangıcıma aykırı olur.
Artık parti yok, kaytarmak yok.
Saçmalama. Ben asıl bu yıl kaytarmaya başlayacağım.
Bisikletine kasksız binmeye mi başlayacaksın?
Evet.
Projelerini geç mi vereceksin?
Olabilir.
Hayır, bunu yapmam.
Ama ara sıra yarım yamalak ödevler verebilirim.
Aman, dikkat et.
Sen de gelmelisin.
Üstümüze başımıza sakız yapışmadan
takılmak güzel olabilir.
Aklımı çelme.
Kendime söz verdim.
Sana göz kulak olurum.
En fazla bir bira.
Gece yarısı evde olursun, seni bisikletle bırakmam gerekse bile.
Hiç sanmıyorum.
Bir yanım, o gece Jessica'nın evine gitmemem gerektiğini biliyordu.
Ama diğer yanım, neyi
ya da kimi
kaçırabileceğimi merak ediyordu.
Bir kez geç ödedik diye elektriğimizi kesmezler.
Başka bir tasarruf yöntemi bulmalıyız.
Hannah'dan da katkıda bulunmasını isteyebiliriz...
Selam anne.
Selam.
Seni neredeyse tanıyamayacaktım.
Küçükken örgülü saçlarınla gezdiğin hâlini hatırladım.
Peki, kalan yemekleri ısıtayım.
Pek aç değilim.
Öyle mi?
Aslında bu gece Jessica Davis'in evinde
bir okula dönüş partisi var.
İstemezseniz gitmek zorunda değilim.
Bugün cumartesi. Git, eğlen.
Pazartesiye yetiştirmem gereken bir ödev var.
Müfredatın önüne geçmeye çalışıyorum.
Hannah, ister git ister gitme.
Bilmiyorum. Sana kalmış.
Bence daha geç saatte kapatırsak daha iyi rekabet edebiliriz.
Hiç de edemeyiz. Biz Walplex değiliz.
Açık tutamayız...
İşte yepyeni hâlimle...
Gelmezler...
...aynı hayata devam ediyordum.
Selam Clay.
Ne haber? Bugün ne âlemdesin?
Ne istiyorsun Marcus?
Dün Tony'yle konuştunuz mu?
Konuştuk.
Peki, şimdi de kendi hâlinde takılıyorsun.
Hiç olmadığı kadar.
Peki. Bak, kendine göre
bir süreçten geçtiğini anlıyorum
ama senin için endişeleniyorum.
Zarar görmeni istemem.
Evet, eminim istemezsin.
Seni korumaya çalışıyorum, tamam mı?
Ama çeneni kapamazsan bunu yapamam.
Nasıl bir strateji peşindesin ki?
Strateji mi?
Bu bir oyun mu?
Pekâlâ.
Tyler'ın camına taş attınız.
Jessica için ne yaptınız?
Bu birilerinin suçundan bahseden ikinci kaset.
Okulumuzda bir suçlu dolaşıyor.
Dokunma bana.
Bak.
Jessica kendini hiçbir şey olmadığına ikna edebilmiş olabilir.
Ama o bir şey yapmazsa ben yaparım.
Dinle, o kasetlerin doğru olup olmadığını kimse bilmiyor.
Jessica da hiçbir şey olmadığını söyledi.
Hiçbir mahkeme dinlemez...
Okuldan başlarım.
Ne halt...
Ne yaptığının farkında değilsin.
Daha kendi kasetini bile dinlemedin.
İnan bana, henüz en kötüsünü duymadın.
Alex.
Bekle biraz.
-Clay'le ilgili konuşmalıyız. -Onu zaten konuşmadık mı?
Yine mi miden rahatsızlandı?
Bekle, dedim.
-Onu rahat bırakın. -Sen de bu işin parçasısın.
Hannah'nın dediği gibi ödlek olsan da bizimlesin.
Siktir git.
Yaptığın ya da yapmadığın şeyden sonra bana mı ödlek diyorsun?
Ha siktir oradan.
Kesin şunu!
Bize ne olursa sana da aynısı olacak.
-Kendimi öldürürsem siz de mi öleceksiniz? -Arkadaşlar.
Ciddi olamazsın.
Tanrım, sana ne oluyor?
Boş ver.
Clay ne dedi?
Jessica konusunda çıldırmış.
Bir şey yapacağını söylüyor, belki okulda.
Bay Porter'a ya da Childs'a söylerse...
Hepimiz sıçarız.
Clay'den önce biz onlara ulaşmalıyız.
Sıfırdan başlamanın, belki
kendimi tamamen soyutlamamı gerektirmeyeceğini düşündüm.
Belki yanlış insanlarla takılıyordum.
Belki doğru insanla yeniden başlayabilirdim.
Ama neler olacağını bilseydim
asla o kapıdan içeri girmezdim.
Selam. Her şey yolunda mı?
Clay partimle ilgili kaseti dinlemiş.
Hannah'nın zırvalarını. Elbette inanmış.
Bana yardım etmek istediğini söyledi.
Tony her ne yaptıysa işe yaramamış.
Yaramadığı ortada.
Hannah bir şey görmüş olsaydı bana söylerdi, değil mi?
Her şeyi uydurduğunu ikimiz de biliyoruz.
Öyle mi acaba?
Çünkü Justin'le kaydıraktaki fotoğrafı gerçekti.
"Seksi Olanlar ve Olmayanlar" listesi de gerçekti.
Belki geri kalanı da doğrudur.
Jessica...
...Justin erkek arkadaşın.
Ona mı inanacaksın
yoksa eski sevgilisiyle çıktığın için seni kıskanan bir kıza mı?
Selam.
Selam.
Justin sende ot olabileceğini söyledi.
Liseli Polis mi kesildin başımıza?
-Ne zamandır okulda tüttürüyorsun? -Bir arkadaş için.
Okuldan sonra evime gel.
Yok, şimdi lazım.
Seni buradaki torbacıma yönlendireyim.
Yapma, kampüsten alamam. Öğrenci kurulu başkanıyım.
Ben de futbol takımının kaptanıyım.
İkimiz için farklı kurallar işliyor.
Biliyorsun.
Evet.
Haydi...
Siktir ya. Tamam.
Beşinci dersten sonra bana gel.
Teşekkürler.
Bir şey değil.
Ona şiiri mi gösterdin?
Bunu ne diye yaptın?
Buraya gelip bilmiş bir tavırla
sanki hayal görüyormuşuz gibi terapiye ihtiyacımız olduğunu söyledi.
Sanki dava büyük bir zaman kaybıymış gibi.
Öyle değil, hayal de görmüyoruz ve bunu herkes öğrensin istiyorum.
Elimizdeki tek koz oydu Andy!
Ona elimizi gösterdin!
Hannah burunlarının dibinde onlardan yardım istiyordu.
Bizden de öyle.
Andy, tatlım...
Stratejini ele vererek
satranç maçını kazanamazsın tatlım.
Savaşmaya çalışıyorum!
Bunu istediğini sanıyordum.
Bu şekilde değil.
YEREL AL, AZ AL KÜÇÜK ESNAFI DESTEKLE
Selam Ryan, geldiğin için sağ ol.
Bu şiirle ilgili bir şey soracaktım.
Nereden geldiğini hatırlıyor musun?
Biri geçen sene dolabıma koymuştu.
Güzel yazıldığını düşünmüştüm.
Yani kampüste bulmadın.
Derginin esas amacı bu değil mi?
Bazen isimsiz yazılar da alıyorum.
Neden soruyorsunuz?
Anlaşılan bunu Hannah Baker yazmış.
Aman Tanrım.
Ailesi bunun kampüste dağıtılmış olmasından pek memnun değil.
Hannah'nın yazdığını bilmiyordum.
Bunu yazan kişinin kendine zarar vermeyi düşünebileceği aklına geldi mi?
Açıkçası,
bu şekilde gelen ilk yazı bu değil.
Ergen öfkesini bilirsiniz. Modası hiç geçmez.
Ama bir şey yazmanız onu yapacağınız anlamına gelmez.
Doğru. Ama maalesef idare
artık Lost and Found'u yayımlamana izin veremez.
Ama Hannah Baker'a adanmış bir anma sayısı üzerinde çalışıyorum.
Anlıyorum.
Ama ailesi dava açtığı için
şu anda durum çok hassas.
Haksızlık ediyorsunuz. Bu dergiyi sıfırdan kurdum.
Üniversite başvurularımın merkezinde bu var.
Bu şiirle ilgili ifade vermen istenebilir.
Bu, üniversitelere kabulünü de etkileyebilir.
Üzgünüm.
Sorumlu tutulmak berbat bir şey.
Öyle değil mi?
Anlamadım?
Selam.
Selam.
Marcus.
Merhaba Bay Porter, vaktiniz var mı?
Bugün randevumuz var mıydı?
Yoktu Bay Porter ama acil bir mesele.
Clay Jensen için endişeleniyorum.
"Ben görünmezim, neden mi?
Çünkü insanlar beni görmeyi reddediyor.
Bana yaklaştıklarında sadece çevremdekileri,
kendilerini ya da hayal ürünlerini görüyorlar,
yani aslında benim dışımda ne varsa, her şeyi."
Burada verilen mesaj nedir?
Yazar ne anlatmak istiyor?
Ne yapıyorsun?
Kaçak malımı saklıyorum.
Belli ki çantaları arayacaklar.
Ne için?
Bilmem.
Uyuşturucu. Silah. Çocuk pornosu.
Müdür Yardımcısı Childs herkesin sırt çantalarını kontrol edecek.
Kalkmayın, ellerinizi sıraya koyun.
Alıntıyı inceleyip anlamı üzerinde düşünün.
Sakin ol. Aradıkları şey sende yoktur.
Vatandaşlık haklarımızı tamamen ihlal ediyorsunuz.
Arama izniniz var mı?
Okul arazisinde arama emrine ihtiyacımız yok. Bu, güvenlik için.
Tarot kartları. Falınıza bakayım mı?
Pekâlâ Bay Jensen.
Siz de vatandaşlık haklarınızı savunacak mısınız?
İşte burada.
O benim değil.
Benimle ofise geliyorsun.
Orada konuşuruz.
Ama o benim değil.
Neler olacağını,
o gece yaşanacakları bilseydim
belki de o kapıdan asla girmezdim.
Ama partilerin tuhaf bir büyüsü oluyor.
Paralel evren gibiler.
Sizi her şeyin mümkün olabileceğine inandırıyorlar.
Hannah Baker! İşte gelmiş!
Hannah!
Saçını beğendim. Güzel olmuş.
Teşekkürler.
Fıçı arka tarafta. Git, al.
Al bakalım.
Belki de uyum sağlayabilirim, dersiniz.
Ha siktir.
-Affedersin. -Affedersin.
Bak sen, kimler gelmiş.
Kız arkadaşının partisine geç kalmak hiç havalı değil.
Belki telafi ederim.
Şanslıysan belki.
Gelirken bir yere uğramam gerekti
çünkü bugünün ne olduğunu hatırladım.
Cumartesi mi?
Ailemin, Hava Kuvvetleri töreni için Washington'a gittiği gün mü?
Üçüncü sınıfın ilk manyak partisinin olduğu gün mü?
Hayır, çıkmaya başlayalı resmen iki ay oldu.
Aman Tanrım, kız gibisin ya!
-Bu anı ölümsüzleştirelim mi? -Evet.
Güzel. Bir içki daha ister misin?
Yok, sağ ol.
Sen kendine al. Bryce bir sürü şey getirdi.
Nasıl yani? Sen ve Justin mi?
Evet, ben ve Justin. Neden?
Ben de onu diyorum. Neden?
Yani, nasıl?
Yaz okulunda.
Senden izin mi alacaktım?
Onun bana ne yaptığını hatırlıyor musun?
Siz çıkmıyordunuz bile.
Bununla ne alakası var?
Fotoğrafı gönderen Bryce'tı.
Ama ona gösteren Justin'di.
Affedersin. Bak...
...geçmişte yaşananlar bir yana, dikkatli ol, tamam mı?
Çok düşüncelisin Hannah ama ben iyiyim. Ne yaptığımı biliyorum.
Ama bilmiyordu, değil mi Justin?
Bilmiyordu.
Sert içkiden nefret ediyorum. Beni bozmaya mı çalışıyorsun?
Hayır, kutlama yapıyoruz, unuttun mu?
Ve aslında insanlar hiç değişmez.
Ha siktir.
İkinci kasetine hoş geldin Justin Foley.
Bunun cezası, doğrudan beş gün uzaklaştırma Clay.
Otur lütfen.
Dedim ya, benim değil.
Biri çantama atmış.
Kim olduğu hakkında bir fikrin var mı?
Çantama bakmanızı kim söylediyse onunla başlayın.
Sınıf arkadaşların senin için endişeli, biz de öyle.
-Benim için endişeli misiniz? -Son birkaç hafta zor geçti.
Ama dün değişim öğrencileriyle yaşanan olaydan sonra...
Benim değil!
Müdür Bolan, merhaba.
Anlıyorum. Tabii. Tamamdır. Teşekkürler.
Müdür Bolan, kusursuz sicilin
ve okul cemiyetindeki konumun nedeniyle üç gün uzaklaştırılmanı yeterli görüyor
ama karakolda uyuşturucudan uzaklaşma programına yazılacaksın.
Bunun neden olduğunu bilmiyorsunuz.
Tamam, söyle. Neden oluyor?
Çantama bakmanızı kim söyledi?
Bize söylemek istediğin bir şey mi var?
Mesela, uyuşturucuyu kimden aldın?
Boş verin. Yalan söylediğime çoktan inanmışsınız.
Özür dilerim, tamam mı?
Her şey için.
Artık gidebilir miyim?
Lütfen.
Şurada oturabilirsin.
Annen birazdan seni alacak.
Bay Ramos beyaz tahta için silgi almamı istedi.
Uzaklaştırıldın mı?
Üç gün.
Çanta kontrolü yapacaklar, demiştim. Neden saklamadın?
Her neyse.
Esrarkeş olmanı beklemezdim Clay.
Ben de umursamanı beklemezdim.
Affedersin.
Tabii ki umursamıyorum.
Zach'e beni sen mi ispiyonladın?
Ciddi misin?
Sence ben birini ispiyonlayacak bir insan mıyım?
Artık kim nasıl bir insan, bilmiyorum.
Öyle mi?
Sen nasıl bir insansın?
Birayı mı daha çok seversin,
yoksa birayı mı?
Zor bir karar.
Bira alayım.
Mükemmel bir seçim hanımefendi.
Bu gece, temizliği şüpheli bardaklarda
ılık ve aromasız servis ediliyor.
Şerefe.
Sana yer tutmak için, Em ve Üfle oynayan
bir değil, tam üç sarhoş ergeni savuşturmam gerekti.
Aferin.
Umarım ailelerini arayıp yetkililere haber vermişsindir.
Tabii ki.
Ben varken eğlenmek de neymiş?
Eğlenmek mi? Bir partide mi?
Sanırım bu yasalara bile aykırı. Aman Tanrım.
Aman Tanrım.
Bu gece çok hoş görünüyorsun.
Bu mu?
Bulduğumu üstüme geçirdim.
Ama çok hoş olmuşsun.
Durun, ben de oynamak istiyorum!
Kenara kayın.
Pek yer yok. Hop.
Oynuyor musunuz?
Hayır.
Sadece izlemeyi mi seviyorsunuz?
Evet, sadece antropolojik bir bakış açısıyla.
Y kuşağını doğal ortamında gözlemliyoruz.
Oynuyor musunuz?
Evet!
Haydi Justin, kim tutar seni!
Hop, bize de yer bırakın!
Ne iyi olurdu.
Siktir, kaybettim galiba!
Evet, kaybettin lan tabii.
Evet. İyi misin? Affedersin.
Sen iyi misin?
Gayet iyiyim.
O gece, uzun zamandır ilk defa
kendimi görünmez hissetmedim.
İyi anlaşıyorlar ama...
Sıkılmış gibi bir hâlleri var.
Artık tek ortak noktaları benim sanki.
Anne babalar bunları fark etmediğimizi sanıyor.
Hem beni görmüyorlar hem de onları gördüğümü görmüyorlar.
Asla yaşlanmayacağım.
Evet, ben de.
Gergindim çünkü o kadar mutluydum ki bunu mahvetmek istemiyordum.
Normal davranmaya çalışıyordum.
Ama bunu nasıl yapacağımı artık bilmiyordum.
Yeter, bu iş kabak tadı verdi.
Haydi, bana bir içki daha lazım.
Bence ikimize de daha sert bir şey lazım.
Kesinlikle.
Her şey hazır.
O geceyle ilgili anlatılacak üç hikâye var.
Önce bunu anlatacağım.
O yatak odasında ne işim vardı? Bu başka bir hikâye.
Ama bu hikâyeye gelirsek Justin,
bütün gece aynı kızla beraberdin.
İsim vermeyeceğim
ama o partiye geldiyseniz zaten biliyorsunuzdur.
Çok seksisin.
Gözlerimi senden alamıyorum!
Ellerini de.
O anda iki şey fark ettim.
Birincisi, sarhoştum.
Dur. Lütfen.
İkincisi, bu kız da sarhoştu.
İyi misin?
Evet, ben...
Su ister misin?
Vazgeçip onu rahat bırakacağını düşündüm.
Biraz gözlerimi dinlendireceğim.
En azından öyle yapmanı umdum.
Haydi ama, biraz takılmak istemiyor musun?
Ne düşündüğünüzü biliyorum.
Belki bu kız o kadar içmemiş olsaydı
sonrasında olanlar asla yaşanmazdı.
Ama bir partideydik.
Herkes çok içmişti.
Ayrıca insan, baygın olduğu sırada yaşanan
bir şey için nasıl suçlanabilir?
Anne, kızgın olduğunu biliyorum ve sonuna kadar haklısın.
Açıkçası kızgın değilim Clay. Sadece şaşkınım.
Anne, eve gitmeden önce şu programa yazılmam için
beni karakola götürür müsün?
Bir hafta süren var.
Biliyorum ama aradan çıkarmak istiyorum.
Lütfen.
Atla.
Teşekkürler. Görüşürüz.
-Seni bırakayım. -Tamam.
Esrar.
-Aklını mı kaçırdın? -Sakin ol.
Clay'e bir mesaj göndermeliydik. Bizi okulla konuşmakla tehdit ediyordu.
-Siktir. -Evet.
Ben, Justin ve Zach
kontrolün kimde olduğunu ona göstermek istedik.
Bunun onu daha çok kızdırmayacağı ne malum?
En azından zaman kazandık, konuşmasını önledik.
Ben burada bekleyeceğim.
Anne...
Hukuki bir soru sorabilir miyim?
Yani...
...farazi bir soru.
Şu anda ciddi ciddi hukuki bir soru mu soracaksın?
Sadece...
Biri, başkasına zarar vermişse
ama kurban şikâyette bulunmuyorsa...
Clay, sana kim zarar veriyor?
Hayır, bana değil. Farazi bir soru.
-Farazi bir soru. -Tamam.
Nasıl bir zarar bu?
Diyelim ki...
...bir saldırı.
Ama somut bir kanıt yok. Üzerinden zaman geçmiş.
Arabayı çizmenle bir ilgisi var mı?
Hayır, anne. Sadece dinle lütfen.
Sadece dinle, tamam mı?
Diyelim ki buna tanık olan tek kişi
artık yok.
Mesela taşınmış.
Bunu yapan kişi yine de dava edilebilir mi?
Açılması zor bir davaya benziyor.
Kurban konuşmazsa,
tanık konuşmazsa,
bunu kanıtlayan bir delil yoksa...
Dava açmanın neredeyse hiçbir yolu yoktur.
Siktir.
Hemen neler olup bittiğini anlatıyorsun.
Boş ver anne, bu...
Zaten bir anlamı da yok. Gidebiliriz.
Polis ne olacak?
Kusura bakma. Artık bana omuz silkerek cevap veremezsin.
Benimle iletişimi kesemezsin. Sen benim oğlumsun.
Anlıyor musun?
Dur anne, bekle.
Anne, ne yapıyorsun?
Neler olduğunu öğrenmeliyim.
Seni konuşturamıyorsam konuşturabilecek birini bulurum.
Yardım etmeye çalışıyorum ama tepemi attırıyorsun.
Tamam.
Tamam.
Yalan söyledim.
Hannah Baker'ı tanıyordum.
Crestmont'ta beraber çalışıyorduk.
Ortak derslerimiz vardı.
Arkadaşımdı.
Ve onu özlüyorum.
Onu deli gibi özlüyorum.
Tatlım.
Bu kadar boşluk hissedeceğimi tahmin etmezdim.
Dünyanın büyük bir parçası...
...yok olup gitti ve herkes hayatına devam ediyor.
Tatlım, çok üzüldüm.
En kötüsü de yapabileceğim...
...hiçbir şey yok.
Onu kurtaramam, onu...
Onu geri getiremem.
Bir boka yaramıyorum.
Hayır, sen işe yaramaz biri değilsin.
Hiçbir şey bilmiyorsun.
İyi yürekli iyi bir insan olduğunu...
...biliyorum.
Hannah senin gibi bir arkadaşı olduğu için çok şanslıymış.
Değildi işte.
Değildi.
Clay, saldırı hakkındaki sorunun...
...Hannah'yla ilgisi var mı?
Hayır.
Pek sayılmaz.
Bir suç mahkemeye çıkarılamasa da
sır olarak kalmamalıdır.
Anne, üzgünüm ama gitmem lazım.
Ne? Clay, hayır.
Özür dilerim, tamam mı? Gitmeliyim.
Eve geleceğim, söz veriyorum.
Clay!
İyi misin?
Su ister misin?
Hayır, ben sadece...
Biraz gözlerimi dinlendireceğim.
Haydi ama, biraz takılmak istemiyor musun?
Buradasın demek. Arka tarafta bira tenisi oynuyoruz.
Haydi be oğlum.
-İstemem. -Ne?
İçeride biri mi var?
Jessica'yı bekliyorum.
Ne oldu? İçeride mi?
Bilmiyorum. Sadece...
Bir şey yapmalıydım.
Onu durdurmalıydım.
Siktir git lan!
Ama yerimden kımıldayamadım.
İçerisi karanlıktı.
Bangır bangır müzik çalıyordu ama onun yüzünü gördüm.
Sesini de gayet net duydum ve tanıdım.
Hepiniz de tanırdınız.
Ama bu kaset onunla ilgili değil.
Seninle ve benimle ilgili Justin.
Onu dost bildin.
Ama kız arkadaşının sana ihtiyacı vardı.
Özür dilerim.
O gece o kızın iki şansı vardı.
Ama biz onu yüzüstü bıraktık.
Bu vicdan azabıyla nasıl yaşarım?
Sen nasıl yaşıyorsun Justin?
O kız buna nasıl dayanıyor?
Elijah, kuralları biliyorsun. Babayı bekliyoruz.
Orası beni ilgilendirmez Çavuş.
Yarın ilk iş onu masamda istiyorum.
Baban seni masada onunla görmesin.
Nefis kokular geliyor.
Nasıl yapıyorsun, bilmiyorum Noelle.
Elektrikli fırına birkaç şey koyup
öylece bırakıyorum.
Sırrım bu.
Jessica.
Bugün prova nasıldı?
Harika. Koç Loftin takımın en iyilerinden olduğumu söyledi.
Bana fazladan hareketler veriyor.
Seni deniyor.
Söylediklerimi unutma.
Bir kez hak etmek yetmez, her gün hak etmeye devam etmelisin.
Doğru efendim.
Elijah.
İmla dersinde istediğin notu aldın mı?
Evet efendim.
Şükran duası edelim.
Neredesin?
Gelecek misin? Seninle konuşmalıyım.
Mahkemeye verilemiyormuş.
-Burada ne işin var? -Bryce yaptı, biliyorum.
Tanrım.
Senin arkadaşın olduğunu söylüyor.
Tamam, gir içeri.
-Ona söylemelisin. -Ne zaman vazgeçeceksin?
Arkadaşını korumak için Jessica'ya Hannah'nın bunu uydurduğunu söyledin.
Öyle mi yapmışım?
Yani ya Hannah haklı ya da ben.
Kesinlikle.
Tek tanık öldü. Bryce'ın yaptığı yanına kalacak.
Onu korumayı bırak. Yasal bir gerçek bu.
Biriyle mi konuştun? Ne yaptığını söyle.
Dinlemiyor musun beni? Polise gidemem, dedim ya.
Benden ne istiyorsun?
Jessica'ya, olanlarla ilgili gerçeği anlat.
Ne olduğunu biliyor.
-Git, sor. -Sordum.
Ona attığın yalanları tekrarladı.
Bir terslik olduğunu biliyor. Kendini dağıttı.
Bugün okulda sarhoştu.
O iyi.
Kız bombok bir hâlde.
Sen de öylesin.
Gerçeği öğrenmeyi hak ediyor.
Sen söylemediğin sürece asla inanmaz.
Buradasın demek!
Arka tarafta bira tenisi oynuyoruz.
Takılmak ister misin?
Yok, istemem.
Jessica'yı bekliyorum.
-Çok sarhoş! -Öyle mi?
Onunla biraz eğlenmişsindir herhâlde.
Bir bakayım.
Oğlum.
O benim kız arkadaşım.
Yapma, altı üstü yazın takıldığın kız.
Benim malım senin malın, değil mi?
Hannah'nın dediği gibi olmadı.
Bunu önceden de duydum.
-Jessica'ya gerçeği söyle. -Zaten söyledim.
Yalan dolan, sen de biliyorsun.
İkimiz yattık.
Olan buydu.
O istedi, yattık.
Başka biri olmadı.
Başka bir hikâye yok, anladın mı?
Hannah ne gördüğünü sandıysa kasetlerde yalan söylemiş
çünkü dikkat çekmek için kendini öldüren çatlak bir ilgi manyağıydı.
Affedersin. Arkadaşındı, biliyorum.
Sen de ilk öptüğü erkektin.
Dediğine göre.
Her ne olduysa,
Hannah her ne olduğunu düşünüyorsa
bunun Jess'e faydası ne?
Onun ve hepimizin tek ihtiyacı olan
bu meselenin kapanması.
Ne olduğundan bile haberi yokken bu meseleyi nasıl kapatabilir?
Rahat bırak onu, çekil üzerinden.
Siktir git lan!
Dostum, yapma!
Beni ister uzaklaştırın
ister hayatımın içine sıçın.
Yaptığınızı değiştirmez.
Er ya da geç insanlar öğrenecek.
Hiç kimse öğrenmeyecek.
Bryce'ı neden koruyorsun?
Sana karşı kozu ne?
Bryce'ı korumuyorum göt herif!
Jessica'yı koruyorum!
Jessica benim için Hannah'dan,
senden, herkesten daha değerli.
Anladın mı? Şimdi siktir git!
Bisikletimi istiyorum.
Bisikletini mi?
Ciddi misin?
Evet yavşak göt, bisikletimi istiyorum.
Binanın arka tarafında.
Git, al.
-Selam. -Selam.
Onu buldun mu?
Seni aradığımdan beri bir saattir arabayla dolanıyorum.
Yok.
Nereye gitmiş olabilir?
Artık ne desem boş.
Ya esrar olayı?
Uyarı sinyallerini yanlış yorumlamışız.
Çocuğumuzun intihar eğilimi değil, uyuşturucu sorunu varmış.
Hiç sanmıyorum.
Esrarkeş öğrencilerim var. Tiplerini biliyorum.
Clay öyle değil.
Bir şeyler gizlemekte üstüne yok.
Kızı tanımadığını söylemişti.
İyi tanımadığını söylemişti.
Meğer çok iyi tanıyormuş.
Yıkılmış vaziyette.
Nedense kendini sorumlu hissediyor.
Kız arkadaşı mıydı acaba?
Clay ona bir şey mi yaptı?
Tanrım, Lainie. Ne ima ediyorsun?
Kızları bir şey yüzünden canını alacak kadar
zarar görmüş olan bir anne babanın açtığı davada
savunma avukatıyım.
Ya oğlumuz bu işe karıştıysa?
Karakteri elvermez.
Nereden biliyorsun?
Biliyorum.
Davadan ayrılmalıyım.
Duruşmaya götüremem.
Clay'i korumak için mi?
Yoksa ikimizi mi?
Hepimizi korumak için.
Davadan ayrılsan da bizi koruyamazsın, değil mi?
Justin nerede?
Boş ver onu. Sadece eğleniyoruz, tamam mı?
Sakin ol.
Ne yapıyorsun?
Aman Tanrım!
Selam.
Selam.
Cevap yazmadığım için özür dilerim.
Girebilir miyim?
Evet.
Sanırım konuşmalıyız, değil mi?
Tony.
Tony!
Evet.
Baban burada olduğunu söyledi.
İyi misin?
Justin'le Jessica hakkında konuştum.
Peki.
Herkes nasıl...
Sen nasıl bunları dinleyip de
yok sayabildin?
Kimsenin yok saydığını sanmıyorum Clay.
Neden herkes Bryce'ı koruyor?
Sen neden koruyorsun?
Hannah için yapıyorum.
Siktir et Tony! Siktir et!
Jessica tecavüze uğramış!
Justin de onun beynini yıkamış. Okuldakiler bunu örtbas ediyor.
-İğrenç bir şey bu! -Henüz tüm hikâyeyi bilmiyorsun.
Daha ne bilmem gerekiyor?
Senin de diğerleri gibi beynin yıkanmış ama benim yıkanmadı, tamam mı?
Hannah dâhil, sen ve diğerleri gibi
arkama yaslanıp bir şey yapmadan duramam.
Sakin olmalısın.
Herkesin defalarca kendisini sindirmesine göz yumdu,
ta ki yok olup gidene kadar.
Ama ben pes etmeyeceğim.
-Çok sinirlisin. -Herhâlde lan! Sen neden değilsin?
Herkes neden değil?
Bir nefes al, tamam mı?
Siktir git Tony.
-Siktir git. -Ne halt ediyorsun?
Haydi!
Ağzına sıçayım senin.
Hepinizin ağzına sıçayım.
Siktir.
Kahretsin be!
Tanrım!
Kasetler duyulursa ne olur?
Diyelim ki Jessica için adaleti sağlamaya çalıştık.
Sonra ne olacak?
Ölü birinin sözüne karşı Justin'in sözü.
Yine herkes Hannah Baker'a yüklenecek.
Ya bir kişinin gerçeği söylemesini sağlarsak?
-Sadece birinin. -Tamam, bir anlaşma yapalım.
Kasetlerin hepsini dinle.
Sonra konuşalım.
Yapmamız gerekeni yaparız.
Bana yardım eder misin?
Her zaman.
Alt yazı çevirmeni: Eda Söylerkaya
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.